Demographic characteristics
259 theses under this subject heading
Telekomünikasyon sektöründe müşterilerin ürün grupları ve tarifeler arası geçiş analizi
Günümüzde firmaların, artan rekabet koşulları nedeniyle oluşacak müşteri kayıplarını önlemek için, müşteri ilişkileri yönetimine daha fazla önem vermesi gerekmektedir. Özellikle telekomünikasyon sektöründe, ürün çeşitliliğinin ve tarife sayısının artması sonucunda müşterilerin sık sık mevcut aboneliklerini veya tarifelerini sonlandırarak bir diğerine geçiş yapması, müşterilerin beklentilerini ve davranışlarını daha iyi anlamayı ve buna yönelik stratejiler geliştirmeyi zorunlu kılmaktadır. Buradan yola çıkılarak bu çalışmada, telekomünikasyon sektöründe hizmet veren bir firmanın verilerinden faydalanılarak, ürün grupları (telefon, telefon + internet, telefon + internet + televizyon) ve tarifeler arasındaki müşteri geçişleri ile bu geçişlere neden olan başlıca faktörler tespit edilmiş ve firma için önerilerde bulunulmuştur. Modelleme tekniği olarak, bu alanda daha önce yapılan çalışmalarda kullanılmamış olan kesikli seçim modelinden faydalanılmıştır. Modelleme yapılırken değişken olarak tarife özellikleri (tarife ücreti), müşterilerin demografik özellikleri (gelir düzeyi, hanehalkı sayısı, konut özelliği) ve kullanım bilgileri (konuşma süresi, veri indirme miktarı) kullanılmıştır.Bu çalışmanın sonucunda, ürün grupları arası geçişlerde müşterinin gelir düzeyi ve ikamet ettiği konut özelliğinin, telefon tarifeleri arası geçişlerde aylık konuşma süresi ve hanehalkı sayısının, internet tarifeleri arası geçişlerde aylık veri indirme miktarı ve gelir düzeyinin, televizyon tarifeleri arası geçişlerde ise gelir düzeyinin daha belirleyici olduğu görülmüştür. Seçim olasılıkları değerlendirildiğinde ise müşterilerin en rasyonel tercihleri, en az geçiş olacağı (mevcut tarifelerde kalma oranının en yüksek olacağı) düşünülen internet tarifelerinde yapmış olduğu söylenebilir.
Information sharing within organizations: Relationship to innovative behavior and informational justice
This stuԁу aimeԁ at examining the meԁiator roӏe of informationaӏ justice on the reӏationship ƅetween information sharing anԁ innovative ƅehavior. The stuԁу was conԁucteԁ in reӏationaӏ screening moԁeӏ. The sampӏe of the stuԁу consisteԁ of 606 participants from the defense industry. A weƅ ƅaseԁ questionnaire was useԁ to coӏӏect ԁata in the stuԁу. The surveу ӏink was shareԁ with the participants via sociaӏ meԁia anԁ Whatsapp pӏatforms. Within the scope of the research, reӏiaƅiӏitу, vaӏiԁitу, normaӏitу, ԁescriptive, correӏation, regression, t-test anԁ ANOVA anaӏуzes were conԁucteԁ. SPSS for Winԁows v.22 was useԁ to anaӏуze the ԁata in the stuԁу. As a resuӏt of the stuԁу, it was ԁetermineԁ that informationaӏ justice haԁ a meԁiating roӏe in the reӏationship ƅetween information sharing anԁ innovative ƅehaviors. No significant ԁifferences were founԁ in information sharing accorԁing to ԁemographic characteristics of the participants.
Öğretmenlerin kültürel ve psikolojik sermaye düzeylerini etkileyen kişisel faktörler: Meta-analitik bir analiz
Bu çalışmanın amacı; öğretmenlerin bazı demografik özelliklerinin kültürel sermayeleri ile psikolojik sermayeleri üzerindeki etkilerini meta-analiz yöntemiyle test etmektir. Meta-analize dâhil edilecek çalışmaları belirlemek amacıyla öncelikle YÖK, ULAKBİM, Google Akademik, EBSCO ve SOBİAD veri tabanları üzerinden literatür taraması yapıldı. Geliştirilen tarama stratejisiyle kültürel sermaye konulu çalışmalardan cinsiyet değişkenini içeren 6, eğitim düzeyi değişkenini içeren 4 ve okul öncesi alma değişkenini içeren 4 çalışma meta-analize dâhil edildi. Psikolojik sermaye konulu çalışmalardan ise cinsiyet değişkenini içeren 31, eğitim düzeyi değişkenini içeren 14 ve medeni durum değişkenini içeren 15 çalışma meta-analize dâhil edildi. Dâhil edilen çalışmalara ait veriler Excel dosyasında toplandı ve daha sonra Comprehensive Meta-Analysis programına aktarılıp analizler yapıldı. Tüm meta-analizlerde rassal etki modeli temel alındı. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre cinsiyetin, eğitim düzeyinin ve okul öncesi eğitim alma durumunun öğretmenlerin kültürel sermayeleri üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı görüldü. Psikolojik sermaye açısından yapılan analizlerde ise cinsiyetin güven alt boyutunda [d= .065] önemsiz düzeyde ve eğitim düzeyinin umut [d= -.161] ve güven [-.173] alt boyutlarında düşük düzeyde etkisinin olduğu görüldü. Bu sonuçlara göre kadın öğretmenler güven alt boyutunda; lisansüstü eğitim gören öğretmenler umut ve güven alt boyutlarında daha yüksek psikolojik sermaye algısına sahip oldukları anlaşılmıştır. Medeni durumun ise öğretmenlerin psikolojik sermayeleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlendi.
Yetiştirme yurtlarında ve ailesi yanında büyüyen yetişkinlerin psikolojik iyilik halinin demografik özellikler ve öğrenilmiş güçlülük açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmada kurum bakımında ve ailesi yanında büyüyen yetişkinlerin psikolojik iyilik hali düzeylerinin ve psikolojik iyilik halini yordayan özelliklerin belirlenmesi ile öğrenilmiş güçlülük ve psikolojik iyilik hali açısından iki grup arasındaki farklılığın incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi, yetiştirme yurdunda büyüyen 47 kadın (%34.8) ve 88 erkek (%65.2) ve ailesi yanında büyüyen 99 kadın (%45.2) ve 120 erkek (%54.8) olmak üzere toplam 354 kişiden oluşmaktadır. Gruplar arası karşılaştırmalar, yetiştirme yurdu grubundaki 135 kişi ve bu grubun katılımcılarıyla yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyi açısından eşleştirilen ve ailesi yanında büyüyen gruptan seçilen 135 kişi olmak üzere 270 kişi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri Psikolojik İyi Olma Ölçekleri ve Rosenbaum'un Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Kurum bakımında büyüyen yetişkinler ile ailesi yanında büyüyen grubun cinsiyetlerine göre psikolojik iyilik hali arasındaki farkın tespit edilmesi amacıyla çok yönlü varyans analizi kullanılmış, ailesi yanında büyüyen grubun psikolojik iyilik hali ve öğrenilmiş güçlülük düzeyi ortalamalarının yetiştirme yurdu grubundan anlamlı biçimde daha yüksek olduğu ancak cinsiyetler arasında anlamlı bir farkın bulunmadığı belirlenmiştir. Psikolojik iyilik hali ve öğrenilmiş güçlülük düzeyinin katılımcıların demografik özellikleri ve yetiştirme yurdu grubunun kurum deneyimleriyle ilgili değişkenler arasındaki ilişkiler, korelasyon analizi aracılığıyla incelenmiştir. Katılımcıların psikolojik iyilik halini yordayan değişkenlerin belirlenmesi amacıyla regresyon analizi kullanılmıştır. Yetiştirme yurdu grubunun psikolojik iyilik halinin, yaş, kurumda kalma süresi, kurum deneyimi puanları ve öğrenilmiş güçlülük tarafından anlamlı şekilde yordandığı sonucuna ulaşılmıştır. Aile yanı grubunun psikolojik iyilik halini yordayan değişkenlerin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen aşamalı hiyerarşik regresyon analizi de yaş ve öğrenilmiş güçlülüğün, ailesi yanında büyüyen yetişkinlerin psikolojik iyilik halini anlamlı şekilde yordadığını göstermiştir. Araştırma bulguları alanyazın ışığında değerlendirilmiş, araştırma bulguları ile çalışmanın önemi ve sınırlılıkları göz önüne alınarak kurum bakımında kalan kişilerin psikolojik iyilik halinin geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur.
Determining the main components of mobile commerce related to customers' demographical properties
The commerce changed in time according to the technological advances. Now we reached mobile age, and we can do every kind of things with our pocket size computer like mobile devices. The variety of products and sellers creates huge and complex shopping environment for the consumers. In such market pushed to the sellers understand their consumer's wants closely and guide them to suitable products and services. Mobile commerce is a new and effective channel for reaching to the consumers and create new connections by their mobile devices. The advantages of electronic commerce moved on a new stage by mobile commerce. This new stage has way to go about trade and communication laws, infrastructure, security, consumer habits and attitudes. This research aims at the relationship between customers' demographical properties and mobile commerce main components. In the section of the result and suggestions, the survey results and the demographical properties and mobile commerce relationship are evaluated.
Branş öğretmenlerinin demografik ve mesleki özelliklerine göre örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi (İstanbul ili Fatih ilçesi örneği )
Bir ülkenin geleceği, yetişmekte olan nesillerin eğitimine bağlıdır.Ancak eğitimle ülkemizin gelişmesine ve daha refah düzeye gelmesini sağlayabiliriz. Buradaki en büyük sorumluluk ise öğretmenlerimize aittir. Öğretmenlerimizin daha hevesli, azimli ve üretken olması örgütsel bağlılıklarına bağlıdır. Çalışmada branş öğretmenlerinin örgütsel bağlılıklarının eğitim kurumlarının amaçları doğrultusunda olup olmadığı incelenmekte ve bireylerin demografik ve mesleki özelliklerinin örgütsel bağlılıkları üzerinde etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Bu amaçla İstanbul Fatih ilçesindeki ilköğretim okullarında görev yapan branş öğretmenleri seçilmiş ve bunlara ilgili anket formundaki sorular sorulmuştur. Araştırma kapsamında branş öğretmenlerinin örgütsel bağlılık ölçeğine ilişkin önermelere katılım dereceleri incelenmiş ve branş öğretmenlerinin demografik özelliklerinin örgütsel bağlılıklarına ilişkin tutumlarında farklılaşma yaratıp yaratmadığı araştırılmıştır. Toplanan verilerin SPSS 22.0 istatistik paket programı ile çözümlenmesi yapılmıştır. Çalışmada branş öğretmenlerinin demografik özelliklerinin, örgütsel bağlılık tutumları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmadığı ancak öğretmenlerin ekonomik kaygı ve beklentilerinin örgütsel bağlılıklarını önemli derecede etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Branş öğretmeni, örgütsel bağlılık, demografik özellik
Anne babası boşanmış ve tam aileye sahip 15-18 yaş dönemi ergenlerinin benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması
Yapılan çalışmada araştırılması amaçlanan temel konu ''Ebeveyni ayrılmış ve tam aileye sahip 15-18 yaş arası ergenlik dönemi çocuklarının benlik saygısı düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek'' tir. Araştırmanın temel beklentisi anne ve babası ayrılmış olan 15-18 yaş dönemindeki ergenlerin tam aileye sahip yani aile bütünlüğü bozulmamış 15-18 yaş dönemindeki ergenlere kıyasla benlik saygısı düzeylerinin daha düşük olacağı yönündedir. Ayrıca alt amaçlar olarak, ergenlerin benlik saygısı düzeylerinin ailenin bazı demografik özelliklerine göre farklılaşabileceği beklenmektedir. Bu beklentilerden hareketle, seçilen 15 ve 18 yaş grubuna dahil toplam 185 lise öğrencisine öncelikle Kişisel Bilgiler Formu uygulanarak aile yapıları ve ailenin demografik özellikleri tespit edilmiştir. Sonrasında bu öğrencilere Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği uygulanarak, ölçeğin puanlarına göre, yüksek, orta ve düşük benlik saygısı gruplarına ayrılmıştır. Araştırma bulgularına göre, gencin anne babasının ayrılmış ya da ayrılmamış olması ile benlik saygısı düzeyi arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırma sonuçları, ailesi ayrılmış ya da ayrılmamış ergenlerin benlik saygısını artırma yönündeki önermeler ışığında tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Anne-Baba 2. Boşanma 3. Tam Aile 4. Ergenlik 5. Benlik Saygısı
Bariatrik cerrahi sonrası kilo geri alımının, gece yeme, duygusal yeme, yeme endişesi, depresyon ve demografik özellikler tarafından yordanması
Bu çalışmanın amacı, bariatrik cerrahi sonrasında geri kilo alımının, depresyon, gece yeme, duygusal yeme, yeme endişesi ve çeşitli demografik özelliklerle ilişkisini değerlendirmektir. Araştırmanın çalışma grubunu çeşitli illerde ikamet eden ve yaşları 21 ile 56 arasında (x ̅=36.99, Ss=7.85) değişen, 117 bariatrik cerrahi geçirmiş birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak çalışma grubuna "Gece Yeme Anketi", "Hollanda Yeme Anketi'nin Duygusal Yeme Alt Boyutu", "Yeme Bozuklukları Ölçeği'nin Yeme Endişesi Alt Boyutu", "Beck Depresyon Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanmış "sosyo-demografik bilgi formu" uygulanmıştır. Verilerin analiz edilmesinde, Mann Whitney U Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Hiyerarşik Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; katılımcıların % 13.7'sinde kilo geri alımı gerçekleştiği; depresyon (𝑋̅=22.88, p<.01), gece yeme (𝑋̅=1.81, p<.01), duygusal yeme (𝑋̅=2.89, p<.01) ve yeme endişesi (𝑋̅=3.83, p<.01) puanlarının kilo geri alımı olanlarda kilo geri alımı olmayanlara göre daha yüksek olduğu; evli olmanın kilo geri alımını arttırdığı, ihtiyacı olan günlük besin miktarını bilmenin ise kilo geri alımını düşürdüğü, ayrıca ameliyattan sonra geçen sürenin ve duygusal yemenin kilo geri alımını arttırdığı saptanmıştır (F=5.92, p<.01). Araştırmada elde edilen bulgular alanyazında yer alan diğer çalışmalarla karşılaştırılarak tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Çalışanların prososyal davranışlarının demografik faktörler açısından incelenmesi: Bir araştırma
Araştırmanın amacı çalışanların prososyal davranışlarının değerlendirilmesi ve prososyal davranışların kişisel özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesidir. Araştırmacılar tarafından belirlenecektir. İstanbul il genelinde faaliyet gösteren optik cam üreten 4 farklı firmanın merkez ve şubelerinde görev alan çalışanlar olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi 200 kişi olarak belirlenmiştir ve saha araştırmasında 213 kişiye anket uygulanmıştır. Anketler Google Formlar üzerinden çevrimiçi ortamda uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında anket formu kullanılmıştır. Anket formu kişisel özelliklere yönelik sorulardan ve Prososyal Davranışlar Ölçeği'nden meydana gelmektedir. Verilerin analizi SPSS 21 paket programında yapılmıştır. Prososyal davranışlara yönelik tanımlayıcı istatistikler incelenmiştir. Buna göre ortalama puan 3,91±0,60 olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların genel olarak prososyal davranış algılarının ortalamanın üzerinde olduğunu göstermektedir. Katılımcıların cinsiyetlerine göre prososyal davranışları incelenmiştir. Buna göre katılımcıların cinsiyetlerine göre prososyal davranışları farklılık göstermektedir. Kadınların prososyal davranış algıları, erkeklerin prososyal davranış algılarından daha yüksektir.
Bütünleşik iç kontrol sistemi etkinliğinin ölçülmesi ve örgüt kültürü ile ilişkisi: Turkuvaz görsel/işitsel medya uygulaması
Bu çalışmanın amacı, iç kontrol sistemi etkinliğinin ölçülmesini sağlamak ve örgüt kültürü ile arasında ilişki olup olmadığını Turkuvaz Görsel/İşitsel Medya üzerinden açıklamaya çalışmaktır. Çalışmada, iç kontrol sistemi etkinliği ile örgüt kültürüne yönelik algıların demografik özelliklere göre farklılık arzedip arzetmediğinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemi kullanılan araştırmada vaka çalışması olarak Turkuvaz Medya'nın görsel/işitsel alanda yayın yapan mecraları incelenmiştir. Veriler anket tekniğiyle toplanmış, her iki kavram için oluşturulan anketler medya çalışanlarına e-posta yoluyla gönderilmiştir. Anket çalışması pozisyon farkı gözetmeksizin yönetici, ara kademe ve çalışanlara uygulanmış ve toplamda 309 adet geri dönüş sağlanmıştır. 5'li likert ölçeklemesine uygun anket verilerinin analizinde, tanımlayıcı istatistikler frekans, yüzde, ortalama, standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik analizleri için Co. Alpha testi, uygunluk düzeyleri için Kolmogrov Smirnov testi, katılımcıların demografik özelliklerine göre incelenmesinde bağımsız t-testi ve Varyans analizi kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 25.0 paket programı kullanılarak, boyutlar arasındaki ilişkilerin incelenmesinde korelasyon, çoklu düzeylerdeki ilişkilerin incelenmesinde regresyon analizi uygulanmıştır. Çalışma neticesinde; bütünleşik iç kontrol sisteminin bileşenlerinden kontrol ortamı boyutunun, örgüt kültürü ve iç kontrol sistemiyle pozitif yönlü ve güçlü düzeyde anlamlı ilişki gösterdiği, tüm kültür tiplerinin en fazla kontrol ortamından etkilendiği gözlemlenmiştir. Ayrıca Turkuvaz Görsel/İşitsel Medya'nın en gelişmiş kurumsal COSO bütünleşik iç kontrol modeli çerçevesinde etkin bir iç kontrol sistemine sahip olduğu ve kontrol faaliyetlerinin etkin şekilde kullanıldığı anlaşılmıştır. İç kontrol sisteminin en yüksek düzeyde ilişkiyi Hiyerarşi kültürü ile gösterdiği, ayrıca kurumda egemen kültürün Hiyerarşi olduğu, kurumun yüksek düzeyde bir örgüt kültürüne sahip olduğu görülmüştür. Demografik özelliklere göre kadın çalışanlarının örgüt kültürü ve iç kontrol sistemi algılarının erkeklerden daha yüksek düzeyde olduğu, ara kademe çalışanlar ile lisansüstü eğitime sahip çalışanların algılarının diğer pozisyon ve eğitim seviyelerinden düşük düzeyde olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmanın ayrıca, şirketlerin iç kontrol yapılarını güçlendirmelerine ve güçlü bir örgüt kültürü inşa etmelerine yönelik odaklanmaları gereken hususlara bir farkındalık ve katkı sağlaması umulmaktadır.
Reklam algısının tüketicinin demografik özelliklerine göre TV ve dijital platform uygulamalarında karşılaştırılması
Bu araştırmada tüketicinin sosyo-demografik özelliklerine göre reklama olan güveni ve tutumu araştırılmış olup, televizyon ve dijital medya özelinde de bu davranış şekilleri incelenmiştir. Günümüzde firmalar için reklam, en büyük pazarlama argümanıdır. Teknolojinin inanılmaz geliştiği günümüzde rekabette bir o kadar artmıştır. Firmalar teknoloji sayesinde seri üretime geçmiş olup, ürünlerini biran önce satmayı hedeflemektedir. Birçok tüketiciye ulaşabilmek içinde en yüksek hedef kitle televizyon ve dijital mecralardadır. Çalışmanın ilk bölümünde reklam ve medya detaylı bir şekilde incelenmiştir. Dünyada ve Türkiye'de medyanın mevcut durumuna ve yatırımlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde ise tüketici davranışlarına ve satın alma modellerine değinilmiştir. Araştırmamızda anket yöntemi ile kişilere e-mail ve whatsapp üzerinde ulaşarak anket uygulaması yapılmıştır. Anketimizde tüketicinin televizyon ve dijitale karşı tutumu ve güveni incelenmiştir. Araştırmamızda tüketicinin reklamları izleme oranı oldukça düşük çıkmıştır. Firmaların bu konuda çeşitli önlemler alarak tüketiciyi etkileyecek alternatif reklamlara yönelmesi gerekmektedir. TV'de ve dijital platformda yayınlanan reklamlar için yayın içeriklerine uygun olarak tüketicinin sosyo- demografik özelliklerini de dikkate alacak şekilde içeriklere entegre özel reklam çalışmaları yapılması markaların faydasına olacaktır.
Üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlıklarını yordamada bilişsel esneklik ve maneviyatın rolü
Araştırmanın temel amacı, pozitif psikoloji için önemli kavramlardan olan ve bireylerin güçlü yanlarının varlığına işaret eden bilişsel esneklik, maneviyat ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın yaklaşımı nicel yöntemlerden olan betimsel ilişkisel tarama modelidir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin bazı demografik özellikleri ile birlikte bilişsel esneklik, maneviyat ve psikolojik sağlamlık düzeyleri belirlenerek bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma 250 kadın, 199 erkek olmak üzere toplam 449 kişiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi Sakarya Üniversitesi'nde çeşitli fakültelerde lisans okuyan öğrencilerden oluşmaktadır. Örneklem uygun örnekleme yöntemiyle ve gönüllülük esasına dayanılarak seçilmiştir. Öğrencilere çevrimiçi kanallar vasıtasıyla ulaşılmıştır. Veriler katılımcıların bazı demografik değişkenlerini tespit edebilmek adına araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ve nicel değişkenlerin ölçümlerini yapabilmek için geçerli ve güvenilir ölçekler olan Bilişsel Esneklik Ölçeği (BEÖ), Manevi Yönelim Ölçeği (MYÖ), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 25 yardımıyla analiz edilmiştir. Veri analizi için betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson momentler korelasyon katsayısı ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda psikolojik sağlamlık katılımcıların erkek veya kadın olmasına göre farklılaşmazken, bilişsel esneklik erkeklerde kadınlara göre, maneviyat ise kadınlarda erkeklere göre anlamlı bir şekilde farklılaşmış ve yüksek bulunmuştur. Araştırmada öğrencilerin "sosyal aktivitelere haftalık katılım" ve "aylık gelir seviyeleri" ile psikolojik sağlamlık becerileri arasında anlamlı bir fark bulunurken, "sınıf düzeyleri" ve "algılanan aile tutumuna" göre psikolojik sağlamlık puanları arasında herhangi anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bununla birlikte, yapılan korelasyon analizine göre katılımcıların bilişsel esneklik ve psikolojik sağlamlık puanları arasında orta düzey pozitif yönlü bir ilişki varken, maneviyat ile bilişsel esneklik ve maneviyat ile psikolojik sağlamlık arasındaki korelasyon düşük düzeyde anlamlıdır. Bilişsel esneklik ve maneviyatın yordayıcı değişken, psikolojik sağlamlığın yordanan değişken olarak ele alınmasıyla kurulan çoklu doğrusal regresyon modeli düşük düzeyde anlamlı bulunmuştur. Modeli anlamlı kılan yordayıcı değişken bilişsel esneklikken, maneviyat model içerisinde anlamlı bir yordayıcı değildir.
Yöneticilerin duygusal zekâ düzeylerinin demografik farklılıklara göre incelenmesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği
Duygularımızı kontrol edebilmek ve yönetebilmek yaşamımız her alanında olduğu gibi iş yaşamında da başarımız açısından oldukça önemli bir yetkinliktir. Duygusal zekâmızı yansıtan bu yetkinlikler özellikle de yöneticiler açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Bu önemden hareketle tasarlanan bu araştırmada İstanbul Büyükşehir Belediyesinde çalışan yöneticilerin duygusal zekâ düzeylerinin demografik özellikleri açısından incelemek amaçlanmıştır. Araştırmayı gerçekleştirmek için anket form hazırlanmış ve veri toplamak amacı ile 102 yöneticiye anket form uygulanmıştır. Anket formda ulusal ve uluslararası düzeyde güvenirliliği ve geçerliliği test edilmiş, Chan (2004) tarafından geliştirilen ve duygusal değerlendirme, duyguların yönetimi, empatik değerlendirme ve duyguların pozitif kullanımı olarak nitelendirilmiş dört alt boyuttan oluşan "Duygusal Zekâ Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 16.0 programında frekans, t-testi ve ANOVA analizleri uygulanmıştır. Analiz bulgularına göre katılımcı yöneticilerinin duygusal zekâ düzeyinin yüksek olduğu ve katılımcıların duygusal zeka düzeyi ile cinsiyet ve yaşları arasında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Yine katılımcıların çalışma süreleri ile duygusal zeka alt boyutlarından duygusal değerlendirme arasında, katılımcıların cinsiyeti, eğitimi düzeyi ve yaşı ile empatik değerlendirme alt boyutu arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir.
Adjustment issues of international students in Turkey
In this study, it is intended to develop a scale to measure the adjustment of international students to Turkey. In addition, the relationship of various demographic characteristics (age, gender, education level, marital status, religious belief, length of stay in Turkey, accommodation, the number of countries previously lived before) with adjustment and its sub-dimensions were examined separately. The sample of the study consisted of 339 international students (156 females, 183 males) studying at the state and private universities in Turkey. The International Students Adjustment Scale (ISAS), which was developed within the scope of the study, was used as a data collection tool in the research. SPSS (Statistical Package for Social Sciences) program was used in the statistical analysis of the data of the study. The validity and reliability of the scale have been found in the study. As a result of the explanatory factor analysis (EFA), it was determined that the scale had 5 sub-dimensions. These sub-dimensions were named academic adjustment, social adjustment, personal adjustment, general living adjustment, and institutional adjustment & discrimination. As a result of the research, a significant difference was found between the length of stay and the academic adjustment of the students (p<0.05). It has been determined that male students have a higher level of adjustment than female students. In addition, results showed that students who lived in more than five countries have a higher general living adjustment. Moreover, a significant difference was found between the education levels of the students and their social adjustment (p<0.05). The data obtained as a result of the study were discussed and interpreted in light of the information in the literature. Suggestions have been presented to researchers for studies to be carried out in this area.
Sosyal sorumluluk projelerinin marka değerinin arttırılmasında önemi ve istatistiksel analizi
Bu araştırmanın amacı işletmelerin uyguladıkları sosyal sorumluluk projeleri ile marka değerleri arasındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Araştırmanın evrenini, İstanbul Anadolu Yakasında faaliyet göstermekte olan kurumsal ve büyük ölçekli bir şirketin çalışanları oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında basit tesadüfi örneklem yöntemiyle 420 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu dört bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler şu şekildedir: Demografik Özelliklere İlişkin Sorular, Marka Tercihinde Etkili Olan Faktörler, Sosyal Sorumluluk Alanı, Marka Değeri ve Sosyal Sorumluluk Projeleri. Veri analizi SPSS 16 paket programında yapılmıştır. Araştırmada sosyal sorumluluk projelerinin marka değerine olan etkisi incelenmiş ve sosyal sorumluluk projelerinin marka değerini olumlu şekilde etkilediği tespit edilmiştir.
Van ili ve çevresindeki malign tümörlerin demografik özelliklerine göre dağılımının belirlenmesi
Bölgemizde (Van ili ve çevresi) yüksek oranda üst gastrointestinal sistem tümörlerinin olduğu söylenilmek ile birlikte bu konu ile ilgil yeterli verinin olmadığı görülmüştür. Bizim çalışmamızın amacı da bu eksikliğin giderilmesi ve bölgemizde tüm kanser türlerinin ne sıklıkta görüldüğü, demografik özelliklere göre Van Gölü havzasının hangi populasyonunda nasıl bir değişkenlik gösterdiği, yaşadığı yere göre, cinsiyete göre, yaşa göre dağılım ve sıklığının belirlenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Retrospektif kesitsel tipteki bu çalışmaya Ocak 2010-Ekim 2019 yılları arasında Van Yüzüncü Yıl Üniveristesi Dursun Odabaş Tıp Merkezine başvurmuş ve patolojik olarak kanser tanısı almış olan tüm yetişkin (18 yaş ve üzerinde) hastalar dahil edilmiştir. Araştırmada dışlanma kriterleri ise 18 yaş altında olma, kesin patolojik malignite tanısı olmama ve patolojik malignite tanısını bakşa bir dış merkezde almış olmadır. Bulgular: 4967 olgunun 2376'sı (%47.8)'i kadındı. Tüm olgular için median yaş 58 (18-111) idi. Kadınların median yaşı 55 (18-111) iken erkeklerin median yaşı 60 (18-97) idi. Tüm popülasyonda en sık görülen malignite 917 (%18.5) olgu ile mide kanseri iken onu sırasıyla meme (%10,2), özofagus (%8,8), kolorektum (%7,8), baş-boyun (%7,3) izlemiştir. Erkekler arasında en sık görülen malignite 575 (%22,2) olgu ile mide kanseri iken, onu sırasıyla baş-boyun (%9,7), akciğer (%8,7), kolorektum (%8), lösemi (%7,3) izlemiştir. Kadınlarda en sık görülen malignite 497 (%20.9) olgu ile meme kanseri iken onu sırasıyla mide (%14,4), özofagus (%11,5), tiroid (%7,8), kolorektum (%7,6) izlemiştir. Sonuç: Çalışmamızda Van Gölü Havzasında mide ve özofagus kanserlerinin Türkiye verilerinden farklı olaral ilk sıralarda ve yüksek oranda görüldüğü tespit edilmiştir. Her ne kadar mide kanseri etyolojileri bilinse de bölgemizde görülen yüksek oranın gerçek nedeni henüz bulunamamıştır. İleri çalışmalara ihtiyaç vardır. Bölgede sık görülmeleri nedeniyle mide ve özofagus kanserlerinin erken teshiş için tarama programları geliştirlmelidir.
Bozdoğan - Nazilli Nüfus defterleri - H. 1246 - örnekleminde Ege nüfus yapısı
Bozdoğan ve Nazilli tarih süresince Ege Bölgesi'nde varlıklarını koruyan iki yerleşim birimidir. Her iki yerleşim yeriyle ilgili daha önce yapılmış araştırmalar bulunmaktadır. Fakat Hicri 1246 tarihli nüfus defterleri bu araştırmaların hiçbirine konu ve kaynak olmamıştır. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'ndeki nüfus defterlerini esas alarak hazırladığımız bu çalışmada Bozdoğan ve Nazilli'nin coğrafi konumları tarif edilmektedir. Bozdoğan ve Nazilli'nin dikey boyutta tarihleri hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra esas alınan Hicri 1246 Tarihli Nüfus Defterlerinin tenkit ve tahlili yapılmıştır. Son olarak yerleşim yerlerinin geçmişle günümüzdeki benzerlikleri ve farklılıklarının mukayesesi yapılmıştır. Bu araştırmamıza bakılarak Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemi Ege bölgesi nüfusuna dair çıkarımlarda bulunmak mümkündür.
Uşak üniversitesi personelinin finansal okuryazarlığı üzerine bir araştırma
Son yıllarda, bir ülke ekonomisinin istikrarı için finansal okuryazarlık çok önemli bir kavram haline gelmiştir. Bu kavram sadece finansal piyasalardaki insanları değil tüm bireyleri ilgilendirmektedir. Özellikle üniversitelerdeki eğitimcilerin ve çalışanların finansal bilgi düzeyi oldukça önemlidir ve bu bilgi seviyenin yüksek olması üniversite öğrencilerinin finansal eğitiminde de etkili olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Uşak Üniversitesi akademik ve idari personelinin finansal okuryazarlık düzeyini ölçmektir. Bunun için hazırlanan bir anket Uşak Üniversitesi personeline uygulanmış ve elde edilen veriler istatistikî programlar aracılığıyla analize tabi tutulmuştur. Çalışmanın sonuçları, Uşak Üniversitesi personelinin büyük çoğunluğunun temel düzeyde finansal bilgiye sahip olduklarını ancak aldıkları kararlar açısından finansal konularda başarılı olmadıklarını göstermektedir. Bunun yanında, personelin sahip oldukları finansal bilgilerin demografik özelliklerden etkilendiği tespit edilmiştir. Buna göre personelin cinsiyeti, kişisel geliri, eğitim düzeyi, daha önce finans eğitimi almış olması, kredi kartı kullanması ve BES'e katılımı ile finansal okuryazarlık başarı düzeyi arasında anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Finansal Okuryazarlık, Üniversite Personeli, Finansal Bilgi, Tutum ve Davranış
Mardin ili lise öğrencilerinin spor yapma durumları ve bazı demografik özelliklerine göre saldırganlık ve sosyalleşme düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma lisede öğrenim gören öğrencilerin sosyalleşme düzeyleri ile saldırganlık eğiliminin spor yapma durumlarına göre bir farklılık gösterip, göstermediğini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 2019-2020 öğretim yılı içerisinde Mardin iline bağlı liselerde eğitimine devam eden 1036 öğrenci katılım göstermiştir. Çalışma grubunda yer alan öğrencilerin 586'sı düzenli olarak spor yapan kişilerden oluşurken 450'si ise okul içi veya dışı spor etkinliklerinde yer almamış öğrencilerdir. Araştırmada 5'li Likert tipi bir ölçek olan Şahan'ın (2007) "Sosyalleşme Boyutu" adlı envanteri ile Madran (2013) tarafından Türkçeye uyarlanan 5'li Likert tipi Buss-Perry saldırganlık ölçeği kullanılmıştır. Çalışma için İl Milli Eğitim Müdürlüğünden ve öğrenci velilerinde gerekli izinler alındıktan sonra, araştırmacı tarafından anket uygulaması yapılmıştır. Sonuç olarak, spor yapan ve yapmayan öğrencilerde saldırganlık eğilimleri ile sosyalleşme düzeyleri arasında negatif yönlü ilişkili olduğu, sporun saldırganlık eğilimlerine anlamlı fark katmadığı görülmüştür. Ancak, spor yapmanın sosyalleşme düzeyine olumlu etkisi olduğu gözlenmiştir. Cinsiyet, okul türü, sınıf, ebeveyn eğitim durumu, aile gelir düzeyi, haftalık spor yapma süreleri, profesyonellik durumu, spor yaşı ve spor branşı gibi parametrelerin de sosyalleşme ile saldırganlık üzerine etkileri incelenmiş ve elde edilen bulguların istatistiksel sonuçları tartışılmıştır.
Üniversite öğrencilerinin bağlanma stilleri ve öfke durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinde bağlanma stilleri ve öfke durumları arasındaki ilişkilerin ortaya konulmasını sağlamaktır. Ayrıca katılımcıların demografik özellikleri ile araştırmanın bağımlı ve bağımsız değişkenleri arasındaki ilişki de incelenecektir. Araştırma ilişkisel tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 18-25 yaş aralığındaki 200 gönüllü üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcıların bağlanma stillerini belirlemek amacıyla Türkiye'de geçerlik ve güvenirlik çalışması Sümer ve Güngör (1999) tarafından yapılmış olan 'İlişki Ölçekleri Anketi' kullanılırken öfke durumlarının belirlenmesi için ise Türkiye de geçerlik güvenirlik çalışması Balkaya ve Şahin (2003) tarafından yapılan 'Çok Boyutlu Öfke Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmada, betimleyici ve karşılaştırmalı istatistiksel analiz yöntemleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre; bağlanma stilleri öfke boyutlarını etkilediği ve bağlanma stilleri ile öfke belirtileri alt boyutu arasında olumlu, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bağlanma stilleri ile öfkeye yol açan durumlar alt boyutu arasında olumlu, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bağlanma stilleri ile öfkeyle ilişkili düşünceler alt boyutu arasında olumlu, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur ve son olarak bağlanma stilleri ile öfkeyle ilgili davranışlar alt boyutu arasında olumlu, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Yetişkinlerde gıda tüketim alışkanlıklarının demografik özelliklere göre karşılaştırılması
Gıda tüketim alışkanlıkları, insan davranışının en karmaşık yönlerinden biridir. Birden çok güdü ile belirlenmekte, birden çok uyaran tarafından yönlendirilmekte ve kontrol edilmektedir. Kişideki bazı özellikler demografik yapısını belirler. İnsanları ve toplulukları birbirinden ayıran, aynı zamanda da birbirine bağlayan bu özelliklerin bazıları cinsiyet, yaş, ırk, din, sosyal sınıf, coğrafya ve aile yapısı olarak tanımlanmaktadır. Yetişkinlerde gıda tüketim alışkanlıklarının demografik özelliklere göre karşılaştırılması konulu çalışmada yetişkinlerin gıda tüketim alışkınlıklarının demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak, elde edilen sonuçlardan hareketle özellikle gıda tüketim alışkanlığı konusunda eksik ve hataları olan yetişkinlere önerilerde bulunmaktır. Sağlıklı yetişkinler sağlıklı yaşlılık döneminin yaşanması ve bu sayede sağlıklı toplumlar yaratılması anlamına gelmektedir. Özellikle günümüzde beslenme kaynaklı yaşanan problemlerin kaynağını yetişkinlerin oluşturduğu düşünülmektedir. Nitekim çocukların doğru beslenme alışkanlığı kazanmasında yetişkin ebeveynler önemli rol oynarken yaşlılık döneminin sağlıklı olarak geçirilmesinde de yetişkinlik döneminde edinilen beslenme alışkanlıkları olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla yaş, cinsiyet, gelir, öğrenim durumu, yaşanılan yer gibi değişkenlerin yetişkinlerin gıda tüketimi üzerine olan olumlu ve/veya olumsuz etkilerinin aslında tüm toplumun sağlıklı beslenme davranışlarını etkileyen önemli bir problem olduğu düşünülmektedir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Anket formunun hazırlanmasında Özmetin (2006) ve Çetin (2007) tarafından yapılmış olan çalışmalarda yer alan ölçeklerden yararlanılmıştır. Bu ölçekler sayesinde yetişkinlerin beslenme alışkanlık ve davranışları ölçülmüştür. Çalışma evreninin Türkiye'de yaşayan 20-59 yaş arası yetişkinler oluşturmaktadır. Çalışmada örneklem belirleme yoluna gidilmiş ve çalışma kapsamına 405 kişi kolayda örnekleme yöntemiyle alınmıştır. Çalışma, beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde beslenme alışkanlıkları, gıda tüketimi ve gıda tüketim alışkanlığını etkileyen faktörler ele alınmıştır. İkinci bölümde yetişkinlerde gıda tüketimi, beslenme davranışları, yetişkinlerde öğün tüketimi ile ilgili kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde araştırmanın problemi, araştırmanın amacı ve kapsamı, araştırmanın önemi, araştırmanın evren ve örneklemi, veri toplama yöntemi, pilot çalışma, literatür taraması, hipotezler, varsayımlar ve çalışmanın sınırlılıklarına, dördüncü bölümde toplanan veriler sonucu elde edilen bulgulara değinilmiştir. Son bölümde ise araştırma sonuçlarına yer verilmiştir.
İş aile çatışma düzeylerinin sigara ve alkol kullanım sıklığı üzerindeki etkisi: Olumlu olumsuz duygulanım aracı rolü
Araştırma katılan 237 katılmcı demografik özellikleri bakımından değerlendirilmiştir. Araştırmanın tüm verileri SPSS 23.0 paket programında analiz edilmiştir. Araştırmada verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini ölçmek için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan veriler normal dağılım göstermediği için non-parametrik testler uygulanmıştır. Çalışmada ikili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, üç ve daha fazla grubun karşılaştırılmasında Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi ölçmek için Spearman testi uygulanmıştır. Ölçeklerin bir biri üzerindeki etkisinin ve aracı değişken etkisinin incelenmesi için regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre , katılımcıların iş aile çatışması, olumlu olumsuz duygulanım, nikotin bağımlılık, alkolizm ölçeklerinden aldıkları puanların cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde anlamlı bir farklılık göstermiştir. Öte yandan katılımcıların iş aile çatışması, olumlu olumsuz duygulanım, nikotin bağımlılık, alkolizm ölçeklerinden aldıkları puanlar yaş değişkeni açısından incelendiğinde nikotin bağımlılığı, alkolizm, olumlu ve olumsuz duygu puanları anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Katılımcıların iş aile çatışması , olumlu olumsuz duygulanım ,nikotin bağımlılık , alkolizm puanları medeni hal değişkenine göre bakıldığında anlamlı bir farklılık vardır. Katılımcıların alkolizm , nikotin bağımlılık , olumsuz duygulanım puanları arasında anlamlı bir farklılık gösterdiği , ancak olumlu duygu puanına anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Katılımcıların iş aile çatışması , olumlu olumsuz duygulanım , nikotin bağımlılıktan aldıkları puanların gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ancak alkol ölçeğinden alınan puanların gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Katılımcıların nikotin bağımlılığı puanları 'Ailede sigara kullanan kimse var mı' sorusuna verdikleri cevaplara göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. Katılımcıların sigara kullanım puanlarına baktığımızda, ailelerinde sigara kullanan kişi olanların puanları ailelerinde sigara kullanan kişi olmayanlardan daha yüksek olarak belirlenmiştir. Katılımcıların alkolizm puanları 'Ailede sigara kullanan kimse var mı' sorusuna verdikleri cevaplara göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Olumlu duygu, olumsuz duygu, alkol kullanımı arttıkça iş aile çatışma düzeyleri de artmaktadır. İş aile çatışması ile nikotin bağımlılığı arasında ise negatif yönlü bir ilişki vardır. Sigara kullanımı arttıkça iş aile çatışması düzeyi azaldığı, alkol kullanımı % 26 oranında iş aile çatışmasına bağlı olarak ortaya çıktığı ve olumlu olumsuz duygulanımın bu ilişkide aracı olduğu çıkan sonuçlar arasındadır.
4-6 yaş arasındaki çocuklarda sosyal yetkinlik düzeyleri ve davranış problemleri arasındaki ilişkinin demografik verilere göre incelenmesi
Çocuğun sosyal gelişiminde en etkili evre olan okul öncesi dönem, sosyal yetkinlik davranışlarının da gelişebilmesi yönünden oldukça önemlidir. Çocuğun toplum içinde yaşadığı sorunlar ve bu sorunların çözümlenme yollarında, çevresindeki aile ve akranlarıyla kurduğu iletişim şekillerinde, davranışlarının şekillenmesinde, kişiliğinin oluşumunda sosyal yetkinlik düzeyi ona rehberlik etmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, 4-6 yaş arasındaki çocuklarda sosyal yetkinlik düzeyleri ve davranış problemleri arasındaki ilişkinin demografik verilere göre incelenmesidir. Araştırmada 88 kız ve 42 erkek olmak üzere 130 çocuk seçilmiştir. Araştıma İstanbul ilinde Bahçelievlerdeki anaokullarını kapsamaktadır. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak, Sosyal yetkinlik ve davranış değerlendirme ölçeği ve Okul Sosyal Davranış Sorunları Tarama Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonunda sosyal yetkinlik ile sosyal yeterlik, kişiler arası ilişkiler, öz denetim becerisi ve akademik beceriler arasında orta düzey ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca Sosyal yetkinlik ile olumsuz sosyal davranışlar, saldırgan sinirli davranışlar ile antisosyal/agresif ve yıkıcı talepkar davranışlar davranışlar arasında orta düzey ve negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu kapsamda okul psikolojik danışmanları öğrencilerin erken gelişim özelliklerini, olumlu benlik algılarını ve farkındalıklarını geliştirebilmeleri için çocuklara ve ailelerine eğitim programları planlayabilir.
Restoran seçimine etki eden faktörlerin müşterilerin demografik özelliklerine göre değerlendirilmesi
Gelişen ve değişen toplumdaki insanların yeme içme ihtiyaçlarının karşılanması dışında sosyalleşme, bir arada bulunma, farklı kültürleri tanıma ve yeni yeler keşfetme ihtiyaçların karşılanması isteği restoran işletmelerinin göz önünde bulundurması gereken özellikler arasındadır. Türkiye'de çalışma koşullarının değişmesi, kadınların çalışma hayatına atılması yeme içme alışkanlıklarında değişimlere yol açmıştır. İnsanların ekonomik, sosyal, kültürel yapılarında gelişim ve değişimler olmaktadır ve bu değişimler sonucu yeni hayat biçimleri ortaya çıkmıştır. Bu değişimler, kişilerin yaşam koşullarında, yemek seçimlerinde ve tüketimlerinde önemli bir etkisi vardır. Sanayileşme ve şehirleşme ile beraber aile fertlerinin sıkı bir şekilde çalışması restorancılığın ilerlemesine vesile olmuştur. Müşterilerin restoran seçimini etkileyen pek çok faktör bulunmaktadır. Restoran seçimine etki eden faktörlerin müşterilerin demografik özelliklerine göre değerlendirilmesi konulu çalışmada müşterilerin demografik özelliklerine göre restoran seçiminde farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Anket formu yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, gelirleri gibi tanımlayıcı özelliklerini belirlemeyi sağlayacak sorular ile müşterilerin restorana gitme sıklıkları, nedenleri ve restoranlara birlikte gittikleri kişileri belirlemek amacıyla sorulan sorular yer almaktadır, müşterilerin restoran seçimlerini belirlemeye yönelik maddelerden oluşan bir ölçek kullanılmıştır. Ölçeğin oluşturulmasında Cullen (2004), Choi ve Zhau (2010), Harrington vd. (2011) ve Alonso vd. (2013) tarafından daha önce yapılmış olan çalışmalardan yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında 416 kişi ile anket yapılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde dışarıda yemek yeme davranışı, satın alma karar süreci, satın alma karar sürecini etkileyen faktörler ele alınmıştır. İkinci bölümde, atmosfer, fiyat, menü çeşitliliği, yemek ve restoranların kalitesi gibi faktörler ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, araştırmanın problemi, araştırmanın amacı ve kapsamı, araştırmanın önemi, araştırmanın evren ve örneklemi, veri toplama yöntemi, pilot çalışma, literatür taraması, hipotezler, varsayımlar ve çalışmanın sınırlılıklarına ve dördüncü bölümde ise sonuç ve öneriler, kaynakçaya yer verilmiştir.