Tax system
111 theses under this subject heading
Azerbaycan vergi sisteminin ekonomik analizi
Vergi, ülke içi dengeli gelir dağılımını sağlamak amacıyla transfer ödemeler yapıp alt ve üstyapı çalışmaları yürüterek, en önemli gelir kaynağı olup ve bu gelirlerle sağlık, eğitim, hukuk ve güvenlik hizmetleri gibi alanlarda devletlerin birçok ihtiyacına katkıda bulunur. Toplumsal gelişimin her aşamasında, devletin kendi vergi politikası formları ve işlevleri vardır. Devlet, vergi sistemini hem ekonomik hem de sosyal yaşam alanı üzerinde olumlu bir etki oluşturarak toplumun tüm üyelerine fayda sağlayacak biçimde düzenlemelidir. Aynı zamanda, vergiler bütçe gelirlerinde önemli bir rol oynamakla birlikte uyarıcı, düzenleyici bir işlevi de yerine yetirmektedir. Vergi oranlarındaki değişiklikler, yeni vergilendirme biçimlerinin getirilmesi yoluyla devletin ekonomik faaliyetini güçlendirebilir veya zayıflatabilir. Bu bağlamda vergiler, modern zamanlarda milli gelirin yeniden dağıtılması için en önemli araç olma özelliğine sahip bireysel ve sosyal çıkarlar arasında optimal bir denge oluşturmaya yardımcı olan bir sistemdir. Araştırmanın evreni Azerbaycan vergi sistemidir. Azerbaycan'da vergi sistemi dört gelişim sürecini kapsamaktadır ki, bunlara, XIX yüzyılın sonu XX yüzyılın başlarındaki vergiler, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti zamanındaki vergiler, Sovyet hakimiyeti dönemindeki vergiler ve Azerbaycan bağımsızlık dönemi sonrası vergilerdir. 1991 yılında Sovyetler birliğinin dağılması ve Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmesi Azerbaycan tarihi için önemli bir adım olsa da sosyalist ekonomiden kapitalist ekonomiye geçişin ilk yılları ülke ekonomisi için zorluklu ve ağrılı süreci arkasıysa getirmiştir. Diğer taraftan ise Ermenistan'la siyasi istikrarın bozulması ve ülke topraklarının %20 işgal olunması, ekonomik durumu daha da kötüleştirerek, sosyal-ekonomik ve demografik yapının bozulmasına neden olmuştur. Ülkede 1991-1992 döneminde, çağdaş vergi sisteminin oluşturulması aynı anda esaslı iktisadi değişiklikler ve piyasa ekonomisine geçiş süreci başlamıştır. Azerbaycan vergi sistemi ile bağlı daha önce birtakım araştırmalar yapılsa da, vergi sistemin ekonomik analizi, onun ekonomik büyüme, milli gelir, istihdam üzerindeki payı araştırılmamıştır. Bu araştırma, gelecekte vergi sisteminin gelişmesi ve ekonomideki payının yükseltilmesi için önemli kaynak olma özelliği taşımaktadır. Araştırmanın temel amacı, Azerbaycan vergi sistemini inceleyerek yıllar içinde değişen vergi oranlarının hangi minval de hareket ettiğini belirlemek, onun ekonomik büyümeye ve milli gelirlere etkisini tespit ederek şu anki durumunu ortaya koymaktır. Çalışmada temel olarak nitel yöntem kullanılsa da, tezin bazı bölümlerinde istatistik ve sayısal veriler de kullanıldığından zaman zaman nicel yönteme de başvurulacaktır. Araştırmada yaygın kullanılan veri/doküman analizinde Azerbaycan vergi sistemi incelenecek ve istatistik veriler toplanarak karşılaştırmalı analizler yapılacak ve bu değişmenin ekonomik büyümeyi ne kadar etkilediği ortaya konulacaktır. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan Ekonomisi, Azerbaycan Vergi Sistemi, Vergi Oranları, Ekonomik Büyüme
Vergi Hukuku açısından düz oranlı vergi sistemi
Ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmelerine göre tarihsel bir gelişmenin sonucu olarak oluşan vergi sistemlerinin, toplumların ekonomik, sosyal, siyasal yapısı değişim göster-dikçe zamanla reforma tabi tutulması kaçınılmaz hale gelmektedir. 1980'li yıllarda hü-kümetler bir yandan kamu harcamaların baskısını kontrol altına alabilmek, bir yandan da vergi sistemlerini daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmak ihtiyacı ile reformlar yapmaya yönelmişlerdir. Bu reformlar kapsamında Robert Hall ve Alvin Rabushka tarafından günümüz düz oranlı vergi sisteminin temelleri atılmıştır. Dünya'da düz oranlı vergi sis-temi 1947'de Hong Kong'ta uygulamaya girdikten sonra 1980'li yıllardan itibaren bazı ülkelerin gündemine oturmaya başlamıştır. Bu çalışmada vergi hukuku açısından düz oranlı vergi sistemi araştırılmıştır. Birinci bölümde vergi sistemleri, vergileme ilkeleri ve vergi tarifeleri incelenmiştir. İkinci bölümde düz oranlı verginin tanımı, tarihsel gelişimi, işleyişi ve esasları, yararları ve eleştirileri ele alınmış, düz oranlı vergi sisteminin optimal vergileme ilkeleri kapsamında artan oranlı vergi sistemi ile karşılaştırılması yapılarak, anayasal iktisat perspektifiyle düz oranlı vergi sistemi anlatılmıştır. Daha sonra zekât kurumu ile düz oranlı vergi sisteminin benzer yanları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, düz oranlı vergi sistemini uygulayan ülkeler tek tek araştırılmıştır. Türkiye'de uygulanan gelir vergisi ve kurumlar vergisi tarifeleri, barındırdıkları muafiyet, istisna ve indirimler anlatılarak Türk vergi sisteminde vergi reformunun gerekliliği ortaya konulmuştur.
Türk vergi sisteminde arsa ve arazilere yönelik mali yükümlülükler
Ödeme gücünün göstergeleri gelir, harcama ve servettir. Ödeme gücünün göstergelerinden olan servet, uzun yıllar önemli bir vergi konusu olarak değerlendirilmiş ve buradan elde edilen gelir kamu harcamaları için finansman kaynağı oluşturmuştur. Günümüzde servet vergileri eskiye nazaran önemini yitirmiş olsa da vergi sistemlerinde yerini korumaktadır. Bir servet vergisi olan emlak vergisinin konusunu bina, arazi ve arsalar oluşturmaktadır. Ayrıca arsa ve araziler Türk Vergi Sistemi kapsamında emlak vergisi dışında bazı vergi ve harçların da konusuna girmektedir. Kentleşme olgusunun bir sonucu olarak arazileri arsaya dönüşen toprak sahipleri ciddi oranda hakedilmemişlik niteliği ağır basan kazançlar (rant) elde edebilmektedir. Bu rant gelirlerinin ana kaynağı çoğu zaman kamunun yapmış olduğu bir takım kamusal hizmetler ile imar uygulamalarıdır. Son yıllarda özellikle büyük şehirlerde arsa spekülasyonu yaygınlaşmış, inşaat işi ile uğraşanlar ve arsa spekülatörleri bu sebeple rant geliri elde etmişlerdir. Arsa spekülasyonu üzerinden sağlanan bu rant gelirlerinin gelir dağılımını bozucu ve sosyal adaleti zedeleyici etkileri ortaya çıkmış bulunmaktadır. Dolayısıyla taşınmazlardan sağlanan bu rant gelirlerinden kamunun pay almasını sağlamak bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu çalışmada servetin unsurlarından olan arsa ve araziler ele alınmıştır. Birinci bölümde servet, servet vergisi, arsa, arazi, rant gibi temel kavramlar teorik düzlemde ortaya konulmuştur. İkinci bölümde arsa ve arazilere yönelik mevcut yasalarda düzenlenen mali yükümlülükler ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise kentsel rantların mevcut yasalarca vergilendirilmesi üzerine genel bir değerlendirme yapılarak öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Servet vergileri, arazi-arsalara ilişkin mali yükümlülükler,kentsel rant
Hüdavendigâr eyaleti Burusa sancağı Domaniç kazası 1261 (1845) tarih ve 7712,7714,7719,7725,7731,7732 numaralı temettu'ât defterleri transkripsiyonu
Osmanlı Devleti, hüküm sürdüğü dönemde ki diğer devletlerde olduğu gibi, büyük ölçüde giderlerini halktan topladığı vergilerle gidermeye çalışan bir devletti. Osmanlı Devleti, vergi sisteminde Tanzimat Dönemi'ne kadar tam bir usül yoktu. Tanzimat'tan sonra Osmanlı Devleti'nin vergi sisteminde köklü değişiklikler yapıldı. Bu döneme kadar alınan bazı vergiler kaldırılarak tüm halkın gelirine göre ve eşitlik esasına dayanan temettu' vergisi konulmuştur. Devletin, halktan aldığı bu temettu' vergilerinin kaydedildiği defterlere de Temettu`ât Defterleri denilmiştir.Tanzimat'tan sonraki dönem hakkında özellikle, 19. yüzyıl Osmanlı Devleti sosyal ve ekonomik yapısı hakkında önemli bilgiler veren Temettu`at Defterleri günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunmaktadır. 1988'de tasnif çalışmaları tamamlanan Temettu`at Defterleri araştırmacıların hizmetine sunulmuştur. Bu defterlerde tahriri yapılan yerleşim birimlerindeki nüfus, vergisi alınan ve alınmayan toprak, yetiştirilen ürünler, hayvanlar, ailelerin gelirleri, kira gelirleri, meslek ve sanat gelirleri kaydedilmektedir. Temettu`at Defterlerinde dönemin nüfus yoğunluğu, bölgenin arazi, iktisadi, ticari durumu ve zirai durumu, her türlü gelirleri, hayvan geliri ve dağılımı, ailelerin gelir ve refah seviyesi hakkında bilgiler bulunmaktadır. Bu defterlerdeki bilgiler ışığında, Osmanlı Devleti'nin toplumsal, iktisadi ve sosyal yapısı hakkında bilgi edinmek mümkündür.Yüksek Lisans tez çalışması olan bu Temettu`at Defterlerinden Burusa Sancağına tabi` Domaniç Kazası'na bağlı aşağıdaki köylerin Temettu`at Defterlerinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır.ML. VRD. TMT. 7712 Bulamur KöyüML. VRD. TMT. 7714 Çok KöyML. VRD. TMT. 7719 Berçin KöyüML. VRD. TMT. 7725 Domür KöyüML. VRD. TMT. 7731 Durabeğ KöyüML. VRD. TMT. 7732 Ilıcasu Köyü
1835 (H. 1251) tarihli Temettü`ât Defterlerine göre Akşehir'in bazı mahallelerinin (Hacı Ömer, Ahi Mahmud, Ahi Celal, Hacı Hamza, Kürekçi, Köhne İmâret, Kileci) sosyo-ekonomik yapısı
Osmanlı Devrinde, hususiyle Nasreddin Hoca'nın şehri olarak şöhret bulan Akşehir ve birkaç mahallesi'nin sosyal, ekonomik, iktisadi ve içtimai yapısı bu çalışmanın muhtevasını teşkil etmektedir. Bu incelemeyi yaparken başvurduğumuz en birincil kaynak temettuat defterleridir. Biz bu çalışmamızda Karaman eyaletine tâbi Akşehir sancağının durumunu temettuat defterlerini temel alarak ortaya koymaya çalıştık. Bu defterlerden elde ettiğimiz bilgileri tarihi süreç içerisinde mukayese yoluyla değerlendirmeye çalışarak ortaya çıkan verileri tablolarda ayrıntılarıyla göstermeye çalıştık. Çalışmamızda kullandığımız kaynakların genel bir değerlendirmesi ve bunu müteakip Akşehir bölgesinin tarihi ve coğrafyasını tahlil etmeye çalıştık. Genel olarak Osmanlı idare sistemi, eyalet idaresi ve Osmanlı idare teşkilatında Akşehir sancağının temettuat kayıtlarını baz alarak inceledik. Akşehir'in ziraî yapısına değinilerek ziraat sahaları, yetiştirilen ürünler ve bunlardan alınan vergiler temettüat defterlerine akseden kayıtların verdiği imkân ölçüsünde tespit ettik. İktisadi yapı başlığı altında Akşehir'in ticari ve sanai faaliyetlerini inceledik ve bu konu hakkında genel manası ile ilgili bilgiler vermeye çalıştık. Çalışmamızda Osmanlı Devleti'nin klasik dönem vergi sistemi hakkında bilgiler verilmeye çalıştık, şeri ve örfi vergi sistemleri üzerinde durduk. Daha sonra ise Tanzimat sonrası vergi sistemi hakkında bilgiler verdik ve çeşitleri üzerinde durduk. Akşehir'e ait defterlerin transkripsiyonu aslına uydun olarak çevirmeye çalıştık. Çalışmamızda İncelenen defterlerin verilerinin değerlendirmesine yer verdik.
H. 1261 tarihli 08739-08742 numaralı Temettu'at Defterlerinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi
Tanzimat'ın ilanıyla birlikte değişik şekillerde alınan vergilerin bir kısmı kaldırılarak, herkesin ödeme gücüne göre yeniden düzenleme yapılmış ve hane reislerinin gelirlerini tespit prensibine dayanan Temettu vergisi konulmuştur. Bu verginin kaydedildiği defterlere de Temettu'at defterleri adı verilmiştir.19. yy sosyo-ekonomik yapısı hakkında oldukça önemli bilgiler veren Temettu'at defterleri, günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunmaktadır. 1988 de tasnif çalışmaları tamamlanarak araştırmacıların hizmetine sunulan Temettu'at defterleri vergiye tabi toprak, hayvan, kira gelirleri ile meslek ve sanat gelirlerinin kaydedilmesi ile oluşmuştur. Temettu'at defterlerinin dönemin nüfusunu, bölgenin iktisadi ve ticari durumunu, arazi yapısını ve zirai üretimi gibi pek çok konuda bilgi bulmak mümkündür.Yüksek lisans tez çalışması olarak bu defterlerden aşağıda bulunan Kütahya' ya ait mahallelerin transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapıldı;BOA.ML.VRD.TMT 08739 Saray MahallesiBOA.ML.VRD.TMT. 08742 Çerçi Süleyman MahallesiAnahtar Kelimeler; Temettu'at defteri, Ekonomik ve Ticari şartlar.
H. 1261 tarihli 08576?08577?08584 numaralı Temettu'at Defterlerinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi
Çağdaşı olan diğer devletler gibi Osmanlı Devleti'nin de en önemli gelir kaynağı, halktan topladığı vergilerdi. Devletin vergi sisteminde, Tanzimat Dönemi'ne kadar tam bir oturmuş düzen yoktu. Ancak Tanzimat'tan sonra vergi sisteminde köklü değişiklikler yapıldığını görüyoruz. O zamana kadar alınan vergilerin kaldırılmış ve halkın gelirine göre, eşitlik ilkesi çerçevesinde ?Temettuât? vergisi toplanmaya başlanmıştır. Devletin halktan aldığı bu vergileri kaydettiği defterlere de ?Temettuât Defterleri? denilmiştir.Defterlerin tutulduğu dönem hakkında, özellikle de 19. yüzyıl Osmanlı Devletinin sosyo-ekonomik yapısı hakkında önemli bilgiler veren Temettuât Defterleri, günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunmaktadır. Şöyle ki; bu defterlere ait olduğu yerleşim yerine ait nüfus, vergisi alınan-alınmayan topraklar, yetiştirilen ürünler, beslenen hayvanlar, ailelerin gelirleri ayrıntılarıyla kaydedilmektedir. Böylece temettuât defterlerine bakarak bölgenin ve dönemin nüfus yoğunluğu, arazi, iktisadi, ticarî ve zirai durumları hakkında önemli bilgiler edinebiliriz.Yüksek lisans tez çalışması olan bu araştırmada Kütahya sancağına tâbi Altuntaş nahiyesine bağlı aşağıdaki köylerin temettuât defterlerinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır.ML. VRD. TMT. 08576Akca KaryesiML. VRD. TMT. 08577Zımmiyye KaryesiML. VRD. TMT. 08584Nefs-i AltuntaşAnahtar Kelimeler : Temettuât Defterleri, Vergi Sistemi
Tax expenditure practices in the 19th century Ottoman public finance system
This thesis examines how the tax expenditure, which is consisted of tax exemption, tax reduction, tax refund, tax deferral, and rate relief, was used in the 19th century Ottoman State public finance system as a tax policy tool. It begins by sketching the definition and arguments against and in favor of tax expenditure, focusing first on the importance, effects, and views concerning this concept. The next part charts the general outlook of the Ottoman State Public Finance system by discussing the Post-Tanzimat public finance case, changes in perception within the Ottoman fiscal mind, developments in fiscal administration, and developments in taxation. The thesis goes on to investigate the reasons behind the tax expenditure practices by using the archives, which compiled from the Ottoman Archives and the National Archives, as well as British newspaper articles, under the headings of economic, fiscal, social, political, and religious issues, and then on practices in the context of county experiences s, which are Britain, Russia, Germany, and France. It, in the end, makes a general assessment regarding all these explanations. In retrospect of the practices of the tax expenditure, these practices have been used in such a deep and wide manner as a fiscal policy tool for different purposes since the establishment of the Ottoman State. There were essential debates on the purpose and amount of tax expenditure in the archives, particularly during the post-Tanzimat Era. These debates were at the center of the reform movements introduced in this period. Within the context of these debates, tax expenditure practices have become a prominent tax policy tool in providing an equitable distribution of the tax burden, in the establishment of social justice, and in suppressing adverse social issues in Ottoman society.
Optimal vergileme açısından Türk vergi sisteminin değerlendirilmesi
Optimal vergi, adalet ile etkinlik arasındaki tercihi en iyi yansıtan ve aynı zamanda sosyal refah düzeyini maksimum seviyeye çıkaran vergi yapısıdır. Bu bağlamda optimal vergilemenin tarihsel gelişimine, ulaşılmak istenen amaçların neler olduğuna yer verilmiştir. Çalışmanın amacından hareketle, Türkiye özelinde vergi sisteminde yer alan vergilerin etkinlik ve adalet ilkelerine uygunluğunun tespiti yapıldı. Ramsey, Mirrlees gibi optimal vergilemeye ilişkin yaklaşımları olan kişilerin optimal vergilemeye ulaşmak için önerileri ile Adolf Wagner, Adam Smith ve modern maliyecilerin optimal vergileme ilkelerinin neler olmasını gerektiğine ilişkin çalışmalarına yer verilmiştir. Bu çalışmaların neler olduğu bu çalışmada yer almaktadır. Optimal vergi bileşimine nüfus, sermaye ve uluslararası hareketlere göre sürekli kendini güncellemesinden dolayı kesinlik belirten sınırlar çizilemese de elde edilen bilgilere göre Türk vergi sisteminde yer alan dolaysız vergilerin optimal vergileme ilkelerine etkinlik ve adalet açısından uygun olmadığına, dolaylı vergilerden katma değer vergisinin kısmen de olsa optimal vergilemenin etkinlik ilkesine uygunluk gösterdiğine ancak hem katma değer vergisinin hem de Özel Tüketim Vergisinin optimal vergilemenin adalet ilkesine uygunluk göstermediği tespit edildi. Anahtar kelimeler: Optimal vergileme, optimal vergilemenin amaçları, verginin tarihçesi, optimal vergileme ilkeleri, Türk vergi sistemi.
Türkiye'de gönüllü vergi uyumunu etkileyen faktörler
Geçmişten günümüze vergi gelirleri, devletlerin harcamalarını gerçekleştirmesi için kullandığı en önemli kalem olmuştur. Mükelleflerin vergi ödevleri karşısında gösterdikleri tavır ve tutumlar vergi gelirleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilmektedir. Mükelleflerin vergi ödevini gerçekleştirme konusunda göstereceği isteksizlik, vergi karşısında olumsuz davranışların gelişmesine ve vergi gelirlerinde azalmaya neden olabilecektir. Vergi bilincinin yeterince gelişmemesi, vergi politikalarının mükellef odaklı olmaması vergiye karşı olumsuz davranışların gelişmesinde etkili olabilmektedir. Mükelleflerin vergi uyumunu sağlamak amacıyla toplumu yönetenlerde yeterli vergi bilincine sahip olmalıdır. Vergi uyumunun gerçekleşmesi bireysel bir olgu olmasının yanı sıra aynı zamanda toplumsal bir olgu olarak da değerlendirilmelidir. Vergi uyumunun ve vergiye karşı davranışları etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi için Hatay ilinde 300 mükellef ile 34 soruluk anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Amaç anket sorularına verilen yanıtlardan elde edilen sonuçlardan hareketle mükelleflerin vergi uygulamaları karşısındaki düşünce, tavır ve davranışları hakkında tespitte bulunmaktır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde vergi kavramı teorik olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde mükelleflerin vergiye uyumunu etkileyen faktörler incelenmiştir. Son bölümde ise anket sonuçlarının frekans değerleri ve yapılan çapraz tablolar analizi yer almaktadır.
Vergi adaleti ve 2000 sonrası dönemde Türk vergi sisteminin vergi adaleti açısından değerlendirilmesi
Vergi adaletinin sağlanması vergi sistemlerinin temel amaçlarından birisidir. Ülkemizde vergi adaleti konusu her zaman tartışılan bir konudur. 2000 sonrasında dönemde ülkemizde vergi adaletinin ne durumda olduğu, vergi adaletinin sağlanıp sağlanamadığı ve bu konuda yapılması gerekenler bu çalışmanın amacını oluşturacaktır. Vergi adaletinin sağlanması Anayasamızın öngördüğü bir düzenlemedir. Anayasamızın 73. Maddesinde "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır." denilmektedir. Dolayısıyla vergi adaletinin sağlanması konusu, anayasal bir görev olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca vergi adaletinin ekonomik olduğu kadar sosyal etkileri de dikkate alındığında konunun önemi ortaya çıkmaktadır. 2000 yılı öncesi ve sonrasında vergi adaleti konusunda yaşanan gelişmeler ve bunların karşılaştırılması, aynı zamanda birçok ekonomik ve sosyal değerlendirmeler yapılmasına da imkân sağlayabilecektir. Bir başka açıdan da uygulana ekonomik ve mali politikaların ülkemizde vergi adaletinin sağlanması konusunda ne tür etkiler meydana getirdiğinin tespiti de mümkün olabilecektir. Araştırmada vergi adaleti hakkında öncelikle literatür taraması yapılacaktır. Çeşitli yönleriyle vergi adaleti kavramı incelendikten sonra, Türk Vergi Sistemi'nin genel yapısı hakkında bilgi verilecektir. Ülkemizde vergi adaletinin boyutunu ortaya koyduktan sonra, daha adil bir vergi adaletinin sağlanabilmesi için yapılması gerekenler ortaya konulmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Vergi Adaleti, Vergi Yükü, Dolaylı Vergiler, Dolaysız Vergiler
Türkiye'de yapılan vergi incelemelerinde verimlilik ve etkinlik
Vergi, devletlerin kişilerden kanuna dayanarak topladıkları, kamu ihtiyaçlarını karşılama amacı güden önemli bir finansman kaynağıdır. Ancak vergi toplama işlemi cebri yollardan ve karşılıksız olarak yerine getirilmesinden dolayı bazı vergi mükellefleri veya sorumluları, vergilerini eksik ödeme ya da hiç ödememe yolunu tercih etmektedirler. Yasal olmadığı ve cezası olduğu bilindiği halde bu yolu tercih edenlerin ortaya çıkarılmasını sağlayan, ödenmeyen ya da eksik ödenen bu vergilerin tarhının yapılmasını sağlayan yöntem de vergi incelemesidir. İdare tarafından yapılan vergi incelemelerinin etkin ve verimli olduğu, az gelişmiş veya Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki vergi kaçakçılığı oranını azaltmasıyla ölçülebilmektedir. İdarenin vergi incelemesi işlemlerini yerine getirirken kullandığı yöntemler, mükellef seçimi, inceleme süreci, yaklaşım tarzı, incelemenin sürekliliği ve personel sayısı gibi daha birçok unsur vergi incelemesinin verimli ve etkin olmasındaki temel unsurlardır. Çalışmamızda 10.07.2011 tarihli KHK doğrultusunda yeni kurulan Vergi Denetim Kurulu (VDK) Başkanlığı bünyesinde yapılan vergi incelemeleri ve Vergi Usul Kanunu'nda (VUK) belirtilen diğer inceleme yapmaya yetkili olanlar tarafından yapılan vergi incelemelerinin yıllar itibariyle verimliliği ve etkinliği değerlendirilecektir. Bu doğrultuda çalışmanın birinci bölümünde Türk Vergi Sistemi ve vergi yapısı ele alınacak, ikinci bölümde vergi denetimi ve vergi denetim yollarından birisi olan vergi incelemesi konusu ayrıntılı bir şekilde işlenecektir. Son bölümde ise AB ülkelerindeki vergi incelemelerine değinilerek GİB ve VDK Başkanlığı tarafından yapılan incelemelerin sonuçları ele alınarak, alınması gereken önlemler ve birtakım öneriler belirtilecektir Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Ġncelemesi, Etkinlik, Verimlilik.
Türk vergi sistemi ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları açısından menkul kıymetlerin değerlemesi
İşletmelerin finansal tabloların doğruluğu ve gerçeğe uygunluğunu amaçlayan Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nın aksine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu vergi matrahının aşındırılmasını önlemeye çalışan koruyucu bir bakış açısı ile mükelleflerin uyacakları değerleme hükümlerini düzenlemiştir. İktisadi işletmeler atıl fonlarını çeşitli finansal araçlara yatırım yaparak gelir elde etmeyi ve kar maksimizasyonu sağlamayı amaçlamaktadır. Değerleme günü itibariyle finansal araçların değerlerinin ölçümü ve getirilerinin tespit edilmesi finansal tabloların doğruluğu ve gerçeğe uygunluğu açısından önem arz etmektedir. Finansal araçlar içerisinde yer alan menkul kıymetler ve menkul kıymetlerin değerleme ölçüleri Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları ile Türkiye Finansal Raporlama Standartları uygulamalarında farklılık göstermektedir. Vergi Usul Kanunu menkul kıymetlerin değerlemesinde uyulacak değerleme ölçülerini vergi matrahının aşınmasına engel olacak şekilde ve ticari işletmelere inisiyatif bırakmadan belirlemiştir. Türkiye Muhasebe Standartlarında ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarında yer alan ölçüm esasları ise işletmelerin finansal durumlarını gerçeğe en yakın olacak bir şekilde yansıtmayı amaçlamıştır. Mevcut düzenlemeler; vergi kanunları, Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları arasındaki uygulama farklılıkları ve uygulama farklılıklarının iktisadi işletmelerin finansal tablolarına etkileri ile bu etkilerin düzeltilmelerine ilişkin muhasebe uygulamalarının önemini artırmaktadır. Kanaatimizce VUK değerleme ölçülerini TMS/TFRS ölçme esasları ile uyumlaştıracak yasal düzenlemeler ile menkul kıymetlerin değerlemesinde uluslar arası standartlar yakalanmış olacaktır. Ayrıca; işletmeler, herhangi bir dönüştürme işlemi yapmadan, finansal raporlarını defter kayıtları veri alarak uluslar arası standartlara göre elde edebileceklerdir. Böylece işletmeler doğru, tarafsız ve güvenilir bilgi sunan finansal tablolar elde ederek finansal tablolardan beklenen ölçme ve bilgilendirme gibi temel amaçları sağlayacaklardır.
Türkiye'de profesyonel futbol kulüplerinin ve futbolcuların vergilendirilmesi
"Türkiye'de Profesyonel Futbol Kulüplerinin ve Futbolcuların Vergilendirilmesi" isimli çalışmamızda temel konu, var olan küreselleşme akımının etkisiyle beraber, futbolcu oynama haklarının kulüpler arası geçişi esnasında oluşan yüksek bedeller ve bu bedellerin gerek futbol kulüpleri, gerekse de futbolcular açısından vergilendirme altına alınması çabasının incelenmesi ve buna bağlı olarak da ortaya çıkan ve çıkması muhtemel sorunlara, yabancı ülke örnekleri ile beraber yaklaşarak, çözüm önerilerinde bulunmaktır. Bu çalışmada, spor ve spor faaliyetlerinde yer alan kurum ve kuruluşların tarihsel gelişimi irdelenerek, kuruluşundan günümüze kadar, bu büyük organizasyon içerisinde yer alan kurum ve kişiler, ayrıntılı olarak değerlendirilmeye çalışılacaktır. Ülkemiz vergi sisteminde amatör futbolcular, belirli bir ücret almamakla beraber, parasal bir takım menfaatler elde ederek, sportif yaşamlarını sürdürmektedirler. Dolayısıyla, vergiye muhatap da olmamaktadırlar. Profesyonel futbolcular ise ücret karşılığında, profesyonel futbol faaliyetini gerçekleştirmiş oldukları için, vergisel anlamda mükellef konumunda yer almaktadırlar. Bu nedenle, çalışmamızda profesyonel futbolun kurum ve kişileri ile beraber, vergisel manada ne gibi avantajlara ve dezavantajlara sahip olduğu irdelenmeye çalışılacaktır. Türk futbolunda yer alan bu kişilerin, vergi kanunları ile olan ilişkileri ortaya konulmaya çalışılacak, bu bağlamda ülkemizde, profesyonel futbolun vergilendirilme anlayışı ve vergi istisnaları değerlendirilecektir. Çifte vergilendirme konusu, tanım ve istisnalarıyla açıklanmaya çalışacak ve ülkemizde profesyonel futbol faaliyetini icra eden yabancı uyruklu oyuncular açısından, genel bir değerlendirme yapılacaktır. Ücret geliri, nelerin ücret olarak sayılacağı ve sayılamayacağı belirtilerek, profesyonel futbolcuların elde etmiş oldukları gelirler ve bu gelirlerin hangi kanunlara göre, nasıl vergilendirilme altına alındıkları yabancı ülkelerdeki uygulamalarla kıyaslanarak, açıklanmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Türk Vergi Sistemi, Profesyonel Futbol Kulüpleri, Profesyonel Futbolcular, Ücret Geliri, Ücret Gelirinde Stopaj.
Türk vergi sisteminde istisna ve muafiyet uygulamalarının vergilemenin mali amacı bakımından değerlendirilmesi
ÖZET Tarihi gelişim sürecinde vergilemenin amaçlan, devletin görevlerinin gelişimine paralel bir seyir izlemiştir. Klasik devlet anlayışı, devlete yüklediği görevler itibariyle vergilerin tarafsız ve sadece kamu harcamalarını karşılamak amacına yönelik olmasını savunmuştur. Klasik devlet anlayışına göre sadece kamu harcamalarını karşılamak amacıyla mali amaçla vergi toplanırken, refah devleti anlayışında vergileme ile mali amaçların yanında, ekonomik ve sosyal amaçların da gerçekleştirilmesine çalışılmaktadır. Bu amaçların gerçekleştirilmek istenmesinin sonucu olarak vergi gelirlerinin milli gelire oranı 20. yüzyılın başlarında % 5-15 arasında değişirken, 1930' lardan sonra bu oran giderek artmış ve % 25-40 arasındaki bir düzeye ulaşmıştır. Bu durum, milli gelirin yansına yakın bir kısmının (harcamalardan da yararlanmak kaydıyla) vergi yolu ile yeniden dağılıma tabi tutulması sonucunu yaratmıştır. Bu nedenle vergileme, 20. yüzyılda devletlerin elinde iktisadi ve sosyal hayatı düzenlemenin ve iktisadi faaliyetleri yönlendirmenin bir aracı olmuştur. Devletler, toplumsal fayda ve maliyetleri toplumda bireyler arasında kamu harcamalan, kamu gelirleri ve vergi harcamalan aracılığıyla dağıtmaktadır. Çoğu ülkede kamu harcamalan bütçe sürecinden geçirilerek belgeye bağlanırken, vergi harcamalan uygulamasında farklı durumlar ortaya çıkmaktadır. Bazı ülkeler kamu harcamalannda olduğu gibi, vergi harcamalannı da bütçe süreci ile birlikte belgeye dayandırmakta, bazılan bütçe dışında olsa da belgelendirmekte, bazılan ise her hangi bir işlem yapmamakta ve vergi harcamalanmn toplumsal fayda ve maliyetleri konusunda bir fikir oluşmamaktadır. Ülkemizde bu sonuncu grup arasında bulunmakta ve vergi harcamaları ile ilgili veriler her hangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaktadır. Bu çalışmada ülkemizde uygulanmakta olan vergi harcamalanmn en önemli bölümünü oluşturan vergi istisna ve muafiyetleri incelenmiştir. İlk sınırlama Türk Vergi Sistemi'nde vergi gelirlerinin yaklaşık olarak dörtte üçünü sağlayan gelir, kurumlar ve katma değer vergileri ele alınarak yapılmıştır. Gelir, kurumlar ve katma değer vergilerinde vergi harcamalanmn en önemli bölümünü oluşturan vergi istisna ve muafiyetleri; uygulama amaçlan, yürürlük süreleri ve bu düzenlemelerden kimlerin yararlanabileceği ele alınarak açıklanmıştır. Türkiye geneli vergi beyanname özetlerinden yararlanılarak hesaplanması mümkün bulunan vergi harcamalan hesaplanarak, vergi harcamalanmn vergilemenin mali amacı üzerindeki etkileri analiz edilmiştir.
Yolsuzluk - Türk vergi sistemi ilişkisi ve mücadele stratejileri
Yolsuzluk "özel kazanç elde etmek amacıyla kamu gücünün kötüye kullanılması" olarak tanımlanmaktadır. Yolsuzluk global bir problemdir. Yolsuzluk ekonomik, siyasal ve sosyal sistemin işlerliğini kısmen ya da tamamen yitirmesine neden olacak yasadışı ve/veya etik olmayan eylemler bütünüdür. Çalışmada yolsuzluğun özellikle ekonomik sistem üzerindeki etkileri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Son dönemde yapılan çalışmalar yolsuzluk olgusunun makro ve mikro ekonomik temelleri bozarak dar anlamda ekonomik krizlere, genel anlamda ise kaynak israfına yol açtığını açık bir şekilde göstermektedir. Türkiye'de, 1985- 2007 dönemine ait veriler kullanılarak yolsuzluk, vergi gelirleri, dolaylı- dolaysız vergiler, vergi yükü ve denetim oranı değişkenleri arasındaki nedensellik ilişkileri test edilmiş, ilişkinin yönü ve büyüklüğü ekonometrik VAR modeli kullanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmada bulunan ampirik sonuçlar, yolsuzluk değişkeni ile vergi yükü, dolaylı ve dolaysız vergiler arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi bulunduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca yolsuzluktan genel bütçe vergi gelirlerine ve denetim oranından yolsuzluğa doğru tek yönlü nedensellik bulunmaktadır. Bulunan sonuçlara göre uzun dönemde yolsuzlukla mücadelede en etkili değişken vergi yükü olmaktadır. Yolsuzlukla mücadeleye gerek ulusal gerekse küresel düzeyde son derece önem verilmektedir. Yolsuzlukla mücadele, süreklilik ve her alanda uygulamayı gerektirir. Bağımsız medya ve aktif sivil toplum yolsuzluklara karşı savaşta hayati öneme sahiptir. Yolsuzluk şeffaf toplumlarda daha kolay kontrol edilebilmekte ve bu nedenle de şeffaflık yolsuzluğu önleyici etkiye sahip olmaktadır. Önemli olan mücadele stratejilerini doğru belirlemektir. Kamuoyu tarafından desteklenen kararlı bir mücadeleyle başarıya ulaşılacaktır.
Türk vergi sisteminde sponsorluk kurumuna yönelik düzenlemelerin değerlendirilmesi
Globalleşmenin bir sonucu olarak işletmeler artık ürettikleri ürünler ile değil, topluma kattıkları değerler ile ön plana çıkmaktadırlar. Günümüzde şirketlerin, topluma ve çalışanlarına karşı olan saygısını ifade eden sosyal sorumluluklarını yerine getirirken kullandıkları en önemli araçlardan birisi ?sponsorluktur?. Sponsorluk, örgütsel amaçlar, pazarlama hedefleri ve/veya tutundurma stratejilerini desteklemek için bir oluşuma yatırım yapmak olarak tanımlanabilir. Gelişmiş ülkelerin çoğunda, sponsorluğa yapılan harcamalarda önemli bir artış olmuştur. Sponsorluğun gelişmesinin sebepleri; sigara ve alkol üzerindeki hükümet politikaları, reklam medyasındaki maliyet artışı, artan boş zaman nedeniyle ortaya çıkan yeni fırsatlar, sponsorluğu yapılan olayların medyada geniş olarak yer alması, geleneksel medyadaki etkinin azalması vb. dır. Çoğu zaman reklam ya da bağış ile karıştırılan sponsorluk; şirketlerin spor, kültür, sanat, sağlık, eğitim ve sosyal alanlarda toplumsal yararlar yaratmalarına katkıda bulunarak, kendilerini tanıtmalarını sağlamaktadır. Sponsorlukla satışı doğrudan etkileyecek ürün odaklı pazarlama veya farklı alanlarda topluma yarar sağlayarak şirkete imaj ve saygınlık kazandırma hedeflenmektedir. Ülkemizde devletin, vergi yasalarında yer alan vergi kolaylıklarıyla, spor konusunda olduğu gibi, eğitim, sağlık, sanat gibi temel sosyal konuları desteklemektedir.
Türkiye'de kurumlar vergisi uygulamasının vergi rekabeti açısından değerlendirilmesi
Küreselleşme ve beraberinde getirdiği hareketlilik, bir yandan ekonomilerin yeniden şekillenmesine, diğer yandan da vergilemeye ilişkin politikaların yeniden düzenlenmesine yol açmaktadır.1980'li yıllarda dünyanın gündemine girmeye başlayan küreselleşme olgusu, diğer birçok alanda olduğu gibi ekonomik alanda da önemli gelişmelere neden olarak uluslar arası sınırların kalmasının, malların, sermayenin ve işgücünün serbest dolaşmasına imkan yaratmıştır. Sermaye hareketlerindeki serbestleşme ve artan teknolojik gelişmeler, ülkeler açısından bir yandan yeni olanaklar sağlarken, diğer yandan önemli problemleri de beraberinde getirmiştir.Uluslararası vergi rekabetinin ülkelerin vergi sistemleri üzerindeki etkilerine bakıldığında ise, birçok ülkede farklı uygulamalara yol açtığı görülmektedir. Global alanda vergi kaçırma, vergiden kaçma, vergi cennetleri, tercihli vergi uygulamaları gibi birbirinden farklı oluşum ve sorunların ortaya çıktığı görülmektedir.Bu çalışma, birinci bölümde Türkiye'deki Kurumlar Vergisini, ikinci bölümde uluslararası vergi rekabetinin oluşumunu ve zaman içerisinde şekillenmesini, üçüncü bölümde ise Türkiye'nin gelişen vergi rekabeti kavramından nasıl etkilendiğini ve kurumlar vergisinde buna yönelik yapılan değişiklikleri içermektedir.Anahtar Kelimeler: 1) Kurumlar Vergisi 2) Küreselleşme 3) Uluslararası Vergi Rekabeti 4) Zararlı Vergi Rekabeti 5) Transfer Fiyatlaması
Hastane döner sermaye işletmelerinde muhasebe ve vergi uygulamalarının incelenmesi: Düzce Üniversitesi Hastanesi örneği
Bu çalışmada, Üniversite Hastanelerindeki Döner Sermaye İşletmelerinin muhasebe ve vergi uygulamalarının Tekdüzen Muhasebe Sistemine ve tabi olunan ilgili Vergi kanunlarına uygunluğu incelenerek sağlık yöneticilerine ve diğer finansal bilgi kullanıcılarına faydalı bilgilerin sunulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda Düzce İlinde faaliyet gösteren Düzce Üniversitesi Hastanesi Döner Sermaye İşletmesinin 2020 yılına ait muhasebe ve vergi işlemleri doküman inceleme metodu ile analiz edilmiştir. Döner Sermaye İşletmeleri, muhasebe işlemlerini Tekdüzen Muhasebe Sistemi çerçevesinde yerine getirmek durumundadır. Bu işletmeler vergi mevzuatı bakımından Katma Değer Vergisi, Gelir Vergisi ve Damga Vergisi hükümlerine tabi olup bazı vergisel muafiyetler ve istisnalardan faydalanmaktadır. Denetim açısından tüm faaliyetleri, bağımsız iç denetçiler ile 6085 Sayılı Kanun kapsamında Sayıştay denetçileri tarafından denetlenmektedir. Söz konusu işletmenin muhasebe uygulamaları açısından Tekdüzen Muhasebe Sistemine uygun muhasebeleştirme işlemleri yapmasına karşın maliyet muhasebe sisteminin olmadığı ve bazı hesap uygulamalarında farklılıklarının olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca finansal performans açısından giderlerin, gelirlerden daha fazla olduğu bu nedenle özellikle de malzeme alımlarında vadeli alımların yapıldığı tespit edilmiştir. En büyük gelirin Sosyal Güvenlik Kurumu geliri olduğu ve bu Kurumla Global Bütçe uygulama sözleşmesi yapıldığı görülmüştür.
- Negatif gelir vergisi özelinde- zekâtın modern vergi teorisi ile mukayesesi
Zekât, vergi ve negatif gelir vergisi fonksiyonları, ilkeleri ve unsurları itibariyle birbirleriyle bağlantılı kavramlardır. Ayrıca fakir ve muhtaçların sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi hizmetlerinin büyük bir kısmı hem zekâtın hem de negatif gelir vergisinin harcama kalemleri arasında yer almaktadır. Çalışmamızda bu konuların, klasik ve güncel kaynaklardan yararlanılarak yorumlanması amaçlanmıştır. Zekât ve negatif gelir vergisinin çağdaş iktisadi sistemlerde bulunan gelir dağılımındaki eşitsizlik ve yoksullukla mücadelede oluşan boşluğu, adaletli gelir dağılımı ve yoksullukla mücadele problemine karşı sağladığı katkıya vurgu yapılmıştır. Bu çerçevede zekât ve negatif gelir vergisinin, temel prensipler ve ilkeler bağlamında benzer ve farklı yönleri üzerinde durulmuştur. Zekâtın, teşrî sürecinden başlayarak Emevi ve Abbasi dönemlerine kadar devlet eliyle toplanıp ayette belirtilen sarf yerlerine dağıtılan önemli gelir kaynaklarından biri olduğu bilinen bir husustur. Ancak Hz. Osman'ın hilafeti döneminde zekât kapsamında olan malların zahirî ve batınî olarak ayrılması, batınî malların zekâtının mükelleflere bırakılması, zekâtın daha sonraki dönemlerde yavaş yavaş devlet elinden çıkarak, mükelleflerin yaptığı gönüllü malî bir yardıma dönüşmesi açısından kırılma noktası olmuştur. Bu durum mükelleflerin zekâtlarını dağıtıp dağıtmama hususunda özgürce hareket etmesine zemin hazırlamıştır. Sonraki dönemlerde de zekâtın dağıtımı günümüzde olduğu gibi tamamen mükellefin irade ve vicdanına bırakılmıştır. Bu çalışmada ilk dönemlerde olduğu gibi ülkemizde de zekâtın kurumsallaşmasının önemine vurgu yapılarak yeni bir model önerisinde bulunulmuştur. Önerilen bu model ile sistemli bir organizasyon ile var olan zekât potansiyelinden daha geniş kitlelerin pay almasının sağlanması hedeflenmektedir. Böylelikle zekât zengin ve fakir arasındaki gelir farkının azalmasında ve yoksullukla mücadelede daha etkin bir rol üstlenmiş olacaktır. Ayrıca zekâtın devlet tarafından organize edilmesi durumunda harcama kalemlerinden olan âmil, müellefe-i kulûb, ibni sebil ve fî sebilillâh sınıflarının da dağıtılan zekâttan pay alma imkânı sağlanmış olacaktır. Anahtar Kelimeler: Zekât, Vergi, Negatif Gelir Vergisi, Kurumsallaşma, Sosyal Güvenlik.
Türkiye'de global vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörlerin OECD ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak analizi
Türkiye'de global vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörlerin belirlenmesi bu çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır. Diğer taraftan vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörler değerlendirilirken OECD ülkelerinden örneklerle uluslararası karşılaştırma yapma imkanı sunulması amaçlanmaktadır. Bu amaçla birinci bölümde vergi yüküne ilişkin temel tanımlardan sonra OECD ülkelerinde vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörlerden bahsedilmiş, ikinci bölümde ise birinci bölüme paralel şekilde Türkiye'de vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörler incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Türkiye-OECD vergi yükü değerlendirmesi yapıldıktan sonra Türkiye'deki temel sorunlar ile vergi yükünün artırılmasına ilişkin önerilere yer verilmiştir. Sonuç olarak tüm bu değerlendirmeler ışığında Türkiye'de vergi yükü düşük olup, artırılması gerekmekle birlikte temel sorun doğru politika bileşenleri ile birlikte algının yönetilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sermaye azaltımı ve vergisel sonuçlarının analizi
Ekonomi, finans ve hukuk bilimleri açısından farklı anlamlara gelen sermaye, başta pay sahipleri ve ortaklık alacaklıları olmak üzere, ileride pay sahibi olması muhtemel kişileri, ortaklıkla ilişki halinde olan diğer gerçek ve tüzel kişileri ve şirketlerin vergi mükellefi olması nedeniyle de devleti yakından ilgilendiren bir kavramdır. İktisadi faaliyetlerin yürütülmesinde hayati önemi haiz sermayenin çeşitli ekonomik nedenlerle ihtiyari ya da sermaye kaybında olduğu gibi zorunlu nedenlerle azaltılması mümkündür.Sermaye azaltımı müessesesi Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 473, 474 ve 475'inci maddelerinde düzenlenmiştir. Sermayenin şirket alacaklıları için güvence oluşturma fonksiyonu dikkate alınarak, özü itibariyle bir esas sözleşme değişikliği mahiyetinde olan sermaye azaltımı diğer esas sözleşme değişikliklerinden farklı birtakım düzenlemelere ve sıkı kurallara tabi tutulmuştur.Ülkemizde uzun yıllar süren enflasyonist etkiler ve ağır işleyen maliyetli bir süreç gerektirmesi nedeniyle yaygınlık kazanamayan yapının; enflasyon oranlarındaki düşme eğilimine ve sermaye azaltımı sonucunu doğurabilecek şirket bölünmelerinin TTK ile yasal alt yapıya kavuşturulmasına paralel olarak eskiye oranla daha sık kullanılması beklenmektedir. Bu itibarla sermaye azaltımı müessesesinin, uygulamada yaygınlık kazanması öncesinde vergisel sonuçlarıyla birlikte ele alınması, irdelenmesi, tereddüt ve belirsizliklerden arındırılmış daha etkin işleyen esnek bir yapıya kavuşturulması önem arz etmektedir.Vergi kanunlarımızda sermaye azaltımının vergilendirilmesi hususunda açık bir hüküm bulunmamasına rağmen, uygulamada sermaye azaltımı neticesinde ortaklara yapılan ödemelerin kâr payı olarak nitelendirilmesinin ve kâr paylarının tabi olduğu vergilendirme rejimi kapsamında vergilendirilmesinin anayasal bir ilke olan vergilerin kanuniliği ilkesine uygunluğu tartışmalıdır.Bu çalışmada, ticaret hukuku, sermaye piyasası hukuku ve vergi hukuku bileşenleri dikkate alınarak eski ve yeni ticaret kanunu, vergi kanunları ve vergilendirme ilkeleri, sermaye piyasası mevzuatı, konuya ilişkin yargı kararları, vergi uygulamaları bir arada değerlendirilerek sermaye azaltımı müessesesi ve bunun vergilendirilmesi incelenmiş, başta sermaye azaltımının vergilendirilmesine ilişkin açık bir kanun hükmünün bulunmamasından kaynaklananlar olmak üzere uygulamada karşılaşılan sorunlara değinilerek bunların çözümüne yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Türkiye'nin vergi yapısı ve Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze vergi yapısındaki değişmelerin ekonomik etkileri
Çalışmamızdaki amaç cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar Türk vergi sisteminin yapısını tarihi süreç içerisinde analiz etmek, vergi yapısını oluşturan ve bu yapıda değişiklik yapan kanunları dönemler itibariyle özetlemek, bu kanunlarının çıkarılış amaçlarını açıklamak ve vergi yapısındaki değişikliklerin ekonomi üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Her bölümde o dönemle ilgili olarak Türkiye ekonomisinin ekonomik yapısı ile ilgili çerçeve bilgiler verilmiştir.Çalışmamızda özellikle vergi kanunlarının yayımlandığı resmi gazetelerden faydalanılmış, her bir kanun ayrı bir başlık halinde incelenmiştir. Ayrıca toplanan vergilerin, gayrisafi yurt içi hasıla ve toplam vergi hasılatı gibi büyüklükler içerisindeki oranlarına bakılmış olup OECD ülkeleri ile kıyaslaması yapılmış, Türk vergi yapısının sağlam temellere oturtulması için yapılan ve yapılması gereken reformlardan bahsedilmiştir. Anahtar Kelimeler:1. Banka2. Ekonomi3. Gelir4. Kanun5. Vergi
Uluslararası vergilendirme sorunları ve Türk vergi sistemi açısından etkilerinin analizi ve değerlendirilmesi
Küreselleşme kavramı çerçevesinde uluslararası piyasalarda ortaya çıkan vergilendirme sorunlarının incelenmesi ve uluslararası arenada ortaya çıkan vergilendirme sorunlarının Türkiye ekonomisine etkilerini Türk vergi sistemi çerçevesinde analiz edilmesini amaçlayan tez çalışması uluslararası vergilendirme sorunlarını ve bu sorunların Türk Vergi Sistemi açısından etkilerini kapsamaktadır.Küreselleşme ekonomik, mali, sosyal ve siyasal alanda birçok etkisi olan ve bu etkilerini bütün Dünya çapında hissettiren bir olgudur. Küreselleşme olgusunun en önemli etkilerinden biri vergi alanında olmuştur. Küreselleşme olgusu uluslararası vergilendirme sorunlarının boyutunu değiştirmiştir. Küreselleşme sonunda ortaya çıkan bu sorunlar devletlerin vergi sistemlerini derinden etkilemiştir. Küreselleşme olgusu beraberinde, elektronik ticaret, vergi rekabeti, transfer fiyatlandırması gibi vergilendirme sorunlarını getirmiştir. Bu sorunlar Türk Vergi Sistemi üzerinde de etki sahibi olmuştur.Elektronik ticaretin Türk Vergi Sistemi açısından etkileri ele alındığında bu etkiler, vergi kaybı, vergi idaresinin idari maliyetleri ve rekabet eşitsizliğinin vergi gelirlerine etkileri olarak karşımıza çıkar. Küreselleşme sonucunda ortaya çıkan diğer bir vergilendirme sorunu olan vergi rekabetinin etkileri, vergi gelirlerinin azalışı, vergi yükünün mobil olmayan üretim faktörlerine kayması ve kamu hizmet sunumu kalitesinin bozulması olarak özetlenebilir.Türk Vergi Sistemi üzerinde de etkileri olan uluslararası vergilendirme sorunlarının olumsuz etkilerinin en aza indirgenmesi, vergi kayıplarının ve vergilendirmedeki adaletsizliğin önüne geçilmesi için yeni düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Yapılacak olan bu düzenlemeler, devletlerin bireysel çabaları olarak kalmamalı, uluslararası platformda da uygulanacak düzenlemeler olmalıdır.