Temperament

106 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yeme reddi olan okul öncesi dönem çocuklarda anne kişilik özellikleri ve bağlanma stillerinin incelenmesi

Yeme reddi bebek ve küçük çocuklarda oldukça sık görülmekte olup fiziksel ve zihinsel gelişme geriliği, çeşitli davranış sorunları ve ebeveyn çocuk ilişkisinde oluşturduğu problemler açısından önem taşımaktadır. Yeme reddi etiyolojisinde biyolojik ve psikososyal fakörlerin birbirleriyle etkileşiminin sorumlu olduğu düşünülmektedir. Çalışmamızda, yeme reddi olan okul öncesi dönem çocuklarda anne kişilik özellikleri ve bağlanma stillerinin sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırılması ve elde ettiğimiz sonuçların ileride tedavi planlamasına yol gösterebilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız hasta grubunda yeme reddi şikayeti ile Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ya da Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi polikliniğine başvuran, 2-6 yaş arası 60 hasta ve annesi, kontrol grubunda ise yeme reddi şikayeti olmayan, sağlıklı 34 gönüllü katılımcı ve annesi olmak üzere iki grup şeklinde dizayn edilmiştir. Kullanılan ölçüm araçları; Mizaç Karakter Envanteri, Erişkin Bağlanma Ölçeği, Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu ve Sosyodemografik Veri Formu'ndan oluşmaktadır. Grupların mizaç ve karakter özellikleri karşılaştırıldığında yeme reddi olan çocukların annelerinde zarardan kaçınma mizaç boyutunun çabuk yorulma alt ölçek puanı kontrol grubuna göre anlamlı şekilde düşük, yeme reddi olan çocukların annelerinde kendini yönetme karakter boyutunun sorumluluk alma alt ölçek puanı kontrol grubuna göre anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Hasta grubunun alt grupları kendi içerisinde karşılaştırıldığında seçici yeme grubundaki çocukların annelerinin işbirliği yapma karakter boyutunun yardımseverlik alt ölçek puanları diğer hasta alt gruplarındaki annelere göre anlamlı şekilde yüksek saptanmıştır. Grupların anne bağlanma stilleri açısından benzer olduğu görülmüştür. Hasta grubunda Kaçıngan / Kısıtlı Yiyecek Alımı Bozukluğu görünümleri dağılımı; seçici yeme, iştahsızlık, yemekten korkma-kaçınma şeklinde sıralanmıştır.

BağlanmaBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+5
Tuğçe Yıldız
Tekirdağ Namık Kemal University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Profesyonel müzisyenlerde mizaç ve karakter özelliklerinin incelenmesi

Müziğin; toplumlarda kaynaşmayı, eğlenmeyi sağlayan, insanlar arasındaki iletişimi güçlendiren, kültürlerin devamlılığına yardımcı olan birçok özelliği mevcuttur. Müziğin bireylerin kişilik ve sosyal gelişimindeki yeri ve öneminin oldukça açık olduğu düşünülmektedir. Müzisyenler; hayatının merkezine müziği alan, müzik olmadan yapamayan, müzik oluşturabilen, müzik kariyerlerini kendi parçaları, gelişimleri sayan ve benliğini müzik ile bütünleştiren, birlikte var eden kişilerdir. Kültürel ve mesleki olarak kişinin kimliğini ifade etmesini sağlayan müzikle ilgili davranışların büyük kısmı hayatı idame ettirme, geçimini sağlama amacıyla yapılmaktadır. Profesyonel müzisyen, ustalık kimliği ile estetik davranışlarını sentezleyip sunduğunda izleyici tarafından takdir edilir. Literatürde, müzik türü tercihi ile kişilik özelliklerinin bağlantısı inceleyen bazı çalışmalar bulunmaktadır; ancak, müzisyenlerin kişilik özelliklerini inceleyen çalışmaların sayısı kısıtlıdır. Çalışmamızda, profesyonel müzisyenlerin kişilik özelliklerini psikobiyolojik model çerçevesinde kontrol grubu ile karşılaştırarak, literatüre katkıda bulunmayı amaçladık. Çalışmamızın örneklemini, 18-60 yaş arası, profesyonel müzisyen olan 30 gönülllü katılımcı ile kontrol grubu olarak müzisyen olmayan 30 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara sosyodemografik veri formu ve Mizaç-Karakter Envanteri Gözden Geçirilmiş Formu uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda, profesyonel müzisyenlerin yenilik arayışı, sebat etme, kendini aşma skorlarının, kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde yükseldiği saptanmıştır. Çalışma grubunda yaş ile sebat etme ve kendini aşma skorları arasında anlamlı ve pozitif korelasyon saptanmıştır. Çalışmamız, profesyonel müzisyenlerin kişiliklerini Mizaç-Karakter Envanteri ile psikobiyolojik model çerçevesinde inceleyen ilk çalışmadır, daha geniş örneklem grupları ile yapılacak çalışmalara ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

KarakterMizaçMüzik+4
Berkay Baştuğ
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde 48-72 ay çocukların ebeveynleri ile ilişkileri ve yılmazlık özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı pandemi döneminde okul öncesi dönem çocuklarının yılmazlığı ve ebeveyn-çocuk ilişkisi ile mizaç, bağlanma, duygu düzenleme arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Nicel desende gerçekleştirilen bu araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ilinden uygun örnekleme yolu ile seçilen 330 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma verileri 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci yarılında toplanmıştır. Değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ölçmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre çocukların toplam yılmazlık puanlarını cinsiyet, sıcakkanlılık ve sebatkarlık anlamlı derecede olumlu yordamaktadır. Çocukların öz-düzenleme/sosyal yeterlilik düzeylerini cinsiyet ve sebatkarlık mizaç özellikleri anlamlı derecede yordamaktadır. Çocukların duyguları anlama beceri düzeylerini sıcakkanlılık ve sebatkarlık mizaç özelliği, empati/sorumluluk düzeylerini cinsiyet ve sebatkarlık mizaç özelliği anlamlı derecede olumlu yordamaktadır. Araştırmada ebeveyn-çocuk olumlu ilişki düzeylerini yordamada çocukların duygu düzenleme ve bağlanma düzeyleri istatistiksel olarak anlamlıdır. Ebeveyn-çocuk çatışma puanlarını ise sebatkarlık ve duygu düzenleme becerisi negatif yönde yordarken, tepkisellik mizaç özelliği pozitif yönde yordamaktadır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular alan yazında var olan araştırmadan elde edilen sonuçlar çerçevesinden tartışılmaktadır.

BağlanmaCOVID 19Duygu düzenleme+7
Feyza Özkan Yıldız
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

An investigation on the influence of temperament on l2 achievement in Turkish intermediate level of efl speakers

Since the dawn of psychology, there have been studies conducted to understand human beings behavior and reason behind these actions and reactions and how it affects language acquisition, including L2 acquisition. This study examined the awareness of temperament types among Turkish L2 speakers, and went on to analyze if and how the various temperament affect language learning, acquisition and skills in intermediate level Turkish English language learners. The primary data consisted of 50 males and females to make a total of 100, all took a personality test to determine the category they belong to in their temperament, and in addition went through tests based on different language: vocabulary, grammar, comprehension, and reading, while also being tested in an oral interview for the speaking aspect of L2. The subjects for data collection were purposively selected, and the collated data were analyzed using SPSS (version 20.0) while utilizing ANOVA and Spearman's Correlation Analysis. The findings showed that there was a limited knowledge of what the four temperaments are by the respondents. However, some have an idea what their temperaments might be. This means that majority are aware of the differences in human behavior, and some actually took their time to study what temperaments may be and how it affects human behavior. There was the high awareness of sanguine-phlegmatic tendencies by the respondents. In addition, the role that temperament played in reading is important, which means that the temperament one has goes a long way to either positively or negatively influence the ability to read in English. However, when it came to writing, speaking and listening, the influence of temperament may not be important as they were not significantly correlated to any temperament type. The study concluded that the findings have serious implication for both the students of EFL and the language teachers, and that temperament shows some kind of role in the performance of the second language learning in Turkish learners. Also the teachers should encourage the most reticent students by increasing opportunities for communication and try to make sure that the most outspoken do not drown the latter or hinder them from learning. Keywords: EFL Speaking; Personality; Eysenck; Phlegmatic; Sanguine; Choleric; Melancholic; L2; L1; SLA

NervousnessPersonalitySpeech+7
Damılola Joycelyn Ojo
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Melankolik mizaç özelliği gösteren yaratıcı kişilerde intihar olasılığının incelenmesi

İntihar olayı dünyanın her yerinde insan hayatının en ciddi sorunlarındandır. Tarih boyu her meslekten milyonlarca insan kendi hayatına son vermiştir. Bu kişiler arasında edebiyata, sanata yatkın yaratıcı kişiler de vardır. Tezin amacı yaratıcı kişilerde melankolik mizaç özellikleri ile intihara teşebbüs arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılmasıdır. Araştırma, Türkiye`nin İstanbul ilinde yaşayan yazar, ressam, müzisyen ve tiyatro oyuncularının melankolik mizaç özellikleri ile intihar olasılığının karşılaştırılması için yapılmış ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Analizler için Eysenck (1975) tarafından geliştirilen Kişilik Envanteri (EPQ) ve Gill ve Cull (1988) tarafından geliştirilen İntihar Olasılığı Ölçeği (İ.O.Ö) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda melankoli ile intihar olasılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

Kişilik özellikleriMelankoliMizaç+4
Ravana Bayova
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Obez kadınlarda tıkınırcasına yeme bozukluğunun psikobiyolojik modele göre incelenmesi

Obezite, psikiyatrik bozukluklarda dikkat çeken ve görülme sıklığı gittikçe artan ciddi bir bozukluktur. Bu nedenle, obezitenin etiyolojisiyle ilişkili psikolojik faktörleri araştıran çalışmalar büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, tıkınırcasına yeme bozukluğu (TYB) olan bireylerin, obez ve kontrol grubundan mizaç ve karakter özellikleri açısından farklılık gösterip göstermediğini araştırmaktır. Çalışmada, Yeme ve Kilo Özelliklerini Değerlendirme Formu ile Mizaç ve Karakter Envanteri (MKE) ölçme aracı kullanılmıştır. Çalışmaya, İstanbul'da bir sağlık kurumuna başvuran 65 obez hasta (28'i tıkınırcasına yemesi olan obez grubunu oluşturmaktadır) ve 53 kişiden oluşan kontrol grubu olmak üzere toplam 118 kişi katılmıştır. Mizaç özellikleri; yenilik arayışı, zarardan kaçınma, ödül bağımlılığı, sebat etme boyutlarında değerlendirilirken, karakter özellikleri; kendini yönetme, işbirliği yapma ve kendini aşma boyutlarında değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre, mizaç ve karakter özellikleri bakımından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Mizaç ve Karakter Envanterinde Mizaç boyutunda yer alan yenilik arayışı ve zarardan kaçınmanın savurganlık?tutumluluk ile çabuk yorulma alt boyutlarında, tıkınırcasına yeme bozukluğu olan bireylerin, kontrol grubundan anlamlı derecede daha yüksek puan aldığı görülmüştür. Tıkınırcasına yeme bozukluğu olan bireylerin kontrol grubundaki bireylere oranla doyumu ertelemekte daha fazla güçlük yaşayan ve kolayca yorulan bireyler oldukları görülmüştür. Karakter boyutunda, tıkınırcasına yeme bozukluğu olan bireylerin kendini yönetme boyutunda yer alan kendini kabullenme ve amaçlılık alt boyutlarında kontrol grubuna göre daha düşük puanlar aldığı görülmüştür. Tıkınırcasına yeme bozukluğu olan bireylerin olgunlaşmamış, kırılgan ve sorumluluklarını alamayan bireyler oldukları görülmüştür. Bu sonuçlar, kendini yönetmenin, tıkınırcasına yeme bozukluğunu yordayıcı olduğu hipotezini destekler doğrultudadır. Çalışmadan elde edilen bulgular, alanyazında yeme bozuklukları ve kişilik arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılmasına yönelik olarak yapılmış diğer önemli araştırmaların bulguları ışığında tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu, Obezite, Mizaç ve Karakter Envanteri.

Beslenme ve yeme bozukluklarıKadınlarKarakter+5
Gökben Doğan Aydın
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kasten adam öldürme suçunu işlemiş faillerin kişilik yapılarının analizi ve adam öldürme suçunun yordayıcılarının irdelenmesi

Giriş: Kasten adam öldürme, şiddetin en travmatik şeklidir. Geçmişte yapılan araştırmalar kişilik özellikleri ile şiddet derecesi arasında bir ilişki bulunduğunu destekler yöndedir. Bu araştırmada, Türkiye'de kasten adam öldürmek suçundan hükümlü erkek faillerin; kişilik özellikleri, psikopatolojik özellikleri, sosyo-demografik özellikleri ve klinik özgeçmişleri incelenerek, suçlu profillerinin çıkarılması amaçlanmıştır. Suçluluğun hangi kişilik özellikleri ve psikopatolojik belirtilerle ilintili olduğu irdelenmiştir. Bu çalışma ile Türkiye'de suç oranlarının azaltılmasına ve suçlu profillerinin çıkarılmasına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırma Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nden alınan resmi izin ile Ankara 1 No'lu L Tipi, İzmir 4 No'lu T Tipi ve Ümraniye E Tipi Cezaevleri'nde yapılmıştır. Kasten adam öldürme suçundan hükümlü, yaşları 18-65 arasında değişiklik gösteren 77 gönüllü erkek katılımcı çalışma grubunu, daha önce hiç suç işlememiş ve ceza almamış 77 gönüllü erkek ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Araştırma öncesinde tüm katılımcılardan bilgilendirilmiş gönüllü katılımcı onam formu alınmıştır. Sosyo-demografik bilgi formu ile birlikte, grupların kişilik boyutlarının ve psikopatolojilerinin ölçümünde Mizaç ve Karakter Envanteri-MKE (Temperament and Character Inventory-TCI) ve Belirti Tarama Listesi (Symptom Check List-SCL-90-R) kullanılmıştır. Şiddetin derecesi ise Taylor Şiddet Derecelendirme Ölçeği uygulanarak ölçülmüştür. Bulgular: Bu çalışmada grupların; yaş, medeni durum ve eğitim düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Mizaç ve Karakter Envanteri'ne ilişkin elde edilen puanlara bakıldığında, Sebat Etme dışında diğer tüm alt ölçekler için gruplar arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür (p<0.05). SCL-90-R skorlarının da gruplar arasında farklılık gösterdiği %95 güven düzeyinde tespit edilmiştir (p<0.05). Şiddetin derecelendirilmesine ilişkin soruya verilen yanıtlar değerlendirildiğinde görülmüştür ki kasten adam öldürme fiili; hükümlülerin %18,2 tarafından minimal şiddet, %13,0'ı tarafından orta derecede şiddet ve %2,6'sı tarafından şiddet dışı olarak derecelendirilmiştir. Sonuç: Bu araştırmada, çocukluk döneminde; bakım veren kişi, uygulanan disiplin, gösterilen ilgi, fiziksel şiddete maruz kalıp kalmama, anne-babanın eğitim durumu ve gelir seviyesi gibi kişilere göre değişkenlik gösteren faktörlerin suç işleme motivasyonu üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Bu nedenle suçun azaltılması ve/veya önlenebilmesine dair yapılacak rehabilitasyon çalışmalarında bu konuların üzerinde ehemmiyetle durulması, yapılacak çalışmaların olumlu sonuçlar doğurabilmesi açısından önemli olacaktır. Anahtar Kelimeler: Şiddet, suç, kasten adam öldürme, kişilik, mizaç

CinayetFailKişilik+4
Nazmiye Arduç
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn tutumlarının çocukların mizaç özellikleri ve duygu düzenleme becerileri üzerindeki rolü

AMAÇ: Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarında ebeveyn tutumları ile çocukların duygu düzenleme becerileri ve mizaç özellikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. YÖNTEM: Araştırmanın örneklemini T.C. Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ve resmi kreş ve anaokullarında eğitim gören 4 ve 5 yaşındaki 102 (47 kız, 55 erkek) çocuk ve ebeveyni oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak ailenin demografik özellikleri hakkında bilgi almak için araştırmacı tarafından oluşturulan ''Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu'', ebeveyn tutumlarını ölçmek için ''Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ)'', çocukların mizaç özelliklerini ölçmek için ''Çocuklar için Kısa Mizaç Ölçeği (ÇKMÖ)'' ve çocukların duygu düzenleme becerilerini ölçmek için ''Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ)'' kullanılmıştır. Ebeveyn tutumlarının, çocukların mizaç özellikleri ve duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisini incelemek için basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. BULGULAR: Bu araştırmada demokratik ve otoriter ebeveyn tutumu ile ''değişkenlik/olumsuzluk'' altölçeği arasında pozitif korelasyon tespit edilmiştir (sırasıyla r2=.21, β=.24, p<.05; r2=.21, β=.41, p<.05). Demokratik ebeveyn tutumu ile ''duygu düzenleme'' altölçeği arasında pozitif korelasyon bulunmuştur (r2=.22, β=.44, p<.05). Demokratik ebeveyn tutumunun, çocuklarda sıcakkanlılık mizaç özelliğinin anlamlı yordayıcısı olduğu bulunmuştur (r2=.11, β=.28, p<.05). Değişkenler arasında anlamlı olduğu görülen başka bir ilişki bulunmamıştır. SONUÇ: Bu araştırma, çocukların duygu düzenleme becerileri üzerinde, demokratik ebeveyn tutumunun olumlu, otoriter ebeveyn tutumunun ise olumsuz etkisinin olduğunu düşündürmektedir. Bu sonuç, çocuğun gelişim özelliklerine göre esnek tutumlar içinde olabilen, sınır koyma becerisini yeterli düzeyde tutabilen ebeveyn tutumlarının önemini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn tutumu, Mizaç, Duygu Düzenleme, Sosyal-Duygusal Gelişim, Okul Öncesi Dönem.

Ana-baba tutumuDuygu düzenlemeKişilik özellikleri+4
Betül Yaman
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Aile değerlerinin ve mizaç-karakter özelliklerinin alkol kullanımına etkisi

Amaç: Bu çalışmada 18-65 yaş arası alkol kullanan bir grup erkeğin aile değerlerinin, mizaç- karakter özelliklerinin alkol kullanımı ile ilişkisi incelenmiştir. Yöntem: Yapılan çalışmada uygun/elverişli örnekleme (convenience sampling) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan 150 örneklemin yaş aralığı 18-65'tir, gündelik hayatlarında alkol kullanan erkeklerdir ve örneklem Lüleburgaz ve İstanbul'dan kahvehaneler ve meyhaneler tek tek gezilerek gönüllülük esasına göre rastgele seçilmiştir. Bu araştırmada, katılımcıların sosyodemografik bilgilerini öğrenebilmek için Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu, alkol kullanım problemini ölçmek için Alkol Kullanım Bozukluğu Tanıma Testi (AKBTT), mizaç ve karakter özelliklerini ölçmek için Mizaç ve Karakter Envanteri (MKE) ve aile değerlerini ölçmek için ise Aile Değerleri Ölçeği(ADÖ) kullanılmıştır. Araştırmada, frekans analizi, tanımlayıcı istatistikler, ki kare testi, korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: 150 yetişkin erkeğin yaş ortalaması 39,38 olarak bulunmuştur. Zararlı, tehlikeli alkol kullanımı ve bağımlılık belirtileri ile sosyodemografik değişkenler arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Araştırmamızda Mizaç-karakter envanterinin alt boyutları ve Aile değerleri ölçeğinin alt boyutları ile zararlı, tehlikeli alkol kullanımı ve bağımlılık belirtileri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Sonuç: Erkeklerin içki tüketmeleri aileye bakış açısının ve mizaç-karakterin çok faktörlülüğü esasında düşünülerek, çeşitli etkenlerin bir araya gelmesi ile açıklanabilir. Bu çalışmanın alkol kullanan kişilere ait belirli mizaç ve karakter özellikleri ve aile değer yargıları olduğunu ve tanı alma, tedavi konusunda bu özelliklerin alanda çalışan uzmanlara oldukça yardımcı olabileceğini vurguladığımızı düşünüyoruz.

AileAlkol bağımlılığıAlkol içme+7
Melis Aysucan Arda
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanmış kadınların psikolojik dayanıklılığının mizaç ve karakter özellikleriyle ilişkisi

Bu araştırma boşanmış kadınların psikolojik dayanıklılık seviyelerinin çeşitli demografik değişkenler (yaş, eğitim seviyesi, gelir durumu, çalışma-çalışmama, evli kaldıkları süre, çocuk sayısı) ile mizaç ve karakter özellikleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığının saptanmasını amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcı grubu boşanmış kadınlardan oluşmaktadır. Araştırmaya, toplam 380 kadın katılmıştır. Araştırma genel tarama modellerinden, ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya çalışmaya katılım gösteren boşanmış kadınların psikolojik dayanıklılık düzeylerini değerlendirmek için Basım ve Çetin (2011) tarafından hazırlanan Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, mizaç ve karakterlerini belirlemek amacıyla Köse ve arkadaşları (2004) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Mizaç ve Karakter Envanteri kullanılmıştır. Bireylerin sosyo-demografik özelliklerinin tespiti için araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formundan yararlanılmıştır. Psikolojik dayanıklılık ile mizaç ve karakter özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda psikolojik dayanıklılık ile mizaç ve karakter özellikleri arasında anlamlı ilişkilerin bulunduğu görülmüştür. Boşanmış kadınların psikolojik dayanıklılıklarının, yaş, eğitim seviyesi, gelir durumu, çalışma-çalışmama, evli kaldıkları süre, çocuk sayısı değişkenleri açısından anlamlı derecede farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda boşanmış kadınların psikolojik dayanıklılık yaşlarının, eğitim seviyelerinin, çalışma durumlarının, aylık gelirlerinin, evli kaldıkları süre ve sahip oldukları çocuk sayılarının psikolojik dayanıklılık seviyeleriyle ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca mizaç boyutlarından yenilik arayışı ve zarardan kaçınmanın düşük düzeylerinin psikolojik dayanıklılığın yüksekliği ile, karakter boyutlarından kendini yönetme, iş birliği yapma kendini aşma yüksek düzeylerinin psikolojik dayanıklılığın yüksekliği ile ilişkili olduğu saptanmıştır.

BoşanmaBoşanmış kadınlarKadınlar+6
Bengisu Koç
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan 36-72 aylik çocuklarda duyu modülasyonu ve mizaç ile ilgili davranışsal yanıtlar arasındaki ilişki

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısını almış 36-72 aylık çocuklarda duyu modülasyonu ve mizaç ile ilgili davranışsal yanıtlar arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya 36-72 aylık DEHB tanısı almış 40 çocuk, tipik gelişim gösteren 40 çocuk katılmıştır. Bireylerin duyu modülasyonunu değerlendirmek için DUNN Duyu profili, mizaç ile ilgili davranışsal yanıtlar arsındaki ilişkiyi değerlendirmek için Çocuk Davranış Listesi Kısa Formu (ÇDLKF) kullanılmıştır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ve tipik gelişim gösteren çocukların duyu modülasyonu ve mizaç ile ilgili davranışsal yanıtları arasındaki fark Student T test Testi ile incelenmiştir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların tipik gelişim gösteren çocuklara göre duyu modülasyonu ve mizaç ile ilgili davranışsal yanıtlar arasındaki ilişki istatistiksel açıdan daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar ile tipik gelişim gösteren çocukların duyu modülasyonu puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların tipik gelişim gösteren çocuklara oranla mizaç ile ilgili davranışsal yanıtları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların duyu modülasyonu ve mizaç ile ilgili davranışsal yanıtları arasında ilişki vardır (p<0,05). Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların problemlerine yönelik yapılacak ileriki çalışmalarda bu çocukların duyu modülasyonu ve mizaç ile ilgili davranışsal yanıtların değerlendirilmesini ve tedavisini de içeren ergoterapi değerlendirmelerinin planlanması gerektiğini düşünmekteyiz.

DavranışDuyularHiperaktiviteli dikkat eksikliği bozukluğu+3
Enes Tuğrul
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul çağı kekemeliği olan çocukların mizaç özellikleri

Mizaç, kekemeliğin nedeni olmasa da kekemeliğe etki edebileceği ve kekemeliğin şiddetini artırabileceği düşünülen bir faktördür. Kekemeliği olan okul çağı çocuklar, adölesan ve yetişkinlerde mizaç çalışmaları okul öncesi döneme göre daha az yapılmaktadır ve bulgular tutarsızdır. Çocuğun gelişimi boyunca ortaya çıkan değişiklikleri anlamak için okul çağı çocuklarda mizacın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç vardır. Bu bağlamda, okul çağı kekemeliği olan çocukların kekemeliği olmayan akranlarıyla mizaç özelliklerini karşılaştırmak ve mizaç özellikleri ile kekemelik şiddeti arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Çalışmaya, 8-11 yaş arasındaki kekemeliği olan tipik gelişim gösteren 66 çocuk ile yaş ve cinsiyet açısından eşleşen 66 kekemeliği olmayan tipik gelişim gösteren çocuk dahil edilmiştir. Çocukların mizaç özelliklerini değerlendirebilmek için ebeveyn raporuna dayanan Okul Çağı Çocukları için Mizaç Ölçeği (School - Age Temperament Inventory - SATI) kullanılmıştır. Kekemeliği olan grubun kekemelik şiddeti; konuşma ve okuma kayıtları alınarak Kekemelik Şiddeti Değerlendirme Aracı-4 (KEŞİDA-4) ile hesaplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre; kekemeliği olan ve kekemeliği olmayan çocuklar arasında SATI alt boyutlarından olumsuz tepkisellik, yaptığı işi sürdürebilme, yaklaşma/kaçınma ve aktivitenin hiçbirinde anlamlı farklılık bulunmamıştır. Kekemeliği olan çocukların mizaç özellikleri ile kekemelik şiddeti arasındaki ilişki incelendiğinde, aktivite ile KEŞİDA-4 alt başlıklarından biri olan toplam puan arasında negatif yönde zayıf bir ilişki bulunmuştur. Olumsuz tepkisellik, yaptığı işi sürdürebilme ve yaklaşma/kaçınma ile KEŞİDA-4 alt başlıkları arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Aktivite ile KEŞİDA-4 alt başlıklarından olan sıklık puanı, süre puanı ve sekonder davranış arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Kekemeliği olan bireylere yönelik müdahale programı belirlenirken bireysel farklılıkları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır.

Hastalık şiddeti indeksiKekemelikMizaç+1
Kübra Miraloğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bağlanma stilleri, cinsiyetçilik ve benliğin ayrımlaşmasının ilişki etiği üzerindeki yordayıcı etkisinde mizacın düzenleyici rolü

İlişki etiği, bağlamsal aile terapisi yaklaşımına göre, ilişkide her iki partnerin de saygı, ilgi, sevgi, özen ve sadakat görmeye ve göstermeye değer olmasını ifade etmektedir. Bu yaklaşım, ilişki sorunlarını, ilişkide bir tarafın tüm bunları almaya kendinde hak görmesine rağmen partnerine verme noktasında sorun yaşaması ve/veya, tersi yönde, partnerine ilgiyi sevgiyi hak görüp kendine görememe ile açıklamaktadır. İlişki etiği, bu değerleri ilişkide gösterebilmeyi ve alabilmeyi yansıtır. Bu çalışmanın amacı, bağlanma boyutlarının, cinsiyetçiliğin ve benliğin ayrımlaşmasının ilişki etiği üzerindeki yordayıcılık etkisini ve bu yordama etkisinde mizacın düzenleyici rolünü genç yetişkinler örnekleminde değerlendirmektir. Analiz sonuçlarında, bağlanma kaygısının, benliğin ayrımlaşmasının ve cinsiyetçiliğin ilişki etiği üzerinde anlamlı yordama etkilerinin olduğu, ancak bağlanma kaçınmasının anlamlı bir yordama etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Toplam puanlarla yapılan analizlerde, bağlanma kaçınmasının düşük düzeyde bir yordama etkisinin olduğu bulunmuştur. Mizaç özelliklerinin düzenleyici etkileri değerlendirildiğinde, bağlanma kaygısının ilişki etiği üzerindeki yordama etkisinde, Tip1 mizaç özelliklerinin arttırıcı; Tip6 mizaç özelliklerinin ise azaltıcı yönde düzenleyici etkisinin olduğu gözlenmiştir. Bağlanma kaçınmasının ilişki etiği üzerindeki yordama etkisinde ise, Tip1, Tip3, Tip6 ve Tip8 mizaç özelliklerinin azaltıcı yönde düzenleyici etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Son olarak, benliğin ayrımlaşması ile ilişki etiği arasındaki yordama etkisinde, Tip2 ve Tip6 mizaç özelliklerinin azaltıcı; Tip7 ve Tip9 mizaç özelliklerinin ise arttırıcı yönde düzenleyici etkisinin olduğu, ancak, cinsiyetçilik ile ilişki etiği arasındaki yordama etkisinde mizaç alanlarının düzenleyici etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular, literatürde yer alan diğer çalışma bulguları ile tartışılmıştır. Çalışmanın sınırlılıkları vurgulanmış, araştırmacılara, uygulayıcılara ve politika yapıcılara önerilerde bulunulmuştur.

BağlanmaBağlanma stilleriBenliğin ayrımlaşması+5
Ahmet Altınok
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde çocuğun akran, ebeveyn ve öğretmen ilişkileri ile mizaç ve sosyal becerileri arasındaki ilişkiler

Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 46-72 aylık çocukların akran-öğretmen-ebeveyn ilişkileri ile mizaç değişkenleri ve sosyal becerileri arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ortaya koymaktır. Bu araştırma nicel araştırma yaklaşımıyla yapılandırılmış ve ilişkisel araştırma desenine göre uygulanmıştır. Araştırma, yordayıcı ilişkisel desende planlanmış ve veriler 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde toplanmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizinde değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiyi ölçmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar sebatkârlık alt ölçeğinde cinsiyete göre anlamlı farklılık olduğunu göstermiştir. Anne-baba olumlu ilişkisi sıcakkanlılık/utangaçlığı negatif yönde, sosyal beceri ise sıcakkanlılık/utangaçlığı pozitif yönde yordamaktadır. Ayrıca analiz sonuçları, anne-baba çatışma puanlarının sebatkârlığı anlamlı düzeyde ve negatif yönde yordadığını göstermiştir. Anne-baba çatışma puanlarının ritmikliği anlamlı olarak yordadığı ve mizaca ilişkin ritmiklik alt boyutunun negatif yönde yordayıcısı olduğu görülmüştür. Akran ilişkileri ve anne-baba çatışması birlikte tepkisellik alt boyutunu anlamlı olarak yordamıştır. Diğer bir sonuç ise akran ilişkileri ve anne-baba çatışmasının birlikte tepkisellik alt boyutunu anlamlı olarak yordadığıdır. Hiyerarşik regresyon analizinden elde edilen sonuçlara göre öğretmen-öğrenci yakınlık, akran ilişkileri ve akran saldırganlığının birlikte sosyal beceriyi anlamlı düzeyde yordadığını göstermiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazındaki bulgular çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: akran ilişkileri, ebeveyn-çocuk ilişkisi, mizaç, okul öncesi dönem, öğretmen-çocuk ilişkisi, sosyal beceri

Aile içi ilişkilerAkranAkran ilişkileri+6
Sabiha Eren
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gebe kadınlarda mizaç özelliklerinin prenatal bağlanma özellikleri, depresyon ve anksiyete düzeyleri ile ilişkisi

Amaç: Gebe kadınların mizaç özelliklerinin prenatal bağlanma özellikleri, depresyon ve anksiyete düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya T.C. Sağlık Bakanlığı Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi'nde poliklinik ve servis hastası olan 200 gebe katılmıştır. Gebelerin mizaç özellikleri, depresyon ve anksiyete düzeyleri ve prenatal bağlanma özellikleri ve sosyodemografik bilgileri incelenmiştir. Katılımcılara gönüllü onam formu imzalatılıp 'TEMPS-A', 'PHQ-15', 'GAD-7', 'Prenatal Bağlanma Envanteri' ve 'Sosyodemografik Bilgi Formu' yüz yüze görüşme yöntemi ile dolduruldu. Elde edilen veriler uygun istatistiki teknikler ile analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 25 Programı kullanıldı. Bulgular ve Sonuç: Araştırma sonucunda belirli mizaç özellikleri ile prenatal bağlanma, depresyon ve anksiyete düzeyleri arasında ilişki saptanmıştır. Siklotimik mizaç ve anksiyöz mizaç ile prenatal bağlanma ilişkisi anlamlı bulunmuştur. Yapılan regresyon analizleri sonucunda ise siklotimik mizaç ve anksiyöz mizaç ile prenatal bağlanma arasında anksiyete düzeyinin tam aracılık rolü gösterdiği tespit edilmiştir. Depresif mizaç, siklotimik mizaç, irritabl mizaç ve anksiyöz mizaç ile depresyon ve anksiyete düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

AnksiyeteBağlanmaDepresif belirtiler+5
Eda Gül Aykaç
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde mizaç ve bağlanma stillerinin duygusal düzenleme ile ilişkisinin incelenmesi

Duygu düzenleme baş etmekte zorlanılan bir durumda tepkilerin doğuracağı sonuçları düşünüp duygu, davranış ve bedeni yöneterek uygun yanıtı vermek olarak tanımlanabilir. Duygu düzenleme becerilerinin zayıf ya da tepkiselliğin fazla olması kişinin psikolojik belirtlerin görülme sıklığını arttıran bir etkendir. Mizaç kalıtımla geçtiği düşünülen ve yaşam süresince az oranda farklılık gösterebilen yapısal özelliklerdir. Bağlanma stilleri ise ilişkilerde farklı etkileşim ve davranış biçimleriyle karakterize edilebilir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde duygu düzenleme süreçlerinin mizaç ve bağlanma stilleri ile ilişkisinin incelenmesi ve duygusal düzenleme durumunu açıklayan demografik değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, Demografik Bilgi Formu, Duygusal Düzenleme Zorluğu Ölçeği, Temps-A Mizaç Ölçeği ve Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği kullanılmıştır. Veriler, Kasım-2021 ve Ocak-2022 tarihleri arasında Google Form aracılığı ile online ortamda 300 üniversite öğrencisi örnekleminden toplanmıştır. Çalışmada tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız Örneklem T testi, Tek Yönlü ANOVA testi, Kolomogorov Smirnov normallik testi, Bonferroni testi ve Pearson Korelasyon analizi yöntemleri kullanılmış ve elde edilen verilerin analizi SPSS 20.0 programı ile yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; duygu düzenleme ve belirli boyutlarının cinsiyet, aile tipi, anne-baba ilişki durumu, kronik tıbbi rahatsızlık varlığı ve psikiyatrik bozukluk durumu gibi değişkenlere göre anlamlı farklılık elde edilmiştir. Demografik değişkenlerden kardeş sayısı, sigara ve alkol kullanım durumu değişkenleri arasından anlamlılık saptanmamıştır. Mizaç özellikleri ve bağlanma stillerinin de duygu düzenleme ve belirli boyutlarıyla anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Sonuç olarak öğrencilerin bağlanma düzeyleri artış gösterdikçe, duygusal düzenleme zorluğunun azaldığı ve öğrencilerin mizaç özelliklerinin olumsuz duyguyla karşılaşıldığında daha uyumlu duygu düzenleme kullanımına zemin hazırladığı söylenebilir. Araştırmanın bulguları ilgili literatür kapsamında tartışılarak öneriler sunulmuştur.

BağlanmaBağlanma stilleriDuygu düzenleme+3
Edanur Kaya
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadın mühendislerin kariyer sürecinin Habitus ve Dokuz Tip Mizaç Modeli bağlamında incelenmesi

Türkiye'nin ileri teknoloji alanlarında yetkinleşerek dünya ölçeğinde üreten bir ülke konumuna gelebilmesi için bu alanlarda çalışacak nitelikli insan gücüne sahip olması gerekliliği, birçok üst politika belgesinde yer almaktadır. Savunma, havacılık ve uzay teknolojileri alanı ise en ileri teknolojinin kullanıldığı alandır. Kadınların, ileri teknoloji alanlarında işgücüne katılım oranı sadece %1,58 ile sınırlıdır. Bu kadar önemli bir alanda, büyük oranda işgücü ihtiyacı varken nüfusun yarısını oluşturan kesimin, neredeyse hiç yer almaması Türkiye adına büyük bir insan kaynağı kaybı olarak görülmektedir. Kız öğrencilerin STEM alanlarına dair farkındalıklarını ve katılımlarını artırmaya yönelik eğitim uygulamalarının, öncelikli politika geliştirilmesi gereken alanların başında geldiği değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, savunma, havacılık ve uzay teknolojileri alanında çalışan kadın mühendislerin, STEM alanını seçerken, alanda eğitim alırken ve mezun olup alanda çalışırken deneyimledikleri kariyer sürecinin, habitus kavramı ve Dokuz Tip Mizaç Modeli bağlamında incelenmesidir. Çalışma sonucunda okul-aile-öğrenci ilişkilerini toplum-birey perspektifinde bütüncül bir şekilde ele alarak tüm tarafları sürece dahil edecek eğitim politikaları oluşturulmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasıyla yapılandırılmış olan çalışmadan elde edilen veriler, habitusun bireylerin kariyer tercihlerinde çok büyük rolü olduğunu, kişilik özelliklerinin ise bireyin içinde bulunduğu habitusu anlamlandırmasında önemli bir rolü olduğunu ortaya koymuştur. Ek olarak erkek ağırlıklı bir meslek olmasına rağmen, kadınların ilgileri ve becerileri doğrultusunda bilinçli olarak seçtikleri mühendislik mesleğinde başarılı ve mutlu oldukları görüşünü paylaştıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bilimsel geçerliliği ispatlanmış ölçme araçları ile ortaya konacak kişilik envanterlerinin; öğretmen ve velilere, öğrencilerin kariyer tercihlerine yardım etme noktasında, öğrencilere ise kendilerine dair farkındalıklarını artırarak mizaçlarına uygun meslek tercihinde bulunmalarına önemli bir katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

HabitusKadın mühendislerKariyer+3
Arzu Uzay
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Anne-babalık amaçları ile çocuğun mizacı, psikososyal davranışları, duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişki

Araştırmanın amacı, anne-babalık amaçları ile çocuğun mizacı, psikososyal davranışları, duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya amaçsal örnekleme yöntemi olan ölçüt örnekleme yoluyla seçilen, İzmir merkez ilçelerinde bulunan okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-78 aylık çocuklarının anne ve babaları katılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Amaçları Anketi, Çocuklar için Kısa Mizaç Ölçeği, Duygu Düzenleme Ölçeği ve Psikososyal Davranışlar Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. SPSS paket programıyla analiz edilmiştir. Betimsel istatistik yöntemleri ile Pearson Korelasyon katsayısı analiz testi, t testi, Kruskal Wallis testi, ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, anne-babalık amaçlarında anne ve babaların eğitim düzeyine, anne-baba oluşuna, çocuğun cinsiyetine göre anlamlı bir fark yoktur. Kendine yönelme amaçları sosyoekonomik düzeye göre değişmemektedir. Sosyal beceri ve uyma amaçları sosyoekonomik düzeye göre değişmektedir. Annelerin aile yapısı ile anne-babalık amaçları arasında anlamlı fark yokken; babaların aile yapısı ile uyma amaçları arasında anlamlı fark vardır. 48-60 aylık çocukların anne-babaları ile 61-78 aylık çocukların anne-babalarının sosyal beceri amaçlarında anlamlı fark varken; diğer anne-babalık amaçlarının alt boyutları ve çocukların yaşları arasında anlamlı bir fark yoktur. Anne-babalık amaçları ile çocuğun sebatkarlık mizacı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki varken; tepkisellik ve sıcakkanlılık mizacı ile anlamlı bir ilişki yoktur. Anne-babalık amaçları ile çocuğun psikososyal davranışları arasında anlamlı bir ilişki varken; babaların sosyal beceri amaçları ile çocuğun psikososyal davranışları arasında anlamlı bir ilişki yoktur. Anne-babalık amaçları ile çocuğun duygu düzenleme becerileri arasında anlamlı bir ilişki yoktur.

Duygu düzenlemeEbeveyn amaçlarıMizaç+3
Şenay Mehmed
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Grotesk mizaç ve çarpıtma

Sanatsal ve kültürel gelişimin köklü değişiklikler ile yoluna devam ettiği tarihsel süreçte grotesk kavramı farklı bağlamlar ile bu değişikliklerin bir parçası olmaya devam etmiştir. Barındırdığı anlamlar pek çok yazar, sanatçı ve kuramcı tarafından irdelenmiştir. Kavram, ilk işaret etiği mağara süslemeleri tanımından uzaklaşarak, bugün bağlantı kurduğu tekinsizlik, karnavalesk, iğrençlik ve öteki gibi kavramlar ile yakınlıklar oluşturmuştur. Kavramın ifade ettiği anlamlar göz önünde bulundurulduğunda bu tez çalışmasının amacı kavramın tanımını yapmaya çalışmaktan uzak bir biçimde, estetik çatısı altında ifade ettiği anlamların sanatsal uygulama biçimlerini incelemektir. Tez araştırması kapsamında bu çalışmanın Grotesk Kavramı isimli birinci bölümünde Grotesk kavramının kelime kökeni ve tarihsel süreçte yer aldığı kuramsal gelişimi, bütüncül bir yaklaşım oluşturularak kavramın aldığı anlamların ifade bulduğu sanat eserleri ile birlikte incelenmiştir. Kavramın kuramsal kökeni araştırılırken, literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın Grotesk Mizaç isimli İkinci Bölümünde Grotesk kavramını tanımlayan bağlamların edebiyatçılar ve sanatçılar tarafından bir ifade biçimi olarak ele alınması incelenmektedir. Grotesk kavramının, içerisinde yer alarak kendi tanım aralığını oluşturduğu tekinsiz, karnavalesk ve iğrenç kavramları, bir mizaç olarak yakınlık kurdukları sanatsal çalışmalar ile bütüncül bir şekilde incelenerek ulaşılan sonuçlar, Bir dizi sanat çalışmasının oluşturulmasında kullanılmıştır. Çalışmanın Çarpıtma isimli Üçüncü Bölümünde, ağırlıklı olarak tez araştırması kapsamında gerçekleştirilen sanat çalışmaları, Dünyadaki diğer çalışma örnekleri ile birlikte bütüncül bir perspektiften ele alınarak çarpıtma öğelerinin grotesk mizaç ile birlikte kullanımı incelenmiştir.

EstetikGroteskMizaç+4
Murat Karaova
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kapalı ceza infaz kurumundaki tutuklu/hükümlü örnekleminde alkol-madde kullanım özellikleri ile mizaç ve suç davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Haz veren etkileri nedeniyle tekrar tekrar kullanılan uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin değişik şiddette fizyolojik ve psikolojik sorunların ortaya çıkmasına sebep olduğu bilinmektedir ve alkol-madde kullanımının nedenleri birçok araştırmanın konusu olmaktadır. Çalışmamızda ceza infaz kurumunda kalan hükümlü kişilerde alkol-madde kullanım özellikleri ile mizaç ve suç davranışı arasında ilişkinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmamız Eylül 2018-Ocak 2019 tarihleri arasında Şanlıurfa 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan 18-65 yaş aralığında adli suçlardan hükümlü olan 200 katılımcı ile yapılmıştır. Çalışmamızda Sosyodemografik Bilgi Formu, TEMPS-A Mizaç Ölçeği ve Bağımlılık Profil İndeksi- BAPİ kullanılmıştır. Çalışmamızın hipotezlerini değerlendirdiğimizde; alkol ve madde kullanımı ile suç davranışının niteliği arasında bir ilişki bulunmuştur (p=0,015). 'İnsana ve mala yönelik' şiddet içeren suç niteliği grubunda BAPİ ortalama toplam ölçek puanı daha yüksek saptanmıştır. Mizaç yapısı özellikleri ile alkol ve madde kullanım özellikleri arasındaki ilişkiyi değerlendirdiğimizde; irritabl mizaç yapısı ile BAPİ alkol-madde kullanım özellikleri alt ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=0,305, p=0,004). Siklotimik ve irritabl mizaç yapısı ile BAPİ şiddetli istek alt ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=0,253, p=0,02; r=0,328, p=0,002). İrritabl mizaç yapısı ile BAPİ toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde çok zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=0,245, p=0,024). Mizaç yapısı ile suç davranışının niteliği arasındaki ilişkiyi değerlendirdiğimizde, suç davranışının niteliği grupları arasında hipertimik mizaç yapısı özellikleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p=0,01). Mala yönelik suç niteliği grubunda hipertimik mizaç yapısı özellikleri daha yüksek bulunmuştur. Suçun şiddet özelliği grupları arasında ise, depresif mizaç ve siklotimik mizaç yapısı özellikleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p=0,009, p=0,012). 'Şiddet dışı' suç özelliği olan grupta depresif mizaç ve siklotimik mizaç özellikleri 'şiddet içeren' suç özelliği olan gruba göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. İleride yapılacak olan araştırmalarda, öz bildirime dayalı anketlerin yanında klinik değerlendirme araçlarının da kullanılması ve özellikle çalışmaya kadın ceza infaz kurumlarının dahil edildiği daha büyük örneklemlere ulaşılması, çalışmamızda elde edilen ön bulguların test edilip doğrulanması açısından önerilmektedir.

Alkol bağımlılığıAlkol içmeCeza infaz kurumları+5
Selin Sak
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alkol ve madde kullanımının neden olduğu (komplikasyonlar) nedeniyle acil servise başvuran olgularda mizaç özellikleri,kendini yaralama ve benlik saygısı düzeylerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada alkol ve madde kullanım bozukluğu sonucu yaralanma nedeniyle Acil Servis birimine başvuran olguların dürtüsellik, mizaç özellikleri, benlik saygısı ve psikiyatrik belirtilerle ortaya çıkan zorlanma düzeylerinin, ruhsal bozukluğu olmayan kontrol grubu ile karşılaştırılması ve iki grubun birbirinden farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan 200 kişiye, sosyodedemografik özellikleri belirlemek amacıyla sosyodemografik veri formu, mizaç özelliklerinin belirlenmesi için TEMPS-A (Temperament Evalution of Memphis, Pisa, Paris and San Diego Autoquestionnaire), benlik saygısı düzeylerinin belirlenmesi için Rosenberg Benlik Saygısı Envanteri, dürtüsellik düzeylerinin belirlenmesi için Barratt Dürtüsellik Ölçeği, psikiyatrik belirtilerle ortaya çıkan zorlanma düzeylerinin belirlenmesi içinde SCL-90 R Tarama Testi uygulanmıştır. Değerlendirilmesi yapılan olgularla, herhangi bir ruhsal bozukluğu olmayan kontrol grubu karşılaştırılmıştır. Alkol ve madde kullanımının mizaç özellikleri üzerine etkisi incelenmiş, olgu ve kontrol grubunun aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamamıştır. Olgu ve kontrol grubunun Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği'nden aldıkları puan ortalamaları arasında da istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamamıştır. Alkol ve madde kullanımının psikolojik belirtiler üzerine etkisi de incelenmiş, olgu ve kontrol grubunun SCl-90-R'dan aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Olgu ve kontrol grubunun Dürtüsellik Ölçeğinden (Barratt İmpulsivite BİS–11) aldıkları puan ortalamaları incelendiğinde, Barratt toplam puanları (BIS-Total) açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Katılımcıların mizaç özellikleri, benlik saygısı ve psikiyatrik belirtiler varlığında ortaya çıkan zorlanma düzeyleri ile kontrol grubunun puanları arasında herhangi bir ilişki saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Alkol ve madde kullanımı; acil servis; mizaç; benlik saygısı; dürtüsellik; psikiyatrik belirtiler

Acil servis-hastaneAlkol içmeAlkolizm+4
Gökçe Deniz Umsu
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Beden eğitimi öğretmen adaylarında stres tolerans düzeyi, bilişsel duygu düzenleme ve mizaç tipleri arasındaki ilişki

Beden eğitimi öğretmen adaylarının mizaç modelleri, bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve stres tolerans düzeylerini nicel ve nitel fazda inceleyen karma desendeki bu çalışmada "nitelikli öğretmen" kavramına yüklenen özelliklere katkı sağlamak amaçlanmıştır. Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 22.74±3.47 yaş ortalamasına sahip, 92 kadın (%35.5) 167 erkek (%64.5) olmak üzere toplam 259 beden eğitimi öğretmen adayı çalışmanın örneklemini oluşmaktadır. Nicel verilerin toplanması sürecinde katılımcılara laboratuvar ortamında viyana test sisteminin stres tolerans (DT-test) testi ve kişisel bilgi formu, bilişsel duygu düzenleme (Onat ve Otrar 2010) ve dokuz tip mizaç modeli (Yılmaz ve ark. 2014) ölçeklerini içeren anket formu uygulatılmıştır. Nitel veriler ise, standartlaştırılmış görüşme tekniğine uygun, araştırma konusuna göre belirlenmiş yarı yapılandırılmış açık uçlu sorulara verilen cevapların ses kayıt cihazına kaydedilmesi ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 24.0 programından yararlanılmıştır. Nitel veriler, ses kayıtlarının yazıya dökülmesinden sonra verinin derinliği ve zenginliğine yönelik betimsel çözümlemeler yapılarak incelenmiştir. Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeğinin "pozitif tekrar odaklanma" alt ölçeği hariç diğer test ve alt ölçeklerinin iç tutarlılıklarının tatmin edici düzeyde olduğu görülmüştür. Güvenirliliği düşük olan ilgili alt ölçek değerlendirme dışı bırakılmıştır. Tanımlayıcı istatistiksel analize göre; öğretmen adaylarının 60'ının (%23.2) Tip 2; 44'ünün (%17.0) Tip 1; 36'sının (%13.9) Tip 9 olmak üzere 3 mizaç tipinde sıklık gösterdiği saptanmıştır. Katılımcıların bireysel spor ya da takım sporu ile uğraşıyor olması durumuna göre, bilişsel duygu düzenleme alt boyutlarından sadece "kendini suçlama" alt boyutunda takım sporu ile uğraşan bireylerin lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<,05). Anne eğitim düzeyi değişkenine göre bilişsel duygu düzenlemenin "Yıkım" ve "diğerlerini suçlama" alt boyutlarında ilkokul/okuryazar ile üniversite ve üzeri arasında, ilkokul/okuryazar lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<,05). Katılımcıların mizaç tipi durumuna göre bilişsel duygu düzenleme alt boyutlarına ilişkin karşılaştırmalar incelendiğinde, "kendini suçlama", "kabul etme", "düşünceye odaklanma", "plana tekrar odaklanma" ve "yıkım" alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır (p<,05). Öğretmen adaylarının, uygulamış oldukları stres toleransı testinin (DT) tüm test parametrelerinde ortalamanın üstünde değerlere sahip oldukları; stres durumlarında uzun zaman periyodlarında görevini yerine getirmede hızlı ve doğru tepkiler verdikleri yani toparlanma evresini sağlayarak odaklanmayı sürdürebildikleri görülmüştür. Öğretmen adaylarının mizaç tipi durumu dikkate alındığında, stres toleransı doğru reaksiyon zaman medyanı değerlerinde; DTM1 ile DTM2 arasında ve DTM9 ile DTM2 arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Ayrıca, pearson korelasyon katsayılarına göre, stres toleransı süre medyanı ile bilişsel duygu düzenlemenin "bakış açısına yerleştirme" (r= -,136, p<,05) ve "yıkım" (r= -,144, p<,05) alt boyutları arasında çok düşük negatif yönde bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Basit doğrusal regresyon analizi sonucu dikkate alındığında ise; F değerine karşılık gelen anlamlılık seviyesine göre kurulan modelin istatistiksel olarak anlamlı olduğu (F= 5,443; p<,05); yıkımın stres toleransı medyanını düşük düzeyde yordadığı ve varyansının da çok küçük bir bölümünün (%2) bu boyut tarafından açıklanabildiği saptanmıştır. Çalışmada elde edilen nitel bulgular nicel bulguları destekler niteliktedir ve çalışma içerisinde uygun örneklerle belirtilmiştir. Elde edilen bulgular alan yazın dikkate alınarak ve spor bilimleri çalışanlarının yanı sıra gelecekte yapılması planlanan araştırmalara katkı sağlayarak tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Mizaç, Duygu düzenleme, Stres toleransı, Karma desen, Nitelikli beden eğitimci.

Beden eğitimiBilişDuygu düzenleme+4
Lale Yıldız
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı nedeniyle birden fazla kez yasal yaptırımla karşılaşmış yetişkin erkek bireylerin sosyal sorun çözme becerilerinin çeşitli değişkenlerle incelenmesi

Bu çalışmada uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı nedeniyle birden fazla kez kolluk kuvvetlerine yakalanıp yasal yaptırımlara maruz kalmış kişilerle bire-bir görüşme yöntemi şeklinde katılımcıların beyanı esas alınarak, yaşamları boyunca karşılaştıkları ve karşılaşmakta oldukları sosyal sorunlara (aile, eğitim, sağlık, iş) yaklaşım şekillerinin, sosyal sorunlarını çözme becerilerinin, bu kişilerin sosyal sorun çözme becerilerinin, mizaç (karakter) yapıları, dürtüsellikleri ve heyecan arama davranışına yatkınları ile ilişkisinin araştırılması planlanmıştır. Aynı zamanda sosyal sorun çözme becerileri ile madde kullanım ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Alanda yapılan mesleki çalışmalar ışığında, madde kullanımı nedeniyle birden fazla kez yasal yaptırımlar yaşamış kişilerin, profil özelliklerinin sadece 1 kez yasal sorun yaşamış kişilerden belirgin düzeyde farklılıklar gösterdiği gözlenmiştir. Bu farkılılıkların başlıcasının bu kişilerin sosyal hayatlarında karşılaştıkları sorunların karmaşık hale gelmesi, sorunla baş etmeden kaçınma ya da güçlük çekme, buna bağlı sorun çözme becerilerindeki eksiklikler, sorunları tanımlayamama ve müdahale edememe, madde kullanımına daha fazla yönelim ve daha sık madde kullanımı olarak değerlendirilmiştir. Yapılan tüm bu gözlemler, bu araştırmayı yapmamıza ışık tutmuştur. Çalışmada, Olgu grubunun yanında 2 kontrol grubu da vardır. Birinci kontrol grubu, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı nedeniyle sadece 1 kez kolluk kuvvetlerine yakalanıp, yasal yaptırıma maruz kalmış kişilerden, ikinci kontrol grubu ise, herhangi bir bağımlılık ve buna bağlı yasal yaptırım ve başka herhangi bir suç öyküsü olmayan sağlıklı bireylerden oluşturulması planlanmıştır. Bu şekilde, olgu grubu ile kontrol grupları arasındaki farklılıkların ve/veya benzerliklerin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmaya denetimli serbestlik müdürlüklerinde, uyuşturucu / uyarıcı madde kullanımı nedeniyle denetimli serbestlik cezası alan 100 yükümlü ve randomizasyon yöntemi ile belirlenen 50 sağlıklı erkek yetişkin birey gönüllü olarak katılım göstermiştir. Çalışmada, D'Zurilla ve Nezu tarafından geliştirilmiş, Duyan ve Gelbal tarafından Türkçe'ye uyarlanmış olan Sosyal Sorun Çözme Envanteri (Social Problem Solving Inventory – SPSI), Akiskal tarafından geliştirilen ve Vahip ve arkadaşları tarafından Türkçe'ye uyarlanan TEMPS-A Mizaç Değerlendirme Anketi, Lynam ve Whiteside tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Yargıç ve arkadaşları tarafından yapılan UPPS Dürtüselli Ölçeği, Zuckerman IV tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Beyaz ve Çok tarafından yapılan Zuckerman Heyecan Arama ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde post-hoc (çoklu karşılaştırma) testi, ki-kare testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda ise, madde kullanımı nedeniyle birden fazla kez yasal yaptırımla karşılaşmış bireylerin, kontrol gruplarına göre madde kullanım sıklıkları ve miktarları, madde kullanımı dışında başka nedenlerden dolayı suç öyküsü açılarından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Yine olgu grubu ile kontrol grupları arasında sosyal sorun çözme becerileri, dürtüsellikleri, mizaç-karakter özellikleri ve heyecan arama davranışı eğilimleri açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Denetimli Serbestlik, Sosyal Sorun Çözme, Dürtüsellik, Mizaç, Heyecan arama

BağımlılıkDenetimli serbestlik sistemiDürtüsel davranış+6
Ömer Kaygusuz
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki taekwondo ve karate sporcularının narsist kişilik özellikleri, mizaç tipleri ve saldırganlık düzeylerinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de karate ve taekwondo branşlarının temaslı ve temassız disiplinlerinde spor yapan bireylerinin narsist kişilik özellikleri ile mizaç tiplerinin, saldırganlık düzeyleri üzerine etkisi olup olmadığının incelenmesi ve bunların birbirleri ile ilişkilerinin ortaya konmasıdır. Araştırma örneklemini, 18 yaş ve üzeri ,159 kadın; 182 erkek, ulusal ve/veya uluslararası turnuvalarda yarışmış, karate (kumite, kata) ve taekwondo (poomse, kyorugi) sporcularından oluşmuştur. Katılımcılara kişisel bilgi formu, Narsistik Kişilik Ölçeği, Dokuz Tip Mizaç Ölçeği ve Saldırganlık Envanteri yüz yüze görüşme tekniği ile uygulatılmıştır. Karate ve Taekwondo branşının belirli mizaç tiplerinde (6 ve 8) yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Karate ve taekwondo sporcularından karate sporcuların daha yüksek narsistik değere sahip olduğu tespit edilmiştir. Kata ve poomse disipliniyle ilgilenenler için narsistik kişilik özelliklerinin alt boyularında farklılaşma söz konusudur. Kumite disiplini ile uğraşan karate sporcuları kyorugi disipliniyle ilgilenen taekwondo sporcularına göre narsistik kişilik özelliklerinin alt boyularının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca taekwondo branşının karate branşına göre daha yüksek edilgen saldırganlık davranışını sergilediği tespit edilmiştir. Korelasyon analizleri sonucunda yıkıcı saldırgan davranışın artması narsistik kişilik özellikleri ve üstünlük, otorite, teşhircilik, sömürücülük, hak iddia etme, kendine yeterlilik alt boyutlarının etkilerini azaltacağı tespit edilmiştir. Sonuç olarak kyorugi disiplini ile ilgilenen taekwondo sporcularının yüksek edilgen saldırganlık eğiliminde olduğu ve karate sporcularının daha yüksek narsisizm özelliklerine sahip olduğu çıkarılmaktadır. Anahtar kelimeler: Temaslı spor; Temassız spor; Dövüş sporları.

Dövüş sanatlarıKarateMizaç+6
Nurcan Mazılı
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00

Related subjects