Public services
122 theses under this subject heading
6360 Sayılı Yasa ile büyükşehir olan Muğla İlinde yerel kamu hizmetlerinin dönüşümünün Marmaris İlçesi özelinde incelenmesi
Metropoliten kentlerin yönetimi, kamu yönetiminin önemli sorun alanlarından bir tanesidir. Türkiye'de bu alanda ilk somut adım 1984 yılında İstanbul, Ankara ve İzmir'de büyükşehir belediyeleri kurulmasıyla atılmıştır. İlerleyen yıllarda büyükşehir belediyesi kurulan il sayısı artmış ve 2000'li yıllara gelindiğinde Türkiye'de toplam 16 büyükşehir belediyesi kurulmuştur. Daha sonra 2012 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Yasa ile birlikte on üç büyükşehir belediyesi kurulmuştur. 2013 yılında ise Ordu ilinde de büyükşehir belediyesi kurularak, büyükşehir belediyesi sayısı 30'a yükseltilmiştir. 6360 sayılı Yasa ile büyükşehir belediyesi kurulan illerden biri de Muğla'dır. Bu tez çalışması, Muğla ilinde yerel kamu hizmetlerinde yaşanan dönüşümün Marmaris ilçesi özelindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda Marmaris Belediyesi'nin yıllık faaliyet raporları incelenmiştir. Elde edilen bulgular ile birlikte Yasa'nın Marmaris ilçesindeki etkisi siyasi, mali ve teknik boyutlarıyla değerlendirilmiştir. Son olarak elde edilen bulgular ışığında Yasa'nın uygulamada yaşanan sorunları tespit edilerek öneriler getirilmeye çalışılmıştır.
XIX. yüzyıl Osmanlı vakıf müesseselerinin dönüşümü ve kamu hizmetlerinin yürütülmesinde vakıfların toplumsal hayattaki rolü: Kütahya ili örneği
Osmanlı Devleti'nde XIX. yüzyılda başlayan modernleşme ve merkezileşme hareketleri iktisadi, idari ve askeri alanlardaki geleneksel kurumları etkilediği gibi vakıf müesseselerini de etkilemiştir. Vakıfların yürüttüğü geleneksel kamu hizmetlerinin yerine bu yüzyılda modern ve merkezi bir sistemin kurulması için reformlar yapılmaya çalışılmıştır. Ancak reformlar sonucu ortaya çıkan modern kurumlar ile geleneksel kurumlar ikili bir sistem ortaya çıkarmış ve bu yüzyıl boyunca geleneksel ve modern kurumlar kamu hizmetlerini birlikte yürütmüştür. Bu süreç içerisinde devlet modern kurumlara ağırlık vererek geleneksel kurumların modern kurumlara dönüştürülmesini sağlamıştır. Çalışmada, Osmanlı Devleti döneminde vakıfların yürüttüğü hizmetler günümüzdeki modern kamu hizmeti kavramı açısından değerlendirilerek eğitim, din, beledi, ekonomik ve sosyal hizmetler başlıkları altında sınıflandırılmıştır. Bu başlıklar altında günümüzde devletin görevi olan kamu hizmetlerinin vakıflar tarafından yürütüldüğüne yer verilmiştir. XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde başlayan modernleşme ve merkezileşme çalışmalarının vakıflar üzerindeki etkileri ele alınmış ve araştırma Kütahya ili özelinde sınırlandırılarak şehirdeki vakıflar üzerinde meydana gelen dönüşüm süreci incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Hizmeti, Vakıf, XIX. Yüzyıl, Osmanlı Vakıfları, Kütahya
Kamu örgütlerinde entelektüel sermayenin algılanmasına ilişkin bir araştıma: T.C. Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü örneği
Rekabetin sınır tanımaz boyutta yasandıgı bu yüzyılda, örgütlerin rekabette en önemli silahı yenilik, yeniligin kaynagı ise bilgidir. Soyut bir varlık olan bilginin elde edilmesi, depolanması ve yeni bilgilerin üretilmesi örgütlerin devamlılıgının en önemli kriteri haline gelmistir. Degere dönüstürülebilen bilgi olarak tanımlanan entellektüel sermaye bilginin örgütlere verdigi zenginligin göstergesi olarak ortaya çıkmaktadır. Örgütlerin en önemli zenginligi olarak kabul edilen entellektüel sermaye; insan sermayesi, yapısal sermaye ve iliskisel (müsteri) sermaye olarak üç kısım altında incelenmektedir. nsan sermayesi, örgüt çalısanlarının mesleki bilgi, beceri, insiyatif kullanabilme yetenegi ve yaratıcılık yetenegini kapsamaktadır. Yapısal sermaye, örgüt kültürü, dokümantasyonlar, müsterilere ve pazara ait bilgilerin depolandıgı veri tabanları, üretim süreçleri, patentler ve telif hakları ve bilgi teknolojisi sistemleri gibi degerleri kapsamaktadır. liskisel sermaye ise örgütün çevre ile kurmus oldugu iliskilerden elde ettigi degerleri kapsamaktadır. Ülkemizde 1990'lardan itibaren özel sektör örgütlerinin gündemine giren ve büyük miktarlarda yatırım yapılan entellektüel sermaye konusunda kamu örgütlerinin hangi noktada oldugu çalısmanın en önemli amacı olarak ortaya çıkmıstır.
Büyük veri ve kamu politikası: COVID-19 pandemi süreci dijital temas izleme uygulamaları üzerine uluslararası bir değerlendirme
Dijital çağda hükümetler büyük veri teknolojisini kamu yönetimi ve kamu politikası oluşturma süreçlerine dahil etmeye başlamışlardır. Bu çalışmaya başlarken büyük verinin kamu politikaları oluşturma ve uygulama sürecini nasıl değiştirdiği, politika oluşturma sürecine dahil edilen büyük verinin hükümetlere nasıl fayda sağladığı ve vatandaş katılımının büyük veri ile ortaya çıkan politika çıktıları ile arasındaki ilişkinin nasıl ilerlediği soruları ile yola çıkılmıştır. Doküman inceleme ve kaynak tarama tekniği kullanılmış ve ikincil verilerden yararalanılmıştır. Büyük verinin kamu politikası oluşturma sürecine dahil edilmesi politikların kanıta dayalı şekilde oluşturulması, hedeflerin daha net belirlenmesi, politikaların ekonomik ve sosyal etkilerinin senaryoya dökülebilmesi ve öngörü yeteneğinin kazanılması ile kaynakları rasyonel kullanabilme, yeni hizmetler üretebilme, kişiselleştirilmiş (ihtiyaca dayalı) diğer bir ifadeyle biray odaklı politikalar geliştirebilme, duygu durum analizi sayesinde politikaların kabul edilirliğini artırabilme ile vatandaşların daha çok etkiye sahip olduğu karar verme süreci oluşturabilme, kamu politikası oluşturma sürecini gerçek zamanlı kontrol edebilme ile değerlendirme sürecini her aşamada uygulayabilme, hızlı cevap verebilme ve anında müdahale edebilme yeteneği ile sürece katkı sağlamaktadır. Bu durumda hükümetler daha etkin, verimli, üretken, nitelikli mal ve hizmet sunan, meşru ve demokratik hale gelmiştir. Kamunun iş yapma süreçleri hızlanmış ve faaliyetleri insan kapasitesinin sınırlarını aşmıştır. Bu noktada Covid-19 pandemi döneminde devletler pandemiyi kontrol altına alabilmek için büyük verinin sunduğu avantajlardan yararlanmaya başlamıştır. Devletlerin insan istihdamının ve insan hızının yetersiz kaldığı küresel Covid-19 salgını döneminde büyük veri teknolojisinden faydalanarak oluşturdukları dijital temas takip uygulamarı pozitif vakaların bildirilmesini sağlayarak enfekte zincirinin önüne geçmeyi hedeflemişdir. Pandemi döneminde ülkelerin büyük veriden nasıl yararlandıklarını ortaya koymak amacıyla 30 ülke karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Covid-19 dijital temas izleme uygulamaları incelendiğinde oluşturulan politikaların dijital kesimi temsil ettiği, bu nedenle uygulamaya ne kadar çok kişi katılırsa uygulamaların ve oluşturulan politikaların daha başarılı olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Büyük veri hükümetlere pandemi sürecinde de verileri etkin bir şekilde yönetilebilmeyi, gerçek zamanlı işlenebilmeyi, hızlı hareket edebilmeyi ve anında müdahale edebilmeyi sağlamıştır.
Kamu politikası formülasyonunda bilgi ve iletişim teknolojilerinin rolü
Kamu politikası oluşturma süreci, toplumda karşılaşılan herhangi bir problemin tanımlanması ve bu problem için çözüm üretmek amacıyla hükümetin gündemine gelmesi, kamu kurumlarının çeşitli önerileri doğrultusunda formülasyonu, bir çözüm yolunda mutabakata varılarak uygulanması ve son olarak uygulanan kararın değerlendirilmesi şeklindedir. Bu kapsamda çalışmada, kamu politikası oluşturma sürecinin önemli basamaklarından olan önerilerin ve alternatiflerin sunularak şekillendirildiği formülasyon aşaması irdelenmiş, bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı da BİT'in kamu politikası formülayonunda ne gibi etkilerde bulunduğunu ve bunun sonucunda nasıl sorunlarla karşılaşıldığını literatür taraması yöntemi ışığında ortaya koymaktır. Bu çerçevede çalışmanın ilk iki bölümünde; kamu politikası ve BİT kavramları literatür temelinde incelenmiştir. Son bölümde ise uygulamalara, politikalara, karar verme sürecine ve BİT'in bu kavramlar üzerindeki rolüne yer verilmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlar doğrultusunda kamu politikası formülasyonunda BİT'in kullanılması politika için güvenilir, doğru veriler ve bu verilerin kanıtlanabilirliği için yeni bir ivme yarattığı görülmüştür. Böylece işlem maliyetleri oldukça azalarak politika hizmetlerinde erişim kolaylığı sağlamakta ve kaliteyi arttırmaktadır. Ayrıca E-demokrasi uygulamalarının hem merkezi yönetim hem de yerel yönetim bünyesinde politika formülasyonu ve karar verme sürecinde kullanılması, devlet ile vatandaş arasındaki ilişkilerde köklü değişimler göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Politikası, Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Formülasyon, E-devlet
Suriyeli sığınmacıların kamu hizmetlerine erişime ilişkin algısı: İzmir örneği
2010 yılında Tunus'ta boy gösteren Arap Baharı hareketi Ortadoğu coğrafyasında önemli derecede değişim ve dönüşüm yaratmıştır. Suriye, bu hareketin etkilerini 2011 yılında hissetmiş ve bu durum Mart 2011'de Suriye'de iç savaşın başlamasına sebep olmuştur. İç savaş neticesinde, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana dünyada görülen en büyük göç dalgası hareketi başlamıştır. Bu göç dalgasından en çok etkilenen ve en fazla sığınma talep edilen ülkelerden biri ise Türkiye olmuştur. Bunun sonucunda, Temmuz 2021 itibariyle 3.690.896 Suriyeli, Türkiye'ye sığınmacı olarak başvurmuş ve geçici koruma statüsüne sahip olmuştur. Bu çalışmanın amacı, Suriyeli sığınmacıların kamu hizmetlerine erişime ilişkin algısının tespit edilmesidir. Bu bağlamda, tezin ilk bölümünde kamu politikaları ve göç olgusu kavramsal çerçevede incelenmiştir. İkinci bölümde, Suriyeli sığınmacılara yönelik oluşturulan ve uygulanan kamu hizmetlerine değinilmiştir. Tezin son bölümünü ise İzmir ilinde 300 Suriyeli sığınmacı ile gerçekleştirilen anket çalışması neticesinde elde edilen veriler ve bulgular oluşturmaktadır. İzmir ili örneklem seçilerek 300 Suriyeli sığınmacı ile gerçekleştirilen anket sonuçlarına göre Suriyeli sığınmacıların istihdam, eğitim, sağlık, barınma ve güvenlik hizmetlerine erişime ilişkin algılarının genel olarak olumlu olduğu sonucuna ulaşılmış ve Türkiye'de kalma eğiliminde oldukları tespit edilmiştir. Buna karşın kültürel farklılıklardan kaynaklanan toplumsal uyum konusunda birtakım problemlerin yaşandığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sığınmacılar, Kamu Hizmetleri, Suriye, Uluslararası Göç, Entegrasyon Politikaları.
