Legal responsibility

255 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kitle fonlaması platformlarının hukuki sorumluluğu

Şirketlerin kuruluş aşamalarından itibaren sürdürülebilir bir büyüme ve faaliyet devamlılığı sağlayabilmeleri açısından finansman kaynaklarına erişim hayati bir öneme sahiptir. Ancak küreselleşen piyasaların rekabet düzeyindeki artış, dönemsel ekonomik krizler, özellikle çekirdek ya da erken aşamadaki girişimci ve girişimlerin dış finansmana ulaşımını oldukça zorlaştırmıştır. Bankacılık sektörünü hedef alan düzenleyici kısıtlamalar ve sermaye piyasalarına erişim süreçlerindeki yüksek maliyetler, bu boyuttaki şirketlerin alternatif finansman yolları aramalarına sebep olmuştur. Finansal teknoloji (Fintek) alanındaki gelişmelerin etkisiyle geleneksel kaynaklara alternatif olarak geliştirilen yöntemlerden biri olan kitle fonlaması, fon arayan girişimciler ile bireysel yatırımcıları çevrimiçi platformlar aracılığıyla bir araya getiren yenilikçi bir model olarak ortaya çıkmıştır. Bu üçlü yapı üzerinden işleyen sistemde, platformlar yalnızca teknik bir aracı değil, aynı zamanda fonlama sürecinin şeffaflığı ve güvenilirliği açısından kritik sorumluluklar üstlenmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türk sermaye piyasası mevzuatında yeni bir alan teşkil eden kitle fonlama platformlarının hukuki sorumluluğunu çok boyutlu olarak ele almaktır. Bu çerçevede, çalışmanın birinci bölümünde kitle fonlamasının tanımı, temel ilkeleri, farklı model türleri ve karşılaştırmalı hukuk düzenlemeleri incelenmiştir. İkinci bölümde, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) kapsamında kitle fonlaması süreçleri ile platformların rolü açıklanmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise hem karşılaştırmalı hukuk hem de Türk hukuku çerçevesinde platformların hukuki sorumluluk rejimi analiz edilmiş; olası sorumluluk hâlleri, hukukî sorumluluk bağlamında ortaya çıkabilecek bazı özel durumlar ve yargı yollarına başvuru imkânları değerlendirilmiştir.

Avrupa Birliği hukukuHukuki sorumlulukKanunlar 6098 sayılı+5
Sibel Bal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimin aydınlatma yükümlülüğü

Hekimin aydınlatma yükümlülüğü hastayla arasındaki güven ilişkisinin kurulmasını ve sürdürülmesini sağladığı gibi hastanın kişilik haklarının korunmasında önemli bir rol oynar. Hasta hakları kapsamında yer alan kendi geleceğini belirleme hakkının uygulamaya geçirilebilmesi, hasta özerkliğinin sağlanması aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesine bağlıdır. Bu nedenle aydınlatma yükümlülüğünün içeriğinin ve sınırlarının belirlenmesi önemlidir. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası mevzuattaki düzenlemeler de dikkate alınarak aydınlatma yükümlülüğünün içeriği belirlenmeye çalışılmış, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirirken karşılaşabileceği özel durumlara yer verilmiştir. Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali hekimin çeşitli hukuk dalları karşısında sorumluluğunun doğmasına yol açacaktır. Çalışmamızda hekimin mesleki, idari ve cezai sorumluluğuna değinilmiş, hastanın uğradığı zararın karşılanması bakımından hukuki sorumluluk konusu ele alınmıştır.

Bilgilendirilme hakkıBilgilendirmeDoktor-hasta ilişkileri+4
Elif Gizem Kavak Konrat
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal risk ilkesinin tarihsel gelişimi ve Türk hukukunda idarenin sosyal risk kapsamında sorumluluğu

Hukuk Devleti ilkesinin bir sonucu olarak idare, işlem ve eylemleri neticesinde kişilere verdiği zararları karşılamakla yükümlüdür. Bu husus Anayasanın 125.maddesinde "İdare kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." biçiminde yerini almıştır. Söz konusu çalışmamızda idarenin mali sorumluluğuna neden olan idarenin eylemleri ve işlemleri incelenmiş olup, kişiler bir zarara uğradığında idarenin hangi şartlar altında sorumlu olacağı, bu sorumluluğun hangi temel ilkeler ışığında doğduğu ayrıntıları incelenmiştir. İdarenin sorumluluğu ancak 19. yüzyılın sonlarına doğru belli bir olgunluğa erişerek kabul görmüştür. Hatta o kadar ki idarelerin kusuru bile varken sorumlu olmadıkları bu son derece yanlış yaklaşım uzunca bir müddet sonra yerini idarelerin meydana gelen zararlarda herhangi bir kusurları bulunmasa da sorumlu olacakları bir anlayışa bırakmıştır. Bu sancılı süreç tarihe geçen ilk kararlar dikkate alınarak anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızda; dünya gündemini epeyce meşgul eden terör saldırıları veya kitle hareketleri ile fikirlerini duyurmak isteyenlerin verdikleri zararlar ve bu zararların hangi ilkeler ışığında giderildiği incelenmiş olup uygulama esnasında meydana gelen sorunların giderilmesine yönelik fikirler sunulmuştur. Ülkemizde henüz kısıtlı belli alanlarda yasal düzenlemeler bulunup ortaya çıkabilecek yeni sosyal risk alanları için yargısal içtihatların yeterli olup olmadığı her alanda yasal düzenleme imkânının bulunup bulunmadığı incelenmiştir.

Hukuk devletiHukuki sorumlulukKusurlu sorumluluk+5
Muazzez Polat
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Endodontik tedavi uygulayan diş hekimlerinin mesleki tecrübeleri, komplikasyon ve malpraktis üzerine görüşlerinin değerlendirilmesi bir anket çalışması

Hekimlerin etik değerlerden ve hukuki yönden sorumlulukları bulunmaktadır. Bu sorumluluklar hastalarına ve tedavilerine yansır. Tedavi esnasında istenmeyen olumsuzluklar meydana gelebilir, hasta zarar gördüğü gerekçesiyle şikayetçi olabilir.Hukuki sorumlulukta, tıbbi uygulamada kusur bulunmaktadır. Tedavide özensizlik, ekipman hataları, tecrübe eksikliği gibi birden fazla erkeni vardır. Tedavideki hatalar cezai yaptırımlarla sonuçlanabilir. Bu çalışmanın amacı, diş hekimlerinin hukuki sorumluluk hakkında bilgi düzeylerini araştırmak, komplikasyon ve malpraktis olgularının sebepleri ve çıktılarını elde etmektir. Mesleki tecrübeler, tedaviler, malpraktis ve komplikasyon kavramları ile olgu örnekleri, hukuki farkındalıklar ile ilgili 36 soru , microsoft forms platformunda hazırlanarak önce 10 kişilik pilot bir çalışma ile düzenlendi. Ardından haftada en az 3 endodontik tedavi yapan pratisyen, araştırma görevlisi, öğretim üyesi olan diş hekimlerince toplam 280 katılımcı tarafından tamamlandı. İstatistik anlamlılık düzeyi p=0.05 olarak analiz edildi ve Ki-kare testi, SPSS istatistik paket programı kullanıldı. Diş hekimlerinin, komplikasyon, malpraktis kavramları ve olguları hakkında bilinçli olduğuna ulaşılırken, hukuki sorumluluk hakkında yeterli eğitim alınmadığına, herhangi bir şikayet durumundaki hukuki süreç hakkındaki bilginin yeterli olmadığı sonuçlarına ulaşıldı. Fakülteler, sağlık kurumları, meslek odaları, bünyelerindeki hekim ve hekim adaylarına tıbbın hukuki boyutlarında bilinçlenmelerine destek olmalı ve teşvikte bulunulmalıdır

DeneyimDental komplikasyonlarDiş hekimleri+5
Mehmet Kutluhan Uçuk
Bezmialem Vakıf University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Liman işletmelerinin yükleme-boşaltma, depolama, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin ifasından doğan hukuki sorumluluğu

Liman İşletmelerinin Yükleme-Boşaltma, Depolama, Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmetlerinin İfasından Doğan Hukuki Sorumluluğu adlı çalışmamızda, ülkemiz için çok büyük bir öneme sahip olan, uluslararası ticaretin önemli aktörlerinden olan ve dolayısıyla ülkenin ekonomik yapısı üzerinde doğrudan etkili olan liman işletmelerinin verdikleri temel hizmetler ile bu hizmetlerin ifası sırasındaki hukuki statüleri, yükümlülükleri ve sorumlulukları ele alınmıştır. Bu kapsamda çalışmamızın ilk bölümünde limanların tarihsel gelişimi ve liman çeşitleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde liman işletmeleri tarafından verilen temel hizmetler olan yükleme-boşaltma, depolama, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin teknik özellikleri belirtilmiştir. Üçüncü bölümünde liman işletmelerinin yükleme-boşaltma, depolama, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin ifası sırasında akdettiği sözleşmeler ile liman müşterilerine karşı bu sözleşmelerin ifasından doğan hukuki yükümlülük ve sorumlulukları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümünde liman işletmelerinin, yükleme-boşaltma, depolama, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin ifası sırasında zarar verdiği üçüncü kişilere karşı sorumluluğu ile taşıyanın yardımcısı sıfatını haiz olduğu hallerde liman işletmelerinin taşıyanın sahip olduğu sorumluluktan kurtulma ve sınırlı sorumluluk imkanlarından yararlanma hakkına sahip olup olmadıkları konusu incelenmiştir. Beşinci bölümünde ise, liman işletmelerinin liman hizmet tarifelerini belirlerken göz önüne alması gereken hukuki sınırlamalar tespit edilmiştir. Çalışmamızın sonuç bölümünde ise, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda konuyla ilgili elde ettiğimiz tespitlere yer verilmiştir.

BoşaltmaHukuki sorumlulukKılavuzluk+5
Erdi Konur
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Bağımsız denetim sürecinde bağımsız denetçinin sorumluluğu ve bağımsız denetim algısı: Türkiye'deki finansal tablo kullanıcıları üzerine bir araştırma

Bu tezin amacı bağımsız denetçiler ile finansal tablo kullanıcıları arasındaki bağımsız denetim algı farkını araştırmaktır. Bağımsız denetim algı farkı "kamunun ve finansal tablo kullanıcılarının bağımsız denetçilerin neden sorumlu olduklarına inandıkları ile bağımsız denetçilerin bizzat kendilerinin neden sorumlu olduklarına inandıkları arasındaki farktır"(Financial Times ft.com/lexicon; t.y.). Literatüre göre bağımsız denetim algı farkı daimi, kaçınılmaz ve bağımsız denetim mesleğine zararlıdır. Bağımsız denetim algı farkının zararlarından kaçınmak için kamu bağımsız denetçinin sorumlulukları hakkında eğitilmeli ve bilgilendirilmelidir. Böylece bağımsız denetim algı farkı azaltılabilir ve bağımsız denetim mesleğinin güvenilirliği artırılabilir. Bu çalışmada, bağımsız denetçiler ile finansal tablo kullanıcıları arasındaki bağımsız denetim algı farkı, literatür ve Türkiye'deki mevcut mevzuatın detaylı analizi sonucu geliştirilerek toplam 153 denetçi/finansal tablo kullanıcısı tarafından cevaplanan anket verileri esas alınarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar göstermektedir ki Türkiye'de bağımsız denetçiler ile finansal tablo kullanıcıları arasında bazı konularda bağımsız denetim algı farkı mevcuttur. Bununla beraber bağımsız denetçiler ile finansal tablo kullanıcıları arasında konuların çoğunluğunda bir bağımsız denetim algı farkı tespit edilememiştir. Çalışmanın bir diğer sonucu bağımsız denetimin amacının ve bağımsız denetçinin sorumluluklarının katılımcılar tarafından anlaşılmamış olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Bağımsız denetim sözleĢmesi, bağımsız denetim algı farkı,bağımsız denetçinin hukuki sorumlulukları, bağımsız denetçinin cezai sorumlulukları.

Bağımsız denetimDenetimDenetçiler+2
Ayşegül Aydın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Defansif tıp unsuru olarak tıbbi malpraktis

Geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan tıbbi malpraktis, günümüzde sağlık hukukunun başat konularından biri hâline gelmiştir. İlk aşamada, hastasına tıbbi müdahalede bulunurken hata yapan hekimi çağrıştırıyor olsa da tıbbi malpraktisi sadece hekim hasta ilişkisine indirgemek fazla basitleştirmek olacaktır. Çünkü tıbbi malpraktis, esas itibariyle tıp biliminin yanı sıra bir taraftan sigortacılık sektörünü diğer taraftan bilirkişilik müessesesini ama daha da önemlisi hem ceza hem de özel hukuk uygulamalarını ilgilendiren geniş yelpazede irdelenmesi gereken bir konudur. Nitekim çalışmada bu konulara ayrı ayrı değinilmiş; böylece kavramın bir bütün olarak algılanabilmesi hedeflenmiştir. Tıbbi malpraktis, son derece teknik ve spesifik bir konu olduğundan sosyo-kültürel olarak anlaşılması ve tam olarak bilinir hâle gelmesi kolay olmamaktadır. Öyle ki bireylerden de öte, hekimler ve hukukçular bile çoğu zaman farklı açılardan yaklaşmakta, tıbbi malpraktisin ne olduğu, nasıl ve ne şekilde meydana geldiği hususlarında kesin olarak ortak noktada buluşulamamaktadır. Bahsedilen ortak noktaya ulaşabilmenin önemli kaynakları arasında yüksek mahkeme kararları, adli tıp ve üniversitelerden alınan bilirkişi görüşleri ile akademik yayınlar sayılabilir. Çalışmada bu kaynaklarla ilgili örnekler verilerek bakış açılarındaki farklılıklar sergilenmiştir. Ayrıca tıbbi malpraktisle ilgili olarak Türkiye'deki ve dünyadaki veriler de analiz edilerek sunulmuş; bu şekilde kavramın yaygınlığı ve maddi boyutları hakkında bilgi verilmiştir. Tıbbi malpraktis riskinden kaçınmaya yönelik olarak hekim uygulamalarına da değinilen çalışmada, bu hususun orta ve uzun vadede neden olabileceği toplumsal ve mesleki sorunlara dikkat çekilmiştir. Hekimlerin defansif tıp uygulamalarına yönelerek korunmaya çalıştıkları tıbbi malpraktis kavramına akademik olarak katkı sağlanmasının amaçlandığı bu çalışmada, gelecekte de yerini ve önemini koruyacağı düşünülen bu kavramların yönetilmesine yönelik olarak sadece hukuk veya sadece tıp penceresinden bakılmasının yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tıbbi malpraktis, tıbbi müdahale, hekimin sorumlulukları, aydınlatılmış onam, komplikasyon, defansif tıp.

Defansif tıpDoktorlarHukuki sorumluluk+2
Hüseyin Cem Barlıoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Anonim şirketlerde yönetim kurulunun hukuki sorumluluğu

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 124 ila 644. maddelerini içeren ikinci kitabı ticaret şirketlerini düzenlemektedir. TTK' nın ticaret şirketleri sınıflamasına; anonim şirket, kolektif şirket, komandit şirket, limited şirket ve kooperatif şirketler girmektedir. TTK' da hükümsüz kalan hallerde, TTK' nın 126. maddesi gereği; TMK' nın tüzel kişilere ilişkin genel hükümleri ve TBK hükümleri niteliğine uygun olduğu ölçüde uygulanmaktadır. Tezin amacı, "anonim şirketlerde yönetim kurulunun hukuki sorumluluğu" konusudur ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kısaca anonim şirketin tanımının yanı sıra kişi (ortak), sözleşme, sermaye ve ortak amaç çerçevesinde unsurlarına değinilmiştir. İkinci bölümde anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin hak ve yükümlülükleri yer almaktadır. Üçüncü bölüm ise; amaç, kapsam ve sonuçlarıyla, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğunu içermektedir. Tezin oluşumunda mümkün olan en güncel yazından faydalanılmıştır. Yazım sade bir sistematik üzerinden hareketle hazırlanmıştır. Böylelikle bu konuda yer alan yazına katkı sağlamak hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Anonim şirket, yönetim kurulu, hukuki sorumluluk.

Anonim şirketlerHukuki sorumlulukKanunlar 6102 sayılı+3
Hanifi Çelik
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anonim şirketlerde zorunlu organ kavramı ve eksikliklerine bağlanan hukuki sonuç

Tezimizde anonim şirketlerde zorunlu organ kavramı, eksikliklerinin hangi hâllerde söz konusu olabileceği ve zorunlu organ eksikliğine bağlanan hukuki sonuç olan fesih davası incelenmiştir. Bu bağlamda tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tüzel kişilerde organ kavramı ve tüzel kişilerin organlarının çeşitli kıstaslara göre türleri ele alınıp anonim şirketin zorunlu ve ihtiyari organlarına ilişkin açıklamalara yer verildi. İkinci bölümde şirketin zorunlu organları olan genel kurul ve yönetim kurulunun eksiklik halleri, doktrin ve Yargıtay kararları ışığında ele alındı. Üçüncü bölümde ise anonim şirketin zorunlu organlarından birinin eksikliği halinin yaptırımı olan şirketin feshi davası ile ilgili olarak uygulamada sorun yaratan usuli konulara ve özellikle davada alınacak geçici hukuki koruma tedbirlerinden kayyım kavramına yer verildi. Nihayetinde zorunlu organ eksikliği sebebiyle açılacak olan fesih davasının diğer fesih davalarıyla olan ilişkisi incelenerek çalışmamız sonuçlandırıldı. Anahtar Kelimeler: Anonim şirket, yönetim kurulu, fesih, fesih davası, kayyım.

Anonim şirketlerFesihHukuki işlemler+7
Musa Can
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yargıtay kararları ışığında çekte muhatap bankanın hukuki sorumluluğu

Çek ticaret hayatının vazgeçilmez unsuru olup, nakdi ödemenin güçlüklerini gidermek amacıyla geliştirilmiş en eski ödeme aracıdır. Çekin ödenmesinde asıl borçlu düzenleyendir. Ancak çeke olan güvenin artırılması ve tedavülünün güçlendirilmesi için muhatap bankaya da bir takım hukuki sorumluluklar yüklenmiştir. Zira güven kurumu olan bankaların keyfi ve hukuka aykırı davranışlarının yaptırıma bağlanmaması düşünülemez. Muhatap banka, kabul, ciro ve aval yasakları nedeniyle kambiyo borçlusu sıfatına haiz değildir. Bu nedenle muhatabın sorumluluğu kambiyo hukuku ilkelerine göre belirlenemez. Muhatabın sorumluluğunun çözüme kavuşturulması ancak borçlar hukuku hükümlerinin uygulanmasıyla mümkündür. Gerçekten de muhatabın düzenleyene verdiği zararın ifası aralarındaki çek sözleşmesi hükümlerine tabidir. Çek sözleşmesi borçlar hukuku kapsamında tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme (Sinallagmatik) niteliğinde olduğundan uyuşmazlık TBK. m. 112 vd. maddeleri uygulanarak açıklığa kavuşturulur. Muhatap bankanın hukuka aykırı eylemleri sonucunda hamiller yahut çek ilişkisi dışındaki kişiler de zarar görebilir. Bu kişiler ile muhatap banka arasında sözleşmesel bir bağ bulunmamaktadır. Bu nedenle muhatabın bu kişilere verdiği zarar sözleşme ilişkisini düzenleyen hükümlere göre talep edilemez. Bu durumda muhatabın hukuka aykırı eylemi nedeniyle oluşan zarar haksız fiil hükümlerine göre tazmin edilir. Bazı hukuka aykırılık halleri TTK. ve ÇekK'da özel olarak düzenlenmiştir. Bu kanunlarda düzenlenen özel hükümlerin ihlali halinde muhatap kanunda çizilen sınırlar kapsamında sorumlu olacaktır. Hukuka aykırılık eyleminin özel olarak düzenlenmediği durumlarda da borçlar hukukunun haksız fiili düzenleyen genel hükümleri (TBK. m. 49 vd.) uygulanmak suretiyle muhatabın sorumluluğuna gidilebilecektir.

BankalarHukuki sorumlulukTürk Ticaret Kanunu+2
Mehmet Türcan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sigortacının yurtiçinde üçüncü şahıslara karşı mali mesuliyet sigortası genel şartları kapsamında karayolu ile eşya taşımasından doğan sorumluluğu

Bu çalışmada, taşıyıcının üçüncü şahışlara karşı mali mesuliyet sigortası yaptırmasından kaynaklanan, yurtiçi eşya taşımalarında sigortacının sorumluluğu araştırılmıştır. Ticaretin gelişmesi ile birlikte taşımacılık faaliyetleri de gelişmiştir. Taşıma şirketleri eşyanın değerinin artmasıyla birlikte ağır rizikoların altına girmiştir. Bunun sonucunda taşıma faaliyetlerinden doğacak tazminat taleplerine karşı, sigorta yaptırarak kendilerini teminat altına alma yolu seçilmiştir. Çalışmamız karayoluyla yurtiçinde eşya taşımacılığını kapsamaktadır. Araştırmamızda konunun günümüz gereklerine göre değerlendirilmesi, uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi temel amacımız olmuştur. Bu araştırmada, üçüncü şahıslara karşı mali mesuliyet sigortası genel şartları çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Sigortacının sorumluluğu, yurtiçi karayoluyla eşya taşıması, üçüncü şahıslara karşı mali mesuliyet sigortası

Eşya taşımaHukuki sorumlulukKarayolu taşımacılığı+5
Tuğba Abacı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kat Mülkiyeti Kanunu'nda genel kurul kararlarının iptali

Nüfus artış hızına bağlı olarak gelişen ve değişen toplu yaşamının zorunluluğu ile birlikte toplu ve çok katlı yapıların oluşması; bu yapılarda ekonomik ve sosyo-kültürel olarak farklı yaşam tarzlarına sahip insanların bir arada yaşaması zorunlu hale gelmiştir. Bireylerin yaşadıkları toplu ve çok katlı yapılarda yönetim hükümlerini belirlemek, diğer konut sakinleri ile belirlenen hü-kümler çerçevesinde birbirlerine karşı hak ve sorumluluklarını düzenlemek amacıyla 2 Ocak 1966 tarihinde 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu mevzuatımızda yerini almıştır. 634 sayılı Ka-nuna göre tek parsel tek yapı ilkesi gereği tek parseli aşan toplu yapılarda yönetim sorunlarının çıkması kat irtifakı ve kat mülkiyeti kavramlarının yeniden düzenlenmesi zorunluluğunu do-ğurması sebebi ile 634 sayılı Kanuna 14.11.2007 tarihli 5711 sayılı Kanunla eklenen "Doku-zuncu Bölüm" başlığı altında "Toplu Yapılara İlişkin Özel Hükümler" ile yeni bir düzenleme yoluna gidilerek tek yapıdan ayrılan toplu yapılara özel hükümler getirilmiştir. Toplu yapılarda yaşam ile kat maliklerinin birbirlerine karşı görev ve sorumlulukları doğ-maya başlamıştır. Kat maliklerinden biri üzerine düşen borç ve yükümlülüklere aykırı hareket ettiği takdirde diğer maliklerin hukuki yaptırımları ile karşılaşır. Kat malikleri kurulu kararları ile çözülemeyen konular diğer maliklerin hâkim müdahalesi istemesi yolu ile kesin çözüme ka-vuşturulur. Kat malikleri kanunun emredici buyruklarına, yönetim planına ve kat malikleri kurulu ka-rarlarına aykırı hareket edemez. Yönetim planının da yer alan bir hüküm kanuna aykırılık teşkil ediyorsa ilgili kat maliklerinden biri kat malikler kurulunda ki diğer malikler ile uzlaşamıyorsa kanuna aykırı bu hüküm ile ilgili hâkim müdahalesini isteyebilir. Hâkim kat malikleri kurulu tarafından alınmış olan hükmü KMK m.33'e göre inceler ve açılan iptal davasında kararın ipta-line gerek olup olmadığına karar verir.

Genel kurul kararlarıHakimim müdahalesiHukuki sorumluluk+4
Dilan Dolaş
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Haksız fiilden kaynaklanan hukuki sorumluluk

Hukukumuzda ve sosyal toplum düzeninin tesisinde önemli bir fonksiyonu olan Sorumluluk Hukuku özel hukukta ve özellikle borçlar hukukunda en geniş ve temel konulardan biridir. Nitekim TBK'nunda hem "kusurlu sorumluluk" hem de "kusursuz sorumluluk" ile ilgili olarak zarara uğrayan kişinin zararının, zarara sebebiyet veren sorumlular tarafından tazmin edilmesi amacına yönelik olarak ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır. Çalışmamın konusunu teşkil eden "haksız fiilden kaynaklanan hukuki sorumluluk", "haksız fiil kavramı, sorumluluk kavramı, haksız fiil sorumluluğu kavramı ve kusura dayanan sorumluluk", "kusursuz sorumluluk", "haksız fiilden kaynaklanan hukuki sorumluluğun hüküm ve sonuçları" şeklinde üç bölüm halinde incelenecektir. Çalışmamızın amacı; "haksız fiil sorumluluğu" ile "kusursuz sorumluluğu" un oluşması için gerekli koşulların, iki sorumluluk türü arasındaki temel farklılığın ve bu iki sorumluluk neticesinde oluşabilecek zararlar ve bu zararların tazmini konularının doktrindeki görüşlerden ve tartışmalardan, hukukun genel ilkeleri ve yargısal içtihatlardan yararlanılmak suretiyle açıklamak ve bu hususlara ilişkin tespit, değerlendirme ve öneriler sunmaktır.

Cismani zararlarDestekten yoksun kalma tazminatıHaksız fiil+7
Mahmut Dindar
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
10
Master'sOpen AccessTR

İş güvenliği uzmanlarının hukuki sorumluluğu

İş güvenliği uzmanlarının hukuki sorumluluğunun incelendiği bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; iş sağlığı, iş güvenliği, iş sağlığı ve güvenliğinin önemi, iş kazası ve meslek hastalığı üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde iş güvenliği uzmanlarının; görevleri, yetkileri, yükümlülükleri, hukuki statüleri ve mesleki bağımsızlıkları açıklanmıştır. Aynı zamanda 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile bu Kanun'a dayanarak çıkarılan İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılan düzenlemeler değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, iş güvenliği uzmanlarının hukuki sorumluluğu ayrıntılı şekilde incelenmiştir. İşverene, diğer çalışanlara ve Sosyal Güvenlik Kurumu'na karşı sorumlulukları; ortak sağlık ve güvenlik birimi çalışanı olmaları halinde hukuki sorumluluklar ele alınmıştır. Ayrıca İş kazası veya meslek hastalığı geçiren çalışanın, ilgili tazminat taleplerini doğrudan iş güvenliği uzmanlarına karşı ileri sürüp süremeyeceği araştırılmıştır. İş güvenliği uzmanlarının sorumluluktan kurtulma yolları incelenmiştir.

Hukuki sorumlulukİş Sağlığı ve Güvenliği Kanunuİş güvenliği uzmanı
Sonay İspenoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası karayolu eşya taşımalarında sorumluluk ve sigorta

Dünyada uluslararası eşya taşımacılığı faaliyetlerinde en sık kullanılan taşıma yönteminin başında kara yolu taşımacılığı gelmektedir. Kara yolu taşımacılığında genel olarak taşınanlar eşya kapsamındadır. Taşınan eşyalarda bazen hasara uğramakta zıya olmakta ya teslimin gecikmesi gibi durumlarla karşı karşıya kalınabilmektedir. Bu gibi benzer durumlar tarafların uyuşmazlığa düşmelerine neden olmaktadır. Eşyayı gönderen devletin yasaları ile eşyanın gönderildiği devlet deki yasaların birbirinden farklı olması sorunların daha da karmaşık hale gelmesine neden olmaktadır. Yaşanan uyuşmazlıkların çözümü noktasında ve ortak hukuk kurallarının oluşturulması niyetiyle devletler, taşıma türlerine ilişkin olarak, kendilerinin de taraf oldukları birtakım konvansiyonlar hazırlamışlardır. Bu konvansiyonlardan karayoluyla eşya taşımalarına ilişkin olanı "Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi", kısa adıyla CMR' dir. Bu çalışmada kara yolu taşımacılığında CMR'ye göre taşıyıcının sorumluluğunun sınırı araştırılmıştır. Konuyla ilgili kanun, yönetmelik ve düzenlemeler ile Yargıtay Kararları incelenmiştir. CMR ve taşıyıcının sorumluluğu hakkında bilgi verilmiştir. CMR kapsamında taşıyıcının sorumluluğunun sınırlılığı detaylı bir şekilde incelenmiştir ve güvence altına alma yolları araştırılmıştır. Bu çerçevede risk ve sigorta kavramı açıklanmıştır. Yine yasal mevzuat ve Yargıtay Kararları ışığında, uluslararası ticaretin gelişmesi yönünde emtiaların taşınması ve teslimi noktasında sorumluluk sınırları kapsamında sigortanın varlığı ile korunma yollarını ve bu nedenle sağlam ve güvenilir ticaretin gelişmesinin bu yöndeki bilincin arttırılması hedeflenmiştir. Ülkemizde üretilen malların yurt dışına gönderilmesi ve yolda taşınması başlı başına büyük riskler barındırmaktadır, sorumluluk ve sigorta kavramları konusunda ışık tutmak, hedefler arasında yer almıştır.

Eşya taşımaHukuki sorumlulukKarayolu taşımacılığı+4
Murat Arun
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında marka hakkına tecavüz halinde hukuki ve cezai sorumluluk

Bu yüksek lisans tezinin amacı, 6769 sayılı Sınai ve Mülkiyet Kanunu kapsamında, markanın tescili, korunması ve marka hakkının ihlali halinde, marka sahiplerinin hukuki sorumlulukları ile marka hakkını ihlal eden kişilere yönelik cezai sorumlulukların ele alınmasıdır. Tez çalışmasının konusunu oluşturan marka hakkının genel çerçevesinin ele alındığı birinci bölümde ulaşılan sonuçlarda Türkiye'nin marka hakkının korunması hakkında 1883 tarihli Paris Konvansiyonu, WIPO kuruluş sözleşmesi, Dünya Ticaret Örgütü gibi birçok uluslararası sözleşmeye katıldığı görülmüştür. Bunun yanında markanın tanımı unsurları, markanın elde edilmesi, markanın ret sebepleri ve çeşitleri, markanın fonksiyonları, marka türleri ve markanın tescil aşamaları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise 10.01.2017 tarihli 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile marka hakkının korunması hakkında yürürlüğe sokulan daha önceki KHK'lardan farklı olarak sınai ve mülkiyet hukukuna daha kapsamlı bir yapı kazandırıldığı görülmekle birlikte, tez konusuna ilişkin olarak 6769 sayılı kanunla marka hakkının korunması, marka hakkının ihlali hali ve marka hakkının ihlalini içeren fiiller ve marka hakkını ihlalinin internet yoluyla yapılması gibi durumlar birlikte ele alınmıştır. Buna göre marka hakkına tecavüzü içeren fiillerin varlığı durumunda 6769 sayılı kanun kapsamında hukuki sorumluluklar, hukuki tedbirler ve cezai hükümlerle öngörülen dava çeşitleri incelenmiş ve yüksek mahkemelerin marka hakkının ihlali kapsamında açılan davalara ilişkin kararları ve içtihatları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Marka hakkı, Mülkiyet, Sınai hak

Cezai sorumlulukEkonomi hukukuHukuki sorumluluk+4
Ayhan Şahan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Halka açık anonim ortaklık yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu

Anonim ortaklıklarda yönetim ve temsil organı yönetim kuruludur. Yönetim kurulu oldukça geniş yetkilere sahip bir organdır. Bu nedenle yönetim kurulu üyeleri için yetkileriyle orantılı olarak sorumluluk öngörülmesi gerekir. Aksi halde yönetim ve temsil yetkisinin kötüye kullanımı söz konusu olabilir. Bu çerçevede Türk Ticaret Kanunu'nda ve Sermaye Piyasası mevzuatında yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektiren hükümlere yer verilmiştir. Biz de üç bölümden oluşan bu çalışmamızda anonim ortaklığın bir türü olan halka açık anonim ortaklık yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluklarından bahsedeceğiz.Çalışmamızda Yeni Türk Ticaret Kanunu, Sermaye Piyasası mevzuatı ve Kurumsal Yönetim İlkeleri esas alınmıştır. Bununla birlikte Yeni Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan düzenlemelerden bahsederken söz konusu hükümlerin Eski Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan karşılıklarına ve arada farklılıklar söz konusu ise bu hususlara değinilecektir.Çalışmamızın birinci bölümü iki ana başlıktan oluşmaktadır. Birinci ana başlıkta sorumluluğun nedenlerinin anlaşılabilmesi için bir kurul organ olarak yönetim kurulundan, yönetim kurulu üyelerinin görev ve yetkilerinden bahsedeceğiz. İkinci ana başlıkta ise yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğun hukuki temelleri üzerinde duracağız.Çalışmanın ikinci bölümünde ise yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluğunu gerektiren halleri ile hukuki sorumluluğun şartlarından bahsedilecektir.Yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu bakımından uygulamada bir takım özel durumlarla karşılaşılmaktadır. Bu nedenle çalışmanın son bölümü olan üçüncü bölümünde söz konusu özel durumlarda yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu ele alınacaktır. Bu bölümde son olarak halka açık anonim ortaklık yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğunu sona erdiren nedenler ele alınacaktır.Yönetim kurulu üyelerinin kanun ve esas sözleşmede öngörülen şartları taşıyan kimseler arasından seçilmesi gerekir. Üyeler kanun ve esas sözleşme ile kendilerine yüklenmiş görevleri yerine getirmek zorundadır.Hukukumuzda yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu akdi sorumluluktan ya da haksız fiil sorumluluğundan kaynaklanabilir. Üyelerin sorumluluğuna ilişkin çok sayıda düzenleme yer almaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin yönetim ve temsil görevini yerine getirirken birçok nedenden dolayı hukuki sorumluluğu söz konusu olabilir.Sorumluluğu gerektiren hallerin varlığında, ortaklık tüzel kişiliği, pay sahipleri, alacaklılar, katılma intifa senetleri sahipleri ile oydan yoksun pay senedi sahiplerinin ve ortaklığın iflası halinde iflas idaresinin dava açma hakkı vardır. Yönetim kurulu üyelerinin zamanaşımı, sulh sözleşmesi, ibra, hak düşürücü süre ya da sigorta yapılmış olması nedeniyle sorumluluktan kurtulması mümkündür.Anahtar Kelimeler:1. Halka Açık Anonim Ortaklık2. Yönetim Kurulu Üyeleri3. Hukuki Sorumluluk4. Ticaret Kanunu5. Sermaye Piyasası Mevzuatı.

Anonim ortaklıklarHalka açık ortaklıklarHukuki sorumluluk+4
Firdevs Gubaroğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ticaret sicil müdürünün inceleme ve araştırma görevi

Sürekli olarak gelişim ve değişim halinde olan ticari hayatta şeffaf ve güvenilir bir sisteme gereksinim duyulmaktadır. Bu gereksinim doğrultusunda, bilgilerin güvenilir olarak kayıt altına alınmasında ve bu bilgilere şeffaf ve kolay şekilde erişimin sağlanmasında ticaret sicilinin önemli bir rolü vardır. Zira ticari aktörlerin ticari faaliyet alanındaki gelişmeleri doğru biçimde takip edebilmesi ile bu faaliyet alanında bulunan kişilerin birbirleriyle tutarlı ve güvenilir hukuki ilişkiler içinde olmaları beklenmektedir. Bu bakımdan ticaret sicilinde kayıt altına alınacak hususların hukuka ve gerçeğe uygun olması gerekir. Aksi takdirde kişilerin zarara uğraması muhtemel olacaktır. Ticaret sicilindeki kayıtların hukuka ve gerçeğe uygun biçimde tutulabilmesi maksadıyla, kanun koyucu tarafından ticaret sicili müdürüne, kaydedilmesi istenen hususlara yönelik olarak inceleme görev ve yetkisi tanınmıştır. Tez çalışmamızın ilk bölümünde, ticaret sicili ve sicilin nitelikleri incelenmiştir. Çalışmamızın asıl kısmında, genel olarak ticaret sicili teşkilatını, ticaret sicili müdürünün inceleme görevine ilişkin yükümlülükleri ve yetkileri ve bunların kapsamının boyutları detaylı bir şekilde incelenmiştir. İnceleme görev ve yetkisinin kapsamı sınırlarının belirlenmesi konusunda doktrindeki yaklaşımlara ve yargı kararlarına yer verilerek bir değerlendirme yapmaya gayret gösterilmiştir. İnceleme görevinin doğuracağı hukuki sonuçlar ele alınmıştır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise, genel olarak ticaret sicili müdürünün sicilin tutulmasından kaynaklanan zararlardan sorumluluğu ile birlikte, zararlardan doğrudan sorumlu tutulan devlet ve ilgili odanın sorumluluğu konuları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ticaret Sicili, Sicil Müdürü, İnceleme Görevi, Araştırma Görevi, Sorumluluk.

GörevHukuki sorumlulukMüdürler+3
Merve Beyza Tezcan
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici hukuku çerçevesinde taşınmaz satışında ayıptan doğan sorumluluk

Çalışmamızda taşınmaz satış sözleşmelerinde satıcının ayıptan doğan sorumluluğu, Tüketici Hukuku çerçevesinde değerlendirilmiştir. Satış sözleşmeleri ile ilgili genel düzenlemeler Borçlar Kanunu'nda yer almaktadır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da ise, bir tarafın tüketici olduğu sözleşmelere özgü düzenlemeler bulunmaktadır. Bu sebeple Borçlar Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun birlikte değerlendirilmelidir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un amacı tüketicilerin ekonomik çıkarlarını korumak, zararlarını tazmin etmek ve tüketicilerin aydınlanıp bilinçlenmesini sağlamaktır. Yasa koyucu, tüketicilerin satıcılar ve hizmet sağlayıcılar karşısında zayıf bir konumda olduğunu düşünerek, tüketicilerin korunması adına özel bir kanun düzenlemiştir. Taşınmaz satış sözleşmeleri, konusu gereği hem ekonomik hem de sosyal açıdan büyük bir öneme sahiptir. Çoğu zaman bu sözleşmeler akdedilirken, tüketiciler, satıcılar karşısında haksız ve ölçüsüz sözleşme şartlarını kabul etmek zorunda kalmaktadır. Bu yüzden tüketiciler hem ekonomik olarak zarara uğramakta hem de sosyal olarak sözleşme akdederken hedeflediği amaca ulaşamamaktadır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun da, bu şekilde zarara uğrayan tüketicilerin zararının giderilmesi için özel düzenlemeler ihtiva etmektedir. Tüketicinin taraf olduğu taşınmaz satış sözleşmesinde Borçlar Kanunu'nu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'u ayrı tutamayız. Zira taşınmaz satış sözleşmesine ilişkin genel esaslar Borçlar Kanunu'nda düzenlenirken, tüketicilere ilişkin özel hükümler Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da yer almaktadır. Konu incelenirken Borçlar Kanunu'nda ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da yer alan düzenlemeler karşılaştırılarak değerlendirme yapılmış ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un hangi olaylarda uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

Ayıplı malHukuki sorumlulukSorumluluk+4
Emre Şimşek
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz ticareti hukukunda otonom gemiler

Günümüzde, denizcilik sektöründe giderek artan teknolojik gelişmeler, otonom gemiler ile geleneksel gemilerin denizlerde birlikte seyretmeye başlayacakları bir çağın arifesinde olunduğu önermesini haklı çıkarıyor gibi görünmektedir. Buna karşılık, gerek ulusal gerekse uluslararası düzenlemeler gemide insan unsuru dikkate alınarak tasarlandığından, otonom gemilerin kullanılmaya başlanması pek çok tartışmayı da beraberinde getirecektir. Bu çalışmada, hem uzaktan kumandalı (MASS-3) hem de tamamen otonom gemilerin (MASS-4) yürürlükteki ulusal ve uluslararası hukuk düzenlemeleri kapsamında değerlendirilmesine yer verilmiştir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, otonom gemi kavramı ve otonom gemi projeleri açıklanmış; ardından otonom gemilerin ulusal ve uluslararası düzenlemeler kapsamında gemi niteliği ve Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) bağlama limanı, gemi sicili, kılavuzluk ve donatanın gemi adamlarının kusurlu ve hukuka aykırı fiillerinden sorumluluğu konularının bu tür gemi operasyonları bağlamında değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci bölümde, otonom gemilerde taşıyanın gemiyi sefere elverişli halde bulundurma yükümlülüğü Lahey/Lahey-Visby Kuralları (LK/LVK), Hamburg Kuralları, Rotterdam Kuralları ve TTK kapsamında değerlendirilmiştir. Bu bölümde, öncelikle sefere elverişlilik kavramı, bunun unsurları ve taşıyanın sefere elverişli gemi temin etme yükümlülüğü etraflıca incelenmiştir. Ardından, bahsi geçen sözleşmeler ve TTK'nın ilgili hükümleri kapsamında, otonom gemilerde taşıyanın denize, yola ve yüke elverişli gemi bulundurma borcu tartışılmıştır. Üçüncü bölümde, otonom gemi operasyonlarına ilk bakışta engel niteliğinde gözüken; BMDHS, MARPOL 73/78, SOLAS, COLREGS ve STCW sözleşmelerinin ilgili hükümleri, öğretideki farklı görüşler ve Uluslararası Denizcilik Komisyonu (CMI) çalışmaları çerçevesinde incelenmiştir. Tüm bunlar dikkate alındığında, bahsi geçen sözleşmelerde yer alan hükümlerin otonom gemi operasyonlarını kapsar şekilde geniş yorumlanması mı yoksa özel olarak bu tür gemilere uygulanmak üzere bir Otonom Gemi Kodu'nun ihdasının mı daha isabetli olacağına ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmiştir.

Deniz hukukuDenizcilikGemiler+4
Mustafa Yılmaz
Ankara Social Science University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet aktörlerinin 5651 sayılı Kanun kapsamındaki idari sorumluluğu

Bilişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte İnternetin kullanım alanı genişleyerek kullanıcı sayısı günden güne artmış, günlük hayatın neredeyse her alanına yenilikler getirmiştir. Olumlu yeniliklerin yanı sıra İnternet aracığı ile daha kolay suç işlenmesi gibi olumsuz yönler de hayatın bir parçası olmuştur. 2007 yılında İnternet aracılığı ile işlenen belirli suçlar ile mücadele edebilmek için 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. Her ne kadar 5651 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğinden beri doktrinde eleştirilere maruz kalsa da Kanun'un kabulü ile İnternet hukuku alanında düzenlemeler de başlamıştır. Erişim sağlayıcı, yer sağlayıcı, içerik sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcı olan İnternet aktörlerinin yükümlülükleri ile sorumlulukları Kanun'da düzenlenmiştir. 27 Temmuz 2020 tarihinde yapılan değişiklik ile sosyal medya platformlarının sorumluluklarının belirlenmesi ve yargı kararlarının yerine getirilmesini sağlamak amacıyla Kanun'a yeni bir İnternet aktörü olarak sosyal ağ sağlayıcı eklenmiştir. Değişiklik ile başta temsilci bulundurma yükümlülüğü olmak üzere sosyal ağ sağlayıcıya birçok yükümlülük getirilmiştir. Bu çalışma ile esas olarak İnternet aktörlerinin idari sorumluluğu incelenmiş ve yükümlülükleri tek tek açıklanmıştır. Diğer taraftan çalışmada İnternet aktörlerinin cezai sorumluluklarına da değinilmiş, hukuki sorumluluk ise çalışma dışı bırakılmıştır. 5651 sayılı Kanun'da İnternet aktörlerinin sorumluluğunun yanı sıra sorumlulukların yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak olan yaptırımlar da düzenlenmiştir. Nihayetinde Kanun ile getirilen yükümlülüklere uyulmaması halinde uygulanacak olan idari yaptırımlara çalışmada detaylı bir şekilde yer verilmiş, cezai ve hukuki yaptırımlar ise çalışma dışı bırakılmıştır.

Bilişim suçlarıHukuki sorumlulukKanunlar 5651 sayılı+7
Kadir Sağlam
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Savunma sanayiindeki uluslararası ticari sözleşme müzakerelerinden doğan yükümlülüklere aykırılık

Savunma sanayii faaliyetlerinin giderek devletin tekelinden çıkması ve özel hukuk kişileri tarafından bu faaliyetlerin üstlenilmeye başlanması, bu alanda özel hukuk kişileri arasında özel hukuka tabi sözleşmelerin akdedilmesini yaygınlaştırmıştır. Savunma sanayiinin son teknoloji ile uyumlu olması gerekliliği ise bu alanda akdedilen uluslararası sözleşmelerin sayısını artırmıştır. Savunma sanayiindeki uluslararası ticari sözleşmelere doğrudan uygulanacak hükümlerin bulunmadığı günümüzde, bu sözleşmelerin müzakerelerine doğrudan uygulanacak hükümler de henüz varlık kazanmamıştır. Bu sebeple bu tür sözleşmeler ve bu sözleşmelerin müzakerelerine genel hükümler bu alanın özellikleri göz ardı edilerek doğrudan uygulanmakta veya taraflar arasındaki uyuşmazlıklar çoğunlukla bir tarafın tamamen aleyhine olacak şekilde herhangi bir hukuki incelemeden geçmeksizin sonuçlanmaktadır. Bu durum somut durum adaletini ve hakkaniyeti sağlamaktan uzaktadır. Nitekim savunma sanayii sözleşmelerinin ve bu sözleşmelerin müzakerelerinin devletlerin savunması, güvenliği, diplomasisi ve uluslararası ilişkileri ile doğrudan ilgili olması sebebiyle kendine özgü özellikleri bulunmaktadır. Herhangi bir uyuşmazlık halinde bu özellikler göz önünde bulundurularak hukuki bir çözüme gidilmesi somut durum adaletini ve hakkaniyeti sağlamak için önem arz etmektedir. Somut durum adaletinin ve hakkaniyetin tesis edilmesi için savunma sanayiini, bu alandaki sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin müzakere süreçlerini tanımlamak gerekmektedir. Bu sebeple müzakere aşamaları, bu süreçte taraflarca hazırlanan metinlerin hukuki niteliği ve bağlayıcılığı, diğer alanlardaki sözleşmelerin müzakereleri ile farklı yönleri, tarafların bu süreçte herhangi bir yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı hukuk sistemlerine göre karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Yükümlülüklere aykırılığın yaptırımı noktasında sözleşme müzakerelerindeki kusurlu davranıştan sorumluluk diğer adı ile culpa in contrahendo sorumluluğu incelenmiştir. Culpa in contrahendo sorumluluğu halinde uygulanacak olan hukuki yaptırımlar karşılaştırmalı olarak incelenmiş, son olarak tarafların yükümlülüklerini belirlemede önem arz eden müzakere sürecine uygulanacak hukukun tespiti ve tayini incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Savunma Sanayii, Culpa in Contrahendo, Uluslararası Ticari Sözleşme

Culpa in ContrahendoHukuki sorumlulukMüzakere+5
Büşra Nur Tire
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Maden işletenin hukuki sorumluluğu

Maden, doğal kaynakların içinde yer almaktadır. Maden ve madencilik kavramı çok eski dönemlere dayanmakla beraber, günümüzden 500.000 yıl öncesine ait çakmak başından yapılmış aletler bulunmuştur. Bu kadar eski tarihi olan madenle beraber madencilik ve maden işleten kavramları da gelişme göstermiştir. Öyle ki maden işletenin hukukun çeşitli alanlarında sorumlulukları ortaya çıkmış ve düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu, Medeni Kanun, Ticaret Kanunu, Sigorta Kanunu kapsamında maden işletenin hukuki sorumlulukları incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde ise, sorumluluk konusu açıklanmıştır. İlk olarak hukuki sorumluluk, kusura dayalı ve kusursuz sorumluluk olarak detaylı açıklanmıştır. Sonrasında ise cezai sorumluluk kast, taksir ve cezai sorumluluğun kalkması veya azaltılması başlıklarıyla değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; "maden işleten ve maden işletmesi kavramları" kavramlarına açıklık getirilmiştir. Kimlerin maden işletebileceği, maden işletenin tacir olması ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise maden işletenin sorumluluğu anlatılmıştır. İlk olarak maden işletenin hukuki sorumluluklarının neler olduğu ele alınmıştır. Maden işletenin hukuki sorumluluğu tehlike sorumluluğu ve gözetme yükümlülüğü başlıklarıyla açıklanmıştır. Sonrasında maden işletenin cezai sorumluluğu ele alınmıştır. Son olarak sorumluluktan kurtulma halleri; mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru şeklinde ayrı başlıklarda anlatılmıştır. Anahtar Kelime: Maden İşleten, Hukuki Sorumluluk, Maden Hukuku

Hukuki sorumlulukMaden hukukuMaden işletmeleri+1
Merve Akyol Çörekci
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kiraya verenin ayıptan doğan sorumluluğu

Kiraya verenin kira sözleşmesinden doğan en temel borcu, kiralananı sözleşmede öngörülen kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve kira süresince de bu durumda bulundurmaktır. Kiraya verenin ayıptan doğan sorumluluğunun kaynağını da bu borç oluşturmaktadır. Bu sebeple kiracı teslim sırasında mevcut olan veya teslimden sonra ortaya çıkan eksikliklerden veya bozukluklardan dolayı sorumludur. Kira sözleşmesinde ayıptan doğan sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler TBK m. 304 ilâ 308 hükümleri arasında yer almaktadır. Burada ayıptan doğan sorumluluk düzenlenirken teslim sırasında var olan veya teslimden sonra ortaya çıkan ayıplar şeklinde temel bir ayrıma gidilmiştir. Kiralananın teslim sırasında ayıplı olması durumunda kiracının sahip olduğu haklar TBK m. 304 hükmünde düzenlenmiştir. Buna karşın ayıbın sonradan ortaya çıkması durumunda kiracının sahip olduğu haklara ise TBK m. 305 vd. hükümlerinde yer verilmiştir. Her iki durumda da kiracıya tanınan haklar noktasında ayıbın önemli veya önemsiz ayıp niteliğinde olması dikkate alınmıştır. Kiralananın önemli ayıplarla teslim edilmesi hâlinde kiracı, borçlu temerrüdüne ilişkin hükümlere başvurabileceği gibi kiralananın sonradan ayıplı hâle gelmesine ilişkin hükümlere de başvurabilir. Kiralananın sonradan ayıplı hâle gelmesi durumda ise kiracı ayıbın giderilmesini, kiralananın ayıpsız benzeriyle değiştirilmesini ve önemli ayıplarda sözleşmenin feshini isteyebilir. Ayrıca bu taleplerle birlikte veya bunlardan bağımsız olarak kira bedelinde indirim yapılmasını ve uğramış olduğu zararların giderilmesini talep etme haklarına da sahiptir. Kiracı, kiraya verenin kusuru olmasa bile tazminat talebi dışındaki haklara başvurabilir. Bu çalışmada öncelikle kira sözleşmesine ilişkin genel açıklamalar yapılmış ve tarafların borçlarına kısaca değinilmiştir. Devamında ise ayıp kavramı açıklanmış, kiraya verenin ayıptan doğan sorumluluğunun tanımı, hukukî niteliği, özellikleri ve diğer benzer kurumlarla yarışmalı olarak uygulanması ele alınmıştır. Son olarak kiraya verenin ayıptan doğan sorumluluğunun hüküm ve sonuçlarına yer verilmiştir. Çalışmanın kaleme alınması sırasında konu hakkında yazılmış makaleler, kitaplar, tezler ve Yargıtay kararlarından faydalanılmıştır.

AyıpAyıplı malHukuki sorumluluk+6
Tahir Sarıdoğan
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects