Volatility
89 theses under this subject heading
Koronavirüs salgını döneminde Borsa İstanbul pay piyasasında gerçekleşen işlem bazlı manipülasyon olaylarının analizi
Çalışmanın amacı, küresel koronavirüs salgınının bir yıllık döneminde gerçekleşen işlem bazlı manipülasyon olaylarının Borsa İstanbul'daki ilgili hisse senetlerinin günlük getiri, işlem hacmi değişimi ve volatiliteleri üzerinde etkili olup olmadığını araştırmaktır. Bu dönemde manipülasyona uğrayan hisse senetleri ile karşılaştırmak amacıyla seçilen aynı veya benzer sektörde faaliyet gösterip ödenmiş sermaye tutarı bakımından da manipülatif hisselere en yakın hisse senetlerinden oluşan bir kontrol grubu oluşturulmuş, iki grup arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını analiz etmek amacıyla manipülasyon, manipülasyon öncesi ve manipülasyon sonrası dönemlerde manipülasyon durumuna göre tanımlanmış kukla değişkenlerle regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada analizi yapılan veriler Investing.com, Thomson Reuters veri tabanları ile Sermaye Piyasası Kurulu'nun resmi internet sitesinden alınmıştır. Tarih aralığı 17 Şubat 2020-17 Mart 2021 olarak belirlenmiştir. Analizler neticesinde manipülasyon döneminde işlem hacmi değişiminin ve manipülasyon sonrası dönemde volatilitenin manipülatif hisselerde diğer hisselere göre anlamlı düzeyde farklılaştığı bulgularına ulaşılmıştır. Manipülatörlerin işlem bazlı manipülasyon amacıyla hisse senedinde işlem yapmaya başlamalarıyla suni işlem hacmi oluşmakta ve işlem hacmindeki günlük değişim oranı artmaktadır.
Hisse senedine dayalı varantların, dayanak varlık performansına etkisi: BİST'te bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, yatırım kuruluşu varantlarının piyasaya çıkışlarının, ilgili dayanak hisse senetlerinin anormal getirileri, işlem hacimleri ve getiri oynaklıkları üzerinde bir etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Varant piyasasının olgunlaşmaya başladığı 2012-2014 yıllarının ele alındığı çalışmada ilgili dayanak hisse senetleri getirileri incelenirken, literatürde en fazla kullanılan yöntem olan olay çalışması yöntemi kullanılmıştır. Dayanak hisse senetleri işlem hacimleri üzerindeki etkilerinin gözlemlenmesi için ise hem t-testi hem de kukla değişkeni içeren regresyon modeli kullanılmıştır. Son olarak dayanak hisse senetleri üzerindeki oynaklıkların test edilmesi GARCH çerçevesinde modellenmiştir. Çalışma sonucunda, varantların piyasaya çıkışının dayanak hisse senetlerinin anormal getirileri, işlem hacimleri ve getirilerinin oynaklıkları üzerinde değişkenlik gösteren farklı etkileri bulunmuştur.
Geopolitical events' effect on the volatility of crude oilmarket: An example of WTI
This study investigates the effect of major six events namely, Arab Spring, Egypt Coup, Yemen Civil war & Saudi Intervention, 2016 OPEC Production Cut, U.S. – China Trade War, and Russia – Saudi Arabia Oil Price War, on the volatility of the crude oil market. To exemplify, this study utilized successful models that can estimate the volatility of the crude oil market in the future, to do that a recent event was used which is Saudi Arabia – United Arab Emirates Oil Crisis in 2021. The West Texas Intermediate (WTI) benchmark's closing price data was used to cover the range from September 2009 to August 2021. The methodology that was used to analyze this data was the GARCH(1,1) process which is one of the most widely used models within GARCH models. The main finding of the study is that geopolitical events, especially ones related to middle east countries which are rich of oil, have a significant impact on the WTI crude oil benchmark prices.
Volatilite Endeksi (VIX) ile BİST Banka ve Uluslararası Banka Endeksleri arasında volatilite etkileşimi
Küreselleşmeyle birlikte uluslararası sermaye hareketlerinde yaşanan artış finansman ihtiyacının yükselmesine neden olmuş; finansman ihtiyacının karşılanmasında ise bankalar etkin bir rol oynamıştır. Bankacılık sektörünün küresel düzeydeki önemi nedeniyle çalışmamızda bankacılık sektörü üzerine yoğunlaşılmış ve sektöre yönelik geniş çapta literatür taraması yapılmıştır. Literatürde rastlanılan çok sayıda çalışma sınıflandırılarak bankacılık sektörü üzerine volatilite alanında yapılan çalışmaların nispeten daha az sayıda olduğu görülmüştür. Bunun üzerine hem ülkemiz hem de küresel düzeyde banka endekslerinde volatilite etkileşimlerinin araştırılması amacıyla Borsa İstanbul'da işlem gören banka hisse senetlerinin oluşturduğu Bist Bank endeksi ile Morgan Stanley Capital Inernational'ın uluslararası bankacılık endeksleri çalışmamıza dahil edilmiştir. Buna ek olarak küresel çapta finansal piyasalar için önemli bir gösterge olan VIX (korku endeksi) endeksi ile bahsedilen bankacılık endeksleri arasındaki volatilite etkileşimleri DCC-GARCH model ile incelenmiştir. İnceleme dönemi aralığındaki başlıca çalkantılı dönemler 2008 küresel finans krizi ve Covid-19 salgını olup bu dönemlerde bahsedilen endeksler arasındaki etkileşimler ayrıca araştırılmış ve sonuçlar analiz edilmiştir. Sonuçların yatırımcılara, hükümetlere ve bireylere karar verme sürecinde destek olması hedeflenmiştir.
Finansal piyasalar arasındaki volatilite yayılımı: Yeni kırılgan beşli ülkeler
Son zamanlarda uluslararası finansal serbestleşme hareketleri ve inovasyon sektörünün ilerlemesi ile birlikte ülkeler arası finansal piyasalar arasındaki bağlantı piyasalarda bütünleşme sağlayarak önemli bir kavram halini almıştır. Literatürde volatilite yayılımı, uluslararası sermaye hareketlerinin piyasalar arasındaki etkileşimi ile dikkate alınan bir konu olmuştur. Volatilite yayılımı, farklı finansal piyasalar arasında oluşan bir şokun diğer piyasadaki volatiliteyi arttırması olarak ifade edilmektedir. Finansal piyasalarda meydana gelen volatilite yayılımı neticesinde hisse senetlerindeki getiri ve fiyatların bu şokların etkisi altında kalacağı görülmektedir. Bu bağlamda yatırım yapanların portföy çeşitlendirme kararları da değişkenlik gösterebilir. Yatırımcılar tarafından yapılan yatırımın getirisi ve buna bağlı oluşacak risklerin dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca gelişmekte olan ülkelerde bazı durumlarda ekonomik belirsizlik ve istikrarsızlık yüksek volatiliteye sebep olabilir. Yatırımcı duyarlılığı olarak da bilinen "Korku Endeksi" finansal piyasalar için öncü göstergedir. Günümüzde finansal piyasalarda volatilitenin araştırılması ve tespitinin yapılması önemli bir konudur. Bu çalışmada volatilite endeksi (VIX) Endeksi ile kırılgan beşli (Türkiye MSCI Turkey, Arjantin MSCI Argentina, Katar MSCI Qatar, Mısır MSCI Egypt ve Pakistan MSCI Pakistan) hisse senedi piyasaları arasındaki volatilite yayılımının olası varlığının test edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada beş ülke borsa endeksine ait ortak ve erişilebilir veri seti olarak 01.04.2014- 14.02.2023 dönemine ait günlük hisse senedi kapanış fiyatları kullanılmıştır. Asimetrik etkiyi dikkate alarak ülke piyasa endekslerinin etkileşimleri yönünden volatilite yayılım etkilerini EGARCH modelleri kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde VIX korku endeksinden yeni kırılgan beşli ülke borsalarının tümüne volatilite yayılımının olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kripto paralarda volatilite analizi: Bitcoin ve Ethereum üzerine bir uygulama
Kripto para, ekonomik sistemler içerisinde bütün dünyayı etkisi altına almayı başararak küreselleşme olgusuyla beraber sistemin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Aynı zamanda finansal piyasalar içerisindeki payının ciddi boyutlara ulaşması da yatırımcılar açısından merak konusu haline gelmiştir. Özellikle de kripto para türlerinden olan Bitcoin'in piyasalardaki işlem hacminin giderek genişlemesi nedeniyle kişilerin tercih ettiği bilinmektedir. Bu yüzden kripto para hakkında araştırmaların yapılıyor olması son derece olağan karşılanmaktadır. Bununla birlikte Bitcoin dışında piyasalara günden güne yeni kripto paraların eklendiği gözlemlenmektedir. Kripto para kavramının bu kadar önemli olmasının nedeni blokzincir teknolojisi olarak adlandırılan bir alt yapıya sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tasarım ile karışık matematiksel algoritmalar kullanılarak sistemin güvenliği üst düzeye çıkarılmaktadır. Bu yüzden son derece etkin işleyen bir yapıya sahip olup geleceğin teknolojisi olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, kripto para birimlerinin volatilitesinin anlaşılmasına katkıda bulunmaktır. Bu bağlamda, teorik bölümde bahsedilen ARCH, GARCH, ARCH-M, GARCH-M, IGARCH, EGARCH, TGARCH, APARCH ve ACGARCH modelleri kullanılarak piyasa değeri yüksek olan BTC ve ETH kripto para birimleri seçilerek getiri serileri oluşturulmuş ve volatiliteleri analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda BTC getiri serilerinde meydana gelen olumsuz şokların volatilite üzerinde olumlu şoklara göre daha fazla etkisi bulunduğu; ETH getiri serilerinde meydana gelen olumlu şokların volatilite üzerinde olumsuz şoklara göre daha fazla etkisi bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada kullanılan veriler için asimetrik koşullu değişen varyans modellerinin, simetrik koşullu değişen varyans modellerine göre daha anlamlı sonuçlar verdiği görülmüştür.
The effects of Covid-19 pandemic on the volatilities of the dynamics of bitcoin and gold
The emergence of the health crisis, covid-19 in this advanced technological era where connections between markets, nations and economies have grown stronger than ever before, both the physical and digital financial markets were affected by the shock of the covid-19 pandemic rapidly. The Chinese financial market experienced the first consequences of the covid-19 pandemic, the shocks in the Chinese stock markets spill over to the other financial markets like bitcoin, gold and others in the world. This thesis focuses on impact the covid-19 has on volatilities of the dynamics of bitcoin in the cryptocurrency market and gold in the precious metals market. Gold has an online platform as well as bitcoin where both assets can be traded online worldwide, however gold has a physical form as it is mined physically and also used in many physical ways too whereas bitcoin has no physical form as it is digitally generated and cannot be used in any physical form, this paper argues that these similarities and differences between these financial assets play major roles in how the covid-19 crisis affected their respective markets. The research employs the GARCH model by using ARMA as the mean equation and examines the impact the health crisis Covid-19 has on the volatilities of the price returns and volumes returns of bitcoin and gold using daily data of bitcoin prices and volumes, gold prices and volumes from 9/22/2014 to 3/31/2021.The empirical results of the estimation gives evidence that covid-19 impacted the volatilities both bitcoin and gold price returns to be more volatile, however the pandemic has no significant impact on the mean values of bitcoin and gold price returns, moreover, the covid-19 restricted the movement of people all over the world, mining, transportation and physical usage of gold was affected unlike for bitcoin where is produced and traded digitally only, the results of this thesis also verifies that the covid-19 has effects on both the mean values and the volatilities of the gold volumes but has no effect on both the mean values and volatilities of the bitcoin volumes.
VIX korku endeksinin kırılgan beşli ülke borsa endeksleriyle ilişkisi
Borsa, yatırımcılar, tüm ekonomik birimler ve devlet yöneticileri tarafından her zaman ilgiyle takip edilen ve araştırmalara konu edilen önemli ekonomik göstergelerin başında gelmektedir. Yapılacak yatırımın getirisi ve buna bağlı riskler yatırımcıların dikkate alması gereken ana unsurlardır. Bir ülkenin borsasının riski, finansal bulaşıcılık etkisiyle başka bir ülkenin borsasını etkileyebilir. Ayrıca mevcut ekonomik durumun belirsizliği ve finansal istikrarsızlık, gelişmekte olan piyasalarda yüksek oynaklığa neden olabilir. Bu nedenle gelişmekte olan ülkelerin oynaklığı gelişmiş ülkelere göre daha yüksektir. "Korku Endeksi", yatırımcı duyarlılığının öncü göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle günümüzdeki finansal piyasalarda yakından izlenmesi ve incelenmesi gereken bir veri olarak değerlendirilmektedir. Ulusal sınırlar uluslararası finansal serbestleşme hareketleri ile ortadan kaldırılmış ve piyasalarda bir bütünleşme sağlanmıştır. Böylelikle korku endeksinin hisse senedi piyasaları üzerindeki yan etkisi belirlenmiştir. Buna göre söz konusu yan etkinin gelişmekte olan ülkelerde daha yaygın olduğu görülmüştür. Söz konusu çalışmada, VIX Endeksi ile kırılgan beşli hisse senedi piyasası endeksleri arasındaki ilişkinin test edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla, kırılgan beşli ülkelere ait borsa endeksleri seçilmiştir. Türkiye BIST 100 Endeksi, Güney Afrika South Africa top 40, Brezilya BVSP Endeksi, Hindistan BSE_Sensex, Endonezya IDX Composite Endeksi seçilmiştir. Çalışmada, beş ülke borsa endeksine ilişkin ortak ve tam olarak ulaşılabilen 24.01.2011-30.12.2020 periyodundaki günlük veriler kullanılmıştır. Çalışma VAR modeli ile Granger Nedensellik testinin etki tepki fonksiyonları test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, CBOE korku endeksinden kırılgan beşli ülke borsalarının tümüne doğru tek taraflı nedensellik ilişkisinin varlığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yatırımcı Duyarlılığı, Gelişen Ülke Borsaları, VIX Endeksi, Korku Endeksi.
R&D volatility and firm growth: The case of manufacturing firms in Turkey
The aim of this study is to investigate the impact of R&D volatility on firm growth in the Turkish manufacturing industry. Our empirical analysis covers the period 2006-2015 and mainly relies on "The R&D Activities Survey in Business Enterprises Sector Micro Dataset" collected from TURKSTAT. As R&D and non-R&D firms are not randomly selected in our dataset, to overcome the possible selection problem we use Heckman's two-stage procedure for sample selection. Our results show that R&D volatility which is an indicator of proactive R&D management significantly improves the performance of the firm growth with more pronounced effects at the upper end of the size distribution. Tangible and intangible asset volatility has been observed as a complementary element regarding this positive relationship between R&D volatility and growth, particularly for larger firms.
Finansal piyasalarda volatilite tahmini: MIDA Regresyon yöntemiyle bir uygulama
Bu çalışma finansal oynaklık konusunu kapsayıcı bir yaklaşımla irdelemektedir. Oynaklığa ilişkin tanımları, kavramları, alternatif tahmin yöntemlerini geniş bir yelpazede ele almaktadır. Literatürü hem geniş bir çerçevede değerlendirmekte hem de borsa endekslerine indirgeyerek daha ayrıntılı sonuçlar sunmaktadır. Literatürde sıkça yer bulan GARCH yöntemlerine alternatif olarak son yıllarda kullanımı yaygınlaşan MIDAS (Mixed Data Sampling) regresyon yöntemi çalışmada yer bulmuştur. Bu amaçla, küresel finansal kriz dönemi için 8 gelişmiş ve 7 gelişmekte olan ülke borsa endeksi MIDAS, GARCH ve EGARCH yöntemleri ile analiz edilmiştir. Bir aylık tahmin performansı incelendiğinde MIDAS yöntemi GARCH ve EGARCH metotlarına kıyasla daha üstün oynaklık tahmini performansı ortaya koymaktadır. Farklı frekanstaki verileri analiz etme olanağı sunan MIDAS yöntemi, analistler ve araştırmacılar için oynaklık tahmininde ve diğer pek çok diğer araştırma konusunda kullanılabilecek önemli bir yöntem olarak ortaya konulmaktadır.
Capital flow surges and volatility
Recent decades have witnessed a substantial rise in international financial transactions and capital flows to developing countries. This dissertation examines mainly the surge and volatility aspects of capital flows. The first chapter offers a distinctive methodology, the generalized supremum augmented Dickey Fuller (GSADF), to detect capital flow surges based on right-tailed unit root tests. Commonly used to identify asset price bubbles, GSADF method proposed by Phillips et al. (2015) provides two main advantages: it can diagnose multiple surges in a series and distinguish the behaviour of explosiveness from volatility. Exploiting the technical and conceptual similarities in the formations of asset price bubbles and capital flow surges, we perform the GSADF procedure to net capital flows data of 43 developing countries. As a result, we identified 727 individual surges, 130 separate surge episodes, and 4 global capital flow waves over the periods of 1995–2017. The second chapter explores the factors triggering capital flow surges by employing Fernandez-Val and Weidner (2016) bias-adjusted fixed effects probit model. The results show that although global factors and regional contagion play some role, domestic factors are more dominant in the surge occurrences in developing countries. The third chapter focuses on measuring and modelling time-varying volatility of capital flows by using panel GARCH (DPD-CCV) model developed by Cermeño and Grier (2006) that takes into account cross-sectional dependency and provides significant efficiency gains. Using panel data from 16 emerging market economies over the 1995-2019 period, we show that the magnitude and the volatility of net capital flows to emerging markets are predominantly driven by global push factors. However, these results seem to vary with respect to the categories of capital flows such as FDI, portfolio investments, other credit flows.
Döviz kuru dalgalanmalarının öngörülmesi ve hedging (Risk yönetimi)
Döviz kurlarından kaynaklı risklerin yönetimi günümüz koşullarında son derece önemli bir kavram olmuştur. Risk yönetiminin eksiksiz yapılabilmesi için piyasa koşullarına hakim olunması ve ekonomik göstergelerin doğru yorumlanması son derece önem teşkil etmektedir. Öte yandan dalgalanmalarla ilgili öngörüde bulunabilmek de döviz kuru risklerinden koruyabilmektedir. Bunun için döviz kurlarındaki oynaklık tahmininin doğru modellerle tahmin edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada 01.01.2010 ve 28.12.2018 tarihleri arasındaki haftalık $/TL ve €/TL (enserten) cinsinden döviz kuru verileri kullanılmış ardından ARCH, GARCH, E-GARCH, T-GARCH ve A-PARCH modelleri tahmin edilmiştir. En iyi tahmin modelini bulmak için modeller arası karşılaştırmada hem dinamik yöntemle RMSE (Root Mean Square Error) hem de Akaike Bilgi Kriteri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise sayısal verileri minimize eden en iyi modelin RMSE ölçütüne göre dolar kuru için dinamik E-GARCH (1,1) ve euro kuru için dinamik GARCH (1,1) modeli olarak bulunmuştur. Akaike bilgi kriterine göre karşılaştırma yapıldığında ise dolar kuru için T-GARCH, euro kuru için ise A-PARCH modeli en iyi tahmin modeli olmuştur. Ancak beklenenin aksine tahmin modellerinde herhangi bir kaldıraç etkisine rastlanmamıştır. Yani pozitif şoklar, oynaklıklara daha çok sebep olmaktadır. Çalışmamız, özellikle 2018'de baş gösteren kur krizini de kapsayacak şekilde yürütülmesi ve bu veri seti için modeller arası karşılaştırmanın iki metotla yapılması açısından literatürde bir ilktir. Volatilite, ARCH Model, GARCH Model, Finansal Türevler
Algoritmik ve yüksek frekanslı işlemlerin likidite ve volatilite üzerine etkisi: BİST-30 örneği
"Algoritmik" ve "yüksek frekanslı" işlemler sermaye piyasalarının gelişmiş olduğu Amerika Birleşik Devletleri gibi gelişmiş ülke borsalarında 2000'li yılların başından itibaren kullanılıyorken, Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan piyasalarda yakın dönemlerde kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye'de doğrudan Yüksek Frekanslı İşlemler (High Frequency Trading-HFT) yapan firmalar bulunmasa da aracı kurumlar vasıtası ile HFT işlemleri yapılabilmektedir. Çalışmada, gelişmekte olan piyasalardan Borsa İstanbul'da 2015 Kasım ayından itibaren kullanılmaya başlanan Yüksek Frekanslı İşlemlerin BİST-30'da yer alan firmaların paylarının likiditesi ve volatilitesi üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Çalışmanın analiz dönemini 2 Ocak 2016–31 Aralık 2020 tarihleri arası oluşturmaktadır. Bu döneminin seçilmesindeki en önemli etken 30 Kasım 2015 yılında Borsa İstanbul'un NASDAQ ile yaptığı anlaşma sonucunda "BİSTTECH" teknolojik alt yapısını kullanmaya başlaması olmuştur. Çalışma işlem hacmi göreceli olarak yüksek 30 hisseden oluşan BİST-30 ile sınırlandırılmıştır. Çalışmada BİST-30'a odaklanılmasının amacı literatürdeki çalışmaların incelenmesi sonucunda HFT aktivitelerinin işlem hacmi yüksek hisselerde yoğunlaşmış olduğunun belirlenmesidir. Sonuçların geçerliliğini farklı dönem aralıklarında test etmek amacıyla pandemi öncesi dönem ve pandemi dönemi ve piyasanın yükseliş-düşüş dönemleri olarak her iki dönem için ayrıca analiz yapılmıştır. Piyasanın düşüş ve yükseliş dönemlerinde HFT'nin likidite ve volatilite üzerine etkisinin ne yönde değiştiğini tespit etmek için yapılmaktadır. Söz konusu analiz için "piyasa getirisi (BİST-30) < 0" olduğu dönem düşüş "piyasa getirisi (BİST-30) > 0" olduğu dönemler yükseliş olarak baz alınmıştır. Model olarak Driscoll ve Kraay sabit etki panel regresyon modeli kullanılmıştır. Sonuç olarak, yüksek frekanslı işlemlerde meydana gelen artışın BİST-30'a dahil olan firmaların paylarının likiditesini ve volatilitesini artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca pandemi dönemi ve yükselen piyasa dönemi öncesi sonuçlar benzerken, yüksek frekanslı ticaretin likidite üzerindeki etkisi pandemi döneminde ortadan kalkmaktadır.
Amerikan depo sertifikası getiri ve volatilite ilişkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine bir uygulama
Bir firmanın yabancı bir ülke piyasasında işlem görmek için ihraç ettiği pay senetlerine depo sertifikalar denir. Uluslararası portföy çeşitlendirmesinde önemli bir yeri olan depo sertifikalar ABD borsalarında ADR (American Depositary Receipts) olarak isimlendirilir. Bu çalışmanın amacı, New York Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören gelişmiş ve gelişmekte olan ülke firmalarına ait depo sertifikalarının getirileri ile kendi ülke piyasasındaki getirileri arasında bir nedensellik ilişkisinin olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu amaçla 3 gelişmiş ülke ve 5 gelişmekte olan ülkeden toplam 24 firmaya ait 2002-2018 yılları arasında haftalık getiri serileri kullanılarak nedensellik ilişkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Nedensellik ilişkisinin varlığının tespiti için Hong (2001) tarafından geliştirilen ortalamada ve varyansta nedensellik testi uygulanmıştır. Ortalama nedensellik test sonuçlarına göre, Hindistan ve Almanya'dan birer firma ile Güney Afrika'dan iki firma için ADR'dan pay senedi getirisine doğru bir nedensellik ilişkisi tespit edilirken Arjantin, Çin ve Japonya'dan birer firma için pay getirisinden ADR getirisine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca İngiltere'de bir firma için karşılıklı bir ortalamada nedensellik ilişkisi gözlemlenmiştir. Varyansta nedensellik testi sonuçlarında ise Almanya ve Güney Afrika'dan birer firma için ADR getirisinden pay senedi getirisine doğru bir nedensellik ilişkisi tespit edilirken, Almanya için bir firma İngiltere ve Japonya'dan iki firma için pay senedi getirisinden ADR getirisine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca Arjantin ve Japonya'dan birer firma için karşılıklı bir varyansta nedensellik ilişkisi olduğu gözlemlenmiştir.
Analysis of volatility transmission mechanism across equity markets
This dissertation presents two studies on volatility transmission mechanism among developed and developing stock markets and U.S. bond market. The first essay investigates the volatility spillovers across developed and emerging stock markets by using dynamic conditional correlations. Throughout the first study to represent developed stock markets, S&P 500 (USA), FTSE-100 (UK), NIKKEI 225 (Japan) indices were used and emerging stock markets were represented by two regional groups. One of them is Asian stock markets namely BSE SENSEX Index (India), IDX (Indonesia), BURSA KLCI (Malaysia), and BIST 100 (Turkey). The other group consists of four major Latin American stock markets MERVAL (Argentina), BOVESPA (Brazil), IPC (Mexico), IPSA (Chile) and COLCAP (Colombia). In this study, spanning the period from 01/01/2002 to 29/02/2016, daily index values of these stock markets were analyzed. In this essay the presence of the structural breaks in variance, long memory property and asymmetry were taken into account. In order to test for long memory property, Rescaled Range Statistics (R/S), Geweke and Porter-Hudak (GPH) Model and Gaussian Semi Parametric (GSP) methods were employed. These test results confirmed that there exists long memory behavior in squared returns of all the stock indices. As a result, FIGARCH specifications seems to be an appropriate modelling framework. The findings also indicated that the relevance of significant asymmetry in the dynamics of stock returns, suggesting that volatility also depends on the sign of unexpected random shock. That is to say, FIAPARCH model allowing for asymmetry in the return and volatility series leads to better fitting. In this study, multivariate dynamic conditional correlation GARCH (DCC-GARCH), dynamic conditional correlation fractionally integrated GARCH (DCC-FIGARCH) and dynamic conditional correlation fractionally integrated asymmetric power autoregressive conditional heteroscedasticity (DCC-FIAPARCH) models were used. Finally, the dynamic conditional correlations were analyzed in order to interpret whether there is an increase in cross-market linkages after a shock or an interdependence across stock markets. Dealing with developed markets, it has been found that there exists higher integration between S&P 500 and FTSE 100. For these markets the correlations are above 0.5 suggesting higher integration between them. On the other hand, on average the correlations between NIKKEI 225 and other markets are less than 0.24. This result indicates that there is portfolio diversification opportunities between NIKKEI 225 and other developed markets. According to estimation results, the evidence has been found that Asian markets are weakly correlated. On average the correlations among Asian stock markets are less than 0.5, whereas the correlations between Malaysia and Indonesia are around 0.4. These results indicate that Asian markets are weakly correlated. Crisis dummies have a significant and positive impact on the dynamic conditional correlations between Asian stock markets, supporting the hypothesis of contagion effect. However, the picture is somewhat different for BOVESPA and MERVAL and BOVESPA and IPC. For these markets the correlations are very high suggesting higher integration between them. The results suggested that diversification opportunities do not seem to exist between BOVESPA and MERVAL, and BOVESPA and IPC. In addition, global financial and Eurozone crisis have positive impact on the DCCs, implying that the exogenous shifts led to a rise in the volatility of the correlations between Latin American stock markets. This finding supports the hypothesis of the contagion effect. In the second essay, the main purpose is to analyze the risk spillovers, "flight to quality" from stock to bond; "flight from quality" from bond to stock and "financial contagion" among the stock exchange and bond markets by using the recently developed econometric techniques. By using the Granger causality tests in moments the "contagion", "flight to quality" and "flight from quality" effects were investigated for BIST 100 (Turkey) and the other financial markets. These tests differ from the Granger causality tests in means and variances in describing the causality in the tails of the distribution and their risk spillovers. Thus it can be determined whether a negative shock to a market influences the other market positively or not. Throughout the study to represent regional stock markets; Standard and Poor's Europe Stock Market Index (SPEU), Standard and Poor's Asia Stock Market Index (SPAS 50) and S&P Africa 40 index were used. National stock markets were represented by BIST 100 (Turkey), S&P 500 (USA), DAX 100 (Germany), FTSE 100 (UK), NIKKEI 225 (Japan), MERVAL (Argentina), BOVESPA (Brazil), IPC (Mexico), IPSA (Chile), COLCAP (Colombia), IDX (Indonesia), S&P BSE SENSEX Index (India), and BURSA KLCI (Malaysia). In order to analyze flight to quality and flight from quality phenomena, causal relationship between these stock markets and U.S. bond market was investigated in this concept. In this study, spanning the period from 01/01/2002 to 29/02/2016 daily index values of these stock markets and the two year U.S. bond yield were analyzed. The results of this study are helpful for analyzing the sensitivity of the risks of the Turkish stock market relative to the other markets over time. They are also helpful to understand whether there is a flight to quality or contagion when the financial markets are exposed to a risk. When stock markets were analyzed as regionally, it may be concluded that there exists a weak contagion from SPEU to BIST 100; a bilateral contagion between S&P Africa 40 and BIST 100; and strong interdependence between SPAS 50 and BIST 100. Furthermore, there exists negative contagion from S&P 500 and FTSE 100 to BIST 100. Moreover, there is a weak contagion from DAX 100 to BIST 100. However, the picture is different for the relationship between BIST 100 and NIKKEI 225. It can be stated that there is a weak volatility spillover from BIST 100 to NIKKEI 225 due to the causality in variance. But in the opposite direction, NIKKEI 225 has no influence on BIST 100. Therefore, one may suggest that NIKKEI 225 and DAX 100 are good diversification alternatives for investors investing in BIST 100. By analyzing causality between BIST 100 and other emerging countries, the evidence shows that there exists negative contagion from IPC and MERVAL to BIST 100. Therewithal, it can be stated that BIST 100 is dependent on BOVESPA and IPSA by the reason of significant Granger causality in the center of the distributions. In addition, one way volatility spillover effect is observed from COLCAP to BIST 100. And for opposite direction, it can be seen that there is one way negative contagion from BIST 100 to IDX. Besides, there exist bilateral negative contagion between BIST 100 and SENSEX. Finally, there is bilateral volatility spillover between BIST 100 and MALAYSIA KLCI. When the relationship between stock market and bond market was analyzed, having said that, there exists contagion from the U.S. bond market to the Japan stock market. The evidence shows that the London stock market index (FTSE 100), German stock market index (DAX 100), and U.S. stock market index (S&P 500) are dependent on the U.S. two year bond yield (USGG2YR). In conclusion only in bear market, when London stock index FTSE 100 is falling, U.S. two year bond yield (USGG2YR) is (weakly) negatively affected. Moreover, during bull market, when London stock index FTSE 100 is rising, U.S. two year bond yield (USGG2YR) is affected positively. After all, one may conclude that BIST 100 is dependent on USGG2YR by the reason of significant Granger causality in the center of the distributions. According to test results, it can be seen that there exists negative contagion from USGG2YR to IDX, and SENSEX. In addition, there exists flight from quality effect from USGG2YR to SENSEX. It may be clarified that there exists weakly flight to quality from MERVAL to USGG2YR. It can be stated that Latin American markets such as IPC, IPSA, and BOVESPA are dependent on U.S. bond market. To sum up, one may conclude that MALAYSIA KLCI and MERVAL are good diversification alternatives for USGG2YR.
Memory forensics: The gate of cyber-security
With the great development taking place in the field of information security, however, it is very difficult to secure a 100% electronic environment in this time, so there must be a science specializing in digital investigation to reach the perpetrators of electronic crimes. This study gives an overview of this field with comparison of the most important tools of cyber forensics and a deep dive into one of its tools. It is (volatility) and the analysis of its operation on two versions of Apple devices, one of which works on old intel processors and the other works on a very modern system, which is the SoC chip M1 Pro, and extracted results indicating that the development in modern devices is necessary to keep pace with the development at the level of cybersecurity tools in general
Bitcoin ve Türkiye'deki finansal varlıklar arasındaki getiri ve oynaklık yayılımı: COVID-19 pandemisi öncesi ve sonrasından bulgular
İnsanlar günümüzde birçok finansal varlığa yatırım yapmaktadır. İnsanlar yatırımlarını çeşitlendirmek ve risklerini minimize etmek için birkaç farklı finansal varlıktan oluşan portföy oluşturmaktadırlar. Portföy çeşitlendirme için son zamanlarda en çok kullanılan yeni yatırım aracı ise kripto paralardır. Kripto paraların en popüler olanı Bitcoin yatırımcılar tarafından portföy çeşitlendirmek için kullanılmaktadır. Bu nedenle Bitcoin'in getiri ve oynaklık yayılımının yatırımcılar tarafından iyi anlaşılması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada en büyük işlem hacmine sahip kripto para olan Bitcoin'in Türkiye'de ki diğer yatırım araçları olan USD/TRY kuru, BİST 100, gram altın Lira kuru ve gram gümüş Lira kuru ile getiri ve oynaklık yayılımı DCC-GARCH yöntemi ile incelenmiştir. COVID-19 pandemisinin etkisini incelemek amacıyla pandemi öncesi (2018-2020) ve pandemi sırası (2020-2021) olmak üzere iki farklı örneklem kullanılmıştır.
Kripto para piyasasındaki volatilitenin davranışsal finans teorisi açısından incelenmesi
Hızla gelişen kripto para piyasası, yenilikçi yapısı ve geleneksel finansal sistemleri bozma potansiyeli nedeniyle son yıllarda büyük ilgi görmüştür. Bu piyasa, güvenli ve şeffaf işlemler sağlayan blokzincir teknolojisine dayanmaktadır. Kripto para birimleri, yüksek getiri beklentisi nedeniyle geniş bir yatırımcı kitlesinin ilgisini çekmiştir. Bu çalışmada, öncelikle kripto para piyasası için uygun bir volatilite modeli belirlenmiştir. Günlük getiri verileri için uygun model; Bitcoin (BTC) için ARMA(1,0)-EGARCH(1,1), Ethereum (ETH) için ise ARMA(1,0)-GARCH(1,1) olduğu, saatlik getiri verileri için ise hem BTC hem de ETH için ARMA(2,1)-EGARCH(1,1) olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçları, kripto para piyasasında negatif şokların pozitif şoklara kıyasla volatilitede daha belirgin bir artışa neden olduğu bir kaldıraç etkisine işaret etmektedir. Belirlenen volatilite yapısına dayalı olarak takvim anomalileri analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, kripto para piyasasında takvim anomalilerinin varlığını ortaya koymakta ve yılın belli aylarında, haftanın belirli günlerinde ve günün belirli saatlerinde potansiyel olarak daha yüksek getiri elde edebileceğini göstermektedir. BTC yatırımcıları en yüksek getiriyi ekim ayında, pazartesi günleri ve 07:00-14:00 ile 19:00-00:00 UTC saatleri arasında elde etmektedir. Buna karşılık, ETH yatırımcıları en yüksek getiriyi nisan ayında, cumartesi günleri ve 19:00-01:00 UTC saatleri arasında elde etmektedir. Aynı zamanda hafta sonları, özellikle pazar günleri daha düşük getirilerle ilişkilendirilmektedir. Çalışma ayrıca, takvim anomalilerin sadece getiride değil aynı zamanda volatilitede de olduğunu göstermektedir. Ocak ayında ve pazartesi günlerinde önemli ölçüde daha yüksek volatilite olduğunu ortaya koymuştur. Şangay ve Sidney Borsa'nın işlem gördüğü saat aralığı BTC üzerinde en fazla etkiye sahipken, ETH için ise New York Borsası'nın işlem gördüğü saat aralığı önemlidir. Cross-Sectional Standart Deviation (CSSD) ve Cross-Sectional Absolute Deviation (CSAD) modellerinden elde edilen sonuçlar, kripto para piyasasında belirli bir sürü davranışının gözlenmediğini ortaya koymaktadır.
Finansal piyasalarda kripto para uygulamaları üzerine üç deneme
Kripto paraların finansal piyasalar ile ilişkisinin incelendiği bu çalışma üç aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın tamamında kripto para değişkenleri olarak piyasaya ilk çıkan ve piyasa değeri yüksek olan Bitcoin, Ethereum ve Litecoin değişkenleri incelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, üç kripto para piyasasında zayıf formda piyasa etkinliğinin geçerliliği doğrusal ve doğrusal olmayan birim kök testleriyle incelenmiş olup, güncel analizlere göre bu piyasalarda zayıf formda etkinliğin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın ikinci ve üçüncü aşamasında, kripto paraların portföy çeşitlendirme aracı olup olmadığı incelenmiştir. İkinci aşamada kripto paralar ile kıymetli metaller arasındaki ilişki KSS(2006) doğrusal olmayan eşbütünleşme yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada kıymetli metaller olarak altın, gümüş ve platin değişkenleri analize dahil edilmiştir. Çalışmanın sonucunda kripto paralar ile kıymetli metaller arasında uzun dönemde doğrusal olmayan bir eşbütünleşme ilişkisi olduğu ve dolayısıyla kıymetli metaller için kripto paraların portföy çeşitlendiricisi olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu piyasalarda yarı-güçlü formda etkinlik geçerli değildir. Çalışmanın üçüncü aşamasında ise kripto paralar ile pay piyasaları arasındaki volatilite ilişkisi CCC-GJR GARCH yöntemiyle incelenerek kripto paraların portföy çeşitliliği test edilmiştir. Pay piyasası değişkenleri olarak, Bist100, Dow Jones ve S&P500 hisse senetleri kullanılmıştır. Ardından bu piyasalar arasındaki ilişkinin yönünü belirlemek için Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucunda kripto paraların dow jones ve S&P500 hisse senetleri ile karşılıklı etkileşimlerinin güçlü olduğu ve bu pay piyasaları için kripto paraların portföy çeşitlendiricisi olabileceği tespit edilmiştir. Çalışmanın tamamında 02/01/2017-29/10/2021 dönemleri arasında beş günlük veriler kullanılmıştır.
Firm size, volatility and labor market thickness
In this thesis, I investigate the relationship between labor market thickness and volatility of sales. Marshall suggests that thick markets occur since industrial organization increases productivity. In Principles of Economics (1890), Marshall explains how economic concentration positively effects productivity, growth, innovation and exposure to shocks. Using a firm-level panel data for 18 countries, I test a new dimension of firm effectiveness, namely sales volatility, and relate it to industry and/or overall economic concentration. In the results of tests, I find that there is a negative relationship between the volatility of sales and both employment level and the share of employment in a region, separately. For the firms which are in same sector, in a given region, as the share of the firms' employment in that region decreases; volatility increases for that firms.
Finansal krizler kapsamında Avrupa borsaları ile Borsa İstanbul arasındaki oynaklık ilişkisinin dinamik koşullu korelasyon modelleri ile analizi
Çalışmanın temel amacı; 2008 Küresel Krizi, Yunanistan Borç Krizi ve Avrupa Borç Krizi'nin, Borsa İstanbul ile Avrupa borsaları arasındaki oynaklık ilişkilerini değiştirip değiştirmediğinin belirlenmesi, oynaklık ilişkilerinde asimetri etkisinin varlığının test edilmesi ve oynaklık ilişkilerinde değişime neden olan spesifik olayların tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda Borsa İstanbul ile Avrupa borsaları arasındaki oynaklık ilişkileri, krizler baz alınarak belirlenen dönemler itibariyle dinamik koşullu korelasyon modelleri ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerle oynaklık ilişkilerinde asimetri etkisi bulunmadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte belirtilen krizlerin Borsa İstanbul ile Avrupa borsaları arasındaki oynaklık ilişkilerini değiştirdiği tespit edilmiştir. Krizlerin ardından koşullu korelasyonların genel olarak kısa süreyle arttığı ve değişken bir yapı gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca 2008 Küresel Krizi ve Yunanistan Borç Krizi'nin genel olarak borsalar arasındaki oynaklık ilişkilerinde şokların kısa ve uzun dönem kalıcılığını değiştirdiği belirlenmiştir. Belirlenen dönemlerde ülkeye özgü spesifik olayların yanında uluslararası gelişmelerin de koşullu korelasyonlarda değişime neden olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda analizlerden elde edilen bilgilere bağlı olarak benzer krizlerin yaşanması durumunda yatırımcılara uluslararası portföy çeşitlendirmesinde kullanabilecekleri bilgiler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal krizler, Borsa İstanbul, Avrupa borsaları, oynaklık ilişkisi,dinamik koşullu korelasyon modelleri.
Parasal fonksiyonları yerine getirebilme açısından kripto paralar: Kırılgan beşli ülkeleri üzerine bir uygulama
2021 yılı itibariyle 1,5 trilyon dolarlık toplam piyasa değeri ile halkın ve akademik camianın ilgi odağı haline gelen kr ipto varlıklar ve temelde blok-zincir, 2008 yılından bu yana hem kullanıcı hem geliştirici sayısı bakımından hızlı bir artış kaydetmiş ve birçok disiplinde, üzerinde çalışılan popüler teknolojiler arasında yerini almıştır. Temelde bir ödeme sistemi olarak ortaya çıkmış kripto paralar günümüzde; merkezsiz organizasyonlar, mutabakat sistemleri, merkezsiz finans, ICO gibi birçok uygulamaya konu olmakta ve bu anlamda ekonomik, mali, hukuki vb. birçok düzenleyici kurumun da mevzuatına girmektedir. Bu çalışmanın amacı kripto varlıkların para olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda, söz konusu varlıkların volatilitelerinin halihazırda para olarak kabul edilen Kırılgan Beşli ülke paralarının volatiliteleri ile kıyaslayarak analiz etmektir. Elde edilen bulgular ile söz konusu paraların parasal fonksiyonları yerine getirmede ne kadar başarılı olduğu konusunda bir ölçüm elde edilmiş olacaktır. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirildiğinde; Genelleştirilmiş Otoregresif Koşullu Değişen Varyans (1,1) modeli ile modellenen volatilite sonuçlarına göre kripto varlıkların, 0,62 olan itibari para birimlerinin volatilite yüzdeleri ortalamasına oldukça uzak olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim Bitcoin'in 7,12, Ripple'ın 28,09, Ethereum'un 9,24, Litecoin'in 9,38, Bitcoin Cash'in 11,16 kat daha fazla volatilite yüzdesine sahip olduğu görülmüştür ve mevcut hacimlerle söz konusu varlıkların parasal fonksiyonları yerine getirmekte başarısız olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kripto para piyasasına ilişkin sınırlı çalışma olması, bu kapsamda yapılmış benzer bir çalışmaya rastlanmaması ve parasal fonksiyonları yerine getirme konusuna farklı bir bakış açısı getirmiş olması açısından özgün ve önemlidir. Elde edilen bulgular literatüre katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Kripto Paralar, Kırılgan Beşli Ülkeleri, Parasal Fonksiyonlar, Volatilite Modellemesi
VIX korku endeksinin dış ticaret faaliyetlerine olan etkisi Türkiye örneği
Oynaklık Endeksi (VIX), piyasalarda korku endeksi olarak kabul edilmektedir. Piyasalarında gerçekleşen endişenin yükselmesi ve yatırımların çekimser hal alması durumunda artış eğilimi gösteren oynaklık endeksi, S&P 500 endeksinde yer alan hisse opsiyon fiyatlarını baz alarak opsiyon fiyatlarının piyasa oynaklığı ile bağlantısını kullanıp piyasanın beklenen oynaklığını belirlemektedir. Piyasalarda oynaklık düzeyi yükseldikçe riskler artmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise genel uluslararası ticari faaliyetler ve bu faaliyetlerin gerçekleştirilme şekilleriyle birlikte riskleri konu edinmiş ve gerekli tanımlamalar yapılmıştır. Uluslararası ticari faaliyetleri gerçekleştirme şekilleri ve uluslararası ticaretin riskleri konu üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise oynaklık endeksi (VIX) ile Türkiye'ye ait ithalat ve ihracat rakamları, Türk Lirası/Amerikan Dolar kuru (TRY/USD) ve Türk Lirası/Euro kuru (TRY/EURO) arasındaki ilişkiyi Ocak 1997-Temmuz 2020 dönemini kapsayan aylık frekanstaki zaman serisi analizleri ile incelenmiştir. Çalışmada ilk başta, değişkenlerin durağanlık süreci ADF ve PP birim kök testi ile incelenmiş olup, değişkenlerin seviyede durağan olmayıp I (0) birinci farkta ise durağan I(1) oldukları tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkinin varlığı Johansen Eşbütünleşme Testi ile incelenmiş ve aralarında eşbütünleşme olduğu tespit edilmiştir. Sonrasında değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi Toda-Yamamoto Nedensellik Testi ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre uzun dönemde değişkenlerin birlikte hareket ettiği, kısa dönemde ise Toda Yamamoto nedensellik testi sonucuna göre VIX'ten ihracata çift yönlü nedensellik, Try/Euro'dan İhracata ve VIX'ten İthalata tek yönlü nedensellik ilişkisi içinde olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dolar Kuru, Euro Kuru, İhracat, İthalat, Oynaklık Endeksi, Toda-Yamamoto Nedensellik Testi
Döviz kur oynaklığı ve dolarizasyon ilişkisi: Türkiye üzerine ampirik bir analiz
Uluslararası ticaret ortamının sektörel ve bölgesel kompozisyonunda meydana gelen dönüşüm döviz kurunun hem ülkeler hem de uluslararası entegrasyonlarda taşımakta olduğu önemi büyük ölçüde artırmıştır. Piyasalar küresel anlamda gelişen iletişim ağı ve bilgi ile örülmüş uluslararası arbitraj hareketleriyle birlikte tek bir piyasa haline gelmiştir. Bu açıdan küreselleşen finansal dinamikler ekseninde sosyal ve ekonomik etkenlerin çeşitlenmesi de dikkate alındığı zaman döviz kuru hareketlerinin analizi daha önemli hale gelmiştir. Bu çalışmada TCMB veri tabanından Aralık 2012: Ağustos 2022 dönemine ait aylık veri olarak döviz kuru, toplam yabancı mevduatlar ve toplam mevduatlar alınarak dolarizasyon ve oynaklık değişkenleri hesaplanmış ve bu değişkenler arasındaki ilişki ekonometrik yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Dolarizasyon ve oynaklık değişkenleri için yapısal kırılma testi ile LWZ kriterine göre birer kırılma tespit edilmiş her bir değişken için sırasıyla Mayıs 2016 ve Mayıs 2021 kırılma tarihleri olarak görülmüştür. Aynı değişkenlere LS-LM ve Yapısal Kırılmalı ADF Birim Kök Testleri uygulamış test sonuçlarına göre değişkenlerin seviyede durağan olduğu belirlenmiştir. Bu değişkenler için ayrıca Granger nedensellik testi uygulanmış değişkenler arasında iki yönlü Granger nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca regresyon analizi sonuçları oynaklığın dolarizasyon üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu göstermiştir. Bununla birlikte regresyon modeli sonuçları dolarizasyon seviyesinde Mart 2018 tarihinde önemli bir artış olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Döviz kuru, Dolarizasyon, Para ikamesi, Oynaklık