Agriculture

312 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

The long-run causal effects of the emigration of Crimean and Nogay Turks on the urbanization and agricultural outcomes of Turkey: An empirical analysis

The purpose of this thesis is to investigate the long-term causal effects of the emigration of the Crimean and Nogay Turks on the urbanization and agricultural outcomes of Turkey. To estimate the long-term causal effects of emigrants, a novel dataset at province level consisting of six years between 1928 and 1965 is constructed by digitalizing the Agricultural Yearbooks and Population Censuses of Turkey. In addition to baseline the Ordinary Least Square (OLS) methods, Instrumental variable methods are employed to address potential endogeneity problem. The results reveal that the emigration of Crimean and Nogay Turks had a positive and significant long-term effects on urbanization rate, per capita cultivated land, per capita total agricultural production, per capita cultivated area of grain, per capita grain production and per capita industrial crops production.

MigrationsUrbanizationCrimean Tatars+7
Mahmut Ablay
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Önder Çiftçi Danışmalık Derneği modelinin analizi

Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği; tarım konusunda faaliyet gösteren işletmelerin karşılaştıkları çeşitli sorunların çözümü konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarıdır. Derneğin geliri, dernek üyelerinden sağlanan aidatlar ve bağışlardan oluşmaktadır. Kendi kendine yardım ilkesi çerçevesinde çalışan bu tüzel kuruluşlar özellikle Trakya bölgesinde tarımsal üretimde verimliliğin artmasına önemli katkılar sağlamıştır. Özellikle, bitkisel üretimde kimyasal gübre kullanımı konusunda toprak tahlili yapılmasının önemini vurgulayan eğitimler verilmiştir. Ayrıca aşırı girdi kullanımı yerine yeterli girdi kullanımı için çiftçiler eğitilerek kimyasal gübre ve ilaç kullanımı konusunda üreticilerin bilinçlenmesi sağlanmıştır. Ayrıca bölgede tarımsal mekanizasyonun yaygınlaşması birim alandan alınan ürün verimini artırmıştır. Bunun yanında bölgede ayçiçeği-buğday münavebesine kanola'da eklenmiştir. Özellikle buğday, arpa ve ayçiçeğinde kullanılan kimyasal ilaçların aşırı ve bilinçsiz kullanımının önüne geçilmiş olup bölgede sürdürülebilir tarım altyapısının sağlanması konusunda üreticiler daha bilinçli hale gelmiştir. Son yıllarda sulu tarım konusunda da üreticilerin ihtiyaç duyduğu bilgiler uzmanlar tarafından sağlanmaktadır. Buna bağlı olarak mısır, fiğ ve yonca üretiminde de gelişmeler sağlanmıştır. Bu bitkiler hayvancılıkta yem bitkisi olarak kullanıldığı için hayvancılık faaliyetindeki yem maliyetinin düşmesine katkı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Çiftçi, Ziraat Mühendisi, Danışmanlık, Tarım

DanışmanlıkDanışmanlık şirketleriDernekler+6
Serdar Yurga
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ ilinde tarım kredi kooperatiflerinin tarım kesimi üzerine etkisi

Küçük birer işletme olan çiftçilerin aşırı rekabet ortamında yaşamlarını sürdürmeleri her geçen gün zorlaşmaktadır. Gelişmiş ülkeler de dahil bir çok ülkede çalışanların önemli bir kısmı tarım kesiminde istihdam edilmektedir. Dolayısıyla milli gelirin önemli bir kısmı tarım kesiminden elde edilmektedir. İnsanların önemli bir kısmı tarımsal faaliyetlerin yapıldığı köylerde diğer bir ifade ile kırsal mahallelerde yerlesmiş durumdadırlar. Çiftçilerin ortadan kalkıp dev işletmeler haline gelmesi durumunda iktisadi, sosyal sorunlar baş edilemez hale gelecektir. Bu sorunlara çözüm olarak düşünülebilecek önerilerin başında kooperatiflerin etkisinin artırılması gelmektedir. Kooperatiflerin tarım kesimi üzerinde etkisini incelemek aynı zamanda bu konuda en başarılı illerden biri olan Tekirdağ örneği ile inclemenin uygun olduğunu düşündüm. Birinci Bölümde Türkiye'nin sanayi, tarım, turizm, ulaşım sektörlerinde önde olan Tekirdağ ilini inceledim. İkinci bölümde Kooperatifçiliği Dünya'da ve Türkiye'de tarihsel gelişimi ile Tekirdağ ilindeki faaliyetlerini inceleyerek bu konudaki önerilerimi sonuç bölümünde açıkladım. Anahtar Kelimeler: Kooperatif, Tarım, Tekirdağ, Üretim

KooperatiflerKooperatifçilikTarım+5
Gökberk Arıcılar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çayır-mera ve yem bitkileri üretimindeki değişmelerin tarımsal gelişmeye etkisi

Günümüzde çayır ve mera alanları bilinçsiz kullanımı ve hukuki nedenlerden dolayı 14 milyon hektara kadar gerilemiştir. Çayır ve meraların 4342 sayılı Mera Kanunu'na aykırı sebeplerle tahribi söz konusu olmuştur ve bu alanlarda amenajman ve ıslah çalışmaları yaygınlaştırılarak, kaba yem üretimi artışı sağlanmıştır. Bir diğer kaba yem kaynağı olan yem bitkilerinin ekim alanı ve üretim yetersizliğinin günümüzde hayvancılık sektörüne etkisi sebebiyle tarım ve hayvancılıkta ilerlenememektedir. Yem bitkileri verimi her geçen yılda artış göstermektedir. Reel yem bitkileri destekleriyle, cari yem bitkileri destekleri arasındaki fark her geçen yıl artmaktadır. Yem bitkileri desteklemelerinin artırılması, yem bitkileri ekim alanlarında artış sağlayacaktır.

HayvancılıkMeraMera Kanunu+3
Ufuk Anıl Çıray
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal sulama yönetiminde kapalı sistem sulamanın çevresel ve sosyo-ekonomik etkilerinin incelenmesi (Tekirdağ ili örneği)

Bu çalışmada, Tekirdağ İlinde, kapalı sistem sulama işletmeciliğinde proje tamamlandıktan sonraki süreç içerisinde çevresel ve sosyo - ekonomik etkilerin yöre halkının bakış açısıyla sorgulanarak değerlendirildiği bu araştırmada, literatür çalışmalarının ardından 10 köyde, 21.922 da toplam sulama alanında, 147 üreticiye çevresel ve sosyo - ekonomik etkileri hakkında anket soruları yöneltilmiş, mülakatlar yapılmış ve üreticilerin yaş, eğitim, işletme tipi gibi verileri toplanmıştır. Araştırma sahasındaki üreticilerin yaş ortalaması 55 olup, 40 yaş ve altı üreticilerin yaş ortalaması %7'dir. Üreticiler 4,70 ortalama ile kapalı kanalın açık kanala göre avantajlı olduğunu beyan etmişlerdir. Kapalı sistem sulamanın çevrenin korunmasına katkısı vardır sorusunun ortalaması 4,44'tür. Üreticiler su tasarrufu sağlamak için kapalı sistem gereklidir sorusuna ortalama 4,73 ile cevap vererek bu konuda bilinç düzeyleri olduğu ortaya çıkmaktadır. Üreticilerin %74'ü suyun kıt kaynak olması sebebiyle su kayıplarının az olduğu kapalı sistem sulamaya geçilmesini belirtmişlerdir. Üreticiler kapalı sistem sulamanın çevrenin korunmasına katkısı vardır sorusuna %64 oranında cevap vermişlerdir. Bu çalışmada üreticiler genel olarak kapalı sistem sulamadan oldukça memnun olduğu gözlenmiş olup bu projelerin kırsal alanın kalkınmasına ve gençlerin çiftçilik yapmasına faydası olabileceğini beyan etmişlerdir. Ayrıca SWOT analizi yapılmış olup; kapalı sistem sulamanın güçlü yönleri su kayıplarının ilave ek yerleri dışında çok az olması ve zayıf yönünün ise ilk yatırım maliyetinin yüksek olması sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Su, Kapalı Borulu Sulama, Kanal, Tekirdağ, Tarım

KanallarSuSulama sistemleri+2
Yeşim Yarar Özsayın
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği ortak tarım politikasına entegrasyon süreci

Bir ülkede tarımsal yapılanma, yaşamsal faktörlerin temeli olan gıda ihtiyacının giderilmesi, giyim sektörüne katkı sağlaması ve sanayi platformunu doğrudan etkilemesi bakımdan büyük bir öneme sahiptir. Sanayileşmenin büyük ilerlemeler kaydetmesi ile birlikte, tarımsal girişimler yerine sanayi odaklı girişimler daha cazip hale gelse de, tarımsal faaliyetler önemini hiçbir zaman yitirmemiştir. Bu önemin uzun vadede karşılık bulması için de ülkeler, çeşitli tarımsal destekleme politikalarına entegre olacak bir süreç içerisinde kendilerine yer bulmaya çalışmıştır. Birçok ülkenin tarımsal alanlarının daha elverişli bir hale gelmesi için ulusal ve uluslararası çeşitli tarım politikaları meydana gelmiştir. Bu vesile ile özellikle Avrupa Birliği (AB) ortak tarım politikası içerisinde coğrafya avantajına sahip olan ülkelerin entegrasyon süreçleri söz konusu olabildiğinde, ilgili ülkelerdeki üretim hacimlerinin artması ve dışa bağımlılıkların azalması anlamında çok önemli kazanımları ortaya çıkacaktır. Günümüzde ise sürdürülebilir ve teknoloji odaklı girişimlerin yer aldığı görülmektedir. Ülkemizde uygulanan tarım politikaları belirlenirken de, geçmişteki tecrübelerden ders alınıp stratejik planların bu doğrultuda yapılması, Türkiye'nin geleceği açısından büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple geniş bir perspektiften bakıldığında sürdürülebilir ve uygulanabilir politikaların yürürlüğe konması, Türkiye'nin AB'ye adaptasyon sürecini de kolaylaştıracaktır. Ancak Türkiye'nin AB tarım politikalarına dahil olabilmesi oldukça zorlu bir sürece işaret etmektedir. Çalışmada bu zorlu sürecin başarıyla gerçekleşebilmesi için detaylara, istatistiki veriler çerçevesinde işaret edilmeye çalışılmış ve bir dizi öneriler sunulmuştur.

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği Ortak Çevre PolitikasıTarım+2
Fahri Karbuz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tarım ürünlerinde biyoetanol üretiminin değerlendirilmesi

Günümüzde enerji kaynaklarına olan bakış açısı; dünya nüfusunun hızlı bir şekilde artması, hammadde maliyetlerindeki değişimler, küresel enerji talebinin önlenemez yükselişi ve bunlarla bağlantılı olarak sınırlı durumdaki fosil kaynak rezervlerinin azalması gibi nedenlerden dolayı her geçen gün değişmektedir. Son yıllarda etkileri ağırlaşan küresel ısınma, iklim değişikliği, sera gazı miktarı, çevre felaketleri vb. nedenlerle dünyanın ömrü hızla tükenmektedir. Bu etkilerin tehdit edici boyutlara ulaşmasıyla birlikte, fosil yakıtların yerine ikame edilebilen, küresel ısınmanın olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olan ve yüksek oranda ısı tutabilme kabiliyetine sahip olan yenilenebilir enerji kaynakları, başka bir ifadeyle "çevre dostu" yakıtlar dünyanın gündemine girmiştir. Biyoyakıtlar, genellikle ülkelerin sahip oldukları yerli hammaddelerden elde edildiği için dışarıdan herhangi bir hammadde tedarikine ihtiyaç duyulmamaktadır. Biyoetanol üretiminde dünyada en çok tercih edilen hammadde ürünleri mısır, şeker kamışı, şeker pancarı ve buğdaydır. Türkiye'de ise biyoetanol üretim iznine sahip kuruluşlarda hammadde ürünü olarak şeker pancarı, buğday ve mısır kullanılmaktadır. Bu çalışmada, bahsedilen tarımsal ürünlerin hem dünyada hem de Türkiye'deki üretim, tüketim ve dış ticaret verileri incelenmiş ve elde edilen bulgular ışığında, hammadde olarak kullanımlarının tarım sektörü üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra Türkiye'de şeker pancarı, buğday ve mısırdan biyoetanol üretim maliyetleri, hem güncel hem de geçmiş yıllara ait ürün fiyat ve masrafları göz önüne alınarak hesaplanmıştır. Yapılan hesaplamalar sonucunda, 2022 yılında hammadde masraflarına göre biyoetanol üretim giderleri; şeker pancarında 2,65 TL/lt, mısırda 3,26 TL/lt ve buğdayda 5,10 TL/lt olarak hesaplanmıştır. Geçmiş yıllara ilişkin maliyet hesaplamalarında ise, bulunan cari fiyatlar deflatör uygulanarak reel fiyatlara çevrilmiştir. Çalışmada ayrıca, biyoetanol politikaları ve mevzuatına yer verilmiş, Türkiye için alternatif ve sürdürülebilir biyoenerji seçenekleri sunulmuş ve tarım politikalarının bugünü ve geleceği açısından çözüm yolları ortaya konulmuştur.

BiyoetanolBuğdayMısır+3
Halil Ergüçlü
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımda yapay zekâ kullanım olanakları ve sulama sistemlerinde uygulanması

Teknolojinin gelişmesiyle tarımı daha verimli ve sürdürülebilir hale getirmek için dijital tarım ve teknolojileri ortaya çıkmıştır. Bu teknik işlemler, akıllı tarımda yapay zekâ uygulamaları, bitkisel ve hayvansal üretimin hedefi olan ekonomik, sürdürülebilir ve üretken işletmeciliğin gerçekleştirilmesine katkı sağlamaktadır. Yapay zekâ teknikleri tarımsal işlemlerin kolaylaştırılmasında ve çözüm veya iyileştirme bekleyen sorunlara alternatif çözümler getirilmesinde önemli bir araç haline gelmiştir. Geliştirilen algoritma ve yazılımlar ile tarımsal üretimde; verimlilik ve ürün tahmini, bitki sağlığı ve su ihtiyacı, hastalık belirtileri ot ve zararlı kontrolü, insan müdahalesi olmadan çalışabilen traktör ve tarım makineleri, mahsul izleme ve yönetim, toprak ve su yönetimi, erken uyarı sistemleri, hayvan davranışlarının belirlenmesi gibi konularda araştırıcılar tarafından çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu yaptığımız araştırmada özellikle son yıllarda su ve su kaynaklarına dayalı olumlu ve olumsuz bulgular göz önünde bulundurularak, Trakya bölgesinde sulu tarımda önemli bir bitki olan şeker pancarı verileri Trakya bazındaki sonuçları ile FAO'nun Tekirdağ iline ait kapsamlı verileri esas alınarak sulama alanında son yıllarda yapay zekâ uygulamalarında kullanılan platformlarda biri olan CROPWAT programı ile şeker pancarının sulama ile ilgili verileri simülasyona tabii tutulmuştur. Bu araştırma sonucunda ele alınan yörede yetiştirilen ve araştırmamıza karşılaştırma imkânı sağlayacak üç bitki türünü de alarak sulama planlamaları karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Bunun sonunda karşılaştırma bulguları tıpkı diğer üç bitkide olduğu gibi şeker pancarında da COPWAT programını yapay zekâ kullanımı açısından bizlere önemli bulgular verebileceği ve yöredeki üreticiler tarafından kolay bir şekilde kullanılabileceği anlaşılmıştır.

Akıllı yardımcı sistemlerTarımTarım makineleri+7
Tuğçe Kara
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınmada tarım sektörünün önemi: Siirt ili örneği

Tarım, insanların ekosistemlerini yönetmeleri ve evcilleştirilmiş türlerin biyolojik döngülerini kontrol etmelerini ifade eden bir süreçtir. Tarım sayesinde toplumlar için yararlı yiyecekler ve diğer kaynaklar üretilebilir. Toprağın ekimi ile ilgili tüm know-how ve aktiviteleri, doğal çevre üzerindeki tüm çalışmaları belirler, canlıları (bitkiler, hayvanlar) yetiştirmeyi ve toplamayı mümkün kılar. Dünyanın dört bir yanındaki kırsal alanlarda tarım, baskın arazi kullanımını ve kırsal alanların yaşayabilirliğinin önemli bir bileşenini temsil etmektedir. Tarım ve ilgili faaliyetler kırsal yaşamın temel dokusunu oluşturur. İstihdam ve iş fırsatları, altyapının ve çevrenin kalitesi açısından kırsal bölgelerin genel durumuna önemli ölçüde katkıda bulunur. Bununla birlikte, ekonomik olarak gelişmiş ülkelerin çoğunda, tarım çeşitlendirilmiş bir kırsal ekonominin nispeten küçük bir kısmını oluşturmaktadır ve buna ek olarak, tarımın ulusal zenginlik ve istihdam oranı açısından önemi, çoğu bölgede azalmaktadır. Bu durum, ülkelerde kırsal kalkınmada tarımın potansiyel rolünü azaltmaz, ancak istihdam ve ekonomik ilerleme için kalıcı beklentiler sunabilecek alternatif ekonomik faaliyetlerin katkısı da dahil edilmelidir. Bu çalışma bağlamında bölgesel kalkınma sürecinde Siirt ilinde tarım sektörü inceleme konusu yapılmıştır. Siirt ilinde tarım son derece önemli bir sektör olarak değerlendirilmekle birlikte, bu önemin yeterli ölçüde kullanılamadığı anlaşılmaktadır.

Bölgesel kalkınmaEkonomik etkiEkonomik kalkınma+6
Menal Aktaş
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

GAP ile gelişen tarımın bölgesel kalkınmadaki rolü

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile Türkiye'deki 7 bölgeden biri olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin kalkınmasını ekonomik geri kalmışlığın giderilmesini, diğer bölgelere denk bir ekonominin oluşmasını hedeflemiştir. Bölgenin kalkınması ile ülkenin de kalkınması amaçlanmıştır. Bu sebeple GAP'ın bölgede iktisadi kalkınmayı sağlayacak en önemli unsur olan tarımsal kalkınmadaki rolü bu tezin konusu olmuştur. GAP Bölgesi'nde tarımsal kalkınmada sürdürülebilirliği sağlayacak veriler ortaya konmuştur. Ülkemiz ve GAP Bölgesi'nin tarımsal ve iktisadi değerlendirilmesi yapılmıştır. İktisadi sorunlar dile getirilmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Tarımsal verim artışını sağlayacak olanaklar açıklanmıştır. GAP ile gerçekleşen ekonomik dönüşüm, güncel istatistiki veriler ışığında incelenmiş ve değerlendirilmiştir. GSYİH, Sektörel oranlar, nüfusu, ithalat ve ihracat oranları tezde GAP öncesi ve sonrası karşılaştırılacak şekilde yıl bazlı yer almıştır. GAP tarımsal kalkınma politikası doğrultusunda sulama alanları genişlemiş, ürün üretim miktarları artmış, ürün deseni ve verimlilik yıllar içinde olumlu yönde değişmiştir. Bölgedeki tarım alanları genişlemiştir. Bölgede kişi başına düşen gelir artmıştır. Elde edilen sonuçlara göre GAP birçok tarımsal üründe beklentileri karşılamakta ve başarılı olduğu ürünler de bulunmaktadır. GAP'ın ekonomik hedeflerine şu an yaklaştığı ve tamamlanınca ulaşacağı söylenebilir.

Bölgesel kalkınmaEkonomik kalkınmaGAP+3
Elif Anuş
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mardin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelinin yabancı ot sorununa bakışı

Son yıllarda gerek dünya nüfusunun artması gerek tüketim alışkanlığının yoğun bir şekilde devam etmesinden kaynaklı olarak tarımsal üretim yaparken verimin artması için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Yabancı otlar verimi oldukça düşürebilmektedir. Bu nedenle mücadeleleri önem arz etmektedir. Tarımsal ürünlerde kalite ve verimi azaltarak önemli kayıplara neden olurlar. Yabancı otları baskı altına alabilmek adına son yıllarda kimyasal mücadelenin oldukça arttığı gözlemlenmiştir. Çalışma Mardin ilindeki Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelinin yabancı ot sorununa bakış açıları, yaklaşımları belirlemek için 56 personele yönlendirilen 30 soruluk anket çalışması şeklinde düzenlenmiştir. Mardin Tarım ve Orman Müdürlüğü'nde çalışan teknik personelin eğitim durumu olarak lisans ve yüksek lisans olduğu, il de tarım müdürlüğüne en çok gelen sorunların böcek, nematod virüs, yabancı ot olduğu belirlenmiştir. Yabancı otları tanıyor musunuz? Sorusuna en çok evet cevabını vermişlerdir. Yabancı otların %85,7 oranında tarla alanlarında sorun olduğu, sorun olan yabancı otların daha çok dar yapraklı olduğu belirlenmiştir. Mardin ili ve sınırlarında en çok görülen yabancı otlar sırası ile %19,8'i yabani hardal (Sinapis arvensis L.), %12,5 domuz pıtrağı (Xanthium strumarium L.), %17,8'i yabani yulaf (Avena sterilis L.), % 14,2 kırmızı tilki kuyruğudur (Amaranthus retroflexus L.). Ayrıca teknik personelin yabancı ot ile ilgili sıkıntı yaşadığında öncelikle deneyimli elemanların bilgisine başvurulduğu belirlenmiştir. Katılımcılar çiftçilerin herbisitleri reçete ile almadıklarını belirtmişlerdir. Yabancı ot mücadelesinde en sık kullanılan mücadele yönteminin kimyasal mücadele olduğu belirlenmiştir. Mardin de yapılan bu çalışmayla Tarım ve Orman Müdürlüğü'nde çalışan teknik personelin yabancı otlar hakkında bilgi ve birikimlerinin var olduğu, herbisitler, yabancı ot teşhisi ile ilgili bilgilerini revize etmek gerektiği ve eğitimlerin gerçekleşmesi ile üreticilere daha faydalı olacakları böylece yabancı ot mücadelesinde gereksiz ilaç kullanımının önüne geçileceği düşünülmektedir.

Tarım
Seyman Alp Karakaş
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ceviz çeşitlerinin derin öğrenme algoritmalarıyla sınıflandırılması

Ceviz, küresel ölçekte yüksek ekonomik değere sahip önemli bir tarım ürünüdür. Ceviz türlerinin doğru şekilde sınıflandırılması araştırma, koruma ve kalite kontrol süreçleri açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak geleneksel sınıflandırma yöntemleri büyük ölçüde elle yapılan işlemlere dayanmakta olup bu yöntemler zaman alıcıdır ve insan hatasına açıktır. Tarım sektöründeki teknolojik gelişmelerle birlikte; meyve, sebze ve tahıl gibi ürünlerin sınıflandırılmasında derin öğrenme algoritmalarının kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu tez çalışmasında, makine öğrenmesi algoritmaları ve önceden eğitilmiş derin öğrenme modelleri kullanılarak ceviz türlerinin otomatik olarak sınıflandırılması amaçlanmıştır. Böylece zaman kaybı, iş yükü ve hatalı sınıflandırma oranlarının azaltılması hedeflenmiştir. Bu amaçla Chandler, Kaman1, Fernor, Yalova3 ve Maraş18 türlerine ait toplam 2540 görüntüden oluşan özel bir veri seti oluşturulmuştur. Sınıflandırma işlemi için öncelikle VGG16 derin öğrenme modeli kullanılarak verisetinden 4096 adet özellik elde edilmiştir. Bu özellikler SVM, k-NN ve Random Forest gibi makine öğrenmesi algoritmalarına giriş olarak verilerek sınıflandırma işlemi gerçekleştirilmiştir. Sonrasında VGG16, VGG19, ResNet-50, DenseNet-121 ve Xception gibi yaygın olarak kullanılan önceden eğitilmiş derin öğrenme mimarileri, oluşturulan özgün veri seti üzerinde veri artırımsız, veri artırımlı ve ağırlıklı kayıp fonkiyonu kullanılarak eğitilmiştir. Deneysel sonuçlara göre; klasik makine öğrenmesi algoritmaları daha düşük doğruluk değerleri sunmuş, bu algoritmalar arasında en iyi performansı %90,10 doğruluk ile SVM göstermiştir. Buna karşılık, ResNet-50 modeli veri artırımı uygulanmış veri seti üzerinde %97,95 doğruluk oranı ile en yüksek başarıyı göstermiştir. Xception modeli ise ağırlıklı kayıp fonksiyonu kullanıldığında %98,54, orijinal veri seti üzerinde ise %98,27 doğrulukla en başarılı sonuçları elde etmiştir. Elde edilen sonuçlar, ResNet-50 ve Xception modellerinin ceviz türlerinin otomatik sınıflandırılmasındaki etkinliğini ortaya koymakta, aynı zamanda derin öğrenme teknolojilerinin geleneksel yöntemlere kıyasla daha hızlı, daha doğru ve daha az iş gücü gerektiren alternatifler sunduğunu göstermektedir. Genel olarak bu çalışma, derin öğrenme teknolojilerinin tarımsal üretim süreçlerine entegrasyonuna katkı sağlamakta ve geleneksel sınıflandırma yöntemlerinin verimliliğini artırmaya yönelik çözümler önermektedir.

Derin öğrenmeMakine öğrenmesiSınıflandırma+1
Halil Kılıf
Selçuk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık PIPRECIA tabanlı HTEA yönteminin tarımsal risk analizi uygulaması

Sunulan tez kapsamında, tarımsal Ar-Ge çalışmaları üzerine faaliyet gösteren bir kuruluşta gerçekleştirilen ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması bakımından kritik role sahip buğday ve arpa ıslah çalışmaları sırasındaki olası hata modlarının tanımlanarak, teknik açıdan risk oluşturabilecek alanların ve risk önceliklerinin saptanmasını içeren bir model geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, riskler hem klasik HTEA (Hata Türü ve Etkileri Analizi), hem de önerilen Bulanık PIPRECIA (PIvot Pairwise RElative Criteria Importance Assessment) ve HTEA entegre yaklaşımı ile ayrı ayrı analiz edilmiş ve elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak bütünleşik yaklaşımın etkinliği ve performansı ölçülmüştür. Önerilen modelde, klasik yaklaşımdan farklı olarak HTEA ekip üyeleri birer kriter gibi düşünülmüş ve üyeler üç karar vericinin görüşleri doğrultusunda arazi tecrübe ve bitki ıslah bilgilerine göre Bulanık PIPRECIA yöntemi ile değerlendirilerek her birine bir ağırlık ataması yapılmıştır. Modelin geçerliliği Spearman ve Pearson korelasyon katsayılarına bakılarak ölçülmüştür. Daha sonra, bu değerler HTEA ekip üyeleri tarafından yapılan puanlamalara entegre edilmiş, bulunan değerlerin de geometrik ortalaması alınarak olasılık, şiddet ve saptanabilirlik parametreleri için ortak bir girdi değeri elde edilmiş ve RÖS (Risk Öncelik Sayısı) skorları hesaplanmıştır. Modelin doğrulanması için ise kriter ağırlıklarında değişiklik yapılarak duyarlılık analizi yapılmıştır. Son olarak, önerilen model sonuçları ile klasik HTEA yöntemi sonuçları karşılaştırılarak modelin uygulanabilirliği ve etkinliği ölçülmüştür.

Hata türleri ve etkileri analiziRisk analiziTarım
Ebru Sehmen
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarımsal kapitalizme geçiş sürecinde İngiliz çitleme hareketi ve toprak mülkiyetinin hukukî dönüşümü

XX. yüzyıl tarım tarihi çalışmalarında önemli bir yer teşkil eden çitleme kavramı, ilkel birikim ve piyasa ilişkilerinin yerleşmesi tartışmalarında giderek daha önemli bir yer tutmaktadır. Bununla birlikte ekonomik büyüme konusunda derinleşen tartışmalarda toprak mülkiyeti ve kullanım haklarının nasıl bir ilişki içerisinde olduğu hususu üzerinde fazlaca durulmamaktadır. Feodal üretim tarzında kırsal emeğin doğa ve toprakla kurduğu örf ve âdet hukukuna dayanan faydalanma şekilleri, XVII. yüzyıla kadar malikane topraklarındaki mülkiyet haklarını kırsal nüfusu tamamen dışlayarak kullanmak isteyenlerin taleplerinin önünde engel oluşturmuştur. Bu bağlamda kırsal bölgelerde aileleriyle birlikte küçük topraklar ve doğal kaynaklardan faydalanan köylülerin bu durumu, tarihsel süreçte servet birikimi yolundaki toprak sahipleri için bir ön sorun oluşturmuştur. İngiliz tarımının gelişim çizgisinde sermayenin artırımı için toprağa el koyma ve kır emeğini göçe zorlama eylemlerinin nasıl gerçekleştiğini iktisadi ve tarihsel bakımdan incelemenin yanında yasal değişimin buna nasıl eşlik ettiğini göstermek çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bunu gerçekleştirebilmek için çalışma, çitleme olgusunu İngiliz tarımında üç tarihsel aşamada incelemektedir. 1450'ye kadar süren erken dönem kısmi çitlemeler, yerini koyun yetiştiriciliğinin etkisiyle genel çitlemeler dönemine bırakmıştır. Bu iki dönemin ardından XVIII. yüzyılla birlikte, İngiliz ve Galler kırsalında toprak sahiplerinin şikayetleriyle parlamentoya intikal eden ve bölgedeki komisyonlar eliyle toprağın paylaşımının yapıldığı parlamentoda kabul edilen çitleme kararları dönemi başlamaktadır. 1850'ye kadar devam eden bu kararlar yoluyla ormanlar, çayırlık alanlar ve diğer ortak araziler daha hızlı ve yasal bir güvenceyle paylaşılmıştır. Çalışma bu kapsamda parlamentonun bu kararları nasıl almış olduğunu ve komisyonların yapısını incelerken arazi sahibi toplulukların bu süreçte göreneklere karşı "common law"ı bir enstrüman olarak kullanışını ele almayı planlamıştır.

20. yüzyılKapitalizmTarım+4
Çağatay Şahin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Geleneksel bilginin günümüz beslenme kültürüne etkileri: Ankara Güdül Tahtacıörencik köyü

İnsanın yaşadığı çevreye uyum sağlayabilmek ve temel ihtiyaçlarını giderebilmek için doğa ile etkileşime girerek ürettiği her şey ve üretme yolları, geleneksel bilgi belleğinin oluşmasını sağlamıştır. Geleneksel bilgi belleği, kuşaktan kuşağa aktarılırken insanın ve ihtiyaçlarının değişken doğası gereği değişmekte, yeni gözlemler ve deneyimler yoluyla da zenginleşmekte olan birikimsel, değişken bir bellektir. Geleneksel bilgi belleğinin halk mutfağı, halk ziraatı, halk botaniği gibi kendine has uzmanlık alanları bulunmaktadır. Bu çalışmada geleneksel bilgi belleği konusu, tarım ve gıda alanıyla sınırlandırılmıştır. Tarım ve gıda meselesi, pek çok konunun merkezinde yer almaktadır. Özellikle günümüzde çevrecilik hareketleri, Covid-19 gibi salgın hastalıklar ve gıda güvenliğinin sağlanmasında yaşanan sorunlar doğal, organik gibi kavramların ön plana çıkmasına neden olmuştur. Geleneksel üretim yöntemleri, atalık tohum arayışları geleneksel bilgi temelli pratiklerin sıklıkla gündeme gelmesini sağlamıştır. Geleneksel bilginin nesillerin ihtiyaçları ve şartları doğrultusunda nasıl güncellendiği noktasından hareketle bu belleğin tarım ve gıda alanında insanlık için hem yerel hem de evrensel düzeyde nasıl bir konumda olduğuna odaklanılmıştır. Geleneksel bilginin dönüşümünü insan, kültür ve çevre üçgeninde gözlemleyebilmek amacıyla Ankara ili Güdül ilçesine bağlı Tahtacıörencik köyünde bu çalışmanın alan araştırması kısmı gerçekleştirilmiştir. Araştırma alanı olarak Tahtacıörencik köyünün seçilmesinin başlıca nedenleri, burada tarımsal üretim faaliyetlerinin devam ediyor olması ve bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde yönlendirici olan Tahtacıörencik Doğal Yaşam Kolektifinin bulunmasıdır. Bu çalışma, toprağın insana verdikleri, veremedikleri, o eksikleri insanın nasıl tamamladığı, bunu tamamlarken ticarileştirmesi, dönüştürmesi, dijitalleştirmesi gibi noktaları ve bu noktaların etkilerini göstermeyi hedeflemektedir. Çalışmada tarım temelli sosyal ve ekonomik sürdürülebilir kalkınmada geleneksel bilginin insanı, çevreyi ve kültürü birlikte temeline alan bir model olarak hem yerel hem de evrensel düzlemdeki öneminin, uygulanabilirliğinin ve getirilerinin ortaya konulması sağlanmaya çalışılmıştır.

Ankara-Güdül-TahtacıörencikBesin kültürüBeslenme+7
Zeynep Nagihan Kahveci
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tarımın finansmanı ve tarım bankacılığının bankacılıktaki ve ekonomideki yeri, etkileri ve önemi

Bu araştırma kapsamında tarım bankacılığının önemi incelenmiştir. Bu amaca yönelik tarım bankacılığı yapan bankalar ve tarımın finansmanı üzerine uzmanlaşmış kurumlar ile görüşülmüştür. Araştırma sonuçları göstermiştir ki Türkiye'de tarım bankacılığı daha çok T.C Ziraat Bankası tekelindedir ve devlet destekli fonlar özel bankalar aracılığıyla verilememektedir. Bu durum da tarım bankacılığının gelişmesine engel olmaktadır. Tarım kredi kartı kullanımı çok yaygındır fakat bu kartın kullanımında çiftçilerin giderlerini iyi finanse edememesi durumu söz konusudur. Çiftçilerin genellikle yaş olarak geçkin bireylerden oluşması mobil bankacılık anlamında beklenilen ve istenilen düzeyde gelişme sağlayamamasına etkendir. Bu anlamda gelecekte, çiftçi yaşının düşmesiyle birlikte mobil bankacılığında daha aktif bir şekilde kullanılacağı ve tarım finansmanına erişimin daha da kolaylaşacağı düşünülmektedir. Türkiye'deki tarım politikalarının gelişimi, ülkenin sosyal, siyasal ve ekonomik gelişmişliğindeki olumsuzluklardan etkilenmektedir. Tarım politikalarının yetersiz olması çiftçilerin durumlarındaki eksiklik ve yetersizlikler yine tarım politikalarını olumsuz yönde etkilemektedir. Tarıma yönelik mikro finansman kurumlarının önünün açılması, tarım kredi kooperatiflerine para ve sermaye piyasalarına doğrudan ulaşım imkânı tanınması, Tarıma yönelik mikro finansman kurumlarının desteklenmesi, PTT kanalı ile kırsal kesimlere erişim sağlanması ve kredi kullandırımı yapılabilmesi, üreticiler iyi finanse edebilmek amacı ile kooperatif bankacılığı gibi yeni oluşumların önünün açılması gerekmektedir. Tarımın finansmanı bir değer zinciri olarak ele alınmalı ve tarımsal sürecin tamamını finanse edilebilmelidir.

Banka kredileriBankalarEkonomik kalkınma+5
Gülsüm Gizem Küçük
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tarım sektörüne sağlanan devlet destekleri ve vergisel teşvikler

Tarım geçmişten günümüze kadar her zaman üretim ve tüketim alanında temel taşlardan biridir. Ticari olarak bakacak olursak ekonomi, istihdam ve üretim konularında büyük bir önem taşımaktadır. Ülkemiz tarım ülkesi olarak adlandırılmaktadır. Ancak son yıllarda tarım sektörünün ekonomideki payı azalmaktadır. Bununla beraber istihdam, bitkisel üretim ve havyasal ürünlerde azalış görülmektedir. Özellikle hayvancılık sektöründe ithalat oranı artmaktadır. Türkiye' de tarım sektörüne daha fazla yatırım yapılması, istihdam artışı sağlanması ve üretimin artması amacı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı aracılığı ile devlet tarafından, tarım destekleri, hayvancılık destekleri, bu ürünlerin sağlıklı koşullarda stoklanıp tüketiciye ulaştırılması için lisanslı depoculuk destekleri, genç girişimciler ve genel kapsamda yatırımın artması için yapılan vergisel teşvikler sağlanmaktadır. Ayrıca Türkiye' nin AB'nin Ortak Tarım Politikalarına uyum süreci de tarım sektörü açısından çok önemlidir. Ortak Tarım Politikaları kapsamına uyum sürecinde oluşturulan IPARD programı ile tarım alanında sağlanan proje ve destekler üretici için büyük bir avantaj olmuştur. Ayrıca ülkemiz tarım sektöründe bölgesel üretimin artmasında büyük rol oynamaktadır. Bu amaçla, çalışmanın birinci bölümünde tarım sektörü ve vergi kavramına teorik ve tarihsel olarak bakış, ikinci bölümde tarım sektörüne devlet tarafından sağlanan destek ve teşvikler incelenmiştir. Son bölümde ise, AB' nin Ortak Tarım Politikalarına uyum sürecinde, Türkiye' de uygulanan IPARD programı ve Ortak Tarım Politikasının, ülkemizdeki etkileri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tarım, Devlet Destekleri, Vergi, Vergisel Teşvikler, Türkiye

Devlet desteğiTarımTarım sektörü+3
Orhun Aycan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yırca'da kadın olmak ve köylü kadın emeği: Bir güçlenme deneyimi olarak Yırcalı kadınlar

Bu çalışma, Manisa'nın Soma ilçesine bağlı Yırca Köyü'ndeki kadınların emeği ve mücadele deneyimini konu almaktadır. Feminist metodoloji ve etnografik yöntemle yapılan araştırma, derinlemesine görüşme ve katılımlı gözlemle elde edilen verilere dayanmaktadır. Yırcalı kadınlar, 2014 yılında köylerinde yapılmak istenen üçüncü termik santrale karşı direnmiş, süreç kazanımla sonuçlanmasına rağmen köylünün 6600 zeytin ağacı kesilmiştir. Tarım arazilerinin azalması ile kadınların köydeki neredeyse tek kamusal alanları tahrip olmuştur. Bunun üzerine kadınlar bir araya gelerek "Yırca Hanımeli El ve Ev Ürünleri" adıyla iş kurup sabun üretmeye başlamışlardır. Bu çalışma, kolektif mekân olarak sabun evi ve Yırcalı kadınların ücretli-ücretsiz çalışma deneyimine odaklanmaktadır. Çalışmada, köyde ücretsiz ev ve tarım işçisi olmaktan ücretli emeğe doğru köylü kadınların mücadele deneyimi irdelenmektedir. Kolektif mekân olan sabun eviyle birlikte büyüyen kadın dayanışması sayesinde, üzerlerindeki koca baskısında kırılmalar yaratmayı başardıkları savunulmaktadır. Başka bir ifadeyle, kadın dayanışması ile köydeki ataerkide gedikler açmayı başaran kadınların güçlenme sağladıkları savunulmaktadır. Kamusal alanda bir mekân yaratarak kadın dayanışması ile var olma mücadeleleri, geliştirdikleri güçlenme stratejileri incelenmektedir. Bunun yanı sıra köyde kadın olma deneyimi ve ataerkil kapitalizm köyün özgül koşulları çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Son kertede çalışma, ücretsiz emekten ücretli emeğe doğru köydeki kadınların deneyimini ve görünmeyen emeğini görünür kılma kaygısı ve çabasını taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Köylü Kadın Emeği, Sanayileşme, Tarım, Güçlenme Stratejileri, Yırca Köyü

EndüstrileşmeKadınlarKöylüler+3
Sare Öztürk
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası neo-liberal politikaların Türk tarımına etkileri ve Türkiye'de köycülüğün evrimi

Türkiye sahip olduğu jeopolitik konumunun getirmiş olduğu sayısız avantajlar açısından tarımsal üretimde öncü ülkeler sınıfında bulunmaktadır. Bu gerçekten hareketle Türkiye'de tarım sektörünün geliştirilmesi ülke sanayisinin geliştirilmesi kadar önem arz eden bir meseledir. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Halkçılık ilkesinin temel başlıklarından biri olan "Köycülük" ideolojisi ve onun siyasal yansımaları ise bu minvalde geliştirilmiş siyasi, ekonomik ve sosyal boyutları olan mühim politik motiflerden biridir. Dünya ölçeğinde 1980 sonrası gelişen neo-liberal politikalar hemen her alanda etkili olan büyük değişimlere yol açmıştır. Kısaca liberalizmin küreselleşmesi olarak izah edebileceğimiz neo-liberal politikalar, 70'lerin sonlarından itibaren birbiri ardınca yükselen sanayi devrimleri eşliğinde suni ve sentetik bir dünya inşa etmiştir. Türkiye tüm dünyanın aktığı bu yöne 1980 sonrası yöneldiği neo-liberal politikalar nihayetinde dâhil olmuştur. Türkiye'nin, 1980 sonrası neo-liberal politikalara geçiş süreci iktisadi, siyasi ve sosyal hemen her alanda büyük dengesizlikler doğurmuştur. 1980 sonrası gelişen bu neo-liberal politikalar nihayetinde Türkiye; iktisadi kalkınma bağlamında tarım endüstrisi gelişmiş köyler, sosyal bağlamda yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir köy toplumu inşa edemediği gibi, yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir şehir toplumu da inşa edememiştir. Anahtar Kelimeler: Neo-Liberalizm, Türkiye'de Tarım Politikaları, Köycülük

1980 sonrasıEkonomik etkiKöycülük+6
Gökçehan Efser Çakıroğlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Narenciye üretiminin bölge ekonomisine katkısı: Dörtyol ilçe örneği

Yaş meyve ve sebze pazarında geniş bir paya sahip olan narenciye sektörünün ihracattaki payı büyüktür. Sektör, sahip olduğu ihracat potansiyeli ile ekonomiye büyük katkı sağlamaktadır. Ülkemizde narenciye üretimi yeni tarımsal uygulamalarla her geçen gün daha profesyonel hale gelmektedir. Narenciye üreticilerinin durumu, hasat işçileri, soğuk hava depolarının durumu, sektördeki paydaşlar ve uluslararası pazarlarda yaşanan sorunlar gibi birçok konunun derinlemesine ele alınması sektörün geleceği açısından önem arz etmektedir. Özellikle küresel şartlarda yaşanan siyasi ve ekonomik değişimler, uluslararası pazarlarda ihracat rakamlarını önemli oranda etkilemektedir. Küresel pazarlara girişlerde yaşanan kısıtlamalar, siyasi ve ekonomik faktörler narenciye sektörünü olumsuz etkilemektedir. Bu tez, ülke ekonomisinde önemli paya sahip olan narenciye sektörünün durumu ve sektörde yaşanan sorunların belirlenmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda anket yolu ile 2000-2021 dönemini kapsayacak şekilde narenciye üretiminde önemli paya sahip olan Hatay Dörtyol özelinde araştırma yapılmıştır. Araştırma bulgularından bazılarına göre; deneyim süresi 11-20 yıl arası olan üreticilerin %15.5'i, meyve zamanında kabala satış yöntemini tercih etmişlerdir. Toplamda ise üreticilerin %54,4'ü meyve zamanın kabala satış yöntemini tercih etmişlerdir. Ayrıca üreticiler %40,6 oranla satsuma cinsi mandalina, %38,1'le mandalinanın diğer türleri %22 oranla portakal (Washington) cinsi tercih etmişlerdir. Üreticilerin eğitimi ve satış yöntemi tercihlerine göre meyve zamanında kabala satış yöntemi %53,4'le tercih edilmiş, %16,1'le çiçeklenme sonrası yetişme döneminde kabala satışı tercih edilmiş, %15,5 i hasat sonrası kilo ile satış yöntemi tercih edilmiştir. Ağaç yaşı arttıkça ağaç başına elde edilen ürün kilogramının arttığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Bölgesel kalkınmaEkonomik büyümeHatay-Dörtyol+5
Bahattin Gözübenli
İskenderun Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zeytinde Verticillium solgunluk hastalığı (Verticillium dahliae Kleb.)'na karşı bazı preperatların etkinliğinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Verticillium solgunluk (Verticillium dahliae) hastalığına karşı bazı biyolojik preparatların etkinliği araştırılmıştır. Çalışma Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Bitki Koruma Bölümü ve Aydın ili Köşk ilçelerinde gerçekleştirilmiştir. Deneyde Harpin proteini (Messenger Gold), Mikoriza (ERS) – Trichoderma harzianum (T22 Planter Box) ve Bordo Bulamacı karışımı preparat olarak kullanılmıştır. Verticillium dahliae ile enfekte olan zeytin ağaçları (yaklaşık 25-35 yaş), 400-800 m (dağlık) rakımda dört adet zeytin bahçesi ve 100-250 m (ova) rakımda dört adet zeytin bahçesi Türkiye'nin Aydın İli Köşk İlçesinde belirlenmiştir. Uygulamaları % 45 hastalık oranına sahip zeytin ağaçlarına yapılmıştır. Zeytin ağaçlarına % 2 oranında Borda Bulamacı, yapraktan pülverize edilmiş ve topraktan kök bölgesine 2015 yılının Mart-Nisan aylarında uygulanmıştır. Topraktan kök bölgesine ERS -T22 Planter Box preparatları uygulanmıştır. Messenger Gold zeytin ağaçlarına pülverize edilerek ve ağacın gövdesine enjekte edilerek uygulanmıştır. Bitkiler bir yıl boyunca her ay gözlenmiş ve 12 ay sonra 0-4 skalasına göre değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler Tukey testi kullanılarak istatistiki analizi yapılmıştır. Sonuç olarak; Messenger Gold, Messenger Gold+ ERS - T22 Planter Box + Bordo Bulamacı ve Messenger Gold + Bordo Bulamacı uygulamalarında yüksek etkinlik sonuçları elde edilmiştir (P ≤ 0.05). Messenger Gold uygulamasında hastalık oranı % 10.8 ile % 18.2 olarak belirlenmiştir. Ayrıca, Bordo Bulamacı + Messenger Gold uygulamasında Verticillium hastalık oranı % 24.5, Messenger Gold+ ERS- T22 Planter Box uygulamasında % 19.8 olarak belirlenmiştir. ERS - T22 Planter Box ve Bordo Bulamacı uygulamasında, hastalığın baskılandığı ve hastalık simptomlarının bitkilerin diğer kısımlarına yayılmadığı gözlenmiştir. Bununla birlikte, bu hastalıklı kısımlarda yeni sürgünler oluşmamıştır. ERS-T22 Planter Box uygulamasındaki yüzde etki % 34 ve % 54 olarak saptanmıştır. Messenger Gold ile Messenger Gold'lu kombinasyonlar uygulandığında ağaçların Verticillium solgunluk belirtilerinin görüldüğü kısımlarında hastalığın baskılandığı, ağaçta dallanma ve dallarda yeni sürgünlerin geliştiği gözlenmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlara göre, Harpin proteininin, zeytinde ksilemlerin aktivasyonu üzerinde pozitif bir etkisinin olabileceği düşünülmektedir.

Biyolojik tedaviTarımTarım ilaçları+4
Ata Evren Demirtaş
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ilinde nohut üretiminin üretim maliyeti ve sorunları

Türkiye nohut üretiminde son yıllarda kendine yeterli durumda değildir. Çiftçi eline geçen fiyatlarda da istikrarsızlık söz konusudur. Araştırma sahası olarak Türkiye'de, nohut ekim alanı ve üretim miktarı açısından önemli illerden birisi olan Kütahya ili seçilmiştir. Türkiye'de nohut üretiminin daha çok teknik yönü ile ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Bu projenin amaçları, (i) Kütahya ilinde nohut üreten işletmelerin sosyo-ekonomik yapılarının incelenmesi, (ii) üretiminin fonksiyonel analizi, (iii) üretim ile ilgili sorunlarının belirlenmesi ve çözüm önerilerinde geliştirilmesi şeklindedir. Veriler tabakalı örnekleme Neyman yöntemi ile hesap edilen 85 işletmeden anket yöntemi ile elde edilmiştir. İşletmelerde maliyet hesaplanmasında tek ürün bütçe analizi yöntemi kullanılmıştır. Cobb-Douglas üretim fonksiyonu ile üretim ve girdiler arasındaki ilişki irdelenmiştir. Görüşülen nohut üreticilerinin ortalama yaşı 50.13 yıl, eğitim süresi 6.94 yıl, aile genişliği 3.94 kişi olarak hesaplanmıştır. Araştırmada nohut yetiştiriciliğinde ortalama deneyim süresi 21.28 yıl ve tarımsal deneyim 27.84 yıl olarak saptanmıştır. Bu da nohut üretiminin bu bölgede yıllardır yapıldığını ortaya çıkarmıştır. Nohut ekim alanlarının ortalama parça sayısı 1.40 ile 8.16 adet arasında değişmiştir. İşletmeler ortalamasında nohut ekili alanı 36.50 da bulunmuştur. Bu arazilerin %95'inin ise işletmecilerin kendi mülkü olduğu belirlenmiştir. İşletmelerin toplam üretim masrafları içerisinde değişen maliyetlerin payı %67.59'dur. İşletmeler ortalamasında değişen masraflar 6967.64 TL, sabit masraflar 3340.81 TL'dir. Dekara tohum maliyeti 84.44 TL olarak saptanmıştır. Dekara gübre maliyeti işletmeler ortalamasında 8.46 TL, ilaç maliyeti ise 9.16 TL olarak hesaplanmıştır. İşletmelerde, dekara nohut üretim faaliyetinden elde edilen GSÜD 580.72 TL, brüt kârın 389.83 TL, mutlak kârın ise 298.30 TL olduğu hesaplanmıştır. Nisbi kar ise 2.06 olarak belirlenmiştir. Nohut üretiminin fonksiyonel analizinde Cobb-Douglas tipi üretim fonksiyonu kullanılarak analiz yapılmıştır. Girdilere ilişkin üretim esnekliklerinin toplamı 1.272 olarak bulunmuştur. Bu değer, ölçeğe artan getiriyi ifade etmektedir. Dolayısıyla ele alınan bütün girdilerin %10 oranında artırılması, nohut üretim miktarını %12.72 oranında artmasını sağlayacaktır. İşletmeciler bölgede görülen en önemli sorunun girdi fiyatlarının yüksekliği olduğunu belirtmişlerdir. Bunu ürün fiyatının düşüklüğü, hastalık ve zararlılar sorunları izlemiştir. Araştırma sahasında nohut üretimini artırmak için; üreticilerin bilinçlendirilmesi, nohut için bir kooperatifin kurulması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve devlet desteklerinin arttırılması önerilmiştir.

BaklagillerMaliyetNohut+5
Aybike Ertürk Güneş
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Isparta ilindeki soğuk hava depolarında kullanılan yapı malzeme özelliklerinin enerji kullanımına etkilerinin değerlendirilmesi

Enerji üretimi ve aynı zamanda üretilen enerjinin etkin ve verimli bir şekilde kullanılabilmesi, günümüz mühendisliğinin en önemli çalışma konuları arasında yer almaktadır. Elma depolama amaçlı kullanılan soğuk hava deposu tesislerinde depolama sezonu boyunca yoğun bir enerji kullanımının olduğu göz önüne alınacak olursa, soğuk hava depolarında kullanılan yapı ve yalıtım malzemesi özelliklerinin enerji verimliliği açısından önemi gün geçtikçe daha da artmaktadır. Yüksek lisans tezi çalışmasında, Isparta ili ve ilçelerinde faaliyette bulunan ve elma depolama amacıyla kullanılan 83 adet soğuk hava deposu işletmesinin tamamı araştırma kapsamına alınmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda Isparta ilinde elma muhafaza amaçlı kullanılan soğuk hava depolarının % 51,81'de yapı ve yalıtım malzemesi olarak PU panelin (poliüretan panel) kullanıldığı belirlenmiştir. Poliüretan panel günümüzde, soğuk hava deposu tesislerinde kullanılan en etkin ve verimli yalıtım malzemesi olarak bilinmektedir. Geriye kalan eski tip yalıtım malzemesine sahip depolar % 48,19 gibi yüksek bir orana sahiptir. Eski tip yalıtım malzemesine sahip soğuk hava depolarının oranının fazla olması aynı zamanda bölgede depoculuk işletmelerinde kullanılan enerji miktarını da artırmaktadır. Eski tip soğuk hava depolarının duvarlarındaki yalıtım malzemelerinin, PU panel ile değiştirilmesiyle her depolama sezonunda 110.621,53 TL, tavanlarındaki yalıtım malzemelerinin, PU panel ile değiştirilmesiyle her depolama sezonunda 227.349,08 TL olmak üzere toplamda 337.970,61 TL enerji tasarrufu sağlanabileceği hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Depo, Yalıtım malzemesi, Enerji, Yapı malzemesi, Elma 2019, 57 sayfa

ElmaEnerjiSoğuk hava deposu+3
Sezgin Çankaya
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa ili merkezi biyogaz tesisleri planlama modelinin geliştirilmesi

Fosil kaynaklarını kullanarak enerji üretimi, günümüzde üzerinde en fazla tartışılan konularından birisidir. Bu kaynakların hızla tükeniyor olması ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri, dünyamızı temiz ve yenilenebilir alternatif enerji kaynakları bulmaya yönlendirmektedir. Bu nedenle hayvansal ve zirai atıkların değerlendirilerek enerji üretimi öne çıkan alternatif enerji kaynaklarından birisi olarak kabul edilmektedir. Yapılmış olan bu çalışmada, Bursa ilinin büyükbaş hayvancılık potansiyelini kullanarak üretilebilecek enerji miktarı belirlenmiş ve aynı zamanda bu üretim için gereken yatırım maliyeti hesaplanmıştır. Bu hesaplamayı yapabilmek amacıyla bölgesel planlama modeli geliştirilmiştir. Model çıktı sonuçlarına göre, büyükbaş hayvanların atıklarını kullanarak tüm Bursa üretilen toplam biyogazın yıllık 67.844.375 m3 olduğu ve biyogaz kaynaklı toplam elektrik üretiminin ise yıllık 127.762.290 kWh olduğu hesaplanmıştır. Planlama modelinin yapmış olduğu çözümleme sonucunda, Bursa ilinin M.Kemalpaşa ilçesinde 3 adet C tipi, Karacabey ve Yenişehir ilçelerinde 2'şer adet C tipi, Gemlik, İnegöl ve Osmangazi ilçelerinde 1'er adet C tipi, Orhaneli ilçesinde 1 adet D tipi, olmak üzere toplamda 11 adet biyogaz tesisi kurulumunun gerektiği belirlenmiştir. Böylece tüm Bursa ilinde üretilen 1.692.720 ton büyükbaş hayvan gübresinin tamamı işlenerek biyogaza dönüştürülebilecektir. Ayrıca Bursa ilinde üretilen tüm gübrenin değerlendirilebilmesi ve enerjiye çevrilebilmesi amacıyla kurulacak 11 adet biyogaz tesisinin toplam yatırım maliyetinin 316.400.000 TL olduğu hesaplanmıştır. Kurulması öngörülen biyogaz tesislerinin toplam ilk yatırım maliyetinin geri alma süresinin 5,19 yıl olduğu belirlenmiştir.

BiyogazBüyükbaş hayvanlarEnerji+3
Fatma Karadağ
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00

Related subjects