Import

155 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Döviz kurundaki değişkenliğin Türkiye dış ticaretine etkisi

Döviz kurundaki değişkenliğin Türkiye'nin dış ticaretine olan etkisinin incelendiği bu çalışmada; döviz kurları, kur değişkenliği ve dış ticaret teorik olarak incelenmiş, Türkiye ekonomisinin tarihsel gelişimi kronolojik olarak ele alınmış ve çalışmanın son bölümünde ekonometrik analize yer verilmiştir. Son bölümde; döviz kurundaki değişkenliğin Türkiye'nin dış ticareti üzerindeki etkisini analiz etmek amacıyla, ihracat ve ithalat talebi modellerinden hareketle belirlenen değişkenler kullanılmıştır. Bu değişkenleri incelemek amacıyla 2002:Q1-2020:Q1 dönemini kapsayan üçer aylık veriler kullanılmıştır. Serilerin durağanlık analizleri için ADF ve KPSS testleri analize dâhil edilmiştir. Döviz kurundaki değişkenliğin ihracat ile ithalat arasındaki uzun dönemli ilişkiyi belirlemek için ARDL eşbütünleşme testi kullanılmıştır. ARDL eşbütünleşme sonuçlarına göre; ARDL testi ihracat verileri için uygulandığında; Türkiye ekonomisinde reel ihracat, reel dış dünya geliri, reel döviz kuru ve reel döviz kuru değişkenliği arasında 2002.Q1-2020.Q1 dönemi için istikrarlı ve uzun dönemli bir ilişki bulunmamaktadır. Değişkenler arasında uzun dönemli ilişki olmadığı için hata düzeltme modeli ve uzun dönem katsayılar tahmini aşamalarına geçilememiştir. ARDL eş bütünleşme sonuçları ithalat için değerlendirildiğinde; Türkiye ekonomisinde reel ithalat, reel yurtiçi gelir, reel döviz kur ve reel döviz kuru değişkenliği arasında 2002.Q1-2020.Q1 dönemi için istikrarlı ve uzun dönemli bir ilişki bulunmaktadır. Kısa ve uzun dönemde; reel yurtiçi gelirdeki artışlar ile reel döviz kurundaki artışlar, reel ithalatı pozitif olarak etkilerken; reel döviz kuru değişkenliği, reel ithalatı negatif etkilemektedir. Döviz kurundaki değişkenliğin artması Türkiye'nin ithalatını olumsuz etkilemektedir. İki değişken arasındaki bu negatif ilişki, yatırımcıların kurlardaki ani değişikliği risk unsuru olarak değerlendirmeleri ve risk içeren ekonomik piyasada yatırım kararı almak istememeleri ile açıklanabilir. Ayrıca döviz kurundaki bu ani değişkenlik; kuru artırmaya yönelik olursa, artan döviz kuru Türk Lirasının değerini yabancı paralara karşı düşürerek ithal malların maliyetini artırır. İthal maliyetlerinin artmasıyla üretim maliyetleri de artacaktır. Fazla maliyete katlanmak istemeyen piyasa aktörleri, bu şartlar altında ithalatı azaltma eğilimi göstereceklerdir.

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıDöviz kuru riski+4
Öznur Dağlı
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Süs bitkileri işletmelerinin üretim, ithalat, ihracat potansiyelinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi: İzmir ili, küçük menderes havzası örneği

Bu araştırmanın amacı; Küçük Menderes havzası içerisinde yer alan ilçelerdeki süs bitkileri sektörünün mevcut durumunu belirlemek ve buna bağlı olarak da ülkemizin en önemli süs bitkisi üretim merkezi olan İzmir ilindeki süs bitkileri işletmelerinin yapısı ve üretim olanaklarını tespit etmek, ithalat ve ihracat potansiyellerini karşılaştırarak ortaya koymak ve sektör sorunlarını belirleyerek bu sorunlara ilişkin bir takım çözüm önerileri ortaya koymaktır. Araştırmada birincil verileri, örneklemeye giren 152 adet süs bitkisi işletmesiyle yapılan anket çalışması ve mülakatlar oluşturmaktadır. İzmir Valiliği, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü web sayfalarından, Tarım ve Orman İlçe Müdürlüklerince hazırlanan raporlardan, Resmi Gazetelerden, Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği, Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçılar Birliği tarafından hazırlanan Sektör Raporlarından elde edilen veriler ile birlikte TÜİK verileri araştırmanın ikincil verileri olarak kullanılmıştır. Ayrıca, konuya ilişkin çeşitli yayınlardan, tez ve makaleler ile internet araştırmalarından da yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda süs bitkileri sektöründe ciddi bir kayıt dışı üretimin var olduğu ve bunun da fiyat istikrarını sağlamada çok büyük bir sorun oluşturduğu belirlenmiştir. Diğer önemli bir sorunda sektör bazında veri karmaşasının olması, yeterli ve çeşit bazında istatistiki verinin bulunmamasıdır. Halen uygulamada olan "Bitki Pasaportu ve Operatör Kayıt Sistemi" süs bitkileri için yeterli değildir ve pek çok işletme sisteme kaydolmada ciddi sorunlar yaşamaktadır. Sektör üreticileri standart ve yerli tohumlukla üretim yaptıkları takdirde sektörün dış ticaretinde ciddi pazarlar elde edeceklerini ve artık bunun zaruri olduğunu ifade etmişlerdir. Sektörde uygulanan %18'lik KDV'nin çok yüksek olduğu, o nedenle de işletmelerin tamamının KDV indiriminin gerekliliğini savunduğu ve işletmelerin COVID-19 kapsamında yapılan %10'luk KDV indiriminin kalıcı olmasını istedikleri tespit edilmiştir. Sektör, ciddi bir devlet desteği almadığı için finansal sorunlar yaşamaktadır. Sektör yoğun bir işgücüne sahip olmasına karşın kalifiye eleman bulmakta zorlanmaktadır. Sektör içindeki iletişimin iyi ve ya çok iyi durumda olduğu, birbiriyle sorun yaşamayan işletmelerin birlikte çalışma eğilimi gösterdiği ve bu işletmelerin ciddi bir oranla birlikte çalışmak istedikleri tespit edilmiştir. Süs bitkileri sektörünün ciddi bir şekilde büyüyüp ilerleyebilmesi, dış pazarlarda gerçekten söz sahibi olabilmesi için, yukarıda tespit edilen sorunların çözümü amacıyla; ilgili kamu kurum ve kuruluşları, özel ve tüzel işletmeler ve sektör paydaşları bir araya gelip, ortak çalışma gerçekleştirmeli, fikir birliği oluşturmalı, sektör bazında ciddi yol haritaları oluşturulmalı ve bunlar ivedilikle uygulamaya aktarılmalıdır. Ancak bu şekilde rekabetçi bir sektör haline gelebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İzmir, süs bitkileri işletmeleri, tarımsal üretim, süs bitkileri ticareti, işletme sorunları ve önerileri

Küçük Menderes HavzasıSüs bitkileriTarım işletmeleri+5
Mert Evrensay
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji ithalatının ödemeler bilançosu dengesine etkisi: Türkiye örneği

Ekonomik gelişmişliğin en önemli göstergesi üretimdir. Ülkeler için büyük önem taşıyan üretimin en önemli girdisi ise, enerjidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde büyüme oranlarındaki artışlar enerji ihtiyacının artmasına neden olmaktadır. Dünya enerji ihtiyacının büyük bir kısmını petrol ve doğalgaz gibi fosil kaynaklardan karşılanmaktadır. Bu enerji kaynakları yeryüzünde düzensiz bir dağılıma sahiptir. Türkiye gibi enerji kaynakları bakımından yetersiz olan ülkeler, enerji ihtiyaçlarının büyük bir kısmını ithal ederek karşılamaktadırlar. Enerjide dışa bağımlı olan bu ülkelerin yüksek enerji ithalatı, cari açık vermesine neden olmaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin enerji ithalatı ile ödemeler bilançosu dengesi arasındaki ilişki, zaman serisi analiz yöntemleriyle incelenmiştir. Analizlerde, cari işlemler dengesi bağımlı değişkeni, petrol ve doğalgaz ithalat miktarı, sanayi üretim endeksi, GSYH ve reel efektif döviz kuru bağımsız değişkenlerine ait 2007Q1-2021Q3 dönemi çeyreklik veriler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, doğalgaz ve petrol ithalat miktarı ile sanayi üretim endeksi değişkenlerinin cari işlemler dengesini olumsuz etkilediği saptanmıştır. Türkiye'nin enerji ithalatının azaltılması, yenilenebilir enerji kaynakları ve mevcut enerji üretim tesisleri ile dağıtım kanallarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi cari açığı azaltacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Enerji İthalatı, Ödemeler Bilançosu Dengesi, Zaman Serisi Analizi

EnerjiTürk ekonomisiTürkiye+6
Senem Yılmaz Denizbilen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru politikaları-dış ticaret hadleri ilişkisi Türkiye uygulaması (1984-2007)

Çalışmada döviz kuru ile dış ticaret hadleri arasındaki ilişki incelenmiştir. İlk olarak döviz kuru politikaları ve döviz kurları, çeşitleri itibariyle ele alınmış daha sonra dış ticaret hadleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Döviz kuru ile dış ticaret hadleri arasındaki ilişki teorik olarak da incelemesi yapıldıktan sonra 1984- 2007 yılları arası, Türkiye'de uygulanan döviz kuru politikaları dört farklı döneme ayrılmıştır. İlk olarak 1984-1988 dönemi esnek kur politikası, ikinci dönem 1989 -1994 esnek kur politikası, üçüncü dönem 1994-2001 sabit kur politikası ve son olarak 2001-2007 esnek kur politikası dönemleri olarak döviz kuru ve dış ticaret hadlerinin aylık verilerinden yararlanılarak, VAR analizi yöntemi kullanılarak, ekonometrik analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar granger nedensellik, etki-tepki fonksiyonları ve varyans ayrıştırma yöntemlerinden yararlanılarak yorumlanmıştır. Analiz sonucunda ilk dönemde döviz kuru ile dış ticaret hadleri arasında anlamlı bir ilişki ve nedensellik bulunamamıştır. İkinci dönemde ise döviz kuru değişkeninden dış ticaret hadlerine doğru bir nedenselliğin olduğu sonucu elde edilmiştir. Üçüncü dönemde ise döviz kuru ile dış ticaret hadleri arasında zayıf bir ilişkinin varlığı sonucuna ulaşılmıştır. Son dönemde ise döviz kurundan dış ticaret hadlerine doğru bir nedenselliğin varlığı sonucuna ulaşılmıştır ve iki değişken orta derecede ilişkili çıkmıştır.

Döviz kuruDöviz kuru politikalarıDış ticaret hadleri+6
Şevki Keskin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde serbest bölgelerin Türkiye dış ticareti üzerine etkileri

İnsanlar tarih boyunca dünya nimetlerinden ihtiyaçlarını karşılamak doğrultusunda en iyi şekilde faydalanma yarışına girmişler ve bu kapsamda ellerindeki üretim olanaklarıyla en çok çıktıyı elde etmek istemişlerdir. Belli bir noktada üretim imkanlarının azalması ama nüfusun artmaya devam etmesi ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapmak zorunda olan ülkeleri de başka kaynaklara yönlendirmiş ve günümüzde küreselleşmenin temelini oluşturan gelişmeler yaşanmıştır. Bu sisteme göre çevredeki kaynaklar ana kıtaya transfer edilmekte ve ana kıtanın ihtiyacı olan hammadde ve ara mamuller ile tüketime hazır ürünler ana kıtadaki ihtiyacı karşılamaktadır.Sonraki zamanlarda ana kıtada oluşan üretim fazlalıkları için yeni pazarlar aranmış ve yine bu sömürgeleştirilen ülkeler seçilmiştir. Bu da karşılıklı ticaret sistemlerinin oluşmasına katkı sağlamıştır. Ülkeler arası ticaretin gelişmesi ile hem küreselleşme yaygınlık kazanırken diğer taraftan da dış ticaret gelişmekte bunun sonucu olarak da ülke ekonomileri gelişim göstermiştir.Ülke ekonomileri globalleşen dünya ile birlikte kaynaklarını ve ekonomik etki alanlarını genişletmek için yeni yollar aramaya başlamışlardır. Bu amaçla işletmelerin ve uluslararası ticarette faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin hareket alanlarını genişletmek ve ülkelerarası ticareti geliştirmek için serbest bölgeler oluşturulmuştur.Bu çalışmada Globalleşme, Globalleşme açısından Serbest Bölgeler ve Serbest Bölgelerin Türkiye'deki durumu incelenmiştir.Birinci bölümde, genel olarak küreselleşme ve serbest bölge kavramlarına değinilmiştir. Bunların çeşitleri, nedenleri, tarihsel gelişimi ve etkileme kanalları incelenmiştir.İkinci bölümde Türkiye'deki serbest bölgelerin tarihsel gelişimi ve faaliyette bulunan serbest bölgeler incelenmiştir.Üçüncü ve son bölümde Türkiye'de faaliyette bulunan serbest bölgelerin ekonomiye etkileri ile serbest bölgelerin başarısını etkileyen faktörler değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Serbest Bölgeler, Dış Ticaret

KüreselleşmeOrganize endüstri bölgesiSerbest bölgeler+4
Tufan Yayla
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

2000 sonrası Türkiye' de yaşanan finansal krizlerin işletmelerin dış ticaret işlemleri (ithalat-ihracat-ödeme-tahsilât) üzerine etkileri ve Kütahya Porselen San. A.Ş. uygulaması

Krizler ülke içi kaynaklı olabildiği kadar diğer ülkelerde yaşanan krizler kaynaklı da olabilmektedir. Söz konusu kriz dönemlerinde işletmelerin dış ticaret işlemlerinde de bir takım farklılıklar meydana gelebilmektedir. Araştırmada bu farklıkların ithalat, ihracat, ödeme ve tahsilât şekilleri üzerindeki etkileri üzerinde durulacaktır. Özellikle 2000 sonrası dönemde Türkiye' nin yaşamış olduğu 2000 Kasım, 2001 Şubat ve 2008 krizlerinin dış ticaret üzerindeki değişimleri ele alınmıştır.Krizler işletmeleri her yönüyle etkileyebildiği gibi, sadece bir yönüyle de etkiyebilmektedir. Ancak ithalat ve ihracatın birbirini karşılama oranlarına bakıldığında Kütahya Porselen San. A.Ş. gibi ithalat bakiyesini ihracat bakiyesinden karşılayan işletmeler için kriz dönemleri diğer tüm işletmelerden farklı atlatılabilmektedir. Bu şekilde olan birçok işletme için de dış ticaret işlemleri farklılık gösterebilmektedir. Araştırmada bu değişimlere yer verilecektir.Anahtar Kelimeler: Kriz, Dış Ticaret İşlemleri, İthalat/İhracat, Ödeme/Tahsilât

Finansal krizKrizKütahya Porselen A.Ş.+8
Ömür Özkuk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Geçiş sonrası Çin'in uluslararası ticarete entegrasyonu

Çin 1978 yılında ekonomik anlamda bir dönüşüm süreci başlatmıştır. Bu dönüşüm süreci kendi dinamikleri çerçevesinde ve herhangi bir özel stratejiye dayanmadan gerçekleşmiştir. Diğer geçiş ekonomilerinden farklı olarak Çin'de ekonomik anlamda bir serbestleşme yaşanırken bu durum siyasi anlamda bir serbestleşmeye dönüşmemiştir. Bugün hala ülkeyi tek parti olan Çin Komünist Partisi yönetmektedir. 1949-1978 yılları arasında merkezi planlamacı ekonomiyi benimseyen Çin 1978 yılından sonra serbest piyasa ekonomisine yönelik reformlar yapmıştır. Bu reformların sonuçları pek çok önemli makro ekonomik göstergeye olumlu olarak yansımıştır. Çin uzun yıllar boyunca yüksek büyüme oranları yakalamış buna ek olarak da ihracat, ithalat ve dış ticaret hacimlerinde dünyanın gelişmiş ülkeleri ile rekabet etmektedir. Yapılan reformlar ile Çin dünyanın fabrikası haline gelmiş ve pek çok önemli uluslararası yatırımcı için cazip bir ülke olmuştur. Başlangıçta ucuz işgücü sayesinde ülkeye gelen şirketlerden piyasa becerileri öğrenilerek ilerleyen dönemde Çin kendi ulusal markalarını yaratmıştır. Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne üyeliği ayrıca bir dönüm noktasıdır. Üyelikten sonra Çin'in dış ticaret hacmi hızla yükselmiş ve küresel ekonomiyle entegrasyon seviyesi artmıştır. Günümüz dünyasında ekonomik ilişkiler ile siyasi ilişkiler bir bütünlük arz etmektedir. Çin bu hususa dikkat ederek uluslararası aktörlerle olan karşılıklı ve çok taraflı ilişkilerine önem vermiştir. Tüm bunlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde Çin'in 1978 sonrasında uluslararası ticarette başarılı bir şekilde entegre olduğu görülmüştür.

Ekonomik bütünleşmeEkonomik ilişkilerGeçiş ekonomisi+6
Onur Uzma
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İhracata dayalı büyüme kapsamında milli gelir ve ihracatın ithalata bağımlılığı: Türkiye örneği

İstikrarlı büyüme sağlamak tüm ülkelerin hedefidir. Ekonomik sistemin büyüme lokomotifi olacak alanların olduğu gibi büyüme freni ya da büyümeyle birlikte uzun vadede sorun teşkil edecek alanlar da bulunmaktadır. Bunun yanı sıra dünya sistemi küreselleşmeyle birlikte etki alanı açısından tek ülke haline gelmiş durumundadır. Dünyanın bir parçası olan Türkiye, 1980 yılında büyüme modelini değiştirip ihracata dayalı büyüme stratejisini benimsemiştir. Dünya pazarından bir pay almaya çalışan Türkiye ekonomisi bu strateji kapsamında yapısal değişikliğe gitmiştir. Bu çalışmada, 1980-2021 yılları arasında Türkiye'nin gayri safi yurtiçi hasılası ile ihracatının ithalatına olan etkisi ve arasındaki nedensellik ilişkisi incelenmektedir. Bağımlı değişken olarak Türkiye'nin ithalatı iken bağımsız değişkenlerimiz Türkiye'nin gayri safi yurtiçin hasılası ve ihracatıdır. Zaman serisi analiz edilerek regresyon modeli tahmin edilmiş, durağanlık test edilmiş ve VAR Granger nedensellik testi uygulanmaktadır. Deneysel sonuçlarımız, Türkiye'nin gayri safi yurtiçi hasılası ile ihracatının ithalatı üzerine uzun dönemde pozitif anlamda etkisi olduğunu ve gayri safi yurtiçi hasıla ile ihracat ithalatın nedeni olduğunu göstermektedir. Bu bulguların doğrultusunda Türkiye'nin, üretim zincirinin tamamı yurtiçinde gerçekleştirilebilen sektörleri özel olarak ve ithalat payı açısından büyük oran teşkil eden sektörleri genel olarak teşvik etmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

BüyümeBüyüme politikalarıEkonomik büyüme+7
Hasan Ömeroğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerji ithalatı, cari açık ve ekonomik büyüme ilişkisi ve yakın komşuları ile olan enerji politikalarının değerlendirilmesi

İnsanlık tarihi boyunca birçok sebeple enerjiye duyulan ihtiyaç, sadece hane tüketimi ile kalmamış, sanayileşen toplumlarda üretim faktörlerinden biri haline gelmiştir. Sanayi Devrimi'nin başlattığı makineleşme, ardından teknolojik ilerlemeler ve nüfusun artması makineleşme çağını oluşturmuş, özellikle sanayileşmiş ülkelerde daha çok enerjiye gereksinim duyulmuştur. Enerji kaynakları bakımından zengin ülke özelliğine sahip olmak, ekonomik güç haline gelmiştir. Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkeler ise, özellikle 1970 Petrol Krizi'nden sonra enerji güvenliğine yönelik politikalar izlemeye yönelmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'nin enerji ithalatı, cari açık ve ekonomik büyüme ilişkisi incelenmiştir. 2000 ile 2020 yılları arasında zaman serisi uygulanmıştır. Çalışmanın modelinde, cari açık bağımlı değişken olurken, enerji ithalatı ve ekonomik büyüme bağımsız değişkenlerdir. İlk olarak Genişletilmiş Dickey Fuller(ADF) birim kök testi uygulanmış, büyüme değişkeninin bütünleşik olduğu bulunmuş, bütünleşme derecesine karar verebilmek için ise Zivot- Andrews birim kök testi tercih edilmiştir. Daha sonraki aşamada, değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki, Johansen Eşbütünleşme yöntemi ile test edilmiştir. Son olarak, eş bütünleşme vektörünün tahmini için Tam Değiştirilmiş En Küçük Kareler Yöntemi(FMOLS), ardından Granger Nedensellik Testi ile enerji ithalatı ve ekonomik büyümeden cari açığa tek yönlü nedensellik bulunmuştur.

Birim kök testleriCari açıkDickey-Fuller Testi+7
Fatma Nur Şahan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığının endeks ayrıştırma analizi ile incelenmesi

Ekonomik büyüme için vazgeçilmez bir girdi ve politik kararları doğrudan etkileyen bir faktör olarak enerji, bir çok ülke için en stratejik gündem maddelerinden birini oluşturur. Yeterli enerji kaynaklarına sahip olmayan ülkeler, artan enerji talebi karşısında büyük enerji ithalatı faturalarını ödemek zorunda kalırlarken, enerji ithal ettikleri ülkelere de bağımlı hale gelirler. Türkiye de bu ülkelerden biridir. Sürekli artan enerji talebine parallel olarak Türkiyenin enerji ithalatı büyürken ekonomi ve enerji güvenliği için bir tehdit oluşturmaktadır. Bu tezin amacı, Türkiye'nin enerji ithalatı bağımlılığını inceleyerek yıllar içinde meydana gelen değişikliklere açıklama getirmektir. Bunu sağlamak içinindeks ayrıştırma yöntemi kullanılmıştır. İndeks ayrıştırma analiz yöntemienerji, ekonomi, çevre konularında başarı ile kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemin enerji ithalatının analizinde kullanılması bu tez ile bir ilktir. Burada geliştirilen formülasyonda toplam enerji ithalatındaki artış, büyüyen toplam enerji talebi, arzın kompozisyonu, ve değişik kaynakların ithalatla karşılanma oranları(ithalat yoğunluğu) ile bağlantılandırılmıştır. Sonuçlar, enerji talebindeki artişın, diğer iki faktöre, yani arzın kompozisyonu ile kaynakların ithalat yoğunluğuna nazaran enerji ithalatının artışındaki en baskın faktör olduğunu göstermiştir. Diğer iki faktöründe enerji ithalatının artışında açıklayıcı rolleri vardır. Bu faktörlerden ortaya çıkan etkiler yıllar bazında ve artırıcı veya eksiltici etkiler olarak farklılıklar göstermektedir. Verier ve analiz sonuçları ışığında Türkiye'nin enerji politikaları yapılırken, ekonomik büyümeyi etkilemeyecek şekilde enerji talebini düşürecek çözümlere yönelinmesi gereğiortadadır. Bunu sağlamanın bir yolu enerji verimliliği ve tasarruf uygulamalarıdır. Diğer bir yol ise, Türkiye'nin görece büyük yenilenebilir enerji kaynak potansiyeli dikkate alındığında, bu kaynakların geliştirilmesinin ve kullanılmasının desteklenmesi ve yaygınlaştırılmasıdır. Azalan enerji ithalatı ile birlikte enerji ithal edilen ülkelerin de çeşitlendirilmesi, Türkiyenin enerji güvenliğini ve dışa bağımlılığını düzeltici yönde etki yaratacaktır. Anahtar kelimeler: Endeks Ayrıştırma Analizi, Enerji İthalatı, Enerji Bağımlılığı

BağımlılıkDışa bağımlılıkEndeks ayrıştırma analizi+3
Esat Honi
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararasılaşmanın inovasyon üzerine etkisi: Türkiye örneği

Her geçen gün küreselleşme ve inovasyon (yenilik) faaliyetleri yoğunluk kazanmakta, çeşitlenmekte ve karmaşık hale gelmektedir. Bu durum her alanda olduğu gibi ekonomi alanında da kendini göstermektedir. Ulusal sınırlar aşılarak diğer milletler ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, ülkede mikro ve makro açıdan inovasyon stratejilerine yön verilmesinde etkili olabilmektedir. İşte tam olarak bu noktada çalışmanın amacı belirmektedir; ülke (firma) ekonomilerinin uluslararasılaşma faaliyetlerinin, inovasyon üzerine etkisinin olup olmadığı ve eğer varsa nasıl ve hangi yönde etkilediği hususunu Türkiye açısından ampiriksel bir çalışma ile irdelemektir. Dünya Bankası, EBRD ve TOBB iş birliğiyle Türkiye'de çeşitli yıllarda (2002, 2005, 2008 ve 2012) yapılan anketler ve bu anketlere firmaların vermiş olduğu cevaplarda inovasyon, ihracat, ithalat ve doğrudan yabancı yatırım konularıyla ilgili olanlar -bu konular aynı zamanda çalışmanın modelini oluşturan değişkenlerdir- alınarak çalışmanın amacı doğrultusunda veri tabanı düzenlenip Yatay Kesit analizine tabi tutulmuştur. Ayrıca çalışmada kontrol değişkenleri (firma boyutu ve firma sektörü) de yer almaktadır. Yöntem olarak Lojistik Regresyon Analiz yöntemi bu çalışmada modelleme sürecinde kullanılmıştır. Bu yöntem doğrultusunda elde edilen sonuç; Türkiye'de firmaların uluslararasılaşması ile inovasyon faaliyetleri arasında bir ilişkinin mevcut olduğudur. Bu bağlamda, firmalar uluslararasılaştıkça inovasyon kapasitelerinin arttığı gözlemlenmiştir.

EkonomiEkonomi politikalarıRegresyon analizi+5
Güney Aydin
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Savunma harcamaları, cari denge ve silah ithalatı ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin ekonometrik analizi

Güvenlik kavramı insanın yaratılışından beri hayatını devam ettirebilmesi için en büyük ihtiyaçlarından biri olmuştur. Bu güvenlik arayışı ve ihtiyacı devletlerin kendilerini savunma mecburiyetini beraberinde getirmiştir. Dünya savaşları, Soğuk savaş, ülkeler arası kutuplaşma, güç kavgaları, zengin olma isteği, egemenlik anlayışı vb. sebepler dünya genelini etkileyen bir hale gelmiştir. Dünya üzerinde netlik ortamının daima sürmesi çok iyimser bir yaklaşım olacaktır. Uluslararası çıkar ilişkileri sürdüğü sürece belirsizlik artacak, bu belirsizliğin arttırdığı karmaşşık ülkelerin kendilerini koruma ve egemenliklerini elinde tutma arzusunu tetikleyecek, vatandaşlarını koruma isteği iyice arttıracak ve karşı konulamaz bir talep haline gelecektir. Bu durumlar doğal olarak ekonomik birimler üzerine de yansımıştır çünkü savunma harcamalarını egemenliğin bedeli olarak düşünmek mümkündür. Ülke üzerindeki karmaşa ortamı arttıkça doğal olarak savunmaya ihtiyaç artmakta ve bu ihtiyaç beraberinde savunma alanına daha fazla kaynak aktarmayı gerektirmektedir. Çünkü savunma harcamaları kamu harcamalarından savunma hizmetleri adına ayrılan kısımdır. Bununla birlikte savunmaya ayrılan pay ülkenin içinde bulunduğu tehdit arttıkça artmaktadır. Benoit'ten beri savunmaya ayrılan kaynağın ekonomiyi ne yönlü etkilediği üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların sürekli tazelenmesinin nedenleri arasında tarih boyunca devletlerce savunmaya pay ayrılmış olması ve bu paydan hiçbir devletin vazgeçememiş olması yatmaktadır. Önemli olan bu savunma payını optimum düzeyde tutmaktır. Çünkü savunma harcamalarına çok kaynak ayırmak doğru bir savunma planının olmadığını göstermektedir. Doğru bir plan ve gerekli düzeyde savunma harcamaları planlaması ekonomik büyümeyi en iyi düzeyde etkileyecektir. Ülkelerin savunma harcamalarını yaparken onları etkileyen birden çok faktör vardır. Genel bir çerçevede bakıldığında gelişmiş ülkelerin daha faza savunma harcaması yaptığı görülmektedir. Bu çalışma, Augment Dickey Fuller testi, ADF Birim Kök testi, Johansen Eş bütünleşme Testi, Varyans ayrıştırma analizi, Housman testi, Panel veri analizi kullanılarak; seçili ülkelerde askeri harcamalar, cari denge ve silah ithracatının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini incelemiştir. Çalışmada öncelikle 1965-2015 yılları arasındaki dönemde Türkiye incelenmiştir. Türkiyenin ekonomik büyümesindeki uzun dönemli faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Daha sonra Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya ve Kanada gibi ülkeler de ilave edilerek araştırma genişletilmiştir. Tüm bu ülkeler arasında ampirik bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada seçilecek tarih aralığı verinin bulunabilme özelliğine göre seçilmiştir.

Cari işlemler dengesiEkonometrik analizEkonomik büyüme+4
Sümeyye Özburak
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İthalatta kıymet kriterli gözetim uygulaması: Sanayi üretimine etkisi, sorunlar ve çözüm önerileri

Gümrük vergilerinin tahsilinde en önemli konu başlıklarından biri öteden beri verginin hesaplanmasına esas matrahın belirlenmesi olmuştur. Özellikle GATT ve DTÖ sonrası ortaya çıkan tartışmalar doğrultusunda ithalat vergileri matrahında advalorem matrahın esas alınması gerektiği görüşü ağırlık kazanmıştır. Bu nedenle gümrük kıymeti tespitinin önemi artmış, asırları aşan bir sorun alanı olan kıymet belirleme yöntemleri tartışmalara konu olmuştur. Bu çalışmada kıymet kriterli gözetim uygulaması bu kapsamda ele alınmış ve sanayi üretimine etkisi incelenerek uygulamadan elde edilen fayda tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaca yönelik olarak veri elde edilmesi daha kolay olduğundan ve temsil kabiliyeti diğer sektörlere oranla daha yüksek dolduğundan Kağıt ve Karton Sanayinde gözetim uygulaması örneği ele alınmıştır. Türkiye'de 2005:01-2021:12 dönemi aralığında aylık veriler kullanılarak 4820.10.30.00.00 GTİP'inde yer alan not defterleri, mektupluk, bloknotlar, hatıra defterleri ithalat birim kıymetleri, 4820.30.00.00.00 GTİP'inde yer alan klasörler, ciltler dosya gömlekleri ve kapakları ithalat birim kıymetleri ve 4814.20.00.00.00 GTİP'inde yer alan duvar kağıtları ve benzeri duvar kaplamaları ithalat birim kıymetleri bağımsız değişken, karton ve kâğıt sanayi mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış üretim endeksi bağımlı değişken olarak ARDL sınır eş bütünleşme testine tabi tutulmuştur. ARDL F sınır istatistiği ile kritik değerler karşılaştırıldığında %1 anlamlılık düzeyinde uzun dönemde bütün değişkenlerin önemli bir denge ilişkisinde olduğu görülmüştür. Uzun dönem katsayılarına göre not defterleri, mektupluk, bloknotlar, hatıra defterleri ithalat birim kıymetlerinin bağımlı değişken üzerinde %10 anlamlılık düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi saptanamamıştır. Klasörler, ciltler dosya gömlekleri ve kapakları ithalat birim kıymetlerinin %10 anlamlılık düzeyinde bağımlı değişken üzerinde istatistiksel olarak önemli ve pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Buna göre bağımsız değişkende gerçekleşen %1'lik artış bağımlı değişkende uzun dönemde %1,24 artışa neden olmaktadır. Duvar kağıtları ve benzeri duvar kaplamaları ithalat birim kıymetlerinin %1 anlamlılık düzeyinde bağımlı değişken üzerinde istatistiksel olarak önemli ve pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Buna göre bağımsız değişkende gerçekleşen %1'lik artış bağımlı değişkende uzun dönemde %1.04 artışa neden olmaktadır. Ayrıca kurulan model için etkilerin kısa dönemde değil uzun dönemde ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Analiz sonuçlarından yola çıkılarak gözetim uygulamasından elde edilen yararın periyodik olarak hesaplanması, sanayi üretimine etkisi olmayan uygulamaların yürürlükten kaldırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda suni biçimde artan ithal fiyatı düşerek tüketici enflasyonunun azalmasına yol açmaktadır. Ayrıca düşen ithal fiyatı nedeniyle tüketim artarak toplam ithalat miktarında dolayısıyla ithalde alınan toplam vergi gelirinde artışa yol açmaktadır. Elde edilen hazine gelirinin ithal ürünle rekabet etmesi amaçlanan daha verimli sanayi kollarında teşvik veya sübvansiyon olarak kullanılmasının uygun olacağı önerisiyle çalışma tamamlanmıştır. Anahtar kelimeler: Gümrük, Gözetim, Kıymet, Üretim, İthalat.

Dış ticaret vergileriEkonomik kıymetlerEndüstri sektörü+7
Mustafa Meral
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaret vergileri ve hukuki esasları

Türkiye'de dış ticaret üzerindeki mali yükümlülükler ithalat ve ihracat vergileri olarak gümrük vergileri, ithalattan alınan diğer vergiler ile yürütme tarafından konulan ek mali yükümlülüklerden oluşmaktadır. Bu bağlamda dış ticaret vergileri olarak gümrük vergileri ve ithalattan alınan diğer vergiler hukuki esasları çerçevesinde incelenmiş, ek mali yükümlülük olan fonlardan da önemli olanlara yer verilmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde, ilk olarak dış ticaret vergilerinin uluslararası boyutu kapsamında yapılan anlaşmalar ve vergileme ilkeleri ele alınmıştır. Dış ticaret düzenlemesi çerçevesinde yürütmeye yetki tanıyan anayasal düzenlemeler de değerlendirilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergiler ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamındaki gümrük verilerinin temel kavramları aralarındaki farkların ortaya konması adına karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca gümrük vergileri açısından önem arz eden gümrük rejimleri, eşyanın menşei, tarife cetveli ile kıymet tespit yöntemleri ele alınmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde, Türkiye'de dış ticaret üzerindeki mali yükümlülükler olarak gümrük vergileri ve diğer vergiler ile fonların neler olduğu, temel unsurları göz önünde bulundurularak ve vergileme tekniği açısından incelenmiştir.

Dış ticaret vergileriGümrük vergisiHukuki işlemler+7
Abdullah Ceylan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Emissions embodied in exports in developed and developing countries and an empirical study on the emissions embodied in Turkey's trade (2000 and 2009)

In this study, we are looking answers to three questions: 1) What are the carbon emissions embodied in exports for 40 major countries in 2000 and 2009? 2) How did emissions embodied in exports for those countries as well as emissions embodied in imports and exports for Turkey change in the 10-year term? 3) Is it possible to calculate net export values that exclude emission externality for major economies? In other words, we are going to look at one of the externalities, carbon emissions as a cause of climate change in general; then, we will calculate the emissions embodied in exports (EEEs); and last, have a very close look at the emssions embodied in exports and imports of Turkey and end up with calculating net export values for the nations. Our findings are as follows: 1) Climate change has been an undeniable reality of our lives in the last decades; 2) There is a direct relationship between carbon emission levels and industrial/service exports; 3) Emissions embodied in exports transferred mostly from developed nations to developing countries from 2000 to 2009; 4) Developed countries kept producing their strategic goods; however, total created emissions were much lower in those countries except Central Europe; 5) USA left most consumer-goods production to developing countries and decreased level of emissions in exports while her number one trade partner's, China's, emissions were fivefold from 2000 to 2009; 6) Total emissions embodied in exports on planet increased as a result of high production/exports and lower production technologies in the developing countries; 7) Central Europe had a different picture from Southern and Northern Europe with much higher emission levels; 8) Turkey created half of all emissions embodied in alonein Balkan staters in 2009; 9) Turkey's calculated emission cleaning cost was about 1.5 percent of her total exports; 10) Emissions embodied in Imports were higher than emissions embodied in exports for Turkey in 2009, putting the country in an unblamable position; however, she still needs to lower emission levels for environmental protection; 11) Far-Eastern countries have much higher emission cleaning costs as a percentage of the total exports comparing to Western nations. Clearly, there is a close relationship between exploded international trade and erupted emissions in the world; that is the reason why emissions embodied in exports and imports have been studied extensively in the last two decades, particularly because more than 50% of emissions come from trading for some countries. We have calculated emissions embodied in exports for 40 major countries holding 85% of world's GNP in the current study. We used input-output tables from World Input Output Database and implemented SRIO model with developed statistical formulas. Emission embodied in exports (EEE) values were calculated for developed and developing nations as well as several country groups as Northern, Southern and Central Europe, BRIC countries, and Balkan States. Also, the values of China and USA were compared in a different dataset for years 2000 and 2009 to see the developments in emission transfer by trade relations in the ten-year period. Then, the sectors classified as consumer producers and strategic sectors, and the positions of developed and developing countries were judged as well as BRIC countries'. We found out that Western industrialized countries did not quit producing and exporting their strategic goods even those caused emissions while most of consumer goods production was left to China and some other developing economies. Central Europe was not as successful as Northern and Southern Europe in controlling emissions in the ten-year period according to our findings. Russia saved significant emissions while China's emissions were fivefold. India has been another large emission producer while Turkey's emissions in telecommunications, defense industry and transports increased immensely. Last part of the study focuses on Turkey's emissions embodied in her both exports and imports. After studying the developments in emissions embodied in exports and imports from 2000 to 2009, we calculated the 'carbon leakage' for the country and studied each sector from the viewpoint of emissions. We finalized our study by calculating net export values for Turkey and other major countries by calculating and subtracting the dollar value of carbon emissions. Keywords : Balance of emissions embodied in trade, carbon leakage, emissions embodied in exports, emissions embodied in imports, Turkey's emissions.

EmissionTradeExport+1
Ali Vural Cengiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaretin ekonomik büyüme üzerine etkisi: 2000 sonrası Türkiye uygulaması

Ekonomik büyüme modellerinin çalışılmasında teknoloji entegrasyonu, içsel büyüme modellerinde çalışılan mevcut kaynakların ve ara varlıkların temini gibi süreçler ithalat yoluyla yönetilebilmektedir. Bu durum, ithalat ile ekonomik büyüme arasında bir bağlantı olduğu iddiasını desteklemektedir. Amacı: Gelişmekte olan ülkelerde ekonomik kalkınma için ihtiyaç duyulan ürünler hakkında, tasarruf eksikliği, sermaye eksikliği ve benzer nedenler yetersiz ithalata yol açmaktadır. Bu durum ekonomik kalkınmanın hedeflerini etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı dış ticaretin ekonomik büyüme üzerine etkisi incelenerek 2001 yılı ve sonrası yıllarda Türkiye uygulamasında ne gibi değişimler etkili olmuştur araştırmaktır. Ayrıca çalışma, 2001 yılı ve sonrası Türkiye'ye ekonomik büyüme, ithalat ve ihracat arasındaki bağlantıyı belirlemesi açısından önemlidir. Çalışmanın ilk bölümünde; Ekonomik büyüme ve belirleyicileri, büyüme modelleri, ihracat ve ithalat detaylı olarak incelenmiştir. İkinci bölümde; Türkiye'nin ihracatının ve ithalatının 2001 ve sonraki yıllardaki gelişimi ele alınarak, Türkiye ekonomisi için büyüme süreci ve büyüme verileri belirlenerek çalışmamızda yer verilmektedir. Metot: 2001 yılı ve sonrası için uluslararası ekonomik örgütlerin Türkiye için toplamış olduğu GSYH ve Dış Ticaret verileri alınıp, gerekli ekonometrik testlere tabii tutulmuştur. Verilerin durağan halde olup olmadığı incelenip, ardından aralarında uzun veya kısa dönemde trend kesişmesi olup olmadığı araştırılmıştır. Sonuç: Bu çalışma, dış ticaret ile ekonomik büyüme arasındaki bağlantıyı incelemekte ve ihracat ile ekonomik büyüme arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye ihracatının ekonomik kalkınma üzerindeki etkisini artırmak, ülke refahını artırmak ve istihdam yaratmak için katma değeri yüksek ürünlerin ihracatına ihtiyaç vardır. Çalışmanın ekonometrik kısmı, Türkiye'nin ithalat ve ihracatı ile GSYH (büyüme) arasındaki ilişkiyi analiz etmektedir. Dış ticaretin ekonomik kalkınmaya dahil edilmesi çok önemlidir. Ekonomi büyüdükçe kişi başına düşen gelir de büyümekte olduğu açıkça görülmektedir.

EkonomiEkonomik büyümeEkonomik etki+3
Mert Boran Yıldız
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ile İtalya arasındaki dış ticaretin ekonometrik analizi

Çalışmanın amacı, Gümrük Birliği sonrası, Türkiye- İtalya ihracat ve ithalat talep fonksiyonlarının eş bütünleşme analizi ile tahmin edilmesidir. Çalışmanın birinci bölümünde çalışmanın içeriği özetlenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde dış ticaret teorileri açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde literatür taraması özetlenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ekonometrik teoriler açıklanmıştır. Çalışmanın son bölümünde ekonometrik analiz yapılmıştır. İthalat ve ihracat fonksiyonlarının belirleyicileri olarak, gelir ve göreli fiyatlar alınmıştır. İhracat ve ithalat fonksiyonları, 1996 - 2015 dönemi için yıllık veriler kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan Engle- Granger ve Johansen Eş bütünleşme analizleri sonucunda, değişkenler arasında uzun dönemli ilişki bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, ithalatın ve ihracatın ülkelerin GSYİH içinde paylarının yüksek olduğu ve fiyat değişmelerine duyarlı olduğu anlamına gelmektedir.

Ekonometrik analizEşbütünleşmeTürkiye+4
Bahanur Cereb
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1990 yılından günümüze Türkiye'nin cari açık sorunu

Son yıllarda cari açık sorunu Türkiye'nin en önemli yapısal sorunlarından biri haline gelmiştir. Bununla birlikte cari açığın artmasına sebep olan birçok faktör vardır. Özellikle 1990'lı yıllardan itibaren Türkiye ekonomisinde, cari açığın ortaya çıkmasında ithalat, ihracat, dış kaynak girişi ve toplam dış borç stoku gibi yapısal sorunlar daha büyük etkiye sahip olmuştur. Bundan dolayı bu çalışmada 1984-2017 yılları arasında Türkiye ekonomisinde cari açığa sebep olan unsurlar ele alınmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'de 1984-2017 yılları arasındaki cari açık verilerinin ithalat, dış kaynak girişi, toplam dış borç stoku ve ihracat ile olan nedensellik ilişkisi ekonometrik olarak analiz edilmiştir. Çalışmada öncellikle, serileri durağanlaştırmak için ADF ve PP birim kök testleri uygulanmış ve değişkenlerin düzeyde durağan olmadıkları, birinci farkları alındığında ise durağanlaştıkları görülmüştür. Yani, her üç seri de I(1) seviyesinde durağandır. Granger nedensellik testi sonucunda dış kaynak girişinden cari açığa doğru tek yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Yine, dış kaynak girişi ve ithalattan toplam dış borç stoğuna doğru tek yönlü bir nedensellik ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, dış kaynak girişinden ithalata doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Dış kaynak girişinden ihracata doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Johansen Eşbütünleşme analizinde ise bütün değişkenlerde koentegre vektör bulunmaktadır. Böylelikle, cari açık, ithalat, dış kaynak girişi, toplam dış borç stoku ve ihracat arasında uzun dönemli bir ilişki bulunmaktadır. Çalışmada sonuç olarak ulaşılan ekonometrik analizler literatür taramasındaki çalışmalarla uyumludur. Anahtar Kelimeler: Ödemeler Bilançosu, Cari Açık, İhracat-İthalat, Johansen Eşbütünleşme

Cari açıkJohansen Eşbütünleşme TestiTürk ekonomi tarihi+5
Hüseyin Karahan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İhracatta akreditiflerin etkisi: Ege Bölgesi örneği

Dış ticaret, ülkeler arasında gerçekleştirilen ihracat ve ithalat hareketleridir. Ülkeler dış ticaret ilişkileri sonucunda satılan malların teslimi ve ödenmesi ile buna bağlı olarak oluşan etkileri uluslararası ticaret yapan işletmeler için büyük önem kazanmıştır. Ülkeler dış ticaret yaparken kullandıkları teslim ve ödeme şekilleri bulunmaktadır. Bu ödeme yöntemlerinden biri olan akreditifli ödeme, diğer ödeme yöntemleri arasında en güvenilir ve iki tarafın da hakkını koruyan ödeme şeklidir. Akreditif, ihracat yapılan malların bedelini ödenmesi konusunda belirli koşulların yerine getirilmesinden sonra ödemenin yapılacağına ilişkin bir tür teminattır. Yapılan çalışma, Ege Bölgesi ihracatında akreditifli ödemenin diğer tüm ödeme yöntemleri arasında ne kadar etkili ve önemli olduğunu amaçlamaktadır. Bu bağlamda Ege İhracatçı Birlikleri'nden alınan ülkeler bazında ödeme yöntemlerine göre 2011-2018 yıları arasındaki ihracat tutarları incelenmiştir. Akreditifli ödeme yöntemi diğer ödeme yöntemleri ile karşılaştırılarak avantajları ve kullanılabilirliği değerlendirilmiştir. Ege ihracatçı Birlikleri'nden alınan verilerdeki ülkelerden 13 tanesi, ihracatta tüm ödeme şekillerinin kullandığı ve Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı ülkeler arasından seçilmiştir. En güvenilir ödeme yöntemi olmasına rağmen, pahalılığı nedeniyle Ege Bölgesi'nin ihracatında akreditifli ödemenin fazla kullanılmadığı sonucuna ulaşılmış, en çok kullanılan ödeme yöntemi mal mukabili ödeme olmuştur. Akreditifli ödemenin kullanımı ülkelere göre farklılık göstermesiyle birlikte genel anlamda az kullanıldığı verilerde de görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, İhracat, Ödeme Şekilleri ve Akreditif

AkreditifEge bölgesiUluslararası ticaret+3
Meryem Bayram
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş iller bazında ihracat ve ithalat ilişkisi

Türkiye ekonomisine bakıldığında, sanayileşme stratejinin temelini 1960 ve 1970'li yıllarda atıldığı ve ithal ikameci sanayileşme politikaları ile oluşturulduğu söylenilebilir. 1980'li yıllara gelindiğinde ise, Türkiye ekonomisinde dışa açık sanayileşme politikaları uygulandığı görülmektedir. 1980 sonrası döneme ise, Türkiye ekonomisinde, ihracata yönelik sanayileşme politikaları izlediği ve diğer bir taraftan, dış ticaret serbestleştirilerek ekonomi politikasında önemli bazı yapısal değişimlere gidilmiştir. Son yıllarda Türkiye ekonomisine baktığımızda ithalattaki artışın, ihracattaki artıştan fazla olduğu görülmektedir. Buna bağlı olarak da, cari açık süreklilik arz ederek büyümektedir. Türk Lirası'nın son yıllarda, aşırı değerlenmeye başlaması ile, ihracata dönük sanayi, ihracatı sürdürebilmek amacıyla, ithal girdi kullanımına yöneltmiştir. Türkiye ekonomisinde ihracat içerisinde en önemli paya sahip olan sanayi malı ihracatı, ithalatta önemli paya sahip ara malı ithalatının yapılabilirliğine bağlıdır. İhracata dayalı sanayileşme politikasının başarısı, ara ve sermaye malı üreten endüstrilerin geliştirilmesine bağlıdır. Eğer bu gelişim sağlanamazsa, Türkiye ekonomisindeki dış ticaret açığına ilişkin sorun artarak devam edecektir. Bunu sorunu önlemek ve yapısal süreci tersine çevirmek için, sermaye ve ara malı üretebilecek endüstrilerin gelişimine yönelik stratejiler uygulamak gerekir. Bu çalışmada, 2002:M01 - 2013:M12 döneminde Türkiye'nin; Adana, Ankara, Bursa, Denizli, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri Kocaeli ve Konya ile gerçekleştir¬miş olduğu ithalat ve ihracat işlemlerinin birbirine bağımlı olup olmadığı analiz edilmiştir. İlk olarak ithalat ve ihracat serilerinin logaritması alınmış ve birinci dereceden farkı alınarak birim kök içerip içermediği birim kök testi yardımıyla analiz edilmiştir. Bu testlerin sonucunda ithalat ve ihracat serilerinin birim kök içerdiği tespit edilmiştir. Daha son¬ra ithalat ile ihracat serisi arasında ilişki olup ol-madığını anlayabilmek için Granger nedensellik testi kullanılmıştır. Bu test sonucunda ithalat ve ihracat serileri arasında çeşitli nedensellik ilişkileri olduğu tespit edilerek, Türkiye'nin çalışmaya konu olan bu seçilmiş 10 ille gerçekleştirmiş olduğu ihracat ve ithalat işlemlerinde bu illerde bağımlılık ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: İhracat, İthalat, Birim Kök Testi, Granger Nedensellik Testi, Regresyon

Birim kök testleriGranger Nedensellik TestiTürk ekonomisi+4
Enez Kan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında ithalatın vergilendirilmesine ilişkin uyuşmazlıklar ve değerlendirilmesi

Dış ticaretten alınan vergiler, ülkelerarası mal ve hizmetin yer değiştirmesi nedeniyle, ticarete konu olan mal ve hizmetin miktarı veya kıymeti üzerinden alınan ekonomik, sosyal ve mali işlevlerinin yanında önemli bir dış ticaret ve ekonomi politikası aracıdır. Dış ticaret işlemlerini, ağırlıklı olarak ithalat ve ihracat işlemleri oluşturmakla birlikte, ülkemizde ihracatın teşvik edildiği ve daha ziyade ithalat işlemlerinden vergi alındığı göz önüne alındığında; dış ticaret işlemleri üzerinden alınan vergilerle ağırlıklı olarak ithalat işlemleri üzerinden alınan vergiler ifade edilmek istenmektedir. Bu nedenle, tezin konusunu da ithalat işlemlerinden alınan vergiler ve benzeri mali yükümlülükler oluşturmaktadır. Türkiye'de ithalat işlemleri üzerinden başta gümrük vergisi olmak üzere çeşitli isimler altında vergi ve eş etkili mali yükümlülükler alınmaktadır. Vergilendirilme sürecine ilişkin temel düzenleme Vergi Usul Kanunu iken, gümrük vergileri bu kanunun kapsamı dışında tutularak Gümrük Kanunu ile düzenlenmiştir. İthalat işlemlerinden alınan özel tüketim vergisi, katma değer vergisi, damga vergisi gibi vergiler kendi kanunlarında düzenlenmekle beraber, Vergi Usul Kanunu sistematiğine tabidir. İthalat işlemlerinin vergilendirilmesi sürecinde, ithalat işlemlerinin uluslararası hukuk kuralları ile ilişkisinin bulunması, ticari ilişkilerin dinamik yapıya sahip olması, gümrük işlemlerinin teknik bilgiyi gerektirmesi, mevzuatın karmaşık ve dağınık olması gibi sebeplerle çeşitli uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Uyuşmazlıklara ilişkin çözüm yollarının hepsinin yasalarda düzenlenmiş olması mümkün olmadığından, yargı yoluyla çözümüne ilişkin kararların incelenmesi ve değerlendirilmesi, uygulayıcılara yol göstermesi bakımından büyük önem arz etmektedir. Tez konumuz, üç bölüm altında incelenecektir. Birinci bölümde, genel olarak dış ticaret ve vergilendirilmesi, seçilmiş ülkeler çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, ithalattan alınan vergi ve eş etkili mali yükümlülüklerin temel vergilendirme aşamalarına yasal mevzuat kapsamında yer verilmiştir. Tezin son bölümünde, gümrük vergisine ilişkin uyuşmazlıkların çözüm süreci, diğer vergilerde oluşan süreçten farklı olduğundan öncelikle zorunlu idari itiraz yolu ve yargı yoluna ana hatlarıyla yer verilmiş, ithalattan alınan vergilere ilişkin uyuşmazlıklara ait yargı kararlarından örnekler verilmek suretiyle uygulama hakkında değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İthalat, Gümrük Vergisi, Vergi Yargısı, Gümrük Uyuşmazlıkları.

Gümrük vergisiHukuki uyuşmazlıklarMali hukuk+6
Özge Mertoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin elma ihracatı ve Isparta Eğirdir Bölgesi'nin incelenmesi

Bu çalışmada Türkiye'nin elma ihracatı ve Isparta Eğirdir Bölgesi'nin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında detaylı bir araştırma gerçekleştirilmiştir. TÜİK, FAO, USDA gibi veritabanlarından elma üretimi, elma verimi, elma ticareti, elma ithalat ve ihracatına ilişkin veriler alınmıştır. Toplanan verilerin güncel olmasına özen gösterilmiş ve bu veriler tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Çalışmada çeşitli makale, tez, rapor gibi yerli yabancı internet kaynaklarından faydalanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde elmanın tanımı, bitkisel özellikleri gibi bilgilere yer verilmiş ve detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Dünya ve Türkiye elma ticaretine güncel veriler incelenmiştir. İncelenen veriler sonucunda, dünya elma ihracat ve ithalatında öncü olan ülkeler, üretim alanları, üretim verileri gibi bilgiler detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Bununla birlikte Türkiye'deki elma üretim alanları, elma verimi, elma ticaretinde ön plana çıkan şehirler açıklanmıştır. Türkiye'de elma üretiminde önem teşkil eden şehirlerin başında Isparta'nın geldiği ve Isparta'yı Niğde, Karaman gibi şehirlerin takip ettiği görülmüştür. Elma üretimi için oldukça verimli toprağa sahip olan Türkiye'nin ihracat alanında diğer dünya ülkelerine göre geri planda kaldığı da dikkat çekmiştir. Anahtar Kelimeler: Elma, elma ticareti, ithalat, ihracat, Türkiye.

ElmaIsparta-EğirdirUluslararası ticaret+2
Yasemin Özdamar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin dış ticaret sürecinde rol alan tarafların ticaretin kolaylaştırılmasına ilişkin karşılıklı beklentileri üzerine biraraştırma

Uluslararası ticaret, ülkelerin kalkınmasında önemli bir paya sahiptir. İkinci Dünya Savaşı'nın getirdiği dünya ticaretindeki daralmadan sonra ülkeler, uluslararası ticaretin önündeki engelleri kaldırmak ve ticarette ayrımcılığı önlemek amacı ile 1947 yılında Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması'nı (GATT) imzalamışlardır. 1948 ve 1993 yılları arasında faaliyet gösteren GATT 1994 yılında hukuki zemini güçlü ve yaptırım gücü bulunan Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) dönüştürülmüştür. DTÖ kurulduğu günden bugüne ticaret engellerini kaldırmak ve ticareti hızlandırmak amacıyla önemli çalışmalar yapmaktadır. Bu kapsamda, 2013 yılında Ticareti Kolaylaştırma Anlaşması (TFA) imzalanıp 2017 yılında yürürlüğe girmiştir. Araştırmanın amacı, Türkiye'de dış ticaret sürecinde rol alan tarafların karşılıklı beklentilerini belirlemek, sürecin hızlandırılmasına ve kolaylaştırılmasına ilişkin görüşlerini, olası eksikleri ve çözüm önerilerini ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda, çalışmanın birinci bölümünde uluslararası ticaret politikaları ve ticareti kolaylaştırmayı amaçlayan kuruluşlar kısaca ele alınmıştır. Ayrıca, ticaret sürecindeki potansiyel ortaklar ve ticaret zinciri detaylı bir şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde, TFA ve performans göstergeleri incelenmiş, TFA'nın uygulanması sürecinde referans niteliği taşıyan söz konusu göstergeler nezdinde Türkiye'nin durumu incelenmiştir. Ticaretin kolaylaştırılması ile elde edilebilecek olası kazançlar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise, TFA performans göstergelerinde Türkiye'nin durumuna istinaden ticaret sürecinde rol alan tarafların görüşlerini ve sorunlarını belirlemek amacıyla görüşme soruları hazırlanmış ve ticaretin önemli aktörleri olan firmalar ve gümrük yetkilileri ile görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler Nitel Araştırma Yönteminin bir veri toplama tekniği olan Derinlemesine Görüşme ile yapılmıştır. Elde edilen veriler NVivo programı kullanılarak detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, ticaret sürecindeki aktörlerin sorunları ve diğer aktörlerden beklentileri belirlenmiş, sonuç bölümünde ise bu sorunların çözümü ve beklentilerin karşılanmasına yönelik öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Ticaretin Kolaylaştırılması, Ticaretin Kolaylaştırma Anlaşması, Dünya Ticaret Örgütü, İthalat-İhracat Yönetimi

AnlaşmalarDünya Ticaret ÖrgütüKolaylaştırma+6
Berk Nuhoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2000 yılı sonrasında Türkiye'de ihracat, ithalat ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin analizi

Ekonomik büyümenin belirleyici unsurlarından olan, ihracat ve ithalat son yıllarda çok fazla araştırmalara konu olmuştur. Özellikle 1980 sonrası küreselleşme hareketlerine bağlı olarak uygulanan sanayileşme politikaları ile ülke ekonomileri, yapısal bir dönüşüme sahne olmuştur. "2000 Yılı Sonrasında Türkiye'de İhracat, İthalat ve Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişkinin Analizi" adlı bu çalışmada, son yıllarda merak edilen dış ticaretin ekonomik büyümedeki etkileri incelenmiştir. 2000-2018 yılları arası ihracat, ithalat ve gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) verileri kullanılarak, ekonometrik analizler yapılmıştır. Söz konusu değişkenlere ait durağanlığı tespit etmek için ADF birim kök testi yapılmış, birinci farklarında durağan oldukları sonucuna varılmıştır. Tüm değişkenlerin birinci farklarında durağan olması uzun dönemde eşbütünleşmenin olup olmadığının test edilmesine yol açmıştır. Johansen Eşbütünleşme testi ile de değişkenlerin eşbütünleşik olduğu sonucuna ulaşılmıştır. VAR modeli tahmininin sağlıklı olması için uygun optimal gecikme uzunluğunun tespit edilmesi önemlidir. Akaike bilgi kriterine göre uygun gecikme uzunluğu 5 olarak belirlenmiştir. VAR modeli incelendiğinde kalıntıların normal dağıldığı, değişen varyans ve otokorelasyon sorununun olmadığı sonuçları tespit edilmiştir. Değişkenler arasında nedenselliğin tespiti için Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Bunun sonucunda ithalattan ekonomik büyümeye ve ihracata doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Varyans ayrıştırması ve etki-tepki analizleri de yapılan analiz sonuçlarını doğrulamaktadır. Sonuçlar, Türkiye'nin ithalata dayalı büyüme modelini destekler niteliktedir. Politika önerisi olarak, ithalatı kısıp ihracatı arttırmaya yönelik makroekonomik politikaların devreye sokulmasının uygun olabileceği düşünülmektedir.

BüyümeEkonometrik analizEkonomik büyüme+4
Betül Baş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects