Performance measurements
152 theses under this subject heading
Pazarlama performansının ölçümlenmesine yönelik metod geliştirilmesi
Bu çalışmada pazarlama performans ölçümü, geçmiş çalışmaların aksine belirlenen organizasyonlardaki çalışanların gözünden değil tüketicilerin gözünden ele alınmış ve incelenmiştir. Araştırma kapsamında nitel araştırma yöntemlerinden mülakatlar projektif teknik kullanılmadan yapılmıştır. İlk etapta 15 kişiye uygulanan bu mülakatlar neticesinde otomotiv, hazır giyim, kahve evi ve hava yolu sektörlerindeki kritik başarı faktörleri tespit edilmiş ve sonrasında 64 kişiye anket çalışması uygulanmıştır. Çalışmaların bulguları sektörün kritik başarı faktörlerine odaklı yapılacak çalışmaların organizasyonların marka değerini artıracağını desteklemekle birlikte, ne oranda etkileyeceği sektör ve marka bazında değişiklik göstermektedir. Kritik başarı faktörü ve marka değeri ilişkisinin yanı sıra ciro/çalışan ve pazar payı değerleri de organizasyonların pazarlama performansı değerlendirmesinde önemli bir içerik olduğu sonucu çıkarılmıştır.
Yükseköğretim performansının ölçülmesinde ağ VZA tabanlı Dengeli Puan Kartı uygulamaları
Üniversitelerin başarıları sıralamaları farklı kriterler baz alınarak yapılır. Kurum içi değerlendirme kriterleri, yerel üst kurumların değerlendirme raporları, dünya çapında kabul görmüş kuruluşların sıralamaları üniversitenin sadece belirli kriterler bazında prestijini gösterir. Üniversitelerin de diğer işletmeler gibi güçlü ve zayıf yönlerini belirlemesi, performansını ölçebilmesi, stratejik planlarını hazırlaması açısından tüm kriterlerin bütünsel bir çerçevede görülmesi önemlidir. Üniversitelerin finansal ve finansal olmayan tüm kriterlerini temelde 4 boyut altında inceleyerek, başarı ve başarısızlık yaratan kriterlerin ortaya konulmasını sağlayan Dengeli Puan Kartı Yaklaşımı üniversite performansını değerlendirmede de kullanılabilir. Bu çalışmada Türkiye'deki araştırma üniversitelerinin başarı kriterleri literatür, yayınlanan raporlar kaynak alınarak belirlenmiştir. Belirlenen kriterler Dengeli Puan Kartı Yaklaşımı ile finansal boyut, müşteri boyutu, iç süreçler boyutu, öğrenme ve gelişim boyutuna atanmış ve kriterler arasındaki ilişki bir şebeke halinde gösterilmiştir. Üniversitelerin karşılaştırmalı performans değerlendirmesi için; birden fazla sürecin yer aldığı, çok girdi ve çok çıktı olduğu durumda göreli etkinlik skoru üreten Ağ (Network) Veri Zarflama Analizi Yöntemi ile yapılmıştır. Ağ Veri Zarflama Analizi bu çalışmada bir Çok Kriterli Karar Verme modeli olarak kullanılmakta ve üniversitelerin göreli etkinlikleri sıralanmaktadır. Yükseköğretimde performans ölçümü için Dengeli Puan Kartı Tabanlı Ağ VZA yöntemi ile bir model önerilmiştir. Ağ VZA modeline bazı kriterler arasına ağırlık kısıtlamaları, bazı kriterler arasına ödünleşim ilişkileri ekleyerek farklı senaryolar altında Dengeli Puan Kartı süreci ve üniversitelerin performansının göreli etkinlikleri, başarılı ve başarısız oldukları kriterler sunulmuştur.
Döngüsel ekonomi açısından bölgesel etkinliğin değerlendirilmesi: Türkiye uygulaması
Döngüsel ekonomi, çevresel ve toplumsal faydaları olan uzun vadede sürdürülebilir ekonomik kalkınmayı amaçlayan bir kavram olarak ülkeler için günümüzde oldukça kritik bir öneme sahiptir. Küreselleşme ile artan ticaret hacmi ve tüketim, doğal kaynakların korunmasını, temiz üretim teknolojilerine yönelmeyi, geri dönüşümü ve atığın sisteme tekrar kazandırılarak en aza indirgenmesini hem ekonomik hem de çevresel olarak mecburi kılmıştır. Bu sebeple, ülkeler, döngüsel ekonomiyi gündemlerine almışlar ve bir kalkınma politikası olarak uygulamaya koymuşlardır. Döngüsel ekonomi uygulamalarının bireyleri, sivil toplum kuruluşlarını, firmaları, belediyeleri ve devlet kurumlarını kapsayacak nitelikte hayata geçirilmesi, bu uygulamaların her düzeyde etkinliğinin ölçülmesini de gerekli kılmıştır. Bu çalışmanın amacı da 2020 yılı verileri temel alınarak Türkiye'deki bölgelerin döngüsel ekonomi etkinliklerini ölçmek ve bölgelerin döngüsel ekonomi bakış açısıyla güçlü ve zayıf yönlerini incelemektir. Bu çalışma halihazırda Döngüsel Ekonomi Eylem Planı'nı hazırlamakta olan Türkiye için avantajlı ve dezavantajlı noktaları belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin 26 Bölgesi'nin göreli etkinlik skorları Veri Zarflama Analizi ile belirlenmiştir. Çarpan model Veri Zarflama Analizi kullanılarak yapılan çalışmada, istenmeyen çıktı değişkenleri için iki farklı yöntem kullanılmış ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Etkinlik skorları belirlenen bölgeler için sanal girdiler hesaplanarak bölgelerin etkin ya da etkin olmama durumlarının nedenleri incelenmiştir. Türkiye'de analiz edilen yirmi altı bölge arasından on altı bölge etkin olarak belirlenmiş ve etkin olma sebepleri her bir bölge için incelenmiştir. Sonuç olarak, Türkiye'nin 26 istatistiki bölgesi için iki farklı yöntemle uygulanan analizlerde %100 etkin çıkan tek bölge İç Anadolu Bölgesi olarak belirlenmiştir. Etkinlik skoru en düşük bölge ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi'dir.
Afrika Boynuzundaki bankaların finansal performanslarının ölçülmesi: Etiyopya ve Kenya bankaları üzerine bir inceleme
Bu tez çalışmasında, 2015-2018 olan dönem için Afrika Boynuzu bölgesindeki bankaların finansal performanslarının Etiyopya ve Kenya bankaları üzerinde karışlaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada, iki aşamalı bir etkinlik analizi yöntemi benimsenmiştir. Analizin birinci aşamasında bankaların etkinliklerinin Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemi kullanılarak analiz edilmiş, ikinci aşamasında ise banka etkinliğini belirleyen faktörleri görmek için Tobit regresyon analizi yöntemi uygulanmıştır. Karşılaştırmalı etkinlik analiz sonuçlara göre, Kenya bankalarının teknik etkinliği, saf teknik etkinliği ve ölçek etkinliği gibi tüm etkinlik türlerinde ortalama olarak Etiyopya bankalarından daha etkin olduğunu ortaya koymuştur. Banka sahipliği türüne göre hesaplanan ortalama etkinlik skoru açısından, yabancı sermayeli bankalar en etkin bankalar olup ve onu kamu bankaları izlemektedir; yerli özel bankalar ise en az etkin olan bankalardır. Yapılan Tobit regresyon analizinden elde edilen bulgulara göre, banka karlılığı ve banka etkinliği arasında anlamlı pozitif ilişki bulunmuştur. Bu nedenle Etiyopya ve Kenya bankacılık sektöründe, etkin olan bankalar aynı zamanda karlı bankalardır. Benzer bir şekilde bankanın etkinliği, kişi başına GSYİH ile anlamlı pozitif ilişkiye, enflasyon oranı ile ise anlamlı negatif ilişkiye sahiptir. Öte yandan, varlık kalitesi ile banka etkinliği arasında anlamlı negatif ilişkisi bulunmaktadır. Benzer şekilde Kredi riski ve likidite riski ile saf teknik etkinlik arasında anlamlı negatif ilişki bulunulmaktadır. Bu da Kenya ve Etiyopya bankacılık sektöründe, risk düzeyi yüksek olan bankaların daha az etkin olduklarının göstergesidir. Banka büyüklüğü ve saf teknik etkinlik arasında anlamlı negatif ilişki mevcuttur. Bu bağlamda büyük bankaların, etkinliklerini artırmak için ölçek ekonomisinden yararlanamadıklarını, bunun aksine, büyüklüklerinden dolayı olumsuz etkilendikleri gözlemlenmektedir. Kenya bankalarının piyasa yoğunlaşma oranı, Etiyopya bankalarının piyasa yoğunlaşma oranından daha düşüktür. Bu nedenle Kenya bankacılık sektöründe daha yüksek düzeyde rekabet olduğu görülmektedir. Öte yanından finansal gelişmişlik göstergelerine göre, Afrika Boynuzu (HoA) ülkelerinin finansal sektörü, bölgedeki ülkelerin ekonomik büyümesi ve elektronik bankacılık hizmetlerindeki ilerlemeler nedeniyle son yıllarda iyileşiyor olsa da, genel olarak sözkonusu bölgenin finansal gelişmişlik seviyesi düşük düzeyindedir.
A framework for enhancement of human resource productivity by using balanced scorecards: A decision based approach
"A chain is only strong as its weakest link"; this is an incredible example of a business unit which is left behind, a production line of which one workstation lags behind, and a service line faces delay. This dissertation presents a conceptual framework that adequately evaluates and controls the productivity process. The research utilizes the Balanced Scorecard (BSC) which is an organizational management tool, and Analytical Hierarchy Process (AHP) to evaluate three company's performance cycle. The research BSC model contains four perspectives that are Financial, Customer, Internal business processes and Training and innovation. These measures are explicitly defined and categorized using key performance indicators (KPI) for the decision- making purposes. The AHP method is adopted for weighting the BSC criteria and the PROMETHEE method is used to select the best strategy to be implemented in the organization. The conceptual framework of the research integrates the theories of strategic evaluation and management science and divides the model into measurable business objectives to enhance and improve productivity.
Impact of social sustainability on supply chain performance with mediating effect of differentiation
Sustainability which is often explained as meeting the present needs without compromising the ability of future's, considering its three pillars –Environmental, Economic and Social- has recently gained more attention due to the serious changes the world has been going through. Social sustainability takes into concern the human side of sustainability. Socially-sustainable supply chain (SSSC) addresses social issues related with all tiers of a supply network and may provide operational and strategic benefits as well as a positive impact on society. Many studies explore Social Sustainability Practices (SSP) in supply chain or their impact on supplier performance. However, within the literature review we have not been able to detect the presence of studies that investigate how supply chain key performance indicators (KPIs) are affected by the adoption of specific dimensions of social sustainability, nor had we observed the effect of competitive advantage on the relationship of social sustainability adoption and supply chain. Detecting this gap, we aim at exploring the impact of social sustainability on Supply Chain Performance (SCP) in terms of specific KPIs such as Perfect Order Measurement (POM), Order Fill Rate (OFR), and Cash-to-Cash Cycle Time (C2C) that were chosen using IT2F AHP, while trying to measure the effect of differentiation as a competitive advantage on that relationship. A further contribution of this study is trying to achieve is to explore this relationship in the Moroccan market that has not been approached before by any scholar. We collected data through surveys sent to Moroccan manufacturing companies in various industries. Structural Equation Modelling (SEM) using AMOS software has been used for data analysis and instrument measurement. Later we tested the mediating effect of Differentiation as a competitive advantage. This work's main finding is that there is a significant correlation between the SSP and the enhanced SCP in the light of the three mentioned indicators, also it has been found that Differentiation as competitive advantage has a total mediation effect on the two aforementioned constructs' relationship .
Çok kriterli karar verme yöntemleriyle performans ölçümü: Süpermarket sektöründe bir uygulama
Bu çalışmada süpermarket sektöründe hizmet veren bir zincir marketin üç marketinde performans ölçümü yapılmıştır. Performans ölçümü 2016-2020 yılları arasındaki alınan veriler doğrultusunda yapılmıştır. Marketlerden kira maliyeti, çalışan maliyeti, fire tutarı, enerji maliyeti, satış geliri, satın alma gideri ve satış alanı gibi veriler alınmış, performans ölçme bu kriterler baz alınarak yapılmıştır. Veriler grafiksel analiz yöntemleriyle ve istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Verilerin grafiksel ve istatistiksel olarak analiz edilmesiyle marketlerin performanslarını bir bütün olarak değerlendirebilmek mümkün olmamaktadır. Bu nedenle farklı bir yöntem kullanılması gerekmektedir. Bu noktada, çok kriterli karar verme yöntemleri faydalı teknikler olarak ön plana çıkmaktadır. Çok kriterli karar verme yöntemlerinin birden fazla alternatifi bir arada birçok kriterle beraber değerlendirmek için iyi bir performans ölçme yöntemi olacağı düşünülmüştür. Öncelikle kriterler arasındaki önem düzeyini belirlemek için çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan Entropi yöntemi kullanılmıştır. Entropi yöntemiyle kriterler ağırlıklandırılmış ve kira maliyetinin ağırlığı en fazla olmuştur. Daha sonra belirlenen kriter ağırlıklarına göre yine çok kriterli karar verme yöntemlerinden Vikor, Aras ve Moora yöntemleri kullanılarak üç marketin performansları değerlendirilmiştir. Uygulanan yöntemler ile değerlendirme yapıldığında en iyi performansı gösteren marketin üç yöntemde de aynı olduğu görülmüştür. Marketlerin performansları değerlendirilmiş olup iyileştirme çalışmaları için önerilerde bulunulmuştur.
Altı sigma yöntemiyle süreç iyileştirme: Nüfus ve vatandaşlık işlemlerinde bir uygulama
Ülkemizde hizmet sektöründe yer alan kamu kurumlarında, vatandaş memnuniyetinin sağlanması, kamu kaynaklarının doğru kullanılması açısından performans yönetimi ve değerlendirmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada kamu alanında faaliyet gösteren bir İlçe Nüfus Müdürlüğü'nde, nüfus ve vatandaşlık işlemleri ile ilgili süreçlerin iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Süreç iyileştirme konusunda Altı Sigma yöntemi bilinen ve çok kullanılan bir yöntemdir. Bu çalışmada da Altı Sigma yönteminin adımları takip edilmiştir. Öncelikle hizmet alan kişilerle bir anket çalışması uygulanmıştır. Bu çalışma sonucunda elde edilen veriler dikkate alınıp değerlendirildiğinde vatandaşların bekleme süresini azaltacak çözümler bulunması gerektiği anlaşılmıştır. Bu doğrultuda hem kurumun hem de hizmet veren personellerin performanslarını en verimli hale getirmek amaçlanıp personel çizelgeleme çalışması yapılmıştır. Kurum personellerinin vatandaşa sunduğu hizmetler olan kimlik, pasaport, sürücü belgesi ve adres işlemleri süreçleri için bir çizelgeleme modeli önerilmiştir. Bu modelin gerçek verilerle uygulaması yapılmıştır. Sonuçta vatandaş memnuniyetsizliğinin göstergesi olarak bekleme sürelerini azaltmak ve personellerin iş yükünü dengelemek amacıyla Altı Sigma yöntemi kullanılarak önleyici çalışmalar ve süreç iyileştirmeleri yapılmıştır. Altı Sigma yöntemiyle bekleme sürelerinin azaltılması ve personel yük dengelemesi için personel çizelgeleme yöntemi kullanılmış ve beklemeleri azaltacak bir çizelgeleme modeli önerilmiştir.
Kurumsal itibar ve hizmet kalitesinin işletme performansına etkileri: Sağlık işletmelerinde bir araştırma
Bu araştırmanın temel amacı, sağlık sektörü içinde kurumsal itibar ve hizmet kalitesinin işletme performansı üzerindeki etkilerini ortaya koymak için model geliştirmek ve bu modeli test etmektir. Bu amaçla, kurumsal itibarın alt değişkenleri olan farkındalık ve tanınma, yönetim-liderlik, güvenilirlik; hizmet kalitesinin alt değişkenleri olan empati, sağlıklı yiyecekler, fiziksel özellikler, güven, güvence ve işletme performansının alt değişkenleri olan, rekabet, finansal performans, hizmet kalitesi, esneklik, kaynak kullanımı arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında araştırma verilerinin elde edilmesinde; demografik özelliklerle ilgili sorular, "Kurumsal İtibar Ölçeği, Hizmet Kalitesi Ölçeği ve İşletme Performansı Ölçeği" olmak üzere üç ölçekten yararlanılmıştır. Ankete katılan bireylerin verdiği cevaplardan oluşan veriler SPSS istatistik analiz programı ile analiz edilmiştir. Bu doğrultuda, demografik özelliklere ait dağılımlar belirlenmiş, ölçeklerin güvenilirlik düzeyleri belirlenerek; faktör, anova, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Anket çalışması, İstanbul'da faaliyet gösteren özel hastanelerin çalışanlarına uygulanmış olup, bu kapsamda 400 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın analizleri sonucunda, sosyal sorumluluğun, sağlıklı yiyeceklerin ve hizmet güvencesinin; rekabet faaliyetleri üzerinde pozitif bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, kurumun fiziksel özelliklerinin ve hizmet güvencesinin; finansal performans üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık, kuruma yönelik olumsuz algıların, müşteri memnuniyetinin ve sosyal sorumluluğun; hizmet kalitesi üzerinde negatif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Şizofreni tanılı bireylerde içselleştirilmiş damgalanma ve aktivite performansı ilişkisi
Bu çalışma şizofreni tanılı bireylerde içselleştirilmiş damgalanma ve aktivite performansı arasındaki ilişkiyi araştırmak için planlandı. Çalışmaya şizofreni tanılı 110 birey katıldı. İçselleştirilmiş damgalanma seviyesini değerlendirmek için Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği (RHİDÖ) ve aktivite performansı ve memnuniyet düzeylerini değerlendirmek için Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) kullanıldı. İçselleştirilmiş damgalanma düzeyi ile aktivite performansı ve memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde çok yüksek düzeyde ve negatif yönde anlamlı bir ilişki bulundu (p=0,001). Buna ek olarak içselleştirilmiş damgalanma ölçeğinin alt boyutları ile aktivite performansı ve memnuniyeti arasındaki ilişkiye bakıldığında Yabancılaşma, Kalıp Yargıların Onaylanması, Sosyal Geri Çekilme alt boyutları puan ortalamaları ile aktivite performansı ve memnuniyeti arasında yüksek düzeyde ve negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptandı (p=0,001). Algılanan Ayrımcılık alt boyutunun puan ortalaması ile aktivite performansı arasında orta düzeyde ve negatif yönde, memnuniyet düzeyi ile arasında ise yüksek düzeyde ve negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulundu (p=0,001). Damgalanmaya Karşı Direnç alt boyutunun puan ortalaması ile aktivite performansı (p=0,003) ve memnuniyeti (p=0,001) arasında zayıf düzeyde ve negatif yönde anlamlı bir ilişki bulundu. Çalışmanın sonucuna göre şizofreni tanılı bireylerde içselleştirilmiş damgalanma düzeyinin artması ile aktivite performansı ve memnuniyet düzeyleri azalmaktadır. Şizofreni tanılı bireylerde aktivite performansı ve memnuniyet düzeylerinin arttırılmasına yönelik yapılacak olan müdahale programlarında bu bireylerin içselleştirilmiş damgalanma düzeyi göz önünde bulundurulmalıdır.
The cost of switching: Evidence from the Turkish pension fund system
In this study, we investigate the effect of participant characteristics on trading activity and how trading activity relates to investment performance in private pension fund accounts for Turkey case. To conduct this analysis, we study 178,651 participants, their fund allocations and contribution amounts during the years 2008-2013. Descriptive summary statistics represent that there is very rare trading activity in the accounts and the trading minority trades excessively. Our regression results, consistently with the related literature, indicate that the traders are affluent, middle-aged men with higher income and education level. They also hold riskier portfolios including higher equity share. In terms of performance, traders earn 47 basis points less than non-traders on risk adjusted basis. They also have higher volatility and significantly lower Sharpe ratio indicating lower investment performance.
Öğretmen performansının değerlendirilmesine ilişkin bir model önerisi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul öğretmenlerinin performanslarını değerlendirmek amacı ile performans değerlendirme modeli oluşturmaktır. Araştırmada karma araştırma yöntemin keşfedici sıralı deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutu, doküman analizi ve çoklu durum desenleriyle gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çoklu durum çalışması ve doküman analizi ile öğretmenlerin performanslarının değerlendirilmesinin amaç ve karakteri, sorumluları ve görevlileri, kullanılacak performans kriterleri (ölçütleri); performanslarının değerlendirilmesinin ne kadar sıklıkla yapılacağı, performans ölçütleri dışında kullanılacak araç ve bilgi kaynakları, performans değerlendirme sonuçlarının kariyer ilerlemesi, özlük hakları, mesleki gelişim vb. alanlarında kullanımı derinlemesine incelenmiştir. Araştırmanın nitel aşamasında gerçekleştirilen çoklu durum çalışmasında maksimum çeşitlilik yöntemi ile belirlenen 25 katılımcı örneklemi oluşturmaktadır. Yine nitel araştırmanın doküman analizi kapsamında çalışmanın veri toplama araçlarını 183 doküman (125 makale, 18 kitap, 16 rapor, 19 tez, 2 yönetmelik ve 3 model) oluşturmuştur. Araştırmanın nicel aşamasının çalışma grubunu ise 1994 kişi oluşturmaktadır. Çalışma grubunun 1349 kişisi kadın/kız, 645'i erkektir. Araştırmada veri toplamak amacı ile Öğretmen Performans Değerlendirme Model Önerisi Görüşme Formu ile Model Önerisi Değerlendirme Envanteri geliştirilmiştir. Ayrıca performans kriterleri dışında kullanılacak olan araç ve bilgi kaynaklarına veri elde etmek amacıyla Öğretmen Gözlem Formu, Veli ve Öğrenci Memnuniyet Ölçeği, Öğretmen Performans Öz Değerlendirme Ölçeği ve Portfolyo Değerlendirme Derecelendirme Ölçeği geliştirilmiştir. Tüm araçların geçerlilik ve güvenirlilik çalışmaları yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmen performans değerlendirmenin amacı formatif ve summatif olmalıdır. Araştırmada okul yöneticisinin, değerlendirme sürecinden ilk sorumlu olması gereken kişi olduğu; sorumlu olan diğer kişilerin ise öğretmenin kendisi ve zümre başkanı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Değerlendirme sürecinde kullanılacak performans kriterlerinin; Planlama ve Hazırlık, Öğretim Hizmeti, Ölçme ve Değerlendirme, Mesleki Sorumluluk, Öğrencilerle İlişkiler ve Veli İlişkileri altında kümelendiği bulgusuna ulaşılmıştır. Performans kriterleri dışında kullanılacak araç ve bilgi kaynakları olarak okul yöneticisi ve meslektaşı tarafından gerçekleştirilen öğretmenin sınıf içi ve dışı gözlemlenmesi, öğrenci ve veli memnuniyet sonuçları, öğretmen öz değerlendirmesi, performans kanıtlarına yönelik belgeler ve materyallerin muhafaza edildiği portfolyo dosyaları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bilgi kaynaklarından bilgi toplamak için geliştirilen veri toplama araçlarına yönelik katılımcılar olumlu görüşler açıklamışlardır. Araştırma kapsamında iki farklı model tasarlanmıştır. Gerçekleştirilen çalıştayda öğretmenler, performans değerlendirmenin summatif amaçlarından ve kararlarından kaygı duymuşlar ve olumsuz görüşler belirtmişlerdir. Birinci model olan Sınıf Öğretmenlerinin Performanslarının Değerlendirilmesi Model Önerisi 1 (SÖPDM 1) summatif değerlendirmeyi kapsayan ve Bakanlık politikaları ve yasal altyapılarıyla uygulanabilecek bir yapı içermiştir. İkinci model olan Sınıf Öğretmenlerinin Performanslarının Değerlendirilmesi Model Önerisi 2 (SÖPDM 2), okul bünyesinde yasal bir düzenleme olmadan uygulanabilecek ve performans değerlendirmenin formatif amaçlarına göre tasarlanmış bir yapıdadır. Araştırma sonuçlarına göre oluşturulan öneriler: SÖPDM 1 modelinin uygulanabilmesi için bakanlık merkez teşkilatında yapılanmaya gidilmesi ve MEB'in bu hususta irade koyması gerekir. Performans değerlendirme sonuçlarıyla öğretmenlerin uzman öğretmenlik, başöğretmenlik, okul yöneticiliği vb. statülere geçişte bakanlığın düzenleme yapması gerekebilir. Bu şartlar sağlandıktan sonra SÖPDM 1 ile öğretmenlerin performansları ölçülebilir. Bakanlık düzeyinde yasal değişiklik yapılmadığı takdirde ilkokullar, kendi bünyesinde oluşturacağı bir irade ve vizyonla öğretmenlerin performanslarını değerlendirmek için SÖPDM 2'yi kullanabilir. Anahtar Kelimeler: Performans, Performans Değerlendirme, Sınıf Öğretmeni, Performans Ölçütleri, Performans Değerlendirme Modeli
Moxo yetiskinlere yönelik çeldirici sürekli performans testinin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda değerlendirme aracı olarak kullanılması
Bu araştırmada, MOXO d-CPT DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) Testi Yetişkin Versiyonunun dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda bir değerlendirme aracı olarak kullanılıp kullanılamayacağını belirlemek adına Türkiye verilerinin toplanması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu DEHB tanısı almış 32 yetişkin ile herhangi bir DEHB tanısı konmamış 83 yetişkin olmak üzere toplam 115 kişiden oluşmaktadır. Araştırma sonucunda, MOXO Yetişkin Versiyonunun Dikkat, Zamanlama, Dürtüsellik ve Hiperaktivite alt ölçeklerinin hepsinde, DEHB'lileri tespit yeteneğini güçlü ve geçerli olan bir araç olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca MOXO'nun Dikkat, Zamanlama, Dürtüsellik ve Hiperaktivite alt ölçeklerinin hepsinin, cinsiyet ve yaş değişkenlerinden etkilenmeden DEHB'i tespit etme yeteneğine sahip olduğu gözlemlenmiştir. Geleneksel DEHB ölçeklerinden daha fazla alt ölçeğe sahip olması, güçlü etki derecesine sahip olması ve yüksek düzeyde anlamlı farklılık tespit etme yeteneğine sahip olmasından dolayı araştırmalarda ve tanılama çalışmalarında MOXO Yetişkin versiyonu kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Gıda sektöründe lojistik performans ölçülmesi ve bir işletme uygulaması
Gıda işletmelerinde diğer alanlarda faaliyet gösteren işletmeler gibi en düşük maliyetle en yüksek karlılığı sağlamak amaçlanmaktadır. Küreselleşmenin büyük etkisiyle tüketicilerin gıda ürünlerine olan talep ve ihtiyaçları sürekli bir artış göstermektedir. İşletmeler bu talebi en etkin bir şekilde karşılamak için çeşitli stratejiler geliştirmektedir. Özellikle gıda sektöründe faaliyet gösteren işletmeler için lojistik süreçleri oldukça önem arz etmektedir. Gerek gıda ürünlerinin insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde gerekse müşterilere tam zamanında ulaştırılabilmesi açısından lojistik süreçlere önem verilmektedir. Gıda işletmelerinin bu önemli konudaki mevcut durumunu görmek, değerlendirmek ve daha sonraki dönemler için oluşturacakları stratejileri belirmek için lojistik performanslarının mevcut durumunu görmeleri önemlidir. Bu çalışmada Konya ilinde üretim yapan bir şekerleme ve çikolata işletmesinin lojistik performans değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın amacını oluşturan ve işletme yöneticisine yöneltilen sorular sonucunda mevcut durum incelenmiştir. Çalışma sonucunda işletmelerin üçüncü parti lojistik hizmet sağlayıcılarından lojistik hizmeti almalarının avantajlı olacağı önerisi verilmektedir.
Yerel yönetimlerde kurumsal bağlılığın bireysel performansa etkisine ilişkin bir araştırma: Osmaniye Belediyesi örneği
Örgütsel bağlılık ve bireysel performans arasındaki ilişki, ulusal ve uluslararası akademik literatürde hizmet sektörü üzerinde sıkça çalışılan bir alandır. Hizmet sektörü içerisinde önemli bir yeri bulunan belediyelerde ise yapılan araştırmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Osmaniye Belediyesi çalışanlarının örgütsel bağlılık ve bireysel performansları arasında bir ilişkinin olup olmadığını tespit etmektir. Bu amaçla hazırlanan çalışmada, öncelikle örgütsel bağlılık ve bireysel performans kavramları üzerinde durulmuş, daha sonra bu kavramlar arasındaki ilişki incelenmiştir. İş görenlerin (n=260) örgütsel bağlılıklarını ölçmede Başol ve Yalçın (2009) tarafından Türkçe güvenirlik ve geçerlilik çalışması yapılan 18 maddelik örgütsel bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Çalışanların bireysel performansının ölçülmesine yönelik kullanılan ölçek formu ise Türkçe güvenirlik ve geçerlilik çalışması Ceylan ve Ulutürk (2006) tarafından yapılan bireysel performans ölçeğidir. Araştırma sonucunda örgütsel bağlılık ve bireysel performans arasında anlamlı, pozitif ancak zayıf düzeyde bir ilişki r=0,293, olduğu saptanmıştır. Bu çalışma belediyelere hizmet verimliliğini ve çalışanların örgütsel bağlılıklarını artırmada kaynak niteliğindedir.
Veri zarflama analizi ile maliyet performansı ölçümü: BİST tekstil sektöründe bir uygulama
Günümüzde küreselleşme ile birlikte artan rekabet ve teknoloji olanakları sayesinde işletmelerin, güncel olayları takip ederek rakiplerine ve modernleşen dünyaya ayak uydurması gerekmektedir. Her işletmenin amacı, kâr maksimizasyonu sağlamaktır. Bunu başarmak için, girdi ve çıktı düzeylerini doğru tanımlamalı ve güncel olayların firmaya yansımasını doğru bir şekilde konumlandırmalıdır. İşletmelerin büyüyüp kâr elde edebilmesi için, işletme; yöneticilerine ve çalışanlarına önemli sorumluluk yüklemektedir. Bu da çalışan herkesin bilgi düzeyini optimum noktada tutmayı gerektirir. Firma yetkilileri, işletmenin niteliğine göre, girdi-çıktı düzeyini maksimum noktada kullanıp kullanmadıklarını ölçmek için bazı performans ölçüm kriterleri belirlerler. Geçmişe yönelik yapılan performans ölçümleri sayesinde, işletme yöneticilerinin işletmenin geleceği hakkında karar verip, yön tayin etmesi bakımından bazı stratejiler geliştirmeleri gerekmektedir. Yapılan birçok araştırma sonucunda yapılan yanlışların düzeltilmesi için, performans ölçümlerinin varlığı yadsınamaz. İşletmeler, performans ölçümleri sonucunda farklı hedef ve stratejiler geliştirip istenilen optimal seviyeye ulaşabilir. Pek çok performans ölçüm modelleri mevcut olsa da, çalışmamızda veri zarflama analizi ele alınıp, elde edilen sonuçlar incelenecektir.
Deep packet inspection methods for network intrusion detection and application classification
Deep packet inspection methods have become more sophisticated with the rapidly developing technology. To understand the condition of the network, many different packet inspection techniques have been evolved. Newly developing machine learning methods have been used recently on these systems. The aim is to know which type of traffic is running through the network. In this thesis, different deep packet inspection methods are proposed to detect malicious traffic and find the applications running on the network. Time-series and flow-based methods are proposed to accomplish these tasks. Novel feature sets are constructed to execute these methods. Greedy algorithm which finds an upper bound for the distance between the probability distributions with different sizes is utilized in feature extraction process. The extracted features can be divided into two categories which are statistical features and payload-based features. Packet header values such as IP addresses are used to derive statistical features. Also, payload portion of packets are used to extract novel payload--based features. The feature sets are used with decision tree models in supervised learning to execute detection procedures. Proposed approaches are used in network intrusion detection and network application classification tasks. For network intrusion detection, performance evaluation is given by using different publicly available well-known intrusion detection data sets consisting of different types of attacks. For network application classification, a data set consisting of real-world network traces from popular applications is used. Simulation results show that the proposed flow-based approaches have good performance in fulfilling these tasks.
Sürdürülebilirlik bağlamında yeşil lojistik uygulamalarının lojistik performansı ile ilişkisinin incelenmesi: Mersin ili örneği
Rekabetin hız kazandığı günümüzde tüm organizasyonlar için yenilikçi olmak önemli bir husustur. Bu anlamda literatürde karşılaşılan en önemli kavramlardan biri ise sürdürülebilirliktir. Organizasyonların varlıklarını devam ettirebilmeleri için sürdürülebilir olmak, göz önünde bulundurulması gereken önemli bir unsurdur. Sürdürülebilirliğin sağlanmasında yenilikçi olmak organizasyonlara dinamiklik ve rekabet edebilme fırsatı kazandırmaktadır. Literatür incelendiğinde yeşil lojistik kavramı özellikle lojistik alanında faaliyet gösteren firmalar için yenilikçi bir yöntemdir ve sürdürülebilirliği de mümkün kılmaktadır. Özellikle hizmet ve ürün odaklı faaliyet gösteren firmaların bu tarz yaklaşımları benimsemesi organizasyonlara olumlu yönde katkı sağlarken küresel anlamda ülke ekonomisine de fayda sağlayacaktır. Organizasyonlar için bir diğer önemli kavram ise performanstır. Lojistik performansı da bu anlamda önem arz eden bir diğer unsurdur. Bu çalışma ile lojistik firmalarında çalışan personelin şirketlerindeki yeşil lojistik uygulamaları ile lojistik performansı hakkında düşüncelerinin (algılarının) arasındaki ilişkinin ne yönde olduğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu tezin, birinci bölümünde sürdürülebilirlik kavramı ve kapsamı, ikinci bölümünde lojistik kavramı ve kapsamı, üçüncü bölümde lojistikte performans geliştirme ve performans ölçümü, dördüncü bölümde değişkenler arasındaki ilişkiler, beşinci bölümde ise yeşil lojistik uygulamalarının lojistik performansı ile ilişkileri ele alınmış literatür taramaları yapılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, korelasyon analizi, bağımsız örneklerde t testi ve tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda araştırmanın yapıldığı örneklemde yeşil lojistik uygulamaları ile lojistik performansı arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuş, katılımcıların yeşil lojistik uygulamalarına yönelik cinsiyet, yaş ve medeni durumları gibi sosyo-demografik unsurlara yönelik farklılıklar bulunmuştur.
Performans değerleme sistemleri ve 360 derece performans değerleme sisteminin uygulanabilirliği üzerine bir araştırma
Performans, bir işi yapan bireyin, bir grubun ya da bir teşebbüsün o işle amaçlanan hedefe yönelik olarak nereye varabildiğinin nicel (miktar) ve nitel (kalite) olarak anlatımıdır. Performans değerlendirme, önceden saptanmış standartlarla karşılaştırma ve ölçme yoluyla işgörenlerin görevdeki başarılarını, etkinlik ve verimliliğini, yeniliklere uyum yeteneğini, tutum ve davranışlarını değerleyen, işletmeye katkılarını belirleyen bir süreçtir.360 derece performans değerleme yöntemi; bir çalışanın davranışları ve bu davranışların etkileri hakkında o çalışanın üstlerinden, arkadaşlarından, parçası olduğu proje takımlarının diğer üyelerinden, müşterilerden veya tedarikçilerden bilgi toplandığı bir sistemdir.Bu çalışma, Malatya Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı gıda ve tekstil sektöründe faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli işletmelerde çalışan yönetici ve çalışanların, performans değerleme yöntemlerinin önemi, uygulanma şekli, ideal bir performans değerleme yönteminin ne gibi özelliklere sahip olması gerektiği ile varsa uygulanan 360 derece performans değerleme yöntemlerinin uygulanışları hakkındaki görüş ve tecrübelerinden yararlanarak söz konusu sektörler için optimum bir performans değerleme yönteminin ana hatlarını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.Bu çalışma dört bölümden oluşmuştur:İlk bölümde performans kavramının tanımı, amacı ve faydaları ile performans değerleme süreci ayrıntılı olarak incelenmiştir.İkinci bölümde günümüzde halen kullanılmakta olan performans değerleme yöntemleri örnek uygulama ve değerleme formlarıyla anlatılmış, her yöntemin diğer yöntemlere göre avantaj ve dezavantajları üzerinde durulmuştur.Üçüncü bölümde 360 Derece Performans Değerleme yöntemi tanımı ve süreci ayrıntılı olarak anlatılmış, bu çağdaş yöntemin uygulanmasındaki önemli noktalar ile yöntemin olumlu ve olumsuz yönleri incelenmiştir.Dördüncü bölümde 360 derece performans değerlemenin uygulanabilirliği üzerine bir alan araştırması yapılmıştır.
Kilit performans göstergeleri'nin şirketler açısından önemi ve Nestle Türkiye Gıda Sanayii Karacabey Fabrikası üretim performans göstergeleri uygulamalası örneği
Globalleşen dünyada, rekabet her geçen gün artmakta ve şirketlerin bu yoğun rekabet ortamında ayakta kalabilmeleri güçleşmektedir. Bu da şirketlerin varlıklarını ve rekabetçiliklerini sürdürebilmeleri için iyi bir performans yönetimine sahip olmaları gereksinimini getirmektedir.Bu durum göz önüne alınarak; bu çalışmada performans yönetiminin temel taşı olan kilit performans göstergeleri ve KPG'lerinin ifade bulduğu gösterge tabloları ve dengeli ölçüm kartları tanımlanmakta ve açıklanmaktadır.Kilit Performans göstergeleri (KPG) organizasyonun stratejik performansını yansıtmak için amaçların miktarsal tanımlanmasında kullanılan finansal ya da finansal olmayan metriklerdir. Gösterge tabloları, stratejik amaçlara daha az odaklanırken, belirli operasyonel hedeflere daha bağlıdırlar. Dengeli ölçüm kartları ise, organizasyonların vizyonlarını ve stratejilerini netleştirmelerine olanak veren ve bunları eyleme dönüştüren bir yönetim sistemidir.Çalışmanın amacı, KPG'lerin tanımlanmasının ve takibinin şirketin başarısına katkısını göstermektir. Ayrıca stratejinin, şirket içi iletişimine olan etkilerinin izlenerek, iş dünyasından bir performans yönetim sistemi uygulaması örneği sunmaktır.
Eskişehir ilindeki Anadolu liselerinin göreli etkinliklerinin ölçümü
Kaynakları rasyonel bir biçimde kullanma ve bu kaynaklardan sonuna kadar yararlanabilme yeteneği olan etkinlik, performansın en önemli boyutlarından biridir. Eğitim-öğretim hizmeti sunan ortaöğretim kurumlarında etkinlik ölçümü, bu kurumların kaynaklarını etkin kullanıp kullanmadıklarını tespit etmek amacıyla gerçekleştirilir. Etkinlik ölçümünde kullanılan başlıca yöntemler ise oran analizleri, parametrik ve parametrik olmayan yöntemlerdir. Bu çalışmada, Eskişehir İlindeki Anadolu Liselerinin 2013 yılı etkinlikleri, birden çok girdi ile çıktıya sahip karar birimlerinin etkinliklerini ölçü birimlerinden bağımsız bir şekilde göreli olarak ölçmeye yarayan, doğrusal programlama tabanlı ve parametrik olmayan bir yöntem olan Veri Zarflama Analizi kullanılarak ölçülmüştür. Çalışmada Anadolu Liselerinin toplam etkinlik skorları çıktıya yönelik CCR modeli, teknik etkinlik skorları çıktıya yönelik BCC modeli kullanılarak hesaplanmıştır. Eğitim sürecini iyi bir biçimde tanımlayan ve bütün Anadolu Liseleri için ortak olan üç girdi ile üç çıktı belirlenerek yapılan göreli etkinlik ölçümü sonucunda, etkin olmayan Anadolu Liselerinin etkin hale gelebilmeleri için yapmaları gereken iyileştirmeler hakkında bilgiler verilmiştir. Anahtar kelimeler: Performans ölçümü, Etkinlik ölçümü, Verimlilik, Veri Zarflama Analizi, Anadolu Lisesi
Turist rehberlerinin performans kriterlerini belirlemeye yönelik bir çalışma: Turist rehberliği performans ölçeği geliştirilmesi
Turlar, seyahat sektöründe sunulan önemli ürünlerdendir. İnsanların kendi başlarına gezmek yerine tura katılımı tercih etmelerinde turist rehberlerinin önemli etkisi vardır. Temel görevi seyahat işletmesi adına tur programını yürütmek ve turistlere bilgi vermek olan turist rehberleri günümüzde destinasyonlar, sürdürülebilirlik, arabuluculuk ve deneyim yaşatma gibi çok yönlü misyonlara sahiptir. Rehberler, adına çalıştıkları işletmeye farklı açılardan etki etmektedir. Turist rehberleri seyahat işletmelerinde çalışan diğer personele kıyasla turist memnuniyeti, müşteri sadakati vb. konularda daha önemli bir role sahiptir. Çünkü turist rehberleri turistlerle en çok etkileşimde bulunan çalışanlardır. Bu etkileşimde en önemli unsur ise turist rehberliği hizmetidir. Bu hizmet, rehberin tur esnasında gösterdiği performansla şekillenir. Rehberin performansı ise yükümlü olduğu eylemleri yerine getirmesi ile ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada öncelikle seyahat sektörü ve sektör kurum/kuruluşları, turizm endüstrisinde turist rehberliği mesleğinin yeri, turist rehberliği meslek örgütleri, mesleğe ilişkin çalışma esasları ve turist rehberlerinin performansına ilişkin kavramsal bir çerçeve sunulmuştur. Ardından, turist rehberlerinin performansını inceleyen çalışma sayısının az olması, rehber performansını ölçmek için geliştirilen ölçeklerin sınırlı sayıda olması, Türkiye'de gerçekleştirilen rehberli turların ve Türk turist rehberlerinin sunduğu hizmetin niteliklerini gözeterek geliştirilen özgün bir ölçeğe rastlanılmaması üzerine bu çalışmada turist rehberliği performans ölçeği geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda öncelikle nitel bir araştırma yürütülerek rehber performansına ilişkin kriterler belirlenmiş, ardından bu kriterlerden oluşturulan anket formu nicel bir araştırma sürecine dâhil edilmiştir. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri neticesinde üç faktörlü ve 18 değişkene sahip turist rehberliği performans ölçeği geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Seyahat Sektörü, Turist Rehberleri, Turist Rehberi Performansı,Performans Ölçeği, Ölçek Geliştirmede Geçerlik-Güvenirlik
Havalimanlarında operasyonel etkinlik ölçümü: Seçilmiş havalimanlarında bir uygulama
Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte kullanımı her geçen gün artan hava taşımacılığı modunun en önemli paydaşlarından biri olan havalimanlarının önemi artmıştır. Havalimanlarının yaygın bir şekilde kullanılması belirli bir aşamadan sonra havalimanlarında yoğunluktan kaynaklı kapasite sorunun yaşanmasına neden olmuştur. Bunun sonucunda havalimanlarının daha etkin ve verimli kullanılabilmesi için havalimanı yöneticileri tarafından bir takım çalışmalar yapılmıştır. Büyük yatırımlar gerektiren havalimanlarının sadece finansal açıdan değerlendirilmesinin verimlilik açısından karşılaştırma olanağı sağlamadığı düşünülmektedir. Bu açıdan havalimanlarının faaliyetlerini verimli ve etkin bir şekilde sürdürebilmeleri için operasyonel açıdan da değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu çalışmada ilk olarak performans ve performans ölçüm sistemleri hakkında ayrıntılı bir şekilde bilgi verilmiş, ardından havalimanlarında performans ölçümünün nasıl yapıldığı anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise Veri zarflama analizinde kullanılan modeller hakkında bilgi verilmiş ve hangi modellerin kullanılacağı belirtilmiştir. Son bölümde ise 2014 yılında ACI (Airport Councıl International) tarafından yapılan sıralamada yolcu trafiği açısından dünyanın en büyük 25 havalimanı içerisinde verilerine ulaşılabilen 20 havalimanın etkinlik ölçümü veri zarflama analizi aracılığı ile yapılmıştır. Uygulama aşamasında 4 adet girdi 3 adet çıktı analize dâhil edilmiştir. Havalimanı sayısının fazla olmasından dolayı etkinlik ölçümü Deap programı ile yapılmıştır. Uygulama aşamasında temel veri zarflama analizi modelleri olan CCR modeli İle BCC modeli kullanılmıştır. CCR modeli ile yapılan etkinlik ölçümünde 10 havalimanın etkin çıktığı 10 tanesinin ise etkin çıkmadığı görülmüştür. Girdi odaklı BCC modeli ile yapılan etkinlik ölçümünde 14 havalimanın etkin çıktığı 6 havalimanın ise etkin çıkmadığı görülmüştür. Çıktı odaklı BCC modelinde ise 13 havalimanın etkin çıktığı 7 havalimanın ise etkin çıkmadığı tespit edilmiştir. Ardından etkin çıkamayan havalimanlarının etkin duruma geçebilmesi için örnek almaları gereken referans havalimanları belirlenmiştir. Son bölümde ise etkin çıkmayan havalimanlarının etkin olabilmeleri için girdi ve çıktı değişkenlerini ne kadar arttırmaları veya ne kadar azaltmaları gerektiği belirlenmiştir.
2001 ve 2008 finansal krizlerinin Türkiye imalat sanayiindeki 1000 büyük sanayi kuruluşunun performansına etkisi: Performans ölçütü olarak kârlılık, verimlilik, ihracat, istihdam
Türkiye imalat sanayisinde faaliyet gösteren 1000 büyük sanayi kuruluşunun performans verileri aynı zamanda Türkiye ekonomisinin de genel durumunu önemli ölçüde yansıtmaktadır. Bu bağlamda çalışmamızda 1997-2014 yıllarındaki 1000 büyük sanayi kuruluşuna ait veriler çalışılarak NACE bazında toplam 24 sektör oluşturulmuş ve her bir sektördeki firmaların yıl bazında kârlılık, verimlilik, ihracat ve istihdam verilerinin ortalama reel değerleri oluşturulmuştur. İlgili veriler iki boyutlu grafikler üzerinde gösterilmiş ve 2001 ile 2008 finansal krizlerinin sektör bazında etkileri incelenmiştir. Sonuçta, yerel olarak değerlendirilebilecek 2001 krizi ile küresel olarak değerlendirilebilecek 2008 krizinden her bir sektör farklı şekilde etkilenmiş olup bazı sektörler krizlerde daha iyi performans göstermiştir. Bu çalışmada İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl yayımlanan imalat sanayiindeki 1000 büyük firmaya ait veriler kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kriz, emek verimliliği, kârlılık, ihracat, istihdam, 1000 büyük firma, imalat sanayi, Türkiye.