Manisa
172 theses under this subject heading
Manisa bölgesinde meraya çıkan koyunlarda dışkı bakısına göre helmintlerin yayılışı
Türkiye'de özellikle koyun sayısı ve yetiştiriciliği giderek artmaktadır. Türkiye'de kayıtlı koyun sayısının %2,5 kadarına sahip Manisa ili, diğer iller arasında koyun varlığı ile 8.sırada yer almaktadır. Bu araştırma, bölgede meraya çıkan koyunlarda dışkı bakısıyla tespit edilebilecek helmintlerin varlığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışmada Manisa ili içerisinde farklı coğrafi konum ve koşullara sahip altı bölge seçilmiştir. Bu bölgeler; Manisa il merkezi, Alaşehir, Akhisar, Demirci, Kula ve Salihli'dir. Seçilen bölgelerdeki koyun varlığı tüm ildeki koyun varlığının yaklaşık %63'ü kadardır. Bu bölgelerdeki koyun varlığına bağlı olarak farklı coğrafi koşullara sahip, farklı konumlarda, meraya çıkan, hayvan varlığı yüz başdan fazla olan yüz işletme belirlenmiştir. İşletmeleri temsil edecek şekilde alınan taze dışkı örnekleri; sedimantasyon, flotasyon, akciğer nematodları için Baermann-Wetzel ve kültivasyon işlemlerini gerçekleştirmek için dört farklı guruba ayrılmış ve her gurup için ilgili metot uygulanmıştır. Yapılan mikroskobik muayenelerle yumurta ve larvalar incelenmiştir. Sonuç olarak incelenen sürülerin %78'inde en az bir helmint enfeksiyona rastlanmıştır. Gastro-intestinal helmintler bakımından 100 işletmenin 70'inde Trichostrongylus sp., 56'inde Ostertagia sp., 53'sinde Oesophagostomum sp., 25'inde Haemonchus sp., 17'sında Cooperia sp., 13'ünde Nematodirus sp., 3'ünde Moniezia sp., 2'sinde Strongyloides sp. tespit edilmiştir. Karaciğer trematodları olarak 100 işletme içinde, 10 işletmede Fasciola sp., 8 işletmede Dicrocoelium sp. görülmüştür. Akciğer kıl kurtları açısından 100 işletmede Protostrongylus sp. 15 işletmedeki varlığıyla en yaygın tür olarak görülürken Dictyocaulus filaria 12, Muellerius capillaris 4, Cystocaulus ocreatus 2 işletmede tespit edilmiştir. Bu çalışma ile Manisa ilinde koyunlarda dışkı bakısı ile tespit edilebilen helmintlerin yaygınlığına ilişkin veriler ortaya konmuştur. Sonuçların bölge ve ülke helmint faunasına katkı sağlayacağını umuyoruz.
Atatürk Dönemi Manisa milletvekilleri (1923-1938)
1923-1938 Atatürk Dönemi Manisa Milletvekilleri adlı tezimizde Atatürk zamanında Manisa milletvekillerinin hem Kurtuluş Savaşı zamanında hem de Kurtuluş Savaş'ında sonra inşa edilmekte olan devlette yaptıkları kahramanlıklar üzerinde durulmuştur. Milletvekillerinin hem cephede askerle birlikte olarak askerlere moral desteği vermeleri, işgallere karşı direniş cemiyetlerinin kurulmasına ön ayak olmaları, Mecliste yaptıkları faaliyetler ve çıkarılan kanunlara vermiş oldukları oylarla Anadolu hareketini destekledikleri yaptığımız çalışma ile ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Atatürk, Manisa, Milletvekili, TBMM.
Manisa ili Selendi ilçesi geçiş dönemleri ve halk edebiyatı ürünleri
"Manisa İli Selendi İlçesi Geçiş Dönemleri ve Halk Edebiyatı Ürünleri" adlı bu çalışma Selendi ilçesi geçiş dönemleri bağlamında yaşayan geleneksel uygulamaları ve halk edebiyatı ürünlerini içermektedir. Selendi ilçesinde ve ilçeye bağlı yerleşim birimlerinde halk bilgisi ürünlerini derlemek amacıyla alan araştırması yapılmıştır. Alan araştırmasında halk bilgisi ürünlerinin derlenmesinde halk bilgisi derleme ve inceleme yöntemlerinden gözlem ve görüşme yöntemi kullanılmıştır. Selendi ve yöresinden alan araştırması sonucu sözlü kaynaklardan derlenen geçiş dönemleri ve halk edebiyatı ürünleri halk bilimi kuram ve yöntemleri kullanılarak bağlam merkezli bir yaklaşımla incelenmiştir. Selendi ilçesinin sahip olduğu halk bilgisi ürünleri Halk Bilimi disiplini içinde sınıflandırılmış, incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
Annelik deneyimlerinin nesiller arası karşılaştırılması: Manisa örneği
Çalışmanın amacı Manisa ilinde yaşayan aynı aileden üç nesil anne olan kadın görüşmecilerin annelik ile ilgili algı, tutum ve deneyimlerini karşılaştırmaktır. Böylelikle bu çalışmada kadınların nesiller arasında annelik deneyimlerini nasıl edindiği, deneyimlerinin zaman içerisinde farklılaşıp farklılaşmadığı ve anneliğe bakış açılarının anlaşılması amaçlanmıştır. Bunu yapmak için; kadınların kaç yaşında evlendikleri ve çocuk sahibi oldukları, emzirme süreçleri, anne olduktan sonraki sosyal hayatları, anneliğe yükledikleri anlam, annelik ile ilgili bilgi edinmeleri, annelik deneyimlerindeki güçlü ve zayıf yönleri, çocuklarıyla ilişkisi, kendi anneleriyle olan ilişkileri, çocuk bakımında zorlandıkları konular ve kimlerden destek aldıkları üç kuşak anne arasında benzerlikleri ve farklılıkları analiz edilmiştir. Araştırmada olasılıklı olmayan örneklem yöntemlerinden kartopu örneklem tekniği ile belirlenen 15 genç kuşak, 15 orta kuşak ve 15 yaşlı kuşak anne olmak üzere toplam 45 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Verilerin analizinde MAXQDA 2022 ve SPSS 20 programları kullanılmıştır.
Kadının güçlenmesi bağlamında kız meslek liseleri: İsmet İnönü Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi örneği
Bu araştırma bir eğitim kurumu olarak "Kız Meslek Liselerinin" kadının güçlenmesi bakımından rolünü ortaya koymayı amaçlamıştır. Araştırmada "Kız Meslek Lisesi'nden mezun olmuş kadınlara bu aldığı eğitimin ekonomik, politik ve sosyo-kültürel katkıların neler olduğu" kavranmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evreni olarak Manisa ilinde bulunan İsmet İnönü Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi belirlenmiştir. Bu liseden mezun olan 24 kadın ise araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kapsamında kartopu örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Kız Meslek Lisesi'nden mezun olan kadınlar ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırma bulgularında Kız Meslek Liselerinin kadınların ekonomik, sosyal, eğitim ve politik bakımdan güçlenmesinde önemli bir rolü olduğu görülmüştür. Eğitim özellikle kadınların sosyo-kültürel, ekonomik ve politik düzeylerinin gelişimine katkı sağlamıştır. Kız Meslek Liselerinde eğitim gören kadınlar toplumsal yapı içerisinde bir yer edinebilmişlerdir. Ayrıca Kız Meslek Liselerinde almış olduğu eğitime paralel olarak mesleki faaliyet yürüten katılımcıların ekonomik özgürlüğünün olduğu tespit edilmiştir. Kendi mesleki gelirleri üzerinden tasarruf sağladıkları görülmüştür. Kız Meslek Liseleri vatandaşlık hakkı, seçme-seçilme hakkı ve çalışma hakkı gibi temel hak ve özgürlükler konusunda kadınları bilinçlendirmiştir. Ancak temel hak ve özgürlüklerin kadınlara aktarılmasında Kız Meslek Liselerinin daha aktif bir rol alması gerektiği görülmüştür. Son olarak Kız Meslek Liselerinin günümüze nazaran geçmişte daha nitelikli bir eğitim kurumu olduğuna yönelik bulgularda elde edilmiştir.
Kırsal alanda kurulan kooperatiflerin kadınların güçlenmesindeki yeri: Manisa ili örneği
Kadınların güçlenmesi açısından kooperatifler, önemli bir potansiyel taşımaktadır. Bu sebepten ötürü Türkiye'de kadın kooperatiflerine ilişkin son yıllarda artan bir ilgi söz konusudur. Pek çok kalkınma planında kadın kooperatifleri, kadınların istihdama katılımında bir araç olarak anılmaktadır. Bu çalışmanın teorik arka planı, kadın ve kalkınma yaklaşımlarından Toplumsal Cinsiyet ve Kalkınma yaklaşımı ile Kadın, Çevre ve Kalkınma yaklaşımlarına dayanmaktadır. Çalışmanın odak noktasında güçlenme kavramı bulunmaktadır. Kırsal alandaki kooperatiflerde yer alan kadınların bilgisine erişerek kadınların kooperatif içindeki ve dışındaki deneyimleri sonucunda davranışlarını nasıl biçimlendirdiklerini ve bu durumun kadınların güçlenmesi ile ilişkisini ortaya çıkarmayı amaçlayan araştırma Manisa ilinde yürütülmüştür. Toplamda on üç kadın kooperatifinin ortak veya yararlanıcı kadınları ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucu elde edilen veriler nitel analiz programı olan MAXQDA programı ile analiz edilmiştir. Bu bağlamda, çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmaya araştırmacı tarafından nasıl karar verildiğini ve araştırma sorularını içeren giriş bölümü, araştırma konusu ile ilgili literatür, araştırmanın amacı, önemi ve yöntemi bulunmaktadır. İkinci bölümde araştırmanın teorik çerçevesini oluşturan ve kadını kalkınma düşüncesine dahil eden yaklaşımlara yer verilmektedir. Üçüncü bölüm kooperatifçilik ve kadın kooperatifçiliği ile ilgili dünyada ve Türkiye'deki mevcut durumu ele almaktadır. Dördüncü bölüm araştırma sahasının tasarımına ilişkin bilgileri içerirken beşinci bölümde araştırma sahasından elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Buna göre, çalışmada kooperatif analizi ve güçlenme analizi olmak üzere iki ayrı analiz yapılmıştır. Kooperatif analizinde, kooperatiflerin yapıları ve özellikleri, ortak profilleri, temel faaliyet alanları, üretim ve pazarlama stratejileri, iç işleyişleri ve yaşadıkları sorunlar ile ilgili bilgilere yer verilmektedir. Güçlenme analizinde ise, Soma ilçesinde kooperatif ortağı veya yararlanıcısı olan kadınların kooperatifler yoluyla güçlenme deneyimleri ile ilgili tespit edilen temel eğilimler tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kadın Kooperatifi, Güçlenme, Kalkınma, Manisa, Kırsal Alan
Mahalle yollarında farklı kaplama türlerinin performansının incelenmesi ve karşılaştırılması: Manisa örneği
Bu tez kapsamında, Manisa ilinde yapılması planlanan yollar için farklı yol kaplama türleri ele alınmış ve yol yapımı için ayrılan kamu bütçesinin en efektif şekilde kullanılması için öneriler sunulmuştur. İlk olarak Manisa'da mahalleleri birbirine bağlayan örnek bir yol güzergâhı seçilmiştir. Belirlenen güzergahta, her bir yol kaplama türü için kesit tayini yapılmıştır. Belirlenen kesitlerin kalınlıkları, temel tabakaları dahil olmak üzere, sathi kaplamada 38 cm, bitümlü sıcak kaplamada 24 cm ve silindirle sıkıştırılmış beton kaplamada 32,5 cm olarak bulunmuştur. Kesit tayininin ardından, her bir kaplama türü için kurum birim fiyatlarıyla m² başına maliyet çalışması yapılmıştır. Maliyet çalışması sonucunda, 1 m² sathi kaplama yapımı için gerekli tutar 250,46 TL, bitümlü sıcak kaplama için 280,60 TL ve silindirle sıkıştırılmış beton kaplama için 349,23 TL'dir. Çalışmanın bir diğer bölümünde, kaplama türlerine ait mekanik analiz yapılmış ve tasarlanan kesitlerin; tek dingil için 11,5 ton/dingil, çift dingil için 16 ton/dingil yük altındaki davranışları incelenmiştir. Belirlenen kesitler, bir sonlu elemanlar paket programı olan ANSYS'de modellenmiştir. Kaplamaların mekanik analizi sonucunda, tek dingil yükleme altında sathi kaplamalarda 0,42 mm, bitümlü sıcak kaplamada 0,15 mm ve rijit kaplamada 0,017 mm bulunmuştur. Çift dingil yükleme altındaki deformasyonlar ise; sathi kaplamalarda 0,12 mm, bitümlü sıcak kaplamada 0,0,38 mm ve rijit kaplamada 0,0039 mm bulunmuştur. Mekanik analiz sonucunda kaplama türlerine ait deformasyon sonuçları kabul edilebilir sınırlar içerisinde olduğu görülmüş, kaplama türü seçimi için en önemli kriterin maliyet analizi olduğu anlaşılmıştır. Buradan yola çıkarak, Manisa ili kırsal mahalle yollarında yapılacak en uygun kaplama türünün sathi kaplama olduğu sonucuna varılmıştır.
İbrahim Gökçen hayatı ve eserleri
İbrahim Gökçen; Manisa tarihçisi, ressam, şair, öğretmen. İbrahim Gökçen'in hayatı ve eserleri üzerine şimdiye kadar müstakil bir çalışma yapılmamıştır. Mesleki hayatının çoğunu Manisa'da geçiren İbrahim Gökçen'in yazarlık hayatı ve Manisa ile ilgili çalışmaları Manisa'ya gelişiyle birlikte başlamıştır. İlk olarak Manisa Halkevi çatısı altında yayınlanan Gediz Dergisinde yazıları yayınlanmaya başlamış ve kısa zamanda Manisa tarihi ve kültürü ile ilgili arşiv belgelerine dayanarak alanında önemli eserler vermiştir. Tezimizde başta İbrahim Gökçen'in kızı Emine Meral Seçer, oğlu Oğuz Gökçen, gelinleri Hayrunnisa ve Meliha Gökçen olmak üzere, Manisa Lisesi Arşivi, Gediz Dergisi, Işık Gazetesi, Hürriyet Misakı Gazetesi, Genç Spil Dergisi, Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Nüfus Müdürlüğü Kayıtları ve İbrahim Gökçen'i tanıyanlardan elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde İbrahim Gökçen'in hayatı ve eserleri incelenmiştir.
Manisa'da bir merkez ilçede ilköğretim 5. ve 7. sınıf öğrencilerinde akran zorbalığı ve etkileyen faktörler
Amaç: Bu araştırmada Manisa ili Şehzadeler merkez ilçedeki kentsel ve yarı kentsel okullarındaki 5. ve 7. sınıf kaynaştırma ve kaynaştırma olmayan sınıflara devam eden öğrencilerde akran zorbalığı sıklığını saptamak ve akran zorbalığını etkileyen faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipteki bu araştırma Manisa'da merkez bir ilçenin ortaokullarında 5. ve 7. Sınıf öğrencileri arasında 17.03.2022-12.05.2022 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmaya 349 7. sınıf öğrencisi, 369 5. sınıf öğrencisi olmak üzere 718 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın akran zorbalığına uğrama, akran zorbalığı yapma ve zorba/kurban olmak üzere üç tane bağımlı değişkeni vardır. Bağımsız değişkenler; sosyodemografik özellikler, öğrencinin eğitim gördüğü sınıf türü, kaynaştırma öğrencisi olup olmamak, okul ve ikametgah bölgesi, ebeveyn ve aileye yönelik özellikler (sosyal sınıf, iş, çocukla iletişim özellikleri, eğitim), sınıf içi ve dışı arkadaşlık ilişkileri, okul başarısı, öğrencinin fiziksel ve sosyal aktiviteleri, ailede ruhsal hastalık varlığı, GGA'dan elde edilen çocuğun yaşamına dair yaşadığı sorunlardır. Araştırmada GGA'nın öngörülen klinik risk sınıflaması kullanılmıştır. Akran zorbalığına uğrama, akran zorbalığı yapma ve zorba/kurban olma Olweus Öğrenciler İçin Akran Zorbalığı Anketi ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın verilerinin analizi için SPSS 15.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma) ile değerlendirilmiştir. Tek değişkenli analizlerde Ki-kare, Eğimde Ki-kare, Fisher's Exact Test ve Student's t testi kullanılmıştır. Çok değişkenli analizlerde lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Tip 1 hata 0.05 olarak alınmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 11.5±1.2'dir. Araştırma grubunun %51.4'ü 5. sınıf ve %48.6'si 7. sınıf öğrencisidir. Araştırma grubunun %51.3'ünü kızlar oluşturmaktadır. Araştırma grubunun %60.9'u alt sosyal sınıftandır. Araştırmada öğrencilerin %24.2'sinin akran zorbalığına uğradığı, %11.1'inin akran zorbalığı yaptığı ve %7.0'ının zorba/kurban olduğu bulunmuştur. Araştırmada akran zorbalığı rolleri için sınıf seviyeleri arasında fark bulunmamıştır(p>0.05). Araştırmada; kaynaştırma öğrencilerinin diğer öğrencilere göre akran zorbalığına uğrama riskinin yaklaşık 4 kat (Model 1'de 4.2 (%95 GA 1.6-11.0) ve Model 2'de 3.8 (%95 GA 1.4-10.3)) daha fazla olduğu bulunmuştur. Akran zorbalığı yapma ise kaynaştırma sınıflarında diğer sınıflara göre 1.8 kat (Model 3'te ve Model 4'te 1.8 (%95 GA 1.1-3.0)) daha fazla bulunmuştur. Araştırmada zorbalığa uğrama için cinsiyet bir risk faktörü olarak bulunmamışken (p>0.05); zorba (Model 3'te 2.1(%95 GA 1.3-3.6) ve Model 4'te 2.2 (%95 GA 1.3-3.7)) ve zorba/kurban (Model 5'te 2.2(%95 GA 1.1-4.0) ve Model 6'da 2.3(%95 GA 1.2-4.3)) rolünü erkekler kızlara göre iki kat daha fazla üstlenmektedir. Araştırmada; kaynaştırma öğrencilerinin diğer öğrencilere göre akran zorbalığına uğrama riskinin yaklaşık 4 kat (Model 1'de 4.2 (%95 GA 1.6-11.0) ve Model 2'de 3.8 (%95 GA 1.4-10.3)) daha fazla olduğu bulunmuştur. Akran zorbalığı yapma ise kaynaştırma sınıflarında diğer sınıflara göre 1.8 kat (Model 3'te ve Model 4'te 1.8 (%95 GA 1.1-3.0)) daha fazla bulunmuştur Araştırmanın bulgularına göre GGA'nın öngördüğü klinik risk; duygusal sorunlar, davranış sorunları, dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik, akran sorunları ve toplam güçlük puanı boyutlarında arttıkça akran zorbalığına uğrama sıklığı artmaktadır (p<0.001, p=0.011). Araştırmanın bulgularına göre GGA'nın öngördüğü klinik risk; davranış sorunları, akran sorunları, prososyal davranışlar ve toplam güçlük puanı boyutlarında arttıkça zorbalık yapma sıklığı artmaktadır (p<0.001, p=0.003). GGA'nın öngördüğü klinik risk davranış sorunları ve toplam güçlük boyutlarında arttıkça zorba/kurban olma sıklığı artmaktadır (p<0.001). Duygusal sorunlar, dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik boyutlarında yüksek riskli bulunan öğrenciler ortalama değere sahip öğrencilere göre daha sık zorba/kurban rolünü üstlenmektedir (p<0.001, p=0.001). Araştırmada; anne ile sorunlarını paylaşabilmek ve kolayca konuşabilmenin, tek değişkenli analizlerde bütün akran zorbalığı rollerinin oluşumunu azalttığı saptanmıştır (p<0.001, p=0.001, p=0.008). Bu; kurban, zorba ve zorba/kurban rolleri için ayrı ayrı kurulan ilk lojistik regresyon modellerinde de anlamlılığını korumuş (Model1, 3 ve 5) ama GGA toplam güçlük puanının risk değerlenmesinin ilk lojistik regresyon modeline eklendiği lojistik regresyon modellerinde (Model 2, 4 ve 6) anlamlılığını yitirmiştir. Araştırmada iyi bir arkadaşa sahip olmayan öğrencilerin akran zorbalığına uğrama (Model 1'de 6.6 (%95 GA 2.2-20.6) ve Model 2'de 4.6 (%95 GA 1.4-14.9)) ve zorbalık yapma (Model 3'te 4.2 (%95 GA 1.5-11.9) ve Model 4'te 3.7 (%95 GA1.3-10.8)) riski daha fazla olarak bulunmuştur. Zorba/kurban için kurulan ilk lojistik regresyon modelinde anlamlı olan bu değişken ikinci modelde anlamlılığını yitirmiştir (Model 5'te 3.9 (%GA1.2-12.8) ve Model 6'da 3.3 (%95 GA 1.0-11.2)). Araştırmada kendine ve öğretmenine göre sorgulanan okul başarısı tek değişkenli analizlerde bütün akran zorbalığı rolleri için anlamlı çıkmıştır (okul başarısı ile akran zorbalığı rolleri arasında genellikle negatif yönlü bir ilişki vardır) (p<0.05). Akran zorbalığına uğrama için oluşturulan lojistik regresyon modellerinde (Model 1 ve 2) okul başarısı istatistiksel anlamlılığını yitirmiştir (p>0.005). Okul başarısı zorba (Model 3 ve 4) ve zorba/ kurban (Model 5 ve 6) için kurulan bütün lojistik regresyon modellerinde anlamlılığını korumuştur (p<0.05). Kendine göre okul başarısı çok kötü/kötü olan öğrenciler çok iyi/iyi olan öğrencilerden 4 kat (Model 3'te 4.0 (%95 GA 1.9-8.6) ve Model 4'te 3.7 (%95 GA 1.7-8.1)) daha fazla akran zorbalığı yapmaktadır. Kendine göre okul başarısı çok kötü/kötü olan öğrenciler çok iyi/iyi olan öğrencilerden 4 ila 5 kat (Model 5'te 4.9 (%95 GA 2.1-11.5) ve Model 6'da 4.2 (%95 GA 1.7-10.4)) daha fazla zorba/kurban olmaktadırlar. Araştırmada akran zorbalığının en çok meydana geldiği dört yer; %64.4 bahçe/spor sahası, %56.3 sınıf (öğretmen sınıfta değilken), %45.4 koridor/merdiven ve %37.9 okul yoludur. Araştırmada akran zorbalığına uğrayan öğrencilerin %40.8'inin bu durumu kimseye söylemediği saptanmıştır. Akran zorbalığına uğradığını birine anlatan öğrencilerin; %66.0'ının ebeveynlerine, %32.0'ının sınıf öğretmenine ve %16.5'inin okulda başka bir yetişkine anlattığı saptanmıştır. Akran zorbalığına uğrayan öğrencilerin ebeveynlerinin sadece %27.6'sı öğrencinin uğradığı akran zorbalığını durdurmak için okulla görüşmüştür. Sonuç ve Öneriler: Araştırmada her dört öğrenciden birinin akran zorbalığına uğradığı saptanmıştır. Kentsel ve yarı kentsel bölgelerde bulunan okullarda akran zorbalığı açısından fark saptanmamıştır. Bu durum akran zorbalığının bütün ilçede ele alınması gereken yaygın bir problem olduğunu göstermektedir. Araştırmada özellikle kaynaştırma öğrencilerinin akran zorbalığına yoğun bir şekilde maruz kaldığı bulunmuştur. Akran zorbalığının işaretleri açısından özellikle bu öğrenciler için öğretmenlerin ve velilerin dikkatli olması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: akran zorbalığı, kurban, zorba, zorba/kurban, Güçler ve Güçlükler Anketi
Demokrat Parti döneminde Manisa kentinin eğitim durumu(1950-1960)
Bu çalışma,1950-1960 yılları arasında Demokrat Parti hükümetlerinin uygulamış olduğu eğitim politikalarının Manisa kentine yansımaları ve bunun Türk eğitim tarihine olan katkılarını incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Birinci bölümde Türkiye'deki eğitim faaliyetlerinin Tanzimat Dönemi'nden başlayarak 1950 yılına kadar olan süreç dönemlere ayrılarak incelenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde Demokrat Parti'nin 1950-1960 yılları arasındaki eğitim ve öğretim adına yapmış olduğu kongreler, uygulamalar, şuralar, bütçe görüşmeleri, öğrenim kademelerindeki istatistikler, öğretmenlerin yetiştirilmesi konuları üzerinden değerlendirmeler yapılarak bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Manisa kentinde 1950-1960 yılları arasında görülen eğitim ve öğretim başlığı altında gerçekleştirilen sosyal ve kültürel etkinlikler, öğretmen eğitim dernekleri, öğretmen, öğrenci ve okul durumları, kütüphaneler, Manisa'ya yapılan öğretmen nakil ve tayinleri, Manisa milletvekillerinin eğitimle ilgili görüşleri incelenmiştir. Bilimsel tarih araştırma yöntemlerine uygun olarak çeşitli kaynaklardan yararlanarak çalışma tamamlanmıştır.
Tunay Demran Koleksiyonu'nda yer alan Bizans İmparatorluğu sikkeleri
Manisa Müze Müdürlüğü'ne kayıtlı olan koleksiyoner Tunay Demran, koleksiyonunu oluşturduğu arkeolojik ve etnografik eserler ile 2000 yılından günümüze kadar taşınabilir kültürel miras koleksiyonculuğuna katkıda bulunmaktadır. Söz konusu koleksiyon toplam 468 adet sikke içermektedir. M.Ö. 6. yüzyıldan M.S. 16.-17. yüzyıla kadar geniş bir tarih aralığını içeren sikke koleksiyonu Lydia, Grek, Pers, Roma, Bizans, Anadolu Beylikleri Dönemi ve Ortaçağ Avrupa Dönemi olmak üzere farklı uygarlıklara ait eserleri barındırmaktadır. Tez çalışmamızın temelini oluşturan Bizans İmparatorluğu sikkeleri, 218 adedi ile koleksiyonun büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Bizans sikkelerinin başlangıcı konusundaki çeşitli görüşler dikkate alınarak, koleksiyon imparator I. Anastasios (491-518) dönemindeki sikke reformuyla başlatılmıştır. Sikkeler, Bizans İmparatorluğu'nun dönemlerine göre ayrılarak kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda koleksiyonun İmparator II. Andronikos Palaiologos (1282-1328) dönemine kadar üretimler içerdiği anlaşılmıştır. Çalışmamızda Bizans İmparatorluğu sikkelerinin başlangıcı, sikke sisteminin evreleri, temel maden ve birimleri ile darp yerleri hakkında genel bilgiler verildikten sonra koleksiyon üzerinden detaylı bir inceleme sunulmuştur. Tez çalışmamızda öncelikle koleksiyoner Tunay Demran hakkında kısa bir bilgi ve yıllar içerisinde oluşturduğu koleksiyonu istatiksel olarak incelenmiştir. 2000 yılından günümüze kadar giderek genişleyen ve genişlemeye devam eden koleksiyon içerisindeki eserler farklı zamanlarda, alanında uzman kişiler tarafından çalışılmıştır. Söz konusu çalışmalar tez içerisinde ayrı bir başlık altında sunulmuştur. Koleksiyon hakkında yapılan çalışmalar içerisinde özellikle 2017 yılında yayınlanan "Tunay Demran Koleksiyonu" isimli kitap çalışması, tez çalışmamız ile doğrudan ilişkilidir . Koleksiyonun başlangıç yılı olan 2000 yılından 2017 yılına kadar koleksiyon sikke envanterine eklenen sikkeleri inceleyen yayın içerisindeki Bizans Dönemi'ne tarihlendirilen 69 adet sikke tez içerisinde istatiksel veriler eşliğinde sunulmuştur. 2017 yılından sonra koleksiyon envanterine eklenmiş 149 adet sikkenin ise fotoğrafları çekilerek belgeleme işlemleri yapıldıktan sonra ulusal ve uluslararası yayınlar incelenerek bir katalog çalışması hazırlanmıştır. Koleksiyon envanterine 2000-2017 ile 2017-2023 yılları aralığında eklenen sikkeler karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılmıştır. Sonrasında bir sonuç bölümü, ardından katalog ile sikke görsellerini içeren levhalar bölümü yer almaktadır. Ekler kısmında Bizans imparatorlarının kronolojik sırayla oluşturulmuş iktidar listesi ile tez içerisinde geçen terimleri içeren Sözlükçe bölümüne yer verilmiştir.
218 numaralı Manisa Şer'iyye Sicili transkripsiyon ve değerlendirmesi (H. 1185-1187/M. 1771-1773)
Antik Çağlardan günümüze kadar çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Manisa Saruhanoğulları Beyliği ile Türk egemenliğine girmiş, sonrasında Osmanlı Devleti'nin klâsik taşra teşkilatında Saruhan Sancağı'nın bir kazası olarak yer almıştır. Çalışmaya konu olan 218 numaralı Manisa şer'iyye sicili H.1185-1187 (M.1771-1773) tarihini taşımakta olup Manisa Kazası'nın bu dönemine ait bilgilere sahiptir. Bunlar; Vergi kayıtları ve tereke kayıtları, kaza, nahiye, mahalle ve köy gibi idarî birimlerin taksimatı, tarım ve hayvancılıkla ilgili belgeler, ticaret, alım-satım, vakıflar, eşkıyalık hadiseleri olarak sıralanabilir. Çalışmada 218 numaralı şer'iyye sicilindeki bilgiler bilimsel olarak tasnif edilmiş ve sırasıyla ele alınmıştır. Bu bağlamda H.1185-1187 yılları arasındaki Manisa kazasının hukûkî, siyasî, sosyal, ekonomik, kültürel, askerî yönleri mevcut şer'iyye sicilindeki veriler çerçevesinde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Öncelikle Manisa şehrinin kısa bir tarihi ardından şer'iyye sicilleri hakkında bilgiler verilmiş, 218 numaralı şer'iyye sicilinin değerlendirme ve transkripsiyonu yapılmıştır. Çalışmayla Manisa şehri bağlamında Osmanlı Devleti'nin 18. asrına bir nebze de olsa ışık tutulmaya çalışılmıştır.
Manisa ve Aydın mezbahalarında kesilen koyunlarda muskuler sarkokistozisin yayılımı ve histopatolojik teşhisi
Sarkokistozis, koyunlarda sık görülen, zoonoz karakterde paraziter bir enfeksiyondur. Bu çalışmada; parazitin yoğunluğunun, hangi yaş aralığında ve hangi dokularda, ne sıklıkta bulunduğunun tespit edilmesi ve hastalığın koyunculuk açısından öneminin ortaya konulması amaçlanmıştır. Manisa ve Aydın Belediye mezbahalarından rastgele seçilen toplam 100 adet koyundan (58 adet 5-6 aylık; 42 adet 2 yaşlı), dil, özofagus, kalp ve çizgili kas dokuları toplandı. İncelenen dokularda makrokiste rastlanmazken tüm dokuların %97'sinde mikrokist saptandı. Tüm koyunların en az bir doku örneğinde mikrokist görüldü ve enfeksiyon oranının %100 olduğu tespit edildi. Kuzularda da en az bir doku örneğinde mikrokist görülme durumuna göre enfeksiyon oranı %94,82 idi. Kuzularda, mikrokist oluşumu sıralaması; dil (%81,03), çizgili kas (%75,86), kalp kası (%70,68) ve özofagus (%55,17) olarak tespit edildi. Koyunlarda mikrokistlerin dokular arasındaki dağılımı incelendiğinde, sırasıyla çizgili kasta (%97,61), kalpte (%95,23), özofagusta (%90,47) ve dil dokusunda (%88,09) belirlendi. Enfeksiyon; hafif, orta ve şiddetli derecede sınıflandırılmıştır. Buna göre; kuzulardaki hafif derecede enfeksiyon; çizgili kasta %62,06; özofagusta %53,44; kalpte ve dilde %50'dir. Orta derecede enfeksiyon; dilde %18,96; kalpte %13,79; çizgili kasta %12,06 ve özofagusta %1,72'dir. Şiddetli derecede enfeksiyon ise; dilde %12,06; kalpte %6,89; çizgili kasta %1,72 olarak saptanmış, özofagusta ise enfeksiyon tespit edilemememiştir. Enfeksiyon derecesi yönünden incelenen 2 yaşlı koyunlarda; hafif derecede enfeksiyon; özofagusta %57,14; çizgili kasta %52,38; kalpte %40,47 ve dilde %28,57; orta derecede enfeksiyon; dilde %52,38; çizgili kasta %42,85; özofagusta %28,57 ve kalpte %23,8 olarak saptanmıştır. Şiddetli derecede enfeksiyon ise; kalpte %30,95; dilde %7,14; özofagusta %4,76 ve çizgili kasta %2,38 olarak tespit edilmiştir.
Kültürel bir grup olarak Makedonya göçmenleri: Çoklu-kimlikler ve aidiyetler (Manisa örneği)
Türkiye'de Balkan göçmen gruplarından biri olan Makedonya göçmelerinin kuşaklararası farklılıklar temelinde, çoklu kimlikler, çifte vatandaşlık ve aidiyet bağlamında nasıl bir kimlik inşası gerçekleştirdikleri araştırmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Bu bağlamda araştırma, Manisa ilinde yaşayan Balkan göçmen grubu olan Makedonya göçmenleriyle sınırlandırılmıştır. Manisa ilinde yaşayan Makedonya göçmenlerinin kültürel kimliklerini, aidiyetlerini, çifte vatandaşlığa ilişkin duygu ve tutumlarını inceleyebilmek için araştırmaya birinci, ikinci ve üçüncü kuşak göçmen bireyler alınmıştır. Çalışmada nitel ve nicel yöntemlerin birlikte kullanılması tercih edilmiştir. Nitel araştırma tekniklerinden derinlemesine görüşme tekniği, nicel araştırma tekniklerinden ise anket tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda, nicel araştırma doğrultusunda anket tekniği ile toplanan veriler, SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Böylece genelleme yapma konusunda daha sınırlı olan nitel araştırma sonuçları kısmen de olsa güçlendirilmeye çalışılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlara göre, Balkan göçmen gruplarından olan Makedonya göçmenleri Türk toplumuna sosyo-kültürel anlamda uyum sağlamaktadırlar. Kuşaklararasındaki farklılıklar temelinde ise çoklu aidiyet, çifte vatandaşlık ve dil kullanımına ilişkin olarak birinci ve ikinci kuşaklarda göçmen kimliği tanımlaması görülürken, son kuşaklarda bu kimliğin silikleştiği ifade edilebilir. Dil kullanımlarına ilişkin ise birinci kuşaklarda ve ikinci kuşaklarda çok dillilik mevcut iken bir sonraki kuşaklara aktarım arzusu bulunmaktadır. Üçüncü kuşaklarda ise, Makedoncanın kullanımı, devamlılığı ve aktarımı oldukça düşmektedir. Çokkültürlülük kavramı ekseninde ise kuşaklararasında kimlik ve aidiyet tanımlamalarında farklılaşmaların olduğu söylenebilir. Son olarak, Makedonya göçmen bireylerinin toplumla tamamen bütünleştiği ve uyum sağladığından söz edilebilmektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi parti müfettişlik raporlarına göre Batı Anadolu Halkevleri
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk partisi ve devrimci bir partidir. Kurulduğu günden itibaren ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel anlamda birçok adım attı. Yeni kurulan devletin toplumsal yapısı bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi ile tam bir bağ kuramadı. Çok partili hayata geçiş denemelerinin başarısız olması, 1929 ekonomik buhranı, dünyadaki siyasi gelişmeler, köy ile kent arasındaki farkın kapanmaması, devrimlerin hala daha toplum tarafından tam olarak benimsenmemesi Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni adımlar atmasına neden oldu. Bu adımlardan biri de Halkevlerinin açılmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi 19 Şubat 1932 tarihinde 9 şubeden oluşan Halkevleri açarak halk ile olan bağını tekrar güçlendirmeyi ve halkın sosyal ve kültürel gelişimini sağlamayı amaçlıyordu. Dil-Edebiyat ve Tarih Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Temsil Şubesi, Spor Şubesi, Sosyal Yardım Şubesi, Halk Dershaneleri ve Kurslar Şubesi, Kütüphane ve Neşriyat Şubesi, Köycülük Şubesi, Müze ve Sergi Şubesi olmak üzere 9 şubeden oluşan halkevlerine halk hangi ilgi ve yeteneği varsa katılacaktı. Her ilde, ilçede, kasabada, köyde açılacak olan bu kültür kurumunda bazı hususlar ön plana çıkıyordu. Bu hususlar bina, eleman ve para sorunuydu. Öncelikle bu kültür kurumunun açılması için en önemli nokta faaliyetlerin gerçekleşeceği bina durumudur. Bu eksiği gidermek için Türk Ocaklarından kalma binalar kullanılmıştır. Halkevleri bazı bölgelerde parti ile aynı binayı kullanmış ya da belediyenin tahsis ettiği yerlerde faaliyetlerini sürdürme olanağı bulmuştur. Bu kültür kurumu en ücra yerlere kadar ulaştırılmak isteniyordu. Fakat özellikle köylerde, kasabalarda ve hatta bazı il ve ilçelerde dahi halkevlerinin teşkilatlanması için eğitimli, kültürlü insan sayısının varlığına ihtiyaç duyulması faaliyetleri halka öğretecek olan eleman sorununu ve bu kurumun ısınma, aydınlatma, su temel ekonomik giderleri ve şubelerin çalışabilmesi için yapılacak olan masraflar para sorununu ortaya çıkarıyordu. Bunların dışında bazı yerlerde halkevleri teşkilatı oluşturmanın zorlukları bulunuyordu. Bu yüzden bu yerlerde de halkodası kurulma düşüncesi ortaya çıkıyordu. Cumhuriyet Halk Partisi, bu kültür kurumunun çalışmalarını daha yakından takip etmek, halkevinin amaçlarını gerçekleştirme yolunda kat ettiği mesafeleri görmek için teftiş etme gereğine ihtiyaç duymuş ve tüm illeri teftiş bölgelerine ayırarak milletvekillerini kendi seçim bölgeleri dışına göndererek ve il yönetim kurulları aracılığıyla Halkevlerini denetlemiş ve çalışmaları hakkında bilgiler almıştır. Aydın, İzmir ve Denizli illerinde Halkevleri faaliyetleri, Aydın, İzmir ve Denizli Halkevinin kurulmasıyla 19 Şubat 1932'de, Balıkesir, Muğla ve Manisa illerinde ise 24 Şubat 1933'te Balıkesir, Muğla ve Manisa Halkevlerinin kurulmasıyla başlamıştır. Bu Halkevleri içinden Balıkesir Halkevi 7, Muğla Halkevi 8 ve diğer halkevleri 9 şubesinin tamamını açmış, her alanda yıllar boyunca istikrarlı bir şekilde faaliyetlerini yürütmüş ve kendi Halkevi neşriyatlarını ve dergilerini çıkarmış tam teşekküllü Halkevleridir. Batı Anadolu Bölgesinde kültürel kalkınma atılımları Halkevlerinin ilk yıllarında bu illerde başlamıştır. Aynı zamanda bu illerin kazalarında, nahiyelerinde ve köylerinde kısa sürede Halkevi ve Halkodası örgütlenmesi gerçekleştirilmiş, illerin tüm idari bölgelerine bu faaliyetler yayılmıştır. CHP müfettişlik raporları, söz konusu Halkevlerinin eksiklerinin ve ihtiyaçlarının neler olduğunu tespit edip bu noksanlıkları gidermekte önemli birer dokümandır. Bu dokümanlara Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, CHP Fonunda ulaşılmıştır. Teftiş raporlarında Halkevlerinin faaliyetlerinin neler olduğunu, hangi şubelerinin teşkil edildiği, Halkevi binasının faaliyetleri yürütebilmek açısından elverişli olup olmadığı, mali durumunun faaliyetler açısından yeterli olup olmadığı bütüncül bir anlayışla ortaya konmuştur. Esasında bu Halkevleriyle ilgili CHP'nin her sene çıkardığı Halkevi faaliyet raporlarından bilgi sahibi olabiliriz. Ancak bu raporları incelediğimizde genel olarak Halkevlerinin faaliyetlerindeki başarılarından ve istatistiki verilerden bahsedilmiştir. Halkevlerinin eksiklikleri ve gereklilikleri hususunda herhangi bir bilgi verilmemiştir. Bu yönüyle teftiş raporları, Batı Anadolu'da faaliyetlerini yoğun olarak yürüten bu illerdeki Halkevi faaliyetlerinin neler olduğunu, eksikliklerinin ne olduğunu, nasıl bir maddi imkana sahip olduğunu ve binalarının yeterli olup olmadığını, şubelerinin teşkil edilip edilmediğini, faaliyetlerinde ne tür zorluklar yaşadığını ortaya koymak açısından bizlere farklı bir bakış açısı sunmaktadır.
Türk bütçe sisteminde yönetişimin yeri ve katılımcı bütçe üzerine bir inceleme; Manisa ili örneği
Geçmişten günümüze değişen ve gelişen şartlara uyum sağlamaya çalışan devlet bütçeleri kamu harcamalarında etkinlik ve şeffaflık sağlayabilmek adına çeşitli yollar izlemektedir. Bu yollar kamu yönetimlerinde devlet bütçeleri olarak ortaya çıkmaktadır. 21. yüzyıl kamu yönetimleri yönetişim kavramını özellikle yerel yönetim bütçelerinde hayata geçirmek istemektedirler. Dünya üzerinde ve Türkiye'de demokratik, katılımcı, şeffaf ve hesap verilebilir devlet bütçeleri oluşturma amacıyla katılımcı bütçeyi farklı yol ve yöntemle deneyimlemiş ve deneyimlemeye devam etmektedir. Katılımcı bütçe, yerel yönetimlerin bütçelerinin katılımcı esaslarla hazırlanmasıdır. Katılımcı bütçenin hayata geçirilmesinde başta devletin daha sonra da yerel yönetimlerin ve katılımcı halkın bu konudaki isteği oldukça belirleyicidir. Katılımcı bütçede aktif olacak vatandaş bu konuda en azından katılımcı bütçeye dair bilgi, toplumsal konulara karşı ilgili, vatandaş olma bilincine sahip bireyler olmalıdır. Bu çalışmada birinci bölümde devlet bütçesinin kavramsal çerçevesi ifade edilmiştir. Bütçe hakkı ve çeşitli ülkelerde bütçe hakkının nasıl kazanıldığının vurgusu yapılmıştır. İkinci bölümde iletişim ve yönetişim kavramları açıklanmış olup siyaset ve yönetişimin özellikle yerel siyasetle ilişkisi ifade edilmiştir. Siyaset ve bütçe ile ilişkili olan yönetişim kavramının unsurları, devlet bütçesi ile ilişkilendirilerek açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise katılımcı bütçe tanımlanarak, katılımcı bütçenin tarihsel süreci açıklanmıştır. Katılımcı bütçeyi ilk olarak uygulayan Porto Alegre katılımcı bütçe modeli anlatıldıktan sonra diğer dünya ülkelerinde gerçekleştirilen katılımcı bütçe örnek uygulamalarına bu bölümde yer verilmiştir. Ardından Türkiye'de katılımın ne ifade ettiği belirtilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ülkemizde katılımcılığa dair gerçekleştirilen proje ve ortaklık çalışmaları ifade edilmiştir. Türkiye'de uygulanan katılımcı bütçe örnekleri ifade edildikten sonra Manisa Büyükşehir Belediyesi ve katılım olgusu gerek stratejik planlarla ve performans programlarıyla gerekse faaliyet raporlarıyla ilişkilendirilmiştir. Manisa Büyükşehir Belediyesi'nde vatandaş katılımın hangi uygulamalarla gerçekleştirildiği ifade edildikten sonra Manisa Büyükşehir Belediyesi'ne dair birtakım belediye bütçesi gelir, gider gerçekleşmeleri tablolar halinde sunulmuştur. Bu bölümde son olarak Manisa Büyükşehir Belediyesi merkez ilçeler meclis üyeleri ile yapılan anket araştırmasının sonuçları istatistiki bilgilerle incelenerek pekiştirilmiştir. Anket çalışması ile birlikte gerçekleştirdiğimiz görüşme tekniği tüm katılımcılara uygulanmıştır. Katılımcılar, Manisa Büyükşehir Belediyesi merkez ilçeler meclis üyeleri ve iki bürokrattan oluşmaktadır. Görüşme sonuçlarından elde ettiğim tüm ifadeleri tırnak içinde belirterek ilgili başlıkların altında değerlendirmeye almış bulunmaktayım. Bu açıdan anket sonuçlarının güvenilir olduğu izlenirken görüşme sorularına verilen yanıtların çeşitlilik arz ederek her bir katılımcının görüş ve önerisini doğrudan ve tarafsız olarak çalışmaya aktarmış bulunmaktayım. Ve son olarak Manisa Büyükşehir Belediyesi merkez ilçeler için örnek katılımcı bütçe rehberi ile çalışmayı sonlandırmış bulunmaktayım. Katılımcı bütçe uygulaması, kamu yönetiminde ve devlet bütçesinin gerçekleştirilmesinde kaynakların etkin ve verimli kullanılabilmesi adına modern, demokratik ve şeffaf bir uygulamadır. Katılımcı bütçenin uygulama alanının genişletilmesi, yönetişim olgusuyla birlikte sürdürülebilir kentlerin oluşturulabilmesi amacıyla daha fazla kentte aktif olarak uygulanması ülkenin demokratik yönetimi ve ekonomisi açısından olumlu etkiler taşıyacağını ifade etmekteyim.
1600-1650 yılları arasında Manisa'da müslim-gayrimüslim ilişkileri (Şer'iyye sicilleri ışığında)
Osmanlı Devleti'nin adli mekanizmasını ve adalet anlayışını yansıtan en önemli kaynaklardan biri şer'iyye sicilleridir. Çalışmamızda 17. yüzyılın ilk yarısında Manisa'da yaşayan müslim ve gayrimüslim unsurlar arasındaki ilişkiler ele alınmış ve münasebetler dönem şartlarında incelenmiştir. Kaynağımız olan şer'iyye sicillerindeki kayıtların analiz edilmesi neticesinde incelediğimiz dönemin müslim-gayrimüslim münasebetlerinin nesnel bir şekilde algılanması açısından son derece önemlidir. Çalışmamızın amacı, belirlediğimiz kronolojik dönem aralığında Manisa'nın müslüman ve gayrimüslimlerden oluşan halkının ilişkilerini siciller ışığında hukuki, iktisadi ve sosyal alanlarda değerlendirip bilim dünyasına sunulması olmuştur. İncelediğimiz defterler sayesinde ulaştığımız bilgilerle müslim ve gayrimüslimlerin hangi alanlarda hangi durumlarda münasebette bulunduklarının tespit edilebildiği görülmektedir. Bünyesinde farklı etnik ve dini unsurları barındıran Osmanlı dönemi Manisa şehrinde halkın anlaşmazlıklarının sebepleri incelenerek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, 17.yüzyılda Manisa halkının ilişkilerinin nasıl seyrettiğine ve ne tür münasebetlerin daha yoğun olduğuna dair sorulara belli ölçülerde verebilme amacıyla şer'iyye sicillerine ait kayıtların tespit ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Manisa, Şer'iyye Sicili, Müslim gayrimüslim ilişkileri.
Pansiyonda kalan lise öğrencilerinin serbest zaman doyum düzeylerinin incelenmesi (Manisa ili örneği)
Bu çalışmanın amacı, Manisa ili Yunusemre ilçesinde bulunan lise pansiyonlarında kalan öğrencilerin serbest zamanlarında, planlanan fiziksel aktiviteye dayalı rekreasyonel etkinliklere (öncesi-sonrası) ilişkin serbest zaman doyum düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın araştırma grubu Manisa ilinde bulunan (Manisa Spor Lisesi, IMKB Kız Meslek Lisesi, İmam Hatip Lisesi, Sağlık Meslek Lisesi, Turizm Otelcilik Lisesi, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi ve MOSTEM) Lise pansiyonlarında kalan öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışma grubunu ise Gençlik Spor Bakanlığının 2018/1 Proje Çağrı programı kapsamında "Yurtlar Canlansın Spor Yapmayan Kalmasın" isimli ortaöğretim pansiyon öğrencilerine yönelik bir proje kapsamında planlanan serbest zaman etkinliklerine katılan 113 gönüllü kız-erkek lise pansiyon öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Serbest Zaman Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; bağımsız örneklemler için PairedSamples t- testi, tek faktörlü MANOVA testleri kullanılmıştır. Bu çalışmanın Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısının ön testi 0.96, son test 0.90 olarak hesaplanmıştır. Tez kapsamındaki etkinliklere düzenli katılan öğrencilerin Serbest Zaman Doyum Ölçeği (SZDÖ)neilişkin puanlarının anlamlı bir şekilde yükseldiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak öğrencilerin pansiyonlarda serbest zaman etkinliklerini geçirecek yeterli alanlarının olmadığı, bu yüzden büyük bir çoğunluğunun serbest zamanları değerlendirirken (bazen) güçlük çektiği ve okul dışı etkinliklere yeterince katılamadıkları görülmüştür. Bu doğrultuda pansiyonlarda kalan öğrenciler için çeşitli serbest zaman etkinlik alanları düzenleyerek; bu alanlarda düzenli bir şekilde etkinliklere katılımlarının sağlanası önerilebilir. Anahtar kelimeler: Lise öğrenci, Pansiyon, Serbest Zaman İlgilenim, Serbest Zaman Doyum
Vergi kayıp ve kaçağının önlenmesinde muhasebe meslek mensuplarının bağımsız denetim fonksiyonu ve etik değerler algısının etkisi: Manisa ili örneği
Kamu hizmetlerinin gerçeklemesi için ülke vatandaşlarının vergi vermesi gerekmekte olup, vatandaşa hizmet sunulması sosyal devlet anlayışının bir gereğidir. Devletin vatandaşlardan aldığı vergilerde yaşanan kayıp ve kaçak artışı, devletin sunduğu hizmetlerin aksamasına, gelir eşitsizliğine ve ekonomik bozulmaya neden olmaktadır. Ülkemizdeki gibi beyan esasına dayalı vergilendirme sistemlerinde, vergilerden elde edilen gelirin artışı doğru beyan verilmesine ve beyan sistemlerinin doğru çalışmasına bağlıdır. Gelir sahibi gerçek ve tüzel teşebbüs veya işletmelerin doğru beyan vermesi muhasebe meslek mensuplarının aracılığı ile gerçekleşmektedir. Bu çalışma muhasebe meslek mensuplarının vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesinde bağımsız denetim fonksiyonu ve etik değerler algısının etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma üç bölümde tasarlanmış olup, birinci bölümde vergi kayıp ve kaçağı ile ilgili kavramlar, ikinci bölümde muhasebe meslek mensuplarının bağımsız denetim rolü ve etik değerler ile ilgili literatür incelenmiştir. Üçüncü bölümde çalışmanın metodu ve elde edilen bulgulara yer verilmiştir. İlişkisel tarama modelinde tasarlanan çalışmada nicel yöntemlerden anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 2018 yılında Manisa ilinde görev yapan 71 muhasebe meslek mensubundan oluşmaktadır. Araştırma sonucunda, meslek mensuplarının bağımsız denetim fonksiyonu ile ilgili algılarının yüksek olduğu, değerler algı düzeylerinde eğitim (x=8.50) çok önemli buldukları, iman değerini ise (X=5.60) en az önemli algıladıkları değerler olduğu belirlenmiştir. Meslek mensuplarının değer algısının cinsiyete, yaşa, medeni duruma, eğitim düzeyine, mükellef sayısına, meslekte çalışma süresine, meslek grubuna göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler:Vergi, Muhasebe, Eğitim, Etik, Davranış, Kültür.
Küreselleşmenin esnaf ve sanatkarların rekabet gücüne etkisi: Yeni fırsatlar ve tehditler açısından Manisa esnaf ve sanatkarlarının mevcut durum analizi
Ülkemiz ekonomisinde önemli yer tutan esnaf ve sanatkârların, küreselleşme ve rekabetin getirdiği yeni koşullarda karşılaştıkları sorunlar ve bu koşullara ne ölçüde uyum sağladıklarının incelendiği bu çalışmada, ilk olarak küreselleşmenin unsurları, küreselleşmeyi hızlandıran gelişmeler ve küresel rekabet kavramları araştırılmıştır. KOBİ ile esnaf ve sanatkârların yasal ve teknik ayrımları irdelenmiş, İngiltere, Almanya ve Türkiye'deki küçük girişimlerin ekonomiye katkıları güncel verilerle ortaya konmuştur. Çalışmanın son bölümünde Manisa ilinde faaliyetlerini yürüten esnaf ve sanatkârların yeni fırsatlar ve tehditler karşısında mevcut durum analizi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda, esnaf ve sanatkârların en çok zorlandıkları konunun, finansal ve mali ihtiyaçların karşılanmasında yaşanılan güçlükler olduğu anlaşılmıştır. Ham madde fiyatlarının yüksekliği, tüketici tercihlerinde yaşanan değişimin hızlı olması, kredi geri ödeme sürelerinin kısa ve faiz oranlarının yüksek olması karşılaştıkları diğer zorluklardır. Esnaf ve sanatkârların varlığını devam ettirebilmeleri, hem yerel hem de ulusal pazarlarda rekabet edecek konuma gelebilmeleri için bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanım oranlarının arttırılması, finansal ve mali konularda desteklenmesi ve eğitim ve danışmanlık hizmetlerine erişimlerinin kolaylaştırılması gerekmektedir. Bu kapsamda üniversiteler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve diğer tüm paydaşların çözüme dâhil edildiği kamu politikalarının oluşturulması, esnaf ve sanatkârların etkin ve rekabet edebilecek konuma ulaşmalarına katkı sağlayacaktır. Anahtar sözcükler: Esnaf, sanatkâr, KOBİ, küreselleşme, küresel rekabet
Sağlık Bakanlığı taşra sağlık yönetiminde eşgüdüm: Manisa İli örneği
"Sağlık Bakanlığı Taşra Sağlık Yönetiminde Eşgüdüm: Manisa İli Örneği" başlıklı tez çalışması, Türkiye'de örgütlenme adımlarını 1920'lerde atmaya başlamış olan Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatının son yıllarda yaşamış olduğu değişimi özellikle yönetim fonksiyonlarından eşgüdüm (koordinasyon) bağlamında değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, 2017 tarih ve 694 sayılı KHK ile 2017 tarih ve 51275 sayılı Yönerge kapsamında şekillenen Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatının yönetim yapısı ortaya konulmuştur. Taşra sağlık yönetimine verilen görevler, yönetim fonksiyonlarından eşgüdüm ilkeleri ile ilişkilendirilmiş, ilişkilendirilen görevler ışığında ise yarı yapılandırılmış görüşme soruları hazırlanmıştır. Değişim öncesinde ve sonrasında yöneticilik yapmaya devam eden kişiler örneklem olarak belirlenmiş ve bu kişiler ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Niteliksel araştırma ile taşradaki faaliyetlerin eşgüdümü, tematik analiz yoluyla incelenmiştir. Sık değişiklik yaşayan taşra sağlık örgütünün son yönetim yapısında eşgüdüm bağlamında bir iyileşme olmasına karşın, problemler yaratabilecek unsurların da olduğu çalışmayla belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Yönetimin Fonksiyonları, Sağlık Yönetimi, Eşgüdüm
223 numaralı Manisa şeriyye sicilindeki tereke kayıtlarına göre Manisa'da ailelerin sosyal ve ekonomik durumu(1780-1783)
Yapılacak bu çalışma ile Manisa'daki ailenin yapısı, mal varlığı, mal varlığının şahıslar arasında dağılımı, Manisa'da ve Manisa dışında üretilen malların ahali tarafından kullanımı vb konularla ilgili veriler oluşturmak ve bunu araştırmacıların ve halka sunmak.
Belediyelerin gençlik hizmetleri: Manisa örneği
Kamu yönetiminin önemli bir parçası olan belediyeler, kamusal hizmetlerin vatandaşa en etkin, verimli, kısa yoldan, hızlı ve düşük maliyetle sunulmasını sağlayan kurumlardır. Hizmet alanların, kamu gücü ve kuruluşu olarak ilk muhatap oldukları ve en kolay ulaştıkları yönetim birimleridir. Belediyeler önceleri sadece klâsik kent hizmetlerini sunarken, 1970'li yıllardan sonra sosyal devlet anlayışı bağlamında gençlik hizmetleri, sağlık, spor ve yaşlı bakımı gibi bir takım sosyal hizmetleri de sunmaya başlamışlardır. Bu anlamada, gelişen teknoloji ile birlikte beşerî sermayenin ve yetişmiş insan gücünün öneminin artması genç ve dinamik nüfusa sahip olan ülkemizde gençlik hizmetlerini daha da önemli hale getirmiştir. Ülkemizde özellikle son yıllarda yaşanan ekonomik gelişmeler, hızlı kentleşme, iletişim ve ulaşım imkânlarının artması ile gençlerin kamu kurumlarından hizmet alma beklentisi ve isteği artmış; eğitim, kültür, spor, sanat ve sosyal hizmetler ile ilgili beklenti düzeyleri yükselmiştir. Bu çalışmanın amacı, sosyal belediyecilik anlamında belediyelerin gençlere sunduğu hizmetlerden, hizmet alanların gençlerin algılarının araştırılmasıdır. Bu kapsamda önce belediyelerin kuruluşu, gelişimi ve sosyal belediyecilik teorik olarak anlatıldıktan sonra, alan araştırması olarak Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerinde Manisa Büyükşehir Belediyesi, Şehzadeler Belediyesi ve Yunusemre Belediyesinin sunduğu gençlik hizmetlerinden gençlerin algılarının ölçülmesi için anket uygulanmış ve anket sonuçları analiz edilerek bir değerlendirme yapılmıştır.