Equality

100 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Tersine lojistik ağlarında toplama merkezleri için yer seçimi

Bu çalışmada, tersine lojistik ağlarında belediyelerin sorumluluğunda kurulan toplama merkezleri için yer seçimi problemi ele alınmaktadır. Bu problem kapsamında toplama merkezlerinin hangi dönemlerde ve hangi büyüklüklerde nerelere kurulacağına karar verilmektedir. Bunun yanında, her bir dönemde, her bir tüketim noktasından her bir toplama merkezine ve her bir toplama merkezinden her bir firmaya, ne kadar miktarlarda ürün gönderileceğine de karar verilmektedir. Yapılan çalışmanın üç amacı vardır. Bunlar; toplam maliyeti en küçüklemek, firmalar arasında adil bir dağıtım yapabilmek ve firmalara planlama çevreni içerisinde düzenli akış gönderebilmektir. Problem için çok amaçlı bir tamsayılı programlama modeli önerilmektedir. Modelin, elektrikli ve elektronik aletlerin toplanması kapsamında Ankara ilçe ve bucakları üzerinde bir uygulaması sunulmaktadır. Belirlenen parametre değerlerindeki değişimin problemin optimal çözümü üzerine olan etkilerini incelemek için duyarlılık analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler arasında sabit tesis kurulum maliyetleri ve kapasite büyüklüklerindeki değişimlerin, arz ve ürün büyüme hızındaki değişimlerin ve planlama çevrenindeki değişimin etkileri bulunmaktadır. Ayrıca, çok dönemli planlamanın avantajı incelenmiş ve modelin çözüm potansiyeli araştırılmıştır.

EşitlikTersine lojistikTesis yer seçimi+1
Işıl Basmacı
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessEN

Social norms and gender equality: Analysing Syrian refugee inflows to Turkey

This study investigates the impact of 3.7 million inflows of Syrian refugees on social norms and the gender roles of native women in Turkey by treating the arrival of Syrian refugees as a quasi-natural experiment. I argue that this mass migration can affect the patriarchal norms in Turkey and gender role attitudes of Turkish women by changing the female employment dynamics and overall cultural diffusion. Using 2008, 2013 and 2018 Turkey Demographic and Health Survey data sets, this study relies on an instrumental variables strategy with a distance-based instrument. Our estimates show that refugee inflows negatively impacted both the labor market outcomes and gender role attitudes of native women. These outcomes support the labor market channel where a decline in financial freedom of women weakens their bargaining power in the household and makes them more submissive to social & gender norms. However, we also find a contradicting result showing a decrease in the tolerance levels of Turkish women for domestic violence which proves that although refugee inflows increased the imposed gender role attitudes, native women exhibits a strong attitude against intimate partner violence.

GenderGender inequalitGender differences+7
Deniz Özgüder
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve türkiye'de kadınlara yönelik uygulanan güncel pozitif ayrımcılık politikalarının pandemi döneminde kadın istihdamına etkisi

Sanayi devriminden bu yana kadınlar çalışma hayatında karşılaştığı sorunlar giderek artmakta ve günümüzde de koronavirüs salgının baş göstermesi ile birlikte ele alınması elzem haline gelmiş konular arasında bulunmaktadır. Eski çağlardan beri çoğu ataerkil toplum gereği kadınların çalışma hayatlarındaki yerleri ya sadece ücretsiz tarım işçiliği ya da ev işleri ve aile bireylerinin bakımının üstlenilmesi ile sınırlı kalmıştır. Kadınların iş yaşamında yer almaları sosyal dengenin sağlanması açısından önemli olduğu kadar, ülke ekonomisine destek olması bakımından da fayda sağlamaktadır. Bu itibarla, bulundukları çalışma hayatında zor şartlarda tutunmaya çalışan kadın çalışanların, pandemi döneminde çıkarılan ve kendilerine yönelik olarak uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarının neler olduğu merak edilmiştir. Kadınlara yönelik uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarının neler olduğu, gelişim süreci ve pozitif ayrımcılık olgusuna dair kavram ve teoriler kadınlar özelinde ele alınmıştır. Kadınların toplumsal ve ekonomik koşullarında yapılacak her türlü iyileştirmeyi kapsayan bu politikalar, pandemi döneminde getirilen yeni eklemeleri ile birlikte Türkiye başta olmak üzere belirlenen diğer dünya ülkeleri üzerinden incelenmiştir. Literatürde, ülkelerin birçoğunun pandemi döneminde aldığı önlemlerin tek bir eserde var olmaması sebebiyle, bu eksikliğin kapatılması öngörülmektedir. Kadınlara yönelik uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarının, tarihte sadece kadınların fıtratlarına göre dezavavantajlı durumda olmaları ile sınırlı kalmış olması gibi, bu durumun pandemi döneminde de pek değişmediği ve yeni politikaların da yine kadınların ev içeri işler ve bakmakla yükümlü olduğu çocukları üzerinden düzenlemelere tabi tutulduğu görülmektedir. Bu bağlam her bir yenilik içeren politika, aldığı yorum ve eleştirilerle birlikte değerlendirilmiştir. Kadınların, sadece çalışma hayatında mesleki yeterlilikleri ile var olmaya çalışan kişiler olmasıyla değil, pandemi döneminde de anne ve eş olma rollerine göre pozitif ayrımcılık politikalarının şekillenmeye devam ettiği gözlemlenmiştir.

EşitlikKadın haklarıKadın iş gücü+4
Sara Gülşah Çevik
Süleyman Demirel University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçekçi matematik eğitiminin 7. sınıf eşitlik ve denklemler konusunda öğrencilerin başarılarına etkisi ve öğrenci görüşleri

Bu çalışmanın amacı 7. Sınıf cebir öğrenme alanında bulunan eşitlik ve denklem konusunun öğretiminde GME'nin öğrenci başarısına etkisini ve GME'ye ilişkin öğrencilerin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma modeli kullanılmıştır. GME'nin 7. sınıf denklemler konusunda öğrencilerin başarılarına etkisini incelemek amacıyla nicel araştırma yöntemi, GME'ye yönelik öğrencilerin görüşlerini incelemek amacıyla ise nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılı Siirt ilinin Merkez ilçesi Alparslan Ortaokulu 7. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Uygulama yapılacak sınıfların belirlenmesi için okul müdüründen 7. Sınıfta okuyan öğrencilerin bir dönem önceki matematik not ortalamaları istenmiş ve öğrencilerin matematik not ortalamaları sınıf bazında incelenmiş olup matematik not ortalamalarının normal dağıldığı SPSS21 paket programı yardımıyla görülmüştür. Bu nedenle öğrencilerin not ortalamaları birbirine en yakın olan iki sınıfı almakta sakınca görülmemiştir. Araştırmacı belirlenen iki sınıf arasından deney ve kontrol grubunu belirlemek amacıyla kura yöntemine başvurmuştur. Kura sonucunda 7/A sınıfı kontrol grubu olurken, 7/C sınıfı deney grubu olmuştur. Deney ve kontrol gruplarının başlangıç seviyelerini ve matematik başarıları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını görebilmek için her iki sınıfa da başarı testi öntest olarak uygulanmış ve aralarında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Deney grubundaki öğrenciler GME'ye yönelik hazırlanmış olan etkinlikler ve materyaller ile ders işlerken kontrol grubu öğrenciler MEB ders kitabı tabanlı öğretim ile ders işlemişlerdir. Uygulama sürecinin tamamlanmasının ardından deney grubu öğrencilerden gönüllü olanlara "GME'ye yönelik öğrenci görüş formu" verilmiştir. Form aracılığı ile öğrencilerin görüşleri içerik analizi yapılarak incelenmiştir. Nicel veriler sonucunda deney grubundaki öğrencilerin başarılarının kontrol grubundaki öğrencilerin başarılarına göre anlamlı düzeyde arttığı saptanmıştır. Nitel veriler sonucunda ise öğrenciler matematik dersine yönelik ilgilerinin ve tutumlarının olumlu yönde etkilendiği, ön yargılarının azaldığı, eğlenerek öğrendikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: GME, Eşitlik ve Denklem, Akademik Başarı, Öğrenci Görüşler

CebirDenklemlerEşitlik+5
Pınar İşcan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Döneminde kadın-erkek eşitliği, Şırnak özeli

Kadın sorunu eski tarihlere dayanan ve günümüzde de daha köklü bir çözüme kavuşmamış sorunlar kümesidir. Kadın sorunu sadece bir var olma sorunundan daha fazlasıdır. Kadın yaşamın her alanın da arka plana atılmıştır. Ailenin içinde hizmetçi, tarlada bedava emek gücü, erkeğin gözünde nüfusu artırmaya, soyunu devam ettirmeye yarayan adeta bir obje olarak görülmüştür. Kadınları birçok din yorumcuları, pek haksız şekilde, 'acıların kaynağı, günahın sembolü, şeytanın aracı' gibi göstermeye çalışmışlardır. Semavi ve Tek tanrılı inançlarda olsun diğer semavi olmayan ve çok tanrılı dinlerde olsun kadın hep arka planda kalmış, erkekler gibi hak etiği rolü toplumsal alanda edinememiştir. Kadın antik çağda hor görülmüş köle, bakıcı, hizmetçi bir insandan çok obje olarak görülmüş olmasından kaynaklı geçmişten günümüze yaşadıkları sorunlar, ötelenmeler ve benzeri sıkıntılar kadınları birlikte bir amaç doğrultusunda bir araya getirmiş ve zaman içerisinde örgütlenme kültürü edinmişlerdir. Kadınlar haklarını Cumhuriyetin ilanından günümüze modern dönemde yüksek teknolojik olanaklar, siber ortam gibi mecralarda, televizyon kanallarında, sokakta ve diğer şekillerde meramlarını dile getirme yolunda süren bir süreç izlenmiştir. Kadınlar bir birey olarak yaşamın kısaca her alanında haklarını edinmek için tarih içerisinde çok meşakkatli bir mücadele vermişlerdir. Türkiye'de Cumhuriyet döneminden önce kadınlar Vapurlarda alt kısımda oturmalarına müsaade edilen, eğitim hakları olmayan, siyasal alanda temsil hakkı olmayan bireylerdi. İkinci Meşrutiyet ile beraber adım adım haklarını almaya başlamış ve örgütlenmişlerdir. Cumhuriyetin İlanını takiben Türk Medeni Kanunundan başlayarak, 1930 yılında seçme hakkı, 1934 yılında ise seçilme hakkı gibi yaptığı reformlarla arzu edilen seviyede olmasa da bazı haklar tanındı. Devletin yapısının Cumhuriyete dönüşmesi ile eğitim, hukuk, kadının statüsünü laikleştirmek, kimsenin dini inancına ve vicdan hürriyetine karışmadan din ve devleti, din ile hukuku ayırmayı çağın bir gerekliliği olarak görülmüştür. Kadınlar Cumhuriyetin ilanından sonra Ekim 1923'te Türk Kadınlar Birliğini kadın haklarını aramak için kurmuşlardır. Kadınlar haklarını aramak ve seslerini duyurmak için çeşitli şekillerde örgütlenmişlerdir. Türkiye'de kadınlar siyasal alanda çok partili sisteme geçiş ile beraber daha fazla siyasal alanda yer almalarına rağmen istenen seviyede değildir. Şırnak ilinde ise; Kadın hareketi ve kadın hakları gelişmelerini il genelinde gerek aşiret, oba sisteminin etkinliğini koruması gerekse ülkemize sınır komşu ülkelerin geri kalmışlığının etkisinde kalmasından dolayı ülke geneline göre geride takip etmiştir. Şırnak ilinin sosyal ve kültürel yapısı araştırılmış bundan yola çıkılarak kadının toplum içindeki statüsü, yaşadığı sıkıntılar, aile içinde ve toplum içinde maruz kaldığı sorunlar ve şiddet araştırılmıştır. Şırnaklı kadınların kendine özgüveni, toplum içindeki saygınlığı, eğitim durumu gibi durumları da araştırılmıştır. Şırnak ilinde toplumun inanç öğeleri üzerinden kadına bakışı inanç yapılarına göre kadının toplumdaki yeri incelenmiştir. İl genelinde aile içi evlilikler, töre cinayetleri gibi sorunlar ve adli makamlara yansıması araştırılmıştır. Şırnak ili il Milli Eğitim Müdürlüğünün verdiği rakamlardan yola çıkılarak belli bir tarihi kronolojiye göre eğitime devam eden ilk ve orta öğretim ile yükseköğretime geçen kız çocuk sayısı araştırılmıştır. Ekonomik anlamda ise yeterli sayıda istihdam olanağı olmayan Şırnaklı kadınların emek gücü ve iş kaynakları araştırılmıştır. Şırnak ilinde kadın bireylerin siyasal mecradaki yeri, kendilerine tanınan kota seçimlerde İl Meclisi, Belediye Meclisi, Belediye Başkanlığı, Milletvekilliği gibi temsiliyetler araştırılmıştır. Kadın sorunu henüz tamamen çözülmüş bir sorun değildir. Şırnak ilinde de kadın sorunları ve mücadelesi devam etmektedir. Bu araştırma ile kadının meslek, ekonomik gücü, yaş, eğitim, ilişki durumu ve aile durumuna göre toplumun kadına bakışı, kadına karşı uygulanan şiddet ve kadının statüsü araştırılmaktadır.

Cumhuriyet DönemiEşitlikKadın sorunları+3
İkbalhan Miroğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Eşitlik temalı reklam tasarımlarının dijital yerliler üzerinden göstergebilimsel analizi

Dijitalleşme 21. yüzyılın en ayırıcı özelliklerinden biri olma konumuna yükseldiği günümüzde zaman hızla akıp gitmekte ve her şey hızla hareket ederek değişmektedir. Şüphesiz değişimin özündeki bu dramatik hızın karşısında insanlık da sabit kalmamakta, yaşanan değişime ayak uydurmaya çalışmaktadır. Şimdiden geleceğin nasıl olacağını tahmin etmek zor olsa da bilinen, önümüzdeki birkaç yıl içinde insanlığın hiç yaşanmamış boyutlarda daha farklı değişimlere maruz kalacağı gerçeğidir. Yaşanan yenilikler ve teknolojiye uyum gösterme eğilimi insanlığın yaşam biçimlerinde etkileşimin ve dolayısıyla insanlar arası birleştiriciliğin etkinliğini arttırmaya her geçen gün devam etmektedir. Nitekim, insanlık tarihin ilk dönemlerinden beri teknolojik dönüşümlere bağlı yıkımlar yaşamıştır. Bunun sonucunda oluşan dönemler arası kırılmalar bireylerden başlayarak toplumların işleyiş biçimlerine kadar hayatın pek çok alanında kökten bir değişime neden olmuştur. Herbert Marshall McLuhan'ın da (1911- 1980) bahsettiği gibi, bireylerin dünyayı algılamalarında ve onu kendi değerlerine göre anlamlandırmalarında iletişim teknolojileri yadsınamaz bir güce ve etkiye sahip olduğu gerçeğidir. Zira, teknolojinin etkilediği kitle iletişim araçları aynı ölçekte insanlığı inanılması güç bir şekilde biçimlendirmektedir. Tarım toplumundan robotik topluma kadar geçen süreç ve bu süreç içinde yaşanan değişim ve dönüşümler bireyden bağımsız gerçekleşmemiş aksine, bireyi dijital kültürle buluşturmuştur. Bu sayede, insanın dünyayı algılamasından, düşünme yetilerini kullanmasına kadar doğrudan değişimler meydana getirmiştir. Şüphesiz, her neslin kendi dünya görüşü, kültürel alışkanlıkları, yaşam desenleri, inanışları, tutumları, ilgilenimleri ve davranış şekilleri birbirinden farklılıklar içermektedir. Nesil üzerine araştırma yapan bilimsel tüm çalışmalar nesiller arasındaki farklılıkları oluşturan nedenleri ortaya koyarken sadece bireyleri dünyaya geldiği zaman aralığında değil, aynı zamanda yaşadığı sosyolojik, kültürel, teknolojik gelişmelerle birlikte ele almakta dahası, göç, savaş, hastalık, coğrafi konum gibi pek çok değişkenle birlikte değerlendirmektedir. Nesil gruplandırmalarında genel olarak kabul edilen 15-20 yıllık periyotlar kullanan araştırmacılar bu döngüyü bahsedilen değişkenliklerle birlikte ele almakta böylece, nesiller arasındaki farklılıkları ortaya çıkartmakta ve neslin yaşadığı dönemi temsil edecek şekilde isimlendirmektedir. Günümüzde fenomen bir nesil haline gelen Dijital Yerliler (Z Nesli), dijital dönüşümün büyük bir hızla devam ettiği dönemde dijital dünyaya doğanların neslidir. Yeni çağın gençleri günümüzde pek çok araştırmaya konu olmakta, şirketler, uzmanlar ve araştırmacılar dahil dört bir yandan nesli anlamanın yollarını aramaktadır. Nesli kendinden öncekilerle en keskin şekilde ayıran çizgi 1990'lı yıllarla başlayıp günümüze doğru müthiş bir ivme kazanan teknolojik değişimlerdir. Teknolojinin göbeğine doğan bu nesil aslında yaşanılan dönemin de ta kendisidir. Dijitalleşmenin hemen hemen her alandaki etkinliği günümüzde farklı toplumsal değerler, değişen dünya görüşleri gibi birbirinden bağımlı ya da bağımsız pek çok olgunun ortaya çıkmasını sağladığı görülmektedir. Bunun yanı sıra, hızla küreselleşen dünyada mesafelerin kısalması insanlık adına pek çok olumlu durumu beraberinde getirirken aynı zamanda, bu etkileşimli iletişimin artması ile ortaya çıkan küresel yakınlaşma mekân kavramının anlamını yitirmesine neden olmuştur. Böylece, dünyanın herhangi bir yerinde vuku bulan bir durum veya gelişme, küresel bazda tüm dünyayı dolayısıyla, bireyi doğrudan etkiler hale gelmiştir. Ortaya çıkan etkilerin büyük ya da küçük ölçekte olması toplumdan topluma farklılık gösterdiği gibi, o dönem insanın tutum ve davranışlarına göre de şekillenmektedir. Günümüzde insanı ilgilendiren her türden soruna karşı farkındalık yaratmak, sorunu ortadan kaldırmak ya da zararlarını en aza düşürmek maksadıyla pek çok markanın kurumsal sosyal sorumluluk kampanyaları ile seslerini duyurmaya çalıştıkları görülür. Şüphesiz, markaların kullandığı en etkin iletişim yöntemlerinden biri reklamlardır. Reklamların toplumsal bir farkındalık yaratması içinse, doğru stratejiyle sesleneceği kitlenin özelliklerini en küçük ayrıntıya kadar analiz etmesi, çağın gerekliliklerine uygun iletişim araçları kullanması gerekmektedir. Bu bağlamda ele alınan çalışmada, Dijital Yerliler olarak bilinen neslin sosyal fayda içerikli reklam tasarımlarında verilen mesajlara yönelik sergilediği duygusal ve bilişsel ilgilenimleri (katılımları) ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Nitekim günümüzde dünya nüfusunun büyük bir bölümünü temsil eden, tarihteki en çeşitli nesil olarak belirtilen Dijital Yerlileri sosyal sorunlar bağlamında harekete geçirmek maksadıyla markalar tarafından hazırlanan kampanyaları ele alarak inceleyen çalışma, neslin sosyal fayda içerikli reklam tasarımlarına yönelik ilgilenimlerini ortaya çıkartmak için çevrim içi anket tekniği ile bulgular elde etmeyi amaçlanmıştır. Anket çalışması yapılmadan önce araştırmanın kuramsal alt yapısının oluşturulması için çalışmada kullanılmak üzere geniş bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çalışmada, öncelikle endüstriyel devrimler, eşitlik ve küreselleşme konuları ele alınmış, markaların geliştirdiği sosyal sorumluluk esaslı kampanyalara, hibrit reklam tasarımlarına, dijital kültür ve sonucunda yaşanan değişimlere yer verilmiştir. Daha sonra araştırmacı tarafından seçilen geleneksel ve/veya yeni medyada aracılığıyla yayımlanan ve kurumlar tarafından hayata geçirilen eşitlik temalı Amerika ve Türkiye merkezli iki reklam filmi ele alınmıştır. Araştırmacı ilgili reklam tasarımlarında yer alan anlatısal ve tematik içeriği anket çalışmasında cevap anahtarı oluşturması için göstergebilim ve dilbilimsel bir yaklaşımla çözümlemiş, elde edilen tüm bulgulara çalışmada bir bölüm olarak yer vermiştir. Anket formu oluşturulmadan önce, araştırmacı tarafından nesil kavramı ve teorileri ile çalışmanın öznesi Dijital Yerliler üzerine kapsamlı literatür taraması yapılmıştır. Çalışmada ayrıca sosyal fayda reklam tasarımları konusunda görüşlerine danışılmak üzere iki, nesil üzerine görüşlerine danışılmak üzere iki olmak üzere toplamda dört kişi ile derinlemesine mülakat yapılmış, görüşmelerden elde edilen bilgilere çalışma içinde ayrıca yer verilmiştir. Uzman bir ekip desteği ile oluşturulan anket formu yaşanan Yeni Tip Korona Virüs Pandemisi (Covid-19) dönemine denk gelmesi nedeniyle çevrim içi olarak gerçekleştirilmiştir. Anket çalışmasında hata ve anlaşılmaz ifadelerin kontrolü için Mayıs 2020'de 10 pilot görüşme (ön çalışma) gerçekleştirilmiş olup, herhangi bir soruna rastlanmadığı için 15.05.2020 tarihinde araştırmacı tarafından verilen nihai onay ile saha hazırlığına başlanmıştır. Anket çalışması örneklem özelliklerine uygun 384 kişi üzerinde 18.05.2020 – 29.05.2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Anket kapsamında görüşmeler CAWI (bilgisayar destekli çevrimiçi görüşme), metodolojisi kullanılarak uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul'daki üniversitelerde okuyan 1997-2012 yılları arasında dünyaya gelen Dijital Yerli gruba mensup, 384 üniversite öğrencisinden oluşturmuş olup, bu gruptaki öğrenciler; İletişim, Görsel Tasarım, Grafik Tasarım gibi alanlar haricindeki bölümlerde okuyan kimselerden oluşturulmuştur. Katılımcıların düşünce, tutum ve eğilimlerine yönelik standardize edilmiş ve yapılandırılmış bir şekilde hazırlanan anket formunda konunun kapsamlı bir dizi içeriğe sahip olmasından kaynaklı olarak form çoktan seçmeli, 5'li likert tipi, açık ve kapalı uçlu olmak üzere her iki reklam tasarımı için 18 toplamda ise, 25 sorudan oluşturulmuştur. Anket formunda ayrıca, katılımcıların kriterlerinin belirlenmesi açısından çoktan seçmeli, kapalı ve açık uçlu soru tiplerini barındıran demografik sorulara da yer verilmiştir. Araştırmada Dijital Yerlilerin medya takip alışkanlıkları, sosyal sorunlara yönelik tutumları, teknoloji kullanım düzeyleri, alışveriş modelleri, okuma alışkanlıkları gibi bireylerin eğilim ve yönelimlerini test eden birçok soruya yer verilmiştir. Kadın-erkek eşit ve tesadüfi olarak seçilmiş üniversite öğrencileri üzerinde, toplamda 384 anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Anket sonuçları SPSS programı aracılığıyla analizi yapıldıktan sonra, frekans ve yüzdesel dağılım grafikleri Microsoft Excel olarak işlenmiştir. Bu veriler, analiz edilerek, yorumlanmıştır. Çalışmada ayrıca araştırmacı tarafından tasarlanan ve artırılmış gerçeklik (Agumented Reality- AR) teknolojisi kullanılarak oluşturulan eşitlik temalı afiş tasarımlarına yer verilmiştir. Afişlerin artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanılarak tasarlanmasının nedeni, çalışma bulgularına göre literatür ve diğer araştırmaların da desteklediği; Dijital Yerlilerin hareketli görüntülere karşı daha duyarlı olduğu gerçeğidir. Ayrıca, etkileşim yaratan bu tür uygulamaların grafik tasarım açısından geliştirilecek içeriklerde Dijital Yerlilerin etkinliklerinin daha görünür kılındığı düşünülmektedir. Araştırmada çok çeşitli verilere ulaşılmış olup, bu verilerden elde edilen bulguların reklam, pazarlama, eğitim, iletişim, grafik tasarım, yeni medya, halkla ilişkiler başka olmak üzere pek çok alan için yararlı bir kaynak olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Dijital Yerliler, Z Nesli, Grafik Tasarım, İletişim, İlgilenim, Katılım, Dijital Kültür, Eşitlik, Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Sosyal Fayda, Artırılmış Gerçeklik, Sanal Gerçeklik, Teknolojik Dönüşüm, Dijitalleşme, Endüstri Devrimleri, Göstergebilim, Dilbilim

EşitlikGrafik tasarımıGöstergebilimsel analiz+6
Begüm Aylin Önder
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Özel hastanede çalışan sağlık profesyonellerinin ve personellerin istanbul sözleşmesi hakkındaki bilgileri ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumunun değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma özel hastanede çalışan sağlık profesyonellerinin ve personellerin İstanbul Sözleşmesi hakkındaki bilgileri ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumunu değerlendirmek amacıyla kesitsel tipte tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın verileri 17.11.2021-06.01.2022 tarihleri arasında online platform üzerinden elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemini özel hastanede çalışan 300 kişi oluşturmuştur. Veri toplama formunun ilk ve ikinci bölümünde literatür doğrultusunda hazırlanan ve araştırmaya katılan sağlık profesyonelleri ve personelin sosyo-demografik ve tanıtıcı bilgileri (12 soru) ile İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sorular (6 soru) bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise "Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği" (38 soru) kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %68'ini kadınlar, %32'sini erkekler, örneklemin yarısını ise hemşire meslek grubu oluşturmaktadır. Türkiye'nin imzaladığı İstanbul Sözleşmesi'nden imzasını çekmesini doğru bir karar olarak bulanların %60'ı Türk gelenek ve ahlak kurallarına aykırı olduğunu, %50'si eşcinselliği özendirdiğini, %85'i ise cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği gibi kavramların Türk Toplum yapısına uymamasını neden olarak sunmuştur. Araştırmaya katılanların Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeğinden aldıkları ortalama toplam puan 146,61±25,68 olup ölçekten alınabilecek en yüksek puanın 190 olduğu göz önüne alındığında, katılımcıların genel olarak eşitlikçi toplumsal cinsiyet rol tutumlarına sahip oldukları söylenebilir. TCRTÖ puanlarının katılımcıların tanımlayıcı özelliklerine göre farklılaşma durumuna bakıldığında tüm tanımlayıcı özelliklerde yani cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, aylık gelir düzeyi, doğum yerleri, meslek, aile tipi ve evlenme şekline göre anlamlı farklılık olduğu dikkati çekmiştir. İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sorulardan olan "İstanbul Sözleşmesi hakkında bilginiz var mı?", "Toplumsal cinsiyet kavramını daha önce duydunuz mu?", "Türkiye'nin imzaladığı İstanbul Sözleşmesi'nden imzasını çekmesi sizce doğru bir karar mıdır?" ve "Türkiye İstanbul Sözleşmesi'nden çekildiğinde kadına yönelik şiddet artar mı?" sorularına olumlu cevap veren değişkenler bakımında değerlendirildiğinde TCRTÖ toplam puan ortalamasında yüksek alan grupların olduğu dikkati çekmiştir. Sonuç: Araştırmaya dahil edilen sağlık profesyonel ve personellerin çoğunun İstanbul Sözleşmesi hakkında bilgisi olduğu saptanmıştır. Bu çalışmada erkeklerin, eğitim düzeyi düşük olan bireylerin İstanbul Sözleşmesi hakkında daha az bilgiye sahip oldukları ve toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından geleneksel bir tutum sergiledikleri görülmüştür. Bu sebeple hastanedeki hizmet içi eğitimlerle birlikte ilkokul düzeyinde de toplumsal cinsiyet rollerine yönelik derslerin olması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Cinsiyet Eşitliği, Kadın, İstanbul Sözleşmesi

Aile içi şiddetCinsel kimlikCinsiyet rolleri+7
Sevda Nur Tunç
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Birleşmiş Milletler'de toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemenin değerlendirilmesi

Cinsiyet eşitliğini sağlamak ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek amacıyla hükümetler politikalarının tamamına cinsiyet eşitliğini yaymaya çalışmaktadır. Bu kapsamda kadın haklarını korumak, ekonomi, politika ve sosyal hayatta kadınların daha aktif olmasını sağlamak amacıyla toplumsal cinsiyet eşitliğinin tüm politikalara yayılması hedeflenmektedir. Bu durum, kamu politikalarının her alanına cinsiyet eşitliğinin uygulanmasını ifade etmektedir. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliklerden kaynaklanan sorunları ortadan kaldırmak amacıyla ortaya çıkmıştır. Bu bütçeleme sistemi kadınlar için ayrı bir bütçe yapmak anlamına gelmemektedir. Mevcut ulusal ve yerel bütçe sistemine, cinsiyet perspektifinden bakmayı, kadın ve erkeklerin ihtiyaçları doğrultusunda bütçe hazırlamayı gerekli kılmaktadır. Ülkelerin gelişmişlik seviyeleri, politika süreçleri ve cinsiyet eşitliği seviyeleri, uygulanan cinsiyete duyarlı bütçelemede farklılıklar oluşmasına neden olmaktadır. Çalışmanın amacı; cinsiyete duyarlı bütçelemenin, cinsiyet eşitliğinin sağlanması yönündeki katkılarını ortaya koymaktır. Bu kapsamda cinsiyete duyarlı bütçelemeyi destekleyen uluslararası kuruluşlardan Birleşmiş Milletler; mevcut uygulamaları, sağlandığı finansal ve teknik destekler ile öncelikli öneme sahiptir. Birleşmiş Milletler uygulamaları çerçevesinde toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemenin, ülkelerin cinsiyet eşitliği seviyelerine göre farklılaşan oranlarda katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bütçeleme, Cinsiyet Eşitliği, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme.

Birleşmiş MilletlerBütçeBütçe sistemleri+6
Fatma Açar
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Teknoloji destekli 5E modeli uygulamasının eşitlik ve denklem konusunda akademik başarıya etkisi

Bu araştırmanın amacı eşitlik ve denklem konusunda teknoloji destekli 5E modeli uygulamasının öğrencilerin akademik başarılarına etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Karaman ilinde bir devlet okulunda yedinci sınıfta öğrenim görmekte olan 31 kız, 33 erkek olmak üzere toplam 64 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada üç farklı gruba farklı öğretim yaklaşımları uygulanmıştır. Birinci gruba teknoloji destekli 5E modeli, ikinci gruba ise 5E modeline göre eğitim uygulanmıştır. Bu iki grup deney grubunu oluşturmaktadır. Kontrol grubuna ise mevcut öğretim programı uygulanarak eşitlik ve denklem konusunun öğretimi gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin akademik başarılarının ölçülmesi amacıyla eşitlik ve denklem başarı testi bütün gruplara ön-test ve son-test olarak uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde istatistik programı kullanılarak tek yönlü ANOVA, Wilcoxon işaretli sıralar testi, ilişkili örneklemler için t-testi analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin ön test başarı puanları arasında istatiksel bir farklılık yoktur yani öğrencilerin eğitimler öncesi başarı düzeyleri benzerdir. Deney ve kontrol gruplarının son test başarı puanları deney grupları lehine istatiksel bir farklılık göstermiştir. Diğer bir ifade ile teknoloji destekli 5E ve 5E modeline göre hazırlanan eğitim programları mevcut öğretim programına göre eşitlik ve denklem konusunda daha etkili olduğu söylenebilir. Bulgular ışığında teknoloji destekli 5E modelinin cebir öğrenme alanında yer alan diğer konularda uygulanması önerilmiştir.

5E ModeliAkademik başarıDenklemler+5
Kürşat Koç
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of perceived value, equity and quality on online repurchase intention, E- WOM and loyalty in e-bay online shopping store

The goal of this thesis is to configure the impact of perceived value, equity and quality on online repurchase intention, E- WOM and loyalty in online shopping store (E-bay Iraq application). The questionnaire has been applied in this thesis and to evaluate interrelationships between variables by correlation and regression analyses. According to the results of the analyses of the study, perceived quality and equity by consumers positively impact their repurchase intention. Perceived value has a nonsignificant impact on consumers' repurchase intention. Repurchase intention of online shoppers affect loyalty and online word of mouth significantly. In addition, favorable influence of online word of mouth communications on loyalty was concluded. Not only loyalty variable has a partial mediation effect on the relationship between electronic word of mouth and repurchase intention, but electronic word of mouth variable also has a partial mediation effect on the relationship between repurchase intention and loyalty.

Value perceptionE-bayEquality+6
Mohammed Dawood Salman
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rousseau'nun genel irade kavramı üzerine bir inceleme

Bu çalışmanın odağında Rousseau'nun "genel irade" kavramı bulunmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, klasik ve modern dönemde ortaya konulan siyaset kuramları ele alınacaktır; bu bölümde Rousseau'nun kuramını şekillendiren kavramsal tertibatı serimlemek ve polemik halinde olduğu düşünceleri ortaya koymak amaçlanmaktadır. İkinci bölümde ise Rousseau'nun kuramının temel kavramlarından olan genel irade kavramı, ilişkili olduğu diğer kavramlarla birlikte ele alınacak, genel irade kavramının tanımıyla uygulaması arasında tespit ettiğimiz farklılıklar ortaya konulacaktır. Sonuç bölümünde ise genel irade kavramının, Rousseau'nun murat ettiği eşitlikçi ve özgürleştirici siyasal zemini kurmaya hizmet edip etmediği tartışılacaktır.

EgemenlikEşitlikGenel irade+7
İnan Taylan Durdu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Revenue neutral tax reforms in a DSGE model with home production and infinitely lived agents

The subject of this thesis is to explore the effects of two revenue neutral tax reforms on equity, efficieny and welfare of the society. In order to do this a DSGE model with infinitely lived agents and uninsurable idiosycnratic productivity shocks is constructed. This model is calibrated to match the macroeconomic aggregates and distributional statistics of the US economy in the period 2001-2008. In the benchmark model a progressive tax on income and a flat tax on consumption is levied.Next the first tax reform is applied to the model economy. With the first tax reform progressive income taxation is replaced with a revenue neutral flat income tax and the flat consumption tax is kept in place. This tax reform causes macroeconomic aggregates to increase, however due to the largely inequitable income distribution of agents in the model, total welfare of households decreases. As expected wealth distribution of the society becomes less equitable.Finally the effects of the second revenue neutral tax reform are investigated. In this tax reform, income taxation is abolished and the flat tax rate on consumption is increased to a higher rate which ensures revenue neutrality. This tax reform increases macroeconomic aggregates and total welfare of the society. As a result of this tax reform, wealth distribution of the society becomes slightly more equitable.

Dynamic stochastic general equilibrium modelEqualityMacroeconomy+6
İbrahim Demir
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Contesting the terrain of the ambiguous: The struggle of gender migration and the issue of sex reassignment in Turkey

This thesis aims to analyze the puzzle that the sex reassignment is an officially recognized right; however it is regulated in a sense that the applicant individual should confirm his/her adaptation to an archetypal transsexual within the scope of regulation. Through the reading of sex reassignment process, this study tries to understand how `equal? citizenship in Turkey turns out to be exclusivist in the case of trans individuals. It argues that despite the legalization of sex re-assignment indicates an emancipatory attempt at the first instance, its practice reflects the lawmaker?s ?heteropatriarchal? rationale. In its scrutiny of legal framework of sex reassignment, this study maintains that word of law aims to dissolve ambiguities, and control the process in a way that it leaves the final say to the medical and legal experts.Furthermore, this study intends to show that trans individuals, in order to be allowed to undergo sex reassignment, endeavor and in a way are forced to persuade the officials that they fit into the frame drawn for the ?transsexual? prototype; while they might not want to live within that frame completely. In addition to that, this thesis emphasizes the demand of the trans individuals for a better regulation that would be systematized in consideration, and in harmony with their own definitions and their own needs. Under the light of the combination of legal and theoretical frameworks of the issue of sex reassignment with the fieldwork, this thesis suggests that a politics that would make sense, should on the one hand recognize the right of reassignment, and on the other hand it should reveal and struggle against the heteronormative and heterosexist mental structure that enforces the individuals to fit into the predetermined patterns in the reassignment process.

Gender rolesSex preferenceEquality+5
Deniz Şahin
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde hakkaniyet: Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi örneği

Temel insan haklarından biri de eğitim hakkıdır. Ulusal ve uluslararası yasal metinlerde eğitim hakkından sıklıkla bahsedilmektedir. Ancak üst yasal metinlerde geçen eğitim hakkı kavramının neleri kapsadığı, içeriğinin ne olduğu, nasıl anlaşılması gerektiği konusunda eksiklikler bulunmaktadır. Bu eksikliklerin en büyük sebebi ise eğitim hukuku alanına yeterince önem verilmemesi ve eğitim hukuku alanında yapılan çalışmaların oldukça az sayıda olmasıdır. Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nin eğitim hakkını düzenleyen 13. maddesine yönelik komite tarafından yayımlanan 13 Numaralı Genel Yorum çerçevesinde yer alan devletin yükümlülüklerinden yola çıkarak, Konya ilindeki Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin yaşam hikayeleri doğrultusunda eğitimde adaletin tam anlamıyla uygulanıp uygulanmadığını ortaya koymak araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Konya ilinde eğitim vermekte olan toplam beş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiş 19 katılımcı araştırmada yer almaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze yapılan görüşmeler sonucu elde edilen veriler içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Öğrencilerin yarı yapılandırılmış görüşme formu sorularına vermiş oldukları cevaplardan yola çıkarak çözümlenen veriler; mevcudiyet, erişilebilirlik, kabul edilebilirlik ve uyarlanabilirlik olmak üzere dört başlık üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin eğitim hakkına ulaşmada zorluklar yaşadığı, eşit nitelikli eğitim fırsatını yakalayamadıkları, sosyoekonomik ve sosyokültürel yönden dezavantajlı konumdan geldikleri ve okudukları lisede bu dezavantajlı konumun daha çok belirginleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Ülkelerin kalkınmasında ve sanayileşmesinde büyük öneme sahip olan Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri'nin kuruluş amacına hizmet etmeleri için çocukların eğitim hakkından tam olarak ve eşit fırsatlarda faydalanması ve bütüncül, kapsayıcı tedbirler alarak eğitimde adaletin sağlanması gerekmektedir.

Anadolu meslek liseleriAnadolu teknik liseleriEğitim hakkı+5
Fatmanur Pekhamarat Çağman
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ulusal ve uluslararası hukuk kapsamında eşitlik ilkesi

Bu çalışmada, ulusal ve uluslararası düzlemlerde eşitlik ilkesi incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı kavramları tarihsel gelişim süreçleri ve alt türleri ile birlikte incelenmiştir. İkinci bölümde, uluslararası kapsamda oluşturulan belgeler sırasıyla Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği başlıklarında değerlendirilmiş ve özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.14 üzerinde durulmuştur. Son olarak üçüncü bölümde ulusal mevzuatta yer alan eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup, ilgili kanunlarda yer alan aykırı düzenlemeler incelenmiştir.

Arap İnsan Hakları SözleşmesiAyrımcılıkEşitlik+1
Zeynep İpek
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Reklamda çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık: Effie reklamlarında erkeklik temsilleri

Reklam ticari bir iletişim şekli olmakla beraber ürettiği anlamlarla kültürü şekillendirme gücüne sahiptir. Reklamların kadın, erkek, dezavantajlı gruplar başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerini nasıl tasvir ettiği önemlidir. Bunun nedeni ise reklamın kadın veya erkekliğe dair ürettiği ve yaygınlaştırdığı anlamların toplumun kadınlık ve erkekliği nasıl anlamlandırdığını şekillendirmesinde yatmaktadır. Son on yılda reklamın toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamadaki rolünün sorgulanması kadın ve erkeklerin reklamda nasıl tasvir edildiğine dair tartışmaları yeniden gündeme taşımıştır. Reklamlarda toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, bunun önündeki temsilleri sınırlandırmak için kullanılan yaklaşımlardan biri çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık ilkeleridir. Bu çalışmada Türkiye'deki literatürde ihmal edilen erkeklik temsillerine odaklanılmış, erkekliğe dair temsiller çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık kriterleri ekseninde irdelenmiştir. Literatürde erkeklik tasvirlerini söz konusu kriterler ekseninde ele alan bir çalışmaya rastlanmamıştır. Araştırmalar reklamda stereotip kullanımına odaklanmaktadır. Ne var ki stereotipler üzerinden yapılan çalışmalar tekrar eden nitelikleri saptamak için elverişli iken temsillerin diğer boyutlarının incelenmesine olanak vermemektedir. Bu nedenle, Effie Türkiye Reklam Etkinliği Yarışması 2021'de erkek ana karakter kullanımının en yüksek olduğu 3 ürün kategorisinde finalist olan 20 reklam çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık ekseninde reklamların sorgulanmasını mümkün kılan 3P ölçeği kullanılarak incelenmiştir.

Cinsiyet rolleriErkeklikEtkinlik+5
Mert Kurt
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk Anayasa Hukukunda Cumhuriyetçilik ilkesi

Bu çalışma, cumhuriyet ve cumhuriyetçilik kavramlarının teorik ve pratik olarak anayasa hukuku çerçevesinde güncel anlam ve önemini incelemeyi amaçlamaktadır. Türk anayasa hukukunda çok az yer bulabilen cumhuriyetçilik kavramı, 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra yeniden canlanmaya başlamıştır. Kökenleri antik Yunan ve Roma'ya dayanan cumhuriyetçilik, eşitlik, laiklik ve yurttaşlık temelinde ortak iyinin sağlanmasını amaçlayan bir idealdir. Cumhuriyetçilik, devrimlerle birlikte bu ilkeleri anayasal bir forma sokmuştur. Ancak bu ilkeler 19. yüzyılda liberalizm, demokrasi ve sosyalizm tarafından sahiplenilmiştir. Çalışmamızda tarihsel ve karşılaştırmalı bir yöntem izlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde cumhuriyet ve cumhuriyetçilik kavramları tarihi, felsefi ve siyasi yönleriyle ele alınmıştır. İkinci bölümde kavramların kökeni ve unsurları incelenmiş ve teorik yapı inşa edilmiştir. Üçüncü ve son bölümde, Türk tarihinde cumhuriyet ve cumhuriyetçilik kavramlarının gelişimi incelenmiştir. 1961 ve 1982 anayasaları döneminde bu ilkelerin anayasalarda nasıl yer aldığı araştırılmıştır. Sonuç olarak, Türkiye'nin cumhuriyetçi idealde bir cumhuriyet kurduğunu görmekteyiz. Ancak 1961 ve 1982 Anayasaları, askeri darbelerin ürünü olmaları nedeniyle cumhuriyetçi ruhu yakalayamamışlardır. 2017 anayasa değişiklikleri ile cumhuriyetçilik idealinde ciddi bir sapma da görülmektedir. Çalışmamızda, cumhuriyetçiliğin bir ideal ve süreç olduğu göz önüne alınarak anayasa hukuku kapsamında bu ilkelerin yeniden yorumlanmasına ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa hukukuCumhuriyetCumhuriyetçilik+4
Oğuz Kaan Doğan
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim hakkı ve eşitlik bağlamında eğitim alanındaki özel sektörleşme

Türkiye'de son yıllarda eğitimde özel sektörleşme politikaları doğrultusunda özel sektör okullarının sayısı ve bu okullara devam eden öğrenci sayıları artmıştır. Bu durum, bir dizi toplumsal sorunu gündeme getirmiştir. Bu çalışmanın problemini eğitimde özel sektörleşmenin eğitim hakkı ve eğitimde eşitlik bağlamında yarattığı sorunlar oluşturmaktadır. Çalışmada, Türkiye'de eğitim alanında devletin özel okullaşmayı teşvik etmesinin dinamikleri çözümlenmeye çalışılarak bu durumun eğitim hakkı ve eğitimde eşitlik bağlamında yarattığı toplumsal sorunlar çözümlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, genel olarak yeni liberal politikaların işlerlik kazandığı 1980'li yıllardan günümüze, özel olaraksa eğitimde özel sektörleşme dinamiklerinin ivme kazandığı 2000'li yıllardaki gelişmelerle, araştırma bağlamında ele alınıp değerlendirilen kamu politikası belgeleri ile ve okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim basamaklarındaki devlet okulları ve özel okullarla sınırlıdır. Bu çalışma nitel araştırmadır. Araştırmada, doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Doküman analizi yapılırken, eğitim alanında özel sektörleşme literatürü ile birlikte, kamu politikası metinleri ele alınmış, ilgili dokümanlar araştırmanın amaçlarına uygun olarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, eğitimde özel sektörleşme politikalarının, çeşitli kamu politikası metinlerinde yer bulduğu, bu politikaların eğitimde eşitlik ve eğitim hakkı açısından önemli toplumsal sorunları beraberinde getirdiği belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına bağlı olarak, eğitimde eşitliği ve eğitim hakkının gerçekleşmesini sağlamak için, kamusal politikalar geliştirilmesi ve eğitim hizmetinin kamu hizmeti olarak örgütlenmesi önerilmiştir.

Eğitim hakkıEğitim kurumlarıEşitlik+4
Makbule Çelebi
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Engellilerin yasa önünde eşit tanınma hakkı çerçevesinde vesayet hükümlerinin değerlendirilmesi

Türk Medeni Hukukuna göre, vesayet kurumu; kanunda sayılmış sebeplerden herhangi biri nedeniyle kısıtlanarak hukuki işlem ehliyetinden yoksun kalmış "korunmaya ve yardıma muhtaç olan" kişileri korumak amacıyla düzenlemiştir. Bu bakış açısı; engelli bireylerin, merhamet ya da şefkat uyandıran ve yetersizliklerini telafi etmek için toplumsal korumaya ve desteğe ihtiyacı olan bağımlı bireyler olarak algılanmasının sonucudur. Engelli bireylerin, insan haklarının yasal özneleri olmaktan ziyade, çoğunlukla birer hasta ya da bakım nesnesi olarak görülmesi çağımızın çok gerisinde kalmıştır. İrademizin yasalar önünde geçerliliğinin olması; kendi yaşamımızı kontrol edebilmemizi ve diğer bireylerle birlikte sosyal yaşama dâhil olabilmemizi sağlayan en temel araçlardan biridir. BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme; engellilere dair bir paradigma değişikliği simgelemektedir. Bu sözleşme ile birlikte, engelli bireyler hayırseverliğin, sosyal korumanın nesneleri değil, toplumun aktif mensupları olan, haklarını arayabilen ve özgürce karar alabilen haklarla donatılmış özneler olarak tanınmışlardır. Engelli bireylerin insanlık onuruna saygı gösterilmesi ve kendi kararlarını alabilmelerine dair bireysel özerkliklerinin ve özgürlüklerinin tanınması sözleşmenin temel prensiplerindendir. Sözleşmenin 12. maddesi engelli bireylerin yasa önünde eşit tanınmaları konusunu düzenlemektedir. Madde; Taraf Devletleri "engellilerin hukuki ehliyetlerini kullanırken gereksinim duyabilecekleri desteği alabilmeleri için uygun tedbirleri" almakla ve "hukuki ehliyetinin kullanılmasına ilişkin tüm tedbirlerin, uluslararası insan hakları hukukuna uygun şekilde istismarı önleyici uygun ve etkili güvenceler sağlamasını garanti etmekle" yükümlü kılmıştır. Taraf Devletlerin hukuki ehliyet konusunda neler yapması gerektiğini açıklayan Sözleşmenin 12 nci maddesinin incelenmesi ve taraf devletlerden biri olarak Türkiye açısından da değerlendirilmesi çok önemlidir. Anahtar Kelimeler: Vesayet, Yasa Önünde Eşit Tanınma, Hukuki Ehliyet

Engelli haklarıEngelli haklarıEngelli kişiler+7
Leyla Ağca Demiray
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Terapatik rekreasyonel aktivitelere katılımın yaşlıların algıladıkları boş zaman tatmini, yaşam tatmini ve yaşam kalitesine etkisi

Bu çalışmada ülkemizdeki yaşlıların terapi niteliğindeki boş zaman aktivitelerine katılımları sonucu algıladıkları boş zaman tatmininin yaşam tatmini ile ilişkisi ve algılanan yaşam tatmininin de yaşam kalitesi ile olan ilişkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca yaşlılara yönelik boş zaman katılımı, boş zaman tatmini, yaşam tatmini ve yaşam kalitesi ile ilgili alt boyutların ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu amaçlara ilave olarak çalışmaya katılım gösteren yaşlıların demografik ve sosyo-ekonomik özelliklerine göre farklılıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada Eskişehir ilinde yaşayan 60 yaş ve üstü yaş gruplarında yer alan 608 katılımcıya Boş Zaman Katılımı, Boş Zaman Tatmini, Yaşam Tatmini ve Yaşam Kalitesi Ölçekleri kullanılarak oluşturulan anket uygulanmıştır. Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ile faktörler belirlenmiş, yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile de araştırma modeli ortaya konulmuştur. Elde edilen model ile terapatik nitelikte boş zaman aktivitelerine katılımın boş zaman tatmini ile, algılanan boş zaman tatmininin yaşam tatmini ile ve algılanan yaşam tatmininin yaşam kalitesi ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Boş zaman katılımı ile yaşam kalitesi arasında direkt bir ilişki bulunamadığından dolaylı bir ilişkinin olabileceği belirtilmiştir. Ayrıca demografik ve sosyo- ekonomik özelliklere göre tatmin algılamalarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara bağlı olarak ülkemizdeki yaşlıların yaşam kalitelerini iyileştirmeye yönelik terapatik programların oluşturulması ve yaşlıların tatmin algılarını yükseltecek faktörlerin incelenmesi ile ilgili araştırma önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: terapatik rekreasyon, yaşlı, boş zaman katılımı, boş zaman tatmini, yaşam tatmini, yaşam kalitesi, yapısal eşitlik modeli.

Boş zamanları değerlendirmeEşitlikRekreasyon+6
Tuba Sevil
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Concepts of liminality and communitas among Ashtanga Yoga practitioners

The term yoga has been used to define various practices of asceticism and philosophical doctrines that emerged within the civilizations of the Indus Valley. From Vedic to Modern eras of yoga history, all yoga practices have shared ritualistic elements and have been shaped by many factors such as religion, politics, geography, society, literature, and culture. All of these factors helped create what is known today as "modern yoga". This thesis focuses on the Modern Postural Yoga (MPY) school, "Ashtanga Yoga", founded by Shri K. Pattabhi Jois in Mysore, India, and practised widely and daily by thousands of people all around the world. It is known as a school of yoga that incorporates discipline, authority and devotion; compared to its contemporaries, it is a rather strenuous and transformational yoga practice. Despite being called a "modern" practice, it embodies the paraṃparā tradition and tapas practices dating back to the Upaniṣadic era. Tapas is the inner heat that is the source of transformation; achieving it requires discipline. Paraṃparā is the direct transmission of knowledge from the teacher to student (guru-śiṣya) that requires trust, obedience, and devotion. Authority of the teacher, obedience of the student, and devotion to the practice is necessary in order to experience the essence of this seemingly physical practice. Paraṃparā aspect and the strict physical practice of Ashtanga Yoga is analyzed through Van Gennep's "rites of passage", placing Victor Turner's concepts of "liminality and communitas" at the centre of its anthropological approach, and investigating the practice as a "secular healing ritual", as seen by Elizabeth De Michelis. The analysis shows that Ashtangis share the same symbolic language and values without any discrimination of gender or status; they form communitas, experiencing similar effects and benefits of their practice every day with other Ashtangis. This research is the first attempt in Turkey to discuss a widely practised MPY school in terms of its history, practice, and its relevance to the concepts of liminality and communitas. Keywords: Communitas, Liminality, Rites of Passage, Ashtanga Yoga, Yoga, Modern Postural Yoga, Paraṃparā, Ashtangi, tradition, modernity, community, devotion, authority, discipline, obedience.

Ashtanga yogaEqualityLiminality+4
Gülnihal Özdener
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Ethnocultural freedom and equality: Being a member of the Muslim minority in Canada

Ethnocultural freedom and equality in light of Kymlicka's multicultural citizenship theory, which provides a liberal framework for the just and fair treatment of minority ethnocultural groups. Kymlicka divides minority ethnocultural groups into two basic categories: national minorities or indigenous peoples and polyethnic or immigrant groups. According to this categorization, whereas national minorities or indigenous peoples deserve self-government rights, polyethnic groups deserve cultural rights to maintain their ethnocultural particularity and establish an equal and fair relationship with the Anglophone majority. Conducting qualitative analysis, I have arrived at several important findings. These include findings related to ethnocultural freedom and equality of Canadian Muslims and the impacts of Islamophobia on them. First, the Canadian Muslim community is quite diverse, consisting of different ethnocultural backgrounds. This is the natural result of Canada's immigration policy. Second, this diversity has not avoided them developing three main common polyethnic demands, which are freedom to pray, eat halal and wear hijab. This study shows that these polyethnic demands have been fairly accommodated by the Anglophone majority. Third, Canada is not immune to global surge in anti-Muslim hate crimes and this trend is very likely to undermine Canadian Muslims' ethnocultural equality and freedom to exercise the mentioned polyethnic demands.

Minority rightsMinoritiesEthnic minority+6
Yusuf Nebhan Aydın
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okullarının yönetiminde duygusal standartlar

Bu çalışmanın amacı, Çanakkale ilindeki ilköğretim okulu yöneticilerinin duygusal standartları oluşturma düzeyleri ve karşılaştıkları sorunları belirlemektir.Araştırma 2009?2010 eğitim-öğretim yılında Çanakkale ili Ayvacık ilçesinde bulunan 4 ilköğretim okulunun müdür, müdür yardımcısı, OGYE'den sorumlu 2 öğretmen, öğrenci meclisi temsilcisi ve okul-aile birliği başkanlarıyla görüşmelerle yürütülmüştür.Duygusal standartları oluşturma düzeylerini belirlemek için görüşmecilerle yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile veriler toplanmıştır. Görüşmeler sırasında ses kayıt cihazı kullanılmıştır. Toplanan nitel veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir.Nitel verilerin analizi sonucunda ilköğretim okul yöneticilerinin duygusal standartları oluşturmaya çalıştıkları, bunun için öncelikle öğrenciyi fiziki şartlar, maddi şartlar, ailevi durumu gibi bütün yönleriyle tanımak gerektiğini belirtmişlerdir. Duygusal standartları oluştururken öğretmen, öğrenci, veli ve çevre ile işbirliği sağlamanın gerekli olduğu ve işbirliği için çabaladıkları görülmüştür. Eşitlik, farklılık, dürüstlük, katılımcılık ve adalet gibi duygusal standartlar bütün görüşmeciler tarafından ortak görüş olarak bildirilmiştir.

AdaletDoğrulukDuygu+9
Nazan Uslu
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İş Hukuku'nda eşitlik ilkesi

Bu çalışmanın konusunu, Türk ve Uluslararası İş Hukuku sistemlerinde yer alan eşitlik ilkesi oluşturmaktadır. İlk çağlardan günümüze kadar oluşan toplumlar, heterojen bir yapıya sahip olup, kişi veya kişi grupları benzer özelliklere sahip değildir. Hem ülkemizde hem de dünyada, kişi veya kişi grupları başka bir kişi veya kişi grubu ile arasında bulunan fiziksel durumdan, bulundukları konumdan, düşünce yapılarından veya başka sebeplerden oluşan farklılıklardan dolayı ayrımcı davranışlara maruz bırakılmıştır. Özellikle çalışma hayatında kişi veya kişi gruplarının maruz kaldığı ayrımcılıkların artmasıyla, eşitlik ilkesine ihtiyaç geçmişten günümüze kadar artarak devam etmiştir. Eşitlik ilkesinin bir gereği olarak ayrımcılık yasağı getirilerek, Türk ve Uluslararası Hukuk Sistemlerinde işverenin karşı yükümlülükleri ve yaptırımları kanunlardaki düzenlemelerde yerini bulmuş, işçi korunmaya çalışılmıştır. Çalışmada, Türk, Avrupa Birliği ve Amerikan hukuk sistemlerinde yer alan kanunlar ve uluslararası belgeler ışığında işçinin maruz kaldığı ayrımcılıklar ve bunlara karşı alınan önlemler ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: Türk Hukuku, Avrupa Birliği Hukuku, Amerikan Hukuku, Eşitlik İlkesi, Ayrımcılık Yasağı

Amerikan hukukuAvrupa Birliği hukukuAyrımcılık+5
Gizem Özcan Ataş
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2021
00

Related subjects