Saving
85 theses under this subject heading
Ramsey modeli özelinde etkin büyüme ve tasarruf ilişkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmada normatif büyüme modellerinden Ramsey Büyüme Modeli incelenmiştir. Etkin büyümeyi optimum tüketime dayandıran Ramsey, modelini kurarken dinamik optimizasyon metotlarından faydalanmıştır. Dolayısı ile çalışma dinamik optimizasyon metotlarının teorisini ve iktisadi uygulamasını da içermektedir. Ayrıca Ramsey Büyüme Modeli'ne göre Türkiye etkin iktisadi büyümeye veya denk bir soru olan optimum tüketime ulaşabilmiş midir soruları cevaplanmaktadır. Bu bakımdan kişi başı gayrisafi yurt içi hasıla serisi ile kişi başı özel tüketim nihai harcamaları serisine ait uzun dönemli ilişki zaman serisi analizi teknikleri ile araştırılmıştır. Ayrıca serilerin gelir grubu yüksek ülkeler için standart sapma değerleri ile Türkiye'nin ve aynı gelir grubunda bulunan Malezya'nın standart sapma değerleri karşılaştırılarak optimum tasarruf (tüketim) hakkında bilgi elde edilmiştir.
Money attitude and saving intentions of young adults in Turkey
This study investigated money attitudes and saving intentions (motivation to save) of young adults in Turkey by sampling 640 young adults in Eskisehir using questionnaires. This study delved into the money attitudes and motivations to save among young adults to establish any relationship between them as well as to compare males and females on these subjects. Structural Equation Modelling (SEM) was employed in the data analysis. A statistically significant and positive relationship was found between retention attitude toward money and saving intention, although no statistically significant relationships were found between the power, obsession and anxiety attitudes toward money and saving intention. In all, it can be stated that young adults in Turkey are not very much concerned about money (i.e. do not have obsessive attitude toward money, are not very anxious about money, have no difficulty in spending money, and do not perceive money as a source of power). However, they seem to be motivated to save. On the basis of motivation dimensions, what really motivates young adults in Turkey to save is introjection. That is, young adults feel a sense of pride if they have more money than usual left at the end of the month. According to the findings, power is the most exhibited money attitude by young adults in Turkey toward money. The study has also found interesting distinctions between young adult males and females regarding their attitudes toward money and saving intentions. That is, males are more obsessive and anxious about money and tend to perceive money as a source of power. Females on the other hand are neither obsessive, anxious nor perceive money as a source of power, but they tend to have a retentive attitude toward money and are more motivated to save compared to males. Key Words: Money Attitude, Saving Intentions, Structural Equation Modelling (SEM),Young Adults.
Konjonktür dalgalanmaları, tasarruf ve kâr oranları arasındaki ilişki: Teori ve uygulama
İktisat teorisi, A. Smith'in yaşadığı dönemden bu yana ekonomide konjonktür dalgalanmalarının kaynakları ile ilgili görüş birliğine varabilmiş değildir. Konjonktür dalgalanmalarının nedenleri, ekonominin herhangi bir müdahale olmaksızın dengeye gelip-gelmemesine göre açıklanmaktadır. Ana akım iktisat düşüncesinin öncülük ettiği yaklaşıma göre, genişleme ve daralma dönemlerinin ortaya çıkmasında dışsal şoklar (teknoloji ve arz şokları gibi) etkilidir. Keynesyen çizgideki iktisat düşüncesine göre ekonomide görülen dalgalanmaların içsel (toplam talep, yatırım, bölüşüm vb.) nedenleri vardır. Bu tez çalışmasında, OECD ekonomilerinde, 1990-2013 dönemi için, konjonktür dalgalanmalarının ortaya çıkmasında büyük rol oynayan özel sektörün tasarruf ve kâr oranlarının etkileri panel veri yöntemleri kullanılarak araştırılmaktadır. Bulgular; kâr ve bir yıl gecikmesi alınmış tasarruf oranlarının konjonktür dalgalanmaları üzerinde pozitif etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Bir başka ifadeyle, tasarruf ve kâr oranlarındaki artış trend düzeyinden yukarı doğru sapmalara neden olmaktadır. Diğer taraftan analizlerde kullanılan; ticari ve finansal açıklık, toplam faktör verimliliği, ileri teknoloji ihracatı, yurt içi kredi hacmi, M2 para arzı, reel döviz kuru ve hükümet harcamaları değişkenlerindeki artışlar trend düzeyinden yukarı (canlanma eğilimi), faiz, enflasyon ve işsizlik oranları ise trend düzeyinden aşağıya doğru (resesyon eğilimi) sapmalara yol açmaktadır. Panel ARDL sonuçları ise tasarruf ve kar oranlarının konjonktür yönlü olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Konjonktür Dalgalanmaları, Konjonktür Teorileri, Tasarruf ve Kâr Oranları, Panel Veri Analizi.
Savings rates in Turkey: The prospects for a sustainable growth
The objective of this study is firstly to explain the development process of savings rates and to reveal particularly the reasons for decline in domestic savings in recent years in Turkey. The second objective of the study is to investigate the effect of domestic savings on sustainable economic growth by employing time series analysis over the period 1975-2014. According to results of the study, domestic savings in Turkey remain considerably lower than world average and different income groups. Also, Turkey's economic growth is found to have long run relationship with total domestic savings, private savings and public savings by using vector autoregressive (VAR) approach of Johansen co-integration analysis. In addition, based on the vector error correction model (VECM), it is found that there is a bilateral Granger causality relationship between economic growth and total domestic savings, private savings and public savings in the long-run. In the short-run, main finding based on the VECM is that there is a unilateral Granger causality running from economic growth to total domestic savings, private savings and public savings. It is also seen that impulse response and variance decomposition analyses are consistent with the results based on VECM. Key Words: Sustainable Economic Growth, Vector Autoregressive Model, Johansen Cointegration Test, Vector Error Correction Model, Granger Causality Test
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışları kapsamında hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörler: Çorum ili için bir araştırma
Bireylerin tasarruf yapabilmesi ve yaptığı tasarrufları değerlendirmesi yatırımların gerçekleşebilmesi için ön koşuldur. Bireyler tasarruflarını değerlendirirken genellikle finansal yatırım araçlarından döviz, altın, vadeli mevduat hesabı gibi araçları tercih ettikleri, hisse senedini çok fazla tercih etmedikleri söylenebilir. Bu nedenle örgütsel davranış temelinde farklı sektördeki çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırılması önem arz etmektedir. Bu bağlamda çalışmada Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışı kapsamında hisse senedi tercihini etkileyen faktörlerin bağımsız örneklem T testi, tek yönlü Anova testi, post-hoc ikişerli karşılaştırma testleri ve lojistik regresyon analiziyle davranışsal finans çerçevesinde belirlenmesi amaçlanmıştır. Analizlerden önce günevirlik, normallik testleriyle faktör analizi uygulanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan 551 çalışana 27 soruluk anket uygulanmış, anket verileri SPSS 27.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Bağımsız örneklem T testi ve tek yönlü Anova testi sonuçlarına göre cinsiyet, öğretmenlerin eğitim kademesi, gelir düzeyi, ev sahibi olma durumu, hisse senedine yatırım yapma süresi, portföy büyüklüğü ve finansal eğitim durumuna göre katılımcılar arasında farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu testlerde katılımcıların kendine güven yönlü, bilgi yönlü, duygusal ve sosyal yönlü davranışsal eğilimler temelli hisse senedi yatırımlarında farklılık tespit edilmiştir. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre erkek çalışanlar ve gelir düzeyindeki artışın hisse senedine yatırım yapma olasılığını arttırdığı belirlenmiştir. Ev sahibi olma, yaş, eğitim ve medeni durumun hisse senedine yatırım yapma olasılığına istatistiksel olarak anlamlı etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Konuyla ilgili çalışmalar değerlendirildiğinde farklı sektörlerde çalışanlar için hisse senedine yapılan yatırımlar davranışsal finans kapsamında araştırılmıştır. Ancak Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırıldığı ve lojistik regresyon analizi yönteminin kullanıldığı çalışmalara rastlanmamıştır. Bu yönüyle çalışmanın yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Yağmur suyu hasadının Bursa Otobüs Terminalindeuygulanabilirliğinin araştırılması
Gün geçtikçe artan su ihtiyaçlarını mevcut su kaynaklarını kullanmadan yağmur suyundan karşılamak, su sıkıntısının yaşandığı günümüz dünyasında oldukça önemli bir alternatiftir. Başta bina çatıları olmak üzere, yollar, kaldırımlar ve otopark gibi açık alanlardan borularla toplanan yağmur suları filtrelendikten sonra depoya alınmaktadır. Hasat edilen yağmur suları bahçelerin sulanması, tuvaletler, temizlik iş yerleri, araba yıkama gibi birçok alanda ve içme suyu gerektirmeyen tüm uygulamalarda kullanılabilmektedir. Bu çalışma kapsamında yağmur suyu hasadı ile ilgili bilgiler verilmiş, Bursa otogarının çatısından toplanan yağmur sularının otogar binası içinde ve dışında su ihtiyacının karşılanmasındaki kullanım potansiyeli incelenmiştir. Bu amaçla otogarın çatı alanı ve Bursa ili 2021 yılı aylık yağış verileri kullanılarak otogar çatısından toplanacak yağmur suyu miktarı hesaplanmıştır. Ayrıca Bursa Otogarın yeşil alanların sulanması, araba yıkama, yer temizliği ve tuvaletler için yıllık su ihtiyacının karşılanmasında gereken su miktarı hesaplanarak, toplanan yağmur miktarının 100 m³ hacimli 11 tank eklenerek bu ihtiyacın %24,4'ü karşılayabileceği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, yağmur suyu hasat sistemi ve yıllık tasarruf edilen şebeke suyu maliyetleri hesaplanmış ve uygulanan sistemin geri ödeme süresinin 18 yıl olduğu tespit edilmiştir.
Gelir dağılımı tasarruf ilişkisi: Türkiye'de hanehalkı tasarruflarının belirleyicileri
Hanehalkı gelir bölüşümünden pay alanlar içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple hanehalkı toplumdaki özel harcama, yatırım ve tasarruf kalemlerinde de belirleyici bir rol üstlenmektedir. Hanehalkının elde ettiği gelirin türü ve bu geliri ne şekilde kullandığı milli gelirin oluşumu için son derece önemlidir. Tez çalışmamız, hanehalkı tasarruflarının belirleyicilerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Türkiye İstatistik Kurumu'ndan sağlanan "Hanehalkı Bütçe Anketleri" kullanılarak 2002-2013 yılları arasındaki dönemi incelenmektedir. Anket verileri çoklu doğrusal regresyon ve lojistik regresyon modelleri ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, hanehalkı gelir türlerinden olan ücret-prim geliri, faiz ve kira geliri, emekli maaşı ve diğer maaşlar, hanehalkı tasarruflarını pozitif yönde etkilemektedir. Ayrıca, ikamet edilen konutun mülkiyeti, ikinci ev sahipliği, on bin liranın üzerinde yıllık kullanılabilir gelire sahip olmak, eğitim seviyesi gibi değişkenler de hanehalkı tasarrufları üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Buna karşılık hane büyüklüğü, otomobil sahipliği, geçici veya dönemlik istihdam, kırsal alanda yaşamak ise hanehalkı tasarruflarını olumsuz yönde etkileyen değişkenler olarak sıralanabilir. Anahtar Kelimeler: Hanehalkı, Gelir, Tasarruf, Gelir Dağılımı, Çoklu Doğrusal Regresyon, Lojistik Regresyon.
Yenilenebilir enerji cari açık ve tasarruf ilişkisi: Seçili AB ülkeleri ve Türkiye panel veri analizi
Günümüz dünyasında, artan enerji ihtiyacı ve bu ihtiyaç doğrultusunda büyük oranda kullanılan fosil yakıtların gerek çevreye verdiği zarar gerekse de orantısız dağılımı sebebiyle meydana gelen cari açık ve enerji krizleri, ekonomileri hem enerji tasarrufu hem de alternatif bir enerji üretimi arayışına itmiştir. Dolayısıyla, geçmişten günümüze kadar bu arayış doğrultusunda, alternatif enerji kapsamında yenilenebilir enerji türleri gündem oluşturmuştur. Bu alandan hareketle ülke grupları üzerine yapılan çalışmalarda çok sayıda enerji tüketimi ve üretiminin makroekonomik değişkenler üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ancak tasarruf üzerine nadir çalışmalara rastlanılmıştır. Bu çalışmada 1990-2015 yıllarını kapsayan dönem baz alınarak 20 AB ülkesi ve Türkiye'nin yenilenebilir enerji tüketimi, yenilenebilir enerji üretimi ve fosil yakıt üretiminin tasarruf ve cari açık üzerindeki etkisi ve nedensellik ilişkisinin olup olmadığı araştırılmaktadır. Bu doğrultuda serilerin durağanlığını test etmek için Pesaran (2007), 2. Nesil birim kök (CIPS) testi, çalışmada doğru modellerin tahmin edilebilmesi için Hausman testi, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkilerin gözlemlenebilmesi için Rassal Etkiler GLS Regresyonu tahmin edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiyi tespit edebilmek için Kao (1999) eşbütünleşme testi ve değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin varlığını ve yönünü test etmek için Dumitrescu-Hurlin (2012) nedensellik testi kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar; DREC, DREP ve DFEP'ten DCİD ve DGSYT'ye doğru 2. Gecikme düzeyi dikkate alınarak tek yönlü nedensellik olduğu gözlemlenmektedir. Yani yenilenebilir enerji tüketimi, yenilenebilir enerji üretimi ve fosil enerji üretimi Cari İşlemler Dengesinin nedenidir. Yenilenebilir enerji üretimi, tüketimi ve fosil enerji üretimi 2. Gecikme düzeyinde birbirlerinin nedenidir. Dolayısıyla, analiz sonuçlarına göre yenilenebilir enerji üretimi ve tüketimi tasarruf ve cari açık üzerinde olumlu bir etki bırakmaktadır.
Sosyal güvenlik sistemlerinin dünyadaki gelişimi, tasarruflar üzerindeki etkileri ve Türkiye'de durum
Geçtiğimiz son 15 yılda dünya genelinde, sosyal güvenlik sistemlerinin yeniden yapılandırılması konusu ağırlıklı olarak tartışılmaktadır. Tartışmaların temelini; demografik etkiler, işsizlik, değişen ekonomik ve siyasal koşullar nedeniyle gücünü kaybetmekte olan kamu emeklilik sistemlerinin iyileştirilmesi konusu oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelere bakıldığında kamu emeklilik sistemleri yanında tamamlayıcı özel emeklilik programlarının ve vergi avantajlı bireysel gönüllü tasarruf planlarının yaygın olarak kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Ancak bunun yanısıra kamu emeklilik sistemlerinin de ağırlıklı olarak önemlerini korumaya devam ettikleri gözlenmektedir. Türkiye'de de bu kapsamda, "Sosyal Güvenlik Reformu" adı altında bir yeniden yapılanma söz konusudur. Bu kapsamda sermaye birikiminin ve finansal piyasalara fon akışının artması beklenmektedir. Çalışmamızın amacı, dünya genelinde sosyal güvenliğin finansmanı ve Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminin durumunu izlemek ve Türkiye'de sosyal güvenliğin özel tasarruflar üzerindeki etkilerini araştırmaktır. İnceleme dönemi 1972-2003 arası olup, sonuca doğrusal regresyon ile ulaşılmıştır.Ülkemizde sosyal güvenlik kurumlan ile ilgili olarak elde edilebilen kesin veriler 1970 sonrasına rastlamaktadır. Bu nedenle günümüze dek oluşan özel tasarrufların nisbi olarak çok yüksek olmadığı görülmektedir. Yapılan tahmin sonuçlan sosyal sigorta primleri ve özel tasarruflar arasında olumlu ve anlamlı bir ilişki ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal güvenlik, özel tasarruflar, emeklilik fonları, dağıtım sistemi, fonlama sistemi, belirli katkı emeklilik planlan, belirli katkı emeklilik planlan.
Bireylerin İslami finansal okuryazarlık düzeyi ile bütçeleme ve tasarruf eğilimi: Türkiye değerlendirmesi
Bu çalışmanın amacı bireylerin İslami finansal okuryazarlık düzeyini temel finans ve ekonomi, İslami finans prensipleri, katılım bankacılığı ve İslami finans ürünleri olmak üzere dört alt boyutta ölçmek ve İslami finans okuryazarlık düzeyinin bütçeleme ve tasarruf eğilimleri üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de yaşayan 530 katılımcıya anket uygulaması yapılmış ve toplanan bu veriler SPSS 24 programıyla analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda bireylerin temel finans ve ekonomi bilgisi düzeyinin yüksek, İslami finans prensipleri bilgi düzeyinin düşük, katılım bankacılığı ve İslami finans ürünleri bilgi düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ardından İslami finans okuryazarlık düzeyinin demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla dört alt boyut için ayrı ayrı analiz yapılmıştır. Buna göre bireylerin İslami finans okuryazarlık düzeyi yaş, meslek, eğitim düzeyi, aylık gelir, ailelerinde finans sektöründe çalışan birinin olup olmaması, tercih edilen banka türü değişkenlerine göre her dört alt boyutta da farklılık göstermiştir. Bununla beraber bireylerin medeni durumu katılım bankacılığı bilgi düzeyinde, banka hesap sahipliği ise temel finans ve ekonomi bilgi düzeyinde anlamlı farklılık göstermezken faizli bankayı tercih eden bireylerin İslami finans okuryazarlık düzeyi faizli bankayla çalışma nedenlerine göre hiçbir alt boyutta anlamlı şekilde farklılaşmamıştır. Çalışmada bireylerin İslami finans okuryazarlık düzeyi bütçeleme ve tasarruf eğilimine göre de değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar tasarruf yapan bireylerin İslami finans prensipleri ve ürünlerine ilişkin bilgi düzeyinin daha yüksek olduğunu, yine her ay düzenli olarak tasarruf yapanların İslami finans prensipleri konusunda yılda bir defa tasarruf yapanlara göre daha başarılı olduğunu göstermiştir. Ayrıca tasarruf yapmayan bireylere gelecekte tasarruf planı olup olmadığı da sorulmuş ve görülmüştür ki yakın gelecekte tasarruf yapmayı planlayanların temel finans ve ekonomi bilgi düzeyi tasarruf planı olmayanlardan daha yüksektir. Bireylere bütçe yapıp yapmadığı sorulduğunda ise aylık ya da haftalık bütçe yapanların temel finans ve ekonomi bilgisi ile İslami finans ürünlerine ilişkin bilgisinin bütçe yapmayanlara göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Son olarak bireylere son altı ay içinde ödeyemediği ya da son ödeme tarihini kaçırdığı bir borcu olup olmadığı sorulmuştur. Buna göre, son altı ay içerisinde ödeyemediği veya son ödeme tarihini geçirdiği borcu olmayanların İslami finans prensipleri bilgi düzeyi, olanlara göre daha yüksekken katılım bankacılığı bilgi düzeyinde tam tersi bir sonuç elde edilmiştir.
Adana ilinde hanehalkı gelir ve tasarruf eğilimlerinin incelenmesi
Ekonominin temelini oluşturan bireylerin, kendi gelirlerini nasıl kontrol ettiği çok önemli bir konudur. Bunun sebebi, ekonomide oluşan beklenmedik durumlara karşı bireylerin vereceği tepkinin ekonominin genelini etkileme özelliğindendir. Bundan dolayı, çalışmada Adana ili hanehalkının gelir eğilimleri, hanehalkı reisinin gelir kaynakları, hanehalkının toplam geliri, tasarruf eğilimleri ve tasarruflarını hangi yatırım araçlarına yönlendirdikleri incelenmiştir. Bu inceleme yapılırken Adana ilinde yaşayan ve değişik mahallelerden seçilmiş 1250 hanehalkı araştırmanın temel örneklemini oluşturmuştur.Gelir ve tasarruf eğilimlerinden önce, gelir ile bağlantılı kavramlar ve bu kavramlarla ilgili bazı teoriler de açıklanmıştır. Tüketim, tüketimin gelir ile ilişkisi ayrıca hanehalklarının tüketim davranışını anlamak için tüketim teorileri araştırılmıştır. Tasarruf, gelir ve tüketim ile ilgili yapılan ampirik çalışmalar incelenmiştir. Adana hanehalkının genel yapısı (eğitim, fiilen çalıştığı iş, sosyal güvenlik kurumu), gelir kaynakları, hangi oranda tasarruf yapıldığı ya da neden tasarruf yapılmadığı, tasarruf yapılması durumunda hangi araçları hangi amaçlar için tercih ettikleri hakkında bilgi verilmesi ve yorumlanması tez çalışmasının ana amacını oluşturmaktadır Bu amaca ulaşmak için Kasım 2007 ve Kasım 2008 verileri ayrı ayrı grafikler ve tablolarla karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır. Sonuç olarak ailelerin bir çoğu tasarruf yapamamaktadır. Yatırım amaçlı borçlanmaları az fakat tüketim amacıyla borçlanmaları fazladır. Aileler genelde çocuklarının geleceğini güvence altına almak için tasarruf yapmaktadırlar ve bu tasarruflarını değerlendirmede daha çok altını araç olarak kullanmaktadırlar. Tasarruf ve yatırım kararı alınırken daha çok eşler birlikte karar vermektedirler.Anahtar Kelimeler: Gelir Eğilimleri, Tasarruf Eğilimleri, Tüketim, Tasarruf, Yatırım
Finansal okuryazarlık ile bütçeleme ve tasarruf davranışları: Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğrencileri üzerine bir araştırma
Bireylerin günlük finansal işlemlerini gerçekleştirebilmeleri, bütçeleme, yatırım, tasarruf gibi finansal davranışlarda sağlıklı bir tutum sergileyebilmeleri ve refah içinde yaşayabilmeleri finansal okuryazarlık kavramıyla yakından ilişkilidir. Finansal okuryazarlık düzeyinin düşük olması bireyin finansal konularda yanlış kararlar almasına sebep olduğu gibi, bu kararların neden olduğu sonuçlar bireyi kişisel yaşantısından aile yaşantısına hatta sosyal yaşantısına kadar olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle eğitim hayatının bitişi ile iş hayatına atılacak olan üniversite öğrencilerinin refahları açısından finansal okuryazarlık düzeylerinin yüksek olması önem taşımaktadır. Bu çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü 3. ve 4. Sınıf öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyleri ve bütçeleme ile tasarruf davranışları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeyleri belirlenirken Kolmogorov-Smirnov testi sonucuna göre parametrik olmayan Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeylerinin yaş ve sınıf gibi değişkenlerle, bütçe oluşturma ve buna uyma, borcunu zamanında ödeme gibi davranışlara göre farklılık gösterdiği ancak cinsiyet, bireyin ve ailesinin aylık geliri, kredi kartı kullanma durumuna göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir.
Finansal okuryazarlık ile bütçeleme ve tasarruf davranışı: Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğrencileri üzerine bir araştırma
Bireylerin günlük finansal işlemlerini gerçekleştirebilmeleri, bütçeleme, yatırım, tasarruf gibi finansal davranışlarda sağlıklı bir tutum sergileyebilmeleri ve refah içinde yaşayabilmeleri finansal okuryazarlık kavramıyla yakından ilişkilidir. Finansal okuryazarlık düzeyinin düşük olması bireyin finansal konularda yanlış kararlar almasına sebep olduğu gibi, bu kararların neden olduğu sonuçlar bireyi kişisel yaşantısından aile yaşantısına hatta sosyal yaşantısına kadar olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle eğitim hayatının bitişi ile iş hayatına atılacak olan üniversite öğrencilerinin refahları açısından finansal okuryazarlık düzeylerinin yüksek olması önem taşımaktadır. Bu çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü 3. ve 4. Sınıf öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyleri ve bütçeleme ile tasarruf davranışları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeyleri belirlenirken Kolmogorov-Smirnov testi sonucuna göre parametrik olmayan Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi uygulanmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeylerinin yaş ve sınıf gibi değişkenlerle, bütçe oluşturma ve buna uyma, borcunu zamanında ödeme gibi davranışlara göre farklılık gösterdiği ancak cinsiyet, bireyin ve ailesinin aylık geliri, kredi kartı kullanma durumuna göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir.
İslam hukuku açısından yaşam üzerinde tasarruf hakkı: "Ötanazi"
Hayat, maddi ve manevî bütün yönleriyle beraber bütünlük oluşturan insanın sahip olduğu en önemli değerdir. İslâm insan hayatına çok büyük önem vermiştir. İnsanın yaşaması ve yaşatılması İslâm dininin temel gayelerinden biri olarak benimsenmiştir Bu sebeple İslâm hukukunda canın korunması, dinin, malın, neslin ve aklın korunması gibi, İslâm dininin gerçekleştirmeyi hedeflediği diğer temel gayelerden daha önce gelmektedir. Çünkü bu hakların hepsinin temelini yaşam hakkı oluşturmakta ve diğer haklar bunun üzerine bina edilmektedir. Zira hayat hakkına sahip olamayan kişinin diğer temel hak ve hürriyetlerinden bahsetmek mümkün gözükmemektedir. İslam hukukunda insan, kendisine emanet olarak verilen hayatı muhafaza etmekle yükümlüdür. Bu sebeple kendi sağlığını tehlikeye sokacak şeylerden kaçınmalı, koruyucu tedbirler almalı ve hastalandığı zaman da tedavi olmalıdır. İslam hukukuna göre, insan hayatı kutsal ve dokunulmaz olduğu için, ötanazi intihardan farksız kabul edilmiştir. Çünkü İslâm hukuku açısından şartlar ne olursa olsun, kişinin isteyerek hayatını sonlandırması "intihar" olarak değerlendirilir. Bu bağlamda bu çalışmada günümüzde İslâm hukukunun insan hayatına verdiği değer incelenmiş ve insan yaşamı üzerinde var olan tasarruf hakkının klasik İslâm kaynaklarına göre sınırlarının çizilmesi hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hukuk, İslam Hukuku, Etik, Kutsal, Emanet, Sağlık, Ötanazi, İntihar, Hak, Tedavi.
Davranışsal ekonomi açısından tasarruf eğilimi analizi: Manisa ili örneği
Tasarruf olgusu geçmişten günümüze ekonomide büyük bir öneme sahip olmuş ve üzerinde çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda tasarruf fonksiyonuyla ilgili çok sayıda model kurulmuş ve analizler gerçekleştirilmiştir. Ancak tasarruf olgusu ile ilgili çalışmalara bakıldığında ana akım iktisadın hakim olduğu ve bireylerin rasyonel insan olarak ele alındığı görülmüştür. Bu çalışmada tasarruf olgusuna bireylerin içinde bulunduğu toplumdan etkilendiği başka bir deyişle bireylerin davranışlarında duygusal, bilişsel ve sosyal etkilerin de bulunduğunu ifade eden davranışsal iktisat perspektifinde bakılmıştır. Tasarruf kavramı ekonomik büyümenin sağlanması ve gelişmesi için dünya ekonomilerinin de üzerinde durduğu konulardan biridir. Türkiye açısından bakıldığında ise, yüksek tüketim eğilimi ve düşük tasarruf eğilimi dikkat çekmiştir. Uzun yıllardır hakim olan düşük tasarruf sorunu beraberinde ciddi ekonomik sorunları da beraberinde getirmiştir. Nitekim tasarruf hakkında kurulan hipotezlerin bireyin davranışlarını ve sosyal bir varlık olduğunu göz ardı etmesi sebebiyle çalışmamızda ana akım iktisatta önemli bir yeri olan tasarruf olgusu iktisat ve psikoloji bilimini birleştiren davranışsal iktisadın bakış açısı ile incelenmiştir. Bireylerin sahip olduğu gelirin ne kadarlık kısmını tüketip ne kadarlık kısmını tasarruf edeceği mikro iktisadın inceleme alanıdır. Ancak makro iktisadi açıdan da tasarruf kavramının önemi büyüktür. Bunun sebebi gerçekleşen tasarrufun ülke ekonomisinin büyümesine genişlemesine katkı sağlaması, tasarruf oranının düşük olduğu durumlarda ise durgunluğa yol açmasıdır. Dolayısıyla makro ekonominin başlangıcından bu tarafa tasarruf ile ilgili çok sayıda teori ortaya atılmıştır. Tüm bu teoriler dikkate alınarak yapılan analizde diğer çalışmalardan farklı olarak birey karar verme sürecinde içinde bulunduğu toplum, duygu durumu, yaş, cinsiyet gibi sübjektif faktörlerden etkilenen sosyal bir varlık olarak ele alınmıştır. Bireylerin tasarruf davranışlarının analiz edilmesi ve sonucunda daha doğru modeller üzerinde çalışmak ülke ekonomisinin gelişmesi için gereklidir.
Tasarruf-yatırım ilişkisi: Feldstein-Horioka Hipotezinin ticari ve finansal dışa açıklık durumuna genişletilmesi
Bu araştırma ile Feldstein-Horioka hipotezi perspektifinde, 1990-2019 dönemi için yatırım ve tasarruf ilişkisine, dışa açıklığın ve ülke büyüklüğünün etkisi gelir seviyesine göre sınıflandırılmış, yüksek gelirli ve orta-yüksek gelirli ülke gruplarında panel eş-bütünleşme ve nedensellik yöntemleri ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular her iki ülke grubu için yüksek derecede sermaye hareketliliği ile birlikte yurt içi yatırımların, yurt içi tasarruflar tarafından finansmanının sağlanmadığını göstermiştir. Yüksek gelirli ülke ekonomilerinde dışa açıklık oranlarının yurt içi yatırımlara bir etkisi olmazken, orta -yüksek gelirli ülkelerde dışa açıklık oranlarının yurt içi yatırımların bir fonksiyonu olduğu belirlenmiştir. Nedensellik testleri sonucunda ise, her iki ülke grubu için de yurt içi tasarruf ile yatırım arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi ortaya konulmuştur.
Uluslararası sermaye akımlarının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri
Gelişmekte olan ülkelerde yetersiz olan yurtiçi tasarruf oranları istenilen büyüme oranlarına ulaşılmasının önünde bir engel teşkil etmektedir. Bu engeli aşmak için bu ülkeler yabancı yatırımları ülkelerine çekmek istemektedirler. Türkiye'de benzer bir yol izleyerek yabancı sermaye yatırımlarının yetersiz yurtiçi tasarruflara eklenerek yatırımları ve buna bağlı olarak da büyüme oranlarını hızlandıracağı umulmaktadır. Bu amaçla Türkiye, yabancı sermayeyi ülkemize çekmek için yabancı yatırımlar üzerindeki engelleri kaldırmakta ve teşvikler vermektedir. Fakat bugüne kadar olan tecrübeler, bu sürecin istenildiği ölçüde istikrarlı bir büyüme yaratmadığını göstermektedir.Çalışmamızın birinci bölümünde, doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve portfolyo yatırımları açıklanacaktır. Çalışmamızın ikinci bölümünde de, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye açısından uluslararası sermaye akımları değerlendirilecektir.Çalışmamızın son bölümünde ise, ülkemize gelen yabancı sermayenin ülke ekonomisi üzerindeki etkileri incelenecek ve yabancı sermayenin ülkemize giriş ve çıkışlarında ekonomi üzerinde yarattığı etkiler değerlendirilmeye çalışılacaktır. Bu bölümün sonunda ise, yabancı sermayeyi ülkemize çekmek istememizin altında yatan tasarruf-yatırım-büyüme ilişkisinin beklenen ölçüde büyüme oranları üzerinde etkisi olup olmadığı ekonometrik analiz yöntemiyle araştırılacaktır.
Türkiye'de tasarruf açığının karşılanmasında bireysel emeklilik sistemi
Türkiye'nin son yıllarda değişen demografik özellikleri, tıpta yaşanan gelişmelerle birlikte uzun yaşam beklentileri, emeklilikte daha kaliteli hayat isteği ve sosyal güvenlik sisteminin hem ekonomik hem de sosyal beklentileri karşılayamaması gibi pek çok neden yeni bir emeklilik sistemi arayışına neden olmuştur. Bu doğrultuda, Türkiye'de hayata geçen bireysel emeklilik sistemi ile insanlar, aktif çalıştıkları dönemde tasarruf yaparak çalışma dönemi sonunda emeklilik gelirlerine ek bir gelir elde ederek hayat kalitelerini devam ettirmeyi hedeflemektedirler. Bireysel emeklilik sistemi sayesinde yapılan tasarrufların biriktirdiği fonlar ile oluşan finansal denge, kalkınmasını tamamlamış ve gelişmiş ülkelerin makroekonomik göstergelerinde sağladığı iyileşmelerle birlikte birçok ülke bireysel emeklilik sistemlerini daha cazip hale getirmek için politikalar üreterek, reformlar gerçekleştirmektedir. Türkiye'de toplumun gösterdiği tasarruf eğilimleri içinde bireysel emeklilik sisteminin yerinin belirlenmesi ve yapılan yenilikler ve değişikliklerin bireysel emeklilik sistemine ve tasarruflara katkılarının ne olduğunun tespiti sistemin gelişmesi ve yapılacak yeni reformlar için kilit konumdadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de bireysel emeklilik sisteminin tasarruf açığının karşılanmasında etkisi ve öneminin bazı değişkenler ile açıklanmasını sağlamaktır. Çalışmada Literatürsel Tarama Yöntemi kullanılmış, 2003-2018 yılları arasındaki resmi veriler esas alınarak sistemin bireylerin tasarruflarına nasıl bir etkisinin olduğu ve bireysel emeklilik sisteminde yapılan reformların ulusal tasarruflara katılma üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ayrıca seçilmiş bazı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tasarruf oranları ve bireysel emeklilik sistem performansları da incelenmiştir. Elde edilen istatiksel bulgular, İkincil analiz ve içerik analiz tekniği kullanılarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonuçları tablo, grafik, histogram vb. araçlarla betimsel olarak gösterilerek açıklanmış ve yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda Bireysel Emeklilik Sistemi'nin güçlü ve zayıf yönleri ile sistemin büyümesi ve gelişmesi adına öneriler sunulmuştur.
Hanehalkı tasarruf eğiliminin belirleyicileri: Türkiye üzerine bir uygulama
Bu çalışmada 2002-2013 dönemi TÜİK Hanehalkı Bütçe Araştırması mikro verileri kullanılarak Türk hanehalkının tüketim ve tasarruf davranışı modeli analiz edilmiştir. Hanehalkı Bütçe Araştırmaları; hanehalkının sosyal, ekonomik ve demografik özellikleri hakkında bilgi sağlayan tekrarlı yatay kesitsel araştırmalar olarak düzenlenmiştir. Bu doktora tezinin amacı Türk hanehalkının gelir dinamiğini, tüketim ve tasarruf davranışlarını anlamaya katkıda bulunmak ve Türkiye ekonomisinde Yaşam Döngüsü Hipotezi ve İhtiyati Tasarruf Hipotezi'nin geçerliliğini sınamaktır. Çalışmada ekonometrik yöntem olarak öncelikle yatay kesitsel analiz ve sentetik kohort teknikleri kullanılmış ve ayrıca iki aşamalı Sistem-GMM tekniği ile log doğrusallaştırılmış Euler denklemi tahmin edilmiştir. Bunu yapmak için ilk olarak yaş, kohort ve zaman etkileri ile ilgili tanımlama kısıtı altında yaş-gelir, yaş-tüketim ve yaş-tasarruf profilleri tahmin edilmiştir. Elde edilen tüm tahmin sonuçları tüketimin gelire aşırı duyarlı olmasından dolayı Türkiye için Yaşam Döngüsü Hipotezi'nin geçerli olmadığını göstermektedir. Son olarak Türkiye için log doğrusallaştırılmış Euler denklemi ile İhtiyati Tasarruf Hipotezi'nin geçerliliği test edildiğinde, sonuçlar (gelecek işgücü belirsizliği gibi) belirsizlik oluştuğunda hanehalkının yaşam boyu tüketimlerini sabit tutmak için cari tüketimlerini erteleyeceklerini ve tasarruf düzeylerini artıracaklarını göstermektedir. Bu nedenle ampirik analiz sonuçları Türkiye için İhtiyati Tasarruf Hipotezi'nin geçerli olduğu yönündedir.
E-Devlet ve kamu harcamaları tasarruf etkisi: VEDOP-MERNİS-TAKBİS uygulamaları
Sanayi devriminden sonra, özellikle küreselleşme hareketleriyle birlikte ekonomik ve sosyal yapıyı değiştiren etkenlerin başında, hızla ilerleyen bilgi ve iletişim teknolojileri gelmektedir. Politik, ekonomik ve sosyal alandaki değişim, küresel rekabeti arttırmakta ve bu rekabet ise kalitenin yükselmesini sağlamaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki bu değişim ve gelişim, bilginin yeni bir üretim faktörü olarak kullanılmasını sağlamaktadır.Bilginin önemi ve küresel rekabetteki değeri, devletlerin yönetim şeklini de değiştirmeyi başarmıştır. Kamu yönetiminde e-devlet kavramı, bu değişimin getirmiş olduğu baskıdan dolayı yaygınlık kazanmış ve rekabette önemli bir unsur haline gelmiştir. Kamu harcamalarında tasarruflar yaratılmasını ve birçok kurumsal işlemde kolaylıklar sunan e-devlet uygulamaları, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de hayata geçirilmeye başlanmıştır.Çalışmanın ilk bölümlerinde bilgi toplumu ve e-devlet kavramları, dünyada ve Türkiye'de e-devlet örnekleri genel olarak anlatıldıktan sonra Türkiye'deki en büyük e-devlet projeleri olan VEDOP, MERNİS ve TAKBİS projeleri incelenmiştir. Bu üç projenin kamu harcamalarındaki tasarruf boyutu, kayıtdışı ekonomi ile mücadeleye ve bürokrasinin azaltılmasına olan katkıları ayrıntılı bir şekilde aktarılmıştır.
Tasarruf bilinci oluşturmada coğrafya eğitiminin yeri ve önemi
Bu araştırmanın temel amacı, tasarruf bilincine sahip bireylerin yetiştirilmesinde coğrafya eğitiminin yerini ve önemini ortaya koyarak coğrafya biliminin gelişimine katkı sağlamaktır. Belirlenen amaç ekseninde elde edilen sonuçların değerlendirilmesi ile hem doğal ve beşeri kaynakların sürdürülebilirliğine yönelik adımlar atılabilecek, hem de alınacak önlemler ve yapılacak düzenlemeler ile ülke ekonomisine büyük katkılar sağlanmasında önayak olacaktır.Araştırmanın amacına ulaşabilmek için 2009-2010 Eğitim Öğretim yılında Ordu İli merkez ilçesinde Ortaöğretim 9. ve 12. sınıfta öğrenim gören 498 öğrenciye anket uygulanmıştır.Araştırmanın alt problemlerinin çözümlenmesinde; tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmış; frekans, yüzde ve aritmetik ortalama değerleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgularda cinsiyet ve sınıf değişkenine göre anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla t-testi uygulanmıştır. Araştırmanın anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonucu elde edilen verilere göre; öğrencilerin tasarruf bilinci oluşturmasında aile ve eğitim en önemli etkenlerdir. Ortaöğretim kademesinde yer alan dersler arasında tasarruf bilinci oluşturmada en etkili olan ders coğrafyadır. Öğrenciler tasarruf konularını öğrenebilecekleri ve öğrendikleri en uygun dersi coğrafya olarak belirtmişlerdir. Tasarruf bilinci düzeyi bakımından 9. sınıf öğrencileri ile 12. sınıf öğrencileri arasında 12. sınıf öğrencilerin lehine; sözel bölüm öğrencileri ile sayısal bölüm öğrencileri arasında sözel bölüm öğrencilerin lehine anlamlı fark ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar ise öğrencilerin aldıkları coğrafya eğitimi arttıkça tasarruf bilincine sahip olma düzeylerinin de arttığını ortaya koymuştur. Ayrıca, gelir seviyesi arttıkça tasarruf bilincinin azaldığı ve kız ile erkek öğrenciler arasında tasarruf bilinci bakımından anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Coğrafya Eğitimi, Tasarruf Bilinci, Sürdürülebilirlik.
İslam fıkhında ve Irak kanununda ihtikâr kavramı ve ahkamı (Karşılaştırmalı araştırma)
This research deals with studying monopoly in the light of Islamic law and Iraqi law, and its nature required that it be divided into three sections: The first section deals with the concept of monopoly and its essence for Scholars of Jurisprudence, law and economics, as well as the emergence of monopoly, and the terms related to it such as savings, depression and hoarding. The second section deals with the difference of jurists regarding the terms of the forbidden monopoly, its contemporary forms and types, the reasons for its spread, and its legal, security, social and economic implications. The third section is related to the rule of monopoly in Islamic jurisprudence, by listing the opinions and evidence of senior jurists, while stating the position of Iraqi law on this issue. Finally, the research deals with the preventive and remedial measures to combat monopoly from the perspective of Islamic jurisprudence and the Iraqi law system. In conclusion, the most important findings and recommendations are mentioned. Key words: Monopoly, savings, Islamic jurisprudence, Iraqi law.
Cari açık ve tasarruf ilişkisi:Türkiye örneği
Cari işlemler dengesi, ekonomi literatüründe sıklıkla araştırılan önemli konulardan birisidir. Cari işlem açıklarının temel bir makro istikrar göstergesi olması ve diğer istikrar göstergeleri üzerindeki etkileri konuyu güncel bir boyuta taşımaktadır. Bu anlamda, Türkiye'de temel bir sorun haline gelen cari açık probleminin içeriğinin, boyutlarının ve belirleyici değişkenlerinin ortaya çıkarılması gereklidir. Bu doğrultuda kurgulanan çalışma, elde edilen bulgular ışığında öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, kavramsal açıklamalara, teorik yaklaşımlara, cari açığın belirleyicileri ile ilgili temel bilgilere ve cari işlemler açığının tarihsel sürecine değinilmiştir. İkinci bölümde Türkiye tarihinde cari işlemler dengesinin seyri ve tarihsel süreç içinde yaşanan gelişmeler özetlenmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışmada kullanılacak olan yöntemlerin teorik açıklamalarına yer verilmiş ve ardından uygulama aşamasına geçilmiştir. Bu aşamada Türkiye ekonomisinin 1980-2015 dönemine ait yıllık verileriyle, cari açık üzerinde etkili olan yurtiçi tasarruf ekonomik büyüme ve dışa açıklık oranı değişkenleri ARDL Sınır Testi ile analiz edilmiştir. Ayrıca kullanılan Toda-Yamamoto nedensellik testi, EKK analizi ve korelasyon analizi ile çalışmaya derinlik kazandırılmıştır. Analiz sonucunda, diğer değişkenler için beklenen yönde ilişkiler saptanırken, sadece cari işlem açıkları ile tasarruflar arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Caldéron argümanı ile paralellik arzeden bu ilişkinin beklentilerin aksine olması nedeniyle yatırımlar ve tasarrufların büyüme korelasyonları karşılaştırılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda, Türkiye'de büyüme-yatırım korelasyonunun, büyüme-tasarruf korelasyonundan fazla olduğu belirlenmiştir. Bu sonuç, tasarruf artışına rağmen cari açıkların artmasını içeren temel çalışma bulgusunu destekler niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, Cari Açık, Tasarruf, Dışa Açıklık, ARDL
Türkiye'de muhafazakârlık ve tasarruf finansman sistemi ilişkisi
Çalışmanın amacı Türkiye'de muhafazakârlık ve tasarruf finansman sistemi arasında bir ilişki olup olmadığını incelemektir. Öncelikle bir ideoloji olarak muhafazakârlık incelenerek muhafazakârlık ve dindarlık ilişkisi araştırılmıştır. Sonrasında Türkiye'de bir ideoloji olarak muhafazakârlığın dindarlık olarak algılanış şekli katılımcı görüşlerine yer verilerek açıklanmıştır. Daha sonra bu ilişkinin bir tüketim tercihi olarak tasarruf finansman sistemine yansıyıp yansımadığı araştırılmıştır. Çalışma Türkiye'de muhafazakârlık ile tasarruf finansman sistemi arasında doğrudan bir ilişki olup olmadığını ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda çalışmada tasarruf finans sisteminin aktörlerine yer verilmiştir. Sistemin aktörleri seçilirken hem sektör çalışanları hem de sektör müşterilerinin görüşlerine yer verilmiştir. Çalışmanın yöntemi yüz yüze görüşme yöntemidir. Çalışmada kartopu örneklem yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubu seçilirken rastgele örneklem tercih edilmiştir. Gönüllü katılımcılara yer verilirken hem çalışmanın güvenilirliği hem de katılımcıların güvenliği için açık onay alınmasına dikkat edilmiştir. Sektörde çalışan ve daha önce çalışmış olan çalışma grubu seçilirken 25 kişiye ulaşılmış, ulaşılan kişiler arasından çeşitli kişisel nedenlerden dolayı 5 kişi katılımcı olmayı açık onay ile kabul etmiştir. Tasarruf finansman sistemi müşterileri arasından seçilen çalışma gurubu için 60 kişiye ulaşılmış, ulaşılan kişiler arasından 21 kişi açık onay ile araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışma sonucuna göre Türkiye'de muhafazakârlık ve tasarruf finansman sistemi arasında doğrudan bir ilişki olmadığı, bu ilişkinin sadece muhafazakârlık ile açıklanamayacağı, ekonomik nedenlerin de ön planda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Muhafazakârlık ve tasarruf finansman sistemi arasında dolaylı bir ilişki olduğu söylenebilir.