European countries

86 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Fifty shades of grotesque: Anti-austerity movements in Europe after 2008

The aim of this thesis is to examine the anti-austerity protests that took place in seven European Union countries in the post-2008 Global Economic Crisis by bringing together the Social Movements literature and the Bakhtinesque concepts of grotesque and carnivalesque. The main argument of the thesis is that, from a Bakhtinesque perspective, grotesque and carnivalesque symbols are used similarly in these antiausterity protests in Europe, despite different regional, cultural and economic elements. In the thesis, a photographical analysis will be carried out on Bakhtin's theories, social movements literature and the findings of the cases discussed, and finally a general discussion will be carried out on three main themes obtained eventually in the conclusion part. Considering the Bakhtin literature and the Social Movements literature together will provide an understanding of the connection between the behavior patterns revealed in the protests and the folk culture. Furthermore, this would also assist in grasping the relationship between the strategy, motivation and emotions of the participants and the Bakhtinesque concepts

European UnionEuropean countriesBakhtin, Mikhail+5
Burak Çakır
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

ESG skorları ve finansal performans arasındaki ilişki: BİST 100 ve Avrupa borsalarındaki firmaların karşılaştırmalı analizi

Son dönemde artan kaygılar ile işletmeler, sürdürülebilirlikle ilgili performanslarını artırıp, bu alanda getirilen düzenlemelere ayak uydurmaya, paydaşları önündeki kurumsal imajlarını güçlendirmeye ve küresel rekabette geri kalmamaya çalışmaktadır. Kuruluşların çevresel (E), sosyal (S) ve yönetişim (G) yönünden etkilerini ölçmeye yarayan ESG (Environmental, Social, Governance) skorları sürdürülebilirlik performansı ölçümü için kullanılan kapsamlı bir araçtır. İşletmelerin sürdürülebilirlik kaygıları çerçevesinde yürüttüğü çalışmaların ek maliyetler doğuracağı ve finansal performansı olumsuz etkileyeceği yönünde görüşler olmakla birlikte, bunun tam tersini savunan görüşler de söz konusudur. Çalışmamızda bu iki farklı görüşü inceleyebilmek adına firmaların ESG skorlarının finansal performanslarına etkisi panel veri analiz yöntemi ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. İlişki incelenirken BİST 100 Sürdürülebilirlik Endeksine kayıtlı firmalar ve Türkiye'nin Avrupa genelinde en çok dış ticaret hacminin olduğu ülkelerdeki borsalarda işlem gören ve düzenli ESG skoru hesaplanan firmalar çalışma kapsamına alınmıştır. Çalışmanın sonucunda Türkiye'de ESG toplam skoru, çevresel ve sosyal skorlar firma finansal performansını olumlu etkilerken, Avrupa'da bu ilişki ülkelere göre ya olumsuz çıkmış ya da anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.

Avrupa ülkeleriBorsaBorsa İstanbul+5
Fatih Ege
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Smart cities, smarter management developing a smart framework for smart city projects management in Europe

The smart cities concept is currently considered one of the "hottest topics" in urban development, especially in Europe. Cities around the globe have been promoting and supporting smart city projects, reflecting the belief that integrating technology and infrastructure can enhance cities' livability, sustainability, services and competitiveness. Though a lot of research on the topic has been done, there are still limited insights into the managerial angle. This thesis research is thus undertaken to fill this gap by exploring the smart city through a lens of management in order to develop a deeper understanding of smart city projects. Also, it focuses more on the role of smart management in the smart city project success by viewing the smart city as a unique complex project and identifying smart city projects success practices and challenges. Through a quantitative correlational study, the thesis investigates the relationship between smart project management practices and smart city project success in different smart city projects located in Europe. Based on the analysis, a conceptual framework was proposed setting out a holistic view of smart city projects management.

Smart citiesEuropean countriesUrban development+1
Tara Alshahadeh
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa`ya Kuzey Afrika üzerinden Batı Afrikalı göçü

Yüzyıllar önce, Batı Afrikalıların Mağreb'e göçü sadece mal ticareti yoluyla idi. 21. Yüzyılda ise Batı Afrikalıların Mağreb ülkelerine Sahra çölünü aşarak yaptıkları göç ile Türkiye üzerinden Avrupa Birliği'ne (AB) ulaşmak için yaptıkları göçün örüntüleri ve yoğunluğu ticaret amaçlı olmaktan çoktan çıkmış durumda. Bu göçler, Afrika kıtasından olan göçlerin en önemli türü haline gelmiş durumda. Yüksek lisans tezimin amacı, Batı Afrika'dan Kuzey Afrika ve Türkiye üzerinden Avrupa Birliği'ne yönelen göçlerin nedenlerini, yollarını ve sonuçlarını araştırmak olacak. Kullandığım yöntem, kitapların, makalelerin ve dergilerin ikincil analizine dayanıyor. Araştırmalar gösteriyor ki, Batı Afrikalıların yurtdışına göçüne neden olan faktürler arasında siyasi istikrarsızlık, iç çatışmalar, işsizlik ve yoksulluk, Afrika'da sınırların geçirgen olması ve küreselleşme yer alıyor. Gerçekte, çoğu göçmen ve mülteci için, Mağreb'den AB'ye geçiş, bu uzun yolculuk boyunca insan hayatını tehdit eden ve tehlikeli durumlarla doludur. Batı Afrikalıların Avrupa'ya yönelik göç örüntüleri ve yolları (genelde düzensiz göç), Kuzey Afrika'ya ve Avrupa'ya ulaşmak için Sahra Çölünü aşarken ve Akdeniz'i aşarken birçok göçmenlerin ölmesine yol açan tehlikelerle doludur. Avrupa'ya yönelik Batı Afrika göçü, hem göç veren hem de göç alan ülkeler için sosyo-ekonomik açıdan yararlıdır. Bu göç, Avrupa ülkeleri için emek arzını ve verimliliği artırır, Batı Afrika ülkeleri için ise göçmenlerin gönderdiği dövizi artırır ve iyi ihtimalle kalkınmaya da katkıda bulunur. Ancak, göç veren ülkelerde beyin göçüne ve göç alan ülkelerde ise sosyo-ekonomik risklere ve güvensizliğe de yol açar. Anahtar Kelimeler: Batı Afrika göçü, mülteci, beyin göçü ve beyin kazanımı, düzensiz ve transit göç, Göç ve Kalkınma, Göç Yönetimi

Avrupa ülkeleriBatı AfrikaBeyin göçü+4
Efımba Ikoe Genesıs
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Sustainability-oriented human resources practices and their impacts on financial performance: A study on european companies

This study examines the impact of the sustainable HR management (SHRM) practices on the organizations' financial performance by studying various dimensions of sustainable HR practices derived from Environmental, Social, and Governance (ESG) scores. Secondary data were retrieved from Thomson Reuters data base for five years spanning between 2015-2019. The data was collected for the public and private organizations having more than 100 employees over different European countries. To test the study hypothesis, return on assets (ROA) was used as a dependent variable to measure the financial performance of the organizations. The proposed five independent variables that could be affecting the financial performance were social pillar score, training hours score, workforce score, policy human rights score and women mangers. Generalized Least Square Method (GLS) method was employed to estimate the empirical panel models. All the independent variables showed a positive and significant relationship with the ROA between 5% and 1% level of significance. The findings suggest that in the study sample of organization, investing in social pillar score that measures the employees, customers and society's loyalty and trust towards organizations, and investing in employees' training and development is critical to affect the organizations' financial performance. Since the sample is from European countries where employees are educated and aware of their human rights and women participation at managerial level are normal, these factors are important but less strongly related with the organizations' financial performance.

European countriesFinancial performanceReturn+4
Muhannad Hısham A. Abu Mahfouz
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çevre vergileri ve büyüme ilişkisi: AB ülkeleri için ampirik bir analiz

21. yüzyıldaki çevre sorunları; yoksulluk, açlık, salgın hastalıklar gibi başlıca sorunlardır. Küresel bir sorun olan çevre sorunlarının temel nedeni sanayileşme ve teknolojik gelişmenin neden olduğu üretim ihtiyacı, nüfus artışı, kentleşme gibi unsurlardır. Dolayısıyla, çevre sorunları sonucu ortaya çıkan negatif dışsallıkların önlenmesi ve insan ve çevre sağlığı üzerindeki negatif etkilerinin azaltılması için devletlerin uyguladığı etkili araçlardan biri de mali bir araç olan çevre vergileridir. Çevrenin korunmasına yönelik uygulanan mali araçlar OECD ve AB gibi kuruluşlar tarafından da desteklenmiş, genel kabul görmüş ve uygulanmıştır. Çevre sorunlarına yönelik en önemli mali araçlardan biri olan çevre vergilerinin de makroekonomik değişkenlerle ilişkisi ekonomistlerin ve çevre bilimcilerinin incelediği ve tartıştığı konulardan biridir. Dolayısıyla, bu çalışmada, ülkeler için en önemli hedef makroekonomik değişken olan ekonomik büyümenin çevre vergileriyle olan ilişkisi 1996-2018 dönemi verileri kullanılarak AB ülkeleri için panel nedensellik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bu kapsamda, çalışmada öncelikle çevre, çevre sorunları ve bu sorunlara yönelik politikalar, sonrasında çevre vergilerinin teorik çerçevesi, tanımı ve günümüzde de uygulamada olan çevre vergisi çeşitleri ele alınmıştır. Daha sonra, çevre vergileri-çevre kirliliği-ekonomik büyüme ilişkisine yönelik literatürdeki çalışmalar incelenmiştir. Son olarak, çevre vergileri ve büyüme ilişkisi kapsamında ampirik bir analiz yapılmıştır.

Avrupa BirliğiAvrupa ülkeleriBüyüme+5
Ömer Yaman
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Comparative analysis of the impact of fossil fuel and environmental waste on clean energy production between African and European

The availability of clean energy production is a current issue globally. Today, the negative impact of fossil fuels is more pronounced in the ecological environment where human dwells. Undoubtedly, the ecosystem is affected greatly by the chaos of fossil fuel production; this is evident in the greenhouse gas emission caused by the by-products of fossil fuels such as coal, CO2, and methane, which affect climate change and the well-being of humans. Environmental waste is another detrimental phenomenon to our ecosystem; how humans generate and manage waste determines the impact on clean energy accessibility. The present study's focus is to conduct a comparative analysis of the impact of fossil fuel and environmental waste on clean energy production between African and European Urban communities. This study adopted a deductive approach using a purposive sampling technique to select the study sample. Also, data used in the study was obtained through secondary

African countriesEuropean countriesFossil fuels+6
Alfred Adenıyı Wıllıams
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Political economy of eurozone debt crisis in the context of varieties of capitalism debate

After the collapse of the Soviet Union, capitalism became the dominant economic system that attracted academia to the subject. While most of the studies on capitalism put "state" at the center of their analysis/theories, the varieties of capitalism (VoC) theory put the firm at the center of its analysis, which made it popular in the last two decades. VoC classifies the economy according to firms' strategy to overcome five spheres where potential problems arise: industrial relations; vocational training and education; corporate governance; inter-firm relations; and employees. VoC also makes a classification of national economies: liberal market, coordinated market, and mixed market economies. This study analyzes the Eurozone debt crisis within the framework of VoC theory and takes the German economy as the case study to link the debt crisis with the national economies and the existing economic and monetary policies of the Eurozone (Economic and Monetary Union, EMU). Germany is examined in terms of its economic characteristics; her role in the establishment of EMU policies; and her response during the Eurozone debt crisis. The scope of analysis is limited to the time period between the establishment of EMU and Eurozone debt crisis, and to the geography of the Eurozone continent (Northern and Southern economies). The methodology of the research is a desk-based analysis of macroeconomic statistical data. The basic argument of this study is that the existing EMU policies are designed to contribute to national economies of the northern countries (coordinated market economies) denoted by the basic macroeconomic indicators and the conclusion of this study concludes that Eurozone debt crisis was a consequence of common policies of Eurozone that neglected the unique peculiarities of member states' economies. The findings of this study suggest that instead of uniformity of economic and monetary policies, unity in diversity would be a better solution to the problems of EU in times of crisis.

European countriesDebt crisisEconomic policies+4
Yavuz Parlakdemir
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Karşılaştırmalı tarihsel sosyoloji perspektifinde Avrupa ve Türk modernlikleri

Bu çalışma, modernliğin doğuşunu, geçirdiği evreleri ve günümüzdeki durumunu tarihsel sosyolojik bir perspektif içinde çözümlemeye çalışmakta, bu analizi Avrupa ve Türkiye'deki modernlik deneyimlerinin karşılaştırılması temelinde gerçekleştirmektedir. Modern toplumun hangi temeller üzerinde kurulu olduğu ortaya konularak, modernliğe yön veren ilkeler çeşitli insan sahalarına etkileri bağlamında analiz edilmektedir. Modernliğin kendine özgü bir insanlık durumu olduğu iddia edilirken, bu çerçevede, kapitalizm ile modernliğin ayrı fenomenler olduğu, kapitalizmin ekonomik modernliğin özgül bir biçimine karşılık geldiği gösterilmektedir. Tarihte ilk defa Batı Avrupa'da ortaya çıkması nedeniyle, modernliğin bir Batı projesi, Batı dışı toplumların modernleşmelerinin de bir Batılılaşma hareketi olduğu yaklaşımına çoklu modernlikler perspektifiyle karşı çıkılmakta, farklı modernliklerin de var olduğu iddiası Türk modernlik projesi ekseninde ortaya konulmaktadır. Bu kapsamda, Avrupa ve Türkiye'deki modernlik deneyimleri benzerlikleri ve farklılıklarıyla modernliğin üç temel sahası olan politik, ekonomik ve kültürel sahalardaki gelişmeler ışığında karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. İki coğrafi bağlamda, modernliğin geçirdiği inşa, kurumsallaşma ve gerileme aşamaları tarihsel süreç içinde tartışılmakta ve Avrupa ve Türk modernliklerinin bugün ulaştığı durum modernliğin gerilemesi iddiası çerçevesinde açıklanmaya çalışılmaktadır.

Avrupa ülkeleriKarşılaştırmalı sosyolojiKültür sosyolojisi+6
Orçun Girgin
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nin Doğu Afrika bölgesindeki hâkimiyeti (1559–1875)

XVI. yüzyılın ortalarında Kızıldeniz ve Basra Körfezi üzerinden baharat ticaret yolları yeniden kurulmuştur. Aynı zamanda Portekiz, stratejik noktaları ele geçirmek ve Hint Okyanusu'nu kontrol etmek için deniz gücünü kullanarak hızla bir doğu imparatorluğu kurmuştur. 1505'te Doğu Afrika'da Mozambik'ten başlayarak, ilk filo Güney Afrika kıyıları boyunca Kızıldeniz'e, bugünkü Tanzanya'nın Kilwi Sultanlığı'na, Kenya kıyılarındaki Agam Sultanlığı'na ve Somali'nin başkenti Mogadişu'ya yelken açmıştır. Doğu Afrika bölgesindeki İslâm padişahları, Portekiz tehdidine karşı Osmanlı Devleti'nden destek almaya başlamış ve Osmanlı Devleti, 1585-1586 yıllarında Sudan'dan Mozambik'e kadar olan toprakları kontrol etmesine rağmen, 1589'dan sonra Portekiz kontrolünü kaybetmiştir. Portekiz, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ne erişimi engelleyebilmiş ve Asya'dan gelen mal akışını Akdeniz yerine Ümit Burnu üzerinden tekelleştirebilmiştir. Bu strateji, Osmanlı İmparatorluğu'nun çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturmuş ve başta biber ve baharatlar olmak üzere önemli ikmaller konusunda deniz çatışmalarına yol açmıştır. XVI. Yüzyılın ikinci yarısında Portekiz, donanma operasyonlarına devam edecek insan gücünden yoksun olduğu için kuvvetlerini terk etmiştir. Yüzyıl rekabetinin bir sonucu olarak Afrika ile çatışmalardan kaçınmak için Berlin'de toplanmışlardır. 1884-1885 Berlin Konferansı'nda Afrika geneli için bir sömürge politikası planlanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğu Afrika bölgesi ile ilişkisi, 1517'de Memlük devletinin yıkılmasıyla başlayan dört asır sürmüştür. Osmanlı Devleti XIV. XIX. yüzyılda Doğu Afrika'nın o dönemde egemen olduğu bölgelerde Avrupalıların sömürgecilik mantığına karşı bir güç olarak kendini sağlamlaştırmış ve bu mücadele sırasında askeri gücüne dayalı bir yapılanma oluşturmuştur. Doğu Afrika, özellikle Sudan, Somali, Eritre ve Harar, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde devletin bir parçasıydı. Osmanlılar, özellikle Avrupalılar bölgeye gelmeye başladıktan sonra, Kızıldeniz'de bir varlık istemişlerdir. 1863'te Hidiv olan İsmail Paşa, Afrika kıtasında yeni topraklar elde etmek için büyük çaba sarf etmiştir. 1 Haziran 1875'te Sultan Abdülaziz'in emriyle Doğu Afrika bölgesi Mısır Hidiv'ne teslim edilmiştir. Mısır eskisi gibi olmadığı için Osmanlı Devleti 9 Ekim 1887'de Sudan, Eritre, Somali ve Harar üzerinden Hümayun'dan Kızıldeniz'e iki üç gemi göndermiştir. 19. yüzyılın sonlarında Doğu Afrika, Avrupalı sömürgecilerin kontrolüne girmiş ve böylece Osmanlı Devleti ile Doğu Afrika bölgesi arasındaki ilişki sona ermiştir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Doğu Afrika, Sudan, Eritre, Somali, Avrupa Sömürgeciliği

Avrupa ülkeleriDoğu AfrikaEritre+4
Yusuf Ibrahım Hashı
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi öncesi ve sonrasında çevrimiçi alışverişin kullanımı: Türkiye ve Avrupa ülkelerinde e-ticarein gelişimi

Geleneksel gerçek mekanda faaliyet gösteren kuruluşlarda satın almak yerine, modern müşterilerin internetin avantajlarını giderek daha fazla tercih etmeye başladıkları bir gerçektir.Bu kapsamda pandemi sürecinin Türkiye ekonomisine etkilerine değerlendirilirken Avrupa ülkeri ve Türkiye'nin e-ticaret sitelerini kullanarak yapılan alışverişlerin yıllar içindeki artışı analiz edilmiştir.

Avrupa ülkeleriCOVID 19Elektronik ticaret+4
Abdurrahman Kasımoğulları
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Economic crises and shifting political attitudes: Impact of eurozone crisis on creditor and debtor countries

The Eurozone crisis had a significant impact on individual political preferences in both creditor and debtor countries. This thesis examines the extent to which the crisis affected Euroscepticism, satisfaction with democracy, and trust in political parties and institutions. Using Eurobarometer micro-data, the sample was divided into debtors (Greece, Spain, Portugal, Italy, and Ireland) and creditors (Germany, France, the UK, Belgium, and the Netherlands) and analyzed for three time periods: pre-crisis (2007), crisis-period (2010), and post-crisis (2014). The findings reveal that the crisis had a negative impact on individuals' preferences in both creditor and debtor countries during the crisis-period. Euroscepticism increased, satisfaction with democracy decreased, and trust in political parties, local and international institutions decreased. However, the situation returned to pre-crisis levels for creditors in the post-crisis period, while debtors continued to experience negative impacts. The results suggest that the Eurozone crisis had a profound and lasting effect on individual political preferences in debtor countries whereas the crisis has a temporary impact on individual preferences in creditor countries. In conclusion, this study highlights the importance of understanding the impact of the Eurozone crisis on individual political preferences, particularly in countries most affected by the crisis.

European countriesDebt crisisDebts+4
Seher Beray Bayer
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye imalat sanayi bileşenleri konjonktür dinamiklerinin Markov geçiş modelleri ile incelenmesi ve gelişmiş Avrupa ekonomileri ile bir karşılaştırma

İmalat sanayi, özellikle küresel finansal krizin reel sektör üzerindeki yıkıcı etkileri sonrasında, sanayisizleşme tartışmaları paralelinde yeniden sürdürülebilir büyüme ve kalkınma politikalarının odağı haline gelmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler, sürdürülebilir büyüme çerçevesinde krizin devam eden etkilerini ortadan kaldırarak ekonomilerini güçlendirmeyi ve daha istikrarlı bir ekonomik büyüme dinamiği hedeflemektedir. Çalışmada, 2005:01-2015:12 dönemi kapsamında aylık imalat sanayi üretim endeksleri kullanılmış ve gelişmiş Avrupa ekonomileri ile karşılaştırılarak Türkiye imalat sanayi ve bileşenlerinin asimetrik döngüsel dinamikleri incelenmiştir. Çalışma, saklı Markov modelleri kullanılarak elde edilen model tahmin sonuçlarına göre, Türkiye ve gelişmiş Avrupa ülkeleri için imalat sanayi ve alt sektörlerinde döngüsel fazlar boyunca durum bağımlı asimetrik davranışların ve heteroskedastisitenin varlığını ortaya koymaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgular, global piyasalarda rekabet gücünü artırmak üzere etkin politikalar tasarlanması açısından Türkiye imalat sanayi ve alt sektörlerinin dinamiklerinin değişken yapısına dair politika yapıcılara daha detaylı ve anlaşılır bilgiler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: İmalat Sanayi, Döngüsel Analiz, Markov Değişim Modelleri.

Avrupa BirliğiAvrupa ülkeleriDöngüsel çizelgeleme+7
Gözde Yıldırım
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa ve Asya ülkelerinin insani gelişmişlik düzeylerinin çok değişkenli istatistiksel tekniklerle incelenmesi

İnsanı ve yaşadığı toplumun gelişmişliğini ekonomik göstergelerle tanımlamaya ve ölçemeye çalışan görüşün ardından Amartya Sen'in katkılarıyla ortaya çıkan ve insani kalkınmanın merkezine koyan insani gelişim endeksi, bugün gelişmişliğin önemli göstergelerinden biri olarak görülmektedir. Fakat insani gelişim göstergesi de içerdiği değişkenler açısından yeterli bulunmamakta ve eleştirilere maruz kalmaktadır. Bu bağlamda sosyal, kültürel, demografik, bilimsel vb. değişkenler içeren farklı değişken setleri ile ülkelerin gelişmişlik düzeyleri hesaplanmaya çalışılmaktadır. Bu çalışmada, ülkelerin insani gelişmişlik düzeylerini çok değişkenli istatistiksel yöntemlerle incelemek ve karşılaştırmak amacıyla Avrupa ve Asya ülkelerinden 52 ülke ve 14 değişken seçilerek veri setine faktör analizi ve kümeleme analizi uygulanmıştır. Faktör analizi sonucu oluşan yeni göstergelere göre ülkelerin faktör skor yükleri hesaplanarak ülkeler sıralamaya alınmıştır. Daha sonra ülkeler hiyerarşik olmayan kümeleme yöntemlerinde k-ortalamalar tekniğine göre kümelere atanmış ve hesaplanan insani gelişim endeksi performanslarıyla sonuçlar karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda faktör analizi ve kümeleme analizi sonuçlarının birbirini desteklemediği ve insani gelişim endeksi performansıyla benzerlik açısından faktör sonuçlarının daha güçlü olduğu tespit edilmiştir.

AsyaAsya ülkeleriAvrupa+7
Merve Akdağ
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-ekonomik gelişimin atık oluşumu üzerindeki etkisi: Avrupa ülkeleri üzerine bir analiz

Sanayi Devrimi'yle birlikte artan makineleşme ve bunun sonucunda ortaya çıkan hızlı üretim, hızlı tüketim ve kaynak kullanımı; "doğanın kendini yenileme gücü sayesinde" uzun bir süre çevreye zarar veriyor algısı yaratmamıştır. Ancak AB üyesi gibi; ekonomisi yüksek oranda sanayiye dayanan ve üretim için kaynaklarının büyük bir bölümünü ithal etmekte olan ülkeler, mevcut (doğrusal) ekonomi modelinin uzun vadede sürdürülebilirlikten koptuğunu fark etmişlerdir. Bu ise Avrupa ülkeleri nezdinde yeni bir ekonomi modelinin (döngüsel ekonomi) gerekliliğini öne çıkarmıştır. Önemi her geçen gün artan döngüsel ekonomi modeli; günümüzde özellikle atıkların önüne geçebilmeye odaklanmaktadır. Bunun yanı sıra atıkların değer yaratan bir kaynak olarak değerlendirilmesi; döngüsel ekonomi modelini doğrusal ekonomi modelinden ayıran temel bir noktadır. Atık oluşumunu etkileyen sosyal ve ekonomik pek çok faktör bulunmaktadır. Yapılan çalışmada ise, sosyoekonomik gelişimin temsilcisi niteliğindeki bu faktörlerin; atık oluşmuna etkisi, 26 Avrupa ülkesi için test edilmiştir. Çalışma, 2004-2017 yılları baz alınarak dengeli panel veri yöntemiyle ve Driscoll-Kaary dirençli tahmincisinin kullanılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; modelin genel olarak, bağımsız değişkenlerin ise %10 önem düzeyinde anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda, atık oluşumunu azaltıcı yönde etkileyen değişkenlerin etki düzeyine göre sırasıyla insani gelişme endeksi (İGİ) ve Arge değişkenleri olduğu; Gsyih değişkeninin ise atık oluşumunu artırıcı yönde etkileyen bir değişken olduğu ulaşılan diğer sonuçlardır. Bu sonuçlara göre, bir ülkenin insani gelişmişliğine önem verip arge çalışmalarını akılcı politikalarla yönlendirmesi halinde atık oluşumunu azaltacağını ifade etmek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Atık Oluşumu, Avrupa Ülkeleri, Sosyoekonomik Faktörler, Panel Veri Analizi

Ambalaj atıklarıAtıklarAvrupa ülkeleri+7
Ezgi Yorulmaz
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

The Ukraine policy of the Russian Federation and the paradigms in European energy security

After gaining its independence from the Soviet Union on July 16, 1990, Ukraine has been stuck between the Russia and the West due to different domestic political structures. Moscow would like to keep Kyiv on its side because of latter's geopolitical, geoeconomical and geostrategical significance for itself within the context of its Wider Black Sea Policy. On the other hand, the Euro-Atlantic Bloc would like to see Ukraine within it. Moreover, the transportation of 66 percent of Russian gas to Europe via Ukraine makes this country a critically important one both within the European and Russian energy strategies. When that flow is interrupted, the European countries face very tough conditions. In November 2013, the refusal of then Ukraine administration under pro-Russian President Yanukovych in signing the EU Association Agreement caused the rebel movements of pro-Europeans against Yanukovych. Now, the Western Ukraine is controlled by pro-Western groups whereas Crimea and Eastern Ukraine are controlled by pro-Russians. The Western world makes pressure over Moscow for its Ukraine policy via applying sanctions. But Kremlin seems not to go backward from its existing stance in Ukraine as well as to develop new security and economic initiatives with other states. The use of Case Study Method with classical realist theory tries to open up a new window for understanding Russia's Ukraine Policy and its impacts on European energy security. The uncertainty on the future of current stalemate necessitates the close examination of this issue.

European countriesEnergyEnergy security+5
Sina Kısacık
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Paylaşım tasarıları çerçevesinde Ortadoğu'nun şekillendirilmesi (1918-1945)

Ortadoğu kelimesi tıpkı Şark ve Yakındoğu gibi Avrupalıların ürettiği bir kavramdır. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde en çok kullanılan kavramlardan biri olan Ortadoğu kelimesi önceden kullanılan Yakındoğu teriminin yerini almıştır. Bu kavramın çok sık zikredilmesinin en önemli nedenlerinden biri de İngiltere'nin Hindistan ve Çin coğrafyasında etkin hale gelmesidir. Bu ifadenin tanımladığı topraklar İlkçağ'dan günümüze kadar tüm insanlık için farklı sebeplerle önemini korumuştur. Avrupalı devletler ve ABD için önemli bir sömürü merkezi olarak görülen bu topraklar Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmesiyle paylaşım tasarılarının ana konusu olmuştur. Birinci Dünya Savaşı ile başlayan gizli antlaşmalar süreci, paylaşım tasarılarının savaştan sonra hayata geçirildiği manda yönetimlerinin kurulmasıyla devam etmiştir. Bu çalışma ile 1918'den 1945 yılına kadar paylaşım tasarıları ile Ortadoğu'nun büyük güçler tarafından nasıl şekillendirildiği ve kronolojik olarak bu topraklar üzerindeki paylaşım tasarılarının uygulanma aşamaları izah edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Türk ve yabancı arşivlerden, gazetelerden, kitap ve makalelerden yararlanılarak farklı bakış açıları ile konu tetkik edilmiştir. Manda yönetimleri kurularak devam eden Ortadoğu'yu şekillendirme gayreti Avrupalı devletleri Ortadoğu'yu masrafsız ve sorunsuz yönetebilmek için hakim oldukları bölgelerde anayasalar ve antlaşmalar yapmaya, yeni krallar atamaya sevk etmiştir. Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan, Filistin ve Suudi Arabistan devletleri bu çabanın sonucu olarak ortaya çıkmış olup, mandater devletler bu toprakları yönetirken askeri ve mali yükümlülüklerini azaltmak amacıyla çözümler aramışlardır. İkinci Dünya Savaşı başlamadan önce İngiltere, Irak ve Ürdün ile Fransa, Suriye ve Lübnan ile sözde bağımsızlık antlaşmaları yapmışlardır. Bu antlaşmalar ile askeri, siyasi, kültürel ve ekonomik tüm menfaatlerini garanti altına alan mandater devletler sorumluluklarından kurtularak, Ortadoğu üzerindeki nüfuzlarını devam ettirmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve Fransa önceki antlaşmaların kendilerine sağladığı garantilerle Ortadoğu'ya yeniden müdahale ederek bölgedeki askeri ve siyasi rollerini arttırmışlardır. Bu süreçte İngiltere, Filistin için ise toprakların Araplar ve Yahudiler arasında paylaşılmasını öneren tasarılar yapmıştır. Avrupalı devletler Ortadoğu'da 1918'den 1945'e kadar uyguladıkları böl, parçala, kolay idare et taktiği ile farklı devletler ve kimlikler oluşturma çabası içerisine girmişlerdir. Bu politika Ortadoğu'ya huzur değil, istikrarsızlık getirmiştir.

AntlaşmalarAvrupa ülkeleriGizli anlaşmalar+6
Melek Yenisu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli sosyoekonomik ve makroekonomik değişkenlerin yolsuzluk algısı üzerindeki etkileri: OECD'ye üye Avrupa ülkeleri için panel veri analizi

Bu çalışmada, literatür ışığında yolsuzluğun çeşitli belirleyicileri olarak, gelir eşitsizliği, kişi başına düşen GSYH, insani gelişme endeksi, kamu harcamaları ve mallar ve hizmetler üzerindeki vergiler (dolaylı vergiler) gibi çeşitli sosyoekonomik ve makroekonomik değişkenlerin yolsuzluk algı endeksi üzerindeki etkilerini OECD'ye üye Avrupa ülkeleri için sabit etkiler modelinin kullanıldığı bir panel veri analizi ile araştırılmaktadır. Bu çalışmanın ampirik bulguları, gelir eşitsizliği, kişi başına düşen GSYH, insani gelişme endeksi, kamu harcamaları ve dolaylı vergilerin istatistiksel olarak yolsuzluğun çeşitli belirleyicileri olduğuna işaret etmektedir. Bu analiz ile, kişi başı GSYH, insani gelişme endeksi ve mallar ve hizmetler üzerindeki vergilerin (dolaylı vergiler) yolsuzluk algı endeksi üzerinde pozitif etkileri olduğu (yani yolsuzluğu azalttığı) ve gelir eşitsizliği ve kamu harcamalarının yolsuzluk algı endeksi üzerinde negatif etkilerinin olduğu (yani yolsuzluğu arttırdığı) tespit edilmiştir. Bu çalışmayla, kullanılan veri seti ve kapsadığı ülkeler açısından yolsuzluk konusunda yapılan çalışmalara yeni bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır.

Avrupa ülkeleriGelir dağılımıMakroekonomik değişkenler+7
Fatih Sönmez
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı ab ülkelerinde uygulanan engelli spor politikalarının ekonomik, sosyal ve proje bazlı olarak türkiye ile karşılaştırması

Bu çalışmanın amacı AB engelli spor politikaları ile Türkiye karşılaştırmasının yapılmasıdır. Engelli sporlarının, Avrupa'da hümanist akımların gelişimi sayesinde oluşan bakış açısının etkileri ile başladığı bilinmektedir. Engelli oyunlarının Dünya genelinde doğuşu ve gelişimi Avrupa ülkeleri tarafından organize edilen oyunlarla başlamıştır. Bu nedenle Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda ve Belçika gibi engelli sporlarının başlangıcından itibaren oyunlara katılım sağlayan ve AB'nde kurucu ülke statüsünde ki ülkelerden örneklem oluşturulmuştur. Bazı AB ülkeleri ile Türkiye'nin engelli spor politikalarının ekonomik, sosyal ve proje bazlı karşılaştırmasını yaptığımız araştırma, doküman analizi metodu kullanılarak nitel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Engelli sporlarının gün geçtikçe önem kazanması ve engelli bireylerin yaşamlarının önemli bir parçası haline gelmesi nedeniyle, ülkemizdeki gelişimin boyutlarını belirlemek amacıyla AB ülkeleri ile karşılaştırma yapılmıştır. AB'nin engellilik ve spor ile ilgili dokümanlar, AB istatistik kurumu olan Eurostat ve Avrupa Komisyon raporlarından alınmıştır. Ayrıca ülkelerin engelli spor federasyonlarının web sayfalarından güncel veriler elde edilmiştir. Ülkelerin Paralimpik Oyunlara katılım durumları ve başarılarıyla ilgili veriler IPC'nin tarihsel arşivinden sağlanmıştır. Araştırma sonucuna göre Avrupa'daki engelli sporları başarı ve katılımcı nitelikleri açısından ülkemizden oldukça ilerdedir. Fakat, 2017 yılında yapılan oyunlarda özellikle Deafolimpik Oyunlarında, ampute futbol ve atletizm dallarınada alınan başarılar ülkemizin alanda gelişim gösterdiğinin göstergesidir. Türkiye'nin engelli spor politika uygulamaları ile Avrupa ülkelerinde ki uygulamalar pek çok alanda benzerlik göstermektedir. Fakat uygulamaya geçirilme konusunda pek çok alanda eksiklikler tespit edilmiştir.

Avrupa BirliğiAvrupa ülkeleriEngelli kişiler+4
Hasan Erdem Mumcu
Kütahya Dumlupınar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Statistical comparison of women entrepreneurship in Turkey and Europe

Female empowerment fragility in the labor market is palpable for instance, far fewer females in high managerial roles than men. Many highly qualified women, confronted with an unwillingness to work in the labor market and the inability to reach their personal and academic possibilities, are inspired to start their businesses. And in this area, they clash with differentiation during the period of entering the market. Women, through psychological factors, frequently see the distinction as a tragedy. It has a neutrally detrimental impact on economic and interpersonal situations. For economic and social progress, a new understanding of the role of women and women's entrepreneurship in society is needed, which ought to confirm the unique social position of women. The purpose of the study is to identify barriers and obstacles, as well as to consider statistical data on the situation of women in the labor market today in Turkey and the countries of the European Union; and also to determine women's socio-economic and motivational factors of entrepreneurial activity in European countries and modern Turkey.

EuropeanEuropean countriesEntrepreneurs+4
Enejan Annadovletova
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni iletişim teknolojilerinin Suriye'den Avrupa'ya siber ağlarla ördüğü yasa dışı göç yolları

Suriye'de 2011 yılında başlayan savaş, dünya tarihinde ender görülen kitlesel bir dış göç dalgası yaratmıştır. Suriyeli bireyler "daha iyi koşullar" için Suriye'den Avrupa'ya göç etmektedirler, ancak bu göç, Avrupa ülkelerinde, sosyo-kültürel yapılarında değişim yaratacağı endişesiyle sınırları korumaya yönelik göçmen politikalarının sertleşmesine yol açmaktadır. Büyüyen kriz, Suriyeliyi yasa dışı göç yoluna yöneltmektedir. Facebook üzerinden örgütlenen binlerce insan, 14-15 Eylül 2015 tarihlerinde Edirne'de toplanmış ve Balkanlardan yürüyerek Avrupa'ya geçmeye izin verilmesini talep etmiştir. Bu, sosyal medyanın düzensiz göç sürecinde etkili olduğu öngörüsünü oluşturmuştur. Buradan hareketle, bu tez göç krizinin asıl öznesi olan Suriyeli bireylerin kendi bakışaçılarından yasa dışı göç yolunu nasıl oluşturduklarını, bu süreçte sosyal medyanın rolünü anlamayı ve kendi ifadeleriyle bu süreci anlatmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle Avrupa yasa dışı göç yolunu Avusturya'ya ulaşarak ya da orada yakalanarak tamamlamış, Avusturya'nın Linz kenti ve çevre kasabalarında ikamet etmekte olan 26 Suriyeli göçmenle derinlemesine mülakatlar yapılmış, sistematik gözlem notları alınmıştır. Bulguların neticesinde, sosyal medya ve paylaşım ağları dolayısıyla yeni iletişim teknolojilerinin, aktörün yani potansiyel göçmenin hâkim olduğu bir yasa dışı göç yolu yarattığı söylenebilir. Suriyeli birey, yola çıkmadan önce siber ağlar üzerinden neredeyse her adımını zihninde holografik bir izlenimle planlamış ve yasa dışı göç yolunu güvenli hale getirmiştir. Sosyal medya, ağ kuramının göçmene bağlı kılan önkoşuluna karşı bir alternatiftir. Ayrıca bulgulardan sınıfsal bir tespite de ulaşılmıştır: Bu göç, bir orta sınıf hikâyesidir. Tüm bulgular, düzensiz göç sürecinin Suriyeli yaşamlardaki olumlu ve olumsuz etkileri ve sürecin nasıl gerçekleştiğine dair genel bir çerçeve üzerinden değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Suriye, Avrupa, düzensiz göç, sosyal medya.

Avrupa ülkeleriGöçlerSosyal ağlar+6
Nadide Gündüz
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Asya ve Avrupa sermaye piyasaları arasında etkileşim ve belirsizliklerin rolü

Hisse senedi piyasalarının entegrasyonu uluslararası yabancı sermaye yatırımları ve piyasa etkinliği açısından çok önemlidir. Hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyonun piyasalar arası getiri ve oynaklık yayılımları üzerinde önemli etkisi vardır. Bu nedenle hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyon ve uzun dönem ilişkisinin bilinmesi küresel yatırımlar, uluslararası portföy yönetimi ve risk değerlendirmesi için önemlidir. Dolayısıyla hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyon derecesi ve uzun dönem ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmak yatırımcılara piyasada oluşacak risklerden korunmada yardımcı olmaktadır. Çalışmada 2006-2021 dönemini kapsayan Borsa İstanbul ile çalışma kapsamında incelenen Asya, Avrupa, iki önemli ABD borsaları, belirsizlik endeksleri ve VİX endeksi arasındaki eşbütünleşme derecesi, getiri ve oynaklık yayılımı incelenmiştir. Borsa İstanbul ile şeçilmiş Asya, Avrupa ve ABD hisse senedi ve belirsizlik endeksleri arasındaki uzun dönem ilişkisi 2006-2021 dönemine ait 192 aylık kapanış verisi kullanılarak ARDL (Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model) modeli ile araştırılmıştır. Borsa İstanbul ile gelişmiş ve gelişmekte olan Asya, Avrupa ve ABD borsaları arasındaki getiri ve oynaklık yayılımı ise 2006 - 2021 dönemini kapsayan borsaların günlük logaritmik getiri verisi kullanılarak GARCH modelleri ile araştırılmıştır. Veriler finance.yahoo, investing.com ve policyuncertainty.com veri tabanlarından temin edilmiştir. Çalışmada ARDL sınır testi sonuçlarına göre Borsa İstanbul ile AEX (Hollanda), DAX (Almanya), DJI (ABD), GSPC (ABD), N225 (Japonya), N100 (Euronext Paris), KS11 (Güney Kore), Niffty50 (Hindistan), SZSE (Çin) ve WİG100 (Polonya) hisse senedi piyasalarının uzun dönemde eşbütünleşik olduğu bulunmuştur. GARCH modelleri tahmin sonuçlarına göre ise analiz kapsamında incelenen çoğu hisse senedi piyasasının Borsa İstanbul üzerindeki etkisinin istatiksel olarak anlamlı ve pozitif bulunmuştur. Ayrıca Borsa İstanbul'un oynaklığının asimetrik yapıda olduğu, oynaklık ve oynaklık kalıcılığının yüksek olduğu bulunmuştur. Bunların dışında kötü haber ve negatif şokların Borsa İstanbul'un oynaklığı üzerinde iyi haber ve pozitif şoklardan daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir

AsyaAsya ülkeleriAvrupa+6
İbrahim Halil Uçar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ulusal mesafe ve örgütsel öğrenmenin sınır-ötesi şirket satın almaları üzerine etkisi: 2006-2015 Avrupa örneği

Bu çalışmanın amacı sınır-ötesi gerçekleştirilen satın alma faaliyetlerinde, iki ülke arasındaki ulusal mesafe ile örgütsel öğrenmenin satın alma oranı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Ayrıca bu ilişkide örgütsel öğrenmenin moderatör rolü olup olmadığı incelenmektedir. Ulusal mesafe bu çalışmada, ülkeler arası kültürel mesafe, politik mesafe, yetenek geliştirme mesafesi ve finansal mesafeyi ifade ederken, örgütsel öğrenme; hedef ülkede alıcı şirketin daha önce kaç kere yatırım yaptığını belirtmektedir. Bu bağlamda, 2006-2015 yılları arasında taraflardan birinin Avrupalı şirketler olduğu satın alma faaliyetleri incelenmiş ve sıralı lojistik analizi uygulanarak 6092 satın alma işlemi analize dahil edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, iki ülke arasındaki politik mesafe ve yetenek geliştirme mesafesi satın alma oranını negatif etkilerken, finansal mesafe ve kültürel mesafe anlamlı olarak etkilememektedir. Ayrıca örgütsel öğrenme satın alma oranını pozitif etkilemektedir. Buna karşın örgütsel öğrenmenin ulusal mesafe değişkenleri ile satın alma oranı arasındaki ilişkide moderatör etkisine rastlanmamıştır.

Avrupa ülkeleriMesafe koşularıSatın alma+5
Sibel Ayas
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Entegrasyon bağlamında kimlik mücadelesi: Avrupa'da Müslüman olmak (Hollanda örneği)

Çalışma, tanınma teorileri kuramsal zemininde, Avrupa'daki Müslüman göçmenlerin dini kimlik talepleri ile entegrasyonu arasındaki ilişkiyi konu edinmektedir. Müslüman göçmenlerin dini kimlik taleplerinin Avrupa toplumsal ve kamusal alanında gördüğü "kabul" ve "itibar" verileri hareket noktası alınarak, Müslüman göçmenlerin dini kimlik taleplerinin toplumsal entegrasyona etkisi çalışmanın odağını oluşturmaktadır. Avrupa toplumsal ve kamusal alanında artan Müslüman dini kimlik nitelikleri, toplumsal ilişkilerde belirleyici faktörler olarak tartışmaların odağını oluşturmaktadır. Bu bağlamda Müslüman göçmenlerin Avrupa toplumsal yaşamında kimliksel varlık "mücadelesi", entegrasyon çerçevesinde değerlendirilmektedir. Çalışmada nicel araştırma modeli kullanılmış, bunun yanında nitel araştırma tekniklerinden grup görüşmesi ve katılımcı gözlemden de faydalanılmıştır. Hollandalı bireyler ve Müslüman göçmenlere olmak üzere iki ayrı anket uygulanmış, derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulardan Hollanda toplumunda Müslüman dini kimlik taleplerinin entegrasyon bağlamında "sayılmadığı" ve "itibar" görmediği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan Müslüman göçmenlerin dini kimlik aidiyetlerinin yüksek olmasına karşın entegrasyon tutamlarının da yüksek olduğu görülmüştür. Tutumlar arası bu anlamlı ilişki, Müslüman göçmenlerin Avrupa toplumunda dini kimlikleri ile var olma istekleri olarak değerlendirilmiştir. Tanınma teorileri kavramsal çerçevesinde "kabul görmeyen", "sayılmayan" talepler, kimlik "mücadele"si olarak kendini göstermektedir. Müslüman göçmen grupların Avrupa toplumsal yapısına dini kimlik taleplerinden vazgeçmeden uyum sağlamak istedikleri sonucuna varılmıştır.

AvrupaAvrupa ülkeleriBütünleşme+6
Hasan Gökmen
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

Related subjects