Political thoughts

80 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

From ethics oriented politics to power oriented politics in 21st century: A discussion on introducing Dyadic Power Theory approach to political thought

Politics has been moralized since modern societies took place in the relations of power. Thus, it has become impossible to think politics without ethics or moral that limit our perspective towards it. However, the power is the missing point in the most of social science analysis. Its nature is so different that the will to power helps people to overpass material conditions. The willingness to power can be classified a kind of materialism as much as spiritualism. The point is that Foucauldian relations of power or Nietzschean will to power cannot be reduced to regular philosophical school. Indeed, they are the base of an alternative school in philosophy that we named it power first approach in politics. Ethics is a power technic that castrates people will to power by re-producing them as moral subject. Thus, ethics is tasked to fix fluidity of power here. How the process of subjectivation of people is going on also an important part of this research. Dyadic Power Theory is also studied because of its originality to re-think of power outside of social and ethical norms. Furthermore, the intensification of relations of power made us see the psychological character of power that reduce ethics role in politics. Thus, it is necessary to re- think of every social form from the power perspective and to initiate a debate over a post-society concept. This thesis consists of review of western political philosophy, it is a theoretical study at the basis of descriptive analysis. KEY WORDS: Politics, Ethics, Power, Subject, Self, Post-Society, Dyadic Power Theory, Psychopower, Psycho-politics

Dyadic Power TheoryPowerModern idea+5
Muhammet Ali Yunus
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Teksas Tribün Grubu taraftarları ve milliyetçilik ilişkisi üzerine bir inceleme

Bu araştırmanın genel amacı, Teksas Tribün Grubu alt kültürünün bir boyutunu oluşturan Teksas Tribün Grubu taraftarlarının milliyetçilik ile olan ilişkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Tribün Grubu taraftarlarının siyasi tutumları ve milliyetçilik eğilimleri aydınlatılmaya çalışılmıştır. Araştırmada nicel veri toplama yöntemlerinden faydalanılmıştır. Nicel veriler açık ve kapalı uçlu sorular ile milliyetçilik ölçeğinden yararlanılarak Teksas Tribün Grubu taraftarlarından toplanmıştır. Araştırma sonucunda Teksas Tribün Grubu'nun Türkçülük ve İslam merkezli milliyetçilik anlayışlarına sahip olan çoğunluğu genç, bekâr, eğitimli erkeklerden oluşan ve büyük bir kısmı Bursa'da doğmuş ve memleketini Bursa olarak belirten bireylerden oluştuğu belirlenmiştir. Elde edilen verilere göre eğitim durumu, yaş, meslek ve siyasi tutumların milliyetçilik eğilimlerini belirleyici etkenlerden olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Alt Kültür, Milliyetçilik, Teksas Tribün Grubu, Futbol, Taraftar.

AltkültürFutbolFutbol kulüpleri+7
Ferhat Bakır
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal düşünceler bakımından Adalet Ağaoğlu romanları

Edebiyat ile siyaset, birbirlerine oldukça yakın iki çalışma alanıdır. Buna rağmen, her ikisi arasındaki bağı güçlendirecek nitelikteki çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir. Akademik düzeyde ise edebiyatın siyaset yahut siyasetin edebiyatına dair hemen hiç çalışma bulunmamaktadır.?Siyasal Düşünceler Bakımından Adalet Ağaoğlu Romanları? adlı bu çalışma edebiyat ve siyaset arasındaki ilişkiyi güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Tez, Giriş hariç, genel hatlarıyla yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarının Olay Örgüsü; İkinci Bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarının Ortak Özellikleri; Üçüncü Bölüm: Sosyal Hayatın Dönüştürücüsü Olarak İdeolojiler ve Siyasi Partiler; Dördüncü Bölüm: Siyasetin Gölgesi Olarak Sosyal Hayat; Beşinci Bölüm: Isıtan Değil Yakan Güneş Olarak Siyasal Ortam; Altıncı Bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarında Siyasal Sınıflar; Yedinci Bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarında Geleneğe Bakış adını taşımaktadır.Çalışma, edebiyat ve siyaset arasındaki ilişkilerin teorik çerçevesinin kurulması ve bu ilişkiye pratik zemin oluşturma anlamında bir ilk adım olarak düşünülürse amacına ulaşmış demektir.

Ağaoğlu, AdaletRomanSiyaset+2
Ferda Atlı
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Necip Fazıl Kısakürek'in Büyük Doğu İdeolocya Örgüsü'nün yapısal unsurlarının analizi

Türk siyasal hayatı, çok renkli tartışmalara ve simalara sahne olmuştur. Bu renkli simalardan birisi de Necip Fazıl Kısakürek'tir. Necip Fazıl Kısakürek'in fikirleri ve şiirleri Türkiye'de muhafazakâr ve milliyetçi siyaset geleneklerine sahip çevreler tarafından çok sık kullanılmaktadır. Bunun yanında genelde Türk sağının özelde de muhafazakâr-milliyetçi siyaset merkezlerinin kullandığı siyasal paradigmaların çoğunun kaynağının Necip Fazıl Kısakürek olduğu gözlemlenmektedir. Bu tezde Necip Fazıl Kısakürek'in siyasi hayatı, siyasal fikirleri ve ideal devlet ve toplum düzeni olarak ileri sürdüğü Büyük Doğu Devleti'nin yapısal unsurları analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kavramlar: Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu İdeolocya Örgüsü, Başyücelik Devleti, İslamcılık, Muhafazakârlık, Milliyetçilik

Başyücelik ModeliKısakürek, Necip FazılMilliyetçilik+5
Saltuk Buğrahan Yeğen
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir siyasi düşünür olarak Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Yakup Kadri Karaosmanoğlu Türk Edebiyat Tarihinin En önemli isimlerinden birisidir. Türkiye'de İmparatorluktan cumhuriyete doğru yaşanan hızlı dönüşümü birbirinden değerli edebi eserlerle gözler önüne sermiştir.Türk toplumunun hafızasında usta bir edebiyatçı olarak yer edinen Yakup Kadri Karaosmanoğlu aynı zamanda yarım asırlık siyasal bir yaşamı olan bir siyasetçidir.Onun bu yönünün arka planda kalması ve yeterince incelenmemesi önemli bir eksiklik olarak görülmektedir.Yakup Kadri Karaosmanoğlu tüm yaşamında gerek siyasi temalı romanları ve gerek siyasi faaliyetleri ile bir siyasal yaklaşımın savunucusu olmuştur.Bu siyasal yaklaşım Otoriter Modernleşmedir.Batı modernleşmesi kendi tarihi, ekonomik ve sosyal koşulların bir araya gelmesiyle yüzyıllara yayılan bir süreçte liberal öğretiler doğrultusunda bir bakıma evrim yoluyla gerçekleşmiştir.Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve onun gibi düşünen aydınlar modernleşmenin radikal bir yorumunun savunuculuğunu yapmışlardır. Geri kalmış toplumu,pozitivist öğreti doğrultusunda devlet gücüyle yeniden düzenlemeyi amaçlayan bu yaklaşım siyaset bilimi literatüründe otoriter modernleşme olarak adlandırılmaktadır.Sürecin antidemokratik, antiliberal, otoriter ve elitist yapısı, savunucuları tarafından ileri bir topluma geçmenin ara dönemi olarak mazur görülmektedir.Toplum üzerinde modernleştirici bir programla vesayet kuran siyasal elitlerle dönüşüm sırasında ortaya çıkan soyo-psikolojik sarsıntılar siyasal gerilimlerin başlıca unsuru olmaktadır.Tüm yaşamını imparatorluktan cumhuriyete yaşanan hızlı dönüşümün içinde geçiren Yakup Kadri Karaosmanoğlu`nun radikal modernleşme doğrultusundaki siyasal faaliyetleri ve bu süreçle ilgili inişli çıkışlı düşünceleri mercek altına alınmıştır. Bu araştırmada onun pozitivist,elitist,otoriter,antiliberal düşünceleri değerlendirilmiş ve 1930'larda totaliter ideolojiye bakış açısı ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Elitizm, Kemalizm, Siyasi Düşünür, Siyasi Elitizm.

ElitizmKaraosmanoğlu, Yakup KadriKemalizm+2
Ercan Hür
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeniden kavramsallaştırmacılık akımı bağlamında 6.sınıf sosyal bilgiler dersi öğretim programının politik bir metin olarak incelenmesi

Bu araştırmanın amacı yeniden kavramsallaştırmacılık akımı bağlamında 6.sınıf Sosyal Bilgiler öğretim programının politik bir metin olarak incelenmesidir. Bu genel amaç çerçevesinde Sosyal Bilgiler öğretim programı, ders ve öğrenci çalışma kitabı, öğretmen kılavuz kitabı, öğretmen ve uzman görüşleri incelenerek 6.sınıf Sosyal Bilgiler öğretim programı arkasında hangi politik görüşlerin olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma deseninin kullanıldığı bu çalışmada yöntem olarak fenomonoloji yöntemi; verilerin analizi sürecinde ise doküman incelemesi ve eleştirel söylem analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci kısmında 6. sınıf Sosyal Bilgiler öğretim programı, öğrenci çalışma kitabı ve ders kitabı ile öğretmen kılavuz kitabı doküman incelemesi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre veri kaynaklarında neoliberalizmi niteleyen girişimcilik, temel hak ve özgürlükler, şirket diline yönelik bulgulara; ayrıca milliyetçiliği niteleyen kültürel farklılık ve militarizme ilişkin bulgulara ulaşılmıştır. Araştırmanın ikinci kısmında 16 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla görüşme yapılmıştır. Araştırma bulguları, eleştirel söylem analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Öğretmenlerle yapılan görüşmede öğretmenler öğrencide daha çok girişimciliğe ve ticaretin geliştirilmesine yönelik becerilerin ön plana çıkartıldığını ifade etmiştir. Araştırmanın üçüncü kısmında 9 uzmanla yapılan görüşme bulgularına göre uzmanların çoğunluğunun Sosyal Bilgiler öğretim programı, öğrenci çalışma kitabı ve ders kitaplarında politik açıdan tarafsız olmadığını; politik bir yönlendirme olduğunu ifade etmiştir. Anahtar kelimeler: Yeniden Kavramsallaştırmacılık Akımı, Politik Metin, Sosyal Bilgiler Öğretimi, Politik Görüşler.

Ders kitaplarıSiyasi görüşlerSiyasi metinler+7
Fahrettin Korkmaz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ilgaz dergisi üzerine bir inceleme

Bu çalışmanın amacı 1960-1980 yılları arasında neşredilmiş olan Ilgaz dergisi üzerine bir inceleme yapmaktır. Bu inceleme ile derginin edebi ve sanatsal görüşleri, siyasi eğilimleri tespit edilmeye çalışılacaktır. Ilgaz, "Aylık Fikir Sanat ve Eğitim Dergisi" olarak yayın hayatına giriş yapmıştır. Yıllar içerisinde görüş ve yayın değişiklikleri olmuştur. Derginin adının yanına "Aylık Fikir Sanat Dergisi", "Aylık Düşün, Yazın Dergisi" gibi alt başlıklar da eklenmiştir. Murat Sinan ve İsmail Karaahmetoğlu'nun Ilgaz yöresinde yayınlamaya başladığı bu dergi ilk dönemlerde Ilgaz'da sonraki dönemlerde Ankara'da neşredilmiştir. Derginin okurla buluşturulması noktasında birçok zorlukla mücadele eden Karahmetoğlu, taşra dergiciliği için önemli bir isimdir. Dönem şair ve yazarlarının, TDK üyelerinin, birçok öğretmenin ve öğrencinin edebî türlerde ürünler verdiği bu dergi, 1960-1980'li yılların siyasi çekişmelerinden olabildiğince uzak durmaya çalışsa da her düşünsel faaliyet gibi kendi çağından izler taşımaktadır. Hatıra, eleştiri, masal, fıkra gibi ondan fazla edebî türe yer veren bu dergi canlı bir edebi muhit olması bakımından kıymetlidir. Bu tezde derginin siyasi duruşu, edebi tavrı, sanat ve edebiyat kavgası/davası, Ilgaz'ı ve bu bağlamda dönemin siyasi edebi atmosferini anlamamızı sağlayacak değerlendirmeler yapılmıştır. Bunun yanında sonradan yapılacak çalışmalara yol göstermesi bakımından dergide neşredilen metinlerin sistematik indeksi hazırlanarak tezin sonuna eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1960-1980 Yılları, Dergicilik, Ilgaz dergisi, Edebi Türler, İsmail Karaahmetoğlu.

DergilerEğitim dergileriIlgaz dergisi+3
Deniz Bozar
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Libya'da Senusilik hareketi

Araştırma, Senusilik tarikatıyla ilgili, İslami ve ıslah edici davet olarak kurucusunun hayatı, soyu, eğitimi ve tarikatı kurma çabasına, liderlik olarak kendisinden sonra gelenlerin hayatına sıkıca bağlanan bu tarikat ve ortaya çıkış etkenleri, diğer bölgeler haricinde Sirenayka'yla olan bağlantısının etkenleri üzerinde durmaktadır. Ayrıca araştırmacı, bu tarikatın en önemli ilkelerine, özellikle Vahabilik olmak üzere diğer İslami mezhep ve hareketlerle olan bağlantısına, ekonomik, toplumsal, sini ve siyasi olmak üzere her açıdan Senusi toplumunu inşa eden yapı olarak Senusi zaviyelerinin sistemine değinmektedir. Yine araştırmacı, Senusi Kardeşlere, temellerine ve tarikat içindeki rütbelerine, Senusi tarikatını desteklemek, fikirlerini yaymak, ilkelerini ve temel kabullerini yaymak için üstlendikleri role de değinmektedir. Anahtar kelimeler: Senusilik-toplum- siyasi

LibyaMuhammed bin Ali es SenusiSenusi tarikatı+4
Mohamed. El.masrati Raslan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kara ve Efendisiz dergileri bağlamında Türkiye'de anarşist düşünce

Modern ideolojilerden birisi olan anarşizm, Türk siyasal-düşünsel hayatının herhangi bir döneminde etkili olamamış ve Türk yazınında kendine neredeyse hiç yer bulamamıştır. Ancak Kara ve Efendisiz dergileri ile birlikte, 1980'li yılların ikinci yarısında anarşist ideolojiyi merkezine alan bir süreli yayıncılık faaliyeti başlamıştır. Bu dergiler, anarşist hareketi kavramlar, kişiler ve olaylar ışığında aktardığı gibi siyasal, sosyal ve ekonomik meseleleri de anarşist bir perspektifle analiz etmişlerdir. Bu tezde, Kara ve Efendisiz dergilerinin bıraktığı yazınsal birikim incelenmiş, yayımlanan içeriklerin detaylı analizi yapılmış ve dergilerin Türkiye'deki anarşist düşünceye ne tür katkıları olduğu saptanmıştır. Tezde bir girizgah olarak anarşizmin kavramsal çerçevesi aktarılmış ve 1980 öncesi Türkiye'sindeki anarşist literatüre dair sınırlı faaliyetler derlenmiştir. Son bölümde ise dergide ele alınan temel meseleler temalaştırma yoluyla sistematize edilmiş ve dergi içeriklerinin analizi yapılmıştır. Bu tezdeki bulgular, Türkiye'deki anarşist yayıncılık faaliyetlerine yönelik çalışmalar yürüten araştırmacılar açısından ufuk açıcı niteliktedir.

AnarşiAnarşizmDergiler+6
Veysel Başusta
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Râşid el-Gannûşî ve siyaset anlayışı

Râşid el-Gannûşî, hem bir düşünür hem de İslâmî hareket lideri olarak son yıllarda çağdaş İslâm düşüncesine yön veren ve küresel İslâmî çevrelerce itibar edilen bir otoritedir. Onu diğer İslâm siyaseti düşünürlerinden ayıran şey ise, siyasete doğrudan dahil olmasıdır. Zira kendisi Tunus siyasetinde önemli bir yere sahip olan Nahda Hareketi lideridir. Râşid el-Gannûşî; demokrasi ve İslâm arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmesi, İslâmî özgürlük ve insan hakları kavramlarını izah etmesi, sivil toplum dilini yeniden tanımlaması, laiklik ve sivil toplum kavramlarının bağdaşmadığı şeklindeki düşünceleri ile İslâm dünyasında ve Batı'da yansımaları olan bir düşünürdür. Merkeze İslâm'ı alarak bu kavramlara yaklaşan Gannûşî'nin fikirleri İslâm dünyası için önemlidir. Bu bakımdan çalışmamızın ana mevzusunu Gannûşî'nin siyaset anlayışı oluşturmaktadır. Ayrıca Gannûşî'nin hayatı, zihin dünyasının şekillenmesinde etken olan âmiller ve kurmuş olduğu Nahda Hareketi, çalışmamızda değindiğimiz diğer konuları oluşturmaktadır.

DemokrasiDevletDin-devlet ilişkileri+7
Aysel Öztürk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Aliya İzzetbegoviç'in din ve siyaset anlayışı

"Aliya İzzetbegoviç'in Din ve Siyaset Anlayışı" adlı tez çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İzzetbegoviç'in hayatıyla alakalı veriler yer alıp devamında eserleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde dinî içerikli görüşlerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise siyasete dair başlıklarla İzzetbegoviç'in fikir dünyası anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Aliya İzzetbegoviç, Avrupa'daki hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırımın- Srebrenitsa Katliamının öncesi ve sonrasıyla liderlik özelliğini tüm Bosna Hersek halkına göstermiştir. İçerisinde yaşadığı toplumun siyasi ve dini yapısı 'Bilge Kral'ın fikir hayatındaki çeşitliliğin temel nedenidir. Aynı sebepten dolayıdır ki mücadeleci yönü ve düşünce yapısıyla ön plana çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Aliya İzzetbegoviç, Bilge Kral, Srebrenitsa, Bosna Hersek, Din, Siyaset

Bosna-HersekDin anlayışıLiderlik+4
Şüheda Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ali Şeriati'nin dini ve siyasi görüşleri

Ali Şeriati, İranlı Müslüman sosyolog, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiş bir kişidir. Biz bu çalışmamızda Ali Şeriati'nin dini ve siyasi görüşlerini ortaya koyarken içinde bulunduğu ortamın dini, siyasi sosyal ve kültürel farklılıklarını da göz önüne alarak hareket etmeye çalıştık.Çalışmamızda Şeriati'nin dini ve siyasi görüşlerini ortaya koyabilmek için öncelikle onun itikadi, fıkhi, dini ve siyasi görüşlerini ortaya koyarak incelemeye çalıştık. Onun görüşleri arasındaki, Allah, ibadet, tevhit, Kur'an, nübüvvet, içtihat, İran dinleri ve İslam hakkındaki düşüncesini ortaya koymaya çalıştık.Şeriati'nin mezhep anlayışında ise öncelikle Şiiliğe ve Sünniliğe bakış acısını ortaya koymaya çalıştık. Daha sonra ise Şiiliği, Ali Şiası ve Savefi Şiası ayırımına tabi tutarak aralarındaki farkları incelemeye çalıştık. Şeriati hareketinin özelliklerini ortaya koyarak, bu hareketin öze dönüş çağrısını incelemeye çalıştık. Ayrıca onun İslam düşüncesindeki yerini ve Şeriati'nin İslam dünyasına etkilerini ele alarak çalışmamızı tamamladık.Anahtar kelimeler: Din, Siyaset, Ali Şiası, Safevi Şiası, Kur'an, İçtihat.

Din anlayışıDin sosyolojisiDin-siyaset ilişkileri+5
Kaya Oflaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Mevdûdî'nin din ve siyaset anlayışı

Mevdûdî XX. asırda yaşamış çağdaş İslam akımlarının en önde gelen düşünürlerinden birisidir. Mevdûdî'nin yaşadığı dönemde Hint- Alt kıtası farklı dini ve siyasi düşüncelerin yapılandığı ekolleri içerisinde bulunduran bir yapı arz etmektedir. Biz bu çalışmamızda Mevdûdî'nin din ve siyaset anlayışını ortaya koyarken içinde bulunduğu ortamın dini, siyasi sosyal ve kültürel farklılıklarını da göz önüne alarak hareket etmeye çalıştık.Çalışmamızda Mevdûdî'nin din ve siyaset anlayışını ortaya koyabilmek için öncelikle onun din ve dine ait kavramları nasıl yorumladığını incelemeye çalıştık. Onun dinde geçen; İlah, Rab, İbadet, İman, Tevhit, Kur'an, Nübüvvet ve Vahiy kavramalarında din düşüncesini ortaya koymaya çalıştık. Yine bu bölümde onun tasavvuf anlayışı ve mezheplere bakışını inceledik.Mevdûdî'nin siyaset anlayışında ise öncelikle din ve siyaset anlayışını ortaya koymaya çalıştık. Daha sonra ise düşünce yapısını oluşturan İslami devlet, halifelik ve ideolojisinin ürünü olan Cemaat- İslami hakkında düşüncelerini inceledik. Ayrıca bu bölümde onun Batı medeniyeti ve kültürü hakkındaki düşüncelerine ve Mevdûdî'nin İslam dünyasına etkilerini ele alarak çalışmamızı tamamladık.Anahtar Kelimeler: Din, Siyaset, İslami devlet, Allah'ın halifesi, Cemaat-i İslami.

Din anlayışıDin-devlet ilişkileriMevdudi+4
Gülşen Şahin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of the role of disgust in five moral domains with relation to gender, religiosity, right - left politics, obsessive beliefs, and cleaning compulsions

One purpose of this study is to investigate the differences between reactions of disgusted and non-disgusted groups with respect to moral foundations (authority, sanctity, loyalty, fairness, and care). The second purpose is to indicate the gender differences among groups and moral foundations. 255 university students, 83 males and 172 females participated in this study. A series of questionnaires that differed in manipulation tactics were given to two participant groups (Looming of Disgust Questionnaire Form A to disgusted group & Form B to non-disgusted group, Moral Foundations Questionnaire, Padua Inventory, Disgust Scale, Contamination and Cognitions Scale, Obsessive Beliefs Scale, and Demographic Information Form). According to the Turkish version of Moral Foundations Questionnaire , merging foundations into two factors gave high alpha values for internal consistencies. Thus, the analysis was conducted in two moral foundations groups: binding foundations (authority, purity, and loyalty) and individualizing foundations (fairness and care). In variance analysis, participants in disgusted groups preferred the binding foundations. Gender informed the differences interacted with groups (disgusted and non-disgusted) and moral foundations. In general, females were more inclined toward individualizing foundations than were males. Males were more inclined to binding foundations than were females. One significant finding was that males were more affected by disgust manipulation, which made them sensitive to the binding foundations. Furthermore, regression analyses were conducted that found relationship between moral foundations and religion, rightist-leftist politics, disgust sensitivity, obsessive beliefs, contamination cognitions, and cleaning compulsions. Religion, disgust sensitivity, obsessive beliefs, and contamination cognitions significantly predicted binding foundations. Disgust sensitivity and gender also predicted individualizing foundations significantly. This study supports the claim that group differences, gender, contamination cognitions, and cleaning compulsions are predictors of disgust sensitivity. Lastly, disgust influenced moral foundations that contain gender factors. Religion, contamination cognitions, disgust sensitivity, and obsessive beliefs were predictors of binding foundations. Disgust sensitivity was also related to contamination cognitions, gender, group differences (disgusted and non-disgusted), and cleaning compulsions. These results are discussed as the main portion of this study.

Gender differencesGender rolesReligiousness+5
Dilara Fatma Alcan
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türk siyasal hayatında iki modernist: Prens Sabahaddin ve Ahmed Rıza'nın siyasi fikirlerinin karşılaştırılması

Batı toplumlarının kendi iç dinamikleri ve tarihsel koşulları çerçevesinde gerçekleşen toplumsal değişim modernite olarak adlandırılmaktadır. Bu değişimin sonucunda ortaya çıkan maddi güç ile birlikte Batılı toplumlar dünyanın geri kalan toplumları üzerinde bir hegemonya tesis etmiştir. Modernleşen Batı ile karşılaşan ilk toplumlardan biri Osmanlı toplumu olmuştur. Teknik alanda Batı'nın gerisinde kalan Osmanlı İmparatorluğu savaşlarda aldığı yenilgiler sonucu toprak kayıpları yaşamaya başlamıştır. Aynı zamanda küresel ekonomiye eklemlenen Osmanlı İmparatorluğu'nun yaşadığı alt yapısal değişimler başka problemleri de meydana getirmiştir. Tüm bu sorunlar Osmanlı seçkinlerini "devletin nasıl kurtulacağı?" sorusuna/sorununa çözüm yolları aramaya sevk etmiştir. Bunun sonucunda seçkinler Batı'da ortaya çıkmış olan toplumsal sorunların çözümü için ortaya atılmış fikirleri Osmanlı toplumunun/devletinin sorunlarının çözümü için kullanmaya çalışmışlardır. Türk siyasal hayatındaki genel anlatı; Osmanlı seçkinleri arasında 1902 Birinci Jön Türk Kongresi'nde milliyetçi, pozitivist, merkeziyetçi Ahmed Rıza Bey'in liderliğini yaptığı kanat ile liberal, kozmopolit, adem-i merkeziyetçi Prens Sabahaddin Bey'in liderliğini yaptığı kanat şeklinde iki blokun ortaya çıktığı yönündedir. İttihat Terakki Cemiyeti ve daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası ve Partisi Ahmed Rıza Bey'in fikirlerini takip ederken Ahrar Fırkası, Demokrat Parti ve Adalet Partisi gibi partilerin Sabahaddin Bey'in fikirlerinin izinden gittiği iddia edilmektedir. Bu çalışmada bu iki siyasi aktörün fikirleri ikincil kaynakların işaret ettiği birincil kaynaklar taranarak ve genel anlatıdaki temel ayrışma noktalarıyla sınırlandırılarak detaylı olarak karşılaştırılmıştır.

Ahmet Rıza BeyJön TürklerModernleşme+5
Ömer Korkmaz
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yarın gazetesi başmuharriri Arif Oruç'un fikir hayatı

ÖZET Arif Oruç bu ülkede zor şartlarda gazetecilik yapanlardan biri. O, ülkemizde henüz çok gelişmemiş bir meslek olan gazeteciliğin en sıkıntılı anlarını yaşamış ama, yılmamış öldüğü güne kadar yazmaktan vazgeçmemiştir. Mesleğe, başkalarına ait gazetelerde başlamış, milli mücadelede bizzat cephede savaşmış, kurtuluş sonrasında 1929 yılında kendisine ait bir gazete çıkarmaya başlamıştır. Artık, bir gazete patronudur Arif Oruç. Gazetesi Yarın'da hemen her gün başmakale yazmış; bu makalelerde iktisat, maliye, toplumsal sorunlar, çiftçiler, esnaf, basın, kanun tasarıları, tekel işleri, dünya siyaseti vb. gibi akla gelebilecek her konuda düşüncelerini, eleştirilerini okuyucularıyla paylaşmıştır, özellikle dönemin başbakanı İsmet Paşa ve kabinesi ile ilgili yaptığı eleştirilerle, hükümet yanlısı gazetelerin ve gazetecilerin şimşeklerini üzerine çekmiş, fakat en zorlu anlarda bile düşüncelerini açıkça söylemekten geri durmamıştır. Bu hükümet yanlısı gazetecilerle aralarındaki çekişme zaman zaman çok şiddetlenmiş, birebir kavgalara, silâh çekmelere kadar gitmiştir. Tek partinin iktidarda olduğu bir dönemde çok partili yaşamın gerekliliğini sonuna kadar savunmuş muhalif bir ses olan Arif Oruç kurulu düzenden yana olanlarca pek sevilmemiş, susturulmak istenmiş, hak etmediği pek çok nitelendirmelerle karşılaşmış, hatta çok sevdiği vatanından bile bir süre ayrı yaşamak durumunda kalmıştır. 117Arif Oruç siyasetle çok yakından ilgilenmiş, bizzat siyasi yaşamın içinde olmak için girişimlerde bulunmuştur. Ne var ki bunlar girişimden öteye gidememiştir. Çalkantılı gazetecilik yaşamındaki olaylar onu bedenen de fazlasıyla yıpratmış, pek çok hastalık ve ameliyat geçirmek zorunda kalmıştır. Gazeteciliğinin ilk yıllarında olduğu gibi, ölümüne yakın dönemde de siyasî gazetecilik yapamamış, tarihî tefrikalar yazmıştır. Tarih onun hep ilgi duyduğu bir alan olmuştur. Bunda da sorumluluk duygusunun etkisi büyük olmuştur elbette. Arif Oruç diğer gazetelerde yayımlanan ve Türk tarihini çarpık bir şekilde göstermeye çalışan basmakalıp tefrikalara bir tepki olarak bu alanda yazılar yazmaya başladı belki de. Kimilerinin düşündüğü gibi, Arif Oruç ruhunda muhaliflik olan, kavgacı, düzen bozucu biri değil, demokrasi yolunda azimli bir yolcudur. Demokrasiye zarar vermek bir yana, yazdıkları ve yaptıklarıyla çoğulcu rejimin gelişmesine belli oranda katkıda bulunmuştur. 118

BiyografiGazetecilerGazetecilik+4
Kısmet Kesim Ovat
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

İsmet Özel'de yabancılaşma

Tezimizde, çağdaş insanın en önemli meselelerinden biri olan yabancılaşma meselesine özgün bir islamcı aydın olan İsmet Özel'in bakış açısını incelemeye çalıştık. Özel, bilim, teknik, medeniyet ve yabancılaşma kavramları etrafında yazdıklarıyla herşeyden önce bir pozitivizm eleştirisi yapmaktadır. Özellikle bilim, teknik, medeniyet ve yabancılaşma kavramları etrafında yazdıklarıyla diğer islamcı aydınlardan büyük ölçüde ayrılan Özel'e göre yabancılaşmış insan Batı'nın maddeci, tanrıtanımaz, hümanist anlayışının ürünüdür. Hümanist anlayışa göre, insan, kendini hakikatin yegane ve gerçek temsilcisi olmaktan alıkoyan Tanrı düşüncesini hayatından çıkarmadıkça hümanist olamaz. İnsanın hümanist olabilmesi için tanrıtanımaz olması gerekir. Tanrıtanımaz olmayan, dolayısıyla hümanist olmayan, insan yabancılaşmış bir varlık olarak hayatını sürdürür. Yabancılaşmamış insan, hümanist, dolayısıyla tanrıtanımaz insandır. Oysa Özel, yukarıda belirtildiği gibi bunun tam tersini, yabancılaşmanın temelinde Batı'nın maddeci, tanrıtanımaz, hümanist anlayışının yattığını söylemektedir. Özel bu söyledikleriyle hümanist ve tanrıtanımaz homojen bir Batı Medeniyeti' nden bahsetmektedir. Ancak böyle homojen bir Batı Medeniyeti'nden bahsetmek mümkün değildir. Yabancılaşma, medeniyet ve teknoloji meselelerinin birbiriyle bütünleşmiş meseleler olduğunu, birbirinden bağımsız üç ayrı mesele olmadığını belirten Özel'e göre, yabancılaşmış insan maddeci, tanrıtanımaz, hümanist Batı anlayışının ürünü olduğu için -müslüman insan tanrıtanımaz ve hümanist olamayacağına göre- "insanın yabancılaşması" diye dile getiren terimi islam düşüncesi içinde bir yere yerleştirmek mümkün değildir. Yabancılaşmanın islami düşünce açısından anlamsız olduğunu ve modern yaşama biçiminin küfür ile iman arasında çizgi çekmeyi bilen hiçbir müslümanı yozlaştıramayacağım belirten Özel'e göre, günümüzde teknoloji, medeniyet ve yabancılaşma meseleleri müslüman -küfür ile iman105 arasında tam olarak çizgi çekemediği için- veya kâfir tüm insanların en önemli meseleleridir. Günümüz insanının köklerinden koparıldığını, kişiliksizleştiğini, alelâdeleştiğini ve nesneleştiğini belirten Özel'e göre bilim, insana özgü değerleri yoketmiş, tekniğe dayalı toplum örgütlenmesi insanı insansızlaştırmış, insanları kendilerinin olmayan bir yaşayış içine hapseden medenileşme, insana inceliği vermiş ama ondan içtenliği almıştır. Yabancılaşma denilince gerek Batı düşüncesinde gerekse Türkiye'de istenmeyen bir vakıa dile getirilmek istendiğini belirten Özel'e göre, hümanizmin ana kavramlarından biri olan yabancılaşma kavramı müslümanlar tarafından yanlış anlamda kullanılmaktadır. Özel'e göre ille de yabancılaşma kavramını kullanmak gerekiyorsa yabancılaşmanın ötesinde bir "yabancılaşma"dan,. bilinçli bir yabancılaşmadan sözetmek gerekir. Özel'in bilinçli bir yabancılaşmadan kastettiği şey; çağın çirkefine ve çağın isterlerine yabancı kalmaktır. Kavrama böyle bir anlam yükleyen Özel, kavramı Batı düşüncesindeki anlamından koparmış ve kavrama özgün bir bakış açısı getirebilme şansını daha baştan kaybetmiştir. Teknoloji, medeniyet ve yabancılaşma meselelerinin kendi özgül alanlarında çözümün mümkün olmadığını belirten Özel'e göre bu üç meselenin çözümü, bu meselelerin dışında itikad ve ibadet alanında mümkün olabilir. Özel'e göre bu meselelerin doğru formüle edilmeleri ve varsa bunlara çözüm getirilmesi imtiyazı müslümanlara mahsustur. Yabancılaşma sorununun çözümü için bazen hiçbir çözüm önerisinde bulunmayan bazen de çözüm diye sunduğu önerileri yeterince açıklayamayan Özel, geçmiş ve günümüzde hem Batı'da hem de Ooğu'da söylene gelen "kendini Allah'a ver ve kurtul" söylemini tekrarlamaktadır. Yabancılaşmamış insanın küfür ile iman arasında çizgi çekmeyi bilen müslüman insan olduğunu ifade eden Özel, yabancılaşmaktan kurtulmak için niçin ille de müslüman olmak gereksin sorusunun cevabını yeterince açıklayamamaktadır.

Siyasi görüşlerYabancılaşmaÖzel, İsmet
Tabip Gülbay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Tunalı Hilmi Bey hayatı, siyasi faaliyetleri ve eserleri

Yakın tarihimiz, henüz tam anlamıyla araştırılmamış pekçok hadise ve şahsiyetlerle doludur. Tunalı Hilmi Bey, Hayatı, Siyasi Faaliyetleri ve Eserleri" konulu tez çalışmamızda, perde arkasında kalmış, ancak, II. Meşrutiyetin ilan edilmesinde ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti' nin kuruluşundaki pekçok kavramın yerine oturtulmasında emeği büyük olan bu şahsiyetin tarih zincirindeki yerini ve önemini belirlemeyi amaç edindik. Türk siyasi tarihinin şekillenmesinde_ büyük katkıları olan Tunalı Hilmi Bey ile ilgili çalışmamızı üç ana bölümde topladık. Birinci bölümde, aileslesini, çocukluğunu eğitimini, özel hayatını ve kişiliğini araştırarak, bu konuda elde ettiğimiz bilgileri değerlendirdik. İkinci bölümde Tunalı Hilmi Bey' in öğrencilik yıllarından itibaren başlayan siyasi yaşamını, Jöntürk Hareketi içerisindeki yerini belirttik. İttihat ve Terakki Cemiyeti mensupları arasında pek fazla ön planda olmayan, ancak düşünceleri, faaliyetleriyle küçümsenemeyecek bir yere sahip olan Tunalı Hilmi Bey' in siyasi şahsiyetini gün ışığına çıkarmaya çalıştık. Tezimizin üçüncü bölümünde ise, kendisinin, mücadelesinin ayrılmaz bir parçası haline olarak gördüğü ve hayatı boyunca yazmayı hiçbir zaman ihmal etmediği eserlerini tanıttık, değerlendirdik ve ilim hayatımıza katkılarını tespit etmeye çalıştık. Sonuç bölümünde ise çalışmamızın genel bir değerlendirmesini yaptık.

Milli Mücadele DönemiSiyasi görüşlerSiyasi hayat+2
Ayşe Aydın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken dönem İbâzî kaynaklarda İbâziyye'nin dinî ve siyasî görüşleri

İslâm'da ilk ortaya çıkan mezhep olan Muhakkime-i Ula ve ondan ayrılan İbâzîler, İslâm mezhepleri tarihinde, müzakere edilen birçok meselenin önde gelenleri olmuşlardır. İbâzîyyenin ortaya çıkışı araştırmacılar arasında mühim bir tartışma konusu olmuştur. Tezimiz üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İbâzîyye'nin doğuşu ve V. asra kadar gelişmesi, İkinci bölümde İbâzîliğin itikâdî görüşleri Üçüncü bölümde ise İbâzîliğin siyasî görüşleri irdelenmiştir. İbâzîlerin itikâdî ve siyasî konularda diğer mezheplerle ayrıştığı noktaları vardır. Meseleleri Kur'an, hadis ve akıl üçgeninde temellendirmişlerdir. Dini ve siyasî çizgilerin Ebû Bilâl, Abdullah b. İbâz ve fırkanın düşünce mimarisi olarak gördükleri Cabir b. Zeyd tarafından oluşmuştur. Anahtar Kelimeler İbâziyye, Havarîc, Cabir b. Zeyd, Abdullah b. İbâz, İmâmet

Abdullah bin İbazDini hayatMezhepler+5
Kadri Önemli
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk Savaş Döneminde Çekoslovakya müdahalesi ve müdahalenin Türkiye sol hareketine yansıması

1968'de Çekoslovakya'da Prag Baharı diye adlandırılan bir değişim hareketi başlamıştır. Bu değişim hareketini sosyalist dünya için tehdit olarak algılayan Sovyetler Birliği, Varşova Paktı ile birlikte 21 Ağustos 1968'de Çekoslovakya'ya askeri müdahalede bulunur. Bu çalışmada, müdahalenin gerçekleştiği uluslararası atmosfer ve müdahalenin uluslararası toplumda yansıması ve Türkiye'deki yansımasının sol açısından değerlendirilmesi yapılmıştır.

MüdahaleSiyasi görüşlerSiyasi partiler+8
Metin Özvariş
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1960'tan günümüzü Türkiye'deki politik düşüncenin sinematografik sunumu

Türkiye Cumhuriyeti, politik çatışmanın çalkantılı ve sancılı bir süreçte ilerlediği 20. yüzyılda savaş ve devrimlerle birlikte çağdaş bir ulus-devlet inşasına başlamıştır. Kurucu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ve cumhuriyetin önde gelen isimlerinden Kazım Karabekir'in sinemaya olan ilgileri ve sinemaya verdikleri öneme karşın yedinci sanat cumhuriyetin başlangıç döneminde ülkedeki diğer gelişmeler göz önüne alındığında oldukça geri planda kalmıştır. Yine de girişimler olmuş ve devlet aygıtı dışında özel yapımcılarla da sinema filmleri üretilmiştir. Bu yıllarda politikanın sinemaya yaklaşımı tek parti siyasetinin benzerliğiyle birlikte sosyalist blokta görüldüğü gibi ?öğretici, bilgilendirici? şekilde olmuş, belge filmlerle birlikte sinemanın propaganda gücünün altı çizilmiştir. Hatta bu dönem ?dost? olarak görülen SSCB'yle propaganda niteliğindeki filmlerin takası üzerine anlaşmalar da yapılmıştır. Ancak 1946 yılıyla birlikte Soğuk Savaş'ta Batı bloğunda yer alan Türkiye, hem çok partili rejime geçmiş hem de sinemasal olarak Amerikan üslubuna yönelmeye başlamıştır. Sinemada çoksesliliğin olması ve tek parti zamanında egemen olan tiyatrocu anlayışın sinemacılarla değişmesi, 1950'li yıllarda dikkat çeken gelişmelerdir.Türkiye'de sinemanın evrensel değerler üretme düzeyine ulaşma çabaları ve politikanın filmlerde yüksek sesle dillendirilmesi 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi ve sonrasında gelen 1961 Anayasası'nın getirdiği görece özgürlük ortamında olmuştur. Anayasanın getirdiği yeni toplumsal atmosferle beraber ve ideolojik olarak kızışan dünya ile paralel olarak Türk halkı da politikleşmiş, bu durumun sinemasal karşılığı ise sinemacıların ?anayasayı halka aktarma? amacıyla Karanlıkta Uyananlar ve Bitmeyen Yol gibi filmleriyle birlikte Toplumsal Gerçekçilik, Bir Türk'e Gönül Verdim gibi filmlerle ulusal solda yer aldığı iddiasındaki milliyetçi Ulusal Sinema, daha radikal bir muhalefetle hem siyasal hem sinemasal düzeni değiştirme amacındaki Devrimci Sinema ve toplumda dinsel bir dönüşümü amaçlayanların ortaya koyduğu Milli Sinema olmak üzere politize olmuş sinemasal akımlar biçiminde olmuştur. Ancak bu dönem siyaseti sinemaya hem politik hem de güncel açıdan yansıtmayı başaran en önemli isim Umut, Arkadaş, Sürü gibi filmleriyle Yılmaz Güney olmuştur. Toplumun her kesiminin siyasallaştığı bu dönem, 12 Eylül 1980'de ordunun müdahalesiyle kesilmiş ve cumhuriyetin Atatürk'le gelen kuruluş ideolojisi olan Kemalizm, yerini ekonomik olarak serbest piyasacı, kültürel-toplumsal olarak da Türk-İslamcı politik düşünceye bırakmıştır. Kitleleri topyekûn olarak apolitikleştiren bu müdahalenin toplumda yarattığı sarsıcı dönüşümler Türk sinemasına siyasi olarak da yansımış ancak 1960?1980 arasında olduğu gibi ideolojik temelli akımların dönemi kapanmış, 1980'den günümüze toplumsala karşı bireyin pompalanması sonucunda Yol, Güneşe Yolculuk, Yazı Tura gibi az sayıda film siyasal sinema anlamında öne çıkabilmiştir.Cumhuriyetin ilk döneminden itibaren Türkiye'deki politik düşüncelerin, sinemada yeterince temsil edilmediği görülmektedir. Cumhuriyet'in başlangıç döneminde Kemalizm, sinemada kendini pek hissettirmezken egemen siyasetin Kemalizmden uzaklaşmasıyla birlikte bu politik düşünce siyasi konulu filmlerde kendine yer bulmaya başlamıştır. Benzer şekilde cumhuriyet ideolojisinin her daim muhalifi olan siyasal İslam ve sineması, 2000'li yıllarda bu siyasetin mutlak hakimiyetine kadar sinemada sayısız örnekle yer alarak politik düşüncesini kitlelere aktarırken egemen güç olduktan sonra sinemada pek nadir temsil edilir olmuştur. Sonuç olarak Türkiye'de politik düşüncenin sinematografik sunumunun ağırlıklı olarak muhalefetteki siyasi görüşler doğrultusunda şekillendiği, ancak bu amaçla tercih edilen sinematografik sunumların, sinemayı çoğunlukla "eğlence" olarak gören Türk halkından amaçlanan ilgiyi görmedikleri ve dolayısıyla toplumsal bir değişime öncülük edemedikleri görülmektedir.

Amerika Birleşik DevletleriRusyaSinema+8
Onur Keşaplı
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasi ideolojiler bağlamında sinema

Tarihsel perspektiften bakıldığında ideoloji kavramı, siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik bağlamda sık sık karşılaşılan, ancak net ve eksiksiz bir tanımı yapılamayan tartışmalı bir anahtar kavramdır. Farklı toplumlarda, farklı dönemlerde yapılan ideoloji tanımlamaları, kavramı tek bir açıdan ele almayı zorlaştırmaktadır. Bu bağlamda, ideolojinin kapsamını anlayabilmek, kavramı farklı açılardan düşünmeyi beraberinde getirmektedir. Günümüzde yedinci sanat olarak kabul edilen ve dünya ölçeğinde en önemli endüstrilerden biri olan sinema ise, ortaya çıktığı günden bu yana ideoloji kavramı gibi siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik unsurlar çerçevesinde görünümü dönüşmüş, içeriği, biçimi ve amacı değişmiş etkili bir kitle iletişim aracıdır.Bu çalışma, ideolojilerin kitlelere benimsetilmesinde, hayata geçirilmesinde ve varlığını yeniden üretmesinde sinemanın önemli bir kitle iletişim aracı olarak işlevselliğini odak noktası olarak belirlemiştir. İdeolojik sinema ve onun en keskin örneği olan propaganda sineması üç farklı ideolojiye hizmet etmesi ekseninde incelenmiştir. Bu noktadan hareketle, komünist ideoloji bağlamında Sovyet Rusya sineması, faşist ideoloji bağlamında Nazi Almanya sineması ve kapitalist ideoloji bağlamında Amerikan Hollywood sineması örneklerle analiz edilmiştir.

EndüstrileşmeFaşizmKapitalizm+6
Ayşe Ersöz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Değerlerin siyasal düşünce ve siyasal tercih üzerine etkisi: Antalya Konyaaltı ilçesi uygulaması

Bu tezde amaçlanan Antalya'nın Konyaaltı ilçesinde yaşayan seçmenlerin siyasal düşünce ve siyasal tercihlerinde değerlerin etkisini belirlemektir. Seçmenlerin siyasal düşünce ve tercihlerine etki eden birçok faktör bulunmaktadır. Bu faktörler genellikle kişinin kendi demografik özellikleri, kamuoyu ve kitle iletişim araçları, ülkenin genel ekonomik durumu ve siyasi liderin özellikleridir. Seçenlerin tercihlerine etki eden bir diğer faktör ise değerlerdir. Günümüzde, siyasi partilerin ve liderlerin seçmenlerin tercihlerinde değerlerin etkisini bilmeleriyle siyasi iletişimde daha güçlü bir konuma gelebilmeleri mümkündür. Bu çerçevede, Konyaaltı ilçesinde değerlerin seçmen tercihleri üzerindeki etkisi son yıllarda birçok akademik çalışmada temel alınan Shalom Schwartz'ın değer ölçeği olan Portrait Values Questionnaire (PVQ) kullanılarak ortaya konulmuştur.Araştırmada örnekleme yöntemi olarak tabakalı örnekleme yöntemi ve orantılı paylaştırma kullanılmış ve örneklem sayısının belirlenmesinde Antalya'nın Konyaaltı ilçesinin, 2010 referandumundaki seçmen sayısı baz alınmıştır.Araştırmada kullanılan soru formu 3 bölüm ve toplam 61 sorudan oluşmaktadır. Birinci bölümdeki 7 soru 18 yaşını doldurmuş seçmen kitlesinin demografik özelliklerini, ikinci bölümdeki 40 soru kişisel değer algılarını, üçüncü bölümdeki 13 soru siyasal tercihlerini sorgulamaktadır.İlk olarak kişisel değerler ölçeğinin güvenirlik ve geçerlik analizleri gerçekleştirilmektedir. Formun birinci bölümünü oluşturan demografik özellikler (cinsiyet, yaş eğitim durumları, gelir düzeyleri, medeni durumları, meslek) ile üçüncü bölümdeki siyasi tercihler frekans analizleri ile ortaya konulmuş, formun ikinci bölümünü oluşturan değerlerin tanımlayıcı analizleri yapılmıştır. Demografik özelliklerin ve Tercihlerin değer ölçeği üzerinde etkilerini ölçmek için T-testi, ANOVA testi, kullanılmıştır. ANOVA testi sonrasında farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu tespit etmek amacıyla POST-HOC olarak Dunnett T3 ve Scheffe testlerinden faydalanılmıştır. Demografik özellikler ile tercihler arasında ilişkiyi sorgulamak için Ki-kare testi uygulanmış ve çapraz tablolar yorumlanmıştır.

Antalya-KonyaaltıDemokrasiDeğerler+5
Ebru Türel
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Gramsci'nin siyaset teorisi

Avrupa?da Marksizm `in kurucusu olan Antoni Gramsci, bir çok kavramı yeniden ele alarak, eleştirel yaklaşım sergilemiş ayrıca yeni kavramlar ortaya atmıştır. Bu anlamda onun düşünce ve kuramları, pek çok Marksist kuramcıyı da etkilemiştir. Ayrıca, Gramsci kapitalist sisteminin çözümlemesini yaparak, hegemonya, devlet ve ideoloji gibi kavramlarla, kapitalist sistemi ortaya çıkışı, organik bunalım dönemleri ve sistemin sürdürülebilirliğini muhafaza etme yöntemlerini bütünsel olarak irdelemiştir. Bu çalışmada, Antoni Gramsci?nin siyaset teorisi öznelinde, onun hayatı ve düşünsel gelişimi ve Marksist ideolojiye yapmış olduğu katkılar, kavramlar eşliğinde, yapı ve üst yapı arasında yeni bir etki ve görev paylaşımı irdelemesi yaparak sunduğu, aydınların ve basının oynamış olduğu rolün etkisi incelenerek, yeni bir tarihsel blokun ortaya çıkması ve proletarya diktatörlüğüne giden yolda, işçi partinin önderliğine atfettiği roller ortaya konmaya çalışılmış, son kertede, sınıfsız topluma geçiş için Gramsci'nin açıkça teorik ve pratik bağlamda, tasvir ettiği, Marksist teoriyi somutlaştırma girişimi ele alınmıştır.

AydınlarEgemenlikGramsci, Antonio+6
Ferhat Güney
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00

Related subjects