Patient satisfaction

339 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hekim-hasta ilişkisinde olumlu ve olumsuz duyguların tüketici davranışı çerçevesinde incelenmesi

Bu çalışmanın amacı hekimin hastaya sergilemiş olduğu olumlu duyguların hastanın hekime hissettiği olumsuz duyguları ve hekimden memnuniyetini hangi yönde etkilediğini araştırmaktır. Kuramsal tartışmalar incelendiğinde, sağlık hizmetlerinde tüketicilerin olumsuz duygularının hizmet sağlayıcıların olumlu duyguları ile olan ilişki çok fazla ele alınmamıştır. Bu çalışmanın önemi kuramsal tartışmalardaki bu boşluğu doldurmak ve bu konu üzerine tüketici araştırmacılarının dikkatini çekmektedir. Araştırmanın keşfedici bir boyutunun olması sebebiyle, bu araştırma kapsamında hem nitel hem de nicel araştırma yöntemlerine başvurulmuştur. Bu kapsamda, derinlemesine mülakatlara ve deneysel tüketici araştırma yöntemi ile anket çalışmalarına başvurulmuştur. Başvurulan analiz yöntemleri ise şunlardır: içerik analizi, bağımsız örneklem t testi ve çok değişkenli hiyerarşik regresyon. Sonuç olarak, hekimin hastaya olumlu duygularını sergilemesi, hastanın psikolojik şiddetine ve yaşına bağımlı olarak hekime hissettiği olumsuz duyguları arttırmakla beraber hekimden memnuniyetini azaltmaktadır.

Doktor-hasta ilişkileriHasta memnuniyetiHasta psikolojisi+6
Halil Pak
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Anne - bebek dostu hastane standartları bağlamında (SKS- versiyon 6) hasta memnuniyetinin belirlenmesi: Çorlu Devlet Hastanesi örneği

Sağlık canlılar için vazgeçilmez bir unsur olmuş ve insanlık bu bağlamda sürekli olarak kendini geliştirmiştir. Ülkemizde de sağlık alanında çeşitli çalışmalar yapılmış ve 1980'li yıllardan itibaren sağlık sistemindeki aksaklıklar sebebiyle sağlık reformlarına ihtiyaç duyulmuştur. 2003 yılında Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulanmaya başlanmıştır. Sağlıkta Dönüşüm Programı, 'Herkese sağlık' ilkesini benimsemiştir. Her bireye eşit sağlık ulaştırmayı hedefleyen yaptırımlar Sağlıkta Kalite Sistemleri (SKS) ile devam etmiştir. Periyodik olarak versiyonları yayınlanan SKS, en son SKS Versiyon 6 ile güncellenmiştir. Böylelikle, Türkiye hem sağlık üreten hem de denetleyen bir ülke haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de Sağlıkta Dönüşüm ile başlayan ve Sağlıkta Kalite Sistemleri ile geliştirilen projeleri sağlıkta hizmet veren kurumlar ve sağlık hizmeti alan bireyler açısından incelemektir. Bu amaç özelinde bu çalışmada Anne Bebek Dostu Hastane projeleri dikkate alınmış ve kurumların Anne Bebek Dostu Hastane unvanı almaları için gerekli koşullar değerlendirilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, sağlığın temel kavramları, sağlık hizmetleri ve sınıflandırılması, sağlık hizmetlerinin özellikleri ele alınmış olup açıklamalarıyla verilmiştir. İkinci bölümde, sağlık Reformu ile başlayan, planlamalar ve Sağlıkta Kalite Standartları (SKS) ve versiyonları ile devam eden programlar, bunun yanı sıra Anne Bebek dostu hastane standartları çalışmaları, özellikleri ve sınıflandırmaları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, Normal ve Sezeryan Doğum Anne Memnuniyet Ölçeğine bağlı kalarak Anne-Bebek Dostu Hastane unvanına sahip olan Çorlu Devlet Hastanesinde 250 adet yeni doğum yapmış anne ile anket çalışmasından elde edilen veriler analiz edilmiş ve sonuçlar demografik, betimleyici ve memnuniyet düzeylerine göre alt boyutlarıyla ile birlikte değerlendirilerek yorumlamalar yapılmıştır. Sonuç olarak, farklı demografik özelliklere sahip normal ve sezeryan doğum yapan annelerin genel memnuniyet oranları yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Kalite, Hizmet, Sağlıkta Dönüşüm, Sağlıkta Kalite, Anne Memnuniyeti

Bebek dostuHasta memnuniyetiHizmet kalitesi+7
Gökhan Sanca
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe iletişim. Hastaların sağlık kurumu tercihini etkileyen faktörler. Tekirdağ Süleymanpaşa örneği

İletişim, kişiler arasındaki duyguların, düşüncelerin, bilgi birikimlerinin karşılıklı olarak birbirlerine aktarılması sürecidir. İnsanoğlu ilk var olduğu günden itibaren iletişime ihtiyaç duymuştur. Her sektörde iletişime ihtiyaç vardır ve sağlık sektörü de iletişimi aktif olarak kullanmak zorundadır. Sağlık hizmeti denildiğinde hastalığın teşhis ve tedavi edilmesi, rehabilitasyonun yapılması ve hastalıklara karşı önlem oluşturarak toplumun ve bireylerin sağlık düzeylerinin iyileştirilmesi, geliştirilmesi gibi faaliyetleri kapsayan bir bütündür ve bu bütünün oluşumunun her aşamasında iletişime ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışma da iletişimin tarihten günümüze gelişimi, sağlık sektöründeki yeri, önemi, gelişimi, hangi ihtiyaçları karşıladığı, iletişimin sağlık sektöründeki gelişmeler etkisi ve hastaların sağlık kurumu tercihinde etki eden faktörlerin neler olduğu incelenmiştir.

Hasta memnuniyetiHastanelerKitle iletişimi+6
Göknur Aybaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Batın cerrahisi geçiren hastalarda pansuman değişimi sırasında sanal gerçeklik gözlüğü ve stres topu uygulamasının ağrı, yaşam bulguları, kaygı, korku, memnuniyet ve konfor düzeyleri üzerine etkisinin incelenmesi

Araştırmanın amacı, batın cerrahisi geçiren hastalarda pansuman değişimi sırasında sanal gerçeklik gözlüğü ve stres topu uygulamasının ağrı, yaşam bulguları, kaygı, korku, memnuniyet ve konfor düzeyleri üzerine etkisinin incelenmesidir. Araştırma, ön test- son test kontrol gruplu randomize deneysel tiptedir. Araştırma, 08.08.2024-20.11.2024 tarihleri arasında Isparta Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Servisi'nde yürütülmüştür. Araştırma örneklemine batın cerrahisi geçiren ve örnekleme alınma kriterlerine uyan Sanal Gerçeklik Gözlüğü Grubu 52, Stres Topu Grubu 52 ve Kontrol Grubu 52 olmak üzere toplam 156 hasta alınmıştır. Araştırma verileri; Sosyodemografik ve Klinik Özellikler Formu, Durumluk–Sürekli Kaygı Ölçeği ve Görsel Analog Skala kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak veriler tanımlayıcı istatistikler, t testi, ki kare ve tek yönü varyans analizi ile değerlendirilmiştir. Batın cerrahisi geçiren hastaların yaş ortalamasına bakıldığında, sanal gerçeklik gözlüğü grubunda 56,40±16.77 (18-88 yaş), stres topu grubunda 57,19±16,07 (21-83 yaş) ve kontrol grubunda 54,88±17,19 (24-81 yaş) olduğu belirlenmiştir. Sanal gerçeklik gözlüğü ve stres topu grubunun %55,8'inin kadın, kontrol grubunun %57,7'sinin kadın olduğu görülmüştür. Pansuman değişimi sırasında sanal gerçeklik gözlüğü ve stres topu uygulanan hastaların konfor düzeyinin kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sanal gerçeklik gözlüğü ve stres topu uygulanan girişim gruplarında kontrol grubuna göre kaygının daha düşük olduğu saptanmıştır. Sanal gerçeklik gözlüğü grubunda yer alan hastaların pansuman değişiminden korku düzeylerinin diğer gruplara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Ağrı, yaşam bulguları ve memnuniyet açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Hastalarda pansuman değişimi sırasında sanal gerçeklik gözlüğü ve stres topu uygulamasının konfor düzeylerinin artırılması ve kaygının azaltılması açısından etkili bir müdahale olarak kullanımı önerilmektedir. Fakat kanıt düzeyinde bilgiye ulaşabilmek için farklı örneklemlerde farklı yöntemler kullanılarak araştırmalar yapılması önerilmektedir.

3D sanal dünyalarAkut ağrıAğrı+6
Zehra Yanık
Süleyman Demirel University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bireylerin hastaneyi yeniden tercihinde algılanan hizmet kalitesi ile hasta katılımının rolü

Bu araştırmanın temel amacı, bireylerin hastaneyi yeniden tercih etme davranışlarında algılanan hizmet kalitesi ile hasta katılımının rolünü incelemek; algılanan hizmet kalitesinin bireylerin hastaneyi yeniden tercihi üzerine etkisinde hasta katılımının aracı rolünü analiz etmek ve Hasta Katılımı Ölçeği'nin Türkçe uyarlamasını gerçekleştirerek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı sunmaktır. Araştırmanın verileri Konya ilindeki bir üniversite hastanesinde yatarak tedavi görmüş yetişkin bireylerden toplanmıştır. Araştırma kapsamında Algılanan Hizmet Kalitesi Ölçeği, Hastane Yeniden Tercihi Ölçeği ve Türkçe uyarlaması yapılan Hasta Katılımı Ölçeği kullanılmış; ayrıca bağlam geçerliliğini ortaya koymak amacıyla Hasta Memnuniyeti Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada Hasta Katılımı Ölçeğinin uyarlanması için 355 katılımcıdan elde edilen veriler kullanılırken; bireylerin hastaneyi yeniden tercihinde algılanan hizmet kalitesi ile hasta katılımının rolünü ortaya koymak amacıyla 757 katılımcıdan toplanan veriler değerlendirilmiştir. Veri analizleri SPSS 27 ve AMOS 22 programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, Hasta Katılımı Ölçeğinin Türkçeye uyarlanması amacıyla çeviri ve kültürel adaptasyon süreci başlatılmış, ardından geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Ölçekler ve alt boyutları arasında ilişkiler için Pearson Korelasyon analizi ile incelenmiş; katılımcıların demografik özellikleri ile ölçekler ve alt boyutları arasındaki ilişkiler parametrik testler ile değerlendirilmiştir. Yapısal eşitlik modeli için SPSS Process Makro (Model 4) aracılığıyla aracılı yapısal model kullanılmıştır. Hasta Katılımı Ölçeği'nin Türkçe versiyonu dil ve içerik geçerliliği açısından yeterli bulunmuştur. 14 madde ve dört alt boyuttan oluşan ölçek, doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre iyi uyum göstermiştir. Analizler, algılanan hizmet kalitesinin hasta katılımını ve hastane yeniden tercihini pozitif yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Ayrıca, hasta katılımı düzeyinin bireylerin hastaneyi yeniden tercih etme niyetini anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, algılanan hizmet kalitesinin hastane yeniden tercihi üzerindeki etkisinde hasta katılımının kısmi aracı rol oynadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, algılanan hizmet kalitesi hem hasta katılımını hem de hastane yeniden tercihini pozitif yönde etkilemektedir. Hasta katılımı ise bireylerin hastaneyi yeniden tercih etme davranışını doğrudan etkilemekte ve algılanan hizmet kalitesinin yeniden tercih üzerindeki etkisini önemli ölçüde şekillendirmektedir. Bu bulgular, sağlık hizmetleri yönetimi ve hasta memnuniyeti literatürüne önemli katkılar sunmaktadır. Anahtar Sözcükler: Algılanan Hizmet Kalitesi; Hasta Katılımı; Hastane Yeniden Tercihi; Ölçek Uyarlama.

Hasta katılımıHasta memnuniyetiHastane tercihi
Adil Aydoğdu
Selçuk University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetleri kalitesinin hasta memnuniyeti üzerine etkisinde hekime duyulan güvenin aracı rolü

İnsanlık tarihi boyunca sağlık olgusu, yaşamsal bir önem taşımış ve toplumsal yaşamın temel bileşenlerinden biri olagelmiştir. Yaşamın idamesinde kilit rol üstlenen sağlık, her dönemde büyük önem atfedilen bir konu olmuş; hekimlik mesleği ise bu süreçte kutsal bir statüye erişmiştir. Bu kutsallık atfı, büyük ölçüde mesleğin insan hayatını koruma ve kurtarma gibi yaşamsal bir işlevi yerine getirmesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, tarihsel süreçte hekimlerin kasten zarar verebileceği ihtimali toplumsal bilinçte yer edinmemiştir. Ancak günümüzde, küresel rekabet koşulları, nüfus artışı, sosyoekonomik dönüşümler ve bilişsel farkındalığın artması gibi bir dizi faktör, hastaların hekimlere yönelik güven algılarında daha temkinli ve eleştirel bir tutum benimsemelerine neden olmuştur. Aynı zamanda, artan rekabet ortamı, hasta hakları bilincinin gelişmesi ve teknolojik ilerlemeler, kalite kavramının sağlık hizmetleri alanında da merkezî bir önem kazanmasına yol açmıştır. Bu doğrultuda, kalite iyileştirme çalışmaları yaygınlaşmış; hasta deneyimini niteliksel ve niceliksel olarak ölçmeye yönelik ulusal ve uluslararası standartlar geliştirilmiş ve sağlık alanındaki kalite arayışı, hükümet politikalarında ve sağlık reformları gündeminde önemli bir yer işgal etmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, sağlık hizmet kalitesinin hasta memnuniyeti üzerindeki etkisinde hekime duyulan güvenin aracılık (mediasyon) rolünün ampirik olarak incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Araştırma verileri, son bir yıl içerisinde sağlık hizmetlerinden yararlanmış olan 18 yaş ve üzeri toplam 509 katılımcıdan anket tekniği ile toplanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Hizmet Kalitesi Ölçeği (2021), Ayaktan Hasta Memnuniyeti Ölçeği (2021) ve Doktora Güven Ölçeği (2020) kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 28.0 ve PROCESS Macro eklentisi (Model 4) kullanılırken, nitel verilerin destekleyici analizleri için MAXQDA yazılımından faydalanılmıştır. Katılımcıların demografik profilini ortaya koyan bulgulara göre; yaş dağılımının dengeli olduğu gözlemlenmiştir. Cinsiyet dağılımında kadınlar %63,1 (n=321) ile çoğunluğu oluştururken, medeni durum bakımından katılımcıların %52,5'i (n=267) evlidir. Eğitim durumu incelendiğinde, lisans mezunları %47,0 (n=239) ile en büyük grubu temsil etmektedir. Gelir düzeyi dağılımında, asgari ücret ile asgari ücretin iki katı arasında gelire sahip bireyler %35,0 (n=178) oranıyla en yüksek paya sahiptir. Sağlık hizmeti kullanım alışkanlıklarına ilişkin sonuçlar ise şöyledir: Katılımcıların son bir yıl içerisinde sağlık kuruluşuna başvuru sıklığı incelendiğinde, 1-3 kez başvuru yapanlar %39,5 (n=201) ile en yüksek orana sahiptir. Kurum türü tercihleri değerlendirildiğinde ise kamu sağlık kuruluşları %55,8 (n=284) oranıyla en fazla tercih edilen kurumlar olarak öne çıkmaktadır. Araştırma bulguları, ileri sürülen hipotezleri desteklemektedir. Analizler, sağlık hizmetleri kalitesinin hasta memnuniyeti üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etki yarattığını göstermiştir. Benzer biçimde, hekime duyulan güven de hasta memnuniyetini pozitif ve anlamlı düzeyde yordamaktadır. Ayrıca sağlık hizmetleri kalitesi, hekime duyulan güveni artırarak dolaylı bir katkı sunmakta; bu ilişkideki dolaylı etki de pozitif ve anlamlı bulunmuştur. Sonuç olarak, yürütülen aracılık (mediasyon) analizi, hekime duyulan güvenin, sağlık hizmetleri kalitesi ile hasta memnuniyeti arasındaki ilişkide anlamlı bir aracı rol üstlendiğini ortaya koymakta ve kuramsal modeli desteklemektedir.

Hasta memnuniyetiSağlık hizmetleriSağlık hizmetleri kalitesi
Muhammet Raşit Aksoy
Selçuk University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Total kalça protezi ameliyatı geçiren hastalara klinik vaka yönetici hemşire modeli uygulamasının hasta memnuniyeti açısından değerlendirilmesi

Total kalça protezi ameliyatı geçirecek olan hastaların hemşirelik süreci yönetimi "Klinik Vaka Yönetici Hemşireliği Modeli" kullanılarak yapılabilir. Araştırma; klinik vaka yönetici hemşire modeli uygulaması ile hemşirelik hizmeti verilen kalça protezi ameliyatı geçiren hastaların memnuniyetlerini belirlemek amacı ile 15 Ekim 2017 - 01 Mart 2018 tarihleri arasında Adana Özel Ortopedia Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Servisi-1 ve Ortopedi ve Travmatoloji Servisi-2'de yatan 46'sı deney 46'sı kontrol grubu olmak üzere 92 hasta ile yürütüldü. Deney grubuna "Klinik Vaka Yönetici Hemşireliği Modeli" kullanılarak hemşirelik hizmeti, kontrol grubuna ise rutin klinik uygulamalar doğrultusunda hemşirelik hizmeti verildi. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, Hastanın Hemşirelik Bakımını Algılayışı Ölçeği (HHBAÖ) kullanıldı. Veriler yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Veriler, SPSS 17.0 programında t-testi, ki-kare testi ve tek yönlü varyans analizi testi ile değerlendirildi. Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 47,83 ± 10,81 yıl (min.: 25-maks.: 65) olarak tespit edildi. Araştırma kapsamındaki hastaların % 65,2'sini (n=60) kadın, 34,8'ini (n=32) erkek oluşturdu. Hastaların % 31,5'i (n=29) üniversite mezunu, % 30,4'ünü de (n=28) ortaöğretim mezunları oluşturdu. Araştırmaya katılan hastaların % 78,3'ü (n=72) evliydi. Hastaların % 67,4'ü (n=62) ekonomik gelirlerinin giderlerinden az olduğunu ve % 87'si (n=80) daha önce hastanede yattığını belirtti. Araştırmamızda klinik vaka yönetici hemşire modeli uygulaması ile bakım verilen hastaların HHBAÖ'ye göre memnuniyet puanı ortalamasının 73,9 ±3,6 olduğu, rutin klinik uygulamalar doğrultusunda verilen hemşirelik bakımından memnuniyet puanı ortalamasının 64,5 ±11,8 olduğu saptandı. Sonuç olarak total kalça protezi ameliyatı geçiren, klinik vaka yönetici hemşireliği modeli ile bakım verilen hastaların memnuniyet düzeylerinin (73,9), rutin klinik uygulamalar doğrultusunda hemşirelik hizmeti verilen hastaların memnuniyet düzeyinlerinden (64,5) daha yüksek olduğu tespit edildi. Fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,001, p<0,05). Anahtar Kelimeler: Hemşirelik; hasta memnuniyeti; total kalça protezi; vaka yönetimi.

Hasta memnuniyetiHemşirelerHemşirelik+3
Emel Yılmaz
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın doğum servisinde yatan hastaların hemşirelik bakımından memnuniyet durumlarının belirlenmesi

Bu çalışma Kadın Doğum Servisinde yatan hastaların hemşirelik bakımından memnuniyet durumlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel türde bir araştırmadır. Araştırma, Gaziantep ilinde bulunan SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum Servisinde yatan hastalar üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın verileri Kasım 2020-Mart 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmanın evrenini ilgili hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisinde yatan hastalar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini verilerin toplandığı tarihlerde ilgili serviste yatan ve araştırmaya katılmayı kabul eden hastalar oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan ölçeği Türkçe' ye uyarlayan kişiden ölçek kullanım izni alınmıştır. Araştırmanın yapılması için ilgili etik kuruldan onay ve araştırmanın yapılacağı kurumdan izin alınmıştır. Araştırmanın verileri "Hasta Bilgi Formu" ve "Newcastle Hemşirelik Bakım Memnuniyet Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik değerleri, aritmetik ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Çalışma kapsamındaki hastaların memnuniyet durumlarının yüksek bulunduğu ve olumlu olduğu belirlenmiştir. Hastaların yaşının, eğitim düzeyinin, evlilik süresinin, gelir düzeyinin, yaşamının çoğunu geçirdiği yerin, çocuk sayısının, hastanede kalış süresinin, bu serviste daha önce yatma durumunun hemşirelik bakımından memnuniyetlerini etkilediği tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

Genital hastalıklar-kadınHasta bakımıHasta memnuniyeti+3
Betül Aslan
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kanser hastalarında hasta merkezli iletişimin hasta katılımı, sağlıkla ilgili yaşam kalitesi, hizmet kalitesi algısı ve hasta tatmini üzerine etkileri

Hasta merkezli iletişim, hizmet sunucu ile hasta arasında gerçekleşen ve hastaların ihtiyaçlarının, bakış açılarının, bireysel deneyimlerin dikkate alındığı, hastaların bakımlarına katılmaları için fırsatlar sağlandığı ayrıca iletişim ilişkisinin güçlendirilmesini içeren bir iletişim türüdür. Kanser tedavisinde hasta merkezli iletişim hastalara; zor haberleri alma ve yaşamı tehdit eden kanserin duygusal etkisini yönetme, karmaşık tıbbi bilgileri anlama, birden fazla sağlık uzmanıyla iletişim kurma, belirsizlikle başa çıkma, sağlığı hakkında karar verme ve sağlığı geliştirici davranışları benimseme gibi çeşitli şekillerde yardımcı olmaktadır. Hasta merkezli iletişimin sağlık sonuçları üzerinde etkilerinin olduğu ve çeşitli faktörlerden etkilendiği bilinmektedir. Bu çalışmada, hasta merkezli iletişimi etkileyebilecek sosyo-demografik, hastalıkla ilgili, kanser tedavisine erişim ile tedavinin kullanımı ve ilişki faktörlerinin incelenmesi ve hasta merkezli iletişimin, hasta katılımı, sağlıkla ilgili yaşam kalitesi, hizmet kalitesi algısı ve hasta tatmini üzerindeki etkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma, Diyarbakır'da Sağlık Bakanlığı'na bağlı bir eğitim ve araştırma hastanesinde tedavi gören 312 kanser ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin analizi için SPSS 22.0 ve AMOS 22.0 programları kullanılmıştır. Araştırma kapsamında; cinsiyet, kanser türü, kanser evresi, tedavi süresi, fiziksel ve ruhsal sağlık statüsü, kuruma başvuru sıklığı, hizmet alım şekli, hekime güven ve iletişim süresi değişkenlerinin hasta merkezli iletişim ve alt boyutları ile ilişkili olduğu ayrıca hasta merkezli iletişimin hasta katılımı, sağlıkla ilgili yaşam kalitesi, hizmet kalite algısı ve hasta tatminini olumlu yönde etkilediği istatistiksel olarak ortaya konulmuştur. Bu çalışmada hasta merkezli iletişimin çeşitli sağlık sonuçlarını olumlu yönde etkilediği vurgusu yapılmakta ve hizmet sunucu-hasta iletişimin geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmaktadır.

Doktor-hasta etkileşimiDoktor-hasta iletişimiHasta memnuniyeti+5
Cuma Çakmak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Göreceli hareket ortezi'nin (relative motion ortez) 3 boyutlu yazıcı ile üretimi ve hasta memnuniyeti açısından değerlendirilmesi

Göreceli hareket ortezi (GHO) Quadriga etkisi sayesinde farklı el yaralanmalarında sıklıkla tercih edilen bir tedavi yöntemidir. Ortezin üretimi genellikle termoplastik kumaş malzeme ile yapılmaktadır. 3 boyutlu (3B) yazıcı teknolojisinin kullanımı herhangi bir kalıp ihtiyacı olmaması ve seri üretime kıyasla maliyetin düşük olması nedeniyle rehabilitasyon alanında hızla yaygınlaşmaktadır. Bugüne kadar 3B yazıcı ile birçok farklı tür ortez ve yardımcı cihaz üretimi gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışmasının amacı evrensel tasarıma sahip GHO tasarlayıp, 3B yazıcı ile üretimini gerçekleştirerek alternatif bir üretim metodu geliştirmek ve hasta memnuniyeti açısından termoplastik kumaş malzeme ile üretilen geleneksel GHO ile kıyaslamaktır. Ortezin üretimi; fikir aşaması, bilgisayar ortamında tasarlanma aşaması, üretim aşaması, değerlendirilme aşaması ve hasta üzerinde uygulanma aşaması olmak üzere 5 aşamada gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya dahil edilen boutonniere tanılı hastaların 11'i 3B yazıcı ile üretilen, 20'si ise geleneksel yöntemle üretilen GHO kullanmış ve iki grup memnuniyet açısından Ortez Protez Kullanıcı Anketi memnuniyet modülü ile kıyaslanmıştır. 3B yazıcı ile üretilen GHO verilen hastaların memnuniyet puanı ortalaması 90.27 iken geleneksel yöntemlerle termoplastik kumaştan üretilen GHO kullanan hastaların memnuniyet puanı ortalaması 89.05 olarak bulunmuştur. 3B yazıcı ile üretilen evrensel tasarımdaki GHO'nun üretimi yaklaşık olarak 20 Türk lirasına mal edilmiştir. İki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p=0,82). Araştırmamız neticesinde GHO için uygun maliyetli geleneksel üretim yöntemine alternatif olarak kullanılabilecek bir üretim metodu geliştirilmiştir.

ElHasta memnuniyetiOrtotik cihazlar+2
Fatih Süleyman Okumuş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sezaryen ile doğum yapan kadınlara uygulanan progresif gevşeme egzersizleri ve transkütan elektriksel sinir stimülasyonunun akut ağrı, emzirme davranışı ve konfor düzeyine etkisi; Randomize kontrollü çalışma

Dünyada ve ülkemizde uygulama sıklığı giderek artan sezaryen ile doğum, doğum sonu yaşanabilecek bir çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Sezaryen sonrası yaşanabilecek sorunlar arasında ağrı, emzirme sorunları ve konforda azalma önemli yer tutmaktadır. Sezaryen sonrası yaşanılan sorunların azaltılmasında farmakolojik yöntemlerin yetersiz kalması ve bir çok yan etkiye sahip olması nonfarmakolojik yöntemlere yönelimi arttırmaktadır. Bu araştırma sezaryen ile doğum yapan kadınlara uygulanan progresif gevşeme egzersizleri ve Transkütan Elektriksel Sinir Stimülasyonun akut ağrı, emzirme davranışı ve konfor düzeyine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla randomize kontrollü çalışma olarak yapılmıştır. Örneklem sayısı PASS 11 programı ile hesaplanmış ve örnekleme alınan kadınlar gruplara randomizasyon planına göre atanmıştır. TENS grubunda 30, progresif gevşeme egzersizleri grubunda 30, TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte uygulandığı grupta 30 ve kontrol grubunda 30 olmak üzere örneklem seçim kriterlerine uygun 120 kadın araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma, 20 Ağustos 2018-15 Nisan 2019 tarihleri arasında, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yürütülmüştür. Araştırma verileri; Veri Toplama Formu, Görsel Kıyaslama Ölçeği, LATCH Emzirme Tanılama Aracı, Emzirme Öz-Yeterlilik Kısa Form Ölçeği (Postnatal Şekli), Doğum Sonu Konfor Ölçeği ve Anne İzlem Formu aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sayı, yüzde ve ki-kare testleri; sürekli değişkenler için ortanca, "Wilcoxon İşaret testi", "Kruskall-Wallis H testi" uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre üç müdahale grubunda da (TENS uygulanan grup, progresif gevşeme egzersizleri uygulanan grup ve TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte uygulandığı grup) kontrol grubuna göre sezaryen sonrası ağrının anlamlı düzeyde azaldığı, emzirme özyeterliliği ve konforun arttığı belirlenmiştir (p<0,05). Emzirme davranışı ile ilgili olarak TENS uygulanan grupta emzirme davranışı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik olmamakla birlikte progresif gevşeme egzersizleri grubunda ve TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte uygulandığı grupta emzirme davranışının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha iyi olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak sezaryen sonrası ağrı, emzirme sorunlarının giderilerek konforun arttırılmasında TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte uygulanması en etkili yöntem olmakla birlikte TENS; ağrı, emzirme özyeterlilik ve konfor üzerinde, progresif gevşeme egzersizleri ise ağrı, emzirme davranışı, emzirme özyeterlilik ve konfor üzerinde etkilidir. Araştırma sonuçlarımıza göre sezaryen sonrası TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte ya da ayrı ayrı uygulanmasının ağrı yönetiminde, emzirme sorunlarının giderilmesinde ve konforun arttırılmasında güvenli birer nonfarmakolojik yöntemler olarak kullanılması önerilmektedir.

AğrıDoğumEgzersiz+7
Derya Öztürk
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin duygu durumları ile yatarak tedavi gören hastaların memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı hemşirelerin duygu durumları ile yatarak tedavi gören hastaların memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya konulmasıdır. Ek olarak, araştırmada hemşirelerin ve hastaların cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi gibi değişkenlerin hemşirelerin duygu durumları ile hastaların memnuniyet düzeyleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmaya İstanbul ilinde üç farklı özel hastanede çalışan hemşireler ile yatarak tedavi gören hastalar arasından rasgele olarak seçilen 100 hemşire ve 100 hasta alınmıştır. Aynı zamanda hemşirelerin ve hastaların demografik özelliklerini öğrenmek adına Kişisel Bilgi Formu ve değişkenleri ölçmek adına da Pozitif-Negatif Duygu Durumu ve Hemşire Bakımı Memnuniyeti ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem T Testi, Anova Testi ve Pearson Koreslasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmada sosyo-demografik özelliklere göre bakıldığında; hastaların yaşları arttıkça hastaların hemşirelik bakımı memnuniyeti düzeyleri de artmakta olduğu, evli hastaların hemşirelik bakımı memnuniyeti düzeylerinin bekar hastaların hemşirelik bakımı memnuniyeti düzeylerine oranla daha yüksek olduğu, üniversite mezunu olan hastaların hemşirelik bakımı memnuniyeti düzeylerinin lise mezunu ve altı olan hastaların hemşirelik bakımı memnuniyeti düzeylerine oranla daha düşük olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmada yer alan hemşirelerin cinsiyeti, yaşı, eğitim düzeyi, çalışma süresi gibi sosyo-demografik özelliklere göre de anlamlı sonuçlar elde edilmemiştir. Ayrıca; hemşirelerin pozitif duygu durumu düzeyi arttıkça hastaların hemşirelik bakımı memnuniyeti düzeyleri de artmakta olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonunda yer alan tartışma bölümünde bulgulara dayalı olarak araştırmacılara ve hastanede çalışan bireylere yönelik olarak; hastaların hemşirelik bakımı memnuniyet düzeyini olumsuz etkileyen unsurların tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerektiği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Pozitif Duygu, Negatif Duygu ve Hemşire Bakımı Memnuniyeti

DuygudurumHasta memnuniyetiHemşireler+1
Gönül Dönmez
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel diş kliniğine başvuran hastalarda beklenen ve algılanan hizmet kalitesinin servqual ölçeği ile değerlendirilmesine yönelik bir çalışma

Günümüz rekabetinde ayakta kalmayı ve başarıyı hedefleyen kurumlar hizmet kavramı üzerine yoğunlaşmaktadırlar. Hizmetin yapısal özellikleri, önemi günden güne artan hizmet kavramı üzerine yoğunlaşan ve sunduğu hizmette müşteri memnuniyeti sağlayacak hizmet kalitesine ulaşmayı amaç edinen kurumların işlerini daha da zorlaştırmaktadır.Son yıllarda gündemde olan ve uygulanan hasta memnuniyeti, hizmet kalitesi göstergelerinden biridir. Bu bağlamda, rekabetin çoğalması, insanların gelirlerinin yükselmesi, hastaların bilinçlenmesi, teknolojik gelişmelerdeki hızlı artış, sağlık sigortacılığının gelişmesi gibi etkenler, işletme piyasasını rekabete devam edebilmesi için müşteri memnuniyetine önem vermek durumunda bırakmıştır. Yoğun rekabet ortamında, ayakta kalmak isteyen kurumlar, doğru işi, doğru zamanda, doğru yolla, doğru araçlar kullanarak yapmaya ve hasta memnuniyetine gereken önemi vermeye başlamışlardır. Hasta memnuniyeti, genel anlamda, verilen hizmetin hastanın beklentilerini karşılaması veya hastanın verilen hizmeti algılamalarına dayanmaktadır Bu çalışmanın amacı sağlıkta giderek daha fazla önem kazanan hasta memnuniyeti uygulamalarının "özel diş kliniğinde" verilen hizmetlerle ilgili olan hastaların beklentilerini ve ihtiyaçlarının ne boyutta gerçekleştiğini tespit ederek, hizmet kalitesi ve hasta memnuniyetini belirleyen faktörleri ortaya koymaktır. Dolayısıyla hizmet alanların bu hizmete ilişkin algılarının beklentilerini karşılayıp karşılamadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Özel bir diş kliniğinde uygulanan bu çalışmada sağlam ve anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmada özel bir diş kliniğinde hastaların memnuniyetinin tespit etmek için beklenen ve algılanan hizmet düzeylerini belirlemeye fırsat veren "servqual" ölçeğinden faydalanmıştır. Hizmet sektörlerinde beklenen – algılanan hizmet kalitelerini tespit etmek için "servqual" ölçeği Parasuramann tarafından ortaya atılmış ve geniş uygulama alanı bulmuştur. (Parasuramann, 1990). İstatistiksel analizler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı ile yapılmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama,standart sapma) yanı sıra çoklu gruplar arası karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi,alt grup karşılaştırmalarında Tukey çoklu karşılaştırma testi, ikili grupların karşılaştırmasında bağımsız t testi, değişkenlerin birbirleri ile ilişkilerini belirlemede Pearson Korelasyon testi, Beklenen ve Algılanan SERVQUAL puanlarının değerlendirilmesinde eşlendirilmiş t testi kullanılmıştır. Sonuçlar, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir.

Ağız ve Diş Sağlığı MerkezleriDiş hastalıklarıHasta memnuniyeti+6
Ladise Has
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Seçili kamu hastanelerinde hasta memnuniyeti üzerine çok boyutlu bir araştırma

Günümüzde kamu kurumları ve işletmelerin sunduğu hizmetlerin kalitesinin ölçülmesi önemli bir konu haline gelmiştir. Özellikle hastanelerin verdikleri hizmetlerin kalitesinin ölçülmesi verilen hizmetlerin iyileştirilmesi ve hastanelerin daha sağlıklı yönetilmesi açısından önemlidir. Hasta memnuniyeti özel hastanelerin rekabetçi piyasa şartlarında ayakta kalabilmesi açısından önemli iken, kamu hastanelerinde hizmetlerin iyileştirilmesi, kamu çalışanlarının performansının ölçülmesi açısından önemlidir. Bu çalışmada seçili kamu hastanelerinde hasta memnuniyetine etki eden hususların çok boyutlu bir şekilde araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında seçili kamu hastanelerinden hizmet alan 195 kadın ve 171 erkek olmak üzere toplam 366 hastaya anket uygulanarak SPSS 24.0 ve diğer analiz programları ile veriler analiz edilmiştir. Çalışmamızda başta doktorlar olmak üzere hastane çalışanlarının hastalara yaklaşımının, hastanenin fiziki imkânlarının ve bazı demografik özelliklerin hasta memnuniyeti üzerinde çok etkili olduğu görülmüştür.

Hasta memnuniyetiSağlık kuruluşları
Nazmiye Atalay
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yanık pansumanı sırasında sanal gerçeklik gözlüğü uygulamasının ağrı üzerine etkisi

Amaç: Araştırma, yanık biriminde yatarak ve ayaktan tedavi gören hastalarda yanık pansumanı sırasında sanal gerçeklik gözlüğü uygulamasının ağrı üzerine etkisini belirlemek amacı ile randomize kontrollü deneysel bir çalışma olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırma İzmir Bozyaka Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Yanık Biriminde Temmuz 2021 - Ağustos 2021 aylarında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini yanık biriminde ayaktan ya da yatarak tedavi gören hastaların tümü oluşturmuş, araştırmanın örneklemini ise 30 deney grubu 30 kontrol grubu hasta oluşturmuştur. Deney grubundaki hastalara yanık pansumanın işlemi sürecinde sanal gerçeklik gözlüğü ile rahatlatıcı video izletilmiştir. Pansuman bittiğinde hastaların işlem sırasındaki ağrı düzeyleri değerlendirilmiştir. Toplanan verilerin analizinde Ki-kare testi, frekans yüzde dağılımı, Shapiro Wilk testi, Independent Sample t testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular: Hasta, pansuman sırasındaki ağrısını sayısal ağrı skalasında 1 ila 10 arasında değerlendirdi. Buna göre deney grubunun ağrı skalası puan ortalaması (4,17±1,60) kontrol grubu puan ortalamasından (6,17±1,58) anlamlı derecede düşük bulundu (p<0,05). Yanık pansumanı sırasında sanal gözlük ile video izlemek stresimi azaltmak için etkin ve yardımcıydı diyenlerin oranı %73,3, yanık pansumanı sırasında sanal gözlük ile video izlemek ilgimin başka yere odaklanmasını sağladı diyenlerin oranı %76,7, sanal gerçeklik uygulaması ile video izleme yönteminden hoşlandım ve memnun kaldım diyenlerin oranı %80, izlediğim video motive ediciydi ve ağrıyı az hissetmeme yardımcı oldu diyenlerin oranı %70, ağrımın ve stresimin azaltılmasında bu yöntem uygundu diyenlerin oranı ise %70 olarak bulundu. Sonuç ve öneriler: Sanal gerçeklik gözlüğünün çok ağrılı bir işlem olan yanık pansumanı sırasında kullanımı sonucu hastaların ağrılarını azalttığı, hasta memnuniyetini arttırdığı ve stresini düşürdüğü saptanmıştır. Yapılan uygulamanın yanık biriminde rutin olarak kullanılmaya başlanması önerilmektedir.

AğrıAğrı yönetimiHasta memnuniyeti+5
Çeçilya Günaydın
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Medikal turizm kapsamında hasta memnuniyet ve sadakatinin yerli ve yabancı hastaların mukayese edilerek incelenmesi

Bu çalışmada, ülkemizdeki hastalara verilen sağlık hizmetlerinin hasta ayrımı yapılmaksızın yabancı hastalara ve yerli hastalara aynı şekilde hizmet verilip verilmediğini, hasta algılarını dikkate alarak saptamak amaçlanmıştır. Aynı zamanda, yurt dışından gelen hastalara yönelik var olduğu düşünülen ayrımcılık algısının hem yerli hem de yabancı hastaların memnuniyet ve sadakatlerini ne ölçüde etkilediğinin tespit edilmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul Bağcılar'da Nisan- Temmuz 2021 tarihleri arasında özel bir hastanede ayakta ve yatarak tedavi gören tüm yerli ve yabancı hasta ve hasta yakınları oluşturmaktadır. Araştırma doğrultusunda seçilen hastanede hasta ve hasta yakınlarına nicel araştırma yöntemlerinden yüz yüze anket yöntemi kullanılarak veriler toplanmıştır. Kullanılan anket formu İngilizce ve Türkçe olmak üzere 2 dilde hazırlanmış olup hastanede çalışan tercümanlar yardımı ile Arapça, Rusça ve Fransızca gibi farklı dillerde çevrilerek hastalara yöneltilmiştir. Pandemi koşulları dikkate alındığında anket verileri toplanırken 110 hastaya ulaşılabilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 25.0 ve AMOS (Analysis of Moment Structures) 23.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir.

Hasta memnuniyetiHasta sadakatiHastalar+3
Süeda Odunkıran
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Extracorporeal shock wave lithotripsy (ESWL) operasyonlarında ultrasonografi eşliğinde erektör spina düzlem bloğu ve intramüsküler nonsteroid anti inflamatuar ilaç (NSAID) uygulama yöntemlerinin intraoperatif analjezi ve hasta memnuniyeti üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmada Extracorporeal Shock Wave Lithotripsy (ESWL) operasyonlarında ultrasonografi eşliğinde erektör spina düzlem bloğu(ESPB) ve intramüsküler nonsteroid anti inflamatuar ilaç (NSAII) uygulaması yöntemlerinin intraoperatif analjezi, hemodinamik parametreler ve hasta memnuniyeti üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma 31.10.2022-26.04.2023 tarihlerinde, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Kliniğinin Taş Kırma Ünitesinde 3 gruptan oluşan toplam 90 olguyla yapıldı. 1. Gruba ultrasonografi eşliğinde erektör spina düzlem bloğu (ESPB), 2. Gruba intramüsküler nonsteroid anti inflamatuar ilaç (NSAII) uygulama öncesinde verildi. 3.gruba ise herhangi bir analjezik verilmeyip doğrudan ESWL işlemine alındı. ESWL işlemi sırasında hastaların ağrı değerlendirmesini yapmak için VAS (vizüel analog skala ) kullanıldı. ESWL işlemi süresince her 5 dakikada bir hemodinamik parametreler (noninvaziv sistolik-diastolik ve ortalama arter basıncı, kalp atım hızı, oksijen saturasyonu) kaydedildi. İşlem boyunca yan etkiler ( bradikardi, hipertansiyon, bulantı, kusma, hipotansiyon, deliryum, aritmi, sersemlik, kaşıntı, baş dönmesi, bulanık veya çift görme) kaydedildi. İşlem sonrası hastaların analjezik ihtiyacı ve hasta memnuniyeti değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil olan 90 olgunun tüm verileri analiz edildi. Hastaların yaş, cinsiyet, ASA skoru, BKI ölçümü, sigara kullanım öyküsü, hasta memnuniyeti, ESWL süresi, KAH, OAB ve SpO2 değerlerindeki değişim istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. VAS ölçümleri değerlendirildiğinde ilk 25 dakikada ESPB grubundaki olguların 25.dk intraoperatif VAS ölçümleri, NSAII ve kontrol grubundakilerden anlamlı olarak daha düşüktü. Kontrol grubundaki olguların başlangıçta postoperatif analjezik ihtiyacının olma oranı, ESP ve NSAII grubundakilerden anlamlı olarak daha fazlaydı (p=0,016; p<0,05). Hasta memnuniyeti gruplara göre incelendiğinde; kontrol grubunun memnuniyet düzeyi ESP ve NSAII gruplarına göre anlamlı olarak daha düşüktü (p=0,018; p<0,05). Yan etki değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı fark görülmedi. Sonuç: Elde edilen veriler ve hasta memnuniyeti değerlendirildiğinde böbrek taşı tedavisinde ESWL işlemi sırasında oluşan ağrının giderilmesinde ESPB'nin etkili bir işlem olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Analjezi, ESWL, Böbrek taşı, ESPB

AnaljeziAnesteziAnestezi ve analjezi+7
Abdullah Şengül
Harran University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu ve özel hastanede yatan hastaların hastane yiyecek hizmetlerinden memnuniyet düzeyinin karşılaştırılması

daha sonra doldurulacaktır

BeslenmeBeslenme hizmetleriHasta memnuniyeti+4
Büşra Atmaca
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik inmede etkilenen tarafın yaşam kalitesi ve memnuniyet düzeyine etkisi

Bu çalışmanın amacı inme sonrası hemipleji gelişen hastalarda etkilenen tarafın yaşam kalitesi ve memnuniyet düzeyine etkisini incelemektir.Çalışmayainme sonrası hemipleji gelişmiş30 erkek, 30 kadın alındı. Yaş ortalamaları62,7±14.0yılolan hastaların 29'unda sağ hemipleji, 31'inde ise sol hemipleji mevcuttu. Sosyodemografik ve hastalık özellikleri kayıt edilen hastaların motor iyileşme düzeyleri Brunnstrom Hemipleji İyileşme Evrelemesi ile, fonksiyonel düzeyleri Barthel İndeksi (BI) ile, kognitif düzeyleri Mini Mental Durum Testi (MMSE) ile, yaşam kaliteleri SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ile, memnuniyet düzeyleri SATİS İnme Memnuniyet Anketi ile değerlendirildi. Sağ ve sol hemiplejik hastalar yaş, cins, medeni durum, çalışma durumu, inme sonrası geçen süre, dominant taraf açısından karşılaştırıldıklarında gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05). Buna karşın sağ hemiplejiklerde eğitim düzeyi daha yüksek (p=0,009), dominant tarafı plejik olan kişi sayısı (p=0,004) ve MMSE puanı 24kesimpuanı altında olan birey sayısı (p=0,001) sol hemiplejiklerden daha fazlaydı. Sağ hemiplejiklerin alt ekstremite Brunnstrom Motor Evreleme düzeyi (p=0,049); MMSE (p=0,001), BI (p=0,005), SF-36 Genel Sağlık Algısı alt kategorisi (p=0,009), SATIS-İnme (p=0,032), puan ortalaması sol hemiplejiklerden daha düşük bulunmuştur. Sonuç olarak bu çalışmada inme sonrası geçen süre uzadıkça memnuniyet düzeyinin düştüğü, ileri yaşta olup motor ve kognitif fonksiyonları kısıtlı kişilerde yaşam kalitesi ve memnuniyetin özellikle azaldığı gözlenmiştir. Sağ hemiplejiklerin genel sağlık algısı ve inme sonrası memnuniyet düzeylerinin daha düşük olduğu ve yine sağ hemiplejiklerde kognitif fonksiyonlar ve günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlılığın daha fazla olduğu gözlenmiştir. Anahtar kelime:İnme, hemipleji, yaşam kalitesi, memnuniyet

Fizik tedaviHasta memnuniyetiHemipleji+3
Esra Meltem Bayrak
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ayaktan kemoterapi alan kanser hastalarına bakım verenlerin karşılanmayan destekleyici bakım gereksinimleri, bakım memnuniyeti ve bakım yükünün 65 yaş altı ve üzeri gruplar açısından karşılaştırılması.

Araştırma, ayaktan kemoterapi tedavisi alan kanser hastalarına bakım veren 65 yaş altı ve üzeri bireylerin karşılanmayan destekleyici bakım gereksinimleri, bakım yükü ve bakım memnuniyetini belirlemek ve karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Ankara Şehir Hastanesi ayaktan kemoterapi ünitesine başvuran kanser tanısı ile izlenen ikinci ve üçüncü kür kemoterapi tedavisi alan 112 hastanın primer bakım verenleri alınmıştır. Araştırmada veriler, Hasta Tanıtıcı Bilgi Formu, Bakım Veren Tanıtıcı Bilgi Formu, Bakım Verenler İçin Destekleyici Bakım Gereksinimleri Ölçeği, Bakım Verenlerin Memnuniyeti Değerlendirme İndeksi ve Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi için t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda 65 yaş altı bakım veren bireylerin karşılanmamış destekleyici bakım gereksinimleri toplam puanı 104,48±20,52, 65 yaş ve üzeri bakım veren bireylerin karşılanmamış destekleyici bakım gereksinimleri toplam puanı 100,96±19,12 bulunmuştur. Bakım Verenlerin Memnuniyeti Değerlendirme İndeksi toplam puanı 65 yaş altındaki bakım verenler için 51,16±6,91, 65 yaş ve üzeri bakım verenlerin ise 51,46±7,25 olup, her iki yaş grubundaki bakım verenlerin bakım memnuniyeti benzer düzeyde bulunmuştur.Araştırmamızda 65 yaş altı bakım verenlerin bakım yükünün 26,00±13,86, 65 yaş ve üzeri bakım verenlerin ise 27,23±15,28 olduğu saptanmış, her iki yaş grubundaki bakım verenlerin bakım yükü hafif düzey olarak değerlendirilmiştir. Altmış beş yaş altı bakım verenlerin destekleyici bakım gereksinimleri ile memnuniyet indeksi puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı, ters yönlü, orta dereceli bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca 65 yaş altı bakım verenlerin destekleyici bakım gereksinimleri ile bakım verme yükü arasında istatistiksel olarak anlamlı, doğrusal ve güçlü bir ilişki, 65 yaş ve üzeri bireylerin destekleyici bakım gereksinimleri ile bakım verme yükü arasında ise istatistiksel olarak anlamlı, doğrusal ve orta dereceli bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırmamızda 65 yaş altı ve üzerindeki bakım veren bireylerin destekleyici bakım gereksinimleri, bakım memnuniyeti ve bakım yükü benzer düzeyde bulunup, yaş bağlamında anlamlı fark bulunmamıştır. Araştırma sonucuna göre; bakım yükünü azaltmak ve bakım memnuniyetini artırmak için bakım verenlerin değerlendirilmeleri, destek ihtiyacı olan konuların belirlenmesi önerilmektedir.

Bakım verme yüküHasta bakımıHasta memnuniyeti+5
Büşra Akdoğan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Alt ekstremite ortezi kullanan bireylerde ortez protez kullanıcıları anketi memnuniyet modülünün Türkçe versiyonu, geçerlik ve güvenilirlik çalışması

Bu çalışmanın amacı alt ekstremite ortezi kullanan bireylerde Ortez/Protez Kullanıcıları Anketi Cihaz Memnuniyeti ve Servis Memnuniyeti bölümlerinin Türkçe versiyonunun geçerlik ve güvenilirliğinin araştırılmasıdır. Ölçek, OPKA-M olarak isimlendirilmiş ve 67 kişiye uygulanabilmiştir. Anketin geliştiricisi ile görüşülerek 12 yaşın üzerinde olan kişilerin anketi bağımsız olarak yapabileceği konusunda fikir birliğine varılmıştır ve 12 yaşının üzerinde olan 48 alt ekstremite ortezi kullanıcısı ile istatiksel değerlendirmeler gerçekleştirilmiştir. OPKA-M ölçeğinin güvenilirlik analizi test-tekrar test yöntemiyle, iç tutarlılığı Cronbach alfa analizi ile, ölçeğin yapı geçerliği genel memnuniyeti değerlendiren VAS ile korelasyonuna bakılarak, ek olarak AFA ve DFA hesaplanarak belirlenmiştir. Anketin test-tekrar test güvenilirliği mükemmel bulundu (ICC=0,995, %95GA:0,986-0,998). OPKA-M cihaz ve servis memnuniyeti ölçeklerinin cronbach alfa analizi sonucunda değerler yüksek, iç tutarlılığa uyumlu ve yakın bulundu (cihaz cronbachα=0,845, servis cronbachα=0,925). VAS ölçeğinden elde edilen puanlar arasında pozitif ve anlamlı korelasyon saptandı (r=0,623, p<0,001). AFA sonuçlarına göre OPKA-M cihaz memnuniyeti ölçeğinde faktör yükleri 0,437-0,838 ve servis memnuniyeti ölçeğindeki faktör yüklerinin ise 0,493-0,920 arasında olduğu saptandı. DFA'da ise uyum indeksleri değerlerine göre modelin veri ile iyi bir uyum sağlamadığı, ölçeğin özgün haline bağlı kalmak koşuluyla modelin uyumunu geliştirmek için değişikliğe ihtiyaç duyulduğu söylenebilir. OPKA-M ölçeğinin alt ekstremite ortezi kullanan kişilerde, klinikte ve bilimsel araştırmalarda memnuniyet değerlendirmesi için kullanılabilecek uygun bir ölçek olabileceği sonucuna varılmıştır.

Alt ekstremiteAnketlerGüvenilirlik ve geçerlilik+3
Dudu Zehra Çelik
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fizyoterapistlerin kas iskelet sistemlerindeki ağrı varlığı ile tedavide kullanılan farklı yataklardan memnuniyetleri fiziksel iş yükleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Fizyoterapistlerin çalışma ortamlarında kullandıkları yatağın ve fiziksel iş yüklerinin mesleki hastalıklarla ilişkisini göstermek için planlandı. Dahil edilme ve dışlama kriterleri kapsamında 21- 50 yaş aralığında, en az bir yıldır çalışan, alkol/ilaç tüketimi fazla olmayan ve mesleğe başlamadan önce kas iskelet sistemi yaralanma tanısı olmayan 139 fizyoterapist çalışmaya dahil edildi. Kas iskelet sistemi ağrılarının değerlendirilmesinde İskandinav Kas İskelet Sorgu Anketi, fiziksel iş yükünün belirlenmesinde Fiziksel İş Yükü Anketi, yatak kullanım memnuniyetinin değerlendirmesinde ise yedi sorudan oluşturulan anket kullanıldı. Değerlendirmeler Google Forms aracılığı ile katılımcılara ulaştırıldı. Veriler arasındaki ilişki SPSS 23.0 programı kullanılarak Spearman Korelasyon Analizi ile belirlendi. Katılımcıların yaş ortalaması 28,00± 5,00 yıldı. Elli dördü erkek, seksen beşi kadın olan katılımcıların vücut kütle indeksleri medyan değeri 22,31 kg/ cm2 ve (IQR) çeyrekler arası aralık 20,42-24,34 kg/ cm2 idi. Spearman korelasyon analizi sonucunda ayarlanamayan yatak kullanım memnuniyeti ile on iki aylık dönemdeki diz ağrısı arasında negatif yönde orta derecede anlamlı ilişki bulundu (r= -0,446; p< 0,01). Ayarlanabilir yatak kullanım memnuniyeti ile bir yıllık bel ağrısından dolayı yapılan işlerin aksaması arasında ise negatif yönde orta derecede anlamlı ilişki bulundu (r= -0,469; p< 0,01). Ayarlanamayan yatak kullananlarda fiziksel iş yükü ile bir haftalık el/ el bileği ağrısı arasında pozitif yönde düşük- orta derecede ilişki bulundu (r= 0,387; p< 0,01). Ayarlanabilir ve ayarlanamayan yatak kullanım memnuniyeti ile fiziksel iş yükü arasında ilişki görülmedi (p> 0,05). Uzun dönemde uygunsuz yatak kullanımının biyomekaniksel olarak yanlış yüklenimlerle birlikte boyun ve belde ağrı oluşturabileceği düşünülmektedir. Çalışmamız ile fizyoterapistlerde meslek hastalıklarının önüne geçebilmek amacıyla ayarlanabilir yatak kullanılmasının gerekli olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Kas İskelet Sistemi Ağrısı, Tedavi Yatakları, Fizyoterapistlerde İş Yükü

AğrıFizyoterapiFizyoterapistler+4
Songül Çekici
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İdame tedavisi alan akut lenfoblastik lösemi tanılı çocuklarda fiziksel aktivite düzeyinin yaşam kalitesi ve aile kaygı düzeyi ile ilişkisinin belirlenmesi ve aktivite memnuniyet düzeylerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, idame tedavisi almaya devam eden Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanısı alan çocuklarda fiziksel aktivite düzeyleri, yaşam kaliteleri, bakım verenlerin kaygı seviyeleri gibi parametrelerin ilişkisini belirlemeyi; çocukların aktivite memnuniyet ve performans düzeyleri ile ailenin bu aktiviteler üzerindeki memnuniyet ve performans düzeyinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamıza 13 ALL tanılı idame tedavisine devam etmekte olan çocuk, 13 ebeveyn olmak üzere 26 birey dahil edildi. Çocuklar fiziksel aktivite (ÇEKFY-EAA), yaşam kalitesi (PedsQL) ve aktivite memnuniyet ve performans düzeyi açısından (KAPÖ) değerlendirilirken; ebeveynler, kaygı düzeyi (BKÖ), çocukların egzersiz kısıtlılıkları ve aktivite memnuniyet ve performans düzeyindeki görüşleri açısından değerlendirildi. Ebeveyn kaygı düzeyi ve yaşam kalitesi arasında istatistiksel olarak negatif yönde zayıf ilişki bulunurken (r=0,461, p=0,113), çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve aile kaygı düzeyi arasında da negatif yönde zayıf ilişki bulundu (r=0,244, p=0,422). Ayrıca ALL tanılı idame tedavisi alan çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam kalitesi arasında pozitif yönde zayıf derecede ilişki bulundu (r=0,331, p=0,269). Ebeveynlerin kaygı düzeyinin azalması çocukların fiziksel aktiviteye yönelimlerinin artmasıyla ilişkili olduğu, çocukların aktiviteler içerisindeki performans ve memnuniyet düzeylerindeki artışın, yaşam kalitelerinde artışları beraberinde getirdiği belirlendi. Bu alanda fizyoterapistlerin değerlendirmelerinin, çocuk ve ailenin ihtiyaçlarını karşılamak hedefiyle oluşturacağı fiziksel aktivite ve rehabilitasyon programının önemi vurgulanmalıdır.

AileAnksiyeteFiziksel aktivite+5
İrem Özbay
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Medulla spinalis yaralanmalı bireylerde alt ekstremite ortezi kullanım memnuniyetinin fonksiyonel bağımsızlık düzeyi ve yaşam kalitesi ile ilişkisinin incelenmesi

Akyüz, S., Medulla Spinalis Yaralanmalı Bireylerde Alt Ekstremite Ortezi Kullanım Memnuniyetinin Fonksiyonel Bağımsızlık Düzeyi ve Yaşam Kalitesi ile İlişkisinin İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Protez- Ortez ve Biyomekani Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2023 Bu çalışmanın amacı Medulla Spinalis Yaralanmalı (MSY) bireylerde alt ekstremite ortezi kullanım memnuniyeti ile fonksiyonel bağımsızlık ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya yaş ortalaması 42,38±17,91 olan 107 birey dahil edildi. Ortez memnuniyeti Quebec Yardımcı Teknoloji Kullanıcı Memnuniyeti Değerlendirme Anketi, Fonksiyonel bağımsızlık Spinal Kord Yaralanması Bağımsızlık Ölçeği (Spinal Cord Independence Measure III- SCIM III), yürüyüş Walking Index for Spinal Cord Injury II (WISCI II) skalası, yaşam kalitesi Short form 36 (SF-36) anketi ile değerlendirildi. Ortez memnuniyeti ile fonksiyonel bağımsızlık ve yaşam kalitesi parametreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05). Bireyler aldıkları WISCI II skoruna göre terapötik ambulasyon ve fonksiyonel ambulasyon gruplarına ayrıldığında gruplar arasında ortez memnuniyeti açısından fark saptanmadı (p>0,05). Bireyler kullandıkları alt ekstremite ortez çeşidine göre gruplandırıldığında, ortez memnuniyeti yardımcı cihaz memnuniyeti puanı en yüksek grup dorsifleksiyon bandı kullanan grup olarak belirlendi. Diğer gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Bireyler nörolojik düzeylerine göre gruplandırıldığında, ortez memnuniyeti yardımcı cihaz memnuniyeti puanı en yüksek grup L1-L5 seviyesine sahip grup olarak bulundu. Diğer gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Kadın bireylerin ortez memnuniyeti açısından erkek bireylere göre daha iyi sonuç aldığı belirlendi (p<0,05). Çalışmanın sonucunda, ortez memnuniyeti ile fonksiyonel bağımsızlık ve yaşam kalitesi arasında korelasyon bulunmaması, MSY'li bireylerde ortez memnuniyetinin hangi faktörlerden etkilendiğinin araştırılması adına çalışmanın önemli bir basamak olduğuna işaret etmektedir. MSY'li bireylerde ortez kullanımının rehabilitasyon sürecinin vazgeçilmez bir parçası olması nedeniyle ortez memnuniyetine yönelik çalışmalar planlanmasının yerinde olacağı ve alanda çalışan profesyonellere farklı bir bakış açısı getireceği düşünülmektedir.

Alt ekstremiteFonksiyonel yetkinlikHasta memnuniyeti+4
Sinem Akyüz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00

Related subjects