Sensitivity
Bu konu başlığı altında 77 tez
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılıklarının kişilik tiplerine göre incelenmesi
Bu araştırma, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılıklarının kişilik tiplerine göre farklılaşmasını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modelidir. Araştırma verileri Aydın, Muğla ve Denizli illerinde bulunan devlet üniversitelerinin eğitim fakültelerinde okuyan sosyal bilgiler öğretmenliği bölümü 220 öğrenci üzerinden toplanmıştır. Verilerin toplanmasında kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Uygun ve diğerleri (2010) tarafından geliştirilen "Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Duyarlılık Ölçeği (ÖMYDÖ)" ve Özsoy ile Yıldız (2013) çalışmasından alınan "A Tipi ve B Tipi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS V22.0 paket programında yapılmıştır. Araştırmada yer alan demografik değişkenler ile farklılıkların incelenmesinde ikili grupların karşılaştırılmasında t-testinden; çoklu grupların karşılaştırılmasında ise ANOVA testinden yararlanılmıştır. Ayrıca TUKEY testi ve Pearson Korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının, öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılıklarının cinsiyet, yaşantılarını geçirdikleri yer, öğretmenlik mesleğini tercih etme sırası, genel not ortalamaları ve kişilik tiplerine göre gruplar arasında anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılık ile kişilik tipleri arasında ise anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler öğretmen adayları, öğretmenlik mesleği, kişilik, mesleki duyarlılık
Toplumsal beklentilerin özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma
İnsanlık tarihi kadar eski olan sosyal sorumluluk, günümüzde toplumların bilinçlenmesi sayesinde, yaygınlaşmış ve işletmeler açısından da değerlendirilmeye başlanmıştır. Dünya ekonomisinin % 90'ına yakınını elinde bulunduran özel sektörün, bu kadar büyük ekonomik gücün bir miktarını, kendi etrafından başlamak üzere, toplumun tüm kesimlerinin sosyal refahına katkı sağlamak amacıyla kullanması gerekliliği, yaygın bir kanaat olmuştur. Bu sosyal duyarlılık ve beklentinin, özel öğretim kurumu işletmelerinin sosyal sorumluluğa bağlılıkları üzerine etkisi, çalışmanın başlıca amacı olmuştur. Diğer taraftan; yasal düzenlemelerle çıtası yükselmiş olan, geleneksel sosyal sorumluluk anlayışının, işletmeler için zorunluluk olduğu hususu, çalışmamızın ikincil amacı olmuştur.Bu amaçları gerçekleştirmek için yapılan araştırmanın ana kütlesini, Doğu Anadolu Bölgesi'nde faaliyet gösteren özel öğretim kurumları oluşturmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre; Doğu Anadolu Bölgesi'nde 275 özel öğretim kurumu bulunmaktadır. Ana kütle listesinin tamamına ulaşmak, zaman, emek ve maliyet açısından imkânsız olduğundan, kota örneklemesi yöntemine başvurulmuştur. Örnekleme için, illerde bulunan özel öğretim kurumu sayısının, bölgedeki özel öğretim kurumları toplamına oranı %10'un üzerinde olan iller seçilmiştir. %10'un üzerinde, özel öğretim kurumuna sahip illerde bulunan, özel öğretim kurumu idarecilerine, mail yöntemiyle veya yüz yüze yöntemle anket tatbik edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 17,0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir.Yapılan analizler, toplumsal beklenti ve duyarlılığın, özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına olan pozitif etkisini göstermektedir. Bununla birlikte; özel öğretim kurumlarında sosyal sorumluluk kavramının, artık bir zorunluluk olarak algılandığı tespit edilmiştir.
Yeryuvarı gravite alanının aylık GRACE çözümleri ile izlenmesi ve duyarlılığı üzerine bir inceleme
GRACE (Gravity Recovery and Climate Experiment) uydu sistemi, 2002 yılından günümüze yeryuvarı gravite alanı zamansal değişimine ilişkin önemli bilgi sağlamaktadır. İki adet alçak yörüngeli yapay uydudan oluşan bu sistemden elde edilen gravite alanı bilgisi, aylık olarak harmonik katsayılar biçiminde kullanıcılara sunulmaktadır. Bu çalışmada, 2003 Ocak?2010 Eylül aralığını kapsayan 92 aya ilişkin harmonik katsayı çözümleri kullanılarak, jeopotansiyel değişimler (eşdeğer su kalınlığı, jeoit yüksekliği ve gravite değişimi) ve GRACE'in bunları belirlemedeki duyarlılığı incelenmektedir.Jeopotansiyel değişimler, 1) ağırlıklı aritmetik ortalama biçiminde oluşturulan yıllık GRACE modellerinin basit farkından ve 2) tüm aylık çözümlerden elde edilen zaman serileri üzerinden ayrı ayrı incelenmektedir. İlk yöntem genellikle özel uygulamalar (örneğin, bazı tektonik olayların bölgesel ölçekte incelenmesi) için kullanılırken, ikinci yöntem uygulamada daha çok tercih edilir ve uygun hız modelleri yardımıyla yıllık değişim miktarları kestirilir. Çalışmada, her iki yönteme göre global ve bölgesel ölçekte değişimler ve bunların standart sapmaları irdelenmektedir. Yanı sıra, farklı yumuşatma yarıçaplı (boyutlu) Gauss filtresi ve burada C-P7M8 olarak adlandırılan korelasyon etkilerini giderme yönteminin uygulandığı çözümler ile DDK veri türüne ilişkin çözümler gerçekleştirilerek, elde edilen değişimler ve standart sapmaları karşılaştırılmaktadır. İncelenen jeopotansiyel değişim filtre türünden etkilenmektedir. Standart sapmalar da noktanın konumuna ve filtrenin boyutuna bağlı olarak değişmektedir. Yanı sıra, ilk yönteme göre elde edilen standart sapmalar harmonik katsayıların standart sapmalarına bağlı iken ikinci yöntemde nokta jeopotansiyel değişimlerine uydurulan ve doğru olduğu kabul edilen bir hız modelinden kestirilen yıllık değişim miktarı standart sapması harmonik katsayılarınkinden bağımsızdır. Böylece farklı çözümlerin karşılaştırılmasıyla GRACE'in ilgili değişimleri belirlemedeki duyarlılığı bu standart sapmalar üzerinden irdelenmiştir. Gerçekleştirilen sayısal uygulama sonuçlarına göre, %80'den daha yüksek bir test gücü olasılığı ile GRACE çözümleri ile ortaya çıkarılabilecek değişim miktarları en kötü durumlar için yaklaşık şöyledir: i) Global ölçekte; 2,1 cm/yıl EWT hızı, 0,05 cm/yıl jeoit yüksekliği değişim miktarı ve 0,84 ? Gal/yıl gravite değişim miktarı, ii) Türkiye'yi kapsayan bölgesel ölçekteki çalışma alanından ([30o ??? 45o;20o ??? 50o]) da, 0,7 cm/yıl EWT hızı, 0,024 cm/yıl jeoit yüksekliği değişim miktarı ve 0,30 ? Gal/yıl gravite değişim miktarı.Bununla birlikte, GRACE çözümlerinden elde edilen jeopotansiyel değişimlerin birçok etmene bağlı olduğu söylenebilir. Örneğin, veri değerlendirme merkezinin değerlendirme stratejisine, katsayılara uygulanan filtre yöntemlerine, çözümde ele alınan referans modeline/GRACE modeline, analizde kullanılan veri genişliğine ve öngörülen hız modeline bağlı olarak değişimlerin genliğinde ve dağılımında ve de standart sapmalarında farklılık ortaya çıkması doğal bir sonuçtur. Bu amaçla, çalışmanın son bölümünde, elde edilen yıllık değişim miktarlarının kalitesini ifade etmek için güven aralıklarının kestirimi ve bunların konumsal alanda gösterimi irdelenmiştir. Çalışma bölgesinde ele alınan noktaların 92 aya ilişkin değişimlerden kestirilen yıllık değişim miktarları ve bunların standart sapmaları ile her bir noktaya ait %95 güven olasılıklı güven aralığı sınırları ayrı ayrı konumsal alanda gösterilerek, elde edilen çözümün doğruluğu ölçülmek istenmiştir. Uygulamadan çıkan sonuçlara göre, giderilemeyen bazı sistematik hataların güven aralığının alt sınırında azaldığı, üst sınırında ise arttığı gözlenmiştir. Buna göre, değişimlerde gözlenen bazı sistematik hataların rasgele özellikli olabileceği bu basit kestirimden çıkarılmıştır. Yanı sıra, bazı çözümlerde anomali olarak gözlenen değişimlerin aslında rasgele hataların sonucu olduğu, farklı filtre boyutlarına ilişkin güven aralığı haritalarının karşılaştırılmasından açıkça görülmüştür. Böylece, elde edilen çözümlerin doğruluğunun gösterilmesinde güven aralığı kestirimlerinin yapılması gerektiği önerilmektedir.
Çukurova koşullarında farklı buğday genotiplerinin hasat öncesi çimlenmeye duyarlılığı ve dayanıklılığının saptanması
Çukurova Bölgesi 'nde ticari olarak ekimi yapılan çeşitler ile farklı orijinlerden sağlanan ve Çukurova Bölgesi'ne adapte olmuş yüksek verimli buğday hatlarının, hasat öncesi çimlenmeye dayanıklılığının belirlenmesinin amaçlandığı bu araştırmada, İS ekmeklik ve 10 makarnalık buğday genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma sonunda, kırmızı daneli buğdayların hasat öncesi çimlenmeye diğerlerine göre tolerant olduğu vurgulanmış; başaklanması erken olan erkenci çeşitlerin, başaklanması geç olan çeşitlere oranla hasat öncesi çimlenmeye daha duyarlı olduğu saptanmıştır. Ayrıca çimlenmeyi teşvik eden alfa-amilaz aktivitesini belirleyici bir unsur olan düşme sayısının hasat öncesi çimlenmeye dayanıklılıkta bir kriter olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler : Ekmeklik buğday, makarnalık buğday, hasat öncesi çimlenme, dormanci, dayanıklılık, duyarlılık, katlanma.
İdrar yolu enfeksiyonu bakterilerinin izolasyonu tanımlanması ve bazı antibiyotiklere ve genetik tanıya duyarlılıklarının belirlenmesi
ÖZET Yüksek Lisans Tezi İDRAR YOLU ENFEKSİYONU BAKTERİLERİNİN İZOLASYONU TANIMLANMASI VE BAZI ANTİBİYOTİKLERE VE GENETİK TANIYA DUYARLILIKLARININ BELİRLENMESİ Abdulrahman ATTALLAH Çankırı Karatekin Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoloji Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Mehmet SEZGİN Eş Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Wael AL-SAMARRAI Bu tez çalışmasında Haziran -Ekim 2021 tarihleri arasında, Bağdat'taki Yermuk Eğitim Hastanesi ve Al-Imamein Al-Kadhimaein Hastanesi'ne başvuran ve yaşları (1-60) arasında değişen, idrar yolu enfeksiyonu olduğundan şüphelenilen hastalardan 100 adet, idrar örneği toplanmıştır. Bakteri kültürü sonuçlarına göre %55 oranında idrar yolu enfeksiyonu için pozitif sonuç alınmıştır. Yapılan izolasyon ve teşhis çalışmalarına göre görülen bakteriler arasından Escherichia coli tipinin baskın olduğunu gözlemlenmiştir (%54,5). Pseudomonas aeruginosa bakterisinde ise bu oran en düşük (%3,6) olmuştur. İzole edilen bakterilerin, 8 farklı antibiyotiğe karşı duyarlılıkları araştırılmıştır. Kanlı agarda yapılan fenotipik saptama ile 14 izolatın hemoliz üzerinde %46,66 oranında uygun oldukları tespit edilmiştir. Hemolizden sorumlu genin bir virülans geni olup olmadığını doğrulamak amacıyla da polimeraz zincir reaksiyonu tekniği ile genetik bir tespit çalışması yapılmıştır. 2022, 58 sayfa ANAHTAR KELİMELER: Antibiyotik, Bakteri, Duyarlılıklar, PZR, İdrar yolu enfeksiyonu
Acil sağlık ekibinin ahlaki duyarlılıklarının belirlenmesi
Bu ara?tırmanın amacı acil sağlık ekibinin ahlaki duyarlılıklarını ve etkileyen faktörleri incelemektir. Tanımlayıcı olarak planlanan ara?tırmanın evrenini Adana il sınırları içindeki üniversite ve devlet hastanelerinin acil servisleri ve Adana ?l Sağlık Müdürlüğü?ne ambulans istasyonlarında çalı?an sağlık ekibi olu?turmu?tur. Ara?tırma verileri ''Bireysel Bilgi Formu'' ve '' Ahlaki Duyarlılık AnketiADA'' kullanılarak elde edilmiştir. ADA Kim Lutzen tarafından olu?turulmu?tur. Geçerlilik-Güvenirliliği Hale Tosun tarafından yapılmı?tır. ADA toplam 30 madde 6 alt madde (Otonomi, Yarar Sağlama, Bütüncül Yakla?ım, Çatı?ma, Uygulama, Oryantasyon) olu?an likert tipte bir ölçüm aracıdır. Ara?tırmanın sonuçlarına göre; acil sağlık çalı?anlarının %69?unun kadın (n=276) olduğu; %45?inin evli (n=182); %55?inin bekar (n=220); 64?ünün çocuk sahibi olmadığı (n=259); %82?sinin mesleğini kendi tercih ettikleri (n=331); %89?unun mesleğini severek yaptığı (n=358); %80?inin etik eğitimi aldığı (n=321); %87?sinin etikle ilgili bir yayın takip etmediği (n=348); %71?inin çalı?tığı kurumda etik kurul olmadığını (n=287) ifade ettiği saptanmı?tır. Acil sağlık çalı?anlarının ADA puan ortalamalarının 83±16,3 olduğu saptanarak ahlaki duyarlılıklarının yüksek olduğu saptanmı?tır. Yarar sağlama alt boyutunda 40 ya? üstü sağlık çalı?anlarının diğer gruplara göre ahlaki duyarlılıkları yüksek bulunmu? ve istatistiksel açıdan çok ileri derece de anlamlı fark saptanmı?tır. Çatı?ma alt boyutunda evli sağlık çalı?anlarının bekârlar çalı?anlara göre; çocuk sahibi sağlık çalı?anlarının çocuk sahibi olmayanlara göre ahlaki duyarlılıkları yüksek bulunmuş ve istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır.Anahtar Sözcükler: Acil, Acil Sağlık Ekibi, Acil Servis, Ahlaki Duyarlılık
Menkul kıymet piyasalarında, kurumsal yatırım, yatırımcı duyarlılığı ve hisse senedi getirileri ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, 2004-2014 yılları aralığında, halka açık şirketlerden BİST Sınai Endeks'inde işlem gören firmaların mali tablolarından elde edilen bilgiler kullanılarak Türkiye için, kurumsal yatırım, yatırımcı duyarlılığı ve hisse senedi getirileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Yatırımcı duyarlılığını ölçmek için üç farklı ölçüt kullanılmıştır. Birincisi, yatırımcı duyarlılığını temsil ettiği düşünülen yedi değişkenle, temel bileşenler analizi yöntemi kullanılarak elde edilen yatırımcı duyarlılığı endeksi; ikincisi, yatırımcılardan hisse senetlerine toplam net sermaye akışının toplam varlıklara oranı; üçüncüsü ise TÜİK Tüketici Güven Endeksi değeri/100' dür. Kurumsal seviyede yatırım, net operasyonel varlıklardaki değişime dayanılarak hesaplanmıştır. Sabit etkiler panel veri analizi kullanılarak yapılan analizlerden elde edilen bulgulara göre: (i) Kurumsal yatırım değeri ile aynı dönem içindeki hisse senedi getirileri arasındaki pozitif yönlü, anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. (ii) Kurumsal yatırım ile yatırımcı duyarlılığı ölçütlerinden yatırımcı duyarlılığı endeksi ve TÜİK Tüketici Güven Endeksi/100 arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Kurumsal yatırım ve yatırımcılardan hisse senetlerine toplam net sermaye akışının toplam varlıklara oranı ile anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Bulgulara dayanarak, kurumsal yatırımın, yatırımcıların optimistik olduğu dönemde artış gösterdiği söylenebilir.
Seza Kutlar Aksoy'un çocuk kitaplarında özüne duyarlılık
Son yıllarda giderek önemi artan değerler eğitimi konusunda etkili eğitimler yapılabilmesi için bu alanda sürekli olarak yeni araştırmaların yapılması gerekli hale gelmektedir. Bu çalışmada ahlak eğitimi konusunda çalışmaları bulunan Nel Noddings'in duyarlılık etiği bağlamında Seza Kutlar Aksoy'un çocuk kitaplarında özüne duyarlılık kavramının incelenmesi amaçlanmıştır. Toplumsal yaşamda duyarlı bireylerin yetişebilmesi için öncelikle kendine duyarlı bireylerin yetişmesi gerekir. Kendi istek ve ihtiyaçlarına duyarlı kişiler başkalarının ihtiyaçlarına karşı daha duyarlı davranabilir. Bu nedenle özüne duyarlılık kavramı çocuklarda küçük yaşlardan itibaren gelişmesi gereken bir kavram olarak görülmektedir. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden bir durum çalışmasıdır. Araştırmanın veri kaynaklarını Seza Kutlar Aksoy'a ait resimli çocuk kitapları ile öykü kitapları oluşturmaktadır. Öykülerde özüne duyarlılık kapsamında yer alan fiziksel yaşam, manevi yaşam, mesleki yaşam ve boş zamanları değerlendirme etkinlikleri temaları çerçevesinde elde edilen bulgular içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, Seza Kutlar Aksoy'un kitaplarında özüne duyarlılık kavramına ait en fazla fiziksel yaşam temasına rastlanırken en az mesleki yaşam temasına rastlanmıştır. Yapılan inceleme sonucunda, Seza Kutlar Aksoy'un kitaplarında manevi yaşam ve boş zamanları değerlendirme etkinlikleri temasına ait herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Öykülerde en çok fiziksel yaşam temasının yer alması, küçük yaştaki çocukların kendilerini daha çok fiziksel özellikleri ile tanımlamalarıyla ilişkili olabilir. Anahtar Kelimeler: Çocuk edebiyatı, özüne duyarlılık, değerler eğitimi, Nel Noddings, Seza Kutlar Aksoy.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde kişilik özelliklerinin ve aile tutumlarının karar verme, problem çözme, irritabilite üzerine etkisi
Giriş: Çocuk ve ergen popülasyonda yaygın görülen dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda kişilik özelliklerinin ve aile tutumlarının, karar verme, problem çözme becerisi ve irritabilite ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya DEHB tanısı olan, 12-18 yaş arası 69 olgu ve 69 sağlıklı kontrol dâhil edilmiştir. Katılımcıları ÇDŞG-ŞY-T ve DSM-5'e göre yapılan klinik görüşme ile psikiyatrik tanılar açıdan değerlendirdik. Olgu ve kontrol grubu çocuk ve ergenler EKVÖ, PID-5-BF, Düzey 2 İrritabilite Ölçeği 11-17 Yaş ve PÇE, ebeveynleri ise AHÇYT, SVF, Turgay DSM-IV Yıkıcı Davranış Bozuklukları Değerlendirme Ölçeği doldurdu. Bulgular: Kırsal kesimde yaşamanın DEHB riskini arttırdığını bulduk. Olguların annelerinin daha düşük eğitim düzeyleri olduğunu gördük. Olgu grubunun arkadaş ve kardeş ilişkilerinde, ödev yapmalarında ve evdeki uyumunda çok daha fazla sorun yaşadığını, teknolojik cihaz kullanımına daha erken yaşta başladıkları, problem çözme becerilerinin sağlıklı kontrollere göre oldukça düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. DEHB olan bireylerde incelediğimiz olumsuz kişilik özelliklerinin hepsinin karar vermede öz saygı üzerine istatistiksel olarak anlamlı şekilde negatif, olumsuz karar verme stilleriyle pozitif ilişkili olduğunu gördük. Yine çalışmamızdaki tüm kişilik özelliklerinin olumlu karar verme özelliği olan ihtiyatlı seçicilikle negatif ilişkide olduğu; dizinhibisyon, psikotizm ve uzak olmanın ise istatistiksel olarak anlamlı fark ortaya koyduğunu gördük. DEHB olan bireylerde negatif kişilik özellikleri artıkça problem çözme becerilerinin düştüğü, incelediğimiz kişilik özelliklerinin irritabiliteyle pozitif ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. DEHB olan çocuk ve ergenlerde aile tutumlarıyla çocuğun karar verme, problem çözme becerilerinin ilişkili olmadığı, irritabiliteyle ise sadece ev kadınlığı rolünün reddinin anlamlı ilişkide olduğu sonucuna ulaştık. Tartışma ve Sonuç: Çalışmamız sonucunda DEHB olan bireylerde sosyal becerilerin ve problem çözme becerilerinin geliştirilmesini hedefleyen erken terapötik müdahalelerin gerekli olduğu, DEHB olan bireylerin kişilik özelliklerinin değerlendirilip, uygun şekilde müdahale edilmesiyle karar verme stillerine, irritabilite ve problem çözme becerilerine olumlu katkı yapabileceği düşünülmektedir.
Fatih Erdoğan'ın "Sihirli Kitaplar" serisinin duyarlık eğitimi bağlamında incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Fatih Erdoğan'ın 'Sihirli Kitaplar' serisinin duyarlık eğitimi bağlamında incelenmesidir. Duyarlık, bireyin kendi hayatı dışında gerçekleşen olay ya da durumlara tepkisiz kalmamasını, bu olay ya da durumlara yönelik bilinçli bir farkındalık durumunu ifade eder. Günümüzde yaşanan birçok acı olaya sosyal medyanın da etkisiyle maruz kalan ve bu olayları artık kanıksayan toplum, giderek duyarsızlaşmıştır. Bu durum, toplumun geleceği olan çocuklar için de olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Çünkü bir toplum ancak etrafında yaşanan olumsuzluklara, haksızlıklara ses çıkardıkça, tepki gösterdikçe değişir ve gelişir. Daha sağlıklı bir toplumun inşası için ulusal ve evrensel değerlerin bireyler tarafından benimsenip davranış hâline getirilmesi gerekmektedir. İnsana, hayvana, adalete, sağlığa, emeğe, toplumsal huzura, kültüre ve doğaya ve daha birçok değere duyarlık göstermek, sosyal bir varlık olan insanın en temel sorumluluklarındandır. Bu duyarlıkların çocuklara aktarımı huzur dolu bir toplumun vücut bulması için gerekli ve önemlidir. Duyarlık eğitimini çocuklara kazandırmanın yollarından biri de çocuk edebiyatıdır. Kahramanları ve konusuyla çocuğa hitap eden, öğüt vermekten ziyade değerleri sezdiren ve bu değerlere yönelik okurlarında duyarlık oluşmasını sağlayan nitelikli çocuk edebiyatının çocukların erken yaşta eğitilmesindeki yeri yadsınamaz. Bu anlayıştan yola çıkarak çalışmada Fatih Erdoğan'ın çocuklar için kaleme aldığı "Sihirli Kitaplar" serisindeki 11 kitap daha önceki çalışmalarda belirlenen duyarlık alt kategorileri dikkate alınarak araştırmacının da ekledikleri, değiştirdikleri ile toplamda 47 duyarlık alt kategorisi bağlamında incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden doküman incelemesi yöntemi; verilerin analizinde ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda Fatih Erdoğan'ın Sihirli Kitaplar serisindeki 11 kitapta aile bireylerine duyarlık, dilsel duyarlık, kitaba ve okumaya duyarlık, çocuğa ve çocukluğa duyarlık, arkadaşlığa ve dostluğa duyarlık, insani duygulara duyarlık, insan ilişkilerine duyarlık en sık işlenen duyarlıklar iken; iyilik yapmaya duyarlık, paylaşmaya duyarlık, spora duyarlık, yaşam sevgisine duyarlık, özverili olmaya duyarlık, zamana duyarlık, cesaretli olmaya duyarlık, kişisel bilgi ve eşyaların gizliliğine ve dokunulmazlığına duyarlık ise en az rastlanan duyarlıklar olarak tespit edilmiştir. 47 farklı duyarlık alt kategorisinden barışa duyarlık, özgürlüğe duyarlık ve engelli bireylere duyarlık alt kategorilerine ilişkin ifadelere kitaplarda hiç rastlanmamıştır. Araştırma sonucunda Fatih Erdoğan'ın "Sihirli Kitaplar" serisindeki kitapların çocukları birbirinden farklı konularda duyarlı kılacak iletilere sahip olduğu bu bağlamda çocuğa duyarlık eğitimi kazandırmada etkili bir şekilde kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duyarlık eğitimi, Fatih Erdoğan, çocuk edebiyatı.
Şermin Yaşar'ın çocuk kitaplarının duyarlık eğitimi bağlamında incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Şermin Yaşar'ın çocuk kitaplarının duyarlık eğitimi bağlamında incelenmesidir. Duyarlık bireyin kendi hayatı dışında olan olay ve durumlara tepkisiz kalmaması, bilinçli bir farkındalık oluşturması durumudur. Toplumlar yaşanan olumsuz olaylara sıklıkla maruz kaldığı zaman yaşanılanları kanıksayıp onlara duyarsızlaşmaktadır. Bu durum, çoğu zaman toplumun geleceği olan çocukları da olumsuz etkileyebilir. Toplumun ve bireylerin sağlıklı temeller inşa edebilmesi ve gelişebilmesi için yaşanan olumsuzluklara, haksızlıklara dur demesi; kendisine, çevresine, ulusal ve evrensel değerlere sahip çıkması gerekir. İnsana, hayvana, doğaya, aileye, emeğe, sağlığa, toplumsal normlara, barışa, adalete ve daha birçok değere duyarlı olmak insanî görevlerimizdendir. Çocukları da bu doğrultuda yetiştirmek için onlara rol model olmak gerekir. Çocuğun gelişimine katkı sağlayacak kaynaklardan biri de şüphesiz çocuk edebiyatıdır. Konusu, şahıs kadrosu gibi birçok özelliği ile çocuğa hitap eden değerlerimizi çocuğa hissettirerek onda bir duyarlık oluşmasını sağlayan nitelikli çocuk kitaplarının çocukların yetişmesindeki önemi büyüktür. Bu bakış açısıyla Şermin Yaşar'ın çocuklara yönelik yazdığı 19 adet kitabı daha önceki çalışmalarda belirlenen duyarlık kategorileri de dikkate alınarak 51 duyarlık alt kategorisinde incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi, veri analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda Şermin Yaşar'ın bireysel olarak çocuklara yönelik yazdığı 19 kitaptan; okul öncesine uygun olan kitaplarda en çok duyarlık ifadesine Cebimdeki Mandalina Ağaçları, en az ise Bizimki adlı kitapta yer verildiği tespit edilmiştir. Okul dönemine uygun kitaplarda ise en çok duyarlık türü tespit edilen kitap Para Ağacı, en fazla duyarlık ifadesine sahip kitap Lo, en az duyarlık ifadesi tespit edilen kitaplar ise Pekicik ve Dahacık olarak belirlenmiştir. Okul öncesinde en sık tespit edilen duyarlık hayal ve düş gücüne duyarlık olurken okul döneminde ise çocuğa ve çocukluğa duyarlık olmuştur. 19 kitapta toplamda en sık tespit edilen duyarlık kategorileri ise sırasıyla çocuğa ve çocukluğa duyarlık; aile bireylerine duyarlık ile insanî duygulara, insan ilişkileri ve nezaket ifadelerine duyarlık; okula ve eğitime duyarlık olarak tespit edilmiş; buna karşın ölüme duyarlık ve engelli bireylere duyarlık ise en az tespit edilen duyarlık kategorileri olarak belirlenmiştir. İncelenen 19 kitapta araştırılan duyarlık kategorilerinden hepsine az da olsa yer verilmiştir. Araştırma sonucunda Şermin Yaşar'ın çocuklara yönelik yazdığı kitapların özellikle çocuk okuyucularda birbirinden farklı duyarlık alanlarını destekleyeceği, çocuğa duyarlık kazandırmada etkili olacağı ve yetişkin okuyuculara da özellikle çocukları anlama ve çocuklara karşı duyarlı olma konusunda katkısı olacağı düşünülmektedir.
Investigating instructors' and pre-service teachers' intercultural sensitivity in foreign languages department
The aim of this study is to measure the intercultural sensitivity levels of prospective teachers and teaching staff in English, German and French teaching departments.156 prospective teachers studying English, French and German programs at the Department of Foreign Languages of the Faculty of Education at Çukurova University and a total of 26 faculty members teaching in these departments took part in this study. Intercultural sensitivity levels of teacher candidates have been examined according to gender, grade level, known foreign languages, age, and type of education, foreign countries and duration variables. The intercultural sensitivity of the lecturers will be examined according to variables such as gender, seniority, age, academic title and the department studied. This study is a descriptive study in the screening model and it can be said that it was planned according to mixed design. Intercultural sensitivity levels of pre-service teachers and teaching staff in the English, French and German departments were measured by the "Intercultural Sensitivity Scale developed by Chen and Starosta (2000) and adapted to Turkish by Üstün (2011). In addition, 26 faculty members teaching currently at Çukurova University Foreign Languages Departmenthave been asked open-ended questions with a semi-structured interview tool. Keywords: Intercultural sensitivity, intercultural communication, English German and French departments, pre-service teachers.
Şehir ve kültür gezilerinin kültürel duyarlılık üzerindeki etkisi
Günümüzde içinde bulunduğumuz her aile, işyeri, sistem, organizasyon, bölge, şehir, yöre, ülke vb. kendine özgü farklı bir kültüre sahiptir. Bu nedenle kültürel duyarlılık toplumumuzun da her seviyede birlik beraberliğimiz iyi bir etkileşim ve iletişim kurmamız, sinerji oluşturabilmemiz için önemli bir kavram haline gelmiştir. Bu kapsamda yapılan bu çalışmanın amacı Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı Gençlik Merkezleri tarafından düzenlenen kültür gezilerinin kültürel duyarlılık üzerindeki etkisini incelemektir. Mardin Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü'ne bağlı Mardin Gençlik Merkezi tarafından Çanakkale, Denizli ve Nevşehir illerine düzenlenen 109 kişilik kafile üzerinde gezi öncesi ve sonrası kültürel duyarlılıkları ölçülerek kültürel duyarlılık seviyelerindeki değişim ve bu değişimde etkili olan demografik faktörler belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre katılımcıların eğitim seviyelerinin kültürel duyarlılık düzeyinin değişiminde etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında düzenlenen şehir ve kültür gezilerinin gençler üzerinde olumlu etki yarattığı değerlendirilerek gezilerin daha iyi ve etkili düzenlenmesine yönelik önerilere yer verilmiştir.
Kültürel zekanın kültürlerarası duyarlılık üzerindeki etkisi
Günümüz koşulları içerisinde farklı kültürlere sahip bireyler ile sürekli etkileşim halinde bulunmaktayız. Farklı kültüre sahip birey ile hoşgörülü ve anlayışlı olacak şekilde kurulan iletişim bireylerin uyum içerisinde yaşamasını sağlamaktadır. Hoşgörülü iletişimin temeli kültürel zekâ olgusuna dayanmaktadır ve bu olgu sonradan geliştirilebilen bireysel yetenektir. Kültürel zekâ düzeyinin yüksek olması, kültürlerarası duyarlılığı da olumlu etkileyerek, bireyin farklı kültürlere karşı duyarlı ve uyumlu olmasını sağlamaktadır. Bu araştırmanın amacı; kültürel zekânın kültürlerarası duyarlılık üzerinde etkisi olup olmadığının belirlenmesidir. Rastgele örnekleme yöntemi ile anket uygulanarak Hatay, Gaziantep ve Kielce /Polonya' da bulunan 544 kişiye uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre; kültürel zekâ boyutlarının kültürlerarası duyarlılığın alt boyutları iletişimde sorumluluk, kendine güvenme, hoşlanma, dikkatli olma boyutları üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Demografik özellikler değerlendirildiğinde; cinsiyet ve eğitim durumunun kültürel zekâ ve duyarlılık boyutları üzerinde etkili olmadığı görülmüştür. Elde edilen bulgulara göre, önerilerde bulunulmuştur.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde izlenen kandidemi vakalarında risk faktörleri, kandida tür dağılımı ve antifungal duyarlılığın yıllar içindeki değişiminin değerlendirilmesi
Amaç: Kandida tüm dünyada hastane kökenli kan dolaşımı enfeksiyonlarından en sık izole edilen mantar türü olup, önemli morbidite ve mortalite sebebidir. Günümüzde sağlık hizmetlerinin artması ile ilişkili olarak kandidemi sıklığı da artış göstermektedir. Kan kültüründe etken izole edilemeden çoğu hastanın kaybedilmesi, kandidemi mortalitesinin % 30-40 oranlarında yüksek olması nedeniyle bu hastalara preemptif tedavinin olabildiğince hızlı ve doğru antifungal ajan seçimi yapılarak başlanmasını gerektirmektedir. Bu da çeşitli risk faktörlerinin, tespit edilen etken mikroorganizma dağılımının ve antifungal direnç oranlarının analiz ihtiyacını doğurmaktadır. Çalışmamızda Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde Ocak 2008-Aralık 2018 tarihleri arasında servis ve yoğun bakım ünitelerinde kandidemi tanısı ile takipli erişkin hastaların epidemiyolojik özellikleri, risk faktörleri, kandida tür dağılımı ve antifungal duyarlılık paterni değişimlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal-Metot: Çalışmaya Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde Ocak 2008-Aralık 2018 tarihleri arasında servis ve yoğun bakım ünitelerinde kandidemi tanısı ile takipli, 18 yaş üstü erişkin hastalar dahil edildi. Hastane Enfeksiyon Kontrol Komitesi (HEKK) sürveyans verilerinden kan kültüründe kandida türleri üremesi olan hastaların bilgileri kayıt edildi. Altta yatan hastalıklar (böbrek yetmezliği, diabetes mellitus, kalp yetmezliği, solid organ nakli, akut batın, pankreas hastalıkları, GİS kanama, malign solid tümör, hematojen malignensi vs.), risk faktörleri (ameliyat dreni, ERCP, hemodiyaliz, santral venöz katater, TPN (total parenteral nutrisyon) nefrostomi, nötropeni, mekanik ventilasyon vs.), etken kandida türü, HEKK "Hasta İzlem Formu"ndan ve antifungal duyarlılık paterni mikrobiyoloji laboratuar kayıtlarından retrospektif incelendi. Bulgu: Çalışmaya dört yüz elli beş hasta dahil edildi, hastaların % 56,3'ü (n: 256) erkek, % 43,7'si (n: 199) kadın olup, yaş aralığı 18-92, yaş ortalamaları 52,22±16,70 (Med: 55, Min: 18, Maks: 92) idi. Altmış beş yaş ve üzeri yaş grubu, hastaların % 26,3'ünü (n: 109) oluşturuyordu. Kan kültüründen izole edilen en sık kandida türleri sıklık sıralamasına göre; % 37,6 C. parapsilosis, % 31,6 C. albicans ve % 14,1 C. tropicalis idi. Altmış beş yaş ve üzeri grupla, daha genç yaş grubu arasında kandida tür dağılımı arasında farklılık izlenmedi. Çalışma süresinde erişkin hastalarda kandidemi insidansı 10.000 başvuruda 11,6 saptandı. Otuz günlük atfedilen mortalite oranı % 36,7 idi. C.albicans izole edilen hastaların % 45,8'i (n: 66), NAC izole edilen hastaların % 32,5'i (n: 101) exitus ile sonuçlandı. C. albicans izole edilen hastaların, NAC türlerine kıyasla mortalitesi istatistiksel açıdan anlamlı oranda yüksek saptandı. Kan kültüründe etkenin saptandığı gün itibari ile ortalama ölüm süresi 10,66±8,15 gün (Med:9 Min: 1 Maks: 30) olarak tespit edildi. Tek değişkenli analiz ile risk faktörlerinden antibiyoterapi kullanımı (% 97), hemodiyaliz (% 14,4), karaciğer yetmezliği (% 5,4), kolostomi varlığı (% 10,2), KOAH dışı kronik akciğer hastalığı (% 9), mekanik ventilasyon (% 40,7) ve yanık (% 1,2) mortalite ilişkili iken, çoklu regresyon analizinde bağımsız olarak yeterli birer risk faktörü olmadıkları gözlendi. Çalışmada 455 kandida izolatının 11 yıllık antifungal direnç oranları flukonazol için % 6, vorikonazol için % 2,3, amfoterisin B için % 1,8 idi. Ekinokandin duyarlılık testleri Ağustos 2012 tarihi itibari ile çalışılmaya başlanmış olup bu tarih itibari ile izolatlarda kaspofungin direnç oranı % 1,4, mikafungin direnç oranı % 3 izlendi. C. albicans ve NAC türleri arasında amphotericin B ve kaspofungin direnç oranlarında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmazken, NAC türlerinde flukonazol (p=0,001), flusitozin (p=0,021), mikafungin (p=0,006) ve vorikonazol (p=0,032) direncinin, C. albicans'lardan yüksek oranlarda görülmesi istatistiki olarak anlamlıydı (p<0,05). Sonuç: Kandidemi mortalitesi yüksek, hızlı seyirli, tanı ve tedavisi zor bir enfeksiyon hastalığıdır. Geç ve etkisiz tedavi, mortalitenin en önemli nedenlerindendir. Ülkeler arasında, aynı ülkede farklı yıllar arasında ya da farklı hastanelerde insidansı, etken spektrumu, antifungal duyarlılık profilleri değişiklik göstermektedir. Bu durum hastanelerde mantar infeksiyonlarının iyi yönetilmesi için sürveyans çalışmalarının belirli aralıklarla yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. Anahtar sözcükler: Kandida tür dağılımı, risk faktörleri, antifungal duyarlılık
Diz osteoartritli hastalarda denge egzersizlerinin santral sensitizasyon üzerine etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, diz osteoartritli hastalarda denge egzersizlerinin, fonksiyonel durum, ağrı, denge ve ağrının santral sensitizasyonu üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Bilateral evre 2 ve üzeri primer diz osteoartriti tanısı alan ve buna bağlı santral sensitizasyon gelişen 40 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar 2 gruba randomize edildi. Tedavi grubuna haftanın 3 günü alterne günlerde olacak şekilde 6 hafta boyunca uzman fizyoterapist tarafından denge egzersiz programı uygulandı ve diz osteoartriti ile ilgili bilgilendirme broşürü verildi. Kontrol grubuna diz osteoartriti ile ilgili bilgilendirme yapıldı, yazılı broşür verildi. Her iki grup da tedavi öncesi, tedavi sonrası (6. hafta) ve 12. haftada değerlendirildi. Değerlendirme yöntemleri olarak Santral Sensitizasyon Ölçeği (SSÖ), Görsel Analog Skala (VAS), Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC), Berg Denge Ölçeği ve Y Denge Testi kullanıldı. Bulgular: Gruplar arasında demografik veriler açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktu. Tedavi grubunda tüm klinik parametrelerde önemli iyileşme sağlandı. Tedavi sonunda (6. hafta) SSÖ skorunda, WOMAC ağrı, fiziksel fonksiyon ve total skorlarında, her iki bacak için yapılan Y denge testinin tüm yönlerdeki skorlarında ve VAS aktivite skorunda meydana gelen düzelme tedavi grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha fazlaydı (p<0,001). Tedavi başlangıcı ile 12. hafta arasında meydana gelen değişiklikler incelendiğinde; WOMAC ağrı (p=0,05), Berg denge (p=0,257) ve VAS istirahat (p=0,078) skorları dışındaki tüm parametrelerin düzelmesinde tedavi grubunun kontrol grubuna göre üstün olduğu belirlendi. Sonuç: Denge egzersizlerinin, diz osteoartritli hastalarda santral sensitizasyon, fonksiyonel durum ve dinamik dengenin iyileştirilmesinde kullanılabilecek etkin bir tedavi metodu olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar sözcükler: Egzersiz, Osteoartrit, Diz, Santral sensitizasyon, Denge
Yatırımcı duyarlılığı ile altın, dolar ve yatırım fonu fiyatları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Finansal enstrümanların fiyatlarının tahmin edilebilirliği, finans piyasalarında en çok incelenen ve tartışma konusu olan durumların başında gelmektedir. Finansal enstrümanların getirilerini ve fiyatlarını modellemeyi ve açıklamayı gaye edinen birçok teori ortaya atılmış ve geliştirilmiştir. Bu geliştirilen teorilerin bazıları yatırımcıların yatırım kararlarını alırken etkilendikleri psikolojik unsurları göz önünde bulundurmazken; Kahneman ve Tversky (1979) ile ilk adımları atılan çalışmaların yatırımcının içinde bulunduğu ruh hali ve karar alırken etkilendiği psikolojik unsurların finansal enstrümanların fiyat ve getiri hesaplamasında ve oluşumunda etkisi olabileceğini ileri sürmüşlerdir. Bu tez çalışmasında yatırımcı duyarlılığını temsilen Tüketici güven endeksi ve VIX korku endeksi ile finansal araçlardan altın, dolar ve hisse senedi yoğun yatırım fonu fiyatları arasındaki ilişki 2005-2020 yılları için Türkiye özelinde incelenmiştir. Parametrik olmayan kantil nedensellik yöntemi kullanılarak elde edilen bulgulara göre; VIX korku endeksi ile hisse senedi yoğun yatırım fonu fiyatı arasında hem ortalamada hem de varyansta kantil nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Ayrıca altın ile VIX korku endeksi arasında da hem ortalamada hem varyansta kantil nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Tüketici güven endeksi ve hisse senedi yoğun yatırım fonu fiyat ilişkisi ile tüketici güven endeksi dolar fiyatları ilişkisi de hem ortalamada hem varyansta kantil nedensellik diğer elde edilen bulgulardan biridir. Ancak tüketici güven endeksi ile altın fiyatları arasında ne ortalamada ne de varyansta kantil nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir.
Lentigo malignanın dermoskopik ayırıcı tanısında invers yaklaşımın sensitivitesinin değerlendirilmesi
Giriş: Lentigo maligna, baş ve boyun bölgesi gibi kronik olarak güneşe maruz kalan deri alanlarında görülen bir malign melanom alt tipidir. Özellikle derideki güneş hasarının diğer bulguları ile görülmesi ve yavaş büyüme hızı nedeniyle progresyonunun geç dönemlerine kadar gözden kaçabilir. Bu nedenle tanısal sensitivite ve spesifiteyi arttıracak dermoskopik değerlendirme algoritmalarına gerek duyulmaktadır. Amaç: Bu çalışmanın amacı lentigo malignanın dermoskopik ayırıcı tanısında yeni tanımlanan invers yaklaşımın sensitivitesini prospektif olarak saptamak ve dermatoloji pratiğindeki uygulanabilirliğini değerlendirmektir. Yöntem: Çalışma grubuna baş ve boyun bölgesinde hiperpigmente makül veya makülleri olan toplam 68 hasta dahil edilmiş, 947 lezyon klinik ve dermoskopik olarak incelenmiştir. Veriler Windows için Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 26.0 versiyon paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışma kapsamında değerlendirilen toplam 947 lezyondan 940 tanesi dermoskopik olarak benign olarak değerlendirilmiştir. İnvers yaklaşıma göre şüpheli olarak değerlendirilen 7 lezyonun 6'sına histopatolojik olarak lentigo maligna, 1'ine atipik lentijinöz proliferasyon tanısı koyulmuştur. 6 lentigo malignanın 2 tanesi klasik dermoskopik kriterlere göre tanı alamamıştır. Yöntemin sensitivitesi %100, spesifitesi %99,8 olarak saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızın sonuçlarına göre invers yaklaşım lentigo malign melanom tanısında sensitivitesi ve spesifitesi yüksek, kolay uygulanabilir bir dermoskopik değerlendirme algoritmasıdır. Özellikle kronik güneş hasarı olan ve baş-boyun bölgesinde mutlipl hiperpigmente makül ile başvuran hastaların dermoskopik incelemelerinde klasik kriterlere ek olarak kullanılmalıdır.
PKOS modeli oluşturulmuş sıçanlarda adjuvanların endometrial reseptivite ve infertilite üzerine etkileri
AMAÇ: Biz bu çalışma ile antioksidan etkisi olan quercetinin, insülin direncini azaltmada etkileri gösterilen irisinin, kısırlık tedavisinde adjuvan olarak ümit vaad eden büyüme hormonunun Polikistik over sendromu oluşturulmuş sıçanlarda endometrial reseptiviteye ve oosit maturasyonuna olan etkisini araştırmayı amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: 4 haftalık dişi Wistar Albino sıçanlar kullanılarak kontrol, PKOS, PKOS + Etanol, PKOS + Quercetin, PKOS + İrisin ve PKOS + Growth Hormon olmak üzere altı grup oluşturuldu. PKOS modeli oluşturmak için 1mg/kg letrozol kullanıldı. Tedavi sonunda alınan serum örnekleri ile biyokimyasal inceleme, uterin ve ovaryum dokularıyla histolojik ve immünohistokimyasal değerlendirme yapıldı. Bu amaçla endometrial reseptivite için αvβ3 integrin, LIF Muc-1, EGF, oosit maturasyonu için GDF 9 ve BMP 15 antikorlarının dağılımına bakıldı. BULGULAR: Tedavi gruplarında graff foliküllerin varlığı ayrıca korpus luteum ve korpus albikans görülmesi, GDF 9 ve BMP 15 immunreaktivitesi incelendiğinde ise tüm foliküllerde pozitif olduğunun görülmesi, PKOS'daki over morfolojisinin düzeldiğini ve immünohistokimyasal sonuçları destekler nitelikte olduğunu gösterdi. Tedavi gruplarında PKOS endometriumuna kıyasla αvβ3 integrin, LIF ve EGF immunreaktivitesinde istatistiksel anlamlı fark saptandı (p<0,05). Muc-1'de ise PKOS ve tedavi grupları karşılaştırıldığında anlamlı olabilecek istatistiksel fark saptanmadı (p>0,05). SONUÇ: Quercetin, İrisin, Growth Hormon'nun endometriyal reseptiviteye, over morfolojisine, ovulasyona anlamlı faydası olduğu gösterilmiştir. Quercetin, İrisin ve Growth Hormon, PKOS tedavisinde klasik tedavilere destek olarak umut vaat edici ajanlar olabilir.
Panik bozukluğunda anksiyete duyarlılığı ve mizaç/karakter özelliklerinin tedavi sonucu üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırmada panik bozukluğu tedavi sonucunu etkileyen etmenlerin ve özellikle de anksiyete duyarlılığı ve mizaç/karakter özelliklerinin tedavi sonucu üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bilgilerimize göre hem anksiyete duyarlılığı hem de mizaç/karakter özelliklerinin birlikte bu anlamda araştırıldığı bir çalışma deseni bulunmamaktadır. Birbiriyle ilişkili olabilecek bu iki durumun birlikte değerlendirilmesi bu alana yeni bilgiler sağlama potansiyeli taşımaktadır.Yöntem: Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Polikliniği'ndeki kartoteks dolapları taranarak geçmiş yıllarda polikliniğe başvuran ve muayenesi sonucu panik bozukluğu tanısı konan hastaların adres bilgilerine ulaşılmış, telefon ile davet edilmişlerdir. Hastaneye gelmeyi kabul eden 96 panik bozukluğu tanılı hasta çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. İlk başvurusu ardından bir yıldan daha kısa süre geçmiş olan hastalar ile çalışmaya katılmayı kabul etmeyen hastalar örneklem dışında tutulmuştur. Hastaneye gelmeyi kabul ederek gelen hastalardan bilgilendirilmiş onam formu alınmıştır. Çalışmaya katılan gönüllülere ilk değerlendirilen hekimlerin tanılarını teyit etmek ve şimdiki ruhsal değerlendirmelerini yapmak amacı ile SCID Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu formu uygulanmış ve şimdiki ve yaşam boyu ruhsal bozukluk tanı değerlendirmesi yapılmıştır. Daha sonra katılımcılara sosyodemografik veri formu olarak Türkiye Psikiyatri Derneği Anksiyete Bozuklukları Bilimsel Çalışma Birimi tarafından hazırlanan panik bozukluğu veri toplama kılavuzu uygulanmış, görüşmeci tarafından uygulanan Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği ve Panik Bozukluğu Şiddet Ölçeği verilmiştir. Hastalar ayrıca öz bildirim ölçeği olan Anksiyete Duyarlılığı Ölçeği-3 ve Mizaç ve Karakter Envanterini tamamlamışlardır.Bulgular: Çalışmaya katılan gönüllülerin sosyodemografik özellikleri açısından remisyonda olan ve olmayan grup arasında anlamlı farklılık saptanmadı. Klinik özellikler açısındansa öyküde intihar düşüncesi açısından anlamlı fark saptandı. PB remisyonda olmayanların öyküsünde geçmiş intihar düşüncesi anlamlı olarak yüksek bulundu ( ?²=5.596, p=0.026). Remisyonda olan ve olmayan hastaların psikometrik ölçümleri karşılaştırıldığında, anksiyete duyarlılığı açısından iki grup arasında anlamlı fark saptanmazken, mizaç/karakter özelliklerinden ?kendini yönetme? puanlarında anlamlı farklılık saptandı. (p=0.037)Sonuç: Çalışma sonucunda demografik ve hastalığa ilişkin değişkenler arasında sadece geçmiş intihar öyküsü panik bozukluğu remisyonu ile ilişki etmen olarak saptanmıştır. Çalışma verilerimiz ile geçmiş intihar öyküsünün eşzamanlı olarak var olan depresif bir sendrom ile ilişkili olup olmadığı bilgisine ulaşılamadığı için duruma depresyon etkisini belirlemek mümkün değildir. Diğer bir değişken olan anksiyete duyarlılığı panik bozukluğunda remisyon ile ilişkili bir etmen olarak saptanmamış, mizaç/karakter özelliklerinden ise yalnız ? kendini yönetme? remisyon ile ilişkili etmen olarak belirlenmiştir. Literatürde panik bozukluğu ve anksiyete duyarlılığını araştıran çalışmalarda anksiyete duyarlılığının farklı tedavi yöntemleri ile değişen bir özellik olduğunun vurgulanması en azından kavram ile ilgili temel tanım oturana kadar anksiyete duyarlılığının tedavi başarısı üzerinde etkisi ile ilgili yorumların gücünün zayıf olacağını göstermektedir. Karakter özelliklerinden ?kendini yönetme? kişinin davranışlarını kontrol etme, düzenleme ve uyum gösterme yeteneğine işaret etmektedir. Bu tez çalışmasında remisyona girmiş olan panik bozukluğu hastalarında remisyona girmemiş olanlara göre daha yüksek ?kendini yönetme? özelliği belirlenmiştir. Hastaların tedavi yöntemlerinde yalnız ilaç tedavisi öyküsü olması, bilişsel davranışçı tedaviye ilişkin kayıtların bulunmamasına karşın remisyona girmiş hastaların bilişsel kapasitelerinin panik bozukluğundaki korku kavramının üstesinden gelecek şekilde gelişmiş olabileceğini dolayısı ile ?kendini yönetme? özelliğinin bu durum ile paralellik gösteren bir özellik olabileceğini düşündürmektedir.
Tekstil üretiminde dikimhane atölyesinde hata analizi uygulaması
Bu çalışmanın amacı, dikim bölümündeki kontrol dışı durumları tespit ederek, kontrolsüzlüğe sebep olan faktörleri belirlemek ve hatalara sebep olan faktörleri iyileştirmek için çözüm önerilerinde bulunmaktır. Bu çalışma, kot pantolon üretimi yapan tekstil fabrikasına ait aylık dikim istatistikleri ile dikim sonucu ortaya çıkan hataların, istatistiksel kalite kontrol yöntemleri kullanılarak tespit edilmesini ve hataya sebep olan faktörlerin analizini içermektedir. Fabrikada bulunan dikimhane bölümüne ait aylık dikilen pantolon sayısı ile kalite kontrol bölümünden alınan aylık hata verileri kullanılarak 'Hata Kontrol Çizelgesi' oluşturulmuştur. Hataları analiz etmek için tanımlı 36 adet hata türü ile hata kontrol çizelgesinden elde edilen oranlara göre Pareto analizi yapılmıştır. Hataların %80'lik kısmının tüm nedenlerin %20'lik kısmından kaynaklandığı sonucuna varılmış ve en fazla hataya sebep olan 8 işlem ele alınmıştır. Bu sonuca göre birim başına düşen kusur sayısını bulmak ve üretimin kontrol altında olup olmadığını belirlemek için İstatistiksel Kalite Kontrol Tekniklerinden C kontrol grafiği kullanılmıştır. Üretimin kontrol dışı olduğu noktalardaki sebepler araştırılmış, uzman görüşleriyle neden-sonuç grafiği oluşturulmuştur. Neden – sonuç grafiğindeki hatalara çözüm bulabilmek için Bayes ağı yöntemi kullanılmıştır. Uzmanların değerlendirmeleri sonucu hataların, en fazla çalışan dikkatsizliği kaynaklı olduğu sonucuna varılmıştır. En gerekli çözüm yöntemini belirlemek için duyarlılık analizleri yapılmıştır. Çözüm yöntemi olarak çalışanların eğitimi ve denetiminin düzenli hale getirilmesi önerisinde bulunulmuştur.
Dini tutumun adalete duyarlılık, ahlaki yüreklilik ve psikolojik iyi oluş üzerine etkisi
İnsanların mutluluk olarak isimlendirilen iyi oluşana etki eden pekçok faktör vardır. Bu araştırmanın amacı dini tutumun, ahlaki duyarlık, ahlaki yüreklik ve psikolojik iyi oluş üzerinde doğrudan ve dolaylı etkilerini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Kastamonu'da yaşayan 18 yaş üzerinde 457 birey oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Ok-Dini Tutum Ölçeği, Ahlaki Yüreklilik Ölçeği, Adalete Duyarlık Ölçeği ve Psikkolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda dini tutum ile moral yüreklilik, psikolojik iyi oluş, adalete duyarlılık alt boyutlarından kurban boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif ilişki bulunurken, suskunluk arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif ilişki bulunmuştur. Ayrıca dindarlık ve psikolojik iyi oluşu ahlaki yüreklik üzerinden dolaylı olarak etkilemektedir.
Portatif bir klinik analizörün sığırlarda kan iyonize kalsiyum konsantrasyonunu belirlemedeki geçerliliğinin araştırılması
Portatif bir analizör olan i-STAT'ın sığırlarda kan iyonize kalsiyum konsantrasyonunu belirlemedeki güvenilirliği hakkında sınırlı bilgi bulunmaktadır. Kan iyonize kalsiyum konsantrasyonunun portatif bir cihazla belirlenmesi, hayvanın kalsiyum durumunun hızlı bir şekilde değerlendirilmesine ve saha şartlarında etkili bir tedavinin yapılmasına imkân tanır. Bu çalışmanın amacı, i-STAT'ın sığırlarda kan iyonize kalsiyum konsantrasyonunu belirlemedeki güvenilirliğini değerlendirmektir. Bu çalışmada değişik hastalıklara sahip 121 sığır kullanılmıştır. Venöz kan örnekleri kan iyonize kalsiyum konsantrasyonunun belirlenmesi için i-STAT ve Radiometer ABL 800 analizörlerine uygulanmıştır. Elde edilen veriler karşılaştırma, doğruluk, uyum ve güvenilirliği ortaya koymak için eşli t testi, konkordans analizi, Passing-Bablok regresyon analizi ve Bland-Altman analizine tabi tutulmuşlardır. Radiometer ABL 800 referans metot olarak i-STAT ise test metodu olarak kabul edilmiştir. i-STAT'ın performansı, iki farklı kan iyonize kalsiyum konsantrasyonu eşik değerinde (< 1 mmol/L; <1.18 mmol/L) receiver operating characteristics (ROC) eğrisi ile değerlendirilmiştir. i-STAT ve Radiometer ABL 800 ile ölçülen ortalama kan iyonize kalsiyum konsantrasyonları benzer olarak belirlenmiştir (1.09 vs 1.09 mmol/L; P=.82). i-STAT'ın sonuçlarının Radiometer ABL 800 ile oldukça yüksek korelasyona sahip olduğu tespit edilmiştir (r= 0.98, P < .0001). i-STAT ile ölçülen kan iyonize kalsiyum (Y) ve Radiometer ABL 800 ile ölçülen kan iyonize kalsiyum konsantrasyonunun (X) regresyon eğrisi Y=-0.108276+1.103448×X olarak ortaya konulmuştur. Benzerlik çizgisinden sapma önemsiz olarak tespit edilmiştir (P = .64). Bland-Altman analizi ortalama hatanın olmadığını belirlemiştir. i-STAT < 1 mmol/L ve < 1.18 mmol/L kan iyonize kalsiyum konsantrasyonu eşik değerlerinde sırasıyla % 100 (95% güven aralığı, 87.7 – 100.0) ve % 94.8 (95 % güven aralığı, 87.2-98.6) sensitiviteye sahip olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, i-STAT sığırlarda kan iyonize kalsiyum konsantrasyonunu doğru bir şekilde belirlemiş ve özellikle hipokalsemiyi yüksek sensitivite ile tahmin etmiştir. Anahtar Kelimeler: kalsiyum, sensitivite, süt ineği, portatif analizör.
Yatırımcı duyarlılığının seçilmiş endekslerde getiri ve volatilite etkileri üzerine bir araştırma
Bu çalışmada yatırımcı duyarlılığının, yüksek ve üst orta gelirli ekonomiye sahip olan seçilmiş ülke borsalarına etkisi incelenmiştir. 01 Kasım 2013 ile 31 Aralık 2020 tarihleri arasındaki veriler değerlendirilerek analiz yapılmıştır. Yatırımcı duyarlılığı temsilcisi olarak ülke CDS primleri, VIX ve MOVE endeksleri seçilmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında öncelikle yatırımcı duyarlılığı ile borsa arasında uzun dönemli ilişkinin varlığı hem yapısal kırılmalı hem de fourier temelli eşbütünleşme testleri ile incelenmiştir. Yapısal kırılmalı eşbütünleşme testine göre Güney Afrika, Türkiye, Çin, Endonezya, Rusya, Meksika; fourier temelli eşbütünleşme testine göre Almanya ve Brezilya ülkelerinde yatırımcı duyarlılığı ile borsalar arasında uzun dönemli ilişki tespit edilmiştir. Fourier temelli testler sayesinde yapısal kırılmalı testlerin tespit edemediği, yumuşak kırılmalara sahip olduğu anlaşılan Almanya ve Brezilya'da eşbütünleşme ilişkisinin varlığı tespit edilebilinmiştir. Yatırımcı duyarlılığının borsa getiri ve volatilitelerine etkisi TVP-VAR modeli ile incelenmiştir. Yüksek gelirli ekonomiler kapsamında incelenen tüm ülke borsalarının hem getiri hem de getiri volatilitelerinin, seçilmiş olan yatırımcı duyarlılığı göstergelerinden en çok VIX endeksinden; Üst orta gelirli ekonomiler kapsamında incelenen tüm ülke borsalarının (G.Afrika hariç), en çok ülke CDS primlerinden etkilendikleri ortaya çıkmıştır. Yatırımcı duyarlılığı getirileri/volatiliteleri ile borsa getirileri/volatiliteleri arasındaki toplam dinamik bağlantılılığın yüksek olduğu dönemler; 2013 yılı sonları, 2017 ikinci çeyreği, 2019 üçüncü çeyreği, 2020 mart ve nisan ayıdır. 2019 üçüncü çeyrek dönemi hariç, diğer dönemler küresel boyutta endişe ve korkulara neden olacak olayların gerçekleştiği zamanken; 2019 üçüncü çeyreğinde inceleme kapsamına alınan tüm ülkelerde ulusal sorunlar yaşanmıştır.