
768
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Resmi ve özel kurumlara bağlı çocuk koroları profilinin incelenmesi
Bu araştırma, Resmi ve Özel Kurumlara Bağlı Çocuk Koroları profilini belirlemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmada; gerekli nitel verileri toplamak için kaynak tarama, alt problemlere ilişkin verileri toplamak için ise bu korolarda eğitim almakta olan çocukların anne ve babalarına anket uygulanmıştır. Ayrıca, çocuk korolarının olanaklarını ve şeflerin profilini belirlemek için görüşme yöntemi uygulanmıştır. Anket uygulamaları frekans (f) ve yüzde (%) değerlerinden oluşan tablolarla ortaya konulmuştur, görüşme verileri ise betimsel analiz yöntemi kullanılarak şekillerle sergilenmiştir.Araştırmanın örneklemi, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Çocuk Korosu*(Türkiye Çocukları ve Melodi ), TRT Ankara Çocuk Korosu*( Üretim ve Hazırlık), TPKD Çocuk Korosu, SCA Müzik Vakfı JM Çocuk Korosu, Hacettepe Çocuk Korosu ve Başkent Üniversitesi Çocuk Korosu ve bu korolarda eğitim alan çocukların ailelerinden seçilerek oluşturulmuştur.Sonuç olarak, anne- baba profili çoğunlukla orta yaş grubunda, bir üniversite mezunu, ekonomik olarak orta düzeyde ve müzikle amatör olarak ilgilenen bireyler olarak belirlenmiştir. Bu korolarda eğitim alan çocukların çoğunluğunu kızların oluşturduğu 7-14 yaş aralığında olan çocuklar olduğu, bu eğitimin çocuklar tarafından severek yapıldığı için uzun zaman sürdürüldüğü, çocukların çoğunlukla spor, resim, dans, tiyatro gibi çeşitli sosyal etkinliklerde de yer aldığı belirlenmiştir. Bu koroların olanaklarının genel olarak çalışma mekânı olarak elverişli olduğu, çoğunlukla yardımcı şef ve piyano eşlikçileri ile birlikte çalıştıkları, koronun giderlerinin genellikle kurum ve aile tarafından karşılandığı ve yılda en az bir defa konser verdikleri belirlenmiştir. Bu korolarda görev yapan koro şeflerinin ise üniversitelerin müzikle ilgili bölüm ve anabilim dallarından mezun oldukları ve çoğunlukla lisansüstü eğitimi aldıkları ayrıca çocuk korolarında uzun yıllardır görev yaptıkları belirlenmiştir.
Görsel sanatlar dersi kapsamında yapılandırmacı yaklaşım ile davranışçı yaklaşım etkilerinin 5.sınıf öğrencileri üzerinde karşılaştırılması (Çubuk örneği)
Araştırma; 2008-2009 Eğitim-Öğretim yılında, Atatürk İlköğretim Okulu'nda deney ve kontrol grupları olarak atanan 5. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir.Görsel Sanatlar Eğitiminde yapılandırmacı öğrenme yaklaşımı ile davranışçı öğrenme yaklaşımının etkililiğini karşılaştırmaya yönelik olarak yapılan bu araştırma, deneme modellerinden sontest kontrol gruplu modele göre desenlenmiştir. Araştırma için gerekli veriler uygulama sonunda yapılmış olan son-testle toplanmış olup, bu testlerin yanı sıra verilen araştırma ödevlerinin ve uygulama esnasında öğrencilerden alınan dönütler de veri toplama aracı olarak kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar şöyledir:Yapılandırmacı yaklaşıma dayalı görsel sanatlar öğretiminin izlendiği deney grubu öğrencileri ile davranışçı öğretim yönteminin kullanıldığı kontrol grubu öğrencilerinin, deneysel işlem sonrası, toplam puan düzeyleri arasında, deney grubu lehine anlamlı bir farklılık vardır.Yapılandırmacı yaklaşıma dayalı görsel sanatlar öğretiminin izlendiği deney grubu öğrencileri ile davranışçı öğretim yönteminin izlendiği kontrol grubu öğrencilerinin, deneysel işlem sonrası, malzemede çeşitlilik ve yeniden yorumlama, yöntem ve teknikte çeşitlilik, çalışmada hayal gücüne yer verme, biçim zenginliği, figürlerde hareket ve çalışmanın konuya uygun olması kriterleri arasında, deney grubu lehine anlamlı bir farklılık vardır.Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, Görsel Sanatlar Eğitiminde yapılandırmacı öğrenme yaklaşımının, davranışçı öğrenme yaklaşımına göre daha etkili olduğu ve öğrencilerin bu alandaki bilgi ve becerilerinin davranışçı öğrenme yaklaşımına göre daha olumlu etkilendiği söylenebilir.
Meslek yüksekokularında halıcılık eğitiminin halıcılık sektöründeki yeri, önemi ve halı eksperliği alanına katkısının belirlenmesi
Bu araştırmada, meslek yüksekokullarında halıcılık eğitiminin, halıcılık sektöründeki yerinin, öneminin ve halı eksperliği alanına katkısının belirlenmesi, amaçlanmıştır.Araştırma genel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, 2007-2008 yıllarında ülkemizde reel olarak faaliyetlerini sürdüren el halıcılığı işletmelerinin, sektör mensupları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise rastgele (random) seçilmiş olan 24 farklı ilde faaliyet gösteren el halıcılığı işletmeleri mensupları oluşturmaktadır. Veriler anket yoluyla toplanmıştır. Anket uygulamasına, bölgesel dağılımlar dikkate alınarak tesadüfi yöntemle seçilmiş olan 393 kişi katılmıştır ve hepsi değerlendirmeye alınmıştır.Verilerin çözümünde SPSS 11.0 paket programı kullanılmıştır. Elde edilen veriler, frekans dağılımları, t-test ve korelasyon analizleri ile değerlendirilmiştir.Araştırma bulguları şöyle özetlenebilir: Halı eksperliği eğitimi veren programların gerekli olduğu, el halıcılığı eğitimi almış teknikerlerin eksperlik alanında yeterli olmadığı ve halıcılık programları derslerinde eksperlikle ilgili konularda sorunlar olduğu saptanmıştır. Ekspertiz hizmetlerinde standardizasyon çalışmalarının yapılması gerektiği ve eksperlik hizmetlerinin ülke ekonomisi için önemli olduğu bulgularına varılmıştır.Yükseköğretim kurumlarında halı eksperi mezunu veren bölümlerin açılması, eksperlik hizmetlerinin programlanması ve yapılacak yasal düzenlemelerle sektörde halıcılık teknikeri çalıştırma gerekliliği ortaya çıkmıştır. Ayrıca halıcılık programlarının ortak bir isimde birleştirilmesi, programların alt dallara ayrılabileceği, ortak bir müfredat programının oluşturulması gerekliliği önerilmiştir. Halıcılıkta toplam kalite yönetimi, tetkik analiz ve halıcılıkta sanatsal eleştiri gibi isimlendirilecek derslerin programlara yerleştirilebileceği önerileri ileri sürülmüştür.Anahtar kelimeler: Halıcılık Eğitimi, Halıcılık, Halı Eksperliği
Kopya yönteminin ilköğretim 2. kademedeki (12,13,14 yaş) öğrenci resimlerine etkisi - Batman/Sason İstiklal Kız Yatılı İlköğretim Bölge Okulu örneği
Araştırmada Kopya Yönteminin İlköğretim 2. Kademedeki Çocuk Resimlerindeki Etkisi Ve Önemi ele alınmıştır. Araştırmanın evrenini ülkemizdeki ilköğretim ikinci kademe öğrencileri oluşturmaktadır. Evrenin tümüne ulaşılamadığından Batman ili Sason ilçesi İstiklal Kız Yatılı İlköğretim Bölge Okulunun ikinci kademe öğrencileri araştırmanın örneklemini oluşturmuştur İkinci kademede 14 yaşındaki öğrencilerin yaş sınırlılıkları nedeniyle 60 öğrencilik çalışma grubu oluşturulmuş ve araştırmanın verilerine bu çalışma grubu ile ulaşılmıştır.Araştırma kapsamında, öğrencilerin kopya yöntemi öncesi ve sonrası bilgilerindeki değişikleri belirleyip karşılaştırabilmek için kısa yanıtlı ön sorular, kısa yanıtlı son sorular öğrencilerce cevaplandırılmıştır. Öğrencilerin çalışma öncesi hazırlıklarını, çalışma esnasındaki faaliyetlerini ve çalışma sonrasındaki duygusal kazanımlarını tespit edilmek amaçlı öz değerlendirme formu kullanılmıştır.Araştırmanın uygulama boyutu üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada kopya yöntemi öncesi durumu tespit etmeye yönelik ?annenizin evde yaptığı bir işin resmi? konulu resim çalışması, ikinci aşamada Nuri İyem'in ?un öğüten kadın? adlı eserinin kopyası, üçüncü aşamada ise kopya yöntemi sonrası durumu tespit etmeye yönelik ?annenizin evde yaptığı bir işin resmi? konusu tekrarlanarak resim çalışması yaptırılmıştır. Uygulamanın birinci ve üçüncü aşamalarından elde edilen görsel verilerin analizlerinin yapılmasının ardından birinci ve üçüncü uygulamadan elde edilmiş veriler karşılaştırılarak analiz edilmişlerdir. Araştırmamızın sonucunda;1-Birinci ve üçüncü basamaktaki öğrenci çalışmaları arasında ortaya çıkan farklılıklar, öğrencilerin sanatsal gelişimlerinde kopya yöntemimin etkisini ortaya çıkarmıştır. Öğrencilerin birinci ve üçüncü resimleri karşılaştırıldığında renk, şema ve mekan anlayışının gelişiminde çeşitli sonuçlara ulaşıldığı,2-Öğrencilerin daha önce karşılaşmamış oldukları kopya yönteminde tercih edilmiş sanat eseri ve eserin sanatçısı hakkında çeşitli bilgiler edinmiş ve bu bilgiler doğrultusunda öğrenciler daha çok araştırma isteği hissetmişlerdir. Araştırmada kullanmış kısa yanıtlı ön ve kısa yanıtlı son sorulardan elde edilmiş sonuçlar öğrencilerin edinmiş oldukları kavramsal bilgileri güçlendirdiği,3-Öğrencilerin doldurmuş oldukları öz değerlendirme formunda, öğrencilerin araştırmanın uygulama aşamalarında duygularını ifade edebildikleri görülmüştür.
İlköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin lisans döneminde aldıkları müzik eğitiminin mesleki yaşantılarına etkileri üzerine bir araştırma
İlköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri tarafından verilen müzik eğitimi, bireyin müziksel yaşantısının temellerinin atılması açısından büyük önem taşır. Araştırmada, İlköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin müzik dersi ile ilgili bilgi ve birikimleri ile ders içinde ve ders dışında yaptığı müziksel etkinliklerin belirlenmesi ve bu yöndeki eksikliklerin saptanıp iyileştirici çözümler bulunması amaçlanmıştır. Bu amaçla Milli Eğitim Bakanlığı'nca belirlenen Ankara ili Keçiören ilçesindeki A, B, ve C tipi olmak üzere 6 ilköğretim okulunda görev yapan sınıf öğretmenlerinin görüş ve değerlendirmeleri incelenmiştir.Araştırma, betimsel bir alan araştırmasıdır. Araştırmada kullanılan veriler, konu ile ilgili detaylı bir literatür taraması yapılarak ve araştırmacı tarafından geliştirilen bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Hazırlanan ankette sınıf öğretmenlerinin mesleki birikimleri ve uyguladıkları ders içi ve ders dışı etkinlikler ile ilgili bilgiler içeren 20 çoktan seçmeli ve 1 açık uçlu soru yer almaktadır. Araştırmanın örneklemi, araştırmanın evreninden küme yöntemiyle seçilmiş 6 okulun 2006- 2007 öğretim yılında görev yapan 80 sınıf öğretmenidir. anketin ilk 20 sorusu için yapılan değerlendirmeler ve istatistiksel veriler bu sayıya göre hazırlanmış ve açık uçlu sorularına verilen yanıtlar araştırmanın sonuç bölümünde değerlendirilmiştir.Çalışmada analizler için elde edilen anlamlılık düzeyi (P) 0.05 hata düzeyinde değerlendirilmiştir. Tüm analizler ölçeği meydana getiren maddeler düzeyinde ayrı ayrı yapılmış, her bir soruya ilişkin frekans dağılımları ve yüzdeler tablolar halinde verilmiştir. Ayrıca her bir tabloya ilişkin çubuk grafikleri verilerek yorumların daha kolay yapılması sağlanmış, gruplar halinde verilen sorulara ilişkin yanıtların bir arada yorumlanabilmesini sağlamak için çoklu çubuk grafikleri elde edilmiştir. Her bir seçenek için verilen cevapların frekans sayıları ve yüzdeleri grafiklerin hemen üstünde yer alan tablolardan görülebilmektedir. Çalışmada yer alan analizler SPSS 15. 0 paket programı kullanılarak elde edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre sınıf öğretmenlerinin müzik eğitimi dersi ile ilgili bilgi ve birikimlerinin teorik bilgileri ağırlıklı olarak içerdiği ve bu nedenle uygulama esnasında güçlüklerle karşılaştıkları, ders içi ve ders dışı müziksel etkinlikleri uygulamak için ilköğretim okullarının yeterli materyal ve fiziki koşullara sahip olmadıkları saptanmış ve eğitim fakültelerinin sınıf öğretmenliği programı kapsamında verilen müzik eğitimi dersinin içeriğinin genişletilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca ders içi ve ders dışı müziksel etkinliklerden sonra öğrencilerin davranışlarında olumlu değişiklikler olduğu belirtilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre bu etkinliklerin öğretmenlerin müziksel davranış ve yaşantılarında da büyük ölçüde olumlu değişiklikler meydana getirdiği saptanmıştır.Araştırmanın ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin daha verimli çalışmalar yapabilmesi için, eğitim fakültelerinin sınıf öğretmenliği bölümlerindeki müzik eğitimi ile ilgili müfredatın içeriğinin gelişmesini ve ilköğretim okullarındaki fiziksel koşulların müzik eğitimi için daha elverişli hale getirilmesini vurgulamak açısından önemli olduğu düşünülmekte, Eğitim fakültelerinde ve ilköğretim okullarındaki müzik eğitimine verilen önemin arttırılması ve öğrencilerin ders içi ve ders dışı etkinliklere katılımının teşvik edilmesi önerilmektedir.
Keman eğitiminde kullanılan ?fiorillo 36 etüden? metod' unun sağ el, sol el teknikleri ve müzikal dinamikler açısından incelenmesi
?Keman Eğitiminde Kullanılan ?Fiorillo 36 Etüden? Metod' unun Sağ El, Sol El Teknikleri ve Müzikal Dinamikler Açısından İncelenmesi? adlı bu araştırma; keman çalmanın ve müzikal ifadenin temellerini oluşturan teknikleri ve davranışları içermektedir. Bu çalışma; incelenen tekniklerde ve davranışlarda, ?Fiorillo 36 Etüden? kitabından rastlantısal olarak seçilmiş 10 etüt ile, sağ kolun ve sağ el parmaklarının, sol elin ve parmaklarının nasıl kullanılması gerektiği hakkında öneriler sunmak amacı ile yapılmıştır.Araştırmada betimsel yöntem kullanılmıştır.Veriler kaynak tarama ve etüt analizi yöntemleri kullanılarak yorumlanmıştır.Araştırmada; ?Fiorillo 36 Etüden? Kitabından rastlantısal olarak seçilmiş 10 etütte;Matlelé, detaşe, legato, bağlı ve bağsız staccato, spiccato ve vurgulama teknikleri, tel atlama davranışı, sol el rahatlığı, seslerin temiz çalınması, hızlı pasajlarda konum geçişlerinin bilerek, çabuk ve temiz çalınması, trill, çarpma, basamak (appogiatur) süslemesi, vibrato tekniği, çift ses, akor, oktav, arpej (arpaggio), tiz konumlarda çalma uygulamaları, piano, forte, crescendo, decrescendo, mezzo forte, diminuendo, mezzo piano, pianissimo, allargendo müzikal dinamik uygulamaları saptanmış ve nasıl uygulanacağı hakkında tespitler yapılmıştır. Sonuç olarak bu çalışmanın keman eğitimine yararlı olabileceği düşünülmektedir.
İlk Türk matbaasından günümüze baskı tekniklerinin Türk grafik tasarım eğitimine yansımaları
Araştırmada 1729'da kurulan ilk Türk matbaasından günümüze baskı tekniklerinin tarihsel gelişim sürecini incelemek ve baskı tekniklerinin Türk Grafik Tasarım Eğitimi'ne yansımalarını ölçmek amaçlanmıştır.Dünya'da ve Türkiye'de baskı tekniklerinin tarihsel gelişim süreci ve matbaacılıkta kullanılan baskı tekniklerinin detaylı bir şekilde verilmeye çalışıldığı bölüm araştırmanın kuramsal alt yapısını oluşturmuştur. Matbaacılıkta kullanılan baskı teknikleri detaylandırılırken yüksek, düz, çukur, dijital ve lenticular baskı olmak üzere beş ana başlık altında incelenmiştir.2006-2007 öğretim yılında Ankara ilinde bulunan Üniversiteler'in grafik eğitimi veren fakülte ve yüksek okulları araştırmanın evrenini, bu alanda eğitim veren 5 fakülte ve 2 meslek yüksek okulunda öğrenim gören 223 öğrenci örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Veri toplama aracı iki bölümden oluşturulmuştur. Araştırmaya katılan öğrencilerin kişisel bilgileri tablo halinde, frekans ve yüzde olarak verilmiştir. Öğrencilere uygulanan başarı testinde aldıkları puanları okuduklara okullara göre farklılık gösterip göstermediğini kontrol etmek için T testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır.Ayrıca, matbaa ve baskı teknolojileri derslerinin yeterliliğine ilişkin 30 akademisyenle bire bir görüşülmüştür.Araştırma sonucunda1. Araştırmaya katılan erkek öğrencilerin kadın öğrencilere oranla daha başarılı oldukları görülmüştür. Bilgi testi toplam erişi puanları değerlendirildiğinde öğrencilerin baskı teknolojileri ve matbaa konularında çok yeterli olmadıkları ortaya çıkmıştır.2. Araştırmaya katılan öğretim elemanlarının grafik eğitimi alan öğrencilerinin baskı teknolojileri alanındaki yeterlilikleri konusundaki görüşleri ?Kısmen Yeterli? düzeyinde gerçekleşmiştir.3. Araştırmaya katılan öğretim elemanlarının büyük bir çoğunluğunun çalıştıkları kurumlardaki grafik tasarım eğitimi derslerinin ?Kısmen Yeterli? olduğunu söyledikleri tespit edilmiştir. Buna yönelik olarak öğretim elemanları, grafik alanında eğitim veren okulların programlarında ?Matbaa Bilgisi? ve ?Baskı Teknolojileri? derslerinin yer alması gerektiğini ifade etmişlerdir.4. Farklı alanlara yönelik öğrenci yetiştirmek amacıyla grafik eğitimi veren fakülte ve yüksek okulların programlarında yer alan, baskı teknolojileri ve matbaacılıkla ilgili dersler sektörün ihtiyaçlarına cevap verecek düzeyde olmadığı görülmüştür.
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı keman öğrencilerine uygulanan müzikal boğumlama eğitiminin temel müzikal boğumlama özelliklerine etkisi
Bu araştırma, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı keman öğrencilerinin müzikal boğumlama özelliklerini ve öğrencilere uygulanan müzikal boğumlama eğitiminin temel müzikal boğumlama özelliklerine etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır.Araştırma, güdülen amaç, izlenen yöntem ve uygulanan işlem ile toplanan verilerin niteliği açısından bir yönüyle betimsel, diğer yönüyle deneysel bir araştırma niteliği taşımaktadır.Araştırmaya ilişkin olarak taranan yurtiçi ve yurtdışı kaynaklarda, müzikal boğumlamanın keman eğitiminde önemli bir yeri olduğu belirlenmiştir.Araştırmanın evrenini Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı keman öğrencileri, örneklemini ise 2007-2008 eğitim öğretim yılında bu Anabilim Dalı'ndaki Lisans II ve Lisans III'ten seçilen ve 10'u deney 10'u kontrol grubunda yer alan toplam 20 keman öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmaya ilişkin verilerin toplanmasında iki bölmeli ölçekten oluşan gözlem formu ve onunla elde edilen nitel verilerin nicel veriye dönüştürülmesinde de eserlerin ölçü ölçü zorluk derecelerini belirlemek için uzman görüşlerinin alındığı beş bölmeli gözlem sonuçlarını puana dönüştürme ölçeğini içeren bir anket kullanılmıştır.Deney ve kontrol gruplarının müzikal boğumlama performansları arasında anlamlı fark olup olmadığı istatistiksel yöntemlerden Mann-Whitney U testi ve Wilcoxon Z testi ile ortaya konulmuştur. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmada; keman öğrencilerinin müzikal boğumlama özelliklerinin genel olarak düşük düzeyde olduğu bazı özelliklerde ise yetersiz olduğu, ancak uygulanan müzikal boğumlama eğitiminin, öğrencilerin temel müzikal boğumlama özelliklerini olumlu yönde ve anlamlı derecede etkili olduğu saptanmıştır.Sonuç olarak, keman öğrencilerinin eserleri çalışırken müzikal ifadeyi ortaya çıkarmada, notaları yazıldıkları gibi çalmanın yeterli olmadığı ve nota üzerindeki öbür müziksel yazı ögelerini doğru okuyup uygulamada daha çok bilinçlendirilmelerinin ve bu noktada keman eğitimcilerinin de öğrencilere daha çok rehberlik etmelerinin gerekli olduğu görülmektedir. Bu tür araştırmaların yalnız keman eğitiminde değil, başta diğer yaylı çalgılar olmak üzere öteki çalgılarda da yapılmasında yararlı olacağı düşünülmektedir.
Çağdaş Türk müziği piyano eserlerine hazırlık amacıyla yazılan etütlerin öğrencilerin eserleri çalma düzeylerine etkisinin belirlenmesi
Araştırmanın amacı, Çağdaş Türk Müziği piyano eserlerine hazırlayıcı etüt yazmaya yöntemi oluşturmak ve bu yönteme dayalı olarak yazılan etütlerin öğrencilerin eserleri çalma aşamalarındaki (çözümlemeli ön çalma, çalışma, son çalma) performanslarına etkilerini belirlemektir. Belirtilen amaçlar doğrultusunda araştırmada deneysel model kullanılmıştır. Çalışmanın deneysel evresinde ise kontrollü Son-test model kullanılmıştır.Araştırmaya ulusal ve uluslararası literatür taramasıyla başlanmış, daha sonra Gazi Üniversitesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalının piyano öğretimi sürecinde en çok kullanılan Çağdaş Türk müziği eserlerinin belirlenmesine yönelik olarak birinci anket uygulaması yapılmıştır. İkinci anket uygulamasında birinci anket uygulamasıyla belirlenen eserlerin içerisinden öğrencilerin en çok sorun yaşadıkları eserler belirlenmiştir.Daha sonra belirlenen üç eserin yapısal çözümlemesi yapılmıştır. Bu çözümlemede eserlerin ezgi kalıpları, makamları, tartım kalıpları, ölçüleri, akor kalıpları, çalma teknikleri, ses alanları ve nüans düzeyleri saptanmıştır. Çözümlemeden elde edilen bilgilere dayalı olarak eserlere hazırlık etüdü yazmaya yönelik yöntem oluşturulmuştur. Oluşturulan yönteme dayalı olarak belirlenen üç esere hazırlık etütleri yazılmıştır.Araştırmanın deneysel evresinde önce piyano çalma becerisi açısından birbirine denk deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Sonra deney grubuyla üç gün süreyle her gün 20'şer dakika hazırlık etüdü çalışılmıştır (işlem). Daha sonra deney ve kontrol gruplarının eseri deşifre, çalışma ve çalma aşamalarındaki performansları kamerayla kaydedilmiştir (test). Performans kamera kayıtları üç uzman eğitimciyle izlenerek değerlendirme verileri elde edilmiştir.Araştırmada cevap aranan problem ve alt problemlere yönelik olarak toplanan verilerin çözümlenmesinde SPSS 13.0 (The Statistical Packet for The Social Sciences) paket programı kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık için ise, p< 0,05 anlamlılık düzeyi seçilmiştir. Araştırmaya ilişkin verilerin çözümlenmesinde karşılaştırılacak gruplardaki kişi sayıları parametrik testlerin gerektirdiği sayıda olmadığı için nonparametrik test kullanılmıştır.Araştırmanın sonunda esere hazırlık etüdüyle çalışan deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerinden, eserin deşifre, çalışma ve çalma aşamalarındaki performansları açısından daha başarılı oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Makamsal işitmede algısal perde hiyerarşisinin dinleyicilerin eğitim düzeyleriyle ilişkisi
Bu çalışmada, makamsal işitmede algısal perde hiyerarşisinin dinleyicilerin eğitim düzeyiyle ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmada, sekiz makamda, eğitim düzeyleri farklı dört ayrı gruptan ölçümler alınmıştır. Verilerin çözümlenmesi sonucunda algısal perde hiyerarşisi değerleriyle dinleyicilerin eğitim düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler görülmüştür.Ayrıca makam adlarını doğru olarak tanıyabilen ve tanıyamayanlar arasında tanıyanların lehine belirgin farklılıklar gözlemlenmiştir.
Piyano eğitiminde geleneksel Türk halk müziği kaynaklı eserlerin seslendirilmesine yönelik oluşturulan bir ?çoklu analiz modeli? ve bu modelin öğrenci başarısı üzerine etkileri
Bu araştırma, piyano için düzenlenen geleneksel Türk halk müziği kaynaklı eserlerin seslendirilmesine yönelik bir model oluşturmak ve bu modelin, öğrenci başarısı üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır.Araştırma iki ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar, ?ÇAM'nin (Çoklu Analiz Modelinin) oluşturulması? ve ?bu modelin Türk piyano eserlerini yorumlamadaki etkililiğinin denenmesi?dir. ÇAM'nin oluşturulmasında betimsel yöntemler kullanılırken, modelin uygulanmasında deneysel yöntem kullanılmıştır.Araştırma kapsamında geliştirilen ÇAM temelde, eserin geleneksel boyuttaki analizi ile çok seslilik boyutundaki analizlerinin yapılmasıyla oluşmaktadır. Geleneksel boyuttaki analizin içeriği başlıca, eserin müzikbilimsel analiziyle birlikte, eserin geleneksel hâlinin dinlenilmesi ve geleneksel oyununun seyredilmesi öğelerinden oluşmaktadır. Çok seslilik boyutunda yapılan analizin içeriği ise, başlıca biçimsel analiz ile armonik analiz öğelerinden oluşmaktadır.Araştırmanın eser örneklemine, İstemihan TAVİLOĞLU'na ait ?Gençler İçin I? albümünde yer alan eserlerden üç tanesi alınmıştır. Bu eserlerin her biri farklı teknik zorluk düzeyi (kolay ? orta ? zor) ve farklı oyun karakteri (zeybek ? halay ? Kafkas) içermektedir. Öğrencilerin bu eserleri yorumlama düzeylerindeki gelişmenin anlamlılığının ölçülmesi için, ?ön test - son test deney - kontrol gruplu deneysel model? kullanılmıştır. Deneysel desen çerçevesinde eserlerin öğretimi, süregelen öğretim (geleneksel öğretim) ile ÇAM içerikli öğretim kullanılarak yapılmıştır. Ön test ? son test sonuçlarına ait verilerin çözümlenmesinde karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA testi uygulanmıştır.Araştırmada, geliştirilen ve etkililiği araştırılan ÇAM'nin piyano eğitimi sürecinde Türk piyano eserlerinin yorumlanmasını olumlu yönde etkileyecek nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından müzik öğretmenlerine verilen hizmet içi eğitimin incelenmesi ve müzik öğretmenlerinin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi
Bu araştırma; Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 1960-2006 yılları arasında, müzik öğretmenlerine yönelik düzenlenen hizmet içi eğitim programlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, bu programların öğretmenlerin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını karşılama açısından nicelik ve nitelik yönüyle ne derece yeterli olduğu değerlendirilmiştir. Çalışmada ayrıca; ilköğretim ve orta öğretim okullarında görev yapan müzik öğretmenlerinin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarının hangi alan ve konularda ne derecede yoğunlaştığını, bu ihtiyaçların öğretmenlerin kişisel özelliklerine göre ne tür farklılıklar gösterdiğini belirlemek ve mevcut duruma göre çözüm önerilerini ortaya koymak amaçlanmıştır.Araştırma üç kısımda gerçekleştirilmiştir. Birinci kısım; Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 1960-2006 yılları arasında müzik öğretmenlerine yönelik düzenlenen hizmet içi eğitim programlarının niceliğini belirlemek amacına yöneliktir. Araştırmanın bu kısmında, belge incelemesi ile elde edilen nicel veriler ve bu verilerin betimlenmesi yer almaktadır. İkinci kısım; müzik öğretmenlerine yönelik HİE programlarında öğretici olarak görev yapmış olan öğretim elemanlarının, bu programların niteliğine ilişkin görüşlerini incelemeye yöneliktir. Araştırmanın bu kısmı yapılan görüşmelerin betimlenmesinden oluşmaktadır. Araştırmanın üçüncü kısmı ise; Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim ve orta öğretim okullarında görev yapan müzik öğretmenlerinin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarının hangi alan ve konularda, ne derecede yoğunlaştığını ve bu ihtiyaçların öğretmenlerin kişisel özelliklerine göre ne tür farklılıklar gösterdiğini belirlemek amacına yöneliktir. Araştırmanın bu kısmı, Türkiye genelinde müzik öğretmenlerinden anket tekniği ile elde edilen verilerden ve bu verilerin nicel olarak betimlenmesinden oluşmaktadır.Veri toplama aracı olarak; incelenen dokümanların belirli boyutlarını tespit etmeye yönelik ?Kontrol listesi?, öğretim elemanlarının görüşlerini almaya yönelik ?Yarı yapılandırılmış görüşme formu?, müzik öğretmenlerinin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını belirlemeye yönelik ?Anket formu? kullanılmıştır. Anket, seçkisiz tabaka ve küme örnekleme yöntemleri kullanılarak Türkiye genelinde 7 coğrafi bölgede, farklı gelişmişlik düzeyine sahip 21 ilde, resmi ilköğretim ve orta öğretim okullarında çalışan 391 müzik öğretmenine uygulanmıştır. Elde edilen nitel verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz kullanılmıştır. Nicel veriler ise frekans (f ), yüzde (%), aritmetik ortalama ( ) ile gösterilmiş, karışık ölçümler için tek faktörlü Anova ve t-testi analiz tekniklerinden yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık için, .05 anlamlılık düzeyi seçilmiştir.Araştırmada; farklı veri kaynaklarından elde edilen bulgular kendi içlerinde ve birbiriyle ilişkilendirilerek yorumlanmıştır. Bulgular; Türkiye'de müzik öğretmenlerine yönelik hizmet içi eğitimin nicelik ve nitelik açısından yetersiz olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin; alan, öğretmenlik meslek bilgisi ve genel kültür konularına ilişkin belirttikleri hizmet içi eğitim ihtiyaçları genel olarak orta düzeyde yoğunlaşmış ve hizmet içi eğitim ihtiyaçları arasında, mesleki deneyim, hizmet içi eğitime katılma durumu, öğrenim durumu değişkenlerine göre farklılıklar olduğu sonucuna varılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre; müzik öğretmenlerine yönelik hizmet içi programlarının; planlama, içerik, uygulama ve katılım yönünden düzenlenmesi ve öğretmenlerin mesleki gelişimlerinde sürekliliğinin sağlanması için hizmet içi eğitimde yeni yapılanmalara gidilmesi önerilmiştir.
Güzel sanatlar fakülteleri lisans programlarında yer alan illüstrasyon derslerinin eleştirel bir incelemesi
Bu araştırmanın amacı; güzel sanatlar fakülteleri, lisans programlarında yer alan illüstrasyon derslerinde işlenen konular (yapım teknikleri, çeşitleri) ile birlikte dersin işleniş biçimi ve uygulanan eğitimin, günümüz şartlarında ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap verebilme açısından durumunun incelenmesidir.Araştırmada nicel araştırma yöntemi uygulanmış olup, Türkiye'deki 9 üniversitede bulunan güzel sanatlar fakültelerindeki lisans programlarında yer alan illüstrasyon dersi konuları ve işlenişi incelenerek buradaki 12 öğretim elemanı ve 107 öğrencinin illüstrasyon dersleriyle ilgili görüşlerine başvurulmuştur. Görüşmelerde anket yapılarak çeşitli sorulardan oluşan tutum ölçeğinden de yararlanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'deki üniversitelerde yer alan güzel sanatlar fakültelerinde 2006 - 2007 eğitim öğretim yılı içerisinde verilen illüstrasyon dersleri oluşturmaktadır. Görüşme formu ve anketler ile elde edilen bilgiler belirtke tablosu şeklinde verilmiş, öğrenciler ile öğretim elemanlarının kimlik bilgileri frekans ve yüzde olarak ortaya konulmuştur.
Kaynaştırma ve özel alt sınıfa devam eden eğitilebilir zihinsel engelli çocukların çizgisel gelişim düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma kaynaştırma ve özel alt sınıfa devam eden eğitilebilir zihinsel engelli çocukların sanatsal gelişim düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; Ankara ili Sincan ve Mamak merkez ilçelerindeki ilköğretim okullarında bulunan kaynaştırma ve özel alt sınıfa devam eden eğitilebilir zihinsel engelli çocuklar oluşturmaktadır. Araştırma grubu özel alt sınıfların bulunduğu 3 okul ile, kaynaştırma sınıflarının bulunduğu 2 okul olmak üzere toplam 5 okuldaki kaynaştırma ve özel alt sınıflara devam eden 9-13 yaş grubu 25 kız ve 35 erkek, toplam 60 eğitilebilir zihinsel engelli çocuktan oluşmaktadır. Araştırma için gerekli veriler çocukların yaptığı ?Ailem? konulu resimlerin üç sanat eğitimi uzmanınca ?Anlatım, Mekân, Şema ve Renk? açılarından değerlendirilmesi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde ?İki Ortalama Arasındaki Farkın Önemlilik Testi (t-testi)? kullanılmıştır.T-testi'nden alınan puanlar açısından bakıldığında, özel alt sınıfa devam eden eğitilebilir zihinsel engelli çocukların sanatsal gelişim bakımından kaynaştırma öğrencilerine göre düşük seviyede olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocuk-Eğitilebilir Zihinsel Engelli-Çocuk Resimleri-Kaynaştırma-Özel Alt Sınıf-Sanat-Sanat Eğitimi.
Temel tasarım eğitimi ve dijital ortam
Bu araştırmada, Sanat Eğitimi'nin önemli derslerinden biri olan Temel Tasarım ile Dijital Ortam ilişkisi ele alınmış, farklı iki alan bilgisinin birbirini etkileyip etkilemediği sorusuna cevap aranmıştır.Çağımızın en gelişmiş eğitim ve tasarım teknolojisi Dijital Ortam'dır. Tasarımlar bu ortam ile görselliğe dönüştürülürken, yeni nitelikler de kazanmaya başlamıştır. Anlatım olanakları değişmiş ve gelişmiştir. İletilmek istenen kavramlar daha etkili bir şekilde sunulabilmektedir. Temel Tasarım Eğitimi süreci içerisinde kullanılması düşünülen Dijital Ortam, sunduğu imkânlar sayesinde tasarım ve eğitim sürecine yeni boyutlar kazandırmaktadır.Öğrenci, Temel Tasarım Eğitimi aldığı sürede estetik bilginin yanı sıra teknik bilgi de almaktadır. Estetik bilgiyi işlevsel hale getiren teknik bilgidir. Günümüz tekniğinin malzemesi olan teknolojik olanaklar ise gerek ekonomik gerekse uygulama çeşitliliği bakımından geniş imkânlara sahiptir. Öte yandan tasarım hangi alanda olursa olsun Dijital Ortam'la iç içe geçmiştir.İki alanın bu yakın ilişkisinden yola çıkarak, henüz yükseköğrenimde beraber ele alınmamasına karşın; iki alan bilgisini ayrı ayrı da olsa alan öğrenciler üzerinde alanların ilişkisinin olup olmadığı sorusu araştırmanın üzerine odaklandığı konudur.
Güzel sanatlar fakülteleri programlarında yer alan estetik derslerinin incelenmesi
Bu araştırmada güzel sanatlar fakülteleri programlarında estetik dersleri ile estetik konularını içeren derslerin amaç, içerik ve öğretim yöntemi açısından durumu incelenmiştir.Araştırma çalışma grubunu güzel sanatlar fakülteleri programlarında estetik dersi veren 7 öğretim elemanı, 135 öğrenci ve 4 alan uzmanı oluşturmaktadır. Nitel ve nicel veriler öğretim elemanları, öğrenciler ve alan uzmanları görüşme ve ölçek formları ile dokümanlardan elde edilmiştir. Veriler nitel ve nicel yolla analiz edilmiştir. Nicel bulgular tablolar, frekans ve yüzde olarak ortaya konarken, nitel bulgular N Vivo 7 programında analiz edilerek sunulmuştur.Betimsel araştırmanın sağladığı en önemli veri, güzel sanatlar eğitimiyle ilgili olan ve olmayan estetiğin amaçları arasındaki farklardır. Birbirleri içerisine giren bu iki alanın ayrılması, felsefi estetik ve estetik bir model olarak sanat süreçlerinin farklarını ortaya koyabilmekle mümkün olmuştur.
Türkiye'deki zihin engelliler iş okullarında görsel sanatlar dersinin öğrencilerin beceri, davranış ve meslek edinimindeki katkısına yönelik öğretmen görüşleri
Araştırmada, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı zihin engelliler iş okullarında görsel sanatlar dersini veren öğretmenlerin görüşlerine göre, görsel sanatlar dersinin öğrencilerin beceri, davranış ve meslek edinimindeki katkısı değerlendirilmiştir.Araştırmanın evrenini, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 2005-2006 eğitim-öğretim yılında faaliyet gösteren 55 zihin engelliler iş okulu ile ilköğretim ve iş okulunun iş okulu bölümünde görev yapan, görsel sanatlar eğitimi dersini veren 80 resim (40) ve özel eğitim (40) öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada evrenin tümüne ulaşılabildiği için örneklem alınmamıştır. Bu araştırma kapsamında, posta yoluyla anket formu kullanılmış ve anket formu ile elde edilen bilgiler, SPSS for Windows 15.0 Paket Programına aktarılmıştır. Bu doğrultuda; öğretmenlerin algı puanlarının resim ya da özel eğitim alanında olma durumuna göre, istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amacıyla t-testi kullanılmıştır. Analizlerin sonuçları aritmetik ortalama ( ) ve p (anlamlılık) değerlerine dayalı olarak yorumlanmıştır.Araştırmada;1)Resim öğretmenleri ile özel eğitim öğretmenlerinin görüşleri, görsel sanatlar eğitimi dersinin öğrencilerin; iletişim (a), çalışma (b) ve kişisel (c) alanlardaki sosyal yaşam becerilerinin (davranış) ediniminde anlamlı farklılıklar; sosyal (d) alandaki sosyal yaşam becerilerinin ediniminde ise anlamlı benzerlikler göstermektedir;2)Resim öğretmenleri ile özel eğitim öğretmenlerinin görüşleri, görsel sanatlar eğitimi dersinin öğrencilerin; devinsel (a), bilişsel (d) ve dil ve konuşma (e) alanlarındaki günlük yaşam becerilerinin (beceri) ediniminde anlamlı farklılıklar; öz-bakım (b) ve günlük yaşam (c) alanlarındaki günlük yaşam becerilerinin ediniminde ise anlamlı benzerlikler göstermektedir;3)Resim öğretmenleri ile özel eğitim öğretmenlerinin görüşleri, görsel sanatlar eğitimi dersinin öğrencilerin; iş-çalışma düzeni (a) ve mesleki hazırlık (b) alanlarındaki mesleki eğitiminde anlamlı farklılıklar göstermektedir;Sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca; araştırma sonunda ortaya çıkan sorunlara dayalı olarak araştırmacı tarafından ortaya konulan önerilere yer verilmektedir.
İlköğretim II. kademe proje tabanlı öğrenme yönteminin görsel sanatlar dersine katkısı
Bu çalışmanın konusunu; ilköğretim ikinci kademe 7. sınıf düzeyinde Görsel Sanatlar Dersinde proje tabanlı öğrenmeye dayalı yöntemin uygulanması ile proje yönteminin görsel sanatlar eğitiminde alternatif bir öğretim yönetimi olarak uygulanabilirliliğinin araştırılması oluşturmaktadır. Görsel Sanatlar Dersi eğitim programında bulunan portre konusunun proje yöntemi ile oluşturulması çalışmanın temel konusudur. Bu konunun çözümüne yönelik proje tabanlı öğrenme yönteminin Görsel Sanatlar Dersinde bir katkı sağlayıp sağlayamayacağı araştırılmıştır.Görsel sanatlar eğitiminin, eğitim sürecinde yeterince benimsenmemiş olması ve geleneksel yöntemin, öğrenci ve öğretmen açısından, beklenen verimi sağlayamaması araştırmanın çıkış noktalarındandır.Öğrencinin öğrenme faaliyetini merkeze alan ve farklı bakış açıları ile eğitim sürecinin eğitimci, öğrenci, okul ve çevre açısından yaşanmasına olanak sağlayan proje tabanlı öğrenme yönteminin Görsel Sanatlar Dersi'nde uygulamanın öğrenci ve eğitim ortamları açısından olumlu olabileceği düşünülmüştür. Bu düşünce ile ilköğretim ikinci kademe 7. sınıflardan bir grup öğrenci ile bir uygulama çalışması yapılarak, proje tabanlı öğrenme yönteminin, Görsel Sanatlar Dersi'nde uygulanması eğitim süreci ve öğrenci açısından değerlendirilmiştir.Araştırma, 2007-2008 öğretim yılında, Ankara'da bir üniversiteye bağlı özel okulda ilköğretim bölümü ikinci kademe 7. sınıflardan toplam 49 öğrenciden oluşan iki sınıf ile gerçekleştirilmiştir. Bu sınıflardan 24 öğrenciden oluşan bir sınıf, Görsel Sanatlar Dersinde proje tabanlı öğrenme yöntemi ile çalışmış ve bu yöntemin uygulanma süreci ile süreç içinde çocuklarda oluşan değişimler irdelenmiştir. 25 öğrenciden oluşan diğer sınıfta geleneksel yöntem uygulanarak ders işlenmiş ve öğrencilerin oluşturdukları çalışmalar değerlendirilmiştir.Araştırmada, Görsel Sanatlar Dersinde proje tabanlı öğrenme yöntemi ile çalışan sınıfı oluşturan öğrencilerin duygu, düşünce değişimleri ve durumları ile algılarına dayalı bir süreç izlenmesinden dolayı nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir.Çalışmada, Görsel Sanatlar Dersinde proje tabanlı öğrenme yöntemi ile ders işlenme sürecini irdelemek ve süreç sonundaki farklılıkları tespit etmek amacıyla açık uçlu sorulardan oluşan veri toplama aracı, yarı yapılandırılmış mülakat formu olarak benimsenmiş ve betimsel analiz tekniği ile yorumlanmıştır. Geleneksel yöntem ile çalışan grubun değerlendirilmesi öğrencilerin oluşturdukları ürünler ile sınırlı tutulmuştur.Anahtar Kelimeler: Görsel Sanatlar, Portre, Proje, Proje Tabanlı Öğrenme, Geleneksel Yöntem.
Üstün yetenekli çocuklarda çizgisel gelişim (9-12 yaş grubu çocuklar üzerine bir araştırma)
Anahtar Kelimeler: Sanat Eğitimi, Yaratıcılık ve Zekâ, Üstün Yetenekli Çocuklar.Araştırmanın genel amacı, 9-12 yaş grubu üstün yetenekli çocukların çizgisel gelişimlerinin ne düzeyde olduğunun belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, üstün yetenekli çocukların çizgisel gelişim evresinin bir basamağı olan ?Gerçekçiliğin Doğuşu Evresi?ndeki konumlarını belirlemeye yönelik, çalışmanın yapıldığı illerdeki Bilim Sanat Merkezleri (BİLSEM) ile Rehberlik Araştırma Merkezinden (RAM) elde edilen bilgilerle ulaşılan, toplam 30 üstün yetenekli çocuk üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırma, betimsel araştırma modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın evrenini, ilgili illerde bulunan BİLSEM ile RAM tarafından bilgilerine ulaşılan üstün yetenekli çocukların eğitimlerine devam ettikleri okullar oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında bu illerde belirlenmiş 9-12 yaş grubu üstün yetenekli çocuğa ilki ?Zamanda Yolculuk? konulu somut bir çalışma, ikincisi, ?Renklerin Dansı? konulu soyut bir çalışma olmak üzere toplam 60 adet resim yaptırılmış, uygulama esnasında her resim ve çocuk için gözlem formu tutulmuştur. Resimler üç uzman görüşü tarafından puanlandırılmış, bu puanların aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları belirlenmiş, resimlerin puan ortalamaları ?t? testi ile kontrol edilmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0,10 olarak kabul edilmiştir.
Gitarın öğretmen çalgısı olarak kullanımının ilköğretim öğrencilerinin müzik dersi başarısına etkileri
Bu araştırmada, gitarın öğretmen çalgısı olarak kullanımının, ilköğretim öğrencilerinin müzik dersi başarılarına etkileri araştırılmıştır. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deneysel çalışmada kullanılan okulların belirlenmesinde sınıf mevcudu, sosyo-kültürel ve ekonomik koşullar göz önünde bulundurulmuştur. Buna göre araştırma, 2007-2008 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde Ankara ili Çankaya ilçesi Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Kütükçü Ali Bey İlköğretim Okulu, Seyranbağları İlköğretim Okulu ve Tevfik İleri İlköğretim Okulundaki toplam 178 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada, İlköğretim Kurumları Müzik Dersi Öğretim Programının III. kademe 6. sınıf müzik dersi ?Müzikte Hız, Gürlük ve Anlatım? ünitesinin konuları ve hedef davranışları doğrultusunda, altı hafta süren bir uygulama yapılmıştır. Uygulama sürecinde deney grubunda öğretmen çalgısı olarak gitar, kontrol grubunda ise blokflüt kullanılmıştır.Araştırmada, ünitenin bilişsel, devinişsel ve duyuşsal davranışları ayrı ayrı ölçülerek değerlendirilmiştir. Veri toplama aracı olarak, müzik öğretmenlerine uygulanan ?Yapılandırılmış Görüşme Formu?; bilişsel davranışları ölçmeye yönelik ?Bilişsel Başarı Testi?; devinişsel davranışları ölçmeye yönelik ?Devinişsel Davranış Gözlem Formu?; duyuşsal davranışları ölçmeye yönelik ?Duyuşsal Davranış Tutum Ölçeği?; öğrencilerin görüşlerini almaya ilişkin ?Öğrenci Görüşleri Alma Formu?.ve öğretmenlerin görüşlerini almaya ilişkin ?Öğretmen Görüşleri Alma Formu? kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama ( ), ?Student's t? ve ?Fischer Kesin Ki-Kare? testi istatistiksel analiz modellerinden yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık için ise, .05 anlamlılık düzeyi seçilmiştir. Araştırmada, öğretmen çalgısı olarak gitar kullanımının, ?Müzikte Hız, Gürlük ve Anlatım? ünitesinin bilişsel davranışlarını kazandırmada daha etkili olduğu, devinişsel ve duyuşsal davranışları kazandırmada ise daha etkili olmadığı ortaya çıkmıştır.
Anadolu güzel sanatlar lisesi resim bölümü öğrencilerinin kavramsal sanatla ilgili görüşleri üzerine bir araştırma(Diyarbakır ili örneği)
Bu araştırmada AGSL'nin resim bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin kavramsal sanata ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Çalışmanın evrenini Diyarbakır Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü Öğrencileri oluşturmaktadır.Araştırmada betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nicel veri kaynakları, sanat etkinlikleri ve kavramsal sanat ekinlikleri hakkında soruların bulunduğu anket formundan elde edilmiştir. Araştırmada evrenin tümüne ulaşılabildiği için örneklem alınmamıştır.Araştırmada betimsel yöntemden yararlanılmıştır. Araştıranın belirlenen amaçlarını gerçekleştirebilmek için AGSL resim bölümünün müfredat programı, genel kültür dersleri dışındaki branş dersleri ve bu derslerin içerikleri konularında literatür taramaları yapılmıştır. Diyarbakır AGSL resim bölümünde öğrenim gören öğrencilere kavramsal sanat hakkındaki görüşlerinin neler olduğunu belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilmiş bir anket formu uygulanmıştır. Elde edilen bulgular yorumlanarak öneriler geliştirilmiştir.Diyarbakır AGSL resim bölümü öğrencileri için anket formunda 20 adet soru bulunmaktadır.Anket formları Diyarbakır AGSL yöneticilerinden izin alınarak uygulanmıştır. Anket formlarına verilen yanıtların sonucuna göre: Öğrencilerin büyük bir kısmı kavramsal sanat ve güncel sanat etkinliklerini-sergilerini takip etmektedir. KavramsalSanat müfredatta yer almadığı için öğrencilerin büyük bir kısmı, derslerinde kavramsal sanata yer verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
Yapılandırmacı yaklaşıma göre web tabanlı bilgisayar destekli sanat eğitimi
Bu araştırmanın genel amacı, yapılandırmacı yaklaşıma göre hazırlanmış ?Web Tabanlı Bilgisayar Destekli Öğretim? etkinliğinin lisans düzeyinde sanat eğitimi gören öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisini incelemektir.Yapılan bu çalışmayla, web tabanlı bilgisayar destekli öğretim için etkileşimli eğitim materyali hazırlanmış ve iki ayrı öğrenci grubuyla öğretim faaliyetinde bulunulmuştur. Gruplardan birisine geleneksel öğretim yöntemi, diğerine ise web tabanlı bilgisayar destekli öğretim uygulanmış, öğrencilerin başarı ve öğrenme kalıcılıkları uygulama sonucunda kullanılan yöntemler açısından incelenmiştir.Araştırmada desen olarak, deneysel modeller içerisinde yer alan, ?Çok Denekli-Tek Faktörlü Deneysel Desen? kullanılmış ve araştırma; öntest-sontest kontrol gruplu desen üzerinden yürütülmüştür.Araştırma kapsamında yapılan Web Tabanlı Bilgisayar Destekli Öğretim uygulamalarına katılan öğrencilerin akademik başarılarının, Geleneksel Öğretim yöntemine katılan öğrencilerin akademik başarılarına göre anlamlı bir artış sağladığı görülmüş ve deney grubunda yapılan işlemlerin kontrol grubunda yapılan işlemlere göre daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır.Elde edilen sonuçlardan hareketle, sanat eğitimi alanında verilen diğer derslere yönelik Web Tabanlı Bilgisayar Destekli Öğretim uygulamalarını içeren yeni araştırmaların yapılması önerilebilir.Anahtar Kelimeler: Eğitim, Sanat Eğitimi, İnternet, Web Tabalı Eğitim, Bilgisayar Destekli Öğretim.
Göstergebilimin grafik tasarım dersi alan öğrenciler üzerindeki etkisi
Göstergebilim kendisini daha çok yazılı metinlerde gösteren bir düşünce-yaklaşım sistemidir. Her düşüncenin ilk yaklaşımı metinler üzerinden olduğu gibi göstergebilimin de metin ile olan bu ilişkisini yadsımamak gerekir. Göstergebilim metinleri, sözleri, kelimeleri ve hatta kimi zaman sesleri; algılanması, çözümlenmesi, sosyal-kültürel durumlardan etkilenmesi gibi pek çok öğe açısından derinlemesine incelemektedir.Grafik tasarım da resim ve yazıyı yüzeyler üzerinde buluştururken belli kurallar çerçevesinde hareket eder. Grafik tasarım basılarak çoğaltılması sebebiyle kitlesel iletişim yanı güçlü bir alandır. Bu durum da grafik tasarımı özellikle tanıtım, reklâm gibi amaçların aracısı haline getirmektedir. Bu alan da kendi sistem ve kurallarından hareket ederek kendisini eleştirir.Araştırmada söz konusu bu iki alanın birbiriyle olan ilişkisi, öğrencilerin bilgi düzeyleri üzerinden yorumlama yoluna gidilmiş, bu amaçla üniversitelerin ilgili bölümlerinde her iki dersi de alan ve sadece grafik eğitimi alan öğrencilere anket uygulanmış, verilen cevaplar değerlendirilerek iki alan ilişkisi ortaya konmaya çalışılmıştır.
Fotoğrafta sanal gerçeklik ve müzeler yolu ile sanat eğitimine katkıları (Anıtkabir, Anadolu Medeniyetleri Müzesi uygulaması)
Bu çalışma, fotoğrafta sanal gerçeklik tekniğinin müzeler aracılığı ile görsel sanatlar eğitimine katkılarını araştırmak amacı ile yapılmıştır. Araştırmada fotoğrafta sanal gerçeklik tekniği incelenmiştir.Tezin konusuna ilişkin uygulama sahası olarak Anıtkabir Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi seçilmiş, ilgili resmi makamlar ile irtibata geçilerek, ihtiyaç duyulan çekimlerin yapılabilmesi için gerekli izin alınmıştır.Yüksek öğretimin farklı bölümlerinde fotoğraf dersi alan öğrencilerin görüşlerine başvurulması alt problemler olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini, Ankara'da bulunan 2 yüksek öğretim kurumunun 3 farklı bölümünde öğrenim gören seçkisiz yöntemle seçilmiş 112 öğrenci oluşturmuştur. Öğrenciler sanat ve tasarım eğitimi veren fakültelerden seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen bilgi toplama formu kullanılmıştır. Araştırmada, bilgi toplama formu ile elde edilen veriler, yüzde (%), frekans, aritmetik ortalama, standart sapma ve (t) testini içeren betimsel istatistik tekniklerden yararlanılarak analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda1)Üniversite öğrencilerinin görüşlerine göre; FSG tekniğinin sanal müzelerde uygulanması durumunda görsel sanatlar eğitimine belirli bir katkı sağladığı tespit edilmiştir.2)Üniversite öğrencilerinin, müzelerin interaktif (etkileşimli) araçlar ile yaptığı eğitim ve tanıtım faaliyetlerini algılamaları arasında cinsiyet, bölüm ve sınıf bakımından farklılık yoktur.3)Müzelerin kendilerini FSG ile sanal dünyaya adapte etmesinin zorunlu olması halinde, müzelerin "eğitim" görevi daha geniş kitlelere ulaşacaktır.4)FSG aracılığı ile uzak noktadaki kullanıcılar önemli müzelerimizi interaktif (etkileşimli) olarak gezme fırsatı bulacaktır.Araştırma sonunda elde edilen verilere dayalı olarak, araştırmacı tarafından ortaya konulan önerilere yer verilmektedir.
5-6 yaş grubu piyano eğitimi gören ve piyano eğitimi görmeyen çocukların motor becerilerinin karşılaştırılması
Bu araştırma 5-6 yaş grubu çocukların aldıkları piyano eğitiminin motor becerilerinin gelişimine hangi yönde etki ettiğini saptamak, piyano eğitimi gören ve piyano eğitimi görmeyen aynı yaştaki çocukların motor becerileri bakımından farklılıklarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın örneklemi okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocuklardan random (tesadüfi) olarak seçilmiş piyano eğitimi gören ve piyano eğitimi görmeyen olarak belirlenen 11er kişilik 2 gruptan oluşan toplam 22 çocuğu kapsamaktadır.Örneklem grupları içinde yer alan çocuklara hem motor becerileri ölçmeye yönelik Bruininks-Oseretsky Motor Beceri Testi'nin 3 bölümünden oluşan 4 alt test uygulanmıştır.Elde edilen verilerde piyano eğitiminin motor becerilerin gelişimi bakımından olumlu yönde ve anlamlı bir farklılık oluşturduğu saptanmıştır.Elde edilen sonuçlara dayanarak; 5-6 yaş grubu okul öncesi dönemdeki çocukların piyano eğitimi almalarını sağlayacak kurumsal alt yapı; donanım (müzik odası, piyano vb.), konusunda uzmanlaşmış eğitimci personel ve program geliştirme yönlerinden ele alınması, Eğitim Fakültelerinin Güzel sanatlar eğitimi anabilim dalları bünyesinde okul öncesi müzik öğretmenliği ve çalgı pedagojisi bilim dalları açılması sağlanması, okul öncesi genel müzik eğitimi içerisinde piyano eğitiminin yer alacağı programların geliştirilmesi ve okul öncesi dönemi kapsayan yaşlarda çalgı eğitimine başlanılması bilinci ailelere kazandırılması önerilerinde bulunulmuştur.
Osmanlı minyatür sanatında Nakkaş Levni'nin Surname-i Vehbi minyatürlerinin ilköğretim 7. sınıf öğrencilerine sanat eğitiminde etkisi
Bu çalışmada Osmanlı Minyatür Sanatında Nakkaş Levni'nin Surname-i Vehbi minyatürlerinin ilköğretim 7. Sınıf öğrencilerine sanat eğitiminde etkisi araştırılmıştır.Sanatın gerek toplum içinde gerekse evrensel düzeyde gelişip kök salabilmesi için Ulusal özelliklerini koruması gerekmektedir. Toplumun kültürel mirasının birikimi ve sürekliliğini sağlamak eğitimin temel işlevlerinden birisidir. Sanat eğitiminde yer alacak olan kültürel değerlerin tarihini ve ait olduğu toplumu tanıyan, kültürel mirasına sahip çıkan nesillerin yetiştirilmesine katkı sağlayacağı düşüncesinden hareketle araştırmada Osmanlı Sanatında Nakkaş Levni'nin Surname-i Vehbi minyatürleri kullanılmıştır.Uygulama çalışmaları Bartın ilinde bulunan Gazi İlköğretim Okulu ve Kemal-Sabriye Ocakçı İlköğretim Okulu olmak üzere iki resmi okulun 7. Sınıf öğrencilerinden oluşan 40 öğrenciyi kapsamaktadır. Öğrenciler deney ve kontrol grubu olarak ayrılmıştır.Veri toplama araçları olarak ön-son test, uygulama değerlendirme ölçeği ve süreç değerlendirme anketi kullanılmıştır. Verilere dayanarak Nakkaş Levni'nin Surname-i Vehbi Minyatürlerinin kullanıldığı uygulama çalışmalarının ilköğretim 7. Sınıf öğrencilerine sanat eğitiminde etkisi yorumlanmıştır.
Müzik öğretmeni adaylarının piyanoda deşifre çalabilme düzeyleri üzerine bir çalışma
Bu arastırma, müzik ögretmeni adaylarının piyanoda desifre çalabilmedüzeylerini saptamak amacı ile yapılmıstır. Bu amaçla ?ABRSM Grade 4? desifrekitabı kullanılmıstır.Arastırmanın evrenini; Gazi Üniversitesi Gazi Egitim Fakültesi Güzel SanatlarEgitimi Bölümü Müzik Ögretmenligi Anabilim Dalı ögrencileri, örneklemini ise;Gazi Üniversitesi Gazi Egitim Fakültesi Güzel Sanatlar Egitimi Bölümü MüzikÖgretmenligi Anabilim Dalı'ndaki 16 ögrenci olusturmaktadır.Arastırmada nitel veriler, kaynak tarama yöntemi ile, nicel veriler ise betimselçalısma, anket, uzman görüsleri ile elde edilmis ve yorumlanmıstır. Örneklem grubuiçin hazırlanan anket formu ile elde edilen bilgiler, yüzde kullanılaraktablolastırılmıstır.Arastırmanın sonucunda, ögrencilerin piyanoda desifre yapabilme düzeyleribelirlenmis, lisans piyano ögretim programında ve piyano derslerinde desifreçalısmalarının ne düzeyde yer aldıgı saptanmıstır. Arastırmada, varılan sonuçlaradayalı olarak öneriler sunulmustur.Anahtar Kelimeler: Desifre, Piyano, Müzik EgitimiSayfa Adedi: 60Tez Yöneticisi: Prof. Selmin TUFAN
İlkögretim ikinci kademesinde görsel sanatlar derslerinde müze ile egitimin etkileşimli (interaktif) ortamda sunulması
Müzeler ve sanat galerileri okul dışı sanat eğitimi merkezleri olarak görülmelerine rağmen, çeşitli nedenlerle ilköğretim öğrencilerinin çoğu müzelere gidememekte ya da müzelerden yeterince yararlanamamaktadırlar. Bu araştırmada; İlköğretim okullarında gerçekleştirilemeyen müze kaynaklı eğitim durumları için alternatif bir program olarak; ilköğretim ikinci kademe görsel sanatlar derslerinde müze eğitiminin etkileşimli (interaktif) ortamda sunulması konu alınmıştır. Etkileşimli eğitim CD'si hazırlanarak, sunulmasının başarıya ve kalıcılığa etkisi olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırmada, literatür taramalarının yanı sıra, nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu bağlamda araştırma; ?çok denekli-çift faktörlü deneysel desen? kullanılarak, öntest-sontest kontrol gruplu desen üzerinde yürütülmüştür.Araştırma süresince; İlköğretim 7. sınıflarda Görsel Sanatlar Dersi içinde yer alan müzeye dayalı konuların öğretiminde iki farklı öğretim yöntemi kullanılmıştır. Gruplardan birisine sahip oldukları olanaklar doğrultusunda gerçekleştirilen geleneksel öğretim yöntemi; diğerine ise, konu kapsamında `bilgisayar destekli etkileşimli öğretim yöntemi' denenmiştir. Deney grubuna dijital (sayısal) ortamda etkileşimli öğretim yöntemi uygulanırken, Çok Alanlı Sanat Eğitimi yönteminden de yararlanılmıştır.Bu araştırmada elde edilen genel sonuca göre; deney grubu ile kontrol grubu öğrencileri arasında anlamlı bir fark vardır. 7. sınıflarda Görsel Sanatlar Dersi içinde yer alan `müzeye dayalı konuları içeren müze eğitim CD'si ile ders yapmanın başarı ve bilgilerin kalıcılığında etkili olduğu görülmüştür. Müze Kaynaklı Eğitim CD'si ile yapılan ders uygulamalarıyla ilgili öğretmen ve öğrencilerin görüşleri olumludur.
Bağlama düzeninde icra edilen ezgilerde değişik çalma tekniklerinin incelenmesi
Bu araştırma ile bağlama icrasında kullanılan performans geliştirici teknikler incelenmiştir. Bağlama müziğindeki yeri ve önemine ilişkin olarak halk müziği çevrelerinde, bağlama icralarındaki ustalıklarıyla kabul görmüş bağlama sanatçıları sayın Erdal Erzincan, Rıza Kılıç ve Baran Özer'in icra ettiği eserler üzerinde inceleme yapılmış ve bu ustaların görüşlerine yer verilmiştirAraştırmada bağlama icrasında kullanılan tekniklerin icraya ve icracıya kazandırdığı özellikler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Kullanılan bu tekniklerin halk müziğinin geleneksel halini bozmadan , bağlama müziğine yapacağı katkılar belirlenmeye çalışılmıştırBağlama icrasında kullanılan bu tekniklerin özellikleri incelenilerek, eğitim alanında kullanılabilir hale konması, eğitim açısından da önem taşımaktadır.
Piyano eğitiminde makamsal yapıdaki eserlerin seslendirilmesinde karşılaşılan teknik güçlükler ve model önerileri
Bu araştırmanın beş alt amacı vardır. Araştırmanın birinci alt amacı; müzik öğretmenliği anabilim dallarındaki piyano eğitimi sürecinde, Türk besteci ve müzik eğitimcilerimizin eserlerinden hangilerinin seslendirildiğini tespit etmektir. İkinci alt amaç; bu eserlerin seslendirilme sıklıklarını belirlemektir. Üçüncü alt amaç; makamsal yapıdaki solo piyano eserlerinin zorluk derecelerinin belirlenmesinde kullanılabilecek bir ?zorluk-kolaylık ölçeği? modeli sunmaktır. Dördüncü alt amaç; makamsal yapıdaki solo piyano eserlerinin seslendirilmelerinde gözlenen sorunlar ile bu sorunların kaynağındaki teknik güçlükleri ve çözümlerine yönelik teknik alıştırmaları içeren bir model örneği sunmaktır. Beşinci alt amaç ise; oluşturulan bu modelin, eserlerin seslendirilmesindeki başarı durumu üzerindeki etkililiğini sınamaktır.Bu araştırmanın deseni `betimsel' ve `deneysel' olmak üzere iki boyuttan oluşmaktadır. Araştırmanın beş farklı alt amacına ulaşılabilmesi için; `betimsel' boyutta anket uygulaması ile gözlem yapılmış; `deneysel' boyutta ise kontrolsüz ön test- son test modeli kullanılmıştır.Araştırmanın birinci örneklem grubunu; 2006-2007 Eğitim-Öğretim yılında 11 müzik öğretmenliği anabilim dalının lisans 3. sınıflarında öğrenim görmekte olan 272 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın birinci ve ikinci alt amaçlarına ulaşılabilmesi için gerekli veriler; literatür taraması ve anket yoluyla toplanmıştır. Araştırmanın üçüncü alt amacı çerçevesinde bir ?zorluk-kolaylık ölçeği? modeli sunulmuştur. Bu ölçekten; en çok seslendirildiği belirlenen 5 makamsal yapıdaki solo piyano eseri ile denk düzeylerde bulunan ve seslendirilmeyen 5 solo piyano eserlerinin seçimi aşamasında faydalanılmıştır.Araştırmanın ikinci örneklem grubunu; 2007-2008 Eğitim-Öğretim yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Öğretmenliği Anabilim Dalı'nın lisans 3. sınıfında piyano öğrenimi görmekte olan 26 öğrenci oluşturmaktadır. Dördüncü alt amaç çerçevesinde, araştırmanın deneysel boyutu için seçilen 26 öğrencinin, araştırma kapsamına alınan 10 makamsal yapıdaki solo piyano eserini seslendirmede karşılaştıkları sorunlar `gözlem' yapılarak tespit edilmiştir. Araştırmanın son alt amacına ulaşılabilmesi için gerekli veriler ise; literatür taraması ve kontrolsüz ön test-son test modelindeki deney aracılığıyla elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Müzik Öğretmenliği Anabilim Dalları, Piyano Eğitimi, Makamsal Yapıdaki Eserler, Zorluk Düzeyi, Teknik Güçlükler, Model Önerileri
Ortaöğretim 10. sınıf düzeyinde görsel sanatlar eğitimi alan ve almayan öğrencilerin yaşadıkları çevrenin estetiğine bakış açılarının karşılaştırılması
Araştırmada; 2007?2008 eğitim-öğretim yılında, Yozgat il merkezinde bulunan Atatürk Lisesi ve Sürmeli Lisesinde öğrenim gören, ortaöğretim 10. sınıf düzeyinde sanat eğitimi alan ve almayan öğrencilerin yaşadıkları çevrenin estetiğine bakış açıları arasındaki farklılıklar belirlenerek değerlendirilmeye çalışılmıştır.Bu araştırma; Yozgat il merkezinde öğrenim gören ortaöğretim 10. sınıf, düz lise öğrencilerine uygulanmıştır. Yozgat il merkezinde, ders öğretim programı kapsamında resim-iş eğitimi dersleri bulunan Sürmeli Lisesi ve ders öğretim programı kapsamında resim-iş eğitimi dersleri bulunmayan Atatürk Lisesi 10. sınıf öğrencilerinden 50'şer kişi olmak üzere toplam 100 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Örnekleme giren denekler random atama yöntemiyle seçilmiştir.Verilerin toplanması için Likert Tutum Ölçeği oluşturulmuş, bu ölçekle öğrencilerin estetik çevre bilincinin ortaya konması amaçlanmıştır.Bu araştırmada elde edilen bulguların sonucunda frekans ve yüzde değerleri kullanılmıştır. Veriler SPSS 16.0 paket programında analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde tablolar ve sütun grafikleri kullanılmıştır.Bu araştırmanın sonucunda elde edilen tabloya (Ek 4: Toplam Tablosu) göre;1. Uygulanan bu tutum ölçeği sonucunda; ortaöğretim 10. sınıf düzeyinde sanat eğitimi dersi alan öğrencilerin, dersi almayan öğrencilerden, çevre estetiği bilinci konusunda belirgin farklılıkları gözlemlenmiştir.2. Estetik çevre ölçütleri; bir yerin estetik olabilmesi için taşıması gereken özellikleri ifade etmektedir. Görsel sanatlar eğitimi dersi alan öğrencilerin, estetik çevre ölçütlerine uygun çevre estetiği bilincine sahip oldukları düşünülmektedir.3. Görsel sanatlar eğitimi dersi bireylere ` biçim, iki boyut, üç boyut, güzel, estetik' gibi plastik sanatlara temel teşkil edebilecek birçok kavramı öğrenme , anlama ve yorumlama bilinci kazandırabilmektedir. Öğrencilerin, sanat eğitimi dersi öğrenimi sürecinde, estetik bakış açısı konusunda olumlu bir gelişme gösterdikleri düşünülmektedir. Estetik bilinç düzeyi oluşan öğrenciler, zamanla çevresindeki tüm nesnelere ve ortamlara da bu bilinçle bakabilmektedirler. Yaşanılan çevre estetiğinin de sanat eğitiminin bireylerde bilinç düzeyi oluşturduğu konular arasında olduğu görülmektedir.4. Ortaöğretim 10. sınıf düzeyinde verilen görsel sanatlar (resim-iş) eğitimi dersi, araştırmamızın yapıldığı 2007- 2008 öğretim yılı Resim-iş Dersi Öğretim Programında yer alan; görsel anlatım ve estetik, üç boyutlu düzenlemeler, renk, heykel sanatı gibi ünitelerle öğrencilerde estetik bakış açısı bilinci oluşturmaya yönelik temel yeterlikleri sağlamaktadır. Bu ünitelerin öğretimi doğrultusunda, ortaöğretim 10. sınıf öğrencileri hem yürüdükleri yolları, caddeleri, şehirleri, hem yaşadıkları evleri, binaları, hem de gördükleri sanat eserlerini estetik bakış açısına sahip bir bilinçle inceleyeceklerdir.
Köy enstitülerinde verilen görsel sanatlar eğitiminin günümüz görsel sanatlar eğitimi açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmada, Türk eğitim tarihinin önemli bir projesi olarak yerini alan köy enstitülerinde sanat eğitimine, özellikle görsel sanatlar eğitimine verilen önem ve ayrıcalıkların neler olduğu araştırılarak, bu eğitim sürecinde ve sonucunda ortaya çıkan bulgular, günümüz görsel sanatlar eğitimi açısından değerlendirilmiştir.Araştırma; yazılı kaynaklara, bilimsel yapıtlara ve uzman düşüncelerine dayandırıldığı için kuramsal betimlemeye dayalı nitel araştırmadır. Yapılan nitel araştırmada ?Görüşme ve Doküman İnceleme? teknikleri kullanılmıştır. Görüşmede, Ankara'da oturan köy enstitülerinden mezun ya da enstitülerde çalışmış eğitimcilerden örneklem alınmış ve görüşmelerde açık uçlu sorulardan oluşan ?Görüşme Formu? uygulanmıştır. Doküman incelemesinden elde edilen ve görüşmeler sonucunda toplanan bilgiler betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir.Köy enstitüleri, köylüyü bilgilendirmek ve köylüye cumhuriyet aydınlanmasını ulaştıracak eğitimcileri yetiştirmek amacıyla kurulmuş kurumlardır. Üretime dönük, katılımcı, demokratik, öğrenci odaklı, dayanışmayı yücelten ve sanatla zenginleştirilmiş bir eğitim anlayışı benimsenmiştir. Sanat eğitimi; hem eğitimin hem de hayatın bir parçası olarak algılanmış ve bu bütünlüklü eğitim sistemi içerisinde güzel sanatlar eğitimi özel bir önem kazanmıştır. İş eğitimi temellerine oturtulmuş ilk güzel sanatlar okulu olan Bauhaus, Tonguç'un sanat eğitimine bakışını etkilemiş ve köy enstitülerindeki temel düşünce sistemine yansımıştır.Bugün görsel sanatlar eğitiminde ?dört disiplin?(estetik, sanat tarihi, sanat eleştirisi, uygulama) çağdaş öğretim yöntemi olarak yerini almıştır. Köy enstitülerinde adı konmadan bu yöntem önemli ölçüde gerçekleştirilmiştir. Bugün önemle üzerinde durulan; müze eğitimi, çevre gezileri, eğitimde dramadan yararlanma, koleksiyon bilincinin geliştirilmesi gibi etkili öğrenme yöntemlerini köy enstitüleri, eğitiminde ve resim-iş dersinde etkili bir şekilde uygulanmıştır.Enstitülerde öğrenciler; kendi yaptıkları resim atölyelerini yine kendi marangozhanelerinde yaptıkları resim sehpaları ile donatarak resim çalışmaları yapmışlardır. Okulun güzelleştirilmesinden sanat eserlerinin incelenmesine, ders araç gereçlerinin yapımına varan etkinliklerle geniş bir alana yayılan görsel sanatlar/resim-iş eğitimini gerçekleştirmişler, Türkiye'nin pek çok yerinde sergiler açmışlar, sanat eğitimi içerikli sanatsal ve tarihi geziler düzenlemişlerdir. Fotoğraf dersi öğretim programında yerini almıştır. Asıl mesleği resim öğretmeni olan Tonguç, sanat eğitiminde amaca ulaşılmada alınan önlemleri ve uygulamaları yakından izlemiştir.Günümüzde sanat eğitiminin önemi anlaşılmış ve yaratıcılık, XX. yüzyılda eğitimin her alanında anahtar sözcük olarak yerini almıştır. Uygar bir insanın ciddi bir sanat eğitiminden geçmeden yetişmesi olanaklı değildir. Bu yüzyılda yine sanat eğitimine iki açıdan yaklaşılmaktadır. Sanat yoluyla eğitim ve sanat için eğitim. Köy enstitülerinde hem çocuğun sanat yoluyla eğitimine önem verilmiş hem de sanat için eğitim yapılmış ve bunun sonucunda dünya çapında sanatçılar çıkmıştır.Cumhuriyet döneminin üretime dönük ekonomik politikalarının yanı sıra Tonguç'un öncülüğünü yaptığı köy enstitüsü modeliyle köyün ve köylünün aydınlanması gerçekleştirilebilseydi, sanat kavramı bireyin ve toplumun yaşam alanında gerektiği ölçüde yer alabilseydi günümüzde yaşanan kültür erozyonu önemli ölçüde engellenebilirdi. Toplum olarak sanata bakış açımız bugünden çok farklı olabilirdi.
Flüt eğitiminde kullanılan Giuseppe Gariboldi Etudes Mignonnes Op. 131 etüt kitabının incelenmesi
Bu çalışmada, flüt literatüründe önemli etüt ve eserleri bulunan ve aynı zamanda flüt sanatçısı olan Giuseppe Gariboldi'nin "Etudes Mignonnes Op.131" kitabında yer alan toplam 20 etüdü teknik ve müzikal konular ( hız, ton, ölçü birimleri, metronom hızları, nefes aralıkları, teknik konular, seslendirme teknikleri, gürlük terimleri, ifade terimleri, süslemeler) bakımından incelemek amaçlanmıştır. Etütlerin teknik ve müzikal kazanımlarının belirlenmesiyle öğrencilerin teknik eksikliklerin ya da zorlukların belirlenerek flüt eğitiminde daha verimli ve kısa sürede sonuçlara ulaşılacağı düşünülmektedir. G. Gariboldi Op.131 etüt kitabında toplam 20 etüt bulunmaktadır. Etütlerin tamamı nitel araştırma yöntemiyle ve içerik analizi yapılarak incelenmiştir. Yapılan analiz ile, Giuseppe Gariboldi'nin Etudes Mignonnes etüt kitabında yer alan etütlerin her biri içerdiği tonal yapı, ölçü birimi, metronom değerleri, hız ve nüans terimleri, teknik çalışmalar, nefes aralıkları, seslendirme teknikleri, müzikal ifade terimleri, süslemeler bakımından kategorize edilerek dağılımları incelenmiş ve bulgular tablolar şeklinde sunulmuştur. Araştırmada, etütlerde tempo belirleyici olarak ''andante'', "moderato'' ve "allegretto'' hız terimlerinin çoğunlukla kullanıldığı, buna göre etütlerin genellikle parmak ajilite ve çabukluğunu geliştirmeye yönelik olduğu, etütlerin çoğunlukla 4/4'lük ve 2/4 lük ölçü birimleriyle yazıldığı, uzun nefes aralıklarının kullanılmasıyla diyafram ve nefes kontrolüne yönelik etütler olduğu, etütlerde en çok arpej olmak üzere gam, aksan, kromatik geçiş ve üçleme gibi teknik çalışmalara yer verildiği, bu sayede icracının parmak koordinasyonuyla birlikte nefes kontrolü ve dil gelişimine katkı sağladığı, etütlerin tamamında ''legato'' seslendirme tekniklerinin kullanıldığı ve ''staccato'' seslendirme tekniklerinin de çalıştırıldığı, etütlerin tamamında ''piyano'' ve ''crescendo'' temel gürlük terimlerinin kullanıldığı, etütlerde geçiş notası ve kısa basamak gibi süslemelere yer verildiği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Devlet okullarına bağlı okul öncesi eğitimi veren ana sınıflarında müziğin kullanılma durumu
Bu araştırmada devlet okullarına bağlı okul öncesi eğitimi veren ana sınıflarında müziğin kullanılma durumunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, betimsel araştırma deseni kullanılmıştır, Araştırmanın çalışma grubunu Burdur il merkezindeki 3 devlet okuluna bağlı, 6 ana sınıfından rastgele seçilmiş toplam 6 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak gözlem amacıyla günlük tutulmuş ve okul öncesi öğretmenlere yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. İçerik analizi sürecinde görüşüne başvurulan üç uzman tarafından yapılan kodlamalar sonucunda, toplam 21 ana tema ve 36 ayrıntı oluşturulmuştur. 21 ana tema için yapılan güvenirlik analizinde P = %90,4 olarak hesaplanmıştır. Toplam 36 ayrıntı için yapılan güvenirlik analizinde ise P = %86,1 olarak hesaplanmıştır. Tema ve ayrıntıların toplam güvenirlik analizinde ise P = %87,7 olarak hesaplanmıştır. Gözlem ve görüşme verileri incelenerek bulgular tablolar halinde sunulmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre okul öncesi öğretmenlerinin kendilerini ritim çalışmalarında yeterli gördükleri fakat enstrüman çalma konusunda yetersiz gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin, müzik eğitiminin çocukların gelişim alanlarına olumlu katkılarının olduğunu düşündükleri tespit edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin lisans programında almış oldukları müzik dersinin etkili olmadığı ve içeriğe uygun işlenmediği ayrıca müzik eğitimine ilişkin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarının olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kullanılan enstrümanlara ilişkin görüşme sonuçlarına göre en çok ritim enstrümanları kullandıkları, gözlem sonucuna göre ise sadece beden perküsyon ve marakas kullandıkları tespit edilmiştir. Müziğin en sık kullanıldığı alanlar serbest oyun zamanı, kazanım-kavram öğretimi ve oyuncak toplama olarak tespit edilmiştir.
Ergenlerde müziğin yeri: Serbest zaman etkinliklerinde müziğe yer verme durumları ile seçmeli müzik dersini seçme durumları üzerine bir inceleme
Serbest zaman, bireylerin iş, okul ve diğer sorumluluklarından arta kalan zaman dilimini ifade ederken, bu zaman diliminde yapılan etkinlikler bireylerin kişisel gelişimlerine, sosyal bağlarına ve genel yaşam kalitelerine katkı sağlamaktadır. Müzik, bu etkinlikler arasında önemli bir yer tutmakta ve ergenlerin duygusal, sosyal ve kültürel gelişimlerine büyük katkı sağlamaktadır. Bu araştırma, ergenlerin serbest zaman etkinliklerinde müziğe yer verme durumları ile Seçmeli Müzik dersini seçme durumları üzerine bir incelemedir. Araştırma, Denizli ili Acıpayam ilçesindeki ortaöğretim düzeyinde öğrenim gören 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencileriyle sınırlıdır. Araştırmanın amacı, ergenlerin serbest zamanlarında müziğe ne ölçüde yer verdiklerini ve bu durumun Seçmeli Müzik dersi tercihlerine nasıl yansıdığını belirlemektir. Ayrıca, ergenlerin demografik özelliklerinin serbest zaman etkinliklerine ve Seçmeli Müzik dersi tercihine etkisi de incelenmiştir. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak anket kullanılmış ve elde edilen veriler SPSS 22.0 programı kullanılarak tanımlayıcı istatistikler ve Ki-Kare testi ile alt problem bazında analiz edilmiştir. Bulgular, ergenlerin büyük bir kısmının serbest zamanlarında müziğe önemli ölçüde yer verdiğini ve müziğin onların duygusal ve sosyal yaşamlarında önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Ayrıca, serbest zamanlarında müzikle aktif olarak ilgilenen ergenlerin, okullarında sunulan Seçmeli Müzik derslerini seçme eğilimlerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde, Seçmeli Müzik dersini en çok kız öğrencilerin tercih ettiği, Seçmeli Müzik dersinin çoğu okulda olmasına ve öğrencilerin serbest zaman etkinliği olarak müziğe fazlaca yer vermelerine rağmen öğrencilerin Seçmeli Müzik dersini az oranda tercih ettiği görülmüştür. Sınıf düzeyinin artmasıyla Seçmeli Müzik dersi tercihlerinin azaldığı tespit edilmiştir. Seçmeli Müzik dersi tercihlerinde öğrencilerin ilgilerinin ve derse bakış açılarının etkili olduğu ve okul türünün de bu tercihte önemli bir değişken olduğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen sonuçlar bağlamında, seçmeli müzik dersine öğrencilerin önem verdiği fakat çoğu okulda imkanlar ve yönlendirmeler doğrultusunda seçme durumlarında azalış görüldüğünden müzik dersinin temel kültürel eğitim değerleri içerisinde seçmeli olmaktan ziyade zorunlu ders olması gerektiği ve buna yönelik düzenlemelerin yapılmasının yararlı olacağı söylenebilir. Buna ek olarak, Seçmeli Müzik dersinin tercih edilebilirliğinin artmasına yönelik çalışmalar yapılabilir. Okullarda müfredatla ilgili güncellemeler yapılırken öğrenci görüşlerini içeren çalışma ve bulguların göz önüne alınması ve ders içeriklerinin öğrencilerin tutumlarına göre şekillendirilmesi ya da buna yer verilmesi önemli bir etki sağlayabilir.
Çalgı öğretiminde mesleğe hazırbulunuşluk ölçeğinin geliştirilmesi: Geçerlik ve güvenirlik çalışması
Hazırbulunuşluk, bireyin öğrenme ve performans süreçlerinde etkili bir rol oynayan temel bir kavramdır. Hazırbulunuşluk, bireyin bilişsel, duyuşsal, sosyal ve psikomotor olarak bir etkinliği yapmaya hazır olma durumudur ve eğitim öğretim sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu kavram, bireyin mesleki işlevselliğini etkileyen olgunlaşma, sosyal ilgiler, öğrenmeye yönelik tutumlar ve gerekli bilgi, beceri ve tutumların bütününü ifade eder. Mesleki hazırbulunuşluk ise bireylerin bir mesleği daha verimli ve etkili bir şekilde icra edebilmeleri için bilgi, beceri ve tutumlarının tümünü içeren bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın ana bağlamını oluşturan çalgı öğretiminde mesleğe hazırbulunuşluk kavramı, bir eğitimcinin yöntem, teknik ve stratejileri etkili bir şekilde kullanarak öğrencilerin öğrenme potansiyelini en üst düzeye çıkarabilmesi için kendi alanında yeterli donanıma ve hazırlığa sahip olması olarak değerlendirilebilir. Hazırbulunuşlukla ilgili çalışmalar incelendiğinde çeşitli alanlara yönelik ölme aracı geliştirme çalışmalarının yapıldığı görülmektedir. Bu çalışmanın kapsamı gereğince müzikal bağlamı içerisine alan çalışmalarda hazırbulunuşluk kavramı incelenmiş olsa da geçerlik ve güvenilirlik analizlerinin yapıldığı bir ölçme aracının geliştirilmesine yönelik bir çalışmaya rastlanmaması araştırmaya duyulan ihtiyacı açıkça ortaya koymuştur. Bu problem durumundan hareketle çalışmanın temel hedefi, çalgı öğretmeni adaylarının çalgı öğretimindeki mesleki hazırbulunuşluk seviyelerini belirlemek için güvenilir ve geçerli bir ölçme aracı geliştirmek ve bunu test etmektir. Bu araştırma belirlenen problem durumu ve amaçlar doğrultusunda temel psikometrik test ve ölçek geliştirme prosedürleri göz önünde bulundurularak yürütülmüştür. Araştırma, 2023/2024 eğitim öğretim yılı boyunca lisans programının üçüncü ve dördüncü sınıfında öğrenim gören toplam 569 çalgı öğretmeni adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada taslak form üzerinde kapsam geçerliği çalışmaları yapıldıktan sonra nihai form üzerinde geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Buna ek olarak katılımcıların hazırbulunuşluk düzeyleri çeşitli değişkenler bazında incelenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda ölçeğin doğrulayıcı faktör analizi sonuçları iyi düzeyde model veri uyumuna işaret etmiş ( X²/sd 2,419, RMSEA= 0.073, SRMR=0.033, CFI= 0.934 ve GFI= 0.905) ve ölçeğin ana ve alt boyutları için hesaplanan Cronbach alfa iç tutarlılık katsayıları ölçeğin yüksek iç tutarlılığa sahip olduğunu göstermiştir (α =0.801- 0.918). Ayrıca, t-testi sonuçları ve madde-toplam puan korelasyon katsayıları da maddelerin ayırt edici olduğunu ortaya koymuştur. Bu analizler doğrultusunda ölçme aracının geçerli ve güvenilir olduğu kanıtlanmıştır. Bu sonuçlara ek olarak katılımcıların hazırbulunuşluk düzeyleri cinsiyet, birim, çalgı ve icra süreleri değişkenleri açısından incelenmiştir. Bulgular, cinsiyetin ve eğitim süresinin hazırbulunuşluk düzeyleri üzerinde anlamlı etkiler yarattığını, ancak birim ve çalgı türünün belirleyici bir faktör olmadığını göstermiştir. Bu sonuçlar, eğitim programlarının bu değişkenlere duyarlı olarak optimize edilmesinin, adayların mesleki gelişimini desteklemede önemli olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, öğretim etkinliklerinin planlanması ve öğretim yeterliklerinin geliştirilmesi için daha etkili ve uygulamalı yöntemlerin benimsenmesi gerektiği söylenebilir. Eğitim süresinin artırılması, adayların uzun vadeli mesleki gelişimlerini desteklemek adına kritik bir faktör olarak değerlendirilmektedir ve programların mezuniyet sonrası başarıyı artırıcı şekilde yapılandırılması başlıca önerilen potansiyel çalışma alanları olarak gösterilebilir.
Müzik Eğitimi Anabilim Dallarında Armoni Eşlikleme-I dersine yönelik MIDI (piyano) laboratuvarı tabanlı öğretim modeli
Bu araştırma, müzik eğitimi anabilim dallarındaki Armoni-Eşlikleme I dersine yönelik uygulama ağırlıklı bir öğretim modeli tasarlamayı, midi (piyano) laboratuvarları ve müzik teknolojilerinden faydalanarak Armoni-Eşlikleme I derslerinin toplu bir şekilde uygulamalı olarak yürütülebilmesini sağlamayı, tasarlanan öğretim modelinin uygulama süreci sonrasında öğrencilerdeki başarı durumlarını tespit etmeyi ve Armoni-Eşlikleme I dersi öğretim modeli uygulanan öğrencilerin bu modele yönelik görüşlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada nitel ve deneysel desenin bir arada uygulandığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında, durum tespiti için Armoni ve Eşlikleme I Dersi'ni yürüten öğretim elemanlarına yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmış ve elde edilen veriler doğrultusunda içerik analizi yapılmıştır. İçerik analizi sonuçlarının ve araştırmacının ilgili alan yazın taramalarının ışığında "Midi (Piyano) Laboratuvarı Tabanlı Armoni Öğretim Modeli" tasarlanmıştır. Araştırmanın bir diğer nitel kısmında, uygulama süreci sonunda öğrencilerin görüşlerini almak için uygulanan anketten elde edilen verilere Gömülü (Grounded) Teori analizi yapılmıştır. Araştırmada deneysel desenlerden, tek grup öntest – sontest deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı 2. sınıfta öğrenim gören 12 erkek 9 kız toplam 21 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubuna 12 hafta boyunca geliştirilen öğretim modeli tasarısı uygulanmıştır. Çalışma grubunun, Armoni ve Eşlikleme I Dersi teori ve uygulama boyutlarındaki başarı düzeylerinin öntest ve sontest tespiti, uzman görüşleri doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen performans dereceleme ölçeği ve başarı testi ile yapılmıştır. Performans dereceleme ölçeği alan uzmanı üç gözlemci tarafından uygulanmıştır. Çalışma grubunun uygulama süreci sonundaki verileri doğrultusunda, geliştirilen öğretim modelinin amaçlarına ulaştığı saptanmış ve bu modelin etkililiğin öğrenciler için yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Orff-Schulwerk pedagojisi destekli hareket/dans çalışmalarının okul öncesi dönem öğrencilerinin müzikal becerilerine etkisi
Bu araştırma, Orff-Schulwerk pedagojisi destekli hareket/dans çalışmalarının öğrencilerin müzikal becerilerine etkisini gözlemlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu okul öncesi dönem 5-6 yaş arası 15 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen Orff-Schulwerk Pedagojisi Destekli Hareket/Dans Çalışmalarının Okul öncesi Dönem Öğrencilerinin Müzikal Becerilerine Etkisi Gözlem Formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerine destek olmak amacıyla araştırmacı ve öğretmen günlükleri, alan notları tutulmuştur. Araştırmanın veri toplama sürecinde uygulanmak üzere, araştırmacı tarafından bir Eğitim Programı hazırlanmıştır. Bu program ile öğrencilerde kazanılması hedeflenen müzikal kavramlar: Ses yüksekliklerini fark etme becerisi (ince/kalın ses), müzikte süre kavramını anlama becerisi (müzikal bellek), müzikte tempo kavramını anlama becerisi (hızlı/yavaş), müzikte form kavramını anlama becerisi (bir müzikal cümleyi anlayabilme), ritimsel becerileri geliştirme (ritmik hareket edebilme), nüans farklılıklarını fark edebilme (piano/forte), verilen temaya uygun ritmik ve melodik doğaçlama yapabilmedir. Araştırmada öntest-sontest tek gruplu model kullanılmıştır. Öntest ve sontest sonuçları arasındaki farkı tespit etmek üzere Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini oluşturan 15 öğrenci ile 6 hafta hareket/dans temelli Orff-Schulwerk çalışmaları yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, Orff-Schulwerk pedagojisi destekli hareket/dans çalışmalarının okul öncesi dönem öğrencilerinin müzikte nüans farklılıklarını fark etme ve temaya uygun ritmik doğaçlama yapabilme becerilerinde istatistiki olarak anlamlı bir gelişme görülmemiş, ses yüksekliklerini fark etme becerisi, süre kavramını, tempo kavramını ve form kavramını anlama becerisi, ritimsel becerileri geliştirme, ritmik ve melodik doğaçlama yapabilme becerilerinin istatistiki olarak anlamlı düzeyde geliştiği tespit edilmiştir.
Müzik eğitimi anabilim dalı öğrencilerinin ses eğitimi I-II derslerinde seslendirdikleri eserlerdeki dil kullanımına ilişkin yaşadıkları sorunlar
Bu araştırma, ses eğitimi dersi alan öğretmen adaylarının, ses eğitimi derslerinde dil kullanımlarına ilişkin yaşadıkları sorunları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, betimsel bir araştırma olup genel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Pamukkale Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Programı Lisans I ve Lisans II'de öğrenim gören 32 öğrenci oluşturmuştur. Oluşturulan çalışma grubu ile görüşme yoluyla bilgi toplanmıştır. Görüşme formunun, 4 öğretim görevlisi tarafından uzman görüşleri alınmış ve sorulara son şekli verilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla gerçekleştirilen bu çalışmadaki verilerin çözümlenmesinde katılımcıların verdikleri yanıtlar Microsoft Word ortamında toplamda 14 sayfalık bir ham veri dokümanı oluşturmuştur. Araştırmada toplanan veriler "betimsel analizi" yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; öğrencilerin çoğunluğu Türkçe ve yabancı dillerdeki bir eseri seslendirirken sorun yaşamaktadır. Sorun yaşamalarının başlıca nedeni, eserin sözlerini nasıl telaffuz edeceklerini bilmemelerinden kaynaklanmaktadır. Yabancı dilde seslendirilen eserlerin telaffuzlarında yaşanan sorunların azaltılması için, aynı aileye mensup dillerden eserler seçilebilir. Örneğin, ses eğitimi derslerinde en çok seslendirilen yabancı dil olan İtalyancanın yanına Latin dil ailelerinden olan İspanyolca, Portekizce veya Fransızca eklenebilir. Böylelikle öğrenciler, birbirinden farklı telaffuzlara sahip diller yerine aynı aileye mensup dillerde eserler seslendirerek, o dil grubuna ait ses özelliklerine daha iyi hakim olabilirler. Bunun yanı sıra, öğrencilerin çoğunluğu, ses eğitimi derslerinde yabancı dil olarak İtalyanca eser seslendirmektedir. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, ses eğitimi dersi alan öğrenciler için seçmeli İtalyanca dersi müfredata eklenebilir. Ayrıca seslendirilen yabancı dillerdeki eserlerin Türkçe sözleri ve hikâyelerine ait kaynak kitaplar ilgili öğretim elemanı tarafından önerilebilir. Anahtar kelimeler: Dil, Müzik Eğitimi, Ses Eğitimi
J. Werner "Praktısche Vıoloncello Schule" kitabının hedef ve hedef davranışlar yönünden incelenmesi
Araştırma kapsamında; J. Werner ''Praktische Violoncello Schule Metodunun bilişsel ve devinişsel hedef ile hedef davranışları tespit edilmiştir. Araştırma çerçevesinde Uçan (1997) tarafından geliştirilen Çalgı Metotlarını Çağdaş Öğretim Programı Modeline Dayalı Metot Çözümleme Yöntemiyle İnceleme yaklaşımı kullanılarak yapılan incelemeler gruplandırılarak sunulmuştur. Araştırmanın amacı; J. Werner ''Praktische Violoncello Schule'' Metodundaki, bilişsel ve devinişsel olarak ulaşılması beklenen hedef ile hedef davranışları belirlemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda ''Praktische Violoncello Schule'' Metodundaki hedef ve hedef davranışlar, Bloom Taksonomisi kapsamında ''bilişsel'' ve ''devinişsel'' olarak sınıflandırılmıştır. Betimsel bir yöntem kullanılan bu araştırmanın örneklemini, ''Praktische Violoncello Schule'' metodunda yer alan ve piyano eşliği bulunan 43 etüt oluşturmaktadır. Araştırma doğrultusunda incelenen 43 etüt içerisinde; bilişsel olarak 45 hedef ve 104 hedef davranış ile devinişsel olarak 104 hedef ve 347 hedef davranış belirlenmiştir. İncelenen etütlerden elde edilen bulgular kapsamında; hedeflerin, bilişsel alanda ''bilgi'' basamağında ve devinişsel alanda ''uyarılma, kılavuz denetimi yapma ve beceri haline getirme'' basamaklarında olduğu belirlenmiştir. Araştırmadaki bulgulardan elde edilen sonuçlara göre; metodun hem bilişsel hem de devinişsel düzeyde çok sayıda hedef ile hedef davranışı kazandırmayı amaçladığı ancak devinişsel alanda daha fazla kazanımın metot içerisinde yer aldığı söylenebilir.
Ortaöğretim görsel sanatlar öğretmenlerinin derslerini yürütürken okul idarelerinden kaynaklı yaşadıkları sorunların belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kurumlarında görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin derslerini yürütürken okul idarelerinden kaynaklı yaşadıkları sorunlara ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerine yönelik görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Mardin'in Midyat ilçesinde 8, Nusaybin ilçesinde 3 ve Dargeçit ilçesinde 1 olmak üzere ortaöğretimde görev yapan toplamda 12 görsel sanatlar öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışma grubu, amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Veri toplama yöntemi olarak görüşme tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak da araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formunun kapsam geçerliliğinin sağlanması adına 4 alan uzmanının görüşü alınmıştır. Görüşme formu, toplamda 13 sorudan oluşmakta olup her soru, hem sorun hem sorunun çözüm önerisini öğrenmeye yönelik hazırlanmıştır. Görüşmeler sonunda toplanan verilerin analizi için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu yönteme uygun olarak 2 ana tema belirlenmiştir. Birinci ana tema altında 3 tema ve bu temalar altında da 9 kategori saptanmıştır. İkinci ana tema altında ise tema yerine 6 kategori belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, sorunlar ve çözüm önerileri olarak iki başlık altında toplanmıştır. Buna göre, görsel sanatlar öğretmenlerinin derslerini yürütürken okul idareleriyle atölyeler, olumsuz tavırlar, iletişim eksikliği, derse müdahale, ders programları, sanatsal etkinlikler, yarışmalar ve geziler gibi birçok ana konuda sorunlar yaşadığı belirlenmiştir. Bu sorunlara yönelik olarak da idarecilere eğitimler verilmesi, okullara maddi destek veya malzeme desteği verilmesi, üniversite sınavında bu dersten soru sorulması gibi çözüm önerileri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Eğitim, Görsel Sanatlar Eğitimi, Okul idareleri, Yaşanan Sorunlar, Çözüm Önerileri
Sanat yapıtlarının okul duvarlarına yansıması ve ortaöğretim öğrencileri üzerindeki etkileri
Bu araştırma, ünlü sanat yapıtlarının, eğitim kurumlarının duvarlarına aktarılması ile öğrenciler üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Okul duvarlarına resmedilen bu görsellerin bireyler üzerindeki bilişsel duyuşsal, eğitsel, estetik ve kültürel etkileri incelenerek cinsiyet değişkenine ve sınıf düzeyine göre değerlendirilmiştir. Duvar resmi etkinliğine katılan öğrenciler, 2022-2023 eğitim öğretim yılının güz döneminde Diyarbakır ilindeki Anadolu Lisesi'nde farklı sınıf düzeylerine göre 25 öğrenciden oluşmuştur. Uzman görüşü alınarak belirlenen sanat yapıtları gönüllü öğrencilerin katılımıyla duvarlara aktarılması için öğrencilerin derslerini aksatmayacak biçimde çalışma planı hazırlanmıştır. Öğrenci grupları görselleri araştırmacı gözetiminde sekiz haftalık bir süre içerisinde okulun iç duvarlarına aktarmışlardır. Araştırma hem nitel hem de nicel verilerin kullanıldığı karma yöntemle tasarlanmıştır. Bu model çerçevesinde araştırmada sanat yapıtlarının eğitim kurumlarının duvarlarına yansıtılıp duvar resmi uygulamasıyla yapılan sanat eserlerinin bireyler üzerindeki etkileri öğrencilerin görüşlerine sunulmuştur. Nitel araştırma yönteminde duvar resmi uygulamasına katılan 25 öğrenciye görüşme formu uygulanmıştır. Nicel araştırma yönteminde ise ölçme araçlarından biri olan anket formu okuldaki 210 öğrenci tarafından yanıtlanmıştır. Araştırmada elde edilen nitel veriler için içerik analizi yapılmıştır. Nicel verilerin analizinde ise SPSS 24 programı kullanılarak istatistiksel analiz yöntemlerinden, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır ve etki büyüklüğünü belirlemek amacıyla r değerleri raporlanmıştır. Araştırmanın sonucunda duvar resmi uygulamasına katılan öğrenciler estetik algıların değiştiği, bulundukları alanı güzelleştirme fırsatı bulduklarını, aidiyet duygusunun geliştiği, kendilerini keşfetme fırsatı buldukları ifade etmiştir. Anket uygulamasına katılan okulun öğrencileri bilgi beceri ve mutluluk düzeylerinin arttığı görülmüştür. Sonuç olarak bilişsel ve duyuşsal yaratıcılığı ortaya çıkaran bu tür aktivitelerin okuldaki bireylerle iletişimi, etkileşimi arttırdığı, birlikte hareketlenmeyi, güven ve motivasyonu arttırdığı söylenebilir. Bu sonuçlardan hareketle okullarda çeşitli kurum ve kuruluşlarda duvar resmi çalışmalarının, öğrencilerin günlük yaşamda görsel kalitesini arttırdığı, diyalog kurabilme ve mutluluk düzeylerine etkileri dikkate alınarak sanat eğitimi kapsamında benzer uygulamaların yapılabileceği önerilmektedir.
Açık hava reklamcılığında artırılmış gerçekliğin önemi ve uygulamaları
Bu çalışmanın amacı, gerçek ve sanal nesnelerin bir araya gelmesi ile oluşan artırılmış gerçeklik uygulamalarının açık hava reklamcılığındaki etkisini ve önemini uygulama örnekleri ile belirtmektir. Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte reklam sektöründe alternatif uygulama yöntemleri gelişmektedir. Özellikle Artırılmış Gerçeklik (AG) teknolojisi ile yapılan açık hava reklamları ile reklam görsellerine yeni bir boyut gelerek dikkat çekiciliği artmaktadır. Böylelikle reklamın hedef kitlesine ulaşması daha da kolaylaşmaktadır. Sonuç olarak teknolojinin gelişmesi ile birlikte reklam uygulama alanları da zamanla değişmektedir. Reklam veren markalar ise hedef kitleye ulaşmak için en dikkat çekici reklam uygulamaları arayışındadır. Özellikle açık hava reklamlarına bakıldığında artırılmış gerçeklik ile yapılmış olan reklamların diğer klasik reklam uygulamalarına göre daha dikkat çekerek ön plana çıktığı ve markaların ulaşmak istediği gibi hedef kitleye daha kolay ulaştıkları görülmektedir. İnsanlar tarafından bu kadar beğenilen ilgi gören artırılmış gerçeklik teknolojisinin giderek daha da yaygınlaşması teknolojinin de gelişmesine paralel olarak desteklenmesi ve bu uygulama yönteminin artırılması, gelecekte başka uygulama yöntemlerinin oluşmasında önemli bir katkıda bulunacaktır. Anahtar Sözcükler: Artırılmış Gerçeklik Teknolojisi, Açık Hava Reklamcılığı, Reklamcılık
Güzel sanatlar lisesi 10. sınıf iki boyutlu ana sanat atölye dersinde sanat eleştirisi yönteminin öğrencilerin öğrenme süreçlerine etkileri
Sanat eğitiminin gelişmiş olduğu toplumlarda, sanatın yaşama yansıyan belirginlikleri olmakla beraber insanların sanatsal duyarlılığı ve bilinci gelişkin olabilmektedir. Toplumların eğitim-öğretim alanlarının başında gelen okullarda Görsel Sanatlar eğitiminin, çağdaş pedagojik yöntemler ile zenginleşmesinin büyük önemi vardır. Bu pedagojik yöntemlerden biri olan Çok Alanlı Görsel Sanatlar Eğitimi Yöntemi ile uygulama çalışmalarının yanında sanat tarihi, sanat eleştirisi ve estetik yaklaşımları birlikte ele alınmaktadır. Bu alt disiplinlerden sanat eleştirisi yöntemi ile sanat eserini tanıma, eleştirel yaklaşma, analiz etme, fikir yürütme gibi yetilerin sanatsal gelişime etki edebilen yanları olabilmektedir. Bu araştırma ile Güzel Sanatlar Lisesi 10. Sınıf İki Boyutlu Ana Sanat Atölye Dersinde Sanat Eleştirisi Yönteminin Öğrencilerin Öğrenmelerine Etkisi problem durumuna ve alt problemlere ilişkin ÇAGSEY disiplinlerinden sanat eleştirisi yöntemi ile ele alınan bir süreç izlenmiştir. Araştırma, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Hatay Bedii Sabuncu Güzel Sanatlar Lisesi 10. Sınıf öğrecileri ile gerçekleştirilmiştir. Deneysel desenlerden öntest-sontest kontrol gruplu seçkisiz desen (The randomized pretest-posttest control group desing) modeli ile yapılan araştırma uygulama sürecinde, 40 kişilik denek havuzundan seçkisiz belirleme ile 20 öğrenci deney grubunu, 20 öğrenci de kontrol grubunu oluşturmuştur. Araştırma uygulama 5 haftalık süre ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada deney grubunda ''Sanat Eleştirisi ve Estetik'' ünitesine uyarlanan Edmund Feldman modeli sanat eleştirisi yöntemi ile öğrencilerin öğrenme düzeyleri, tutumları ve öğrenmelerinde oluşan kalıcılık düzeyine ilişkin etkilerin neler olduğu belirlenmek istenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi ile elde edilen bulgular, iki boyutlu ana sanat atölye dersinde uygulama öncesi ve sonrası yapılan öntest ve sontest sonuçlarıyla ortaya konmuştur. Yapılan araştırma sonucunda sanat eleştirisi yönteminin, deney grubu öğrencilerinin öğrenme, tutum ve başarı düzeylerine ilişkin anlamlı sonuçlar verdiği görülmüştür.
Feldman'ın sanat eleştirisi yaklaşımıyla maniyerist resmin plastik dili ve hayati Misman'ın gravürlerinde maniyerist izler
Bu çalışma, Feldman'ın sanat eleştirisi yaklaşımıyla Maniyerist resmin kendine özgü plastik dilinin ve Hayati Misman'ın gravürlerinin Maniyerist resim ile olan benzer yönlerinin belirlenmesi amacını taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Rönesans sonrası ortaya çıkan Maniyerist döneme ilişkin resimlerdeki biçim bozma, renk, perspektif, kompozisyon anlayışı ve bu anlayışın Hayati Misman'ın gravürlerindeki yansıma biçimleri ve/veya izleri, Feldman'ın sanat eleştirisi yaklaşımıyla ele alınmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Maniyerist dönem sanatçıları olarak bilinen; Doménikos Theotokópoulos (El Greco)'nun 3 eseri, Jacopo Robusti (Tintoretto)'nin 1 eseri, Girolamo Francesco Maria Mazzola (Parmigianino)'nın 1 eseri, Jacopo Carucci (Pontormo)'nin 1 eseri, Giuseppe Arcimboldo'nun 1 eseri, Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni'nin 1 eseri, Tiziano Vecellio (Titian)'nun 1 eseri olmak üzere toplam 9 eser ile günümüz gravür sanatçılarından olan Hayati Misman'ın 10 eseri oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak doküman incelemesi ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Maniyerist dönem resimlerinde sanatçıların bilinçli bir şekilde biçim bozma-deformasyon yaptığı görülmüştür. Bununla birlikte Maniyerist sanatçılar, soluklaşan renk tonları, karmaşık ve açık kompozisyon kullanımı ile Maniyerist resmin tipik özelliklerini eserlerinde yansıtmışlardır. Diğer yandan gravür sanatçısı Hayati Misman eserlerinde, taklit etme veya birebir resmetme anlayışından uzaklaşarak Maniyerist resimlerde olduğu gibi figürlerin uzuvlarını farklılaştırmış ve deformasyona uğratmıştır. Ayrıca bu figürleri mekândan bağımsız, iç içe geçmiş bir şekilde uçuyormuş gibi resmetmiş, derinlik algısı olmayan ve birden fazla olay örgüsü yansıtmıştır. Misman, dışavurumcu bir yaklaşım benimsediğini, kendine özgü bir üslup oluşturduğunu ve Maniyerist dönemden esinlenerek eser üretmediğini fakat bazı gravürlerinin Maniyerist eserlerle benzerlikler taşıdığını ifade etmiştir.
Ortaöğretim resim dersinde öğrencilerin yaptıkları çalışmaların sanatsal gelişim özelliklerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırma, ortaöğretim Lise 1. sınıflarda okuyan 15-16 yaşlarındakiöğrencilerin yaptıkları resimlerin takvim yaşlarıyla, içinde bulundukları sanatsalgelişim basamağı arasındaki uygunluğu saptamak amacıyla planlanıp yürütülmüştür.Araştırmada seçilen 30 öğrenciye biri imgeleme dayalı diğeri kopya yöntemindeolmak üzere iki resim yaptırılmıştır. Öğrencilere, ilk olarak imgeleme dayalı çalışmayaptırılmıştır. İkinci olarak, kopya yöntemiyle yapılacak olan resim çalışmasınabaşlamadan önce öğrencilere, kopyası yapılacak resim ve sanatçısı hakkında bilgiverilmiştir. Daha sonra eserin sanat eleştirisi ve estetik incelemesi yapılmıştır.30 öğrencinin yapmış olduğu 60 resim; oran, perspektif-mekan, ritm,bütünlük ve renk ölçütlerine göre üç uzman tarafından değerlendirilmiştir.Öğrencilerin yaptığı resimleri değerlendiren uzmanların verdiği puanların ortalamasıalınarak, öğrencilerin içinde bulunduğu sanatsal gelişim basamağı tespit edilmiştir.Elde edilen bulgulara göre, resimlerin büyük bir bölümünün öğrencilerin takvimyaşlarının oldukça altında bulunan basamaklarda olduğu görülmüştür. Yapılanaraştırmada, öğrencilerin yaşları itibariyle içinde bulunmaları gereken ?GerçekçilikDönemi'ni? yansıtan çok az sayıda resim olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.Teknolojinin hızla geliştiği çağımızda sanat eğitiminin gerekliliği tartışmagötürmeyecek bir gerçektir. Fakat bu gerçeğe rağmen ülkemizde, sanat eğitimindebirçok sorun yaşanmaktadır. Bu araştırmada, sanat eğitimcilerinin görüşlerine dedayanarak bu sorunun nedenleri açıklanmaya çalışılmıştır.Anahtar sözcükler: Oran, perspektif, ritm, bütünlük, renk
Sağlık meslek lisesi öğrencileri ile araştırma olarak sanat: A/r/tografik bir sorgulama
ÖZET Sağlık Meslek Lisesi Öğrencileri ile Araştırma Olarak Sanat: A/r/tografik Bir Sorgulama Bu araştırmada, sağlık meslek lisesi öğrencilerinin görsel sanatlar dersinde araştırma temelli sanatsal uygulamalar yapmalarının onların yaratıcı deneyimler oluşturmada, empati ve sempati becerilerini geliştirmede etkilerinin neler olduğunu belirlemesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması deseni ve sanat temelli eğitim araştırmalarından a/r/tografi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinin bir ilçesinde bulunan mesleki ve teknik anadolu lisesinde 10. ve 11. sınıflarda öğrenim gören toplam 27 öğrenciden oluşturulmuştur. Uygulama aşaması toplam 8 hafta, 16 ders saati ve yaklaşık 140 dakika ders dışı zamanı kapsayacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler, gözlem, yapılandırılmamış görüşme, yarı yapılandırılmış görüşme, araştırmacı günlükleri, fotoğraflar, telefon mesajları, yaşam yazma ve sanatsal çalışmalar gibi çeşitli yöntemlerle toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, araştırma temelli sanat uygulamaları aracılığı ile öğrencilerin aile ve yakın çevrelerindeki yaşlı bireylerle görüşerek onların hikayelerini dinlemesi ardından yaşam yazmaları öğrencilerde yaşlı bireylerin yaşadıklarına ve duygularına karşı farkındalık oluşturmuştur. Bununla birlikte araştırma temelli sanat uygulamaları yoluyla öğrenciler ile yaşlı bireylerin iletişim kurmaları, öğrencilerin yaşlı bireyleri anlamaları ve onlara karşı empati kurmalarında ve sempati geliştirmelerinde büyük rol oynamıştır. Ayrıca öğrenciler görsel sanatlar dersinde yaşam yazma ile eleştirel düşünme ve sorgulama yapmış, yazdıklarıyla anlam üretmiş, farklı teknikler kullanarak yaratıcı ve özgün sanatsal anlatımlar ortaya koymuşlardır. Anahtar Kelimeler: Sanat Temelli Eğitim Araştırmaları, A/r/tografi, Empati, Sempati
8. sınıf görsel sanatlar dersinde somut olmayan kültürel miras bilincinin geliştirilmesi (Efsaneler örneği)
Bu çalışmanın amacı, görsel sanatlar dersinde somut olmayan kültürel miras bilincinin efsaneler örneği ile geliştirilmesidir. Bu amaçla 8.sınıf görsel sanatlar dersinde öğrencilerin somut olmayan kültürel miras unsurlarından efsanelere yönelik bilgileri incelenmiştir. Araştırma, 2022-2023 eğitim öğretim yılı birinci döneminde Diyarbakır ili Sur ilçesinde random yöntemiyle seçilen Cemil Özgür Ortaokulunda yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu bu okulda öğrenim gören 12-14 yaş aralığında bulunan 30 öğrenci ile oluşmaktadır. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemi birlikte kullanılmış olup karma desen oluşturulmuştur. Nitel araştırma yöntemlerinden ise durum (vaka)çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın amacına yönelik veri elde etmek için veri toplama yöntemlerinden tek gruplu ön resim- son resim uygulamaları, gözlem, yarı yapılandırılmış görüşme, doküman, görsel işitsel materyaller kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz kullanılmıştır. Ön resim ve son resimden elde edilen veriler SPSS 28.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak frekans, yüzde kullanılmıştır. Kategorik iki bağımlı grup verilerinin arasındaki farkı belirlemek üzere McNemar testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığı %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir Ön resim ve son resim arasında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen eğitim sürecinin sonucunda ön resimde elde edilen başarının son resimde yükseldiği tespit edilmiştir. Efsane konulu ön resim son resimleri arasında şema (efsane konulu şemalar ve öğrencilerin efsane olarak bildiklerini aktardıkları şemalar) aktarımında anlamlı bir fark bulunmuştur. Efsane konulu ön resim son resimlerde anlatımsallık (biçimsel anlatım, imgesel anlatım) bağlamında anlamlı bir fark bulunmuştur. Efsane konulu ön resim son resimlerde renk kullanımı bağlamında anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin ön resim-son resimlere verdikleri isimlendirmelerden elde edilen bulguların sonuçlarına göre ön resim ve son resim arasında anlamlı farklar ortaya çıktığı görülmüştür. Görüşme formundan elde edilen veriler incelenip doğal kodlama yapılarak içerik analizi yapılmıştır. Öğrencilerin yarı yapılandırılmış görüşmede elde edilen sonuçlarda detaylı konu anlatımı sonrasında somut olmayan kültürel miras hakkında derinlemesine bilgi edindiklerini gösteren cevaplar verdikleri görülmüştür. Tüm bu sonuçlar ışığında somut olmayan kültürel miras bilincinin geliştirilmesinde görsel sanatlar dersinin önemli olduğu, somut olmayan kültürel miras bilincinin geliştirilmesinin öğrencinin yaratıcılığına önemli ölçüde katkısı olduğu söylenebilir. Öğrencilerde bilişsel ve duyuşsal yaratıcılığı ortaya çıkaran bu tür çalışmaların öğrencilerin hayal gücünü geliştirdiği, öğrencilerde kendi kültürüne merak uyandırdığı söylenebilir. Bu sonuçlardan hareketle okullarda somut olmayan kültürel miras unsurlarından sözlü anlatımlardan biri olan efsanelerin öğrencilerin hayal gücünü geliştireceğini, günlük yaşamda çevrelerinde duydukları efsanelere ve değerlerine karşı ilgi ve merak düzeylerine etkileri dikkate alınarak görsel sanatlar dersi kapsamında benzer uygulamaların yapılabileceği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kültürel Miras, Somut Olmayan Kültürel Miras, Efsaneler
Sosyal mesaj içerikli tipografik illüstrasyon ve animasyonlar
Günümüzde herhangi bir yerde durup etrafımızı incelediğimizde pek çok görsel iletişim unsuruyla karşılaşırız. Bu görsel iletiler tanıtım, uyarı veya bilgi amaçlı olabilmektedir. Sosyal yaşantımızda karşılaştığımız sorunlara ışık tutmak amacıyla oluşturulmuş pek çok görsel ileti unsuruna, çevremizde hemen her yerde rastlamak mümkündür. Bir mesajı iletmek için kullanılan görsel iletilerin başında tipografi ve illüstrasyon gelmektedir. Bu çalışmada da verilmek istenen sosyal bir mesajı, alıcıya daha etkili bir şekilde iletmek için illüstrasyonu tipografiyle bir araya getirerek oluşturduğumuz görsellerin önemi üzerinde durulmaktadır. Tipografik illüstrasyonlar, bir mesajı iletmek için kullanılan illüstrasyonların anlamını, bir yazının sunum şekli olan tipografi ile daha güçlü hale getirmek maksadıyla oluşturulmuş görsellerdir. Bu görsellerin seri çizimlerinin hareketlendirilmesiyle oluşturulan kısa animasyonlara da araştırmada yer verilmektedir. Araştırmanın ilk bölümünde, iletişim ve görsel iletişim unsurlarıyla ilgili genel bir giriş yapılarak problem durumu, araştırmanın amacı, önemi, sınırlılıkları ve tanımları verilmiştir. Araştırmanın kuramsal çerçevesi kapsamında iletişim, sosyal mesaj ve görsel iletişim unsurları ele alınarak illüstrasyon, animasyon ve tipografi terimlerine yer verilmiş ve bu kavramların tarihi gelişimleri ile kullanım alanlarına değinilmiştir. Ayrıca bu bölümde tipografi, illüstrasyon ve animasyon ilişkilerine değinilerek sosyal mesajların bu teknikler üzerinden nasıl ele alındığı örnekler üzerinden anlatılarak incelenmiş ve daha önce konuyla ilgili yapılan araştırmalara değinilmiştir. Araştırmanın yöntemi bölümünde ise yöntem, verilerin toplanması, verilerin analizi bölümleriyle araştırmanın yöntem ve tekniğiyle ilgili bilgiler verilmiştir. Daha sonra ise elde edilen bulgular doğrultusunda araştırmanın nihai sonucu verilmiştir. Bu araştırma kapsamında tipografi ile oluşturulmuş sosyal mesaj içerikli görsel anlatımlar ve bunlar üzerine yapılmış araştırmalar içerik analizi tekniği ile incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması stratejisi ve verilerin analizinde içerik analizinin kullanıldığı bu çalışmada sosyal mesaj içerikli illüstrasyon ve animasyonların tipografi ile nasıl daha etkili hale getirildiği ortaya konulması amaçlanmıştır. Yapılan detaylı veri taramaları ve konuyla ilişkili görsellerin incelenmesi sonucunda tipografinin kullanıldığı illüstrasyon ve animasyonun iletisini daha etkili bir şekilde ortaya koyduğu görülmektedir.
Müzik öğretmenliği lisans programı öğrencilerinin "özel öğretim yöntemleri" derslerinde kazandıkları yeterliklerin "öğretmenlik uygulaması"nda kullanım açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı; Eğitim Fakülteleri Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümleri Müzik Eğitimi Anabilim Dalları ?Özel Öğretim Yöntemleri? dersi eğitim sürecinin mevcut durumunu saptamak ve ?Öğretmenlik Uygulaması?na ne ölçüde hazırlayıcı olduğunun araştırılarak, sonuçlar doğrultusunda bu dersin daha işlevsel bir yapıya ve işlerliğe kavuşturulmasına katkıda bulunmaktır.Araştırmanın yürütülmesinde betimsel yönteme dayalı bir desen kullanılmıştır. Araştırma, Eğitim Fakülteleri Müzik Eğitimi Anabilim Dalları'nda 2006-2007 eğitim-öğretim yılında görev yapan ve ?Özel Öğretim Yöntemleri I-II? derslerini yürütmekte olan öğretim elemanlarından ve 2006-2007 eğitim-öğretim yılında üniversitelerin Eğitim Fakülteleri Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümleri Müzik Eğitimi Anabilim Dalları'nda ?Özel Öğretim Yöntemleri I? ve ?Özel Öğretim Yöntemleri II? derslerini almış olan son sınıf öğrencilerinden oluşturulan örneklem üzerinden yürütülmüştür. Araştırmada müzik öğretmeni yetiştiren kurumlardaki ?Özel Öğretim Yöntemleri I ve II? derslerinde kazanılan yeterliklerin ?Öğretmenlik Uygulaması?nda değerlendirilmesine yönelik olarak Müzik Eğitimi Anabilim Dalları son sınıf öğrencilerinin görüşlerine ve uzman kişilerin gözlemlerine dayalı bir değerlendirme modeli geliştirilmiştir. Ardından uygulama boyutlarının niteliği dört ay süren bir uygulama süreciyle belirlenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda ?Özel Öğretim Yöntemleri I ve II? derslerinin içeriği, işlenişi ve işlevselliği, ?Öğretmenlik Uygulaması? dersindeki etkinliği ve müzik öğretmenliği mesleğine ne ölçüde hazırlayıcı olduğuna ilişkin öğrenci görüşleri ve ?Öğretmenlik Uygulaması?ndaki gözlemler önce ayrı ayrı, daha sonra birbirleriyle olan ilişkileri bakımından değerlendirilmiştir.Çalışmada örneklemi oluşturan Müzik Eğitimi Anabilim Dallarının belirlenmesinde anabilim dallarının hizmet yılları göz önünde tutularak üç grup oluşturulmuştur. Birinci grupta 15 yıl ve üzerinde hizmet vermekte olan Müzik Eğitimi Anabilim Dalları, ikinci grupta 11-14 yıllık MüzikiiEğitimi Anabilim Dalları ve üçüncü grupta ise; ?Özel Öğretim Yöntemleri? dersinin öğretmenlik mesleğine doğrudan hazırlayıcı bir ders niteliğinde olması göz önünde bulundurularak; en az dört yıl mezun vermiş olan ve kuruluşundan 7 ila 10 yıl geçmiş olan Müzik Eğitimi Anabilim Dalları alınmıştır.Araştırmada ele alınan problemlere ilişkin veriler, ?Özel Öğretim Yöntemleri I ve II? dersinin öğretim programına yönelik görüşler ve değerlendirme modeli geliştirilmesi için uzman görüşlerine yönelik yapılandırılmış ?Görüşme Formu?, son sınıf öğrencilerinin ?Özel Öğretim Yöntemleri I ve II? derslerine ilişkin görüşlerinin alınmasına yönelik ?Anket formu?, sözü edilen derslerin uygulama sürecini kapsayan ?Öğretmenlik Uygulaması? dersine yansımalarının değerlendirilmesine yönelik ?Gözlem Formu? ve ?Günlük Plan İnceleme Formu? yoluyla elde edilmiştir.Elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemeleri için SPSS paket programı içerisindeki çeşitli istatistiksel çözümleme tekniklerinden yararlanılmış ve frekans (f ), yüzde (%), aritmetik ortalama (?), standart sapma (ss) ve sayılabilir verilerden oluşmuş değişkenlerin test edilmesinde Ki-Kare testi uygulanmıştır. Ölçülebilir değişkenlere Shopiro Wilk normallik testi uygulanmış ve değişkenlerin normal dağılım göstermediği saptanmıştır (p>0,05). Bu nedenle, parametrik olmayan testlerden Kruskall-Wallis, varyans analizi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi olarak 0,05 seçilmiştir.Araştırmada yapılan çözümlemeler sonucunda, ?Özel Öğretim Yöntemleri I ve II? derslerinde edinilen bilgilerin müzik öğretmeni adayları tarafından istendik biçimde davranışa dönüştürülemediği, müzik öğretim yöntemlerinin gerektiği kadar öğrenilemediği, ancak müzik öğretmeni adaylarının müzik öğretimi konusunda kendilerini yeterli buldukları halde ?Öğretmenlik Uygulaması?nda yeterli olmadıklarının görüldüğü, uygulama sırasındaki derslerin planlanma aşamasında yeterli özenin gösterilmediği sonucuna ulaşılmıştır.Bu bulgulardan; müzik öğretmeni yetiştiren kurumlarda uygulanmakta olan ?Özel Öğretim Yöntemleri I ve II? derslerinin öğretim programının gözden geçirilmesi, düzenlenmesi ve geliştirilmesinin önemine dikkat çekilerek, konu ile ilgili çalışmalar yapılması hususunda önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Müzik eğitimi, özel öğretim yöntemleri, öğretmenlik uygulaması, müzik öğretim yöntemleri.