TBMM
110 theses under this subject heading
II. TBMM Urfa milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri (1923-1927)
Osmanlı Devletinin ağır ve yorucu geçen Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Anadolu toprakları, İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiştir. Anadolu halkı, işgallere karşı yerel direnişlerde bulunmuştur. Bu dönemde, en büyük tepki ve topyekün bağımsızlık mücadelesini, Mustafa Kemal Paşa Anadolu'ya geçip milletle bütünleşerek verecektir. Milli Mücadele'nin hazırlık aşamaları çerçevesinde; Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongrelerini düzenleyen Mustafa Kemal Paşa, bağımsızlık fikrini ateşlemiştir. Düşmana karşı bir taraftan bağımsızlık savaşı başlatılırken, bir taraftan da milli birlik ve milli mücadele adına önemli adımlar atılmaya başlanmıştır. Bunlardan birisi de; Mebusan Meclisi'nin yeniden açılmasıdır. Ancak İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul'u işgal edecek ve Mebusan Meclisi'nin dağıtacaklardır. Osmanlı Mebusan Meclisi'nin dağılmasından sonra Mustafa Kemal Paşa Ankara'da yeni bir meclis kurmak için hemen harekete geçmiştir. 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da yeni bir meclis açılmıştır. Egemenliğin halka dayandırıldığı yeni açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli kurtuluş mücadelesinin kazanılması ve yeni Türk Devleti'nin temellerinin atılması gibi iki onurlu ve önemli görevi başarıyla tamamlamıştır. Savaştan sonra, Birinci TBMM seçim kararı almış, 11 Ağustos 1923 tarihinde İkinci TBMM açılmıştır. II. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Urfa'dan; Yahya Kemal Bey (BEYATLI), Ali Fuat Bey (BUCAK), Hüsrev Bey (GEREDE), Saffet Kemalettin Bey (YETKİN), Mehmet Refet Bey (TOPÇUOĞLU) ve Mehmet Refet Bey (ÜLGEN) isimlerinde altı milletvekili katılmıştır. II. TBMM, Cumhuriyeti ilan eden meclis olmuştur. Halifeliğin Kaldırılması, Medeni Kanun, 1924 Anayasası ve daha birçok önemli gelişme, 1923-1927 arasında faaliyet gösteren II. TBMM döneminde alınan önemli kararlardır. Bu çalışmanın amacı; yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin inşasında; Urfa Milletvekillerinin, üstlendikleri görevleri ele almaktır. II. TBMM Döneminde Kurtuluş Savaşını sona erdiren Lozan Barış Antlaşması imzalanmış, Cumhuriyet ilan edilmiş, Halifelik kaldırılmış, 1924 Anayasası'nın yürürlüğe konması gibi pek çok önemli gelişme yaşanmıştır. Ayrıca bir diğer amaç; Urfa Milletvekillerinin, Urfa şehrinin kalkınması, sorunlarının çözülmesi adına yürüttükleri faaliyetleri ortaya çıkarmaktır. Anahtar Sözcükler: TBMM, Urfa, Milletvekili, Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele.
İsmet İnönü Dönemi Kütahya milletvekilleri ve faaliyetleri (1939-1950)
Bu yüksek lisans tezi çalışmasında İsmet İnönü Dönemi'nde (1939-1950) Kütahya'dan seçilen milletvekillerinin hayatları ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Kütahya'daki faaliyetleri incelendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi VI. VII. ve VIII. yasama dönemlerini kapsayan bu çalışmamda Kütahya milletvekillerinin çalışmaları dönemler halinde incelenmiştir. VI. ve VII. Dönem milletvekilleri 2. Dünya Savaşı'nın getirmiş olduğu sorunlar ile uğraştılar. Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası değişen siyasi atmosfer ile birlikte VIII. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ikinci parti olarak Demokrat Parti de katılmıştır. Bu dönemde Kütahya'da ise Cumhuriyet Halk Partisi 3 milletvekili çıkarmış iken Demokrat Parti 7 milletvekili çıkararak birinci parti olmuştur. Demokrat Parti'nin kurucularından Adnan Menderes de Kütahya'dan seçilen milletvekillerindendir. Kütahya milletvekillerinin büyük bir kısmı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ve Kütahya'da yoğun bir faaliyet göstermişlerdir. Tüm bu yönleriyle ele alındığı zaman Kütahya Milletvekilleri Türkiye'nin geleceğinde etkili bir biçimde görev almışlardır. Anahtar Kelimeler: Kütahya, Milletvekilleri Faaliyetleri, İsmet İnönü, Adnan Menderes, Türkiye Büyük Millet Meclisi
TBMM'deki yansımalarına göre köy enstitüleri
Eğitim, bir ülkenin kalkınmasında önemli bir yere sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren eğitim alanında gerçekleştirilen devrimlerin öncüsü olmuştur. Ülke nüfusunun büyük bir bölümünün köylerde olması ve köylerdeki eğitim seviyesinin düşük olmasından dolayı köyde eğitimin geliştirilmesine çalışılmıştır. Köy öğretmeni yetiştirme yolunda Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey döneminde önemli adımlar atılmış ve 1930'lu yılların sonuna gelindiğinde ise daha sistemli bir yola gidilmiştir. 17 Nisan 1940 tarihinde Köy Enstitüleri Kanunu ile Köy Enstitüleri kurulmuştur. 1940?1954 yılları arası Köy Enstitüleri'nin TBMM'deki durumu ele alınmıştır. Siyasal gelişmelerin eğitim sistemine nasıl etki ettiği üzerinde durulmuştur.Anahtar Kelimeler: Eğitim, Köy, Öğretmen, Köy Enstitüsü.
İstanbul basınına (Vakit gazetesi) göre Lozan Barış Konferansı müzakereleri
Lozan Barış Antlaşması, 20. yüzyıl Türk tarihinin en önemli siyasi olaylarından birisidir. Bu antlaşma, Birinci Dünya Savaşı'nın devamı mahiyetindeki İstiklâl Harbi'ni nihayete erdiren ve yeni bir döneme kapı aralayan tarihî bir vesikadır. Bu tarihî vesika yeni dönemin temel yapı taşı olarak da kabul edilebilir. Bu antlaşma, aynı zamanda yeni dönemin, özgür ve bağımsız bir devlet olarak uluslararası camiada tanınmasını ve kabul edilmesini sağlamıştır.Bu çalışma, böyle önemli tarihî bir olayın öncesinde ve sonrasında, bu konu ile alakalı olarak, yaşanan gelişmeleri incelemek ve ayrıca Lozan Barış Konferansı müzakereleri sürerken dönemin gazetelerinden birisi olan Vakit gazetesinin bu sürece bakış açısını irdelemek amacıyla hazırlandı.Bu çalışmada ikinci bölüme kadar olan kısımda, Birinci Dünya Savaşı'ndan Büyük Taarruz'a kadar olan, kısaca, siyasi ve askeri gelişmelerinin yanında çalışmada ana kaynak olarak kullanılan Vakit gazetesinin tanıtımı ile Lozan Barış Konferansı'nın hazırlıkları ele alınmıştır. İkinci ve üçüncü bölümler Lozan Barış Konferansı müzakerelerinin Vakit gazetesinin bakış açısıyla değerlendirilmesini içermektedir. Dördüncü bölüm ve sonuç kısmı ise antlaşmanın imzalanması, antlaşmanın TBMM' de değerlendirilmesi ve genel bir değerlendirme şeklinde ele alınmıştır.Bu çalışmanın hazırlık aşamasında o dönemi anlatan, o döneme vurgu yapan kitap, hatırat ve makalelerin dışında ağırlıklı olarak Vakit gazetesinden yararlanıldı.Anahtar Kelimeler: Vakit Gazetesi, Lozan, Lozan Barış Konferansı, Millî Mücadele, Lozan Barış Antlaşması, Türk Delege Heyeti, TBMM.
Atatürk Dönemi Manisa milletvekilleri (1923-1938)
1923-1938 Atatürk Dönemi Manisa Milletvekilleri adlı tezimizde Atatürk zamanında Manisa milletvekillerinin hem Kurtuluş Savaşı zamanında hem de Kurtuluş Savaş'ında sonra inşa edilmekte olan devlette yaptıkları kahramanlıklar üzerinde durulmuştur. Milletvekillerinin hem cephede askerle birlikte olarak askerlere moral desteği vermeleri, işgallere karşı direniş cemiyetlerinin kurulmasına ön ayak olmaları, Mecliste yaptıkları faaliyetler ve çıkarılan kanunlara vermiş oldukları oylarla Anadolu hareketini destekledikleri yaptığımız çalışma ile ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Atatürk, Manisa, Milletvekili, TBMM.
Anayasa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüğü hükümlerinin çatışması ve hukuki çözümü
ÖZET Ülkemizde, pozitif hukukun başlıca yürürlük kaynaklan olarak, anayasa, kanunlar, içtüzükler, uluslararası antlaşmalar, kanun hükmünde kararnameler, tüzükler ve yönetmelikler sayılmaktadır. Bu normlar arasında hiyerarşik bir düzen vardır. Bunlardan anayasa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ve içtüzüğün anayasaya uygun olma zorunluluğu tez konumuzun esasını teşkil etmektedir. Kurallar kademelenmesi gereği, Anayasa ile TBMM İçtüzüğü hükümleri arasında bir çatışma olduğunda anayasaya öncelik verilmesi, dolayısıyla içtüzüğün çelişen hükümlerinin anayasaya uygun hale getirilmesi konusunda bir tereddüt yoktur. Ayrıca bu iki norm arasındaki çatışmaları denetleme yetkisinin Türk Anayasa Mahkemesi'nde olduğu da açıktır. Asıl problem parlamentonun hangi kararlarının içtüzük değer ve etkisinde olduğunu belirlemek ve bunların da Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabi olup olmayacağını tesbit etmektir. Çünkü Anayasaca göre, içtüzüğe ve dokunulmazlığın kaldırılması ile üyeliğin düşürülmesine ilişkin parlamento kararlan dışındaki diğer TBMM kararlarının Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabi olması söz konusu değildir. Gerek doktrinde ve gerekse Anayasa Mahkemesi'nin yerleşmiş içtihatlarında tereddüde yer bırakmayan bir noktaya gelinmiştir. Buna göre, TBMM'nin İçtüzüğü değiştirici nitelikteki kararlan ile İçtüzük değer ve etkisindeki diğer kararlan Anayasa Mahkemesi'nin denetim alanı kapsamına girmektedir. Eğer Anayasa Mahkemesi böyle bir içtihatta bulunmasa idi, parlamento çok önemli konularda kararlar alarak anayasa ve kanunlara aykırı durumlar yaratabilir ve bunları da Yüksek Mahkemenin denetiminden kaçırabilirdi.
Elazığ milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri (1987-2002)
Bu çalışmada 1987 ve 2002 yılları arasında parlamentoda görev yapmış olan Elazığ milletvekilleri ele alınmıştır. Öncelikle Elazığ'ın tarihi ve coğrafi özellikleri ifade edilmiştir. Elazığ'ın 1987-2002 yılları arası sosyal, ekonomik ve siyasal durumu üzerinde durulmuştur. Tez çalışması TBMM'nin XVIII-XIX-XX-XXI dönemlerini kapsamaktadır. Bu dönemlerde görev yapan 13 milletvekilinin biyografileri ve meclis çalışmaları incelenmiştir. Çalışmada vekiller seçildikleri döneme göre kronolojik olarak sıralanmıştır. Vekillerin doğum tarihleri ve yerleri, aile durumu, yabancı dilleri, eğitim durumları, meslekleri gibi bilgilerde yer almaktadır. Milletvekillerinin şehir ve ülke sorunlarına olan ilgileri, ürettikleri çözümlere tezde yer verilmiştir. Vekillerin çalışmaları ve Elazığ halkının siyasi tercihlerinin neye göre şekillendiği yine halkın hangi siyasi partilere eğilim gösterdiği ortaya konmaya çalışılmıştır. Milletvekillerinin ülke ve şehir genelinde herhangi bir değişime sebep olup olmadıkları tespit edilmiştir. Böylelikle milletvekillerinin ülke ve şehir kalkınmasındaki rolleri ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Elazığ, Milletvekili, Siyasi Faaliyet, Parlamento
IX. dönem Mardin Milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri
14 Mayıs 1950 seçimleri, Türkiye'de CHP'nin 27 yıllık iktidarının son bulduğu bir seçim olmuştur. Uzun bir süre iktidar olan Cumhuriyet Halk Partisi, 14 Mayıs 1950 seçim sonucuna göre iktidarı Demokrat Partiye devretmiştir. Bu seçimden sonra oluşan IX. Dönem (1950-1954) Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Mardin 7 milletvekili ile temsil edilmiştir. Mardin'den üç milletvekilliğini CHP, üç milletvekilliğini DP, bir milletvekilliğini de bağımsız aday kazanmıştır. 1950-1954 yılları arasında görev yapan IX. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Mardin milletvekilleri; Abdurrahman Bayar, Abdulkadir Kalav, Cevdet Öztürk, Kemal Türkoğlu, Ali Rıza Erten, Mehmet Kamil Boran ve Aziz Uras'tır. Adı geçen milletvekilleri, Meclis'te çeşitli konular üzerine yaptıkları konuşmalarla, verdikleri kanun teklifleri ve önergelerle görüşlerini ortaya koymuşlardır. Ayrıca içinde yer aldıkları çeşitli komisyonlar ve katıldıkları inceleme heyetleri olmuştur. Bunların dışında Mardin'in kalkınması için bayındırlık, sağlık, sosyal ve ekonomik birçok alanda katkılar sağlamışlardır.
İnönü devrinde Kazım Karabekir'in faaliyetleri
Türk askeri ve siyasi tarihinin en önemli simalarından biri olan Kâzım Karabekir, Balkan, I. Dünya ve Türk İstiklal Savaşlarında büyük hizmetlerde bulunmuş bir asker ve siyaset adamı olarak karşımıza çıkmaktadır. I. Dünya Savaşı sonrası Mustafa Kemal Atatürk'e destek vererek Kongreleri desteklemiş ve Doğu'da bir kurtuluş hareketi başlatmıştır. Özellikle Milli Mücadele sırasında Doğu'da yapmış olduğu askeri harekâtlar Türkiye Cumhuriyeti adına oldukça büyük önem arz etmektedir. Karabekir Türkiye'nin ilk askeri zaferini kazanmasının yanı sıra Batı Cephesine gönderdiği asker ve mühimmatlarla da Milli Mücadele için kilit bir isim haline gelmiştir. 1921 Eylül ayında Doğu Cephesinin kapanması ile birlikte Ankara'ya gelmiş ve milletvekili olarak çalışmalara başlamıştır. Daha sonra, Atatürk ile bazı konularda ters düşerek arkadaşları ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurmuştur. 1926'da Atatürk'e kaşı düzenlenmesi planlanan İzmir Suikastı Olayı'na adı karışınca yargılanmış ve emekli edilmiştir. Karabekir emekli edildikten sonra bir bakıma inzivaya çekilmiştir. Atatürk'ün vefatına dek sıkı bir takip altına alınmıştır ve Atatürk'ün vefatının ardından İnönü döneminde tekrar siyaset sahnesinde ki yerini almıştır. Konumuzu teşkil eden İnönü Döneminde Karabekir, yaklaşık 10 yıl boyunca TBMM'de İstanbul milletvekili olarak bulunmuştur. Yurdun çeşitli yerlerine geziler düzenlemiş ve çeşitli toplantılara katılmıştır. Karabekir 5 Temmuz 1946 ile öldüğü gün olan 26 Ocak 1948 tarihine dek TBMM Başkanlığı görevini de başarı ile yürütmüştür. Bu çalışmanın amacı Kâzım Karabekir'in 1938-1948 yılları arasında ki faaliyetleri detaylı bir şekilde ortaya koymaktır. Bu nedenle çalışmanın son bölümünde Karabekir'in İnönü Devrinde ki siyasi yaşamı, gezileri ve diğer faaliyetleri detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kâzım Karabekir, Milli Mücadele, İsmet İnönü, TBMM.
22. Dönem Gaziantep milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri (2002-2007)
Bu tez çalışması 22. Dönem Gaziantep Milletvekillerinin 2002 ile 2007 yılları arası Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapmış oldukları siyasi faaliyetleri içermekte ve bunlarla ilgili değerlendirmelerde bulunulmaktadır. 22. Dönem Gaziantep Milletvekillerinin sosyal durumu, ekonomik yapısı, almış olduğu eğitimler, yaşları, meclisteki yasama faaliyetlerine katılımları, bulundukları siyasi partinin yapısı, tutumu üzerinde durmayı amaçlamıştır. Tez çalışması hazırlanırken 2002-2007 yılları arası 22. dönem yasama yılına ait Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin arşivinde bulunan ve 22. Dönem Gaziantep Milletvekillerini içeren, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergileri incelenmiştir. Bu dönem milletvekillerinin kişisel bilgilerinin çerçevesinde biyografileri araştırılmıştır. Meclis tutanaklarından milletvekillerinin yasama çalışmaları ile ilgili kayıtlar tespit edilmiş ve bölgenin tarihsel gelişimi, coğrafi, sosyal, ekonomik ve kültürel durumu hakkında çeşitli bilgiler verilmiştir. Bu çalışma Gaziantep ili ile sınırlandırılmış, Gaziantep'in 2002-2007 yılları arası 22. dönemindeki durumu ve 22. Dönem Gaziantep Milletvekillerinin faaliyetleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Mardin milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri (2002-2015)
Bu çalışmanın konusunu 2002-2015 yılları arasında Mardin Milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri oluşturmaktadır. Öncelikle çalışmanın kavramsal çerçevesi, Mardin'in tarihi, coğrafi konumu, nüfusu, idari ve siyasi durumu hakkında bilgiler verilerilmiştir. Çalışmada araştırılan yirmi milletvekilinin biyografisi verilmiş, ayrıca geçmişten günümüze milletvekillerinin biyografilerine de kısaca yer verilmiştir. 2002-2015 yılları arasında Mardin milletvekillerinin meclisteki konuşmaları ve faaliyetleri araştırılmıştır. Dört yasama dönemini kapsayan on üç yıllık parlamento çalışmalarının Mardin'e yansımaları araştırılarak çalışmaya aktarılmıştır. Böylece araştırmacıların bu bilgilerden faydalanması amaçlanmıştır. Çalışmada temel kaynak olarak TBMM Arşivi, Tutanak Dergisi ve bir çok literatürden faydalanılmıştır. Milletvekillerinin bir çoğu ile birebir görüşme imkanı sağlanmış, biyografileri verdikleri bilgilere göre aktarılmıştır. Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde: Kavramsal çerçeve, siyasetin tanımı ve siyasal sistem anlatılmış, Türkiye'de parlamenter sistem I. ve II. Meşrutiyet dönemleri ve Cumhuriyet dönemi anlatılmıştır. Akabinde, 2002-2015 yılları arasında Türkiye anlatılmıştır. Mardin ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. 1920-2002 yıllarında görev alan milletvekillerinin biyografileri kısaca özetlenmiştir. 2002-2015 yılları arasında çalışmanın özünü oluşturan dört dönem boyunca görev almış yirmi milletvekilinin biyografilerine kapsamlı olarak yer verilmiş, yerellik oranları tablo ile desteklenmiştir. İkinci bölümde: çalışılan yirmi milletvekilinin mali, ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi, hukuki, askeri, eğitim ve sağlık alanlarında mecliste yaptıkları konuşmalar tespit edilmiş, konuşmaları tek tek analiz edilerek aktarılmıştır. Üçüncü bölümde: 2002-2015 yılları arasında görev almış Mardin milletvekillerinin meclisteki faaliyetleri ele alınmış olup mecliste verdikleri önem arz eden kanun teklifleri ve önergelere yer verilmiştir. Sonuç olarak çalışmamızda, emekli ve titiz bir araştırma sonucunda Mardin Milletvekilleri'nin Meclisteki faaliyetleri ortaya konularak araştırmacıların istifadesine sunulmuştur.
Elazığ mebusu Hüseyin Gökçelik (1876-1933)
Tarihi geçmişi 4000 yıllık olan Harput, yeni bir yerleşim merkezi olan Elazığ'ın merkezi konumundadır. Bu bölgeye ilk yerleşenlerin Hurriler olduğu tarihi kaynaklarda belirtilmektedir. M.Ö. 9.yy da Urartular' ın Elazığ tarihindeki izlerini tarihî Harput Kalesi'nden görebilmekteyiz. 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra bu bölgede Artuklular, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Dulkadiroğulları ve Akkoyunlular hüküm sürmüşlerdir. 1507'de Safeviler'in eline geçen Harput 1514 Çaldıran Muharebesi'nden sonra Osmanlı Devleti'nin eline geçmiştir. 19.yy. sonlarına kadar kültür, bayındırlık gibi konularda yurdun en gözde şehirlerinden biri olarak varlığını sürdüren Harput, değişen toplum yapısına ve şehircilik hayatına uyarak o zamanki adı Agavat olan ovaya doğru yerleşilmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti geç kaldığı demokrasi hareketlerine XIX. ve XX. yy. da yoğunlaşmaya başlamıştır. Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, I. Meşrutiyet ve II. Meşrutiyet ile birlikte kısmen de olsa demokratikleşme yolunda önemli adımlar atılmıştır. 1908'de yapılan seçimler neticesinde farklı unsurların meclise girmesine zemin hazırlanmış ve siyasî partiler kurulmaya başlanmıştır. I. Dünya Savaşı'ndan sonra Millî Mücadele döneminde Mustafa Kemal ile birlikte hareket eden Hüseyin Bey 1920 tarihinde TBMM'nin açılmasıyla Elazığ Mebusu olarak meclise girer ve dört dönem mecliste görev alır. Bu dönemde ülkenin siyasî, hukuki, ekonomik, askeri, yönetim, tarım ve eğitim alanlarında birçok konuşması ve önergesi bulunmaktadır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin önemli kararlarına imzasını atmış; şehrinin ve ülkenin menfaatlerini gözeten bir politika izlemiştir. Beş çocuk babası olan Hüseyin Bey 1933'de vefat etmiş. Ailesinin bir kısmı Yıldızhan bir kısmı Gökçelik bir kısmı da Hanağası soyadını almıştır. Mezarı Elazığ - Hankendi Bucağı Bölüklü köyünde bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Harput, I. TBMM, Hüseyin Bey (GÖKÇELİK)
Meşruiyet ve meşruiyet temelinde TBMM'ne atfedilen mütalâa ve değerlendirmeler (1920-1923)
Meşruiyet; meşru olma, kanuna uygun bulunma demek olup, iktidar sahibinin veya prensipler sisteminin haklılığı, siyasî iktidarın halkın rızasına ve tasvibine dayandırılması durumudur. Bu temelde vatan ve namusun muhafaza edilmesi amacıyla ülkenin muhtelif yerlerinde askerî ve silahlı direniş teşkilâtları oluşturulmuş, kongreler toplanmıştır. Millet ve milliyet kavramları Türk tarihinin ve kültürünün kaçınılmaz bir gelişmesi neticesinde yavaş yavaş siyasî bir kavram şekline bürünmüştü. Bu durum, ülke sınırları dâhilinde bulunan insanları hürriyet ve istiklâl fikri etrafında birleştirmiştir. Son Osmanlı Mebuslar Meclisi'nin 16 Mart 1920 tarihindeki İstanbul'un fiilen işgali üzerine çalışamaz hâle düşmüş, Mebuslar Meclisi'nin 11 Nisan 1920 tarihinde resmen feshedilmesi ülkede meşrutiyet idaresinin kaldırılarak millet temsilcilerine dayanmayan bir keyfî idare hükûmetinin çalışmasına imkân vermiştir. Türkleri millî iradesini dile getirecek bir resmî müesseseden mahrum bırakmıştır. Bu çalışma ile meşruiyet temelinde Türk İstiklâl Savaşı'nı sevk ve idare eden TBMM'ne yöneltilen mütalâa ve değerlendirmeler incelenmiştir. TBMM, siyasî iktidarın varlık sebebinin halk için akıllıca iş gören bir anlama kavuşturulduğu, halkın rızası ve onayına dayanan, toplumsal mutabakatı yansıtan bir organ olmuş, milletin tek temsilcisi sıfatıyla kuvvetler birliği sistemini benimsemiş, yeni bir Türk Devleti'nin esaslarını belirlemiş ve İstiklâl Mücadelesi'nin sevk ve idare edeni olmuştur. Meclisin kendi üyeleri tarafından meşru hakkın elde edilmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanılması; "…Dört tarafta memleketimizi, vatanımızı muhat olan tehlikenin önünde aslanlar gibi dikilmek ve hain din düşmanlarımızın karşısında tarihimize, ecdadımıza lâyık bir evlât olduğumuzu ispat etmek… …Bizi buraya sevke saik olan sebebi yegâne istihlası vatan endişesidir…" şeklinde ifade edilmiştir.
TBMM' de grubu bulunan partilerin seçim programlarının ideolojiler açısından analizi
Birey ve toplum refahını gerçekleştirmek üzere teori ve kuramlar ileri süren ideolojiler dünyada yaşanan değişim ve dönüşümlere göre şekil almaktadır. Bazıları güncelliğini korumakla birlikte bazıları kendilerine gösterilen ilgiyi kaybetmiştir. İdeoloji referanslı siyasal söylemler, siyasetçilerin belli bir seçmen kitlesine değil de, bütün seçmenlere yönelik çalışmalarıdır. Seçmen beklenti ve isteklerinin öneminin günümüzde daha da artması nedeniyle seçmen ilişkileri temel olarak siyasetçilerin tüm söylemlerini etkilemektedir. Bu nedenle artan siyasal rekabet koşularında, seçmen-siyasetçi ilişkilerine ve siyasal söylemlerin neler getirip neler götürebileceğine dair partilerin ve adayların bilgilendirilmelerine özellikle önem verilmelidir. Siyasal çekişmelerin ve parti sayılarının çok olduğu ülkemizde, büyük seçmen kitlelerine sahip partilerde yarışma, küçük partilere oranla çok daha ince çizgilerde gidip gelmektedir. Ülkemizde son yıllarda seçmen ihtiyaçlarına daha fazla önem verildiği ve partilerin söylemlerini bu doğrultuda oluşturdukları görülmektedir. Bu nedenle partilerin daha başarılı olabilmesi için seçmen ilişkilerine daha çok önem verilmesi; parti içi eğitim ve seminer programlarıyla adayların yetiştirilmesi niteliğinde olan gerekmektedir. Bu çalışmada ülkemizde 7 Haziran 2015 genel seçimi ile bu seçimin tekrarı olan 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin, parti programları ile internet sayfalarından derlenen verilere göre seçim sürecindeki söylemleri ve bu söylemlerin ideolojik orjinleri hakkında bir araştırma yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Birey ve Toplum, Genel Seçimler, İdeoloji, Seçmen, Seçmen Kitlesi, Siyasi Söylem, Siyasi Partiler.
Demokrat Parti Döneminde DP'li Manisa milletvekilleri ve meclis faaliyetleri (1950-1960)
Bu tez, Demokrat Parti IX. X. ve XI. Dönemlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev alan Manisa milletvekillerinin özgeçmişleri ve meclisteki siyasi faaliyetlerini içermektedir. Tez çalışması, giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Tezin giriş kısmında 1946 yılından 1950 yılına kadar olan çok partili hayata geçiş süreci ele alınmıştır. Demokrat Partinin nasıl bir ortamda ortaya çıktığı, Cumhuriyet Halk Partisi ile yaşadığı görüş ayrılıklarına yer verilmiştir. Tezin birinci bölümünde, Demokrat Parti Manisa milletvekillerinin IX. Dönem meclis faaliyetlerine yer verilmiş, meclisteki konuşmaları, kanun teklifleri ve soruları ele alınmıştır. Bu faaliyetlerden yola çıkarak Manisa ve ülke yönetimiyle ilgili çıkarımlarda bulunulmuştur. Tezin ikinci bölümünde, X. Dönem meclis faaliyetlerine yer verilmiş, meclisteki konuşmaları, kanun teklifleri ve soruları incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, XI. Dönem meclis faaliyetlerine yer verilmiş, meclisteki konuşmaları, kanun teklifleri ve sorularından yola çıkarak Manisa'ya ve ülkeye olan hizmetleri değerlendirilmiştir. Tezin sonuç bölümünde, Manisa milletvekillerinin faaliyetleri değerlendirilmiş, iktidar muhalefet ilişkileri göz önünde bulundurularak Demokrat Parti yönetimi hakkında genel çıkarımda bulunulmuştur. Demokrat Partinin muhalefetten iktidara gelişi, iktidardan askeri darbeyle indirilişi süreci incelenmiş, bu sürece sebep olan durumlar ortaya konmuştur.
I. ve II. Dönem TBMM'nde Kâzım Karabekir ve faaliyetleri
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinin önemli subaylarından biri olan ve Milli Mücadele'de de büyük kahramanlıklar gösteren Kâzım Karabekir, 11 Ağustos 1882'de İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Kuleli Askeri Lisesi'nden 1900 yılında mezun olduktan sonra Harp Okulunu 1902 yılında birincilikle bitirerek teğmen olmuştur. Harp Akademisini de birincilikle bitirerek 5 Kasım 1905'te kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur. 1906 yılında Manastır'da önyüzbaşı olarak askerlik hayatına başlamıştır. Siyasal yaşamı da İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye olmasıyla başlamıştır. Bu alanda önemli görevler üstlenen Kâzım Karabekir, aynı başarısını askerlik hayatında da devam ettirmiş, Birinci Dünya Savaşı'nda da birçok başarı elde etmiştir. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasıyla ülkenin kurtuluşu için çözümler aramış, Kurtuluş Savaşı'nda özellikle Doğu Cephesi'nde büyük başarılar elde etmiştir. 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılmasını destekleyerek katkıda bulunmuş ve bu Meclis'te Edirne Milletvekili olarak göreve başlamıştır. Aynı zamanda savaşın devam etmesi ve Doğu Cephesi Komutanı olarak görev yapması sebebiyle I. Meclis'i uzaktan takip etmiş, fakat birçok önemli hususta fikrini beyan ederek yönlendirmelerde bulunmuştur. Olağanüstü yetkilerle faaliyetlere başlayan I. TBMM'nin milletvekilleri, başta eğitim seviyeleri ve fikri yapıları olmak üzere farklılık arz etmekteydi. Tek amaçları ise vatanın ve milletin bağımsızlığını kazanmaktı. Mudanya Mütarekesi ile savaşa son verip hedefine ulaşan Türk Milleti, I. TBMM'nin bünyesinde bulunan milletvekillerinin gayret ve fedakârlığı sonucunda istiklale kavuşmuşlardır. Bağımsızlığı kazandıktan sonra ülkeyi her açıdan inşa etmenin gerekli olduğuna inanan I. TBMM seçime gitme kararı alarak görevini sonlandırmıştır. II. TBMM ise, Türkiye Devleti'nin sosyal, siyasal ve kültürel tabanını oluşturarak devleti yeniden kurmuştur. Kâzım Karabekir, savaşın sonlanmasıyla birlikte batı bölgesine gelmiş ve II. TBMM döneminde İstanbul Milletvekili olarak göreve başlamıştır. Bu dönem zarfında Mecliste ciddi çalışmalarda bulunmuş, özellikle eğitim, askeri ve ekonomi alanında birçok kere fikirlerini dile getirerek faaliyet göstermiştir. 17 Kasım 1924 yılında Cumhuriyet tarihinin ilk teşkilatlı muhalefeti Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın liderliğini yapmıştır. Muhalefet partisi çok uzun yaşamayarak 3 Haziran 1925 yılında Takrir-i Sükûn Kanunu ile kapatılmıştır. Kâzım Karabekir, Takrir-i Sükûn Kanunu ile partisinin kapatılmasını sert bir şekilde eleştirmiş ve bunu tarihi bir hata olarak görmüştür. Partisinin kapatılması siyasal yaşamını bitirmemiş ve milletvekilliği devam etmiştir. Mecliste muhalefetine devam eden Kâzım Karabekir'in siyasal yaşamı İzmir Suikast Girişimi gerekçesiyle İstiklâl Mahkemelerinde yargılanmasıyla son bulmuştur. Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümüne kadar siyaset sahnesinden uzak kalan Kâzım Karabekir, 1939 yılında İstanbul'dan milletvekili olarak seçilmiş ve 1946-1948 yılları arasında da Meclis Başkanlığı görevini yürütmüştür.
