Medical errors

59 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tekirdağ ilinde görev yapan hekimlerin hekim sorumluluğu, malpraktis ve defansif tıp konuları hakkında bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Malpraktis ve defansif tıp son yıllarda birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde sıkça anılan kavramlardır. Bu çalışmada, Tekirdağ İl Merkezinde görev yapan hekimlerin defansif tıp konusundaki tutumları ve malpraktis konusundaki bilgi düzeylerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk bölümündekatılımcıların çeşitli konularda fikirlerinin alındığı form, ikinci bölümde "Tıbbi Hatalarda Tutum Ölçeği", üçüncü bölümde ise "Malpraktis Bilgi Düzeyi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmaya Tekirdağ İl Merkezinde görev yapan çeşitli unvan ve branşlardan 216 hekim katılmıştır. İlk bölümünde katılımcıların malpraktis davalarında artış olduğunu ve malpraktis davasıyla karşılaşma risklerinin yüksek olduğunu düşündüğü, hekimlerin %13,4'üne dava açıldığı, %99,5'inin tıbbi hata yapmaktan korktuğu, büyük çoğunluğununTıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaptırdığı ancak kendisini güvende hissetmediği, birçoğunun bilirkişi kanaatlerine güvenmediği, malpraktis bilgi kaynakları arasında en önemli yeri meslektaşlar ve sosyal medyanın tuttuğu, hekimlerin hem pozitif hem de negatif defansif tıp tutumu sergiledikleri tespit edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde katılımcıların ortalama tıbbi hata tutum puanının 3,6 olduğu, dolayısıyla araştırmaya katılan hekimlerin, tıbbi hataların ve hata bildiriminin önemi hususunda ortalamanın üzerinde bir tutum sergilediği saptanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde hekimlerin %62,5'inin malpraktis düzeyi bilgi düzeyi açısından yeterli olduğu, 16-20 yıl hekimlik yapanların bilgi konusunda yeterli olma oranlarının en yüksek, 0-5 yıl yapanların ise en düşük olduğu, hakkında bir kez dava açılan hekimlerin hiç dava açılmayan hekimlere göre bilgi konusunda daha yeterli olduğu, saptanmıştır. Yapılan çalışmanın sonuçları ele alındığında malpraktis ve defansif tıp konularına tıp eğitiminde daha fazla yer verilmesi gerektiği, hizmet içi eğitimlere ağırlık verilmesi gerektiği, hekimlerin görev yaparken kendilerini güvende hissedebileceği yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Defansif tıpDoktorlarDoktorlar-aile+6
Hasan Budak
Tekirdağ Namık Kemal University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemi döneminde hemşirelerinin tükenmişlik düzeyleri ile tıbbi hataya eğilimleri arasındaki ilişki

Covid-19 virüsü ile mücadelede sağlık sektörünün önemli mesleklerinden olan hemşirelik; uzun çalışma saatleri, ağır iş yükü, ağır duygusal yük ve stres gibi nedenlerle tükenmişlik riskinin oldukça yüksek olduğu meslekler arasındadır. Artan tükenmişlik hemşirelerin tıbbi hata olasılığını artırmaktadır. Bu araştırma Covid-19 pandemi döneminde hemşirelerin tükenmişlik düzeylerinin tıbbi hataya eğilimleri üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yürütülmüştür. Araştırma İstanbul'da Aralık 2020 – Ağustos 2021 tarihleri arasında hastanelerde görev yapan 303 hemşire üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri "Demografik Özellikler Formu", "Mesleki Yorgunluk Tükenmişlik Toparlanma Ölçeği" (MYTTÖ) ve "Hemşirelerde Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği" (HTHEÖ) ile çevrimiçi yöntemle toplanmıştır. Hemşirelerin tükenmişlik ölçeği "kronik yorgunluk" alt boyut puan ortalamasının 69,95±28,36, "akut yorgunluk" alt boyut puan ortalamasının 67,27±18,86, "toparlanma" alt boyut puan ortalamasının 39,69±17,63 olduğu, Tıbbi hataya eğilim ölçeği toplam puan ortalamasının ise 216,64±28,32 olduğu bulunmuştur. Tıbbi hataya eğilim ölçeğinin tüm alt boyutları ile akut ve kronik yorgunluk alt boyutu arasında düşük düzeyde pozitif, toparlanma alt boyutu arasında ise düşük düzeyde negatif korelasyon bulunmuştur. Genç hemşirelerin, kadınların, çocuk sahibi olmayanların, yoğun bakımda çalışanların, vardiyalı çalışanlarda, haftada 48 saatten fazla çalışanlarda ve Covid(+) hastaya bakım verenlerde tükenmişlik seviyesi daha yüksektir. Hemşirelerin tıbbi hataya eğilim durumlarını çalıştıkları birim, çalışma saati ve sigara-alkol kullanımında artma durumu etkilemektedir. Sonuç olarak hemşirelerin tükenmişlik seviyeleri arttıkça tıbbi hataya eğilimleri artmaktadır. Anahtar Kelimeler: covid-19, tükenmişlik, tıbbi hata, hemşire

COVID 19HemşirelerHemşirelik+7
Nurcan Aksel
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimlerin defansif tıp ve tıbbi hata tutumlarının incelenmesi

Geçmişten beri var olan fakat son yıllarda artış gösteren defansif tıp ve tıbbi hata sağlık hizmetleri için önemli bir konudur. Hekimlerin ''tıbbi hata'' ve bu tıbbi hatalara karşı bir savunma biçimi olan ''defansif tıp'' tutumlarının incelenmesi bu çalışmanın amacını ve önemini oluşturmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma deseni kullanılmış olup, elde edilen veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmada Güleç (2012) tarafından geliştirilen "Tıbbi Hatalarda Tutum Ölçeği" ve Başer ve arkadaşları (2014) tarafından geliştirilen ''Defansif Tıp Uygulamaları Tutum Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmaya bir üniversite hastanesindeki 207 hekim katılım göstermiştir. Katılımcıların tıbbi hata tutum ortalamaları 3,69; defansif tıp tutum ortalamaları ise 3,27 olarak saptanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, araştırmaya katılan hekimler, tıbbi hataların ve nedenlerinin çalışanlarla açıkça tartışılması, yapılan tüm hataların bildirilmesi, tıbbi hataların bildirilmesinin hasta güvenliğini artırdığı yönünde ortalamanın üzerinde bir tutum sergilemişlerdir. Uzman hekimlerin asistan hekimlere göre, 40 yaş ve üzeri hekimlerin 26-29 yaş arası hekimlere göre, 11 yıl ve üzerinde çalışma yılına sahip olan hekimlerin 4 yıl ve altı çalışma yılına sahip olan hekimlere göre yapılan tıbbi hataların açıkça tartışılması, bildirilmesi, açıklanması ve hatalardan öğrenen bir yönetsel yaklaşım sergilenmesi konusunda daha olumlu bir tutum içinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hekimlerin, hem pozitif hem de negatif defansif tıp uygulamalarına yönelik ortalamanın üzerinde bir tutum sergilediği görülmektedir. Araştırmaya katılan erkek hekimlerin kadın hekimlere göre daha fazla negatif defansif tıbbi uygulamalara başvurduğu saptanmıştır. Asistan hekimlerin uzman hekimlere göre, 5-10 yıl arası çalışanların 11 yıl ve üzeri çalışanlara göre daha fazla defansif davrandığı görülmektedir. Hekimlerin daha önce defansif tıp kavramını duydukları ancak bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadıkları saptanmıştır. Bu araştırmanın bulgularına yönelik verilebilecek öneriler şu şekildedir; Hekim başına düşen hasta sayısını azaltmak için politikalar geliştirilmeli ve buna yönelik personel alımı yapılmalıdır. Tıbbi hatalar ve defansif tıp konusunda gerçek vakalar tartışılarak tüm bunları azaltmaya ve çözüme kavuşturmaya yönelik öneriler ortaya konulmalıdır. Anahtar Sözcükler: Defansif Tıp, Tıbbi Hata, Hekim, Tutum, Malpraktis

Defansif tıpDoktorlarTutumlar+2
Merve Banaz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin tıbbi hataya ilişkin bilgi, eğilim, tutum ve görüşleri: Karma yöntem çalışması

Bu araştırma, cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin; tıbbi hataya ilişkin bilgilerini, eğilimlerini, tutumlarını tespit etmek ve tıbbi hata, tıbbi hata nedenleri ve yönetimine ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla karma yöntem araştırması olarak yürütülmüştür. Araştırmada kısmen karma eş zamanlı eşit statülü tasarım benimsenmiştir. 13 Mart – 28 Haziran 2019 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Gazi Hastanesi cerrahi klinik ve cerrahi yoğun bakım hemşireleri ile yürütülen araştırmanın nicel bölümüne 161, nitel bölümüne 29 hemşire katılmıştır. Verilerin toplanmasında; Sosyodemografik Veri Toplama Formu, Tıbbi Hata Bilgisi Değerlendirme Formu, Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği, Tıbbi Hatalarda Tutum Ölçeği ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Soruları kullanılmıştır. Nitel bölüme ilişkin veriler, yarı yapılandırılmış açık uçlu soruların kullanıldığı odak grup görüşmesi yöntemiyle toplanmıştır. Hemşirelerin tıbbi hata bilgisinin doğruluğuna yönelik yapılan değerlendirmede hemşirelerin büyük çoğunluğu (%83,9) hataların önlenmesine ilişkin soruya yanlış cevap vermiştir. Araştırmada hemşirelerin tıbbi hataya eğilimlerinin düşük (4,72±0,34) ve tıbbi hatalarda tutumlarının olumlu (3,87±0,32) olduğu tespit edilmiştir. Odak grup görüşmesinden elde edilen verilerin içerik analizi sonucu; tıbbi hata algısı, tıbbi hata nedenleri, tıbbi hata durumunda sergilenen davranış ve tıbbi hataların önlenmesi bağlamları ile birlikte on bir tema ve yirmi dokuz alt tema ortaya çıkmıştır. Hemşireler tıbbi hatayı; yanlış eylemlerde bulunma, uygulamaları eksik yapma/yapmama ve hastaya zarar verme olarak tanımlamışlardır. Hemşireler tıbbi hata nedenlerini insan ilişkili, kurum ilişkili ve sistem ilişkili olarak ifade etmişlerdir. Hemşirelerin tıbbi hataların önlenmesine yönelik ifadelerinden kurumsal düzenleme ön plana çıkan ifade olmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda tıbbi hataların azaltılmasına yönelik; bireysel, kurumsal ve sağlık sistemine ilişkin stratejiler geliştirilmesi önerilmektedir.

Cerrahi hemşirelikEğilimHemşireler+4
Gülsen Koralay
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk kliniklerinde çalışan hemşirelerin akılcı ilaç kullanımı ve tıbbi hataya eğilim özellikleri

Bu çalışma Mardin il ve ilçelerinde yer alan çocuk kliniği olan tüm kamu hastaneleri ve özel hastanelerde çalışan çocuk hemşirelerinin akılcı ilaç kullanımı ve tıbbi hataya eğilim özelliklerini incelemek amacıyla 180 hemşire ile yürütülmüştür. Veri toplamada "Çocuk Kliniklerinde Çalışan Hemşirelerin Akılcı İlaç Kullanımı ve Tıbbi Hataya Eğilim Özelliklerine İlişkin Anket Formu", "Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği " ve "Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler, bilgisayar ortamında değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde, sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışmamızda, çocuk hemşirelerinin akılcı ilaç kullanımı puan ortalamaları 38,21±4,21 olup; akılcı ilaç kullanımı bilgisinin iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Çocuk hemşirelerinin Tıbbi Hataya Eğilim puan ortalamaları 231,55±16,54; Ölçeğin ilaç uygulamaları ve transfüzyon alt boyutu puan ortalaması 87,85±4,77, düşmeler alt boyutu puan ortalaması 22,21±4,08, hastane enfeksiyonları alt boyutu puan ortalaması 57,05±4,61, hasta izlemi/malzeme güvenliği alt boyutu puan ortalaması 40,77±5,13, iletişim alt boyutu puan ortalaması 23,65±2,40 olarak belirlenmiş olup; hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük düzeyde olduğu ve hemşirelerin en az hata yapma eğilimlerinin ilaç ve transfüzyon uygulamaları konusunda, en fazla hata yapma eğilimlerinin ise düşmeler konusunda yaptığı saptanmıştır. Lise mezunu, sorumlu hemşire olarak görev yapan, çocuk kliniklerinde çalışmayı tercih eden, klinikte en az sayıda hastaya bakım veren çocuk hemşirelerinin tıbbi hataya eğilimlerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Çocuk servisinde çalışan hemşirelerin tıbbi hataya eğilimlerinin diğer servislerde çalışan çocuk hemşirelerinden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda çocuk hemşirelerinin tıbbi hatalar ve akılcı ilaç kullanımı konusunda farkındalıklarını artırma konusunda kurumların destekleyici davranarak gerekli düzenlemeleri yapması, konu ile ilgili klinik içi ve hizmet içi eğitim programları periyodik bir şekilde düzenlenmesi ve bu programlara hemşirelerin aktif bir şekilde katılmaları konusunda destek verilmesi önerilmektedir.

Akılcı ilaç kullanımıHemşirelerHemşirelik+5
Barış Akın
Mersin University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil serviste tüp torakostomi uygulanan hastaların geriye dönük değerlendirilmesi, tüp torakostomi yerleştirme hataları ve komplikasyonlarının incelenmesi

Amaç: Tüp torakostomi plevral kaviteden hava, sıvı, püy, kan, safra boşaltılması amacıyla göğüs cerrahları ve acil hekimlerinin sıklıkla kullandığı cerrahi bir yöntemdir. Çalışmamızda hastanemizin acil servisinde tüp torakostomi uygulanan hastaların; demografik ve klinik özelliklerini, komplikasyonları, morbidite/mortalitelerini, değerlendirmeyi amaçladık. Yöntem: 2019 yılında acil servise başvuran ve tüp tokastomi takılan 111 hasta retrospektif olarak incelendi. Çalışmamızdaki verilerin analizinde pearson ki kare test, Fisher's, Exact testi ve Mann Whitney U testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmamızdaki hastaların %22,5(25)'i ex, %54,1(60)'i taburcu olmuştur. Hastaların ortalama yatış süreleri 8,9±6,3 gündür. Tüp torakostomi uygulanan hastaların %79,3(88)'ünde travmatik, %20,7(23)'sinde spontan pnömotoraks bulunmaktaydı. Araştırmamızdaki 40 yaş altında olan hastalar Pnömotoraks görülme sıklığının 40 yaş üstünde olan hastalardan anlamlı düzeyde daha fazla olduğu tespit edildi (p=0,003). Hastaların %17,1(19)'inde komplikasyon gelişmiştir. En sık görülen komplikasyon malpozisyondur. Sonuçlar: Tüp torakostomi işlemi acil servisimizde sıkça yapılmaktadır. Hayat kurtarıcı bir uygulama olmakla birlikte sık sık komplikasyon görülmekte ve ölümle sonuçlanabilmektedir. Cerrahi steriliteye uyum ve tecrübe ile morbidite ve mortalite azaltılabilir. Anahtar Kelimeler: Tüp torakostomi, komplikasyon, pnömotoraks, acil

Acil servis-hastaneAcil tıpKomplikasyonlar+4
Rebi Duran
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin zihinsel yorgunluk düzeyleri ile tıbbi hata yapmaya eğilimleri arasındaki ilişki

Başlık: Hemşirelerin Zihinsel Yorgunluk Düzeyleri ile Tıbbi Hata Yapmaya Eğilimleri Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi. Amaç: Bu araştırma hemşirelerin zihinsel yorgunluk düzeyini ve zihinsel yorgunluk düzeyini etkileyen faktörleri belirlemek, zihinsel yorgunluk düzeyi ile tıbbi hata yapmaya eğilim arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel desendedir. Araştırma 01.01.2023-15.03.2023 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinde çalışan hemşirelerle yapıldı. Araştırmaya katılmaya istekli olan, acil servis ve kliniklerde çalışan hemşireler dahil edildi. Verilerin toplanmasında Birey Tanılama Formu, Zihinsel Yorgunluk Ölçeği ve Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği kullanıldı. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak hemşire/dinlenme odalarında toplandı. Bulgular: Hemşirelerin Zihinsel Yorgunluk Ölçeği puan ortalaması 16,47±7,94 olarak belirlendi. Araştırmaya dahil edilen hemşirenin %72,7'si zihinsel yorgundu. Hemşirelerin zihinsel yorgunluğunu etkileyen faktörlerin eğitim durumu, gelir durumu, bulunduğu birim ve birimdeki çalışma süresi, mesai dışı uğraş varlığı ve tanılanmış hastalık varlığı olduğu belirlendi. Hemşirelerin Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği toplam puan ortalaması 225,07±19,53 olup bu puana göre hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük olduğu saptandı. Hemşirelerin zihinsel yorgunluk düzeyi ile tıbbi hata yapmaya eğilim düzeyleri arasında ilişki olmamasına karşın ilaç ve transfüzyon uygulamalarında hata yapmama eğiliminin zihinsel yorgunluk düzeyini artırdığı belirlendi. Sonuç: Hemşirelerin çoğunluğu zihinsel yorgundu ve hemşirelerin zihinsel yorgunluğunu eğitim düzeyi, gelir düzeyi, çalıştığı birim, birimde çalışma süresi, herhangi uğraşın olması ve tanılanmış hastalık varlığının etkilediği bulundu. Zihinsel yorgunluğun tıbbi hata yapmaya eğilimi etkilemediği saptandı.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+3
Semanur Bilgiç
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin tıbbi hataları rapor etmeme nedenleri

Bu araştırma, hemşirelerin tıbbi hataları rapor etmeme nedenlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırma Eylül 2016-Mayıs 2017 tarihleri arasında Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan 171 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında tıbbi hataları rapor etmeme nedenlerine ilişkin 21 ifadeden oluşan anket formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler (sayı, yüzde, ortalama) ve ki-kare testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalamaları 27.52±6.9, %89.9'u kadın, %45.9'u lisans mezunudur. Hemşirelerin %81.8'i tıbbi hatalarla karşılaştıklarını, %66.1'i hataları rapor ettiğini belirtmiştir. Hemşirelerin tıbbi hataları rapor etmeme nedeni en çok tıbbi hatayla ilgili hastada olumsuz durum meydana gelirse genelde hemşirelerin suçlanacağı (%72.97), hasta ve ailesinin hemşireye olumsuz tutum sergileyeceği (%72.30), haklarında dava açılabileceği (%59.46), hekimlerden olumsuz tepki alabilecekleri (%59.46) ve hastane yönetiminden ceza alabileceği (%58.11) düşünceleridir. Hemşireler tıbbi hataların rapor edilmeme nedeni olarak en az ise hataya bağlı hasta zarar görmediyse hatayı rapor etmenin gereksiz olduğunu (%13.51), hasta güvenliği uygulamalarını geliştirmede tıbbi hataları rapor etmenin bir faydası olmadığını (%10.81) belirtmişlerdir. Hemşirelerin hata bildirdiğinde işten çıkarılabilme düşüncesi ile çalışma yılı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Hata rapor edildiğinde hekimlerden olumsuz tepki alabilme, hastane yönetiminden ceza alabilme ve hata bildirim formlarının çok fazla olması düşünceleri ile çalışma pozisyonu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Araştırma bulgularına göre hemşirelerin suçlanma, hasta, hasta yakınları ve hekimlerden olumsuz tepkiler alma ve hastane yönetimi tarafından cezalandırılma düşüncesi ile tıbbi hataları raporlamadıkları sonucuna varılmıştır.

AnketlerHasta güvenliğiHemşireler+6
Hilal Hatice Ülkü
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık turizmi kapsamında hekimlerin hukukî sorumluluklarının maddî hukuk ve milletlerarası özel hukuk yönünden değerlendirilmesi

Sağlık turizmi, kişinin başka bir ülkeye sağlık hizmeti alma amacıyla seyahat etmesidir. Sağlık turizminin büyük bir bölümünü medikal turizm oluşturmaktadır ve bu alanda hekimler görev yapmaktadırlar. Hekimlik mesleği, doğası gereği riskli bir meslek olup bazen hastaların uygulama hataları nedeniyle zarar görmesi mümkündür. Hekimler, yaptıkları bu uygulama hatalarından cezaî, idarî, hukukî ve meslekî sorumluluk taşımaktadırlar. Sağlık turizminde bunun yanında bir de yabancılık unsuru devreye girmektedir. Bu nedenle, uygulanacak hukuk problemleri görülmekte, olayın hangi devletin hukukuna göre çözüleceği sorun hâline gelmektedir. Bu çalışmanın öncelikli amacı, sağlık turizmini incelemek, hekimlerin hukukî sorumluluklarının Türk Hukukuna göre incelenmesini yapmak ve yabancı hastalara yapılan tıbbî müdahalelerde ortaya çıkabilecek uygulama hatalarında somut olaya uygulanacak hukuku incelemektir. Sağlık turizmi uyuşmazlıklarına birçok durumda Türk Hukuku da uygulanabileceğinden çalışmamızda Türk Hukuku da detaylı olarak incelenmiştir.

Doktor hatasıDoktorlarHukuki sorumluluk+5
Sezgin Karma
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin tıbbi hata eğilimi ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Hemşireler, sağlığın korunmasında, geliştirilmesinde, yaşam kalitesinin arttırılmasında ve hastanın yerine getiremediği günlük ihtiyaçlarının karşılanmasında doğrudan görevli olan sağlık profesyonelleridir. Bu araştırma, cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin tıbbi hata eğilimleri ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırma, 11.11.2015-20.09.2016 tarihleri arasında Ankara ilindeki 3 eğitim araştırma hastanesinin cerrahi kliniklerinde çalışan 338 hemşire ile yürütülmüştür. Araştırmada Veri Toplama Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Sorular araştırmacılara birebir görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin %82,20'sinin daha önce tıbbı hata kavramını duyduğu, %80,9'unun tıbbi hata ile ilgili bir eğitim aldığı ve %55,0'inin de tıbbi hataların önlenebilir olduğunu düşündükleri saptanmıştır. Hemşirelerin tıbbi hataya eğilim ölçeği alt boyutuna ilişkin aldıkları en yüksek puan ilaç ve transfüzyon uygulamaları (4,47±0,538), en düşük puan ise hasta izlemi ve malzeme güvenliği (3,99±0,686) konularında olduğu görülmüştür. Maslach tükenmişlik ölçeği alt boyut puanları bakımından cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma ve hastalık durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Duygusal tükenme ile tıbbi hata eğilimi alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmazken (p>0,05), duyarsızlaşma ve kişisel başarıda azalma ile tıbbi hata eğilimi alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimi ile tükenmişlik düzeyleri arasında kısmen bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Cerrahi Hemşireliği, Tıbbi Hata, Tükenmişlik Sendromu

CerrahiGenel cerrahiHemşireler+6
Gamze Gündoğdu
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi kliniklerde çalışan hekim ve hemşire işbirliğinin hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimi üzerine etkisi

Bu araştırma, cerrahi kliniklerde çalışan hekim ve hemşire işbirliğinin, hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimi üzerine etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırma, Eylül- Mart 2020-2021 tarihleri arasında Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Merkezinde çalışan 130 cerrahi hemşiresi ve 40 cerrah ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Bilgi Formu, Jefferson Hekim ve Hemşire Mesleki İşbirliği Skalası ve Malpraktise Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel testlerin anlamlılık düzeyi için p <0.05 değeri kabul edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız iki örnek t testi, Mann-Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi, Duncan testi, Kruskal Wallis testi, Pearson regresyon analizi korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Çalışmada hekim ve hemşirelerin Jefferson Hekim ve Hemşire Mesleki İşbirliği Skalası puan ortalamaları incelendiğinde; hemşirelerin puan ortalaması 52.20 ± 5.80 hekimlerin puan ortalaması ise 50.70 ± 4.60 bulunmuştur (p= 0.112). Çalışmamızdaki sonuçlar, hemşirelerde tıbbi hata eğilimlerinin yüksek olduğu alanın Malpraktise Eğilim Ölçeği alt boyutu "düşmeler" (23.80 ± 2.00) bulunmuştur. Hemşirelerin alışma yılı ile Malpraktise Eğilim Ölçeği alt boyutu "hastane enfeksiyonu" puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü zayıf düzeyde bir ilişki olduğu (p=0.015) saptanmıştır. Hemşirelerin Hemşire Mesleki İşbirliği Skalası puanı arttıkça Malpraktise Eğilim Ölçeği'den aldıkları puan da artmaktadır. Çalışmamızda elde edilen bu sonuç hekim hemşire ilişkisinin pozitif yönde olması hemşirelerde tıbbi hata eğiliminin azalmasına yönelik etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle cerrahi birimlerde hekimler ve hemşireler arasında sağlıklı, etkin bir işbirliği sisteminin varlığı tıbbi hatayı önlemede önem taşımaktadır.

CerrahiDoktor-hemşire ilişkileriDoktorlar+4
Derya Esenkaya
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelerin malpraktis hakkında bilgi, düşünce, gözlem ve deneyimlerinin değerlendirilmesi

Tıbbi Malpraktis sağlık mesleği mensubunun tıbbi uygulamalar sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya gerekli uygulamayı yapmaması olarak tanımlanmaktadır. Sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde önemli görevler üstlenen mesleklerden biri olan "ebelik" tarihin çok eski dönemlerinden beri uygulanan bir meslektir. Ebelerin görevlerini yerine getirirken yaşadıkları herhangi bir başarısızlık veya ihmal malpraktis iddialarına neden olabilmektedir. Bu araştırma, ebelerin malpraktis ile ilgili bilgi, düşünce, gözlem ve deneyimlerinin belirlenip değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Adana il merkezinde bulunan üç ayrı yataklı tedavi kurumunun doğum ve doğum sonu servislerinde "Ebe" unvanı ile çalışanlar oluşturmuştur. Ebelerden çalışmaya katılımları ile ilgili onamları alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama formu ile toplanıp SPSS 17.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ebelerin yarısından çoğunun (% 53,3) malpraktis kavramından haberdar olmadıkları görülmüştür. Malpraktisin ortaya çıkmasında genel hata kaynağı olarak en çok meslekte acemilik-yetersizlik (% 90,7), dikkatsizlik (%86,7) ve özen/itina eksikliği (%40,0) gördükleri belirlenmiştir. Ebelerin %24,0'ünün bir meslektaşının hatasını gözlemlediği, %5,4'ünün ise kendilerinin tıbbi hata yaptıkları saptanmıştır. Araştırmanın sonunda ebelikte görülen tıbbi hataların azaltılması ve ebelerin malpraktisten korunmaları için öncelikle mesleki eğitime ve mezuniyet sonrası hizmet içi eğitimlere önem verilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca kanıta dayalı uygulamaların araştırılması ve rutin ebelik girişimlerine dahil edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın, ebelerin malpraktis iddiasına neden olan tıbbi hatalara ilişkin gözlem ve deneyim sıklıklarını ortaya koyması açısından benzer çalışmalara katkıda bulunabileceği ve konuya ilişkin diğer çalışmalar için yol gösterici bir kaynak olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebelik, Tıbbi Malpraktis, Ebelikte Malpraktis.

EbelerEbelikHemşirelik+3
Burcu Tuncer
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

kadın hastalıkları ve doğum servislerinde yaşanan tıbbi hataların Sağlık Hukuku yönünden değerlendirilmesi

Bu çalışma, kadın hastalıkları ve doğum kliniklerindeki tıbbi müdahalelerintüm aşamalarında yapılan tıbbi uygulama hatalarının (malpraktis) incelenmesini içerir. Çalışmanın amacı kadın hastalıkları ve doğum alanında çalışan sağlık personelinin standardize tıbbi uygulamayı yapmaması durumunda oluşabilecek zararlara karşı bilgilenmelerini sağlamaktır. Mesleki bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklanan durumlara farkındalık sağlayarak çözümler bulmalarına yardımcı olmak ve hastaya tedavi verilmemesi ile oluşan zararlarda hukuki zorunluluklar açısından uyarmak, tıbbi hatalarda sağlık personelinden kaynaklanan hataları incelemektir. Ayrıca, çalışmada son iki yılda kadın hastalıkları ve doğum alanındaki Yargıtay Kararları da verilmiştir. Böylece bu alandaki dava konuları hakkında bilgi sahibi olunması sağlanmıştır. Birinci bölümde hasta ve hekimin hak ve yükümlülükleri ile tıbbi müdahale ve tıbbi uygulama hatasının tanımına yer verilmiştir. Ayrıca, tıbbi müdahale farklı yönlerden değerlendirilmiş, tıbbi uygulama hataları hukuksal açıdan incelenmiştir. İkinci bölümde kadın hastalıkları ve doğum kliniklerinde yaşanan tıbbi hatalar ile bu konuya ilişkin Yargıtay ve Danıştay Kararları değerlendirilmiştir.

Hasta haklarıJinekolojiSağlık hukuku+3
Ergün Sümer
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hasta bakım uygulamalarında malpraktis eğilimi: Adana örneği

Hasta bakımı yapan sağlık çalışanlarının malpraktise eğilimini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılan araştırmanın örneklemini Adana'da faaliyet gösteren üç eğitim-uygulama ve araştırma hastanesinde fiilen hasta bakımında görev alan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 560 sağlık çalışanı ( hemşire, acil tıp teknisyeni, ebe, sağlık memuru) oluşturmuştur. Çalışmanın etik kurul onayı, kurum ve katılımcı izinleri alınmıştır. Çalışmada Özata ve Altunkan (2010) tarafından geçerlilik ve güvenirliği saptanmış olan Malpraktis'e Eğilim Ölçeği (MEÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler 01.09.2015- 01.02.2016 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 20.0 paket programı kullanılmıştır. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sayısal ölçümlerse ortalama ve standart sapma olarak özetlenmiştir. MEÖ alt boyut puanlarını etkileyen parametreleri belirlemede bağımsız gruplarda t testi veya tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Ölçeğin Cronbach alpha iç tutarlılık katsayısı 0,84, ilaç ve transfüzyon uygulamaları alt ölçeği toplam puan ortalama değeri 87,22±4,23, hastane enfeksiyonları alt ölçeği toplam puan ortalama değeri 57,69±3,43, hasta izlemi ve malzeme güvenliği toplam puan ortalama değeri 42,71±3,24, düşmeler alt ölçeği toplam puan ortalama değeri 23,99±1,78, iletişim alt ölçeği toplam puan ortalama değeri 24,36±1,38 ve toplam ölçeğin ortalama değeri 235,97±14,06 olarak bulunmuştur. MEÖ alt boyut puanlarını sağlık çalışanlarının en çok etkileyen özelliklerinin belirleyen Lineer regresyon değerinin R2=0,074 - R2 =0,022 aralığında değiştiğini ve katılımcıların tıbbi hata yapmaya eğilimlerinin düşük olduğu saptanmıştır. Meslekteki çalışma süresi 1-10 yıl olan sağlık çalışanlarının "Hastane enfeksiyonları, Hasta izlemi ve malzeme güvenliği ve Düşmeler" alt boyut puanları daha düşük bulunmuştur. 40 ve üzeri yaş katılımcıların tüm alt boyut puanı diğer yaş gruplarındaki sağlık personeline göre daha yüksek, hata yapma eğilimleri daha düşük bulunmuştur. Bu sonuç sağlık çalışanlarının yaşı ile birlikte çalışma yılı arttıkça yani meslekte deneyim kazanıldıkça, mesleki bilgi ve becerileri artacağı için daha az tıbbi hata yapıldığı düşündürmektedir.

AdanaDoktorlarHasta bakımı+6
Seval Canpolat
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Koronavirüs hastalarına bakım veren hemşirelerin tükenmişlik düzeyleri ve tıbbi hata eğilimlerinin belirlenmesi

Araştırma, koronavirüs hastalarına bakım veren hemşirelerin tükenmişlik düzeylerinin ve tıbbi hata eğilimlerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Nisan 2021- Şubat 2022 tarihleri arasında Ankara ilinde bir üniversite hastanesinde pandemi kliniklerinde çalışan 235 hemşire oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, "Kişisel Bilgi Formu", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ve ''Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği'' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, paremetrik karşılaştırma testleri ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucundan elde edilen bulgular, Maslach Tükenmişlik Ölçeği toplam puanı 36.06±12.81 ve Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği toplam puanı 227.86±15.74 olup, hemşirelerin tükenmişlik ve tıbbi hata eğilim düzeyleri düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca hemşirelerin Maslach Tükenmişlik Ölçeği puanları ve Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği toplam puanları arasında zayıf düzeyde, negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05:r=-0.303). Bu sonuçları doğrultusunda pandemi sürecinde hemşirelerin tükenmişlik düzeyini ve tıbbi hata eğilimlerini etkileyen risk faktörlerinin tespiti ve bu faktörlere yönelik bireysel, kurumsal ve yönetimsel politikaların geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşire, Koronavirüs, Salgın, Tıbbi hata, Tükenmişlik.

Bakım verenlerBakım verme yüküCOVID 19+7
Burcugül Karşıyakalı Güdü
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital hastane sistemlerinin hemşirelerin zihinsel iş yükü ve tıbbi hataya eğilimlerine etkisi

Bu çalışmanın gayesi, dijital hastane sistemlerinin uygulandığı ve uygulanmadığı çeşitli birimlerde görev yapan hemşirelerin zihinsel iş yükü ve tıbbi hataya eğilimlerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmada veriler, Mart-Nisan 2019 tarihleri arasında Adıyaman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kahta Devlet Hastanesi, Besni Devlet Hastanesi ve Gölbaşı Devlet Hastanesinde görev yapan İç Hastalıkları birimlerinde çalışan hemşirelerden elde edildi. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, NASA-TLX Ölçeği ve Hemşirelerde Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği kullanıldı. Ölçekler için ortalama puanlar elde edilmiş olup, söz konusu puanların katılımcıların dijital hastane sistemleri kullanımına göre karşılaştırılmasında bağımsız örneklemler için t testi ve varyans analizi uygulandı. Araştırmada anket uygulaması ile elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edildi. Tıbbi hataya eğilim ölçeğinin alt boyutları ve genel skoru dijital hastane sistemlerinin kullanımına göre istatistiksel olarak farklılık göstermektedir (p<0.05). Buna göre dijital hastane sistemlerini kullanan grubun ortalama skorları tüm alt boyutlarda ve ölçeğin genelinde bu sistemi kullanmayanlara göre yüksek bulundu. Zihinsel iş yükü dijital hastane sistemlerinin kullanımına göre istatistiksel olarak farklılık göstermektedir (p<0.05). Buna göre dijital hastane sistemlerini kullanan grubun zihinsel iş yükü ortalaması bu sistemi kullanmayanlara göre düşük bulundu. Buna ek olarak fiziksel iş yükü, zamansal iş yükü, efor, performans ve rahatsızlık seviyesi dijital hastane sistemlerinin kullanımına göre istatistiksel olarak farklılık göstermemektedir (p>0.05). Yapılan araştırma sonucunda dijital hastane sistemlerinin kullanımı, hemşireleri hem zihinsel iş yükü açısından rahatlatmakta hem de hemşirelerin tıbbi hataya eğilimlerinin azalmasına sebep olmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Dijital hastane, zihinsel iş yükü, tıbbi hata, hemşirelik, hastane

Hastane bilgi sistemleriHastane hemşireleriHastaneler+5
Mustafa Karaağaç
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Elektronik Tıbbi Kayıt Kabul Modeli Seviye-7 dijital hastanelerde teknoloji kabul düzeyinin tıbbi hata algısına etkisinin belirlenmesi