Kamu özel iş birliği modeline kuramsal ve uygulamalı bir bakış
İktisat;ihtiyaçları karşılamak için mal ve hizmetlerin üretim ve dağıtım faaliyetlerini inceleyensosyal bir bilim dalıdır. Devletler bu insan ihtiyaçlarını karşılamak için kamu hizmeti sunumunu uzun bir süre kendileri üstlenmişlerdir. Ancak kamu giderlerinin önlenemez yükselişi, bütçe kısıtı, kamu harcamalarının finasmanında kullanan vergi ve benzeri gelirlerin arttırılamayışı gibi sıkıntılar kamu hizmeti sunumunda ve finansmanında piyasalaştırma yolunda adımlar atılmasına sebep olmuş ve hizmetin devlet eliyle yürütülmesi politikası yerini özel kişilere bırakmıştır. 1980'li yıllarda benimsenen serbest piyasa ekonomisi politikası özel sektörün mal ve hizmet üretiminde öncü olmasını sağlamıştır. Küreselleşme ve neoliberal politikalar ile birlikte, hizmet talebindeki artış ve teknolojik gelişmeler karşısında sınırlı kamu fonları yetersiz kalmış, Kamu Özel İş Birliği Modeli yükselişe geçmiştir. Bu çalışmada son zamanlarda geniş bir uygulama alanı bulan Kamu Özel İş Birliği Modelinin devlet üzerinde yarattığı mali yükün mali tablolarda ki görünürlüğü ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler:Kamu hizmeti, Kamu Özel İşbirliği, Devlet, Özel Sektör.
Pozitif ayrımcılık ilkesi ışığında engelli istihdamı ve engellilerin hakları
Pozitif Ayrımcılık İlkesi Işığında Engelli İstihdamı ve Engellilerin Hakları isimli yüksek lisans tez çalışmam giriş, üç bölüm ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Söz konusu çalışmam kamuda engelli istihdamının hangi ilkeler ışığında, hangi usul ve esaslar çerçevesinde yapıldığı ve istihdam sonrasında ki engelli kamu çalışanlarının özlük haklarının neler olduğu konuları incelenmiştir. Bu doğrultuda; birinci bölümde engelli kavramının tespiti ve engelli haklarının tarihsel gelişimi üzerinde durulmuştur. Yine aynı bölüm içerisinde eşitlik kavramı ve pozitif ayrımcılık kavramları ayrıntılı şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde, Ülkemizin hukuk sisteminde engelli istihdamına ilişkin mevzuat ve ülkemizde kamuda engelli istihdamının gerçekleşme biçimleri ayrıntılı şekilde izah edilmiştir. Üçüncü bölümde kamuda istihdam edilmekte olan engelli bireylerin ve ailelerinin pozitif ayrımcılık ilkesi ışığında hangi haklara sahip oldukları hususlarına yer verilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Engelli Kavramı, Eşitlik, Pozitif Ayrımcılık, İstihdam, Engelli İstihdamı
Türk tarımında kamu yapılanması ve kamu hizmetlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma Türk tarımındaki kamu yapılanması ve bu yapı aracılığıyla sunulan hizmetlerin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere bakanlığa bağlı ve ilgili kuruluşlar ile tarıma hizmet veren diğer kuruluşlar yasal ve kurumsal açıdan incelenip bu yapılar aracılığıyla sunulan hizmetler ve uygulanan politikalar ilgili kurumların performans raporları da dikkate alınarak tartışılmıştır. Ayrıca buğday, pamuk, mısır, et, süt gibi temel ürünlerde OECD verileri ışığında politik göstergeler de ele alınarak uygulamada karşılaşılan sorunlar literatüre dayalı olarak tartışılıp çözüm olanakları geliştirilmeye çalışılmıştır. Son 10 yıllık çalışmalarda amaç tarımın kalkınması ve rekabet gücünün arttırılması, üreticilerin gelir düzeyinin iyileştirilmesi, doğal kaynakların sürdürülebilir varlığının korunması ve kullanımı yönündedir. Çalışma sonucunda tarımda bugüne kadarki kamu yapılanması ve bu yapı aracılığıyla sunulan hizmet ve politikalarda devamlılık, tutarlılık ve eşgüdüm anlamında önemli sorunların yaşandığı görülmüştür. Türkiye'de tarımın işleyişine yönelik uygulanan politikalarla yasal ve kurumsal yapılarda ihtiyaçlar ve çoğu zaman da politik tercihler doğrultusunda gerçekleştirilen yapısal değişikliklerden kaynaklı bu sorunlar bugün tam anlamıyla çözülebilmiş değildir.
Kamu hizmetlerinin alternatif sunumunda devlet rolünün değişmesi ve yeni arayışlar
ÖZET Devlet insanların birarada yaşama ihtiyacın sonucu ortaya çıkmıştır, insanlar, toplumsal ihtiyaçların giderilmesi için bir organizatöre ihtiyaç duydular. Devlet adını verdikleri bu organizatör, yetki ve sorumlulukları, bizzat halk tarafından belirlenen alanda hizmet üretecekti. Halk dilerse bu hizmet alanını genişletebilir isterse daraltabilirdi. Başlangıçtaki görevleri koruma ve güvenlik olarak belirlenen devlet, sonraları, ekonomik, sosyal ve siyasi sebeplerle bu alanı genişletmiştir. özellikle bu yüzyılın ikinci yarısında hız kazanan, büyüme niçin engellenemiyor? Devlet neden küçülemiyor? ya da nasıl küçültülebilir? Peki devlet mutlaka küçültülmeli midir? Bu sorular, ve devletin nasıl sarsıntısız küçültülebileceği, en azından, devletin temel görevlerini yok etmeden bu işin nasıl başarılabileceği, maliyecilerin sürekli cevap aradığı problemler olmuştur. Günümüzde, Liberalist görüş çerçevesinde devletin milli ekonomi içerisindeki rolünü ve sınırlarını belirlemeye yönelik araştırmalar yoğunluk kazanmıştır. Bu yaklaşımlar çerçevesinde, devletin ancak; devleti yönetenlerin sahip oldukları güç ve yetkilerin, (harcama, vergileme, borçlanma ve para basma gibi) anayasal kurallarla sınırlandırılması halinde küçülebileceği savunulmaktadır. Bunun için de, anayasada "kamusal mal ve hizmetlerin" ne.olduğu ve devletin faaliyet alanının genel çerçevesi kanunla belirtilmelidir. Bununla birlikte devlet her türlü üretim işinden elini çekmeli ve bir hakem rolünü oynamalıdır. Yeni yaklaşımların, devlete belirlediği alan, devletin asgari varlık sebebi olan ve onlar olmasa, devlete ihtiyaç kalmayacağı düşünülen; adalet, savunma, asayiş ve diplomasi çerçevesiyle sınırlandırılmıştır. Bunun yanında devletin, bir kısım yarı kamusal hizmet alanlarında da varolabileceği tartışılmaktadır. Özel sektörün yetersiz kaldığı düşünülen refah harcamaları alanı da, kimilerince "üçüncü sektör", kimilerince de gönüllü organizasyonlar (kar amaçsız kuruluşlar) olarak adlandırılan kuruluşlar tarafından yerine getirilebilecektir. Nitekim günümüzde, özellikle vakıf adı altında örgütlenen bu kesimin, kamuya yararlı pek çok hizmete (okul, hastahane, yurt gibi) imza attıkları bilinmektedir.Bu gün devletin, küçültülmesi ve kamuya sunulan refahın azaltılmaksızın, özel kesime devri için bir yönteme inanıyoruz. Bu da, refah harcamaları ve sosyal yardım hizmetleriyle eğitim ve sağlık gibi alanların gönüllü kuruluşlara bırakılması önerisidir. Bu uygulama siyaset tarihinde refah devleti uygulamasından çok önce başlamıştır. Gerçekten de insanların sosyal hizmet ve yardımlar için dini motiflerin etkisiyle harekete geçmeleri tarihin çok eski dönemlerinden beri varolagelmiştir. örneğin, Türk-İslam aleminde, bu uygulamanın karşılığı olan vakıf kurumunun tarihi, dört bin yıllık geleneğe dayanmaktadır. Sonuç olarak, Kamu hizmetlerinin üretiminde, devlet, bizzat kendisinin varlık sebebi olan; milli sınırların korunması, yurt içi asayişin sağlanması, yasama ve yargı görevlerinin dışında, hiçbir alana girmemeli ve bunların dışında kalan özel ve yarı kamusal nitelikli hizmetler de tamamen, kar amaçlı özel sektör ve kar amaçsız gönüllü organizasyonlar arasında dağıtılmalıdır.
Celal Bayar Üniversitesi öğrenci işleri e-devlet uygulamasının kamu tasarrufu üzerindeki etkisi
e-Devlet; devlet ve birey ilişkilerinde, devletin vatandaşa karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu görev ve hizmetler ile, vatandaşların devlete karşı olan görev ve hizmetlerini karşılıklı olarak elektronik ortamlarında kesintisiz ve güvenli olarak yürütülmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında üniversitelerin e-devlete geçebilmeleri için ?okul yönetimi ? öğrenci ? öğretim elemanı? ilişkisini elektronik ortama taşımaları gerekmektedir. Bu çalışmada bu ilişkiyi elektronik ortama taşımaya yönelik olarak Celal Bayar Üniversitesi'nde yapılan e-devlet uygulamaları incelenmektedir.Bu çalışmanın birinci bölümünde elektronik devlet kavramsal bir çerçevede ele alınmıştır. Elektronik devletin özellikleri, amaçları, etkileşim alanları, elektronik devlete geçiş aşamaları ve elektronik devletin yapılandırılmasına ilişkin sorunlardan bahsedilmiştir.İkinci bölümde ise Avrupa Birliği ekseninde yapılan e-devlet çalışmaları, Türkiye'de e-devlete yönelik oluşturulan kurum ve kuruluşların önemli e-devlet uygulamaları incelenmektedir.Üçüncü bölümde ise Celal Bayar Üniversitesi tanıtılarak, üniversitede e-devlet kapsamında yürütülen projelerden bahsedilmektedir. Özelikle de üniversitenin kendi geliştirdiği e-devlet uygulaması olan ?Öğrenci Bilgi Sistemi (ÖBİS)? ayrıntılı olarak incelenmektedir. ÖBİS öncesi ve sonrası iş akışları karşılaştırılmakta, e-devlet uygulamaları ile kamunun sağlayacağı fayda ÖBİS üzerinden anlatılmaya çalışılmaktadır.
Türk Vergi Hukukunda kamu alacaklarının korunması
Sosyal refah devleti anlayışının sonucu olarak artan kamu hizmetleri, kamu harcamalarının da artmasına neden olmaktadır. Devlet, kamu hizmetlerini yerine getirmek için gerek duyduğu finansmanı kamu gelirleri ile sağlamaktadır. Bu nedenle kamu alacaklarının zamanında ve eksiksiz tahsil edilmesi, kamu hizmetlerinin aksamaması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, kamu alacaklarının tahsili özel alacaklardan farklı olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile düzenlenmektedir.6183 sayılı Kanun'da kamu alacaklarının tahsilinde etkinliğin sağlanması ve kamu alacaklarının korunması amacıyla bazı uygulamalar öngörülmektedir. Buna göre, kamu alacaklarının korunması ve güvence altına alınması bakımından başlıca yöntemler; teminat, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk, rüçhan hakkı, iptal davası ve sorumluluk gibi müesseseler olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türk Vergi Hukukunda kamu alacaklarını doğrudan koruma altına alan müesseseler ile dolaylı olarak koruma altına alan müesseseler incelenmiş ve uygulamada karşılaşılan durumlar hakkında bilgi verilerek tartışmalı konuların çözümü noktasında öneriler sunulmuştur.
Dünyada ve Türkiye'de sağlık sistemlerinin ve kamu sağlık harcamalarının etkinliği: Karşılaştırmalı bir analiz
Günümüzde, kamu sektörünün ekonomik, mali ve sosyal yaşama yönelik uyguladığı politikaların karşılığı olarak değerlendirilen kamu hizmetlerinin ve bu hizmetlere karşılık gelen kamu harcamalarının etkinliğinin sağlanması en önemli unsurlardan biri haline gelmiştir. Kamu sektörünün yapmış olduğu harcamaların etkinliğinin gerçekleştirilmesi, kıt olan kaynakların en iyi biçimde kullanılarak, sunulması planlanan hizmetlerin yerinde ve yeterli düzeyde olmasını sağlamasının yanında toplumsal faydayı da arttırıcı bir unsur olmaktadır.1995-2010 döneminde, Türkiye ve seçilen ülke örneklerinde uygulanan sağlık sistemlerinin etkinlik göstergeleri açısından karşılaştırılmasını yapabilmek ve örneklem içinde karar verici birimlerin(ülkelerin) sundukları sağlık hizmetlerinin ağırlıklı payını oluşturan kamu sağlık harcamalarının etkinliğinin belirlenen yöntem açısından karşılaştırmalı olarak ölçümünü ve analizini gerçekleştirmek olarak belirlenen amaçlar çerçevesinde hazırlanan çalışma üç bölümden oluşmuştur.Çalışmanın birinci bölümünde, kamu ekonomisi açısından sağlık hizmetlerinin yeri ve önemine değinilmiştir. İkinci bölümde, Türkiye ve seçilen ülke örneklerinde sağlık sistem türlerine ve sağlık sistemlerinin etkinlik göstergeleri açısından karşılaştırılmasına yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, kamu harcama etkinliğinin kamu kesimi için neden önemli olduğuna vurgu yapılmıştır. Daha sonra, çalışma kapsamında Veri Zarflama Analizi yöntemi kullanılarak, 1995-2010 döneminde, Türkiye ve seçilen ülke örneklerinde kamu sağlık harcamalarının etkinlik ölçümü ve analizi gerçekleştirilmiştir.
Sanatın kamusal mali boyutlarının iktisadi kalkınma süreci bağlamında değerlendirilmesi
Çalışmanın konusunu ?Sanatın Kamusal Mali Boyutlarının İktisadi Kalkınma SüreciBağlamında Değerlendirilmesi? oluşturmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, sanatın sosyalve ekonomik katkılarını ele alarak, ülkelerin sanata yaklaşımlarını, sanatsal destekpolitikalarını incelemek, sanatın iktisadi kalkınmadaki rolü ve önemini ortaya koyabilmektir.Yöntem olarak, konuyla ilgili literatür araştırması yapılmış, süreli ve süresiz yayınlar,bildiriler, raporlardan faydalanılmıştır. Teorik çerçevede sanat ve sanat ekonomisi kavramlarıçeşitli yönleriyle ele alınmış, sanatın kamusal özellikleri, devletin sanata müdahale etmesiningerekçeleri, destekleme yöntemleri incelenmiş, çeşitli ülkelerin sanatı destekleme modellerideğerlendirilmiştir. Türkiye'de devletin sanata yaklaşımı, kurumsal ve mali boyutlarıyla elealınmış, Beş Yıllık Kalkınma Planları'nın sanata ilişkin hedefleri incelenerek, Kültür veTurizm Bakanlığı, TÜİK ve Maliye Bakanlığı'ndan elde edilen veriler ile hedef ve sonuçlaranaliz edilmeye çalışılmıştır.Günümüz ekonomisinde tüm ülkeler, sanatsal faaliyetleri destekleyerek kültürel vesanatsal değerlerin ekonomiye kazandırılması için çaba göstermektedirler. Sanatın ekonomiketkileri olduğu ve kalkınmanın vazgeçilmez bir aracı olarak görülmesi sanat ekonomisikavramını ortaya çıkarmıştır. Sanat, sanat endüstrileri yolu ile uygulanacak olan kültürstratejilerinin ekonomi ile bağlantısının kurulması, refah üretimini ve kalkınmayı sağlayarakyaratıcı ve yenilikçi bir ortam sunmaktadır. Gelişmiş ülkelerde sanatsal hizmet düzeyiyüksektir, bu ülkeler sanatı destekleme konusunda alternatif modeller geliştirmektedirler.
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e İzmir'de Kamu hizmeti imtiyazları
Osmanlı devletinde Kamu hizmetlerinde imtiyaz uygulaması, XIX. yüzyılda başlamış ve daha çok Batılı sermaye, demiryolu, madenler kentsel altyapı hizmetleri alanında yatırım yapmaya yönelmiştir. Osmanlı Devleti, başta İngiltere ve Fransa olmak üzere 1838-1846 yılları arasında pek çok Avrupa ülkesi ile imzaladığı ticaret anlaşmaları ile dış ticarette serbestilik prensibini benimsemiştir. Yabancıların iç gümrüklerden muaf tutulması, bazı mallardaki ihracat yasağının ve devlet tekelinin kaldırılması, Osmanlı Devleti'ni Avrupa'ya bol ve ucuz hammadde satan, buna karşılık Avrupa'dan mamul madde satın alan açık pazar haline getirmiştir. Bu suretle Osmanlı Devleti'ne, Tanzimat Döneminden itibaren pek çok yabancı sermaye yatırımı gerçekleşmiştir. Bu yatırımlar daha çok demiryolları, limanlar, fenerler, haberleşme, madenler ve kamu hizmetleri olarak kabul edilen su, havagazı, tramvay, elektrik vs. gibi alanlarda olmuştur. Osmanlı Devleti'nde daha çok yerel nitelikli kamu hizmetleri alanında imtiyaz yöntemi uygulanarak, yatırımları gerçekleştirecek kişi veya şirketlere imtiyazlar verilmiştir. Bu çalışmada da, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e uzanan süreçte, İzmir şehrindeki yerel nitelikli kamu hizmetlerinden, su, havagazı, elektrik ve tramvay imtiyazlarına dair yaşanan gelişmeler ele alınmıştır.
İdarenin mal ve hizmet alım yöntemleri ve bu süreçte yaşanan sorunlar
İdare, kamu hizmetlerini yerine getirirken mal ve hizmet alımına ihtiyaç duymaktadır. İhtiyacı olan alımları karşılarken belli usullere göre hareket etmek zorundadır. Bu konuda çeşitli yasal düzenlemelere gidilerek belli bir usul oluşturulmaya çalışılmıştır.İdarenin mal ve hizmet alım yöntemleri çeşitli olup, bu yöntemlerden kamulaştırma, devletleştirme ve istimval gibi usuller idare tarafından her zaman kullanılmayan istisnai yöntemlerdir. Bu yöntemlerin dışında idareler tarafından kullanılan mal ve hizmet alım yöntemi ise esas itibariyle 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda düzenlenmiştir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu yürürlüğe girmesiyle kamu alımlarında daha önce olmayan düzenlemelere gidilmiştir. Kanunun uygulanmasıyla birlikte, ihale sürecinde idareden ve isteklilerden kaynaklanan sorunlar incelenmeye çalışılmış olup, bu sorunlar, gerek yargı kararları ve gerekse de Kamu İhale Kurumu kararlar ışığında incelenmiştir. Bununla birlikte Kanun koyucu ve Kamu İhale Kurumu tarafından yapılan düzenlemeler idarenin ihtiyacı olan mal ve hizmetin kalitesini en üst seviyede tutmaya çalışmıştır. Ancak; uygulamada idarenin ihtiyacı olan mal ve hizmeti alımında çeşitli sorunlarla karşılaşıldığı görülmüştür. Karşılaşılan bu sorunlara öneriler getirilmeye çalışılmıştır.
Kamu hizmetlerinin sunumunda kamu özel işbirlikleri: Sağlık Bakanlığı örneği
Enerji, ulaştırma, eğitim gibi birçok alanda karşılığı olan kamu özel işbirliği mekanizmaları sağlık sektöründe de hayata geçirilmektedir. Ancak sağlık sektöründeki KÖİ uygulamalarının birtakım faklı yönleri vardır. Uzun süreli sözleşmelere dayalı olan ve sağlık hizmetinin sunumu, yönetimi, finansmanı, denetimi gibi birçok alt boyutu olan kamu özel işbirlikleri bütünleşmiş şehir hastanelerinde uygulanmaktadır. Bu çalışma kapsamında bütünleşmiş sağlık kampüsü olarak adlandırılan şehir hastanelerinde Kamu Özel İşbirliği geliştirilmesinin ne gibi sonuçlar doğuracağı, Türk Kamu Yönetiminde yeni bir hizmet sunum yöntemi olan işbirliği olgusunun kamu hizmetini nasıl etkileyeceği incelenmiştir. Çalışma kapsamında şehir hastaneleri politikasının geliştirilmesi, uygulanması ve sürdürülmesi sürecinde söz sahibi olan aktörlerle yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiş ve bu mülakatlar nitel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir.
Türkiye'de kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin yeniden yapılandırılması: Sorunlar ve öneriler
Ağız ve diş sağlığı genel sağlığın ayrılmaz bir parçası ve bir ülkenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyinin bir göstergesidir. Türkiye?nin ağız ve diş sağlığı düzeyi ise gelişmiş ülkelerin oldukça gerisindedir. Son on yılda kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde önemli gelişmeler olmasına rağmen, ağız ve diş sağlığı sorunlarını çözecek ve halkın ağız ve diş sağlığı düzeyini yükseltecek sistemli ve kapsamlı bir yeniden yapılanma çalışması ortaya konulamamıştır. Türkiye?de kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde yeniden yapılanma konusunu ele alan bu çalışmada; bir yandan ağız ve diş sağlığı sisteminin mevcut yapısı ve sistemde yaşanan sorunlar analiz edilirken diğer yandan dünyada çeşitli ülkelerde uygulanan kamu ağız ve diş sağlığı sistemleri ve reform stratejileri incelenmiştir. Ankete dayalı saha araştırmasında ise Türkiye?de İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması(İBBS)?na göre 12 bölgede kamu ağız ve diş sağlığı merkezlerinde çalışan 560 diş hekimi ve 84 yönetici ile 52 Türk Diş Hekimleri Birliği genel merkez ve oda yöneticisinin Türkiye?deki ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde yaşanan sorunlarla ilgili görüşlerine ve yeniden yapılanma ile ilgili önerilerine yer verilmiştir. Araştırmanın sonucunda, Türkiye?de ağız ve diş sağlığı hizmetleri için sağlık sistemi ile entegre, toplum temelli, kanıta dayalı, halk sağlığı yaklaşımını esas alan, koruyucu hizmet sunumunu önceleyen yeni bir organizasyon modeİi önerilmiştir. Türkiye?de ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin yeniden yapılandırılması için daha çok sayıda araştırmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Sözcükler 1. Ağız-Diş Sağlığı 2. Yeniden Yapılandırma 3. Ağız-Diş sağlığı Bakımı 4. Kamu Ağız-Diş Sağlığı Hizmetleri 5. Ağız-Diş Sağlığı Reformu
Alaeddin Trablusi'nin eseri Muinu'l-Hükkam'ın siyaset-i şer'iyye açısından tahlili
Siyâset-i şer'iyye kamu hizmeti sahasında, dinin genel prensiplerine ters düşmeyecek düzenlemeler ve bu alanda uygulamalar yapmaktadır. Siyâset-i şer'iyyenin adaletin gerçekleştirilmesi, haksızlığı yapanın yanına bırakılmaması, hakkın hak sahibine ulaştırılması, kimsenin haksızlığa uğratılmaması ve kamu yararının sağlanması şeklinde öneminden kısaca bahsedebiliriz. Siyâset-i şer'iyye, şer'in doğrudan düzenlenemediği mevzuları bir forma ve belli bir kaide içerisine koyar. Şer 'î hükümleri onun nihai sınırlarını belirler ve denetler. Memlüklerin hâkim olduğu topraklarda Trablusşam'da doğan Alâeddin Trablusî'nin siyâset-i şer'iyye alanında telif ettiği Muînü'l-Hükkâm adlı eseri bu alanda büyük bir ihtiyacı gidermiştir. Nitekim eser; zina, cinayet, hırsızlık, irtidât gibi hakkında hüküm belirlenmeyen suçların cezalarını siyâset-i şer'iyye açısından ele almıştır. Bununla beraber Trablusî, bu çalışmada kendisinden önce siyaset-i şer'iyye alanında ele alınmayan meseleleri inceleme konusu yapmış ve bu hususlarda içtihadlar ortaya koymuştur. Eserde aynı zamanda siyaset-fıkıh ilişkisinin değişik alanlardaki yansımalarını ele alınırken, siyâset-i şer'iyyeye karşı çıkan muhaliflere yönelik reddiyeler yapılmış ve Kur'an ve Sünnet'ten hareket bu anlayışın gerekliliğine yönelik istidlallerde bulunulmuştur. Bu nedenle Trablusî'nin Muînu'l-Hükkâm adlı eserinin siyâset-i şer'iyye açısından ele alınmasını gerekli görerek bu çalışmayı hazırladık. Anahtar Kelimeler: Siyaset-i şer'iyye, Alâeddin Trablusi, Muînu'l-hükkâm
Kamu hizmetine girme hakkı bakımından görevin gerektirdiği nitelikler
Kamu hizmetlerine girişte kanun ve ikincil mevzuatın adaylarda aradığı nitelikler, kamu hizmetine girme hakkının düzenlendiği Anayasa'nın 70. maddesinde görevin gerektirdiği nitelikler olarak isimlendirilmiştir. Söz konusu hükümde, kamu hizmetlerine girişte vatandaşlar arasında görevin gerektirdiği nitelikler dışında herhangi bir ayrım yapılmaması kuralı benimsenmiştir. Kamu hizmetine girme hakkı bakımından görevin gerektirdiği nitelikler, kendisine kamu görevinin verilmesi uygun ya da yaraşır olan kişilerin kamu görevlerine seçilmesi işlevi görmektedir. Görevin gerektirdiği nitelikler, memurlar bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda, diğer kamu görevlileri bakımından ise özel kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve ikincil mevzuat ile düzenlenmiştir. Anayasa görevin gerektirdiği niteliklerin düzenlenmesi bakımından kanunilik ilkesini kabul etmektedir. Bununla birlikte temel esaslar ile çerçevenin kanunda belirlenmiş olması kaydıyla idarenin düzenleyici işlemleri ile de görevin gerektirdiği nitelikler düzenlenebilecektir. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri bakımından kural olarak görevin gerektirdiği nitelikler konusunda düzenleme yapılamaz. Ancak Anayasa'nın özel olarak Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenmesini öngördüğü konularda, ilgili Anayasa hükmünün açıkça görevin gerektirdiği nitelikler konusunda düzenleme yapılmasına izin vermesi halinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenleme yapılabilecektir.
Yemen hukuk sisteminde yap işlet devret sözleşmeleri ve uygulamaları
Çalışmamızda Yemen Hukuk Sisteminde Yap İşlet Devret (YİD) sözleşmeleri ve uygulamaları incelenmiştir. YİD sözleşmesi, devlet altyapı projelerinin finansmanında kamu ve özel sektör arasındaki ortaklık biçimlerinden biri olarak kabul edilir. Devletin bütçesini mali yüklerle aşırı yormadan vatandaşların kamu hizmetleri açısından temel ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olur. YİD sözleşmelerinde proje şirketi, projeyi inşa eder ve belirli bir süre boyunca yönetir. Bu süre zarfında harcamalarını geri alır, kar elde eder ve ardından projenin mülkiyeti devlete iade edilir. Çalışmamız, YİD sözleşmesi kavramını doktrin ve alanında uzman uluslararası kuruluşlar nezdinde ele almış; bu sözleşmenin hukuki niteliğinin tanımlanması ve analizi konusundaki farklı içtihadi görüşlere açıklık getirmiştir. Çalışmamız, YİD sözleşmeleri ile ilgili yasal metinleri inceleyerek Yemen mevzuatına odaklanmış; böylece sözleşmenin taraflarını ve her birinin hak ve yükümlülüklerini ortaya koymuştur. Ayrıca YİD sözleşmesinin nasıl sona erdiği ve uyuşmazlıkların adli olan ve olmayan çözüm yolları da anlatılmıştır. Çalışmamızın ulaştığı neticelerden en önemlisi; özellikle bütçeleri büyük projeler ve devasa kamu hizmetleri oluşturmaya yetmeyen gelişmekte olan ülkelerde; bu sözleşmelerin, ekonomik kalkınma sürecinde oynadıkları rol açısından büyük önem taşımasıdır. Araştırmamızda ekonomik kalkınmadaki büyük önemleri nedeniyle bu sözleşmeleri düzenleyen yasaların çıkarılmasının hızlandırılması, bu sözleşmelerin takibi ve her aşamada uygulanmasının denetlenmesi görevini üstlenecek bir organ bulunması ihtiyacı, Yemen'de bir idari yargı kurulmasının ve bu sözleşmelerden doğan anlaşmazlıkları inceleme yetkisinin verilmesinin önemi gibi mevzularda birtakım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yap-İşlet-Devret, İdari sözleşme, İmtiyaz, Kamu Özel İşbirliği, Kamu Hizmeti.
Yeni kamu yönetimi anlayışında kamu hizmeti sunumu ve vatandaş/müşteri odaklılık
Geleneksel kamu yönetimi anlayışı, beklentileri ön plana almadaki yetersizliği ve verimsiz yapısıyla toplumsal sorunlara çare üretememeye ve yeni yönetsel sorunlar doğurmaya başlamış, nihayetinde de toplumlar yeni arayışlara girişmiştir. Bu çerçevede literatüre, 1980'lerde yaygınlaşan Yeni Sağ yaklaşımlarla beraber Yeni Kamu Yönetimi olarak adlandırılan yeni bir yönetim anlayışı yerleşmeye başlamıştır. Bu yeni yönetim anlayışı, serbest piyasa ve özel sektör çalışma prensiplerinin rasyonelliğinden yararlanma argümanına dayanmakta ve devlet etkinliğinin azaltılması, ademi merkeziyetçilik, özelleştirme, rekabetçi, kaliteli ve hızlı kamu hizmeti sunulması ve şeffaflık gibi ilkelere vurgu yapmaktadır. Bunların en önemlilerinden birisi de vatandaş/müşteri odaklılıktır. Özel sektörün müşterisine göre hareket etmesi gibi, kamu örgütlerinin de kamusal hizmetlerin sunumunda vatandaşları bir müşteri gibi görerek talep ve beklentilere göre hizmet politikalarını belirlemesi gerektiğini anlatan bu ilke, toplumsal ihtiyaçların doğru tespit edilerek karşılanabilmesi bakımından olumlu bir yaklaşımdır. Bununla beraber bu yaklaşımın gereği gibi uygulanabilmesi açısından da birtakım faktörlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. İşte bu çalışmada, kamu hizmetlerinin sunumunda vatandaş/müşteri odaklılığın olumlu yönlerine yer verilmekte ve özellikle de bu olumlu sonuçlara ulaşmayı engelleyebilecek potansiyel etmenlerin neler olabileceği tespit edilmeye çalışılmaktadır.
Kamusal hizmetlerin etkinliğini artırmada kurumsal iletişimin stratejik önemi: Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele birimleri
Bu çalışmada çağın, dünyanın ve ülkemizin büyük sorunlarından biri olan uyuşturucu madde kullanımı ve ticareti suçlarıyla mücadele eden birimlerde, kurumsal iletişimin önemini ortaya koymaya ve kavratmaya yönelik tespitler yapılıp öneriler geliştirme amaçlanmıştır. Halkla ilişkiler de dahil olmak üzere kurumların gerçekleştirdiği tüm iletişim çalışmalarını çatısı altında toplayan kurumsal iletişimin, Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve il birimlerinde uygulanışı ve önemi incelenmiştir. Birim personelinin kuruma bağlılığı, kurumsal kültür ve imajı, kurumsal saygınlığın tesisi ve tüm paydaşlarına yönelik iletişim çalışmaları detaylı olarak irdelenmiştir. Çalışma; merkez birimi, Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Samsun, Diyarbakır ve Van narkotik suçlarla mücadele birimlerinde görev yapan 1929 katılımcıya yönelik bir anket ve betimsel yöntemle yapılan bir araştırmayla tamamlanmış, SPSS 18 istatistik analiz programı kullanılarak yorumlar geliştirilmiştir. Araştırma sonucunda çalışanların, narkotik birimlerinin kurumsal iletişimine dönük olumlu bir algısının olduğu, kurumsal aidiyetin yüksek olduğu ve kurumsal itibara ilişkin de olumlu düşüncelere sahip olduğu görülmüştür. Narkotik birimleri açısından yapılan tespit ve önerilerin hem alan yazınına hem narkotik birimlerinin kurumsallaşmasına hem de emniyet teşkilatının diğer birimlerine yönelik fayda sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Ulusal sağlık sistemleri ve 1980 sonrasında Türkiye'de sağlıkta dönüşüm politikalarının incelenmesi ve değerlendirilmesi
Sağlık hizmetinin özellikli bir kamusal hizmet olduğunun ortaya konması ve dünyada uygulanmakta olan sağlık sistemi modelleri ve finansmanları incelenerek bu bağlamda Türkiye'de sağlık politikasına yönelik belirlenen sorunlara çözümler getirilmesi çalışmamızın temel amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusuda, sağlık hizmetinin özellikleri, sağlık hakkı gibi kavramlar incelenerek, çeşitli sağlık sistemleri değerlendirimiştir.Sağlıklı bir nesile sahip olmak toplumların varlıklarını sürdürebilmelerinin en önemli anahtarıdır. Günümüzde beşeri sermayesi yüksek olan toplumların ekonomik alanda daha başarılı oldukları bir gerçektir. Gelişmiş ülkeler sağladıkları ekonomik başarıda beşeri sermayenin önemini kavradıkça beşeri sermayeyi barındıran insanın sağlığına her geçen gün daha fazla önem vermeye başlamışlarıdır.Gelişmiş ülkeler koruyucu sağlık hizmetleri için daha çok sağlık harcama gerçekleştirirken Türkiye'de ise sağlık harcamalarının büyük bir kısmı ayakta sağlık hizmetleri ve tıbbi malzemeler için yapılmaktadır. Bu durum sağlık harcamalarının ve sağlık sistemlerinin etkinliği konusunda şüpheleri beraberinde getirmektedir.Türkiye göz önüne alındığında da dünyadaki sağlık sistemi modelleri incelenerek Türkiye'deki sağlık sisteminin gerek mevzuat gerekse uygulama yönünden yapılanmasının tamamlanması ve eksikliklerin belirlenerek giderilmesi önemlidir.Çalışmamız, konu itibariyle sağlık hizmeti ve finansmanında ülkelerin gelişmişlik düzeyleri, ekonomik gelişmelerin ve piyasa yapısının ülkeye özgü faklılıklar göstermesi ve ülkelerin farklı kültürel özellikleri sonucu sağlık hizmetinin önemini algılayışları ve sağlık hizmetinin geliştirilmesi için onu özellikli bir kamusal mal olarak önemli görüp görmemeleri şeklindeki değişkenler açısından çeşitli kısıtlamalara sahiptir.Çalışmamızda, sağlık sistemleri, dünyada uygulanmakta olan sağlık sistemi modelleri ve finansmanları, Türkiye'de mevcut sağlık sistemi, sorunları ve Türkiye'de sağlık politikalarındaki dönüşüm çerçevesinde nasıl bir sağlık finansman sistemi olması gerekliliği ve buna yönelik çözüm önerileri incelenmiş ve değerlendirilmiştir.