Crisis

393 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Finansal krizlerle mücadelede Basel III ile getirilen döngüsel sermaye tamponunun çalıştırılma esas ve usulleri

Bankacılık sektörü sistemik riske maruz bir sektör olduğu için sıkı takip edilmesi, düzenlenmesi ve denetlenmesi gerekmektedir. Bankacılık sektörüne yönelik düzenlemelerin en önemlilerinden birisi olan Basel Standartları'nın ilki 1988 yılında, ikincisi 2004 yılında yayımlanmıştır. 2008 yılında patlak veren küresel krizde Basel II'nin yetersiz kalması üzerine, 2010 yılında Basel III standartları yayımlanmıştır. Basel III ile getirilen yeniliklerden birisi döngüsel sermaye tamponları olmuştur. Döngüsel sermaye tamponu, çeşitli göstergeler yardımıyla olası krizlere önceden işaret ederek bankaların kriz dönemlerinden önce fazladan sermaye tutmalarını sağlamaktadır. Tampon, yine çeşitli göstergeler ile kriz çıktığını belirterek, tutulan fazla sermayenin kriz döneminde serbest bırakılmasını ve bu şekilde bankalara fon sağlanmasını amaçlamaktadır. Basel Komitesi, döngüsel sermaye tamponu uygulamaları için Kredi/GSYH göstergesini önermektedir. Söz konusu göstergede, Kredi/GSYH oranlarının, uzun dönem trendinden farkı alınmaktadır. Uzun dönem trendi, tek taraflı HP filtre yöntemi ile düzeltme parametresi lambda 400.000 olarak hesaplanmaktadır. Bu çalışmada, Kredi/GSYH göstergesi Türkiye'nin 1988-2015 arasındaki verileri için farklı λ değerleri ile analiz edilmiştir. Analizler sonucu Kredi/GSYH göstergesinin Türkiye'de yaşanan krizleri açıklamada tek başına yeterli olmadığı görülmüştür. Bu nedenle, alternatif gösterge olarak BIST100 endeksi, CDS primleri ve banka karlılık oranları incelenmiştir. Çalışma neticesinde, Kredi/GSYH oranı ve BIST100 endeksinin krizleri önceden haber vererek döngüsel sermaye tamponu tutulmasına, CDS primleri ve karlılık oranlarının ise kriz çıktığını işaret ederek tutulan tamponların serbest bırakılmasına yardımcı olacakları sonucuna ulaşılmıştır.

BankalarBasel IIIBasel kriterleri+4
Mümine Kübra Altuntaş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel ekonomik kriz sonrası Türk bankacılık sektöründe nakit tutma oranlarının seçili finansal göstergeler ile ilişkisi

Nakit tutma davranışı organizasyonel anlamda riskten kaçışın ve ihtiyatlı davranmanın en belirgin uygulaması olmaktadır. Nakit veya nakit benzeri bir varlığın korunmak veya gelecekte belirsiz bir zamanda kar etmek amacıyla kullanılmasın ifade eden nakit tutma sektörel ve zamansal olarak farklılıklar göstermekte ve bu farklılıkların en önemlilerinden bir tanesi ekonomik krizlerin öncesi ve sonrası dönemler olmaktadır. Bu çalışmada ise Türk bankacılık sektöründe 2008 dönemi sonrasında nakit tutma davranışları regresyon modeli ile incelenmiş ve bankacılık sektörü göstergelerinden toplam aktifler, krediler, takipteki krediler ve bankalara borçların ve makroekonomik göstergelerden enflasyon ile gayrisafi yurtiçi hasılanın nakit tutma oranı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.

BankacılıkBankacılık sektörüEkonomik kriz 2008+5
Atıf Reşat Şeyhoğlu
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

2008 krizi sonrası KOBİ'lerin istihdam üzerindeki etkileri

KOBİ'ler gerek ekonomik büyüklükleri bakımından olsun veya istihdam oranları bakımından, gerekse teknolojik gelişmelere uyum açısından ülke ekonomisinin önemli yapı taşlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışma, 2008 yılında yaşanan ve tüm dünya ekonomisini etkileyen küresel mali kriz döneminde küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) istihdam üzerindeki etkilerine ışık tutabilmek amacıyla hazırlanmıştır. Ölçek farkı gözetmeksizin yaşanılan bu kriz işletmelerin yaşamlarını tehdit altına almıştır. Büyük işletmeler yeterli önlemleri sağlamış olsa da, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler yeterli önlemleri alamamışlardır. Bu çalışmada KOBİ'lerin 2008 ekonomik krizi sırasında istihdam üzerindeki etkileri araştırılmış, KOBİ'lerin 2008 Krizi dönemindeki durumları incelenerek istihdam üzerindeki etkilerine yönelik istatistiki veriler tablolar halinde sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kriz, 2008 Krizi, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme (KOBİ), İstihdam.

Ekonomik kriz 2008Ekonomik krizKOBİ+3
Duygu Özkan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de finansal baskıya neden olan faktörlerin öncü göstergelerle tahmin edilmesi

Özellikle 1990'ların başından itibaren finansal krizlerin nedenlerini araştıran çalışmaların sayısında önemli bir artış gerçekleşmiştir. Bu nedenle, literatürde finansal krize neden olan faktörleri belirlemek için çeşitli modeller bulunmaktadır. Finansal krizin kaynaklarını belirlemek önemlidir çünkü bu politika yapıcılara önceden önlem almaları için rehberlik edecektir. Diğer taraftan, küresel finansal krizden sonra finansal stresin ölçülmesi önem kazanmıştır, çünkü küresel finansal krizin en önemli nedenlerinden biri, tüm ekonomideki finansal stresin artmasıdır. Bu nedenle, finansal stresin ölçülmesi ve izlenmesi politika yapıcılar için çeşitli faydalar sağlayabilir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki finansal stresi ölçmek için bir finansal stres endeksi oluşturmaktır. Finansal stres endeksi oluşturulurken; para piyasası, sermaye piyasası, ülke riski, dış borç ve enflasyon gibi finansal baskıya neden olabilecek birçok faktör göz önünde bulundurulmuştur. Finansal baskı endeksini hesaplamada temel bileşenler analizi kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar, finansal stres endeksinin Türkiye'deki tüm daralma dönemlerini başarılı bir şekilde yakaladığını göstermektedir. Son olarak, Türkiye'deki finansal stresi etkileyebilecek küresel faktörler ARDL modeli ile araştırılmıştır. Analiz sonuçları, VIX, S&P 500 endeksinin, dünyadaki enflasyonun ve ekonomik büyümenin Türkiye'deki finansal stresi önemli derecede etkilediğini göstermektedir.

ARDL Sınır TestiEkonomi politikalarıEkonomik kriz+7
Nilgün Yavuz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Turizmde alternatif bir yaklaşım olarak küçülme: Antalya ili örneği

Turizmde yaşanan krizlerin önlenmesi, etkisinin azaltılması ve kriz sonrası toparlanmanın sağlanmasında dönemlere göre farklı yaklaşımlar öne çıkmıştır. Sürdürülebilirlik ve dayanıklılık gibi yaklaşımlar belirli teorik altyapılar oluşturmuş ancak uygulamalarda yetersiz kalmış; neoliberal politikaların büyümeye odaklanması ve kapitalist sistemin kaynakların aşırı tüketimine neden olması alternatif yaklaşımlara ihtiyacı artırmıştır. Araştırmanın amacı farklı alanlarda önemi gittikçe artan "küçülme" yaklaşımını turizm alanına taşımak, Antalya örneğinde Türkiye turizminin sürekli büyümeye dayalı gelişim sürecini tartışmaya açmak, arz ve talep olarak belli bir gelişim seviyesini yakalamış Antalya turizminde artık niceliksel büyüme yerine niteliksel gelişmeyi düşünmeye yönelik bir koridor açmak, turizmde sınırsız büyümenin ve aşırı turizmin olumsuz etkilerini sorumlu ve adaletli turizm çerçevesinde yeniden yapılandıran küçülme yaklaşımıyla incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye turizmini en iyi temsil eden ve turizm gelişimi açısından belli bir seviyeye ulaşmış turizm mekanlarından Antalya ili çalışma alanı olarak seçilmiştir. Çalışmada krizlere yönelik hâkim yaklaşımları ve büyümeden kaynaklanan sorunların etkilerini tüm yönleriyle ele almaya; gözlem, görüşme ve doküman araştırması yaparak derinlemesine betimleme yapmaya imkân sağlamasından dolayı nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Turizm alanında yönetici pozisyonundaki 27 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler yapılmış, bulgular literatür ve kamu kurumlarının raporlarıyla desteklenmiştir. Bulgulara göre; Antalya'da turizmin niceliksel olarak yeterli seviyeye ulaştığı ancak sürekli büyümeye bağlı ekonomik, toplumsal, çevresel ve mekânsal sorunların arttığı, dolayısıyla geçmiş yıllarda uygulanan büyümeye dayalı politikalar ve uygulamalar yerine farklı yaklaşımlara yönelik politikaların, planların ve projelerin tartışılması gerektiği, merkezi ve yerel yöneticilerin, sivil toplum kuruluşlarının, yerel toplumun ve akademik çevrelerin, her ne kadar kabul görmesi zor olsa da farklı alternatif yaklaşımları düşünmesinin zamanının geldiği sonucuna varılmıştır.

KrizTurizmTürkiye
Mehmet Fatih Bağmancı
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Olağanüstü kriz ve beden

Sosyal ve toplumsal kriz dönemleri, bu dönemlerin yönetim biçimleri doğrudan sanatı, sanatçıların üretimlerini ve nesne olarak bedenin temsilini etkilemektedir. Bedenin toplumsal yapıyla olan etkileşiminin somutlaşma biçimlerinin bir yönünü de iktidarla olan ilişkisi oluşturmaktadır. "Olağanüstü Kriz ve Beden" başlıklı bu araştırmada, kriz dönemlerinin beden ve sanat üzerindeki etkileri, olağanüstü hâl uygulamaları ve sanat tarihindeki örnekler üzerinden incelenmiştir. Krizlerin insan yaşamına etkisi, beden temsilleri ve sanatsal tutumlar üzerinde belirgin değişimler yaratmıştır. Kriz dönemlerinde gerçekleşen sanat üretimleri, dönemin ruhunu ve sanatçının bakışını yansıtan önemli ögelerdir. Kriz dönemleri insan yaşamında, beden temsilinde ve sanat hareketlerinde önemli değişimlere yol açarken, sanatçıların bu süreçlerde sergiledikleri tutum ve krizleri ele alış biçimleri oldukça önemlidir. Tezin yazım sürecinde, pandemi, ekonomi ve çeşitli iktidar krizlerinin hâkim olduğu günümüzde, yaşanan krizlerin beden ve toplum üzerindeki etkileri geçmişte yaşanan benzer durumlardan referanslar alarak incelenecektir. Yapılacak incelemelerle birlikte olağanüstü krizlerin beden üzerindeki yansımalarını ve etkilerini, medya, iktidar ve beden üçgeninde değerlendirerek, geçmiş ve şimdiki dönemden sanat eserleri incelemeleriyle birlikte sanatçının kriz ortamındaki rolünü aramak amaçlanmaktadır.

BedenEkonomik krizKriz+4
Mustafa Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşmenin ekonomik boyutu: Türkiye örneği

Küreselleşme artık tüm dünya vatandaşlarının hakkında bir fikir sahibi olduğu ismi ile müsemma küresel bir konudur. Hakkındaki bir çok tanıma ve görüşe rağmen küreselleşme, başlangıcından günümüze dek, kendilerini dünyanın patronları olarak gören, ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan baskın ve güçlü kişiler ile bunların oluşturduğu topluluklar ve devletlere hizmet etmiştir. Bir çok sürecinin ve farklı hizmetlerinin bulunduğu bu olgu ekonomik açıdan zenginin daha zengin fakirin daha fakir olduğu bir yapıyı hayatımıza entegre etmiştir. Ülkemizde ürkek adımlarla başladığı bu yolculuğa 1980 yılında tempo vermiş giderek hızlanarak günümüze gelmiştir. Ülkemiz açısından büyük ekonomik kriz ve milli değerlerin kaybı ile geçen yıllara bakarak, ileriki dönemlerde önceliklerimizi daha iyi belirlemeli ve ülke ekonomisi ile sosyal refah düzeyini arttırmak için çalışmalıyız. Anahtar Sözcükler: 1. Küreselle?me 2. Ekonomi 3. Liberalle?me 4. Kriz 5. Uluslararası Sermaye

EkonomiEkonomik etkiEkonomik kriz+4
Mehmet Enes Baker
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

International marketing in crises situation in Turkey

This research is based on the primary aim of exploring effective marketing strategies in times of crisis; using Turkey as a case study country. The purpose of current study ıs to assess the crisis situation prevailed in Turkey and at the same time evaluate the impact of vibrant condition on marketing practice. The underlying aim is to find the appropriate affective marketing strategy and specify its role in nowadays staggering marketplace. Also, research is focused on insights over consumers' behavior toward marketing strategies and their expectations over brand changes. The following research attempts to deliver best possible marketing practice and gives some suggestions to Turkeys companies in the international marketing activities. Both primary and secondary data are used to meet the aim of the study.

Economic crisisCrisisCrisis management+3
Ovaıs Vohra
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Effectiveness of an optimum currency area within a monetary union: The case of the euro zone in the 2008 financial crisis

Since 2008, it's argued that the financial crisis in the Euro zone has demonstrated that the region was not mature enough to adopt the euro as a currency. A retrospect on the Maastricht convergence criteria and on the Optimum Currency Criteria put forth, clearly points out the deviations in the fulfillment of these criteria in the conception and functionality of the so-called euro area. The goal of this research is to measure the effects of the 2008 financial crisis in the Eurozone by considering exchange rate volatility (risk) on trade flows between the United States and the Eurozone. The null hypothesis being that exchange rate volatility affects trade flows and consequently renders monetary policies ineffective was tested against the alternative hypothesis. This research is prepared in two main parts; in the first part, a review of relevant literature of optimum currency areas is considered, followed by a careful track-down of the euro area monetary systems. The first part concludes in finding out if truly the euro area is an example of a currency area. The second part is the technical frame of the research; an econometric model is applied on trade flows and exchange rate variations, in order to test the Eurozone as an optimal currency area the study employed a conditional autoregressive distributed lag model as its empirical methodology, which verifies co-integration between variables and further differentiate the short and long run impacts. The selection of the appropriate model or the lag length is based on Schwarz Information Criterion and Akaike Information Criterion. The data is a quarterly time series data from 1999 to 2014, which provides enough observations for the time-series econometric model. The last part pays special attention to the Greek economy vis-à-vis the on-going financial turmoil. An analysis on the future of the European monetary system is equally evoked while incorporating the newest reactions/debates as regards the on-going crisis in the Euro zone. After the technical analysis of trade flows, exports were found to be more sensitive than imports to exchange rate volatility. The short run causality effects were generally minimal and the speed of recovery back to the macroeconomic equilibrium was higher in exports. In definitive, the euro area is not a perfect example of a currency club as pointed out by the transfer of asymmetric shocks to members.

European UnionEuropean monetary systemEconomical crisis 2008+5
Lawrence Maishu Ngalim
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Havayolu şirketlerinin kriz döneminde uygulaması beklenen stratejileri

Taşımacılık sektörü günümüzün en gözde meslek ve sektörlerinden biri olmakla birlikte gelecekte de en büyük sektörlerden biri olacağı açıktır. Gerek istihdamı gerekse bu alanda çok büyük bir açıklığın olması firmaları ciddi derecede cezbediyor. Sektörün bu derece popüler olmasının temel nedeni ise çağımızın yaşadığı küreselleşme. Fakat küreselleşme her ne kadar özellikle taşımacılık alanında hiç beklenmeyen bir çığır açsa da firmaların korkulu rüyası rekabeti de artırmıştır. Taşımacılık sektörü karada her ne kadar artmış ve faaliyet alanını genişletmiş olsa da hava lojistiği günümüzün en büyük trendi olmuştur. Gelişen teknoloji ve küreselleşme ile firmalar birbirlerini takip etme ve geçme de en uç noktaları zorlamaktadır. Havacılık, çok fazla rekabetin olduğu ve hızlı değişiklerin yoğun bir şekilde yaşandığı sektörlerden biri haline gelmiştir. Bu durum havayolu şirketlerini müşterilerinin ihtiyaçlarını ve isteklerini daha iyi anlamaya yönlendirmektedir. Günümüz işletmeleri iş hayatlarında bazen iniş-çıkışlar yaşarlar. İşletmelerin hem çalışanlarına hem müşterilerine hem de topluma karşı toplumsal sorumlulukları vardır. Bu nedenle firmalar kendi ve markalarının kimliğini ve geliştireceği pazarlama stratejilerini iyi planlamalı ve ona göre hareket etmelidir. Birçok işletmenin, kurumsal itibar ve kurum imajlarını yükseltmek için çeşitli çalışmalarda bulundukları ve para harcadıkları bilinen bir gerçektir. Kriz anında etkin bir iletişim kurmak ve krizi en az hasarla atlatmak hatta krizi bir fırsat olarak görüp değerlendirmek ve bütün bunlar için bir ilk adım olarak etraflı ve etkili bir kriz yönetimi planına sahip olmak açısından çok önemlidir. Başka bir deyişle, işletmeler kriz öncesinde stratejik planlar yapmalı, muhtelif zamanlarda bunu test etmeli ve aksaklıkları bulmaya ve çözmeye çalışmalıdır.

Hava yolu işletmeleriHava yolu taşımacılığıHava yolu ulaşımı+4
Seray İnceoğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yunanistan ekonomik krizi kökeni ve uygulanan para politikalarında finansal kurumların dönüşümü

2007 yılında ABD'de konut sektöründe oluşan kriz, tüm Avrupa'ya yayılarak evrensel boyuta ulaşmıştır. Avrupa'da özellikle Yunanistan ve çevre ülkelerini etkisi altına almış, krize ani tepki veremeyen çevre ülkeleri krizden oldukça olumsuz etkilenmişlerdir. Krizle beraber yüksek borçlar oluşmuş, işsizlik, enflasyon sorunları baş göstermiş ve cari denge olumsuz etkilenmiştir. Kriz Yunanistan'da en çok GSYH oranla bütçe açığının ve borçların en yüksek olduğu zamanlarda hissedilmiştir. AB, IMF ve AMB aralarında grup oluşturarak Yunanistan için kurtarma paketlerine onay vermişlerdir. Kurtarma paketine karşılık istenilen kemer sıkma politikaları genel olarak, mali, finansal ve yapısal politikaları kapsamıştır. Yunanistan'ı ekonomik krizlere karşı kırılgan konuma sokan ülkenin kendi içerisinde yaşadığı sorunlar (transfer harcamalarının yüksek olması, devlet borçlanma, askeri harcamalar ve ücretler) ve mali yapıda yaşadığı dengesizlikler olmuştur. Bilinenin aksine bu faktörler, ülkeyi krize sürükleyen asıl nedenler olmayıp, krize elverişli ekonomik yapı oluşturmuştur. Krizin temel kaynağı dışarıdan yansıyan unsurlar olduğu ortaya çıkmıştır. Şöyle ki; 2008 yılında ABD'de başlayan küresel finansal kriz ile meydana gelen durgunluk, Yunanistan'ın GSYH'sında önemli oranda azalmaya yol açmıştır. Hali hazırda Yunanistan'da gelir toplama mekanizmalarının sağlıklı işlememesi, Euro'ya geçişle kredi olanaklarının artması, bunun sonucunda faiz dışı harcamaların %8'e çıkması, yüksek transfer harcamaları, emeklilik zamları ve ikramiyelerin ülkede cari işlemler açığını ve bütçe açığını yaratması ülkenin krize karşı etkinsizliğine ve hazırlıksız yakalanmasına neden olmuştur. Basit ifadeyle Yunanistan ekonomisi tek bir sarsıntıyla yıkılacak duruma gelmiştir. Bu çalışmada, Yunanistan'da oluşan ekonomik krizin kökenlerine, ülkede yarattığı etkilere, alınan tedbirlere ve Yunanistan dâhil tüm ülkelerin finansal kurumları üzerindeki etkilere yer verilmiştir.

DönüşümEkonomik krizFinans kurumları+3
Sahra Hera Timur
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel krizi bağlamında finansallaşma ve Türkiye'deki konut sektörüne etkisi bir vaka çalışması

İnşaat sektörü genel yapısı itibariyle birçok sektörle bağlantılı bir şekilde çalışmaktadır. Bu durum ise piyasada hareketlilik ortamı oluşturmaktadır. Özetlemek gerekirse inşaat sektöründe meydana gelen büyüme, artış, hareketlilik otomatik olarak ülke ekonomisini etkilemektedir. Bunun nedeni ise inşaat sektörü ilk olarak işsizliğe etki etmekte, ikincil olarak bağlantılı olduğu sanayi kollarına etki etmektedir. İnşaat sektörünün Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisini şu şekilde özetlemek mümkündür. Yapımı planlanan ve/veya yapımına başlanan bir hizmet binasının, ilk olarak inşaat anında istihdama etkisi söz konusudur. Ancak inşaat yapımı sırasında sadece insan gücü kullanılmadığı için, beton, tuğla, çimento, demir vb. saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok malzemelerde kullanıldığından dolayı bu malzemelerin üretildiği sanayiye de katkı sağlanmaktadır. Öte yandan, yapılan bir hizmet binasında, binanın inşaatı bittikten ve faaliyete başladıktan sonra tekrar bir istihdam gerçekleşmektedir. Bu nedenle gerçekleştirilen kamusal hizmet veren binaların inşaatları ekonomik açıdan ülkeleri daha da olumlu etkilemektedir. Bu çalışmada, yaşanan 2008 küresel mali krizi detaylı bir şekilde incelenerek, Türkiye üzerindeki etkisi ve alınan tedbirlerin yanı sıra bu krizin sonuçları değerlendirilecektir. Tüm bunlara ek olarak 2008 Küresel mali krizinin sonucunda Türkiye'deki inşaat sektörünün nasıl etkilendiği incelenecektir. Bu bağlamda TOPSIS yöntemi kullanılarak ele alınan konut sektöründeki verimliliğin yanı sıra 2008 krizinin sonucunda Türkiye'de konut sektörünün artan bir şekilde finansallaştığını, banka- finansın konut sektörüne yoğunlaşmasının diğer sektörleri ne yönde etkilediği değerlendirilmiştir. TOPSIS yöntemi kullanılarak 1980-2015 döneminde Türkiye Ekonomisinin nasıl bir performans sergilediğine bakılmıştır. Analiz sonucunda Türkiye ekonomisi için seçilen ekonomik değişkenler bazında en iyi performansın sergilendiği yıl 2004 yılı olarak bulunmuştur. En kötü performansın sergilendiği yıl olarak da 1999 yılı bulunmuştur.

Ekonomik krizFinansal krizFinansallaşma+4
Serpil Kodalbaş
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The refugee crisis in Djibouti and the role of the united nations

This thesis focuses on the refugee crisis happening in Djibouti, their struggles and the role of the United Nations and its refugee agency play. It also tries to answer the question why the United Nations has failed to do something concrete for the refugees in Djibouti. Secondly, this thesis tries to compare the treatment of the United Nations High Commissioner for Refugees towards the European refugees after the Second World War and the African refugees especially those who live in the Djibouti camps. It also questions why after 27 years since the first refugee camp opened in Djibouti; the refugees are still facing the same kind of problems. This thesis consists of five chapters. The first chapter gives general information of the topic. The second chapter talks about the history of refugees, the international refugee law and practices and the United Nation's refugee agency United Nations High Commissioner for Refugees and its mandate. The third chapter explains about the refugees from Eastern African countries and Yemen and the problems and conflicts that had caused the refugee. It also presents the history of the refugee camps in Djibouti. The fourth chapter explains deeply about the reality in the camps, the problems and the struggles of the refugees in Djibouti, the role of the United Nations and its agencies, suggestions and overcoming the problems. The questionnaire results of the refugees are also included. In the conclusion, findings of the research are presented. Keywords: Crisis, Djibouti, Refugee, United Nations.

United NationsUnited Nations High Commissioner for RefugeesDjibouti+3
Mohamed Ahmed Abdıllahı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz sürecindeki işletme çalışanlarının işten ayrılma sürecini ve iş doyumunu belirleyen faktörler üzerine bir araştırma

Çalışmada öncelikle kriz kavramı, türleri, kaynakları, oluşum safhaları ve yönetimi hakkında bilgiler verilmiş; daha sonra yöneticilerin tutum ve davranışlarının çalışanlar üzerinde ki işten ayrılma, iş doyumu, içsel ve dışsal doyumu etkisi üzerine incelemeler gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmayı yapabilmek için Minnesota doyum ölçeği, perakende ve toptancı sektöründe yer alan 47 firmanın 142 çalışanına uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, bu işletmelerde krizden etkilenme düzeyine bağlı olarak; oluşan krizlerde verilen tepkilerin ve yöneticilerin davranışlarının, çalışanlar üzerinde büyük bir etkisi olduğuna, şirket politikası olarak belirlenen kriz savunma planlarının güvenilirliğine ve kriz sonrası işten ayrılma, iş doyumu ve içsel- dışsal doyum arasında olan bağın uygulanacak kararlarda önemli bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.

Ekonomik krizKrizPersonel doyumu+4
Bilal Ferhat Beşgül
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kriz dönemlerinde uygulanan kurumsal stratejilerde entelektüel liderliğin rolü: Otel işletmelerinde bir uygulama

Siyasi, ekonomik, terör, doğal afetler ya da salgın hastalıklar sebebi her ne olursa olsun krizler işletmeler için; öngörülmesi zor, gelecek planlarını alt üst eden, acilen çözümlenmezse işletmenin varlığını dahi tehdit eden durumlardır. Turizm sektöründe faaliyet gösteren otel işletmeleri krizlere karşı duyarlı olan yapısıyla yaşadığı krizlerden önemli ölçüde etkilenirken ve bu süreçte uyguladığı stratejilerin ve aldığı önlemlerin işletmenin devamlılığı açısından hayati önemi bulunmaktadır. Otel işletmeleri krizleri, lider yetersizliği nedeniyle başarısızlıkla ya da stratejik düşünebilen, vizyon sahibi, toplumsal olaylara duyarlı, muhakeme yeteneği yüksek ve entelektüel, rasyonel, duygusal yetkinlikleriyle fark yaratabilen liderlerle krizleri fırsata çevirerek başarılı bir şekilde sonlandırabilir. Bu çalışmada, otel yöneticilerinin sahip olduğu entelektüel liderlik özelliklerinin kriz dönemlerinde uyguladıkları kurumsal stratejileri üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığını ortaya koymak amacıyla İstanbul ve Antalya'da faaliyet gösteren 5 yıldızlı otel işletmelerindeki 321 üst düzey otel yöneticisinden anket yoluyla veriler toplanmış ve SPSS 25.0 ve AMOS 24 programları kullanılarak analizler yapılmıştır. Analiz sonuçları İstanbul'daki otel yöneticilerinin kriz dönemlerinde büyümeyi tercih ederken, Antalya'daki yöneticilerinin daha çok küçülmeyi tercih ettiğini göstermektedir. Aynı zamanda İstanbul'daki otel yöneticilerinin, Antalya'dakilere kıyasla entelektüel liderlik özelliklerine yönelik algılarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Krizlerin otel yöneticilerinin büyüme kararları üzerinde etkili olmadığı, küçülme kararları üzerinde anlamlı düzeyde etkisinin olduğu sonucuna ulaşılırken entelektüel liderlik özellikleri boyutlarından entelektüel liderlik yetkinliği, işletme ve paydaşları güçlendirme yetkinliği ve kurumsal temsiliyet yetkinliğinin büyüme kararları üzerinde pozitif etkisinin olduğu, küçülme kararları üzerinde ise sadece entelektüel liderlik yetkinliği boyutunun negatif yönde etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca doğal ve biyolojik krizlerde otel yöneticilerinin sahip olduğu entelektüel liderlik özelliklerinin büyümeye yönelik stratejik kararlarında negatif yönlü aracılık etkisinin olduğu, küçülmeye yönelik stratejik kararları üzerinde de olumsuz etkiyi azaltma yönünde bir aracılık etkisinin olduğu belirlenmiştir.

Büyüme stratejileriEntelektüel liderlikKonaklama işletmeleri+7
Zeynep Tombaş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Liderin kriz yönetimi becerisi ve etik liderlik yaklaşımının kriz dönemlerinde çalışan bağlılığına etkisi

Teknolojik değişim ve gelişim aynı zamanda küreselleşme ile beraber organizasyonlar arasında hızla artan rekabetin yaşandığı günümüzde hem fiziki hem de sosyal nedenlerden kaynaklı krizler yaşanmaktadır. Krizlerin yaşandığı dönemlerde ise organizasyonlar için önemli olan ve kriz dönemlerinde organizasyonun en tepe noktasında konumlanan liderler hem davranışları hem de izleyecekleri stratejiler açısından kriz öncesi ve sonrası için büyük önem taşımaktadır. Bu süreçlerin tamamını yöneten liderler ve yöneticiler aldıkları tutum ve davranışlarıyla da yine organizasyonun tümüne yön vermektedir. Hızla değişimlerin yaşandığı dünyamızda, organizasyonlar ileride oluşabilecek krizlerin önüne geçmek için bazı yatırımlar gerçekleştirmektedir. Organizasyonlar amaç ve hedeflerinde başarıya ulaşmak için iç müşterilerine eğitim gibi yatırımlar da bulunarak yetkinliklerini, becerilerini arttırmak istemektedirler. Aynı zamanda bu olumluluğu yine organizasyon içerisinde tutmak isterler. Günümüz dünyasında tüm bu yatırımlar göz önüne alındığında işten ayrılmanın maddi ve manevi getirdiği kayıplar mevcuttur. Çalışanların organizasyonlara olan bağlılığı kendini yöneten liderler değişkenlik gösterebilir. Bu araştırmanın amacı kriz yönetimi ve etik liderlik kavramlarının çalışan bağlılığı ile olan ilişkisini ayrı ayrı incelenmesidir.

BağlılıkEtik liderlikKriz+5
Mehmet Kaan Börü
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletme yöneticilerinin karar alma tarzlarının kriz yönetimine etkileri: Sanayi işletmelerinde bir araştırma

Bu çalışma, özel sektörde faaliyet gösteren sanayi işletmelerinde görevli yöneticilerin karar alma tarzlarının kriz yönetimine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Örgütler, çoğu zaman biri bitmeden diğeri başlayan krizlerle karşı karşıya kalabilmekte ve iyi yönetilemeyen krizler örgütlere büyük zararlar verebilmektedir. Çalışmamızda kriz yönetimi kriz öncesi, kriz anı ve kriz sonrası süreçleri ele alınmış ve bu süreçlerdeki yönetim faaliyetleri üzerine yöneticilerin karar alma tarzlarının etkileri incelenmiştir. Yukarıda anlatılanlar doğrultusunda çalışmanın literatürde bir eksikliğe katkı sağlayacağı ve bu açıdan önem arz edebileceği söylenebilir. Ayrıca araştırma sonuçları, yöneticilerin kriz öncesi, kriz anı ve kriz sonrasındaki karar alma tarzlarının krizi yönetme aşamasındaki önemininin altını çizecek ve bu bağlamda sanayi işletmelerindeki yöneticilere ve çalışanlara konunun duyarlılığını hatırlatacaktır. Yapılan analizler sonucunda, yöneticilerin karar alma tarzlarının kriz yönetimine etkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, kriz yönetiminin çıktılarının da (kriz öncesi, kriz anı ve kriz sonrası) yöneticilerin karar alma tarzlarına göre değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda, örgütsel çıktıları olumlu ve olumsuz yönde etkileyen karar alma tarzları belirlenmiştir. Etkin bir yöneticinin karar alma tarzlarını nelerin oluşturduğu, kriz yönetimi konusunda yürütülen kriz öncesi ve kriz anı faaliyetleri incelenmiş, kriz sonrası sonuçları ve öğrenimler konusunda saptamalar yapılmıştır. Bu çalışma literatüre kuramsal ve uygulama bağlamında katkı sunmaktadır. Çalışmanın teorik katkısı, yönetici karar alma tarzlarının kriz yönetimine olan etkilerinin bir modelde incelenmesi, sözkonusu ilişkilere yeni aracı değişkenlerin önerilmesi ve bu alandaki boşluğun doldurmasıdır. Çalışmanın uygulamaya getirdiği katkı ise, karar alma tarzlarının kriz yönetimi süreçlerine olan etkisinin geniş bir kapsamla ve birarada Türkiye'de ilk kez test edilmiş olmasıdır.

Endüstri işletmeleriKarar vermeKriz+3
Doğan Uzun
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

21. yy'da liberal demokrasinin krizi

Demokrasi kavramının geçmişi eski Yunan'a kadar uzanmaktadır. Birçok modeli vardır, ancak tanımı konusunda bir fikir birliği yoktur. Edinilen bilgilere göre demokrasinin ilk örneği, antik Yunan polislerinden Atina'nın doğrudan demokrasi ile yönetilmesidir. Yaklaşık iki asır burada uygulanan demokrasi, Makedon hakimiyetinden sonra uzun bir süre tarih sahnesinden silinmiştir. Demokrasi, 17. yüzyılda ideoloji ve pratikte, iki bin yıldan fazla bir süre ortadan kalktıktan sonra 19. yüzyılda temsili bir demokrasi olarak tekrardan yer aldı. Yeniden ortaya çıkan demokrasinin kusurlarını ortadan kaldırmak için farklı modeller önerilmiştir. Modern kapitalizmin gelişmesiyle birlikte karar alma sürecinde temsile dayalı liberal demokratik model genel olarak kabul görmüştür. Ancak, 20. yüzyılın sonundan itibaren liberal demokrasi temsil edilme süreci, meşruiyeti ve yönetim zorluğu nedeniyle eleştirilmiştir. Bu çalışma kısmen demokrasinin tarihsel süreç içinde yaşadığı siyasi değişim ve gelişime, döngüsel koşullara ve toplumsal ihtiyaçlara göre mevcut durumuna odaklanmaktadır. Bu çalışmanın ana odağı, liberal demokrasinin 21. yüzyılda karşılaştığı sorunları ve eksiklikleri ele almaktır. Demokrasiyi dış politikasının temeline koyan ABD ve 1789 Fransız devrimi ile demokrasi başlatan Fransa örnek ülke bazında incelenmiştir. Yaşanılan krizlere radikal demokrasi ile çözüm getirebileceği önerilmiştir.

21. yüzyılDemokrasiKriz+1
Zafer Tarım
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı ve Türkiye Mısır ilişkilerine etkisi

2011 yılında baş gösteren Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da bir dizi değişikliğe neden olan olaylar bütününü ifade eden Arap Baharı, bazı ülkelerde toplumsal dönüşüm ve demokratikleşme yönünde başarılı sonuçlar doğurmuş, bazı ülkelerde ise akamete uğratılarak iç savaşa, askeri darbelere ve uluslararası askeri müdahalelere neden olmuştur. Coğrafi konumu, nüfus yoğunluğu, köklü tarihi ve kültürel dokusu Mısır'ın Ortadoğu ve Arap ülkeleri üzerindeki etkinliğini arttıran temel faktörlerdir. Arap Baharı sürecinde Mısır'da yaşanan olaylar, bu süreci tecrübe eden diğer ülkelerin kaderini belirleyici niteliktedir. Türkiye-Mısır ilişkileri Arap Baharı sürecinde gelişim göstermiş, 25 Ocak Devrimi süreci ve sonrasında Müslüman Kardeşler'in Muhammed Mursi ile Mısır'da iktidara geldiği dönemde en zirve noktaya ulaşmıştır. Ancak ikili ilişkilerdeki –literatüre yansıyan ifadesiyle- bu "Altın Çağ" çok uzun sürmemiş ve yakın tarihe "Rabia Katliamı" olarak geçecek eylemleri gerçekleştiren Mısır ordusu askeri darbeyle ülkenin demokrasi ve özgürlük taleplerini askıya almıştır. 3 Temmuz Darbesi ile birlikte Türkiye-Mısır ilişkileri maslahatgüzar seviyesine indirilmiş ve süreç içerisinde artma eğilimi gösteren kriz, sadece iki ülke arasında sınırlı kalmayarak Libya, Suriye ve Doğu Akdeniz gibi bölgesel meseleleri de olumsuz yönde etkilemiştir. Öte yandan süreç içerisinde her iki ülke iktidarında da görece bir aktör değişikliği olmamasına rağmen 2021 yılı itibarıyla ilişkilerin onarılmasına yönelik adımlar atılmaya başlanmıştır. Bu durum, diplomatik krizlerin zeminini teşkil eden gerekçelerde bir değişim olmasa da devletlerin ortak çıkarlarını korumak saikıyla yine diplomasi araçlarını kullanarak ilişkilerde yeni bir sayfa açabileceği gerçeğini ortaya koymaktadır. Ancak son dönemde ivme kazanan iki ülke arasındaki diplomasi trafiğinin ne derece başarılı olacağı ve ne gibi sonuçlar doğuracağı ise belirsizliğini korumaktadır.

Arap BaharıKrizTürk dış politikası+2
Talha Eker
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel finansal krizi ve küresel kriz sonrası TCMB'nin uyguladığı makro ihtiyati politika araçları

2007 yılında ABD konut piyasasında subprime kredi borçlarının geri ödemelerinde başlayan sorunlar giderek büyümüş ve 2008 yılında finansal krize dönüşmüştür. Finansal kriz, reel sektöre sirayet ederek bir üretim krizine dönüşmüş, gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere de sirayet ederek küresel bir boyut kazanmıştır. 2008 küresel finansal krizi, merkez bankalarına finansal sistemde biriken riskleri görmesi ve varlık fiyatlarındaki aşırı artışları göz önünde tutması gerektiğini öğretmiştir. İktisadi hayatın düzgün işlemesi için finansal istikrar vazgeçilmez unsur olup, finansal sistemde ortaya çıkacak herhangi bir istikrarsızlık reel ekonomiye yansıyacak ve dolayısıyla ekonominin genelinde önemli problemleri beraberinde getirecektir. Ülkeler kriz ekonomisinin yönetiminde ve istikrar politikalarının uygulanmasında konjonktürün gidişatına bağlı olarak farklı politika araçları ve farklı parasal aktarım kanalları merkez bankaları tarafından kullanılmıştır. Bu çalışmada, küresel kriz öncesinde, kriz sürecinde ve sonrasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından izlenen para politikası ve politika araçları kapsamlı olarak incelenmiştir. TCMB, 14 Nisan 2010 tarihinde açıkladığı krizden çıkış stratejisi çerçevesinde faiz koridoru ve zorunlu karşılıkların oldukça aktif olarak kullanıldığı bir para politikası tasarlayarak, rezerv opsiyonu mekanizması gibi yeni enstrümanları para politikası uygulaması olarak hayata geçirmiştir. Krizin 2008 yılında çıkmasına karşın, kriz öncesi Türkiye ekonomisi olumlu ekonomik göstergelere sahip olduğundan krizin olumsuz etkisi ülkemizde 2009 yılında hissedilmiştir. TCMB 2010 yılının sonlarından itibaren makro finansal riskleri de gözeten yeni bir para politikası çerçevesi uygulamaya koymuş ve Türkiye 2010 yılından itibaren küresel krizin etkilerinden sıyrılarak kalkınma sürecini yeniden başlatmıştır. Krizden çıkış sürecinde Türk bankacılık sektörünün fonlama kaynaklarına düşük maliyetle ulaşması, tüketici kredilerinde hızlı bir büyümeyi beraberinde getirmiştir. Tüketici kredilerindeki hızlı artış tasarrufları olumsuz etkilemiş ve cari açığın artmasına sebep olmuştur. TCMB, faiz koridoru uygulaması ve zorunlu karşılıklar kanalıyla bankaların fonlama maliyetlerini yukarı çekmiş ve hızlı kredi genişlemesini kontrol altına alarak cari açığı önlemeye çalışmıştır.

Ekonomi politikalarıEkonomik kriz 2008Ekonomik kriz 2008+5
Mehmet Erişik
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal krizlerde erken uyarı sistemi: Türkiye örneği

Finansal krizler sadece yerel değil küresel bakımdan da büyük iktisadi sorunlara yol açmıştır. Bu sebeple küresel çapta değişikliklere neden olan toplantılar gerçekleştirilmiştir. Bu tezde özellikle Bretton Woods toplantısı öncesi ve sonrası krizlere yer verilmiştir. Akabinde ünlü ekonomist Paul Robin Krugman'ın modelleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın da ana felsefesi olan erken uyarı sistemleri üzerine hem metodolojik olarak hem de konu bakımından araştırma yapılmıştır. Daha sonra Türkiye örneği için yapılmış çalışmalar kontrol edilerek gerekli veri seti oluşturulmuştur. Çalışmamızda Türkiye ekonomisi için öncü göstergelerin daha önceki yıllardaki hareketleri incelenerek "Krizler daha önceden tahmin edilebilir mi?" sorusuna yanıt aranmıştır. Bu nedenle literatüre uygun muhtelif makroekonomik göstergeler kullanılarak daha önceki krizlerin öncü indikatörleri belirlenmiştir. Bu indikatörlerin kriz için ehemmiyeti kontrol edilmiş kriz öncesi ve sonrası oluşan farklılıklar tetkik edilmiştir. Belirlenen indikatörler için öncelikle tanımlamalar yapılarak faktör analizi uygulanmıştır. Faktör analizinin tanımı ve daha önceleri faktör analizi ile yapılan çalışmalar incelendikten sonra kriz adı altında kukla değişken oluşturulmuş ve model kurulmuştur. Model kriz değişkenimiz ile bağlantısı olan değişkenlerden oluşturulmuş ve modelin anlamlılığı test edilmiştir. Analiz sonucumuza göre kriz değişkeninin hangi indikatörlerle ilişkisi olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bulunan değişkenlerin de hangi değişken ile en fazla etkileşim halinde olduğu sonucuna varılmıştır. Sonucunda modelimizin bağımlı değişkeni olarak döviz kuru indikatörü belirlenmiştir. Bağımlı değişken ile en yüksek düzeyde korele çıkan değişkenler de bağımsız değişken olarak modele dahil edilmiştir. Bunlar da cari açık, ödemeler dengesi ve portföy yatırımları değişkenleri olmuştur. Bu tez kapsamında saptanan değişkenlerin krizleri önceden tahmin etme konusunda olumlu etkilerinin olabileceği ortaya konmuştur.

Ekonomik krizErken uyarı sistemleriFinansal kriz+3
Furkan Yılmaz
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring the impact of socio-political crises on the operational performance of the Turkish Airlines

This study investigates the impacts of socio-political events on the operational performance of the Turkish Airlines, by referring to the firm-specific factorsi.e. available seat kilometers (ASK), revenue per kilometer (RPK), passenger load factor (PLF) and passenger carried (PC) over the period of 2010M1-2018M12. To conduct the study, we selected four critical events among many others that had a serious impact on the Turkish socio-political environment. These events, by chronological orders, are; Gezi Park, the shooting of the Russian military jet, the attempted military coup and electronic devices ban. To detect the outlier impact, we run four different outlier algorithms, namely outlier detection algorithm (ODA), breakout detection algorithm (BDA), change-point algorithm (CPA) and causal impact analysis on a regional basis. The findings suggest that the socio-political crises have changing impacts on the operational performance of the Turkish Airlines regionally. CPA successfully detected the Gezi Park in domestic, Africa and North America regions for RPK and in domestic, Europe, Far East, and North America regions for ASK. ODA detected an outlier impact in Africa and North America for RPK and ASK for the shooting of the Russian military jet. ODA had an outlier impact in Europe, the Middle East, and North America regions for the attempted military coup. Finally, for the electronic devices ban while ODA successfully detects an outlier effect in domestic, North and South America regions, CPA reveals an impact in Africa, Far East, and South America for RPK. The impact of the crises in PLF has been less visible. These findings show that although the crises had an immediate effect on the operational performance, Turkish Airlines recovered from each crisis very promptly. This proves the resilience and agile management ability of the company. Keywords: Causal impact, Operating Performance, Outlier Detection Analysis, SocioPolitical Crises, Turkish Airlines

Outlier observationAviation sectorCrisis+5
Vildan Havva Kesici
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The symbiotic relationship between American oil and banking oligopolies in the post-war period

In the post-war period, there is a symbiotic relationship between American oil and banking oligopolies. Because of this symbiotic relationship, the interests of these two oligopolies and the policies they pursued were common or associated. However, this relationship has not received enough attention in the literature. This study aims to discover the origins of this symbiotic relationship, why the interests of these two oligopolies and the policies they pursued were common in the post-war period, by examining the dollar, oil and petrodollar crises of the 1970s. To test the hypothesis that the symbiotic relationship between the two olipols would require these two oligopolies to have common interests and policies in the face of certain crises and challenges, a qualitative research was conducted and for this purpose, primary and secondary sources were used. The primary source was the official records of the American government's reports, investigations and congressional committee sessions on oil and banking oligopolies. The results of the study revealed that American oil and banking oligopolies had a strong symbiotic relationship and this relationship played an important role in the post-war period, especially in the dollar, oil and petrodollar crises of the 1970s. Therefore, these results show that American oil and banking oligopolies fed each other due to their symbiotic relationship, pursued common policies even if they were against their own countries and people in order to reach their common interests, and did not hesitate to cause even global crises when necessary.

United States of AmericaBanksCartel+6
Muhammet Enes Dönmez
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Current identity crisis in Pakistan; A clash of western interest and national identity discourse

The purpose of this study is to investigate the connection among identity crisis, regional and global power structure. The ultimate instinct of any state around the globe is survival, which is impossible without having a well-integrated society. National identity is one of the inevitable factors, playing the role of keeping people integrated within a nation state. It brings them together in the face of internal and external threats. There is a widespread understanding that, today identity crisis is one of the core problems of Pakistan due to a conflict of preferences between national interests and Western interests. While facing the worst identity crisis in contemporary times, the society, at large, is widely fragmented. The sole notion having the potential to give the essence of unity across different ethnic and linguistic groups in Pakistan is the "Muslim identity" of all varying groups. According to statistical data, the percentage of Muslim population in Pakistan is around 95-98%. Consequently, in Pakistan, the state has been valuing Islam to play the role of keeping the masses integrated and unified, until the 9/11/2001 incident. After the American invasion in Afghanistan, in response to 9/11 attacks, Pakistan, as a state, took a row back from its religion based national discourse giving rise to the problem of identity crisis across the country as well as across the globe. Resultantly, the state has failed to play its role to give a substitute idea of unity to its people rendering a more chaotic environment in external as well as internal affairs of the country.

Religious identityIdentityİdentity crisis+7
Hammad Sıddıque
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00

Related subjects