Econometric analysis

Bu konu başlığı altında 221 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliği üzerine etkisi: Seçilmiş OECD ülkeleri üzerine bir uygulama

Bir ülkede toplumsal refahın arttırılabilmesi için gelir dağılımının daha adil bir düzeye getirilmesi gerekmektedir. Ancak, son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde gelir eşitsizliğindeki artışın hızlanması oldukça dikkat çekmektedir. Gelir eşitsizliğindeki bu fark edilen artışın hızlı teknolojik gelişmelerle aynı zamana denk gelmesi, teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliğini artırdığına dair iddiaların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Gelir eşitsizliğinin altında yatan faktörlerin belirlenmesi, etkin politikaların oluşturulması için önem arz etmektedir. Bu bağlamda, çalışmada teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliği üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. 1997-2010 dönemi için, Türkiye'nin de dahil olduğu 28 OECD ülkesini kapsayan bu çalışmada ekonometrik yöntem olarak hem zaman hem de yatay kesit boyutunu bir arada dikkate alan panel veri analizi kullanılmıştır. Gelir eşitsizliği, en uygun ölçüt olan Theil endeksi ile hesaplanmıştır. Teknolojik yayılma ise kişi başına düşen patent sayısı, internet kullanıcı sayısı ve yüksek teknoloji gerektiren ürünlerin toplam ithalatı olmak üzere üç farklı şekilde ölçülerek modellenmiştir. Analiz sonucunda, teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliğini arttırdığı iddiası doğrulanmaktadır. Ancak, daha kaliteli eğitimin teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliği üzerindeki olumsuz etkiyi azalttığı bulgusu elde edilmiştir.

Ekonometrik analizGelir dağılımıOECD ülkeleri+6
Reyhan Cafrı
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2008 kriz döneminde sanayi sektöründe yaşanan daralmanın büyüme üzerine etkisinin ekonometrik analizi:Türkiye uygulaması (2005-2016)

Sanayi sektörünün diğer sektörlerin gelişiminde lokomotif olması, ekonomik büyüme ile sanayi sektörü arasındaki ilişkinin bilinmesini önemli kılmaktadır. Sanayi sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içinde payının arttırılması ekonomik büyümeyi hızlandırırken, tersi durumun yaşanması ekonomik büyümeyi yavaşlatacak ve hatta geriletecektir. Özellikle kriz dönemlerinde sanayi sektörünün ne yönde etkilendiğini belirlemek geleceğe dönük politikaların oluşturulması ve gelecekte yaşanacak olası krizlerin etkilerini azaltabilmek açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, 2008 küresel ekonomik krizle birlikte Türk sanayi sektöründe yaşanan daralmanın ekonomik büyüme üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de ekonomik büyüme ile sanayi sektörünü temsilen sanayi üretim endeksi (SÜE), sanayide çalışılan saat endeksi (CSE), sanayide kişi başına üretim (KBU) ve sanayi ciro endeksi (SCE) arasındaki ilişki; 2005:Q1-2016:Q1 dönemi için üç aylık veriler kullanılarak VECM ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda kısa dönemde tüm değişkenlerin büyüme üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uzun dönemde ise SUE, CSE ve KBU değişkenlerinin büyümenin nedenini oluşturduğu görülmüştür. Bu sonuçlara göre sanayi sektöründe yapılacak iyileştirmeler büyümenin üzerinde olumlu etki yaratacaktır. Anahtar Sözcükler: Türk sanayi sektörü, Ekonomik büyüme, 2008 Küresel kriz,Granger Nedensellik, VECM analizi.

BüyümeBüyüme faktörleriEkonometrik analiz+6
Sevim Özkan
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de turizmin seçilmiş makroiktisadi değişkenlerle ilişkilerinin ekonometrik analizi

Türkiye'de turizm talebi ile uluslararası ticaret, diğer sektörlere ait faaliyet gelirleri ile istihdam ve enflasyon arasındaki ilişkilerin analiz edildiği bu tez üç makaleden oluşmaktadır. Birinci makalede uluslararası turizm talebi ve uluslararası ticaret arasındaki ilişkiler, Balcılar, Arslantürk ve Özdemir (2010) tarafından geliştirilen Zamanla Değişen Nedensellik yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. İkinci makale uluslararası turizm talebinin diğer sektör faaliyet gelirleri üzerindeki uzun dönem etkileri, Maki (2012) çok kırılmalı eşbütünleşme testi yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü makale ise toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel ve sektörel istihdam ile bölgesel enflasyon üzerindeki etkileri Swamy (1970) tarafından geliştirilen Rassal Katsayılar Regresyonu ile tahmin edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, uluslararası ticaret ile uluslararası turizm talebi arasında zamanla değişen nedensel ilişkiler vardır. Uluslararası turizm talebi, diğer sektör faaliyet gelirleri üzerinde uzun dönemde, çok yüksek olmayan etkiler yaratmaktadır. Toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel istihdam ve enflasyon üzerinde, bölgeden bölgeye değişen anlamlı etkileri vardır. Elde edilen sonuçlar, Türkiye'de turizm talebini etkilemeye dönük turizm politikalarının yeniden gözden geçirilmesi ve daha etkin politikaların yaşama geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Turizm Talebi, Zamanla Değişen Nedensellik,Maki Çok Kırılmalı Eşbütünleşme Testi, Swamy Rassal Katsayılar Regresyonu

EkonometriEkonometrik analizEşbütünleşme+6
Mustafa Kırca
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisi: Ekonometrik bir analiz

Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisini 2002 sonrası dönemini dikkate alarak araştırmaktır. Bu bağlamda ilk olarak kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik çerçeveye yer verilmiş, ardından literatür taraması yapılarak kamu harcamaları ve dış borçlanma arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik bilgiler sunulmuş, ikinci bölümde ise Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisinin ekonometrik analizi gerçekleştirilerek, Türkiye'de kamu harcamalarının tarihsel gelişimi, kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisine yönelik literatür taraması ve değişkenler arasındaki ilişkinin test edilmesine yer verilmiştir. Değişkenler arasında ilişkinin test edilmesi amacıyla Granger Nedensellik Analizi ve Johansen Eşbütünleşme Analizi kullanılmıştır. Bu analizlerden elde edilen sonuçlara göre ise Türkiye'de 2002 sonrası dönemde kamu harcamaları ile dış borçlanma arasında bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin yönünün pozitif olduğu tespit edilmiştir. Teorik beklentiyle uyumlu olan bu sonuç aynı zamanda 2002 sonrası dönemde kamu harcamalarında meydana gelen artışların dış borç stokunda da artışlar yaratacağı bulgusunu sunmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kamu Harcamaları, Dış Borçlanma, Türkiye, Granger Nedensellik Analizi, Johansen Eşbütünleşme Analizi

BorçlanmaBorçlanma yönetimiDış borçlanma+6
Mehtap Tarhan Bölükbaş
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ar-ge harcamaları, patent başvuru sayısı ve ekonomik büyüme: OECD ülkeleri üzerine bir uygulama

Bu çalışma, seçili 23 OECD ülkesi (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) için 1995 – 2013 yıllık verilerini kullanarak, Ar-Ge harcamalarının ve patent başvuru sayılarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ile Ar-Ge harcamalarının patent başvuru sayıları üzerindeki etkisini panel veri analiziyle test etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaca yönelik çalışmada üç model kurulmuş ve bu modeller dört aşamalı ekonometrik yöntemle araştırılmıştır. İlk aşamada, değişkenler arasında yatay kesit bağımlılığını araştırmak için Friedman, Frees ve Pesaran testleri uygulanmıştır. Yatay kesit bağımlılık testlerinin üçü de kurulan üç model için değişkenler arasında yatay kesit bağımlılığın olduğunu göstermiştir. İkinci aşamada değişkenlerin durağanlık analizi Im Pesaran ve Shin ve Pesaran testleri ile yapılmıştır. Sabit ve trendsiz Im Pesaran ve Shin ile Pesaran birim kök testleri değişkenlerin düzey değerlerde birim kök içerdiğini, birinci farkları alındığında ise %1 anlamlılık düzeyinde durağan olduklarını göstermektedir. Üçüncü aşamada ise değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkilerin varlığı Westerlund Panel Eşbütünleşme testleriyle araştırılmıştır. Eşbütünleşme testi ile değişkenler arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Dördüncü aşamada ise panel bazında değişkenler arasındaki uzun ve kısa dönemli katsayılar Ortalama Grup Tahmincisi (MGE) ve Havuzlanmış Ortalama Grup Tahmincisi (PMGE) yöntemleriyle tahmin edilmiştir. Ekonometrik analiz sonucunda panel genelinde değerlendirildiğinde Ar-Ge harcamaları ve patent başvuru sayılarının ekonomik büyüme üzerindeki uzun dönem etkisi ile Ar-ge harcamalarının patent başvuru sayıları üzerindeki uzun dönem etkisi istatistiki olarak anlamlı ve pozitiftir. Buna karşın kısa dönem katsayıları pozitif fakat istatistiki olarak anlamlı değildir.

Araştırma-geliştirmeEkonometrik analizEkonomik büyüme+4
Pınar Özer
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de sendikasyon kredileri ile dış ticaret arasındaki ilişkinin ekonometrik analizi

Finansal kurumların bir araya gelerek kredi alıcılarına yüklü miktarlarda sağladığı sendikasyon kredileri 1990'lı yıllarda uluslararası bankacılık sektöründeki gelişmeleri de hızlandırmıştır. Önemli bir risk aracı olmasının yanında sendikasyon kredileri aynı zamanda büyük ölçekli işletmelere alternatif finansman kaynağı olmaktadır. Sendikasyon kredileri büyük ölçekli işletmelere üretimlerini verimli şekilde artırarak uluslarası piyasalara açılması için gerekli olan finansal kaynak ve hammadde ithalatının sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, işletmelerin finansal ihtiyaçlarını karşılayarak dış piyasalara açılmalarını desteklemektedir. Böylece bulundukları ülkelerin dış ticaretini de olumlu yönde etkilemektedirler. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de sendikasyon kredileri ile dış ticaret arasındaki ilişkinin ortaya çıkartılmasıdır. Büyük işletmelere sağlanan yüklü miktarlardaki krediler olan sendikasyon kredileri, dış ticareti etkilemeleri sebebiyle ithalat ve ihracat verilerinden yararlanılmıştır. Veri seti oluşturulurken sendikasyon kredileri, ithalat ve ihracat verileri 2000-2016 dönemi için yıllık periyotlar da alınmıştır. İlişkinin ortaya konulması için verilerin çözümlenmesinde birim kök testlerinden ADF, PP ve KPSS testleri ile Johansen Eşbütünleşme ile Hata düzeltme modeli E-views paket programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda sendikasyon kredileri dış ticareti olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. İthalat ve ihracat için gerekli olan finansmanın sendikasyon kredileri tarafından sağlandığı gözlenmiştir. Dış ticarette meydana gelen artışla beraber daha fazla büyüme gereksinimi için daha fazla sendikasyon kredilerinin gerekliliğinin ortaya çıktığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sendikasyon Kredileri, Dış Ticaret, Ekonometrik Analiz

Ekonometrik analizFinansal kaynaklarFinansman+3
Zafer Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de merkezi yönetim faiz dışı kamu harcamaları,ekonomik büyüme ve işsizlik ilişkisi: 2006-2017 dönemi analizi

Bu çalışmada, Türkiye'de 2006Q1-2017Q3 dönemleri arasında merkezi yönetim faiz dışı kamu harcamalarının, ekonomik büyümeye ve işsizlik oranlarına ne tür bir etkide bulunduğu ekonometrik olarak analiz edilmiştir. Araştırmada; özellikle merkezi yönetim kapsamındaki faiz dışı kamu harcamalarının işsizlik oranları üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Çalışmamızda serilerin durağan hale getirilmesi için Augmented Dickey Fuller (ADF) ve Phillips-Perron (PP) birim kök testleri uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi çok yönlü görmemizi sağlayan eşbütünleşme analizi ve VAR analizi uygulanmıştır. Granger nedensellik testi Varyans Ayrıştırması ve Etki-Tepki analizi ile desteklenmiştir. Araştırmanın ampirik sonuçlarında; Türkiye'de 2006Q1-2017Q3 dönemlerinde merkezi yönetim faiz dışı kamu harcamaları ve gayrı safi yurtiçi hasıladaki artışların işsizlik oranları üzerinde azaltıcı etkide bulunduğu, ayrıca kamu harcamaları ve GSYH' dan işsizlik oranına; kamu harcamalarından GSYH' ya doğru gerçekleşen nedenselliğin tek yönlü olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlara ilaveten; nedenselliğin sonuçları kamu harcamalarından GSYH' ya doğru tek yönlü ilişki ortaya çıkardığından Keynesyen Yaklaşımı, varyans ayrıştırması analizi sonuçları ise kamu harcama türlerinin ekonomik büyümeye etkisini inceleyen Wagner'in ve Keynes'in görüşlerinin her ikisini de destekleyici nitelikte bir sonuç ortaya çıkarmıştır.

Ekonometrik analizEkonomik büyümeEkonomik etki+2
Mine Çiçek
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Government incentives and employment in SMEs, an econometric analysis on Turkey's manufacturing industry

From internal regional development to gaining strength in international competition, government incentives are fiscal policy tools that countries implement for many purposes. Turkey changed the focus of incentive programs in 2012 from a sectoral perspective to vanquishing regional disparities. This change brings about opportunities for new studies that could be made on the country's regions and sub-sectors. Most of the studies in the literature on the relationship between incentives and regional development deal with the data of developed countries. Studies on developing countries generally analyze the effects of public support on overall employment in the economy. Therefore, there is a gap in the literature for micro studies based on regional and sectoral differences. This study aims to add to the literature a micro data analysis on Turkish manufacturing SMEs to narrow the mentioned gap. When the performance of Turkey's new incentive program is inspected, the first thing to notice is that the Turkish manufacturing SMEs are struggling to create jobs with the help of state support. Furthermore, the objective of balancing inequalities among firms seems to be far away from being accomplished when a basic inspection is made on enterprises' yearly employment changes based on their regions and sizes. We conducted empirical analyses to obtain a more detailed picture of the relationship between firms' employment and government incentives. The dataset used in our analyses comes from the study of an independent research firm in which Turkish manufacturing SMEs were surveyed. The study's sampling is made on 10 063 respondent firms based on their sectors and regions. In addition to the variables derived from the survey study, we obtained variables from the database published by TurkStat to control for the effects of regional differences. We applied the OLS and for possible endogeneity problems IV approach to analyze the relationship between variables. Our OLS results showed a significantly positive relationship between general incentives and firms' employment. In the IV approach, we found higher coefficients between the variables. We could not find consistently significant results in OLS and IV approaches for employment incentives' effects on SMEs' employment. Lastly, our findings based on firms' sizes revealed that SMEs with 1 to 19 employees employ more people than SMEs with 20 and more employees. Additional factors that we found to be significantly effective on SME employment are firm-level characteristics: age of the firm, the capacity utilization rate of the firm, innovation, machinery level, and information technologies level of the firm.

Government supportEconometricsEconometric analysis+4
Ali Recai Direkçi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bayesyen Kantil yapısal eşitlik modellemesi

Kantil regresyon istatistik ve ekonometri literatüründe sıklıkla kullanılan bir tekniktir. Ortalama regresyon modeline göre kapsamlı sonuçlar veren kantil regresyonun gizil değişken modellerinde kullanımı oldukça sınırlıdır. Yapılan bu tez çalışmasında gizil değişken modellerinden olan Yapısal Eşitlik Modellemesinin (YEM) kantil metodu ve Bayesyen tahmininin teorik olarak anlaşılması ve yaygınlaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda simülasyon çalışması ve öznel iyi oluş üzerine uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Her iki uygulamada da Bayesyen tahmin yapılırken sonsal dağılımı elde etmek için Markov Zinciri Monte Carlo metodu ve sonsal dağılımdan örneklem çekmek için Gibbs örneklemesi kullanılmıştır. Klasik YEM'de analizin yapılabilmesi için sağlanması gereken bazı varsayımlar mevcuttur, bunlardan biri de hata terimlerinin normal dağılıma uymasıdır. Ayrıca, klasik YEM'de egzojen değişkenlerin endojen değişken üzerindeki etkilerini incelerken sadece ortalama değerler üzerinden yorumlanır. Kantil YEM'de (KYEM) hata terimlerinin dağılımının normallik varsayımı bulunmamakta ve endojen değişkenin farklı kantil değerleri için sonuçlar yorumlanmaktadır. Bu çalışmada yapılan simülasyon uygulamasında hata terimlerinin farklı dağılımlar gösterdiği durumlar ve farklı örneklem büyüklükleri için Bayesyen KYEM'in (BKYEM) performansı değerlendirilmiştir. Hata terimlerinin normallikten saptığı durumlarda BKYEM'in Bayesyen YEM'e (BYEM) göre daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Gerçek verilerle yapılacak olan uygulama için ise Türkiye İstatistik Kurumundan temin edilen 2020 yılı Yaşam Memnuniyeti Araştırması veri seti kullanılmıştır. Buna göre öznel iyi oluşu etkilediği düşünülen değişkenler modele eklenerek BKYEM ve BYEM ile analiz edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Yapılan uygulamalarda R ve WinBUGS programları kullanılmıştır. Ulusal literatürde BKYEM üzerine herhangi bir çalışma olmaması tezin özgün değerini oluşturmaktadır.

Bayes yaklaşımıEkonometriEkonometrik analiz+2
Zübeyde Çiçek
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kredi kartlarının seçilmiş iktisadi değişkenler ile ilişkisinin ekonometrik analizi: Türkiye uygulaması

İnsan ihtiyaçlarının ve isteklerinin artması, çeşitlenmesi ile birlikte ödeme araçlarında da tarihsel bir değişim yaşanmıştır. Para, günümüzde olduğu kadar geçmişte de ekonomik hayatın önemli ve vazgeçilmez bir unsuru olmuştur. Paranın taşınması ve korunması gibi risklerden dolayı yeni ödeme araçlarına ihtiyaç duyulmuştur. Ödeme araçları nakit ve nakit dışı olarak sınıflandırılabilmektedir. En yaygın kullanılan nakit dışı ödeme araçları çek, elektronik para, doğrudan borçlandırma, kredi ve banka kartlarıdır. Günümüzde büyük bir çoğunluk tarafından para yerine kredi kartı ödeme aracı olarak tercih edilmektedir. Kredi kartları, diğer ödeme araçlarından özelikle de nakit paraya karşı bir çok avantajı bulunmaktadır. Ancak kredi kartı, nakit paranın servet biriktirme fonksiyonunu yerine getiremediğinden tam anlamı ile para tanımı içerisine girmemektedir. 2009 yılı sonu itibariyle ülkemizde kredi kart sayısı 44.392,614 adetken, 2010 Ekim ayı sonu itibari ile kredi kartı sayısı 46.518.538 adet olmuştur. Hızla gelişen bu ödeme aracı aynı zamanda ekonomi üzerinde çeşitli olumlu veya olumsuz etkilere neden olmaktadır. Kredi kart kullanımı ile para arzı, enflasyon ve gayri safi yurt içi hasıla arasındaki ilişki zaman serileri analizi ile incelenmiştir. Kredi Kartlarının Yurt İçi Toplam Kullanım Tutarları'nın değişkeninin Tüketici Fiyat Endeksi, M1 Para Arzı ve Gayri Safi Yurt İçi Hasıla değişkenlerine istatistiksel olarak anlamlı etkileri olduğu görülmüştür. Kredi kartı kullanımları GSYH ve TUFE ile pozitif yönlü doğrusal bir ilişkiye sahipken, M1 Para Arzı ile negatif yönlü doğrusal bir ilişkiye sahiptir.Anahtar Kelimeler: Para, Ödeme Araçları, Kredi Kartı, Banka Kartı, Çek.

EkonometriEkonometrik analizEkonomik değişkenler+4
Hacı Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Politik pazarlama kapsamında makroekonomik göstergelerin Türkiye'deki seçmen davranışlarına etkisi

Günümüzde siyasi partiler politik pazarlama kanalları ile fikirlerini ve ideolojilerini daha kısa sürede daha çok seçmene ulaştırarak seçmenlerin siyasi tutum ve davranışlarını etkilemektedirler. Seçmenlerin siyasi tutum ve davranışları birçok faktörden etkilenmekte fakat bunlar arasında seçmenlerin en çok etkilendiği faktör ekonomik faktörlerdir. Ekonomik faktörlerin seçmen davranışını etkilediği görüşü, literatürde ekonomik oy verme teorisi olarak adlandırılmaktadır. Bu teoriye göre seçmenler siyasal iktidarların cari ve geçmiş dönemlerini değerlendirip kendilerine en çok fayda sağlayan ve temel ekonomik sorunların üstesinden gelebilen partilere oy vermektedirler. Politik pazarlama kapsamında seçmen tercihlerinin önemini ortaya koyarak seçmen davranışlarında etkili olan makroekonomik faktörleri Türkiye özelinde tespit etmek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu bağlamda oluşturulan ekonometrik model ile makroekonomik faktörlerin oy oranları üzerindeki etkileri 1977–2019 dönemi arasında Türkiye'de yapılan genel seçimler kapsamında araştırılmıştır. Araştırmada ilk olarak değişkenlerin durağanlık derecelerini belirlemek için ADF ve Carrion-i-Silvestre kırılmalı birim kök testleri kullanılmıştır. Eşbütünleşme ve değişkenler arasındaki kısa ve uzun dönem ilişkilerini tespit etmek için çoklu yapısal kırılmalar altında Maki eşbütünleşme testi ve ARDL sınır testinden yararlanılmıştır. Son olarak değişkenler arasındaki nedensellik ilişkilerini tespit etmek için Toda-Yamamoto Granger nedensellik testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda uzun dönemde kişi başı gayri safi yurt içi hasıla oranının oy oranı üzerindeki etkisi pozitif, enflasyon ve işsizlik oranının oy oranı üzerindeki etkisinin negatif olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte kısa dönemde faiz oranının oy oranını negatif etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak yapılan nedensellik testi sonucunda işsizlik, enflasyon ve kişi başı gayri safi yurt içi hasıla oranlarından oy oranına doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğu tespit edilirken faiz oranından oy oranına doğru bir nedensellik ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çalışma kapsamında Türkiye'de seçmenlerin makroekonomik faktörlerdeki değişimlerden etkilendiği ve siyasi tutum ve davranışlarını bu doğrultuda şekillendirdiği tespit edilmiştir.

ARDL Sınır TestiEkonometrik analizMakroekonomik etki+7
Barış Armutcu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seçilmiş OECD ülkelerinin eğitim ve ekonomik büyüme ilişkisi: 2002-2012 arası ekonometrik analizi

Ekonomik Büyüme, her üke için önemli bir ekonomi politikası hedefidir. Günümüze kadar tüm iktisatçılar ekonomik büyümenin belirleyicileri ve ülkeler arası farklılıkların nedenini açıklamada birçok çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar arasında ekonomik büyümeyi ilgilendiren en önemli konulardan birisi de insan sermayesi olmuştur. İnsan sermayesi, bireyin bilgi, beceri ve hüner kazanabilmek için yaptığı eğitim harcaması olarak tanımlanır. Yapılan bu harcamalar diğer yanda da insan sermayesine yapılan yatırım olarak değerlendirilir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün misyonu hükümetlerin finansal istikrarını korurken ülkelerin sürdürülebilir ekonomik büyüme ve istihdam ve yaşam standartlarını her geçen gün artırmayı hedeflemişlerdir. OECD ülkeleri sürdürülebilir ekonomik büyüme ve kalkınma için özellikle insan sermayesine dolayısıyla da eğitime oldukça önem vermektedirler. OECD ülkeleri geleceği için yükseköğretimde ihtiyaç duydukları gereksinimleri giderme yolunda ilerlemektedirler Bu tezin amacı 2002-2012 yılları için OECD kurucu ülkelerinin eğitim ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkisini incelemektir. Çalışmada OECD kurucu üye ülkelerinin eğitim harcamalarındaki yıllık değişim oranı ve yükseköğrenim okullaşmada değişim oranı ele alınarak analiz yapılmıştır. Yöntem ise panel veri analizini kullanarak En Küçük Kareler Yöntemi, Sabit Etkiler Modeli ve Rassal Etkiler Modeli kullanılmıştır. Çalışmada sonuç olarak OECD kurucu üye ülkeleri için eğitim harcamaları ve yüksek okullaşma oranının ekonomik büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi görülmüştür. Fakat ilk ve ortaöğretimde herhangi bir sonuca varılmamıştır. Diğer taraftan yine 2002-2012 yılları için yükseköğretimdeki okullaşma oranı kişi başı gelirde pozitif etki gösterirken, eğitim harcamalarının kişi başı gelir üzerinde daha fazla etkisi olduğu görülmüştür. Sonuç olarak OECD ülkeleri gibi diğer tüm ülkeler de sürdürülebilir ekonomik büyüme için insan sermayesine dolayısıyla da eğitim faktörüne önem vermelilerdir.

BüyümeEkonometriEkonometrik analiz+5
Şeyma Deveci
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de döviz kurlarından yurtiçi fiyatlara geçiş etkisi'nin ekonometrik analizi: 2016 - 2022 dönemi

Türkiye'de 2016 yılına kadar nispeten istikrarlı seyreden fiyatlar genel düzeyi, 2016 yılından itibaren ekonomide yaşanan çeşitli sorunlar (cari açık, faiz politikası, TL'nin aşırı değer kaybetmesi, döviz kuru oynaklığı, fiyat katılığı ve TCMB döviz rezervinde yaşanan azalış vb.) neticesinde yükselmeye başlamıştır. 2018 yılında yaşanan döviz krizi ve 2020 yılında tüm dünyayı etkileyen covid-19 salgını, Türkiye ekonomisinde ciddi problemlerin yaşanmasına neden olmuştur. Bu krizlerle birlikte Türkiye'de döviz kurunda meydana gelen oynaklıkların 'Geçiş Etkisi' kanalıyla fiyatları arttırdığı görüşü de ciddi şekilde tartışılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, Türkiye ekonomisinde döviz kurunun yükselme eğiliminde olduğu 2016 – 2022 dönemini içeren 77 aylık veri seti kullanılmıştır. Analize konu değişkenler olarak dolar ve euro sepetinden oluşan nominal döviz kuru, genel anlamda tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ve genel anlamda üretici fiyat endeksi (ÜFE) ana değişkenler olarak belirlenmiş olup, reel faiz (R) ve geniş anlamda para arzı (M2) ise yardımcı değişkenler olarak belirlenmiştir. Nominal döviz kurunda meydana gelen şokların (pozitif ve negatif) fiyatları asimetrik (doğrusal olmayan) olarak etkileme ihtimali göz önünde bulundurularak (Shin vd., 2013) tarafından geliştirilen NARDL modeli uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre; nominal döviz kurunda meydana gelen pozitif şokların, üretici ve tüketici fiyatları üzerinde belirgin etkilerinin olduğu görülmüştür. Bunun yanında nominal döviz kurunda meydana gelen negatif şokların ise uzun dönemde üretici ve tüketici fiyatlarında bir azalmaya yol açmanın aksine, artışlara neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıEkonometrik analiz+4
Eyüp Berk
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The economic causes of the collapse of the USSR

The economic causes of collapse of the Soviet Empire are one of the actual and controversial topics of the modern economics. Over the last 20 years there were made a lot of works and researches in this subject. The purpose of this thesis is detection and learning the main economic reasons of the dissolution of the Soviet Union. We develop our analysis in the three main directions. The first direction describes the work of Soviet economic policies, which was based on the administrative- command type of economic system. The main economic policies of the USSR were War Communism, New Economic Policy and Democratic Centralism. Each of these economic policies has its own characteristics. The second direction is related to the analysis of the Soviet economy, which encompassed the period from Stalin to Brezjnev epoch. This long-lasted period will be inspected based on the analysis of the soviet industrial, agricultural, financial and transport system. In this part we will concentrated on such economic reforms as industrialization and collectivization, reforms of Khrushchev, Kosygin's reforms and the process of intensification. The paper has recognized that the problems pertained to the Soviet economy is tensely connected with the agricultural sector, the shortage of Scientific Technical Progress in economy, super-industrialization and militarization of the economy and etc. The third part of the thesis examines the main economic causes of collapse of the USSR. During the research we found the four main factors of breakdown. Firstly, the Cold War characterizes the enormous defense expenditures of the Soviet economy, which adversely affected development of the other spheres of the economy. The second factor was the oil crisis of 1985 year which swiped by the budget and incomes of the Soviet government and led to the deep budget deficit and hard currency shortage in the country. The third factor is repressed inflation which gave push to such problems as shortage of goods, savings, input hoarding, supply diversion and hyperinflation. The last factor of the breakdown was Gorbachev's Perestroika (Restructuring). It was a series of laws aimed for the shifting of the economy to the market socialism. However these reforms were failed. All these factors forced the USSR in a deep economic, social and political crisis, from which it was unable to exit. Key Words: dissolution of the USSR, economic policies, analysis of the Soviet economy, the main factors of breakdown

Econometric analysisEconomyEconomic policies+2
Farıd Garayev
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enflasyon ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye özelinde ekonometrik bir uygulama

Bu çalışmada, enflasyon ve ekonomik büyüme arasında ki etkileşim Türkiye özelinde araştırılmıştır. Bu şekilde 2023 hedefleri doğrultusunda istikrarlı bir fiyat çizgisi ve sürdürülebilir büyüme trendi yakalamayı arzulayan Türkiye ekonomisinde, enflasyon ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin doğru zemine oturtulmasına ampirik destek sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmada,1961-2016 yılları arasındaki dönemi kapsayan ve Dünya Bankasından temin edilen, yıllık reel Gayri Safi Yurtiçi Hasıladan elde edilen ekonomik büyüme, Tüketici Fiyat Endeksinden elde edilen enflasyon oranı ve Brüt Sermaye oluşumunun GSYH'ya oranı veri setleri kullanılmıştır. Değişkenlerin zaman serisi özelliklerini belirlemek amacıyla ADF, PP, KPSS ve Zivot-Andrews yapısal kırılma birim kök testleri uygulanmıştır. Birim kök testi sonuçları incelendiğinde uygulama da kullanılacak değişkenlerin bazılarının düzeyde bazılarının farkta durağan bulunduğu görülmüştür. Bu bağlamda, çalışmada kullanılacak en uygun metodun ARDL olacağına karar verilmiştir. ARDL modeli sonuçlarına göre seçilen dönem için Türkiye'de, enflasyon ve ekonomik büyüme arasında hem kısa dönemde hem de uzun dönemde negatif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir.

ARDL Sınır TestiEkonometrik analizEkonomik büyüme+1
Bekir Yeşiloğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Savunma harcamaları, cari denge ve silah ithalatı ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin ekonometrik analizi

Güvenlik kavramı insanın yaratılışından beri hayatını devam ettirebilmesi için en büyük ihtiyaçlarından biri olmuştur. Bu güvenlik arayışı ve ihtiyacı devletlerin kendilerini savunma mecburiyetini beraberinde getirmiştir. Dünya savaşları, Soğuk savaş, ülkeler arası kutuplaşma, güç kavgaları, zengin olma isteği, egemenlik anlayışı vb. sebepler dünya genelini etkileyen bir hale gelmiştir. Dünya üzerinde netlik ortamının daima sürmesi çok iyimser bir yaklaşım olacaktır. Uluslararası çıkar ilişkileri sürdüğü sürece belirsizlik artacak, bu belirsizliğin arttırdığı karmaşşık ülkelerin kendilerini koruma ve egemenliklerini elinde tutma arzusunu tetikleyecek, vatandaşlarını koruma isteği iyice arttıracak ve karşı konulamaz bir talep haline gelecektir. Bu durumlar doğal olarak ekonomik birimler üzerine de yansımıştır çünkü savunma harcamalarını egemenliğin bedeli olarak düşünmek mümkündür. Ülke üzerindeki karmaşa ortamı arttıkça doğal olarak savunmaya ihtiyaç artmakta ve bu ihtiyaç beraberinde savunma alanına daha fazla kaynak aktarmayı gerektirmektedir. Çünkü savunma harcamaları kamu harcamalarından savunma hizmetleri adına ayrılan kısımdır. Bununla birlikte savunmaya ayrılan pay ülkenin içinde bulunduğu tehdit arttıkça artmaktadır. Benoit'ten beri savunmaya ayrılan kaynağın ekonomiyi ne yönlü etkilediği üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların sürekli tazelenmesinin nedenleri arasında tarih boyunca devletlerce savunmaya pay ayrılmış olması ve bu paydan hiçbir devletin vazgeçememiş olması yatmaktadır. Önemli olan bu savunma payını optimum düzeyde tutmaktır. Çünkü savunma harcamalarına çok kaynak ayırmak doğru bir savunma planının olmadığını göstermektedir. Doğru bir plan ve gerekli düzeyde savunma harcamaları planlaması ekonomik büyümeyi en iyi düzeyde etkileyecektir. Ülkelerin savunma harcamalarını yaparken onları etkileyen birden çok faktör vardır. Genel bir çerçevede bakıldığında gelişmiş ülkelerin daha faza savunma harcaması yaptığı görülmektedir. Bu çalışma, Augment Dickey Fuller testi, ADF Birim Kök testi, Johansen Eş bütünleşme Testi, Varyans ayrıştırma analizi, Housman testi, Panel veri analizi kullanılarak; seçili ülkelerde askeri harcamalar, cari denge ve silah ithracatının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini incelemiştir. Çalışmada öncelikle 1965-2015 yılları arasındaki dönemde Türkiye incelenmiştir. Türkiyenin ekonomik büyümesindeki uzun dönemli faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Daha sonra Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya ve Kanada gibi ülkeler de ilave edilerek araştırma genişletilmiştir. Tüm bu ülkeler arasında ampirik bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada seçilecek tarih aralığı verinin bulunabilme özelliğine göre seçilmiştir.

Cari işlemler dengesiEkonometrik analizEkonomik büyüme+4
Sümeyye Özburak
Bursa Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Brexit sürecinin Birleşik Krallık'ın uluslararası ticareti üzerindeki etkileri

Bu tezin amacı, Brexit sürecini, Brexit'in Birleşik Krallık dış ticareti üzerindeki etkilerini başta Avrupa Birliği olmak üzere araştırarak ortaya koymaya çalışmaktır. Birleşik Krallık 'ta 23 Haziran 2016 tarihinde yapılan oylama sonucu %51,9 çoğunluk elde edilerek Avrupa Birliği'nden ayrılma yönünde karar çıkmış ve Avrupa Birliği tarihinde ilk defa ayrılış süreci başlatılmıştır. Brexit sürecine nasıl gelindiği, kararların nasıl alındığı, Avrupa Birliği içerisindeki kurumsal yapının nasıl olduğu ve ayrılış sonrası nasıl değişime uğrayacağı, bu zamana kadar türlü senaryolar sonrası en son hangi senaryoda karar kılınıp nasıl hizmete konulduğu sorularına cevaplar bulunacaktır. Ülkeler, firmalar ve bireyler kendi içlerinde ekonomik planlamalar yaparken riskleri ve belirsizlikleri en düşük ölçüde tutmaya çalışarak planladığı hedefe ulaşmayı arzulamaktadır. Birleşik Krallık, Brexit referandumu ile daha önce hiçbir ülkenin ayrılma talebinde bulunmadığı ve sonuçlarının bugüne kadar yaşanmadığı belirsizliklerle dolu bu yolda ilk adımını atmıştır. Sonuçlarının ne olacağı konusunda risk ve belirsizliklerin başlangıç noktasını oluşturan Brexit referandumu milat olarak kabul edilmiş ve araştırma noktasına referandum öncesi ve sonrası olarak Birleşik Krallık'ın başta coğrafi olarak en yakın komşuları ve Birlik üyeleri olan Avrupa Birliği üye ülkelerinin dış ticaret verileri Trade Map'den yararlanılarak beşer yıldan 10 yıllık süreç içerisinde kalem kalem irdelenerek taraflar açısından olumlu olumsuz yönleri yansıtılmıştır. Brexit süreci doğrultusunda BK'nin uluslararası ticaretinin ne yönde etkilendiği oluşturulan araştırma modelleri kapsamında, BK'nin 2012-2022 yılları arasındaki çeyreklik verileri kullanılarak zaman serisi analizleri vasıtasıyla analiz edilmeye çalışılmıştır. Analizde, BK'nin ihracatı, ithalatı, toplam uluslararası ticareti, gayrisafi yurtiçi hasılası, brüt sermaye yatırımları ve Sterlin/Amerikan Doları döviz kuru değişkenlerine ilişkin veriler OECD veri tabanından elde edilerek Brexit sürecinin BK'nin uluslararası ticareti üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Brexit ile BK-AB ülkeleri arasında dış ticaretinin fazlasıyla etkileneceği düşünüldüğünden yapısal kırılma ihtimalinin yüksek olması nedeniyle analizlerde serilerdeki kırılmaları içsel olarak tahminleyen Zivot-Andrews birim kök testi gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen test sonucundaki yapısal kırılma tarihleri değerlendirildiğinde, BK'nin toplam ticaret hacminde 2020 yılının ikinci ve üçüncü çeyreği ile 2021 yılının ikinci çeyreklerinde yapısal kırılmaların oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. 2020 yılında yürürlüğe giren tam ayrılış sürecinin BK'nin toplam uluslararası ticaretinde yapısal değişim ve kırılmalar oluşturduğunu sonucuna varılmıştır. BK'nin ithalatında 2020 yılında ve 2021 yılının üçüncü çeyreğinde yapısal kırılmaların gerçekleştiği gözlemlenmiştir. Tüm değişkenlerin tek yapısal kırılma altında birim köklü olmadığı tespit edilmesinin ardından, araştırma modeli En Küçük Kareler (EKK) tahmin tekniği vasıtasıyla test edilmiştir. BK'nin gayrisafi yurtiçi hasılasındaki artış oranının toplam ticaret hacmi oranını daha yüksek seviyede arttıracağı, ihracatını toplam ticaret hacmine göre daha az oranda arttıracağı, ithalatını ise daha da fazla oranda arttıracağı tespit edilmiştir. Döviz kurunda yükselme oranının toplam ticaret hacmi oranına göre daha az düzeyde arttıracağı, ihracatı hemen hemen yakın oranda yükselteceği, ithalatı ise daha az oranda arttıracağı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın araştırma değişkeni olan Brexit sürecinin yaşanması BK'nin ithalatında %0.08'lik bir artış sağladığı tespit edilmiştir. Sabit sermaye yatırımlarının ise BK'nin uluslararası ticaretinde istatistiki olarak etkisinin bulunmadığı saptanmıştır.

Avrupa BirliğiBirleşik KrallıkBrexit+3
Enes Ayan
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekonomik karmaşıklık endeksi (EKE) ile gelir eşitsizliği arasındaki ilişki: OECD ülkeleri üzerine bir uygulama

Gelir, bir ekonomide belirli bir dönemde üretilen mal ve hizmetten elde edilen kazancı ifade etmektedir. Ekonomide var olan toplumlar ve bireyler arasında kazancın dağılımını etkileyen birçok unsur bulunmaktadır ve günümüzde ihtiyaçlara ulaşma yollarının kolaylaşması gelir dağılımında eşitsizlik sorununu ortadan kaldırmada etkili olmamaktadır. Gelir dağılımını etkileyen birçok faktör ve gelir dağılımı türleri iktisat tarihinin başlangıcından itibaren iktisadi düşünce okulları ve iktisadi düşünürler için inceleme konusu olmuştur. Bir ekonomide bireylerin bir arada yaşayıp kazanç elde edebilmeleri ve ekonomideki refah seviyesinin azalmaması için gelir eşitsizliği sorununun en aza indirilmesi gerekmektedir. Ekonomilerin dünya pazarında geniş hacimli yer edinebilmeleri önemlidir. Dünya pazarında yer edinebilmek için rekabet üstünlüğü sağlayan, yoğun teknoloji ve bilgi içeren çeşitlendirilebilir mal üretimini gerçekleştirmek gerekmektedir. Üretilen malın içerisinde yer alan bilgi, teknoloji ve kaliteyi ekonomik karmaşıklık endeksi ile ölçmek mümkündür. Bu doğrultuda, çalışmada, ekonomik karmaşıklık endeksi (EKE) ile gelir eşitsizliği arasındaki ilişki OECD ülkelerinde 2000-2020 yılları arasındaki veriler dikkate alınarak incelenmiştir. Modelde araştırma değişkeni ekonomik karmaşıklık endeksi olarak seçilmiştir. Bağımlı değişken OECD ülkelerine ait gini katsayısı olarak; bağımsız değişkenler gayri safi yurtiçi hasıla, ticari açıklık oranı ve OECD ülkelerine giren doğrudan yabancı yatırımların gayri safi yurtiçi hasıla içerisindeki oranı olarak seçilmiş, analiz ve testler uygulamıştır. Kullanılan analiz ve testler sırasıyla; yatay kesit bağımlılık testi, homojenlik testi, panel birim kök analizi, panel zaman serisi analizleri (uzun dönem homojenlik –Hausman- testi), havuzlanmış ortalama grup (PMG) tahmincisi ve Dumitrescu – Hurlin (2012) panel nedensellik testleridir. Yatay kesit bağımlılık ve homojenlik testi sonuçlarına göre modelde değişkenler arasında bağımlılık bulunamamış, panel birim kök analizine göre ise değişkenlerin durağan yapıda oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Panel zaman serisi analizlerine göre ise OECD ülkeleri çerçevesinde uzun dönemde ekonomik karmaşıklık endeksinde, ticari açıklık oranında ve doğrudan yabancı yatırımların gayri safi yurtiçi hasıla içerisindeki payında görülen her 1 puanlık artış gini katsayısını sırasıyla; %0,029, %0,043,ve %0,027 oranında azalttığı görülmüştür. Gayri safi yurtiçi hasılada uzun dönemde meydana gelen %1'lik artışın sonucunda ise gini katsayısının %0,021 oranında arttığı gözlemlenmiştir. Panel zaman serisi analizi sonuçlarına göre uzun dönemde parametreler homojen bir yapıda olup birimden birime değişiklik göstermemektedir. Panel nedensellik analizi sonuçlarına göre OECD ülkelerinde ekonomik karmaşıklık endeksi, gayri safi yurtiçi hasıla ve ticari açıklık oranı ile gini katsayısı arasında iki yönlü nedensellik ilişkisinin var olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Doğrudan yabancı yatırımların gayri safi yurtiçi hasıla içerisindeki payı ile gini katsayısı arasında herhangi bir nedensellik ilişkisinin bulunmadığı görülmüştür.

Ekonometrik analizEkonomik kompleksite endeksiGayri safi yurtiçi hasıla+3
Ceren Karakaş
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapısal değişiklik altında birim kök testleri ve bazı makro iktisadi değişkenler üzerine uygulamalar

Bir zaman serisi değişkeni, analiz dönemi içerisinde savaş, barış, politika değişimleri, ekonomik krizler gibi pek çok nedenden dolayı yapısal kırılmalar içerebilir. Serilerde meydana gelen yapısal kırılmalar serilerin durağanlığının belirlenmesinde bir takım güçlüklere yol açar. Bu değişiklikler dikkate alınmadan birim kök testi uygulamak yanlış sonuçlar verebilir ve testin gücünü azaltır. Böyle bir durumda aslında birim köke sahip olmayan bir serinin yanlış olarak birim kök içerdiği şeklinde bir sonuç elde edilebilecektir. Güvenilir regresyon sonuçları elde etmek için serilerdeki yapısal değişikliğin dikkate alınması gerekmektedir.Çalışmada Türkiye'ye ait bazı makro iktisadi zaman serilerinin yapısal değişiklik altında durağanlığın sınanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, serilerin birim kök süreci içerip içermedikleri ve serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen yapısal kırılmaların birim kök süreci üzerindeki etkileri incelenmiştir. Serilerin 1987 ve 2009 dönemine ait 3 aylık frekansları kullanılmıştır. Ele alınan makro iktisadi değişkenler öncelikle yapısal kırılmanın dikkate alınmadığı ve uygulamalarda çok yaygın olarak kullanılan ADF, PP ve KPSS birim kök testleri ile analiz edilmişlerdir. Daha sonra, serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen tek zamanlı bir kırılmanın birim kök testleri üzerindeki etkisini araştırmaya yönelik, Zivot ve Andrews (1992), BLS ve Perron (1997) tarafından geliştirilen test yöntemleri; serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen birden çok kırılmanın test edilmesinde kullanılan Lee ve Strazicich (2003) testi incelenmiştir. Çalışmada GSMH, tüketim, üç ay vadeli mevduat faiz oranları, İMKB 100 endeksi, reel döviz kuru, cumhuriyet altın fiyatları, tefe, tüfe, M1 ve M2 serilerine ait gözlemler kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Zaman serileri, Durağanlık, Birim Kök, Yapısal Kırılmalar

Birim kökBirim kök testleriDurağanlık+4
Esra İğde
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bulanık regresyon ve ekonometrik bir uygulama

Bu araştırma, çoğu kez farkına varılamayan fakat günlük yaşamda çoğu yerde kullanılan, Zadeh tarafından 1965 yılında ortaya atılmış olan bulanık mantık ve bundan yola çıkarak geliştirilen bulanık regresyon modellerini tanımlamak ve açıklamak amacıyla yapılmıştır. Klasik mantıkta, dilsel ifadelere yer verilmezken bulanık mantıkta birçok değer dilsel olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle klasik mantık kümesi kesin değerleri içerirken bulanık mantık kümesi ise kesin değerler dışında olabilir değerleri de içerisine almaktadır. İstatistik biliminde, klasik regresyonun bir bağımlı değişkenin bir ya da birden fazla bağımsız değişken tarafından açıklanmasını ifade ettiğini biliyoruz. Fakat sağlıklı bir analiz doğadan kesin bilgi toplamayı gerektirdiği için klasik regresyon ile elde edilen tahminler bazen gerçek yaşamla tutarlı sonuçlar vermemektedir. Yapılan araştırmalarda bazı durumlarda bulanık regresyonun klasik regresyondan daha iyi sonuçlar verdiğini ve gerçek yaşamla daha tutarlı sonuçlara ulaşılabildiği görülmüştür. Bu bağlamda bu çalışmada bulanık regresyonun klasik regresyondan daha iyi sonuçlar verdiği gösterilmeye çalışılmıştır. Uygulamanın ilk kısmında 2000-2012 dönemleri arasında TCMB'den alınan Tüketim miktarı ve GSYİH verileri ile tüketim fonksiyonu kurulmuş ve bulanık regresyon ile tahmin edilmeye çalışılmıştır. Uygulamanın ikinci kısmında ise 1994-2012 dönemleri arasında DPT'den alınan İthalat miktarı, GSYİH ve kur verileri ile ithalat fonksiyonu kurulmuş ve ithalat miktarının değişimi klasik regresyon ve bulanık regresyon yöntemleri ile modellenip, karşılaştırmalı olarak incelenmeye çalışılmıştır.

Bulanık mantıkBulanık regresyonEkonometrik analiz+1
Tuğçe Kaya
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The econometric analysis of seasonal time series: Applications on some macroeconomic variables

In this paper, it has been mainly aimed to treat the scope of the seasonality - which is an important component of time series - in all its bearings by making analyses on some macroeconomic time series (such as inflation, growth, unemployment, consumption, gdp, exports etc.) to evaluate the structural properties of these series under seasonality. The conducted analyses include Seasonal Autoregressive Integrated Moving Average (SARIMA) modelling, seasonal integration tests based on the study of Ilmakunnas (1990), seasonal unit root tests for quarterly and monthly data under the various auxiliary regression models, deterministic and stochastic seasonality tests and seasonal cointegration. The analyses of seasonal unit roots have been conducted fundamentally with the most popular approach developed by Hylleberg, Engle, Granger and Yoo called HEGY apart from the OCSB, DHF tests. There are some important implications of the results obtained for these applications: firstly, if a series has unit roots at which frequencies, filters corresponding to those frequencies should be applied to the series in interest in order to make it stationary. On the other hand, monthly HEGY seasonal unit root applications have revealed that even though the data are available on monthly basis, they may not include any seasonal unit roots at seasonal frequencies. In addition, it is not certain to say that all Turkish macroeconomic series display only one type of seasonal behaviour. Thus, they can have both a deterministic and stochastic structure. Keywords: HEGY procedure, seasonal unit roots, deterministic-stochastic seasonality, seasonal integration, seasonal cointegration

ARIMA modelsEconometric analysisCointegration+7
Sera Şanlı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

İşletmelerde ticari alacak ve borç politikasının belirleyicileri: BİST imalat sanayii üzerinde ekonometrik bir uygulama

Bu çalışmanın amacı işletmelerin ticari alacak ve ticari borç yönetimi için güncel ekonometrik modeller oluşturmaktır. Bu çerçevede, Borsa İstanbul'da imalat sektöründe faaliyet gösteren 110 firmanın 1998 – 2004(TFRS öncesi) ve 2008 – 2014(TFRS sonrası) dönemlerine ait çeyrek dönem verisi kullanılarak ticari alacak ve borç politikasına yön verecek ekonometrik modeller oluşturulmuştur. Kurulan birinci model, ticari alacaklara yatırım yapan işletme(vade tanıyan işletme)'nin finansal belirleyicilerini, ikinci model ticari borç finansmanı sağlayan işletme(vade tanınan işletme)'nin finansal belirleyicilerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Kurulan her bir modelin değişkenleri için yatay kesit bağımlılığı testleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra her bir değişkene ait 1.nesil ve 2.nesil birim kök analizi yapılmıştır. Serilerin durağan olup olmamasına göre durağan değişkenler doğrudan alınırken durağan olmayan değişkenlerin birinci farkı alınarak modeller kurulmuştur. TFRS sonrası ve öncesi dönemler için model 1 ve model 2 ortaya koyulmuştur. Her iki dönemin her iki model tahmini için de gerekli varsayım(öntest) işlemleri gerçekleştirilmiş ve ardından dirençli tahmincilerden hem kümelenmiş standart hatalar yöntemi hem de driscoll – kraay tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular çerçevesinde TFRS sonrası ve öncesi dönemlerde ticari alacaklar ile ticari borçların arasında pozitif ilişki; her iki dönemde de ticari alacaklar ile satışlar, stoklar ve likidite arasında negatif ilişki tespit edilmiş olup ticari alacak ve karlılık arasında sadece TFRS sonrası dönemde negatif ilişki tespit edilmiştir. Her iki dönemde de ticari borçlar ile stoklar arasında pozitif ilişki; karlılık arasında negatif ilişki tespit edilmiş olup sadece TFRS sonrası dönemde ticari borçlar ile likidite ilişkisi pozitif olarak tespit edilmiştir.

Alacak yönetimiBorsa İstanbulBorçlanma yönetimi+7
Cengizhan Karaca
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Relationship between financial ratios and the volatility of stock prices: An econometric application on BIST manufacturing industry index

The aim of this study is to determine the relationship between financial ratios and the volatility of stock prices by using an econometric analysis such as panel data techniques. The study covers the balance data of the period from 2007 to 2017 for the 123 companies from manufacturing industry in Borsa Istanbul in Turkey. The series to be used in the model were applied "unit root tests" and examined whether they are stationary or not. Correlation matrix analysis, the classical, fixed effect and random effect regression models were obtained. The dependent variable used in the study is the Volatility of the Stock Price and independent variables are financial ratios such as Current Ratio, Leverage Ratio, Receivables Turnover Ratio, Company value, Company value/Book value, Return on Assets, Stock Turnover Ratio, Assets Turnover Ratio and Assets Growth. Based on the study, it was determined that the effects of financial ratios on the volatility of stock prices vary in different significance levels. The results carry important implications for the investors in Borsa Istanbul.

İstanbul Stock ExchangeEconometric analysisPrice movement+4
Metin Yiğituşağı
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ile İtalya arasındaki dış ticaretin ekonometrik analizi

Çalışmanın amacı, Gümrük Birliği sonrası, Türkiye- İtalya ihracat ve ithalat talep fonksiyonlarının eş bütünleşme analizi ile tahmin edilmesidir. Çalışmanın birinci bölümünde çalışmanın içeriği özetlenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde dış ticaret teorileri açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde literatür taraması özetlenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ekonometrik teoriler açıklanmıştır. Çalışmanın son bölümünde ekonometrik analiz yapılmıştır. İthalat ve ihracat fonksiyonlarının belirleyicileri olarak, gelir ve göreli fiyatlar alınmıştır. İhracat ve ithalat fonksiyonları, 1996 - 2015 dönemi için yıllık veriler kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan Engle- Granger ve Johansen Eş bütünleşme analizleri sonucunda, değişkenler arasında uzun dönemli ilişki bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, ithalatın ve ihracatın ülkelerin GSYİH içinde paylarının yüksek olduğu ve fiyat değişmelerine duyarlı olduğu anlamına gelmektedir.

Ekonometrik analizEşbütünleşmeTürkiye+4
Bahanur Cereb
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00

İlgili konular