Independent audit
139 theses under this subject heading
Mesleki aidiyetin bağımsız denetim kalitesi üzerine etkisi: Bağımsız denetçiler üzerine bir araştırma
Günümüzde finansal tablolara ilişkin güvenilir bilgiye olan gereksinim giderek artmaktadır. Bu bilgilerin doğruluğu ve güvenilirliği ise bağımsız denetim aracılığı ile sağlandığından, bağımsız denetimin kalitesi giderek önem kazanmaktadır. Bağımsız denetim faaliyetlerinin kaliteli olarak gerçekleştirilmesi bağımsız denetçinin sorumluluğundadır. Dolayısıyla bağımsız denetim kalitesini belirleyen en önemli etkenlerden biri, bağımsız denetçi görüş ve tutumlarıdır. Bu araştırmanın amacı, mesleki aidiyetin bağımsız denetim kalitesine etkisini belirlemektir. Araştırmada veri toplama araçları olarak, bağımsız denetçilerin mesleki aidiyete yönelik tutumlarını tespit etmek için mesleki aidiyet ölçeği, bağımsız denetim kalitesine ilişkin bağımsız denetçi görüşlerini saptamak için bağımsız denetim kalitesi anketi ve kişisel bilgiler anketi kullanılmıştır. 103 bağımsız denetçiden elde edilen veriler, keşfedici faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, mesleki aidiyetin bağımsız denetim kalitesini doğrudan etkilediği görülmüştür.
Bağımsız denetim şirketlerinin hazırladıkları şeffaflık raporlarının kalite kontrol analizi
Küreselleşmeyle birlikte ülkeler arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler her geçen gün artmaktadır. Buna bağlı olarak kamuoyunun aydınlatılmasında ve bilgilendirilmesinde uluslararası alanda geçerli standartların kullanımı önemli hale gelmiştir. Birçok ülke finansal raporların doğruluğunu sağlamak ve kamu yararını gözetebilmek üzere denetim kurumları oluşturmuştur. Ülkemizde denetim şirketlerinin denetim standartlarına uygun olarak faaliyette bulunmasından Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu yetkilidir. Türkiye'de Kamu Gözetimi Kurumu, muhasebe ve denetim alanında düzenleyici kuruluş olarak 2011 yılında faaliyete başlamıştır. Bu düzenleme beraberinde bağımsız denetimde şeffaflığın sağlanmasına yönelik raporların düzenlenip yayınlanmasını zorunlu kılmıştır. Şeffaflık raporlaması 2012 yılında yasal düzenlemelerin ardından 2013 yılında Türkiye'nin gündemine girerek önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu çalışmada şeffaflık raporlarının kalite kontrol standardına uygun olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın ana kütlesi olarak 2016-2017 yılları itibari ile Türkiye'de bağımsız denetim yapmaya yetkilendirilmiş şirketlerin KGK'nın resmi internet sitesinde yayınlamış oldukları şeffaflık raporları esas alınmıştır. Çalışma kapsamında içerik analizi yöntemi ile toplamda 128 bağımsız denetim kuruluşu incelenmiş, ancak 79 şirketin şeffaflık raporlarına ulaşılırken, 49 şirketin raporlarına ulaşılamamıştır.
Bağımsız denetimin kalite göstergesi olarak şeffaflık raporlaması ve denetim kalitesiyle ilişkisi üzerine bir araştırma
Bağımsız denetim gelişmiş ekonomilerde kurumsallaşmış kuruluşlarla yürütülmekte ve bu kuruluşların denetimi gittikçe önem kazanmaktadır. Günümüzde bağımsız denetim kuruluşlarının denetim standartlarına uygun bir denetim yapıp yapmadıklarının denetlenmesi, denetimle ilgili düzenlemeler yapan kuruluşların önemli sorunlarından biridir. Denetim kuruluşlarının denetlenmesiyle ilgili değişik yapılanmaların olduğu görülmektedir. Bu yapılanmalardan biri de şeffaflık raporlamasıdır. Şeffaflık raporu, kullanıcıları açısından denetimin kalitesi hakkında yargılarda bulunmak için değerli bir belgedir. Bu çalışmada; denetim kuruluşlarının şeffaflık raporunun içerik ve sunumunun denetim kalitesiyle ilişkisi kurulmuş, bu ilişki derecelendirilerek elde edilen not denetim faaliyetinin kalitesi hakkında denetim kuruluşlarına kalite kontrol sistemlerini geliştirmeye yönelik geri bildirim oluşturmaya çalışılmıştır. Türkiye'de faaliyette bulunan ve Kamu Gözetimi Kurumu'ndan bağımsız denetim yetkisi alan 28 denetim kuruluşunun 2014 yılı şeffaflık raporlarının içerik ve sunum şeklinden elde edilen bilgiler değerlendirilerek denetim kalite notları belirlenmiştir. Uyguladığımız dereceleme modeli, 28 denetim kuruluşuna farklı derece notu çıkardığından önerdiğimiz dereceleme modelinin geçerli olduğunu göstermiştir. Şeffaflık raporundaki bilgiler içerik ve sunum bakımından dört kategoride derecelendirilmiştir. Çalışmamızın Kamu Gözetimi Kurumu açısından, denetim kuruluşlarının kalite kontrol standartlarına uygunluklarının denetimine yönelik bir mekanizma olması beklenmektedir. Şeffaflık raporlaması derecesi puanı olması gereken puandan daha düşük olan denetim kuruluşları için kalite kontrol sistemlerinde neler yapması konusunda geri bildirim oluşturması, denetim kuruluşlarının asgaride kaliteli denetim yapmalarını sağlayacak yapıları oluşturması ve bu yapılara süreklilik sağlaması için yol göstereceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Bağımsız Denetim ġeffaflık Raporu, ġeffaflık Raporlaması, Denetim Kalitesi Derecelendirme
Bağımsız denetim kalitesinin finansal performans üzerine etkisi: BİST-100 şirketleri üzerine bir araştırma
Gelişmiş ülkelerde yaşanan şirket muhasebe skandalları hem sosyal hem de ekonomik güven sorununun yaşanmasına neden olmuştur. Yaşanan gelişmeler bağımsız denetçi görüşlerinin manipülasyonlara açık olduğunu ve denetimde kalite faktörünün önemli olduğunu ortaya çıkartmıştır. Kaliteli bir bağımsız denetim ile finansal tabloların önemli hata veya yanlışlıklar içermediğine yönelik güvence oluşturması ile birlikte şirketlerin finansal performansına da olumlu katkılar sağlaması beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul (BİST) 100 Endeksinde yer alan şirketlerin bağımsız denetim kalitesi ile finansal performansları arasında bir ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Bunun için şirketlerin bağımsız denetim kalitesi literatürde sıklıkla kullanılan bağımsız denetim şirketlerinin büyüklüğü (Big 4) ve denetim görüşleri değişkenleri ile ölçülmüştür. Bağımlı değişken olan finansal performans aktif karlılık oranı, öz sermaye karlılık oranı ve Tobin Q oranı olmak üzere üç farklı değişken ile üç farklı model kurularak hesaplanmıştır. Modellerde ayrıca kontrol değişkeni olarak büyüklük ve kaldıraç oranı değişkenleri de kullanılmıştır. Çalışmada, 2012-2016 yılları arasında BİST-100'e kayıtlı, 96 şirkete ait 480 şirket/yıl verisi Panel Veri Analizi ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda bağımsız denetim şirketlerinin büyüklüğü ile aktif karlılık oranı arasında istatistiki olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca şirketlerin aktif karlılık oranı ile şirket büyüklüğü ve kaldıraç oranı arasında da istatistiki açıdan anlamlı ilişkiler bulunduğu tespit edilmiştir.
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin bağımsız denetime yaklaşımlarını etkileyen faktörler üzerine bir araştırma
ÖZET KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİN BAĞIMSIZ DENETİME YAKLAŞIMLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA GÜNGÖRMÜŞ, Ali Haydar Doktora Tezi, İşletme Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Hüseyin ERGİN Haziran, 2014, 187 sayfa Son yıllarda dünya ticari hayatındaki hızlı değişim ile birlikte işletmeler artık uluslararası hale gelmektedir. İşletmelerin çok farklı ülkelerde faaliyet göstermesi muhasebe ve denetim alanında ortak bir dilin geliştirmesi zorunlu hale getirmiştir. Bu sürecin sonunda "Uluslararası Muhasebe Standartları"(UMS) ve "Uluslararası Denetim standartları"(UDS) ile dünya ölçeğinde bir tekdüzelik hayata geçirilmiştir. Ülkemizde Yeni Türk Ticaret Kanun'u (TTK) ile bu tekdüzeliğe ayak uydurma noktasında Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ) için belirli kriterler çerçevesinde bağımsız denetim ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Bu gelişmeler olurken Türkiye'deki KOBİ'lerin bağımsız denetime bakış açılarını etkileyen faktörlerin bilinmesi ve sürecin bu bilgiler ışığında yönetilmesi önem arz etmektedir. Araştırmamızın temel amacı KOBİ'lerin bağımsız denetime yaklaşımlarını etkileyen faktörlerin ortaya konulmasıdır. KOBİ'lerin bağımsız denetiminde yer alan tüm tarafların görüşleri önemli olmakla birlikte çalışmamız, bağımsız denetimin işletmede yapılmasına karar veren üst düzey yöneticilerin görüşleri üzerine odaklanmıştır. KOBİ'lerin bağımsız denetime yaklaşımını etkileyen faktörler üzerine Türkiye'de şuana kadar bir araştırma yapılmamıştır. Çalışmamız bu alanda yapılan ilk araştırma olma özeliği taşımaktadır. Özellikle son dönemde yeni TTK ile sermaye şirketleri için uygulanması öngörülen bağımsız denetime işletme yöneticilerinin bakışını görmek açısından bu çalışma önem arz edecektir. Yurt dışında ise bağımsız denetime yönelik işletmelerin bilinçli olması ve konuyu benimsemiş olmaları nedeniyle üzerinde çok fazla çalışma yapılmadığı gözlemlenmiştir. Çalışmada araştırmanın veri toplama sistemi olarak anket yöntemi seçilmiştir. Çalışma evreni olarak İstanbul ilindeki KOBİ'ler seçilmiştir. İstanbul ilini seçmemizdeki amaç bu ilde yapılan çalışma sonuçlarının bize Türkiye genelinde bir bilgi verecek olmasıdır. Bağımsız denetimi etkileyen tüm faktörlerin çalışmada yer almasının güçlüğünden dolayı araştırma kapsam olarak sınırlandırılmıştır. Çalışmada dört ana faktör üzerinden inceleme yapılmış ve sonuçlar ortaya konulmuştur. Çalışma sonucunda: Kurumsal yönetim düzeyi yüksek olan, iç denetim sistemini etkin olarak kullanan, muhasebe bilgi sisteminin kalitesi yüksek olan ve bir büyüme stratejisi benimsemiş işletmeler bağımsız denetime olumlu yaklaşmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Küçük ve Orta Ölçekli İşletme, Bağımsız Denetim, Kurumsal Yönetim, Muhasebe Bilgi Sistemi.
Dijital ortamdaki finansal hile kontrolünde adli muhasebe: Bağımsız denetçiler üzerinde bir araştırma
Her geçen gün farklı yapı ve özelliğe bürünen teknoloji, işletmeleri dijital ortamla daha fazla etkileşim içinde bırakmıştır. İşletme verilerinin dijital ortam üzerinden yapılması, işletmelere zaman, maliyet tasarrufu gibi olumlu etkiler sağlarken olumsuz etki olarak ta yeni bir hile tekniğinin oluşmasına neden olmuştur. Bu teknik finansal hile olarak adlandırılmaktadır. Finansal hilenin gerçekleşmesinde 3M teorisinin ve yetkinlik faktörünün önemli rol oynadığı ve dijital ortamda gerçekleştirilen finansal hile kontrolünde yeni bir mesleğin ön plana çıkmasına neden olmuştur. Teknolojideki gelişmeler, işletmelerdeki sofistike durumlarının artmasına ve stratejik kararların daha anlamlı hale gelmesine neden olmuş ve bu nedenlerin çözümü için adli denetim raporlarının ve adli muhasebenin önem kazanmasına olanak sağlamıştır. Yapılan bu çalışmada adli muhasebecilerin öz beceri ve karakteristik özelliklerinin dijital ortamdaki finansal hile kontrolünde etkili olup olmadığı araştırılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla KGK'da şeffaflık raporu yayınlama yetkisi bulunan denetim şirketlerinin denetçileri üzerine anket uygulanmış, uygulanan anket sonucunda dijital ortamdaki hile kontrolünde, adli muhasebeci olarak değerlendirilen denetçilerdeki öz beceri ve karakteristik özelliklerin yurtdışındaki adli muhasebecilere yakın olduğu ancak dijital ortamda gerçekleştirilen finansal hileler için adli muhasebe yazılımı bulunmadığı, finansal hile kontrolünde denetim yazılımları üzerinden işlemlerin gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca adli muhasebe mesleğinin Türkiye'de gelişme aşamasında olduğu, yeterli alt yapının sağlanamadığı ve adli muhasebenin iç kontrol, kaliteli finansal raporlamada da etkili olduğu araştırma verilerinde gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adli muhasebe, adli denetim raporu, finansal hile, 3M teorisi, dijital ortam, yetkinlik unsuru,
Hilenin önlenmesinde iç denetim rolünün incelenmesi : Gaziantep ili örneği
Teknolojik gelişmelerin ve ticari işlemlerin çeşitliliğinde meydana gelen artışlar, muhasebe sisteminde meydana gelen hata ve hilelerin sayısını ve çeşitliliğini artırmıştır. Hile sadece işletmeye maddi olarak zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda kurum imajına da zarar verir ve işletmenin sürdürülebilirliğine zarar verir. Dolandırıcılığın tespiti veya önlenmesi işletmeler için oldukça zor bir süreçtir. İşletme yönetimi, bir iç kontrol sistemi kurarak kontrol işlevini, iç denetim işlevini yerine getirerek iç kontrol sisteminin etkin işleyişini yerine getirir. İç denetim, işletmelerin hedeflerine ulaşmasına, kurumsal yönetim anlayışının sağlanmasına ve risklerin daha iyi yönetilmesine destek olur. Bu çalışmanın amacı, işletmelerde muhasebe hatalarının ve hilelerinin önlenmesinde etkin muhasebe iç denetiminin rolünü ve önemini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep'te iç muhasebe sistemine sahip 10 işletme oluşturmaktadır. Anket yöntemiyle yüz yüze görüşme yoluyla elde edilen veriler, betimsel istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, etkin bir iç denetimin, iyi oluşturulmuş bir iç kontrol sistemi ile birlikte işletmede karşılaşılabilecek olası hatalı ve hileli muhasebe işlemlerinin azaltılmasında olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde denetim, denetim türleri, denetimin gelişimi, iç denetim süreci ve denetim standartları değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde hile ve muhasebe hilesi kavramları incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Gaziantep ilinde iç denetim faaliyeti gerçekleştiren işletmelerle yapılan görüşme sonuçları nitel yöntemlerle incelenmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde iç denetimin muhasebe hilelerini önlenmesi açısından etkinliğinin ortaya konulması amacıyla yapılan araştırmada, iç denetçiler ile gerçekleştirdiğimiz anketler neticesinde aldığımız cevaplara istinaden işletmelerde iç denetim süreci, iç denetimin muhasebe faaliyetleri üzerindeki etkisi, iç denetimin muhasebe hileleri üzerindeki etkisi ve iç denetimin işletme geleceğine yönelik etkinliği gibi bulgulara ulaşılmıştır.
Bağımsız denetimin gelişimi ve VUK, TFRS ve BOBİ FRS'nin imalat sanayi açısından değerlendirilmesi üzerine bir uygulama
Artan dünya nüfusuyla birlikte ticaret olanaklarının teknoloji sayesinde hız kazanması dünya ticaret hacminde önemli bir genişleme yaratmıştır. Ticari iş ve işlemlerin kaydedilmesi, sınıflandırılması, özetlenmesi ve yorumlanması muhasebe programlarıyla daha kolay bir hale gelmiştir. Bununla birlikte tüm dünyada artan ticari iş ve işlemlerin muhasebeleştirilmesi ve denetlenmesi sırasında ortak bir geçerli finansal raporlama sisteminin oluşturulması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Ülkeler, bulundukları ekonomik koşulları da göz önün de bulundurarak Uluslararası Muhasebe Standartları ile Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına kendi ekonomik sistemlerine uyarlamaya çalışmaktadır. Türkiye'de de bu amaç doğrultusunda özellikle son on yılda Uluslararası Geçerli Finansal Raporlama sistemine geçiş amacıyla önemli adımlar atılmıştır. Türkiye Finansal Raporlama Sistemi (TFRS) ve Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler için Finansal Raporlama Sistemi (BOBİ FRS) bu gelişmeler sonucu ortaya çıkan finansal raporlama sistemleridir. Bununla birlikte Türkiye'de işletmeler Vergi Usul Kanunu'na (VUK) göre finansal tablolarını hazırlayarak tahakkuk eden net gelir üzerinden vergilerini ödemektedir. Dolayısıyla işletmelerin cari dönem net geliri uyguladıkları geçerli finansal raporlama sistemine göre önemli farklılıklar göstermektedir. Bu çalışmada imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin, geçerli finansal raporlama sistemlerinden VUK, TFRS ve BOBİ FRS uygulaması durumunda cari dönem net karının nasıl farklılaştığı ve bunun nedenleri üzerinde durulmuştur. İmalat sanayinde faaliyet gösteren şirketler için TFRS, gerçek değerleri göstermesi ve şirket değerini maksimize etmesi bakımından daha iyi bir finansal raporlama sistemidir. Anahtar Sözcükler: Bağımsız Denetim, VUK, TFRS, BOBİ FRS
Teknoloji tabanlı denetim araçlarının bağımsız denetim kalitesine etkisi
Bu çalışmada; genel olarak teknoloji tabanlı denetim araçlarının denetim kalitesi üzerindeki etkilerini incelenmiştir. Bu kapsamda Türkiye'deki bağımsız denetim firmalarında hem nitel hemde nicel araştıma yapılarak elde edilen veriler analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; teknolojik tabanlı denetim araçlarının denetim kalitesi üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada bu çerçevede teknolojik tabanlı denetim araçlarının gelecekte kullanımının artacağını, denetçilerin TTDA'ları kullanabilme konusunda büyük çoğunlukla yeterli olmadıkları, denetim firmalarının büyük çoğunluğunun teknolojik yeterlilik açısından sektör ortalamasında olduğu, denetçilerin teknolojik yeterliliğinin firma başarısı için önemli olduğu ve e-envanter sistemine geçmenin denetim kalitesi üzerinde olumlu etki yapabileceği tespit edilmiştir. Araştırma kapsamındaki denetçilerin; teknoloji tabanlı denetim araçlarını seçme, kullanılmasının önemine ve zorluğuna etki eden faktörlere yüksek düzeyde katıldıkları tespit edilmiştir. Ayrıca araştırma kapsamındaki denetçilerin demografik özelliklerine göre görüşlerinde genel olarak bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.
Kamu idarelerindeki iç kontrol sisteminin bağımsız dış denetçi bakış açısıyla değerlendirilmesi: Bir devlet üniversitesinde örnek uygulama
Kamu mali yönetimi, kamu kaynaklarının yönetimi ile ilgili kurumları ve süreçleri kapsar. Bu süreç üç aşamadan meydana gelir: Politikaların ve önceliklerin belirlenmesi, ülke kaynaklarının belirtilen politikalara uygun olarak tahsis edilmesi ve kamu kaynaklarının ekonomik, etkin, verimli bir şekilde kullanılmasını sağlamaya yönelik kontrol ve denetim mekanizmalarının kurulması. Bu açıdan denetim, modern kamu yönetimi anlayışının vazgeçilmez özellikleri arasındadır. Bu noktada devreye giren ve etkisini öncelikle özel sektörde hissettiren iç kontrol, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan İç Kontrol Standartları Tebliği ile kamu idarelerinde kurulması zorunlu hale gelmiştir. Standartlarda temel alınan COSO iç kontrol değerlendirme modeline göre iç kontrol sistemi: kontrol ortamı, risk değerleme, kontrol faaliyetleri, bilgi-iletişim ve izleme olmak üzere beş bileşenden oluşmaktadır. Bu sistemin, kamu idarelerinde bir eylem planı çerçevesinde kurulması, izleme bileşeni kapsamında değerlendirilmesi ve zayıf yönlerinin tespit edilerek düzeltilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan çalışmayla, bir devlet üniversitesinin bir fakültesinde, bağımsız denetim sürecinde iç kontrol sisteminin incelenmesinde kullanılan soru kağıdı, akış diyagramı ve not alma yöntemiyle araştırma yapılarak, sistemin zayıf yönleri tespit edilmiş ve yönetime öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Denetim, Kamu, İç Kontrol, COSO, Bağımsız Denetim.
Bilgisayar destekli bağımsız muhasebe denetiminde güvenilirliği etkileyen faktörler: Türkiye'deki bağımsız denetçiler üzerine bir araştırma
Çağdaş işletmeler planlanmış hedeflerine ulaşmak için teknolojik olanaklardan en üst düzeyde yararlanmaktadırlar. Bir taraftan günlük faaliyetlerin yürütülmesi, diğer taraftan bu faaliyetlerin muhasebeleştirilmesi ve finansal tabloların düzenlenmesi artık elektronik bilgi işlem ortamında gerçekleştirilmektedir. İşletme bakımından büyük önem taşıyan bu bilgilerin elektronik ortamda saklanması, denetimlerinin de elektronik ortamda yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Elektronik bilgi ortamının varlığı denetimin genel amacını ve kapsamını değiştirmemiş ise de denetim sürecinde, denetim tekniğinde, kanıtların toplanmasında ve en önemlisi olarak da denetim anlayışında değişimlerin yaşanmasına sebep olmuştur. Bu değişimler, denetçilerin yeni duruma uyum sağlamalarını ve elektronik bilgi ortamlarında etkili bir denetim sürecinin nasıl yönetilebileceğini dikkate almalarını gerektirmiştir. Güvenilirliği son derece önemli olan bağımsız muhasebe denetiminin hangi faktörler tarafından etkilendiğinin bilinmesi ve denetçinin bu faktörler karşısındaki anlayış ve davranışlarının tespiti karar alma aşamasında yapılacak değerlendirmeler bakımından göz ardı edilemeyecek önemdedir. Ancak gelişme süreci nispeten yeni olan bilgisayar destekli muhasebe denetiminde güvenilirliği etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik özellikle Türkiye'de kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Literatürdeki bu eksikliğin giderilmesine katkı sağlamayı hedefleyen bu çalışmada, bilgisayar destekli bağımsız muhasebe denetiminin güvenilirliğini etkileyen faktörler ile bu faktörlerin geleneksel bağımsız muhasebe denetiminin güvenilirliğini etkileyen faktörlerden farklılıkları, bağımsız denetçilerin görüşlerine dayalı bir araştırma ile tespit edilmiştir. Literatürdeki mevcut teorik tartışmalar ve ankete dayalı araştırma sonuçları, geleneksel bağımsız muhasebe denetiminin güvenilirliğini etkileyen faktörler ile bilgisayar destekli bağımsız muhasebe denetiminin güvenilirliğini etkileyen faktörler arasında sayıları, kaynakları, önemlilik dereceleri ve çeşitleri itibariyle önemli farklılıkların bulunduğunu göstermektedir.
Bağımsız denetçi raporlarında kilit denetim konularının bildirilmesi standardı: BIST 100'de işlem gören işletmeler/sektörler üzerine bir araştırma
Ekonomik faaliyetlerin karmaşıklaşması, teknolojik gelişmeler, dünya genelindeki ekonomik krizler ve muhasebe skandalları, bağımsız denetim sürecine olan güvenin sarsılması gibi durumlar bilgi kullanıcılarının bağımsız denetimden beklentilerini değiştirmiştir. Denetim raporlarının daha kaliteli, güvenilir, şeffaf, iletişim değeri yüksek ve objektif şekilde tüm taraflara sunulabilmesi ihtiyacı neticesinde düzenleyici kuruluşlar tarafından bağımsız denetim raporuna dair çalışmalar yapılmıştır. IAASB tarafından 2011 yılında ''Denetçi Raporu projesi'' başlatılmış ve uluslararası denetim standartları yenilenerek revize edilmiştir. Yapılan en önemli değişikliklerden birisi ''ISA 701 Kilit Denetim Konularının Bağımsız Denetim Raporunda Bildirilmesi" standardının yayımlanmış olmasıdır. Türkiye'de Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu bahse konu standardı ''BDS 701 Kilit Denetim Konularının Bağımsız Denetim Raporunda Bildirilmesi'' başlığı ile 09.03.2017 tarih ve 30002 sayılı resmi gazetede yayımlamıştır. Borsaya kayıtlı işletmelerde 01.01.2017 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca, Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen kriterleri karşılayarak bağımsız denetime tabi olan işletmelerin 01.01.2018 sonrasında başlayan hesap dönemlerinde uygulanmak üzere aşamalı olarak yürürlüğe girmiştir. Çalışmada BİST 100'de işlem gören firmaların 2019-2020-2021 yıllarına ait bağımsız denetim raporları incelenmiştir. Çalışmada içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Bağımsız denetim raporlarında açıklanan kilit denetim konuları farklı yönleriyle, ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiştir. İşletmeler ve sektörler bazında hangi kilit denetim konularına daha fazla yer verildiği ortaya çıkartılmış ve yıllara göre gelişim seyirleri izlenmiştir. Dokuz sektörün kilit denetim konuları kendi aralarında karşılaştırılarak kilit denetim konularının sektörel bazda değerlendirilmesi yapılmıştır.
Bağımsız denetim sürecinde bağımsız denetçinin sorumluluğu ve bağımsız denetim algısı: Türkiye'deki finansal tablo kullanıcıları üzerine bir araştırma
Bu tezin amacı bağımsız denetçiler ile finansal tablo kullanıcıları arasındaki bağımsız denetim algı farkını araştırmaktır. Bağımsız denetim algı farkı "kamunun ve finansal tablo kullanıcılarının bağımsız denetçilerin neden sorumlu olduklarına inandıkları ile bağımsız denetçilerin bizzat kendilerinin neden sorumlu olduklarına inandıkları arasındaki farktır"(Financial Times ft.com/lexicon; t.y.). Literatüre göre bağımsız denetim algı farkı daimi, kaçınılmaz ve bağımsız denetim mesleğine zararlıdır. Bağımsız denetim algı farkının zararlarından kaçınmak için kamu bağımsız denetçinin sorumlulukları hakkında eğitilmeli ve bilgilendirilmelidir. Böylece bağımsız denetim algı farkı azaltılabilir ve bağımsız denetim mesleğinin güvenilirliği artırılabilir. Bu çalışmada, bağımsız denetçiler ile finansal tablo kullanıcıları arasındaki bağımsız denetim algı farkı, literatür ve Türkiye'deki mevcut mevzuatın detaylı analizi sonucu geliştirilerek toplam 153 denetçi/finansal tablo kullanıcısı tarafından cevaplanan anket verileri esas alınarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar göstermektedir ki Türkiye'de bağımsız denetçiler ile finansal tablo kullanıcıları arasında bazı konularda bağımsız denetim algı farkı mevcuttur. Bununla beraber bağımsız denetçiler ile finansal tablo kullanıcıları arasında konuların çoğunluğunda bir bağımsız denetim algı farkı tespit edilememiştir. Çalışmanın bir diğer sonucu bağımsız denetimin amacının ve bağımsız denetçinin sorumluluklarının katılımcılar tarafından anlaşılmamış olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Bağımsız denetim sözleĢmesi, bağımsız denetim algı farkı,bağımsız denetçinin hukuki sorumlulukları, bağımsız denetçinin cezai sorumlulukları.
The role of external auditing in reducing creative accounting practices
The collapse of the huge international companies around the world increased the interest of provision of appropriate mechanisms which reduce practices that lead to manipulation in financial reports. Most of the researches report that these changes in financial statements which are practiced by the administrations of these companies and according to their desires, are behind their companies' sudden collapses, and that is what called the creative accounting. This study aims to support professional auditing domain. It shads the light on the role of the external auditing in reducing the creative accounting methods, and that is through inviting 94 accountants and auditors from different economic units in Duhok city to participate in a questionnaire designed by the researcher of the current study. The study concludes that external auditing has an impact in reducing creative accounting practices. One of the most important recommendations of the study , The need to hold seminars and training courses on the risks of creative accounting and its impact on the accounting and auditing, and the development of accounting culture between investors and users of accounting data to help them to discover the methods of creative accounting, and to ensure the independence and transparency of the auditor for its apparent impact in improving the credibility of accounting information. Keywords: Creative Accounting, External Audit, Financial Statements
Bağımsız denetim görüşünün hisse senedi getirileri üzerine etkisi: Borsa İstanbul uygulaması
Bu çalışmanın amacı Borsa İstanbul (BIST)'de bağımsız denetim görüşlerinin açıklandığı tarih ve etrafındaki günlerde piyasanın bağımsız denetim görüşlerine verdiği etkiyi ölçmektir. Bu amaçla BIST-TÜM endeksinde 2009-2018 yılları arasında sürekli faaliyet gösteren ve üç ayda bir bağımsız denetim görüşü yayınlayan 17 firmanın toplamda 612 bağımsız denetim raporu incelenmiştir. Çalışmada Olay Çalışması (Event Study) Yöntemi, Patell Testi (Patell Z-Statistic) ve Standardize Edilmiş Çapraz Kesit Testi (Standardized Cross-Sectional Test) uygulanmıştır. Test sonuçlarından elde edilen bulgulara göre (-10,+10) olay aralığında bağımsız denetim görüşleri hisse senedi getirileri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı değildir ve dolayısıyla yatırımcıların hisse senedi alım-satım kararlarını etkilemediğini göstermektedir. Bir başka deyişle, Borsa İstanbul (bu çalışmada kullanılan firmalar kısıtıyla) yarı-güçlü formda etkindir.
Kurumsal yönetimde bağımsız denetimin rolü ve hukuki esasları
Bu yüksek lisans tezi çalışmasının amacı kurumsal yönetimin gelişimi sürecinde bağımsız denetimin rolünü açıklarken bağımsız denetimin kurumsal yönetimdeki yerini hukuki çerçevede esaslarını belirlemektir. Birinci bölümde, kurumsal yönetim ve bağımsız denetim kavramları, tarihi ve teorik perspektiften incelenmiş ve sonuç olarak, kurumsal yönetim, hukuki uygulamalar farklılığı nedeniyle değişiklik arz ettiği görülmektedir. Bununla birlikte, bağımsız denetim kavramının, kurumsal yönetimde caydırıcı, bilgilendirici, koruyucu ve ekonomik fonksiyonları olduğu belirlenmiştir. İkinci bölümde, kurumsal yönetimde bağımsız denetimin rolü muhasebe ve finansal raporlamadaki hile unsurları, şirket yönetimi ve denetimi yönünden risk ve denetim süreçlerinin ve denetim sözleşmesinin hukuki ilişkisi ve bu hukuki ilişkinin etik kuralları açıklanmış ve etik kuralların dünyada uygulanma düzeyi hakkında bilgilendirmeler yapılmıştır. Bu bölümde, teorik ve hukuki olarak olması gereken denetim davranışlarının uygulanmaması durumunda oluşacak hukuki sonuçları ifade eden 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nda ve Sarbanes-Oxley Yasası gibi diğer Amerikan yasalarında düzenlenmiş suçlara yönelik cezalar ve bağımsız denetçilerin bu suçlardaki yeri ve denetçilerin de denetimle ilgili konularda işleyebilecekleri suçlar ve yargılama yolları incelenmiştir. Bu inceleme, hem Türk hukukunda hem Amerikan Hukuku hem de uluslararası standartlar kapsamında yapılmıştır ve büyük oranda benzerlik göstermektedir. Bunun nedeni uluslararası standartların ülke hukuk sistemlerinde bu alanda yeknesaklık kazandırmış olmasıdır. Üçüncü bölümde, önceki bölümlerde elde edilen teorik ve hukuki bilgilerin pekiştirilmesi amacıyla, dünyadan; Enron, Parmalat ve Royal Ahold olayları ile Türkiye'den Uzan Holding ve Pamukbank olayları muhasebe ve finansal raporlama standartları, şirket yönetim kurulu ve bağımsız denetçi faktörleri açısından ayrı ayrı incelenmiştir. Sonuç olarak, hukuki sistem farklılıklarının hukuki düzenlemeler öncesi olaylarda şirket yöneticilerinin, bağımsız denetçilerin hileli işlemlere yönelik yaklaşımlarının farklılık göstermediği ancak aile şirketi ya da profesyonel CEO'lar tarafından yönetilmesi konularında farklılık gösterdiği ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, kurumsal yönetimde bağımsız denetim, hem iş yapma süreçlerinin finansal sonuçlarına yönelik olarak güvenilir bilgi verilmesine olanak sağlarken, hileli işlemlerin de ortaya çıkarılması ve adli sürecin başlatılması yönünde etkisi olmasıyla birlikte, kamu yararını, ülke ve dünya ekonomilerini uzun vadede koruma imkanı sunması gibi çok daha geniş yelpazede hizmet sunmaktadır. Bu nedenle bağımsız denetim, kurumsal yönetimde ayrılmaz bir parçadır.
Türk metal sanayinde kilit denetim konularının incelenmesi
Dünyada oluşan ekonomik krizler ve muhasebe skandalları, bağımsız denetim sürecinin önemini artırmış ve bilgi kullanıcılarının bağımsız denetimden daha fazla şey beklemesine neden olmuştur. Bağımsız denetim raporlarının kalite, güvenilirlik, şeffaflık, iletişim değeri ve objektiflik açısından tüm paydaşlara yeterli bilgiyi sunabilmesi için düzenleyici kuruluşlar tarafından çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalardan biri de IAASB tarafından 2011 yılında başlatılan "Denetçi Raporu Projesi"dir. Bu proje kapsamında uluslararası denetim standartları gözden geçirilerek yenilenmiş ve en önemli değişikliklerden biri olarak "ISA 701 Kilit Denetim Konularının Bağımsız Denetim Raporunda Bildirilmesi" standardı yayımlanmıştır. Türkiye'de ise Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) bu standardı "BDS 701 Kilit Denetim Konularının Bağımsız Denetim Raporunda Bildirilmesi" başlığı ile 09.03.2017 tarih ve 30002 sayılı Resmi Gazete'de yayımlamıştır. Bu standardın amacı, denetçinin kilit denetim konularını belirlemesi, açıklaması ve raporlaması ile bağımsız denetim raporunun iletişim değerini artırmaktır. Bu standardın uygulanmasıyla birlikte bağımsız denetim raporları daha anlamlı, detaylı ve özgün hale gelmiştir. Yapılan bu çalışmada Türk Metal Sanayi Sektöründe Faaliyet Gösteren Firmaların 2017-2021 dönemlerine ait bağımsız denetim raporları analiz edilerek, sektördeki firmaların bağımsız denetim raporlarında yer alan kilit denetim konularına ve bağımsız denetim firmalarının değerlendirilmelerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Denetim Standardı (BDS),Bağımsız Denetim Raporu, Kilit Denetim Konuları(KDK), Türk Metal Sanayi.
Bağımsız denetim sürecinde denetçilerin denetim riskine yönelik yaklaşımlarının araştırılması
Denetim riski, finansal tabloların önemli yanlışlık içermesine rağmen bağımsız denetçilerin bu tablolara olumlu görüş verme olasılığıdır. Bağımsız denetimin makul güvence sağlaması, denetim riskinin düzeyine bağlıdır. Bu sebeple bağımsız denetçilerin finansal tablolara makul güvence sağlaması için denetim riskinin kabul edilebilir düşük bir düzeyde tutulması gerekir. Çalışmanın temel amacı, bağımsız denetim riskine karşı hem bağımsız denetim kuruluşlarının hem de bu kuruluşlarda görev yapan bağımsız denetçilerin almış olduğu önlemleri ortaya koymak ve bağımsız denetim riskini azaltmaya yönelik gerçekleştirdikleri faaliyetleri tespit etmektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Bağımsız denetçilerle yüz yüze görüşmeler yapılarak, elde edilen bulgular Atlas.ti programı kullanılarak analiz edilmiştir. Denetim riskini azaltmak için öncelikle bağımsız denetim kuruluşlarından müşteri kabul politikalarına göre yapısal risk ve kontrol risk düzeyi düşük müşterileri kabul etmeleri beklenir. Ancak çalışmadan elde edilen bulgular, bağımsız denetim kuruluşlarının müşteri kabulünde denetim ücretinin ön planda olduğunu göstermiştir. Bağımsız denetim kuruluşları kâr amacı güden kuruluşlar arasında yer almalarından dolayı riski yüksek olsa da yüksek ücret vermeyi kabul eden müşterilerin denetimini yapmayı kabul edebilmektedir. Bağımsız denetim kuruluşlarının denetim riskini minimize etmek amacıyla; yüksek riskli müşteriler için deneyimli, mesleki şüpheciliği yüksek ve mesleki yargısı kuvvetli bir denetim ekibi oluşturmaya özen gösterdiği tespit edilmiştir. Risk düzeyi arttıkça, daha detaylı incelemeler yaptıkları, test sayısını, örneklem sayısını, kanıt sayısını hatta denetçi sayısını artırdıkları ortaya çıkmıştır. Çalışmada aynı zamanda yapısal risk ve kontrol risk düzeyinin müşterinin faaliyet gösterdiği sektöre göre değiştiği ve yüksek tutarlı hesapların daha yüksek risk taşıma potansiyeline sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bağımsız denetimin risk unsurları arasında en çok dikkat edilmesi gereken riskin bulgu riski olduğu ve bulgu riskini düşürmek için de en önemli görevin bağımsız denetçilere düştüğü ortaya çıkmıştır. Bu açıdan da bağımsız denetçilerin devamlı eğitime tabi tutulmaları, alanlarında uzmanlaşmaları ve mesleki etik ilkelere bağlı kalmaları büyük öneme sahiptir. Çalışmadan elde edilen bir diğer önemli bulgu, denetlenen kuruluşun iç kontrol sisteminin varlığı ve etkinliği ile kuruluşun açtığı veya kuruluşa karşı açılan büyük tutarlı davaların denetim risk düzeyini etkileyen faktörlerin başında gelmesidir. Bağımsız denetçiler tarafından Türkiye'de yapılan bağımsız denetimlerin denetim riski düzeyi genel olarak orta-yüksek arasında olduğu ileri sürülmüştür. Bunun temel sebebi ekonomik yapının istikrarlı olmaması olarak değerlendirilmiştir. KGK'nın kurulması ve denetim kuruluşlarına ve denetçilere uygulanan yaptırımların artmasıyla birlikte denetim risk düzeyinin azaldığı ve denetimlerin güvenilirliğinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Denetçi, Bağımsız Denetim, Bağımsız Denetim Riski, Denetim Riski Düzeyi, Denetim Riski Unsurları
Bağımsız denetim görüşünü etkileyen faktörlerin tespiti: Borsa İstanbul'a kayıtlı işletmeler üzerine bir uygulama
Literatürdeki çalışmalar, denetlenen firmanın karakteristik özelliklerinin, finansal tablo değişkenlerinin ve bağımsız denetim firmalarının karakteristik özelliklerinin bağımsız denetim görüşü üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir. Ancak bağımsız denetim firmalarının gelir istatistiklerinin bağımsız denetim görüşü üzerinde etkisi olduğunu gösteren çalışmalar genellikle ABD ve AB gibi gelişmiş ülkelerde gerçekleştirilmiş olup, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde tartışmanın geçerliliği sorgulanmaktadır. Literatürdeki çalışmalara Türkiye örneğini esas alarak katkı sağlamayı hedefleyen bu çalışmada, denetlenen firmanın karakteristik özelliklerinin, finansal tablo değişkenlerinin ve bağımsız denetim firmalarının karakteristik özelliklerinin bağımsız denetim görüşü üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Denetlenen firmanın karakteristik göstergesi olarak firma büyüklüğü, önceki dönem bağımsız denetim görüşü ve kar değişimi; finansal tablo değişkenleri olarak aktif büyüme, net satışlar büyüme, aktif devir hızı, borç kaynak oranı, aktif karlılık, özsermaye karlılığı, ner kâr marjı, asit-test oranı, cari oran; bağımsız denetim firması karakteristik özellikleri olarak ise denetim firması büyüklüğü, bağımsız denetim geliri ve bağımsız denetim dışı gelirin alındığı bu çalışmada, bağımsız denetim görüşünü etkileyen faktörler, BİST'e kayıtlı sanayi ve hizmet sektörü işletmelerinin 2013-2017 yıllarını kapsayan 1035 şirket/yıl verisi Lojistik Regresyon Analizi yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Sanayi sektörüne ilişkin araştırma sonuçları, işletmenin önceki dönem olumlu görüş dışındaki denetim görüşü değişkeninin takip eden dönemlerde aynı nitelikteki görüş üzerinde pozitif bir etkisi olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları ayrıca, düşük net satışlar büyümesinin, aktif devir hızının, aktif karlılığın ve asit-test oranının işletmenin olumlu dışında denetim görüşü alma olasılığını arttırdığını göstermektedir. Hizmet sektörüne ilişkin lojistik regresyon analizi sonuçları incelendiğinde, önceki dönem olumlu görüş dışında denetim görüşü alan işletmelerin bir sonraki dönemde daha yüksek oranda aynı tür bağımsız denetim görüşü aldığı tespit edilmiştir. Buna ek olarak, cari yılda negatif kar değişimine uğrayan işletmelerin cari yılda daha yüksek oranda olumlu görüş dışında denetim görüşü aldığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları ayrıca, bağımsız denetim firmasının bağımsız denetim dışı gelirinin yüksek olmasının olumlu görüş dışında denetim görüşü verme olasılığını azalttığını göstermektedir.
Vergi kayıp ve kaçağının önlenmesinde muhasebe meslek mensuplarının bağımsız denetim fonksiyonu ve etik değerler algısının etkisi: Manisa ili örneği
Kamu hizmetlerinin gerçeklemesi için ülke vatandaşlarının vergi vermesi gerekmekte olup, vatandaşa hizmet sunulması sosyal devlet anlayışının bir gereğidir. Devletin vatandaşlardan aldığı vergilerde yaşanan kayıp ve kaçak artışı, devletin sunduğu hizmetlerin aksamasına, gelir eşitsizliğine ve ekonomik bozulmaya neden olmaktadır. Ülkemizdeki gibi beyan esasına dayalı vergilendirme sistemlerinde, vergilerden elde edilen gelirin artışı doğru beyan verilmesine ve beyan sistemlerinin doğru çalışmasına bağlıdır. Gelir sahibi gerçek ve tüzel teşebbüs veya işletmelerin doğru beyan vermesi muhasebe meslek mensuplarının aracılığı ile gerçekleşmektedir. Bu çalışma muhasebe meslek mensuplarının vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesinde bağımsız denetim fonksiyonu ve etik değerler algısının etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma üç bölümde tasarlanmış olup, birinci bölümde vergi kayıp ve kaçağı ile ilgili kavramlar, ikinci bölümde muhasebe meslek mensuplarının bağımsız denetim rolü ve etik değerler ile ilgili literatür incelenmiştir. Üçüncü bölümde çalışmanın metodu ve elde edilen bulgulara yer verilmiştir. İlişkisel tarama modelinde tasarlanan çalışmada nicel yöntemlerden anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 2018 yılında Manisa ilinde görev yapan 71 muhasebe meslek mensubundan oluşmaktadır. Araştırma sonucunda, meslek mensuplarının bağımsız denetim fonksiyonu ile ilgili algılarının yüksek olduğu, değerler algı düzeylerinde eğitim (x=8.50) çok önemli buldukları, iman değerini ise (X=5.60) en az önemli algıladıkları değerler olduğu belirlenmiştir. Meslek mensuplarının değer algısının cinsiyete, yaşa, medeni duruma, eğitim düzeyine, mükellef sayısına, meslekte çalışma süresine, meslek grubuna göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler:Vergi, Muhasebe, Eğitim, Etik, Davranış, Kültür.
Türkiye'deki bağımsız denetim birimlerinden biri olan yeminli mali müşavir uygulamalarının vergi kayıp ve kaçaklığı üzerine etkisi
Vergi, kamu hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi için idare açısından en önemli gelir kaynağıdır. Vergilerin toplanmasında ve denetiminde etkin bir mekanizmanın kurulması vergi kayıp ve kaçaklarını önlemedeki en önemli araçtır. Bu işlemin gerçekleştirilebilmesi için vergi denetimi konusuna verilen ağırlık büyük önem arz etmektedir. İdarenin denetim elemanları vergi beyan edildikten sonra devreye girmekte, bağımsız denetim birimi olan yeminli mali müşavirlik ise beyan öncesi tasdik görevi ile vergi denetiminde rol oynamaktadır. Bu iki denetimin uyumlu bir şekilde yapılması ve mükelleflerin vergi bilinç düzeylerinin artırılması vergi kayıp ve kaçakların önlenmesinde son derece önemli konulardır. Bu çalışmada genel olarak vergi denetimi, vergi kayıp kaçakları ve yeminli mali müşavirler kurumunun yapısı ile yeminli mali müşavirlerin vergi denetimi içerisindeki yeri ve rolü konuları açıklanmaya çalışılmıştır. Yeminli mali müşavirlerin eğitim durumlarına ve cinsiyetlerine göre dağılımı verilmiş, sayıları bakımından vergi denetimi içerisindeki yerleri, görevleri ve sorululukları ile cezaları üzerinde durulmuştur. Yeminli mali müşavirlerin vergi denetimindeki etkinlik derecelerinin nasıl artırılabileceğine ilişkin önerilerde bulunulmuş. Elde edilen sonuçların vergi kayıp ve kaçaklarını önlemede ilgili mercilere düşen görevlerde yol gösterici olması beklenmektedir.
Denetçi rotasyonunun bağımsız denetim kalitesi üzerine etkisi: Borsa İstanbul'da bir uygulama
Literatürde yer alan çalışmalar, bağımsız denetimde rotasyon uygulamasının denetim kalitesi üzerindeki etkisi ile ilgili kesin bir yargıya ulaşılamadığını göstermektedir. Yapılan çalışmaların bir kısmı rotasyon uygulamasının denetim kalitesi üzerinde olumlu etkisinin olduğuna işaret ederken, çalışmaların bir kısmı ise rotasyon uygulamasının denetim kalitesi üzerinde olumsuz etkisinin olduğuna işaret etmektedir. Bağımsız denetimde rotasyon uygulamasını savunanların temel argümanı, rotasyon uygulaması ile denetçi ve işletme arasında kurulan yakın ilişki nedeniyle bağımsızlığın zedelenmesinin önüne geçileceği olurken diğer taraftan, rotasyon uygulamasını savunmayanların temel argümanı ise yeni denetçinin denetlenen işletmeye özgü bilgisinin eksik olması nedeniyle denetim kalitesinde azalma meydana geleceği öngörülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye örnekleminde rotasyon uygulamasının denetim kalitesi üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bağımsız denetimde kalite göstergesi olarak bağımsız denetçinin olumlu görüş dışındaki görüşünün kullanıldığı çalışmada, 2018 yılında Borsa İstanbul'da faaliyette bulunan işletmelerden elde edilen 138 işletme verisi ile cezalandırılmış lojistik regresyon ve lojistik regresyon yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmaya göre, cezalandırılmış lojistik regresyon ve lojistik regresyon analizlerinde zorunlu ve gönüllü sorumlu ortak baş denetçi rotasyonunun bağımsız denetim kalitesini arttırdığı sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar kelimeler: Sorumlu ortak baş denetçi rotasyonu, denetim kalitesi, cezalandırılmış lojistik regresyon, lojistik regresyon
Bağımsız denetimde beklenti boşluğunun azaltılmasında etkili faktörlerin analizi: Borsa İstanbul'da bir araştırma
Bağımsız denetim, işletmelerin sunmuş olduğu finansal bilgilerin güvenilirliğini arttırarak finansal tablolara değer kazandırmaktadır. Kaliteli bir bağımsız denetim süreci, sunulan mali tabloların hata ve yanlışlık içerme riskini azaltmaktadır. Ancak finansal tablo kullanıcıları ile denetçiler; denetim raporları, bağımsız denetim fonksiyonu ve denetçinin görev ve sorumluluğu hakkında farklı algılara ve görüşlere sahiptirler. Bu algı ve görüş farklılıkları literatürde beklenti boşluğu olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada, bağımsız denetimde ortaya çıkan beklenti boşluğu kavramının azaltılması için önerilen faktörlerin etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Bu amaçla bir anket formu hazırlanmış ve Borsa İstanbul'da işlem gören şirket çalışanlarına bu formlar e posta aracılığı ile gönderilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS paket programında frekans analizleri, normallik testi, t-testi ve ANOVA testleri gibi istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Ortaya çıkan bulgular yorumlanarak, analizler sonucunda bağımsız denetimde beklenti boşluğunun azaltılması için önerilen faktörlerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın sonunda ileride yapılacak çalışmalar için çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağımsız denetim, bağımsız denetçi, beklenti boşluğu, beklenti boşluğu nedenleri, beklenti boşluğunun azaltılmasında etkili faktörler
Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun bağımsız denetimdeki etkinliğinin değerlendirilmesi: TRC 1 bölgesi uygulaması
2000'li yılların başında dünya çapındaki bazı önemli şirketlerin muhasebe skandalları, denetime olan bakış açısını değiştirmiştir. Yaşanan skandallar sonucunda denetimin gözetimi fikri önemli bir hale gelmiştir. Muhasebe denetimi ile ilgili yaşanan bu skandallar beraberinde denetime olan güveni sarsmıştır. Bu güveni yeniden sağlayabilmek amacıyla başta Amerika olmak üzere birçok ülkede yasal düzenlemelere gidilmiştir. Türkiye'de ise 26.09.2011 tarihinde kararlaştırılan ve 02.11.2011 tarihli, 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 660 sayılı Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu oluşturulmuştur. KGK ile; kamu gözetimi, muhasebe standartları, denetim standartları, denetim kuruluşlarının görev ve yetkileri yasa ile tek çatı altında toplamıştır. Çalışmanın amacı, bağımsız denetçilik belgesi alan Yeminli Mali Müşavirlerin (YMM) ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin (SMMM) KGK'nin görev ve yetkilerinin kapsamı ile bağımsız denetimde denetçi şeffaflığı, denetçi bağımsızlığı ve denetimin kalitesini etkileyen faktörlere ilişkin düşüncelerini araştırmaktır. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Denetim, Denetçi Şeffaflığı, Denetimin Bağımsızlığı, Denetimin Kalitesi, Kamu Gözetim Kurumu.