Cumhuriyet Halk Partisi
137 theses under this subject heading
Amasya basınında Demokrat Parti (1950-1960)
Çok seslilik milletin istediği kişi ya da partiye oy verme hakkına sahip olması olarak nitelendirilebilir. Demokrasinin de temelini çok seslilik oluşturmaktadır. Bu doğrultuda devlet organları da, bunun gerçekleşmesi için çalışmalar yürütmeli ve halkın karşısına birçok siyasi partiyi sunmalıdır. 1938'den sonra; İsmet İnönü ?Milli Şef? sıfatı ile Türkiye'de tek parti döneminin yaşanmasında etkili bir unsur olmuştur. İsmet İnönü'nün de başkanlığını yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi, 1950 yılına kadar ülkeyi tek siyasi parti olarak yönetmiştir. 1939'dan sonra II. Dünya Savaşı'nın etkisi altında kalmış ve Türkiye de bu süreçten etkilenmiştir. İsmet İnönü, devleti savaştan uzak tutmaya çalışsa da başarılı olamamış, ?denk bütçe- sağlam bütçe? uygulamaları da istenen sonucu vermemiştir.Tek partili siyasi hayatın süregelen gidişatı karşısında; Adnan Menderes ve Celal Bayar'ın da içinde bulunduğu Demokrat Parti kurulmuştur. Bu oluşum karşısında, İsmet İnönü Demokrat Parti'nin kurulmasına destek vermiş ve sonraki süreçte de demokrasinin güzelliklerinden biri olan muhalefetliğini de yapmıştır. Bu çalışmada; 1950- 1960 yılları arasında Türkiye'de iktidarda bulunan Demokrat Parti'nin, Amasya basınındaki yansımaları, 1950- 1960 yılları arasında çıkan gazete ve dergiler üzerinden ele alınmak istenmiştir. Bu doğrultuda; çalışmamızın ilk bölümünde, ?Amasya Basın Tarihi? periyodik olarak incelenmek istenmiştir. Daha sonraki bölümlerde ise, Milli Şef İsmet İnönü dönemi, Demokrat Parti'nin kuruluşu ve iktidar süreci incelenerek, Adnan Menderes'in şahsiyetine de değinilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Adnan Menderes, Amasya, Amasya Basın Tarihi, Celal Bayar, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, İsmet İnönü, Milli Şef, II. Dünya Savaşı.
Tek Parti Dönemi Kütahya CHP örgütlenmesi (1930-1950)
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından örgütlenmesini güçlendirmeye çalışan CHP devrim ideolojisini tavandan tabana yayma noktasında çok başarılı olduğu söylenememesinde dönemin getirmiş olduğu şartların da etkisi büyüktür. Örneğin Kubilay olayı ve SCF denemesinin başarısız olması CHP'nin hızını kesen önemli olaylardan ikisidir. Bununla birlikte CHP faaliyetlerini gerçekleştirebilme amacıyla halkevlerine önem vermiştir. Bu nedenle ülkede 1932 yılında halkevleri kurulmuştur. Aynı yıl Kütahya'da da bir halkevi kurulmuş ve bu halkevi kendi misyonu ve vizyonu olan halkı eğitmek ve devrimleri tabana yaymak adına kapatılana kadar Kütahya'ya hizmet vermiştir. Bu arada halkın dilekleri ve parti müfettişi raporları Tek Parti dönemi Kütahya'sını anlamak ve tanımak için bizlere sosyo-kültürel açıdan ip uçları vermektedir. Özellikle 1940 yılı sonrasında bu parti müfettişi raporlarının sayısının arttığı tespit edilmiştir. II. Dünya Savaşı ve sonrası yıllarının Kütahyası açısından söz konusu raporlar önemlidir. Çalışmamızda bu raporlar değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tek Parti Dönemi, CHP, Kütahya Halkevi, Parti Müfettişi Raporları, Kongreler.
Eskişehir halk evi
Halkevleri, 1932- 1951 yılları arasında kurulan kültür evleridir. 19 Şubat 1932 tarihinde Halkevleri 14 ilde (Ankara, İstanbul, Eskişehir,, Çanakkale, Aydın, Bolu, Malatya, Diyarbakır, Konya, Samsun, Bursa, İznik, ve Denizli) açılmıştır. Halkevlerinin 9 şubesi vardır: Dil-Edebiyat Tarih Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Temsil Şubesi, Spor Şubesi, Sosyal Yardım Şubesi, Halk Dershaneleri Şubesi, Kütüphane ve Yayın Şubesi, Köycülük Şubesi, Müze ve Sergi Şubesidir. Halkevlerini " Halkın evi" olarak tanımlayabiliriz. Halkevlerinde vatandaşların bir araya gelip, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimleri doğrultusunda, halkın sosyal ve kültürel alanda gelişimine katkıda bulunmuştur. Çalışmamızda Eskişehir Halkevi dergisi hakkında bilgi verilerek, bu derginin çeşitli nüshalarından da yararlanılarak Eskişehir ve çevresinde yer alan halkevlerinin faaliyetlerinden söz edilmiştir. Halkevlerinin çalışmaları, çok partili hayata geçişle birlikte faaliyetleri muhalefet açısından sorun olmaya başlamış ve Demokrat partisinin iktidar olmasıyla birlikte 2 Mayıs 1951'de Halkevlerinin bütün mal varlığına el konularak kapatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Cumhuriyet Halk Partisi, Eskişehir Halkevi, Eskişehir Halkevi Faaliyetleri.
Cumhuriyet Halk Partisi'nde parti içi demokrasi: İstanbul- Fatih örneği
Siyasi partiler çağdaş demokratik devletlerin vazgeçilmez unsurlarından birisidir. Demokrasi teorisi incelemelerine göre siyasi partiler son iki yüzyıllık sosyal, ekonomik ve siyasal mücadelenin ürünüdür. Bu çalışmada siyasi partilerin ne olduğu, ne işe yaradığı, hangi rolü oynadığı ve hangi amaca hizmet ettiği literatürde geçen tartışmalar üzerinden ele alınmıştır. Bununla birlikte siyasi partilerde parti içi demokrasi kavramı üyelik hak ve yükümlülüklerine, karar alma süreçlerine, siyasi partilerde aday gösterme süreçlerine ve finansman biçimine göre değerlendirilmiştir. Çalışmanın esas konusunu Cumhuriyet Halk Partisi'nde parti içi demokrasi düzenlemeleri ve uygulamaları oluşturmaktadır. Bu amaçla, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Fatih İlçesi'nde 210 kişiyle anket ve 8 kişiyle de mülakat çalışması yapılmıştır. Böylelikle CHP'de üyelik hakları, karar alma süreçleri, aday belirleme biçimleri ve parti finansmanı parti içi demokrasinin katılım ve merkeziyet ilkelerine göre incelenmiştir. CHP İstanbul Fatih İlçesi örneğinden hareketle, CHP'de üyelik haklarını, yükümlülüklerini ve karar alma süreçlerini gösteren düzenlemeler katılımcı iken uygulamalar merkeziyetçi bir anlayışla yürütülmektedir. CHP'de aday belirleme süreçleri ise katılımcılıktan uzak merkeze dayalı bir şekilde yönetilmektedir. Parti finansmanı yeni düzenlemeler ile katılımcı olsa da finansmanın kullanımı açısından merkeziyetçi bir anlayışla yönetilmektedir. Buna göre Cumhuriyet Halk Partisi'nde parti içi demokrasinin işleyiş biçiminin katılımcılıktan uzak merkeze dayalı bir şekilde yönetildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasi Partiler, Parti İçi Demokrasi, Cumhuriyet Halk Partisi
VIII. Dönem Çankırı Milletvekilleri
Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihine bakıldığında önemli dönüm noktalarından birinin de 1946 yılında yapılan seçimler olduğunu söylemek mümkündür. Çeşitli denemelerden sonra yeniden birden fazla siyasi partinin seçimlere katılıyor olması demokrasi adına atılmış olan önemli adımlardan biri olarak karşımıza çıkmış olup, çok partili siyasi hayata geçiş çalışmaları 1946 seçimleri ile nihayete ermiştir. Muhalefetin belirginleşerek toplum tarafından kabul görmesi sebebiyle 1947 yılında yapılması planlanan seçimler bir yıl erkene çekilerek 1946 yılında yapılmasına karar verilmiştir. Seçimlerin yapıldığı illerden biri olan Çankırı iline bakıldığında muhalefetten hiç milletvekili çıkarmadığını ve 5 milletvekilinin tamamını iktidar parti olan CHP'den çıkardığı görülmektedir. Çalışmamızda 1946 yılında yapılan genel seçimlerden bahsedilerek, VIII. Dönem Çankırı milletvekillerinin biyografileri ve siyasi hayatlarına yer verilmiştir. Bu bağlamda Çankırı ilinden çıkarılan beş milletvekili; Akif Arkan, Ahmet Zeki Soydemir, Mustafa Abdülhalik Renda, Mehmet Rifat Dolunay ve Ahmet İhsan Zeyneloğlu'nun yaptıkları çalışmalar, kanun teklifleri, kürsü konuşmaları, tercüme-i hal ve seçim mazbatalarına yer verilerek, dönemin seçim şartları ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca gerekli görülen yerler grafiklerle desteklenerek VIII. Dönem Çankırı ili milletvekillerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmamızda kullanılan veriler TBMM, dönemin gazeteleri ve dönem ile ilgili yapılan çalışmalardan faydalanılarak hazırlanmıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi Tek Parti Dönemi (1923-1945) parti içi muhalefet
Özet Birinci bölümde, TBMM'nin Nisan 1920'den Mayıs 1923'e kadar olan çalışmalarını ve muhtelif hareketleri inceledim. Ankara'da toplanan Meclis bir yandan işgalci güçlere karşı Kurtuluş Savaşım yürütürken diğer yandan da yeni devletin kuruluş temelleri atılmaktaydı. Ulusal duyguların yoğunlaştığı bu dönemde meclisteki muhalefet bazı milletvekillerinin kişisel çabalan şeklinde ortaya çıkarken daha sonra siyasi grupların kurulmasıyla grup muhalefetine dönüşmüştür. ikinci bölümde, Türkiye'yi modernleştirecek kanunları hızla çıkarmaya başlayan Meclis'teki muhalefeti ve muhalefetin gücünü kırmak için gösterilen çabalan araştırdık. 1924 yılında ittifak fırkayı içindeki parti içi muhalefet gelişerek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'm kurmuştur. Ancak, Türkiye'nin çok kritik bir döneminde kurulan bu partinin Şeyh Sait isyanı ile ilgisi nedeniyle Bakanlar Kurulu tarafından kapatılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Meclis'in 1927-1931 dönemindeki muhalefeti gözler önüne serdik. Türkiye'nin tek partili görünümünden rahatsız olan ve muhtelif bir partinin yararına inanan Atatürk'ün izniyle Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930) kurulmuştur. Meclis içi ve meclis dışı muhtelif gruplan birleştiren SCF'nın hızla güçlenmeye başlaması iktidar partisi olan CHP ile arasındaki siyasal gerginliği artırmıştır. Öncelikle 1930'daki belediye seçimlerinde seçim karşıtlarının desteğini almasının eleştirilere neden olması kurucusu tarafından SCF'nın kapatılmasına neden olmuş. Bundan sonra gücü iyice zayıflayan muhalefet 1945 'e kadar siyasal bir partinin çatısı altında birleşememiştir. n
Çankırı'da siyasal hayat (1923-1945)
Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte tek parti döneminin yaşandığı 1945 yılına kadarki süreçte, Çankırı'da siyasal alanda yaşanan gelişmeler, özellikle tek parti döneminin değişmez iktidarı CHP?nin Çankırı'daki örgütlenmesi ve faaliyetleri bu çalışmada aktarılmaya çalışılmıştır. Çankırı'daki hâkim siyasal güç olarak karşımıza çıkan CHP, parti örgütlenmesini köyünden il merkezine kadar silsile yoluyla her yerde yaygınlaştırmıştı. Zaten kısa ömürlü olan muhalefet ise bu örgütlenme ve otoriter güç karşısında fazla bir etkinlik gösterememiştir. Çankırı yerel basını ise iktidardan yana bir tavır sergilediğinden dolayı muhalefetin Çankırı'da varlık gösterebilme şansı olamamıştır. Çankırı'daki tüm ocak, nahiye ve ilçeler ile il merkezinde belirli periyotlarla kongreler yapan CHP, örgüt kademesini de bu sayede oluşturmuş oluyordu. Bu kongreler vasıtasıyla, en küçük yerleşim birimden başlayarak halkın dilek ve talepleri, bir üst yerleşim biriminin kongresine taşınıyor, en son olarak il kongresine gelen bu dilekler burada görüşülerek Ankara'ya, oradan da ilgili bakanlıklara ulaştırılıyordu. Bu şekilde halkın ihtiyaç ve istekleri belirlenmeye ve az da olsa cevaplandırılmaya çalışılıyordu. CHP Genel Merkezi?nden gönderilen müfettişler aracılığı ile ise, Çankırı CHP Parti Teşkilatı ilgili tüzüğe göre belirli aralıklarla denetleniyordu. Denetlemeler sonucunda görülen eksiklikler CHP Genel Merkezi?ndeki ilgili büroya iletiliyor, genel merkezdeki bu büro ise Çankırı CHP İl Teşkilatı?nı bu eksikliklerin giderilmesi yönünde uyarıyordu. Anahtar Kelimeler: Tek Parti Dönemi, Çankırı, Cumhuriyet Halk Partisi, Kongreler, Siyasi Hayat
1946 genel seçimlerinin izmir'de uygulanması
Bu tezin amacı 1946 genel seçimleri öncesi, yerel siyasetin öneminin artmasıyla birlikte partilerin teşkilatlanmaları, seçim propagandaları, yerel planda iktidar muhalefet sürtüşmesi, seçim sonuçlarının doğurduğu ciddi şüpheler ve itirazları objektif bir gözle değerlendirmek olmuştur. Bir diğer deyişle dönemin temel tartışma konularını yoğun olarak içinde barındıran ve önemli bir merkez olan İzmir?in, 1946 seçimleri sürecinde ülke genelinde ses getiren siyasi mücadelesini ele alıp, demokratikleşme sürecinde Türkiye?nin siyasi rejimine nasıl bir katkısı olduğunun tespiti hedeflenmiştir. Çalışmanın birinci el kaynaklara dayanmasına özen gösterilmiştir. Hem dönemin genel havasını yansıtması, hem de dönem gazete/dergi yazarlarının siyasi kimliklerinden ötürü, basında çıkan haber ve makaleleri ön plana çıkaran bir anlayış tercih edilmiştir. Genel olarak 1946 seçimleri öncesi partilerin İzmir?de teşkilatlanmaları, seçim sürecinde yapılan faaliyetler ve seçimlerin sonuçlanmasıyla birlikte yaşanan olağanüstü olaylar gibi konuları araştırdığımız bu tez çalışmasında, daha çok gazetelerden ve dönemin önde gelen isimlerinin anı kitaplarından yararlanılmıştır. Bu yayınlar arasında ulusal basından; Cumhuriyet, Ulus, Vatan, Akşam, Yeni Sabah, yerel basından; Anadolu, İzmir, Yeni Asır gazeteleri temel alınarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: CHP, DP, İzmir, 1946 Seçimleri
Türk siyasal hayatında meclis tahkikatı ve Demokrat Parti döneminde Cumhuriyet Halk Partisi hakkındaki meclis tahkikatı
Doktora tezi olarak kaleme aldığımız bu çalışmada; Demokrat Parti iktidarının son döneminde, 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi ile bir kısım basının illegal olduğu iddia edilen faaliyetlerini araştırmak için açılan Meclis tahkikatının tüm safhalarının açıklığa kavuşturulması amaçlanmıştır. Çalışmada, Meclis tahkikatı kavramının kavramsal, kuramsal ve tarihsel alt yapısı analiz edilmiş, Cumhuriyet Halk Partisi ve bir kısım basının faaliyetleri hakkındaki Meclis tahkikatı öncesinde ve esnasında yaşanan siyasi süreç masaya yatırılmış ve bilhassa tahkikatın işleyiş şekli ve tahkikat boyunca elde edilen bilgiler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma, genel itibariyle bir arşiv çalışmasıdır. Çalışma sonunda Meclis tahkikatının Cumhuriyet Halk Partisi ve muhalif basın hakkında yürütülen iki farklı koluna dair ayrıntılı bilgiler sunulmuştur. 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi sebebiyle nihayete erdirilemeyen tahkikatta, Cumhuriyet Halk Partisi ve onunla birlikte hareket eden muhalif basının, bilhassa 1957 seçimlerinden sonra Demokrat Parti iktidarı aleyhine sistematik bir propaganda faaliyeti yürüttüğü ortaya konulmuştur. Bu faaliyeti gayri meşru olarak nitelendiren Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi'nin illegal yöntemler kullanarak iktidara gelmeyi amaçladığını iddia etmiştir. Bu çalışmanın, Demokrat Parti iktidarı dönemini daha anlaşılır kılması ve benzer çalışmalara öncülük etmesi umulmaktadır.
IX. dönem Mardin Milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri
14 Mayıs 1950 seçimleri, Türkiye'de CHP'nin 27 yıllık iktidarının son bulduğu bir seçim olmuştur. Uzun bir süre iktidar olan Cumhuriyet Halk Partisi, 14 Mayıs 1950 seçim sonucuna göre iktidarı Demokrat Partiye devretmiştir. Bu seçimden sonra oluşan IX. Dönem (1950-1954) Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Mardin 7 milletvekili ile temsil edilmiştir. Mardin'den üç milletvekilliğini CHP, üç milletvekilliğini DP, bir milletvekilliğini de bağımsız aday kazanmıştır. 1950-1954 yılları arasında görev yapan IX. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Mardin milletvekilleri; Abdurrahman Bayar, Abdulkadir Kalav, Cevdet Öztürk, Kemal Türkoğlu, Ali Rıza Erten, Mehmet Kamil Boran ve Aziz Uras'tır. Adı geçen milletvekilleri, Meclis'te çeşitli konular üzerine yaptıkları konuşmalarla, verdikleri kanun teklifleri ve önergelerle görüşlerini ortaya koymuşlardır. Ayrıca içinde yer aldıkları çeşitli komisyonlar ve katıldıkları inceleme heyetleri olmuştur. Bunların dışında Mardin'in kalkınması için bayındırlık, sağlık, sosyal ve ekonomik birçok alanda katkılar sağlamışlardır.
IX. dönem İstanbul milletvekillerinin TBMM'deki siyasi faaliyetleri
Türk siyasi hayatındaki önemli olayların başında, Demokrat Partinin kuruluşu ve 1946 ile 14 Mayıs 1950 seçimleri gelmektedir. IX. Dönemde parlamentoda siyasi faaliyet gösterecek olan milletvekilleri 1950 seçimleri ile belirlenmiştir. TCF ve SCF ile başlayan çok partili siyasal hayat denemesinin 1946 ve 1950 seçimleriyle birlikte istenilen demokratik koşullarda sürdürüldüğü karşılaştırmalı olarak görülmektedir. Bu seçimlerin sonucunda 27 senelik CHP iktidarının ardından DP muhalefetteki konumunu iktidar tahtına yükseltmiştir. IX. Dönem İstanbul milletvekilleri, DP listesinden en çok adayın çıkarıldığı ve seçimin kazanıldığı bölgede yer almaktadırlar. Oldukça seçkin isimlerden oluşan IX. Dönem İstanbul milletvekillerinin içerisinde dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes yer almaktadırlar. Fuad Köprülü'nün de DP kurucularından olmasının yanı sıra bu bölgeden seçimi kazandığı görülmektedir. TBMM'de önemli konular üzerinde siyasi faaliyet gösterilmiş olan 1950-1954 dönemi, ekonomi, sağlık, maliye ve çeşitli alanlarda çalışmaların yeni iktidar partisi ile birlikte farklı bir boyut kazandığı bir süreç olmuştur. Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ve mali gelişmeler milletvekillerinin TBMM'ye sundukları kanun teklifleri ve takrirler vasıtasıyla görüşülmüş ve çözüme kavuşturulmuştur.
27 Mayıs 1960 darbesi sonrası çok partili hayata geçiş sürecinin ve 1961 seçimlerinin basına yansıması 27 mayıs 1960 darbesi sonrası çok partili hayata geçiş sürecinin ve 1961 seçimlerinin basına yansıması 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası çok partili hayata geçiş sürecinin ve 1961 seçimlerinin basına yansıması 27 mayıs 1960 darbesi sonrası çok partili hayata geçiş sürecinin ve 1961 seçimlerinin basına yansıması
27 Mayıs 1960 tarihinde, Demokrat Parti iktidarının muhalefet, üniversiteler ve basın ile karşı karşıya gelmesi ve baskı rejimi uygulaması ile yaşanan siyasi bunalım ve ekonomik sıkıntıların ülkeyi bir çıkmaza soktuğu gerekçesi ile ordu yönetime el koymuştur. Bu askeri müdahale Türkiye'de on yıllık Demokrat Parti iktidarının sona ermesini ve askeri gücün siyaset üzerinde hakim olmasını sağlamıştır. Bu tezde 27 Mayıs müdahalesi öncesi ve sonrasında yaşanan olaylar, yeniden çok partili hayata geçiş süreci basına yansıyan haberler ve belgeler temel alınarak değerlendirilmiştir. Ordunun yönetimi ele geçirmesiyle iktidar partisi tasfiye edilmiştir. Tasfiye edilen parti mensupları Yassıada'ya sevk edilmiştir. İhtilal mahkemesi tarafından yargılanan sanıklar çeşitli cezalara çarptırılmıştır. Askeri müdahaleyi yapan Milli Birlik Komitesi yasama görevlerini yürütmesi için Kurucu Meclis'i göreve getirmiş, Kurucu Meclis siyasi partilerin kurulmasına izin vermiştir. Milli Birlik Komitesi yeni hükümet iş başına geçinceye kadar görev yapmıştır. Gerekli şartlar hazırlandıktan sonra ordunun yönetimi sivil idareye bırakması için 1961 Anayasası hazırlanmış ve darbe sonrası ilk genel seçimler 15 Ekim 1961'de gerçekleştirilmiştir. 1961 anayasasıyla Meclisin dışında bir de Cumhuriyet Senatosu göreve gelmiştir. Seçim sonuçlarına göre hiçbir parti hükümeti kurabilecek oy yeterliliğini alamamıştır. Cumhurbaşkanı seçilen Cemal Gürsel'in hükümeti kurma görevini İsmet İnönü'ye vermesinin ardından partiler arasında yapılan çeşitli görüşmeler neticesinde çok partili hayatın ilk koalisyon hükümeti olan CHP-AP hükümeti kurulmuştur. Böylece Türk siyasi hayatı koalisyon kavramı ile karşılaşmıştır.
Balıkesir'de siyasi hayat (1946-1960)
7 Ocak 1946 yılında Demokrat Parti'nin (DP) kurulması ile beraber çok partili siyasi hayata geçilmiş ve 23 yıldır iktidarda olan Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) rakip bir parti oluşmuştur. Kurulmasının ardından hızla tüm yurtta teşkilatlanma sürecine giren Demokrat Parti, Balıkesir'de de kısa süre içinde teşkilatlanmasını tamamlamıştır. Öyle ki 1946 seçimlerine gelindiğinde Demokrat Parti, Balıkesir'in tüm ilçelerinde teşkilatlanma sağlamıştır. Kısa zaman içinde Balıkesir halkının desteğini kazanan Demokrat Parti 1950, 1954 ve 1957 seçimlerini kazanarak Balıkesir ili için "Demokrat Parti'nin Kalesi" ünvanını almıştır. DP'nin Balıkesir'de büyük başarı elde etmesi karşısında önce CHP sonrasında ise Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) ve Hürriyet Partisi (HP) ile partiler arası rekabet ortamı oluşmuş ve bu rekabet ortamı Balıkesir siyasi hayatına da yansımıştır. Bu çalışma da 1946-1960 yılları arasında Balıkesir'deki siyasi hayatta partiler arası mücadeleler, partiler arası rekabetler, önemli gün ve olaylar, partiler arası iktidar yarışı incelenmiştir. Özellikle bu dönemde Balıkesir'de CHP yanı sıra DP ön planda olsa da CMP ve HP de Balıkesir'deki seçimler ve seçmeni kazanma yarışını bırakmamıştır. Anahtar Kelimeler: Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Hürriyet Partisi, Cumhuriyetçi Milliyet Partisi, Balıkesir.
1954-1957 yılları arasında çıkarılan kanunlar ve bu kanunların çıkarılması sırasında yaşanan iktidar-muhalefet ilişkisi
Osmanlı İmparatorluğu'nda modernleşme hareketleri, bürokrasiyi siyasi kararları ile uygulayan değil, siyasi kararlar alan bir kurum haline getirmiştir. Osmanlı'nın kalıntısı üzerine kurulan Cumhuriyet yeni bir devlet ve yeni bir sistem olduğu halde, devletin yönetim yapısı eski sisteme dayanmıştır. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra iç ve dış dinamiklerin zorlaması ile çok partili hayata geçmiştir. Çok partili yaşama geçtikten sonra ilk önemli muhalefet partisi olan Demokrat Parti 7 Ocak 1946'da kuruldu. CHP iktidarına karşı ciddi ve güçlü bir muhalefet yürüten Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 Genel Seçimlerinde iktidara gelmiştir. DP'nin iktidara gelmesi Türkiye'de yeni bir dönemin başlangıcı oldu. İktidarının ilk yıllarında büyük hamleler gerçekleştiren Demokrat Parti, 2 Mayıs 1954 Genel Seçimlerinde gücünü daha da artırarak iktidarını pekiştirdi. Muhalefet partileri DP'nin takip ettiği siyasete 1955'in sonlarından itibaren şiddetle karşı çıkmaya başlamışlardır. Muhalefetin iktidara yönelik eleştirilerini artırması DP'ye muhalefet üzerinde daha da baskı kurmaya itmiştir. DP'nin giderek baskılarını artırması muhalefet partilerini birbirine yaklaştırmış ve muhalefet partileri arasında işbirliği süreci başlamıştır. 1957 Genel Seçimlerinden önce muhalefet Partileri bir güç birliği oluşturmaya çalışmış ancak aralarındaki çekişmeler ve DP'nin izlediği politikalar sonucunda bu işbirliği girişimi sonuçsuz kalmıştır. 27 Ekim 1957 Genel Seçimlerinde DP'nin oy oranının düşmesi DP'yi daha da hırçınlaştırmıştır. Bu da muhalefet partileri arasındaki işbirliği sürecini hızlandırmıştır. İktidar ve muhalefet arasında kısa süren birkaç bahar havası denemesinden sonra iktidar ve muhalefet arasındaki ilişkiler 1958 yılının sonlarından itibaren sertleşmeye başlamış ve cepheleşmeler başlamıştır. Milli Muhalefet Cephesi ve DP'nin Vatan Cephesi arasındaki çekişmeler 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ile sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Halk Partisi, Çok Partili Hayat, Demokrat Parti, İktidar- Muhalefet, Kanun Müzakereleri.
1960-1980 dönemi 19 Mayıs kutlamaları ve etkileri
19 Mayıs bayramlarının, kutlama stilleri ve bunların gelişimi sosyal tarihte önemli temalardır. Resmi bayramlar, toplumların birleşmesi, ulusal ittihat ve beraberlik duygusunun güçlenmesi, ortak kazanımların genç bireylere aktarılması açısından ehemmiyetli bir işleve sahip günlerdir. Gazi Mustafa Kemal'in Samsun'a çıktığı gün 19 Mayıs 1919'dur. Bu önemli gün, 20 Haziran 1938 tarihli kanunla ulusal bayramlardan biri olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde milliyetçilik kavramının tarihsel arka planı, devlet-milliyetçilik ilişkisi, milliyetçiliğin farklı dönemlerde ortaya çıkışı ve topluma etkisi, ikinci bölümde Türkiye'de sporun tarihsel gelişimi, üçüncü bölümde ise 19 Mayıs gününün Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramının tarihsel hikayesi ile 1960'a kadar olan bölümü anlatılmıştır. Son bölümde ise 1960'tan 1980'e kadar olan dönemdeki etkisine bakılmış, hangi faaliyetlerin gerçekleştirildiği, siyasi olaylarla etkileşimi ve halkın katılım düzeyleri gibi konulara odaklanmıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi parti müfettişlik raporlarına göre Batı Anadolu Halkevleri
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk partisi ve devrimci bir partidir. Kurulduğu günden itibaren ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel anlamda birçok adım attı. Yeni kurulan devletin toplumsal yapısı bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi ile tam bir bağ kuramadı. Çok partili hayata geçiş denemelerinin başarısız olması, 1929 ekonomik buhranı, dünyadaki siyasi gelişmeler, köy ile kent arasındaki farkın kapanmaması, devrimlerin hala daha toplum tarafından tam olarak benimsenmemesi Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni adımlar atmasına neden oldu. Bu adımlardan biri de Halkevlerinin açılmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi 19 Şubat 1932 tarihinde 9 şubeden oluşan Halkevleri açarak halk ile olan bağını tekrar güçlendirmeyi ve halkın sosyal ve kültürel gelişimini sağlamayı amaçlıyordu. Dil-Edebiyat ve Tarih Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Temsil Şubesi, Spor Şubesi, Sosyal Yardım Şubesi, Halk Dershaneleri ve Kurslar Şubesi, Kütüphane ve Neşriyat Şubesi, Köycülük Şubesi, Müze ve Sergi Şubesi olmak üzere 9 şubeden oluşan halkevlerine halk hangi ilgi ve yeteneği varsa katılacaktı. Her ilde, ilçede, kasabada, köyde açılacak olan bu kültür kurumunda bazı hususlar ön plana çıkıyordu. Bu hususlar bina, eleman ve para sorunuydu. Öncelikle bu kültür kurumunun açılması için en önemli nokta faaliyetlerin gerçekleşeceği bina durumudur. Bu eksiği gidermek için Türk Ocaklarından kalma binalar kullanılmıştır. Halkevleri bazı bölgelerde parti ile aynı binayı kullanmış ya da belediyenin tahsis ettiği yerlerde faaliyetlerini sürdürme olanağı bulmuştur. Bu kültür kurumu en ücra yerlere kadar ulaştırılmak isteniyordu. Fakat özellikle köylerde, kasabalarda ve hatta bazı il ve ilçelerde dahi halkevlerinin teşkilatlanması için eğitimli, kültürlü insan sayısının varlığına ihtiyaç duyulması faaliyetleri halka öğretecek olan eleman sorununu ve bu kurumun ısınma, aydınlatma, su temel ekonomik giderleri ve şubelerin çalışabilmesi için yapılacak olan masraflar para sorununu ortaya çıkarıyordu. Bunların dışında bazı yerlerde halkevleri teşkilatı oluşturmanın zorlukları bulunuyordu. Bu yüzden bu yerlerde de halkodası kurulma düşüncesi ortaya çıkıyordu. Cumhuriyet Halk Partisi, bu kültür kurumunun çalışmalarını daha yakından takip etmek, halkevinin amaçlarını gerçekleştirme yolunda kat ettiği mesafeleri görmek için teftiş etme gereğine ihtiyaç duymuş ve tüm illeri teftiş bölgelerine ayırarak milletvekillerini kendi seçim bölgeleri dışına göndererek ve il yönetim kurulları aracılığıyla Halkevlerini denetlemiş ve çalışmaları hakkında bilgiler almıştır. Aydın, İzmir ve Denizli illerinde Halkevleri faaliyetleri, Aydın, İzmir ve Denizli Halkevinin kurulmasıyla 19 Şubat 1932'de, Balıkesir, Muğla ve Manisa illerinde ise 24 Şubat 1933'te Balıkesir, Muğla ve Manisa Halkevlerinin kurulmasıyla başlamıştır. Bu Halkevleri içinden Balıkesir Halkevi 7, Muğla Halkevi 8 ve diğer halkevleri 9 şubesinin tamamını açmış, her alanda yıllar boyunca istikrarlı bir şekilde faaliyetlerini yürütmüş ve kendi Halkevi neşriyatlarını ve dergilerini çıkarmış tam teşekküllü Halkevleridir. Batı Anadolu Bölgesinde kültürel kalkınma atılımları Halkevlerinin ilk yıllarında bu illerde başlamıştır. Aynı zamanda bu illerin kazalarında, nahiyelerinde ve köylerinde kısa sürede Halkevi ve Halkodası örgütlenmesi gerçekleştirilmiş, illerin tüm idari bölgelerine bu faaliyetler yayılmıştır. CHP müfettişlik raporları, söz konusu Halkevlerinin eksiklerinin ve ihtiyaçlarının neler olduğunu tespit edip bu noksanlıkları gidermekte önemli birer dokümandır. Bu dokümanlara Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, CHP Fonunda ulaşılmıştır. Teftiş raporlarında Halkevlerinin faaliyetlerinin neler olduğunu, hangi şubelerinin teşkil edildiği, Halkevi binasının faaliyetleri yürütebilmek açısından elverişli olup olmadığı, mali durumunun faaliyetler açısından yeterli olup olmadığı bütüncül bir anlayışla ortaya konmuştur. Esasında bu Halkevleriyle ilgili CHP'nin her sene çıkardığı Halkevi faaliyet raporlarından bilgi sahibi olabiliriz. Ancak bu raporları incelediğimizde genel olarak Halkevlerinin faaliyetlerindeki başarılarından ve istatistiki verilerden bahsedilmiştir. Halkevlerinin eksiklikleri ve gereklilikleri hususunda herhangi bir bilgi verilmemiştir. Bu yönüyle teftiş raporları, Batı Anadolu'da faaliyetlerini yoğun olarak yürüten bu illerdeki Halkevi faaliyetlerinin neler olduğunu, eksikliklerinin ne olduğunu, nasıl bir maddi imkana sahip olduğunu ve binalarının yeterli olup olmadığını, şubelerinin teşkil edilip edilmediğini, faaliyetlerinde ne tür zorluklar yaşadığını ortaya koymak açısından bizlere farklı bir bakış açısı sunmaktadır.
Ethem Menderes yaşamı ve siyasi faaliyetleri
Ethem Menderes Türk siyasi yaşamının en çalkantılı yıllarında önemli vazifelerde bulunmuş kilit isimlerden biri olmuştur. Ethem Menderes'in yaşamı ile ilgili araştırma yaparken, hakkında edindiğim bilgiler sayesinde bir döneme farklı açıdan bakma imkânına sahip oldum. Adnan Menderes'e olan yakınlığı, Ethem Menderes'in yaşamını araştırma konusunda en ilgi çekici yanlardan biri olmuştur. Ethem Menderes ve Adnan Menderes'in yakınlıkları, Aydın'ın siyasi ve sosyo-ekonomik hayatındaki yeri, Aydın ilinde 15 yıl bilfiil CHP Belediye Başkanlığı, Parti İl Başkanlığı şeklindedir. Ethem Menderes Aydın'nın şekillenmesinde önemli bir yer edinmiş, aynı zamanda Adnan Menderes'in de içinde bulunduğu muhalif grubun kurduğu DP'nin 1946'dan itibaren Aydın örgütlenmesini sağlayan kişi olmuştur. 4 Mayıs 1950'de DP'nin iktidara gelmesi ile Ethem Menderes içinde daha radikal değişiklikler yaşandığı bir dönem olmuştur. 1950 yılında parlamentoya girmiş, ilk olarak 1952 yılında İçişleri Bakanlığı yapmış daha sonra Milli Savunma Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı yapmış, farklı dönemlerde tekrar bu bakanlıklara getirilmiştir. Özellikle ülke gündemi için zor dönemlerde kritik görevlere getirilmiştir. Ethem Menderes'in siyasi arenada daha çok akılda kalması 1960 askeri darbesinde Milli Savunma Bakanı olması ile olmuştur. Milli Savunma Bakanlığı sırasında ülkede ve ordu içerisinde yaşanan gerginliklerin sonucunda Ethem Menderes hakkında bazı spekülasyonlar ortaya çıkmasına neden olmuştur. 27 Mayıs darbesinden sonra Yassıada'da yargılanmış hatıra defteri pek çok davada sanıklar hakkındaki iddianamelerde yer almıştır. Bu durum DP'lilerin pek çoğunun kendisine karşı tutumunu değiştirmiştir. Yargılamalar sonucunda on yıl ceza almış, 1964 yılında cumhurbaşkanlığının af kararı ile cezası son bulmuştur. Hayatının bundan sonrası için hakkında daha fazla bilgiye rastlayamıyoruz. Pek çok DP'li gibi o da bir çeşit inziva hayatı yaşamış olduğunu görüyoruz. Siyasi tarihimizin aktörlerinden biri olan Ethem Menderes'in hayatını ve siyasi faaliyetlerini tarafsız bir şekilde değerlendirmeye çalıştım. Yaptığım bu çalışmanın tarihimizin bir bölümüne az da olsa ışık tutabilmiş olması oldukça önemlidir.
Çok partili hayata geçiş sürecinde Cumhuriyet Halk Partisi (1945-1950)
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarihi, Türk siyasî tarihinin ayrılmaz, önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Özellikle çok partili rejimin kurulduğu 1945-1950 yılları hem CHP tarihi hem de Türk demokrasi tarihi açısından ayrı bir öneme sahiptir. Türkiye'de çok partili bir siyasal rejimin kurulması, II. Dünya Savaşı'nın sona erdiği 1945 yılı itibariyle yönetici kadronun öncelikli amaçlardan biri olmuştur. Geçmişten gelen dinamiklerin yanı sıra iç ve dış politik gelişmelerin etkisiyle yeni siyasî partiler politik yaşamda yerlerini almışlardır. Yine aynı süreçte iktidar partisi CHP, özellikle 1946 ve 1947 yıllarında gerçekleştirdiği kurultaylarda aldığı kararlarla, önceki yıllardaki politikalarını büyük ölçüde değiştirerek çok partili rejimle uyumlu politikalara yönelmiştir. 1948 ve 1949 yılları ise CHP'nin liberalleşme çabalarının devam ettiği ve bu doğrultuda yaşadığı değişimin etkisiyle, muhalefetin gelişme imkanı bulduğu bir dönemdir. Tüm bu gelişmelerin bir sonucu olarak; 1950 yılında gerçekleşen seçimlerse Türk demokrasi tarihinde bir dönüm noktası olmuş ve ilk kez CHP dışında bir parti iktidara gelebilmiştir. Çok partili rejime geçişin başarıya ulaştığı bu seçimlerle de artık Türk siyasî tarihinde yeni bir dönem başlamıştır.
Türkiye'de çok partili hayata geçiş: Demokrat Parti örneği ve demokratikleşme sürecine etkileri
Bu çalışmada, 1946 yılında Demokrat Partinin kurulmasıyla ile başlayan çok partili siyasal yaşamın Türkiye'nin demokratikleşme sürecini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Türkiye'de demokratikleşmenin tarihsel arka planını daha iyi görebilmek adına araştırma kapsamının başlangıcını, Osmanlı Devletinde demokratikleşme sürecinin ilk adımı olarak görülen Sened-i İttifak oluşturmuştur. Araştırma, çok partili siyasal yaşamın 7 Ocak 1946'da DP'nin kuruluşu ile başladığı ve İsmet İnönü'nün 12 Temmuz Beyannamesi ile kalıcı hale geldiği 18 aylık dönemi kapsamıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan veri toplama tekniği olarak doküman analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Türkiye'de, Demokrat Partinin kurulmasından 12 Temmuz Beyannamesine kadar 18 aylık bu süreçte, demokrasinin doğal gelişimi ve DP'lilerin demokratik süreçten vazgeçmeyen politikası sayesinde, siyasi alanda birçok olumlu demokratik değişikliklerin olduğu görülmüştür. Çok partili siyasal yaşama geçişin etkisiyle Türkiye'de gerçekleşen bu demokratik değişiklikler detaylı bir şekilde araştırmamızın içerisinde açıklanmıştır.
Siyasal iletişim temelinde siyasi parti programlarının "kamu yönetimi anlayışı" nın AKP ve CHP örneğinde incelenmesi
Modern siyasi partiler basit anlamda ülke yönetimi için belirli fikirleri olan bir kadro hareketidir. Bu kadro mevcut fikirleri daha iyi bir ülke yönetimi için geliştirmek ve yaymak zorundadır. Fikirlerin geliştirilmesi; içinde filizlendikleri toplumun siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel tarihsel gelişmelerinden ve bu gelişmeleri anlamlandırmak için yaşadıkları düşünsel süreçlerden beslenen "öz fikirleri"ni mevcut konjonktüre uygulamak olarak izah edilebilir. Fikirlerin yayılması ise, kadronun siyasi iktidarı elde edebilecek bir çoğunlukta seçmen kitlesini, bu fikirlerin daha iyi bir ülke yönetimi sağlayabileceği konusunda ikna etmek ve bu doğrultuda tercih kullanmasını sağlamak anlamına gelir. Bu anlamda siyasi partiler demokratik siyasi hayatın vaz geçilmez bir unsuru olmakla beraber, modern ve refah seviyesi yüksek bir toplum inşasında da çok önemli bir role sahiptir. Ülke yönetiminin özünü kamu yönetimi oluşturmaktadır. Kamu yönetimi, yapısal anlamda devletin örgütsel yapısını ifade ederken, ekonomi, eğitim, sağlık gibi kamu ile alakalı konular bütününün de sevk ve idare edilmesi anlamına gelir. 1970'li yıllara değin siyaset ve yönetimi birbirinden ayıran, siyasetin kamu yönetimi politikalarını üretmek, yönetimin yani bürokrasinin ise teknik bir iş olarak bu politikaları hayata geçirmek olduğu ilkesini benimseyen geleneksel kamu yönetimi anlayışı hâkimdir. Geleneksel anlayışın siyaset ve yönetim ayrımı ilkesinden kaynaklı hantallığı yeni kamu yönetimi anlayışı arayışlarına zemin hazırlamıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışıyla birlikte özel sektördeki işletme-müşteri ilişkisine benzer kamu yönetimi-halka ilişkiler düzleminde bürokratik örgütlenmenin hantallığından ve kırtasiyecilikten uzak, esnek, etkin, yerinde ve sonuç odaklı pratikler kamu yönetiminde kullanılmaya başlanmıştır. Çağımızın bir gerekliliği olarak ve günümüz kamu yönetimi anlayışının hızlı ve üretken bir model olmasının bir zorunluluk olduğu kabul edildiğinde, siyaset sahnesinde yer alan partilerin de bürokrasiden uzak ve katılımcı bir yapıda yönetim sergileyebilmeleri önemli bir süreç haline gelmektedir. Bu tezin özünü, katılımcı bir demokrasi modelinin geliştirilmesi açısından siyasi partilerin önemli bir siyasal katılım aracı olması ve bu bakımdan partilerin doğuş teorileri ve sonrasında gerçekleştirmiş oldukları faaliyetlerin kamu yönetimi anlayışlarında önemli bir yer edinmesi oluşturmaktadır. Kamu yönetimi anlayışı kendisine, siyasi partilerin parti programlarında, ülke yönetiminde nasıl bir kamu politikası izleyeceklerini tarihi gereklilikleriyle birlikte geniş, kesin ve açık bir şekilde yer bulmuştur. Türk Kamu Yönetimi anlayışının günümüzde önemli bir yer edinmesi ülkemizde faaliyet gösteren siyasi partilerin de bunu önemli bir görev haline getirmesine sebep olmaktadır. Bu çerçevede hızlı, üretken ve çağdaş bir devlet sisteminin oluşmasında kamu yönetiminin de hızlı, üretken ve çağdaş bir yapıya sahip olması önem arz etmektedir. Bu kapsamda Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti programlarında kamu yönetiminin şekillenmesi noktasında dikkate aldığı hedefler önemli bir süreç haline gelmektedir. Dolayısıyla bu tezde, Cumhuriyet'in kurulmasından bu yana siyaset arenasında yer almış tüm unsurları iki farklı çatı altında toparlayarak tüm bu tarihsel süreçten beslenen günümüz Türkiye'sinin başat iki siyasi aktörü olan, kitle partisi olduğu iddiasındaki Adalet ve Kalkınma Partisi ile kadro partisi görünümündeki Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihsel arka planlarının irdelenmesi, siyasi parti tipolojisi açısından çözümlenmesi, Türk Kamu Yönetimi Anlayışı üzerindeki etkileri ve siyasi parti programlarındaki mevcut kamu yönetimi söylemlerine odaklanılmıştır. Tezde kıyaslamaya yardımcı olması ve dünyadaki örnekleriyle ülkemizdeki mevcut görüntünün daha da netlik kazanmasını sağlamak maksadıyla modern politik yaşamın çok uzun bir geçmişe sahip olduğu ve ülkemizdekine benzer bir şekilde siyasi partiler döneminin bağımsızlık savaşı ile birlikte başladığı Amerika Birleşik Devletleri siyasi parti sistemi ve parti programları geniş bir şekilde irdelenmiştir. Anahtar kelimeler: Siyasi Partiler, Parti Programları, Parti Tipolojileri, AKP, CHP.
Cumhuriyet Dönemi siyaset ve hukuk hayatında Refik Şevket İnce
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşuna şahitlik etmiş, Türk Kurtuluş Savaşı'na katılıp yeni kurulacak olan devlet için çeşitli görevler üstlenmiş kişilerin yaşamlarının gün yüzüne çıkarılması, yakın dönem Türk Tarihi araştırmaları için önem arz etmektedir. Cumhuriyet rejimi ve yeni devlet sisteminin kuruluşunda rol oynamış kişilerin aynı zamanda bir Osmanlı geçmişleri olduğundan, bu araştırmalarda Osmanlı Devleti hakkında da ipuçları elde etmek mümkündür. Bu çerçevede Osmanlı Devleti coğrafyasında doğup Osmanlı eğitimi ile yetişen Refik Şevket İnce, Millî Mücadele döneminde önemli görevler üstlenmiştir. İlk Meclis'e milletvekili olarak katılmış ve bakanlık görevinde bulunmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Meclis'te alınan önemli kararların bazılarında başrolü üstlenmiş, memleketin geleceği için Meclis'te yoğun mesai sarf etmiştir.Tek parti döneminde partisine sadakatle bağlı; ama aynı zamanda, gerekli gördüğü yerde partisini eleştirmekten geri kalmayan ?parti içi muhalif? tavır sergileyen İnce, aynı zamanda Meclis'te bulunduğu dönemlerde kürsüden en fazla konuşan milletvekilleri sıralamasında başlarda yer almıştır. Dolayısıyla o, ülkeyi ilgilendiren kararların alındığı Meclis'te pek çok konuda fikir beyan etmiş, kendi deyimiyle ?memur milletvekili? olmamıştır.Türk Hukuku'nun gelişmesinde, ülkedeki hukuk alanındaki çalışmaların kurumsallaştırılmasında önemli bir görev üstlenmiş, günümüzdeki Türk Hukuk Kurumu'nun kurulmasında çaba sarf ederek, uzun süre kurumun başkanlığını yürütmüştür.Uzun süre tek parti ile yaşayan Türkiye'de yeni bir parti olarak çıkan Demokrat Parti'nin kurucuları arasında yer almış, bu partinin iktidara giden yolunda yoğun faaliyet göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin idama mahkum olan tek başbakanı Adnan Menderes'in kurmuş olduğu ilk iki kabinede bakanlık görevlerinde bulunmuştur. Siyasî hayatı boyunca bağlı olduğu parti ve kurumlarda yanlış gördüğü işlere muhalefet etmekten çekinmemiştir. Cesur bir siyasetçi?hukukçu portresi çizen Refik Şevket, milleti için görev aşkıyla çalışmayı kendine düstur edinmiştir. Bu anlamda, onun Türk siyaset ve hukuk alanındaki faaliyet ve katkılarının ortaya çıkarılmasını amaçlayan bu çalışmada, onun yaşamından yola çıkarak Türkiye'nin yakın geçmişindeki olaylar ele alınmaya çalışılmıştır.
Demokrat Parti döneminde CHP'nin İzmir örgütlenmesi ve seçimler
Türk siyasi tarihinde önemli bir konuma sahip olan İzmir, 14 Mayıs 1950 milletvekili genel seçimleri ve 3 Eylül 1950 mahalli seçimleri neticesinde, genel ve yerel idaredeki temsiliyet hakkını on yıl süreyle Demokrat Parti'nin ellerine bırakmıştır. 14 Mayıs 1950 seçimleri sonrası CHP İzmir il örgütünde yaşanan yeniden yapılanma sürecinde ise, 27 Mayıs 1950 askeri müdahalesine dek uzanan yeni bir yönelim ortaya çıkmış ve bu süreçte yaşanan gelişmeler, Türk siyasi hayatında kayda değer izler bırakmıştır.Bu noktada, ?Demokrat Parti Döneminde CHP'nin İzmir örgütlenmesi ve Seçimler? isimli tez çalışması, Türk siyasi tarihi içerisinde yerel teşkilatlanmaların en yoğun faaliyet dönemi yaşadığı 14 Mayıs 1950 seçimlerini başlangıç temel alıp, iktidar koltuğunu muhalefete devreden tek parti iktidarının mahalli teşkilatlanma sahalarından biri olan İzmir örneğini incelemiştir.Çok partili siyasi hayata geçiş sürecine dek İzmir'in siyasi profilinin aktarıldığı giriş bölümünün ardından, CHP il örgütünün iktidardaki son faaliyetlerine değinilmiş, muhalefet sürecinde yaşanan gelişmeler; genel ve mahalli seçimler ile teşkilat kongreleriyle bağlantılı aktarılmış, 27 Mayıs 1960 askeri darbesine giden süreçte yaşananlar ve darbenin İzmir siyasi hayatına etkileri ile tez çalışması sonlandırılmıştır.
CHP ve DP dönemi tarih öğretimi anlayışının karşılaştırılması (1939-1960)
Bir milletin oluşumunda etkin olan en önemli kültür öğelerinden biri olan tarih bir ulusun hafızasıdır. Uluslararası ilişkilerin düzenlenmesinde, toplumların değişim ve gelişmelerinin belirlenmesinde tarih biliminden yararlanılır. Tarih araştırmalarında, metodolojik yaklaşım ve yöntemine yönelik araştırmalar 18. yüzyılda başlamıştır. 19. yüzyılda demokrasi hareketleri ile birlikte, ulus-devlet sisteminin ortaya çıkışı ile beraber dünya üzerinde tarih eğitimi de ayrı bir önem kazanmaya başlamıştır. Öğrencilerde tarih bilinci oluşturmak, tarihsel düşünme ve anlama becerilerini geliştirmek tarih öğretiminin zorunlu temel hedefi olmuştur. Tarih eğitimi, laiklik kavramı ve ulus bilinci ile okul ders programlarında yer almaya başlamıştır. Türkiye'de cumhuriyetin ilanından sonra tarih öğretimi, dönüm noktası yaşamıştır. M. Kemal Atatürk'ün kendiside, Türk tarihi ile ilgili çok önemli çalışmalar yaptırmıştır. Osmanlı döneminde yeterli ilgi gösterilmeyen Türk tarihinin araştırılması ve öğretilmesini, Türk milli kimliğinin ve bilincinin oluşması için olmazsa olmaz bir şartı olarak görmüştür. Türkiye Cumhuriyeti kadrosu, milli eğitim programlarında ve halkevleri programlarında tarih ve dilbilgisine ayrı bir önem vermiş, yeni tarih ders kitaplarının hazırlanması sürecine hız verilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk ile beraber cumhuriyetin kuruluşunda büyük emeği olan İsmet İnönü dönemi tarih anlayışı, Atatürk dönemi tarih anlayışından farklıdır. Atatürk, inkılapları halka benimsetme amacı ile milli tarih politikasına ağırlık vermiştir. 1938- 1950 yılları arasında CHP'nin lider olduğu dönem tarih eğitim sisteminde, Batı'ya yönelik politikalar ve hümanizm ağırlıklı bir politika görülmektedir. Demokrat Parti dönemi milli yaklaşımı benimsemiş gibi görünse de tarih eğitimi daha ziyade İsmet İnönü dönemine yakın olmuştur. Toplumda milli birlik ve beraberliği sağlamak, ulusal bilinç oluşturmak için milli kültür ve tarihi karaktere uygun eğitim, ulusal tarih müfredatı oluşturmak zorunlu bir gerekliliktir. Bu noktada ortaöğretim ve lise programlarının müfredatı, okutulan ders kitaplarının müfredat ile uyumu, ders kitaplarının kapsamı ve içeriği, fikir akımları, sosyo politik değişimler, dönemin şartlarına göre tarih anlayışı, tarih bilimi metodolojisinin temel ilkeleri önem arz etmektedir. Bu çalışmada 1939-1960 yıllarında Türkiye'de; tarih bilinci, tarih öğretimi sistemi, okullarda tarih öğretimi müfredatı üç dönemde ele alınmış, dönemlerin farklılıkları, eksiklikleri, yenilikleri kıyaslanarak bu yıllarda Türkiye'de tarih öğretimi süreci analiz edilmiştir.
Tek Parti Döneminde Mardin: 1923-1950
Bu çalışmada Tek Parti Döneminde CHP'nin Mardin üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Öncelikle Mardin ve CHP tarihine değinilerek Tek Parti Dönemi'nde CHP'nin Mardin'deki siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve askeri etkileri irdelenmiştir. Mardin'de, feodal yapı bu denli güçlü iken Tek Parti Dönemi'nde bu sürecin ne şekilde ılımlı bir hale getirildiği üzerinde durulmuştur. Mardin tarihi ve CHP tarihi ile ilgili birçok kaynak elde edilmiş, ancak, tek parti döneminde CHP'nin Mardin üzerindeki etkileri ile ilgili çok fazla kaynağa ulaşılamamıştır. Böyle bir araştırma için en önemli kaynak; Mardin'de, 1927 yılında kurulmuş olan Matbaa ve Resmi Vilayet Gazetesi oldu. Bu gazete, 1930'a kadar önemini sürdürmüşse de verimli çalışamamıştır. Matbaa ? Gazete Müdürü M. Siret Bayar, 1933'te gazeteyi satın alarak Ulus Sesi adıyla tekrar neşretmiştir. Gazete, özellikle CHP'nin en önemli örgütlerinden biri olan Halkevleri ve CHP'nin Altı Ok'u hakkındaki bilgiler üzerinde durmuştur. Milli Kütüphane başta olmak üzere; Beyazıt, Bilkent, ODTÜ, TBMM Kütüphaneleri'nde yapılan araştırmalar sonucunda Ulus Sesi Gazetesi'nin 1936 yılından itibaren ki kayıtlarına ulaşıldı.Anahtar Kelimeler: Tek Parti Dönemi, CHP, Mardin, Halkevi, 1923-1950 Seçimleri.