Content
72 theses under this subject heading
Sünbülzâde Vehbî'nin kasideleri ve kasideciliği
Bu çalışma Sünbülzâde Vehbî'nin kasidelerinin tür ve şekil bakımından değerlendirilmesine ve kasideciliğinin konumunun belirlenmesine yönelik bir çalışmadır. Çalışmanın amacı, 18. yy. divan şairi olan Sünbülzâde Vehbî'nin kasidelerinin gelenekle olan münasebetini ortaya koyarken gelenekten ayrılan yönlerini de tespit etmektir. Sünbülzâde Vehbî Divanı'nda "kasâîd" bölümünde bulunan 63 şiir tür veya şekil bakımından kaside olarak değerlendirilmiştir. Geriye kalan şiirler (kıta, tahmis, tercî-i bend, muhammes gibi.) tür veya şekil bakımından kaside özelliği göstermediğinden incelemenin dışında tutulmuştur. Kasideler şekil bakımından değerlendirilirken tablo, grafik ve istatistiksel verilerden faydalanılmıştır. Sünbülzâde Vehbî'nin kasidecilik anlayışı, 13. yy'dan 18. yy'a kadar yapılmış olan kaside çalışmaları etrafında karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede şaire has olan unsurlarla gelenekle olan bağı ortaya konmuştur. Çalışmanın diğer bölümlerinde dil ve anlatım, muhteva ve sosyal hayat unsurları incelenmiştir. Şekil bölümünden sonra deyim ve atasözlerinden iktibaslara, konuşma dili ve kalıp ifadelerden edebî sanatlara farklı konulara yer verilmiştir. Muhtevada da kasidelerde zikredilen şahıs kadrosu ile şairin sıradışı kasideleri incelenmiş ve örneklendirilmiştir. Son bölümde ise Vehbî'nin kasidelerinde öne çıkan sosyal hayat unsurları ele alınarak açıklanmıştır. Çalışmanın sonucunda Sünbülzâde Vehbî'nin gelenekten kopmadan kendine has şiirler yazarak yenilik peşinde olduğu, kasideyi hem şekil hem de tür olarak algıladığı sonucuna ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER Sünbülzâde Vehbî, Kaside, Kasidecilik Geleneği, Kasidecilik Anlayışı
Halk sağlığı uzmanlarında sosyal medya kullanımı-2020
Amaç: Sosyal medya zamandan ve mekândan bağımsız, interaktif iletişim aracı ve bilgi kaynağıdır. Halk sağlığı uzmanlarının güçlü bir iletişim platformu olan sosyal medyada kendilerine düşen görev ve sorumluklarının bilincinde olmaları, sosyal medyayı toplumsal sağlık iletişiminde aktif bir şekilde kullanabilmeleri önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı halk sağlığı uzmanlarının sosyal medya kullanım düzeylerini sorgulamak, sosyal medya kullanımı hakındaki görüşlerini tespit etmek, sosyal medya kullanımının yaş, cinsiyet, medeni durum, unvan, çalışılan kurum, kişinin işyerindeki görevi, uzmanlık süresi ile ilişkisini incelemektir. Yöntem: Kesitsel nitelikteki bu çalışmanın evreni Türkiye'de görev yapan tüm halk sağlığı uzmanlarıdır. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği'nin 6 Temmuz 2020'de yayınladığı bildiriye göre kamuda 453 halk sağlığı uzmanı bulunmaktadır. Evrenin tamamına ulaşılması hedeflendi. Ulaşılan 230 halk sağlığı uzmanına Google Formlar aracılığıyla sosyodemografik özellikler, bireysel sosyal medya kullanımı, çalışılan kurumda sosyal medya kullanımı ve Sosyal Ağları Kullanım Amaçları Ölçeği'ni içeren bir anket uygulandı. Ölçek likert tipte olup 7 alt boyuttan oluşmaktadır. Alt boyutlardan alınan ortalama puanın yüksek olması bireyin sosyal medyayı daha çok o amaçla kullandığını göstermektedir. Verilerin analizi SPSS 20.0 paket programı ile yapıldı. p<0,05 çıkan değerler önemli kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların %97,0'ı sosyal medya kullanmakta, sosyal medya kullananların %97,3'ü her gün sosyal medya kullanmaktadır. En çok tercih edilen 3 sosyal medya hesabı sırasıyla %97,3 ile Whatsapp, %70,9 ile Facebook ve %69,1 ile İnstagramdır. Sosyal medya en çok işbirliği ve iletişim kurma, en az iletişimi başlatma amacıyla kullanılmaktadır. Sosyal medya kullanan katılımcıların %51,6'sı sosyal medyada içerik hazırlamamakta ve %68,6'sı bilimsel araştırmalarını sosyal medyada paylaşmamaktadır. Sosyal medya kullanan katılımcıların %90,0'ı sosyal medyanın infodemiyi arttırdığını düşünmekte ve %57,9'u en çok meslek örgütlerinin sosyal medya hesaplarına güvenmektedir. Kurumlarında sosyal medya kullanımı %84,8 iken en sık %57 ile Facebook hesabı bulunmaktadır. Katılımcıların yaşı arttıkça gün içerisinde sosyal medyaya ayırdıkları süre anlamlı düzeyde azalmaktadır (p=0,001). Kadınlarda Facebook, İnstagram ve LinkedIn; erkeklerde Youtube ve Telegram kullanımı önemli düzeyde daha fazladır (p<0,05). Sonuçlar: Halk sağlığı uzmanlarında ve çalıştıkları kurumlarda sosyal medya kullanımı yaygındır. En çok Whatsapp ve Facebook tercih edilmektedir. Sosyal medya en çok işbirliği ve iletişim kurmak için kullanılmaktadır. Sosyal medyada infodemiyi azaltabilmek için halk sağlığı uzmanları sık sık içerik hazırlamalı ve bilimsel araştırmalarını paylaşmalıdır. Sosyal medya sağlık, risk ve kriz iletişimi açısından ele alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Halk Sağlığı, İçerik, İletişim, Sosyal Medya, Whatsapp
20. yüzyılın ilk yarısında yüzey kurgulamada soyut resmin geometrik dönüşümleri
20. yüzyıl sanat ortamında teknolojinin baş döndürücü bir hızla insan hayatına girmesi ve toplumun hızlı bir değişim içinde olması dikkat çekicidir. Bu değişim sonucunda sanatın kendisinden önce devraldığı sanat biçimlerinden koparak farklı düşünceler ve anlatım biçimleriyle yeni bir oluşum içine girdiği görülmektedir. Özellikle 20. yüzyılın sanat ortamı içerisinde yer alan onlarca sanat akımının çağın gerekleri doğrultusunda yeni ifade biçimleri arayışında olmaları ve toplumsal yaşamın ivme kazanması, çoğu sanat ürünlerini ortak arayış noktasında birleştirmiştir. Bu doğrultuda, soyutlama ve soyut resme yöneliş sanatta meydana gelen yeni ifade biçimleri arasında en dikkat çekenler arasındadır. Nesnelerin soyut-düşünsel varlığının ön planda olduğu bu sanatsal ifade biçimlerinde sezgi-bilgi ikiliğinin yanı sıra geometri de ön plandadır. 1900–1950 yılları arasındaki süreçte soyut resmin ortaya çıkışına etki eden dönem ve sanat akımlarını irdelemeyi amaçlayan bu çalışma, soyut resim sanatının öncüsü olarak tanınan sanatçılar ve eserlerinin tarihsel akış içerisindeki değişimlerini, yüzeylerin kurgulanması ve geometrik olarak düzenlenmesi esasları üzerinden incelemiştir. Doğanın temsilinden giderek uzaklaşmayla başlayan yeni dönem sanat hareketi kısa sürede çağın sorunlarına ve sanat ortamına yeni kavramlar ve soluk getirmiştir.
İlköğretimde sosyal bilgiler eğitiminin geçirdiği muhteva değişimi ve bunun Türk toplum yapısındaki değişim dinamikleri içerisindeki yeri
Sosyal Bilgiler Eğitiminin ilköğretimde okul müfredatına girmesiyle birlikte toplumun geleceğinin teminatı olan çocukların sağlıklı düşünme ve yetişmesine birinci dereceden katkı sağlamıştır. Bireyde kişiliğin gelişmesine yardım eden, onun gelecekteki yaşantısında başarılı, mutlu, düşünce yapısı sağlam; ülkesi ve ulusu için yararlı bir insan olmasını sağlayan bilgi, beceri tutum ve davranışları kazandırma süreci olan eğitimde Sosyal Bilgiler öğretimiyle, üzerinde en çok durulan konulardan biri öğrenci davramşlarının değiştirilmesidir. Bu davranış değişikliğiyle ulaşılmak istenen hedeflere daha kalay ulaşılacağına inanılmaktadır. Bireyin bilişsel, duyuşsal ve hareket özelliklerini amaçlanan yönde geliştirip değiştirme işi eğitimin özelliklede sosyal Bilgiler eğitiminin kapsamı içindedir. Her toplum, o toplumu oluşturan bireylerini kendi amaçları doğrultusunda yetiştirmek istemektedir. Bir başka deyişle, her toplum kendi toplumsal yapısına uygun, toplumsal amaçları doğrultusunda ve var olan gizli gücüne göre eğitmek zorundadır. Bireylerin eğitimi sırasında toplumsal yapı içerisinde ki değişim dinamiklerine uygun, toplumun düzenini bozmayacak doğrultuda bu çalışmaların yapılması gerekmektedir. Sosyal Bilgiler Eğitimiyle toplum dinamiklerinin Toplumsal koşullara göre, toplumun ve bireyin gereksinimlerine yanıt verecek insan gücünü yetiştirme görevini, Sosyal Bilgiler dersleriyle yerine getirmeye çalışmaktadır. İlköğretim okullarının dördüncü ve beşinci sınıflarda okutulmakta olan ve bugün altıncı ve yedinci sınıflara da konulmuş olan Sosyal Bilgiler dersinin temel amacı, öğrencilere önemli sosyal beceriler kazandırarak onların toplumsallaşmalarını sağlamak ve onları iyi bir vatandaş olarak yetiştirmektir. Bu bakımdan, Sosyal Bilgiler dersinin ilköğretim programında önemli bir yeri vardır.VI Sosyal Bilgiler dersiyle verilen eğitimle hayata hazırlanan öğrenciler daha sağlıklı düşünme gücüne kavuşacaklardır. Toplumun her kademesinde aktif bir rol oynayacak olan bireyler toplum dinamiklerini (nüfus, aile, siyaset, ekonomi, eğitim) daha yaşanır hale getirmeye çalışacaklardır. Ulusal eğitim politikasının belirlenmesi ve bunun uygulanmaya konulmasıyla da bu dinamikler kendi aralarında daha uyumlu hale geleceklerdir. Sosyal Bilgiler öğretiminin niteliği doğrudan Sosyal Bilgiler öğretimi Programı ile ilişkilidir, öğretim programı, eğitim programı içinde önemli ölçüde ağırlık taşımakta, genellikle belli bilgi kategorilerinin bir sistem içinde düzenlenmesinden oluşmaktadır. Ulusal eğitim politikasının uygulamaya dönüştürülmesinde eğitim programları önemli bir rol oynamaktadır. Eğitim programlarının, toplumu meydana getiren bireyleri ulusal çıkarlar doğrultusunda eğitmesi temel amaç olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda kalkınma, gelişmişlik, sosyo-politik değerler, gelir dağılım ve işsizlik gibi konularda istenen hedefler varılmaya çalışılmıştır. Programların sürekli olarak değişen ve gelişen toplum koşullarına ayak uydurması, bireyin beklenti ve gereksirıimlerine cevap vermesi önemli bir zorunluluktur. Bu nedenle de var olan programların araştırmalara dayalı bir süreç içerisinde sürekli olarak geliştirilmesi bir mecburiyet olmaktadır. Gelişen ve değişen toplumda Sosyal Bilgiler Eğitiminin toplum dinamikleri içerisindeki yeri günümüzde daha iyi anlaşılmaktadır.
İlköğretim 5. sınıf sosyal bilgiler dersinde öğretmenlerin kullandıkları içerik düzenleme stratejilerinin ögeleri belirleme kuramı temelinde değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı; ilköğretim beşinci sınıf düzeyinde, Sosyal Bilgiler dersinde "Cumhuriyet'e Nasıl Kavuştuk" ünitesi süresi boyunca, öğeleri Belirleme Kuramına göre öğretmenlerin içerik düzenleme stratejilerini nasıl düzenlediklerini ortaya koymaktır. Yapılan bu araştırma ; öğretmenlerin içerik düzenleme stratejilerini ve bu konudaki görüşlerini saptamaya yönelik betimsel bir durum saptaması niteliğindedir. Araştırmada üç ayrı beşinci sınıf öğretmeninin aynı ünite boyunca sınıflarında yaptıkları etkinlikler derinlemesine araştırılmıştır. Araştırma, üç ayrı örnek olaydan elde edilen bulgular doğrultusunda, öğretmenlerin içerik düzenleme stratejileri bağlamında, araştırmacı gözlemlerine ve öğretmen görüşlerine dayalı bir çalışmadır. Araştırma bulguları sonucunda; üç öğretmenin de içerik türlerinden; olgu- kavram ve genelleme içerik türlerinin üçünü de kullandıkları görülmüştür. Fakat öğretmenlerin içerik türlerinden daha çok olguyu kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Gözlem verileri incelendiğinde, öğretmenlerin herhangi bir kavramın; kavrama, uygulama ve yaratma düzeyinde öğretimini hiç yapmadıkları bulunmuştur, öğretmenler, genelleme öğretirken,Öğrencilerin neden-sonuç ilişkisi kurmalarım sağlamaya çalışmışlardır. Öğretmenler, ikincil sunulardan daha çok geribildirimi kullanmışlardır. Bellek destekleyici olarak daha çok harita ve yazı tahtasını kullanmışlardır. Ön koşul,ilişkilendirici bilgi, farklı biçimde sunma gibi ikincil sunuları çok az kullanmışlardır Anahtar kelimeler: İçerik, öğeleri Belirleme Kuramı, Öğretim Kuramları.
İlköğretim 7. sınıf fen bilgisi dersi ünitelerinden ?ya basınç olmasaydı? ünitesi öğretiminde öğretmenlerce kullanılan içerik öğelerinin düzenlenme biçimlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, ilköğretim yedinci sınıf fen bilgisi dersi "Ya Basınç Olmasaydı?" ünitesinin öğretiminde, öğretmenlerce kullanılan içerik öğelerinin düzenlenme biçimlerinin değerlendirilmesinin amaçlandığı betimsel bir çalışmadır. Araştırmaya özel dershane ve devlet okulunda görev yapan 111 fen bilgisi öğretmeni katılmıştır. Araştırma kapsamında 111 öğretmene anket uygulanmış, anket uygulanan öğretmenlerden ikisinin dersleri gözlenmiş ve aynı öğretmenler ile görüşme yapılmıştır. Anket, gözlem ve görüşme verilerinin kendi içerisinde tek tek analizi yapılmış ve daha sonra üç farklı yöntemle elde edilen verilerin birbirleriyle ilişkisi incelenmiştir. Bunun için gözlem, görüşme ve anket verilerinin tutarlılığına bakılmıştır. Araştırma bulgularına göre; Öğretmenlerin büyük çoğunluğu, konu zorluk düzeyi için zor, kendi sunu yeterliği ve öğrenci öğrenme düzeyi için ise, iyi cevabı yönünde görüş bildirmiştir. Öğretmenlerin ünite süresince, en fazla öğrettikleri kavram basınç, işlem birim çevirme, ilke ise pascaldır. Kavram öğretiminde en fazla kullanılan içerik öğeleri tanım, örnek, özellik, önkoşul davranış, dikkat odaklama araçları, özetleyici ve geribildirimdir. İşlem öğretiminde, en çok kullanıldığı ifade edilen içerik öğeleri sürecin amacı, işlem basamaklarını gösterme, deney yapma, sıraya uyarak yapma, özetleyici ve geribildirimdir. İlke öğretiminde, en çok kullanıldığı ifade edilen içerik öğeleri önerme, nedensel ilişkiler, ilişkisel bilgi, örnek, olay, durum, problem ve geri bildirimdir. Anahtar Kelimeler: İçerik Düzenleme, Fen Bilgisi Öğretimi
An evaluation of English program at Kozan Vocational School of Çukurova University: Students' point of view
This study presents an evaluation of the English program at Kozan Vocational School of Çukurova University from the students point of view. It investigates what the students think about the usefulness and effectiveness of this program and the problems they encounter as well as if this program meets the needs and expectations of the students. In order to achieve this aim, two instruments were used. First of all, a questionnaire by which the students evaluate the program from different perspectives was given. Then, they were interviewed to elicit their opinions about the program. The results reveal that the students face certain problems such as the difficulty of the course content considering their level of English, unattractive and irrelevant course materials, lack of motivation and interest and lack of physical equipments. Thus, the data reveal that the program does not match students? expectations and needs. Therefore, it needs to be improved and adapted for matching to students? future needs. Key words: Evaluation, Program, Needs, Objectives, Content, Assessment Techniques.
Yazılı metinlerde içerik düzenlemenin öğrenmeye etkisi
Bu araştırmada, Anadolu Öğretmen Liselerinde okutulan Öğretmenlik Meslek Bilgisine Giriş dersinde, klasik ve edimsel koşullanma kavramları konusunda içerik düzenlemesi yapılmış metnin ve içerik düzenlemesi yapılmamış metnin öğrenmeye etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma; giriş, kuramsal açıklamalar ve ilgili araştırmalar, yöntem, bulgular, sonuçlar tartışma ve öneriler olmak üzere altı bölümden oluşmaktadır.Araştırmada yarı deneysel yöntemlerden ön test - son test kontrol gruplu model kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, kolay ulaşılabilir durum örnekleme yöntemiyle; 2007-2008 öğretim yılında Adana İli Seyhan İlçesindeki İMKB Anadolu Öğretmen Lisesi'ne devam eden, 9. sınıfların üç ve 11. sınıfların dört şubesinde okuyan, 166 öğrenci oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak, deney gruplarında edimsel koşullanma ve klasik koşullanma kavramlarıyla ilgili içerik düzenlemesi yapılmış olan yazılı metinler kullanılmıştır. Kontrol gruplarında ise içerik düzenlemesi yapılmamış metinler kullanılmıştır. Bu metinler oluşturulurken, söz konusu kavramlarla ilgili bilgiler kitaplardan olduğu gibi alınmıştır. Araştırmada edimsel koşullanma kavramı ile ilgili 11 maddelik, klasik koşullanma kavramı ile ilgili 15 maddelik ?Başarı Testi? kullanılmıştır. Grupların öntest puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için bağımsız gruplar t-testi analizi yapılmıştır. Bu araştırmada deneysel işlemin etkisini belirlemek amacıyla öntest puanları kontrol edilerek, grupların ortalama puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla tek faktörlü kovaryans analizi (Ancova) kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin kavramların içerik ögeleri ile ilgili başarıları, doğru ve yanlış cevapların frekans ile yüzdeleri hesaplanarak saptanmıştır.Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular şu şekilde özetlenebilir:Klasik koşullanma kavramı ile ilgili, içerik düzenlemesi yapılmış ve yapılmamış metinlerle çalışan öğrencilerin klasik koşullanma ön test puanları kontrol edildiğinde klasik koşullanma son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu (F=34.809 p=.000 ) bulunmuştur.Edimsel koşullanma kavramı ile ilgili, içerik düzenlemesi yapılmış ve yapılmamış metinle çalışan öğrencilerinin ön test edimsel koşullanma puanları kontrol edildiğinde edimsel koşullanma son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu (F= .104 p=.000) bulunmuştur.Deney grubunda kullanılan metinlerin içeriği kavram öğretimi stratejilerine uygun olarak hazırlanmıştır ve kavramın içerik öğelerinin tamamını kapsamaktadır. Bu durumda içerik düzenlemesi yapılmış metinlerin öğrencilerin başarılarını olumlu yönde etkilediği söylenebilir. Deney grubunda kullanılan metinlerde, örneklerin ayırtedici olmayan özelliklerinin dağılımının çeşitliliği sağlanmıştır, bu düzenleme de öğrencilerin son test başarılarını olumlu yönde etkilemiş olabilir. Kontrol gruplarında kullanılan metinler, söz konusu kavramlarla ilgili kitaplardan alınmıştırKlasik koşullanma kavramını içerik düzenlemesi yapılmış metinden çalışan deney grubunun da, içerik düzenlemesi yapılmamış metinden çalışan kontrol grubunun da tanım ve özelliklerle, örnek-özellik ve örneklerle, örnek olmayanlarla ilgili olan soruları cevaplama oranlarının genelde yükseldiği bulunmuştur.Edimsel koşullanma kavramını içerik düzenlemesi yapılmış metinden çalışan deney grubunun da, içerik düzenlemesi yapılmamış metinden çalışan kontrol grubunun da tanım ve özelliklerle, örnek-özellik ve örneklerle, örnek olmayanlarla ilgili olan soruları cevaplama oranlarının genelde yükseldiği bulunmuştur.Araştırmanın uygulamaya yönelik önerileri, öğrencilerin aynı kavramların, farklı kaynaklarda nasıl açıklandığını görmeleri sağlanabilir. Yazılı metinlerde kavramın içerik öğelerine tam olarak yer verilmelidir. Örneklerin ayırtedici olmayan özelliklerinin dağılımının çeşitli olması sağlanmalıdır.Örnek ve örnek olmayan eşleştirilmesinde bir veya birkaç özelliğin benzer olmasına dikkat edilmelidir Öğrencilere içerik öğeleriyle ilgili olarak hem sunu yapılmalı hem alıştırma yaptırılmalıdır.Öğrencilerin kavramlarla ilgili olarak ne öğrendikleri değerlendirilirken, soruların kavramın içerik öğeleriyle ilgili olmasına dikkat edilmelidir. Araştırmanın yapılan araştırmalara yönelik önerileri, öğrencilerin yazılı metinlerle daha uzun sürelerde çalışması sağlanabilir. Örnek analizlerinin istatistiksel analizleri de yapılabilir.Anahtar Kelime: Yazılı Metin, İçerik Düzenleme, Kavram Öğretimi.
Faik Baysal'ın romancılığı
Faik Baysal'ın RomancılığıBu çalışmada 1940'lı yıllardan itibaren Türk edebiyatında çeşitli edebi türlerde eser veren Faik Baysal'ın romancı yönü değerlendirilmiştir. İncelemeye konu olan romanların biçim ve içerik özellikleri belirlenmeye çalışılmış, yazarın Türk romancılığındaki yeri değerlendirilmiştir.`Faik Baysal'ın Romancılığı' başlıklı çalışma Sonuç bölümü dışında iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Faik Baysal'ın yaşamı, yazarlık serüveni ve yapıtları hakkında bilgi verilmiştir. Baysal'ın yaşamının yapıtlarındaki etkileri üzerinde durulmuştur.`Faik Baysal'ın Romancılığı' başlıklı ikinci bölümde ise incelememizin temel malzemesini oluşturan altı roman `biçim' ve `içerik' açısından incelenmiştir. Romanlar `biçim' başlığı altında olay örgüsü, zaman, mekan, bakış açısı, anlatım teknikleri, kişiler ve üslup açısından incelenmiştir. `İçerik' başlığı altında ise romanlarda işlenen temalar ele alınmıştır.Sonuç bölümünde ise elde edilen bulgular ışığında yazarın romanlarının ortak özellikleri ortaya konularak Faik Baysal'ın Türk romanındaki yeri değerlendirilmiştir.
Fen bilimleri dersindeki kavramların öğretiminde kullanılan öğrenme nesnelerinin içerik düzenlemesine yönelik öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul fen bilimleri dersinde kullanılan öğrenme nesnelerinin içerik düzenlemesiyle ilgili fen bilimleri dersi öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden olgubilim çalışması olarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, özel ve devlet okullarında çalışan öğretmenlerden ölçüt örnekleme yöntemine göre seçilen 31 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler, içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. İçerik analizi ile elde edilen kodların, frekans ve yüzdeleri hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin bir kısmı, öğrenme nesnelerindeki (ÖN) kavramların tanımlarının öğrencilerin seviyesine uygun olduğunu, doğru ve yeterli olduğunu; tanımlarda ayırt edici özelliklerin verildiğini belirtmiştir. Öğretmenlerin bir kısmı ise kavramların tanımlarının yüzeysel olduğu, bazı tanımlarda bilinmeyen kavramların olduğu, bazı tanımların eksik ve hatalı olduğu ve ayırtedici özelliklerin tamamının verilmediği yönünde görüş belirtmişlerdir. Yine bazı öğretmenler ÖN'lerde kavramların ayırt edici özelliklerinin verildiğini, özelliklerin yeterli ve sınıf seviyesine uygun olduğunu belirtmiştir. Buna karşılık öğretmenlerin bir kısmının bazı kavramların ayırtedici özelliklerinin, öğrencilerin sınıf seviyesine uygun olmadığı gerekçesiyle verilmediği yönünde görüş bildirdikleri tespit edilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin Kavramların örneklerine ilişkin değerlendirmelerinde ise bazı öğretmenlerin ÖN'lerde örneklerin verildiği, örneklerin yeterli olduğu, örneklerin kolaydan zora doğru verildiği yönünde görüş bildirirken bazı öğretmenlerin ÖN'lerde örnek olmayanların verilmediği ve ÖN'lerde örnek sayısının az olduğu konusunda görüş bildirdikleri tespit edilmiştir. Yine araştırmada bazı öğretmenlerin ÖN'lerde kavram şemalarının verildiği ve bu şemaların yeterli ve doğru olduğu yönünde görüş bildirirken bazı öğretmenlerin ise ÖN'lerde kavram şemalarının nadiren verildiği ve ÖN'lerde kavram şemalarının verilmediği yönünde görüş bildirdikleri tespit edilmiştir. Son olarak da öğretmenlerin kavram öğretiminde kullanılan ÖN'lerde en çok dikkat odaklama araçlarının, özetlerin, dönütlerin, analojilerin, metaforların ve kavram haritalarının kullanıldığı, tekrar, sıralama, ön koşul bilgiler, bellek destekleyiciler ve bilişsel haritaların ÖN'lerde daha az kullanıldığı yönünde görüş bildirdikleri tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin fen bilimleri dersindeki kavramların öğretiminde kullandıkları ÖN'lerin içerik düzenlemesine ilişkin farklı görüşleri dile getirdikleri ve kullandıkları ÖN'lerde kavramın temel içerik ögeleri ve destekleyici içerik ögeleri yönünden eksiklikler olduğu ifade edilebilir. Katılımcıların ifade ettikleri görüşlere göre özellikle, kavramlarla ilgili ayırtedici olmayan özelliklerin, örnek olmayanların ve kavram şemalarının ÖN'lerde oldukça az yer aldığı ve bazı ÖN'lerde hiç yer almadığı söylenebilir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin fen kavramlarının öğretiminde kullandıkları ÖN'lerin içerik düzenlemesi yönünden gözden geçirilerek düzenlenmesi gerektiği söylenebilir. Bu doğrultuda, ÖN'lerde kavramın içerik ögeleri ile ilgili doğru ve yeterli bilginin eksiksiz olarak sunulması amacıyla ÖN'lerin tasarımından önce öğretimi yapılan kavramların kavram analizleri yapılabilir. Ayrıca destekleyici içerik ögelerinden kavram haritası, bilgi haritası, bilişsel haritalar, ön koşul bilgiler, bellek destekleyiciler, bilgilerin uygun sırada sunulması, tekrarlara yer verilmesi gibi bilginin seçilmesini, düzenlenmesini ve bütünleştirilmesini sağlayan farklı stratejilere yer verilmesi gerektiği önerilebilir. Ayrıca çalıştay veya hizmet içi eğitim etkinlikleri yoluyla öğretmenlerin ÖN'leri hazırlama, geliştirme, düzenleme gibi öğretim becerileri geliştirilebilir. Anahtar kelimeler: Öğrenme nesneleri, içerik düzenleme, kavramın içerik ögeleri, fen bilimleri eğitimi.
Konu temelli eleştirel düşünme öğretiminin matematik dersinde öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri, eleştirel düşünme erdemleri ve matematik dersine ilişkin tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı matematik dersinde uygulanan konu temelli eleştirel düşünme öğretiminin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine, eleştirel düşünme erdemlerine ve matematik dersine ilişkin tutumlarına etkisini incelemektir. 2015-2016 eğitim-öğretim yılı 2. yarıyılında Adana İli Yüreğir İlçesi'ndeki bir ortaokulda gerçekleştirilen bu araştırmada paralel karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu yarı deneysel desen şeklinde olup, öntest-sontest kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırma 31 deney grubunda ve 31 kontrol grubunda olmak üzere toplam 62 altıncı sınıf öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Gruplar 6. sınıf matematik dersi birinci dönem not ortalamaları, Kişisel Bilgi Formu sonuçları ile Matematiksel Eleştirel Düşünme Testi, Eleştirel Düşünme Erdemleri Algısı Ölçeği ve Matematik Tutum Ölçeği öntest bulguları dikkate alınarak eşleştirildikten sonra deney ve kontrol gruplarına seçkisiz atama yöntemiyle atanmıştır. Araştırma, uygulama süresince her iki grupta da araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir ve 16 hafta sürmüştür. Nosich (2011)'in eleştirel düşünme bileşenleri ve eleştirel düşünme standartları ile Paul (1995)'un eleştirel düşünme erdemleri temel alınarak hazırlanan ders planları, deney grubunda matematik uygulamaları dersinde haftada 2 ders saati olmak üzere uygulanmıştır. Matematiksel Eleştirel Düşünme Testi, Eleştirel Düşünme Erdemleri Algısı Ölçeği ve Matematik Tutum Ölçeği araştırmanın başlangıcında deney ve kontrol grubuna öntest olarak, araştırmanın sonunda ise sontest olarak uygulanmıştır. Deney grubunda her hafta öğrenciler tarafından Öğrenci Günlükleri ve araştırmacı tarafından Araştırmacı Günlüğü tutulmuş olup, araştırma sonrasında Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılarak uygulamaya ilişkin öğrenci görüşleri alınmıştır. Araştırmada nicel verilerin çözümlenmesinde SPSS 17.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için Matematiksel Eleştirel Düşünme Testi, Eleştirel Düşünme Erdemleri Algısı Ölçeği ve Matematik Tutum Ölçeği'nden elde edilen veriler üzerinde kovaryans analizi (ANCOVA) yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, konu temelli eleştirel düşünme öğretiminin uygulandığı deney grubu ile mevcut öğretim yönteminin uygulandığı kontrol grubu arasında; • Matematiksel Eleştirel Düşünme Testi öntest puanları kontrol altına alındığında, sontest puanları açısından deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. • Eleştirel Düşünme Erdemleri Algısı Ölçeği öntest puanları kontrol altına alındığında, sontest puanları açısından deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. • Matematik Tutum Ölçeği öntest puanları kontrol altına alındığında, sontest puanları açısından deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Nitel veriler için ise betimsel analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'nun içerik analizi sonucunda Eleştirel Düşünme Becerileri, Eleştirel Düşünme Erdemleri ve Öğrenmeye Dair Diğer Faktörler olmak üzere üç tema belirlenmiştir. Görüşme bulgularına göre deney grubundaki öğrenciler uygulamanın düşünme şekillerini olumlu yönde etkilediğini, daha iyi düşünmeye başladıklarını, uygulama esnasında gerçekleştirilen etkinliklerle düşüncelerinde ve davranışlarında olumlu değişiklikler oluştuğunu, iyi bir karaktere sahip olmanın ve iyi birer insan olmanın önemini kavradıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğrenciler matematik dersine karşı ilgilerinin arttığını, derse daha iyi motive olduklarını ve derste daha başarılı olduklarını ifade etmişlerdir. Araştırmacı Günlüğü ve Öğrenci Günlüklerinden elde edilen bulgular da bu sonuçları destekler nitelikte bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Eleştirel düşünme standartları, eleştirel düşünme bileşenleri, eleştirel düşünme erdemleri, matematik öğretimi.
Post-truth dönemde siyasal içerikli bilgi arayışı, içerik teyidi ve sinizm
Bilgi teknolojilerinin son derece ilerlediği ve içinde yaşadığımız bu dijital çağda yurttaşlık, siyasal bilgi edinimi, siyasal katılım ve elde edilen bilgilerin doğruluğu konusunda pek çok belirsizlikler ortaya çıkmıştır. Yeni internet teknolojileri sayesinde, diğer toplumsal alanlarda olduğu gibi, siyasal alanda da enformasyon üretimi ve paylaşımı ile başkalarınca üretilmiş bilgilere erişim çok kolay bir hale gelmiştir. Yurttaşlar olarak bireylerin böyle bir olanağa sahip olması demokrasi için olumlu bir olgu olarak görülmekle birlikte, erişimi çok kolay olan bu kadar fazla "doğru" ve "yanlış" bilginin aynı mecrada aynı anda ve bazen de yan yana var olması, onların gerçekliği ve doğruluğu konusunda dikkatli olunması gerekliliğini beraberinden getirmektedir. Bu araştırmada, böyle bir ortamda katılımcıların özellikle siyasal bilgiyle ilgili olarak "doğru ve gerçek olan bilgi" bağlamında nasıl bir tavır içinde oldukları incelenmiştir. Araştırmanın odağını, bireylerin siyasal alanın aktörlerini nasıl değerlendirdikleri, genel olarak medya, özellikle de web 2.0 teknolojisinin sunduğu dijital mecralardan elde ettikleri siyasal alana dair bilgileri nasıl değerlendikleri, bu bilgilerin doğruluğu konusunda nasıl bir tavır takındıkları ile bu bilgilere alternatif olabilecek siyasal bilgi arayışına ne derecede giriştikleri konuları oluşturmaktadır. Bu amaçla, hem nitel hem de nicel veriler toplanmıştır. Nicel veri toplama yöntemi genellenebilir bilgilere ulaşmak amacıyla tercih edilirken, sosyal olguları bağlamları içinde keşfetmeye çalışan yorumlayıcı anlayışa dayanan nitel yöntem konunun derinlemesine anlaşılmasına yardımcı olması amacıyla kullanılmıştır. Nicel araştırma kapsamında, çalışma evreni, İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması ikinci düzey (IBBS-2) seviyesinde Ege Bölgesi temsiliyetine sahip illerden olan Aydın ilindeki 18 yaş ve üstü bireylerle sınırlandırılmıştır. Araştırmaya dâhil edilecek kişiler belirlenirken kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ile orantılı tabakalı örneklem seçme yönteminin bazı ilkeleri kullanılmıştır. Bu amaçla örneklem için Aydın merkez ilçe ve diğer ilçelerden nüfus sayılarına oranla katılımcı tabakaları belirlenmiş ve alt tabakalarda da katılımcıların siyasi aidiyet, yaş, cinsiyet ve gelir grubu açısından orantılı bir şekilde dağılmasına dikkat edilmiştir. Bu amaçla, 723 kişiden oluşan bir örneklem grubuna ulaşılmış ve elde edilen 703 anket geçerli sayılarak değerlendirilmeye alınmıştır. Araştırmanın anlama ve yorumlamaya yönelik bakış açısından hareketle tasarlanan nitel araştırma kapsamında ise veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır ve 20 katılımcı ile görüşülmüştür. Bu amaçla görüşme yapılacak kişilerin seçilmesinde cinsiyet, yaş, gelir algısı ve siyasal aidiyet kriterleri çerçevesinde 'maksimum çeşitlilik örneklemesi' yöntemi kullanılmıştır.
Türkiye'de matematik ve fen bilimleri eğitimi alanlarını birlikte ele alan çalışmaların içerik analizi
Teknolojide meydana gelen değişiklikler günümüzde etkisini hissettirmektedir. Artan bu gelişmeler fen bilimleri alanında da hissedilmektedir. Fen bilimlerinde meydana gelen gelişmelerde matematiğin de katkısı bulunmaktadır. Geçmişten günümüze baktığımızda ise fen bilimleri ve matematik birbiri ile etkileşimli olarak birbirini destekleyecek şekilde gelişme göstermektedir. Fen bilimleri ve matematiğin etkileşim içerisinde olması yapılan araştırmalara da yansımıştır. Ülkemizde de katıldığı TIMSS ve PISA sınavları ile FeTeMM-STEM yansımaları buna örnek olarak gösterilebilir. Alanyazına bakıldığında ise hem fen bilimlerini hem de matematik eğitimini konu alan çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Buna karşın fen bilimleri ve matematik eğitimini birlikte ele alan alışmaların bir analizi yapılmamıştır. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı fen bilimleri ve matematik eğitimi alanlarının ortak ele alındığı çalışmaların bir analizini yapmaktır. Daha öncesinde bu alanda bir içerik analizi çalışması olmadığından bu araştırma bir ilk niteliğindedir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni, veri toplama yaklaşımı olarak ise doküman analizi kullanılmıştır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından revize edilen Yayın Sınıflama Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler tablo ve grafikler ile ortaya konmuştur. Tablo ve grafikler tez ve makaleler için ayrı ayrı oluşturulmuş ve yorumlanmıştır. Analizlerin sonucunda 2000-2018 yılları arasındaki fen bilimleri ve matematik eğitimi alanlarını bilikte ele alan çalışmaların çeşitli açılardan durumu ortaya konmuştur. Bu sonuçlara göre, 2012 sonrası yapılan çalışmalarda fen bilimleri ve matematik eğitimini birlikte ele alan çalışmaların sayısında artış görülmektedir. FeTeMM ile ilgili çalışmaların bu çalışmaların sayısındaki artışı olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir. Bunun yanında sözkonusu çalışmalarda odakta olan disiplinin çoğunlukla matematik eğitimi olmadığı ve çalışılan konu alanının ise çoğunlukla disiplinler arası ilişkileri ele aldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Youtube hemipleji egzersiz videolarının içeriklerinin incelenmesi
Çalışmamız YouTube video paylaşım platformunda bulunan hemipleji egzersiz videolarının içeriklerinin incelenmesi ve kalitelerinin değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Çalışmada 'hemiplegia exercises', 'hemiplegia rehabilitation' ve 'hemiplegia physiotheraphy' anahtar kelimeleriyle taranan 180 video değerlendirildi. Çalışmaya İngilizce dilinde ve anlamlı ses bulunan 37 video dahil edildi. Videoların süresi, yayınlandığı tarihten itibaren geçen süre, video güç endeksi, beğeni sayısı, beğenmeme sayısı, kaynağı, yorum sayısı, görüntülenme sayısı ve görüntülenme oranı kaydedildi. Videoların kaliteleri Global Quality Scale (GQS), güvenilirlikleri Journal of the American Medical Association (JAMA) kullanılarak mesleki tecrübelerine farklı üç fizyoterapist (Fizyoterapist 1 (3 yıl), fizyoterapist 2 (5 yıl), fizyoterapist (10 yıl)) tarafından değerlendirildi. GQS'ye göre videolar düşük, orta-yüksek kalite olarak 2 gruba ayrıldı. Videoları yükleyen kaynaklara göre 2 farklı kategoriye ayrıldı. Ayrıca değerlendiricilerin JAMA ve GQS anketlerine verdikleri puanların ilişkisi araştırıldı. Çalışma sonucunda videoların %43,24'ü düşük kalitede, %56,75'i orta kalitede-yüksek kalitede olduğu bulundu. Tüm videoların kalitesi (GQS median; 3 (1-4)) yüksek olarak, güvenilirliği ise (JAMA median; 2 (0-4)) düşük olduğu görüldü. Değerlendiricilerin kendi aralarındaki GQS ve JAMA skorlarına verdikleri cevapların geçerliliği, ICC=0,766 ve ICC=0,793 olarak yüksek bulundu. Orta-Yüksek kaliteli videoların yorum sayısı (p=0,023) ve GQS fizyoterapist 3'ün skoru (p=0,002) düşük kaliteli videolara göre yüksekti. Fizyoterapistlerin yüklediği videoların GQS fizyoterapist 2'nin skoru (p=0,008), JAMA fizyoterapist 2'nin skoru (p=0,001) ve yorum sayısı (p=0,010) diğer kaynaklara göre yüksek, video yüklenme tarihinden sonra geçen süre (p=0,001) ise düşüktü. Videoların diğer parametreleri arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). YouTube Hemipleji egzersiz videoları düşük güvenilirliğe sahip olduğundan hastalar için güvenilir kaynak olarak kullanılması uygun olmayabilir. Sağlık profesyonellerinin GQS ve JAMA kriterlerini karşılayacak videolar yayımlaması ve YouTube'un da videoları filtreden geçirerek yayımlaması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: YouTube, Hemipleji, Egzersiz, İçerik, Güvenilirlik
Geometrik muhakeme süreçleri bağlamında ortaokul matematik öğretmenlerinin geometri içerikli derslerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında, geometri öğretiminde bilişsel ve algısal süreçler bağlamında öğretmenlerin mevcut davranışlarını ortaya koymak ve bu kavramlara ilişkin nasıl bir vurgu yapıldığını değerlendirmek amaç edinilmiştir. Çalışmada geometri öğretimine dair bilişsel ve algısal süreçleri incelemek ve geometri öğretimine katkı sağlamak amacıyla beş matematik öğretmeninin video kayıtları alınmış, derslerinin Fransız psikolog Raymond Duvall (1995) tarafından tanımlanan geometrik muhakeme kuramsal çerçevesine göre betimsel analizi yapılmıştır. Araştırmada, çalışmanın doğasına uygun olarak nitel araştırma yöntemlerinden biri olan, durum çalışması (case study) deseni kullanılmıştır. Video kayıtlarından elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Betimsel analizler için Duvall (1995, 1996 ve 1998)'te verilen ve Güven ve Karpuz (2016) tarafından tanımlanan analiz çerçevesi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre matematik öğretmenlerinin geometri içerikli derslerinde en çok vurgunun görselleştirme ve muhakeme koduna yapıldığı görülmüştür. Duval, görselleştirme kodu ile görsel algı kodunun; oluşturma kodu ile sıralı algı kodunun birbirini desteklediğini dile getirmiştir. Ayrıca bilişsel ve algısal süreç kategorilerindeki kodlar arasında hiyerarşik bir yapıya rastlanmayıp aksine kodlar birbirinden bağımsız olabileceği gibi eş zamanlı olarak birbiriyle etkileşim içerisindedir (1998). Bu yönüyle ders videoları analiz edilen öğretmenlerin geometrik muhakeme süreçlerinin Duval'in teorik çerçevesiyle örtüştüğünü göstermektedir. Şüphesiz Duval'in ortaya koyduğu tüm bu süreçler öğrencilerin geometrik çıkarımlar yapabilmelerinde, teoremleri ve geometrik özellikleri kullanarak, uzamsal yeteneklerini, geometrik becerilerini, hayal güçlerini ve geometrik sezgilerini geliştirebilmelerinde, geometrik modeller arasındaki dönüşümleri keşfedebilmelerinde ve kavramlar arasında bağ kurabilmelerinde önemli rol oynar.
Language instructors' perspectives on textbook content in terms of intercultural communicative competence: Gazi Üniversity case
The purpose of this study is to discover the perceptions of language instructors who teach English at the School of Foreign Languages, Gazi University, about textbooks? content in terms of intercultural communicative competence.The present study is based on the analysis of language instructors? perspectives gathered through a questionnaire and an in-depth interview at the School of Foreign Languages, Gazi University, in 2012- 2013 academic year. The data were obtained by conducting `Teaching Materials Evaluation Guide? with 20 items and interview with 3 questions.As a result of the present research, it was found that language instructors think textbook series of English for Life is not sufficient to enhance language learners? intercultural competence through its content. Concerning the components of Intercultural Communicative Competence, the results of sections which are related with attitudes, knowledge and intercultural awareness indicate that language instructors believe sub-dimensions of ICC are not included in the units of the textbooks.In addition, the results show that language instructors are conscious of the importance about Intercultural Communication and its integration into textbooks? content.
Türkiye'deki sanal müzelerin site özelliklerinin içerik analizi ve söylem analizi kullanılarak değerlendirilmesi
Araştırmada Türkiye'de bulunan sanal müzelerin mevcut durumunun ortaya konulması, devlet müzeleri ve özel müzeler arasındaki farklılıkların ve müze müdürlerinin sanal müzelere yönelik benzer ve farklı düşüncelerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntem kullanılmaktadır. Araştırma kapsamında müze ve sanal müze kavramlarına yönelik alanyazın incelenerek sanal müzelerde bulunması beklenen özellikler belirlenmiştir. Bir kategori listesi hazırlanarak belirlenen özelliklerin sanal müzelerde ne düzeyde kullanıldığı incelenerek elde edilen veriler sayısal ve yüzdelik oranlarla çapraz tablo olarak sunulmuştur. Ayrıca müze müdürleriyle görüşmeler gerçekleştirilerek elde edilen veriler söylem analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular doğrultusunda Türkiye'de bulunan sanal müzeler içerisinde örnek sayılabilecek sanal müzelerin olduğu fakat genel olarak sunulan özelliklerin yetersiz olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte müze müdürlerininde sanal müzelere yönelik genel bir fikre sahip olduğu ve genel tutumlarının olumlu olduğu belirlenmiştir. Fakat müze müdürlerinin büyük bir kısmının sanal müzenin asıl amacına ve gerekliliğine yönelik farkındalık düzeyinin yüksek olduğunu söylemek mümkün değildir.
Ortaöğretim matematik dersi öğretim programının içerik öğesine ilişkin öğretmen görüşleri
Bu çalışmanın amacı; uygulanan matematik dersi öğretim programının içerik öğesine ilişkin ortaöğretim matematik öğretmenlerinin görüşlerinin tespit edilmesidir. Bu ana amaç çerçevesinde öğretmenlerin öğretim programının içeriğinin uygunluğuna yönelik görüşleri ve içeriğin etkililiğinin arttırılmasına ilişkin önerileri de alınmıştır.Araştırma, nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması (örnek olay) esas alınarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2011?2012 öğretim yılı bahar döneminde Sivas il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaöğretim kurumlarında görev yapan dokuz matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan bir görüşme formu aracılığı ile çalışma grubunda yer alan öğretmenlerle yarı yapılandırılmış görüşme yapılarak toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi türlerinden biri olan kategorisel içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Analizler bilgisayar destekli olarak NVivo paket programıyla yapılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre öğretmenler genel anlamda Ortaöğretim Matematik Dersi Öğretim Programı'nın [OMDÖP] içeriğinin, içeriğin seçimi ve organizesinde göz önüne alınması gereken ilkelere göre uygun olduğunu düşünmektedirler. Ancak içeriğin seçim ilkelerinden olan; şema (hazırbulunuşluk), bireysel farklılıklar, geçerlilik ve ekonomiklik ilkeleri açısından ve benzer şekilde içeriğin organizesinde göz önüne alınan devamlılık ve soyutlama ilkeleri açısından program içeriğinin tam olarak yeterli olmadığını savunmuşlardır. Araştırmada elde edilen bulgulardan hareketle elde edilen sonuçlara dayalı olarak araştırmacılara, program geliştirme uzmanlarına, idarecilere vb. yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Ortaöğretim matematik dersi öğretim programı, içerik öğesi, öğretmen görüşleri.
Çocuk resim yarışmalarının amaç ve içerik açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmanın temel amacı çocuk resim yarışmalarının amaçları ve içeriğiyönünden incelenmesidir.Bir yayınevinin düzenlediği çocuk resim yarışması üzerine betimsel biraraştırma yapılmıştır. Çocuk resim yarışmalarının yapılış amaçlarınınaraştırılması, çocuk resim yarışmalarının konu yönünden sınırlandırılmasınınçocukların resimleri üzerindeki etkileri ve bir yayınevinin düzenlediği çocuk resimyarışmasının örneklerinin incelenip, taklit, kopya ve şablon olup olmadığının tespitedilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, çocuk resimlerini hangi ölçütler ışığındadeğerlendirildiği ya da resimlerin doğru şekilde nasıl değerlendirilmesi gerektiğikonusunda yarışmanın jüri üyelerinin görüşlerine başvurulmuştur. Çocuklarınçalışmaları içerik yönünden değerlendirilmiştir ve ortak yönleri belirlenerekgruplandırılmıştır. Yapılan çalışmanın bulguları ışığında; incelenen 100 resmin%11'inde kopya, %17'sinde ise esinlenme olduğu, bu kopya ve esinlenmelerin?küresel ısınma? ile ilgili daha önce yapılmış olan görsellerden olduğu sonucunavarılmış ve öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: sanat eğitimi, çocuk resmi, yarışmalar, çocuk resim yarışmaları,kopya, taklit
Numân Mâhir Divanı
Divan edebiyatı yüzyıllardır varlığını sürdürmüş ve gelenekler çerçevesinde şekillenmiştir. Bu geleneğin en önemli mirası olan şiirler, Divan edebiyatının tüm yönleriyle anlaşılmasında önemli rol oynamaktadır. Estetik açıdan da oldukça önemli olan bu şiiri incelemek sadece dönemin sanat anlayışına değil aynı zamanda sosyal, siyasi ve kültürel yönlerine de ışık tutulmasını sağlayacaktır.Mâhir 19. yüzyılda yaşamış bir divan şairidir. Asıl adı Numân Mâhir'dir. Şairin hayatına ve edebi kişiliğine dair sadece birkaç kaynakta sınırlı bilgiler mevcuttur. Mâhir'in bilinen iki eserinden biri bu çalışmamıza konu olan Divan'ıdır.Tezimiz, Mâhir'in hayatı, edebî kişiliği ve eserleri, Mâhir Divanı'nın şekil ve muhteva özellikleri ve divanın metni olmak üzere 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mâhir'in hayatı, şahsiyeti ve edebi şahsiyeti ile eserleri tarihi kaynaklardan ve kendi şiirlerinden hareketle ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Divan, nazım şekilleri ve muhteva bakımından incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise divanın transkripsiyonlu metni ortaya konulmuştur.Anahtar Sözcükler:1.Numân Mâhir Divanı2.Divan Edebiyatı3.Divan Şiiri4.Nazım Şekilleri5.Muhteva
Gazete sahipliği değişiminin köşe yazarlarına etkisi karşılaştırılmalı bir değerlendirme
Sönmez Gülen, Gazete Sahipliği Değişiminin Köşe Yazarlarına EtkisiKarşılaştırılmalı Bir DeğerlendirmeÇalışmanın konusu basın sektöründe yaşanan sahiplik yapılarındaki değişimlerin gazetelerin köşe yazarları üzerindeki etkileridir.Sahiplik yapısındaki değişimin köşe yazarlarına etkilerini analiz et-meyi amaçlayan bu çalışma eleştirel yaklaşımlar içerisinde sahiplik yapısı üzerinde duran Ekonomi-Politik yaklaşımdan yola çıkmış bunun yanında Altschull tarafından ileri sürülen ?sermaye kaynağına göre ideolojideki deği-şimler? tezinden yararlanmıştır.Türk medya sektöründe yer alan Sabah gazetesinin sahiplik yapısı ve içeriğinin analiz edildiği çalışmada, Hürriyet ve Cumhuriyet gazetelerinden de yararlanılarak medyadaki sahiplik yapısı ve içerik ilişkilerine yönelik karşılaştırılmalı bir değerlendirme yapılmıştır.Bu değerlendirme yapılırken sadece günümüzle değil bütünsel ve ta-rihsel bir çalışma elde etmek amacıyla ilk basın çalışmalarından ve basının yapısından yola çıkılarak inceleme yapılmıştır.Anahtar Sözcükler1. İletişim2. Medya mülkiyeti3. Siyaset4. İçerik5. Köşe yazarları
İlköğretim üçüncü sınıf Türkçe ders kitaplarının resim (illüstrasyon) ve içerik uyumuna ilişkin öğrenci ve öğretmen görüşleri.
Bu araştırmada İlköğretim 3. Sınıf Türkçe Ders kitabı tasarımında yer alan resimlemelerin metne uygunluk açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel (survey) modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2010-2011 müfredatında yer alan İlköğretim 3. sınıf Türkçe ders kitabı ve bu kitaplarla eğitim veren 30 sınıf öğretmeni ile eğitim alan 300 öğrencilerden oluşmaktadır.Araştırmada resimlemelerin metne uygunluğunu değerlendirebilmek için 7 uzman görüşüne dayalı üçlü likert [evet(3),kısmen(2),hayır(1)] ölçeği geliştirilmiştir. Uygulanan anket formu Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı ile hesaplanmıştır. ?Değerlendirme Ölçeği?ne ilişkin Cronbach Alfa katsayısı 0.90 olarak bulunmuştur. Bu da anketin yüksek oranda güvenirliğe sahip olduğunu göstermektedir. Şu anda okutulan Türkçe Ders kitabının, ders kitabı ve çalışma kitabı okutulmak üzere iki kitap halinde olmasından dolayı bu kitapların her birinden 3'er tane toplam da ise 6 tane resim seçilmiştir. Bunun yanı sıra, öğretmen ve öğrenciler üç resmi ilk dönem, diğer üç resmi ise ikinci dönem görmüşlerdir. Bu yüzden de anket, aynı sorularla aynı gruplara iki kere uygulanmıştır. Araştırma sürecinde, öğrencilerin ve öğretmenlerin son testteki görüşleri yüzde, frekans dağılımı ile verilmiştir. Daha sonra uygulanan anketin ilktest ve sonteste göre t testi sonuçlarına göre karşılaştırılması yapılarak anlamlı bir fark olmadığı sonucuna varılmıştır.Araştırma sonucunda 3. Sınıf Türkçe Ders kitabında yer alan resimlemelerin-içerik uyumundaki öğretmen öğrenci görüşlerine bakıldığında, öğrencilerin ve öğretmenlerin kitap resimlemelerini beğendikleri ortaya çıkmıştır. Sınıf öğretmenlerinin çocukların gelişimsel özelliklerinden iyi anlamalarına rağmen, görsel sanatlardan resim konusunda pek fazla bilgi sahibi olmadıkları, çizerlerinde çocukların gelişimsel özellikleri konusunda fazla bilgi sahibi olmadıkları ortaya çıkmıştır. Çizerlerin ve öğretmenlerin iyi bir Türkçe Ders kitabı için, ortaklaşa çalışmaları ve bilgi eksikliklerini tamamlamaları önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: resimleme, 3. Sınıf Türkçe ders kitabı, içerik, metin.
Eğitim fakülteleri programı kapsamında yer alan öğretmenlik meslek bilgisi derslerinden ?öğretim ilke ve yöntemleri? dersinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın genel amacı, öğretmen yetiştirme programlarında yer alan Öğretmenlik Meslek Bilgisi derslerinden ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersinin değerlendirilmesidir. Araştırmada, ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersinin içerik, eğitim durumu ve değerlendirme boyutlarına ilişkin mevcut durumun betimlemesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Ders, Stufflebeam' in Çevre, Girdi, Süreç ve Ürün (CIPP) modelinde yer alan süreç boyutu temele alınarak değerlendirilmiştir. 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Gazi ve Hacettepe Eğitim Fakültesi ve Ankara Eğitim Bilimleri Fakültesinde öğrenim görmekte olan 2.sınıf öğretmen adaylarından 713 öğrenci ve 30 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Öğrenci görüşlerine, açık uçlu sorulardan oluşan anket formuyla; öğretmen görüşlerine ise yarı yapılandırılmış görüşme formuyla ulaşılmıştır. Araştırmada içerik analizi yöntemi kullanılmıştır.Araştırmada öğrencilerin önemli bir çoğunluğu ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersinden memnun olduğunu belirtmiştir. Öğrenciler bu dersin içeriğinin, nitelikli bir öğretmen olmalarına ve gelecekte mesleki yaşamlarında alan bilgisini nasıl daha etkili öğreteceklerine ilişkin ayrıntılı bilgiler vererek mesleğe hazırlayan önemli ve gerekli bir içerik olduğunu belirtmişlerdir. Ancak birkaç öğrenci, dersin içeriğinin, derse ayrılan dönemde yetiştirilemeyecek kadar geniş bir kapsama sahip olduğunu düşünmektedir.Dersin ?eğitim durumu? boyutu için öğrenciler genel olarak, süreçte öğrenci merkezli eğitim anlayışının benimsenmesinin, grup çalışmalarıyla sürecin uygulama ağırlıklı işlenmesinin ve süreçte çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerinden yararlanılmasının olumlu etkilerini belirtmiştir. Ancak dersin ?eğitim durumu? boyutunu ?sıkıcı? olarak değerlendiren öğrenciler de önemli bir çoğunluktadır. Öğrencilerin önerileri, eğitim-öğretim sürecinde teorik bilginin pratikle pekiştirilmesi, mikro öğretim yönteminden yararlanılması; gerçek sınıf ortamlarında karşılaşılmış ya da karşılaşılması muhtemel durumları inceleme fırsatının verilmesi, sınıf ortamının ve mevcudunun uygun hale getirilmesi ve sürecin kaynak çeşitliliğiyle zenginleştirilmesi önerilerinde yoğunlaşmıştır. Öğrencilere göre dersin ?değerlendirme? boyutundaki sorun, bu derste öğrencilere kazandırılmak istenilen davranışlarla, ölçme araçlarının uyumlu olmamasından ve sorulardaki nitelik sorunlarından kaynaklanmıştır. Öğrenciler çoğunlukla dönem boyunca, sınavlara alternatif ölçme tekniklerinden yararlanılmasını, ders ve/veya ünite sonunda öğrenmelerinin ölçülmesini, dönüt ve düzeltmelerin hemen verilmesini önermiştir.Araştırmada öğretmenlerin çoğunlukla, dersin ?içerik? boyutunun, etkili ve kalıcı eğitim-öğretim süreçleri için gerekli tüm bilgileri kapsadığını belirttikleri görülmüştür. Öğretmenler, çoğunlukla, içerikteki bilgilerin uygulanabilir olmasını, içeriğin güncelleştirilmesini, yeni öğretim stratejilerinin, yöntemlerin ve tekniklerin eklenmesini önermiştir. Öğretmenlerin dersin ?eğitim durumu? boyutuna yönelik eleştirileri ise çoğunlukla olumsuz yöndedir. Dersin içerdiği konuların ana hatlarıyla belirlenmemesinin ve dersin uygulama ağırlıklı işlenmemesinin ezbere öğrenmelere neden olduğu, bu nedenle öğrendiklerini kolay unuttuklarını ve mesleki yaşamlarında dersten yararlanamadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, klasik tip yazılı sınav ya da çoktan seçmeli test tekniğinden yararlanılmasının, eksikliklerinin ölçülmesi ve değerlendirmesi açısından uygun olmadığını düşünmektedir. Öğretmenler, süreç boyunca uygulama etkinliklerinde gösterdikleri performansa göre değerlendirilmelerini önermiştir.Araştırmada, hem öğrenciler hem de öğretmenler, dersin ?içerik? boyutunun, nitelikli bir öğretmen olabilmek ve nitelikli eğitim-öğretim ortamları oluşturabilmek için gerekli konuları kapsadığı konusunda hemfikirdirler. Dersin eğitim-öğretim sürecinde öğrenci merkezli eğitim anlayışının benimsenmesi, öğrencilerin hazırladığı ve sunduğu grup çalışmalarında uygulama etkinliklerine yer verilmesi konusunda her iki grup da hemfikirdir. Ancak her iki grup da dersin ?eğitim durumu? boyutunu ?sıkıcı? olarak değerlendirmiş ve dersin mesleki deneyim kazandırmadığı, öğretim elemanının süreçte çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerinden yararlanmadığı ve grup çalışmalarındaki bazı yanlış uygulamaların verilen eğitimin niteliğinde bazı problemlere neden olduğu konusunda ortak görüşler belirtmişlerdir. Öğrenciler ve öğretmenler, sınavların güvenilir ve soruların nitelikli olmasının bu dersin verimliliğini artıracağı konusunda aynı görüşleri paylaşmıştır. Her iki grup da bu derste öğrencilere kazandırılmak istenilen davranışlarla, bu davranışları ölçmede kullanılan araçların uyumlu olmamasından kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir.Araştırmada elde edilen sonuçlara dayanarak, dönem başında öğretim elemanının, ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersi için ayrıntılı bir ders izlencesi (syllabus) hazırlaması ve öğrencilere dağıtması önerilmiştir. ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersinin kuramsal kısmı öğretim elemanı tarafından mantıki bir sırayla ve ön hazırlığı yapılarak anlaşılır bir biçimde sunulmalı; uygulama kısmı ise öğretmenlerin ve öğrencilerin aktif olarak katılacağı, işbirliğine dayalı farklı yöntem ve teknikleri işe koşacak şekilde hazırlanmalı ve sunulmalıdır. Eğitim-öğretim sürecinde, işbirliğine dayalı öğrenme yöntemlerinden ve tekniklerinden yararlanılıyorsa, bu süreç öğretim elemanı rehberliğinde planlamalı, uygulanmalı ve değerlendirilmelidir. Sınavların kapsam geçerliğine dikkat edilmeli ve öğrencileri düşünmeye zorlayıcı, problem çözmede yaratıcılıklarını ortaya çıkaran açık uçlu soruların yer aldığı yazılı sınavlardan ve alternatif ölçme ve değerlendirme tekniklerden yararlanılmalıdır.
Ön lisans düzeyinde okutulan sahne makyajı öğretim programı içeriğinin yeterliğinin belirlenmesi
Bu araştırmada belirlenen hedef grupların Ön Lisans Düzeyinde Sahne Makyajı Öğretim Programında yer alması gereken ünitelerin ve konularının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel yöntem kullanılmıştır. Evrenini, Kuaförlük ve Güzellik Bilgisi Eğitimi Bölümü mezunu akademisyenler, öğretmenler, ilgili sektörde görev yapan uzmanların oluşturduğu araştırmanın örneklemini; random yöntemiyle belirlenmiş toplam 200 kişi oluşturmaktadır.Araştırma, Tarama Modeline dayılı, Betimsel Araştırma Yöntemi ile yapılmıştır. Araştırmada kullanılan anket, ?Ön Lisans Düzeyinde Okutulan Sahne Makyajı Öğretim Programı İçeriğinin Yeterliliğinin Belirlenmesi? için araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Anketin hazırlanabilmesi için konu ile ilgili akademisyen, sahne makyajcıları ve branş öğretmenlerinden oluşan rasgele belirlenmiş 20 kişiyle ön görüşme yapılıp, uzman görüşü alınmıştır. Sonuçta Ek 1'de sunulan anket hazırlanarak uygulanmıştır. Ankette yer alan görüşlerin frekans, yüzde ve aritmetik ortalamaları bulunmuştur. Anlamlılık tespiti için gruplar arasında Tek Yönlü Varyans Analizi (t Testi) kullanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda sorulara verilen cevapların aritmetik ortalamalarının değerleri, tek yönlü varyans analizi (t Testi) ve Tukey Testi sonuçları dikkate alınarak ?Ön Lisans Düzeyinde Okutulan Sahne Makyajı Öğretim Programı İçeriğinin Yeterliliğinin Belirlenmesi? için önerilen üniteler ve konular belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Makyaj, Sahne, Ders İçeriği