Batman
105 theses under this subject heading
Liseye geçiş sınavına hazırlanan öğrencilerin formal ve informal destek ağları
Bu çalışmanın amacı, Batman ili merkezindeki liseye giriş sınavına hazırlanan 8. sınıf öğrencilerinin sınava hazırlık sürecinde dersle ilgili destek aldığı formal ve psikolojik veya daha farklı konularda destek aldığı informal ilişkileri belirlemektir. Tarama modelinde olan çalışma nitel ve sosyal ağ analizi yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemi ile sürdürülmüştür. Araştırmada ölçme aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmen Soru Formu" ve "Öğrenci Soru Formu" kullanılarak 10 öğretmen ve 58 öğrenci ile görüşme yapılmıştır. Araştırmanın nitel bölümünde, öğretmen ve öğrencilerle yapılan görüşme dökümleri içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sosyal ağ analizi bölümünde, 58 öğrenciyle görüşülmüş ve elde edilen veriler UCINET 6.0 programında analiz edilerek yoğunluk, yapısal boşluk, merkezileşme ölçümleri hesaplanıp ağ diyagramları ile görselleştirilmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlara göre, tüm öğrenciler ailesi, öğretmenleri veya akranları tarafından desteklendiğini düşünmektedirler. Ayrıca öğrencilerin hangi akranlarından destek aldığı belirlenerek akran destek ağı oluşturulmuştur. Akran destek ağında, 1 aktör izole olmuş ve yoğunluk analizi hesaplamalarına göre ağ içinde kurulabilecekleri ilişkinin %45'i kurulmuştur. Buna göre öğrenciler, kendi içinde çok sıkı olmayan dışarıya karşı açık bir ilişki yapısı ortaya koymaktadır. Ayrıca akran destek ağının hangi sebeplerle oluştuğuna ilişkin iki tür ağ belirlenmiştir. Bunlardan ilki, birlikte ders çalışma ilişkisi, ikincisi ise birlikte eğlenme ilişkisidir. Oluşturulan ağlarda merkezileşme ölçüm sonuçlarına göre, merkezi rol üstlenen öğrencilerin farklı olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, öğrencilerin ağ içindeki konumlarına (merkezi aktör, etkinlik düzeyi ve arasındalık durumu) göre destek türü ve düzeyleri arasında anlamlı farklılaşmalar bulunmuştur.
Batman Üniversitesi'nin bölgesel kalkınmadaki rolü
Üniversiteler, toplumun ekonomik ve sosyal altyapısını oluşturan; ulusal düzeyde eğitim, öğretim, kültürel ve bilimsel düşünce kuruluşları gibi çeşitli işlevleri yerine getiren kurumlardır. Üniversite hedefleri arasında bilginin üretimi, korunması, iletilmesi ve yaygınlaştırılması yer alır. Üniversite eğitiminin amacı; bilgi çağında evrensel değerlere sahip, sorgulayan, akılcı ve bilimsel düşünen, üreten, geliştiren ve sorumlu etik değerleri koruyan bireyler yetiştirmektir. Çok partili sisteme geçişle birlikte yükseköğretimin ülke genelinde dengeli dağılımı temel ilkelerden biri olarak kabul edilmiş ve bu doğrultuda üniversitenin bulunduğu bölgeye sosyo-ekonomik katkılar başlamıştır. 1990'lı yıllardan bu tarafa araştırılmış ve incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı;Batman Üniversitesi öğrencilerinin sosyo-ekonomik özelliklerini, günlük alışkanlıklarını, belirli alanlardaki tutumlarını, çeşitli harcama kalemlerinin miktarını ve Batman Üniversitesi öğrencilerinin Batman iline yapmış oldukları katkıları ortaya çıkarmak; Batman ili esnafının ise üniversiteye ve üniversite öğrencilerine bakış açılarını açıklamaktır.Anket, Batman Üniversitesi Merkez Yerleşkesi ve Batı Raman Yerleşkesinde öğrenim gören 587 öğrenciye ve 450 Batman esnafına kapalı ve açık soru yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Anket yoluyla elde edilen veriler SPSS.21 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Batman Üniversitesi ve Batman Üniversitesi öğrencilerinin Batman ili ekonomisine katkıları nicel olarak hesaplanmıştır.
Kalkınma ajanslarının bölgesel kalkınma üzerine etkileri: Batman örneği
Bölgesel kalkınma, günümüzde topyekûn bir gelişimi ifade etmekle beraber yerelde kendine özgü kaynakların ortaya çıkartılması ve söz konusu bölgede yaşayan insanların üretime katılması gibi bir nitelik ve anlam kazanmıştır. Türkiye'de kamu hizmetleri, doğrudan merkezden söz konusu bölgelere aktarılırken, zamanla bu politikadan vazgeçilmiş ve kalkınmayı hızlandıracak hizmetleri ya da projeleri, bölgede yaşayan insanların daha iyi bileceği anlayışı benimsenmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkenin gelişmişlik düzeyinin az olması bölgesel kalkınma konusundaki çalışmaların da az olmasına sebep olmuştur. Gelişmişlik arttıkça dönüşüm başlamış ve bölgesel kalkınma da bu dönüşümün sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada; günümüzde önemi gittikçe artan bölgesel kalkınmanın ne ifade ettiğini, bölgesel kalkınmanın sağlanabilmesi için bölgesel kalkınma ajanslarının etkileri incelenmiştir. Çalışmada Dicle Kalkınma Ajansı'nın Batman ili özelindeki etkileri saptanmaya çalışılmıştır.
