Çatışma yönetimi
137 theses under this subject heading
Organizasyonlarda stratejik duygusal zeka kullanımı Makyavelizm ilişkisi ve çatışma yönetimine yansıması: Tasarım mühendisliğinde bir araştırma
Duygusal zeka ve çatışma yönetimi kavramları üzerinde sıkça araştırma yapılan ve şirketlerin ilgisini çekebilmiş kavramlar olarak hem ülkemizde hem de dünyada öne çıkmaktadır. Çalışanlardan ve yöneticilerden yeterince verim alınıp alınamayacağı henüz kişiler pozisyonlara kabul edilmeden önce, gerek duygusal zeka, gerek Makyavelizm gerekse bu iki kavramın incelendiği kişilik testleri ile anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu testlerde ön kabul olarak duygusal zekası yüksek kişilerin çalışma ortamlarına daha uygun olduğu varsayımı kullanılmaktadır. Bu çalışma kapsamında ise özellikle son yıllarda ortaya atılan duygusal zekanın kişinin çıkarları doğrultusunda kullanımı ve kullanımın kişinin Makyavelizm düzeyi ile ilgisi ile bu ilişkinin çatışma yönetiminde kullanılan stillere etkisi incelenmektedir. Araştırma bir tasarım mühendisliği bölümünde çalışan çoğunluğu mühendis, 104 yönetici ve çalışanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara yetenek tabanlı duygusal zeka testleri olan STEM ve STEU, Makyavelizm düzeylerini ölçmek için MACH IV ve çatışma yönetim stillerini belirlemek için ROCI-II testleri uygulanmıştır. Sonuçlar t testi, ANOVA, Pearson korelasyon testi ve hiyerarşik regresyon analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Makyavelizm'in duygusal zeka ile çatışma yönetimi arasındaki ilişkiyi yordaladığı kısmen kabul edilmiştir. Duygusal zekası yüksek katılımcıların Makyavelizm düzeyleri de yüksek olduğu zaman çatışma durumunda kendilerine yönelik ilgisi yüksek çatışma yönetim stillerini daha çok kullandıkları sonucuna varılmıştır. Bu yönüyle duygusal zekanın bir kişilik özelliği değil bir yetenek olduğu ve kişisel amaçlar içinde kullanılabilirliği konusundaki araştırmalara katkı sağlanmıştır.
Öğretmen adaylarının kişilik özellikleri ile çatışma yönetim yaklaşımları arasındaki ilişki
Çatışma yönetim yaklaşımları, bireylerin çatışmaların çözümlenmesi sürecinde sergiledikleri davranışlarla ilgilidir. Bireylerin çatışma yönetim yaklaşımlarını farklı değişkenler etkilemektedir. Kişilik özellikleri çatışma yönetim yaklaşımlarına etki eden önemli değişkenlerden birisidir. Bu çalışmada, öğretmen adaylarının kişilik özelliklerinin çatışma yönetim yaklaşımları ile ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Nicel boyutta araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın nicel verileri "Rahim Örgütsel Çatışma Envanteri" ve "Beş Faktör Kişilik Özellikleri Ölçeği" kullanılarak, nitel verileri ise yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 348 öğretmen adayı, çalışma grubunu ise 24 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunda örnekleme yöntemlerinden çok aşamalı örnekleme kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen bilgilerin çözümlenmesinde nitel veri analiz paket programı ve nicel veri analiz paket programı kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimleyici istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi ve pearson momentler çarpımı korelasyon analizi uygulanmıştır. Varyans analizi sonucunda bağımsız değişkenler arasındaki farklılıkların kaynağını belirlemek için Tukey ve LSD çoklu karşılaştırma testleri kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise kod ve temalardan yararlanılarak çözümleme yapılmıştır. Nitel veri analiz programında modeller oluşturulmuş ve amaçlar doğrultusunda yorumlarda bulunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre: Öğretmen adaylarının kişilik özellikleri ile çatışma yönetimi yaklaşımları arasındaki ilişki çoğunlukla düşük düzeyde bulunmuştur. Çatışma yönetim yaklaşımlarından hükmetme stilini, erkek öğretmen adayları daha fazla tercih etmektedirler. Ayrıca kişilik özelliklerinin duygusal denge boyutunda yaş ve sınıf değişkenine göre farklılıklar olduğu saptanmıştır. Öğretmen adayları ile yapılan görüşmeler sonucunda bir öğretmenin en çok dışadönüklük, sonra sorumluluk ve açıklık kişilik özelliklerine sahip olması gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca çatışma yönetim yaklaşımları ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkiye bağlı olarak öğretmen adaylarının en çok hükmetme yaklaşımı ile kişilik özelliklerine ilişkin görüş bildirdikleri belirlenmiştir. Araştırmada; öğretmen adaylarının olumsuz bireysel tutumlar konusunda yaşadıkları çatışmaları azaltabilmek için öğretmen adaylarına ve çatışma yaşadıkları karşı taraflara eğitim fakültelerinde empati, iletişim, çatışma çözme ve çatışma yönetimi becerilerini geliştirmeye yönelik bilgi ve beceriler kazandırıcı eğitim programları düzenlenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Beş faktör kişilik özellikleri; Çatışma yönetimi yaklaşımları,Öğretmen adayları
Örgütsel çatışmanın nedenleri ve çalışanlar üzerindeki etkileri ve kamu kuruluşunda bir alan araştırması
İnsanlar hayatlarının önemli bir kısmını çeşitli örgütlerde geçirmektedirler. Özünde karmaşık bir yapıya sahip olan insanoğlu içinde bulunduğu örgütlerde de bu yapının bir parçası olmuştur. Örgütlerin, kişilerin yalnızca iş yaşantılarını değil, tüm yaşamlarını etkilediği ise kaçınılmaz bir gerçektir. Örgüt ve örgütlenmenin getirdiği olumlu ve olumsuz durumlar vardır. Bunlardan biri de çatışmadır. Yaşamın her alanında olduğu gibi çatışmalar örgüt kültüründe de kendisini göstermekte ve örgüt kültürü içerisinde hissedilmektedir. Çatışmanın her alanda olduğu gibi örgüt içerisinde de şiddetinin az veya çok oluşuna göre yaşanması beraberinde örgüte olumlu veya olumsuz nitelikler kazandırabilmektedir. Çatışmanın varlığıyla birlikte yöneticilerin bu durumu doğru şekilde algılayıp olumlu veya olumsuz çözüm üretebilmek örgüte yarar sağlayacaktır. İnsan ilişkilerinin iyi yönetilmesinin gerektiği örgütlerde, işverenlere büyük görevler düşmektedir. Aksi takdirde, iyi yönetilemeyen bir çatışma çalışanlar üzerindeki etkilerini artırır ve kayıplara neden olur. Bu çalışmada çatışma kavramı, çatışma türleri, örgütlerde yaşanan çatışmaların nedenleri ve son olarak da, örgüt kavramının baş aktörleri olan çalışanlar üzerindeki yarattığı etkiler incelenmiş ve sonuçları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Çatışma, Çatışma Türleri, Çatışma Nedenleri, Motivasyon, Stres, Tutum.
İlkokullardaki öğretmen görüşlerine göre okul kültürü ile yöneticilerin çatışma yönetimi stilleri arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi
Okul yöneticisinin kullandığı çatışma yönetimi stili ile okul kültürü arasında bir ilişki olup olmadığını, varsa bu ilişkinin yönünü ve düzeyini belirlemek bu araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu temel amacın yanı sıra öğretmenlerin cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem, çalıştıkları okuldaki görev yapma süresi ve branş gibi kişisel özellikleri ile okul kültürüne ve okul yöneticilerinin çatışma yönetimi stillerine ilişkin görüşleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini Eskişehir ili merkez ilçeleri Tepebaşı ve Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı resmi ilkokullarda görev yapan 1519 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma sonuçlarının evrene genellenebilirliğini arttırmak için örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Gönderilen veri toplama araçlarının 831'inden kullanılabilir veri elde edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen ve 3 bölümden oluşan bir veri toplama aracı kullanılmıştır. Veri toplama aracının ilk bölümü, araştırmanın alt amaçlarına yönelik olarak öğretmenlerin kişisel bilgilerini belirlemek için hazırlanmış sorulardan oluşmaktadır. İkinci bölümü "Okul Kültürü Ölçeği"nden, üçüncü bölümü ise "İlkokul Yöneticilerinin Çatışma Yönetimi Stilleri Ölçeği"nden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen bilgilerin çözümlenmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizi sırasında betimleyici istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı korelasyon analizi uygulanmıştır. Analizlerden önce uygulanan istatistiksel tekniklerin varsayımlarının karşılanmasına dikkat edilmiştir. Varyans analizi sonucunda bağımsız değişken düzeyleri arasında gözlenen farklılıkların kaynağını belirlemek için Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesi sonucunda elde edilen sonuçlardan bazıları şunlardır: Araştırmaya katılan öğretmenler; yöneticilerinin demokratik/uzlaşmacı stili otoriter/ilgisiz stilden daha fazla kullandıkları yönünde görüş bildirmişlerdir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin, yöneticilerinin çatışma yönetimi stillerine yönelik görüşlerinin yaşlarına, öğrenim durumlarına, kıdemlerine, çalıştıkları okuldaki görev sürelerine ve branşlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği ancak cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin okul kültürüne ilişkin görüşlerinin veri toplama aracının tamamı ve tüm boyutları açısından güçlü fakat geliştirilmesi gereken bir kültüre işaret ettiği belirlenmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin, okul kültürüne yönelik görüşlerinde yaşlarına, öğrenim durumlarına ve kıdemlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamış; cinsiyetlerine, çalıştıkları okuldaki görev sürelerine ve branşlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin okul kültürü ölçeğinin tamamından ve alt boyutlarından aldıkları puanlar ile ilkokul yöneticilerinin çatışma yönetimi stillerinden otoriter/ilgisiz stil arasında olumsuz yönde düşük veya orta düzeylerde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin okul kültürü ölçeğinin tamamından ve alt boyutlarından aldıkları puanlar ile ilkokul yöneticilerinin çatışma yönetimi stillerinden demokratik/uzlaşmacı stil arasında olumlu yönde orta ve yüksek düzeylerde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir.
Economic policies for post-conflict recovery:Comparative study between Rwanda and Burundi
The research tried to investigate the role of economic policies in post-conflict economic recovery. The contribution of the policy reforms made by the governments of Rwanda and Burundi to their economic recovery and development are compared. The main objectives of the study were to identify the role of military expenditure in reducing the risk of new conflict and examine the contribution of domestic investment, foreign aid and FDI to the economic recovery of the two countries. The result from VECM model indicates that domestic investment, foreign aid, foreign direct investment and military expenditure have long run significant effect on economic growth of Burundi and Rwanda. In the short run military expenditure has no any effect on the real GDP in Rwanda but it has significant positive effect on economic growth in Burundi. Also domestic investment does not promote the economic growth and recovery in Burundi. Also the result from Granger Causality test shows that in Burundi; domestic investment Granger causes real GDP. there is unidirectional effect coming from foreign direct investment to real GDP. On the other hand, for Rwanda domestic investment Granger causes real GDP at 5% significance level and there is unidirectional causality coming foreign aid to real GDP in Rwanda. Keywords: Recovery, Economic Policies, Foreign Direct Investment, Domestic Investment
Çalışanlarda çatışma çözme yöntemlerinin tükenmişlik üzerine etkisi ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı örgütlerde aynı statüde çalışan bireyler arasındaki oluşan çatışmalarda bireylerin uygulayacağı çatışma çözümü yöntemlerinin, çalışanlarda tükenmişlik duygusu üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır.Birinci bölümde çatışma tanımı, türleri, çatışma sebepleri, olası sonuçları çatışmanın çözümü konuları ele alınmıştır.İkinci bölümde tükenmişlik tanımı ve önemi, tükenmişliğin temel nedenleri, tükenmişliği önlemek için yapılması gerekenler ve bu faktörlerin kişi ve örgütsel sonuçları, tükenmişlik modelleri konuları açıklanmıştır.Üçüncü bölümde örgütsel çatışma çözümü yöntemleri ile tükenmişlik ilişkisi incelenmiştir.Dördüncü bölümde ise çatışma çözümü yöntemlerinin tükenmişlik üzerindeki etkisini incelemek amacıyla İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nde yapılan araştırma bulunmaktadır. Bu bölümde demografik özelliklerin durumu ve hipotezlere ilişkin bulgular yer almaktadır. Çatışma çözümü yöntemlerinden bütünleştirme, uyma, hükmetme, uzlaşma, kaçınma değişkenleri ile tükenmişlik düzeyinin alt boyutları arasında analizler yapılarak anlamlılık ilişkileri üzerinde saptamalar açıklanmıştır. Son olarak çatışma çözümü davranışlarının tükenmişlik üzerindeki etkisi incelenerek, çatışmanın çözümü davranışlarının ne oranda tükenmişlik üzerine etkisi olduğu açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: Demografik yapı, bireylerarası çatışmalar, çatışma çözme yöntemleri, tükenmişlik sendromu.
Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve İlçe Müdürlüklerinde görev yapan personelin çatışma yönetimi algıları ve iş doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan personelin çatışma yönetimi algıları ve iş doyumlarını belirlemek amaçlanmıştır.2010 Aralık ayında ölçek uygulanacak denekleri belirlemek için Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yetkililerine bir ön çalışma yapılmıştır. Ölçeğin uygulanabilmesi için gerekli izinler alınmıştır. Buradan edinilen bilgiler doğrultusunda yeteri kadar ölçek formu çoğaltılarak kuruma teslim edilmiştir. Personel tarafından doldurulan ölçek formları 31 Aralık tarihinde teslim alınmıştır. Deneklere çatışma yönetimi algılarını ölçmek için Ural (1997) tarafından geliştirilen, geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış, 25 sorudan oluşan Çatışma Yönetimi Ölçeği (ÇYÖ), iş doyumu düzeylerini ölçmek için ise Çetinkanat (1995) tarafından geliştirilen, geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış 32 sorudan oluşan İş Doyumu Ölçeği (İDÖ) uygulanmıştır. İstatistik yöntem olarak öncelikle, verilerin değerlendirilmesi için frekans ve yüzde dağılımları yapılmıştır. Gruplar arasında önemli bir fark olup olmadığını belirlemek için 0.05 anlamlılık düzeyinde Tek Yönlü Varyans Analizi (OneWay ANOVA) ve T-Test uygulanmıştır. Önemli bulunan farklılıkların hangi değişkenlerden kaynaklandığının tespiti için Tukey's HSD çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır.Araştırma sonuçları; Personelin Eğitim Durumu ile Çatışma Yönetimi Algıları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Yaş Değişkeni ile Çatışma Yönetimi Algıları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Mesleki Kıdem Değişkeni ile Çatışma Yönetimi Algıları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Kurumdaki Hizmet Yılı Değişkeni ile Çatışma Yönetimi Algıları arasındaki farkın önemli olduğunu (P<0.05), Personelin Cinsiyet Değişkeni ile Çatışma Yönetimi Algıları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Eğitim Durumu ile İş Doyumları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Yaş Değişkeni ile İş Doyumları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Mesleki Kıdem Değişkeni ile İş Doyumları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Kurumdaki Hizmet Yılı Değişkeni ile İş Doyumları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05), Personelin Cinsiyet Değişkeni ile İş Doyumları arasındaki farkın önemli olmadığını (P>0.05) göstermiştir.Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar önceki araştırmaları destekler niteliktedir. Personelin kurumdaki hizmet yılı değişkeni ile çatışma yönetimi stillerinden olan hükmetme stili arasındaki anlamlı farklılık, personelin yöneticilerinin çatışma yönetim tarzından duyduğu rahatsızlığın bir göstergesi olarak düşünülmektedir. Personelin eğitim durumu, yaş, mesleki kıdem ve cinsiyet değişkenleri ile çatışma yönetimi algıları arasındaki farkın önemli olmaması, eğitim durumu, yaş, mesleki kıdem, kurumdaki hizmet yılı ve cinsiyet değişkenleri ile de iş doyumları arasındaki farkın önemli olmaması, personelin yöneticilerinin çatışma yönetimi tarzlarından ve iş ortamındaki şartlardan duydukları tatmin duygusundan kaynaklanabilir. Çatışmaları etkin bir biçimde yönetebilmek ve personelin iş doyum düzeylerini belli bir seviyede tutulabilmek kurum adına yararlı sonuçlar doğurabilir.Anahtar Kelimeler: Çatışma Yönetimi, İş Doyumu, Personel, Spor
Personelin çatışma yönetimi algıları ve iş doyumu düzeylerinin incelenmesi: Mersin Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü örneği
İş gören toplumunu yönetenler, iş görenler arasında çıkabilecek çatışmaları iyi yönetmek ve iş doyumu beklentilerini karşılamak zorundadırlar. Yönetilemeyen çatışma ve karşılanamayan beklentiler iş göreni, işvereni, iş ortamını ve üretim düzeyini olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle, çatışma iyi yönetilmeli ve beklentiler karşılanmalıdır.Bu araştırma da; Mersin Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde çalışan iş görenlerin Çatışma Yönetimi Algıları ile İş Doyumu Düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır.Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde Çatışma Yönetimi ikinci bölümünde İş Doyumu ile ilgili kavramlar geniş bir şekilde açıklanmış ve literatüre uygun olarak bir alt yapı kurulmuştur.Daha sonra, katılımcılara önceden hazırlanmış ve çatışma yönetimi algılarını ölçmek için Ural (1997) tarafından geliştirilen, geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış, 25 sorudan oluşan Çatışma Yönetimi Ölçeği (ÇYÖ), iş doyumu düzeylerini ölçmek için ise Çetinkanat (1995) tarafından geliştirilen, geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış 32 sorudan oluşan İş Doyumu Ölçeği (İDÖ) uygulanmıştır. İstatistik yöntem olarak öncelikle verilerin değerlendirilmesi için frekans ve yüzde dağılımları yapılmıştır. Gruplar arasında önemli bir fark olup olmadığını belirlemek için 0.05 anlamlılık düzeyinde Tek Yönlü Varyans Analizi (OneWay ANOVA) ve T-Test uygulanmıştır. Ardından analizlerden elde edilen sonuçlar üçüncü bölümde yorumlanmıştır. Son bölümde sonuç ve değerlendirmesine yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Çatışma Yönetimi, İş Doyumu, İş Gören, Spor.
Çatışma yönetimi ve Afyon İl Emniyet Müdürlüğü'nde bir uygulama
ÖZET Örgütlerin amacı insanların beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamaktır. Yönetimin amacı ise örgüt kaynaklan ve çalışanların bilgi, beceri ve tecrübelerini örgütsel amaçlar doğrultusunda yönlendirerek örgütsel amaçların daha etkin, verimli ve ekonomik bir biçimde gerçekleşmesini sağlamaktır. Bu amaçlara ulaşırken insan unsuru ön planda tutulmalı insan ihtiyaçlarının değişkenliği unutulmamalıdır. Ölçütü insan ihtiyaçları ve değişkenliği olan bir örgütün değişimin dışında kalması kaçınılmazdır. Örgütlerde değişim ve gelişimin dinamiğini ise ancak örgütsel çatışmalar oluşturmaktadır. Örgütlerde sıkça rastlanan ve iyi yönetilmediğinde örgütsel amaçlara ulaşmayı engelleyen çatışma kavramının yönetim açısından özel bir önemi vardır. Toplumun bütününe hizmet götürme yükümlülüğü olan Emniyet Teşkilatının da çatışma kavramı karşısında duyarsız kalması düşünülemez. Bu çalışma ile Afyon İl Emniyet Müdürlüğü' nde yaşanan çatışmaların ne düzeyde olduğu ve polis yöneticilerinin çatışma yönetiminde kullandıkları stratejiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Afyon İl Emniyet Müdürlüğü'nde çalışan 296 kişilik basit tesadüfü örnekleme ile seçilen örneklem grubu üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Anket neticesinde Afyon İl Emniyet Müdürlüğü personeli arasında bireysel, grup içi ve gruplar arası düzeyde çatışmaların yaşandığı, polis yöneticilerinin ise çatışmalar karşısında sorun çözme stratejisini izledikleri tespit edilmiştir. Çatışmaların yaşanmasının kaçınılmaz ve örgütsel gelişim açısından gerekli bir unsur olduğu kabul edildiğinde önemli olan çatışmalara bilinçli ve bilimsel bakış açılan ile yaklaşabilmektir. Bu da ancak her seviyedeki polis yöneticisinin çatışma konusunda eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi ile mümkün olacaktır.
Çalışanların çatışma durumunda verdikleri tepkiler ile erillik / dişilik seviyeleri arasındaki ilişki: İlaç sektörü üzerine bir uygulama
Çalışanların çatışma durumunda verdikleri tepkiler ile ülke kültürü boyutlarından erillik/dişillik arasında ilişki arayan bu çalışmada Adana Diyarbakır ve İstanbul'da çalışan 8 ilaç firmasının 167 satış tanıtım ve pazarlama çalışanına (mümessil) anket yöntemi kullanılarak ulaşılmıştır. Çalışmanın sonucunda model olarak alman ünlü Hofsetede çalışmasından farklı olarak eğitim düzeyi erillik/dişillik arasında bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca çalışma sonucunda çalışanların çalıştıkları il kültürünün çalıştıkları firma kültürüne göre daha belirleyici olduğu saptanmıştır. Çalışma sonucunda ulaşılan bir diğer önemli bilgi ise; çalışanların çatışma yaşamaları durumunda verdikleri tepki alternatiflerinden "işbirlikçi" ve "yardımsever" tutum ile dişillik seviyesinin yüksek olması arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmasıdır. Bu nedenle araştırma sonuçlarının kısmi olarak literatür bilgilerini desteklediği söylenebilir. Araştırma sonucu elde edilen bu bilgiler yardımı ile firmalar çalışanlarının kültürünü ve bir çatışma yaşaması durumunda nasıl tepki vereceğini önceden bilerek yaşanan çatışmayı en olumlu şekilde çözme şansına sahip olduğunu görebilecektir. Bu anlamda hem kültür hem de kültürle şekillendiği söylenebilen çatışma tepkileri konusunun başarılı bir yönetim için gözardı edilemeyecek kavramlar olduğu açıktır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Ülke Kültürü, Erillik/Dişillik, Çatışma, Çatışma Durumunda Verilen Tepkiler
The moderating role of conflict management styles on the effect of conflict on workplace bullying
The aim of this study is to examine whether conflict, which is frequently encountered in organizational life, has an impact on workplace bullying. In addition, it has been examined whether conflict management styles have a regulatory role in the aforementioned relation. The hypotheses developed within the scope of the study were tested with data collected from the sampling of Çankırı Police Department employees. The data of the study were obtained by survey. The conflicts in organizations were discussed in two dimensions: the task and the relation conflict. Regression analysis was performed to test the direct impacts of the variables included in the model. In addition, process analysis was performed to measure the impact of conflict management styles on the relation between conflict and workplace bullying. As a result of the conducted analyses, it was determined that the task conflict and the relation conflict had a significant and direct impact on the behaviour of exposure to workplace bullying. Also, the style of "avoidance" from conflict management styles was determined to have a regulatory role in the relation between conflict and workplace bullying. However, no regulatory effects of "problem solving", "compromising", "reconciliation" and "dominating" styles were encountered on the aforementioned relation.
Çatışma kuramına dayalı olarak geliştirilen karar verme beceri eğitimi grup uygulamalarının ergenlerin karar verme stillerine etkisi
Bu araştırmada çatışma kuramına dayalı olarak geliştirilen karar verme beceri eğitimi grup uygulamalarının, ergenlerin karar verme stillerine olan etkisi incelenmiştir.Araştırma 2008-2009 öğretim yılında Adana ilinde Piri Reis ve Danişment Gazi Anadolu liselerinde öğrenimine devam eden dokuzuncu sınıf öğrencilerinin olduğu yansız atanan iki şubede araştırmaya katılmaya gönüllü olan öğrenciler üzerinde gerçekleştirilmiştir.Araştırma deneysel desen türündedir. Deney grubunda 18, kontrol grubunda 18 olmak üzere toplam 36 öğrenci araştırmaya katılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına katılımcıların seçimi sürecinde grupların eşitlenmesi amacıyla Ergenlerde Karar Verme Ölçeği (EKVÖ), Sosyo-Ekonomik Düzey Ölçeği (SED), Problem Çözme Envanteri (PÇE), Kendine Saygı Ölçeği (KSÖ), Denetim Odağı Ölçeği (DOÖ) ve Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) kullanılmıştır. Normal dağılımda aşırı uçlarda yer alan öğrenciler araştırmaya dahil edilmemiştir.Araştırmada deney grubuna Çatışma Kuramı (Janis ve Mann, 1977) temel alınarak oluşturulan on oturumluk psiko-eğitim temelli bir grup uygulaması uygulanırken bu süreçte kontrol grubuna herhangi bir uygulamada bulunulmamıştır. Deney grubuna uygulanan karar verme beceri eğitimi grup uygulamaları haftada iki gün olmak üzere 60 dakikalık oturumlardan oluşmuştur. Deney grubuna uygulanan karar verme beceri eğitimi grup uygulamaları ergenlerin karar verme deneyimi yaşamasına, karar vermenin ilkeleri hakkında tutarlı bir bilgi bütünlüğü kazanmasına, yanlış kararların nedenlerini anlamalarına ve daha iyi, daha emin kararlar vermelerine, kararlarını daha iyi nasıl kontrol edeceklerine ve alternatiflerini nasıl genişleteceklerine yardımcı olmak amacıyla, çatışma kuramına dayalı olarak psiko-eğitim grubu temelinde geliştirilmiştir.Araştırmanın verileri nicel ve nitel yöntemler kullanılarak elde edilmiştir. Nicel verilerin elde edilmesinde deney ve kontrol grubunda yer alan katılımcılara veri toplama aracı olarak Ergenlerde Karar Verme Ölçeği (Çolakkadıoğlu ve Güçray, 2003) kullanılmıştır. Ölçek deney ve kontrol grubunda yer alan katılımcılara öntest, sontest ve izleme ölçümlerinde sunulmuştur. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde kovaryans analizi ve t testi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise Gruba İlişkin Ölçümler Gözlem Formu (GİÖGF) (DeLucia-Waack, 2006), Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu (OSSDF) (Kivlighan ve Goldfine, 1991) ve Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu (GSGDF) (DeLucia-Waack, 2006) ile toplanmıştır. GİÖGF oturumlardan sonra her bir üye için lider ve yardımcı lider tarafından, OSSDF oturumlardan sonra üyeler tarafından, GSGDF formu tüm oturumlar tamamlandıktan sonra üyeler tarafından doldurulmuştur.Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde karar verme beceri eğitimi grup uygulamalarının ergenlerin karar vermede öz-saygı düzeylerini ve olumlu başa çıkma stilini kullanımını arttırdığı, olumsuz başa çıkma stillerini kullanımını ise, azalttığı ve bu etkinin uzun süreli olduğu görülmüştür. Ancak kız ve erkek öğrencilerin kazanımlarında farklılığa neden olmadığı belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda, karar verme beceri eğitimi grup uygulamalarının dokuzuncu sınıf öğrencilerinin karar vermede öz-saygı düzeyini yükseltmede, ihtiyatlı seçici karar verme becerisi geliştirmede ve olumsuz başa çıkma stillerini (umursamaz, panik, sorumluluktan kaçma) kullanımını azaltmada etkili olduğu söylenebilir.Anahtar kelimeler: Ergenler, karar verme, karar verme stilleri, ergenlerde karar verme, karar verme beceri eğitimi, psiko-eğitim grupları
Meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının çatışma eylem stilleri algıları ile örgütsel bağlılık algıları arasındaki ilişki
Örgütlerin amaçlarına ulaşabilmesi için en büyük hedef, örgütün verimliliğinin arttırılmasıdır. Örgütte ki bireylerin sahip oldukları nitelikler, bu hedefe ulaşmayı sağlayan basamaklardan birini oluşturabilmektedir. Bireylerin birbirleriyle olan iletişimleri ise yine bir başka basamak olarak karşımıza çıkmaktadır. Üniversite gibi sadece beyin gücüyle hedeflerine ulaşabilen örgütlerde bireylerin performanslarını etkileyebilecek en önemli unsurlardan biri çalışanlarının birbirleriyle olan iletişimidir. Son yıllarda özellikle üniversitelerin meslek yüksekokullarında yaşanan bireyler arası çatışmaların, bireylerin üniversitelere olan bağlılığını etkilediği düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı; öğretim elemanlarının kullandığı çatışma yönetimi stratejilerinin, örgütsel bağlılığa etkisi olup olmadığını ve bağımsız değişkenlere göre farlılık gösterip göstermediğinin ortaya konulmasıdır. Örgütlerde çatışma ve çatışmanın yönetimi üzerinde yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren gelişen ve günümüzde modern bir anlayışa erişen önemli sayıda araştırma ve yazın ürünleri bulunmaktadır. Bu çalışmada araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın ulaşılabilir evrenini Aydın Adnan Menderes Üniversitesine bağlı Meslek Yüksekokullarında çalışan 106 öğretim elamanları oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Çatışma Eylem Stilleri Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizler IBM SPSS 25.0 programı ile yapılmıştır. Analizlerde tanımlayıcı istatistikler frekans (f), yüzde (%), ortalama (X̄), standart sapma (SS), en az ve en fazla değerler olarak belirtilmiştir. Araştırmada ilk olarak ölçeklerin normal dağılım hipotezine uyup uymadığı çarpıklık ve basıklık katsayılarına bakılmak suretiyle tespit edilmiş ve parametrik test yöntemleri tercih edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına bakıldığında ise çalışmaya dahil olan öğretim elemanlarının cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim, akademik unvan ve kurumdaki görev süresi dağılımları incelenmiş ve belirlenen amaç doğrultusunda oluşturulan regresyon modelinin çatışma eylem stilleri, örgütsel bağlılığı pozitif yönde ve istatistiki bakımdan anlamlı yordadığı ve diğer değişkenler sabit tutulduğunda, öğretim elemanlarının çatışma eylem stilleri düzeyindeki bir birimlik artış, örgütsel bağlılık düzeyinde 0,183'lük bir artış sağladığı saptanmıştır. Öğretim elemanlarının çatışma eylem stillerinin, örgütsel bağlılık noktasında farklı gruplarla çalışılması, başka kurumlarda, çalışanlar için kendilerini geliştirme ve yükselme olanakları verilmesi, sadece akademisyenlerin değil diğer mesleklerden de görüşler alınıp örgütsel bağlılık meydana getirmenin öneminin bilinmesi ve çeşitli zamanlarda çatışma stilleri ve örgütsel bağlılıkla alakalı çalışmalar yapılması .gibi önerilerde bulunulmuştur.
Özel güvenlik personelinin duygusal tutarsızlık seviyelerinin çatışma sıklığı üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, işletmelerde özel güvenlik personeli olarak çalışan kişilerin beş faktör kişilik özelliklerinden "duygusal tutarsızlık" boyutunun çatışma sıklığına etkisinin ortaya konulması oluşturmaktadır. Diğer taraftan duygusal tutarsızlık kavramını oluşturan alt boyutlar ile çatışma sıklığı arasında herhangi bir ilişki olup olmadığını tespit etmek, bu araştırmanın diğer bir amacını oluşturmaktadır. Araştırma, Gaziantep ilinde özel güvenlik personeli olarak çalışan 368 kişi ile anket uygulanmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Anket uygulaması sonucunda elde edilen verilerin durumunu ortaya koymak amacıyla öncelikli olarak Keşfedici Faktör Analizi yapılmış ve beş faktör kişilik özelliklerinden duygusal tutarsızlık boyutunun aşırı tepkisellik ve aşırı karamsarlık olmak üzere iki boyutta ifade edilebileceği anlaşılmıştır. Keşfedici Faktör Analizi uygulanan veriler, daha sonra Doğrulayıcı Faktör Analizine tabi tutulmuş ve ölçeğin iki boyutta açıklandığı tespit edilmiştir. Anket formunun birinci bölümünde yer alan cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum, görev yerine dair sorular için frekans analizleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra araştırma kapsamında oluşturulan hipotezleri test edebilmek için Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü ANOVA ve Basit Doğrusal Regresyon Analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda özel güvenlik personellerinin duygusal tutarsızlık durumlarından aşırı karamsarlık boyutunun, işletmede yaşadıkları çatışma düzeylerine etki ettiği tespit edilmiştir.
Duygusal sermaye boyutlarının çatışma yönetim stilleri üzerine etkisi
Bu çalışmanın temel amacı Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nde tekstil sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde çalışanların duygusal sermaye düzeylerinin akranları ile yaşadıkları çatışmalarda kullandıkları çatışma yönetim stilleri üzerine etkilerinin incelenmesidir. Çalışmanın evrenini Gaziantep OSB'de tekstil alanında faaliyet gösteren özel sektör çalışanları oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak 05 Ekim 2019 – 15 Şubat 2020 tarihleri arasında Gaziantep ilinde sözkonusu sektörde çalışmakta olan 419 işgörenden anket yöntemi ile ihtiyaç olunan veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler, YEM (Yapısal Eşitlik Modeli) kullanılarak, SPSS 22.0 ve AMOS 23.0 bilgisayarlı istatistik paket programları vasıtasıyla incelenmiştir. Araştırma sonucunda duygusal sermayenin her bir alt boyutunun (uyumluluk, öz yönetim, ilişki yönetimi, sosyal farkındalık ve kişisel farkındalık) örgütsel çatışma yönetim stillerinin tümü (ödün verme, kaçınma, uzlaşma, hükmetme ve bütünleştirme) üzerinde etkisinin olduğu; yönünün (pozitif – negatif) ise örgütsel çatışma yönetim stilleri arasında farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.
Çatışma ve çatışma yönetimi: İzmir kamu ve vakıf üniversitelerinin karşılaştırılması
İnsanın olduğu her ortamda anlaşmazlıklardan kaynaklanan çatışmalar yaşanması doğal bir olgudur. Günümüzde çok farklı duygu, düşünce, kanaat ve tutumlara sahip bireylerin bir arada bulunduğu örgütlerde çatışmalar yaşanabilmektedir. Hazırlanan bu çalışmada ?çatışma? kavramı yönetim biliminin bir konusu olarak ele alınmış ve onun örgütler üzerindeki etkileri kuramsal çerçevede incelenmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde çatışmanın tanımları yapılarak, türleri, yönetimdeki yeri ve yönetim kuramlarının konuya yaklaşımı gibi unsurlarla kavramsal çerçevesi çizilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde, örgütlerde çatışmaların yaşanmasına neden olan durumlar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde örgütlerde çatışmanın yönetim yolları üzerinde durularak konuyla ilgili örnekler de verilmiştir.Çalışmanın dördüncü ve son bölümde ise kamu ve vakıf üniversitelerinde sosyal bilimler alanında çalışan akademisyenlerin yaşadığı çatışmaların kaynaklarını ve yönetim yollarını öğrenmeyi amaçlayan bir uygulama yapılmıştır. Uygulama kapsamındaki anket İzmir ilindeki kamu ve vakıf üniversitelerinde uygulanmıştır. Ankette veri toplamak amacıyla tezin kuramsal kısmına dayanan sorular sorulmuştur. Böylece kamu ve vakıf üniversitelerindeki akademisyenlerin yaşadığı çatışma nedenleri ve başvurdukları çatışma çözüm yolları ve bunların demografik göstergelerle anlamlı bir ilişkisi olup olmadığı istatistiksel bir analizle tespit edilmeye çalışılmıştır.
İş-aile, aile-iş çatışması yönetimi üzerine Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda öğretmenlere ilişkin bir araştırma
İş ve aile rolleri insan hayatında en çok zaman ve emek harcanan rollerdir. Kişilerin iş ve aile hayatlarında üstlendiği roller, talep ve ihtiyaçların aynı anda ortaya çıkmasından dolayı uyumsuzluk yaşanmaktadır. İş ve aile alanlarından kaynaklanan rol taleplerinin uyumsuz olması iş ve aile rolleri arasında çatışma yaşanmasına sebep olmaktadır. İş ve ailenin gerektirdiği her iki alanda da rol beklentilerinin çok fazla olması, ayrıca bu beklentileri karşılamada destek ve kaynakların yetersiz kalması sonucunda iş-aile dengesi bozulmakta ve çatışmalar yaşanmaktadır. İş-aile dengesinin bozulduğu durumlarda kişisel, aile içi ilişkiler ve iş alanında sıkıntılar yaşanmaktadır. Kadının çalışma yaşamına katılımı ile birlikte ev ve iş rolünü aynı anda üstlenmek durumunda kalması; erkeklerin ev ile ilgili sorumlulukları kadınlarla paylaşma yükümlülüğünü ortaya çıkarmıştır. Aile içerisinde değişen roller arası bölüşüm, çalışanların yaşadıkları iş-aile çatışmasını ön plana çıkarmaya başlamıştır.Bu çalışmada MEB'e bağlı okullarda görev yapan 444 öğretmen üzerinde anket yöntemiyle iş-aile çatışmasının demografik özelliklere göre etkileri incelenmiştir. Araştırmanın sonuçları; MEB'e bağlı öğretmenlerden oluşan anket çalışmasında katılımcılarının demografik özellikleri ile iş-aile çatışmasıyla ilgili sorular yöneltilmiştir. Elde edilen bulgulardan yaş, çocuk sayısı, bakmakla yükümlü olunan aile bireyleri, eğitim durumu, mesleki kıdem, çalışma süreleri, statü gibi değişkenlerde iş-aile yaşam çatışmasına neden olmadığını göstermektedir. Ancak öğretmenlerin iş-aile çatışmasını, aile-iş çatışmasına göre daha fazla yaşadıkları belirlenmiştir. Kadınların erkeklere göre daha fazla iş-aile çatışması yaşadıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin eşlerinin çalışıyor olması da iş-aile çatışması yaşadıklarını göstermektedir.
Dönüşümcü ve etkileşimci liderlik tarzı ile örgütsel çatışma yönetimi arasındaki ilişkilerin araştırılması
Liderlik tarihi insanların toplu yaşama geçmesi süreciyle beraber başlamıştır. Günümüze kadar üzerinde en çok çalışılan ve tartışılan konulardan biri olmasına rağmen liderlik konusuna ilişkin araştırmalar artarak devam etmektedir.Modern toplumlarda sosyal yaşamda, ekonomik ve teknolojik alanda gelişim ve değişimler çok hızlı gerçekleşmektedir. Bu gelişim ve değişime ayak uydurabilmek için toplumların bazı temel öğelere ihtiyacı vardır. Bu temel öğelerin en önemlilerinden biri ise örgütlerin etkin bir lidere sahip olmasıdır. Ayrıca ürün veya hizmet üretmesi fark etmeksizin çok fazla sayıda insanın iş gördüğü örgütlerde çatışmalar da kaçınılmaz olacaktır. Çatışmaların doğru yönetilmesinde de liderin önemi artmaktadır. Çünkü doğru yönetilmeyen çatışmalar kaos ortamına sebebiyet vererek örgütlerin değişim ve gelişimini engelleyebilmektedir. Bu sebeple bu çalışmada yöneticilerin algılanan dönüşümcü ve etkileşimci liderlik tarzı ile algılanan örgütsel çatışma yönetimi stratejileri arasındaki ilişkilerin araştırılması ve astların demografik özellikleri bakımından karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Çalışma nicel araştırma yöntemi ile yürütülmüş olup, etkileşimci ve dönüşümcü liderlik ölçeği, örgütsel çatışma yönetimi ölçeği ve demografik bilgiler formu olmak üzere üç ayrı formdan faydalanılmıştır. Liderlik tarzı ve çatışma yönetme yaklaşımları ile ilgili sosyal hizmet üreten kamu kurumlarında yapılmış bir çalışmaya rastlanmamış olması ve sosyal hizmet üretmesi sebebiyle örgüt performansının yüksek olması gerekliliği dikkate alınarak; araştırmanın evreni, Düzce Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve bağlı kuruluşlarında görev yapan personel olarak belirlenmiştir. Örneklem seçiminde olasılığa dayalı örneklem seçim tekniği kullanılmış 189 sosyal hizmet çalışanına ulaşılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yöneticilerin algılanan etkileşimci ve dönüşümcü liderlik tarzları ve çatışma yönetme stratejileri ile astlarının demografik özellikleri arasında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Ayrıca etkileşimci liderlik ile çatışma yönetme stratejisiboyutlarından olan tümleştirme, ödün verme ve uzlaşma arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Etkileşimci liderlik ile çatışma yönetme stratejisi boyutlarından hükmetme arasında pozitif yönlü orta düzeyde, kaçınma arasında pozitif yönlü zayıf düzeyde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Dönüşümcü liderlik ile çatışma yönetme stratejisi boyutlarından tümleştirme puanları arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde, ödün verme puanları arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde, hükmetme puanları arasında negatif yönlü orta düzeyde, kaçınma puanları arasında pozitif yönlü orta düzeyde ve uzlaşma arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler:Dönüşümcü Liderlik, Etkileşimci Liderlik, Çatışma Yönetimi
Öğretmenlerin politik becerileri ile çatışma yönetimi stratejileri kullanımı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma öğretmenlerin çatışma yönetimi stratejileri ve politik beceri gösterme düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmış ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili, Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerinde, kamu ilkokul ve ortaokullarında görev yapan 4685 öğretmendir. Araştırmanın örnekleminde yer alan okullar, kümelerin yansız olarak seçildiği örnekleme türü olan basit seçkisiz küme örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi 397 öğretmenden oluşmaktadır. Nicel veriler, Kişisel Bilgi Formu, Politik Beceri Ölçeği ve Çatışma Yönetimi Stratejileri Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Nicel veriler SPSS kullanılarak analiz edilmiştir. Maddelerin birbirleriyle tutarlı olduğunu ölçmek amacıyla, Cronbach's Alfa katsayılarına bakılmıştır. Politik beceri ölçeğinin Cronbach's Alfa katsayısı .93 ve Çatışma Yönetimi Stratejileri Ölçeğinin Cronbach's Alfa katsayısı .83 olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin politik beceri davranışları ile Çatışma yönetimi stratejilerine yönelik algılarına ait verileri aritmetik ortalama va standart sapma yönünden analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin kuvveti ve yönünü belirlemek amacıyla regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin politik becerilerden en fazla samimi görünme en az ise ilişki ağı kurma; çatışma yönetim stratejilerinden ise en çok bütünleştirme stratejisini en az ise hükmetmeyi kullandıkları belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; samimi görünme; bütünleştirme ve uzlaşma stratejilerinin anlamlı bir yordayıcısıdır. Araştırma sonucunda ilişki ağı kurma; kaçınma, hükmetme ve uyma stratejilerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğuna ulaşılmıştır. Araştırmada sosyal zekânın hükmetme stratejisinde; samimi görünmenin de uyma stratejilerinde anlamlı bir yordayıcısı olduğuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin bütünleştirme çatışma yönetim stratejisinin ve politik becerinin alt boyutlarından samimi görünmenin tercih edilmesi dikkate alınarak bu öğretmenlere samimi olmayı ve bütünleştirme yönetimiyle çatışmaya yaklaşım düzeylerini geliştirmeye dönük çalışmalar ve araştırmalar yapılmalıdır.
Majör depresyonlu hasta ve eşlerinin çatışma yönetim biçimlerinin evlilik uyumu ile ilişkisi
Bu araştırma tanımlayıcı, karşılaştırmalı ve ilişki arayıcı bir araştırma olup; depresyon tanısı alan hastaların ve tanı almayan eşlerinin çatışma yönetim biçimlerinin evlilik uyumu ile ilişkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi ve Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniklerinde Ocak-Kasım 2011-2012 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın verilerinin toplandığı tarihlerde, DSM-IV-TR tanı ölçütlerine göre majör depresyon tanısı almış, ayaktan takip ve tedavi için başvuran, 113 hasta ve eşleri araştırmanın evren ve örneklemini oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Envanteri, Çatışma Çözüm Stilleri ve Çift Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler (yüzdelik, ortalama, standart sapma), t testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Hastaların %44.9'u, eşlerin %43.2'si 31-40 yaş aralığında olup hastaların %84.8'i kadındır. Hastaların depresyon puanı ile toplam çift uyumu ve tüm alt boyutları arasında negatif korelasyon bulunmuştur (p<0.05). Hastaların evlilik uyumu ile olumlu ve boyun eğme çatışma çözüm stili arasında pozitif bir ilişki varken (p<0.05), olumsuz çatışma çözüm stili ile arasında negatif bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Hastaların depresyon puanı ile eşlerinin çatışma çözüm stilleri arasında herhangi bir ilişki görülmezken (p>0.05), eşlerinin çift uyumu arasında negatif ilişki belirlenmiştir (p<0.01). Hastaların olumlu çatışma yönetimi kullanması eşlerinin evlilikteki memnuniyetlerini pozitif yönde etkilemiştir (p<0.05). Öte yandan, eşlerinin olumlu ve boyun eğme şeklindeki çatışma yönetimini kullanması hastaların çift uyumunu pozitif yönde etkilerken, eşlerin olumsuz çatışma çözümünü kullanması çift uyumunu negatif yönde etkilemiştir (p<0.05). Çalışmada majör depresyon tanısı alan hastaların ve eşlerinin karşılıklı olarak olumlu çatışma çözüm stillerini kullanması evlilik uyumlarını artırırken, olumsuz çatışma çözüm stillerini kullanması evlilik uyumlarını azaltmaktadır.Anahtar Kelimeler: Çatışma Yönetimi, Evlilik Uyumu, Majör Depresyon
İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile çatışma yönetimi stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu tezin temel amacı ilköğretimde görev yapan öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile çatışma yönetimi stratejileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.Araştırmanın evreni Gaziantep İli Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerinde bulunan ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise söz konusu okullarda görev yapan öğretmenlerden rastgele seçilmiş olan 310 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri duygusal zekâ ve çatışma yönetimi stratejileri ölçekleri ile toplanmıştır.Araştırmanın verileri çift yönlü varyans analizi tekniği ile test edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda duygusal zekâ düzeyi yüksek öğretmenlerin çatışma yönetimi stratejilerinden ?bütünleştirme?, ?uzlaşma? ve ?uyma? puanlarının duygusal zekâ düzeyi düşük öğretmenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Cinsiyetlerine göre öğretmenlerin kullandıkları çatışma yönetimi stratejilerinden ``uyma'' stratejisi puanları arasında anlamlı fark saptanmıştır. Öğretmenlerin mesleki kıdemlerinin kullanılan çatışma yönetimi stratejilerinden hiçbiri üzerinde anlamlı bir etki oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Ortak etkilere bakıldığında ise duygusal zekâ ve cinsiyetin sadece hükmetme, duygusal zekâ ve kıdemin ise sadece kaçınma stratejisi üzerinde anlamlı etki oluşturduğu sonucu elde edilmiştir.
Kişilik tiplerinin çatışmayı yönetme yöntemlerine etkisi: Turizm sektöründe bir uygulama
Örgütlerde meydana gelen çatışmalar üzerinde bireylerin sahip olduğu kişilik özelliklerinin etkili olduğu ve çatışmaların çözümlenmesinde yöneticilere önemli görevler düştüğü bilinmektedir. Bu kapsamda, turizm işletmelerinde yönetici konumundaki bireylerin kişilik özellikleri ve kişilik özelliklerine göre çatışmaları yönetmede hangi yöntemleri kullandıklarını belirlemek bu araştırmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Kişilik tiplerinin çatışmaları yönetmede olan etkilerini veya kişilik tipleri ile çatışmaları çözümlemede kullanılan yöntemler arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışma sayısının çok sınırlı olması, konuyla ilgili turizm sektöründe faaliyet gösteren hem otel işletmeleri hem de seyahat acenteleri yöneticilerini konu alan bir araştırmaya rastlanmaması araştırmanın yapılmasında belirleyici olmuştur. Bu sebeple, araştırmada turizm sektöründe faaliyet gösteren A grubu seyahat acentesi ve üç, dört, beş yıldızlı otel işletmesi yöneticilerinin kişilik özellikleri ve çatışmaları yönetmede kullandıkları yöntemlerin belirlenebilmesi amaçlanmıştır. Belirlenen amaca yönelik olarak Türkiye?nin yedi bölgesi esas alınarak çeşitli illerde bulunan A grubu seyahat acentesi ve üç, dört, beş yıldızlı otel işletmesinde farklı yönetim kademesindeki toplam 1098 yöneticiye anket uygulanmıştır. Yöneticilerin kişilik tiplerinin belirlenebilmesi ile çatışmaları yönetmede kullandıkları yöntemleri tespit etmek amacıyla kullanılan anket üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, yöneticilerin bireysel özellikleri ve çalıştıkları işletmelerin özelliklerine yönelik olarak çeşitli sorular sorulmuştur. İkinci bölümde, yöneticilerin kişilik tiplerini belirleyebilmek için 64 adet, üçüncü bölümde de yöneticilerin çatışmaları yönetmede uyguladıkları yöntemleri tespit edebilmek için 28 adet ifadeye yer verilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin genel geçerlik ve güvenirliğine ilişkin gerekli analizler yapılmış olup, ?yüzde?, ?frekans?, ?bağımsız örneklemler için t-testi?, ?ilişkili ölçümler için varyans analizi?, ?tek faktörlü varyans (Anova) analizi?, ?Bonferroni testi?, ?Tukey (HSD) testi? ve ?korelasyon?, ?regresyon? analizleri de kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, anket uygulanan turizm işletmesi yöneticilerinin demografik özellikleri ve çalıştıkları işletmelerin özellikleri ile kişilik tipleri ve çatışmaları yönetme yöntemleri arasında anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiş ve ayrıca, kişilik tiplerinin çatışmaları yönetme yöntemleri üzerinde etkili olduğu da analizler sonucunda tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişilik, kişilik tipleri, çatışma, çatışma yönetimi, turizm işletmeleri.
İlköğretim okulu yöneticilerinin tercih ettikleri çatışma yönetimi stratejilerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmen algılarına göre ilköğretim okulu yöneticilerinin tercih ettikleri çatışma yönetimi stratejilerini belirlemek ve öğretmen algılarının demografik özellikler açısından gösterdiği farklılıkları saptamaktır. Bu araştırma tarama modelindedir. Araştırmanın evreni 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Denizli ili merkez ilçede Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerdir. Araştırmanın örneklemi ise 370 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada, okul yöneticilerinin öğretmen algılarına göre tercih ettikleri çatışma yönetimi stratejilerinin belirlenmesine yönelik Rahim (1983) tarafından geliştirilen (ROCI-II) `Çatışma Yönetimi Stratejileri Envanteri? kullanılmıştır. Araştırmada şu bulgulara ulaşılmıştır: İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin algılarına göre okul yöneticisi sırası ile tümleştirme, uzlaşma, kaçınma, ödün verme ve hükmetme stratejilerini kullanmayı tercih etmektedir. Cinsiyet değişkenine göre özellikle erkek öğretmenlerin algılarında çatışma yönetimi stratejilerinden hükmetme ve kaçınma stratejilerinde anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 50 yaş ve üzerinde olan öğretmenlerin algılarına göre okul yöneticisi, sıklıkla tümleştirme ve uzlaşma stratejilerinden yararlanmaktadır. 20 yıl ve üzeri kıdemde bulunan öğretmenlerin algılarına göre okul yöneticisi, tümleştirme ve uzlaşma stratejilerini kullanmayı tercih etmektedir. Öğretmenlerin okul yöneticisinin tercih ettiği çatışma yönetimi stratejilerine ilişkin algılarında, eğitim düzeylerinin ve cinsiyet değişkenlerinin istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin çatışma yönetimi ile ilgili seminerlere katılıp katılmama durumlarında, katılan öğretmenlerin algılarında tümleştirme stratejinde anlamlı farklılıklar olduğu gözlenmiştir. Bulgular doğrultusunda benzer konulu bir araştırma farklı veri toplama araçları kullanılarak (gözlem vb.) ve farklı eğitim kademelerinde (ilkokul, ortaokul, lise ve yükseköğretim vb.) gerçekleştirilebilir.
Absence of peace and stability between domestic conflicts and foreign interferences in Yemen
Yemen is one of the countries that has suffered a lot of wars and conflicts throughout history, ancient and modern. The current war that is taking place these days since its outbreak in 2014 is evidence. Therefore, this thesis aims to shed light on the dilemma of the continuity and prolongation of wars. The study dealt with the 1962 and 2014 wars literature to identify the causes and motives that contributed to the perpetuation of conflicts, based on the perspective of conflict resolution theory, using the qualitative approach, and benefiting from history through the historical method. Data was collected from secondary sources that addressed the two wars. They were analyzed and interpreted to deduct the joint manifestations between them. The data analysis demonstrated that the overlapped and contradictory political relations, economic interests, and expansionist ambitions of the external actors involved in the military intervention directly (Saudi, UAE, and Iran) and indirectly (US, Britain...) that have seriously contributed to the wars' prolongation and hampered peace efforts. And the transformation of the Yemeni civil wars from internal conflict to regional and international combat. In addition, the direct military interventions in the two wars led to the perpetuation of warfare. Further, findings show that many peace settlements and agreements have not contributed to conflict resolution but exacerbated the wars. It is noteworthy that if all forms of foreign military intervention ceased, it probably takes part in conflict resolution and end the war.