Türk siyasal hayatında bağımsız milletvekilleri ve meclis faaliyetleri (1923-2002)
Bu çalışmanın konusu 1923-2002 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti bağımsız milletvekillerinin meclis faaliyetleri olarak belirlenmiştir. Öncelikle bağımsız milletvekillerinin 1923-2002 yılları arasında hangi dönemlerde seçimlere bağımsız girme bağımsız devam etme, bağımsız girme parti ile tamamlama ve parti ile girip bağımsız olarak bitirmesi durumlarının yanı sıra vekil seçildikleri il, vekil seçildikleri dönem, meslekleri, eğitim durumları, öz geçmişleri ve meclis faaliyetleri genel hatları ile ortaya konmuştur. Tez çalışması, TBMM'nin II.-XXI. Dönemlerini kapsamaktadır. 1923-2002 yılları arasında görev yapmış bağımsız milletvekillerinin biyografileri ortaya konularak bu milletvekillerinin seçildikleri il, seçildikleri dönem, partileri (varsa), meslekleri, meclis faaliyetleri, dönemlere göre bağımsız milletvekili sayıları tespit edilerek açıklamalarda bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: TBMM, Parlamenter Sistem, Bağımsız Milletvekilleri, Siyasi Faaliyetler, 1923-2002 Dönemi.
1929 dünya ekonomik bunalımı'nın Türk basınına ve meclise yansımaları
Dünya pek çok ekonomik krizle karşı karşıya kalmıştır. Bu krizlerin içerisinde 1929 Ekonomik Bunalımı, dünya krizler tarihinde farklı bir yer teşkil etmiş ve çoğu iktisatçı tarafından da bu durum kabul edilmiştir. 1929 yılında meydana gelen bu ekonomik olayın etkileri neredeyse tüm dünyaya yayılmış, etkileri her ülkenin kendi içyapısına göre farklılık göstermiş ve ülkeler kendi mevcut yapılarına göre süreci atlatmak için mücadele vermişlerdir. 1929 yılında ekonomi alanında yaşanan bu sarsıntı, dünyadaki mevcut sistemlere güveni azaltmış ve ülkeleri yeni arayışlara yöneltmiştir. Fakat Türkiye'de böyle bir durum söz konusu olmamıştır. Çünkü Türkiye, Birinci Dünya Savaşı akabinde verdiği bağımsızlık mücadelesi sonrası kendini yenileme ve onarma sürecindeydi ve sistemleşmiş bir ekonomik politikası bile mevcut değildi. Dolayısıyla, 1929 Krizi, Türkiye'nin ekonomik sistemine güven sarsacak bir ortam oluşturmamıştır. 1929 yılında ortaya çıkan bu ekonomik çöküntü, kendini onarma ve yenileme sürecinde olan Türkiye'nin yeni politikalarının bir diğer nedeni olmuş ve bu süreçte ekonomik sistemini oluşturmaya başlamıştır. Krizin meclise yansımaları; kriz ile ilgili alınan önlemler, ortaya çıkan yeni kanun ve kararlar ve devlet adamlarının kriz ile ilgili verdiği nutuklar ile ilgilidir. Buradan hareketle, bu yansımalardan hükümetin, ekonomik güçlükler karşısında, ne gibi politikalarının olduğunu görmek mümkün olmuştur. Krizin, basına yansımaları ise; krizin sebepleri, özellikleri, toplum üzerindeki etkileri ve bu krizden kurtulma çareleri ile ilgilidir. Basında özellikle sıkça işlenen konu tasarruf ve yerli malı olmuş, konu ile ilgili röportajlar ve düşünce yazılarına yer verilmiştir. En çok tartışılan konu ise krizin sebepleri olmuş, bu konuyla ilgili düşünce yazıları, gündemden düşmemiştir. Buradan hareketle, bu çalışmasının diğer bir amacı da, krizin asıl sebeplerini belirlemenin zorluğunu ve karmaşık yapısını göstermektir. Krizin temel sebebi genel anlamda Birinci Dünya Savaşı'nda görülse de, krizin sebebini savaş öncesi ya da savaş sonrası süreçte yaşanan durumlara bağlayanlar olmuştur. Fakat bu krizin asıl nedenlerini belirlemenin zorluğuna rağmen etkileri ve sonuçları üzerinde daha net çıkarımlar yapmak mümkündür. Krizin, Türkiye'deki etkileri incelenirken başvurulması gereken en önemli kaynak dönemin basını ve meclis görüşmeleridir. Çünkü ekonomik krizin farklı alanlardaki etkileri basında ve mecliste genişçe yer almış, böylece araştırmacıya 1929 krizini daha iyi analiz etme fırsatını sunmuştur. Kısacası, 1929 Ekonomik Bunalımı'nın Türk basınına ve meclise yansımaları, krizin gerek dünyadaki gerek Türkiye'deki tahliline en iyi kaynak niteliğindedir. Meclis ve basın kısmı incelenmeden, 1929 krizi çalışmaları eksik kalır. Ancak bu yansımalar incelenirse 1929 krizi tam olarak anlaşılır ve tahlili tamamlanabilir. Anahtar Sözcükler: 1929 Ekonomik Bunalımı, Meclis, Basın, Türkiye Ekonomisi, Dünya Ekonomisi
Kamu politikası oluşturulma sürecinde Adıyaman milletvekillerinin TBMM'de yasama faaliyetleri (2002-2015
Bu tez çalışması, kamu politikası aktörleri olarak 22. dönem, 23. dönem, 24. dönem Adıyaman Milletvekillerinin 2002-2015 yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapmış oldukları yasama faaliyetlerini içermekte ve bu yasama faaliyetleri ile ilgili kamu politikası bağlamında değerlendirmede bulunmaktadır. Milletvekillerinin sosyal durumu, yaşları, eğitim durumları incelenmiş; kamu politikası aktörü olarak TBMM'de yaptıkları konuşmalar ve yasama faaliyetleri araştırılmıştır. Bu çalışmada 2002 ile 2015 yılları arasında milletvekillerinin yasama faaliyetleri, kamu politikası aktörü olarak, değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tez çalışması hazırlanırken 2002-2015 yıllarına ait Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergileri incelenmiş, meclis tutanaklarından milletvekillerinin yasama faaliyetleri ile ilgili kayıtlar tespit edilmiştir. Bu çalışma, 2002-2015 yılları arasında TBMM'de görev yapan Adıyaman milletvekilleri ile sınırlandırılmıştır.
XX.ve XXI. dönem Gaziantep milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri(1996-1999-2002)
Bu çalışmanın amacı, 20 ve 21. dönemlerde (1996-1999-2002) seçilip mecliste yer alan Gaziantep Milletvekilleri ve milletvekillerinin yasama faaliyetleri ele alınmıştır. Bunun yanında siyaset ve siyasal faaliyetin kavramsal çerçevesine yer verilmiştir. Bu kapsamda öncelikle siyasal sistemler ele alınmış, ardından demokrasinin tanımı, demokrasi modelleri, parlamenter sistem, parlamenter sistemde anayasal organlar, Türkiye'de parlamenter sistemin gelişimi açıklanmıştır. Sonrasında çalışmanın sınırlı olduğu dönemi ifade eden 1996-1999-2002 dönemlerinde genel olan Türkiye'nin durumu ele alınmıştır. Yine çalışmanın sınırlı olduğu il olan Gaziantep'in coğrafi, demografik, sosyal, ekonomik ve siyasi yapısı açıklanmıştır. Ardından ele alınan dönemler için Gaziantep'te genel seçim sonuçları açıklanarak değerlendirilmiştir. Sonrasında araştırma kapsamındaki milletvekillerinin biyografileri sunulmuştur. Gaziantep milletvekilleri sosyodemografik özellikleri bağlamında değerlendirilmiş ve bu bölüm tamamlanmıştır. Sonraki bölümde Gaziantep milletvekillerinin TBMM'deki konuşmalarına yer verilmiştir. Son olarak Gaziantep Milletvekillerinin yasama faaliyetleri yorumlanarak açıklanmıştır. Araştırmada TBMM tutanak dergilerinden faydalanılmıştır.
Diyarbakır Milletvekilleri ve meclis faaliyetleri (1950-1960)
Osmanlı Devleti uzun yıllar boyunca mutlakiyetçi yönetim anlayışını sürdürmüştür. Fransız İhtilali sonrasında Avrupa'ya yayılan demokrasi anlayışından Osmanlı Devleti' de nasibini alacaktır. 19.yy genelinde kötü gidişatı sonlandırmak amacıyla birtakım ıslahatlar gerçekleştiren devlet meşrutiyet kavramından uzak kalamayacaktır. 1876 yılında Osmanlı Devleti yönetim alanında bazı değişiklikler yapmak zorunda kalmış böylece I.Meşrutiyet adını verdiğimiz dönem başlamıştır. Bu dönem toplumun yapıya alışkın olmaması ve patlak veren Osmanlı - Rusya Savaşı gibi nedenlerden dolayı kısa sürmüştür. II.Meşrutiyet öncesi örgütlenmesini tamamlayan İttihat ve Terakki Cemiyeti ülke genelindeki etkisini hissettirmeye başlamıştır. II.Meşrutiyet ile beraber partilileşme süreci başlamıştır. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan siyasi partilerin var olma süreci dönem şartları kapsamında son derece sancılı olmuştur. İTC Osmanlı Devleti'nde ki hakimiyetini pekiştirmişse de I.Dünya Savaşı'nda alınan yenilgi cemiyetin büyük oranda önemini yitirmesine neden olmuştur. Cumhuriyet'in ilanı ile beraber muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak adına yapılan çalışmalar kapsamında çok partili hayata da önem verilmiştir. Terakiperver Cumhuriyet ve Serbest Cumhuriyet Fırkalarının kurulmasıyla getirilmek istenen yeni siyasi düzene ve çok partili hayata yer verilmek istenmiştir. Toplumun hazır olmaması ve birtakım olumsuzluklardan dolayı çok partili yaşam denemeleri bir süre istenilen sonuçları veremeyecektir. 1946 yılı sonrasında özellikle Demokrat Parti'nin ortaya çıkmasıyla çok partili hayatın avantajları ülke genelinde hissedilmeye başlanmıştır. 1950 seçimleri Türkiye tarihi için önemli değişimleri beraberinde getirmiştir. 27 yıl boyunca süren Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi böylece son bulmuştur. 1954 ve 1957 seçimlerinde yine DP'nin seçimler de birinci parti olduğu görülmüştür. Köklü bir geçmişe sahip olan Diyarbakır 1950-1954 ve 1957 seçimlerinde CHP-DP çekişmesine sahne olmuştur Diyarbakır milletvekillerinin halkı temsilen yaptığı faaliyetler halk nezdinde memnuniyet ile karşılanmıştır. 1950-1960 yılı arasında seçilmiş 18 farklı Diyarbakır milletvekili ilin sorunlarıyla yakından ilgilenmiş ve ilin kalkınması için seferber olmuşlardır. 27 yıl süren CHP yönetiminden kaynaklı sorunlar olduğunu savunarak çözüm bulmaya çalışmışlardır.
Kuvvetler ayrılığı bağlamında Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yürütme erkinin konumu
2017 Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilerek 1982 Anayasası'nın temel yapısı değişmiş ve anayasal sistemimizde önemli bir dönüşüm gerçekleşmiştir. Hükümet sistemleri sınıflandırmasında başkanlık sistemi içerisinde değerlendirilebilecek Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yürütme yetkisi ve görevi doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanına tevdi edilmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesiyle yasama ve yürütme ilişkileri önemli biçimde dönüşmüştür. TBMM ile Cumhurbaşkanı seçiminin eş zamanlı yapılması öngörülmüş ve TBMM çoğunluğu ile Cumhurbaşkanının aynı siyasi eğilimde olması amaçlanmıştır. 2017 Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanına yürütmeye ilişkin konularda ilk elden Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkartma yetkisi verilmiştir. Ancak Cumhurbaşkanlığı kararnamesi normlar hiyerarşisinde kanunun altında yer aldığından özellikle bölünmüş iktidar döneminde, TBMM ile Cumhurbaşkanı arasında kurallar savaşının çıkacağı söylenebilir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde sistem içerisinde çıkabilecek siyasi krizleri aşmak amacıyla Cumhurbaşkanına ve TBMM'ye seçimleri karşılıklı yenileyebilme yetkisi verilmiştir. 2017 Anayasa değişikliği ile bütçe ve geçici bütçe kanununun çıkartılamaması halinde, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesinin yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hükmün özellikle bölünmüş iktidar halinde, olası sistem tıkanıklığının aşılabilmesi için getirildiği anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu düzenleme, TBMM'nin bütçe yetkisini işlevsizleştirmektedir. 2017 Anayasa değişikliği ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) yeniden yapılandırılmıştır. HSK'nın oluşumunda Cumhurbaşkanının önemli yetkilerinin olduğu ve bu durumun yargı bağımsızlığı açısından sorunlu bir hal aldığı görülmektedir. Son Anayasa değişikliği ile Anayasa Mahkemesi'nin oluşumunda önemli bir değişik gerçekleşmemiştir. Ancak hükümet sisteminde gerçekleşen keskin dönüşüm dolayısıyla AYM ile Cumhurbaşkanı arasındaki ilişki yeni bir hüviyet kazanmıştır. Bu bağlamda AYM'nin oluşumu yargı bağımsızlığı ve yürütmenin denetlenmesi açısından sorunludur.
TBMM Hükümeti'nin Bolşevizm algısı, Anadolu Hareketi ve Bolşevikler (1920-1922)
Bu çalışmada 1917 Bolşevik İhtilali'nden sonra Rusya'da iktidara gelen Bolşevikler ile Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığının temelini oluşturan Anadolu Hareketi'ni yöneten TBMM Hükümeti arasında gerçekleşen ilişkilerin hangi boyutlarda olduğu, her iki tarafın birbirinden nasıl ve ne düzeyde etkilendiği, TBMM Hükümeti için Bolşevizm ne ifade ettiği incelenmiştir. Türk Milli Mücadelesini zafere ulaştıran Mustafa Kemal Paşa, Anadolu Hareketi'nin başına geçtiği andan itibaren İtilaf Devletlerine karşı Sovyet Rusya ile ilişki kurmuştur. Anadolu Hareketi'nin Sovyetler ile başlattığı temasları TBMM Hükümeti sürdürmüş, bu süreç içerisinde Anadolu'da ve yurtdışında bulunan Bolşeviklerde faaliyetlerini artırmıştır. Çalışmamızda Sovyet Rusya ile kurulan ilişkilerin sonucunda Anadolu Hareketi ve Mustafa Kemal Paşa'nın karşısına siyasal bir güç olarak ortaya çıkan Bolşevikler ve Bolşevizm'in nasıl algılandığı incelenmiş, buna karşı TBMM Hükümeti'nin tavrı ele alınmıştır.
Büyük Taarruz'dan Lozan Barış Anlaşması'nın imzalanmasına kadar Türk-Sovyet ilişkileri
Türkiye'nin kurtuluş savaşı süresince tam bağımsızlık prensibine zarar vermeyecek biçimde destek aldığı devletlerden biri de Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti olmuştu. Türkiye, Büyük Taarruz sonrasında Doğu Trakya ve boğazlar bölgesinin geri alınabilmesi için İzmir'in ardından Çanakkale ve Kocaeli önlerine doğru iki kol halinde askerî harekâtına devam ederken de bu destekten faydalanmak istemişti. Bu süreçte, İtilaf Devletleri ve müttefikleriyle beliren savaş tehlikesine karşı kararlı bir duruş sergileyen Ankara, İtilaf Devletleri'nin 23 Eylül'deki anlaşma teklifine hemen bir cevap vermemiştir. Moskova'nın Balkanlarda askeri baskı yapmasını bekleyen Türkiye, özellikle İngiltere'yi yalnız bırakarak Doğu Trakya ve boğazları barış görüşmeleri öncesinde geri almayı hedeflemiştir. Ancak Sovyet yönetimi, boğazlarda Türk denetimini İngiliz varlığına tercih etmekle birlikte, bu kritik noktada Türkiye'yi tatmin etmeyen, hatta kuşkuya sevk eden ikircikli bir tutum izlemiştir. Ankara'nın destek taleplerine kesin bir yanıt vermekten kaçınan ve onu ileri harekâtını sürdürmeye teşvik eden Moskova, Kafkaslarda da askeri hazırlıklara girişmiştir. Hal böyle olunca Sovyetlerin amaçlarını kestiremeyen Ankara, İtilaf Devletleri'yle anlaşma yolunu seçmiş ve Millî Mücadele'nin askeri safhasını bitiren Mudanya Mütarekesi'ni imzalamış, böylece İstanbul ve boğazlar İtilaf işgali altındayken barış görüşmelerine başlamayı kabul etmek zorunda kalmıştır. Moskova, Mudanya görüşmelerini ve Türkiye'nin Doğu Trakya'yı tek kurşun atmadan geri almasını izlemekle yetinmiştir. Lozan Konferansı'nda ele alınacak olan boğazların statüsü ise buralarda nüfuz elde ederek topraklarını güneyden gelebilecek saldırılardan koruma endişesi içinde olan Moskova için büyük önem arz ettiğinden, Sovyetler görüşmelerin tamamında yer almak istemiş, fakat bunda başarılı olamamıştır. Boğazların statüsünün Moskova Anlaşması uyarınca çözüme kavuşturulmasını bekleyen Sovyetler, bu konuda da istediğini alamamıştır. Lozan'da Türkiye ile ortak bir cephede buluşamayan Moskova yönetimi ile Ankara yönetimi arasında Lozan süreci güvensizlikler ve zoraki yakınlaşma girişimlerine sahne olmuştur. Sınırlarını çizdiğimiz bu süreçteki Türk-Sovyet münasebetleri, çalışmamızda sorgulayıcı bir bakış açısıyla neden-sonuç ilişkisine bağlı olarak aydınlatılmaya çalışılmıştır.