Organize sanayi bölgelerinin kent istihdamına katkısı: Batman örneği
18. yüzyılda İngiltere de meydana gelen sanayi devrimi insanlık için önemli bir dönüm noktası olmuştur. Sanayi alanındaki gelişmeler, üretim alanında yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bölgesel Sanayi kavramı ilk defa ABD'de gündeme gelmiş olsa bile Organize Sanayi Bölgelerinin ilk örneği İngiltere de kurulmuştur. Organize Sanayi bölgeleri; Farklı veya aynı sektörlerde faaliyet gösteren firmaların bir araya gelmesiyle oluşturdukları kümeleşme alanlarıdır. Organize Sanayi Bölgelerinin temel amacı planlı bir sanayinin yanında organize bir yapılaşmayı meydana getirmektir. Türkiye de 1960'lı yıllar da uygulamaya konulan Organize Sanayi Bölgelerinin amacı; İstihdam yaratıp işsizliği azaltmak, sanayi alanındaki yatırmaları hızlandırmak ve üretimde kalite standartlarını yükseltmek olmuştur. Dünyada organize sanayi bölgelerinin yaygınlaşması özellikle 1970'li yıllardan sonra dünya ekonomilerinde yaşanan değişimlerle birlikte, sanayi alanında gelişimini tamamlayamamış ülkelere imalat sanayinin kaydırılması ve dünya pazarı için üretim, teknoloji geliştirme, ürün pazarlama amacıyla OSB'ler yaygınlaşmıştır. Bu çalışmanın amacı Organize Sanayi Bölgelerinin kent istihdamına katkısı; Batman ili esas alınarak, Batman Organize Sanayi Bölgesinin kent istihdamına katkısı araştırılmıştır. Çalışma neticesinde Organize Sanayi Bölgesinde faaliyette bulunan firmaların kent istihdamına katkıda bulunulduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sanayi, Organize Sanayi Bölgesi, Sanayi Devrimi, Batman Organize Sanayi Bölgesi
Örgütsel inovasyonun performans yönetim sistemi üzerindeki etkisi; Batman ilinde bir araştırma
İnovasyon, günümüzde firmalarda yenilikçi faaliyetlerin ve üretim sürecinde kalkınmanın temel dayanağıdır. İnovatif faaliyetler; yeni ürünler veya hizmetler geliştirme, yeni üretim süreçleri, pazarlama ve yeni örgütsel yapılar geliştirmeyle ilgili çabaları kapsamaktadır. Ayrıca firmalar arasında rekabetin etkin olduğu günümüzde firmaların yönetim birimlerinin sahip olduğu performans yönetim sistemi sürecinde de etkilidir. İnovasyon sürecinde özellikle örgütsel inovasyonda geliştirilebilir yeniliklerin, örgütlerin performanslarını pozitif bir biçimde etkileyebileceği öne sürülebilir. Bu çalışmada; örgütsel inovasyonun performans yönetim sistemi üzerindeki etkisi, seçilen işletmeler temelinde incelenmiştir. Batman ili Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren 40 işletmeden oluşan evrenden toplanan 169 örneklemden toplanan veriler incelenmiştir. Faaliyette bulunan bu işletmelerde örgütsel inovasyonun performans yönetim sistemi üzerinde etkisi var mıdır? Ayrıca örgütsel inovasyon ile performans yönetim sistemi arasında ilişki var mıdır? Soruları tez çalışmamızın ana problem cümleleridir. Gerçekleştirilen araştırma ve analizler sonucunda tüm inovasyon türlerinin performans yönetim sistemi üzerine göreli önem sırası; ürün inovasyonu, örgütsel inovasyon, süreç inovasyonu ve pazar inovasyonudur. Ürün inovasyonu değişkeninin performans yönetimi üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiş. Süreç inovasyonu, pazar inovasyonu ve örgüt inovasyonu değişkenlerinin ise performans yönetimi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler : İnovasyon, İnovasyon Türleri, Örgütsel İnovasyon, Performans, Performans Yönetim Sistemi
Aşiretlerin kente eklemlenme tarzı: Batman örneği
Aşiret, sosyal bilimin en tartışmalı kavramlarındandır. Antropoloji, sosyoloji, etnografya, tarih gibi sosyal bilim disiplinler, kendi metodolojileriyle bu toplumsal grubu açıklamaya çalışmıştır. Ortadoğu sosyolojisi açısından aşiret kavramı, örgütlenme biçimi bağlamında toplumsal, ekonomik, politik, kültürel ve coğrafi gibi bileşenlere gönderme yapmaktadır. Ortadoğu toplumsal yapısında aşiretler, kırsal ve kentsel mekânda bazen süreçlere uyum gösteren bazen çatışan bazen de süreçleri etkileyen sosyal grupların başında gelir. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kapitalist üretim tarzı, dünyanın birçok coğrafyası gibi Ortadoğu'yu da etkisi altına almıştır. Kapitalizm, Ortadoğu'da Batı Avrupa deneyiminden farklı olarak kapitalizm öncesi toplumsal yapıları ve ilişkileri çözmek yerine eklemlenme biçimi yaratmıştır. Ortadoğu kentleşme biçimiyle yakından ilişkili olarak aşiretler, dini tarikatlar, etnik gruplar gibi toplumsal yapılar varlıklarını, ilişkilerini, ağlarını kentsel mekâna eklemlenme yaparak sürdürebilmiştir. Türkiye'nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki birçok kentte olduğu gibi Batman'da da aşiretler, ekonomik, siyasal, toplumsal-kültürel olarak varlıklarını korumaktadır. Batman'da ekonomi, siyaset, toplumsal yaşamda aşiretler kentlileşirken diğer yandan aşiretler de kentin her alanını aşiretleştirmektedir. Buradan hareketle bu çalışma, 1950'lerde petrol sayesinde oluşan Batman'da Raman aşiretinin kente eklemlenme süreçlerini anlamayı amaç edinmiştir. Aşiret reisi ve aşiret mensuplarından oluşan 23 katılımcıyla yapılan bu çalışmada kartopu örneklem ve derinlemesine görüşme gibi nitel veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca yerel gazete, resmi belgeler gibi nitel bulgulara da başvurulmuştur
Batman barajı'nda faaliyet gösteren ağ kafes alabalık işletmesinin baraj gölüne olan etkisinin araştırılması
Baraj gölü ortamında ağ kafeslerde yapılan alabalık yetiştiriciliğinin sucul çevreye olan etkisi Batman Baraj Gölü'nde faaliyet gösteren ağ kafes çiftliğinde su kalitesi çalışmaları yapılarak değerlendirilmiştir. Ekim 2020-Temmuz 2021 tarihleri arasında 10 ay süre ile su numuneleri alınarak analiz edilmiştir. Örnekleme noktası olarak, gökkuşağı alabalık yetiştiriciliği yapılan ağ kafeslerin yakınlarından ve referans noktası olarak 4 istasyon belirlenmiştir. Örnekleme noktalarından çalışma süresince alınan su numunelerinde hem yerinde hem de laboratuvarda bazı fiziko-kimyasal parametreler olarak; Su sıcaklığı, pH, elektriksel iletkenlik, tuzluluk, çözünmüş oksijen, doymuş oksijen, nitrit azotu, nitrat azotu, amonyum azotu, biyokimyasal oksijen ihtiyacı, seki derinliği, toplam fosfor ve askıda katı madde ölçümleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda baraj gölünde faaliyet gösteren işletmenin hasat öncesi ve sonrasındaki 10 aylık süreçte ölçülen nitrit azotu, nitrat azotu, amonyum azotu, toplam fosfor ve askıda katı madde miktarlarında su kalitesi kriterleri ile anlamlı ancak şimdilik tehlikeli olmayan boyutlarda bir kirlilik artışı yaşandığı gözlemlenmiştir. Bu çalışma sonuçları aynı zamanda Türkiye'deki baraj göllerinde faaliyet gösteren ağ kafes balık çiftliklerinin yönetimi ve sürdürülebilir akuakültür açısından çok önemlidir. Anahtar kelimeler: Batman Baraj Gölü, Gökkuşağı alabalığı, Ağ kafes çiftliği, Su kalitesi, Fiziko-kimyasal parametreler, Çevresel faktörler
Aşiret sisteminde dönüşüm-aşiretin kentte aldığı yeni şekiller-Batman örneği
"Aşiret Sisteminde Dönüşüm -Aşiretin Kentte Aldığı Yeni Şekiller- Batman Örneği" başlıklı bu çalışma, Batman il merkezinde ikamet eden aşiret mensuplarının modernleşme ve kentleşme süreciyle nasıl bir değişim geçirdiklerini anlamak amacıyla gerçekleştirilen nitel bir araştırmadır. Aşiretlerin günümüz kent hayatında nasıl bir görünüme sahip olduklarını anlamak için öncelikle aşiretin geçmişte neye benzediği anlaşılmaya çalışılmış ve bu yöredeki aşiret terminolojisi çerçevesinde, aşiret sisteminin "ideal bir tip"i oluşturulmaya çalışılmıştır. Böylece aşiretin tarihsel süreç içerisinde toplumsal olayları yönlendirmedeki etkisi, değişen şartlara karşıkendini konumlandırması ve sosyolojik açıdan bu kavramanın önemi üzerinde durulmuştur. Aynı çerçevede, bu yapının merkezileşme/modernleşme sürecinden ne şekilde etkilendiği de, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki toprak ile ilgili düzenlemeler, iskân politikası ve Tanzimat ile başlayan idarî/siyasî merkezileşme politikaları üzerinden kısaca değerlendirilmiştir. Araştırmanın teorik kısmında ayrıca kentin, kentleşme sürecinin ve kentliliğin sanayileşmeyle birlikte kazandıklarımodern biçimlerinin, tüm kentlilik ve diğer hayat biçimleri aleyhine evrenselleştiği ve diğerlerini sonlandırma sürecinde olduğu düşüncesinin hakim olduğu bir literatür içerisinde, diğer hayat biçimlerinin de varlığını "bir biçimde" sürdürdüğü ve kentliliğe tek bir "biçimin" model teşkil edemeyeceği düşüncesinin izleri sürülmeye çalışılmıştır. Araştırma alanından edinilen verilerin değerlendirilerek, aşiretin dönüşümünün toplumsal, siyasal, ekonomik ve dinsel görünümleri, özellikle gündelik hayata yansıyan boyutları üzerinden bir analize tabi tutulmuştur. Klasik/modernleşmeci sosyal bilim anlayışı, aşiretin, geleneksel zamanlara ait bir toplumsal biçim olduğu ve modern zamanlarda herhangi bir yerinin olmadığıyönündedir. Oysa araştırmamız, aşiretin yaşanan toplumsal ve küresel değişimlerden bağımsız olarak klasik örgütsel yapılanmasını sürdüremediğini; ancak geleneksel dünyayla iç içe geçmiş bulunan değer ve ilişkilerinin de yerini, modern değer ve ilişkilere bırakmadığını göstermiştir. Her iki dünyanın değer ve ilişkileri yan yana VIII yaşanmakta, bazen çatışma halinde ama bazen de uyumlulaşarak sürdürülmektedir. İnsanlar, bir yandan modern bir aidiyet biçimi olan modern ideolojilere kendini nispet etmekte, ama aynı zamanda geleneksel bir aidiyet biçimi olan "aşiret" aidiyetini de sürdürebilmektedirler. Kuşkusuz eğitim, yaş, cinsiyet, kentte kalış süresi gibi değişkenlerin yanı sıra, benimsenen modern ideoloji de aşirete aidiyeti belirleyebilmektedir. Anahtar Sözcükler: Aşiret, kentleşme, modernleşme, gelenek, töre, gündelik hayat
Ortaokullarda öğrencilerin disiplinsiz davranışları ve bu davranışların sebepleri(Batman ili merkez ilçesi örneği)
Bu araştırmanın genel amacı, ortaokullarda öğrencilerin sınıf içindeki disiplinsiz davranışlarını ve bu disiplinsiz davranışların sebeplerinin neler olduğuna ilişkin öğretmen görüşlerini araştırmaktır. Bunun için tarama modeli kullanılmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini 2012?2013 eğitim?öğretim yılı, Batman ili Merkez ilçesinde devlete bağlı ortaokullardaki branş öğretmenleri oluşturmaktadır. Verileri toplamak için Doç. Dr. Naciye AKSOY?un Geliştirdiği ?Öğretmenlerin sınıfta karşılaştıkları disiplin sorunları? ölçeği kullanılmıştır. Veriler, anketin örnekleme alınan 358 öğretmene uygulanmasıyla elde edilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 16.0 (Statistical Package for the Social Sciences) for Windows programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde hesaplamaları, frekans, ortalama değerler; bağımsız örneklemler için ?t? testi ve ikiden fazla grup karşılaştırmalarında ise Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) kullanılmıştır. Farklılaşmanın bulunması durumunda farklılaşmanın yönünü belirlemek amacıyla da Fisher?in En Küçük Manidar Farklar (LSD) testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre ortaokullarda sınıf içinde en sık karşılaşılan disiplinsiz davranışlar, izin istemeden konuşmak, verilen ödevleri yapmamak ve kavga etmek olarak tespit edilmiştir. Öğretmen görüşlerine göre öğretmenlerin sınıf içinde karşılaştıkları disiplinsiz davranışların ilk üç nedeni, ailelerin çocuklarının eğitimine olan ilgisizliği, televizyon ve diğer kitle iletişim araçlarında sergilenen şiddet olaylarının etkisi, ailelerin çocuklarına karşı olumsuz tutum ve davranışlar olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin sınıfta karşılaştıkları disiplinsiz davranışlar; cinsiyet, medeni durum, yaş, branş, kıdem ve sınıftaki öğrenci sayısına göre; sınıfta karşılaştıkları disiplinsiz davranışların sebepleri ise; cinsiyet, medeni durum, yaş, branş, kıdem ve sınıftaki öğrenci sayısına göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sınıfta karşılaştıkları disiplinsiz davranışlar ile bu davranışların sebepleri mezun olunan okula göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Ortaokul, disiplinsiz davranışlar, disiplinsiz davranışların sebepleri
Lise gençliğinde dini sosyalleşme; Batman il merkezi örneği
Bu çalışma, günümüzün değişen sosyo-kültürel ortamında sosyalleşen ergenlik çağındaki bireylerin dindarlık yöneliminin ve dini sosyalleşme kanallarının etkisinin araştırıldığı bir saha araştırmasıdır. Sosyalleşme sürecinde gençlerin dini inanç, tutum ve davranışları üzerinde yaş, eğitim, ekonomik durum gibi demografik özelliklerin yanı sıra aile, eğitim, toplumsal çevre ve kitle iletişim araçları gibi sosyal faktörlerin de önemli etkisi bulunmaktadır. Bu çalışmada, gençlerin dini toplumsallaşması üzerinde önemli rol oynayan demografik ve sosyal faktörlerin etki düzeyi araştırılmıştır. Buradan hareketle 8 hipotez geliştirilmiş ve saha araştırması sonucu ulaşılan bulgulardan hareketle hipotezler test edilmiştir. Araştırmanın evreni, Batman il merkezinde eğitim gören lise gençlerinden oluşmaktadır. Şubat-Mart 2019 tarihleri arasında, basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 731 deneğe Kişisel Bilgi Anketi, Dini Toplumsallaşma Faktörleri Anketi ve Dini Yönelim Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen bulgulardan hareketle örneklem grubunun hem demografik değişkenlere göre farklılaşma olup olmadığı incelenmiş hem de sosyalleşme kanallarının dini tutum ve davranışlar üzerinde etki düzeyi analiz edilerek hipotezler test edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 Windows paket programı kullanılarak istatistiksel analizi, t-testi (Independent- Samples T Tests), Varyans Analizi (Analysis of Variance, ONE-WAY-ANOVA), Tukey HSD (Post Hoc Comparision) testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, örneklem grubunun okul türü, sosyo-kültürel tabaka gibi demografik özellerine göre dini yönelimlerinde farklılaşma olduğu saptanırken yaşın herhangi bir farklılaşmaya yol açmadığı saptanmıştır. Ayrıca, bireylerin dini tutum ve davranışları üzerinde dini sosyalleşme faktörlerinin önemli etkilerinin olduğu tespit edilmiştir.
