Storage

97 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İstanbul ili Anadolu yakasındaki soğuk hava depo işletmelerinin mevcut durumu ve yapısal özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırma İstanbul İli Anadolu Yakasında yer alan soğuk hava depo işletmelerinin mevcut durumlarının tespit edilmesi ve yapısal özelliklerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma bölgede ilk yapılacak olması nedeniyle önem taşımaktadır. İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre İstanbul İli Anadolu Yakasında beş ilçede aktif durumda olan ve araştırma için izin verilen 12 adet soğuk hava deposu araştırma materyali olarak seçilmiştir. Bu işletmelerin kapasiteleri incelendiğinde 100 ton ile 5000 ton arasında değişiklik gösterdiği kayıt altına alınmıştır. Çoğunlukla hayvansal kökenli gıda maddelerinin depolandığı tespit edilmiştir. İşletmelerin proje yerinin seçim niteliğine bakıldığında; %58'inin ulaşıma yakın olmasından dolayı tercih edilmiştir. İşletmelerde kullanılan soğutma sistemlere bakıldığında, %75'lik oranla büyük çoğunluğunun amonyak gazlı soğutma sistemini tercih ettiği belirlenmiştir. Soğuk hava depolarında konvansiyonel betonarme taşıyıcı sistemin kullanımı %66,2 oranla birinci sırada gelmektedir. İşletmelerin %59'unda duvar yapı malzemesi olarak PU panel ve briket birlikte kullanılırken, %83,4'ünde duvar yalıtım malzemesi olarak sandviç panel, %50'sinde çatı örtü malzemesi olarak EPS ve PU köpük ve %50'sinde taban yalıtım malzemesi olarak EPS ilk sırada gelmiştir. TS 9048 standardına göre yaptığımız değerlendirme sonucunda; insan sağlığı ile ilgili herhangi bir olumsuz depolama yapan işletme ile karşılaşılmamıştır.

DepolamaSoğuk depolamaSoğuk hava deposu
Murat Berber
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Deveci armut çeşidinde semperfresh, salisilik asit ve metil salisilat uygulamalrının depolama süresince meyve kalitesine etkileri

Bu çalışmada, Deveci armut çeşidinde depolama süresi üzerine hasat sonrası yenilebilir yüzey kaplayıcı olarak Semperfresh (SMF) ile Salisilik asit (SA) ve Metil Salisilat (MeSA) uygulamalarının etkisi araştırılmıştır. Uygulamalardan sonra armutlar kasalara yerleştirilmiş ve 0-1°C sıcaklık ve %85-90 oransal nemli soğuk hava deposunda 6 ay süreyle depolanmıştır. Uygulamalar sonrasında meyve kalite özelliklerini belirlemek amacıyla, ağırlık kaybı, suda çözünür kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarı, meyve eti sertliği, askorbik asit miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam antioksidan miktarı, solunum hızı, çürüme oranı, dış görünüş ve iç kararması analizleri yapılmıştır. Tüm analiz dönemleri ve yapılan ölçümler dikkate alındığında SA ve MeSA uygulamalarının SMF ile birlikte kullanımının depo süresince Deveci armut çeşidinde olgunlaşmanın geciktirilmesi, biyokimyasal bileşiklerin ve kalite özelliklerinin korunumu bakımından daha olumlu sonuçlar verdiği söylenebilir.

ArmutDepolamaKalite+3
Bahtiyar Aydın Ürün
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Katı atık sahalarında duraylılığın incelenmesi

Günümüzde çevre problemlerinin en önemlilerinden biri atıkların depolanmasıdır. Yanlış depolama yöntemi yüzünden yeraltı sularının kalitesinde büyük tehlikeler oluşmuştur. Vahşi depolama sahalarında halk sağlığı ve çevre kirliliğiyle ilgili problemler çoğunlukla daha yaygındır. Bu açık çöplükler birçok dezavantaja ve ciddi sağlık problemlerine de sebep olmaktadır. Bu sebeple daha önce depolama sahalarında oluşmuş yüzeysel kopmalara neden olan vakalar incelenmiştir. Bu depolama sahaları; Hekimbaşı depolama sahası (Türkiye), Dona Juana depolama sahası (Kolombiya), Gnojna Grora depolama sahası (Polonya), Hiriya depolama sahası (İsrail), Payatas depolama sahası (Filipinler) ve Xerolakka depolama sahası (Yunanistan). Bu çalışmada, kayma mukavemetini tahmin edebilmek için geri analiz yöntemi tercih edilmiştir. Analizler Plaxis 2D ve Plaxis 3D, Slide programlarında gerçekleştirilmiştir. Analiz verileri değerlendirilip düzenli depolama sahalarının nasıl olması gerektiği konusunda önerilerde bulunulmuştur. Depolama sahalarındaki şev göçmelerinin sebebi mühendislik kontrollerinin olmaması ve tasarım eksikliğidir. Özellikle günlük örtü serimi yapılmayan, sıkıştırmanın olmadığı, yanıcı ve zehirli gazların kontrol altında tutulmadığı sahalarda duraysızlıklar yaşanmıştır.

AtıklarDepolamaDolgu alanlar+6
Gökçe Buse Karaca
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Modern warehouse management in the manufacturing and service industry" a case study of the Turkish automotive industry

In automotive industry, warehousing has a great importance as a part of supply chain. In today‟s competitive automotive market, companies are under pressure by market forces to improve their warehousing capabilities if they are to compete in the market place. The rising modifications in vehicles models, types and designs across different segments with increase in the differentiation of spare parts has also made the SCM more complex in a lean environment of the auto industry.This has also forced many companies to customize their value stream mapping and value chain analysis to increase their customer service levels, which has led to the changes in the role of WMSs. In this thesis it is also explained the framework and functionality of WMS in productiveness of the industry in times of economic melt-down and expansion in products. The thesis, measures the impacts of improved WMS in Turkish automotive industry supply chain against the 14 automotive manufacturers operating as OEMs and ACMs in Turkey with emphasis on production capacity, annual sales and market share of each company as reported in the annual company report presented to shareholders.

Warehouse management systemWarehouse managementStorage+3
Okwudılı Darlıngton Udeh
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Antrepoların performansının entropi ve TOPSİS yöntemiyle değerlendirilmesi: A tipi antrepolar üzerine bir uygulama

Ticaretin geliştiği, ürün dolaşımının hızlandığı bu çağda ülkemiz için depolama ve stoklama faaliyeti önemli bir yere sahiptir. Firmaların ithalat işlemlerinde depolamaya ilişkin ana amacı ürünlere kolayca ulaşmak ve sağlıklı depolandığından emin olmaktır. Bu doğrultuda baktığımızda ticarete konu malların ülke sınırları içerisine girdiğinde serbest dolaşıma giriş işlemleri tamamlanana kadar depolandıkları antrepolar ciddi önem arz etmektedir. Gümrüklü saha olan antrepolar birçok anlamda firmalara kolaylık sağlamakta ürünlerin aşama aşama ithalat işlemlerini tamamlayarak ve vergilerini ödeyerek istediği zaman çekebilme kolaylığı sağlamaktadır. Yine antrepolar, ürün için ithalatı esnasında gerekli olan izinleri almada veya belgeleri temin etme süresinde güvenle ve herhangi bir cezai durum oluşmadan depolama faaliyetini gerçekleştirme olanağı sağlar. Firmalar, ürünlerinin ithalat işlemlerini kendi fayda/maliyet analizleri çerçevesinde antrepolardan gerçekleştirecekse bir karar verme sürecinden geçerler. Bu çerçevede antrepo tercihlerinde faydalarını maksimize etmek ve oluşabilecek olumsuz durumlar da dahil tüm maliyetlerini minimize etmek isterler. ''Antrepoların performansının Entropi ve TOPSIS yöntemiyle değerlendirilmesi: A tipi antrepolar üzerine bir uygulama'' başlıklı çalışmanın ilk bölümünde giriş kısmı, ikinci bölümüne 4458 sayılı Gümrük Kanunu çerçevesinde Antrepoların tanımından açılış sürecine ve işleyişinden denetimine kadar geniş bir alana değinilmiştir. Üçüncü bölümde karar verme, karar verme süreci ve çok kriterli karar verme yöntemleri alt başlıklar halinde anlatılmıştır. Dördüncü bölümde entropi ve TOPSIS Yöntemi ile Muratbey Gümrük Müdürlüğüne ait antrepoların performans değerlendirilmesi yapılmıştır. Son olarak beşinci bölümde sonuç kısmından oluşmaktadır.

AntrepoDepolamaDepolama sistemleri+4
Sadık Kalender
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Derim sonrası bazı uygulamaların Angeleno ve black diamond erik çeşitlerinin soğukta muhafazası ve kalitesi üzerine etkileri

Angeleno ve Black Diamond erik çeşitleri ile yürütülen bu araştırmada, derim sonrası uygulanan bazı maddelerin eriklerin depolanma süre ve kaliteleri üzerine etkilerinin araştırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla, sert olum döneminde derilen eriklere salisilik asit (SA) (1.5 mM, 10 dk), putresin (PUT) (2 mM, 6 dk), oksalik asit (OA) (5 mM, 3 dk) ve nitrik oksit (NO) (1 mM, 3 dk) uygulamaları (daldırma şeklinde) yapılmıştır. Uygulamalardan sonra erikler modifiye atmosfer poşetlerine yerleştirilmiş ve 0±0.5°C'de %90±5 oransal nem koşullarında Black Diamond çeşidi 100 gün, Angeleno çeşidi ise 120 gün süreyle depolanmıştır. Raf ömrü çalışmaları için soğukta muhafazadan çıkartılan erikler 5 gün oda koşullarında (20°C, %60±5 oransal nem) bekletilmiştir. Soğukta muhafaza boyunca 20 gün aralıklarla alınan meyve örneklerinde bazı fiziksel ve kimyasal analizler (ağırlık kaybı, meyve et sertliği, solunum hızı, etilen üretim miktarı, meyve rengi, toplam antosiyanin miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam karotenoit miktarı, toplam klorofil miktarı, askorbik asit miktarı) yapılmıştır. İncelenen çeşitlerde, bütün uygulama grupları kontrol uygulamasına kıyasla muhafazası boyunca meyve kalitesinin korunması açısından etkili bulunmuştur. Uygulama gruplarının, solunum hızı ve etilen üretim miktarının azaltılması, meyve eti sertliği ve duyusal özelliklerin korunması üzerine etkisi daha belirgin ve olumlu olmuştur. İncelenen parametreler açısından değerlendirildiğinde en etkili uygulamanın SA olduğu, OA ve PUT uygulamalarının ise benzer etkiler yaptığı saptanmıştır. Erik dahil bir çok meyve tür ve çeşidinde yapılmış araştırmaların aksine NO uygulamasından beklenen sonuç her iki çeşitte de elde edilememiştir. Bütün kalite kriterleri dikkate alındığında, SA uygulamasının muhafaza süresini kontrol grubuna göre Angeleno çeşidinde 20-30 gün, Black Diamond çeşidinde ise 20 gün kadar uzattığı söylenebilir. Bitkilerden elde edilen bu maddelerin (SA, PUT ve OA) Angeleno ve Black Diamond erik çeşidinde derim sonrası kalitenin ve biyokimyasal içeriğin korunması ve muhafaza ömrünün uzatılmasında başarılı bir şekilde kullanılabileceği düşünülmektedir.

DepolamaDepolama koşullarıErik+3
Derya Erbaş
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İç batı Anadolu Bölgesi'nde (Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak) üretici koşullarında depolanmış buğdaylarda bulunan zararlı ve yararlı böcek türlerinin ve yaygınlıklarının belirlenmesi

Bu tez çalışması, Afyonkarahisar, Kütahya ve Uşak illeri çiftçi depolarından alınan buğday örneklerindeki böcek türleri ve bu türlerin yoğunlukları ve yaygınlıkları tespit edilmesi amacıyla 2016-2017 yıllarında yürütülmüştür. Çalışma sonucunda Insecta sınıfının 5 takımına ait 16 familyadan 29 tür, Arachnida sınıfına ait 1 tür olmak üzere toplamda 30 tür bulunmuştur. Tespiti yapılan türlerin 6 tanesinin doğal düşman olduğu saptanmıştır. Sitophilus granarius (Linnaeus) ve Oryzaephilus surinamensis (Linnaeus) türleri verilen sırayla, çalışmanın yapıldığı yıllarda alınan örneklerdeki en yoğun ve en yaygın türler olmuştur. Bir örneğe düşen ortalama böcek sayısı 2016 yılında 14.9 olurken 2017 yılında bu sayı 47.2 olmuştur. En yüksek zarar görmüş tane oranı, 2017 yılında alınan örnekte %22.6 olarak bulunmuştur. Alüminyum fosfit tabletleri kullanılarak zararlılara karşı fumigasyon uygulaması yapılan depo ile herhangi bir insektisit uygulaması yapılmayan farklı bir depodan, aylık olarak alınan buğday örneklerinin incelenmesi sonucunda, böcek yoğunluğu bakımından depolar arasında önemli bir farklılık tespit edilmemiştir. Bu çalışmayla, Anthrenus scrophulariae var. albidus (Reitter), Cryptophagus spp. (Herbst), Dienerella spp. (Reitter), Cephalonomia tarsalis (Ashmead), Haemogamasus pontiger (Berlese), Liposcelis decolor (Pearman) ve Trogoderma variabile (Ballion) türleri Türkiye'de ilk kez depolanmış buğdaylar üzerinde belirlenmiştir.

BuğdayBöceklerDepolama+3
Erdal Zengin
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Scarlet spur elma çeşidinde hasat zamanının belirlenmesi ve farklı depolama sistemlerinin meyve kalitesi üzerine etkileri

Isparta/Eğirdir koşullarında yetiştirilen Scarlet Spur elma çeşidinde optimum hasat zamanını belirlemek için tahmini hasat tarihinden 5 hafta önce başlayarak 8 hafta süreyle 7 gün aralıklarla meyve örnekleri alınmıştır. Bu örneklerde ağırlık, en-boy, nişasta içeriği, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), kabuk rengi ve solunum hızı ölçümleri yapılmıştır. Meyveler iki dönemde hasat edilerek normal (NA) ve kontrollü (KA) atmosfer koşullarında 0°C sıcaklık ve %90±5 oransal nemde muhafazaya alınmıştır. NA koşullarında muhafaza edilen meyvelerin yarısına 625 ppb dozunda 12 saat süreyle 1-Metilsiklopropen (1-MCP) uygulaması yapılmıştır. KA koşullarında depolama için %1 O2 + %3 CO2 ve %3 O2 + %4 CO2 ve dinamik kontrollü atmosfer (DKA) olmak üzere 3 farklı atmosfer bileşimi kullanılmıştır. DKA ortamında CO2 oranı %1 olarak ayarlanmış ve klorofil flüoresans sensörü aracılığıyla stres sinyalinin alındığı minimum O2 seviyesi belirlenmiştir. Soğukta muhafaza edilen ve 7 gün raf ömrü koşullarında (20°C sıcaklık ve %60±5 oransal nem) bekletilen meyvelerde belirli aralıklarla çeşitli kimyasal ve fiziksel analizler yapılmıştır. Scarlet Spur çeşidinin optimum hasat zamanındaki solunum hızının ortalama 5.5 mL CO2/kg s, sertlik değerinin ortalama 75 N, nişasta düzeyinin ise oluşturulan skalaya göre 5-6 seviyesinde olması gerektiği belirlenmiştir. Optimum hasatta NA ortamında 1-MCP uygulamasıyla Scarlet Spur elma çeşidinin 6 ay süreyle başarılı bir şekilde depolanabildiği görülmüştür. DKA ortamında minimum O2 seviyesinin %0.2 olduğu bulunmuş ve %0.3 güvenlik payı eklenerek %0.5 O2 seviyesinde depolama yapılmıştır. Kalite kriterlerini en iyi koruyan atmosfer bileşiminin DKA ortamı olduğu, bu ortam koşulunda meyvelerin 10 ay süreyle başarılı bir şekilde depolanabileceği belirlenmiştir.

DepolamaElmaHasat zamanı+3
Cemile Ebru Onursal
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ozon ve askorbik asit uygulamalarının taze kesilmiş lincoln pırasa çeşidinde depolama boyunca kalite değişimi üzerine etkileri

Bu tez çalışmasında ozon ve askorbik asit uygulamasının depolama boyunca taze kesilmiş 'Lincoln' pırasa çeşidinin kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Derimi yapılan pırasalar laboratuvara nakledilerek 5 gruba ayrılmıştır. Ozon ve askorbik asit uygulanmış pırasalar 0±1°C ve %90±5 oransal nemde 30 gün boyunca depolanmıştır. Depolama boyunca 6 gün aralıklarla pırasalarda ağırlık kaybı (%), yalancı gövde sertliği (N), suda çözünebilir kuru madde (%), titre edilebilir asitlik (g/100 ml), solunum hızı (ml.CO2/kg‐1h‐1), yalancı gövde rengi, mikrobiyolojik yük ve duyusal özellikler belirlenmiştir. Çalışmada muhafaza süresinin artmasına bağlı olarak tüm uygulamalarda pırasa dilimlerinde sertlik azalmıştır. %2 AA yalancı gövde sertliğinin korunmasında en etkili uygulama olmuştur. Depolama sonunda SÇKM miktarı kontrol örneklerinde daha yüksek olmuştur. Pırasalarda TEA miktarı deneme sonunda başlangıca göre %1 AA hariç tüm uygulamalarda azalmıştır. Solunum hızını en iyi baskılayan uygulamanın ise 2 ppm O3 olduğu belirlenmiştir. Toplam maya küf ve bakteri düzeyi bakımından en etkili uygulamanın 2 ppm O3 olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, taze kesilmiş Lincoln pırasa çeşidinin 24 gün 0±1°C ve %90±5 oransal nemde kaliteli olarak depolanabileceği belirlenmiştir. Uygun ozon doz ve süreler seçilerek taze kesilmiş pırasaların daha kaliteli ve uzun süre depolanabileceği düşünülmektedir. Ancak bunun için daha detaylı çalışmalara ihtiyaç vardır.

Askorbik asitDepolamaOzon+1
Bekir Gülal
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı ozon uygulamalarının kuru incirde soğukta depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkisi

Çalışmada, kurutulmuş Sarı Lop incir çeşidinde farklı ozon uygulamalarının soğukta depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Denemenin I. ve II. yılında kuru incirler 5 gruba ayrılmıştır. İlk yıl incirlere 4 ppm ozon (suda çözünmüş, yüksek basınç altında ve suda çözünmüş+yüksek basınç altında) ve kontrol uygulamaları yapılmıştır. İkinci yıl ise 4 ppm ozon (havada, yüksek basınç altında ve hava+yüksek basınç altında) ve kontrol uygulamaları yapılmıştır. Her iki yılda da uygulamalardan sonra incirler, 1 kg'lık köpük tabaklara yerleştirilerek gaz geçirgenliği olmayan poşetler içerisinde 0.8 bar vakum altında ambalajlanmıştır. Ambalajlanmış kuru incirler 0°C ve %55-60 oransal nemde 12 ay boyunca depolanmıştır. Kuru incirlerde kalite değişimini belirlemek için muhafaza boyunca 2'şer ay aralıklarda çeşitli analizler (toplam kuru madde miktarı, ağırlık kaybı, su aktivitesi, sertlik, yapışkanlık, renk, suda çözünür kuru madde miktarı, pH değeri, titre edilebilir asitlik miktarı, UV renk testi, toplam maya-küf yükü, toplam bakteri yükü, aflatoksin, şekerlenme, dış görünüş ve tat) yapılmıştır. Muhafaza boyunca kuru incirlerin kalitesi üzerine uygulamaların etkisi farklı olmuştur. Gaz geçirgenliği olmayan vakumlu ambalaj içerisinde ve 0°C'de depolanan kuru incirlerde muhafaza süresince ağırlık ve nem kaybı olmaması bariz bir şekerlenmenin ortaya çıkmasını engellemiştir. Toplam maya-küf yükünün azaltılmasında havada (H-Ozon) ve suda çözünmüş (S-Ozon) ozon uygulamaları en etkili uygulamalar olarak belirlenmiştir. Duyusal kalite bakımından ilk yıl ozon uygulamalarının bariz bir olumlu etkisi görülmezken, ikinci yıl H-Ozon uygulaması en iyi sonucu vermiştir. Kuru incirlerde derim sonrası meyve kalitesinin korunması ve kalite kayıplarının geciktirilmesi bakımından en etkili uygulama H-Ozon uygulaması olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak kurutulmuş Sarı Lop incir çeşidinin gaz geçirgenliği olmayan vakumlu ambalajlar içerisinde 0°C'de 12 ay boyunca başarılı bir şekilde muhafaza edilebileceği belirlenmiştir.

DepolamaKuru incirOzon+2
Şükrü Karagül
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hasat öncesi farklı dozlarda yapraktan uygulanan hümik asitin domatesin (Solanum lycopersicum) hasat sonrası meyve kalitesi ve depo ömrü üzerine etkileri

Bu çalışma, hasat öncesi yapraktan farklı dozdaki hümik asit uygulamalarının domates meyvelerinin depolama süresi boyunca kalite özellikleri ve depo ömrü üzerindeki etkilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, 'Mercan F1' domates çeşidinde, yapraktan farklı dozlarda (0, 2 ve 4 ml/L) uygulanan humik asitin depolama boyunca meyvelerin kalitesi ve depo ömrü üzerine etkileri incelenmiştir. Hasat edilen meyveler 5±1°C sıcaklık ve %90±5 oransal nem koşullarındaki depoda 28 gün boyunca depolanmıştır. Araştırma kapsamında depolama boyunca ağırlık kaybı, meyve rengi, suda çözünebilir kuru madde içeriği, titre edilebilir asitlik, pH, meyve sertliği, çürüme, kaliks kuruması/kopması, duyusal (dış görünüş, tat-aroma), likopen, beta karoten ve toplam fenolik madde parametreleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda hasat öncesi hümit asit uygulamalarının domates meyvelerinin depolanması boyunca ağırlık kaybının azaltılmasında, meyve parlaklığı ve rengi, SÇKM, TA içeriğinin korunmasında, çürümenin geciktirilmesinde kontrol grubuna göre başarılı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, domates meyvelerinin kalikslerinin tazeliğinin, duyusal kalite özelliklerinin, likopen, beta karoten ve toplam fenolik madde içeriklerinin korunmasında hümik asit uygulamalarının olumlu etkileri olduğu görülmüştür. Sonuç olarak pratiğe aktarılabilir ve çevreci bir uygulama olarak hasat öncesi yapraktan hümik asit uygulamasının, domateslerin hasat sonrası kalitesinin korunmasında tavsiye edilebilir bir uygulama olduğu düşünülmektedir.

DepolamaDomatesHümik asit+1
Habibe Biçer
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Derim sonrası melatonin ve salisilik asit uygulamalarının taze börülcede depolama sırasında kalite değişimi üzerine etkisi

Çalışmada derim sonrası salisilik asit (SA) ve melatonin (MEL) uygulamalarıyla taze börülce baklalarının depolama boyunca kalite özellikleri ve biyokimyasal içeriğinin korunması ve üşüme zararının engellenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla derilen taze börülce baklaları farklı dozlarda SA (1 ve 2 mM) ve MEL (100 ve 200 µmol L-1) içeren çözeltilere daldırılmıştır. Kontrol grubu ise sadece saf suya daldırılmıştır. Daldırma işlemlerinden sonra, baklalar 1 kg'lık köpük kaselere yerleştirilmiş ve üzeri streç filmle kaplanmıştır. Streçlenen kaseler 4±1°C ve %90±5 oransal nem koşullarında 16 gün süreyle depolanmıştır. Raf ömrü çalışmaları için soğukta muhafazadan çıkartılan taze börülce baklaları 2 gün 20±1°C ve %60±5 oransal nem koşullarında bekletilmiştir. Baklalarda depolama başlangıcında ve 4'er gün aralıklarla kalite değişimlerini belirlemek için bazı fiziksel ve kimyasal kalite analizler ile duyusal değerlendirmeler yapılmış ve aynı analizler raf ömrü koşullarında da yinelenmiştir. SA ve MEL uygulamalarının, baklalarının ağırlık kaybının azaltılmasında ve solunum hızını baskılanmasında oldukça etkili olduğu saptanmıştır. Uygulamaların, baklaların toplam fenolik madde miktarı ve askorbik asit içeriği üzerine anlamlı bir etkisi saptanamamıştır. Dış görünüşünün korunması ve üşüme zararının azaltılmasında SA ve MEL uygulamaları kontrol uygulamasına oranla daha etkili olmuş ve özellikle MEL uygulamalarının etkisi daha dikkat çekici olmuştur. Genel olarak incelendiğinde, SA ve MEL uygulamalarının özellikle MEL uygulamasının taze börülce baklaların muhafazasında kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

DepolamaMelatoninSalisilik asit
Esra Mersinli
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Nizip ve Mardin'de yetiştirilen bazı yağlık zeytin (Olea Europaea L.) çeşitlerinden üretilen natürel sızma zeytinyağların depolama sırasında kalite özelliklerinde meydana gelen değişimlerin belirlenmesi

Bu çalışmada Derik Halhalı, Melkabazi ve Nizip Yağlık zeytin çeşitlerinden soğuk sıkım (20±2 °C) tekniğiyle elde edilen zeytinyağları 100 ml amber cam şişelerde paketlenerek oda sıcaklığında ışık almayan bir ortamda 6 ay süreyle depolanmıştır. Bu kapsamda zeytinlerin pomolojik özellikleri, zeytinyağların ise serbest yağ asitliği (SYA), peroksit değeri (PD), özgül soğurma (ÖS), toplam klorofil-karotenoid, renk, toplam fenolik miktarı (TFM), toplam flavonoid miktarı (TFVM), toplam antioksidan kapasite (TAK), fenolik bileşik miktarı, yağ asitleri kompozisyonu ve uçucu bileşik düzeyleri araştırılmıştır. Tüm yağların depolama sonunda SYA, PD ve ÖS (270 nm) düzeyleri yönünden natürel sızma zeytinyağı için belirlenen yasal limitlere uygun olduğu belirlenmiştir. Melkabazi yağı 4. ay itibariyle, Derik Halhalı ve Nizip Yağlık örnekleri ise depolama sonunda ÖS (232 nm) değerleri bakımından natürel birinci zeytinyağı sınıfına girdiği tespit edilmiştir. Nizip Yağlık ve Derik Halhalı zeytinyağları yağ asit bileşimleri açısından limitlere uygunluk arz etmiştir. Melkabazi yağının oleik ve linoleik asit içeriklerinin depolama boyunca limitlere uymadığı belirlenmiştir. Tüm örneklerde TFM, TFVM, TAK ve toplam klorofil miktarlarının depolama sonunda azaldığı belirlenmiştir. 6 ay sonunda toplam karotenoid miktarı Derik Halhalı ve Melkabazi yağlarında artarken, Nizip Yağlık çeşidinde azalmıştır. L* (parlaklık) değerleri depolama sonunda Nizip Yağlık>Derik Halhalı>Melkabazi şeklinde sıralanmıştır. Nizip Yağlık ve Derik Halhalı yağlarının Melkabazi yağına göre depolama sonunda daha yeşil bir tonda olduğu belirlenmiştir. Depolama başında en yüksek b* (sarılık) değerine Melkabazi zeytinyağı sahip iken 6 ayın sonunda Melkabazi yağına ait b* değeri en düşük bulunmuştur. Oleuropein, kateşin, kafeik asit, vanilik asit, p-kumarik asit, ferulik asit, pinoresinol, luteolin ve apigenin bileşikleri 6 ay süre zarfında azalırken tirosol ve hidroksitirosol bileşiklerinin arttığı tespit edilmiştir. Uçucu aroma bileşenleri depolama sırasında önemli değişimlere uğramıştır.

AromaDepolamaFenolik bileşikler+6
Tuğba Aslan
Harran University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Melengiçli süt dilimi üretim olanakları

Melengicli (Pistacia terebinthus) süt dilimi üretim olanaklarının araştırıldığı bu çalışmada, jelatin ve jelatin/nişasta karışımı ile hazırlanan melengiçli süt dilimlerinin bazı özellikleri üzerine depolama şartlarının ve depolama süresinin etkileri araştırılmıştır. Ön denemelerle belirlenen formülasyona göre süt dilimlerinin bir kısmı sadece jelatin ile diğer kısmı ise jelatin/nişasta karışımı ile hazırlanarak buzdolabı şartlarında ve oda şartlarında (aydınlık ve karanlık ortamda) 90 gün süreyle depolanmıştır. Farklı ekstraksiyonlar ile hazırlanan melengiçli süt dilimlerin toplam fenolik miktarlarının 336-224 mg gallik asit/g, antioksidan aktivitesinin (DDPH) 52-28 mg TEAC/g aralığında değiştiği tespit edilmiştir. En çok bulunan fenolik bileşiklerin luteolin, ellagik asit, gallik asit, fumarik asit, Syringic asit olduğu belirlenmiştir. Yağ asitlerinin oleik, linoleik ve palmitik yağ asitlerince daha zengin olduğu saptanmıştır. Yapılan duyusal değerlendirmeler sonucunda ürünün depolama süresince özelliklerini muhafaza ettiği ve panelistler tarafından büyük beğeni kazandığı belirlenmiştir.

Antioksidan aktiviteDepolamaFenolik bileşikler+1
Yusra Baykara
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kapari meyve ve tomurcuğunda farklı kurutma sıcaklığının ürün özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışmada kapari meyve ve tomurcuğunda farklı kurutma sıcaklığının ürün özelliğine etkisi araştırılmıştır. Çeşitli ön işlemlerden sonra farklı sıcaklık derecelerinde (70°C, 90°C) kurutulan kapari meyve ve tomurcuğu toz halinde depolanmıştır. Kapari meyve ve tomurcuğu 70°C ve 90°C'de kurutulduktan sonra kapari tozları üretilmiştir. Üretilen kapari tozlarında kurutma sıcaklığının ve depolama süresinin bu ürün üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla kurutmadan sonra üretilen kapari tozları karanlık ve aydınlık ortamlarda 90 gün boyunca depolanmıştır. Örnekler depolandıktan sonra bazı kimyasal, fiziksel ve duyusal analizler yapılarak kurutma sırasında kalite özelliklerinde meydana gelen değişimler incelenmiştir. Tomurcuktan elde edilen kapari tozlarında toplam fenolik madde 51.23 mg gallik asit/g, meyveden elde edilen tozlarda ise 17.81 mg gallik asit/g, bulunmuştur. Bu fark istatistiksel anlamda önemli bulunmuştur (p<005). 3.ay da ise 53.42 mg gallik asit/g,'a düşmüştür. Meyvede ise kurutmadan önce 8.09 mg gallik asit/g, bulunurken kapari meyvesinden elde edilen tozlarda 3.ayda 17.25 mg gallik asit/g'a yükseldiği görülmüştür. 70℃ kurutma sonrası kapari meyvesinden elde edilen tozda organik asitler içerisinde en yüksek değer olarak 1429.655 mg/kg ile sitrik asit bulunmuştur. Bunu sırasıyla laktik asit, butirik asit, asetik asit, propiyonik asit takip etmektedir. Benzer şekilde, 90℃ kurutma sonrası kapari meyvesinden elde edilen tozda da en yüksek değer olarak 1234.250 mg/kg sitrik asit bulunmuştur. Bunu sırasıyla laktik asit, butirik asit, asetik asit, propiyonik asit takip etmiştir.Elde edilen kapari tozlarında şeker olarak ksiloz tespit edilmiştir. Yapılan duyusal değerlendirmeler sonucunda kapari tozlarının depolama süresince özelliklerini muhafaza ettiği belirlenmiştir.

DepolamaKapariKsiloz+2
Seda Çetinkaya
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Modifiye atmosfer koşullarında depolanan patlıcanlarda metil jasmonat uygulamalarının etkileri

Çalışma Van'ın Gevaş ilçesinde hasat edilen Anamur Karası Patlıcan çeşidinde Metil Jasmonat uygulamalarının depolama süresince kalite değişimlerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Patlıcan meyveleri öncelikle 1 gün 10 °C'de ön soğutmaya tabi tutulmuştur. Daha sonra aynı olgunluğa sahip meyveler 3 ayrı gruba ayrılmıştır. Birinci grup meyveler kontrol olarak saf suya daldırılmıştır. İkinci grup meyveler 1 µM Metil Jasmonat (MeJA) çözeltisine 10 dakika süreyle daldırılmıştır. Üçüncü grup meyvelere ise 5 µM Metil Jasmonat (MeJA) çözeltisine 10 dakika süreyle daldırılmıştır. Patlıcan meyveleri olgunluk düzeyleri dikkate alınarak hasattan sonra köpük tabaklar içerisine yerleştirildikten sonra üzeri streç film kaplanarak 10 ve 20 °C sıcaklık ve %90-95 oransal nem içeren soğuk hava depolarında 21 gün boyunca muhafaza edilmiştir. Depolama periyodu süresince meyve örneklerinde; ağırlık kaybı, meyve kabuk rengi, meyve eti rengi, kalik rengi, suda çözünebilir kuru madde, titre edilebilir asit miktarı, toplam fenolik, toplam antioksidan, lipid peroksidasyonu, antioksidatif enzim analizleri, ambalaj içi gaz bileşimleri belirleme analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda meyve kalitesini 20 °C'de 21 gün, 10 °C'de ise 15 gün koruduğunu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda ele alınmış olan bütün kalite değerlerinde hasat sonrası açısından alternatif bir uygulama olan metil jasmonat uygulamasının depolama süresince meyve kalitesini daha iyi koruduğu, aynı zamanda 20 °C'de 1 µM metil jasmonat dozunun muhafaza süresinin uzatılması ve kalite parametreleri açısından daha etkin olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Depolama, MAP, Metil Jasmonat, Patlıcan.

DepolamaMAPPatlıcan
Nurettin Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Urartu Krallığı'nın Van Gölü Havzası'ndaki tarımsal faaliyetleri ve ürünlerinin depolanması

Urartu Krallığı, MÖ 9-7. yüzyıllar arasında Van Gölü Havzası merkez olmak üzere Anadolu'da kurulmuş olan önemli krallıklardan biridir. Urartu krallarının izlemiş olduğu genişleme politikaları gereği çok fazla seferler düzenlemiş ve krallığın sınırlarını batıda Fırat Irmağı, doğuda İran Azerbaycan'ı, kuzeyde Ermenistan'a kadar genişletmişlerdir. Urartu Devleti hüküm sürdüğü bölgelerde insanların her türlü ihtiyacını karşılamak için önemli yatırımlar yapmıştır. Bunların başında verimli ovaların yakınına kaleler inşa edilmesi gelmektedir. Kale yakınlarındaki ovaları daha verimli hale getirmek için de su kanalları inşa etmişlerdir. Bu sayede ovalarda tarımsal ve hayvansal faaliyetler daha verimli yapılabilmiştir. Urartu Devleti'nin merkezini oluşturan Van Gölü Havzası, oldukça dağlık bir coğrafyaya ve sınırlı sayıda tarım arazisine sahipti. Van Gölü Havzası'nın bu özelliği tarımsal faaliyetler için olumsuz bir koşul oluşturmaktaydı. Bu nedenle, Urartu Devleti tarımsal faaliyetlerini artırmak için önemli politikalar izlemiştir. Bu politikaların başında kısa ve kurak geçen yaz aylarında tarım arazilerini sulamak için su bentleri, göletler ve kanalların inşası gelmektedir. Bu politikalar sayesinde Urartular, kurak arazileri sulu hale getirerek verimli hasat dönemleri yaşamışlardır. Bu tarım arazilerine, seferlerde esir alınarak göç ettirilen insanlar, tarımsal faaliyetlerde çalıştırılmak üzere yerleştirilmiş olmalıdır. Böylelikle bu insanların öncelikle barınma sorunu ortadan kaldırılmış, daha sonra da tarım arazilerinin yakınlarında istihdam edilerek gerekli insan gücünün karşılanmış olduğu tahmin edilmektedir. Urartular tarımsal faaliyetlerde kullanılmak üzere tarım aletlerinin üretimine de ayrıca önem vermişlerdir. Tarım aletlerinin büyük çoğunluğu demirden yapılmıştır. Ancak demirin çabuk korozyona uğraması nedeniyle, çok az sayıda tarım aleti günümüze kadar gelebilmiştir. Bel küreği, orak, dirgen (şene), saban ve çapalar Urartuların kullanmış oldukları tarım aletlerinden bazılarıdır. Bu tarım aletleri incelendiğinde Urartular tarlanın sürülmesinden, hasatın yapılmasına kadar olan süreçte kullanılacak bütün tarım aletlerini belirli bir düzen içerisinde kullanmış oldukları anlaşılmaktadır. Çivi yazılı belgelerden edinilen bilgilere göre söz konusu Urartu tarım aletleri devlet tarafından çiftçilere dağıtılmıştır. Urartuların tarımsal faaliyetlerden elde ettikleri ürünlerin büyük bölümünü tahıllar (buğday, arpa, akdarı vs.) oluşturmaktaydı. Bu ürünleri baklagiller (Nohut, mercimek vs) izlemekteydi. Ayrıca çeşitli meyveler (elma, armut, üzüm, kiraz vs) de yetiştirilmekteydi. Urartular bunların içiresinde özellikle üzüme önem vermişlerdir. Üzüm bağları ve meyve bahçeleri kurduklarına dair yazıtlar bulunmaktadır. Urartu Krallığı, sulu tarımın yapılabileceği arazilere kanallar yardımı ile su taşımışlardır. Yapmış oldukları kanalların bazılarının günümüzde de kullanıldığı görülmektedir. Bunlardan en önemlisi Minua Kanalı'dır. Gürpınar'dan Tuşpa'ya su taşıyan bu kanal Van Ovası'nın güney kesiminin su ihtiyacını büyük ölçüde karşılamıştır. Urartular sulama faaliyetleri için kanallar, bentler ve göletlerden yararlanmalarının yanında, doğal su kaynaklarını da ustaca kullanmışlardır. Urartular, tarımsal faaliyetlerde elde edilen tarım ürünlerini inşa ettikleri depolarda muhafaza etmişlerdir. Urartu Devleti kaleler kurarken alt yapının içerisinde saray, tapınak vb. kamusal binalarla beraber depo yapılarının inşasını da planlamışlardır. Urartuların Van Gölü Havzası'nda Çavuştepe, Ayanis, Yukarı ve Aşağı Anzaf, Yoncatepe, Toprakkale gibi kalelerin ovaların yakınlarına kurulması tarımsal faaliyetlere önem verdiklerini göstermektedir.

Arkeolojik yerleşimDepolamaDepolama koşulları+7
Erdal Özgüner
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nane reçelinin bazı kimyasal, antimikrobiyal ve biyoaktif özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada nane (Mentha longifolia) bitkisinden üretilen renklendirici içeren (R1) ve içermeyen (R2) reçel örneklerinin 6 ay süreyle oda sıcaklığı ve karanlıkta depolanması sırasında bazı fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve biyoaktif özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 0, 2, 4, ve 6. aylarda reçel örneklerinde suda çözünür kuru madde (brix), titrasyon asitliği, pH, toplam fenolik madde, antioksidan aktivite (DPPH serbest radikal süpürme aktivitesinin belirlenmesi ve FRAP yöntemi) ve mikrobiyolojik (maya-küf sayımı, toplam aerobik mezofilik bakteri sayımı, laktik asit bakteri sayımı, koliform bakteri sayımı ve osmofilik maya sayımı) analizler yapılmıştır. Ayrıca, depolamanın başlangıcında duyusal analiz ve antimikrobiyal aktivite analizi; depolamanın başlangıcı ve sonunda ise renk, tekstür (jel gücü, kopma gücü, kırılganlık ve yapışkanlık) ve hidroksimetilfurfural (HMF) analizleri yapılmıştır. R1 ve R2 örneklerinde brix, pH ve titre edilebilir asitlik değerlerinin benzer oldukları ve depolamayla kayda değer bir değişimin olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca, gerçekleştirilen mikrobiyolojik analizlerde reçel örneklerinde depolama süresince herhangi bir mikrobiyal gelişmenin olmadığı tespit edilmiştir. R1, R2 ve piyasadan temin edilen ticari bir nane reçelinin duyusal değerlendirmesi sonucunda, renklendirici varlığının reçellerin duyusal kabulü üzerine belirgin bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Nanenin bilinen antimikrobiyal aktivitesinin nane reçelinde kaybolduğu ve test edilen mikroorganizmalar üzerinde herhangi bir inhibisyon göstermediği belirlenmiştir. Renklendirci ilavesinin başta a değeri olmak üzere tüm renk değerleri üzerinde anlamlı bir değişime neden olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Depolamayla birlikte reçellerin L ve b değerlerinde anlamlı değişimlerin olduğu gözlenmiştir (p<0.05). Jelleşme gücü ve kırılganlık değerlerinin benzer oldukları ve depolamayla anlamlı bir değişim olmadığı gözlenmiştir. Reçel örneklerinde HMF içerikleri açısından bir fark gözlenmezken, depolamayla birlikte reçel örneklerinde HMF içeriğinin arttığı gözlenmiş olsa da bu farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Nane reçeli örneklerinde toplam fenolik madde ve antioksidan aktivitede depolamayla birlikte belirgin bir değişimin olmadığı gözlenmiştir. Ayrıca FRAP ve DPPH antioksidan aktivite değerlerinin birbirleriyle uyum içerisinde oldukları belirlenmiştir. İlk defa çalışılan nane reçelinin, renklendirici ilavesinden bağımsız olarak, biyoaktif özelliklere sahip olduğu ve belirtilen koşullarda 6 aylık depolama süresince bu özellikleri muhafaza ettiği, herhangi bir mikrobiyolojik bozulma olmadan tüketilebileceği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Antioksidan Aktivite, Depolama, Fenolik Bileşikler, HMF, Nane, Nane Reçeli

Antioksidan aktiviteDepolamaDepolama süresi+5
Merve Kaya
Ordu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Depolama öncesi uygulanan bazı uçucu yağların natürel iç fındığın muhafaza kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışmada Ordu ilinde yetiştirilen 2022 hasat sezonuna ait natürel 'Çakıldak' çeşidine ait iç fındıklar kullanılmıştır. İç fındıklara sivri kekik, tıbbi nane ve Anadolu adaçayı uçucu yağları uygulanmıştır. Uygulamada uçucu yağlar ile fındıklar direkt temas ettirilmemiştir. Uçucu yağ damlatılmış pamuklar delikli kaplara alınarak iç fındıkların bulunduğu kapaklı plastik kaplara konulmuş ve bu şekilde 15 gün süreyle bekletilmiştir. Süre sonunda fındıklar vakumlu paketlere alınmış ve 12 ay boyunca sıcaklık ve nem değerlerinin kaydedildiği bir odada depolanmıştır. Çalışmada 4 ay ara ile nem (%), su aktivitesi (a w), serbest yağ asidi (%), peroksit (meqO2/kg), toplam canlı sayısı, toplam yağ tayini, küf-maya sayısı ve renk ölçümleri (L*, a*, b*, kroma, hue açısı) yapılmıştır. Her analiz 3 tekerrürlü yapılmış, her tekerrürde yaklaşık 350 g natürel iç fındık kullanılmıştır. Çalışma sonunda nem, küf-maya sayısı, L* ve a* değerleri üzerine uçucu yağ uygulamalarının etkileri istatistik olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). a_w, serbest yağ asidi, peroksit, toplam yağ, toplam canlı sayısı, b*, kroma ve hue değerleri üzerine ise depolama süresinin etkisi önemli bulunmuştur (p<0,05). Küf-maya sayısını en çok azaltan uygulama, sivri kekik uçucu yağ uygulaması olmuştur. Aynı uygulamada L* değeri düşerken, a* değeri anlamlı bir şekilde artmıştır. Serbest yağ asidi, peroksit ve toplam canlı sayılarının genel olarak uçucu yağ uygulanan gruplarda daha düşük olduğu görülmüştür. Bu değişim istatistik olarak önemli bulunmadığı için anlamlı bir düşüş olarak ifade edilememektedir. Ayrıca korelasyon sonuçları dikkate alındığında, uygulama gruplarında farklı parametreler arasında ilişkiler olduğu görülmüştür. Bu sonuçlara göre uçucu yağların meyve dokusunda farklı etkiler göstermiş olabileceği düşünülebilir. Bu çalışmada kullanılan uçucu yağlar dikkate alındığında, natürel iç fındığın depolanmasında hem antimikrobiyal etkisi hem de meyve özelliklerini koruması bakımından sivri kekik uçucu yağının önemli bir potansiyele sahip olduğu söylenebilir. Ancak sivri kekik uçucu yağının bu etkisi, sadece içeriğinde yüksek oranda bulunan karvakrol ile ilişkilendirilmemeli, bileşenlerin birbirleri ile olan ilişkileri de mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca bu uçucu yağların gıdalardaki kullanımlarında alerjik özellikleri de dikkate alınmalı ve tüketiciyi bilgilendirici etiketlerin bulundurulması unutulmamalıdır.

DepolamaDepolama süresiFındık+1
Gizem Kurnaz
Ordu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı oranlarda nar çekirdeği ekstraktı ile zenginleştirilmiş tarhana örneklerinin depolama boyunca bazı kimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada farklı oranlarda (%0, %0,5, %1 ve %2) nar çekirdeği ekstraktı ile zenginleştirilmiş tarhana örneklerinde 6 aylık depolama süresinde; biyojen amin içeriği, mineral madde miktarı, asitlik ve pH değerleri, serbest amino asit miktarı, kül miktarı, renk değerleri (CIE L*, a*, b*), toplam fenolik madde miktarı ve antioksidan aktivite değerleri belirlenmiştir. Nar çekirdeği ekstraktının, tarhana örneklerinin kül değerinde, toplam fenolik madde içeriğinde ve antioksidan aktivite değerlerinde artışa neden olduğu gözlemlenmiştir. Putresin, kadaverin, spermin, spermidin, histamin ve tiramin olmak üzere toplam altı biyojen aminin analizi gerçekleştirilmiştir. Biyojen amin analizi için standart katma ve iç standart yöntemleri kullanılmış, geri kazanım değerleri belirlenmiştir. Geri kazanım değerleri; %87,0 ile %94,6 arasında bulunmuştur. Biyojen amin içeriğinin nar çekirdeği ekstraktı kullanılan örneklerde azaldığı gözlemlenmiştir. Kontrol grubuna ait ortalama biyojen amin içeriği 894,70 mg/kg iken, %0,5, %1 ve %2 oranında nar çekirdeği ekstraktı ilave edilen tarhanaların ortalama biyojen amin içeriği sırasıyla; 569,67 mg/kg, 514,52 mg/kg ve 424,60 mg/kg bulunmuştur.

Biyojenik aminlerDepolamaFenolik maddeler+3
Tuğçe Erol
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kurutulmuş organik meyvelerde farklı ambalajların raf ömrü süresince kaliteye etkileri

Çalışma, farklı ambalajlarla paketlenen organik kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısının meyvelerinin raf ömrü süresince kalite değişimlerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Organik olarak üretilen kuru incir (cv. Sarılop) meyveleri natürel olarak doypack, vakum tray, quadro ve PE torbaya, lerida ve protoben tipi işlenmiş organik kuru incirler kraft box ve vakum tray ambalajlarına yerleştirilmiştir. Potasyum karbonat çözeltisine bandırılarak ve bandırılmadan güneşte kurutulan organik kuru üzümler (cv. Sultani Çekirdeksiz) kraft box, doypack, quadro, lunch box ve pillow pack ambalajlarına, organik kuru kuru kayısı (cv. Hacıhaliloğlu) meyveleri kraft box, doypack, vakum tray, quadro ve PE torba ambalajlarına yerleştirilmiştir. Kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısı ambalajları 20±1ºC'de %50-65 oransal nemde sırasıyla 6 ay, 9 ay ve 6 ay süreyle muhafaza edilmiştir. Ambalaj çeşidi kuru meyvelerin nem miktarını etkileyerek suda çözünür kuru madde miktarı, su aktivitesi ve kuru incirin sertliğinde artış veya azalışlara neden olduğu saptanmıştır. Meyvelerdeki nem miktarı, kuru incir ve kuru kayısı meyvelerinde doypack, kuru üzümde quadro ambalajında en yüksek, kuru incirde PE torba, işlenmiş kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısıda ise kraft box ambalajında en düşük bulunmuştur. Şekerlenme indeksi natürel kuru incirlerde quadro ambalajında, işlenmiş kuru incirlerde ise vakum tray ambalajında en yüksek bulunmuştur. Genel olarak ambalajların organik kuru meyvelerin rengine ve incelenen diğer kalite parametrelere etkileri sınırlı olmuştur. Organik kuru incir 6 ay, organik kuru üzüm 9 ay ve organik kuru kayısı 6 ay süreyle raf ömrünü koruduğu saptanmıştır. Sonuçlar, doypack ambalajın organik kuru incir ve kuru kayısıda, quadro ambalajın ise kuru üzümde önerilebileceği, PE torba ve kraft box ambalajlarında bazı kalite parametreleri ile ilgili sorunlar yaşanabileceğini göstermiştir.

AmbalajlamaDepolamaKuru meyve+1
Hasan Kuruçaylı
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı sofralık incir çeşitlerinin uygun hasat zamanı ve depolama performanslarının belirlenmesi

Ülkemizin mevcut incir üretim potansiyeli ile kurutmalık incir kalitesi, üretimi ve ihracatımızın Dünya üzerindeki yeri dikkate alındığında, bu potansiyelimizin taze incir üretiminde ve ticaretinde de, geliştirilmesi gerektiği beklenmektedir. Taze incir üretim ve ihracatında sürekliliğinin sağlanabilmesi, taze incir pazarının çeşitlendirilmesi ve böylece ticaretine farklılık getirilmesi, gelecekte taze incirin iç ve dış pazardaki konumunu güçlendirecektir. Ülkemiz için önemli bir tarımsal ihracat ürünü olan taze incirde de mevcut ihracat potansiyelimizi arttırmamız gerekmektedir. Bu amaçla, halen taze incir üretiminde ve ihracatında önemli bir yere sahip olan Bursa Siyahı çeşidi yanında başka çeşitlerin üretimde ve pazarda yerini alması, pazara süreklilik ve çeşitlilik kazandırabilecektir. Bazı sofralık incir çeşitlerinde uygun hasat zamanını belirlemek, depolama süresince kalite değişimlerini ve depolama sonrası raf ömürlerini ortaya koyabilmek amacıyla bu çalışma yürütülmüştür. İncir Araştırma Enstitüsü Merkez İşletme'de bulunan; Bursa Siyahı, Morgüz, Yeşilgüz, 1066 Yediveren, Beyaz Orak, Siyah Orak, Göklop, Siyah Kış, 208 Siyah ve 1100 incir çeşit ve tipleri materyal olarak kullanılmıştır. Koyu renkli incir çeşitleri için kabuğunun renklenme durumuna göre, 1/3'ü renklenmiş, 2/3'ü renklenmiş ve 3/3'ü renklenmiş; yeşil incir çeşitleri için ise, sert olgun ve olgun olmak üzere farklı olgunluk aşamalarında meyveler hasat edilmiştir. Hasat sırasında meyveler doğrudan doğruya depolanacakları ambalajlar (viyol) içerisine yerleştirilerek, 20 gün süresince 3±1°C soğuk depoda tutulmuşlardır. Depodan her 5 günde bir alınan örneklerin meyve kalite analizleri yapılmış ve kalite değişimleri belirlenmiştir. Ayrıca, soğuk depodan çıkarılan örnekler 20°C'de 2 gün bekletilerek raf ömürleri analizleri yapılmıştır. 2012, 2013, 2014 yılı çalışmalarında, denemede yer alan çeşitlerin, depolama ve raf ömrü süresince ağırlık kaybı, tekstür analiz cihazı ile sertlik, suda çözünebilir kuru madde, titre edilebilir asitlik, olgunluk oranı, pH, kabuk dış ve meyve eti iç rengi değerlerine ilişkin veriler alınmıştır. Gaz kromotografisi cihazı ile solunum hızı ölçümleri yapılmış ve çeşitlerin sert olgun ve olgun aşamadaki solunum hızı ve etilen salgı hızları belirlenmiştir. Depolama ve raf ömrü çalışmalarında Yeşilgüz çeşidinin sert olgun ve Siyah Orak çeşidinin 2/3, 1/3 renkli aşamada hasat edilen meyvelerin diğer çeşitlere göre daha dayanıklı olduğu gözlenmiştir. Partenokarp Siyah Orak incir çeşidinin, erken Haziran döneminde olgunlaşan meyveleri Ağustos döneminde olgunlaşan meyvelere göre irilik kriteri açısından daha iri olmaktadır. Ağustos döneminde olgunlaşan, özellikle meyve kabuğunun 1/3 renklendiği olgunluk aşamasında hasat edilen meyvelerinin küçük olmasından dolayı farklı ambalaj materyalleri ile pazarlanabileceği kanaatine varılmıştır.

DepolamaHasat
Birgül Ertan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Narda ozon uygulamalarının hasat sonrası kurşuni küf çürüklüğüne etkileri

Nar meyvelerinde hasat sonrası çürüklüğe neden olan patojenler içerisinde, çiçeklenme döneminde latent infeksiyonlar gerçekleştirmesi nedeniyle B. cinerea en önemlisidir. Türkiye'de hasat sonrası nara ruhsatlı pestisitin bulunmaması ile pestisitlerin insan ve çevre sağlığına olan zararları nedeniyle alternatif yöntemlerin araştırılması gerekliliğini doğurmaktadır. Bu çalışma, hasat sonrası ozon uygulamalarının çürüklük gelişimine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Meyveler, 2015 yılı çalışmalarında B. cinerea ile inokulasyondan 24 saat önce ve 24 saat sonra 1, 5 g O3/Nm3 konsantrasyonundaki ozonlu suya 3 dk. süreyle daldırılmış; havaya ozon uygulamalarında ise 50, 100 mg O3/Nm3 dozundaki ozon gazında 10 dk. süreyle bekletilmişlerdir. 2016 yılındaki çalışmalarda ise, meyveler inokulasyon gerçekleştirilmeden 50, 100 mg O3/Nm3 dozundaki ozon gazında 10, 20 dk. bekletilmişlerdir. Meyveler uygulamalardan sonra soğuk hava deposunda 6±0.5 °C ve %90-95 oransal nemde 5 ay süreyle depolanmıştır. Çalışmalar sonucunda, inokulasyon sonrası 5 g O3/Nm3 konsantrasyonunda suya ozon uygulamasında %75.55 ve 50 mg O3/Nm3 dozunda havaya ozon uygulamasında %89.48'lik bir çürüklük gelişiminde koruma sağlanmıştır. Meyvelerde ozon uygulamaları nedeniyle fitotoksik etkiye rastlanmamıştır.

Botrytis cinereaDepolamaHasat+1
Ayser Billor
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı miktarda retinil palmitat ile zenginleştirilmiş ayçiçek yağının farklı depo koşullarında oksidatif stabilitesinin ve kalite parametrelerinin değerlendirilmesi

Bitkisel yağların A vitamini formları ile zenginleştirilmesi, dünya genelinde A vitamini eksikliği prevalansının azaltılmasında son derece etkilidir. Bir antioksidan öge olan A vitamini, aynı zamanda yağları oksidasyona karşı korumakta ve yağın kalitesini artırabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, ayçiçek yağının farklı miktarlarda retinil palmitat ile zenginleştirilmesinin, yağın oksidatif stabilitesi ve kalite parametreleri üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Bu kapsamda beş farklı retinil palmitat grubu (kontrol, 15 mcg/g, 30 mcg/g, 60 mcg/g, 90 mcg/g) oluşturulmuştur. Ayçiçek yağları 26-32 oC sıcaklıkta farklı koşullarda (aydınlık/karanlık ortam; şeffaf/kahverengi cam şişe) 6 ay boyunca depo edilmiştir. Depolama öncesi ayçiçek yağlarında Ransimat analizi yapılmış, depolanan örneklerde ise ayda bir kez retinil palmitat düzeyi, peroksit değeri, konjuge dien, konjuge trien, serbest asitlik ve fotometrik renk analizleri uygulanmıştır. Çalışmada, Ransimat açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05) (en düşük 5,83±0,14 saat, en yüksek 6,47±0,14 saat). Ayçiçek yağlarının peroksit sayısı ve serbest asitlik değerleri, depolama süresiyle birlikte artmıştır (p<0,05). Aynı aylarda her retinil palmitat grubunda aydınlık ortam ve şeffaf şişedeki ayçiçek yağlarının analiz sonuçları genelde en yüksek; karanlık ortam ve kahverengi şişedeki ayçiçek yağlarının sonuçları ise genelde en düşük bulunmuştur. Aynı aylarda ayçiçek yağlarının retinil palmitat miktarı arttıkça peroksit sayısı ve serbest asitlik değerleri genelde azalmıştır. Çalışmada ölçülen retinil palmitat düzeyleri, depolama süresince genellikle azalmıştır. Aynı aylarda her grupta aydınlık ortam ve şeffaf şişedeki ayçiçek yağlarının retinil palmitat düzeyleri en düşük olup, 6. ay sonunda genelde sıfırlanmıştır (p<0,05). Retinil palmitatın karanlık ortam ve kahverengi şişedeki korunumu genelde en yüksektir. Çalışmada ölçülen konjuge dien ve trien değerleri ile fotometrik renk analizi L*, a* ve b* değerlerinde belirli bir artma veya azalma saptanmamıştır. Bununla birlikte, zaman, grup, ortam ve şişe rengi ve bunların etkileşimleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak, retinil palmitat ile zenginleştirilen ayçiçek yağının bazı oksidasyon ve kalite parametreleri üzerinde zaman, retinil palmitat miktarı (grup), aydınlık/karanlık ortam ve şeffaf/kahverengi şişe renginin ve birlikte etkileşimlerinin anlamlı etkisi/etkileri vardır. Retinil palmitat ile zenginleştirilmiş yağ, üretim sonrasında kısa sürede tüketilmelidir. Bununla birlikte, karanlık ortamda ve ışığı geçirmeyen şişelerde depo edilerek, ışığa maruziyet en aza indirilmelidir. Bu çalışma doğrultusunda, daha uzun sürelerde farklı depolama koşullarında depo edilen ayçiçek yağlarından, daha fazla sayıda parametrenin ölçüldüğü çalışmalara gereksinim vardır.

Ayçiçek yağıBitkisel yağlarDepolama+4
Gülsüm Şahin Bodur
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00

Related subjects