Gait

64 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İdiyopatik parkinson hastalarında servikal mobilizasyonun denge ve yürüyüş üzerine akut etkisinin incelenmesi

Çalışma, idiyopatik Parkinson hastalarında servikal mobilizasyonun denge ve yürüyüş üzerine akut etkisini incelemek amacıyla yapıldı. 33 idiyopatik Parkinson hastası (Modifiye Hoehn-Yahr Evreleme Ölçeğine göre evre 2-3 arasındaki) rastgele çalışma ve kontrol gruplarına ayrıldı. Kontrol grubuna herhangi bir müdahale yapılmazken çalışma grubuna tek seanslık (10 dakikalık) servikal mobilizasyon uygulandı. Birleşik Parkinson Hastalığı Değerleme Ölçeği (BPHDÖ) ile hastalık şiddeti belirlendi. Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT), Tandem Pozisyonunda Durma Testi (TPDT), Duyusal İntegrasyon ve Dengenin Klinik Değerlendirmesi Testi (CTSIB), Dinamik Yürüme İndeksi (DYİ), Dinamik Yürüme İndeksi-Baş puanı (DYİ-Baş puanı) ve statik postürografi ile denge ve yürüyüş değerlendirildi. Hastalara bir hafta ara ile iki kez değerlendirme yapıldı. Çalışma grubundaki hastaların ikinci değerlendirmesi servikal mobilizasyonun hemen sonrasında gerçekleştirildi. Çalışma sonunda, her iki grup da FUT ve DYİ'de ilerleme gösterdi (p<0.05). DYİ-Baş puanı, CTSIB salınımı ve CTSIB süresi ise sadece çalışma grubunda iyileşti (p<0.05). Bununla birlikte ikinci değerlendirme sonuçlarının gruplar arası analizinde, CTSIB salınımında ve DYİ-Baş puanında çalışma grubu lehine fark olduğu saptandı (p<0.05). Statik postürografi sonuçları karşılaştırıldığında, çalışma grubunda Stabilite Sınırları Testi'nin reaksiyon zamanı, maksimum ekskürsiyon ve son nokta ekskürsiyonu parametrelerinde anlamlı gelişme gözlendi (p<0.05). Ayrıca Düz Yürüme Testi hızında, Tandem Yürüme Testi son nokta salınımında ve Adım Alma/Hızlı Dönüş Testi dönüş salınımında çalışma grubu lehine anlamlı fark bulundu (p<0.05). Sonuç olarak, servikal mobilizasyonun propriyoseptörleri ve vestibüler yapıları uyarması ve tonusu regüle etmesiyle denge ve yürüyüşü olumlu yönde etkilediği kanısına varıldı. Anahtar Kelimeler: İdiyopatik Parkinson hastalığı, servikal mobilizasyon, denge, yürüyüş.

BoyunBoyun kaslarıDenge+5
Ayşenur Özcan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Metatars kırıklarının fizyoterapisinde proprioseptif egzersiz eğitiminin denge, yürüyüş, ayak fonksiyonları ve yaşam kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışma konservatif olarak ortopedik tedavisi tamamlanmış metatars kırığı olan bireylerde klasik fizyoterapi (KF) programı ve bu programa eklenen proprioseptif egzersiz (PE) eğitiminin ağrı, eklem hareket genişliği, denge, yürüyüş, ayak fonksiyonları ve yaşam kalitesi parametreleri üzerine etkilerini araştırmak amacı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya metatars kırığı geçirmiş yaşları 20-60 yıl arasında toplam 12 birey dahil edilmiştir. Bireyler KF ve PE eğitimi şeklinde 6'şar bireyin yer aldığı iki gruba ayrılmıştır. Bireylere haftada 3 gün olmak üzere, 6 hafta boyunca KF programı (hotpack, ultrason, Transkutanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu, masaj, eklem hareket açıklığı ve kuvvetlendirme egzersizleri, yürüme eğitimi) uygulanmış, PE grubuna ise ilave olarak proprioseptif egzersiz eğitim programı uygulanmıştır. Bireylerin tedavi öncesi ve 18 seanslık tedavi sonrası ağrı şiddetleri (Vizüel Analog Skala), eklem hareket açıklıkları (gonyometre), denge (Bertec) ve yürüme (GaitRite) parametreleri değerlendirilmiştir. Ayrıca bireylerin ayak fonksiyonlarındaki etkilenimi değerlendirmek için 'Ayak Fonksiyon İndeksi' ve yaşam kalitesi düzeyini değerlendirmek için 'Nottingham Sağlık Profili' anketleri kullanılmıştır. Tedavi sonrası her iki grupta yer alan bireylerde yürüyüş parametresi dışında tüm parametrelerde anlamlı gelişmeler elde edilmiştir (p<0,05). Özellikle PE grubunda denge alt parametresinde daha fazla gelişme sağlanmıştır. Tedavi sonrası yapılan karşılaştırmalarda elde edilen gelişmeler açısından KF ve PE grupları arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak metatars kırıkları sonrası uygulanan fizyoterapi programlarının ağrıda azalma, eklem hareket açıklığı, denge, ayak fonksiyonları ve yaşam kalitesinde artışla sonuçlanarak tedavi başarısını artıracağı sonucuna varılmıştır ve bu hastaların tedavisinde fonksiyonel ve bireysel gereksinimlerine özel fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarının yer alması gerektiği düşünülmüştür.

AyakDengeEgzersiz+7
Asude Arık
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Donma fenomeni olan ve olmayan Parkinson hastalarında vücut imajının denge ve yürüyüş üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışma donma fenomeni olan ve olmayan Parkinson hastalarında vücut imajı algısının denge ve yürüyüş üzerine etkisini incelemek üzere yapıldı. Bu amaçla çalışmaya Modifiye Hoehn&Yahr evreleme ölçeğine göre evre 2,5-3 arasında olan 17 donması olan (Grup I), 15 donması olmayan Parkinson hastası (Grup II) ve Parkinson hasta gruplarına yaş ve cinsiyet bakımından benzer 15 sağlıklı birey (Grup III) dahil edildi. Vücut imajı algısı, Subjektif Vizüel Vertikal (SVV), Subjektif Postüral Vertikal (SPV), Subjektif Haptik Vertikal (SHV) testleri, Vücut Farkındalığı Anketi (VFA) ve proprioseptif duyunun (boyun, gövde, diz, ayak bileği propriosepsiyonu) incelenmesi ile değerlendirildi. Dengenin değerlendirilmesi için, tandem duruş testi (TDT), Zamanlı Kalk Yürü Test (ZKYT), Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ve Bilgisayarlı Dinamik Postürografi (BDP) kullanıldı. Yürüyüş ise 10 MYürüme Testi (10MYT) ve GaitRite ile değerlendirildi. Çalışmanın sonucunda, grup I ve grup II'nin tüm vücut imajı değişkenlerinin grup III'ten farklı olduğu görüldü. Grup I ve grup II'nin VFA, SPV, SPV Sol 300 ve SHV değerlerinin birbirlerinden farklı olduğu belirlendi (p<0,017). Hasta gruplarının tüm denge değişkenleri bakımından grup III'ten farklı olduğu, grup I ve grup II'nin ise yalnızca FUT değeri açısından değişiklik gösterdiği bulundu (p<0,017). Yürüyüş değişkenleri incelendiğinde mesafe karakteristikleri ve sağ adım süresi dışındaki zaman karakteristikleri bakımından grup I ve II'nin grup III'ten farklı olduğu belirlendi (p<0,05). Grup I ve grup II karşılaştırıldığında ise mesafe karakteristikleri bakımından gruplar arasında fark olmadığı, zaman karakteristikleri bakımından ise sadece sağ yürüyüş döngü süresi bakımından fark olduğu görüldü. Benzer olarak yürüyüşü değerlendirmek için kullanılan 10MYT sonuçları incelendiğinde sağlıklı kontrollerle hasta grupları arasında fark olduğu, hasta gruplarının kendi aralarında yapılan karşılaştırılmalarında ise fark olmadığı görüldü (p<0,017). Denge ve vücut imajı parametreleri arasındaki ilişki incelendiğinde grup I'de). ZKYT ile VFA ve diz propriosepsiyonu arasında; TDT ile gövde propriosepsiyonu ve SVV arasında; birleşik denge puanı ile SPV sağ 30 ve gövde propriosepsiyonu arasında; FUT ile SHV sol 45ve gövde propriosepsiyonu arasında ilişki olduğu belirlendi. Grup II'de ise TDT ile gövde propriosepsiyonu; birleşik denge puanı ile SPV sağ 30; FUT ile SHV 45 arasında; ZYKT ile SPV arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Yürüyüşün zaman karakteristikleri ve vücut imajı algısı arasındaki ilişki incelendiğinde grup II'de herhangi bir ilişki bulunmazken, grup I'de ayak-bileği propriosepsiyonunun adım süresi hariç yürüyüşün tüm zamansal parametreleri ile ilişkisi saptanmıştır. Ayrıca SPV 00'in yürüyüş döngüsü ve kadans ile, VFA'nın sağ ve sol sallanma, duruş fazları ve yürüyüş hızı ile ilişkisi bulunmuştur (p<0,05). Yürüyüşün mesafe karakteristikleri incelendiğinde ise grup I'de VFA'nın tüm mesafe parametreleri ile, diz propriosepsiyonunun sağ ve sol adım uzunluğu ve çift adım uzunluğu ile ilişkili olduğu belirlenmiştir (p<0.005). Grup II'de ise yalnızca diz propriosepsiyonu ile sağ-sol çift adım uzunluğu arasında ilişki saptanmıştır (p<0,05). Parkinson hastalarının gruplara ayrılmadan yapılan korelasyon analizine göre VFA ile FUT; SVV ile ZKYT, somatosensorial ve tercih puanları hariç diğer denge değişkenlerinin; SPV'nin TDT, ZKYT, birleşik denge puanı ve vestibüler duyu puanı ile; SHV'nin tercih puanı ile; boyun ve gövde propriosepsiyonunun ise TDT, FUT, ve birleşik denge puanı ile ilişkili olduğu bulunmuştur (p<0,05). Yürüyüşün mesafe karakteristikleri bakımından fark olmadığı bulunmuşken zamansal karakteristiklerinden adım süresi ve yürüyüş döngü süresinin SVV ve SPV ile körele olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak grup I ve grup II'de SVV sapma değerlerinin benzer bulunup, SHV ve SPV sapma değerlerinin farklı bulunması, donma fenomeninin vestibüler ve vizüel duyunun entegrasyonundaki bozukluktan ziyade vestibüler ve proprioseptif duyunun entegrasyonunundaki bozukluktan kaynaklandığını düşündürmektedir. Buna rağmen grup I ve grup II arasında proprioseptif duyu değerlendirmelerinin benzer olması, donmanın izole olarak proprioseptif duyu bozukluğundan değil vestibüler duyu ile entegrasyonundaki bozukluktan kaynaklandığını desteklemektedir. Aynı zamanda gövde propriosepsiyonu ve SVV'nin donma fenomeni olan grupta denge üzerine ayırıcı bir etki oluşturduğu görülürken, ayak-bileği propriosepsiyonu, SPV ve VFA'nın yürüyüşün hızı ile ilgili parametrelerde, diz propriosepsiyonunun ve VFA'nın ise mesafe ile ilgili parametrelerde etkili olduğu dikkat çekmektedir. Çalışmamız, donma fenomeni olan hastalarda proprioseptif ve vestibüler ağırlıklı çoklu duyusal entegrasyon ve vücut imajı algısı ile ilgili eğitimlerin denge ve yürüyüş üzerinde yararlı sonuçlar açığa çıkaracağını desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Parkinson Hastalığı, Donma Fenomeni, Vücut imajı, Vertikalite, Denge, Yürüyüş

Beden imajıDengeParkinson hastalığı+3
Ayşegül Usta
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Down sendromlu çocuklarda denge ve yürüyüşün değerlendirilmesi

Bu çalışma, Down Sendromlu çocukların dengelerini, yürüyüşlerini incelemek ve tipik gelişim gösteren çocuklar ile aralarındaki farklılıkları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya yaşları 2-10 yaş aralığında olan 20 Down Sendromlu ve 19 tipik gelişim gösteren çocuk dahil edildi. Yürüyüşün zaman mesafe karakteristiklerinin değerlendirilmesi GAITRite® elektronik yürüme yolu kullanılarak yapıldı. Yürüyüş öncesinde Down Sendromlu ve tipik gelişim gösteren çocuklara ait demografik bilgiler ve fiziksel özelliklere ait bilgiler kaydedildi. Bir sonraki aşamada çocuklar mat üzerine çıkarılıp yürütüldü ve yürüme sırasında basınca duyarlı sensörlerden elde edilen bilgiler cihazın yazılım programı ile analiz edilerek bilgisayara aktarıldı. Bu analiz sonucunda sensörler aracılığıyla; yürüyüş hızı, kadans, adım uzunluğu, döngü süresi, destek yüzeyi gibi çocukların yürüyüşlerine ait zaman-mesafe karakteristikleri ile ilgili objektif verilere ulaşıldı. Değerlendirilen parametreler iki grup arasında karşılaştırıldığında, anlamlı bir fark bulundu (p<0,05). Down Sendromlu çocukların, yürüme hızlarının tipik gelişim gösteren çocuklara göre daha yavaş, kadanslarının daha yüksek, adım uzunluklarının ise daha kısa olduğu gözlemlendi. Ayrıca yapılan değerlendirmede Down Sendromlu çocukların döngü sürelerinin tipik gelişim gösteren çocuklara göre daha kısa, destek yüzeylerinin ise daha geniş olduğu bulgusu elde edildi. Denge değerlendirilmesinde, vertikal kuvvet ve Center of Pressure 'daki değişimleri anlık bir şekilde kaydedip objektif olarak ölçüm yapan Bertec Balance Check Screener Cihazı kullanıldı. Kullanılan cihaz ile sert zemin ve yumuşak zeminde stabilite skorları ve salınım miktarları değerlendirildi. Değerlendirme sonucunda, Down Sendromlu çocukların skorlarının tipik gelişim gösteren çocuklara göre daha düşük çıktığı gözlendi. Down Sendromlu çocukların dengelerini koruyabilmek için salınım miktarlarını artırdıkları görüldü. Down Sendromlu çocuklarda görülen yürüme ve denge problemlerinin erken dönemde tespit edilmesi için yürüyüş ve dengenin objektif ve doğru bir şekilde değerlendirilmesinin gerekli olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Denge Analizi, Down Sendromu, Yürüyüş Analizi

DengeDown sendromuPostural denge+2
Şerifenur Demir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İdiyopatik parkinson hastalarında lumbosakral mobilizasyonun denge, yürüyüş ve fonksiyonel aktiviteler üzerine akut etkisinin incelenmesi

Bu çalışma lumbosakral mobilizasyonun idiyopatik Parkinson hastalarında denge, yürüyüş ve fonksiyonel aktiviteler üzerine akut etkilerini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya Modifiye Hoehn&Yahr Evreleme Ölçeğine göre evre 2-3 arasında olan 28 Parkinson hastası dahil edildi. Bireyler kontrol ve çalışma grubu olmak üzere ikiye ayrıldı. Hastalık şiddeti, tedavi komplikasyonları ve günlük yaşam aktiviteleri Birleşik Parkinson Hastalığı Değerlendirme Ölçeği (BPHDÖ), fonksiyonel aktivite düzeyleri Modifiye Parkinson Aktivite Ölçeği (MPAÖ), denge ve yürüyüşleri Dinamik Yürüme İndeksi (DYİ) ve statik postürografi testleri kullanılarak değerlendirildi. 1 hafta sonra çalışma grubuna 10-15 dakikalık lumbosakral mobilizasyon uygulanırken kontrol grubuna herhangi bir uygulama yapılmaksızın değerlendirmeler tekrarlandı. Çalışma sonunda çalışma grubunun BPHDÖ, MPAÖ ve DYİ değerlerinin ve statik postürografi ölçümlerinden bazı Kararlılık Sınırları Testi (LOS) parametrelerinin, Modifiye Duyusal İntegrasyon ve Dengenin Klinik Değerlendirmesi Testinde (mCTSIB) yumuşak zemin gözler açık alt koşulu ve kompozit puanının geliştiği görüldü (p<0,05). Kontrol grubunda ise klinik ölçümlerde bir değişim olmamakla birlikte bazı statik postürografi değerlerinde gelişme olduğu belirlendi. Gruplar karşılaştırıldığında DYİ ve MPAÖ sonuçları bakımından çalışma grubunun daha fazla gelişim gösterdiği görüldü (p<0,05). Statik postürografi sonuçları karşılaştırıldığında ise gruplar arasında fark olmadığı saptandı (p>0,05). Parkinson hastalarında lumbosakral mobilizasyonun denge, yürüyüş ve fonksiyonel aktiviteler üzerine akut etkisinin incelendiği ilk araştırma olan bu çalışmada lumbosakral mobilizasyonun kas tonusu regülasyonu ve aksiyal semptomların azaltılması ile denge, yürüyüş ve fonksiyonel aktiviteleri geliştirdiği düşünüldü. Lumbosakral mobilizasyonun Parkinson hastalarında dengeyi, yürüyüşü ve fonksiyonel aktiviteleri geliştirmek için uygulanabilir bir yöntem olabileceği gösterildi. Anahtar Kelimeler: İdiyopatik Parkinson hastalığı, lumbosakral mobilizasyon, aksiyal motor bozukluklar, denge, yürüyüş, fonksiyonel aktiviteler

DengeFonksiyonel yetkinlikHareketlilik+7
Büşra Seçkinoğulları
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Multiple skleroz hastalarında spastik gastroknemiusa uygulanan lokal vibrasyonun kasın mimari ve fonksiyonel özelliklerine etkisi

Bu çalışma, Multiple Skleroz hastalarında bireye özgü egzersiz programına ek olarak spastik gastroknemius kasına uygulanan 50 ve 100 Hz frekanslarındaki lokal vibrasyon (LV) uygulamalarının spastisite şiddeti, kasın mimari ve viskoelastik özellikleri, propriosepsiyon, denge ve yürüyüş üzerine olan etkilerini karşılaştırmalı olarak araştırmak amacıyla planlandı. Çalışmaya dahil edilen 33 hasta randomize olarak Egzersiz+50 Hz LV (Grup 1), Egzersiz+100 Hz LV (Grup 2) ve Egzersiz grubu (Grup 3) olarak üç gruba dağıtıldı. Hastalar 8 hafta, haftada 3 gün, günde bir saat tedaviye alındı. LV, sağ ve sol medial gastroknemiusa 5'er dakika uygulandı. Spastisite şiddeti Modifiye Ashworth Ölçeği, kasın mimari özellikleri Ultrasonografi, kasın viskoelastik özellikleri Myotonometre, ayak bileği pozisyon hissi İzokinetik Dinamometre, denge Tek Bacak Duruş Testi ve Statik Posturografi, yürüyüş GaitRite Analiz Sistemi ve tedavi amacına ulaşma düzeyi Amaca Ulaşma Ölçeği ile değerlendirildi. Grup 1 ve Grup 2'den birer hasta ve Grup 3'ten dört hasta farklı nedenlerle çalışma dışı bırakıldı. Bu nedenle 27 hastanın verileri analizlere dahil edildi. Grupların yaş ortalamaları sırasıyla 37,70±9,70; 38,40±11,07; 33,86±6,74 yıldı. Gruplardaki hastaların yaş, vücut kütle indeksi, hastalık durasyonu ve Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği sonuçları benzerdi (p>0,05). Ayrıca tedavi öncesinde spastisite, kas mimarisi ve viskoelastik özelikleri, propriyosepsiyon, denge, yürüme ve Amaca Ulaşma Ölçeği'ne ilişkin değerler de gruplar arasında benzerdi (p>0,05). Çalışmanın sonucunda 50 Hz grubunda spastisite şiddetinde azalma, gastroknemius kası fasikül uzunluğunda ve sertliğinde görülen artış istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Ayak bileği eklem pozisyon hissi, tek bacak duruş süreleri ve mediolateral yönde stabilite limitleri/postural salınım sonuçlarının vibrasyon uygulanan iki grupta da anlamlı olarak iyileştiği bulundu (p<0,05). Anteroposterior yöndeki denge sonuçlarında tüm gruplarda anlamlı gelişme olduğu bulundu (p<0,05). 50 Hz'lik grup tüm yürüyüş parametrelerinde, 100 Hz'lik grup hız, adım uzunluğu ve destek yüzeyinde, egzersiz grubu ise tek destek ve duruş fazı yüzdesinde anlamlı gelişme gösterdi (p<0,05). Tüm gruplarda Amaca Ulaşma Ölçeği'nin tedavi sonrası sonuçlarında anlamlı gelişme elde edildi (p<0,05). Çalışmamızın sonuçları, egzersiz tedavisine ek olarak uygulanan LV uygulamasının spastisite, kas mimarisi, propriosepsiyon, denge ve yürüyüş parametrelerinde olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Detaylı incelemelerde 50 Hz'lik LV uygulaması bu parametrelerin tümünde gelişim sağlarken, 100 Hz'lik uygulamanın daha çok propriosepsiyon ve statik denge becerilerinde etkili olduğu bulunmuştur.

Kas spastisitesiKas-iskeletMultipl skleroz+4
Fatma Ayvat
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozda iki farklı egzersiz yönteminin skolyoz şiddeti, yürüyüş, fiziksel, fonksiyonel parametreler ve yaşam kalitesi üzerine etkisinin incelenmesi

. Bu çalışmanın amacı, adölesan idiyopatik skolyozda (AİS), iki farklı egzersiz yönteminin skolyoz şiddeti, yürüyüş, fiziksel, fonksiyonel parametreler ve yaşam kalitesi üzerine etkisinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya Lenke tip 1 eğriliğe sahip 28 AİS'li birey dahil edildi ve bireyler rastgele iki gruba ayrıldı: Schroth grubu (n = 14) ve Core stabilizasyon grubu (n = 14). Her iki gruba fizyoterapist kontrolünde haftada 3 gün 10 haftalık egzersiz programı uygulandı. Tedavi öncesinde ve tedavi bittikten sonra; eğrilere ait Cobb açıları ön-arka radyografi ile, gövde rotasyonları öne eğilme testinde skolyometre ile, kozmetik deformite algısı Walter Reed Visual Assessment Scale (WRVAS) ile, üst ve alt ekstremite kas kuvveti Biodex System 4-Pro® ile, spinal mobilite Spinal Mouse® ile, pedobarografik yürüyüş parametreleri DIASU Dijital Analiz Sistemi® ile ve yaşam kalitesi SRS-22 anketi ile değerlendirildi. Tedavi sonrası her iki grupta, Cobb açıları ve gövde rotasyon açılarında azalma, kozmetik deformite algısı, spinal mobilite, kas kuvveti, pedobarografik yürüyüş parametreleri ve yaşam kalitesinde iyileşme görüldü (p<0,05). Schroth grubunda Cobb açıları, torakal gövde rotasyon açısı, kozmetik gövde deformitesindeki azalma ile spinal mobilite ve yaşam kalitesindeki gelişimin Core stabilizasyon grubuna göre daha fazla olduğu bulundu (p<0,05). Core stabilizasyon grubunda, Schroth grubuna göre üst ve alt ekstremite kas kuvveti artışının daha fazla olduğu görüldü (p<0,05). Plantar yüzey temas alanında hem statik durumda hem de yürüyüşte Schroth grubunda Core stabilizasyon grubuna göre daha fazla artış görüldü (p<0,05). Serviko-torasik ve lumbal gövde rotasyonundaki azalmada iki grup arasında fark görülmedi (p>0,05). Sonuç olarak, Schroth egzersizleri AİS'de skolyoz şiddetini azaltmada, skolyoza bağlı problemlerin düzeltilmesinde ve yaşam kalitesini geliştirmede Core stabilizasyon egzersizlerinden daha etkili bulunmuştur. Bunun yanında, Core stabilizasyon egzersizleri, üst ve alt ekstremite kas kuvvetinin geliştirilmesinde Schroth egzersizlerinden daha etkili bulunmuştur. Tedavinin amacı göz önünde bulundurularak, her iki egzersiz yöntemi de AİS'nin konservatif tedavisinde kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: Adölesan idiyopatik skolyoz, egzersiz, Schroth yöntemi, Core stabilizasyon, skolyoz

EgzersizErgenlerFiziksel parametreler+5
Hikmet Kocaman
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında motor ve kognitif ikili görevin yürüyüş ve postüral kontrol üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı Multipl Skleroz (MS) hastalarında motor ve kognitif ikili görevin yürüyüş ve postüral kontrol üzerine etkisini araştırmaktır. Hacettepe Hastaneleri Nöroloji Kliniğine başvuran, kesin MS tanılı, yaş ortalaması 30,47 ± 6,38 yıl olan, Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS) puanı 5'ten az olan ve Standartize Mini Mental Test (SMMT) skoru 24'ün üzerinde olan ve bağımsız yürüyebilen 30 MS'li birey dahil edildi. Kontrol grubu olarak yaş ortalaması 29,47± 5,66 olan, herhangi bir ortopedik, nörolojik veya sistemik bir rahatsızlığı bulunmayan 30 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin; tanımlayıcı özellikleri kaydedildi. İkili görevlerin postüral kontrol üzerine etkilerini incelemek amacıyla gözler açık ve kapalı sağ ve sol tandem duruş testi, zamanlı kalk ve yürü testi ve dört kare adım testleri sırasıyla; görevsiz, motor ikili görev ve kognitif ikili görev verilerek tekrarlandı. Yürüyüş değişkenliği ise Gait-trainer Biodex cihazı kullanılarak değerlendirildi. Motor ikili görev için; bir elinden diğerine objeyi geçirmesi, kognitif ikili görev için; 100' den geriye doğru 3'er 3'er sayması istendi. MS'li ve sağlıklı bireylerde motor ve kognitif ikili görevin dört kare adım testi ve zamanlı kalk ve yürü testi performans sonuçlarını kötüleştirdiği, kognitif yükün daha fazla görev yükü oluşturduğu görüldü. (p<0,05) Gözler açık ve kapalı pozisyonlarda sağ veya sol tandem dengenin, ne motor ne de kognitif ikili görevle etkilenmediği görüldü(p>0,05). MS'li bireylerin sağlıklılara göre, daha düşük hızda, daha az adım sayısına ulaştıkları, daha kısa sol adım mesafesi kullandıkları ve daha değişken adım uzunlukları ile yürüdükleri görüldü. Ayrıca MS'li bireylerin sağ ve sol adım uzunluklarının motor ikili görevle değişmediği, kognitif ikili görev verildiğinde ise uzadığı görüldü. Bu çalışma MS'li bireylerin, yürüyüş ve denge performanslarının motor ve kognitif görevlerle etkilendiğini, kognitif görevin daha fazla yük oluşturduğunu ve denge ile ilgili sonuçlarda sağlıklılarla benzer performans açığa çıkardıklarını gösterdi. Çalışmamız MS'li bireylerde en erken dönemden itibaren amaca yönelik tekrarlanan kognitif görevlerin verilmesinin bireyin postüral kontrol becerisine doğrudan katkı sağlayacağı düşünüldü. Anahtar kelimeler: Multipl skleroz, ikili görev, postüral kontrol, yürüyüş

Bilişsel işlevlerMotor becerilerMultipl skleroz+3
Aysun Katmerlikaya
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Açık alan rekreatif etkinliği olarak doğa yürüyüşüne katılan bireylerin akış deneyimlerinin incelenmesi

Bu tezin amacı, açık alan rekreatif ekinliği olarak doğa yürüyüşüne katılan bireylerin akış deneyimlerinin, demografik değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma nicel bir çalışma olup betimsel tarama desenine göre gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Konya ilindeki kurum, kuruluş ve kulüpler tarafından düzenlenen doğa yürüyüşü etkinliklerine katılan bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi 303 kişi olarak belirlenmiş ve bu sayıya ulaşılmıştır. Araştırmada basit rastgale örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi doğrultusunda betimsel verilerin ortaya konması amacıyla frekans analizi, güvenirlik ve normallik analizlerinin yapılması amacıyla ise basıklık-çarpıklık ve Cronbach's Alpha analizi yapılmıştır. Değişkenler arası farklılıkların tespiti doğrultusunda t-testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre doğa yürüyüşlerine katılan bireylerin akış deneyimi ortalamalarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca açık alan rekreatif etkinliği olarak doğa yürüyüşlerine katılan bireylerin akış deneyimi yaşama olasılıkları; cinsiyet, öğrenim düzeyi, çalıştıkları kurum, fiziksel aktivite mekân tercihi, doğa yürüyüşlerine katılım sıklığı ve doğa yürüyüşlerini ne zamandan beri yaptıkları değişkenler açısından anlamlı farklık tespit edilmiştir. Bununla birlikte bireylerin akış deneyimi yaşama olasılıkları; yaş, medeni durum, ailenin gelir durumu, haftalık serbest zaman süresi, doğa yürüyüşüne katılma tercihi, doğa yürüyüşüne katılma amacı ve doğa yürüyüşü etkinliği hakkında nereden bilgi aldıkları açısından ise anlamlı olarak farklılık görülmemiştir. Sonuç olarak bulgular, doğa yürüyüşleri etkinliğine katılmayı teşvik eden birkaç önemli faktöre işaret etmektedir. Örneğin, bireylerin fiziksel aktivite etkinliklerinde açık hava alanlarını tercih ettikleri ve bu durumun bireylerin akış deneyim puanlarını artırdığı görülmüştür. Ayrıca, doğa yürüyüşlerine daha sık katılan ve bu etkinliği daha uzun süredir yapan bireylerin, daha yüksek akış deneyimi puanlarına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bundan dolayı bulgular, fiziksel aktivite ve doğa yürüyüşleri gibi sağlıklı yaşam tarzı aktivitelerinin teşvik edilmesinde faydalı olabilir.

Akış deneyimiAçık alanlarBoş zaman+5
Mehmet Birol Aksin
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz'lu bireylerde hafif dokunma, vibrasyon, kas kuvvet ve enduransının denge, yürüyüş ve düşme ile ilişkisi

Bu çalışmadaki amaç Multipl Skleroz'lu bireylerde hafif dokunma, vibrasyon, kas kuvvet ve enduransının denge, yürüyüş ve düşme ile ilişkisi değerlendirilerek MS'li bireylerde alt ekstremite duyu değişikliklerinin, kas kuvvet ve enduransının denge, yürüyüş ve düşme riski üzerine etkili olup olmadığını belirlemektir. Dahil edilme kriterlerine uygun Expanded Disability Status Scale (EDSS) puanı 3 ile 5.5 arasında bağımsız yürüyebilen 19'u kadın, 10'u erkek 29 MS'li birey çalışmaya alındı. Parametrelerin değerlendirmesinde; hafif dokunma duyusu için Semmes-Weinstein Monofilament Testi (SWMT), vibrasyon duyusu için 128 Hz diapozon, kas kuvveti için Digital Handheld Dinamamotre (DHD), çekirdek bölge kaslarının endursansı için stabilize edici basınç biofeedback cihazı, statik denge için Tek Ayak Üzerinde Durma Testi (TADT), dinamik denge için Y Denge Testi (YDT), yürüyüş için ayak izi yöntemi, düşme için Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDEÖ) kullanıldı. Hafif dokunma duyusunun sırt ekstansörleri (r=0,378), abdominaller (r=0,416), quadriceps femoris (r=0,382), tibialis anterior (r=0,374) ve tibialis posterior (r=0,496) kasları ile, yürüyüş parametrelerinden adım uzunluğu (r=0,397), çift adım uzunluğu (r=0,377), kadans (r=0,529) ile ve dinamik denge (r=0,442) ile ilişki bulundu (p<0,05). Nondominant ekstremitede ayak arka lateralinin hafif dokunma duyusu ile düşme riski arasında ilişki bulundu (r= -0,386, p<0,05). Dominant ekstremite lateral malleol vibrasyon duyusu ile dinamik denge öne uzanma pozisyonu arasında ilişki bulundu (r= 0,380, p<0,05). Sırt ekstansörleri (r=0,403) dinamik dengeyi, abdominaller statik (r=0,470) ve dinamik dengeyi (r=0,430) etkilediği bulundu (p<0,05). Alt ekstremitede değerlendirilen kaslar statik [Gluteus maksimus (r=0,522), kalça fleksörleri (r=0,421), hamstring (r=0,473)] ve dinamik dengeyi [Kalça fleksörleri(r=-0,423), quadriceps femoris (r=-0,384)] etkilemektedir (p<0,05). Alt ektremitede değerlendirilen kasların çift adım uzunluğu [Sırt ekstansörleri (r=0,391), gluteus maksimus (r=0,406), hamstring(0,410), kalça fleksörleri (0,371)], yürüyüş hızı [Abdominaller(r=-0,548), kalça fleksörleri(-0,547), gluteus maksimus(-0,660), hamstring (-0,517)], adım genişliği [Hamstring (0,471)] gibi yürüyüş parametrelerini etkilemektedir (p<0,05). Sırt ekstansörleri (r=-0,420), kalça fleksörleri (r=-0,379), gluteus maksimus (r=-0,447) ve hamstring (r=-0,406) kas kuvvetinin düşme riskini ile ilişkisi vardır (p<0,05). Hafif dokunma ve vibrasyon duyusunun düşme, TADT ve yürüyüşü anlamlı olarak etkilemediği bulundu (p>0,05). Hafif dokunma duyusunun YDT'yi pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği bulundu (p<0,05). Taban altı duyusunun denge, yürüyüş ve düşme riski üzerine etkilerinden dolayı değerlendirilmesi ihmal edilmemeli, fonksiyonel ve günlük yaşam aktivitelerinde daha güvenli hareket edebilmesi için denge probleminin sebebi ve dengeyi olumsuz etkileyen faktörler bilinmeli ve MS'li bireylerin rehabilitasyon programını kombine şekilde planlanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Denge, duyu, Multipl skleroz, yürüyüş.

DengeDokunmaDuyular+7
Gülsüm Demir
Necmettin Erbakan University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diparetik serebral palsili çocuklarda motor ve kognitif ikili görevin yürüme ve dengeye etkisi

Bu çalışmanın amacı diparetik serebral palsili çocuklarda motor ve kognitif ikili görevin yürüme ve dengeye etkisini araştırmaktır. Çalışmaya 8-12 yaş aralığında olan, Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi'ne (KMFSS) ve El Becerileri Sınıflandırma Sistemi'ne (EBSS) göre seviye 1 veya 2 olan 24 (kız: 10, erkek: 14) diparetik serebral palsi tanılı çocuk dahil edildi. Çocukların demografik özellikleri demografik veri formu, yürüme hızları 10 metre yürüme testi, kadans hesaplaması, denge değerlendirmeleri Süreli Kalk Yürü Testi (SKYT) ve Dört Adım Kare Testi (DAKT) ile değerlendirildi. Çocuklardan üzerinde içi boş plastik bir kutu bulunan tepsiyi taşıyarak motor ikili görevi gerçekleştirmeleri ve K harfi ile başlayan hayvan isimlerini sayarak kognitif ikili görevi gerçekleştirmeleri istendi. Bu çalışma sonucunda diparetik serebral palsili çocukların tüm parametrelerde tekli görev performanslarının ikili göreve göre daha iyi olduğu bulundu. Çocukların tekli görev-motor ikili görev, tekli görev-kognitif ikili görev ve motor ikili görev-kognitif ikili görevler sırasındaki yürüme hızları ortalamaları arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Çocukların tekli görev-motor ikili görev, tekli görev-kognitif ikili görev ve motor ikili görev-kognitif ikili görevler sırasındaki kadans ortalamaları arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Çocukların tekli görev-motor ikili görev, tekli görev-kognitif ikili görev ve motor ikili görev-kognitif ikili görevler sırasındaki SKYT'ni ve DAKT'ni tamamlama süresi ortalamaları arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Diparetik serebral palsili çocuklarda motor ve kognitif ikili görev yürüme ve dengeyi etkilemektedir.

BilişBilişsel işlevlerKadans+6
Seda Bayramoğlu
Pamukkale University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bariatrik cerrahinin kuadriseps (Q) açısı, yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri, fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi üzerine etkileri

Bariatrik Cerrahinin Q Açısı, Yürüyüşün Zaman-Mesafe Karakteristikleri, Fiziksel Aktivite ve Yaşam Kalitesi Üzerine Etkileri Bu çalışmada, bariatrik cerrahi öncesi ve sonrası bireylerde Kuadriseps (Q) açısı, yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri, fiziksel aktivite ve yaşam kalitesindeki değişiklikler incelendi ve bu parametreler arasındaki ilişkiler sorgulandı. Çalışmada, gönüllü 30 obez bireyin bariatrik cerrahi öncesi ve 3 ay sonrasındaki durumları ele alındı. Q açısı gonyometreyle, yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri BTSG-Walk® cihazıyla, fiziksel aktivite IPAQ-kısa formla ve yaşam kalitesi IWQOL-Lite anketiyle, hamstring esnekliği popliteal açı ölçümü yapılarak gonyometreyle, Rektus Femoris ve İliopsoas kaslarının esnekliği Modifiye Thomas testiyle, lumbal ekstansörlerin esnekliği Otur-Uzan testiyle değerlendirildi. Katılımcıların ağırlık ortalaması cerrahi öncesi 128.10±16.22, 3. ayda 100.43±12.59 kg hesaplandı; VKİ, göğüs, bel, kalça ve uyluk çevresi ölçümlerinde azalma belirlendi (p<0.001). Cerrahi öncesi ve sonrası Otur-Uzan testi, hamstring ve iliopsoas kaslarınındaki esneklik değerlerinde ve Q açısı ölçümlerinde farklılık gözlendi (p<0.05). Bireylerin hız ortancasının cerrahi öncesinde 56.80 m/sn (min-maks:26.20-90.60), 3 ay sonra 67.80 m/sn (min-maks:36.40-122.50) olduğu görüldü (p<0.001). Fiziksel aktivite puanında cerrahi sonrasında anlamlı yükseliş gözlendi (p<0.001). Sonuç olarak bariatrik cerrahi sonrası bireylerin Q açısı ölçümlerinde azalma, yürüyüşün zaman-mesafe karakteristiklerinde normalleşme, fiziksel aktivite düzeylerinde, yaşam kalitesinde ve kas kısalık/esneklik parametrelerinde artış görüldü. Bunun sebebinin kilo vermeyle alt ekstremiteye binen yükün azalması ve bireylerin hareket kabiliyetlerinin artması olabileceği, ayrıca kilo vermeyle fiziksel aktivite düzeyi artan bireylerin yürüyüş parametrelerinin normal değerlere yaklaşacağı ve yaşam kalitelerinde düzelme görüleceği sonucuna varmaktayız. Anahtar Kelimeler: Bariatrik cerrahi, fiziksel aktivite, q açısı, yaşam kalitesi, yürüyüş

Fiziksel aktiviteKuadriceps femorisObezite cerrahisi+2
Neslihan Fırat
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Bebeklerde ve annelerinde bebek-taşıyıcısının postüral denge üzerindeki akut etkisinin araştırılması

Bir bebeği taşımak insanlık tarihi boyunca var olan, doğal ve evrensel bir insan davranışıdır. Bebek-taşıyıcıları birçok kültürde yaygın bir uygulamadır. Bebek-taşıyıcısı, bebekle annenin ve/veya bakım verenin duygusal ilişkisinde gelişme sağlaması, taşıyıcıya sunduğu kolaylık ve hareket özgürlüğü ile de yaygın bir şekilde kullanılmaya devam etmektedir. Bu çalışmada bebeklerde ve annelerinde bebek-taşıyıcısının postüral denge üzerine akut etkisini incelemek amaçlanmıştır. Çalışmaya Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nörolojisi Bölümü'nden Sağlıklı Çocuk Polikliniği'ne yönlendirilen 4-10 ay yaşında 30 bebek ve anneleri dahil edilmiştir. Araştırmalar Altunizade Acıbadem Hastanesi Yürüyüş Analizi Laboratuvarı'nda gerçekleştirilmiştir. Bebek-taşıyıcısının bebeklerde ve annelerinde postüral denge üzerindeki akut etkileri araştırılacak olup bu doğrultuda öncelikle bebekler ve anneleri için demografik değerlendirme formu uygulanmıştır. Çalışmaya katılmayı kabul eden ve dahil edilme kriterlerini karşılayan annelerin demografik bilgi formu doldurulurken boy (m) ve ağırlık (kg) ölçümleri araştırmacı fizyoterapist tarafından gerçekleştirilen ağırlık (kg) / boy2 (m2) formülü ile vücut kitle indeksi hesaplamaları yapılmıştır. Bu antropometrik ölçümlere ek olarak kalça eklemi hareket açıklığı ölçümleri yapılmıştır. Sonrasında 3D hareket analizi sistemi (VICON) ile 15 dakika normal yürüme sırasında, 15 dakika bebeklerini kucakta taşıma sırasında, 15 dakika bebeklerini bebek-taşıyıcısı ile önde taşıma sırasında ve 15 dakika bebeklerini bebek-taşıyıcısı ile arkada taşıma sırasında kütle ağırlık merkezi değişimi ve postüral denge değerlendirilmiştir. Ayrıca VICON değerlendirme yürüyüşlerinden önce ve sonra Visual Analog Skalası ile yorgunluk, ağrı ve konfor sorgulanarak toplam değerlendirme ve uygulama süresi 1 saat olmuştur. Çalışmanın sonunda, annelerde bebek-taşıyıcısı kullanımıyla kütle çekim merkezinin denge sınırları içinde korunduğu, yerçekimi tepki kuvvetinin kontrolünün arttığı ve postüral dengenin geliştiği görülmüştür. Postüral dengenin, bebek-taşıyıcısının önde kullanıldığında bebeğin kollarda taşınmasına veya bebek-taşıyıcısının arkada kullanılmasına oranla daha stabil olduğu saptanmıştır. Ayrıca lordotik postürde normal yürümeye göre önde bebek-taşıyıcısı kullanılmasının postürün korunmasına destek olabildiği, kütle çekim merkezinin kontrolünü arttırabildiği ve postüral dengenin geliştirilmesini sağlayabildiği görülmüştür. Literatür ve çalışmamızın sonuçları göz önüne alınırsa, bebek-taşıyıcısı kullanımının sağlıklı tüm annelere önerilebileceği sonucuna varılmıştır.

AnnelerBebeklerDenge+6
Sevgi Pehlivan
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozlu olgularda ve sağlıklı adölesanlarda yürüme parametrelerinin karşılaştırılması

Bu çalışma, adölesan idiyopatik skolyozlu (AİS) ve sağlıklı adölesanlarda yürüyüş farklılıklarını değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Ayrıca AİS'li olguların yürüyüş parametreleri ve diğer değişkenleri arasındaki korelasyonu değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmaya 40 adölesan birey dahil edilmiştir. Bu bireylerden 20'si AİS'li olgu iken 20'si sağlıklı adölesandan oluşmaktaydı. Bu çalışmada her bir olgunun yürüme analizi Biodex Ağırlıksız Sistem (Inc. Shirley, USA) ile, omurga deformitesi algılarını Walter Reed Görsel Değerlendirme Skalası (WRGDS) ile, gövde deformitesinin öz algısı Gövde Görünüm Algı Skalası (GGAS) ile, yaşam kalitesi Skolyoz Araştırma Derneği -22 (SRS-22) ile, ve hareket korkusu ise Tampa Kinezyofobi ölçeği (TKÖ) ile değerlendirildi. Çalışmamızın sonuçlarına göre; AİS'li olguların sağlıklı kontrol grubu ile kıyaslandığında daha kısa tek ayak üzerinde kalma süreleri (p=0,028), daha kısa ortalama adım döngüsü (p=0,003), daha uzun ortalama sağ adım uzunluğu (p=0,035), daha uzun ortalama sol adım uzunluğu (p=0,039) ve daha kötü ambulasyon indeksleri (p=0,036) anlamlı farklılıklar olduğu gösterilmiştir. Buna ek olarak AİS'li grubun Cobb açısı ile WRGDS ve GGAS arasında, Ortalama Yürüyüş Hızı (OYH) ile yaş, TADT, TKÖ ve OAD arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak AİS'li olguların sağlıklı adölesanlar ile kıyaslandığında bazı yürüme parametrelerinin normalden sapmalar gösterdiği tespit edilmiştir.

ErgenlerHareket korkusuSkolyoz+4
Ammar Ahmed Ibrahım Al-azzawı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil itaatsizlik bağlamında örnek eylem karşılaştırması: Adalet Yürüyüşü ve Tuz Yürüyüşü

Sivil itaatsizlik, normlardan, yasalardan ve var olan düzenden bir amaç doğrultusunda koparak, bu amaç etrafında toplanmayı kabul etmiş makul sayıda kişinin şiddetsiz bir adım atmayı planladıkları durumda amacın gerçekleştirilmesine bağlı olarak ortaya çıkacak olan hukuki ve politik sorumlulukların kabul edildiği eylem türüdür. Bu çalışma ortak adalet anlayışı etrafında toplanan kitlenin, silahsızlanmayı esas alarak gerçekleştirme yönünde eğilim gösterdiği, sivil itaatsizlik olgusuna ilişkin kavramsal çerçevenin belirlenmesi ışığında kavramın özelliklerine ilişkin elde edilen verilerin sentezlenerek örnek eylem Tuz Yürüyüşü ve Adalet Yürüyüşü'ne ilişkin bir değerlendirme sunmayı amaçlamaktadır. Elde edilen bulgular Tuz Yürüyüşü ve Adalet Yürüyüşü'nde sivil itaatsizlik olgusunun nasıl konumlandığını ve örnek eylemlerin pasif direniş modeli oluşturup oluşturmadıklarına ilişkin saptamaya katkı sağlamak adına açıklanacaktır.

Adalet YürüyüşüEylemSilahsızlanma+4
Gizem Avcı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geç dönem spastik serebral palside dinamik dengenin fonksiyonel düzey ve yürüme temposuna etkisi

DEMİRÖZ, İ. Geç Dönem Spastik Serebral Palside Dinamik Dengenin Fonksiyonel Düzey ve Yürüme Temposuna Etkisi. Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018. Bu çalışma, geç dönem spastik serebral palside dinamik dengenin fonksiyonel düzey ve yürüme temposuna etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışma, 15 yaş ve üstü spastik serebral palsi tanısı alan yirmi dört olgu ile gerçekleştirildi. Bireylerin klinik ve demografik bilgileri kaydedildi. Tüm bireyler Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemine (KMFSS) göre gruplandırıldı, motor limitasyon düzeyini gösteren KMFSS'ye göre seviye 1'deki bireyler çalışmaya alındı. Fonksiyonel düzey için Kaba Motor Fonksiyon Ölçümü (KMFÖ-88) kullanıldı. Dinamik dengenin değerlendirilmesinde Dört Adım Kare Testi (DAKT) ve öne fonksiyonel uzanma testinden yararlanıldı. Bireylerde yürüme temposu ile düşme korkusuna bakıldı. Düşme korkusu için Vizüel Analog Skalası (VAS) kullanıldı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, DAKT ile KMFÖ arasında kuvvetli anlamlı ilişki bulundu. Fonksiyonel düzey arttıkça dinamik dengenin de arttığı görüldü (p<0,05). DAKT ile yürüme temposu arasında anlamlı ilişki olduğu gözlendi. Dinamik denge ile birlikte yürüme temposunun da arttığı belirlendi (p<0,05). Düşme korkusu ile DAKT arasında güçlü anlamlı ilişki bulundu. Korku arttıkça dinamik dengenin azaldığı görüldü (p<0,05). Sonuç olarak; dinamik dengenin fonksiyonel düzey ve yürüme temposu ile ilişkili olduğu, dinamik denge geliştikçe fonksiyonel düzeyin ilerlediği ve yürüme temposunun arttığı gözlendi.

DengeSerebral palsiYürüme+1
Halil İbrahim Demiröz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Serebral palside gövde stabilizasyon egzersizlerinin yürüyüş hızına ve gövde dengesine etkisi

Bu çalışma Serebral Palside gövde stabilizasyon egzersizlerinin yürüyüş hızına ve gövde dengesine etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya Şanlıurfa ilinde Özel Urfa Çınar Rehabilitasyon Merkezinde yaşları 10-18 yıl arasında değişen, Kaba Motor Sınıflama Sistemine göre seviyeleri I ve II olan, 25 hemiplejik serebral palsi tanısı almış çocuk dahil edildi. Bireyler kapalı zarf usulüyle egzersiz grubu (n=13) ve kontrol grubu (n=12) olarak 2 gruba ayrıldı. Kontrol grubuna geleneksel fizyoterapi uygulaması yapıldı. Egzersiz grubuna ise geleneksel fizyoterapi uygulamasıyla birlikte gövde stabilizasyon egzersizleri uygulandı. Egzersizler 8 hafta boyunca haftada 2 kez olacak şekilde yapıldı. Katılımcılar 8 haftalık egzersiz programından önce ve sonra değerlendirilmeye alındı. Bireylerin yürüme hızını değerlendirmek için 1 dakikalık yürüme testi (1DYT) kullanıldı. Gövde dengesi için pediatrik denge ölçeği (PDÖ) ve gövde etkilenim ölçeği (GEÖ) kullanıldı. 1 DYT ve PDÖ değerleri yönünden her iki grupta da, tedavi öncesine göre tedavi sonrasında gelişme olduğu görüldü (p<0,001). Ancak gruplar karşılaştırıldığında iki grup arasında fark olmadığı belirlendi (p>0.05). Gövde etkilenim ölçeğinin toplam puanları açısından grupların benzer etki gösterdiği (p>0.05), ancak GEÖ statik bölümünün kontrol grubunda, GEÖ dinamik ve koordinasyon bölümünün ise egzersiz grubunda daha iyi sonuçlar verdiği (p<0.05) bulundu. SP'li bireylerin gövde dengesinin ve yürüyüş hızlarının artırılmasında gövde stabilizasyon egzersizleri ve geleneksel fizyoterapi yöntemleri aynı etkileri gösterdi. Gövde stabilizasyon egzersizleriyle ilgili farklı SP tiplerini içeren uzun dönem çalışmalara ihtiyaç vardır.

Beden stabilizasyonuDengeEgzersiz+5
Mehmet Serdar Mengüç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Geriatrik diz osteoartritlilerde modifiye otago ve nöromuskuler egzersiz programlarının düşme, yürüyüş, fiziksel fonksiyon ve yaşam kalitesine etkilerinin araştırılması

Bu çalışma geriatrik diz osteoartritlilerde Modifiye Otago ve Nöromuskuler egzersizlerin düşme, yürüyüş, fiziksel fonksiyon ve yaşam kalitesine etkilerini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmada 88 birey yer aldı ve bireyler Modifiye Otago, Nöromuskuler ve Kontrol grubu olarak üçe ayrıldı. Bütün gruplara geleneksel fizyoterapi uygulamaları (Hotpack + Ultrason (US) + Transkutanöz Elektrik Stimülasyonu (TENS) yapıldı. Egzersiz gruplarına bu uygulamalara ek olarak Modifiye Otago ve Nöromuskuler egzersizler klinik ortamda haftada 2 gün, 12 hafta fizyoterapist eşliğinde yaptırıldı. Kontrol grubu sadece takip edildi. Hastalar tedavi öncesi ve sonrası temel parametreler açısından değerlendirildi. Bireylerde denge ve düşme riski için Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ve Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT), düşme korkusu için Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDES), semptomlar ve fonksiyon için Western Ontario and McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC), kinezyofobi için Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ), fonksiyonel kapasite için 6 dakika yürüme testi (6DYT), yaşam kalitesi için Nottingham Sağlık Profili (NSP), ağrı için McGill Kısa Form (MKF) anketi, yürümenin spatio-temporal değişkenleri için "Gait Analyzer" adlı android tabanlı bir akıllı telefon uygulaması kullanıldı. Eklem pozisyon hissi (EPH) gonyometre ile ölçüldü ve diz fleksiyonu 30° ve 60° hedef açılar olarak belirlendi. Tedavi sonrası egzersiz yapan grupların egzersiz deneyimleri cevapları 0-10 arasında değişen üç soru sorularak değerlendirildi. Modifiye Otago ve Nöromuskuler egzersizlerin kontrol grubuna göre düşme riskini ve düşme korkusunu azalttığı, dengeyi artırdığı, klinik semptomları ve ağrıyı azalttığı, fonksiyonu ve yaşam kalitesini artırdığı, yürümenin spatio-temporal parametrelerinde olumlu değişiklikler sağladığı ve eklem pozisyon hissinde kısmen iyileşme sağladığı görüldü (p<0,05). Egzersiz grupları karşılaştırıldığında Modifiye Otago grubu Nöromuskuler egzersiz grubuna göre yaşam kalitesi ve ağrı üzerinde daha olumlu sahipti (p<0,05). Ayrıca bu grupta bireyler egzersizleri daha az sıkıcı ve daha az yorucu olarak değerlendirdi (p<0,001). Modifiye Otago ve Nöromuskuler egzersizlere geriatrik diz osteoartritli bireylerin tedavi programlarında olası düşmeleri azaltmayı amaçlayan egzersizler olarak yer verilebilir. Bireylerin uyum ve memnuniyeti açısından Modifiye Otago egzersizlerinin daha üstün ve bu nedenle daha tercih edilebilir sonucuna varıldı.

Diz eklemiDüşmeDüşme kazaları+6
Mehmet Ercan Odabaşıoğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemiplejik hastalarda unilateral ve bilateral ayak-ayak bileği ortezinin denge, yürüyüş, performans ve günlük yaşam aktiviteleri üzerine etkilerinin araştırılması

Çalışmamızın amacı, hemiplejik hastalarda unilateral ve bilateral ayak-ayak Bileği ortezi (AFO)'nin denge, yürüyüş, performans ve günlük yaşam aktiviteleri üzerine etkilerinin araştırılmasıdır. Çalışmaya yaş ortalaması 59,16±12,99 yıl olan, Brunnstrom evrelemesinde alt ekstremite evre 3 ve üstü olan, koopere 38 birey dahil edildi. Bireyler bilateral ve unilateral AFO'lu olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Gruplar, tedavi öncesi AFO'lu ve 6 hafta sonra tedavi sonrası AFO'lu olarak değerlendirildi. Tüm hastalarda 6 haftalık süre boyunca AFO kullanımıyla birlikte aldıkları konvansiyonel tedaviye devam edildi. Bireylerde; statik dengeyi ölçmek için Tek Ayak Üzerinde Durma Testi, dinamik dengeyi değerlendirmek için Berg Denge Ölçeği (BDS) ve Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT), yürüme hızını ölçmek için 10 Metre Yürüme Testi (10MYT), yürüme mesafesini değerlendirmek için 1 Dakika Yürüme Testi (1DYT) ve günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığı ölçmek için Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ) kullanıldı. Elde edilen veriler sonucunda, grupların kendi içindeki tedavi öncesi ve tedavi sonrası değerlendirmelerine bakıldığında, statik ve dinamik dengede, yürüyüş hızı ve yürüme mesafesinde ve fonksiyonel bağımsızlıkta tedavi sonrası lehine iyileşmeler gözlendi (p<0,001). Bu parametreler açısından unilateral ve bilateral AFO'lu olarak gruplar karşılaştırıldığında ise, grupların benzer olduğu görüldü (p>0,05). Sonuç olarak, hemiplejik hastalarda denge, yürüyüş, performans ve günlük yaşam aktiviteleri açısından unilateral AFO ile bilateral AFO kullanımının aynı etkilere sahip olduğu belirlendi. Statik AFO kullanılarak yürüyüş simetrisi açısından değerlendirilmelerin yapıldığı ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hemipleji, Ortez, Ayak-Ayak Bileği Ortezi, Bilateral, AFO.

AyakAyak bileğiGünlük yaşam+5
Canan Ölçer
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu yürüyüş rotalarının belirlenmesi ve haritalandırılması üzerine bir araştırma

Bireylerin sosyal yaşamında gerçekleşen değişimlere paralel olarak seyahat ve tatil alışkanlıkları da değişmekte ve buna bağlı olarak alternatif turizm türleri her geçen gün daha fazla popülerlik kazanmaktadır. Bu çalışmada doğa temelli bir alternatif turizm türü olan doğa yürüyüşü etkinlikleri ve Kastamonu'nun doğa yürüyüşü rotalarının belirlenmesi konuları işlenmiştir. Kastamonu coğrafi yapısı ile doğa yürüyüşü vb. faaliyetler için oldukça elverişli koşullara sahiptir. Çalışmanın amacı Kastamonu ilinde yer alan mevcut ve potansiyel doğa yürüyüşü rotalarının tespiti, haritalandırılması, coğrafi verilerinin işlenmesi ve dokümanlar halinde rota veri tabanının oluşturulmasıdır. Oluşturulan rota veri tabanı literatürde yazılı kaynak oluşturacak, pratikte ise bölgeyi ziyaret eden doğa yürüyüşçüleri için yol gösterici bir çalışma olacaktır. Bu kapsamda öncelikle Kastamonu'da doğa yürüyüşü faaliyetlerinin mevcut durumu ve bu faaliyetlerde kullanılan rotalar ortaya konmuştur. Elde edilen veriler ve saha çalışmaları ile mevcut rotalara ek olarak alternatif doğa yürüyüşü rotaları tespit edilmiş ve GPS uygulaması ile kayıt altına alınmıştır. Ayrıca nitel araştırma yöntemlerinden görüşme formu tekniği kullanılarak Kastamonu'da doğa yürüyüşü faaliyetlerine katılan bireylerin mevcut durumu, yürüyüş rotalarına ait görüşleri ve rotalardan beklentileri belirlenmiştir. Bu kapsamda çalışmada Kastamonu'da faaliyet gösteren Kastamonu Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü Derneği (KADASK) bünyesinde yönetim ve eğitici kademesinde yer alan uygun 16 kişi ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda Kastamonu'da yer alan ve doğa turizmi kapsamında kullanılabilecek 16 doğa yürüyüşü rotası tespit edilmiş ve coğrafi bilgileri toplanarak haritalandırılması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca görüşme formu kapsamında gerçekleştirilen SWOT (GZFT) analizi çalışması ile mevcut rotaların güçlü-zayıf yönleri ile tehditleri ve fırsatları tespit edilmiş, bölgede yer alan rotaların ve doğa yürüyüşü faaliyetlerinin geliştirilmesi adına öneriler sunulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Kastamonu, Doğa turizmi, Doğa yürüyüşü, Doğa yürüyüşü rotası, Rota

Doğa turizmiEkoturizmKastamonu+4
Coşkun Kara
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bireyleri doğa yürüyüşlerine katılıma motive eden nedenlerin belirlenmesi: Ankara örneği

Bu çalışmanın amacı, bireylerin doğa yürüyüşlerine katılımını motive eden nedenlerin belirlenmesidir. Çalışmaya, Ankara ilinde bulunan, gönüllü spor birlikleri bünyesinde doğa yürüyüşlerine katılan 164 erkek ve 138 kadın olmak üzere toplam 302 doğa yürüyüşçüsü gönüllü olarak katılmıştır.DYKMÖ'nin bireyleri doğa yürüyüşlerine katılımı motive edecek nedenleri içeren 46 maddeden (1) sosyal, (2) sağlık, (3) eğitim, (4) zaman ve (5) gözlem olmak üzere 5 alt boyuttan oluşmaktadır. DYKMÖ'nde katılımcılardan doğa yürüyüşlerine katılmalarında etken olabileceği düşünülen nedenlerin önem derecesini ?Kesinlikle Katılıyorum (1)? ve ?Kesinlikle Katılmıyorum (5)? şeklinde 5'li Likert tipi ölçek üzerinde değerlendirmeleri istenmiştir.DYKMÖ'nin geçerliliğini test etmek için Temel Bileşenler (Principle Component) faktör analizi yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliğini test etmek için hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı ,70 ?gözlem? ile ,87 eğitim arasındadır. Araştırmada kullanılan anketin 5 alt boyutunda doğa yürüyüşlerine katılan bireylerin cinsiyetlerine ve medeni hallerine göre farklılığı test etmek için yapılan t-test analizi sonuçlarına göre, anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.ANOVA sonuçlarına göre, yaş, ekonomik durum, sahip olduğu boş zaman süresi ve doğa yürüyüşlerine katılım sıklığı değişkenlerinde anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Yine ANOVA sonuçlarına göre, yetiştiği çevre değişkeninde anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir.Sonuç olarak, bireyleri doğa yürüyüşlerine katılıma motive ettiği kabul edilen sosyal, eğitim, zaman ve gözlem alt boyutlarının, bireyleri doğa yürüyüşlerine katılıma motive eden faktörler olarak yer aldıkları söylenebilir.

AnkaraMotivasyonSpor+2
Erdoğan Ekinci
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Genç sedanter bireylerde tip 1 lif oranı yüksek kaslara yönelik yapılan ilerleyici dirençli egzersizin aerobik kapasiteye etkisinin incelenmesi

Aerobik kapasite bireylerin fiziksel uygunluk düzeyini hem belirleyen hem de sınırlayan önemli bir kriterdir. Aerobik egzersizler bu kapasitenin gelişimi için önemli bir anahtar olmakla birlikte bu egzersizlerin uygulanması her birey için her zaman mümkün olmamaktadır. Bu çalışmada aerobik egzersizlere bir alternatif olarak, tip 1 lif içeriği en yüksek olan ve oksidatif özellik gösteren beş farklı kasa yönelik yapılan ilerleyici dirençli egzersiz programının genç sedanter bireylerde aerobik kapasiteye etkisi incelenmiştir. Araştırma uluslararası fiziksel aktivite anketi (UFAA) skoruna göre sedanter oldukları belirlenen 36 gönüllü ile gerçekleştirildi. Antropometrik ölçüm ve bioempedans yöntemi ile vücut kitle indeksi ve yağsız vücut ağırlığı gibi veriler elde edildi. Aerobik kapasitenin belirlenmesi için kardiyopulmoner egzersiz testi uygulanarak, VO2 maks ve anaerobik eşik zamanı ölçüldü, ayrıca solunum yedeği gibi bazı ilişkili parametreler saptandı. Altı hafta süren bu araştırmada gönüllüler üç gruba ayrılarak, birinci gruba beş kasa (soleus, tibialis anterior, biceps femoris, adduktor magnus ve vastus medialis) yönelik ilerleyici dirençli egzersiz programı, diğerine maksimal kalp hızının %65-75'inde yürüyüş egzersizi yaptırıldı. Kontrol grubu ise herhangi bir egzersiz yapmadı. Tip 1 lif ağırlıklı kaslara yönelik ilerleyici dirençli egzersiz ile VO2 maks'da, aynı süreli yürüyüş egzersizi yapan gruba ve kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde artış tespit edildi. (p=0.032, p=0.02). Solunum yedeği ilerleyici dirençli egzersiz grubunda başlangıçta %51.5 iken %38.7'ye düştü. Anaerobik eşik zamanı dirençli egzersiz grubunda 12:31±03:56 dk iken 13:45±03:00 dk oldu. Ancak yürüyüş grubu ve kontrol grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı farklılık tespit edilemedi (p=0.561, p=0.194). Bu bulgular bu egzersiz protokolünün yürüyüş, yüzme gibi aerobik egzersizleri yapamayan bireylerde faydalı olabileceğini düşündürmektedir.

Aerobik güçEgzersizKaslar+4
Elif Şahin
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Comparison of the pressure sensor and inertial measurement units based gait and movement analysis methods in healthy individuals

Gait and movement disorders are common as a component of neurodegenerative diseases and normal aging. The main tool for the clinical evaluation of gait and movement disorders is physical and neurological examination. However, this method is only semi-quantitative, and it is generally insufficient for the measurement of slowly progressing movement disorder symptoms and evaluation of treatment response. Therefore, there is a need for more sensitive quantitative measurement methods that can be used in the clinical evaluation of gait and movement disorders. Pressure sensitive platforms and wearable sensor systems are the two main tools that have been used in the quantitative analysis of gait and movement in recent years. In particular, wireless and wearable sensor systems can be used for continuous and objective monitoring of movement and provide broad information on disease progression. However, in order for these systems to be used clinically, their normal values must first be determined and compared with each other. In this study, we aimed to create a normative data set from healthy controls for motion-based parameters, and compare it with the pressure platform system, which is another system used for gait analysis, by first focusing on inertial sensors used for motion analysis. Parkinson's disease (PD) is one of the neurodegenerative diseases that most commonly affects walking and movement. Movement patterns are important indications of a person's functional health situation and crucial to provide appropriate analysis. Disturbances in spatiotemporal parameters, impaired posture and balance, decreased arm swing, and decreased range of motion in the pelvic and lower extremity joints are well-known clinical features of Parkinson's disease (PD) and are often observed even in the early stages. The second aim of this thesis study is to examine the literature studies on sensory gait analysis in Parkinson's disease and to determine the current situation in this field. As a result of this thesis, we obtain reference values with two sensor-based devices to aid researchers and clinicians in their assessments and treatments of movement deficit. With advancement in the quantitative analysis techniques may be highly beneficial for interpreting a person's gait dysfunction.

Pressure sensorsMotion analysisMovement disorders+5
Sümeyra Sağlam
Koç University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adımlamak şehirde yaşayan insanların yürüme eylemine olan yaklaşımının değişimi

Bu yüksek lisans tez çalışmasında insanın yürüme eylemi ele alınmıştır. Şehir hayatı, modernleşme, yürüme eylemi arasında kimi bağlantılar kurulmuştur. İnsanın yaşadığı alanı anlamlandırmak istemesi, şehrin biçimlenişinde yol gösterici olmuştur. Dolayısıyla da şehirler günlük hayat pratiklerine uygun bir şekilde planlanmıştır. Bu da şehirlerin yürümeye uygun olacak biçimde planlamasını sağlamıştır. Tarih boyunca yapılan keşiflerde; yürüme, yer değiştirme belirleyicidir. Antik Yunanda felsefe etkinliğinin yürüyerek yapılması, yürümenin önemini ortaya koyar. Modern şehirlerin kurulmasıyla flanörler, yani şehri yürüyerek keşfe çıkan kişiler ortaya çıkmıştır. Şehir ortamından bunalan insan, doğa yürüyüşlerine yönelip, doğayı yeniden keşfetmeye başlamıştır. Adımlamak başlıklı bu kısa belgesel filmi de modern şehirlerin insanın yürüme eylemine olan etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu nedenle antik yollar, efsaneler, Karia Yolu yürüyüş rotası keşif yolculuğu içine alınmıştır.

Belgesel filmDoğa yürüyüşüKentler+5
Süeda Nuris Güzelordu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2021
00

Related subjects