Therapy

50 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Çevrimiçi bilinçli farkındalık temelli bilişsel terapi uygulamasının algılanan stres ve ruminatif düşünce düzeyi üzerine etkisi

Çevrimiçi bilinçli farkındalık temelli bilişsel terapi uygulamasının bireylerin algılanan stres ve ruminatif düşünme biçimi düzeylerine etkisi açısından karşılaştırmayı hedefleyen bu araştırmada tek grup öntest-sontest kontrol grupsuz model uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; İstanbul ili, Sultanbeyli, Arnavutköy, Güngören, Bakırköy ilçeleri okullarında çeşitli kademelerde çalışan 12 rehber öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada 'Kişisel Bilgi Formu', 'Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ-14)' ve 'Ruminatif Düşünme Biçimi Ölçeği' katılımcı grubuna program öncesi öntest ve program sonrası sontest olarak uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS programı, Bağımlı-T Testi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, 8 oturum 90 dakikadan oluşan bir program uygulanmıştır. Elde edilen veriler, bireylerin algılanan stres ve ruminatif düşünme biçimi düzeyi puanlarında anlamlı bir farklılık olmadığını göstermektedir.

Bilinçli farkındalıkBilişsel davranış terapileriBilişsel farkındalık+6
İlke Aygün
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kabul ve kararlılık terapisi temelli müdahalenin yetişkinlerdeki duygusal yeme davranışına etkisi

Bu araştırmanın amacı Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) temelli müdahelenin geliştirilip yetişkinlerdeki duygusal yeme davranışına etkisinin incelenmesi ve kontrol grubu ile karşılaştırılmasıdır. Bu kapsamda çalışma, ön-test, son-test ve 1 aylık takip ölçümü olan randomize kontrol gruplu deneysel bir desende gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu, Duygusal Yeme Ölçeği, Yeme Tutum Testi, Kabul Eylem Formu, Çok Boyutlu Psikolojik Esneklik Envanteri, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Yaşam Kalitesi (SF-12) ve Yeme Farkındalığı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma kapsamında belirlenen dahil etme ve dışlama kriterleri çerçevesinde başvurular değerlendirilmiş ve basit rastgele örnekleme yoluyla ACT (deney grubu) ve kontrol grubu homojen bir şekilde oluşturulmuştur. Çalışma, 24'ü deney toplam 45 yetişkin kadın katılımcı ile tamamlanmıştır. Çalışmada ACT grubunda yer alan katılımcılara altı oturum; kontrol grubuna ise kendilerinden deney grubuyla eş zamanlı olarak son testler alındıktan sonra 1 günlük ACT atölyesi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, deney grubundaki katılımcıların duygusal yeme puanlarında anlamlı bir azalma olduğunu doğrulamıştır. Ayrıca bu azalmanın takip ölçümü sürecinde de devam ettiği görülmüştür. Bulgular literatür bilgileri baz alınarak tartışılmış ve sonraki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Çalışmanın hem duygusal yeme alanına hem de ACT müdahale çalışmaları literatürüne katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çevrimiçi Müdahale Çalışması, Duygusal Yeme, Kabul ve Kararlılık Terapisi,

Duygusal yemeKabul ve kararlılık terapisiSayısal müdahaleler+4
Büşra Kavla
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sistemik lupus eritematoz tanılı hastalarda bilişsel egzersiz terapi yaklaşımı ölçeği'nin geçerliği, güvenirliği ve duyarlılığının belirlenmesi

Bu çalışma Sistemik Lupus Eritematoz (SLE) tanılı bireylerde Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) Değerlendirme Ölçeği'nin geçerlik, güvenirlik ve duyarlılığını incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya dâhil edilen 150 SLE tanılı bireye BETY Ölçeği'nin geçerlik çalışmasında bireyleri değerlendirmek için Lupus Yaşam Kalitesi Ölçeği (Lupus Quality of Life- LupusQoL), Sağlık Değerlendirme Anketi (Health Assessment Questionnaire- HAQ), Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası (Hospital Anxiety and Depression Scale- HADS) ve Kısa Form-36 (Short Form 36- SF-36) kullanıldı. BETY Ölçeği'nin diğer ölçekler ile arasındaki korelasyon Spearman's kolerasyon analizi ile incelendi ve r= -0,522 ve 0,735 arasında bulundu (p<0,001). Güvenirlik için test-tekrar test yöntemi ve sınıf içi güvenirlik (Intraclass Correlation Coefficient-ICC) katsayısına bakıldı. Bir hafta aradan sonra 30 bireyin BETY ölçeğine verdikleri yanıtların korelasyonu (r=0,989, p<0,001) ve ICC katsayısı (0,985, p<0,001) oldukça yüksekti. İç tutarlılık için Cronbach's Alpha katsayısına bakıldı ve 0,952 ile ölçeğin iç tutarlılığının da mükemmel olduğu bulundu. Ölçeğin duyarlılığı değerlendirmek amacıyla 3 ay sonra 30 SLE'li hastada BETY ölçeğinin tüm ölçeklerle zamana bağlı değişim korelasyonu incelendiğinde SLE'ye spesifik bir yaşam kalitesi ölçeği olan LupusQoL planlama (rho=-0,529 p=0,003), yakın İlişki (rho=-0,421 p=0,02), vücut imajı parametreleri (r=-0,443 p=0,014) arasında orta düzeyde ilişki bulunurken, diğer parametreleri arasında zayıf ilişki bulundu. Diğer ölçeklerle benzer şekilde orta veya zayıf düzeyde ilişki bulundu. Çalışmamızın sonucunda BETY ölçeğinin SLE'li bireylerde geçerli, güvenilir ve duyarlı olduğu sonucuna varıldı. BETY Ölçeği SLE'li bireylerde değerlendirme ve tedaviyi takip aracı olarak tercih edilebilir.

BilişBilişsel gelişimBilişsel işlevler+6
Merve Durmuş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Seramik uygulamalar özelinde sanat ve terapi

Sanatsal aktivitelerin kişilerin kendilerini daha iyi ifade etmesine olanak vermesi sanat terapisi kavramının önemini ortaya çıkartmıştır. Bu tez çalışmasının amacı seramik uygulamaların ve materyallerin terapi ortamında nasıl kullanılabileceğini incelemek ve örnekleriyle ortaya koymak olmuştur. Seramik uygulamalar yardımıyla katılımcıların iç dünyalarını yorumlama yeteneği ve bunun psikoterapideki karşılıkları açıklanmıştır. Çalışma içerisinde seramik uygulamalar ve dokunma duyusu arasındaki ilişki, seramik eserlerin yapısal ve yapıbozumsal süreçlerinin insan psikolojisine etkisi ve uygulamalar sayesinde katılımcıların gelişimsel süreçlerini nasıl tekrar ziyaret edebileceği incelenmiştir. Bu çalışma kil uygulamalarıyla kişilerin bilinçaltı ile nasıl iletişim kurabilecekleri, katarsis üzerinden kendileri ifade edebilecekleri, ilgili materyali bir dil olarak nasıl kullanabilecekleri ve konsept bir üretim üzerinden duygularını nasıl somutlaştırabilecekleri açıklanmıştır.

SanatSanat eserleriSanat etkinlikleri+4
Aysu Kılıç
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni tanılı bireylerle yapılan ritm-müzik grubunun umut, kaygı, depresyon, duygu düzenleme, işlevsellik ve bilişsel işlevler üzerindeki etkisinin incelenmesi

Giriş: Müzik terapi, müziğin ve psikoterapinin içindeki farklı alanların birleştiği ve kendi başına bir terapi yöntemi haline gelmiş, çok çeşitli amaçlarla kullanılan bir yöntemdir. Amaç: Bu tezde, farmakolojik tedavi gören, remisyonda olan ve terapi almayan, şizofreni tanılı bireylerle yapılan orta (16 hafta) süreli ritm-müzik grubunun; umut, kaygı, depresyon, bilişsel işlevler, duygu düzenleme güçlüğü ve genel işlevsellik düzeyleri üzerindeki etkisinin ve grup sürecinde hangi grup sağaltıcı etmenlerinin yararlı olduğunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, ön-test son-test randomize kontrol gruplu deneysel bir çalışma olarak, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (İÜ İTF) Ruh sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı (AD)'nda gerçekleşmiştir. Örneklem, İÜ İTF Ruh sağlığı ve Hastalıkları AD'da farmakolojik tedavi gören, Sanat Psikoterapisi ve Rehabilitasyon Programı (SPR)'na sevk edilen 18-50 yaş arası 16 gönüllü katılımcıdan (8 kişi araştırma grubu, 8 kişi ise kontrol grubuna dahil olmak üzere) oluşmuştur. Ayrıca deney ile kontrol grubu katılımcıları ve deney grubunun bakım verenleriyle ön ve son görüşme yapılmıştır. Bu görüşmelerde deney ve kontrol grubuna uygulanan ölçekler, "Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği, Durumluk ve Sürekli Umut Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Nöropsikolojik Test Bataryası (Sayı Menzili, Benton Çizgilerin Yönünü Belirleme, Saat Çizimi, Londra Kulesi ve İz Sürme Testi), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Global İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği ve Grup Sağaltıcı Etmenler Listesi"dir ve sosyodemografik bilgi için "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Deney grubuna dair gözlem verileri her hafta araştırma yürütücüsü tarafından tutulmuştur ve nitel veri olarak araştırmada yer almıştır. Terapi süreci haftada 1 gün, 2 saat içerisinde, yarı yapılandırılmış bir plan çerçevesinde gerçekleşen, toplam 16 haftalık bir çalışmadır. Terapi yaklaşımı olarak psikodinamik temelde, destekleyici ve "şimdi ve burada"ya odaklı ilişkisel, eklektik müzik terapi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler nonparametrik istatistiksel testlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar ve Mann Whitney-U testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Deney grubu katılımcıları için, İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi Ölçeği (GAF)'ne bakıldığında Belirtiler ve İşlev Kaybı alt boyutlarında işlevsellikte artış; Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ) sonucu Kabul Etmeme ve Stratejiler alt boyutlarında anlamlı azalma görülmüştür. Deney ve kontrol grubunun DDGÖ puanları karşılaştırıldığında Hedefler ve Stratejiler alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunmuştur. Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) deney grubu son test puanlarında anlamlı derecede azalma gözlenmiştir. Deney grubu için Grup Sağaltıcı Etmenler'den "İç Boşaltma (Katarsis), Varoluşsal Etmenler, Aile Ortamının Yeniden Sahneye Koyulması, Grup Bağlılığı ve Evrensellik" alt boyutlarından daha fazla yararlandıkları görülmüştür. Sonuç: Eklektik müzik terapinin kullanımı, kaygı düzeyini azaltmış, öz bakım becerisini ve ilişki kurma kapasitesini geliştirmiş, genel ve mesleki işlevsellik düzeylerini artırmış, duygu düzenleme kapasitelerini geliştirmiş, grup bağlılığıyla birlikte müziğin kapsayıcılığında bir araya gelen kişiler güvenli bir alanda kendilerini ifade etme olanağı bulmuştur.

Bilişsel işlevlerDepresyonDuygu düzenleme+7
Ruhicem Yalabık
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Duygusal yetkinlik terapisi temelli grupla psikolojik danışma programının beliren yetişkinlerinin duygusal yetkinlik düzeyi ve ruh sağlığı üzerindeki rolünün incelenmesi

Bu araştırmanın amacı Duygusal Yetkinlik Terapisi (DYT)'nin beliren yetişkinlerinin duygusal yetkinlik düzeyi ve ruh sağlığı üzerindeki rolünü incelemektir. Bu doğrultuda çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. Duygusal yetkinliği değerlendirmek amacıyla kullanılan geçerli ve güvenilir bir ölçek bulunmadığından çalışmanın ilk aşamasında Duygusal Yetkinlik Ölçeği – 2'nin (EES2; West, 2018) Türkçeye uyarlaması gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın bu aşamasına 18-29 yaş aralığında toplam 763 üniversite öğrencisi katılmıştır. Bulgular, ölçeğin Türkçe versiyonunun tek faktörlü bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuş ve 8 maddelik ölçeğin duygu düzenleme araştırmacıları ve ruh sağlığı uzmanları tarafından kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğunu göstermiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında, 18-29 yaş aralığında yükseköğretime devam eden 16 kişiyle DYT temelli bir grupla psikolojik danışma programı gerçekleştirilmiştir. Söz konusu programın beliren yetişkinlerin duygusal yetkinlik düzeyi ve ruh sağlığı üzerindeki rolünü belirlemek amacıyla deney ve kontrol gruplu öntest-sontest-izleme ölçümlü 2x3'lük gerçek deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubuyla DYT çerçevesinde 8 oturumluk grupla psikolojik danışma uygulaması gerçekleştirilmiş; kontrol grubuyla ise herhangi bir uygulama gerçekleştirilmemiştir. Araştırmanın bulguları, DYT temelli grupla psikolojik danışma programının üniversite öğrencilerinin (a) duygusal yetkinlik düzeylerini artırmada kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha etkili olduğunu ve bu etkinin dört hafta boyunca sürdüğünü; (b) depresyon, anksiyete ve stres düzeylerini düşürmede kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha etkili olduğunu ve bu etkinin dört hafta boyunca sürdüğünü ve (c) duygusal, sosyal ve psikolojik iyi oluş düzeylerini artırmada kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha etkili olduğunu; ancak bu etkinin yalnızca duygusal ve psikolojik iyi oluş düzeylerinde dört hafta boyunca sürdüğünü göstermiştir. Mevcut bulgular ilgili alan yazını uyarınca tartışılmıştır.

Duygu düzenlemeDuygusal yetkinlikGenç yetişkinler+5
Funda Bozkurt
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat terapisinin aleksitimik çocuklar üzerine etkileri

Sanatsal çalışmalar çocukların her döneminde bir terapi niteliğindedir. Ancak herhangi bir sanat etkinliğinin terapi özelliğini taşıyabilmesi için çocukluk dönemlerinin tüm gelişimsel alanlarını ve bu alanların özelliklerini bilmek yeterli olmayabilir. Çocuğun yakınındaki bireylerin sağlıklı iletişim sağlamak adına yapması gereken önemli görevleri bulunmaktadır. Tezde, çocukluk döneminde yaşanılan kritik durumları, bu durumların kritik yönleri, çocuğun çevresini oluşturan yakınlarının çocuğa karşı görevleri ve sanat çalışmalarının tedavi gücü vurgulanmaya çalışılmıştır. Bu tezde, çocukluk döneminde 7–11 yaş arası aleksitimik bireylerin sanat terapisiyle kaygılarını, ifadelerini dile getirmelerinde görsel sanatların etkisini incelenmektedir. Yunan kökenli aleksitimi, "duygular için söz yokluğu" anlamına gelir. Bu bağlamda sanat terapisinin, aleksitimik bireylerin sözel ifade becerisinin yani duygularını ifade etmede farkındalık yaratması beklenir. Sanatla terapi gören bu bireyler, duygularına daha derin boyutlarda bakabilmeli ve uygulama çalışmaları ile duygularını iyi düzeyde ilişkilendirebilmelidir. Aleksitimik çocuklara sanat çalışmaları uygulandığında önemli katkılar yaratabileceği ve bu konuyla alakalı daha fazla araştırmalar yapılması gerektiğinin önemli olduğunu ortaya koymaktır. Tezde birinci bölümde öncelikle amaç olarak hedeflenen önem ve sınırlılıklardan, ikinci bölümde, aleksitimi, temel özellikleri, çocukluk döneminde aleksitimi sebepleri ve bu durumu tanımlarken terapistlerin, psikolog ve psikiyatristlerin kullandığı ölçeklerden bahsedilecektir. Tezin son ve 3. bölümünde ise; sanat terapisi, çeşitleri, uygulama adımları ve tedavi edici özelliği konularının üzerinde durulup terapi örneklerine yer verilecektir.

Affektif semptomlarSanatSanat terapisi+4
Seda Karadeniz
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effectiveness of cognitive behavioral therapy in reducing performance anxiety in elite Turkish athletes

Performance anxiety has been a hot research topic for a couple of decade; however, the research is relatively rare with athletes. Elevated levels of anxiety symptoms may especially be problematic during a sport performance that requires increased focus, high physical strength and high control. The aim of the present study is to investigate the effectiveness of cognitive behavioral therapy (CBT) to reduce performance anxiety of elite athletes. 22 voluntary participants from a group of elite Turkish sprinters, between the ages of 15 and 19, were randomly assigned to CBT group or control group. After six sessions of CBT, it is expected that participants of CBT group show significantly reduced levels of anxiety before the competition, and significantly improved scores compared to participants from the control group. In accordance with a pretest-posttest design, the CBT application was held between two competitions, the scores of the competitions were used as performance measurement. The anxiety levels of participants were measured before each competition with Four Systems Anxiety Questionnaire (FSAQ). 2X2 ANOVA and Paired samples t-test detected significant differences between pretest and posttest scores of CBT group in terms of performance and anxiety level, whereas there was no significant difference for control group. The implications of the results were discussed regarding treatment of performance anxiety in sports.

Cognitive behaviour therapyAnxietyPerformance+5
Birge Birgin
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de müzik eğitim kurumları bünyesindeki akademisyenlerin müzik terapi uygulamalarına yönelik farkındalığı hakkında bir durum analizi

Bu araştırmada, müzik eğitim kurumları bünyesindeki akademisyenlerin müzik terapi uygulamalarına yönelik farkındalığı hakkında durum analizine yer verilmiştir. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde tesadüfi olarak atanan İzmir, İstanbul, Konya, Manisa, Aydın, Çanakkale, Eskişehir, Ankara, Kocaeli, Erzurum, Niğde illerinde Yükseköğretim kurumuna bağlı 9 farklı üniversitede gerçekleştirilmiştir. Müzik eğitim kurumlarında görevli 63 akademisyene, toplamda 9 açık uçlu soru ile yerinde yüz yüze görüşme yapılmıştır. Araştırma nitel kapsamda bir durum çalışması modelidir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. Bu bağlamda, önceden belirlenen açık uçlu sorular akademisyenlerle yarı yapılandırılmış görüşme yapılarak araştırma verileri elde edilmiştir. Elde edilen verilere ilişkin istatistiksel analizler Microsoft Excel programında çözümlenmiştir. Müzik eğitim kurumlarında görevli akademisyenlerin açık uçlu sorulara verdikleri cevaplar analiz edilerek; Müzik terapi denildiğinde akla ilk olarak gelen cevabın; psikolojik rahatsızlıklarda uygulanan tedavi yöntemi olduğu, müzik terapi uygulamaları hakkında; müzikle terapinin alternatif ve faydalı bir yöntem olduğu, müzikle terapi uygulamalarının yetersizliği ve yaygınlaştırılması gerektiği, Türkiye'de müzikle terapinin; gelişim süreci içerisinde Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinde darüşşifalarda ruh hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir yöntem olduğu, Türkiye'de müzikle terapinin geleceği, günümüzde gelişmekte olan bir alan olduğu ve gerekli bilimsel çalışmaların arttırılması halinde destekleyici bir tedavi yöntem halinde kullanılabileceği, Türkiye'deki üniversitelerde müzikle terapi eğitiminin; akademik kurumlarda yer almadığı ve akademinin içerisinde olması gerektiği, Türkiye'de müzikle terapi eğitiminin, akademik çalışmaların sınırlı olmasından dolayı henüz yeterli düzeyde olmadığı, Türkiye'deki müzikle terapi eğitiminin, öğrencilerin sınav kaygı düzeylerine, derslerdeki dikkat-motivasyon düzeylerine ve sosyal becerilerinin gelişimine katkı sağlamada etkili bir yöntem olmasından dolayı her türde eğitim kademesinde dâhil edilmesinin gerekli olduğu, müzikle terapi eğitiminin Türk eğitim sistemine entegrasyonunun bireylerin ihtiyaçlarını ortaya çıkarmada ve iletişim becerilerini arttırmada olumlu sonuçlara neden olacağı ve Türkiye'de müzikle terapinin istenilen düzeyde tanınması, geliştirilmesi ve eğitim öğretime dâhil edilebilmesi için; üniversitelerde lisans ve lisansüstü programlara yer verilmesi gerektiği ve alanda yapılan akademik çalışmaların sayılarının arttırılması gerektiği şeklinde bulgular tespit edilmiştir. Bu araştırmada; Türkiye'de müzikle terapi alanında yapılan lisansüstü çalışmalara da yer verilmiştir. Bu kapsamda, yapılan çalışmalarda genel olarak müzikle terapi uygulamalarının bazı hastalıklar üzerinde anlamlı etkilerinin olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Müzik, Müzikle Tedavi, Müzik Terapi Uygulamaları, Akademisyen Görüşleri

AkademisyenlerEğitim kurumlarıFarkındalık+3
Tuğçe Şenol
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Resim sanatı terapisinin madde bağımlısı gençlerin sosyal uyumlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı, ülkemizin karşı karşıya olduğu ve yaş sınırı gittikçe küçülen madde bağımlılığı sorununa alternatif bir tedavi yöntemi olarak sanatın uygulanabilirliğini göstermektedir. Bu bağlamda resim sanatı terapisi ile bağımlı bireylerin iletişimlerinin arttırılması, sosyal uyumlarının arttırılması ve yaşam koşullarının sağlıklı hale getirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada Sosyal Uyum Ölçeği(SUÖ), Psikolojik Tarama Testi (SCL-90R) kullanılmıştır. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürlüğü izni ile İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü kapsamında madde bağımlılığı problemi sebebiyle cezai sorumluluklarını yerine getiren 15-24 yaş grubu arasındaki 60 genç araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Yapılan istatistiksel analizler resim sanatı terapisinin Sosyal Uyum Ölçeği alt boyutlarında pozitif, Psikolojik Tarama ölçeği alt boyutunda ise negatif anlamlı değişimler sağladığını göstermiştir. Ayrıca genç bireylere uygulanan resim sanatı terapisinin madde bağımlısı kişilerin toplum içerisinde uyum düzeylerinin artmasını, iletişim kurma becerilerinin iyileştirilmesini; psikolojik durumlarında ise olumlu gelişmeleri beraberinde getirdiği belirlenmiştir.

Denetimli serbestlik sistemiGençlerMadde bağımlılığı+6
Burcu Bostancıoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kekemeliği olan ergen ve yetişkin bireylere uygulanan akıcılık biçimlendirme terapisinin etkililiğinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, kronik kekemeliği olan ergen ve yetişkinlere uygulanan akıcılık biçimlendirme terapisinin sonuçlarını değerlendirmektir. Terapi öncesi, terapi sonrası ve izlemeden alınan kekemelik davranışlarını karşılaştırarak akıcılık biçimlendirmenin ergen ve yetişkin kekemelerde kekemelik davranışlarını kontrol etmek amacıyla etkili bir yöntem olup olmadığını incelemek amaçlanmıştır.Çalışmanın araştırma deseni deneysel modeldir. Çalışmada 14 kekeme ergen ve yetişkin yer almıştır. Katılımcılar 14 ile 29 yaş arasındadırlar (ort: 20,5). Örneklem grubu Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne (DİLKOM) başvuruda bulunmuştur. Üç ay boyunca davranış değiştirme odaklı akıcılık biçimlendirme terapisi uygulanmıştır. Çalışmaya ilişkin veriler okuma ve konuşmadaki kekemelik ölçümlerini içermektedir. Katılımcıların gözlenebilir kekemelik davranışları ölçülmüş ve terapi öncesi, terapi sonrası ve izlemede kekelenen hece yüzdesi formülü kullanılmıştır.Katılımcıların kekemelik sıklığı ve şiddetinin düştüğü ve istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği başlıca bulgular olarak gözlenmiştir. Orta şiddetli kekemeler ve şiddetli kekemelerin kekelenen hece yüzdeleri de terapi öncesi ve izlemede anlamlı farklılık göstermiştir. Ayrıca ergen ve yetişkin grup arasında ve aile öyküsünde kekemeliği olan ve olmayan grup arasında da istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler: kronik kekemelik, terapi etkililiği, akıcılık biçimlendirme, kekemelik sıklığı, kekemelik şiddeti.

KekemelikKekemelikTerapi
Aslı Altınsoy
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Merhamet Odaklı terapi yaklaşımı ve uygulamaları üzerine bir değerlendirme

Bu çalışmanın, Merhamet Odaklı Terapi konusu üzerine yapılan sayılı araştırmalardan biri olması nedeniyle alana katkıda bulunması ve konuyla ilgili tartışmaların çerçevesini zenginleştirmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada Merhamet Odaklı Terapi literatürü ışığında, dünyada da yeni gelişen bu terapi çeşidinin ülkemize kazandırılmasına dair teorik bir çerçeve oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız dokümantasyon yöntemi kullanılarak İngilizce ve Türkçe kaynakların taranmasıyla hazırlanmıştır. Merhamet Odaklı Terapinin yeni bir kuram ortaya getirmekten ziyade Gelişimsel psikoloji, Evrimsel psikoloji, Sosyal Psikoloji, Bilişsel Davranışçı terapi, Nörobilim ve Budist Psikolojinin düşüncelerini ve yöntemlerini birleştiren ve odağına merhameti alan multimodel bir yaklaşım olduğu söylenebilir. Ülkemiz perspektifinden bakıldığında Türkçe kaynaklara ulaşamamak çalışmanın sınırlılığıdır. Araştırmanın sonucunda, merhameti bilinçli olarak terapi sürecinin odağına alan bu yaklaşımın, psikolojik olarak rahatlatan fikir ve pratikleri içerdiği için yalnızca klinik ortamda değil günlük yaşamda uygulanabilir olması nedeniyle kullanışlı olduğunu söylemek mümkündür. Yapılan vaka çalışmaları sonucunda Merhamet Odaklı Terapinin kendilerine karşı yüksek utanç duyan, sınırsız öz eleştiri yapan, ihmal, istismar, taciz, zorbalık gibi travmatik yaşantılara maruz kalmış, öfke ve saldırganlık eğilimi olan bireylerde etkili sonuçlar verdiği görülmüştür. Ayrıca bu yaklaşım özgüven eksikliği, yeme bozuklukları, şiddetli ve kronik depresyon, anksiyete/ panik atak bozuklukları tanısı alan bireyler için uygundur. Bununla birlikte kesin olarak yorum yapabilmek için daha geniş ölçekli ve yüksek kaliteli çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Bilinçli farkındalıkBilişsel davranış terapileriDin psikolojisi+4
Büşra Dalgalı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınav kaygısı için bilişsel davranışçı terapi temelli sanal gerçeklik destek programının geliştirilmesi ve etkinliğinin test edilmesi

Sanal gerçeklik günümüzde özgül fobiler, obsesif-kompulsif bozukluk, sosyal anksiyete bozukluğu ve hatta psikoz gibi pek çok ruh sağlığı probleminin tedavisinde kullanılabilen bir teknolojidir. Sanal gerçeklikle uygulanan tedavilerin çoğunluğunda, sanal gerçeklik, klinisyenlerin kullanımı için sanal bir maruz bırakma ortamı sağlamış olur. Klinisyen olmadan, kişinin kendi kendine destek alabileceği sanal gerçeklik uygulamalarının sayısı ise fazla değildir. Sınav kaygısı konusunda ise bildiğimiz kadarıyla henüz geliştirilen bir otomatik sanal gerçeklik destek programı yoktur. Bu çalışmanın amacı sınava hazırlanan ve kaygı yaşayan öğrencilere önleyici bir destek sistemi olması amacı ile Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) odaklı bir otomatik sanal gerçeklik uygulaması geliştirilmesi ve etkinliğinin test edilmesidir. Ankara'da üç okuldan seçilen 54 gönüllü öğrenci, cinsiyete ve sınav kaygısı düzeyine göre tabakalandırıldıktan sonra bilgisayar programı tarafından seçkisiz olarak deney grubuna (n = 18), plasebo kontrol grubuna (n = 18) ve bekleme kontrol grubuna (n = 18) atanmıştır. Westside Sınav Kaygısı Ölçeği (WSKÖ), Otomatik Düşünceler Ölçeği (ODÖ), Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri (DSKE) iki kez (çalışma öncesi ve sonrası) ve iki hafta arayla ölçme ve değerlendirme araçları olarak kullanılmıştır. Tekrarlı ölçümlerde karma Varyans Analizi (ANOVA) ve gruplar arasındaki farkı belirleyebilmek için Tukey testi kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde uygulamanın kullanımının sınav kaygısı ve durumluk kaygısı üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkisi olduğu görülmüş, sürekli kaygı ve olumsuz otomatik düşünceler üzerinde ise gruplar arası anlamlı bir etki görülmemiştir. Sonuç olarak bulgular bilgisayar destekli BDT temelli sanal gerçeklik uygulamasının sınav kaygısının azaltılması amacıyla kullanılabilecek psikolojik destek için bir seçenek olabileceğini göstermiştir.

Bilişsel davranış terapileriSanal gerçeklikSınav kaygısı+3
Cemile Akdağ Çebi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikolojik danışman-danışan ilişkisinin çözümlenmesi ve bazı süreç, sonuç değişkenleri açısından incelenmesi

Bu araştırmanın genel amacı, psikolojik danışma sürecindeki danışman ve danışan etkileşimini, sözel davranış düzeyinde karşılıklı bağımlılık açısından incelemektir. Bununla birlikte danışman ile danışanın, oturumlara ve birbirlerine ilişkin değerlendirmelerinin; ayrıca psikolojik danışma sonrasında yaşantı ve davranışlardaki değişimin, süreçte gözlenen davranışlarla ilişkisini analiz etmek bu araştırmanın genel amacını oluşturmuştur.Psikolojik danışman ve danışanların birbirlerine ve psikolojik danışma oturumlarına ilişkin memnun olma düzeylerini belirlemek amacıyla Schindler, Revenstorf, Hahlweg ve Brengelmann'ın (1983) ?Psikolojik Danışman (Terapist) ve Danışanın Karşılıklı Algılamaları Ölçeği? ve Schindler, Hohenberger-Sieber ve Hahlweg'in (1989) ?Oturum Değerlendirme Ölçekleri? kullanılmıştır. Psikolojik danışma süreci sonunda danışanların yaşantı ve davranışlarında bir değişikliğin olup olmadığını belirleyebilmek amacıyla Zielke ve Kopf-Mehnert'in (2001) ?Yaşantı ve Davranışlarda Değişim Ölçeği? kullanılmıştır. Her üç ölçeğin Türkçe'ye uyarlaması bu araştırma kapsamında yapılmıştır.Bu araştırma ile öncelikle 69 psikolojik danışman adayının Bireysel Psikolojik Danışma Dersi kapsamında yaptıkları psikolojik danışmalar yaşantı ve davranışlarda değişim ölçütü açısından değerlendirilmiştir. Psikolojik danışman adaylarının büyük bir yüzdesi değişimi % 0.1 düzeyinde gerçekleştirmişlerdir. Psikolojik danışma sürecindeki danışan ile danışman arasındaki etkileşim, sözel davranış düzeyinde Schindler'in (1991) geliştirdiği ?Psikolojik Danışma veya Psikoterapideki Etkileşimi Kodlama Sistemi? aracılığıyla kodlanmıştır. Sözel etkileşimle ilgili elde edilen verilerin 1. düzen geçiş olasılıkları hesaplanmış ve davranışların bağımlılık gösterip göstermediği markov zinciri analizi ile sınanmıştır.Analiz sonuçlarına göre psikolojik danışma sürecinde danışan ile danışmanın bazı davranışları karşılıklı bağımlılık göstermektedir. Yaşantı ve davranışlarda değişim ölçütü açısından başarılı ve daha az başarılı olan gruplar kıyaslandığında başarılı grupta yer alan danışmalarda oturumların hem danışan hem de danışman bakış açısından daha olumlu değerlendirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Yine aynı şekilde başarılı grupta yer alan danışanların psikolojik danışmana yönelik değerlendirmeleri de başarısız grupta yer alan danışanlara göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.Yaşantı ve davranışlarda değişim ölçütü açısından bakıldığında başarılı ve daha az başarılı grubun süreçteki davranışları psikolojik danışman boyutunda empati ve destek davranışları açısından başarılı grup lehine anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Sonuçlar, başarılı bir psikolojik danışmada danışmanların daha çok empati ve/veya destek davranışları gösterdiklerini ortaya koymaktadır. Danışan boyutundan bakıldığında ise başarılı grupta yer alan danışanların daha fazla işbirliği / katılım gösterdiklerini, değişim ile ilgili bildirimlerde bulunduklarını ve duygusal açıklık gösterdiklerini ortaya koymaktadır. Buna karşın daha az başarılı grup anlamlı düzeyde daha fazla engelleyici davranış (ret, isyan, teslimiyet) ortaya koyduğunu göstermektedir. Yanı sıra 1. düzen geçiş olasılıkları incelendiğinde başarılı grupta empati / destek davranış kategorisi ile danışanların sorumluluk üstlenmeleri ve/veya işbirliği göstermeleri koşullu (bağımlı) olasılığı, yaşantı ve davranışlarda daha az değişim gerçekleştirmiş gruba göre anlamlı düzeyde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Yine aynı şekilde sorumluluk ve işbirliği ile empati /destek koşullu olasılığının başarılı grup lehine olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşın daha az başarılı grupta keşfetme/araştırma ile engelleyici davranış başarısız grup lehine anlamlı düzeyde farklılaşmıştır.

HastalarPsikolojik danışmaPsikolojik danışmanlık+6
İsmail Sanberk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuk-ebeveyn ilişki terapisi eğitiminin boşanmış annelerin empati, kabul ve stres düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, çocuk-ebeveyn ilişki terapisi eğitiminin boşanmış annelerin ebeveyn stresi, kabulü ve empati düzeyleri üzerinde etkisi olup olmadığını incemektir. Araştırmaya katılan annelerin stres düzeylerini belirlemek amacıyla, Anne-Baba Stres Ölçeği (ABSÖ) kullanılmıştır. Annelerin kabul düzeyini belirlemek için Porter Ebeveyn Kabul Ölçeği (PEKÖ) kullanılmıştır. Annelerin empati düzeylerini ölçmek amacıyla da Ebeveyn-Çocuk Etkileşiminde Empati Değerlendirme Formu (EÇEEDF) kullanılmıştır. Ayrıca katılımcı annelerin eğitim programına ilişkin görüşlerini öğrenmek için yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Bu araştırmanın modeli öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen türündedir. Araştırmanın bağımsız değişkeni uygulanan müdahale yöntemi; bağımlı değişkenleri ise ebeveyn stresi, ebeveyn kabulü ve ebeveyn empati düzeyleridir. Araştırmanın deney ve kontrol gruplarına toplam 19 boşanmış anne atanmıştır. Annelere okul öncesi eğitim kurumları aracılığıyla ulaşılmıştır. Deney grubunda yer alan 9 anne ile 10 haftalık çocuk ebeveyn ilişki terapisi oturumları Çukurova Üniversitesi psikolojik danışma biriminde yürütülmüştür. Araştırmanın nicel değişkenlerinin analizinde parametrik olmayan testlerden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde; çocuk ebeveyn ilişki terapisi eğitiminin boşanmış annelerin ebeveyn stres düzeylerinin azalmasında, kabul ve empati düzeylerinin ise artmasında etkili olduğu ve bu etkinin uzun sürede kalıcı olduğu görülmektedir. Buna ek olarak çocuk ebeveyn ilişki terapisinin annelerin kendileri (annelik rolüne ilişkin kazanım, oyunda değişim ve bireysel kazanım), çocukları (davranışsal kazanım, oyunda değişim) ve anne-çocuk ilişkisi açısından (yakınlık ve disiplin) kazanımlar elde etmesine yardımcı olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Oyun terapisi, filial terapi, stres, kabul, empati, boşanma.

AnnelerBoşanmaBoşanmış aileler+7
Fatoş Bulut Ateş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışman adaylarının başlangıç oturumlarında sağladıkları başarının danışman ve danışan sözel davranışları açısından incelenmesi

Bu araştırmanın genel amacı, psikolojik danışman adaylarının Bireyle Psikolojik Danışma Uygulaması dersi kapsamında yürüttükleri danışma oturumlarının başlangıç evresinde elde ettikleri başarıyı, danışman ve danışan sözel davranışları açısından incelemektir. Danışman adaylarının oturumlardaki başarı düzeylerini belirlemek amacıyla Oturum Değerlendirme Ölçeği - Danışan Formu puanları ölçüt alınmıştır. Danışman adaylarının oturum değerlendirmeleri ise Oturum Değerlendirme Ölçeği - Psikolojik Danışman Formu aracılığıyla belirlenmiştir. Danışman adayları ve danışanların, oturumlar süresince ortaya koydukları sözel davranışlar ise Psikoterapideki Etkileşimi Kodlama Sistemi aracılığıyla kodlanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, hem başarılı hem de başarısız gruplarda yer alan danışman adayları oturumlar süresince en fazla Keşfetme, Açıklama ve Empati davranışlarını ortaya koymuşlardır. Danışman adaylarının birinci ve ikinci oturumlardaki Empati ve Yeniden Formüle Etme davranışları, oturumlarda başarı sağlayan danışman adaylarının lehine; Yönerge - Sınıflandırma, Sınıflandırma ve Yorumlama davranışları ise görece daha başarısız olan danışman adaylarının lehine anlamlı düzeyde bir farklılık göstermiştir. Danışanlar ise oturumlar boyunca en sık Problem Betimleme davranışı sergilemişlerdir. Birinci oturumdaki Aydınlanma, Terapötik İlişki Üzerine Konuşma ve Diğer Kategori davranışları ile ikinci oturumdaki Engelleyici Davranış, Spesifik Problem, Anlama, Teslimiyet ve Diğer Kategori davranışları, görece başarısız gruplarda yer alan danışanların lehine anlamlı düzeyde farklılaşmıştır. Çalışmada, psikolojik danışman adaylarının ve danışanların oturumlara yönelik değerlendirme puanları arasındaki ilişki ve oturum değerlendirme puanlarının, süreçteki hangi danışman ve danışan davranışlarıyla ilişkili olduğu da incelenmiştir. Danışman adaylarının ve danışanların oturumlara yönelik değerlendirme puanları arasında orta düzeyde ve pozitif yönlü bir ilişki gözlenmiştir. Danışanların her iki oturuma ilişkin değerlendirme puanları, psikolojik danışmanların Empati davranışı ile orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişki gösterirken, Sınıflandırma davranışları ile orta düzeyde negatif yönlü bir ilişki göstermiştir. Birinci oturumda, psikolojik danışman adaylarının Empati davranışları ile kendilerinin oturum değerlendirme puanları orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişki sergilemiştir. İkinci oturumda ise, danışanların Kısa Yanıt davranışları ile hem danışman adaylarının hem de danışanların oturum değerlendirme puanları arasında negatif yönlü orta düzeyde bir ilişki gözlenmiştir. Elde edilen bulgular, ilgili literatür ışığında tartışılmış, gelecek araştırmalar ve uygulamalara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Psikolojik danışma araştırmaları, mikro süreç araştırmaları, başlangıç oturumları, danışman adayları, sözel davranışlar.

Psikolojik danışmaPsikolojik danışmanlıkPsikoterapi+3
Türkan Korkmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Psikoterapide atasözleri ve deyimlerin kullanımı

Psikoterapilerde genelde Batı'nın, özelde Amerika'nın yerel (kendi kültürüne ait) psikolojisi olan anaakım psikoloji yaklaşımlarından esinlenen psikoterapi yöntem ve yaklaşımlarının kullanılıyor oluşu, farklı kültürel zemine sahip bireyler için, kimi zaman güvensizliklere, tereddütlere ve bazen de yanlış anlaşılmalara neden olmaktadır. Bu nedenle gerek psikoterapi hizmetinin daha geniş kitlelere ulaşması ve de terapi sürecinde danışanların daha etkin yararlanabilmesi için psikoterapi ve psikolojinin yerelleşmesi önemlidir. Bu çalışmada, psikolojinin ve psikoterapinin yerelleşmesi ihtiyacına dayalı olarak, atasözleri ve deyimlerin psikoterapide kullanımı incelenmiştir. Bu çerçevede çalışmanın amacı, psikoterapinin etkinliğini artırma ve nihai amaçlara ulaşma konusunda atasözleri ve deyimler kullanılabilir mi, bu konuda terapistlerin düşüncelerini anlamak olmuştur. Ayrıca danışan ile terapistin ortak dil kullanarak teröpatik bağlantıyı sağlama konusunda atasözleri ve deyimlerin etkisini öğrenmeyi amaçlamıştır. Bunların sonucu olarak da, atasözleri ve deyimlerin psikolojinin ve psikoterapinin yerelleşmesine katkısını incelemek amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede katılımcılarla yarı yapılandırılmış sorular bağlamında görüşme gerçekleştirilerek kaydedilmiştir. Çalışmanın katılımcılarını, İstanbul'da yaşayan ve farklı alanlarda çalışan, farklı yaşlarda ve farklı cinsiyetten 10 psikoterapist oluşturmaktadır. Araştırma bulgularına göre, atasözleri ve deyimler psikoterapinin etkinliğini artırmak ve danışanın hayatta bir kişi olarak kendi tarzını belirlemesine katkı için kullanılabileceği belirlenmiştir. Terapötik ittifakın sağlanmasına katkı sağlayan atasözü ve deyimlerin, terapi sürecinin farklı bağlamlarında kullanılabileceği ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkarak, psikoterapinin ve psikolojinin yerelleşmesine yönelik olarak atasözü ve terapi ilişkisinin araştırılmaya devam etmesi ve atasözlerinin terapötik etkisinin araştırılması önerilmektedir.

AtasözleriDeyimlerPsikoterapi+3
Ramazan Uslu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı grup terapisi'nin (BDGT) sosyal anksiyete bozukluğu (SAB) olan üniversite öğrencilerinde anksiyete, ruminasyon ve öz-şefkat düzeyleri üzerindeki etkisi

Bu tezin amacı, bilişsel davranışçı grup terapisinin sosyal anksiyete bozukluğu olan üniversite öğrencilerinin sosyal anksiyete, ruminatif düşünce ve öz-şefkat düzeylerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada, Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde öğrenim gören 1200 öğrenciye Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği uygulanmış ve sosyal anksiyete düzeyi en yüksek olan 30 üniversite öğrencisi seçilmiştir. Gerçek deneysel desenlerden ön-test, son-test, izleme ve plasebo desen kullanılmıştır. Seçilen öğrenciler tabakalı seçkisiz olarak deney ve plasebo gruplarına atanmıştır. Deney grubuna BDT grup terapisi, plasebo grubuna ise iletişime dayalı grup terapisi uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği, Ruminatif Düşünce Biçimi Ölçeği ve Öz-şefkat Ölçeği kullanılmıştır. Deneysel işlemin sonucunda elde edilen bulgular Friedman, Mann Whitney-U ve Wilcoxon işaretli sıralar test teknikleri ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda bilişsel davranışçı grup terapisi uygulanan sosyal anksiyete bozukluğu olan öğrencilerin sosyal anksiyete ve ruminatif düşünce düzeylerinde azalma meydana gelmiştir. Bireylerin öz-şefkat düzeylerinde herhangi bir değişiklik görülmemiştir. Söz konusu sonuçlar ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır.

Bilişsel davranış terapileriKaygıRuminasyon+5
Mustafa Kurtoğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ritmoterapi yöntemi ve ritmoterapi beceri ölçeği geliştirme çalışması

Bu çalışmanın amacı, eğitimde destekleyici / tamamlayıcı olarak kullanılan Ritmoterapi müzik terapi yönteminin, eğitim felsefesi incelenerek, uygulamalarına katılan bireylerin ritimsel ve sosyal beceri gelişimine olan faydalarının test edilerek, ölçülebileceği; Geçerli, güvenilir, kapsayıcı ve kullanışlı ölçeğinin geliştirilmesidir. Ritmoterapi müzik ve ritim terapi yöntemi öğretim programının Dünyadaki yöntemler ile benzer ve farklı olan özellikleri, örnek uygulama dersi ile ayrıntılı incelenerek, Nitel araştırma yöntemi olan belgesel tarama modeli ile tamamlayıcı ve betimleyici araştırma deseni kullanılarak literatür taranmaktadır. Ritmoterapi uygulamalarında kullanılması için geçerli, güvenilir, kapsayıcı ve kullanışlı ölçme aracının geliştirilmesi bakımından araştırma; Nicel araştırma yöntemi olan saha uygulama tekniği ile tarama sonucunda elde edilen bulguların ayrıntılı istatistiksel ölçümleriyle temellendirilmektedir. Ritmoterapi uygulamalarının ritimsel ve sosyal beceri gelişimi faydalarını ölçmeye yönelik olan ölçek ifadeleri, literatür taraması ile belirlenerek, alan uzmanlarının görüşüne anket ile sunulmaktadır. Ölçek madde önem dereceleri ve katsayıları, uzmanlardan gelen dönütlerle belirlenerek pilot ölçek oluşturulmaktadır. Ritmoterapi ölçeği'nin geçerlik ve güvenirlik testleri 100 İlk Okul, 100 Orta Okul ve 100 Lise öğrencisinin katılımıyla, her kademe ile 100'er saat uygulamaları gerçekleştirilerek, güvenirlik katsayısı .99 olan ölçme aracı ile Ritmoterapi uygulamaların, istatistiksel anlamlılık düzeyi belirlenmiş, ritimsel ve sosyal beceri gelişimine faydalarının ölçülebilmesine yönelik geçerli, güvenilir, kullanışlı ve kapsayıcı beceri ölçeği / testi geliştirilmiştir.

MüzikMüzik eğitimiRitmoterapi+3
Volkan Fatih Yılmaz
Kastamonu University
2023
10
DoctorateOpen AccessTR

Duygu odaklı terapi yönelimli psiko-eğitim programının özel (üstün) yetenekli öğrencilerin öz-yeterlikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, duygu odaklı terapi yaklaşımına dayalı psiko-eğitim programının, özel (üstün) yetenekli öğrencilerin öz-yeterlik düzeylerini geliştirmedeki etkililiğinin incelenmesidir. Bu maksatla araştırma fen lisesi veya seviyesindeki anadolu liselerinde öğrenim gören üstün yetenekli öğrencilerle gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla bu çalışma ile ülkemizin geleceğinde büyük bir etkiye sahip olacağı değerlendirilen üstün yetenekli öğrencilerin potansiyellerini tam olarak kullanabilmelerini sağlayabilmek maksadıyla öz-yeterliklerinin artırılması hedeflenmiştir. Araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde İzmir Atatürk Lisesi, Bornova Anadolu Lisesi, İzmir Kız Lisesi ve Cihat Kora Anadolu Lisesinde öğrenim gören üstün yetenekli öğrencilerle yürütülmüştür. Araştırmada, uygulanan psiko-eğitimin üstün yetenekli öğrencilerin "öz-yeterlik düzeyleri" üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla öntest, sontest ve izleme testinden oluşan, deney ve kontrol gruplu 2x3'lük deneysel desen kullanılmıştır. Deneysel araştırmanın çalışma grubunu, 10 (4 kız, 6 erkek); kontrol grubunu ise 12 (6 kız, 6 erkek) üstün yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu ve Öz-Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubuna toplam on bir haftalık duygu odaklı terapi yönelimli psiko-eğitim uygulanmıştır. Belirlenen deneysel desen çerçevesinde on bir hafta süren psiko-eğitimin başında ön test, bittikten sonra ise son test her iki gruba da uygulanmıştır. Ayrıca psiko-eğitim bitiminden sekiz hafta sonra iki gruba da izleme testi uygulanmıştır. Verilerin analizinde Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmış ve sonuçlar SPSS 25 programında analiz edilmiştir. Verilerin analizi neticesinde hem son test hem de izleme testi puan ortalamalarına göre deney grubundaki öğrencilerin sosyal öz-yeterlik alt boyutundaki ortalamalarının kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu; ancak aynı gruba yapılan tekrar ölçümler neticesinde, deney grubundaki üstün yetenekli öğrencilerin öz-yeterlik ölçeğinin üç alt boyutunda da ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı gözlemlenmiştir. Yapılan deneysel çalışma neticesinde elde edilen verilerin üstün yetenekli öğrenciler başta olmak üzere tüm öğrencilerin öz-yeterliklerinin artırılması konusunda bir farkındalık yaratacağı, ayrıca üçüncü kuşak terapilerden olan duygu odaklı terapinin çeşitli alanlardaki etkililiğine de bir katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: Duygu Odaklı Terapi, Özel (Üstün) Yetenekli, Öz-Yeterlik

Duygu odaklı terapiPsiko-eğitim programıTerapi+2
Hakan Bayrı
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik terapide Bilişsel-Davranışçı, Orff ve Nordoff & Robbins yaklaşımları ile bu yaklaşımları konu alan araştırmaların incelenmesi

Müzik terapi; onaylanmış bir müzik terapi programında eğitim almış ve alanında uzman kişiler tarafından, danışan(lar)ın ihtiyaçları ve yeterlikleri doğrultusunda belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla, müziğin sistematik şekilde kullanılmasıdır. Müzik terapi ile ilgili Dünya literatüründe birçok uygulama ve araştırma yapılmasına rağmen Türkiye'de bu alan yeni yapılanmaktadır. Bu araştırmanın, müzik terapi alanının ülkemizdeki şekillenmesine katkıda bulunacağı varsayılmaktadır. Bu araştırmada Bilişsel-Davranışçı, Orff ve Nordoff & Robbins yaklaşımları ile bu yaklaşımları konu alan araştırmaların incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, nitel yaklaşımla yürütülen betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın veri grubunu bahsedilen yaklaşımlar ile bu yaklaşımları konu alan araştırma makaleleri oluşturmaktadır. Veri grubu; doküman analizi yöntemiyle incelenmiş olup, birinci alt problemlere yönelik tarama yapılmış ve ikinci alt problemlere yönelik ise makalelerin içerikleri analizleri yapılmıştır. Buna göre makalelerin; (a) künye bilgileri, (b) çalışma ekipleri, (c) danışanları, (d) konuları, (e) uygulamalarının yürütüldüğü ortam özellikleri ve düzenlemeleri, (f) uygulamalarında kullanılan çalgılar ve araç-gereçler, (g) uygulamalarında kullanılan teknikler ve uygulamalar, (h) araştırma modelleri, (i) veri toplama araçları, (j) veri analizleri ve (k) sonuçlarına ilişkin bilgiler sunulmuştur. Bu doğrultuda; künye bilgiler açısından makalelerin en çok, "Music Therapy Perspectives, Journal of Music Therapy, The Arts in Psychotherapy" dergilerinde yayımlandığı saptanmıştır. Çalışma ekipleri açısından, yaklaşımların bağlı oldukları disiplinlerden etkilendikleri belirlenmiştir. Danışanlar açısından; Bilişsel-Davranışçı Müzik Terapi'nin, Orff Müzik Terapi ve Nordoff & Robbins Müzik Terapi'ye göre daha geniş bir kitleye hitap ettiği anlaşılırken, konular açısından Bilişsel-Davranışçı Müzik Terapi'de kaygı (anksiyete) bozuklukları, Orff Müzik Terapi ve Nordoff & Robbins Müzik Terapi'de nörolojik durumlar ve bozuklukların daha çok incelendiği belirlenmiştir. Uygulamaların yürütüldüğü ortamlar açısından danışanların ihtiyaçları doğrultusunda bir düzenleme yapıldığına yönelik bir eğilim olduğu tespit edilmiştir. Araç-gereçler açısından, yaklaşımların uygulayıcılarının tercih ettiği veya yaklaşıma ait bir çalgı topluluğu varsa onun tercih edildiği belirlenmiştir. En çok dinleme, söyleme, çalma ve doğaçlama/yaratıcılık teknik ve uygulamaları kullanılırken; araştırma modelleri, veri toplama araçları ve veri analizleri açısından Bilişsel-Davranışçı Müzik Terapi ve Orff Müzik Terapi'de daha çok nicel yöntemler, Nordoff & Robbins Müzik Terapi'de nitel yöntemlerin tercih edildiği saptanmıştır. Makalelerin sonuçlarına ilişkin bulgularda ise müzik terapinin kimi araştırmalarda anlamlı bir fark yaratmasa da çoğu uygulamada olumlu etkisinin olduğu sonucuyla karşılaşılmıştır.

Bilişsel davranış terapileriMüzikMüzik tedavisi+3
Şeyma Canural Salıcı
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Lax Vox Ses Terapi Tekniğinin öğrencilerin ses özelliklerine etkisi

Bu araştırmada Lax Vox Ses Terapi Tekniğinin (LVSTT'nin) öğrencilerin ses özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Araştırmada 2017-2018 eğitim öğretim yılında Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı 2. sınıfında bireysel ses eğitimi dersi alan öğrencilerle çalışılmıştır. Kontrol gruplu ön-son test deneysel araştırma deseninin kullanıldığı çalışmada deney ve kontrol grubunda 10'ar olmak üzere toplam 20 öğrenci yer almıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda hangi grubun deney ve kontrol grubu olacağı gönüllülük esasına göre belirlemiştir. Çalışmalar toplam 8 hafta sürmüş ve deney grubunda LVSTT ile ses eğitimi, kontrol grubunda ise ses eğitimi etkinlikleri yapılmıştır. Ön ve son testte katılımcı öğrencilerin seslerinin maksimum fonasyon süresi, işitsel algısal, videolaringostroboskopik, Türkçe Şan Handikap Endeksi (ŞSHE) verileri kayıt altına alınmıştır. Bunlara ek olarak son testte deney grubu öğrencilerinden LVSTT uygulamaları ile ilgili görüşleri alınmıştır. Nicel ve nitel verilerin toplandığı araştırmada nicel veriler non-parametrik testlerle karşılaştırılmış, nitel veriler ise içerik analizi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak ses eğitiminde LVSTT ile ses eğitimi alan deney grubu öğrencilerinin ses eğitimi alan kontrol grubu öğrencilerine göre maksimum fonasyon sürelerinin daha fazla uzadığı, seslerinin havalılık sorununun düzelmesinde daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir. Her iki grubun ön-son test verilerinde videolaringostroboskopik muayene sonuçlarında bir değişiklik olmamıştır. Türkçe Şan Sesi Handikap Endeksinde ise ön-son test ölçümlerinde iki grup arasında ve grupların kendi içinde anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Deney grubu öğrencilerde LVSTT'nin ses gelişimine ve kişisel farkındalığın gelişimine katkısı olduğu yönünde görüşler tespit edilmiştir. Buna karşılık sağlık sorunu yaşayan öğrencilerin ve devamlılık yapmakta zorlanan öğrencinin ifadeleri LVSTT uygulamalarında yaşanan zorluklar olarak belirlenmiştir.

Lax Vox TekniğiMüzik eğitimiSes eğitimi+4
Aslı Selmanpakoğlu
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kil Alanı Terapisi'nde dokunsal ve sözel deneyimin açıklayıcı fenomenolojik analizi: Tıbbi olarak açıklanamayan belirtiler çalışma grubuyla boylamsal bir nitel araştırma

Kil Alanı Terapisi, ellerin malzemelerle ne yaptığından ziyade nasıl bir ilişki kurduğuna ve haptik algıya odaklanan bir sensorimotor sanat psikoterapisidir. Özellikle Avrupa ve Avustralya'da uzun süredir etkin bir şekilde uygulanmasına rağmen, Kil Alanı Terapisi ile ilgili çok az sayıda araştırma bulunmaktadır. Bu çalışmanın gayesi, Boylamsal Açıklayıcı Fenomenolojik Analiz yöntemini kullanarak, Kil Alanı Terapisi'nde katılımcıların dokunsal ve sözel deneyimlerinin değişim sürecini derinlemesine bir şekilde incelemektir. Bu tez, Kil Alanı Terapisi ile ilgili ilk fenomenolojik çalışma, aynı zamanda dokunma ve sözü iki fenomen olarak ele alarak bir psikoterapi sürecinde nasıl yaşandığını ve anlam dünyasının nasıl kurgulandığını inceleyen ilk niteliksel araştırma olabilir. Araştırma grubu, Tıbbi Olarak Açıklanamayan Belirtileri (TOAB) olan 25- 45 yaş arasındaki, beş Kil Alanı Terapisi danışanından oluşmaktadır. Veriler, her katılımcılının ilk ve on ikinci Kil Alanı Terapisi seansı sonrasında gerçekleştirilen, toplam on yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatın ses kayıtlarından elde edilmiştir. Ses kayıtlarının yazı dökümlerinin sekiz aşamalı boylamsal fenomenomenolojik analizinde bütün sürecin farklı yönlerini gösteren beş üst tema ortaya çıkmıştır. Bulgular, her üst temanın sürece özgü aşamalarına işaret eden alt temalarla detaylandırılmış ve katılımcılardan alıntılarla desteklenmiş; tartışmalarda, klinik psikoloji ve fenomenolojik felsefe ile bir diyalog içine girerek yeniden yorumlanmıştır. Bu araştırma, kalımcıların Kil Alanı Terapisi'ndeki dokunsal ilişki ile söze gelmeyen psikolojik dünyalarıyla bağlantı kurabildikleri; ellerinin keşfettiği olasılıklarla, sözün yeni olasılıklarının ortaya çıktığı; dokunma ve sözün farklılıklarının zamanla birbirini tamamlayarak anlam dünyalarının yeniden kurgulandığı; belirtilerine kendilerine özgü ve detaylı açımlamalar yapabildikleri ve TOAB şikayetlerinin günlük hayatlarında da belirgin bir şekilde azaldığı süreci detaylı bir şekilde göstermektedir.

EkspresyonizmFenomenolojiKil Alanı Terapisi+3
Saba Başoğlu Yavuz
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Satır dönüşümsel sistemik terapi modeline dayalı stres altında kullanılan başa çıkma duruşları ölçek geliştirme çalışması

Bu çalışma, Satir Dönüşümsel Sistemik Terapi Modeline dayalı olarak Likert "Satir'in Başa Çıkma Duruşları Ölçeği"nin geliştirilmesi ve geçerlik-güvenirlik sınamalarını kapsamaktadır. Araştırma 18-78 yaş aralığında, 363'ü kadın, 96'sı erkek toplam 459 katılımcı ile yürütüldü. Araştırma verileri Kasım 2022-Şubat 2023 tarihleri arasında toplandı. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Satir'in Başa Çıkma Duruşları Ölçek taslağı (SBÇDÖ), Şema Mod Envanteri, Young Telafi Ölçeği ve Young Kaçınma Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanıldı. Satir'in Başa Çıkma Duruşları Ölçeği literatür ve uzman görüşleri doğrultusunda 5'li likert tipi şeklinde 336 madde olarak hazırlandı. Araştırmada kapsam geçerliği sonrası 50 maddeye indirgenen ölçek formu kullanıldı. Verilerin analiz edilmesinde IBM SPSS 26.0 programı kullanıldı. Verilerin Açıklayıcı Faktör Analizine (AFA) uygunluğu Kaiser Meyer Olkin Test Sonucu (KMO) ve Barlett's Testi ile değerlendirildi. AFA'da döndürme yöntemi olarak Kaiser-Varimax rotation yöntemi kullanıldı. Alakasız, Alttan alıcı, Süper mantıklı ve Suçlayıcı alt boyut skorlarının güvenirliği Croanbach'a α ile incelendi. Elde edilen analiz sonuçlarına göre Satir'in Başa Çıkma Duruşları Ölçeği dört Alt boyut (Alakasız-Alttan Alıcı-Süper Mantıklı-Suçlayıcı) sekiz faktörden (Alakasız-Davranışsal Kaçıngan, Alakasız-Duygusal Kaçıngan, Alttan Alıcı-Kendini feda eden, Alttan alıcı-Suçlu hisseden, Süper Mantıklı -Doğrucu Haklı, Süper mantıklı –Denetimci (Kontrolör), Suçlayıcı-Agresif, Suçlayıcı-İtham eden) toplam 26 maddeden oluştu. Çalışmamızda en düşük madde toplam korelasyonu 0.32 iken en yüksek korelasyon ise 0.66 olarak hesaplandı. İç tutarlılık ile ilgili yapılan analiz sonuçları Satir'in Başa Çıkma Duruşları Ölçeği'nin iç tutarlılığının yeterli düzeyde olduğu belirlendi. Bu ilk araştırma bulgularının gelecekte yapılabilecek araştırma ve uygulamalar bağlamında öncü olması beklenmektedir.

Başa çıkmaStresStresle başetme+2
Yeşim Kılıçaslan
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects