Eski Türk edebiyatı

486 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Klâsik Türk şiirinde tîg redifli kasîdeler üzerine bir inceleme

Klâsik Türk şiir tarihi, geçmişe dayalı bir gelenektir ve bu geleneğe ait nazım şekilleri içinde kasidelerin rolü büyüktür. Şiirin tamamlayıcısı olan belge redifler kaside nazım şeklinin önemli unsurlarındandır. Bu çalışma, birbirine nazire olarak söylenilen tîg redifli kasideleri içermektedir. Kılıç anlamına gelen tîg kelimesi Osmanlı döneminde savaş kültürünü yansıtan önemli unsurlardandır. Klâsik Türk şiirinde seyf, şemşir, hüsam gibi kelimelerle de adlandırılan kılıç; adâlet ve kılıç, bilgi ve kılıç, cesaret ve kılıç, dil ve kılıç, dini inanç ve kılıç, dostluk ve kılıç, düşmanlık ve kılıç, güç ve kılıç, yiğitlik ve kılıç şeklinde metinlerde yer alır. Çalışmada öncelikle tîg tanım ve tavsif edilerek Osmanlı döneminde kılıç etrafında oluşan kültürün Klâsik Türk şiirindeki tezahürü üzerinden kasidelerde memduh-rig ilişkisi zihniyet bağlamında incelenmiştir. İncelemede esas alınan metin sayısı yedi olup bunlardan ilki, 15. yüzyıl şairi Necâtî Bey'e aittir ve zemin şiir olarak kabul edilir. Bu kasideyi takiben incelenen şiirler kronolojik olarak sıralandığında 16. yüzyılda Lâmi'î Çelebi, Hayâli, Mahremi, Üsküplü İshâk Çelebi, Emânî ve Üsküplü Atâ tarafından söylenildiği görülmektedir. Çalışmada nazire geleneği içinde söylenilen bu kasideler benimsenen yöntemsel model çerçevesinde birbiriyle mukayese edilerek ortak, benzer ve farklı özellikleri tablo ve grafiklerle ortaya konulmuştur. Yürütülen çalışmada, şairlerin kasidelerinde işlenen tabiat olaylarına, kozmik unsurlara, örf ve adetler ve İslâmî değerlere felsefi açıdan yaklaşılarak şiirin zihniyetini oluşturan unsurlar ortaya konuldu. Anahtar Kelimeler: Klâsik Türk şiiri, Kaside, Nazire, Redif, Tîg

Dil bilgisiDil bilimEski Türk edebiyatı+6
Halil Gündeş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

15. YY.da yazılmış bir şiir mecmuası gramer-metin-dizin

XV.yy. Türk dili açısından önemli şair ve ediplerin yetiştiği bir dönemdir. Tasavvuf akımının etkili olduğu bu dönemde Anadolu coğrafyasında boy gösteren Yunus Emre, Şeyyad Hamza, Eşrefoğlu Rumi gibi kimi şairler verdikleri eserlerle Türk dilinin gelişimine önemli katkılar sağlamış, kalıcı eserler bırakabilmiştir. Bu şairler ve şiirlerin kimisi öne çıkarak sonraki nesillerce de tanınır, bilinir olmuş, kimileri ise fazlaca tanınmayıp geri planda varlığını sürdürmüştür. Geçmiş yüzyıllarda Türk diliyle yazılmış el yazması eserlerin günümüz diline aktarılması, edebiyat ve şiir gibi dil malzemesinin incelenmesi açısından uygun alanlarda dahi tümüyle gerçekleştirilememiştir. Dünyanın çeşitli yerlerindeki kütüphanelerde Türk dilinde yazılmış, varlığı bilinmekle birlikte henüz detaylı olarak incelenmemiş elyazması eserler bulunmaktadır. Bu eserlerden epey bir kısmı edebiyat ve dil araştırmacıları tarafından ortaya çıkarılmış, incelenmişse de bir kısım yazma eserler halıhazırda günümüz yazı çevrimine aktarılmayı ve incelenmeyi beklemektedir. Bu alandaki çalışmalar, yazmaların ait olduğu dönemin belirleyici özelliklerinin tespit edilmesi bakımından değerli olup, ayrıca örnek zenginliğine katkı sağlayacaktır. XV. yy.da yaşamış bir şair olan Halilî'nin yazdığı "Furkatname" adlı eserin Staatsbibliothek zu Berlin Preuβischer Kulturbesitz "Berlin Devlet Kütüphanesinde (Prusya Kültür Mirası) bulunan nüshası araştırmacılarca olarak incelenmiştir. Ancak söz konusu yazmanın sonunda Fürkatname bütünü dışında olduğu anlaşılan ve farklı şairlerin şiirlerinin bulunduğu bir ayrı bölüm daha vardır. Yapılan bu çalışmada bir bütün olarak söz konusu yazma sonundaki tüm şiirlerin üzerinde gramer çalışması ve dil incelemesi yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Türk Dili, 15. yy. Türk şiiri, Eski Anadolu Türkçesi, dil yapısı, gramer özellikler

15. yüzyılDergilerEski Türk edebiyatı+3
Muharrem Tekne
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

17. yüzyıl Türk edebiyatında gazel

Bu tezde, XVII. yüzyılda yaşamış olan klasik edebiyat şairlerinden tespit ettiğimiz 12 şaire ait 3779 gazel şekil ve muhteva yönünden incelenmiştir. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır.Giriş kısmında gazelin tanımı, özellikleri ve Arap, Fars, Türk edebiyatındaki tarihi gelişimi üzerinde durulmuştur.Birinci bölümde, gazel şekil özellikleri kapsamında vezin, kafiye, redif, terkipler, mahlas, beyit sayısı, teknik gibi çeşitli yönlerden incelenmiş olup elde edilen bilgiler tablo ve grafiklerle desteklenmiştir.İkinci bölümde ise gazellerin muhtevası ayrıntılı olarak incelenmiştir. İncelenen gazeller konularına göre aşk, sevgili, tasavvuf, hikmet, tabiat, kozmik unsurlar, rintlik, kişi tavsifi, mekân tavsifi ve diğer konular olmak üzere on başlık altında toplanmıştır. Bu bağlamda gazellerin konularına ait sayısal ve sözel veriler tablo ve grafiklerle desteklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Gazel, 17. yüzyıl, Şekil, Muhteva.

17. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+3
Handan Ayangil
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum Hasan Paşa Yazma Eserler Kütüphanesi 19 hk 2211 numarada kayıtlı şiir mecmûası (inceleme- metin ve MESTAP'a göre tasnifi)

Mecmû'alar, Klasik Türk edebiyatının ana kaynaklarını destekleyici kaynaklar olmaları bakımından oldukça önemli eserlerdir. Antoloji niteliğindeki bu eserler mürettiblerinin edebî zevki penceresinden oluşturuldukları devre ışık tutmaları bakımından paha biçilmezdir. Tezimizin konusu olan Çorum Hasan Paşa Yazma Eserler Kütüphanesi 19 Hk 2211 numarada kayıtlı Mecmû'a bir şiir mecmû'asıdır. Eser iki ayrı Mecmû'a görünümünde ve toplam 173 varaktan oluşmaktadır. Yaptığımız numaralandırmaya göre toplam 707 şiir/şiir parçasından oluşmaktadır. Mecmû'a'da 15-17. yüzyıllar arasında yaşamış 118 farklı şaire ait şiirlerin olduğu tespit edilmiştir. Nitekim kime ait olduğu tespit edilemeyen 46 şiir/şiir parçası bulunmaktadır. Yaşadığı yüzyıl tespit edilemeyen şairlerin de bu yüzyıllar arasında yaşadığı düşünülmektedir. Çalışmada mecmû'alar hakkında genel bilgiler verilmiş, 19 Hk 2211 numaralı Mecmû'a tanıtılmış ve incelenmiştir. Mecmû'a'nın çeviri yazılı metni verilmiş ve MESTAP'ın önerdiği şekilde dökümü yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmû'a, Mecmû'a-i Eş'âr, MESTAP Bilim Kodu: 31402

DergilerEdebiyat dergisiEski Türk edebiyatı+7
Herdem Kaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu 06 Mil Yz A 3616 numarada kayıtlı Şiir Mecmû'ası (İnceleme-metin ve MESTAP'a göre tasnifi)

Mecmûʻâlar; tarih, edebiyat, tıp, güzel sanatlar, din, sosyal yaşam ve insanlık gibi pek çok alanda insanlara kaynaklık eden eserlerdir. Böyle önemli eserlerin incelenip gün yüzüne çıkarılması da alan yazını için oldukça önemlidir. İncelediğimiz Mecmûʻa, Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu'nda 06 Mil Yz A 3616 yer numarasında Mecmûʻa-i Eş'âr adı ile kayıtlıdır. Eser, dinî unsurlar ihtiva etmektedir. İçerisinde 4 mesnevi, halk şiiri nazım şekillerinden koşma biçimiyle ilâhî türünde yazılmış 9 adet koşma, divan şiiri nazım şekliyle yazılmış olan 7 gazel ve biçimi tespit edilemeyen 1 adet ilâhî bulunmaktadır. Mensur kısımlarda ise akıl baliğ olanların bilmesi gereken farzlar, vacipler ve delilleri, Allah hakkında bilinmesi gereken farz ve vacipler, peygamberler, din ve iman vd. hakkında bilinmesi gereken vacipler ve Şeyh Hasan Basrî'den rivayet olunan 54 farz risâlesi bulunmaktadır. Eserin dil özelliklerinden 17. yy.da meydana getirildiği düşünülmektedir. Çalışmamızda mecmûʻalar hakkında bilgiler verilmiş, Türk edebiyatında mecmûʻaların öneminden bahsedilmiş ve konu edilen 06 Mil Yz A 3616 numaralı yazma tanıtılarak incelenmiştir. İnceleme sonucu elde edilen veriler, çeviriyazılı metin şeklinde verilmiştir. Anahtar Kavramlar: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmûʻa, Mecmûʻa-i Eşʻâr, İlâhî, Mesnevi.

17. yüzyılEski Türk edebiyatıMecmu`a-i Eş`ar+6
Gülsemin Eren
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Recâyî'nin Menâkıb-ı Çehâr-yâr'ı (İnceleme-metin 1b-53b)

Menkabe, Hz. Peygamber'in (s.a.v.), din büyüklerinin, kahramanların, tarihî şahsiyetlerin üstün vasıflarını, ahlakî meziyetlerini ve olağanüstü hallerini anlatan edebi bir türdür. Türk İslam edebiyatındaHz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali hakkında yazılmış olan menkabelere menâkıb-ı çehâr-yâr denir. Türk İslam edebiyatı alanında muhtevası dört halife olan birçok eser te'lif edilmiştir. 15. yüzyılda Recâyî tarafından yazılmış olan Menâkıb-ı Çehâr-yâr da bu türde te'lif edilmiş eserlerden biridir. Kaynaklarda Menâkıb-ı Çehâr-yâr'ın yazarı Recâyî'nin hayatına ve eserlerine dair kesin bilgi bulunmamaktadır. Dört halifenin hayatında yaşanan olaylardan ve faziletlerinden bahseden bu eser, 2372 beyitten oluşan bir mesnevidir. Bu çalışmada, mesnevinin 1-1125 beyiti incelenmiştir. Tek nüshası tespit edilebilen eser, Hacı Selim Ağa Yazma Eserler Kütüphanesinin Kemankeş Koleksiyonunun 411 numarasında bulunmaktadır. Eser 15. yüzyılda yazılmış olmasından dolayı Eski Anadolu Türkçesi özelliklerini yansıtmaktadır. Eserde menkabeler arasında geçiş yapılırken herhangi bir başlık kullanılmamıştır. Bölümler arasında birer satırlık boşluk bırakılmıştır. Müellif dört halifenin menkabelerini oldukça sade ve anlaşılır bir üslup ile kaleme almıştır. Eserde, halifelerin üstün özellikleri anlatılmıştır. Hz. Ebubekir'in dürüstlüğü, Hz. Ömer'in adaleti, Hz. Osman'ın hayâsı ve Hz. Ali'nin cesareti ve yiğitliği konu edilmiştir. Menâkıb-ı Çehâr-yâr adlı bu çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde menkabe kavramı açıklanmış ve dört halifenin hayatları hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, Recâyî, hayatı ve eserleri genel başlığı altında eserin adı, yazılış tarihi, türü, yazılış sebebi, beyit sayısı ve incelenen beyitler ile eser oluşturulurken kullanılan edebi sanatlar, arkaik kelimeler ve imla özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Aynı bölümde eserdeki menkabelerde anlatılan olaylara değinilmiştir. Çalışmamızın ikinci ve son bölümünde eserin transkripsiyonlu metnine yer verilmiştir.

Eski Türk edebiyatıMenakıb-ı Çeharyar-ı GüzinMenakıbname+3
Fatıma Keleşoğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi'nde iç Egeden bir kent: Karahisâr-ı Sâhib

"Evliyâ Çelebi'nin Seyahatnâmesi'nde İç Egeden Bir Kent: Karahisâr-ı Sâhib" adlı tez, Seyyâh-ı Âlem Evliyâ Çelebi'nin "Şefaat Ya Resulallah" diyececeği yerde "Seyahat Ya Resulallah" dediği meşhur rüyasının ardından başladığı seyahatinin neticesinde ortaya koyduğu on ciltlik eseri olan Seyahatnâme'nin dokuzuncu cildinde yer alan Karahisâr-ı Sâhib adlı yerleşim yerinin, Evliyâ Çelebi'nin kendi döneminde kaleme aldığı şekli ile bugünkü durumunun karşılaştırılması esasına dayanır. Öncelikle Afyonkarahisar'ın coğrafi ve ekonomik özellikleri ile kısaca tarihinden bahsedilerek başlanılan tezin devamında, Karahisâr-ı Sâhib'in anlatıldığı ilgili bölümün Osmanlıca metni, transkripsiyonu ve günümüz Türkiye Türkçesine çevrimi yer almaktadır. Devamında "Afyonkarahisar'ın Bugünkü Durumu" başlığı altında ise Evliyâ-yı bî riyâ b. Derviş Muhammed Zıllî'nin bu yerleşim yeri hakkında yazdıkları ile bugünkü durumu geniş bir şekilde (kale, camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, bedestenler, türbeler, ilçeler) kıyasa tabii tutulmuştur. Ayrıca ilgili metnin daha iyi anlaşılıp daha iyi aktarılmasına yardımcı olmak için, metinde anlamlarını vermeyi uygun gördüğümüz sözcükler, "kelimeler ve kavramlar" ve "sözlük" başlığı altında açıklanarak, anlaşılmanın kolaylaştırılması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimler: Ege Bölgesi, İç Ege Bölümü, Karahisâr-ı Sâhib (Afyonkarahisar), Seyahatnâme, Evliyâ Çelebi

AfyonkarahisarEge bölgesiEski Türk edebiyatı+4
Şule Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Ege adalarında klasik Türk şiiri ve şairler

Türkiye ile Yunanistan'ı birbirine bağlayan Ege Denizi, Osmanlı devrinde Adalar Denizi olarak anılmış ve orada bulunan adaları kapsayan sahaya da Cezâyir-i Bahr-i Sefîd eyaleti denilmiştir. XV. yüzyılda ilk Osmanlı fetihlerinin görüldüğü Ege, XVII. asırda tamamen Türk iç denizi hâline gelmiştir. XX. yüzyıla kadar süren bu hâkimiyet, Osmanlı'nın tarih sahnesinden çekilmesiyle sona ermiştir. Ege Denizi'ndeki adaların çoğu Lozan Antlaşması başta olmak üzere farklı antlaşma ve savaşlarla Yunanistan'a bırakılmıştır. Osmanlı dönemi Ege adaları Müslüman Türk, Ortodoks Rum, Katolik Latin ve Yahudi halkıyla kozmopolit bir yapıya sahiptir. Bu çok renklilik konuşma dilinden edebiyata, sosyal yaşantıdan mimariye uzanan bir "Ada Kültürü" ortaya çıkarmıştır. Hazırlanan bu tezde günümüzde Yunanistan sınırlarında bulunan Eğriboz, Girit, Limni, Midilli, Rodos, Sakız, İstanköy, İşketoz ve Semadirek adaları incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci kısmında; bahsedilen adaların fetih öncesi durumu, fethi ve elden çıkışına kadarki tarihî serencamı muhtasar şekilde anlatılmıştır. Ayrıca Osmanlı'nın adalara Türk İslam kimliği kazandırmak için yaptığı iskânlar, imar faaliyetleri, adalardaki sufi oluşumlar gösterilmiştir. Yine adaların dînî, edebî ve kültürel yönünü canlandıran kişiler ile dergâh ve konak gibi edebî mahfillerine işaret edilmiştir. Tezin ikinci bölümünde Osmanlı döneminde bu dokuz adada doğanlar ile başka yerde doğsa bile farklı sebeplerle adalara gelmiş ve orada vefat edip defnedilmiş 107 şairin biyografileri yazılmıştır. Klasik kaynaklar ve güncel tetkikler arasında çapraz okumalar yapılarak doğru hayat hikâyeleri oluşturulmaya çalışılmış ve şairlere ait örnek şiirler sunularak şairlik yönleri gösterilmiştir. Ayrıca sahip oldukları eserler ve mevcut vaziyetleri hakkında bilgi verilerek bir bibliyografyanın oluşmasına imkân sağlanmıştır. Üçüncü bölümde ise adaların adalı şairlerin şiirlerindeki yeri araştırılmıştır. Belirlenen şairlerin divan ve manzum eserleri taranarak; adalar coğrafyası, adaların dînî, tasavvufî, sosyal ve kültürel yapısı, gayr-i müslimlerle ilişkiler, şairlerin aşka ve güzelliğe bakışı gibi konular pek çok alt başlıkta tematik olarak incelenmiştir.

BiyografiEge DeniziEge adaları+6
Amet Molla Memet
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Reşid Mehmed Efendi Divançesi

Bu çalışmada, XVIII. yüzyıl hattat şairlerinden Reşid Mehmed Efendi'nin hayatı, edebî kişiliği ve Divançe'si incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Reşid Mehmed Efendi'nin hayatı hakkında bilgiler verilip edebî kişiliği incelenmiştir. İkinci bölümde Divançe'nin incelemesine yer verilmiştir. Divançe'deki nazım şekilleri ve türleri, ahenk özellikleri, dil ve üslup özellikleri ve muhteva özellikleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde Divançe metni, dördüncü bölümde transkripsiyonlu metin verilmiştir. Bu çalışma ile kaynaklardan yapılan araştırmalar ve Divançe'den hareketle Reşid Mehmed Efendi'nin Türk Edebiyatı içindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır.

18. yüzyılBiyografiDivan edebiyatı+7
Elif Taşkıran
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk edebiyatında Gülşenî gelenek: Şairler, eserler, kavramlar

Gülşenîlik, Halvetîliğin Rûşeniyye kolundan türeyen ve temelleri İbrahim Gülşenî tarafından Mısır / Kahire Bâbüzüveyle'deki tekkede atılan bir tarikattır. Gülşenîlik, Osmanlı şairlerinin en çok itibar ve intisap ettiği tarikat olmasıyla tasavvuf şiiri açısından önemli bir yere sahiptir. Gülşenî şairlerin meydana getirdikleri eserleri dinî edebiyat bakış açısıyla ele alarak bu tarikatın edebî birikimini bir bütün olarak değerlendirmenin amaçlandığı tezimizde Gülşeniyye tarikatı hakkında genel ve öz bir malumat verilmiş, Gülşenîliğin etkili olduğu 16. - 20. yüzyıllar arasında manzum eser veren şairler ve bu şairlerin Türk edebiyatına kazandırdığı edebî birikim ortaya konmuştur. Gülşenî şairlerce yazılmış manzum eserler dil, üslûp, vezin, nazım şekilleri, nazım türleri gibi edebî yönlerden ve eserlerdeki dinî-tasavvufî kavramlar üzerinden incelenmiştir.

Edebi eserlerEski Türk edebiyatıGülşeni+6
Salih Yılmaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Remzî Dîvânı(İnceleme-metin)

Çalışmamızda XVI. yüzyıl dîvân şâirlerinden olan Bursalı Remzî Çelebi'nin hayatı, sanatı ve edebî kişiliği hakkında bilgi verilerek, Dîvân'ın çeviri yazısı ve incelenmesi yapılmıştır. Bu çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın Giriş bölümünde şâirin yaşadığı dönem genel hatlarıyla ele alınmış ve edebiyatımızda "Remzî" mahlasını kullanan diğer şâirler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde şâirin adı, mahlası, doğum yeri, doğum tarihi, memleketi, ailesi, eğitim hayatı ve hocası, mesleği, vefatı, kabri ve hayatıyla ilgili diğer bilgiler ele alınmıştır. Daha sonra edebî şahsiyeti ele alınarak şâirin dil ve üslûbu hakkında bilgi verilip onu etkileyen şâirler ve diğer şâirlerle olan ilişkileri değerlendirilmiştir. Ardından Dîvân hakkında bilgi verilip nüsha tanıtımı ve nüshanın imlâ özellikleri aktarılmıştır. İkinci bölümde ise; eserin şekil ve muhteva yönünden incelenmesi yer almaktadır. Özellikle eserin en hacimli kısmını oluşturan gazellerde kullanılan vezinler, gazelleri oluşturan beyit ve mısra sayıları tablolar halinde gösterilmiştir. Diğer nazım şekilleri hakkında da detaylı şekilde bilgi verilmiştir. Eserin muhteva özellikleri içinde ise; din, tasavvuf, sosyal hayat, efsâneler ve rivayetler, şahsiyetler, tipler, milletler, ülkeler, şehirler, eserler, hayvanlar, bitkiler, kokular, âşık ve sevgili gibi konular değerlendirilmiştir. Ardından eserde kullanılan edebî sanatlar, atasözleri ve deyimler incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde metnin tesisinde dikkat edilen hususlar belirtilerek Dîvân'ın çeviri metni verilmiştir. Yaptığımız bu çalışma ile hakkında bilimsel olarak müstakil bir çalışma bulunmayan Remzî'yi ve onun bilinen tek eseri olan Dîvân'ını Türk edebiyatı tarihine kazandırmak amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: XVI. Yüzyıl, Remzî, Bursa, Dîvân Edebiyatı, Dîvân Edebiyatı Şairleri

16. yüzyılDivan edebiyatıDivanlar+4
Bahadır Kurt
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Süleymān-nāme (39. cilt) (Giriş-metin-dil incelemesi-dizin-tıpkıbasım)

Türkçenin tarihî seyri içerisinde önemli bir yeri olan, Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine geçiş özellikleri gösteren XV. yüzyılın ikinci yarısı ile XVI. yüzyılın ilk yarısını sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmek için çalışmaya değer bulduğumuz eser Firdevsî-i Rûmî'nin Süleymân-nâme'sinin 39. cildidir. Eser, Manisa İl Halk Kütüphanesi, Akhisar Zeynelzade Koleksiyonu, 45 Ak Ze 226 olarak kayıtlı olup içerisinde toplam altı cilt (37 - 42) vardır. Bunun yanı sıra eserin Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine Kitaplığı 1529 numarada kayıtlı 37 - 42. ciltleri içeren bir nüshası daha mevcuttur. Metnin çeviriyazısını yaparken eski harfli metinler üzerine yapılan çalışmalardan ve sözlüklerden faydalanılmıştır. Arap harfli orijinal metinden Latin harflerine aktarılan metnin dizini Cibakaya programı yardımıyla oluşturulmuş, kelime ve kelime gruplarının öncelikli olarak bağlamdaki anlamları verilmiştir. Dizin oluşturulduktan sonra metin üzerinde dil incelemesi yapılmış; metnin imla, fonetik ve morfolojik özellikleri tablolar hâlinde gösterilmiştir. Giriş bölümünde Firdevsî'nin hayatı ve eserleri, özellikle Süleymân-nâme'nin diğer ciltleri ve 39. cilt üzerinde ayrıntılı bilgi verilip metinde anlatılan olayların geniş bir özeti yapılmıştır. Daha sonra çalışmanın tıpkıbasım bölümü hazırlanmıştır. Yapılan çalışma ile eserin dil hususiyetleri ve söz varlığı bakımından Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine geçiş özellikleri gösterdiği tespit edilmiştir.

16. yüzyılDil bilgisiDil bilim+5
Sinan Kazancı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Muhibbî Dîvânı (3000-3500. gazeller) (Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük)

TEBDİZ ( Tarih ve Edebiyat Metinleri Bağlamlı Dizini ve İşlevsel Sözlüğü) projesi ile edebi metinlerdeki sözcüklerin anlamları bağlamdan hareketle sisteme kaydedilmektedir. Bu şekilde kelimelerin dönemsel kullanımlarına ışık tutularak dilin tarihsel gelişiminin takip edilmesi ve metinlerin daha kolay anlaşılıp yorumlanması hedeflenmektedir. Bu çalışmada Muhibbî'nin 501 gazeli (3000 – 3500. Gazeller), Kemal YAVUZ ve Orhan YAVUZ tarafından neşredilen "Muhibbî Dîvânı-Bütün Şiirleri" adlı eser kaynak alınarak TEBDİZ sistemine yüklenmiş ve kelimeler bağlam içerisinde değerlendirilmiştir. Oluşturulan bağlamlı dizin yardımıyla ilgili gazellerdeki unsurlar incelenmiş, beyitlerden örnekler verilerek bu unsurlar desteklenmiştir. Bu şekilde Muhibbî'nin iç dünyası, hayat görüşü ve sosyal hayata dair unsurlar incelenerek ortaya konulmuştur.

Dil bilgisiDil bilimEski Türk edebiyatı+4
Berna Süküt
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gedizli Azmi'nin Kitâb-ı Hiyel adlı Eseri

Kütahya şehrine bağlı Gediz'de asıl ismi "Murad" olan "Azmi" tarafından kaleme alınmış "Kitâb-ı Hiyel" adlı eser Klasik Türk Edebiyatının hikâye geleneği açısından gayet mühimdir. Nakli hikâyelerin yanı sıra Azmi'nin bizzat şahitlerinden duyduğu anlatılara ve olay mahalli Türkiye olan hikâyelere sahip olan bu eserin ilim dünyasına kazandırılması, edebiyatın yanında tarih ve sosyoloji alanları için de faydalı olacaktır. Çalışmamızda Klasik Türk Edebiyatındaki mensur hikâye geleneği hakkında bilgi verildi, Azmi'nin hayatı ve eserlerine değinildi, daha sonra "Kitâb-ı Hiyel" hakkında bilgi verilip eserin metni transkripsiyon alfabesiyle aktarıldı. Sonuç bölümündeyse kısa bir değerlendirme yapıldı. Anahtar Kelimeler: Azmi, Kitâb-ı Hiyel, Klasik Türk Edebiyatı, Mensur Hikâye.

AzmiEdebiyatEski Türk edebiyatı+4
Kerem Kervan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Hakkî Bursevî Nakdü'l-Hâl (151a-225b) inceleme-metin

Bu çalışmada, 17-18. yüzyıllarda yaşamış, Rûhu'l-Beyân adlı tefsîriyle meşhur olmuş İsmail Hakkî Bursevî'ye ait Nakdü'l-Hâl isimli eserin 151a-225b numaralı varakları transkripsiyon alfabesiyle yeni harflere aktarılmış ve metin muhteva yönünden incelenmiştir. Bursevî çokça eser kaleme almış velûd bir yazardır; tefsîr, hadîs, fıkıh, kelam, tasavvuf vb. alanlarda eserleri bulunmaktadır. Nakdü'l-Hâl isimli eseri vâridât türünde kaleme alınmış Arapça-Türkçe tasavvufî bir eserdir. Bir tür olarak vâridât, kaleme alan kişinin kalbine doğan duygu, düşünce ve ilhamların (vârid) yer aldığı eserlerdir. Bu eserde Bursevî vâridâtını kaleme alıp ayet-i kerîme, hadîs-i şerîf ve manzumelerle zenginleştirmiştir. Bursevî bu eserini vefatından birkaç yıl önce, 1721-1722 yıllarında kaleme almıştır. Eserin müellif nüshası bulunmamaktadır. Beş adet müstensih nüshasına ulaşılmıştır. Çalışmamızda İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'nde No. TY. 2153'te bulunan Hâfız İbrahim el-Fehmî'ye ait müstensih nüshası esas alınarak transkripsiyonu yapılmış, aynı kütüphanede bulunan No. TY. 2161'de kayıtlı nüsha ile Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi'ne bağlı Atıf Efendi Yazma Eser Kütüphanesi No. 1515'te bulunan müstensih nüshalarıyla mukâbelesi yapılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde Bursevî'nin yaşadığı dönem Osmanlı Devleti'nin siyâsî, kültürel ve ilmî durumu incelenmiştir. Birinci bölümde Bursevî'nin hayatı işlenmiş ve eserleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde mutasavvıflarca bilgi kaynaklarından sayılan keşf ve ilham ile rüya konusu işlenmiştir. Devamında vâridât türü ve Bursevî'nin vâridât türünde yazılmış eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde; Nakdü'l-Hâl işlenmiş ve nüsha tavsifi yapılmıştır. Devamında ise "Nakdü'l-Hâl'de Mânâ ve Mefhûm" başlığı altında Nakdü'l Hâl'in incelediğimiz varaklarında yer alan tasavvufî kavramlar hakkında Bursevî'nin yaptığı açıklamalara yer verilmiştir. Tez çalışmasının dördüncü bölümünde metnin transkripsiyonu yapılmış, orijinal sayfaları verilerek çalışma tamamlanmıştır.

Dil bilgisiDil bilimEski Türk edebiyatı+7
Beyzanur Tuna
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Hakkî Bursevî - Nakdü'l-Hâl (225a-298a) inceleme - metin

İsmail Hakkî Bursevî, Osmanlı tarihinin en velûd müelliflerinden olup, birçok alanda eser telif etmiştir. Mutasavvıf bir şair olması yönüyle de vâridât türünde pek çok eser kaleme almıştır. Vârid kelimesinin çoğulu olan vâridât, kulun çabası ve kastı olmaksızın gaybdan kalbine gelen manalar anlamına gelmektedir. Hazırlanan bu çalışma, İsmail Hakkî Bursevî'nin 1133/1721 - 1134/1722 yıllarında vâridât türünde kaleme aldığı Nakdü'l-Hâl adlı eserinin 225a-298a varaklarının transkripsiyonlu metin çevirisidir. Eserin müellif nüshası bulunmamaktadır. Çalışmada esas alınan nüsha, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe Yazmalar 2153 numarada kayıtlı olan nüshadır. Metne tam ve doğru olarak ulaşabilmek amacıyla İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkça Yazmalar 2161 numaralı nüsha ile Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Âtıf Efendi Bölümü 1515 numaralı nüsha esas nüsha ile mukayese edilmiştir. Nakdü'l-Hâl eserinin transkripsiyonlu metnini edebiyat sahasına kazandırmak amacıyla hazırlanan bu çalışmada; genel hatlarıyla Bursevî'nin yaşadığı dönem ve hayatı hakkında bilgi verilmiş, akabinde metne dair mana ve mefhum bölümü oluşturulup eserdeki tasavvufî terimler hakkında bilgi verilmiştir. En son olarak eserin transkripsiyonlu metin çevirisi, ardından orijinal sayfalar verilerek çalışma sonlandırılmıştır.

Dil bilgisiDil bilimEski Türk edebiyatı+7
Hilal Bayalan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Peygamber kıssalarının klasik Türk şiirine yansımaları

Divan şairleri, mensup oldukları toplumsal yapının bir parçası olarak İslam dini ve kültürüyle yetişmiş ve eserlerini bu kültürel birikimden faydalanarak meydana getirmişlerdir. Bu kültürel birikimin bir parçası olarak, kaynakları Kur'an'a ve hadis kitaplarına dayanan peygamberler ve kıssalarının söz konusu edebî faaliyet içinde sıklıkla kullanıldığını, çeşitli benzetmeler ve telmihler yoluyla eserlerde işlendiğini görmekteyiz. Buna bağlı olarak bu çalışmanın amacı; gazel ve kaside nazım biçimiyle yazılmış şiirlerde peygamberler ve kıssalarının hangi yönleriyle nasıl işlendiklerini, en çok hangi peygamberlerin hangi kıssalarıyla ele alındıklarını ortaya koymak ve irdelemektir.

Eski Türk edebiyatıKlasik Türk edebiyatıPeygamberler
İshak Taşdelen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

18.yy siyasi hayatının klasik Türk şiirine etkileri

Edebî eserler, bir milletin geçmişini, medeniyet vasıflarını ortaya koyan çok önemli kaynaklardır. Bir milletin medeniyet vasfını, sanatkârlarına, yazar ve şairlerine, bestekârlarına; yani sanat eserlerine bağlı olarak değerlendirmek, yanlış bir tutum olmayacaktır.Edebî eserin bizatihi kendisi, öznel olması yönüyle, tarih bilimine kaynaklık eden yazılı metinlerden ayrılmaktadır. Bunun içindir ki; bir olayın değerlendirilmesi, vakanüvislere göre farklı şair ve sanatkârlara göre farklı olacaktır. Zira sanatkârın arzu ve telaşı, dış dünyanın mutlak gerçekliğinden ziyade, onun kendisi zâviyesinden görünümü ve yansımasıdır. Dolayısıyla, tarihî bir metindeki doğruluk, divanlarda yer alan bir manzumede, şairin içinde bulunduğu cemiyet hayatı ve bu hayatın şartları; şairin görev yaptığı makam ve o anki hâlet-i ruhiyesine göre değişecek ve şekillenecektir.Bu çalışmamızda, divan şairlerinin siyasi olay ve kişilere yaklaşımını, onlar karşısında tutum ve davranışlarını, içinde bulundukları şartları da göz önünde tutarak değerlendirmeye çalışacağız. Zira divan edebiyatına isim veren ve şairlerin şiirlerinin toplu olarak bulunduğu divanlar, özellikle bu divanlardaki kasideler ve tarih kıt'aları, sadece edebiyat araştırmacısı için değil, tarih bilimcilerinin, sosyo-kültürel alanda çalışmalar yapan araştırmacıların da faydalanabileceği hususiyetleri ihtiva etmektedir.18. yüzyıl siyasî hayatının divanlara yansıması ve etkilerini konu alan tez çalışmamızda, 54 divan üzerinde yapılan çalışmaları (kitap, doktora tezi ve yüksek lisans tezi) inceledik. Bunların dışında, bu yüzyıla ait 44 divan daha tespit etmemize rağmen, bazıları üzerinde tenkitli metin çalışmasının yapılmaması ve bazılarının da çeşitli sebeplerden dolayı YÖK tarafından kısıtlanması sonucu, bu divanları inceleme şansımız olmadı. Tespit edebildiğimiz ve inceleyemediğimiz diğer divanlar, araştırmamızın problemleri bölümünde ayrıca gösterilmiştir.Çalışmamız, dört ana bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler,1. 18.Yüzyıl Divan Şairlerinin Dönemin Devlet Adamlarına Bakışı2. 18.Yüzyıl Divanlarında Yer Alan Siyasi Olaylar3. 18. Yüzyıl Sosyal Hayatında Meydana Gelen Bozulmaların Siyasete Yansıması4. Şair ve Siyaset İlişkisibaşlıklarını taşımaktadır.Şairlerin devlet adamlarını ve siyasi gelişmeler karşısındaki tutumları, bir bütün halinde verilmiş, aynı şahıslara ve olaylara farklı şairlerin bakış açıları ortaya konulmaya çalışılmıştır.Bunların değerlendirmeleri gerek ilgili bölümde ele alınmıştır.Bu tutum ve davranışlarda,bakış açılarında bir edebî eser ile tarih belgesi arasında ne gibi farklılıklar olabileceği, olay ve kişilere bakışlardaki farklılıklardan yola çıkılarak genel değerlendirmenin yapıldığı sonuç kısmında ayrıca ele alınıp değerlendirilmiştir.Sosyal Hayattaki Bozulmaların Siyasete Yansıması bölümünde ise, halkın yaşayış ve kültür özelliklerinden ziyade, konumuz gereği, siyasi gelişmelerin ve olayların halk tarafından algılanması yönü üzerinde durulmuş; bu meyanda, idarecilerin, halkın zihniyeti, tavırları şiirlerde aranmış ve ortaya konulmaya çalışılmıştır.Şair ve Siyaset ilişkisinin değerlendirildiği dördüncü bölümde ise, şairlerin hayatları ve bulundukları mevkileri ile siyasi ilişkilerinin divanlara yansıması ele alınarak, şair-siyaset ilişkisinin manzumelerde nasıl ve niçin yer aldığı tespit edilmeye çalışılmış; her şairin, hâmisi ve diğer siyasî kişilere yönelik yazdığı manzumelerin,şiir ve beyit bazında sayısı grafiklerle gösterilmiştir.Bu durum, şair-hâmî ilişkisini ortaya koymakta şüphesiz daha yol gösterici olacaktır.Divan sahibi olup da, manzumelerinde siyasi kişilere veya olaylara yer vermeyen şairlerin durumları da,yine her şairinin ismi altında teker teker ele alınmış ve değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: 18.yy Divanları, Siyasi Olaylar, Şair, Siyaset

18. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+6
Mesut Bayram Düzenli
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl Anadolu sahası Şu'arâ tezkireleri ışığında Bursalı şairler

Bu çalışmada Anadolu Sahası XVI. yüzyıl şu'arâ tezkirelerinde yer alan Bursalı şairlerin tanıtılması, Bursa'nın Türk edebiyatındaki yerinin ortaya konulması ve Bursa'da oluşan edebî kültürün gösterilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Bursa'nın kültürel envanterinin ortaya çıkarılmasına da katkıda bulunmuştur.1326 yılında Osmanlı hâkimiyetine geçen Bursa, bu dönemden itibaren Türk kültür coğrafyasının en önemli merkezlerinden birisi olmuştur. XVI. yüzyıl şu'arâ tezkirelerinde Bursalı çok sayıda şair hakkında bilgi verilmiştir. Tezkirelerde Abdî, Ahmed Çelebi (Pareparezade), Ahmed Paşa, Ali Çelebi, Anî, Âşık, Celîlî, Celîlî (Hamidîzâde), Cinânî, Dâ'î, Du'âyî, Dürrî, Emîrî, Fahrî, Fikrî, Firdevsî, Gazâlî, Halîlî, Hamdî, Harîmî, Harîrî, Hâşimî, Hevâyî, Hızrî, Hicrî, Hilâlî, Hilmî, Hilmî(Bostan), Hüsrevî, Iyanî, Kandî, Kâtibî, Kerîmî, Kudsî, Lâmi`î, Latîf, Lem`î, Lem`î, Medhî, Mehdî, Meylî, Mîrî, Necmî, Neşrî, Nevâlî, Nihâlî, Niyâzî, Rahîmî, Rahmî, Remzî, Resmî, Rızâyî, Riyâzî, Safâyî, Saffî, Safî, Sehâyî, Selmân, Subhî, Sun`î, Sun`î, Sun`î, Süleyman Çelebi, Şah Çelebi, Şemsî, Şevkî, Şeyhî, Şûkûfî, Ulvî, Ulvî(Yeğenoğlu), Zihnî olmak üzere yetmiş şair hakkında bilgi verilmiştir. Bu şairlerden yalnızca Ahmed Paşa ve Hızrî'nin Bursalı olup olmadığı belli değildir. Her iki şair de hayatlarının büyük kısmını Bursa'da geçirmişler ve ölmüşlerdir. Bursalı şairlerin sayısını diğer şehirlerde yetişen şairlerle karşılaştırdığımızda Bursa'nın Türk edebiyatındaki önemi kolaylıkla anlaşılabilmektedir.Bursa, Osmanlı'nın kuruluş başkentidir. 1365'ten 1402'ye kadar Edirne ile birlikte çifte başkentlik yapmıştır. Kuruluş döneminde padişahların fetih düşüncesi içinde olması, ülkenin yükselişe geçtiği dönemde Ankara Savaşı'yla fetret devrine ve İstanbul'un fethine kadar tekrar bir toparlanma sürecine girmesi şairleri maddi-manevi kollayıp gözeten padişahların edebiyatla ilgilenmesini engellemiştir. İstanbul'un başkent olmasıyla Bursa'da başta padişah ve şehzadeler olmak üzere şairleri kollayacak birilerinin kalmaması şehirde edebî muhitin oluşmasını engellemiştir. Ama tüm bunlara rağmen Bursa'da ciddi bir edebî kültür oluşmuştur. XVI. yüzyıl tezkirelerinde yetmiş bir Bursalı şaire yer verilmesi bunun en büyük göstergesidir.

16. yüzyılBursaEdebiyat+4
Ahmet Husrev Şentürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın dîvan şairlerinden Mihrî Hâtun, Leylâ Hanım ve Şeref Hanım dîvanları'nda sosyal hayat

Bu çalışmamızda Klasik Türk Şiiri'nde kadın Dîvan şairlerinden Mihrî Hâtun, Leylâ Hanım ve Şeref Hanım Dîvanları'nda sosyal hayat incelemesi ortaya koyulmuştur. Şairlerin dîvanları üzerine çalışılırken ?sosyal hayat? kavramının geniş bir alanı kapsadığını görmüş bulunduk. Bu durum bizi pek çok konu başlığı altında çalışmaya yöneltmiştir.Sosyal hayat ile ilgili yapılan çalışmalarda şiirlerin ortaya çıkarıldıkları dönem ile şairlerin yaşadıkları dönem özellikleri incelenen başlıklar arasındadır. İnsanların günlük yaşamlarından tutun, Osmanlı İmparatorluğu'nun sosyal ve siyasal işleyişine, gelenek ve görenekler, dil özellikleri, inanış ile ilgili kavram ve kurallar, yeme-içme, kılık-kıyafet, birçok alanda kullanılmış eşya, araç ve gereçler incelememizde yer almıştır.Kadın şairlerin dîvan şiirinde sayıca az olmaları onların ön plana fazlaca çıkamamalarına sebebiyet vermiştir. Buna rağmen onların yazdıkları şiirler dönemlerinde ve sonrasında kabul görmüştür. Yaptığımız bu çalışmayla kadın şairlerin dîvanlarını daha iyi anlama ve değerlendirme fırsatı bulmuş olmaktayız.XV. yüzyılda eser vermiş olan Mihrî Hâtun ve XIX. yüzyılda eser veren Leylâ Hanım ve Şeref Hanım ortaya koydukları eserleriyle, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi'nin belki de tarih kitaplarında yer almayan farklı bakış açısıyla değerlendirilmesine büyük katkıda bulunmuşlardır. Onların eserleriyle günümüze taşıdıkları sosyal hayat unsurları bizim ve bizden sonrakiler için kaynak teşkil etmektedir. İşte bu çalışmamızda Kadın Dîvan şairlerinden Mihrî Hâtun, Leylâ Hanım ve Şeref Hanım'ın Dîvanları sosyal hayat bakış açısıyla incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Leylâ Hanım, Mihrî Hâtun, Şeref Hanım, Dîvan Şiiri, Dîvan Edebiyatı, Sosyal Hayat, Kadın Dîvan Şairleri.

Divan şiiriDivan şiiriDivanlar+7
Jülide Bilir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

On Altıncı Yüzyıl ikili aşk mesnevilerinden Şâh u Gedâ (Bursalı Rahmî) Hüsn ü Dîl (Ahî) Şem ü Pervâne (Zâtî)'de tahkiye unsurları

Bugüne kadar nazım olarak ele alınıp incelenen mesnevilere bakıldığında bir taraftan da anlatma özelliği taşıdıkları görülür. Anlatma özelliği taşıyan eserler tahkiyeli eserler olarak değerlendirilir. Biz de bu düşünce doğrultusunda Osmanlı Edebiyatı için en parlak dönemlerden biri olan on altıncı yüzyıldan üç tane aşk konulu mesnevi seçerek onlarda bulunan tahkiye unsurlarını inceledik. Bu metinler Zâtî'nin Şem ü Pervâne'si, Bursalı Rahmî'nin Şâh u Gedâ'sı ve Âhi'nin Hüsn ü Dil'i adlı mesnevileridir.Çalışmamızda seçtiğimiz mesnevileri tahkiye unsurlarıyla karşılaştırdık. Bu karşılaştırmayı yaparken de seçmiş olduğumuz üç mesnevinin benzerlik ve farklılıklarını tespit edip roman ve hikâyelerle karşılaştırdık.Eserleri tahkiye unsurları olarak kabul edilen hikâye, anlatıcı, bakış açısı, şahıs kadroları, mekân, zaman ve anlatım teknikleri açısından inceledik. Ve çalışmamız sırasında hikâye ve romanlarda günümüzde kullanılan tekniklerin aslında incelediğimiz mesnevilerdeki şairler tarafındanda kullanıldığını gördük. Bu da bize mesnevilerin de tahkiyeli eserler kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği düşüncesini verdi. Hatta Türk Edebiyatındaki anlatı çalışmalarının mesnevilere dayandırılması gerektiği kanaatine ulaştırdı.Anahtar kelimeler: Mesnevi, tahkiye, hikâye, anlatıcı, anlatım teknikleri.

16. yüzyılAhiAnlatı+7
Nevin Coşkun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Şeyhi Divanı`ndan seçilen elli gazelin şerhi

Yaptığımız bu çalışma, 15. Yüzyıl şairlerinden Germiyanlı Şeyhî dîvânından seçilen elli adet gazelin şerhinden oluşmaktadır. Çalışmamız, Dîvân şiirinin kurucularından olan Şeyhî'nin dîvânınındaki gazellerin öneminin gösterilerek edebiyatımıza kazandırılması, anlaşılabilmesi ve hak ettiği değere kavuşması bakımından önem arz etmektedir.Dîvân şiirinin kurucu şairlerinden Şeyhî'nin dîvânı 2003 yılında Halit BİLTEKİN tarafından doktora tezi olarak transkribe edilmiştir.Çalışmamızın ilk bölümünde Şeyhî'nin yaşadığı 15. yüzyılın tarihî ve edebî yönden genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Ardından Germiyan kelimesi ve Germiyanoğulları hakkında bilgi verilerek Kütahya'nın konumu vurgulanmıştır. Daha sonra ise Şeyhî'nin hayatı, eserleri ve edebî şahsiyeti üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde de metin şerhine dair kısaca bilgiler verildikten sonra şerhe geçilmiştir.İkinci bölüm Şeyhî'nin elli adet gazelinin şerhinden oluşmaktadır. Bu gazelleri, Şeyhî'yi ve devrini yansıtacak şekilde seçmeye çalıştık. Genellikle yedişer beyitten oluşan gazellerin içinde beş beyitten oluşan gazeller olduğu gibi altı, sekiz ve dokuz beyitten oluşan gazeller de vardır.Gazel incelemesinde öncelikle bütün olarak gazelin tamamını verdik. Ardından beyit beyit incelemeye geçtik. Beyti önce nesre çevirip kelimelerin anlamlarını altına koyduk. Daha sonra da beytin açıklamasına geçilmiştir. Açıklamalarda, kelimelerin Dîvân şiirindeki kullanım alanları ve mânâları değişik kaynaklardan aktarılmıştır. Bundan sonra, bu anlamların ışığında şairin vurguladığı ve anlatmak istediği açıklanmaya çalışılmıştır. Kelimelerin ikinci anlamlarıyla oluşturulan anlam derinliklerine değinilmeye çalışılmıştır. Mümkün mertebe edebî sanatlar izâh edilmiştir.Çalışmamızda faydalandığımız eserler kaynakça kısmında belirtilerek dizin bölümü ve gazellerin eski metinlerinden örneklerle teze son verilmiştir.?Şeyhî Dîvânı'ndan Seçilen Elli Gazelin Şerhi? isimli çalışmam esnasında bana vermiş olduğu bilgi, destek ve yönlendirmelerinden dolayı tez danışmanım, Dumlupınar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi olan saygıdeğer hocam Yrd. Doç. Dr. Kadir GÜLER'e teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca, yüksek lisans çalışmalarım sırasında bana verdiği destekten ve zamanını benimle paylaşmasından ötürü sevgili eşim Müjgen Yakut ÇALIŞKAN'a ve sabırlarından dolayı kızlarım Ayşe Beyza, Fatma Zehra ve Dilârâ'ya minnet ve şükranlarımı sunarım.Anahtar Kelimeler: 15. yüzyıl, Germiyan, Germiyanoğulları, Kütahya, Şeyhî, Şeyhî Divanı, Elli Gazel, Şerh.

15. yüzyılDivan şiiriEdebiyat+6
Hüsamettin Çalışkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Fuzûlî'nin Türkçe divanında insan psikolojisi unsurları

Klâsik edebiyatın en önemli şâirlerinden Fuzûlî, yüzyılardır gerek sanatı, gerek poetikası, gerekse şahsiyetiyle araştırmacıların ilgi odağı olmuştur. Şiirindeki kudret, kendinden sonraki şâirleri etkilemiştir, etkilemeye devam etmektedir. Fuzûlî' nin şiirleri kadar kendisi de merak konusu olagelmiştir. Araştırmacılar şiirlerinde söylemek istediklerini, betimlediği duyguları değişik açılardan halen irdelemektedirler.Bu çalışmada Fuzûlî'nin şiirlerinde karşımıza çıkan insana dair bir takım his ve hasletlerin, insan psikolojisi unsurlarının incelenmesi söz konusudur. Öncelikle Fuzûlî'nin Türkçe Divanı taranmış, karşımıza çıkan ruh halleri tespit edilmiştir. Şâirin bu ruh hallerini işlerken yaklaşımı, divanın tamamından örneklerle ortaya konulmuştur.Çalışmada ele alınan ruh halleriyle ilgili temel bilgiler, tanımlar, izahlar söz konusu ruh hali işlenirken öncelikli olarak verilmiştir. Başka araştırmacıların söz konusu maddelerle ilgili değerlendirmeleri ile konuyla ilgili bilgiler zenginleştirilmeye gayret edilmiştir. Çalışmada ele alınan ruh halleri alfabetik olarak şöyledir: Ağlamak-gözyaşı dökmek-üzülmek, ah etmek, aşk, can vermek-fedakârlık, cefa çekmek-haksızlığa uğramak, huzur-huzursuzluk, insaf etmek-hoşgörülü olmak, gam-ıstırap çekmek, melâmet, pişmanlık, sabır, şükür, sevinç-mutluluk, utanma, ümitli olmak, vefa.Anahtar Kelimeler: Fuzûlî, Divan, Psikoloji, İnsan, Ağlama, Göz yaşı, Aşk, Acı çekmek.

Divan edebiyatıEdebiyatEski Türk edebiyatı+5
Zafer Karafil
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Feyzi Halil Paşazâde Divânı

Feyzî Halil Paşazâde 18. yüzyıl divan şairlerindendir. Osmanlı devletinde de#işik makamlarda görev almıştır. İlk olarak kalemden yetişmiş ve hacegân olmuş, daha sonra ise Cebeciler Katipli?ine geçmiş ve 1198'de(1784) vefat etmiştir. Hayatı hakkında yeterli bilgiye sahip de#iliz. Feyzî Bey, devlet görevinin yanı sıra sanata da ilgi duymuş ve ?Dîvân-ı Feyzî Bey? adında bir divan oluşturmuştur. Divanda 142 şiir bulunmaktadır. Çalışmamızın esasını şairin bilinen tek eseri olan bu divan oluşturmaktadır.Çalışmamızın birinci bölümünde Feyzî Halil Paşazâde'nin hayatı, edebî şahsiyeti ve eseri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise şairin 142 manzumesinin şekil, tür, vezin ve kafiye özellikleri belirlenmiş, bu bilgiler tablolarla somutlaştırılarak sunulmuş, böylece şairin Divan edebiyatı nazım şekilerini kullanma gücü ortaya konmuştur. Yine ikinci bölümde divandaki şiirlerin muhteva özellikleri ortaya çıkarılarak şairin duygu ve düşünce dünyası, dili kullanma gücü aydınlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde de divan, Osmanlı Türkçesi'nden günümüz Türkçe'sine transkripsiyon harfleriyle aktarılmış, böylece okuru orijinal metinle yüz yüze getirme imkanı sa?lanmıştır.Şiirleri 18. yüzyıl Divan edebiyatı gelene?i içinde de?erlendirmek gerekir. Çünkü şiirler, gerek muhteva gerekse biçim özellikleri bakımından yaşanılan yüzyılın siyasal, sosyal, kültürel ve edebi unsurlarını taşımaktadır. Bu bakımdan Feyzî Halil Paşazâde, şiirlerine aksettirdiªi duygu ve düşünce dünyasının yanı sıra 18. yüzyıl Divan edebiyatı geleneªini ve dil özelliklerini devam ettiren bir şair olarak incelenmesi gereken bir şahsiyettir.Anahtar Kelimeler: Divan edebiyatı, Dîvân-ı Feyzî Bey, Feyzî Halil Paşazâde, 18. yüzyıl.

18. yüzyılDivan edebiyatıEdebiyat+3
Ruken Eker
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Related subjects