Gender discrimination

85 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Çalışma hayatında kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığı: İstanbul Osmanbey semti tekstil firmaları örneği

Kadınların, iş hayatında karşılaştıkları cinsiyet ayrımcılığının tespit edilmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılarak çözüm önerilerinin sunulması oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, tekstil sektöründe kadın istihdamında karşılaşılan sorunların ve yaşanılan cinsiyet ayrımcılığının ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda yürütülen uygulama, kadınların yoğun şekilde istihdam edildiği tekstil sektöründe gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışması kapsamında, İstanbul'daki tekstil firmalarında kadınların yaşadığı sorunlar ve cinsiyet ayrımcılığı geliştirilen anket yardımıyla ölçülmeye çalışılmıştır. Yüz yüze ve online anket yöntemiyle 173 kadın çalışandan toplanılan veriler SPSS (Statistikal Package for Social Sciences) 24.0 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın en önemli sonucu ise; katılımcıların kadın istihdamını etkileyen faktörlere katılma düzeyleri ile algıladıkları cinsiyet önyargıları arasında istatistiksel olarak anlamlı, doğru yönlü ve zayıf düzeyde bir ilişkinin olduğunun ortaya çıkmasıdır. Başka bir ifadeyle katılımcıların algıladıkları cinsiyet önyargıları arttıkça, istihdamı etkileyen faktörlerin öneminin de arttığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın İstihdamı, Cinsiyet Ayrımcılığı, Algılanan Cinsiyet Önyargısı, Tekstil Sektörü

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkKadınlar+6
Tuğçe Tüysüz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerin kadın sorunlarına yaklaşımı

Günümüzde kadın ve erkek eşitsizliğine dayanan sorunlar insan hakları düzeyinde toplumsal bir sorun olarak algılanmaktadır. Kadınların toplum tarafından oluşturulmuş özellikleri onların sorunlarına da neden olmaktadır. 1980?li yıllardan itibaren insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi ve kadın sorunlarında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bu gelişmelerin ve yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı, kadın-erkek eşitliğinin toplumun bütün kesimleri tarafından benimsenmesinin kadına yönelik yaklaşımların değişmesi ile oluşacağı görülmektedir.Toplumların ekonomik ve sosyal hayatını derinden etkileyen küreselleşme süreci, yerel yönetimlerin sosyal politikalar üzerindeki görevini dönüştürürken aynı zamanda toplumsal dengenin sağlıklı olabilmesi için önemli görevler yüklemektedir. Sosyal hayatın yerel kaynaklarla düzenlenmesi belediyelerin planlama, düzenleme ve uygulamalarını etkileyen bir yaklaşımdır.Bu çalışmada, yerel yönetimlerin kadınlara yönelik uyguladıkları çalışmalar yanında bütçeleme, kentli hakları, çevre hareketleri, sağlık ve sosyal hizmet uygulamaları incelenmiş ve farklı siyasal partilerin yönettikleri belediyelerin kadın sorunlarına yaklaşımları araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Toplumsal Cinsiyet 2. Cinsiyet Eşitliği 3. Kadın Sorunları 4. Yerel Yönetimler 5. Belediyeler

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriCinsel ayrımcılık+7
Gülten Koçum
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın eğitim yöneticilerinin çalışma ortamları ve kariyer engellerine ilişkin bir araştırma

Bu araştırmada kadın eğitim yöneticilerinin çalışma ortamları ve kariyer engelleri incelenmiştir. Nitel türlü bu araştırma 2013/2014 eğitim öğretim yılını kapsamaktadır. İstanbul ili, Başakşehir İlçesinde görev yapan 10 erkek, 10 kadın toplam 20 Eğitim yöneticisi ile görüşülmüştür. Görüşmeler yüz yüze/mülakat şeklinde yapılmıştır. Görüşme formu araştırmacının kendisi tarafından düzenlenmiş ve uzman görüşleri dikkate alınarak geliştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şu şekildedir. Yöneticiler 26-51 yaş ve üstünde, 14 evli, 2 boşanmış ve 4 bekâr, 0-4 arası değişen sayıda çocuk sahibi, ön lisans-lisan-yüksek lisans mezunu, 5-25 ve üstü mesleki kıdemlerde bulunmaktadırlar. Ayrıca evli olan erkek yöneticilerin eşlerinden 1 ortaokul, 1 lise, 5 lisans ve 1 yüksek lisans mezunu olduğu, 4 öğretmen, 2 ev hanımı, 1 laborant, 1 işsiz olduğu görülmüştür. Erkek yöneticilerden; 5'i eşinin yöneticiliğini destekleyeceğini, 4'ü desteklemeyeceğini, 1'i şartlı destekleyeceğini söylemiştir. Erkek yöneticilerden daha önce kadın yönetici ile çalışanların tamamı süreç ile ilgili olumlu dönüt vermiştir. Kadın yöneticilerden; 5'i cinsiyet eşitsizliği durumuna maruz kaldığını söylerken diğer 5'i böyle bir duruma maruz kalmadığını belirtmiştir. Herhangi bir cinsiyet eşitsizliği durumuna maruz kalırlarsa şikâyet edip etmeyecekleri sorulduğunda 6'sı edeceğini, 3'ü etmeyeceğini, 1'i ise şikâyet ettiğini ama sonuç alamadığını söylemiştir. Yöneticiler; arkadaş ve müdür teşviki, kariyer yapma isteği, mesleki yıpranmışlık (öğretmenlikten bıkma), kendi idarecilerini beğenmeme, şartların zorlaması gibi sebeplerle yöneticiliğe geçtiklerini söylemişlerdir. Yöneticilikte en fazla karşılaşılan sorun olarak; velilerle, personelle, amirlerle yaşanan sıkıntılar dile getirilmiştir. Kadın yöneticiler erkeklerden farklı olarak uzun mesai ve işi öğrenme aşamasında yaşadıkları sorunları ifade etmişlerdir. Hepsinin ortak olarak söylediği ise yöneticilik sonrası özel hayattaki kısıtlanmadır. Kadın yöneticilere pozitif ayrımcılık uygulanıp uygulanmaması konusunda 8 erkek, 8 kadın yönetici pozitif ayrımcılığın kadınlara ev-aile sorumluluklarından dolayı uygulanması gerektiği söylemişlerdir. Aile sorumluluklarının kadınların kariyeri için engel olup olmadığı sorusuna 6 kadın, 4 erkek yönetici "evet engeldir" derken 3 kadın 3 erkek yönetici "hayır değildir" demiştir. Geriye kalanlar "eşler destek olursa engel değildir" cevabını vermişlerdir. Araştırmanın dikkate değer diğer bazı bulguları ise şu şekildedir. Erkek yöneticilerin çoğunluğu kadın yöneticiyi kurum için bir avantaj olarak görmektedirler. Kadını yöneticilikten uzak tutan sebepler arasında "erkek hegemonyası" kadınlar tarafından kabul edilirken hiçbir erkek yönetici öyle bir durumu dile getirmemiştir. İş yaşamında özellikle yönetici kadınlara karşı çeşitli engellemeler yapılıp yapılmadığı sorusuna "evet yapılıyor" diyen 6 kadın, 4 erkek yönetici vardır. Erkek yöneticilerden 1'i bu soruya cevap vermemiştir. Geriye kalanlar engelleme yapılmadığı görüşündeler. Fakat her iki cinsiyette ortak görüş kadınları kariyerden uzak tutan, kadının aile sorumlulukları ve toplumsal bakış açısı olduğudur. Sonuç olarak, kadın yöneticilerin belirli bir oranda çeşitli engellemeler ile karşılaştıkları bir gerçektir. Fakat bu durum daha çok bireysel ya da kurumsaldır. Yani bu durum kadının çalıştığı kurum ile ve de o kurumdaki mesai arkadaşları ile ilgili bir durumdur, Kız Meslek/Teknik liselerinde bu engellemelerin olmaması gibi. Tamamen gerçek olan ise toplumsal bakışın kadın yöneticiye karşı hala geleneksel tutum içerisinde olduğudur. Anahtar Sözcükler kadın yönetici, kariyer engelleri, erkek yönetici, cam tavan, cinsiyet eşitsizliği

