European countries

75 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye imalat sanayi bileşenleri konjonktür dinamiklerinin Markov geçiş modelleri ile incelenmesi ve gelişmiş Avrupa ekonomileri ile bir karşılaştırma

İmalat sanayi, özellikle küresel finansal krizin reel sektör üzerindeki yıkıcı etkileri sonrasında, sanayisizleşme tartışmaları paralelinde yeniden sürdürülebilir büyüme ve kalkınma politikalarının odağı haline gelmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler, sürdürülebilir büyüme çerçevesinde krizin devam eden etkilerini ortadan kaldırarak ekonomilerini güçlendirmeyi ve daha istikrarlı bir ekonomik büyüme dinamiği hedeflemektedir. Çalışmada, 2005:01-2015:12 dönemi kapsamında aylık imalat sanayi üretim endeksleri kullanılmış ve gelişmiş Avrupa ekonomileri ile karşılaştırılarak Türkiye imalat sanayi ve bileşenlerinin asimetrik döngüsel dinamikleri incelenmiştir. Çalışma, saklı Markov modelleri kullanılarak elde edilen model tahmin sonuçlarına göre, Türkiye ve gelişmiş Avrupa ülkeleri için imalat sanayi ve alt sektörlerinde döngüsel fazlar boyunca durum bağımlı asimetrik davranışların ve heteroskedastisitenin varlığını ortaya koymaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgular, global piyasalarda rekabet gücünü artırmak üzere etkin politikalar tasarlanması açısından Türkiye imalat sanayi ve alt sektörlerinin dinamiklerinin değişken yapısına dair politika yapıcılara daha detaylı ve anlaşılır bilgiler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: İmalat Sanayi, Döngüsel Analiz, Markov Değişim Modelleri.

Avrupa BirliğiAvrupa ülkeleriDöngüsel çizelgeleme+7
Gözde Yıldırım
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli sosyoekonomik ve makroekonomik değişkenlerin yolsuzluk algısı üzerindeki etkileri: OECD'ye üye Avrupa ülkeleri için panel veri analizi

Bu çalışmada, literatür ışığında yolsuzluğun çeşitli belirleyicileri olarak, gelir eşitsizliği, kişi başına düşen GSYH, insani gelişme endeksi, kamu harcamaları ve mallar ve hizmetler üzerindeki vergiler (dolaylı vergiler) gibi çeşitli sosyoekonomik ve makroekonomik değişkenlerin yolsuzluk algı endeksi üzerindeki etkilerini OECD'ye üye Avrupa ülkeleri için sabit etkiler modelinin kullanıldığı bir panel veri analizi ile araştırılmaktadır. Bu çalışmanın ampirik bulguları, gelir eşitsizliği, kişi başına düşen GSYH, insani gelişme endeksi, kamu harcamaları ve dolaylı vergilerin istatistiksel olarak yolsuzluğun çeşitli belirleyicileri olduğuna işaret etmektedir. Bu analiz ile, kişi başı GSYH, insani gelişme endeksi ve mallar ve hizmetler üzerindeki vergilerin (dolaylı vergiler) yolsuzluk algı endeksi üzerinde pozitif etkileri olduğu (yani yolsuzluğu azalttığı) ve gelir eşitsizliği ve kamu harcamalarının yolsuzluk algı endeksi üzerinde negatif etkilerinin olduğu (yani yolsuzluğu arttırdığı) tespit edilmiştir. Bu çalışmayla, kullanılan veri seti ve kapsadığı ülkeler açısından yolsuzluk konusunda yapılan çalışmalara yeni bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır.

Avrupa ülkeleriGelir dağılımıMakroekonomik değişkenler+7
Fatih Sönmez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı ab ülkelerinde uygulanan engelli spor politikalarının ekonomik, sosyal ve proje bazlı olarak türkiye ile karşılaştırması

Bu çalışmanın amacı AB engelli spor politikaları ile Türkiye karşılaştırmasının yapılmasıdır. Engelli sporlarının, Avrupa'da hümanist akımların gelişimi sayesinde oluşan bakış açısının etkileri ile başladığı bilinmektedir. Engelli oyunlarının Dünya genelinde doğuşu ve gelişimi Avrupa ülkeleri tarafından organize edilen oyunlarla başlamıştır. Bu nedenle Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda ve Belçika gibi engelli sporlarının başlangıcından itibaren oyunlara katılım sağlayan ve AB'nde kurucu ülke statüsünde ki ülkelerden örneklem oluşturulmuştur. Bazı AB ülkeleri ile Türkiye'nin engelli spor politikalarının ekonomik, sosyal ve proje bazlı karşılaştırmasını yaptığımız araştırma, doküman analizi metodu kullanılarak nitel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Engelli sporlarının gün geçtikçe önem kazanması ve engelli bireylerin yaşamlarının önemli bir parçası haline gelmesi nedeniyle, ülkemizdeki gelişimin boyutlarını belirlemek amacıyla AB ülkeleri ile karşılaştırma yapılmıştır. AB'nin engellilik ve spor ile ilgili dokümanlar, AB istatistik kurumu olan Eurostat ve Avrupa Komisyon raporlarından alınmıştır. Ayrıca ülkelerin engelli spor federasyonlarının web sayfalarından güncel veriler elde edilmiştir. Ülkelerin Paralimpik Oyunlara katılım durumları ve başarılarıyla ilgili veriler IPC'nin tarihsel arşivinden sağlanmıştır. Araştırma sonucuna göre Avrupa'daki engelli sporları başarı ve katılımcı nitelikleri açısından ülkemizden oldukça ilerdedir. Fakat, 2017 yılında yapılan oyunlarda özellikle Deafolimpik Oyunlarında, ampute futbol ve atletizm dallarınada alınan başarılar ülkemizin alanda gelişim gösterdiğinin göstergesidir. Türkiye'nin engelli spor politika uygulamaları ile Avrupa ülkelerinde ki uygulamalar pek çok alanda benzerlik göstermektedir. Fakat uygulamaya geçirilme konusunda pek çok alanda eksiklikler tespit edilmiştir.

Avrupa BirliğiAvrupa ülkeleriEngelli kişiler+4
Hasan Erdem Mumcu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Asya ve Avrupa sermaye piyasaları arasında etkileşim ve belirsizliklerin rolü

Hisse senedi piyasalarının entegrasyonu uluslararası yabancı sermaye yatırımları ve piyasa etkinliği açısından çok önemlidir. Hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyonun piyasalar arası getiri ve oynaklık yayılımları üzerinde önemli etkisi vardır. Bu nedenle hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyon ve uzun dönem ilişkisinin bilinmesi küresel yatırımlar, uluslararası portföy yönetimi ve risk değerlendirmesi için önemlidir. Dolayısıyla hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyon derecesi ve uzun dönem ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmak yatırımcılara piyasada oluşacak risklerden korunmada yardımcı olmaktadır. Çalışmada 2006-2021 dönemini kapsayan Borsa İstanbul ile çalışma kapsamında incelenen Asya, Avrupa, iki önemli ABD borsaları, belirsizlik endeksleri ve VİX endeksi arasındaki eşbütünleşme derecesi, getiri ve oynaklık yayılımı incelenmiştir. Borsa İstanbul ile şeçilmiş Asya, Avrupa ve ABD hisse senedi ve belirsizlik endeksleri arasındaki uzun dönem ilişkisi 2006-2021 dönemine ait 192 aylık kapanış verisi kullanılarak ARDL (Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model) modeli ile araştırılmıştır. Borsa İstanbul ile gelişmiş ve gelişmekte olan Asya, Avrupa ve ABD borsaları arasındaki getiri ve oynaklık yayılımı ise 2006 - 2021 dönemini kapsayan borsaların günlük logaritmik getiri verisi kullanılarak GARCH modelleri ile araştırılmıştır. Veriler finance.yahoo, investing.com ve policyuncertainty.com veri tabanlarından temin edilmiştir. Çalışmada ARDL sınır testi sonuçlarına göre Borsa İstanbul ile AEX (Hollanda), DAX (Almanya), DJI (ABD), GSPC (ABD), N225 (Japonya), N100 (Euronext Paris), KS11 (Güney Kore), Niffty50 (Hindistan), SZSE (Çin) ve WİG100 (Polonya) hisse senedi piyasalarının uzun dönemde eşbütünleşik olduğu bulunmuştur. GARCH modelleri tahmin sonuçlarına göre ise analiz kapsamında incelenen çoğu hisse senedi piyasasının Borsa İstanbul üzerindeki etkisinin istatiksel olarak anlamlı ve pozitif bulunmuştur. Ayrıca Borsa İstanbul'un oynaklığının asimetrik yapıda olduğu, oynaklık ve oynaklık kalıcılığının yüksek olduğu bulunmuştur. Bunların dışında kötü haber ve negatif şokların Borsa İstanbul'un oynaklığı üzerinde iyi haber ve pozitif şoklardan daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir

AsyaAsya ülkeleriAvrupa+6
İbrahim Halil Uçar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ulusal mesafe ve örgütsel öğrenmenin sınır-ötesi şirket satın almaları üzerine etkisi: 2006-2015 Avrupa örneği

Bu çalışmanın amacı sınır-ötesi gerçekleştirilen satın alma faaliyetlerinde, iki ülke arasındaki ulusal mesafe ile örgütsel öğrenmenin satın alma oranı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Ayrıca bu ilişkide örgütsel öğrenmenin moderatör rolü olup olmadığı incelenmektedir. Ulusal mesafe bu çalışmada, ülkeler arası kültürel mesafe, politik mesafe, yetenek geliştirme mesafesi ve finansal mesafeyi ifade ederken, örgütsel öğrenme; hedef ülkede alıcı şirketin daha önce kaç kere yatırım yaptığını belirtmektedir. Bu bağlamda, 2006-2015 yılları arasında taraflardan birinin Avrupalı şirketler olduğu satın alma faaliyetleri incelenmiş ve sıralı lojistik analizi uygulanarak 6092 satın alma işlemi analize dahil edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, iki ülke arasındaki politik mesafe ve yetenek geliştirme mesafesi satın alma oranını negatif etkilerken, finansal mesafe ve kültürel mesafe anlamlı olarak etkilememektedir. Ayrıca örgütsel öğrenme satın alma oranını pozitif etkilemektedir. Buna karşın örgütsel öğrenmenin ulusal mesafe değişkenleri ile satın alma oranı arasındaki ilişkide moderatör etkisine rastlanmamıştır.

Avrupa ülkeleriMesafe koşularıSatın alma+5
Sibel Ayas
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Entegrasyon bağlamında kimlik mücadelesi: Avrupa'da Müslüman olmak (Hollanda örneği)

Çalışma, tanınma teorileri kuramsal zemininde, Avrupa'daki Müslüman göçmenlerin dini kimlik talepleri ile entegrasyonu arasındaki ilişkiyi konu edinmektedir. Müslüman göçmenlerin dini kimlik taleplerinin Avrupa toplumsal ve kamusal alanında gördüğü "kabul" ve "itibar" verileri hareket noktası alınarak, Müslüman göçmenlerin dini kimlik taleplerinin toplumsal entegrasyona etkisi çalışmanın odağını oluşturmaktadır. Avrupa toplumsal ve kamusal alanında artan Müslüman dini kimlik nitelikleri, toplumsal ilişkilerde belirleyici faktörler olarak tartışmaların odağını oluşturmaktadır. Bu bağlamda Müslüman göçmenlerin Avrupa toplumsal yaşamında kimliksel varlık "mücadelesi", entegrasyon çerçevesinde değerlendirilmektedir. Çalışmada nicel araştırma modeli kullanılmış, bunun yanında nitel araştırma tekniklerinden grup görüşmesi ve katılımcı gözlemden de faydalanılmıştır. Hollandalı bireyler ve Müslüman göçmenlere olmak üzere iki ayrı anket uygulanmış, derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulardan Hollanda toplumunda Müslüman dini kimlik taleplerinin entegrasyon bağlamında "sayılmadığı" ve "itibar" görmediği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan Müslüman göçmenlerin dini kimlik aidiyetlerinin yüksek olmasına karşın entegrasyon tutamlarının da yüksek olduğu görülmüştür. Tutumlar arası bu anlamlı ilişki, Müslüman göçmenlerin Avrupa toplumunda dini kimlikleri ile var olma istekleri olarak değerlendirilmiştir. Tanınma teorileri kavramsal çerçevesinde "kabul görmeyen", "sayılmayan" talepler, kimlik "mücadele"si olarak kendini göstermektedir. Müslüman göçmen grupların Avrupa toplumsal yapısına dini kimlik taleplerinden vazgeçmeden uyum sağlamak istedikleri sonucuna varılmıştır.

AvrupaAvrupa ülkeleriBütünleşme+6
Hasan Gökmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1884-1885 Berlin Konferansı ve Afrika'nın Avrupalı devletler tarafından paylaşımı

XIX. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde, sömürgeci devletlerin hedefinde artık Afrika vardı. Özellikle Belçika Kralı II. Leopold'un sömürge elde edebilmek için şahsi girişimlerde bulunup, Afrika'da keşifler yaptırmasıyla beraber, Afrika bu dönemde daha da önem kazanmıştı. Afrika'yı özellikle Kongo'yu paylaşamayan sömürgeci güçler ile dönemin önde gelen devletleri bu anlaşmazlığa bir son vermek amacıyla konferans toplamaya karar verdiler. 15 Kasım 1884'ten 26 Şubat 1885'e kadar süren Berlin Konferansı (ya da diğer isimleriyle Kongo Konferansı, Batı Afrika Konferansı), bu kararın bir neticesiydi. Alman Şansölyesi Otto von Bismarck'ın başkanlığını yaptığı konferansa, dönemin Afrika kıtasında toprağı veya kıtanın paylaşılmasında siyasi ve ekonomik çıkarları olan 14 ülke katıldı. Katılımcı ülkeler; İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Portekiz, İspanya, Amerika, Danimarka, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İsveç ve Norveç, Hollanda, Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan oluşmaktaydı. Konferansta özelde Kongo Havzası'ndaki ticaretin belirlenmesi, genelde Afrika'nın paylaşım esasları görüşülmüştür. Ayrıca yeni sömürgeciliğin yasal başlangıcı olarak kabul edilen Berlin Konferansı, yeni emperyalizmin temel prensiplerinin de belirlendiği ilk konferans olması sebebiyle dünya tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada, konferansın toplanmasından önce Avrupalı sömürgeci güçlerin Afrika'ya yönelik politikaları, genel durumları ve Afrika'yı paylaşma girişimleri ele alınmıştır. Ayrıca, Kuzey ve Doğu Afrika'da toprağı olan ve buradaki Müslümanlarla ilişkileri bulunan Osmanlı İmparatorluğu'nun konferansa bakış açısını sunulmuş ve değerlendirilmiştir. Son olarak, konferansta görüşülen konular, bunların önemi ve sonuçları, özellikle Kongo'nun durumuna yer verilmiştir.

19. yüzyılAfrika ülkeleriAvrupa+5
Gürkan Kocamaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa birliği ülkeleri ve Türkiye'de araştırma-geliştirme faaliyetlerine yönelik mali teşviklerin karşılaştırmalı analizi

Küreselleşme sürecinde ülkeler yoğun bir rekabetle karşı karşıyadırlar. Teknolojik alanda yaşanan hızlı gelişim bu durumun temel nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Teknolojik ilerlemelerin en önemli kaynağını ise Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) faaliyetleri oluşturmaktadır. Hem ekonomi teorisi hem de ampirik analizler ekonomik büyümede Ar-Ge faaliyetlerinin önemini vurgulamaktadır. Ar-Ge faaliyetleri inovasyona yol açmakta, inovasyon ise verimlilikte artışa yol açmaktadır. Ar-Ge faaliyetlerinin yeterli düzeyde gerçekleştirilememesi piyasa başarısızlığı denen olguya dayanmaktadır. Bu olgu aynı zamanda devletin özel sektör Ar-Ge faaliyetlerine müdahalesinin de gerekçesini oluşturmaktadır.Pek çok devlet özel sektör Ar-Ge yatırımlarına yönelik çeşitli teşvikler uygulamaktadır. Bu teşviklerden birisi de mali teşviklerdir. Bu tez özel sektör Ar-Ge faaliyetlerine yönelik mali teşvikleri incelemektedir. Mali teşvikler (i) Ar-Ge vergi teşvikleri ve (ii) Ar-Ge finansal teşvikleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.Tez çalışmasında öncelikle özel sektör Ar-Ge yatırımlarına yönelik mali teşvikler teorik olarak incelenmiş, sonrasında bazı Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve Türkiye'de uygulanan mali teşvikler incelenmiştir. Son kısım ise hem Ar-Ge göstergeleri hem de uygulanan mali teşvikler bakımından AB ülkeleri ile Türkiye'nin karşılaştırmalı analizine ayrılmıştır.

Araştırma-geliştirmeAvrupa BirliğiAvrupa ülkeleri+6
Hamza Kahriman
Manisa Celal Bayar University
2010
00
Master'sOpen AccessEN

Attitude towards incentives for blood donation in Europe

Obviously there are many factors which motivate blood donors during the donation process. Materials incentives can be a policy tool for increasing blood donor recruitment. To shed more light on factors that affect blood donation, we analyze Euro-barometer survey (82.2) which conducted in October 2014 with 27868 individuals in EU counties. This thesis demonstrates how selected material incentives especially monetary incentives are perceived generally among European individuals. Thus, we examine monetary incentives' encouragement, discouragement or make no difference towards blood donation within demographic groups (Gender, education, and marital status), social economics variables (occupation, community and household), wealth index (ownership durables), GDP per capita and blood donation sites (Countries). We find that the rate of individuals who don't accept cash payment for blood donation in 28 EU countries is above 15%, except individuals who located in Czech Republic, Latvia and Romania. For people who have higher scores on wealth index are less likely to accept cash incentives for blood donation. In addition GDP per capita of each country of EU is statistically significant determinant of attitude towards blood donation. That is, in high GDP per capita countries, potential donors' interest in monetary incentives falls. Keywords: Monetary incentives, altruism, blood donation

European UnionEuropean countriesGrants+5
Yvonne Ishımwe
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Fiili müzakere sürecinde Türkiye'nin risk görünümünün seçili Avrupa Birliği üyesi ülkelerle karşılaştırılması

Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Birliği'ni oluşturan kurum ve kuruluşlar ile olan ilişkileri son 60 yıldır Türk siyasetinin, Türk ekonomisinin ve Türk dış politikasının en önemli gündem maddelerinden birini teşkil etmiştir ve etmeye de devam etmektedir. Dolayısıyla AB ile olan ilişkilerin aynı şekilde Türk siyaset, ekonomi ve dış politikasına etkileri de tartışılmaz olmaktadır. Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde önemli bir kilometre taşı olan ve 2005 yılında başlayan AB ile tam üyelik müzakerelerinde 2007 yılı sonrasını kapsayan Fiili Müzakere Süreci içerisinde bu etkilerin hangi seyirde olduğu bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Gerek temel makro ve mikro ekonomik veriler gerekse de çeşitli uluslararası kurum ve kuruluşlarca değerlendirme konusu yapılan politik bazı değerlendirmeler ülkeler için oluşan ve/veya oluşabilecek ekonomik, finansal ve politik risklerin anlaşılmasında önemli göstergeler olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada Türkiye'nin AB ile Fiili Müzakere Sürecinde ekonomik, finansal ve politik risk göstergelerinin ne durumda olduğu incelenmiştir. Politik Risk görünümü için Dünya Bankası tarafından yayınlanan ve altı bileşenden oluşan Yönetim Göstergeleri (Governance Indicators: Yolsuzluğun Kontrolü, Hükümetin Verimliliği, Siyasi İstikrar ve Şiddet / Terörizmin Olmaması, Düzenleyici Kalite, Hukuk Devleti, İfade Özgürlüğü ve Hesap Verebilirlik) incelenmiştir. Ekonomik ve Finansal Risk görünümleri için ise bazı ekonomik göstergeler (Cari Hesap Dengesi, Yıllık GSYİH Artışı, Kişi Başı GSMH, Tüketici Fiyat Enflasyonu, Reel Efektif Döviz Kuru, Reel Faiz Oranı, İşsizlik, Toplam Hükümet Borcu, Mal ve Hizmet İhracatı, Mal ve Hizmet İthalatı, Net Doğrudan Yabancı Yatırımlar) Türkiye için ve Avrupa Birliği'ne beşinci genişleme döneminde üye olmuş ve çoğunluğunu Sovyet sonrası Doğu Avrupa ülkelerinin oluşturduğu ülkeler için incelenmiş, karşılaştırmalar yapılmış ve Türkiye'nin Fiili Müzakere sürecindeki risk görünümü değerlendirilmiştir.

Avrupa BirliğiAvrupa ülkeleriMüzakere+7
Mehmet Selçuk Sadak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı Avrupa ülkelerinde arazi kullanım değişiminin sosyoekonomik göstergelerle ilişkisinin belirlenmesi

Dünya var olduğu günden beri sürekli bir değişim göstermiş, göstermeye de devam etmektedir. Arazi örtüsünde ortaya çıkan değişimler muhtelif arazi kullanım şekilleri sonucunda ortaya çıkmaktadır. Arazi kullanım şekilleri, gerek doğal sebepler sonucunda gerekse insan ihtiyaçlarına göre gerçekleşmektedir. Arazi örtüsünde ortaya çıkan bu değişimler çoğu zamana geri dönüşü olmayan ekolojik ve ekonomik bir çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Arazi kullanımında önemli iki sınıf olan ormanlık alanlar ve tarım alanları birbirleri ile yakın ilişkisi bulunan sınıflar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu iki sektörü birbirine bağlayan ise insan faktörüdür. İnsan, toprağı işleyip kullanabildiğinden geçmişten günümüze binlerce yıldır tarımsal faaliyetlerin içerisinde bulunmuş, geçimini ve beslenmesini bu şekilde gerçekleştirmiştir. Bu çalışmanın amacı Avrupa kıtasında yer alan 38 ülke için orman ve tarım alanları başta olmak üzere arazi kullanım sınıflarında ortaya çıkan değişimleri gözlemlemek ve bu değişimleri sosyoekonomik veriler ile ilişkilendirmektir. Çalışma kapsamında; 2000, 2012 ve 2018 yıllarındaki CORINE arazi örtüsü verileri kullanılarak incelenmiştir. 2000-2012, 2012-2018 ve 2000-2018 dönemleri için bu değişimler izlenmiş ve sınıflar arası değişimler tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen veriler, ülkelere ait sosyoekonomik göstergelerle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda 2000-2018 dönemi için 13 ülkenin orman alanlarında azalış, 25 ülkede ise artış meydana geldiği belirlenmiştir. Aynı dönem için tarım alanlarında ise 31 ülkenin tarım alanlarında azalış, 7 ülkede ise artış meydana geldiği sonucuna ulaşılmıştır. 2000-2018 döneminde ülkelerin gelir ve AB üyesi olup olmama durumları ile orman ve tarım alanı değişimleri arasında istatiksel anlamda ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir.

Arazi örtüsüAvrupa ülkeleriCORINE-Biyotoplar projesi+3
Gamze Oruçoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
10
Master'sOpen AccessEN

Türkiye'de ve Avrupa ülkelerin'de e-ticareti etkileyen faktörlerin panel veri analizi

In recent years, electronic commerce has become an important topic in the business environment due to rapid development in science and technology. One of the major developments of the past two decades has been the growth of the internet for business transactions among firms. Thus, e-commerce has started to effect businesses and individuals immensely. The main purpose of this dissertation investigates the determinants of e-commerce in Turkey and European countries. Panel data has been used in terms of analyzing factors affecting e-commerce by using macro variables, for the period of 2004 and 2015. Empirical results indicated that internet users, GDP per capita, inflation, and employment rate by educational level have positive effect on e-commerce. Keywords: European Countries, Turkey, E-commerce, Panel Data, Empirical Analysis

Emprical methodsEuropean UnionEuropean countries+4
Emre Kadir Özekenci
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyılda Avrupa devletlerinin Balkan politikası

19. yüzyıl Avrupa dış politikasının Akdeniz ve çevresinde özellikle 1870'lerden sonra Balkanlar'da şekillendiği bir yüzyıldır. Bu yüzyılda Milliyetçilik cereyanları ile başlayan isyanlar, sömürgecilik zihniyeti ile hareket eden Avrupalıların temel silahı olmuştur.Bu çalışmada Avrupa devletlerinin 19. yüzyıl Balkan politikası ile ilgi genel bir tablo oluşturulmak istenmiştir. Balkanlar'da büyük devletlerin menfaat çatışması, sıcak denizlere inmek isteyen Rusya'nın faaliyetleri, onu durdurmak isteyen ve Akdeniz hâkimiyetini elinde tutmaya çalışan İngiltere'nin takip ettiği siyaset; birliğini yeni tamamlayan Almanya'nın Avrupa'da sükûneti sağlama çabaları ve bu olmayınca da Osmanlı İmparatorluğu'na ve Avusturya'ya yakınlaşması ve Balkan politikaları üzerinde durulmuştur. Çalışma sürecinde, Rusya'nın Balkan politikası üzerinde önemli ölçüde çalışmanın olduğu ve olaylara genelde Rusya ya da onun karşısında duran İngiltere cephesinden bakıldığı ya da Balkan uluslarının ayrılış süreçlerinin ayrı ayrı ele alındığı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Balkanlar, Panslavizm, Balkan isyanları, Milliyetçilik akımı, Sömürgecilik, Şark Meselesi, Avrupa'nın Balkan Politikası

19. yüzyılAvrupa ülkeleriBalkanlar+2
Umran Gökyer
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde katılım öncesi mali yardımların Türkiye'de ulaşım türlerine etkilerinin incelenmesi

Avrupa Birliği (AB), kurulduğu tarihten günümüze, üye ülkelerin yanı sıra Birliğe üye olmayan diğer ülkelere, Birliği kuran antlaşmalarda yer alan temel hükümler esasında çeşitli mali yardımlar yapmaktadır. Bir aday ülkeye yapılan mali yardımın temel amacı, o ülkenin AB üyeliğine hazırlanmasını sağlamak üzere ülkenin mevcut hukuksal ve idari altyapısının, AB standartlarına ve uygulamalarına yakınlaştırılması ve uyumlaştırılmasıdır. AB Komisyonu, bir tebliğ ile AB'nin dış yardım enstrümanlarını, 2007?2013 mali perspektifi için yeni bir çerçeveye oturtmuştur. Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (Instrument for Pre-Accession Assistance-IPA), öngörülen bu dış yardım enstrümanlarından biridir. IPA kapsamında; demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkesinin uygulanması, insan hakları ile temel hak ve hürriyetlerin korunması, kamu yönetimi reformu, sosyal içerme, sivil toplumun desteklenmesi, bölgesel ve sınır ötesi işbirliği, kurumsal yapılanma, sürdürülebilir kalkınmayı sağlama, bölgesel kalkınma gibi konularda mali yardımlar kullanılabilecektir. Bu tezde ?Bölgesel Kalkınma? başlığı altında yer alan ?Ulaştırma Altyapısının İyileştirilmesi? ile ilgili IPA yardımlarının hangi usul ve esaslara göre dağıtıldığı ve proje seçiminin hangi kriterlere göre yapıldığı incelenmiştir. Tezde, Türkiye'nin ulaştırma altyapı ihtiyaçlarının ele alındığı TINA projesinin incelenmesinden başlanmıştır. Daha sonra Türkiye'deki IPA yapılanması ve ulaştırma sektöründe yer alan devlet otoritelerinin bu yapılanma içinde aldıkları roller ve hazırladıkları Operasyonel Program ele alınmıştır. Tezde, ulaştırma sektörü için ayrılan AB mali yardımlarının etkili ve verimli bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı, projelerin doğru ve akılcı seçilip seçilmediği de irdelenmiştir. Yapılan çalışmanın, Avrupa Birliği mali yardımlarının Türkiye'nin ulaştırma sektörüne yaptığı katkılarının ortaya konulması açısından faydalı olacağı düşünülmektedir.

AvrupaAvrupa Birliği KomisyonuAvrupa Siyasal Birliği+5
Serdar Dayan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa'nın iki ötekisi olarak Türkiye ve Rusya'nın ittifak arayışı

Irak, Suriye, Lübnan ekseninde yeniden kurgulanan Orta Doğu politikasında, Türkiye'nin kendisine biçilen rolü, yeni Orta Doğu haritasıyla birlikte kabul etmemesi oyun kurucu olamasa da oyun bozucu bir noktada konumlanması bu darbe (15 Temmuz 2016) girişiminin uluslararası sacayağını oluşturabilir. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak ve Suriye'de bu oyunu bozacağız demiştir. Batı, Türkiye'de yönetimin değişmesini istiyordu. Özerk bir dış politika yapımından da son derece rahatsızdır. Örneğin; Halep kuşatmasını delen Türkiye oldu. Bir zaman vekâlet savaşlarıyla Türkiye'yi zayıflatmaya çalışsalar da baktılar ki olmuyor, darbe yapalım dediler. İçerideki piyonları da kırk yıldır özenle büyüttükleri Fetöcülerdir. Tabi denklemin içine dört yıldır Putin'i yıkmaya çalıştıklarını, Rusya-Türkiye yakınlaşmasını istemediklerini de koymak lazım. Bu tabloda uçak düşürme hadisesi (24 Kasım 2015), aslında Türkiye'yi yalnızlaştırma çabası olarak da görülebilir. Çünkü uçak düşürme hadisesinden sonra Batı destek vermekten ziyade Orta Doğu'da Türkiye'yi iyice kıskaca almış ve işin tuhaf tarafı da gerek Erdoğan'a gerekse Putin'e yöneltilen eleştiriler aynıdır: Otoriterleşme. Bu aynı zamanda iç kamuoyundaki algı operasyonunun da bir parçası olmuştur. Batı her şeyi iyi kurgulamıştır, Türkiye'nin bir taraftan dışarıda elini kolunu bağlamaya çalışırken, diğer taraftan içeride halk desteğini azaltma gayreti içerisindedir. Anahtar Kelimeler: Rusya, Türkiye, Öteki Algısı, Kimlik, İttifak.

Avrupa ülkeleriErdoğan, Recep TayyipOrta Doğu politikası+7
Büşra Çeliköz
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Özelleştirmenin Tüpraş'ın finansal göstergeleri üzerine etkisi ve bir Avrupa petrol şirketi ile karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; TÜPRAŞ'ın özelleştirme öncesi dönemden başlayarak finansal analizinin yapılması, kamu ve özel sektör zamanındaki finansal ve finansal olmayan göstergelerinin ortaya konulması, bir Avrupa petrol şirketi ile finansal analiz sonuçlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi, ortak ve farklı noktaların belirlenmesi ve sonuçların incelenmesidir. TÜPRAŞ, stratejik öneme sahip bir sanayi kuruluşu olarak, Türkiye'nin en önemli şirketleri arasında yer almaktadır. Özellikli yapısı nedeniyle faaliyetleri, ekonomik ve sosyal açıdan tüm Türkiye'yi etkileyebilecek bir yapıdadır. Bütün yönleriyle TÜPRAŞ, finansal göstergeleri dikkatle incelenmeye değer kuruluşların başında yer almaktadır. Bu çalışmanın önemi; TÜPRAŞ'ın, uzun dönemli finansal göstergelerinin ortaya konularak özelleştirmenin etkilerinin anlaşılması, kamu ve özel sektör dönemlerindeki benzerlik ve farklılıkların tespit edilmesi ve bir Avrupa petrol şirketi olan Macaristan merkezli MOL Group ile karşılaştırılarak sonuçların değerlendirilmesidir. Çalışmanın sonucunda TÜPRAŞ'ın; özelleştirme öncesinden devraldığı öz kaynak ağırlıklı finansman yapısının yabancı kaynak ağırlıklı bir yapıya dönüştüğü, kısa vadeli borçlanma ağırlığı nedeniyle cari oranın azaldığı ancak nakit gücünü korumaya devam ettiği, borçlanmaların yatırıma aktarılarak özellikle maddi duran varlık kaleminin önemli ölçüde yükselmiş olduğu, faaliyetlerinin etkin bir şekilde sürdürülmeye devam ettiği ve yatırımların etkisiyle karlılığın önemli ölçüde arttığı ancak son yıllardaki finansman giderleri etkisi nedeniyle faaliyet karlılığının sonuçlara yansımadığı görülmüştür. TÜPRAŞ ile MOL karşılaştırmasında; TÜPRAŞ'ın yabancı kaynak ağırlıklı yapısına karşın MOL'ün daha fazla öz kaynak ağırlıklı yapıya sahip olduğu, MOL'ün likidite oranlarının ve genel olarak faaliyetlerinin etkinliğinin TÜPRAŞ'ın gerisinde bulunduğu, MOL'ün karlılığının düşüş seyrinde olmasına rağmen, son dönemdeki karlılık performansının TÜPRAŞ'tan daha iyi olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Avrupa ülkeleriFinansal tablolarKarlılık+6
Umut İspir
Başkent University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ile Güney ve Orta Avrupa ülkeleri arasında demiryolu konteyner taşımacılığı: İntermodal rotalar için Beresford modeli ile taşıma modlarının değerlendirmesi

Uluslararası ticaret, ülkelerin ekonomik gelişimleri açısından çok önemli bir faktördür. Dünyada ithalat ve ihracat faaliyetlerinin artmasına bağlı olarak taşıma türlerine olan talepte artış olmuştur. Artan taleplerin karşılanmasına yönelik yapılan çalışmalarda daha verimli, çevre dostu ve sürdürülebilir olan çoklu (multimodal), kombine (combined), modlararası (intermodal) taşıma modları geliştirilmiştir. Taşıma modlarından azami seviyede verim alınması ve taşıma faaliyetinin etkinliğinin artırılması için, geliştirilen taşıma modları ile her bir taşıma türünün avantajlı yönleri bitlikte kullanılmalıdır. Uluslararası taşıma piyasasının artan rekabet koşullarında müşterilerine daha kaliteli hizmet vermek isteyen lojistik firmaları, müşterilerinin değişen taleplerini karşılamak amacıyla, geliştirilen alternatif taşıma modlarından faydalanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye ile Güney ve Orta Avrupa ülkeleri arasındaki ticarette kullanılan ya da kullanılacak olan taşıma modlarının alternatifleri değerlendirilmiştir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye ile Güney ve Orta Avrupa arasındaki taşıma modları alternatiflerinden hareketle mesafe, maliyet ve zaman faktörlerine bağlı olarak uygun taşıma modunu incelemektir. Çalışma kapsamında, Türkiye'den Güney ve Orta Avrupa'ya yapılan demiryolu konteyner taşımacılığında kullanılan dört farklı alternatif rota belirlenmiştir. Bu rotalara ilişkin optimum taşıma modunu belirlemek için yapılan çalışmada, Beresford mesafe-maliyet modeli kullanılarak yardımcı çözümler sunulmuştur. Sonuç olarak, belirlenen alternatif rotalara yönelik yapılan mesafe, maliyet ve zaman çalışmasından elde edilen verilere göre, her bir rota için taşıma maliyeti sunulmuş ve buna bağlı olarak taşıma modunun karar verilmesine yönelik öneriler paylaşılmıştır.

Avrupa ülkeleriKonteyner taşımacılığıTaşıma maliyetleri+7
Mustafa Batıkan Onuk
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Değişen kamu yönetimi anlayışında iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kamu politikalarının değerlendirilmesi: Avrupa ve Türkiye örneği

Gelişen ve hızla büyüyen teknoloji, Dünyadaki çoğu ülkenin çalışma hayatlarına dair düzenlemelerini etkilemektedir. İş hayatındaki ileri teknolojilerin kullanılması, belli bir standardın yakalanması, çalışma koşullarında iyileştirmeler sağlanması, mesleki eğitimlerle çalışma hayatına dair sağlık ve güvenliğin farkındalığının arttırılması gibi konular ise iş sağlığı ve güvenliği alanının ortaya çıkması ile temelini atmıştır. Osmanlı Devleti döneminden günümüze kadar olan süreç içerisinde meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarının, hazırlanan birçok kanun ve belgelerle önlenmesi hedeflenmiştir. Bunun yanı sıra Lonca sistemiyle başlayarak, Dilaverpaşa Nizamnamesi, Maadin Nizamnamesi, Mecelle, Ereğli Maden Havzası gibi belgelerde öncelik, işçi lehine yapılan düzenlemelere verilmiştir. 1930' lu yılların ortasına gelindiği zaman ise, sanayileşmenin ilk adımlarının atılmasıyla beraber iş sağlığı ve güvenliği adına detaylı düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyet' in kurulması ile beraber yapılan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve çeşitli İş Kanunları (3008, 1475, 4857, 63331 sayılı İş Kanunları gibi), önceki düzenlemelerin aksine işin yapım sürecinde önemli olan üç sosyal tarafın yani işçi, işveren ve devletin de sorumluluk ve yükümlülüklerine yer vermiştir. İş sağlığı ve güvenliği alanında Türkiye ve Avrupa ülkelerinde gerçekleşen olumsuz olaylar göz önüne alınarak birçok düzenleme ve politikalar yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemeler sadece çalışma hayatını etkilemekle kalmayıp, ülkede yaşayan tüm insanları da kimi zaman doğrudan kimi zaman dolaylı bir şekilde etkilemektedir. Başta maden ve inşaat sektörleri olmak üzere çeşitli iş alanlarında ortaya çıkan iş kazaları ve meslek hastalıklarının nasıl önlenmesi gerektiği ve nasıl bir yol izlenmesi gerektiği, geçmişten bu yana yapılan iş hayatına dair politikaların etkileri bu tezin amacını oluşturmaktadır. Aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliğine yönelik 1833'te İngiltere' de çıkarılan Fabrikalar Yasası bu alanda yapılan diğer çalışmalara önemli bir yön verdiğinden tez içerisinde İngiltere' ye dair iş sağlığı ve güvenliği düzenlemelerine de yer verilmektedir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı, İş Güvenliği, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasaları, İş kazaları, Avrupa Birliği.

Avrupa ülkeleriDevlet politikalarıKamu yönetimi+3
Aslı Söylemez Tuğ
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Motivations behind aid allocation decisions of European donors: The role of energy resource endowments in African aid recipient countries

The present study deals with one of the most significant current discussions in the international academic community concerning foreign aid and the purposes that motivate donor countries to give aid to developing countries. The paper studies patterns of foreign aid allocation of selected European donors, namely France, the UK, Italy and Spain, to African countries represented by Algeria, Kenya, Morocco, Sudan and Uganda. This issue has been studied before from different standpoints, but the influence of energy resource endowments in African countries on donors? aid decisions regarding foreign aid has not attracted adequate attention in academic literature recently.The hypothesis of the present paper suggests that African recipient countries with energy resources get more bilateral aid from the selected European donors, because European countries are interested in diversification of their energy supply and might favour them with bigger aid commitments. This assumption was made in connection to the Strategic Energy Review made by the European Commission in 2007 related to the security of energy in the EU. The main suggestion of this document was that the European Union needed an urgent action to diversify energy supplies from unstable regions (Russia and the Middle East) to Central Asia and Africa. It has been assumed that this statement, as well as the recent events related to energy issues (for instance, gas crises in 2006 and 2008 in Europe), could motivate the Member States to focus on African oil and gas producing countries as on energy suppliers for their economies. Among the incentives there should be mentioned growing prices for fossil fuels in the period between 2002 and 2007, growing demand for energy resources, as well as a forecasted decrease of oil and gas world reserves. By applying empirical research methods, various objectives underlying aid allocation are integrated in the single hybrid model which unites both developmental and non-developmental goals. However, this paper is not an exhaustive consideration of all possible purposes or every aspect influencing donors? aid allocation decisions.The final evaluation of data is made basing on two groups of charts. The first group includes 24 radar charts, six charts for each donor. This chart type is chosen, because it allows displaying not directly comparable categories. The second group includes line charts to trace the trend over time. This group consists of four charts, each of them displaying tendencies in annual ODA commitments from one selected donor to four of the selected recipients over the nine-year period between 2000 and 2008.Collected for the selected countries for 2000-2008 are analysed according to the principle of Just Plain Data Analysis for compilation and presentation of numerical evidence from multiple data sources to support and illustrate arguments about politics and public issues. References are made to both primary and secondary sources. Primary literature provides data on major economic, political and social data, oil and gas resources and production in African countries. The World Bank, the OECD, the CIA and World Mineral Statistics databases are utilized to achieve these data. Secondary literature creates a framework for the present research, justifying the research question of the paper.This paper does not discuss, or touches upon only marginally, the achievements and success of foreign aid. The history of aid giving gives only a background for the recent tendencies. The scope of this paper does not include multilateral channels of foreign aid, which gradually become preferential for some donors. It does not analyse all possible determinants of aid-giving patters and considers only limited number of recipient African countries.

African countriesEuropean countriesEnergy resources+4
Natalia Shulgina
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative analysis of the pre-accession assistances provided for Turkey and for the other EU candidate and potential candidate countries, and a prescience on Turkey's possible full membership to the EU

This study aims to expose whether the EU has been treating Turkey equally in comparison to the other pre-accession countries within the context of the pre-accession financial cooperation. To this end, the study compares the pre-accession assistances granted to Turkey and to the other pre-accession countries from qualitative and quantitative aspects. The comparison covers mainly the period of 2000 ? 2013.Nowadays, pre-accession financial assistances of the EU attract a growing interest and significance, because it fosters accession process of the candidate and potential candidate countries to the EU membership. Each euro spent as part of the pre-accession strategy of the EU makes the candidate and potential candidate countries more prepared for the membership. In this atmosphere, the EU should allocate the funds among the pre-accession countries fairly. To ensure equality, the EU defines concrete allocation criteria under the pre-accession instruments. Even so, the equality is broken as the study illustrates like in the example of Turkey.As a term ?pre-accession assistance? is explained and former and current pre-accession instruments are introduced initially. Then, the financial cooperation between Turkey and the EU is explained in detail. Thereafter, the financial cooperation between the EU and the other pre-accession countries are summarised to make a comparison between Turkey and the others. Last chapter constitutes the most important part of the study. It is the synthesis of all previously mentioned information. In this chapter, the EU?s unequal treatment of Turkey is displayed through qualitative and quantitative analysis. In the conclusion part, a prescience of the writer on Turkey?s possible full membership to the EU is stated.

European UnionEuropean CommunityEuropean countries+4
Levent Sırrı Selekoğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
10
Master'sOpen AccessEN

Controlling migration and hybrid model: A comparison of western balkans and North African countries

This study investigates migration flows from Western Balkans and North African countries to the high-income countries of the EU. Migration and asylum issues were analysed with taking into account empirical, analytical and political comparisons of Western Balkans and North African countries from the triple win solution point of view. The research attempts to emphasize Western Balkans migration experience in order to respond how to manage and/or control chaotic migration with respect to North African countries. In a sense, the EU enlargement and neighbourhood policies have significant effects on EU migration dynamics of demographic change (i.e. ageing population) and convergence/divergence of EU member states? priorities for migration policies. From this standpoint, the role of the triangle (hybridity) ? state, private sector and civil society in migration research ought to be argued to verify whether a controlling migration by an ideal hybrid structure and indirect centralisation will be more effective and accurate or not. The research presents dialectics of triple win approach and hybrid model (i.e. home country-state, host country-private, and civil society-migrants) with using governance models. The main argument was tested methodologically through using case study research, grounded theory, constructivist and normative approaches.

AfricaAfrican countriesEuropean Union+5
Armando Alıu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupalı seyyahların gözünden Anadolu'da Türk halk kültürü

Halk kültürü araştırmaları bünyesinde yapılan çalışmalarda, seyahatname türü temel kaynaklar arasında yer almaktadır. Seyahat ettikleri yerleri coğrafi, ekonomik, kültürel, siyasi, sosyal açılardan gözlemleyen seyyahların tespitlerinden hareketle milletlerin yaşam biçimleri, alışkanlıkları, ritüelleri, anlayışları üzerine incelemeler yapılabilmektedir. Bu çalışmada, 17. 18. ve 19. yüzyıllarda Anadolu'ya yapılan seyahatlerin neticesinde üretilmiş seyahatnameler incelenmiştir. 18. yüzyılın sonlarında ortaya çıkarak 19. yüzyılda sistematikleşen oryantalist düşünce, seyahatlerin ivme kazanmasında ve amaçlarına göre çeşitlenmesinde etkin bir rol oynamıştır. Anadolu'daki yaşantının Avrupalı seyyahların gözünden ele alındığı bu çalışmada, oryantalizmin seyahat metinlerine etkilerini ve metinler aracılığıyla adeta yeniden üretilen Anadolu algısını analiz etmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, öncelikli kaynaklar olarak seyyahların Türkçeye çevrilmiş seyahatnamelerine başvurulmuştur. Seyahat metinlerinin Türk halk kültürü açısından analizi yapılmış, seyyahların gözlemleri farklı başlıklar altında tasnif edilmiştir.

AvrupaAvrupa ülkeleriHalk bilimi+3
Esma Yeşil
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa'daki anti-Türkizm'in Almanya'daki Türklerin oy verme davranışları üzerindeki etkisi: 2018 Cumhurbaşkanlığı Seçimi örneği

Yabancı düşmanlığının içerisinde ele alabileceğimiz Türk Karşıtlığı, Türk Düşmanlığı, Türkofobi ve Anti-Türkizm kavramları Avrupa'da hızla artan bir olgu haline gelmiştir. Yabancı düşmanlığının farklı bir boyutu gibi görülen bu olgu ve olgular Avrupa'nın birliğine olduğu kadar Avrupa'da farklı sebepler ile bulunan yabancılar/göçmenler için de tehlike arz etmektedir. Avrupa toplumlarında yaşayan bireylerin 'ötekileştirme', 'düşman görme' gibi reflekslerini siyasi ve bütünleştirici politikalar ile azaltmak, yok etmek gibi amaçları edinmeyen Avrupa siyaseti aksine bu düşmanlığı ve ötekileştirmeyi her geçen gün destekler politikalar üretmeye devam etmektedir. Bu politikalar neticesinde kendilerini 'öteki' kategorisinde görmeye zorlanan göçmenler bulundukları ülkelerde entegrasyonu da sağlamakta güçlük çektikleri bilinmektedir. Bu noktada demokratik tepkilerin en önemli unsuru olan 'sandık' göçmenler için de bir tepki unsuru haline gelebilmektedir. Vatandaşı oldukları ülkelerdeki ve yaşadıkları ülkelerde olan politikaları zihinlerindeki sistematik ile değerlendiren seçmenler bir oy davranışı geliştirmektedirler. Bu çalışmada; Avrupa'da ve özellikle Almanya'da yaşayan Türk seçmenlerin artan Türk Düşmanlığı/Anti Türkizm/ Türkofobi gibi olgulara verdiği tepkileri nasıl değerlendirdikleri, demokratik hakları olan seçimler ile nasıl bir bağ kurdukları değerlendirilmiştir. Almanya'da yaşayan Türk seçmenlerin yaşadıkları maruz kaldıkları zenofobi olgusunun oy davranışlarına nasıl etki ettiğine dair çalışmalar azdır. Bu çalışma sayesinde literatüre bir referans kazandırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda da Almanya'da yaşayıp Türkiye'deki seçimlerde oy kullanmaya yeterliliğine sahip seçmenlerin 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki oy davranışlarının ne yönde ve nasıl etkilendiği 40 kişiyle yapılan derinlemesine görüşme/mülakat neticesinde tespit edilmiştir. Avrupa'da artan Türk düşmanlığı ve AntiTürkizm olgularının seçmenlerin oy eğilimlerinde ve seçime katılımlarında etkili olduğuna, seçmenlerin Türkiye'deki seçimlerde oy kullanırken 'lider' faktörüne önem verdiklerine, 'aile' faktörünün seçmenler üzerinde önemli bir yer tuttuğuna ve seçmenlerin kendilerini savunduğunu düşünen adaylara daha pozitif eğilimler sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır.

AlmanyaAntitürcülükAvrupa ülkeleri+6
Behlül Beşen
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bir dışsallık örneği olarak ekoköyler: Türkiye ve bazı Avrupa ülkeleri karşılaştırması

Bir piyasa başarısızlığı olarak kabul edilen dışsallıkların; günümüzde ulaşmış olduğu boyutlar, onları küresel çapta değerlendirmemizi ve içselleştirme yollarının da küresel boyutta geliştirilmesini gerektirmektedir. Bu nedenle çalışmamızda öncelikle, dışsallıklar teorisi kapsamında; literatürdeki dışsallık tanımlarına, dışsallık sınıflandırmalarına ve dışsallıkların içselleştirilmesinde kamusal ve piyasa temelli çözüm önerilerine yer verilmiştir. Yaklaşık 250 yıllık sanayileşme süreci sonucunda ulaştığımız modern çağda insanlık kendisini; iklim krizi, doğal kaynakların azalması, kuraklık, hızlı nüfus artışı, artan yoksulluk, kırdan kente göç ve kent kapasitelerinin alarmı, gıda güvenliğinin tehlikesi gibi gün geçtikçe önlenmesi daha da güçleşen sorunlar içerisinde bulmuştur. Bu sorunlar esasında bireysel ve basit ekonomik davranışlarımızın, oluşturdukları dışsal etkilerin kümülatif sonucudur. Ekolojik kaygılardan uzak, tüketime dayalı hayat biçimlerimizin; yaşamakta olduğumuz çevresel, ekonomik ve kültürel sorunlar üzerinde ne kadar etkili olduğu birçok disiplin tarafından tartışılmakta ve irdelenmektedir. Bahsi geçen sorunları önlemek ve gidermek için her disiplin farklı çözüm yolları önerebilmektedir. Bu sorunlara bütüncül bir çözüm getirmeyi amaçlayan yaklaşımlardan biri de sürdürülebilir bir yaşam modeli sunan ekoköy hareketidir. Bu çalışma, ekoköylerin; ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda çeşitli dışsallıklar doğurduğu ve var olanların haricinde yeni dışsal etki potansiyellerinin de olduğu iddiası üzerine gerçekleştirilmiştir. Bu iddia çerçevesinde çalışma kapsamında Türkiye'den ve Avrupa'dan seçilen dörder ekoköy girişimi; ekolojik, ekonomik ve sosyal yönleri ile incelenerek neden oldukları dışsallıkların tespiti ve karşılaştırılması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dışsallık, ekoköy, sürdürülebilirlik, ekoloji, yeşil ekonomi.

Avrupa ülkeleriDışsallıkEkoköy+5
İhsan Öğlek
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects