Turkish-Greek relations

56 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Saruhan Sancağı'nda Mondros Mütarekesi sonrası Kuva-yı Milliye faaliyetleri

Tez çalışmamızda temel gayemiz, Saruhan Sancağı'nda Yunan mezalimi karşısında yöre halkının Milli Mücadele'deki yerini ve rolünü tespit ederek, milli tarihimize kısmen katkıda bulunabilmektir. Ayrıca, Ege Bölgesi'nde farklı yörelerdeki Mondros Mütarekesi'ne tepkiye yönelik kuva-yı milliye hareketleriyle ilgili araştırmalar, bizi de Saruhan Sancağı'nda araştırma yapmaya yöneltmiştir. Dört bölümden oluşan araştırmamızın giriş bölümünde; Birinci Dünya Savaşı'na giden yol, savaşın kaybedilmesi, Osmanlı Devleti'nin Mondros Mütarekesi'ni imzalamak zorunda kalması ve bunu müteakip İzmir'in işgalinin halkta oluşturduğu endişe izlemektedir. Gayri nizami harp unsurlarınca tepkilerin oluşumu, milis güç hareketinin Saruhan Bölgesi'ndeki faaliyetleri ve kuva-yı milliyecilerin rolleri, konuları ele alınmıştır. Birinci bölümde; Mondros Mütarekesi sonrası İzmir'in işgali ve gelişmeler başlığında Yunanların Anadolu'ya girişleri, İzmir'in İşgali, megola idea mefkuresinde Yunan işgali ve Yunan mezalimi, Yunan işgalinin yayılmasının Türk ve Dünya basınında yankılarına değinilmiştir. İkinci bölümde; İzmir işgali ve çevresinde yöresel tepkiler başlığında, Yunan ve Rum mezalimleri karşısında bölgedeki Türk halkının durumu, İzmir ve Saruhan çevresindeki yörelerde işgallere karşı gerçekleştirilen protestolar ve mitingler, Yunan işgaline tepki, kuva-yı milliye ruhu nedir ve faaliyetleri nelerdir, Yunan mezalimine karşı müdafaa-i hukuk cemiyetlerinin kurulması açıklanmıştır. Üçüncü bölümde Saruhan Sancağı'nın işgali ve tepkiler, Yunan ve Rum mezalimleri karşısında bölgedeki Türk halkının durumu, Yunanlıların Saruhan Sancağı'na girmesi ve işgali, Saruhan Sancağı'nda Yunan zulümleri anlatılmıştır. Dördüncü bölümde, Saruhan Sancağı'nda bölgesel kuva-yı milliye ruhu, Akhisar, Soma, Gördes, Demirci, Selendi, Kula, Alaşehir, Salihli yörelerinde işgaller ve tepkiler, Alaşehir Kongresi ve kararları, Saruhan Bölgesi'nde Çerkez Ethem'in direnişe katılması, Poyrazlılar Olayı, kuva-yı milliyeci Mustafa Bey olayı, Saruhan Bölgesi'nde kuva-yı milliyenin usulsüz finasman ve yargılama hareketleri ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Saruhan Sancağı, Mondros Mütarekesi, İzmir İşgali, Yunan Mezalimi , Kuva-yı Milliye, Çerkez Ethem, Demirci Mehmet Efe, Alaşehir Kongresi, Kuva-yı Seyyare, Poyrazlılar Olayı, Mustafa Bey Olayı.

Kuva-yı MilliyeMilli MücadeleMondros Mütarekesi+6
Mustafa Kadakoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türk-Yunan ekonomik ilişkileri (1980-2010)

Bu çalışmada Türkiye ve Yunanistan arasındaki ekonomik ilişkiler ve bu ilişkilerin derecesinin devletlerin çatışmasının önüne geçip geçemeyeceği incelenmiştir. Ekonomik ilişkiler analiz edilirken, Keohane ve Nye'ın ?karmaşık karşılıklı bağımlılık? teorisinden yararlanılmıştır. Buna göre, çatışmacı devletlerin kuracakları ekonomik ilişkilerde birbirlerine bağımlı olmaları, devletleri çatışmadan uzaklaştıracak ve ticaretin kârını elde etme çabasına girmelerini sağlayacaktır.Çalışmada bu bağlamda birinci bölüm içinde ekonomi ve siyaset ilişkisi incelenmiş, çatışmacı devletlerin analizinde kullanılacak olan ?karmaşık karşılıklı bağımlılık? teorisinin anlamı ve teoriyi oluşturan sacayakları analiz edilmiştir. İkinci bölümde, çalışma kapsamında incelenecek olan Türkiye ve Yunanistan arasındaki tarihsel problemlere ve Türkiye'nin 1980 yılı sonrasındaki dönüşümüne göz atılmış ve iki ülkeyi birbirine bağlayan bir parça olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ekonomik ilişkiler ve bu ilişkilerin ülkeler arasında karşılıklı bağımlılık yaratıp yaratmadığı analiz edilmiştir. Ekonomik ilişkilerde karşılıklı bağımlılığın olup olmamasının uyuşmazlıkların çözümüne ve iki ülke arasında diyalog ortamının yaratılmasına yapmış olduğu etki ortaya konulmuştur. Ayrıca AKP hükümetleri döneminde tercih edilen komşularla yakınlaşma politikası ve bu politikanın Yunanistan'a yansımaları da incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda ise iki ülke arasında, henüz bir bağımlılık ilişkisinden söz edilemeyeceği, ancak sürece göz atıldığında, ekonomik ve siyasi ilişkilerdeki işbirliğinin geliştirilmesine koşut olarak ilişkilerin her geçen gün iyiye doğru seyrettiği yorumu yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Türkiye, Yunanistan, karmaşık karşılıklı bağımlılık, siyasal ekonomi.

Ekonomik ilişkilerKarşılıklı bağımlılıkSiyasal ekonomi+4
Nazlı Usta
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı arşiv belgelerine göre 1914 Osmanlı-Yunan nüfus mübadelesi girişimi

ArşivlerBalkan TürkleriBelgeler+7
Nurten Çetin
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Popüler tarih yazımında Yunan-Rum imajı (1940-1960)

Bu çalışma, geçmişten bugüne Türkiye ve Yunanistan açısından iki ülkenin birbirine bakış açısı oluşturmasında etkili olan etmenlerin hangileri olduğu araştırılmıştır. İncelenen tarihsel süreç 1940 ve 1960 arası ile sınırlı tutulmuştur. Bu süre zarfında yayınlanan, belirlenmiş bazı gazete ve dergilerde yer alan Yunanistan, Yunanlar-Rumlar ve Kıbrıs hakkındaki haberler, yazılar ve karikatürlerin, incelenmesiyle Türkiye'de popüler tarih yazımında Yunan-Rum imajının nasıl ve hangi olaylar çerçevesinde şekillendiğine ışık tutulmaya çalışılmıştır. Çalışmada popüler tarih dergileri, gazeteler ve gazetelerde çıkmış karikatürlerde Yunan-Rum kimliğinin güncel siyasi gerginliklerin etkisiyle ötekileştirildikleri görülmüştür. Gazetelerde Kıbrıs Meselesi ve Yunanistan'ın Enosis tezine atfen çizilen karikatürlerin Yunan-Rum imgesini nasıl tasvir ettiği üzerinde ayrıca durulmuştur. Karikatürlerin kimlik imajını yansıtmada cümlelerden daha etkili ve iğneleyici oldukları görülmüştür. Edebiyat eserlerinin kapsamını ilk basımı 1940-1960 tarih aralığında gerçekleşmiş olan ve içinde Yunan-Rum imajı barındıran eserler olmaları gibi özellikleri belirlemiştir. Sonrasında eserlerin yapısökümcü (deconstructive) bir yöntemle okumaları gerçekleştirilmiştir. Edebiyat eserleri bölümünde, "Aynı ideolojik görüşün temsilcileri arasında 'Yunan-Rum'a bakışta ortak bir yaklaşım var mıdır? Öyle ise "öteki"ne bakış ile ideolojiler arasında bir bağlantı kurulabilir mi?" türünden sorulara yanıtlar aranmıştır. Elde edilen bulgulardan ulaşılan çıkarım Yunan-Rum'a bakışta olumsuz bir ön yargının ağır bastığıdır. Ulus devletler, "öteki"nin her zaman tehlike ve tehditle birlikte algılanması politikasına tarih yazımı aracılığıyla destek sağlar.Türkiye Popüler tarih yazımı araçları üzerinden hazırlanan bu tezde olumsuz Yunan-Rum imajının kolektif hafızadaki canlılığını koruduğu gözlenmiştir.

AlgıDergilerGazeteler+7
Gülden Çiçek
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici etnosentrizmi ve ülke imajı üzerine kültürlerarası bir çalışma: Türkiye ve Yunanistan örneği

Bu çalışmanın amacı Türk ve Yunan tüketicilerin etnosentrizm düzeyleri, tüketici etnosentrizminin yerli ürün satın alma eğilimi üzerindeki etkisi, ülke imajı ve karşı ülke ile etkileşimin ülke imajı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmada Shimp ve Sharma'nın tüketici etnosentrizmi kavramının ilk kullanıldığı ve CETSCALE'nin ortaya çıktığı çalışmadan (1987) yola çıkılarak daha sonraki yıllarda yapılan çeşitli çalışmaların incelenmesi ve karşı ülke imajının ölçülmesi ile şekil kazanmıştır. Çalışma Türkiye'den iki ve Yunanistan'dan bir olmak üzere üç örneklem üzerinde yapılmış olup, bu örneklemlerin ikili karşılaştırmaları söz konusudur. Çalışmada karşı ülke ile olan etkileşim ve bunun ürün satın alımlarına etkisi tespit edilmektedir. Araştırmanın yapıldığı ülkelerin, tüketiciler gözündeki imajları tespit edilerek karşı ülke imajının o ülkenin ürünlerini satın alma eğilimi üzerinde etkili olup olmadığı da araştırılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Tüketici Etnosentrizmi, CETSCALE, Ülke İmajı, Yunanistan, Türkiye.

EtnosentrizmTüketicilerTürk-Yunan ilişkileri+4
Gazal Cengiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Devletlerarası kriz süreçleri üzerine mukayeseli analiz: Türkiye-Yunanistan örneği

Dünya üzerinde artan savaşlar sonunda insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu olgu barış olmuştur. Çatışmaların sona ermesi ve insanların nihai barış ortamında yaşamlarına devam etmesi için tarafların birbirlerinin varlığını kabul ederek şiddet eylemlerini sonlandırması gerekmektedir. Uluslararası sistemin varlığı ve güç unsurları göz önünde bulundurularak taraflar arasında dengeler kurulması krizlerin çözümüne yönelik önemli adımlardan biri olabilmektedir. Türk-Yunan ilişkileri inançlara, yaşam şekillerine, tarihi ve kültürel geçmişe ve ulusal çıkarlara dayalı nedenlerle zaman zaman gerilme noktasına gelmiştir. Atatürk-Venizelos Dönemi, 1988'de Davos'ta Turgut Özal-Andreas Papandreou'nun bir araya gelmesi ve 1990'ların sonunda Dışişleri Bakanlığı görevleri esnasında İsmail Cem-George Papandreou arasında geliştirilen dostluk ilişkileri hariç olmak üzere iki ülke arasındaki ilişkiler hassas dengeler üzerine kurulmuştur. 15. yüzyılın ortalarına kadar Osmanlı İmparatorluğunun yönetimi altında yaşayan bu iki toplum, Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanması ile birlikte sınır çatışmaları ve azınlık meseleleri nedeniyle ilişkilerinde sorun yaşamaya başlamıştır. Bağımsızlığın ardından yaşanan ikinci önemli olay ise 1920-1923 Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunanlıların "Küçük Asya Felaketi" olarak adlandırdıkları Yunanistan'ın İzmir ve çevresini işgali sırasında uğradığı yenilgidir. Bu olayların ardından ise Kıbrıs sorunun yaşanmaya başlaması ilişkileri kırılma noktasına getirmiştir. Devlet içi aktörler ve lider algılarının ön plana çıktığı bu çalışma da barışçıl yöntemlerin kullanılarak kalıcı barışın sağlanması hedeflenmektedir. Dünya barışının sağlanması ve temel ve hak özgürlükler kapsamında insanların yaşamlarına devam etmesine yönelik atılan adımlar bazı dönemlerde farklı olaylara yol açmaktadır. Devletler arasında yaşanan krizlerin hangi değişkenlerden etkilendiğini tespit ederek bu değişkenlere ilişkin anlamlı açıklamalar bulmanın amaçlandığı bu çalışma kapsamında Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde yaşanan krizlerin hangi değişkenler sonucunda ülkeleri başarı ya da başarısızlığa götürdüğüne dair yorum yapmaktır. Teorik açıdan ise uluslararası ilişkiler disiplininin en temel uygulama alanlarından birisi olan ve dış politika analizi konusunda yeni ve bütüncül bir yöntem ortaya koyan Neoklasik realizmden faydalanılacaktır. Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan krizler, Neoklasik Realist bir bakış açısıyla değerlendirilerek ülkelerin bu krizlerin çözümüne yönelik hangi adımları attığı değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çatışma Çözümü, Kriz, Neoklasik Realizm, Türkiye, Yunanistan

KrizNeo-klasik realistTürk dış politikası+7
Ayşegül Saylan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Güvensizlik katmanı, güvenlik çarpanı: Mülteci akımının ve yasadışı göçün Türk-Yunan ilişkilerine etkileri

Bu çalışmada ilk olarak Türk- Yunan ilişkilerine etki eden etmenler tarihsel süreç içerisinde incelenmiştir. İki ülke ilişkilerinin şekillenmesinde mülteci ve yasadışı göçmenlerin etkisi detaylı olarak irdelenmiş, aynı zamanda Suriye'de yaşanan iç savaş sonrası mülteci akımının Türk-Yunan ilişkilerine olumlu ve olumsuz etkileri değerlendirilmiştir. İkinci bölüm yasadışı göçlerin önlenmesine yönelik yapılan çalışmaları ele almıştır. Bu konu üzerine Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yapılan Geri Kabul Anlaşmanın Türk-Yunan karasuları ve hudut hatlarında yaşanan sorunlara etkisi değerlendirilmiştir. Söz konusu bölümde her iki ülkenin ayrı ayrı mülteci ve yasadışı göçmenler hakkındaki argümanlarına değinilmiştir. Nihayetinde üçüncü bölümde ikili ilişkilerin yapılandırılmasında göç gibi yumuşak güvenlik sorunlarının nasıl şekillendiği incelenmiş, tartışmanın temelini oluşturan ve sonucunu şekillendiren güvensizlik katmanı ve güvenlik çarpanı kavramları literatüre kazandırılmıştır. Karasuları ve hudut hatları çerçevesinde yaşanan sorunlara mülteci ve yasadışı göçmenlerin de dâhil olmasının ikili ilişkileri hangi yönde etkilediğine dair tespitleryapılmıştır. Nihayetinde söz konusu göç olgusunun güvenlik veya güvenliksizleştirme istikametinde bir araç olarak ortaya çıktığı vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mülteci ve Yasadışı Göçmenler, Güvenliksizleştirme,Güvensizlik Katmanı, Güvenlik Çarpanı, Göçün Güvenlikleştirilmesi.

GöçlerGöçmenlerGüvenlikleştirme+7
Esma Yavuz Kaplanduran
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Balkan Savaşları'nın İzmir'e yansımaları: 1912-1913

Balkan toprakları yaklaşık 500 yıl Osmanlı Devleti'nin egemenliği altında kalmıştır. Bu süre içinde yerel etnik grupların yanı sıra Türk nüfusunun varlığı ve kültürü de yayılma göstermiştir. Ancak gerileme döneminden itibaren Osmanlı Devleti bu coğrafya üzerindeki hakimiyetini yitirmeye başlamıştır. Özellikle, süregelen Osmanlı-Rus savaşları ve Fransız İhtilâli'nin getirdiği milliyetçilik akımı, Osmanlı Devleti üzerinde büyük olumsuzluklar yaratmıştır. Azınlık isyanları ile bağımsızlıklarını kazanan Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan, Karadağ gibi devletler 1912 yılına gelindiğinde Osmanlı Devleti'ne karşı birleşmişler ve Osmanlı'nın Balkan coğrafyası üzerinde kalan son topraklarını paylaşma yoluna gitmişlerdir. Bu dört devlet 1912-1913 yıllarında Osmanlı Devleti'ne karşı giriştikleri savaşta, kısa sürede Osmanlı'nın Balkanlar'daki hakimiyetine son vermişlerdir. Balkan Savaşları sırasında İzmir, hem dolaylı hem de doğrudan olarak savaştan etkilenmiştir. Ancak bir liman şehri olması sebebiyle, savaş sırasında cepheden gelen yaralı askerler, işgal altında kalan şehirlerden gelen muhacirler ve memurlar için önemli bir sığınak ve iskân alanı haline gelmiştir. Kara ve deniz yolu ile gelen muhacirlerden yayılan kolera salgını da, şehri bir hayli kargaşa içine sokmuştur. Osmanlı vatandaşı olarak şehirde ve çevresinde ikamet eden Rumların tren yollarına sabotaj yapmaları, Yunan ordusuna maddi olarak yardımda bulunmaları, Yunan Ordusu'na katılmak için Yunanistan'a kaçmaları, eşkıyalık yapmaları ve Ege'de dolaşan Yunan gemileri için sahillerde casusluk yapmaları ile İzmir'de bir iç karışıklık hali gündeme gelmiş ve şehirde sıkıyönetim ilan edilmiştir. Bahsedilen önceki sebepler İzmir'in Balkan Savaşları'ndan dolaylı olarak etkilendiğini göstermiştir. Ancak Yunan Donanması'nın Urla'ya saldırması, İzmir Körfezi içinde gövde gösterisi yapması ve İzmir'e askeri harekatlar içinde bulunması gibi nedenler yerli halkı telaşlandırmış ve şehir az da olsa Balkan Savaşları'ndan doğrudan olarak etkilenmiştir.

Balkan savaşlarıOsmanlı DevletiTürk-Yunan Savaşı+2
Kamil Tarancı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

1990 sonrası Türk romanında Türk-Yunan mübadelesi

ÖZET Türk-Yunan nüfus mübadelesi, çok boyutlu, karmaşık bir olgudur. Bu nüfus değişimi, dünya tarihinde farklı bir yere sahiptir ve kendisinden sonraki bazı nüfus değişim programlarına örnek teşkil etmiştir. Bu mübadelede yaklaşık 2.000.000 insan kısa sürede yer değiştirmiştir. Devletler arasında yapılan antlaşma, mübadeleye tabi tutulnların geri dönüşlerini imkânsız hale getirir. Türk romanında mübadele konusuna değinen veya içinde mübadil karakterler bulunduran romanlar olmuştur, fakat 1990'lara kadar mübadeleyi ana tema olarak ele alan Türk romanı neredeyse yoktur. 1990 yılından sonra Türk romancıları arasında Türk-Yunan nüfus mübadelesi, gittikçe artan bir ilgi görmektedir. Bu çalışmada Türk-Yunan nüfus mübadelesinin 1990'dan sonraki Türk romanında nasıl işlendiği incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Sürgün, Mübadele, Türk Yunan Nüfus Mübadelesi, Türk Edebiyatı.

1990 sonrasıGöçlerLozan Ahali Mübadelesi+6
Harun Doğruyol
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Atatürk Dönemi Türkiye'de iskân çalışmaları (1923?1938)

Kurtuluş Savaşı'nın önderi Mustafa Kemal'le başlayan Cumhuriyet dönemi, birçok değişiklik ve zorlukları kucaklamıştır. Erken Cumhuriyet dönemi olarak da adlandırılan bu dönem, siyasi, iktisadi ve sosyal birçok alanda çözülmesi gereken büyük sorunları içermektedir. Bu dönemde yaşanan en büyük sosyal sorunlardan biri, çeşitli nedenlerden dolayı yapılan göç ve sair sebeplerden dolayı yapılan iskân faaliyetleri olmuştur. Gerek Osmanlı Devleti'nin, özellikle Balkan Savaşları'ndan sonra kaybettiği topraklardan Anadolu'ya doğru yola çıkanlar; gerek siyasi ve sosyal nedenlerle Yunanistan'la Türkiye arasında yapılan sözleşmelere dayalı olarak gerekse Yunanistan'dan Anadolu'ya gelenlerle; Anadolu toprakları içinde asayiş ve diğer nedenlerle büyük kitleler halinde göç olayları yoğun olarak yaşanmıştır. Üstelik sadece büyük kitleler halindeki göçlerle gelenlerin dışında, Anadolu'da savaştan dolayı evleri yakılıp yıkılan halkın da iskân ettirilmesini zaruri kılmıştır. Bunun yanında, ilk yıllarda, mübadele mecburiyeti, aynı yıllarda Balkanlar'dan ve diğer yerlerden gelenleri, Rumların, Anadolu'dan çıkmasıyla boşalan yerlerin iskân için kullanılabileceği, besleme, barındırma gibi meseleler, devleti, planlı bir iskân politikası oluşturma yönünde harekete geçirmiştir. Ulus-devlet modelinin uygulanmaya çalışıldığı bu dönemde, bu yönde iskân politikaları geliştirilerek ve öncesinden daha planlı hale getirilerek uygulamalar yapılmıştır.Bu çalışmada Türkiye'de, Mustafa Kemal Atatürk dönemindeki göçler ve sair nedenlerden uygulanan iskân politikaları ve bu uygulamaların ülkedeki siyasi, iktisadi ve sosyal sonuçları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Türk-Yunan nüfus mübadelesi, mübadil, muhacir, çingene, konar-göçer, iskân kanunları.

Atatürk DönemiGöçlerMübadele+5
Aslı Cihangiroğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Dönemin Türk basınına göre Birinci Dünya Savaşı arifesinde Türk-Yunan ilişkileri

Türkiye ve Yunanistan arasında, Birinci Dünya Savaşı öncesinde, gelişen olaylar iki ülke içinde son derece büyük öneme sahip olmuştur. Türkiye ve Yunanistan ilişkileri açısından bakıldığında, Birinci dünya Savaşından önce iki ülke arasında yaşanan gelişmeler ve çözüme kavuşturulamayan meseleler sonraki süreçte artarak devam etmiş ve Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte son noktasına ulaşmıştır.Bu araştırmada, Türkiye ve Yunanistan arasındaki yaşanan anlaşmazlıklardan ve çözüme ulaştırılmamış olan konulardan; Adalar meselesi, göçmenler sorunu ve donanma gücünü artırmaya yönelik iki devletin aralarında mücadele haline dönüşen dretnotlar meselesi dönemin basınına göre aydınlatılmaya çalışılmıştır.Adalar meselesi, Büyük Devletlerin kararlarını açıklamaları, Türkiye'nin beklentileri ve menfaatlerini uymayan bu kararı kabul etmediklerini açıklamalarıyla birlikte Türkiye - Yunanistan arasında Adalar Denizinde bir hakimiyet mücadelesinin yaşanmasına neden olmuştur.Adalar meselesi ile ilgili olarak donanmanın güçlendirilmesi konusuna Türkiye ve Yunanistan fazlasıyla önem vermiş ve söz konusu dönemde İngiltere, Fransa ve Amerika devletlerinden gemi alımları olmuştur. Türkiye için gemiler hususunda en önemli gelişme sipariş edilen, ?Sultan Osman? ve ?Reşadiye? gemilerine İngiltere tarafından ambargo konulması olmuştur. Buna karşılık Yunanistan, Amerika'dan satın aldığı ?İdahu? ve ?Missisipi? zırhlıları ile donanmasını güçlendirmiştir. Türkiye İngiltere tarafından donanmaya el konulmasını protesto etse de bir sonuç alamamıştır.Göçler Meselesi de, Türkiye ve Yunanistan arasında gerginliğe neden olan gelişmelerin yaşanmasına neden olmuştur. Yunanistan'ın Makedonya'da Türk ve Müslüman halk üzerinde yapmış oldukları baskılar bu bölgeden başka bölgelere ve Türkiye'ye göçlerin yaşanmasına sebep olmuştur.Türkiye ve Yunanistan arasında Birinci Dünya Savaşı öncesi yaşanmış olan bu gelişmeler iki ülke ilişkilerini olumsuz yönde etkilemiş ve bu etki ile gerçekleşen gerginlik hali Birinci Dünya Savaşının başlaması ile devam etmiştir.Anahtar Kelimeler:1- Türkiye2- Türkiye ve Yunanistan3- Göçmenler Sorunu4- Adalar Meselesi5- Adalar Denizi

Adalar sorunuBasınDünya Savaşı I+7
Özlem Yıldırm
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı Anadolu'da (İzmir ve havalisinde) Rumların faaliyetleri (1919-1922)

ÖZET Doktora Tezi Batı Anadolu'da (İzmir ve Havalisinde) Rumların Faaliyetleri (1919-1922) Zafer ÇAKMAK Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Elazığ - 2004, Sayfa: X+272 Rumlar, Osmanlı hakimiyeti altında yaşayan azınlık unsurlardan biridir. Yunanistan bağımsız bir devlet olarak ortaya çıktıktan sonra Osmanlı Devleti'nden toprak kazanmak suretiyle büyümeye başlamıştır. I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi 'ni imzaladığında devletin içine düştüğü kötü durumdan faydalanmak isteyen Batı Anadolu Rumları, bölgenin Yunanistan'a ilhak edilmesini sağlamaya çalışmışlardır. 15 Mayıs 1919'da Yunanistan'ın İzmir'i işgaliyle birlikte bölgede yaşayan Rumlar; kurdukları çeteler vasıtasıyla Türkleri katletmiş, mallarım yağmalamış ve onları göçe zorlamışlardır. Bu arada Yunanistan Batı Anadolu'da nüfus çoğunluğunu sağlamak amacıyla bölgeye Yunanistan'dan ve Adalardan Rum göçmen göndermiştir.. Sakarya Savaşı'nda Yunan Ordusu'nun başarısızlığı sonucunda, Batı Anadolu Rumları Yunanistan'dan ümitlerini keserek bölgede bir İyonya Devleti kurmaya çalışmışlardır. Türk Ordusu'nun Büyük Taarruz ile Yunan Ordusuna karşı başlattığı harekat neticesinde bölgede yaşayan Rumlar Anadolu'yu terk etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Anahtar Kelimeler: Rum, Yunanistan, Osmanlı Devleti, Batı Anadolu, İzmir, İşgal, Mezalim, Göç, İyonya.

Batı AnadoluGöçlerOsmanlı Devleti+7
Zafer Çakmak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessEN

Greece-Türkiye land border: Locals' experiences and perspectives at the Turkish borderland

Greece-Türkiye land border is a sui generis case with its unilaterally "open" border regime within the context of European external border management. This thesis analyzes the role of Turkish borderland residents' daily practices and discourses in the sustenance and transformation of this border. The findings indicate that the mobility patterns and ownership regimes in the area and the moral narratives justifying locals' practices are inherent elements of the border and that the sudden change in the structural features of the border caused by the 2020 Edirne Events transformed these features of everyday life. In the current status quo, locals benefit from the economic opportunities of smuggling industry and their economic and humanitarian endeavors enable the migrants to travel in an unfamiliar landscape. Yet, the events also increased the feeling of insecurity and forced a form of co-habitation onto locals in which they unwillingly share their private and common spaces with migrants. These opportunities and insecurities are reframed in a moral narrative that positions locals as moral border workers, justifying their actions through representations of migrants' sufferings. Locals' discourses generating categories of "others" are by and large in rapport with this moral framework.

BoundaryBoundary relationsBorder management+6
Oğuzhan İzmir
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk-Yunan nüfus mübadelesi (1923-1925)

Lozan Barış Konferansı'nın birinci devresinde başta İngiltere, Fransa ve italya gibi günün Avrupalı büyük devletlerinin de dahil olduğu azınlıklar alt komisyon çalışmalarında Türk-Yunan nüfus mübadelesi meselesi sonuca bağlandı. Buna göre söz konusu iki devlet 30 Ocak 1923 tarihinde imza ettikleri Türk-Yunan ahali değişimine dair sözleşme ve ek protokol gereğince eksi tebaaları olan Yunanistan tabiyetindeki Müslümanfar ile Türkiye tabiiyetindeki Ortodoks Rumları karşılıklı olarak zorunlu göçe tabi tutuyorlardı. Söz konusu anlaşma imza edildiği tarih ile her iki taraftan da fiili göç başlamış ve devam etmekteydi. Her iki devlette bu anlaşma ile başlamış olan fiili göç halini 1 Mayıs 1923 itibariyle resmi hale dönüştürmeyi ve en kısa zamanda sonuçlandırmayı kabul ediyorlardı. Ancak işlem çeşitli nedenlerde 1923 yılının Kasım ayının ortalarında başlamış ve ancak 1925'in başlarında sonuçlandırılabilmiştir. Bu uygulama ile Anadolu'dan Yunanistan'a yaklaşık 1.250.000 Rum, Yunanistan'dan Türkiye'ye 500.000, yer değiştirmiştir. Ancak mübadele işlemi ile ilgili olarak ortaya çıkan sorunlar yumağı 1926, 1930, 1933 yıllarında yapılan anlaşmalar ile yaklaşık on yıl içerisinde ancak halledilebitmiştîr. Bu çalışmada 1923-1925 yılları arasında zorunlu göç ile Yunanistan'dan Türkiye'ye gelmek zorunda kalan mübadillerin taşınması, iskan edilmeleri, üretici hale getirilebilmeleri için Türk Devleti tarafından kendilerine yapılan arazi, tohumluk, alet-edevat yardımları, mübadillerin yerleştirildikten sonra yeni topraklarında karşılaştıkları sorunlar, ülkeye siyasi, sosyal, kültürel nüfus, ekonomik katkıları/etkileri tespite çalışılmıştır. Ancak konunun daha iyi anlaşılması için sorunun tarihi temellerine inilmeye çalışılmıştır.173 Bunun için öncelikle "Giriş" bölümünde Türk göç tarihinin önemli dönüm noktası olan 1699'dan başlayarak 1923'e kadar devam eden süreçte çevreden (Balkanlar ve Kafkaslar) merkeze (Anadolu'ya) gerçekleşen göçleri ve göçlerin meydana getirdiği, muhacir, mübadil, mübadele ve benzeri kavramlarla yine göçlerin ortaya çıkardığı göçlerle ilgili kurumsal çalışmalar (Teşkilatları) vermeye çalışılmıştır. Bundan sonra birinci bölümde Türk-Yunan nüfus mübadelesini doğuran tarihi süreç irdelenmeye konulmuştur. Burada karşımıza; 1789 Fransız inkılabı sonucunda ortaya çıkan "Milliyetçilik" fikri ve başta Rusya, İngiltere ve Fransa gibi dönemin büyük devletlerinin Osmanlı İmparatorluğunun tarihi coğrafyası üzerinde giriştikleri ekonomik çıkar kavgalarında küçük Balkan topluluklarını amaçları için kullanmaları ve bu topluluklardan biri olan Yunanistan'ın devlet haline geldikten sonra Türk'e ve Türklüğe karşı giriştiği nüfus ve coğrafya yönünden büyüme siyasetinin Megalo idea (Büyük Ülkü) 'nın arkasında yer aldıkları görülmüştür. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, Yunanlıların "Kaybedilmiş Vatan" olarak gördükleri, bugün Türkiye'nin Batı bölgesini oluşturan toprakları işgal hareketlerinin sonuçsuz kalmasından sonra Anadolu'dan Yunanistan'a doğru gerçekleşen Rum göçünün ortaya çıkardığı sorunların Birinci dünya savaşını bitiren ve Yeni Türkiye Cumhuriyetinin Milletlerarası arena'da kuruluşunu tescil eden Lozan Barış Konferansında ela alınmasını ve ortaya çıkan sözleşme metni ile Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Lozan Barış Konferansının kesintiye uğradığı dönemde konu ile ilgili cereyan eden Meclis tartışmaları verilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde, Türk Milleti için var olmak ile yok olmak arasında bir noktayı ifade eden Türk İstiklal harbinin kazanılması sonrasında Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş senedi olarak kabul ettiğimiz Lozan barış

GöçlerLozan Ahali MübadelesiLozan Antlaşması+7
Murat Karataş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türk - Yunan nüfus mübadelesi

Bu araştırma, üniversite öğrencilerine verilen beslenme eğitiminin, öğrencilerin davranışlarında ne gibi değişiklikler olduğunu belirlemek, uygulanan eğitim modellerinin etkinliğini değerlendirmek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Bu çalışma iki aşamada gerçekleştirilmiş, araştırma kapsamına 200 öğrenci alınmıştır. Birinci aşamada, öğrenciler hakkında genel bilgi edinmek için anket uygulanmış ve durum saptaması yapılmıştır. İkinci aşamada ise öğrencilerin temel beslenme bilgisini ölçmek amacıyla eğitim, bu eğitim programlarına yönelik anket hazırlanmıştır. Araştırma kapsamına alınan öğrenciler dört gruba ayrılmış ve uygulama bu dört grupta yapılmıştır. I. Grup kontrol grubu, bu gruba hiç eğitim verilmemiştir. II. Gruba yüz yüze eğitim verilmiş III. Gruba yüz yüze eğitim verilerek, verilen eğitimi içeren bir de el kitabı dağıtılmıştır. IV. Gruba ise yüz yüze eğitim verilmeyerek sadece el kitabı dağıtılmış ve okumaları istenmiştir. Deney gruplarına ve kontrol grubuna eğitimden önce ve eğitimden dört hafta sonra test uygulanmış aynı test üç buçuk ay sonra bütün gruplara tekrar verilerek öğrenmenin kalıcılığı test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Yüzyüze eğitim verilen grupta ön testte beslenmenin tanımına %38.0'i kitap dağıtılanlarda %56.0'sı, kitap ve eğitim verilen grupta %40.0'ı doğru cevap verirken, son testte bu oran sırasıyla %72.0, %48.0,%80.0'e çıkmıştır. Yüzyüze eğitim verilen grupta ön testte öğünlerimizde alınmasının besin değerini yükselttiği tahıllar ile kurubaklagillerin bir arada alması gerekmektedir. Verilen cevaplar %36.0, kitap dağıtılanlarda %54.0, kitapve eğitim birlikte verilen grupta %32.0'si doğru cevap verirken, son testte bu oran sırasıyla %72.0, %56.0, %96.0'ya çıkmıştır. Yüzyüze eğitim verilen grupta ön testte yeterli ve dengeli beslenme cevabını vermeleri gereken öğrencilerin %56.0'sı, kitap dağıtılanlardan %66.0'sı, kitap ve eğitim birlikte verilen grupta %72.0'si doğru cevap verirken son testte bu oran sırasıyla %70.0, %82.0, %72.0'ye çıkmıştır. Kişinin günlük alması gereken yağın ne kadarını hangi yağdan almalıdır sorusuna verdikleri cevaplar yüz yüze eğitim verilen grupta ön testte %66.0, kitap dağıtılanlarda %28.0, kitap ve eğitim birlikte verilen grupta %16.0'sı doğru cevap verirken son testte bu oran sırasıyla %66.0, %30.0, %92.0'ye yükselmiştir. Besinlerin satın alınmasında tüketicilerin korunması açısından nelerin incelenmesi gereklidir sorusuna verdikleri cevaplar, yüz yüze eğitim verilen grupta ön testte %20.0'si, kitap dağıtılanlarda %38.0, kitap ve eğitim birlikte verilen grupta %24.0, doğru cevap verirken, son testte bu oran sırasıyla %46.0, %44.0, %70.0'e çıkmıştır. Buna göre yalnız kitap dağıtılan öğrencilerde başarı oranı yüzyüze eğitim ve eğitim yanında kitap verilenlere göre düşük bulunmuştur. Üç buçuk ay sonra öğrenmenin kalıcılığı testi uygulanarak, beslenmenin tanımına son testte %94.7'si doğru cevap verirken, kalıcılık testinde bu oran %50.0'ye düşmüştür. Aynı sonuçlar sağlığın tanımı, diyette posa bulunup bulunmaması gibi sorularda da aynı sonuçlar elde edilmiştir. Öğrenciler, bilgiler tekrar edilmediği sürece unutulabilmektedir. Eğitimin kalıcılığını ve davranış değişikliğinin oluşabilmesi için eğitimin sürekliliği önemlidir.

DeğişimMübadeleNüfus+3
Bekir Çelebi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Trakya sorununu oluşturan unsurlar üzerine tarihsel bir değerlendirme: 1877-1995

Bu çalışmadaki temel amaç, Batı Trakya Türklerinin çoğunlukken nasıl azınlık haline geldikleri ve Batı Trakya'da Türk azınlığı olarak yaşama savaşı bütün gerçekliği ile gözler önüne sermektir, 1877-1995 yılları arasında. İlk bölümde 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile başlayan zorlu süreç, Balkan Harbi, I. Dünya Savaşı ve sonrasında Yunanistan'ın egemenliği altına girişi anlatılmıştır. İkinci bölümde ise, Yunan Devleti altında Batı Trakya Türk azınlığının karşılaşmış olduğu sorunların neler oldu ele alınmıştır. Yöntem olarak literatür taraması yapılmıştır. Bu çalışmanın sonucu göstermiştir ki, Batı Trakya Türk azınlığının eğitim, ekonomik, sosyal, siyasi ve Türk kimliğinin tanınması gibi acil çözüm bekleyen birçok sorunu bulunmaktadır. Bu sorunların çözüme kavuşması, Batı Trakya Türklerinin yaşama kalitesini olması gerektiği düzeye getireceği gibi Yunanistan ve Türkiye'nin ikili ilişkilerine de pozitif yansıması olacaktır.

Azınlık haklarıBalkan TürkleriBatı Trakya+7
Ahmet Can Hacıoğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ege'de hava sahası, FIR ve komuta kontrol sorunu

1974 yılından günümüze Ege Denizi, Türkiye-Yunanistan arasında birçoksorunun yaşanmasına neden olmuştur. Sorunların çözülmesine yönelik atılanadımlara rağmen, iki ülke arasındaki varolan sorunlara dayalı sürtüşme bugün dedevam etmektedir. 30 yılı aşkın bu dönem zarfında, iki ülkeden de can kayıplarıyaşanmış, iki ülke de siyasi ve iktisadi kayıplara uğramış, NATO savunma planlamaçalışmaları dahi zaman zaman sekteye uğramış ve günümüzde bir dereceye kadarTürkiye'nin Avrupa Birliği üyelik süreci dahi bundan etkilenmiştir. Sürekli yaşanangerginlikler; iki müttefik ülke arasında büyük bir savaşın yaşanması potansiyelinicanlı tutmakla beraber, üçüncü ülkelerin de olası bir çatışmanın içine çekilmesineneden olabilir.Bölgede istikrarın sağlanması ve Avrupa'nın (olası bir istikrarsızlıktan)etkilenmemesi için, Yunanistan ile Türkiye arasındaki sürtüşmeye neden olankonuların çözümü önem arz etmektedir. Çözüm sanıldığı kadar kolayolamamaktadır, zira her iki ülkedeki mevcut milliyetçi bakışlar ve ulusların birbirlerinekarşılıklı olarak taşıdıkları güvensizlik, karşımızda durmaktadır. Bununla birlikte,geçmiş dönemlere nazaran son dönemlerde iktidara gelen hükümetler daha çözümyanlısı politikaları benimser gözükmektedir. Hükümet politikaları ile birlikte, her ikiülkenin de yaşadığı acı deprem hatıraları (1999) ve bu acı dönemlerde kaydedilenkarşılıklı dostluk ve yardımlar, çözüm yolunda yumuşama ve bir `fırsat' sürecinidoğurmuştur.Bu tez çalışmasında, bu noktadan hareketle, Ege sorunlarını (Ege denizi ileilgili temel sorunlar; Ege Karasuları Sorunu; Hava sahasının genişliği sorunu;FIR Sorunu; Ege'de komuta kontrol sorunları) detaylıca incelenmiş, bu sorunlarınher iki ülkeye etkileri, geçmiş 30 yıllık süreci de dikkate alarak sorunların tamamençözülmese de kontrol edilebilir bir seviyede tutulmasına yönelik açılımlar üzerindedurulmuştur.

Ege bölgesiEge hava sahasıHava sahası+6
Hüseyin Fazla
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Nüfus mübadelesi sonrası Selçuk'a yerleşen muhacirlerin Girit'te bıraktıkları mülkler

Zorunlu mübadele, göç edenlerin yaşamlarında köklü değişiklikleri de beraberinde getirmektedir. Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi sonrasında yapılan tevzi işlemlerinde mübadillerin ciddi memnuniyetsizlikleri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada amaçlanan, göçmenlerin geldikleri yerlerde mal varlıkları üzerinden bir değerlendirme yapmaktır. Araştırmanın kapsamı Girit?ten Selçuk?a (Şirince) gelen mübadillerin mal varlıklarıdır. Üç bölümden oluşan tezin ilk bölümünde Girit ve Selçuk?un tarihi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde süreç boyunca ortaya çıkan mübadele politikasına değinilmektedir. Üçüncü bölümde, mübadillerin mal varlıklarını gösteren Tasfiye Talepnameleri?nin özellikleri hakkında bilgi ve Osmanlıcadan transkripsiyonları yer almaktadır. Araştırmada temel kaynak olarak Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi?nden edinilen Tasfiye Talepnameleri kullanılmıştır. Ayrıca bir dizi arşiv belgesi, gazeteler, kitap, makale ve akademik tezler diğer kaynakları oluşturmaktadır.Tasfiye Talepnameleri ışığında, mübadillerin ekonomik ve sosyal durumları hakkında fikir edinilmiştir. Önemli bilgiler sağlayan Tasfiye Talepnameleri ileride yapılacak olan çalışmalarda daha fazla yer bulacaktır. Anahtar Kelimeler: Girit, Mübadele, Selçuk, Şirince, Tasfiye Talepnameleri

GiritGöçlerGöçmenler+7
Mehmet Akkaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Kıta sahanlığı, hukukî rejimi ve Ege sorunu

Doğal kaynakların gün geçtikçe öneminin artması Devletleri deniz alanları üzerinde daha fazla hak sahibi olmaya yöneltmiştir. Bu çalışmanın amacı, kıta sahanlığı kavramını ve hukukî rejimini açıklamaktır. Çalışmada ayrıca, Türkiye ve Yunanistan ilişkilerinde önemli bir yeri bulunan Ege Denizi Kıta Sahanlığı Uyuşmazlığı incelenmiştir. İlgili amaçlara ulaşmak için ilk olarak kıyı devletinin kara ülkesinin deniz altında devam eden doğal uzantısı olan kıta sahanlığı kavramının hukukî bir kavram olarak Truman Bildirisi ile ortaya çıkışı ve 1958 tarihli Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi ve 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümleri ile düzenlenişi incelenmiştir. Daha sonra kıyı Devletine ait kıta sahanlığı üzerindeki doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesi hakkı ve kıyı devletinin, deniz altı kabloları ve boru hattı döşenmesi, suni ada ve tesislerin işletilmesi ve kıta sahanlığı üzerinde bilimsel araştırma sürecindeki yetkileri belirtilmiştir.Uluslararası Adalet Divanı ve Hakemlik Mahkemeleri önüne gelen uyuşmazlıkların büyük bir çoğunluğu kıta sahanlığının sınırlandırılması davalarıdır. Sınırlandırma konusundaki uluslararası yargı kuruluşlarının görüşlerinin belirlenmesi için konu ile ilgili toplam onbeş dava üzerinde inceleme yapılmıştır. Son bölümde ise Türkiye'nin çevresindeki denizlerde münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı uygulamaları genel olarak açıklandıktan sonra Türkiye ile Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı uyuşmazlığının nedenleri ve bu konudaki Türkiye Yunanistan ilişkilerinin gelişimi üzerinde durulmuştur. Mahkeme kararları ışığında belirlenen ilgili şartların, Ege Denizinde uygulaması yapıldıktan sonra alternatif çözüm önerisi olarak sunulan ortak kalkınma rejimi konusundaki devlet uygulamaları incelenmiştir.

Ege kıta sahanlığıHukuki uyuşmazlıklarKıta sahanlığı+7
Nurser Gökdemir Işık
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Venizelos'un Türkiye ziyareti ve bu ziyaretin Türk-Yunan ilişkilerine etkisi

Türk dış politikasıTürk-Yunan ilişkileriTürkiye+4
Ömriye Dönmez
Dokuz Eylül University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı İmparatorluğu ve Girit bunalımı (1896-1908)

Girit sorunuOsmanlı DevletiSosyoekonomik yapı+1
Ayşe Nükhet Adıyeke
Dokuz Eylül University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
1994
00
DoctorateOpen AccessTR

20. yüzyılın başlarında Cezair-i Bahr-i Sefid Vilayeti

Cezair-i Bahr-i Sefid VilayetiEge adalarıLibya-Trablusgarp+2
Şengül Mete
Dokuz Eylül University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde Doğu Akdeniz rekabeti

Dünyada silahlanmanın en yüksek oranda seyrettiği bir coğrafyanın tam ortasında bulunmak Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırmakta, devletin güçlü olmasını zaruri kılmaktadır. Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye, denizlerde de benzer zorluklar yaşamaktadır. Stratejik öneminin yanında son yıllarda bölgede keşfedilen hidrokarbon kaynakları, dikkatlerin Doğu Akdeniz'e odaklanmasına sebep olmuştur. Gelişen teknoloji ile birlikte denizlerin yatağındaki doğal kaynaklara erişim kolaylaşmış ve böylelikle denizlerin önemi daha da artmıştır. Anlaşmazlıklarından dolayı Türkiye ve Yunanistan Ege ve Doğu Akdeniz'deki kaynaklardan yeterince istifade edemedikleri de bir gerçektir. Türkiye, zor bir coğrafyada bulunması sebebiyle birçok sorunla karşılaşmış bu sorunların büyük çoğunluğunu komşusu Yunanistan'la yaşamıştır. Bazı dönemler ilişkiler iyi düzeyde seyretse de iki devlet birbirlerine karşı yaşadığı rekabeti başka devletlerle yaşamamışlardır. 1960-2000 yılları arasında iki devlet neredeyse tüm dış politikasını bu rekabet üzerine oturtmuşlardı. Yunanistan'ın, 1829 yılında bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte Türkiye aleyhine genişleme eğiliminde olduğu görülmüştür. Bununla birlikte son zamanlarda Yunanistan Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanları konusunda Türkiye aleyhine maksimum avantaj sağlama mücadelesine yoğunlaşmıştır. Günümüzde uluslararası hukuk, devletlere kara yönünden genişlemeyi yasaklasa da kıta sahanlığı ya da münhasır ekonomik bölge olarak denizlerde belli mesafede bazı haklar tanımaktadır. Bölgede yaşanan sorunun kaynağı iki ülkenin uluslararası deniz hukukunu kendi lehlerine olacak şekilde yorumlayarak harekete geçmeleridir. Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan diğer sorunlardan farklı olarak Doğu Akdeniz'de birçok bölgesel ve küresel aktörün doğrudan çıkarı bulunmaktadır. Ayrıca bölgede bulunan devletlerin; kendi içlerinde veya aralarında çok sayıda ve farklı siyasi sorunlarının olması bölgedeki deniz yetki alanı paylaşımını daha da karmaşık hale getirmektedir. Doğu Akdeniz'deki yetki alanlarının paylaşım sorununun merkezinde Türkiye ve Yunanistan bulunmaktadır. Sorunun önemine binaen Yunanistan'ın Türkiye aleyhine genişlemeci politikaları ile bölgedeki meselenin hukuki ve siyasi boyutu ele alınacaktır. İki ülkenin bölgedeki beklentileri anlaşılarak ve sorunun geleceği öngörülmeye çalışılacaktır.

Akdeniz politikasıDoğu AkdenizRekabet+4
Harun Işık
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hafıza ve müphemlik ilişkisi üzerine fenomenolojik bir çalışma: Türkiye ve Yunanistan'da Türklük

Kaynakları ulus-devlete kadar dayanan kimlik temelli sorunlar henüz son bulmamıştır. Ulus-devletlerde bu anlamda karşılaşılan sorunlardan birini de ulusal kimlik idealinin bir sonucu olarak hafızaya ilişkin sorun teşkil etmektedir. Bu noktada ulus-devletlerin modernite bağlamında ele alınması gerekmektedir. Modernitenin kendisi, aklın her alanda olduğu gibi ulus-devlet bağlamında kullanımını da ifade eder. Bu aşamada, akla ne kadar çok başvurulursa o kadar çok sorun ortaya çıkar çünkü insan kavramı akıldan çok metne atıfta bulunur. Çünkü metin oluşturma yeteneğine sahip insan, metne en yakın yaklaşım olan müphemlik temelli bir yaklaşımla çalışılmalıdır. Bu çalışmada da müphemlik çalışmaları çerçevesinde ulus-devletlerin sorgulanması amaçlanmıştır. Böylece müphemliğin hafıza ve inşacı yaklaşımlarla sentezlenmesiyle Türkiye ve Yunanistan'da Türk kimliğinin karşılaştırmalı, nitel/fenomenolojik bir araştırmasına gidilmiştir. Birinci bölümde hafıza, ulusçuluk ve etnisite teorileri ile müphemlik, hafıza ve inşacılığa odaklanan teorik yaklaşım tanıtılmıştır. İkinci olarak, bir ulus-devlet olarak Türkiye ve Yunanistan ele alınmıştır. Son olarak, metodoloji ve bulguların analizi tartışılmıştır. Çalışma sonucunda, Türkiye'deki Türklerin Türk kimliğini ifade etmek için daha çok ulus-devleti oluşturan siyasi söylemlere başvurdukları, buna rağmen çeşitli görüşlerin de barındığı, Yunanistan'da ise Batı Trakya Türklerinin daha çok doğal unsurlara atıfta bulundukları ve Yunan ulus-devletine karşı tepkisel bir şekilde kimliğini ifade ettikleri ortaya çıkmıştır.

BellekEtnisiteFenomenoloji+6
Salich Tzampaz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects