Batman
99 theses under this subject heading
Aşiret sisteminde dönüşüm-aşiretin kentte aldığı yeni şekiller-Batman örneği
"Aşiret Sisteminde Dönüşüm -Aşiretin Kentte Aldığı Yeni Şekiller- Batman Örneği" başlıklı bu çalışma, Batman il merkezinde ikamet eden aşiret mensuplarının modernleşme ve kentleşme süreciyle nasıl bir değişim geçirdiklerini anlamak amacıyla gerçekleştirilen nitel bir araştırmadır. Aşiretlerin günümüz kent hayatında nasıl bir görünüme sahip olduklarını anlamak için öncelikle aşiretin geçmişte neye benzediği anlaşılmaya çalışılmış ve bu yöredeki aşiret terminolojisi çerçevesinde, aşiret sisteminin "ideal bir tip"i oluşturulmaya çalışılmıştır. Böylece aşiretin tarihsel süreç içerisinde toplumsal olayları yönlendirmedeki etkisi, değişen şartlara karşıkendini konumlandırması ve sosyolojik açıdan bu kavramanın önemi üzerinde durulmuştur. Aynı çerçevede, bu yapının merkezileşme/modernleşme sürecinden ne şekilde etkilendiği de, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki toprak ile ilgili düzenlemeler, iskân politikası ve Tanzimat ile başlayan idarî/siyasî merkezileşme politikaları üzerinden kısaca değerlendirilmiştir. Araştırmanın teorik kısmında ayrıca kentin, kentleşme sürecinin ve kentliliğin sanayileşmeyle birlikte kazandıklarımodern biçimlerinin, tüm kentlilik ve diğer hayat biçimleri aleyhine evrenselleştiği ve diğerlerini sonlandırma sürecinde olduğu düşüncesinin hakim olduğu bir literatür içerisinde, diğer hayat biçimlerinin de varlığını "bir biçimde" sürdürdüğü ve kentliliğe tek bir "biçimin" model teşkil edemeyeceği düşüncesinin izleri sürülmeye çalışılmıştır. Araştırma alanından edinilen verilerin değerlendirilerek, aşiretin dönüşümünün toplumsal, siyasal, ekonomik ve dinsel görünümleri, özellikle gündelik hayata yansıyan boyutları üzerinden bir analize tabi tutulmuştur. Klasik/modernleşmeci sosyal bilim anlayışı, aşiretin, geleneksel zamanlara ait bir toplumsal biçim olduğu ve modern zamanlarda herhangi bir yerinin olmadığıyönündedir. Oysa araştırmamız, aşiretin yaşanan toplumsal ve küresel değişimlerden bağımsız olarak klasik örgütsel yapılanmasını sürdüremediğini; ancak geleneksel dünyayla iç içe geçmiş bulunan değer ve ilişkilerinin de yerini, modern değer ve ilişkilere bırakmadığını göstermiştir. Her iki dünyanın değer ve ilişkileri yan yana VIII yaşanmakta, bazen çatışma halinde ama bazen de uyumlulaşarak sürdürülmektedir. İnsanlar, bir yandan modern bir aidiyet biçimi olan modern ideolojilere kendini nispet etmekte, ama aynı zamanda geleneksel bir aidiyet biçimi olan "aşiret" aidiyetini de sürdürebilmektedirler. Kuşkusuz eğitim, yaş, cinsiyet, kentte kalış süresi gibi değişkenlerin yanı sıra, benimsenen modern ideoloji de aşirete aidiyeti belirleyebilmektedir. Anahtar Sözcükler: Aşiret, kentleşme, modernleşme, gelenek, töre, gündelik hayat
Ortaokullarda öğrencilerin disiplinsiz davranışları ve bu davranışların sebepleri(Batman ili merkez ilçesi örneği)
Bu araştırmanın genel amacı, ortaokullarda öğrencilerin sınıf içindeki disiplinsiz davranışlarını ve bu disiplinsiz davranışların sebeplerinin neler olduğuna ilişkin öğretmen görüşlerini araştırmaktır. Bunun için tarama modeli kullanılmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini 2012?2013 eğitim?öğretim yılı, Batman ili Merkez ilçesinde devlete bağlı ortaokullardaki branş öğretmenleri oluşturmaktadır. Verileri toplamak için Doç. Dr. Naciye AKSOY?un Geliştirdiği ?Öğretmenlerin sınıfta karşılaştıkları disiplin sorunları? ölçeği kullanılmıştır. Veriler, anketin örnekleme alınan 358 öğretmene uygulanmasıyla elde edilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 16.0 (Statistical Package for the Social Sciences) for Windows programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde hesaplamaları, frekans, ortalama değerler; bağımsız örneklemler için ?t? testi ve ikiden fazla grup karşılaştırmalarında ise Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) kullanılmıştır. Farklılaşmanın bulunması durumunda farklılaşmanın yönünü belirlemek amacıyla da Fisher?in En Küçük Manidar Farklar (LSD) testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre ortaokullarda sınıf içinde en sık karşılaşılan disiplinsiz davranışlar, izin istemeden konuşmak, verilen ödevleri yapmamak ve kavga etmek olarak tespit edilmiştir. Öğretmen görüşlerine göre öğretmenlerin sınıf içinde karşılaştıkları disiplinsiz davranışların ilk üç nedeni, ailelerin çocuklarının eğitimine olan ilgisizliği, televizyon ve diğer kitle iletişim araçlarında sergilenen şiddet olaylarının etkisi, ailelerin çocuklarına karşı olumsuz tutum ve davranışlar olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin sınıfta karşılaştıkları disiplinsiz davranışlar; cinsiyet, medeni durum, yaş, branş, kıdem ve sınıftaki öğrenci sayısına göre; sınıfta karşılaştıkları disiplinsiz davranışların sebepleri ise; cinsiyet, medeni durum, yaş, branş, kıdem ve sınıftaki öğrenci sayısına göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sınıfta karşılaştıkları disiplinsiz davranışlar ile bu davranışların sebepleri mezun olunan okula göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Ortaokul, disiplinsiz davranışlar, disiplinsiz davranışların sebepleri
Lise gençliğinde dini sosyalleşme; Batman il merkezi örneği
Bu çalışma, günümüzün değişen sosyo-kültürel ortamında sosyalleşen ergenlik çağındaki bireylerin dindarlık yöneliminin ve dini sosyalleşme kanallarının etkisinin araştırıldığı bir saha araştırmasıdır. Sosyalleşme sürecinde gençlerin dini inanç, tutum ve davranışları üzerinde yaş, eğitim, ekonomik durum gibi demografik özelliklerin yanı sıra aile, eğitim, toplumsal çevre ve kitle iletişim araçları gibi sosyal faktörlerin de önemli etkisi bulunmaktadır. Bu çalışmada, gençlerin dini toplumsallaşması üzerinde önemli rol oynayan demografik ve sosyal faktörlerin etki düzeyi araştırılmıştır. Buradan hareketle 8 hipotez geliştirilmiş ve saha araştırması sonucu ulaşılan bulgulardan hareketle hipotezler test edilmiştir. Araştırmanın evreni, Batman il merkezinde eğitim gören lise gençlerinden oluşmaktadır. Şubat-Mart 2019 tarihleri arasında, basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 731 deneğe Kişisel Bilgi Anketi, Dini Toplumsallaşma Faktörleri Anketi ve Dini Yönelim Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen bulgulardan hareketle örneklem grubunun hem demografik değişkenlere göre farklılaşma olup olmadığı incelenmiş hem de sosyalleşme kanallarının dini tutum ve davranışlar üzerinde etki düzeyi analiz edilerek hipotezler test edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 Windows paket programı kullanılarak istatistiksel analizi, t-testi (Independent- Samples T Tests), Varyans Analizi (Analysis of Variance, ONE-WAY-ANOVA), Tukey HSD (Post Hoc Comparision) testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, örneklem grubunun okul türü, sosyo-kültürel tabaka gibi demografik özellerine göre dini yönelimlerinde farklılaşma olduğu saptanırken yaşın herhangi bir farklılaşmaya yol açmadığı saptanmıştır. Ayrıca, bireylerin dini tutum ve davranışları üzerinde dini sosyalleşme faktörlerinin önemli etkilerinin olduğu tespit edilmiştir.
Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ve dindarlık ilişki üzerine bir inceleme (Batman ili örneği)
Hayatın devamı için artık vazgeçilmez bir öneme sahip olan internet ilk çıkış noktasının ötesinde farklı bir anlam kazanmış bulunmaktadır. Bu anlam dünyası özelde Müslümanları genelde ise bütün insanlığın inanan "dindar" bireyleri kapsamına almakta ve inançlarının hayata bakan taraflarını ortadan kaldırmaktadır. Yani internet sosyal medya alt başlığı ile alternatif ve çekici içeriği olan bir nevi -post modern din- konumunu kazanmış durumdadır. Bu durum özellikle gençlerde "bağımlılık" meydana getirmektedir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin dindarlık ve sosyal medya bağımlılığı ilişkisi incelenecektir. İlk bölümde genel olarak bağımlılık ve çeşitleri incelenmiştir. İkinci bölümde sosyal medya ve içerikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde din, dindarlık ve sosyal medya incelenmiştir. Son bölümde ise saha çalışmasından elde edilen veriler değerlendirilerek konu içeriği tamamlanmış ve sonuç bölümünde de sonuçlar, tespitler ve tavsiyeler dile getirilmeye çalışılmıştır.
Hipertansiyonlu hastalarda tedaviye uyum ve etkileyen faktörlerin incelenmesi
Bu çalışma, hipertansiyonlu hastalarda tedaviye uyum ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapıldı. Araştırma Batman Bölge Devlet Hastanesinde 1 Temmuz 2016 ve 31 Eylül 2016 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmanın örneklemini tedavi ya da kontrol için başvuran ve çalışmaya katılma kriterlerini sağlayan 285 birey oluşturdu. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Sosyo-demografik Frorm, Hastalık Algısı Ölçeği (HAÖ) ve Hill Bone Hipertansiyon Tedavisine Uyum Ölçeği (HBHTUÖ) kullanıldı. Araştırmanın uygulanması için etik kurul izni ve Batman Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği yazılı izni ve araştırmaya katılan hastalardan bilgilendirilmiş onam alındı. Araştırmaya katılan hastaların %84,6'sının 50 yaşından büyük, %56,1i'nin kadın, %65,9'nun beden kitle indeksinin 25 ve üzeri olduğu görüldü. HAÖ puanlarının yaş ile korelasyonunda kişisel kontrol ve tedavi kontrolü alt boyut puanlarında pozitif anlamlı bir ilişki olduğu saptandı (p<0,05). HBHHTU ölçeğinin kontrole gitme değişkenine göre total puanları arasında anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak hipertansiyon hastalarının HBHTUÖ'ne göre yaş, eğitim durumu, ilacı kullanma durumu ve kan basıncı ölçme sıklığı ile anlamlı bir ilişki bulundu. HBHTUÖ ile HAÖ arasında negatif yönde güçlü bir ilişki bulundu. Tedaviye uyumu etkileyen bu faktörler göz önünde bulundurularak, hastaların uyumlarını arttırmaya yönelik uygun hemşirelik girişimlerinin planlanması önerilmektedir
Yenidoğanların ilk ağrılı işlemi sırasında beyaz gürültü dinletilmesinin ağrı, konfor, ağlama süresi ve fizyolojik parametreleri üzerine etkisi
Bu araştırma, Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde; 9 Ekim 2021 ile 20 Mart 2022'de, yenidoğanlara ilk ağrılı işlemi olan K vitamini intramüsküler enjeksiyonu (IM) sırasında beyaz gürültü dinletilmesinin; ağrı, konfor, ağlama süresi ve fizyolojik parametrelerine etkisinin incelenmesi amacıyla 75 yenidoğanla randomize kontrollü deneysel olarak gerçekleştirildi. Beyaz gürültü grubunda bulunan yenidoğanlara K vitamini IM uygulamasından 5 dakika önce beyaz gürültü dinletilmeye başlandı, 5. dakikada aynı ebe tarafından IM uygulandı ve 5 dakika sonrasına kadar olmak üzere 10 dakikalık kamera kaydı alındı. Çalışmada; aksiyon kamerası tripota yerleştirilerek çekimler gerçekleştirildi. Veriler, Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu, Aileyi Tanıtıcı Bilgi Formu, Yenidoğan Ağrı Skalası (NIPS) ve Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği (YKDÖ) ile toplandı. Beyaz gürültü grubundaki bebeklerin ortalama ağlama sürelerinin (24.14±15.43) beyaz gürültü dinletilmeyen kontrol grubuna (40.03±13.58) göre oldukça düşük olduğu belirlendi (p=0.000). Deney grubundakilerin ağlama süresi (sn.), kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha düşük bulundu (Z=-4,428; p=0.000). Deney grubundakilerin işlem sırası ve işlem sonrası kalp atım hızları, kontrol grubundakilere göre anlamlı bulunurken (p<0.05), SpO2 değerleri de yüksek bulundu (p<0.05).YKDÖ ve NIPS ölçeğinin Cronbach alfa katsayısı değerleri gözlemcilere göre yüksek derecede güvenilir bulundu. Sınıf içi korelasyon analizi sonuçları gözlemciler arasında uyumun anlamlı ve uyum derecesinin mükemmel olduğunu gösterdi (p<0.05). Bu bakımdan 1., 2., 3. gözlemciye göre; deney grubundakilerin ağrı tahmini, distres tahmini, YKDÖ ve NIPS toplam değerleri, kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulundu (p<0.05). Sonuç olarak, hemşirelerin invaziv girişim esnasında, yenidoğanlara farmakolojik olmayan bir yöntem olan beyaz gürültü dinletmeleri, ağlama süresini kısaltması, ağrıyı azaltması, konforu arttırması ve fizyolojik parametreler (kalp atım hızı, oksijen satürasyonu) üzerine olumlu etkilerinden dolayı önerilir. Anahtar Sözcükler: Ağrı, Beyaz Gürültü, İnvaziv Girişim, Konfor, Yenidoğan
1-6 yaş çocuğu olan ebeveynlerin ateşli durumlardaki yaklaşımları ve bilgi durumlarının belirlenmesi
1-6 yaş çocuğu olan ebeveynlerin ateşli durumlardaki yaklaşımları ve bilgi durumlarının belirlenmesi amacıyla yapılan çalışma tanımlayıcı tiptedir. Araştırma, 10 Kasım 2022-1 Mayıs 2023 tarihleri arasında Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Acil Servisinde 250 ebeveyn ile gerçekleştirildi. Veriler, katılımcılardan bilgilendirilmiş onam alındıktan sonra araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yoluyla toplandı. Veri toplama aracı olarak "Soru Formu" ve "Ebeveyn Ateş Yönetimi Ölçeğinin Türkçe Versiyonu" kullanıldı. Veriler IBM SPSS İstatistik 27 yazılım paketi kullanılarak analiz edildi. Ebeveynlerin çoğunluğunun 26-35 yaş grubunda olduğu ve ebeveynlerin %86,8'i gibi büyük bir bölümünün ateş konusunda endişe yaşadığı, en önemli endişe kaynağının ise ateşli havale (%79,2) olduğu belirlendi. Tipik olarak %70,8 oranında ılık su kullanılarak sıcak uygulama yapıldığı ve bu uygulamanın da en sık baş bölgesine (%52,0) uygulandığı bulundu. Ebeveynlerin büyük bir çoğunluğunun (%81,2) çocuğunun ateşi düşmeden danışmadan ateş düşürücü ilaç kullandığı tespit edildi. En sık kullanılan ateş düşürücü ilaçların Parasetamol (%78,4) ve İbuprofen (%54,8) olduğu görüldü. Ebeveynlerin yarıdan fazlasının (%51,6) ateş konusunda eğitim almadığı ve %86,8'inin ateş konusunda endişe duyduğu belirlendi. Ebeveynlerin 'Ebeveyn Ateş Yönetimi Ölçeğinden' aldıkları puan ortalaması 32,20 idi. Eğitim ve gelir düzeyi yüksek olan ebeveynlerde ölçekten alınan puanların daha yüksek olduğu bulundu. Ebeveynlerin ateş takibi ve düşürme konularında aktif bir yaklaşım sergilediklerini ve ateşle ilgili endişeyi gösteren davranışlar sergiledikleri belirlendi. Dolayısıyla ebeveynlerin ateş, ateş yönetimi ve ateşli havaleler konusunda endişelerinin azaltılması ve yanlış uygulamaların önlenmesi açısından eğitilmesi gerekmektedir.
Kürtlerde aidiyet, kimlik ve milliyetçilik: Batman örneği
Bu çalışma, Kürt milliyetçiliğinin gelişmesinde etkili olan toplumsal dinamiklere ve Kürt milliyetçiliğinin niteliklerine odaklanmaktadır. Kürt milliyetçiliğinin gelişiminde etkili olan faktörler içerisinde özellikle modernleşme dinamikleri (göç, kentleşme, sosyo-ekonomik gelişme, ulus devlet bilinci vb.), siyasal dinamikler (Kürt siyasi partiler ve terör örgütleri vb), yanlış devlet politikaları ve uygulamaları, Kürt milliyetçi veya örgüt kontrolündeki medyanın etkisi, 1990'lı yıllarda bölgelerde artan çatışmalar ve son dönemde Ortadoğu'daki gelişmeler gibi unsurlar ele alınıp açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada Kürt milliyetçiliğinin; sosyalizm, din, şiddet ve demokrasi gibi unsurlarla olan ilişkisi de ele alınmıştır. Araştırma, Batman ili özelinde 2014-2015 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, nitel bir araştırma olan etnografik yöntem tercih edilmiştir. Örneklem olarak amaçlı örneklem ve araştırma tekniği olarak da derinlemesine mülakat teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu, Kürt milliyetçiliğini savunan 18-60 yaş aralığında farklı toplumsal statülere sahip kadın ve erkeklerden oluşan 50 kişi oluşturmaktadır. Görüşmecilerden bilgi toplama tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmada Kürt milliyetçiliğinin gelişim dinamiği üzerinden özellikle tarihsel süreç içerisinde karşılaşılan veya maruz kalınan hak ihlalleri, bazı modernleşme dinamikleri, PKK terör örgütünün etkisi, kitle iletişim araçlarının ve yayınlarının etkisi ve etnisite eksenli taleplerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu süreçte Kürtlerin etnik çıkarları temelinde yeni bir Kürt ulusunun inşasının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Günümüzde nispeten kitlesel ve örgütlü bir yapıya kavuşan Kürt milliyetçiliğinin etnik temelinde ayrılıkçı bir nitelik arz ettiği söylenebilir. Aynı zamanda Kürt milliyetçiliğini savunan Kürt siyasi parti ve örgütlerinin, Kürt milliyetçiliğinin örgütlenmesi ve tabana yayılması noktasında önemli bir işlev gördüğü saptanmıştır. Bununla beraber Kürt dilinin ve özerklik taleplerinin, Kürt milliyetçiliğinin gelişimini etkileyen diğer önemli unsurlar olarak öne çıktığı dikkat çekmiştir. Kürt milliyetçiliğinin ideolojik temellerinin oluşumunda etkili olduğu varsayılan PKK örgütünün özellikle 1990'lı yıllardan sonra Kürt milliyetçiliğini yoğun bir şekilde kışkırttığı ve provoke ettiği gözlemlenmiştir. Örgütün, sosyalist ideolojisinin yerine milliyetçi söylemlerini öne çıkardığı ve Türk halkı ve devlet karşıtlığı üzerinden bir Kürt milliyetçiliğini inşa etmeye çalıştığı bulgusu elde edilmiştir. Bu durum, Kürt milliyetçiliğinin günümüzde şiddet içeren ayrılıkçı niteliğini sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında görüşülenlerden hareketle Kürt milliyetçiliğinin niteliğinin; seküler, ayrıştırıcı ve dışlayıcı, şiddet unsurlarını içeren, düşmanlık üzerinden kurgulanan, antidemokratik ve tepkisel olduğu tespiti yapılmıştır. Ayrıca tarihsel süreç içerisinde yaşanmış olumsuzluklar üzerinden bir mağduriyet söylemi geliştirildiği ve bu mağduriyet söyleminden beslenen bir Kürt milliyetçiliği inşa edildiği tespiti yapılmıştır. Burada abartı ifadeler ve kurgular da ciddi anlamda yer almaktadır. Bu kapsamda Kürt milliyetçilik söyleminin, yoğun bir nefret ve düşmanlık üretecek bir hafızaya yaslandığı gözlemlenmektedir. Araştırmada saptanan diğer önemli bir husus ise, günümüzde Kürt milliyetçiliğinin niteliğinin PKK örgütü tarafından şekillendirildiğidir.
Batman ili sağlık sektöründe kamu ve özel hastanelerde görev yapan yöneticilerin iş doyumu ve iş doyumunu etkileyen faktörler
İş doyumu, bir kişinin iş yerindeki işe ilişkin deneyimleri ve işe atfettiği değerlerinin yarattığı duygusal hoşnutluk durumu biçiminde tanımlanmaktadır. Bu araştırma Batman Kent Merkezinde Kamu ve Özel Hastanelerde görev yapan yöneticilerin iş doyumu düzeyleri ve iş doyumu düzeylerini etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Kesitsel nitelikte olan bu araştırmanın evrenini Batman Kent Merkezinde Kamu ve Özel Hastanelerde görev yapmakta olan tüm yöneticiler (120 kişi) oluşturmuştur. Evrenin tümü araştırma kapsamına alınmış, 101'ine ulaşılmıştır (Cevaplılık oranı: %84.16). Araştırmanın verileri; birinci bölümde yöneticilerin demografik özelliklerinin değerlendirilmesine, ikinci bölümde ise iş doyumu düzeyleri ve iş doyumu düzeylerini etkileyen faktörlere yönelik soruların yer aldığı bir ankette ile toplanmıştır. Verilerin analizi t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılarak yapılmıştır.Araştırma kapsamına alınan yöneticilerin %64.4'ü erkek, %35.6'sı kadın olup, yaş ortalamaları 36.87±7.48'dir.Yöneticilerin %77.2'si evli, %41.6'sı lisans mezunudur. Yöneticilerin %43.6'sı devlet hastanesinde, %56.4'ü özel hastanede çalışmaktadır. %47.5'i geçici(sözleşmeli), %52.5'i kadrolu olarak çalışmaktadır. Araştırmaya katılan yöneticilerin cinsiyetlerine göre iş doyumu puanları karşılaştırıldığında, erkek yöneticilerin toplam iş doyumu puanı (153.56±14.31) kadın yöneticilerin toplam iş doyumu puan ortalamasından (147.58±14.83) daha yüksek bulunmuştur ve iş doyumunun alt boyutlarından terfi ve ilerleme, iletişim alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Yöneticilerin çalıştıkları kurum ile iş doyumu puanları karşılaştırıldığında, Özel hastanelerde çalışan yöneticilerin toplam iş doyumu puanı (154.28±15.63) devlet hastanelerinde çalışan yöneticilerin toplam iş doyumu puan ortalamasından (147.75±12.669) daha yüksek bulunmuştur ve iş doyumunun alt boyutlarından terfi ve ilerleme, ast üst ilişkileri alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur ( p<0.05).Sonuç olarak; Batman Kent Merkezinde görev yapan yöneticilerin bu araştırmada ast üst ilişkileri alt ölçeğinde en yüksek iş doyumu puanına, ödüller ve özendirme alt ölçeğinde en düşük iş doyumu puanına sahip oldukları görülmektedir. Bu tür araştırmalar doğrultusunda yöneticilerin iş doyum düzeylerini artırıcı etkenler olarak ödüller ve özendirmeye yönelik iyileştirici çalışmalar planlanması düşünülebilir.Anahtar Kelimeler: Hastane Yöneticisi, İş Doyumu, İş doyumunu Etkileyen Faktörler
Kitlesel eylemlere katılarak kanunla ihtilafa düşen çocuklar: Batman örneği
Bu araştırmanın amacı; kitlesel hareketlere katılan çocukların nasıl bir profile sahip olduklarını ortaya koymaktır. Söz konusu tez çalışması kapsamında Batman?da kitlesel hareketlere katılmaları sebebiyle 2009?2011 yılları arasında gözaltına alınan 103 çocuk ile görüşme yapılmıştır. Genelde 12?15 yaş aralığında kitlesel eylemlere katılmaya başlayan bu çocukların önemli ölçüde akranları ile birlikte hareket ettikleri görülmüştür. Yine gözaltına alınan çocukların % 24,3?ü tutuklanmış, % 17,5 ise hüküm giymiştir. Bu çocukların ekserisi ?taş atma, yürüyüş yapma ve basın açıklaması yapma? gibi nedenlerden dolayı gözaltına alınmışlardır. Ayrıca bu çocukların mensup olduğu ailelerin % 63,1?inin, özellikle 1990- 1995 yılları arasında başka yerleşim yerlerinden Batman iline göç ettikleri saptanmıştır. Eylemlere katılan çocuklara ilişkin elde edilen önemli bir saptama da, söz konusu çocukların mensup oldukları ailelerde ve akrabalarda özellikle siyasal nedenlerden dolayı tutuklanan, hüküm giyen, illegal örgüte katılan ve faili meçhul olaylara maruz kalmış çok sayıda bireylerin varlığı yönünde elde edilen bulgulardır. Bu husus çocukların da politize olmalarında ve bu olaylara katılmalarında etkili olduğu söylenebilir. Dikkat çekici diğer bir bulgu da araştırma kapsamında görüşülen çocukların önemli bir oranının daha önceden okulla ilişiklerinin kesilmiş olmasıdır ( % 40). Anahtar sözcükler: Kanunla ihtilaf halindeki çocuklar, Kitlesel olaylar, Batman ili
İmam-hatip lisesi öğrencilerinin sorun ve beklentileri (Batman ili örneği)
İmam-Hatip Liselerinin tarihi, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyetin ilan edilmesinden 5 ay gibi kısa bir süre sonra 3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanununa dayanmaktadır. Açıldığı tarihten bu güne kadar kapalı kaldığı yıllar olmasına rağmen, daima Türk milli eğitim Sistemi içindeki yerini korumuştur.İşte biz de, bu çalışmamızda bir eğitimci gözüyle İmam-Hatip Liselerinin kuruldukları yıldan günümüze kadar Türk milli eğitimi sistemi içerisinde geçirdikleri tarihi süreci tespit ederek; bu okullarda okuyan öğrencilerin sorun ve beklentilerini tespit etmeyi amaçladık.Bu araştırmanın evreni Batman Anadolu İmam-Hatip Lisesinde öğrenim gören öğrencilerden oluşturmaktadır.İmam-Hatip Lisesi öğrencilerinin sorun ve beklentilerini tespit etmek için araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu 194 öğrenciye uygulanmıştır. Anket vasıtasıyla elde edilen veriler SPSS For Windows Paket Programı ile çözümlenmiştir. Anket verileri, öğrenciler ile yapılan görüşmelerle desteklenmiştir.Araştırmamız sonunda, sınıfların kalabalık olması, programın yoğun olması; öğrencilerin barınma problemleri, yükseköğrenime geçişte katsayı uygulanması gibi sorunlar tespit edilmiş ve öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: İmam-Hatip Liseleri / Okulları, Öğrenci, Eğitim, Beklenti, Sorun
Güneydoğu Anadolu bölgesinde faaliyet gösteren geleneksel eğitim kurumları(Medreseler) üzerine bir araştırma (Batman, Diyarbakır ve Siirt örneği)
Türk toplumunun eğitim tarihine bakıldığında farklı eğitim kurumlarının yer aldığı görülür. Bunlar arasında en önemlilerinden biri, tarihi İslamiyet'in ilk dönemlerine kadar uzanan medreselerdir. Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin de geliştirdiği bu kurumlar, dönemlerinin temel eğitim kurumları olmuştur. Osmanlı devletinin farklı kurumlarında XVI. yüzyıldan itibaren başlayan aksaklıklar medreseleri de etkilemiştir. XIX. yüzyıla gelindiğinde medreseleri ıslah çalışmalarına girişilmiş fakat istenilen başarı yakalanamamıştır. Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte de medreseler bütünüyle kapatılmıştır.Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile kapatılan medreseler, sosyolojik bir gerçek olarak varlıklarını bir şekilde sürdürmüştür. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra özellikle dini bilgi aktarımına mesafeli yaklaşım, halkın farklı şekillerde bu ihtiyacını karşılama yoluna gitmesine sebep olmuştur. Bu sebeple, kapatılan medreseler geleneksel dini bilgi aktarımına devam etmiştir. Bu uygulama özellikle merkeze uzak bölgelerde daha canlı şekilde varlık göstermiştir. Dolayısıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki medreseler diğer bölgelere göre hayatlarını daha belirgin şekilde devam ettirmiştir. Bu devamlılıkta devletin görmezden gelmesinin etkisi olduğu kadar halkın ve medrese gönüllülerinin yoğun çabaları da etkilidir.Bu araştırma Batman, Diyarbakır ve Siirt'te bu güne kadar bir şekilde faaliyetini devam ettiren geleneksel eğitim kurumlarından medreseler üzerine yapılan bir çalışmadır. Yapılan kaynak taramalarından edinilenlere göre, söz konusu kurumlar üzerine derinlemesine bir araştırmanın yapılmadığı görülmüştür. Dolayısıyla bölgede varlık gösteren bu eğitim kurumları üzerine yapılacak bir, araştırma eğitim faaliyetleri açısından önem taşımaktadır. Bu amaçla örneklem bölgesinde 23 medrese, öncelikle fiziksel özellikleri bakımından incelenmiştir. Bu inceleme öncelikle kaynak tarama, doğal ve katılımcı gözlem ve medrese eğiticileri ile yapılan mülakatlarla yapılmıştır. Medrese eğiticileri ve öğrencilerle yapılan görüşmeler kayıt altına alınmış ve veriler birbiriyle karşılaştırılarak raporlaştırılmıştır.Medreseler, kuruldukları çevrede yaşayan insanların desteği sonucu kurulmuştur. Bu kurumların idaresini `seyda' denilen müderrisler yapmaktadır. Öğrenciler genellikle ilköğretimi bitirdikten sonra seydalara başvurup medrese eğitimine yatılı olarak alınmaktadır. Medreselerin yemek ve temizlik işleri çoğunlukla öğrenciler tarafından yapılmaktadır. Bu kurumlara halk tarafından yapılan yardımlar medresenin ihtiyaçlarını asgari düzeyde karşılayacak miktardadır. Özellikle köylerde bulunan bazı medreseler ekonomik sıkıntı yaşamaktadır.Medrese programlarında şer'i ilimler (fıkıh, hadis, kelam, tefsir, siyer) ve alet (dil öğretimi) ilimleri mevcuttur. Yapılan gözlem ve incelemelerden elde edilen sonuçlara göre bu eğitim kurumlarında, Osmanlı dönemi medreselerinde okutulan dersler büyük ölçüde okutulmaya devam edilmektedir. Bireysel öğretimi esas alan medreselerde ezber, müzakere ve kubaşık öğrenme en çok başvurulan öğrenme yöntemlerindendir. Üzerinde araştırma yapılan medreselerden iki tanesi yazılı eğitim programına sahiptir. Sınıf geçme sistemi yerine ders geçmenin ölçüt alındığı medreselerde öğrenciler ortalama yedi yıllık bir eğitimden sonra mezun olmaktadır. İcazet geleneği bu kurumlarda devam etmektedir. Düzenlenen icazet töreninden sonra öğrencilere diploma verilmektedir. Buralardan mezun olanlar aynı zamanda açık öğretim imkânlarından da faydalanıp farklı görevlere gelebilmektedir.Medreselerin bazıları resmi Kur'an kursu, yatılı Kur'an kursu ve dernek kimliği altında eğitim verilmektedir. Bazıları da ders veren hocanın ismiyle bilinmektedir. Toplumun yaşadığı sosyal sorunlara karşı ilgili olan medrese hocaları ve halk arasında sıkı bir ilişkinin ve iletişimin olduğu gözlenmiştir. Bunun sonucu olarak medreseler bu güne kadar faaliyetlerini sürdürmüştür.Anahtar Kelimeler: Geleneksel Eğitim Kurumları, Medreseler, Geleneğin Devamı, Eğitim, Modernleşme, Muhafazakârlık.
Batman ili merkezde yer alan hastanelerde görev yapan hemşirelerin iş doyumu ve örgütsel bağlılıklarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada Batman il merkezinde yer alan hastanelerde görev yapan hemşirelerin iş doyumu ve örgütsel bağlılıkları çeşitli demografik faktörlerle karsılaştırılarak belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma evrenini Batman il merkezindeki devlet ve özel hastanelerde görev yapan 379 hemşire oluşturmuştur. Ancak; yıllık izin, doğum izni, askerde olanlar ve anketi cevaplandırmak istemeyenler olması nedeniyle ankete katılım oranı %81 olmuştur. Araştırmada kullanılan anket üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde demografik faktörlere, ikinci bölümde iş doyumunu, üçüncü bölümde ise örgütsel bağlılığı ölçmeye yönelik sorulara yer verilmiştir.Elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirmelerinde istatistik paket programı kullanılmış olup; hemşirelerin tanıtıcı özelliklerinin karşılaştırılmasında sayı ve yüzdelik bulunmuştur. Hemşirelerin iş doyumunun karşılaştırılmasında Kruskal Wallis varyans analizi ve Mann Whitney U testi kullanılmış olup, sonucun anlamlı çıktığı durumda farkın kaynağını bulmak için Mann Whitney U testi uygulanmıştır.Hemşirelerin örgütsel bağlılıklarının karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi ve t testi kullanılarak, sonucun anlamlı çıktığı durumlarda farkın kaynağını bulmak için Duncan testi uygulanmıştır. Alt ölçekler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi kullanılmıştır.Araştırmada incelenen hemşirelerin %75.5'i kadın. %46.5'i 18-25 yaş arasında. %50'si evli, %63.2'si devlet hastanelerinde görev yapmaktadır. Tüm hemşirelerin toplam iş doyumu puan ortalaması 123.58±29.74, toplam örgütsel bağlılık puan ortalaması ise 50.18±11.96 olarak bulunmuştur.Sonuç olarak; devlete bağlı hastanelerde ve özel hastanelerde çalışan hemşirelerin iş doyumunun ve örgütsel bağlılığının arttırılması için tedbirler alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Afetlerde acil yardım planlaması
Dünyada ve ülkemizde bugüne kadar yaşanan afetler ve ortaya çıkan acil durumlardan edinilen tecrübeler, her sektörün kendi alanına dair tehlike ve riskleri belirleyerek, yaşanacak olumsuz durumlara hazırlıklı olunması gerektiğini göstermektedir. Afetler ani gelişen olaylar olduğu için sürekli hazırlıklı olmak gerekir. Bu yüzden afetler sonucunda can kaybının ve sakatlanmaların en az seviyeye indirilmesi ve afetlerden mümkün olduğunca az kayıpla çıkılabilmesi ve kısa sürede normal hayata dönülebilmesi için etkili bir acil yardım organizasyonuna ihtiyaç vardır. Bu çalışma kapsamında Japonya, Rusya, Şili, Yeni Zelanda ve Türkiye'nin "afetlerde acil yardım" alanında yaptığı çalışmalar incelenmiştir. Bu ülkeler ile Türkiye arasındaki farklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha sonra Türkiye'de yerel düzeydeki acil yardım planları ve çalışmalarının nasıl yürütüldüğü, Batman ili örneği üzerinden mevcut durum irdelemesi yapılarak, olası aksayan durumlar için öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Türkiye'de modern afet acil yardım sistemi için, eksik kalmış noktalar için yaklaşımlar ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Afet, Acil yardım, Planlama, Türkiye, Batman afet
Batman ili 112 Acil Sağlık Hizmetleri çalışanlarının afet bilinci konusundaki bilgi düzeyleri
Dünya tarihi boyunca her dönemde insanoğlunun karşılaştığı en büyük sorunlardan biri afetler olmuştur. Gelişen dünya ve artan nüfus etkisiyle gün geçtikçe daha fazla afet çeşidi ortaya çıkmış olup zarar verici etkileri artmıştır. Afet sonrası görülen etkiler, toplumda fiziksel, ruhsal ve ekonomik olarak ciddi kayıplara neden olmaktadır. Afet; ekonomik, sosyal ve fiziksel kayıplara yol açan, gündelik hayatı ve günlük faaliyetleri kesintiye uğratarak veya durdurarak toplumları etkileyen durumlardır. Afetler etkisi altına aldığı toplumun üstesinden gelemeyeceği olaylardır. Afet yönetimi, zararlarının azaltılabilmesi ve afetlerin önlenmesi için afet öncesi, afet anı ve afet sonrasında yapılması gereken teknik çalışmaları ve ilgili yasaları belirlemektedir. Afet yönetim sisteminde yer alan acil sağlık personellerine önemli görevler düşmektedir. Sağlık personellerinin afet, afet bilinci ve afet yönetimi hakkında bilinçli olmaları büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple sağlık personelinin afet bilinci konusunda yeterli bilgiye sahip olup olmadıkları yapılan çalışmayla ortaya konacaktır. Yapılan çalışmada Batman 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde çalışan sağlık personellerinin bilgi düzeyleri, tutum ve davranışları incelenmiştir. Analizler için IBM SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Veriler incelendiğinde, katılımcıların %6,9'u 25 yaş ve altı, %49,4'ü 26-35 yaş grubunda bulunduğu görüldü. Katılımcıların %10,9'u lise, %37,4'ü ön lisans, %24,1'i lisans, %19'u lisans tamamlama ve %8,6'sı lisansüstü eğitim mezunu olduğu saptandı. Katılımcıların %43,7'si erkek, %56,3'ü kadındır. Katılımcıların büyük bir oranının acil tıp teknisyeni (%55,7) ve acil bakım ambulans teknikeri (%20,1) olduğu görüldü. Katılımcıların %13,2'si 1-5 yıl, %32,2'si 6-10 yıl ve %21,8'i 16 yıl ve üzeri mesleki deneyime sahip olduğu görüldü. Katılımcıların (%39,3)'ü devleti, afet öncesi tedbir alma konusunda sorumlu görmektedir. Katılımcıların afet tatbikatlarının etkili ve eğitici olmalarını düşünmelerine (%56,9) karşın, kurumda yapılan afet tatbikatların (%37,4) yetersiz olduğu belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Acil Sağlık Hizmetleri, Afet Bilinci, Afet, Acil Durum, Afet Yönetimi.
COVID-19 pandemi sürecinde Batman Bölge Devlet Hastanesi'nde alınan önlemlerin ve uygulamaların incelenmesi
Korona virüsün 31 Aralık 2019 tarihinde Çin'in Vuhan kentinin hayvan pazarında ortaya çıktığı düşünülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü Çin ülke ofisinin yaptığı açıklamada, nedeni belli olmayan pnömoni vakaları ortaya çıkmış ve daha önce insanlarda görülmemiş olan yeni bir korona virüs tespit edildiği belirtilmiştir. Bu hastalık ilk zamanlarda 2019 ncov olarak ifade edilirken ilerleyen zamanlarda Covid-19 olarak adlandırılmıştır. Çin de ortaya çıktıktan yaklaşık 3 ay sonra bütün dünyaya yayılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü bu salgını 12 Mart 2020 tarihinde Covid-19 salgını ilan etmiştir. Bu salgın; ruhsal, sosyal ve fiziksel açıdan dünyada risk oluşturmaya devam etmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün pandemi ilan ettiği 12 Mart 2020 tarihinden bu yana olan verilerine göre 170 milyon 217 bin 299 Covid-19 vakası tespit edilmiş ve bunların 3 milyon 539 bin 727 hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Türkiye'de 11 Mart 2020 tarihinde ilk Covid19 vakası tespit edilmiş ve o tarihten 29 Mayıs 2021 tarihine kadar geçen süreçte 53 milyon 478 bin 278 vaka tespit edilirken bunların 47 bin 134'ünün hayatını kaybettiği kayıtlara geçmiştir. Bu çalışmanın amacı Batman Bölge Devlet Hastanesinde korona virüs önlemlerine uyulup uymadığını araştırmaktır. Bu doğrultuda Sağlık Bakanlığının hastanelerde çalışma rehberi baz alınarak araştırmalar yapılmıştır. Ayrıca Batman Bölge Devlet Hastanesinde alınan korona virüs önlemlerinin güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koymak için Çin'de bir hastane ile karşılaştırma yapılmıştır.
Türkiye`de sivil havacılık ve havalimanlarında acil durum planlaması: Batman ve Diyarbakır Havalimanları örneği
Havacılık sektörü, ilk kontrollü uçuş ile beraber hızla önemli bir ulaşım yolu olmuştur. Modern hava araçlarının geliştirilmesi, havacılığın farklı kollarda büyümesini sağlamıştır. En önemli kollarından biri olan sivil havacılığın hızla iyileşmesi havayollarına olan ilgiyi artırmaktadır. Sivil Havacılığın sektörel bazlı büyümesi, bazı olumsuz durumların meydana gelmesine neden olmuştur. Bu olumsuzlukların başında gelen uçak kazası, büyük bir sorun olmaktadır. Hava aracı kazalarının yaygınlaşması nedeniyle de ülkelere bağlı, havacılığın idamesi için gerekli sorumluluğu üstlenen kurumlar oluşturulmuştur. Türkiye`de ise bu sorumluluğu Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) üstlenmektedir. Devlet Hava Meydanları İşletmesine (DHMİ) bağlı havalimanları, oluşacak acil durumun çeşidine göre planlar hazırlamaktadır. Bu tez çalışması iki ana temadan oluşmaktadır. İlkinde Türkiye`de hızla gelişim gösteren sivil havacılık faaliyetleri irdelenerek tüm çalışmaların detaylıca incelenmesi sağlanmıştır. Diğer ana temasında ise Batman ve Diyarbakır Havalimanlarında doğabilecek tüm olumsuz şartlara yönelik yapılan acil durum planlamasının kapsamı ve etkinliği değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde sivil havacılığın doğuşu ve uluslararası sivil havacılık faaliyetlerinin idamesi için çalışmalar yapan kurum, kuruluşların misyon ve vizyonları incelenmiştir. İkinci bölümde, Türkiye`de sivil havacılığın gelişimi ve bu gelişime etki eden tüm etkenler üzerinde durulmuştur. Tez çalışmasının üçüncü bölümünde ise Batman ve Diyarbakır Havalimanlarında meydana gelebilecek olay ya da afetlere etkin ve doğru müdahalenin yapılabilmesini sağlayan çalışmalar dikkatlice analiz edilmiştir.
4-6 yaş Kur'an kurslarının öğretici görüşlerine göre değerlendirilmesi (Diyarbakır ve Batman örneği)
Bu araştırmada okul öncesi dönemi din eğitimi ele alınmıştır. Araştırma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın problemi ve alt problemleri, araştırmanın amacı, hipotezleri, sınırlılıkları, ilgili araştırmalar ve yöntem yer almaktadır. "Okul Öncesi Eğitimi" olarak belirlenen araştırmanın birinci bölümünde okul öncesi eğitimin amacı, önemi, okul öncesi eğitimi etkileyen temel görüşler ve okul öncesi eğitimin tarihçesi konusuna yer verilmiştir. Birbiri ile ilişkili ve bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken okul öncesi dönem çocukların gelişim özellikleri ikinci bölümde "4-6 Yaş Grubu Çocuklarda Gelişim Özellikleri" başlığı ile literatür taraması sonucu oluşturulmuştur. Üçüncü bölümde ise "DİB'e Bağlı 4-6 Yaş Kur'an Kurslarının Açılış Amacı, Yasal Dayanağı, Uygulama Esasları" ele alınmıştır. Alan araştırması kapsamında çalışılan DİB'e bağlı 4-6 yaş Kur'an kurslarına ait öğretim programı, uygulama esasları gibi yönetmelik ve yönergelere dayanan sistemli bir program mevcut iken özel okul öncesi Kur'an kursları için sistemli bir öğretim programından bahsetmek mümkün değildir. Bu nedenle DİB'e bağlı Kur'an kurslarının kullandığı yıllık ders planının örnek olarak bir aylık programına üçüncü bölümde yer verilmiştir. Araştırmanın dördüncü bölümünde, yapılan alan çalışmasından elde edilen bulgular ve yorumlara yer verilmiştir. Bu bölümde öğreticinin yeterlik durumu, eğitim mekânı ve eğitim materyalleri, yıllık ders planı, ders içerikleri ve etkinlikler ile ilgili sorular olmak üzere dört kategori oluşturulmuştur. Öğreticinin tecrübelerine göre yorumladığı sorularda ise söylem analizi sonucu yedi kategori oluşturulmuştur.
Diyarbakır ve Batman' da toplanan teucrium multicaule bitkisinin kimyasal ve biyolojik aktivite yönünden incelenmesi
Amaç: Diyarbakır ve Batman'dan toplanan T. multicaule bitkilerinin kök ve toprak üstü kısımlarının etanol ekstrelerinin toplam fenolik ve toplam flavonoid miktar, antioksidan ve antikolinesteraz aktiviteleri araştırıldı. Bitkilerin kimyasal içeriklerinin sıvı ve gaz kramotografisiyle belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: T. multicaule bitkilerinin etanol ekstrelerinin toplam fenolik ve flavonoid miktarları, 1,1-Difenil-2-pikrilhidrazil (DPPH) serbest ve 2,2'-Azino-bis (3-etilbenzotrazolin-6-sülfonat) (ABTS) katyon radikali giderimi, metal kelat ve Bakır (II) iyonu indirgeme antioksidan kapasitesi (CUPRAC) yöntemleri ile antioksidan ve Ellman metoduyla antikolinesteraz aktiviteleri belirlendi. Fenolik ve uçucu yağ içerikleri sırasıyla sıvı kromatografi-yüksek rezolüsyonlu kütle spektrometresi (LC-HRMS) ile gaz kromatografisi-kütle spektrometresi (GC-MS) cihazları ile analizi edildi. Bulgular: En yüksek toplam fenolik ve flavonoid miktarının Diyarbakır'dan toplanan T. multicaule bitkisinin kök (TMDK) ekstresinde olduğu, DPPH serbest ve ABTS katyon radikal giderim aktiviteleri en yüksek olarak bulundu. CUPRAC yöntemine göre en yüksek aktiviteyi Batman' da toplanan T. multicaule kök (TMBK) ekstresi gösterdi. Metal kelat aktiviteleri saptanmadı. Ekstrelerin asetilkolinesteraz (AChE) enzim inhibisyonu aktivitesinin olmadığı, bunun aksine bütün ekstrelerin orta-zayıf derecede butirilkolinesteraz (BChE) enzimini inhibe ettiği tespit edildi. GC-MS analiz sonucuna göre Diyarbakır'dan toplanan T. multicaule bitkisinin major bileşenleri germakren D, β-karyofilen ve 1-okten-3-ol iken, Batman'dan toplanan T. multicaule bitkisinin ise germakren D, β-karyofilen ve bisiklogermakren olduğu tespit edildi. Bitkilerin LC-HRMS analizde en çok bulunan bileşiklerin verbaskozit, (-)-epigallokateşingallat, hederagenin ve hiperozit olduğu belirlendi. Sonuç: Diyarbakır'da toplanan T. multicaule kök ekstresinin yüksek antioksidan potansiyelinin fenolik ve flavonoid içeriğinin yüksek olmasından kaynaklandığı söylenebilir. T. multicaule bitkisinin LC-HRMS ve GC-MS cihazları ile kimyasal içerikleri, antioksidan ve antikolinesteraz aktiviteleri ilk kez çalışıldı.
Madde bağımlısı bireylerin madde kullanımını sonlandırmaya yönelik çalışmalar; Batman örneği
Amaç: Madde kullanan kişilere ait verilerin incelenerek madde kullanımını etkileyen faktörlerin tespit edilmesi ve kullanıcıların madde kullanımını sonlandırma amacıyla yapılan çalışmaların sonuçlarının değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı tiptedir. Araştırma evrenini Madde Bağımlılığı İle Mücadele Alt Komisyonunun irtibata geçtiği, madde kullanan 263 kişi oluşturmaktadır. Komisyonda görevli 1 sosyolog ve 1 psikologla kişiler evlerinde ziyaret edilmiştir. Demografik özellikler ve madde kullanım durumunu içeren "Görüşme Bilgi Formu" kullanılarak kişiler ve aileleriyle görüşülüp, kişinin madde kullanımını sonlandırma süreci başlatılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan 263 kişinin % 95'i erkek, % 92'si bekardır. Katılımcıların yaş ortalaması 22'dir ve % 47'si ilköğretimi tamamlamamıştır. Katılımcıların % 77'si çalışmamaktadır ve % 51'inde ailenin gelir düzeyi 1000 liradan azdır. Madde kullanmaya başlama nedeni; katılımcıların % 79'unda arkadaş etkisidir. Katılımcılar ve aileleriyle yapılan görüşmeler sonucunda; madde kullanımını sonlandıran kişilerin oranı % 29,4 tedaviyi reddedenlerin oranı % 5,9 görüşmelerin devam ettiği kişilerin oranı % 52,9 ve diğer durumların oranı ise % 11,8 olarak bulunmuştur. Sonuç: Erkeklerde arkadaş etkisi, kadınlarda aile içi-kişisel sorunlar ilk sıradaki madde kullanımına başlama sebebidir. Evlilerde ve anne-baba birlikteliği olmayanlarda kullanılan madde türü sayısı daha fazladır. Gelir düzeyi arttıkça kullanılan madde türü sayısı artmaktadır. Erkeklerde, evlilerde ve anne-baba birlikteliği olmayanlarda maddenin kullanıldığı süre daha fazladır. Kadınlar erkeklere kıyasla komisyonla daha fazla sayıda görüşme yapmışlardır. Anahtar Sözcükler: Madde, bağımlılık, madde bağımlılığı, madde kullanımı, madde kullanım bozuklukları
Batman Ovası'nın yer altı suyu potansiyeli ve kalitesinin coğrafi bilgi sistemi (CBS) ile modellenmesi
Nüfus, endüstriyel ve ticari faaliyetlerin artışı ile son yıllarda yüzeysel ve yeraltı sularının kullanımına olan ihtiyaç önemli boyutlara ulaşmıştır. Çağımızda içme ve kullanma amacı ile yararlanması gereken tatlı su kaynaklarının miktarının az olması, suyun yerküre üzerinde orijinal durumunu kaybederek su kalitesinin arzu edilmeyen yönde bozulması gibi nedenler, su kaynaklarının yararlı kullanılması, korunması ve kalitesinin de arzu edilen bir seviyede olmasını gerektirmektedir. Bütün yerleşim alanlarında içme ve kullanma suyu ihtiyaçları yüzeysel ve yeraltı su kaynaklarından karşılanmaktadır. Yüzeysel suların olmadığı ve yetersiz olduğu bölgelerde su ihtiyaçları yeraltı sularından son yıllarda teknolojinin sağladığı kolaylıklar ile açılan kuyulardan temin edilmesini zorunlu hale getirmektedir. Yeraltı suları daha pahalı elde edilmelerine rağmen temiz ve kirlenmesinin güç olması gibi nedenlerle yüzeysel sulardan daha niteliklidir. Batman ili içme suyu ihtiyacının tamamını, sulama suyu ihtiyacının ise büyük bir kısmını çeşitli tarihlerde açılmış olan kuyular ile yeraltı suyu kaynaklarından temin etmektedir. Bu nedenle bu çalışmada, Batman il sınırları içerisinde yer alan yerleşim alanları ve ovalarda yeraltı suyu potansiyeli ve su kalitesinin belirlenmesi amacı ile Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS), Mesafe ile Ters Ağırlıklı/ Inverse Distance Weighted (IDW) ve DRASTIC yöntemler kullanılarak tematik haritalar ile model haritaları oluşturulmuştur. Batman il genelinde çalışma ile ilgili veriler resmi kurumlar ve faaliyet gösteren özel sondaj firmalarından temin edilmiştir. Çalışmanın birinci aşamasında statik su seviyesi, dinamik su seviyesi, kuyu verimi haritaları ile yeraltı suyu potansiyeli modellenmiştir. Buna göre Batman ilinin büyük bir bölümünde statik su seviyeleri 20–160 m, dinamik su seviyeleri 80–160 m aralığında değişim göstermektedir. Statik ve dinamik su seviyesi aralıkları farklı alanlarda değişkenlik göstermektedir. Kuyu verimliliği yönünden Batman ili Merkez başta olmak üzere Hasankeyf, Gercüş, Kozluk, Beşiri ve Sason ilçeleri olarak sıralanmaktadır. Gercüş, Kozluk, Beşiri ve Sason ilçeleri olmak üzere Batman ilinin yaklaşık olarak %85 gibi büyük bir alanı (0–5 l/s arasında) verimli olmadığı görülmüştür. Geri kalan %13'lik alan (5 –25 l/s) düşük verimli, %2'lik alan (25–55 l/s) verimli olarak Batman Merkez, Gercüş ve Hasankeyf ilçelerinde tespit edilmiştir. Batman ilinin iki büyük ovası olan Batman Ovası (Merkez ilçe) ve Beşiri Ovası (Beşiri) tarımın sıklıkla yapıldığı bölgelerdir. Kuyu verimi haritasından da bu bölgelerin verimli olmadığı görülmektedir. Bu iki ovada sulama amaçlı kuyu açılması uygun değildir. Çalışmanın ikinci aşamasında kirlenebilirlik ve kirlenme riski olan alanları belirlemek için CBS ortamında DRASTIC yöntemde kullanılan hidrojeolojik yedi katmanın raster haritaları verileri kullanılarak ve çakıştırılarak Batman ili yeraltı suyu akiferinin kirlenebilirliği ile ilgili hassasiyet haritaları çıkarılmıştır. DRASTIC İndeksi en düşük 54 ve en yüksek 180 arasındaki değerler elde edilmiştir. Batman ili Merkez, Gercüş, Beşiri, Hasankeyf ve Sason ilçelerinin %81.69 alanı ile kirlenme riski taşımayan düşük hassasiyete sahiptir. Batman Merkez, Kozluk ve Beşiri ilçesinin bir kısmı %11.71 alan ile orta hassasiyet, Kozluk ilçesinde yerel bazda %0.37 ile alan ile kirlenme tehdidi olan yüksek hassasiyet taşımaktadır. Sason ilçesinin geneli düşük hassasiyeti ile kirlenme etkisi altında değildir. Bu nedenle akifer hassasiyet haritasına göre il geneli düşük hassasiyet gösterdiği ve kirlenme riski etkisi altında olmayacağı söylenebilir. Tez kapsamındaki çalışmanın üçüncü aşamasında Batman Merkez ve İlçelerindeki kuyulara ait su kalitesi parametre verileri kullanılarak yeraltı su kalitesi parametreleri model haritaları oluşturulmuş ve ilgili standartlarda tanımlanan kalite kriterlerine göre ön görülen değerlerle karşılaştırmaları yapılmıştır. Buna göre su kalitesi ile ilgili incelenen parametreler arasında nitrat ve nitrit kirlilik değerleri yüksek bulunmuştur. Batman ili merkez ve ilçelerinde yeraltı sularındaki nitrat 0–167.19 mg/l ve nitrit değerleri 0–1.65 mg/l aralığında bulunmuştur. Model sınıflandırma haritasına göre ilin güney ve kuzey kesimlerinde nitrat değerleri (0–25 mg/l) düşük, orta kesiminde (25–50 mg/l ve 50–165 mg/l) yüksek bulunmuştur. Batman Merkez ilçesinin bir kısmı, Beşiri ve Kozluk ilçesinin büyük bir kısmı standartlarda öngörülen sınır değerlerin üstünde kirlenme riski taşımaktadır. Bu nedenle Batman Merkez ve Beşiri ovasında tarımsal kaynaklı gübre kullanımının artması sonucu nitrat kirlililiği yüksek bulunmuştur. Azot bileşikleri ile ilgili su kalite parametre değerlerinin kriterleri aşması bunu doğrulamaktadır. Batman ilinin kuzey kesiminde Sason ilçesinin noktasal denecek kadar az bir alanında nitrit değerleri (1–1.65 mg/l) ve yine aynı ilçenin bir kısmı ile güney kesiminde Gercüş ilçesinin bir kısmı nitrit değerleri (0.1–1 mg/l ) sınır değerlerin üstünde bulunmuştur. Bu alanlar dışında Batman ilinin genelinde nitrit değerleri 0–0.1 mg/l olmak üzere standartlarda öngörülen sınır değerlerin altında olup kirlenme riski taşımamaktadır. Sason ilçesinde çok az kesimi pH <7 ile asidik, bunun dışında il genelinin tümünün yeraltı suları pH >7 ile bazik karakterde olduğu tespit edilmiştir. Batman ili genelindeki kuyulara ait ölçümü yapılan diğer EC, BrO3, F, As, Cu, B, Hg, Cd, Cr, Fe, Al, Se, Ni, Pb, CN su kalitesi parametreleri değerleri CBS ortamına aktarılmış ve ilin yeraltı suyu kalitesi ile ilgili bir fikir elde edilmiştir. Bu su kalitesi parametre değerleri ulusal ve uluslararası kalite kriterleri standartlarında öngörülen sınır değerlerin çok altında kalmıştır. Bu parametreler ile ilgili yeraltı sularında kirlilik olmadığı sonucuna varılmıştır. Batman ili genelinde tatlı su kaynakları içerisinde önemli bir yeri olan yeraltı sularına gereken hassasiyetin gösterilmesi ve kirletilmemesi önem arz etmektedir. Genel olarak tarımsal kaynaklı gübre kullanımının kontrol altına alınmalı ve yeraltı suyu kullanımı yerine yüzeysel su kaynakları kullanılmalıdır. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamındaki imkanlar kullanılarak sulama amaçlı baraj göllerindeki suların inşa edilecek yüzeysel ve yeraltı sulama tesisleri ile tarımsal sulamada kullanılmasının yaygın hale getirilmesi önerilmektedir.
Türkiye Arapları (Muş, Bitlis, Siirt, Batman, Mardin Bölgeleri) üzerine sosyolojik bir inceleme
Araştırma ile kadim bir tarihe sahip oldukları ve dünya medeniyetine katkılarının fazla olduğu anlaşılan Arapların bir uzantısı olan Türkiye Araplarının; daha çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgesinde yaşadıkları, yaş, medeni durum ve meslek koşulları itibariyle Türkiye'nin genel ortalamasına sahip oldukları, devlet tarafından verilen formel eğitime önem verdikleri ancak erkeklerin eğitim oranının ve sosyal hayata katılımının kadınlara göre fazla olduğu, siyaseti çok önemsedikleri, siyasi katılım oranının fazla olduğu, seçimlere katılım oranının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu, akraba evliliğinin nispeten az olduğu, ilk öğrenilen dilin Arapça olmasına rağmen günlük hayatta en çok Türkçe konuştukları, kendilerini daha çok Türk toplulukları içinde ve Türk milletinin bir parçası olarak gördükleri, aşiret üyeliğinin yaygın olduğu, çoğunluğun İslam dinine ve Şafii mezhebine bağlı olduğu, dindarlık düzeyinin ve düzenli ibadet oranının yüksek olduğu, çoğunlukla sağ ve muhafazakâr bir siyasi çizgide oldukları, etnik olarak kendilerini Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olarak tanımladıkları, Arapları ve Arapçayı sevdikleri ve diğer ülkelerdeki Arapların sorunlarına karşı duyarlı oldukları gibi genel sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler Arap, Türkiye Arapları, Etnik Aidiyet, Sosyal ve Kültürel Yaşam, Sosyal Gerçeklik, Sosyal Alan
Türkiye'de genç seçmen yönelimleri ve Batman örneği
Bu araştırmada Batman ilinde yaşayan genç seçmenlerin siyasi yönelimlerini belirlemek üzere anket çalışması yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Batman ilinde ikamet eden 402 genç seçmen oluşturmaktadır. Verilerin analizi SPSS 23 programı ile yapılmış ve %95 güven düzeyi ile çalışılmıştır. Elde edilen verilere göre, Türkiye'de eğitim, terör ve işsizliğin en önemli sorunlar olduğu görülmüştür. Yaşanılan il için çevre kirliliği, yol ve işsizliğin en önemli sorunların başında geldiği anlaşılmıştır. Batman'da en çok beğenilen siyasi, Recep Tayyip Erdoğan'dır. Türkiye'yi Türk-İslam Dünyası'nda konumlandırırken Avrupa'da da konumlandıranların oranı da yüksektir. Gençlerin siyasetten uzak durması gerektiğini düşünenler çoğunlukta iken siyaset ve bilimin bir arada ilerleyebileceğini ve gençlerin siyasetle ilgilenmesinde bir sakınca olmadığını düşünenler de epey fazladır. İş yada yeni bir iş bulunamıyor olmanın en önemli sebebi sırasıyla Siyasi görüş, iş olmaması ve torpilinin bulunmamasıdır. Katılımcılar sırasıyla siyasi görüş olarak kendilerini İslamcı, Kürt milliyetçisi ya da Muhafazakar olarak tanımlamaktadır. İş ya da yeni bir işi iş olmadığından dolayı bulamadığını belirtenler gelecekten en umutlu iken cinsiyetinden dolayı bulamadığını belirtenler gelecekten umudu en az olanlardır. Kendini siyasi açıdan muhafazakar, Liberal, İslamcı, Kürt Milliyetçisi, Atatürkçü ve ülkücü olarak tanımlayanlar Türkiye'de gençlerin yeterince özgür olduklarını düşünürken Laik, Türk Milliyetçisi ve sosyal demokrat olanlar özgür olmadığını düşünmektedir. Kendini etnik açıdan Kürt, Arap ve Zaza olarak tanımlayanlar Türkiye'de gençlerin yeterince özgür olduklarını düşünürken Türk olarak tanımlayanlar ve diğer grupta bulunanlar özgür olmadığını düşünmektedir.
Personel güçlendirmenin çalışanların motivasyon düzeyi üzerindeki etkileri ve bir araştırma: Batman merkezdeki kamu işletmelerinde uygulama
İşletmeler yerel ve küresel anlamda sürekliliğini idame ettirmek ister. Bu durum ancak iyi motive olmuş personellerle mümkündür. Çalışanların başarılı olması işletmenin de başarısının artacağı anlamını taşır. İnsanların farklı kişilik yapılarına sahip olmaları istek, ihtiyaç ve beklentilerinin de farklılık teşkil etmesine neden olur. Bu anlamda farklı özellik taşıyan insanların aynı motivasyon faktörlerinden etkilenmeleri beklenmemeleri gerekir. Bir çalışan için motivasyon faktörü çok önemli bir unsur teşkil ederken, diğer çalışan için hiçbir anlam ifade etmeyebilir. Bundan dolayı her iki personelden aynı düzeyde bir verim elde edilmez. Personel güçlendirme de bir motivasyon kaynağı şeklinde düşünülmektedir. Bu çalışmanın temel amacı personel güçlendirmenin örgüt bünyesinde faaliyet gösteren personelin motivasyonunu ne yönde etkilediğinin incelenmesidir. Bu amaca ulaşmak için anket hazırlanmış ve toplamda 175 çalışan ile görüşülmüş ve çalışanların 158'i ankete katılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 20.0 paket programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda personel güçlendirmenin çalışanların performansını yükselttiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Personel, Güçlendirme, Motivasyon