Açık bilim ve akademisyenlerin açık bilime karşı tutumları: Batman Üniversitesi örneği
İnsanlık, evren var olduğundan beri bilgiye erişmeye ihtiyaç duymuştur. Her şeyden önce, bilimsel bilgi üreten, akademik yayın yapan ve bilimsel bilgiye erişme ihtiyacı duyan herkes için bilimsel bilgiye ulaşılabilirlik önemlidir. Bu bağlamda, yükseköğretimin temelini oluşturan üniversite kütüphaneleri ve Türkiye'deki üniversitelerin bilimsel denetimi için oluşturulan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) bilimsel bilgiye erişimde önemli rol oynamaktadır. Ülkemizde ise bilimsel yayınların ulaşılabilirliği ve akademik bilginin yaygınlaştırılması konusunda sorunlar yaşanmaktadır. YÖK'ün bu sorunların çözümünde yaptığı çalışmaların amacı, her üniversitenin kendi bünyesinde bir açık erişim arşivi oluşturması ve açık erişim politikası ile açık erişim arşivlerini desteklemeye çalışmasıdır. Aynı zamanda üniversitelerde bilimsel bilgiye erişimin belli bir sistematiğe uygun olarak gerçekleştirilmesi için ücretsiz erişim arşivleri oluşturulmaya başlanmıştır. Bu süreçte YÖK, üniversite uygulamalarına dayalı olarak üniversite açık erişim arşivleri ve politikaları hakkında düzenli olarak bilgi toplamaya başlamıştır. Açık erişim yayıncılık, geleneksel/ticari yayıncılığa alternatif bir model olarak ortaya çıkmış ve bilimsel iletişimin karşılaştığı bazı sorunları ortadan kaldırmak için geliştirilmiştir. Açık erişim olgusundan önce, basılı dergi ve yayınlar fiyatları çok yüksekti ve abonelik sayıları sürekli düşüyordu. Birçok kütüphane bu süreçten olumsuz etkilenmiş ve birçok dergi aboneliğinden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Bu durum, kullanıcılarına güncel bilgiler sunmada önemli bir rolü olan kütüphanelerin gerekli bilgileri sunabilmelerini zorlaştırmakta ve onları yeni araştırmalar yapmaya teşvik etmektedir. Bu sorunları ortadan kaldırmak için "Altın Yol" ve "Yeşil Yol" olarak adlandırılan yayıncılık modeller geliştirilmiştir. Bilimsel iletişim için oldukça faydalı olan Açık Bilim ile Açık Erişim olgularının ve faydalarının araştırmacıların büyük çoğunluğunun tam olarak farkında olmadığı düşünülmektedir. Bu nedenle, araştırmacıları/öğretim elemanlarını geliştirmek ve/veya duyarlı hale getirmek gereklidir. Bu çalışmada açık erişim, açık bilim ve açık veriyi geliştirme, türleri ve işlevleri, avantajları, açık erişim, açık bilim ve açık veri rehberleri, telif hakları, açık erişim ve açık bilim politikaları ve mevzuatı, Türkiye'de açık erişim arşivlerinin özellikleri, kütüphanelerin açık erişimdeki yeri ve Batman Üniversitesi kurumsal açık arşiv (KAA) çalışmaları ve öğretim elemanlarının bu konu hakkındaki bilgi düzeyleri araştırılacaktır. Araştırmanın temel amacı, dünyada ve Türkiye'de açık erişim arşivlerin gelişimini araştırmak, öğretim elemanlarının KAA'nın etkin kullanımına ilişkin farkındalıklarını belirlemek ve öğretim elemanlarının tutum ve görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Bu araştırma ile Batman Üniversitesindeki KAA'nın gelişimini kolaylaştıracak altyapı hakkında veri elde edilmesi amaçlanmaktadır. Öğretim elemanlarını bilinçlendirmek ve kaliteli açık erişimli yayınlardan yararlanmalarını ve yayınlarını açık erişimli olarak yapmaları için farkındalık kazandırmak çalışmanın dolaylı amaçlarından biridir. Aynı zamanda, kamuoyunu bilinçlendirmek için açıklanacak araştırma sonuçlarının, diğer üniversitelerin KAA yöneticilerine yol göstereceği düşünülmektedir. Öğretim elemanlarının Açık Erişim ve Açık Bilim konularındaki farkındalık düzeylerini belirlemek için anket teknikleri kullanılmıştır. Farklı katılımcı türlerinden toplanan veriler, SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan bu çalışmayla Batman Üniversitesi öğretim elemanlarının arasında Açık Bilim ve Açık Erişim bilgi düzeylerinin düşük olduğu ve Açık Bilim ile Açık Erişim hakkında bilgiye sahip olduklarını düşünmelerine rağmen konu hakkında detaylı bilgilere sahip olmadıkları tespit edilmiştir. Açık Bilim ve Açık Erişim olgusu için kurumsal farkındalığı artırmak amacıyla, öğretim elemanlarına ve araştırmacılara "seminerler", "brifingler ", "konferanslar", "Hizmet içi eğitimler", "konu odaklı araştırma" ve "oryantasyon çalışmaları" sunulmalıdır. Öğretim elemanlarının Açık Bilim ve Açık Erişim olguları hakkında detaylı bilgiye sahip olmasalar da Açık Bilim ve Açık Erişim olgularına karşı ön yargıları olmadığı belirlenmiştir.
Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ve dindarlık ilişki üzerine bir inceleme (Batman ili örneği)
Hayatın devamı için artık vazgeçilmez bir öneme sahip olan internet ilk çıkış noktasının ötesinde farklı bir anlam kazanmış bulunmaktadır. Bu anlam dünyası özelde Müslümanları genelde ise bütün insanlığın inanan "dindar" bireyleri kapsamına almakta ve inançlarının hayata bakan taraflarını ortadan kaldırmaktadır. Yani internet sosyal medya alt başlığı ile alternatif ve çekici içeriği olan bir nevi -post modern din- konumunu kazanmış durumdadır. Bu durum özellikle gençlerde "bağımlılık" meydana getirmektedir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin dindarlık ve sosyal medya bağımlılığı ilişkisi incelenecektir. İlk bölümde genel olarak bağımlılık ve çeşitleri incelenmiştir. İkinci bölümde sosyal medya ve içerikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde din, dindarlık ve sosyal medya incelenmiştir. Son bölümde ise saha çalışmasından elde edilen veriler değerlendirilerek konu içeriği tamamlanmış ve sonuç bölümünde de sonuçlar, tespitler ve tavsiyeler dile getirilmeye çalışılmıştır.
Hipertansiyonlu hastalarda tedaviye uyum ve etkileyen faktörlerin incelenmesi
Bu çalışma, hipertansiyonlu hastalarda tedaviye uyum ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapıldı. Araştırma Batman Bölge Devlet Hastanesinde 1 Temmuz 2016 ve 31 Eylül 2016 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmanın örneklemini tedavi ya da kontrol için başvuran ve çalışmaya katılma kriterlerini sağlayan 285 birey oluşturdu. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Sosyo-demografik Frorm, Hastalık Algısı Ölçeği (HAÖ) ve Hill Bone Hipertansiyon Tedavisine Uyum Ölçeği (HBHTUÖ) kullanıldı. Araştırmanın uygulanması için etik kurul izni ve Batman Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği yazılı izni ve araştırmaya katılan hastalardan bilgilendirilmiş onam alındı. Araştırmaya katılan hastaların %84,6'sının 50 yaşından büyük, %56,1i'nin kadın, %65,9'nun beden kitle indeksinin 25 ve üzeri olduğu görüldü. HAÖ puanlarının yaş ile korelasyonunda kişisel kontrol ve tedavi kontrolü alt boyut puanlarında pozitif anlamlı bir ilişki olduğu saptandı (p<0,05). HBHHTU ölçeğinin kontrole gitme değişkenine göre total puanları arasında anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak hipertansiyon hastalarının HBHTUÖ'ne göre yaş, eğitim durumu, ilacı kullanma durumu ve kan basıncı ölçme sıklığı ile anlamlı bir ilişki bulundu. HBHTUÖ ile HAÖ arasında negatif yönde güçlü bir ilişki bulundu. Tedaviye uyumu etkileyen bu faktörler göz önünde bulundurularak, hastaların uyumlarını arttırmaya yönelik uygun hemşirelik girişimlerinin planlanması önerilmektedir
Yenidoğanların ilk ağrılı işlemi sırasında beyaz gürültü dinletilmesinin ağrı, konfor, ağlama süresi ve fizyolojik parametreleri üzerine etkisi
Bu araştırma, Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde; 9 Ekim 2021 ile 20 Mart 2022'de, yenidoğanlara ilk ağrılı işlemi olan K vitamini intramüsküler enjeksiyonu (IM) sırasında beyaz gürültü dinletilmesinin; ağrı, konfor, ağlama süresi ve fizyolojik parametrelerine etkisinin incelenmesi amacıyla 75 yenidoğanla randomize kontrollü deneysel olarak gerçekleştirildi. Beyaz gürültü grubunda bulunan yenidoğanlara K vitamini IM uygulamasından 5 dakika önce beyaz gürültü dinletilmeye başlandı, 5. dakikada aynı ebe tarafından IM uygulandı ve 5 dakika sonrasına kadar olmak üzere 10 dakikalık kamera kaydı alındı. Çalışmada; aksiyon kamerası tripota yerleştirilerek çekimler gerçekleştirildi. Veriler, Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu, Aileyi Tanıtıcı Bilgi Formu, Yenidoğan Ağrı Skalası (NIPS) ve Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği (YKDÖ) ile toplandı. Beyaz gürültü grubundaki bebeklerin ortalama ağlama sürelerinin (24.14±15.43) beyaz gürültü dinletilmeyen kontrol grubuna (40.03±13.58) göre oldukça düşük olduğu belirlendi (p=0.000). Deney grubundakilerin ağlama süresi (sn.), kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha düşük bulundu (Z=-4,428; p=0.000). Deney grubundakilerin işlem sırası ve işlem sonrası kalp atım hızları, kontrol grubundakilere göre anlamlı bulunurken (p<0.05), SpO2 değerleri de yüksek bulundu (p<0.05).YKDÖ ve NIPS ölçeğinin Cronbach alfa katsayısı değerleri gözlemcilere göre yüksek derecede güvenilir bulundu. Sınıf içi korelasyon analizi sonuçları gözlemciler arasında uyumun anlamlı ve uyum derecesinin mükemmel olduğunu gösterdi (p<0.05). Bu bakımdan 1., 2., 3. gözlemciye göre; deney grubundakilerin ağrı tahmini, distres tahmini, YKDÖ ve NIPS toplam değerleri, kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulundu (p<0.05). Sonuç olarak, hemşirelerin invaziv girişim esnasında, yenidoğanlara farmakolojik olmayan bir yöntem olan beyaz gürültü dinletmeleri, ağlama süresini kısaltması, ağrıyı azaltması, konforu arttırması ve fizyolojik parametreler (kalp atım hızı, oksijen satürasyonu) üzerine olumlu etkilerinden dolayı önerilir. Anahtar Sözcükler: Ağrı, Beyaz Gürültü, İnvaziv Girişim, Konfor, Yenidoğan
1-6 yaş çocuğu olan ebeveynlerin ateşli durumlardaki yaklaşımları ve bilgi durumlarının belirlenmesi
1-6 yaş çocuğu olan ebeveynlerin ateşli durumlardaki yaklaşımları ve bilgi durumlarının belirlenmesi amacıyla yapılan çalışma tanımlayıcı tiptedir. Araştırma, 10 Kasım 2022-1 Mayıs 2023 tarihleri arasında Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Acil Servisinde 250 ebeveyn ile gerçekleştirildi. Veriler, katılımcılardan bilgilendirilmiş onam alındıktan sonra araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yoluyla toplandı. Veri toplama aracı olarak "Soru Formu" ve "Ebeveyn Ateş Yönetimi Ölçeğinin Türkçe Versiyonu" kullanıldı. Veriler IBM SPSS İstatistik 27 yazılım paketi kullanılarak analiz edildi. Ebeveynlerin çoğunluğunun 26-35 yaş grubunda olduğu ve ebeveynlerin %86,8'i gibi büyük bir bölümünün ateş konusunda endişe yaşadığı, en önemli endişe kaynağının ise ateşli havale (%79,2) olduğu belirlendi. Tipik olarak %70,8 oranında ılık su kullanılarak sıcak uygulama yapıldığı ve bu uygulamanın da en sık baş bölgesine (%52,0) uygulandığı bulundu. Ebeveynlerin büyük bir çoğunluğunun (%81,2) çocuğunun ateşi düşmeden danışmadan ateş düşürücü ilaç kullandığı tespit edildi. En sık kullanılan ateş düşürücü ilaçların Parasetamol (%78,4) ve İbuprofen (%54,8) olduğu görüldü. Ebeveynlerin yarıdan fazlasının (%51,6) ateş konusunda eğitim almadığı ve %86,8'inin ateş konusunda endişe duyduğu belirlendi. Ebeveynlerin 'Ebeveyn Ateş Yönetimi Ölçeğinden' aldıkları puan ortalaması 32,20 idi. Eğitim ve gelir düzeyi yüksek olan ebeveynlerde ölçekten alınan puanların daha yüksek olduğu bulundu. Ebeveynlerin ateş takibi ve düşürme konularında aktif bir yaklaşım sergilediklerini ve ateşle ilgili endişeyi gösteren davranışlar sergiledikleri belirlendi. Dolayısıyla ebeveynlerin ateş, ateş yönetimi ve ateşli havaleler konusunda endişelerinin azaltılması ve yanlış uygulamaların önlenmesi açısından eğitilmesi gerekmektedir.
