3,401
Archived Theses
5
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ortaöğretim kurumları müdürlerinin eğitimin yerinden yönetimine ilişkin görüşleri
Eğitim yönetimin yerelleşmesi uzun yıllardır tartışılan bir konudur. Kalkınma planları ve milli eğitim şuralarında enerji, para ve zaman kaybına neden olan kırtasiyeciliğin yaygın olması, eğitim sisteminde koordinasyon zayıflığının olması ve yetkilerin üst yönetim biriminde toplanmış olması, merkezi yönetimin olumsuzlukları arasında yer almaktadır. Yapılan çalışmalarda bu olumsuzlukların giderilebilmesi için eğitim yönetiminin yerelleşmesi gerektiği savunulmaktadır.Bu çalışmada ortaöğretim kurumları müdürlerinin eğitim yönetiminin yerelleşmesine yönelik görüşleri incelenmiştir. Lise müdürlerinin görüşleri alınırken eğitim yönetiminde yerelleşmenin yararları ve sakıncalarının yanı sıra, eğitim yönetimi beş boyutuyla değerlendirilmiştir. Bu boyutlar; insan kaynaklarının yönetimi, öğrenci hizmetlerinin yönetimi, eğitim programlarının yönetimi, genel hizmetlerin yönetimi ve para kaynağının yönetimi olarak ele alınmıştır.Tarama modelinde ele alınan çalışmanın evrenini 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Ankara ilindeki resmi ve özel lise müdürleri oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından ilgili literatür ve yapılan çalışmalar taranarak ve uzman görüşleri alınarak geliştirilmiş anket formu uygulanmış ve toplanan verilerin istatistiksel çözümlenmesi, SPSS paket programından yararlanılarak yapılmış, Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama,standart sapma kullanılmıştır. Lise müdürlerinin görüşleri cinsiyet, kıdem, eğitim durumları ve görev yaptıkları okul türüne göre görüşleri arasında fark olup olmadığının belirlenmesinde Scheffe testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Farklılıkların tespit edilmesi için 0.05 anlamlılık düzeyi alınmıştır.Araştırmada, lise müdürlerinin çoğunluğu Milli Eğitim Bakanlığının karar verme yetkisinin üst yönetim birimlerinde toplandığı merkeziyetçi yapısıyla işlevlerini etkili bir şekilde yerine getiremediği; Milli Eğitim Bakanlığı merkez örgütünün yetkilerinin bir kısmını yerel örgütlere devretmesi ve eğitim sisteminin yeniden yapılanması gerektiği; eğitim yönetiminin yerelleşmesi durumunda nüfuzlu kişilerin kendi çıkarları yönünde eğitim yönetimini etkilemesi, böylece eğitimde tarafsızlığı sağlanmanın güçleşmesi ve yerel örgütlerde görevli eğitim yöneticilerinin halk tarafından daha çok ilgi gören hizmetlere yönelmesiyle eğitimin genel amaç ve ilkelerinden uzaklaşılması konularında sakıncalı olacağı görüşündedirler.
İlköğretim okulu yöneticilerinin yürütmekte oldukları okul geliştirme çalışmalarının incelenmesi (Kastamonu ili örneği)
Bu araştırma, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin bu konudaki görüşlerinden yardım alarak yöneticilerinin okul gelişimi çalışmalarına olan katkısını incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmanın örneklemini, 2008-2009 eğitim öğretim yılının 2. döneminde Kastamonu ili merkezindeki 36 resmi ilköğretim okulunda görev yapmakta olan 337 ilköğretim öğretmeni oluşturmaktadır. Konu ile ilgili literatür taraması yapılmış ve teorik kısım oluşturulmuştur. Araştırma genel tarama modelinde yapılmıştır. Araştırmaya ilişkin verilerin toplanmasında iki bölümden oluşan bir veri toplama aracı geliştirilmiştir. Birinci bölümde araştırma örnekleminde yer alan öğretmenlerin demografik değişkenlerini belirlemek amacıyla kişisel bilgilere, ikinci bölümde ise resmi ilköğretim okulu yöneticilerinin okul geliştirme çalışmalarına olan katkısını belirlemek amacıyla okul geliştirme ölçeğine yer verilmiştir. Okul geliştirme ölçeği için, yerli ve yabancı literatür taranıp, uzman görüşleri de alınarak `okul geliştirme ölçeği' geliştirilmiştir. 52 maddeden oluşan Likert türü ölçek, 50 kişiye uygulanarak bir pilot uygulama yapılmıştır. Veri toplama araçları ile elde edilen veriler SPSS 15.0 (Statistical Package for Social Science) programına aktarılarak istatistiki analizler yapılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t testi ve varyans analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre,İlköğretim okullarında görev yapan 51 ve üzeri yaşlarda olan öğretmenlerin genç öğretmenlere göre, okul yönetiminin okul gelişimi çalışmalarına olan katkısı konusunda daha olumlu düşüncelere sahip oldukları görülmüştür. Öğretmenlerin yaş değişkenine göre, okul yönetiminin liderliği hakkındaki görüşlerinde anlamlı bir farklılık bulunmazken, ancak fiziksel kaynakların, insan kaynaklarının, bilgi ve teknolojik ekipmanların yönetimi ve çevre toplum ilişkilerine ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur.Sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin branş öğretmenlerinin görüşlerinden daha olumlu olduğu gözlenmiştir. Öğretmenlerin branş değişkenine göre, okul yönetiminin okul geliştirme çalışmalarına olan katkısı hakkındaki görüşlerinde anlamlı bir farklılık görülmemektedir.21-30 yıl kıdeme sahip olan öğretmenlerin, farklı kıdeme sahip olan öğretmenlerin görüşlerinden daha olumlu olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin kıdemleri ile okul yönetiminin liderliği ve insan kaynaklarının yönetimi hakkındaki görüşleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken; okullarındaki fiziksel kaynakların, bilgi ve teknolojik ekipmanların yönetimi ve çevre toplum ilişkilerine ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur.Halen görev yaptıkları okuldaki hizmet süresi 11-15 yıl aralığında olan öğretmenlerin görüşlerinin, diğer öğretmenlerin görüşlerinden daha olumlu olduğu gözlenmiştir. Bu değişkene göre öğretmenlerin görüşlerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Okul geliştirme çalışmaları hakkında önceden eğitim alan öğretmenlerin görüşlerinin daha olumlu olduğu gözlenmiştir. Ancak bu değişkene göre öğretmenleri görüşleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Liderlik ve çevre toplum ilişkileri boyutunda üniversiteden, insan kaynaklarının ve bilgi-teknolojik ekipmanların yönetimi boyutlarında görev yapılan okuldan, fiziksel kaynakların yönetimi boyutunda ise MEB hizmetiçi eğitim kurumlarından eğitim alan öğretmenlerin görüşlerinin daha olumlu olduğu gözlenmiştir.Anahtar kelimeler: Okul geliştirme, liderlik, fiziksel kaynaklar, insan kaynakları, bilgi ve teknolojik ekipmanlar, çevre ve toplum ilişkileri.
Farklı coğrafi bölgelerde yaşayan bireylerin evlilik çatışmalarının çeşitli demografik özelliklere göre karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, farklı coğrafi bölgelerde yaşayan bireylerin evlilik çatışmalarını çeşitli demografik özellikler açısından karşılaştırmaktır.Tarama modeliyle yapılan bu çalışmanın, araştırma grubunu, Türkiye'nin yedi bölgesinden farklı şehirlerde (Ankara, Yozgat, İstanbul, Edirne, Trabzon, Ordu, Antalya, Isparta, İzmir, Balıkesir, Gaziantep, Batman, Adıyaman, Erzurum ve Bitlis yaşayan) yaşayan 414'ü kadın, 274'ü erkek olmak üzere 688 evli birey oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? ve Hatipoğlu (1993) tarafından geliştirilen ?Evlilik Çatışması Ölçeği? kullanılarak toplanmıştır.Araştırma kapsamında toplanan veriler; t-test ve varyans analizi istatistiksel teknikleriyle analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; bireylerin evlilik çatışmalarının, yaşanılan bölgeye, cinsiyete, aile ziyaretlerine, evlilik öncesi ilişki süresine, eşler arasındaki yaş farkına ve evlenme yaşına göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür.
İlköğretim 5. sınıf Türkçe dersi öğretim programına ilişkin müfettiş, okul yöneticisi ve öğretmen görüşlerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi(Ankara ili örneği)
Bu Araştırmanın amacı; ilköğretim beşinci sınıf Türkçe dersi öğretim programına ilişkin ilköğretim müfettişleri, okul yöneticileri ve öğretmen görüşlerinin belirlenmesi ve çeşitli değişkenlere göre karşılaştırılmasıdır.Araştırmanın evrenini, Ankara ilindeki ilköğretim okullarında görevli öğretmen ve yöneticiler ile Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde çalışan ilköğretim müfettişleri oluşturmaktadır. Bu çalışmanın örneklemi ise; 2009- 2010 eğitim- öğretim yılında Ankara'nın 8 merkez ilçesindeki (Çankaya, Etimesgut, Mamak, Sincan, Yenimahalle, Altındağ, Keçiören, Gölbaşı) devlet okullarında görevli öğretmen ve yöneticiler ile Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde çalışan ilköğretim müfettişleridir. Çalışmada; evrende bulunan 175 Müfettişin tamamına ulaşılmış ancak 118 anketin geri dönüşümü olmuştur. Basit tesadüfî örnekleme ile belirlenen 66 okuldaki 296 öğretmen ve 78 yöneticiye anket uygulanmıştır. Araştırmada bu şekilde toplam 492 katılımcıya ulaşılmıştır.İlgili kaynaklar ve araştırmalar incelenerek, araştırmacı tarafından geliştirilen 105 maddelik veri ölçme aracındaki madde sayısı önce uzman görüşleri ile 97'ye düşürülmüş, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları sonucunda ölçekteki soru sayısı 97-21=76 olarak belirlenmiştir. Ölçeğin bütününe ilişkin (cronbach alfa)güvenirlik katsayısı 0.98 olarak bulunmuştur.Araştırmanın bulgularına göre; ilköğretim müfettişleri, okul yöneticileri ve öğretmenlerin beşinci sınıf Türkçe dersi öğretim programının ögelerine ilişkin görüşleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. İlköğretim müfettişleri, okul yöneticileri ve öğretmenler Türkçe öğretim programının kazanım, içerik, eğitim?öğretim süreci ve değerlendirme ögelerine ?kısmen katılıyorum? görüşündedirler. Programın kazanım ve içerik ögesi için verilen cevaplar öğretmenlerin sınıf mevcutlarına göre farklılık göstermektedir. Sınıf mevcutları az olan öğretmenlerin programın kazanım ve içerik ögesine daha olumlu görüş bildirdikleri belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Eğitim programları, yapılandırmacı yaklaşım, Türkçe öğretim programı
İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin şiddet ve okul iklimi algıları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı ilköğretim 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin şiddet ve okul iklimi algılarını cinsiyet, sınıf düzeyi, alınan başarı belgesi, aile birey sayısı, aile gelir düzeyi, annenin ve babanın eğitim düzeyi değişkenleri açısından incelemek ve aralarındaki ilişkiyi tespit etmektir.Araştırma tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Bu araştırmanın evrenini Ankara ili Çubuk ilçesi sınırları içinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okullarında görev yapan 4339 ilköğretim 6., 7. ve 8. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu evrenden random tekniği ile seçilen 14 ilköğretim okulundan 734 ikinci kademe öğrencisi oluşmaktadır.Araştırma verilerinin istatistiksel analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Tukey-HSD testi kullanılmıştır. Farklılıkların anlamlılığının test edilmesinde anlamlılık düzeyi ?=.05 olarak kabul edilmiştir.Bu araştırmada öğrencilerin şiddet algı düzeylerini belirlemek için 1992 yılında Buss ve Peryy tarafından geliştirilen, Buss ve Warren tarafından 2000 yılında güncellenen ?Aggression Questionnaire? adlı ölçeğin tarafımızdan Türkçe'ye uyarlanmış biçimi olan şiddet ölçeği 29 madde ve 4 boyuttan oluşan 5'li Likert tipi bir ankettir ve okul iklimi algı düzeyini belirlemek için de dilsel eşdeğerlik, güvenirlik ve geçerlik çalışması 2006 yılında Faika Yelda Acarbay tarafından yapılan ?Comprehensive Assesment of School Enviroment (CASE)? ölçeği kullanılmıştır. Ölçek on beş alt boyut ve yetmiş bir sorudan oluşmaktadır. Araştırmamızda kullanılan okul iklimi anketi 6 boyut ve 33 sorudan oluşan 5'li Likert tipi bir ankettir.Araştırmada öğrencilerin şiddet ve okul iklimi algısı yönünden sonuçlar şu şekildedir: İlköğretim 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin şiddet genel algısında cinsiyet, sınıf düzeyi, aile gelir düzeyi ve anne eğitim düzeyi gibi değişkenler açısından anlamlı farklılıklar görülmüştür; alınan belge türü, aile birey sayısı ve baba eğitim düzeyi değişkenleri açısından ise anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. İlköğretim 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin okul iklimi genel algısı cinsiyet, sınıf düzeyi ve anne eğitim düzeyi gibi değişkenler açısından anlamlı farklılıklar görülmüştür; aile gelir düzeyi, aile birey sayısı ve baba eğitim düzeyi değişkenleri açısından ise bir farklılık tespit edilmemiştir.Bulgular ilköğretimdeki okul ikliminin öğretmen-öğrenci ilişkisi boyutu ile şiddet ölçeğinin fiziksel şiddet ve öfke boyutları arasında anlamlı ve negatif; idare boyutunun, fiziksel şiddet ile anlamlı ve negatif, sözel şiddet ile ise anlamlı ve pozitif bir ilişkisi bulunmaktadır. Ayrıca, okul-aile ilişkilerinin öğretmen veli iletişimi boyutu ile de okul ikliminin samimilik boyutu arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmaktadır. Öğrencilerin davranışsal değerleri ile fiziksel şiddet ve öfke boyutları arasında anlamlı ve negatif bir ilişki söz konusudur. Son olarak ise okul ikliminin güvenlik ve düzenlilik boyutu ile şiddet ölçeğinin fiziksel şiddet ve öfke boyutları arasında da anlamlı ve negatif ilişkiler gözlemlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Şiddet, Okul İklimi
Ergenlerde salırganlık ve problem çözme
Bu araştırmanın amacı, cinsiyetlere, okul türlerine, sınıf düzeylerine, ailelerinin ekonomik gelir düzeylerine ve anne-babalarının eğitim seviyelerine göre ortaöğretim öğrencilerinin saldırganlık düzeyleri ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir.Veriler SPSS 11.5 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veri toplamak amacıyla Ankara ili Çankaya ilçesinde ortaöğretime devam eden 542 (217 kız ve 325 erkek) öğrenciye ölçme araçları uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak ?Kişisel Bilgi Formu?, ?Saldırganlık Ölçeği? ve ?Problem Çözme Envanteri? kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde; cinsiyetlere göre saldırganlık puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığı t-testi kullanılarak, okul türlerine, sınıf düzeylerine, ailelerin ekonomik gelir düzeylerine, anne-babalarının eğitim seviyelerine göre saldırganlık puanlarının farklılaşıp farlılaşmadığı tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak yapılmıştır. Tek yönlü varyans analizi sonucunda, ailelerinin ekonomik gelir düzeylerine göre ortaöğretim öğrencilerinin saldırganlık puanları açısından ortaya çıkan farkın kaynağını bulmak amacıyla Tukey testi yapılmıştır. Ortaöğretim öğrencilerinin saldırganlık ve problem çözme toplam puan ve alt ölçekleri (Aceleci Yaklaşım, Düşünen Yaklaşım, Kaçıngan Yaklaşım, Değerlendirici Yaklaşım, Kendine Güvenli Yaklaşım ve Planlı Yaklaşım) arasındaki korelasyon değerleri hesaplanmıştır. Analizlerde hata payı üst sınırı .05 olarak hesaplanmıştır.Araştırmanın bulguları:1) Cinsiyetlere göre ortaöğretim öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinde anlamlı bir farklılaşma olduğu bulunmuştur. Erkek öğrencilerin saldırganlık düzeylerinin, kız öğrencilerin saldırganlık düzeylerinden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.2) Devam edilen okul türlerine göre ortaöğretim öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinde, anlamlı bir şekilde farklılaşma olmadığı bulunmuştur.3) Sınıf düzeylerine göre ortaöğretim öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinde anlamlı bir farklılaşma olmadığı bulunmuştur.4) Ailelerin ekonomik gelir düzeylerine göre ortaöğretim öğrencilerinin saldırganlık düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmuştur. Bu farkın daha çok ailelerinin ekonomik gelir düzeyleri yüksek olan grup ile ailelerinin ekonomik gelir düzeyleri orta olan grup arasında olduğu tespit edilmiştir. Ailelerinin ekonomik gelir düzeyleri yüksek olan ortaöğretim öğrencilerinin saldırganlık düzeyleri de yüksek çıkmıştır.5) Annelerinin eğitim seviyelerine göre ortaöğretim öğrencilerinin saldırganlık düzeyleri incelendiğinde anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Bu durum annelerin eğitim seviyelerinin, çocuklarının saldırgan davranışlarını kontrol etmede çok fazla etkili olmadığını ortaya koymuştur.6) Babalarının eğitim seviyelerine göre ortaöğretim öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinde anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur.7) Ortaöğretim öğrencilerinin saldırganlık düzeyleri ile problem çözme becerileri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Diğer bir ifadeyle, ortaöğretim öğrencilerinin problem çözme becerileri arttıkça, saldırganlık düzeylerinin azalmakta olduğu bulunmuştur.
Fen ve teknoloji dersinde foto-fen uygulamasının öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırma, eğitim teknolojisi kapsamındaki görsel-işitsel araçlardan fotoğrafların, ilköğretim Fen ve Teknoloji dersindeki yoğun kullanımının, öğrencilerin başarılarına etkisini ele almaktadır. Araştırmada fotoğraflarla Fen ve Teknoloji öğretimi, söylemde kolaylık amacıyla Foto-Fen uygulaması olarak kısaltılmıştır.Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Ankara Altındağ Battalgazi İlköğretim Okulu'nda, 5. Sınıflarda öğrenim gören 70 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada 30 kişilik 5/C sınıfı deney grubunu, 40 kişilik 5/B sınıfı da kontrol grubunu oluşturmaktadır. Yapılan araştırmada fotoğrafların öğretimde kullanılmasının öğrenci başarısına etkisi incelenmektedir.Uzman görüşleri alınarak yapılandırılan ve madde analizi uygulanarak geliştirilen başarı testi, deney ve kontrol gruplarına öntest olarak uygulandıktan sonra deney grubuna Foto-Fen uygulamalı ders anlatımı yapılmıştır. Kontrol grubundaki dersler ise geleneksel yöntemle devam etmiştir. Anlatılan iki ünite sonunda başarı testi, deney ve kontrol gruplarına sontest olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 16 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilere ilişkin frekans, yüzde dağılım, ortalama değer ve standart sapma değerleri bulunmuştur. Uygulamanın iki grup arasında fark oluşturup oluşturmadığının saptanması amacıyla ikili karşılaştırmalarda bağımsız t-testi yapılmıştır.Araştırmadan elde edilen verilere göre Foto-Fen uygulamalı öğretim yönteminin kullanıldığı dersler ile Foto-Fen uygulamalı öğretim yönteminin kullanılmadığı (klasik öğretim yöntemleri kullanılan) dersler sonrasında öğrencilerin son test başarıları arasında Foto-Fen uygulaması lehine anlamlı farklar bulunduğu ortaya çıkmıştır.Planlı ve programlı bir şekilde uygulanan Foto-Fen uygulamalı öğretim derslerinin öğrenci başarısına etkilerinin olumlu çıktığı ve bu etkinin öğrencilerin cinsiyet, derse olan tutum, dershane/kursa gitme, başarı düzeyi ve çalışma ortamlarına göre farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular çerçevesinde Fen ve Teknoloji öğretimine yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara ilişkin öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Eğitim teknolojisi, Foto-Fen, görsel-işitsel araçlar, fotoğraf, fotoğrafla öğretim, fen ve teknoloji.
İlköğretim 1. kademede görev yapan sınıf öğretmenlerinin kılavuz kitabı kullanmaya ilişkin tutumları (Kırıkkale il örneği)
Çalışmada , Kırıkkale il merkezindeki resmî ilköğretim okullarında görev yapan ,kadrolu 1. kademe sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre, öğretmen kılavuz kitabı kullanımına ilişkin sınıf öğretmeni tutumları araştırılmaya çalışılmıştır.Çalışmada veri toplama aracı olarak, sınıf öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda bir tutum ölçeği geliştirilmiş, gerekli uzman görüşleri alınarak geçerlik-güvenirlik analizleri yapılmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Elde edilen verilerin çözümlenmesi için SPSS 16 For Windows programından faydalanılmış,veri girişleri araştırmacı tarafından yapılmış,çözümleme kısmında ise uzman görüşlerinden faydalanılarak gerekli düzeltmeler yapılmıştır.Çalışmanın evrenini Kırıkkale il merkezindeki resmî ilköğretim okullarında kadrolu olarak çalışan 1000 sınıf öğretmeni; örneklemini ise bu okullarda kadrolu olarak çalışan ve çalışmamıza gönüllü olarak katılan 400 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Anketlerin geri dönmesinde ve bazı anketlerin cevaplanmasındaki sıkıntılar nedeniyle, veri analizi işlemlerine 250 adet anket alınmıştır.Öğretmenlerin genel tutum puan ortalamaları incelendiğinde aritmetik ortalamalarının =86,41 olduğu görülmektedir. 5 seçenekli cevap kategorisi; ?olumlu(91,81 puan ve üstü), kararsız (70,21-91,80), olumsuz (70,20 puan ve altı)? şeklinde sınıflandırıldığında , öğretmenlerin tutumlarına ilişkin puan ortalamasının ?kararsız? bir tutum yapısını yansıttığı gözlenmiştir. Çalışmaya katılan 250 öğretmenin 97'sinin (% 38,80) tutum puan ortalaması 91,81 ile 135,00 arasında değişmektedir. Ulaşılan bu değer, öğretmenlerin kılavuz kitap kullanımına yönelik kararsız bir tutuma sahip olduklarını göstermektedir.Öğretmenlerin ölçeğin ?benimseme? alt boyutuna yönelik toplam tutum puanları ortalamasının =39,69 olduğu gözlenmektedir. 5 seçenekli cevap kategorisi; ?olumlu(40,81 puan ve üstü), kararsız (31,21-40,80), olumsuz (31,20 puan ve altı)? şeklinde sınıflandırıldığında öğretmenlerin tutumlarına ilişkin puan ortalamasının ?kararsız? bir tutum yapısını yansıttığı gözlenmektedir. Araştırmaya katılan 250 öğretmenin 119'unun (% 47,60) tutum puan ortalaması 40,81 ile 60.00 arasında yer almaktadır. Ulaşılan bu değer öğretmenlerin kılavuz kitap kullanımına yönelik ölçeğin ?benimseme? alt boyutu bağlamında kararsız bir tutuma sahip olduklarını göstermektedir.Öğretmenlerin ölçeğin ?Değer verme? alt boyutuna yönelik toplam tutum puanları ortalamasının =21,38 olduğu gözlenmektedir. 5 seçenekli cevap kategorisi; ?olumlu(20,41 puan ve üstü), kararsız (15,61-20,40), olumsuz (15,60 puan ve altı)? şeklinde sınıflandırıldığında öğretmenlerin tutumlarına ilişkin puan ortalamasının ?olumlu? bir tutum yapısını yansıttığı gözlenmektedir. Araştırmaya katılan 250 öğretmenin 161'inin (% 64,40) tutum puan ortalaması 20,41 ile 30.00 arasında yer almaktadır. Ulaşılan bu değer öğretmenlerin kılavuz kitap kullanımına yönelik ölçeğin ?değer verme? alt boyutu bağlamında olumlu bir tutuma sahip olduklarını göstermektedir. Başka bir deyişle öğretmenlerin,kılavuz kitabı kullanma yaklaşımını değerli buldukları söylenebilir.Sonuç olarak; öğretmen kılavuz kitabı kullanımının sınıf öğretmenleri tarafından henüz benimsenmediği (Bu konuda kararsız kalındığı), ancak ?değer verme? alt boyutunda güçlü tutumları olduğu söylenebilir. Bu verilerde,kılavuz kitapların ?plânlama? aşamasında öğretmenlere sağladığı büyük kolaylıkların,içerik olarak sahip olduğu yoğunluğun ve pratikliğin etkisi olduğu düşünülmektedir.
Köy ve şehir ilköğretim okullarında örgütsel iletişimden kaynaklanan çatışmalar ve çatışma yönetimi yaklaşımları
Bu araştırma ilköğretim okullarındaki yönetici ve öğretmen görüşleri temelinde iletişimden kaynaklanan çatışmaların türü ve düzeyini saptamak; bu çatışmaların yönetiminde hangi stratejilerin kullanıldığını belirlemek; ve elde edilen sonuçlar eşliğinde öneriler geliştirmek amacıyla geliştirilmiştir.Araştırmanın evrenini, resmi ilköğretim okullarında 2007-2008 eğitim-öğretim yılında Elazığ il merkezinde görev yapan 2400; ve Elazığ merkeze bağlı köylerde görev yapan (müstakil sınıflı okullarda) 344 kadrolu öğretmen ve yönetici oluşturmaktadır. Buna göre küme örnekleme yoluyla örneklem grubuna merkezdeki 2400 öğretmen ve yöneticinin 350'si kırsal alandaki 344 öğretmen ve yöneticinin 300'ü alınmıştır. İl merkezinden örneklem alınırken 5 eğitim bölgesi 5 ayrı küme olarak adlandırılmış ve her kümenin toplam öğretmen ve yöneticilerinin sayısı tespit edilerek 2400'deki yüzdelik oranına göre örneklem alınmıştır.Verilerin analizinde anketin her bir maddesine ilişkin dağılımlar, bağımsız değişkenler bağlamında kay kare analizi ile karşılaştırılmıştır. Bunun yanında anketin kendi içindeki alt boyutlarının söz konusu bağımsız değişkenler açısından karşılaştırılması ise, Mann Whitney U testi ile yapılmıştır.Ulaşılan sonuçlardan bazıları özetlenecek olursa, okul yöneticileri ve öğretmenlerin iletişimden kaynaklanan çatışmaların nedenleri konusunda sosyo ? kültürel faktörleri etkili buldukları; erkek ve kadınların kişisel faktörleri önemli bir etken olarak değerlendirdikleri; kadın ve erkeklerin iletişimden kaynaklanan çatışmanın yönetimi boyutunda dinleme ve bütünleştirici stratejisinin yeterince uygulanmadığı görüşünde oldukları söylenebilir.
Yapılandırmacı öğrenmeye dayalı bir öğretim programının öğretmen adaylarının yansıtıcı düşünme ve demokratik tutumlarına etkisi
Araştırmanın amacı, yapılandırmacı öğrenmeye dayalı bir öğretim programının öğretmen adaylarının yansıtıcı düşünme ve demokratik tutumlarına etkisini belirlemektir. Araştırmanın çalışma alanı, 2007?2008 öğretim yılı Bahar dönemi içerisinde Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi ikinci sınıf Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümünde eğitim gören ve Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme dersini alan öğrencilerden oluşmuştur. Gruplar, kümeleme analizinden (Cluster analysis) elde edilen 30 deney ve 30 kontrol grubu öğrencisinden oluşmuştur. Araştırmada deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırma, ?ön test-son test kontrol gruplu? model olarak yürütülmüştür. Deney grubuna yapılandırmacı öğrenmeye dayalı bir program uygulanmış ve bu program dâhilinde öğretim yapılmıştır. Kontrol grubuna ise geleneksel yöntem ile dersler işlenmiştir. Araştırmanın nitel kısmı için olgubilim deseni kullanılmış ve elde edilen verilerin çözümlenmesinde de bilgisayar destekli nitel veri analizi programı olan NVivo7 kullanılmıştır. Araştırmada veriler, yansıtıcı düşünme eğilimi ölçeği (YANDE), sınıf ortamına ilişkin demokratik tutum ölçeği, Kaliforniya eleştirel düşünme eğilimi ölçeği (CCTDI) ve görüşme formu yardımıyla toplanmıştır. Araştırmada elde edilen bazı bulgular şunlardır: Deney ile kontrol grubunun son test yansıtıcı düşünme eğilimi puanları arasında anlamlı farklılık çıkmamıştır; ancak nitel bulgularda düşünmede meydana gelen gelişimler gözlenmiştir. Sınıf ortamına ilişkin demokratik tutumlarda deney grubunun ön test ve son test puanları arasında anlamlı farklılık çıkmıştır. Kontrol grubunda ise son test aleyhine sonuçlar çıkmıştır. Deney grubunun son test-kalıcılık testi sonuçlarına göre öğretmen adaylarında demokratik tutumlarda değişiklik gözlenmezken kontrol grubunun son test-kalıcılık puanları arasında farklılık çıkmıştır. Demokratik tutumlarında düşüş gözlenmiştir. Buna göre yapılandırmacı öğrenmeye dayalı bir öğretim programı, sınıf içi demokratik tutumlarda olumlu kalıcı bir etki oluşturmuştur. Deneysel çalışmalarda yapılandırmacı öğrenim programı uygulanırken, uygulama süresinin uzatılması yansıtıcı düşünmenin gelişimi için daha uygun olabilir. Öğrencilerin sınıf içindeki demokratik tutumlarını geliştirmek için sınıflarda yapılandırmacı öğrenme ortamı oluşturulmalıdır.Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacı öğrenme, öğretim programı, yansıtıcı düşünme, demokratik tutum.
Sınıf öğretmenlerinin ilköğretim programlarındaki ölçme ve değerlendirmeye yönelik görüşleri ve uygulamaları (Elazığ ili örneği)
Bu araştırma sınıf öğretmenlerinin ilköğretim programlarındaki ölçme ve değerlendirmeye yönelik görüşleri ve uygulamalarını saptamak amacıyla yapılmıştır. Betimsel özellikte olan bu çalışmada tarama (survey) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görüşlerine başvurulmuş, bunun için bir anket geliştirilmiştir. Anket, Elazığ il merkezindeki 158 ilköğretim okulundan random yöntemiyle seçilen 47 ilköğretim okulunun birinci kademesinde görev yapmakta olan 590 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Ancak yetersiz doldurma ve rastgele işaretlemeler nedeniyle 515 anket işleme konulmuştur. Elde edilen veriler SPSS 15.0 for Windows Evaluation Version paket programı ile analiz edilmiştir.Yapılan analiz sonuçlarında, sınıf öğretmenlerinin lisans eğitiminde aldıkları ölçme ve değerlendirme dersi ile hizmet içi eğitimlerinin kendilerine katkısının olduğu, ölçme ve değerlendirme etkinliklerini uygulamada en çok Türkçe dersinde zorlandıkları, ölçme ve değerlendirme etkinliklerini belirlerken en çok öğretmen kılavuz kitaplarından yararlandıkları ortaya çıkmıştır. Diğer yandan öğretmenlerin ölçme ve değerlendirme yöntem-tekniklerini bilme düzeylerinin yüksek olduğu, özellikle portfolyo (öğrenci ürün dosyası), performans görevi, proje ödevleri, çalışma yaprakları, gözlem ve seviye belirleme testi gibi yöntem ve tekniklerini daha fazla bildikleri belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, öğretmenlerin en az bildikleri ölçme ve değerlendirme yöntem-tekniğinin yapılandırılmış grid, olduğu görülmüştür. Genel olarak araştırmaya katılan öğretmenlerin ölçme ve değerlendirme sürecindeki uygulamalarına yönelik görüşlerinin olumlu yönde olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte öğretmenlerin en çok ölçme ve değerlendirme sürecine velilerin katılımını sağlamada zorlandıkları görülmüştür. Öğretmenler ölçme ve değerlendirme sürecinin etkili biçimde uygulanması için de daha fazla araç-gereç temin edilmesini önermişlerdir. Ulaşılan bu sonuçlar doğrultusunda, okullara ölçme ve değerlendirme uygulamaları için araç-gereç ve kaynak desteğinde bulunulması, ölçme ve değerlendirme sürecine velilerin katılımının sağlamaya yönelik çalışmalar yapılması gibi önerilerde bulunulmuştur.
Genel liselerdeki sosyal sermaye düzeyinin ÖSS başarısına etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, genel liselerde sosyal sermaye düzeyinin ÖSS başarısına etkisini öğretmen görüşleri çerçevesinde belirlemektir. Bu amaçla araştırmacı tarafından toplam 62 maddeden oluşan bir ölçek geliştirilmiştir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde birbirine sosyal ve ekonomik açıdan benzer ve bölgeyi temsil edebilecek Batman, Diyarbakır, Gaziantep ve Şanlıurfa illeri araştırma kapsamına alınmıştır. ÖSS'de başarı düzeyi bakımından üst, orta ve alt seviyede olmak üzere toplam 30 genel liseden 969 öğretmen görüşü anket yoluyla alınmıştır. Veriler; t testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu regresyon analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; okullarda sosyal sermayeyi belirlemeye ilişkin boyutlarda genel olarak örgütsel bağlılık, iletişim ? sosyal etkileşim, işbirliği ? sosyal ağlar ve katılım ve güven boyutlarında öğretmen görüşlerinin ?ara sıra?, farklılıklara tolerans ve normları paylaşım boyutunda ise ?çoğu zaman? düzeyinde olduğu görülmektedir. Okullarında sosyal sermaye düzeyine ilişkin öğretmen görüşleri arasında ise cinsiyet, kıdem ve bulunduğu okulda çalışma süresi değişkenlerinde anlamlı fark tespit edilmiştir. Sonuçlara göre, okullarında sosyal sermaye düzeyine ilişkin algılamada erkeklerin ?örgütsel bağlılık? düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kıdem değişkeni bakımından, sosyal sermayenin tüm boyutlarında kıdemi daha yüksek olan öğretmenlerin, kıdemi daha az olan gruplara oranla okullarında sosyal sermaye düzeyine ilişkin görüşlerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Benzer bir sonuç, bulunduğu okulda çalışma süresi daha fazla olan öğretmen algılamalarında da ortaya çıkmış ve okulda çalışma süresi arttıkça sosyal sermaye düzeyine ilişkin algının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çoklu regresyon analizi sonucunda, sosyal sermayenin sadece ?örgütsel bağlılık? boyutunun, okulların ÖSS sınavındaki başarı düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunduğu görülmüştür.
Kadın öğretmenlerin yöneticilik rol algıları (Elazığ-Tunceli illeri örneği)
Bu araştırma kadın öğretmenlerin yönetici olma isteklerini ve okul yöneticilerinin rol algılarını belirlemeyi hedeflemektedir. Bu amaçla elde edilen verilerde, öncelikle kadın öğretmenlerin okul yöneticiliğiyle ilgili düşünceleri ve okul yöneticilerini algıları ortaya konmuştur. Böylece kadın öğretmenlerin okul yöneticiliğine dair düşünceleri bilimsel metotlar çerçevesinde incelenmiştir. Araştırma için öncelikle literatür taranmıştır. Elazığ ve Tunceli il merkezinden ve bazı ilçelerinden toplam 576 kadın öğretmene uygulanan anket, araştırmacı tarafından geliştirilmiştir.
Kırsal ve kentsel alanlarda çalışan okul yöneticilerinin tükenmişlik düzeyleri
Bu araştırmanın amacı; kırsal ve kentsel alanlarda çalışan okul yöneticilerinin tükenmişlik düzeylerini belirlemek ve karşılaştırmaktır. Araştırma ?betimleme-survey? yöntemiyle yapılmış bir alan taraması niteliğindedir. Araştırmanın evrenini, 2007?2008 eğitim-öğretim yılında Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Hakkâri ve Malatya ili sınırları içerisinde yer alan tüm örgün eğitim okullarında, merkezde 1264 okul, kırsal alanda 3317 okul oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemine ise, merkezdeki ilköğretim okullarında görev yapan 532, kırsal alanda görev yapan 316 okul yöneticisi alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, ?Maslach Tükenmişlik Ölçeği? kullanılmıştır. Beşli likert tipi ölçek, 9 bireysel değişken, 22 madde ve 3 boyuttan oluşmaktadır. Anket iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde okul yöneticilerinin tükenmişliğe ilişkin görüşleri yer almaktadır.Araştırmadan elde edilen verilerin istatiksel analizleri için SPSS (Statistical Package for Social Science, 13) paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, Kruskal-Wallis, Pearson korelâsyon analizi ve Mann-Whitney U testleri kullanılan araştırmada, hata payı üst sınırı 0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgulara göre, kent merkezindeki ve kırsal alandaki okullarda çalışan okul yöneticilerinin meslekleriyle ilgili orta seviyede tükenmişlik yaşamaktadırlar. Duygusal Tükenme (DT): ( kırsal = 2.53, kent = 2.73), Duyarsızlaşma(D): ( kırsal=1.91, kent = 2.15), Kişisel Başarının Azalması (KB): ( kırsal = 3.56, kent = 3.68).Bulgular çalıştığı yer açısından değerlendirildiğinde, kırsal alanda görev yapan okul yöneticilerinin tükenmişlik düzeylerinin kent merkezinde görev yapan okul yöneticilerine göre tükenmişlik düzeylerinin az olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Kırsal Alan, Kent Merkezi, Okul Yöneticisi, Tükenmişlik
Genel liselerde örgütsel kültürün iş doyumuna etkisi (Malataya ili örneği)
Bu araştırmanın amacı; Malatya ili merkezindeki genel liselerde görev yapan yöneticiler tarafından, örgütsel kültürün ne şekilde algılandığını, işlerinden ne derecede doyum elde ettiklerini, okullarındaki kültürel yapının güçlü ve zayıf yönlerini tespit etmek, tespit edilen kültürel yapının iş doyumuna nasıl ve ne yönde etki ettiğini ortaya çıkarmaktır.Bu araştırmanın evrenini, 2007?2008 eğitim-öğretim yılında Malatya ili sınırları içerisinde bulunan 65 Genel Lisede görev yapan 1784 öğretmen ve okul yönetici oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Malatya il merkezinde bulunan ve rastgele (random) seçilen 10 Genel Lisede görev yapan toplam 326 öğretmen ve okul yöneticisi oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak, 23 madde ve 4 alt boyuttan oluşan okul kültürü ve 20 maddelik Minnesota iş doyum ölçeği kullanılmıştır. Anket üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde okul kültürü ve üçüncü bölümde Minnesota iş doyum ölçeği yer almaktadır.Araştırmadan elde edilen verilerin istatiksel analizleri için SPSS (Statistical Package For Social Science, 13) paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, levene's ,?t?, mann-whitney U, Kruskal-Wallis H, Pearson Korelasyonu ve Basit Regresyon Analizi testleri kullanılan araştırmada, hata payı üst sınırı 0,05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgulara göre, genel liselerdeki yönetici ve öğretmenler, okullarındaki kültürün ve meslekleriyle ilgili iş doyumlarının iyi seviyede olduğunu düşünmektedirler (3,43 ve 3,75). Okul kültürü ile iş doyumu arasında yüksek seviyede ve artı yönde ilişki bulunmuştur. Aynı zamanda örgütsel kültürün iş doyumuna etkisinin % 31 civarında olduğu tespit edilmiştir.
Afganistan ve Türkiye eğitim sistemlerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi
Bu çalışmada dostluğu çok eskilere dayanan, ilişkileri daimi olacağı düşünülen ve sürekli olarak bir etkileşim içerisinde olan Afganistan ve Türkiye eğitim sistemleri karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Türkiye ve Afganistan eğitim sistemlerini etkileyen genel faktörler, eğitim sistemlerinin dayandığı ilkeler, belirlenmiş olan amaçlar, bakanlık teşkilatlarının yapısı ve işleyişi ortaya konulmuştur. Örgün ve yaygın eğitim kurumlarına ilişkin güncel durum, elde edilen veriler vasıtasıyla karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Ülkelerin eğitim yönetim, denetim ve finansman özelliklerinin yanı sıra eğitim sisteminin temel unsurlarından birisi olan öğretmenler araştırılmıştır.Türkiye için en güncel ve güvenilir verilere ulaşmak maksadıyla resmi kurumların ortaya koymuş olduğu sayısal veriler değerlendirmeye alınmıştır. Ancak Afganistan için tüm alt konulara ilişkin resmi verilere ulaşmak mümkün olmadığından yüz yüze görüşmelerle teyit edilebilen sayısal veriler de kullanılmıştır. Araştırmada her iki ülkede de yazılı kaynaklarla birlikte, eğitim kurumlarında yerinde incelemeler yapılarak, güncel durum tespiti yapılmaya çalışılmıştır.Her iki ülkenin eğitim sitemleri katı bir hiyerarşik yapılanma içermektedir. İki ülkenin eğitim sistemlerinin üst noktasında yer alan bakanlıkların çoğunlukla merkezden yönetme anlayışına sahip oldukları görülmüştür. Alt yönetim birimlerine de inisiyatif sağlayacak ve etkinliğini arttıracak bir yapılanma değişikliğine gerek duyulduğu görülmüştür. İki ülke içinde eğitim sisteminde danışmanlık yapacak ve okul- çevre ilişkisini kuracak kurul, birim ve komisyonlara ihtiyaç bulunmaktadır.Elde edilen bulgulara dayanarak değerlendirmelerde bulunulmuş ve her iki ülke eğitim sistemlerinin geliştirilebilmesi amacıyla öneri ve temenniler ortaya konulmuştur. Her iki ülkenin de toplu eğitim seviyesine genel olarak henüz ulaşamadıkları görülmüştür. Türkiye ve Afganistan eğitim sistemlerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi çalışması neticesinde, her iki ülkenin genç nüfus potansiyellerini de göz önünde bulundurarak eğitime verdikleri önem ve eğitim kalitesini arttırma projelerine ağırlık vermeleri gerektiği anlaşılmıştır.
Program geliştirme süreci doğrultusunda yeni ilköğretim programlarının incelenmesi
Dünyadaki gelişmeler ve değişmeler her konuda olduğu gibi eğitimde de yeni yaklaşımları ve anlayışları beraberinde getirmektedir. Bu yaklaşımların ve anlayışların öncelikle eğitim programlarında etkisini gösterdiği görülmektedir.Eğitimdeki yeni anlayışlar ve yaklaşımlar, tüm dünya ülkelerini etkilediği gibi Türkiye'yi de etkilemiştir. Dünyada ve Türkiye'de yaşanan gelişmeler doğrultusunda ilköğretim ve orta öğretim programlarının bütünsel bir bakışla yenilenmesi için bir takım çalışmalar yapılmıştır.Tez nitel araştırma tekniklerinden doküman analizine dayalı bir çalışmadır. Bu araştırmada program geliştirme süreci doğrultusunda uygulamaya konulan yeni ilköğretim programının bir değerlendirmesi yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Program Geliştirme, Program Geliştirme Modelleri, Yeni İlköğretim Programları, Yapılandırmacılık.
Sosyal sermayenin ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin iş doyumuna etkisi (Tokat ili örneği)
Bu araştırma ile sosyal sermayenin ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin iş doyumuna etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.Araştırma ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmanın evreni Tokat il merkezindeki 16 Lise olarak belirlenmiştir. İl merkezinde bulunan 16 ortaöğretim kurumunda görev yapan 601 öğretmene ölçme paketi dağıtılarak uygulama yapılmıştır. Araştırma evren üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri evrende bulunan öğretmenlerden sağlam ve güvenilir şekilde dönen 319 ölçme paketinden elde edilen verilerle değerlendirilmiştir.Araştırmanın modeli çerçevesinde araştırmacı tarafından geliştirilen ?Sosyal Sermaye Ölçeği? ve Gençer (2002) tarafından geliştirilen ?İş Doyumu Ölçeği? deneklere uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde, frekans, yüzde ve aritmetik ortalama teknikleriyle okulların sosyal sermaye düzeyleri ve iş doyumu belirlenmiştir. Bu düzeylerin mesleki kıdem, branş ve cinsiyet değişkenleri açısından anlamlı bir biçimde farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), belirlenen farklılıkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için scheffe testi uygulanmıştır. İş doyumu ile sosyal sermaye düzeyleri arasındaki ilişki Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analiziyle test edilmiştir.Araştırmalar sonucunda, okulların sosyal sermaye düzeyleri ortanın üzerinde bulunmuştur. Okulların sosyal sermaye düzeyleri öğretmenlerin cinsiyetlerine göre değişmemektedir. Bazı branşlardaki öğretmenler diğer branşlardaki öğretmenlerden sosyal sermayeyi daha olumlu algılamaktadırlar. Sosyal sermayenin bütününe ve alt boyutlarına göre verilen yanıtların ortalamaları genel olarak lise türlerine ve branşlara göre değişiklik gösterirken, öğrenim durumu, kıdem ve cinsiyetlere göre anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Diğer bir sonuç olarak, öğretmenlerin iş doyumu beklenti düzeyleri yüksekken, beklentilerin gerçekleşme düzeyleri daha düşük bulunmuştur. Son olarak, okulların sosyal sermaye düzeyleri ile öğretmenlerin iş doyumları arasında yüksek düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki vardır ve buna göre okullarda sosyal sermaye düzeyi arttıkça öğretmenlerin iş doyumları da artmaktadır.Anahtar Kelimeler: Sosyal sermaye, güven, ağlar, normlar, eğitim, iş doyumu.
Bilişim suçlarıyla mücadelede polisin eğitimi
Bu araştırmada, bilişim suçları ve polisin bu suçlarla etkin mücadele etmesi için gerekli eğitim organizasyonları çeşitli boyutlarıyla incelenmiştir. Öncelikle, bilişim suçları alanında görev yapan polisin bilişim suçlarındaki mevcut durumunu (eğitim seviyesi, teknik donanım ve ünite vb.) ortaya çıkarmak ve Türk polisinin bilişim suçları alanında genel bir profilinin çıkarılması amacıyla 81 İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Bilgi İşlem Şube Müdürlükleri'nde bilişim suçları konusunda görev yapan 379 personele yönelik anket uygulanarak çeşitli veriler elde edilmiş ve ihtiyaç belirlemesi yapılmıştır. Uygulanan anket çalışması ile personelin bilişim suçları konularında kişisel bilgileri, yetkin olduğu konular, mevcut sıkıntılar ve ihtiyaçlar kapsamında kendi görüşlerinin yanı sıra, kurs görme durumları vb. esas alınarak bilişim suçlarına ilişkin yeterlilikleri hakkında anlamlı görüş farklılığı bulunup bulunmadığı araştırılmıştır. Toplam 379 kişiye uygulanan anketlerle çeşitli araştırma bulgularına ulaşılmış ve konuyla ilgili öneriler getirilmiştir. Ayrıca, konu alanı uzmanlarından yararlanılarak personelin bilişim suçlarıyla etkin mücadelesi için uygun eğitim içeriği ile modüller geliştirilmiş ve böylece bilişim suçları eğitimi için temel ve uzmanlık seviyesinde personel yetiştirme kurs programları hazırlanmıştır.Araştırmadan elde edilen verilere göre sonuçlar şöyle özetlenebilir:Bilişim suçları konusunda Emniyet Teşkilatı'nda görev yapan Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Şube Müdürlüğü'ndeki görevlilerin önemli ölçüde eğitim ihtiyacı olduğu tespit edilmiştir.Bu suçlarla mücadele için ünite, teknik donanım, personel ve eğitim ihtiyacı bulunmaktadır. Adli bilişim alanında personel genel olarak yetkin değildir. Emniyet Teşkilatında, bilişim suçları konusunda idari yapılanmaya gidilmemesi, görev paylaşımı ve kurum organizasyonunda bir takım sorunları ön plana çıkarmaktadır. Suç öncesinde, bilişim suçlarının önlenmesinde teşkilatın ve toplumun farkındalık düzeyinin yeterli düzeyde olmaması önemli bir problem teşkil etmektedir.Araştırma kapsamında getirilen öneriler ise şu şekilde özetlenebilir:Bilişim suçları konusunda Emniyet Teşkilatı'nda görev yapan Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Şube Müdürlüğü görevlilerinin eğitimi için, dünya standartlarına paralellik gösteren eğitim programları geliştirilmeli, sertifikasyon sistemine geçilmeli ve çeşitli eğitim organizasyonlarıyla bilişim suçlarında görev üstlenen polisin eğitim ihtiyacı karşılanmalıdır. Ayrıca, eğitim planlarına alınarak tüm polis teşkilatı personeline yönelik temel seviyede hizmetiçi eğitim programları düzenlenmelidir.Bu suçlarla mücadele için tüm İl Emniyet Müdürlükleri'nde uygun ortam, teknik donanım, personel ve eğitim imkanları sağlanmalıdır. Adli bilişim alanında personelin yetkinliği artırılmalıdır.Emniyet Teşkilatında, bilişim suçları konusunda idari yapılanmaya gidilerek görev paylaşımı ve organizasyonu yapılmalıdır. Bilişim suçları konusunda kurumlar arası işbirliği artırılmalıdır. Suç öncesinde, bilişim suçlarının önlenmesinde teşkilatın ve toplumun farkındalık düzeyini geliştirici süreç planlaması yapılarak çeşitli faaliyetler düzenlenmelidir.Anahtar Kelimeler: Polis, Bilişim Suçları, Suçla Mücadele, İnternet, Eğitim, Öğretim Programı
İlköğretim okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin duygusal zekâ yeterliklerinin, öğretmenlerin duygusal adanmışlık, örgütsel vatandaşlık ve iş doyumu düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, ilköğretim okul yöneticileri ve öğretmenlerin duygusal zekâ yeterliklerinin, öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları, iş doyumu ve duygusal adanmışlık düzeyleri üzerindeki etkisini belirlemektir. Betimsel nitelikteki ilişkisel tarama modelinde olan bu araştırmanın çalışma evrenini, Malatya, Elazığ, Diyarbakır ve Batman illerinde bulunan ilköğretim okullarında 2007?2008 eğitim-öğretim yılında görev yapmakta olan okul yöneticileri ve öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, çalışma evreninden oransız küme örnekleme yöntemiyle yansız olarak seçilmiş 117 okul müdürü, 202 müdür yardımcısı ve 1673 öğretmen oluşturmaktadır. 86 okul müdürü, 129 müdür yardımcısı ve 821 öğretmen tarafından doldurulan anketler geri dönmüş ve analize dâhil edilmiştir. Veriler, hiyerarşik çoklu doğrusal regresyon yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda, öğretmenlerin duygusal zekâ yeterliklerinin, onların örgütsel vatandaşlık davranışları, iş doyumu ve duygusal adanmışlık düzeylerini güçlü ve anlamlı şekilde yordadığı görülmüştür. Aracılık testlerinin sonucuna göre, duygusal zekâ ile duygusal adanmışlık arasındaki ilişkide, iş doyumu kısmi ara yordayıcıdır. Aynı zamanda, hem iş doyumu hem de duygusal adanmışlık, duygusal zekâ ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkide kısmi ara yordayıcıdırlar.Okul müdürlerinin duygusal zekâ yeterlikleri, öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları, duygusal adanmışlık ve iş doyumu düzeylerini anlamlı şekilde yordayamamaktadır. Buna karşın, öğretmenlerin en fazla etkileşimde bulundukları yöneticiler olan müdür yardımcılarının duygusal zekâ yeterliklerinin, öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları, iş doyumu ve duygusal adanmışlık düzeylerini anlamlı şekilde yordadığı görülmüştür. Öğretmenlerin iş doyumu düzeylerinin, hem müdür yardımcılarının duygusal zekâları ile öğretmenlerin duygusal adanmışlıkları arasındaki ilişkide, hem de müdür yardımcılarının duygusal zekâları ile öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkide kısmi ara yordayıcı olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Duygusal zekâ, iş doyumu, duygusal adanmışlık, örgütsel vatandaşlık davranışları.
İlköğretim kurumlarında örgütsel adaletin örgütsel bağlılık üzerine etkisi (Elazığ ili örneği)
Araştırmanın temel amacı ilköğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin Örgütsel Adalet Algılarının Örgütsel Bağlılık üzerine etkisinin olup olmadığını tespit etmektir. Bu amaçla literatür taraması yapılmış ve likert tipi anket Elazığ ili dahilinde çeşitli ilçe ve köylere de ulaşarak uygulanmuştır. 306 öğretmen üzerinde uygulanan anketlerden elde edilmiş veriler SPSS for Windows (10.) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda elde edilen verilere göre Örgütsel Adalet boyutlarının Örgütsel Bağlılık boyutları üzerine etkisinin olduğu görülmüştür. Elde edilen veriler sonucunda demografik değişkenlerden bir kısmının Örgütsel Adalet ve Örgütsel Bağlılık boyutlarında farklılıklara neden olduğu tespit edilmiştir.
İlköğretim programının eleştirel düşünmeyi geliştirmesine ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesi (Diyarbakır ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, Diyarbakır il merkezindeki resmi ilköğretim okullarında, MEB tarafından 2005-2006 eğitim-öğretim yılında uygulamaya konulan ilköğretim programının, eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeye uygun hazırlanıp hazırlanmadığını, ilköğretim sınıf ve branş öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak belirlemektir.Betimsel bir çalışma olan bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilerek geçerliği ve güvenirliği sağlanan anketle elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini, 2007- 2008 öğretim yılında Diyarbakır il merkezindeki 173 resmi ilköğretim okulunda çalışan 5031 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 26 resmi ilköğretim okulunda görev yapan 402 öğretmen oluşturmaktadır.Araştırma sonucunda elde edilen veriler; frekans, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız gruplar ?t? testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskall-Wallis testi ve Mann Whitney U testi kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin çoğunluğunun eleştirel düşünmenin geliştirilmesi ile ilgili hizmet içi eğitim almadıkları tespit edilmiştir. Okuldaki teknolojik alt yapının oluşturulması ve bu konuda uygulama için gerekli olan materyallerin karşılanması gerektiği belirlenmiştir. Sınıf mevcutları azaltılarak veya kalabalık sınıflarda grup çalışması yaptırılarak eleştirel düşünmenin kazandırılabileceği öğretmenler tarafından ifade edilmiştir.Öğretmenler, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeleri için okul yöneticilerinin çeşitli faaliyetler (teknik gezi, sportif etkinlikler, vs.) düzenlemesi gerektiği görüşüne sahiptirler.Katılımcılar, ilköğretim programının eleştirel düşünmeyi geliştirmeye uygun hazırlandığını belirtmişlerdir. Araştırmada, öğrencilere eleştirel düşünme becerilerinin kazandırılması bakımından ders kitaplarının uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Araştırmada elde edilen diğer bir sonuç, velilerin eğitime duyarlılığının arttırılması için programla ilgili bilgilendirilmesi gerektiğidir.Öğretmenlerin görüşleri arasında cinsiyet, branş, mesleki kıdem ve mezuniyet durumları değişkenlerine göre genel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır.Anahtar Kelimeler: İlköğretim Programı, Eleştirel Düşünme, Program Değerlendirme.
İlköğretim 5. ve 6.sınıf öğrencilerinin öğrenme sitillerinin belirlenmesi ve akademik başarı ile ilişkisi (Malatya ve Elazığ illeri örneği)
Araştırma 2008-2009 öğretim yılı içerisinde, Malatya'da 13, Elazığ'da 14 ilköğretim okulunda okuyan beşinci ve altıncı sınıftaki 930'u kız, 932'si erkek öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın amacı, ilköğretim beş ve altıncı sınıf öğrencilerinin öğrenme stillerinin akademik başarı ile ilişkisini belirlemek için yapılmıştır. Bu ilişkinin belirlenmesi için genel tarama yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi yansız kümeleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmada öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek amacıyla Kanadlı ve Summak tarafından güvenirlik çalışması yapılmış `'Kolb Öğrenme Stili Envanteri'' ile araştırmacı tarafından hazırlanan 17 maddelik ?Kişisel Bilgiler Formu? kullanılmıştır. Beş ve altıncı sınıf öğrencilerinin akademik başarılarını belirlemek amacıyla dört ve beşinci sınıftaki ağırlıklı yılsonu notlarının ortalaması e-okul yönetim bilgi sisteminden alınmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, öğrenme stillerinin akademik başarı seviyesinin önemli bir yordayıcısı olup olmadığını tespit etmek için çoklu regresyon analizi, öğrencilerin öğrenme stilleri arasında akademik basarı açısından anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek amacıyla ki-kare analizi, öğrencinin öğrenme biçimleri ile demografik ve sosyo-kültürel özellikleri arasında anlamlı bir ilişkiyi belirlemek amacıyla da t-testi ve varyans analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin `'pekiyi ve iyi'' derecelerinin büyük bir kısmının değiştiren öğrenme stilini olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Demografik ve sosyo-kültürel özellikler yönünden cinsiyet, baba, mesleği, anne-baba eğitimi, gelir, ders çalışma saati, plan, okuyan kardeş, çalışma odası, bilgisayar, anaokulu, doğduğu yer ile öğrencilerin öğrenme biçimlerinin ortalama ölçek puanları arasında anlamlı ilişki bulunurken, öğretmen, ev ödevi yardımı, ulaşım, bakımla ilgilenme ile öğrenme biçimleri ortalama ölçek puanları arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır.Anahtar Kelime: Öğrenme, Bellek, Stil, Öğrenme Stili, Akademik Başarı
İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin okul etkililiğine ilişkin görüşleri: Adıyaman ili örneği
Bu araştırmanın amacı; Adıyaman İli merkezindeki devlet ve özel ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin okul etkililiğinin değişkenlerinden olan yönetici, öğretmen, öğrenci, okul ortamı ve velilere ilişkin görüşlerini belirlemektir.Betimsel bir çalışma olan bu araştırmada, tarama modeli kullanılmıştır. Bu amaçla hazırlanmış olan likert tipi ölçek yardımıyla katılımcıların görüşlerine başvurulmuştur.Araştırmanın evreni 2009?2010 eğitim-öğretim yılında, Adıyaman ili Merkez İlçedeki 47 devlet ve 2 özel ilköğretim okulunda çalışan toplam 1750 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini 246 öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmada kullanılan veri toplama aracı iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, örneklemi oluşturan ilköğretim okulu öğretmenlerinin bazı demografik özelliklerinin belirlenmesine yönelik sorular yer almaktadır. İkinci bölümde, öğretmenlerin okul etkiliği ile ilgili görüşlerini saptamayı amaçlayan toplam 67 soru bulunmaktadır.Geniş bir literatür taraması yapılarak oluşturulan kuramsal yapının, kuramsal temele dayalı olarak ortaya konulmasına ve var olan durumun betimlenmesine çalışılmıştır. Verilerin analizi sonucu elde edilen bulgular frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma tekniklerinden yararlanılarak SPSS programıyla çözümlenmiştir.Analiz sonuçlarına göre ilköğretim okullarının etkililiğinin yönetici, öğretmen ve okul ortamı boyutunda orta seviyede, öğrenci ve veliler boyutunda geliştirilmesi gereken seviyesinde olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Okul Etkililiği, Okul Etkililiği değişkenleri, İlköğretim Okulları
Nurettin Topçu ve Mümtaz Turhan'ın eğitim düşünceleri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma
Bir dönemin eğitim anlayışını ortaya koyabilmenin öncelikli yollarından biri söz konusu dönemin önde gelen aydınlarının eserlerini, görüş ve önerilerini incelemektir. Çünkü aydınların eğitimle ilgili düşünceleri yaşadıkları zamanın ve sonrasının eğitim felsefesi ve programlarını büyük oranda etkilediği varsayılmaktadır. Buradan hareketle araştırmada, erken Cumhuriyet dönemi eğitim felsefesinin, programlarının ve temel düşüncelerinin anlaşılabilmesi için ilgili dönemde yaşamış ve kendine özgü görüşleriyle kitleler üzerinde etkili olmuş eğitimci düşünürlerden Nurettin Topçu ve Mümtaz Turhan'ın eğitim anlayışları kendi eserlerinden ve kendileri hakkında yapılmış araştırmalardan yararlanılarak tarama modeliyle ortaya konulmaya çalışılmıştır.Nurettin Topçu ve Mümtaz Turhan'ın eğitim anlayışlarında pek çok noktada benzerliklerin yanında farklılıkların da olduğu görülmüştür. Her iki aydın kültürle İslâm dinini bir potada eritmiş, ikisi arasında bir sentez oluşturmaya çalışmışlardır. Kendi dönemlerinde bilinçsiz bir şekilde yapılan Batılılaşma faaliyetlerine karşı çıkmışlar, değerlerin Batılılaşmaya feda edilmemesi gerektiğini vurgulamışlardır. Toplumsal gelişmenin ancak ilim yoluyla gerçekleşebileceğini bunu gerçekleştirmenin ise birinci sınıf ilim adamı yetiştirmekle ve ilim zihniyetiyle yetişmiş siyasî kadrolarla mümkün olabileceğini savunmuşlardır. Bunun için en uygun yolların, zeki öğrencileri Avrupa'ya göndermek, ülkede etkili bir eğitim sistemi oluşturmak ve kaliteli öğretmenler yetiştirmek olduğunu iddia etmişlerdir.Adı geçen aydınların her ikisi de köyün manevî kalkınmasına büyük önem vermiş, bunun ?imam-öğretmen?lerle sağlanabileceğini savunmuşlardır. Üniversitelerde bilimsel zihniyetin yeşerebileceği bir ortam oluşturulması ve bu kurumların bilim merkezi haline getirilmesi gerektiğini vurgulamışlardır.Araştırma sonucunda Nurettin Topçu ve Mümtaz Turhan'ın bazı konularda farklı düşündükleri de tespit edilmiştir. Mümtaz Turhan kültürden kopmamak şartıyla Avrupa biliminin ve bilim zihniyetinin alınabileceğini, öğretmenlerin yetiştirilmesi ve üniversite öğrencilerinin barınma problemlerinin çözümünde Alman ve Anglo-Sakson sistemlerinin metot ve tecrübelerinden yararlanılabileceğini savunmuştur. Ancak Nurettin Topçu buna karşı çıkmıştır. Ona göre yerli bir ilim metodu ve kavramsal yapı oluşturulmadan gerçek bir ilerlemenin yakalanması mümkün değildir.Nurettin Topçu ve Mümtaz Turhan'ın eğitime yönelik görüş ve önerilerinin özellikle 1970'lerden sonraki eğitim programlarında ve uygulamalarında kısmen etkili olduğu görülmüştür. Nurettin Topçu'nun öğretmenliğin bir meslek haline getirilmesi ve öğretmen olacak kişilere lisanstan sonra bir sınav uygulanması gerektiği görüşleri ve Mümtaz Turhan'ın ortaokulun kaldırılması, zeki öğrencilerin üniversitelere alınması için sınavları hazırlayan bir birimin oluşturulması gerekliliği (ÖSYM)ve tüm üniversiteleri kontrol eden bir mekanizmanın oluşturulması zorunluluğu (YÖK) bu düşünürlerin günümüzde kullanılan görüşlerine örnek gösterilebilir.Anahtar Kelimeler: Eğitim, Erken Cumhuriyet Dönemi Eğitim Felsefesi, Nurettin Topçu, Mümtaz Turhan, Batılılaşma, İlköğretim, Ortaöğretim, Üniversite.
Ortaöğretim kurumlarına geçiş sisteminde uygulanan sınavların ailelere maliyetinin ailelerin toplam eğitim harcamaları içindeki payı
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 6, 7 ve 8. sınıflarda OKS/SBS'ye hazırlık kapsamında ailelerin yaptığı harcamaların türlerini ve miktarlarını belirlemek ve bu harcamaların ailelerin yaptığı toplam eğitim harcamaları içindeki payını ortaya koymaktır.Araştırmanın çalışma grubunu 2007?2008 eğitim öğretim yılında Ankara ili Çankaya ve Keçiören İlçelerinden yansız örneklem yoluyla seçilen altı ilköğretim okulu ve bu okullarda öğrenimine devam eden 6, 7 ve 8. sınıflardaki 600 öğrencinin ailesi oluşturmuştur. Araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilen ?İlköğretim 6, 7, 8. Sınıflarda Ailelerin Yaptığı Eğitim Harcamalarını Belirleme Anketi? kullanılmıştır. Öğrencilerin OKS ve SBS'ye hazırlık kapsamında yaptığı çalışmaların türlerinin ve sürelerinin frekans ve yüzde dağılımları ile velilerin yaptıkları harcamaların miktarı, verilerin özelliklerine göre tablolaştırılmıştır.Araştırma sonucunda toplanan 492 anketten elde edilen bulgulara göre; OKS/SBS'ye hazırlık için ilköğretim 6, 7, 8. sınıf öğrencilerinin %75,2'sinin okulda açılan kursa, dershaneye, etüt merkezine gitmekte ve/veya özel ders almakta olduğu tespit edilmiştir. Ailelerin çocukları için yaptıkları özel harcama miktarının (öğrenci başına) ortalama olarak 4478,18 YTL; öğrenci başına kurs, dershane, özel ders ve etüt merkezi için yapılan ödemeler toplamının ise ortalama olarak 3051,05 YTL olduğu görülmüştür. Bu harcama miktarlarına göre öğrenci başına kurs, dershane, özel ders ve etüt merkezi için yapılan ödemeler toplamının toplam özel harcama içindeki payı %68,13 olmaktadır. Öğrenci başına yapılan toplam özel harcama miktarının yarısından fazlasının kurs, dershane, özel ders ve etüt merkezleri için yapılması OKS/SBS'ye hazırlık kapsamında ailelerin yaptığı harcama miktarının büyüklüğünü ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler: İlköğretimde maliyet, ilköğretimde özel harcamalar, ortaöğretim kurumlarına geçiş sistemi.
Öğrencilerin hayat bilgisi dersinde eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini kazanma düzeylerine ilişkin öğretmen görüşleri (Elazığ ili örneği)
Bu araştırmanın temel amacı, 1. ,2. ve 3. Sınıf öğrencilerinin Hayat Bilgisi dersinde eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini kazanma düzeylerini belirlemektir. Hayat Bilgisi dersinde eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini belirlemek için öğretmen görüşleri alınarak bu görüşler incelenmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini Elazığ ili merkezindeki resmi ilköğretim okullarında 2009 ? 2010 eğitim-öğretim yılında 2., 3. ve 4. sınıfları okutup aynı zamanda bir önceki eğitim-öğretim yılında da aynı sınıfın Hayat Bilgisi dersine girmiş 595 öğretmen oluşturmuştur. Bu öğretmenlere uygulanan anketlerden elde edilen veriler SPSS programı yardımıyla frekans, yüzde, ortalama, t testi ve varyans analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini kazanmaya dair öğretmen görüşlerinin genel olarak olumlu olduğu görülmüştür.Eleştirel Düşünmeye ilişkin 3.Sınıf kazanımlarının eğitim bölgelerine göre sonuçlarında; yaratıcı düşünmeye ilişkin 1. sınıf kazanımlarının cinsiyete göre sonuçlarında ve 3. sınıf kazanımlarının eğitim bölgelerine göre sonuçları incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Eleştirel ve yaratıcı düşünme becerisini olumlu etkileyen drama ve grup çalışmalarına etkinliklerde daha fazla yer verilmesi kazanımların gerçekleşme düzeylerini arttırıp, kalıcılığını sağlayabildiğinden öğretmenlerin ders içi etkinliklerde drama ve grup çalışmalarına daha fazla yer verilmesi önerilmiş. Ayrıca ailelerin öğrencilere karşı olumlu tutum ve desteği akademik başarılarını önemli oranda etkilediğinden aileler ile okul işbirliğinin sağlanıp, birlikte koordineli davranılması faydalı olabileceği vurgulanmıştır.
Tıp fakültesinde görev yapan öğretim üyelerinin çatışma çözme becerileri
Bu araştırmanın amacı, tıp fakültesi'nde görev yapan öğretim üyelerinin çatışmayı çözme becerilerini saptamak ve bazı demografik değişkenlere dayalı olarak incelemektir. Bu amaçla Robt. E. Quin tarafından geliştirilen `'Çatışma Yönetimi Stratejileri'' anketi uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini 2007-2008 eğitim-öğretim yılında ülkemizdeki tıp fakültelerinde görevli profesör, doçent, yardımcı doçentler ve öğretim elemanları oluşturmaktadır. Araştırmaya örneklem teşkil eden grup yığın içinden tesadüfi olarak seçilmiştir. Analiz ve değerlendirmelerde sıklık dağılımları, merkezi ve yaygınlık ölçüleri ile bağımsız gruplarda t-testi, tek yönlü varyans analizi ve pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır:Tıp Fakültelerinde eğitici olarak görev yapan öğretim üyeleri karşılaştıkları çatışma durumlarında en sık çözüme yönelik stratejiyi seçtikleri; erkek öğretim üyeleri, kadın öğretim üyelerine göre çatışma istemeyen bir tutum içerisinde olduğu; katılımcıların yaşı ilerledikçe çözüme yönelik stratejinin daha çok tercih edildiği; akademik statü yükseldikçe, daha çatışmacı stratejilerin kullanıldığı; görev süresi uzadıkça kontrollü stratejinin daha az seçildiği; öğretim üyelerinin yönetsel görevlerinin türü çatışma yönetimi stratejisini belirlemede etkili olduğu; dahili bölümler daha çok çözüme yönelik stratejiyi kullanırken, cerrahi bölümler kontrollü stratejiyi tercih ettiği; öğretim üyelerinin akademik yaşamları süresince çatışma yaşamış olmaları seçtikleri stratejiyi belirlemede etkili olduğu ve çatışma yaşamayan ile yaşayan ve kısmen yaşayan arasında kontrollü strateji açısından farklılıklar bulunduğu; daha önce çatışma yönetimiyle ilgili eğitim almış olmaları seçilen çatışma yönetimi stratejisini etkilediği; eğitim almak isteyenler ile kısmen isteyen ve istemeyenlerden kontrollü strateji açısından fark görüldüğü; öğretim üyelerinin motivasyonunu ve performansını etkilemesine göre çatışma yönetimi stratejilerinin de farklılaştığı; ?Çatışma Yönetimi? ya da ?Eğitim Yönetimi? konularında eğitim alma ihtiyacı duyan öğretim üyelerinin daha çok kontrollü stratejiyi seçtikleri sonuçlarına ulaşılmıştır.
Türk Eğitim Derneği tarihi
Araştırmada Türk Milli Eğitim Politikasının bir sonucu olarak Cumhuriyet'in ilk yıllarında kurulan Türk Eğitim Derneği'nin geçirdiği tarihsel sürecin, gerek yapısal gerekse işlevsel olarak değerlendirilmesi yapılmıştır.Bu araştırma, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel şartlar göz önünde bulundurularak Türk Eğitim Derneği'nin hangi şartlarda ve ne amaçla kurulduğu, ilk kurulduğu yıllarda ne gibi çalışmalar yaptığı ve günümüze kadar nasıl bir gelişim gösterdiği ile TED Genel Merkez Yönetim Kurulları ve Genel Başkanları hakkındaki bilgileri içermektedir.İncelenen bu süreçte uygulanan Milli Eğitim politikaları ile eğitimde sürekli söz sahibi olmak isteyen azınlık ve yabancı okullarının faaliyetleri de göz önüne alınarak değerlendirme yapılmış, değerlendirmelere söz konusu dönemde yayınlanmış olan konu ile ilgili kanunlar, meclis konuşmaları, okul yıllıkları, Genel Kurul ve Yönetim Kurulu kararları ve Genel Kurul faaliyet raporları esas teşkil etmiştir. Veri analizi, tarihsel analiz modeline uygun olarak yapılmıştır.
Öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri ile yöneticileri için algıladıkları dönüşümcü ve etkileşimci liderlik stilleri arasındaki ilişki (Karabük ilköğretim okulları örneği)
Bu betimsel araştırma, ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin görüşlerine dayalı olarak; okul yöneticilerinin dönüşümcü ve etkileşimci liderlik boyutlarında liderlik özelliklerini gösterme düzeyini, öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerini, yöneticilerin dönüşümcü liderlik davranışları ile öğretmenlerin tükenmişlik düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını ve yöneticilerin etkileşimci liderlik davranışları ile öğretmenlerin tükenmişlik düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır.Bu araştırmanın evrenini Karabük merkez ilçe ve Karabük sınırları içerisindeki Safranbolu, Eflani, Ovacık, Yenice ve Eskipazar ilçelerinde 2007-2008 öğretim yılında 73 ilköğretim okulunda görevli 1206 ilköğretim öğretmeni oluşturmaktadır. Evrendeki öğretmenlerden tabakalı örnekleme yöntemi ile 450 öğretmen belirlenmiş, bunların arasından değerlendirmeye alınan 416 anketten araştırma için gerekli veriler elde edilmiştir. Araştırmada, veriler, üç bölümden oluşan bir anket (Ek-I) aracılığı ile toplanmıştır. Ankette Kişisel Bilgi Formu, Çoklu Faktör Liderlik Anketi ve Maslach Tükenmişlik envanteri - öğretmen formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 10.00 programından yararlanılmıştır. Araştırmada frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama (x), standart sapma (s) ve Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı (r) hesaplanmıştır.Araştırma sonucunda; 1) Okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik davranışlarını, etkileşimci liderlik davranışlarından daha fazla gerçekleştirmekte oldukları; dönüşümcü liderliğin alt boyutlarından en fazla idealleştirilmiş etki (davranış)'ı en az bireysel desteği; etkileşimci liderliğin alt boyutlarından en fazla koşullu ödülü, en az ise tam serbestlik tanıyan liderlik (laissez - faire)'i gerçekleştirdikleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin sonuçlara ilişkin görüşlerinde en fazla gerçekleşen alt boyutun etkililik, en az gerçekleşen alt boyutun ise ekstra çaba olduğu saptanmıştır. 2) Öğretmenlerin duygusal tükenme ve duyarsızlaşma düzeylerinin düşük, kişisel başarı tükenmişlik düzeylerinin yüksek olduğu görülmektedir. 3) Dönüşümcü liderliğin alt boyutlarının tümünün duygusal tükenme ile negatif, kişisel başarı ile ise pozitif ve anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Okul yöneticilerinin bireysel destek, telkinle güdüleme ve idealleştirilmiş etki (atfedilen) davranışlarının görülme sıklığı arttıkça, öğretmenlerin duyarsızlaşma yaşama düzeylerinin azaldığı saptanmıştır. 4) Koşullu ödülün, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile düşük düzeyde negatif; kişisel başarı ile ise düşük düzeyde pozitif ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. tam serbestlik tanıyan liderliğin duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile düşük düzeyde pozitif ilişkiye sahip olduğu belirlenmiştir. İstisnalarla yönetim (aktif/pasif) ile tükenmişliğin hiç bir alt boyutunda anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.
Sosyal bilgiler ders kitaplarının sosyal kavramlar açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 1968 yılı, 1998 yılı ve 2004 yılı programlarına göre hazırlanmış Sosyal Bilgiler ders kitaplarında sosyal kavramların; niceliksel değişimlerini ve nasıl ifade edildiklerini görmektir.Çalışmanın evrenini 1968-2004 yılları arasında ilköğretim okullarında okutulan Sosyal Bilgiler ders kitapları oluşturmuştur.Çalışmanın sonucunda 2004 program değişikliği ile yenilenen ders kitaplarında evrensel değerlere ve demokratik değerlere yapılan vurgunun arttığı, ekonomi konuları ve ekonomik hedeflerin eski programlara oranla daha öncelikli bir noktaya geldiği, Ulus?devlet paradigmasına dayanan ekonomi anlayışının değiştirilerek küresel bir ekonomi yapısı oluşturulmaya çalışıldığı görülmüştür. Küreselleşme adı altında kültürel ve siyasal anlamda da milli kültürü ve milli kimliği yeniden anlamlandırma çabaları görülmüştür. Nitekim bu çabalar insan hakları ve farklılıklara saygı gibi söylemlerle ders kitaplarında kendini göstermiştir. Ayrıca kültürel farklılıklara yapılan vurgu ile millet kavramından sıyrılıp dünya vatandaşı olma durumunun kitaplarda öne çıktığı görülmüştür. Dünya ile bütünleşme çabası ile daha liberal bir milliyetçilik anlayışının öne çıktığı dikkati çekmiştir.
Okul yöneticilerinin liderlik yaklaşımlarının okul-çevre ilişkileri üzerinde etkisinin değerlendirilmesi
Okul-çevre ilişkilerinin önemi gittikçe artmaktadır. Okullar çevresini etkileyen ve yakın çevresinden etkilenen kurumlardır. Okulun başarısı, çevresiyle kurmuş olduğu etkileşime bağlı olarak artmaktadır. Okullar yakın çevrenin desteğini almak ve okul toplumu ile bütünleşmek istiyorlarsa, dünyadaki gelişmelerden haberdar olmak zorundadırlar.Okul-çevre ilişkilerini etkileyen birçok değişken olmasına rağmen, bunlardan en önemli ikisi, yönetici ve öğretmenlerdir. Yöneticiler; okulun yönetim, öğretim ve denetiminden birinci derecede sorumlu kişiler olarak görülmektedir. Okulda çalışmaya uygun bir kültürün yaratılması, eğitim faaliyetlerinin kalitesinin artırılması ve yakın çevreyle etkileşim içinde bulunulması, lider yöneticilerin varlığına bağlıdır.Ülkemizde okul-çevre ilişkilerini konu alan sınırlı düzeyde araştırmaya rastlanmıştır. Bu çalışmaların büyük bir çoğunluğu, okul-aile işbirliğine yönelik çalışmalardır. Okul-çevre ilişkileri denilince, okul toplumunu da içine alan daha geniş bir ilişkiler ağı akla gelmektedir. Yapılan çalışmalar bir modele bağlı olarak yürütülmediğinden, bu araştırma sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılmaları mümkün de görünmemektedir. Böyle bir çalışmanın amacı, okul-çevre ilişkilerini bir modele bağlı olarak araştırmaktır.Okul-çevre ilişkilerinin etkili olarak yürütülmesi ile okul yöneticilerin liderlik yaklaşımları arasında bir ilişkinin olup olmadığı merak edilen konulardan birisidir. Bu araştırma ile okul yöneticilerini sahip olduğu liderlik yaklaşımları (dönüşümcü ve işlemci) ile okul-çevre ilişkilerinin geliştirilmesi arasında bir ilişki olup olmadığı, öğretmen ve yönetici görüşlerine dayalı olarak incelenmeye çalışılmıştır.Araştırmanın evreni, Samsun ili, merkez ilçelerde yer alan 80 ilköğretim okulunda görevli 2893 öğretmen ve 159 yöneticidir. Bu okullar, eğitim bölgeleri esas alınarak (Canik, ilkadım ve Atakum) gruplanmış ve bunların içinde 25 okul şans yoluyla örneklem olarak seçilmiştir. Bu okullarda görevli 1130 öğretmen ve 68 okul yöneticisinin görüşleri değerlendirilmiştir.Araştırmada, J. Epstein tarafından geliştirilmiş bir modele dayalı, ?Okul, aile ve toplum ilişkileri? anketi ile Bass ve Avolio'nun geliştirdiği ?Dönüşümcü- İşlemci Liderlik? anketi kullanılmıştır. Ölçeklerin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış ve yeterli düzeyde olduğuna kanaat getirildikten sonra uygulanmıştır.Toplanan verilerin normal dağılım göstermesi ve parametrik testlerin gerektirdiği koşullarısağlamasına bağlı olarak, betimsel ve anlam çıkarıcı istatistik tekniklerden; aritmetik ortalama, standart sapma, Pearson Momentler Çarpımı korelasyon, tek ve çok yönlü varyans analizi ve t-testi kullanılmıştır. Bunlar, sosyal bilimlerce kabul edilen ölçütlere göre yorumlanmıştır.Araştırma bulgularına göre; okul-çevre ilişkileri yönetici ve öğretmen algılarına göre yeterli düzeyde yürütülmektedir. Okul yöneticilerinin liderlik davranışlarını gerçekleştirme düzeyleri, yönetici ve öğretmen algılarına göre değişiklik göstermektedir. Yöneticilerin liderlik yaklaşımları ile okul-çevre ilişkilerinin geliştirilmesi alt boyutları arasında, anlamlı bir ilişki bulunurken, yalnız ?toplumla ortaklık ve işbirliği kurma? alt boyutu arasında bir ilişki bulunamamıştır. Yöneticilerin sahip olduğu liderlik yaklaşımlarının, okul-çevre ilişkilerini geliştirme alt boyutlarını yordamasına ilişkin bulgulara bakıldığında, öğretmen ve yönetici algıları arasında farklılıklar görülmektedir. Denekler, daha çok işlemci liderlik özelliklerinin okul-çevre ilişkilerinin geliştirilmesi alt boyutlarının önemli bir yordayıcısı olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmen algılarının okul yöneticilerinin algılarına göre daha yüksek olduğu görülmüştür.Araştırma bulgularına dayalı olarak; okul-çevre ilişkilerinin geliştirilmesinde aynı modelin ülkemizde de uygulanması, benzer araştırmaların farklı evrenler kullanılarak yapılması, okul yöneticilerinin seçimi ve yetiştirilmesinde liderlik özelliklerinin dikkate alınması, okul-çevre ilişkilerinin geliştirilmesinde etkili olan farklı değişkenlerle benzer araştırmaların yapılması önerilmiştir.
1950 ile 1960 yılları arası ortaokul tarih dersi kitaplarında yer alan milli kimlik kavramının içerik analizi
Bu araştırmada, milli kimlik- eğitim ilişkisinden hareketle 1950?1960 yıllarını kapsayan dönemde devletin milli kimlik temellerini nasıl kurgulandığı, bu doğrultuda milli kültürün Türk kimliğinin, dilsel, tarihsel ve kültürel bağlamda nasıl bir yapıda olmasını istediği ve bunu eğitim sürecinde öğrencilere tarih ders kitaplarındaki konular aracılığıyla nasıl aktardığını araştırmak çalışmanın temel amacıdır.Milli değer ifadelerinin açık seçik ve sıkça kullanılabileceği bir ders olması bakımından, tarih dersi inceleme alanı olarak seçilmiştir.Çalışmanın kavramsal çerçevesinde; geçmişten günümüze tarih anlayışı ve tarih eğitimi dönemler itibariyle ele alınmıştır. Kimlik çeşitleri ve milli kimlik anlayışı ele alınmıştır. Değer ve değerler kavramları hakkında bilgi verilmiştir. Milli değer olarak ele alınabilecek kavramlar değerlendirilmiştir. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini; Türkiye'de 1950?1960 yılları arasında ortaokulların 1?2 ve 3. (İlköğretim 6?7?8) sınıflarında okutulan tarih ders kitapları oluşturmuştur. Veriler literatür taraması sonucu elde edilmiştir. İçerik analizi ile veriler nicel ve nitel olarak değerlendirilmiştir.Sonuç olarak; A. Tarih ders kitapları üzerinden eğitim sürecinde gerçekleştirilmeye çalışılan; erken Cumhuriyet dönemi ve 1950?1960 dönemi tarih ders kitaplarının iki temel hedef doğrultusunda kurgulandığı söylenebilir. Birincisi; yeni bir millet ve kimlik inşası; ikincisi ise bu millet içinden yeni bir yurttaşın yaratılmasıdır. Bu iki temel birbirine eş zamanlı olarak kurgulanmaya çalışılmıştır. B. Vatanı korumak ve geliştirmek en kutsal görev olarak işlenmiştir. C. Türk dili, Türkler arasında milli benlik yaratan bir güç ve Türklerin millet olabilmelerinde en önemli öğe olarak verilmiştir.
İlköğretim okul yöneticilerinin bilişim teknolojilerinin eğitim amaçlı kullanılmasına etkisi
Milli Eğitim Bakanlığı'nca kurulan Bilgi Teknolojisi sınıflarının kullanımına ilişkin talimatların yerine getirilmesinde ve Bilgi Teknolojisi sınıflarının amacına uygun sağlıklı bir şekilde kullanılmasında liderlik görevi okul müdürlerine düşmektedir. Bu çalışmada; ilköğretim okul yöneticilerinin, teknolojinin eğitime entegrasyonu sürecinde Bilişim Teknolojilerinin kullanımına etkisi incelenmiştir.Bu araştırma, 2007-2008 eğitim-öğretim yılı Ankara İli merkez ilçelerindeki BT sınıfı bulunan 7 devlet okulu ve 1 özel okul olmak üzere toplam 8 ilköğretim okullunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada bu okullarda görev yapan 19 okul yöneticisine anket uygulanmıştır. Anket uygulanan yöneticilerden 13'ü ile ve bu okullarda görev yapmakta olan 15 öğretmenle birebir görüşme yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans ve yüzde istatistiksel teknikleri kullanılmıştır.Araştırmada okul yöneticilerinin Bilgi Teknolojilerinin öğretimde kullanılması ve eğitimdeki rolü, öğretmen ve öğrenciler üzerinde BT sınıflarının etkisi hakkında olumlu görüşlere sahip olduğu görülmüştür ancak verilen eğitimler, okuldaki donanım ve yazılım konusunda olumlu görüş belirtmedikleri görülmüştür.Araştırmada, okul yöneticilerinin BT entegrasyonu sürecinde görev ve sorumluluklarını daha iyi yerine getirmeleri için; BT entegrasyonu konusunda verilecek hizmet içi eğitimlerin, yöneticilerden beklenen görevleri yerine getirebilmelerine yardımcı olacak içeriklerle verilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.
Hemşirelerin tükenmişlik düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin incelenmesi
Bu araştırma, hemşirelerin tükenmişlik düzeylerini ve problem çözme becerilerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve tükenmişlik ile problem çözme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma grubunu Manisa ili sınırları içerisinde bulunan Merkez Yataklı Tedavi Kurumları ve Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde çalışan 327 hemşire oluşturmuştur. Araştırmada, hemşirelerin tükenmişlik düzeyini ölçmek amacı ile Maslach Tükenmişlik Ölçeği, hemşirelerin problem çözme becerilerini ölçmek amacı ile Problem Çözme Envanteri ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi, Tukey HSD testi, Kruskal Wallis H testi ve Pearson Momentler Çarpımı tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırmada, hemşirelerin duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma ve kişisel başarı düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin medeni duruma göre farklılaşmadığı; eğitim durumuna göre yalnızca kişisel başarı düzeylerinin farklılaştığı bulunmuştur. Hemşirelerin meslekte geçirdikleri süreye göre duyarsızlaşma ve kişisel başarı düzeylerinin farklılaştığı, nöbet tutup tutmama ve ne sıklıkta tutulduğuna bağlı olarak kişisel başarı düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin farklılaştığı saptanmıştır. Hemşirelerin duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma ve kişisel başarı düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin çalışma yerlerinin fiziksel koşullarından, hasta ve hasta yakınlarının davranışlarından, meslektaşlarıyla, hekimlerle ve yöneticilerle ilişkilerinden memnun olup olmama durumuna bağlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Son olarak hemşirelerin tükenmişlik düzeyleri ve problem çözme becerileri arasında ilişki olduğu; problem çözme becerileri arttıkça duygusal tükenmişlik ve duyarsızlaşma düzeylerinin azaldığı, kişisel başarı düzeylerinin ise arttığı bulunmuştur.
Öz-belirleme kuramı çerçevesinde ihtiyaç doyumu, içsel güdülenme ve bağlanma stilllerinin üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluşlarına etkileri
Bu araştırma öz-belirleme kuramı çerçevesinde ihtiyaç doyumu, içsel güdülenme ve bağlanma stillerinin üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluşlarına olan etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu 2007-2008 eğitim-öğretim yılında Gazi Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinden 404 kadın, 234 erkek olmak üzere 638 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada ?İhtiyaç Doyumu Ölçeği?, ?Güdülenme Kaynakları ve Sorunları Ölçeği?, ?İlişki Anketi? ve ?Öznel iyi Oluş Ölçeği? kullanılmıştır. Veriler hiyerarşik regresyon yöntemiyle analiz edilmiştir.Yapılan analiz sonrasında, ihtiyaç doyumu alt boyutları olan özerklik, yeterlik ve ilişkili olma ile öznel iyi oluş arasında olumlu yönde ve anlamlı ilişki bulunmuş, ayrıca ihtiyaç doyumunun öznel iyi oluşu açıklamada büyük önem taşıdığı ortaya çıkmıştır. Güdülenmenin alt boyutları olan içsel güdülenme, dışsal güdülenme ve güdülenememe ile öznel iyi oluş arasında olumlu yönde ve anlamlı ilişki bulunmuş, ayrıca içsel güdülenme ve güdülenememenin öznel iyi oluşu açıklamada önem taşıdığı ortaya çıkmıştır. Bağlanma stillerinin alt boyutları olan güvenli bağlanma ile öznel iyi oluş arasında olumlu; kayıtsız, korkulu ve saplantılı bağlanma ile negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuş, ayrıca sadece güvenli bağlanmanın öznel iyi oluşu açıklamada önem taşıdığı ortaya çıkmıştır.Anahtar kelimeler: Öz-belirleme, ihtiyaç doyumu, güdülenme, bağlanma stilleri, öznel iyi oluş.
İlköğretim 6, 7, 8. sınıf öğrencilerinin zorbalık düzeylerinin yordanması (Konya ili Cihanbeyli ilçesi ilçe merkez örneği)
Bu araştırmada, zorbalık türü olayların genel olarak ve öğrencilerin cinsiyetlerine göre okulun hangi alanlarında ve ne sıklıkta meydana geldiği saptanarak; öğrencilerin zorba kişilik, kendine güven ve zorbalıktan kaçınma düzeyleri; cinsiyet, ailenin algılanan gelir düzeyi, algılanan akademik başarı durumu, hatalı davranışın sıklığı, yetişkin etkileri değişkenleri açısından açıklanmıştır.Araştırma, Konya ili Cihanbeyli ilçesi, ilçe merkezindeki altı resmi ilköğretim okulunun 6. 7. ve 8. sınıflarında eğitim gören 367'si kız ve 396'sı da erkek olmak üzere toplam 763 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada, öğrencilerin zorbalık düzeyleri Koç(2006) tarafından geliştirilen ve üç alt ölçekten "Zorba Kişilik", "Kendine Güven" ve "Zorbalıktan Kaçınma" oluşan "Öğrenci İlişkileri Tutum Ölçeği" ile belirlenmiştir. Öğrenci İlişkileri Tutum Ölçeği'nin lise öğrencilerine yönelik geçerlik ve güvenirlik çalışmaları Koç(2006) tarafından yapılmıştır. Bu araştırma ilköğretim öğrencileri üzerinde yapıldığından araştırmacı tarafından yeniden geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Öğrencilerin kişisel niteliklerine ilişkin bilgiler ise Koç(2006) tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Her bir açıklanan değişken tek, açıklayıcı değişkenlerin de tümü birlikte istatistiksel işleme alındığı için de öğrencilerin "Zorbalık Kişilik", "Kendine Güven" ve "Zorbalıktan Kaçınma" düzeyleri "çoklu regresyon analizi" yöntemi ile açıklanmıştır.Araştırmanın birinci alt problemi olan okulda zorbalığın genel olarak ve cinsiyete göre meydana geldiği alanlar ve sıklığına ilişkin bulgular incelendiğinde; zorbalığın % 76.86 ile okul içi ve % 23.14 ile de okul dışı alanlarda meydana geldiği görülmüştür. Zorbalığın meydana geldiği alanlar ve sıklığı, cinsiyet değişkeni temel alınarak incelendiğinde ise; zorbalık alanlarına yönelik görüşler açısından öğrencilerin cinsiyetlerinin önemli bir farklılık göstermediği görülmüştür. Kızlar ve erkeklerin dağılım oranlarının belirli bir ölçüde farklılaştığı zorbalık alanları olarak; okulun dönüş yolu, oyun alanları ve diğer yerler sayılabilir. Bu alanlarda kızlar, erkeklere oranla zorbalığın daha az meydana geldiğini düşünmektedirler.Zorba kişiliğin, yordayıcı değişkenleri önem sırasına göre; yetişkin etkisi, başarı, hatalı davranış sıklığı, cinsiyet, anne tutumu, okul, baba tutumu, gelir ve sınıf şeklindedir. Yetişkin etkisi, başarı, hatalı davranış sıklığı, cinsiyet, anne tutumu, okul, değişkenlerinin zorba kişiliğin anlamlı birer yordayıcısı oldukları, bununla birlikte zorba kişilik puanlarını düşük düzeyde yordama gücüne sahip oldukları söylenebilir.Kendine güvenin, yordayıcı değişkenleri önem sırasına göre; yetişkin etkisi, hatalı davranış sıklığı, başarı, cinsiyet, anne tutumu, sınıf, okul, baba tutumu ve gelir şeklindedir. Değişkenlerden yalnızca yetişkin etkisi, hatalı davranış sıklığı, başarı ve cinsiyet değişkenlerinin kendine güven puanlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu, bununla birlikte kendine güven düzeylerini bu değişkenlerin de düşük düzeyde yordama gücüne sahip olduğu söylenebilir.Zorbalıktan kaçınmanın, yordayıcı değişkenleri önem sırasına göre; hatalı davranış sıklığı, yetişkin etkisi, cinsiyet, başarı, okul, anne tutumu, baba tutumu, sınıf ve gelir şeklindedir. Yordayıcı değişkenlerden hatalı davranış sıklığı, yetişkin etkisi, cinsiyet ve başarı dışında diğer 5 değişkenin zorbalıktan kaçınma düzeylerinin anlamlı bir yordayıcısı olmadığı, anlamlı yordayıcı konumunda bulunan değişkenlerin ise zorbalıktan kaçınma puanlarını düşük düzeyde yordama gücüne sahip oldukları söylenebilir.Araştırma sonuçları, ilköğretim öğrencileri için olası okul zorbalığını önleme ve müdahale etmeye yönelik yöntemlerin neler olması gerektiğine ilişkin önemli ipuçları vermektedir. Çalışmada elde edilen bulgular (önceki araştırmalarda olduğu gibi) zorbalığı açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Dolayısı ile bulguları netleştirecek yeni araştırmaların yapılması konunun özümsenmesini sağlayacaktır. Bu durum da, okul zorbalığını önlemede bizlere yardımcı olacaktır. Araştırmanın sonuçlarına göre; okul içi alanlar başta olmak üzere, hem okul içi hem de okul dışı alanlarda öğretmen ve diğer yetişkinlerin gözetimlerinin arttırılması faydalı olacaktır. Günümüzde yaygın bir durum olarak karşımıza çıkan ancak fikir birliğine varılmamış bir konu olan zorbalık hakkında öğrenci, öğretmen ve veliler bilgilendirilmelidir. Bununla amaçlanan zorbalık konusunda öğrenciler üzerinde olumlu yetişkin etkileri sağlayabilmektir. Öğrenciler arasındaki zorbaca davranışları engellemek için; öğrencilere sorun çözme, kendini uygun biçimde ifade edebilme ve iletişim becerileri kazandırmak etkili yöntemlerin başında gelmektedir.Zorbalıkla mücadele oldukça zor ve karmaşık bir iştir. Başarının kaçınılmaz yolu; okul personeli (öğretmen-idareci-hizmetli), öğrenciler ve velilerin ortak hareket etmesinden geçer. Günümüzde zorbalık öyle bir boyuta ulaşmıştır ki; her kurumun kendi şartlarına göre; tespit, müdahale ve mücadele çalışmaları uygulaması gerekmektedir.
Popüler kültür içerisindeki rock müzik topluluklarının Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi 9.,10. sınıf öğrencilerinin resimlerine etkisi
Araştırmada Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi'nde öğrenim gören 9. Sınıf ve 10. Sınıf öğrencilerinin resimlerine Popüler Kültür içerisindeki Rock Müzik topluluklarının etkisinin olup olmadığı, etkinin hangi yönde ve düzeyde olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır.Araştırmanın evreni Türkiye'deki Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinin 9. sınıf ve 10. sınıf öğrencileridir.. Örneklemi ise Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi 9.sınıf ve 10.sınıfta okuyan öğrencileri oluşturmaktadır.Araştırmada örneklem olarak Orta Öğretim sınıf düzeyleri içerisinden 9.sınıf ve 10. sınıf düzeylerinin belirlenmesinin başlıca sebebi, popüler kültürün egemen müzik tarzlarından biri olan Rock müziğinin çeşitli etkilerinin giderek daha küçük yaştaki öğrencilerde gözlemlenebiliyor olmasıdır. İlköğretimden Ortaöğretime yeni geçiş yapmış öğrencilerde bu etkinin açık ve net görüleceği varsayımı ile hareket edilerek Orta Öğrenimin ilk düzeyleri olan 9.sınıf ve 10.sınıf belirlenmiştir.Sosyal, psikolojik ve kültürel boyutları olan bu etkilerin öğrencilerin giyim, davranış konuşma biçimlerinde görüldüğü gibi resimlerine de yansımasının kaçınılmaz olacağı düşüncesi ile bu etkinin araştırılmasında, kendin alanında ilk teşkil eden bu araştırmanın eğitim bilimlerine katkı yapacağı ve araştırmalara ışık tutacağı düşünülerek yola çıkılmıştır.Araştırmanın ana verilerini Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi'nde 9.sınıf ve 10.sınıflarda yapılan resim çalışması yoluyla elde edilen öğrenci resimleri oluşturmaktadır.Öğrencilerin Rock müzik dinlemeden yapmış oldukları resimler ile Rock müzik dinledikten sonra yapmış oldukları resimler arasındaki farklılıklar karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmanın esasını Rock kültürünün, görsellerinin resim öğeleri olarak öğrencilerin çalışmalarına yansıması oluşturmaktadır. Öğrencilerin Rock müzik dinlemeden önce yaptıkları resimlerde kullandıkları unsurları Rock müzik dinledikten sonra da kullanıp kullanmadıkları ya da kullanımlarında artış ya da azalma görülüp görülmediği saptanmaya çalışılmıştır.Öğrencilerin Rock müzik ve kültürüne bakış açıları, ilgi ve etkilenim düzeyleri anket sorularına verdikleri cevapların analizi yoluyla değerlendirilmeye tabi tutulmuştur.Öğrenci sayısının azlığı nedeniyle sınırlı olmakla birlikte elde edilen veriler (öğrenci resimleri) ışığında, öğrenci resimlerinde yer alan unsurların, göze çarpan özelliklerin Rock müzik ile bağlantılı yönleri eşleştirmeler yoluyla ortaya konulmaya çalışılmıştır.Yapılan araştırmada Rock müzik ve kültürünün büyük kentlerdeki orta öğrenim gençliğinin duygu ve düşünce dünyasına sosyal, psikolojik ve kültürel boyutlarıyla çeşitli yönlerde etkide bulunduğu, bunun doğal bir sonucu olarak resim çalışmalarına belirgin biçimde yansıdığı görülmüştür.
Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden altı yaş grubu çocukların bellek gelişimine bellek eğitiminin etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden altı yaş grubundaki çocukların bellek gelişimine, bellek eğitiminin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın örneklemi, Karabük İl merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı iki anaokulu ve iki anasınıfına devam eden çocuklar arasından tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 52 çocuktan oluşmuştur. Çocukların 13'ü kız, 13'ü erkek olmak üzere 26'sı deney grubuna, 13'ü kız, 13'ü erkek olmak üzere 26'sı kontrol grubuna dahil edilmiştir. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deneysel işlemde araştırmacı tarafından geliştirilen ?Bellek Eğitim Programı? uygulanmıştır. Bu program çerçevesinde, deney grubuna on iki hafta süresince haftada iki gün bellek eğitimi verilmiştir. Kontrol grubu, sınıf öğretmeniyle günlük programlarına devam etmiştir.Araştırmaya katılan çocukların anne babalarına ait bilgileri edinmek için "Genel Bilgi Formu", çocukların genel belleklerini, dikkat, öğrenme ve tanıma özelliklerini ölçmek için Morris Cohen (1997) tarafından geliştirilen "Çocuklarda Bellek Süreçlerini Değerlendirme Ölçeği-ÇBSDÖ (Children's Memory Scale-CMS)" kullanılmıştır. Ölçeğin Türkçeye uyarlama çalışmaları kapsamında, bir ön uygulama gerçekleştirilmiş ve sonuç olarak ölçeğin geçerli ve güvenilir bir araç olduğu kabul edilmiştir.Çalışmada, elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 12 paket programı yardımıyla değerlendirilmiştir. İki gruplu karşılaştırmalarda Mann-Whitney U Testi, ön test-son test karşılaştırmalarında Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Uygulanan testlerin değerlendirilmesinde .05 düzeyinde anlamlılık aranmıştır.Araştırma sonucunda;Deney grubundaki çocukların genel bellek, dikkat, öğrenme ve tanıma puanlarında eğitim programı uygulanması öncesinden sonrasına bir artış gözlenmiştir. Deney grubuna verilen bellek eğitim programının çocukların tüm bellek süreçleri üzerindeki etkisi anlamlı bulunmuştur (p<.01). Çocuklara uygulanan bellek eğitim programının çocukların cinsiyeti ve anne baba öğrenim durumlarından anlamlı ölçüde etkilenmediği bulunmuştur. Çalışma, cinsiyeti ve anne baba öğrenim durumu ne olursa olsun, uygulanan bellek eğitim programının çocukların bellek gelişimi üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koymuştur.
Üniversite sınavına hazırlanan ergenlerin psikolojik yardım aramaya gönüllülük düzeyleri
Bu çalışmada, üniversite sınavına hazırlanan ergenlerin psikolojik yardım aramaya gönüllülük düzeylerinin; bağlanma stilleri, kendini saklama ve öz saygı açısından açıklanabilirliğinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma grubunu Ankara ilinde üniversite sınavına hazırlanan ergenlerden tesadüfi yöntemle seçilen 400 (277 kız 123 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada; öğrencilerin psikolojik yardım aramaya gönüllülük düzeylerini ölçmek amacıyla problem alanları ölçeği maddeleri yardım aramaya gönüllük formuna dönüştürülerek Çankaya, Sürücü ve Altun (2007) tarafından oluşturulan ?Psikolojik Yardım Aramaya Gönüllülük Ölçeği?, bağlanma stillerini ölçmek amaçlı Griffin ve Bartholomew (1994) tarafından geliştirilen ?İlişki Ölçekleri Anketi?, kendini saklama davranışını ölçmek için Larson (1990) tarafından geliştirilen Güngör, Terzi ve Erdayı (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ?Kendini Saklama Ölçeği?, benlik saygısını ölçmek amacıyla da Coopersmith (1959) tarafından geliştirilen ?Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri? kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu, Çoklu Regresyon teknikleri kullanılmıştır. Tüm veriler 0.01 ve 0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir.Araştırmada; psikolojik yardım aramaya gönüllülük ile bağlanma stillerinin alt boyutu olan güvenli bağlanma, korkulu bağlanma ve kayıtsız bağlanma arasında ayrıca psikolojik yardım aramaya gönüllülük ile kendini saklama ve özsaygı arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlarla birlikte üniversite sınavına hazırlanan ergenlerin güvenli ve korkulu bağlanma stilleri, kendini saklama davranışları ve öz saygı düzeyleri psikolojik yardım aramaya gönüllülüğü açıklamaktadır. Elde edilen bulgular, yapılan araştırmalarla yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Üniversite Sınavına Hazırlanan Ergenler, Psikolojik Yardım Aramaya Gönüllülük, Bağlanma Stilleri, Kendini Saklama, Özsaygı
Öğrenilmiş iyimserlik eğitim programının 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin iyimserlik düzeylerine etkisi
Bu araştırmada, öğrenilmiş iyimserlik eğitim programının 9. ve 10. Sınıf öğrencilerinin iyimserlik düzeylerine etkisi incelenmiştir.Araştırma 2008-2009 eğitim- öğretim yılında İstanbul ili Küçükçekmece ilçesindeki Gazi Anadolu Lisesi 9. ve 10. sınıfta öğrenim gören toplam 43 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada Yükleme Biçimi Envanteri ile Yaşam Yönelimi Envanteri kullanılmış ve araştırmacı tarafından hazırlanan öğrenilmiş iyimserlik eğitim programı uygulanmıştır. Araştırmada, programın etkililiğini test etmek amacıyla Tek Faktör Üzerinde Tekrarlanmış Ölçümler için İki Faktörlü Varyans Analizi yapılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni öğrenilmiş iyimserlik eğitim programı, bağımlı değişkeni ise öğrencilerin iyimserlik düzeyleridir.Toplam 217 öğrenci içerisinden Seligman Yükleme Biçimi Envanteri Olumsuz Bileşik Puan alt boyutuna göre deney ve kontrol gruplarına öğrenciler tespit edilmiştir. Deney grubundaki öğrencilere haftada 2 oturum 45 dak olmak üzere 8 oturumluk araştırmacı tarafından geliştirilen öğrenilmiş iyimserlik eğitim programı uygulanmış, kontrol grubuna araştırma süresince hiçbir işlem yapılmamıştır. Eğitim programının öğrencilerin geleceğe yönelik iyimserlik düzeylerine ve yükleme biçimi olarak iyimserlik düzeylerine etkisini incelemek amacıyla öğrencilerin ölçeklerden aldığı öntest-sontest puanları karşılaştırılmıştır. Ayrıca öğrencilerin geleceğe yönelik iyimserlik düzeyleri ile yükleme biçimi olarak iyimserlik düzeyleri ilişkisi araştırmanın diğer bir denencesidir.Araştırma sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin geleceğe yönelik iyimserlik düzeylerinde anlamlı bir artış gözlenmezken, olumsuz yükleme puanlarında anlamlı düzeyde bir azalmanın, diğer bir ifadeyle yükleme biçimi olarak iyimserlik düzeylerinde anlamlı düzeyde bir artış olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan analizler sonucunda olumsuz yükleme yapan öğrencilerin geleceğe yönelik iyimserlik puanları arasında anlamlı düzeyde ve negatif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: İyimserlik, Öğrenilmiş İyimserlik, Yükleme Biçimi
Web tabanlı probleme dayalı öğrenmede denetim odağının öğrencilerin başarısına, problem çözme becerisi algısına ve öğrenmeye yönelik tutumlarına etkisi
Yapılan araştırmanın genel amacı web tabanlı probleme dayalı öğrenmede denetim odağının öğrencilerin başarısına, problem çözme becerisine, web tabanlı öğrenmeye ve probleme dayalı öğrenmeye yönelik tutumuna etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada gerçek deneme modellerinden tek faktörlü, öntest sontest üç gruplu karışık deneysel desen kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre; denetim odağı farklılığının uygulanan testteki başarıya etkisinin olmadığı ancak içten denetimli ve denetim odağı belirlenemeyen öğrencilerin dıştan denetimlilere göre daha iyi performans gösterdiği saptanmıştır. Arkadaş değerlendirme puanlarına bakıldığında içten denetimli öğrencilerin, denetim odağı belirlenemeyen ve dıştan denetimli öğrencilere göre arkadaşlarına daha düşük puan verdikleri tespit edilmiştir. Bununla birlikte; dıştan denetimli öğrencilerin içten denetimli ve denetim odağı belirlenemeyen öğrencilere göre sunulan materyal üzerinde daha az süreyle çalıştıkları saptanmıştır.İçten denetimlilerin dıştan denetimli ve denetim odağı belirlenemeyenlere göre web tabanlı öğrenmeye yönelik olarak daha olumlu bir tutum sergiledikleri gözlemlenirken problem çözme becerilerine bakıldığında ise denetim odakları farklı öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ayrıca; içten denetimlilerin ve denetim odağı belirlenemeyenlerin probleme dayalı öğrenmeye yönelik olarak dıştan denetimlilere göre daha olumlu bir tutum sergiledikleri tespit edilmiştir.
İlköğretimde hükümet programları ve uygulamalar (1980 -)
Araştırmada, 1980 ve günümüze kadar görev yapan hükümetlerin izledikleri ilköğretim politikalarının değerlendirilmesi amaçlanmış; 1980 ve günümüze kadar görev yapan hükümetlerin ilköğretime ilişkin, ` eğitim programı, öğretmen yetiştirme, öğrenci, bütçe ve eğitim ortamı vs.' konusunda izledikleri politika ve uygulamaları belirlenmiştir.Araştırmanın evreni, 1980 yılından günümüze kadar görev yapan hükümetlerin ilköğretim programlarıdır. Evren aynı zaman araştırmanın örneklemi kabul edilmiştir. Bu araştırmanın incelenmesinde, betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. 1980 yılından günümüze kadar görev yapan hükümetlerin eğitim programlarıyla ile ilgili devlet arşivleri taranmış, Talim ve Terbiye Kurulu Kütüphanesi ile Yayımlar Dairesi Başkanlığı Kütüphanesinde yapılmış olan incelemelerle resmi belgelere ulaşılmaya çalışılmıştır. 1982 Anayasası, Yasalar, Şuralar, Kalkınma Planları, Yıllık Programlar, Bütçe Görüşmeleri ve İcra Planlarında yer alan, ilköğretim ile ilgili bölümlerin incelenmesi ile elde edilen resmi bilgilerle birlikte bu konuda daha önce yapılmış olan çalışmaların bir sentezi oluşturulmuştur.Araştırma sonucunda, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan günümüze kadar; birçok hükümet kendi programlarında, eğitim ve dolayısıyla ile ilköğretime de yer vermiştir. Hükümetlerin, hedeflenen okullaşma oranlarına ulaşılmasına rağmen altyapı, öğretmen ve öğretim üyesi eksikliği, fiziki olanaksızlıklar, kent ve kırsal bölgelerdeki eğitimin dengesiz dağılımı, göç faktörü, kaynak yetersizliği vs. sebeplerden ötürü eğitimin nitelliğinde hedeflenen düzeye ulaşmayı zorlaştırmıştır. Çağın gereğine uygun olarak eğitim alanında yapılan reformlarda, eğitim alanında iletişim ve internet kullanımının istenilen niteliklere sahip olmadığı gözlemlenmektedir. Özel eğitime muhtaç çocukların eğitilerek topluma kazandırılması konusundaki çalışmalar ise sınırlı kalmıştır.Araştırma sonunda ortaya çıkan sorunlara dayalı olarak araştırmacı tarafından ortaya konulan önerilere yer verilmektedir.Anahtar Kelimeler: eğitim, ilköğretim, programlar, hükümet programları, ilköğretimde hükümet programları
Üniversite öğrencilerinin başarı amaç oryantasyonlarının stresle başa çıkma tarzları, duygulanım durumları ve akademik başarılarına göre incelenmesi
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin başarı amaç oryantasyonlarının; duygulanım durumlarına, akademik başarılarına, cinsiyetlerine ve sınıflarına göre değişip değişmediğini ve stresle başa çıkma yöntemleri ile ilişkisini incelemek amacıyla yapılmış betimsel bir çalışmadır.Araştırma grubu; 2007-2008 eğitim-öğretim yılında Gazi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 506 kişiden oluşmaktadır.Öğrencilerin başarı amaç oryantasyonları ?Başarı Amaç Oryantasyonları Ölçeği? ile, stresle başa çıkma yöntemleri ?Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği? ile ve duygulanım durumları ?Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği? ile belirlenmiştir.Verilerin çözümlenmesinde öğrenciler bağımsız değişkenlerin boyutlarına göre gruplara ayrılmış, gruplar iki olduğu durumlarda t- testinden, ikiden çok olduğu durumlarda F- testinden yararlanılmış ve F değerinin önemli olması durumlarında farkın kaynağını belirlemek için Tukey-Kramer testi kullanılmıştır. Sürekli değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ile incelemiştir. Anlamlılık düzeyi ? = 0.05 olarak seçilmiştir.Araştırma sonucunda;Öğrenme oryantasyonlu öğrencilerin güvenli, iyimser ve sosyal başa çıkma stratejilerini daha fazla kullandıkları çaresiz ve boyun eğici başa çıkma stratejilerini daha az kullandıkları; performans-yaklaşma oryantasyonlu öğrencilerin güvenli ve çaresiz başa çıkma stratejilerini daha fazla kullandıkları ve performans-kaçınma oryantasyonlu öğrencilerin çaresiz ve boyun eğici başa çıkma stratejilerini daha fazla kullandıkları;Pozitif duygulanımlı öğrencilerin, öğrenme ve performans-yaklaşma oryantasyonlarını, negatif duygulanımlı öğrencilerin ise performans-kaçınma oryantasyonunu daha fazla benimsedikleri;Akademik başarısı yüksek öğrencilerin öğrenme oryantasyonunu daha fazla benimsedikleri,Üniversite öğrencilerinin başarı amaç oryantasyonlarının cinsiyete göre değişmediği;Dördüncü sınıftaki öğrencilerin öğrenme amaç oryantasyonunu daha fazla benimsedikleri bulunmuştur.Anahtar kelimeler: Başarı amaç oryantasyonu, akademik başarı, duygulanım, stresle başa çıkma yöntemleri
Üniversite öğrencilerinin benlik uyumu modeli: Yaşam amaçları, temel psikolojik ihtiyaçlar ve öznel iyi oluş
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin yaşam amaçları ve amaç-benlik uyumlarının ihtiyaçlar doyumunu ve öznel iyi oluşu ne düzeyde etkilediğini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubuna 14 devlet üniversitesinin çeşitli fakülte ve bölümlerinde okuyan 18?28 yaş aralığında (X= 21.6; S= 2.1) 777 erkek, 697 kız, toplam 1474 öğrenci alınmıştır. Verilerin toplanmasında Yaşam Amaçları Ölçeği, Olumlu-Olumsuz Duygu Ölçeği, Yaşam Doyum Ölçeği, İhtiyaç Doyum Ölçeği, Amaç Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma grubundan toplanan veriler SPSS ve LISREL istatistik programlarıyla analiz edilmiştir. Araştırmada öne sürülen hipotezleri test etmek için varyans analizi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ve Path Analizi kullanılmıştır. Bulgulara göre kızlar içsel amaçların tamamını ve dışsal amaçların alt boyutlarından birisi olan fiziksel çekiciliği erkeklerden daha fazla önemsemektedirler. Bunun yanında, içsel amaçlar fakülte türüne göre farklılaşırken, dışsal amaçlarda anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Öğrencilerin içinde bulunduğu sınf düzeyine göre ise içsel ve dışsal amaçların önemsenme düzeylerinde bir farklılaşma olmamıştır. Yaşam amaçları psikolojik ihtiyaç doyumu ve öznel iyi oluşla anlamlı düzeyde ilişkilidir. İçsel amaçlara daha fazla sahip olmak, öğrencilerin temel psikolojik ihtiyaçların doyumuna ve öznel iyi oluşlarına katkı sağlarken; dışsal amaçlara sahip olmak ihtiyaç doyumunun ve öznel iyi oluşun azalmasına neden olmaktadır. Son olarak, üniversite öğrencilerinin amaçlarını ilişkisel nedenlerden çok, kişisel nedenlere göre takip ettikleri ortaya konulmuştur. Bu nedenle kişisel amaç motivasyonu, ilişkisel amaç motivasyonuna göre ihtiyaç doyumunu ve öznel iyi oluşu daha fazla etkilemektedir. Bu sonuçlar, Türk üniversite öğrencilerinin amaç-benlik uyumlarının toplulukçu kültürlerdeki üniversite öğrencilerinden daha çok bireyci kültürlerdeki öğrencilerin amaç-benlik uyumlarına benzediğini göstermiştir. Sonuçlar literatür ve kuramlar açısından tartışılmış, ileride yapılacak araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Ergenlerde saldırganlığın madde bağımlılığı ve diğer değişkenlerle ilişkisi
Bu çalışma, ergenler arasında saldırganlığın, madde bağımlılığı ile ilişkisini incelemek amacıyla yapılmış bir araştırmadır. Bununla beraber, cinsiyet, SED, eğitim düzeyi, örgün eğitimde öğrenci olma veya cezaevinde bulunma durumu ile kullanılan madde türleri arasındaki ilişkiler de incelenmiştir. Araştırmada kullanılan Saldırganlık Ölçeği (Aggression Questionnaire) Buss ve Perry (1992) tarafından geliştirilmiştir.Araştırmanın evrenini, 2007-2008 yıllarında, ortaöğretim çağında örgün eğitim kurumundaki 160 öğrenci ile cezaevinde bulunan 100 hükümlü-tutuklu ergen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi hem ortaöğretim okullarında hem cezaevinde bulunan ergenlerden tesadüfî örneklem yöntemi ile seçilmiştir. Veriler, SPSS 15.0 istatistiksel çözümleme programı aracılığıyla analiz edilmiştir ve aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır.Araştırmada kullanılan madde türlerinin dağılımı incelendiğinde; ergenlerin en fazla esrar kullandıkları ortaya çıkmıştır. Madde bağımlılığı ile saldırganlık, cinsiyet, saldırganlık alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki olduğu; buna karşın madde türü, SED, eğitim düzeyi, örgün eğitimde ya da cezaevinde bulunma durumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı; madde türü ile bütün değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olmadığı; saldırganlık alt boyutları ile eğitim düzeyi, madde türü arasında anlamlı bir ilişki olmadığı; ancak SED, cinsiyet, örgün eğitimde ya da cezaevinde bulunma durumu ve madde kullanımı arasında anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Sözcükler: Madde Bağımlılığı, saldırganlık, ergenler, cezaevi
Web destekli performans tabanlı öğrenmede ARCS motivasyon stratejilerinin öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenmenin kalıcılığına, motivasyonlarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, web destekli performans tabanlı öğrenmede ARCS motivasyon stratejilerinin öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenmenin kalıcılığına, motivasyonlarına ve tutumlarına etkisini araştırmaktır. Araştırma, ön test-son test-kalıcılık testi kontrol gruplu deneme modeli çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırmanın bağımsız değişkenleri; ARCS motivasyon modeli stratejilerinin uygulandığı web destekli performans tabanlı öğrenme ve geleneksel öğretimdir. Bağımlı değişkenler ise akademik başarı, öğrenmenin kalıcılığı, motivasyon ve tutumdur.Araştırmanın çalışma grubunu, Gazi Üniversitesi Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi Büro Yönetimi Eğitimi Bölümünde 2007-2008 eğitim-öğretim yılı güz döneminde 1. sınıfta okuyan Klavye Teknikleri dersine kayıtlı 75 öğrenci oluşturmaktadır. Deneysel çalışmanın yapıldığı derse 3 öğrenci çeşitli nedenlerden dolayı katılamayarak öğrenimini yarıda bırakmıştır. Öğrenimine devam eden ve derse sürekli katılan 72 öğrenci çalışma grubunda yer almış, deney ve kontrol gruplarına yansız olarak atanmıştır. Her iki grupta da 36'şar öğrenci ile gruplararası tesadüfi denklik sağlanmış ve deneysel çalışma bu öğrencilerin katıldığı 8 haftalık bir öğretim programıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırma bulgularına göre; deneysel işlemin başında önemli bir farklılık göstermeyen deney ve kontrol grubu öğrencilerinin ritm başarı düzeyleri deneysel işlem sonunda deney grubu lehine farklılık göstermiştir. Diğer bir ifadeyle, deney grubu öğrencileri kontrol grubu öğrencilerine göre ritm performans gelişimi açısından daha başarılı olmuşlardır. Kalıcılık ölçümlerinde ise, konum açısından deney grubu öğrencileri daha başarılı olurken; ritm, yazım ve doğruluk açısından gruplar arasında önemli bir farklılık görülmemiştir. Öğretim materyalinin motivasyonel etkisini belirlemek amacıyla deneysel işlemin sonunda gerçekleştirilen motivasyon ölçümleri sonuçları da, deney grubu öğrencilerinin motivasyon düzeylerinin kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek olduğunu göstermiştir. Deneysel işlemin sonunda gerçekleştirilen derse karşı tutum ölçümlerinden elde edilen sonuçlar, deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerine göre derse ilişkin tutumlarının daha olumlu ve derse karşı daha ilgili olduklarını göstermiştir. Özet olarak araştırmada, web destekli performans tabanlı öğrenme yaklaşımının ve bu yaklaşıma göre düzenlenen klavye öğretiminde ARCS motivasyon modeli stratejilerinin öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenmenin kalıcılığına, motivasyonlarına ve tutumlarına etkisi istatistiksel çözümlemeleri içeren araştırma bulguları ile desteklenmiş ve kanıtlanmıştır.
Eğitim fakültelerinde görev yapan öğretim elemanlarının sınıf yönetimi ile ilgili davranışlarının incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; Eğitim fakültelerinde görev yapan öğretim elemanlarının sınıf yönetimi ile ilgili davranışlarının incelenmesidir. Bu bağlamda öğretim elemanı ve öğrenci görüşler arasında farklılıklar olup olmadığı , görüşlerin bazı kişisel değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini Ankara ilinde yer alan Devlet üniversitelerinden Gazi Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi eğitim fakültelerinde görevli 440 öğretim elemanı ve 3250 son sınıf öğrencisi oluşturmaktadır.Araştırmacı tarafından geliştirilen ölçeğin yapı geçerliği faktör analizi yoluyla belirlenmiş güvenirliği için Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı hesaplanmıştır. Hesaplamalar sonucunda 47 maddeden oluşan beş faktörlü ölçeğin toplam varyansı açıklama oranı %58 ve Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı .94'dür.Veriler üzerinde gerekli istatistiksel çözümlemeler için SPSS (The Statistical Packet for The Social Sciences) paket programından yararlanılmıştır.Öğretim elemanı ve öğrenci görüşlerinin belirlenmesinde; aritmetik ortalama ( ) ve standart sapma (ss) kullanılmıştır. Görüşler arasında farklılık olup olmadığının belirlenmesinde ise değişkenlerin düzeylerine göre; t testi ve varyans analizi uygulanmıştır. Görüşler arasındaki farklılıkların test edilmesinde anlamlılık düzeyi ? = 0.05 alınmıştır.Araştırma sonucunda;Öğretim elemanları, sınıf yönetimi davranışlarını ?her zaman? yaptıklarını belirtirken, öğrenciler öğretim elemanlarının bu davranışları ?ara sıra? yaptıklarını belirtmektedirler.Öğretim elemanlarının görüşleri cinsiyet, yaş, akademik kıdem, akademik unvan ve mesleki doyum düzeylerine göre farklılık göstermemektedir.Araştırma bulguları öğrencilere ilişkin değişkenler açısından değerlendirildiğinde öğrencilerin cinsiyetlerine, sınıf yönetimi dersinin önemine dair algılarına ve sınıf yönetimi dersi başarılarına göre görüşlerin bir farklılık görülmemekte, öğrenciler sınıf yönetimi davranışlarıyla ilgili olarak benzer olumsuz görüşleri paylaşmaktadırlar.
Küreselleşmenin eğitime yansımaları
Küreselleşme süreci ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerinin tümünü dönüşüme uğratırken, bu dönüşüm süreci endüstri toplumundan bilgi toplumuna geçiş olarak adlandırılmaktadır. Neo liberal politikaların yaygınlaştığı bu süreçte eğitim alanında yerelleşme, özelleştirme, öğretim programlarının değişimi, çok kültürlülük ve yeni istihdam politikalarını içeren bir dizi dönüşüm yaşanmaktadır.Küreselleşme, dünyadaki sosyal, kültürel ve ekonomik yapıyı büyük bir hızla değişime uğratmıştır. Hızla ilerleyen teknoloji dünyayı daha küçük bir yer haline getirmiştir. İkinci Paylaşım savaşından sonra uygulanan ?Sosyal Devlet-Refah Devleti? anlayışı yerini, Kapitalizmin 1970'lerde yaşadığı yapısal krizin sonucu olarak ortaya çıkan, krizden kurtulmanın ilacı olarak etkin biçimde sunulan neo-liberal küreselleşme politikalarına bırakmıştır. Özellikle 1980'li yıllardan sonra bu politikaların asıl hedefi devletin ekonomi içindeki payının azaltılması olmuştur. Eğitim, sağlık gibi toplumun yapısını etkileyen sektörlerden devletin çekilmesi neo-liberal politikaların temel öngörüsü halini almıştır. Anayasal bir hak olan eğitim, sağlık gibi kamu hizmetleri de bu süreçte dönüşüme uğramıştır. Eğitim kamunun sunduğu bir hizmet olmaktan çıkarak ihtiyaç sahiplerinin gelirleri ölçüsünde satın alabildiği bir metaya dönüşmüştür. GATS gibi antlaşmalar da bu süreç pekiştirmiştir. Bu dönüşümün bir sonucu olarak, devlet tarafından özel sektörden satın alınan eğitim hizmetlerinin miktarı devlet bütçesinin içinde düzenli olarak artmaktadır. Bu çerçevede eğitimin özelleştirilmesi günümüzde yönetişim söylemiyle hayata geçmektedir. Küreselleşme sürecinin ideolojisini oluşturan neo liberalizm ise, iktisadi, siyasi, kültürel yapı ve süreçlere damgasını vuran bir dönüşümü ifade etmektedir.Çalışmanın baslıca amacını, neo liberal küreselleşme sürecinde; eğitim sisteminin nasıl dönüşüme uğradığını gösterme çabası oluşturmaktadır.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Küreselleşme Eğitim İlişkisi
Ergenlerin çalışma anlayışının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; ergenlerin çalışma anlayışını incelemeye yönelik bir envanter geliştirmek ve okul türü, sınıf düzeyi, cinsiyet, yaş, mesleki olgunluk, ana-baba tutumları ve mesleki kişilik tipinin birlikte çalışma anlayışını yordayıp yordamadığını belirlemektir.Araştırma grubu, 598 erkek, 804 kız olmak üzere toplam 1402 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları, bu araştırma için geliştirilen çalışma anlayışı envanteri-ÇAE, mesleki olgunluk ölçeği (Kuzgun ve Bacanlı, 2005), ana baba tutumları ölçeği (Kuzgun ve Eldeleklioğlu, 2005) ve kendini araştırma ölçeğinden (Balkıs, 2004) oluşmaktadır. Verilerin analizinde, çoklu doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır.ÇAE'nin geçerlik ve güvenirlik çalışmasından elde edilen bulgular, ÇAE'nin geçerli ve güvenilir bir yapı gösterdiğini ve ergenlerin çalışma anlayışının belirlenmesinde, kullanılabilecek bir araç olduğunu destekler niteliktedir.Araştırmada, ulaşılan sonuçlar aşağıda özetlenmektedir:1. Ergenlerin, okul türü, sınıf düzeyi, cinsiyet, yaş, mesleki olgunluk, ana-baba tutumları ve mesleki kişilik tipleri birlikte çalışma anlayışına ilişkin varyansın %23'ünü açıklamıştır. Mesleki olgunluk, bu değişkenler arasında çalışma anlayışının en güçlü yordayıcısıdır.2. Ergenlerin, okul türü, sınıf düzeyi, cinsiyet, yaş, mesleki olgunluk, ana-baba tutumları ve mesleki kişilik tipleri birlikte, çalışma anlayışı yaşamı devam ettirme-güce ilişkin varyansın %13'ünü açıklamış ve koruyucu-istekçi ana baba tutumu, bu değişkenler arasında çalışma anlayışı yaşamı devam ettirme-gücün en güçlü yordayıcısıdır.3. Ergenlerin, okul türü, sınıf düzeyi, cinsiyet, yaş, mesleki olgunluk, ana-baba tutumları ve mesleki kişilik tipleri birlikte, çalışma anlayışı öz belirlemeye ilişkin varyansın %26'sını açıklamış ve mesleki olgunluk, bu değişkenler arasında, çalışma anlayışı öz belirlemenin en güçlü yordayıcısıdır.Bu bulgular, meslek rehberliği ve danışmanlığı literatürü çerçevesinde tartışılmakta ve bu bulgulara dayanılarak uygulamacılara ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmaktadır.Anahtar Kelimeler: Çalışma Anlayışı, Mesleki Olgunluk, Ana Baba Tutumları, Mesleki Kişilik Tipleri.