Maize
91 theses under this subject heading
Bakteriyel inokulant ve organik asit ilavesi ile yeniden silolamanın mısır silajının aerobik stabilitesi üzerine etkileri
Bu çalışmada, mısır silajının, inokulant ve organik asit ilave edilerek yeniden silolanmasının silaj kalitesine etkisinin belirlenmesi amaçlamıştır. Araştırma materyalini Nisan ayında biçilmiş 2. ürün mısır (DKC6777) oluşturmaktadır. Fermantasyon süresinin 150. gününde açılan mısır silajı 3 muamele grubuna ayrılmıştır. Muamele grupları; 1-Kontrol, 2- Lactobacillus buchneri (LB) 3- Organik Asit (OA)'tir. Katkı maddelerinin ilavesinden sonra silajlar 0, 6, 12 ve 24 saat süre ile oksijene maruz bırakılmıştır. Bu işlemden sonra yaklaşık 500 g numune plastik poşetlere konularak tekrar silolanmıştır. Her grup için beşer adet olmak üzere toplam 60 paket silaj, laboratuvar koşullarında 60 gün süreyle fermantasyona bırakılmıştır. Silajların tamamında silolamadan sonraki 60. günde kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Silolama periyodunun sonunda silajlar 7 gün boyunca aerobik stabilite testine tabi tutulmuştur. Sonuç olarak, organik asit ilavesi yeniden silolanan mısır silajlarının pH, suda çözünebilir karbonhidrat, amonyak azotu, bütirik asit ve propiyonik asit değerlerini arttırmş, kuru madde ve kuru madde kayıplarını azaltmıştır. Ayrıca organik asit yüksek anti bakteriyel aktivite göstererek silajların 7 günlük aerobik dönem boyunca maya sayıları ile CO2 üretimlerini düşürmüş ve aerobik stabilitelerini geliştirmiştir.
Mısır silajına ekşi yoğurt ilavesinin silaj fermantasyonu, aerobik stabilite ve In Vitro sindirilebilirlik üzerine etkisi
Bu araştırma, ekşi yoğurt ilavesinin mısır silajının fermantasyonu, aerobik stabilitesi ve in vitro sindirilebilirlik üzerine etkisini belirlemek amacıyla düzenlenmiştir. Araştırma materyalini ekim ayında biçilmiş 2. ürün mısır (Pioneer 32K61) ve ekşi yoğurt oluşturmuştur. Deneme grupları; yoğurt ilave edilmeyen kontrol, 10 g/kg taze mısır (Y10), 20 g/kg taze mısır (Y20), 30 g/kg taze mısır (Y30), 40 g/kg taze mısır (Y40) ve 50 g/kg taze mısır (Y50) olacak şekilde oluşturulmuştur. Her grup için 4'er tane olmak üzere toplam 24 paket, laboratuvar koşullarında (10-20 °C) 60 gün fermantasyona bırakılmıştır. Yapılan çalışmada, ekşi yoğurt ilavesiyle ham protein (HP) ve ham yağ (HY) miktarında artma olduğu bulunmuştur (P<0.01). Bu durum yoğurdun HP ve HY içeriğinin yüksek olmasından kaynaklanmıştır. Mısır silajlarının nötr deterjan selüloz (NDF), asit deterjan selüloz (ADF) ve asit deterjan lignin (ADL) içerikleri kontrol grubunda en yüksek olduğu bulunurken, en düşük Y40 ve Y50 gruplarında bulunmuştur (P<0.01). Suda çözülebilir karbonhidrat (SÇK) içerikleri ise yoğurdun yüksek düzeyde ilave edildiği gruplarda artmıştır (P<0.01). Araştırmada, en yüksek laktik asit (LA) içeriği Y40 veY50 gruplarında, 69,44 ve 69,48 g/kg KM olarak belirlenirken en düşük ise kontrol grubunda 64,64 g/kg KM olarak belirlenmiştir (P<0.01). Mısıra ilave edilen yoğurt oranı arttıkça amonyak azotu miktarı düşmüş, ancak ilave düzeyin artışı Y50 grubunun protein miktarının artmasıyla doğru orantılı olarak NH3-N şeklindeki kayıplarda da artışa neden olmuştur (P<0.01). Mısır silajlarının enzimde çözünebilen organik madde (EÇOM) miktarı, in vitro organik madde sindirilebilirliği ve metabolik enerji içerikleri yoğurt ilavesiyle artmıştır (P<0.01). Sonuç olarak, ekşi yoğurdun 20 ve 30 g/kg düzeyinde mısıra ilavesi, silajların kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerini olumlu yönde etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Mısır, Ekşi yoğurt, Fermantasyon kalitesi, Silaj.
Türkiye'de tarım ürünlerinde biyoetanol üretiminin değerlendirilmesi
Günümüzde enerji kaynaklarına olan bakış açısı; dünya nüfusunun hızlı bir şekilde artması, hammadde maliyetlerindeki değişimler, küresel enerji talebinin önlenemez yükselişi ve bunlarla bağlantılı olarak sınırlı durumdaki fosil kaynak rezervlerinin azalması gibi nedenlerden dolayı her geçen gün değişmektedir. Son yıllarda etkileri ağırlaşan küresel ısınma, iklim değişikliği, sera gazı miktarı, çevre felaketleri vb. nedenlerle dünyanın ömrü hızla tükenmektedir. Bu etkilerin tehdit edici boyutlara ulaşmasıyla birlikte, fosil yakıtların yerine ikame edilebilen, küresel ısınmanın olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olan ve yüksek oranda ısı tutabilme kabiliyetine sahip olan yenilenebilir enerji kaynakları, başka bir ifadeyle "çevre dostu" yakıtlar dünyanın gündemine girmiştir. Biyoyakıtlar, genellikle ülkelerin sahip oldukları yerli hammaddelerden elde edildiği için dışarıdan herhangi bir hammadde tedarikine ihtiyaç duyulmamaktadır. Biyoetanol üretiminde dünyada en çok tercih edilen hammadde ürünleri mısır, şeker kamışı, şeker pancarı ve buğdaydır. Türkiye'de ise biyoetanol üretim iznine sahip kuruluşlarda hammadde ürünü olarak şeker pancarı, buğday ve mısır kullanılmaktadır. Bu çalışmada, bahsedilen tarımsal ürünlerin hem dünyada hem de Türkiye'deki üretim, tüketim ve dış ticaret verileri incelenmiş ve elde edilen bulgular ışığında, hammadde olarak kullanımlarının tarım sektörü üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra Türkiye'de şeker pancarı, buğday ve mısırdan biyoetanol üretim maliyetleri, hem güncel hem de geçmiş yıllara ait ürün fiyat ve masrafları göz önüne alınarak hesaplanmıştır. Yapılan hesaplamalar sonucunda, 2022 yılında hammadde masraflarına göre biyoetanol üretim giderleri; şeker pancarında 2,65 TL/lt, mısırda 3,26 TL/lt ve buğdayda 5,10 TL/lt olarak hesaplanmıştır. Geçmiş yıllara ilişkin maliyet hesaplamalarında ise, bulunan cari fiyatlar deflatör uygulanarak reel fiyatlara çevrilmiştir. Çalışmada ayrıca, biyoetanol politikaları ve mevzuatına yer verilmiş, Türkiye için alternatif ve sürdürülebilir biyoenerji seçenekleri sunulmuş ve tarım politikalarının bugünü ve geleceği açısından çözüm yolları ortaya konulmuştur.
Mısırda (Zea mays L.) bazı fizyolojik parametreler ile verim ve verim unsurları arasındaki ilişkilerin araştırılması
Bu çalışma, farklı özelliklere sahip tane mısır çeşitlerinde, fizyolojik özellikler ile verim ve verim unsurları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi, ıslah çalışmalarına katkı sunulması ve bölgeye uygun tane mısır çeşidinin önerilmesi amacıyla 2015 yılında, tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada materyal olarak 6 mısır çeşidi (PR31D24, Kalipso, 70MAY82, Suerto, P1921, DKC6724) kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre incelenen özellikler arasında, çiçeklenme öncesi klorofil içeriği, çiçeklenme dönemi klorofil içeriği, çiçeklenme sonrası klorofil içeriği, koçan uzunluğu, yaprak alan indeksi, stoma iletkenliği, koçan kalınlığı, sap kalınlığı, bitkide koçan sayısı, tane/koçan oranı, 1000 tane ağırlığı, hasatta tane nemi, nişasta oranı, ham yağ oranı, hektolitre ağırlığı parametreleri yönünden çeşitler arasındaki fark istatistiki olarak önemli bulunmuştur. En yüksek tane verimi 1518.10 kg/da ile P1921 çeşidinden elde edilmiştir. Yapılan korelasyon analizinde, çiçeklenme dönemi klorofil içeriği, bitki boyu, hasatta koçan sayısı, tane /koçan oranı ile tane verimi arasında pozitif ve önemli, tepe püskülü çıkarma gün sayısı ile verim arasında negatif ve önemli ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Fizyolojik parametrelerle morfolojik parametrelerin ilişkili olduğu ve bu durumun verime yansıdığı belirlendiğinden, söz konusu parametrelerin ıslahta kullanılabileceği tespit edilmiştir. Ayrıca, klorofil içeriği, bitki boyu, koçan uzunluğu, koçan kalınlığı ve tane/koçan oranının Güneydoğu Anadolu Bölgesi koşullarında, mısır ıslahında seleksiyon kriteri olarak kullanılabileceği görülmüştür.
Diyarbakır ekolojik koşullarında ana ürün olarak yetiştirilen bazı silajlık mısır çeşitlerinin verim ve verim unsurlarının belirlenmesi
Bu araştırma, Diyarbakır ekolojik koşullarına uygun ana ürün olarak yetiştirilen bazı silajlık mısır çeşitlerinin verim ve verim unsurlarını belirlemek amacıyla 2015 yılında, GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi uygulama alanında ana ürün yetiştirme döneminde tesadüf blokları desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada tohumluk materyali olarak; Burak, Samada 07, TK 6063, OSSK 644, Bolson ve Hido silajlık mısır çeşitleri kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan çeşitlerin bitki boyları 263.33-314.66 cm, sap/bitki oranı % 41.93-58.50, yaprak/bitki oranı %18.20-22.70, koçan/bitki oranı %20.37-38.50, yaş ot verimi 5694.85-10820.85 kg/da, kuru ot verimi 1431,00-3006,33 kg/da, koçan ağırlığı 220,00-317,33 gr/ bitki, ham protein oranı %4,09-%6,27, ham protein verimi 79.70-125.93 kg/da, silaj pH değeri 3.67- 3.90, ADF (Asid deterjan lif) oranı %30.40-35.97, NDF (Nötral deterjan lif) oranı %52.90-60.20 arasında değişmiştir. Araştırmada kullanılan çeşitlerden gerek hasıl verim ve gerekse silaj kalitesi açısından en uygun çeşitlerin Burak, TK 6063, Samada 07 ve Bolson olduğu belirlenmiştir.
Trabzon ekolojik koşullarında bazı hibrit atdişi mısır çeşitlerinin performansları
Araştırma, Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon (Of ilçesi) ili iklim koşullarında 10 adet hibrit atdişi mısır çeşidinin verim performanslarını incelemek amacıyla 2015 yılında, tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada, çeşitlerin verim ve verim özellikleri arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli olmuş, incelenen verim özelliklerinin en yüksek ve en düşük değerleri çeşitlere göre değişmiştir. Tane verimi 698.2.2-1113.3 kg/da arasında değişmiş, en yüksek tane verimi P1429 (1113.3 kg/da) ve P1547 (1019.7 kg/da) çeşitlerinde, en düşük tane verimi ise Bora (698.2 kg/da) çeşidinde belirlenmiştir. Korelasyon analiz sonuçlarına göre, mısırda tane verimi ile koçanda tane sayısı (r=0.832**), koçan ağırlığı (r=0.6789**) ve koçan boyu (r=0.555**) arasında önemli ve pozitif ilişkiler belirlenirken, tane verimi ile bitki boyu, koçan çapı, hektolitre ağırlığı ve bin tane ağırlığı arasında ilişkiler istatistiksel olarak önemli olmamıştır. Path analizine göre; mısırda tane verimine pozitif yönde direk etkisi en yüksek koçanda tane sayısı (p=0.970, %69.864) olurken, bunu sırasıyla 1000 tane ağırlığı (p=0.138, %45.274), koçan ağırlığı (p=0.132, %12.019) ve koçan boyu (p=0.068, %8.474) izlemiştir. Tane verimine bitki boyu (p=-0.022, %3.310), koçan çapı (p=-0.266, %25.571) ve hektolitre ağırlığı (p=-0.172, %17.500)'nın direk etkileri ise negatif olmuştur. Sonuç olarak; Trabzon (Of ilçesi) iklim koşullarında daha yüksek tane verimlerinden dolayı P1429 ve P1547 atdişi mısır çeşitleri önerilmektedir. Korelasyon ve path analizine göre; tane verimine birinci sırada koçanda tane sayısı önemli ve pozitif etki göstermiş, bunu koçan ağırlığı ve koçan boyu izlemiştir.
Türkiye'de biçerdöver müteahhitliğinde kullanılan mısır hasat başlıklarının teknik ve ekonomik açıdan incelenmesi
Türkiye'de biçerdöver müteahhitliğinin kullanımı oldukça yaygın ve önemi büyüktür. Biçerdöver müteahhitliğinde yaygın olarak kullanılan tahıllar; arpa, buğday ve mısırdır. Dane mısır bitkisinin hasadında kullanılan biçerdöverin önüne takılan mısır hasat başlıklarıyla ilgili çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle ülke düzeyinde veri tabanı oluşturulmasında mısır hasat başlıklarının teknik ve ekonomik açıdan incelenmesine yönelik araştırma yapılmıştır. Dane mısır üretiminde hasadın oldukça dikkatli ve zamanında yapılması gerekmektedir. Mısır hasadında mısır hasat başlığının performansı ve ekonomik girdiler önemlidir. Bu araştırmada Türkiye'de mısır hasat başlıklarının teknik ve ekonomik yönden araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında toplamda 73 adet biçerdöver müteahhitiyle anket çalışması yürütülmüştür. Anket çalışması yüz yüze, online ve birebir aramalar şeklinde yapılmıştır. Araştırma sonucunda, marka seçiminde en önemli kriterin fiyat ve ödeme kolaylığı, dayanıklılık, teknik servis desteği ve kalitenin biçerdöver mütehahitleri için önemli olduğu belirlenmiştir. MHB'nın hafif olması biçerdöverin güç tüketimini azaltacak ve doğrudan yakıt tüketimine etkili olacağı tesbit edilmiştir.
Süt ineklerinin beslenmesinde yaş şeker pancarı posası, lenox ve ryegrass silajlarının, mısır silajı ile karşılaştırmalı olarak kalitelerinin belirlenmesi
Bu çalışma, süt ineklerinin beslenmesinde kullanılan yaş şeker pancarı posası, lenox ve ryegrass silajlarının, mısır silajı ile karşılaştırmalı olarak, kalitelerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Mısır hasılı hamur olum döneminde, lenox çiçeklenmenin tamamlandığı dönemde, ryegrass ise, başaklanma başlangıcında hasat edilmiştir. Mısır silajına hiçbir katkı maddesi ilave edilmemiş; kolay parçalanabilir şeker düzeyi düşük olan yaş şeker pancarı posası, ryegrass ve lenox silajlarına ise %5 düzeyinde melas katımıştır. Şeker pancarı posası silajına ayrıca, kuru madde düzeyini %20'ye çıkaracak olacak şekilde %5 oranında korunga kuru otu da ilave edilmiştir. Bütün silajlar, 150 L hacmindeki varillere sıkıştırılarak hazırlanmıştır. Çalışmada kullanılan bütün silajlar Flieg puanlama sistemine göre "pekiyi" silaj sınıfında yer almıştır. Yedirme denemesinde ortalama 3 yaşlı, laktasyonun 3. ayında ve süt verimi birbirine yakın 4 adet Holştayn ırkı süt ineği kullanılmıştır. Çalışmada 4x4 latin kare deneme düzeni uygulanmış ve denemenin her dönemi 14 günlük alıştırma ve 7 günlük örnek toplama dönemi olmak üzere 21 günden oluşturulmuştur. Hayvanların dönemlere göre tüketecekleri yem miktarı, verim düzeylerine göre NRC'nin standartları esas alınarak hesaplanmıştır. Denemede, süt verimi, silaj gruplarında benzer bulunurken, süt yağı düzeyi mısır silajı tüketen grupta, diğer gruplardan yüksek bulunmuştur. Hayvanların rumen sıvısı ve kan serumu değerleri, referans değerler aralığında yer almıştır. Sindirim denemesinde, 4 baş erkek Norduz toklu kullanılmıştır. Deneme 4x4 latin kare deneme düzenine göre yürütülmüştür. Denemenin her dönemi 14 günlük alıştırma ve 7 günlük örnek toplama dönemi olmak üzere toplam 21 günden oluşmuştur. Hayvanların tüketeceği yem miktarı, hayvanların canlı ağırlığının %2'si kadar KM içerecek şekilde belirlenmiştir. Ham besin maddelerinin sindirilme derecesi ryegrass silajında, diğer silajlardan düşük bulunmuş ve bu etki silajın NEL düzeyine de yansımıştır. Sonuç olarak, bu çalışmada yaş şeker pancarı posası, lenox ve ryegrass silajlarına %5 melas katmak şartıyla, bu silajların süt ineklerinin beslenmesinde mısır silajı ile yarışabilir özelliklere sahip oldukları, ancak ryegrass silajının sindirilebilirlik ve enerji içeriğinin diğer silajlardan daha düşük olduğu belirlenmiştir.
A-Galaktozidaz yüklü mikropartiküller: sentez, karakterizasyon ve In vitro salım çalışmaları
Enzimler uzun zamandır çeşitli endüstriyel sektörlerde kullanılmaktadır. Biyorafineride yenilenebilir malzemeleri kullanmak üzere son yıllarda artan ihtiyaç ve ilgi, enzimlerin endüstriyel uygulamasına daha fazla dikkat çekmiştir. α-Galaktozidaz (α-D-galaktozid galaktohidrolaz, EC 3.2.1.22), hem basit hem de kompleks oligosakkaritlerin terminal α-galaktozil kısımlarının hidrolizini katalize eden glikozid hidrolaz enzim grubudur. α-Galaktozidazlar doğada yaygın halde bulunur. Enzimlerin immobilizasyonu, temel olarak enzim maliyetlerinin işlem ekonomisi üzerindeki payını en aza indirmek amacıyla, enzimin birçok kez tekrar kullanılmasını mümkün kılan yaygın bir uygulamadır. İmmobilize edilmiş bir enzimin kullanımı ayrıca genellikle alt akım işlemini kolaylaştırır, çünkü ortamdan kolayca uzaklaştırılabilir. Enzimler ve destek taşıyıcıları arasındaki etkileşim düşünüldüğünde, enzim immobilizasyon yöntemleri fiziksel yöntemler ve kimyasal yöntemler olarak sınıflandırılabilir. Adsorpsiyon ve tutuklama, enzimler ve destek taşıyıcıları arasında kovalent etkileşimlerin olmadığı fiziksel yöntemlere dahil edilirken, kovalent bağlanma ve çapraz bağlanma kimyasal yöntemlere aittir. Bu projede, mısır unundan izole edilen ve gradient amonyum sülfat çöktürmesi ile kısmi olarak saflaştırılan -galaktozidaz enzimi tutuklama yöntemi ile kalsiyum aljinat-kitosan mikropartiküllerde immobilize edildi. Bu amaçla, mikropartiküllerin sentezi, karakterizasyonu ve son aşamada da in vitro ortamda salım çalışmaları gerçekleştirildi. İmmobilize enzim preparatının hazırlanması için belirlenen optimum koşullar; 0.1 mg protein, % 3 (w/v) aljinat, 0.15 M CaCl2, % 0.5 (w/v) kitosan, 1 saat çalkalama, %0.05 (v/v) glutaraldehit ve 1 saat inkübasyon olarak belirlenmiştir. Optimize edilen koşullarda hazırlanan immobilize ve serbest α-galaktozidaz enzimlerinin karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Serbest ve immobilize enzim için optimum sıcaklık 40°C olarak belirlenmiştir. Termal kararlılık denemesinde serbest enzim 60°C, immobilize enzim ise 70°C sıcaklıkta hala aktivitesinin %50' sini korumuştur. Optimum pH değeri serbest ve immobilize enzimler için sırasıyla pH 4.5 ve 5.5 olarak bulunmuştur. Serbest enzim pH 3.0 – 6.5 aralığında aktivitesinin %80'inden fazlasını korurken, immobilize enzim pH 4.5 – 6.0 arasında aktivitesinin %70' den fazlasını korumuştur. Tekrar kullanılabilirlik denemesinde immobilize enzim 2 kere kullanılabilmiştir. İmmobilize enzim için in vitro ortamda salım çalışması yapılmıştır.
Mısır bitkisinde kurak koşullarda transpirasyon-yaprak sıcaklığı ilişkilerinin moleküler haritalaması
Küresel iklim değişikliği ve buna bağlı olarak su kaynaklarının azalması, mısır gibi yüksek su tüketen bitkiler için suyu daha etkin kullanan çeşitlerin geliştirilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Bu çalışmada mısır (Zea mays L.) bitkisinin su stresine yaprak sıcaklığı ve diğer bazı özellikler temelinde verdiği tepkiler ve incelenen karakterler ile ilişkili genom bölgeleri araştırılmıştır. Araştırma İzmir Bornova ekolojik koşullarında 2016, 2017 ve 2018 mısır yetiştirme sezonlarında yürütülmüştür. Araştırmanın birinci yılında 80 farklı kendilenmiş at dişi mısır hattı tarla koşullarında augmented deneme desenine göre yetiştirilmiş ve hatların su stresi ve kontrol uygulamaları altında kanopi sıcaklık depresyonu (CTD), klorofil içeriği (SPAD), yaprak oransal nem içeriği (LRWC), tek bitki verimi ve bin tane ağırlığı (BTA) özellikleri ölçümlenmiştir. Ayrıca CTD karakteri bakımından kontrast olarak belirlenen Ames26783 ve NSL30869 nolu hatların melezleme işlemleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ikinci yılında F1 generasyonu tarla koşullarında yetiştirilmiş ve F2 generasyonunun tohumları elde edilmiştir. Araştırmanın üçüncü yılında çiçeklenme öncesi su stresi uygulanan F2 tek bitkilerinde CTD, SPAD, bitki boyu, yaprak sayısı, ilk koçan yüksekliği, BTA ve tek bitki verimi karakterleri ölçümlenmiş ve tek bitkilerde genotipleme işlemi SSR markörleri ile yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre su stresinin CTD ve SPAD karakterleri üzerine önemli etkileri olduğu saptanmıştır. Moleküler analizler sonucunda ise umc1165 SSR markörünün CTD karakteri ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Bunun yanında bitki boyu, ilk koçan yüksekliği, yaprak sayısı, BTA ve SPAD özellikleri ile ilişkili SSR markörleri de araştırma sonucunda belirlenmiştir.
Benin kökenli bazı aromatik bitkilerden elde edilen uçucu yağların mısır biti, Sitophilus zeamais Motschulsky (Coleoptera: Curculionidae) üzerindeki etkinliği
Batı Afrika'da tahıl ve yemeklik baklagillerin depolanmasında böceklerden kaynaklanan yüksek kayıplar yaşanmaktadır. Mücadelede yoğun şekilde kullanılan sentetik toksik insektisitlerin neden olduğu direnç gelişimi ile insan ve çevre sağlığı sorunları alternatif yöntemlerin kullanımını zorunlu kılmaktadır. Buradan hareketle, bu tezde, depolanmış ürün zararlısı böceklerle mücadelede toksik insektisitlere alternatif olarak, Benin'den (Afrika) temin edilen Cymbopogon citratus Stapf., Ocimum gratissimum L., ve Eucalyptus camaldulensis Dehnh bitkilerinden hidrodistilasyon yöntemiyle elde edilen uçucu yağların 1-2 haftalık Sitophilus zeamais (Coleoptera: Curculionidae) Motschulsky erginleri üzerindeki kontakt, fümigant ve repellent etkinliği laboratuvarda 25°C sıcaklık ve %65 ± %5 orantılı nemde araştırılmıştır. PVC kaplarda (40 ml) gerçekleştirilen kontakt toksisite denemelerinde elde edilen en yüksek ölüm oranı; Eucalyptus camaldulensis için 20 µl yağ/20 g mısır dozunda % 99±0,78 (F1 ergini gelişimi kaydedilmemiştir); Ocimum gratissimum için 50 µl yağ/20 g mısır dozunda 14. günde %90±2,24 (F1 ergin 2,6±0,81 adet olmuştur); Cymbopogon citratus için 50 µl yağ/20 g mısır dozunda % 84,25±4,4 (F1 ergin 1,5±0,5 adet olmuştur) olarak gerçekleşmiştir. Cam kavanozlarda (1000 ml) gerçekleştirilen fümigant etkinlik denemelerinde, ölüm oranı her üç uçucu yağda da konsantrasyon artışıyla artmış; en yüksek ölüm oranı, Eucalyptus camaldulensis için 100 µL/1000 ml kavanoz konsantrasyonunda %96,88±2,1; Cymbopogon citratus için 250µL/1000 ml kavanoz konsantrasyonunda %90±5,4, ve Ocimum gratissimum için 100 µL yağ/1000 ml kavanoz konsantrasyonunda %10,83±2,94 olmuştur. PVC petri kaplarında (9 cm2) gerçekleştirilen repellent etkinlik denemelerinde, Eucalyptus camaldulensis, Ocimum gratissimum ve Cymbopogon citratus uçucu yağlarında en yüksek repellent etki 100 µl yağ/4,5cm2 konsantrasyonunda sırasıyla %45, %85 ve %72,5 olmuştur. Elde edilen sonuçlar her üç yağın kontakt, fümigant ve repellent olarak depolanmış ürün zararlılarına karşı etkili olduğunu göstermektedir.
Amik ovasında mısır üreticilerinin sosyo-ekonomik yapısı ve ilaç kullanımı
Mısır her iklime ayak uydurabilen tarımı en fazla yapılan tahıllardan biridir. Dünyada gelişmiş ülkelerin mısır üretimi konusunda ileri olduklarını görmekteyiz. Türkiye' de de mısır üretimi oldukça önemli bir noktadadır. Mısırın başka sektörlerde de ham madde olarak kullanıma başlamasıyla üretimi genişletilmeye çalışmaktadır. Hatay ve Amik Ovası'nın mısır üretimi geniş yer kaplamaktadır. Bu çalışmada Amik Ovası'ndaki mısır üreticilerinin sosyo-ekonomik yapıları ve ilaç kullanımına ilişkin konuları ele alınmaktadır. Araştırmada 100 mısır üreticisi rastgele seçilmiş ve yüz-yüze görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca konu ile ilgili çalışmalar, tezler, raporlar, TÜİK istatistikî verileri, elektronik kaynaklar gibi ikincil verilerden de faydalanılmıştır. Verilerin analizleri uygun programlar ile yapılmış ve sayısal değişkenler ise ortalama olarak verilmiştir. Mısır işletmecilerinin sosyo-ekonomik yapıları üretimin arttırılması konusunda yapılacak çalışmalar önemlidir. İncelenen işletmelerde ortalama mısır üretim maliyeti 0,71 TL/Kg (0,12 $/kg)'dır. Dekara ortalama maliyet ise 1.057,36 TL/da (176,23 $/da)'dır. Dolayısıyla bir işletmede ortalama kar dekar başına 912,50 TL yani 152,08 $'dır. Ortalama ilaç kullanım maliyeti 64,13 TL/da (10,69 $/da) olup, bilinçli ilaç kullanımı sağlandığı taktirde bu miktar yaklaşık %20-25 oranında azaltılabilecektir.
Bursa koşullarında bazı deneysel melez atdişi mısırların (Zea mays var. indentata Sturt.) verim ve kalitelerinin belirlenmesi
Araştırma, 2019-2021 yıllarında Bursa lokasyonunda, altı adet saf ana hat (line) ve üç adet saf baba test edici (tester) hat kullanılarak çoklu dizi (Line x Tester) yöntemine göre yapılmıştır. Elde edilen 18 melez kombinasyonu ve 9 anaç tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada, çiçeklenme gün sayısı, bitki boyu, koçan yüksekliği, koçan boyu koçan çapı, koçanda sıra sayısı, sırada tane sayısı ve koçanda tane sayısı, hektolitre ağırlığı, dekara tane verimi gibi özellikleri incelenmiştir. Anaçların ve melezlerin çoklu dizi yöntemine göre üstün genel ve özel uyum yeteneği etkisi gösteren melez kombinasyonlarını ve melez gücünü belirlemek amaçlanmıştır. Tespit edilen varyans analiz sonuçları sonucunda, genotipler ve ebeveynlere karşı melezler tüm özelliklerde önemli bulunmakla birlikte bloklar, ebeveynler, hatlar, testerler, hat x tester interaksiyonu da bazı özelliklerde önemli olarak belirlenmiştir. Özel uyum yeteneği etkileri koçan yüksekliği, koçanda tane sayısı, tane verimi, çiçeklenme gün sayısı ve 1000 tane ağırlığı gibi özelliklerde önemli çıkmıştır. Genel kombinasyon yeteneği göz önüne alındığında NC272, FRMo17, FR73, S16033 ve BRS316 çeşitlerinin ıslah programlarında anaç olarak kullanılması önerilebilinir. GUY/ÖUY varyansı çiçeklenme gün sayısı haricindeki incelenen bütün özelliklerde 1'den küçük belirlenmiştir. İncelenen bu özellikler eklemeli olmayan gen etkileri ya da dominant gen etkilerinin etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Heterosis - heterobeltiosis değerlerine bakıldığında sırasıyla en düşük %-45,6 ve %-15,4 değeriyle koçanda sıra sayısında, en yüksek %177,3 ve %144,7 değeriyle tane veriminden elde edilmiştir. Sonuç olarak tane verimi bakımından BRS316 x S16022, NC272 x Ç2002S22, NC272 x S16022, BRS316 x Ç2002S22, FR73 x Ç2002S22 ve S16033 x S16022 ümitvar melez kombinasyonları oldukları görülmüştür. Genel uyum yeteneği pozitif yönde önemli etkileri olan NC272 ve S16022 hatlarının melezleme çalışmalarında göz önünde bulundurulmaları araştırmacıya avantaj sağlayacaktır.
Callisto Herbisitinin Zea mays L. (Mısır)'ın Martha F1 Kültür formunda total glutatyon, glutatyon redüktaz, glutatyon-S-transferaz ve pigment içeriği üzerine etkileri
Bu çalışmada Zea mays cv. Martha F1 formu üzerinde Callisto'nun pigmentasyon ve antioksidan sistem üzerine etkileri araştırılmıştır. Zea mays (mısır) bitkisine kontrol grubuna karşı 13, 18, 25, 35, 49, 69, 96, 134, 188, 264 ve 369 ppm dozlarında Callisto uygulandı. Bu örneklerde klorofil a (Kla), klorofil b (Klb), karotenoid, total klorofil, glutatyon seviyeleri ve glutatyon- s-transferaz ile glutatyon redüktaz enzim aktiviteleri tanımlanmıştır. Klb ve total klorofil seviyeleri 1. gün örneklerinde kontrol gruplarından daha düşük çıkmıştır. Bununla beraber, Klorofil a ve Karotenoid seviyeleri aynı gruplarda artış göstermiştir. Kla, Klb ve total klorofil miktarları 5., 10. ve 15. gün örneklerinde genel olarak düşüş göstermiştir. Diğer taraftan karotenoid miktarları aynı gruplarda dikkate değer şekilde artış göstermiştir. Ayrıca bu örneklerde antioksidan sistemi üzerine Calliston'un etkileri de araştırılmıştır. glutatyon, glutatyon-S-transferaz ve glutatyon redüktaz aktivitelerinde farklı etkiler kaydedilmiştir. Özellikle, glutatyon-S-transferaz aktivitesinde günlere bağlı olarak artış dikkat ii çekmektedir. Glutatyon redüktaz aktivitesinde ve glutatyon seviyesinde hem konsantrasyonlara hem de günlere bağlı olarak değişimler gözlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Zea mays, pigmentasyon, herbisit, mesotrion, glutatyon (GSH), glutatyon-s-transferaz (GST), glutatyon redüktaz (GR)
Atrazin ve asetoklor herbisitlerinin Zea mays L. (mısır) ve Pisum sativum L. (bezelye) bitkilerinde biyokimyasal ve fizyolojik parametrele üzerine etkileri
Bu araştırmada, Zea mays L. cv. ?Martha F1? ve Pisum sativum L. cv. ?Utrillo? bitkilerine çimlenme öncesi ve çimlenme sonrası gelişim safhalarında atrazin ve asetoklor herbisitleri uygulandı. Çimlenme sonrası aşamada bu herbisitlerin fotosentetik pigment sistemi, toplam şeker içeriği, yaş-kuru ağırlık parameterleri, oransal su içeriği ve bazı antioksidan enzim aktiviteleri üzerindeki etkileri (1., 5., 10. ve 15. günlerde) araştırıldı.Z. mays'a kontrol grubuna karşı, 21?222 mM konsantrasyon aralığında atrazin ve 0,76?8,1 mM aralığında asetoklor uygulandı. Ayrıca P. sativum, kontrol grubuna karşı atrazin ve asetoklorun 42?448 mM konsantrasyonlarına maruz bırakıldı.Atrazin uygulanan Z. mays ve P. sativum'da günlere bağlı olarak klorofil a, klorofil b, toplam klorofil ve toplam şeker seviyelerinin kontrol grubuna oranla azaldığı, karotenoid seviyesinin ise önemli ölçüde artış gösterdiği bulundu. Ayrıca bu gruplarda peroksidaz aktivitesi ve malondialdehit (MDA) içeriği 10. günden itibaren azalış gösterirken, askorbat peroksidaz aktivitesi ise 15. günde azaldı Aynı zamanda oransal su içeriği ve yaş-kuru ağırlıkta azalış kaydedildi.Asetoklor uygulanan Z. mays ve P. sativum'da günlere bağlı olarak klorofil a, klorofil b, toplam klorofil ve toplam şeker miktarları kontrol grubuna kıyasla daha düşük düzeyde bulundu Bununla birlikte, karotenoid miktarları aynı gruplarda önemli ölçüde artış gösterdi. Peroksidaz aktivitesi her iki bitkide de 15. günde azaldı. MDA içeriği ve askorbat peroksidaz aktivitesi Z. mays'da 10. günde, P. sativum'da ise 15. günde azalış gösterdi. Aynı zamanda oransal su içeriği ve yaş-kuru ağırlıkta azalışa neden olduğu saptandı.Salisilik asitin herbisit ile birlikte uygulanması Z. mays ve P. sativum'da 24. ve 48. saatlerde bitkide endojen salisilik asit miktarını artırdı. Ayrıca eksojen salisilik asit uygulamasının ise sistemik kazanılmış direnci artırdığı belirlendi.Ayrıca herbisitlerin kalıntı miktarları 1. ve 15. günde değerlendirildiğinde bitkilerde yüksek oranda kalıntıya sebep oldukları gözlendi.ANAHTAR KELİMELER : Zea mays, Pisum sativum, atrazin, asetoklor, klorofil,karotenoid, total karbohidrat, malondialdehit (MDA),peroksidaz, askorbat peroksidaz, salisilik asit
Research on the presence of ochratoxin A in the corns sold outside in istanbul province
Mycotoxins which are found in foods, can go into human body through consumption of those foods, gain more importance day by day and endanger health due to generation of toxic metabolite have become increasingly a substantial research subject. The fungi that are responsible from the generation of mycotoxins can be found everywhere, because they are conveyed by air. However, their contamination can vary by the type of the product, geographical situation, seasons and years. Mycotoxins are highly toxic secondary metabolites produced by filamentous fungi of Fusarium, Aspergillus and Penicillium. Apart from several toxins produced by limited number of species, numerous mycotoxins are generated by a great variety of species. Grain production has a place in the global food supply which represents 50 percent of total daily caloric intake of people. Ochratoxins usually exist in barley, wheat, corn, rye, oat, fig, bean olive, raisin, nuts, spices, coffee, beer, medicinal herbs, herbal tea and grapefruit juice. Fungal injection and production of mycotoxins can start in harvest, processing and storage. In particular, situation of the cereals during storage is a basic factor for the growth of mycotoxins. Ambient conditions such as humidity and temperature are the leading factors for safety of the cereal products. The study aimed to analyze 40 corn samples gathered from various district bazaars and markets of İstanbul province. The samples were taken from the corns which are not sold under a brand. The risk evaluation of OTA in this product group was performed. Key Word: Corn, Ochratoxin A, ELISA Method, contamination
Türkiye'de yetiştirilen melez mısır çeşitlerinin bazı tarımsal özellikler bakımından incelenmesi
Araştırma, Bursa Karacabey'de 123 melez mısır genotipi kullanılarak, 2008 yılında tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada bazı verim ve kalite unsurları incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre mısır genotiplerinde parselde koçan sayısı dışında ele alınan özellikler bakımından önemli farklılıklar bulunmuştur.İncelenen özelliklerden bitki boyu 203,7-279,8 cm; koçan yüksekliği 55,7-142,3 cm; sap kalınlığı 18,4-27,2 mm; koçan uzunluğu 17,3-27,6 cm; koçan ağırlığı 142,3-428,8 gr; koçan çapı 40,2-58,2 mm; koçanda sıra sayısı 12-19 adet; sırada tane sayısı 34-55 adet; hasatta tane nemi % 16-25; hektolitre ağırlığı 66,6-78,3 kg; kuru madde oranı % 88,2-91,9; kül oranı % 1,6-3,2; karbonhidrat oranı % 52,1-65,7; yağ oranı % 3,4-6,8; protein oranı % 8,3-15,1 arasında bulunmuştur. Tane verimi değerleri ise 787,3 kg/da (C.955) ile 1626,7 kg/da (Sum1024) arasında bulunmuştur.İncelenen özellikler bakımından kullanılan genotiplerin sınıflandırılması amacıyla yapılan sınıflandırma ağacı yöntemine göre, altı farklı gurup oluşmuş ve en yüksek verim ortalamasına (1532,1 kg/da) sahip grupta 11 genotip yer almıştır. Sınıflandırma ağacında aynı grup içinde yer alan geotipler, incelenen özellikler bakımından birbirinin yerine tercih edilebilir. Tane veriminin bağımlı değişken olarak kullanıldığı regresyon ağacı analizi sonucuna göre, tane verimine parselde koçan sayısı ve bitki boyunun önemli etkilerinin olduğu tespit edilmiştir.Sonuç olarak yaptığımız deneme koşullarında Sum1024, DCK6022, EXB463, Brasco, Cadız, PR 33V15, PR 31G98, Sum1187, NKARMA, Sum14491 genotipleri verim ve kalite açısından çeşit seçiminde avantajlı genotipler olarak bulunmuştur.Anahtar sözcükler: Mısır, Genotip, Verim, Kalite, Sınıflandırma ve Regresyon ağacı
Mısırda (Zea mays L.) olgun embriyodan kallus oluşumu ve bitki rejenerasyonuna genotipik tepkinin araştırılması
Bu çalışma 2010-2011 yılları arasında Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Doku Kültürü ve Biyoteknoloji labaratuarlarında yürütülmüştür. Araştırma üç aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada mısır genotiplerinin olgun embriyolarından kallus oluşumu, ikinci aşamada embriyogenik kallus eldesi ve üçüncü aşamada ise somatik embriyogenesiz ve sürgün oluşturma amaçlanmıştır. Çalışmada 5'i saf hat, 6'sı bunların melez kombinasyonları olmak üzere 11 farklı mısır genotipi kullanılmıştır. Besi ortamı olarak 1. aşamada MS + 4 mg/L 2,4-D, 2. aşamada MS + 2 mg/L 2,4-D + 0,25 mg/L BA, 3. aşamada ise MS ve MS + 1 mg/L BA ortamları uygulanmıştır. Genel olarak melez hatlardan saf hatlara göre daha başarılı yanıtlar alınmıştır. Ebeveynlerden RSSSC dişi hattı kallus boyutu ve canlılık yüzdesi açısından en iyi yanıtı vermiş, RSSSC'nin yer aldığı melez kombinasyonları da aynı şekilde tepki göstermiştir. Embriyogenik kallus oluşturma kapasitesi GKK, ÖKK ve heterosis değerleri açısından yine en yüksek olan RSSSC hattı ve melez kombinasyonlarıdır. Sonuç olarak bu çalışma ile mısırın doku kültürüne yanıtının genotipe bağlı olarak değiştiği belirlenmiştir. Doku kültürüne yanıtta kalıtımın etkisine bakıldığında da melez kombinasyonlarında yer alan iyi yanıt veren hatların söz konusu melezinde yanıt verme oranını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.
Yüksek nem içeren mısır danesinin silaj ve yem değeri özelliklerinin saptanması
Bu tez yüksek nemli dane mısırın silolanma özelliğini geliştirmek için düzenlenmiştir. Bu amaçla yüksek nemli mısır üç farklı kuru madde de (%65,32, %70,77 ve %75,31) hasat edilmiş ve kabaca öğütülerek denemede kullanılmıştır. Deneme materyali yüksek nemli dane mısır (YNDM)'lara sırasıyla; (katkısız: kontrol), %2 üre, 106 cfu/g Lactobacillus plantarum (LP)+Lactobacillus buchneri (LB) ve 106 cfu/g Lactobacillus buchneri (LB) ilave edilmiş ve 60 gün süreyle silolanmışlardır. Bu süre sonunda silajların besin madde bileşimleri, silaj fermantasyon özellikleri, silaj mikrobiyolojisi, aerobik stabilitesi, in vitro gaz üretimi ve sindirilebilirlik özellikleri saptanmıştır. Yüksek nemli mısır silajının farklı KM'de hasat edilmesi silajların besin madde bileşimi ve silaj kalitesini önemli düzeyde etkilemiştir (P<0,05; P<0,01). Kuru madde düzeyinin artması ham protein (HP) içeriğini düşürmüş, nişasta ve hücre duvarı bileşenlerini önemli düzeyde artırmıştır (P<0,05; P<0,01). Silajların laktik asit (LA), laktik asit bakteri (LAB), maya ve küf sayısını ise düşürmüştür. Silajların KM düzeyinin artması aerobik stabiliteyi geliştirmiştir. Yüksek nemli dane mısır silajına üre ilavesi silajların HP içeriğini artırmış, nişasta içeriğini ise düşürmüştür (P<0.05). Üre ilavesi ayrıca silajların LAB, maya, küf, laktik asit (LA), propiyonik asit (PA), etanol, in vitro gaz üretimi, OMS ve ME içeriğini düşürmüştür (P<0,05). Buna karşın üre silajların pH, amonyak azotu (NH3N) ve asetik asit (AA) miktarını artırmış, aerobik stabiliteyi olumsuz etkilemiştir. Yüksek nemli dane mısır silajına LP+LB ve LB ilavesi silajların besin madde bileşimi üzerine etkisi önemli bulunmuştur (P<0,05; P<0,01). Silajlara LAB ilavesi pH, maya ve küf sayısını düşürmüş, LAB sayısı ile LA, PA ve etanol miktarını artırmışlardır. Laktik asit bakteri ilavesi ayrıca karbondioksit (CO2) miktarını artırarak aerobik stabiliteyi geliştirmiştir. Araştırmadan elde edilen verilere göre yüksek nemli dane mısır silajı yapımında en uygun KM dozunun %70 olmuştur. Besin madde bileşimi, silaj mikrobiyolojisi, fermantasyonu, besin maddeleri sindirimi, aerobik stabilite için en uygun katkı maddesi LAB inokulantı olduğu sonucuna varılmıştır. En etkili LAB inokulantı LP+LB kombinasyonu olmuştur. Bunu LB ve %2 üre izlemiştir.
Farklı kuru madde ve laktik asit bakteri inokulantlarının mısır silajının fermantasyon ve aerobik stabilite özellikleri ile yem değeri üzerine etkisi
Bu çalışma, homofermantatif ve heterofermantatif laktik asit bakteri (LAB) inokulantlarının farklı kuru maddede (KM) hasat edilen mısır (Zea mays L.) silajlarının fermantasyon, aerobik stabilite ve yem değeri üzerine olan etkilerini araştırmak için tasarlanmıştır. Araştırmada kullanılan mısır materyali, süt olum (SO), hamur olum (HO), diş olum (DO) ve fizyolojik olum (FO) dönemi olmak üzere dört farklı olgunlaşma döneminde ve sırasıyla %26,3, 31,4, 37,3 ve 42,7 KM içeriğinde hasat edilmiştir. Homofermantatif LAB olarak Lactobacillus plantarum (LP), heterofermantatif LAB olarak Lactobacillus buchneri (LB) ve bu iki bakterinin (LP+LB) 1:1 kombinasyonunu içeren inokulantlar 1×106 cfu g-1 düzeyinde uygulanmıştır. Deneme grupları, dört olgunlaşma dönemi (SO, HO, DO ve FO) ve dört uygulamadan (kontrol (C), LP, LB ve LP+LB) oluşmuştur. Her deneme materyali dörder tekerrürlü olarak 1,5 L'lik anaerobik kavanozlara silolanmıştır. Silolamanın 60. gününde kavanozlar açılarak silajların kimyasal ve mikrobiyolojik analizleri yapılmıştır. Silolama döneminin sonunda açılan silajlara beş gün süreyle aerobik stabilite testi uygulanmıştır. Silajların yem değeri in vitro gaz üretim tekniği ile belirlenmiştir. Olgunlaşma dönemlerinin tüm parametreler üzerindeki etkileri anlamlı bulunmuştur (P<0,0001 ila P=0,0003). İnokulantların KM, amonyak azotu, asit deterjan lif, hemisellüloz, metabolik enerji, net enerji laktasyon içerikleri ve organik madde sindirilebilirlikleri üzerine etkileri önemsiz bulunurken (P>0,05), diğer parametreler üzerindeki etkileri farklı düzeylerde (P<0,0001 ila P=0,02) önemli bulunmuştur. İnokulantlar pH değerini tüm dönemlerde düşürmüşlerdir. Özellikle LP, pH düşüşü üzerine LB ve LP+LB'den daha etkili olmuştur. İnokulantların tümü kontrole göre laktik asit ve asetik asit üretimini artırmıştır. En yüksek laktik asit üretimi, LP uygulanan silajlarda olmuştur. LB ve LP+LB uygulamaları tüm dönemlerde aerobik stabiliteyi geliştirirken LP uygulaması tüm aşamalarda aerobik stabiliteyi düşürmüştür. Anahtar Kelimeler: Aerobik stabilite, gelişim dönemleri, heterofermantatif, homofermantatif, in vitro sindirilebilirlik, Lactobacillus buchneri, Lactobacillus plantarum, laktik asit bakterileri, mısır, silaj, olgunlaşma, fermantasyon, silaj katkı maddesi, yem değeri, Zea mays
Mısır silajında bazı insektisitler ve bunların zehirli metabolitlerinin kalıntı durumunun belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, chlorpyrifos, deltamethrin ve imidacloprid'in 200 günlük fermantasyon süresince mısır silajı içerisindeki degredasyonunu ve bazı metabolitlerine [3,5,6-trichloro-2-pyridinol, diethyl phosphate, diethyl thiophosphate, chlorpyrifos-oxon, 3-phenoxybenzoic acid, 3-(4-hydroxyphenoxy)benzoic acid, imidacloprid-olefin, imidacloprid guanidine, 6-hydroxynicotinic acid ve 6-chloronicotinic acid] dönüşümünü izlemektir. Çalışmada, fermantasyon sürecinin insektisitlerin parçalanması ve metabolitlere dönüşmesi üzerine etkisi araştırılmıştır. Laktik asit bakterilerinin fermantasyonu mısır silajında asidik koşulların oluşumuna neden olmaktadır. İnsektisitler fermantasyon ortamında bulunan bu mikroorganizmalar tarafından metabolize edilebilmektedir. Bu tez çalışmasında insektisitler blank örneklere (pestisit kullanılmadan yetiştirilen mısırlar) laboratuvar ortamında ayrı ayrı uygulanmıştır. İnsektisit spike edilmiş mısır bitkilerinin bir kısmı kurumaya bırakılmış, bir kısmı kavanozlarda silaj yapılmıştır. Fermantasyonun etkisini belirlemek için örneklerde, spike edilmiş olan insektisitler ve metabolitleri LC-MS/MS kullanılarak periyodik olarak analiz edilmiştir. Analizlerde kullanılan yöntemin verifikasyonu SANTE/12682/2019 rehberine göre yapılmıştır. LOD değerleri 2,76 mg/kg ile 53,61 mg/kg arasında, LOQ değerleri ise 9,19 mg/kg ile 178,71 mg/kg arasında bulunmuştur. Analitlerin geri kazanımları %93,7-109,2, tekrarlanabilirlik RDSr değerleri %1-15 ve tekrarüretilebilirlik RDSR değerleri %1-13 arasında hesaplanmıştır. İnsektisit uygulanmasından 200 gün sonra silaj örneklerinde chlorpyrifos, deltamethrin ve imidacloprid bozunma oranları sırasıyla %46, %45 ve %30 olarak tespit edilirken bu oran kontrol (kurutulmuş mısır) örneklerinde %67, %55 ve %61 olarak belirlenmiştir. Bu çalışma, mısır silajındaki düşük pH ortamının insektisitlerin bozunmasını yavaşlattığını, dolayısıyla pestisit kalıntılarının aerobik koşullara kıyasla silaj ortamında daha uzun süre stabil kalabildiğini göstermiştir.
Mısır ve ayçiçeği karışımı silajların yem değeri ve kuzu besisinde kullanılma olanakları
Bu çalışma, mısır ve ayçiçeği silajları ve bu silajların farklı oranlardaki karışımları ile hazırlanan rasyonların kuzuların besi performansı ve karkas özellikleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Denemede, 10-12 haftalık yaşta ve ortalama 20-25 kg canlı ağırlığa sahip 40 baş Kıvırcık ırkı erkek kuzu kullanılmıştır. Kuzular 5 gruba ayrılmış ve hayvanlara deneme süresince yoğun yeme ek olarak 5 farklı silaj [%100 mısır silajı (kontrol), %75 mısır silajı+%25 ayçiçeği silajı, %50 mısır silajı+%50 ayçiçeği silajı, %25 mısır silajı+%75 ayçiçeği silajı, %100 ayçiçeği silajı] verilmiştir. Besi süresince performans kriterleri olarak, canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, silaj ve yoğun yem tüketimi ile yemden yararlanma oranı gibi özellikler belirlenmiştir. Ayrıca, beside kullanılacak yoğun yem ve silajların besin madde içerikleri, besi başı ve sonu olmak üzere 2 kez rumen sıvısı alınarak rumen bazı rumen parametreleri saptanmıştır. Besi süresi sonunda (0-8 hafta), farklı silajlarla beslenen kuzuların canlı ağırlıkları ve canlı ağırlık artışları arasında farklılıklar önemli bulunmamıştır. Benzer şekilde, 0-8 haftalık dönemde, gruplara ait günlük ortalama silaj tüketimleri arasındaki farklılıklar da önemli bulunmamıştır. Ancak, söz konusu dönemde, grupların silaj+yoğun yem tüketimleri arasındaki farklılıklar önemli (P≤0.05) bulunmuştur. En yüksek silaj+yoğun yem tüketimi (128.2 kg) %100 ayçiçeği silajı ile beslenen grupta görülürken, en düşük tüketim %100 mısır silajı (99.4 kg) ile %75 mısır silajı+%25 ayçiçeği silajı (101.6 kg) ile beslenen gruplarda saptanmıştır. Besi süresince, grupların günlük ortalama yoğun yem tüketimleri arasındaki farklılıklar önemsiz bulunmuştur. Yemden yararlanma düzeyi bakımından hafta en kötü olan grup %100 ayçiçeği silajı ile beslenen (10.2) grup olurken, en iyi gruplar %100 mısır silajı (7.6) ile %75 mısır silajı+%25 ayçiçeği silajı (7.8) ile beslenen gruplar olmuştur. Söz konusu dönemde, yemden yararlanma oranları bakımından elde edilen ortalamalar arasındaki farklılıklar önemli (P≤0.01) bulunmuştur. Karkas özellikler bakımından, farklı silaj tipleri ile beslenen kuzuların kesim ağırlıkları, sıcak- soğuk karkas ağırlıkları, sıcak- soğuk karkas randımanları, karkas firesi, MLD kesit alanı, iç yağı oranı ve sırt kabuk yağı değerleri arasında farklılıklar önemsiz bulunmuştur. Sonuç olarak; kuzu besisinde, mısır silajı yerine %100 oranına kadar ayçiçeği silajı kullanılmasının besi performansı ve karkas özellikleri üzerine olumsuz bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.
Farklı önbitki ve azot dozlarının atdişi mısır çeşidinde verim ve verim öğelerine etkileri
Çalışma, DKC6724 hibrit mısır çeşidi birinci ürün olarak yetiştirilerek, altı farklı azot dozu (0, 7,5, 15, 22,5, 30, 37,5 kg/da) ve ön bitki uygulaması (mısır + mısır ve bezelye + mısır) Tesadüf Bloklarında Bölünen Bölünmüş Parseller Deneme Desenine göre üç tekrarlamalı olarak, Bursa Mustafa Kemalpaşa ekolojik koşullarında 2016 ve 2017 ekim döneminde yürütülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre; denemenin birinci yılında en uzun bitki boyu bezelye ön bitkisinden ve 30 ve 37,5 kg/da azot dozundan alınmıştır, ikinci yıl her iki uygulama da önemsiz çıkmıştır. Koçan yüksekliği bakımından; denemenin birinci yılında bezelye ön bitki denemesi daha yüksek değer vermiş, ancak azot dozu önemsiz olmuş, denemenin ikinci yılında ise hem ön bitki hem de azot dozları etkisiz olmuştur. Denemenin birinci yılında en uzun koçan 30 kg/da, ikinci yılda ise 22,5, 30 ve 37,5 kg/da azot dozlarında belirlenmiştir. Koçanda sıra sayısı üzerine her iki yılda da ön bitki ve azot dozlarının etkisi önemsiz bulunmuştur. Sırada tane sayısında; denemenin birinci yılında en yüksek değer 44,3 adet ile bezelye ön bitkisinden alınırken azot dozları önemsiz çıkmış, denemenin ikinci yılında ise ön bitki ve azot dozları önemsiz bulunmuştur. Hem koçanda tane sayısı, hem de bitki başına koçan sayısı bakımından ön bitki ve azot dozlarının etkisi her iki yılda da önemsiz çıkmıştır. Koçan çapı en fazla birinci yılda ön bitki bezelye ve 30 kg/da azot dozundan, ikinci yılda 22,5 ve 30 kg/da azot dozu ve bezelye ön bitkisinden alınmıştır. Bin tane ağırlığı açısından her iki yılda da yalnızca azot dozları olumlu etki etmiş en yüksek bin tane ağırlığı birinci yılda 7,5 kg/da, ikinci yılda ise 30 ve 37,5 kg/da azot dozlarından alınmıştır. En yüksek tane verimi her iki yılda da 30 ve 37,5 kg/da azot dozlarından alınmıştır. Tane verimi üzerine ön bitkinin etkisi her iki yılda da önemsiz olmuştur. Sonuç olarak; hibrit mısırda çeşidinde yüksek verim için 30 ve 37,5 kg/da azot dozları ve bezelye ön bitkisi Bursa ve benzer ekolojik koşullar için maliyet analizi de yapıldıktan sonra önerilebilir.
Adana ili mısır ekim alanlarında turcicum yaprak yanıklığı (Exserohilum turcicum (Pass. ) Leonard. and Suggs) ve maydis yaprak yanıklığı (Helminthosporium maydis Nisik.) hastalıklarının yaygınlığı, biyoekolojisi, mısır çeşitlerinin bu has
öz DOKTORA TEZÎ ADANA İLİ MISIR EKİM ALANLARINDA TURCICUM YAPRAK YAMKLIĞI (Exserohilum turcicum (Pass) Leonard, and Suggs) VE MAYDİS YAPRAK YANIKLIĞI (Helminthosporium maydis Nisik.) HASTALIKLARININ YAYGINLIĞI, BİYOEKOLOJİSİ, MISH* ÇEŞİTLERİNİN BU HASTALIKLARA KARŞI DUYARLILDXLARI VE MÜCADELE OLANAKLARI ÜZERİNDE ARAŞTD3MALAR Veli ÇETİN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. N. Kemal KOÇ Yıl: 1999, Sayfa: 131 Jüri : Prof. Dr. N. Kemal KOÇ : Doç. Dr. Abuzer SAĞIR : Doç. Dr. Ali ERKILIÇ Adana ilinde mısır ekim alanlarının son yıllarda hızla artması, mısırla ilgili sorunların da artmasına neden olmuştur. Bunlar içerisinde Exserohilum turcicum (Pass.) Leonard and Suggs, ve Helminthosporium maydis Nisik. ' in neden olduğu yaprak yanıklıkları da önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma iki yaprak yanıklığı etmeninin bazı kültürel özelliklerinin, Adana ili mısır ekim alanlarında yaygınlıklarının, kışı nerede ve nasıl geçirdiklerinin, bazı mısır çeşitlerinin bu hastalıklara karşı duyarlılıklarının ve mücadele yöntemlerinin belirlenmesi amacıyla 1994 - 1998 yıllan arasında yürütülmüştür. E. turcicum en fazla koloni gelişimini dekstozu azaltılarak modifıye edilmiş PDA ortamında, H. maydis yulaf ağarda gösterirken, en fazla konidi sayısı her iki etmen için de pepton dekstroz ağarda saptanmıştır. Etmenler 5 ile 9 pH dereceleri arasında optimum koloni gelişimi gösterirken, E. turcicum için 25 °C, H.maydis için 30 °C nin uygun olduğu görülmüştür.. Değişik ışık sürelerinin E. turcicum1 un gelişimi üzerinde etkisi görülmezken, H. maydis' in gelişimi ışıkta kalma süresinin azalmasına paralel olarak azalmıştır. Sörvey çalışmaları sonucunda, Adana ili mısır ekim alanlarında Maydis Yaprak Yanıklığının, Turcicum Yaprak Yanıklığına göre daha önemli olduğu görülmüştür. Her iki etmen de kışı toprak altında geçirememiş, konidilerin canlı kalma süreleri toprak derinliğine bağlı olarak azalmış, tarlada olduğu gibi kalan yada toprak yüzündeki bitki artıklarında konidi olarak kışlayabilmiştir. Turcicum yaprak yanıklığına karşı 1994' de doğal enfeksiyon koşullarında denenen çeşitlerin tamamı dayanıklı bulunurken, yapay enfeksiyon koşullarında 1996' da denenen çeşitlerden 16'sı dayanıklı, 2'si orta dayanıklı, 4'ü orta duyarlı, 1997 yılında 16' sı dayanıklı, 3' ü orta dayanıklı 5'i orta duyarlı bulunmuştur. Maydis Yaprak Yanıklığına karşı denenen çeşitlerden 1995' te 6' sı dayanıklı, 3'ü orta dayanıklı, 9'u orta duyarlı ve 1' i duyarlı, 1997 yılında 5' i dayanıklı, 5' i orta dayanıklı, 6' sı orta duyarlı ve 7'si duyarlı olarak belirlenmiştir. Sera koşullarında yapılan denemede maneb, mancozeb, metconazole, prochloraz, propiconazole, cyproconazole ve çaptan ümitvar bulunurken, carbendazim ve triadimenol etkili olmamışlardır. Anahtar Kelimeler: Mısır, E. turcicum, H. maydis,