Dış borçlanma

53 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisi: Ekonometrik bir analiz

Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisini 2002 sonrası dönemini dikkate alarak araştırmaktır. Bu bağlamda ilk olarak kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik çerçeveye yer verilmiş, ardından literatür taraması yapılarak kamu harcamaları ve dış borçlanma arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik bilgiler sunulmuş, ikinci bölümde ise Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisinin ekonometrik analizi gerçekleştirilerek, Türkiye'de kamu harcamalarının tarihsel gelişimi, kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisine yönelik literatür taraması ve değişkenler arasındaki ilişkinin test edilmesine yer verilmiştir. Değişkenler arasında ilişkinin test edilmesi amacıyla Granger Nedensellik Analizi ve Johansen Eşbütünleşme Analizi kullanılmıştır. Bu analizlerden elde edilen sonuçlara göre ise Türkiye'de 2002 sonrası dönemde kamu harcamaları ile dış borçlanma arasında bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin yönünün pozitif olduğu tespit edilmiştir. Teorik beklentiyle uyumlu olan bu sonuç aynı zamanda 2002 sonrası dönemde kamu harcamalarında meydana gelen artışların dış borç stokunda da artışlar yaratacağı bulgusunu sunmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kamu Harcamaları, Dış Borçlanma, Türkiye, Granger Nedensellik Analizi, Johansen Eşbütünleşme Analizi

BorçlanmaBorçlanma yönetimiDış borçlanma+6
Mehtap Tarhan Bölükbaş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Dış borçlanmanın ekonomik büyüme üzerinde etkisi (Türkiye örneği)(2000-2020)

Günümüzde az gelişmiş ve gelişmekte olan devletlerin istedikleri büyüme hızına ulaşılabilmesi için tasarruflarını destekleyecek finansman kaynakları yeteri kadar bulunmamaktadır. Günümüzde az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ihraç oranlarının az olması döviz azlığına sebep olmaktadır. Söz edilen bu nedenlerden dolayı dış borçlanma Günümüzde az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sıkça kullanılan mali bir kaynağa dönüşmüştür. Literatürde dış borçlanmanın ekonomik büyümeye etkisi, tartışılsa da araştırmaların çoğunda çok fazla dış borcun ekonomik büyümeye olumsuz etkisi olduğu neticesine ulaşılmıştır. Bu çalışmamızda Türkiye'de dış borçların ekonomik büyümeye etkisi 2000-2020 yıllarında senelik verilerden yararlanarak yapılan VAR analizi ve Granger Nedensellik Testiyle incelenmeye alınmıştır. Uygulanan analizlerin neticesinde dış borçlanma ve büyüme arasında bir nedensellik ilişkisine rastlanılmamıştır. Anahtar Kelimeler: Borçlanma, Dış Borçlanma, Ekonomik Büyüme, Türkiye Ekonomisi, VAR Analizi, Granger Nedensellik Testi.

BorçlanmaDış borçlanmaEkonomik büyüme+3
İbrahim Halil Terlemez
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası borç krizi ve Türkiye borçlarının sürdürülebilirliği

Dış borçlanma özellikle ekonomik performansları düşük ve kaynak yetersizliğine sahip gelişmekte olan ülkelerin başvurduğu bir finansman yöntemidir. Gerek gelişmekte olan ülkelerin gerekse gelişmiş ülkelerin dış borçlanmaya giderek ülke ekonomilerine bir ivme kazandırma çabalarına yıllar boyunca rastlanmıştır. Ancak kimi ülkeler dış borçlanmayı etkin bir şekilde kullanırken, kimileri ise aynı etkinliği sağlayamamıştır.Bu çalışmada, dış borçlanma, Türkiye'nin dış borçlarındaki gelişmeler, dış borcun sürdürülebilirliği ve etkileri incelenmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin (GOÜ) 1970 sonrası dış borçlarındaki gelişmeler, borç krizinin nedenleri ve Türkiye'de 1970'li yılların sonlarında ortaya çıkan borç krizi, 1980 sonrası gelişmeler ve dış borç göstergelerindeki gelişmeler üzerinde durulmuştur.1989 yılında 32 sayılı karar ile Türk parası konvertibl (yabancı paralar karşısında sınırsız değiştirilebilir) duruma getirilmiştir. Bu kararla birlikte firma ve kuruluşların dövizle borçlanmalarına olanak sağlayan bir uluslar arası finansal serbestleşme dönemine girilmiştir. Yüksek reel faizler ve değerli TL, kısa vadeli sermayeye uluslar arası piyasalardan daha yüksek getiri olanağı sağlamış ve ülke yatırımlara dönüşmeyen, yüksek karlar elde edip kısa sürede yurt dışına kaçan spekülatüf sermaye akımına uğramıştır. Buna bağlı olarak 1989 sonrası özel sektörün dış borçlanması hızla artmıştır.Dış borçların sürdürülebilirliği kavramı, özellikle 1980'lerde çığ gibi büyüyen dış borç kullanım oranlarının, birkaç sanayileşmiş ülkenin sürekli olarak yaşadığı cari işlemler dengesi açıklarının ve GOÜ' lerin yaşadıkları dış borç krizlerinin etkisi ile önem kazanmıştır.Anahtar Kelimeler: Dünya Borç Krizi, Dış Borç Sürdürülebilirliği, Zamanlararası Geri Ödeme Yeteneği, Eş Bütünleşme, Birim Kök, Türkiye

Borç kriziBorçlanmaBorçlanma yönetimi+9
Ahmet Turgut Akkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Dış borçların sürdürülebilirliği: Türkiye örneği (1980-2010)

Çoğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinde karşılaşılan en önemli makroekonomik sorunların başında kamu açıkları gelmektedir. Ekonomi literatürü kamu açıklarını açıklamaya yönelik iki temel konu üzerine odaklanmıştır. Bu konulardan biri son zamanlarda kamu borçlarındaki birikim, diğeri ise bütçe açıkları ve kamu borçları konusunda ülkeler arasında gözlenen önemli farklılıklardır. Birçok gelişmekte olan ülke ekonomilerinde ekonomik büyüme ve kalkınmanın finansmanı için gerekli olan ülke kaynaklarının yetersiz olması bu ülkeleri dış kaynak bulmaya zorlamaktadır. Bu durum sonucunda ise dış borç bu ülkeler için önemli bir finansal kaynak olmaktadır.Gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte olan birçok ülke ekonomilerinde olduğu gibi Türkiye ekonomisi için de dış borç oldukça önemli bir kaynaktır. Bu kapsamda ülkemizde dış borç genellikle tasarruf ve döviz açıklarını gidermek ve yüksek büyüme hızına ulaşabilmek için alınmaktadır. Ülke kaynaklarının yetersiz kalması sonucunda ilk zamanlar ek bir kaynak olarak alınan dış borçlar etkin bir şekilde kullanıldıklarında yatırımları, ekonomik büyümeyi ve kalkınmayı hızlandırmaktadır. Ancak, alınan dış borcun etkin ve verimli olarak kullanılmaması ve dış borç anapara ve faiz ödemelerinin ulusal gelir artışından daha fazla artış göstermesi, borçları ödeyebilmek için tekrar borç alınmasını gerektirmektedir. Bunun sonucunda ise dış borç yükü artarak ülkenin refahında bir azalmaya yol açmaktadır.Bir ülke ekonomisinde dış borçlanma gerek yapısı ve gerekse alınma amaçları bakımından ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Bu nedenle siyasi karar alma sürecinde dış borçlanma ile ekonomiye aktarılan dış kaynakların etkin kullanılıp kullanılmadığını belirlemek için belli ölçütler dikkate alınmalı ve bu doğrultuda analizler yapılarak, elde edilen sonuçlara göre borçlanılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; 1980'den günümüze dış borç stokunun ve dış borç servisinin ülke ekonomisine etkisini değerlendirmek ve Türkiye'de 1980-2010 yılları arası dış borçların sürdürülebilirliğini zaman serilerine dayalı eşbütünleşme analizi yardımıyla açıklamaktır.Anahtar kelimeler: Kamu Açıkları, Kamu Borçları, Dış Borçlar, Eşbütünleşme, Dış Borçların Sürdürülebilirliği

BorçlanmaBorçlarDış borçlanma+4
Sinan Çukurçayır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal krizlerin öngörüsünde uluslararası rezervlerin kısa dönem dış borçlara oranının etkisi

1990'lı yıllarda gelişmekte olan ülkelerde sıklıkla tekrarlanan finansal krizlerin ülke ekonomilerini derinden sarsması nedeniyle finansal krizlerin öngörülmesi ulusal ve uluslar arası literatürde çalışılan önemli konulardan biri olmuştur. Gelişmekte olan ülke ekonomilerinde uluslar arası rezervlerin kısa vadeli dış borçlara oranı, finansal krizlerin öngörülmesinde kullanılan öncü göstergelerden en önemlilerinden biridir.Uluslar arası rezervlerin kısa vadeli dış borçlara oranının en az 1 olması, diğer bir deyişle rezervlerin bir yıllık dönemde vadesi gelecek olan döviz cinsi dış ve iç borç anapara ve faiz ödemelerini karşılamaya yetecek düzeyde olması rezerv yeterliliği olarak kabul görmüştür. Bu oran, literatürde bir ekonominin güvenirliliğinin en temel göstergelerinden birisi olarak değerlendirilmektedir.Uluslar arası rezervlerin kısa vadeli dış borçlara oranının 1 kritik değerinin altına düşmesi ekonomide bozulmaların olduğu, etkin olmayan politikaların izlendiği şeklinde yorumlanırken, bu oranın 1 kritik değerinin üzerinde olması ise ülke ekonomisinin ani şokları göğüsleyebilecek kadar güçlü olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Bu nedenle bu oran, finansal piyasalardan borç alan ve yabancı sermaye akışının yoğun olduğu gelişmekte olan ülkeler için önemli bir makroekonomik göstergedir.Bu araştırmada, bu oranın Türkiye'nin ve bazı gelişmekte olan ülkelerin maruz kaldığı finansal krizler ile ilişkisi hem teorik hem de ampirik olarak ortaya konulmuştur. Uluslararası rezervlerin kısa vadeli dış borçlara oranının finansal krizler üzerindeki etkisi, finansal krizlerin ortaya çıkmasına neden olan para arzının uluslar arası rezervlere oranı, para arzının GSYİH'ya oranı, cari işlemler açığının GSYİH'a oranı ve yurtiçi kredilerin GSYİH'a oranı gibi makroekonomik göstergelerin, bu oran üzerindeki etkileri tespit edilmiştir. Aynı zamanda bu oranın finansal krizlerin öngörülmesinde potansiyel bir öncü gösterge olup olmadığı tartışılmıştır.

Cari işlemler dengesiDış borçlanmaFinansal kriz+7
Tuğba Şimşek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlıdan Cumhuriyete devralınan ekonomik miras

Bu çalışmada, Osmanlı Devleti'nin yıkılış döneminden önceki sosyo-ekonomik ve kültürel yapısı ele alınarak ülkenin tarıma dayalı bir yapı altında hâkim bir güç olduğunu ve ülke içerisinde farklı etnik kökenleri barındırdığına dair açıklık getirilmiştir. 18. yüzyıla kadar geçen sürede Osmanlı Devleti geleneksel üretimi ile yüksek standartlara ulaşmış ve hem sosyo-ekonomik hem de kültürel açıdan yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Batı'da sanayileşmenin gerçekleşmesi, Osmanlı Devleti'nin bu gelişmeye ayak uyduramaması ve hâlâ ilkel yapıda bulunması ülkeyi geride bırakmıştır. Ayrıca, ülkenin ekonomisinde bozulmalar yaşanmış ve ülke açık pazar haline gelmiştir. Ülke nüfusunun çoğunluğunu çiftçi, asker ve memurun oluşturduğu görülmektedir. Sanayi Devrimi'nde yaşananlar, savaşlar ve kapitülasyonların etkisi ile ülkenin egemenlik haklarını kaybetmesi, bununla birlikte tarım alanında ekilebilecek arazide nüfusun, tohumun ve araç gerecin yetersizliği de ülkeyi çıkmaza sürüklemiştir. Ekonomik yönden sıkıntıya giren devlet, savaş harcamalarına yetişememiş ve borçlanma yoluna başvurmuştur. Bu borçlanma önce iç ardından da dış borçlanma şeklinde olmuştur. Araştırmada, devletin ilk borç yüküne girişinden son borçlanma dönemine kadar olan zaman dilimine açıklık getirip, bu borçların neden, kimden ve nasıl alındığı ele alınıp, bu borçların neticesi ele alınmıştır. İlk kapsamlı dış borç 1854 yılında Kırım Savaşı ile birlikte alınmıştır. Ne yazık ki Osmanlı Devleti için bu borç ilk ve son borç olmamış sürdürülebilir bir şekilde devamı getirilmiştir. Osmanlı Devleti'nin omuzlarında ağır bir yük olan bu sıkıntı, borcu borçla kapatmak şeklinde devam etmiştir. Borcu borç ile kapatamayan devlet moratoryum ilan etmiş, borçlara yapılan yapılandırma neticesinde hükûmet her ne kadar rahatlasa da bu uzun sürmemiş, vadesi gelen borcu refinansman etmiştir. Borç almayı alışkanlık edinen Osmanlı Devleti'nin çöküşüyle beraber yeni Türkiye, Osmanlı Devleti'nden kalan borçların bir kısmını yani payına düşeni alarak taksitlerle ödeme kararında olmuştur. Ne yazık ki yeni savaştan çıkan ve henüz ekonomik açıdan kendine gelemeyen Türkiye, borçlarda konsolidasyon yaparak ve iktisadî hedef ve politikalar belirleyerek, Osmanlı mirasının son taksitini bir asır sonra 1954 yılında kapatmıştır. Yine Türkiye, kendisine miras kalan sosyo-ekonomik ve kültürel yapıyı bozulmuş bir şekilde alarak muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmak için büyük atılımlar başlatmıştır. Tarım, sanayi, hizmet ve kültürel alanlarında yeni girişimlerde bulunmuştur.

Cumhuriyet DönemiDış borçlanmaEkonomi+6
Kıymet Kurt
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu borçları ve orijinal günah göstergelerinin gelişimi: Türkiye örneği

Dünyada 1970li yıllardan bu yana yaşanan liberalleşme ve küreselleşme ile birlikte kamu harcamalarının finansmanında iç ve dış borçlanma süreklilik gösteren hatta normal karşılanan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşanan gelişmeler finansal liberizasyonu da tetiklemiş ve bu süreçte finansal krizlerin sebebi itici unsurlar olarak para ve vade uyumsuzluklarının yanında borçların yapısı önem kazanmıştır. Borç yapısının temelinde ise ülkelerin yurtiçi veya uluslararasından ulusal paraları cinsinden borçlanamama durumları yatmaktadır. Bu durumu açıklamak üzere Orijinal Günah, 1990'lı yıllarda yoğun bir şekilde yaşanan krizler neticesinde Eichengreen ve Hausmann (1999) tarafından ortaya atılmış ve akabinde yapılan pek çok çalışma ile anlamlılığı onaylanmış bir kavramdır. Çalışmalarında ulusal ve uluslarararası olarak ikiye ayırdıkları Orijinal Günahı, ülkelerin yerel paraları ile dış borçlanma yapamaması ya da yurtiçi piyasasında uzun vadeli borçlanamaması durumu olarak tanımlamışlardır. Yabancı para birimi cinsinden borçlanma, özellikle gelişmekte olan ülkeler için oldukça önemli bir finansman kaynağı oluşturmaktadır. Çalışmamızda ülkelerin ulusal para cinsinden uzun vadeli ve sabit faizli borçlanamamasının nedenini menkul kıymet piyasalarının gelişmişlik düzeyi, enflasyonist bekleyişler, para politikası ve kredibilite eksikliği ile uygulanan kur rejimleri şeklinde üç başlık altında ele alınmıştır. Ülkenin ekonomik ve finansal gelişmişlik düzeyinin problemin çözümünde önemli olduğu bulunmuştur. Güçlü politika ve kurumların, kredibilitesi yüksek bir para politikasının ve dalgalı kur rejiminin varlığı sorunun açıklanmasında önem arz eden diğer faktörler olarak belirlenmiştir. Etkin çalışmayan kredi piyasasının varlığı ülkeleri söz konusu probleme karşı açık hale getirdiği tespit edilmiştir. Türkiye için yurtiçi ve uluslararası Orijinal Günahı rasyo analiz olarak incelediğimiz tezimizde uluslararası orijinal günah katsayısı 2004 yılına kadar 1 olarak hesaplanmıştır. 2000 Krizinin ardından yükselen endeks değerleri 2003 yılı düzenlemelerinin ardından iç borçlanma piyasasının göreli olarak derinleşmeye başlamasıyla, döviz kuru rejimindeki değişimin düşen enflasyon oranı ile birlikte piyasa riskini azaltmasıyla 2013 yılına kadar düşük düzeyde gerçekleşmiş olmasına karşın bu yıldan itibaren yüksek değerler almaya başlamıştır. Ayrıca Türkiye ekonomisinin uluslararası orijinal günah göstergeleri de düşük performans göstermektedir. TL nin hala konvertibil bir para birimi olmaması ve tercih edilmemesi sebebi ile uluslararası orijinal günah endeksi göreli azalmalarına rağmen 0,90 lar gibi hala çok yüksek değerlerde seyretmektedir. Uluslararası orijinal günah katsayısının bu denli yüksek oluşu yapılan çalışmaları ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Çünkü değişim çok küçük miktarlarda gerçekleştiğinden analizlerde değişken olarak pek etkin olamamaktadır. Bu çerçevede ülkemizin atacağı politika adımlarında uluslararsı piyasalarda yerli para birimimize olan güveni arttırıcı iş birliklerine ve güven sağlayıcı yeniliklere ihtiyacı vardır. Konvertibilitesinin artmasını sağlayıcı tedbirler ile uluslarararası orijinal günah değeri dünya ekonomisine yön veren beş büyük ülke parası gibi sıfırlanmasa da en azından Avrupa ülkeleri seviyesinde gerçekleşebilecektir. Nitekim Yurtiçi orijinal günah değerleri; 2000 Krizinin ardından yükselse de 2003 yılı düzenlemelerinin ardından iç borçlanma piyasasının göreli olarak derinleşmeye başlamıştır. Döviz kuru rejimindeki değişimin düşen enflasyon oranı ile birlikte piyasa riskini azaltmasıyla küresel finansal krize kadar düşük düzeyde gerçekleşmiş olmasına karşın krizin etkisi ile en yüksek değerlere çıkmış akabinde 2012 yılında döviz cinsi ve dövize endeksli senetlerin kaldıırlması ile ciddi oranda azmaya başlamış, özellikle DSIN1 değeri sıfırlanmıştır. Buradan hareketle uluslararasından ulusal para cinsinden borçlanma imkânı bulamayan ülkelerin yurtiçinde uzun vadeli borç bulma imkânının arttırılması için çeşitli çalışmalar gerçekleştirdiğinde yurtiçi orijinal günah değerlerinde ciddi bir azalma gerçekleştirebileceği sonucuna ulaşılabilmektedir.

BorçlanmaDış borçlanmaKamu açıkları+3
Meltem Özbay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu borçlarının ekonomik büyüme üzerine etkileri: Türkiye örneği

Ülkelerin büyüme ve kalkınma süreçlerinde son dönemlerde sürekli artmakta olan ve kamunun olağan geliri niteliğini kazanan kamu borçlanmalarının ekonomik büyümeyi ne yönde ve hangi büyüklükte etkilediği günümüzde sıklıkla tartışılmakta olan bir konu haline dönüşmüştür. Kamu borçlarının ekonomik büyümeyle olan ilişkisi hem gelişmiş ülkeler hem de gelişmekte olan ülkeler açısından oldukça önem taşımaktadır. Gelişmekte olan ülkeler öncelikle kalkınmaya yönelik finansman sağlanması için tasarruflardaki yetersizlik sebebiyle devlet borçlanması yolunu sıklıkla tercih etmektedirler. Gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye'nin de iç tasarruflarının yatırımlara finansman sağlama konusunda yetersiz gelmesi, ulaşılmak istenen ekonomik büyüme hızına erişmesine engel teşkil etmektedir. Çalışmanın amacı Türkiye'deki kamu borçlarının ekonomik büyümeye olan etkilerinin tespit edilmesidir. Bu hususta iç ve dış kamu borçlanmalarının 2002Q3-2020Q3 döneminde ekonomik büyüme üzerindeki etkileri Vector Otoregresyon (VAR) analizi yardımıyla test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Türkiye'de kamu iç borçlanmalarındaki azalmalar GSYİH'da yukarı yönlü harekete sebep olurken; kamu dış borçlanmalarındaki azalmalar GSYİH'de azalmalara neden olmaktadır. Dolayısıyla Türkiye ekonomisinde kamu iç borçlanmaları ile GSYİH arasında ters yönlü; kamu dış borçlanmaları ile GSYİH arasında doğru yönlü bir ilişkiden bahsetmek mümkündür. Bu hususta Türkiye ekonomisinde ekonomik anlamda büyüme ve gelişme sağlanması için kamu borçlanmalarına yönelik politikaların tespitinin iyi yapılarak en uygun politikanın belirlenmesi oldukça önem arz etmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Ekonomik Büyüme, Kamu Borçları, Türkiye Örneği, VAR Analizi

Dış borçlanmaEkonomik büyümeEkonomik etki+3
Zeynep Sertkaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir iktidar/güç aracı olarak dış yardım ve dış borçların kullanılması: Osmanlı Devleti'nden günümüze Türkiye'nin dış borçlan(dırıl)ma serüveni

Rönesans - Reform dönemi sonrası Batı Avrupa, teknik ve ekonomik anlamda bir gelişme göstermiştir. Dünyanın geri kalanına kıyasla aşırı bir kapital birikimiyle sonuçlanan süreç, kapitalizmin oluşumunda etkili olmuştur. Bu zenginliğin iktidar aracı olarak kullanılabilmesi için yoksul ülkelerin borç kullanmak zorunda kalması ya da borçlanmaya olumlu bir bakış açısı kazanması gerekliliği önemli bir konu haline gelmiştir. Liberal felsefe bunu sağlamış, aynı zamanda serbest piyasa ekonomisinin ve bunu sağlayacak demokratik yönetim şekillerinin dünyada yaygınlaştırılması yardım / borç - kredi ilişkilerinin bir iktidar / güç aracı olarak kullanılmasının önünü açmıştır. Bu tez, dış yardımlar ile yumuşak güç kavramını, dış borçlar ile sert güç kavramını, hem dış yardımlar hem de dış borçlar ile akıllı güç kavramını ilişkilendirmektedir. Devletlerin yumuşak, sert ve akıllı güçler aracılığıyla ekonomik bağımsızlıklarını kaybetme süreci, Osmanlı Devleti döneminden günümüze kadar uzanan bir periyotta incelenmiştir. Çalışmanın sonucu, gelişmekte olan ülkeler tarafından dış finansman kaynağı olarak kullanılan borçların niteliğinin ve dış yardım ve borçların ülkelerin ekonomik ve politik bağımsızlığında önemli bir rol oynadığıdır. Ancak kullanılan borcun niteliği önemli olsa da; dış yardımlar ve dış borçların gelişmiş ülkeler tarafından bir iktidar / güç aracı olarak kullanıldığı da bir gerçektir. Söz konusu dış yardımlar ve dış borçlar gelişmiş ülkelerin çıkarına hizmet etmektedir.

Akıllı güçDış borçlanmaDış yardımlar+7
Begüm Korkmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Savunma harcamalarının dış borçlanma ile ilişkisi: Türkiye analizi

Devletin ülke içi güvenliği sağlamak ve dış ülkelerden gelebilecek saldırıları bertaraf etmek gibi önemli görevleri vardır. Devlet, bu görevleri yerine getirebilmek amacıyla savunma harcamaları yapmaktadır. Savunma harcamalarının düzeyi, çeşitli faktörlere bağlı olarak ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Türkiye'nin bulunduğu coğrafi konum itibariyle, bölgesel risklerin fazla olması, terörle mücadele ihtiyacı, diğer ülkelerden gelebilecek saldırı tehdidi ve benzeri sebepler sonucunda Türkiye'nin savunma harcamalarının artışı hususunda etkili olmuştur. Bu harcamaların finansmanı amacıyla, vergi gelirleri dışında dış borçlanmaya başvurmuştur. Dış borçlanma kamu harcamalarının finansmanında özellikle gelişmekte olan ülkeler için önem taşımaktadır. Savunma harcamaları Türkiye için en önemli stratejik kamu harcama türlerinden biridir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de savunma harcamalarıyla dış borçlanma arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada kullanılan veriler 1970-2018 dönemi için Dünya Bankası'ndan alınarak, Toda-Yamamato nedensellik testi ile analiz edilmiştir. Analizin sonucunda % 10 anlamlılık düzeyinde savunma harcamalarından dış borca doğru, tek yönlü bir nedensellik tespit edilmiştir. Bu bulgu literatürle benzerlik göstermektedir. Ayrıca, çalışmada bu ilişkiye yönelik olarak, literatürde ilk defa Perron (1989) yapısal kırılmalı birim kök testi ve Narayan ve Popp (2010) birim kök testi uygulanarak literatüre katkı sağlanmıştır.

BorçlanmaDış borçlanmaNedensellik testleri+2
Yücel Ergün
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelere yönelik dış finansman kaynakları üzerine üç deneme: Dış borçlanma, doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve sıcak para hareketleri

Bu tezde, dış finansman kaynakları alanında en güncel konular arasında yer alan dış borçlar, doğrudan yabancı yatırımlar ve kısa vadeli sermaye hareketleri geniş bir örneklem ve analiz yöntemleri kullanılarak incelenmektedir. Birinci bölümde, Türkiye'de dış borçların sürdürülebilirliğinin hem teorik hem de ampirik çerçevede değinilmektedir. Özellikle 2000'li yıllardan itibaren değişen dış borç biçimi ve işlevi hem alacaklı hemde borçlu açısında incelenmektedir. Çalışmada, Dünya Bankası'nın dikkate aldığı göstergeler yardımıyla Türkiye ekonomisinde dış borçların sürdürülebilirliğinin analiz edilmektedir.Bu bağlamda, Türkiye ekonomisi için Toplam Dış Borçların GSYH'ye Oranı, Toplam Dış Stokunun İhracata Oranı, Toplam Dış Servisinin İhracata Oranı, Toplan Dış Borç Faiz Ödemelerinin İhracat Gelirlerine Oranı kriterleri (verileri) kullanılarak analiz yapılmaktadır. Yapılan Perron (1998), Zivot&Andrews (1992) ve Lumsdaine&Papell (1997) yapısal kırılmalı birim kök testlerinde serinin yapısal kırılmalı birim köklü olduğunu gösteren temel hipotez kabul edilmektedir. Bu nedenle 1989-2019 döneminde Türkiye'de dış borçların sürdürülemez olduğu tespit edilmektedir. İkinci bölümde, Türkiye' ye gelen doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörlerin belirlenmesi hedeflenmektedir. Bu amaçla doğrudan yabancı yatırımkavramı üzerinde durulmuş, doğrudan yabancı yatırımların sektörel dağılımı ve doğrudan yabancı yatırımların coğrafi dağılımında meydana gelen değişmeler Türkiye için incelenmektedir. Analiz kısmında ilgili teorik ve uygulamalı literatür dikkatlice gözden geçirildikten sonra Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımları belirleyen makroekonomik faktörler analiz edilmektedir. Bu hedef doğrultusunda Türkiye ekonomisi için 2003:Q2-2019:Q4 dönemine ait doğrudan yabancı yatırımlar (DYY), piyasa hacmi (GDP), dış ticaret açıklık oranı (TA), reel döviz kuru (RDK) ve korku endeksi (VIX) çeyreklik verileri temel belirleyiciler olmaktadır. DYY, GDP, TA, RDK ve VIX değişkenleri için ADF ve PP birim kök testi sonuçları incelenmektedir, değişkenlerin düzey değerleriyle durağan olmadıkları ifade eden sıfır hipotezi reddedilmektedir. DYY belirleyen GDP, TA, RDK ve VIX faktörlerin DYY girişleri ile olan ilişkisini tespit etmek için Granger nedensellik testi yapılmaktadır. Nedensellik testine göre TA ve VIX, DYY'ın Granger nedenselliği olduğu bulunmaktadır. Yani TA ve VIX oranının geçmiş ve bugünkü değerleri Türkiye'nin doğrudan yabancı yatırımları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmaktadır, burada tek yönlü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmektedir. Çalışmada, DYY'ın GDP üzerinde tek yönlü etkisi bulunmaktadır, RDK İle DYY arasında nedensellik ilişkisi tespit edilmemektedir. Üçüncü bölümde, kısa vadeli sermaye hareketlerinin Türkiye ekonomisi üzerine etkileri araştırılmaktadır. Bu çerçevede konuyu daha sağlıklı analiz edebilmek için finansal liberazilasyon politikalarının makroekonomi üzerindeki etkilerini açıklamaya yönelik yaklaşımlara değinilmektedir. Türkiye'de kısa vadeli sermaye hareketlerini çekmeye yönelik uygulanan finansal liberalizasyon politikalarının nasıl ve hangi ölçüde başarılı olduğu incelenmektedir. Çalışma, kısa vadeli sermaye hareketlerinin Türkiye ekonomisi üzerine etkisi 1995-2020 yıllarına ait ödemeler dengesi, büyüme oranı, enflasyon oranı, tasarruf ve yatırım oranı, dış ticaret dengesi verileri kullanılarak McKinnon-Shaw hipotezi çerçevesinde incelemektedir.Bu çerçevede liberalizasyon sürecinde kısa vadeli sermaye hareketleri, portföy yatırımları, büyüme oranı, cari açık ve dış ticaret dengesi verileri Türkiye ekonomisinde değişimleri betimsel olarak ele alınmıştır. Çalışmada, kısa vadeli sermaye hareketlerinin Türkiye ekonomisi için reel ekonomiye ek finansman imkanı yaratmış olmasına rağmen istikrarlı bir büyüme sağlamadığı, tasarruf ve yatırım oranlarının artmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler:Dış Finansman, Dış Borç Sürdürülebilirliği,Doğrudan Yabancı Yatırım, Kısa Vadeli Sermaye Hareketleri, Finansal Liberalizasyon.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıDış borçlanmaDış kaynaklardan yararlanma+5
Müdrike Uçkaç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Five essays on Sub-Saharan Africa economic development: External debt, poverty, natural resources, corruption, and trade

Sub-Saharan Africa (SSA) region is undergoing an unparalleled economic depression, which is having a significant negative effect on development. Fewer commodity prices, poor governance performance, and higher import dependence, compounded by much-needed home lockdowns and other pandemic-control measures, have resulted in a serious and widespread worsening of the economic condition. The hazards of financial distress have grown due to limited budgetary flexibility, difficult financing circumstances, and growing foreign debt. Among the various challenges that face the development of the Sub-Saharan African region, this dissertation in form of five independent essays attempts to inspect five major issues that tackle the sustainable path of economic development in the Sub-Saharan African countries namely; external debt, poverty, resource curse, corruption, and trade. Chapter Two investigates the impact of external debt on economic growth as well as the differential impact of debt below and above a threshold that is empirically estimated using the Panel Threshold regression method. For a robust estimation, the Generalized Method of Moments (GMM) has also been employed to investigate the dynamic link between external debt and economic growth. The findings found no evidence of a non-linear relationship between debt and economic growth. It has been indicated that the deleterious impact of external debt on economic growth does not preclude poor or rich SSA countries. Results from dynamic panel threshold estimates reveal that external debt has a negative and significant effect on economic growth above the threshold level of 43.25%. The adoption of robust ways to generate domestic revenue to complement external sources of funding such as the inclusion of all domestic informal businesses onto a common state-of-the-art platform so that domestic revenue collection will be effective. Chapter Three inspects if variations in poverty between nations or regions are attributable to variations in income inequality or changes in mean income levels by the Panel Vector Autoregressive (PVAR) Model. Forecast error variance decomposition (FEVD) and impulse response functions (IRF) are employed in this investigation to estimate the effect of positive economic growth and income inequality shocks on poverty intensity in the short and long term. Findings of PVAR reveal that all three main variables have a significant causal relationship. The analysis shows that economic growth may potentially accelerate poverty reduction by 2.28 percent. Moreover, the results also prove a two-way positive nexus between the poverty gap and income inequality, suggesting the rise in the income inequality index results in a 3.53 percent increase in poverty intensity. These findings imply that Sub-Saharan African governments should focus on policies that narrow the economic disparities which result in considerably reducing poverty. The experiences of several emerging countries demonstrate that structural transformation toward income inequality reduction has a greater influence on poverty than the average rise in per capita GDP. Chapter Four examines the commonly held belief that natural resources are harmful to economic growth in resource-rich countries employing the Panel Quantile Regression method. As reported by Sachs and Warner (1997), natural resource-rich African economies have a larger service sector and a smaller industrial sector than resource-poor African nations. Furthermore, raw-material-rich nations tend to have slower GDP per capita growth in manufacturing exports. Findings support the resource curse hypothesis in Sub-Saharan African countries specifically the resource-rich countries. African governments should be ensured that natural resource rents are directed from traditional sectors to modern sectors. In this way, instead of using resource rents inefficiently in non-productive areas, productive sectors are offered the opportunity to grow and develop. Consequently, it is vital that the country optimized productive investments. Chapter Five assesses the determinants of corruption in Sub Sahara Africa and focuses on the effect of institutional quality on corruption by applying the Instrumental variables Two Stages Least Square (IV-2SLS) regression model. The model is based on Luo's (2005) approach, which includes institutional theories as a theoretical approach established by DiMaggio and Powell (1983), Tolbert (1996), and Scott (2001). Results highlight the significant effects of four institutional quality indicators (government effectiveness, political stability, voice and accountability, and rule of law) on the reduction of corruption. Also, general results show that income inequality measured by the GINI index plays an important role in increasing corruption levels. Therefore, SSA governments should take responsibility for implementing a comprehensive whistle-blower protection act to guarantee that those who speak out about dishonest or illegal activities occurring in a government organization are not retaliated against. Also, should endeavor to raise community awareness about the risks of corruption and the necessity of anti-corruption legislation to foster resilience and integrity at all levels of society. In Chapter Six, the causal relationship between trade flow and economic growth has been examined using the Cross Sectionally Auto-Regressive Distributed Lag (CD-ARDL) and the latest Granger non-causality method developed by Juodis et al. (2021). The outcomes reveal that for upper middle-income countries group, expanding exports through various export promotion techniques has been an essential component of their economic growth path. As a result, the study suggests that both export promotion methods and pro-growth policies be strengthened, because economic growth and exports have been shown to support each other in those nations. However, there is robust evidence of unidirectional causality running from economic growth to imports in low-income and lower-middle-income countries. Broad comparisons suggest that growth is connected to imports. The study cautions low-income and lower-middle-income SSA nations against depending too heavily on an export-led growth strategy to attain a sustainable growth path, where there is no prevailing causal association between exports and economic growth has been observed in such countries. Keywords: Economic growth, income inequality, institutional quality, panel data analysis, sustainable development, indebtedness.

Natural resourcesExternal borrowingEconomic growth+7
Ayat Abdelrahım Sulıman Esaa
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin dış borçlarının analizi ve ekonomik büyüme üzerine etkileri

Özellikle ikinci dünya savaşı sonrasında oluşan savaş ve savaş öncesi yıllara kıyasla daha güvenli ve istikrarlı ortamda az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler hızlı kalkınma arayışlarına başlamışlardır. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ortak sorunlarından biri olan iç kaynakların yetersizliği bu çabaları engelleyen bir neden olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle ülkeler bu sorunu aşmak için dış kaynaklardan yararlanma yoluna gitmiştir. Dış kaynaklar yolu ile ülkelerin yetersiz iç kaynak sorununu çözmeleri ve kalkınma hedeflerine ulaşmaları amaçlanmıştır. Ancak elde edilen bu ek kaynakların etkin şekilde kullanılarak yatırımlara ve yatırımlar yolu ile de ekonomik kalkınmaya yönlendirilememesi ve ilerleyen dönemlerde dış borç yükünün aşırı artması ülkelerden dışarıya bir kaynak akımının oluşmasına sebep olmuştur. Bu negatif gelişme de yatırımları dolayısı ile ekonomik büyümeyi engelleyici olumsuz etkiler yaratmıştır. Türkiye de gelişmekte olan bir ülke olarak dış kaynaklardan yararlanma yoluna gitmiştir. Çalışmada Osmanlı'dan günümüze kadar Türkiye ekonomisinde dış borçların gelişimi analiz edilmiştir. 1980-2010 dönemleri arasında da dış borçların ekonomik büyüme üzerindeki etkileri araştırılmıştır.Çalışmada Türkiye'de özellikle 1980-2010 yıllarında dış borçların toplam yatırımlar üzerinde olumsuz bir etki yarattığı ve toplam yatırımlar üzerindeki bu olumsuz etkinin büyümeyi engellediği sonucuna varılmıştır.

BorçlarBüyümeDış borçlanma+8
Mesut Yücesan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya'da ve Türkiye'de dış borç sorunu ve dış borcun sürdürülebilirliği

Bu çalışma, ülkelerin ekonomik gelişmişlik seviyeleri ile dış borçlarının sürdürülebilirliği ilişkisini, ülkelerin kendine özgü tarihsel, sosyal ve ekonomik özelliklerini de dikkate alarak, dış borç oranları ve ekonometrik modelle incelemeyi amaçlamaktadır. Finansal ekonomi olgusunun geliştiği ve dış ticaretin global olarak serbestleştiği sermayenin küreselleşmesi dönemi, 20.yüzyılın son çeyreği ile beraber hız kazanmıştır. Bu gelişme, ekonomik büyümenin dış kaynaklarla finanse edilmesinin, daha sık başvurulan bir politika aracı haline gelmesine yol açmıştır. Ancak, 1980'lerde başlayan ve gelişmekte olan ülkelerde ardı ardına patlak veren dış borç krizleri, dış finansmanın sınırsız bir kaynak olmadığını ortaya koymuş ve dış borçların sürdürülebilirliği kavramının iktisat doktrinine yerleşmesini sağlamıştır.Ulusal tasarrufların yetersiz olduğu ekonomiler, dış borçlanma yöntemine sıklıkla başvurmaktadır. Ancak, her ülke aynı şartlarda dış kaynak temin edememektedir. Bunun sebebi, gelişmişlik düzeyinin, kreditörlerin risk algısını aşağı çekmesidir. Ekonomik büyümeyi yakalayabilmek için dış borçlanmaya şiddetle ihtiyaç duyan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kredibilite problemi bulunmaktadır. Bu durum, dış borçlanmanın maliyetini artırmakta, sürdürülebilirliği zorlaştırmaktadır. Öte taraftan, gelişmiş ülkeler ise, dış borçların sürdürülebilirliğini, ekonomik, politik ve tarihi birçok avantaj nedeniyle, düşük risk primi ödeyerek sağlayabilmektedir.Dış borç teorisinde esas alınan temel rasyolar vasıtasıyla yapılan analizin de gösterdiği gibi, dış borçların sürdürülebilirliği, ülkelerin gelişmişlik düzeyi, sahip olduğu mukayeseli üstünlüklerin kapsamı ve ekonomi politikalarının kalitesinin bir fonksiyonu niteliğindedir. Ancak, hali hazırda içinden geçtiğimiz küresel finansal ve ekonomik kriz, gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkelerin dahi dış borçlarının sürdürülebilirliği konusunda kaygılar oluşabileceğini göstermiştir. Bu nedenle, ihtiyatlı ve uzun vadeli bakış açısına sahip ekonomi politikaları, dış finansmana ihtiyaç duyan ve bunu sürekli kılmayı arzulayan her ekonomi için ön koşul niteliği taşımaktadır.Anahtar Sözcükler1. Dış Borç2. Dış Borç Sürdürülebilirliği3. Ekonomik Gelişmişlik Düzeyi4. Dış Borç Yönetimi5. Dış Borç Krizleri

BorçlarDış borç yönetimiDış borçlanma+3
İskender Suvay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin kaynak gereksinimi çerçevesinde reel sektörün dış borçlanması

Bu çalışmada, TCMB Sektör Bilançoları kullanılarak, finansal krizlere ?bilanço? yaklaşımı çerçevesinde, 1998-2009 dönemi için Türkiye'deki finansal olmayan firmalar kesimine ilişkin ?olumsuz bilanço etkisi?nin varlığı ile yükümlülük dolarizasyonunun belirleyenleri araştırılarak; Türk Lirası'ndaki reel değer kayıplarının söz konusu kesimin yatırımlarını ne yönde etkilediği incelenmiştir. Ayrıca, küresel likidite koşulları ve risk algılamalarındaki olumsuz bir değişiklik karşısında, aynı kesimin bilanço kaynaklı çeşitli kırılganlıkları irdelenmiş ve ekonomik büyüme için gerekli olan dış kaynak gereksinimi çerçevesinde, Türkiye'de finansal olmayan firmalar kesimince sağlanan dış kaynağın ne ölçüde üretken kapasite ve dış borç geri ödeme kabiliyetini arttırıcı faaliyetlerde kullanıldığı tartışılmıştır.Çalışma sonucunda ulaşılan temel bulgular aşağıdaki şekilde özetlenebilir: İlk olarak, yurt içi tasarrufların ekonomik büyümenin finansmanında yetersiz kalması nedeniyle Türkiye ekonomisi sürekli bir dış kaynak gereksinimi içerisindedir. İkinci olarak, döviz cinsinden yükümlülüklerini döviz cinsinden gelirleri ile eşleştirmeyen ve dolayısıyla kur riskine açık olan Türkiye'deki finansal olmayan firmalar kesimi için ?olumsuz bilanço etkisi? önermesi geçerlidir; Türk Lirası'ndaki reel değer kaybı, daha yüksek yükümlülük dolarizasyonuna sahip sektörler için daha düşük bir yatırım seviyesine işaret etmektedir. Üçüncü olarak da, Türkiye'nin dış kaynak kullanımı, bir taraftan, tasarruf kısıtını hafifletirken, diğer taraftan da, sürdürülebilir büyümeye tehdit oluşturan bazı kırılganlıkları arttırmaktadır.

BorçlanmaDış borçlanmaEkonomi+5
Osman Çağatay Mutlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

External public debt management: Use of derivative instruments

Public debt is a financing tool that is frequently applied for increasing public spending in the face of increasing public costs or for financing large countrywide public investments.There have been many different schools of though and theory put forth on public debt from ancient times to the present day. The impossibility of achieving an equilibrium between market conditions and the understanding the state?s role of the social state in the economy is a reality accepted by virtually every country today. Taken in this context, for those countries that lack the internal dynamics for public debt financing to go the route of external borrowing to cover public debt is an unusual phenomenon.Budget deficits in developing countries have reached serious levels due to many global crisis?s that have developed in International markets, and cyclical changes that occur as a result of inflationary pressures. These countries which do not have a robust economy and financial structure had to resort to foreign borrowing to finance public deficits.This process of borrowing that gained substantial acceleration especially during 1980s, effecting the debt rates and services of developing countries? economies and thus jeopardizing the status of countries that has been the lender. This situation revealed that developing countries needed to focus on public domestic and external debt management. From this period forward, the debt management issues such as debt stock limit, risk ratio, internal and external debt sustainability gained importance for developing countries. During the same period, the derivative products emerged as a result of the studies performed in order to reduce the risks brought by borrowing in international markets. These products began to be used effectively by many developed countries to avoid risks such as exchange rate, interest rate, inflation. These products that were used in these markets grew as time went on and with the promotion of certain economic and financial institutions began to attract the attention of developing countries.The situation in Turkey was not different than in other developing countries. Especially after 1980, the external public debt levels increased sharply by means of economic and financial reforms that had been performed during this period. The derivative instruments which ensure the risk management and which emerged in the '80s as an alternative in the public internal and external debt management only began to attract attention at the end of the 90s in Turkey and the trading volume could be increased with the opening of the Derivatives Market in 2002. But this interest remained confined only to the private sector.It is not possible to ignore the benefits that may be obtained by use of derivative instruments when the past experiences of Turkey are observed.In this study it is explained the importance of a sound external public debt management and the advantages of use of derivative instruments within this frame. It is signified that evaluation and development of the derivative market will be advantageous, both in order for the economic development plans to be executed in a more clear way and in terms of assistance to the monetary policies to become successful.

BorrowingDebt managementDebt method+5
Şara Çepni
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kısa vadeli sermaye haraketlerinin ödemeler bilançosu, dış borçlar ve büyüme üzerindeki etkileri: Türkiye örneği (1990-2001)

Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımları 1980'li yılların başından itibaren hızlanmaya başlamış ve 1990'lı yıllarda ivme kazanan bir olgu haline gelmiştir. Sermaye hareketlerinin liberal hale getirilmesi ile birlikte ülkelerin para politikaları, faiz haddi ve döviz kuru üzerindeki etkileri azalmıştır. Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımları önemli bir iktisat politikası değişkeni olarak araştırma konuları içinde önemli bir yere sahiptir. Uluslararası sermaye akımları içerisinde kısa vadeli sermaye akımları, özellikle gelişmekte olan ülke ekonomileri üzerindeki etkileri ve bu ülkelerin söz konusu sermaye akımları ile ilgili politikaları uluslararası finansal kuruluşların ve araştırmacıların önemli bir araştırma ve inceleme konusu olmuştur. 1980'li yılların başından itibaren Türkiye ekonomisinde büyük ölçüde kayank yetersizliğinin neden olduğu dar boğazlar, uluslararası kuruluşların da telkinleri eşliğinde alınan 24 Ocak Kararları ile birlikte "finansal liberalizasyon" sürecinin başlatılmasını sağlamıştır, önce 30 sonra 32 sayılı Kararla yürürlüğe konan ve iktisadi istikrar sağlanamadan gerçekleştirilen dış finansal liberalizasyon, Türk ekonomisini spekülatif hareketlere açık hale getirmiştir. Bu durum Türkiye ekonomisinde, faiz-kur makasından kaynaklanan "sıcak paranın" ülke ekonomisinde tahribat yaratıcı etkilerinin oluşmasına neden olmuştur, özellikle 1994 yılında Meksika'da, 1997 yılında Doğu Asya'da ve son olarak Türkiye'de yaşanan krizler nedeni ile, IMF ve Dünya Bankası'nın konumları ve önerdiği programları da içine alan tartışmalar yaşanmıştır. Bütün bu gelişmeler üzerinde durulması gereken önemli konular haline gelmiştir.236 Bu çalışmanın amacı, finansal serbestleşme hareketleri çerçevesinde, 1980 sonrası dönemde Türkiye ekonomisinin (özellikle 1990-2001 yılları arası) gelişimini etkileyen kısa vadeli sermaye hareketlerinin ödemeler bilançosunu, dış borçlan ve ekonomik büyümeyi nasıl ve ne ölçüde etkilediğini ortaya koymaktır.

Dış borçlanmaEkonomik büyümeKısa vadeli sermaye+3
Sema Salıh Hyuseın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye ekonomisinde yatırım-tasarruf-büyüme ve dış borç ilişkisi

Ülkelerin iktisadi büyüme ve kalkınmasında sermaye birikimi tartışmasız çok önemli bir yere sahiptir. Sermaye birikimi ise gelirlerin giderek daha büyük bir kısmının yurtiçi tasarruflara yönlendirilmesi ve sonuçta yurtiçi tasarruflar ile finanse edilen yatırımlar yolu ile sağlanmaktadır. Dolayısıyla sermaye birikimi ve ekonomik büyümeye; tasarrufların oluşumu, arttırılması ve yatırımlara dönüştürülmesi sürecinin bir fonksiyonu olarak bakılabilir. Aynı zamanda ekonomik büyümede daha fazla gelir artışını sağlayarak yurtiçi tasarrufların artmasına neden olabilir. Fakat düşük veya yetersiz yurtiçi tasarruflar ülkenin yabancı kaynak bağımlılığını arttırıp, ödemeler dengesi üzerinde baskıya sebep olup; cari işlemler açığını yükseltip ekonominin kırılganlığını ve büyümenin sürdürülebilirliğini tehlikeye sokabilir. Türkiye gibi ekonomik gelişmesini sürdürmek için yeterli gelir ve tasarruf düzeyine sahip olmayan gelişmekte olan ülkeler için ise tasarruflar ayrı bir öneme sahiptir. Türkiye' de son yıllarda yurtiçi tasarruf oranlarında ciddi düşüşler meydana gelmekte ve sonuçta tasarruflar yatırımları karşılayamamaktadır. Bu durum ise tasarruf-yatırım açığı ve cari açık yolu ile ekonomi üzerinde olumsuz bir etki bırakırken, ülkenin dışa bağımlılığını ve krizlere karşı duyarlılığını arttırmaktadır. Bu kapsamda çalışma Türkiye ekonomisinde 1980-2016 dönemi içinde kamu ve öze tasarrufların değişim süreci, yurtiçi tasarruflar-yatırımlar ve cari açığın ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenecektir.

1980 sonrasıBütçe açıklarıCari açık+5
Seda Oruç
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin finansmanında yurtdışı kredi tercihinin nedenlerinin belirlenmesine yönelik bir çalışma

Bu çalışma Türkiye'de faaliyet gösteren işletmelerin 2002 ile 2017 yılları arasında yurt dışından sağladıkları uzun vadeli kredi tercih nedenlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda SPSS 22.0 paket programında çoklu doğrusal regresyon analizi ve stepwise regresyon analizi yapılmıştır. Regresyon analizinde özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredilerin bir önceki yıla göre yüzde değişimi bağımlı değişken olarak modele dahil edilmiştir. Bağımlı değişkeni etkilediği düşünülen bağımsız değişkenler ise Kamu net borç stokunun Gayri Safi Yurt İçi Hasılaya oranı, Chicago Opsiyon Borsası Oynaklık Endeksi olarak bilinen VIX Endeksi, Tüketici Fiyat Endeksi ve TÜFE Bazlı Reel Efektif Döviz Kurudur. Regresyon analizinin temel varsayımlarının sağlanıp sağlanmadığı kontrol edilmiştir. Gerekli varsayımların sağlandığı anlaşıldığında ilk olarak çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Analizin sonuçlarına göre özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi tercihi ile Kamu net borç stokunun Gayri Safi Yurt İçi Hasılaya oranı arasında beklentilerin aksine istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi tercihi ile Tüketici Fiyat Endeksi arasında beklentilerin aksine istatistiki olarak negatif anlamlı bir ilişki, VIX Endeksi ile istatistiki olarak negatif anlamlı bir ilişki ve son olarak Reel Efektif Döviz kuru arasında istatistiki olarak pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Regresyon analizlerinde bir tane bağımsız değişkenin çıkmasıyla modelin test değerleri ve regresyon katsayıları değişecektir. Asıl regresyon denklemini bulmak için bağımlı değişken üzerinde anlamlı etkisi olmayan bağımsız değişken çıkarılarak stepwise yöntemine göre ikinci bir regresyon analizi yapılmıştır. Analizin sonuçlarına göre VIX Endeksi, Tüketici Fiyat Endeksi ve Reel Efektif Döviz Kuru arasında özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi tercihini en çok etkileyen değişkenin VIX Endeksi olduğu saptanmıştır. Analiz sonucu özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi tercihi ile VIX Endeksi arasında istatistiki olarak negatif anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

Dış borçlanmaFinansmanKrediler+3
Yasin Doğan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin dış ödemeler dengesi sorunları (1970-1979)

Dış borçlanmaPetrolUluslararası ticaret+2
Mehmet Tûba Ongun
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1986
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası Finansal Krizlerin Temel Kaynakları: Yabancı Para Cinsinden Borçlanma ve Temel Günah

Yabancı para birimi cinsinden borçlanma, özellikle gelişmekte olan ülkeler (GOÜ) için oldukça önemli bir finansman kaynağı oluşturmaktadır. Yabancı para cinsinden borçlanma ekonominin temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamakla beraber, yanlış dış borç yönetimi zaman zaman finansal krizlerin oluşmasını tetikleyen, derinleştiren ve ülkelerin büyüme süreçlerini kesintiye uğratan nedenler arasında da yer almaktadır. Temel günah (TG) sorunu ekonomi literatüründe ülkelerin uluslararası piyasalarda kendi para birimi cinsinden borçlanamamaları olarak tanımlamıştır. Bu tezin amaçlarından biri TG probleminin nedenlerine ilişkin öne sürülen bazı yaklaşımların sınanmasıdır. TG'nin belirleyicileri ve bu değişkenlerin marjinal etkileri panel veri çift sensörlü tobit yaklaşımı yardımıyla 1990?2012 yılları arasında 41 ülke için tahminlenmiştir. Çalışmanın sonucunda ülke ekonomisinin büyüklüğünün ülkelerin TG probleminin uluslararası bileşeninde önemli bir etken olduğu tespit edilmiştir. Ülkenin ekonomik ve finansal gelişmişlik düzeyinin problemin çözümünde önemli olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Güçlü politika ve kurumların, kredibilitesi yüksek bir para politikasının ve dalgalı kur rejiminin varlığı sorunun açıklanmasında önem arz eden diğer faktörler olarak belirlenmiştir. Yabancı para cinsinden borcun, finansal krizlerin ortaya çıkmasındaki etkisi ise panel probit veri yöntemiyle, 1990?2010 yılları arasında 39 ülke için tahminlenmiştir. Yabancı para cinsinden borcun her zaman finansal krizlere sebep olmadığı çalışmada varılan en temel sonuçlardan biridir. Yüksek TG'nin varlığı tek başına krizlerin temel sebebi olmamakla beraber, doğru borç yönetim yaklaşımları ile yönetilmeyen TG, para, bankacılık ve borç krizleri yaşanma olasılığını artırmaktadır. Varılan diğer önemli bir sonuç ise; bankacılık ve para krizlerinin temel sebeplerinden biri olan para birimi uyuşmazlığı, ekonomik birimlerin borç yapılarını daha da kırılgan hale getirerek, borç krizlerini tetiklemektedir.

Borç kriziDış borç yönetimiDış borçlanma+1
Ela Çolpan Nart
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin 1990-2003 ve 2004-2015 yılları arası iç ve dış borç analizi üzerine bir uygulama

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de devlet, görevlerini yerine getirmek için finansman sağlama yollarına başvurmuştur. Bunların içinde şüphesiz iç ve dış borçlanmanın yeri oldukça büyüktür. Ülkemizin ekonomik tarihine baktığımız zaman da borçlanma yöntemi pek çok dönemde tartışma konusu olmuştur. Bu calışmanın amacı Türkiye'nin 2003 yılı öncesi ve sonrası iç ve dış borç verilerini uluslararası para birimi olan dolar üzerinden karşılaştırarak doğru sonuçların ortaya konması ve bunların yorumlanmasıdır. Böylelikle süregelen iç borç ve dış borç stoku ile ilgili tartışmalara açıklık kazandırılması, gelecek çalışmalara da ışık tutması amaçlanmaktadır.

Borçlanma yönetimiBorçlarDış borçlanma+4
Elmas Öcalan
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nin dış borçlarına yeni bir yaklaşım: Sosyal ağ analizi

Bu tez çalışması kapsamında, Osmanlı Devleti'nin 1854'den 1914'e kadar gerçekleştirdiği dış borçlanma ilişkileri incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, 1854-1914 dönemi içerisinde gerçekleştirilen toplam 43 dış borçlanma incelenmiştir. Osmanlı Devleti'nin dış borçlanma ilişkileri, iki ayrı sosyal ağ analizi yöntemi kullanarak haritalandırılmış ve ölçümlenmiştir. Analizler için gerekli olan veriler, İstanbul'daki T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri içerisinde yer alan Osmanlı Arşiv belgeleri taranmak suretiyle elde edilen evraklardan alınmıştır. Bu yöntemlerden ilki olan global ağ analizlerinde, dış borçlanma süreci açısından önem arz eden neden-sonuç ilişkilerinin (savaşlar, antlaşmalar, vb.) siyasî ve ekonomik boyutları araştırılmıştır. Dış borçlanmaya yol açan nedenler belirlenmiş ve bu etkenlerin Osmanlı ekonomik düzenini nasıl şekillendirdiği ortaya konulmuştur. Esas olarak, Osmanlı Devleti'nin genel durumundan ve Osmanlı Devleti'nin içerisinde bulunduğu ekonomik durumdan hareketle, hangi finansal kuruluşlarla dış borçlanma ilişkisine girildiği, dış borçlanmaların miktarı, bu aktörlerin menşei ve Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ekonomik faaliyetleri ele alınmıştır. İkinci yöntem olan ego ağ analizlerinde ise, dış borçlanma süreci sadece ekonomik açıdan ele alınmış ve iki ayrı dönem olarak incelenmiştir. Bu dönemlerden ilki, 1854-1877 yıllarını kapsayan dönemdir. Osmanlı Devleti'nin bu süre zarfında gerçekleştirdiği dış borçlanmalar, borç-borç (borcu borçla finanse etme) ilişkisine dayalı olarak seyir göstermiştir. Bu dönemde alınan dış borçlanmalarda rol oynayan aktörlerin oluşturduğu ilişkiler ağı, 1875 yılında geri ödemelerin durdurulmasına (Moratoryum) ve 1881 yılında Düyun-u Umumiyye İdaresi'nin kurulmasına yol açmıştır. Dış borçlanma sürecinde ikinci dönem ise 1885-1914 yılları arasını kapsamaktadır. Bu dönemde yapılan dış borçlanmalar, borç-borç ilişkisinin yanı sıra, altyapı yatırımları odaklı olarak gerçekleştirilmiştir. Düyun-u Umumiyye İdaresi sonrasında gerçekleşen dış borçlanmalar, 1854-1877 dönemine göre daha makul şartlarda alınmış ve kullanım alanları faydalı olmuş olsa da, ekonomik çöküntüye yol açmıştır.

BorçlarDuyun-u Umumiye İdaresiDış borçlanma+6
Mehmet Aldonat Beyzatlar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
10
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de dış borçların ekonomik büyümeye etkilerinin analizi

Dış borçlanma özellikle ekonomik performansları düşük ve kaynak yetersizliğine sahip gelişmekte olan ülkelerin başvurduğu bir finansman yöntemidir. Gerek gelişmekte olan ülkelerin gerekse gelişmiş ülkelerin dış borçlanmaya giderek, ülke ekonomilerine bir ivme kazandırma çabalarına yıllar boyunca rastlanmıştır. Büyüme ve kalkınmanın gerçekleştirilebilmesi noktasında yabancı kaynak kullanımı devreye girmekte, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler yüksek bütçe gerektiren sanayileşme girişimleri için borçlanmak durumunda kalmaktadırlar. Dış borçlanmanın üretken yatırımları finanse etmek amacıyla kullanılması halinde ulusal çıktı düzeyi üzerindeki olumlu etkisi, geri ödemelerin gerçekleştiği dönemlerde karşılıksız bir fon akışına neden olduğu için tersine dönmektedir. Ayrıca zamanında ödenemeyen borçlar, ekonomiye mali bir yük getirerek borç krizine yol açabilmekte ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar, ekonomik dengeleri dış şoklara karşı daha kırılgan hale getirebilmektedir.Literatürde dış borçlanma ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki tartışmalıdır. Yapılan ampirik çalışmaların büyük bir kısmında yüksek dış borca sahip ülkelerde dış borç ile ekonomik büyüme arasında negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Bu çalışmada, dış borç ve ekonomik büyüme ilişkisi Türkiye ekonomisi açısından ele alınmıştır. Çalışmada, Türkiye için 1980-2006 dönemine ait yıllık veriler kullanılmıştır. Bu çalışma, Türkiye'de dış borç ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi eşbütünleşme ve nedensellik analizlerini kullanarak 1980 -2006 arası dönem için incelemektedir.

Dış borçlanmaEkonomik büyümeEşbütünleşme+1
Ceyhun Onur
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects