Wastes
133 theses under this subject heading
Asfalt atığı ve pomza tozu kullanılarak üretilen harçların asit etkisi altında mühendislik özelliklerinin incelenmesi
Asfalt kaplamalar, yol üst yapısını oluşturarak servis ömrü sonunda yenileme çalışmaları için kazılarak atık oluşturan önemli malzemelerdir. Bu atıkların ekonomik ve çevresel avantajları göz önüne alındığında, Geri Dönüştürülmüş Asfalt Atıklarının (GDAA) kullanılması, enerji tasarrufu, çevre kirliliğinin ve maliyetin düşüşü ve depolama alanlarının azaltılması gibi faydalar sağlamaktadır. Bu deneysel çalışmada, Hidroklorik Asit (HCl) etkisi altında GDAA ile üretilen Öğütülmüş Pomza Tozu (ÖPT) katkılı harçların mühendislik özellikleri araştırılmıştır. Bağlayıcı malzeme olarak CEM I 42.5/R tipi portland çimentosu, mineral katkı olarak ÖPT, agrega olarak 0-4 mm boyutlarında kırma kum ve GDAA kullanılmıştır. ÖPT, çimento ile ağırlıkça %10, %20 ve %30 oranlarında, GDAA ise kırma kum ile %0, %25, %50, %75 ve %100 oranlarında ikame yapılmıştır. Üretilen 40x40x160 mm boyutlarındaki harç numunelerine 7, 28 ve 90 günde yayılma, su emme ve porozite, birim hacim ağırlık, ultra ses, kapiler su emme, elektriksel özdirenç ve eğilme-basınç deneyleri yapılmıştır. Hacimce %5 derişiğe sahip HCl asit saldırısına maruz bırakılması sonucunda oluşan fiziksel ve mekanik değişimleri incelemek için 7., 28. ve 90. günün sonunda eğilme-basınç, su emme ve porozite, birim hacim ağırlık deneyleri uygulanmıştır. Sonuç olarak, ÖPT'nin %10, GDAA'nın %25 oranında kullanılmasıyla en ideal orana ulaşılmıştır. Ayrıca, harçlarda hem mineral katkı hem atık agrega kullanımı çevrede oluşacak kirliliği azaltmada etkili olacağı görülmektedir. HCl asit etkisiyle durabilitenin harç numunelerinde dayanıklılık ve dayanım için oldukça önemli olduğu ortaya çıkmıştır.
Geri dönüşüm yoluyla atıkların sosyo-ekonomi ve çevresel katkıların incelenmesi: Eskişehir il örneği
Küreselleşme, hızlı ve kontrolsüz artan dünya nüfusu ile birlikte insanların ihtiyaçlarının artması, işletmeleri daha fazla kaynak tüketmeye zorlamıştır. Artan kaynak tüketimi ile birlikte, doğal denge bozulmakta ve çevreye verilen zarar artmaktadır. İste bu noktada geri dönüşümün önemi ortaya çıkmaktadır. Atıklarının çevreye zarar verecek şekilde alıcı ortama bırakılmasının önlenmesi için atık yönetim sistemlerinin geliştirilmesi ayrıca ambalaj atıklarının tekrar kullanımı, geri dönüşümü ve geri kazanımı yoluna gidilmelidir. Bu sistemin işleyişi kaynakta ambalaj atıklarının evsel atıklardan ayrı biriktirilmesi ile başlamaktadır. Bu çalışmada, ambalaj atıklarının tekrar kullanımı, geri dönüşümü ve geri kazanımı ele alınmış, Eskişehir'de yapılan geri dönüşüm çalışmaları sunulmuştur. Yapılan çalışmada Eskişehir ilinin geri dönüşüm uygulamasındaki yeri ve çalışmaları ele alınarak 30 büyükşehir belediyesi ile karşılaştırılmış ve ülkemizin geri dönüşüm haritası ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Bunun neticesinde geri dönüşümün ülke ekonomisine katkısı ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Geri Dönüşüm, Atık Stratejileri, Katı Atık, Ambalaj atığı, Büyükşehir Belediyesi, T.C. Çevre Şehircilik Bakanlığı, Yenilenebilir Enerji, Büyükşehir Ana Faaliyet Raporları.
Çok kriterli karar verme yöntemlerinin çevre mühendisliğinde uygulanması
Katı atık depolama tesisleri, atıkların kontrollü bir şekilde biriktirilip kontrollerinin yapıldığı alanlardır. Nüfusun artması ile artan atık miktarlarının, insan sağlığına ve çevreye zarar vermemesi için atık depolama tesislerinin oluşturulması gereklilik haline gelmektedir. Atık yönetiminin en önemli aşamalarından biri bu depolama tesislerinin yer seçimidir. Depolama tesislerinin yer seçiminde pek çok kriter dikkate alınmalıdır. Bu seçimleri gerçekleştirmek için çok kriterli karar verme teknikleri gibi birçok teknik vardır. Bu tekniklerle, potansiyel tesisler arasından en uygun seçim yapılmasına imkan sağlanmaktadır. Bu çalışmada, Mersinli (2021)'nin AHP verilerinden elde edilen bilgiler doğrultusunda, her kritere özel skalalar oluşturulmuş ve yeniden skorlama tekniği ile TOPSIS ve VIKOR tekniklerinde kullanılması için karar matrisi oluşturulmuştur. Bursa ili için en uygun alternatif tesisin tespit edilmesi amaçlanmış, TOPSIS ve VIKOR teknikleri uygulanmıştır. Daha sonra AHP, TOPSIS ve VIKOR tekniklerinin sonuçları karşılaştırılmıştır. Uygulanan tekniklerdeki sıralama sonuçlarına göre, aday tesislerin en uygunu, tekniklerin hepsinde aynı bulunmuştur.
Katı atık toplama ve taşımanın maliyet ve mekânsal analizi: kütahya ili örneği
Atık sorunu, insanoğlunun yerleşik hayata geçmesiyle başlamış, kentleşme, sanayileşme ve nüfus artışıyla birlikte baş edilmesi zor çöp yığını haline gelmiştir. Çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olan atıkların sürdürülebilir bir katı atık yönetimine olan ihtiyacı giderek artmıştır. Katı atık yönetimi sistemlerinde maliyet kaleminin en önemli kısmını, katı atıkların toplanması ve taşınması aşaması oluşturmaktadır. Maliyetlerin en aza indirilmesi için atıkların ekonomiye geri kazandırılması ya da atıkların toplanması ve taşınmasında güzergâh optimizasyonunun sağlanması gerekmektedir. Atık sorununu önemli kılan diğer bir konu ise, Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde, Türkiye'nin AB Atık Direktifi'ne uyumunu ve çevre korumasını sağlayarak AB'ye katılım sürecini hızlandırmak istemesidir. Bu çalışmanın amacı, AB hibe programı ile KÜKAB projesini sürdüren Kütahya ilinin katı atık toplama ve taşıma maliyetini analiz etmektir. 2014 yılına ait veriler doğrultusunda il merkezi dâhil olmak üzere toplam 13 ilçeye ait maliyet analizi yapılmıştır. Bu hesaplamalardan hareketle mekânsal otokorelasyon analizi de gerçekleştirilmiştir. Mekânsal etkileşim ve komşuluk ilişkilerinden yararlanılarak coğrafi görselleştirmeler ortaya konmuş daha sonra ESDA ve LISA mekânsal istatistik uygulaması gerçekleştirilmiştir. Türkiye'de, 21. yüzyılda önemli bir sorun olan katı atıkların maliyet analizine ilişkin çalışmalar sayıca azdır. Mekânsal otokorelasyon analizinin katı atık maliyet hesaplaması konusunda hiç kullanılmamış olması önemli bir eksikliktir. Bu çalışma, söz konusu eksikliği doldurması açısından literatüre katkı sağlamaktadır. Yapılan maliyet analizi sonucunda, katı atık miktarının artmasına konu olan nedenlerin, katı atıkların toplama ve taşıma maliyetlerini arttırdığı gözlemlenmiştir. Nüfusun en yoğun olduğu merkez ilçede, katı atıkların toplama ve taşıma maliyeti yüksek hesaplanmıştır. Kişi başına düşen toplama maliyetlerinde, mekânsal etkilerin anlamlılığı bulunamamıştır. Kişi başına düşen taşıma maliyetlerinde Şaphane, Simav, Hisarcık ve Gediz ilçelerinde pozitif mekânsal otokorelasyonun varlığı tespit edilmiştir. İlçeler komşuluk ilişkileri ile birbirlerini kişi başına düşen taşıma maliyetlerini arttırma yönünde etkilemektedir. Bu ilçelerde alınacak maliyet azaltıcı önlemler komşuluk ilişkisi ile taşma etkisi oluşturarak bu bölgede avantaj yaratabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Katı Atık, Katı Atık Toplama ve Taşıma Maliyeti,KÜKAB, Mekânsal Otokorelasyon Analizi, Mekânsal Analiz.
Ağır metal ve tuzlarla kirlenmiş killi zeminlerin geoteknik özelliklerinin belirlenmesi
IV AĞIR METAL VE TUZLARLA KİRLENMİŞ KILLI ZEMİNLERİN GEOTEKNIK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ Tayftın ŞENGÜL İnşaat Mühendisliği, Yüksek Lisans Tezi, 2003 Tez Danışmanı: Yrd.Doç.Dr. Yücel GÜNEY ÖZET Evsel ve endüstriyel atık depolama alanlarında oluşan sızıntı suları geçirimsiz kil tabakalarının geoteknik özelliklerini değiştirmektedir. Bu değişimin önceden tanımlanabilmesi geoteknik mühendisliği açısından önemlidir. Çünkü bu tür geçirimsiz deponi tabakalarında kimyasal kirlilikten dolayı oluşabilecek hasarlar, çevre ve insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, çöp deponi tabakası malzemelerinin kirleticiler karşısında geoteknik, fîziko-kimyasal ve mikro yapısal özel liklerindeki değişimlerin belirlenmesi amacıyla laboratuarda deneyler yapılmıştır. Çalışmalarda çöp deponi tabakası malzemesi olarak Na- Bentonit/Kaolin kili karışımları, kirletici olarak da PbCl2, CuCl2, ZnCl2 metal çözeltileri, NaCl, CaCl2, KC1 tuz çözeltileri, HC1 asidik çözeltisi, NaOH bazik çözeltisi ve B203 içerikli bor madeni ayrıştırma suyu kullanılmıştır. Bu çözeltilerle kirletilen Na-bentonit/Kaolin karışımları üzerinde konsolidasyon, serbest şişme, kıvam limitleri, serbest basınç, elektriksel iletkenlik, pH deneyleri ve taramalı elektron mikroskobu analizleri yapılmıştır. Deneyler sonucunda; kirlenmiş Na-Bentonit/Kaolin karışımlarının, serbest basınç mukavemeti, likit limit ve plastik limit miktarlarında azalma, permeabilite değerlerinde ise artma belirlenmiştir. Taramalı elektron mikroskobu analizlerinden ise kilin mikro yapısında bozulmalar meydana geldiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çöp Deponi Tabakası, Geoteknik Özellikler, Kaolin, Kimyasal Kirlilik, Mikro Yapı, Na-Bentonit.
Geri dönüşümün ekonomilere katkısı
Değişen ve gelişen dünya konjonktüründe bireyler hızlı tüketim alışkanlıklarına sahiptir. İnsanların bu artan tüketim alışkanlıklarına bağlı olarak ortaya çıkan atıkların her geçen gün miktarı ve karakterizasyonu artarken ne olacağı konusu geri dönüşüm kavramının önemini artırmaktadır. Dünya ekonomileri için önemli bir sorun olan bu atıklar hem doğa hem ekonomi hem de canlı yaşamı için önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bu sorunu ortadan kaldırırken aynı zamanda ekonomilere katkı sağlaması amacıyla geri dönüşüm kavramı son zamanlarda ülke ekonomilerinde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada geri dönüşümün ekonomilere bir katkısı var mıdır? sorusuna cevap aranırken geri dönüşüm açısından Türkiye'nin Dünya ekonomilerindeki konumunu tespit ederek geri dönüşüm açısından gelişmesi için neler yapılabileceğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Sonuç olarak Türkiye'nin Dünya ekonomileri içerisinde geri dönüşümden istenilen verimin alınamadığı tespit edilmiş bu bağlamda gerek politika yapıcılara gerek özel sektör ve bireylere önerilerde bulunulmuştur.
Gaziantep mutfağında sıfır atıkla menü oluşturma
Dünya çapında her yıl milyonlarca gıda atığı değerlendirilmeden çöpe atılmaktadır. Atıkların israf edilmeden önce değerlendirilmesi sürdürülebilir bir çevre için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Gaziantep mutfağına ait yemeklerin yapımında ortaya çıkan atıkların değerlendirilebileceğini göstermek ve atıkların değerlendirilme yollarına dikkat çekerek farkındalık oluşmasına katkı sağlamaktır. Gaziantep mutfağında menü oluşturulurken yemekler altı ana başlık altında toplanmıştır. Oluşturulan menüde ortaya çıkan atıklar tespit edilmiştir. Atıkların özellikleri ile ilgili literatür çalışması yapılarak atıkların değerlendirilme yolları tespit edilmiştir. Daha sonra yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak katılımcılara atıkların değerlendirilme yolları ile ilgili sorular sorulmuş ve atıkların değerlendirilme yolları belirlenmiştir. Çalışma neticesinde, atıkların değerlendirilmesi için mutfak içinde ve mutfak dışında çeşitli yöntemlerin olduğu ortaya konulmuştur. Gastronomi literatüründe Gaziantep mutfağında oluşan atıkların değerlendirilme yöntemlerine dair bir çalışma olmamasından dolayı, bu konu tercih edilmiştir. Literatüre Gaziantep mutfağında ortaya çıkan atıkların değerlendirilme yöntemleri ile ilgili katkıda bulunulmuştur.
Eskişehir ilinde ambalaj atıklarının geri dönüşümünün incelenmesi ve sosyoekonomik düzeyin çevresel hassasiyete etkisi: Batıkent ve Bağlar Mahallesi örnekleri
Katı atıkların evrene verdiği zarardan ötürü, devletler bu soruna çözüm bulmaya çalışmaktadır. Dünya nüfusunun artması, ülkelerin hızla gelişmesi, yaşam koşullarının değişmesi, dünyanın kentsel geleceğe doğru hızla ilerlemesine neden olmaktadır. Kent yaşamının en önemli ürünlerinden biri olan katı atık miktarı, kentleşme hızından daha hızlı büyümektedir. Katı atık sorunu Türkiye de' de önemli bir problem haline gelmiştir. En yaygın olduğu yerler ise nüfus yoğunluğunun fazla olduğu büyük kentlerdir. Bu çalışmanın amacı Eskişehir il sınırları içerisinde bulunan Batıkent ve Bağlar Mahallesinde yaşayan halkın çevre bilinci konusundaki hassasiyetini ölçmektir. İki bölge arasında; cinsiyet, yaş, gelir düzeyi, eğitim durumu, çevre konusunda ders alma ve ambalaj atıkları konusunda bilgi edinme kaynağı bağımsız değişkenlerinin, çevre bilinciyle aralarında anlamlı bir ilişkinin olup almadığını tespit etmektir. Araştırma Batıkent ve Bağlar Mahallesinde yaşayan 18-40 yaş grubundaki bireyler ile sınırlıdır. Araştırmanın Batıkent ve Bağlar Mahallesiyle sınırlı olmasının nedeni, Batıkent ve Bağlar Mahallesinin sosyoekonomik yönden birbirlerinden farklılık göstermeleridir. Çalışmanın 18-40 yaş aralığında tutulmasının sebebi ise, hem örnekleme ulaşmanın daha kolay olması, hem de anketin dijital kanalla yapılmasından dolayı, bu yaş grubunun geri dönütünün daha elverişli olmasından kaynaklanmaktadır. Araştırma Batıkent Mahallesinden 403, Bağlar Mahallesinden 403 bireyin olduğu, 18-40 yaş grubundaki 806 bireyle, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan survey (tarama) yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda Batıkent Mahallesi ve Bağlar Mahallesi için sosyoekonomik bağımsız değişkenler ile çevre bilinci arasında istatistiksel olarak ilişki kurulmaya çalışılmıştır. Batıkent Mahallesinde çevre bilinciyle; cinsiyet, yaş, aylık gelir bağısız değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bağlar Mahallesinde çevre bilinciyle; cinsiyet, aylık gelir, çevre konusunda ders alma bağımsız değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna rağmen hipotezler arasında bir bütünlük sağlanamamasından dolayı, "sosyoekonomik durumu yüksek olanların çevre bilinci de yüksektir" hipotezi alt hipotezler tarafından desteklenmediği için reddedilmiştir.
Tüketim ve atık: Toplumsal gerçeklik oluşturma eylemleri içinde atık toplayıcılar üzerine bir çalışma
19. yüzyıldan itibaren sanayileşme ve beraberinde yaşanan kentleşmeyle birlikte tüketim toplumunun gelişmesi, üretilen çöp miktarının da hızla artışına neden olmuş ve bu artış, yüzyılın ortalarından itibaren katı atık sistemlerinin geliştirilmesini beraberinde getirmiştir. 20. yüzyılın sonlarına doğru, katı atık hizmetlerinde çöpler, insanların yaşam alanlarından uzaklaştırılan değersiz çıktılar olmaktan ziyade geri kazanılabilecek ve değişim değerine sahip bir meta, endüstriyel bir hammadde olarak görülmeye başlanmış ve bu yaklaşım değişikliğiyle birlikte çöp olarak değerlendirilen nesneler de atık adını almaya başlamıştır. Her iktisadi gelişmenin politik ve toplumsal bir yansıması olduğu gibi tüketimden arta kalanların iktisadi bir değer, piyasada değişim değerine sahip bir ürün haline gelmesi de kaçınılmaz olarak politik ve toplumsal yaşamda bir karşılığa sahiptir. Bu anlayıştan hareketle yapılan bu çalışmada, geçimini atıkların kayıt dışı satışı üzerinden sağlayan Gaziantep kentindeki atık toplayıcıların ekonomik ve sosyal yaşamlarıyla birlikte kentin tüketim davranışlarını atık toplayıcıların deneyimleri üzerinden okumak amacıyla etnografi yönteminin kullanıldığı keşfedici bir araştırma yaklaşımı takip edilmiştir. Katılımcı gözlem ve derinlemesine görüşme teknikleri kullanılarak 14 atık toplayıcıyla yapılan araştırmada atık toplayıcılığın sosyal ve ekonomik yönden yoksulluk, güvencesizlik, belirsizlik, ya da tehlikeli olmakla yaftalanma ile çevrili bir yaşam biçimi sunmasına rağmen yalnızca ekonomik kazanç sağlanacak son seçenek olduğu için değil, bununla beraber bilinçli bir tercih durumunun da var olduğu görülmüştür.
Adana ili ve çevresindeki hayvancılık tesislerinde ortaya çıkan atıkların yarattığı çevre kirliliği üzerinde bir çalışma
Bu çalışmada, Adana ili ve çevresinde bulunan hayvancılık tesislerinin özellikle de süt ve et üretimi yapan büyükbaş hayvancılık tesislerinde oluşan hayvansal katı ve sıvı atıkların durumları, depolama sorunları ve atık depolama sistemleri, ilgili yapıların yer seçimlerinde gerekli yasal ve teknik kriterlerin uygulanma dereceleri, bu olumsuz koşulların neden olduğu sorunlar, yarattığı çevre kirliliği faktörleri kapsamında irdelenmiş ve elde edilen sonuçlar konuyla ilgili literatür bilgileri ile kıyaslanarak ifade edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Çiftlik Yerleşimi, Çiftlik Atık Depolan, Hayvansal Atıklar, Katı ve Sıvı Hayvansal Atık Depoları.
GAP bölgesinde tehlikeli atıklar için jeolojik yer seçimi
oz DOKTORA TEZİ GAP BÖLGESİNDE TEHLİKELİ ATIKLAR İÇİN JEOLOJİK YER SEÇİMİ MJrfan YEŞILNACAR ÇUKUROVA ÜNVERİSTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman : Doç.Dr. Hasan ÇETİN Yıl :2000, Sayfa: 113 Jüri : Doç.Dr. Hasan ÇETİN Yrd. Doç.Dr. Erdal AKYOL Yrd. Doç.Dr. Tolga ÇAN Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)' nin artan bir ivmeyle gelişmesi endüstrileşme, kentleşme gibi sektörlerinde yatırımını ve faaliyet alanını genişletmiştir. Özellikle sanayileşme ve kentleşme süreciyle oluşan atıkların alıcı ortama gelişigüzel verilmesi çevre sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Bu araştırma, tehlikeli atıkların, evsel atıkların bile, rasgele araziye terk edildiği bölgede, tehlikeli atıkların yönetimi ve planlaması kapsamında düzenli depolamayı esas alan ve tehlikeli atıklar için jeolojik yer seçimini içeren bir ön çalışma niteliğindedir. Bu çalışmayla yapılan atık envanteri sonucuna göre, 5955 ton/yıl tehlikeli atık oluşabileceği tahmin edilmiştir. Jeoloji, jeomorfoloji, topografya, toprak, depremsellik vb. kriterler esas alınarak yapılan yer seçiminde, bölgede, beş sınıf yer saptanmıştır. Bu sınıflamaya göre, depolama için en uygun alanlar (1) ve uygun olmayan alanlar ise (5) rakamıyla gösterilmiş ve haritalanmıştır. Bu araştırmanın sonucuna göre, tehlikeli atıkların yönetimi kapsamında, detay etütlere ivedi olarak başlanılması, bölgenin konumu ve önemi açısından yaşamsal bir önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi), Tehlikeli Atık, Yer Seçimi. rv
COVID-19 pandemi sürecinde Ankara'da evsel atık içeriği değişimi ve çevre sağlığı açsından riskler
Tüm dünyayı etkileyen COVID-19 pandemisi birçok alanda yarattığı etkiler yanında tüketim alışkanlıklarımızı, buna bağlı olarak ortaya çıkan evsel atık içeriği ve miktarını da değiştirmiştir. Tüm dünyada uygulanan karantina tedbirleri nedeniyle evde geçirilen zamanın artması, alışveriş seçeneklerinin kısıtlanması veya değiştirilmeye zorlanması dolayısıyla çevrimiçi alışverişlerin arttığı gözlenmiştir. Evde geçen zamanın artması ve ev dışı aktivite seçeneklerinin kısıtlanması nedeniyle artan gıda alışverişleri yanında çevrimiçi alışverişin sonucu olarak paketleme malzemelerinin evsel atıklar için de aldığı pay da hızla yükselmiştir. Bunun yanında kullanılan eldiven, maske ve dezenfektan gibi hijyen sağlayıcı ürünlere bağlı atık miktarı da katlanarak artmıştır. Tüm bu değişiklikler çevre sağlığını da etkilemiştir. Yapılan bu araştırma ile pandemi öncesi ve sonrasındaki tüketim değişikliklerine bağlı olarak evsel atık içeriği ve miktarı incelenmiştir. Bunun için 500 kişiye anket uygulaması yapılmış ve 406 sonuç değerlendirmeye alınmıştır. Elde edilen veriler ışığında çevrimiçi alışverişin arttığı, evsel atık içeriğinde gıdanın oranı düşerken paketleme ürünleri ve özellikle plastiğin yükseldiği tespit edilmiştir. Artan tek kullanımlık eldiven, maske, dezenfektan kabı ve paketleme malzemeleri kentsel geri dönüşüm merkezlerinin kapasitelerini zorlamakta, hem elimine edilememeleri hem de işlenmeleri için gerekli enerji ihtiyacının artması nedeniyle çevre üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.
Çağdaş seramik formlarda insan kaynaklı doğa tahribatı
Sanat, sanatçının yaşadığı dönemin kültürü, inancını, felsefi ve siyasi düşünce yapısını, toplumsal ve çevresel koşullarını yansıtan bir aynadır. Sanatçılar ise duygu ve düşüncelerini duygusal ve estetik deneyimlerle eleştirel ya da destekleyici bir şekilde ifade eden özel yeteneklere sahip bireylerdir. Bu kapsamda sanat, birçok olayda olduğu gibi doğa-insan ilişkisinin ifade edilmesinde önemli bir araçtır. Özellikle son yıllarda çevre ve ekoloji temalarına odaklanan çağdaş sanatçılar doğa-insan ilişkisinde doğal kaynakların sürdürülebilirliği, çevre kirliliği, doğa tahribatı gibi konuları gündeme getirerek toplumsal farkındalığı artırmayı istemişlerdir. Bu tez çalışmasında da tarihsel açıdan insan ve doğa ilişkisinin sanatsal yansımalarına değinildikten sonra çağdaş sanatta ve seramik sanatında doğa ilişkisi literatüre göre açıklanmıştır. Eski çağlarda doğayı anlamaya çalışan insanlar, bir yandan ondan yararlanmışlar diğer yandan üstesinden gelemedikleri olağanüstü güçlere karşı da ona saygı duymayı öğrenmişlerdir. Tarım ve endüstriyel gelişmelerle birlikte doğadan daha fazla faydalanma arzusu, doğanın yağmalanmasına neden olmuştur. 20, yüzyıldan itibaren çevre sorunlarıyla mücadele edilmesi gereken bir döneme girilmiş olması tüm insanlar gibi sanatçıların da doğaya bakış açılarını değiştirmiştir. Kimi zaman sanatında doğayı içselleştiren sanatçılar kimi zaman tüketim kültürünün esiri olmuşlardır. Son yıllarda ise çevre felaketlerinin üst üste gelişmesi sanatçılara da eserlerinde doğa ve çevre bilincinin oluşturulmasında bir sorumluluk yüklemiştir. Sonuç olarak, üretilen sanat eserleriyle insan ve doğa ilişkisinde insanın çevreye karşı duyarsızlığının gelecekte tamiri mümkün olmayan sonuçlara yol açabileceği gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Atık, Doğa, Ekoloji, Sanat, İnsan
Sülfat atığının azaltılması ve bir kaynak teli üretim tesisinde örneklendirilmesi
ÖZET Kaynak teli üreten bir endüstriyel tesisin sülfat atığının azaltılması incelenmiştir. Atığı incelenen tesiste haddelenmiş demir tel, bakır sülfat çözeltisi içinde kimyasal olarak bakırla kaplanmaktadır. Fabrikanın atığı yüksek konsantrasyonda sülfat asidi, bakır (II), demir (II) ve demir (III) sülfatları içermektedir. Atıksudaki sülfatın yansından çoğu sülfat asidinden gelmektedir. Çalışmada önce atık azaltılması amacıyla proseste madde denkliğinin çıkarılması denenmiş, tam olarak başanlamamıştır. Çıkan sonuçlardan proseste kullanılan sülfat asidinin miktarım azaltmak için önerilerde bulunulmuştur. Daha sonra da sülfat asidi, bakır sülfat ve demir sülfat içeren atığın arıtılmasına çalışılmıştır. Tesisin atık karakterizasyonu yapılmış ayrıca alman numunelerle hazırlanan bir kompozit atık numunesi üzerinde çöktürme denemeleri yapılmıştır. Kimyasal çöktürücü olarak inşaat sanayiinde kullanılan ve filler adı verilen, ucuz kalker kumu denenmiştir. Kalsiyum karbonatın sülfatı, kalsiyum sülfat şeklinde; metalleri ise hidroksitleri şeklinde çöktürmesi hedeflenmiştir. Kalker diğer kimyasal arıtma ajanlarına göre ucuzluğu, ortama başka zararlı iyon vermemesi açısından tercih edilmiştir. Atığın çok asitli yapısı da kalker kullanımı için uygundur. Laboratuar çalışmasında fabrikadan çıkan asit banyosu atığı, bakır banyosu atığı ve yıkama suyu atığı kompozit numuneleri ayrı ayrı ve belirli oranlarda karıştırılarak arıtma için en uygun atıksu karışımı bulunmaya çalışılmıştır. Tezde sülfat arıtma yalnızca kalsiyum sülfatın çözünürlüğü açısından incelenmiş, bu aşamada çökme hızı üzerine çalışılmamıştır. Kalkerle yapılan denemelerde sülfat büyük ölçüde giderilmiş ancak deşarj standartlarının altına inilememiştir. Ayrıca çalışılan pH ortamlarında metalleri tümüyle giderebilecek seviyelere ulaşılamamıştır. Bu nedenle çöktürme kalker ve sonrasında az miktarda kireç kullanılarak yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: sülfat arıtma, kalsiyum sülfat, kalker, çözünürlük, bakır giderme, atık minimizasyonu vııı
Atık pet şişe kırıklarının hafif beton agregası olarak kullanılabilirliği
Bu çalışmada, atık Polieitilen Tereftalat (PET) şişe kırıklarının hafif harç üretiminde agrega olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Deneyler, sadece PET agregaların kullanıldığı ve PET ve kum agreganının birlikte kullanıldığı iki grup harç numuneler üzerinde yürütülmüştür. Ayrıca, yüksek fırın cürufu ve uçucu kül de, çimentoyla ağırlıkça %50 oranında yer değiştirilerek kullanılmıştır. Karışımlarda kullanılan PET-bağlayıcı (P/B) oranları 0.50 ve 0.60; su-bağlayıcı (S/B) oranları ise 0.45 ve 0.50'dir. Karışımların hazırlanmasında 1-2 mm ve karışık (0-4 mm) olmak üzere iki farklı PET boyutu kullanılmıştır. Yürütülen deneyler sonucunda, hem kumlu hem de kumsuz karışımlarda, çimentolu ve cüruflu numunelerin taşıyıcı hafif beton sınıfına girdiği görülmüştür. P/B oranının 0.50'den 0.60'a çıkması; numunelerin basınç dayanımlarını düşürmemiş, eğilme dayanımlarını ise bir miktar düşürmüş, rötreyi azaltmıştır. Cüruflu numuneler, uçucu küllü olanlara göre daha yüksek basınç ve eğilme dayanımları göstermiştir. S/B oranının 0.50'den 0.45'e düşmesi, harçların dayanım, rötre ve karbonatlaşma gibi özelliklerini olumlu yönde etkilemiştir. Deney sonuçları, atık PET şişe kırıklarının depreme dayanıklı yapı üretimi için taşıyıcı hafif beton yapımında agrega olarak kullanılabilme potansiyelinin olduğunu göstermiştir. Ayrıca, atık PET şişe kırıkları ile yüksek fırın cürufu ve uçucu kül gibi endüstriyel atıkların beton üretiminde kullanılmasının; doğal kaynak kullanımının azaltılması, atıkların güvenli bir şekilde yok edilmesi, çevre kirliliğinin önlenmesi ve enerji tasarrufu açılarından avantaj sağlayacağı düşünülmektedir.
Çizgi ve geometrik formlarla yapılan soyut resimlerin tekstil yüzeylerine uygulanması
Bu çalışma, çizgi ve geometrik formlarla gerçekleştirilen soyut resimlerin, tekstil yüzeylerine yansıyan farklı ve özgün tasarımlarını içermektedir. Bu uygulama ile tuval ve kağıt üzerine yapılan resimlerin birçok tekstil yüzeyine uygulanarak yeni ve özgün bir ürüne dönüşmesi ve gelenekselin dışında çağımıza uygun bir görsel beğeni kazanması amaçlanmaktadır. Resimlerin üretimi esnasında geleneksel sanat malzemeleri, folyo gibi günümüz teknolojisinin sanayileşmiş malzemeleri ile buluşmuştur. Aynı zamanda tuval üzerine resimlerin üretilmesi esnasında şablon olarak kullanılan endüstri malzemesi olan kağıt bantlar, atık malzeme konumunda yeniden dönüşüm mantığı ile sanata dahil olmuş ve özgün resimlere dönüşmüştür. Sanat görsellerinin, tekstil yüzeylerine marka değeri olarak yansıtılması, sanatın bilinirliği açısından önemlidir. Çalışmaların, tez sahibinin özgün sanat eserlerinden yola çıkarak gerçekleştireceği tekstil uygulamalarının, tekstil tasarımlarına yönelik yeni bir uygulama anlayışı ortaya koyması bakımından özgün bir değeri bulunmaktadır. Bu çalışmada kullanılan tekstil yüzey tasarımlarının dijital olarak tekstil yüzeylerine uygulanabilirliği de sorgulanmaktadır. Tez çalışması bu anlamda, tekstil alanındaki çoğaltım kavramına da yeni bir yöntem ve öneri sunabilmesi bakımından oldukça önemlidir. Çizgi ve geometrik, soyut formlardan oluşan tasarımlarla özgün uygulamalar sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çizgi, Geometrik Form, Atık malzeme, Soyut resim, Tekstil
Plastik atıkların değerlendirilmesi, geri kazanılması ve sağlığa etkileri
Çevre kirlenmesinin boyutları nüfusun artması, sanayi ürünlerinin çeşitlilik kazanması, refah seviyesindeki gelişmeler v.b. gibi çeşitli parmetrelere bağlı olarak her geçen gün biraz daha artmaktadır. Gelişen sanayiye bağlı olarak yeni yeni maddeler kullanıma sunulmaktadır. Plastikler de kazandıkları çeşitlilik ve kullanımlarındaki geniş alan nedeniyle endüstriyel olarak büyük önem kazanmışlardır. Plastikler, günümüzde ucuzluk, kolay işlenebilme, kullanma açısından uygunluk, temiz görünüm gibi sebeplerden dolayı artan hızda üretilmekte ve tüketilmektedir. Buna bağlı olarak sonuçta, plastikler doğada bırakıldığı zaman yaklaşık 450-500 sene bozulmadan kalabilmekte ve çevre kirliliğine sebep olmaktadır. Bu nedenle yapılacak olan plastiklerin toplanması, biriktirilmesi ve yeniden değerlendirilmesi ile hem çevre kirliliğinin en aza indirgenmesi hem de ülke ekonomisine katkı sağlanması temin edilir. Çalışmada ayrıntılı olarak beş temel termoplastiğin yapısal özellikleri ve kullanıldığı yerler verildikten sonra bunlara ait sınıflandırma yapılmıştır. Daha sonra 1 980-1 992 yılları arasında plastiklerin Türkiye üretimleri, ihracaat-ithalat değerleri olayın boyutlarını belirlemek bakımından verilmiştir. Bundan sonra atık plastik malzemelerden kimyasal ürünlerin geri kazanılması, enerjinin geri kazanılması, plastik malzemelerin geri kazanılması alternatifleri üzerinde durulmuştur. Elde edilen geri kazanılmış plastik malzemelerin kullanıldığı yerler araştırıldıktan sonra gıda ambalajı olarak kullanılan plastiklerin meydana getirdiği sağlık problemleri üzerinde durulmuştur. Çalışmanın 8. Bölümünde atık plastikler üzerinde yapılan ağır metal tayinlerinin sonuçları verilmiş ve tartışılmıştır.
Atık şardon havlarının biyokompozit olarak tekstilde tekrar kullanımı
Günümüzde sanayileşmenin hız kazanmasıyla birlikte kaynakların tüketimi ve atık üretimi hızla artmaktadır ve bu doğrultuda 'sürdürülebilirlik' ve 'sıfır atık' kavramları önem kazanmaktadır . Bu kavramlar çerçevesinde, doğal kaynakların tükenmesi ve iklim değişikliğini etkileyen tüm unsurlara karşı gerekli önlemleri almak için çalışmalar hız kazanmıştır. Biyokompozit malzemeler geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik çalışmalarının öne çıkmasıyla ön planda olmakta ve doğal liflerin kullanımı için alternatif bir malzeme olarak değerlendirilmektedir. Tez çalışmasında, sürdürülebilir bir yaklaşım ile tekstil sektöründe kullanılan şardon prosesi sonrasında atık olarak kalan renkli %100 pamuk ve %100 poliester havların biyokompozit malzeme olarak değerlendirilip, pigment baskı patı içinde renklendirici bir boyar madde olarak sentetik boyar maddeye alternatif olup olamayacağının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında sentetik boyar madde ve renkli pamuk/poliester atık havları pigment baskı patı içinde renklendirici olarak kullanılmıştır. Renkli atık pamuk ve poliester havları, tekstil sektöründe yaygın olarak kullanılan şardon prosesi sonrasında vakumlu hava yardımı ile torbalara toplanılmaktadır. Renklendirici olarak kullanılan sentetik boyar madde, boyalı atık pamuk/poliester havları pigment baskı patı olarak hazırlandıktan sonra kumaşlara palaska yardımıyla uygulanmıştır. Kullanılan patların uygulandığı nihai ürünlerin haslık ve fiziksel test sonuçları karşılaştırılmıştır. Ayrıca çalışmada, farklı renklendiricilerle oluşturulan pigment baskı patının uygulandığı %100 pamuk ve %100 poliester alt zeminli kumaşlardaki test sonuçları da karşılaştırılmış ve alt zemin cinsinin etkileri incelenmiştir. Tez kapsamında yapılan denemeler için kullanılan pamuk ve poliester baskı altı kumaşı benzer prosesler ile işleme alınmış ve buradaki belirsizlikler yorumlanmıştır. Elde edilen baskı altı kumaşları alt zemin kumaşı olarak değerlendirilmiştir. Deneme çalışmalarındaki reçeteler, renklendirici boyar madde cinsi ve miktarına bağlı olarak doğrusal bir şekilde artış ile planlanmıştır. Alt zemin kumaşlara ilgili reçeteler palaska yöntemiyle uygulanmıştır. Farklı renklendiriciler ile renklendirilen pigment baskı patının uygulandığı kumaşlar belirli şartlarda fikse edilmiş ve bu fiksaj işlemi ile sabitleştirilmiştir. Çalışma sonucunda her bir renklendirici ile oluşturulan nihai ürünlerin birbirine alternatif olup olmayacağı yapılan fiziksel ve haslık test sonuçlarının analizleri ile ortaya konulmuştur. Fiziksel ve haslık testleri için AATCC 8, AATCC 135, AATCC 179, ISO 105-C06, ISO 105-E01, ISO 105 E-04, ISO 13938-1, ISO 3801, ASTM D-1777, ASTM D-3512 metotları uygulanmıştır. Yapılan tez kapsamında amaçlanan hedef gerçekleştirilmiş ve sentetik boyar maddelere alternatif boyalı atı havların kullanılabileceği test sonuçları verileri ile gösterilmiştir. Haslık test sonucu verileri her bir renklendirici için 4,0/4,5 arasında sonuçlar vermiştir ve bu sonuçlar arasındaki yarım puanlık fark ISO 105-A03 metotuna göre benzer sonuçları ifade etmektedir. Fiziksel test sonuçlarında her bir renklendirici için bakıldığında et kalınlığı testi ve gramaj testinin renklendiriciye bağlı olarak değiştiği gözlemlenmektedir. İşlem sonrası gramaj testi verilerine göre sentetik boyar madde ile renklendirilmiş baskı patının uygulandığı kumaşların gramajları 205,0-250,0 g/m² aralığında değişirken atık havlar ile renklendirilmiş baskı patının uygulandığı kumaşların gramajları 220,0-300,0 g/m² aralığında değerler gösterdiği gözlemlenmiştir. Ayrıca et kalınlığı testi sonuçlarında da sentetik boyar madde ile renklendirilmiş baskı patının uygulandığı kumaşların et kalınlığı 0,4292-0,5412 mm aralığında değişirken atık havlar ile renklendirilmiş baskı patının uygulandığı kumaşların et kalınlığı 0,4472-0,6316 mm aralığında değerler gösterdiği gözlemlenmiştir. Yapılan çalışmalarda atık havlar palaska yöntemi ile uygulanmış ve sentetik boyar maddeye alternatifi tespit edilmiştir. Bu kapsamda alternatif olarak sunulan atık pamuk ve atık poliester havlarının üretime uygunluğu için baskı prosesinde kullanılan şablonlardan geçecek kadar küçük boyutlara sahip tozlar elde edilmesi ve uygun fiziksel parçalayıcılar bulunması alternatif çalışma önerileri olarak değerlendirilebilir.
Dokuma tasarımında atık plastik poşetlerin doku olanaklarının araştırılması
Bugün insanlık, geçen yüzyıl boyunca yaygınlaşan endüstriyel ve ekonomik uygulamaların ve artan nüfusun sebep olduğu plastik poşet atıklarıyla karşı karşıyadır. Yaşam alanlarını kuşatan, yapısındaki kimyasallarla, çevreyi ve insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen bu poşetlerin bilinçsizce kullanımı her geçen gün artmaktadır. Ayrıca plastik poşetlerin geri kazanım zorunluluğu olmadığından ve çöp olarak görüldüğünden çoğunlukla geri kazanımı yapılmamaktadır. Oysa günümüz çevre koşulları sürdürülebilir yaşam için geri kazanımı zorunlu kılmıştır. Beşikten beşiğe (C2C) anlayışına göre yüksek döngü (upcycling) anlamına gelen geri kazanımla mevcut atığı yüksek değerli ürünlere dönüştürebilmek mümkündür. "Dokuma Tasarımda Atık Plastik Poşetlerin Doku Olanaklarının Araştırılması", atık plastik poşetleri dokuma yoluyla geri kazanan ve doku bağlamında ele alan bir çalışmadır. Atık plastik poşetlerin geri kazanımı için sürdürülebilir alternatif bir yöntem olarak dokuma tasarım yoluyla doğrudan kullanımı sağlanıp, elde edilen dokusal ürünün iç mekanlarda bölücü eleman ve duvarda sergilenmek üzere tekstil yüzeyi olarak değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu bakımdan yapılan literatür taramasından sonra, uygulama sürecinde, geleneksel dikey dokuma tezgahında plastik poşetlerle deneysel doku araştırması yapılmış ve doku tesiri yüksek olanlar seçilip büyük boy dokunmuştur. Dokuma tasarımı; form, renk, doku, malzeme gibi unsurların bir arada kullanıldığı bir kompozisyon ve aynı zamanda farkındalık yaratma aracıdır. Tasarımın temel öğelerinden biri olan doku kavramı, dokuma ile doğrudan ilişki içindedir. Doku vasıtasıyla göz kapalı dahi olsa dokunmayla nesneler ayırt edilebilmekte ve dolayısıyla kişiyi duyusal ve duygusal olarak etkilemektedir. Bu bakımdan yapılan uygulamada plastik poşet dokusunun ön planda olması için çözgü tel sayısı seyrek çekilmiş ve atkı atımında yoğun olarak şeritler halinde kesilmiş plastik poşetler kullanılmıştır. Plastik poşet, estetik bütünlüğü sağlayacak şekilde yer yer kağıt ve bakır tel gibi malzemelerle birleştirilerek dokusal olarak zenginleştirilmiştir. Atık plastik poşetlerin doku olanaklarının araştırılması, dokuma tasarımı ve iç mekan tasarımı açısından da önemlidir. Elde edilen dokusal yüzeyler kafe, restoran vs. gibi mekanlarda hem işlevsel hem de estetik amaçlı olarak kullanılabilecektir. Diğer taraftan bu poşetlerin sebep olduğu kirliliği belirli oranda azaltabileceği düşünülürken, geri kazanıma ilişkin yeni fikirlerin ortaya çıkmasına ve toplumda farkındalık yaratarak, bireyde çevreye duyarlılık konusunda belirli bir bilinç oluşturacağı umulmaktadır. Anahtar kelimeler: Atık, doku, dokuma, geri kazanım, plastik poşet.
Meyve atiği içeriklerinin iyileştirici kaynaği olarak araştirilmasi
The combination of nanotechnology and biological fields is defined as innovative areas waiting to reveal the facilitating or enhancing effects of targeted manipulations and materials on human life. Cellulose is a highly promising biomaterial for developing advanced wound patches due to their biocompatibility, biodegradability, and antimicrobial properties. These polymers promote wound healing by creating a moist environment, promoting cell proliferation, and stimulating tissue regeneration. Cellulose hydrophilic nature, hemostatic and anti-inflammatory characteristics make them suitable for various wound care applications, including burns and chronic wounds. Cellulose and phenolic compounds have demonstrated efficacy in maintaining a moist wound environment, facilitating oxygen exchange, and releasing bioactive molecules that stimulate wound healing properties. The integration of these materials into a wound patch can provide antimicrobial protection, and enhanced healing. Therefore, this thesis aims to create suitable wound dressing materials and focus on their analysis.
Granit ocağı artıklarının seramik üretiminde hammadde olarak kullanılabilirliğinin araştırılması
Son yıllarda doğaltaşa artan talebe bağlı olarak doğal taş artıklarının miktarı gittikçe artmaktadır. Bu artıkların üretildikleri yerlerde toplanması, geçici olarak depolanması, taşınması ve bertaraf edilmesi çevresel açıdan önemlidir. Geri kazanımı ve değerlendirilme imkanı olan artıkların çeşitli fiziksel veya kimyasal proseslerden geçirilerek yeniden ham maddeye dönüştürülerek tekrar üretim sürecine kazandırılması, maliyetlerin ve çevresel etkilerin azaltılması noktasında önem arz etmektedir. Doğal kaynakların kazanımı doğanın dengesi için hayli önemlidir. Kırşehir ili İsahocalı bölgesinde Ece Mermer tarafından ticari ismi Kırçiçeği olan granit blok üretimi gerçekleştirilmekte olup granit blok üretimi sürecinde bölgenin jeolojisine bağlı olarak doğal taş plaka üretiminde kullanılmayacak artık ortaya çıkmış olup endüstriyel simbiyoz ihtiyacını arttırmıştır. Artıklar üzerinde gerçekleştirilen jeokimyasal analiz sonrasında yüksek Na2O+K2O (6.03-9.67) içeriğine sahip olduğu görülmüştür. Seramik sanayinde yüksek Na2O+K2O oranı, pişirme sıcaklığını düşürmesi, vizkozitesinin düşük olması, camsı fazın hızlı gelişimine sebep olması ve kuvarsa karşı yüksek reaktivite göstermesi nedeniyle kullanımını yaygınlaştırmıştır. Bu tez çalışması kapsamında gerek ülke öz kaynakların verimli bir şekilde değerlendirilmesi gerekse çevreye verilen tahribatın azaltılması bakımından yüksek oranda Na2O+K2O içeren granit blok artıkları ile günümüzde seramik hammaddesi olarak kullanılan yüksek oranda Na2O+K2O içeren Buzluk Dağı siyenitleri farklı oranlarda (%10-20-30-40-50-60-70-80-90) ağırlıkça yer değiştirilmiştir. Daha sonrasında seramik hammadde testleri (pişme, pişme küçülmesi ve, renk analizi) gerçekleştirilerek, granit ocağı artıklarının Buzluk dağı siyenitleri ile birlikte seramik hammaddesi olarak kullanılabilirliği araştırılmış olup doğaltaş ve seramik sektörleri arasında bir endüstriyel simbiyoz örneği oluşturulması amaçlanmıştır. Seramik sanayisinde kullanılan hammaddenin Fe2O3 oranı seramiğin pişme rengini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle öncelikle arazi çalışmaları kapsamında temin edilen granit ocağı artıkları ve Buzluk Dağı siyenit numuneleri boyut küçültme işlemlerine tabi tutulmuş olup serbestleşen Fe2O3' ün uzaklaştırılması amacıyla kuru manyetik seperatörde manyetik ayırma işlemleri gerçekleştirilmiştir. Zenginleştirme işlemi sonrasında ise her iki bölge numunelerinin Na2O+K2O değerlerinde artış gözlenmiş olup Fe2O3 oranın ise azaldığı belirlenmiştir. Çalışma sonunda sodyum ve potasyumca zengin İsahocalı bölgesi granit ocağı artıklarının (foidsiyenit) ağırlıkça %10'dan % 30 oranına kadar Buzluk Dağı siyenitleri ile birlikte karıştırılarak seramik sektöründe endüstriyel hammadde olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.
Kırşehir ilinde endüstriyel simbiyoz uygulamaları
Bu çalışma kapsamında Kırşehir ilinde faaliyet göstermekte olan endüstriyel atık potansiyeli olan firmaların atıklarının neler olduğu, miktarı ve atıkların nasıl bertaraf edildiği hakkında bilgi toplanmıştır. Toplanan bilgiler ışığında konuyla alakalı Dünya'da ve Türkiye'de yapılmış olan örnek çalışmalardan yola çıkarak bu atıkların maksimum düzeyde değerlendirilmesi için firmaların eşleştirilmesi yapılmıştır. Eşleştirmeler neticesinde Kırşehir için simbiyoz ağı örneği oluşturulmuştur. Böylece, işletmelerin açığa çıkardığı atıkların minimum düzeylere düşürülerek çevreye zarar vermeyecek şekilde geri kazanımını sağlanarak yeni iş imkanları oluşturulmuştur. Ayrıca, mevcut tez ile hem çevre ve endüstriyel işletmeler arasında simbiyoz ilişkisini oluşturmak hem de bölgesel kalkınmaya ve sürdürülebilirliğe destek sağlamak amaçlanmıştır.
Evsel katı atık maliyetlerinin belirlenmesi
Hızla artan nüfus ve aşırı şehirleşme gibi sebeplerle artan tüketim alışkanlığının bir sonucu olarak katı atık miktarında büyük bir artış meydana gelmiştir. Katı atık artışının çevreye ve insanlara vermiş olduğu zararların sonucunda hem ulusal düzeyde hem de uluslararası düzeyde çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Etkin bir atık yönetimi için devlet kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının, özel sektörün ve her bir vatandaşın içinde bulunduğu bir sisteme ihtiyaç duyulmaktadır. Atık yönetiminden sorumlu olan kuruluşların, bireylerin katılımını sağlayacak proje ve uygulamalar geliştirmesi gerekmektedir. Gelişmiş ülkelerin geliştirmiş oldukları sistem sayesinde, atık miktarlarını büyük ölçüde azalttığını, atıkların geri dönüşümü noktasında önemli ilerlemeler kaydettiğini görebilmekteyiz. Ülkemiz her ne kadar mevzuat dahilinde uyum çalışmaları yapıyor olsa da, uluslararası düzeyde başarılı olan uygulamaları örnek alıp, ulusal düzeydeki çalışmalarına hız kazandırması gerekmektedir. Bu tez çalışması, ülkemize çevre konusu ile ilgili düzenlemelerin girmesi aşamasından, günümüzde kullanılan kentsel katı atık uygulamalarına kadar geçen süredeki değişimi, uygulanmada kullanılan evsel katı atık maliyet hesaplamalarını ve katı atık maliyet analizini içermektedir. Çalışmanın amacı katı atıkların maliyet hesaplamalarının detaylarını incelemek ve "Manisa İli Uzunburun Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi" nin kentsel katı atık maliyetlerine etki eden değişkenlerinin analizini gerçekleştirmektir. Bu bağlamda 2017 yılı Ekim ayında kurulan tesisin 12 aylık verileri basit ve çoklu regresyon analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş, analiz sonuçları yorumlanarak maliyete etki eden değişkenlerin etki düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kentsel Katı Atık, Katı Atık Bertaraf Yöntemleri, Düzenli Depolama, Geri Dönüşüm, Evsel Katı Atık Yönetim Maliyeti.
Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tıbbi atık yönetimi ve çalışanların iş sağlığı ve güvenliği farkındalıklarının belirlenmesi
Bu çalışmada, Adana Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi çalışanlarının tıbbi atık, iş güvenliği ile alakalı bilgi, tutum ve algılarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Sağlık çalışanlarının tıbbi atık, iş güvenliği ile alakalı bilgi, tutum ve algılarını değerlendirmek için anket formu kullanılmıştır. Anket formunda demografik özellikleri içeren ilk 6 soru, bilgi, tutum ve algılarının değerlendirildiği 39 soru ve olası olumsuzlukların giderilmesi için gereklilikleri de son 2 soru belirlemektedir. Veriler SPSS paket programında analiz edilmiştir. Sonuç olarak; çalışmamızda tıbbi atık yönetimi ile ilgili bilgiler verilmiş ve katılımcıların 'doğru, yanlış, bilmiyorum' şeklinde belirtilen ifadelerin bilinme durumlarında problemler olduğu görülmektedir. Atık yönetiminde görülen eksikliklerin giderilmesi, meydana gelen iş kazaları kaldırılması veya kabul edilebilir seviyeye indirilmesinde tüm sektör çalışanlarına multidisipliner iş birliği çerçevesinde gerekli eğitimler periyodik olarak tekrarlanmalıdır.