Sensitivity
88 theses under this subject heading
Bilişsel egzersiz terapi yaklaşımı ölçeği'nin sjögren sendromu tanılı bireylerde geçerliği, güvenirliği ve duyarlılığının belirlenmesi
Bu çalışma Sjögren Sendromu (SS) tanılı bireylerde Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) Ölçeği' nin geçerlik, güvenirlik ve duyarlılığını belirlemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya 91 birey dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen bireylere geçerliği değerlendirebilmek amacıyla Quality of life questionare for patients with Primary Sjögren's Sydrome (PSSQoL), Health Assessment Questionnaire (HAQ), Short From-36 (SF-36), Hospital Anxiety and Depression Scale (HADS), EULAR Sjogren's Syndrome Patient Reported Index (ESSPRI), EULAR Sjögren's Syndrome Disease Activity Index (ESSDAI) ve Genel Sağlık Anketi (Euro QoL-5D) anketleri uygulandı. İstatistiksel analizler sonucunda BETY Ölçeği ile kullanılan diğer ölçekler arasındaki geçerlik incelendiğinde kolerasyonun r= -0,616 ile 0,766 arasında olduğu saptandı. Ölçeğin güvenirliğini değerlendirmek amacıyla 30 bireye bir hafta sonra aynı ölçekler tekrar uygulandı. Güvenirliği değerlendirmek için test-tekrar test yöntemi kullanıldı ve sınıf içi güvenirlik katsayısı (ICC, %95 güven aralığı) hesaplandı. Spearman kolerasyon analizine göre iki ölçüm arasında (rho=0, 978, p<0,001) güçlü derece kolerasyon bulundu. ICC katsayısı da (0,991, p<0,001) oldukça yüksekti. Bunlara ek olarak iç tutarlık için Cronbach alfa katsayısına (0,913) bakıldı ve ölçeğin iç tutarlılığının yüksek olduğu bulundu. Ölçeğin duyarlılığının belirlenebilmesi için 3 ay sonra bütün ölçekler 30 SS' li bireye tekrar uygulandı. İstatistiksel analiz sonucunda SF-36' nın alt parametresi olan ağrı ile BETY Ölçeği arasında orta derecede anlamlı bir kolerasyon (rho=-0,403, p=0,027) bulunurken diğer ölçeklerle anlamlı düzeyde bir kolerasyon bulunamadı. Bu çalışma sonucunda BETY Ölçeği' nin SS tanılı bireylerde geçerli, güvenilir ve duyarlı bir değerlendirme aracı olduğu bulundu. Anahtar Kelimeler: Sjögren Sendromu, Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı Ölçeği, geçerlik, güvenirlik, duyarlılık (cevaplılık), romatizmal hastalık
Kültürlerarası anlayış ve iletişim konusunda eğitim almış çalışanların kültürel duyarlılıkları üzerine bir araştırma
Küreselleşen dünyamızda, çeşitli uluslardan insanlar birlikte yaşayabilir ve çalışabilir. Farklı kültürden insanların birbirleriyle etkileşime geçmesi ve birbirlerine daha bağımlı hale gelmesi sonucunda, insanlar etkili kültürlerarası iletişim sağlamak için kültürlerarası iletişimin ne kadar önemli olduğunu yeniden düşünmeye zorundadırlar. Bu, kültürel farklılıklara dair farkındalık geliştirmekle ve diğer insanların kültürlerine saygı duymak için bazı davranışları değiştirmekle mümkündür. Bu araştırmanın amacı kültürlerarası anlayış ve iletişim konusunda alınan eğitim ile kültürlerarası duyarlılık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın katılımcıları, Dünya Gençlik Gemisi Programının geçmiş katılımcısı olup olmadığı; eğer geçmiş katılımcısı ise kültürlerarası anlayış eğitimini alıp almadıkları ve genel olarak önceden kültürlerarası iletişim konusunda eğitim alıp almadıklarına göre gruplara ayrılmıştır. Tüm katılımcıların doldurduğu ölçek sonucunda elde edilen veriler incelenmiştir. Farklı uluslardan iş hayatında olan insanların katıldığı bu çalışma ile birlikte bireylere kültürlerarası anlayış ve iletişim konusunda eğitimler verilmesinin faydalarına daha derin bir bakış sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler 1. Kültür 2. Kültürlerarası Anlayış 3. İletişim 4. Kültürlerarası İletişim
Yatırımcı duyarlılığında tüketici güven endeksi ile döviz kuru ilişkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmayla Türkiye'de Ocak 2004–Aralık 2018 döneminde Tüketici Güven Endeksi ile Döviz Kuru arasındaki ilişki incelenmiştir. Davranışsal Finansta Yatırımcı Duyarlılığının göstergesi olarak güveni temsilen, TÜİK Tüketici Güven Endeksi kullanılmıştır. Ayrıca çalışma kapsamında makro değişkenler, Borsa İstanbul Getiri Endeksi, İmalat Kapasite Kullanım Oranı, TÜFE Bazlı Reel Kur Endeksi, Amerikan Doları Döviz Kuru, İşsizlik Oranı, Aylık Enflasyon Oranı ve Sanayi Üretim Endeksleri modele dahil edilerek analiz edilmiştir. Araştırma toplam 180 adet aylık gözlemi içermektedir. Çalışmada belirlenen verilerin aylık oransal değişim değerleri kullanılmıştır. Zaman serilerine Vektör Otoregresif Model (VAR) analizi, Granger Nedensellik (Granger Causality) Testi, Etki-Tepki (İmpulse-Response) Fonksiyonu ve Varyans Ayrıştırma (Variance Decompositions) yöntemleri uygulanmıştır. Modele göre Amerikan Dolar Kuru değişkeni TÜİK Tüketici Güven Endeksi üzerinde etkili olmaktadır. Amerikan Dolar Kurundan TÜİK Tüketici Güven Endeksine doğru tek yönlü Granger nedenselliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bı̇lı̇şsel Egzersı̇z Terapı̇ Yaklaşımı Değerlendirme Ölçeğı̇'nı̇n diz osteoartrit tanısı alan bı̇reylerde geçerlı̇ğı̇, güvenı̇rlı̇ğı̇ ve duyarlılığının belı̇rlenmesı̇
Bu çalışma diz osteoartrit (OA) tanısı alan bireylerde Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) Ölçeği'nin geçerlik, güvenirlik ve duyarlılığının incelenmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya Kellgren-Lawrence skalasına göre Evre 1 veya 2 düzeyinde diz osteoartrit tanısı almış olan 150 birey dahil edildi. Hastaların değerlendirilmesinde günlük yaşam aktiviteleri için Sağlık Değerlendirme Anketi (SDA); yaşam kalitesi için Kısa Form 36 (KF-36) Yaşam Kalitesi Ölçeği, anksiyete ve depresyon düzeyleri için Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası (HADS), hastalık şiddeti için Western Ontario and McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC), biyopsikososyal etkilenim için BETY ölçeği kullanıldı. BETY ölçeği ile diğer ölçekler arasındaki korelasyona Spearman korelasyon analizi ile bakıldı (r=-0,252; 0,633). Güvenirlik yöntemi olarak Cronbach Alfa Katsayısı ve madde toplam korelasyonu kullanıldı. Ölçeğin iç tutarlılığının incelenmesi için Cronbach's Alfa katsayısına bakıldı ve tüm bireylerde ilk değerlendirme için Cronbach's Alfa Katsayısı 0,887, 1 hafta sonraki ölçümlerde 0,917, 3 ay sonraki ölçümlerde 0,843 olarak mükemmel iç tutarlılık bulundu. Güvenirliğin bir başka göstergesi olan madde toplam korelasyonu ise (item total korelasyon) 0,632 ile 0,854 arasında değişmekteydi (p<0,05). BETY ölçeğinin duyarlığının incelenmesi için geçerlik çalışmasında diz OA tanısı alan bireylerde sıklıkla kullanılan ölçeklerle, BETY ölçeğinin katılımcılar tarafından doldurulan ilk ölçüm ile 3 ay sonra doldurulan ölçeklerin sonucundaki değişim Wilcoxon Eşleştirilmiş İki Örnek Testi ile incelendi. Çalışmamızın sonucunda BETY ölçeğinin diz OA tanılı bireylerde geçerli, güvenilir ve duyarlı olduğu sonucuna varıldı. Bu sonuç BETY ölçeğinin OA' lı bireylerde biyopsikososyal etkilenimi ve tedavi etkinliğini değerlendirmek için klinikte uygulanabilir olduğunu gösterdi.
Sigara kullanan ve kullanmayan bireylerde bilişsel farkındalık, üst biliş ve kaygı duyarlılık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, sigara içen ve sigara içmeyen bireylerde kaygı duyarlılığının, üst bilişin ve bilişsel farkındalığının farklılaşıp farklılaşmadığının araştırılmasıdır. Araştırma Türkiye genelinde 18- 65 yaş arası sigara kullanan ve kullanmayan bireylere uygulanmıştır. Çalışma 161 kadın,159 erkek olmak üzere toplam 320 gönüllü katılımcı ile sonuçlanmıştır. Sürekli sigara içen (bırakma deneyimi olmaksızın), bırakma deneyimleri olup aralıklı sigara içen ve hiç sigara içmeyen üç grup üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Katılımcılardan demografik form, Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Üstbiliş Ölçeği ve Anksiyete Duyarlılık İndeksi doldurmaları istenmiştir. Gruplar arası farklılaşma olup olmadığı t-testi ve varyans analizi ile incelenmiş, anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda gruplar arasında anksiyete duyarlılığına ilişkin farklılaşma tespit edilmemiş olmakla birlikte; sürekli sigara kullanan kişilerin üst biliş ölçeğinin olumlu inanç alt boyut puanlarının, hiç sigara kullanmayan kişilerden daha yüksek olduğu ancak; bu farklılaşmanın istatistiki olarak anlamlı olmadığı; hiç sigara kullanmamış, aralıklı sigara kullanmış, sürekli kullanmış katılımcıların bilinçli farkındalık ölçeğinden aldıkları puanlar arasında ise anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Aralıklı sigara kullanmış katılımcıların bilinçli farkındalık ölçeği puanlarının, hiç sigara kullanmamış ve sürekli kullanmış katılımcıların puanlarına göre daha yüksek olduğu bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tütün Bağımlılığı; Sigara; Bilinçli Farkındalık; Üst Biliş; Kaygı Duyarlılığ
Çocukluk çağı alerjik hastalıklarda yıllara göre aeroalerjen duyarlılık değişiminin retrospektif değerlendirilmesi
Amaç:Alerjik hastalıkların görülme sıklığı geçtiğimiz yıllarda çarpıcı bir şekilde artmıştır ve gelişmiş ülkelerdeki nüfusun yaklaşık % 30-35'ini etkilemektedir.Alerjik hastalıkların, çalışan devamsızlığı, okullarda performans eksikliği ve yaşam kalitesinde genel kayıba neden olduğu bilinmektedir. Atopi polen, ev tozu akarı ve gıda alerjenleri gibi az miktardaki çevresel proteinlere cevap olarak, immünoglobulin E (IgE) antikorları üretimi ile karakterize kalıtsal bir durumdur. Bir bireyde atopinin varlığı,bir veya daha fazla alerjik hastalık(atopik dermatit, astım, alerjik rinit (AR), alerjik rinokonjonktivit(ARK), gıda alerjisi vs.) ile ilişkili olabilir. Alerjik hastalıklarda tanı; öykü, fizik muayene bulgularıyla birlikte deritestleri ve serumda alerjen spesifik IgE varlığı ile konur. En sık kullanılan deri testi, deri prick testidir (DPT). Alerjinin tespiti ve bundan kaçınılması tedavide birinci basamaktır. Alerjik hastalıklarda morbiditenin azaltılması, duyarlanmış bireylerde hastalık gelişiminin önlenmesi ya da geciktirilmesi için gereken çevresel koşullar belirlenip koruyucu önlemler alınmalıdır. Gereç ve Yöntem:Çalışmaya, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Çocuk Alerji polikliniğine 2011-2012 ve 2017-2018 yıllarında başvuran, atopi öyküsü ya da alerjik hastalık tanısı olan, deri prick testinde en az bir aeroalerjene duyarlılık saptanan, 2-18 yaş arasındaki tüm çocuk hastalar dahil edildi. Hastaların yaş, cinsiyet, yaşadığı bölge, doğum haftası, doğum ağırlığı, ailede atopi öyküsü, hastanın kardeş sayısı, kaçıncı çocuk olduğu, tanısı, kandaki eozinofil sayısı ve yüzdesi, total ve spesifik IgE düzeyleri, deri prick testindeki aeroalerjenlere karşı duyarlılıkları retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışmayadahil edilen hastalar 1. ve 2.grup olarak sınıflandırıldı(2011-2012 yılları 1.grup, 2017-2018 yılları 2.grup). Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş medyan değeri 10 (6,00) idi. Hastaların 1086'sı (%65,4) erkekti. Doğum ağırlığı 169 hastada <2500 gr (%10.2) idi. 234 hastada (%14,1) prematürite vardı. Kentsel bölgede yaşayan 1481 (%89,2), kırsal bölgede 179 hasta (%10,8) mevcuttu.1245 hastada (%75) ailede atopi vardı. Kaçıncı çocuk olma durumu ve kardeş sayısı medyan değeri 1 (1,00) idi. Sigara maruziyeti 604 hastada (%36,4) mevcuttu. 2.gruptaki hastalarda ilk çocuk olma durumu ve ailede atopi, 1.gruptaki hastalara göre daha fazlaydı, fakat istatiksel anlamlı değildi. İkinci grupta, 1. grubagöre sigara maruziyeti istatiksel olarak anlamlı yüksekti (sırasıyla 501 hasta, %47,9 a karşı 103 hasta, %16,8). 1.grupta AR ve ARK ile astım ve hışıltılı çocuk sayısı aynıydı (239 hasta, %38,89). 2.grupta daha çok AR ve ARK (%47,3), ikinci sırada astım ve hışıltılı çocuk (%33,94) idi. Total IgE medyan değeri 220 (429,60) kU/L idi. Alerjen spesifik IgE medyan değeri9,44 (34,87) PAU/l idi ve 972 hastada (%90,3) pozitifdi. Eozinofil sayısının medyan değeri 270 (339) /mm3, yüzde medyan değeri 3,51 (4,16) idi. 562 hastada (%43,9) eozinofili vardı.Yıllara göre karşılaştırıldığında duyarlılıkta belirgin değişiklik yoktu. Her iki grupta da en fazla duyarlılık polen karışımına idi. Birinci grupta 451 hastada (%73,5),2.grupta 755 hastada (%72,2) polen duyarlılığı vardı. Sonuç:Atopisi olan olgular, 5 yıl arayla DPT sonuçlarına göre değerlendirildiğinde, her iki hasta grubunda en fazla alerjen duyarlılığı polenlere karşı idi. Kedi tüyüne duyarlılıkta yıllara göre artış vardı, fakat bu istatiksel olarak anlamlı değildi. Ev tozu akarlarına, zeytin ağacı polenine, alternaria'ya, hamamböceğine duyarlılıkta yıllara göre artış istatistiksel anlamlıydı. Anahtar kelime: Atopi;çocuk;risk faktörleri;deri prick testi;yıllara göre değişim
Öz-eleştirinin öznel iyi oluş üzerindeki etkisinin aracı değişkenleri olarak farkındalık ve öz-duyarlılık
Bu çalışmanın amacı öz duyarlılık ve farkındalığın öz eleştiri ve öznel iyi oluş arasında aracı değişkenler olup olmadığı incelemektedir. Çalışmaya 328 sağlıklı kişi katılmıştır. Veri toplama araçları olarak "Öz Eleştiri Ölçeği", "Öz Duyarlılık Ölçeği", "Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "Yaşam Doyumu Ölçeği" ve "Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, öz duyarlılık ve farkındalığın öz eleştiri ve öznel iyi oluş arasında kısmi aracı değişkenler olduğunu göstermiştir. Ayrıca bu değişkenlerin alt boyutları arasındaki ilişkiye de bakılmıştır. Yapılan stepwise çoklu regresyon analizine göre öz duyarlılığın alt boyutu olan öz şefkat ve izolasyon, öz eleştirinin alt boyutu olan karşılaştırmaya dayalı öz eleştirenin ve farkındalığın öznel iyi oluşu yordadığı görülmüştür. Literatürle paralel bir şekilde bu çalışma da öz eleştirinin negatif, öz duyarlılığın ve farkındalığın ise pozitif bir şekilde bireylerin öznel iyi oluş düzeyini etkilediği görülmüştür. Bu bilgiler ışığından bireylerin öznel iyi oluş düzeyini artırmak için bu faktörlerin dikkate alınması ve bu faktörleri kapsayan öznel iyi oluş müdahale programlarının uygulanması gerektiği fikri savunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: Öznel iyi oluş, Yaşam Doyumu, Öz Eleştiri, Öz Duyarlılık, Farkındalık,
Adaletsizliği değerlendirmede adalete duyarlılık ve iç grup yanlılığı: Sosyal psikolojik bir model
Adalet kavramı ve adil olmak insanlık tarihi boyunca üzerine düşünülen, tartışılan ve farklı disiplinler tarafından çalışılan bir konu olmuştur. Sosyal psikologlar adaleti insanların koşulları, karşılaştıkları adil olmayan durumlar karşısında algıladıkları gerçeklikler ve bu durumlara verdikleri duygusal ve davranışsal yanıtlar temelinde incelemektedir (Hegtvedt, 2020; Kazemi ve Törnblom, 2008). Bu çalışmada adil olmayan olay veya durumlara verilen tepkiler, adalete duyarlılık (mağdur x gözlemci x fail), grup etkisi (iç grup x dış grup), gruplar arası empati, grupla özdeşim ve ahlaki geri çekilme mekanizmaları ile incelenmiştir. Ön çalışma, Türkiye'de yaşayan, farklı etnik ve inanç gruplarından gelen toplam 280 katılımcıya kimlikleri temelinde yaşadıkları adil olmayan olay ve durumların, açık uçlu bir şekilde sorulmasıyla gerçekleştirilmiştir. Ön çalışma verilerinin tematik analizle incelenmesi sonrası, 3 uzman yardımıyla en sık belirtilen olaylar seçilmiş ve ahlaki geri çekilme mekanizmaları kullanılarak her grubu temsil eden tutum ifadeleri oluşturulmuştur. Asıl çalışma ise, Türkiye'nin farklı illerinde yaşayan farklı etnik (Türk, Kürt, Arap) ve inanç (Sünni, Alevi, Gayrimüslim) gruplarından gelen toplam 945 katılımcıya, çalışmacı tarafından oluşturulan ahlaki geri çekilme mekanizmalarını içeren tutum ifadeleri, ahlaki geri çekilme ölçeği, adalete duyarlılık ölçeğinin grup formu, gruplar arası empati ölçeği ve grupla özdeşim ölçeği yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Bulgular hem inanç gruplarında hem de etnik gruplarda, adil olmayan olay ve durumlara verilen tepkilerin kendi gruplarına ve dış gruba göre farklılaştığını göstermektedir. Çalışma sonuçları gruplar arası empati ve gruba bağlılığın düzenleyici etkilerinin olduğunu ve adalete duyarlılık boyutlarının ahlaki geri çekilme davranışını yordadığını göstermektedir. Araştırma sonuçları, literatür ışığında, çalışmanın güçlü yönleri, alanyazına katkıları, sınırlılıkları ve gelecek çalışmalara öneriler çerçevesinde tartışılmıştır.
1-3 yaş arası çocuğu olan kadınların annelik duyarlılığı ve özyeterliliği ile çocukluk çağı psikolojik travmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında 1-3 yaş arası çocuğu olan kadınların çocukluk çağı psikolojik travmaları ile annelik duyarlılıkları ve öz yeterlilikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bunun yanı sıra, annelerin öz yeterlik ve duyarlılıklarında bazı bağımsız değişkenlere göre fark olup olmadığına ilişkin bulgular da bu araştırma kapsamında tartışılmıştır. Araştırma grubunu 1-3 yaş arasında çocuğu olan ve dijital ortamda veri toplama araçlarını doldurabilen gönüllü 550 anne oluşturmaktadır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak bu araştırma için geliştirilen Anne-Bebek Bilgi Formu, Ebeveyn Çocuk Kapsayıcı İşlev Ölçeği, Anne Babalık Becerilerinde Özyeterlik Ölçeği, Çocukluk Çağı Ruhsal Travmalar Ölçeği, Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, anne duyarlığı ve öz yeterliği ile çocukluk çağı ruhsal travmaları arasında zayıf düzeyde ilişki olduğu görülmüştür. Her iki bağımlı değişkende de yaşa göre fark görülmezken, annelerin öz yeterliklerinde araştırmanın diğer bağımsız değişkenleri olan olumsuz çocukluk çağı deneyimlerine (ACE), bebek bakımında destek almaya, annelerin kendi büyüdükleri evi algılayışlarına, annelerinden hissettikleri sevgi algılarına göre fark görülmüştür. Annelerin kendi annelerinin kaotik buldukları yönlerini tekrarlama sıklığına göre ise hem annelerin duyarlılıklarında hem de öz yeterliliklerinde fark görülmüştür.
Çoklu madde bağımlılarında ödüle duyarlılık ve çoklu madde kullanımının yönetici/yürütücü işlevler üzerinde etkisi
Bu araştırmanın iki amacı bulunmaktadır. Birincisi, çoklu madde bağımlılığında ödüle duyarlılığın rolünü anlamaktır. İkincisi ise uzun süreli çoklu madde kullanımının yönetici yürütücü işlevler (dikkat, entellektüel, sosyal işlevler) üzerindeki olası etkilerini incelemektir. Bu amaçla çalışmada; çoklu madde kullanan (12 E/8 K) ve madde kullanmayan (12 E/8 K) katılımcı gruplarının DİS/DAS Ölçeği, İ5KPK, RKŞT ve Gözler testi performans puanları mukayese edilmiştir. Çoklu madde kullanımını olan katılımcı grubun ödüle olan duyarlılıkları nedeniyle DİS/DAS ölçeği DAS boyutundan madde kullanmayan gruba göre daha yüksek puan alması beklenmektedir. Aynı zamanda çoklu madde kullanan katılımcı grubunun psikoaktif maddelerin dopaminerjik sistem üzerinde yarattığı etkiler nedeniyle İ5KPK, RKŞT ve Gözler Testi performans puanlarının madde kullanmayan katılımcı grubuna göre daha düşük olması beklenmektedir. İki katılımcı grubun performans puanlarının karşılaştırılması sonucunda elde edilen bulgulara göre; psikoaktif madde kullanımı olan grubun madde kullanmayanlara göre DİS/DAS ölçeği DAS boyutunun anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda madde kullanan grubun RKŞT ve İ5KP nöropsikolojik test performanslarında anlamlı düzeyde farklılıklar saptanmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgular daha önce yapılmış araştırma bulguları çerçevesinde tartışılmıştır.
Ana bilim dalımızda yapılan 1000 histeroskopik olgunun retrospektif analizi
Amaç: Belli bir dönem aralığında farklı şikayetlerle jinekoloji polikliniğimize başvurarak tanısal ve/veya operatif histeroskopi yapılan hastaları geriye yönelik olarak inceleyerek, demografik verilerini, histeroskopi endikasyonlarını, uygulanan histeroskopi prosedürlerini, işlem sürelerini, uygulanan anestezi prosedürlerini, kullanılan distansiyon ortamı tiplerini, yapılan histeroskopik prosedüre bağlı gelişen komplikasyon oranlarını, histeroskopiye ek operasyon/işlem gereksinimlerini, intraoperatif histeroskopik tanıları ve histopatalojik tanıları analiz etmek ve mevcut literatür eşliğinde histeroskopinin güvenilirliğini ve tanısal doğruluğunu bu sonuçlar ışığında değerlendirmektir. Gereç ve yöntem: Retroskpektif yürütülen bu çalışma, Ocak 2020 ve Eylül 2022 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı'nda tanısal veya operatif amaçlı histeroskopi yapılan 1016 hastanın klinikopatolojik verileri kullanılarak yürütüldü. Kliniğimize başvuran 18-80 yaş arası reprodüktif, perimenopozal ve postmenopozal hastalar dahil edildi. Hastaların demografik verileri (yaş, vücut kitle indeksi), sigara kullanımı, sistemik ek hastalıklar, preoperatif tanı, prosedür türü (tanısal / operatif histeroskopi), operatif histeroskopi yapılanlarda operasyonun detayı, kullanılan anestezi tipi, operasyona bağlı gelişen komplikasyonlar (kanama, rüptür vb.), prosedürün süresi, prosedür esnasında kullanılan distansiyon ortamı çeşidi, histeroskopiye ek bir işlem yapılıp yapılmadığı, histeroskopik tanı ve histopatolojik tanı sonuçları tespit edilerek kayıt altına alındı. Elde edilen verilerin analizi ve istatiksel olarak değerlendirilmesinde SPSS 11.5 programı kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya toplamda 1016 hasta dahil edildi. Dahil edilen hastaların yaş ortalaması 39,84 ± 10,88 (min-maks 19-78) yıl, VKİ ortalamaları 26,97 ± 5,42 kg/m2 olarak hesaplandı. Bunların 49 (%4,8) tanesine tanısal 967 (%95,2) tanesi de operatif histeroskopik prosedür uygulanmıştır. Tanısal histeroskopilerde en sık endikasyon primer infertilite (n=14, %28,57) iken operatif histeroskopilerde en sık endikasyon endometriyal polip (n=273, %28,23) olarak izlenmiştir. Operatif histeroskopi gerçekleştirilen 967 hasta içinde en sık uygulanan prosedür polipektomi (n=335, %34,64) iken bunu sırasıyla septum rezeksiyonu ve kavite optimizasyonu (n=145, %14,99) izlemiştir. Toplamda 14 (%1,4) hastada komplikasyon gelişmiştir. Hastaların 4'ünde (%0,39) uterin perforasyon, 4'ünde (%0,39) kanama, 2'sinde (%0,19) aşırı sıvı yüklenmesi, 2'sinde (%0,19) servikal laserasyon ve 2'sinde (%0,19) postoperatif enfeksiyon meydana gelmiştir. Histeroskopik tanılar içinde en sık olarak polip (n= 347, %34,05) tanısı konmuştur. Bunu sırasıyla uterin septum (n=194, %19,09), miyoma uteri (n=99, %9,74) izlemiştir. Histopatolojik olarak incelendiğinde ise yine en sık endometriyal polip (n=366, %36,02) tanısı konmuştur. Bunu sırasıyla leiomiyom (n=96, %9,44) ve kronik endometrit (n=44, %4,33) izlemiştir. Toplamda 651 (%64,1) hastanın histopatolojik sonuçları benign patolojiler olarak sonuçlanırken, 10 (%0,98) hastanın endometriyal intraepitalyal neoplazi (EİN), 3 (%0,29) hastanın endometiroid tip endometriyum kanseri, 1 (%0,098) hastanın nöroendokrin karsinom olarak sonuçlanmıştır. Çalışmamızda histeroskopik sonuçlar histopatolojik sonuçlar ile karşılaştırılmış ve poliplerde yöntemin %79,8 duyarlılık ve %91,7 seçicilik ile doğru sonuç gösterdiği belirlenmişken miyomlarda ise %87,5 duyarlılık ve %98,4 seçicilik ile doğru sonuç gösterdiği belirlenmiştir. Polip için histeroskopinin pozitif prediktif oranı %84,4, negatif prediktif oranı %89,0 bulunmuştur. Miyom için ise pozitif prediktif oranı %84,8, negatif prediktif oranı %98,7 bulunmuştur. Histeroskopinin polip ve miyom için doğruluk oranlarına bakıldığında da sırasıyla %87,0 ve %97,0 bulunmuştur. Endometriyal polip ve miyom için histeroskopi sonucu ile histopatolojik çalışmaya gönderilen materyal sonucu arasındaki korelasyona bakıldığında anlamlı uyumluluk bulunmuştur. Polip için p değeri <0,001; korelasyon katsayısı 0,72 gösterilmiştir. Miyom için de p değeri <0,001; korelasyon katsayısı 0,84 gösterilmiştir. Sonuç: Histeroskopi, çalışmamızda da tespit ettiğimiz gibi yüksek seçicilik ve doğruluk oranları ile, minimal invaziv bir yöntem olması, güvenilirliği yüksek ve komplikasyon oranı düşük bir tanı ve tedavi yöntemi olması nedeni ile anormal uterin kanama, infertilite ve uterin boşluğu ilgilendiren diğer hastalıklar için tanıda ve tedavide birinci basamak araştırma yöntemi olarak kullanılmaktadır ve uzun bir süre kullanılmaya devam edecektir.
Hemşirelik öğrencilerinde empatik eğilim, merhamet ve duyarlı sevgi düzeyleri ile ilişkili faktörler
Bu araştırmada hemşirelik öğrencilerinin empatik eğilim, merhamet ve duyarlı sevgi düzeyleri ve bunları etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde 1. 2. 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören toplam 1044 öğrenci oluşturmuştur. Örneklem büyüklüğü hesabı G-power yöntemi ile yapılmıştır. Araştırma örneklemini toplam 283 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verileri, Sosyodemografik Bilgi Formu, Empatik Eğilim Ölçeği, Merhamet Ölçeği ve Duyarlı Sevgi Ölçeği ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS for Windows 25.0 programı kullanılmıştır. Verilerin analizi parametrik testlerle yürütülmüştür. İki bağımsız grubun karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılması amacıyla ise ANOVA uygulanmıştır. Korelasyon testlerinde Pearson testi uygulanmıştır. Öğencilerin Empatik Eğilim Ölçeği puan ortalamaları 67.82±7.83, Merhamet Ölçeği puan ortalamaları 73.47±8,62 ve Duyarlı Sevgi Ölçeği Puan Ortalamaları 100.19±18.95 olarak tespit edilmiştir. Öğrencilerin empati ve merhamet düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif, empati ile duyarlı sevgi düzeyleri arasında zayıf düzeyde pozitif ve merhamet ile duyarlı sevgi düzeyleri arasında çok zayıf düzeyde pozitif yönde bir ilişki vardır. Öğrencilerin mensup oldukları aile tipi ve akademik ortalamalarını değerlendirmeleri değişkenleri empatik eğilim düzeyleri üzerinde anlamlı etki oluşturmaktadır. Ayrıca, Öğrencilerin, kayıtlı olduğu sınıf, cinsiyet, hemşirelik mesleğini tercih etme sebebi, empatik eğilim ve merhamet düzeyleri düzeyleri üzerinde anlamlı etki oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra, öğrencilerin hastalarla olan ilişkilerinde güçlük yaşama durumu değişkenleri öğrencilerin merhamet düzeyleri ve duyarlı sevgi düzeyleri üzerinde anlamlı etki oluşturmaktadır. Öğrencilerin, ailelerinin sosyoekonomik durumu ve günlük yaşamda kişilerarası ilişkilerinde güçlük yaşama durumu değişkenleri duyarlı sevgi düzeyleri üzerinde anlamlı etki oluşturmaktadır. Öğrencilerin lisans eğitimleri sırasında empatik eğilim, merhamet ve duyarlı sevgi düzeylerinin belirlenmesi ve bu konularda farkındalık oluşturacak eğitim programlarının düzenlenmesi önerilmiştir.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılıklarının kişilik tiplerine göre incelenmesi
Bu araştırma, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılıklarının kişilik tiplerine göre farklılaşmasını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modelidir. Araştırma verileri Aydın, Muğla ve Denizli illerinde bulunan devlet üniversitelerinin eğitim fakültelerinde okuyan sosyal bilgiler öğretmenliği bölümü 220 öğrenci üzerinden toplanmıştır. Verilerin toplanmasında kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Uygun ve diğerleri (2010) tarafından geliştirilen "Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Duyarlılık Ölçeği (ÖMYDÖ)" ve Özsoy ile Yıldız (2013) çalışmasından alınan "A Tipi ve B Tipi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS V22.0 paket programında yapılmıştır. Araştırmada yer alan demografik değişkenler ile farklılıkların incelenmesinde ikili grupların karşılaştırılmasında t-testinden; çoklu grupların karşılaştırılmasında ise ANOVA testinden yararlanılmıştır. Ayrıca TUKEY testi ve Pearson Korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının, öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılıklarının cinsiyet, yaşantılarını geçirdikleri yer, öğretmenlik mesleğini tercih etme sırası, genel not ortalamaları ve kişilik tiplerine göre gruplar arasında anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılık ile kişilik tipleri arasında ise anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler öğretmen adayları, öğretmenlik mesleği, kişilik, mesleki duyarlılık
Toplumsal beklentilerin özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma
İnsanlık tarihi kadar eski olan sosyal sorumluluk, günümüzde toplumların bilinçlenmesi sayesinde, yaygınlaşmış ve işletmeler açısından da değerlendirilmeye başlanmıştır. Dünya ekonomisinin % 90'ına yakınını elinde bulunduran özel sektörün, bu kadar büyük ekonomik gücün bir miktarını, kendi etrafından başlamak üzere, toplumun tüm kesimlerinin sosyal refahına katkı sağlamak amacıyla kullanması gerekliliği, yaygın bir kanaat olmuştur. Bu sosyal duyarlılık ve beklentinin, özel öğretim kurumu işletmelerinin sosyal sorumluluğa bağlılıkları üzerine etkisi, çalışmanın başlıca amacı olmuştur. Diğer taraftan; yasal düzenlemelerle çıtası yükselmiş olan, geleneksel sosyal sorumluluk anlayışının, işletmeler için zorunluluk olduğu hususu, çalışmamızın ikincil amacı olmuştur.Bu amaçları gerçekleştirmek için yapılan araştırmanın ana kütlesini, Doğu Anadolu Bölgesi'nde faaliyet gösteren özel öğretim kurumları oluşturmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre; Doğu Anadolu Bölgesi'nde 275 özel öğretim kurumu bulunmaktadır. Ana kütle listesinin tamamına ulaşmak, zaman, emek ve maliyet açısından imkânsız olduğundan, kota örneklemesi yöntemine başvurulmuştur. Örnekleme için, illerde bulunan özel öğretim kurumu sayısının, bölgedeki özel öğretim kurumları toplamına oranı %10'un üzerinde olan iller seçilmiştir. %10'un üzerinde, özel öğretim kurumuna sahip illerde bulunan, özel öğretim kurumu idarecilerine, mail yöntemiyle veya yüz yüze yöntemle anket tatbik edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 17,0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir.Yapılan analizler, toplumsal beklenti ve duyarlılığın, özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına olan pozitif etkisini göstermektedir. Bununla birlikte; özel öğretim kurumlarında sosyal sorumluluk kavramının, artık bir zorunluluk olarak algılandığı tespit edilmiştir.
Çocuk edebiyatı eserlerinin duyarlık eğitimi bağlamında incelenmesi: Gülten Dayıoğlu örneği
Çocuk edebiyatı, bireye yaşamı tanıma ve anlamlandırma sürecinde çocukluğunun ilk dönemlerinden yetişkinliğine kadar eşlik eden önemli bir olgudur. Bireyin bilişsel, dilsel ve toplumsal açıdan gelişimine, yaşamı sanatsal bakış açısıyla algılama ve anlamlandırmasına katkısı son derecede büyüktür. Önem derecesi açısından bakıldığında çocuk edebiyatının çocuğa sağladığı bu katkıların sayısal olarak fazlalığı değil niteliği önemlidir. Nitelikli çocuk edebiyatı eserinin ayırt edici yönlerinden biri de bireyin yaşama karşı duyarlık gösterebilme becerisine katkı sağlamasıdır. Bireyin kendi hayatının ve ait olduğu dünyanın dışından durumlarla da ilgilenebilmesi ve bu durumları umursaması olarak değerlendirilen duyarlık, geliştirilmesi zorlu ve köklü çabalara dayanan bir süreç istemektedir. Sürecin etkililiğini artırmak için de çocukların erken dönemden itibaren nitelikli çocuk kitaplarıyla buluşturulması gerekir. Araştırmada, Gülten Dayıoğlu'nun beş ayrı çocuk kitabı duyarlık eğitimi açısından incelenmiştir. Çalışmada temel nitel araştırma deseni kullanılmış, veriler doküman incelemesiyle elde edilmiştir. Duyarlık konularının belirlenmesinde ve gruplandırılmasında Aslan'ın (2016) oluşturduğu kategori dikkate alınarak içerik analizi yapılmıştır. Belirlenen 35 duyarlık konusunun hepsi farklı oranlarda öykülerde tespit edilmiştir. En sık geçen konular insana ve insanın mutluluğuna, insani özelliklere ve doğaya duyarlıktır. Bunların yanında aile bireylerine, aşka-sevgiye, hayvanlara, yardımlaşmaya, dürüst olmaya karşı duyarlık sıkça ele alınmıştır. Bu bağlamda Gülten Dayıoğlu'nun eserlerinin bireylerin insana ve çevresindeki her şeye duyarlık kazanmasında, değer vermesinde katkı sağlayabileceği sonucuna ulaşılabilir.
Çevre sorunlarını önlemede yerel yönetimlerin etkisi ve halkın duyarlılığı: Alanya örneği
Toplumsal yaşam içerisindeki değişmeler ve gelişmeler hiç şüphesiz ki en çok çevreyi etkilemekte ve bunun sonucunda çevre sorunları ortaya çıkmaktadır. Sanayi devriminden günümüze kadar uzanan çevre sorunlarının çözümde insanların çevresel davranışları, çevresel duyarlılıkları ve çevresel tutumları önemli rol oynamaktadır. Bununla birlikte yerel yönetimlerin çevresel sorunların çözümünde etkin olabilmesi, çevre sorunlarının önlenmesinde etkili olmaktadır. Bu yaklaşımdan yola çıkarak çalışmamızda amaçlanan, çevresel sorunların çözümünde Antalya'nın Alanya ilçesindeki çevresel davranışlarının, çevresel duyarlılıklarının, çevresel tutumlarının ölçülmesi ve birbirleriyle ilişkilerinin tespit edilmesidir. Bunun yanında, bu bölgedeki çevresel sorunların çözümünde yerel yönetim algısının tespit edilmesi amaçlanmış olup ve hepsinin birbirleriyle ilişkileri incelenmiştir. Çalışmanın bulguları incelendiğinde çevresel davranış, çevresel tutum, çevresel duyarlılık ve yerel yönetim algısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında bağımsız değişkenler çevresel duyarlılık, çevresel tutum ve yerel yönetim algısı bağımlı değişken olan çevresel davranış üzerinde pozitif yönde anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevre Sorunları, Çevresel Davranış, Çevresel Duyarlılık, Yerel Yönetimler
İlköğretim sosyal bilgiler dersinde gözlem gezisi uygulamasının öğrencilerin eleştirel düşünme becerisine ve çevre duyarlılığına etkisi
?İlköğretim Sosyal Bilgiler dersinde gözlem gezisi uygulamasının öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine ve çevre duyarlılıklarına etkisi var mıdır?? sorusunun problem olarak alındığı bu deneysel araştırmanın çalışma grubunu Çanakkale ili Ayvacık ilçesi Küçükkuyu beldesi Fernur Sözen İlköğretim Okulu 2008?2009 eğitim öğretim yılı 5. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır.Araştırmanın verilerini toplamak için Demir (2006) tarafından geliştirilen eleştirel düşünme ölçeği ile araştırmacı tarafından geliştirilen çevresel duyarlılık ölçeği kullanılmıştır.Öğrencilerin eleştirel düşünme ölçeği ve çevresel duyarlılık ölçeği öntest ve sontestten aldıkları puanlar SSPS 10.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda,?Deney grubu öğrencilerinin gözlem gezisi uygulaması sonucunda eleştirel düşünme becerilerinde anlamlı düzeyde yükselme olmuştur.?Kontrol grubu öğrencilerine öğretmen kılavuz kitabına uygun öğretim sonucunda öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir.?Deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin eleştirel düşünme becerileri sontest toplam puanları karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.?Deney grubu öğrencilerinin gözlem gezisi uygulaması sonucunda çevresel duyarlılıklarında anlamlı düzeyde yükselme olmuştur.?Kontrol grubu öğrencilerine öğretmen kılavuz kitabına uygun öğretim sonucunda öğrencilerin çevresel duyarlılıklarında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.?Deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin çevresel duyarlılık sontest toplam puanları karşılaştırıldığında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur.Araştırma sonucunda öğretmenlere, velilere, araştırmacılara ve Milli Eğitim Bakanlığı'na gözlem gezisi uygulamasının yapılması için gerekli olanak ve kolaylıkların sağlanması ve etkisinin araştırılması, eleştirel düşünebilen ve çevreye duyarlı öğrenciler yetiştirmek için çeşitli uygulamaların yapılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler, gözlem gezisi, eleştirel düşünme, çevresel duyarlılık.
Depresyon tanılı hastalarda öz duyarlılığın depresif belirti şiddeti ve intihar olasılığı ile ilişkisi
Depresyon, toplum sağlığını önemli derecede etkileyen, diğer psikiyatrik bozukluklara oranla intiharın 3-4 kat daha fazla görüldüğü ruhsal bir bozukluktur. Öz duyarlılık ise daha az depresif belirtiler ve sağlıklı davranışlara daha fazla katılım ile ilgilidir. Araştırma Depresyon hastalarında öz duyarlılığın belirti şiddeti ve intihar olasılığı ile ilişkisini ortaya koymak amacı ile tanımlayıcı tipte yapılan bir çalışmadır. Araştırma Gaziantep ilindeki bir hastanenin Psikiyatri polikliniği ve yatan hasta birimlerinde Depresyon tanılı hastalarla yapılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; 'Kişisel Bilgi Formu', 'Beck Depresyon Envanteri', 'Öz Duyarlılık Ölçeği', 'İntihar Olasılığı Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizi IBM SSS 22'de yapılmıştır. Çalışmaya katılan depresyon hastalarının BDE puan ortalaması 34,87 ±10,33, ĠOÖ puan ortalaması 97,39 ±14,67 ve ÖDÖ puan ortalaması 2,42 ±0,698 olarak saptanmıştır. Araştırmaya katılan hastaların BDE ile ÖDÖ ve ĠOÖ ile ÖDÖ puan ortalamaları arasında, negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Çalışma sonuçları depresyon tanılı hastalarda öz duyarlılık azaldıkça depresyon şiddetinin ve intihar olasılığının arttığını ortaya koymuştur. Depresyon tanılı bireylerde intihar olasılığını azaltmak ve iyileşmeyi olumlu yönde etkilemek için öz-duyarlılıklarını artırmaya yönelik müdahalelelerin planlanması önerilmektedir.
Didem Madak şiirlerinde kadın duyarlığı
Didem Madak, 41 yıllık yaşamına sığdırdığı 3 şiir kitabıyla toplumda yıllarca bastırılmış, ötelenmiş, susmaya mahkûm edilmiş kadınların sesi olma vazifesini yüklenir. Ataerkil zihniyetin kalıplarını bire bir hazırlayıp önüne sunduğu kadın ve şair olma mengenesine acısavar diliyle karşı koyan Madak, kadınlığını bir an bile ötelemeden şairliği kucaklamıştır. Şiirini kadınca duyuş ve düşünüşle sımsıkı örerek çorba kaynatmaya, rengârenk reçeller yapmaya, nane kurutmaya, çamaşır asmaya, bebeği uyutmaya, balkonda oturmaya varana dek gündelik ev işlerine açan Madak'ın şairliğine kadınlığından ayrı bir eylem alanı açmadığı görülür. Şair, eril söyleme boyun eğmeyip yırtık eteklerinden sarkan söz sanatlarıyla erkek egemenlerin karşısına dikilir, korkusuzca idam talebinde bulunur. Ancak alışılageldik, sıradan bir urganla asılmayı reddeder. O'nun ölümünü anlamlı kılacak olan sutyen lastiği ile asılmasıdır. Ataerkil zihniyete boyun eğmediği için katli vacip görülen şair, ölüm cezasının uygulanmasında o zihniyetinin asırlardır ayakta kalmasını sağlayan yağlı urganı reddeder. Şairin kadın olarak sürdürdüğü yaşamını gene kadınlığa has bir nesne ile sonlandırmayı arzulaması kadın duyarlığı bağlamında kararlılığını ve korkusuz tavrını gösterir. Kadının anneliği, eşliği, çalışma yaşamını bir arada idâme ettirirken önünde yükselen duvarlarla da cebelleşmek zorunda kalışını ironiyle dillendiren Didem Madak, toplumsal yaşamın sistemleştirdiği kadınlık misyonuna tepki gösterir. Edilgin, sessiz, çaresizce neyi beklediğini bilmeden beklemeye devam eden kadın kahramanlarına illegal olmayı öğütleyen Madak şiiri, aynı zamanda erkek egemen anlayışa bir başkaldırı şiiridir. Bütün bunlardan hareketle bu tezde Didem Madak'ın Grapon Kağıtları, Ah'lar Ağacı, Pulbiber Mahallesi'ndeki şiirleri kadın duyarlılığı, korku ve edilginlik, çaresizlik ve kuşatılmışlık olmak üzere 3 bölümde ele alınmıştır. Çaresizlik ve kuşatılmışlık başlığı altında anne, baba, çocuk, toplumsal yaşam, sistem eleştirisi, din ve ataerkil sistem" olmak üzere Didem Madak şiirlerinde öne çıkan kadın duyarlılığının ana izlekleri irdelenmiştir.
Yeryuvarı gravite alanının aylık GRACE çözümleri ile izlenmesi ve duyarlılığı üzerine bir inceleme
GRACE (Gravity Recovery and Climate Experiment) uydu sistemi, 2002 yılından günümüze yeryuvarı gravite alanı zamansal değişimine ilişkin önemli bilgi sağlamaktadır. İki adet alçak yörüngeli yapay uydudan oluşan bu sistemden elde edilen gravite alanı bilgisi, aylık olarak harmonik katsayılar biçiminde kullanıcılara sunulmaktadır. Bu çalışmada, 2003 Ocak?2010 Eylül aralığını kapsayan 92 aya ilişkin harmonik katsayı çözümleri kullanılarak, jeopotansiyel değişimler (eşdeğer su kalınlığı, jeoit yüksekliği ve gravite değişimi) ve GRACE'in bunları belirlemedeki duyarlılığı incelenmektedir.Jeopotansiyel değişimler, 1) ağırlıklı aritmetik ortalama biçiminde oluşturulan yıllık GRACE modellerinin basit farkından ve 2) tüm aylık çözümlerden elde edilen zaman serileri üzerinden ayrı ayrı incelenmektedir. İlk yöntem genellikle özel uygulamalar (örneğin, bazı tektonik olayların bölgesel ölçekte incelenmesi) için kullanılırken, ikinci yöntem uygulamada daha çok tercih edilir ve uygun hız modelleri yardımıyla yıllık değişim miktarları kestirilir. Çalışmada, her iki yönteme göre global ve bölgesel ölçekte değişimler ve bunların standart sapmaları irdelenmektedir. Yanı sıra, farklı yumuşatma yarıçaplı (boyutlu) Gauss filtresi ve burada C-P7M8 olarak adlandırılan korelasyon etkilerini giderme yönteminin uygulandığı çözümler ile DDK veri türüne ilişkin çözümler gerçekleştirilerek, elde edilen değişimler ve standart sapmaları karşılaştırılmaktadır. İncelenen jeopotansiyel değişim filtre türünden etkilenmektedir. Standart sapmalar da noktanın konumuna ve filtrenin boyutuna bağlı olarak değişmektedir. Yanı sıra, ilk yönteme göre elde edilen standart sapmalar harmonik katsayıların standart sapmalarına bağlı iken ikinci yöntemde nokta jeopotansiyel değişimlerine uydurulan ve doğru olduğu kabul edilen bir hız modelinden kestirilen yıllık değişim miktarı standart sapması harmonik katsayılarınkinden bağımsızdır. Böylece farklı çözümlerin karşılaştırılmasıyla GRACE'in ilgili değişimleri belirlemedeki duyarlılığı bu standart sapmalar üzerinden irdelenmiştir. Gerçekleştirilen sayısal uygulama sonuçlarına göre, %80'den daha yüksek bir test gücü olasılığı ile GRACE çözümleri ile ortaya çıkarılabilecek değişim miktarları en kötü durumlar için yaklaşık şöyledir: i) Global ölçekte; 2,1 cm/yıl EWT hızı, 0,05 cm/yıl jeoit yüksekliği değişim miktarı ve 0,84 ? Gal/yıl gravite değişim miktarı, ii) Türkiye'yi kapsayan bölgesel ölçekteki çalışma alanından ([30o ??? 45o;20o ??? 50o]) da, 0,7 cm/yıl EWT hızı, 0,024 cm/yıl jeoit yüksekliği değişim miktarı ve 0,30 ? Gal/yıl gravite değişim miktarı.Bununla birlikte, GRACE çözümlerinden elde edilen jeopotansiyel değişimlerin birçok etmene bağlı olduğu söylenebilir. Örneğin, veri değerlendirme merkezinin değerlendirme stratejisine, katsayılara uygulanan filtre yöntemlerine, çözümde ele alınan referans modeline/GRACE modeline, analizde kullanılan veri genişliğine ve öngörülen hız modeline bağlı olarak değişimlerin genliğinde ve dağılımında ve de standart sapmalarında farklılık ortaya çıkması doğal bir sonuçtur. Bu amaçla, çalışmanın son bölümünde, elde edilen yıllık değişim miktarlarının kalitesini ifade etmek için güven aralıklarının kestirimi ve bunların konumsal alanda gösterimi irdelenmiştir. Çalışma bölgesinde ele alınan noktaların 92 aya ilişkin değişimlerden kestirilen yıllık değişim miktarları ve bunların standart sapmaları ile her bir noktaya ait %95 güven olasılıklı güven aralığı sınırları ayrı ayrı konumsal alanda gösterilerek, elde edilen çözümün doğruluğu ölçülmek istenmiştir. Uygulamadan çıkan sonuçlara göre, giderilemeyen bazı sistematik hataların güven aralığının alt sınırında azaldığı, üst sınırında ise arttığı gözlenmiştir. Buna göre, değişimlerde gözlenen bazı sistematik hataların rasgele özellikli olabileceği bu basit kestirimden çıkarılmıştır. Yanı sıra, bazı çözümlerde anomali olarak gözlenen değişimlerin aslında rasgele hataların sonucu olduğu, farklı filtre boyutlarına ilişkin güven aralığı haritalarının karşılaştırılmasından açıkça görülmüştür. Böylece, elde edilen çözümlerin doğruluğunun gösterilmesinde güven aralığı kestirimlerinin yapılması gerektiği önerilmektedir.
Yatırımcı duyarlılığı ile hisse senedi getirileri arasındaki ilişki: G7 ülkeleri ile gelişmekte olan ülkelerin karşılaştırmalı analizi
Geleneksel finans teorileri yatırımcıların rasyonel, finansal piyasaların ise etkin olduğunu ileri sürmektedir. Literatürde yapılan çok sayıda çalışmanın, geleneksel finans teorilerinin ortaya koyduğu modellerin gerçeği yansıtmadığını ileri sürmesiyle birlikte, 1980'li yılların başında yeni bir yaklaşım olan "Davranışsal Finans" adında bir dalın doğuşunu beraberinde getirmiştir. Yatırımcıların inanç ve tutumlarının, algılama şekillerinin, çevresel şartlara ilişkin gösterdikleri duyarlılığın, aşırı özgüven, korku, panikleme ve bunlar gibi yatırımcılara dair birçok bilişsel ve psikolojik unsurun finansal piyasalarda ve menkul kıymet fiyatlarında gözlenen hareketleri açıklayabildiğine dair bulgular, yatırımcı davranışlarını finans alanında en çok çalışılan konuların başına taşımıştır. 2000'li yıllarda küresel piyasalarda yaşanan finansal krizler "piyasa yapıcısı" olan yatırımcıların davranışlarının finansal piyasalardaki ve ekonomideki öneminin altını bir kez daha çizmiştir. Bu tez çalışması yatırımcı duyarlılığının hisse senedi getirileri üzerindeki etkisini gelişmiş G7 ülkeleri ile gelişmekte olan E7 ülkeleri kapsamında araştırmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, yatırımcı duyarlılığının gelişmiş (Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya ve Kanada) ve gelişmekte olan (Brezilya, Çin, Endonezya, Hindistan, Meksika, Rusya ve Türkiye) finansal piyasalara sahip 14 ülkenin hisse senedi piyasa endeks getirilerine olan etkisi, Ocak 2004-Ağustos 2016 dönemi için, aylık ve günlük veriler kullanılarak analiz edilmiştir. Yatırımcı duyarlılığı, tüketici güven endeksi, hisse senedi piyasası işlem görme oranı ve VIX korku endeksi göstergeleri ile temsil edilmiştir. Yatırımcı duyarlılığı hisse senedi getiri ilişkisini aylık ve günlük olmak üzere iki farklı zaman boyutunu dikkate alarak geliştirilen modeller, dört farklı analiz sürecinden geçirilerek tahmin edilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında, model aylık veriler kullanılarak her bir ülke için ayrı ayrı en küçük kareler ve ARCH (1) yöntemleri ile test edilmiştir. İkinci aşamada, aynı model gelişmiş (G7) ve gelişmekte olan (E7) ülke grupları bazında Driscoll-Kraay sabit etki panel veri regresyon yöntemi ile analiz edilmiştir. Üçüncü ve dördüncü aşamalarda, en başta yapılan zaman serisi ve panel veri analizleri günlük veriler kullanılarak tekrarlanmıştır. Çalışmada yatırımcı duyarlılığı – hisse senedi piyasa getirisi arasındaki ilişkiyi ortaya koyan modellerin %95 güven düzeyinde anlamlı olduğu görülmektedir. Hem zaman serisi hem de panel veri analizlerinden elde edilen bulgular, yatırımcı duyarlılığının küresel piyasalarda hisse senedi getirileri üzerinde istatistiksel yönden anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Davranışsal finans, yatırımcı davranışları, yatırımcı duyarlılığı, hisse senedi piyasa endeks getirisi, gelişmiş (G7) ve gelişmekte olan (E7) ülkeler, zaman serisi analizi, panel veri analizi.
Çukurova koşullarında farklı buğday genotiplerinin hasat öncesi çimlenmeye duyarlılığı ve dayanıklılığının saptanması
Çukurova Bölgesi 'nde ticari olarak ekimi yapılan çeşitler ile farklı orijinlerden sağlanan ve Çukurova Bölgesi'ne adapte olmuş yüksek verimli buğday hatlarının, hasat öncesi çimlenmeye dayanıklılığının belirlenmesinin amaçlandığı bu araştırmada, İS ekmeklik ve 10 makarnalık buğday genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma sonunda, kırmızı daneli buğdayların hasat öncesi çimlenmeye diğerlerine göre tolerant olduğu vurgulanmış; başaklanması erken olan erkenci çeşitlerin, başaklanması geç olan çeşitlere oranla hasat öncesi çimlenmeye daha duyarlı olduğu saptanmıştır. Ayrıca çimlenmeyi teşvik eden alfa-amilaz aktivitesini belirleyici bir unsur olan düşme sayısının hasat öncesi çimlenmeye dayanıklılıkta bir kriter olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler : Ekmeklik buğday, makarnalık buğday, hasat öncesi çimlenme, dormanci, dayanıklılık, duyarlılık, katlanma.
İdrar yolu enfeksiyonu bakterilerinin izolasyonu tanımlanması ve bazı antibiyotiklere ve genetik tanıya duyarlılıklarının belirlenmesi
ÖZET Yüksek Lisans Tezi İDRAR YOLU ENFEKSİYONU BAKTERİLERİNİN İZOLASYONU TANIMLANMASI VE BAZI ANTİBİYOTİKLERE VE GENETİK TANIYA DUYARLILIKLARININ BELİRLENMESİ Abdulrahman ATTALLAH Çankırı Karatekin Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoloji Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Mehmet SEZGİN Eş Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Wael AL-SAMARRAI Bu tez çalışmasında Haziran -Ekim 2021 tarihleri arasında, Bağdat'taki Yermuk Eğitim Hastanesi ve Al-Imamein Al-Kadhimaein Hastanesi'ne başvuran ve yaşları (1-60) arasında değişen, idrar yolu enfeksiyonu olduğundan şüphelenilen hastalardan 100 adet, idrar örneği toplanmıştır. Bakteri kültürü sonuçlarına göre %55 oranında idrar yolu enfeksiyonu için pozitif sonuç alınmıştır. Yapılan izolasyon ve teşhis çalışmalarına göre görülen bakteriler arasından Escherichia coli tipinin baskın olduğunu gözlemlenmiştir (%54,5). Pseudomonas aeruginosa bakterisinde ise bu oran en düşük (%3,6) olmuştur. İzole edilen bakterilerin, 8 farklı antibiyotiğe karşı duyarlılıkları araştırılmıştır. Kanlı agarda yapılan fenotipik saptama ile 14 izolatın hemoliz üzerinde %46,66 oranında uygun oldukları tespit edilmiştir. Hemolizden sorumlu genin bir virülans geni olup olmadığını doğrulamak amacıyla da polimeraz zincir reaksiyonu tekniği ile genetik bir tespit çalışması yapılmıştır. 2022, 58 sayfa ANAHTAR KELİMELER: Antibiyotik, Bakteri, Duyarlılıklar, PZR, İdrar yolu enfeksiyonu
Acil sağlık ekibinin ahlaki duyarlılıklarının belirlenmesi
Bu ara?tırmanın amacı acil sağlık ekibinin ahlaki duyarlılıklarını ve etkileyen faktörleri incelemektir. Tanımlayıcı olarak planlanan ara?tırmanın evrenini Adana il sınırları içindeki üniversite ve devlet hastanelerinin acil servisleri ve Adana ?l Sağlık Müdürlüğü?ne ambulans istasyonlarında çalı?an sağlık ekibi olu?turmu?tur. Ara?tırma verileri ''Bireysel Bilgi Formu'' ve '' Ahlaki Duyarlılık AnketiADA'' kullanılarak elde edilmiştir. ADA Kim Lutzen tarafından olu?turulmu?tur. Geçerlilik-Güvenirliliği Hale Tosun tarafından yapılmı?tır. ADA toplam 30 madde 6 alt madde (Otonomi, Yarar Sağlama, Bütüncül Yakla?ım, Çatı?ma, Uygulama, Oryantasyon) olu?an likert tipte bir ölçüm aracıdır. Ara?tırmanın sonuçlarına göre; acil sağlık çalı?anlarının %69?unun kadın (n=276) olduğu; %45?inin evli (n=182); %55?inin bekar (n=220); 64?ünün çocuk sahibi olmadığı (n=259); %82?sinin mesleğini kendi tercih ettikleri (n=331); %89?unun mesleğini severek yaptığı (n=358); %80?inin etik eğitimi aldığı (n=321); %87?sinin etikle ilgili bir yayın takip etmediği (n=348); %71?inin çalı?tığı kurumda etik kurul olmadığını (n=287) ifade ettiği saptanmı?tır. Acil sağlık çalı?anlarının ADA puan ortalamalarının 83±16,3 olduğu saptanarak ahlaki duyarlılıklarının yüksek olduğu saptanmı?tır. Yarar sağlama alt boyutunda 40 ya? üstü sağlık çalı?anlarının diğer gruplara göre ahlaki duyarlılıkları yüksek bulunmu? ve istatistiksel açıdan çok ileri derece de anlamlı fark saptanmı?tır. Çatı?ma alt boyutunda evli sağlık çalı?anlarının bekârlar çalı?anlara göre; çocuk sahibi sağlık çalı?anlarının çocuk sahibi olmayanlara göre ahlaki duyarlılıkları yüksek bulunmuş ve istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır.Anahtar Sözcükler: Acil, Acil Sağlık Ekibi, Acil Servis, Ahlaki Duyarlılık