Şiir
1,195 theses under this subject heading
Âşık Temelî'nin hayatı, sanatı ve şiirleri
Âşık edebiyatı ozan-baksı geleneği ile şekillenen, temelini halk edebiyatından alan, tekke-tasavuf edebiyatından beslenen ve 15. yüzyıldan sonra gelişen bir saz edebiyatıdır. Ozanlar kopuz ile ezgili şiirler söyleyip büyücü, hekim, müzisyen, rahip-şair olarak toplumda var olmuşlardır. Âşıkların sadece çalgılı şair olarak anılması ozanlara göre iş bölümünün azaldığını göstermektedir. Âşıklar da ozanlar gibi yarım uyak kullanıp hece ölçüsüne uyarak toplumun önünde ezgili şiir söyler. Âşık tipi halk şiirine yeni kurallar ve disiplinler getirmiştir. Dini konuların dışına çıkarak aşk ve yiğitlik gibi temalar halk şiirine girmiştir. Katı ayak kuralları ve yarışmalarla birlikte lebdeğmez, muamma gibi yeni şiir anlayışları ortaya çıkmıştır. Köyden şehre göçlerin, kültürel değişimlerin, okuma yazma oranının artması gibi sebepler âşık tipinin değişmesini ve gelişmesini sağlamıştır. 16.yüzyıldan itibaren her yüzyılda yetişen âşıklar; toplumun politik yapısını, yaşayışını, kültürünü şiirlerinde yansıtmış ve topluma ayna olmuşlardır. 21. yüzyılda bir önceki asra göre âşıklık geleneğinin gücü sarsılmış olsa da saz çalabilen, atışma yapabilen, doğaçlama söyleyebilen usta-çırak geleneği içinde yetişmiş Yakup Temel gibi âşıklar da vardır. Yakup Temel âşıklık geleneğini âşık toplantıları ve buluşmaları haricinde televizyon ve radyo promlarında da sürdürürerek modern yaşama ayak uydurmuştur. Ayrıca lebdeğmez gibi şiirleri başarılı bir şekilde sunmuş; yayın, kurum, âşık buluşmaları ve festivallerden birçok ödül almıştır. Bu tez çalışmasında Yakup Temelî'nin hayatı, âşıklığı, sanatı ve sanatının içinde yer alan şiirleri ve hikâyeleri incelenmiştir. Tezin Yakup Temelî'nin Hayatı ve Âşıklığı adlı ilk bölümünde; Temelî'nin soyu, babası, annesi, doğumu, öğrenim durumu, askerliği, evliliği, çocukları, âşıklığa başlaması, kullandığı mahlaslar, etkilendiği âşıklar, katıldığı âşık programları ve aldığı ödüllerin bilgisi verilmiştir. Yakup Temelî'nin Şekil Yapısı ve Biçimsel Dağılımı adlı 2. bölümünde vezin tanımı yapılarak atışmalar, sicillemeler ve satrançlar bölümü hariç incelenen 644 şiirin hece ölçüsüne göre dağılımı verilmiş ve bu şiirlerden örnekler verilerek durak yapısı belirlemiştir. Kafiye ve redifler şiir örnekleri üzerinden işlenmiş; ayaklar ise tek ve döner ayak şeklinde gruplandırılmıştır. Ayrıca 644 şiirin hece ölçüsü, durak, kafiye düzeni, ayak, dörtlük sayısı, mahlas ve şiirlerin yazılış tarihi tablo haline getirilerek bir bütün halinde incelenmiştir ve sonuç bölümünde incelenen şiirler grafiklerle desteklenmiştir. Âşık Temelî'nin Şiirlerinde İşlediği Konular adlı 3.bölümde şiirler; milli konular, dini konular, tarihi olaylar, güncel konular, toplumsal eleştiri, halk kültürü başlıklarına ayrılmıştır ve şiirler yorumlanmıştır. Âşık Temelî'nin Şiirlerinde Edebî Sanatlar adlı 4. bölümde 19 tane edebi sanatı ele alınarak şiirlerden örnekler verilmiştir. Âşık Temelî'nin Hikâye İncelemeleri bölümünde Şahperi ile Süleyman ve Kurt Hasan hikayeleri; olay örgüsü, kaynak, mekan, zaman kavramı, kahramanlar, epizot tahlili, yer alan şiirlerin tahlili, kalıplaşmış ifadeler ve dil ve anlatım gibi başlıklara ayrılarak ele alınmıştır. Tezin altıncı bölümünde Âşık Temelî'nin 698 şiiri birinci dörtlüğün son mısrasındaki ayak seslerinin sırasına bağlı kalınarak sıralanmıştır. Yedinci bölümünde ise "Süleyman ile Şahperi ve Kurt Hasan" hikâyelerinin orijinal hali yer almıştır. Anahtar Kelimeler: Ozan, Âşık Tipi, Âşıklık Geleneği, Âşık Yakup Temel, Halk Hikâyesi
Sünbülzâde Vehbî'nin kasideleri ve kasideciliği
Bu çalışma Sünbülzâde Vehbî'nin kasidelerinin tür ve şekil bakımından değerlendirilmesine ve kasideciliğinin konumunun belirlenmesine yönelik bir çalışmadır. Çalışmanın amacı, 18. yy. divan şairi olan Sünbülzâde Vehbî'nin kasidelerinin gelenekle olan münasebetini ortaya koyarken gelenekten ayrılan yönlerini de tespit etmektir. Sünbülzâde Vehbî Divanı'nda "kasâîd" bölümünde bulunan 63 şiir tür veya şekil bakımından kaside olarak değerlendirilmiştir. Geriye kalan şiirler (kıta, tahmis, tercî-i bend, muhammes gibi.) tür veya şekil bakımından kaside özelliği göstermediğinden incelemenin dışında tutulmuştur. Kasideler şekil bakımından değerlendirilirken tablo, grafik ve istatistiksel verilerden faydalanılmıştır. Sünbülzâde Vehbî'nin kasidecilik anlayışı, 13. yy'dan 18. yy'a kadar yapılmış olan kaside çalışmaları etrafında karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede şaire has olan unsurlarla gelenekle olan bağı ortaya konmuştur. Çalışmanın diğer bölümlerinde dil ve anlatım, muhteva ve sosyal hayat unsurları incelenmiştir. Şekil bölümünden sonra deyim ve atasözlerinden iktibaslara, konuşma dili ve kalıp ifadelerden edebî sanatlara farklı konulara yer verilmiştir. Muhtevada da kasidelerde zikredilen şahıs kadrosu ile şairin sıradışı kasideleri incelenmiş ve örneklendirilmiştir. Son bölümde ise Vehbî'nin kasidelerinde öne çıkan sosyal hayat unsurları ele alınarak açıklanmıştır. Çalışmanın sonucunda Sünbülzâde Vehbî'nin gelenekten kopmadan kendine has şiirler yazarak yenilik peşinde olduğu, kasideyi hem şekil hem de tür olarak algıladığı sonucuna ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER Sünbülzâde Vehbî, Kaside, Kasidecilik Geleneği, Kasidecilik Anlayışı
Taşlıcalı Yahya Bey Dîvânı'nda Bezm u Rezm
Divan şairleri içinde yetiştikleri toplumun ve kendi yaşam alanlarının izlerini şiirlerinde yansıtmışlardır. On altıncı yüzyıl şairlerinden Taşlıcalı Yahya Bey de bu şairlerden biri olarak divan şiirinin sınırları içinde kalmış, mesleğinin etkisini şiirlerine konu edinmiştir. Yahya Bey asker bir şair olarak şiirlerinde hem bezme hem de rezme dair unsurları sıkça kullanmış bir şairdir. Şairin mesleğinin askerlik olması rezme dair kullanımları belirgin kılarken rint anlatıcı kimliğiyle şiirler yazması ve tasavvufa intisab etmesi de bezme dair unsurları kullanmasını sağlamıştır. Bu çalışmada öncelikle Yahya Bey Dîvânı'nda bezme ve rezme ait ögeler taranmıştır. Yapılan taramada bezm ve rezm kavramlarıyla ilgili unsurlar tespit edilerek fişlenmiş ve tasnif edilmiştir. "Yahya Bey Dîvânı'nda Bezm u Rezm" adlı çalışmanın girişinde şairin hayatı, sanatı, eserleri hakkında genel bilgiler verilmiştir.. Çalışma iki ana bölüm etrafında şekillenmiştir. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde şairin şiirlerinden yola çıkılarak bezme ve rezme dair unsurlar tespit edilip açıklanmıştır. Bezme dair unsurlarda şair bezmin tasavvufi anlamlarını dikkate almıştır. Bunda yaşamının son dönemlerinde askerlikten ayrıldıktan sonra tercih ettiği yaşam biçimi etkili olmuştur. Aynı zamanda asker bir şair olan Yahya Bey'in rezme ait unsurları da sıkça kullandığı ve şiirlerinde bizzat katıldığı savaşlardan bahsettiği görülmüştür. Bu yönüyle Yahya Bey'in şiirlerinde bezmin ve rezmin belirleyici bir yönünün olduğunu söylenebilir. Sonuç olarak asker bir şair olan Yahya Bey'in mesleğinin ve askerlik mesleğinden sonraki yaşamının divanında etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Şairin divanındaki şiirlerinde tasavvufun etkisi, rezmle ilgili bölümde ise askerlik mesleğinin etkisi olmuştur. ANAHTAR KELİMELER Divan Şiiri, Bezm, Rezm, Yahya Bey.
Vural Bahadır Bayrıl şiirinde gelenek
Vural Bahadır Bayrıl şiirinde gelenek konusunun incelendiği bu çalışmada, gelenekçiliğin şiir üzerinde işlenişine bakılmıştır. Bu amaçla araştırma genelinde belirli kavramlar üzerinde durulmuştur. Bu kavramlar ise genel anlamda 1980 sonrası Türk şiirinde gelenek, kültür, imge, metinlerarasılık olarak belirtilebilir. Araştırmada genelde Bayrıl'ın şiirinin 1980 sonrası dönemindeki yeri; özelde ise şairin çocukluk dönemi ve yaşadığı çevre de dikkate alınarak geleneğe bakışı incelenmiştir. "Muhteva ve Kültür" kavramları etrafında geleneğin, çeşitli imgeler ve değişik anlatım teknikleri ile şiirlere yansıtıldığı anlaşılmıştır. Elde edilen veriler, Vural Bahadır Bayrıl'ın geleneği nostaljik boyutunun dışına taşıyarak günün şartlarına göre yeniden dizayn etme çabasında olduğunu göstermiştir.
1917-1941 yılları arası modern Türkmen şiirinde kadın teması
Türkmenistan köklü ve bir o kadar da geniş bir tarih ve kültür birikimine sahiptir. Bu birikimle süregelmiş olan Türkmen edebiyatı ağırlıklı olarak şiir türünde gelişim göstermiş ve değerli edipler yetiştirmiştir. Bu doğrultuda Modern Türkmen şiirinde kadın temalı eserleri tasnifleyerek bu çalışmamızı oluşturduk. Hazırlamış olduğumuz "1917-1941 Yılları Arasında Modern Türkmen Şiirinde Kadın Teması" başlıklı tezimiz Giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Türkmen adı ve Türkmen Tarihi (XIX-XX yy.) hakkında genel bilgiler verilmiştir. Çalışmamızın Birinci bölümünde; Türkmen edebiyatı tarihi oluşumu (XVIII-XIX-XX. yy.) ve dönem şahsiyetleri ile Modern Türkmen şiiri (1920-1940) ve dönem şahsiyetleri hakkında genel bilgiler verilerek kronolojik bir sırayla ve dönemsel olarak incelenmiştir. İkinci bölümde; Türkmen kadını hakkında kısa bir bilgilendirmeden sonra kadın temalı şiir örnekleri verilmiştir. Bu şiir örnekleri incelenirken özellikle İsmail Çetişli'nin Metin Tahlillerine Giriş-1, Mehmet Kaplan'ın Şiir Tahlilleri-1 ve Şiir Tahlilleri-2 kitaplarından faydalanılmış, dönemin sosyal ve siyasi açısından ele alınarak tasnif edilmiştir. Ek'de çalışmamızda kullandığımız şiirlere yer verilmiştir. Sonuç bölümünde ise yaptığımız araştırma ve inceleme sonucunda varılan netice üzerinde durularak değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkmen Edebiyatı, Modern Türkmen Şiiri, Kadın, Bolşevik İhtilali.
Klâsik Türk şiir geleneğinde hâtem redifli kasîdeler üzerine bir inceleme
Bu çalışma, genel bir bakış açısıyla hâtem, hâtemin Klâsik Türk şiirindeki kullanımı ve bulunan şairlerin hâtem redifli kasîdeleri tespit edilerek metinlerin incelenmesini içermektedir. Tez çalışmasında öncelikle bir yetki alâmeti olan hâtemin tanımı yapılmış, Osmanlı Devleti'nde mühür ve mühür yüzüğü kültürü ve bu kültürün Klâsik Türk şiirine yansımaları üzerinde durularak genel anlamda mührün kasîdelerde kendisine benzetilen olarak kullanımı incelenmiştir. İncelenen metinlerden ilki XV. yüzyıl şairi Necâtî Bey tarafından söylenilen hâtem redifli kasîdedir ve bu kasîde zemin şiir olarak kabul edilmiştir. XVI. ve XVII. yüzyıllarda bu metne nazîre olarak söylenilmiş 10 hâtem redifli kasîde nazîre geleneği açısından incelenerek metinlere mukayese yöntemi uygulanmıştır. Yapılan araştırmalar ve karşılaştırmalar sonucunda zemin şiire söylenilen kasîdelerin inceleme yöntemini Zihniyet, Dil ve Anlatım, Ses Unsurları/Âhenk, Söz Varlığı, Edebî Sanatlar, Vezin ve Armoni ile metinlerin anlatım plânı gibi başlıklar teşkil etmektedir. İncelenen metinlerle ilgili olarak üretilen tablo ve grafikler de çalışmanın görsel boyutunu teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: Klâsik Türk Edebiyatı, Nazîre, Kasîde, Redîf, Hâtem
Balkan Türkleri çağdaş şiirinde milli temalar üzerine bir araştırma
Araştırma; Batı Trakya (Yunanistan), Bulgaristan, Makedonya, Kosova, Romanya ve Gagavuz topraklarında asırlar boyunca millî varoluş mücadelesini sürdürmeye devam eden Balkan Türklerinin tarihî ve sosyal geçmişini çağdaş Türk şiirinde millî temalar çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın birinci bölümünü Balkan Türklerinin tarihî geçmişi oluşturmaktadır. Bu bölümde şiirlerin tarihî ve sosyal olaylarla bağlantısını kurabilmemiz amacıyla tarihî bilgi verilmektedir. İkinci bölümü tezimizin ana konusunu oluşturan millî temalar oluşturmaktadır. Bahsettiğimiz millî temalar başlığı altında memleket, dil, milliyetçilik (Türkçülük), göç, savaş ve direniş, din ve Atatürk ile ilgili kaleme alınan şiirler incelenmektedir. Bu nedenle bu konuda yazılan şiirler derlenmiştir. Balkan Türk şairlerinin şiir kitapları, Batı Trakya'nın Sesi, Romanya Demokratik Türk Birliği'nin yayın organı Hak Ses, Türkçem, Sabaa Yıldızı ve Sesler dergilerinin arşivlerinden ve diğer konuyla ilgili antolojilerden derlediğimiz şiirler çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmanın üçüncü bölümünde millî temalar başlığı altında sınıflandırdığımız şiirlerin dil ve üslup yönünden incelemesini yaptık. Bu bölümde başvuru kitabı olarak Doğan Aksan'ın "Şiir Dili" ve "Türk Şiir Dili" kitabı ile İsmail Çetişli'nin "Metin Tahlillerine Giriş 1" kitabından yararlandık. Şiirlerin dil ve üslup incelemesini "Söz Sanatları ve Anlam, Günlük Konuşma Dilinin Kullanımı ve Şiir Yapısı şeklinde üç başlık altında inceledik. Ve araştırmanın ek kısmında incelediğimiz şiirlerden ulaşılması zor olan dergilerdeki şiirleri ekledik. Araştırma boyunca ulaşılan bulgular Balkanların asırlar boyunca geçirdiği tarihî sürecin edebiyatın bir kolu olan şiirden ayrılmadığını göstermektedir. Gerek Osmanlı Devleti'nin hüküm sürdüğü yıllar gerekse Osmanlı'dan sonraki yıllarda meydana gelen olaylar şiirde yansımasını bulmaktadır. Balkan Türklerine uygulanan asimile politikaları, işkenceler, savaş katliamlarının reel boyutu şiirde var olmakta olmaya da devam etmektedir.
Klâsik Türk şiirinde tîg redifli kasîdeler üzerine bir inceleme
Klâsik Türk şiir tarihi, geçmişe dayalı bir gelenektir ve bu geleneğe ait nazım şekilleri içinde kasidelerin rolü büyüktür. Şiirin tamamlayıcısı olan belge redifler kaside nazım şeklinin önemli unsurlarındandır. Bu çalışma, birbirine nazire olarak söylenilen tîg redifli kasideleri içermektedir. Kılıç anlamına gelen tîg kelimesi Osmanlı döneminde savaş kültürünü yansıtan önemli unsurlardandır. Klâsik Türk şiirinde seyf, şemşir, hüsam gibi kelimelerle de adlandırılan kılıç; adâlet ve kılıç, bilgi ve kılıç, cesaret ve kılıç, dil ve kılıç, dini inanç ve kılıç, dostluk ve kılıç, düşmanlık ve kılıç, güç ve kılıç, yiğitlik ve kılıç şeklinde metinlerde yer alır. Çalışmada öncelikle tîg tanım ve tavsif edilerek Osmanlı döneminde kılıç etrafında oluşan kültürün Klâsik Türk şiirindeki tezahürü üzerinden kasidelerde memduh-rig ilişkisi zihniyet bağlamında incelenmiştir. İncelemede esas alınan metin sayısı yedi olup bunlardan ilki, 15. yüzyıl şairi Necâtî Bey'e aittir ve zemin şiir olarak kabul edilir. Bu kasideyi takiben incelenen şiirler kronolojik olarak sıralandığında 16. yüzyılda Lâmi'î Çelebi, Hayâli, Mahremi, Üsküplü İshâk Çelebi, Emânî ve Üsküplü Atâ tarafından söylenildiği görülmektedir. Çalışmada nazire geleneği içinde söylenilen bu kasideler benimsenen yöntemsel model çerçevesinde birbiriyle mukayese edilerek ortak, benzer ve farklı özellikleri tablo ve grafiklerle ortaya konulmuştur. Yürütülen çalışmada, şairlerin kasidelerinde işlenen tabiat olaylarına, kozmik unsurlara, örf ve adetler ve İslâmî değerlere felsefi açıdan yaklaşılarak şiirin zihniyetini oluşturan unsurlar ortaya konuldu. Anahtar Kelimeler: Klâsik Türk şiiri, Kaside, Nazire, Redif, Tîg
Necdet Neydim'in çocuk şiirleri üzerine bir çalışma
Çocuk şiirlerine farklı bir boyut kazandıran Necdet Neydim'in şiirlerini daha yakından tanımak ve tanıtmak amacıyla yola çıkılarak hazırlanılmış çalışmamız ile akademik alandaki bu eksikliğe dikkat çekmek de istenilmiştir. Çalışmadaki esas unsur Necdet Neydim'in hitap ettiği okuyucu kitlesine, çocuklara büyük bir özen ve ciddiyetle yaklaşımının şiirlerine yansımasıdır. Bu sebeple şiirin çocuk için ne kadar etkili olduğu ortaya çıkmaktadır. Anahtar Sözcükler: Necdet Neydim, Türk Çocuk ġiiri, Sen Islık Çalmayı Bilir misin? Ġki Gözüm Üzümüm
Ahmet Erhan'ın hayatı, sanatı ve eserleri
8 Şubat 1958 yılında Ankara'da dünyaya gelen Ahmet Erhan, 4 Ağustos 2013 yılında erken denilecek yaşta vefat etmiştir. İlk gençlik yıllarında yazmaya başladığı şiirlerini Militan Dergisi'nde yayımlayan Erhan, Behçet Necatigil şiir ödülünü alarak yazın dünyasında adını duyurur. Henüz yirmi iki yaşında tanınır hâle gelen Erhan daha sonraki dönemlerde "Yunus Nadi Armağanı (1992), Cemal Süreya (1998), Behçet Aysan (2005), Halil Kocagöz (1999) ve Melih Cevdet Anday (2008)" şiir ödüllerine sahip olmuştur. Yaşadığı dönem itibariyle kaotik bir sosyal hayata da şahitlik eden Erhan'ın, Alacakaranlıktaki Ülke isimli ilk şiir kitabı bu şahitliğin eseridir. 12 Eylül 1980 Darbesi'nin akabinde 1981 yılında yayımlanan bu kitap, şairin birçok araştırmacı tarafından "darbe şairi" adlandırmasıyla, tek yönlü bir değerlendirmeye maruz kalmasına sebep olmuştur. Şair, pek çok araştırmacı tarafından 1980 dönemi toplumcu gerçekçi şiirin önde gelen isimlerinden kabul edilir. Çalışmanın ilk bölümünde şairin çocukluk ve gençlik yılları, eğitim ve meslek hayatı, ailesi ve arkadaşları, kişiliği, hastalığı, ölümü hakkında bilgi verilecek ve sanatçının sanat, edebiyat ve şiir hakkındaki poetik görüşleri ele alınacaktır. İkinci bölümde sanatçının eserleri hakkında bilgi verilecek, üçüncü bölümde ise şairin şiirleri tematik açıdan incelenerek şairin şiir anlayışı ortaya konmaya çalışılacaktır. Yine aynı bölümde şiirlerindeki bireysel ve toplumsal özellikler örnekler üzerinden değerlendirilecektir.
Türk halk şiirinde pınar motifi
?Yoksa yamacında çınar bir de pınarÖlmüşsün ha yaşamışsın neye yarar.?Halk edebiyatı nazım türleri açısından son derece zengindir. Halk edebiyatı nazım ürünleri; anonim halk edebiyatı, âşık edebiyatı ve dini-tasavvufi halk edebiyatı olmak üzere üç başlıkta incelenir. Bu nazım ürünlerinde birçok motif işlenmiştir. Halk edebiyatında karşımıza sık çıkan motiflerden biri de pınar motifidir.Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak veya bu suyun çıktığı yer, memba anlamına gelen pınar halk edebiyatının birçok nazım türünde motif olarak işlenmektedir. Bazı yörelerde pınar; bulak, bulah, büngül, göze, büngür, bıngıldak, göz? vb. isimlerle karşımıza çıksa da özelliklerini yitirmemektedir.Toplumun su ihtiyacını karşılama görevini üstlenen pınarlar, zamanla birbirini sevenlerin buluştuğu ya da birbirini bekledikleri mekânlar olmuştur. Önceleri mekân olarak kullanılan pınarlar gerek yaşantı sonucu gerekse anlatıcının kabiliyeti neticesinde benzetme, abartma, kişileştirme ve mecaz anlamlarıyla da sık sık karşımıza çıkmaktadır.Halk, edindiği birtakım yaşantılar neticesinde pınarı mani, ninni, türkü ve ağıtlarında, manzum şekilde yazılan bilmece ve tekerlemelerde, koşma, semai, varsağı ve destanlarda, ilahi ve hikmetlerde bu anlam ve görevlerde başarılı bir şekilde işlemiştir.Gerek ihtiyaçtan gerekse yüklenen anlamdan dolayı pınar halk edebiyatı ürünlerinde duygu ve düşüncenin ifade edilmesinde bir motif olarak sıkça kullanılmıştır.Bu çalışmada amacımız pınarın bir motif olarak halk edebiyatı nazım türlerinde ne derece önemsenip kullanıldığını ayrıca ne tür anlamlar kazandığını örneklerle göstermektir.ANAHTAR KELİMELER: Pınar, motif, su kültü, subaşı, göze, halk şiiri
Moralı Azîz Dîvânı: İnceleme-metin
Moralı Azîz, XVIII. yüzyılda yaşamış Divan şairlerimizdendir. Şairin bir divanı vardır. Bu çalışma, Moralı Azîz ve Dîvânı üzerine yapılan ilk çalışmadır. Moralı Azîz Dîvânı'nın tek nüshası vardır. Divanda 220 gazel, 1 mesnevi, 2 kıt'a, 6 rubai, 43 müfred ve 3 tarih bulunmaktadır. Divan üzerine yapılan incelemede, Moralı Azîz'in şiirlerini klâsik üslûpta oluşturduğu ve şiirlerinde âşıkane konuları işlediği görülmüştür.Anahtar SözcüklerMoralı Azîz, Divan şiiri, XVIII. yüzyıl, metin.
Anadolu'daki fikri gelişmelerin Cemal Süreya'nın düşüncesine etkileri -Felsefeyi Anadolu'da yeniden yurtlandırmak bağlamında bir inceleme-
Her insan gibi şair ve yazarların da yaşadıkları coğrafyanın siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik değişimlerinden etkilendiklerini görmekteyiz. Bu tez çalışmamızda gayemiz, Felsefeyi Anadolu'da Yeniden Yurtlandırmak Projesi kapsamında Anadolu'daki fikri gelişmelerin ışığında şair Cemal Süreya'da karşımıza çıkan kavramsal yansımalar ve bireysel davranışları mümkün olduğunca temellendirmektir. Cemal Süreya günceli temsil ederken bu güncel olanın arka planına ulaşmak için geçmişe dönmemin gerekliliği vurgulanmıştır, fakat burada anakronizm riski de göz önünde bulundurulmuştur. Cemal Süreya ve şiir konusuna hangi temellendirme ile ulaşabilirimin planlaması yapılmıştır. Bu planlamada öncelikli olarak İslam Felsefesinin kurucu metinlerinden Farabi'nin "İlimlerin Sayımı" adlı eseri çıkış noktamız olmuştur. Buradan hareketle dil ilmi ve beş sanat ele alındıktan sonra şiirî sözlerin de felsefi arka planı olduğundan hareketle Cemal Süreya'da kavramsal yansımalara ve bireysel tutuma dair açıklamalar yapılmıştır. Burada amaç "Felsefeyi Anadolu'da Yeniden Yurtlandırmak Projesi" ne uygun hareket ederek Anadolu'nun sadece topraktan müteşekkil bir mekân olmayıp aslında kökleri Orta Asya'da, Ortadoğu'da, Balkanlarda ve Afrika'da olan ve oralardan beslenen kültürel bir yarımada olduğu ve bu coğrafyada yetişen her şair ve yazarın bu kültür ve uygarlığa katkı sağladığını gözler önüne sermektir.
Mecmûa-i İlâhiyât (Hasanpaşa ktp. No: 19 hk 2271) adlı eserin transkripsiyonu ve incelenmesi
Mecmûa-i İlâhiyât, Tekke-Tasavvuf edebiyatı alanında değerlendirilebilecek ilahi tarzında kaleme alınmış şiirlerden oluşmaktadır. Bu şiirlerin dışında eserde nesir olarak kaleme alınmış varaklar da yer almaktadır. Eserin başlangıç kısmında doksan adet hadis ve bunların ikişer beyitlik tercümeleri bulunmaktadır. Mecmûa-i İlâhiyât, müellifi olan Seyyid Hasan'ın şiirlerinin dışında baş ve son kısmına eklenmiş varaklardan oluşmuş bir şiir kitapçığı şeklinde günümüze ulaşmış el yazması bir eserdir. Eserin müellifi Seyyid Hasan hakkında edebiyat tarihlerinde ve şiir antolojilerin-de herhangi bir bilgi bulunamamıştır. Eserde toplam 175 şiir tespit edilmiştir. Bu şiirlerin 127'si eserin müellifi Seyyid Hasan'a aittir. Seyyid Hasan'ın şiirleri dışında, eserin baş kısmında Hüdâî'ye ait yirmi iki şiir ve nesir Fatiha Suresi tefsiri yer almaktadır, manzum kısımlar da tefsirin arasına yerleştirilmiştir. Eserin son kısmında Zâkirî'ye ait sekiz, Der-viş'e ait bir, Hâletî'ye ait bir, Meylî'ye ait bir, Şeyhoğlu Mustafa'ya ait bir, Câhidî Ah-med Efendi'ye ait iki şiir bulunmaktadır. Ayrıca eserde cenaze defni ile ilgili nesir şek-linde yazılmış bilgi, Molla Fenârî'nin Şürûŧu'ś-Śalât adlı eserinden "namaz, abdest, gu-sül" ile ilgili nazım tercüme, İmam Gazâlî'nin Kimyâ-yı Saǿâdet adlı eserinden bir alıntı ve Hz. Muhammed (s.a.v.), dört halife, din ve devlet büyüklerine edilmiş dualar bulun-maktadır. Eserdeki şiirlerin çoğunda Dîvan şiiri geleneği sürdürülmüş, şiirlerde başlık kulla-nılmamıştır. Başlık kullanılan şiirlerde de "İlahi" başlığı yer almaktadır. Bazı şiirlerin şairi, kopan varaklardan dolayı belirlenememiştir. Ayrıca kimi şiirlerin başlıklarında yer alan nevâ, bûselik, mâhûr gibi makam adlarından şiirlerin bestelenmiş oldukları anlaşıl-maktadır.
Bayburtlu Celâlî'nin şiirlerinde tasavvuf
Türk-İslam medeniyeti ile birlikte Müslüman coğrafyalarında gelmiş geçmiş tüm medeniyetlerin mayasında bulunan tasavvuf, günlük yaşamdan sanata, örf ve adetten devlet idaresine kadar hayatın her alanına nüfuz etmiş, bir incelik ve estetik katmıştır. Özellikle sanat ve edebiyat sahalarında bütün görkemiyle kendini göstermiş; hem sanat ve edebiyatın ihyasına vesile olmuş, hem de bunlar vasıtasıyla kendini en güzel şekilde ifadeye imkân bulmuştur. Bu çalışmada, Celâli'nin iyi bir dinî ve tasavvufî terbiyeden geçip irşat makamına ulaşmış olduğunu görmek mümkün değildir. Şiirlerinde bir mürşit olarak değil de tasavvufa bir mürit olarak intisap etmiş bir Hak âşığı , şair olarak görmek mümkündür. O, her durumda haklının ve halkının yanında, çoban kıyafetli şiir hükümdarıdır. Çalışmada, Celâlî'nin Hayatı, onun hayatına etki eden faktörler ve şiirlerin muhtevası, şiirlerinde üzerinde durduğu konuların onu ne derecede etkilediği, tasavvuf ve şiirlerine yansıması, divanındaki dinî-tasavvufî kavramlar açıklanarak, tahlilleri yapılmış ve örnek beyitlere yer verilerek tasavvufi unsurlar ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur. Şiirlerin; dini-tasavvufi, olup olmaması ve tasavvufla ilgisi araştırılmış, olaylar karşısında söylediği şiirlerin edebî, sanatsal yönleri ile sosyal yaşama katkısı üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bayburtlu Celâlî, Din, Tasavvuf, Şiir, Divan
Şarkı mecmuası (Çorum Hasanpaşa KTP. 19 HK 2253) adlı eserin transkripsiyonu ve incelenmesi
"Mecmua" kelimesi Arapça kökenli bir kelime olup "toplanmış, biriktirilmiş, tanzîm edilmiş şeylerin hepsi" anlamına gelmektedir. Mecmualar edebiyat tarihimize kaynaklık etmesi bakımından son derece önemlidir. Nazire mecmuaları, antoloji niteliğinde mecmualar, çeşitli risalelerin bir araya getirilmesiyle oluşan mecmualar gibi çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. Şekil ve içerik özelliklerini incelediğimiz Şarkı Mecmuası'nın yer aldığı Mecmuatü'r-resâil, farklı konulardaki risalelerin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir mecmuadır. Mecmuatü'r-resâil'de 4 farklı risale yer almıştır ve bu çalışmada 19 Hk 2253 numarada kayıtlı (Çorum Hasanpaşa Ktp.) bu eserin 33a-75b arasındaki Şarkı Mecmuası'nın transkripsiyonu ve incelemesi yapılmıştır. Şarkı Mecmuası'nda 80 şaire ait 160 adet şiir tespit edilmiştir. Ağırlıklı olarak 16. yüzyıl şairlerinden şiirlerin yer aldığı bu Mecmua'da, 109 gazel, 17 ilâhi, 14 kıt'a, 12 matla, 4 rubâi, 2 müfret, 1 terkib-i bent ve 1 kıt'a-ı kebîre yer almaktadır. Ayrıca bu gazel ve ilâhilerden 25 tanesi Uşşâk, Nevâ, Nevrûz-ı Acem, Acem, Rast, Hüseynî, Hisâr, Sünbüle, Sabâ, Gülizâr, Muhalif Irâk, Muhayyer, Bayâtî ve Rehâvî makâmlarında bestelenmiştir. İstinsah tarihi ve müstensih hakkında bilgi sahibi olamadığımız Şarkı Mecmuası'nda, öncelikle Mecmua'nın şekil ve içerik özellikleri hakkında incelemeler yapıldı. Mecmua'da yer alan şairler ve makâmlarla ilgili yapılan çalışmalar tablo şeklinde ortaya konuldu. Sonrasında ise metnin transkripsiyonuna yer verildi. Bu çalışmalar neticesinde, gün yüzüne çıkarılan bu Mecmua'nın dönemin şiir zevki, şairlerin eğilimleri ve birbirlerine olan bakış açıları hakkında fikir vereceği düşünülmektedir. Ayrıca bestelenen şiirlerde kullanılan makâmlar, devrin müzik anlayışına ışık tutacaktır. Anahtar Kavramlar: Şarkı Mecmuası, makâm, mecmua, Klasik Türk şiiri.
Derviş Ahmed Gurbî"nin Risâle-i Münâcâtı (inceleme-metin)
Üzerinde çalışılan bu eser, Derviş Ahmed Gurbî'ye ait şiirlerin olduğu müstakil bir münâcât örneğidir. Çalışmada, bu eserinde hayatıyla ilgili pek fazla bilgi bulunmayan müellif hakkında kaynaklarda bulunan bilgiler ortaya konmuş, eserdeki bilgilerden de hareketle şairin kimliğiyle ilgili kanaat oluşturulmaya çalışılmıştır. Müellifin, kaynaklarda adı geçen, 1698-99 yılında Bosna'nın Yenipazar şehrinde doğmuş olan Ahmed Gurbî olduğu düşünülmektedir. Risâle-i Münâcât dördü mesnevi, altısı kaside ve biri murabba nazım biçimiyle yazılmış toplam on bir şiirden oluşan bir eserdir. Bu şiirlerden dokuzu münâcât olup diğer ikisinden biri Kur'an diğeri Hz. Peygamber ve Hz. Ali övgüsündedir. İlk dokuz şiir başlıklar altında son iki şiir başlıksız yazılmıştır. Manzum bir eser olmasına rağmen eserdeki birçok şiirde mısralar birbirinin devamına yazılmıştır. Bu karışıklıklar çalışmalar sırasında giderilmeye çalışılarak beyitler veya dörtlükler haline getirilmiştir. Eser üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, şairin Allah'ın isim ve sıfatlarını anlamlarına uygun olarak zikrettiği, peygamberlerin mucizelerine telmihlerde bulunduğu, ayet ve hadislerden iktibaslar yaptığı, Kur'an-ı Kerim'in mucizelerinden bahsettiği, birçok tasavvufî terimi kullandığı görülmüştür. Bu durum şairin din ve tasavvuf bilgisine sahip olduğunu göstermektedir. Hz. Ali'yi, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i zikrederken, Hz. Ali dışındaki üç büyük halifeyi hiç anmaması ise onun Alevî-Bektaşîliğe intisap etmiş bir kişi olduğuna işaret etmektedir. Bahsedilen dinî bilgileri, Arapça ve Farsça kelimeleri, kafiye ve rediflerle gayet akıcı bir üslupla şiirlerine aktarabilmiş olması da vezin hataları olsa bile onun iyi bir şair olduğunu göstermektedir. Anahtar Kavramlar: Derviş Ahmed Gurbî, Münâcât, Türk İslam Edebiyatı
Nuri Pakdil'in şiirlerinde dini unsurlar ve değerler
Nuri Pakdil, Türk Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden biridir. Başta deneme olmak üzere, oyun, çeviri, röportaj, söyleşi, anı, mektup ve şiir gibi pek çok edebi türde eserler vermiştir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli simalarından birisi olan Pakdil, devrimci duruşu ile dikkat çeken bir fikir adamıdır. İslami camianın önemli temsilcilerinden olan Pakdil, eserlerindeki özellikle de şiirlerindeki temaları ele alış biçimi ile kendi camiasında dahi farklılık göstermektedir. 1934-2019 yılları arasında yaşayan Pakdil, edebiyatçı kimliğinin yanı sıra, İslami hassasiyeti olan entelektüel bir kişiliğe de sahiptir. O, kendi ifadesi ile "Devrimci bir Müslüman" ve "Devrimci bir Yazar"dır. Yaşadığı dönemde, meydana gelen ulusal ve uluslararası pek çok değişikliğe tanıklık eden Pakdil, bu hadiselere tepkisiz kalmayarak, eserleri aracılığıyla sosyal, siyasi ve dini birçok konuda fikirleri ile kamuoyunu etkilemeyi başarmıştır. Bu çalışmada Pakdil'in şiirlerinin altyapısını oluşturan dini unsurlar ve değerler, tespit etmeye gayret edilmiştir. Dokümanter yöntem kullanarak hazırlanan bu çalışma Pakdil'i tanımak ve tanıtmak açısından elbette yeterli olmayacaktır. Sanatçı ve şair kişiliğinin yanı sıra eserlerinde tercih ettiği edebi dil ve üslubu Pakdil'i anlamayı zorlaştırmaktadır. Bu bağlamda "Nuri Pakdil'in Şiirlerinde Dini Unsurlar ve Değerler" isimli çalışmada; Pakdil'in şiirleri; kişiliği, ideolojisi ve muhafazakârlığı bağlamında incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Dini Unsur, Değer, Nuri Pakdil, Şiir
Çorum Hasanpaşa Kütüphanesi 19 hk 25231 numarada kayıtlı mecmû'a-i eş'âr adlı eserin transkripsiyonu, incelenmesi ve MESTAP'a göre tasnifi (1b-34b)
Arapça cem' (toplama) kökünden gelen mecmûa kelimesi "düzenlenmiş, biriktirilmiş unsurların tamamı" anlamında kullanılmaktadır. Mecmûalar; yazıldıkları döneme ait edebî zevki yansıtma, divan ve cönklerde yer almayan bazı şiirleri içerme, bilinmeyen şâirleri ortaya çıkarma gibi özelliklere sahiptir. Bu çalışmada, Mecmû'a-i Eş'âr'ın (1b-34b) varakları arasındaki şiirlerinin transkripsiyonu ve incelemesi yapılmıştır. Eserin tamamı 106 varaktan oluşup müstensihi ve istinsah tarihi belli değildir. Mecmû'a-i Eş'âr'ın incelenen kısmında 82 şâire ait 193 adet şiir tespit edilmiştir. İki şiirin şâiri tespit edilememiştir. Şiirler genel olarak 15-20. yy. arasında yaşayan divan ve halk şâirlerine aittir. Ancak ağırlık olarak 19. yy.'da yaşayan şâirlerin şiirlerinden oluşmaktadır. Çalışmamıza esas olan bölümde (1b-34b) 119 gazel, 5 müseddes, 4 müstezad, 2 muhammes, 2 murabba, 1 terkîb-i bend, 3 kıt'a; 56 koşma ve 1 semai yer almaktadır. Ayrıca şiirlerin arasına yazılmış, bazıları anonim bazılarının şâiri belli 15 beyit bulunmaktadır. Mecmû'a-i Eş'âr'daki şiirlerin şekil ve içerik özellikleri incelendi. Daha sonra ise metnin transkripsiyonuna yer verildi. Yapılan inceleme neticesinde Mecmûa'da; Fuzûli gibi zirve şâirlerin şiirlerinin yanı sıra Nâzî, Haşmet, ǾAynî gibi daha az bilinen şâirlerin şiirlerine de yer verildiği görülmüştür. Ayrıca ismine kaynaklarda rastlayamadığımız şâirler de (Farık, Muhlis vb.) tespit edilmiştir. Bu çalışmalar neticesinde, gün yüzüne çıkarılan bu Mecmûa'nın dönemin şiir zevki ve şâirlerin sanat anlayışları hakkında fikir vereceği ve Türk edebiyatı tarihi bakımından aydınlatıcı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kavramlar: Mecmû'a-i Eş'âr, mecmûa, klasik Türk şiiri, Türk halk şiiri
Mısırlı neo-klasik şairlerin şiirlerinde II. Abdulhamid Han imajı
Şiirlerde imaj, şairin iç dünyasını yada şairin inanç, kültür veya dış etkenler gibi birçok faktöre bağlı olarak yeniden şekillendirip anlamlandırdığı bir gerçeği tanımamızı sağlayan bir araçtır. Karşılaştırmalı Edebiyatın alt dalı olarak İmajbilim, birbirinden dil ve kültür gibi birçok yönüyle ayrışan farklı toplumların, öteki toplumlar hakkında ürettikleri imajı araştırmaktadır. Araştırmacı yönünden İmajbilim, Arapların gözünde Türk imajını incelemek gibi ötekinin ben hakkında ürettiği imajı konu edinmektedir. Araştırmanın birincil amacı, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid Han'ın imajını araştırmaktır. Araştırmamızın ikincil amacı, imaj üreticisi Neo-klasik akımın üslup ve özelliklerini karşılaştırma yoluyla incelemektir. Mısır'da ortaya çıkan bu akımın öncülerinin çoğu yine Mısırlı şairlerdir. Araştırmada şiirleri araştırılan şairler, Bârûdî'nin öğrencileri Ahmed Şevkî, Ahmed Nesîm, Hâfız İbrahim, İsmail Sabri, Muhammed Abdülmuttalib ve Veliyyüddin Yeken'dir. İslami klasik şiirin takipçisi olan, ancak taklitten öteye geçmeyi başarıp şiirlerini, kimliklerini güçlendirme ve sömürgeye başkaldırma aracı olarak kullanan bu şairler, şiirlerin beyânî yönü ve içeriğini yenilemede öncü olmuşlardır. Bunun yanı sıra Neo-klasik şairler, halk tarafından kabul görmüş ve dilden dile dolaşmış şiirleri ile de Modern Arap Edebiyat Tarihinde iz bırakmışlardır. II. Abdülhamid'in tarihteki yeri, Neo-klasik akımın, Modern Arap Edebiyatı için bir temel akım niteliğinde olması ve imajı üreten şairlerin birer öncü olması araştırmanın önemini göstermektedir. Ürettikleri imajlar halk tarafından içselleştirilmiş olan söz konusu şairler ve bunların II. Abdülhamid Han'ın aynı dönemde yaşamış olmaları, bu çalışma ile sadece şairlerin değil Mısır'ın da gözündeki II. Abdülhamid imajını da ortaya koyacaktır. Bütün bunlara ek olarak II. Abdülhamid Han'ın imajının bu altı şairin şiirlerinde daha önce araştırılmamış olması da çalışmanın önemini bir başka açıdan arttırmaktadır. Çalışmanın yöntemi, amacına uygun nitel bir araştırma yöntemi olan çoklu bir inceleme yöntemidir. Veriler tarandıktan sonra, araştırmanın konusu olan şairlerin II. Abdülhamid Han hakkında nazmettikleri şiirleri Türkçeye çevrilmiştir ve ardından metin dışı ve metin içi unsurlar dikkate alınarak dilsel analizin ön plana çıktığı çoklu bir inceleme yöntemine tabi tutulmuştur. Bu inceleme yönteminde metin dışı olarak şairlerin hayatları, tarihi ve sosyal bağlam gibi unsurlar dikkate alınmıştır. Metin içi olarak ise birincil olarak imajları ve buna bağlı olarak da akımın üslubunu ortaya koyduğunu tespit ettiğimiz öncelikle cüz'î sonrasında ise külli imaj incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, metin dışı unsurlar olan imajın üretildiği zaman ve mekân, imajı ortaya koyan akım ve şairler incelenmiştir. İkinci bölümde ise ilk olarak şairlerin II. Abdülhamid Han'ı konu edindiği şiirleri verilip ve çevirileri yapılmış; daha sonra ise şiirlerdeki imajlar cüz'î ve külli olarak incelenmiştir.
Attila İlhan'ın şiirlerinde ontolojik metaforlar
Dil; sürekli değişen, gelişen, çok yönlü ve kendi içerisinde sistematik bir düzene sahip olan canlı bir yapıdır. İnsan zihninde bilişsel düzeyde karşılık bulan kavramlar, farklı değişkenlere bağlı olarak anlamsal düzeyde değişebilmekte ve genişleyebilmektedir. Dilde yer alan anlamlandırma ve aktarma çabası, anlam biliminin çalışma alanına da kaynaklık etmektedir. Sözcükler arasında yer alan anlamsal aktarımlar, epistemik ve ontolojik uygunluklar; yeni anlamların dile kazandırılmasında ve ifade gücünün artırılmasında öne çıkan dilsel bir özelliktir. Buradan yola çıkılarak metaforlar, yeni bir anlamlandırma çabası olarak görülebilir. Metafor, Grekçe "meta: öte" ve "pherin: taşımak" kelimelerinden oluşan, klasik görüşe göre bir söz sanatı; çağdaş metafor görüşüne göre ise bir kavramı başka bir kavramla anlatma ve kavramlar arası bir aktarımdır. Şiiri oluşturan anlam derinliklerine yine şiirde kullanılan imgelerin yeterince anlaşılmasıyla ulaşılabilir. Metaforlar da imgelerin temelinde yer alan duygu, düşünce ve olguların kaynağına ulaşmakta bir araç özelliği gösterirler. Bu anlamda şiir incelemelerinde yapılacak metaforik analizler, şiirin anlam dünyasına nüfuz edebilmeyi kolaylaştırdığı kadar şiir metinlerinde kavrama dayalı dilsel özelliklerin de görülebilmesini sağlayacaktır. Yapılan çalışmaların genelde klasik tarzda şiir yorumlamaları ya da şair, zihniyet, imge, şiir ilişkisine dayalı bağlantıları inceleyen tarzda yapıldığı görülmektedir. Metin incelemelerinde metaforik bulgular, hem metnin derin yapısındaki anlam ilişkilerini görmede hem de şairin duygu ve düşünce dünyasını belirlemede bir seçenek sunmaktadır. Bu çalışmada, Attila İlhan'ın şiirlerinde yer alan ontolojik metaforlar tespit edilmeye çalışılmış; elde edilen metafor örnekleri kaynak alanlarına ve ontolojik metafor çeşitlerine göre sınıflandırılarak incelenmiştir. Toplumcu gerçekçi bir şair olan Attila İlhan, bazı şiirlerinde toplumsal temalara dayalı olarak bireysel duyarlılığını da ön plana çıkaran bir sanatsal söylemi ortaya koymuştur. Şaire ait beş ayrı şiir kitabından elde edilen metafor örnekleri, Lakoff-Johson'un "Metaforlar/Hayat-Anlam ve Dil" adlı eserde ortaya koydukları çağdaş metafor teorisi/görüşü doğrultusunda incelenmiştir. İncelemede, şiirde anlam derinliğini sağlayan imge kullanımının metaforlarla ilişkisi ortaya konmuş; Attila İlhan'ın şiirlerinde yer alan ontolojik metaforların şiirin tema ve anlam dünyasına olan katkısı görülmeye çalışılmıştır. Anahtar Kavramlar: Metafor, ontolojik metaforlar, imge, Attila İlhan.
Çorum Hasan Paşa Yazma Eserler Kütüphanesi 19 hk 2211 numarada kayıtlı şiir mecmûası (inceleme- metin ve MESTAP'a göre tasnifi)
Mecmû'alar, Klasik Türk edebiyatının ana kaynaklarını destekleyici kaynaklar olmaları bakımından oldukça önemli eserlerdir. Antoloji niteliğindeki bu eserler mürettiblerinin edebî zevki penceresinden oluşturuldukları devre ışık tutmaları bakımından paha biçilmezdir. Tezimizin konusu olan Çorum Hasan Paşa Yazma Eserler Kütüphanesi 19 Hk 2211 numarada kayıtlı Mecmû'a bir şiir mecmû'asıdır. Eser iki ayrı Mecmû'a görünümünde ve toplam 173 varaktan oluşmaktadır. Yaptığımız numaralandırmaya göre toplam 707 şiir/şiir parçasından oluşmaktadır. Mecmû'a'da 15-17. yüzyıllar arasında yaşamış 118 farklı şaire ait şiirlerin olduğu tespit edilmiştir. Nitekim kime ait olduğu tespit edilemeyen 46 şiir/şiir parçası bulunmaktadır. Yaşadığı yüzyıl tespit edilemeyen şairlerin de bu yüzyıllar arasında yaşadığı düşünülmektedir. Çalışmada mecmû'alar hakkında genel bilgiler verilmiş, 19 Hk 2211 numaralı Mecmû'a tanıtılmış ve incelenmiştir. Mecmû'a'nın çeviri yazılı metni verilmiş ve MESTAP'ın önerdiği şekilde dökümü yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmû'a, Mecmû'a-i Eş'âr, MESTAP Bilim Kodu: 31402
Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu 06 Mil Yz A 3616 numarada kayıtlı Şiir Mecmû'ası (İnceleme-metin ve MESTAP'a göre tasnifi)
Mecmûʻâlar; tarih, edebiyat, tıp, güzel sanatlar, din, sosyal yaşam ve insanlık gibi pek çok alanda insanlara kaynaklık eden eserlerdir. Böyle önemli eserlerin incelenip gün yüzüne çıkarılması da alan yazını için oldukça önemlidir. İncelediğimiz Mecmûʻa, Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu'nda 06 Mil Yz A 3616 yer numarasında Mecmûʻa-i Eş'âr adı ile kayıtlıdır. Eser, dinî unsurlar ihtiva etmektedir. İçerisinde 4 mesnevi, halk şiiri nazım şekillerinden koşma biçimiyle ilâhî türünde yazılmış 9 adet koşma, divan şiiri nazım şekliyle yazılmış olan 7 gazel ve biçimi tespit edilemeyen 1 adet ilâhî bulunmaktadır. Mensur kısımlarda ise akıl baliğ olanların bilmesi gereken farzlar, vacipler ve delilleri, Allah hakkında bilinmesi gereken farz ve vacipler, peygamberler, din ve iman vd. hakkında bilinmesi gereken vacipler ve Şeyh Hasan Basrî'den rivayet olunan 54 farz risâlesi bulunmaktadır. Eserin dil özelliklerinden 17. yy.da meydana getirildiği düşünülmektedir. Çalışmamızda mecmûʻalar hakkında bilgiler verilmiş, Türk edebiyatında mecmûʻaların öneminden bahsedilmiş ve konu edilen 06 Mil Yz A 3616 numaralı yazma tanıtılarak incelenmiştir. İnceleme sonucu elde edilen veriler, çeviriyazılı metin şeklinde verilmiştir. Anahtar Kavramlar: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmûʻa, Mecmûʻa-i Eşʻâr, İlâhî, Mesnevi.
Mecmûʿa-i eşʿâr (Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi Y-410) (İnceleme, metin ve MESTAP'a göre tasnifi)
Mecmûʿalar, edebiyat tarihi açısından kaynak eserler olması bakımından önem arz etmektedir. Bununla birlikte şairlerin dîvânlarında yer almayan şiirlerine mecmûʿalarda rastlanılmaktadır. Bu şiirleri gün yüzüne çıkarmak o dönemin edebi zevk ve beğenileri hakkında bilgi edinilmesini sağlamaktadır. Bu çalışmada, Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi Y-410 numarada kayıtlı Mecmûʿa-i Eşʿâr'da yer alan 1a-45b sayfaları arasındaki şiirlerin transkripsiyonu ve incelemesi yapılmıştır. Eser 45 varaktan oluşan ve taʿlik hatla kaleme alınmış el yazması bir eserdir. Eserin müstensihi ve istinsah tarihi belli değildir. Mecmûʿa-i Eşʿâr'daki şiirler genel olarak 15-18. yüzyıl arasında yaşayan şairlere aittir. Bu şairler arasında; ʿAbîdî, Ahdî, Azîzî, Bâkî, Behiştî, Beyânî, Cenâbî, Cevrî Çelebi, Cihânî, Emrî, Figânî, Firâkî, Gâzâli, Hâfız, Hamîdî, Halîlî, Hayretî, Hilâlî, Hüdâyî, Kamî, Kudsî-zâde Mehmed Şeyhî Efendi, Lâmiʿî, Latîfî, Levhî, Meylî, Misâlî, Muhibbî, Murâdî, Necâtî, Nefʿi, Nevʿî, Nizâmî, Rahmî, Revânî, Riyâzî, Sâdık, Sâʿi, Selîmî, Tabʿî, ʿUlvî, Vâlihî, Yahyâ, Zâtî, Zînetî ve ismi tespit edilemeyen bir şair olmak üzere 45 şair bulunmaktadır. Mecmûʿa'da; 81 gazel, 10 kaside, 6 müfred, 4 müseddes, 3 tarih, 3 kıtʿa, 2 rubâʿî, 1 muhammes, 1 koşma, 1 tercî-i bend, 1 terkîb-i bend yer almaktadır. Mecmûʿa'daki şiirlerin şekil ve içerik özellikleri incelenerek metnin transkripsiyonuna yer verilmiştir. Mecmûʿa'da yer alan şiirler, şairlerin dîvânlarıyla karşılaştırılarak farklılıklar dipnotlarda belirtilmiştir. Çalışmada, Y-410 numarada kayıtlı Mecmûʿa'nın çeviri yazılı metni verildikten sonra MESTAP'a göre tasnifine yer verilmiştir.