Migrations
911 theses under this subject heading
Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dili
Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların diline odaklanan bu çalışmada, saha araştırmasına katılan katılımcıların serbest konuşma ve diyaloglarının yer aldığı kayıtlardan derlenen veriler, ölçünlü dilin biçim bilgisi ve söz varlığı ile karşılaştırılmıştır. Bunun neticesinde, Türkiye'de yaşayan Boşnakların dilinin, lehçe bilimi açısından heterojen bir yapıya sahip olduğu varsayımı, Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dili özelinde doğrulanmıştır. Ayrıca, Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dilinde, özellikle Sancak lehçesinin, Boşnakçanın diğer lehçelerine nazaran daha baskın olduğu da tespit edilmiştir. Çalışmamızın giriş kısmında Boşnakçanın dil ailesine, kısa tarihine ve lehçelerine yer verilmiştir. Birinci bölümünde, Osmanlının Balkanlardaki etkinliğini kaybetmesiyle günümüz Türkiye topraklarına gerçekleşen kitlesel göç hareketliliğinin önemli bir parçası olan Boşnak göçü ve çalışmanın evrenini oluşturan Kırklareli ili ele alınmıştır. Bu bölümü takiben ikinci bölümde, Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dili ile ölçünlü dilin biçim bilgisi karşılaştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, katılımcılardan elde edilen metinler bağlamında ortaya çıkan söz varlığı, ölçünlü dil ve lehçeler bakımından incelenmiştir.
A comparative analysis of the construction of national narratives by the refugee and exchangee associations in Greece and Turkey
This thesis comparatively analyzes the roles played by the exchangee associations, whose numbers have increased gradually in the last decades in Turkey, and the refugee associations, which have a deep-rooted history in Greece, in the construction of their respective nationalist narratives. Taking from the 1922-23 Forced Migration/Population Exchange discourses used in both countries, the study begins with a historical discussion and aims at introducing how these discourses are reproduced by the refugee associations in Greece and the exchangee associations in Turkey. In this regard, the official statements of the associations, the events organized by them and the semi-structured interviews conducted with their members (both in Greece and Turkey) are examined and under the light of the obtained results, three main hypotheses are tested. In order to conduct this research, a modernist nationalist approach is taken as a starting point, and particularly the assumptions of Michael Billig's banal nationalism are employed to construct the framework of the thesis. It is hoped that these findings will fill a void in the International Relations and Political Science literature on the role of the two understudied actors, i.e., the refugee and exchangee associations, as well as to contribute to the refugee/exchangee research in both countries.
Güvenlik yönetişimi ve insan güvenliği ilişkisi: Türkiye'deki Suriyeli sığınmacılar örneği
Bu tezde 2011'den itibaren Türkiye'ye gelen Suriyelilerin güvenlik ihtiyaçlarının Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından giderilme kapasiteleri değerlendirilmektedir. Türkiye'deki Suriyelilerin güvenlikleri değerlendirilirken insan güvenliği yaklaşımı; aktörler arasındaki konu üzerine işbirliğini açıklamak için güvenlik yönetişimi yaklaşımı kullanılmıştır. Çalışmada, "Türkiye'deki Suriyelilerin insan güvenliğine göre yaşamaları için Türkiye'nin, BM ve AB ile kurduğu yönetişim ilişkileri nelerdir?" araştırma sorusuna odaklanılmıştır. İlk olarak, Güvenlik Çalışmaları yazınında İnsan Güvenliği ve Güvenlik Yönetişimi yaklaşımlarının kullanılması ve aktörler tarafından uygulamaları incelenmiştir. Ardından, Türkiye'nin iltica sisteminin belirlenmesine BM ve AB'nin etkileri, Suriyelilerin Türkiye'ye gelmelerinden önce ve sonrası dönemlerde karşılaştırılmış ve Suriyeliler için uygulanan güvenlik yönetişim ilişkileri tespit edilmiştir. Son olarak da, aktörler arasındaki yönetişim ilişkilerinin Suriyelilerin korkudan ve yoksunluktan arınma özgürlüklerini gerçekleştirme kapasiteleri değerlendirilmiştir
The long-run causal effects of the emigration of Crimean and Nogay Turks on the urbanization and agricultural outcomes of Turkey: An empirical analysis
The purpose of this thesis is to investigate the long-term causal effects of the emigration of the Crimean and Nogay Turks on the urbanization and agricultural outcomes of Turkey. To estimate the long-term causal effects of emigrants, a novel dataset at province level consisting of six years between 1928 and 1965 is constructed by digitalizing the Agricultural Yearbooks and Population Censuses of Turkey. In addition to baseline the Ordinary Least Square (OLS) methods, Instrumental variable methods are employed to address potential endogeneity problem. The results reveal that the emigration of Crimean and Nogay Turks had a positive and significant long-term effects on urbanization rate, per capita cultivated land, per capita total agricultural production, per capita cultivated area of grain, per capita grain production and per capita industrial crops production.
Yerel yönetimlerin göç ve entegrasyon politikaları: Gaziantep Büyükşehir Belediyesi örneği
Göç olgusu, şehirleri ve şehirlerde kamu hizmetlerini sağlayan yerel yönetimlerin faaliyetlerini etkilemektedir. 2011 yılında Suriye'den başlayan göç hareketi, başta Türkiye'deki belediyeler olmak üzere farklı ülkelerdeki yerel yönetimlerin politikalarını ve hizmetlerini doğrudan etkilemiştir. Yerel yönetimler bir yandan göçe yaklaşımlarını belirleyerek politikalar oluştururken, diğer yandan ise göçmenlere yönelik çeşitli hizmetler sunmakta ve toplulukların bir arada yaşamasına katkı sağlamaya çalışmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin Suriyelilere yönelik faaliyetlerini kuramsal bir çerçeve ile analiz etmektir. Çalışma, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin yasal, ekonomik ve insan kaynağı eksikliklerine rağmen Suriyelileri yerel halktan ayırmayarak hizmet sağladığını ve topluluklar arasında entegrasyonun derinleşmesini katkı sağladığını tespit etmektedir.
Suriye iç savaşındaki göçlerde tetikleyici bir unsur olarak çevresel faktörler: Yeşil jeopolitik bir analiz
Bu tez, günümüzde yaşanan bilhassa çevresel kaynaklı göçlere, bugüne kadar siyasal pratiği yapılandırılmış coğrafi politik varsayımların ötesinde eleştirel jeopolitik bir okuma sunmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda tez öncelikle klasik jeopolitik ve göç kavramı arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır. Klasik jeopolitiğin hâkim jeopolitik söylem olduğu dönemler boyunca göç kavramı literatürde yeterli görünürlüğe sahip olamamıştır. Klasik jeopolitik söylemler doğası gereği göçe de tıpkı ele aldığı diğer jeopolitik kavramlar gibi devlet merkezli bir çerçeveden yaklaşmış, dolayısıyla bu dönemde bireysel motivasyonlu göçler görmezden gelinmiştir. Tezin bir diğer odak noktası ise eleştirel dönüşümün etkisiyle gelişen eleştirel jeopolitik söylem ve göç kavramı arasındaki ilişki üzerinedir. Bu dönemde birey tecrübeleri doğrudan jeopolitik söyleme dâhil edilerek özellikle sonuçları itibariyle gelişmiş bir göç kavramsallaştırması yaratılırken göçün nedenleri yeterince görünür kılınmamıştır. En nihayetinde tezin temel savı, çevresel kaynaklı göçleri analiz etmek üzere, iklim değişikliği ve çevresel güvenliği temel alan yeşil jeopolitik kuramın en uygun jeopolitik söylemlerden biri olduğu yönündedir. Bu kabul ile yeşil jeopolitik kuramın prensiplerinden faydalanarak yürütülen vaka analizi sonucunda bu tez Suriye'de iç savaş öncesi yaşanan kuraklığın ve bu kuraklığa bağlı gerçekleşen ülke içi yerinden edilmelerin savaşa giden süreçte etkin birer unsur olduğunun altını çizmektedir. Bu tez jeopolitiğin akademik bir disiplin olmaya başladığı dönemlerden itibaren kaleme alınan kaynaklardan günümüze dek değişen hâkim jeopolitik söylemler içinde göç kavramının uğradığı dönüşümü incelemeyi hedeflemektedir.
Türkiye'deki Suriyelilere ilişkin Twitter paylaşımlarının sosyal kimlik teorisi çerçevesinde analizi
2011 yılında Suriye'de patlak veren iç savaş, Türkiye'ye yoğun bir göç akını başlatmıştır. Göçün başlamasından itibaren geçen on yılda, birlikte yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve Geçici Koruma Statüsü'ndeki Suriyelilerin ilişkisi, kısa süreceği varsayılan birliktelik düşüncesinin üzerine şekillenen "ev sahibi-misafir" ilişkisinden farklı bir hale bürünmüştür. Yıllar içinde gruplar-arasındaki ilişkinin kötüleşmesi ve uyumun zıt yönünde yol alması gruplar-arası ilişkilerin dinamiklerini inceleyen Sosyal Kimlik Teorisi'ne başvurmayı gerekli kılmıştır. Bu tezde, geniş kitlelerin Suriyelilere ilişkin algısını bu teori çerçevesinde bir analize tabi tutmak amacıyla toplumsal kimliği ilgilendiren ve politik açıdan bireylerin kendilerini ifade etmelerinde seçtikleri başat sosyal medya aracı olan Twitter paylaşımları temel alınmıştır. 2010-2021 yılları arasında toplanan veriler, süreç içinde inşa edilen Suriyeliler algısında, Türkiye kamuoyunun yüksek oranda tehdit ile güdülendiğini ve bu yüzden ekonomi, güvenlik ve demografi gibi alanlarda pejoratif söylemler yaratarak bu alanlarda yeni talepler geliştirdiğini göstermektedir.
The role of external actors in the securitisation of asylum and migration in the EU and their impacts on the EU's normative power
The European Union's prominence in international relations with its unique structure has been associated with the concept of normative power. This thesis examines the change in a normative power of the EU by focusing on the policies of securitization of migration and externalization of migration management within the scope of cooperation with third countries. Thesis presents three different case studies by examining normativity through the Mobility Partnership between the EU and Morocco, the Memorandum of Understanding between Italy and Libya, and the readmission agreement and statement between Turkey and the EU. These cases are analyzed with the explaining outcome process-tracing method, one of the qualitative research methods. This study shows that the EU's securitization and externalization policies give third countries bargaining power and political maneuverability, and as a result, the EU takes more protective border measures in migration management with third countries and underestimates the human rights dimension of migration, thus a cyclical securitization is formed by moving away from its normative power. Keywords: European Union, Normative Power, Securitization, Externalization, Migration Management
Beyin göçü: Ülke seçimine etki eden faktörlerin incelenmesi
Beyin göçü hem göç alan hem de göç veren ülkelerin gelişmişliklerine doğrudan etkide bulunabilecek önemli bir fenomendir. Bu araştırmada, beyin göçü gerçekleştirme kararını vermiş kişilerin göç edecekleri ülkeleri seçerken hangi faktörlerden etkilendikleri anlamlandırılmaya çalışılmaktadır. Göç veren ülkeler olarak farklı coğrafya ve gelişmişlik düzeylerini temsil etmeleri açısından Avustralya, İtalya ve Türkiye seçilmiştir. Göç konusunda temel alınan veri, LinkedIn ile Dünya Bankası'nın yayımlamış olduğu 2015-2019 yılları arasını kapsayan beyin göçü verisidir. Analize her ülke için kişi başı Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla, İş Güven Endeksi, enflasyon ve işsizlik gibi ekonomik; İnsani Gelişmişlik Endeksi, Sosyal İlerleme Endeksi, Küresel Barış Endeksi, Hukukun Üstünlüğü Endeksi gibi sosyal; Dünya İnovasyon Endeksi gibi teknolojik; ülkeler arasındaki uzaklık gibi fiziki göstergeler dahil edilmiştir. Bu göstergelerin beyin göçüne etkileri incelenmiştir. Panel formatında olan veri, panel veri regresyon metotlarından Sabit Etkiler veya Rassal Etkiler Modelleri ile R programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda farklı coğrafya ve gelişmişlik düzeylerindeki ülkelerde farklı göstergelerin beyin göçünün hedefi olacak ülkeyi seçmede etkisi olduğu gösterilmiştir.
The role of international organizations on building state capacity for environmental migration management: A case study of Kenya
This thesis investigates the environmental migration management capacity-building strategies and initiatives of the International Organization for Migration (IOM) and their impact on state capacity in Kenya. The case of Kenya is considered suitable for environmental migration management due to its vulnerability to climate change and environmental degradation, leading to frequent natural disasters and population displacement. The country has a significant number of internally displaced persons (IDPs) due to environmental factors. Kenya has collaborated with international organizations (IOs) to strengthen its environmental migration management capacity. The research conducted utilizes a combination of qualitative and mixed methods approaches, incorporating process tracing and semi-structured interviews. This study shows that the IOM's efforts to enhance institutional capacity in Kenya have a positive impact on institutional capacity and result in improved and more efficient methods of managing environmental migration. The study also indicates that the presence of IOs and IOM strengthens the state's environmental migration governance and the state's capacity to address migration caused by environmental factors. However, the study also identifies areas for improvement, such as policy change and climate change awareness. Keywords: Migration Management, Environmental Migration, Capacity Building, State Capacity, Kenya
Cities, forced migration, and multi-level governance: Assessing berlin's policy towards unaccompanied minors
This thesis aims to investigate the relationship between cities and forced migration and explores the increasing role of cities in the Multi-Level Governance of migration. It focuses on the intersection of the local turn in migration and vulnerable refugee groups, mainly unaccompanied minors. Focusing on Berlin through process tracing and single case method, the thesis assesses Berlin's policy toward the unaccompanied minors on the Greek islands in a time frame of the European Refugee Crisis in 2015 until March 2022. It discusses the multilevel nature of local policymaking in migration and its multifaceted drivers as it demonstrates Berlin's interaction with actors at the vertical and horizontal levels and the defining (institutional and structural) and transformative (local discourses and actors) drivers that feature in Berlin's migration policymaking. While this study proves that there is a local turn in migration and cities are no longer solely responsible for the implementation of policies, since they formulate them, particularly for unaccompanied minors, it also reveals that cities are still constrained by the institutional factors that shape their capabilities and limitations against national and supranational actors.
Göçün toplumsal cinsiyeti: Suriyeli kadın mülteciler örneği
2011 yılında Arap Baharı olarak nitelendirilen olayların sonucunda Suriye'de iç karışıklıklar başlamış kısa süre sonra bu karışıklıklar büyük bir iç savaşa dönüşmüştür. Yaşanan iç savaşın bir sonucu olarak insanlar kitleler halinde öncelikle sınır komşusu olan ülkelere sığınmışlardır. Türkiye, savaştan kaçan insanları açık kapı politikası uygulayarak sınırları içerisine almış ve bugün en çok Suriyeli mülteci bulunan ülke konumuna gelmiştir. Savaş sonrası göçlerin herkes için zor olduğu bilinmektedir. Ancak erkeklerin yaşadıkları sorunlara ek olarak kadın mülteciler toplumsal cinsiyet normları sebebiyle daha fazla ve sistematik sorunlarla yüzleşmektedir. Bu sebeple; çalışmada, göç sürecinde kırılgan durumları daha çok kırılganlaştıran sorunlarla karşılaşan Suriyeli mülteci kadınlara odaklanılmıştır. Çalışmanın amacı Suriyeli mülteci kadınların sorunlarını görünür kılmaktır. Yapılan çalışmada alanyazın taraması sonucu elde edilen kaynaklar doküman içerik analizi ile incelenerek toplumsal cinsiyet teorisi ile birlikte yorumlanmış, çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda, toplumsal cinsiyet normları ve mültecilik durumu birleştiğinde, Suriyeli mülteci kadınların her birinin birden fazla ve iç içe geçen sorunlarla yaşamak durumunda kaldıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Göç, Göç Teorileri, Suriyeli Mülteci Kadın, Toplumsal Cinsiyet, Türkiye Göç Politikası
Une etude sur la littérature de l'immigration au québec dans les romans « RU », « Vi » et « Man » de Kim Thuy
The term of "migration", one of the most important events of the last two centuries, means "migratio" (passage from one place to another) in Latin and comes from the verbs "migrare" and "migrate". The Larousse dictionary defines this word as "Voluntary movement of individuals or populations from one country to another or from one region to another, for economic, political or cultural reasons. " The purpose of this study is to explain the universe of novel in which Kim Thuy, who lived the immigration from Vietnam to Quebec for political reasons, by Ali Tilbe's approach that combines Sirkeci's and Cohen's "culture of migration and conflict culture" with L. Goldmann's sociological methodology that he called "Genetic Structuralism". In doing so, we will first talk about "migration literature" and then "Migration literature of Quebec". Speaking of immigration, Canada's immigration policy will also be addressed. Three novels by Kim Thuy (Ru, Vi and Man) were chosen for this study. Being the object of our study, Thuy's romantic universe describes the process of migration and integration of South Vietnamese who lost their security in their country of origin after the end of the Vietnam War. As a result of the study, thanks to the method used, it can be seen that the conflict underlying migration, which may have various causes, does not disappear, even if it changes species; although the characters in the novel adapt to the environment in which they migrate, we saw that they remain between the two cultures and hybridize.
Genç Suriyeli mültecilerin sosyal uyum ve sorunlarına ilişkin bir alan araştırması: İstanbul Arnavutköy örneği
Ortadoğu'da halk hareketleri sonucunda yaşanan siyasi ve idari gelişmeler, sivil unsurlar açısından sosyal güvenlik sorunları ve ekonomik riskler doğurmuştur. Can güvenliği noktasında insanların endişeleri ve korkuları ortaya çıkınca psikolojik olarak göç etme kararı almak zorunda kaldılar.Türkiye'ye kara sınırı bulunan Suriye'de bu iç savaş sonucunda yerleşik halk kitlesel gruplar halinde yaşam alanlarına yakın ve güvende olduklarını düşündükleri komşu ülkelere sığınmışlardır. Şüphesiz bu yoğun göç faaliyetlerinden en çok etkilenen ülke Türkiye olmuştur. Bu yoğun göç hareketliliği sonucunda hedef ülkede ve mültecilerin toplumsal hayatında kaçınılmaz olarak birtakım sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın temel amacı İstanbul ili Arnavutköy ilçesinde ikamet eden genç suriyeli mültecilerin sosyal uyumlarına ışık tutmak, yaşamlarında karşılaştıkları sosyal, ekonomik, kültürel sorunları belirlemek ve bu yoğun mülteci grubunun sahip olduğu demografik özellikler ve güncel durumlarını ortaya çıkarmaktır. Ayrıca alan araştırması sonucunda ulaşılan bilgilerin göç yönetimi ile ilgili kurum ve kuruluşların yapacakları çalışmalara katkı sağlaması bir diğer önemli amaç olduğu belirtilmelidir.
Yunanistan'da Osmanlı Dönemi (Tourkokratia)'nin anlatımı: Istoria tou Ellinikou ethnous (ιστορία του Ελληνικού έθνους) örneği (1453-1669)
Bu çalışma, Yunanistan tarihi alanında temel çalışmalardan birisi olarak kabul edilen ve Yunanca kaleme alınmış ansiklopediden yararlanılarak Türkiye merkezli bir bakış açısı ile meydana getirilmiştir. Kaynak olarak kullanılan ve Yunan tarih yazımında en önemli çalışmalardan biri olan İstoria Tou Ellinikou Ethnous adlı ansiklopedide anlatılan ve yaklaşık 400 yıl süren Yunanistan'daki Osmanlı hâkimiyeti (Tourkokratia, 1453-1669) dönemi bu çalışmanın konusunu oluşturmuştur. Bu tezde, İslamlaştırma, devşirme, Ortodoksluğun Müslüman bir ülkede varlığını devam ettirmesi, Osmanlı'ya karşı muhalif eylemler ile Batı'ya giden Yunanların eğitim alanlarında yaptıkları değişim ve gelişimler gibi konular adı geçen çalışma doğrultusunda incelenerek değerlendirilmiştir. Bu tez içerisinde 1453-1669 yılları arasındaki dönem için İstoria Tou Ellinikou Ethnous (Yunan Ulusu Tarihi) adlı ansiklopedide verilen bilgiler önce konulara göre tasnif edilmiş ve bu bilgiler Türkiye'deki tarih yazımı ile değerlendirilerek farklılıklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dört bölümden oluşan tezde her bir bölümde öncelikle ana ve alt başlıklar altında Yunan tarih yazımında (İstoria Tou Ellinikou Ethnous) konuların işleniş şekli ve yorumlanması yer almıştır. Sonuç bölümünde ise bu konuların Türk tarih yazımında nasıl işlendiği ve anlatıldığına değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tourkokratia, Göçler, Fetihler, Yunanistan, Türk, Algı, İmaj, Nüfus
Sığınmacı refakatsiz çocukların korunması ve temsili
Sığınmacı refakatsiz çocukların sayısı gün geçtikçe artış göstermektedir. Çocuklar, farklı nedenlere bağlı olarak gerçekleşen göçlerden en çok olumsuz etkilenenlerdir. Refakatsiz çocukların maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanması ve her türlü istismardan korunması BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne taraf devletlerin yükümlülüğündedir. Sığınmacı refakatsiz çocukların sığınma, barınma, eğitim, sağlık gibi temel insani haklardan mahrum kalmalarının en önemli nedenlerinden biri onları temsil edecek ve her koşulda çocuğun yüksek yararını gözetecek temsilcilerinin olmamasıdır. Çocuğun temel insani hakları elde etmesi bakımından hukuki temsili, sığınma başvurusunu yaptığı andan uluslararası korumaya ilişkin işlemlerin tamamlanmasına kadar olan süreçte kritik öneme sahiptir. Refakatsiz çocukların hukuki temsili, Sözleşme'nin tarafı her devlet tarafından farklı içeriklerde düzenlenmiştir. Türkiye'de refakatsiz çocukların hukuki temsili, Türk Medeni Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu çalışmada esas olarak Türk hukukuna göre sığınmacı refakatsiz çocukların hukuki temsili ve korunması ele alınmaktadır. Bu kapsamda öncelikle uluslararası hukukta sığınmacı refakatsiz çocuklar incelenmektedir. Daha sonra Türk hukukuna göre bu çocukların korunması ve hukuki süreçlerinin düzgün işleyebilmesi için gerekli olan hukuki temsilleri değerlendirilmektedir. Ayrıca bu çalışmada sığınmacı refakatsiz çocukların hukuki temsili ve korunmasına ilişkin uygulamada karşılaştıkları sorunlar yer almaktadır. Bu sorunlara yönelik çözüm önerileri de sunulmaktadır. Son olarak sığınmacı refakatsiz çocukların hukuki temsilciye olan ihtiyaçlarının önemini ortaya çıkarmak amacıyla bu çocuklara yönelik hem uluslararası hem de Türk hukukunda verilen kararlar incelenmektedir.
Yoksulluk ve göç ilişkisi: Yüksekova örneği
Bu çalışmanın amacı uluslararası gündemin ana maddelerinden biri olan göç, eğitim ve bununla birlikte yoksulluk olgusunu inceleyerek, bu incelemeyi Hakkari ili Yüksekova ilçesi için değerlendirmektir. Bu nedenle, tez için belli aralıklarla gözlemler yapılmış, yerel halkla görüşmeler ve yüz yüze anket çalışmaları uygulanmıştır. Uyguladığımız anket çalışmasıyla Yüksekova ilçesi için göç, eğitim ve yoksulluk sebep sonuçları tespit edilmeye, göç ve yoksulluk etkisinde çalışanların büyüklüğü saptanmaya çalışılmıştır. Yüksekova'da ihtiyaç sahiplerini pasif alıcı konuma iten karşılıksız ve sadece günlük ihtiyacı karşılayabilen yardım biçimlerinin varlığı ve büyüklüğü tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma inceleme açısından Yüksekova ilçesi için ve kapsam genişliği açısından Hakkari ili için bir ilk olmaktadır. Göçmenlerin demografik nitelikleri, sosyoekonomik özellikleri, göçten sonraki durumları ve Yüksekova ilçesi ile ilgili algıları incelenmiştir. Bu çalışma hane reisleri ile yapılan derinlemesine görüşmelerin ve yüz yüze anketlerden elde edilen sayısal verilerin detaylı analizine dayandığı için göç ve yoksulluk olgularının yarattığı sorunların çözümü için önemlidir. Çalışmanın en önemli bulgusu yoksulluğun; güvenlik, eğitim ve göç sorunlarına sebep olduğudur. Anahtar Kelimeler: Göç, Yoksulluk, Yüksekova, Anket
Siirt ilinin göç ve sosyo-ekonomik bilgileri
Kişi ve topluluklar, insanlık tarihinin başlangıcından itibaren daha iyi şartlarda yaşamak, doğal afetlerden kaçmak, inançlarını daha iyi yaşamak ve güvenlik gibi nedenlerden dolayı yaşadıkları yerleri terk ederek başka coğrafyalara göç etmişlerdir. Bu bakımdan göçün insanlık tarihinden itibaren başladığını ve bireylerin kaçınamayacakları bir süreç olduğu düşünülmektedir. Toplulukların göç hareketlerini incelerken ele alınacak unsurların başında demografik veriler ve sosyo-ekonomik göstergeler bulunmaktadır. Demografik veriler içinde yer alan nüfus, yaş ve cinsiyet yapısı gibi veriler ile tarım, hayvancılık, sanayi, dış ticaret, eğitim ve sağlık gibi sosyo-ekonomik göstergeler, gerçekleşen göç hareketleri ile ilgili veri sunarken, aynı zamanda şehir, bölge veya ülkelerin gelişmişlik düzeyleri hakkında bilgi vermektedir. Türkiye'de gerçekleşen göç hareketleri incelendiğinde göçlerin büyük bir çoğunlukla gelişmemiş bölgelerden, gelişmiş bölgelere doğru ve genellikle ekonomik nedenlere bağlı olarak gerçekleştikleri görülmektedir. Siirt ilinde gerçekleşen göç hareketleri incelendiğinde ise göçlerin genellikle sosyal, ekonomik, etnik ve siyasi nedenlere bağlı olarak ve büyük bir oranda sosyo-ekonomik bakımdan daha fazla gelişmiş kentlere doğru gerçekleştiği görülmektedir. Bu tezin amacı, Siirt ilinde gerçekleşen göçler ile Siirt ilinin sosyo-ekonomik yapısını tespit ederek, göçlerin sosyo-ekonomik yapı üzerindeki olumsuz durumları en aza indirmek ve bölgesel kalkınmaya katkı sunmaktır. Bu çalışmanın özellikle bu alanda yapılan çalışmalarda görülen eksiklikler ve daha sonra yapılacak çalışmalara kaynak oluşturması bakımından önem taşıdığı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Siirt, Göç, Ekonomi, Sosyo - Ekonomik Göstergeler.
Göçün Türkiye ekonomisine etkileri
İnsanlık ilkellikten uygarlığa doğru yol alırken tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş sürecinde siyasi, kültürel ve ekonomik olarak meydana gelen değişim ve dönüşümler neticesinde çeşitli göç eylemleri gerçekleştirmiştir. Göç olgusuyla beraber göç alan ve göç veren toplumlarda sosyoekonomik ve sosyokültürel birtakım değişim ve dönüşümler meydana gelmektedir. Göçle birlikte meydana gelen gecekondulaşma, tarım ve hayvancılık faaliyetlerindeki istatistiksel değişim, göçün sonucunda ortaya çıkan işsizlik vb. değişimler bunlardan bazılarıdır. Bunun yanında bir ülkede yaşanan siyasi kriz ve iç savaş sonucunda meydana gelen insan hareketliliği, göç veren ve göç alan ülkeyi kültürel ve ekonomik olarak etkilemektedir. Mevsimsel birtakım nedenlere bağlı olarak meydana gelen göç sonucunda ekonomik birtakım sayısal verilerde değişimler meydana gelmektedir. Türkiye, Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlamasının yanı sıra coğrafi olarak transit geçiş güzergâhında bulunmasından ötürü çeşitli bölge ve komşu ülkelerden tarihsel olarak bazı dönemlerde göç almıştır. Türkiye'ye iç göç ve dış göç akımlarının sosyoekonomik ve sosyokültürel etkileri sayısal birtakım verilerle ele alınmıştır. Sonuç olarak araştırmamızda elde edilen bulgular ve verilere göre göç olgusu Türkiye ekonomisi üzerinde sosyoekonomik ve sosyokültürel bazı etkilere sahiptir. Bu bağlamda göç eylemi iktisadi ve sosyal yapıyı şekillendirilebilen bir olgudur. Anahtar Kelimeler: Gecekondulaşma, Göç Türleri, Hayvancılık, Kentleşme, Tarım
Türkiye de bölgesel kalkınma perspektifinden göç ve entegrasyon bağlamında Suriye göçü
Türkiye yaşam tarzı olarak benimsediği ve derin geçmişi ile kök saldığı Anadolu topraklarına gelmeden önce atlı göçebe kültürün bir parçası ve bu kültüre dayalı olarak geldiği Anadolu da Avrupa ve Asya arasında bir geçiş yolu güzergahı olmuştur. Hammaddenin, bilginin, kültürün bu topraklar arasında geçişine tanıklık ederken kimi zaman kaynak ve alıcı değişiklik gösterse de kanal olarak Türkiye'nin bu iletişim ağındaki rolü değişmemiştir. Göç tarihinin getirdiği tecrübeyle Türkiye 2011 de Suriye kitlesel hareketine karşı Açık kapı politikası uygulamış ve misafir, muhacir olarak nitelendirdiği Suriyelilerle bir bağ ve yakınlık ilişkisini din birliği üzerinden kurarak göçü sindirmeye ve ayrıştırmaları en aza indirerek etkileri hafifletmeye çalışmıştır. Ancak misafir olarak nitelendirilen bu hareket düzenli bir şekilde olmamakla birlikte şehirlere orantısız bir şekilde dağılım göstermiştir özellikle gelişmemiş şehirlere olan bu yoğun göç hareketi bölgesel kalkınma açısından şehirleri sosyoekonomik alanlarda daha zor bir durum içerisine sokmuştur. Bu durum entegrasyonu zorlaştırmıştır. Bu çalışmanın amacı savulan bu tezi verilerle ortaya koymak ve öneriler sunmaktır. Yöntem olarak teorik verilerin, bilimsel makalelerin incelenmesi benimsenmiştir.
Savaş nedeniyle Suriye'den göç etmiş tek ebeveyn olan annelerin dayanıklılığı
Bu araştırmada savaş nedeniyle Suriye'den göç etmiş tek ebeveyn olan annelerin dayanıklılıklarını incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan araştırma nitel desendedir. Araştırmanın çalışma grubunu zorunlu göç sonrası Ankara iline yerleşen tek ebeveynli ailelerdeki anneler oluşturmaktadır. Suriye'den göç eden 10 anneye ölçüt ve kartopu örnekleme yöntemleri ile ulaşılmıştır. Çalışma grubuna dahil edilme ölçütleri savaş nedeniyle Ankara'ya göç etmek ve tek ebeveyn olmak olarak belirlenmiştir. Katılımcıların yaşları 23 ile 60 arasında değişmekte ve ortalama katılımcı yaşı 41'dir. Araştırma kapsamında gerçekleşen görüşmelerde araştırmacı tarafından hazırlanan Yarı-Yapılandırılmış Görüşme Formu ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiş ve toplam iki ana tema ile yirmi iki alt temaya ulaşılmıştır. Ana temalar "Dayanıklılığı Artıran Faktörler" ve "Dayanıklılığı Azaltan Faktörler" olarak isimlendirilmiştir. Araştırma bulguları annelerin dayanıklılığını etkileyen koruyucu faktörleri ve risk faktörlerini ortaya koymuştur. Anneler ekonomik zorluklar, sosyal destek eksikliği, kadınlara yönelik tacizkar tutumlar, geçmiş travmatik yaşantılar, dil engeli, ebeveynlik stresi gibi faktörleri dayanıklılık için risk faktörü olarak değerlendirmişlerdir. Annelerin içsel ve dışsal kaynaklarla kendilerine baş etme biçimleri geliştirmeleri, sosyal desteğe sahip olmaları, toplumsal cinsiyet eşitliğini deneyimlemeleri, temel ihtiyaçlarının karşılanması, kültürel değerlerin korunabilmesi, çocukların varlığı gibi faktörler ise annelerin dayanıklılıkları için koruyucu faktör olarak ifade ettikleri faktörlerdir. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular alan yazın ışığında tartışılmıştır.
İnsan hakları odağında Türkiye`de göç, toplumsal kabul ve uyum
İnsan hakları, hem devletler hem de kişilerce korunması beklenen haklar iken her gün dünyanın farklı yerlerinde insan hakları ihlalleri yaşanmaktadır. Bazen kişi güvenliği ve yaşama hakkı gibi doğrudan korunması gereken temel hakların ihlal edilmesi bazen ise yurttaşlık hakları dolayımıyla korunması gereken eğitim, sağlık, barınma gibi hakların ihlali, kişilerin yaşadığı bölgeden göç etmelerine sebep olabilmektedir. Göç sürecinin tamamlanmasıyla göçmenlerin insan haklarının korunması sorumluluğu, göç edilen ülkeye yüklenmektedir. Lakin temel hak ihlalleriyle karşı karşıya kalmamak umuduyla göç eden kişiler, göç edilen ülkede de benzer veya farklı türde insan hakları ihlalleriyle karşılaşabilmektedirler. Bu ihlaller, çeşitli alanlarda olduğu gibi toplumsal boyutta da kendini gösterebilmektedir. Göçmenler, yeni geldikleri toplum tarafından dışlanabilmekte ve dışlanmanın etkisiyle birçok haklarının korunmasında sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Göçmenlerin başta ayrımcılık olmak üzere karşı karşıya kaldıkları hak ihlalleri, hem toplumsal kabul ve uyum sürecinin başarılı şekilde yürütülmesinde, hem de insansal olanaklarını gerçekleştirmeleri ve geliştirilmelerinde engellere yol açmaktadır. Göç politikalarının ve kapsadığı toplumsal kabul ve uyum politikalarının düzenlenmesinde insan haklarının temel alınması, bu engellerin azalmasında etkili olabilecekken tersi durum ise iki toplum arasında gerilime neden olabilmektedir. Son yıllarda Türkiye`nin ev sahipliği yaptığı ve sayısı milyonları aşan göçmenlerin, ev sahibi toplumla uzun yıllardır beraber yaşaması ve yaşayacak olması, ülkenin bu politikaları yürütmesinde izleyeceği yaklaşımda önemli rol oynamaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada, Türkiye`de yürütülen göç politikası ve toplumsal kabul ve uyum alanlarında yapılan çalışmalar ve ortaya çıkan sorunlar insan hakları odağında incelenecektir.
Afgan refakatsiz çocukların ve gençlerin dayanıklılıklarının ve yapabilirliklerinin incelenmesi: Türkiye'den deneyimler
Araştırmanın amacı Afgan refakatsiz çocukların ve gençlerin karşılaştıkları zorluklar karşısında nasıl hayatta kaldıklarını anlamaya çalışmaktır. Araştırmacının güçler perspektifini benimseyerek çıktığı yolda, araştırmanın kuramsal temelleri dayanıklılık ve yapabilirlikler yaklaşımı üzerine inşa edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılarak deneyimler keşfedilmeye çalışılmıştır. Amaçlı örneklem stratejilerinden farklılıklar içerisindeki ortaklığı anlayabilmek için maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Ek olarak kartopu örneklemesi ile alanında deneyimli meslek elemanlarına erişilmiştir. (Farklı) kurumlarda ve illerde refakatsiz çocuklarla çalışma deneyimi olan 16 meslek elemanı ve çocuk koruma sistemine eriş(e)memiş 12 Afgan refakatsiz gençle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın verileri ATLAS.ti nitel veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Tematik analiz ile sırasıyla açık, eksen ve seçici kodlamaya göre veriler kodlanarak iki temaya ve altı kategoriye ulaşılmıştır. Temalar sırasıyla "Refakatsiz Çocukların Çocuk Koruma Sistemine Erişim Sürecinde Karşılaştıkları Zorluklar ve Sisteme Karşı Mücadele" ve "Afgan Refakatsiz Gençlerin Hayatta Kalabilme Becerileri"dir. Afgan refakatsiz çocuklar, menşe ülkelerinde yıllardır devam eden savaş ve şiddetin sonucu olan ekonomik istikrarsızlıklardan dolayı göç etmek zorunda kalırlar. Göç yolundaki kaynakları ailenin maddi desteği, yolda beraber geldikleri göçmen grupları, gıda, kolektif benlik ve (çoğu zaman geri gönderilmelerini engellediğinden) çocuk yaşta olmalarıdır. Türkiye'ye vardıklarında çocuk koruma sistemine erişemez ya da çalışabilmek için erişmek istemezler. Sisteme erişseler dahi kurumsal kapasitelerden yoksun, uygulamaların mevzuata göre yürümediği ve engellerin olduğu sınırlandırılmış yapabilirliklerle karşılaşırlar. Refakatsiz çocukların kimi zaman baskıya yol açan bu sisteme karşı mücadeleleri gerçek bilgilerini paylaşmayarak ve kurum bakımından kaçarak devam eder. Afgan refakatsiz çocuklar ve gençler, çocuk koruma sistemine eriş(e)mediklerinde çoğunlukla çocuk işçi olarak prekaritede hayatta kalmaya çalışırlar. Geride kalan aileleri ve kendileri hayatta kalabilsin diye çalışmak ve para kazanmak üzerine bir hayat kurarlar. Geride kalan ailelerine karşı devam eden sorumlulukları, farkındalıkları, öz yeterlilikleri ve homososyal dayanışma ağları dayanıklılıklarını destekler. Araştırmada (Afgan) refakatsiz çocuklara yönelik dokuz maddeden oluşan ve gelişmeye açık bir yapabilirlikler listesi önerilmiştir. Bu araştırma göç alanındaki araştırmalara ve refakatsiz çocuk koruma sistemine verilecek katkı bakımından önemlidir.
Aydınlanma: Gelenekten yabancılaşma mıdır? Zafer Şenocak'ın Türk kültürüne yansıması - bir değişim süreci / Enlightenment: Alienation from tradition? Zafer Şenocak's reflection on Turkish culture – a process of change
Social, political, religious and literary changes are inevitable when it comes to migration. With migration, people leave their country and move to another one. Thus, they are confronted with a new culture, a new language and a new way of living. With the coming together of different cultures, it is possible to see the reflections of issues such as identity, culture, homeland, language, foreigner, other and self in literary works. Therefore, this study considers the book written in the prose genre and experimenting with a new genre, which is one of the last works of Zafer Senocak, a Turkish-German writer of Turkish origin, consisting of 5 essay collections of essays that he considers important, in the light of the concepts mentioned above. In addition, the author was interviewed and asked questions from the literary works analysed in this study. The aim of the study is to shed light on Zafer Şenocak's works and to reveal the main themes and intercultural aspects in order to position them within Turkish-German literature. For this purpose, interpretation theory and reception theory were used to read the works of Zafer Şenocak, who sees the world as a collection of signs. Within the scope of the results of the research, it has been seen that the subjects addressed in the author's collections of essays continue in his prose work and give results here. In addition, the results of this study can provide a better understanding of Zafer Şenocak's ideas in German as well as in Turkish and make them accessible to people. Keywords: Zafer Şenocak, Migration, Turkish-German Literature, Interpretation Theory, Reception Theory Soziale, politische, religiöse und literarische Veränderungen sind unvermeidlich, wenn es um Migration geht. Bei der Migration verlassen die Menschen ihr Land und ziehen in ein anderes Land. So werden sie mit einer neuen Kultur, einer neuen Sprache und einer neuen Lebensweise konfrontiert. Das Zusammentreffen verschiedener Kulturen führt dazu, dass sich Themen wie Identität, Kultur, Heimat, Sprache, Fremde, das Andere und das Eigene in literarischen Werken widerspiegeln. Daher werden in der vorliegenden Arbeit die fünf Essaysammlungen von Zafer Şenocak, einem türkisch-deutschen Schriftsteller türkischer Herkunft und sein Prosabuch, in dem er ein neues Genre ausprobiert, im Lichte der oben genannten Konzepte analysiert. Darüber hinaus wurde ein Interview mit dem Schriftsteller geführt und ihm wurden Fragen zu den in der Arbeit analysierten literarischen Werken gestellt. Ziel der Studie ist es, Zafer Şenocak's Werke zu beleuchten und die wichtigsten Themen und interkulturellen Aspekte aufzuzeigen, um sie innerhalb der deutsch-türkischen Literatur zu verorten. Zu diesem Zweck werden die Hermeneutik und die Rezeptionsästhetik herangezogen, um die Werke von Zafer Şenocak zu lesen, der die Welt als eine Sammlung von Zeichen betrachtet. Im Rahmen der Forschungsergebnisse hat sich gezeigt, dass die in den Essaysammlungen des Autors behandelten Themen in seinem Prosawerk weitergeführt werden und hier zu Ergebnissen führen. Darüber hinaus können die Ergebnisse dieser Studie dazu beitragen, die Ideen von Zafer Şenocak sowohl auf Deutsch als auch auf Türkisch besser zu verstehen und sie den Menschen zugänglich zu machen. Schlüsselwörter: Zafer Şenocak, Migration, Deutsch-Türkische Literatur, Hermeneutik, Ästhetik