Competence law

68 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Rekabet Hukukunun ihlalinden doğan tazminat sorumluluğunun hukuki niteliği

Rekabet ihlalinden zarar görenlere tanınan tazminat hakkı, Türk rekabet hukukunun temel dayanağı olan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'da düzenlenen özel hukuk yaptırımlarından birisidir. Rekabet hukukunun ihlalinden kaynaklanan tazminat sorumluluğunun genel olarak, haksız fiil sorumluluğu olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte, bazı rekabet ihlallerinde, taraflar arasında daha önceden kurulmuş bir sözleşme ilişkisi bulunmaktadır. Bazı hallerde ise, taraflar sözleşme kurma amacıyla bir araya gelmişlerse de rekabet ihlalini gerçekleştiren tarafın hukuka aykırı davranışları nedeniyle sözleşme kurulamamıştır. Rekabet ihlali ile taraflar arasındaki sözleşme arasında bir bağ kurulması halinde, haksız fiil sorumluluğunun yanı sıra, ihlali gerçekleştiren tarafın sözleşme sorumluluğu gündeme gelebilecektir. Bunun yanında, taraflar sözleşme kurma amacıyla bir araya gelmelerine rağmen, rekabet ihlalini gerçekleştiren tarafın hukuka aykırı davranışları nedeniyle sözleşme kurulamamışsa, ihlali gerçekleştiren tarafın sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluğu (culpa in contrahendo sorumluluğu) söz konusu olabilecektir. Kabul edilecek sorumluluk türüne göre sorumluluğun kapsamı, koşulları ve tazminat talebinin ileri sürülmesi bakımından birtakım farklılıklar oluşacağından, sorumluluk sebeplerinin dikkatle incelenmesi ve sorumluluk sebeplerinin çokluğu halinde ise, sebeplerin yarışmasını düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 60. maddesine başvurmak gerekmektedir. Bu noktada, hangi rekabet ihlallerinde hangi sorumluluk türlerinin vücut bulacağı sorusu karşımıza çıkmaktadır. Sorumluluk türlerinin genel esaslarının belirlenmesi ve rekabet hukukuna uyarlanması hususu ise, soruya doğru cevap verme açısından büyük bir önem teşkil etmektedir. Anahtar Sözcükler: Rekabet ihlali, tazminat sorumluluğu, sorumluluk türleri, sorumluluğun hukuki niteliği, sözleşme sorumluluğu, haksız fiil sorumluluğu, sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk (culpa in contrahendo sorumluluğu), sebeplerin yarışması ilkesi.

Kanunlar 6098 sayılıRekabet hukukuRekabetin korunması+4
Metin Demirci
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The structure of the food supply chain in Turkey from the perspective of food regime and examining the market roles of modern period food regime actors in the framework of Competition Law

The aim of this thesis is to reveal the structure of the food supply chain in Turkey from the perspective of food regime theory and to examine the effects of modern period food regime actors on the chain, food sector and ultimately consumer welfare within the framework of competition law. In this context, the unilateral actions of the undertakings that own the trademark, the actions and practices of the producers in the market within the framework of the agreements between the undertakings, the buyer power and unfair commercial practices and the concentration control were discussed in the context of some decisions of the Turkish Competition Board. In this framework, the consequences of the modern period food regime and the changes in the roles of the actors in the food supply chain for the food sector were analyzed within the framework of competition law. As a result, in the light of the findings and evaluations made within the scope of the thesis, it was revealed that the actors added to the supply chain with the modern period food regime or whose current position in this chain has changed can adversely affect the functioning of the food supply chain with anti-competitive actions and practices. Moreover, it was concluded that the price increases observed in the food sector may be due to the deterioration of the functioning of the supply chain, and this may be due to the anti-competitive actions and practices of multinational companies, retailers operating in an organized manner, and other supply chain members increasing in number with the modern period food regime.

Food companiesFood regimesFood supply+4
Fatma Abaz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabet hukukunda uyumlu eylemler ve hukuki sonuçları

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinde yer alan rekabeti bozucu davranışlardan uyumlu eylem incelenmektedir. Çalışmamızın amacı, rekabeti bozucu diğer davranışlarla karşılaştırıldığında değişime ve gelişime açık olan uyumlu eylem türü ihlallere ilişkin güncel gelişmelerin ortaya koyulması ve değerlendirilmesidir. Nitekim rekabet hukukunun dinamik bir alan olması, teknolojinin akıl almaz bir hızla gelişmesi, uyumlu eylem olarak kabul edilebilecek davranışları da aynı hızda değiştirmekte ve çeşitlendirmektedir. Bu bağlamda çalışmamızda; uyumlu eylemin tanımı, unsurları, uyumlu eylem sayılabilecek davranışlar, ispat hususuna ilişkin son gelişmeler ve özellikle Rekabet Kurulu kararları ışığında gelişen içtihadi uygulama incelenmektedir.

Piyasa ekonomisiRekabet hukukuRekabetin Korunması Hakkında Kanun+2
Hatice Burcu Akay
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Rekabet hukukunda kartel zararı tahmini ve tahmin yöntemleri: Türkiye bankacılık sektöründe tüketici kredilerine ilişkin kartel zararı analizi

Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan ilki, rekabet hukukunda kartel zararı tahmininde dikkate alınması gereken unsurların ve yürütülmesi gereken metodolojik aşamaların ortaya konarak, Türkiye'de bugüne kadar çeşitli nedenlerle kısıtlı kalmış, ancak rekabet ihlallerinden kaynaklanan bireysel tazminat davaları ile birlikte artacağı beklenen zarar tahmin çalışmalarına özellikle zarar tahminine ilişkin yöntem seçimi konusunda katkı sağlamaktır. Bu amaçla literatürdeki tartışma ve değerlendirmelerin ışığında, kartel zararı kavramı ile kartel zararının tahminine yönelik kullanım alanı bulan yöntemlerin üstünlük ve kısıtlarını dikkate alan mukayeseli analizlere yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci amacı, ilk bölümde ortaya konan teorik çerçeveyi ve metodolojik aşamaları takip ederek, Türkiye'de Rekabet Kurulu'nun 2013 yılında bankacılık sektöründe tespit ettiği rekabet ihlalinin tüketici kredileri (konut, taşıt ve ihtiyaç kredileri) üzerindeki etkisini ölçmek, bir başka deyişle tüketici kredilerine ilişkin kartel zararını tahmin etmektir. Bu amaçla ekonometrik bir model oluşturulmuş ve tahmin yöntemlerinden biri olan "öncesi ve sonrası yöntemi" kullanılarak zarar tahmin çalışması yürütülmüştür. Bu yöntemin tercih edilmesinde, kartelin başlangıç ve bitiş tarihlerinin tespitine imkan veren verilerin varlığı, pazarda kartel dönemi ile rekabetçi dönemler bakımından yapısal bir kırılmanın bulunmaması ve zaman serilerine dayalı veri setinin yöntemin kullanımına elverişli olması hususları belirleyici olmuştur. Çalışmanın sonuçları, kartel döneminde ortaya çıkan fiyatların rekabetçi döneme kıyasla, taşıt kredi faiz oranlarında %5.07 ile %5.85, konut kredi faiz oranlarında %11.03 ile %12, ihtiyaç kredi faiz oranlarında %9.16 ile %11.78 aralıklarında daha yüksek çıktığını ortaya koymaktadır.

Bankacılık sektörüBankalarKartel+6
Mehmet Ömür Paşaoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk rekabet hukukunda taahhüt mekanı̇zması

Bu çalışma, 7246 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile hukukumuzda ilk defa düzenlenen taahhüt mekanizmasını ele almaktadır. Birinci bölümde taahhüt mekanizması kavramsal olarak ne ifade ettiği, taahhüdün avantajları ile dezavantajları, hâkim ilkeler ve hukuki niteliği tespit edilmiştir. Sonrasında taahhüt mekanizmasının uzlaşma, De Minimis ve tedbirler gibi benzer müesseseler ile kıyaslanarak farkları ortaya konmuştur. Taahhüt mekanizması kapsamında teşebbüslerin ve/veya teşebbüs birliklerinin verebileceği taahhüt türleri tespit edilmiştir. Taahhüt mekanizması ile mal ve hizmet piyasalarında giderilmesi öngörülen rekabet sorunlarının bu mekanizma öncesinde nasıl çözüme kavuşturulmaya çalıştığı belirtilmiştir. Çalışmamızın son bölümünde ise taahhüt mekanizmasının 4054 sayılı Kanun'un 43. Maddesi ile Taahhüt Tebliği uyarınca esas ve usulleri üzerinde durularak taahhüt müessesesinin mehaz Avrupa Birliği (AB) uygulamalarından nerelerde ayrıldığı, sürecin nasıl işletileceği ve yönetileceği, Rekabet Kurulu tarafından hâlihazırda verilen kararlar ile uygulama ile teori arasında farkları, taahhüde aykırılığın yaptırımı ve taahhüt mekanizmasının mevcut aksaklıklar ile bu aksaklıkların çözüme kavuşturulmasına yönelik öneriler dile getirilmiştir.

CezasızlıkRekabetRekabet hukuku+3
Onur Gürler
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabet hukuku açısından teknoloji teşebbüslerinin birleşme ve devralmaları

Birleşme ve devralma işlemleri, Rekabet Hukuku açısından yüksek önem taşımaktadır. Teşebbüslerin birleşme ve devralma işlemlerine taraf olmasının birçok farklı gerekçesi olabilmektedir. Bu gerekçelerin bir kısmı rekabetçi endişeler yaratmazken teşebbüslerin, pazardaki rekabeti azaltmak için bu yola başvurmaları Rekabet Hukuku kuralları ile bağdaşmamaktadır. Teknoloji teşebbüslerinin devralınan olarak yer aldığı işlemler, diğer alanlarda faaliyet gösteren teşebbüslerin taraf olduğu işlemlerden ayrışmaktadır. Zira, teknoloji teşebbüsleri sıklıkla öldürücü veya potansiyel rekabeti önleyici devralmalara konu edilebilmektedir. Türk Rekabet Hukuku'nda; birleşme ve devralmalara ilişkin RKHK'daki genel düzenlemelerin yanı sıra teknoloji teşebbüslerinin öldürücü veya potansiyel rekabeti önleyici şekilde devralınmalarına önlem olarak bu işlemlere özgü ciro eşikleri belirlenmiştir. Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık mevzuatında da teknoloji alanında faaliyet gösteren teşebbüslerin öldürücü veya potansiyel rekabeti önleyici şekilde kontrollerinin ele geçirilmesinin önüne geçmek amacıyla çeşitli düzenlemeler yapılmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde Rekabet Hukuku Açısından Birleşme ve Devralmalar açıklanmakta, ikinci bölümünde Türkiye'de Teknoloji Teşebbüslerinin Birleşme ve Devralmaları incelenmekte, son olarak üçüncü bölümünde ise Dünya'da Teknoloji Teşebbüslerinin Birleşme ve Devralmaları değerlendirilmektedir. Çalışmamızın sonuç bölümünde ise öldürücü veya potansiyel rekabeti önleyici birleşme ve devralmalara karşı yeni bir denetim sistemi önerilmektedir.

BirleşmelerCiroDevralma+5
Mert Saruç
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

TTK'da düzenlenen haksız rekabet suçları

Bu tezin konusu haksız rekabet suçlarıdır. Haksız rekabet suçları Türk Ceza Kanunu'nda değil TTK.62'de düzenlenmiştir. Haksız rekabet İtalyan hukukunda ise Codice Civile'de düzenlenmiştir. İtalya'da haksız rekabet fiillerinden dolayı ceza sorumluluğu yalnızca söz konusu fiiller tehdit veya şiddet içerdikleri takdirde doğmaktadır.(İtalyan Ceza Kanunu m.513 bis) Ancak bu tezin İtalya'da Foggia Üniversitesi'nde hazırlanması ve haksız rekabet konusundaki akademik çalışmaların genellikle İsviçre hukuku ile karşılaştırmalı olarak hazırlanması nedeniyle literatüre katkı sağlamak amacıyla yeri geldikçe İtalyan hukukundaki düzenleme ve mahkeme kararlarına da yer verilmiştir. Türk hukukunda haksız rekabet suçları şikayete tabi suçlardandır. Haksız rekabet suçları salt hareket suçlarıdır. Kasten işlenebilen haksız rekabet suçlarının taksirli hali kanunda düzenlenmemiştir. Yaptırım olarak gerçek kişiler bakımından hem hapis cezası hem de adli para cezası öngörülmüşken tüzel kişiler hakkında tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilir.

Fikri ve sınai mülkiyet haklarıHaksız rekabetRekabet hukuku+2
Esin Esen
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital mecrada haksız rekabet hukuku uygulamaları

Rekabet, teşebbüslerin mal ve hizmet piyasasında birbirlerine karşı üstünlük sağlama yarışıdır. Rekabetin sağlıklı bir şekilde işlemesi için rakiplerin dürüstlük kuralına uygun olarak rekabet etmeleri gerekmektedir. Aksi halde haksız rekabet halleri meydana gelecektir. Teknolojik gelişmelerle birlikte sosyal ve ticari yaşamın hemen hemen tamamı dijital dönüşüm sürecindedir. Yaşanan dijital dönüşüm süreci rekabeti de etkilemektedir. Bu nedenle teşebbüsler mal ve hizmetlerini dijital mecralarda daha fazla pazarlamaya başlamışlardır. Rekabet piyasasındaki bu dönüşüm, klasik haksız rekabet hallerinin dışında, yeni ve daha önce karşılaşılmamış haksız rekabet hallerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Çalışmamızda; geleneksel mecralardan dijital mecralara geçiş süreci, geleneksel haksız rekabet hukukunun dijital dönüşüm karşısında uygulanılabilirliği, dijital mecralarda karşılaşılan haksız rekabet halleri ve bu haksız rekabet ihlalleri karşısında başvurulabilinecek kanun yolları yargı kararları ışığında irdelenmiştir.

Haksız rekabetRekabetRekabet hukuku+2
Mert Kürşat Akın
Maltepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ortak rekabet politikasının Türk rekabet politikasına etkileri

İktisat Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eylül 1998. Danışman: Yrd.Doç.Dr.Sevgi GEREK AB ile Türkiye arasında rekabet mevzuatının uyumlaştırılmasının genel olarak Türkiye'nin AB'ne Tam Üyeli yolunda mevzuat uyumunun sağlanması, AB ile Türkiye'nin uyguladıkları anti-damping ve anti- sübvansiyon uygulamalarının durdurulması, malların serbest dolaşımı için Ortak Pazar'daki mevzuat ortamının tesisi ve Türkiye'nin rekabetçi özellik kazanmasıyla sanayi verimliliğinin artması amaçlanmaktadır. Bu amaçların gerçekleştirilmesi için öncelikli 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hazırlanmış ve 13 Aralık 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 4054 Sayılı Kanun çerçevesinde 1997 yılının Mart ayında Rekabet Kurulu kurulmuş, Kasım 1997'de de faaliyete başlamıştır. Ülkemizde çıkarılan bu yasalarla, kurulan Kurumlarla rekabetin korunması tüketicilerin yanında firmaları da olumlu yönde etkileyecektir. Rekabetin korunması ile tüketicilerin zarar görmesi engellenirken firmalarda etkin çalışmaya, maliyetlerini kontrol altında tutmaya kaliteli ürünler üretmeye, teknolojiyi yakından takip edip üretimlerini serileştirmeye, insan kaynağının önemine inanmalarına ve modern işletmecilik yöntemlerini uygulayarak üretimi, kaliteyi ve verimliliği arttıracaklardır. Dolayısıyla yurtiçinde birbiriyle rekabet edebilen firmalar, yurtdışında da arttıracaklardır.

Avrupa BirliğiGümrük BirliğiRekabet hukuku+2
Şenay Özbilgin
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Otomotiv sektöründeki dağıtım sözleşmelerinden kaynaklanan hukuki ilişkilerin Rekabet Hukuku açısından değerlendirilmesi

Otomotiv sektöründeki dağıtım sözleşmelerinin rekabet hukuku düzenlemeleri açısından değerlendirilmesine ilişkin olan bu çalışmamız bazı temel amaçlara hizmet etmektedir. Bu amaçların ilki, otomotiv satış ve satış sonrası pazarının temel özelliklerini tespit etmek ve ürünün, pazarın ve pazardaki oyuncuların niteliklerine göre şekillenen otomotiv dağıtım sözleşmelerinin genel dağıtım sözleşmelerinden ayrılan yönlerini net olarak ortaya koymaktır. Böylece otomotiv dağıtım sözleşmelerinin halen kendilerine özgü hukuki düzenlemelere tabi tutulmasının sebepleri daha iyi anlaşılabilecektir. Çalışmamızın amaçlarından bir diğeri de otomotiv sektöründeki dağıtım sözleşmelerinin tabi olduğu rekabet hukuku düzenlemelerinin mehaz Avrupa Birliği tüzükleri ile karşılaştırmalı olarak ve Rekabet Kurulu kararları eşliğinde net ve kapsamlı bir şekilde izah edilmesidir. Böylece bir hayli karmaşık olan bu düzenlemelerin okuyucu tarafından doğru bir şekilde yorumlanması mümkün olacaktır. Bu açıklamalar, çalışmamızın uygulamadaki ana sorunların çözümlenmesine ilişkin olan bir sonraki kısmına temel oluşturacaktır. Çalışmamızın kanaatimizce en önemli amacı ise otomotiv dağıtım sözleşmelerinin uygulanması esnasında karşılaşılan bazı temel sorunların net olarak ortaya konulması ve bunlara pratik çözümler getirilmesidir. Örneğin belli koşulları sağlamadığı için geçersiz sayılan otomotiv dağıtım sözleşmesinin yarattığı hukuki sorunlar ya da sözleşmenin rekabet hukuku mevzuatı uyarınca içermek zorunda olduğu tek tip hükümlerin genel işlem şartları olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği gibi meseleler uygulamada çözümsüz bırakılan konulardır. Yine otomobil sağlayıcısının sınai mülkiyet haklarını korumak için aldığı hukuki tedbirlerin rekabet hukuku açısından değerlendirilmesi ve rekabet düzeni tarafından özel önem atfedilen motorlu taşıtlara ilişkin satış sonrası hizmetlerinin dağıtımına dair sözleşmelerde sağlayıcının dağıtıcılar ve sektörde faaliyet gösteren üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde uyması gereken temel kurallar çalışmamızda detaylı olarak yer verilecek olan hususlardır.

Dağıtım sözleşmeleriHukuki işlemlerOtomotiv sektörü+4
Özge Karabulut
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ticaret hukukunda reklam yoluyla haksız rekabet

Reklam teknolojisinin gelişimi, reklamın hedef kitleye ulaşmasını sağlayan mecra sayısının artması ve modern reklamcılık yöntemlerinin ortaya çıkması ile birlikte reklamlar basit bir pazarlama aracı olmaktan ziyade tüketicilerin satın alma tercihlerini doğrudan etkileme potansiyeline sahip bilgi kaynakları haline gelmiştir. Her ne kadar bu husus, ticari hayatın özneleri ve reklamcılık sektörü açısından olumlu bir durum gibi görünmekteyse de zaman zaman reklamlar yoluyla dürüst ve adil rekabet ortamının bozulmasına sebebiyet verilebilmektedir. Reklamların, ticari hayatın özneleri bakımından vazgeçilmez bir pazarlama aracı olması ve artan ürün ve hizmet çeşitliliği, reklam verenlerin rekabetini güçlendirerek çalışmanın temelini oluşturan reklam yoluyla haksız rekabeti gündeme getirmektedir. Dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden, iktisadi rekabet ortamına zarar veren, rakiplerinin rekabet etme hakkını engelleyen eylem veya hareketlerin tamamı haksız rekabet eylemi olarak kabul edilmektedir. Çalışmamızda Türk Ticaret Kanunu'na göre haksız rekabet düzenlemesi, genel olarak reklam kavramı, reklamın hukuki niteliği, çeşitleri ve en önemlisi reklamların haksız rekabete konu olabileceği alanlar incelenmiştir. Ayrıca reklam yoluyla haksız rekabet halinde hukuki sorumluluk konusu ele alınmıştır.

Aldatıcı reklamHaksız rekabetKarşılaştırmalı reklam+5
Hilal Betül Güngüneş Şahin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hukuki sorumluluk bakımından şirketler hukuku ve rekabet hukukunda ekonomik bir bütünlük olarak şirketler topluluğu

Hukuki Sorumluluk Bakımından Şirketler Hukuku ve Rekabet Hukukunda Ekonomik Bir Bütünlük Olarak Şirketler Topluluğu Türk medeni hukukunda ve şirketler hukukunda geçerli olan temel ilkelerden birisi, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin kendilerini meydana getiren şahıs veya şahıslardan hukuken bağımsız bir varlığa sahip olmalarını ifade eden hukuki bağımsızlık ilkesidir. Söz konusu hukuki bağımsızlığın bir neticesi olarak, bir şirketin yapmış olduğu iş ve işlemler sonucunda uğramış olduğu zarardan belirli şartlar altında kendi yönetim organı sorumlu olmaktadır. Bu temel ilke geçerliliğini korumakla birlikte günümüz ekonomik şartlarında, ulusal ve uluslararası alanda faaliyet gösteren büyük ölçekli şirketlerin bünyelerinde birçok bağlı şirket bulundurduğu ve onları grup menfaatleri doğrultusunda kontrol ettiği ve yönlendirdiği durumlarda söz konusu hukuki bağımsızlık ilkesi menfaat sahipleri bakımından yeterli korumayı sağlayamamaktadır. İlgili menfaat sahiplerinin haklarının korunması amacıyla, yalnızca görünürdeki işlem ve eylemi yapan şirket yönetiminin sorumluluğunun değil aynı zamanda bu işlem ve eylemlerinin ardındaki akıl ve iradenin sahibi olan kişilerin de sorumluluğunu hukuken mümkün kılan ekonomik bütünlük yaklaşımına dayalı şirketler hukuku düzenlemeleri ihdas edilmiş, fiili organ, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gibi uygulamalar ortaya konulmuş, sadakat yükümlülüğü gibi doktrinsel görüşler ileri sürülmüştür. Yine, tüketicilerin ve rekabet düzeninin korunması amacına yönelik olarak hakim şirketin belirli şartlar altında bağlı şirketin gerçekleştirdiği rekabet ihlallerinden sorumluluğu sonucunu doğuran düzenleme ve içtihatlar da söz konusu ekonomik bütünlük yaklaşımına dayanmaktadır. Çalışmamızda hukuki bağımsızlık ilkesi, ekonomik bütünlük yaklaşımı ve ekonomik bütünlük yaklaşımının şirketler topluluğu ve rekabet hukukundaki görünümleri, şirketler hukuku ve rekabet hukukunda "kontrol" olgusunun varlığına dayalı hukuki sorumluluk durumları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik bütünlük, kontrol, şirketler topluluğu, hukuki sorumluluk.

Ekonomik bütünlükHukuki sorumlulukRekabet hukuku+2
Güray Özsu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabet Hukuku açısından Franchise sözleşmelerinin incelenmesi

Avrupa Birliği, 1950'li yıllardan itibaren Birlik içerisinde ortak bir pazarın kurulması adına çalışmalarını yürütmüş ve bu bağlamda üye ve üye olmak isteyen devletler mevzuatlarını bu ölçüde düzenlemeye başlamışlardır. Küçük ve orta ölçekli teşebbüslerin gelişimini en hesaplı şekilde tamamlayabilmesi adına uygulaması kolay olan bir fikri haklar sisteminin oluşturulması ve her sistemin kendisine ait bir know-how yaratılması gerekliliği düşünülmüştür. Dolayısıyla küçük ve orta ölçekli teşebbüsler için franchising sistemi gibi sistemlere ve onların oluşturacağı sözleşmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sistemler ve sözleşmeler sayesinde küçük ve orta ölçekli teşebbüsler, hem pazarın gelişimine katkıda bulunmakta hem de tek başına başaramayacağı bir finansal güce hakim olabilmektedir. Ancak tüm bunlarla birlikte teşebbüsler söz konusu faaliyetleri gerçekleştirirken ilgili mal ve/veya hizmetin sunulduğu pazar içinde sistemin dışında kalan diğer teşebbüslerin faaliyetlerini engellememeli ve kendi faaliyetlerini de Avrupa Birliği ve faaliyetin gerçekleştiği ülkenin rekabet politikasını dikkate alarak gerçekleştirmelidir.Nitekim bu tezin konusunu, ilgili mal ve/veya hizmet piyasasının ve küçük ve orta ölçekli teşebbüslerin gelişimine etkide bulunan sözleşmelerden franchise sözleşmesinin ilgili pazarın en adil şekilde yaşamını devam ettirmesini sağlayan rekabet hukuku açısından değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Ancak öncelikle belirtmek gerekir ki; tez içerisinde aynı zamanda bir pazarlama ve işletme sistemi olan franchise sözleşmelerinin yalnızca hukuki boyutu değerlendirme kapsamına alınacaktır.Öncelikle franchising ve franchise sözleşmesinin tanımları, hukuki niteliği, tarafların yükümlülükleri, benzer sözleşmeler ile ilişkisi, avantaj ve dezavantajları açıklanmaya çalışılacaktır. Ardından franchise sözleşmelerinin rekabet hukukundaki yeri irdelenecek, Türkiye'de mevcut uygulanması göz önüne alınarak Türk Rekabet Hukuku çerçevesinde 2002/2 Sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ele alınacaktır. Son olarak ise franchise sözleşmelerinin sona erme nedenleri belirtilecek ve franchising sistemi ve franchise sözleşmelerinin bütünüyle hukuki boyutu göz önüne serilmeye çalışılacaktır.Anahtar Kelime : Franchising, Franchise Sözleşmeleri, Franchise Veren, Franchise Alan, Rekabet Hukuku, Dikey Anlaşmalar, Menfi Tespit Belgesi, Muafiyet, Grup Muafiyeti.

Dikey anlaşmalarFranchisingFranchising sözleşmesi+1
Zeliha Torun
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda düzenlenen idari para cezalarının Kabahatler Kanunu ışığında incelenmesi (Türk Ceza Kanunu karşılaştırması ile)

Rekabet Kurulu teşebbüs, teşebbüs birliği, teşebbüs ve teşebbüs birliği yönetici veya çalışanlarına RKHK'nun 16. ve 17. maddelerinde yer alan idari para cezalarını vermeye yetkilidir. RKHK'da düzenlenen idari para cezaları esasa ilişkin, usule ilişkin ve nispi idari para cezaları olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Esas ilişkin idari para cezaları, rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve karalar, hakim durumun kötüye kullanılması ve rekabet ihlali doğuran birleşme ve devralmalar halinde verilebilmektedir. Usule ilişkin idari para cezaları ise, başvurularda yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi, izne tabi birleşme ve devralmaların kurul izni olmadan gerçekleştirilmesi, bilgi isteme veya yerinde inceleme hallerinde eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgi verilmesi, yerinde incelemenin engellenmesi veya zorlaştırılması hallerinde verilmektedir. Nispi idari para cezaları yükümlülüklere ya da verilen taahhütlere uyulmaması, yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması veistenen bilgi veya belgenin belirlenen süre içinde verilmemesi hallerinde her gün için verilebilmektedir. İdari para cezalarının uygulanmasında Ceza Yönetmeliği ve Pişmanlık Yönetmeliği adında iki yönetmelik uygulanmaktadır. RKHK'nun genel hükümler bakımından Kabahatler Kanununa tabidir. Zaman ve yer bakımından uygulanma kuralları bu bakımdan önemli olmaktadır. Ayrıca, kabahatler hukuku bakımından geçerli olan, kanunilik ilkesi, şahsilik ilkesi, non bis in idem ilkesi, gerekçeli olma ilkesi ve yargı yolunun açık olması ilkesi RKHK kapsamında verilen idari para cezaları için de geçerlidir. Kabahatler iki türlü işlenebilmektedir, bunlardan ilki icrai diğeri ise ihmali şekilde kabahatin işlenmesidir. Sorumluluk nedenleri ise kast nedeniyle sorumluluk, taksir nedeniyle sorumluluk ve hata nedeniyle sorumluluk olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Kabahatler kanunda açıkça hüküm bulunmayan hallerde kasten ve taksirle işlenebilir. TCK'nın hata hallerine ilişkin hükümleri ise ancak kasten işlenebilen kabahatler için uygulanmaktadır. Kabahatler bakımından sorumluluğu kaldıran iki neden bulunmaktadır. Bunlar, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığıdır. Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında idari para cezası uygulanamamaktadır. Akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılamayan veya veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişi hakkında işlediği kabahat bakımından sorumluluk yoktur. Kurul, RKHK'nun üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar verirken, Kabahatler Kanununun 17. maddesinin ikinci fıkrası bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate almaktadır.Zamanaşımı hükümleri bakımından RKHK'nun Kabahatler Kanununa tabidir. Kabahatler Kanununda ise iki tür zamanaşımı vardır. Birincisi soruşturma zamanaşımı ikincisi ise yerine getirme zamanaşımıdır. Kurul'un idari para cezasına karar verebilmesi için bazı süreçlerin işletilmesi gerekmektedir. Bunlar, ilk inceleme, gereği halinde ön araştırma aşaması, soruşturma aşamaları, sözlü savunma toplantısı ve son olarak nihai karardır. Nihai kararın uygulanması ise tebliğ, kesinleşme ve tahsil aşamalarından oluşmaktadır. Kendisine idari para cezası yaptırım uygulanan teşebbüs, teşebbüs birliği, yönetici veya çalışan bu kararın hukuka aykırı olduğunu düşünüyor ise idare mahkemesinde dava açarak bu kararın iptalini isteyebilir. İdare mahkemesinin almış olduğu karar ise olağan ve olağan üstü yasa yollarına tabidir. Olağan yasa yolları, itiraz, temyiz, karar düzeltme, olağan üstü yasa yolları ise kanun yararına bozma ve yargılamanın yenilenmesidir. Anahtar Kelimeler: Rekabet Hukuku, Kabahatler Kanunu, Türk Ceza Kanunu, İdari Para Cezaları, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Karalar, Hakim Durumunu Kötüye Kullanılması, Birleşme ve Devralmalar, Kanunilik İlkesi, Zamanaşımı,

Kabahatler KanunuKanunlarPara cezası+5
Asım Kaya
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Teknoloji transfer sözleşmeleri ve Rekabet Hukuku uygulamaları

Küreselleşen dünyada teknoloji, toplumların gelişmişlik ve refah seviyelerinin tespitinde belirleyici etkenlerden birini oluşturmaktadır. Teknoloji transferi ise geliştirilen teknolojinin ticari ürün veya sürece dönüştürülmesi, bilgi ve tecrübenin diğer tarafa geçirilmesi olarak tanımlanabilmektedir. Bu çerçevede teknolojinin açık, anlaşılır şekilde aktarılmasının yanı sıra buna ilişkin hukuki düzenlemelerin ayrı önem arzettiği lisans sözleşmesi niteliğine haiz teknoloji transfer sözleşmeleri, ekonomik ilerlemenin sağlanması ve hukuki uygulama şekli açısından önem arzetmektedir. Fikri mülkiyet haklarını konu alan teknoloji transfer sözleşmeleri gayri maddi bir hakkın veya know-how'ın kullanma yetkisinin belirli bir süreliğine, bir bedel karşılığında lisans alana verildiği sözleşmelerdir. Türk Hukukunda "teknoloji transfer anlaşması" ifadesine kavram olarak yer verilerek, tanımının yapıldığı tek mevzuat olan 2008/2 sayılı Teknoloji Transferi Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nde teknoloji transfer sözleşmesi, marka hariç sınai mülkiyet hakları, yazılım ve know-how'nın birlikte ya da birbirinden bağımsız olarak lisansının verildiği anlaşmalar olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle sınai mülkiyet hakları arasında transfer sözleşmesine en fazla konu olan patent lisans sözleşmeleri, yazılım lisans sözleşmeleri ve know-how sözleşmeleri hukuki incelemesi tezde ayrıntılı olarak yapılmıştır. Fikri ve sınai mülkiyet haklarının herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haklar olması sebebiyle doğurdukları tekelci etkinin rekabeti ihlal etmemesi adına buna ilişkin sözleşme ve eylemlerin Rekabet Hukukuna ilişkin düzenlemeler kapsamında kontrolü gerekmektedir. Lisans sözleşlerine ilişkin rekabet kuralları Avrupa Birliği'nin ilgili müktesabadı ile uyumlu olarak 2008/2 sayılı Teknoloji Transferi Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nde ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4 ve 5 inci Maddelerinin Teknoloji Transferi Anlaşmalarına Uygulanmasına dair Kılavuz'da düzenlenmiştir. Tez kapsamında teknoloji transfer sözleşmelerinin sözleşmeler hukuku bağlamında hukuki değerlendirilmesinin yapılmasının yanı sıra, ilgili mevzuat ve Avrupa Birliği uygulamaları çerçevesinde teknoloji transfer sözleşmelerinin rekabet ihlali yarattığı haller, yararlanabileceği blok ve bireysel muafiyet koşulları ve bunun istisnaları Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'da 24.06.2020 tarihinde yapılan değişiklikler de dikkate alınarak ayrıntılı olarak incelenmiştir.

AnlaşmalarFikri ve sınai mülkiyet haklarıRekabet hukuku+3
Gülmelahat Doğan
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalar

Sosyal, ticari ve akademik yaĢamın vazgeçilmez unsuru, etkileĢim aracı ve ana omurgası olan bilgi ve iletiĢim teknolojileri; yenilik ve fikri eser üretkenliğinin rekabette en önemli kaynak olduğu yeni ekonomiye vücut vermektedir. Bilgi ve iletiĢim teknolojileri sektöründe rekabet süreci, fiziksel pazarlardan farklı olarak sadece fiyat üzerinden değil kazanan rakibe hepsini almayı vaat eden inovasyon ve fikri mülkiyet hakları yarıĢı içinde dinamik ve çok yönlü bir yapı sergilemektedir. Özellikle online satıĢ yapılanması, platformlaĢma, fiyat Ģeffaflığı, veri toplama ve kullanımının rekabette yarattığı ivme; pazarda yer alan teĢebbüslerin dağıtım stratejileri, iĢ modelleri ve pazar dinamiklerini tümden değiĢtirmiĢtir. Bu geliĢmelere bağlı olarak fiyatlandırma algoritmaları, platform kısıtlamaları Ģeklinde teĢebbüsler arası rekabeti kısıtlayıcı anlaĢma Ģekilleri de yeniden yapılanmıĢ ve rekabet sorunları da kendine özgü özellikleri itibariyle geleneksel pazarlarda gözlenen rekabet sorunlarından farklılaĢmıĢtır. Tezin I. ve II. Bölümünde bilgi ve iletiĢim teknolojileri sektörünün temel terimleri tanımlandıktan sonra, bilgi ve iletiĢim teknolojileri pazarının ve dinamik rekabet kavramının özellikleri hakkında değerlendirmelere yer verilmiĢtir. Tezin son bölümünde yeniden satıĢ fiyatı kısıtlamaları, fiyatlandırma algoritmalarının kullanımı, çifte fiyat uygulaması, online satıĢ sınırlamaları, pazaryeri(platform) sınırlamaları, coğrafi engelleme ve veri değiĢimi anlaĢmaları gibi bilgi ve iletiĢim teknolojileri sektörüne özgü rekabeti kısıtlayıcı anlaĢma Ģekilleri incelenmiĢtir. Anahtar Kelimeler: Bilgi ve ĠletiĢim Teknolojisi, Rekabet

Bilgi teknolojisiRekabetRekabet hukuku+1
Nuriye Kutluay Hatipoğlu
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Rekabet Hukukunda uzlaşma prosedürü

Uzlaşma müessesinin uygulanma amacı olan etkin ve hızlı bir şekilde uyuşmazlık çözümlenmekte bu esnada kaynakların optimal kullanımı sağlanmaktadır. Bu durum usul ekonomisinin bir görünümünü oluşturmaktadır. 4054 sayılı Kanun'un 9/3'te devam eden bir incelemenin Kurum ile teşebbüslerin ortak bir çözümde buluşarak anlaşması halinde uyuşmazlığın erken bir aşamasında sona erdirilmesine olanak sağlaması uzlaşma müessesi açısından uygulama alanı bulamamıştır. Tasarı'nın geçici 6'ıncı maddesinde düzenlenen uzlaşma kurumu ile prosedürün kanuni çerçevede uygulanması olanaklı hale gelebilecektir. Türk rekabet mevzuatına yeni bir usul kazandıracak olan uzlaşmaya ilişkin Tasarı düzenlemesinin yakından ilişkili olduğu pişmanlık programı ve ceza yönetmeliği mekanizmalarıyla birlikte uygulama alanı bulup bulamayacağı, bu bağlamda uzlaşma müessesesine ihtiyaç olup olmadığı hususunda karşılaştırılmalı olarak açıklamalara yer verilmiştir. Çalışmada uzlaşma müessesi kavramı, prosedürün çerçevesinin çizilmesi, uzlaşma prosedürünün Türk rekabet mevzuatının bütünü içine yayılması edilmesi ve ülke uygulamaları ile doktrinde yer alan değerlendirmeler çerçevesinde ele alınmıştır. Bu kapsamda uzlaşma kurgusunda hangi bileşenlere yer verileceği, tasarıda öngörülen uzlaşma müessesesinin mehaz Avrupa Birliği (AB) ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) uygulamalarından nerelerde ayrıştığı, sürecin nasıl işletileceği ve yönetileceği, hâlihazırda bulunan ve planlanan düzenlemeler eşliğinde fiili uygulama alanı bulup bulamayacağı hususlarında, özellikle sürece ilişkin ikincil düzenlemeler ayağında açıklamalarda bulunulmuştur. 4054 sayılı Kanun'un Taslak metni ile AB mehaz hukukunun karşılaştırılmalı bir analizine yer verilerek uygulamada karşılaşılabilecek sorunlar ve bu sorunların çözümleri hususunda önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Rekabet Hukuku, uzlaşma prosedürü, kartel, pişmanlık programları.

Kanunlar 4054 sayılıKartelKartel yasağı+4
Elif Banu Varlı
Ankara Social Science University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabet hukukuna göre sözleşme özgürlüğünün kısıtlanması

Özel hukukun temel ilkelerinden birisi olan sözleşme özgürlüğünün varlığı, Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Bununla birlikte, Anayasa'da devletin, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alacağı; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önleyeceği düzenlenmiştir. Bu doğrultuda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu sözleşme özgürlüğünün sınırlarının çatısını oluşturmuştur. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'da sözleşme serbestîsine bir takım sınırlamalar getirilmiştir; ancak yapılan bu sınırlamalar rekabet hukuku kapsamında anlaşma olarak kabul edilen ilişkilere getirilmektedir. Çalışmada öncelikle rekabet hukukuna göre yapılan sınırlamaların anlaşmalara getirilmesi sebebiyle anlaşmanın unsurları ve kapsamı ele alınacaktır. Borçlar hukukunda düzenlenen sözleşmeden farkları değerlendirilecektir. İdari kararlar ve mahkeme kararları ile kabul edilen anlaşma örneklerine yer verilecektir. Ek olarak sözleşme özgürlüğünün sınırlandırılmasının Anayasa'da, Türk Borçlar Kanunu'nda ne şekilde düzenlendiği açıklanacaktır. Daha sonra sözleşme özgürlüğünün rekabet hukukunda hangi hükümler ve yöntemler doğrultusunda sınırlandırıldığı ele alınacaktır. Son olarak ise rekabet hukukuna göre sözleşme özgürlüğünü sınırlandıran düzenlemelerde beklenen etkinliğin ne olduğu, mevzuatın ne hallerde sözleşmelere müdahale ettiği veya sustuğu ve kamu politikalarının yeri değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Anlaşma, Sözleşme, Sözleşme Özgürlüğü, Sınırlandırma, Etkinlik, Kamu Politikası, Rekabet.

KısıtlamaRekabetRekabet hukuku+3
Dilara Nur Cansu
Ankara Social Science University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Haksız Rekabet Hukuku açısından subliminal reklamlar

Subliminal reklamların haksız rekabet hukuku açısından incelenmesini amaçlayan bu çalışmanın ilk bölümünde reklam kavramından ve reklam hukukundan bahsedilmiş, ikinci bölümde ise reklamların hukukiliği çerçevesinde hukuka uygun reklam tanımı yapılarak hukuka uygun reklamlara ve hukuka aykırı reklamların bir kısmını oluşturan aldatıcı reklamlar, saldırgan reklamlar, örtülü reklamlar ve tezin temel amacını oluşturan subliminal reklamlara değinilmiş ve tanımlama yapılmıştır. Üçüncü bölümde haksız rekabet hukukunun temelleri, amaçları, haksız rekabete konu davaların usul ve esaslarıyla ilgili kapsamlı bir açıklama yapılmıştır. Son bölümde ise subliminal reklamların ne şekilde haksız rekabete konu olacağından bahsedilmiştir. Çalışma ile mevzuatta yer alan bilinçaltı reklam ile subliminal reklam tanımlarının birbirlerini birebir karşılamadığı ve subliminal reklamların tüketici tercihleri üzerindeki etkisinin ne olduğu önem arz etmeksizin dürüstlük ilkesine aykırı olduğundan haksız rekabete konu olabileceği belirtilmiştir. Ancak olası zararın ispatı açısından tüketici tercihleri üzerindeki etkisine yönelik kapsamlı bir bilimsel araştırma yapılması ihtiyacının var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilinçaltı reklamcılıkHaksız rekabetRekabet hukuku+1
Zeynep Betül Demirtaş Uzun
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabet hukukunda maliyet altı fiyatlandırma (RKHK ve TTK özelinde)

Fiyat, bir çok özelliğe sahip olan bir göstergedir. Fiyatın önemli özelliklerinden bir tanesi de piyasanın dili olarak işlem görmesidir. Fiyat oluşumlarında değerlendirilmesi gereken unsur hiç şüphesiz maliyet kavramıdır. Maliyet kavramının nasıl değerlendirilmesi gerektiği hukuki düzenlemeler çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmişse de hukuki düzenlemeleri kapsayan ortak maliyet değerlendirmeleri yapılmamıştır. Geniş anlamda rekabet hukuku olarak değerlendirilen ve çalışmamızda rekabet hukuku olarak ele alınan, RKHK ve TTK haksız rekabet hükümleri çerçevesinde, ortak bir maliyet değerlendirmesi yapmak hukuki birliği sağlamak adına verimli olacaktır. Ayrıca, bu neviden bir değerlendirme hukukun bütünlüğü ilkesiyle de uyumlu olacaktır. Çalışmamızda maliyet ve maliyet altı fiyatlandırma kavramlarının incelenmesinde, RKHK m. 6 çerçevesinde değerlendirilen yıkıcı fiyatlandırma temel alınmıştır. TTK haksız rekabet hükümlerinin maliyet altı fiyatlandırma çerçevesindeki değerlendirmelerinde, maliyet incelemelerinin ayrı bir değerlendirmeden ziyade RKHK ile ortak maliyet değerlendirmesine konu olup olamayacağı, ilgili hükümler çerçevesinde ele alınmıştır. Böylece maliyet kavramı çerçevesinde, maliyet altı fiyatlandırmanın rekabet hukukuna yansıması incelenmeye çalışılmıştır.

Düşük fiyatlandırmaFiyatlandırmaHaksız rekabet+7
Enes Samet Akyüz
Ankara Hacı Bayram Veli University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Haksız rekabet halleri ve haksız rekabetin tespiti

Sosyal piyasa ekonomilerinde, piyasa katılanları arasında serbest rekabetin her boyutuyla düzenlenmesi gerekmekte ve haksız rekabet hukuku, tüm katılanlar lehine bu tür düzenlemelerin sağlanması araçlarından birini oluşturmaktadır. Haksız rekabete ilişkin olarak Türk Hukuku düzenlemelerinin en büyük ve önemli parçasını 6762 Sayılı TTK'nin genel hüküm olan 54. maddesi ve haksız rekabet hallerini düzenleyen 55. maddesi oluşturmaktadır. Düzenlemenin amacı, rakipleri, tüketicileri ve diğer piyasa katılanlarını ve bu sayede kamunun menfaatlerini haksız rekabete karşı korumaktır. Türk hukukunda haksız rekabet ilişkin düzenlemeler Borçlar Kanunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gibi çeşitli düzenlemelerde bulunmaktadır ayrıca adil ticaret dolaylı olarak Türk Özel Hukukunun fikri mülkiyet hukuku gibi çeşitli alanlarıyla da bağlantılı kabul edilmektedir. Haksız rekabete ilişkin AB müktesebatının birincil (roma anlaşmasının 3, 10, 28, 49. maddeleri gibi) ve ikincil hukuk olarak anılan AB Yönergeleri de ayrıca Türk Haksız Rekabet Hukukunun kaynağı olarak kabul edilmekte ve Türk Hukukunu etkilemektedir. AB Hukukunu uyumlulaştırma projesi 97/55/AT Yönergesiyle karşılaştırmalı reklamları da içerir şekilde değiştirilen 84/450/AET Yönergesiyle başlamıştır. 2005/29/AT Haksız Ticari Uygulamalar Yönergesi ise mayıs 2005'de kabul edilmiştir. Yönerge, tüketiciye yönelik ticari uygulamalarda tüketicinin iktisadi menfaatlerini doğrudan korumaktadır. Haksız ticari uygulamalar aldatıcı ticari uygulamalar ve saldırgan ticari uygulamalar olmak üzere iki kategoride ele alınmakta ayrıca Yönerge ek I kısmında her durumda haksız kabul edilen 31 adet ticari uygulama içermektedir. Ayrıca Paris Sözleşmesi, TRİPS gibi Türkiye'nin taraf olduğu uluslara arası anlaşmalar da Türk Haksız Rekabet Hukukunun kaynağını oluşturmaktadır.

Haksız rekabetRekabetRekabet hukuku+2
Mehmet Ali Aksoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sektöre özgü bağımsız idari otoritelerin denetimine tabi pazarlarda rekabet hukukunun uygulanması

Sektöre özgü bağımsız idari otoriteler ile rekabet otoritelerinin enerji, telekomünikasyon, bankacılık gibi regülasyona tabi pazarlardaki görev ve yetki alanları çakışabilmektedir. Böyle pazarlarda hangi kurumun müdahale mercii olması gerektiği hem doktrinde hem uygulamada tartışılagelmiştir. Bu tezde de sektöre özgü bağımsız idari otoritelerin denetimine tabi pazarlarda rekabet hukukunun uygulanması konusu araştırılmaktadır. Tezin ilk bölümünde öncelikle devletlerin pazarlara müdahalesi ele alınacaktır. Bu kapsamda, yapısal piyasa aksaklıkları ile davranışsal piyasa aksaklıkları açıklanacaktır. İkinci olarak, bağımsız idari otoritelere, regülasyon hukukuna ve rekabet hukukuna ilişkin genel açıklamalarda bulunulacaktır. Son olarak ise, rekabet hukuku ile regülasyon hukuku arasındaki ilişki irdelenecektir. Bu kapsamda, iki hukuk dalının kesiştiği alanlar gösterilecek, iki hukuk dalı arasındaki ilişki çeşitli hukuksal ayrımlar bakımından irdelenecek ve son olarak sektöre özgü bağımsız idari otoriteler ile rekabet otoritelerinin aynı anda yetkilerinin doğması halinde oluşabilecek senaryolara değinilecektir. İkinci bölümde sektöre özgü bağımsız idari otoritelerin denetimindeki pazarlarda rekabet hukukunun nasıl uygulandığı araştırılacaktır. Öncelikle Avrupa Birliği Komisyonu ve Amerika Birleşik Devletleri Federal Yüksek Mahkemesi'nin yaklaşımları ele alınacaktır. Akabinde, iki hukuk sisteminde yaklaşımın farklı olduğu sonucuna varılarak bu farklılığın nedenlerine yer verilecektir. Devamında, Türk Rekabet Kurulu'nun konuya dair yaklaşımı ele alınacaktır. Üçüncü bölümde öncelikle ülkemizde uygulanan tamamlayıcılık modelinin ortaya çıkardığı sorunlar ele alınacaktır. Bu çerçevede, ülkemizde uygulandığı haliyle tamamlayıcılık modelinin ne bis in idem ilkesi ve ölçülülük ilkesine aykırı sonuçlar doğurma, çelişkili kararlara yol açma, sektöre özgü BİO'nun denetlenmesine yol açma ve zaman ve kaynak israfına neden olma ihtimali üzerinde durulacaktır. İkinci olarak, anılan sorunların çözülmesi adına ülkemizde nasıl bir model uygulanması gerektiği tartışılacaktır. Akabinde, mevcut Türk rekabet hukuku sisteminde başvurulabilecek rekabet savunuculuğu, iş birliği ve koordinasyon ilişkileri ve iptal davası açma imkânı gibi çözümler açıklanacaktır. Bu bölümde son olarak konu hakkında yasal düzenleme yapılmasının uygun olacağı belirtilecektir. Anahtar Kelimeler: rekabet otoritesi, regülasyon, sektöre özgü bağımsız idari otoriteler, tamamlayıcılık, ikame

Bağımsız idari otoritelerDenetimRegülasyon+4
Nihal Özkardeş
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararlardan doğan sorumluluk

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. Maddesinde düzenlenen rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları, uygulamada sıklıkla karşılaşılan rekabet ihlâlleridir. Söz konusu ihlaller yalnızca etkin rekabet sürecine değil, doğrudan ve dolaylı alıcılar gibi üçüncü kişilere de zarar vermektedir. Meydana gelen zararlı sonuçlara karşı ilk tepki, bireysel ve toplumsal ölçekte bu zararların önlenmesi ve azaltılması adına yaptırımların kabul edilmesidir. Yaptırımların bir ayağını idari yaptırımlar oluştururken diğer ayağını ise geçersizlik ve tazminat yaptırımlarını kapsayan özel hukuk yaptırımları oluşturur. Aslında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun 1994 yılında kabul edildiğinde kanun koyucunun Rekabetin Korunması Hakkında Kanun m.4 ihlallerinden doğan zararların giderimine ilişkin tazminat yaptırımına da yer verdiği görülür. Ne var ki, uzun süredir yürürlükte olan bu yaptırımın günümüzde dahi etkili bir şekilde uygulandığını söyleyebilmek pek mümkün değildir. Ortaya çıkan bu tablonun temel sebeplerinden biri, tazminat talebinin kapsamının Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'da detaylı bir biçimde düzenlenmemesidir. Kanun koyucu özel düzenlemeye yer vermediğinden rekabet ihlallerinden doğan sorumluluğa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen genel hükümler uygulanır. İhlalden doğan zararın tazmininin genel hükümlere bırakılması, Türk Borçlar Kanunu'nun hem haksız fiil hem borca aykırılık sorumluluğuna dair hükümler içermesi nedeniyle her şeyden önce sorumluluğun kaynağı bakımından tartışma yaratır. Tartışmanın çözümü ise sürekli gelişen rekabet hukuku uygulaması ve sorunlarına uyacak şekilde yenilikçi bir yaklaşım gerektirir. Bu sebeple, çalışmamızda öncelikle rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları ile üçüncü kişilere verilen zararlardan doğan sorumluluğun muhtemel kaynakları ele alınmakta, ilk bölümde yapılan çıkarımlar üzerinden ilerlenerek sorumluluğun şartları, üç katı oranında tazminat düzenlemesi ve zamanaşımı kurumu incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Rekabet, rekabet hukuku, özel hukuk yaptırımları, rekabet hukukunun ihlali, tazminat, sorumluluk, haksız fiil hukuku, borca aykırılık, anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar, üç katı oranında tazminat, zamanaşımı.

AnlaşmalarHaksız fiilHukuki sorumluluk+5
İlkin Demirtaş
Koç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Hukukunda patent hakkının korunması ve Rekabet Hukuku açısından sonuçları

ÖZET Günümüzde "fikrî mülkiyet" kavramı, hem fikir ve sanat eserlerini hem de patentleri, faydalı modelleri, endüstriyel tasarımları, coğrafî işaretleri, markalan, ticaret unvanlarını, işletme adlarını ve yan iletken topoğrafyalan kapsayan bir alanı ifade etmek üzere kullanılmaktadır. Çalışma konusu itibariyle incelenen ise, patent hakkının korunması ve Rekabet Hukuku açısından sonuçlandır. Patent hakkının temelini oluşturan buluş kavramı, teknik ilerleme sağlayabilecek ve dış dünyaya yansıtılabilecek bir fikir olarak tanımlanmaktadır. Patent kavramı, "ihtira beratı" (buluş belgesi) kavramından çok daha geniş bir anlamı, hem buluş üzerindeki inhisarî kullanma yetkisini hem de bunu kanıtlayan belgeyi ifade etmektedir. Patent hakkı ise, buluş sahibinin hem patent isteme hem de patentten doğan haklanm içermektedir. Şüphesizdir ki, hakkın korunabilmesi için kapsamının ve sınırlarının tespit edilmesi gerekmektedir. Sözü edilen bu tespit, öncelikle patent başvurusunda yer alan istem veya istemlerin yorumu ve eşdeğer unsurlar dikkate alınarak gerçekleşecektir. Patent hakkının genel sınırlannı ise, sınaî ve ticarî amaç taşımayan özel maksatla gerçekleştirilen fiiller, patent konusu buluşu içeren deneme amaçlı fiiller, eczanelerde hazırlanan ilaçlara ilişkin fiiller, ilaçlann ruhsatlandınlması faaliyetine ilişkin deneme amaçlı fiiller, uluslararası antlaşmalar, kamu düzeni, genel ahlâk ve genel sağlık, mülkîlik ilkesi ve koruma süresi oluşturmaktayken; özel sınırlannı, patent hakkının tüketilmesi, ön kullanım hakkı, kanunî tekel ve zorunlu lisans oluşturmaktadır. Yukandaki açıklamalar doğrultusunda kapsamı belirlenecek olan patent hakkının korunması, patentin hükümsüzlüğü, patent hakkının gaspı ve patent hakkına tecavüz edilmesi hallerinde söz konusu olur. Buna göre, 551 sayılı KHK m. 129 hükmünde sayılan hükümsüzlük nedenlerinden birinin. ya da bir kaçımn varlığı nedeniyle, patent isteme hakkı sahibi, zarar gören kişiler ve Cumhuriyet Savcılan vasıtasıyla ilgili resmî makamlar, patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep 181edebilecekledir. Eğer söz konusu olan patentin gaspı ise, gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden kişi, 551 sayılı KHK m. 13 hükmü uyarınca, patentin kendisine devrini talep ve dava edebilecektir. Patent hakkına tecavüz halinde ise, patent sahibi, tecavüzün durdurulması davası, tecavüzün giderilmesi davası, delillerin tespiti davası ve tecavüzün mevcut olmadığı hakkında dava açabilecektir. Ayrıca patent sahibinin, ürün ve araçlara el konulmasını ve bunlar üzerinde mülkiyet hakkının tanınmasını, ürün ve araçların şekillerinin değiştirilmesini ve imhasını, ihtiyatî tedbir uygulanmasını, hükmün ilgililere tebliği ile kamuya ilânını talep etmesi de mümkündür. Tecavüzün durdurulması, tecavüzün giderilmesi ve buna bağlı taleplerde, tecavüz devam ettiği sürece zamanaşımı işlemez. Ancak talep edilen, tazminat ya da el konulan ürünlerde mülkiyet hakkı tanınması ise, zamanaşımı, zarar görenin zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren bir yıl, her halde fiilin meydana geldiği tarihten itibaren on yıldır. Görülmektedir ki, 551 sayılı KHK, patent hakkının etkili bir şekilde korunmasını öngörmektedir. Dolayısıyla bu noktada söz konusu korumanın, tekelleşmeyi ve rekabetin engellenmesini yasaklayan rekabet kuralları ile çatışması kaçınılmazdır. Patent hakkının rekabet kuralları ile çatışabileceği iki halden söz edilmektedir. Bunlardan birisi, patent hakkından doğan tekel hakkının rekabeti sınırlaması ya da engellenmesiyken diğeri, patent lisansı sözleşmelerinde lisans alana kanunun getirdiğinden daha fazla sınırlama getirilmiş olması hâlidir. Tüm hallerde RKHK m.4, m.6 ve m. 7 kapsamındaki faaliyetlerle rekabetin sınırlanmış olması, RKHK m.56 hükmü uyarınca geçersizlik yaptırımına tâbidir. Ayrıca, Rekabet Kurulu henüz patent lisansı sözleşmelerine münhasır bir muafiyeti de düzenlememiştir. Ancak, mevcut 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği, belirli koşullan taşıyan patent lisansı sözleşmelerine de uygulanabilecektir. Sonuç itibariyle, gerek Patent Hukuku gerekse Rekabet Hukuku, gelişmelerin teşviki ve kaynakların etkin kullanımını amaçladığından, her iki yapının da aynı ekonomik ve hukukî sistem içinde yer alması gerekmektedir. Dolayısıyla patent hakkının korunması ile rekabet ortamının korunması arasında bir denge kurulması 182zorunludur. Böyle bir dengenin kurulabilmesi de, öncelikle yasal düzenlemelerin amacı ile somut olayın özelliklerinin doğru tespit edilebilmesine bağlıdır. 183

Patent hakkıPatent hukukuPatentler+2
Ebru Aliusta
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Related subjects