Econometric analysis

243 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Satın alma gücü paritesi geçerliliğine dair ekonometrik bir araştırma

Satın alma gücü paritesi, benzer nitelikteki malların benzer fiyatlara satılma prensibidir ve SAGP ülkeler arasındaki fiyat farklılığını ortadan kaldırarak farklı birimlerin satın alma gücünü eşitleyen değişim oranıdır. Bu çalışmada mal ve hizmetlerin ortalama maliyetlerini karşılaştıran, reel döviz kurunun değerini belirleyen ve literatürde birçok çalışmaya konu olan satın alma gücü paritesi ele alınmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye ekonomisinde önemli finansal krizlerin yaşandığı 1994 Ocak ile 2020 Mayıs aylarını kapsayan dönem, TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru serisi ile SAGP hipotezinin geçerliliği araştırmaktır. SAGP'nin geçerliliği, çeşitli birim kök testi kullanılarak analiz edilmiştir. Uygulanan test sonuçlarına göre, ADF ve PP birim kök testinde SAGP hipotezinin geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KPSS testi sonuçları model formuna göre değişkenlik gösterdiğinden serinin bütünleşme derecesi hakkında net bir bilgi sunmamaktadır. Zivot-Andrews birim kök testinde, her üç model için serinin yapısal kırılma ile birlikte durağan olmadığını sonucu elde edilmiştir. LM test sonuçlarına göre REDK'nın yapısal kırılma ile birlikte zayıf durağan olduğu sonucuna ulaşılmıştır. KSS testi sonuçlarına göre, REDK'nın durağan olmadığını ve tesadüfi yürüyüş özelliği gösterdiğini belirtmektedir. M-KSS testi sonuçlarına göre, SAGP hipotezinin geçerli olmadığını belirtmektedir. Ekonomik krizin yaşandığı dönemlerde ülkemizde uygulanan para politikası araçları yeterli olmadığı görülmekte ve bu nedenle ele alınan örneklem dönemi için SAGP geçerliliği sağlanamamaktadır. Anahtar Kelimeler: Satın Alma Gücü Paritesi, Reel Efektif Döviz Kuru, Birim Kök

Birim kök testleriDöviz kuruEkonometrik analiz+2
Gülçin Zümbül
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

G-20 ülkelerinde sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin analizi

Bu çalışmada G-20 ülkelerinden Türkiye'nin de dahil olduğu 8 ülkenin ( Kanada, Almanya, İtalya, Japonya, Kore Cumhuriyeti, Türkiye, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri ) 1982-2017 yıllarındaki verileri kullanılarak sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki panel verileri kullanılarak ekonometrik olarak analiz edilmiştir. 1980-2017 yılları arasında kişi başına kamu sağlık harcamaları, kişi başına özel sektör sağlık harcamaları ve ekonomik büyümeyi temsil eden kişi başına gayri safi yurt içi hasıla değişkenlerine ilişkin panel veri analizi kullanılmış, STATA kodları kullanılarak STATA 13 paket programıyla analiz edilmiştir. Analizde öncelikle değişkenliklerin durağanlıkları panel birim kök testleri ile sınanmış ve tüm değişkenlerin 1. farklarında durağan olduğu görülmüştür. Çalışmanın devamında değişkenlerin aralarındaki nedensellik ilişkisi PANEL granger nedensellik testi ile analiz edilmiş ve analiz sonucunda ekonomik büyümeden hem kamu sağlık hem özel sağlık harcamasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu kamu sağlık harcamasından özel sağlık harcamasına tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Panel Birim Kök Testleri iki kısımda incelenmiştir. Birinci kısımda, Im, Peseran, Shin (2003) ve Fisher odaklı (ADF ve PP testleri gibi), bireysel birim kök testleri, ikinci kısımda ise, Levin, Lin, Chu (2002); Breitung (2000) ve Hadri (2000) birim kök testleri kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca incelenen dönemde kamu ve özel sektör sağlık harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkileri varyans ayrıştırması ve etki tepki analiz yöntemleri ile ortaya konulmuştur.

Ekonometrik analizEkonomik büyümeFinansman+5
Esra Ertürk
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İkiz açıklar hipotezi

Bir ekonomide eş zamanlı olarak bütçe ve cari işlemler açığının görülmesi "ikiz açık" olarak tanımlanmaktadır. İkiz açıkların oluşum sürecini açıklayan iki farklı temel görüş bulunmaktadır. İlk olarak "Geleneksel Keynesyen Yaklaşımı", diğeri ise "Ricardian Denkliği Yaklaşımı" dır. Geleneksel Keynesyen Yaklaşım, bütçe açıklarının beraberinde cari işlem açıklarını doğuracağını öne sürerken, Ricardian Denkliği Yaklaşımı ise bütçe açıkları ile cari işlem açıklarının birbiriyle herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını öne sürer. Bütçe ve cari işlemler değişkenleri arasında etkileşim olup olmadığının bilinmesi, etkileşim olması durumunda yönünün ve etkisinin tespiti, ayrıca bu etkileşim üzerinde belirleyici olan diğer değişkenlerin tespit edilmesi, ikiz açıklar problemini gidermek üzere uygulanacak iktisat politikaları bakımından önemlidir. Bu çalışmada ilk olarak bütçe açığı ve cari açık kavramları ele alınmıştır, sonrasında ikiz açıklar hipotezinin genel çerçevesine değinilmiştir. Bunun ardından hipoteze yönelik teorik yaklaşımlar ve ikiz açıklar olgusunu etkileyen faktörler üzerinde ayrıntılı biçimde durulmuştur.

Bütçe açıklarıCari açıkEkonometrik analiz+3
Yusuf Akıncı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Maliye politikasının gelir dağılımına etkisi: OECD ülkeleri üzerine bir araştırma

Gelir dağılımında adaletin sağlanması tarih boyunca tüm dünyanın en önemli sorunlarından biri olmuştur. Gelir dağılımının sadece ekonomik gösterge olmaması aynı zamanda sosyal barışın ve toplumsal refahın temel taşı olması gelir dağılımını oldukça önemli hale getirmektedir. Vergiler ve kamu harcamaları gelir dağılımının iyileştirilmesinde oldukça etkili maliye politikası araçlarıdır. Bu çalışmada vergiler ve kamu harcamalarının gelir dağılımı üzerindeki etkileri incelenmektedir. OECD üyesi 24 ülkenin 2004-2017 dönemi verileri kullanılarak, gelir dağılımı adaletsizliği ile vergiler ve kamu harcamaları arasındaki ilişki panel veri analiz yöntemleri aracılığıyla araştırılmıştır. Panel regresyon modelinde, Gini endeksi bağımlı değişken; dolaylı vergiler, kamu harcamaları, gelir vergisi, kurumlar vergisi, servet vergileri ile birlikte çeşitli makro iktisadi değişkenler bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Ekonometrik analiz sonuçlarına göre; gelir vergisi, servet vergileri, kamu harcamaları ve büyüme değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca varılamamış, dolaylı vergilerin ise gelir dağılımı üzerinde bozucu etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, enflasyon, işsizlik ve nüfus artış hızındaki artışın gelir dağılımını bozucu etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gelir Dağılımı, Maliye Politikası, Panel Veri Analizi, Gini Endeksi, OECD Ülkeleri

Ekonometrik analizGelir dağılımıMaliye politikaları+2
Meryem Genç Tüsün
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de şeker pancarında uygulanan tarım politikalarının analizi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de şeker pancarında uygulanan tarım politikalarının analiz edilmesidir. şeker pancarının dünyadaki mevcut durumu ortaya konmuş ve şeker sektöründe üretiminde önemli yere sahip olan ülkelerin, şeker ile ilgili uyguladığı politikalar incelenmiştir. Türkiye'deki şeker pancarı sektörü ele alınmış ve şeker sektöründe 1925-2022 yılları arasında uygulanan şeker politikalar incelenmiştir. Ayrıca mevcut durumdaki şeker sektörü ile ilgili desteklemelere yer verilmiştir. Çalışmada Kısmi Denge Analizi ile 1991-2020 yılları arasında şeker sektöründeki değişim ele alınmıştır. 2021-2025 yılları arasında ekim alanı, üretim, verim, tüketim ve dış ticaret tahminleri yapılmıştır. Analiz sonucunda 2025 yılında 189 bin ton şeker ithal etmektense 229 dekarlık bir alana 1 milyon 351 bin ton şeker pancarı üretimi yapılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Şeker pancarı ithalatı yapmak yerine, şeker üretimini arttırılmalı ve şeker sektöründe dışa bağımlı azaltılmalıdır. Türkiye'deki ekim alanları kullanılıp yerli üretim desteklenebilir sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada ekim alanı, çiftçi alım fiyatı ve üretim miktarı üzerine bir Vektör Otoregresyon Analizi (VAR) yapılmış, aralarındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Şeker pancarı ekim alanını arttırmak için, destekleme politikaları çiftçi alım fiyatlarına uygulanabilir sonucuna varılmıştır. Çiftçi alım fiyatındaki Varyans ayrıştırmasına göre çiftçi alım fiyatında olan bir değişimin, üretim miktarını ekim alanından daha fazla etkileyeceği sonucuna varılmıştır. Granger Nedensellik Testi sonuçlarına göre ekim alanı, çiftçi fiyatlarının ve üretim miktarının nedenidir sonucu elde edilmiştir. Şeker pancarına yönelik yapılacak politikalarda öncelikli olarak üretim miktarını arttırıcı politikalar izlenmeli ve şeker ithal etmek yerine yerli malı üretimine teşvik edilmelidir. Bu politikaların başında çiftçi alım fiyatına yapılacak bir desteklemenin üretim miktarı ile ekim alanını arttırmanın mümkün olduğu görülmektedir.

Ekonometrik analizKotaKısmi denge analizi+3
Büşra Sadakat Turak
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de fındık üretimi ve dış ticaretinin ekonometrik analizi

Türkiye, uygun iklim ve toprak yapısı ile Dünya fındık üretiminde birinci sırada yer almaktadır. Türkiye'de fındık tarımının yapıldığı ana bölge Doğu Karadeniz bölgesidir. Ülke ekonomisi acısından son derece stratejik öneme sahip olan fındık Doğu Karadeniz bölgesinde yaşayan insanlar içinde başlıca geçim kaynağı olmuştur. Bu çalışmanın amacı önemli bir ihraç ürünü olan fındığın dikim alanı, üretim miktarı, verim ve dış ticaretindeki mevcut durumunu ve fındık üretiminde uygulanan tarım politikalarını incelemek, fındık sektöründe yaşanan sorunları ortaya koymak ve fındık piyasası ile ilgili politika önerileri geliştirmektir. Çalışmada zaman serileri analizinden yararlanılarak fındık piyasası incelenmiştir. Fındık pazarının 1990-2020 yılları arasındaki durumu incelenmiş ve 2021-2030 yılları arasındaki durumu tahmin edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre Türkiye'de 2020 yılında 734.537 hektar olan fındık dikim alanlarının 2030 yılında 935.512 hektar olacağı tahmin edilmiştir. Fındık veriminin 92,73 kg/da kadar yükseleceği, verim ve dikim alanına bağlı olarak üretim miktarımız 2030 yılında 867.593 ton olacağı öngörülmüştür. 2020 yılında 624.412 ton olarak gerçekleşen fındık ihracatının ise 2030 yılında 737.140 ton olması beklenmektedir. Çalışma sonucunda önümüzdeki yıllarda fındık arzındaki artışa karşılık ihracatın ve iç tüketimin yeteri kadar artış göstermemesi nedeniyle denge fazlasının ortaya çıkacağı tahmin edilmiş ve 2030 yılı itibariyle 11.867 ton stok olacağı tahmin edilmiştir. Stokların ülke ekonomisine katkı sağlayabilmesi için mevcut fındık işleme tesislerin kapasitelerinin arttırılması ve yeni girişimlere olanak verecek politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. İşlenmiş ürünlerin Dünya pazarlarında kabul görmesi ve Türk fındığını bir Dünya markası olmasına yönelik çalışmalara öncelik tanınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Fındık Üretimi, Tarım Politikası, Kısmı Denge Analizi, Zaman Serileri Analizi

DengeDış ticaretEkonometrik analiz+3
Seda Nur Ünver
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa temelli finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki: Türkiye örneği

Bu tez çalışması, Türkiye örneği üzerinden finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Finansal gelişme ve ekonomik büyüme, iktisadi kalkınmanın temel unsurları olarak kabul edilmekte ve bu ilişki, iktisat literatüründe uzun süredir tartışılan önemli bir konu olmuştur. Türkiye'deki finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak ve ekonomi politikalarının gelecekteki yönlendirmeleri için önemli bir referans sağlamak amacıyla araştırılmaktadır. Bulgular, ekonomi politikası yapıcılarına, finansal sektör paydaşlarına ve araştırmacılara fayda sağlayacak bir analiz sunmayı hedeflemektedir. Çalışmanın analiz kısmında, Türkiye ekonomisinin 1999:1-2023:1 dönemine ilişkin çeyreklik veriler alınmıştır. Çalışmanın analizinde eşbütünleşme analizi için ARDL (Autoregressive Distributed Lag-ARDL) yaklaşımından yararlanılmıştır.

ARDLBorsaEkonometrik analiz+6
Dilan Gürçek
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim harcamalarının ekonometrik analizi Uşak ili örneği

Tüketim harcamaları, iktisat teorisinin araştırdığı önemli konulardan birisidir. İktisatçıların, tüketim konusuna önem vermeleri Keynes'ten sonra olmuştur. Keynes'in Mutlak Gelir Hipotezini ortaya koymasından sonra, gelir tüketim ilişkisinin açıklanmasına yönelik değişik hipotezler ortaya atılmıştır.Uşak ilinde hanehalkı tüketim harcamalarını konu alan bu çalışmada, Uşak il merkezi kentsel alanında yaşayan hanehalklarının tüketim davranışları analiz edilmiştir. Çalışmada, örneklem kümesine yüzyüze mülakat tekniği ile uygulanan ?Uşak İli Hanehalkı Tüketim Harcamaları Anketi?nden elde edilen veriler kullanılmıştır.Bu çalışmanın birinci amacı; Uşak ili kentsel alanında yaşayan hanehalkları için tüketimin gelir hipotezlerini test etmek ve en uygun modeli belirlemektir. Çalışmanın diğer amaçları ise; harcama gruplarına ait gelir esneklik değerlerini hesaplamak ve Uşak ili için Engel Kanununun geçerliliğini araştırmaktır.Anahtar kelimeler: Tüketim Harcamaları, Gelir Hipotezleri, Harcama Esnekliği, Engel Kanunu

Ekonometrik analizEsneklikGelir hipotezi+2
Ömer Faruk Öztürk
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Orta gelir tuzağında çıkışta etkili olan faktörler: Düşük orta gelirli ve yüksek orta gelirli ülkeler üzerine bir analiz

Orta gelir tuzağı (OGT), iktisat literatüründe araştırmacıların son zamanlarda ilgisini çeken konulardan biri olmuştur. Literatürde tam bir tanımı bulunmamasına rağmen Orta Gelir Tuzağı, ülkelerin düşük gelir düzeylerinde etkili büyüme stratejilerinden yüksek gelir düzeyindeki stratejilere geçiş yapmakta zorlanıp orta gelir düzeylerinde durağanlaşabilirler bu durağanlaşmaya OGT denir. Orta gelir tuzağına giren ülkelerin yüksek gelir grubuna geçememeleri durumunda geriden gelen ülkelerin rekabetine maruz kalarak pazarlarını bu ülkelere kaptırıp ekonomik olarak daha kötüye giderler. Bu bağlamda ülkelerin kalkınma süreçlerinde orta gelir tuzağına yakalanmadan üst gelir seviyelerine çıkmaları oldukça önemlidir. Ülkelerin orta gelir tuzağına yakalanmamalarının önemli olmasından dolayı bu tuzağa yakalanmamaları için etkili olan unsurların belirlenmesi de önem arz etmektedir. Bu alanda yapılan çalışmalarda ülkelerin orta gelir tuzağına düşmemeleri ya da bu tuzaktan kurtulmaları için genellikle Ar-Ge, Eğitim harcamaları ve Doğrudan Yabancı Yatırımların önemli faktörler olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada da orta gelir tuzağına yakalanmamak ya da bu tuzaktan çıkmak için etkili olan faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada literatürden farklı olarak orta gelir seviyesinde olan ülkeler iki farklı grubun 1995-2017 yılları arasındaki verileri analiz edilmiştir. Son beş yılda satın alma gücü paritesine göre kişi başına düşen GSYH değeri ABD'nin kişi başına düşen GSYH değerine oranı %40'tan düşük olan ülkeler düşük orta gelirli, %40'tan büyük olan ülkeler yüksek orta gelirli ülkeler olarak ayrı ayrı analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda düşük orta gelirli ülkeler grubunda doğrudan yabancı yatırımlar, sabit sermaye yatırımlar ve yurtiçi tüketim harcamalarının orta gelir tuzağından çıkmak için etkili olduğu belirlenmiştir. Yüksek orta gelirli ülkeler grubunda ise doğrudan yabancı yatırımlar, sabit sermaye yatırımları ve gayri safi yurtiçi tasarrufların etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada kullanılan yurtiçi tüketim harcamaları ve gayri safi yurtiçi tasarruflar değişkenlerinin orta gelir tuzağından çıkmakta etkili olup olmadığını inceleyen çalışmaya rastlanmamıştır. Çalışma sonucunda düşük orta gelirli ülkelerin kalkınmalarının ilk aşamalarında sabit sermaye yatırımlarını arttırmanın, doğrudan yabancı yatırımları çekmenin yanında iç tüketime dayalı olarak büyüyebilecekleri söylenebilir. Ancak ülke belli bir aşamayı geçtikten sonra orta gelir tuzağına kapılmadan yüksek gelir seviyelerine geçmeleri için yine sabit sermaye yatırımlarını arttırmanın, doğrudan yabancı yatırımları çekmenin yanında yurtiçi tasarruflarını yükseltmelerinin önemli olduğu belirtilebilir. Anahtar Kelimeler: Orta Gelir Tuzağı, Yatay Kesit Bağımlılığı, CADF, ECM

Ekonometrik analizOrta gelir tuzağı
Ebru Oğuz
Şırnak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bölgesel düzeyde genç işsizliğin ekonomik belirleyicileri üzerine ekonometrik bir model çalışması

Ülke ekonomilerinin istihdam yapısı ve işsizlik rakamlarının boyutu ekonomilerin gelişmişlik ve sosyal kalkınma düzeylerinin önemli bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Gelişmişlik düzeyleri ne olursa olsun işsizlik olgusunun gerekçesi ülkeden ülkeye farklılık gösterse dahi olgu ekonomik ve siyasal tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir. Genç işsizlik, gerek küreselleşme, bilgi ve teknoloji çağının getirdiği genel sorunlar, gerekse de, işgücü piyasalarının kendi iç dinamiklerinin yarattığı sorunlardan kaynaklanabilmektedir. Bu noktadan yola çıkan çalışmada Düzey-2 bölgesi kapsamında genç işsizliği panel veri analizi ile modellenmiştir. Çalışmada bağımlı değişken olarak genç işsizlik oranı, bağımsız değişken olarak reel GSYH, enflasyon oranı, sabit sermaye yatırımlarının GSYH içindeki payı ve genç işgücünün toplam işgücü içerisindeki payı kohort etkisi açıklayıcı değişkenler olarak modele dahil edilmiştir. Çalışmanın veri seti İBBS-2 düzeyinde 2004-2019 yıllarına ait verilerden oluşmakta olup veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Bölgesel İstatistiklerinden elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Türkiye'de Okun Yasası'nın kısa dönemde geçerli olmadığı, Phillips eğrisine göre kısa dönemde enflasyon ile işsizlik arasında ters yönlü ilişkinin var olmadığı, genç işgücünün işgücü içerisindeki payının artmasının genç işsizliği daha da artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgulara göre sadece Harrod-Domar büyüme modellerinde sabit yatırımlardaki artışın üretim vasıtasıyla genç işsizlik oranlarını düşürücü bir etkisinin varlığı ve yönünün beklenen şekilde teoriye uygun olarak negatif olduğu belirlenmiştir.

Ekonometrik analizEkonometrik modellerEkonomi teorileri+5
Esra Gözde Yıldırım
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kar payı dağıtım politikasının mikro-makro belirleyicileri: BIST Sınai endeksi üzerine ekonometrik bir araştırma

Özel sektörde faaliyet gösteren bir işletmenin amacı, varlıklarını korumak ve işletme sahibine kazanç sağlamak için her dönemin sonunda kar elde etmektir. Kâr, şirketlerin dönemsel olarak mali sonuçlarını görmesine, iş ve işlemleri denetlemesine, işletmenin büyüyerek yoluna devam etmesine olanak sağlamaktadır. Ancak kar tek başına, işletmenin hedeflerine ulaşmasında yeterli değildir. Bu noktada önemli olan karın ne şekilde kullanılacağıdır. Kâr payı kavramının önemi bu noktada karşımıza çıkmaktadır. Kâr payı dağıtım politikası, elde edilen net karın, işletmelere hangi oranda dağıtılacağı ve işletmelerde hangi oranda finansman olarak bırakılacağı kararlarını içermektedir. İşletmelerin performansı ve hedefleri açısından kâr payı dağıtım politikası oldukça önemlidir. Bu sebeple işletmelerin finansman politikasının ayrılmaz bir parçasıdır. Bu çalışmada, Türkiye'de BIST SINAİ sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde kâr payı dağıtım politikasının mikro-makro belirleyicileri araştırılmıştır. İşletmeler kâr payı dağıtımı ile ilgili kararlarını alırken hangi faktörlere dikkat ettikleri ve bu faktörlerin kâr payı dağıtım politikasını nasıl etkilediğini açıklamak amaçlanmıştır. Bu sebeple bu çalışma BIST SINAİ endeksindeki yer alan 20 şirketin 2011-2020 yılları arasında kâr payı ödemelerine etki eden makro ve mikro değişkenleri belirlemek için panel veri analizi yöntemi ile test edilmiştir. Çalışma sonucunda, işletme büyüklüğü, aktif karlılık, enflasyon, faiz değişkenlerinin işletmelerin nakit kâr payı dağıtım oranlarına etkisi pozitif yönde, finansal kaldıraç, likidite oranı değişkenlerinin ise, etkisi negatif yönde tespit edilmiştir. Döviz kuru ve varlık yapısı değişkenlerinin ise anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır.

Borsa İstanbulEkonometrik analizEndüstri endeksi+7
Işılay Yıldız
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımların finansal belirleyicileri: Türkiye üzerine ekonometrik bir analiz

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde görülen sermaye yetersizliği doğrudan yabancı yatırımlarla giderilmeye çalışılmaktadır. Bu sebeple doğrudan yabancı yatırımlar gelişmekte olan ülkeler için oldukça önemlidir. 1980 yılından sonra gelişmekte olan ülkelerde doğruda yabancı yatırımların hacmi hızla artmıştır. Bunun nedeni olarak serbest piyasa ekonomisine geçiş sonucu dünyanın ortak bir pazar haline gelmesi gösterilebilmektedir. Doğrudan yabancı yatırımların bazı ülkelerde fazla bazı ülkelerde az olmasından dolayı, doğrudan yabancı yatırımların hangi belirleyicilerden etkilendiği önemli bir konu olmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada 1995-2020 yılları arasında Türkiye'ye girişi olan doğrudan yabancı yatırımlara etki eden finansal belirleyicilerin zaman serisi analizi ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda reel efektif döviz kuru, BIST100 endeksi, piyasa kapitülasyonu ve tüketici fiyat endeksi değişkenleri ile doğrudan yabancı yatırım değişkeni arasındaki kısa ve uzun süreli ilişkiyi saptamak için ARDL yöntemi kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, uzun dönemde BISTT100 endeksi ile doğrudan yabancı yatırım arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunurken, kısa dönemde BIST100 endeksi ile doğrudan yabancı yatırımlar arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kısa dönemde tüketici fiyat endeksi ile doğrudan yabancı yatırım arasında anlamlı ve negatif bir ilişki tespit edilirken, uzun dönemde anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Ayrıca, doğrudan yabancı yatırımlar ile reel efektif döviz kuru ve piyasa kapitülasyonu değişkenleri arasında kısa ve uzun dönemde istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bulgular, BIST100 endeksi değişkeninin doğrudan yabancı yatırımları artırdığını ve tüketici fiyat endeksi değişkenin ise doğrudan yabancı yatırımları azalttığını göstermektedir. Dolayısıyla, Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımların artırılması için, BIST100 endeksine olan güveni artırmaya ve enflasyonun ise yabancı yatırımcılar için kabul edilebilir seviyelere çekilmesine yönelik politikalar uygulanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırım, Finansal Belirleyiciler, Zaman Serisi Analizi, ARDL Modeli

ARDLDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonometrik analiz+4
Derya Salgut
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal krizlerde uygulanan maliye politikalarının etkinliği

Ekonomi sistemi içinde iktisat düşüncelerinin farklı gruplandırılmasına yol açan ve iktisat literatürünün dallara ayrılmasında pay sahibi olan iktisat politikaları ekonomi konjonktüründeki dalgalanma devrelerinde uygulanma alanı elde etmiştir. İktisat politikalarından küresel piyasada en fazla müdahale aracı olarak kullanılan maliye politikaları Büyük Buhran ve sonrasındaki süreçte kullanılmaya başlayan doktrinleri Vietnam Savaşı ve Petrol Krizlerinin ardı ardına gelmesiyle sorgulanmaya başlamıştır. 2008 Krizine kadar büyük şüpheyle yaklaşılan maliye politikaları, küresel krizin sosyal devlet gerekliliğini göstermesi ile birçok ülke ekonomisinde günümüze kadar yaygın olarak kullanılmaktadır. Finansal krizin sonuçlarının ülkelerin mali ve finansal yapısı, ekonomide yer alan bireylerin tüketim alışkanlıkları, üretimde ve tüketimde yer alan aktörlerin beklentileri, sektörlerin risk yönetimi gibi birçok faktörden ötürü maliye politikasının etkin olabilmesine verdiği cevaplar farklılık göstermektedir. Etkin maliye politikası aracının kamu harcamaları politikası mı yoksa vergi gelirleri politikası mı olduğu literatürde her ülke örnekleminde farklılık gösterdiği tespit edilerek; çalışmada ülke örneklemi olarak Türkiye'nin 2006:1-2019:4 döneminin reel GSYİH, toplam kamu harcamaları ve toplam vergi gelirleri verilerinden yararlanarak maliye politikası test edilmiştir. Yapılan analizde hem kriz etkisinin göz ardı edildiği modelde hem de kriz etkisinin dahil edildiği modelde maliye politikasının etkin olduğu ve örneklem ülke Türkiye için en etkili maliye politika aracının kamu harcamaları politikası olduğu saptanmıştır.

Ekonometrik analizFinansal krizKriz+2
Simge Elverici
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm ve ekonomik büyüme ilişkisi: Üst-orta gelirli ülkeler üzerine panel veri analizi

Turizm; istihdam, ödemeler dengesi ve ulaştırma gibi diğer sektörlere sağladığı geniş katkılardan dolayı ekonomik kalkınma ve büyümede önemli bir sektör olarak kabul görmektedir. Bu çalışma ile turizm ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin ekonometrik analizlerle incelenmesi ve değişkenler arasındaki sayısal parametrelerin elde edilmesi amaçlanmaktadır. Literatürde turizm-ekonomik büyüme ilişkisini inceleyen çalışmaların çoğunlukla zaman serisi analizi gibi tek ülke verisi kullanılarak yapılan analizleri içerdiği görülmektedir. Diğer taraftan, literatürde panel veri analizi kullanan son dönem çalışmalar incelendiğinde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin analizlerde aynı anda kullanıldığı görülmektedir. Halbuki turizm faaliyetleri ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemli ilişkinin incelenmesi aşamasında benzer gelir seviyesine sahip ülkelerin birlikte değerlendirilmesi, daha tutarlı sonuçlar elde etmek bakımından faydalı olacaktır. Bu sebeple çalışmada kullanılan panel veri analizinde Türkiye ile benzer gelir seviyesine sahip olan üst-orta gelirli ülkelerin verileri kullanılmıştır. Çalışmada yapılan panel eşbütünleşme testleri sonucunda, üst-orta gelirli ülke grubu için yapılan analizlerde turizm geliri ile ekonomik büyüme arasında ve ziyaretçi sayısı ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemli ve çift yönlü pozitif bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir.

Birim kök testleriEkonometrik analizEkonomik büyüme+5
Şayan Serap Özcan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımların belirleyicilerine ilişkin ekonometrik bir analiz: Türkiye örneği

Doğrudan yabancı yatırımlar, 1980'li yıllardan itibaren küreselleşmenin hız kazanmasıyla birlikte ekonomilerde önemli bir iktisadi araç olarak ortaya çıkmıştır. Dünya genelinde doğrudan yabancı yatırım akımları, söz konusu dönemde hem ülkelere hem de yatırımcılara birtakım avantajlar sağladığı düşüncesiyle hızlı bir şekilde artmıştır. Böylelikle Türkiye de ekonomik büyüme sürecinde gerekli dış finansmanın sağlanmasında doğrudan yabancı yatırımı önemli bir sermaye kaynağı olarak görmüş ve desteklemiştir. Doğrudan yabancı yatırımın; ekonomilerde sermaye stoku, istihdam ve ulusal üretim düzeyinde olumlu etkiler yarattığına ilişkin görüşler hâkimken yatırımcısına ise ucuz iş gücü, hammadde, doğal kaynak ve yeni pazarlarda faaliyet gösterme gibi imkânlar sağladığı düşünülmektedir. Bu doğrultuda doğrudan yabancı yatırım ve onun belirleyicileri sıklıkla akademik çalışmalara konu olmuştur. Bu çalışmada, doğrudan yabancı yatırıma küresel ekonomide atfedilen önemden hareketle; dışa açıklık, kamu harcamaları, döviz kuru ve jeopolitik riskin 2006:Q1-2020:Q3 döneminde Türkiye'de doğrudan yabancı yatırım girişlerini nasıl etkilediğine ilişkin ampirik bir analiz gerçekleştirilmiştir. Analiz yöntemi olarak gecikmesi dağıtılmış otoregresif modelden (ARDL) yararlanılmıştır. Jeopolitik risklerin ve kamu harcamalarının Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımlar üzerindeki etkisinin zaman serisi analiziyle incelenmiş olması çalışmanın özgün katkısını oluşturmaktadır. Uygulama kısmında elde edilen sonuçlara göre; Türkiye'de kamu harcamaları ve jeopolitik risk faktörü doğrudan yabancı yatırımları uzun dönemde negatif yönde etkilemektedir.

ARDL Sınır TestiDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıDöviz kuru+5
Ercan Caner Ayten
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iç borçlanma: Borç yükü ile vade yapısı ilişkisinin ekonometrik bir analizi

Tarih boyunca devletlerin faaliyet alanlarının devamlı olarak çoğalması ve özellikle klasik devlet anlayışından sosyal devlet anlayışına geçiş kamu harcamalarının gün geçtikçe artmasına sebep olmuştur. Artan kamu harcamalarının olağan gelirlerle karşılanamaması ise borçlanma gibi diğer kamu finansman kaynaklarının ön plana çıkmasına sebep olmuştur. Özellikle iç borçlanma devletlerin sıkça kullandığı bir kaynak halini almıştır. Günümüzde iç borçlanma etkin bir borç yönetimi olmaması durumunda ülkelerin en büyük sorunlarından biri haline gelebilmektedir. Ülkemizde iç borçlar Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri kullanılagelmiş ve günümüzde ülke ekonomisinin önemli bir parçası haline gelmiş, zaman zaman iç borçlanmanın sürdürülebilirliği tartışmaya açılmıştır. 2018 yılı sonunda toplam iç borç stokunun harcama yöntemiyle hesaplanan GSYH'ye oranı %16 olarak gerçekleşmiştir. Çalışmamızda iç borçlanmanın ülkemizdeki tarihsel gelişimi ve yapısı ile iç borç yönetiminin önemli unsurlarından olan iç borç yükü ile iç borç stokunun vadeye kalan süresi arasındaki ilişki incelenmiştir. Optimal borç yönetimi teorileri çerçevesinde vade yapısına ilişkin yaklaşımlar değerlendirilmiş ve Türkiye'de özellikle 2002 yılından sonra literatürle uyumlu politikaların uygulandığı görülmüştür. Bu çalışmadaki ekonometrik uygulama kapsamında, 2004-2018 yılları arasında Türkiye'de iç borç yükü ile iç borç stokunun vadeye kalan süresi arasında ters yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır.

Borç yüküBorçlanmaEkonometri+3
Muhammet Faruk Aykut
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgızistan'da parasal aktarım mekanizması: Ekonometrik analiz

Para otoritesi tarafından düzenlenmekte olan para politikası birbiriyle bağlantılı çalışan farklı kanallar yardımıyla reel ekonomiyi etkilemektedir. Bu çalışmada Kırgızistan Merkez Bankasının parasal aktarım mekanizmalarından geleneksel faiz oranı kanalı, banka kredi kanalı ve döviz kuru kanalı ele alınmıştır. Kırgızistan'da para politikasının reel üretim ve fiyatlar genel seviyesini hangi kanalla etkilediğini bulmak için VAR yöntemi kapsamında etki-tepki ve varyans ayrıştırma analizleri, Ocak 2000'den Kasım 2016'ya kadar olan aylık veriler kullanılarak yapılmıştır. Çalışma sonucunda, Kırgızistan'da geleneksel faiz oranı kanalının fiyatlar üzerinde etkili olduğu ama milli gelir üzerinde etkisiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kırgızistan gibi gelişmekte olan ve dışa açık ülkelerde önemli rol oynamakta olan parasal aktarımın döviz kuru kanalı enflasyon üzerinde etkili olmaktayken reel gayri safi milli hasıla büyümesi üzerinde etkisiz kalmıştır. Banka kredi kanalı için yapılan analiz sonucuna göre, hem enflasyon oranının hem de reel milli hasıla büyümesinin bankaların reel kredi hacmindeki bir birimlik şoka karşı tepkileri pozitif yönde olmuştur. Kısaca Kırgızistan için yapılan bu çalışmada elde edilen ampirik bulgulara göre Kırgızistan Cumhuriyet Merkez Bankası ve Hükümetin reel üretimi artırmada parasal aktarımın banka kredi kanalını; fiyat istikrarını sağlamada ise döviz kuru kanalını ve faiz oranı kanalını kullanabilecekleri sonucuna varılmıştır.

EkonometriEkonometrik analizEkonomi+3
Akmaral Mazhıtova
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş yükselen piyasa ekonomilerinde enerji tüketimi ile karbon ayak izi ilişkisinin analizi

Bu çalışma enerji tüketimi ile karbon ayak izi arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmada enerji tüketimi ve karbon ayak izi arasındaki ilişki 1992-2018 yılları arasını ve E7 ülkelerini kapsayacak şekilde incelenmiş ve ilgili literatür taraması yapılmıştır. Araştırmada dinamik panel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Güncel ekonometrik yöntemlerin kullanıldığı çalışmada öncelikle değişkenlerde ve eş bütünleşme denkleminde yatay kesit bağımlılığı ve homojenite araştırılmış, devamında yapısal kırılmalı birim kök ve eş bütünleşme testleri uygulanmıştır. Bu çalışmada; yapılan testler ülke bazlı incelendiğinde yenilenebilir enerji tüketiminin karbon ayak izi üzerindeki etkisinin Çin dışındaki tüm ülkelerde istatistiksel olarak anlamlı olduğu, yenilenebilir enerji tüketiminin payındaki %1'lik bir artışın Çin dışındaki ülkelerde karbon ayak izini belirli oranlarda azalttığı tespit edilmiş ve bununla ilgili politika önerilerinde bulunulmuştur.

E7 ülkeleriEkonometrik analizEkonomik büyüme+4
Yasin Sever
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto para ve dünya borsa endeksleri: Ekonometrik veri analizi

Satoshi Nakamoto tarafından 2008 yılında tanıtılan Bitcoin ve ilerleyen zamanlarda keşfedilen Ethereum, Bitcoin Cash, Ripple gibi altcoinler ile kripto paralar günden güne tanınmaya ve popüler hale gelmeye başlamıştır. Kriptografik sistemlerden faydalanan, herhangi bir merkeze bağlı olmayan ve blockchain teknolojisiyle güvenliği üst seviyelerde olan bu sanal paralar işlem maliyetlerinin minimum, getiri oranlarının ise maksimum olmasından dolayı kısa bir sürede bütün dünyada kullanılır hale gelmiş ve yüksek işlem hacimlerine ulaşmıştır. Kripto para birimlerine olan ilginin bu denli artmasıyla birlikte ekonomi dünyasındaki yatırımcılar, içerisinde sanal paraların bulunduğu yeni bir portföy oluşturmaya başlamışlardır. Bu bağlamda çalışmada kripto para öncüsü olan Bitcoin ile majör borsa endeksleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Analiz kapsamında Bitcoin bağımlı değişken; BİST100, S&P500, NASDAQ100, DOW JONES30, NIKKEI225, FTSE100 ve DAX gibi dünya ekonomisinde yüksek hacme sahip majör borsa endeksleri bağımsız değişken olarak ele alınmıştır. Değişkenlerin 2013M1-2023M1 dönemi aylık verilerinden yararlanılarak yapılan analizde değişkenler arasında uzun dönemli ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Akabinde yapılan VECM sonucunda, kısa dönemli dalgalanmalar yaklaşık olarak 3 ayda uzun dönem dengesini yakınsadığı sonucuna varılmıştır. Son olarak yapılan Toda-Yamamoto nedensellik testi sonucunda ise NI225, SPX ve NDX Endekslerinden Bitcoin'e doğru tek yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir.

BitcoinBlockchainBorsa+4
Gamzenur Coşkun Uzel
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kredi garanti fonunun makroekonomik etkileri: Türkiye örneği

Bu tez, kredi garanti sistemlerinin önemini ve etkisini incelemektedir. Kredi, modern ekonomilerin vazgeçilmez bir unsuru olup, bireylerin ve işletmelerin finansal ihtiyaçlarını karşılamasına imkân tanır. Bu bağlamda, kredi, ekonomik aktiviteyi canlandırarak üretkenliğin ve toplumsal refahın yükseltilmesinde katkı sağlamaktadır. Krediye erişimin zorlaştığı durumlarda, kredi garanti sistemleri devreye girerek bu erişimi kolaylaştırarak ekonomik canlanmayı destekler. Türkiye'deki Kredi Garanti Fonu (KGF), ekonomik büyümeyi desteklemenin yanı sıra, işletmelerin finansal dalgalanma ve belirsizliklerden minimum etkilenmesini sağlama ve her ölçekteki işletmeye eşit finansman erişimi sunma konularında kritik bir rol oynamaktadır. Çalışmada, Türkiye'de KGF'nin 2017-2023 dönemine ait aylık verilerle makroekonomik göstergelere nasıl bir etkide bulunduğu incelenmiştir. Sanayi üretimi, ihracat ve reel döviz kuru gibi temel ekonomik değişkenler üzerindeki KGF kredilerinin kısa ve uzun dönemli etkileri, ekonometrik modelleme teknikleriyle araştırılmıştır. Bu analiz sonucunda, KGF'nin makroekonomik istikrarı destekleyici bir etkisinin olabileceğini, ancak tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Çalışma, konu hakkında literatüre katkıda bulunmayı amaçlamaktadır ve bu alanda yapılan diğer çalışmalarla karşılaştırıldığında Türkiye özelinde önemli bir referans noktası oluşturmaktadır.

Ekonometrik analizKredi Garanti FonuKredi garantileri+1
Muhammed Ahmet Özdoğan
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Havayolları ikram sektöründe orta ve uzun vadeli talep analizi

Bu çalışmada havayolu ikram sektörünün çeşitli açılardan incelenmesi ve bu sektörün faaliyet hacminin temel göstergesi olarak belirlenen yıllık toplam yolcu sayılarının Türkiye genelinde 2020 yılı sonuna kadar olan dönem için tahminlenmesi amaçlanmaktadır. Sektörün dünyadaki ve Türkiye'deki yapısı, firmaların pazar payları üzerinden Herfindahl-Hirschmann indeksi yardımıyla incelenmiştir. Havacılık sektörü ekonomik krizlerden, savaşlardan ve terör olaylarında yoğun bir şekilde etkilenen hassas bir sektördür. Organizayon ve operasyon süreçlerinin yapısının gelecekteki büyüklüğüne karar verebilmek amacıyla da kullanabilecek bu tahminleme için ARIMA modelleri kullanılmıştır.

Ekonometrik analizHava yollarıHava yolu işletmeleri+6
Aziz Onur Aladağ
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Van Gölü'nde inci kefali avcılığı yapan balıkçı işletmelerinin ekonomik analizi

Bu araştırma, Van Gölü'nde İnci Kefali avcılığının gerçekleştirildiği işletmelerin sosyo-ekonomik, teknik ve ekonomik analizinin yapılması ve bu ekonomik faaliyete ilişkin sorunların ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmanın materyalini, 2020-2021 ve 2021-2022 av sezonunda Bitlis ve Van İl Tarım ve Orman Müdürlüklerince düzenlenmiş Su Ürünleri Ruhsat Tezkeresine sahip ve Van Gölü'nde aktif olarak İnci Kefali avcılığı yapan 72 adet balıkçı işletmesinden yüzü yüze görüşmeler ve veri temin formu aracılığıyla tam sayım yöntemi kullanılarak elde edilen veriler oluşturmaktadır. İşletmeler, tekne boy uzunluğu 12 m ve altında olan işletmeler ile tekne boy uzunluğu 12 m'nin üstünde olan işletmeler olarak değerlendirilmiştir. İşletmelerin ekonomik analizlerinin yanında kârlılık, verimlilik analizleri ile satış geliri fonksiyonu ve kâr fonksiyonu regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. İşletmeler genelinde 2020-2021 ve 2021-2022 av sezonunda sırasıyla maliyeti oluşturan masraf unsurları içerisinde akaryakıt ve yağ giderleri %30,9-%38,1; işçilik giderleri %30,1-%27,6; kumanya giderleri %5,5-%6; giyim giderleri %0,9-%1; ağ giderleri %16,5-%13; makara (gırgır) giderleri %0,4-%0,3; tekne bakım-onarım giderleri %2,9-%2,3; kredi faiz giderleri %4,3-%4; amortisman giderleri %4,1-%3,8; genel idare giderleri %3,3-%3,3 pay almıştır. İşletmeler genelinde 2020-2021 ve 2021-2022 av sezonunda sırasıyla kg başına net kâr 1,17 ₺ ve 1,78 ₺; 1 kg İnci Kefali avlanma maliyeti ise 2,14 ₺ ve 2,78 ₺ olarak tespit edilmiştir. İşletmeler genelinde 2020-2021 ve 2021-2022 av sezonunda sırasıyla mali rantabilite %33,59-%41,83; ekonomik rantabilite %31,94-%39,84; rantabilite faktörü %38,06-%41,37; iktisadilik oranı 2,10-1,86; işgücü kısmi verimliliği 32.369,9-39.310,3; akaryakıt kısmi verimliliği 2.321,1-2.611,3; ağ kısmi verimliliği 13,6-13,8 olarak tespit edilmiştir. Satış geliri fonksiyonu regresyon analizi sonucunda tüm işletmeler genelinde, diğer değişkenler sabit iken maliyeti oluşturan masraf unsurlarındaki 1 birimlik artışın toplam İnci kefali satış gelirinde meydana getirdiği artışlar sırasıyla; akaryakıt ve yağ masrafları (X₁) için 2,231 birim, işçilik masrafları (X₂) için 1,021 birim, ağ masrafları (X₃) için 1,019 birim artış ve diğer masraflar (X₄) için 1,240 birim olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, Van Gölü'nde yapılan İnci Kefali avcılığının kârlı bir ekonomik faaliyet olduğu tespit edilmiştir. Bu ekonomik faaliyet gölün çevresindeki kırsal alanlarda istihdama ve özellikle genç nüfusun kırsaldan kente göçünü engellemesi yönüyle katkı sağladığı düşünülmektedir. Bu olumlu katkıların ve sürdürülebilirliğin sağlanması açısından nesli yakın tehdit altında olan İnci Kefalinin korunmasının da büyük önem arz etmektedir. Anahtar Sözcükler: Ekonomik Analiz, İnci Kefali, Kârlılık, Su Ürünleri, Van Gölü

BalıkçılıkBalıkçılık sektörüEkonometrik analiz+2
Ömer Gezginç
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal piyasalarda kripto para uygulamaları üzerine üç deneme

Kripto paraların finansal piyasalar ile ilişkisinin incelendiği bu çalışma üç aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın tamamında kripto para değişkenleri olarak piyasaya ilk çıkan ve piyasa değeri yüksek olan Bitcoin, Ethereum ve Litecoin değişkenleri incelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, üç kripto para piyasasında zayıf formda piyasa etkinliğinin geçerliliği doğrusal ve doğrusal olmayan birim kök testleriyle incelenmiş olup, güncel analizlere göre bu piyasalarda zayıf formda etkinliğin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın ikinci ve üçüncü aşamasında, kripto paraların portföy çeşitlendirme aracı olup olmadığı incelenmiştir. İkinci aşamada kripto paralar ile kıymetli metaller arasındaki ilişki KSS(2006) doğrusal olmayan eşbütünleşme yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada kıymetli metaller olarak altın, gümüş ve platin değişkenleri analize dahil edilmiştir. Çalışmanın sonucunda kripto paralar ile kıymetli metaller arasında uzun dönemde doğrusal olmayan bir eşbütünleşme ilişkisi olduğu ve dolayısıyla kıymetli metaller için kripto paraların portföy çeşitlendiricisi olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu piyasalarda yarı-güçlü formda etkinlik geçerli değildir. Çalışmanın üçüncü aşamasında ise kripto paralar ile pay piyasaları arasındaki volatilite ilişkisi CCC-GJR GARCH yöntemiyle incelenerek kripto paraların portföy çeşitliliği test edilmiştir. Pay piyasası değişkenleri olarak, Bist100, Dow Jones ve S&P500 hisse senetleri kullanılmıştır. Ardından bu piyasalar arasındaki ilişkinin yönünü belirlemek için Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucunda kripto paraların dow jones ve S&P500 hisse senetleri ile karşılıklı etkileşimlerinin güçlü olduğu ve bu pay piyasaları için kripto paraların portföy çeşitlendiricisi olabileceği tespit edilmiştir. Çalışmanın tamamında 02/01/2017-29/10/2021 dönemleri arasında beş günlük veriler kullanılmıştır.

Birim kök testleriEkonometrik analizEşbütünleşme+6
Şencan Felek
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kripto paraların gelişimi ve para piyasalarındaki yerinin analizleri

Bu çalışmada, kripto para fiyat hareketlerini etkileyen temel faktörler, kısa ve uzun vadeli fiyat tahminlerinin uygulanabilirliği ve bu tahminlerin hangi değişkenlerden etkilendiği araştırılmıştır. Ek olarak, minimum hata ile en güvenilir tahmini elde edebilmek için hangi yapay zekâ yönteminin tercih edilmesi gerektiği sorusu ele alınmıştır. Bu doğrultuda, derin sinir ağları da kullanılarak gerçeğe en yakın tahmin aralığını belirlemeye yönelik bir model geliştirilmiş ve elde edilen bulguların yatırımcılar ile piyasa yapıcılar için rehber niteliğinde olması amaçlanmıştır. Çalışmada, kripto para piyasalarında fiyat tahminlerini iyileştirmek için farklı yapay zekâ tekniklerini entegre eden bir yaklaşım sunulmuştur. Zaman serisi verileri durağanlık açısından analiz edilmiş ve tahmin doğruluğu üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla ADF, PP ve KPSS testleri uygulanmıştır. VAE- GAN modeli ile gerçekleştirilen tahminler, modelin durağanlaştırılmış verilerle eğitildiğinde değişken piyasa koşullarına daha iyi uyum sağladığını ortaya koyarken, durağanlaştırılmamış verilerle yapılan analizler, yüksek piyasa değeri ve işlem hacmine sahip varlıklar için daha yüksek doğruluk oranı sağlamıştır. Bulgular, yapay zekâ tabanlı modellemenin kripto para fiyat tahmini açısından güçlü bir yöntem sunduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kripto para, dijital dönüşüm, yapay zekâ, derin öğrenme, VAE-GAN.

Blok zinciri sistemiDerin öğrenmeEkonometrik analiz+5
Figen Aldı
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00

Related subjects