Kürtlerde aidiyet, kimlik ve milliyetçilik: Batman örneği
Bu çalışma, Kürt milliyetçiliğinin gelişmesinde etkili olan toplumsal dinamiklere ve Kürt milliyetçiliğinin niteliklerine odaklanmaktadır. Kürt milliyetçiliğinin gelişiminde etkili olan faktörler içerisinde özellikle modernleşme dinamikleri (göç, kentleşme, sosyo-ekonomik gelişme, ulus devlet bilinci vb.), siyasal dinamikler (Kürt siyasi partiler ve terör örgütleri vb), yanlış devlet politikaları ve uygulamaları, Kürt milliyetçi veya örgüt kontrolündeki medyanın etkisi, 1990'lı yıllarda bölgelerde artan çatışmalar ve son dönemde Ortadoğu'daki gelişmeler gibi unsurlar ele alınıp açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada Kürt milliyetçiliğinin; sosyalizm, din, şiddet ve demokrasi gibi unsurlarla olan ilişkisi de ele alınmıştır. Araştırma, Batman ili özelinde 2014-2015 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, nitel bir araştırma olan etnografik yöntem tercih edilmiştir. Örneklem olarak amaçlı örneklem ve araştırma tekniği olarak da derinlemesine mülakat teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu, Kürt milliyetçiliğini savunan 18-60 yaş aralığında farklı toplumsal statülere sahip kadın ve erkeklerden oluşan 50 kişi oluşturmaktadır. Görüşmecilerden bilgi toplama tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmada Kürt milliyetçiliğinin gelişim dinamiği üzerinden özellikle tarihsel süreç içerisinde karşılaşılan veya maruz kalınan hak ihlalleri, bazı modernleşme dinamikleri, PKK terör örgütünün etkisi, kitle iletişim araçlarının ve yayınlarının etkisi ve etnisite eksenli taleplerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu süreçte Kürtlerin etnik çıkarları temelinde yeni bir Kürt ulusunun inşasının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Günümüzde nispeten kitlesel ve örgütlü bir yapıya kavuşan Kürt milliyetçiliğinin etnik temelinde ayrılıkçı bir nitelik arz ettiği söylenebilir. Aynı zamanda Kürt milliyetçiliğini savunan Kürt siyasi parti ve örgütlerinin, Kürt milliyetçiliğinin örgütlenmesi ve tabana yayılması noktasında önemli bir işlev gördüğü saptanmıştır. Bununla beraber Kürt dilinin ve özerklik taleplerinin, Kürt milliyetçiliğinin gelişimini etkileyen diğer önemli unsurlar olarak öne çıktığı dikkat çekmiştir. Kürt milliyetçiliğinin ideolojik temellerinin oluşumunda etkili olduğu varsayılan PKK örgütünün özellikle 1990'lı yıllardan sonra Kürt milliyetçiliğini yoğun bir şekilde kışkırttığı ve provoke ettiği gözlemlenmiştir. Örgütün, sosyalist ideolojisinin yerine milliyetçi söylemlerini öne çıkardığı ve Türk halkı ve devlet karşıtlığı üzerinden bir Kürt milliyetçiliğini inşa etmeye çalıştığı bulgusu elde edilmiştir. Bu durum, Kürt milliyetçiliğinin günümüzde şiddet içeren ayrılıkçı niteliğini sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında görüşülenlerden hareketle Kürt milliyetçiliğinin niteliğinin; seküler, ayrıştırıcı ve dışlayıcı, şiddet unsurlarını içeren, düşmanlık üzerinden kurgulanan, antidemokratik ve tepkisel olduğu tespiti yapılmıştır. Ayrıca tarihsel süreç içerisinde yaşanmış olumsuzluklar üzerinden bir mağduriyet söylemi geliştirildiği ve bu mağduriyet söyleminden beslenen bir Kürt milliyetçiliği inşa edildiği tespiti yapılmıştır. Burada abartı ifadeler ve kurgular da ciddi anlamda yer almaktadır. Bu kapsamda Kürt milliyetçilik söyleminin, yoğun bir nefret ve düşmanlık üretecek bir hafızaya yaslandığı gözlemlenmektedir. Araştırmada saptanan diğer önemli bir husus ise, günümüzde Kürt milliyetçiliğinin niteliğinin PKK örgütü tarafından şekillendirildiğidir.
Batman ili sağlık sektöründe kamu ve özel hastanelerde görev yapan yöneticilerin iş doyumu ve iş doyumunu etkileyen faktörler
İş doyumu, bir kişinin iş yerindeki işe ilişkin deneyimleri ve işe atfettiği değerlerinin yarattığı duygusal hoşnutluk durumu biçiminde tanımlanmaktadır. Bu araştırma Batman Kent Merkezinde Kamu ve Özel Hastanelerde görev yapan yöneticilerin iş doyumu düzeyleri ve iş doyumu düzeylerini etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Kesitsel nitelikte olan bu araştırmanın evrenini Batman Kent Merkezinde Kamu ve Özel Hastanelerde görev yapmakta olan tüm yöneticiler (120 kişi) oluşturmuştur. Evrenin tümü araştırma kapsamına alınmış, 101'ine ulaşılmıştır (Cevaplılık oranı: %84.16). Araştırmanın verileri; birinci bölümde yöneticilerin demografik özelliklerinin değerlendirilmesine, ikinci bölümde ise iş doyumu düzeyleri ve iş doyumu düzeylerini etkileyen faktörlere yönelik soruların yer aldığı bir ankette ile toplanmıştır. Verilerin analizi t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılarak yapılmıştır.Araştırma kapsamına alınan yöneticilerin %64.4'ü erkek, %35.6'sı kadın olup, yaş ortalamaları 36.87±7.48'dir.Yöneticilerin %77.2'si evli, %41.6'sı lisans mezunudur. Yöneticilerin %43.6'sı devlet hastanesinde, %56.4'ü özel hastanede çalışmaktadır. %47.5'i geçici(sözleşmeli), %52.5'i kadrolu olarak çalışmaktadır. Araştırmaya katılan yöneticilerin cinsiyetlerine göre iş doyumu puanları karşılaştırıldığında, erkek yöneticilerin toplam iş doyumu puanı (153.56±14.31) kadın yöneticilerin toplam iş doyumu puan ortalamasından (147.58±14.83) daha yüksek bulunmuştur ve iş doyumunun alt boyutlarından terfi ve ilerleme, iletişim alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Yöneticilerin çalıştıkları kurum ile iş doyumu puanları karşılaştırıldığında, Özel hastanelerde çalışan yöneticilerin toplam iş doyumu puanı (154.28±15.63) devlet hastanelerinde çalışan yöneticilerin toplam iş doyumu puan ortalamasından (147.75±12.669) daha yüksek bulunmuştur ve iş doyumunun alt boyutlarından terfi ve ilerleme, ast üst ilişkileri alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur ( p<0.05).Sonuç olarak; Batman Kent Merkezinde görev yapan yöneticilerin bu araştırmada ast üst ilişkileri alt ölçeğinde en yüksek iş doyumu puanına, ödüller ve özendirme alt ölçeğinde en düşük iş doyumu puanına sahip oldukları görülmektedir. Bu tür araştırmalar doğrultusunda yöneticilerin iş doyum düzeylerini artırıcı etkenler olarak ödüller ve özendirmeye yönelik iyileştirici çalışmalar planlanması düşünülebilir.Anahtar Kelimeler: Hastane Yöneticisi, İş Doyumu, İş doyumunu Etkileyen Faktörler
Kitlesel eylemlere katılarak kanunla ihtilafa düşen çocuklar: Batman örneği
Bu araştırmanın amacı; kitlesel hareketlere katılan çocukların nasıl bir profile sahip olduklarını ortaya koymaktır. Söz konusu tez çalışması kapsamında Batman?da kitlesel hareketlere katılmaları sebebiyle 2009?2011 yılları arasında gözaltına alınan 103 çocuk ile görüşme yapılmıştır. Genelde 12?15 yaş aralığında kitlesel eylemlere katılmaya başlayan bu çocukların önemli ölçüde akranları ile birlikte hareket ettikleri görülmüştür. Yine gözaltına alınan çocukların % 24,3?ü tutuklanmış, % 17,5 ise hüküm giymiştir. Bu çocukların ekserisi ?taş atma, yürüyüş yapma ve basın açıklaması yapma? gibi nedenlerden dolayı gözaltına alınmışlardır. Ayrıca bu çocukların mensup olduğu ailelerin % 63,1?inin, özellikle 1990- 1995 yılları arasında başka yerleşim yerlerinden Batman iline göç ettikleri saptanmıştır. Eylemlere katılan çocuklara ilişkin elde edilen önemli bir saptama da, söz konusu çocukların mensup oldukları ailelerde ve akrabalarda özellikle siyasal nedenlerden dolayı tutuklanan, hüküm giyen, illegal örgüte katılan ve faili meçhul olaylara maruz kalmış çok sayıda bireylerin varlığı yönünde elde edilen bulgulardır. Bu husus çocukların da politize olmalarında ve bu olaylara katılmalarında etkili olduğu söylenebilir. Dikkat çekici diğer bir bulgu da araştırma kapsamında görüşülen çocukların önemli bir oranının daha önceden okulla ilişiklerinin kesilmiş olmasıdır ( % 40). Anahtar sözcükler: Kanunla ihtilaf halindeki çocuklar, Kitlesel olaylar, Batman ili
İmam-hatip lisesi öğrencilerinin sorun ve beklentileri (Batman ili örneği)
İmam-Hatip Liselerinin tarihi, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyetin ilan edilmesinden 5 ay gibi kısa bir süre sonra 3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanununa dayanmaktadır. Açıldığı tarihten bu güne kadar kapalı kaldığı yıllar olmasına rağmen, daima Türk milli eğitim Sistemi içindeki yerini korumuştur.İşte biz de, bu çalışmamızda bir eğitimci gözüyle İmam-Hatip Liselerinin kuruldukları yıldan günümüze kadar Türk milli eğitimi sistemi içerisinde geçirdikleri tarihi süreci tespit ederek; bu okullarda okuyan öğrencilerin sorun ve beklentilerini tespit etmeyi amaçladık.Bu araştırmanın evreni Batman Anadolu İmam-Hatip Lisesinde öğrenim gören öğrencilerden oluşturmaktadır.İmam-Hatip Lisesi öğrencilerinin sorun ve beklentilerini tespit etmek için araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu 194 öğrenciye uygulanmıştır. Anket vasıtasıyla elde edilen veriler SPSS For Windows Paket Programı ile çözümlenmiştir. Anket verileri, öğrenciler ile yapılan görüşmelerle desteklenmiştir.Araştırmamız sonunda, sınıfların kalabalık olması, programın yoğun olması; öğrencilerin barınma problemleri, yükseköğrenime geçişte katsayı uygulanması gibi sorunlar tespit edilmiş ve öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: İmam-Hatip Liseleri / Okulları, Öğrenci, Eğitim, Beklenti, Sorun
Güneydoğu Anadolu bölgesinde faaliyet gösteren geleneksel eğitim kurumları(Medreseler) üzerine bir araştırma (Batman, Diyarbakır ve Siirt örneği)
Türk toplumunun eğitim tarihine bakıldığında farklı eğitim kurumlarının yer aldığı görülür. Bunlar arasında en önemlilerinden biri, tarihi İslamiyet'in ilk dönemlerine kadar uzanan medreselerdir. Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin de geliştirdiği bu kurumlar, dönemlerinin temel eğitim kurumları olmuştur. Osmanlı devletinin farklı kurumlarında XVI. yüzyıldan itibaren başlayan aksaklıklar medreseleri de etkilemiştir. XIX. yüzyıla gelindiğinde medreseleri ıslah çalışmalarına girişilmiş fakat istenilen başarı yakalanamamıştır. Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte de medreseler bütünüyle kapatılmıştır.Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile kapatılan medreseler, sosyolojik bir gerçek olarak varlıklarını bir şekilde sürdürmüştür. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra özellikle dini bilgi aktarımına mesafeli yaklaşım, halkın farklı şekillerde bu ihtiyacını karşılama yoluna gitmesine sebep olmuştur. Bu sebeple, kapatılan medreseler geleneksel dini bilgi aktarımına devam etmiştir. Bu uygulama özellikle merkeze uzak bölgelerde daha canlı şekilde varlık göstermiştir. Dolayısıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki medreseler diğer bölgelere göre hayatlarını daha belirgin şekilde devam ettirmiştir. Bu devamlılıkta devletin görmezden gelmesinin etkisi olduğu kadar halkın ve medrese gönüllülerinin yoğun çabaları da etkilidir.Bu araştırma Batman, Diyarbakır ve Siirt'te bu güne kadar bir şekilde faaliyetini devam ettiren geleneksel eğitim kurumlarından medreseler üzerine yapılan bir çalışmadır. Yapılan kaynak taramalarından edinilenlere göre, söz konusu kurumlar üzerine derinlemesine bir araştırmanın yapılmadığı görülmüştür. Dolayısıyla bölgede varlık gösteren bu eğitim kurumları üzerine yapılacak bir, araştırma eğitim faaliyetleri açısından önem taşımaktadır. Bu amaçla örneklem bölgesinde 23 medrese, öncelikle fiziksel özellikleri bakımından incelenmiştir. Bu inceleme öncelikle kaynak tarama, doğal ve katılımcı gözlem ve medrese eğiticileri ile yapılan mülakatlarla yapılmıştır. Medrese eğiticileri ve öğrencilerle yapılan görüşmeler kayıt altına alınmış ve veriler birbiriyle karşılaştırılarak raporlaştırılmıştır.Medreseler, kuruldukları çevrede yaşayan insanların desteği sonucu kurulmuştur. Bu kurumların idaresini `seyda' denilen müderrisler yapmaktadır. Öğrenciler genellikle ilköğretimi bitirdikten sonra seydalara başvurup medrese eğitimine yatılı olarak alınmaktadır. Medreselerin yemek ve temizlik işleri çoğunlukla öğrenciler tarafından yapılmaktadır. Bu kurumlara halk tarafından yapılan yardımlar medresenin ihtiyaçlarını asgari düzeyde karşılayacak miktardadır. Özellikle köylerde bulunan bazı medreseler ekonomik sıkıntı yaşamaktadır.Medrese programlarında şer'i ilimler (fıkıh, hadis, kelam, tefsir, siyer) ve alet (dil öğretimi) ilimleri mevcuttur. Yapılan gözlem ve incelemelerden elde edilen sonuçlara göre bu eğitim kurumlarında, Osmanlı dönemi medreselerinde okutulan dersler büyük ölçüde okutulmaya devam edilmektedir. Bireysel öğretimi esas alan medreselerde ezber, müzakere ve kubaşık öğrenme en çok başvurulan öğrenme yöntemlerindendir. Üzerinde araştırma yapılan medreselerden iki tanesi yazılı eğitim programına sahiptir. Sınıf geçme sistemi yerine ders geçmenin ölçüt alındığı medreselerde öğrenciler ortalama yedi yıllık bir eğitimden sonra mezun olmaktadır. İcazet geleneği bu kurumlarda devam etmektedir. Düzenlenen icazet töreninden sonra öğrencilere diploma verilmektedir. Buralardan mezun olanlar aynı zamanda açık öğretim imkânlarından da faydalanıp farklı görevlere gelebilmektedir.Medreselerin bazıları resmi Kur'an kursu, yatılı Kur'an kursu ve dernek kimliği altında eğitim verilmektedir. Bazıları da ders veren hocanın ismiyle bilinmektedir. Toplumun yaşadığı sosyal sorunlara karşı ilgili olan medrese hocaları ve halk arasında sıkı bir ilişkinin ve iletişimin olduğu gözlenmiştir. Bunun sonucu olarak medreseler bu güne kadar faaliyetlerini sürdürmüştür.Anahtar Kelimeler: Geleneksel Eğitim Kurumları, Medreseler, Geleneğin Devamı, Eğitim, Modernleşme, Muhafazakârlık.
Batman ili merkezde yer alan hastanelerde görev yapan hemşirelerin iş doyumu ve örgütsel bağlılıklarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada Batman il merkezinde yer alan hastanelerde görev yapan hemşirelerin iş doyumu ve örgütsel bağlılıkları çeşitli demografik faktörlerle karsılaştırılarak belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma evrenini Batman il merkezindeki devlet ve özel hastanelerde görev yapan 379 hemşire oluşturmuştur. Ancak; yıllık izin, doğum izni, askerde olanlar ve anketi cevaplandırmak istemeyenler olması nedeniyle ankete katılım oranı %81 olmuştur. Araştırmada kullanılan anket üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde demografik faktörlere, ikinci bölümde iş doyumunu, üçüncü bölümde ise örgütsel bağlılığı ölçmeye yönelik sorulara yer verilmiştir.Elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirmelerinde istatistik paket programı kullanılmış olup; hemşirelerin tanıtıcı özelliklerinin karşılaştırılmasında sayı ve yüzdelik bulunmuştur. Hemşirelerin iş doyumunun karşılaştırılmasında Kruskal Wallis varyans analizi ve Mann Whitney U testi kullanılmış olup, sonucun anlamlı çıktığı durumda farkın kaynağını bulmak için Mann Whitney U testi uygulanmıştır.Hemşirelerin örgütsel bağlılıklarının karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi ve t testi kullanılarak, sonucun anlamlı çıktığı durumlarda farkın kaynağını bulmak için Duncan testi uygulanmıştır. Alt ölçekler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi kullanılmıştır.Araştırmada incelenen hemşirelerin %75.5'i kadın. %46.5'i 18-25 yaş arasında. %50'si evli, %63.2'si devlet hastanelerinde görev yapmaktadır. Tüm hemşirelerin toplam iş doyumu puan ortalaması 123.58±29.74, toplam örgütsel bağlılık puan ortalaması ise 50.18±11.96 olarak bulunmuştur.Sonuç olarak; devlete bağlı hastanelerde ve özel hastanelerde çalışan hemşirelerin iş doyumunun ve örgütsel bağlılığının arttırılması için tedbirler alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Afetlerde acil yardım planlaması
Dünyada ve ülkemizde bugüne kadar yaşanan afetler ve ortaya çıkan acil durumlardan edinilen tecrübeler, her sektörün kendi alanına dair tehlike ve riskleri belirleyerek, yaşanacak olumsuz durumlara hazırlıklı olunması gerektiğini göstermektedir. Afetler ani gelişen olaylar olduğu için sürekli hazırlıklı olmak gerekir. Bu yüzden afetler sonucunda can kaybının ve sakatlanmaların en az seviyeye indirilmesi ve afetlerden mümkün olduğunca az kayıpla çıkılabilmesi ve kısa sürede normal hayata dönülebilmesi için etkili bir acil yardım organizasyonuna ihtiyaç vardır. Bu çalışma kapsamında Japonya, Rusya, Şili, Yeni Zelanda ve Türkiye'nin "afetlerde acil yardım" alanında yaptığı çalışmalar incelenmiştir. Bu ülkeler ile Türkiye arasındaki farklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha sonra Türkiye'de yerel düzeydeki acil yardım planları ve çalışmalarının nasıl yürütüldüğü, Batman ili örneği üzerinden mevcut durum irdelemesi yapılarak, olası aksayan durumlar için öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Türkiye'de modern afet acil yardım sistemi için, eksik kalmış noktalar için yaklaşımlar ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Afet, Acil yardım, Planlama, Türkiye, Batman afet
Batman ili 112 Acil Sağlık Hizmetleri çalışanlarının afet bilinci konusundaki bilgi düzeyleri
Dünya tarihi boyunca her dönemde insanoğlunun karşılaştığı en büyük sorunlardan biri afetler olmuştur. Gelişen dünya ve artan nüfus etkisiyle gün geçtikçe daha fazla afet çeşidi ortaya çıkmış olup zarar verici etkileri artmıştır. Afet sonrası görülen etkiler, toplumda fiziksel, ruhsal ve ekonomik olarak ciddi kayıplara neden olmaktadır. Afet; ekonomik, sosyal ve fiziksel kayıplara yol açan, gündelik hayatı ve günlük faaliyetleri kesintiye uğratarak veya durdurarak toplumları etkileyen durumlardır. Afetler etkisi altına aldığı toplumun üstesinden gelemeyeceği olaylardır. Afet yönetimi, zararlarının azaltılabilmesi ve afetlerin önlenmesi için afet öncesi, afet anı ve afet sonrasında yapılması gereken teknik çalışmaları ve ilgili yasaları belirlemektedir. Afet yönetim sisteminde yer alan acil sağlık personellerine önemli görevler düşmektedir. Sağlık personellerinin afet, afet bilinci ve afet yönetimi hakkında bilinçli olmaları büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple sağlık personelinin afet bilinci konusunda yeterli bilgiye sahip olup olmadıkları yapılan çalışmayla ortaya konacaktır. Yapılan çalışmada Batman 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde çalışan sağlık personellerinin bilgi düzeyleri, tutum ve davranışları incelenmiştir. Analizler için IBM SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Veriler incelendiğinde, katılımcıların %6,9'u 25 yaş ve altı, %49,4'ü 26-35 yaş grubunda bulunduğu görüldü. Katılımcıların %10,9'u lise, %37,4'ü ön lisans, %24,1'i lisans, %19'u lisans tamamlama ve %8,6'sı lisansüstü eğitim mezunu olduğu saptandı. Katılımcıların %43,7'si erkek, %56,3'ü kadındır. Katılımcıların büyük bir oranının acil tıp teknisyeni (%55,7) ve acil bakım ambulans teknikeri (%20,1) olduğu görüldü. Katılımcıların %13,2'si 1-5 yıl, %32,2'si 6-10 yıl ve %21,8'i 16 yıl ve üzeri mesleki deneyime sahip olduğu görüldü. Katılımcıların (%39,3)'ü devleti, afet öncesi tedbir alma konusunda sorumlu görmektedir. Katılımcıların afet tatbikatlarının etkili ve eğitici olmalarını düşünmelerine (%56,9) karşın, kurumda yapılan afet tatbikatların (%37,4) yetersiz olduğu belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Acil Sağlık Hizmetleri, Afet Bilinci, Afet, Acil Durum, Afet Yönetimi.
COVID-19 pandemi sürecinde Batman Bölge Devlet Hastanesi'nde alınan önlemlerin ve uygulamaların incelenmesi
Korona virüsün 31 Aralık 2019 tarihinde Çin'in Vuhan kentinin hayvan pazarında ortaya çıktığı düşünülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü Çin ülke ofisinin yaptığı açıklamada, nedeni belli olmayan pnömoni vakaları ortaya çıkmış ve daha önce insanlarda görülmemiş olan yeni bir korona virüs tespit edildiği belirtilmiştir. Bu hastalık ilk zamanlarda 2019 ncov olarak ifade edilirken ilerleyen zamanlarda Covid-19 olarak adlandırılmıştır. Çin de ortaya çıktıktan yaklaşık 3 ay sonra bütün dünyaya yayılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü bu salgını 12 Mart 2020 tarihinde Covid-19 salgını ilan etmiştir. Bu salgın; ruhsal, sosyal ve fiziksel açıdan dünyada risk oluşturmaya devam etmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün pandemi ilan ettiği 12 Mart 2020 tarihinden bu yana olan verilerine göre 170 milyon 217 bin 299 Covid-19 vakası tespit edilmiş ve bunların 3 milyon 539 bin 727 hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Türkiye'de 11 Mart 2020 tarihinde ilk Covid19 vakası tespit edilmiş ve o tarihten 29 Mayıs 2021 tarihine kadar geçen süreçte 53 milyon 478 bin 278 vaka tespit edilirken bunların 47 bin 134'ünün hayatını kaybettiği kayıtlara geçmiştir. Bu çalışmanın amacı Batman Bölge Devlet Hastanesinde korona virüs önlemlerine uyulup uymadığını araştırmaktır. Bu doğrultuda Sağlık Bakanlığının hastanelerde çalışma rehberi baz alınarak araştırmalar yapılmıştır. Ayrıca Batman Bölge Devlet Hastanesinde alınan korona virüs önlemlerinin güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koymak için Çin'de bir hastane ile karşılaştırma yapılmıştır.