Cam tavan sendromuCinsel ayrımcılıkEğitim yönetimi+4
Songül Yiğit
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Lars Von Trier'in 'Depresyon Üçlemesi'nin feminist çözümlemesi

Bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu savunan görüş ve ideoloji olan cinsiyetçilik, yüzyıllardır süregelen bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. "Cinsiyet ayırımcılığı, genel anlamda bireylere cinsiyetlerinden dolayı toplumda adaletsiz bir şekilde davranılmasıdır. Bu anlamda cinsiyet ayırımcılığı bireyin insan haklarından tümüyle yararlanmasını engelleyen sosyal açıdan yapılandırılmış cinsiyet rolleri ve normlarına dayalı olarak herhangi bir ayırıma, dışlanma ya da kısıtlamaya maruz kalmasıdır. Cinsiyet ayırımcılığı, kaynaklara ve fırsatlara ulaşmada eşitsizlik, şiddet, temel hizmetlerden yararlanmada yetersizlik, çalışma yaşamı ve siyasette kadının sınırlı olarak yer alması ve kadınlarla erkekler arasındaki kişisel ilişkilerdeki güç dengesizliği hususlarıyla yakından ilişkilidir. Dolayısıyla cinsiyet ayırımcılığı; toplumda kadınların temel hizmetlerden yoksun olması, fırsatlara ve kaynaklara sahip olmada erkeklere oranla eşit olmayan koşullar yaşaması, şiddete uğraması, siyasette ve çalışma yaşamında düşük oranlarda temsil edilmesi biçiminde tanımlanmaktadır. Kadınların günlük yaşam faaliyetlerine tam ve özgür bir şekilde katılma olanağından yoksun olmalarına neden olan cinsiyet ayırımcılığının kapsamına; karar mekanizmalarına katılamama, kamusal olanaklardan yararlanamama, sağlıksız koşullarda yaşama, uygun konut sahibi olamama, çalışma yaşamında engellerle karşılaşma, işyerinde taciz ya da haksızlığa uğrama ile sendikaya üye olamama ve sendikal faaliyetlere katılamama gibi çeşitli konular girmektedir." (TMMOB, Cinsiyet Ayrımcılığı Hakkında https://www.tmmob.org.tr/sayfa/cinsiyet-ayrimciligi-hakkinda) Cinsiyetçilik kavramı kimi zaman bireyler arasında, kimi zaman toplumsal normlarda, kimi zaman ise basında, internet mecralarında, televizyon kanallarında ve sinema sektöründe işlenen konularda görülmektedir. Bu anlamda cinsiyetçilik kavramını işlerken sinema okumaları açısından yardımcı olan kuramsal yaklaşım 'Feminist Kuram'dır. Zaman içinde gelişen 'Feminist Kuram'ın ele aldığı konu ataerkil bir düzende işleyen sinema endüstrisinin ürettiği filmlerdeki kadın rollerine erkek bakış açısıdır. Feminist düşünce yapısı ile ortaya çıkan sinemada feminist eleştiri kavramı, cinsiyetçi kavramlara karşı çıkmaktadır. Psikanalitik çalışmaların önemli etkisi bulunan feminist eleştiri kavramı sinemada kimi zaman sert çizgilerle anlatılan kadın/erkek rollerinin analizi üzerine geliştirilmiştir. Bu konuda en önemli örneklerden biri; kadın/erkek ayrımının en net görüleceği ve kadının açık bir şekilde ötekileştirilen, kadına yönelik cinsiyetçilik kavramının yoğun çizgilerini taşıyan; 1995 yılında kurucularından olduğu Dogma 95 hareketiyle tanınan Danimarkalı Yönetmen Lars Von Trier'in 'Antichrist', 'Melancholia' ve 'Nympomaniac I-II' filmlerinin yer aldığı 'Depresyon Üçlemesi'dir. Cinsiyetçilik kavramından yola çıkarak ilerlenen tezde 'Feminist Film Eleştirisi' Yardımıyla Lars Von Trier'in 'Depresyon Üçlemesi' ele alınmaktadır. 'Lars Von Trier'in Depresyon Üçlemesi'nin Feminist Film Çözümlemesi' başlıklı tezde ilk olarak 'Antichrist (Deccal, 2009)' filmi, sonrasında 'Melancholia (Melankoli, 2011)' filmi ve son olarak 'Nymphomaniac I-II (İtiraf I-II, 2013)' filmleri feminist kuram kavramı üzerinden ele alınmaktadır. Tezdeki asıl amaç Danimarkalı yönetmen Lars Von Trier'in 'Depresyon Üçlemesi'nde kadın olgusunu seyirciye nasıl yansıttığı ve nasıl incelediğidir. Bu bağlamda kadının sinemadaki karakterinin izleyiciye nasıl kötü ve aciz yansıtıldığını göstermek belki de Trier'in asıl amacının toplumsal ikiyüzlülüğü bir şekilde seyircinin yansıtmaya çalışmasını çözümlemektir. Bu anlamda tezde 'Kadın kimdir, ne için vardır, bilgi-ruhsal-cinsel açıdan erkeklerden daha aciz bir varlık mıdır? Yoksa tüm bunlar toplumun aslında ikiyüzlülüğü sebebiyle mi bu şekilde öğretilmiştir?' sorularının yanıtları ele alınırken Lars Von Trier'in sineması feminist metodolojiyle incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Feminist Film Eleştirisi, Lars Von Trier, Antichrist, Melancholia, Nymphomaniac

Cinsel ayrımcılıkCinsiyetçilikEleştirel kuram+4
Kübra Genç
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk döneminde toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin verilen farkındalık eğitiminin eşitlikçi cinsiyet rollerinin oluşumundaki etkisi: Kamer Van örneği

Bu çalışmanın konusunu bir sivil toplum kuruluşu olan Kamer'in(Kadın Merkezi) toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için erken çocukluk döneminde toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin verdiği farkındalık eğitiminin eşitlikçi cinsiyet rollerinin oluşumundaki etkisinin incelenmesi oluşturmaktadır. Toplumsal cinsiyet rolleri erken çocukluk döneminden başlayarak sosyalleşme sürecinde edinilmektedir. İlk olarak ailede başlayan bu süreç daha sonra eğitim, medya, kültür siyaset gibi sosyal kurumlar ve sosyal çevre aracılığıyla devam etmektedir. Bütün bu süreç bireyin benliğini oluşturarak tercihlerini, algısını ve sosyal hayata bakış açısını belirlemektedir. Dolayısıyla erken çocukluk döneminde aktarılan toplumsal cinsiyet rollerinin içeriğinin eşitlikçi olması önem teşkil etmektedir. Demokratik bir toplumsal düzenin oluşmasının temelinde yatan önemli faktörlerden birisi toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği temelde kadın ve erkek arasındaki farkları kabul etmek ve toplumda oynakları rolleri eşit olarak değerlendirmek anlamına gelmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için bu noktada hükümetlere, sivil toplum kuruluşlarına ve medya kurumlarına önemli görevler düşmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi ve yaygınlaşması için sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve kamu kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifini kazandıracak eğitim seminerleri ve dersler verilebilir. Bununla birlikte toplumsal cinsiyet rollerinin erken çocukluk döneminde kazanıldığını düşündüğümüzde bu dönemde ebeveynlere ve çocuklara eşitlikçi cinsiyet rolleri kazanmaları için eğitimler verilebilir. Bu doğrultuda bu çalışmada bir sivil toplum kuruluşu olan Kamer'in erken çocukluk döneminde toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin verdiği farkındalık eğitimi incelenmiştir. Araştırmada niteliksel araştırma yöntemi ve bu yöntemin veri toplama teknikleri olan katılımlı gözlem ve derinlemesine görüşme iii tekniği kullanılmıştır. Temelde eğitimin eşitlikçi cinsiyet rollerinin oluşumunda nasıl etkili olduğu eğitime katılan kadın katılımcıların görüşlerinden hareketle değerlendirilmiş ve konu ile ilgili önerilere yer verilmiştir.

Cinsel ayrımcılıkCinsiyetCinsiyet rolleri+6
Esra Gür
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet eşitliği algısının kariyer kararına etkisinde kadının çalışmasına yönelik ayrımcılığın aracı rolü

Bu araştırmanın hedefi, üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algıları, kadının çalışmasına yönelik ayrımcılık tutumları ve kariyer kararları arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışma, toplumsal cinsiyet eşitliği-eşitsizliğine yönelik algılarının bireylerin kariyer yönelimlerini nasıl etkilediğini ve kadının çalışma hayatına katılımına yönelik algıların bu süreçteki aracılık rolünü ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırmanın örneklemini, bir üniversitede çeşitli fakültelerde öğrenim gören 542 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler, Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği, Kadının Çalışmasına Yönelik Ayrımcılık Ölçeği ve Kariyer Kararlılığı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizleri SPSS 27.0 ve AMOS 24.0 programları aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Grup farklılıkları analizleri için Mann-Whitney U testi ve Kruskall Wallis testinden yararlanılmıştır. Değişkenler arası ilişkilerin ortaya çıkarılması için Korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modellemesi (YEM) tekniklerinden yararlanılmıştır. Kullanılan ölçeklerin güvenirlik ve geçerliliklerini belirlemek amacı ile Doğrulayıcı faktör analizi ve Açıklayıcı faktör analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgular araştırmanın sonunda, toplumsal cinsiyet algısının kariyer kararı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğunu ve kadının çalışmasına yönelik ayrımcılık algısının bu ilişkiye kısmi aracılık ettiğini göstermektedir. Kadınların kariyer karar süreçlerinde toplumsal cinsiyet rolleri ve ayrımcılık algılarının belirleyici bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur.Ayrıca çalışma çerçevesinde gerçekleştirilen grup karşılaştırmalarından toplumsal cinsiyet algısı ölçeği genel boyutu, kariyer bilinci ve hedef belirleme alt boyutu, kadının çalışma hayatı ve evlilik uyumu alt boyutu ve kadının çalışmasına yönelik ayrımcılık ölçeği genel boyutu açısından cinsiyet grupları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Toplumsal cinsiyet algısı ölçeği genel boyutu ve kadının çalışma hayatı ve evlilik uyumu alt boyutu açısından eğitim grupları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Toplumsal cinsiyet algısı ölçeği genel boyutu ve kadının çalışmasına yönelik ayrımcılık ölçeği genel boyutu açısından gelir düzeyi grupları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Kadınların kariyer karar süreçlerinde toplumsal cinsiyet rolleri ve ayrımcılık algılarının belirleyici bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar, kadınların işgücü piyasasına katılımında toplumsal cinsiyetin ve ayrımcı tutumların etkisini azaltmaya yönelik eğitim ve politika geliştirme gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Cinsel ayrımcılıkCinsiyetçilikKariyer kararlılığı+2
Ayşegül Güllüpınar
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mutfak çalışanı kadınlara yönelik ön yargılar ve cinsiyet ayrımcılığı

Kadınlar hayatlarının birçok döneminde cinsiyet ayrımcılığına maruz bırakılmışlardır. Kadın ve erkek eşitsizliğinin en çok kendini gösterdiği iş yaşamı, gerek ücret gerekse terfi alımında oldukça sık görülmektedir. Eski yıllardan itibaren bulundukları her konum için çok daha fazla çalışmak zorunda kalan kadınlar, iş yaşamında istedikleri veya hak ettikleri yerlere ulaşabilmek için erkeklere göre daha çok çaba göstermek durumunda kalmıştır. Son yıllarda iş hayatında kadın çalışan sayısının artmasının yanında kadınlara uygulanılan psikolojik baskılar nedeniyle birçok sektörde kadın ve erkek çalışan sayısı birbirlerinden oldukça farklı olacak şekilde dağılmaktadır. Mesleklere yüklenen cinsiyetçi tavır sonucunda birçok iş kadın veya erkek işi olarak tanımlanmış, bu da sektörler arasında çalışan dağılımının eşit olmamasına yol açmıştır. Özellikle, mutfak bölümündeki çalışan kadın ve erkekler arasındaki eşitsizlik dikkat çekicidir.

Cinsel ayrımcılıkKadınlarMutfak+4
Didem Kakşa
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık sektöründe kadın hekimlerin karşılaştığı cinsiyet ayrımcılığı ve cam tavan sendromu

Kadınların iş yaşamında yöneticilik pozisyonlarında yer almaya başladığı görülmektedir. Ancak iş dünyasında yer alan kadın sayısının hızla artmasına karşın, üst seviyede yer alan yönetici ve liderlerin arasında kadınları oranı oldukça azdır. Konu ile alakalı yapılan araştırmalar, kadın cinsiyetine sahip yönecitilerin pozisyonuna ulaşırken "Cam Tavan" olarak adlandırılan görülmeyen ve engellerin ve handikaplarla dolu olduğu görülmektedir. Cam tavan, kadın cinsiyetine sahip olanlar ile üst yönetim pozisyonunda yer alan ve onların başarı ve yeteneklerine bakılmaksızın kariyerlerinde yükselmelerine olanak tanımayan zorlukları ifade etmektedir. Bu çalışma, kadın yöneticilerde kariyer engelleri ve cam tavan sendromuna yönelik olarak hazırlanmıştır. Kadınların üst düzey yönetici pozisyonuna gelmelerindeki engeller üzerine görüş ve önerilerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilecek bu çalışmaya göre; elde edilen bulgular kişilerin yöneticilere yönelik tutumları ile cinsiyet, yaş, çocuk sayısı, eğitim düzeyi arasındaki ilişki değerlendirilecektir.

AyrımcılıkCam tavan sendromuCinsel ayrımcılık+4
Esin Kadık Akdaş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İşgücü piyasasında toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve gelir dağılımı

Piyasa ekonomisi içinde yaratılan gelirin, üretime katılan faktörler ya da bireyler arasında nasıl bölüşüleceği, bu bölüşümün iktisadi sistem üzerindeki etkileri ve adaletli olup olmadığı iktisat disiplini boyunca tartışılan bir konu olmuştur. Bu tartışmalar içinde analiz birimin üretim faktörleri mülkiyetine dayalı toplumsal sınıflardan bireye doğru kayması, işgücü piyasası içindeki dinamiklerin tartışılması için daha geniş bir zemin yaratmıştır. Böylece işgücü piyasasında cinsiyete dayalı bir ayrımcılığın etkileri daha görünür hale gelmiştir. Ancak bu görünürlük hâkim iktisadi yaklaşımın ayrımcılık tanımının izin verdiği ölçüde gerçekleşmiştir. Hâkim iktisadın dar ve soyutlayıcı yaklaşımı karşısında feminist yaklaşım, toplumsal cinsiyet çözümlemesini ortaya koyarak ayrımcılığın doğası ve niteliği hakkında daha bütüncül ve kapsamlı bir bakış açısı sunmuştur. Feminist yaklaşımın çıkış noktasını oluşturduğu bu çalışmada, kadınların işgücü piyasasındaki dezavantajlı konumu ve işgücü piyasasında kadınlara yönelik ayrımcılık, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık /eşitsizlik olarak okunmaktadır. Bu bağlamda çalışmada, işgücü piyasasında toplumsal cinsiyet eşitsizliğin bireysel gelir dağılımına etkisi ücret-maaş eşitsizliği üzerinden araştırılmaktadır. Bu amaçla kantil regresyona dayalı ayrıştırma Machado-Mata yönteminden yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Türkiye işgücü piyasasında tam zamanlı çalışanlar arasında, kadınlar ücret-maaş dağılımı boyunca erkeklerden daha düşük gelir etmekte ve bunun önemli bir bölümü cinsiyete dayalı ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır. Kadın -erkek arasındaki en güçlü eşitsizlik dağılımın alt bölgelerinde yani nispeten daha düşük gelirli işgücü arasında ortaya çıkmıştır. Bu durum tam zamanlı çalışan kadın ve erkek arasında kadınlar aleyhine bir yapışkan zemin etkisini işaret etmektedir. İşgücü piyasasında cinsiyete dayalı ayrımcılığın etkilerini araştıran ayrıştırma yöntemleri önemli bulgular sunmakla birlikte hâkim iktisadi yaklaşımın etkisi, bu bulguların alanını oldukça daraltmaktadır. Bu analizlerde toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümün yarattığı eşitsizlikler analiz dışına itilmekte, bir diğer ifade ile "mesele" edilmemektedir. Bununla birlikte toplumsal cinsiyete dair bu bakış açısı iktisat disiplini içinde genel bir eğilim niteliğindedir. Bu bağlamda çalışmada, uygulanan ampirik modele dair bulgular ve bu analizlerin kavramsal sınırlarını belirleyen kuramsal yaklaşıma ait toplumsal cinsiyetçi bakış açısının sorgulanması bir arada sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: Gelir Dağılımı, İşgücü piyasası, Ayrımcılık Teorileri, Quantile Regresyon , Ayrıştırma Yöntemler

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkCinsiyet eşitsizliği+4
Neslihan Kılınç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Trans bireylerin ayrımcılıkla mücadelede sosyal medya kullanım pratikleri

Günümüzde yeni iletişim teknolojilerinin temin ettiği yeni medya ve sosyal medya ortamları tüm bireylerin erişimine ve kullanımına açık olmasının yanında kullanıcı türevli içerik üretimine izin veren bir yapıya sahiptir. Bu sayede içerik üreticisi olan bireyler yeni medya ortamları aracılığıyla diledikleri kişilerle iletişime geçebilmekte ve kendilerini ifade edebilmektedirler. Bu tez çalışmasında trans bireylerin sosyal medya kullanım pratikleri ele alınmıştır. Bireylerin çevrimdışı ortamlardaki deneyim ve pratiklerinden beslenen sosyal medya profilleri; paylaşımlar, üye olunan gruplar, beğeniler, yorumlar gibi çevrimiçi pratikler ile kimlik performanslarına işaret eder. Gündelik yaşamda bireyi ve özneyi kurucu en önemli öge olan toplumsal cinsiyet performans ve deneyimleri de sosyal medya ortamlarında karşımıza çıkmaktadır. Bu noktadan hareketle, toplum içerisinde kendi seslerini duyuramayan, kimliklerini çevrimdışı ortamlarda yaşayamayan bireyler için sosyal medya ortamları bir ifade alanı niteliğindedir. İkili cinsiyet sistemi içerisinde aile, okul ve iş yaşamında çeşitli ayrımcılık pratiklerine maruz kalan, söylemsel pratikler ile ötekileştirilen, çeşitli şekillerde sözlü ve fiziksel şiddetle transfobik ayrımcılığa maruz kalan translar için sosyal medya ortamları hem toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik konularda kanı ve düşüncelerini özgürce ifade edebilecekleri iletişim kanalları olarak ortaya çıkmakta hem de ayrımcılıkla mücadele noktasında yeni pratiklere zemin yaratmaktadır. Bu tez çalışmasında Ankara'da yaşayan transların sosyal medya kullanım pratikleri ve deneyimlerinden yola çıkarak sosyal medyanın, ayrımcılıkla mücadele noktasında ne gibi olanaklar sağladığı incelenmiştir. Bu tez çalışmasına ait bulgularda katılımcıların, yeni medya ve sosyal medya ortamlarında kendi kimliklerine yönelik bilgi edindikleri, bu ortamlar üzerinden sosyal çevre edindikleri, kendi belirledikleri kişilere karşı cinsiyet kimliklerini performe ettikleri ve nefret söylemleri ile mücadele pratikleri geliştirdikleri görülmüştür.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkCinsel kimlik+3
Beril Altundal
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı cinsel yönelimi olan bireylerin yaşam deneyimleri

Sosyal hizmet; kişinin biricikliğini gözeten, farklılıklara saygı duyan, çeşitlilikleri destekleyen, sosyal adalet ve insan haklarını odak noktasına alan, desteğe ihtiyaç duyan kişilerin güçlendirilmesini hedefleyen uygulama temelli bir disiplindir. Bu doğrultuda ayrımcılık veya baskıya maruz kalan, hayatlarının neredeyse her döneminde zorluklar yaşayan LGBT'ler için çözüm geliştirebilmesi açışından önem taşımaktadır. Bu çalışma söz konusu bilinç temelinde yürütülmüştür. Araştırmanın temel amacı; farklı cinsel yönelimi olan bireylerin açılma yaşantılarını, bütüncül bir bakış açısıyla ele almak ve ayrıntılı biçimde betimlemektir. Çalışma, toplum içerisinde dışlanan ve baskıya maruz kalan farklı cinsel yönelimi olan bireylerin yaşadıkları sorunları açığa çıkarmaktadır. Ayrıca, sosyal destek unsurları hakkında bilgi vermektedir. Çalışmamız, toplumsal normlar dahilinde olan bireyler ve toplumsal normun dışında kalan bireylere ilişkin bir analiz niteliğindedir. Farklı cinsel yönelimi olan bireylerin dışlanma ile mücadele süreci ve bu bireylerin dışlanmadan dolayı kaynaklara erişmede yaşadıkları sorunlar, tespit edilmelidir. Farklı cinsel yönelimi olan bireylerin sosyal dışlanmayı nasıl yaşadıklarının belirlenmesi, bu bireylerin yaşadıkları olumsuz durumlara dikkat çekilmesi açısından önemlidir. Araştırmada, kar topu örneklem yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılara başta dernekler aracılığı ile olmak üzere ilgili yöntemle ulaşılmıştır. Böylelikle toplam 21 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmada katılımcıların yaşı, cinsel yönelimi, mesleği, eğitimi ile ilgili bilgiler; kişisel bilgi formu doldurularak elde edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formunda; farklı cinsel yönelimi olan bireylerin aile yaşantısı, cinsel yönelimlerini keşfetme dönemleri, açılma sürecinde yaşantıları ve karşılaştıkları homofobik tutumlara yönelik sorular yer almaktadır. Verilerin toplanabilmesi için katılımcılardan izin alınmış ve ardından araştırma hakkında bilgi verilmiştir. Görüşmeler çevrimiçi olarak Zoom platformu üzerinden gerçekleştirilmiş ve kayıt alınarak tamamlanmıştır. Görüşmelerin analizinde, içerik analiz tekniği kullanılmıştır. Analiz kapsamında, katılımcıların açılma sürecine ilişkin bulgular sekiz tema altında toplanmıştır. Bu temalar; LGBT bireylerin aile yapıları ve erken çocukluk dönemi yaşantıları, cinsel yönelim farkındalığına nasıl sahip oldukları, kabullenme ve açılma süreci deneyimleri, sosyal destek mekanizmaları, bürokraside ve sağlık hizmetlerinde maruz kaldıkları olumsuz deneyimler, sosyal hayatta karşılaştıkları ayrımcılık/dışlanma/baskı, birliktelik kurmak veya sosyalleşmek için kullandıkları platformlar, trans bireylerin hormon tedavisi sürecinde yaşadığı değişimler ve geleceğe ilişkin düşünceleridir. Katılımcılar, açık uçlu soruları öznel deneyimleri doğrultusunda cevaplamışlardır. Son kertede, erken çocukluk döneminden geleceğe ilişkin düşüncelerine kadar tüm süreçlerini gözden geçirmişler ve konu hakkında farkındalık oluşturmuşlardır.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkCinsel yönelimler+6
Hilal Kaya İpek
Necmettin Erbakan University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadın girişimciliğinin durumu üzerine uluslararası karşılaştırmalı bir analiz

Girişimcilik, sosyal, kültürel ve ekonomik bir faaliyettir ve doğası itibariyle ortaya çıktığı ülkenin şartlarından etkilenmektedir. 1990'lı yıllarda yapılmaya başlanan çalışmalarda kadın girişimciliği genel anlamdaki girişimcilik kavramından ayrılarak incelenmeye başlanmıştır. Bilgi toplumu çağına geçişle birlikte erkeklerin fiziksel ve kültürel güç üstünlüğü büyük oranda son bulmuş, kadınlar belirli alanlarda da olsa daha güçlü bir şekilde girişimcilik faaliyetlerinde bulunmaya başlamışlardır. Bu önemli değişimin yol açtığı farkındalık, dünya genelinde aynı hızla olmamış, çeşitli nedenlerle bölgesel farklılıklar göstermiştir. Bu çalışmanın amacı, öncelikle genel anlamda girişimcilik kavramını ele almak, ardından Covid-19 Pandemisi öncesi ve sonrası dönemde Türkiye'de kadın girişimcilik faaliyetlerini etkileyen unsurları incelemek, karşılaştırmalı bir bakışla Avrupa ülkeleri ile Orta Doğu ve Afrika Ülkeleri ölçeğinde kadın girişimciliğin yerini belirlemek ve pandemi sonrası yapılacak olan yeni çalışmalara katkı sağlamaktır. Türkiye'deki kadın girişimciliğinin değerlendirilmesi ve ülkeler arası karşılaştırmalar yapılabilmesi için 2021-2022 Global Entrepreneurship Monitor (GEM) verileri kullanılmıştır. Veriler, 50 ülkede, 5 küresel bölgede ve 3 ulusal gelir düzeyinde kadın girişimciliğine ait bilgiler sunmaktadır. Türkiye, raporda Orta Doğu ve Afrika ülkeleri bölgesel grubuna dâhil edilmiştir. Çalışma sonucunda, kadın girişimciliğini etkileyen faktörlerin halen araştırılmaya ihtiyaç olduğu, ülkeler ve bölgeler arasındaki kadın girişimcilik faaliyetleri farkının yüzeysel bir coğrafya ya da kültürel farklılık verisiyle kesin ve kolaylıkla açıklanabilir olmadığı ortaya konulmuştur.

COVID 19Cinsel ayrımcılıkGirişimcilik+6
Alper Şahinoğlu
Toros University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Challenges facing women working in hospitality industry: A case of Zanzibar

Despite an increase in women in a high percentage in the tourism and hospitality industries, Zanzibar society does not seem to agree that women should work or engage in the hospitality industry. Thus, female employees keep experiencing more barriers. This study investigates the challenges encountered by women working in the hospitality industry in the tourism sector of Zanzibar and aims to investigate and address those problems. The research adopted a qualitative methodological design. To answer the research questions, an interview guideline was developed, and semi-structured interviews were conducted with a sample of 20 female employees from various hotels in Zanzibar using purposive and snowball sampling. The data was analyzed using thematic analysis and presented through Acker's abductive theoretical framework. The findings of the study revealed that the majority of women employees face different challenges including sexual harassment, gender discrimination, wage determination, division of work, nature of the job itself and women, work-life balance, a male-dominated system, the image of women and stereotypes, difficulty in obtaining promotion opportunities for career advancement, religious and cultural beliefs, negative perceptions and attitudes from society, and dress code regulations. However, sexual harassment and gender discrimination emerged as the most prevalent challenges experienced by nearly all participants. The study recommended the government to ensure the implementation of human rights and address gender equality policies and strategies to reduce the challenges in Zanzibar.

Gender discriminationSexual harassmentWomen+6
Mgenı Juma Khamıs
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe meslek mensubu adaylarının cinsiyet ayrımcılığına yönelik algıları: Muhasebe ve Finans Yönetimi Bölümü öğrencileri üzerine bir araştırma

13 Haziran 1989 tarihinde yasal bir nitelik kazanmış olan muhasebe mesleğinin birçok sorunu bulunmaktadır. Bu sorunların başlıca muhatabı olan muhasebe meslek mensuplarından yola çıkılarak çalışmamızın temeli oluşturulmaya başlanmıştır. TÜRMOB verileri ve literatüre bakıldığında, ülkemizdeki kadın muhasebe meslek mensuplarının sayıca azlığı ve meslekte erkek meslektaşları kadar etkin rol almadığı görülmüştür. Buradan hareketle çalışmamızın ana konusu, "Kadın Muhasebe Meslek Mensuplarının Çalışma Hayatında Yaşadıkları Cinsiyete Yönelik Ayrım ve Buna Yönelik Muhasebe Bölümünde Eğitim Alan Öğrencilerin Algılarının İncelenmesi" olarak belirlenmiştir. Yapılan literatür taramasında, çalışmamıza benzer çalışmaların sayıca az olması ve muhasebe çalışma hayatında yaşanan cinsiyete yönelik ayrım hususunda muhasebe öğrencilerin algılarını incelemeyi amaçlayan çalışmanın var olmaması çalışmamızı özgün kılmaktadır. Yapılan literatür çalışmasında çalışma hayatında kadınlara karşı cinsiyete yönelik ayrımın var olduğu, diğer ülkeler tarafından da kabul edildiği ve konu üzerine benzer çalışmalar yapıldığı görülmüştür. Tez çalışmamızın ilk bölümünde muhasebe mesleği ve meslek mensuplarına yer verilmiştir. İkinci bölümünde cinsiyete yönelik ayrımcılık anlatılmış son olarak üçüncü bölümde çalışma hayatında cinsiyete yönelik ayrımcılık ve buna yönelik öğrenci algıları anket yöntemi ile incelenmiştir.

Cinsel ayrımcılıkMuhasebeMuhasebeci+2
Tuğçe Ayar
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The imaging of women in Bertolt Brecht`s "the good person of Szechwan" Friedrich Durrenmatt`s "the physicists"

ABSTRACT The proliferation of feminist studies during the last thirty years has led to a broad exploration of diverse questions and established fields. Adressing interrelated questions about modernist canon formation and gender and theater with a focus on the trope of madness,lhis paper tries to analyze two modernist drama texts,BerloIt Brecht's The Good Person of Szechwan and Friedrich Diirrenmatt's The Physicists, which are written by men. The texts in question are central to the canon of modern drama, which presupposes universalist notions of modernity,marginality, and madness,but according to me, relies on gendered notions to stage this univcrsalism. I begin this research with an overview of feminist theater criticism which focuses on women,yet in which I do not solely decry the lack of representation of women in plays by men,nor do I simply value the representation of women. While reading this work,a feminist reader might expect more discussion of female figures or question of femininity. For example,the chapter two on Friedrich Diirrenmatt's The Physicists elaborates on science,dramatic form.and madness before it discusses briefly the questions of the play's female characters. The triangulated relationship of modernism,madness,and sexual politics allows to me analyze how these three categories intersect to stage woman in these plays.Briefly,in this paper I try to search the relationship of modcrnism,gendcr,sexuaI politics,and madness in and against traditions of feminist research.

Brecht, BertoltGender discriminationDürrenmatt, Friedrich+4
Mahperi Mertoğlu
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Cinsiyet kimliği ayrımcılığı ve ana akım medyada görünmezlik: Transgender ölümleri (İntiharları/cinayetleri)

Heteronormativite, ataerkil toplumların en büyük problemlerinden biridir. Doğal, verili zannedilen bu kurgu ve cinsiyet rejimi yaşamın tüm alanlarını şekillendirmektedir. Buradan hareketle özellikle transgender ('T') bireyler cinsiyet kimliği ayrımcılığı ve ölümlerle (cinayet, intihar) karşı karşıyadır. Medya da cinsiyet rejimini doğallaştırıp yeniden üretirken, norm dışı addedilen bedenleri ve cinsiyet kimliklerini dışa atan ideolojik bir aygıt görevi görmektedir. Bu bağlamda şu sorulara cevap aranmıştır: 1-'T' bireyler ve 'T' bireylere dair ölümler egemen ideoloji ile nasıl kuruluyor, devletin ideolojik aygıtı (DİA) olan medyadan (yazılı basından) nasıl aktarılıyor? 2-'T' bireyler toplumsal yaşamda nasıl konumlanıyorlar, politik olarak kendilerini nasıl inşa ediyorlar, bu inşa gündelik yaşamlarını nasıl etkiliyor, hak ihlalleri dahilinde yaşamı nasıl deneyimliyorlar? Sorulara cevap bulabilmek için üçgenleme metodolojisi ekseninde eleştirel söylem analizi, çevrimiçi gözlemcilik ve görüşme olmak üzere üç farklı yöntem kullanılmıştır. Sonuç olarak medya gibi diğer DİA'ların ve devletin baskı aygıtlarının (DBA) 'T' bireylerin yaşamında olumsuz tezahüre sahip olduğu saptanmıştır. Ana akım gazetelerde yer alan ölüm haberlerinde 'T'nin önemsizleştirildiğinin ve bu haberlerin kamuoyundaki olumsuz algıları pekiştirecek yönde söylemsel inşa ile sunulduğu tespit edilmiştir. Zira ölümlerin geneli bireysel meseleler gibi verilmiş, politik bağlamından koparılmış ve cinsiyet kimliği ayrımcılığını yeniden üreterek okuyucuya servis edilmiştir.

AyrımcılıkCinayetCinsel ayrımcılık+7
Tuba Çetinbaş
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan cinsiyet ayrımcılığının örgütsel adalete olan etkilerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

Bireylerin çeşitli nitelikleri temel alarak birbirleri arasında ayrımcılık yaptıkları görülmektedir. Cinsiyet ayrımcılığı da günümüz toplumlarında sık görülen bir ayrımcılık türüdür ve özellikle kadınları olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. Hem iş hem de toplumsal yaşamın önemli bir sorunu olarak kabul edilen cinsiyet ayrımcılığı sadece bireysel değil, bireylerin bulundukları örgütlerde de birtakım sorunlara neden olabilmektedir. Örgütlerde bulunan bireylerin dahil oldukları cinsiyet gruplarına yönelik adil olmayan tutumları algılamalarının, örgütsel adalet algılarını da etkilediği düşünülmektedir. Bu sebeple, araştırmada cinsiyet ayrımcılığı algılarının, örgütsel adalet algılarına olan etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan cinsiyet ayrımcılığının örgütsel adalet ve alt boyutları olan dağıtımsal adalet, prosedürel adalet ve etkileşimsel adalet algıları üzerinde negatif yönde anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkÖrgütsel adalet
Ufuk Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Perception of gender discrimination in HRM practices and occupational turnover intention of women in STEM occupations: Evidence from Turkey, Jordan and USA

Women made significant progress in science, technology, engineering and mathematics (STEM) fields. However, the gender gap in STEM workforce still exists. One reason that contributes to the formation of this gap is the withdrawal of women from these fields due to the discriminatory practices they are exposed to in the workplace. Gender discrimination in the workplace has many dimensions and reasons that can be examined at the individual, organizational and national levels. At the organizational level, discrimination against women occurs to a large extent through human resource management (HRM) practices that lead to various negative consequences and encourage women to leave their entire careers . In other words, discrimination perceived by female employees through HR practices is a common phenomenon in daily practice for many businesses. On the other hand, the perception of discrimination against women varies from culture to culture. It is possible to expect that different national cultural acceptances and codes will determine what behavior or practice women perceive as discriminatory. In this study, firstly, an answer is sought to the question of whether there is a relationship between the gender discrimination in HRM practices perceived by women and their occupational turnover intention. The second question of the study is whether that perceived level of discrimination and the relationship between this perception and intention to leave a career vary across different cultural contexts. In this study, the interaction between women's perceived gender discrimination in HRM practices and their occupational turnover intention was discussed and investigated within the framework of social cognitive career theory (SCCT). According to the SCCT, the aforementioned relationship may also be affected by women's beliefs about their self-efficacy and ability to overcome barriers in the workplace. Hence, the third problem of this study is about how general self-efficacy, one of the basic concepts of SCCT, plays a role in the relationship between the two core variables. Guided by career development, gender discrimination and national culture literature, this study uses quantitative analysis, drawing on comparable questionnaires targeting women in STEM occupations from three counties (USA, Turkey, Jordan). Results revealed that gender discrimination has a significant positive impact on occupational turnover intention in all samples except in Jordan, while general self-efficacy has a significant moderating effect in this relationship only in the US sample. Further, perceptions of gender discrimination and the impact size of perceived gender discrimination on occupational turnover intention significantly differ among different cultural groups. This study contributes to the research field by adding a cross-cultural perspective to the phenomenon and consequences of gender discrimination in STEM professions. On the other hand, research findings are important in explaining the results of HRM practices, the effects of discriminatory practices against women, and how these effects differ between cultures. The study reveals results that will contribute to both theoretical and practical literature, especially in terms of understanding and improving the HR practices of multinational companies and the applicability of SCCT in workplace conditions.

United States of AmericaGender discriminationWomen+6
Seham Ahmad Abdulah Aljaafreh
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cam tavan sendromunun örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini ölçmeye yönelik bir araştırma

Bu çalışmada, cam tavan sendromu ile örgütsel bağlılık konusu araştırılmış ve cam tavan kavramının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla bir uygulama yapılmıştır. Çalışmada, cam tavan kavramının örgütsel bağlılığın alt boyutları ile olan ilişkisi de incelenmiştir. Ayrıca bu boyutların demografik değişkenlerle arasında fark olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kütahya?da faaliyet gösteren iki özel işletmenin 46 kadın çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS paket programında analiz edilmiştir. Veriler frekans analizleri, güvenilirlilik testi, T-testi, ANOVA testi, korelasyon ve regresyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucuna göre cam tavan sendromuna maruz kalan çalışanın örgütsel bağlılık düzeyi azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Cam tavan, Örgütsel Bağlılık, Duygusal Bağlılık, Devam Bağlılığı, Normatif Bağlılık

Anova testiBağlılıkCam tavan sendromu+6
Dilek Özünlü
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde kadın-erkek ayrımcılığı ve cinsel taciz

ÖZET Tarihsel süreçte kadının toplum içindeki yeri ve konumuna ilişkin mücadelesi, önceleri daha çok sosyal konum itibarı ile olmuş, daha sonraları ise kadının çalışma hayatına katılması ile bu mücadele, ekonomik boyut da kazanmıştır. Toplumların gelişimi ile kadının sosyal statüsünde de bir gelişme kaydedilmiş, göreceli olarak kadınlar her alanda belli kazanımlar elde etmiştir. Çalışma hayatına kadının girmesinin sonucu olarak kadınla ilgili sorunların farklılaşmasıyla, sosyal, ekonomik ve hukuksal bazlı düzenlemeler, toplumsal hayatı giderek çevrelemeye başlamıştır. Bu noktada, kadınların çalışma hayatındaki sorunlarına ilişkin düzenlemelerin, kadınların sorunlarının erkeklere göre farklı olması ve sırf kadın oldukları için karşılaştıkları sorunlar yüzünden yapıldığı görülmektedir. Çalışma hayatında kadın olmanın getirdiği dezavantajlar, bir de onların cinsiyetlerine dönük zafiyetle birleştiğinde, bu düzenlemeler kaçınılmaz bir hal almaktadır. Kadının erkeğe göre daha zayıf olan konumu ve yapısı itibarı ile uygulama alanı bulan cinsiyet ayrımcılığı sorunu, kadının gerek işe girişte, gerek işe girdikten sonraki çalışma hayatında, ücret ödenmesinde ve sosyal güvenlik haklan bakımından kendini göstermektedir. Çalışan kadınlar, işyerlerinde cinsel tacize de uğramakta, böylece kadın çalışan olmak, bir başka sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle; çalışmamızda öncelikle, tarihten günümüze kadının sosyo ekonomik durumu incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda genel olarak ve günümüze doğru kadının çalışma hayatındaki durumu ortaya konmuş, ikinci bölümde kadınların çalışma yaşamına ilişkin sorunları, bu çerçevede genel sorunlar ile cinsiyet ayrımcılığı ve cinsel taciz sorunları ele alınmış, çalışmamızın son bölümünde ise, seçilen yüz çalışan kadın denekten alınan anket verileri değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkCinsel taciz+3
Saadettin Gülcan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessEN

Racial and gender discrimination against the creole identity in jJean Rhys's Wide Sargasso Sea

Jane Rhys's novel Wide Sargasso Sea builds around the theme of identity as seen in the experience of the female protagonist Antoinette Cosway, who struggles as a female Creole to prove her identity in an environment that rejects her. In fact, she is faced with double discrimination on the basis of her race and gender. The first part of this thesis will address the writer Jean Rhys and her connection with Wide Sargasso Sea and her female protagonist Antoinette. The chapter will attempt to compare and contrast the characteristics and reactions of two female characters in two different novels -Antoinette from Wide Sargasso Sea and Jane from Charlotte Brontë's novel Jane Eyre - in the face of the hardships they have to deal with throughout their lives. The second chapter of the thesis will focus on the racial discrimination against the white Creole protagonist, Antoinette, whose multiple efforts to identify with the black community of the Caribbean ultimately prove to be futile, as she is faced with rejection every time she attempts to do so. The chapter will also discuss the rejection that Antoinette is subjected to by the white English community, and the painful experience that she goes through after her marriage to her husband , who can be viewed as a representative of the English community. The third chapter will deal with the racial discrimination against Antoinette as a female Creole caught in a patriarchal society. As a woman hopelessly trapped in a society dominated by male values, Antoinette has been renamed, displaced, and ostracized by her controlling husband. She desperately struggles to resist him as he tries in more than one way to strip her off her real identity. Given the gender issues handled in the novel, the experiences of the female protagonist will be discussed from a feminist point of view.

Gender discriminationGender identityRacism+4
Ahmed Younus
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet araştırması: Turgutlu örneği

Sosyolojinin on dokuzuncu yüzyıla dayanan kökenine bakıldığında toplumsal cinsiyet kavramına rastlanmaz. İkinci dalga feminizmin etkisiyle 1960'ların ortasında sosyal bilimler literatürüne dahil olan bu kavram zaman içerisinde cinsiyet stereotipleri, erkekliğin ve kadınlığın kültürel inşası, yapısal olarak cinsiyet işbölümünü de kavramsal açıklamalara dahil ederek çalışma alanlarını daha da genişletmiştir. Bu bakımdan toplumsal cinsiyet, femineni yani kadınsılığı ve masküleni yani erkeksiliği sonuç olarak kadın ve erkek olmanın içinde yaşanılan toplumda ne anlama geldiğini ifade etmektedir. Buradan hareketle bu tez çalışmasında; kadınlık ve erkekliğin toplumsal yapı içerisinde farklı değişkenlere göre -yaş, cinsiyet, eğitim durumu, yaşanılan yer ve yaşama süresi, gelir seviyesi gibi demografik özellikler- nasıl tanımlandığını, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı yönündeki tutumların tespitinin yapılmasını ve toplum tarafından inşa edilen kadınlık ve erkeklik dışında cinsel yönelim konusunda toplumsal farkındalığın ne yönde olduğunun tespit edilmesini amaçlamaktadır. Bu araştırma nicel bir alan araştırması olarak Turgutlu ilçesinde yapılan saha çalışmasından toplanan verilere dayanmaktadır. Araştırmanın evrenini 15 ve üzeri yaşa sahip Turgutlu ilçesi nüfusu oluşturmaktadır. Bu yaş sınırının belirlenmesindeki temel etkeni cinsiyet kimliğinin oluşum şartlarının dikkate alınması oluşturmaktadır. Evreni temsil özelliğine sahip örneklemin tespiti için olasılığa dayalı tabakalı örnekleme tekniği tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemini Turgutlu ilçesine bağlı 22 mahalleden toplam 384 kişi oluşturmuştur. Bu araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın odak noktasını oluşturan cinsiyet, toplumsal cinsiyet, toplumsal cinsiyet rolleri, toplumsal cinsiyet algısı, ayrım, ayrımcılık, cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet sosyalizasyonu kavramları açıklanmış beraberinde toplumsal cinsiyete yönelik oluşturulan kuramsal yaklaşımlar ele alınmıştır. İkinci bölümde toplumsal cinsiyet alanında yapılmış çalışmaların incelenmesi ile literatür özeti ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise araştırmanın saha çalışmasına ve bulgularına yer verilmiştir. Araştırmanın öne çıkan bulgularına bakıldığında araştırmanın ilk varsayımı olan kadınlık ve erkeklik tanımlamaları farklılaşmaktadır cinsiyet değişkenine göre ele alınmış ve kısmen desteklenmiştir. Bu varsayımı test etmek amacıyla 10 alt kategori (davranış ve görünüm, iş bölümü/yapılan işler, kavramsal tanımlamalar, mekan türleri, mesleki farklılıklar, müzik enstrümanları, sanat dalları, spor dalları, tanımlayıcı özellikler, zeka türleri) oluşturulmuş ve cinsiyete göre uygunluk arasındaki ilişki ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın ikinci varsayımı olan hak temelli toplumsal cinsiyet eşitliğinin benimsenme düzeyi ile sosyo-demografik özellikler arasındaki ilişki ele alınmış ve kısmen desteklenmiştir. Bu varsayımı test etmek amacıyla üç alt varsayım oluşturulmuş sivil, siyasi ve sosyal hakların kullanımı yönündeki toplumsal cinsiyet eşitliğinin benimsenme düzeyi ile sosyo-demografik özellikler arasındaki ilişki ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü varsayımı olan cinsel yönelime ilişkin tutumlar ile sosyo-demografik özellikler arasındaki ilişki ele alınmış ve kısmen desteklenmiştir.

Cinsel ayrımcılıkCinsiyet eşitsizliğiErkeklik+6
Yılmaz Yeşildal
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The role of women in revolutions: Case study of Syrian women's role in the Syrian revolution from 2011 to 2024

This study explores the role of Syrian women in the Syrian revolution from 2011 to 2024, analyzing their contributions, the challenges they faced, the evolution of their roles over time, and their aspirations for the future. It investigates how women actively shaped revolutionary movements through political activism, humanitarian work, media engagement, and advocacy, despite facing systemic barriers rooted in sociocultural norms, conflict dynamics, and gender-based violence. The research highlights how women's participation transformed in response to evolving conflict conditions, moving from protest organization to leadership roles in civil society, advocacy networks, and humanitarian efforts. The study adopts a descriptive, inductive approach, analyzing quantitative data collected through a structured survey. A total of 470 respondents participated, selected through a combination of purposive and snowball sampling methods to capture diverse perspectives. Findings reveal that while Syrian women played pivotal roles in various revolutionary fields, their contributions were consistently challenged by gender norms, limited access to leadership, security threats, economic hardships, and marginalization by extremist groups. However, the study also underscores the resilience and adaptability of women in reimagining their activism and expanding their influence into humanitarian, media, and political spheres. Future aspirations expressed by respondents highlight a strong demand for greater inclusion of women in political processes, peacebuilding initiatives, education, economic empowerment, and social change. This research contributes to a deeper understanding of the intersection between gender, conflict, and political transformation in post-conflict societies. It provides actionable recommendations for policymakers, civil society organizations, and international stakeholders to strengthen women's roles in Syria's recovery and democratization efforts.

PeacebuildingGender discriminationGender roles+1
Majdoulın Eıbo
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyet ayrımcılığının ve ötekileştirme pratiklerinin LGBTİ+'in cinsiyet algısına etkisi: İstanbul ve İzmir

"Cinsiyet Ayrımcılığının ve Ötekileştirme Pratiklerinin LGBTİ+'in Cinsiyet Algısına Etkisi: İstanbul ve İzmir Örneği" isimli bu tez çalışmasının amacı, LGBTİ+'ların toplumsal yaşamda deneyimlediği ötekileştirilme ve ayrımcılık süreçlerini etkileyen faktörleri tespit etmektir. Bu amaçtan hareketle; tez kapsamında sosyolojik olarak böyle bir analizin, toplumsal yaşamdaki görünmeyen süreçlerin ortaya çıkarılmasında ve konuyla ilgili çözüm politikalarının oluşturulmasında önemli olduğu düşünülmektedir. Bu çerçevede çalışmanın araştırma boyutunda; araştırma problemlerini kapsamlı olarak irdeleyebilmek, bir yöntemin zayıf yönünün diğer yöntemin güçlü yönüyle tamamlayabilmek amacıyla bir yöntemin diğer yöntemdeki eksik yönlerini güçlendirmek amacıyla, karma model yaklaşımı kullanılmıştır. Çalışmanın nicel aşamasında konuyla ilgili literatür doğrultusunda hazırlanan anket soruları, İstanbul ve İzmir'de ikamet eden, tesadüfi örnekleme modülüne dayalı olarak belirlenen, 146 kişiye uygulanmıştır. Araştırmanın nitel aşamasında 17 kişi ile görüşme yapılmıştır. Nicel kısımda SPSS15 analiz programı, nitel kısımda ise içerik analizi ve tematik analiz kullanılmıştır. Araştırmada, katılımcıların sosyo-demografik özellikleri, toplumsal cinsiyet algıları, cinsiyet kimliğinin toplumsal yaşamla ilişkisi, yaşanılan ayrımcılık ve önyargılara ilişkin cinsiyet algısını etkileyen unsurlar arasındaki anlamlılık düzeyi analiz edilmiştir. LGBTİ+'lar sosyalizasyon süreçlerinde sorunlarla karşılaşmakta ve bu sorunlar hayatlarının hemen her alanını etkilemektedir. Toplumda LGBTİ+'ların deneyimlediği önyargı ve ayrımcılığın iç içe geçmiş birçok nedeni araştırma bulguları arasında yer almaktadır. LGBTİ+'lar en fazla ayrımcılık ve ötekileştirme pratiklerine, LGBT+ hakkında bilgisi olmayan insanlar tarafından maruz kalmaktadırlar. Ayrıca toplumsal düzene tehdit görüldükleri için ayrımcılık pratiklerinin deneyimlendiği de yine bulgular arasındadır.

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkCinsel kimlik+5
Özge Arayıcı
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects