Environmental sensitivity
56 theses under this subject heading
Beyond holocene: The question of peak oil in eco-fiction
During the latest decades, significant issues that are correlated with maintaining the environmental balance and the depletion of oil reserve started to gain wide popularity amid serious challenges the world is facing today. Commonly, the nature-writings and sciences are interacting with each other in imaging, picturing out and forming the humans' life. The first question that comes to mind is what about the contribution of literature as an active role in stirring up the cultural imagination? In a point of fact, many Eco-critics and scholars started to call for a deeper invest in geological and ecological disciplines, noting that Eco-criticism is regarded as the interdisciplinary field that calls for a deeper understanding of both humans and the nonhuman's world. Accordingly, Eco-fiction works have come to evaluate the sustainable means of life, by referring to cases strained the dominant culture like the impacts of the world-wide immoderation of climate, pollution and the depletion of oil. In response to the challenges that contemporary societies pose to literature, it is important to shed light on novels that demonstrate different approaches in quest to see how the Eco-centric topics are represented and what is the relevance of oil implication? Considering the fact that Michael Crichton's State of Fear still fuels contradicted Eco-centric views and attitudes, however, focusing on the debated work aforesaid in addition to Alex Scarrow's Last light is an attempt to show that as an acknowledged approach, Geoscience in literature is better suited to arouse common sense on many phenomena articulated with the surrounding world. It can be argued that, by adopting this understanding, the two novels are able to hold on to the traditional literary concepts; thereby, constructs the route by which the development of Eco-fiction is likely to take.
Grafik tasarımda çevreci ve yenilikçi yaklaşımlar
Günümüzde tüketim ekonomisi toplumun tüketim alışkanlıklarını olumsuz yönde etkilemektedir. İhtiyaç dışı tüketimle paralel olarak üretim aşamalarında kullanılan enerji ve malzemenin gereksiz harcanması ve artan tüketimle oluşan atıklar doğaya zarar vermektedir. Doğal kaynakların gün geçtikçe azalması ve doğaya verilen zarar bu tezin problemi olarak belirlenmiştir. Bu problemi temelden ele aldığımızda aşırı tüketim alışkanlığının başlangıcının henüz ürünün tasarım aşamasında olduğu görülmektedir. Aşırı tüketim alışkanlığının minimalize edilmesi adına ilk adım ise sürdürülebilir tasarımı hayatın her alanında uygulamaya geçirmemiz olacaktır. Sürdürülebilir tasarım, üretim ve tüketim aşamalarında çevreye verilen olumsuz etkileri en aza indirirken, verimliliği en üst düzeye çıkarmayı amaçlayan tasarım olarak ifade edilebilir. Bu tasarım modeli; verimliliği en üst seviyeye çıkartırken, ihtiyaç dışı tüketim ve bununla paralel olarak doğada yaratılmış olan tahribatı grafik tasarım alanında uygulanabilecek çevreci yaklaşımlarla ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Günümüzde insan kitlelerini etkilemenin en geniş ve kapsamlı yollarından biri televizyon ve sosyal medyada gösterilen reklamlardır. Bu reklamlar sayesinde kurumsal firmaların doğaya, sürdürülebilir yaşama ve kurumsal kimliklerine katkıları ortaya koymak bu tezin amacını oluşturmaktadır. Tezde farklı başlıklar altında çevreci grafik tasarım uygulamaları üzerinden örnekler verilmiş ve mevcut yaklaşımların geliştirilmesine ek olarak yenilikçi çözüm araştırmaları yapılmıştır. Doğal kaynakların zarar görmesini ve yok olmasını önlemek adına toplumsal bir bilinç yaratmak, mevcut bilinci destekler nitelikte fikirler oluşturmak ve bu konuya daha fazla dikkat çekerek farkındalığı artırmak açısından çalışma, literatürdeki boşluğu doldurmak adına büyük bir öneme sahiptir. Grafik tasarım alanındaki çalışmaların bu bilinçle yaratılması, çevreci uygulamalara katkı sunması ve toplumsal farkındalığı artırması çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Bu sınırlar çerçevesinde tasarımda etkin rol oynayan farklı alan temsilcileri olarak grafik tasarımcılar, endüstri ürün tasarımcıları ve moda tasarımcılarının ortak projelerde yer almaları çevreci yaklaşım ve yenilikçi fikirlerle ilişkileri irdelenerek, tasarım çatısı altındaki farklı disiplinlerin ortaklığının çevreci tasarıma ve nitelikli grafik tasarım materyallerine olumlu etkilerine değinilecektir.
Çevreci sivil toplum örgütleri üzerine sosyolojik bir araştırma: Van kent merkezi örneği
Bu çalışmanın amacı, Van kent merkezinde faaliyet gösteren çevreci sivil toplum örgütlerinin çevrecilik çerçevesinden incelenmesidir. 19. yüzyılda Batı Avrupa ülkelerinde başlayan endüstrileşme, toplumların sosyal ve ekonomik refah anlayışlarını değiştirmiştir. Gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan çevre riskleri başta önüne geçilebilecek sorunlar olarak algılanmıştır. Ancak zamanla doğal kaynakların tükeniyor olması, biyolojik çeşitliliğin azalması ve ormansızlaşma önüne geçilemeyecek riskleri ortaya çıkarmıştır. Çevrecilik yaklaşımı da bu toplum yapısı içerisinde doğmuştur. Çevreci sivil toplum örgütleri itici bir güç haline gelerek kamu kurumlarına karşı baskı oluşturma özelliğine sahip olmuşlardır. Ancak zaman içerisinde değişime uğrayan sivil toplum örgütleri farklılaşmıştır; çevre tahribatlarına karşı daha reformist ve ılımlı olan çevrecilik anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. Tez araştırmasında nitel araştırma yönteminin yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine uygun olarak görüşme formları hazırlanmıştır. Van kent merkezinde faaliyet gösteren iki vakıf ve on üç derneğe ulaşılmış; görüşmeyi kabul eden on beş erkek ve beş kadınla birlikte 20 görüşme yapılmıştır. Deşifre edilen görüşmeler temel alınarak gerçekleştirilen veri analizi sonucunda belirli temalar ortaya çıkmıştır. Bulgularda, çevreci sivil toplum örgütlerinin projecilik, gönüllülük, profesyonellik, çatışma ve lobicilik özellikleri dikkat çekmektedir. Van'daki çevreci sivil toplum kuruluşları çevre felaketlerine karşı ılımlı, çatışmadan uzak, projeler üreten kuruluşlar olarak değerlendirilmektedir.
Çevre hakkı çerçevesinde İran'ın Urmiye Gölü'ndeki uygulamaları
Günümüzde çevre hakkı hızla gelişimini tamamlayan, üçüncü kuşak haklar içerisinde bulunan bir insan hakkıdır. Çevre hakkının bu kadar ön planda olması öncelikli olarak yaşanan çevre sorunlarının öneminden kaynaklanmaktadır. Ayrıca çevre sorunları incelendiğinde ulusal sınırları aşan niteliğinin bulunduğu yaygın şekilde kabul gören bir durumdur. Bu sebeple çevre hakkı sadece ulusal hukukun değil, sınırları aşan şekilde insan haklarının ve uluslararası hukukun konusunu oluşturmaktadır. İran'ın Güney Azerbaycan Bölgesi'nde bulunan Urmiye Gölü ve çevresi, son 50 yıldır çevre sorunları ile karşı karşıyadır. Bu konu hakkında durumun ciddiyetini bildiren çalışmalar genel olarak kuruma sebepleri ve çözüm başlıkları üzerinde durmaktadır. Etkin havza yönetiminin bulunmaması, kalkınma amaçlı devlet müdahalesi ve iklim değişikliği, genel kuruma sebeplerini oluşturmaktadır. Kalkınma amaçlı yapılan barajlar ve yol inşası ayrıca tarımda kendi kendine yetme politikası gereği planlanan projeler, gölün bugünkü durumuna gelmesindeki en önemli sebeplerdir. Yapılan çalışmalarda, devletin müdahalelerinin etkileri açık bir şekilde de belirtilmiş olmasına rağmen İran, gölün kurumasını engellemek için gerekli ve etkili adımları atmamaktadır. Urmiye Gölü'nün durumunu ortaya koyan çalışmaların olmasının yanında, benzer felaketi yaşayan Aral Gölü'nün durumu da Urmiye Gölü ve çevresindeki ekosistem için örnek oluşturmaktadır. Çevre hakkının korunmasını amaçlayan uluslararası çevre hukukunun kaynakları, antlaşmaların temelini oluşturan ilkeler ve imzalanan sözleşmelerdir. Bu ilkeler ve sözleşmeler kapsamında İran'ın Urmiye Gölü ve çevresindeki uygulamaları incelenecek ve çevre hakkı ihlalleri tespit edilecektir.
Tüketicilerin akaryakıt istasyonu tercihini etkileyen faktörlerin çok kriterli karar verme yöntemlerinden analitik hiyerarşi prosesi yöntemi ile tespitine yönelik Ankara ilinde bir araştırma
Günümüzde, çevresel bozulma hakkındaki artan çevresel farkındalık, tüketicilerin tüketim biçimlerini ve satın alma davranışlarını etkileyen temel faktörlerden biri olmaya başlamıştır. Ulaşımdan kaynaklanan sera gazı emisyonlarının neden olduğu küresel ısınma tehlikesi konusunda bilinçlenen tüketiciler, yeşil ulaşıma yönelme ve akaryakıt satın alma davranışlarını bu farkındalığa göre şekillendirme eğilimi içine girmişlerdir. Türkiye'de akaryakıt sektöründe yaşanan yoğun rekabet karşısında akaryakıt istasyonlarının değişen tüketici profiline uygun stratejiler geliştirmeleri, tüketicileri anlamaları, değişen ihtiyaçlarını belirlemeleri ve bu ihtiyaçları tatmin etmeleri rakiplere karşı üstünlük sağlamaları adına oldukça önemli hale gelmiştir. Araştırmanın amacı, tüketicilerin akaryakıt istasyonu tercihlerini etkileyen faktörleri belirlemek ve tüketicilerin çevresel tutum ve davranışlarının akaryakıt istasyonu tercihlerini ne ölçüde etkilediğini tespit etmektir. Araştırma kapsamında, tüketicilerin akaryakıt istasyonu tercihini etkileyen faktörlerin tespit edilmesi amacıyla Ankara ilinde, amaca yönelik örnekleme yöntemi ile seçilen 400 tüketiciye ve bu faktörlerin önem ağırlıklarının belirlenebilmesi için yine aynı ilde aynı örnekleme yöntemiyle seçilen 150 tüketiciye yüz yüze anket uygulaması yapılarak veriler toplanmıştır. Elde edilen verilere, keşfedici faktör analizi ve Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda satış promosyonları, fiyat, ödeme imkanları, marka, istasyonun konumu ve teknik hizmetler faktörlerinin tüketicilerin akaryakıt istasyonu tercihinde en etkili faktörler olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonucuna göre çevre bilinçli tüketicilerin akaryakıt istasyonu tercihlerini, çevresel sorumluluk ve şeffaflık ve çevresel uygulamalar faktörlerinin önemli düzeyde etkilediği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Akaryakıt, Akaryakıt Ürünleri, Yeşil Pazarlama, Tüketici Tercihleri, Akaryakıt İstasyonu, Akaryakıt Tüketicileri, Çevre Bilinçli Tüketiciler, Analitik Hiyerarşi Prosesi, Çok Kriterli Karar Verme
Exploring social justice implications of mitigation policies: Positions of climate action advocates in Turkey
Studies show that in the absence of corrective complementary social policies, environmental mitigation policies are very likely to fail to provide overall positive societal results. Although the challenges should be addressed to ensure a sustainable and equitable transition, so far scant attention has been directed to rebuilding the economy in a low-carbon and at the same time in a just manner, especially in the context of developing countries. Based on 21 in-depth interviews conducted with climate advocates in Turkey, the ways they address the impacts of mitigation policies on affordability, employment, equality, and social cohesion, as well as social policies they suggest offsetting the potentially-detrimental effects of mitigation policies are investigated. After reviewing briefly utilitarian, distributive, participatory, and capabilities approaches to environmental justice in the context of mitigation policies, the study proposes an analytical tool—by proposing a quadrant of justice—to map the corresponding justice approaches of various social measures recommended by climate advocates. The results of the study are as follows: a) Climate advocates consider the social impacts of low-carbon investments as relatively positive, while assessing the social risks of the policies that will impose sanctions on carbon-intensive industries as high; b) for the complementary social policies, climate advocates challenge the existing socio-economic structure when it comes to adopting a combination of different justice typologies; c) although the academic research on the social impacts of mitigation policies have increased quantitatively and qualitatively recently, the issue is not by and large on the agenda of climate advocates in Turkey.
İlköğretim programlarında yer alan "çevre duyarlılığı" ve "bilişim teknolojilerine" ilişkin kazanımların gerçekleşme düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim programlarında yer alan hem "çevre duyarlılığı" hem de "bilişim teknolojileri"ne yönelik kazanımların gerçekleşme düzeylerini tespit etmektir. Ayrıca araştırmada çeşitli değişkenler açısından öğrencilerin çevre duyarlılık düzeylerini ve bilişim teknolojilerine yönelik tutum ve bilişim teknolojileri okuryazarlık düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Öğrencilerin çevre duyarlılığını ölçmek amacıyla "çevre duyarlılığı ölçeği", bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarını ölçmek amacıyla "bilişim teknolojilerine yönelik tutum ölçeği" ve bilişim teknolojilerine yönelik okuryazarlıklarını belirlemek amacıyla da "bilişim teknolojileri okuryazarlığına yönelik başarı testi" geliştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, öğrencilerin çevre duyarsızlıklarının düşük, çevre duyarlılıklarının da nispeten yüksek düzeyde olduğu söylenebilir. Öğrencilerin bilişim teknolojilerine yönelik ilgisizlik ve kaygıları düşük ve olumsuz iken, bağımlılık ve ilgileri orta düzeyde ve olumludur. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerin bilişim teknolojileri okuryazarlıkları orta düzeydedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarında ilgisizlik, bağımlılık, kaygı ve ilgi değişkenleri birlikte, öğrencilerin çevre duyarsızlık ve çevre duyarlılık puanlarıyla orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerin bilişim teknolojileri okuryazarlık puanlarıyla çevre duyarsızlık puanları düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarında ilgisizlik, bağımlılık, kaygı ve ilgi değişkenleri birlikte, öğrencilerin bilişim teknolojilerine yönelik okuryazarlık puanlarıyla orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. Anahtar Sözcükler: İlköğretim (1-8. Sınıflar) Programları, Çevre Duyarlılığı, Bilişim Teknolojileri, Çevre Duyarlılığı Ölçeği, Bilişim Teknolojilerine Yönelik Tutum Ölçeği, Bilişim Teknolojileri Okuryazarlığına Yönelik Başarı Testi
İlköğretim sosyal bilgiler dersinde gözlem gezisi uygulamasının öğrencilerin eleştirel düşünme becerisine ve çevre duyarlılığına etkisi
?İlköğretim Sosyal Bilgiler dersinde gözlem gezisi uygulamasının öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine ve çevre duyarlılıklarına etkisi var mıdır?? sorusunun problem olarak alındığı bu deneysel araştırmanın çalışma grubunu Çanakkale ili Ayvacık ilçesi Küçükkuyu beldesi Fernur Sözen İlköğretim Okulu 2008?2009 eğitim öğretim yılı 5. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır.Araştırmanın verilerini toplamak için Demir (2006) tarafından geliştirilen eleştirel düşünme ölçeği ile araştırmacı tarafından geliştirilen çevresel duyarlılık ölçeği kullanılmıştır.Öğrencilerin eleştirel düşünme ölçeği ve çevresel duyarlılık ölçeği öntest ve sontestten aldıkları puanlar SSPS 10.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda,?Deney grubu öğrencilerinin gözlem gezisi uygulaması sonucunda eleştirel düşünme becerilerinde anlamlı düzeyde yükselme olmuştur.?Kontrol grubu öğrencilerine öğretmen kılavuz kitabına uygun öğretim sonucunda öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir.?Deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin eleştirel düşünme becerileri sontest toplam puanları karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.?Deney grubu öğrencilerinin gözlem gezisi uygulaması sonucunda çevresel duyarlılıklarında anlamlı düzeyde yükselme olmuştur.?Kontrol grubu öğrencilerine öğretmen kılavuz kitabına uygun öğretim sonucunda öğrencilerin çevresel duyarlılıklarında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.?Deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin çevresel duyarlılık sontest toplam puanları karşılaştırıldığında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur.Araştırma sonucunda öğretmenlere, velilere, araştırmacılara ve Milli Eğitim Bakanlığı'na gözlem gezisi uygulamasının yapılması için gerekli olanak ve kolaylıkların sağlanması ve etkisinin araştırılması, eleştirel düşünebilen ve çevreye duyarlı öğrenciler yetiştirmek için çeşitli uygulamaların yapılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler, gözlem gezisi, eleştirel düşünme, çevresel duyarlılık.
Yeşil pazarlama faaliyetlerinin tüketiciler üzerindeki etkileri ile ilgili bir uygulama
Küreselleşme, teknolojik ilerleme, nüfus artış hızı ve tüketici beklentileri işletmeler arası rekabetin artmasına neden olmuştur. Bu artış aynı zamanda çevre kirliliğini artırmıştır. Bu artış gün geçtikçe artan çevre sorunlarını tetiklemiş ve gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya bırakma konusunda endişeler artmıştır. Doğal kaynakların kıt olması nedeniyle zaman içinde tüketiciler, devlet çevresel duyarlılığı yüksek kuruluşlar duyarlılık göstermeye başlamışlardır. Bu duyarlılık tüketicilerin çevre dostu yeşil ürün satın almalarıyla yeşil pazarlama uygulamaları doğmuştur. Yapılan bu çalışmanın amacı tüketicilerin çevre duyarlılığı, yeşil pazarlama ve tüketici satın alma kararı arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Bu amaçla Kütahya ili SERA alışveriş merkezinde 210 tüketiciye gönüllülük esasına göre ulaşılmıştır. Elde ettiğimiz bulgularla çevre duyarlılığı ile tüketici satın alma kararı arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkileri tespit edilmiştir. Ayrıca, yeşil pazarlama ile tüketici satın alma kararı arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkileri tespit edilmiştir. Demografik değişkenlerden cinsiyet ile çevre duyarlılığı, yeşil pazarlama ve tüketici satın alma kararı arasında anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Demografik değişkenlerden medeni durum ile çevre duyarlılığı ve tüketici satın alma kararı arasında anlamlı farklılık tespit edilmişken yeşil pazarlama ile arasında anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Ayrıca tüketicilerin çevre dostu ürünleri satın almak istediklerinde %21,15 daha fazla ödeme yapacakları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeşil pazarlama, Çevre Duyarlılığı, Tüketicinin Satın alma Kararları
Yeşil mutfak uygulamaları: Gaziantep örneği
Dünyada birçok kaynağın insanoğlu tarafından hızla tüketilmesi ve meydana gelen çevre sorunları, çevreyle sürekli etkileşimde olan turizm sektörünü derinden etkilemektedir. Turistlerin bozulmamış doğayı tercih etmeleri turizm sektörünü çevreye duyarlı olmaya ve gerekli çevresel uygulamalar yapmaya yöneltmiştir. Gaziantep'teki turizm işletmelerinin çevresel duyarlılık kapsamında yeşil mutfak uygulamalarının araştırıldığı bu çalışmanın ampirik uygulama alanı, 3,4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerini ve yiyecek içecek işletmelerinin restoranlarını kapsamaktadır. Bu çerçevede araştırmanın temel amacını, işletme çalışanlarının yeşil mutfak uygulamalarına bakış açılarının değerlendirilmesi ve bu kapsamda yapılan uygulamaların neler olduğunun tespit edilmesi oluşturmaktadır. Söz konusu amaç doğrultusunda geliştirilen anket formu, 2022 yılının Temmuz ve Ağustos ayları arasında kolayda örneklem yöntemi esas alınarak Gaziantep'te bulunan otel ve yiyecek içecek işletmelerinin 194 mutfak çalışanına uygulanmıştır. Yapılan ampirik analiz sonucunda otel ve yiyecek içecek işletmeleri çalışanlarının yeşil mutfak ve yeşil mutfak uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerine dair geliştirilen ölçeğin 14 önerme ve "mutfakta israf önlemeye yönelik uygulamalar, mutfakta enerji tasarruflu araçların kullanımı, çevreye duyarlı ürünlerin tercih edilmesi, işletmelerin çevre dostu uygulamaları, mutfakta atık yönetimi ve geri dönüşüm olmak üzere 5 boyuttan oluştuğu tespit edilmiştir. Normal dağılımının tespit edilmesinin ardından farklılık analizleri ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda otel ve yiyecek içecek çalışanlarının yeşil mutfak ve yeşil mutfak uygulamalarına dair değerlendirmelerinin genel anlamda olumlu olduğunu fakat işletmelerin yeşil mutfak uygulamalarının yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Son olarak araştırmadan elde edilen bulgulara göre çeşitli öneriler sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre yiyecek içecek ve otel işletmelerine, atık yönetimi, gıda israfı, enerji tasarrufu gibi konularda eğitimlerin verilmesi gerektiği ve işletme yöneticilerinin yeşil mutfağı kapsayan çalışmalar yapmaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çevresel Duyarlılık, Yeşil Mutfak, Gaziantep
Ekogirişimcilik: Gaziantep Üniversitesi'nde bir uygulama
Bu çalışma öğrencilerin çevresel bilinç, çevresel duyarlılık ve ekogirişimciliğin güçlü yapısının ekogirişimcilik yönelimine etkisini ölçmek üzere yapılmıştır. Bu kapsamda araştırma modeli, Gaziantep Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde 233 öğrenci üzerinde anket tekniği kullanılarak test edilmiştir. Elde edilen verilerin analizi sonucunda çevresel bilinç, çevresel duyarlılık, ekogirişimciliğin güçlü yapısı, cinsiyet, yaş ve öğrenim türü ile ekogirişimcilik yönelimi arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuçlara göre çevresel bilinç, çevresel duyarlılık ve ekogirişimciliğin güçlü yapısı artıkça ekogirişimcilik yönelimi de artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevresel Bilinç, Çevresel Duyarlılık, GiriĢimcilik,EkogiriĢimcilik, EkogiriĢimcilik Yönelimi
Çevre dostu tüketimde anne kimliği rolünün Planlı Davranış Teorisi kapsamında incelenmesi
(2011)'e göre kadınlar çevreci hareketin başlangıcından itibaren çevre dostu tüketimde merkezi bir rol üstlenmektedirler. Kadının anne kimliğine bürünmesi; çevreci harekete ve çevre dostu tüketime daha aktif katılım için bir güdüleyici olarak tanımlanmaktadır (Ray 2011; Atkinson, 2014). Çalışmada çevre dostu ürün tüketim niyetinde anne kimliği rolünün Planlı Davranış Teorisi (PDT) kapsamında incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda, PDT modeli öz-kimlik bileşeninin orjinal modele dâhil edilmesi ile genişletilmiştir. Ayrıca annelerin çevreci ürün satın alma niyetleri, genişletilmiş PDT modeli kapsamında, kendileri için çevreci ürün satın alma niyeti, çocukları/bebekleri için çevreci ürün satın alma niyeti ve aile üyeleri için çevresel satın alma niyeti olmak üzere ayrı ayrı incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini 0-6 yaş grubu çocuğu olan anneler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda 357 anne ile anket yapılmış, anketlerin güvenilirlik ve geçerlilikleri dikkate alınarak veri setine 330 anket dâhil edilmiştir. Yapılan analizlerde tüketici tutumunun, sosyal normların, algılanan tüketici davranışının ve yeşil öz kimliğin davranışsal niyet üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, annelerin kişisel kullanımları için çevreci ürün satın alma niyetlerine ilişkin; çevresel tutum, çevresel öznel norm ve çevresel algılanan davranışsal kontrol her iki modelde (PDT orijinal modeli ve genişletilmiş PDT modeli) de davranışsal niyeti anlamlı ve pozitif yönde etkilemektedir. Annelerin aile üyeleri için çevre dostu ürün satın alma niyetleri incelendiğinde; çevresel tutum, çevresel öznel norm ve çevresel algılanan davranışsal kontrol, niyet üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkiye sahipken, çevreci öz-kimlik algısı modele dâhil edildiğinde çevresel öznel normun niyet üzerinde ki etkisi anlamsız ve negatif yöndedir. Bununla birlikte çevreci öz-kimlik faktörünün aile üyeleri için çevreci ürün satın alma niyetleri üzerinde ki etkisi anlamlı ve pozitif yöndedir. Bebek/çocuk için çevresel ürünlerini satın alma niyeti incelendiğinde, her iki model kapsamında, çevresel öznel normun niyet üzerindeki etkisi anlamsız ve negatif yöndedir. Yine her iki modelde de çevresel öznel norm ve çevresel algılanan davranışsal kontrolün niyet üzerinde ki etkisi anlamlı ve pozitif yöndedir. Genişletilmiş PDT modeli kapsamında, çevreci öz-kimlik algısının annelerin bebekleri/çocukları için çevreci ürün satın alma niyeti üzerinde ki etkisinin anlamlı ve pozitif yönde olduğu bulunmuştur.
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin çevre okuryazarlığı düzeylerinin belirlenmesi ve öğrencilerin okuryazarlığı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, İlköğretim 8. Sınıf öğrencilerinin çevre okuryazarlık düzeylerini belirlemek ve çevre okuryazarlığını oluşturan bileşenler (bilgi-duyuş-davranış-bilişsel beceri) üzerinde çeşitli değişkenlerin etkisini ortaya koymaktır. Araştırma 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Adana ili Saimbeyli ilçesindeki beşilköğretim okulunda öğrenim gören 182 öğrenciye tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin çevre okuryazarlık düzeylerini belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu, çevreye yönelik duyuşsal eğilimler ölçeği, çevre yönelik sorumlu davranış ölçeği, çevre bilgi testi ve problem belirleme ve problem çözme testi olmak üzere 5 bölümden oluşan ?Çevre Okuryazarlığı Anketi? kullanılmıştır. İlköğretim 8. Sınıf öğrencilerinin çevre okuryazarlığını oluşturan dört ayrı bileşene göre 6 demografik değişkenin etkisi araştırılmıştır. Verilerin analizi SPSS istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistik, ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve basit korelasyon kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğrencilerin çevre bilgileri, çevreye yönelik sorumlu davranışları orta düzeyde; duyuşsal eğilimleri yüksek düzeyde, bilişsel becerileri ise düşük düzeyde bulunmuştur. Öğrencilerin çevre okuryazarlığını oluşturan bu dört ayrı bileşenden aldıkları toplam puanların ortalamasına bakıldığında ise çevre okuryazarlık düzeylerinin orta seviyede olduğu görülmektedir. Çevre okuryazarlığını oluşturan bileşenler arasındaki ilişkiye bakıldığında bilgi ile duyuşsal eğilim arasında pozitif yönde, düşük düzeyde anlamlı; bilgi ile beceri arasında iv pozitif yönde, düşük düzeyde anlamlı; bir ilişki bulunmuştur. Çevre okuryazarlığının diğer alt boyutları arasında ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Çevre okuryazarlığı, İlköğretim öğrencileri, Çevre bilgi, Çevre duyuş, Çevre davranış, Bilişsel beceri
2013 ve 2018 ortaokul fen bilimleri dersi öğretim programlarında çevre içerikli kazanımların karşılaştırılması
Son yıllarda insan eliyle ortaya çıkan çevresel sorunlar sürdürülebilir bir çevresel ortamın ortaya çıkmasını engellemektedir. Durum böyle iken sorunlar tespit edilmeli ve insan davranışlarının istendik yönde kalıcı olarak değiştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda çevre eğitimi büyük önem kazanmaktadır. Bu önemden dolayı, 2013 ve 2018 Ortaokul Fen Bilimleri Müfredatında çevre içerikli kazanımların karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma nitel bir çalışma olup doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda Ortaokulda fen bilimleri öğretim programında yer alan kazanım ve etkinliklerin sınıf seviyesine göre gelişimsel özellik gösterdiği, tekrarlardan kaçınılarak sıkıcılıktan uzak ve sarmallık ilkesine uygun olduğu görülmüştür. Yine elde edilen bulgularda çevre kazanımlarının sayısının 2018 programında 2013 programından daha fazla olduğu tespit edilmiştir. İki programın karşılaştırılması yapıldığında bazı kazanımların içeriksel olarak değiştiği, bazılarının kaldırıldığı ve bazı yeni kazanımların eklenmiş olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak her iki programın birbirine karşı üstünlükleri ve eksiklikleri olduğu sonucuna varılmıştır. Yaşanan aksaklıkların pratikte programın uygulayıcıları tarafından giderilmesi, çevre kazanımı sayılarının arttırılması ve öğrenciyi öğrenme ortamına daha fazla dahil edilmesi gerektiği gibi çeşitli öneriler getirilmiştir.
Bir anaokulunda uygulanan "minik tema" projesinin öğretmen bakış açısına göre incelenmesi
Gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakılması için çevre bilincinin küçük yaşlarda kazanılması çok önemlidir. Bu araştırma kapsamında, okul öncesi eğitimde çevre eğitimini geliştirmeye yönelik olarak Tema Vakfı tarafından uygulanan Minik Tema projesi sürecinde öğretmenlerin, farkındalık ve tutumlarında yaşanan değişimlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu araştırmada, verilen çevre eğitimi uygulamaları sürecinde öğretmenlerin yaşantıları ve bu süreçte çevre eğitimi algılarında oluşan değişim-gelişimleri irdelenmiştir. Bu araştırma Minik Tema projesinin nasıl uygulandığını süreçte neler yaşandığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Uygulamanın yapıldığı anaokulunda bulunan sekiz öğretmen araştırmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Araştırmaya katılmaya gönüllü olmuşlardır. Öğretmenlerle birlikte hazırlanan uygulama takvimi doğrultusunda etkinlikler uygulanmıştır. Yapılan uygulamalar gözlenmiştir. Öğretmenlerle bireysel ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Betimsel analiz yöntemi ile veriler analiz edilmiştir. Yapılan görüşme ve gözlemler doğrultusunda elde edilen verilere göre, öğretmenlerin çocuk temelli uygulama bakış açısına sahip olmadıkları, etkinlikleri genel olarak sözel anlatım şeklinde gerçekleştirdikleri gözlenmiştir. Süreç içerisinde Minik Tema uygulama kitapçığının da rehberliğiyle mesleki ve bireysel anlamda pek çok kazanım elde etmişler ve keyifli eğitim süreçleri geçirmişlerdir. Süreçte öğrencilerinde aktif rol aldığı öğrenmesüreçleri gerçekleştirilmiştri. Öğretmenler, uygulamalar sonrasında çevre eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunda eksikliklerini farketmişler ve pek çok alanda kazanımlar edinmişlerdir. Özellikle sınıf yönetimi ve farklı yöntem -tekniklerin kullanımı konusunda süreç içerisinde anlamlı kazanımları olmuştur.
Avrupa Birliği'ne giriş sürecinin Türkiye'nin kentleşme ve çevre politikalarına etkileri
Doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi ve sanayileşme sürecinde çevresel tahribat, canlıların yaşamsal sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemiştir. Bu sürecin farkındalığı oluşana kadar çevre kirliliği, çarpık kentleşme, kaynakların yok olma tehdidi gibi birçok sorunla karşı karşıya kalınmıştır. Küresel boyuta ulaşan bu sorunların ancak küresel boyutta mücadeleler ile çözüm sağlanabileceği fark edilmiş, bu kapsamda AB çevre ve kentleşme alanındaki çalışmalarına ağırlık vermiştir. AB ekonomik çıkarlarını bir kenara koyup, sürdürülebilir çevre ve kentleşme politikalarına yönelmiştir. AB sadece ticari bir birlik olarak değerlendirilmemelidir. AB kültürel, ekonomik ve siyasi formda olup, üye devletlerin de bu yapıya uyum sağlamaları gerekli görülmüştür. Birliğin benimsemiş olduğu politikaların üye devletler ve aday devletler tarafından da benimsenmesi gerekmektedir. Türkiye AB'ye aday devlet statüsünde olup, müktesebata uyum sağlayabilmek için çalışmalarına devam etmektedir. Beş yıllık kalkınma planları ve her yıl düzenlenen ilerleme raporları bu çabaların göstergesi niteliğindedir. Kentsel politikalar ve çevre politikaları müktesebata uygun biçimde gerçekleştirilme çalışmaları devam etmektedir. Bu tez çalışmasında, çevre ve kentleşme sorunlarının gelişimi üzerinde durulmuştur. Bu süreç dâhilinde Türkiye'nin, AB'ye üye devlet statüsüne erişebilmek için müktesebata uyum çalışmalarından bahsedilmiştir. AB'ye uyum sürecinde Türkiye'nin nerede olduğu açıklanmaya çalışılmıştır.
Uluslararası organizasyonlarda kullanılan tenis kortlarının sürdürülebilir çevre açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Türkiye'nin 2005-2017 yılları arasında ev sahibi olduğu uluslararası organizasyonlarda kullanılan tenis kortlarının sürdürülebilir çevre açısından incelenmesidir. 'Spor ve rekreasyon tesislerinin çevreye etkisi' alt boyutu temel alınarak uluslararası tenis turnuvalarının düzenlendiği tamamen yeni olarak inşa edilen tenis kortlarının sürdürülebilirliği tespit edilmiştir. Bu kortların bir kısmı büyük uluslararası spor organizasyonları için inşa edilirken bir kısmı ise topluma hizmet için inşa edilip sonrasında uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yapmıştır. Böylece her iki amaca da hizmet eden tesislerdeki kortların durum tespiti yapılmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup, 2005-2017 yılları arasında inşa edilip önemli uluslararası tenis turnuvalarına ev sahipliği yapmış olan 7 farklı şehirden 7 farklı tenis kortları araştırma konusu olmuştur. Araştırmacı, tesislerin inşa edilme zamanlarını ve bu kortların ev sahipliği yaptığı organizasyonlar zamanına ait dokümanları incelemiş ve incelenen yıllardaki turnuvaların düzenlenmesinden Türkiye Tenis Federasyonu'nun (TTF) sorumlu kişilerinden, Gençlik Spor Bakanlığı (GSB) Açık Tesisler Şube Müdürlüğü'nden, incelenen kortlardan sorumlu kişiler ve kortlarda çalışan antrenörlerden toplanan doküman ve veriler toplamıştır. Uluslararası tenis turnuvalarının düzenlendiği kortların sürdürülebilir çevre ilişkisi nitel araştırma yöntemi tekniklerinden biri olan döküman incelenmesi çalışmasıyla değerlendirilmiştir. Sonucunda; bazı kortların organizasyonlardan sonra sürdürülebilir çevreye uzunca bir süre uygun olmadığı, tesisin tamamının veya bazı bölgelerinin uzun zaman atıl ve bakımsız bırakılmış olarak spor ve rekreasyon alanlarının çevreye olumsuz etkisi olurken daha sonra aktif olarak kullanılmaya başlandığı bilgilerine ulaşılmıştır. Bazılarının ise atıl durumda olan arazilerin değerlendirilip üzerinde sürdürülebilir çevreye uygun ve son derece aktif bir şekilde kullanılıp topluma kazandırılmıştır. Tenis sporunu hobi veya performans olarak yapan herkese sürdürülebilir fayda sağlayarak sporda sürdürülebilir çevrenin spor ve rekreasyon etkisinin olumlu yönde işleyişte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Doğaya saygılı yeşil finans: Dünya ve Türkiye uygulamaları
Günümüzde çevre ile ilgili yaşanan tüm sorunlar bireylerin, işletmelerin ve devletlerin ilgisiz kalamayacağı bir boyuta ulaşmıştır. Gelinen noktada sadece alınan önlemlerin yeterli olmaması farklı çevreleri daha etkin yollar izlemeye itmiştir. Bu anlamda finans çevreleri de faaliyetlerinde çevresel politikalar izlemeye başlayarak, çeşitli ürünler geliştirerek çevresel farkındalığa katılım sağlamaktadırlar. Bu çalışma ile "yeşil finans" kavramı ele alınmış ve hem dünyadaki hem ülkemizdeki faaliyet alanları incelenerek geliştirilen ürünler irdelenmiştir. Çalışmada ayrıca çevresel sorunlar ele alınmış ve geliştirilen ürünler ile hangi sorunlara çözüm bulunabileceği, bu amaç doğrultusunda dünyada ve ülkemizde geliştirilen politikalar, yeşil ekonomi ile yeşil finans arasındaki ilişki, yatırım çevreleri ve doğa için "yeşil finans" araçlarının avantajları incelenmeye çalışılmıştır. Yeşil Finans ve Yeşil Finansal Ürünler hakkında ülkemizde henüz fazla akademik çalışma bulunmasa da ülkemiz ve dünya literatürü gözden geçirilmiş, halihazırda dünyada kullanılan yeşil finansal ürünlerin tanınması amaçlanmıştır. Türkiye'nin sanayi, tarım, turizm ve nüfus bakımdan yeşil finans uygulamalarına olan potansiyelinin ve ülke geleceği için gerekliliğinin vurgulandığı bu çalışmada, özellikle enerjide dışa bağımlılığın önüne geçilmesi; tarım ve turizm alanlarında geri dönülmez tahribatların engellenmesi; sürekli artan nüfusun hem bilinçlendirilmesi hem de iş olanakları anlamında doğru yönlendirilmesi için özel ve kamu kesiminin alması gereken önlemler ile uygulanması gereken unsurlar adına öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Yeşil Finans, Yeşil Finansal Ürünler, Sürdürülebilir Finans, Sürdürülebilir Kalkınma.
Kurumsal sosyal sorumluluğun çevre dostu davranışlara etkisinde çalışanların çevresel bağlılığı ile iş arkadaşlarının çevre duyarlılığının aracılık, ahlaki yansımaların düzenleyici rolü
Bu çalışmada, çalışanların çevre dostu davranışlarda bulunmalarını sağlayan bir takım mekanizmalar incelenmiştir. Merinos A.Ş.'nin Gaziantep ve Adıyaman bölgesinde faaliyet gösteren işletme çalışanlarının tamamı, araştırmanın evreni olarak kabul edilmiştir. Kolayda örnekleme tekniği kullanılarak, 11 Ocak 2021 ve 12 Şubat 2021 tarihleri arasında, 920 kişiden toplanan veriler çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin geçerlilik ve güveniliriliğini sağlamak için; iç güvenirlik analizi ve yapısal geçerlilik analizleri yapılmıştır. Yapılan literatür incelemesi sonucunda geliştirilen araştırma modelinde önerilen hipotezler, Hayes (2013) tarafından geliştirilen, Process Macro programı yardımıyla analiz edilmiştir. Çalışmada yapılan analizler neticesinde; çalışanların kurumsal sosyal sorumluluk algısının çevre dostu davranışları anlamlı bir şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca çalışma kapsamında çalışanların çevresel bağlılığı, iş arkadaşları çevre duyarlılığı ve ahlaki yansımaların dolaylı etkilerinin bulunduğu ortaya çıkarılmıştır. İleriki zamanlarda yapılacak çalışmalarda kurumsal sosyal sorumluluk ile çevre dostu davranışlar arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaya yardımcı olabileceği düşünülen çevresel inanç, çevresel tutum ve kurumsal kimlik gibi aracıların bu ilişkideki etkileri inceleme konusu yapılabilir.
Çevresel ilgi, kaygı ve duyarlılığın çevre dostu ürün satın alma davranışına etkisi ve bir uygulama
Bu çalışma tüketicilerin çevresel ilgi, çevresel kaygı çevresel duyarlılık düzeyinin satın alma davranışına etkisini ölçmek üzere yapılmıştır. Çalışmada çevreye duyarlı işletmelere karşı tüketicilerin tutumu (satın alma davranışları) incelenmiştir. Bu kapsamda araştırma modeli Gaziantep'in en büyük 5 farklı alışveriş merkezinde 1074 tüketici üzerinde anket tekniği kullanılarak test edilmiştir. Elde edilen verilerin analizi sonucunda çevresel ilgi, kaygı, duyarlılık ve diğer kontrol değişkenleri (yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, vb) ile çevre dostu ürün satın alma davranışı arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuçlara göre tüketicilerin çevresel ilgi, kaygı ve duyarlılık düzeyleri arttıkça çevre dostu ürün satın alma davranış oranları da artmaktadır.
İmalat işletmelerinde çevre duyarlılığı
Bu çalışmada; çevre duyarlılığı değişkeni ile satış performansı, maliyet, kalite, işletme imajı, toplumsal baskı, hammade-enerji-proses verimliliği ve ekolojik yapı değişkenleri arasındaki ilişkiler Gaziantep'teki 68 imalat işletmesinde anket tekniği kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma kapsamında elde edilen verilere göre çevre duyarlılığı değişkeni ile satış performansı, maliyet, kalite, işletme imajı, toplumsal baskı, enerji-hammadde-proses verimliliği ve ekolojik yapı değişkenleri arasında pozitif ilişki olduğu görüşü ortaya çıkmıştır. Yani çevre duyarlılığına sahip işletmelerde bu değişkenlerin pozitif olarak etkilendiği kanıtlanmıştır.Ayrıca bu çalışmada işletmelerde çevre duyarlılığının yerleşmesi için neler yapılması gerektiği ve işletmelerin ne ölçüde çevreye duyarlı olduğu tesbit edilmiştir. Elde edilen verilere göre araştırma kapsamındaki işletmelerin büyük çoğunluğun çevreye karşı duyarlı olduğu görülmüştür.
Sınıf öğretmenlerinin çevre sorunlarına ilişkin tutumlarının ve çevresel duyarlılıklarının incelenmesi
Geleneksel çevre eğitiminin yanında son yıllarda yeni yaklaşımlar ele alınmaktadır. Çevre ile ilgili bilgi düzeyinin artırıldığı, çevreye karşı olan davranış ve tutumların iyileştirilmesinin yanında olumlu yönde artırılabilmesi için yeni öğrenme kuramları, geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Çevreye yönelik davranış ve tutumların iyileştirilmesi için mevcut durum tespitinin yapılması ve yorumlanması elzemdir. Bu araştırmada Kastamonu il merkezinde, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında faaliyet gösteren tüm okul/kurum tiplerinde Sınıf Öğretmenliği branşında görev yapan 100 Sınıf öğretmenine çevresel tutum ve çevresel duyarlılık davranış ölçekleri uygulanmıştır. Öğretmenlerin çevresel duyarlılık davranışları ve çevre sorunlarına yönelik tutumları belirlenerek, kıdem yılı, yaş ve cinsiyete göre farklılıkları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, çalışmaya katılan tüm öğretmenlerin çevre sorunlarına yönelik olumlu tutuma ve çevresel duyarlı davranışa yüksek derece sahip olduğu belirlenmiştir. Çevresel tutumun demografik özelliklere bağlı olmadığı, çevresel duyarlı davranışın ise yaş ve kıdem yılına göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre bilinci duyarlılıklarına ilişkin görüşlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Ana Bilim Dalı Sosyal Bilgiler Eğitimi Bölümünde öğrenim görmekte olan sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre bilinci duyarlılıklarının, çeşitli değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Bu araştırmada sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre bilinci duyarlılık seviyelerini belirlemek ve çeşitli değişkenler açısından incelemek amacıyla tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim bahar yarıyılında Fırat Üniversitesi Sosyal Bilgiler Eğitimi Bilim Dalında öğrenimine devam etmekte olan 156 sosyal bilgiler öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırmada Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının çevresel duyarlılıklarını saptamak amacıyla, Akbaş ve Kırımlı tarafından geliştirilen üniversite öğrencilerinin çevre duyarlılığı ölçeğinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde, SPSS 22.0 (Statistical Packet for Social Science for Windows) paket programından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; sosyal bilgiler öğretmen adaylarının, çevre bilinci duyarlılıklarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır, Bunun yanında Çevresel Davranışlara Yönelik İfadeler ve Çevre Duyarlılığına Yönelik İfadeler boyutunda, 4. sınıf öğretmen adaylarının 1. sınıf öğretmen adaylarına göre daha yüksek düzeyde çevre bilinci duyarlılığına sahip olduğu, anne ve baba eğitim düzeyinin yüksek olmasının çevre bilinci duyarlılıklarının artmasına, ayrıca okul öncesi eğitim almanın da çevre bilinci duyarlılıklarının artmasında önemli bir etken olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal Bilgiler, Çevre Bilinci, Öğretmen Adayları.
Lise 1. sınıfta üstbiliş stratejileri öğretiminin: Canlıların sınıflandırılmasını kavramaya , üstbiliş stratejilerinin kullanımının gelişimine ve çevre duyarlılığı kazanımına etkisi
Bu araştırma; lise 1. sınıf biyoloji dersi, `Canlıların Sınıflandırılması ve Bilinçli Birey - Yaşanabilir Çevre'' ünitelerinin öğretiminde üstbiliş stratejileri kullanımının etkisini incelemeye yönelik deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın amacı; ilgili ünitenin öğretiminde üstbiliş stratejileri ile geleneksel (klasik) öğretim yöntemleri arasında bir farklılık olup olmadığını belirlemektir.Araştırmada `kontrol gruplu ön? son test modeli' kullanılmıştır. Araştırma 2009-2010 öğretim yılında Sakarya iline bağlı Pamukova ilçesinde bulunan Pamukova Anadolu Lisesi'nde yapılmıştır. Araştırma, biyoloji dersini aynı öğretmenden alan iki farklı sınıfa uygulanmıştır. Deney grubu 30, kontrol grubu 30 öğrenciden oluşturulmuştur. Deney grubunda üstbiliş stratejilerine uygun olarak hazırlanan çalışma yaprağı ve etkinliklerle öğretim yapılmış, kontrol grubunda ise geleneksel yöntemle ders işlenmiştir.Veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından, işlenen ünite ile ilgili farklı kaynaklardan yararlanılarak çoktan seçmeli 30 soruluk bir başarı testi hazırlanmıştır. ERTEN (2004) tarafından geliştirilmiş olan Çevre Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca üstbiliş stratejilerini kullanma yeterliliğini ölçmek için GÖSÖ (Güdülenme ve Öğrenme Stratejileri Ölçeği) kullanılmıştır. Bu testler deney ve kontrol gruplarına araştırma başlamadan ve deneysel çalışmanın bitiminde olmak üzere iki kez uygulanmıştır.Verilerin analiz edilmesiyle elde edilen sonuçlarda, deney grubundaki öğrencilerin uygulama süreci sonunda hem üstbiliş stratejileri kullanımı hem de çevre tutumu düzeylerinde artış olduğu görülmüş, ayrıca; bu artışın kontrol grubuna oranla daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Kontrol grubunda ise anlamlı bir artış gözlenememiştir (p >0,05).