Sağlık hizmetleri, emek yoğun hizmetler olmakla birlikte teknolojinin de yoğun olarak kullanıldığı hizmetlerdir. Özellikle Endüstri 4.0'ın yarattığı devrim ile bilişim teknolojileri ile endüstri bütünleşmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bütünleşme tüm endüstri alanlarında olduğu gibi sağlık hizmetleri alanında da olmuştur. Dijital hastanelerde kullanılan donanım ve yazılımlarla hastalara ayrılan sürenin artması, maliyetlerde azalma, hastanın tedavisindeki zaman ve mekân kısıdının ortadan kalkması, tedavi süreçlerinin bir bütün olarak değerlendirilebilmesi, sağlık kayıtlarının güvenirliğinin artması, idari ve tıbbi hataların azaltılması amaçlanmaktadır. Bu çalışma ile Elektronik Tıbbi Kayıt Kabul Modeli (EMRAM) Seviye 7 dijital hastanelerde görev yapan hemşirelerin, bu hastanelerin taşıması gereken teknolojileri kabul düzeyinin tıbbi hata algılarına etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Hemşirelerin tıbbi hata algısının belirlenebilmesi için öncelikle tıbbi hata algı ölçeği geliştirilmiştir. Çalışmaya katılım sağlayan hemşirelerin teknoloji kabul düzeyinin belirlenmesinde ise Venkatesh ve Davis (2000) tarafından kullanılan ölçek temel alınmıştır. Araştırmaya katılımda gönüllülük esas alınmış olup araştırma kapsamında 463 hemşireden toplanan veriler kullanılmıştır. Hemşirelerin teknoloji kabul düzeyi ile tıbbi hata algısı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla korelasyon analizi, teknoloji kabul düzeyinin tıbbi hata algısını etkileme oranının belirlenmesi amacıyla ise regresyon analizi yapılmıştır. Ayrıca değişkenlerin birbirleri ile doğrusal olmayan çoklu ilişkilerinin belirlenmesinde doğrusal olmayan kanonik korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda EMRAM Seviye 7 dijital hastanelerde görev yapan hemşirelerin bu hastanelerde kullanılan teknolojileri kabul düzeyi ile tıbbi hata algıları arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca hemşirelerin bu teknolojileri kabul düzeyinin tıbbi hata algısını %47'lik bir oranla etkilediği tespit edilmiştir. Doğrusal olmayan kanonik korelasyon analizi sonucunda ise hemşirelerin algılarının hastanelere göre farklı olduğu belirlenmiştir.

Elektronik sağlıkElektronik sağlık kayıtlarıHastaneler+4
Gülhan Gök
Ankara Hacı Bayram Veli University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tıbbi hata sorumluluğu ve sorumluluk sigortası: Hekimlerin farkındalık düzeyini ve sigortanın etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma

Sağlık hizmeti sunumunda başrolde yer alan hekimlerin hastaların tedavi süreçlerinde hatalı tıbbi uygulamaları gündeme gelebilmektedir. Söz konusu uygulamalar nedeniyle zarar gören hastaların açtıkları davalar neticesinde tazminat ödemek zorunda kalabilen hekimler, oluşabilecek riskin olumsuz sonuçlarını paylaşmak amacıyla mesleki sorumluluk sigortası yaptırmaktadır. Hekimlerin yaptırılan sigorta konusundaki farkındalıkları ve sigortanın sağlık hizmeti üzerindeki etkisi önem taşımaktadır. Buradan hareketle bu çalışma ile Ankara ilinde çeşitli sağlık kurumlarında görev yapan cerrahi ve dahili branş ile acil servis hekimlerinin, mesleki yükümlülükleri ile sorumlulukları, tıbbi hata, defansif davranış ve mesleki sorumluluk sigortası hakkındaki görüş ve önerileri incelenmiştir. Bu araştırmada, niteliksel araştırma yöntemlerinden görüşmeye dayalı tümevarım analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma evreninden amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik yöntemi kullanılarak, cerrahi branşlardan 15, dahili branşlardan 13 ve acil servislerden iki olmak üzere toplamda 30 hekim belirlenerek çalışma grubu oluşturulmuştur. 18'i erkek, 12'si kadın, yaş ortalaması 42 olan katılımcı hekimlerin mesleki deneyim süreleri 3 yıl ile 33 yıl arasında değişmektedir. Veri toplamak amacıyla alan yazın incelemesi, uzman kişilerin görüşleri ve pilot uygulama sonucunda oluşturulan 11 soru içeren görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde tümevarımsal içerik analizinden yararlanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde gerek cerrahi branş hekimlerinin gerek dahili branş ve acil servis hekimlerinin zaman zaman defansif davranma eğilimi gösterdikleri görülmüştür. Diğer taraftan hekimlerin defansif davranış göstermeleri meslek açısından kimi olumsuz sonuçlara da yol açmaktadır. Cerrahi ve dahili branş hekimleri mesleki sorumluluk sigortasının hem kendilerine hem de sağlık kurumlarına yönelik olumlu etkilerinin yanında olumsuz etkilerinden de bahsetmişlerdir. Olumlu etkilerin çoğunlukla hasta transferlerinin, sevklerin azalması, hekimlerde güvenlik duygusunun güçlenmesi etrafında şekillenirken, olumsuz etkilerin de hekimlere yönelik teminatların yeterli düzeyde olmaması, dahası hastalar ya da yakınları tarafından avukatların yönlendirmesiyle mesleki sorumluluk sigortasının suiistimal edilebileceğine odaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, elde edilen sonuçlar neticesinde birtakım öneriler sunulmuştur.

Doktor hatasıDoktorlarMesleki sorumluluk sigortası+6
Abdullah Savaşkan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir eğitim hastanesinde çalışan doktor ve hemşirelerin hasta ve çalışan güvenliği konusundaki görüşlerinin belirlenmesi

Hasta ve çalışan güvenliği; Sağlık hizmeti sunumunda hasta ve çalışanların zarar görmesine yol açabilecek her türlü işlem ve süreçler ile ilgili alınacak tedbir ve iyileştirme uygulamalarına yönelik faaliyettir. Bu çalışma hasta ve çalışan güvenliği konusunda doktor ve hemşirelerin görüşlerinin belirlenerek bu konulardaki varsa eksik kısımların ortaya çıkarılması, hasta ve çalışan güvenliği konularında eksikliği saptanan hususlar için gerekli eğitim, koruyucu ekipman, fiziki mekan ihtiyaçlarının belirlenmesi, sağlık çalışanlarında hasta ve çalışan güvenliği konularında farkındalığın artırılması için yapılmıştır. 2011 yılında yapılan bu araştırma Ankara'da bir eğitim hastanesinde çalışan doktor ve hemşirelerin hasta ve çalışan güvenliği konusunda görüşlerinin belirlenmesi amacı ile yapılan tanımlayıcı kesitsel bir araştırmadır.Araştırma GATA'da poliklinik ve kliniklerde yapılmıştır Gülhane Askeri Tıp Akademisi Eğitim Hastanesi'nde hasta bakılmayan birimlerde çalışan hemşire ve doktor sayısı 171, araştırma döneminde sürekli izinli (doğum izni, yurt dışı izin, aylıklı ve aylıksız izin, geçici görev v.s.) olan ve bu nedenle görevde bulunmayan doktor ve hemşire sayısı 360 kişi olup, araştırmanın evrenini görevde bulunan ve hasta bakım hizmeti veren toplam 919 doktor ve hemşire oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında toplam 752 kişiye ulaşılmıştır. Anket yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Ankete katılım oranı %80,2'dir. Veriler bilgisayara SPSS 15.0 istatistik paket programı aracılığı ile yüklenmiş ve tanımlayıcı istatistikler Ki-kare ve Fisher'in Kesin Testi, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testleri uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri p?0.05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmaya katılanların %74,9'u ?Nöbet değişimi sırasında hasta bakımıyla ilgili önemli bilgiler çoğu zaman kaybedilmez'' önermesine ?katılıyorum veya tamamen katılıyorum'', Katılımcıların %79,5'i ?Hastanede kan transfüzyon hataları olamaz'' önermesine ?katılıyorum veya tamamen katılıyorum'', Çalışmaya katılanların %80,5'i ?Bu hastanede nöbet değişimleri hastalar açısından problemli değildir'' önermesine ?katılıyorum veya tamamen katılıyorum'' şeklinde yanıtlar vermişlerdir. Araştırmaya katılanların eğitim düzeylerine göre önermelere verdikleri puanların ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur. Ön lisans grubunda diğer gruplara göre tüm önermelere ait ortalama puanlar istatistiksel olarak anlamlı düşüktür. Araştırmaya katılanların görevlerine göre önermelere verdikleri puanların ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur. Yönetici grupta çalışan gruba göre tüm önermelere ait ortalama puanlar istatistiksel olarak anlamlı yüksektir. Araştırmaya katılanların mesleklerine göre önermelere verdikleri puanların ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur. Fark yoğun bakım ve klinik hemşirelerinin önermelere verdikleri puanların ortalaması diğer gruplardan istatistiksel olarak anlamlı düşük bulunmasından kaynaklanmaktadır.?Hasta ve Çalışan Güvenliği'' konusunda araştırmaya katılmış olan doktor ve hemşirelerin bu konudaki düşüncelerine ulaşmak önem taşımaktadır. Hasta güvenliği konusunda az çalışma olması ve de çalışan güvenliği ile ilgili olarak çok kısıtlı sayıda çalışmaya ulaşılması bu konuyu destekler niteliktedir. Bu konu ile ilgili yapılacak çalışmalarda alınacak önlemler açısından yol gösterici olacaktır. Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 1998'den beri yürürlükte olduğu ancak sağlık çalışanlarının hakları ile ilgili bir yönetmeliğin bulunmadığı gerçeğinden yola çıkarak bu konuda yasal düzenleme yapılması gerekmektedir.Anahtar Sözcükler: Hasta, Çalışan, Hasta Güvenliği, Çalışan Güvenliği, Tıbbi Hata

Doktor-hasta ilişkileriDoktorlarGüvenlik+4
Şemsettin Varol
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın doğum kliniklerinde çalışan hemşire ve ebelerin hatalı tıbbi uygulama yapma durumları ve hatalı tıbbi uygulama nedenlerinin önemine ilişkin görüşleri

ÖZETSağlık alanında her geçen gün büyüyen bir problem olarak karşımıza çıkan HTU'lar, hasta bakımında önemli görevler üstlenen hemşire ve ebeler açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu nedenle araştırmamız kadın doğum kliniklerinde çalışan hemşire ve ebelerin karşılaştıkları HTU'ların belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, Ankara il sınırları içinde yer alan toplam dokuz hastanenin kadın doğum kliniklerinde çalışan 365 hemşire ve ebe ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. SPSS 15.0 paket programında; tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde), Ki-kare testleri ve çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile değerlendirilmiştir.Çalışmamızda hemşire ve ebelerin %14.2'sinin HTU yaptığı, %65.4'ünün HTU sonrası bildirimde bulunduğu ve HTU sonrası hiçbir hastanın zarar görmediği belirlenmiştir. Hemşire ve ebelerin en sık yaptıkları HTU'lar; ilaç uygulama hatası (%54.5), iletişim hatası (%18.3) ve izlem hatası (%16.8) olarak belirlenmiştir. Hemşire ve ebelerin %47.4'ü HTU'ların kişisel nedenlerden ve %32.2'si kurumsal nedenlerden kaynaklandığını düşünmektedir. Hemşire ve ebeler HTU'lara neden olabilecek faktörlerin HTU'ya etkisine ilişkin görüşlerini; dikkatsizlik (%98.6), ihmal (%98.6), sağlık çalışanı sayısının yetersizliği (%96.5) ve aşırı iş yükü (%96.5) olarak önemli/çok önemli şeklinde ifade etmişlerdir. Hemşire ve ebelerin yaş, meslekte çalışma yılı, bakım verdikleri hasta sayısı ile HTU yapma durumları arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Bu sonuçlar doğrultusunda mesleki deneyimi az olan hemşire ve ebelerin HTU konusunda hizmetiçi eğitimlerle desteklenmesi ve hemşire/ebe sayısının arttırılması önerilmiştir.Anahtar kelimeler: Hatalı tıbbi uygulama, hemşire, ebe.

DoğumEbe hemşirelerEbeler+4
Meltem Öztunç
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Halk eğitim merkezine devam eden bireylerin hasta güvenliğine ilişkin görüşleri ve tıbbi hatalarla ilgili deneyimleri

Bu çalışma, halk eğitim merkezine devam eden bireylerin hasta güvenliğine ilişkin görüşlerini ve tıbbi hatalarla ilgili deneyimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara Mamak Halk Eğitim Merkezi ve Ankara Başkent Halk eğitim Merkezine devam eden bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemine 567 birey alınmıştır. Verilerin toplanmasında anket formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde dağılımları ve ki-kare testi kullanılmıştır. Bireylerin %45.1'i daha önce hasta güvenliği kavramını duymuştur. Araştırmaya katılanların %94.7'si tıbbi hataların sağlık için risk oluşturması nedeniyle hasta güvenliğinin önemli olduğunu; tıbbi hatalara en fazla hasta ve sağlık personelleri arasında iletişim eksikliğinin (%69.3) neden olduğunu belirtmişlerdir. Bireylerin %83.1'i tıbbi hataların önlenebileceğini; %59.1'i hastaların kendilerini tıbbi hatalardan koruyabileceğini ifade etmiştir. Halk eğitim merkezindeki bireylerin %33.2'si, yakınlarının ise %33.7'si herhangi bir tıbbi hataya maruz kalmıştır. Bu hatalar, bireylerin %55.8'inde, yakınlarının %65.4'ünde ek veya uzun süreli tedavi uygulanmasına yol açmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda bireylerin hasta güvenliği, tıbbi hatalar ve tıbbi hatalardan korunma yöntemleri ile ilgili bilgilendirilmeleri, tıbbi hatalar ve korunma yöntemlerinin belirlenmesinde bireylerin deneyimlerinden yararlanılması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Hasta güvenliği, tıbbi hata, deneyim, görüş, hemşire.

Hasta güvenliğiHemşirelikTıbbi hatalar
Ayşe Mülayımoğlu
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yüksek Sağlık Şurasında 2000-2009 yılları arasında değerlendirilen anestezi ile ilişkili uygulama hataları

Araştırmamızda, 2000 - 2009 yılları arasında hekim hatası iddiasıyla Yüksek Sağlık Şurası'nda görüşülen olgulardan doğrudan anestezi uygulamasına bağlı hasar ve/veya ölümle sonuçlanmış olanları retrospektif olarak inceleyerek, anestezi uygulama hatalarının profilini ortaya çıkarmak ve hekim hatası iddialarında ülkemizdeki yasal prosedürü tanıtmak amaçlanmıştır.Hatalı tıbbi uygulama nedeniyle, ceza mahkemeleri tarafından 2000 - 2009 tarihleri arasında bilirkişilik için YSŞ'ye gönderilen ve YSŞ'de incelenerek karara bağlanan 1818 dosyadan, sorumluluğun doğrudan anestezi uygulaması ile ilişkili olabileceği ifade edilen 112 (% 6,1) dosya tespit edilmiş ve bu dosyalar önceden belirlenen başlıklar çerçevesinde incelenmiştir.Yargılama sonuçları bilinmemekle birlikte YSŞ'de karara bağlanan dosyaların yaklaşık yarısında anestezi uygulaması hatalı olarak değerlendirilmiştir. Olguların 83'ünde, anesteziye bağlı uygulama hatalarından cerrah sorumlu tutulmuş ve YSŞ tarafından % 49,3 oranında kusurlu bulunmuştur. Anestezi uzmanının sorumluluğunda anestezi uygulanan 68 olgunun % 52,9'unda anestezi uzmanının uygulaması kusurlu olarak değerlendirilmiştir. Anestezi teknisyeni hiçbir dosyada yalnız başına hatalı anestezi uygulamasından sorumlu tutulmamış, fakat anestezi teknisyeni ile ilişkili olguların % 40'ında anestezi uygulamasının hatalı olduğu görülmüştür. Anestezi uzmanı veya teknisyeni olmadan anestezik ilaçların hatalı kullanımına bağlı YSŞ'ye gönderilen dosya sayısı toplam 12'dir ve bu dosyaların hepsinde anestezi uygulaması hatalı bulunmuştur.Anestezi ile ilişkili en sık hata nedeninin; takipte yetersizlik, dikkat ve özen eksikliği (% 36,6) olduğu tespit edilmiştir. İkinci sırada havayolu güvenliği ile ilgili problemler (% 25,9), üçüncü sırada (% 20,9) preoperatif tetkik ve muayene eksikliği gelmektedir.Anestezinin hatalı uygulanma iddiası ile en sık dava açılma nedenleri ölüm (% 83,9) ve hipoksik beyin hasarıdır (% 6,3). Ölümle sonuçlanan anestezi uygulamalarında ölümün; 24 (% 25,5) olguda anestezi sonrası ilk 24 saat içinde, 23 (% 24,5) olguda ise anestezi uygulaması sırasında ortaya çıktığı belirlenmiştir.Sonuç olarak; anestezi ile ilişkili istenmeyen sonuçların sıklıkla anestezi uzmanı olmayan yerlerde, diğer klinik branşlardan hekimlerin veya onların sorumluluğunda teknisyenlerin anestezi uygulaması sırasında ortaya çıktığı görülmektedir. Bunun sonucu olarak, hatalı anestezi uygulamalarında anestezi uzmanları ile cerrahların kusur oranlarının benzer olduğu görülmüştür. Ülkemizde bu konudaki mevcut yasal durum düzenlenerek anestezi uzmanı olmadan anestezi uygulanması önlenmeli ve böylelikle anestezinin hastalar için daha güvenli hale gelmesi sağlanmalıdır.Anahtar kelimeler: Anestezi, tıbbi uygulama hatası, Yüksek Sağlık Şurası

AnesteziDoktorlarRetrospektif çalışmalar+2
Güzide Alkan
Gazi University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta hukuku bakımından hekimin hukuki sorumluluğu

Sağlık hizmetlerinin ifa edilmesinde ortaya çıkabilen tıbbi uygulama hataları ve bunların neticesinde açılan tazminat davalarında son yıllarda görülen artış, hekimlere mesleki koruma sağlanmasının ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Öte yandan, sorumluluk kavramının hukuki boyutlarıyla çok yönlü gelişmesine paralel olarak sorumluluk sigortası da aynı oranda gelişme göstermiş ve birçok sektörde tatbik edilmeye başlanmıştır. Özellikle son yıllarda, hekim, noter, mimar, avukat, mali müşavir gibi meslek grupları mesleki sorumluluk sigortaları ile kendilerini teminat altına alma ihtiyacı hissetmiştir. Hekimlerin aşırı bir sorumluluk baskısı altında olmaları, mesleklerini yerine getirirken kendilerini güvensiz hissetmelerine, zor ve riskli uygulamalardan kaçınmalarına sebep olabilmektedir. Bu durum ise, kamu sağlığına olumsuz etkiler yapma ve ciddi mağduriyetlere yol açma potansiyeli taşımaktadır. Bu noktada, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, gerek serbest çalışan gerekse kamu veya özel kurumlara bağlı olarak çalışan hekimlerin hukuki sorumluluk nedeniyle karşı karşıya kalabilecekleri mali yükten kurtulmaları, zarar gören hastaların ise kendilerine zarar veren hekime karşı tazminat istemlerini karşılayacak bir mali kuruluşa müracaat etmelerini sağlaması bakımından önemli bir işlev görmektedir.

Cezai sorumlulukDoktor hatasıDoktor-hasta ilişkileri+7
Fatih Serhan Öksüz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık hakkı kapsamında hekimin cezai sorumluluğu

Tıp bilimi, sürekli gelişen ve değişen bir bilim alanıdır. Bu yüzden, bu bilim dalı ile ilişki içinde bulunan, sağlık hukuku da, bu değişime paralel olarak dinamik bir süreç yaşamaktadır. Bununla birlikte sağlık hizmetlerinin sunucusu olan hekimlerin de, bu sürece, ayak uydurması gerekmektedir. Çalışmamızda, sağlık hizmetlerinden faydalanan insanların, karşılıksız olarak hekimlere olan güvenini, hekimlerin birçok hak ve sorumluluklarının olduğunu ve bunların hukuk alemine yansımalarını ortaya koymaya çalıştık. İnsan hakları boyutuyla, hasta ve hekimlerin haklarının, yargı kararlarınca nasıl algılandığı ve bunların sonuçlarını tartışmaya çalıştık. Çalışmamızda, hekimin ceza hukuku açısından işleyebileceği suçlar incelendi. Hekimlerin cezai sorumlulukları kapsamında, uyguladıkları tıbbi müdahalenin hukuka uygun olması için gereken hukuka uygunluk nedenleri ortaya koyulmuştur. Ülkemizde sağlık hizmetlerinin daha kaliteli hale gelmesi için; hekimin hak ve sorumluluklarının içinde bulunduğu hukuki bir mevzuat ortaya konulması gerekmektedir ve bununla birlikte sağlık hizmetlerinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, uzmanlaşmış yargı organlarının görev alması gerektiği tespitleri yapılmıştır.

Cezai sorumlulukDoktor hatasıHasta hakları+7
Süleyman Akkaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects