Mathematics
1,018 theses under this subject heading
Özel yapılandırılmış matrisler ve bazı cebirsel özellikleri
Bu tezde, özel yapılandırılmış bazı kombinatoryal matris aileleri incelenmiştir. Bu matrislerin girdileri genelleştirilmiş Fibonacci ve Lucas sayılarının q-versiyonları olarak tanımlanmıştır. Bu yeni matrislerin bazı cebirsel özellikleri (determinant, özdeğer, ters, LU ayrışım, ters matrislerin ayrışımları vb. cebirsel özelliklerini) elde edilmiştir. Elde edilen sonuçları ispatlamak için klasik ispat yöntemleri kullanılmıştır.
Ortaokul 7. sınıf matematik dersinde kuantum öğrenme modelinin öğrencilerin biliş ötesi öğrenme stratejilerine ve problem çözme becerilerine etkisi
Bu tezin amacı ortaokul 7. sınıf matematik dersinde kuantum öğrenme modelinin öğrencilerin biliş ötesi öğrenme stratejilerine ve problem çözme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma, 2015 – 2016 eğitim - öğretim yılı ikinci döneminde Siirt İli Gazi Ortaokulu 7/A ve 7/B sınıflarında okuyan toplam 48 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Karma yöntemin kullanıldığı araştırmanın nicel boyutunda yarı deneysel desenlerden ön test- son test eşleştirilmiş kontrol gruplu model uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise deney grubundaki öğrencilere yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmış ayrıca deneysel işlem sürecine ait öğrenci günlükleri ve etkinlik ürünlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sürecinde dersler, deney grubunda kuantum öğrenme modeline, kontrol grubunda ise mevcut matematik öğretim programına göre işlenmiştir. Veri toplamak için Gürcan (2004) tarafından geliştirilen "Biliş Ötesi Öğrenme Stratejileri Ölçeği", araştırmacı tarafından geliştirilen ve 5 sorudan oluşan "Problem Çözme Beceri Testi", deneysel işlem sürecine ait öğrenci günlükleri ve etkinlik ürünleri kullanılmıştır. Araştırma sonunda kuantum öğrenme modelinin uygulandığı deney grubundaki öğrencilerin biliş ötesi öğrenme stratejileri ve problem çözme becerilerinin kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür.
İntegral dönüşümleri ile elde edilen transfer fonksiyonlar
Elektrik elektronik ve kontrol mühendisliğinde herhangi bir sistemin davranışını veya karakteristik özelliğini anlamak için o sistemi matematiksel denklemlerle ifade etmek gerekir. Fakat bu matematiksel ifadeler çoğu zaman anlaşılması zor ve karmaşık bir yapıdadır. Bu ifadeler hakkında fikir yürütmek için bunların daha sade bir forma dönüştürülmesi gerekir. İşte bu noktada matematiksel olarak bazı dönüşümlere ihtiyaç duyulur. Bunlardan en çok kullanılanı Laplace dönüşümüdür. Fakat son yıllarda Sumudu dönüşümünün bulunması farklı bir bakış açısı getirmiştir. İster istemez "Sumudu dönüşümü Laplace dönüşümüne alternatif mi olacak?" sorusu akla geliyor. Laplace ile Sumudu arasında bir ilişkinin varlığı beraberinde bazı farklılıkları da getirmiştir. Örneğin tek olan bir fonksiyonunun Laplace dönüşümü alındığında fonksiyon çift oluyor. Ancak tek fonksiyonların Sumudu dönüşümü tektir. Çift fonksiyonların Sumudu dönüşümü de yine çifttir. Sumudu dönüşümünün kendisi bir lineer dönüşüm olduğundan dolayı fonksiyonların lineerlik özelliğini bozmaz. Bu çalışmada elektrik elektronik mühendisliğinde kullanılan devrelerin/sistemlerin transfer fonksiyonlarının elde edilişi, kararlılık analizleri, sistemin davranışları hem Laplace dönüşümü ile hem de Sumudu dönüşümü ile yapılmıştır. MATLAB/Simulink programında simülasyonları gerçekleştirilmiştir. Sistemin çıkış grafikleri her iki dönüşüm ile gerçekleştirilmiş ve karşılaştırılmıştır. İkinci bölümde sistemler ve sınıflandırılmaları verilerek üçüncü bölümde kontrol sistemleri ele alınmıştır. Dördüncü bölümde elektrik elektronik sistemlerin matematiksel modellerinin elde edilişi anlatılarak, beşinci ve altıncı bölümde transfer fonksiyonları için gerekli olan Laplace ve ters Laplace dönüşümünden bahsedilmiştir. Yedinci bölümde transfer fonksiyonları anlatılarak elektrik elektronik sistemlerin transfer fonksiyonlarının Laplace dönüşümü ile elde edilişi üzerinde durulmuştur. Sekizinci bölümde kontrol sistemlerinin kararlılık analizlerinden bahsedilmiştir. Dokuzuncu bölümde Sumudu dönüşümü ile elektrik elektronik devrelerin/sistemlerin transfer fonksiyonlarının elde edilişi anlatılarak Laplace dönüşümü ile karşılaştırılmıştır. Her iki dönüşüm ile transfer fonksiyonu elde edilen devrelerin/sistemlerin simülasyonları MATLAB/Simulink programında gerçekleştirilmiştir. Daha sonra çeşitli girişler uygulanarak çıkış grafikleri ve bode diyagramları elde edilmiştir. Hem Laplace hem de Sumudu ile elde edilen grafikler karşılaştırılmış ve yorumlanmıştır. Ayrıca her iki dönüşüm ile elde edilen transfer fonksiyonlarının kararlılık analizi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kararlılık analizi, Kontrol sistemleri, Laplace ve Sumudu ilişkisi, Routh-Hurwitz kriteri, Sumudu dönüşümü, Sumudu ile transfer fonksiyonu bulma
Gerçekçi matematik eğitiminin 7. sınıf eşitlik ve denklemler konusunda öğrencilerin başarılarına etkisi ve öğrenci görüşleri
Bu çalışmanın amacı 7. Sınıf cebir öğrenme alanında bulunan eşitlik ve denklem konusunun öğretiminde GME'nin öğrenci başarısına etkisini ve GME'ye ilişkin öğrencilerin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma modeli kullanılmıştır. GME'nin 7. sınıf denklemler konusunda öğrencilerin başarılarına etkisini incelemek amacıyla nicel araştırma yöntemi, GME'ye yönelik öğrencilerin görüşlerini incelemek amacıyla ise nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılı Siirt ilinin Merkez ilçesi Alparslan Ortaokulu 7. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Uygulama yapılacak sınıfların belirlenmesi için okul müdüründen 7. Sınıfta okuyan öğrencilerin bir dönem önceki matematik not ortalamaları istenmiş ve öğrencilerin matematik not ortalamaları sınıf bazında incelenmiş olup matematik not ortalamalarının normal dağıldığı SPSS21 paket programı yardımıyla görülmüştür. Bu nedenle öğrencilerin not ortalamaları birbirine en yakın olan iki sınıfı almakta sakınca görülmemiştir. Araştırmacı belirlenen iki sınıf arasından deney ve kontrol grubunu belirlemek amacıyla kura yöntemine başvurmuştur. Kura sonucunda 7/A sınıfı kontrol grubu olurken, 7/C sınıfı deney grubu olmuştur. Deney ve kontrol gruplarının başlangıç seviyelerini ve matematik başarıları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını görebilmek için her iki sınıfa da başarı testi öntest olarak uygulanmış ve aralarında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Deney grubundaki öğrenciler GME'ye yönelik hazırlanmış olan etkinlikler ve materyaller ile ders işlerken kontrol grubu öğrenciler MEB ders kitabı tabanlı öğretim ile ders işlemişlerdir. Uygulama sürecinin tamamlanmasının ardından deney grubu öğrencilerden gönüllü olanlara "GME'ye yönelik öğrenci görüş formu" verilmiştir. Form aracılığı ile öğrencilerin görüşleri içerik analizi yapılarak incelenmiştir. Nicel veriler sonucunda deney grubundaki öğrencilerin başarılarının kontrol grubundaki öğrencilerin başarılarına göre anlamlı düzeyde arttığı saptanmıştır. Nitel veriler sonucunda ise öğrenciler matematik dersine yönelik ilgilerinin ve tutumlarının olumlu yönde etkilendiği, ön yargılarının azaldığı, eğlenerek öğrendikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: GME, Eşitlik ve Denklem, Akademik Başarı, Öğrenci Görüşler
Ortaokul matematik ders kitaplarının gerçekçi matematik eğitimine uygunluğunun incelenmesi
Son 20 yılda uluslararası PISA ve TIMSS sınavlarında başarılı öğrencilerin öğrenim gördüğü ülkelerin (Hollanda, İngiltere, ABD, Çin, Endonezya, vb.) çoğunluğunda Gerçekçi Matematik Eğitimi uygulanmaktadır. Gerçekçi matematik eğitiminin son yıllarda önem kazanması sonucu, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler bu eğitim anlayışını matematik öğretim programlarına yansıtmaya başlamıştır. Bu araştırmada da matematik öğretim programlarının uygulanmasında önemli bir araç olan ders kitaplarının gerçekçi matematik eğitimine uygunluğu belirlenmeye çalışılmıştır. Buradan hareketle araştırmanın amacı, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında ortaokul 5., 6., 7. ve 8. sınıflarda okutulan matematik ders kitaplarındaki örnek, alıştırma ve ünite değerlendirme sorularının gerçekçi matematik eğitimine uygunluğunu incelemektir. Araştırmanın kapsamını, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanan ortaokul 5. sınıf düzeyinde iki, 6. sınıf düzeyinde üç, 7. sınıf düzeyinde bir ve 8. sınıf düzeyinde üç adet olmak üzere toplam dokuz adet matematik ders kitabı oluşturmaktadır. Araştırmada, veriler "doküman incelemesi" yoluyla elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Gerçekçi Matematik Eğitimi Soru Değerlendirme Formu" kullanılmıştır. Uzman görüşleri doğrultusunda düzenlemeler yapılan formdan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda, 5.sınıftan 8.sınıfa doğru gidildiğinde soruların gerçekçi matematik eğitimine uygunluğunun azaldığı görülmüştür. Yani matematik ders kitaplarında konu alanları somuttan soyutta doğru gittikçe öğrencilerin matematiksel durumları gerçek hayat problemleriyle ilişkilendirmelerini sağlayan soru türlerine daha az yer verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin matematik öğretiminde karşılaştıkları sorunlara ilişkin bir araştırma
Bu çalışmanın amacı ortaokul matematik öğretmenlerinin matematik öğretimiyle ilgili yaşadıkları problemlere ilişkin görüşlerini betimlemektir. Bu amaç çerçevesinde matematik öğretmenlerinin cinsiyet, kıdem ve mezun oldukları okul türü gibi değişkenler doğrultusunda, matematik öğretimiyle ilgili karşılaştıkları sorunlar ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın bu amacını gerçekleştirmek için karma yöntem tercih edilip çalışmayla ilgili ortaya atılan sorunlar için nicel ve nitel metotları eş zamanlı ve birbirini tamamlayacak biçimde beraber kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Batman il merkezinde görev yapan ortaokul matematik öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutundaki örneklemi, basit seçkisiz örnekleme ile seçilen 263 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel kısımda ise tabakalı amaçsal örnekleme yöntemine göre belirlenen 20 öğretmene ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler betimsel istatistik metodu ile analiz yapılmıştır. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler; iki değişkenli gruplar için bağımsız örneklemler t testi, üç ve daha fazla değişken gruplar için ise tek yönlü varyans analizi (One Way Anova) ve Tukey testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin kıdem ve cinsiyet değişkenlerine göre matematik öğretimiyle ilgili yaşadıkları problemler arasında anlamlı bir değişkenin olduğu sonucuna varılmıştır. Bu farka mezun olunan okul değişkeninde rastlanmadığı yönündedir. Nitel sonuçların nicel sonuçları destekler nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
L1 Metodunun bazı kesirli türevlere uygulanması
Bu tez çalışmasında, literatürde bulunan bazı kesirli türevlere değinilmiştir. Caputo-Fabrizio, Sabit Orantılı-Caputo-Fabrizio kesirli türevlerine ayrıklaştırma yöntemi uygulanmıştır. Lagrange interpolasyonu ve geri fark polinomlu metotların kullanımı önerilmiştir. Bazı kesirli türevler nümerik olarak çözülerek, farklı mertebeden kesirli türevler için simülasyonlar sunulmuştur. Son olarak bulduğumuz yaklaşık çözüm ile gerçek çözümün verileri karşılaştırılarak hata payları hesaplanmıştır.
Şifreleme yöntemlerinde genel integral dönüşümlerinin uygulamaları
Tez 8 bölüm olarak düzenlenmiştir. Birinci bölümde Kriptoloji, Simetrik şifreleme, Asimetrik şifreleme ve Genel İntegral dönüşümleri hakkında genel bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Simetrik şifreleme yöntemlerinden Sezar Şifreleme yöntemi, Vigenere Şifreleme Yöntemi, Vernam Şifreleme Yöntemi, DES şifreleme Standardı ve AES Şifreleme Standardının şifreleme ve şifre çözme işlemleri tanıtılmış ve çeşitli örneklere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Asimetrik şifreleme yöntemlerinden Difffie-Hellman Anahtar Değişimi, RSA şifreleme Yöntemi, El-Gamal Şifreleme Yöntemlerinin şifreleme ve şifre çözme algoritmaları tanıtılmış ve çeşitli örneklere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde Laplace, Sumudu, Elzaki, Aboodh, Mohand, Sawi, Kamal ve Genel İntegral Dönüşümü gibi farklı dönüşümler tanıtılmıştır ve bu dönüşümlerin temel özelliklerine yer verilmiştir. Beşinci bölümde Vigenere Şifreleme Yönteminde Genel İntegral Dönüşümün Uygulanmasına yer verilmiş ve çeşitli örnekler üzerinden açıklanmıştır. Altıncı bölümde Vigenere Şifreleme Yönteminde Sawi İntegral Dönüşümünün Uygulanmasına yer verilmiş ve çeşitli örnekler üzerinden açıklanmıştır. Yedinci bölümde RSA Şifreleme Yöntemi ve Laplace Dönüşümünün Özellikleri Kullanılarak Yeni Bir Şifreleme Ve Şifre Çözme Algoritması oluşturulmuş ve çeşitli örnekler üzerinden açıklanmıştır. Sekizinci bölümde sonuç verilmiştir.
Felsefede matematik yöntem kullanımı üzerine epistemolojik bir araştırma
Felsefede matematiksel yöntem kullanımının ve kesinlik arayışının kökenleri ve gelişimini ele alan bu araştırma, matematiksel yöntem anlayışının Pythagorasçı-Platoncu geleneğin saf matematiğe olan yaklaşımlarının etkisiyle ortaya çıktığını tespit etmektedir. Felsefede matematik yöntem kullanımı epistemolojik bir temelde araştırıldığı zaman, onun köklerinin, matematiğin özellikle kadim dönemlerdeki astroteolojik inanışların etkisiyle kutsallaştırılmasına kadar dayandığı görülür. Antik Yunan'da saf matematik alanındaki teorik kanıtlamaların kesinliğinden etkilenen Pythagorasçılar matematiği "saf matematik" disiplini haline getirmişlerdir. Pythagorasçılardan etkilenen Platon'a göre, matematik doğru düşünmenin ve kesin bilgiye ulaşmanın en önemli aracıdır. Matematiği yücelten bu yaklaşımlar felsefenin matematikle ilişkilendirilmesine neden olmuştur. Matematiksel kesinlikteki bilgiye ulaşma arzusu sadece felsefe ve bilim alanlarıyla sınırlı değildir; teoloji ve ahlak alanlarında bile kesin bilgiye ulaşmak için matematiksel yöntemin kullanıldığı örneklerin mevcut olduğunu görmek mümkündür. Felsefenin ve teolojinin matematikle ilişkili olarak ele alınması, özellikle 12. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar pek çok düşünürün matematik olmadan bilim yapılamayacağı, kesin bilgiye ulaşılamayacağı fikrini savunmasına zemin hazırlamıştır. Bu ise 17. yüzyılda Descartes'ın mathesis universalis yani evrensel matematik bilimi projesiyle ve kesin bilgiye ulaşmak için matematiksel yöntemi sunmasıyla, Spinoza'nın çoğu eserini geometrik yöntemle yazmasıyla sonuçlanmıştır. Felsefenin matematikle ilişkilendirilmesi de ve ahlakın matematiksel olarak ele alınması da en nihayetinde filozofların kesin bilgiye ulaşma çabasının bir sonucudur ve saf matematiğin yüceltilmesinin de en önemli sebebidir. Felsefe tarihinde felsefeyi, teolojiyi ve bilimleri matematikle ilişkilendiren yaklaşımların aksine bütün konuların matematikle ilişkili olarak ele alınmasına karşı çıkan düşünürler de bulunur. Aristoteles matematik ve matematiksel kesinlik konusunu gerçekçi bir bakışla inceleyerek matematiğin diğer bilimler arasındaki yerini belirlemeye çalışmıştır. O, felsefeyi matematik haline getiren yaklaşımlara karşı çıkmıştır. Francis Bacon da matematiğin saf yanının tanrısal olanla ilişkilendirilip kutsallaştırılmasına, matematik aracılığıyla tanrının ve öteki şeylerin bilinebileceğinin düşünülmesine karşı çıkmıştır. Felsefede matematik yöntem kullanılamayacağını ve bundan dolayı da ondan matematiksel kesinlik beklenemeyeceğini tespit eden düşünürlerden birisi de 18. yüzyılda Kant'tır.
Sekizinci sınıf öğrencilerinin matematik alanında gelişmiş ülkelerle ortak olan hedeflere ulaşma düzeyi
Bu araştırmanın amacı, matematik alanında gelişmiş ülkeler ve Türkiye'nin ortaokul matematik dersi öğretim programlarında ortak olan hedeflerine Türkiye'deki sekizinci sınıf öğrencilerinin ulaşma düzeyini belirlemektir. Betimsel araştırma yöntemi kullanılan bu araştırmanın örneklemini Ankara ili merkez ilçelerinde 1. hizmet bölgesi ve 1. hizmet alanında bulunan ortaokullardaki 538 sekizinci sınıf öğrencisi ve 15 matematik öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada ülkelerin ortaokul matematik dersi öğretim programlarında kazandırmak istedikleri özellikler doküman analizi yoluyla belirlenmiş ve ortak olan hedeflerine Türkiye'deki sekizinci sınıf öğrencilerinin ulaşma düzeyi matematik başarı testi ile saptanmıştır. Öğrencilerin bu ortak hedeflere ulaşma düzeylerini etkileyen faktörlere ilişkin de öğretmen görüşleri alınmıştır. Araştırmanın nicel verileri betimsel istatistikler, nitel verileri ise betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda karşılaştırılan öğretim programlarının hedefler bakımından büyük çoğunlukla benzer olduğu ancak kazandırılmak istenen sınıf düzeyleri bakımından farklılık gösterdiği gözlenmiştir. Ülkelerin ortak hedeflerine Türkiye'deki sekizinci sınıf öğrencilerinin ulaşma düzeyi %63 olarak belirlenmiş ve %75'in altında kalındığı için istenen düzeye ulaşılamadığı sonucuna varılmıştır. Öğretmen görüşleri ise öğrencilerin ortak hedeflere istenen düzeyde ulaşılamamasını destekler nitelikte bilgiler ortaya koymuştur.
Ortaöğretime geçiş sınavı matematik sorularının süreç standartlarına göre değerlendirilmesi
Çalışmanın amacı, öğrencilerin yerleştirileceği ortaöğretim kurumunu belirlemek amacıyla Liselere Geçiş Sistemi kapsamında uygulanan merkezi sınav matematik sorularının, Ulusal Matematik Öğretmenleri Konseyi (NCTM) tarafından yayımlanan beş süreç standardına ve Ulusal Öğretim Programında yayımlanan alt öğrenme alanlarına göre değerlendirmesini yapmaktır. İlk olarak 2 Haziran 2018 yılında uygulanan merkezi sınav 2019, 2020 ve 2021 yıllarında da gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada kapsamında 2020 ve 2021 yıllarında uygulanan sınav soruları ele alınmıştır. Nitel bir araştırma olarak yapılandırılan çalışmada doküman analizi yöntemi benimsenmiştir. Her yıl için 20, toplamda 40 matematik sorusu ve soruların olası çözümleri, beş temel süreç standardının kullanımına göre detaylı olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, 2020 yılında sınava dâhil edilen tüm alt öğrenme alanlarının sorulara homojen bir şekilde dağılım gösterdiği görülmüştür. 2021 yılında ise "geometrik cisimler ve dönüşüm geometrisi" alt öğrenme alanlarından hiç soru sorulmadığı belirlenmiştir. Her iki yılda da en çok kullanılan problem çözme stratejinin "değişken kullanma (denklem veya eşitsizlik kurma)" olduğu tespit edilmiştir. Akıl yürütmenin "ezbere dayalı matematiksel akıl yürütme" ve "yaratıcı matematiksel akıl yürütme" türlerinde herhangi bir soru bulunmadığı, soruların çoğunlukla gündelik hayatla ilişkilendirme, formel olmayan dili kullanma ve sayısal temsile uygun olduğu görülmüştür. 2020 yılındaki soruların çözümlerinde çoğunlukla kavram ile alt kavramları ve alt kavramların birbirleri arasında ilişki kurulmasına ihtiyaç duyulurken 2021 yılında ise en çok kavramlar arasında ilişkilendirmeye ihtiyaç duyulduğu belirlenmiştir. İletişim türünde her iki yılda da daha çok formel dil kullanımı, temsil türünde de sayısal temsil olduğu tespit edilmiştir.
36-72 aylık çocukların ev matematik ortamlarının incelenmesi
Çocukların ileri yaşlardaki matematik başarısını etkileyen bazı unsurlar bulunmaktadır. Matematik becerilerine etki eden bu unsurlardan biri evin matematik ortamıdır. Bu kapsamda "36-72 aylık çocukların ev matematik ortamı nasıldır?" ve "ebeveynlerin çocuklarının matematik becerilerine yönelik algıları nelerdir?" sorularına cevap aranmıştır. Araştırma kapsamında, Niklas vd.(2016) tarafından geliştirilen "Evin Aritmetik Ortamı Tarama Aracı (EAOTA)" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Matematiğe Yönelik Yeterlik Algıları Ölçeği (MYYAÖ)"nden elde edilen puanların güvenirlik ve yapı geçerlilikleri, 375 ebeveynden oluşan örneklem grubunda incelenmiş, elde edilen puanların geçerli ve güvenilir sonuçlar verdikleri görülmüştür. Ebeveynlerin, çocuklarına evde çoğunlukla "inşa oyuncakları ve bloklar, matematik temelli oyuncaklar, matematik temelli ev aktiviteleri," vb. materyaller sağlarken; "telefon/tablet uygulamaları, matematik kavramlarının yer aldığı televizyon programları, origami temelli oyun/oyuncaklar" vb. materyalleri daha az sağladığı görülmüştür. Ebeveynlere göre çocuklar evde çoğunlukla "nesneleri sayma/düzenleme/sınıflama, şekilleri tanıma/eşleştirme yapma, nesneleri sıraya koyma, "Orada kaç nesne var?" gibi sorular sorma vb." etkinlikler yaparken, en az "hesap makinesi ile oynama, harita kullanma, takvim kullanma" vb. etkinlikler yapmaktadırlar. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre çocukların yaşının ve kendine ait bir odasının olmasının hem EAOTA hem de MYYAÖ toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcısı olduğu sonucuna ulaşılırken, daha önce anaokulu/anasınıfına gitmiş olmanın sadece MYYAÖ'nün, sosyo-ekonomik düzeyin (SED) ise sadece EAOTA toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcı olduğu görülmüştür. Evin matematik ortamının değişkenleri olduğu varsayılan; "evin aritmetik ortamı, matematik yeterlik algıları, matematik temelli araçlar ve matematik temelli etkinlikler" ile kurulan modeller için yapılan yol analizinde kurulan her iki modelin kabul edilebilir uyum iyiliği indekslerine sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin matematik pedagojik alan bilgileri ile çocukların çalışma belleği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin matematik pedagojik alan bilgileri ile okul öncesi dönem çocuklarının çalışma belleği becerileri arasındaki ilişkinin, öğretmenlerin çalışma belleği farkındalıklarının ve söyleme dayalı uygulamalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Nitel veri toplama yöntemi olarak görüşme; nicel veri toplama aracı olarak .71 Cronbach Alfa değerli "Okul Öncesi Matematiğinde Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği (OMPAB) ile Cronbach Alfa değeri .975 olan "Çalışma Belleği Derecelendirme Ölçeği" (ÇBDÖ) öğretmenlere ve çocuklara yönelik olmak üzere iki farklı ölçek kullanılmış olup öğretmenlerin matematik pedagojik alan bilgilerine yönelik verilere OMPAB ile çocukların çalışma belleğine ilişkin verilere ÇBDÖ ile ulaşılmıştır. 119 okul öncesi öğretmen ve 357 çocukla yürütülen çalışmada öğretmenlerin OMPAB'dan aldıkları puanlarının yaş ve mesleki deneyime göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermediği bulgusuna ulaşılmış olup lisans mezunu öğretmelerin pedagojik alan bilgi puanlarının lisansüstü eğitim düzeyine sahip öğretmenlere göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada öğretmenlerin pedagojik alan bilgileri arttıkça çocukların daha güçlü çalışma belleği özelliği gösterdiği sonucuna varılmıştır. Çocukların ÇBDÖ'den aldıkları puanlar karşılaştırıldığında kızlara kıyasla erkeklerin daha güçlü çalışma belleği özelliği gösterdikleri sonucuna ulaşılmış olup okul öncesi eğitim alma değişkeni yönünden 1 yıldan daha az okul öncesi eğitim alan çocuklara oranla 1 yıl ve üzeri süreyle okul öncesi eğitim alan çocukların lehine anlamlı farklılık göstermiştir.
Matematik öğrenme güçlüğü ile ilgili yapılan çalışmaların dokuman analizi ile incelenmesi
Bu çalışmada, 2002-2022 yılları arasında matematik öğrenme güçlüğü ile ilgili Türkiye'de yapılmış çalışmaların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi benimsenmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda Yüksek Öğretim Kurulu Tez Merkezi, Ulakbim, ERIC ve Ebsco veri tabanlarında alan taraması yapılmıştır. Araştırmanın veri kaynaklarını 17 yüksek lisans tezi, 10 doktora tezi ve 22 araştırma makalesi olmak üzere toplamda 49 çalışma oluşturmaktadır. Veriler nitel veri analiz yöntemlerinden içerik ve betimsel analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonunda, alandaki çalışmaların 2014 yılından sonra yoğunlaştığı özellikle son yıllara doğru arttığı, en çok çalışmanın 2019 yılında yayınlandığı, makale sayısının yüksek lisans ve doktora tezlerine oranla daha fazla olduğu ve birçok üniversiteden çalışmaların olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmalarda çoğunlukla nitel ve nicel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Matematik dersi öğrenme alanı olarak çalışmalarda en çok sayılar öğrenme alanıyla ilkokul düzeyindeki öğrencilerle yapılmıştır. Çalışmalarda veri toplama aracı olarak en çok görüşme kullanılmıştır. Çalışmalar en çok 0-25 aralığında örnekleme sahip, ilkokul düzeyindeki öğrencilerle yapılmıştır. Çalışmaların veri analizinde daha çok içerik analizi yöntemiyle analiz yapılmıştır. Çalışmalar bulgu, sonuç ve öneriler bakımından da detaylı olarak sınıflandırılmıştır. Öğretmenlerin diskalkuli ile ilgili bilgi sahibi olmamalarına yönelik bulgular çoğunluktadır. Hizmet içi eğitim programlarının düzenlenmesine yönelik öneriler oldukça fazladır. Matematik öğrenme güçlüğü tanımının genellikle Kosc, APA, WHO, DSM-V, Butterworth, Büttner ve Hasselhorn ve Shalev 'ın teorik çerçevesi üzerinden yapıldığı belirlenmiştir. Matematik öğrenme güçlüğü ile ilgili öğretimsel uygulama çalışmaları ve öğrencilerin özellikleri temalı çalışmalar sayı olarak daha fazla olduğu ulaşılan bir diğer bulgudur.
Erken okuryazarlık becerileri eğitim programının erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, erken okuryazarlık becerileri eğitim programının okul öncesi dönemindeki çocukların erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri üzerindeki etkilerininin incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017–2018 eğitim-öğretim yılında Karabük il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Aydınlıkevler İlkokulu'nda anasınıfına devam eden çocuklar oluşturmaktadır. Sınıflardan biri deney diğeri kontrol grubuna rastlantısal olarak atanmıştır. Deney grubunda 19 ve kontrol grubunda 19 çocuk olmak üzere toplam 38 çocuk çalışma grubunda yer almıştır. Araştırmada ön test-son test, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada, deney grubundaki çocuklara 12 haftalık süreyle haftada iki gün araştırmacı tarafından hazırlanan erken okuryazarlık becerileri eğitim programı uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklar ise, ön test uygulandıktan sonra sınıf öğretmenleriyle normal eğitimlerine devam etmişlerdir. Uygulama sonrası son testler uygulanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, uygulanan eğitimin çocukların erken okuryazarlık becerilerine etkisini belirlemek için Karaman tarafından geliştirilen Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı ile Ginsburg ve Broody tarafından geliştirilen ve Erdoğan tarafından Türk çocuklarına uyarlanan Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3) kullanılmıştır. Deney grubuna araştırmacı tarafından uygulanan "Erken Okuryazarlık Becerileri Eğitim Programı"nın çocukların erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri üzerinde olumlu etkisinin olduğu sonucu elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, çocukların ses bilgisel farkındalık becerileri ve yazı farkındalığı becerileri ile erken matematik becerileri arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Erken Okuryazarlık, Erken Matematik, Okul Öncesi Dönem
6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin olasılıksal akıl yürütme düzeylerinin cinsiyet, sınıf seviyesi ve matematik başarısı açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin olasılıksal akıl yürütme beceri düzeylerinin belirlenmesi ve bu becerilerinin cinsiyet, sınıf seviyesi, matematik başarısı açısından incelemektir. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama ve ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu Marmara Bölgesi'ndeki bir ildeki devlet ortaokullarında öğrenim gören 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri olmak üzere toplam 286 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından oluşturulan olasılıksal akıl yürütme ölçeği kullanılmıştır. Olasılıksal akıl yürütme becerisi örnek uzay, bir olayın deneysel olasılığı, bir olayın teorik olasılığı, olasılık karşılaştırmaları, bağımlı olasılık ve bağımsızlık olmak üzere altı anahtar kavramda incelenmiştir. Öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme düzeylerinin belirlenmesinde betimsel istatistik kullanılmıştır. Ayrıca bu düzeyler ile cinsiyet, sınıf seviyesi ve matematik başarısı değişkenleri ile ilişkisinin olup olmadığı ki-kare analizi kullanılarak belirlenmiştir. Bu istatistiksel analizler için Microsoft Office Excel ve SPSS paket programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda örnek uzay, bir olayın deneysel olma olasılığı, bağımlı olasılık ve bağımsızlık kavramlarında en fazla düzey 1; bir olayın teorik olma olasılığı ve olasılık karşılaştırmaları kavramlarında en fazla düzey 3 olarak öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme becerisine sahip oldukları bulunmuştur. Cinsiyet değişkeni ile sadece örnek uzay arasında ilişki bulunmuştur. Sınıf seviyesi değişkeni ile tüm kavramlarda ilişki bulunmuştur. Matematik başarısı değişkeni ile bir olayın deneysel olma olasılığı ve bağımsızlık haricinde diğer kavramlarda ilişki bulunmuştur.
Matematik ders kitapları cebir öğrenme alanındaki soruların PISA matematik yeterlik düzeylerine göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 2018-2019 yeni matematik öğretim programına göre hazırlanmış ve ülkemizde okutulmakta olan 6-8. sınıf matematik ve matematik uygulamaları ders kitaplarındaki cebir alt öğrenme alanına ait birlikte öğrenelim, sıra sizde, öğrendiklerimizi uygulayalım, örnekler, konu değerlendirme ve problemleri PISA matematik yeterlik ölçeğine göre incelemektir. Bu çalışma ile farklı sınıf düzeylerine ait kitaplardaki soruların matematik yeterlik ölçeğinde belirlenen düzeyleri ne derece kapsadığı ve farklı sınıf düzeylerine göre nasıl bir değişim gösterdiği incelenmiştir. Araştırma, PISA matematik sınavında öğrencilerin performanslarının ölçüldüğü dört alandan biri olan "Değişim ve İlişkiler" alanını kapsayacak şekilde yapılmıştır. Değişim ve ilişkiler alanında; cebirsel ifadeler, denklemler, eşitsizlikler, tablo ve grafik gösterimi bulunmaktadır. Kitapların incelenmesi sürecinde PISA matematik yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçeğe göre toplam 6 düzey bulunmaktadır ve altıncı düzey en üst düzey, birinci düzey en düşük düzey olarak belirlenmiştir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Doküman incelemesi yöntemiyle Türkiye'de okutulmakta olan 6-8. sınıf matematik ve matematik uygulamaları ders kitaplarından her sınıf düzeyine ait 2 adet, toplam 6 ders kitabı belirlenerek incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, incelenen tüm ders kitaplarında bulunan soruların büyük bir bölümünün PISA yeterlik ölçeğine göre 1 ve 2. düzey sorulardan oluştuğu görülmüştür. Matematik ders kitaplarında 5 ve 6. düzey soruya rastlanmamıştır. PISA Matematik Yeterlik ölçeğine göre üst düzey olarak tanımlanan 5 ve 6. düzey sorulara matematik uygulamaları ders kitaplarında rastlanmıştır. Sınıf seviyesi artıkça soruların zorluk düzeylerinin arttığı gözlemlenmiştir.
YGS 2013 matematik soruları ile ortaöğretim 9.sınıf matematik sınav sorularının Bloom taksonomisi ve öğretim programlarına göre değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı ülke çapında üniversiteye giriş sınavında (YGS) sorulan matematik soruları ile Lise 9. Sınıf matematik derslerinde yazılı sınavlarda sorulan soruların öğretim programı ve Bloom'un sınıflandırması çerçevesinde karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmanın evrenini İstanbul Bağcılar ilçesindeki liseler, örneklemini ise bu ilçede bulunan Bağcılar Lisesi, Orhangazi Lisesi ve Osmangazi Lisesinde son sınıfa devam eden öğrenciler ve bu okullarda çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak da bu okullardaki 9.sınıflarda matematik dersine giren 11 öğretmenin 668 sınav sorusu eğitim programına ve Bloom taksonomisi göz önünde bulundurularak analiz edilmiş ve aynı okullara devam eden 403 öğrencinin YGS matematik başarı oranları karşılaştırılmıştır. Veriler SPSS 16 programında frekans, yüzdelik, T testi, ANOVA ve regrasyon testi ile analiz edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda öğretmenlerin yazılı sorularının ve 2013 YGS matematik sorularının Bloom'un bilişsel basamaklarından uygulama basamağı ağırlıklı olduğu bulunmuş ve öğretmen yazılı soru adetlerinin müfredatta ayrılan süreyle uyumluluk sağlamadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin 2013 YGS sorularını çözme oranlarına baktığımızda ise müfredat ve Bloom basamaklarına göre doğru yapma düzeyleri açısından öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Bloom Taksonomisi, Ölçme ve Değerlendirme, Matematik Öğretimi, Yazılı Sınav Soruları, YGS
4. sınıf matematik sınav sorularının bilişsel alan kapsamında incelenmesi; TIMSS sınav sorularıyla karşılaştırmalı bir analiz
Matematik, insanlıkla birlikte var olan ve her geçen gün önemini artıran çağımızın en önemli bilim dallarındandır. Türkiye'nin de içinde bulunduğu TIMSS ve PISA gibi araştırma raporlarında, matematik ve geometri alanında öğrencilerimizin başarı düzeylerinin istenilen seviyede olmadığı görülmektedir. Bu çalışma, 4.sınıf matematik sınav sorularının, öğretim programına ve TIMSS sınav sorularıyla karşılaştırması amaçlamıştır. Bu araştırmada, evren İstanbul ili, örneklem ise Bahçelievler ilçesinde rastlantısal seçilen 3 ilkokuldur. Araştırmanın modeli nitel bir yöntemdir. Araştırmanın nitel veri bölümünde, yazılı sınav sorularında doküman analiz tekniği ve öğretmenlere uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Veri kaynağı olarak, 2012-2013 eğitim öğretim yılında, 4.sınıf öğrencilerine uygulanan matematik sınav soruları kullanılmıştır. Bu sorular, MEB öğretim programında öğrenme alanlarına ayrılan süre olarak ve TIMSS 2011 sınavında yer alan bilişsel alanlara göre karşılaştırılmıştır. Çalışmada ayrıca, 50 ilkokul öğretmeniyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşme sonuçlarına da yer verilmektedir. Araştırmanın sonucunda, matematik öğrenme alanları karşılaştırmasında, sınav sorularının %80'ini sayılar, %16'sını geometrik şekiller ve ölçme, %4'ünü veri gösterimi alanı oluşturmuştur. MEB kılavuz kitapta ise; %52 sayılar, %44 geometrik şekiller ve ölçme, %4 veri gösterimi alanına zaman ayrıldığı ve tutarlı olmadıkları tespit edilmiştir. Bilişsel alan karşılaştırmasında ise, TIMSS'de soruların %40'ı bilgi, %40'ı uygulama, %20'sini akıl yürütme oluşturmuştur. İncelenen sınav sorularında ise; %67'i bilgi, %18'i uygulama, %15'i akıl yürütme olduğu ve aralarında tutarlılık olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlere uygulanan görüşme formu verilerine göre; öğretmenlerin çoğunluğu sınıfta başarı yüzdesinin düşük olması durumunda konu tekrarı yaptıkları, farklı öğretim teknikleri kullanmadıkları ve bilişsel alan konusunda bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir.
Lise öğrencilerinin matematik kaygı düzeyleri ile problem çözme becerilerinin incelenmesi
Çalışmada, öğrencilerin matematik kaygı düzeyleri "Matematik Kaygı Ölçeği" (Elçin, 2015) kullanılarak tespit edilmiştir. Öğrencilerin problem çözme becerilerini tespit etmek için "Problem Çözme Envanteri" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılı içinde İstanbul Anadolu yakasındaki Tuzla ve Pendik İlçelerinde bulunan altı devlet lisesinden (Tuzla Anadolu Lisesi, Behiye-Nevhiz Anadolu Lisesi, Tuzla Endüstri ve Meslek lisesi, Denizcilik Meslek Lisesi, İmam Hatip Lisesi, Pendik Anadolu Lisesi) lise 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden toplam 631 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verileri; SPSS for Windows 15.0 istatistik paket programıyla analiz edilmiş olup, değişkenlerden normal dağılım gösteren ikili grupların karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi, normal dağılım gösteren ikiden fazla grup karşılaştırılmalarında tek yönlü varyans analizi (Anova) kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; problem çözme becerileri alt boyut puanlarının tamamı matematik kaygısındaki toplam varyansın yaklaşık % 20 sini açıklamaktadır. Problem çözme becerileri alt boyutlarının matematik kaygısını yordamadaki göreli önem sırası; kaçınan, aceleci, düşünen, kendine güven, planlı olduğu görülmektedir. Regresyon katsayılarının anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde; sadece aceleci, düşünen, kaçınan ve kendine güven problem çözme alt boyutlarının matematik kaygısı üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Araştırmanın diğer bulguları literatür ışığında tartışılarak yorumlanmış ve ileride yapılacak araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Matematik, matematik kaygısı, problem, problem çözme, günlük hayatta problem çözme, lise öğrenciler.
Matematik öğretmenlerinin sınıf yönetimi eğilimleri (İstanbul ili Beylikdüzü ilçesi örneği)
Bu araştırmada İstanbul ili Beylikdüzü ilçesinde görev yapan matematik öğretmenlerinin kendi algılarına dayanarak sınıf yönetimi konusundaki eğilimlerini saptamak amaçlanmıştır. Tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmanın evrenini 2014–2015 eğitim öğretim yılında İstanbul İli Beylikdüzü İlçesi'nde görev yapan 199 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Evrendeki öğretmen sayısı az olduğundan Beylikdüzü İlçesi'nde görev yapan tüm matematik öğretmenlerine anket uygulanmıştır. Daha güvenilir verilerin elde edilmesi için örneklem alma yoluna gidilmemiş "kendini örnekleyen evren" çalışılan evren olarak kabul edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Sivri (2012) tarafından geliştirilen "Sınıf Yönetimi Eğilimleri Anketi" kullanılmıştır. Anket iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğretmenlerin demografik özelliklerinin yer aldığı 5 sorudan oluşan Bilgi Formu (cinsiyet, mesleki deneyim, okul kademesi, sınıf mevcudu, mezun olunan fakülte türü), ikincisi ise "Sınıf Yönetimi Eğilimleri Anketi'dir. Anket ile elde edilen ham veriler SPSS (Stattiscal For Social Sciences) Statistics 15.0 paket programına girilmiş ve istatistiksel çözümlemeler bu program yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin çözümlenmesi aşamasında araştırmanın amaçları doğrultusunda betimsel istatistikler için frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma, ortalamaların bağımsız değişkenlere göre karşılaştırılması için bağımsız grup t-testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyet değişkenine göre plan program etkinlikleri, sınıfın fiziki yapısının düzenlenmesi, zaman yönetimi, davranış yönetimi etkinliklerinde kadın ve erkek öğretmenlerin ortak eğilimlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Kıdem yılı değişkenine göre kıdemli öğretmenlerin sınıf yönetimi boyutlarının hepsinde kendilerini daha yeterli algıladıkları tespit edilmiştir.Okul türü, sınıf mevcudu ve öğretmenlerin mezun oldukları okul değişkenine göre sınıf yönetimi eğilimlerinde bir farklılık bulunmamıştır.
Grafik tasarım ve matematik ilişkisi
Matematik bir bilim dalının içinde değerlendirilse insan bilimlerinde yer alırdı. Çünkü matematik insanın yarattığı soyut nesneler ve yapılarla ilgilenir. Matematik bu sayede geniş bir yelpazede geçerlilik kazanır. Matematik estetik algımızı zenginleştirir, ifadelerimizin keskin ve net olmasını sağlar. Grafik tasarım uygulamalarını okumak, anlamak ve değerlendirmek tasarımın biçimsel analizinin yapılmasıyla mümkündür. Tasarımın biçimsel yönünü oluşturan temel ilke ve öğelerde matematikte yer edinmiştir. Tasarımda yer alan görseller, tipografiler, çizimler ve renk uyumunun bütünlüğünün sağlanması önemli bir yer tutmaktadır. Tasarımın hedef kitlenin dikkatini çekecek, etkileyecek düzeye ulaşması, plastik değerlerin matematiksel ilkelerle harmanlayan özverili bir çalışmanın sonucudur. Tezde grafik tasarım alanlarında matematiğin kullanımı araştırılmıştır.
Alain Badiou'nun varlık felsefesinde matematik-hakikat ilişkisinin eleştirel bir değerlendirmesi
Düşünce tarihinin en asli sorusu; "ne var ne yok?" etrafında gelişen ontoloji yaklaşımlarına baktığımızda, Parmenides'ten bu yana birçok filozofun, varlıksal anlamda bir ile çok tartışmasına açıklama getirme çabasını görürüz. Bu bağlamda varlık alanında Bir'in aksine çokluk ortamının hakim olduğunu savunan, çağdaş felsefenin önde gelen filozofu Alain Badiou'un ontoloji yaklaşımı bu tezin ana konusunu oluşturmaktadır. Özellikle Badiou'nun "matematik = ontoloji" derken neyi ifade ettiği ve iki kategori altında topladığı -aşkın ve inşacı- düşünce oryantasyonlarına karşılık, küme kuramının gelişimiyle jenerik düşünce sistemini nasıl kurduğu ele alınmıştır. Ayrıca jenerik düşünce oryantasyonun, özneyi nasıl hakikatin yaratıcısı olma yolunda etkin bir noktaya taşıdığı meselesi de detaylandırılmıştır. Anahtar Sözcükler:Felsefe, Matematik, Ontoloji, Küme Kuramı, Badiou, Model Kavramı, Özne Teorisi
Kant sonrası düşüncede matematiksel belirsizlikten metafiziksel sonsuzluğa geçişin imkânı üzerine
Bu çalışma, "Matematiksel sonsuz aracılığıyla metafiziksel sonsuz hakkında konuşulabilir mi?" sorusunu merkeze alarak Kant'ın metafiziğin imkânına yönelik eleştirisini modern matematikteki gelişmeler ve Rene Guenon'un matematiksel belirsiz ve metafiziksel sonsuz ayrımı üzerinden tartışmaya açıyor. Öncelikle Kant'ın matematiğe ilişkin görüşleri ve metafizik eleştirisi sunuluyor. Sonrasında çağdaş matematikte Cantor ve sonrasında elde edilen bazı önemli sonuçlar ile Guenon'un sonsuzluğa ilişkin görüşlerine yer veriliyor. Guenon'un yaklaşımının Kant'ın eleştirilerinin dışında kalıp kalmadığı tartışılıyor.