Spirituality
84 theses under this subject heading
Covid-19'a yakalanan bireylerde dini başa çıkma (Amasya örneği)
2019 yılında Aralık ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Çin'in Hubei bölgesinde Wuhan kentinde deniz mahsülleri pazarında, sebebi belli olamayan fazlaca pnömoni hastası tesbit edilmiş ve bildirilmiştir. İlk defa 12 Ocak 2020'de bu tür şikâyetlerin nedenlerinin yeni tip bir koronavirüs olduğu (2019-nCoV) belirtilmiş ve 11 Şubat 2020 tarihinde bu salgın "Covid-19" pandemisi olarak adlandırılmıştır. Özellikle hastalığın tedavisi için herhangi bir yol ve yöntem belirlenememesi nedeniyle bu salgın insanlarda korku, tedirginlik ve strese sebep olmuş ve bu duygular da insanların davranış şekillerinde bozulmalara ve psikolojik sağlamlıklarında olumsuzluk durumunu ortaya çıkarmıştır. Bir şeye inanma yani din, hayatta karşımıza çıkan zor durumlara karşı bizi güçlü kılan, bize zorluklar karşısında güç veren özelliktir. Ayrıca din, insanlara karşısına çıkan problemlerin karşılığını vereceğini vaad etmektedir. Olağanüstü bir olay ve problemle baş başa kalan bireyler bu olayı anlamaya çalışırken diğer taraftan karşısına çıkan olaylarla dininden destek alarak başa çıkmaktadır. Hayatta karşı karşıya kaldığımız salgınlar, hastalıklar, tehlikeler veya bizi strese sokan olaylarla baş edebilmek ve bu durumdan kurtulmak için başa çıkma yöntemleri kullanmaktayız. Olumsuz durumlarla karşı karşıya kaldığımız bu gibi durumlarda ortaya koyduğumuz bu çabanın dini yönelimi ise dini başa çıkma metodumuzu ortaya koymaktadır. Bazı kişiler Allah'tan yardım isterken, bazı kişiler ise dinden uzaklaşma davranışı gösterebilmektedir. Bu çalışmada Amasya il ve ilçelerinde ikamet eden ve resmi olarak Covid 19 tanısı alıp hastalığa yakalanmış kişilerin bu hastalığa yakalandıklarında bu hastalığın bir sağlık sorunu mu olduğunu düşündükleri yoksa hastalığı bir ceza olarak mı nitelendirdikleri, bu hastalıkla başa çıkmada dini başa çıkma yöntemlerine başvurup başvurmadıkları, hastalık sürecinde dini inanç ve ibadetlerinde farklılıklar olup olmadığı ve alternatif tıp yöntemlerine başvurup başvurmadıklarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Amasya il merkezi ve ilçelerinde yaşayan ve 2020-2021-2022 yıllarında Covid-19 salgınana yakalanan hastalar oluşturmaktadır. Örneklem olarak da tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen bireyler ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Başkale'nin (2016) çalışmasında derinlemesine görüşmelerde örneklemin yaklaşık 30 kişi olması gerektiğini ifade etmiştir. Buradan hareketle çalışmanın örneklemini 31 katılımcı oluşturmaktadır. Bu katılımcıların cinsiyetlerine göre homojen olarak dağılımlarına dikkat edilmiştir. Kullanılan yöntem ise nitel araştırma yöntemlerinden biri olan mülakat tekniğidir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştıma neticesinde varılan sonuç Covid-19 hastalığına yakalanan bireylerin çoğunluğu bu hastalığı küresel bir sağlık sorunu olarak görmektedirler. Covid-19 hastalığına yakalanan bireylerin bu hastalığa yakalandıklarında inanç durumlarını sorgulamadıklarını, dini başa çıkma yöntemlerini kullandıklarını, bu hastalıkla birlikte dini inanç ve ibadetlerinde farklılık olduğunu belirtmişlerdir. Bu hastalığa yakalanan bireylerin büyük çoğunluğunun Covid-19 hastalığı ile başa çıkmak için alternatif tıp'a yönelmekle birlikte dini başa çıkma yöntemlerine başvurdukları ortaya çıkmıştır.
Manevi danışmanlığın felsefi temelleri
Bu çalışmanın temel amacı, manevi danışmanlığın felsefi temellerini araştırmak ve bu doğrultuda felsefi kaynaklara bağlı bakış açısının manevi danışmanlık alanına sağlayacağı katkıları incelemektir. Bu bağlamda çalışmada, pratik felsefi geleneğin temeline inilerek felsefenin ruhun bakımı için gerekli görüldüğünün ve maneviyatı yadsımayıp aksine kucaklayan bir düşünme etkinliği olarak yürütüldüğünün altı çizilmiştir. Antik Yunan felsefesinin ve İslam ahlak metafiziğinin yol gösterici ve mutluluk verici boyutuyla ele alındığı çalışmada, modern manevi danışmanlık uygulamalarına teorik temel sağlayacak felsefi öğretiler ve temalar üzerinde durulmuştur. Manevi danışmanlıkta felsefi düşünmenin değerinin, modern bireyin belirsizliklerinin ve maneviyat arayışının, felsefenin din ve maneviyatla olan ilişkisinin tartışıldığı bu çalışmada, din felsefesinin temel problemlerinden olan kötülük problemi, danışanın aşkın varlıkla ilişkisi bağlamında incelenmiştir. Türkiye'de manevi danışmanlık alanına felsefi bir perspektiften bakan ilk çalışma olan bu araştırmada sonuç olarak; (i) manevi danışmanlık ve rehberliğin felsefi temellerinin olduğu; (ii) manevi danışmanlık hizmeti veren manevi danışmanların, gerek danışmanlığın amaçlarına ulaşmalarında gerekse kullandıkları teknikler açısından felsefi birikimden yararlanabilecekleri; (iii) manevi danışmanlık alanında, manevi danışman ve danışan arasında gerçek bir terapötik anlamanın sağlanıp sağlanamayacağının sorgulanabilmesi ve bu terapötik anlamanın ve yorumlamanın gerçekleşebilmesi için gerekli görülen teknikler açısından felsefi kaynaklardan yararlanılabileceği saptanmıştır.
Manevi destek uzmanlarına göre hastanelerdeki manevi destek hizmetinin psiko-sosyal uyuma etkisi
İnsanların giderek yalnızlaştığı günümüzde zor ve sıkıntılı süreçlerden geçerken gereksinim duyulan desteğin profesyonel yollarca sağlanması ihtiyacı hasıl olmuştur. Özellikle hastalık gibi ölümle yüz yüze gelinen bir süreçte kişiler psikolojik, sosyal ve manevi olarak çeşitli problemler yaşayabilmektedirler. Bütüncül bakımın bir gereği olarak hastaların tedavisi sürecinde ihtiyaç duyduğu psikolojik, sosyal ve manevi desteğin karşılanmasında moral ve motivasyon sağlanmasında görev alan hizmet kollarından biri de manevi destek hizmetidir. Manevi destek hizmeti, hastalık sürecinde yaşanan çeşitli problemlerde dini/manevi referanslarla hastalara eşlik etmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada hastaların hastalığa psiko-sosyal uyumları sürecinde manevi destek hizmetinin rolü ve etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma teorik ve alan araştırması olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde din, maneviyat ve manevi danışmanlık hakkında genel bilgiler verilmiş olup hastalık sürecinde görülen çeşitli psiko-sosyal sorunlar ele alınmıştır. İkinci bölümde ise mülakat yöntemiyle Ankara, Adana, Antalya, Bursa, Eskişehir, İstanbul illerindeki hastanelerde görev yapmakta olan 24 manevi destek uzmanıyla yapılan alan araştırmasında manevi destek hizmetinin hastaların uyum süreçlerine ne ölçüde etki ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuç bölümünde elde edilen bulgular özetlenerek katkı sağlayacağı düşünülen önerilere yer verilmiştir.
Manevi danışmanlık ve rehberlikte kriz terapisi üzerine düşünceler
Manevi danışmanlık ve rehberlikte kriz durumlarının aşılmasında manevî desteği konu edinen araştırmanın amacı, Allah tasavvurlarının ve varlık mertebelerinin doğru konumlandırılması ile kişinin mevcut durum ile başa çıkmasına yardımcı olmaktır. Temel sorusu "Allah tasavvuru ve varlık mertebeleri çerçevesinde, bireyin yaşadığı krizlerle başa çıkması arasında bir ilişki var mıdır" olan araştırma, Allah tasavvurlarını İslam doktrini çerçevesinde oluşturmayı konu edinmiştir. Literatürde sınıflandırılan Tanrı'nın olumlu veya olumsuz sınırlı tasavvurlarının kişinin olaylarla başa çıkmasında yetersizlik oluşturduğu görülmektedir, doğru bir Tanrı tasavvuru için İbnü'l Arabî'nin isim ve sıfatlar teorisi önerilmiştir. Yapılan çalışmalar Tanrı'yı sadece ʻsevgiʼ unsuru olarak görmenin basit maneviyata neden olduğu, Tanrı'nın tüm yönlerinin birlikte kabul edilmesi gerektiğini göstererek ʻisim ve sıfatlar teorisiniʼ desteklerken, Tanrı'nın bilinemez yönünün Jung'da Tanrı'nın arketipal formunun İbnü'l Arabî'de ahâdiyyet makamının kişinin sahip olması gereken bir zihinsel işlem olduğu bulunmuştur. Diğer taraftan bilincin katmanlarından bahseden Charles Tart'ın müşahede olarak isimlendirdiği Ken Wilber'da (universal mind) küllî akla dönüşen tevhid bilinci ile ilişkiye giren ʻgerçek benlikʼ ahâdiyyet makamı ile kurduğu ilişkinin sonucu olarak İbnü'l Arabî'nin bahsettiği varlık mertebelerinde yerini alır. Bu ise kişinin latif duygulara yakınlık ve uzaklığını belirler ve yaşamda başına gelen olayları bu hisler ile değerlendirmesini sağlar. Belgesel tarama yöntemiyle gerçekleşen araştırma bireylerin ʻDoğru Tanrı tasavvuru ve varlık mertebeleriʼ algılarının, krizleri aşmada etkili olduğunu göstermiştir. Allah'ı Aşkın ve İçkin olarak tasavvur edenlerin kriz zamanlarında kendilerine zor zamanlarda bir dayanak noktası olan Tanrı tasavvurunu doğru şekilde oluşturduğu ve bu olaylar ile başa çıkmada yeterlilik gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca varlık mertebelerinde perdeleri kaldırıp yükseldikçe kişi Allah'a yaklaşacak ve zor zamanları bir fırsat olarak değerlendirecektir.
Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerin manevi destek algısını etkileyen etmenlerin belirlenmesi
Çalışma Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerin manevi destek algılarını etkileyen etmenlerin belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı türde yapılmıştır. Çalışmanın evrenini 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 802 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise 4 Şubat-4 Nisan 2019 tarihleri arasında araştırmaya gönüllü olarak katılan ve araştırma koşullarına uyan öğrenciler oluşturmuştur. Araştırma verileri toplanırken 'Sosyodemografik Veri Toplama Formu' ve 'Manevi Destek Algısı Tespit Ölçeği' kullanılmıştır ve araştırmadan elde edilen veriler SPSS-23.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Shapiro-Wilk Testi iki grup karşılaştırmasında Mann-Whitney U Testi ve ikiden fazla grup karşılaştırmasında Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Öğrencilerin Manevi Destek Algı puan ortalaması 51.36±8.96'dır. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda öğrencilerin yaşı, cinsiyeti ve hangi liseden mezun oldukları ile manevi destek algı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak hemşirelik öğrencilerinin Manevi Destek Algısı toplam puan ortalaması düzeyinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ulaştığımız bu sonuç bize hemşirelik öğrencilerinin belirli oranda olumlu maneviyat ve manevi bakım algısına sahip olduklarını göstermektedir.
Depresyon ve anksiyete bozukluğu olan hastaların manevi yönelimleri ile intihar eğilimleri ve tedavi uyumları arasındaki ilişki
Bu araştırma, depresyon ve anksiyete bozukluğu olan hastaların manevi yönelimleri ile intihar eğilimleri ve tedavi uyumları arasındaki ilişkiyi belirlemek için tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Uygulama ve Araştırma Hastanesinde psikiyatri kliniğinde yatan ve ayaktan tedavi edilmek üzere psikiyatri polikliniğine başvuran anksiyete ve depresyon tanılı 295 hasta oluşturdu. Veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu, Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Manevi Yönelim Ölçeği (MYÖ), Morisky Tedavi Uyum Ölçeği (MTUÖ) ve İntihar Olasılığı Ölçeği (İOÖ) kullanıldı. Verilerin analizi SPSS İstatistik 26 versiyonu ile Independent Sample T testi, One Way Anova Testi, Post Hoc ve Pearson Testi kullanılarak değerlendirildi. Hastaların ölçek toplam puanları; BAÖ 25,53±13,58, BDÖ 26,25±13,29, MYÖ 85,48±28,17, MTUÖ 1,80±072 ve İOÖ 79,98±17,90 olarak belirlendi. MYÖ ile İOÖ toplam puan ortalaması arasında negatif yönde orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). MYÖ ve MTUÖ toplam puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı saptandı (p>0.05). İOÖ ile MTUÖ toplam puan ortalaması ile negatif yönde düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). Depresyon ve anksiyete hastalarında manevi yönelim düzeyleri arttıkça intihar olasılık düzeylerinin azaldığı, intihar olasılıkları azaldıkça tedavi uyumlarının arttığı belirlendi. Psikiyatri hemşiresinin hasta ile terapötik etkileşiminde ve bakım sürecinde hastanın manevi yöneliminin değerlendirilmesi ve desteklenmesi önerilmektedir.
Tasavvufi açıdan gece ibadeti ve kişinin manevi gelişimine katkısı
Bu tez çalışmamızda, gece ibadetinin öneminden, faziletinden, ayrıcalığından, manevi zevklerin kaynağından, berzah ve kıyamet azığı oluşundan, hayır kapılarının açılmasına vesile olabileceğinden, kişiyi günah ve gafletten koruyabileceğinden bahsetmeye çalıştık. Yine önceki ümmetlerdeki gece ibadeti, Allah'ın sevgisini kazanabilme yollarından birisi olarak gece ibadeti, Peygamberimizin vazgeçilmez nafile ibadetlerinden birisi olarak gece ibadeti ve onun faziletlerini incelemeye çalıştık. Sahabe, selef-i salihînin ve mezhep imamlarının gece ibadetlerinden ve geceyi nasıl ihya ettiklerinden söz etmeye çalıştık. Zirve seviyede gece ibadetine yer veren ehl-i tasavvuf ve bazı tarikatların uygulamalarını ulaşabildiğimiz ölçüde açıklamaya gayret ettik. Yine gece ibadetinin içeriğinden, gece kılınan namazların manasından, teheccüd namazının hükmünden, secde, gözyaşı, ilim tahsili, tefekkür, tezekkür, Kur'an-ı Kerim kıraati ile gece ibadetinin bağlantıları, kalkma zamanı, ihya etme süresi ve devamlılık esası, mazur ve muaf durumları, kalkamayanların durumu gibi hususları alt başlıklar halinde ele aldık. Ayrıca uyku ve gece ibadeti, ailece kalkabilme alışkanlıkları, kaylule uykusuyla gece ibadetini destekleme, gece ibadetine kalkabilmeyi kolaylaştıran ve zorlaştıran zahiri-batıni sebepleri ele alarak tezimizi neticelendirdik. Anahtar Kelimeler: Ömür, Gece İbadeti, Manevi Gelişim, Allah'ın Rızası, Teheccüd, İhya, Gece Kıraati, Zikir, Tefekkür, Tesbih, Takva, Seher Vakti, İhlâs, Şükür, Seyr-ü Sülûk, Dua
Palyatif bakım hastalarının manevi iyilik halleri ile ağrıyla başa çıkma durumları arasındaki ilişki
Bu araştırma palyatif bakım hastalarının manevi iyilik halleri ile ağrıyla başa çıkma durumları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı, kesitsel ve ilişkisel olarak yapılmıştır. Araştırma bir şehir hastanesinin palyatif bakım ünitesinde yatan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 230 hasta ile yapılmıştır. Çalışma için etik kurul onayı, kurum ve hastaların yazılı izinleri alınmıştır. Veriler tanıtıcı özellikler formu, Ağrı İle Başa Çıkma Ölçeği ve Manevi İyilik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, minimum ve maksimum değerler, ortalama ve standart sapma, student t testi, varyans analizi, spearman korelayon analizi, pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Hastaların yaş ortalaması 54,62±14,66, klinikte yattığı süre ortalaması ise 16,77±4,38 olup %56,5 'inin kadın olduğu saptanmıştır. Hastaların %61,7'si manevi bakıma ihtiyacı olduğunu belirtmiştir. Hastaların ağrıyla başa çıkma ölçeğinin alt boyutlarından aldıkları puanların dağılımları incelendiğinde; kendi kendine başa çıkma alt boyut puan ortalamasının 17,47±5,47, çaresizlik alt boyut puan ortalamasının 15,62±3,13, bilinçli bilişsel girişimler alt boyut puan ortalamasının 9,79±2,68, tıbbi çare arama alt boyut puan ortalamasının 15,31±2,66 olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan hastaların, yaş, çalışma durumu, medeni durum, bir işte çalışma durumuna göre ağrıyla başa çıkma ölçeği alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlılık saptanmıştır (p<0,05). Hastaların manevi iyilik ölçeği genel toplam puanının 24,03±24, anlam alt boyut puanının 8,50±9,00, barış alt boyut puanının 6,33±6,00 inanç alt boyut puanının 9,20±9,00 olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan hastaların medeni durum, çalışma durumu, yaşanılan yer, aile tipi, kronik hastalık durumu ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık düzeyine göre manevi iyilik hali ölçeği genel toplam, anlam, barış ve inanç alt boyutlarından aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlılık saptanmıştır (p<0,05). Hastaların anlam ve kendi kendine başa çıkma puanı (r= 0,641) arasında orta düzeyde pozitif yönde, anlam ve çaresizlik puanı (r= -0,621) arasında orta düzeyde negatif yönde, barış ve kendi kendine başa çıkma puanı (r= 0,646) arasında orta düzeyde pozitif yönde, barış ve çaresizlik puanı (r=-0,686) arasında orta düzeyde negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Çalışma sonucunda hastaların manevi iyilik düzeylerinin artırılması için hemşireler tarafından ağrı yönetiminin sağlanması ve hemşirelik bakımına manevi bakımı entegre etmesi önerilir. Anahtar Sözcükler: Palyatif Bakım, Ağrı, Hasta, Ağrıyla Başa Çıkma, Manevi İyilik, Maneviyat
Koroner yoğun bakımda yatan hastaların manevi iyilik hali ve ölüm kaygısı düzeyleri
Bu araştırma koroner yoğun bakımda yatan hastaların manevi iyilik hali ve ölüm kaygısı düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı, kesitsel ve ilişkisel olarak yapılmıştır. Araştırma bir şehir hastanesinin koroner yoğun bakım ünitesinde yatan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 222 hasta ile yapılmıştır. Veriler Tanıtıcı Özellikler Formu, Manevi İyilik Ölçeği ve Ölüm Kaygısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Levene testi, Shapiro-Wilk testi, Student's t Testi, Mann Whitney–U testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey HSD testi, Kruskal Wallis testi, Bonferroni-Dunn testleri, spearman korelasyon analizi ve pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Hastaların yaş ortalaması 59,15±12,70 olup %32,9'unun kadın, %83,3'ünün evli ve %34,2'sinin çalıştığı saptanmıştır. Araştırmaya katılan hastaların cinsiyet, eğitim, meslek, gelir düzeyi, medeni durum, çalışma durumu, kronik hastalık durumu ve sağlığını değerlendirme düzeyi gibi bazı tanıtıcı özelliklere göre manevi iyilik ölçeğinin anlam alt boyutlarından aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0,05). Araştırmaya katılan hastaların, cinsiyet, medeni durum, meslek, aile durumu ve mevcut sağlık durumuna göre ölüm kaygısı ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0,05). Hastaların anlam ve manevi iyilik ölçeği puanı arasında anlamlı kuvvetli düzeyde pozitif yönde ilişki görülürken (r=0,797), barış ve ölüm kaygısı ölçeği puanı arasında anlamlı, zayıf düzeyde negatif yönlü ilişki bulunmuştur (r=-0,159). Çalışma sonucunda hastaların ölüm kaygısını azaltılması manevi iyilik düzeylerinin artırılması için hemşirelik bakımına manevi bakım uygulamalarının daha çok katılması önerilir.
Manevi danışmanlık ve varoluşçu psikoterapi
Bu çalışmada, manevi danışmanlık ile varoluşçu psikoterapinin araştırılması ve incelenmesi hedeflenmektedir. Dört bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi ve sınırlılıkları ifade edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde manevi danışmanlığın ne olduğu, neden ihtiyaç duyulduğu, tarihsel gelişimi ve uygulama alanları şimdiye kadar yapılan çalışmalardan da yararlanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde varoluşçu psikoterapi ile ilgili kaynaklar taranmış ve mevcut psikoterapi modelleri içerisinde bireyin "Aşkın Güç" ile olan ilişkisini yorumlama konusunda uygun olup olmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde, ilk üç bölümde araştırılan konular arasındaki bağlantılar ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Psikolojik iyi oluş ve manevi yönelimin üniversite öğrencilerinin İnternet bağımlılığı düzeyi üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada belirlenmiş olan temel sorular çerçevesinde üniversite öğrencilerinde internet bağımlılığının psikolojik iyi oluş ve manevi yönelimle olan ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Gaziantep'te üniversite okuyan öğrencilerden oluşmuştur. Araştırmaya Gaziantep'te farklı üniversitelerde okuyan 404 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin cinsiyet özellikleri 200 kadın ve 204 erkekten oluşmuştur. Bu çalışmada Kişisel bilgi formu, Psikolojik iyi oluş ölçeği, BAPİNT Bağımlılık Profil İndeksi İnternet Bağımlılığı Formu, Manevi yönelim ölçeği kullanılmıştır. Dağılımın normalliği betimsel istatistikler ve normallik testleri üzerinden değerlendirilmiştir. İnternet bağımlılığı, psikolojik iyi oluş ve manevi yönelim arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ile incelenmiştir. İnternet bağımlılığının yordandığı regresyon modeline psikolojik iyi oluş ve manevi yönelimden önce demografik bir değişken olan cinsiyete yer verilmiştir. Değişkenler arasındaki basit korelasyonlar göz önüne alınarak, modele sırasıyla cinsiyet psikolojik iyi oluş ve manevi yönelim değişkenleri eklenerek hiyerarşik regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmada manidarlık düzeyi olarak.05 esas alınmıştır. Verilerin analizi SPSS 22.0 programı ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; , psikolojik iyi oluş düzeyi ile manevi yönelim düzeyi arasında pozitif yönde orta derecede bir ilişki bulunduğu görülmektedir. Psikolojik iyi oluş düzeyi ile internet bağımlılığı düzeyi arasında negatif yönde düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Manevi yönelim düzeyi ile internet bağımlılığı arasında ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bu sonuçlara göre; psikolojik iyi oluş düzeyi arttıkça internet bağımlılığının azaldığı söylenebilir.
Ergenlerde çoklu zekâ, dindarlık ve maneviyat ilişkisi
Bu araştırma dindarlık ve maneviyat algısı doğrultusunda ergenlerin dini yaşayış tarzlarının, dünyaya bakış açılarının ve dini kimliklerinin çoklu zekâ alanlarından nasıl etkilendiğini tespit etmek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın temel problemini ergenlerin dindarlık, maneviyat ve dinî kimlikleri üzerinde çoklu zekâ alanları bir etki yaratabilir mi? sorusu oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan odak grup görüşmesi tekniği ile toplanan verileri önce gruplandırılarak temalar oluşturulmuş ve ardından anlayıcı geleneği doğrultusunda yorumlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi tekniği ile toplanan veriler önce gruplandırılarak temalar oluşturulmuş ardından anlayıcı gelenek doğrultusunda yorumlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, İstanbul Beşiktaş Kabataş Erkek Lisesi 2019-2020 öğretim yılı mezunu 12 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılar 6'sı Kadın 6'sı Erkek cinsiyetinde ve 18-20 yaş aralığındadır. Katılımcıların belirlenmesinde nitel araştırma örnekleme yöntemleri arasında bulunan "Kolay Ulaşılabilir ve Durum Örnekleme Yöntemi" kullanılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre; çoklu zekâ alanlarının ergenlerin dindarlık ve maneviyatına 3 şekilde etki ettiği tespit edilmiştir. 1. Dindarlık ergenler üzerinde sınırlı düzeyde etkiye sahiptir. Dindarlık olgusu ibadetler üzerinde değerlendirilmiştir. 2. Maneviyat ise ergenler üzerinde daha büyük bir etkiye sahiptir denilebilir. 3. Çoklu zekâ alanlarının genel olarak birçok alanının varlığına dair izler katılımcılar tarafından örneklerle ifade edilmiştir. Araştırma nitel bir çalışma olup, odak grup çalışması kapsamında durum çalışması deseniyle yürütülmüştür. Betimleme ve içerik analiz yöntemleriyle araştırma verileri çözümlenmiştir. Araştırmada ulaştığımız bulgulara göre, ergenlik dönemi dinî -manevi tutum ve yaşayışa etki eden faktörlerden çoklu zekâ alanları katılımcıların verdikleri bilgiler doğrultusunda yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, çoklu zekâ, dindarlık, maneviyat
Ölüme karşı tutumlar ile manevi kaynaklar arasındaki ilişkide kişiliğin aracı rolü
Bu araştırmada ölüme karşı tutumların manevi kaynaklarla ilişkisinde kişiliğin aracı rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Bu çalışma, üniversitelerin lisans öğreniminde bulunan 241 kadın 161 erkek olmak üzere toplam 402 katılımcı ile yürütülmüştür. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Ölüme Karşı Tutum Ölçeği, Manevi Kaynaklar Ölçeği ve Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda ölüme karşı tutumlar, manevi kaynaklar ve kişilik arasında anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Kişilik ve manevi kaynakların ölüme karşı tutumlar üzerinde yordayıcı etkileri bulunmuştur. Bu çalışmada ölüme karşı tutumlar ile manevi kaynaklar arasındaki ilişkide kişiliğin hiçbir alt boyutunun (deneyime açıklık, sorumluluk, uyumluluk, dışa dönüklük, duygusal dengesizlik) herhangi bir aracı etkisinin olmadığı saptanmıştır.
Gebelerde maneviyatın doğum korkusu ve mutluluğa etkisi
Hemşirelik alanında gebelerin maneviyat düzeyinin gebeliğe etkisiyle ilgili literatür taraması yapıldığında bir eksiklik tespit edildi. Bu çalışmada gebelerde maneviyat düzeyinin doğum korkusu ve mutluluğa olan etkisini ortaya koymak ve literatüre katkı sunmak amacıyla yapıldı. Kesitsel tipteki çalışmanın verileri Eylül 2022 – Şubat 2023 tarihlerinde Gaziantep ilinde bulunan iki devlet hastanesi ve özel bir hastanede kadın doğum polikliniğine başvuran 18-49 yaş arasında 20-34 haftalık gebelerden toplandı. Yapılan güç analizine göre, %95 güven aralığında, (1-β) 0.85 olması istendiğinde 532 katılımcı ile çalışmanın yeterli olduğu görüldü (G-Power, v3.1.9.7). Çalışmamız 611 gebeyle yürütüldü. Araştırmanın verileri; "Kişisel Bilgi Formu," "Doğum Tutum Ölçeği (DTÖ)," "Maneviyat Ölçeği (MÖ)" ve "Oxford Mutluluk Ölçeği (OMÖ)" ile toplandı. Verilerin analizinde sürekli değişkenlerde ortalama (Ort.) ve standart sapma (SS) ile, kategorik değişkenlere ait veriler sayı (n) ve yüzde (%) kullanılarak raporlandı. İkili grupların değerlendirilmesinde Independent samples t testi, üç ve üstü grupların değerlendirilmesinde Oneway ANOVA testi kullanıldı. Sürekli değişkenler arasındaki ilişkide Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi kullanıldı. Ölçeklerin birbirlerini yordamaları Basit Doğrusal Regresyon Analizi ile değerlendirildi. MÖ ile DTÖ arasında negatif yönde, zayıf düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (r=-0.106, p=0.009). MÖ ile OMÖ arasında ise pozitif yönde, orta düzeyde ve istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edildi (r=0.427, p<0.001). Ayrıca DTÖ ile OMÖ arasında da negatif yönde, zayıf düzeyde ve istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görüldü (r=-0.286, p<0.001).Maneviyat puanının; doğum korkusu ve mutluluk puanıyla istatistiksel olarak anlamlı bir yordayıcısı (açıklayıcısı) olduğu görüldü. Hemşirelerin gebelerde manevi bakıma yönelik uygulamalarının desteklenmesi ve bu konuda çalışmaların artırılması gerektiği önerilmektedir.
Kur'an-ı Kerime göre maddi ve manevi kazanç imkanları
Bu çalıĢmanın yapılmasında temel amaç maddî ve mânevi kazanç imkânlarının Kur‟ân-ı Kerîm çerçevesinden incelenmesidir. ÇalıĢma da literatür tarama yöntemi kullanılmıĢtır. Temel tefsir kaynaklarına inilmiĢ, konu bağlamında; lügat, hadis, fıkıh, tez makale ve dergilerden faydalanılmıĢtır. Kazanç; kiĢinin eylemleri sonunda elde ettiği her tür maddî ve mânevî değerdir. Ġslâm iktisadının temelini oluĢturan kazanç Kur‟ân-ı Kerîm‟de türevleriyle beraber pek çok defa geçmektedir. Kur‟ân‟da kazanç; kesb, ticaret, mal, meta„, sa„y, rızık, ecir, fevz, iĢtira, amel, bey„, nimet, hars, kavramları ile ifade edilmiĢtir. Bu kavramlar kiĢinin gerçek anlamda maddî ve mânevî kazanımları olan günah, sevap, mal, mülk ve benzeri Ģeyleri ifade eder. Kur‟ân‟da kazançla ilgili bir de zıt anlamlı kavramlar vardır. Bunlar; hüsran, ceza, bâtıl, fesat, azap, buhl/Ģuhh gibi kavramlardır. Bu kavramlar kiĢinin maddî ve mânevî her tür kaybını ifade eder. Kur‟ân‟da kazancın hangi kavramlarla ifade edildiği, meĢrû ve meĢrû olmayan kazanma yolları, dünya kazancını oluĢturan maddî boyutu, ahiret kazancını oluĢturan mânevî boyutu, âyetler ıĢığında ele alınmıĢ ve gerçek kazancın dünyalık maddîyattan ziyade ahirette Allah‟ın rızâsını kazanmak olduğu anlaĢılmıĢtır. Bunun için de Allah‟a iman etmek, sâlih amel iĢlemek, can ve mal ile Allah yolunda cihat etmek emredilmiĢtir. Bu bağlamda ahiret yurdunun imarı dünya hayatının Kur‟ân-î ilkeler doğrultusunda ihyasıyla mümkün olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kur‟ân, Kesb, Ticaret, Rızık, Nimet, Dünya, Ahiret, Maddî Kazanç, Mânevî Kazanç. sonra doldurulacaktır.
Palyatif bakımda hemşire, hasta ve hasta yakını açısından spiritüel değerlendirmenin incelenmesi
Araştırma palyatif bakım sevisinde hemşire, hasta ve hasta yakını açısından spiritüel değerlendirmenin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı araştırma tipinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma Nisan 2021- Kasım 2021 tarihleri arasında Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi Korucuk Kampüsü Palyatif Bakım Servisinde yürütülmüştür. Araştırma evrenini Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi Korucuk Kampüsü Palyatif Bakım Servisindeki araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan ve power analiz sonucunda 60 hemşire, 60 hasta ve 60 hasta yakını gönüllülük ilkesi doğrultusunda araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada veriler ''Birey Demografik Bilgi Formu'', ''Spiritüel İyi Oluş Ölçeği'', ''Maneviyat Ölçeği'' ve ''Manevi Destek Algısı Ölçeği'' ile elde edilmiştir. Tüm sonuçlar p<0.05 için anlamlı kabul edilmiş olup, ölçek güvenilirlikleri için ise Cronbach's alfa değerinden yararlanılmıştır. İki grup arasındaki fark olup olmadığına ilişkin bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla grup arasında fark olup olmadığına ilişkin tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA) ile bakılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin SİOÖ skor ortalaması 113,78±13,44 olarak bulunmuş ve spiritüel iyi oluşları yüksek olarak değerlendirilmiştir. Hastalara uygulanan SİOÖ puan ortalaması 106,28±14,35 olarak bulunmuş ve spiritüel iyi oluşları yüksek olarak değerlendirilmiş olup, hasta yakını SİOÖ skor ortalaması 119,15±12,49 olarak bulunmuş ve hasta yakınlarının spiritüel iyi oluşları yüksek olarak belirlenmiştir. Hemşirelerin evli, gelir durumu iyi, çalışılan bölümü isteyerek seçen ve kendini spiritüel açıdan iyi olarak değerlendirenlerin spiritüel iyi oluşları daha yüksektir(p<0,05). Hastaların eğitim durumu yüksek olanların spiritüel iyi oluşları fazla, geniş ailesi olanların spiritüalitesi yüksek olarak belirlenmiştir(p<0,05). Hasta yakınlarından çalışanların, ilde yaşayanların, çocuğu olanların, kendisini spiritüel açıdan iyi olarak değerlendirenlerin spiritüel iyi oluşları yüksektir(p<0,05). Sonuç olarak; palyatif bakım kliniğinde hemşire, hasta ve hasta yakınlarının spiritüel iyi oluşu ve spiritüalite düzeyi yüksek olarak belirlenmiştir.
İşyerinde maneviyat ve psikolojik sermaye arasındaki ilişkilerin incelenmesi üzerine bir araştırma
İnsanoğlunun varoluşundan bu yana süregelen, kutsala özgü inanışlar zaman içerisinde değişime uğramış ve son zamanlarda daha bireysel bir bakış açısıyla maneviyat kavramı ön plana çıkmıştır. Her ne kadar maneviyat kavramı, din kavramının içerisinde algılansa da farklı kavramlar olarak anlamlandırılmaktadırlar. Çalışmada bir taraftan maneviyat konusu üzerinde düşünülürken, diğer yandan 2000'li yıllarda hızlı bir ivme kazanan, pozitif psikoloji alanında öne çıkan, psikolojik sermaye kavramı üzerinde durulmaktadır. Psikolojik sermaye, diğer sermaye türlerinden ayrılarak, işletmenin değerinin yükseltilmesi konusunda öneme sahiptir. Psikolojik sermayenin boyutları olan, umut, iyimserlik, özyeterlilik ve psikolojik dayanıklılık kavramlarının, çalışanların çalışma ortamlarında oluşturduğu farklılık göz önünde bulundurulduğunda, işyerinde maneviyatın bu faktörler üzerindeki etkisi merak edilen bir konudur. Çalışmada, bu bağlamda, Kastamonu İli Merkez İlçede bulunan Gürmen Grup Ramsey Tekstil Fabrikası'nda çalışanlar ile "anket" yürütülmüştür. Öncelikle kavramlar ile ilgili literatür taraması yapılmış ve anketlerden elde edilen veriler analiz edilerek araştırma hipotezlerinin doğruluğu kanıtlanmıştır. Ayrıca maneviyat kavramı ile psikolojik sermaye kavramlarının birlikte anlamlandırılması ile literatüre farklı bir bakış açısı kazandırmak hedeflenmiştir.
Eğitim kurumlarında işyeri ruhsallığının geliştirilmesine yönelik deneysel bir uygulama
Bu araştırmanın amacı işyeri ruhsallığı çerçevesinde tasarlanan Okul Ruhsallık Programı'nın (ORP) öğretmenlerin ruhsallık düzeyleri üzerindeki etkisini incelemek ve öğretmenlerin bu programa ilişkin görüşlerini belirlemektir. Çalışmada işyeri ruhsallık konusu incelenmiş ve araştırmacı tarafından hazırlanan 6 haftalık ORP uygulanmıştır. Çalışma nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanılmasından oluşan karma araştırma olup çalışmada açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2016–2017 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ilinde görevli, deney (N=19) ve kontrol (N=19) gruplarında yer alan 38 öğretmen oluşturmaktadır. Nicel verilerin toplanmasında İşyeri Ruhsallığı Ölçeği (Özğan, 2017) kullanılmış, nitel veriler için de yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Katılımcıların ORP'ye ilişkin algı ve tutumlarını belirlemek için ORP Değerlendirme Formu ve ORP'nin 6 haftalık video kayıtları analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda ORP'nin toplam ölçek puanı boyutunda anlamlı bir farka yol açmadığı saptanmıştır. Boyutlar bazında sonuçlar incelendiğinde ise ön test ve son test sonuçlarına göre ORP'nin "Aşkınlık, Anlamlı İş" boyutlarında anlamlı bir farka yol açtığı görülürken "Özalgı ve Örgütsel Değerler" boyutlarında herhangi bir farka yol açmadığı belirlenmiştir. ORP sonuçlarına ve etkililiğine ilişkin katılımcılar ile yapılan görüşmelerde ORP'nin katılımcılar üzerinde "Hayat, Okul içi İlişkiler, Özbenlik, Amaçlar, Anlam" temalarında olumlu etkilere yol açtığı görülmüştür. Katılımcılar ORP'yi faydalı bulduklarını, bu program çerçevesinde yapılan etkinliklerin işlerine anlam kattığını, ruhsal farkındalıklarını artırdığını, ruhsal olgular ile daha derinden tanıştıklarını, okul içi çalışmalarında ve ilişkilerinde amaç bütünlüğü ve gerçek anlam bilinci kazandıklarını belirtmişlerdir. Çalışma bulguları kapsamında ayrıca katılımcılar açısından nicel ve nitel verilerin karşılaştırmalı analizi, ORP değerlendirme formu ve video kayıtlarından elde edilen veri sonuçları, katılımcıların ORP'yi tavsiye etme nedenleri, programa ilişkin önerileri ve tanımları sunulmuştur.
Genç yetişkinlerin çocukluk çağı travmalarının spiritüel iyi oluşları üzerindeki etkisi
Çalışmanın amacı, genç yetişkinlik dönemindeki bireylerin çocukluk çağı travmalarının spiritüel iyi oluşları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu kapsamda araştırmada nicel desenin genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma kesitsel olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki genç yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Kolayda örneklem yöntemi kullanılan araştırma, gönüllü katılım sağlayan 200 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Online olarak hazırlanan anket formu; demografik soru formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Spiritüel İyi Oluş Ölçeği'nden oluşmaktadır. Yapılan nicel analizler sonucunda ölçeklerin ölçüm testlerinin yüksek güvenirliliğe sahip olduğu; yapı testlerinin ve ölçüm testlerinin ise kabul edilebilir bir uyuma sahip olduğu görülmektedir. Araştırma sonucunda çocukluk çağı travma değişkeninin spiritüel iyi oluş faktörünü anlamlı ve negatif bir biçimde yordadığı bulunmuştur. Bununla birlikte fiziksel taciz ve duygusal ihmal alt faktörlerinin eş zamanlı olarak doğayla uyum alt faktörünü; duygusal ihmal alt faktörünün anomi alt faktörünü; aşırı koruma kontrol ve duygusal ihmal alt faktörlerinin eş zamanlı olarak aşkınlık alt faktörünü anlamlı ve negatif bir biçimde yordadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Spiritüellik, Spiritüel İyi Oluş, Travma
Manevi ve psikolojik danışmanların içsel spiritüellik ve kişilik düzeyleri arasındaki farklılıkların incelenmesi
Bu araştırmada manevi ve psikolojik danışmanların içsel spritüllellik ve kişilik düzeyleri arasındaki farklılıkların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Karşılaştırmalı-İlişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu amaçla araştırmanın grubunu Akdeniz ve Ege Bölgesinde bulunan özel veya kamu kurumunda en az 6 ay çalışmış 59 psikolojik danışman ve 59 manevi danışman oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, Hodge (2003) tarafından geliştirilen ve Ekşi, Kardaş ve Akyol Koçoğlu (2018) tarafından Türk kültürüne uyarlanan İçsel Spritüellik Ölçeği ve Gosling ve arkadaşları (2003) tarafından geliştirilen, Atak (2013) tarafından Türk kültürüne uyarlanan On-Maddelik Kişilik Ölçeği envanterleri ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, ölçek ortalamalarına göre gruplar arası karşılaştırma normallik varsayımı sağlandığı için, ANOVA ve bağımsız gruplar t testi, ölçekler arası korelasyonun incelenmesi için normal dağılım göstermeleri sebebiyle Pearson Korelasyon Analizi, içsel spiritüellik ölçeği bağımlı değişken seçilmiş ve çok değişkenli lineer regresyon analizi kullanılmıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda manevi ve psikolojik danışmanlar arasında on-maddelik kişilik ölçeğinin alt boyutlarından sadece birinde farklılık gözlemlenmiş diğer alt boyutlarda herhangi bir farklılık görünmemiştir. İçsel Spritüellik Ölçeğinde ise belirgin fark saptanmıştır.
Hemşirelerin psikolojik iyi oluş düzeyleri ve koruyucu faktörlerin incelenmesi
Bu çalışma COVID-19 tanılı hastalara bakım vermiş veya hala vermekte olan hemşirelerin psikolojik iyi oluş düzeylerini belirlemek ve psikolojik iyi oluşlarını etkileyen faktörleri incelemek amacıyla kesitsel, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yapılmıştır. Araştırma Ankara Şehir Hastanesi, Nöroloji-Ortopedi Hastanesinde Haziran-Aralık 2021 tarihleri arasında, COVID-19 tanılı hastaların bakımında aktif görev almış ya da bu hastalara bakım vermeye devam eden 300 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında; Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Maneviyat Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Pearson Korelasyon analizi, Hiyerarşik Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi (Enter model) kullanılmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 27.53±6.40 yıl olup, %65.7'si kadın ve %82.7'si lisans mezunudur. Hemşirelerin psikolojik iyi oluşunun psikolojik sermaye boyutları, maneviyat düzeyleri, beslenme, egzersiz, hobilerini sürdürme, sosyal destek, işinden memnun olma ve iş yaşam kalitesi düzeyleriyle pozitif anlamlı korelasyon gösterdiği saptanmıştır (p<0.0001). Regresyon analizi sonucunda 3. Modelde hemşirelerin hobilerini sürdürme durumunun (β = .51), psikolojik sermayenin öz-yeterlilik alt boyutunun (β = .49) ve maneviyatın (β = .05) psikolojik iyi oluş düzeyini anlamlı ölçüde yordadığı bulunmuştur (R=.76, R2 = .58, Düzeltilmiş R2 = .56). Bu model, hemşirelerin psikolojik iyi oluş düzeylerinde değişimin %56'sını açıklamıştır. ANAHTAR KELİMELER: Hemşire, Hobi, Maneviyat, Psikolojik iyi oluş, Psikolojik sermaye
Maneviyat düzeylerine göre stres, bilgece farkındalık ve ayrışma-bütünleşme farklılıkları
Bu araştırma, maneviyat ile stres belirtileri, bilgece farkındalık düzeyi ve dengeli benlik değişkenleri arasındaki ilişkiye odaklanmıştır. Çalışmada, 18 yaş üstü 266 kadın ve erkek katılımcının maneviyat düzeylerine göre, stres belirtilerinin, bilgece farkındalık düzeylerinin ve dengeli benliklerinin anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Katılımcılar rastgele örnekleme yöntemiyle, çevrimiçi olarak çalışmaya katılmıştır. Çalışmada araştırmaya katılanlara; Demografik Bilgi Formu, Maneviyat Ölçeği, Stres Belirtileri Ölçeği, Beş Faktörlü Bilgece Farkındalık Ölçeği-Kısa Formu ve Dengeli Bütünleşme Ayrışma Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, manevi pratik yapan katılımcıların "duyumsal farkındalık" düzeyleri, manevi pratik yapmayanlara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Maneviyat ile Dengeli Bütünleşme Ayrışma Ölçeği'nin alt boyutları olan "kişiler arası" ve "öz gelişim" değişkenleri arasında çalışmada beklenildiği, gibi anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki gözlemlenmiştir. Maneviyat ile "duyumsal farkındalık", "duyguları isimlendirme" ve "etkilenmeden gözlemleme ve izleme" bilgece farkındalık alt boyutları, anlamlı ve pozitif yönde ilişkilidir. Maneviyat ve stres belirtileri arasında ise istatistiksel olarak yeterince güçlü bir ilişki bulunamamıştır. Maneviyat düzeyinin değişkenler ile anlamlı bir ilişkisi olup olmadığına bakıldığında ise; maneviyat düzeyi düşük ve orta alt olarak gruplandırılan bireylerin, maneviyat düzeyi orta üst ve yüksek bireylere göre, bilgece farkındalık düzeyi ve dengeli benlik puanı daha düşüktür. Maneviyat düzeyi stres belirtileri üzerinde yalnızca "duygusal belirtilerde" anlamlı, pozitif yönde sonuçlar vermiştir. Mevcut çalışmada, kadın ve erkek katılımcılar arasında farklılık olup olmadığını incelemek amacıyla SPSS'deki Split File yöntemiyle analizler yenilenmiştir. Bu analiz sonuçlarına göre; maneviyat düzeyi düşük, orta alt, orta üst ve yüksek olarak gruplandırılan kadın katılımcıların, kişiler arası, öz gelişim, duyumsal farkındalık, duyguları isimlendirme, etkilenmeden gözlemleme ve izleme ve duygusal stres belirti düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Erkek katılımcılarda ise yalnızca, kişiler arası ve etkilenmeden gözlemleme ve izleme düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Bilgece farkındalık, stres belirtileri, maneviyat, dengeli benlik
Hemşirlerde spirituel iyi oluş ve bilinçli farkındalık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma erişkin klinik ve yoğun bakım ünitelerinde görev yapan hemşirelerin spirituel iyi oluş ve bilinçli farkındalık düzeylerinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma Başkent Üniversitesi Hastanesi'nin Ankara, Adana, Alanya, Konya, İzmir ve İstanbul merkez hastanelerinde görev yapan 583 hemşire ile yapılmıştır. Araştırma verileri; bilgi formu, Spirituel İyi Oluş Ölçeği ve Bilinçli Farkındalık Ölçeği kullanılarak 10/07/2020-1/11/2020 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan hemşireler çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada hemşirelerin yaş ortalaması 26,35±6,97 olup, hemşirelerin %66,6'sı 18-25 yaş aralığındadır. Hemşirelerin %85,6'sı kadın, 73,1'i bekar, %27,9'u evli, %55,6'sı lisans mezunudur. Hemşirelerin meslekte çalışma sürelerinin ortalaması 5,77±6,33 olup en az 1 yıl ile en fazla 33 yıl arasında çalışmaktadır. Hemşirelerin %81,8'i spiritüalite hakkında ve %90,1'i bilinçli farkındalık hakkında eğitim almamışlardır. Araştırmada kendilerini spirituel ve spirituel belirten hemşirelerin spirtüel iyi oluş puan ortalamaları (107,83±17,52) yüksek düzeydedir. Araştırmada hemşirelerin bilinçli farkındalık düzeyleri puan ortalması (66,26±12,90) ortadır. Araştırmanın sonucu olarak bilinçli farkındalığın ve spiritüel iyi oluş seviyelerinin 31-40 yaş grubunda yüksek olduğu görülmüştür. Kendisini spirituel ve iannçlı olarak tanımlayan hemşirlerin spirituel iyi oluş puan ortalamalrı yüksek bulunmuştur. Hemşire olarak çalışmaktan memnun ve çalıştığı birimden memnun olan hemşirelerin spirituel iyi oluş puan ortalamaları yüksek bulunmuştur. Hemşirelerin meslekte çalışma süresi arttıkça bilinçli farkındalık ve spiritul iyi oluş puan ortalamalarının artmıştır. Daha önce meditasyon ve yoga yapan hemşirelerin bilinçli farkındalık puan ortalamalarının yüksek olduğu görülmüştür.Araştırmada elde edilen sonuçlar ile bilinçli farkındalık ve spirituelite eğitimlerinin önemi eklenebilir.
Sanatta ruhsal bir bütünlüğün temsilcisi olarak doğa
Güncel anlamda görsel sanatlarda doğa ve ruhsallık kavramlarını ele almak sanat tarihsel bir perspektifi gereksinir. Tarihsel olarak bakıldığında bu kavramlar bizi sembolizm ve onun muştuladığı romantizm akımlarına ulaştırır. Bu doğrultuda bir çalışma günümüze kadar uzanan bir izlek oluşturmayı mümkün kılar.Sembolizm düşe ve imgeleme yaklaşımıyla gerçeğin görünümlerini sorgulayan bir iç dil geliştirmiştir. Rüyalar, fanteziler ve bilinç dışı bu ifade için ona kaynaklık ederken, doğayı derinlemesine ruhsal bir kavrayışla ifade etmede esin vermiştir. Mistisizm, ölüm, erotizm, öte dünya, mistik varlıklar ve gizemli olan, ifade edilemeyen her şey sembolizmin ilgi alanına girmektedir. Uzamla bağını koparmış, fantastik ve düşsel dışavurumu ifade etmede imge bilinçdışı yeni bir boyut kazanmıştır. Bu içeriğin ve dilin romantizmi şekillediğini ve öncülü bir doğaya sahip olduğunu söylemek mümkündür.Romantizmle birlikte özellikle doğa, metafizik anlamlar kazanarak, manevi arayışlara eşlik eden, ruhsal özgürlüğün sembolü haline gelmiştir. Duygularla, düş gücüyle, melankoli ve nostalji ile özdeşleşmiştir. Aşkınlık ve sınırsızlığı ifade etmek için yeni bir ruhsal bütünlüğün temsilcisi olarak gündeme gelir. Panteizme yaklaşan bir tavırla doğa tanrısal varoluşa ulaşmanın yüce duyguların sembolüdür. Günümüzde hala pastorallik benzer duygusal çağrışımları akla getirir.Günümüz sanatında birbirine girift ele alınan doğa ve ruhsallık kavramları tarihsel bağlamı içerisinde ele almak ilişkisel anlamda önem taşır. Farklı medyalarla iş üreten birçok güncel sanatçıda, üretimin şekillenmesinde bu birikimin ve esinin izlerine rastlıyoruz.