
6,469
Archived Theses
5
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Affetme eğilimini geliştirmeye yönelik psikoeğitim programının lise öğrencilerinin affetme düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı ergenlik döneminde olan 9. 10. ve 11. Sınıf öğrencilerin affetmeyi geliştirmeye yönelik Worthington tarafından geliştirilen REACH Affetme Süreç modeli ışığında oluşturulan psikoeğitim programının etkililiğini test etmek amaçlanmıştır. 12-21 yaş aralığında olan öğrencilerin ergenlik dönemi gelişim özellikleri bağlamında akran ilişkilerinin önem kazanması ve akranlar arasında çatışmaların yoğun yaşandığı bu dönemde affetme eğiliminin az olduğu gözlenmiştir. Bu amaçla deney-kontrol ve plasebo gruplu, ön test-son test ve izleme testinin yer aldığı yarı deneysel model kullanılmıştır. Çalışmanın deney, kontrol ve plasebo grubundaki öğrencileri 2021-2022 eğitim öğretim yılında Şırnak'taki Fatih Sosyal Bilimler Lisesindeki öğrencilerinden 39 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrencilerin 13'ü (10 kız 3 erkek) deney, 13'ü (10 kız 3 erkek) tanesi kontrol ve 13'ü (10 kız 3 erkek) plasebo grubunda yer almaktadır. Çalışmada affetme düzeylerini ölçmek için Asıcı ve Karaca (2018) tarafından geliştirilen Ergenler için Affetme Ölçeği (EAÖ) ve Kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Bu ölçme araçları araştırmacı tarafından uygulanmış ve veriler toplanmıştır. Deney grubuna araştırmacı tarafından Worthington tarafından geliştirilen REACH Affetme Süreç modeli ışığında oluşturulan affetmeyi geliştirmeye yönelik psikoeğitim programı uygulanmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir işlem yapılmamıştır. Plasebo grubuna ise her hafta affetme ile ilişkisinin olmadığı düşünülen etkinliklere yer verilmiştir. Veri analizine geçilmeden önce deney, kontrol ve plasebo gruplarına uygulanan Ergenler için Affetme Ölçeği verilerinin parametrik varsayımları incelenmiştir. Normallik varsayımı için önce çarpıklık – basıklık değerleri incelenmiş, sonrasında ise araştırma grubunun 50'den az olması gerekçesiyle Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Çarpıklık – basıklık değerleri ve normallik testi analizi sonucu elde edilen bulgular neticesinde ölçeklerden alınan puanların tüm gruplar için normal dağılım gösterdiği kabul edilmiştir. Bunun neticesinde tek yönlü Varyans Analizi, bağımlı gruplar için t testi ve bağımsız gruplar için t testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ise affetmeyi geliştirmeye yönelik uygulanan psikoeğitimin öğrencilerin affetme düzeylerindeki artmada önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Deney ve kontrol gruplarının son test puanları arasında anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Sonuçlar literatüre uygun şekilde tartışılmış ve gelecekte yapılacak çalışmalarda önerilerde bulunulmuştur.
Mediator role of emerging adulthood marital relationship beliefs and relationship bounds on the predictor of marital adjustment of attachment to parents
In this study, it was aimed to determine the mediator role of marital relationship beliefs and relationship addiction on the predictor of marital adjustment of attachment to parents in emerging adulthood. The data collection techniques used in the research, which consisted of a total of 800 adults, 419 women and 381 men, were collected by questionnaire method. In accordance with this, the Parent Form of the Parent Attachment Scale, the Spann Fischer Relationship Addiction Scale and the Personal Information Form were used for the individuals participating in the research. The predicted values of the study, marital relationship beliefs, were determined by using the 'Marriage Relationship Beliefs Scale', dependency in a relationship using the 'Spann-Fischer Relationship Addiction Scale', marital adjustment using the 'Marriage Adjustment Scale', and the data for the predictor variable using the 'Parent Attachment Scale'. Analysis of the data was made by selecting 528 married emerging adults from a sample of 800 emerging adults. While analyzing the data, SPSS 24 and AMOS 25 package programs were used. It was decided whether the data had a normal distribution or not by examining the Skewness (Kurtosis) and Kurtosis (skewness) values of the data. Accordingly, these values for parental attachment are -.591 and .349, respectively; between -.774 and -.730 for marital adjustment and family function; .443 and -.304 for marital relationship beliefs and .479 and -.545 for relationship addiction. The z-scores obtained between -1.96 and +1.96 indicate that the data show a normal distribution. As a method of analyzing the data, the relationships between the continuous variables of the study were obtained through the Pearson Product-Moment Correlation Coefficient (r). Moreover, Bootstrapping (resampling) method was used to determine whether marital relationship beliefs and relationship addiction have a mediating role in the effect of parental attachment on marital adjustment and family functions in married individuals. According to the results obtained from the research, attachment to parents (ap), marital relationship beliefs (mrb) and relationship addiction (ra) predict marital adjustment (ma). In addition to the basic variables such as parental attachment (pa) and marital adjustment , within the scope of the study, marital relationship beliefs, which were included in the model as mediator variables, and the mutual predictive status of dependency variables in relationships were examined. According to the results obtained, it was determined that marital relationship beliefs predicted relationship addiction and relationship addiction predicted marriage relationship beliefs. It has been revealed that the mediator variables (mrb) and (ra) play a partial mediation role. In the study, which predicts that the emerging adulthood period covers the 18-35 age range, it has been revealed how the parental attachment styles of married individuals in the emerging adulthood affect their marital adjustment, relationship addictions and marital relationship beliefs. Keywords: Emerging adulthood, attachment, marital adjustment, codependency, relationship addiction, marital relationship beliefs Advisor: Prof. Dr. Mehmet GÜNDOĞDU, Mersin University, Department of Educational Sciences, Mersin.
Uzaktan eğitim sürecinde ortaöğretim ingilizce dersine yönelik öğretmen ve öğrenci görüşleri
Bu araştırmanın amacı, uzaktan eğitim de ortaöğretim İngilizce dersi kapsamında öğretmen ve öğrenci görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırma fenomenolojik bir çalışma olarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2020- 2021 eğitim- öğretim yılında uzaktan eğitim ile ortaöğretim İngilizce dersi veren öğretmenler ve uzaktan eğitim ile İngilizce dersi almış 12. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu, araştırmacı tarafından SWOT analizi sorularına dayalı olarak hazırlanmıştır. Görüşmeler katılımcılar ile yüz yüze yapılmıştır. Görüşmelerde katılımcının izni doğrultusunda ses kaydı alınmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile değerlendirilip yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde öğretmenlerin pandeminin de etkisi ile psikolojik olarak olumsuz etkilendiği, mesleki olarak bu sürecin hem olumlu hem de olumsuz yanlarının olduğunu düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu sürecin ileride yaratacağı durumların fırsattan çok tehdit oluşturacağı yönünde fikirlere ulaşılmıştır. Öğrenciler tarafından ise, bu sürecin daha çok akademik başarı yönünden olumlu bulunduğu, gerek İngilizce becerilerinden bazılarının daha fazla geliştiğinin gerekse pandemi nedeniyle eğitimde yapılan bazı esnekliklerin onlar için faydalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu süreçte sınava hazırlanıyor olmanın onları İngilizce' den uzaklaştırdığı sonucuna da ulaşılmıştır.
Flört şiddeti ve affetme eğiliminin psikolojik esneklik ile açıklanmasında ilişkide otantikliğin aracı rolü
Bu araştırmanın amacı, 17-57 yaş aralığındaki bireylerde flört şiddeti ve affetme eğiliminin psikolojik esneklik ile açıklanmasında ilişkide otantikliğin aracılık rolünün incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubu, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme yönteminin bir çeşidi olan uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak 381 (230 kadın, 150 erkek) kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için "Kişisel Bilgi Formu", "Flört Şiddeti Tutum Ölçeği", Heartland Affetme Ölçeği", "İlişkide Otantiklik Ölçeği" ve "Psikolojik Esneklik Ölçeği" kullanılmıştır. Veri analizinde, Pearson korelasyon, betimsel istatistikler ve araştırılan modelin anlamlılığının test edilmesi için Sıradan En Küçük Kareler Regresyona dayalı yaklaşım kullanılmıştır. Son olarak, Bootstrap yöntemi ise aracılık analizleri için kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre 17-57 yaş aralığındaki bireylerde flört şiddeti ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide, ilişkide otantikliğin tam aracılık rolü istatiksel açıdan anlamlı bulunmuştur. Affetme ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide, ilişkide otantikliğin ise bir aracılık üstlenmediği sonucuna ulaşılmıştır. Buna rağmen affetme ve psikolojik esneklik arasındaki ilişkinin istatiksel olarak anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, elde edilen bulgular, araştırma dahilinde tartılışmış, değerlendirilmiştir. Ayrıca, gelecek araştırmalara ve uygulayıcılara yönelik önerilerde de bulunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinde karanlık üçlü kişilik özellikleri, öfke ruminasyonu, intikam ve bencillik ile siber zorbalık arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin Karanlık Üçlü (Makyavelizm, narsisizm ve psikopati) kişilik özellikleri, öfke ruminasyonu, intikam ve bencillik düzeyleri ile siber zorbalık davranışları arasındaki ilişkileri ele alan yapısal modeli test etmektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu seçkisiz küme örnekleme yöntemi ile belirlenen ve Mersin Üniversitesine bağlı 6 fakülte bünyesindeki toplam 11 bölümde eğitim öğretime devam eden lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya 713'ü (%63) kadın ve 421'i (%37) erkek olmak üzere toplam 1134 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırma verileri, 2021-2022 eğitim ve öğretim yılı Bahar döneminde elde edilmiştir. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu"nun yanı sıra "Karanlık Üçlü Ölçeği", "İntikam Ölçeği" ve "Bencillik Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca bu araştırma kapsamında "Siber Zorbalık ve Mağduriyet Ölçekleri" ile "Üzüntü ve Öfke Ruminasyonu Ölçeği" Türkçeye uyarlanmıştır. Geçerlik ve güvenirlik çalışmaları sonrasında bu ölçeklerin "Siber Zorbalık Ölçeği" ve "Öfke Ruminasyonu Alt Ölçeği" araştırma kapsamında model testi için veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Üniversite öğrencilerinden elde edilen verilerin analizinde ise yapısal eşitlik modeli için gerekli olan varsayımların ve değişkenler arasındaki ilişkilerin test edilmesi için SPSS, yapısal eşitlik modelinin test edilmesi için de AMOS programı kullanılmıştır. Test edilen modelde yol analizi sonucunda ulaşılan doğrudan ve dolaylı ilişkilerin anlamlı olup olmadığı yeniden örnekleme yöntemi olarak bilinen bootstrapping yöntemi aracılığıyla %95 güven aralığı içerisinde test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda üniversite öğrencilerinin Karanlık Üçlü kişilik özellikleri, öfke ruminasyonu, intikam ve bencillik düzeyleri ile siber zorbalık davranışları arasındaki ilişkileri ele alan model istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuş ve ilgili değişkenler arasında doğrudan ve dolaylı ilişkilerin olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili kuramsal çerçeve ve araştırmalar ışığında tartışılmıştır.
Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları ile değişime dirençleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı Mersin ilinin dört merkez ilçesinde (Akdeniz, Mezitli, Toroslar, Yenişehir) bulunan kamu ilkokul ve ortaokullarındaki öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları ile değişime dirençleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bununla birlikte öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumlarının düzeylerinin, öğretmenlerin değişime direnç düzeylerinin belirlenmesi ve bunların okul türü, kıdem, branş ve cinsiyet değişkenleriyle birlikte incelenmesi amaçlanmıştır. Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları ile değişime dirençleri arasındaki ilişki ilişkisel tarama yöntemiyle incelenmiştir. Bu araştırmada, 2021-2022 yılında Mersin İli Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı merkez ilçelerdeki kamu okullarında görevli olan 494 ilkokul ve orta okul öğretmenin görüşleri toplanmıştır. Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla "Teknolojiye Karşı Tutumları Değerlendirme" ölçeği, öğretmenlerin değişime dirençlerini belirlemek için de "Değişime Karşı Direnç" ölçeği kullanılmıştır. SPSS paket programının 25 versiyonu ile elde edilen verilerin analizi yapılmıştır. Veriler üzerinde T-testi, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmış olup çıkan bulgular p<0.01 ve p<0.05 anlamlılık düzeyine göre yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ilkokul ve ortaokullarda çalışan öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları olumludur. Cinsiyet değişkenine göre erkek öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları "Teknolojiyi İzleme", "Teknoloji ve Yönetim", "Teknoloji Korkusu", "İnternet Kullanımı" ve "Teknoloji Kullanımı" boyutlarında kadın öğretmenlerden daha yüksektir. Okul türü değişkenine göre ortaokul öğretmenlerinin teknolojiye yönelik tutumları "İnternet Kullanımı" ve "Teknoloji Kullanımı" boyutlarında ilkokul öğretmenlerinden daha yüksektir. Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutum düzeylerinde kıdemlerine göre anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Öğretmenlerin değişime direnç düzeylerine ilişkin sonuçlara bakıldığında genel görüşlerinin kararsızım düzeyinde olduğu anlaşılmaktadır. Cinsiyetlerine göre değişime direnç alt boyutlarından "Duygusal Tepki" boyutunda kadın öğretmenlerin değişime direnci erkek öğretmenlerden daha yüksek çıkmıştır. Okul türü değişkenine göre değişime direnç düzeylerinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Mesleki kıdem değişkenine göre öğretmenlerin değişime direnç düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları ile değişime direnç düzeyleri arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki vardır. Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumlarının değişime direnç alt boyutlarından rutin arayışı, duygusal tepki ve kısa vadeye odaklanma üzerinde yordayıcılığının olduğu görülmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise bu sonuçlar literatüre dayalı olarak tartışılmış, uzmanlara ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Değişim, Değişime Direnç, Teknolojiye Yönelik Tutum.
İran'da ve Türkiye'deki üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş ve mutluluk düzeylerinin, anne-baba tutumu ve değerler bakımından incelenmesi
Bu çalışmada İran'da ve Türkiye'deki üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş düzeylerinin, mutluluk, anne-baba tutumu ve değerler değişkenleri bakımından incelenmesi amaçlanmıştır. Betimsel tarama modelinde tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu Mersin ve Tebriz Üniversitesinin farklı programlarından, toplam 840 öğrenci oluşturmuştur. Çalışma grubuna Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, anne baba tutum Ölçeği, oxford mutluluk Ölçeği, değer yönelim Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 programında çözümlenmiştir. Öğrencilerin vatandaşı oldukları ülke değişkenine göre ''anne-baba tutumları, mutluluk, değer ve psikolojik iyi oluş'' puan ortalamaları arasında fark olup olmadığını belirlemek için bağımsız örneklemler için t testinden ve psikolojik iyi oluş, mutluluk, değerler ve anne baba tutumları arasındaki anlamlı bir ilişki olup olmadığını tespit etmek için de Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısından yararlanmıştır. Ayrıca değişkenlerin psikolojik iyi oluşun önemli birer yordayıcısı olup olmadıkları her iki gruptan elde edilen verilere çoklu hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada yapılan analizde katılımcıların vatandaşı oldukları ülke değişkenine göre otoriter ve koruyucu-istekçi anne baba tutumu puanları farklılık göstermezken demokratik anne baba tutumu puan ortalamaları Türkiye vatandaşı olan katılımcıların puanları anlamlı düzeyde daha yüksek olarak gözlemlenmiştir. Değerler, Psikolojik İyi Oluş ve mutluluk puan ortalamaları arasında İran vatandaşı olan grup lehine anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Ayrıca yapılan korelasyon analizi sonucunda her iki grupta da psikolojik iyi oluş ile demokratik anne baba tutumu arasında pozitif yönde, otoriter ve koruyucu/istekçi anne baba tutumlarıyla arasında ise negatif yönde, her iki grupta da psikolojik iyi oluş ile mutluluk arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca İranlı öğrencilerin psikolojik iyi oluş ve değerleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Çoklu hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına bakıldığında, anne-baba tutumu her iki grupta da sadece demokratik anne baba tutumunun psikolojik iyi oluşun anlamlı ve pozitif bir yordayıcısı olduğu ve değerler değişkeninin varyansa katkısı İran grubunda daha yüksekken mutluluk değişkeninin psikolojik iyi oluşu yordama oranı Türkiye grubunda daha yüksek olduğu saptanmıştır.
Oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modelinin matematik öğretiminde uygulanmasına ilişkin durum çalışması
Araştırmanın amacı, oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modelinin ortaokul 5. sınıf matematik dersinde uygulanmasına ilişkin durumu belirlemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninin bütüncül tek durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Mersin İli Yenişehir İlçesi' nde yer alan bir devlet okulunda öğrenim gören 13 beşinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden aykırı durum örnekleme kullanılmıştır. 2022-2023 eğitim öğretim yılı 1. Döneminde öğrencilerin matematik dersi ortalama puanlarına göre en yüksek ve en düşük başarı düzeyindeki öğrenciler seçilmiştir. Araştırmada sekiz haftalık bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Uygulamada matematik dersleri, oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modeline dayalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada nitel ve nicel veri toplama araçları kullanılmıştır. Bu araçlar uygulama öncesinde, uygulama sırasında ve uygulama sonrasında kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerini toplamada öğrencilerin matematik dersinde oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modeline dayalı matematik derslerine ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Uygulama sürecinde öğretmen ders gözlem formu, öğrenci günlükleri ve araştırmacı günlükleri kullanılmıştır. Uygulama sürecinde öğrenci performanslarını ölçmeye yönelik dereceli puanlama anahtarı kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi, nicel verilerin analizinde ise gözlemci öğretmen ve araştırmacının dereceli puanlama anahtarına verdikleri puanların ortalaması alınmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler sonucunda öğrencilerin tamamına yakını oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modeline uygun işlenen dersleri eğlenceli bulmaktadır. Öğrenciler zaman zaman ders etkinliklerinde zorlanmaktadır. Öğrencilerin tamamı oyunlaştırılmış ders tasarımının diğer derslerde de kullanılmasını önermektedir. Üst grup öğrenciler oyunlaştırılmış ders etkinliklerini hem heyecanlı hem zorlu bulmaktadır. Hem üst grup öğrencilerin hem de alt grup öğrencilerin tamamı oyunlaştırılmış ders etkinliklerini eğlenceli bulmaktadır. Öğrenciler ders öncesi dijital içerikleri izlemediklerinde ders içerisinde aktif katılım sergileyememektedir. Öğretmenlerin gözlemlerinden elde edilen verilere göre öğrenciler derse istekle katılmaktadır. İki öğretmenin öğrencilerin matematik performansına ilişkin puanları arasındaki uyumluluk genel olarak zayıf derecededir.
Yükseköğretimde uzaktan eğitime geçiş sürecinde ingilizce öğretimi: Bir temellendirilmiş kuram çalışması
Bu araştırmanın amacı, yüz yüze eğitimden uzaktan eğitime geçişte yabancı diller yüksekokulunda gerçekleştirilen İngilizce öğrenme-öğretme sürecinin hangi kavram ve genellemelerle açıklanabildiğini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, çalışma nitel araştırma modellerinden sistematik temellendirilmiş kuram deseni üzerine yapılandırılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, 2022-2023 eğitim-öğretim dönemlerinde Kahramanmaraş ilinde bulunan bir devlet üniversitesinde uzaktan İngilizce öğrenme-öğretme sürecini deneyimleyen öğrenciler, öğretim elemanları, uzaktan eğitimden sorumlu rektör yardımcısı, uzaktan eğitim merkezi yöneticileri ve yabancı diller yüksekokulu yöneticileri oluşturmaktadır. Katılımcıların belirlenmesinde, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ve kuramsal örnekleme kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", "Yarı-yapılandırılmış Görüşme Formları", "Uzaktan Yabancı Dil Öğrenme-Öğretme Sürecine İlişkin Dokümanlar" ve "Uzaktan Yabancı Dil Derslerine İlişkin Video Kayıtları" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi, hatırlatıcı not yazımı ve oluşturulan diyagramlar ışığında açık, eksen ve seçici kodlamayı içeren sistematik tasarımın kullanılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, yapılan açık kodlama sonucunda ortaya çıkan geniş kategoriler; aktif rol alan paydaşlar, kurumsal faktörler, motivasyon, sistemsel faktörler, zamansal etmenler, eğitim-öğretim bileşenleri, öğretim türü, iletişimsel faktörler ve yabancı dil öğretiminde yer alan değişkenler olarak belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, nedensel koşullar, çekirdek olgu, bağlam, araya giren koşullar, stratejiler ve sonuçlar olmak üzere toplam altı başlığı içeren eksen kodlama paradigması oluşturulmuştur. Dolayısıyla, bu araştırmada geliştirilen teorik model, nedensel koşullar (fiziki yetersizlikler, İngilizce dersinin yeterince öncelikli tutulmaması, senato kararının gereği, öğretim elemanı ders yüklerinin azaltılmasına yönelik çabalar) ortaya çıktığında ve bu koşullar çekirdek olguya (uzaktaki yabancı dil) etki ettiğinde, bağlamın (aktif rol alan paydaşlar, zamanlama, zaman aralığı, ilerleme, motivasyon, iletişim bariyerleri, yabancı dil öğretiminde yer alan değişkenler, hedef-içerik-ölçme ve değerlendirme) ve araya giren koşulların (kurum politikaları, kurum kültürü, kurum desteği, teknik problemler, kullanıcı kaynaklı durumlar, program yazılım servisi, öğretim türü) belirli sonuçların (İngilizce öğrenme-öğretme süreci ile baş etme, İngilizce öğretim süreci ve teknoloji arasındaki paradoks, belirsizliğin ortadan kalkmasına ilişkin umut, teknolojinin gerisinde kalma, yüz yüze eğitim talebi, uzaktan İngilizce öğretim süreçlerinin revizyonu, sosyal yaşamın etkilenmesi) tespit edilmesi sürecinde kullanılan stratejileri (süreç yönetimi, farklı iletişim kanalları, destek mekanizmaları, öğrenme-öğretme süreci, dijital içerik geliştirecek personel takviyesi) etkilediğini ortaya koymaktadır. Veri analiz sürecinin son aşaması olan seçici kodlamada kategorilerin tam anlamıyla birbirine bağlanması amacıyla bütünleştirme işlemi gerçekleştirilmiş ve yapılan analizler sonucunda, çekirdek olgu "Uzaktaki Yabancı Dil" olarak belirlenmiştir. Ayrıca, uzaktan İngilizce öğrenme-öğretme sürecini özetleyen görsel bir model sunularak çekirdek olgu ile diğer kategoriler arasındaki ilişkileri açıklayan teorik önermeler oluşturulmuştur. Son olarak, elde edilen sonuçların alanyazın ışığında bütünsel bir biçimde tartışılmasının ardından, uygulayıcılara, yapılacak araştırmalara, politika yapıcılara ve yöneticilere yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinin duygularını değiştirebilme inancı ve duygu düzenleme yetkinliği arasındaki ilişkide duygusal yoğunluk, duygusal özyeterlik ve duygusal deneyimin aracı rolü
Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin duygularını değiştirebilme inancı ile duygu düzenleme yetkinliği arasındaki ilişkide duygusal yoğunluk, duygusal özyeterlik ve duygusal deneyimin aracı rolünün incelenmesidir. Araştırmanın ikinci amacı ise Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği ve Duygusal Tepkisellik Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanmasıdır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda iki farklı araştırma grubu ile çalışılmıştır. Araştırma grubu-I Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği ve Duygusal Tepkisellik Ölçeği'nin Türkçeye uyarlama verilerinin elde edildiği gruptur. Araştırma grubu-I 2021-2022 eğitim ve öğretim yılı Bahar yarıyılında Mersin Üniversitesi'ne bağlı 5 fakülte bünyesindeki toplam 6 bölümde eğitim öğretime devam eden 526 (310 kadın ve 216 erkek) üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma grubu-II ise Türkçeye uyarlaması yapılan ölçme araçları ve diğer ölçme araçlarıyla, üniversite öğrencilerinin duygularını değiştirebilme inancı ve duygu düzenleme yetkinliği arasındaki ilişkide duygusal yoğunluk, duygusal özyeterlik ve duygusal deneyimin aracı rolünün incelendiği gruptur. Araştırma grubu-II 2022-2023 eğitim öğretim yılı Güz yarıyılında Mersin Üniversitesi'ne bağlı 6 fakülte bünyesindeki toplam 9 bölümde eğitim öğretime devam eden 922 (458 kadın ve 464 erkek) üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği, Duygusal Tepkisellik Ölçeği, Duygusal Özyeterlik Ölçeği, Olumlu ve Olumsuz Duygusal Deneyim Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında doğrulayıcı faktör analizleri, Pearson korelasyon analizi ve bootstrapping temelli çoklu aracılık testi kullanılmıştır. Elde edilen tüm verilerin anlamlılığı .05 düzeyinde test edilmiştir. Çalışma iki aşamadan meydana gelmektedir. İlk aşamada üniversite öğrencilerine yönelik Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği ve Duygusal Tepkisellik Ölçeği'ni Türkçeye uyarlama çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği ve Duygusal Tepkisellik Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir ölçme araçları olduğu belirlenmiştir. İkinci aşamada gerçekleştirilen aracılık analizine göre üniversite öğrencilerinin duygularını değiştirebilme inancı ile duygu düzenleme yetkinliği arasındaki ilişkide duygusal yoğunluğun aracı rolü bulunmazken, duygusal özyeterliğin ve duygusal deneyimin aracı rolü anlamlı bulunmuştur. Araştırma bulguları kuramsal çerçeve ve ilgili araştırmalar ışığında tartışılmış, uygulamalara ve gelecek araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.
The dynamics of curriculum change and the challenges of primary school teachers: A case study in Indonesia
The curriculum has a pivotal role as an educational guide that affects the success of education. The curriculum changes adapting to the ages and societal needs. In the educational history of Indonesia, the curriculum has several times changed and improved to realize the greatest educational goals. Every change, however, always brings challenges which are still an issue in Indonesia. Uncertainty about something new affects the emotions of the teacher to accept or reject it. Accordingly, this study investigated the dynamics of curriculum change and the challenges faced by primary school teachers in Indonesia. In addition to providing general information on issues of curriculum change and its implementation, this study also specifically analyzes its effects in Indonesia. This research used a qualitative approach with a single case study. The data sources in this study were electronic journals/documents and interview results of 20 primary school teachers in Indonesia. The data were obtained through documents, archival records, open-ended, and focus interviews. Qualitative data were analyzed through content analysis. The results of the study show that Indonesia has changed the curriculum several times to achieve the expected quality of education. The dynamics of this change brought positive and negative reactions from various teachers. Teachers who are pro towards curriculum changes consider the changes made to achieve learning objectives. In addition, they think that technological changes guide these changes for the better. On the other hand, teachers who are cons experienced several obstacles in changing the curriculum. The unpreparedness of human resources, facilities and infrastructure, and the geographical location of the school became the trigger for this disagreement. Teachers who teach in rural areas have difficulties in applying technology-based curricula. The distribution of facilities and infrastructure was uneven in several schools. In addition, not all teachers get the same access to training in every change in curriculum. Several teachers admitted that they were overwhelmed by the changes in the curriculum and even students also felt a real impact from the previous curriculum to the curriculum that is currently implemented in Indonesia.
Ortaokul öğretmenlerinin bakış açısından eğitim örgütlerinde değişim yorgunluğu
Bu araştırmada Mersin ilinin dört merkez ilçesinde (Akdeniz, Mezitli, Toroslar, Yenişehir) bulunan kamu ortaokullarında çalışan öğretmenlerin bakış açısından eğitim örgütlerinde yaşanan değişim yorgunluğunun incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda öğretmenlerin eğitim örgütlerinde yaşanan değişim ve değişim yorgunluğu kavramlarına ilişkin görüşleri ve değişim yorgunluğuna ilişkin yaşantıları nitel araştırma yöntemiyle incelenmiştir. Bu araştırmada, öğretmenlerin değişim yorgunluğu yaşantıları ve konuya ilişkin görüşleri temel alındığından ve görüşmede konuya sadık kalınarak hem önceden hazırlanmış soruların sorulabildiği hem de sorulan sorular hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için ek soruların sorulabildiği yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 Eğitim-Öğretim yılında Mersin ilinin dört merkez ilçesinde (Akdeniz, Mezitli, Toroslar, Yenişehir) bulunan kamu ortaokullarında çalışan araştırmanın amacına uygun olarak belirlenen 32 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenme aşamasında katılımcıların cinsiyeti, yaşı, öğrenim durumu, branşı, mezun oldukları fakülte, toplam çalışma süreleri ve mevcut bulundukları okulda çalışma süresi özellikleri açısından çeşitlilik sağlanmasına özen gösterilmiş ve bu doğrultuda amaçlı örneklem türlerinden maksimum çeşitlilik tekniği kullanılmıştır. Bu araştırmada Türk Eğitim sisteminde yapılan politika ve uygulama düzeyindeki değişikliklerin genellikle olumsuz yansımaları olduğu; çok sıklıkla ve amaçsız değişiklik yapıldığı; değişikliklere ilişkin paydaşların karara katılmadığı ve bu nedenle değişikliklere adapte olma problemlerinin yaşandığı; katılımcıların yapılan değişikliklere ilişkin kendilerini yorgun, çaresiz, gergin, tedirgin, stresli, başarısız, yetersiz, kaygılı ve değersiz hissettikleri; denek, deneme tahtası, deney faresi, makine metaforları kullandıkları; değişimin benimsenmemesi nedeniyle yabancılaşma duygusunun arttığı ve iyimserlik ve umut duygularının azaldığı; öğretmenlerin motivasyon eksikliği yaşadığı; işe ilgisinin azaldığı; değişikliklere adapte olmada zorluk yaşadığı, değişikliklere yönelik pasif direniş sergilediği, Milli Eğitim Bakanlığı'na artık güvenmediği ve öğretmenlik mesleğine ilişkin görev tanımının ne olduğuna yönelik arayışa girdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Değişim, değişim yorgunluğu, eğitim örgütlerinde değişim yorgunluğu, öğretmenlerin değişim yorgunluğu yaşantıları
Türkçe öğretiminde evrensel tasarıma dayalı öğrenme'nin ortaokul öğrencilerinin bilinçli farkındalıklarına, derse katılımlarına ve anlama becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türkçe öğretiminde Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme'nin 6.sınıf öğrencilerinin bilinçli farkındalıklarına, derse katılımlarına, okuduğunu anlama ve dinlediğini anlama becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma, iç içe karma desende yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulun 2 şubesinde öğrenim gören 6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın nicel verileri "Öğrenme Ortamında Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "Derse Katılım Envanteri", "Okuduğunu Anlama Becerisi Bilgi Testi", "Dinlediğini Anlama Becerisi Bilgi Testi" ile elde edilmiştir. Nitel verileri ise "Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme'ye ilişkin görüşme formu" ile elde edilmiştir. Araştırmada deney grubu ile yapılan derslerde Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme çerçevesinden hareketle oluşturulmuş dersler işlenmişken, kontrol grubu ile yapılan derslerde mevcut öğretim programının öngördüğü şekilde işlenmiştir. Deney ve kontrol grubunun kendi içinde öğrenme ortamında bilinçli farkındalık, derse katılım, okuduğunu anlama becerisi, dinlediğini anlama becerisi ön test ve son test puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için İlişkili Örneklemler İçin T Testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerin öğrenme ortamında bilinçli farkındalık ve derse katılım son test puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü MANOVA Testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerin okuduğunu anlama ve dinlediğini anlama son test puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için İlişkisiz Örneklemler İçin T Testi kullanılmıştır. Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme'ye ilişkin görüşme formundan elde edilen nitel veriler, içerik analizine göre analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin analizi sonucunda öğrencilerin öğrenme ortamında bilinçli farkındalık düzeylerinin, şimdiki zaman deneyimlerini yargılamadan kabul etme alt boyutunda deney grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öğrencilerin derse katılma düzeylerinin, derse katılmama alt boyutunda kontrol grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin okuduğunu anlama becerileri düzeyleri deney grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmişken dinlediğini anlama becerileri düzeyleri açısından deney ve kontrol grubu öğrencileri arasında anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Araştırmanın nitel verilerinin analizi sonucunda Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme'nin deney grubu öğrencilerin derse odaklanmalarına katkısına ilişkin olarak dikkatlerini derse vermelerini sağladığı ve dikkatlerinin niteliğini arttırdığı tespit edilmiştir. Derse katılımlarına katkısına ilişkin olarak derse katılımlarını arttırdığı, motive ettiği, keyif alarak katılımlarını ve derse odaklanmalarını sağladığı belirlenmiştir. Okuduğunu anlama becerisine katkısına ilişkin olarak okuma stratejilerini kullandıkları, metne odaklandıkları ve okumaya yönelik olumlu tutum geliştirdikleri sonucuna varılmıştır. Dinlediğini anlama becerisine katkısına ilişkin olarak dinlediklerine odaklandıkları ve dinleme stratejilerini kullandıkları belirlenmiştir. Deney grubu öğrencilerinin Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin olarak öğrenmeyi kolaylaştırdığı, kalıcı öğrenmeyi sağladığı, bilgilendirdiği, destek olduğu gibi olumlu yönde görüşlere sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Benlik korkusu ile ruminasyon arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin ve psikolojik katılığın aracı rolü
Bu araştırmada; yetişkin bireylerin benlik korkuları ile ruminasyonları arasındaki ilişkileri incelenmek ve yetişkin bireylerin benlik korkuları ve ruminasyonları arasındaki ilişkide psikolojik esneklik ve psikolojik katılığın aracılık rolü üstlenip üstlenmediğini araştırmak amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 18-65 yaş arası gönüllü olarak çalışmaya katılan bireyler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 597 kadın ve 501 erkek olmak üzere toplamda 1098 gönüllü katılımcıya ulaşılmıştır. Eksik verilerin ve uç değerlerin olduğu 25 veri çıkartılmış ve toplamda 1073 veri elde edilmiştir. Çalışma grubunun %54,6'sı (586) kadın ve %45,4'ünü (487) erkek katılımcılar oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Benlik Korkusu Anketi- Kısa Form'', "Ruminatif Düşünce Biçimi Ölçeği", "Psikolojik Esneklik Ölçeği" ve "Kabul ve Eylem Formu-II" kullanılmıştır. Araştırmada SPSS 25.0 ve PROCESS Macro 4 uzantısı kullanılmıştır. Verilerin analizinde ortalama, standart sapma ve değişkenlerin birbirleriyle ilişkisini belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada test edilen modeldeki aracılık rollerinin belirlenmesinde "sıradan en küçük kareler regresyonu" ve Bootstrap işlemi kullanılmıştır. Uygulanan Bootstrap işlemi, PROCESS Macro'da yer alan "Multiple Mediation Model 4" ile yürütülmüş ve paralel çoklu aracılık gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre benlik korkusu, ruminasyon ve psikolojik katılık değişkenlerinin birbirleriyle orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir korelasyona sahip oldukları görülmektedir. Katılımcıların benlik korkusu, ruminasyon ve psikolojik katılıkları ile psikolojik esneklikleri arasında ise orta düzeyde fakat negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Yapılan aracılık analizi sonucuna göre, benlik korkusunun ruminasyon üzerindeki toplam etkisi istatistiksel olarak anlamlıdır. Benlik korkusunun, psikolojik esneklik ile psikolojik katılık üzerindeki doğrudan etkisi anlamlıdır. Bunun yanında psikolojik esneklik ve psikolojik katılığın, ruminasyon üzerindeki doğrudan etkisi anlamlıdır. Aracı değişkenler olan psikolojik esneklik ve psikolojik katılık birlikte modele dahil edildiklerinde benlik korkusu ve ruminasyon arasındaki anlamlı ilişki sürmesine rağmen bir düşüş olduğu görülmektedir. Bu sonuçlar, psikolojik esneklik ve psikolojik katılığın modeldeki aracı rollerine işaret etmektedir. Bulgular benlik korkusunun psikolojik esneklik ve psikolojik katılık aracılığıyla ruminasyon üzerindeki toplam dolaylı etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğunu göstermektedir. Test edilen modelde benlik korkusunun, ruminasyon üzerindeki dolaylı etkilerine aracılık yapma açısından psikolojik esneklik ve psikolojik katılık değişkenlerinin aracılıkları istatistiksel açıdan anlamlıdır. Diğer taraftan hangi aracı değişkenin daha güçlü etkiye sahip olduğuna yönelik karşılaştırmanın istatistiksel olarak manidar olduğu saptanmıştır. Bu bulguya göre benlik korkusuyla ruminasyon arasındaki ilişkide psikolojik katılığın daha güçlü etkiye sahip olduğu görülmektedir. Araştırmada elde edilen bulgular ilgili literatüre göre tartışılmış ve gelecekteki çalışmalar için öneriler sunulmuştur.
Farklı sosyoekonomik çevrelerdeki okullarda çalışan sınıf öğretmenlerinin çocuk imgeleri ile sınıf yönetimi anlayışları
Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin sahip oldukları çocuk imgeleri ve sınıf yönetimi anlayışları, görev yaptıkları okulların bulunduğu sosyo-ekonomik çevre koşulları çerçevesinde incelenmektedir. Sınıf öğretmenlerinin çocuklara ilişkin imgeleri ve sınıf yönetimi anlayışları ve uygulamaları, kendi bakış açılarından incelendiğinden nitel araştırmanın fenomenolojik desenine uygun olarak tasarlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu Mersin ili merkez ilçelerinde, kamu ve özel ilkokullarda görev yapan ,daha önce en az iki farklı sosyo-ekonomik çevre özelliklerine sahip okulda çalışmış, 10 yıl ve üzeri kıdeme sahip sınıf öğretmenlerinden belirlenmiştir. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile araştırmaya gönüllü katılım gösteren 18 sınıf öğretmeniyle yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Betimleyici analiz sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda farklı sosyoekonomik çevrelerde görev yapan sınıf öğretmenlerinin çocuk imgelerinin benzer olduğu ancak sahip oldukları sınıf yönetimi anlayışlarında farklılıklar bulunduğu gözlemlenmiştir.
Açımlayıcı faktör analizinde kullanılan faktör döndürme tekniklerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada psikolojik yapıların ölçülmesi amacıyla geliştirilen ölçme araçlarının yapı geçerliğini ortaya koymada sıklıkla kullanılan açımlayıcı faktör analizinde farklı döndürme tekniklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, literatürde en sık karşılaşılan dik döndürme tekniklerinden varimax döndürme tekniği, eğik döndürme tekniklerinden direct oblimin döndürme tekniği ve hem dik hem de eğik döndürme tekniği olan promax döndürme tekniğinin karşılaştırılması kararlaştırılmıştır. Araştırmanın verilerini Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2018 uygulamasına Türkiye'nin 12 bölgesindeki 186 okuldan katılan 6890 öğrencinin öğrenci anketlerinde yer alan dörtlü Likert tipi 25 tutum maddesine verdiği yanıtlar oluşturmuştur. Araştırma verilerinin analizinde öncelikle açımlayıcı faktör analizinin temel varsayımları test edilmiş, ardından temel bileşenler analizi (TBA) yardımıyla analiz gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda döndürme öncesi altı faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Elde edilen yapı için varimax, promax ve oblimin döndürme teknikleri uygulanmıştır. Bu incelemeler sonucunda, döndürme yapılmadan elde edilen yapı ile döndürme teknikleri uygulandıktan sonra elde edilen yapılar arasında büyük farklılıklar gözlemlenmiştir. Döndürme yapılmadan çıkan sonuçlarda karmaşık bir yapı ortaya çıkarken, üç döndürme sonrasında da Thurstone'un basit yapısına uygun sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmanın bulguları, farklı döndürme teknikleri uygulandığında maddelerin yük değerleri değişmekle birlikte, maddelerin ait olduğu faktörlerin ve her faktördeki madde sayılarının aynı kaldığını ortaya koymuştur. Bu bulgulara göre, araştırmacıların, açımlayıcı faktör analizi (AFA) uygulamasında eldeki veri grubuna uygun olan bir faktör döndürme tekniğine başvurması önerilebilir.
7. sınıf öğrencilerinin bilimsel yaratıcılık düzeylerinin ve problem kurma süreçlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Çalışmanın amacı, ortaokul 7. Sınıf öğrencilerinin bilimsel yaratıcılık düzeylerinin ve problem kurma süreçlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Çalışmanın amacı göz önüne alınarak, çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden olan tarama çalışmasının kullanılmasının uygun olacağı düşünülmüştür. Bu amaçla katılımcıların bilimsel yaratıcılık düzeylerini belirlemek amacıyla Bilimsel Yaratıcılık Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların problem kurma durumlarının incelenmesi için çalışma kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilen Problem Kurma Testi (PKT) kullanılmıştır. PKT geliştirilirken alan yazında yer alan problem kurma yaklaşımları incelenmiştir. Genel kabul gören ve birçok araştırmada ve bu çalışmada da temel teşkil eden yaklaşım olarak ise Stoyanova ve Ellerton (1996) tarafından önerilen ve üçlü ayrıma tabi tutulan problem kurma yaklaşımı benimsenmiştir. Ayrıca katılımcıların kurdukları problemlere ilişkin görüşleri ise Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu (YYGF) aracılığıyla belirlenmiş ve buradan elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda; çalışma grubunda yer alan öğrencilerin bilimsel yaratıcılık düzeylerinin ortanın altında yer aldığı belirlenmiştir. Katılımcı öğrenciler bilimsel yaratıcılık düzeylerine göre iki gruba ayrılmıştır. Ortalama puanın üstünde yer alan öğrenciler üst grup, altında yer alan öğrenciler ise alt grup olarak tanımlanmıştır. Problem kurma kategorilerinin tümünde üst grupta yer alan öğrenciler alt grupta yer alan öğrencilerden daha başarılı olmuşlardır. Ancak her iki grubun da doğru bir matematiksel problem kurma oranları düşüktür. Problem kurma testi sonuçlarına göre hem alt hem de üst grupta yer alan öğrencilerin en başarılı oldukları problem kurma etkinlikleri sırasıyla; serbest, yapılandırılmış ve yarı yapılandırılmış problem kurma etkinlikleri olarak belirlenmiştir.
Evli bireylerde eşe kendini açma ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide otantikliğin aracı rolü
Bu çalışmada evlilik birlikteliği yürüten bireylerin eşe kendini açma düzeyleri ve evlilik doyumları arasındaki ilişkide otantikliğin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Şanlıurfa ilinde yaşayan ve evli olan 460 birey oluşturmaktadır. Araştırma verileri; Evlilik Yaşamı Ölçeği, Eşe Kendini Açma Ölçeği, Otantiklik Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Bu araştırmada, ilişkisel model kullanılmış, toplanan verilerin analizinde basit regresyon analizi, SPSS Process Macro analizi, t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılarak bulgulara ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde; evlilik doyumu ve eşe kendini açma değişkenlerinin yaş, çalışma durumu, evlilik süresi ve çocuk sahibi olup olmama gibi değişkenlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiği görülmektedir. Otantiklik değişkeninin alt boyutlarından dış etkiyi kabullenme cinsiyete ve çalışma durumuna göre farklılık göstermektedir. Otantik yaşam alt boyutunun cinsiyete, kendine yabancılaşma alt boyutunun çalışma duruma göre farklılık gösterdiği elde edilen sonuçlar arasındadır. Eşe kendini açma ve otantik yaşam evlilik doyumunu anlamlı ve pozitif yönde, dış etkiyi kabullenme ve kendine yabancılaşma ise evlilik doyumunu anlamlı ve negatif yönde yordamaktadır. Araştırmanın sonucunda; evli bireylerde eşe kendini açma ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide dış etkiyi kabullenme alt boyutunun aracı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Kendine yabancılaşma ve otantik yaşam alt boyutlarının iki değişken arasında aracılık etkisi vardır. Otantikliğin, eşe kendini açma ve evlilik doyumu arasındaki ilişki üzerinde etkili bir değişken olduğu söylenebilir.
Okul tükenmişliği, okula yabancılaşma, bilinçli farkındalık ve öz yeterlik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada lise öğrencilerinde okul tükenmişliği, okula yabancılaşma, bilinçli farkındalık ve öz yeterlik arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Hatay ilinin İskenderun ilçesinde öğrenim gören 759 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri Demografik Bilgi Formu, Okul Tükenmişlik Ölçeği, Okula Yabancılaşma Ölçeği, Ergen ve Yetişkinler İçin Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Çocuklar İçin Öz Yeterlik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri ve bağlantıları incelemek amacıyla ilişkisel model kullanılmıştır. Verilerin analizinde korelasyon, çoklu doğrusal regresyon, t testi ve ANOVA analizleri yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Okul tükenmişliği ile okula yabancılaşma arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki; okul tükenmişliği ile bilinçli farkındalık ve öz yeterlik arasındaysa negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Okula yabancılaşmanın okul tükenmişliğini pozitif olarak yordadığı; bilinçli farkındalık ve öz yeterliğin ise okul tükenmişliğini negatif olarak yordadığı bulunmuştur. Cinsiyetler arası anlamlı farklılıklar incelendiğinde; okul tükenmişliği değişkeni için anlamlı farklılık olmadığı ancak okula yabancılaşmanın güçsüzlük alt boyutunda kız öğrencilerin daha çok okula yabancılaşma yaşadığı, bilinçli farkındalığın reaktif olmamak, yargılayıcı olmamak ve alt boyutlarında kız öğrencilerin daha çok bilinçli farkındalık düzeyine sahip olduğu ve öz yeterlik akademik öz yeterlik, sosyal öz yeterlik ve duygusal öz yeterlik alt boyutlarında erkek öğrencilerin öz yeterlik algısının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca sınıf düzeyleri açısından okul tükenmişliği, okula yabancılaşma, bilinçli farkındalık ve öz yeterlik sınıf düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Bu farklılıklar okul tükenmişliği, okula yabancılaşma ve öz yeterlik değişkenleri sınıf düzeyi arttıkça artış göstermiştir. Bilinçli farkındalık değişkeni ise farklı sınıf düzeylerinde farklılaşmıştır. Bu araştırmanın sonuçları liselerde okul tükenmişliğini azaltmada yararlı olacaktır. Bu çalışmadan sonra yapılacak çalışmaların daha farklı eğitim kademelerinde yürütülmesi ilişkilerin derinlemesine incelenmesi için yararlı olacaktır.
Üniversite öğrencilerinde akademik ertelemenin yordayıcıları: Akademik güdülenme, umut ve kişilik özellikleri
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde akademik ertelemenin yordayıcıları olarak akademik güdülenme, umut ve kişilik özellikleri değişkenleri ele alınmıştır. Çalışmanın örneklem grubunda 2022-2023 Eğitim Öğretim yılında Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan öğrenciler yer almaktadır. Veriler toplanırken Akademik Erteleme Ölçeği, Akademik Güdülenme Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi ve Kişisel Bilgi Formundan yararlanılmıştır. İlişkisel modelin kullanıldığı bu çalışmada verilerin çözümlenmesinde SPSS-22 programı kullanılmış ve .05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Değişkenlerin arasındaki ilişkiyi anlamak için korelasyon analizi, değişkenlerin akademik ertelemeyi yordama düzeyinin belirlenmesi için hiyerarşik regresyon analizinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda üniversite öğrencilerinde akademik erteleme davranışlarının cinsiyet, sınıf düzeyi ve öğrenime devam edilen fakülte türüne göre anlamlı farklılık gösterdiği ve erkek öğrencilerde görülen akademik erteleme düzeylerinin kadın öğrencilere göre daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bir diğer bulgusu da akademik güdülenme ve kişiliğin dışa dönüklük, sorumluluk ve deneyime açıklık alt boyutunun akademik ertelemeyi anlamlı bir şekilde yordamasıdır. Araştırmadan elde edilen verilere göre umut ve kişiliğin nevrotiklik ve uyumluluk boyutlarının akademik ertelemeyi yordamada anlamlı bir değişken olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Beliren yetişkinlikte ilişki doyumu, yılmazlık ve yetişkin bağlanma stilleri arasındaki ilişkide psikolojik katılığın aracı rolü
Bu araştırmanın ana amacı beliren yetişkinlikte ilişki doyumu, bağlanma stilleri ve yılmazlık arasındaki ilişkide psikolojik katılığın aracılık rolünün incelenmesidir. Nicel olarak ilerleyen bu çalışmada ilişkisel tarama modellerinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda oranlı ve seçkisiz örnekleme yöntemleri kullanılarak Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nde 2023-2024 yıllarında 13 fakülte veya yüksekokulda öğrenim gören ve en az 3 aylık romantik ilişki içinde bulunan 773 katılımcı ile oluşturulan örneklem grubunda ilgili modeller test edilmiştir. Kişisel bilgi formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II, İlişkilerde Mutluluk Ölçeği, Kısa Kendini Toparlama/Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ile Kabul ve Eylem Formu-II kullanılarak veriler yüz yüze toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler için t testi, pearson korelasyon katsayısı, çoklu regresyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Değişkenler arasında oluşan aracılık durumu ise PROCESS Makro Model 4 Eklentisi ile ele alınmıştır. Dolaylı etkilerin anlamlılığı ise Bootstrap yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre beliren yetişkinlikte psikolojik katılığın; bağlanma stillerinden kaygılı bağlanma ile yılmazlık arasındaki ilişkide aracı role sahip olduğu aynı zamanda bağlanma stillerinden kaçınmacı bağlanma ile yılmazlık arasındaki ilişkide de aracı role sahip olduğu görülmüştür. Ancak psikolojik katılığın; bağlanma stillerinden kaygılı bağlanma ile ilişki doyumu arasındaki ilişkide aracı role sahip olmadığı aynı şekilde bağlanma stillerinden kaçınmacı bağlanma ile ilişki doyumu arasındaki ilişkide de aracı role sahip olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Romantik ilişkiler, ilişki doyumu, yetişkin bağlanma stilleri, yılmazlık, psikolojik katılık.
Üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, nomofobi ve psikolojik uyumsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, nomofobi ve psikolojik uyumsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde çeşitli fakültelerde öğrenim gören 18-30 yaş arası 823 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri; Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Nomofobi Ölçeği, Depresyon Anksiyete Stres (DASS-21) Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, nomofobi ve psikolojik uyumsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek için araştırmada ilişkisel model kullanılmıştır. Verilerin analizinde t testi, tek yönlü varyans analizi, basit doğrusal ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde; nomofobinin cinsiyete, yaşa ve akıllı telefonu kullanım saatine göre anlamlı farklılık gösterdiği, öğrenim görülen fakülteye ve akıllı telefona sahip olma yılına göre anlamlı farklılık göstermediği sonucu elde edilmiştir. Psikolojik sağlamlık ve psikolojik uyumsuzluk değişkenlerinin ise cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Psikolojik sağlamlık nomofobinin tüm alt boyutlarını (bilgiye erişememe, bağlantıyı kaybetme, iletişim kuramama, rahatlıktan feragat etme) anlamlı ve negatif yönde, psikolojik sağlamlık psikolojik uyumsuzluğun tüm alt boyutlarını (depresyon, anksiyete, stres) anlamlı ve negatif yönde, nomofobinin tüm alt boyutları ise psikolojik uyumsuzluğun tüm alt boyutlarını anlamlı ve pozitif yönde yordamaktadır. Araştırma sonucunda; psikolojik sağlamlık ile psikolojik uyumsuzluk arasındaki ilişkide nomofobinin kısmi aracılık rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular mevcut alanyazına dayanarak tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Üniversite Öğrencileri, Psikolojik Sağlamlık, Nomofobi, Psikolojik Uyumsuzluk
Lise öğrencilerinde helikopter ebeveyn tutumu, bilişsel esneklik ve okul tükenmişliği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada lise öğrencilerinin okul tükenmişliği, bilişsel esneklik ve algılanan helikopter ebeveyn tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu 2022-2023 yıllarında Aksaray İlinde eğitim öğretim gören 525 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri; Okul Tükenmişliği Ölçeği, Bilişsel Esneklik Ölçeği, Algılanan Helikopter Ebeveyn Tutumu (AHETÖ) Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Bu araştırmada, lise öğrencilerinin okul tükenmişliği, bilişsel esneklik ve algılanan helikopter ebeveyn tutumu arasındaki ilişkiyi incelemek için araştırmada ilişkisel model kullanılmıştır. Verilerin analizinde t testi, tek yönlü varyans analizi ve basit doğrusal kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde; okul tükenmişliği ve bilişsel esnekliğin cinsiyete, sınıf düzeyi ve ailenin algılanan maddi durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği aynı zamanda okul tükenmişliğinin algılanan okul başarısına bilişsel esnekliğin ise algılanan anne baba tutumlarına göre anlamlı farklılık göstermediği görülmektedir. Algılanan helikopter ebeveyn tutumunun cinsiyet, ailenin algılanan maddi durumuna ve kardeş sayısına göre anlamlı farklılık gösterdiği görülürken sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Bilişsel esneklik okul tükenmişliği anlamlı ve negatif yönde yordamakta, algılanan helikopter anne tutumu (temel güven ve yaşam becerileri konularında ve duygusal kişisel yaşam alanlarında) alt boyutları ve algılanan helikopter baba tutumu (duygusal kişisel yaşam alanlarında ve etik-ahlaki konularda) alt boyutları okul tükenmişliğini anlamlı ve pozitif yönde yordamakta; algılanan helikopter anne tutumu (akademik/okul yaşamı konularında ve etik-ahlaki konularda) alt boyutları ve algılanan helikopter baba tutumu (akademik/okul yaşamı konularında) alt boyutu okul tükenmişliği (düşük başarı hissi) alt boyutunu anlamlı ve negatif yönde yordamakta; algılanan helikopter baba tutumu (temel güven ve yaşam becerileri konularında) alt boyutu okul tükenmişliği (duyarsızlaşma ve düşük başarı hissi )alt boyutlarını anlamlı ve pozitif yönde yordamakta ve algılanan helikopter ebeveyn tutumu tüm alt boyutları bilişsel esnekliği anlamlı ve negatif yönde yordamaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul Tükenmişliği, Bilişsel Esneklik, Algılanan Helikopter Ebeveyn Tutumu
Üniversite öğrencilerinde erken dönem uyumsuz şemalar, yetişkin bağlanma stilleri ve yakın partner şiddeti arasındaki ilişkinin incelenmesi: Niğde örneği
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde erken dönem uyumsuz şemalar, yetişkin bağlanma stilleri ve yakın partner şiddeti arasındaki ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nde eğitim görmekte olan 305 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II) ve Partner Abuse Skalası (PAS) kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde basit doğrusal ve hiyeraşik regresyon analizleri ile SPSS PROCESS makronun Model 4 eklentileri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, erken dönem uyumsuz şema alanlarına ait olan ayrılma ve reddedilme, zedelenmiş özerklik ve performans, zedelenmiş sınırlar, başkalarına yönelimlilik ve aşırı tetikte olma ve baskılama alanlarının tamamının yakın partner şiddetini, kaygılı bağlanmayı ve kaçınmacı bağlanmayı pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı yordadığı bulunmuştur. Ayrıca kaygılı bağlanmanın yakın partner şiddetini pozitif yönde istatiksel olarak anlamlı yordadığı bulunmuştur. Ayrılma ve reddedilme, zedelenmiş özerklik ve performans, zedelenmiş sınırlar, başkalarına yönelimlilik ve aşırı tetikte olma ve baskılama alanlarının yakın partner şiddeti ile ilişkisinde kaygılı bağlanmanın aracı role sahip olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Okul müdürlerinin yönetim tarzlarının okullardaki informal iletişime etkisi: Bir karma yöntem çalışması
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin görüşlerine göre, okul müdürlerinin yönetim tarzlarının okullardaki informal iletişime etkisini incelemektir. Çalışmada yakınsayan paralel karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara ili Çankaya ilçesinde görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Nicel bölümde küme örnekleme yöntemiyle belirlenen 424 öğretmenden, nitel bölümde ise maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemiyle seçilen 18 öğretmenden elde edilen verilerle araştırma gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler; Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Müdür Yönetim Tarzı Ölçeği ve İnformal İletişim Ölçeği aracılığı ile nitel veriler ise Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel analiz ve çoklu doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Nitel verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde, öğretmenlerin okul müdürlerinin yönetim tarzına ilişkin algıları yüksekten düşüğe doğru İşbirlikli, Otoriter, Karşı koyucu ve İlgisiz yönetim tarzı olarak belirlenmiştir. Araştırmanın nitel bölümünde, öğretmenlerin okul müdürlerinin yönetim tarzına ilişkin görüşlerinde sırasıyla İşbirlikli, İlgisiz, Otoriter ve Karşı Koyucu yönetim tarzlarını vurguladıkları görülmüştür. Araştırmanın nicel bölümünde öğretmenlerin okuldaki informal iletişim boyutlarına yönelik algıları yüksekten düşüğe doğru Eğlenme, Bilgi, Arkadaşlık ve Etkileme şeklinde belirlenmiştir. Araştırmanın nitel bölümünde öğretmenlerin okuldaki informal iletişime yönelik görüşlerinde sırasıyla Arkadaşlık, Bilgi, Eğlenme ve Etkileme boyutlarının vurgulandığı belirlenmiştir. Araştırmanın hem nicel hem de nitel bölümde İşbirlikli ve Otoriter yönetim tarzının okuldaki informal iletişimi etkilediği belirlenmiştir. Araştırmanın hem nicel hem de nitel bölümde İşbirlikli ve Otoriter yönetim tarzının Arkadaşlık boyutunu etkilediği belirlenmiştir. Araştırmanın hem nicel hem de nitel bölümde İşbirlikli ve Otoriter yönetim tarzının Eğlenme boyutunu etkilediği belirlenmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde İşbirlikli, Otoriter ve Karşı koyucu yönetim tarzı değişkenlerinin, okuldaki informal iletişimin Etkileme boyutunun anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel bölümünde sadece İlgisiz yönetim tarzının Etkileme boyutunu etkilediğine yönelik görüşlerin sunulduğu belirlenmiştir. Araştırmada hem nicel hem de nitel bölümde İşbirlikli yönetim tarzının Bilgi boyutunu etkilediği belirlenmiştir. Araştırma sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde araştırmanın nicel ve nitel bölümünden elde edilen bulguların kısmen uyumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan olgu bilimi deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden birisi olan maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Aksaray ili merkez ilçesindeki resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan engelli öğretmenler arasından seçilen 15 engelli öğretmen oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini seçme nedenlerinde engellilik dışı faktörler ve engellilikten kaynaklanan faktörler olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu ve olumsuz duygularının ve düşüncelerinin olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf disiplini uygulamalarında çağdaş disiplin ve geleneksel disiplin anlayışı vurgulanmıştır. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla zaman yönetimini sağlayabildikleri vurgulanırken zaman yönetiminde sorun yaşadıkları da ortaya konulmuştur. Çoğunlukla sınıfın fiziki koşullarının engelli öğretmenlik için uygun olduğu vurgulanmış olmakla birlikte engel durumuna göre sınıfın fiziki koşullarında ek düzenleme ihtiyacı duydukları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla geleneksel öğretim yöntem ve tekniklerini kullandığı belirlenirken çağdaş öğretim yöntem ve tekniklerini de kullandıkları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin kullandıkları materyallerde çoğunlukla teknolojik materyalleri kullandıkları belirlenirken ders kitabının ve yardımcı kaynakların kullanıldığı da ortaya konulmuştur. Engel durumunun sınıf disiplinini, zaman yönetimini, öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanımını ve seçimini, materyal kullanımını ve seçimini etkilediği belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf dışı eğitim-öğretim süreçleri olarak en fazla kulüp etkinlikleri gerçekleştirdikleri belirlenirken, branş kapsamında ve bunların dışında etkinlikleri de gerçekleştirdikleri ortaya konulmuştur. Bununla birlikte sınıf dışı eğitim öğretim etkinliklerinde engellilik kaynaklı sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin meslektaşlarıyla, velileriyle, öğrencileriyle ve yöneticileriyle olumlu ilişkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yöneticileriyle, öğrencileriyle ve meslektaşlarıyla sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin görev yaptıkları okulların fiziki koşullarının çoğunlukla engelli öğretmenlik için uygun olmadığını düşündükleri belirlenirken uygun olduğunu düşünenlerin de olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin etkili öğretmenlik yapabilmelerini sağlayacak koşullara ilişkin olarak çoğunlukla öğretmenlik mesleği ile ilgili koşulların belirtildiği, engelli öğretmenlik ve eğitim politikaları ile ilgili koşulların da vurgulandığı ortaya konulmuştur.
Phubbing ile dürtüsellik arasındaki ilişkide yetersizlik duygusu ve sosyal dışlanmanın aracı rolü
Bu araştırmanın amacı phubbing ile dürtüsellik arasındaki ilişkide yetersizlik duygusu ve sosyal dışlanmanın aracı rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemi, Niğde Yunus Emre Anadolu Lisesi, Niğde Cumhuriyet Anadolu Lisesi, Niğde Atatürk Anadolu Lisesi, Niğde Şehit Efe Osman Apaydın Anadolu Lisesi ve Niğde Özel Final Okullarında öğrenim gören 300 erkek (%41.7) ve 420 kadın (%58.3) olmak üzere toplamda 720 öğrenciden oluşmaktadır. Katılımcılar 9.sınıf ile 12.sınıf arasındadır (S.D. = 1.06). Bu araştırmada öğrencilere Phubbing Ölçeği, Yetersizlik Duygusu Ölçeği, Ergenler İçin Sosyal Dışlanma Ölçeği, Barrat Dürtüsellik Ölçeği uygulanmıştır. Kullanılan ölçeklere doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda ölçeklerin geçerli ve güvenilir olduğu bulunmuştur. Araştırmada yer alan değişkenlerin cinsiyete göre anlamlı bir farkın olup olmadığını analiz etmek için t-testi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda phubbing, dürtüsellik ve yetersizlik duygusu değişkenlerinin cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaştığını fakat sosyal dışlanma değişkenin cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Araştırmada yer alan değişkenlerin sınıf düzeyine göre anlamlı bir farkın olup olmadığını analiz etmek için ANOVA testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda phubbing ile dürtüsellik değişkenlerinin sınıf kademesine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı fakat sosyal dışlanma ve yetersizlik duygusunun sınıf kademesine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Araştırmada yer alan değişkenlerin birbiriyle olan vi ilişkisini incelemek amacıyla korelasyon testi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda araştırmada yer alan değişkenlerin birbiriyle olan ilişkisi pozitif yönde ve anlamlı düzeydedir. Phubbing ile dürtüsellik arasındaki ilişkide yetersizlik duygusu ve sosyal dışlanmanın aracılık rolünü test etmek amacıyla aracılık analizi yapılmıştır. Yapılan aracılık analizi sonuçları incelendiğinde phubbing ve dürtüsellik arasındaki ilişkide yetersizlik duygusu ve sosyal dışlanmanın aracı rolü olduğu bulunmuştur. Bu bulgular alan yazın çerçevesinde tartışılmıştır. Bu modelden elde edilen sonuçlar bağımlılık eğitimi ve bağımlılık danışmanlığında saha çalışanlarına yardımcı olabileceği gibi insan davranışlarını anlamlandırmada katkı sağlayacaktır . Bunlara ek olarak araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda sonraki araştırmalara yönelik öneriler araştırma kapsamında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Phubbing, Dürtüsellik, Yetersizlik Duygusu, Sosyal Dışlanma
Beliren yetişkinlikte sosyal ve duygusal yalnızlık, yetişkin bağlanma stilleri, yaşam amaçları ve öznel iyi oluş değişkenleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışmada beliren yetişkinlikte sosyal ve duygusal yalnızlık, yetişkin bağlanma stilleri, yaşam amaçları ve öznel iyi oluş arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 551 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-I (YİYE-I), Yaşam Amaçları Ölçeği ve Öznel İyi Oluş Ölçeği (ÖİOÖ) kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde basit doğrusal ve hiyerarşik regresyon analizleri ve SPSS PROCESS makronun Model 4 eklentileri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, yetişkin bağlanma stillerinden kaçınmacı bağlanmanın öznel iyi oluşu ve dışsal yaşam amaçlarını negatif yönde, duygusal yalnızlığı pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı yordadığı görülmüştür. Kaygılı bağlanmanın ise öznel iyi oluşu negatif yönde, sosyal yalnızlık ve duygusal yalnızlığı pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı yordadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Yaşam amaçlarının alt boyutu olan içsel yaşam amaçlarının öznel iyi oluşu pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı yordadığı bulunmuştur. Aynı zamanda duygusal yalnızlığın ve sosyal yalnızlığın öznel iyi oluşu negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı yordadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Kaçınmacı bağlanma ile öznel iyi oluş arasında duygusal yalnızlığın aracı rolü olduğu ve kaygılı bağlanma ile öznel iyi oluş arasında da hem duygusal hem de sosyal yalnızlığın aracı rolü olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Sosyal ve duygusal yalnızlık, Yetişkin bağlanma stilleri, Yaşam amaçları, Öznel iyi oluş
Okul temalı dizilerin liseli gençler üzerindeki etkisi ve öğrencilerin sosyal medya kullanma pratikleri üzerine bir araştırma
Bu tez çalışmasının amacı, liseli öğrencilerin dizi izleme alışkanlıklarını incelemek, bu öğrencilerin diziler üzerinden sosyal medya kullanma pratiklerini ortaya koymak ve okul temalı dizilerin öğrenciler üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmanın verileri, genel tarama modeliyle tasarlanarak Niğde il merkezinde bulunan uygun örnekleme yöntemiyle seçilen, gönüllü 479 öğrenciden toplanmıştır. Verilerin toplanması için 2 bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Birinci bölümde öğrencilerin okul, sınıf ve cinsiyet bilgileri, televizyon izleme alışkanlıklarına dair sorular ile diziler üzerinden sosyal medya kullanma pratikleri ile ilgili sorular, ikinci bölümde ise okul temalı dizilerin öğrencilere etkisinin ölçüldüğü 25 maddeden oluşan likert tipi anket soruları yer almıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin birçoğu günlük 1-3 saat arasında televizyon izlediği ve dizileri daha çok televizyondan takip ettikleri belirlenmiştir. Dizi izlemeye başlarken oyuncular ve fragmanlar etkili olurken, dizi izlemeyi bırakmanın ana sebeplerinden biri ahlaki uygunsuz sahnelerin olduğu tespit edilmiştir. Dizileri sosyal medyada takip etmedikleri buna karşın öğrencilerin önemli bir bölümünün dizi oyuncularını sosyal medyada takip ettikleri görülmektedir. Okul temalı dizilerin öğrencilere etkisine ilişkin anketten elde edilen toplam puan cinsiyet ve sınıf seviyesine göre değişmezken, eğitim alınan liseye göre değiştiği tespit edilmiştir. Ayrıca etkinin alt boyutlarında kız öğrencilerin ve Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde eğitim alan öğrencilerin tüketim ve beklenti ile iletişimdeki olumsuz deneyimler faktörlerinde diğer gruplara göre daha fazla etkilendikleri gözlemlenmiştir. Eğitimcilere ebeveynlere, araştırmacılara ve diğer paydaşlara çeşitli öneriler sunulmuştur.
Okul müdürlerinin katılımcı liderlik davranışları ile öğrenme iklimi arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre okul müdürlerinin katılımcı liderlik davranışını ve okulun öğrenme iklimini belirlemek; müdürlerin katılımcı liderlik davranışı ile okulun öğrenme ikliminin çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ve okul müdürlerinin katılımcı liderlik davranışı ile okulun öğrenme iklimi arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veriler kişisel bilgi formu, katılımcı liderlik ölçeği ve öğrenme iklimi ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemini tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen Niğde ili merkez ilçeye bağlı bulunan 25 ortaokulda görev yapan 451 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler frekans, yüzde, ortalama, t-Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılarak yorumlanmıştır. Cinsiyet, eğitim düzeyi, branş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre okul müdürlerinin katılımcı liderlik davranışlarında herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Öğrenme iklimi alt boyutlarından öğretmenlerin en yüksek özgürlük boyutunu en düşük olarak ise uyum boyutunu algıladığı sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokulda görev yapan öğretmenlerin algılarına göre okulun öğrenme ikliminde cinsiyet, eğitim düzeyi, branş ve mesleki kıdem değişkenlerinin herhangi bir farklılığa yol açmadığı görülmüştür. Okul müdürlerinin katılımcı liderlik davranışları ile öğrenme ikliminin alt boyutları olan liderlik, özgürlük, değerlendirme ve iş birliği boyutları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunurken, uyum boyutu arasında herhangi bir ilişki bulunmamaktadır. Araştırmanın sonuçlarına göre ortaokullarda görev yapan okul müdürlerinin katılımcı liderlik davranışı öğrenme iklimini pozitif yönde anlamlı olarak yordamaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul, Lider, Katılımcı Liderlik, Öğrenme İklimi
Türkiye'de öğretmenlerin iş doyumunu etkileyen faktörler: TALIS 2018 örneği
Bu araştırmanın amacını, Türkiye'de ortaokul öğretmenlerinin iş doyumunu etkileyen faktörleri incelemek oluşturmuştur. Araştırmada, öğretmenlerin iş doyumunu etkileyen faktörler Öğretme ve Öğrenme Uluslararası Araştırması (TALIS) 2018 döngüsündeki veri setine dayalı olarak öğretmen-düzeyli ve okul-düzeyli faktörler açısından ele alınarak incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, TALIS 2018'e Türkiye'den ortaokul kademesinde 196 okuldan 196 okul müdürü ile 3.952 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan öğretmen ve okula yönelik veri toplama araçları sırasıyla öğretmen (TTGINTT3) ve okul müdürlerine (PCGINTT3) uygulanan anketlerden elde edilmiştir. Araştırmada, öğretmenlerin iş doyumlarını etkileyen faktörlere ilişkin TALIS 2018 döngüsünün verilerinin analizinde hiyerarşik doğrusal modelleme kullanılarak çok düzeyli regresyon analizi işe koşulmuştur. Araştırmadan elde sonuçlar, öğretmen-düzeyli değişkenlerin birçoğunun öğretmenlerin iş doyumunu anlamlı olarak etkilediğini gösterirken, aksine okul-düzeyli değişkenlerin ise anlamlı bir etki oluşturmadığını ortaya koymuştur. Araştırma, cinsiyet, eğitim durumu, mesleki kıdem, yaş, öğretim uygulamaları, etkili profesyonel gelişim, öğretmen işbirliği, sosyal öğretme motivasyonu, çalışma yeri iyiliği ve stresi, öğretmen-öğrenci ilişkileri ve algılanan disiplin ikliminin öğretmenlerin iş doyumunun anlamlı yordayıcıları olduğunu göstermiştir. İşe koşulan kısmi koşullu model, öğretmen-düzeyinde iş doyumundaki toplam varyansın %33'ünü açıklamıştır. Aksine, araştırma okul yerleşim yeri, okul sektörü, okul büyüklüğü, okul sosyo-ekonomik statüsü, akademik baskı, okulda illegal davranış ve şiddet ile okul liderliğinin öğretmenlerin iş doyumu üzerinde etkili olmadığını ortaya koymuştur.
Geleneksel Türk çocuk oyunlarının toplumsal cinsiyet açısından incelenmesi
Oyun genel çerçevede bakıldığında belirli amaca yönelik olan ya da amaçsız şekilde oynanabilen, kurallı veya kuralsız fark etmeden çocuğun kendi isteğiyle katıldığı doğal bir öğrenme aracı olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda oyun çocuğun işidir. Oyunlar oynanış şekilleri, oynanan alanlar, kullanılan materyaller vb. birçok ögeye bağlı olarak gruplandırılabilir. Cinsiyet kavramı da bu ögelerden bir tanesidir. Cinsiyet bireyin biyolojik olarak erkek veya dişi olmasını ifade ederken toplumsal cinsiyet kavramı insanların, toplumların ve kültürlerin cinsiyet kapsamında bireyden beklediği rollerdir. Kısacası toplumsal cinsiyet erkek ve dişilikten toplumun beklediği davranışları ifade eder. Geleneksel çocuk oyunlarının toplumsal cinsiyet açısından incelendiği bu çalışmada; tarama modeli kullanılarak içerik analizi ve literatür tarama tekniklerine yer verilmiştir. Literatür çalışması sonucu tespit edilen 17 çocuk kitap içinde seçilen 40 çocuk oyunu toplumsal cinsiyet açısından ele alınarak incelenmiştir. İncelenen oyunlardan 8 oyunun kızların oynadığı oyun, 16'sının erkeklerin oynadığı oyun ve 15 oyunun da hem kız hem de erkeklerin oynadığı oyunlar olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Oyun, Çocuk Oyunları, Geleneksel Oyunlar, Toplumsal Cinsiyet
Etik liderlik ile öğretmenlerin işbirliği yapma düzeyleri arasındaki ilişkide güven ikliminin aracılık rolü
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görev yapan okul müdürlerinin etik liderlik davranışları ile öğretmenlerin işbirliği yapma düzeyleri arasındaki ilişkide güven ikliminin aracılık rolü oynayıp oynamadığını incelemektir. Çalışmada ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Niğde ili Merkez ilçesinde görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle ulaşılan 430 öğretmenden araştırmaya katılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerden veriler Kişisel Bilgi Formu, Etik Liderlik Ölçeği, İşbirliği Ölçeği ve Güven İklimi Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde yüzde, frekans, ortalama, tek yönlü varyans analizi, bağımsız örneklem t- testi, Tukey testi, Pearson Momentler çarpımı korelasyonu tekniği kullanılmıştır. Güven ikliminin aracılık rolü Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) ile belirlenmiştir. Sobel testi ise güven ikliminin aracılık rolünün anlamlılığını belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 27.0 ve AMOS 20.0 istatistik paket programları kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; okul müdürlerinin etik liderlik davranışları ile öğretmenlerin işbirliği yapma düzeyleri arasında, okul müdürlerinin etik liderlik davranışları ile öğretmenlerin güven iklimi algıları arasında ve öğretmenlerin işbirliği yapma davranışları ile güven iklimi algıları arasında pozitif yönde, anlamlı ve orta düzeyde ilişkiler bulunmuştur. Güven ikliminin, ilköğretim okullarında görev yapan okul müdürlerinin etik liderlik davranışları ile öğretmenlerin işbirliği yapma düzeyleri arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiği sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaokul öğrencilerinin matematik kaygı düzeyleri ve matematik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı ortaokul öğrencilerinin matematik dersine karşı kaygı düzeyleri ve matematik tutumları arasındaki ilişkinin Niğde ili örneği bağlamında belirlenmesidir. Çalışma 2022-2023 Eğitim-Öğretim yılında korelatif araştırma modeli temelinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan veriler Niğde merkezindeki ortaokullarda eğitimlerine devam eden öğrencilerinden toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunda 106 (%49,5) kız, 108 (%50,5) erkek öğrenci bulunmaktadır. Demografik bilgiler bakımından öğrencilerin 36'sı (%17) 5. Sınıf, 44'ü (%21) 6. Sınıf, 68'i (% 32) 7. Sınıf ve 66'si (% 30) 8. Sınıfta eğitimlerine devam etmektedir. Öğrencilerin anne eğitim düzeyine göre dağılımları incelendiğinde 47 (% 22) öğrencinin annesi ilkokul, 51 (%23,8) öğrencinin annesi ortaokul, 66 (% 30,8) öğrencinin annesi lise ve 50 (%23,4) öğrencinin annesi ise üniversite mezunudur. Katılımcı öğrencilerin babalarının eğitim durumlarına göre ise 23'ünün (% 10,7) ilkokul, 40'ının (% 18,7) ortaokul, 76'sının (% 35,5) lise ve 75'inin (% 35) üniversite mezunu olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin 186'sının (% 86,9) kendisine ait bir odası bulunmaktayken 28'inin (% 13,1) kendisine ait odası bulunmamaktadır. Öğrencilerin haftalık matematik dersi çalışma süreleri incelendiğinde 12'sinin (% 5,6) hiç çalışmadığı, 101'inin (% 47,2) 1-3 saat, 69'unun (% 32,2) 4-6 saat ve 32'sinin (% 15,5) 7 saat ve üzeri sürelerde çalıştıkları tespit edilmiştir. Son olarak, öğrencilerin 181'i (% 84,6) ders çalışmak için teknolojik bir cihaz kullanırken, 33'ü (% 15,4) her hangi bir teknolojik cihaz kullanmamaktadır. Araştırma sonucunda, ortaokul öğrencilerinin matematik kaygısı ile matematik tutumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmenlerin eğitim teknolojileri standartlarına yönelik öz yeterlikleri ve teknostres düzeylerinin belirlenmesi
Bu çalışma ortaokul öğretmenlerinin eğitim teknolojileri standartlarına yönelik öz yeterlik düzeyleri ve sahip oldukları teknostres düzeylerini belirlemeyi ve incelemeyi amaçlamıştır. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Nevşehir merkez ilçesi ortaokullarında görev yapan 11 farklı branş öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmaya 223 öğretmen katılmıştır. Araştırma tarama modelinde kolay ulaşılabilir durum örneklemesini içeren nicel bir araştırmadır. Öğretmenlerin eğitim teknolojileri standartlarına yönelik öz yeterlik düzeylerini belirlemek amacıyla Şimşek ve Yazar (2016) tarafından geliştirilen 5 faktör ve 40 maddeden oluşan Eğitim Teknolojileri Standartlarına Yönelik Öz yeterlik ölçeği, öğretmenlerin sahip olduğu teknostres düzeylerini belirlemek için Çoklar, Efilti ve Şahin (2017) tarafından geliştirilen 5 faktör ve 28 maddeden oluşan Öğretmenlerin Teknostres Düzeylerini Belirleme Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmenlerin eğitim teknolojileri standartlarına yönelik öz yeterlik düzeyleri ve sahip oldukları teknostres düzeyleri cinsiyetleri, eğitim durumları, branşları ve kıdem yıllarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark gösterip göstermediği incelenmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; alt boyutları "Öğrencilerin Öğrenmelerini Kolaylaştırma ve Yaratıcılığı Teşvik Etme", "Dijital Çağa Uygun Öğrenme Ortamları ve Değerlendirme Etkinlikleri Tasarımlama ve Geliştirme", "Dijital Çağın Çalışma ve Öğrenme Anlayışına Öncülük Etme" ve "Mesleki Gelişim ve Liderlik Etkinliklerine Katılma", "Dijital Vatandaşlıkta Model Olma" olan eğitim teknolojisi standartlarına yönelik öz yeterlik ölçeğine "Katılıyorum" ve "Tamamen Katılıyorum" şeklinde cevap verdikleri ve öğretmenlerin eğitim teknolojisi standartlarına yönelik öz yeterliklerinin yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde kadın ve erkek öğretmenler arasında eğitim teknolojisi standartlarına yönelik öz yeterlikleri bakımından anlamlı bir fark bulunmadığı ve yüksek düzeyde öz yeterlikleri olduğu tespit edilmiştir. "Dijital Vatandaşlıkta Model Olma" alt boyutunda kadın öğretmenler lehine anlamlı fark olduğu görülmüştür. Eğitim durumu değişkenine göre incelendiğinde her iki grup öğretmeninde yüksek düzeyde özyeterliğe sahip olmakla birlikte yüksek lisans öğretmenleri lehine anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Branş değişkenine göre incelendiğinde öz yeterliklerinin yüksek düzeyde ve bilişim teknolojileri ve yazılım dersi öğretmenleri lehine anlamlı bir farklılık bulunduğu tespit edilmiştir. Kıdem yılı değişkenine göre incelendiğinde öğretmenlerin yükse düzeyde öz yeterlikleri olmakla birlikte 20 yıl ve altı kıdem yılı olan öğretmenler lehine anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Alt boyutları "Öğrenme – Öğretme Süreci Odaklı Teknostres", "Teknik Konu Odaklı Teknostres", "Sosyal Odaklı Teknostres", "Mesleğe Yönelik Teknostres", "Kişisel Kaynaklı Teknostres" olan öğretmenlerin teknostres düzeylerini belirleme ölçeğine "Kısmen Katılıyorum" şeklinde cevap verdikleri ve orta düzey teknostrese sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet, eğitim durumu, branş ve kıdem yılı değişkenlerine göre incelendiğinde anlamlı bir fark bulunmadığı tespit edilmiştir. Teknik konu odaklı teknostres düzeylerinde branşı bilişim teknolojileri ve yazılım olan öğretmenlerin lehine sonuca ulaşılmıştır. 0-5 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin öğrenme – öğretme süreci odaklı teknostres düzeylerinin daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda öğretmenlerin teknostres düzeylerini düşürmek ve sınıf ortamına eğitim teknolojilerini daha fazla dahil edebilmek için çalışmaların yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Bu kapsamda birtakım öneriler sunulmuştur.
Görev temelli dil öğretim yaklaşımının 4. sınıf İngilizce dersi dinleme becerisine etkisinin incelenmesi
Dinleme becerisi, derslerde ve İngilizce dil öğretiminde göz ardı edilen bir alan olmuştur. İletişim kurmanın ilk adımı ve en kolay yollarından biri olan dinleme alanı yabancı dil öğrenenler açısından da en temelde geliştirilmesi gereken dil beceri alanlarının başında gelmektedir. Birçok dilbilimci ve İngilizce öğretmeni tarafından İngilizce dil öğretiminde görev temelli dil öğretimi yaklaşımının yabancı dil öğreniminde olumlu katkılarının olduğu savunulmuştur. Bu doğrultuda, çalışmada dinleme becerisinin gelişimi görev ve iletişim bazında ele alınmıştır. Çalışmanın amacı görev temelli dil öğretim yaklaşımının İngilizce dinleme becerilerine yönelik etkisinin olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Yozgat'a bağlı Sorgun ilçesindeki bir ilkokulun 4. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Öğrenciler 16'sı kız ve 14'ü erkek olmak üzere 30 kişiden oluşmaktadır. Deney ve kontrol gruplu yarı deneysel olarak tasarlanan çalışmada dinleme becerilerine yönelik bir başarı testi hazırlanmıştır. Başarı testi deneysel işlem öncesi her iki gruba da uygulanmıştır. Ön test sonuçlarında iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın bulunmadığı tespit edilmiştir. Araştırmacı tarafından deney grubunda görev temelli dil öğretimi yaklaşımına yönelik uygulamalar yapılırken, kontrol grubunda geleneksel tarzda dersler işlenmiştir. Deneysel işlem sonrası yapılan son test sonuçlarında deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Son test sonuçları görev temelli dil öğretiminin deney grubundaki öğrencilerin İngilizce dinleme becerilerini anlamlı derecede geliştirdiğini göstermiştir. Aynı zamanda öğrencilerin ders esnasında ve sonrasında daha aktif, daha motive oldukları ve iletişim becerilerini geliştirdikleri gözlenmiştir. Bu sonuca göre görev temelli öğretim yaklaşımının deney grubundaki öğrencilerin İngilizce dinleme becerilerine olumlu bir etkisinin olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Görev Temelli Dil Öğretimi, İngilizce Dil Öğretimi, Dinleme Becerisi
Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin mesleki gelişim öz yeterliklerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin (DKAB) mesleki gelişim öz yeterliklerini incelemektir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Nevşehir ve Şanlıurfa illerinde bulunan ve MEB'e bağlı okullarda görev yapan 203 DKAB öğretmeni oluşturmaktadır. Yapılan araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan betimsel tarama (survey) modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Yenen ve Kılınç (2021) taraflarından geliştirilen ''Öğretmenlerin Mesleki Gelişim Öz Yeterlikleri Ölçeği'' kullanılmıştır. Geliştirilen ölçeğin faktör yük değerleri .46 ile .85 arasında değişirken, madde test korelasyon değerleri .44 ile .77 arasında değişmektedir. Faktörler; "öğretimsel gelişim", "kurumsal gelişim", "kişisel gelişim" ve "alansal gelişim" olarak isimlendirilmiştir. Ölçek 5'li likert tipinde '' Hiç katılmıyorum, katılmıyorum, kısmen katılıyorum, katılıyorum ve tamamen katılıyorum'' formatında hazırlanmıştır. Araştırmanın Kaiser-Meyer-Olkin ve Bartlett testi yapılarak KMO değeri 0,833 ve Cronbach Alpha değeri α =,803 olduğu tespit edilmiştir. Bartlett sonucu ise χ2= 1809,192 olduğu görülmüştür. Elde edilen nicel veriler IBM SPSS Statics 26 paket programından yararlanılarak ve frekans (f) ve yüzde (%) değerleri hesaplanarak analiz edilmiştir. Ayrıca ölçekten elde edilen verilerin yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, mesleki deneyim, görev yaptığı okul türüne göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda DKAB öğretmenlerinin mesleki gelişim öz yeterlilik algılarının orta düzeyde yer aldığı görülmüştür. DKAB öğretmenlerinin cinsiyet değişkenine göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında erkek ve kadın öğretmenler arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmektedir. DKAB öğretmenlerinin görev yaptığı okul türüne göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında devlet okulu ve özel okullar arasında anlamlı bir farklılık olduğu ve bu farklılığın özel okullarda görev yapan öğretmenlerin lehine olduğu görülmektedir. DKAB öğretmenlerinin yaşlarına göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında 21-30 yaş grubundaki DKAB öğretmenleri ile 41-50 yaş grubu öğretmenler arasında anlamlı derecede bir farklılık olduğu bununda 21-30 yaş grubu öğretmenlerin lehine olduğu görülmektedir. DKAB öğretmenlerinin öğrenim durumlarına göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında doktora mezunu öğretmenler ile lisans ve yüksek lisans mezunu öğretmenler arasında anlamlı bir farklılık olduğu yine Yüksek lisans mezunu öğretmenler ile lisans mezunu öğretmenler arasında da anlamlı bir farklılık olduğu ve bu farklılıkların doktora mezunu öğretmenlerin lehine olduğu görülmektedir. DKAB öğretmenlerinin mesleki deneyimlerine göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında 21 yıl ve üzeri mesleki deneyime sahip DKAB öğretmenleri ile 11-15 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenler, 5-10 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenler ve 1-5 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenler arasında anlamlı derecede bir farklılık olduğu ve bu farklılığın 21 yıl ve üzeri mesleki deneyime sahip öğretmenlerin lehine olduğu görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Din kültürü ve ahlak bilgisi, mesleki gelişim, öz yeterlik, öğretmen.
Ortaöğretim öğretmenlerinin yaratıcılığa teşvik edici davranışlarının incelenmesi
Bu çalışma, ortaöğretim öğretmenlerinin yaratıcılığa teşvik edici davranış düzeylerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın evreni 2022-2023 eğitim öğretim yılında Nevşehir ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaöğretim kurumlarında görev yapan 274 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Soh (2000) tarafından geliştirilen, Akar (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Yaratıcılığı Teşvik Eden Öğretmen Davranışı İndeksi kullanılmıştır. Ölçek maddeleri "Kesinlikle Katılmıyorum, Katılmıyorum, Kısmen Katılmıyorum, Kısmen Katılıyorum, Katılıyorum ve Kesinlikle Katılıyorum" şeklinde 6'lı likert tipindedir. Ölçekte bağımsızlık, entegrasyon, motivasyon, yargılama, esneklik, değerlendirme, sorgulama, fırsatlar, hayal kırıklığı olmak üzere 9 alt boyut vardır. Alt ölçeklerin güvenirlik katsayılarının 0.68 ile 0.80 arasında değişen değerler aldıkları görülmektedir. Tüm indeksin güvenirlik katsayısı ise 0.95 olarak hesaplanmıştır. 21. yüzyılda bireylerden beklenen becerilerden birisi de yaratıcılıktır. Yaratıcılık toplumların gelişmişlik seviyeleri ile doğrudan ilişkilidir. Gelişmiş toplumlar eğitimde yaratıcılığa büyük önem vermektedirler. Toplumların sosyal eğitimsel ve benzeri pek çok sorunlarını çözmek için yaratıcı insan gereklidir. Teknolojide, işletmede, siyasette, eğitimde, mühendislikte her yerde yaratıcı bireylere ihtiyaç duyulmaktadır. Bireydeki yaratıcılık yeteneğinin keşfi ve gelişimi eğitimle mümkün olmaktadır. Bu konuda eğitimin yürütücüsü öğretmenlere büyük görev düşmektedir. Yaratıcılığın geliştirilmesi ya da köreltilmesinde öğretmenlerin etkisi büyüktür. Bu nedenle çalışmamızda öğretmenlerin yaratıcılığa teşvik edici davranış düzeylerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Böylece öğretmenlerde yaratıcılığı teşvik edici davranışlar hakkında farkındalık oluşturulacaktır. Farkındalıkla beraber yaratıcı öğretim hakkında rehberlik de sağlanacaktır. Araştırmada; öğretmenlerin cinsiyet, mesleki kıdem, yaş, branş, okul türü, eğitim durumu, lisans mezuniyet değişkenleri ile yaratıcılığa teşvik edici davranışları incelenmiştir. Araştırma sonucunda eğitim durumu, branş, lisans mezuniyet ile yaratıcılığa teşvik etme davranışları arasında anlamlı bir ilişkinin söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır. Cinsiyet ile yaratıcılığa teşvik etme davranışları incelendiğinde motivasyon alt boyutunda anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bu farklılığın kadın öğretmenler lehinde olduğu ancak diğer alt gruplarda bu davranışın cinsiyete göre değişmediği tespit edilmiştir. Mesleki kıdem yılı ile yaratıcılığa teşvik etme davranışları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bu anlamlı farklılığın motivasyon alt boyutunda kıdem yılı 16-20 yıl olan öğretmenler ile mesleki kıdem yılı 6-10 yıl, 11-15 yıl, 21 ve üzeri olan öğretmenler arasında olduğu tespit edilmiştir. Bu farklılığın mesleki kıdem yılı 16-20 yıl olan öğretmenler aleyhinde olduğu belirlenmiştir. Yani mesleğinde 6-10, 11-15 ile 21 ve üzerinde olan öğretmenler mesleki kıdem yılı 16-20 yıl arasında olan öğretmenlere göre motivasyon alt boyunda yaratıcılığa teşvik edici davranışlara daha yüksek düzeyde eğilim gösterdikleri görülmektedir. Araştırmamızda yargılama alt boyutunda mesleki kıdem yılı 16-20 yıl olan öğretmenler ile mesleki kıdem yılı 11-15, 21 ve üzerinde olan öğretmenler arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Bu farklılığın mesleki kıdem yılı 16-20 yıl olan öğretmenler aleyhinde olduğu belirlenmiştir. Yani mesleğinde 11-15 ile 21 ve üzerinde olan öğretmenler mesleki kıdem yılı 16-20 yıl arasında olan öğretmenlere göre yargılama alt boyunda yaratıcılığa teşvik edici davranışlara daha yüksek düzeyde eğilim gösterdikleri görülmektedir. Ayrıca yaratıcılığa teşvik etme davranışlarının hayal kırıklığı alt boyutu ile mesleki kıdem yılı arasında da anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Mesleki kıdem yılı 16-20 yıl olan öğretmenler ile mesleki kıdem yılı 6-10, 11-15,21 veya üzeri olan öğretmenler arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Bu farklılığın mesleki kıdem yılı 16-20 yıl olan öğretmenler aleyhinde olduğu belirlenmiştir. 16-20 yıl mesleki kıdeme sahip olan öğretmenlerin yaratıcılığa teşvik etme davranışlarla ilgili motivasyonlarının düşük olduğu, yargılama davranışına ve hayal kırıklığına daha eğilimli olduğu tespit edilmiştir. Bu soruna ilişkin özellikle bu gruptaki öğretmenlere yönelik de hizmet içi eğitimler verilebileceği, motivasyon çalışmaları yapılabileceği düşünülmektedir.
Çocuk kitapları aracılığıyla okul öncesi dönem çocuklarının çevre duyarlılığının sorgulanması: Bir çocuklarla felsefe çalışması
Günümüzde çevre sorunlarının giderek artan bir hızla büyümesi insanlığın karşılaştığı en büyük sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunların üstesinden gelmek ve sürdürülebilir bir gelecek oluşturmak ancak çevreye duyarlı bireylerin yetiştirilmesi ile mümkündür. Okul öncesi dönem, çocukların zihinsel ve duygusal gelişimlerinin en hızlı olduğu dönemdir. Bu dönemde verilen eğitim bireyin gelecekteki tutum ve davranışları üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Çocukların bu dönemde çevre duyarlılığı geliştirmeleri onların gelecekte bilinçli, sorumluluk sahibi ve çevreye duyarlı bireyler olarak toplumda yer almalarını sağlayacaktır. Bu kapsamda erken yaşlardan itibaren çevre bilincinin kazandırılması önemlidir. Bu çalışma; okul öncesi dönemdeki çocukların çevre sorunlarına duyarlı, farklı bakış açıları ile sorgulayan ve problemlere çözümler üretebilen bireyler olarak yetişmelerine katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çocuklarla felsefe çalışmaları üzerinden çevre duyarlılığının nasıl kazandırılacağı araştırılmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılarak desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022- 2023 eğitim öğretim yılında, Nevşehir ilinde kamuya bağlı bir anasınıfı ile bağımsız anaokuluna devam eden toplam 25 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrenciler ile 5 hafta süren çocuklar için felsefe oturumları düzenlenmiştir. Oturumlarda uyaran olarak çevre temalı çocuk kitapları kullanılmıştır. Araştırma verileri gözlem ve doküman analizi kullanılarak elde edilmiştir. Gözlemin kayıt altına alınması için iki farklı uzman kanısı alınarak son şekli verilen gözlem formu oluşturulmuştur. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde tümevarımcı içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre çevre temalı çocuk kitapları ile yapılan çocuklarla felsefe oturumlarının, çocukların eleştirel düşünme becerilerini geliştirdiği böylece çevre sorunlarına farklı bakış açıları ile yaklaştığı görülmektedir. Bu oturumların çocukların çevre duyarlılığının artmasına katkı sunduğu ve onların çevre sorunlarına eleştirel yaklaşan; bu sorunlara akılcı çözümler üretebilen, sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmelerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuklarla Felsefe, Çocuklar için Felsefe, Çevre Duyarlılığı
Ortaokul matematik öğretmenlerinin beceri temelli sorulara ilişkin görüşleri ve sınıf içi uygulamalarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 2018 yılında uygulamaya konan LGS sınavıyla birlikte sıklıkla karşılaşılan beceri temelli sorulara ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi ve söz konusu beceri temelli soruların sınıf içindeki yansımalarının gözlemlenmesidir. Araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Araştırmanın görüşme kısmında ortaokul matematik öğretmenlerinin beceri temelli sorulara ilişkin görüşleri incelenirken, gözlem kısmında beceri temelli soruların sınıf içi yansımaları gözlemlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması (case study) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022 – 2023 eğitim öğretim yılında Nevşehir ili Ürgüp ilçesinde bulunan 9 öğretmen oluşturmuştur. Bu öğretmenler arasından 3 öğretmen ile çalışmanın ikinci aşaması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kolay ulaşılabilir örneklem modeli kullanılmıştır. Bu çalışmada, ortaokul matematik öğretmenlerinin beceri temelli sorulara dair görüşlerini almak için araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu, sınıf içi öğretim uygulamalarını incelemek için ise gözlem formu kullanılmıştır. Görüşmelerin analizinde, nitel veri analiz tekniklerinden içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Gözlemlerin analizinde ise betimsel analiz yöntemi tercih edilmiştir. Ortaokul matematik öğretmenlerinin beceri temelli sorulara yönelik görüşleri özetlendiğinde, bu soruların okuduğunu anlama ve yorumlama becerileri gerektirdiği, ayrıca üst düzey analiz becerilerini içerdiği belirtilmiştir. Öğrencilerin bu sorulara karşı önyargılı yaklaştığı ve okuduğunu anlayıp yorumlamakta zorlandığı, bu nedenle matematiğe karşı motivasyonlarının düştüğü tespit edilmiştir. Öğrencilerin matematik altyapısı ve düşünme becerilerindeki eksiklikler, beceri temelli soruları anlamada zorluk yaşamalarına yol açmaktadır. Öğretmenler, bu tür soruların çözümünde öğrencilere rehberlik yaparak pratik yollar sunduklarını ifade etmişlerdir. Beceri temelli soruların öğrencilerin analiz yapma, yorumlama ve problem çözme becerilerini geliştirdiği, ancak aynı zamanda öğrencilerin matematik korkusu yaşamalarına, yeterli çalışmayı göstermemelerine ve özgüven kaybına neden olarak başarılarını olumsuz etkilediği belirtilmiştir. Bu soruların çözümünde okuduğunu anlama, yorumlama ve analiz-sentez becerilerinin kullanıldığı vurgulanmıştır. Öğretmenler, beceri temelli soruların ilkokuldan itibaren öğrencilere kazandırılması gerektiğini belirtmişlerdir. Matematik öğretim programı ile beceri temelli sorular arasında konuların yoğunluğu, zaman kısıtlamaları ve kazanımların uyumsuzluğu nedeniyle bir ilişki bulunmamaktadır. Ders kitaplarının beceri temelli soruları yeterince desteklemediği, ancak örnek sorular kitabının bu tür soruları desteklediği ifade edilmiştir. Ayrıca, beceri temelli soruların genellikle sadece üst düzey becerileri ölçmeye yönelik olduğu ve temel matematiksel becerileri değerlendirmede yetersiz kaldığı tespit edilmiştir. Öğretmenler, beceri temelli soruları öğrencilere daha etkili bir şekilde kazandırmak için kazanımların sadeleştirilmesi, ders sayılarının artırılması ve ders kitaplarının bu sorulara daha uygun hale getirilmesi gibi önerilerde bulunmuşlardır. Beceri temelli soruların sınıf içi uygulamalarının gözlem sonuçları incelendiğinde, derse giriş aşamasında bütün öğretmenlerin benzer olarak dikkat çekme, güdüleme ve gözden geçirme ve geçiş yaptıkları görülmüştür. Aynı şekilde bütün öğretmenler öğrenme yaşantıları, öğrencilerin yönlendirilmeleri aşamalarında benzer yöntemler kullandıkları tespit edilmiştir. Ders esnasında öğretmenler tarafından kullanılan strateji, yöntem ve tekniklerin neredeyse aynı olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin ders esnasında birbirlerine benzer araç gereçler ve kaynaklar kullanmalarına rağmen bir ders saatinde bir öğretmenin 8-10 soru çözebildiği diğer öğretmenlerin yalnızca 4-5 soru çözdüğü tespit edilmiştir. Bunun da bütün öğretmenlerin motivasyonunun yüksek seviyede olmasına rağmen daha fazla soru çözülen sınıfta, öğrencilerin derse etkin katılım sağladığı ve sorulara yönelik tutumlarının olumlu olduğu tespit edilmiştir. Beceri temelli soruları değerlendirme aşamasında ise daha fazla sorunun çözüldüğü sınıfta öğretmenin kalıcılığı sağlamak amacıyla grup çalışması yaptığı diğer öğretmenlerin ise öğrencileri ödevlendirdiği saptanmıştır. Beceri temelli sorulara öğrencilerin ilgi, istek ve motivasyonlarının yüksek olması öğrencilerin ders içinde daha aktif olarak soru çözümüne daha fazla katıldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Beceri Temelli Sorular, Matematik, Ortaokul Matematik Öğretmenleri
Ortaokul öğrencilerinin rehberlik dersine yönelik algılarının incelenmesi
Ortaokul rehberlik programından faydalanan öğrencilerin rehberlik programını nasıl algıladıklarını ve programın amaçları doğrultusunda ne derece kazanımlar elde ettiğini bilmek, rehberlik programının geliştirilmesi ve iyileştirilmesi konusunda önemli bir veri kaynağı olacağı düşünülmektedir. Bu doğrultuda çalışmada, ortaokul öğrencilerinin rehberlik dersine yönelik algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılında Nevşehir ilinde ortaokullarda öğrenim gören 572 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Rehberlik Dersine Yönelik Algı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın örnekleminde Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) için 372, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) için 200 öğrenci katılım sağlamıştır. Araştırmada ölçeğin kapsam geçerliği için uzman görüşüne başvurulmuş, ölçeğin yapı geçerliği için Açımlayıcı Faktör Analizi ve ölçeğin faktör yapısını doğrulamak için Doğrulayıcı Faktör Analizi uygulanmıştır. AFA sonucunda toplam varyansın %54,133'nü açıklayan, 18 maddeden ve 3 faktörden oluşan bir yapı elde edilmiştir. Ortaya çıkan faktörler oryantasyon, yöneltme ve yerleştirme, bireyi tanıma olarak adlandırılmıştır. Ölçeğin genel Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı .939 olarak hesaplanmıştır. Faktörler arasındaki korelasyon katsayısı, ölçeğin tümü için anlamlı bulunmuştur. AFA ile elde edilen üç faktörlü yapı, DFA ile test edilmiştir. Uyum indeksine göre önerilen üç faktörlü yapı doğrulanmıştır. Gerçekleştirilen analizlere göre ölçeğin gerekli özelliklere sahip olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmada Rehberlik dersine yönelik algıları indeksinin üç alt boyutuna ait puanların toplamı kadın öğrenciler için 65,35 erkek öğrenciler için 65,52'dir. Bu sonuçlardan ortaokul öğrencilerinin rehberlik dersine yönelik algılarının tüm boyutlarda "Katılıyorum" olduğu ve yüksek düzeyde algı olduğu görülmüştür. Araştırmada öğrencilerin cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, sınıf öğretmeninin branşı değişkenleri ile rehberlik dersine yönelik algıları da incelenmiştir. Araştırma sonucunda bu değişkenler arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf rehberlik öğretmeni sosyal bilgiler branşından olan öğrencilerin oryantasyon hizmetinden daha fazla yararlandığı tespit edilmiştir. Sınıf rehberlik öğretmeni Türkçe branşından olan öğrenciler bireyi tanıma hizmetinden daha fazla yararlanmaktadır. Sınıf rehber öğretmeni matematik olan öğrenciler de yöneltme ve yerleştirme hizmetinden daha fazla yararlandığı saptanmıştır. Erkek öğrencilerin kız öğrencilere nazaran oryantasyon hizmetinden daha az yararlandığı tespit edilmiştir.
İngilizce öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretim öz yeterlilikleri ile teknopedagojik eğitim yeterliliklerinin incelenmesi
Küreselleşen dünyada İngilizce, bireyler ve toplumlar arasındaki iletişimin temel unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu nedenle, İngilizce öğretiminin kalitesini artırmak, öğretmenlerin pedagojik yeterliliklerini geliştirmekle doğrudan ilişkilidir. Özellikle farklılaştırılmış öğretim ve teknopedagojik eğitim yeterlilikleri, öğrenci merkezli ve etkili bir öğretim süreci oluşturmak adına büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, İngilizce öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretim öz yeterlilikleri ile teknopedagojik eğitim yeterliliklerini incelemek ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış ve veri toplama aracı olarak iki ölçekten yararlanılmıştır. Bunlardan ilki, üç alt boyuttan (Planlama, Uygulama, Değerlendirme) oluşan ve toplam 26 madde içeren Farklılaştırılmış Öğretim Öz-Yeterlik Ölçeği (FÖY)'dir. İkincisi ise, TPACK modeli temelinde geliştirilen, teknoloji, pedagojik ve alan bilgisi etkileşimini ölçen, toplam 55 maddeden oluşan Teknopedagojik Eğitim Yeterlikleri Ölçeğidir. Araştırma kapsamında, aktif görev yapan toplam 201 İngilizce öğretmeninden veri toplanmıştır. Örnekleme yöntemi olarak kolay ulaşılabilir örnekleme kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü ANOVA, Pearson korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, İngilizce öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretim öz yeterlilikleri ile teknopedagojik eğitim yeterlilikleri arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin teknopedagojik eğitim yeterliliklerinin farklılaştırılmış öğretim uygulamalarını benimsemeleri üzerinde etkili olduğu gözlemlenmiştir. Bununla birlikte çalışmada, mesleki kıdem değişkeninin de farklılaştırılmış öğretim öz yeterlikleri üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu bulunmuştur. Bu bulgu, öğretmenlerin meslekte geçirdikleri yıllar arttıkça farklılaştırma konusunda daha yüksek öz-yeterlik algısına sahip olduklarını, yani deneyimin öz-yeterlik algısını güçlendirdiğini göstermektedir. Ancak en dikkat çekici bulgu, etkileşim teriminin negatif ve anlamlı çıkmasıdır. Bu durum, teknopedagojik eğitim yeterlikleri ile farklılaştırılmış öğretim öz-yeterlikleri arasındaki pozitif ilişkinin mesleki kıdem arttıkça zayıfladığını ortaya koymaktadır. Yani genç öğretmenlerde teknopedagojik yeterlikler farklılaştırma öz-yeterliklerini daha güçlü biçimde yordarken, kıdemli öğretmenlerde bu etki daha düşük seviyede kalmaktadır. Bu durum, deneyimle birlikte gelen geleneksel yöntemlere bağlılığın, deneyimli öğretmenlerin pedagojik alan bilgisinin ve sınıf içi yönetim becerilerinin, öğretimde teknoloji entegrasyonunun farklılaştırılmış öğretim üzerindeki etkisini azalttığı şeklinde yorumlanabilir. Bu doğrultuda araştırmada, hem ileriye dönük çalışmalara hem de İngilizce v öğretmenlerinin bu alanlardaki yetkinliklerini geliştirmeye yönelik öneriler sunulmuştur.
Çocuklar için duyguları yönetebilme becerisi kazandırmaya yönelik kendi kendine rehberlik öğretim seti geliştirme çalışması
Rehberlik ve psikolojik danışma bireyin kendini tanımasını, problemlerini çözebilmesini, çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurarak uyum içerisinde olabilmesini ve bireyin kendisini gerçekleştirmesini sağlamak için yapılan psikolojik yardımdır. Eğitim sistemimizin de önemli bileşenlerinden biri olan psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri, 21. Yüzyıl dünyasında bireyleri hayata hazırlayarak bilişsel gelişime odaklanan bir anlayıştan öte gidebilmek için çocukların erken yaşlardan itibaren eğitsel, kişisel, mesleki, sosyal-duygusal olarak birçok yönden gelişimlerini desteklemektedir. Böylelikle okul yalnızca bilgilerin aktarıldığı bir eğitim kurumu değil çocukları hayata da hazırlayan bir kurum haline gelebilmektedir. Bu nedenle çocukların belki de en çok vakit geçirdikleri kurum olan ve odağında birey olarak öğrencinin yer aldığı okullarda, erken yaşlardan itibaren verilen rehberlik hizmetleri büyük bir öneme sahip olmaktadır. Yaşamın erken dönemlerinde duygularla ilgili yapılan çalışmaların yaşamın ilerleyen yıllardaki sosyal davranışlar ve akademik başarı üzerinde etkisi olduğunu görülmektedir. Bu nedenle çocukları hayata hazırlayabilme noktasında ilköğretim kademesinde rehberlik hizmetleri kapsamında öncelikli olarak yer verilmesi ve yapılması gereken çalışmalardan birisi de "duyguları yönetebilme becerisi" olmalıdır. Bu çalışma ile de çocuklara, duygularını yönetebilme becerisi kazandırmaya yönelik kendi kendine rehberlik öğretim seti geliştirme çalışması yapmak amaçlanmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin etkili öğretim stratejilerini kullanma durumları ve derste kullandıkları öğretim yöntemlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Nevşehir ilinde görev yapan sınıf öğretmenlerinin etkili öğretim stratejilerini kullanma durumlarını ve derslerinde uyguladıkları yöntem ve teknikleri incelemektir. Araştırma hem nicel hem de nitel verilerin bir arada değerlendirildiği karma yöntem araştırma deseni ile yürütülmüştür. Bu kapsamda, karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desen tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Nevşehir il merkezi ve ilçelerinde görev yapan 308 sınıf öğretmenine, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemiyle ulaşılmıştır. Katılımcılar, yaklaşık 714 kişilik evrenden, farklı bölge ve okul türlerinden temsil gücü gözetilerek seçilmiştir. Nicel verilerin toplanmasında "Etkili Öğretim Stratejileri Ölçeği" (EÖSÖ) kullanılmış; elde edilen veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Welch testi uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise yine kolay ulaşılabilir durum örneklemesiyle belirlenen, Nevşehir ilindeki 20 farklı ilkokulda görev yapan 18 sınıf öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen 12 açık uçlu sorudan oluşan görüşme formu ile toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Veri toplama süreci toplamda 40 gün sürmüştür. Literatür taraması sonuçlarına göre, Marzano'nun etkili öğretim stratejilerini ele alan çalışmaların yurt içinde sınırlı sayıda olduğu, yurt dışında ise daha yaygın ve çeşitli olduğu belirlenmiştir. Alanyazın bulguları, etkili öğretim stratejilerinin öğrenci başarısını artırdığını ve öğretmenlerin bu stratejilere yönelik algılarının genel olarak olumlu olduğunu göstermektedir. Tez bulguları ise, öğretmenlerin tüm stratejileri yüksek düzeyde benimsediklerini ancak uygulama noktasında çeşitli yetersizlikler yaşadıklarını ortaya koymaktadır. Ayrıca, öğretmenlerin büyük bir kısmının yeni öğretim yöntemleri geliştirmeye yönelik bir çaba içerisinde olmadıkları ya da bu yönde bir eğilim sergilemedikleri dikkat çekmektedir. Bununla birlikte, öğretim stratejilerinin benimsenmesinin; cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, mezun olunan program gibi demografik değişkenlerden anlamlı düzeyde etkilenmediği saptanmıştır. Sonuç olarak, etkili öğretim stratejilerinin öğrencilerin farklı zeka türlerine hitap etme potansiyeline sahip olduğu ve çoklu zeka alanlarının gelişimine katkı sunduğu söylenebilir. Bu stratejiler, yalnızca akademik başarıyı artırmakla kalmayıp aynı zamanda eleştirel düşünme, problem çözme ve sosyal becerilerin gelişimini de desteklemektedir. Araştırma bulguları, öğretmenlerin derslerinde uygulayacakları yöntem ve teknikleri belirlerken öğrencilerin bireysel özelliklerini ve hazır bulunuşluk düzeylerini dikkate aldıklarını ortaya koymaktadır.
İşgalin başından günümüze Filistin eğitim sistemi
Filistin halkı, bilimsel mücadelesi boyunca zor koşullardan geçti ve hala genel hedefler, müfredat ve denetim açısından eğitimin farklı dönemlerden etkilendiği olağanüstü koşullara maruz kalıyor. Bu nedenle Filistin halkının eğitim sistemini incelerken tarihin içinden geçmiş durumlardan ve savaşlardan uzaklaşamayız. Eğitimin her zaman insan yolculuğunu engelleyen her şeyle yüzleşmek için ilk araç ve silah olduğu yer. Bu nedenle, bu tarihsel çalışma, Filistin eğitim sisteminde meydana gelen değişikliklerin arkasındaki itici güçlerin 1917'de İngiltere'nin emrinde göründüğünü; Filistin'de yasadışı İsrail devletinin kurulması; Mısır ve Ürdün egemenliği 1967; İsrail -Arap savaşları. İsrail'in etkisiyle 1.289 okul kapatıldı ve 297'si bombalanarak tamamen yok edildi. Ayrıca Filistin eğitim müfredatı saldırganların kontrolü altında kaldı. 1993'ten bu yana Filistin eğitiminin değişme şekliyle ilgili olarak, kendi yapısını inşa etme, personel işe alma, yönetim sistemlerini ve planlama ve yönetim kapasitesini geliştirme, geliştirme programları tasarlama ve bunların uygulanması için kaynak yaratma ile ilgili olarak, ilk birleşik Filistin müfredatını geliştirin Batı Şeria ve Gazze için. ayrıca eğitimin mevcut gerçekliğinin teşhisi ve eğitimin temel bir insan hakkı olduğu kadar sosyal ve ekonomik kalkınma için bir yaşam aracı olduğu ve ahlaki değerin köklerinin aşılanmasının önemi.
Lübnan'daki 12. sınıf öğrencilerinin İngilizce dil ihtiyaçlarının analizi
1997 yılında tasarlanan Lübnan eğitim programı, bu araştırmanın yazıldığı ana kadar değişmedi. Bu nedenle, öğrencinin yaşamı, kültürü veya gerçekliği ile olumlu bir şekilde bağ kuramayan bir eğitim programı nasıl başarılı sayılabilir? Öğrencilerin toplumuna ve geleceğine hitap eden yeni güncellenen bir eğitim programı, eğitimciler ve politika yapıcılar tarafından yerine getirilmesi gereken bir zorunluluktur. Buna göre, atılması gereken ilk adım, eğitim programı geliştirme sürecinde ve kuruluşunda kilit bir unsur olan ihtiyaç değerlendirmesidir. Bu araştırma, Lübnan'daki devlet okullarında 12. sınıfta İngilizce İkinci Dil Öğrenenlerin (ESL) dil ihtiyaçlarını belirlemeyi ve mevcut eğitim programı ile öğrencinin dil ihtiyaçları arasındaki boşlukları belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, bu araştırma aşağıdaki ana soruları yanıtlamayı amaçlamaktadır: Lübnan'daki 12. Sınıf ESL öğrencilerinin İngilizce öğretimi ihtiyaçları nelerdir? Doküman incelemesi, anket ve görüşmelerin yapıldığı bu çalışmanın uygulanmasında durum çalışması yaklaşımı kullanılmıştır. Amaç, 12. sınıf öğrencilerinin çalışmalarında ve yüksek öğrenimlerinde İngilizce dil ihtiyaçlarının daha derinden anlaşılmasını sağlamaktı. Sonuç olarak, bu araştırma, dört dil becerisinin hepsinde 12. sınıfın İngilizce dil gereksinimlerini belirlemiştir: okuma, dinleme, konuşma ve yazma, mevcut öğrencilerin gereksinimlerine uygun olarak. Ayrıca, Lübnan'daki eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu zorluklara ışık tutmuş ve ülkede İngilizce öğretimini ve öğrenimini geliştirmek için geçirilebilir öneri sunmuştur. Çalışma birkaç önemli konunun varlığını ortaya koydu; bunlardan biri, düşünme becerilerinin tüm dallar arasında eşit olmayan bir şekilde dağılması ve üst düzey düşünme becerilerine odaklanılmaması görülmektedir. Araştırma hem öğretmenler hem de öğrenciler adına programdan yaygın bir memnuniyetsizliği ortaya çıkardı. Millî Eğitim Bakanlığı'nın ortaya koyduğu genel hedefler ile gerçek arasında birçok boşluk ve tutarsızlık tespit edildi. Programın genel hedefleri, amaçlanan amacı karşılamıyor gibi görülmektedir.
Yetişkinlerde affetme: Merhamet, duygu düzenleme ve psikolojik esneklik bağlamında karma bir araştırma
Bu araştırmanın temel amacı yetişkinlerde affetme, merhamet, duygu düzenleme ve psikolojik esneklik düzeyi arasındaki ilişkilerin yapısal eşitlik modeli ile belirlenmesi ve yetişkinlerde affediciliğin rolünün ve merhametin etkisini derinlemesine incelenmesidir. Araştırma, nicel ve nitel veri toplama tekniklerinin birleştirildiği karma yöntem yaklaşımlarından açıklayıcı sıralı desen üzerine yapılandırılmıştır. Araştırmanın ilk adımında, nicel araştırmada verilerin toplanması için Heartland Affedicilik Ölçeği, Merhamet Ölçeği, Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği, Psikolojik Esneklik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu çeşitli şehirlerde yaşayan 529 yetişkin oluşturmuştur. Katılımcıların %56'sı kadın (297), %44'ü (232) erkektir. Yetişkinlerde affetme, merhamet, duygu düzenleme ve psikolojik esneklik düzeyi arasındaki ilişkileri belirlemek için yapısal eşitlik modellemesi analizi kullanılmıştır. Yapısal eşitlik modellemesi analizi AMOS 21 Programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre yetişkinlerin merhamet düzeyleri ve affedicilik düzeyleri; affedicilik düzeyleri ile duygu düzenleme düzeyleri; affedicilik düzeyleri ile psikolojik esneklikleri düzeyleri; merhamet düzeyleri ile duygu düzenleme düzeyleri; merhamet düzeyleri ile psikolojik esneklik düzeyleri; duygu düzenleme düzeyleri ile psikolojik esneklik düzeyleri arasında pozitif yönlü doğrusal bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın ikinci adımında yetişkinlerde affediciliğin rolünün ve merhametin etkisini derinlemesine incelenmek için nitel araştırma yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında kolay durum örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmanın ilk aşamasına katılan 16 yetişkin ile görüşmeler yapılmıştır. Yetişkinlerin yarı yapılandırılmış görüşme formuna verdiği cevaplar içerik analizi ve betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda affetme algısı, affetmenin hayattaki etkileri, affetmenin sosyal açıdan etkileri, merhamet algısı, affetme ve merhamet ilişkisi temaları ve bu temalar altında kategoriler ortaya çıkmıştır. Bütün bu sonuçlar affetmenin yetişkinlerin hayatını pek çok yönden etkilediğini, merhametle ilişkili olduğunu göstermiştir. Elde edilen veriler literatür eşliğinde tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.
Matematik dersinde kullanılan otantik öğrenme etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin akademik başarılarına ve muhakeme becerilerine etkisi
Araştırmanın amacı, ortaokul matematik dersinde kullanılan otantik öğrenme yaklaşımına dayalı etkinliklerin, öğrencilerin akademik başarılarına ve muhakeme becerilerine etkisini belirlemektir. Araştırma matematik dersi 6. sınıf 1. dönemde yer alan Tam Sayılar, Kesirler ve Ondalık Kesirler ünitelerinin kazanımlarını kapsamaktadır. Araştırmanın uygulaması 2022-2023 eğitim yılı birinci döneminde Konya ilinin Selçuklu ilçesindeki bir devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasının uygulandığı kontrol ve deney grupları 6. sınıfta öğrenim gören sırasıyla 33 ve 26 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma güz döneminde dokuz hafta uygulanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden, yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, "Akademik Başarı Testi" ve "Muhakeme Beceri Testi" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde t- testi istatistiklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda matematik dersinde kullanılan otantik öğrenme etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarılarını ve muhakeme becerilerini olumlu yönde etkilediği görülmüştür.
Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı öğrencilerin başarı hikâyeleri: Bir anlatı araştırması
Bu araştırmanın amacı, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı akademik yılmaz öğrencilerin, Liselere Giriş Sınavındaki (LGS) başarı hikâyelerini derinlemesine incelemektir. Bu nedenle araştırmada, nitel araştırma desenlerinden anlatı araştırması deseni kullanılmıştır. Anlatı araştırması deseniyle, öğrencilerden dinlenilen başarı hikâyeleri analiz edilmiştir. Araştırmanın katılımcıları, amaçlı örnekleme yöntemlerinden, ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Akademik yılmazlık için belirlenen kriterler, fert başına düşen yıllık hane gelirinde en düşük grupta yer almak ve 2022 LGS'de %1'lik dilimde yer almış olmaktır. Bu şartları taşıyan fen lisesinde, 9. sınıfa devam eden dört öğrenci araştırmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Katılımcıların 2'si erkek 2'si kız öğrencidir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Görüşmeler akıllı telefonla kayıt altına alınmıştır. Görüşmelerin kayıtları, araştırmacı tarafından dinlenilerek objektif bir bakışla, bilgisayara aktarılmıştır. Araştırma bulgularının birinci bölümü, dört ayrı başarı hikâyesinden oluşmaktadır. Başarı hikâyeleri, anlatıların saf veri hallerinden, özüne müdahale edilmeden, anlatı araştırması çerçevesi dikkate alınarak, okuyanlar için anlamlı, akıcı ve kronolojiye uygun olarak yapılandırılmıştır. Bulguların ikinci bölümü ise başarı hikâyelerinin tümevarım söylem-anlatı analizi sonuçlarını içermektedir. Söylem-anlatı analizleri sonucunda, akademik yılmaz öğrencileri ortaya çıkaran, 228 koddan 4 temaya (birey, aile, öğrenim yeri ve öğrenim materyali) ve temalardan da koruyucu faktörler ana temasına ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, akademik yılmaz öğrencilerin: Sayısal dersleri seven, 8. sınıf öncesinde başarılı olan, hırslı olan (güdülenmiş), oturmuş çalışma düzeni olan, öz düzenleme becerileri gösteren, her koşulda çalışmaya devam eden, hedef motivasyonu olan, her koşulda başaracağına inanan (öz-yeterlik) ve başarı yönelimli olan, özelliklerine sahip oldukları görüşmüştür. Öğrencilerin akademik yılmazlık özellikleri kazanmalarında etkili olan koruyucu faktörler: Akademik yılmaz öğrenci, ailesinden veya öğretmeninden sosyal destek almaktadır. Başaracağına inanan ve bunu ona tekrar eden mutlaka bir aile bireyi (anne, baba ve abi) ve öğretmeni vardır. Akademik yılmaz öğrencilerin ailelerinin genellikle, ilgili, sıkmayan ama yönlendiren, anlayışlı, destekleyici ve zehirli cümlelerden uzak tutumlar içinde oldukları görülmektedir. Başarılı rol model olan büyük kardeşler, sınav başarısında örnek olmuş ve yol göstermiştir. Akademik yılmaz öğrencilerin yılmazlıklarında etkili olan, öğrenim yeri kaynaklı faktörlerde birinci sırayı açık ara okul almıştır. Dershane ise yerini Youtube'a kaptırmış görünmektedir. Öğretmenlerin akademik yılmaz öğrencilerin inşası üzerindeki en önemli etkisi, ilkokuldan bu yana öz-yeterlik geliştirmelerine destek olan tutumlar sergilemeleri ve başaracaklarına olan inançlarını öğrencilere sıklıkla söylemeleridir. Akademik yılmaz öğrencilerin yılmazlıklarında etkili olan, "öğrenim materyali" kaynaklı faktörlerde birinci sırayı deneme söylemi almıştır. Öğrenciler LGS'ye hazırlıkta devletin verdiği ders kitaplarını neredeyse hiç kullanmamıştır. Bu araştırma sonucunda söyleyebiliriz ki, öğrencilerin hiç biri tek bir koruyucu faktörün etkisiyle akademik yılmaz olmamıştır. Yapmak zor yıkmak kolaydır. Hepsinin bir geçmişi vardır. Bu güne kadar gelen öğrenim hayatı boyunca onu destekleyen, ilgi gösteren ve ona inanan aile bireyleri ve öğretmenleri öğrencilerin öz-yeterlik ve motivasyon geliştirmelerine yol açmıştır. Oluşan bu öz-yeterlik ve motivasyon sonucu, öğrenciler öğrenim yeri ve öğrenim materyallerini iyi kullanarak çalışmış ve akademik yılmaz oldukları görülmüştür. Tümevarımcı söylem-anlatı analizi, araştırmanın sorularının ötesinde cevaplar bulmasına yol açmıştır. Akademik yılmazlığı oluşturan koruyucu faktörler arasında, öğrenim yeri ve öğrenim materyali faktörlerinin de var olduğu tespit edilmiştir.
Pandemi döneminde yapılan uzaktan eğitim dersleriyle ilgili ilkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin görüşlerinin farklı değişkenler açısından değerlendirilmesi
Bu araştırma İlkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin pandemi döneminde yapılan uzaktan eğitim dersleri ile ilgili görüşlerinin farklı değişkenler açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Betimsel tarama ve nedensel karşılaştırma yöntemiyle yapılan bu çalışma Aksaray ilinde ve ilkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerini kapsamaktadır. Araştırmaya toplamda 172 İngilizce öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Öğretmenlerin uzaktan eğitime ilişkin görüşlerini değerlendirmek amacıyla Özkul ve arkadaşları (2020) tarafından geliştirilen "Uzaktan Eğitim Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek teknik ve eğitim süreci olmak üzere iki alt boyuttan oluşmaktadır. Öğretmenlerin vermiş oldukları cevaplar SPSS paket programında analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analiz edilmesiyle ortaya çıkan sonuçlara göre İlkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin uzaktan eğitimle ilgili görüşlerinin cinsiyet, yaş, eğitim durumu değişkenlerine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Fakat mesleki kıdem değişkenine göre, uygulanan Uzaktan Eğitim Değerlendirme Ölçeğinin ölçek puanlarında ve teknik alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Mesleki kıdemi daha fazla olan öğretmenlerin uzaktan eğitimin genel yapısı ve teknik özellikleriyle ilgili daha olumsuz bakış açısına sahip oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Uzaktan eğitim, İngilizce Öğretmenliği, ilkokul.