
1,086
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
4. sınıf Fen ve Teknoloji dersi Dünya ve Evren konusunda yer alan kavram yanılgılarının giderilmesinde Tanılayıcı Dallanmış Ağaç tekniğiyle hazırlanan materyalin etkisi
Bu araştırmada, ilkokul 4.Sınıf Fen ve Teknoloji dersi Yer Kabuğu ve Dünyamızın Hareketleri ünitesi Dünya ve Evren konusundaki kavram yanılgılarına, Tanılayıcı Dallanmış Ağaç tekniğine uygun hazırlanan materyalin etki durumunun ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu çalışma, Milli Eğitim Bakanlığı'na ait Şanlıurfa ili Eyyübiye ilçesindeki bir devlet ilkokulunda 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında sekiz hafta süren bir süreç içinde yürütülmüştür. Araştırma, 4. sınıf düzeyindeki toplam 150 öğrenci ile yürütülmüştür. Çalışma kapsamında, yarı deneysel desenlerden olan ön-test son-test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırma süresince araştırmacı tarafından hazırlanan kavram yanılgıları testi ve yine araştırmacı tarafından geliştirilen tanılayıcı dallanmış ağaç tekniğine uygun oluşturulmuş materyal, veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Öğrenciler deney1 grubu (n=50), deney2 grubu (n=50) ve kontrol grubu (n=50) olacak şekilde 3 gruba ayrılmıştır. Araştırmanın uygulama aşamasında, kavram yanılgıları testi, tüm gruplara ön-test olarak uygulanmıştır. Kontrol grubu Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı ile oluşturulan programa uygun olarak Mevcut Öğretim Yöntemi kullanılarak Dünya ve Evren konusunu işlerken, Deney1 grubu öğrencileri Dünya ve Evren konusunu tanılayıcı dallanmış ağaç tekniğiyle oluşturulmuş çalışma yaprağı ile, Deney2 grubu ise aynı konuyu tanılayıcı dallanmış ağaç tekniğine uygun oluşturulmuş materyal ile işlemiştir. Araştırmanın uygulaması, sekiz hafta süren bir süreçte tamamlanmış ve ardından tüm gruplara, kavram yanılgıları belirleme testi, eş zamanlı olarak son-test olarak tekrar uygulanmıştır. Grupların ön-son test puanları kavram yanılgıları testi puanları arasındaki farklılıkların karşılaştırılmasında SPSS 27.0 programında yer alan Kruskall Wallis H Testi ile Mann-Whitney U Testi uygulanmıştır. Çalışmanın sonunda deney2 ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin ön testten elde ettikleri puanlar ile karşılaştırıldığı zaman son test kavram yanılgıları düzeyinde anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Bu duruma karşılık deney1 grubunda bulunan öğrencilerin ise ön-son test kavram yanılgıları puanları arasında anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Cinsiyet değişkenine göre öğrencilerin kavram yanılgılarına yönelik sonuçları değerlendirildiği zaman öğrencilerin kavram yanılgıları düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermediği görülmüştür (p>0.05). Sonuçta ise, ilkokul düzeyinde Dünya ve Evren konusunun işlenmesinde tanılayıcı dallanmış ağaç tekniğine ait hazırlanan materyalin, Mevcut Öğretim Yöntemi ve tanılayıcı dallanmış ağaç tekniğiyle oluşturulmuş çalışma yaprağına göre kavram yanılgılarını azaltmada daha etkili olduğu kanısına varıldığı söylenebilmektedir.
Erken çocukluk eğitimi araştırmalarının (1991-2023) bibliyometrik bir analizi
Okul öncesi dönemin insan yaşamında çok önemli bir kritik dönem olması bu dönemle ilgili akademik çalışmaları da beraberinde getirmiştir. Yaşamın temeli olan erken çocukluk eğitimi ile ilgili bilimsel çalışmalar oldukça fazladır. Bu dönemle ilgili yapılacak bilimsel çalışmalar ne kadar fazla olursa gelecekle ilgili kuram geliştirme daha iyi ilerleyecektir. Bunun için yapılması gerekenlerden bir kısmı nitelikli yayın yapmaktır. Nitelikli yayın yapmak için ise nitelikli bir alt yapı gerekmektedir. Bu alt yapıyı sağlayacak bilimsel araştırma yöntemlerinden birisi de bibliyometrik çalışmalardır. Erken çocukluk dönemine ilişkin bibliyometrik çalışmalar olmakla birlikte konuya ilişkin kapsamlı bir tez çalışmasına rastlanmamış olması bu tezin önemini ve çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu bağlamda WoS veri tabanı kullanılarak elde edilen 4796 yayın Bibliometrix programı kullanılarak analizlere tabii tutulmuştur. Bu bağlamda beş (5) alt probleme yanıt aranmıştır. Temel bibliyometrik analizler, yazar, yayın, kurum, dergi, ülke ve ağ analizlerine ilişkin analiz sonuçlarına yer verilmiştir. Analiz sonuçlarında yayınlara ilişkin temel veriler, yıllık bilimsel üretim, alanda en çok atıf alan yazarlar, yayınlar, kurumlar, dergiler, ülkeler ile bunların birbiriyle ilişkileri görsel haritalama yöntemi ve diğer bibliyometrik yöntemlerle açıklanmıştır. Ayrıca bibliyometrik çalışmalara özgü Lodka Kanunu, Bradford Kanunu gibi analizlerle de alanyazındaki en son eğilimler saptanmıştır. Bu analiz sonuçlarında öne çıkanlar incelendiğinde yıllık bilimsel büyüme oranı %24.81olarak saptanmıştır. Yıllık yayın atıf ortalaması'na ilişkin bulgular incelendiğinde ise yıllık atıf ortalamasının zirve yaptığı yıl olarak 2004 yılı (x=5,98) öne çıkmaktadır. Ülkelerden A.B.D. başı çekmektedir. Konuyla ilgili en çokyayın çıkaran yazar Alsina A. iken en çok atıf alan yazar Burchınal M. 'dir. Konu ile ilgili en çok çalışma yapan kurumun Macquaria University olduğu görülmüştür. Sonuç olarak çalışmanın alanyazına katkıda bulunması hedeflenmiştir.
Oyun temelli fen öğretiminin ilkokul öğrencilerinin akademik başarı ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı oyun temelli fen öğretiminin, ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi Maddeyi Tanıyalım ünitesi akademik başarı ve tutumlarına etkisini ortaya koymaktır. Araştırma 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Isparta ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir özel okul ve bir devlet okulunda beş haftada gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yarı deneysel desenlerden öntest sontest kontrol gruplu desen uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 87 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları Maddeyi Tanıyalım Ünitesi Akademik Başarı Testi ve Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeğidir. Araştırmada uygulama öncesinde deney ve kontrol grubu öğrencilerine Maddeyi Tanıyalım Ünitesi Akademik Başarı Testi ve Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeği öntest olarak uygulanmıştır. Araştırmanın uygulama aşamasında deney ve kontrol grupları için ortak ilerleyecek ve ayrı ilerleyecek ders planları oluşturulmuştur. Ortak kullanılan ders planlarından sonra oyunun etkisini test etmek için ayrı kullanılması gereken ders planlarına geçilmiş ve deney grubunda oyun uygulamaları başlamıştır. Deney grubundaki öğrenciler Fenopoli oyunu ile öğretim sürecini tamamlarken kontrol grubu öğrencileri müfredatta uygun görülen yöntemle öğretim sürecini tamamlamıştır. Uygulama sonrasında deney ve kontrol grubu öğrencilerine Maddeyi Tanıyalım Ünitesi Akademik Başarı Testi ve Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeği sontest olarak uygulanmıştır. Çalışmanın alt problemlerini test etmek için bağımsız grup t-testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Mann Whitney U testi analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan başarı testlerinin ve başarı kazanım puanlarının analiz sonuçlarına göre oyun temelli öğrenme yönteminin oyun uygulamalarının dahil edildiği deney grubu lehine anlamlı bir farklılık çıkmıştır. Tutum puanları ve tutum kazanım puanları incelendiğinde ise deney grubu lehine anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda oyun temelli öğretim yönteminin öğrenci başarısını artırdığı dolayısıyla ders süreçlerinde daha sık kullanılması gerektiği söylenilebilir.
Ebeveynlerin okul öncesi dönem çocuklarının teknoloji kullanımına yönelik görüşleri ile dijital ebeveynlik özyeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, ebeveynlerin okul öncesi dönem çocuklarının teknoloji kullanımına yönelik görüşleri ile dijital ebeveynlik öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılının bahar döneminde Burdur il merkezinde okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 3-6 yaş çocuğu bulunan 250 ebeveyn oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan 250 katılımcının 186'sı kadın iken, 64'ü erkek katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma verileri "Demografik Bilgiler Formu", "Okul Öncesi Çağındaki Çocukların Teknoloji Kullanımı Hakkında Ebeveyn Görüşleri Ölçeği" ve "Dijital Ebeveynlik Öz Yeterlik Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada verilerin normal dağılım gösterdiği görülmüş ve parametrik istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Ebeveynlerin, çocuklarının teknoloji kullanımına yönelik görüşleri ile dijital ebeveynlik öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi için Pearson korelasyon analizi, bağımsız gruplar t-testi ve düzenleyici değişken analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre ebeveynlerin çocuklarının teknolojik aletleri sık kullanımının sosyalleşmesinde, kendini ifade edebilmesinde ve beden sağlığında olumsuz etkilerinin olduğu görüşünde olan ebeveynlerin oranının oldukça yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca araştırma bulguları ebeveynlerin yüksek düzeyde dijital ebeveynlik öz yeterliliğe sahip olduklarını göstermiştir. Ebeveynlerin özellikle dijital güvenlik ve dijital okuryazarlık ile ilgili öz yeterlik düzeylerinin önemli ölçüde yüksek olduğu gözlemlenirken, dijital iletişim öz yeterliliğinin orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Araştırma sonucunda ebeveynlerin dijital ebeveynlik öz yeterlikleri ile çocuklarının teknoloji kullanımına yönelik görüşleri arasında zayıf düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür.
Sınıf öğretmenlerinin Burdur Gölü'ne ilişkin metaforik algıları: Burdur şehri örneği
Bu araştırma ile Burdur ili merkez sınıf öğretmenlerinin Burdur Gölü'ne ilişkin metaforik algıları belirlenmiş, ayrıca cinsiyet, yaş, kıdem yılı, eğitim durumu ve Burdur Gölü'ne gitmiş olma durumu gibi farklı değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji (olgubilim) deseni olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 öğretim yılında Burdur il merkezinde devlet okullarında görev yapan 123 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, açık uçlu sorulardan oluşan "Görüşme Formu" ile elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin analizi için içerik analizi kullanılmıştır. Burdur ili merkez sınıf öğretmenlerinin Burdur Gölü'ne ilişkin 74 adet metafor geliştirdikleri görülmektedir. Sınıf öğretmenlerinin geliştirdikleri metaforlar benzerlik bakımından kategorilere ayrıldığında 5 kavramsal kategori elde edilmiştir. Bu kategoriler "Giderek yok olması", "Kaderine terk edilmiş", "Yaşam kaynağı", "Güzel duygular uyandırması" ve "Burdur'un sembolü" olarak belirlenmiştir. En çok geliştirilen metaforlar hayat, Burdur'un nefesi, can damarı, Burdur'un sembolü ve bataklık olduğu görülmüştür. Ayrıca en çok geliştirilen metafor "Yaşam kaynağı" kategorisinde bulunmaktadır. Bu durum Burdur Gölü'nün Burdur ili için çok önemli olduğunu ortaya koymaktadır. "Giderek yok olması" sınıf öğretmenlerinin en çok metafor geliştirdiği ikinci kategoridir. Bu durum Burdur Gölü'nün kuruyup yok olmaya başladığını göstermektedir.
Okul öncesi dönemde okuma öğrenmenin çocuklara, ailelere ve öğretmenlere yansımaları
Bu araştırmanın amacı ilkokula başlamadan, okuma öğrenen çocukların kendilerinin, ailelerinin ve öğretmenlerinin deneyimlerine göre çocukların ilkokul birinci sınıfta karşılaştıkları durumları belirlemektir. Çalışma grubu, çalışmaya gönüllü olarak katılan, 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Burdur ili merkez okullarında eğitim görmekte olan okumayı bilen ilkokul birinci sınıf öğrencileri, bu öğrencilerin öğretmenleri ve öğrencilerin ailelerinden oluşmaktadır. Çalışmada olgu bilim yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubu, çocukların ilkokula başlamadan okumayı bilmeleri ölçüt kabul edilerek, tesadüfi olarak oluşturulmuştur. Çalışma grubunun, 28'ini erken okuma öğrenmiş çocuklar, 28'ini çocukların aileleri ve 14'ünü birinci sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Çocuklar, aileler ve öğretmenler için ayrı ayrı üç yarı yapılandırılmış görüşme formu geliştirilmiştir. Araştırmada verilerin geçerlik ve güvenirliğini artırmak için veri çeşitlemesinden yararlanılmıştır. Veriler, çalışma grubu üyeleri ile yapılan yüz yüze görüşmeler ve yazılı alınarak elde edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde betimsel analiz yönteminden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda birinci sınıf öğrencilerinin ilkokula başlamadan okumayı öğrendikleri ve arkadaşlarına yardımcı olabildikleri için mutlu oldukları belirlenmiştir. Okuma tutumlarının olumlu olduğu görülmüştür. Erken okuma öğrenmiş olan çocukların ailelerinin, okul öncesi dönemde endişeli oldukları fakat ilkokul süreçlerinin başlamasıyla ailelerin rahatladığı ve bu durumdan dolayı mutlu oldukları görülmüştür. Aileler, çocuklarının kendine güvendiğini ve sorumluluk bilincine sahip olduğunu, ileriki akademik hayatlarında da başarılı olacaklarını düşünmektedirler. Birinci sınıf öğretmenlerinin erken okuma öğrenme ile ilgili olumlu tutuma sahip oldukları anlaşılmıştır. Erken okuma öğrenmiş çocukların sınıfa uyum sağladığı ve öğretmenlerin de bu durumu kontrol edebildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlara göre araştırmacılar, konu üzerinde boylamsal çalışmalar yaparak karşılaşılan durumları derinlemesine ele alıp detaylı sonuçlar elde edebilirler.
Hayat bilgisi dersi öğretim programının sağlık okuryazarlığı açısından incelenmesi
Hayat bilgisi öğretimi, öğrencilere yaşam becerileri kazandıran ve yaşamsal değeri oldukça yüksek olan bir derstir. Toplumsal yaşama uyum sağlayabilen bireylerin yetiştirilmesinde önemli bir rolü olan hayat bilgisi ders içeriğinin 21. yüzyılın getirmiş olduğu yaşamsal beceriler ve temel konular açısından da güncel olması gerekmektedir. Bu açıdan 21. yüzyıl beceri ve yeterlilikleri içerisinde öğrencilere kazandırılması gereken bir konu olan sağlık okuryazarlığının hayat bilgisi öğretim programı içerisinde yer alması önemlidir. Çünkü çocukları hayata hazırlamayı hedefleyen hayat bilgisi dersinde atılacak temeller; kendi sağlığı hakkında etkin rol alabilen, sağlık sorumluluğunun farkında ve sağlık bilincine sahip vatandaşların yetiştirilmesi açısından oldukça değerlidir. 2024 yılında yayınlan Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı içerisinde sağlık okuryazarlığı ile ilgili öğrenme çıktılarının, öğrenme-öğretme uygulamalarının ve ölçme-değerlendirme süreçlerinin incelendiği bu çalışma doküman incelemeye dayalı betimsel analizin yapıldığı bir araştırmadır. Çalışmada doküman olarak Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı (1, 2 ve 3. sınıflar) kullanılmıştır. Öğretim programında yer alan kazanımların betimsel analizi yapılmıştır. Betimsel analizde elde edilen veriler önceden belirlenmiş temalara uygun olarak yorumlamıştır. Temalar oluşturulurken sağlık okuryazarlığının bileşenleri ve boyutları dikkate alınmıştır. Elde edilen bulgular; yüzde ve frekans vb. verileri barındıran tablolar ve grafiklerle sunulmuştur. Çalışma sonucunda sağlık okuryazarlığı ile doğrudan ilişkili görülen öğrenme çıktılarının her sınıf düzeyinde "Sağlığım ve Güvenliğim" adlı 2.öğrenme alanında olduğu, dolaylı yoldan ilişkili görülen öğrenme çıktılarının ise her sınıfı düzeyinde "Sağlığım ve Güvenliğim" adlı 2.öğrenme alanında, "Doğa ve Çevre" adlı 5. öğrenme alanında ve "Bilim, Teknoloji ve Sanat" adlı 6. öğrenme alanında yer aldığı tespit edilmiştir. İlgili öğrenme çıktılarının genel sağlığa, yaşam kalitesini iyileştirmeye, hastalıkları önlemeye, sağlığı korumaya ve sağlıkla ilgili yaşanabilecek acil durumlarda yapılması gerekenlere yönelik bilgi, motivasyon ve becerileri kapsadığı görülmüştür. Bununla birlikte, sağlık okuryazarlığı ile ilişkili öğrenme çıktılarına Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programında yeterli sıklıkta yer verildiği, programda sağlığın teşviki ve iyileştirilmesi hususlarının ön planda tutulduğu, programın yalnızca bireysel sağlık okuryazarlığı ile değil aynı zamanda çevresel sağlık okuryazarlığı unsurlarıyla da ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, 2024 yılında yayınlanan Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programında sağlık okuryazarlığı ile ilişkili öğrenme çıktılarının kazandırılmasında öğretmenlere önerilen öğrenme-öğrenme uygulamaları arasında en sık yer alan öğrenme-öğretme uygulamalarının "eğitici görseller", "ifade etme" ve "performans görevleri"; ölçme ve değerlendirme süreçleri için öğretmenlere en sık önerilen öğrenme kanıtlarının ise "dereceli puanlama anahtarı", "çalışma yaprağı" ve "kontrol listesi şeklinde hazırlanmış gözlem formu" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma öğretim programlarında ve sağlık okuryazarlığı süreçlerinde yapılabilecek iyileştirmelere yönelik öneriler sunularak tamamlanmıştır.
İlkokul 2., 3. ve 4. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki metinlerin okunabilirlik düzeyleri
İlkokulda okumayı geliştirmede en önemli ders şüphesiz Türkçe dersidir. İlk ve orta öğretim Türkçe dersinde temel araç Türkçe ders kitabıdır. Öğretim programına göre öğrencilerin, ders kitaplarındaki metinleri okuması gerektiği için metinlerin; öğrenci düzeyine uygun olması, öğrencilerin okuyup anlayabileceği bir yapıda olması gerekmektedir. Özellikle okuduğunu kavrama ile ilgili yeteri kadar donanımlı olmayan öğrencilerin anlama becerilerinin geliştirilmesi, nitelikli okuma eğitimi çalışmalarının yapılması için düzeye uygun metinlerin seçilmesi gerekmektedir. Düzeylerine uygun metinlerin seçilmesi öğrencilerin hem okuma alışkanlığı hem de okuduğunu anlama becerilerini geliştirmede önemli işlevleri vardır. Bu sebeple okunabilirlik (readability), okumada önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışma ilkokul 2., 3. ve 4. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki metinlerin okunabilirlik düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada MEB tarafından hazırlanan 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Burdur ilinde ders kitabı olarak kullanılan 2., 3. ve 4. sınıf Türkçe ders kitaplarında bulunan 86 öyküleyici ve bilgilendirici metnin okunabilirlik düzeyleri Ateşman'ın Türkçeye uyarladığı okunabilirlik formülü ile hesaplanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımına dayalı yöntemlerden biri olan doküman analizi kullanılmıştır. 2., 3. ve 4. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki metinlerin okunabilirliğini belirlemek için bilgilendirici ve öyküleyici metinler tespit edilmiş ve bu metinlerin ilk yüz kelimesi sayılmıştır. İlk yüz kelime içerisindeki hece sayısı, cümle sayısı tespit edilmiş ortalama sözcük uzunlukları ve ortalama cümle uzunlukları hesaplanmış ve Ateşman Formülüne göre düzeyleri belirlenmiştir. Okunabilirlik düzeylerine göre her sınıf düzeyinde tüm metinlerin ortalamasının kolay seviyede olduğu, öyküleyici metinlerin bilgilendirici metinlere göre okunabilirlik düzeylerinin daha yüksek(kolay) olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlardan hareketle ilkokul kademesinde öğrenim görmekte olan çocuklar için hazırlanacak ders kitaplarındaki metinlerin okunabilirlik açısından incelenmesi, sınıf seviyesi altında/üstünde kalan metinlerin kitap kapsamına dahil edilmemesi önerilmektedir.
Okul öncesi öğretmenlerinin inovatif düşünme eğilimlerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
İnovasyon, yeni fikirler, ürünler ve yöntemler geliştirerek geleneksel yöntemlerin ötesine geçmeyi amaçlamaktadır. İnovatif düşünme, sorunlara farklı ve yenilikçi bakış açılarıyla yaklaşmak ve çözüm bulmak anlamına gelir. İnovatif düşünme, yaratıcılığa ve özgünlüğe odaklanarak yeni fikirler, çözümler üretme sürecidir. Öğretmenlerin inovatif düşünceleri sayesinde eğitim süreci daha etkili ve ilgi çekici hale getirilebilir. İnovatif düşünme, benzersiz yeni deneyimler sağlayarak, öğretim yöntemleriyle sınıf içinde ve dışında eğitim sürecinde farklı yaklaşımlar geliştirmeyi içerir. Bu çalışma okul öncesi öğretmenlerinin inovatif düşünme eğilimlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yönteminden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma kapsamında katılımcılar Antalya ilinde çalışmakta olan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 260 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışmada veriler ''Kişisel Bilgi Formu'' ve "Okul Öncesi Öğretmenlerine Yönelik İnovatif Düşünme Eğilimi Ölçeği'' kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler elektronik ortamda değerlendirilmiştir. Verilerin güvenilirliğini belirlemek amacıyla güvenilirlik analizi yapılmıştır. Analiz sürecinde hangi testlerin kullanıldığını belirlemek için normallik testleri uygulanmıştır. Çalışmanın verilerinin normal dağılım gösterdiği saptanmıştır. Normallik testi sonuçlarına göre veriler alt problemlere göre analiz yapılarak analizler sonucunda yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim durumu, çalıştığı okul türü ve çalıştığı ilçe değişkenlerinde anlamlı farklılık görülmezken, yaş grubu ve eğitim alma değişkenlerinde anlamlı farklılık saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: 21.yy. becerileri, inovatif düşünme, okul öncesi öğretmeni Sayfa Sayısı : 70 Danışman : Doç. Dr. Özge ÖZEL
Eğitim fakültesi akademisyenlerinin teknolojiye ilişkin görüşleri ile eğitimde teknoloji entegrasyonlarının incelenmesi
Günümüzde bireylerin bilgi, beceri ve değerler kazanması, toplumların gelişen ve değişen dünya düzenine ayak uydurabilmelerinin temelinde etkili bir eğitimin mevcut olması önemlidir. Eğitimde bilgi teknolojilerinin kullanılması öğrenmeyi bireyselleştirerek daha öğrenci merkezli bir anlayışa katkı sunmaktadır. Eğitim kurumlarından olan üniversitelerde de teknolojinin derslere entegrasyonu gün geçtikçe önem kazanmıştır. Öğretmen adaylarının eğitiminde de akademisyenlerin teknolojiye bakışı önemlidir. Bu araştırmanın amacı eğitim fakültesi akademisyenlerinin eğitimde teknoloji entegrasyonu ve teknoloji hakkındaki görüşlerini belirlemektir. Bu doğrultuda akademisyenlerin teknolojiyi eğitim ve öğretim süreçlerine nasıl, ne şekilde ve hangi amaçla dâhil ettikleri; teknoloji hakkındaki görüşleri; pandemi ve Türkiye'de 6 Şubat 2023'te yaşanmış depremin akabinde yapılan uzaktan eğitim süreçlerini teknolojik açıdan nasıl yürüttükleri sorularına cevap aranmıştır. Bu çalışma nitel araştırma türlerinden durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2023- 2024 eğitim- öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesinde görev yapmakta olan 15 erkek ve 10 kadından oluşan 25 akademisyen oluşturmuştur. Katılımcılar uygun örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler yüz yüze, bireysel ve ses kaydı alınarak gerçekleştirilmiştir. Veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Eğitim fakültesi akademisyenlerinin teknoloji hakkında olumlu tutum sergiledikleri, derslerine teknolojiyi imkanlar doğrultusunda entegre ettikleri, pandemi ve deprem döneminde yapılan uzaktan eğitim süreçlerinde bazı sorunlar yaşadıkları, fakültelerini teknolojik açıdan kısmi olarak yeterli buldukları ve teknolojik inovasyonları takip ederek kendilerini yenileme bilincinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda teknolojik araç gereç kullanımı ve teknolojik altyapı konularında uzman kişilerden destek sağlanabileceği; çalışmanın alanı genişletilerek daha çok akademisyenin katılım göstereceği bir çalışma düzenlenmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademisyen Görüşleri, Eğitimde Teknoloji Entegrasyonu, Teknoloji ve Uzaktan Eğitim.
Okul öncesinde ebeveynlerin teknoloji kullanımları ve çocuklarının teknoloji kullanımına yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi dönem çocuğa sahip ebeveynlerin teknoloji kullanım durumları ile çocuklarının teknoloji kullanımına yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma ile ebeveyn ve çocukların teknoloji kullanım durumları ve demografik faktörler (yaş, cinsiyet, eğitim durumu vb.) ile ebeveyn yaklaşımları arasında farklılaşma olup olmadığının ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda gerçekleştirilen çalışma nicel bir çalışma olup ilişkisel tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, çocuğu MEB'e bağlı bağımsız anaokulları ve ilkokullara bağlı anasınıflarına devam etmekte olan ebeveynler oluşturmaktadır. Evren geniş bir kümeyi ifade ettiğinden araştırma için örneklem belirlenmesi yoluna gidilmiş, kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi kullanılarak farklı illerde ikamet eden 315 ebeveyn örneklem olarak belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler; araştırmacı tarafından oluşturulan ''Kişisel Bilgi Formu'' ve ''Teknoloji Kullanma Durumları Anketi'' ile Kalkan, Kılıç ve Duran Yılmaz (2022) tarafından oluşturulan ''Teknoloji kullanımında ebeveyn tutum ölçeğinin geliştirilmesi'' çalışmasında yer alan ''Ebeveyn Bilgi Ölçeği'' ve ''Ebeveyn Tutum Ölçeği'' aracılığıyla elektronik ortamda ve yüz yüze olacak şekilde toplanmıştır. Çalışmada toplanan verilerin basıklık (Kurtosis) ve çarpıklık (Skewness) değerleri incelenmiş, verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Bu bağlamda, elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, ölçeklerin katılımcı özelliklerine göre incelenebilmesi için parametrik olmayan Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Ölçekler arası ilişkinin incelenmesi için Spearman korelasyon analizi testi uygulanmıştır. Yapılan analizler neticesinde, ebeveynlerin cinsiyet, yaş, meslek, eğitim düzeyi, yaşanılan bölge (kır/kent) özellikleri ile ölçek yanıtları arasında anlamlı bir farklılık gözlenmezken medeni durum, gelir, çocuk sayısı özellikleri ile ölçek yanıtları arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Çocukların demografik özelliklerine göre ebeveynlerin ölçek yanıtları incelendiğinde, cinsiyet faktörü ile ölçek yanıtları arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüş; yaş, doğum sırası ve kardeş sayısı özelliklerinde ise anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Ayrıca ebeveyn ve çocukların teknolojik alet tercihleri, kullandıkları süreler ve kullanma amaçlarına ait bulgular da çalışma ile ortaya konulmuştur. Gelecek çalışmalarda, çocukların cinsiyetlerine göre ebeveyn tutumlarının incelenmesine yönelik derinlemesine analizler yapılabilir. Ebeveynlerin medeni durumları ile tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla farklı özelliklerdeki örneklem grupları ile çalışmalar yürütülebilir. Ebeveynlerin ve çocukların teknolojiye dönük bilinçli kullanıcılar olmaları ve dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitim çalışmaları planlanabilir.
İlkokul 3. sınıf öğrencilerinin hayat bilgisi dersi kapsamında kaynakları kullanma becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmada, ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin hayat bilgisi dersi kapsamında kaynakları kullanma becerilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 3. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma evrenini ise, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ilinde, ilkokul 3. sınıfta öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır. Oranlı tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen araştırmaya Diyarbakır'ın Kayapınar, Sur, Yenişehir ve Bağlar merkez ilçelerinde ilkokul 3. sınıfta öğrenim gören 1160 öğrenci katılmıştır. Veriler, tez yazarı ve tez danışmanı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ve geliştirilen Çocuklar İçin Kaynakları Kullanma Becerileri Ölçeği (ÇİKKBÖ)'nin araştırmacı tarafından yüz yüze uygulanması ile elde edilmiştir. Kişisel Bilgi Formu ve söz konusu ölçek ile öğrencilerin, kaynakları kullanma becerileri; cinsiyet, kardeş sayısı, baba eğitim düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba mesleği, anne mesleği, herhangi bir doğa gezisine katılıp katılmadıkları ve herhangi bir tarihi mekânı ziyaret edip etmedikleri değişkenleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Sosyal Bilimler için İstatistik Paketi (SPSS) kullanılarak İlişkisiz Örneklemler için t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Pearson ve Spearman Korelasyon Testleri analiz için kullanılmıştır. Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) sonucunda anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında oluştuğunu belirlemek için LSD ve Dunnet's C Post Hoc Testleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda öğrencilerin, kaynakları kullanma becerilerini her zaman yeterli buldukları, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre kaynakları daha iyi kullandıkları, kardeş sayısı açısından sadece bir boyutta anlamlı farklılık görüldüğü, baba eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı farklılık görülmediği, anne eğitim düzeyi, baba mesleği, anne mesleği, bir doğa gezisine katılma, bir tarihi mekânı ziyaret etme değişkenlerine yönelik anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Hayat bilgisi dersini sevme düzeyi ve kumbara kullanma sıklığı değişkenleri ile kaynakları kullanma becerileri arasında düşük düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu görülürken alışveriş yapma sıklığı ile kaynakları kullanma becerileri arasında bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, alan yazın göz önünde bulundurularak tartışılmış ve araştırmaya dayalı önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye ve Belçika okul öncesi eğitiminin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, Türkiye ve Belçika Flaman Bölgesi okul öncesi eğitimlerinin farklı değişkenler açısından karşılaştırılmasıdır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak doküman analizi ile araştırmacı günlükleri tekniği birlikte kullanılmıştır. Doküman analizinde, Mart 2021 ve Mayıs 2023 tarihleri arasında birincil kaynaklara ulaşılmaya çalışılmıştır. Ulaşılan kaynaklarla araştırmanın amaç ve alt amaçları; iki ülkenin okul öncesi eğitimin genel yapısı, ülkelerin okul öncesi eğitim programları, okul öncesi eğitim kurumlarında kayıt durumları, okul öncesi öğretmen eğitimi ve çalışma koşulları, okul öncesi eğitim kurumlarında sağlık politikaları arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarmayı hedefleyen bu çalışma, betimsel ifadelerin yer aldığı nitel bir araştırmadır. Dağınık bir şekilde elde edilen bilgiler, araştırmanın amaç ve alt amaçlarıyla doğrultusunda, kendi içerisinde düzenli bir şekilde karşılaştırılarak kategorileştirilmiştir. Toplanılan bilgiler ile ülkelerin eğitim sistemleri doküman analizi ve araştırmacı günlükleri yöntemi ile analiz edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, elde edilen bulgular tartışılmış, sonuçlara yönelik bazı öneriler sıralanmıştır. Bu tartışmadan elde edilen sonuçlara göre; Türkiye'nin içinde bulunduğu sosyal ve kültürel yapıdan dolayı okul öncesi eğitimde yerel yönetimlerin bir etkisi görülmez iken, üç farklı bölgeden Belçika'da yerel yönetimlerin eğitimin organize edilmesinde, yürütülmesinde ve finanse edilmesinde etkilidir. Türkiye'de merkezi bir okul öncesi eğitim programı bulunurken, Belçika Flaman Bölgesi'nde okul öncesi eğitim kurumları istedikleri eğitim programını uygulamada özgürdür. Türkiye'de, okul öncesi eğitimi zorunlu olmamasına karşın, Belçika Flaman Bölgesinde okul öncesi eğitimi 5 yaştan itibaren zorunludur. Her iki ülkede de okul öncesi eğitimi, devlet okullarında ücretsiz bir şekilde verilmektedir. Türkiye ve Belçika Flaman Bölgesi'nde, okul öncesi öğretmenlerin eğitimi süresi, atanma ve çalışma koşulları ve okul öncesi eğitim kurumlarına çocuk kayıtlarının yapılma işlemleri ve okullarda uygulanan sağlık politikaları arasında bazı benzerlik ve farklılıklar bulunmuştur.
Sınıf öğretmenlerinin Türkçe dersinde üstbilişsel okuma stratejilerini kullandırma düzeylerinin değerlendirilmesi
Üstbilişsel okuma; okuma öncesi, okuma esnası ve okuma sonrasında belirli stratejilerin kullanılmasına dayanır. İlkokulda okumanın öğrenilmesinin ardından çeşitli üstbilişsel stratejiler öğrenciler tarafından kullanılmaya başlanır. Sınıf öğretmenleri, öğrencilerine Türkçe dersinde çeşitli okuma metinleri okutarak öğrencilerinin okuma öncesi, okuma sırası ve okuma sonrası stratejilerini harekete geçirir. Bu araştırmada, 4. sınıf öğretmenlerinin Türkçe dersinde öğrencilerine üstbilişsel okuma stratejilerini kullandırma düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılında Diyarbakır ili merkeze bağlı ilkokulların 4. sınıflarında görev yapan 299 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, Özen ve Durkan (2016) tarafından geliştirilen Üstbilişsel Okuma Stratejileri Kullandırma Ölçeği (ÜOSKÖ) kullanılmıştır. ÜOSKÖ'den elde edilen veriler SPSS 24.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada, sınıf öğretmenlerinin 4. sınıf Türkçe dersinde üstbilişsel okuma stratejilerini "çoğunlukla uyguladıkları" ortaya çıkmıştır. Ayrıca araştırmada sınıf öğretmenlerinin üstbilişsel okuma stratejilerinden en çok "okuma sonrası", daha sonra ise "okumaya hazırlık" stratejilerini kullandıkları belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin en az kullandığı okuma stratejisinin ise, okuduğunu değerlendirme stratejileri olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin öğrencilerden okuyacakları metinden ne öğrenmek istediklerini yazma, okuma esnasında okudukları bölüme ilişkin grafik düzenleyicileri (tablo, çizelge, venn şeması, metne ilişkin görseller, hikâye haritaları vb.) kullanma, metne ait yan fikirleri bulma, öğrencilerden öğrenme günlüğü tutmalarını isteme yönündeki uygulamaları az kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin en fazla kullandığı uygulamaların ise, öğrencilere metnin başlığını okuduktan sonra metin hakkında ne düşündüklerini sorma, öğrencilerden okuma boyunca sebep-sonuç ilişkileri kurmalarını isteme, metne yönelik hazırlanmış soruları cevaplamalarını isteme, okuduklarının bilgilerine ne katkı sağladığını değerlendirmelerini isteme olduğu sonucuna varılmıştır.
Kapsayıcı eğitim bağlamında iki dillilik olgusu: Anlama ya da anlamama
Bu araştırmada; ana dili farklı bireylerin yer aldığı eğitim kurumlarında var olan iki dillilik olgusunu kapsayıcı eğitim bağlamında incelemek amaçlanmıştır. Araştırma konusu ve niteliğine uygun olarak nitel araştırma deseni ile oluşturulmuştur. Araştırmada temel nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları Diyarbakır ili merkez ilçeleri, bağlı diğer ilçeler, köy ve mezralarda görev yapan 20 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemesinde tarafsız bir yaklaşım sergilendiğinden, olasılığa dayalı olmayan amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından oluşturulmuş yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile toplanmıştır. Katılımcıların görüşleri görüşmeler boyunca ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Araştırmanın verilerinin analizinde araştırmanın yapısına ve yöntemine uygun olan nitel veri analiz yöntemlerinden betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizleri tamamlanarak elde edilen bulgular aracılığıyla ulaşılan bazı sonuçlar şu şekildedir: • Diyarbakır çevresinde yer alan kırsal yerleşim yerlerindeki eğitim kurumlarında iki dilli çocuklar çoğunluktadır. • Katılımcı görüşlerine göre ana dili farklı olan çocukların sosyalleşme ve eğitsel süreçlerde var olabilme becerileri yetersizdir. • Katılımcılar ana dili farklı olan çocukların başta Türkçe dersi olmakla birlikte hayat bilgisi, fen bilimleri ve matematik konularında zorlandığını düşünmektedirler. • İki dillilik; çoğu katılımcıya göre avantaj olarak görülürken kimi öğretmenler iki dilliliği dezavantaj olarak görmektedir. • Katılımcılar, çocukların ana dilini öğrenmenin eğitsel süreçlerde olumlu etkileri olduğunu belirtmişlerdir. • Çocukların okula uyum sağlamalarına ilişkin herhangi bir eğitim alan katılımcı sayısı 6 kişi, hiçbir eğitim almayan katılımcı sayısı ise 14'tür. • Kapsayıcı eğitim hakkında bilgi sahibi olan katılımcı sayısı 12 iken bilgi sahibi olmayan katılımcı sayısı 8 kişidir. • Kapsayıcılık katılımcılar için fırsat eşitliği, bütünlük, özel eğitim, çocukların kendilerini rahatça ifade edebilecekleri özgür ve tüm farklıların bir arada yer aldığı eğitim ortamı, ayrımcılığın olmaması ve herkes için eğitimin olduğu bir kavram anlamına gelmektedir. • Kapsayıcı eğitim bağlamında iki dillilik olgusunun eğitim ortamlarına yansımalarına ilişkin olumlu ve olumsuz görüşler mevcuttur. Ayrıca; araştırmada kapsayıcılık temelinde iki dilliliğe ilişkin sorunların çözümünde; iki dilli çocuklar ile çalışacak öğretmenlere hizmet içi eğitim desteğinin sunulması, eğitim-öğretimde kullanılacak etkili materyallerin hazırlanması, okul öncesi eğitimin zorunlu olması, bakanlığın iki dilli eğitime ilişkin farklı bir program geliştirmesi, kapsayıcı eğitime ilişkin farkındalık oluşturulması ve ana dilinde eğitimin yasallaşması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kapsayıcı Eğitim, Kapsayıcılık, İki Dillilik, Ana Dil.
BİLSEM'e devam eden ilkokul öğrencilerinin akıl ve zekâ oyunlarına ilişkin görüşleri: Bir temel nitel araştırma çalışması
Bu araştırmada; BİLSEM'e devam eden ilkokul öğrencilerinin akıl ve zekâ oyunlarına ilişkin görüşlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaçla beraber bireylerin birçok gelişim alanında etkili olan akıl ve zekâ oyunlarının önemi, hangi becerileri geliştirdiği ve öğrencilerin bu oyunlardan öğrendiklerini bulundukları ortamlarda nasıl uyguladıklarına yönelik görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın konusu ve niteliğine uygun olarak nitel araştırma desenlerinden temel nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Bitlis ilinde yer alan BİLSEM'e devam eden 15 ilkokul öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın örnekleminde amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından oluşturulmuş 11 adet sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile yapılan görüşmeler sonucu elde edilmiştir. Katılımcıların görüşleri görüşmeler boyunca ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Araştırmanın verilerinin analizinde araştırmanın yapısına ve yöntemine uygun olan nitel veri analiz yöntemlerinden betimsel analiz tercih edilmiştir. Araştırma bulgularına dayalı olarak ortaya çıkan sonuçlar şöyle sıralanabilir: • Öğrenciler akıl ve zekâ oyunlarının hem zihin geliştirici hem de eğlenceli özellikleri olduğunu düşünmektedirler. • Öğrenciler akıl ve zekâ oyunlarını akademik başarılarını artırdığını, derslere katılımlarını sağladığını ve sorulara hızlı cevap vermelerini sağladığını düşünmektedirler. • Öğrencilerin BİLSEM'lerde, kâğıt-kalem ve kutu oyunlarından birçok akıl ve zekâ oyunlarının oynanması akıl ve zekâ oyunlarına önem verildiği düşüncesini desteklemektedir. • Öğrencilerin BİLSEM dışında farklı sosyal ortamlarda da akıl ve zekâ oyunları oynadıkları düşünülmektedir. • Akıl ve zekâ oyunlarını öğrencilerin tercih etme nedenleri; zekâ gelişimini sağlaması (Dikkat, görsel zekâ, hızlı öğrenme) ve eğlenceli (rekabete dayalı, oyunların görsel ve materyallerinin ilgi çekiciliği) olduğu düşünülmektedir. • Öğrencileri oyunlarla ilgili geliştirilen stratejilerin oyunların doğasına uygun olduğu düşünülmektedir. • Akıl ve zekâ oyunlarıyla öğrencilerde; görsel zekâ, dikkat, hızlı düşünme, parça-bütün ilişkisi kurma, stratejik düşünme, problem çözme, yaratıcı düşünme, karar verme gibi zihinsel becerilerin yanında özgüven, sabır, saygı duyma, gibi duyuşsal becerilerin de geliştiği düşünülmektedir. • Akıl ve zekâ oyunları; öğrencilerin okul, ev ve çevrelerindeki davranışlarında ciddi değişim sağladığı düşünülmektedir. • Öğrenciler, akıl ve zekâ oyunlarında kendilerini geliştirebilmek için farklı yöntemler denedikleri düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Oyun, Akıl ve zekâ oyunları, BİLSEM.
Japon çarpma yöntemi ile çarpma işlemi öğretimi: Bir eylem araştırması
Bu araştırma, ilkokulda çarpma işlemini uygulamada olan yöntemle öğrenememiş çocuklara Japon çarpma yöntemi (JAMED) ile çarpma işleminin öğretilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, eylem araştırması türlerinden teknik/bilimsel/işbirlikçi araştırma modeli ile yürütülmüştür. Araştırmanın amacı doğrultusunda, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ili Hani ilçesinde bulunan ve ilkokul 3.sınıf düzeyinde öğrenim gören dört öğrenci ile çalışılmıştır. Araştırma verileri; 3.Sınıf Çarpma işlemi Başarı Testi, Uygulama Öncesi Yarı Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu, Uygulama Sonrası Yarı Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu, Uygulama Sonrası Yarı Yapılandırılmış Öğrenci Görüşme Formu, Araştırmacı Günlüğü ve Değerlendirme Etkinlikleri Dereceli Puanlama Anahtarları aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmaya katılacak öğrencilerin belirlenmesi için uygulama sınıfında bulunan tüm öğrencilere 3.Sınıf Çarpma İşlemi Başarı Testi uygulanmıştır. Yapılan testten elde edilen sonuçlar analiz edilmiş ve testten en düşük puanı alan üçü kız ve testten en düşük puanı alan bir erkek öğrenci seçilmiştir. Öğrenci seçiminin ardından öğretmen ile uygulama öncesinde uygulamada olan çarpma yöntemi ile çarpma işlemi öğretimine dair görüşme yapılmıştır. Daha sonra uygulama süreci başlamış ve altı hafta boyunca geliştirilen eylem planları çerçevesinde JAMED yöntemi ile çarpma işlemi öğretimi gerçekleştirilmiştir. Her eylem planının ardından öğrenci ve öğretmen ile görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca araştırmacı her derse ve dersin etkilerine ilişkin kendi günlüğünü tutmuştur. Görüşmelerden ve günlüklerden elde edilen bulgular iki kodlayıcı tarafından analiz edilmiştir. Her eylem planının uygulanmasının ardından öğrencilere değerlendirme etkinlikleri dağıtılmış ve değerlendirme etkinlikleri araştırmacı ve öğretmen tarafından ayrı ayrı dereceli puanlama anahtarı ile puanlanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi, içerik analizi ve betimsel analiz ile gerçekleştirilmiştir. 3.Sınıf Çarpma İşlemi Başarı Testi'nden elde edilen veriler ise MS Office Excel yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, öğrencilerin JAMED yöntemi ile çarpma işlemi öğretimi sürecini başarılı bir şekilde gerçekleştirdiklerini ve JAMED yönteminin çarpma işlemi öğretiminde etkili olduğunu göstermiştir. Araştırma sonunda; JAMED yönteminin Matematik Dersi Öğretim Programında yer alabileceği, JAMED yöntemi ile çarpma işlemi öğretimine kareli kâğıt ile başlanması ve JAMED yönteminin, farklı sınıf seviyelerinde denenmesi gibi öneriler sunulmuştur.
Okul öncesi öğretmenlerinin STEM eğitimine yönelik farkındalıklarının incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, Diyarbakır ilinde çalışan okulöncesi öğretmenlerinin STEM eğitimine yönelik farkındalıklarını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda uygun verileri toplamak ve analiz etmek için karma yöntemin eş zamanlı sıralı deseni kullanılmıştır. Bu desene uygun olarak önce nicel veriler, daha sonra nicel verilere dayalı olarak nitel veriler toplanıp analiz edilmiştir. Araştırmada üç farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bu araçlardan ilki nicel verilerin toplanması için Çevik (2017) tarafından geliştirilen FeTeMM farkındalık ölçeğidir. Nitel verilerin toplanması için araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme ve gözlem formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmının evren ve örneklemini 2021-2022 öğretim yılında Diyarbakır ilinde görev yapmakta olan okulöncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda merkez ve kırsal bölgelerde görev yapan 264 okulöncesi öğretmenine FeTeMM farkındalık ölçeği uygulanmış ve sonuçları ilişkisiz t testi ve tek yönlü varyans analizi (one-way ANOVA) kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmındaki katılımcılar ise FeTeMM farkındalık ölçeği uygulanan öğretmenler arasından amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Bu kapsamda yarı yapılandırılmış görüşmeler için 13, gözlem için 3 katılımcı araştırmaya katkı sunmayı gönüllü olarak kabul etmiştir. Nitel veriler için içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, okulöncesi öğretmenlerinin STEM eğitimi farkındalıkları konusunda cinsiyet, sınıf mevcudu, çalışılan yaş grubu, görev yapılan yer, mesleki kıdem, mezun olunan lise durumlarında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Buna karşın "teknoloji dikkatimi çeker" ve "STEM eğitimi alma" gibi değişkenlerde anlamlı bir farklılaşma tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, okulöncesi öğretmenlerinin STEM farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu fakat bunun farkında olmadıkları, STEM etkinliklerini ve STEM eğitimi yaklaşımının aşamalarını sınıflarında ve etkinliklerinde uyguladıkları ancak STEM eğitimi konusunda hizmet içi seminerler vb. alınırsa kendilerini daha özgüvenli ve yeterli hissedecekleri tespit edilmiştir. Ayrıca okullara sunulacak materyal desteği, STEM eğitimi planları, fiziki şartların iyileştirilmesi gibi faktörlerle STEM eğitiminin yaygınlaşacağı ve kolaylaşacağı bundan dolayı öğretmenlerin STEM farkındalık düzeyinin artacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin kapsayıcı eğitime yönelik tutumları ve özyeterlikleri
Kapsayıcı eğitim anlayışı, son yıllarda özellikle eğitimde insan çeşitliliğini zenginlik gören ve eğitim-öğretim sürecinde her türlü dışlanmayı reddeden dezavantajlı durumda olan bireylerle normal gelişim gösteren bireylerin aynı eğitim ortamında hak ve eşitlik kapsamında sosyal adalet inancına dayalı önemli eğitim yaklaşım modelidir. Bu eğitim modelinin kilit konumdaki paydaşlarından biri olan öğretmenlerin tutumları ve özyeterlik algıları kapsayıcı eğitim uygulamaların başarısının önemli unsuru olduğu varsayılmaktadır. Bu noktada bu tez çalışmasının amacı sınıf öğretmenlerinin kapsayıcı eğitime yönelik tutumları ve özyeterliklerini belirlemektir. Araştırma tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın evreni Diyarbakır ili merkez ilçelerinde çalışan 648 sınıf öğretmeni araştırmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. Örneklem belirleme sürecinde, oranlı örnekleme yöntemi ve tesadüfi örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından Türkçeye uyarlanan 'Kapsayıcı Eğitime Yönelik Öğretmen Tutum Ölçeği ile Kapsayıcı Eğitime Yönelik Öğretmen Özyeterlik Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik yanında 'Bağımsız t-testi, Mann Whitney U-testi, Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) Testi' kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin kapsayıcı eğitime yönelik tutumlarının; cinsiyet, yaş, okulun bulunduğu bölge değişkenine göre anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmektedir. Sınıf öğretmenlerinin kapsayıcı eğitime yönelik tutumlarının; kapsayıcı sınıf deneyimine göre, öğretmenlerin istihdam şekline, okulun öğrenim şekline, öğretmenlerin hizmet içi eğitim alma durumu değişkenine göre anlamlı farklılık oluşturduğu görülmektedir. Sınıf öğretmenlerinin kapsayıcı eğitime yönelik özyeterlik algılarına bakıldığında, kapsayıcı sınıf deneyimine göre ve öğretmenlerin istihdam durumu değişkenine göre anlamlı bir farklılık oluşturduğu görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Sınıf Öğretmenleri, Kapsayıcı Eğitim, Öğretmen, Tutum, Özyeterlik
Birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlerin gözünden Türkçe ders kitaplarındaki metinler
Bu çalışma birleştirilmiş sınıflarda okutulan Türkçe ders kitaplarındaki metinleri, birleştirilmiş sınıf öğretmenlerinin gözünden incelemek ve değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel araştırma modellerinden temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2022–2023 eğitim-öğretim yılında, Diyarbakır merkez ve ilçelerinde birleştirilmiş sınıf okutan 18 birleştirilmiş sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmaya ilişkin veriler görüşme yoluyla elde edilmiştir. Katılımcıların seçiminde ölçüt örnekleme yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmadaki temel ölçüt öğretmenlerin birleştirilmiş sınıflarda öğretmenlik yapıyor olmasıdır. Görüşme için gönüllü olan öğretmenlerin görüşmeleri ses kayıt cihazıyla kayıt altına alınmıştır. Araştırmacı; birleştirilmiş sınıf öğretmenlerinin Türkçe ders kitaplarındaki metinlere ilişkin görüşlerinden elde ettiği verilerin analizinde betimsel analizden faydalanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilere dayanarak, birleştirilmiş sınıf öğretmenleri, metinlerin birleştirilmiş sınıf öğrencilerinin sınıf düzeylerine uygun olmadığını ve öğrencilerin metni anlamada sorun yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin süreçte yaşadıkları önemli sorunlarından birinin zaman sıkıntısı olduğu ve metinlerin verilen süre içinde yetişmediği saptanmıştır. Ayrıca birleştirilmiş sınıflarda okutulan Türkçe ders kitaplarındaki metinlerin öğrencilerin yaşadığı çevreye uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak; birleştirilmiş sınıflarda okutulan Türkçe ders kitabındaki metinler, birleştirilmiş sınıfların çevre koşulları gözetilerek yeniden düzenlenmeli, metinlerin içeriği birleştirilmiş sınıfların koşulları düşünülerek belirlenmeli, birleştirilmiş sınıflardaki seviye farklılığının sebep olduğu güçlükleri gidermek için, her sınıf seviyesine uygun etkinliklere yer verilmeli gibi önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Birleştirilmiş sınıf, Türkçe ders kitapları, metin.
İlkokul çocuklarının vicdan algıları
Bu araştırma ile ilkokul öğrencilerinin vicdan kavramına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın temel amacını bütüncül bir yaklaşımla belirlemek için nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma deseni olarak "fenomenoloji" seçilmiştir. Bu çalışmada fenomenolojinin seçilme nedeni; çocukların vicdani anlayışlarını onların deneyimlerinden yola çıkarak farklı yöntemlerle derinlemesine anlamaya çalışmaktır. Araştırmada incelenen olgu "ilkokul öğrencilerinin vicdan algısı" olarak seçilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılı Diyarbakır ili Kayapınar ilçesi Akkoyunlu İlkokulu 4. Sınıflarında, 3 farklı sınıfta öğrenim görmekte olan toplam 50 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin seçilmesinde kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmada veriler, görüşme formu tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılan ilkokul öğrencilerinin vicdan algısı ile ilgili verdikleri cevaplar incelenmiş, cevaplar kodlanmış ve içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrenciler iyi kavramını yardımseverlik, merhametli olma, sevgi, mutlu olma, başkalarını düşünme, saygılı olma ve dürüst olma olarak değerlendirirken; kötü kavramını ise adaletsizlik, şiddet, dışlanma, değer verilmeme, üzülme, yalan söyleme, kötü söz söyleme ve bencillik olarak değerlendirmişlerdir. Ayrıca yapılan davranışların etkisini önceden bilme durumuna ilişkin olarak 4. sınıf öğrencileri davranışın tekrarını istemeyerek hayır diye ifade etmişlerdir. Olumsuz etkiyi görme, mutsuz olma, zarar verme gibi durumlar oluştuğu için hayır dediklerini açıklamışlardır. Araştırmada ortaya çıkan bir başka sonuç ise, öğrencilerin vicdani değerlerinin yetiştiği toplumla şekillendiğidir. Bu nedenle küçük yaşlarda verilecek olan değerler eğitiminin önce bireysel daha sonra ise toplumsal bir etkisi olacağı düşünülebilir. Anahtar Kelimeler: Temel Eğitim, Sınıf Öğretmenliği, Çocuk Vicdanı, İlkokul
Okul öncesi öğretmenlerinin katı atık ve geri dönüşüme yönelik tutumları ile katı atık ve geri dönüşüm etkinliklerine yönelik görüşlerinin incelenmesi (Diyarbakır ili örneği)
Bu çalışma, Diyarbakır ilinde görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin katı atık ve geri dönüşüm konularındaki tutumlarını ve bu konuda yürüttükleri etkinliklere ilişkin görüşlerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, söz konusu tutum ve görüşlerin detaylı bir analiziyle bu alandaki farkındalığı arttırma ve ilgili politika ve uygulamalar için öneriler sunmayı hedeflemektedir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim ve öğretim yılında Diyarbakır ilinde görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada 2022-2023 eğitim öğretim yılında Diyarbakır'da görev yapan okul öncesi öğretmenler arasından seçilen 350 öğretmenin katılımıyla nicel veri toplanmıştır. Bununla beraber 30 öğretmenin katılımıyla ise nitel veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak "Katı Atık ve Geri Dönüşüm Tutum Ölçeği" ve araştrımacı tarafından hazırlanan bir görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada nicel veriler, SPSS programıyla çözümlenmiştir. Nicel verilerin çözümlenme sürecinde bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (one-way ANOVA) kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin katı atık ve geri dönüşüme yönelik tutumlarının genel olarak iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir ve araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin tutumları bakımdan cinsiyeti, mesleki kıdemleri, eğitim durumları, görev yaptıkları okul türü ve okutulan yaş grupları arasında anlamlı farklar bulunmamıştır. Nitel analiz sonuçları, öğretmenlerin katı atık ve geri dönüşüm etkinliklerini çevre bilincini arttırmaya yönelik olarak değerlendirdiklerini ve bu etkinliklerde çeşitli materyalleri etkin bir şekilde kullandıklarını göstermektedir. Ayrıca katı atık ve geri dönüşüm konularının eğitim müfredatına dahil edilmesi gerektiği yönünde bir görüş birliği olduğu tespit edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin çevre bilinci ve katı atık geri dönüşüm konularında yüksek düzeyde tutuma sahip olmaları, bu konuların eğitim müfredatında daha etkin bir şekilde işlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Eğitim politikaları ve programları, çevresel sürdürülebilirlik bilincinin arttırılması amacıyla katı atık ve geri dönüşüm konularını daha kapsamlı bir şekilde ele almaları gerektiği önemli görülmektedir. Ayrıca, öğretmenlerin bu konularda daha fazla kaynak ve materyale erişim sağlayabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması önerilmektedir.
İlkokul 2. sınıf matematik dersi öğretim sürecinde karşılaşılan güçlüklere ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın amacı, ikinci sınıf matematik öğretim sürecinde karşılaşılan güçlüklere ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerini incelemektir. Araştırma, nitel araştırma modeline göre yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; 2023-2024 eğitim ve öğretim yılında Diyarbakır ili Silvan ilçesinde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmanın çalışma grubu ise 10 sınıf öğretmeninden oluşmuştur. Araştırmanın veri toplama aracı, yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden oluşmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler ses kaydı yöntemiyle toplanılmıştır. Ses kayıtlarında yer alan veriler, bir dosyada yazıya geçirilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Katılımcıların verdikleri cevaplardan temalar ve alt temalar oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda, ikinci sınıf matematik öğretim sürecinde karşılaşılan güçlüklerden biri bireylerin okuduğunu anlama becerilerinin gelişmişlik düzeyleri olduğu tespit edilmiştir. Velilerin eğitim durumları, bireylerin okuduğunu anlama becerilerine etki eden nedenlerden biri olarak görülmüştür. Bununla beraber öğretmenlerin kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklere hâkim olmaları ve kullanılan öğretim yöntem ve teknikleri derse uygun seçmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır. Matematiğin diğer derslerle ilişkilendirmenin önemli olduğu, elde edilen kazanımları teknolojik donanımla beraber velileri de eğitim sürecine dâhil ederek günlük hayata aktarmaya çalışmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak öğretmenler, matematik öğretim sürecinde karşılaştıkları güçlükleri tespit etmeleri ve bu güçlükleri minimize edip bir plan doğrultusunda eğitimlerine devam edebilmelerinin gerektiği sonucuna varılmıştır.
İlkokul sosyal bilgiler ve fen bilimleri ders kitaplarının anahtar yetkinlikler açısından incelenmesi
İlkokul Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri Ders Kitaplarının Anahtar Yetkinlikler Açısından İncelenmesi TAŞ, Abdullah Enis Dicle Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Temel Eğitim Anabilim Dalı Sınıf Eğitimi Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Mayıs – 2024 Tez Danışmanı: Doç. Dr. Fatih YILMAZ Bu çalışmada Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri ders kitaplarının Türkiye yeterlilikler çerçevesinde yer alan anahtar yetkinlikler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda "Anadilde iletişim", "Yabancı dillerde iletişim", Matematiksel yetkinlik ve bilim/teknolojide temel yetkinlikler", "Dijital yetkinlik", "Öğrenmeyi öğrenme", "Sosyal ve vatandaşlıkla ilgili yetkinlikler", "İnisiyatif alma ve girişimcilik", "Kültürel farkındalık ve ifade" olmak üzere toplam 8 anahtar yetkinlik sınıf ve ünitelere göre taranarak incelenmesi yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma metodu içinde durum çalışması yöntemi ile yapılmıştır. Çalışma kolay erişilebilir ölçüt örnekleme yöntemi ile 2022-2023, 2023-2024 eğitim öğretim yıllarında ilkokullarda okutulmakta olan Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanmış ve 4. Sınıf Sosyal Bilgiler ve 3. ve 4. sınıf Fen Bilimleri ders kitaplarının anahtar yetkinlikler açısından incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre 3. ve 4. sınıflar bazında en fazla 4. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitabında "Anadilde iletişim" ile ilgili yetkinliklere yer verildiği tespit edilmiştir. Yine "Anadilde iletişim" ve "Matematiksel yetkinlik ve bilim/ teknolojide temel yetkinliklere tüm sınıf düzeylerinde yüksek oranda yer verildiği görülmüştür. Buna karşın "Yabancı dillerde iletişim" ve "Dijital yetkinliklere" ise tüm sınıf düzeylerindeki kitaplarda düşük oranda yer verilmiştir. Araştırma bulgularına dayalı olarak Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri dersi öğretim programlarının hazırlayıcılarına, öğretmenlerine ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Fen Bilimleri, Ders kitabı, Anahtar yetkinlik, Nitel araştırma.
Okul öncesi öğretmenlerinin prososyal davranışları ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Okul öncesi öğretmenlerinin prososyal davranışları ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelendiği bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin prososyal davranışları ve iletişim becerilerine ilişkin tutumları boyutlar temelinde karşılaştırılırılmıştır. Bunun yanında cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, eğitim durumu, bulunduğu okuldaki görev süresi ve sınıftaki öğrenci sayısı gibi bağımsız değişkenler temelinde anlamlı farklıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Diyarbakır ili merkez ilçelerindeki (Bağlar, Kayapınar, Sur, Yenişehir) Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız anaokulları ve ilkokulların anasınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemine alınacak öğretmen sayısını belirlemek için Tabakalı Örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada örneklemini 262 kadın ve 47 erkek olmak üzere toplam 309 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmaya ilişkin verilerin toplanabilmesi amacıyla okul öncesi öğretmenlerine yönelik bilgileri içeren "Kişisel Bilgi Formu", prososyal davranışları ölçmek için "Yetişkin Prososyallik Ölçeği" ile iletişim becerilerini belirlemek amacıyla da "İletişim Becerileri Ölçeği – Yetişkin Formu (İBÖ-YF)" kullanılmıştır. Ölçekler aracılığı ile toplanan veriler bilgisayar ortamına aktarılmış ve SPSS istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin demografik özelliklerinin okul öncesi öğretmenlerinin prososyal davranışları ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi için YPÖ ve İBÖ-YF ölçeklerinin her bir alt boyutlarında ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Yapılacak testlere karar vermeden önce normallik ve homojenlik testleri uygulanmış ardından okul öncesi öğretmenlerinin cinsiyet ve eğitim durumları ilişkisiz örneklemler için t Testi (Independent Samples t Test), mesleki kıdem, çalışılan okuldaki öğretmen sayısı ve sınıftaki öğrenci sayısı, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), çalışılan okulda yapılan görev süresi Kruskal Wallis-H testleri kullanılmıştır. Bu testler sonucunda anlamlı farklılığın hangi denek grupları arasında gerçekleştiğini belirleyebilmek için Tukey test ve Mann-Whitney U testi ile çoklu karşılaştırmalar yapılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin iletişim becerilerine ilişkin algılarının yordanmasına ilişkin basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Regresyon analizlerinin yorumlanmasında, standartlaştırılmış Beta (β) katsayıları ve bunların anlamlılığına ilişin t-testi sonuçları dikkate alınmıştır. Verilerin analizinde .05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin prososyal davranışları ve iletişim becerilerine ilişkin tutumlarının boyutlar temelinde yapılan analizlerde okul öncesi öğretmenlerinin prososyal davranışlarına yönelik tutumlarının çok üst düzeyde olduğu görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin prososyal davranış düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre elde edilen sonuçları incelendiğinde, puan ortalamalarında kadın öğretmenlerin lehine anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Araştırmanın cinsiyet değişkenine göre elde edilen sonuçlar incelendiğinde, kadın öğretmenlerin iletişim becerilerinin erkek öğretmenlere kıyasla daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin mesleki kıdem değişkenine göre ise iletişim becerileri düzeylerinin "iletişim ilkelerine uyma" alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Araştırmaya katılan öğretmenlerin iletişim becerilerine yönelik tutumlarının okuldaki öğretmen sayısına göre anlamlı farkın, okuldaki öğretmen sayısının "20 ve üzeri" öğretmenler ile "0-10" olan öğretmenler arasında olduğu görülmektedir. Araştırmaya katılan okul öncesi öğretmenlerinin prososyal davranışları sınıftaki öğrenci sayısı arttıkça prososyal davranışlarına yönelik tutumlarının da arttığı görülmektedir. Okul öncesi öğretmenlerinin sınıftaki öğrenci sayısına değişkenine göre iletişim becerilerini incelemek amacıyla yapılan analiz sonucunda "ilişki kurmaya isteklilik" boyutunda sınıftaki öğrenci sayısı değişkeni bakımından anlamlı bir fark görülmektedir. Son olarak okul öncesi öğretmenlerinin prososyal davranışları ile iletişim becerileri arasındaki korelâsyon incelendiğinde, iki değişken arasında orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca prososyal davranışlar değişkeninin iletişim becerileri değişkenin tutumlarındaki değişimin %24'ünü açıkladığı ve prososyal davranışlar değişkeninin, iletişim becerileri değişkeninin tutumları üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Prososyal, prososyal davranış, iletişim, okul öncesi eğitim, okul öncesi öğretmenleri.
Teaching profession law from the perspective of classroom teachers
The main purpose of this study is to understand how classroom teachers evaluate the Teaching Profession Law No. 7354 published in the official gazette on February 14, 2022. Survey design, which is a quantitative research type, was preferred in the study. The population of the study consists of a total of 3408 classroom teachers working in 227 primary schools in Bağlar, Kayapınar, Sur and Yenişehir in the central districts of Diyarbakır Province in the 2022-2023 academic year. In the study, the "Perception Scale for the Teaching Profession Law" developed by us was used as a data collection tool and these scales were applied to 431 teachers through face-to-face interviews. The data obtained were analyzed using SPSS and AMOS programs. In the study, t-test, one-way analysis of variance (ANOVA) and Kruskal Wallis-H tests were used to determine whether teacher perceptions showed significant differences according to various variables. The significance level was set as 0.05. The findings obtained for the Scale of Classroom Teachers' Professional Code of Teaching can be summarized as follows: There was no significant difference in the sub-dimensions of the scale according to gender variable. Significant differences were found in the remaining variables of age, working time, educational status, union status, employment type and title in the Ministry of National Education and are explained in tables.
İlkokul dördüncü sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarında yer alan tarih konularının milli bilinç oluşumundaki yeri
Bu araştırma ilkokul dördüncü sınıf Sosyal Bilgiler ders kitaplarında yer alan tarih konularının milli bilinç oluşumundaki yerine ilişkin öğretmen görüşlerini alarak milli bilinç ögelerini saptamaktır. Araştırmada ayrıca doküman incelemesi yoluyla 4. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitabı içerisindeki ünite ve konularda yer alan milli bilinç ögeleri, analiz edilmiştir. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması ile şekillenmiştir. Araştırma, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Diyarbakır merkez ve ilçelerindeki ilkokullarda görev yapan 40 sınıf öğretmeni ile yapılmıştır. Araştırmaya dair verileri toplamak için görüşme tekniği ve doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubundan elde edilen verileri analiz etmek için içerik analizi kullanılmıştır. Ayrıca ders kitaplarından elde edilen veriler için de doküman analizi yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın sonucunda çalışma grubu öğretmenleri milli bilincin; tanımına, gelişimine önemine, ders kitaplarındaki yeterliliğine ve ders kitaplarında yer verilebilecek konulara ilişkin görüş beyan etmişlerdir. Toplumsal aidiyet, kültürel bilinçlenme, ailelerin bilinçli olması, öğretmenlerin duyarlı olması, toplumsal bütünlük, toplumun devamını sağlama, milli ve dini bayramlar, tarihi kahramanlar cevapları öne çıkan alt temalar arasında yer almaktadır. Çalışmanın doküman incelemesi kısmında ise ilkokul 4.sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarında yer alan milli bilinç konularının bir öğrenme alanı ve bir ünite ile sınırlı kaldığı tespit edilmiştir. Kültür ve miras öğrenme alanı içerisinde yer alan geçmişimi öğreniyorum ünitesi; aile tarihi, milli kültür, geleneksel çocuk oyunları, Milli Mücadele konuları ağırlıklı olarak milli bilinç ögelerini kapsamaktadır. Anahtar kelimeler: Milli bilinç, sosyal bilgiler, tarih konuları, ilkokul
Okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel pedagojik alan bilgi düzeyleri ile matematik dili özyeterlilik algıları arasındaki ilişki
Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel pedagojik alan bilgi düzeyleri ile matematik dili öz yeterlilik algıları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, tarama niteliğinde ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ili dört merkez ilçedeki (Yenişehir, Bağlar, Sur, Kayapınar) 88 bağımsız anaokulunda görev yapan 705 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Oranlı tabaka kullanılarak örneklem büyüklüğü hesaplanmış ve bu hesaplamaya göre, 304 okul öncesi öğretmeni örnekleme dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Kişisel Bilgi Formu ve "Okul Öncesi Matematiğinde Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği" ve "Matematik Dili Öz Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada verilerinin çözümlenmesi için SPSS ve Excel paket programları kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistiklerin (frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma vb.) yanı sıra İlişkisiz Örneklemler için t Testi (Independent Samples t Test), tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis-H testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin genel olarak pedagojik alan bilgi düzeylerinin orta seviyede olduğu bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerinin matematik dili öz yeterlilik algılarının, ölçeğin alt boyutları olan genel matematik dilini kullanma, belirli matematik dilini kullanma ve matematik dilinin öğretimi boyutlarının tümünde yüksek olduğu bulunmuştur. Elde edilen veriler incelendiğinde okul öncesi öğretmenlerinin cinsiyetlerine göre kadın öğretmenlere kıyasla erkek öğretmenlerin matematiksel pedagojik alan bilgisi düzeylerinin ve matematik dili öz yeterlilik algılarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Yaş ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel pedagojik alan bilgi düzeyleri ve matematik dili öz yeterlilik algıları bakımından istatiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin mesleki deneyim süreleri ile matematiksel pedagojik alan bilgi düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin 6-10 yıl ile 15 yıl ve üzeri deneyim süresine sahip öğretmenlerin lehine olduğu tespit edilmiştir. Mesleki deneyim süresine göre matematik dili öz yeterliğinin matematik dilinin öğretimi boyutunda mesleki deneyimi 6-10 yıl olan öğretmenlerin matematik dili öz yeterlilik algılarının mesleki deneyimi 11-15 yıl olan öğretmenlere göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel pedagojik bilgi düzeyleri ile matematik dili öz yeterlilik algıları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu tespit edilmiş ve matematiksel pedagojik bilgi düzeyinin genel olarak matematik dili öz yeterlilik algısının anlamlı bir yordayıcısı olduğu ortaya çıkmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin yetkinlik algısı ile matematik öğretimi kaygısı arasındaki ilişkide iletişim becerilerinin aracılık rolünün incelenmesi
Matematik, öğrenci başarısı açısından büyük bir öneme sahip olduğundan, öğretmenlerin bu konuda yaşadıkları kaygı eğitim kalitesini ve öğrencilerin öğrenme süreçlerini olumsuz etkileyebilir. Aynı zamanda, öğretmenlerin kendilerini mesleki olarak yetkin hissetmeleri hem eğitim süreçlerinin başarısı hem de öğrencilerle etkili bir iletişim kurmaları açısından kritik bir unsur olabilir. Bu bağlamda, öğretmenlerin iletişim becerilerinin kaygılarını nasıl etkilediğini ve yetkinlik algılarıyla nasıl ilişkili olduğunu anlamak önem taşımaktadır. Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin mesleki yetkinlik algıları ile matematik öğretme kaygıları arasındaki ilişkide iletişim becerilerinin aracılık rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu Diyarbakır ilindeki devlet ilkokullarında görev yapan 523 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği, Matematik Öğretimi Kaygısı Ölçeği ve Ohio Öğretmen Yetkinlik Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde öğretmenlerin demografik değişkenlere ilişkin bilgilerini ortaya çıkarmak için betimsel istatistiklerin (frekans, yüzde) yanı sıra İlişkisiz Örneklemler için t Testi (Independent Samples t Test), tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi ve Hayes'in SPSS Process Macro eklentisinde yer alan Model 4 ile aracılık analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular, sınıf öğretmenlerinin iletişim becerileri ile matematik öğretme kaygıları arasında negatif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Öğretmenlerin daha güçlü iletişim becerilerine sahip olduklarında matematik öğretimi konusundaki kaygılarının azaldığı görülmektedir. Ayrıca, öğretmenlerin iletişim becerileri ile yetkinlik algıları arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bu durum, öğretmenlerin iletişimde başarılı olduklarında kendilerini daha yetkin hissettiklerini göstermektedir. Bir diğer bulgu ise, matematik öğretme kaygısı ile yetkinlik algısı arasında güçlü bir negatif ilişkinin varlığıdır. Matematik öğretme konusunda yüksek kaygıya sahip öğretmenlerin, kendilerini mesleki açıdan daha az yetkin hissettikleri tespit edilmiştir. Araştırma iletişim becerilerinin, yetkinlik algısı ile matematik öğretme kaygısı arasındaki ilişkide aracılık rolü oynadığını ortaya koymuştur. Buna göre, yüksek yetkinlik algısına sahip öğretmenler daha etkili iletişim becerileri sergilemekte ve bu durum matematik öğretme kaygılarının azalmasına katkı sağlamaktadır. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin mesleki yetkinliklerini artırmaya yönelik uygulamaların yanı sıra, iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmaların da matematik öğretme kaygısını azaltmada etkili olabileceğini göstermektedir. Araştırmanın sonuçları öğretmenlerin matematik öğretme kaygısı ile yetkinlik algıları arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermiştir. İletişim becerileri, bu ilişkiyi olumlu yönde etkileyerek öğretmenlerin kaygılarını azaltmada ve yetkinlik algılarını artırmada önemli bir aracılık rolü oynamıştır. Bu doğrultuda, öğretmenlerin iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik eğitimlerin artırılması ve bu becerilerin mesleki gelişim programlarında daha fazla vurgulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu tür çalışmalar, öğretmenlerin hem kaygılarını azaltmalarına hem de kendilerini daha yetkin hissetmelerine katkı sağlayacaktır.
Singapur ve Türkiye fen öğretim programlarının yapı ve fen okuryazarlığı açısından karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı Türkiye ve Singapur'da uygulanan fen öğretim programlarının karşılaştırılmalı olarak incelenmesidir. Bu kapsamda 2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı ile 2023 Singapur İlkokul Fen Öğretim/Öğrenim Programı (Mayıs 2024 Revize Edilmiştir.) ilgili ülkelerin eğitim bakanlıklarının resmi internet sayfalarından temin edilerek incelenmiştir. Veri toplama aşamasında nitel araştırma tekniklerinden biri olan doküman analizi kullanılmıştır. Doküman analizi aracılığı ile programların genel yapısı, içeriği, öğrenme-öğretme süreci, ölçme değerlendirme uygulamaları belirlenmiştir. Ayrıca programlarda yer alan öğrenme çıktıları fen okuryazarı bireylerin sahip olması beklenen becerilere göre analiz edilip sınıflandırılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda tartışma gerçekleştirilmiş ve sonuçlara yönelik bazı öneriler sıralanmıştır. Elde edilen bulgulara göre; Türkiye ve Singapur'da uygulanan fen programları genel olarak birbiri ile benzerlik göstermektedir. Her iki program öğrenci merkezli bir yapıya sahip; fen okuryazarı, çağın gerektirdiği becerilerle donatılmış bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır. 2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programında ünitelendirilmiş bir yapı bulunurken 2023 Singapur İlkokul Fen Öğretim/Öğrenim Programında tematik bir yapı olduğu görülmektedir. Programların içeriği incelendiğinde 2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programında değerler, ahlak, etik ve bilimsel bilgiler bütüncül olarak ele alınmış, bilimin evrenselliğine değinilmekle birlikte milli unsurlara da yer verilmiştir. 2023 Singapur İlkokul Fen Öğretim/Öğrenim Programında ise daha küresel bir yapı göze çarpmaktadır. Her iki program da toplum fen ilişkisine, etik, ahlak ve değerlere değinmektedir. Öğrenme-öğretme süreçleri açısından genel bir benzerlik söz konusu olmakla birlikte 2023 Singapur İlkokul Fen Öğretim/Öğrenim Programı öğrenme sürecine öğrenim partnerlerini dahil etmesiyle farklılaşmaktadır. Ölçme ve değerlendirme uygulamaları açısından iki ülkenin fen programları incelendiğinde; süreç odaklı ve aktif öğrenci katılımlı yapılarının ortak olduğu görülmektedir. Ancak 2023 İlkokul Singapur Fen Öğretim/Öğrenim Programında yazılı testler genel not ortalamasında diğer ölçme ve değerlendirme araçlarına göre daha baskındır. 2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programında ise yazılı testler bulunmamaktadır. Programlarda yer alan öğrenme çıktıları genel olarak fen okuryazarı birey becerileri ile uyuşmaktadır. Öğrenme çıktılarından elde edilen bulgular her iki ülkenin kavram öğrenimine yoğunlaştığını ortaya koymakla birlikte etik, disiplinler arası ilişkiler, toplumda bilimi kullanabilme gibi bazı alanlarda birbirlerinden farklılaşmaktadırlar.
İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin uyum süreçlerine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri
Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin okula uyum sürecinde yaşadıkları problemlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, problem durumu ve içeriğine uygun olarak nitel araştırma yöntemlerinden temel nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmanın katılımcıları, Şanlıurfa ili Siverek ilçesindeki devlet ilkokullarında fiilen birinci sınıf okutan altı sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmadaki katılımcılar, amaçlı örnekleme türlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmaya ilişkin veriler odak grup görüşmesi yoluyla elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışma bulgularına göre okula uyum sürecinde öğretmen, aile ve öğrenci işbirliği ortaya çıkmaktadır. Bu durum okula uyum sürecinin üstün yönleri olarak ifade edilmektedir. Uyum haftası süresinin kısa olması sınırlılık olarak değerlendirilmektedir. Cinsiyetin ve çocukların kardeş sayısı ya da kardeş sahibi olup olmamalarının okula uyum konusunda bir etkisi olmadığı; sosyal yaşantının etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yaş faktörünün okula uyumu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anne ve babanın eğitimli olması, çocukların okul öncesi eğitimi alması gibi faktörler çocukların okula uyumunu kolaylaştırmaktadır. Okul öncesi eğitim alan çocukların okul kültürünü tanıması ile birlikte ortama daha kolay uyum sağladığı saptanmıştır. Ailenin sosyoekonomik düzeyinin iyi olması öğrencilerin okula uyum sürecini olumlu etkilediği görüşü ortaya çıkmıştır. Çocukların ilkokula başlamadan önce okul öncesi eğitim alma deneyiminin olması ve bilişsel, fiziksel ve sosyal yönden okula hazır olarak gelmesi okula uyum sürecini kolaylaştıracaktır. Bu sebeple çocukların hazırbulunuşluklarını yeterli seviyeye getirmek için ailenin, çocuğun ve eğitimcilerin üzerine düşen sorumlulukları araştırmaları önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Uyum, okula uyum, ilkokul, birinci sınıf
İlkokul 1-4. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan metinlerin değerler iletimi açısından incelenmesi (Bingöl ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 1- 4. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan metinlerin değerler iletimi açısından incelenmesine yöneliktir. Nitel araştırma yöntemi ile yapılan araştırmada, olgu bilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Buna göre araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında Bingöl İli merkeze bağlı ilkokullarda görev yapan 70 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri, 1-4. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan metinlerin incelenmesi ile açık uçlu yarı yapılandırılmış görüşme sorularından oluşan görüşme formu aracılıyla toplanmıştır. Veriler, betimsel analiz ile içerik analizi yöntemine tabi tutularak bulgulara ulaşılmıştır Bu bulgulardan elde edilen, araştırma sonuçlarına göre; 1. İncelenen metinlerde programda yer alan kök değerlerin tamamına değinilmediği, 2. İncelenen metinlerde "sevgi" değerinin 1, 2 ve 4.sınıflarda en fazla vurgulanan değer olduğu, 3. Bazı metinlerin değer içermediği, 4. Tüm sınıf düzeylerindeki metinlerde yer alan değerlerin, öğrencilerin yaşına ve sınıf seviyelerine uygun olduğu, 5. Türkçe ders kitaplarında yer alan metinlerdeki değerlerin, anlaşılabilir ve kullanılabilir niteliklerde olduğu, 6. Değerlere yönelik hazırlanan etkinliklerin, yeterli görülmediği, 7. Türkçe ders kitabında yer alan metinlerdeki etkinliklerin kişilik haline getirilebilecek türden olduğu 8. Türkçe ders kitabında yer alan metinlerdeki değerlerin yeterli olmadığı, bu değerler dışında ilkokul yıllarında kazandırılması gereken başka değerlerin de olması gerektiği, sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Değer, Değerler Eğitimi, Okuma Metinleri, Türkçe Ders Kitabı
Sınıf öğretmenlerinin öz yeterlilik algıları ile kaynaştırma eğitimine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın temel amacı, resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin öz yeterlik algıları ile kaynaştırma eğitimine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmanın evrenini 2019-2020 öğretim yılında Mardin ili Kızıltepe ilçesinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Evren ulaşılabilir olduğundan örneklem alma yoluna gidilmeyip evreninin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla 26 resmi ilkokulda görev yapan 415 sınıf öğretmenine ölçekler uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Kaynaştırmaya İlişkin Görüşler Ölçeği ve Öğretmen Öz Yeterlik Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmen Öz yeterlilik Ölçeğinde 24 madde ve "Öğrenci güdülenmesi, Sınıf yönetimi, Öğretim stratejileri" olmak üzere 3 alt boyut yer almaktadır. Kaynaştırmaya İlişkin Görüşler Ölçeğinde ise 20 madde ve "Kaynaştırma sınıf kontrolü, Sınıf öğretmeninin yeterliliği, Kaynaştırma yararları, Kaynaştırma öğrencisinin yeterliliği, Kaynaştırmanın olumsuz etkisi" olmak üzere 5 alt boyut yer almaktadır. Elde edilen bulgular sonucunda öğretmenlerin genel öz yeterlik ve alt boyutlarında yeterliliklerinin"çok üst düzeyde"olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin genel öz yeterlik ve alt boyutlarında cinsiyet, mesleki kıdem, öğrenim durumu, sınıfta kaynaştırma öğrencisi olma durumu, kaynaştırma veya özel eğitim hakkında eğitim/kurs alma, okulda kaynaştırma uygulamaları için destek odası, özel eğitim sınıfı gibi olanakların olma durumu ve daha önce kaynaştırma öğrencisi okutma durumu arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Buna karşın kaynaştırma öğrencisine faydalı olabilmek için kendini bilimsel açıdan yeterli bulma durumu ve ailede engelli birey olma durumu arsında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca okuttuğu sınıf düzeyi değişkeninde öğrenci güdülemesi boyutunda anlamlı ilişki bulunulmuştur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin kaynaştırmaya eğitimine yönelik tutumları "orta düzeyde" olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine yönelik tutumları ile cinsiyet, sınıfta kaynaştırma öğrencisi olma, ailede engelli birey olma, daha önce kaynaştırma öğrencisi okutma ve okuttuğu sınıf düzeyi arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Mesleki kıdem, öğrenim durumu, kaynaştırma veya özel eğitim hakkında eğitim/kurs alma, okulda kaynaştırma uygulamaları için destek odası özel eğitim sınıfı olanakların olma durumu ve kaynaştırma öğrencisine faydalı olabilmek için kendini bilimsel açıdan yeterli bulma değişkenlerinde ise kaynaştırma eğitimine yönelik tutumlarının bazı boyutlarında anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Son olarak öğrenci güdülenmesi, sınıf yönetimi ve öğretim stratejileri gibi öğretmenlerin öz-yeterlilik algılarını oluşturan değişkenlerin, sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine ilişkin tutumlarını ne şekilde yordadığını ortaya koymaya yönelik olarak yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda, sınıf yönetimi ve öğretim stratejileri değişkenleri birlikte kaynaştırma eğitimi ile anlamlı bir ilişki saptanmıştır.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin öğrenme anlayışları ve STEM eğitimine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin öğrenme anlayışları ve STEM eğitimine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Betimsel bir araştırma olan bu çalışma, ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Şanlıurfa ili merkez ilçelerindeki resmi ilkokullarda öğrenim görmekte olan 19.506 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 460 ilkokul 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçlarından "İlköğretim Öğrencilerinin Öğrenme Anlayışları Ölçeği" 3 boyut ve 15 maddeden, "STEM'e Yönelik Tutum Ölçeği" ise 4 boyut ve 19 maddeden oluşmaktadır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; İlişkisiz Örneklemler için t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Kruskal Wallis-H testi, Tukey test ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Ayrıca, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenleri yordama düzeylerini belirlemek amacıyla Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin öğrenmeye yönelik genel anlayışları incelendiğinde, "bilgiyi kazanma ve kullanma olarak öğrenme", "sosyal beceri olarak öğrenme" ve "kişisel değişim olarak öğrenme" olmak üzere öğrencilerin tüm boyutlardaki katılımlarının ve öğrenmeye yönelik toplam anlayışlarının üst düzeyde olduğu görülmüştür. İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin STEM'e yönelik genel tutumları incelendiğinde, fen bilimleri, matematik ve teknoloji alanlarına yönelik tutumlarının üst düzeyde, mühendislik alanına yönelik tutumlarının ise orta düzeyde olduğu; ayrıca STEM'e yönelik toplam tutumlarının da üst düzeyde olduğu görülmüştür. İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin öğrenme anlayışları arasında; cinsiyet, ebeveyn eğitim düzeyleri, evde kendi çalışma odasının olma durumu, bilgisayar veya tabletinin olma durumu, ebeveyn meslekleri, büyüdüğünde seçmek istediği meslek değişkenleri açısından anlamlı farklılık olmadığı; evde internetin olma durumuna göre ise anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin STEM'e yönelik tutumları arasında; evde kendi çalışma odasının olma durumu değişkeni açısından anlamlı farklılık olduğu; cinsiyet, ebeveyn eğitim düzeyleri, bilgisayar veya tabletinin olma durumu, evde internetin olma durumu, ebeveyn meslekleri, büyüdüğünde seçmek istediği meslek değişkenleri açısından ise STEM'in sadece belli boyutlarında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Son olarak, "bilgiyi kazanma ve kullanma olarak öğrenme", "kişisel değişim olarak öğrenme" ve "sosyal beceri olarak öğrenme" değişkenlerinin birlikte, STEM'e yönelik tutumlardaki değişimin %31'ini açıkladıkları ve STEM'e yönelik tutumlar üzerinde anlamlı yordayıcılar olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İlkokul eğitimi, ilkokul 4. sınıf öğrencileri, öğrenme anlayışı, STEM eğitimi tutumu
İlkokul öğrencilerinin başarısızlık nedenlerinin sınıf öğretmenlerin denetim odağı bağlamında incelenmesi
Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin öğrenci başarısından ve başarısızlığından sorumluluk algılarının denetim odağı ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin denetim odağı, öğrenci başarısı ve başarısızlığından sorumluluk algılarının belirlenen değişkenlere göre farklılık oluşturup oluşturmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. İlişkisel tarama modeli ile şekillenen araştırmanın evrenini Diyarbakır il merkezinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Evreni temsil etmek üzere 508 sınıf öğretmeni kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırma için gerekli verileri toplamak amacıyla öğretmen denetim odağı ölçeği ve öğretmenlerin öğrenci başarısından sorumluluk algısı ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analiz sürecinde betimsel istatistik, Bağımsız t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis H Testi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin öğrenci başarısından sorumluluk algılarının yüksek ancak öğrenci başarısızlığından sorumluluk algılarının düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin denetim odağı özelliğinin cinsiyet ve yaş değişkenleri açısından anlamlı farklılık gösterdiği ancak okulun bulunduğu bölge, kıdem, istihdam tipi, öğrenci sayısı, öğrenim durumu değişkenleri açısından anlamlı farklılık göstermedikleri görülmüştür. Başarıdan sorumluluk alma boyutunun ise öğrenci sayısı ve yaş değişkenleri açısından anlamlı farklılık gösterdiği; başarısızlıktan sorumluluk alma boyutunda ise istihdam tipi, okulun bulunduğu bölge ve yaş değişkenleri açısından anlamlı farklılığın olduğu görülmektedir. Son olarak sınıf öğretmenlerinin denetim odağına ilişkin görüşleri ile başarıdan sorumluluk almaya yönelik görüşleri arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Akademik başarı, başarısızlık, denetim odağı, sorumluluk alma, sınıf öğretmeni.
Sınıf öğretmenlerinin ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin değerlendirilmesi ve sınıf içi uygulamalarının belirlenmesi
Bu araştırma ile sınıf öğretmenlerinin ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin değerlendirilmesi ve sınıf içi uygulamaların belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede 2019/2020 eğitim öğretim yılında Diyarbakır merkezindeki dört ilçeye (Bağlar, Kayapınar, Sur ve Yenişehir) bağlı okullarda görev yapan sınıf öğretmenleri ile çalışılmıştır. Bu araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli ve nitel araştırma yöntemlerinden temel nitel modelinin birlikte kullanıldığı karma model kullanılmıştır. Nicel araştırmada 536 sınıf öğretmeni ile çalışılmış ve veri toplama aracı olarak 40 maddeden oluşan Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Nitel Araştırmada 28 öğretmenden görüş alınmıştır. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistiklerden aritmetik ortalama, yüzde ve frekans kullanılmıştır. Ayrıca elde edilen verilerin değişkenler açısından karşılaştırılması sürecinde nonparametrik testlerden (Mann Whitney U, Kruskal Wallis H) yararlanılmıştır. Öğretmenler ile yapılan görüşmelerin analiz sürecinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinde cinsiyet değişkenine göre; ''gıda'', "ulaşım ve barınma", ''enerji'', ''atıklar'' ve "su tüketimi" alt boyutlarında anlamlı bir farkın olmadığı belirlenmiştir. Kıdem değişkenine göre; ''gıda'', ''Enerji'', ''Atıklar'' ve "Su tüketimi" alt boyutlarında 6-10 yıl arası kıdeme sahip olan sınıf öğretmenleri ile 1-5, 11-15, 16-20, ve 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenler arasında 6-10 yıl arası kıdeme sahip olan sınıf öğretmenleri aleyhine anlamlı fakın olduğu belirlenmiştir. "Ulaşım ve barınma" alt boyutunda ise 1-5 yıl arası kıdeme sahip sınıf öğretmenleri ile 6-10, 11-15, 16-20, ve 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenler arasında 1-5 yıl kıdeme sahip sınıf öğretmenleri aleyhine anlamlı farkın olduğu belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin öğrenim durumu değişkenine göre; ''Gıda'', "Ulaşım ve barınma", ''Enerji'', ''Atıklar'', "Su tüketimi" alt boyutlarında anlamlı bir farkın olmadığı belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin mezun oldukları fakülte değişkenine göre; ''gıda'', "Ulaşım ve barınma", ''Enerji'', ''Atıklar'', "Su tüketimi" alt boyutlarında anlamlı bir farkın olmadığı belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin okuttukları sınıf türü değişkenine göre; sadece "Ulaşım ve barınma" alt boyutunda birleştirilmiş sınıf okutan sınıf öğretmenleri ile bağımsız sınıf okutan sınıf öğretmenleri arasında bağımsız sınıf okutan sınıf öğretmenleri lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin çalıştıkları bölge değişkenine göre; sadece "Ulaşım ve barınma alt boyutunda şehir merkezinde çalışan öğretmenler lehine anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin ekolojik ayak izi ile ilgili konularda seminer alma durumu değişkenine göre; ''Gıda'', "Ulaşım ve barınma", ''Enerji'', ''Atıklar'', "Su tüketimi" alt boyutlarında anlamlı bir farkın olmadığı belirlenmiştir. Sınıf öğretmenleri ile yapılan görüşmeler neticesinde; Ekolojik ayak izi uygulamalarının ilkokuldan itibaren verilmesi gerektiği, öğretmenler tarafından ifade edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin ekolojik ayak izini azaltmaya yönelik yapmış oldukları uygulamaların ekolojik ayak izi bileşenlerini kapsadığı ve bu etkinliklerin çocuklarda çevre bilincinin, sorumluluk ve yardımlaşma duygusunun, doğa ve hayvan sevgisinin, koruma ve sahiplenme duygusunun gelişmesini sağladığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Sınıf öğretmenlerin, ekolojik ayak izi uygulamaları ile sürdürülebilir yaşam fırsatları geliştirmeye yönelik yaptıkları etkinlikler sürecinde, okul imkanlarının kısıtlı olması, veli ve yöneticilerden yeterli desteğinin olmaması, öğretim programının yetersiz ve sınıf mevcutlarının kalabalık olması gibi zorluklarla karşılaştıkları tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda, Çevre Eğitimi adında ayrı bir dersin olması, okul imkanlarının arttırılması ve velilerin bilinçlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bağımsız anaokullarının etkililiği ile okul iklimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, bağımsız anaokullarında okul iklimi ve etkililik ilişkisini incelemektir. Araştırmanın verileri 2023-2024 eğitim öğretim yılında Sakarya ili merkez ilçe sınırları içerisinde bulunan 42 anaokulunda görev yapmakta olan 234 okul öncesi öğretmeninden alınmıştır. Okul iklimi ve etkililik ilişkisini anlamak için Çoban Söylemez ve diğerleri (2022) tarafından geliştirilen Okul Öncesi Eğitim Kurumları Etkililik Ölçeği ve Ördek İnceoğlu ve Aslan (2022) tarafından geliştirilen Okul Öncesi Okul İklimi Değerlendirme Aracı (OKDA) kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin, okul iklimi ve etkili okul düzeylerine dair görüşlerini belirleyebilmek için aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. İklim ve etkililik arasındaki ilişkiyi belirlemek için ise Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Okul ikliminin, etkililiğin yordayıcısı olup olmadığını tespit etmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenlerin hem okul iklimi algıları (4.48±.42) hem de etkili okul algıları (4.38±.45) yüksek düzeydedir. Okul iklimi ile okul etkililiği arasında anlamlı, yüksek düzeyde ve pozitif bir ilişki vardır (r=.835, p<.01). Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre okul iklimi, okul etkililiğinin önemli bir yordayıcısıdır. Okul iklimi alt boyutları, okul etkililiğindeki değişimin %69.6'sını açıklamaktadır. Araştırma bulgularından yola çıkarak etkili okulların sağlanabilmesi için okul ikliminin iyileştirilmesine yönelik çalışmaların yapılması önerilmektedir.
Okul öncesi dönem çocuklarının sözcüksüz kitap anlatımları ile görsel algı becerilerinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi çocukların sözcüksüz kitap anlatımları ile görsel algı becerilerinin incelenmesi amacıyla; 2023-2024 Eğitim Öğretim yılı güz yarıyılında Ankara ilinde bulunan okul öncesi eğitim kurumunda eğitim alan 60-72 aylık 19 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel veriler "Genel Bilgi Formu", "Frostig Görsel Algı Testi" (Aral ve Bütün Ayhan, 2016) ve "Küçük Çocuklar İçin Öyküyü Anlama Aracı" (Paris ve Paris, 2003) kullanılarak; nitel veriler ise eş zamanlı olarak çocukların sözcüksüz öykü anlatımlarına ilişkin ses kayıtları ile toplanmıştır. Çocuklarla görüşmede veri toplama aracı olarak "Ver Elini" (Ferri, 2018) ve "Ay'a Okul Gezisi" (Hare, 2021) isimli sözcüksüz kitaplar kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde, görsel algı ve öykü anlama soruları arasındaki ilişki Pearson korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. Nitel veriler içerik analizi ile incelenmiştir. Çocukların ses kayıtlarından alınan veriler transkript edildikten sonra tümevarım yaklaşımıyla araştırmanın amacı doğrultusunda kodlar oluşturulmuştur. İlişkili kodlardan kategorilere, kategorilerden temalara ulaşılmıştır. Toplanan nicel ve nitel veriler analiz edilerek, iki veri setinden elde edilen veriler arasındaki ilişkileri ortaya koyabilmek için elde edilen sonuçlar birleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda çocukların görsel algı puanlarıyla, sözcük sayıları ve öyküyü anlama puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların sözcüksüz kitap anlatımlarının nitel analizi sonucunda; görsel algıya ilişkin iki kitap için ortak şekil-zemin ayrımı, görsel dikkat, görsel anlamlandırma ve mekanda konum/mekansal ilişkiler temalarına ulaşılmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumları ile bazı fen kavramlarını anlama düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Düzce ili örneği
Bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumları ile bazı fen kavramlarını anlama düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, kolay ulaşılabilir örneklem yöntemiyle seçilen Düzce il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 18 bağımsız anaokulunda görev yapan 98 okul öncesi öğretmeni, 40 ilkokulun anasınıfında görev yapan 90 okul öncesi öğretmeni ve 8 ortaokulun bünyesinde açılan anasınıflarında görev yapan 10 okul öncesi öğretmeni olmak üzere toplam 198 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Fen Öğretimine Yönelik Tutum Ölçeği (FÖYTÖ) ve Fen Kavram Testi (FKT) olmak üzere iki farklı veri toplama aracından elde edilmiştir. Her iki ölçme aracıyla toplanan veriler bilgisayar ortamında ve IBM SPSS V22 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modeli olup verilerin analizinde betimsel analiz, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarında araştırmaya katılan okul öncesi öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumlarının orta düzeyde çıktığı yani olumlu olduğu görülmüştür. Buna karşın fen kavram bilgi düzeylerinin ise düşük olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin fen öğretimine yönelik tutumları ile fen kavram bilgi düzeyleri arasında ise anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür.
Sınıf öğretmenlerinin etkileşimli tahtaya yönelik tutumları ile etkileşimli tahtayı öğrenme sürecinde kullanma amaçları ve düzeylerinin değerlendirilmesi
Teknoloji hemen her alanı etkilediği gibi öğrenme sürecini de oldukça etkilemektedir. Günümüzde eğitim ve öğretim teknolojilerinin en önemli olanlarından biri etkileşimli tahtadır. Tükiye'de 2010 yılında hayata geçirilen Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi ile birlikte etkileşimli tahta kademeli bir şekilde eğitim sistemine entegre edilmeye başlanmıştır. Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin etkileşimli tahtaya yönelik tutumları ve etkileşimli tahtayı öğrenme sürecinde kullanma amaçları ve düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçelere bağlı 10 farklı ilkokulda görev yapan 301 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama aracı kullanılmış olup veriler SPSS bilgisayar paket programı ile analiz edilmiştir. Buna göre sınıf öğretmenlerinin yarısından fazlasının etkileşimli tahtaya yönelik hizmetiçi eğitim almadıkları ve bu konudaki yeterliklerinin düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte etkileşimli tahtanın öğrenme sürecinde önemli bir araç olduğu, dersi eğlenceli hale getirdiği, zaman tasarrufu sağladığı, öğretim için faydalı olduğu, etkileşimli tahta kullanımının öğretmeni pasifleştirmediği, yaratıcı düşünmeyi engellemediği, etkileşimli tahtanın öğrenme süreci açısından geleneksel beyaz tahta ile aynı olmadığı, etkileşimli tahtanın öğretimin vazgeçilmez bir öğesi olduğu, etkileşimli tahtanın öğretmende başarılı olma duygusu uyandırdığı, sınıf öğretmenlerinin etkileşimli tahta ile uyumlu materyal hazırladıkları ve etkileşimli tahta kullanımını öğrenmek için daha fazla çaba harcadıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin etkileşimli tahtaya yönelik tutumlarının geneli üzerinde cinsiyet, eğitim düzeyi, okutulan sınıf ve hizmetiçi eğitim değişkenlerinin etkisi olmamakla birlikte, kıdem ve sınıf mevcudu değişkenlerinin öğretmenlerin etkileşimli tahtaya yönelik tutumları üzerinde anlamlı farklılık oluşturduğu görülmüştür. Ayrıca araştırmada, sınıf öğretmenlerinin etkileşimli tahtayı derslerinde birçok amaç için kullandıkları görülmüştür. Uzaktan eğitimin yaygınlaşmasıyla kullanım düzeyi artan EBA bunlardan biridir. Son olarak araştırmada, sınıf öğretmenlerinin büyük çoğunluğunun etkileşimli tahtayı Türkçe, hayat bilgisi, matematik, fen bilimleri ve sosyal bilgiler dersinde aktif olarak kullandıkları ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Etkileşimli tahta, tutum, FATİH projesi, sınıf öğretmeni, eğitim bilişim ağı, teknoloji.
Okul öncesi öğretmenlerinin bilişsel esneklik ve mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin bilişsel esneklik ve mesleki tükenmişlik düzeyleri ve bunlar arasındaki ilişki çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Bu araştırma tarama modelinde nicel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini 2020-2021 öğretim yılı bahar döneminde Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı il ve ilçelerdeki devlet/özel anaokullarında/anasınıflarında görev yapmakta olan 229 (218'i kadın, 11'i erkek) okul öncesi öğretmenleri oluşturmuştur. Bu çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Bilişsel Esneklik Envanteri ve Tükenmişlik Ölçeği kullanılmış olup anket sonuçları Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programında (SPSS) analiz edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi ise Doğrusal Yapısal İlişkiler (LISREL) programında yapılmıştır. Uygunluk analizleri ve ilişkinin görsel sunumları için elde edilen nokta-saçılım grafikleri Minitab programında oluşturulmuştur. Araştırmaya göre, okul öncesi öğretmenlerinin medeni durumlarına, öğrenim durumlarına, mezun oldukları programa/bölüme, okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik durumuna göre bilişsel esneklik düzeylerinde farklılık olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan okul öncesi öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinde ise mesleki kıdemlerine, görev yapılan okul türüne, mezun oldukları lisans programına/bölümüne, okulun bulunduğu yerin konumuna ve çevresinin sosyo-ekonomik durumuna göre farklılık olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin genel bilişsel esneklik düzeyleri ile duygusal tükenme, zihinsel tükenme, fiziksel tükenme ve genel tükenmişlik düzeyleri arasında negatif yönlü düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Buna göre öğretmenlerin genel bilişsel esneklik düzeylerindeki artışın az da olsa duygusal, zihinsel, fiziksel tükenme ve genel tükenmişlik düzeylerinde azalışa neden olduğu söylenmektedir. Araştırma sonuçları doğrultusunda ileriki araştırmalar için nitel bir araştırma yapılması önerisi sunulmuştur.
Okul öncesi öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile dijital okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri ile Dijital Okuryazarlık Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme (YBÖ) eğilimleri ile dijital okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler (cinsiyet, kıdem, yaş, mezun olunan fakülte, teknoloji kullanım düzeyi, günlük internet kullanım süresi, sosyal medya hesabına sahip olma durumu, sosyal medya hesabını günlük kullanım sıklığı, katıldığı online eğitim sayısı, katıldığı hizmet içi eğitim/projelerin sayısı) açısından incelemektir. Bununla birlikte yaşam boyu öğrenmenin "öğrenmeye isteklilik" ile "gelişime açıklık" alt boyutlarında, dijital okuryazarlığı ne şekilde yordadığını ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Diyarbakır ili merkez ilçelere (Bağlar, Kayapınar, Sur, Yenişehir) bağlı bağımsız anaokulları ile bünyesinde anasınıfı bulunan ilkokullarda çalışan 862 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde evrenin tamamına ulaşılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise kendilerine pandemi sebebiyle ölçeklerin online olarak ulaştırıldığı evrenin tamamından geri dönüş sağlayan 271 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gür-Erdoğan ve Arsal (2016) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilim Ölçeği (YBÖEÖ)", Ng (2012) tarafından geliştirilen ve Hamutoğlu, Canan-Güngören, Kaya-Uyanık ve Gür-Erdoğan (2017) tarafından Türkçeye uyarlanan "Dijital Okuryazarlık Ölçeği (DOYÖ)" ile araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin toplanması, COVİD-19 pandemi sürecinde okullarda yüz yüze eğitime ara verilmesi nedeniyle online olarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilerek "SPSS 25.0 Paket Programı" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, iki grup arasındaki ortalamaları karşılaştırmak için bağımsız grup t-testi, ikiden fazla grup arasındaki ortalamaları karşılaştırmak için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmış olup çoklu grup karşılaştırmalarında da farkın kaynağını bulmak için Tukey testi kullanılmıştır. Bununla birlikte İki ilişkisiz örneklemden elde edilen puanların birbirlerinden anlamlı bir şekilde farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için Mann Whitney U-testi ve ilişkisiz iki ya da daha çok örneklem ortalamasının birbirlerinden anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için de Kruskal Wallis H-testi kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile dijital okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi göstermek için Pearson Çarpım Moment Korelasyon testi yapılmıştır. "Öğrenmeye isteklilik" ve "gelişime açıklık" gibi yaşam boyu öğrenmeyi oluşturan alt boyutların, dijital okuryazarlığı ne şekilde yordadığını ortaya koymak için de Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırmanın bulgularından elde edilen sonuçlara göre, okul öncesi öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri, "öğrenmeye isteklilik" ve "gelişime açıklık" alt boyutları ile ölçeğin tamamında "çok üst düzey" bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeyleri de "tutum" ve "bilişsel" alt boyutlarında "çok üst düzey", "teknik" ve "sosyal" alt boyutları ile ölçeğin genel puanlarında ise "üst düzey" bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri katıldığı online eğitim sayısı ve katıldığı hizmet içi eğitim sayısı değişkenlerine göre YBÖEÖ genel puanlarında anlamlı farklılık göstermiştir. Cinsiyet, yaş, kıdem, mezun olunan fakülte, teknoloji kullanım düzeyi, günlük internet kullanım süresi, sosyal medya hesaplarına sahip olma durumu ve sosyal medya hesaplarını günlük kullanım süresi değişkenlerine göre ise anlamlı farklılık oluşmamıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeyleri cinsiyet, teknoloji kullanım düzeyi, günlük internet kullanım süresi, sosyal medya hesaplarını günlük kullanım süresi, katıldığı online eğitim sayısı ve katıldığı hizmetiçi eğitim sayısı, değişkenlerine göre DOYÖ genel puanlarında anlamlı farklılık göstermiştir. Yaş, kıdem, mezun olunan fakülte ve sosyal medya hesaplarına sahip olma durumu değişkenlerinde ise anlamlı fark görülmemiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile dijital okuryazarlık düzeyleri arasında korelasyon değerleri incelendiğinde doğrusal yönde, pozitif, orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür. Bu durumda okul öncesi öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri arttıkça dijital okuryazarlık düzeylerinin de artmakta olduğu söylenebilir. Okul öncesi öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin dijital okuryazarlık düzeylerini ne şekilde yordadığını ortaya koymaya yönelik olarak yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucuna göre ise yaşam boyu öğrenmenin alt boyutlarıyla birlikte dijital okuryazarlık ile anlamlı bir ilişki sergilediği görülmüştür.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin empatik eğilim düzeyleri ve "hayır" diyebilme becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin empatik eğilim düzeyleri ve "hayır" diyebilme becerilerinin incelenmesi ve empatik eğilim düzeyleri ile "hayır" diyebilme becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Betimsel bir araştırma olan bu çalışma, genel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçelerindeki resmi ilkokullarda öğrenim görmekte olan 22524 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen 418 ilkokul 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgiler Formu", "Empatik Eğilim Ölçeği" ve "Hayır Diyebilme Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde İlişkisiz Örneklemler için T testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Kruskal Wallis-H testi, Scheffe testi, Mann-Whitney U testi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelâsyonu kullanılmıştır. Ayrıca, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenleri yordama düzeylerini belirlemek amacıyla Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre; ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin empatik eğilim düzeyleri ile cinsiyet, kardeş sayısı, kardeş sırası, baba eğitim durumu, anne mesleği, birlikte yaşama ve sosyoekonomik durum değişkenleri açısından anlamlı farklılık olmadığı; anne eğitim durumu ve baba mesleği değişkenleri açısından ise anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Öğrencilerin "hayır" diyebilme becerisi ile cinsiyet, anne mesleği ve birlikte yaşama değişkenleri açısından anlamlı farklılık olmadığı; kardeş sayısı, kardeş sırası, anne-baba eğitim durumu, baba mesleği ve sosyoekonomik durum değişkenleri açısından ise anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin bilişsel empati düzeyleri ile duygusal empati düzeyleri arasında yüksek düzeyde pozitif bir ilişki, bilişsel empati ile reddetme boyutu arasında düşük düzeyde pozitif bir ilişki, bilişsel empati ile direnme eğilimi arasında düşük düzeyde negatif bir ilişki, reddetme eğilimi ile direnme eğilimi arasında düşük düzeyde pozitif bir ilişki ve duygusal empati eğilimi ile reddetme eğilimi arasında orta düzey pozitif bir ilişki görülmüştür. Diğer taraftan, duygusal empati eğilimi ile direnme eğilimi arasında herhangi bir ilişkiye rastlanmamıştır. İlkokul 4. sınıf öğrencilerin empatik eğilim düzeylerinden bilişsel empati ve duygusal empati boyutları, "hayır" diyebilme becerilerinden reddetme boyutunun %13'ünü açıklamaktayken, direnme boyutunu ise anlamlı yordamadığı görülmüştür. Araştırmanın sınırlılık ve sonuçlarından yola çıkarak uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Empatik Eğilim, "Hayır" Diyebilme Becerisi, İlkokul Öğrencileri
Halk eğitimi merkezlerinde görev alan sınıf öğretmenlerinin yetişkin eğitimine ilişkin görüşleri
Bu araştırmanın amacı; halk eğitimi merkezlerinde görev alan sınıf öğretmenlerinin yetişkin eğitimine ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma modellerinden, temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, ölçüt örneklem yoluyla belirlenmiş katılımcılarda; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kadrolu veya sözleşmeli sınıf öğretmeni olması, halk eğitimi merkezlerinde çalışmış ya da çalışıyor olması ölçütleri aranmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 20 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada; veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden yararlanılmış ve veriler ses kaydı olarak toplanmış, ses kayıt cihazı için izin alınamayan öğretmenlerle yapılan görüşmelerdeki bulgular öğretmenlerin sözlerinin yazıya geçirilmesi suretiyle elde edilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Katılımcıların verdiği cevaplardan tema ve alt tema oluşturulmuştur. Araştırmada yetişkin eğitiminin birey ve toplum için önemli olduğu, yetişkinlerin sorumluluğunun yetişkin eğitimini etkilediği sonucuna ulaşılmış. Ayrıca yetişkin eğitiminde görev alan öğretmenlerin, yetişkin eğitiminin mesai saatlerinin geniş bir yelpazede olmasını, yetişkin eğitiminde blok derslerin yapılabilmesini avantaj olarak gördükleri; kursiyerlerin devamsızlığı, yetişkinlerin eğitim sürecine dâhil edilememesini sorun gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yetişkin Eğitimi, Halk Eğitimi Merkezi, Sınıf Öğretmenliği
Okul öncesi öğretmenlerinin teknolojik öz yeterlilik düzeylerinin incelenmesi (İzmir ili örneği)
Okul öncesi dönemde çocuklara birçok yönden rehberlik eden ve onlara rol model olan kişilerden biri de okul öncesi öğretmenleridir. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda okul öncesi öğretmenlerinin özellikle hayatımızın vazgeçilmez bir unsuru haline gelen teknolojiyi ne denli kullandıkları önem arz etmektedir. Bu bağlamda bu çalışma, okul öncesi öğretmenlerinin teknoloji öz yeterlilik düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Nicel yöntem kullanılarak yapılan araştırma tarama modeli (survey) niteliğindedir. Ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında İzmir ilinde bulunan Konak, Foça, Aliağa, Karşıyaka, Bayraklı, Dikili, Bergama, Menemen, Çiğli ilçelerine bağlı resmi bağımsız anaokullarında ve bünyesinde anasınıfı bulunduran resmi okullarda görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Evreni oluşturan seçili 21 okuldaki toplam öğretmen sayısı 162 olup 161 öğretmene ulaşılmış, 4 adet ölçek sonucu sapan değerler oluşturduğundan çıkarılarak 157 ölçek sonucu kullanılmıştır. Ölçekler online uygulanmış olup evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır Araştırmada Doğru (2014) tarafından geliştirilen, 48 maddeden oluşan, güvenirlik ve geçerlilik hesaplamaları yapılmış olan "Eğitimde Teknoloji Kullanımı Öz Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular okul öncesi öğretmenlerinin teknoloji öz yeterlilik düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığını, ancak eğitim düzeyi, kıdem ve teknoloji kullanımına yönelik eğitim alma durumlarına göre ölçeğin tamamında veya en az bir alt boyutunda anlamlı bir şekilde farklılaştığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Öğretmenleri, Teknoloji, Teknoloji Öz yeterlilik
Okul öncesi eğitimi öğretmenlerinin matematiksel pedagojik alan bilgileri, matematiğe ve matematik öğretimine yönelik tutumları
Bu araştırma, okul öncesi eğitimi öğretmenlerinin matematiksel pedagojik alan bilgileri (PAB), matematiğe yönelik tutumları (MYT) ve matematik öğretimine yönelik tutumları (MÖYT) arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma yöntemi, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Kahramanmaraş ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 365 okul öncesi eğitimi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırma verileri "Genel Bilgi Formu", "Okul Öncesi Matematiğinde Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği" ve "Matematik Öğretimine Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler uygun paket program kullanılarak analiz edilmiştir. Öncelikle araştırma sonucunda araştırmaya katılan öğretmenlerin MYT ve MÖYT düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bulgular, matematiksel pedagojik içerik bilgi düzeylerinin bazı içerik alanlarında (sayı) ortalamanın altında, bazı içerik alanlarında (örüntü, sıralama, şekil, uzamsal, karşılaştırma boyutları ve toplam puan) ortalamanın üzerinde olduğunu göstermiştir. İkincisi, öğretmenlerin yaşı MYT ve MÖYT düzeylerini etkilemese de bunun tam tersine PAB düzeylerini etkilemiştir. Üçüncüsü, kıdem değişkeninin MYT ve PAB düzeyleri üzerinde etkisi olduğu ancak MÖYT üzerinde etkisi olmadığı bulunmuştur. Bu bulgulara ek olarak öğretmenlerin matematik eğitimi almış olmaları sadece MYT ve MÖYT düzeylerini etkileyen bir değişken olmuştur. Son olarak, PAB, MYT ve MÖYT düzeyleri arasında düşük pozitif korelasyon bulunmuştur. Bu araştırma bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Okul öncesi eğitimi öğretmenlerinin etik ile ilgili görüşleri
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitimi öğretmenlerinin etik ile ilgili görüşlerinin incelemektir. Araştırma nitel yönteme ve fenomenoloji (olgubilim) tekniğine uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, Zonguldak ilinde görev yapmakta olan 32 okul öncesi eğitimi öğretmeninden oluşmuştur. Araştırmanın verilerini toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan genel bilgi formu ve yapılandırılmış soru formu kullanılmıştır. Katılımcılar salgın dönemi sebebiyle formları çevrimiçi ortamda doldurduktan sonra araştırmacıya yine çevrimiçi ortamdan ulaştırmıştır. Elde edilen veriler transkript edilerek bilgisayar ortamına aktarılmış, tümevarımcı yaklaşım ile incelenmiştir. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Öncelikle benzer veriler birleştirilmiş, kodlar oluşturulmuş ve birbiriyle ilişkili kodlardan kategorilere ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların etiği toplumsal, kişisel ve evrensel boyutlarda algıladıkları tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcılar mesleki etiği kurallarla ve öğretmenlerin yeterlikleriyle ilişkilendirmişlerdir. Ek olarak, katılımcıların çocuklarla çalışmalarda etiğe uygun hareket etmek için eşitlik ve adaleti esas aldıkları, çocuk haklarına ve çocukların bireysel farklılıklarına saygı duydukları, etik değerlerle ilişkili olduğu için değerler konusunun öneminin bilincinde oldukları saptanmıştır. Son olarak uzaktan eğitim sürecinde ailelerle yeterli iletişimin olmadığı, çeşitli nedenlerle eğitimde fırsat eşitsizliğinin olduğu ve çocuklara ulaşmanın zor olduğu tespit edilmiştir.
Erken çocukluk dönemine yönelik hazırlanan bazı çizgi filmlerin prososyal davranış içeriklerinin incelenmesi
Bu araştırmada, erken çocukluk dönemine yönelik hazırlanan bazı yerli ve yabancı çizgi filmlerin prososyal davranış içeriklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma metodolojisinden doküman inceleme yöntemiyle yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu ''Niloya'', ''Canım Kardeşim'', ''Arı Maya'' çizgi filmlerinin ilk 20 bölümü, ''Heidi'' çizgi filminin ilk 10 bölümü olmak üzere toplamda 70 bölüm çizgi filmden oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak ilgili literatür taranarak araştırmacı tarafından oluşturulan ''Prososyal Davranış Kontrol Listesi'' kullanılmıştır. Prososyal Davranış Kontrol Listesi ''İletişimi Başlatma ve Sürdürme'', ''Empati Kurma'', ''Yardım Etme'', ''Paylaşma'', ''İş Birliği Yapma'', ''Özgecilik'' ve ''Destekleme'' olmak üzere yedi boyuttan oluşmuştur. Araştırmanın verileri içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda çizgi filmlerde yaş gruplarına göre prososyal dağılım incelendiğinde 3-5 yaş çocuklarına yönelik hazırlanan çizgi filmlerde prososyal davranışlara daha fazla yer verildiği tespit edilmiştir. Çizgi filmlerde yerli ve yabancı yapım olma durumuna göre prososyal davranışların dağılımı incelendiğinde yabancı yapım olan çizgi filmlerde prososyal davranışlara daha fazla yer verildiği görülmüştür. Yerli ve yabancı yapım olan çizgi filmlerde en fazla yer verilen prososyal davranışın ''İletişimi Başlatma ve Sürdürme'', en az yer verilen prososyal davranışın ''İş Birliği Yapma'' olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde 3-5 yaş ve 6-8 yaş çocuklarına yönelik hazırlanan çizgi filmlerde en fazla yer verilen prososyal davranış boyutunun ''İletişimi Başlatma ve Sürdürme'', en az yer verilen prososyal davranışın ''İş Birliği Yapma'' olduğu belirlenmiştir.
Okul öncesi eğitim kurumlarında öğrenim gören çocukların dil gelişimi özelliklerinin değerlendirilmesi
Dil gelişimi yaşamın her alanını etkilediği gibi okul öncesi dönem çocuğu için de oldukça önemlidir. Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin okul öncesi eğitim kurumlarında öğrenim gören 36-69 aylık çocukların dil gelişimi özelliklerine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesine yöneliktir. Araştırma, tarama (betimsel-survey) modeli niteliğindedir. Araştırmanın evrenini, 2020-2021 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Yarıyılı Diyarbakır İli merkeze bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 848 okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında Diyarbakır İli Merkeze bağlı 38 okul öncesi eğitim kurumunda görev yapan 282 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen ve 4 bölümden oluşan 60 maddelik 36-69 Aylık Çocuklarda Dil Gelişim Özellikleri Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama aracı formunun birinci bölümünde, okul öncesi öğretmenlerinin cinsiyet, kıdem ve sınıf mevcudu değişkenlerine ilişkin kişisel ve mesleki çalışmaları ile ilgili ifadeler yer almaktadır. Veri toplama aracı formunun ikinci bölümünde 36-48, üçüncü bölümde 48-60 ve dördüncü bölümde ise 60-69 aylık çocuklarda dil gelişim özellikleri ile ilgili ifadeler yer almaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir: Okul öncesi öğretmenlerinin 36-48 aylık öğrencilerin sesin geldiği yönü söyleyebildikleri, 3-4 sözcüklü cümleleri kurdukları, "neden, nasıl, kim" gibi soruları sordukları, konuşmalarında çoğul eklerini kullandıkları, sohbete katıldıkları, duygularını sözel olarak ifade ettikleri ve nesnelerin işlevlerini anladıklarını ifade ettikleri tespit edilmiştir. Okul öncesi öğretmenleri, 36-48 aylık öğrencilerin geçmiş zaman ifadelerini, isimleri, fiilleri, kişi zamirlerini, sıfatları kullandıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler ayrıca öğrencilerin ifadelerinin çoğunun anlaşılır olduğunu, art arda verilen iki veya üç yönergeyi (bir işin nasıl yapılması gerektiğini belirtme) yerine getirdiklerini, kendi kendilerine şarkı ve tekerleme söylediklerini, yaptıkları günlük işlerle ilgili olarak sorulan sorulara cevap verdiklerini ve iki olayı oluş sırasına göre anlattıklarını ifade ettikleri tespit edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin ODGÖ (36-48 aylık)'ye ilişkin yeterlik algıları "cinsiyet" ve "kıdem" değişkeni açısından anlamlı bir farklılık göstermezken, "sınıf mevcudu" değişkeni açısından anlamlı bir şekilde fark olduğu tespit edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin 48-60 aylık öğrencilerin kısa, basit öykülerle ilgili soruları yanıtlayabildikleri, sesin özelliğinin (sesin ince-kalın, yüksek-alçak, uzun-kısa olma gibi) ve sesin kaynağının ne olduğunu söyleyebildikleri ve 4-5 sözcüklü cümleleri "her zaman" düzeyinde kurdukları tespit edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin ODGÖ (48-60 aylık)'ye ilişkin yeterlik algıları "kıdem" ve "sınıf mevcudu" açısından anlamlı bir farklılık göstermezken, "cinsiyet" değişkeni açısından anlamlı bir şekilde fark olduğu tespit edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin 60-69 aylık öğrencilerin konuşmalarında mizahı kullandıkları, sıralı ve bileşik cümle kurdukları, cümlelerinde özneye uygun fiil kullandıkları, 6 ve daha fazla sözcükten oluşan cümleler kurabildikleri, geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek zamanlı cümle kurdukları görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin, kurdukları cümlelerinde "çünkü, şimdi, daha sonra" gibi kelimeler kullandıkları, işaret zamirleri ve kişi zamirleri ile zaman zarflarını kullandıkları, dilbilgisi kurallarını çoğunlukla doğru kullandıkları, bazı sözcüklerin zıt ve eş anlamlarını, eş seslilerini söyleyebildikleri, "resim, nesne veya olaylar arasında ilişki kurarak anlamlı öyküler anlattıkları, çevrelerindeki yazılı materyalleri tanıdıkları, yazının bir anlam ifade ettiğini bildikleri, okumanın günlük yaşamdaki yeriyle ilgili konuşmalara katıldıkları ve kitaptaki resimlere bakarak okuyormuş gibi yaptıklarını belirttikleri tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin ODGÖ (60-69 aylık)'ye ilişkin yeterlik algıları "cinsiyet", "kıdem" ve "sınıf mevcudu" açısından anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Okul öncesi öğrencilerine yönelik olarak öğrenme sürecinde drama ve oyun yoluyla öğretim etkinliklerine daha fazla yer verilebilir. Aynı şekilde şarkı, şiir, masal, tekerleme gibi etkinliklerine de ağırlık verilmesi okul öncesi öğrencilerinin dil gelişimi bakımından yararlı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Dil, dil gelişimi, okul öncesi dönem çocuklarında dil gelişimi, dil gelişim özellikleri.
Çocuklarda görsel perspektif alma becerilerinin incelenmesi (48-72 aylık)
Bu araştırmanın amacı, 48-72 ay grubunda olan, okul öncesi eğitime devam eden çocukların görsel perspektif alabilme beceri düzeylerinin belirlenebilmesidir. Belirlenen yaş grubundaki çocukların görsel perspektif alma becerilerini çeşitli değişkenler açısından araştırılmıştır. Yapılan araştırma tarama modeliyle tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Zonguldak ili Kilimli ilçesinde 2019- 2020 eğitim-öğretim yılında, resmi anaokulları ve anasınıflarına devam eden toplam 238 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Perspektif Alma Testi" ile elde edilmiştir. Öncelikle elde edilen veriler kullanılarak testin geçerlik ve güvenirliği sınanmış, daha sonra değişkenlerin etkisinin belirlenebilmesi için nonparametrik testlerden yararlanılmıştır. Analizler sonucunda Perspektif Alma Testi'nin kapsam geçerliği .99 bulunmuştur. Madde analizleri sonucunda, madde güçlük indekslerinin .21 ile .87 arasında, ayırt edicilik indekslerinin ise .43 ile .95 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Güvenirlik için yapılan analizler sonucunda, Sperman Brown güvenirlik katsayısı .76; KR20 değeri ise .89 olarak belirlenmiştir. Daha sonra, araştırmada ulaşılan bulgular ışığında, çocukların yaşları ve cinsiyetlerinin perspektif alma becerilerini etkileyen değişkenler olmadığı, aksine anne baba öğrenim durumunun, çocukların okul öncesi eğitime devam etme sürelerinin ve devam ettikleri okul türünün bu becerileri etkileyen değişkenler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen araştırma sonuçları ilgili literatür ışığında tartışılmış ve çeşitli öneriler getirilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Perspektif Alma, Erken Matematik, 48-72 Aylık Çocuklar, Okul Öncesi Eğitim.