Self regulated learning
78 theses under this subject heading
Lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisi düzeyleri ve yükseköğretim programlarının öz düzenlemeli öğrenme becerisini geliştirmedeki rolü
Bu araştırmanın amacı lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisi düzeyini belirlemek ve yükseköğretim programlarının lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisini geliştirmedeki rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda, lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisi düzeyi, lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisinin cinsiyet, sınıf düzeyi, fakülte bazında sınıf düzeyi, yabancı dil hazırlık eğitimi alıp almama durumu, fakülte türü, mezun olunan ortaöğretim kurumu ve devam ettikleri programı tercih etme nedenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bununla birlikte, lisans öğrencilerinin görüşlerine göre yükseköğretim programlarının öz düzenlemeli öğrenme becerisini geliştiren unsurları, öz düzenlemeli öğrenme becerisinin gelişimini engelleyen unsurları ve öz düzenlemeli öğrenmenin yükseköğretim programlarında teşvik edilmesine ilişkin önerileri belirlenmiştir. Karma araştırma yönteminin benimsendiği bu araştırmanın deseni yakınsayan paralel desendir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Öz Düzenleyici Öğrenme Ölçeği (Turan, 2009) ve araştırmacı tarafından oluşturulan Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyuttaki örneklemi seçkisiz ve tabakalı örnekleme yoluyla belirlenen 1411 lisans öğrencisinden oluşmakta olup nitel boyutta ise 9'u erkek 8'i kadın toplam 17 lisans dördüncü sınıf öğrencisiyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisinin yüksek olduğu görülmüştür. Lisans öğrencileri Öz Düzenleyici Öğrenme Ölçeği'nden en yüksek puanı güdülenme ve öğrenme için harekete geçme boyutundan elde ederken, en düşük puanı ise öğrenmede bağımsızlık boyutundan elde etmişlerdir. Ayrıca, öz düzenlemeli öğrenme becerisinin lisans öğrencilerinin cinsiyetlerine, fakülte bazında sınıf düzeyine, yabancı dil hazırlık eğitimi alıp almama durumlarına, fakülte türüne, mezun olunan ortaöğretim kurum türüne ve devam ettikleri programı tercih etme nedenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öte yandan araştırmanın nitel bulgularına göre, yükseköğretim programlarında öz düzenlemeli öğrenmenin teşvik edilmesinde eğitim programlarına ilişkin unsurlar, öğretime ilişkin unsurlar, öğretim elemanlarına ilişkin unsurlar ve diğer unsurlar önem taşımaktadır. Yükseköğretim programlarında öz düzenlemeli öğrenme becerisinin daha fazla desteklenebilmesine ilişkin lisans öğrencileri ağırlıklı olarak fiziksel olanakların artırılması, alternatif ölçme-değerlendirme yöntemlerinin işe koşulması, program değerlendirme ve geliştirme çalışmalarının yürütülmesi, öğrenme-öğretme sürecinde uygulamaya daha fazla yer verilmesi, verilen dönütlerin ve ders materyallerinin niteliğinin ve niceliğinin artırılması, strateji öğretimine yer verilmesi, işbirlikli öğrenme ortamlarının artırılması, öğretim elemanlarının öğreticilik becerilerinin geliştirilerek öğrencilere daha fazla rehberlik etmeleri ve gezi, kariyer günleri vb. etkinliklerin düzenlenmesi önerilerini sunmuşlardır. Anahtar Sözcükler: Öz düzenleme, Öz düzenlemeli öğrenme, Yükseköğretim, Lisans öğrencileri.
Flüt öğrencilerinin öz düzenlemeli deşifre stratejileri
Bireylerin, öğrenme ihtiyaçlarını hissettikleri zaman kendi öğrenmelerini sağlamaları ve düzenleme istekleri, öz düzenlemeye dayalı öğrenme kavramını oluşturmuştur. Öz düzenlemeli öğrenme, bireyin kendi kendine öğrenebilmesi için kullandığı her türlü taktik, strateji ve teknik olarak ifade edilebilir. Öğrencinin bilişsel stratejiler kullanması etkili bir çalışma süreci geçirdiğini gösterir. Bununla birlikte öğrenci, karşılaşacağı farklı problemler için özel stratejiler de geliştirebilmelidir. Bu süreçte öğrenci kendi performansını gözlemleyerek değerlendirebilmeli ve doğru stratejiler geliştirerek çözüm yoluna ulaşmalıdır. Bu düşünce ile araştırmada, flüt öğrencilerinin deşifre süreçlerini nasıl değerlendirdiklerinin, karşılaştıkları sorunlara yönelik kullanmakta oldukları öz düzenlemeli öğrenme stratejilerinin ve buna ilişkin öğrenci görüşlerinin tespiti amaçlanmıştır. Bu amaçla, İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Ankara Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda öğrenim görmekte olan 16 flüt öğrencisi ile yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerini elde etmek amacı ile araştırmacılar tarafından 11 sorudan oluşan yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Ayrıca öğrencilere eser adı ve besteci adı silinmiş bir şekilde daha önce tanımadıkları seviyeli bir eser verilmiş ve öğrencilerden bunu deşifre etmeleri istenmiştir. Her öğrencinin deşifre videoları, ayrıntılı bir şekilde gözlemlenmiştir. Gözlem ve görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yapılmış, bu analizler sonucunda belirli tema ve kodlara ulaşılmıştır. Literatürde öz düzenlemeli öğrenme ve çalgı performansına ilişkin farklı çalışmalar bulunmakla birlikte flüt çalgısı ve deşifre sürecinde öz düzenlemeli öğrenme stratejileri kavramına ilişkin daha önce bir çalışma yapılmaması bu araştırmanın önemini oluşturmaktadır. Bu çalışma sonucunda flüt öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme ile deşifre sürecinde hangi çalışma stratejilerini kullandıkları, saptadıkları problemin üzerine yoğunlaşarak çalışmalarını sürdürmelerinin önemi, karşılaştıkları zorluklarda hangi stratejileri uyguladıkları ve deşifrenin ne derece önemli bir unsur olduğu saptanmıştır. Gözlemlerden ve görüşmelerden elde edilen verilere göre öğrencilerin deşifre sürecindeki davranışlarında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmanın sonucunda deşifre sürecinde yapılan hataların bu süreçte onarılmadığı sürece bir sonraki evre olan çalışma sürecini etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Deşifre, flüt eğitimi, öz düzenlemeli öğrenme, öz düzenlemeli öğrenme stratejileri.
Öğrenmede öz-düzenleme yetkinlik algısına ilişkin bir ölçek geliştirme çalışması
ÖZET ÖĞRENMEDE ÖZ-DÜZENLEME YETKİNLİK ALGISINA İLİŞKİN BİR ÖLÇEK GELİŞTİRME ÇALIŞMASI Huriye TÜRKMEN Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Meral ATICI Nisan, 2004, 107 Sayfa Bu çalışma, lise öğrencilerinin öğrenmede öz-düzenleme yetkinlik algılarını ölçmeye yönelik bir ölçme aracı geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Ölçeğin geliştirilmesi altı aşamada gerçekleştirilmiştir: Birinci aşamada, lise öğrencilerinin öğrenmede öz-düzenleme yetkinliği hakkında madde havuzu oluşturmak amacı ile nitel araştırma yöntemlerinden görüşme kullanılarak, başarı düzeyi yüksek ve düşük toplam 8 öğrenciye öğrenme ve akademik görevlerini yerine getirme davranışlarını etkileyen faktörlerle ilgili sorular yöneltilmiştir. Elde edilen nitel verilerden ve literatürden yararlanılarak madde havuzu oluşturulmuştur. İkinci aşamada, 100 maddeden oluşan ve 5 noktalı derecelendirmeyle taslak ölçeğe dönüştürülen madde havuzu, farklı cinsiyet, okul, sınıf düzeyi ve alanlardan 593 kişilik bir örnekleme uygulanmıştır. Elde edilen verilerle yapılan açıklayıcı faktör analizi sonuçlan doğrultusunda 5 faktörlü ve 14 maddeli bir ölçek oluşmuştur. Üçüncü aşamada, 5 faktör yapışma sahip ve 14 maddeden oluşan ölçek 858 kişilik bir örnekleme uygulanmıştır. Elde edilen veriler rastlantısal bir biçimde ikiye ayrılmış, ilk yansıyla açıklayıcı ve Cronbach Alfa güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır, ikinci yansında ise, doğrulayıcı faktör analizi öğrencilerin ölçekten aldıkları puanlar ile cinsiyet, sınıf düzeyi ve alanlar arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı11 araştırılmıştır. Öğrencilerin yıl sonu ortalamaları ile ölçekten aldıkları puanlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Dördüncü aşamada, benzer ve ayırdedici geçerlik çalışmaları yapılmıştır. Ölçek, 86 kişilik bir öğrenci grubuna, benzer ölçek olarak Matematik Yetkinlik Beklentisi Bilgilendirici Kaynaklar Ölçeği ve ayırdedici ölçek olarak Smav Kaygısı Envanteri ile birlikte uygulanmış. MYB-BKÖ alt ölçeklerinden kişisel performanslar alt ölçeği ile ÖDYAÖ Bilişsel Düzenlemeler alt ölçeği arasında.42 (p<01) düzeyinde, Model Alma alt ölçeği ile Sınıf Ortamına İlişkin Düzenlemeler alt ölçeği arasında.37 (p<.01), Yetişkin ve Akran Görüşü Alma arasında.46 (p<.01) ve Planlama ile İlgili Düzenlemeler alt ölçeği arasında.31 (p<.01) düzeyinde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. MYB-BKÖ Cesaretlendirilme alt ölçeği ile ÖDYAÖ Bilişsel Düzenlemeler alt ölçeği arasında.36 (p<05) düzeyinde, Heyecanlanma ile Yetişkin ve Akran Görüşü Alma arasında da.35 (p<.01) düzeyinde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. SKE toplam puan ve Duyuşsal alt ölçeği ile ÖDYAÖ alt ölçeklerinden Yetişkin ve Akran Görüşü Alma arasında.28 ve Kuruntu alt ölçeği ile ise.23 (p<.01) düzeyinde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. SKE -Kuruntu alt ölçeği ile ÖDYAÖ- Bilişsel Düzenlemeler alt ölçeği arasında ise -.20 (p<.05) düzeyinde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Beşinci aşamada, ölçeğin 81 kişilik test-tekrar test çalışması, ölçeğin iki hafta ara ile uygulanması sonucu gerçekleştirilmiştir. Test-tekrar test korelasyon değeri ÖDYAÖ alt ölçekleri için sırasıyla Sınıf Ortamına İlişkin Düzenlemeler için.64, Bilişsel Düzenlemeler için.73, Yetişkin ve Akran Görüşü alma için.62 ve Planlama ile İlgili Düzenlemeler için.50 olarak bulunmuştur. Son aşamada ise, ölçekten yüksek ve düşük puan alan 8 öğrenciyle görüşme yapılmış, ve ölçeğin geçerliği nitel verilerle desteklenmiştir. Anahtar kelimeler: Öğrenmede Öz-Düzenleme Yetkinliği, Yetkinlik Beklentisi, Akademik Yetkinlik Beklentisi, Öz-Düzenleme Stratejileri, Akademik Basan.
Öz-düzenleyici öğrenmenin okuduğunu anlamaya yönelik akademik başarı, öz-düzenleme becerileri ve okuma stratejileri üzerindeki etkisi
Bu çalışmada, ilköğretim beşinci sınıf Türkçe dersinde kullanılan öz-düzenleyici öğrenme modelinin, öğrencilerin okuduğunu anlamaya yönelik akademik başarıları, öz-düzenleme becerileri ve kullandıkları okuma stratejileri üzerinde etkisi olup olmadığı sınanmıştır. Araştırma, 2010-2011 Eğitim-Öğretim Yılı Bahar Yarıyılı'nda, Adana İli Çukurova İlçesi'ndeki iki resmi ilköğretim okulunda okuyan beşinci sınıf öğrencileri ile 12 hafta süreyle gerçekleştirilmiştir. Uygulama, bir deney ve iki kontrol grubunda yer alan 90 öğrenci ile yürütülmüştür. Deney grubunda öz-düzenleyici öğrenme modeli, kontrol gruplarında ise Türkçe Dersi Öğretim Programı doğrultusunda yapılan öğretim uygulanmıştır. Deney ve birinci kontrol grubunda dersler araştırmacı tarafından işlenmiştir. İkinci kontrol grubunda ise dersler sınıf öğretmeni tarafından yürütülmüştür. Araştırmada deney ve kontrol gruplarına, deneysel işlemler başlamadan önce ve deneysel işlemlerin bitiminde "Okuduğunu Anlama Başarı Testi", "Güdülenme ve Öğrenme Stratejileri Ölçeği" ve "Okuma Stratejileri Ölçeği" uygulanmıştır. Ayrıca deneysel işlem başlamadan önce bütün gruplardaki öğrencilere kişisel bilgiler formu uygulanmıştır. Araştırmanın başında ve sonunda "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ile deney grubundaki öğrencilerin, Türkçe dersine ilişkin görüşleri, öz-düzenleyici öğrenme becerileri ve okuma stratejilerini kullanmaya yönelik görüşleri alınmıştır. Araştırmada nicel veriler üzerinde, kovaryans analizi yapılmış, analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmıştır. Nitel verilerin analizinde ise, içerik analizi kullanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde, öz-düzenleyici öğrenme modelinin uygulandığı deney grubu ile Türkçe Dersi Öğretim Programı doğrultusunda yapılan öğretimin uygulandığı kontrol grubundaki öğrencilerin, okuduğunu anlama başarı testi öntest puanları kontrol altına alındığında, sontest puanları açısından deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Okuma stratejileri ölçeği öntest puanları kontrol altına alındığında, sontest puanları açısından deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark görülmüştür. Güdülenme ve Öğrenme Stratejiler Ölçeği'nin bilişsel farkındalık-öğrenme stratejileri, öz-yeterlik algısı, zaman ve çalışma ortamının yönetimi ve görev değeri alt ölçeği öntest toplam puanları kontrol altına alındığında, sontest puanları açısından deney grubu lehine anlamlı bir fark görülmüştür. Güdülenme ve Öğrenme Stratejiler Ölçeği'nin sınav kaygısı ve yardım isteme alt ölçeği öntest toplam puanları kontrol altına alındığında, sontest puanları açısından gruplar arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Öz-düzenleyici öğrenme modelinin uygulandığı deney grubundaki öğrencilerin uygulama öncesinde ve sonrasındaki görüşme bulguları genel olarak incelendiğinde öğrenciler, Türkçe dersine daha çok ilgi göstermeye, dersi daha çok sevmeye, güzel ve eğlenceli bulmaya başladıklarını belirtmişlerdir. Öğrenciler, Türkçe dersinden dil becerilerini geliştirmesini beklediklerini ifade etmişlerdir. Bu derste kendini başarılı bulanların sayısının arttığı görülmüştür. Öğrenciler, kullandıkları kaynak yönetimi stratejilerine ilişkin olarak, Türkçe dersine çalışmaya başlamadan önce daha fazla ön hazırlık yaptıklarını ve çalışmaya-okumaya bir amaç belirleyerek başladıklarını ifade etmişlerdir. Öğrencilerin, dikkat toplama stratejilerini daha çok kullandıkları ve dikkatlerini toplamak için kullandıkları okuma tekniklerini değiştirdikleri görülmüştür. Ön ve son görüşme bulguları genel olarak karşılaştırıldığında, öğrencilerin Türkçe dersine çalışırken yardım alma durumlarının benzer olduğu dikkat çekmiştir. Öğrencilerin kullandıkları bilişsel farkındalık öğrenme ve okuma stratejileri kapsamında, bir metni okumaya başlamadan önce ön inceleme stratejilerini daha çok kullandıkları ve fiziksel düzenleme yapmaya başladıkları belirlenmiştir. Öğrenciler, okurken daha iyi anlamak için kullandıkları stratejilerin artış gösterdiği dikkat çekmiştir. Sonuç olarak, öz-düzenleyici öğrenme modelinin, okuduğunu anlama başarısı üzerinde Türkçe Dersi Öğretim Programı doğrultusunda yapılan öğretime göre daha etkili olduğu ve okuma stratejilerinin kullanımını arttırdığı belirlenmiştir. Ayrıca yapılan uygulamanın güdülenme ve öğrenme stratejilerinden bilişsel farkındalık-öğrenme stratejileri, öz-yeterlik algısı, zaman ve çalışma ortamının yönetimi ve görev değeri üzerinde olumlu etkileri olduğu ortaya çıkarken; sınav kaygısı ve yardım isteme üzerinde etkisi görülmemiştir.
The effects of extensive reading on self-regulated learning strategies of Turkish adult EFL learners
Self-regulated learning strategies are important for the individual in terms of personal and professional development. The educational importance of self-regulated learning strategies has been widely recognized in the literature. However, there have not been adequate studies to improve these strategies in English as a foreign language context. Taking this gap as an impetus, this study aimed to explore the effects of extensive reading activities on self-regulated learning strategies of Turkish adult EFL learners. This study is both a qualitative and a quantitative study, which lasted four months. This study was conducted with 35 prep-class students of Karamanoğlu Mehmetbey University who participated in the study voluntarily. The case group was given a questionnaire at the beginning of the study to see their awareness level of self-regulated learning strategies. In addition, students were interviewed before and after the study. During the study, an extensive reading program was implemented and students were encouraged to read books according to their level and interest outside the class. At the end of the study, the same questionnaire was administered and the students were interviewed to see whether there had been an improvement in students' self-regulated learning strategies. The quantitative data were analysed through descriptive statistics. The obtained data revealed that extensive reading activities improved students' self-regulated learning strategies. Keywords: Extensive reading, self-regulated learning.
Öz düzenleyici öğrenmeyi teşvik etme ile yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerinin gelişimine katkı arasındaki ilişki
Nicel yaklaşıma sahip ilişkisel tama modeline sahip bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin öğrencilerin öz düzenleyici öğrenmelerini ne düzeyde teşvik ettiklerinin ve bu teşvik düzeylerinin öğrencilerde yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerine katkısı arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini Aydın ili, Efeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ilkokullarda çalışan ve gönüllü olarak araştırmaya katılan 480 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Ercoşkun ve Gündoğdu (2017) tarafından geliştirilen Öz Düzenleyici Öğrenmeyi Teşvik Ölçeği, Yenilmez ve Yolcu (2007) tarafından geliştirilen Öğretmen Davranışlarının Yaratıcı Düşünme Becerilerinin Gelişimine Katkısı Anketi ve Semerci (1998) tarafından geliştirilen Kritik Düşünme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi için frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t testi, ANOVA, Kruskal-Wallis H testi, Mann-Whitney U testi, Spearman Sıra Farkları korelasyon testi ve regresyon testleri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre sınıf öğretmenlerinin öz düzenleyici öğrenmeyi teşvik etme durumları öğrenim türü değişkenine göre anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Bunun yanında, öğrencilerde yaratıcı düşünme becerilerinin gelişimine katkı durumları mesleki deneyim değişkenine bağlı olarak anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Bu teşvik mesleki deneyim, mezun olunan kurum ve öğrenim türü değişkenine göre eleştirel düşünme becerilerinin gelişimi bağlamında anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Bunun yanı sıra öz düzenleyici öğrenmenin alt boyutları arasındaki ilişkinin yüksek; eleştirel düşünme ile öz düzenleyici öğrenme ve alt boyutları arasındaki ilişkinin orta; eleştirel düşünme ve yaratıcı düşünme arasındaki ilişkinin orta, yaratıcı düşünme ile öz düzenleyici öğrenme ve alt boyutları arasındaki ilişkinin ise zayıf olduğu görülmektedir. Ayrıca regresyon testi sonuçlarına göre öz düzenleyici öğrenmenin eleştirel düşünmeyi anlamlı bir biçimde yordadığı da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öz Düzenleyici Öğrenmeyi Teşvik, Öz Düzenleme, Yaratıcı Düşünme, Eleştirel Düşünme, Sınıf Öğretmenleri.
A mixed method study on self-regulated learning strategies based intervention to improve the self-efficacy beliefs of the 9th grade Turkish EFL students
The main purpose of this study was to analyze the effects of using self-regulated learning strategies on self-efficacy beliefs of the the 9th grade Turkish EFL students. The study also aimed at identifying if there was any improvement in self-efficacy beliefs of the participants who underwent SRLSs (Self-Regulated Learning Strategies) based intervention. This SRLSs based intervention was supported with a SRSD (Self-Regulated Strategy Development) model and two sessions of NLP (Neoro Linguistic Programming) seminars on self-concepts. Through this research, it was intended to investigate the impact of a SRLSs based intervention in English learning. Furthermore, the study also explored the reflections of the students towards each step of SRLSs in their language learning processes. The study was carried out with a convenience sampling of 49 the 9th grade Turkish high school students in Uzunpınar 70. Yıl Çok Programlı Anadolu Lisesi in Pamukkale/ Denizli. A mixed method of quasi-experimental and qualitative research design was employed in this study. Throughout the study, while the experimental group participants (N=32) underwent a ten-week SRLSs based intervention integrated with a SRSD model, the control group participants (N=17) followed their usual flow of English language instruction as specified in the MoNE (Ministry of National Education) curriculum. The quantitative data of the study were collected using the Self-Efficacy for Self-Regulated Learning Questionnaire as pre and posttest. The data were analyzed by using SPSS 22.0 statistical package software, and the results were compared by using Normality and Equal Variance Assumptions and Independent Samples t-test analysis to find out how groups differed from each other in accordance with the objectives of the study. As for the qualitative data of the study, the structured interviews were held with a subset group of the experimental group participants (N=12). Additionally, the same group of students kept weekly diaries so as to provide more in-depth information about their views on each SRLS step and their effects on language learning. Both the interviews and diaries were analyzed descriptively to investigate whether the findings of these tools support the questionnaire findings and whether they also support each other or not. The results revealed that SRLSs based intervention had substantial effects on improving and strengthening self-efficacy beliefs of the the 9th grade Turkish EFL students. Morever, it was determined that the participants who took the intervention benefitted most from the "Rehearsing & Memorizing" and "Seeking Social Assistance". Regarding their further educational and career lives, the participants expressed that such a SRLSs based intervention would be most beneficial in these issues: "Interacting with Foreigners/Tourists" and "Travelling to a Foreign Country/World Tour". In the light of the results of this study, it can be said that SRLSs should be incorporated into foreign language teaching in order to improve students' self-efficacy beliefs and self-regulation skills. Likewise; SRLS interventions should integrate a SRSD model together with NLP seminars on self-concepts, which may be helpful for students in becoming autonomous learners not only in language learning but also in any kind of subject learning throughout their educational lives. Key Words: Self-efficacy, self-regulated learning strategies, self-regulated strategy development, strategy based instruction
Özbelirleme kuramı çerçevesinde lise öğrencilerinin matematik öğrenen özerkliği: Bir karma desen araştırması
Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerine uygulanabilecek matematik öğrenen özerkliği ölçeği geliştirip lise öğrencilerinin matematik öğrenen özerklik düzeylerini, matematik öğrenen özerkliklerini etkileyen matematik kaygı düzeyleri, matematik öğrenmeye yönelik motivasyon seviyeleri, matematik dersine yönelik öğrenme sorumluluğu ve matematik öğreniminde öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkileri ve bu becerileri etkileyen değişkenler ile 9. ve 12. sınıf öğrencilerinin matematik öğrenen özerkliği ile ilgili düşüncelerini belirlemektir. Çalışmada araştırma deseni olarak karma yöntem desenlerinden sıralı-açıklayıcı karma desen seçilmiştir. İlk sırada nicel veriler ardından nitel veriler toplanmıştır. Bu araştırmada öncelikle matematik öğrenen özerkliği ölçeği geliştirilmiştir. Ölçeğin geliştirme sürecinde ilgili literatür incelenerek 144 madde havuzu oluşturulmuş, 10 uzman görüşü alınarak kapsam geçerliliğine bakılmıştır. Kalan 52 madde ile geçerlik ve güvenirlik çalışmaları için pilot uygulamada 1078 öğrenciden alınan verilerle yapılan açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. "Öz Düzenleme", "Öğrenme Sorumluluğu", "İç Motivasyon", "Öz Denetim", "Dış Motivasyon" ve "Kaygı" olmak üzere 6 boyutlu 41 maddelik bir ölçek oluşturulmuştur. Ölçeğin Cronbach-Alfa katsayısı α=0,82 olarak bulunmuştur. Oluşan boyutların açıklanan toplam varyans miktarı % 47,50'tir. Ölçeğin iki yarı güvenirlik düzeyi için Spearman-Brown korelasyonu değeri r=0,83 bulunmuştur. Üst %27 ve alt %27 gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit amacıyla bağımsız örneklem t-testi yapılmış olup ölçek toplam puanları ile üst %27'lik ve alt %27'lik gruplar arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Yapılan çalışma sonucunda ortaöğretim öğrencilerine yönelik 6 alt boyutlu 41 maddelik geçerli ve güvenilir matematik öğrenen özerkliği ölçeği geliştirilmiştir. Araştırmada esas uygulamasının evreni Türkiye'nin batısında yer alan bir büyükşehirde bulunan ortaöğretim kurumlarındaki 9. ve 12.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Gerekli izinler alındıktan sonra araştırmanın örneklemi, eğitim uzaktan devam ettiği için Google Form biçiminde hazırlanan ölçek öğretmenleri aracılığıyla sınıf Whatsapp gruplarından ulaştırılan gönüllü 9. ve 12. sınıf öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmaya 651 öğrenci katılmıştır. Araştırmada "Matematik Öğrenen Özerkliği Ölçeği" veri toplama aracı olarak tamamen gönüllülük esasına göre uygulanmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 22.0 istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılımı kontrol edilmiştir. Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunuda 9. ve 12. sınıflardan matematik öğrenen özerkliği ölçeğinden en yüksek ve en düşük puan alan dörderden sekiz öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu ile görüşme yapılmış elde edilen nitel veriler içerik analizi ile incelemiştir. Nitel verilerin geçerliğini ve güvenirliğini arttırmak için doğrudan alıntılara yer verilmiş ve uyuşum yüzdesi hesaplanmıştır. Çalışmadaki görüşme sorularıyla sağlanan uyuşum yüzdesi %92,23'dür. Araştırma sonucunda 9. ve 12. sınıf öğrencilerin matematik öğrenen özerklik düzeylerinin orta düzey olduğu görülmüştür. Matematik öğrenen özerklik düzeyi ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Kız öğrencilerin dış motivasyon düzeyi, erkek öğrencilerin de iç motivasyon ve kaygı düzeyleri daha yüksek olduğu görülmüştür. 9. sınıfların öz düzenleme, iç motivasyon, dış motivasyon, öz denetim ve öğrenme sorumluluğu alt boyutlarının puan ortalamaları 12. sınıflardan, 12. sınıfların ise kaygı alt boyutu puan ortalamaları 9. sınıftan daha yüksek olduğu görülmüştür. Sınıf, ailenin sosyoekonomik düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi, özel ders değişkenleri ile matematik öğrenen özerkliği arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Okul türü değişkenine göre anlamlı ilişki görülmüştür. Matematik öğrenen özerkliği ile öz düzenleme becerileri, öğrenme sorumluluğu arasında pozitif yönde güçlü düzeyde anlamlı ilişki, matematik kaygısı ile de pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı ilişki görülmüştür. Matematik öğrenen özerkliği puanı yüksek olan öğrencilerle yapılan görüşmelerde öğrenme sorumluluğuna, öz düzenleme becerilerine, öz denetime sahip oldukları ve iç motivasyonlarının yüksek olduğu ve matematik öğrenen özerkliği puanı düşük olan öğrencilerin ise iç motivasyonlarının düzeylerinin düşük olduğu, öğrenme sorumluluğuna, öz düzenleme becerilerine sahip olmadığı ve öz denetim yapamadıkları görülmüştür. Geliştirilen Matematik Öğrenen Özerkliği Ölçeğinden elde edilen bulgularla görüşmelerden elde edilen bulguların örtüştüğü görülmektedir.
Okul öncesi eğitim alan çocukların öz-düzenleme gelişiminin öğretmen ve okul öncesi eğitimle ilişkisi
Bu araştırma, okul öncesi kurumlarında çalışan öğretmenlerin; öz-düzenlemelerinin, öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik uygulamalarının ve okul öncesi eğitimin 48-72 aylık çocukların öz-düzenleme becerilerine etkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın örneklemini Mersin ili genelinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim anasınıfı ve bağımsız anaokullarında çalışmakta olan 316 öğretmen ve yaşları 57-76 ay aralığında değişen 213 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada çalışma grubuna ait kişisel bilgiler, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Öğretmenlerin öz-düzenlemeleri Aydın, Özer Keskin ve Yel (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Öz-Düzenleme Ölçeği ile değerlendirilirken, öğretmenlerin çocukların öz-düzenlemeli öğrenmelerini desteklemek için kullandıkları öğretim uygulamaları Adagideli, Saraç ve Ader (2015) tarafından geliştirilen Okul Öncesi Öğretmenlerinin Öz-Düzenlemeli Öğrenmeyi Desteklemek İçin Uygulamalarını Değerlendirme Ölçeği ile değerlendirilmiştir. Çocukların öz düzenleme becerileri ise Fındık Tanrıbuyurdu ve Güler Yıldız (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (OÖDÖ) ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde öğretmenlerin öz-düzenlemelerinin yaşlarına göre öz-pekiştirme, öz-izleme ve öz-değerlendirme alt boyutlarında farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek amacıyla Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin öz-düzenlemelerinin ve öz-düzenlemelerinin alt boyutlarının (öz-pekiştirme, öz-izleme ve öz-değerlendirme) ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik uygulamalarının ve alt boyutlarının (duygusal ve motivasyonel düzenleme, etkinlikler sürecinde metabilişsel düzenleme, görevler ve stratejiler üzerine üst bilişsel bilgi, etkinlik sonrasındaki metabilişsel düzenleme ve kişiler üzerine üst bilişsel bilgi) kıdemlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek amacıyla Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmada çocukların öz-düzenlemelerinin yaşa, cinsiyete ve okul öncesi eğitim alma sürelerine göre dikkat-dürtü kontrolü ve olumlu duygu alt boyutunda anlamlı bir farklılık olup olmadığını tespit etmek amacıyla Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Öğretmenin öz-düzenlemesi ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik uygulamaları ile çocukların öz-düzenlemesi arasındaki ilişkiyi tespit etmek için de Spearman Korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, çocukların öz-düzenleme becerilerinin 68 aydan büyük çocuklar lehine anlamlı olarak farklılaştığı görülmektedir. Ayrıca araştırmaya katılan çocukların öz-düzenlemelerinin ve duygu düzenlemelerinin cinsiyete göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Ancak bu farklılık, çocukların dikkat-dürtü kontrolü boyutunda görülmemiştir. Buna göre kız çocuklarının öz-düzenlemeleri ve öz-düzenlemenin alt boyutu olan duygu düzenlemeleri erkek çocuklarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksektir. Araştırmada çocukların öz-düzenlemelerinin okul öncesi eğitim alma süresine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Buna göre, bir yıldan fazla okul öncesi eğitim almış çocukların öz-düzenleme becerileri bir yıldan daha az okul öncesi eğitim alan çocuklara kıyasla anlamlı olarak daha yüksektir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin öz-düzenlemeleri ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik kullandıkları sınıf içi uygulamaları arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Buna göre öğretmenlerin öz-düzenlemeleri arttıkça öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik kullandıkları sınıf içi uygulamaları da artmaktadır. Ayrıca öğretmenlerin öz-düzenlemeleri ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemek için kullandıkları uygulamaları ile çocukların öz-düzenleme becerileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu da görülmüştür. Bu bağlamda öğretmenlerin öz-düzenlemeleri ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemek için kullandıkları uygulamaları arttıkça çocukların öz-düzenlemeleri de artış göstermektedir. Anahtar kelimeler: Öz-düzenleme, okul öncesi eğitim, öz-düzenlemeli öğrenme, okul öncesi öğretmeni, ilişkisel tarama
Basketbol temel becerilerinin kazanılmasında kullanılan öğretim stillerinin motor becerilerde öz düzenlemeli öğrenme stratejilerine etkisi
Amaç: Beden Eğitimi ve Spor dersinde basketbol teknik becerilerinin öğretimi için uygulanan farklı öğretim stillerinin motor becerilerde öz düzenlemeli öğrenme becerilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışma ön test- son test kontrol gruplu deneysel desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, 6.sınıf, 26 deney ve 26 kontrol olmak üzere 52 ortaokul öğrencisi gönülü olarak katılmıştır. Ön test- son testte veri elde etmede 'Motor Becerilerde Öz Düzenlemeli Öğrenme Stratejileri Ölçeği' kullanılmıştır. Deney grubu öğrencilerine farklı öğretim stilleri (A-E) ile kontrol grubuna ise komut stiliyle (A) basketbol temel becerileri kazandırılmaya çalışılmıştır. Verilerin analizinde, bağımsız gruplar için t test, tekrarlı ölçümler için t test, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Kruskall Wallis testleri, ayrica Doğrulayıcı Faktör Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Elde edilen bulgulara göre ön testler arasında fark tespit edilmemiştir. Deney grubunun motivasyonel inançlar alt ölçeği ortalama puanları ve görev değeri alt boyutu puanları, aynı zamanda, öğrenme stratejileri alt ölçeği ortalama puanları ve metabilişsel öz düzenleme ve akran işbirliği alt boyutları son test puanları kontrol grubuna göre yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Bu bulgu fark (erişi) puanlarında da aynı değerde bulunmuştur. Deney grubu son test öğrenme stratejileri alt ölçeği ortalama puanları ve yardım arama ve akran işbirliği alt boyutları ön test puanlarına göre yüksek ve istatistiksel olarak farklı bulunmuştur. Cinsiyet faktörüne göre deney grubu erkekleri kontrol grubu erkelerden öğrenme stratejileri alt ölçeği ortalama puanlarından yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Sonuçlar: Uygulanan öğretim stilleri motivasyonel inançlar ve öğrenme stratejilerinin önemli bir ayırt edicisidir ve cinsiyetin de öğrenme stratejilerine etki eden bir faktör olarak belirlenmiştir.
İlkokul öğretmenlerinin öz düzenlemeli öğrenmeye ilişkin inançlarının kavramsal değişim yaklaşımıyla incelenmesi (Manisa ili örneği)
Bu araştırma; ilkokul öğretmenlerinin öz düzenlemeli öğrenmeye yönelik inançlarını kavramsal değişim yaklaşımıyla incelemektir. Araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2020- 2021 Manisa İl Millî Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bulunan 407 ilkokul öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama çalışmaları Covid-19 pandemisi nedeniyle online olarak yapılmıştır. Örneklem seçiminde rastgele örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı, (Vosniadou ve diğerleri, 2020) 'nin geliştirdiği "Öğrenme ve öğretme İnançları Anketinden (Beliefs about Learning and Teaching (BALT))" uyarlanmıştır. Ölçeğin Türkçeye çevirisi ana dili İngilizce olan bir dil uzmanı ile eğitim bilim uzmanı tarafından yapılmıştır. Araştırma grubunda olmayan 330 öğrenci üzerinde, demografik verileri test eden sorular da bulunan Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri uygulanmıştır. Ölçeğin güvenirliği için test-tekrar test ile iç tutarlılık katsayısı yöntemleri kullanılmıştır. Ölçeğin geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi 3 ve 4. sınıf öğrencileri ile Manisa Merkez ilçe ilkokullarından seçilen örneklemde yapılmıştır. Araştırma verileri Yapısal eşitlik modellemesi yöntemiyle analiz edilmiştir. Veri analizlerinde SPSS 25 ve SPSS AMOS 25 programları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin yapılandırmacı öğrenme ve öz düzenlenmeli öğrenmeye ilişkin inançları ile öğretmenlerin öğrenme stratejilerinin öğretilebileceğine ilişkin inançları arasında pozitif düzeyde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bunun yanı sıra doğrudan aktarım inançları ile öz düzenlemeli öğrenmenin öğrenci başarısını artırdığına ilişkin inançları ve yapılandırmacı inançları arasında da pozitif ilişkiler bulunmuştur. Bu verilerden hareketle geleneksel ve yenilikçi kavramların bir arada bulunmaları öğretmenlerin inanç düzeyleri arasında tutarlı ve tutarsızlıkları bir arada bulundurduklarını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Öz düzenleme, kavramsal değişim teorisi, öğrenme ve öğretme inançları
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin öz düzenleyici öğrenme stratejileri ile öğrenci-öğretmen ilişkisi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, ilköğretim düzeyindeki dördüncü sınıf öğrencilerinin öz düzenleyici öğrenme stratejileri ile öğrenci-öğretmen ilişkisi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek hedeflenmiştir. Araştırma, ilişkisel tarama modeli adı verilen bir nicel araştırma yöntemi kullanılarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini, ilkokulda eğitim gören 377 çocuk ve bu çocukların öğretmenleri (N: 19) ile ebeveynleri (N: 377) oluşturmaktadır. Araştırmada, katılımcıların demografik bilgileri "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla elde edilmiştir. Ek olarak, öğrencilerin öz düzenleyici öğrenme stratejilerini (öz düzenleme becerileri) ölçmek için "Öz Düzenleme Ölçeği", ebeveyn davranışlarını ölçmek için "Ebeveyn Davranışları Ölçeği" ve öğretmenlerin öğrencileriyle ilişkilerini ölçmek amacıyla "Öğrenci-Öğretmen İlişki Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin işlenmesi ve yorumlanması için SPSS 25 (Statistical Package for Social Sciences) programı kullanılmıştır. İlişkisel bir model kullanıldığından, öz düzenleyici öğrenme stratejileri, ebeveyn davranışları ve öğrenci-öğretmen ilişkisi arasındaki ilişkiyi saptamak için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon tekniği kullanılmıştır. Öz düzenleyici öğrenme stratejileri, ebeveyn davranışları ve öğrenci-öğretmen ilişkisi düzeylerinde demografik değişkenlere bağlı olarak aralarındaki ilişkileri belirleyebilmek amacıyla t testi ve tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin öz düzenleyici öğrenme stratejilerinin hedef belirleme ve plan yapma alt boyutları cinsiyetlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Ancak, öğrencilerin öğrenme stratejisi, çaba harcama ve öz değerlendirme alt boyutları cinsiyete bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermiştir. Öğrencilerin öz düzenleme becerilerinin alt boyutları, okul türüne ve yerleşim yerine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Velilerin ebeveyn davranışları ölçeği alt boyutlarından sadece olumlu ebeveynlik ve dayakla cezalandırma özellikleri cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Okul türü ve ekonomik durum gibi faktörlere bağlı olarak velilerin ebeveyn davranışları ölçeği alt boyutlarında anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Ancak, çocukla ilgilenme özelliği alt boyutu yerleşim yerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Eğitim durumu ise yalnızca dayakla cezalandırma özelliği alt boyutunda anlamlı bir farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin öğrenci-öğretmen ilişki ölçeği alt boyutlarından çatışma ve yakınlık özellikleri cinsiyet ve okul türüne bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Yakınlık özellikleri ise yerleşim yerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık gösterirken, çatışma özellikleri bakımından anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Öğretmenlerin öğrenci-öğretmen ilişki ölçeği alt boyutlarından çatışma ve yakınlık özellikleri, öğretmenlerin statüsü, kıdem yılları ve yaşlarına bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Ancak, okul türü ve cinsiyete bağlı olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Araştırmada, öğretmenlerin öğrenci-öğretmen ilişki ölçeği alt boyutlarından çatışma ve yakınlık özellikleri, cinsiyet ve okul türüne göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Ancak, yakınlık özellikleri yerleşim yerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık gösterirken, çatışma özellikleri açısından anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Öğretmenlerin öğrenci- öğretmen ilişki ölçeği alt boyutlarından çatışma ve yakınlık özellikleri, öğretmenlerin statüsü, kıdem yılları ve yaşlarına bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Ancak, okul türü ve cinsiyete bağlı olarak anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Öz düzenleyici öğrenme stratejileri (öz düzenleme becerileri), ebeveyn davranışları ve öğrenci-öğretmen ilişkisi arasındaki ilişkinin belirlenmesi için gerçekleştirilen Pearson Korelasyon analizi sonuçlarına göre, tüm özellikler ve alt boyutlar arasında düşük düzeyde pozitif veya negatif yönde ilişkiler bulunmaktadır. Ancak, öğrencilerin mükemmeliyetçi özellikleri ile kendi değerini yadsıma alt boyutu arasında pozitif doğrultuda yüksek düzeyde bir ilişki gözlenmektedir. Bu da, öğrencilerin yetersizlik duyguları arttıkça mükemmeliyetçi özelliklerinin de arttığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn davranış özellikleri, Öğrenci-öğretmen ilişkisi, Öz düzenleyici öğrenme stratejileri (öz düzenleme becerileri).
Meslek yüksek okulu öğrencilerinin programlama başarısını etkileyen faktörlerin incelenmesi
Bu tez çalışmasının amacı, meslek yüksek okulu öğrencilerinin programlama başarılarını etkileyen faktörleri ortaya çıkarmak ve öğrencilerin programlama başarıları ile demografik bilgileri (cinsiyet, mezun oldukları okul türü, programlamayla ilgili geçmiş deneyimleri, genel akademik not ortalamaları), problem çözme ve analitik düşünme becerisi, kişisel öz yeterlilik ve motivasyonları, öz düzenleyici öğrenme stratejileri (hedef belirleme, içsel hedef, dışsal hedef, öz yeterlilik, öz yansıma, değer verme, üst biliş) arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığını incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni öğrencilerin programlama dersindeki akademik başarısı; bağımsız değişkenleri ise demografik bilgiler, motivasyon, öz yeterlilik, öz düzenleyici öğrenme stratejileridir. Araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi anketi, problem çözme envanteri, öz düzenleyici öğrenme stratejileri ölçeği, genel öz yeterlilik ölçeği, güdülenme ve öğrenme stratejileri ölçeği, programlama başarı testi kullanılmıştır. Araştırma, Bozok Üniversitesi Akdağmadeni MYO, Adnan Menderes Üniversitesi Aydın MYO, Ahi Evran Üniversitesi Kaman MYO bilgisayar programcılığı programı 2. sınıf öğrencileri üzerinde uygulanmıştır. Araştırma sonunda, öğrencilerin programlama başarıları ile cinsiyet, okul türü, genel akademik not ortalamaları, motivasyon, öz düzenleyici öğrenme stratejilerinden öz yeterlilik arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Programlama başarısı toplam varyansının %23'ü demografik özellikler, problem çözme ve analitik düşünme becerisi, kişisel öz yeterlilik, motivasyon değişkenleriyle, %18'i öz düzenleyici öğrenme stratejileri ile açıklanabilmektedir.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bilimin doğası anlayışlarının geliştirilmesinde hipermedyanın kullanılması: Özdüzenleme faktörünün incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının bilimin doğası anlayışlarını hipermedya ortamında geliştirmek ve bu süreçte özdüzenlemenin rolünü araştırmaktır. Bu amaçla araştırma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada bilgisayar destekli öğrenimin gerçekleştirildiği bilimin doğası içerikli hipermedya öğrenme ortamı tasarlanmıştır. İkinci aşamada, bilimin doğasının öğreniminde hipermedyanın ve özdüzenlemenin etkililiği incelenmiştir. Çalışma 2011-2012 bahar yarıyılında bir büyükşehir üniversitesindeki fen bilgisi öğretmenliğinde öğrenim gören iki 3. sınıf şubesi ile yürütülmüştür. Şubelerden biri rastlantısal olarak hipermedya ortamında bilimin doğasının öğreniminde özdüzenlemenin etkisini incelemek için Deney 1 grubuna, diğer şube ise bilimin doğasının öğreniminde hipermedyanın rolünü incelemek için Deney 2 grubuna atanmıştır. Her iki gruptaki katılımcılar çalışma esnasında "Bilimin Tarihi ve Doğası" dersini almaktaydılar. Deneysel çalışmalar iki grupta bu ders çerçevesinde 6 hafta boyunca yürütülmüştür. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Bu amaçla ilk olarak iki grubun bilimin doğası hakkındaki görüşleri Bilimin Doğasına Yönelik Görüşler (BDYG) anketi, bilimin doğası hakkındaki kavramları kavram haritası aracılığıyla tespit edilmiştir. Özdüzenleme davranışları verileri Güdülenme ve Öğrenme Stratejileri Ölçeği (GÖSÖ) ile elde edilmiştir. Araştırmanın deneysel kısmında Deney 1 grubundaki öğretmen adayları bilimin doğasını hipermedya aracılığıyla özdüzenleme davranışlarını kullanmaya teşvik edilerek, Deney 2 grubundaki öğretmen adayları ise bilimin doğasını sadece hipermedyayı kullanarak öğrenmişlerdir. Deneysel çalışmalar esnasında öğretmen adaylarının özdüzenleme davranışlarını daha detaylı incelemek amacıyla her iki gruptan maksimum çeşitlilik örneklemesine göre seçilen toplam 10 öğretmen adayına sesli düşünme protokolü uygulanmıştır. Deneysel çalışmalardan sonra BDYG, kavram haritası ve GÖSÖ son test olarak iki gruba tekrar uygulanmıştır. Bu çalışma sonucunda özdüzenlemenin bilimin doğası anlayışlarını geliştirmede etkili olduğu görülmüştür. BDYG ve kavram haritalarından elde edilen bulgular, Deney 1 grubundaki öğretmen adaylarının bilimin doğası anlayışlarını Deney 2 grubundaki öğretmen adaylarına göre daha fazla geliştirdiklerini göstermiştir. Ayrıca, GÖSÖ ölçeğinden elde edilen bulgular özdüzenleme eğitiminin öğretmen adaylarının özdüzenleme davranışlarının gelişimine yardımcı olduğunu göstermektedir. Sesli düşünme protokolü verileri ise özdüzenleme eğitimi alan Deney 1 grubundaki öğretmen adaylarının Deney 2 grubundaki öğretmen adaylarına göre öğrenmeleri esnasında şu özdüzenleme davranışlarını daha fazla kullandıklarını göstermiştir: "Hedef belirleme ve planlama", "İşleyen bellekteki hedeflerin yeniden işleme sokma", "Öğrenmenin muhakemesi", "İçeriğin değerlendirilmesi", "İçeriğin yeterliliği beklentisi", "Hedeflere yönelik süreci izleme", "Kullanılan öğrenme stratejilerini izleme" ve "Zamanı izleme", "Tekrar etme", "Notları gözden geçirme", "Not alma", "Hedefe yönelik arama yapma". Anahtar kelimeler: Özdüzenleme, Hipermedya, Bilgisayar Tabanlı Öğrenme, Bilimin Doğası, Fen Eğitimi, Fen Bilgisi Öğretmen Adayları
Basamaklandırılmış ters yüz öğrenme modeli öğretim sürecinin geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı; İngilizce dersi öğretim uygulamalarının basamaklandırılmış ters yüz öğrenme modeline göre nasıl düzenlenebileceği konusunda bir örnek oluşturmak ve bu modele göre düzenlenmiş derslerin öğrencilerin bu derse karşı tutumları, öz düzenleme becerilerini ve dersteki akademik başarılarını nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Basamaklandırılmış ters yüz öğrenme modeli öğrenci merkezli bir yaklaşımı benimsemekte ve öğrencilere seçme, sorumluluk alma ve üst düzey düşünme gibi beceriler kazandırmayı hedeflemektedir. Bu modelde ev görevleri C basamağına; sınıf görevleri ise B ve A basamağına göre düzenlenir. Öğrencilerden basamaklardaki her görevi yapmaları beklenmez. Öğrenciler ilgileri doğrultusunda görevleri seçerek tamamlar ve bir sonraki basamağa geçmeye çalışır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. İki eylem planının uygulandığı araştırmada 12 hafta uygulama yapılmıştır. Öğrencilere her hafta bir sonraki derse kadar yapmaları gereken ev görevleri listesi ve sınıfta yapacakları sınıf görevleri listesi dağıtılmıştır. Öğrencilerden görev listesinde belirtilen puanı tamamlayacak şekilde görevleri seçmeleri ve bu görevleri tamamlamaları istenmiştir. Öğrenciler seçtikleri sınıf görevlerini derse girmeden önce öğretmene MEB destekli çevrimiçi uygulama veya bir çeşit İletişim Uygulaması aracılığıyla bildirmişlerdir. Öğrenciler bir görevi bitirdikten sonra görev puanlama yönergelerine göre görevleri değerlendirilmiş ve görev listeleri imzalanmıştır. Birinci eylem planı süresince öğrencilerden her hafta düzenli olarak o haftayı değerlendiren mektuplar yazmaları istenmiştir. Toplanan öğrenci mektupları, görev değerlendirme formları, öz değerlendirme formları ve öğretmenin her ders sonrası yazdığı yansıtıcı günlükler ve video kayıtları titizlikle analiz edilmiş ve elde edilen veriler doğrultusunda ikinci eylem planı hazırlanmıştır. İkinci eylem planında öğrencilerden gelen dönütler ve sınıf gözlemlerinden elde edilen sonuçlara göre üçüncü eylem planına gerek olmadığına karar verilmiş ve ikinci eylem planına son hali verilmiştir. Araştırma 2017/2018 eğitim öğretim yılında Batı Karadeniz Bölgesinde bulunan bir ortaokulun 5. sınıfı ile gerçekleştirilmiştir. Sınıf mevcudu 18 olup öğrencilerin hepsi kız öğrencidir. Verilerin geçerliliğini arttırmak ve sonuçların anlamlılığını zenginleştirebilmek amacıyla veri çeşitlemesi yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak hazırbulunuşluk testi, öz düzenleme görüşme formu, dil biyografisi ve tutum görüşme formu, görev değerlendirme formları, öğrenci mektupları, öz değerlendirme formları, yansıtıcı günlük formlar ve başarı testleri kullanılmıştır. Veri analizleri, veri toplama ile eş zamanlı olarak yürütülmüştür. Verilerin çözümlenmesi ve yorumlanmasında içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda basamaklandırılmış ters yüz öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarılarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Bunun yanında tutumun bilişsel, duyuşsal ve davranışsal bileşenlerinin üçünde de olumlu yönde etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu modelin öz düzenlemenin ortam düzenleme bileşeninde çok fazla etkili olmadığı ama motivasyon, öz yeterlilik, zaman yönetimi ve strateji seçimi bileşenlerinde dönem sonunda olumlu yönde değişiklik olduğu görülmüştür. Öğrencilerin sınıf görevleri kapsamında yaptıkları grup çalışmaları sayesinde aktif katılımlarının arttığı ve bu durumun onların daha iyi ve hızlı öğrenmelerine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilere kendi ilgi ve ihtiyaçlarına göre istediği görevi seçmesi ve tamamlaması için fırsatlar sunulması onların kendilerini derste mutlu hissetmelerini sağlamış, eğlenerek öğrenmelerine katkıda bulunmuş ve İngilizce öğrenmeye ilişkin motivasyonlarını arttırmıştır. Bunun yanında öğretim sürecinin basamaklandırılmış olmasının öğrencilerin konuyu pekiştirerek daha iyi öğrenmelerini sağladığı ve derse yönelik tutum ve motivasyonalarını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre öğretmenlere bu modeli uygulayabilmeleri için hizmet içi eğitimler düzenlenmesi; etkinliklerin öğrencileri aktif tutacak, uygulama yapabilecekleri özellikte, öğrenci ilgisini çekecek şeklinde hazırlanması; ev görevleri sınıf görevlerine hazırlayıcı nitelikte, sınıf görevlerinin ise öğrencilerin öğrendiklerini uygulayabileceği ve işbirlikli olarak çalışabilecekleri özellikte hazırlanması gerektiğine dair çeşitli öneriler geliştirilmiştir.
Investigation of self-regulated language learning strategiesused by English language teaching students
The fundamental aim of this research study is to investigate the relationship between participants' preference for language learning strategies and the university they are enrolled at, their university entrance exam scores and their year at their college education. As a means of collecting the necessary data, Oxford's Self- Regulated Language Learning Strategy Scale was used. The instrument was administered to a total of 487 university students, all of whom were studying at the department of English Language Teaching at one of the three following universities: Fırat University (Elazig), Inonu University (Malatya) and Necmettin Erbakan University (Konya) in Türkiye. The obtained data was analyzed via statistical analysis program. The researcher made use of descriptive statistics. One-way Anova analysis was also used. The Mann-Whitney U test was used in the comparison according to the frequency of strategy implementation. Pearson Correlation analysis was applied to determine the relationship between the university entrance scores of the participants and the scale sub-dimensions and overall. The results of the study displayed that the first-year participants mostly use the metacognitive strategies dimension, and the least socio cultural interactive strategies dimension. The second-year participants mostly use the metacognitive strategies dimension, and the least socio cultural interactive strategies dimension. While the 3rd grade participants mostly use the dimensions of affective strategies and metacognitive strategies, they use the dimension of socio cultural interactive strategies the least. While the 4th grade students use the affective strategies dimension the most, they use the socio cultural interactive strategies dimension the least. These findings are of importance as they point us where students who participated in this scale lack necessary strategies and where they are competent.
Düzenlemeli öğrenme yönteminin çalgı eğitimi boyutunda bireysel çalışma sürecine etkisi: Gazi Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı örneği
Bu araştırmanın amacı, Gazi Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı öğrencilerinin öz-düzenlemeli öğrenme yöntemini kullanmalarının çalgı eğitimi boyutunda, bireysel çalışma süreçlerine olan etkililik düzeyini ortaya koymaktır. Araştırmada ön-test( Bilgilendirme) son-test modelinde deneysel yöntem uygulanmıştır. Çalışma grubu, 10 deney 10 kontrol olmak üzere 2. Sınıf öğrencilerinden oluşmuştur. Araştırmada veriler, öğrencilerin görüşme sorularını cevaplaması ve yine öğrencilerin çalgı çalışma süreçlerinin video çekimi ile kaydedilmesi yoluyla toplanmıştır. Veri toplama araçları, Rubrik puanlama sistemi ile hazırlanmıştır. Verilerin analizinde Kolmogorov-Smirnov normallik testi, normallik sınaması sonucunda normal dağılıma uyan değişkenler için grup karşılaştırmalarında t-testi, t testinde varyansların eşitliği varsayımını incelemek için Levene testi, normallik varsayımının sağlanmadığı durumlarda ise gruplar arası farklılıkları tespit etmek için Mann-Whitney U testi ile Wilcoxon testi uygulanmıştır.Öğrencilerin video gözlem sonuçlarına ilişkin son test ön test fark puanları incelendiğinde deney grubuna ait puanın kontrol grubuna göre oldukça yüksek olduğu görülür. Öğrencilerin görüşme sonuçlarına (genel) ilişkin son test ön test fark puanları incelendiğinde deney grubuna ait fark puanının kontrol grubuna göre yüksek olduğu görülür. Dolayısıyla deney grubuna uygulanan işlemin öğrencilerin genel görüşme ve video gözlem sonuçlarında önemli bir katkıya sahip olduğu söylenebilir. Deney grubu öğrencilerinin, son testlerde, hedef belirleme, kendine rehberlik etme, strateji kullanma ve çalgılarını etkili kullanma gibi davranışlarda kontrol grubu öğrencilerine göre daha başarılı oldukları elde edilen sonuçlarda görülmektedir.Sonuç olarak bireysel çalgı çalışma süreçlerinde öz-düzenlemeli öğrenme yöntemini kullanan deney grubu öğrencilerinin, kontrol grubuna göre bu süreci daha etkili ve verimli geçirdikleri, görüşmeler ve video gözlemleri sonucu ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Öz-Düzenlemeli Öğrenme, Çalgı Eğitimi, Müzik Eğitimi, Bireysel Çalışma Süreci, Öğrenme, Sınıf Öğretmenliği.
Üstün yetenekli ortaöğretim öğrencilerinin matematiksel problem çözme durumlarındaki öz düzenleme davranışları
Bu tez çalışmasında ortaöğretimde öğrenim gören üstün yetenekli öğrencilerin, problem çözme durumlarındaki öz düzenleme davranışlarını, sosyal bilişsel bakış açısına göre incelemek amaçlanmıştır.Bu çalışma bütüncül çoklu durum desenine göre tasarlanmıştır. Büyük bir şehirdeki Bilim ve Sanat merkezine seçilen üç üstün yetenekli öğrenci ise çalışmanın katılımcılarını oluşturmuştur. Veri toplama araçları yarı yapılandırılmış görüşmeler, problem çözme oturumları, mikro analitik yöntem ile sorulan sorular, görüşmeler, öğrencilerin çizimleri, işlemleri, araştırmacının alan notları ve gözlemleri olmuştur. Veriler video kamera ile toplanmış ve kayıt altına alınmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ve sürekli karşılaştırmalı analiz yoluyla analiz edilmiştir.Problem çözme oturumlarında elde edilen verilerin analizi sonucunda, bazı önemli sonuçlar şu şekildedir:-Bulgular, öğrenmeye yönelik hedef yönelimlerine sahip olan bu üstün yetenekli öğrencilerin, çözüm yolunu kendileri üretebilecekleri problemleri daha değerli bulduklarını ve bu problemler için öz yeterlilik inançlarının da yüksek olduğunu göstermiştir.-Katılımcılar daha önceden karşılaştıkları problemler ile ilgili oldukça detaylı betimlemeler yapmışlardır.-Görsel model kullanmayı gerektiren ve / veya uzun metne sahip problemlerde hem anlamaya hem de çözümü elde etmeye yönelik birbiri içine geçmiş çok çeşitli öz düzenleme davranışları sergilemişlerdir.-Öğrencilerin problem çözme süreçlerini değerlendirirken kendilerine yönelik gerekçeler öne sürdükleri sonucuna ulaşılmıştır.Araştırmada elde edilen sonuçlar ışında, matematik öğretmenlerine, araştırmacılara, program geliştirenlere, matematik öğretmeni yetiştirenlere yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Öz düzenlemeli öğrenme, matematiksel problem çözme, rutin olmayan problemler, üstün yetenekli öğrenciler
A study on vocational and technical anatolian high school students' motivational orientations and use of self-regulated learning strategies in language learning
This study mainly aims to determine the motivational orientations and self-regulated learning strategies which vocational high school students use in language learning. Another purpose of the study is to investigate both overall relation between vocational high school students' motivational orientations and their use of self-regulated learning strategies and the relation between all sub-factors with each other. The study was conducted with 190 students in Niğde Faik Şahenk Vocational and Technical Anatolian High School. In this study, data was obtained by using quantitative research method. The quantitative data was collected through Motivated Strategies for Language Learning (MSLQ), which developed by Pintrich, Smith, Garcia and McKeachie (1991). The analysis of quantitative data was done with the help of SPSS20. Besides, in order to support the quantitative data and provide the participants to reveal their opinions in detail, semi-structured interviews were done. The results of the study showed that vocational high school students' firstly beliefs to learn English and extrinsic motivation is more important than other motivational orientations for these students. Also, it is found out that vocational high school students' motivation is least affected by test-anxiety. In addition to motivation, vocational high school students' use of self-regulated learning strategies in language learning is investigated and the results show that while the most frequent learning strategy is elaboration, the least frequent is peer-learning. Finally, it is determined that there was the correlation between motivational orientations and self-regulated learning strategies in a positive way.
The relationship between self-regulation strategies and academic achievement at a university context
This research was conducted to find out the relationship between university students' self-regulation strategies and their academic achievement. This research also attempts to explore whether there is a significant difference in students' self-regulation strategies and their academic achievements in terms of gender, high-school background and department. Also, research aims to find out university students' perception of SRFLLS (Self-Regulation Foreign Language Learning Scale. The data in the research were gathered from 274 preparatory school students at Cag University, Mersin. In this mixed method research, Self-Regulation Foreign Language Learning Scale and semi-structured interview questions were used to collect data. Descriptive, inferential, and correlational statistics were used to analyze the relevant data. The results of the study have unearthed that university students' academic achievements differ according to their use of self-regulation strategies. This suggests that the more use of self-regulation strategies the more students become academically successful. Also, it was found that female students use more self-regulation strategies and are more successful in their language learning process. It was also found out that students in Law and Psychology departments are also more academically successful.
EFL students' perceptions of self-regulated language learning through information and communication technologies in a university context
This study was conducted to scrutinize learners' self-regulated language learning (SRLL) with Information and Communication Technologies (ICT). This mixed-method research also aims to investigate participants' perceptions of SRLL by means of ICT. Additionally, their SRLL through ICT devices were examined depending on their age, gender, high school background, and department. In this research, data was gathered from 133 participants in the Foreign Languages High school at Erciyes University in Kayseri. The quantitative data was gathered through ICT use for the SRLL scale. In order to conduct the quantitative data descriptive analysis, inferential statistics and correlational statistics were used. Additionally, qualitative data was gathered through an interview which consists of five semi-structured questions. The data analysis from both the questionnaire and the interview data indicated that Turkish EFL learners have moderate and positive perceptions of SRLL by means of ICT. Additionally, there was no statistically significant difference between participants' gender and age and their ICT use for SRLL. On the other hand, there was a significant difference between participants' ICT use for goal commitment self-regulation and their high school background and their department. Finally, correlational results indicated that all of the sub-scales have relationships between each of them.
Exploring the relationship between self-regulated learning and course engagement of EFL learners in online education
The main aim of this thesis was to examine the relationship between students' self-regulation and their engagement to the course. These students had to take online courses because of global corona virus crisis. Online Self-regulation Questionnaire was used to determine the participants' self-regulation and Student's Engagement Scale in Online Learning Environment was exerted to actuate EFL learners' engagement to course. Both Online Self-Regulation Questionnaire and Student's Engagement Scale in Online Learning Environment were applied to 153 secondary school EFL learners. The data collected from the scales was compared to the sub-problems identified in the study. The SPSS program was used to state descriptive statistics of the scales and correlation coefficient was used to calculate the relationship between the data obtained from the scales. T-test was used to analyse whether the results of the Student's Engagement Scale in Online Learning Environment and Online Self-regulation Scale showed a significant difference. One-way Anova tested if the scores acquired from these scales indicated an important difference by their grade levels. Self-regulation levels of the students are not higher than the average. Also, no significant result was found among gender, grade level and self-regulation as in the case of gender, grade level and student engagement. At the end of the research, the student engagement level of the students taking part in the research equalled to average. As for the relationship between students' self-regulation and engagement, it was found that there was a positive moderate relationship between them.
The use of self-regulated L2 learning strategies by freshmen students in the Turkish university context
Learning and teaching methods in a foreign language have changed for decades. Thus, the role of learners has become more active in the L2 learning process. In addition, self-concepts have come into prominence with regard to the role of learners in the process and learners need to use some L2 learning strategies. Additionally, self-regulation has a significant role in this process. In this sense, this study aimed to determine the level of freshmen students' self-regulated L2 learning strategies use. The purpose of the study was also to identify which self-regulated L2 learning strategies are used the most and the least by freshmen students. The study also aimed to determine whether there are significant differences in the use of self-regulated L2 learning strategies by freshmen learners in terms of gender, department and the type of high school. The study was conducted with 323 freshmen students at a private university in Kayseri, Turkey. And, convenience sampling was used to select participants. In this quantitative survey-based research study, a Self-Regulated L2 Learning Strategy Use Scale was used to collect data. Data were analysed by using SPSS 23.00. The results of the study showed that freshmen students usually use self-regulated L2 learning strategies. Results also revealed that the most used Self-Regulated L2 Learning strategies are meta-cognitive strategies while the least used Self-Regulated L2 Learning strategies are cognitive strategies. Furthermore, results showed that there is a statistically significant difference between freshmen students' use of self-regulated L2 learning strategies in terms of gender. According to the department, there is also a statistically significant difference between freshmen students' self-regulated L2 learning strategies. However, there is not a statistically significant difference between freshmen students' use of self-regulated L2 learning in terms of the type of high school.
Investigating tertiary level EFL learners' self-regulation and their attitudes toward distance learning during COVID-19 pandemic
This study aimed to investigate the tertiary level of EFL learners' self-regulation level and attitude toward distance learning during the Covid-19 Pandemic. Quantitative method was adopted. The Self-Regulation Foreign Language Learning Scale (SRFLLS) developed by Senem Zaimoğlu and Şehnaz Şahinkarakaş (2019) was used to measure the self-regulation level of EFL students. In addition, the Attitude Scale Towards Distance Learning (ASTDL) developed by Birol Çelik and Hüseyin Uzunboylu (2020) was used to assess students' attitudes toward distance learning. The study examined whether there are significant differences in students' SRFLL competencies and ASTDL attitudes based on their demographic information, such as gender, school department, and English proficiency. The correlation between the two questionnaires and the relationship within the subscales of the questionnaires were examined for this study. The study included a sample of 120 preparatory EFL students. It was conducted in the 2020-2021 academic year. The findings showed that there is a significant relationship between the SEFLL and ASTDL scales. Curiosity and goal setting were shown to have the most significant mean values in SRFLLS, whereas emotional cost had the lowest mean value. Usefulness and distance learning preference subscales on the ASTDL scale exhibited higher mean values than FTF preference and lack of social presence subscales. Significant correlations were found between the SRFLLS subscales and EFL learners' demographic information. EFL learners with a B1 English proficiency level and female learners were shown to have more vital self-regulation abilities. Gender, department, and English proficiency levels did not significantly correlate when the ASTDL subscales were assessed based on the students' demographic information.