Visual arts education
188 theses under this subject heading
İşitme engelli bireylerde görsel algı
İnsanoğlu dünyaya gözlerini açtığından itibaren öğrenmek ve uyum sağlamak için duyuları yardımıyla çevresiyle etkileşimde bulunarak algısal süreçlerde bulunur." Algılama, duyumsal bir bilgilenme olarak tanımlanırsa, beş duyu organı aracılığı ile duyma, tatma, görme, koklama, dokunma duyuları ve hissetme duygusu yardımı ile dış dünyadan bilgi edinilmesidir." (İnceoğlu, 2000, S.44). Hiç kuşkusuz Dünyayı algılama tüm duyuların etkileşimi ile gerçekleşir. Ancak görsel algılama diğer algılar içinde en etkili ve en güçlü olanıdır. Doğadaki sese dayalı iletileri alamayan işitme engellilerin, bu alandaki eksikliklerini giderme sorumluluğunu yüklenen en önemli duyu organının göz olduğuna karşı çıkmak güçtür. Çünkü," görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir." (Berger,1986) Bu tez çalışmasında duyu ve algı gelişimine ilişkin bilgiler verilerek, görsel algı kavramının öğrenmemiz üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ayrıca işitme engeli tüm yönleriyle araştırılarak tarihsel süreç içinde günümüze kadar olan gelişimi ve işitme engellilerin eğitimi ele alınmıştır. Görsel Sanatlar eğitiminin işitme engelliler üzerindeki olumlu etkileri ve görme duyusuna hitap etmesi açısından, bu eğitimin işitme engellilere olan faydaları araştırılmıştır. Araştırma, İstanbul'da bulunan İşitme engelliler okullarına ve özel eğitim kurumlarına gidilerek Görsel Sanatlar ve İşitme engelliler öğretmenleriyle görüşmeler şeklinde ve gözlem yapılarak yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: Görsel algı, işitme engelliler, görsel sanatlar eğitimi, işitme engellilerin iletişimi.
Ortaokul öğrencilerinin sanat gelişiminde müzelerin etkisi
Başlangıcından bu yana "Sanat"ın gelişim evrelerinin tarihsel süreçte toplumların, sosyal, coğrafi ve kültürel yapılarına göre değiştiği bilinmektedir. Sanat, hayatı anlayan insan zekasının tabiatı işleyerek, ilgi çekici, en güzel biçimlere ve tasarımlara dönüştürerek görsel olarak ifade etmesidir. Sanatın değişmeyen değerlerinden estetik, özgünlük ve yaratıcı düşüncenin hep var olduğunu görmekteyiz. Sanat eğitimi çocukların, insanların ve toplumların kültürel gelişmesinde önemli bir yere sahip, eğitimin oldukça önemli bir parçasıdır. Her çocuğun gelişim düzeyi ve hızı yaş dönemlerine göre farklılık göstermektedir. Çocuklar kendine özgü bir bireydir. Çocukların eğitim-öğretim dönemi olan okul hayatlarında aynı yaş gruplarında benzer gelişim evreleri gözlenmesine rağmen aile ve bulunduğu toplumdaki kültürel çevrenin özelliğiyle de eğitiminde bazı farklılıkların oluştuğunu bilmekteyiz. Geçmişten geleceğe uzanan kültürel izleri taşıyan müzeler, gerek çocuklar gerekse yetişkinler için içinde yaşadığımız dünyayı deneyimleyerek öğrenmeleri adına önemli kurumlardır. Özellikle yetişme ve öğrenme çağındaki çocukların, olayları ve çeşitli olguları ortamında gözlemleyerek ve birebir yaşayarak, duygu ve düşüncelerini daha iyi ifade ettikleri, yaratıcı düşüncelerini geliştirme ve yorumlama güçlerini artırmada daha başarılı olabilecekleri bilinmektedir. Yaşayan tarih, bilim, kültür yuvası olan müzeler de çocukların bu temel sosyal ihtiyaçlarını giderme anlamında önemli yapılardır. Bu gerçeklikten yola çıkarak, teorik ve uygulamalı sanat eğitiminin birlikte yürütülmesi, eş zamanlı götürülmesinin çocukların düşüncelerinde, doğalarında varolan yaratıcılıklarında ve algısal zenginliklerine katkısında nasıl ve hangi düzeyde bir etki yarattığını gözlemleyebilmek amacıyla 6. sınıf öğrencilerinin katılımıyla bir çalışma gerçekleştirilmiştir. "Ortaokul Öğrencilerinin Sanat Gelişiminde Müzelerin Etkisi" konulu hazırlanan bu tez çalışması, literatür taraması ve uygulamalı çalışmaların incelendiği altı bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde: Problemin tespiti, amacı, araştırma metodolojisi hakkında girişten oluşmaktadır. İkinci Bölümde: Müze Kültürü ile ilgili genel bilgileri; müze tanımı amaç ve işlevleri-Avrupa ve Dünya kültüründe müzecilik ile Türkiye'de müzeciliğin tarihi gelişimine yönelik bilinen sanat müzelerinden incelemeler ve gidilecek müzelerden bahsedilmiştir. Üçüncü Bölümde: Çocuk ve çocuk gelişim aşamaları ve öğrenme yöntemleri ele alınmıştır. Dördüncü Bölümde: Ortaokulda sanat eğitimi ve sanatsal yaratma yönelimleri incelenmiştir. Beşinci Bölümde: Müze ziyaretlerine yönelik yapılan uygulamalar, çalışma grubu, önce ve sonrasında yapılan eğitim çalışmaları yorumlanmıştır. Altıncı Bölümde: Sonuç kısmında çocukların sanatsal algı, tutum ve davranışlarının gelişimine yönelik eğitim-öğretimde neler yapılabileceğine dair öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanat, Müze, Sanat Eğitimi, Çocuk Gelişimi, Yaratıcılık, Müze Bilinci.
Okul öncesi çocukların resimsel üretimlerinin göstergebilimsel açıdan çözümlenmesi
Geleneksel eğitim anlayışının genç bireyleri gelişen toplumun ve çağın şartlarınauygun hazırlamadığı inancı ülkemizde de kabul edilmeye başlamıştır. Burada geleneksellikle ifade edilen çocukları, öğrendikleri verileri tekrar eden, edilgin bir konuma düşüren sistemlerdir. Yerel algıdan evrensel algıya geçişin yaşandığı iletişim çağında ise bireylerin yaratıcı, yenilikçi ve ileri görüşlü olmaları gereksinim halini almıştır. Buradan hareketle geliştirilen çağdaş eğitim programlarında çocuklarınetkin ve yaratıcı düşünme becerileri üzerinde durulmaktadır. Eğitim alanında yaşanan bu gelişmeler, çocuğun toplumdaki konumunu değiştirmiş, genç bir birey olarak ortaya koyduğu her ürünün dikkate alınmasını sağlamıştır. Sanat eğitimi ise çocuğa görsel ve plastik sorunsallar üzerinden hem deneyim kazandırdığı hem de somut bir ürün sağladığı için çağdaş eğitim anlayışında önemli yer tutmaktadır. Özellikle okul dönemi öncesi çocuklarının motor, sosyal ve bişilsel becerilerinin gelişmesini sağlayan sanat eğitimi bilincinin yaygınlaşması çocuğun algılanmasına yönelik uygulanan yöntemlerin çeşitliliğini sağlamıştır. Çocukların sanatsal üretimlerinin arka planında yer alan anlamın algılanması için başvurulan bu yöntemlerden biri göstergebilimdir. Kendi dizgesindeki göstergelerle kurulan sanat yapıtının bir bildiri niteliği taşıdığı gerçeği, çocuk üretimlerinin barındırdığı iletişim sorununu çözümlemenin yalnız psikolojik açıdan yapılmasının yeterli olmadığı, göstergebilimsel açıdan da araştırılması gerektiği yaklaşımını beraberinde getirmiştir. Burdan yola çıkarak tez kapsamında 4, 5 ve 6 yaş çocuklarının sanat üretimlerine göstergebilimsel bir açıdan yaklaşılmış, çocukların anlamlandırma süreçlerinde beliren ortak yönelimler belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göstergebilim, Sanat Eğitimi, Okul Öncesi Eğitim, Çocuk ve Yaratıcılık, Anlamlandırma
Taşıma merkezi okullarda ilköğretim ikinci kademe görsel sanatlar eğitimi dersine ilişkin problemler ve çözüm önerileri (Erciş ilçesi örneği)
Gündelik yaşamın vazgeçilmez parçası olan sanat eğitimi bilim ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. Okullarda verilmesi ön görülen görsel sanatlar eğitiminde topluma ve çevreye faydalı olan, kültürüne bağlı, estetik beğeniler sahip, yaratıcı ve üretken bireylerin yetişmesi öngörülmektedir. Ülkemizde uygulanan görsel sanatlar eğitimi dersi çeşitli problemler nedeniyle nitelik olarak farklılıklar gösterebilmektedir. Özellikle kent merkezlerinden uzak eğitim kurumlarında alt yapının yetersizliği ve donanım eksikliği gibi belirgin nedenler bulunmaktadır. Bununla beraber taşımalı eğitim veren kurumlarda görsel sanatlar eğitimindeki problemlerin sadece alt yapı ve donanım yetersizliğinden kaynaklanmadığı görülmektedir. Çalışmanın amacı "Erciş İlçesi örneği ele alınarak ilçedeki taşımalı eğitim merkezi okullarda ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin görsel sanatlar eğitimi dersinin uygulanabilirliğine yönelik problemler ve çözüm önerilerinden oluşmaktadır. Betimsel nitelikteki bu araştırmaya "Erciş ilçesindeki taşıma merkezli okullarda öğrenim gören 626 öğrenci katılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS-20 istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırmada ailenin sosyal, kültürel ve ekonomik durumunun Görsel Sanatlar dersine olan tutumu etkilediği, öğrencilerin derse karşı olan ilgi ve tutumları iyi durumda olduğu, Taşıma merkezli okullarda ulaşımı sağlayan araçlarda rehberlik hizmetleri bulunmadığı ve öğrencilerde yorgunluk meydana geldiği gibi sonuçlara varılmıştır.
Erken çocukluk eğitimi kurumlarında görev yapan öğretmenlerin görsel sanat ve yaratıcılık alanına yönelik görüşleri
Yaratıcılık, erken çocukluk eğitiminde geliştirilmesi gereken en önemli beceriler arasında yer almaktadır. Yaratıcılığı geliştirmek için uygulanan etkinlik planlarında planlama ve uygulama aşamalarına dikkat edilmelidir. Bu çalışmada öğretmenlerin görsel sanat etkinliklerine ve yaratıcılığa yönelik görüşleri, okullarda bulunan sanat merkezi materyalleri ve okullarda uygulanan görsel sanat etkinliği türlerinin tespiti temel alınmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin görsel sanat ve yaratıcılığa ilişkin görüşlerini ve görüş ile uygulamalar arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlayan bu araştırma, tarama modelinde olup nitel yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Muş ili ve Bulanık ilçesinde 2018-2019 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı ilkokul ve ortaokul bünyesindeki anasınıfları ve bağımsız anaokullarında görev yapmakta olan 100 okul öncesi öğretmeni ve sonrasında gönüllü olan 20 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde araştırmaya katılan öğretmenlerle görüşme yapılmış ve görüşmeler tamamlandıktan sonra formlar analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Görüşmelerden sonra gözleme yer verilmiştir. Gönüllü olan 20 okul öncesi öğretmenin sınıfı ziyaret edilmiş; sanat merkezleri ve materyalleri incelenmiş, yer alan görsel sanat etkinlikleri türlerine göre incelenmiştir. Araştırma sonucunda; okul öncesi öğretmenlerinin açık uçlu sorulardan oluşan formda yer alan sorularda belirttikleri tanımlara göre yaratıcılık ve sanat alanında bilgi sahibi oldukları, yaratıcılığın tanımı, yaratıcı bireyin özellikleri, yaratıcılığın çocuklar için önemi, yaratıcılığa engel durumlar, yaratıcılığı geliştiren oyun ve oyuncaklar cinsiyetin yaratıcılık üzerindeki etkisi, yaratıcılığa yönelik etkinlikler, sanat çalışması türleri, sanatın önemi, alınan dersler ve teknik geliştirmeye yönelik bildiklerini aktarabildikleri ve uygulamalarda da yer verdiklerini belirtmişlerdir. Araştırma sonucunda genel olarak okullarda sanat merkezlerinin bulunduğu fakat materyal olarak tam donanımlı olmadığı tespit edilmiştir. Görüşmelerde belirtilen uygulamada ağırlık verilen sanat etkinliği türleri ile panolarda yer alan görsel sanat etkinliği türlerinin birbirini tutmadığı tespit edilmiştir.
Hareketli grafik tasarım uygulamalarında minimalist yaklaşımlar ve bir uygulama
Hedef kitleye ulaşma önceliği bulunan grafik tasarımın geçmişten bu yana gelişimi ve evrimi içerisinde teknolojinin de sağladığı imkanlar doğrultusunda tasarıma hareket ve zaman kavramları dahil olmuştur. Böylece durağan tasarımların hayat bulduğu hareketli grafikler günümüzde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Hareketli grafikler, etrafın ekranlarla çevrili olduğu günümüz teknoloji çağında kendine oldukça geniş yer edinmiştir. Aynı zamanda hareketin ve zamanın sağladığı imkanlar sayesinde kitleye ulaşma konusunda tasarımcıya fayda sağlamaktadır. Günümüz teknoloji çağı aynı zamanda pek çok görüntü ve bilgiye maruz kalan kitle için bir karmaşaya sebep olmaktadır. 1960'lı yıllarda Soyut Dışavurumculuğa tepki olarak ortaya çıkan Minimalizm ise karmaşanın karşısında sadelik ve yalınlığı savunarak kitle için nefes alınacak bir alan oluşturma gücüne sahiptir. Minimalizm'in gereksiz detaylardan arınmayı temel alan felsefesi ile tasarımda dikkati dağıtacak tüm gereksiz öğelerden arındırılmış saf bilgiyi hedef kitleye doğrudan aktarmak sağlanabilmektedir. Böylece tasarımların hayat bulması olarak değerlendirilen ve dikkat çekiciliği oldukça fazla olan hareketli grafikler, Minimalizm'in sadelik anlayışı ile bir araya gelerek tasarımların yalın, güçlü bir şekilde hedef kitleye ulaşmasını ve akılda kalıcılık etkisini artırabilmektedir. Bu çalışma kapsamında ulaşılan bilgiler doğrultusunda belirlenen üç farklı konuda enformasyon amaçlı minimal tarzda üç uygulama çalışması hazırlanmıştır. Bu araştırmanın amacı, Minimalizm ve grafik tasarım arasındaki ilişkiyi gösteren bir kaynak oluşturmak aynı zamanda karmaşadan uzak ve yalın hareketli grafik tasarımların bilgi aktarma ve akılda kalıcılık gibi farklı grafik tasarım görevlerini ne derece karşılayabildiğini göstermektir. Çalışmanın ilk bölümünde hareketli grafiklerin tanımı yapılarak tarihsel süreci ve temel unsurları incelenmiştir. İkinci bölüm kapsamında Minimalim kavramının ortaya çıkış süreci ve grafik tasarım aralarındaki bağlantılar incelenmiştir. Üçüncü bölümde hareketli grafiklerde minimal yaklaşımlar örnek incelemeleri ile birlikte ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise uygulama çalışmalarının süreçleri detaylı bir şekilde aktarılmıştır.
Sanat ve Bilimle Keşif Programı'nın çocukların yaratıcı düşünme ve bilimsel süreç becerilerine yansımaları
Araştırmanın amacı, 60-72 aylık çocuklara yönelik geliştirilen bütünleştirilmiş bir görsel sanatlar ve bilim eğitimi programı olan Sanat ve Bilimle Keşif Programı'nın (SBKP) çocukların yaratıcı düşünme ve bilimsel süreç becerilerine yansımalarını ortaya koymaktır. Ayrıca, SBKP'nin çocukların sanat, sanatçı, bilim ve bilim insanına ilişkin bilgi birikimleri ve algıları üzerindeki yansımalarının incelenmesi de amaçlanmıştır. Nitel yöntemde gerçekleştirilen araştırmanın ilk aşamasında ihtiyaç analizi gerçekleştirilmiştir. Programın uygulama ve değerlendirmesinin gerçekleştirildiği ikinci aşama ise program etkisi durum çalışması deseninde tasarlanmıştır. Çalışma grubu bir anaokulunun beş yaş sınıfına devam eden 14 çocuk, sınıfın öğretmeni ve 5 ebeveynden oluşmaktadır. Araştırmada öğretmen beş hafta boyunca haftada üç gün SBKP'yi uygulamıştır. Veri toplama aracı olarak Öğretmen Bilgi Formu, Çocuk ve Ebeveyn Bilgi Formu, Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Test A Formu, Okul Öncesi Çocukları için Bilimsel Kavramlar ve Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği, uygulamada çekilen fotoğraflar, gözlem notları, araştırmacı günlüğü ve 5N Formu kullanılmıştır. Öğretmen ve ebeveynlerle de görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, SBKP'nin çocukların yaratıcı düşünme ve bilimsel süreç becerilerine olumlu yansımaları olduğu bulunmuştur. SBKP'nin özellikle yaratıcı düşünmenin orijinallik ve detaylandırma boyutunu; bilimsel süreç becerilerinden ise gözlem ve bilimsel iletişim becerilerini desteklediği ortaya çıkmıştır. Çocukların sanat, sanatçılar ve sanat eserleri, bilim ve bilim insanlarına ilişkin yeni bilgiler edindikleri ve etkinlikler esnasında çoğunlukla olumlu duygular hissettikleri belirlenmiştir. SBKP'nin çocukların bilim insanına, bilime, sanatçıya ve sanat eserine karşı merak duymalarını sağladığı, çocukları sanatsal ve/veya bilimsel eylemde bulunmaya karşı motive ettiği ve çocuklarda sanatçı ve/veya bilim insanı olmaya karşı istek uyandırdığı bulunmuştur. Ayrıca SBKP'nin, uygulayıcısı olan öğretmene de katkıları olduğu belirlenmiştir.
Özel yetenekli öğrencilerin uzaktan farklılaştırılmış görsel sanatlar eğitiminin alana özgü becerilere ve öğrencilerin duyuşsal özelliklerine etkisi
Bu çalışmada amaç, özel yetenekli öğrencilere uzaktan eğitim yoluyla sağlanan görsel sanatlar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim stratejilerinin kullanımının alana özgü becerilere ve öğrencilerin duyuşsal özelliklerine etkisini ve uygulama hakkındaki öğretmen görüşlerini tespit etmektir. Bu doğrultuda uzaktan görsel sanatlar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim stratejileri kullanılarak eğitim alan özel yetenekli öğrencilerin eleştirel düşünme, yaratıcılık becerileri, duyuşsal özellikleri ve görsel sanatlar uygulama becerileri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çalışma nicel ve nitel araştırma tekniklerinin birlikte kullanıldığı yakınsayan karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmaya Konya Bilim ve Sanat Merkez'inde destek eğitimi alan 20'si deney 20'si kontrol grubu olmak üzere toplam 40 ilkokul 5. sınıf düzeyindeki özel yetenekli öğrenci ile birlikte alanında uzman 5 görsel sanatlar öğretmeni katılmıştır. Deney ve kontrol grupları yansız atama ile belirlenmiştir. Bu araştırmada verileri toplamak amacıyla öğrencilere Cornell Eleştirel Düşünme Testi Düzey X, Torrance Yaratıcı Düşünme Becerileri Ölçeği, Görsel Sanatlar /Resim Dersine Yönelik Duyuşsal Özellikler Ölçeği ve Görev ve Benlik Algısı Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sürecinde katılımcı öğrencilerden birer dijital dosya oluşturmaları istenerek, yapılacak olan çalışmaların görsellerini bu dosyalarda toplamaları sağlanmıştır. Öğretmenlerin uygulanan farklılaştırmış görsel sanat eğitimi ile ilgili görüşlerini tespit etmek için görüşme yapılmıştır. Bu görüşme için araştırmacı tarafından uzman görüşü alınarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması toplam 44 ders saati sürmüştür. Deney ve kontrol gruplarında uygulama süreci aynı zamanda başlamış ve bitmiştir. Elde edilen nicel veriler istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Bu verilere dayanarak verilerin analizinde nonparametrik testlerden ilişkisel istatistik testlerinden Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile parametrik testlerden ilişkili örneklem t testi uygulanmıştır. Non parametrik testler olan Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testi verilerinden elde edilen betimsel değerlerin etki büyüklüklerinin hesaplanmasında Pearson'un korelasyon katsayısı olan r etki değeri hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda öğrenci ürün dosyalarından elde edilen verilerin güvenilirliği için gözlemci öğretmen sayısının ikiden fazla olması sebebi ile "Fleiss'in kappa katsayısı" kullanılmıştır. Nitel veriler ise betimsel ve içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda özel yetenekli öğrencilere uzaktan eğitim yoluyla sağlanan görsel sanatlar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim stratejilerinin kullanımı ile öğrencilerin eleştirel düşünme, yaratıcılık becerileri, duyuşsal özellikleri ve görsel sanatlar uygulama becerilerinde belirgin bir ilerleme ortaya çıkmıştır. Uygulanan eğitimin özel yetenekli öğrencilerin eleştirel düşünme, yaratıcılık becerileri, duyuşsal özellikleri ve görsel sanatlar uygulama becerileri üzerinde büyük etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada özel yetenekli öğrencilere uzaktan eğitim yoluyla sağlanan görsel sanatlar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim stratejilerinin kullanımının özel yetenekli öğrencilerin eleştirel düşünme, yaratıcılık becerileri, duyuşsal özellikleri ve görsel sanatlar uygulama becerilerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan çalışmada öğretmenlerin tamamının özel yetenekli öğrencilere uzaktan eğitim yoluyla sağlanan görsel sanatlar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim stratejilerinin kullanımını hedeflenen kazanımları gerçekleştirmesi açısından uygun bulduğu, özel yetenekli bireyler için etkinliklerin uygun olduğunu, çok sayıda bakış açısını içerdiğini, yaratıcılığı desteklediğini önceki öğrenmelerle bağlantılı olduğunu düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır.
Uzaktan eğitim sürecinde görsel sanatlar dersinin öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Küresel bir problem olan Kovid-19 pandemisi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de eğitimin tüm kademelerde kısa süreli aksamasına ve uzaktan gerçekleşmesine neden olmuştur. Ülkemizde tüm sınıf düzeyleri ve derslerinde olduğu gibi Görsel Sanatlar dersi de bu süreçte uzaktan eğitim şeklinde gerçekleştirilmiştir. Uzaktan eğitim sürecinin avantajları ve dezavantajları uzaktan eğitimin uygulandığı her derste olduğu gibi Görsel Sanatlar dersinde de olmuştur. Uzaktan eğitim sürecinde Görsel Sanatlar dersinin avantajlı ve dezavantajlı yönlerinin objektif bir şekilde Görsel Sanatlar dersine yansımaları Görsel Sanatlar öğretmenleriyle yapılan görüşmeler doğrultusunda incelenmektedir. Bu çalışmada uzaktan eğitimin Görsel Sanatlar dersi üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri ortaokul Görsel Sanatlar öğretmenlerimizin görüşleri alınarak değerlendirilmiştir. Uzaktan eğitim sürecinde Görsel Sanatlar dersinin Görsel Sanatlar öğretmenlerimizin objektif görüşleri alınarak değerlendirilmesinin ilerleyen süreçte karşılaşılabilecek uzaktan eğitim sürecinin daha kaliteli ve verimli olmasını sağlayacaktır. Günümüzde bir zaruret olan uzaktan eğitim sürecinde Görsel Sanatlar dersinden alınan verimi en mükemmele çıkarmak, ilerleyen yıllarda meydana gelebilecek zaruri veya tercihen uzaktan eğitimin kalitesinde büyük etkileri olacaktır. Çalışma içerisinde yer alan bulgular 2021-2022 eğitim öğretim yılı Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokul bünyesinde yer alan on beş Görsel Sanatlar öğretmenlerimizin görüşlerinden oluşmaktadır. On beş katılımcıdan üç kişi erkek, on iki kişi kadındır. Online gerçekteştirilen görüşmeler kayıt altına alınmış ve yazılı hale getirilmiştir. Görüşme kayıtları yazılı halde bulgular kısmında yer almaktadır. Öğretmenlerimizin bilgileri gizli tutulup isimlendirme numaralandırma şeklinde yapılmıştır. Görüşme sorularına ekler kısmında yer verilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgulara göre, görüşme yapılan Görsel Sanatlar dersi öğretmenlerinin büyük bir çoğunluğunun bu süreçte gerçekleştirdikleri ders deneyimlerinden yola çıkarak; Görsel Sanatlar dersinin uzaktan eğitime uygun olmadığını, bazı kazanım ve konuların uzaktan eğitime uyarlanamadığını belirttiklerini görmekteyiz. Görüşme yapılan Görsel Sanatlar öğretmenlerinin bir kısmı ise uzaktan eğitimin Görsel Sanatlar dersi için uygun olduğunu, devam zorunluluğu olmadığı için isteyen, dersi seven öğrencilerin katılım göstermesinin Görsel Sanatlar dersinin verimini arttırdığını fakat bazı konuların uyarlanmasında problem yaşadıklarını belirtmektedirler. Öğretmenlerimizle görüşmede kaydedilen uyarlanması mümkün olan ve olmayan kazanım konular detaylı bir şekilde görüşülmüş kayıt altına alınmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda belirtilen özelliklere göre Görsel Sanatlar dersinin alanında uzman öğretmenlerimiz tarafından kazanım ve konuların tekrar düzenlenip ele alınması ilerleyen zaman için avantaj sağlayacağı düşünülmektedir. Yapılan düzenlemeler ışığında Görsel Sanatlar dersinden alınabilecek verimin maksimum düzeye ulaşacağı amaçlanmaktadır.
Özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik duyuşsal özelliklerinin incelenmesi
Özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik duyuşsal özelliklerinin (tutum, kaygı, öz yeterlik, beklenti değer algılarının) farklı değişkenler açısından incelenmesinin amaçlandığı bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin yedi bölgesindeki Bilim ve Sanat Merkezlerine (BİLSEM) devam eden 488 özel yetenekli 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. sınıf öğrencileridir. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Görsel Sanatlar Dersine Yönelik Benlik ve Görev Algısı Ölçeği" ve "Görsel Sanatlar Dersine Yönelik Duyuşsal Özellikler Ölçeği", ile veriler toplanmıştır. Araştırmada verilerin analizinde parametrik testlerden t-testi ve tek faktörlü varyans (One-Way ANOVA) analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik duyuşsal özellikleri yüksek, kaygıları oldukça düşük çıkmıştır. Kız öğrencilerin beklenti değer ve duyuşsal özellik algıları erkek öğrencilerden daha yüksek çıkmıştır. Resim yarışmalarında dereceye giren, resim sergisi/galerisi ya da müze ziyaret eden, resim sergisinde eserleri sergilenmesi için başvuran, resim sergisinde eserleri sergilenen, sosyal medyada resimle ilgili hesapları takip eden, kendisini iyi hissetmek için resim yapan ve görsel sanatlar öğretmenleri hakkında iyi düşünceleri olan, sanatla ilgilenen arkadaşları olan, 3 yaşında düzenli resim yapmaya başlayan özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik beklenti değer ve duyuşsal özellik algılarının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Destek eğitim programında olan özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik içsel değer ve toplam beklenti değer algılarının BİLSEM BYF, ÖYG ve Proje programında olan öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik beklenti değer algılarından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Resim ve genel zihinsel yetenek ve resim olan öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik yönelik içsel, yarar/önem, dışsal, yeterlik beklentisi, görev zorluğu ve toplam beklenti değer algılarının, özel yetenek alanı genel zihinsel yetenek olan öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik beklenti değer algılarından daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonucunda özel yetenekli öğrencilerin resim yarışmalarına katılmaya, sergilerde aktif rol almaya, resim sergilerini/ galerilerini ve müzeleri ziyaret etmeye, sosyal medyada resimle ve sanatla ilgili sayfaları tanıyıp takip etmeye, görsel sanatlar dersine karşı olumlu tutumlar geliştirebilecekleri öğretmenlerinin olmasına, benzer özellikteki akranları ile tanışıp arkadaş olmaya, erkek öğrencilerin de ilgisini çekebilecek konuların görsel sanatlar dersi programına dahil edilmesine ve çocukların 3 yaşından itibaren resimle/sanatla tanışmaya ihtiyaçları olduğu görülmüştür. Bu araştırmanın sonuçları, özel yetenekli öğrencilerin eğitimlerinde görsel sanatlar derslerine yönelik duyuşsal özellik algılarının önemine dair farkındalığın oluşmasını sağlayacak ve gelecek araştırmalara ışık tutacaktır.
Görsel sanatlar öğretim programında estetik duyarlılık alan becerisinin kazandırılma sürecinin öğretmen görüşleri temelinde değerlendirilmesi
Sanat eğitimi bireylerin çevresini daha iyi görmelerini, toplumla ve dış dünyayla bağ kurmalarını, çevreye olan duyarlılıklarını estetik açıdan değerlendirmelerini sağlayan alanlardan biridir. Görsel Sanatlar Dersi Öğretim Programı'nda yer alan estetik duyarlılık alan becerisini ele alan bir çalışmaya literatürde rastlanılmamış olması bu çalışmayı gerekli kılmıştır. Bu bağlamda araştırmanın problemi "Görsel Sanatlar Dersi Öğretim Programı'nda bulunan estetik duyarlılık alan becerisi hakkında öğretmenlerin görüşleri nedir?" olarak belirlenmiştir. Araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı 2018 Görsel Sanatlar Dersi Öğretim Programı'nda estetik duyarlılık alan becerisinin kazandırılma sürecini öğretmen görüşleri temelinde değerlendirmektir. Alan araştırmasında konu ile ilgili kaynakların çeşitlilik gösterdiği görülmüş, görsel sanatlar dersi programında yer alan öğrenme alanlarında yer alan becerilerin uygulanması ve bu beceri alanlarının hayatımızdaki yeri ve önemi ile ilgili başka araştırmalara rastlanmıştır. Bu araştırmada ise; Görsel Sanatlar Dersi Öğretim Programı'nın içinde yer alan estetik duyarlılık alan becerisinin kazandırılma süreci üzerinden yola çıkılmıştır. Veri toplama aracı olan 'Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu' uzman görüşlerine sunulmuştur. Görüşme formunun geliştirilmesinde 2018 MEB Görsel Sanatlar Dersi Öğretim Programı'ndan yararlanılmıştır. Resim-İş Eğitimi ve Eğitim Bilimleri alanındaki uzmanlara danışılarak soruların anlaşılır olması ve araştırma kapsamına uygunluğu açısından verilen tavsiyeler ışığında düzeltmeler yapılarak 5 açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu pilot uygulamalar yapıldıktan sonra çalışma grubuna uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini MEB'e bağlı olarak görev yapmakta olan öğretmenler, çalışma grubunu ise 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Konya ilinde MEB'e bağlı ortaokullarda görev yapan 15 görsel sanatlar dersi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda estetik duyarlılık alan becerisinin kazandırılma sürecinde zorluk yaşandığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin estetik duyarlılık becerisinin programda yeterince dikkat çekmediği sonucu ortaya çıkmıştır. Böylelikle estetik duyarlılık alan becerisine programda daha ayrıntılı yer verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Estetik duyarlılık alan becerisinin kazandırılma sürecinde hem geleneksel hem çağdaş materyallerin kullanıldığı tespit edilmiştir. Estetik duyarlılık alan becerisinin kazandırılma sürecinde sanat eleştirisine yönelik etkinlikler kategorisinde bulunan sanat eseri analizi ve dijital ortamda yapılan etkinlikler kategorisinde bulunan sanal müze gezisi yapıldığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Araştırma verileri ışığına değerlendirmeler yapılmış olup bundan sonraki yapılması planlanan araştırmalara temel niteliği taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Görsel Sanatlar Dersi, Görsel Sanatlar Dersi Öğretim Programı, Estetik Duyarlılık
Sanat eğitimi kapsamında eğitim fakültesi güzel sanatlar ana bilim dalı lisans programlarına ilişkin akademisyen görüşleri
Bu araştırmanın amacı; Eğitim Fakültelerinin Müzik Öğretmenliği ve Resim-İş Öğretmenliği Ana Bilim Dallarının 2018 sonrası lisans programlarında yapılan değişiklikler ve değişen lisans programlara ilişkin öğretim üyelerinin görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırmada derinlemesine görüş alabilmek için nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya 13 farklı üniversitede görev yapan 39 öğretim üyesi oluşturmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu ile yüz yüze görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, akademisyenlerin 2018 yılında Alan Eğitimi derslerinin, sanat içerikli derslerin kredilerinin, saatlerinin, sanat eğitimi için gerekli derslerin çıkarılmasını uygun bulmadıkları, bu derslerin ana çalgı ve ana sanat atölye derslerine katkı sağladıkları, Müzik Öğretmeni ve Resim-İş Öğretmeni yetiştiren lisans programlarında gerekli olduklarını, yetkin sanat eğitimcileri yetiştirmek için hazırlanan lisans programlarının sanat eğitimi kavramıyla uyuşmadığı saptanmıştır. Katılımcılar, 2018 yılında değişen Müzik Öğretmenliği ve Resim-İş Öğretmenliği Lisans Programlarında; öğretmen yetiştirmeyi hedefleyen derslerin yeterli bulunulduğu ancak Meslek Bilgisi derslerinin saatlerinin artırılarak Alan Eğitimi derslerinin saatlerinin ve kredilerinin azaltılmasının, akademisyenlerin ders işleyişini etkilediğini, ders içeriklerini yetiştirmekte zorlandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca her üniversitenin akademisyen mevcudunun aynı olmamasından kaynaklı Yüksek Öğretim Kurulu'nun açılmasını istediği dersler için akademisyenlerin yeterli sayıda olmadığını belirtmişlerdir. Müzik Öğretmenliği ve Resim-İş Öğretmenliği Lisans Programlarının sanat eğitimcisi yetiştirmeye uygun, ihtiyaç analizi yapılarak, akademisyenlerin görüşleri ve önerileri alınarak, üniversiteler arası standartlaşmayı sağlamak için, sanat eğitiminin amacına ve hedefine uygun yeniden lisans programı hazırlanılması önerilmiştir. Lisans Programında 21. yy.'a uygun zorunlu ve seçmeli derslere yer verilerek, ana çalgı/ana sanat, derslerinin saatlerinin ve kredilerinin düzenlenmesi gerektiği önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanat Eğitimi, Görsel Sanatlar Eğitimi, Müzik Eğitimi
Görsel sanatlar öğretmenlerinin teknolojiyi derslerine entegre etme düzeyleri ile derse yönelik uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı; özel ve devlet okullarında görev yapmakta olan görsel sanatlar öğretmenlerinin teknoloji entegrasyon düzeylerini belirlemek ve teknolojiyi derslerinde nasıl kullandıklarını ortaya çıkarmaktır. Çalışmada derinlemesine araştırma yapmak için nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntemlerden açıklayıcı sıralı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel verilerin toplanması ve analizi işlemlerinden elde edilen bulgular ışığında nitel süreç görüşmelerle derinleştirilerek süreç tamamlanmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında elde edilen nicel veriler, Kocaeli ilinde devlet ve özel okullarda görev yapmakta olan 165 görsel sanatlar öğretmeninden elde edilmiştir. Araştırmanın ikinci aşaması olan nitel kısım ise maksimum çeşitlilik yöntemiyle belirlenmiş 10 görsel sanatlar öğretmeniyle yürütülmüştür. Nicel bölümde "Teknoloji Entegrasyonu Göstergeleri (TEG) Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen nicel veriler t testi ve tek yönlü varyans (ANOVA) istatistik tekniği ile analiz edilmiştir. Nitel veriler araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze toplanmıştır. Nitel veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel kısmından elde edilen bulgular neticesinde görsel sanatlar öğretmenlerinin teknoloji entegrasyon düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Görsel sanatlar öğretmenlerinin teknoloji entegrasyon düzeyleri cinsiyet değişkenine baktıldığında yalnızca "teknoloji okuryazarlığı" ve "etik ve politikalar" alt boyutlarında erkek öğretmenler lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Okul türü değişkenine baktıldığında; "Teknoloji ve öğretim" alt boyutunda özel okulda görev yapan öğretmenler lehine anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin eğitim teknolojileriyle ilgili eğitim almalarına yönelik değişkene baktıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kıdem değişkenine bakıldığında her alt boyutta bir fark olduğu görülmüştür. Teknoloji entegrasyon düzey ortalamasına bakıldığında 1-10 yıl ve 11-20 yıl görev yapan öğretmenlerin lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu öğretmenlerin puanları 21 yıl ve üzeri görev yapan öğretmenlerden yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenim durumları, mezun olunan atölye türü değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırma sonucunda görsel sanatlar öğretmenlerinin teknoloji entegrasyonuna yönelik görüşlerinin olumlu olduğu fakat süreç içinde içsel ve dışsal birtakım engellerle karşılaştıkları görülmektedir. Teknoloji entegrasyonu sürecinde öğretmenlerin genellikle; donanımsal araçlar (akıllı tahta, bilgisayar, projeksiyon), web araçları, eğitim uygulamaları ve office uygulamalarını kullandıkları görülmektedir. Ayrıca derslerine teknolojiyi entegre eden görsel sanatlar öğretmenleri öğrencilerinin; yaratıcılıklarında, derse katılımlarında, özgün çalışma üretmelerinde olumlu bir etkinin olduğunu söylemişlerdir. Araştırmanın bulgu ve sonuçlarından hareketle görsel sanatlar öğretmenlerinin eğitim teknolojileri ile ilgili kendi alanlarına özgü eğitim almaları, teknoloji entegrasyon eğitimlerinin lisans düzeyinde verilmeye başlanması ve öğretmenlerin okullarında görev yapan bilişim teknolojileri rehber öğretmenleriyle iş birliği içinde çalışmasıyla entegrasyonun artacağı söylenebilir.
Lise öğrencileri için sanal ortamla desteklenen görsel sanatlar eğitimi
Araştırmanın problemi sanat eğitimi alanını destekleyen konulara erişilebilecek eğitim amaçlı bir web sayfasının olmamasıdır. Araştırmanın genel amacı ise ortaöğretim Görsel Sanatlar dersi öğretim programına destek sağlayacak bir web sayfası içeriğinin oluşturulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda www.gorselsanatlaregitimi.com web sayfası hazırlanmıştır. Araştırmanın modeli, tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmada üç farklı çalışma grubu yer almıştır. Ankara'da yer alan Anadolu Lisesi, Meslek Lisesi, Güzel Sanatlar Lisesi ve Özel Liseler olarak belirlenen okullar içerisinden her bir okulu temsilen bir okul belirlenmiştir. Bu okullarda görev yapan Görsel Sanatlar öğretmenleri, bu dersi alan öğrenciler ve Görsel Sanatlar alanında uzmanlar çalışma gruplarını oluşturmuştur. Araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan anket yoluyla hazırlanan web sayfasının çalışma grubu tarafından değerlendirilmesi istenmiştir. Öğrencilerden elde edilen nicel veriler genel olarak değerlendirildiğinde; ortaöğretim öğrencileri tasarlanan web sayfasını birçok özelliği açısından yeterli, iyi ve mükemmel bulma oranlarının %90'ın üzerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Web sayfasını kötü bulma oranları genel olarak %2 ile %4 arasında değişmektedir. Nitel veri analizleri sonucunda ise öğretmenler ve uzmanlarla yapılan görüşmeler sonucunda, yeni çağın, pandemi sürecinin ve teknolojinin getirmiş olduğu yenilikler çerçevesinde görsel sanatlar eğitiminin sanal ortamlarla desteklenebileceği ve ayrıca bu dersin hibrit bir şekilde işlenebileceği sonucuna varılmıştır. Araştırmacı tarafından yapılan web sayfası uzmanlar tarafından da uygun bulunarak hem ortaöğretim programlarındaki görsel sanatlar dersinde hem de bu alanda öğretmenlik mesleğini icra edecek olan öğrencilerin yetiştirildiği lisans programlarının derslerinde de aktif olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir. Araştırma ile ortaöğretim Görsel Sanatlar dersi öğretim programına destek sağlayacak bir web sayfası içeriğinin öğrencilerin bu dersteki başarılarını arttıracağına, bu derse ilgi ve tutumlarını geliştireceğine dair sonuçlarda elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Görsel Sanatlar, Görsel Sanatlar Eğitimi, Ortaöğretim, Sanal Ortam.
Bilim sanat merkezlerinde görevli öğretmenlerin ve öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin STEAM eğitimine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi
STEAM, bilim (science), teknoloji (technology), mühendislik (engeenering), sanat (arts) ve matematik (mathematics) kelimelerinin baş harflerinin bileşiminden oluşan bir kavramdır. Ülkemizde de Steam konusunda farklı çalışmalar yürütülmektedir. Eğitimde nitelikli Steam uygulamalarının yer alması için öğretmenlerin ve öğrenim gören orta okul öğrencilerin Steam eğitimi ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi önemli görülmüştür. Bu çalışmada ülkemizde Bilim Sanat Merkezlerinde görev yapan Steam alanlarındaki öğretmenlerin ve öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin görüşleri alınarak Steam eğitimine ilişkin görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında Denizli ili'nde yer alan iki Bilsem'de gerçekleştirilecektir. Öğretmenler fizik, kimya, biyoloji, fen, matematik, bilişim teknolojileri, görsel sanatlar ile teknoloji ve tasarım öğretmenlerinden oluşacaktır. Araştırmaya katılacak öğrenciler ise; Görsel sanatlar yetenek alanıyla genel zihinsel yetenek alanında öğrenim gören ortaokul öğrencilerinden oluşacaktır. Araştırma yöntemi olarak nicel araştırma desenlerinden betimsel tarama deseninin seçildiği bu çalışmada veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan anketler aracılığıyla toplanacaktır. Araştırma kapsamında bu branşlardan gönüllü olan toplam öğretmen ve öğrenciler ile anket uygulaması yapılacaktır. Toplanan veriler SPSS veri analizi yöntemi kullanılarak analiz edilecek ve yorumlanarak sonuç ve öneriler yazılacaktır.
Muğla iline bağlı bilim ve sanat merkezlerinde verilen görsel sanatlar eğitimine yönelik yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilerin görüşleri
Bu araştırmanın temel amacı, Muğla ilindeki Bilim ve Sanat Merkezleri'nde sunulan görsel sanatlar programlarının özel yetenekli öğrenciler için yeterliliği, merkezlerin fiziksel altyapısı ve maddi imkânlarının değerlendirilmesi, öğrenci tanılama ile seçme sınavlarının güvenilirliği; yönetici, öğrenci, öğretmen ve velilerin görüşlerine göre belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, yöneticiler, öğretmenler, öğrenciler ve velilerin merkezlerdeki görsel sanatlar eğitimine ilişkin algıları ve farkındalıkları tespit edilmiştir. Merkezlerin görsel sanatlar alanındaki eğitim ve seçme sınavlarına yönelik yeterlilik düzeyini belirlemek ve tespit edilen bulgularla ilgili öneriler sunulmuştur. Çalışmada ayrıca Muğla ilindeki ilçeler arasındaki farklılıkların belirlenmesi ve özel yetenekli çocukların eğitimlerinin geliştirilmesi için öneriler sunulması hedeflenmiştir. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı içerisinde Muğla'nın 6 Bilim ve Sanat Merkezinde (Muğla, Fethiye, Bodrum, Milas, Marmaris ve Köyceğiz) görev yapan 6 yönetici ve 8 görsel sanatlar öğretmeni, görsel sanatlar eğitimine devam eden 83 öğrenci ve 80 veli ile yürütülmüştür. Araştırmada, nicel araştırma yönteminin genel tarama modeli kullanılmıştır. Görsel sanatlar görüşme anketi başlıklı anket tüm katılımcılara uygulanmıştır. Araştırma süreci, anketin uyarlanması ve uygulanması, verilerin istatistiksel olarak analiz edilmesi ve yorumlanması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesinde, betimsel istatistiksel frekans ve yüzde çözümlemeler, aritmetik ortalama, standart sapma, ilçe değişkenleri arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek için KWH (Kruskal Wallis H-Testi) kullanılmıştır. Merkezlerdeki görsel sanatlar eğitimi, maddi olanak, fiziki donanım ve seçme ile tanılama boyutlarına göre kadınların erkeklere nazaran ankete daha olumlu yaklaştıkları, yaş faktöründe ise genç yaşlarda olan katılımcıların olgun yaştakilere göre daha olumlu yaklaştıkları, eğitim seviyesi yükseldikçe ise olumsuz bir tutum edindikleri görülmüştür. İlçelere göre bakıldığında çok büyük farklar olmamakla birlikte, bilim ve sanat merkezlerindeki görsel sanatlar eğitimi olumlu değerlendirilmiştir. Bu sonuçlar, cinsiyet, yaş ve eğitim gibi değişkenleri, bireylerin görsel sanatlar eğitimine olan tutumlarını az da olsa etkilediğini göstermektedir. Ankete katılanlar arasında yapılan bir araştırmaya göre, merkezlerdeki görsel sanatlar eğitimi, maddi olanak, fiziki donanım ve seçme ile tanılama boyutlarına göre kadınların erkeklere oranla daha olumlu bir tutum sergilediği görülmüştür. Yaş faktöründe ise genç katılımcıların, olgunlara oranla daha olumlu bir görüşe sahip olduğu tespit edilmiştir. Eğitim seviyesi yükseldikçe ise olumsuz bir tutum edinildiği görülmüştür. İlçelere göre bakıldığında, bilim ve sanat merkezlerindeki görsel sanatlar eğitimi yöneticilerinin Muğla ve Fethiye, öğretmenlerinin Marmaris, öğrencilerinin Marmaris, velilerinin ise Fethiye'de olumlu bulunduğu görülmüştür. Görsel sanatlar öğretmenleri, öğrenciler ve veliler arasındaki merkezlerde verilen görsel sanatlar eğitim programlarının tam gün eğitime dönüştürülmesinin, gerekli sosyal yaşam için zamanın sağlanması bakımından önemli olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, öğrencilerin sanat eğitimlerinin bütüncül olarak desteklenmesinin tüm katılımcılar açısından önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin yükseköğrenimde konusunda uzman hocalardan ders alabilme, üniversitelerin fiziki imkânlarından yararlanabilme olasılığının arttırılması gerektiği vurgulanmıştır. Öğretmenler, öğrenciler ve veliler, merkezlerin maddi olanaklar ve fiziki donanım boyutuna ilişkin olarak yeterli araç gereç ve görsel sanatlar uygulamaları yapmak için yeterli iç ve dış mekân imkânlarına sahip olmadıklarını düşündüklerini belirtmişlerdir. Ancak yöneticiler, böyle bir fiziki imkânsızlığın olmadığını savunmuşlardır. Tüm katılımcıların ortak görüşü, merkezlerdeki görsel sanatlar seçimine ilişkin öğrenci tanılama yöntemlerinin yeterli ve uygun olmadığıdır. Özel yetenekli öğrencilerin tanılaması için gözlem ve portfolyo (ürün dosyası) gibi alternatif seçme yöntemlerinin eklenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin ve yöneticilerin özel eğitim konusunda desteklenmesinin önemli olduğu belirtilmiştir.
Resim-iş (Görsel Sanatlar) öğretmen eğitiminde etkileşimli e-kitapla bütünleştirilmiş müze deneyimi
Bu çalışmanın amacı görsel sanatlar öğretmen adaylarının müze eğitimi dersi kapsamında yüz yüze ve çevrimiçi öğrenmeyi etkileşimli e-kitap üzerinden deneyimlemelerini sağlamak ve ortaya çıkan durumu müze ve öğretmen eğitimi bağlamında tartışmaktır. Araştırmada görsel sanatlar öğretmen adaylarının etkileşimli e-kitapla bütünlendirilmiş müze deneyimlerine odaklanıldığından "bütüncül tek durum deseni" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021 – 2022 eğitim öğretim yılında Denizli Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-iş Anabilim dalında öğrenim gören "Müze Eğitimi" dersini alan 3. Sınıf görsel sanatlar öğretmen adayları oluşturmuştur. Çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden "ölçüt örneklem" temelinde belirlenmiştir. Araştırmada veriler üç aşamada toplanmıştır. İlk aşamada kişisel bilgi formu kullanılmıştır. İkinci aşamada etkinlik sürecine ait verilere odaklanılmıştır. Bu kapsamda müze öncesi, etkileşimli müze deneyimi ve müze sonrası öğrenme aktiviteleri olarak planlanan uygulama sürecinde kullanılan çalışma yaprakları, etkinlik formları, araştırmacı günlüğü, değerlendirme dokümanları ile süreçte oluşturulan sanatsal çalışmalardan veriler elde edilmiştir. Üçüncü aşamada ise katılımcı gruptan bir iç örneklem seçilerek odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının, etkileşimli e-kitap rehberliğinde keşfettikleri çevrimiçi müze deneyiminde; eğlendikleri, merak duygularının tetiklendiği ve sürece motive oldukları görülmüştür. Diğer yandan temas isteğine karşılık verememe, eserdeki detaya odaklanamama, fiziksel deneyim isteği, yaşanmışlık hissiyatı verememe gibi bulgular müzeye dair beklentinin tam karşılığının bulunmadığını göstermiştir. Öğretmen adayları yaşadıkları deneyimi; bireysel öğrenmeyi destekleme, detaylı bilgi alabilme, öğrenmede farkındalık ve çok yönlü öğrenmeye destek olma açısından faydalı bulmuşlardır. Etkileşimli e- kitabın müze için bir rehber niteliğinde olduğunu ve hem fiziksel anlamda hem de bilgiye erişim anlamında öğretim sürecini kolaylaştırdığını ifade etmişlerdir. Kitabın etkileşime olanak tanıması ve dikkat çekici unsurlarla desteklenmesinin ders etkililiğini artıran bir unsur olarak değerlendirmişlerdir. Etkileşimli e- kitapla müze deneyiminin uygulama içi teknik kısıtlama ve yetersiz sosyal etkileşimden dolayı bazı sınırlılıklara sahip olduğunu belirtseler de öğretmen olduklarında ihtiyaç duyduklarında etkileşimli e-kitapla müze deneyimine sınıflarında özellikle kültürel miras öğrenme alanını desteklemek için yer verebileceklerini ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Etkileşimli e-kitap, kültürel miras, dijital öğretim materyali, dijital müze rehberi, müze eğitimi
Pandemi sürecinde uzaktan görsel sanatlar eğitimine ilişkin görüşler "Pamukkale Üniversitesi örneği"
Bu araştırmanın temel amacı, pandemi süreci ile birlikte resim iş eğitimi anabilim dalında eğitim vermekte olan öğretim elemanları ve eğitim almakta olan öğretmen adaylarıyla yüksek lisans öğrencilerinin uzaktan görsel sanatlar eğitimine ilişkin genel düşüncelerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaca ulaşmak için toplamda 32 katılımcı grubundan oluşan kişilerin uzaktan eğitim sürecinde alan eğitimi kapsamında yer alan teorik ve uygulamalı derslerde yaşadıkları süreçlere ilişkin veriler toplanmıştır. Araştırma yöntemi, nitel araştırma yöntemlerinden olan bir durum çalışması olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak, katılımcıların görüşlerini ortaya çıkarmak için görüşme formu kullanılmıştır. Bu formda uygulama ve teorik gerektiren derslerin süre, içerik bilgisi, anlatım bilgisi, ödev yönetimi ve değerlendirme bilgisi açısından yeterlilikleri ve uzaktan eğitim sürecinde yaşanılan teknoloji kullanımı, ders içi motivasyon ve etkili iletişimle ilgili görüşler yer almıştır. Araştırmanın sonucunda uzaktan eğitimde yaşanılan birtakım avantajlar ve dezavantajlar ortaya çıkmıştır. Öğretmen adayları ve yüksek lisans öğrencileri, uzaktan eğitim sürecinin başlarında zaman yönetimi gibi konularda sıkıntılar yaşasa da ders kaydını sonradan izleme fırsatlarını yakaladıkları için sürece hızlı adapte olmalarını sağlamıştır. Öğrenciler, sürecin uzaktan olması zaman ve mekândan bağımsız bir şekilde derslerin işlenmesini sağlamış olup olumlu bir yön olarak görmüş olsalar da öğretim elemanları için bu süreç dezavantaj olarak görülmüştür. Katılımcı gruplarda teorik derslerin uzaktan eğitimde birçok avantajı olsa da uygulamalı derslerde özellikle üç boyutlu ve teknik donanım gerektiren özgün baskı gibi derslerin yüz yüze işlenmesinin daha verimli olacağı 7 ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda teknoloji kullanımında öğrenciler ve öğretmen tarafından olumlu yönde değişmeler olduğu fark edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Pandemi, uzaktan eğitim, görsel sanatlar eğitimi, resim iş eğitimi.
Güzel sanatlar lisesi ile diğer liselerde öğrenim gören öğrencilerin 21. yy becerileri - kariyer özyeterliği ve kaygısı düzeylerinin karşılaştırılması ve sanatla ilgili mesleklere ilişkin görüşleri
Bu çalışmanın amacı; Güzel Sanatlar Lisesi ile diğer liselerde öğrenim gören öğrencilerin 21.yy becerileri, kariyer özyeterliği ve kaygısı düzeylerinin lise türlerine göre karşılaştırılması ve sanatla ilgili mesleklere ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Ayrıca, 21.yy becerileri, kariyer özyeterliği ve kaygısı düzeylerinin arasındaki ilişki ve bazı demografik özelliklere göre bu değişkenlerin puan ortalamaları arasındaki farklar araştırılmıştır. Bu araştırma hem ilişkisel (korelasyonel) tarama modeli hem de betimsel çalışmalar kapsamında yer alan tarama (survey) modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Nicel ve nitel çalışma araştırmanın alt problemlerine uygun olarak bir arada yer almıştır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılı Muğla ve Denizli ilinde yer alan Fen Lisesi, Anadolu liseleri, Anadolu Meslek Liseleri (Güzel Sanatlar Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi, Kız Meslek Lisesi, Proje İmam Hatip Lisesi vb…) gibi üç farklı eğitim grubunda öğrenim gören toplamda 1152 öğrenci (717 kız, 435 erkek) oluşturmaktadır Araştırmada veri toplama aracı olarak Çok Boyutlu 21. yy Becerileri Ölçeği, Kariyer ve Yetenek Gelişimi Özyeterliği Ölçeği, Kariyer Kaygısı Ölçeği, Sanatla ilgili Mesleklere İlişkin Açık Öğrenci Görüşleri ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde SPSS 26.0 paket programı yer almıştır. Araştırmanın alt problemlerinin istatistiksel analizinde; ortalama, frekans, yüzde dağılımı, standart sapma, t testi, Anova, korelasyon testi gibi istatistiksel teknikler ve betimsel içerik (nitel) analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda 21.yy becerileri toplam puanında lise türlerine bağlı olarak anlamlı bir şekilde değişmektedir. Lise türlerine göre, 21. yy becerileri ölçeğinin alt boyutlarının değerlendirmesinde; Bilgi ve Teknoloji Okuryazarlığı (1. alt boyut) ve Eleştirel Düşünme ve Problem Çözme Becerileri (2. alt boyut) alt boyutlarında okul türleri arasında anlamlı bir fark (ilişki) vardır. 21.yy beceri toplam puan ortalamaları, demografik değişkenlerden cinsiyet, okul öncesi eğitim alma durumu, anne ve baba tutumlarına göre anlamlı ilişkiler analiz edilirken sınıf ve sosyo-ekonomik durum değişkenlerine göre anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kariyer ve Yetenek Gelişimi Özyeterliği Ölçeği toplam puanında lise türlerine göre anlamlı bir fark(ilişki) yoktur. Lise türlerine göre, Kariyer ve Yetenek Gelişimi Özyeterlik ölçeğinin sadece Çalışma Alışkanlıkları ve Değerleri (2. alt boyut) alt boyutunda anlamlı bir ilişki vardır. Kariyer ve Yetenek Gelişimi Özyeterlik toplam puanları demografik değişkenlerden anne baba tutumları ve sosyo-ekonomik durum değişkenlerine göre anlamlı ilişkiler var iken cinsiyet, sınıf, okul öncesi eğitim alma durumu değişkenlerine göre fark yoktur. Kariyer kaygısı toplam puanı, lise türü değişkenine göre gruplar arasında anlamlı bir ilişki vardır. Kariyer kaygısı ölçeğinin sadece Aile etkisi (1. alt boyut) alt boyutunda okul türleri arasında anlamlı bir fark (ilişki) var iken diğer Meslek Seçimine Yönelik Kaygılar (2. alt boyut) alt boyutunda gruplar arasında anlamlı bir fark (ilişki) tespit edilmemiştir. Kariyer kaygısı ölçeği toplam puanları demografik değişkenlerden cinsiyet, sosyo-ekonomik durum, anne baba tutumları, sınıf değişkenlerine göre anlamlı ilişkiler bulunmuş iken okul öncesi eğitim alma durumuna göre ilişki yoktur. Araştırmaya dahil olan tüm lise türlerine göre Kariyer Özyeterliği ile 21.yy Becerileri değişkenlerinin puanları arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Kariyer Kaygısı ile Kariyer Özyeterliği değişkenleri arasında negatif yönlü ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki söz konusudur. Kariyer kaygısı değişkeninin 21. yy becerileri değişkeni ile olan ilişkisine bakıldığında yine negatif yönlü düşük bir ilişkiden söz edilebilir. Buna göre 21. yy Becerileri artıkça Kariyere ilişkin özyeterlik artarken, Kariyer Kaygısı azalmaktadır. Araştırmanın nitel bölümünde öğrencilerin sanatla ilgili mesleklerin sosyo-ekonomik durumu ve toplumun bu mesleklere bakış açısı ile ilgili yazılı görüşleri alınmıştır. Buna göre Ortaöğretim öğrencilerin büyük bir çoğunluğu (%75) toplumun sanata değer vermediğini düşünmektedir. Aynı oranda öğrenciler, üniversitelerin sanatla ilgili lisans programlarından mezun olanların sektörde iş bulma sıkıntısı çektiğini, çalışanların ise ekonomik zorluk yaşadıklarını düşünmektedir. Sonuçlar alan yazın araştırmaları doğrultusunda tartışılmış, yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Özgün baskı atölye eğitiminde sürdürülebilir odaklı yaratıcılığın geliştirilmesi: Bir eylem araştırması
Bu çalışmanın amacı, özgün baskı atölye derslerinde sürdürülebilir yaratıcılık odaklı etkinliklerin uygulanabilirliğini ve etkilerini değerlendirmektir. Araştırmada özgün baskı atölye derslerinde sürdürülebilirlik odaklı yaratıcılığın geliştirilmesi, yeni uygulamaların ortaya konulması planlandığı için "eylem araştırması deseni" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, araştırmanın alt amaçları çerçevesinde iki farklı örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırmada 1. Alt amaç için farklı üniversitelerde özgün baskı atölye dersini yürüten üç öğretim elemanı ve Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-iş Anabilim dalında öğrenim gören 4. Sınıf dört görsel sanatlar öğretmen adayı oluşturmuştur. Bu katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yaklaşımlarından ölçüt örnekleme belirleyici olmuştur. Araştırmanın 2. Alt amacı için ise çalışma grubunu Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-iş Anabilim dalında öğrenim gören oniki görsel sanatlar öğretmen adayı oluşturmuştur. Bu katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemlerinden tipik durum örneklemiyle belirlenmiştir. Araştırmada veriler iki aşamada toplanmıştır. İlk aşamada öğretim elemanları ve daha önce özgün baskı atölye dersini deneyimleyen öğretmen adayları ile görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde sürdürülebilirlik odağında özgün baskı atölye eğitiminin mevcut durumu hakkında bilgiler elde edilmiştir. İkinci aşamada ise eylem planları geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Bu süreçte veriler; kişisel bilgi formu, özdeğerlendirme formu, yansıtıcı günlük, araştırmacı günlüğü ile süreçten elde edilen sanatsal çalışmalardan ve odak grup görüşmesinden elde edilmiştir. Toplanan veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, öğretim elamanlarının, toksik içerikli materyal kullanımından hem kendi sağlıklarında yarattığı tehdit hem de öğrencilerin sağlığında yarattığı tehdit nedeniyle uzaklaşma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Su bazlı baskı boyalarının ve çeşitli özgün baskı materyallerinin maliyetli olması nedeniyle ya da geleneksel tekniklerin bazı önemli materyallerine ulaşmada zorlandıkları için atölye ortamında farklı çözümlere gittikleri görülmektedir. Materyal kullanımında daha ekonomik davranma, atık materyallerin ders sürecinde sıklıkla kullanımı, asit ya da solvent gibi toksik içeriklerin kullanılma zamanlarının planlanması gibi çözümler öğretim elamanları tarafından başvurulan yöntemlerdir. Benzer şekilde öğretmen adayları da ders sürecinde asit, solvent gibi toksik içerikleri kendi sağlıkları açısından sakıncalı bulmaktadır. Araştırma bulguları öğretim elemanlarının sürdürülebilir yaratıcılık üzerinden anlatılar yaratmaya yönelik etkinliklere ise daha sınırlı bağlamda yer verdiğini göstermektedir. Sürdürülebilir yaratıcılık odaklı özgün baskı atölye süreci, öğretmen adaylarına bilişsel, duyuşsal ve sosyal bağlamda katkılar sunmuş, atık malzemelerin sanatsal dönüşümü ve yeni kompozisyonlar yaratma konusunda yaratıcı düşünmeye teşvik etmiştir. Öğretmen adayları özellikle yaratıcı eylem sürecinde çevreye dair sorumluluklarını sorgulamışlardır. Çevre odaklı eğitim programlarının önceliğe aldığı işbirlikli çalışabilme ve birlikte fikir üretmenin değerini kavramaya dönük tutumlar göstermişlerdir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir yaratıcılık, Özgün baskı, Toksik materyal
Görsel sanatlar eğitiminde sürdürülebilir yaşam için tasarım odaklı düşünme yaklaşımı: Bir durum çalışması
Görsel Sanatlar Eğitiminde Sürdürülebilir Yaşam İçin Tasarım Odaklı Düşünme Yaklaşımı: Bir Durum Çalışması TAŞBAŞ PANGIZ, Şeyma. Yüksek Lisans Tezi, Güzel Sanatlar Eğitimi ABD, Resim İş Eğitimi Bilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Nuray MAMUR Temmuz 2024, 156 sayfa Bu araştırma, görsel sanatlar eğitiminde tasarım odaklı düşünme yaklaşımı yoluyla öğrencilerin sürdürülebilir yaşam odaklı beceriler geliştirebilmesine odaklanmıştır. Bu kapsamda görsel sanatlar eğitimi sanat eğitimcilerinin görüşleri ve tasarlanan ders planının öğrencilere sunduğu bilgi, beceri ve deneyimler detaylı olarak incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden "durum çalışması deseni" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, iki farklı durum kapsamında, iki farklı örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırmada birinci durum çerçevesinde çalışma grubunu, alanında uzman 5 farklı eğitim kademesindeki sanat eğitimcileri oluşturmuştur. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örneklem yöntemlerinden, "maksimum çeşitlilik örneklemesi" belirleyici olmuştur. Araştırmanın ikinci durumu çerçevesinde çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Denizli ilinde öğrenim gören 12-13 yaş aralığındaki 7. sınıf öğrencilerinden toplam 18 öğrenci oluşturmuştur. Çalışma grubunun oluşturulmasında amaçlı örneklem yöntemlerinden, "tipik durum örneklemi" belirleyici olmuştur. Araştırmanın verileri iki aşamada toplanmıştır. İlk aşamada araştırmanın birinci alt problemi çerçevesinde okul öncesi eğitimden yükseköğretime farklı düzeylerde eğitim veren sanat eğitimcilerinin sürdürülebilirlik ve tasarım odaklı düşünmeye ilişkin görüşleri alınmıştır. Bu görüşmelerde sürdürülebilirlik ve tasarım odaklı düşünme adımları kapsamında derslerde uygulanacak etkinliklerle bilgiler elde edilmiştir. İkinci aşamada ise veriler; ön değerlendirme formu, sürdürülebilirlik odaklı tasarım odaklı düşünme yaklaşımı ile sanatsal deneyim ve aktiviteler olarak planlanan uygulama sürecindeki etkinlik formları (konuşma halkası etkinlik kâğıdı, beyin fırtınası etkinlik kağıdı, zihin haritası etkinlik kağıdı, istasyon etkinliği kağıdı, kullanıcı deneyimi gözlem formu), araştırmacı günlüğü, yansıtıcı günlük, vii bağımsız gözlemci formu, öz değerlendirme formu, sanatsal çalışmalardan ve odak grup görüşmesinden elde edilmiştir. Toplanan veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Görsel sanatlar eğitimi bağlamında yapılan bu araştırmanın sonuçları; tasarım odaklı düşünme yaklaşımının öğrencilerin yaratıcılık, problem çözme becerileri ve çevresel farkındalıklarını geliştirdiğini ortaya koymaktadır. Görsel sanatlar eğitimi kapsamında, öğrencilerin empati kurma, iş birliği yapma ve sürdürülebilirlik ilkelerini tasarım süreçleri ile bütünleştirme yeteneklerinin tasarım odaklı düşünme yaklaşımı adımlarıyla güçlendirildiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sanat eğitimi, tasarım, tasarım odaklı düşünme, sürdürülebilirlik
Ortaokul öğrencilerinin doğadan esinlenerek yaptıkları tasarımların biyomimetik açıdan analizi
Biyomimikri doğanın yüzyıllardır kendini mükemmelleştiren tasarımının ve işlevselliğinin, insanların sorunlarına ve estetik ihtiyaçlarına çözüm üretmek için ilham kaynağı olabileceğini savunan bir yöntemdir. Bu bağlamda biyomimikri kavramı, doğadaki canlıların form, süreç ve sistemlerinden ilham alarak problem çözme ve tasarım yapma yöntemidir. Ortaokul görsel sanatlar eğitimi, öğrencilerin yaratıcılıklarını ve estetik becerilerini geliştirmeleri için önemli bir platform sunar. Görsel sanatlar dersleri ise, öğrencilere estetik anlayış kazandırmak, farklı sanatsal teknikleri öğretmek ve özgün eserler ortaya koymalarını teşvik etmek için önemli bir ortam sağlar. Bu araştırma, ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin belirli tasarım temaları doğrultusunda oluşturulmuş hikayeler yönlendirmesiyle doğadan esinlenerek nasıl çözüm yolları ürettiklerini ve bu tasarımların biyomimetik açıdan değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemi ile Denizli'de bulunan devlete bağlı bir ortaokulda 7. sınıf öğrencilerinden oluşan, 26 kişilik bir sınıf ile yürütülmüştür. Araştırmanın modeli, durum çalışması olup, veriler görüşme ve dokümanlar yoluyla toplanmıştır. Araştırmaya, ön değerlendirme ile başlayarak, uygulama öncesi bilgi seviyeleri ölçülen öğrencilere 4 hafta boyunca farklı temada, doğa ile bağıntılı, problem odaklı hikayeler anlatılmış, bu hikayelerin sonunda öğrencilerden hikâyeyi tamamlayıcı doğadan esinlenilmiş tasarımlar yapmaları istenmiştir. 4 hafta sonunda ise konu hakkındaki düşünceleri alınmıştır. Toplamda 100 resim değerlendirilmeye alınmıştır. Araştırmanın sonucuna göre öğrencilerin uygulama öncesi biyomimikri kavramı konusunda bilgi seviyeleri oldukça düşük çıkmış ancak, doğadan ilham alma konusunda yüksek eğilim göstermişlerdir. Doğadan esinlenerek yaptıkları tasarımlardan elde edilen veriler, öğrencilerin en çok hayvanlardan esinlendiklerini ve çeşitli yaratıcı tasarımlar ortaya koyduklarını göstermiştir. Uygulama sonrası yapılan değerlendirmelerde, öğrencilerin biyomimikri kavramını ilgi çekici buldukları ve gelecekte kullanmayı planladıkları belirlenmiştir. Bu sonuçlar, biyomimikrinin eğitimde yaratıcı ve yenilikçi düşünmeyi teşvik edici bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
Görsel sanatlar eğitimi alan öğretmen adaylarının çevrelerindeki görsel uyaranların eserleri üzerine etkisinin incelenmesi
Araştırmanın amacı; görsel sanatlar öğretmen adaylarının, eserleri üzerindeki; çevrelerindeki genel uyaranların, etkilerinin incelenmesidir. Araştırma kapsamında ayrıca, görsel sanatlar öğretmen adaylarının sanat izleyicisine vermek istedikleri mesajlar da araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, görsel sanatlar öğretmen adaylarının, çevrelerindeki görsel uyaranların, eserleri üzerine etkisinin incelenmesi sanat eğitimi açısından değerlendirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu; Pamukkale Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi, Resim İş Eğitimi Ana Bilim Dalında, 2022-2023 Eğitim-Öğretim Yılı Bahar Dönemi'nde örgün öğrenim gören dördüncü sınıf düzeyindeki, ana sanatı resim olan on bir görsel sanatlar öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmanın kuramsal çerçevesinde; açıklanması gerekli görülen Sanat ve Sanat Eğitimi, Görsel ve Estetik Algı, Gestalt Kuramı, Görsel Kültür, Görsel Metinlerarasılık kavramlarına değinilmiştir. Görsel sanatlar öğretmeni adaylarının, görsel ve estetik algılarıyla, sanatsal deneyimlerini etkileyen unsurların ortaya çıkarılması amacıyla; çevrelerindeki ve öğrenim gördükleri atölyedeki, genel uyaranlara ilişkin yorumlarına başvurulmuştur. Bu yorumları anlayabilmek için, araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden olan, durum çalışması ve örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, katılımcıların görüşlerini ortaya çıkarmak için görüşme formu kullanılmıştır. Analizler sonucunda; öğretmen adaylarının, çevrelerindeki sanat eserlerine karşı algılarına ilişkin düşünceleri, öğretmen adaylarının, çalışmalarında etkilendikleri genel uyaranlara ilişkin düşünceleri, öğretmen adaylarının atölye çalışmalarını etkileyen unsurlara ilişkin düşünceleri, öğretmen adaylarının uygulama çalışmalarının sonucunda vermek istedikleri mesajlara ilişkin düşünceleri olmak üzere dört ana tema belirlenmiştir. Görsel sanatlar öğretmen adaylarının, öğrenim gördükleri atölye ortamındaki eğitmenlerin ve atölye arkadaşlarının kendi çalışmaları üzerindeki etkileri dikkatle gözlemlenmiştir. Araştırmanın sonucunda; görsel sanatlar öğretmen adaylarının sanatsal çalışmalarında, tarihteki sanatçıların ve eserlerinin, sanat dönemlerinin, çevrelerindeki genel uyaranların, çok önemli etkenler olduğuna ulaşılmıştır. Ana sanat resim atölye çalışma ortamlarını etkileyen faktörler ve sanat izleyicisine vermek istedikleri mesajlar hususunda da önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Bu araştırmada edilen sonuçlarla görsel sanatlar eğitimi alan lisans öğrencilerinin çalışma ortamını daha etkin kullanmalarını sağlayacağı, etkilendikleri görsel öğelerin, genel uyaranların ve görsel kültür öğelerinin farkına vararak, eserlerini bu unsurlar yardımıyla oluşturacakları öngörülmektedir.
Türk sanat eğitiminde ortaöğretim görsel sanatlar ders programları
Bu çalışmada, "Görsel Sanatlar" dersi ortaöğretim ders programlarının incelenmesi yapılmıştır. Araştırmanın amacı, Türk Sanat Eğitimi'nde "Görsel Sanatlar" dersinin ortaöğretim ders programlarındaki yerini haftalık ders çizelgeleri açısından değerlendirmektir. Araştırmanın ama çerçevesinde nitel araştırma yöntemi kullanılmış, araştırmanın modeli kaynak tarama yöntemidir. Öncelikle Görsel Sanatların ne olduğu, Görsel Sanatlar dersine dair açıklamaların hangi ortak noktada birleştiği, öğretim programları ve ders programları tanımlarından hareketle ortaya konmuş; Görsel Sanatlar kavramı açıklandıktan sonra ortaöğretim görsel sanatlar dersi içeriğine değinilerek çalışmanın esasını oluşturan görsel sanatlar dersi ortaöğretim ders programları konusu derinlemesine ele alınmıştır. Görsel Sanatlar dersi konusunda eğitimcilerin görüşlerine detaylı olarak yer verilmiş ve bu konu hakkında büyük tartışmalardan biri olan Görsel Sanatlar dersinin, ders programlarında yeterli ders saatinde yer alıp almadığı hususu üzerinde durulmuştur. Ders programları ve müfredat incelenmiş, bu incelemelerde öne çıkan "Görsel Sanatlar" dersinin hedefleri, öğrenme alanları ve bu alanlarla ilgili beceri ve kazanımlara yakından bakılmıştır. Görsel Sanatlar dersinin ortaöğretim içerik ve ders saatleri esas alınarak yürütülen bu çalışmada, açıklanan programlardaki konu ve kazanımlar tespit edilip gruplandırılmış ve açıklanmıştır. Yapılan çalışma sonunda ortaöğretim ders programlarında Görsel Sanatlar dersinin programda yeterli ders saatinde yer almadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Görsel sanatlar, ortaöğretim, ders programları, haftalık ders çizelgesi.