Expression
80 theses under this subject heading
Sünbülzâde Vehbî'nin kasideleri ve kasideciliği
Bu çalışma Sünbülzâde Vehbî'nin kasidelerinin tür ve şekil bakımından değerlendirilmesine ve kasideciliğinin konumunun belirlenmesine yönelik bir çalışmadır. Çalışmanın amacı, 18. yy. divan şairi olan Sünbülzâde Vehbî'nin kasidelerinin gelenekle olan münasebetini ortaya koyarken gelenekten ayrılan yönlerini de tespit etmektir. Sünbülzâde Vehbî Divanı'nda "kasâîd" bölümünde bulunan 63 şiir tür veya şekil bakımından kaside olarak değerlendirilmiştir. Geriye kalan şiirler (kıta, tahmis, tercî-i bend, muhammes gibi.) tür veya şekil bakımından kaside özelliği göstermediğinden incelemenin dışında tutulmuştur. Kasideler şekil bakımından değerlendirilirken tablo, grafik ve istatistiksel verilerden faydalanılmıştır. Sünbülzâde Vehbî'nin kasidecilik anlayışı, 13. yy'dan 18. yy'a kadar yapılmış olan kaside çalışmaları etrafında karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede şaire has olan unsurlarla gelenekle olan bağı ortaya konmuştur. Çalışmanın diğer bölümlerinde dil ve anlatım, muhteva ve sosyal hayat unsurları incelenmiştir. Şekil bölümünden sonra deyim ve atasözlerinden iktibaslara, konuşma dili ve kalıp ifadelerden edebî sanatlara farklı konulara yer verilmiştir. Muhtevada da kasidelerde zikredilen şahıs kadrosu ile şairin sıradışı kasideleri incelenmiş ve örneklendirilmiştir. Son bölümde ise Vehbî'nin kasidelerinde öne çıkan sosyal hayat unsurları ele alınarak açıklanmıştır. Çalışmanın sonucunda Sünbülzâde Vehbî'nin gelenekten kopmadan kendine has şiirler yazarak yenilik peşinde olduğu, kasideyi hem şekil hem de tür olarak algıladığı sonucuna ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER Sünbülzâde Vehbî, Kaside, Kasidecilik Geleneği, Kasidecilik Anlayışı
Okul öncesi dönem çocuklarında dijital hikaye anlatımının dinleme becerilerine etkisi
Okul Öncesi Dönem Çocuklarında Dijital Hikâye Anlatımının Dinleme Becerisine Etkisi Bu araştırmanın amacı dijital hikâye anlatım yönteminin okul öncesi dönem çocuklarının dinleme becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada deneysel yöntemlerden 'Yalnız Son Testli Kontrol Gruplu Seçkisiz Desen' kullanılmıştır. Araştırmada Kütahya ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulunda 60-72 ay grubundaki 3 anasınıfında bulunan ve normal gelişim gösteren 35 kız 40 erkek olmak üzere 75 çocuk ile çalışılmıştır. Araştırmaya katılan çocuklar gelişim dosyalarından ve öğretmenlerinden alınan bilgiler ile gelişim düzeyleri bakımından eşitlenip, hikâyelerin farklı anlatım yöntemleri ile sunulduğu 3 farklı deneysel gruba seçkisiz atanmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde 11 farklı hikâyeden yararlanılmış ve hikâyeler 3 farklı anlatım yöntemi ile gruplara anlatılmıştır. Hikâyelerden sonra yarı yapılandırılmış görüşme formu ile araştırmanın verileri toplanmıştır. Veriler değerlendirme formu ile puanlanarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda farklı dijital hikâye anlatımları yapılan deney grubu 1 ve deney grubu 2'de bulunan okul öncesi dönem çocuklarının seçici, ayrıştırıcı, empatik, yaratıcı, eleştirel ve etkin dinleme becerilerinden aldıkları puanlar, öykü kitabı ile anlatım yapılan kontrol grubundaki okul öncesi dönem çocuklarının aynı dinleme becerilerinden aldıkları puanlar ile karşılaştırılmıştır. Verileri normal dağılım göstermediğinden, Kruskal Walllis H testi ile yapılan karşılaştırmada gruplar arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Farkın hangi gruplar arasında ve hangi grubunu lehine olduğunu görmek için Mann Whitney U testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ele alınan dinleme türlerinde deney grubu 1 ve deney grubu 2 lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Deney grubu 1 ve deney grubu 2 arasında ise dinleme becerilerinden aldıkları puanlar karşılaştırıldığında, müzik ve ses hariç dijital hikâye anlatımı yapılan deney grubu 1 lehine anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak dijital hikâye anlatımı 60-72 ay grubundaki okul öncesi dönem çocuklarının ayrıştırıcı, seçici, empatik, yaratıcı, eleştirel ve etkin dinleme becerilerini üzerinde anlamlı düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmen desteğiyle uygulanan dijital hikayelerin ele alınan dinleme türlerinde dijital hikaye anlatımına göre daha etkili olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Dijital hikâye, dinleme beceriler, okul öncesi eğitim
Rivayetlerde hayvan figürleri ile anlatım
Hz. Peygamber insani olan herhangi bir durumda ve İslam davetinde insanlara hitap ediyordu. Onun bu hitabı bazen İslami bir emrin uygulanması için yapılan açıklamada, bazen de ümmetine nasihati gerektirecek bir konudaki beyanında yer buluyordu. O, Mekke döneminde Arapçayı en iyi bilen bir kavmin içinde onlara kendi diliyle hitap etti. Bu daveti kabul eden etmeyen herkes onun hitabında, dili kullanımında asla bir kusur bulmadığı gibi aksine onun hitabına hayran kalmışlardı. Özellikle Mekke döneminde ne söylediği belli olmayan bir peygamberle karşı karşıya kalsalardı, o gün hiç şüphesiz muarızları bunu bir itiraz gerekçesi olarak kullanmaktan asla çekinmeyeceklerdi. O, dili süslü değil ancak anlaşılır, özlü ve hikmetli bir şekilde anlam yüklü söylerdi. Dinleyeni yormadan, anlamının da dışına çıkmadan maksada uygun ifadeler kullanırdı. Belagat ve Arap dili tabiriyle fasih bir üsluba sahipti. Peygamberler gönderildiği topluluğa Allah'ın yüklediği mesajı en mükemmel şekilde ulaştırmakla görevlendirilmiş ve o toplumun diliyle gönderilmiştir. Zira gönderildiği toplumla dil konusunda anlaşamayan, karşılıklı konuşamayan ve onların dillerinin inceliklerini bilmeyen bir peygamberin risalet görevini hakkıyla yapması düşünülemezdi. Rivayetlerde hayvan figürleri ile anlatımın Hz. Peygamber ümmetini eğitmedeki hassasiyetini, dili kullanımındaki inceliğini ve ne denli belagat içeren bir üsluba sahip olduğunu göstermektedir. Hayvan figürleri ile anlatım aynı zamanda her insanın muttali olduğu objeler üzerinden benzetme yapıldığından evrensel bir dilin kullanımıdır. Bu vesileyle anlatılmak istenen şeyin hafızalarda en kısa yoldan daha kalıcı hale gelmesi sağlanır ve konu daha iyi anlaşılmış olur.
Farklı klinik vakalardan izole edilen Pseudomonas aeruginosa'daki biyofilm genlerinin gen ekspresyon çalışması
Bu çalışma, ratlarda asetik asit uygulaması ile oluşturulan kolitte Pseudomonas aeruginosa'nın tedavi aktivitelerinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Probiyotik olarak Pseudomonas aeruginosa'nın ratlarda deneysel olarak oluşturulan kolitteki ve bağırsak mukozası üzerindeki iyileştirici etkis belirlenmeye çalışılmıştır. Bu nedenle toplam 24 Wister dişi rat, kontrol ve 3 uygulama grubunda, rastgele ve eşit olarak, her birinde altı hayvan olacak şekilde dört grup oluşturulmuştur. İlk grup kontrol grubu olarak ayrılmıştır. İkinci gruba iki hafta boyunca günde 1mL Pseudomonas aeruginosa, üçüncü gruba anüs kenarına 1 mL asetik asit, dördüncü gruba ise hem Pseudomonas aeruginosa hem de asetik asit uygulanmıştır. Elde ettiğimiz sonuçlarda Pseudomonas aeruginosa kullanımı sonucunda iltihaplanma ve ishal gibi bağırsak rahatsızlıklarının tedavisinde probiyotiklerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada asetik asit ile tedavi edilen ratlarda daha düşük ALB seviyeleri gözlemlenmiştir. Çalışmada yapılan in vivo ve in vitro incelemeler soucunda, Pseudomonas aeruginosa uygulamasının asetik asit kaynaklı inflamasyon, apoptoz ve oksidatif hasarda koruyucu bir rol üstlendiği ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak azalan kolit şiddeti tedavinin ne kadar etkili olduğunu göstermektedir.
Expression of efflux pumps in MDR Pseudomonas aeruginosa isolated from clinical samples (wound infection)
In the current study, 100 samples of wounds were collected from both sexes and of different ages for a period from May 2022 to November 2022 from Teaching Laboratories Hospital / Medical City, Martyr Ghazi Hariri Hospital and Baghdad Teaching Hospital. 19 isolates of Pseudomonas aeruginosa was taken from wounds infection. The samples were cultured on MacConkey agar for the diagnosis then it underwent several microscopic, phenotypic and biochemical tests. Where included oxidase, Indole, Urease, Glucose and Triple sugar-iron test (TSI). Pseudomonas aeruginosa susceptibility to 11 antibiotics tested the disc diffusion method. It has been shown that Pseudomonas aeruginosa has multi-antibiotic resistance. It showed that the isolates are resistant to Levofloxim 42%, Ciprofloxacin 40%, Piperacillin tazobactam 35%, Amicacin 32%, Ceftazidime 31%, Gentamicin 31%, Cefepime30%, Piperacillin 29%, Tobramycin 29%, Imipenem 17% and Meropenem 16%. The ability of bacteria to produce efflux pump was also studied using the Ethidium Bromide Agar Cartwheel Method where it was found that 8/19 isolates (42%) were positive. The efflux pump genes mexA, mexB, oprM were studied. The results of this study showed that all isolates of Pseudomonas aeruginosa possess mexA and mexB by 100%.
السرد في رواية جينوسايد دراسة اسلوبية للروائي فهمي الشيخو
The research aims to identify the elements of the narration in the novel (Genocide), in which we see the creativity of the novelist Fahmy Sheikho in conveying the details of the massacres that the novel talks about, and most importantly, the impartiality of conveying historical events and facts, so he resorted to portraying the harshest moments in an emotional way that makes a person live in a state of panic experienced by the victims, that the narrator lived the life of displacement and wrote this novel during the exile in which he was, so the novel (Genocide) came out alive from under the points of human destruction, so it came out alive knowing the meaning of life well, and the researcher followed the integrative approach that eliminates the recall of any approach needed by the writer The thesis was built on the introduction of three chapters and conclusions, the sources. In the preamble, it came to define narration linguistically and idiomatically, then a summary of the novel and a summary of the life of the novelist. The first chapter deals with the elements of narration in terms of (time) and (place), and the second chapter deals with (vision). Narrative), in terms of (narrator), and (vision), and finally the third chapter, which dealt with (narrative means), in terms of (description) and (dialogue), and then results, the most important of which is that time is one of the most important elements of the Genoside novel, which is clarified by During the analysis, the external dialogue technique was used to cover the internal dialogue me so that the second can hardly see in the novel. Keywords: historical novel, genocide, narration
دراسة السَّردية القَصصيَّة في القرآن الكريم دراســة دلالــيَّة [سورة يوسف أنموذجاً]
This thesis aimed to study the story of Joseph PBUH, as narrated by the Holy Qur'an as a narrative text consisting of a group of connected events that represent a raw material for the story, and the narrative structure of the story which based on events, characters and elements such as time and place. The story of Joseph differs from the artistic story in that it is a story that derives its material from reality and historical facts - as all stories of the Qur'an - and that it is a story in a complete surah in the Holy Qur'an, which indicates its importance. The study followed the descriptive analytical approach when analyzing the story into a set of events and elements, which constitute the narrative structure, and indicating how these elements mix in a creative way to influence the hearts of the listeners. The study concluded that this story was based on a main character, the character of the Prophet Joseph whose physical dimension (his physical beauty) played a driving role for the events of the story towards crisis. As for the social and psychological dimension, it appeared in Joseph's relationship with his father, whom he loved very much, and with his jealous and envious brothers, which diverted the course of the story into a great ordeal that the hero of the story experienced. And that the story relied on an exciting dramatic beginning that introduced the recipient to the developments of its events directly. The events began with Joseph's dream, then his brothers ordeal, then an ordeal with the minister's wife who sought to seduce him, then prison ordeal, then innocence and the great kingdom, and ended with the interpretation of his dream, and all this in an intense, accurate narration, an enjoyable theatrical dialogue, and a smooth transition between scenes so that cause and effect are interconnected. The function of events, time and place are integrated until the story is completed, and the study concluded that the divine narration is not surmounted by any narration, but rather that the miracle of the Qur'an includes its narrative miracle.
الشخصية في روايات خضير فليح الزيدي دراسة سردية
This study tagged (The Personality in the Novels of Khudair Fleeh Al-Zaidi "Narrative Study") deals with the study of the artistic vision of color by the novelist Khudair Fleeh Al-Zaidi. The mention of narration in the novelist's novels is a way to describe the soul، its feelings and images. The importance of the study came from the status and development of Khudair al-Zaidi's novels and the critics' interest in the novelist according to his generous production، as well as the satirical method in the critical character's realization of his horrific reality. Among the most important results I reached، including the approaches of the writer's style with theatrical art and its employment of dramatic art، the poetic style of the writer، and the approaches of the writer's style with cinematic art، we also discovered the intertextuality that formed a contradictory role in the writer's style. The researcher followed the integrative approach، that is، the researcher employed more than one approach in this study، because the study is a method of investigating the narration in the personalities of Al-Zaidi، revealing the concept of stylistics، and the stylistics of narration، in which we talk about the author's method in interrogating the unconscious world of his recipient، as well as the satirical method that emerges Criticism of the characters' perceptions of their tense realities.
السرد في روايتي (الطاطران، على فراش الموز) لعبد الستار ناصر
This research aims to identify the element of narration in my novel (Al-Tatran, Ala Firash Al-Mauz), as the writer Abdul Sattar Al-Nasser excelled, through these two novels, in summarizing the course of the suffering he was living in Baghdad, and then that suffering developed when he moved between many countries, as he tasted the bitterness of alienation, So he resorted to compiling his suffering in these two novels, trying to explain that despite the beautiful beginnings that a person may live far from his homeland, he will be shocked after a while by the wall of alienation and distance from family and friends. During this research, I followed the methodology of descriptive analysis that searches for the art of writing. It deals with it academically, presenting it and treating it with a description and literary analysis to narrate the course of events in the novel, and the study came accordingly with three chapters, preceded by an introduction and followed by results of the most important findings of the study, then a list of sources and references. And the second requirement dealt with the writer's life, while the third demanded the writer's printed publications. (narrative vision), and it also included two chapters, the first (the narrator), the second (the vision), and finally the third chapter, which dealt with (the two means of narration), with two chapters: (description) and (dialogue), after which we reached results, the most important of which is: time .The narrative is an essential component, and this appeared through the analysis that dealt with the texts of the novel, which revealed how the narration techniques were dealt with, as they present the event and its movement, and the dialogue technique was employed in the novel, reinforcing the narration technique, to be the general form of dialogue in its two parts, external and internal, external through the means of insinuation and suggestion , and the internal through the personal emotions and psychological state
اثر الشخصية الرئيسية في عناصر السرد الروائيرواية رائحة التفاصيل لسليمان الصدي نموذجا
The novel is considered one of the most popular narrative arts and the most visible on the Arab and non-Arab scene, and its importance comes from being an anecdotally, elastic, rubber, and continually. There are several themes that show the importance of this prominence that stem from the core of the novel that we will work on in our future work with the help of God Almighty. It includes identifying the most important aspects of the novel. This aspect is that of the main character and especially the main character, Azzam AlAbdullah, who leads the work, moves with him and affects other personalities and various places as well as political, social and cultural influences as well as the great environmental diversity in the movements of the character. And from here, I figure, the work starts with the personality that drives all the details, Which may to some extent include the novelist Suleiman AlSaddy. As for the second chapter, it dealt with the main character and the place, and there were also divisions, the first: the main character and the national place, the second: the main character and the place of alienation, and the third included the main character and temporary places. The third chapter is between the main character and the elements of the narration, and it is based on three sections: the first: the main character and the dialogue, the second dealt with the main character and time, and the third: the main character and the event, and the thesis was concluded with results that dealt with the most prominent findings of the study.daha sonra doldurulacak
İlköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım beceri düzeyleri ile Türkçe dersi akademik başarıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bu araştırmada; ilköğretim 4. ve 5.sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım beceri düzeyleri ile Türkçe dersi akademik başarıları arasında bir ilişkinin var olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma; giriş, kuramsal açıklamalar ve ilgili araştırmalar, yöntem, bulgular ve yorum, sonuç ve öneriler olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır.Araştırma tarama modelinde betimsel nitelikli korelasyonel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2007-2008 eğitim-öğretim yılında Adana ili Seyhan ve Yüreğir ilçelerindeki devlet okullarından rastlantısal olarak seçilen beşer ilköğretim okulu ve bu okullardaki 4. ve 5.sınıfların ikişer şubesi oluşturmuştur. Araştırma süresince 10 ilköğretim okulunun 40 sınıfında eğitim-öğretim gören 759 4.sınıf öğrencisi, 764 5.sınıf öğrencisi olmak üzere 1523 öğrenciye ulaşılmıştır. Ayrıca uygulama yapılan her ilköğretim okulunda görev yapan 1 tane 4.sınıf ve 1 tane 5.sınıf olmak üzere 20 sınıf öğretmenine de ulaşılmıştır.Araştırmada veriler üç aşamada toplanmıştır. Birinci aşamada araştırmacı tarafından 4. ve 5.sınıflar için ayrı ayrı hazırlanan ?Yazılı Anlatım Başarı Testi? kullanılmıştır. İkinci aşamada ise öğrencilere yazılı anlatım uygulaması (kompozisyon) yazdırılmıştır. Yazılı anlatım uygulamaları bir uzman ve araştırmacı tarafından değerlendirilmiştir. Üçüncü ve son aşamada ise araştırmaya katılan öğrencilerin Türkçe dersi yılsonu başarı notları araştırmacı tarafından okul idarelerinden alınmıştır.Elde edilen başarı testi puanları, yazılı anlatım uygulaması puanları ve Türkçe dersi yıl sonu başarı notları SPSS programında değerlendirilmiştir. Öğrencilerin yazılı anlatım becerisi ile Türkçe dersi akademik başarıları arasındaki ilişki korelasyon analizi ile çözümlenmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre çalışmanın sonucunda; ilköğretim 4. ve 5.sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım beceri düzeyleri ile Türkçe dersi akademik başarıları arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur.
Molecular cloning, heterologus expression, and structural modeling of L-asparaginase from Pseudopedobacter saltans in e.coli
L-asparaginase (L-ASP), or l-Asparagine aminohydrolase (EC 3.5.1.1), is an enzyme that belongs to the class of hydrolases that is capable of hydrolyzing L-Asn into aspartic acid and ammonia, which is used in the treatment of acute lymphoid leukemia, which promotes the cleavage of the amino acid asparagine through the use of water and cleaves non-peptide carbon-nitrogen bonds. In this current study, cloning of the novel L-asparaginase gene from Pseudopedobacter saltans DM12145 was performed in E. coli with accession number NC_015177.1. The full-length of Pseudopedobacter saltans L-asparaginase is 1019bp, a protein-encoding 339 amino acids; and the molecular weight was evaluated to be 37.8 kDa, with a theoretical (pI) of 6.13. It was cloned on the expression vector pET-28-His (+) by the EZ Clone method, synonymously called ligation independent cloning (LIC) with protein ID WP_013634621.1 by Genscript Co., USA. It was cloned onto the expression vector pET-28a (+). The construct was nominated as pET-28a (+)/asp_pseudopedo. The recombinant L-asparaginase I gene of Pseudopedobacter saltans was expressed in pET28-His and transformed into E. coli BL21 (DE3) as a 6 His-tag fusion protein. Induced by one mM of IPTG for 18 h at 30 oC, and purified by IMAC chromatography, then analyzed by SDS-PAGE to assess the solubility and molecular weight of the recombinant protein band, which was exactly as expected at 36.0 kDa. The findings of this study reveal that the L-asparaginase I enzyme maintained its enzymatic activity at a pH of 8.0, the temperature of 60 oC, with a variable kinetics Km value equal to 3 mM and a Vmax of 168.2 mol/min/mg. The Silico analysis reveals that it is quite similar to L-asparaginases I of E. coli, which are distinctly specific for L-asparagine and act as homodimer cytosolic proteins. Finally, the cloning and expression of a novel-bacterial Pseudopedobacter saltans L-asparaginase enzyme in soluble and active stats were successfully achieved.
Analysis of leukemia cancer classification with supervised machine learning and deep reinforcement learning based on gene expression monitoring (via DNA microarray)
Cancer is a progressively common risk that endangers human health around the globe, and an early diagnosis necessitates a positive prognosis. A substantial quota of the world population dies because of cancer, and the research community is alarmed that by 2025 a probable increase of cancer cases will reach a staggering 25 million cases. Several studies have already proven cancer genesis is mostly supported by an accretion of dangerous mutations, amplifying the recognition of cancer based on genome information. Moreover, according to health practitioners, cancer has been stated as one of the most lethal illnesses of the genome. It has been the pivot of research by doctors, pathologists, biologists, data scientists, and other life science and health professionals as it is a need of the hour to have an advanced automated method that can quickly identify cancer and its subtype, i.e., Acute Lymphocytic Leukemia (ALL) and Acute Myelocytic Leukemia (AML). This research aims to identify leukemia cancer subclasses using DNA Gene Expression. Much research can be found using gene expression data in the cancer classification domain. All the research can be categorized into four major categories: traditional data mining methods, Deep Learning (DL) methods, ML methods, and Classification using Deep Reinforcement Learning (RL); the most famous datasets are The Cancer Genome Altus and The Gene Expression Dataset. However, most of the literature utilized one type of model or some combination of different models. To the best of our knowledge, the optimal compassion of Machine Learning (ML) models, DL models, and Deep-RL models are still unknown or unavailable in one place. This thesis aims to explore and implement the models based on ML, DL, and Deep-RL and provide a comparative analysis. A comparative analysis of the three feature selection techniques was performed to show the importance of feature selection in Leukemia cancer prediction. Based on the analysis result, Logistic Regression (LR) gave the highest accuracy of 97% with the raw dataset, while with PCA version of the dataset Support Vector Machine (SVM), Gaussian-NB, and LR obtained an accuracy of 91.%. Furthermore, with the Random Forest (RF) importance dataset version, SVM achieved higher accuracy of 97% along with lasso regularization dataset version of DNN performed well and obtained a higher accuracy of 97%. Out of six different Deep-RL models with PCA dataset, model-3,5,6 achieved better accuracy of 88.24%. Although the PCA version of six Deep-RL configurations, model-1 reached an AUROC value of 72, which is higher than any non-PCA (raw dataset) version of six Deep-RL models. Moreover, with RF importance dataset out of six different configurations of Deep-RL model 6 obtained higher accuracy of 88.24%, and with lasso regularization dataset version six different configurations of Deep-RL model 1 achieved higher accuracy of 73.53% Keywords: Deep Reinforcement Learning, Deep learning, Machine Learning, Gene Expression; Leukemia Cancer Classification; PCA; Random Forest Importance, Lasso Regularization
Şeker pancarı genomunda bZIP genlerinin biyoinformatik analizleri ve kuraklık - sıcaklık stres koşullarında ifade profilleri
Lösin fermuar (bZIP) transkripsiyon faktörü ailesi, bitkilerdeki en büyük ve en çeşitli transkripsiyon faktörü ailelerinden biridir. Bitki büyümesini ve gelişimini düzenlemesine ek olarak biyotik ve abiyotik streslere yanıtta önemli rol oynamaktadır. Şeker pancarı (Beta vulgaris L.) taksonomik olarak, Amaranthaceae ailesine ve Beta cinsine aittir. Bu çalışmada, şeker pancarı genomunda 251 adet bZIP geni belirlenmiştir. BvbZIP genlerinin kromozomal dağılımları incelendiğinde en çok genin 7. kromozomda yer aldığı görülmüştür. Tahmini gen yapısı analizine göre 28 adet BvbZIP geninin intron içermediği saptanmıştır. Arabidopsis, soya, çeltik ve kavak bitkilerindeki bZIP genleri ile karşılaştırmalı fiziksel haritalara bakıldığında en çok ortolog gene sahip bitkinin soya olduğu görülmüş ve en yakın ayrılma süresi kavak bitkisindeki genler ile belirlenmiştir. Ayrıca BvbZIP genleri için filogenetik ilişkileri, korunmuş amino asit motifleri, gen ontolojileri, bZIP genlerini hedefleyen miRNA'ları, tahmini üç boyutlu yapıları farklı biyoinformatik araçlar kullanılarak belirlenmiştir. Bunlara ilaveten, açık veri tabanlarından elde edilen transkriptom verileri kullanılarak bu genlerin farklı koşullardaki ifade profillerinin incelenmesi yapılmış olup seçilen genler kuraklık toleranslı ve kuraklık hassas şeker pancarı çeşitlerinin yaprak dokularında RT-PZR analizi ile incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda şeker pancarında BvbZIP-31, BvbZIP-54, BvbZIP-59 ve BvbZIP-63 genlerinin abiyotik stres direncinde rol aldığı düşünülmektedir. Ayrıca BvbZIP-59 geninin her iki çeşitte de tüm streslerde ifade seviyelerinin belirgin bir şekilde arttığı görülmüştür. Böylece 2014 yılında şeker pancarının tüm genom dizisi çıkarılmış olsa da şeker pancarı genomunda ilk kez bu tez çalışması kapsamında bZIP genlerinin belirlenmesi, karakterizasyonu ve sıcaklık, kuraklık, sıcaklık-kuraklık kombine strese karşı yanıtlarının incelenmesi ve bu stresler altında oluşan moleküler mekanizmalar hakkında önemli bilgiler elde edilmiştir. bZIP gen ailesine ait elde edilen bilgiler ışığında, sıcaklık, kuraklık ve kombine stres koşullarına dayanıklı şeker pancarı ve diğer tarım bitkilerinin üretilmesine katkı sağlayacak önemli verilerin elde edileceği düşünülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Şeker Pancarı, bZIP, Biyoinformatik Analizler, Sıcaklık, Kuraklık ve Kombine Stresi, Gen Ekspresyon Analizi
Pankreas kanserlerinde CDC25A gen polimorfizmi ve ekspresyonu
Bu çalışmadaki amacımız; pankreas kanserli vakalarda tümöral dokulardaki CDC25A gen ekspresyonu ve polimorfizmini ortaya koyarak CDC25A geni polimorfizmleri ile pankreas kanseri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Ayrıca, CDC25A geninin ekspresyon seviyesi normal dokuda ve tümör dokusunda belirlenerek bu genin ekspresyon seviyesi ve kanser gelişimi arasındaki olası ilişkinin ortaya konulması hedeflenmektedir. Bu amaçla CDC25A'nın 28 hastada dokuda ekspresyonunu, 118 hastada ise kanda polimorfizmini çalışarak literatür verilerine daha kapsamlı hale getirdik.Çalışmaya pankreas kanseri tanısı ile opere edilen 28 hasta ve pankreas kanseri tanısı ile takip edilen 90 hasta, toplam 118 pankreas kanserli hasta alındı. Kontrol grubu olarakta 83 tane önceden bilinen kronik bir hastalığı olmayan ve birinci derece akrabalarında kanser hastası olmayan sağlıklı gönüllüler dahil edildi. Hastalardan alınan doku ve kan örnekleri, kontrol grubundan alınan kan örnekleri ile beraber DNA ve RNA izolasyonları yapıldı.Pankreas kanserli grupla kontrol grubu CDC25A geni SER88PHE polimorfizmi için C/C, C/T, T/T genotip frekanslarına ve C ve T allel frekanslarına göre karşılaştırıldığında her iki grup arasında anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05). Pankreas kanserli grupla kontrol grubu CDC25A geni RS3731485 polimorfizmi için C/C, C/G, G/G genotip frekanslarına ve C ve G allel frekanslarına göre karşılaştırıldığında her iki grup arasında anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05). Hastalardan operasyon sırasında çıkarılan materyallerinden alınan normal ve tümörlü dokulardan CDC25A gen ekspresyon düzeyi çalışıldı. Referans aralığı >1.5 ise artmış, <0.5 ise azalmış, 0.5-1.5 aralığı ise normal olarak alındı. Elde edilen ekspresyon değerlerine yapılan istatiksel çalışmada; kontrol gurubu ile pankreas kanseri gurubu arasında CDC25A gen ekspresyonun anlamlı olmadığı görüldü (p<0,05).Elde edilen veriler ışığında pankreas kanserinde CDC25A gen polimorfizminde ve ekspresyonu düzeyinde anlamlı bir ilişki gösterilememiştir. Sonuç olarak pankreas kanseri mortalitesi yüksek olan bir hastalık olup, kanser etyolojisinde genetiğin yeri tartışmasızdır. Bundan dolayı polimorfizm ve ekspresyon çalışmalarının devam etmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Konuşmalık türlerde bir anlatım tutumu olarak nasihatler
Tür odaklı çalışmalar, araştırma teknikleri ve bakış açıları halkbilimi çalışmalarının başlangıcından beri 1812 yılından bu yana bu disipline hâkimdir. Aynı durum Türk halkbilimi çalışmaları için de ortaya çıktığı 1913 yılından bu yana geçerlidir. Bu bakış açısıyla yapılan ??ideal tür? tanımları ve buna bağlı incelemeler, halkbiliminin verilerinin bütüncül olarak anlaşılmasını sağlayacak halk felsefesinin en küçük birimleri olan ?halk fikirleri?nin ortaya konulmasını imkânsızlaştırmaktadır. İdeal tür tanımının akademik çalışanlarca yapılan tanımlamalara uymayan örnekleri dikkate almamaları bunun en büyük nedeni olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda bu çalışma Türk Halkbiliminde nasihat anlatım tutumuna göre kullanılan konuşmalık türlere üzerine yapılan ilk tahlil denemesidir. Bu bağlamda sözlü kayaklardan derlenen nasihat anlatım tutumuna göre oluşturulmuş konuşmalık türler ki bunlar, atasözleri, deyimler, alkışlar, kargışlar, efsaneler, memoratlar, fıkralar, hikâyeler ve kişisel anlatılar olarak sıralanabilir. Bu türlerin kullanıldıkları konuşma durum ve bağlamı gözönünde bulundurularak tematik, işlevsel, bağlamsal ve yapısal özellikleri, sosyal değerlerle olan ilişkilerine de özellikle dikkat edilerek tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Geleneksel Sözlü Nasihatler, Anlatım tutumu olarak Nasihat, Konuşmalık Türler, Türk Halk Edebiyatı.
Mesane kanserlerinde TRPM2 gen ekpresyonu
Mesane kanserinin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki sıklığı, diğer bölgelerden daha yüksektir. Mesane kanserleri üzerine yapılan genomik görüntüleme çalışmalarında kromozom 21q bölgesinde ciddi kromozomal kayıplar gözlenmiştir. Bu lokusta yer alan genlerden bir tanesinin TRPM2 geni olduğu görülmüştür. Bu çalışmalardan yola çıkarak, mesane kanseri ile TRPM2 gen ifadeleri arasındaki ilişki çalışıldı. Bu çalışma; Gaziantep Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı'nda, mesane kanseri tanısı konmuş 28 hastadan, cerrahi olarak alınmış normal ve tümörlü dokular üzerine yapıldı. TRPM2 geninin mRNA ekspresyonu için RT-PCR tekniği kullanıldı. Çalışma sonucunda TRPM2 geninin mesane kanseri vakalarındaki ekspresyonunun çok az olduğu görüldü. 28 hastadan 22'sinde ekspresyon izlenmedi. 6 hastada az da olsa ekspresyon izlendi. Bu 6 hastadan 3'ünde düşük ekspresyon, 1'inde normal ekspresyon, 2'sinde ise yüksek ekspresyon görüldü. TRPM2 gen ifade seviyesinin düşüklüğü, mesane kanseri dokularında hücre döngüsü ve çoğalma kontrolünün bozulmasıyla ve neticesinde apoptozisin çalışmaması ile kanser gelişimin ilişkili olabileceğini düşündürdü. TRPM2 ve diğer TRPM ailesi üyelerinin hücre içi dağılımları ve mesane kanserli dokulardaki işlevlerinin ortaya çıkarılması, TRPM2'nin mesane kanseri gelişimindeki rolünün daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
Extraordinary harmonizations in Asaf Halet Çelebi's poems
In this study it is aimed at determining the extraordinary harmonizations in Asaf Halet Çelebi's poems. It is aimed at presenting language and explanation correlations while making extraordinary harmonizations and how these extraordinary harmonizations are being benefited in essay and poem language at the result of analysis of Asaf Halet Çelebi's poems.In this study, especially life story of the poet has been taken into account. Then information has been given about the works of the poet. All works of Çelebi including copyright/translation have taken place in the frame of lightning the culture in his poems.As Asaf Halet Çelebi is a poet who tried to form his policy during his life and is a poet talked about on these subjects, a special section has been given to his art understanding.In the section of harmonization and extraordinary harmonization section, information has been given on these terms, approaches of harmonizations of linguistics and semantics have taken place and the subject has been taken in the frame of language and explanation.In the fifth part of our study, extraordinary harmonizations in Asaf Halet Çelebi's poems have been examined. Extraordinary harmonizations taking place in the poems have been examined in two sections as extraordinary harmonizations at the level of sentence and extraordinary harmonizations at the level of sentence group.Asaf Halet Çelebi's poems used in the thesis after the reference section have been added at the end of the study.Key Words: Asaf Halet Çelebi, extraordinary harmonization, poem.
Modern sanatta ifade aracı olarak portre (Psikanalitik bir yaklaşım)
Bu çalışma başlangıcından günümüze kadar birçok sanatçının eserine konu olan portre çalışmalarının, modern dönemde yapılmış olan belli başlı örneklerinden hareketle sanatçının bilinçaltı ile olan ilişkisini sorgulamak ve bunun bir ifade olarak portre çalışmalarına nasıl yansıdığını araştırmayı amaçlamıştır. 19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkan modern sanat anlayışında, sanatçının dış gerçeklikten iç gerçekliğe yönelmesi ile temsil anlayışı diğer alanlarda olduğu gibi portre çalışmalarında da ifadeciliği ön plana çıkarmıştır. Bu yaklaşım ile modern döneme kadar taklit olarak tasvir edilen yüzün, sanatçının geçmiş yaşantısına bağlı olarak bilinçaltı unsurları, sanatçıların farklı üslup ve anlayışlarda çalışmalar üretmesine neden olmuştur. Bu doğrultuda sanatçıların yapmış oldukları portre çalışmaları yazılı ve basılı kaynaklardan nitel tarama yöntemi ile elde edilmiş ve tarama sonunda tespit edilen sanatçı ve portre çalışmaları algısal farklılıklara göre sınıflandırılarak dönemlere göre incelenmiş ve Freud'un psikanalitik çözümleme yaklaşımı ışığında analiz edilmeye çalışılmıştır. Psikanalitik yöntem ile yapılan değerlendirme sonucunda portre çalışmalarının, sanatçının bilinçaltına bağlı olarak özgün bir yaklaşım ortaya koydukları görülmüştür. Böylece portrenin sadece bireyin temsili ve taklidine değil aynı zamanda sanatçının bir ifade aracına nasıl dönüştüğü de ortaya konulmuştur.
Ayrıntı-bütün ilişkisinde görsel anlatım
Ayrıntı ? Bütün, varlık felsefesiyle ilişkilendirilir. Varlıkbilim, gerçek dünyayı ele alırken ayrıntıya ve bütüne dayandırır. Doğa sistemli bir bütünlük içindedir ve bu bütünlük ayrıntıyı meydana getiren unsur olarak ele alınır. Dış dünyada ki varlık, birçok çeşitlilikteki tabakalardan meydana gelen heterojen (ayrışık çok katmanlı) bir yapıya sahiptir. Her biri kendi içinde bağlantılı olan bu varlık tabakaları bir birlikte yoksun değildir.Resim sanatında ise ?Ayrıntı-Bütün?; Rönesans ve Barok resmindeki plastik özelliklerin vurgulanabilmesi için tarihçi H. Wölfflin'in de oluşturduğu kavramlarla tanımlanır. Klasik resim ayrıntıdan bütüne, Barok resimde ise ayrıntının vurgusuna değinilmiştir. Ayrıntı-Bütün kavramlarıyla bu akımları analiz ederken aynı zamanda uygulanabilirliğinin diğer sanatsal etkinliklere de yansıdığını Wölfflin'in yazılarında görürüz. Ayrıntı- Bütün 20. yüzyıl sanatı içerisinde özellikle 1960 sonrası sanat oluşumlarındaki çözümlemelerde plastik unsurların kalıplarını kırarak kavramsal boyuta uyarlanacak biçimde de algılanmıştır.Ayrıntı-Bütün kavramlarının 1970 sonrası sanat içerisinde, hazır nesnenin de etkisiyle farklı bir boyutta ele alınır. Sanat nesnesinin resmin içine dahil edilmesiyle ve yerleştirme yapıtlarla, Ayrıntı-Bütün'ü, kullanılan malzemelerin birbirleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak için kullanmaya çalışmışlardır. Bu amaç doğrultusunda I. Bölüm; Ayrıntı-Bütün kavramlarının estetikte ve Antik felsefedeki ilişkilerini tanımlamaya çalışılmıştır. II. Bölümde ise; Ayrıntı-Bütün kavramları görsel sanatlar bağlamında, 14. ve 17. yüzyıl resim sanatının üslubuna dayalı özellikleri ve 20. yüzyıl sanatında ayrıntının vurgulanması ve parçalardan oluşan bütünün oluşturduğu anlam bağlamında sanatçı eserleri üzerinden incelenmiştir. Son olarak III. Bölümdeki uygulama çalışmalarında; ayrıntısal çizim, ve bütünü oluşturan lekesel yorumların görsellerine yer verilmiştir.Son olarak kültürü oluşturan etmenler gibi Ayrıntı-Bütün konusu da hem bir çok sesin varlığına ev sahipliği eden evrensel yapıyı oluştururken öte yandan da bu bütünülüğün sahip olduğu en temel sac ayağını oluşturur. Bu anlayışı, sanatsal zihniyetten evrensel bir dile dönüştüren elbette yaratım süreci için gereken birikimdir.Anahtar Sözcükler1. Ayrıntı2. Bütün3. Biçim-İçerik4. Divizyonizm5. Varlık-Algı
Üniversite öğrencilerinin duygularını fark etmeleri ve ifade etmeleri ile psikolojik iyi oluşları: Kültürlerarası bir karşılaştırma
Bu araştırmanın iki amacı vardır. Birincisi, üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş, duygusal farkındalık ve duyguları ifade etme puanlarının ülke ve cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. İkincisi ise, Türk ve İngiliz üniversite öğrencilerinin duygusal farkındalık ve duygularını ifade etme yeterliliklerinin psikolojik iyi oluşlarını yordama gücünü incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu Türk ve İngiliz üniversite öğrencilerinden oluşturulmuştur. Türk öğrenciler 2010?2011 öğretim yılında Gazi Üniversitesi'nde öğrenim görenler arasından seçilen 349 (211 kadın, 138 erkek) kişidir. Yabancı uyruklu öğrenciler araştırmaya dâhil edilmemiştir. Çalışma grubundaki 251 İngiliz öğrenciden (143 kadın, 108 erkek) 229'u 2010?2011 eğitim öğretim yılında Londra Kolej Üniversitesi (University College of London), Londra Üniversitesi (University of London) ve Middelesex Üniversitesi'nde (Middelesex University) öğrenim gören öğrenciler; 19'u www.mediko.gazi.edu.tr/survey adresinden araştırmaya katılan öğrencilerdir. Öğrencilerin duygusal farkındalık ve duygularını ifade etme düzeylerini belirlemek için Toronto Aleksitimi-20 (Bagby, Parker ve Taylor, 1994; Beştepe, 1997), öğrencilerin psikolojik iyi oluş düzeylerini belirlemek amacıyla Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (Ryff, 1989; Cenkseven, 2004) kullanılmıştır. İngiliz öğrencilere ölçeklerin orijinal formu uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin yaş, cinsiyet, etnik yapılarına ilişkin bilgiler, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Üniversite öğrencilerinin duygusal farkındalık, duygularını ifade etme ve psikolojik iyi oluş puanlarının ülke, cinsiyet ve ülke ile cinsiyetin ortak etkisine göre nasıl farklılaştığını analiz etmek için çoklu varyans analizi (MANOVA); Türk ve İngiliz üniversite öğrencilerinin duygusal farkındalık ve duygularını ifade etme puanlarının psikolojik iyi oluş puanlarını yordayıcılığını test etmek için hiyerarşik regresyon analizi ve değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson momentler çarpımı korelâsyon katsayısı hesaplanmıştır.Araştırma sonucunda, Türk üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş, duygusal farkındalık ve duyguları ifade etme düzeyi İngiliz öğrencilere göre daha düşük bulunmuştur. Kızların psikolojik iyi oluş düzeyleri erkeklerin psikolojik iyi oluş düzeylerinden daha yüksek bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin duygusal farkındalık ve duyguları ifade etme düzeyi cinsiyete göre farklılık göstermemiştir. Türk ve İngiliz üniversite öğrencilerinin duygusal farkındalık ve duyguları ifade etme düzeyinin psikolojik iyi oluş düzeyini yordadığı bulunmuştur. Sonuçlar literatür ışığında tartışılmış, ileride yapılacak araştırmalara ve psikolojik danışmanlara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Türk edebiyatı ile dil ve anlatım ders kitaplarındaki halk edebiyatı metinlerinde yer alan değerler üzerine bir araştırma
Bu çalışmamızda Millî Eğitim Bakanlığının 2005 yılında Talim ve Terbiye Kurulunun 14.07.2005 tarihli, 2574 sayılı ortaöğretim programlarına göre düzenlenen ?Türk Edebiyatı? ile ?Dil ve Anlatım? ders kitaplarında yer alan halk edebiyatı metinlerinde millî, ahlakî, insanî, manevî ve kültürel değerler tespit edilmiş; Türk Edebiyatı ile Dil ve Anlatım eğitiminde değer aktarımının nasıl olması gerektiği ortaya konmuştur.Araştırmanın birinci bölümünde, değerin tanımı, işlevleri, sınıflandırılması, özellikleri ve eğitimi, norm, sosyal kontrol ve kültür kavramlarının tanımı, 1924 yılından itibaren Türk Edebiyatı ile Dil ve Anlatım programlarının gösterdikleri değişim süreçleri ve bu programlarda değerlerin nasıl yer aldığına değinilmiştir. Problem durumuna bağlı olarak da araştırmanın amacı, önemi, sınırlılıkları, sayıltıları ve tanımları belirtilmiştir.Araştırmada, betimsel alan araştırması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Millî Eğitim Bakanlığının Talim ve Terbiye Kurulunun 14.07.2005 tarihli 2574 sayılı kararı ile ?Ders Kitabı? olarak tavsiye ettiği ?Türk Edebiyatı ile Dil ve Anlatım ders kitapları?; örneklemini ise bu ders kitaplarda yer alan Metin ?nceleme ve Anlama Yorumlama bölümlerinde yer alan halk edebiyatı metinleri oluşturulmuştur. Metinlerde işlenen değerler ilgili kitaplardan fişlenerek bilgisayara aktarılmış, elde edilen veriler nitel açıdan sınıflandırıldıktan sonra betimsel alan araştırması kullanılarak analiz edilmiştir.Sonuçta ortaöğretim Türk Edebiyatı ile Dil ve Anlatım ders kitaplarında yer alan halk edebiyatı metinlerinde dinî değerler ile sevgi değerinin en çok yer aldığı görülmüştür. Sevgi ve dinî değerleri sırasıyla, vatanseverlik, kahramanlık, ödül, yardımseverlik değerleri takip etmiştir. Ayrıca Türk Edebiyatı kitaplarında yer alan bazı değerlerin Dil ve Anlatımkitaplarında yer almadığı görülmüştür. Sağlıklı olmaya önem vermek, vefalı olma, bilgili olma eserlerde en az yer verilen değerlerdir.Anahtar kelimeler: Değerler, değer eğitimi, Türk Edebiyatı ile Dil ve Anlatım Ders Kitapları.
Latife Tekin'in romanlarında yapı, tema ve anlatım
Bu çalışmada postmodernist roman anlayışı dâhilinde eserler veren Latife Tekin'in dokuz eseri başta yapı, tema ve anlatım özellikleri itibarıyla incelenmiş; daha sonra anlatıların ortak ve farklı noktaları üzerinde durulmuştur. Latife Tekin'in Gümüşlük Akademisi isimli novella öncesinde ve Gümüşlük Akademisi isimli novella sonrasında yayınlanan anlatılar olmak üzere iki gruba ayrıldığını gördüğümüz anlatılarının tümünde metinlerarasılık, üstkurmaca, silik izleksel yapı gibi postmodern anlatılara özgü özellikler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Latife Tekin anlatılarının bazılarında postmodern anlatılara özgü parçalılık / süreksizlik ve kopukluk özelliğinin yanı sıra, geçmiş / an / gelecek zinciri kırılmış zaman unsuru özelliğinin de bulunduğu görülür.Latife Tekin anlatılarının çoğunda birbirinden kopuk halkalardan oluşan veya çerçeve öykü içindeki ada öykülerden oluşan ve metin incelemesi sırasında özel bir dikkat gerektiren olay örgüleri bulunur. Anlatılar, şahıs kadroları açısından ele alındığında metinlerde genellikle iki tane başkahramanın bulunduğu görülür. Anlatıların şahıs kadrolarında bulunan yardımcı kahramanlar, başkahramanların farklı özelliklerinin yansıtılmalarını sağlarlar. Çoğunda mekân ve zaman unsurunun silik bırakıldığı görülen Latife Tekin anlatılarının tümünde zihniyet, 1970'li ve 2000'li yıllar arasındaki süreci yansıtır.Anlatıların temalarını, postmodern özellik gösteren yapıları nedeniyle kesin olarak ifade edebilmek zordur. Yine de anlatıların ilk beşinin yoksulluk, Gümüşlük Akademisi isimli novella da dâhil olmak üzere son dördünün de doğaya dönüş olgusu etrafında şekillendiğini söylemek mümkündür. Yukarıdaki özelliklere bakılarak Latife Tekin anlatılarının yakın tarihimizdeki olayları yansıtan, politik ve postmodern anlatılar olarak Türk edebiyatında önemli yerlerinin olduğunu söylemek mümkündür.Anahtar sözcükler1. Latife Tekin2. Postmodern anlatı3. Metinlerarasılık4. Üstkurmaca5. Bilinç akışı
İlköğretim okulu öğrencilerinin yazma kaygı ve tutukluğunun yazılı anlatım becerileriyle ilişkisi
İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmada, ilköğretim okulları ikinci kademe (6, 7 ve 8.sınıf) öğrencilerinin yazma kaygı ve tutukluk düzeyleri çeşitli değişkenlere göre tespit edilmeye ve yazma kaygısı ve tutukluğunun öğrencilerin yazılı anlatımlarıyla ilişkisi ortaya konmaya çalışılmıştır.Araştırmanın evrenini 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde (Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Sincan ve Yenimahalle) öğrenim gören ilköğretim ikinci kademe öğrencileri oluşturmuştur. Evrenin tamamına ulaşılamadığı için alt, orta ve üst sosyoekonomik çevrelerde (Mamak, Yenimahalle, Çankaya) eğitim gören 450 öğrenci örneklem olarak seçilmiştir.İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin yazma kaygılarını belirleyebilmek amacıyla Daly ve Miller (1975) tarafından geliştirilmiş olan Yazma Kaygısı Ölçeği Türkçeye uyarlanarak kullanılmıştır. Uyarlama çalışması sonrasında, pilot uygulama verileriyle yapılan faktör analizi sonucunda Yazma Kaygısı Ölçeği'nin; toplam varyansın % 53'ünü açıklayan ve zevk alma, ön yargı, değerlendirilme kaygısı, yazdıklarını paylaşma olarak adlandırılabilen dört faktörden oluştuğu tespit edilmiştir.Yazma tutukluğunu ölçmek amacıyla ise Rose (1981) tarafından geliştirilmiş olan Yazma Tutukluğu Ölçeği'nin tutukluğu ölçen maddeleri Türkçeye uyarlanmış ve bunlara bir madde daha eklenerek kullanılmıştır. Pilot uygulama verileriyle yapılan faktör analizi sonucunda bu maddelerin, toplam varyansın yaklaşık % 43'ünü açıklayan tek bir faktörden oluştuğu tespit edilmiştir.Öğrencilerin yazılı anlatım başarılarını belirleyebilmek amacıyla onlara çeşitli konular verilmiş ve her öğrencinin bu konulardan birini seçerek bir kompozisyon yazması istenmiştir. Bu kompozisyonlar üç değerlendirmeci tarafından, İlköğretim Türkçe Dersi 6-8.Sınıflar Öğretim Programı'nda (2006) yer alan Yazılı Anlatım Değerlendirme Formu kullanılarak değerlendirilmiştir.Öğrencilerin yazılı anlatımlarının tutarlılık düzeyini belirleyebilmek amacıyla Bamberg (1984) tarafından geliştirilmiş olan Metin Tutarlılığı Bütüncül Puanlama Anahtarı Türkçeye uyarlanarak kullanılmıştır.Ölçeklerden ve kompozisyonlardan elde edilen veriler analiz edilirken, SPSS 11.5 paket programı kullanılmıştır.Araştırmada yazma kaygısıyla ilgili şu sonuçlara ulaşılmıştır: İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin önemli bir kısmının (% 45,5) yazma kaygısı düşüktür. Öğrencilerin yarıdan fazlasında orta düzeyde yazma kaygısı vardır. Yazma kaygısı yüksek öğrenci sayısı (% 2,2) azdır. Kızlar yazmaktan daha fazla zevk almaktadır ve erkeklerin yazma kaygısı kızlara göre daha yüksektir. Sınıf düzeyi yükseldikçe öğrencilerin yazma kaygısı artmaktadır. Yazılı anlatım ve Türkçe dersi başarısı yükseldikçe yazma kaygısının düştüğü belirlenmiştir. Evine düzenli gazete ve dergi giren öğrencilerin yazma kaygısı düşüktür. Günlük tutan öğrencilerin de yazma kaygılarının düşük olduğu tespit edilmiştir.Yazma tutukluğuyla ilgili sonuçlar şunlardır: İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin % 5'inde yazılı anlatım çalışmaları esnasında sıklıkla yazma tutukluğu olmaktadır. Öğrencilerin önemli bir kısmında (% 60) bazen ya da ara sıra da olsa yazma tutukluğu görülmektedir. Yazılı anlatım ve Türkçe dersi başarısı yükseldikçe yazma tutukluğunun azaldığı tespit edilmiştir. Metin tutarlılığı ile yazma tutukluğu arasında anlamlı yönde zayıf ama pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Evine düzenli dergi giren öğrencilerin daha az yazma tutukluğu yaşadıkları belirlenmiştir.Yazma kaygısı ile yazma tutukluğu arasında olumlu, orta düzeyde ve istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yazma kaygısı ve yazma tutukluğuyla biçim, dil ve anlatım, yazım ve noktalama arasında olumlu, istatistiksel olarak anlamlı ancak düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir.