3,687
Archived Theses
5
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
English teachers' and learners' perceptions of the effectiveness of teaching communicative language strategies
The objectives of the study are to illustrate ' The Perceptions of the Teachers' and Learners' of Effectiveness of Teaching Communicative Language Strategies' in secondary schools 12th grade inside Erbil city in the north of Iraq in terms of gender, ages, and branches with considering different socio- economic. To achieve these goals the researcher based on descriptive study and a quantitative data tool used to collect the results that were (a questionnaire for the students, questionnaire for the teachers, questionnaire for the supervisors, written and oral test, and classroom observation and checklist). The sample taken from the students is 510 both (male and female), (scientific, and literary), from age 16- 20. The results of the students' questionnaire show that their teachers do not apply communicative language strategies, and most of them still use grammar- translation method for English language teaching. They like group work to share their ideas, but the large of the classes do not allow them to apply this, and also they do not have the chance of oral presentation that is one important strategy in communicative learning and mostly depend on their native language to comprehend English language. The result of the tests show that female better than male, scientific branch students' degree higher than literary and those students their age equal or younger than 18 scored higher in compare with older than 18. About the teachers' perception some of them do not believe on importance and usefulness of the communicative approach for teaching EL for some reasons such as, (large number of the students in the classes, lacks of the audio- visual aids, and lacks concerning culture factors). Teachers do not apply communicative strategies to enable the learners' to create motivation so as to learn and acquire the main language skills. Concerning supervisors they believe that teachers need high proficiency in order to apply communicative approach. And also they mentioned that teachers have low resources and less time for material preparation. With a great number of them have responded that teachers have lack of training and full understanding of communicative approach. The other point that supervisors' mentioned that the existing syllabus is not suitable for communicative activities and most EL teachers do not use technology facilities in their classes and they have low ability to communicate in the target language which is EL in their classes that would be the mean to motivate students'' to communicate with each other in the EL.
Lise öğretmenlerinin personel güçlendirme algıları ile örgütsel güven algıları arasındaki ilişki: Elazığ ili örneği
Bu araştırmada, devlet liselerinde görev yapan öğretmenlerin, personel güçlendirme algıları ile örgütsel güven algıları arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Elazığ ilindeki devlet liselerinde görev yapan 3080 öğretmen oluşturmaktadır. Randomize küme örnekleme yöntemi ile seçilen 500 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada mevcut durum olduğu gibi betimlendiğinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Veri çözümlemede non parametric test tekniklerinden Kruskal Wallis-H testi, Mann Whitney U testi, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Laschinger ve ark. (2001) tarafından geliştirilen, Topoyan, Tolay ve Sürgevil (2013) tarafından uyarlanan "Yapısal Güçlendirme ve Psikolojik Güçlendirme Ölçeği ile Hoy, Gage ve Tarter (2003) tarafından geliştirilen ve Yılmaz (2015) tarafından uyarlanan '' Örgütsel Güven Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre yapısal güçlendirme ve psikolojik güçlendirme ile örgütsel güven arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Katılımcıların cinsiyetlerinin yapısal güçlendirmenin bilgi ve kaynak boyutlarına ilişkin algıları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Katılımcıların hizmet süresi değişkeni açısından yapısal güçlendirmenin biçimsel güçlendirme ve biçimsel olmayan güçlendirme boyutları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Katılımcıların, yapısal güçlendirme konusundaki algı düzeyleri ile okul türü değişkeni arasında biçimsel güçlendirme, biçimsel olmayan güçlendirme ve genel güçlendirme alt boyutları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Katılımcıların branş değişkeni açısından yapısal güçlendirme konusundaki algıları bilgi boyutu itibarı ile anlamlı bulunmuştur. Katılımcıların öğrenim durumu değişkeni açısından yapısal güçlendirme konusundaki algı düzeylerinde fırsat, biçimsel güçlendirme ve genel güçlendirme alt boyutlarında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların cinsiyet değişkeni açısından psikolojik güçlendirme konusundaki algı düzeyleri ile yeterlilik ve etki alt boyutları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların örgütsel güven algılarının cinsiyet, hizmet süresi, okul türü ve öğrenim durumu değişkenleri açısından anlamlı farklılık göstermezken, branş değişkeni açısından örgütsel güven konusundaki algı düzeylerinin meslektaşlara güven boyutu açısından anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yapısal Güçlendirme, Psikolojik Güçlendirme, Öğretmen Algıları.
Öğretim etkinlikleri modeline dayalı çevrimiçi öğrenme ortamının öğrencilerin akademik başarılarına, tutumlarına ve öğrenmede kalıcılığa etkisi
Bu araştırmanın genel amacı; Gagné'nin Öğretim Etkinlikleri Modeli'ne göre hazırlanan çevrimiçi öğrenme ortamının öğrencilerin akademik başarılarına, tutumlarına ve öğrenilenlerin kalıcılığına etkisini incelemektir. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 öğretim yılı güz dönemi Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi "Öğretim İlke ve Yöntemleri Dersi" alan 2. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmanın nicel bölümü kapsamında çalışma grubunu, Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Matematik Öğretmenliği Programında öğrenim gören ve derse devam zorunluluğu olan 61 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrenciler Gagné'nin Öğretim Etkinlikleri Modeli'ne dayalı çevrimiçi öğrenme ortamında ders gören deney grubu ve mevcut öğretimine çevrimiçi öğrenme ortamında devam eden kontrol gruplarına yansız olarak kura ile atanmışlardır. Deney grubunda 30, Kontrol grubunda 31 öğrenci yer almaktadır. Araştırmanın nitel bölümünde ise örneklemi, gönüllü 25 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel boyutun birlikte yer aldığı karma araştırma desenlerinden "açımlayıcı sıralı desen" kullanılmıştır. Nicel boyut öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen olarak ele alınmıştır. Deneysel desene ilişkin araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi, öğrencilerin çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla Erdoğan, Bayram ve Deniz (2007) tarafından geliştirilen "Web Tabanlı Öğretim Tutum Ölçeği" ve Gür Erdoğan (2011) tarafından geliştirilen "Öğretim İlke ve Yöntemleri Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" deney ve kontrol grubu öğrencilerine öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Ayrıca uygulamadan altı hafta sonra başarı testi kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Nitel boyutta ise iki görüşme formu ve derecelendirme ölçeği kullanılmıştır. Görüşme formlarından biri beş adet açık uçlu sorudan oluşan, çevrimiçi öğrenme ortamına yönelik görüşme formu diğeri ise dört adet açık uçlu sorudan oluşan, Gagné'nin Öğretim Etkinlikleri Modeli'ne yönelik görüşme formudur. Araştırmada, Gagné'nin Öğretim Etkinlikleri Modeli'nin basamaklarının uygulanıp uygulanmadığını belirlemek amacıyla "Gagné'nin Öğretim Etkinlikleri Modeli'nin Uygulanmasına Yönelik Derecelendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Uygulama altı hafta devam etmiştir. Araştırmanın nicel verilerin analizinde deney ve kontrol gruplarının oluşturulmasında ve karşılaştırılmasında elde edilen verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesi için aritmetik ortalama ( X ), standart sapma (ss), yüzde (%), frekans, Wilcoxon işaretli sıralar testi, MWU, bağımsız gruplar t-testi, bağımlı gruplar ttesti ve tek yönlü kovaryans analizi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerin analizinde ise içerik analizinden faydalanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, Gagné'nin Öğretim Etkinlikleri Modeli'ne Dayalı Çevrimiçi Öğrenme Ortamının, öğrencilerin akademik başarıları, öğrenmede kalıcılık ve öğrencilerin derse yönelik tutumları üzerinde deney grubu lehine istatistiksel fark olduğu, öğrencilerin çevrimiçi öğrenme ortamına yönelik tutumlarında ise istatistiksel olarak anlamlı olmasa da deney grubunun aritmetik ortalamasının kontrol grubundan yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel bulgularına göre; öğrencilere göre kalıcı öğrenmeyi sağlayan, aşamalı bir model olan, öğrenilenleri yaşama dönüştürme imkânı tanıyan Gagné'nin Öğretim Etkinlikleri Modeli, öğrencilerin meslek hayatlarında da kullanmayı tercih edecekleri, genellikle yararlı buldukları bir modeldir. Bu bakımdan nitel bulgular genel olarak nicel bulguları destekler niteliktedir. Zira deneysel araştırma sonuçları da göstermektedir ki; Gagné'nin Öğretim Etkinlikleri Modeli'ne dayalı çevrimiçi öğrenme ortamlarında derslerin yürütüldüğü öğrenciler daha başarılı, öğrenmeleri daha kalıcı ve derse yönelik tutumları daha olumlu yönde gelişmiştir. Araştırmada bu sonuç, Gagné'nin Öğretim Etkinlikleri Modeli gibi farklı modellerin öğretmen yetiştirme sistemine alternatif açılımlar sağlama potansiyeli olduğu şeklinde değerlendirilmiştir.
Laboratuvar kontrol sistemine göre tasarlanmış öğrenme ortamının öğrenci başarısına ve öğrencilerin öğrenme?öğretme sürecine ilişkin tutumlarına etkisi
Bu çalışmada, Laboratuvar Kontrol Sistemine göre tasarlanan öğrenme ortamının bilgisayar öğretiminde öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenme- öğretme sürecine ilişkin tutumlarına ve öğrendikleri bilgilerin kalıcılığına etkisi olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırma, 2010?2011 Eğitim ve Öğretim yılı Kayseri Fevzi Çakmak Lisesi 10. sınıf öğrencilerinden oluşan 66 denek üzerinde yürütülmüştür. Denekler 33'er öğrenciden oluşan deney ve kontrol olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Kontrol grubu projeksiyonla öğretim yapılan geleneksel öğrenme ortamında, deney grubu ise Laboratuvar Kontrol Sistemine göre tasarlanan aktif öğrenme ortamında web tasarımı öğrenmişlerdir.Deney ve kontrol grubunun her ikisine de öğretimden önce Başarı Testi, Öğrenme ve Öğretme Sürecine Yönelik Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Başarı testi öğretimin bitiminde ve öğretimin kalıcılığına bakmak için de öğretimden 5 hafta sonra tekrar uygulanmıştır.Bulgular, Laboratuvar Kontrol Sistemi ile oluşturulan aktif öğrenme ortamında öğrenim gören deney grubunun, geleneksel öğrenme ortamında öğrenim gören kontrol grubuna göre daha başarılı olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda deney ve kontrol grubunun kalıcılık puanları üzerinde anlamlı bir fark vardır. Bu sonuçlar Laboratuvar Kontrol Sistemine göre tasarlanan öğrenme ortamlarının bilgisayar öğretiminde anlamlı düzeyde etkili olduğunu göstermektedir.Bunlara ek olarak, öğrenme- öğretme sürecine yönelik tutumlarda deney grubu öğrencileri, kontrol grubuna göre daha fazla olumlu tutum sergilemişlerdir. Bu anlamda, Laboratuvar Kontrol Sistemi ile aktif öğrenme ortamı oluşturup öğrencilere bu öğrenme ortamında liderlik gibi aktif görevler verilerek öğrencilerin derslere katılmaları sağlamak öğrencilerin başarılarını, öğrenilenlerin kalıcılığını ve aynı zamanda öğrencilerin derse yönelik tutumunu artıracaktır.Anahtar Kelimeler: Laboratuvar Kontrol Sistemleri, NetSupport school, aktif öğrenme ortamı, öğrenci etkileşimi, bilgisayar öğretimi, tutum, başarı, kalıcılık
An analysis of relationship between organizational citizenship, organizational silence and organizational burnout behaviors ofteachers working in middle schools
The purpose of this study is to determine the relationship between the organizational citizenship, organizational silence, and organizational burnout behaviors of teachers who are working in general purpose secondary schools. The research is in the relational screening model, and the study's universe constitutes 1172 branch teachers working in 121 secondary schools in the education and training activities in the province of Bingöl in the academic year 2016-2017. The sample of the study consists of 55 randomly selected middle schools in the same school year and 658 branch teachers working in these schools. From the returned 600 scales, the scales that were not filled or unhealthy were analyzed and analyzed through 546 scales.In this study, Organizational Citizenship Scale was used to measure Organizational Citizenship Level, Organizational Silence Scale was used to measure organizational silences, and Maslach Burnout Inventory was used to measure organizational burnout. Frequency and percentage distributions were found for the characteristics of the group to which the scales were applied. T-test was conducted to determine whether there were significant differences between groups in terms of dimensions of organizational citizenship, organizational silence and organizational burnout behaviors and demographic characteristics such as gender, marital status and educational status. One way analysis of variance (One Way ANOVA) was conducted to determine whether there is a significant difference between group mean in terms of organizational citizenship, organizational silence and organizational burnout behaviors and demographic characteristics such as branch, age and occupational seniority. In cases where there is a significant difference between the perceptions in the one-way analysis of variance, the LSD test was conducted to find the source of the difference. Correlation was also calculated by Pearson Product Moment Correlation Analysis to test the relationship between organizational citizenship, organizational silence, and organizational burnout perceptions. The collected data were recorded in a packet program and related descriptive statistics were made. Frequency, percentage, t-test, one way variance analysis and correlation analysis were applied in the analysis of the data. Significance level was accepted as p <0.05. According to the findings obtained in the research; Participants' perceptions of organizational citizenship did not differ significantly according to the gender variable in the dimensions of altruism, gentility, and civic virtue, but the perceptions of the politeness dimension were found to be relatively higher in women than in men. Age, branch, education status variables do not make a meaningful difference in the perceptions of participants regarding organizational citizenship behaviors. Participants' perceptions of organizational citizenship did not differ significantly in terms of altruism, courtesy, gentility, and civic virtue, but the perceptions of the dimension of conscientiousness were found to be relatively higher in single teachers. Participants' perceptions of organizational citizenship did not differ significantly in terms of conscientiousness, courtesy and gentlemenhip according to occupational seniority variable, but perceptions of altruism and civic virtue dimensions differ statistically significantly. It was found that participants' perceptions of organizational silence did not differ significantly in terms of emotional, silent source, managerial and isolation dimensions according to gender, but perception of school environment dimension was relatively higher in males than females. The participants' perceptions of organizational silence did not differ significantly according to age variables in the dimensions of emotion, silence, managerial and isolation, but perception levels related to the dimension of the School Environment were significantly different according to age. The LSD test results for finding the source of this difference are different; Teacher perceptions in the 30-39 age range were found to be due to the fact that the perceptions were relatively lower than those in the age range of 20-29 years and 40 years and older. Branches, marital status and occupational seniority variables did not make a meaningful difference in the participants' perceptions regarding organizational silence behaviors. It was found that participants' perceptions of organizational silence did not show any significant difference in school environment, emotional, managerial and isolation dimensions compared to educational status but that the perceptions of silence dimension were relatively higher than those of undergraduate teachers in graduate education. Gender, marital status and educational status variables did not make a meaningful difference in the perceptions of participants regarding organizational burnout behaviors. There was no statistically significant difference between participants' attitudes towards organizational burnout and the dimension of emotional and personal confidence. However, the perceptions of participants' Emotional Exhaustion and scale totals differed significantly. The LSD test to find the source of this difference was significantly lower than the perceptions of the teachers in the emotional exhaustion age range of 20-29 years who were in the 30-39 age group and 40 years and over. In the scale sum, the perception level of those who are in the age range of 20-29 years is relatively lower than the ones of the age group of 50 years and over. It was found that participants' perceptions of organizational burnout did not differ significantly in terms of emotional exhaustion and depersonalization compared to the branch variable, but perceptions of personal sense of achievement dimension were found to be relatively higher than those of numerical, language, social and art teachers. It was found that participants' perceptions of organizational burnout did not differ significantly in terms of personal accomplishment level compared to occupational seniority but that perceptions of emotional exhaustion and desensitization dimension were higher in teachers working 15 years or more. Key words: Secondary school, teacher, organizational citizenship, organizational silence, organizational burnout.
Türkiye'de ilköğretim sisteminin geliştirilmesi için gelecek senaryoları
Bu araştırmanın amacı Türkiye'de ilköğretimin mevcut durum analizini yaparak, çağ nüfusunun değişimi, gelecekteki sorun alanları, alternatif politika önerileri ve ilköğretimde kalitenin geliştirilmesi sürecinde olası gelecek senaryolarının belirlenmesidir. Çalışmada bu amaçlar doğrultusunda nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve olgubilim (fenomenoloji) deseni benimsenmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemi ve buna bağlı olarak maksimum çeşitlilik ve ölçüt örnekleme teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış bir görüşme formu ile toplanmıştır. Bu görüşme formunda açık uçlu ve sondalarla desteklenmiş toplam sekiz soru bulunmaktadır. Görüşmeler önceden alınan randevulara göre yapılmış ve her bir görüşme deşifre edilerek metin dosyası haline getirilmiştir. Elde edilen veriler temalara göre gruplandırılmış, verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi birlikte kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler nüfus ve kalite boyutlarında incelenmiştir. İlköğretim çağ nüfusundaki gelişmeler nicelik, nitelik, fırsat ve sorunlar bağlamında ele alınarak sağlıklı bir nüfus yapısının eğitim ve toplumsal kalkınma üzerindeki yansımaları da analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları katılımcıların çoğunlukla Türkiye'de 2023-2050 döneminde ilköğretim çağ nüfusunun azalacağı yönünde görüş belirttiklerini göstermektedir. Okullarda öğrencilerin sayıca azalması ya da artması, dolaylı olarak öğretmen sayısı ve okulların fiziki kapasitesi gibi pek çok değişkeni de etkileyebilecek bir unsur olarak değerlendirilmektedir. İlköğretimde kalitenin geliştirilmesi sürecinde girdi boyutu fiziki kapasite, insan kaynakları veya öğretmen niteliği, öğrenci başına harcama ve bilgisayar sayısı; süreç boyutu öğrenme süresi, öğrenci izleme ve değerlendirme yöntemleri, eğitim sisteminin etkililiği ve ailelerin katılımı ve çıktı boyutu ise öğrencilerde kazandırılması beklenen değer, tutum değişiklikleri ve yaşam becerilerinin önemi, akademik başarının ölçülmesi ve sınavlar ile okul terki sorunu temel alanlarında yoğunlaşmıştır. Araştırmanın bulguları, gelecekte ilköğretimin niteliğini belirleyecek temel faktörün öğretmen niteliği olacağını göstermiştir. Araştırmada, MEB'in ilgili birimlerinin ciddi bir planlama yaparak eğitime ve eğitimin geleceğine ilişkin öngörüleri iyi yorumlaması gerektiği önerisinde bulunulmuştur. Nitelikli bir öğretmen yetiştirme sisteminin oluşturulması amacıyla YÖK ve MEB işbirliğinin geliştirilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, ilköğretimde kalitenin artırılmasına yönelik Türkiye'nin kendi özellik ve koşullarına odaklı özgün bir model tasarlaması gerektiği söylenebilir.Anahtar sözcükler: İlköğretim, nüfus, kalite, senaryo tekniği
Okul yöneticilerinin eğitiminde eylem öğrenmenin karar verme ve çatışma yönetme becerileri üzerindeki etkisi
Bu tez çalışmasında, okul yöneticilerinin ve adaylarının eğitiminde eylem öğrenmenin karar verme ve çatışmaları çözme becerileri üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaçla, çalışmada bir deney grubu oluşturulmuştur. Çalışmada yöntem olarak, nicel ve nitel araştırma yaklaşımlarının birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel veriler, sadece deneysel süreçte toplanırken, nitel veriler hem hazırlık aşamasında grupların oluşturulması için hem de deneysel araştırma sürecinde toplanmıştır. Araştırmada yer alan katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde gönüllülük kriterine dikkat edilmiştir. Ayrıca her bir grubun üyeleri seçilirken farklı deneyimlere sahip olmaları göz önünde bulundurulmuştur. Araştırmada okul yöneticisi ve adaylarından oluşan 38 katılımcı yer almıştır. Katılımcılar eylem öğrenme yaklaşımına uygun olacak şekilde 7 veya 8 kişilik 5 gruba ayrılmıştır. Çalışma, hazırlık aşaması ve deneysel araştırma süreci olmak üzere iki süreçten meydana gelmiştir. Hazırlık aşaması, deneysel araştırma sürecine geçilmeden önce yapılması gereken çalışmaların planlandığı süreçtir. Bu süreçte, verilerin toplanması, eğitim sürecinin planlanması, eylem öğrenme modelinin planlanması ve grupların oluşturulması basamakları yer almaktadır. Deneysel araştırma sürecinde ilk olarak eylem öğrenme sürecinin nasıl işleyeceği ile ilgili hazırlanan sunu ile tanıtım toplantısı gerçekleştirilmiş ve daha sonra öntestler uygulanmıştır. Ayrıca katılımcılara süreci daha iyi anlamalarını sağlayacak broşürler dağıtılmıştır. Eğitim süreci sonunda ise sontestler yapılmış ve bununla birlikte katılımcılardan görüşme formları ile programın etkililiğine ilişkin veri toplanmıştır. Verilerin toplanması için kişisel bilgi formu, Melbourne Karar Verme Ölçeği I-II (MKVÖ I-II), Rahim Örgütsel Çatışma Envanteri II (ROCI II), Eylem Öğrenme ile Yönetici Yetiştirme Programı (EÖYYP) Sürecinin Değerlendirilmesine İlişkin Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde hem istatistiksel teknikler hem de veri madenciliği teknikleri kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan hem istatistiksel teknikler hem de veri madenciliği teknikleri ile elde edilen bulgulara göre; EÖYYP'nin katılımcıların karar vermede öz-saygı düzeyini yükseltmede, ihtiyatlı karar verme becerisi geliştirmede ve olumsuz başa çıkma stillerinin kullanımını azaltmada, çatışma yönetimi stratejisi olarak hükmetmeyi daha az, tümleştirme, ödün verme, kaçınma ve uzlaşmayı ise daha çok tercih etmelerinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Nitel verilerin analizinden elde edilen bulgulara göre; eğitim süreci, katılımcıların karar verme ve çatışma yönetme becerilerinin geliştirilmesinde etkili olmuştur. Uygulanan eğitim, katılımcıların deneyimsel öğrenmelerine önemli katkılar sağlamıştır. Ayrıca veri analizinde kullanılan veri madenciliği tekniklerinin okul yöneticilerinin eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesinde kullanılabilecek etkili bir yöntem olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlardan hareketle, eylem öğrenme yaklaşımının, okul yöneticilerine yönelik hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerde kullanılmasına ve veri madenciliği tekniklerinin okul yöneticilerinin eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi için kullanılabilmesine yönelik eğitim politikalarını üretenlere ve uygulayıcılara birtakım önerilerde bulunulmuştur
Moodle ders yönetimi bilgi sistemi destekli matematik öğretiminin, öğrencilerin matematik başarısına ve matematik dersine yönelik tutumlarına etkisi
Son yıllarda bilişim teknolojisi alanında yaşanan gelişmeler bütün alanlarda olduğu gibi, eğitimde de köklü değişimlere neden olmuştur. Eğitim sisteminde var olan sorunların geleneksel çözüm arayışlarıyla çözümlenememesi ve gelişen teknolojilerin cazip imkânlar sunması, eğitim sistemini yeni arayışlara yöneltmiştir. Bu arayışlar sonucunda, geleneksel modellerin yanı sıra, çağdaş yöntemleri uygulayarak daha etkin ve verimli bir eğitimin verilebileceği anlaşılmıştır. Bu sonuç eğitim sürecinin ve niteliğinin gelişmesinde önemli rol oynayan yeni teknolojilerin eğitim kurumlarına girmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu noktadan hareketle araştırmada, Moodle DYBS destekli matematik öğretiminin, öğrencilerin matematik başarısına ve matematik dersine yönelik tutumlarına olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada, öntest-sontest kontrol gruplu deneysel model kullanılmıştır. Moodle DYBS için hazırlanan ders içeriği problem tabanlı öğretim yöntemine uygun olarak hazırlanmıştır.Veri toplamak amacıyla; Baykul tarafından geliştirilen "Matematik Dersi Tutum Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen ?Matematik Başarı Testi? ile öğrencilerin Moodle DYBS'ne ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik bir anket kullanılmıştır.Deney ve kontrol gruplarının eğitimden önceki ve eğitimden sonraki ?matematik Başarı Testi? ve ?Matematik Tutum Ölçeği? puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla T testi (Paired sample t test) kullanılmıştır. Deney grubuna verilen eğitimin etkililiğini araştırmak amacıyla deney ve kontrol gruplarının puanları tekrarlı ölçümlerde iki faktörlü varyans analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Bütün istatistiksel analizlerde istatistiksel anlamlılık seviyesi olarak 0.05 değeri kabul edilmiştir. Öğrencilerin Moodle DYBS'ne ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik bulguların frekans ve yüzde dağılımları verilmiştir.Araştırma sonucunda, Moodle DYBS destekli matematik öğretimine katılan öğrenciler ile geleneksel matematik öğretimine katılan öğrencilerin eğitimden önceki ?matematik başarı testi? puanları ile eğitimden sonraki ?matematik başarı testi? puanları arasındaki değişimin istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği; Moodle DYBS destekli matematik öğretimine katılan öğrenciler ile geleneksel matematik öğretimine katılan öğrencilerin, eğitimden önceki ve eğitimden sonraki matematik dersine yönelik tutum puanları arasındaki değişimin istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği; Moodle DYBS'nin öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilediği ve öğrencilerin Moodle DYBS destekli matematik öğretimine ilişkin olumlu yönde görüş bildirdikleri belirlenmiştir.
İlköğretim öğrencilerine verilen tüketici eğitiminin gösterişçi tüketimi önlemedeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarının II. kademesinde eğitim gören öğrencilere verilen tüketici eğitiminin gösterişçi tüketimi önlemedeki etkililiğini saptamaktır.Araştırma, deneysel desenli olup örneklemini, Ankara İli Altındağ İlçesi Nihat Başakar İlköğretim Okulu 6/A-B-C 7/A-B-C-D ve 8/A-B-C-D sınıflarında 2009?2010 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören iki yüz on sekiz (n=218) öğrenci oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan anket formu kullanılmıştır. Hazırlanan anket formu, dört bölüm ve 44 sorudan oluşmuştur. Anket formunun birinci bölümünde bireylerin kişisel niteliklerini tanımlayıcı sorulara, ikinci bölümünde tüketici eğitimi ile ilgili konuları bilme durumlarına yönelik sorulara, üçüncü bölümde tüketici eğitimi alma ve tüketim durumlarına yönelik sorulara, dördüncü bölümde ise 24 alt maddeden oluşan, bireylerin tüketim tutumlarına özellikle de gösterişçi tüketime ilişkin düşüncelerinin yer aldığı ve katılıyorum, bazen katılıyorum/bazen katılmıyorum ve katılmıyorum şeklinde üç değerlendirme ölçütünden birinin seçimine yönelik sorulara yer verilmiştir. Anket formu, aynı okulda örneklem dışında yer alan 5. sınıflarda ön çalışma yapılarak gözden geçirilmiştir.Gözden geçirilmiş anket formu verilecek eğitim öncesi örneklemi oluşturan sınıflarda ön test olarak araştırmacı eşliğinde öğrencilere Mart ayının son haftasında uygulanmıştır. Ön testler uygulandıktan sonra Nisan ve Mayıs aylarında beş hafta Çoklu Zekâ Kuramının altı zekâ alanını içeren etkinlikler doğrultusunda örneklem grubuna tüketici eğitimi başlığı altında eğitim verilmiştir. Öğrencilere verilen eğitim konuları; tüketici eğitimi ile ilgili temel kavramlar, tüketicinin satın alma karar süreci, tüketici eğitimi, tüketici hakları ve gösterişçi tüketim başlıkları ile uygulanacak öğretim yaklaşımı ise Çoklu Zekâ Kuramı ile sınırlıdır. Eğitim tamamlandıktan sonra Haziran ayının ilk haftasında örneklemi oluşturan öğrencilere son test uygulanmıştır.Örneklem kapsamında yer alan öğrencilerin ön test ve son test olarak uygulanan anket formundaki sorulara verdikleri cevaplar, SPSS 17.0 kullanılarak analiz edilmiştir.Öğrencilere verilen tüketici eğitimi sonrasında ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığı bağımlı gruplarda t testi ile kontrol edildiğinde elde edilen t değeri, ön test ve son test ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğunu ortaya koymuştur (p < .001). Bu sonuç verilen tüketici eğitiminin, öğrencilerin gösterişçi tüketime yönelik bilgileri üzerinde olumlu değişiklikler yarattığını ortaya koymuştur.Elde edilen bulgular ışığında tüketicilerin eğitilmesine yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Tüketici eğitimi, gösterişçi tüketim, Çoklu Zekâ Kuramı.
KOBİ'lerin üretim ve pazarlama sorunları üzerine bir araştırma: Ostim örneği
KOBİ'ler gerek Türkiye gerek dünya ülkelerin de ekonominin temelini oluşturmaktadır. Ülkemizdeki istihdam oranı, ekonomiye katkı payları ve ihracat payları ile önemli bir yere sahiptirler. Ekonomik faydalarının yanı sıra sosyal faydalar da sağlamaktadır. Taleplere hızlı cevap vermesi, esnek üretim koşulları ve krizlerde dayanıklılık gösterebilme yetenekleri de KOBİ'lerin önemini artırmaktadır. KOBİ'lerin tam olarak anlaşılabilmesi için tanınması gerekmektedir. Çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada KOBİ tanımları, özellikleri, ülke ekonomisindeki yeri ve üretim, pazarlama, finansman, personel vb sorunları incelenmiştir. İkinci aşamada ise Ankara ili Ostim Bölgesinde yer alan Medikal Küme İşletmelerinin üretim ve pazarlama sorunlarına yönelik anket çalışması ile sorunlarının tespit edilmeye çalışılmıştır.Araştırma Ankara ili Ostim bölgesinde medikal sektörde faaliyet gösteren KOBİ'lerin üretim ve pazarlama sorunlarını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma verileri tespit etmek amacıyla bilgilerine ulaşılan 43 firmaya anket formları iletilmiştir. Firma ziyaretleri, küme toplantıları ve internet kanalıyla firmalardan veriler toplanmıştır. Anket formu ile elde edilen veriler tablolar halinde düzenlenerek MS. Excel ve SPSS 19 yardımı ile analiz edilmiştir. Veriler frekans ve yüzde olarak ortaya konulmuştur. Testler 0.05 anlamlılık düzeyi kabul edilerek test edilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda elde edilen pazarlama ve üretim sorunları araştırmanın son bölümünde verilmiştir. Sonuçlar doğrultusunda çözüm önerileri getirilmiştir.
Kamu ve özel ilköğretim okulu müdürlerinin stratejik liderlik özellikleri ile kurumlarının örgütsel öğrenme düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, kamu ve özel ilköğretim okulu müdürlerinin stratejik liderlik uygulamaları ile kurumlarının örgütsel öğrenme düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir.İlişkisel tarama modelindeki bu araştırmada, İstanbul ili Avrupa yakasında 7 farklı ilçeden rastgele seçilen 24 kamu ve 10 özel ilköğretim okulunda görev yapan toplam 606 öğretmenin görüşüne başvurulmuştur. Araştırmada ilköğretim okulu müdürlerinin (Dönüşümsel, Yönetimsel, Etik ve Politik boyutlardan oluşan) stratejik liderlik özelliklerini ölçmek için Pisapia tarafından geliştirilen ?Stratejik Liderlik Ölçeği? (SLQ) ile okulların örgütsel öğrenme düzeylerini ölçmek için ise Watkins ve Marsick tarafından geliştirilen ?Örgütsel Öğrenmenin Boyutları Ölçeği? (DLOQ) olmak üzere iki farklı ölçek veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Alt problemlerin çözümlenmesi amacıyla, ölçekler aracılığıyla elde edilen veriler SPSS 17 paket programına aktarılmış, aritmetik ortalamaları, standart sapma değerleri, Pearson momentler çarpım korelasyon katsayıları hesaplanmış, t-Testi, faktör analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. İstatistiksel analizlerde .01 anlamlılık düzeyi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır; devlet okulları ile özel okul müdürlerinin algılanan stratejik liderlik puanları arasında bütün boyutlarda anlamlı bir fark bulunmuştur. Hem devlet okulu hem de özel okul müdürlerinin en çok etik liderlik davranışları en az ise politik liderlik davranışları sergiledikleri görülmüştür.Bu araştırmada devlet ve özel ilköğretim okullarının örgütsel öğrenme düzeyleri incelenmiştir. Hem devlet okullarında hem de özel okullarda algılanan en yüksek öğrenme takım düzeyinde en düşük öğrenme ise bireysel düzeyde gerçekleşmiştir. Ayrıca devlet okulları ve özel okullarda algılanan örgütsel öğrenme puanları arasında bütün boyutlarda anlamlı bir fark bulunmuştur.Bu araştırmada hem kamu hem de özel ilköğretim okullarında stratejik liderliğin bütün boyutları ile örgütsel öğrenmenin bütün boyutları arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. En güçlü anlamlı ilişkiler dönüşümsel liderlik uygulamaları ile örgüt düzeyi ve toplum düzeyi öğrenme arasında bulunmuştur. Hem kamu hem de özel ilköğretim okullarında dönüşümsel, etik ve politik liderlik uygulamaları örgütsel öğrenme üzerinde anlamlı yordayıcılardır. Diğer tarThe purpose of this research is to analyze the relationship between strategic leadership actions of public and private primary school principals and the dimensions of organizational learning perceived in their schools. The research was conducted by use of cross-sectional survey method. Participants in the research included 606 teachers who were randomly selected as the sample from 24 different public primary schools and 10 different private primary schools in İstanbul. The data used in the analyses were collected via two scales entitled ?The Strategic Leadership Questionnaire (SLQ)? by Pisapia and ?The Dimensions of Learning Organization Questionnaire (DLOQ)? by Watkins and Marsick.The techniques of means and standard deviation were used to analyze the data to determine the teachers' perception of strategic leadership actions of school principals and the dimensions of organizational learning affected by these actions. ?Independent Samples t-Test? was used to determine if there is significant statistical difference between the ideas of teachers according to school types. To determine the correlation between strategic leadership actions of school principals and the dimensions of organizational learning perceived in their schools, Pearson's correlation coefficient and multiple linear regression techniques were used. SPSS 17.0 for windows package program was used for the statistical analyses at a significance level of .01.The findings of the research have revealed that teachers' perceptions of school principal's strategic leadership actions significantly differed in all four dimensions of strategic leadership by school type. Both public and private school principals use ethical actions the most frequently and they use political actions the least frequently.In this research, dimensions of organizational learning in public and private primary schools have been measured. In both public and private primary schools, the highest level of learning is perceived at team or group level and the lowest level is perceived at individual level. Besides that the level of learning perceived in private primary schools are significantly higher than in public primary schools at all four dimensions of organizational learning.It was found that in both public and private primary schools there is a positive and significant relationship between all of the factors of strategic leadership and all of the factors of organizational learning. The strongest significant relationship was found between transforming leadership actions and organizational and global levels of organizational learning. In both public and private primary schools, transforming, political and ethical leadership actions are the significant predicators of organizational learning. However, it was found that managing actions isn't a significant predicator of organizational learning at any levels.As a result of the research, it was found out that the teachers' perception of organizational learning increases when the school principals use strategic leadership actions more frequently.aftan yönetimsel liderlik uygulamalarının örgütsel öğrenmenin hiçbir boyutu üzerinde anlamlı bir yordayıcılığı bulunmamıştır.Bu araştırmanın sonucu olarak, okul müdürlerinin stratejik liderlik davranışları gösterme sıklığı arttıkça okullarda algılanan örgütsel öğrenme düzeyinin arttığı ortaya çıkmıştır.
Üniversite öğrencilerinde topluluk hissi, kurumla bütünleşme düzeyi ve akademik başarı arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinde topluluk hissi, kurumla bütünleşme düzeyi ve akademik başarı arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Dolayısıyla, araştırma birden çok değişken arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçladığı için ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Chavis, Lee, Acosta (2008) tarafından geliştirilen ve araştırmacı tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Topluluk Hissi Ölçeği" ve Pascarella ve Terenzini'nin (1980) geliştirdiği ve Tuna (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Kurumla Bütünleşme Ölçeği (KBÖ)" kullanılmıştır. Araştırma; Elazığ ilinde Fırat Üniversitesinde ve Tunceli ilinde Munzur Üniversitesinde öğrenim gören toplam 733 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Verilerin incelenmesinde; yüzde, frekans, normal dağılımlar için parametrik testlerden bağımsız gruplar t-testi, normal olmayan dağılımlar için ise non-parametrik testlerden Mann Whitney U-testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon ve Regresyon Analizleri ile belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre araştırmaya katılan öğrencilerin topluluk hissi üniversite, öğrenci kulübüne üyelik, sivil toplum kuruluşuna üyelik ve öğrencilerin ikamet ettikleri yer değişkenine göre anlamlı farklılık göstermekte iken, cinsiyet, kredi ve/veya burs alma ve disiplin cezası alma değişkeni açısından anlamlı farklılık göstermemektedir. Araştırma bulgularına göre araştırmaya katılan öğrencilerin kurumla bütünleşme düzeyleri; üniversite, cinsiyet, öğrenci kulübüne üyelik ve öğrencilerin ikamet ettikleri yer değişkenine göre anlamlı farklılık göstermekte iken, kredi ve/veya burs alma ve disiplin cezası alma değişkeni açısından anlamlı farklılık göstermemektedir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; öğrencilerin kurumla bütünleşme düzeyi ile topluluk hissi arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, akademik başarı ile kurumla bütünleşme arasında da pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Regresyon analizlerinden elde edilen bulgular doğrultusunda, topluluk hissinin, kurumla bütünleşme düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Kurumla bütünleşme düzeyinin ise öğrencilerin akademik başarılarını düşük düzeyde de olsa yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlardan hareketle, üniversitelerde topluluk hissi ve kurumla bütünleşmenin önemi hakkında eğitim paydaşlarına, eğitim politikalarını üretenlere ve uygulayıcılara yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir.
2013 yılı ortaokul 5. sınıf fen bilimleri dersi öğretim programının bağlam-girdi-süreç-ürün (CIPP) modeli ile değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, 2013 yılında güncellenen ortaokul 5. sınıf fen bilimleri dersi öğretim programının bağlam-girdi-süreç-ürün (CIPP) modeli ile öğretmen görüşlerine dayalı olarak değerlendirmektir. Betimsel araştırma kapsamında yer alan tarama modeline göre yürütülen araştırmanın örneklemini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında, Türkiye genelinde devlet ortaokullarında görev yapan 663 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından Stufflebeam'in CIPP modeline göre hazırlanan anket formu ile nicel veriler elde edilmiştir. Bu formda yer alan açık uçlu sorular ile de araştırmanın nitel verileri elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde frekans, yüzde ve ki-kare testleri kullanılmıştır. Ki-kare analizinde anlamlılık düzeyi p=.05 olarak kabul edilmiştir. Açık uçlu sorulara verilen yanıtlar kategorisel olarak analiz edilmiş ve anket sorularına verilen cevaplar ile birlikte yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: 2013 yılı ortaokul fen bilimleri dersi öğretim programı için yapılan planlama ve öngörülerin, uygulamadaki ihtiyaçları karşılama potansiyeli orta düzeydedir. Bağlam boyutunda programın en güçlü yönleri; uygulanabilirliği, kazanımların açık-anlaşılırlığı ile çağdaş felsefi dayanağı iken; zayıf yönleri ise; hayata hazırlama, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve fen okur-yazarı yetiştirme potansiyelidir. Girdi boyutunda ise, programın uygulamadaki ihtiyaçları karşılama gücünün yüksek olduğu belirlenmiştir. Programın uygulamadaki en güçlü yönü; öngörülen sürenin yeterliliği, içerikteki kavramların açıklığı ile öğretmen bilgisine uygunluğu iken; en zayıf yönleri ise mevcut teknolojik donanım, laboratuvar ve mevcut araç-gerece uygunluğudur. Süreç boyutunda, programın öğretim sürecinde orta düzeyde doğasına uygun olarak uygulandığı belirlenmiştir. Programın öğretim sürecinde en güçlü yanları öğretmen-öğrenci işbirliğini sağlaması ve öğrenci ilgisini çekmesi iken; zayıf yanları uygulamada veli desteğini sağlamaması, bireysel farklılıklara duyarlı olmaması ile öğretmen iş doyumunu temin edememesidir. Ürün boyutunda programın uygulamada öngörülen çıktıları sağlama potansiyelinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlgili programın çıktılarına yönelik olarak en fazla ulaşılan yönü olumlu fen tutumları kazandırması iken; en az ulaşılan çıktıları ise bireyi bütünsel olarak geliştirme ile öğrencilere akademik vizyon kazandırmasıdır. Araştırmada son olarak programının mevcut haliyle uygulamada beklentileri tam olarak karşılamaktan uzak olduğu, dolayısıyla özellikle zayıf yönleri itibarıyla tekrar gözden geçirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Ortaöğretim öğrenci ve öğretmenlerinin okul ve ideal okul algılarının metafor yoluyla analizi
Bu araştırma, ortaöğretimde öğrenci ve öğretmenlerin okulu ne olarak kavramsallaştırdıklarını ve ideal okul yaşantısıyla ilgili olarak tasarladıkları okul kavramlarının ne olduğunu metafor yoluyla ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.Katılımcılar, Ankara'nın çeşitli semtlerinden seçilen 6 ?düz lise? olarak adlandırılan ortaöğretim kurumundan 576 öğrenciden ve 55 öğretmenden oluşmuştur. Katılımcılardan her birinin ?Okul' u herhangi bir canlı, bir nesne, bir masal kahramanı ya da bir tarihsel kimliğe benzetmenizi istesem neye benzetirdiniz?, Niçin?? ve ?İdeal Okul' u herhangi bir canlı, bir nesne, bir masal kahramanı ya da bir tarihsel kimliğe benzetmenizi istesem neye benzetirdiniz?, Niçin?? sorularını yanıtlamasıyla elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmanın bulgularına göre, katılımcıların okula karşı olumsuz bir tutuma sahip oldukları; okulu gelişimi engelleyici, itaat zorunluluğu olan ve bu yüzden bir an önce terk edilmesi gereken bir yer olarak algıladıkları ortaya çıkmıştır. Çalışmada ortaöğretim öğrencileri çok sayıda ?hapishane? metaforunu kullanmış; kendilerine özgürlük tanınmadığını ve okulda kendileri için demokratik bir ortamın oluşmadığını belirtmişlerdir. Dolayısıyla eğitimin öğrenci merkezli olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu sonuç okullarımızın hala bilgi toplumu öncesi sanayi toplumunun özelliklerini taşıdığını göstermektedir.Katılımcılar tarafından ikinci sırada ?ev/aile? metaforunun tercih edilmiş olması, okulun ayrıca sevgi, saygı, huzur bulunan ve aidiyet duygusunu geliştiren bir yer olarak algılandığını göstermiştir.Araştırmanın diğer bir sonucu ise, okul kademesi arttıkça öğrencilerin okula karşı daha fazla olumsuz tutum sergilediğidir. Ayrıca alt sosyo-ekonomik gruba ait katılımcıların okula dair daha olumlu tutum sergilediği; okulu güven ve mutluluk veren bir yer olarak gördüğü ortaya çıkarken orta ve üst sosyo-ekonomik düzeye ait olan katılımcıların okulu tanımlarken daha fazla olumsuz tutum sergilediği, okulu sınırlandıran, sıkıntı veren ve cezalandıran bir yer olarak algıladığı ortaya çıkmıştır.Ortaöğretim öğrenci ve öğretmenlerinin ideal okul kavramı ile ilgili olarak ürettikleri metaforlar incelendiğinde okulu güven, mutluluk ve heyecan veren aynı zamanda bilgi veren ve aydınlatan bir yer olarak görmek istedikleri ortaya çıkmıştır.
Okul öncesi öğretmen adaylarının öz yeterlik inançları ile bilgisayar destekli eğitim yapmaya ilişkin tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmen adaylarının öz yeterlik inançları ile bilgisayar destekli eğitim yapmaya ilişkin tutumlarının ne düzeyde olduğunu ve aralarındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Fırat, Cumhuriyet, Amasya, Adıyaman, Ahi Evran, Dicle Üniversitelerinin Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünde öğrenimine devam eden araştırmaya gönüllü olan öğretmen adayları üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada karma model kullanılmıştır. Araştırmanın verileri "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Öz Yeterlik İnançları Ölçeği", "Bilgisayar Destekli Eğitim Yapmaya İlişkin Tutum Ölçeği" ve görüşme formlarıyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutu genel tarama modeli çeşitlerinden ilişkisel tarama modeline uygun olarak yürütülmüştür. Nitel boyutta ise belirlenmiş üniversitelerin her birinden seçilen 10 öğrenci ile görüşmeler yapılmıştır. Tepe ve Demir (2011) tarafından geliştirilen okul öncesi öğretmenlerinin öz yeterlik inançları ölçeği beşli likert tipinde 37 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin geneli için Cronbach alfa güvenirlik katsayısı .97 olarak hesaplanmıştır. Mevcut çalışmada ise Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ise .96 olarak tespit edilmiştir. Arslan (2006) tarafından geliştirilen Bilgisayar destekli eğitim yapmaya ilişkin tutum ölçeği ise beşli likert tipinde olup 10 olumlu, 10 olumsuz olmak üzere 20 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin güvenirliğini ortaya koymak amacıyla yapılan Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ise .93 olarak bulunmuştur. Mevcut çalışmada ise Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ise .91 olarak tespit edilmiştir. Nicel verilerin analizi SPSS-21 istatistik programı ile, nitel verilerin analizi ise iki ayrı araştırmacı tarafından çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, okul öncesi öğretmenlerinin öz yeterlik inançları ölçeği uygulanan kadın öğretmen adaylarının, erkek öğretmen adaylarına göre daha yüksek öz yeterlik inancına sahip oldukları belirlenmiştir. Uygulanan ölçek sonucunda 3.sınıf ve 4.sınıf öğretmen adaylarının öz yeterlik inançları düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir. Bilgisayar destekli eğitim yapmaya ilişkin tutum ölçeği uygulanan öğretmen adaylarının tutumları, cinsiyet ve kendilerine ait internet bağlantısına sahip olup olmama değişkenine göre farklılaşmamıştır. 4.sınıf öğretmen adaylarının 3.sınıf öğretmen adaylarına göre daha yüksek düzeyde bilgisayar destekli eğitim yapma tutumuna sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Kendine ait bilgisayarı olan öğretmen adaylarının, kendine ait bilgisayarı olmayan öğretmen adaylarına göre daha yüksek düzeyde bilgisayar destekli eğitim yapma tutumuna sahip oldukları belirlenmiştir. Gün içinde bilgisayarı kullanma sıklığı 3-4 saat olan öğretmen adaylarının bilgisayarı 1-2 saat kullanan ve hiç kullanmayan öğretmen adaylarına göre, bilgisayarı 5 saat ve üstü kullanan öğretmen adaylarının ise bilgisayarı hiç kullanmayan öğretmen adaylarına göre daha yüksek düzeyde bilgisayar destekli eğitim yapma tutumuna sahip oldukları belirlenmiştir. Bununla birlikte, yapılan korelasyon hesaplamaları sonucunda okul öncesi öğretmen adaylarının öz yeterlik inançları ile bilgisayar destekli eğitim yapmaya ilişkin tutumları arasında düşük düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise bilgisayar destekli eğitim sonucunda beş tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar; okul öncesi öğretmen adaylarının; ileride yürütecekleri öğretmenlik mesleğinde kendilerini yeterli görme durumları, ileride yürütecekleri öğretmenlik mesleğinde bilgisayar kullanma becerisine sahip olmanın önemi, bilgisayardan yararlanarak öğrencilere etkinlik hazırlama ve uygulama yeterliliği, bilgisayar destekli ders-etkinlik yapması, kendini geliştirmek için yaptıkları çalışmalar biçimindedir. Ortaya çıkan bu temalar ve gerçekleştirilen kodlamalar araştırmanın nicel ve nitel sonuçlarının birbiriyle paralel olduğunu göstermiştir. Çünkü araştırmanın her iki boyutunda birbirini destekler sonuçlara ulaşılmıştır. Kendisine ait bilgisayarı olan öğretmen adaylarının bilgisayar destekli eğitim yapma tutumları daha yüksektir ve yine aynı şekilde öğretmen adayları bilgisayar kullanma becerisine sahip olmanın birçok önemini de sıralamıştır. Bu bağlamda özellikle yürütülen derslerde BDE odaklı etkinliklere daha fazla zaman ayrılması önerilmiştir. Böylece BDE'nin olumlu etkilerinden daha fazla yarar sağlanabilir. Katılımcı grubunun farklı olduğu ve daha uzun uygulama süreli çalışmaların yapılması da önerilmektedir.
Tunç'un kültür, medeniyet ve eğitim anlayışı
Araştırmada; Mustafa Şekip Tunç'un yaşamı, yaşadığı dönemin politik ve kültürel ortamı, mesleki yaşamı açıklanmaya çalışılmıştır. Mustafa Şekip Tunç'un ilgi alanlarının neler olduğu ve kendisinin gerek psikoloji, gerek terbiye ve gerekse felsefe alanlarında hangi şahsiyetlerden yararlandığı, etkilendiği ve ne şekilde bir düşünce yapısına sahip olduğu aktarılmaya çalışılmıştır. Ayrıca kültüre ve kültürü meydana getiren öğelere ilişkin görüşlerinin yanı sıra, medeniyet anlayışı ve medeniyetlerin doğuş şartlarına yönelik fikirleri de araştırmanın konusudur.
Emniyet Genel Müdürlüğü merkez teşkilatının hizmet içi eğitim faaliyetlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez Teşkilatının hizmet içi eğitim faaliyetlerinin değerlendirilmesidir.Yapılan çalışma ile Emniyet Genel Müdürlüğünün personelini Türkiye'nin gelişen şartlarına göre hazırlayıp hazırlamadığı araştırılmaya çalışılmıştır. Bilindiği gibi eğitim, sürekli bir yenilenmedir ve bu yenilenmenin hayat boyu devam etmesi gerekir. Aksi takdirde, birey bazında kişilerin, örgüt bazında kuruluşların, makro planda ise devletlerin hayatiyetlerini devam ettirmesi güç görünmektedir. Bu nedenle eğitim, zamanın şartlarını iyi anlama, okuma, karar verme ve uygulama açısından hem bireyler hem de örgütler/toplumlar adına önem arz etmektedir.Okul eğitimi ile bireyler kendilerini, hem toplum hem de meslekleri/kariyerleri için hazırlamaya çalışırlar. Bireylerin eğitimi okulu bitirip meslek sahibi olduklarında eğitim süreci devam etmektedir. Zamanın değişen ve gelişen şartlarına göre mesleğin gereklerini yerine getirebilmek için meslek içi eğitim veya günümüz deyimiyle hizmet içi eğitim devam etmek zorundadır. Hizmet içi eğitim ile kişiler kendileri yeniledikleri gibi, örgütleri oluşturan kişilerin yenilenmesiyle örgütler de yenilenmiş olmakta ve zamanın gerektirdiği koşullarla gerektiği gibi mücadele edebilmektedir.Bu çerçevede, Emniyet Genel Müdürlüğünün hizmet içi eğitim kursları değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Çalışmanın gayesi, verilen kursların hem sayı hem de içerik olarak zamanın gelişen şartlarına cevap verip vermediğini araştırmaktır. Araştırmada iki ayrı soruya cevap aranmıştır. Birincisinde, Emniyet Genel Müdürlüğünün 1995-2011 yılları arasında düzenlediği hizmet içi eğitim faaliyetleri sayı ve içerik yönünden; ikincisinde ise 2011 yılında düzenlenen hizmet içi eğitim kursları, katılımcıların gözüyle değerlendirilmeye çalışılmıştır.1995-2011 yılları arasında verilen hizmet içi eğitim kursları sayısal olarak incelendiğinde, kursların yıllara göre artış gösterdiği görülmüştür. Bu artış, Emniyet Genel Müdürlüğünün personelini zamanın şartlarına karşı hazırlamak ve yenilemek istediği şeklinde değerlendirilmiştir. Örneğin, bilgisayar teknolojisinin hayatımıza girmesiyle bilgisayar kursları, Ceza Muhakemeleri Usul Kanununun (CMUK) değişmesiyle kanuni mevzuatı tanıtmaya yönelik kurslar, kapkaç olaylarının artmasıyla birlikte de kapkaç suçlarını önlemeye yönelik kursların arttığı görülmüştür. İhtiyaç duyulan alanlarda hizmet içi eğitim kurslarının yoğunlaşması ve bu kursların yıllar içerisinde artarak çeşitlenmesi, Emniyet Genel Müdürlüğünün personelini değişen ve gelişen şartlara hazırlamaya çalıştığı şeklinde değerlendirilmiştir. Diğer taraftan, 2011 yılında uygulanan hizmet içi eğitim kurslarının kursiyerler tarafından değerlendirilmesine yönelik hazırlanan ve uygulanan anket sonuçlarına çalışmada yer verilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, kursiyerlerin hizmet içi eğitim kurslarını bilgi, içerik ve eğiticiler yönüyle olumlu değerlendirdiği anlaşılmıştır.Özet olarak, yapılan çalışma ile Emniyet Genel Müdürlüğünün düzenlemiş olduğu hizmet içi eğitim kurslarının, hem sayı hem de içerik olarak arttığı, düzenlenen hizmet içi eğitim faaliyetlerinin personeli zamanın gelişen ve değişen şartlarına göresürekli yenilemeyi hedeflediği ve hizmet içi eğitim faaliyetlerini alan personelin bu kursları amaç, içerik ve eğiticileri yönünden yeterli bulduğu anlaşılmıştır.
İngilizce öğretmenlerinin mesleki öz yeterlik algıları
Bu araştırmanın amacı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan İngilizce öğretmenlerinin mesleki öz yeterlik algılarını belirlemektir. Araştırmanın nicel ve nitel yönleri olduğundan, amaçlar nicel ve nitel olarak iki çerçevede ele alınmıştır. Araştırmanın nicel boyutuna ilişkin alt amaçlar şunlardır: İngilizce öğretmenlerinin, dil gelişimini izleme ve değerlendirmeye ilişkin öz yeterlik algılarını belirlemek, İngilizce öğretmenlerinin, meslektaş, okul, aile ve toplumla iş birliği yapmaya ilişkin öz yeterlik algılarını belirlemek, İngilizce öğretmenlerinin, uygun eğitim ortamı için materyal kullanımı ve yöntem seçimine ilişkin öz yeterlik algılarını belirlemek, İngilizce öğretmenlerinin, İngilizce öğretimi alanında mesleki gelişimi sağlamaya ilişkin öz yeterlik algılarını belirlemek. Bu alt boyutlara ilişkin öğretmen görüşlerinin cinsiyet, görev yapılan okul türü, mesleki kıdem yılı, mezun olunan bölüm, eğitim durumu ve çalışma durumuna göre farklılık gösterip göstermediği araştırmanın alt amaçları olarak belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın nitel boyutuna ilişkin alt amaçlar şunlardır: Bir dil öğretmeninin etkili olabilmesi için sahip olması gereken özelliklere ilişkin İngilizce öğretmenlerinin görüşlerini belirlemek; İngilizce öğretmenlerinin öğrencilerin dil gelişimini izleme ve değerlendirmede izledikleri yollara ilişkin görüşlerini belirlemek; etkili dil öğrenimini sağlayabilmek için İngilizce öğretmenlerinin meslektaşları, okul, aile ve toplumla iş birliği kurmaya ve bu yönde izledikleri yola ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmak; uygun eğitim ortamları oluşturma, materyal kullanımı ve yöntem seçiminde öğretmenlerin göz önünde bulundurdukları ölçütlerini saptamak ve buna ilişkin görüşlerini belirlemek; İngilizce öğretmenlerinin mesleki gelişimlerini devam ettirmek için katıldıkları ve/veya yaptıkları çalışmalara ilişkin görüşlerini belirlemek; ve İngilizce öğretmenlerinin dil öğretimi açısında güçlü ve zayıf yönleri hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim-öğretim yılı 1. döneminde Elazığ ili merkez ilçesinde bulunan tüm ilkokul, ortaokul, lise, proje okulu ve bilim sanat merkezinde çalışmakta olan İngilizce öğretmenleri oluşturmaktadır. Öğretmenler araştırmaya gönüllü olarak katılmışlardır. Çalışmaya toplam 112 okuldan 295 öğretmen katılmıştır. Çalışmanın nitel boyutu için 30 öğretmene ulaşılmıştır. Bu öğretmenlerden 22 tanesi lisans, 4 tanesi lisansüstü öğrencisi ve 4 tanesi de lisansüstü mezunudur. Bu öğretmenlerin 17'si ortaokulda, 9'u lisede ve 4'ü de ilkokulda görev yapmaktadır. Bu öğretmenlerden 20'si İngilizce Öğretmenliği Bölümünden, 3'ü İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden ve 7'si diğer bölümlerden mezun olmuştur. Çalışmada nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin mesleki öz yeterlik algılarını belirlemek amacıyla güvenilir ve geçerli bir ölçek olan "İngilizce Öğretmenlerinin Öz Yeterlik Algısı Ölçeği" ve "İngilizce Öğretmenlerinin Öz Yeterlik Algısı Görüşme Formu" kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutuna bakıldığında: İngilizce öğretmenlerinin, dil gelişimini izleme ve değerlendirme alt boyutuna ilişkin sonuçta bütün değişkenler açısından anlamlı bir farklılığa ulaşılmamıştır. İngilizce öğretmenlerinin, meslektaş, okul, aile ve toplumla iş birliği yapma alt boyutuna ilişkin bulgularda her altı değişken açısından da anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. İngilizce öğretmenlerinin, uygun eğitim ortamı için materyal kullanımı ve yöntem seçimi alt boyutuna ilişkin bulgularda her altı değişkende de anlamlı bir farklılığa ulaşılmamıştır. İngilizce öğretmenlerinin, İngilizce öğretimi alanında mesleki gelişimi sağlama alt boyutuna ilişkin bulgularda cinsiyet değişkenine göre erkek öğretmenler lehine, çalışma durumu değişkenine göre kadrolu çalışan öğretmenler lehine, mezun olunan okul türü değişkenine göre ise İngilizce Öğretmenliği ve İngilizce ile ilgili bölümlerden mezun olan gruplar lehine anlamlı bir farklılığa ulaşılmıştır. Diğer üç değişkende ise anlamlı bir farklılığa ulaşılmamıştır. Çalışmanın nitel boyutu kısmında İngilizce öğretmenlerinin öz yeterlik inançlarıyla ilgili çeşitli görüşleri tespit edilmiştir. İngilizce Öğretmenlerinin çoğunluğu dil öğretiminin etkili olabilmesi için İngilizce öğretmenlerinin alan bilgi ve becerilerine hâkim olması gerektiğini ve gelişmiş sosyal becerilere sahip olması gerektiğini düşünmektedir. İngilizce öğretmenlerinin, öğrencilerin dil gelişimini izleme ve değerlendirmede İngiliz dilinin kullanımına ve öğrencilerin İngilizce iletişim kurmasına bağlı ölçme ve değerlendirme tekniklerini izledikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca süreçsel yaklaşımları da göz önünde bulundurduklarını ifade etmişlerdir. İngilizce öğretmenlerinin, etkili dil öğrenimini sağlayabilmek için meslektaşları, okul, aile ve toplumla motivasyon, başarıyı arttırma çalışmalarında ve sorunsal durumlarda iş birliği kurdukları görülmüştür. İngilizce öğretmenlerinin iş birliği için başvurdukları yolların başında öğrenci velisi ve ailesiyle görüşmeler yer almaktadır. İngilizce öğretmenleri uygun eğitim ortamları oluşturma, materyal kullanımı ve yöntem seçiminde öğrenci seviyesine uygunluğu kriter olarak benimsemişlerdir. İngilizce öğretmenleri mesleki gelişimlerini devam ettirmek için kurs, seminer ve konferanslara katılmayı tercih ettikleri görülmüştür. İngilizce öğretmenlerinin, dil öğretimi açısından sahip oldukları güçlü yönleri arasında yeniliklere açık olmaları ile etkili iletişim becerileri ve güler yüzlülük yer almaktadır. İngilizce öğretmenlerinin, dil öğretimi açısından sahip oldukları zayıf yönlerin başında İngilizce iletişim ortamlarını oluşturmada eksiklik ve pratik yapmak için imkanların kısıtlı olması yer almaktadır. Çalışma sonuçları doğrultusunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Algılanan okul müdürü yönetim tarzları ile öğretmenlerin karara katılma, örgütsel adalet, iş doyumu ve tükenmişlik algıları arasındaki ilişkinin analizi
Bu araştırmanın genel amacı algılanan müdür yönetim tarzları ile öğretmenlerin karara katılma, örgütsel adalet, iş doyumu ve tükenmişlik algıları arasındaki ilişkileri tespit etmektir. Bu amacı gerçekleştirmek için ilişkisel tarama modeli kapsamında ilişkisel ve yordayıcı desen araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Mersin il merkezinde bulunan 65 lisede görevli 3194 öğretmen oluşturmaktadır. Basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile bu evrende bulunan 56 lisede görev yapan toplam 600 öğretmene gönderilen ölçek formlarının 561 tanesi eksiksiz olarak geri dönmüş ve bu araştırmada kullanılmıştır. Araştırma verileri, SPSS 21 ve LISREL 8.80 paket programları yardımı ile analizlere tabi tutulmuştur. Bu çalışmada öncelikle faktör analizi, frekans, yüzde, korelasyon ve regresyon testlerine başvurulmuştur. Daha sonra araştırmada kullanılan değişkenlere ait ortalamalar tespit edilmiş olup akabinde örgütsel adalet, iş doyumu ve tükenmişlik arasındaki ilişkiler ortaya konulmuştur. Değişkenler arasındaki ilişkiler tespit edildikten sonra yapısal eşitlik modeli kullanılarak önce algılanan müdür yönetim tarzlarının öğretmenlerin karara katılma, örgütsel adalet, iş doyumu ve tükenmişlik algıları üzerindeki etkisi belirlenmiştir. Akabinde öğretmenlerin karara katılmasının örgütsel adalet, iş doyumu ve tükenmişlik üzerindeki etkileri belirlenmiş son olarak da algılanan müdür yönetim tarzlarının öğretmenlerin örgütsel adalet, iş doyumu ve tükenmişlik algıları üzerindeki etkisinde karara katılma değişkeninin aracı etkisi tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; Öğretmenler, görev yaptıkları müdürlerin en fazla işbirlikli yönetim tarzı sergilediklerini bunu sırası ile otoriter, karşı koyucu ve ilgisiz yönetim tarzlarının takip ettiğini ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin görev yaptıkları okul müdürlerinin işbirlikli yönetim tarzı sergilediklerine ilişkin algılarının yüksek, otoriter ve karşı koyucu yönetim tarzı sergilediklerine ilişkin algılarının orta, ilgisiz yönetim tarzı sergilediklerine ilişkin algılarının ise düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin zümre kararları ile öğrenci işleri ve akademik kararlar boyutunda orta düzeyde, okul yönetimi boyutunda ise düşük düzeyde kararlara katıldıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin örgütsel adalet ve iş doyumuna yönelik algılarının yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin kişisel başarı boyutuna yönelik algılarının yüksek düzeyde, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutuna yönelik algılarının ise düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Örgütsel adalet, iş doyumu ve tükenmişlik değişkenleri arasındaki ilişkilere bakıldığında; örgütsel adalet ile iş doyumu arasında pozitif, orta düzeyde ve anlamlı ilişki bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örgütsel adalet ile duygusal tükenme boyutu arasında negatif ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunurken; örgütsel adalet ile duyarsızlaşma boyutu ve kişisel başarı boyutu arasında anlamlı olmayan ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca iş doyumu ile duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutu ortalaması arasında negatif ve düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunduğu; kişisel başarı boyutu ile arasında ise pozitif ve düşük düzeyde ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Algılanan müdür yönetim tarzının karara katılma, örgütsel adalet, iş doyumu ve tükenmişlik üzerindeki etkilerine ait sonuçlara bakıldığında; İşbirlikli yönetim tarzının zümre kararları boyutu, okul yönetimi boyutu, öğrenci işleri ve akademik kararlar boyutu, örgütsel adalet ve iş doyumu algısı üzerinde pozitif; duygusal tükenme boyutu üzerinde negatif ve anlamlı şekilde etkili olduğu; kişisel başarı ve duyarsızlaşma boyutları üzerindeki etkisinin ise anlamlı olmadığı görülmüştür. Otoriter yönetim tarzının zümre kararları boyutu, okul yönetimi boyutu ve öğrenci işleri ve akademik kararlar boyutu ile örgütsel adalet üzerinde negatif, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutları üzerinde pozitif ve anlamlı şekilde etkili olduğu; iş doyumu ve kişisel başarı boyutu üzerindeki etkisinin ise anlamlı olmadığı görülmüştür. İlgisiz yönetim tarzının zümre kararları boyutu, öğrenci işleri ve akademik kararlar boyutu, kişisel başarı boyutu, iş doyumu ve örgütsel adalet üzerinde negatif, duygusal tükenme boyutu, duyarsızlaşma boyutu ve okul yönetimi boyutu üzerinde ise pozitif ve anlamlı şekilde etkili olduğu söylenebilir. Karşı koyucu yönetim tarzının zümre kararları boyutu üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığı; okul yönetimi boyutu, duygusal tükenme boyutu ve duyarsızlaşma boyutu üzerindeki etkisinin pozitif; öğrenci işleri ve akademik kararlar boyutu, örgütsel adalet, iş doyumu ve kişisel başarı boyutu üzerindeki etkisinin ise negatif ve anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Karara katılma değişkeninin örgütsel adalet, iş doyumu ve tükenmişlik üzerindeki etkilerine ait sonuçlara bakıldığında; Zümre kararları, okul yönetimi ile öğrenci işleri ve akademik kararlar boyutlarının örgütsel adalet üzerindeki etkisinin pozitif ve anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Zümre kararları ile öğrenci işleri ve akademik kararlar boyutunun iş doyumu üzerindeki etkisinin pozitif; okul yönetimi boyutunun iş doyumu üzerindeki etkisinin negatif ve anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Zümre kararları ile öğrenci işleri ve akademik kararlar boyutunun duygusal tükenme boyutu üzerindeki etkisinin negatif, okul yönetimi boyutunun duygusal tükenme boyutu üzerindeki etkisinin pozitif olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Zümre kararları boyutunun kişisel başarı boyutu üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığı, okul yönetimi boyutunun kişisel başarı boyutu üzerindeki etkisinin negatif, öğrenci işleri ve akademik kararlar boyutunun kişisel başarı boyutu üzerindeki etkisinin ise pozitif ve anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Zümre kararları boyutunun duyarsızlaşma boyutu üzerindeki etkisinin negatif, okul yönetimi boyutunun duyarsızlaşma boyutu üzerindeki etkisinin pozitif olduğu, öğrenci işleri ve akademik kararlar boyutunun duyarsızlaşma boyutu üzerindeki etkisinin ise anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Algılanan müdür yönetim tarzının örgütsel adalet, iş doyumu ve tükenmişlik üzerindeki etkisinde karara katılma değişkeninin aracı etkisine ait sonuçlara bakıldığında; İşbirlikli yönetim tarzının örgütsel adalet, iş doyumu ve duygusal tükenme boyutu üzerindeki etkisinde karara katılma ölçeğinin üç boyutunun birlikte aracı etkisinin olduğu; kişisel başarı ve duyarsızlaşma boyutları üzerinde ise aracı değişken etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Otoriter yönetim tarzının örgütsel adalet, iş doyumu ve duygusal tükenme boyutu üzerindeki etkisinde karara katılma ölçeğinin üç boyutunun birlikte aracı etkisinin olduğu; kişisel başarı ve duyarsızlaşma boyutları üzerinde ise aracı değişken etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İlgisiz yönetim tarzının örgütsel adalet, iş doyumu, duygusal tükenme, kişisel başarı ve duyarsızlaşma boyutları üzerindeki etkisinde karara katılma ölçeğinin üç boyutunun birlikte aracı değişken etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Karşı koyucu yönetim tarzının örgütsel adalet, iş doyumu, duygusal tükenme, kişisel başarı ve duyarsızlaşma boyutları üzerindeki etkisinde karara katılma ölçeğinin üç boyutunun birlikte aracı değişken etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın son bölümünde elde edilen sonuçlar alanyazında yapılmış benzer çalışmalar ile karşılaştırılarak tartışılmıştır. Yapılan tartışmadan sonra uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik alanyazına katkı sağlayacağı düşünülen bazı öneriler getirilmiştir.
Öğrenci, öğretmen ve idarecilerin görüşlerine göre iç göçün yaşandığı bölgelerdeki ilköğretim okullarında eğitim öğretim sürecinde karşılaşılan sorunlar: Esenyurt örneği
Bu araştırmanın genel amacı; idareci, öğretmen ve öğrencilerin görüşlerine göre iç göçün yaşandığı bölgelerdeki ilköğretim okullarında eğitim-öğretim sürecinde karşılaşılan sorunları belirlemektir (Esenyurt Örneği). Ülkemizde yoğun göç alan şehirlerin başınsa İstanbul gelmektedir. İstanbul'un geçtiğimiz yıl en çok göç alan ilçelerinden olan Esenyurt'ta yapılan bu araştırmanın gerçekçi sonuçlar çıkaracağı düşünülmüştür.Araştırmaya veri toplamak amacıyla; beşli likert tipinde anket geliştirilmiştir. Anket soruları idareci, öğretmen ve öğrencilerin eğitim sorunlarına ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla eş değer formda hazırlanmıştır. Hazırlanan anketler için uzman görüşleri alınmıştır. Araştırma ön uygulama ve asıl uygulama olmak üzere iki basamakta gerçekleştirilmiştir. Anketin ön uygulaması İstanbul ilinin göç alan bölgelerindeki ilköğretim okullarında yapılmıştır. Asıl uygulama İstanbul ili Esenyurt ilçesinde tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 5 ilköğretim okulunda yapılmıştır. Öğrenci, öğretmen ve idarecilere uygulanan anketler ile elde edilen veriler uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak tablolar haline getirilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre göç alan bölgelerdeki ilköğretim okullarının sınıf mevcutları hızla artmaktadır. Bu durum derslerin işlenişini de aksatmaktadır. Göç eden ailelerin maddi sıkıntılar yaşamasından dolayı öğrenciler çalışmak zorunda kalmaktadır. Çalışan çocukların okula devamsızlıkları artmakta ve okul başarıları düşmektedir. Göç alan bölgelerdeki en önemli sorunlardan biriside iletişim sorunlarıdır. Ayrıca okul içi çeteleşme ve öğrenciler arasındaki madde bağımlılığı önemli disiplin sorunları olarak ortaya çıkmaktadır. Öğrencilerin okul içinde ve dışında sosyal aktivitelere katılmakta istekli oluşları ise iyi bir sonuçtur.Araştırma sonuçlarında öğrenci, öğretmen ve idarecilerin görüşleri arasında farklılıklar olduğu, bu farklılığın öğrencilerde anlamlı derecede yüksek olduğu görülmektedir. Araştırmaya katılanların cinsiyetlerine göre ve öğretmen ile idarecilerin branşlarına göre görüşlerinde anlamlı bir fark olup olmadığı da incelenmiştir. Öğretmenlerin görüşleri arasında branşlara göre anlamlı farklar bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda Esenyurt ilçesindeki ilköğretim okullarında eğitim öğretim sürecinde karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Göç, Eğitim
Investigation of the using of teaching methods and techniques by social sciences teachers
Social sciences teaching methods and teaching techniques are very important for the social sciences teachers' especialy in the basic schools, because they can influence the quality of education process, learning and teaching, also the teacher's skills and qualification are very important to develop students. This research has prepared by many main aims and sub aims. So as to determine the social science teachers' qualifications and skills related to teaching methods and teaching techniques in the basic schools and how they use and organize the classroom environment. In this study survey method was used, and the data collection tool which used in the study was developed by Saunders in (2001), this data collection adapted by farooqi and Saunders in (2004), was also used by Iqbal farooqi and Saunders in (2006). The population of research is the social sciences teachers in the 32 basic schools in the Duhok province, and due to the fact of safety problems in Iraq the research can't be carried out in the Iraq population. According to the findings of the study, the gender distribution of social sciences teachers working in thirty two different accommodation units is very close to each other and the majority of them graduated from social studies undergraduate education. It was determined that there is a serious imbalance in the distribution of social studies teachers' per student and only three schools provided education in private schools in 32 schools. The findings of this research are that the class quotas in the school consist of forty and fewer students, for the social studies course this number is concentrated between 25-29 students, classes are fixed and moveable one by one respectively and in the classes where the social studies course is taught, mostly the fixed rows are used. According to these findings, it can be said that the students are able to perform independent study activities due to the fact that the classes are not crowded, and they are used individually. Based on the findings of the research, the following suggestions can be made; • A balance should be observed in the appointment of social studies teachers in schools. • The teaching methods and techniques chosen by social studies teachers during their lessons were insufficient in the persistence and function of the acquired knowledge. The causes of this situation should be investigated and if there is a reason for lack of information, training should be provided in this direction. • Teachers within the scope of the research should be encouraged to use field-specific methods and techniques. • Deficiencies in the use of teaching methods and techniques are also observed in measurement and evaluation approaches. Another important issue in this regard is that social studies teachers are lacking in authentic assessment types. Measurement and evaluation activities are open to discussion. As in the previous proposal, this situation should be considered in terms of the causal context.
Okul öncesi eğitim kurumlarında öğretmen-aile işbirliği ve öğretmenlerin velilerle yaşadıkları sorunlar
Okul öncesi eğitim, 0-6 yaş grubundaki çocukların bedensel, zihinsel, dil ve sosyal yönden gelişimlerini sağlayan bir eğitim sürecidir. Çocuğun yaşamındaki önemli dönemlerden biri olarak nitelendirilebilir. Okul öncesi eğitim sayesinde çocuğun davranışları olumlu yönde değiştirilebilir. Kişilik kazanımının geliştiği bu yaş aralığında çocuk kendini kabul, özgüven geliştirme, benlik kavramını oluşturma, bağımsızlığını kazanma, bedenini kullanma, merakını gidererek hayal ve isteklerini açığa vurma gibi gereksinimlerini karşılamayı ve sosyalleşmeyi öğrenir. Birçok gelişim alanı bu yaş aralığında şekillenir. Çocuğun ilk defa dış çevreyle tanışması da okul öncesi eğitim ile başlar. Bu sebeple okul öncesi eğitimin önemi gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaya başlanmıştır ve okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak adına birçok gelişme mevcuttur. Okul öncesi eğitimin anlam kazanması da aileyle olmaktadır. Çocuğun hayatındaki ilk öğrenme yeri ailedir. Aile ile güçlü kurulan bağlar sayesinde okul öncesi eğitimden alınan verim artmaktadır. Fakat velilerle bu konuda yaşanılan bazı sorunlar vardır. Bu sorunların neler olduğunu bularak çözüm önerilerinde bulunmak aile ile kurulan bağları güçlendirecek ve bu sayede çocuk okul ortamında kendini güvende hissedecektir. Bu çalışma; öğretmen-veli işbirliğinin gerekliliğini vurgulamak, çocuğun temelini oluşturan aile ile öğretmenlerin yaşadığı sorunları belirlemek ve bu hususta sorunların çözümüne ilişkin öneriler geliştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Verileri elde etmek için yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Uzman görüşleri ile hazırlanan görüşme formları Bingöl ilindeki anaokullarında görev yapan 15 yönetici, 50 öğretmen ve bu okullarda çocukları öğrenim gören 309 veliye uygulanmıştır. Görüşme formlarından elde edilen demografik özelliklere ait veriler kontrol edilerek SPSS programına girilmiş ve yüzde, frekans değerleri bulunmuştur. İkinci bölümde yöneticilere, öğretmenlere ve velilere yöneltilen soruların analizinde nitel yöntem kullanılmıştır. Araştırma verileri nitel yöntemin tekniklerinden olan içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, yöneticilerin, öğretmenlerin ve velilerin yaşadığı ortak sorunlara ve sundukları çözüm önerilerine ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre yöneticiler yaşanılan sorunları; velilerin eğitim seviyesi, kadronun bayan olması, kullanılan izinler, yeniliğe kapalılık, çocukların okula uyumlarının geciktirilmesi, öğretmeni bakıcı olarak görme, eğitim eksikliği, çocukların şiddet davranışına meyilli olması olarak tanımlamışlardır. Öğretmenler de yaşanılan sorunları; veli isteksizliği, veli tutumu, öğretmeni bakıcı olarak görme, ön yargılı olma, öğretmeni eleştirme, öğretmeni değersizleştirme, öğretmenin sorumluluğunun çok olması, velilerin etkinliklerde aktif olmaması, işbirliği kuramama, eğitim eksikliği, yönetimin tutarsızlığı, yönetici müdahalesi, yöneticilerin öğrenci ve veliyi tanımaması, iletişimsizlik veli beklentilerinin fazla olması, öğrenciler arası yaş farkının olması, öğrenci cinsiyeti ve hazırbulunuşluk seviyeleri, öğrencilerin okula alışma sorunu, şiddet davranışları, öğretmen hedeflerinin farklı olması, meleki yetersizlik ve farklı kültür yapısına sahip olma olarak tanımlamışlardır. Veliler ise yaşanılan sorunları; Veli fikirlerinin önemsenmemesi, veli ilgisizliği, okul idaresinin yetersizliği, güven problemi, olumsuz veli ve öğretmen yaklaşımı, yönetimin üslubu, temizlik ve emniyet sıkıntısı, kayıt parası sıkıntısı, çocukların şiddet davranışı, öğrencilerin küçük olması ve elektronik aletlere çok fazla zaman ayırıyor olması, öğrencilerin yemek yeme sorunu yaşamaları, velilerin duyarlı olmaması, ailelerin değişime açık olmaması, iletişim kopukluğu, velilerin fazla beklentiye sahip olmaları, öğretmenlerin öğrencilere bağırması, öğretmenlerin aşırı kitap kullanımı ve öğretmenlerin etkinlik yapmaması olarak tanımlamışlardır. Yönetici, öğretmen ve veliler yaşanılan sorunlara ortak çözüm önerilerini ise şunlardır: Daha fazla etkinlik yapmak, öğretmen-aile iletişimi ve işbirliğini sağlamak, aile ve öğretmenlere bilgilendiri ve eğitici seminerler vermek, aile katılımını sağlamak. Bazı yöneticiler, öğretmenler ve veliler ise işbirliğinin yeterli olduğu ve sorun yaşanmadığı konusunda hemfikirdirler.
Eğitim fakülteleri programı kapsamında yer alan öğretmenlik meslek bilgisi derslerinden ?öğretim ilke ve yöntemleri? dersinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın genel amacı, öğretmen yetiştirme programlarında yer alan Öğretmenlik Meslek Bilgisi derslerinden ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersinin değerlendirilmesidir. Araştırmada, ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersinin içerik, eğitim durumu ve değerlendirme boyutlarına ilişkin mevcut durumun betimlemesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Ders, Stufflebeam' in Çevre, Girdi, Süreç ve Ürün (CIPP) modelinde yer alan süreç boyutu temele alınarak değerlendirilmiştir. 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Gazi ve Hacettepe Eğitim Fakültesi ve Ankara Eğitim Bilimleri Fakültesinde öğrenim görmekte olan 2.sınıf öğretmen adaylarından 713 öğrenci ve 30 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Öğrenci görüşlerine, açık uçlu sorulardan oluşan anket formuyla; öğretmen görüşlerine ise yarı yapılandırılmış görüşme formuyla ulaşılmıştır. Araştırmada içerik analizi yöntemi kullanılmıştır.Araştırmada öğrencilerin önemli bir çoğunluğu ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersinden memnun olduğunu belirtmiştir. Öğrenciler bu dersin içeriğinin, nitelikli bir öğretmen olmalarına ve gelecekte mesleki yaşamlarında alan bilgisini nasıl daha etkili öğreteceklerine ilişkin ayrıntılı bilgiler vererek mesleğe hazırlayan önemli ve gerekli bir içerik olduğunu belirtmişlerdir. Ancak birkaç öğrenci, dersin içeriğinin, derse ayrılan dönemde yetiştirilemeyecek kadar geniş bir kapsama sahip olduğunu düşünmektedir.Dersin ?eğitim durumu? boyutu için öğrenciler genel olarak, süreçte öğrenci merkezli eğitim anlayışının benimsenmesinin, grup çalışmalarıyla sürecin uygulama ağırlıklı işlenmesinin ve süreçte çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerinden yararlanılmasının olumlu etkilerini belirtmiştir. Ancak dersin ?eğitim durumu? boyutunu ?sıkıcı? olarak değerlendiren öğrenciler de önemli bir çoğunluktadır. Öğrencilerin önerileri, eğitim-öğretim sürecinde teorik bilginin pratikle pekiştirilmesi, mikro öğretim yönteminden yararlanılması; gerçek sınıf ortamlarında karşılaşılmış ya da karşılaşılması muhtemel durumları inceleme fırsatının verilmesi, sınıf ortamının ve mevcudunun uygun hale getirilmesi ve sürecin kaynak çeşitliliğiyle zenginleştirilmesi önerilerinde yoğunlaşmıştır. Öğrencilere göre dersin ?değerlendirme? boyutundaki sorun, bu derste öğrencilere kazandırılmak istenilen davranışlarla, ölçme araçlarının uyumlu olmamasından ve sorulardaki nitelik sorunlarından kaynaklanmıştır. Öğrenciler çoğunlukla dönem boyunca, sınavlara alternatif ölçme tekniklerinden yararlanılmasını, ders ve/veya ünite sonunda öğrenmelerinin ölçülmesini, dönüt ve düzeltmelerin hemen verilmesini önermiştir.Araştırmada öğretmenlerin çoğunlukla, dersin ?içerik? boyutunun, etkili ve kalıcı eğitim-öğretim süreçleri için gerekli tüm bilgileri kapsadığını belirttikleri görülmüştür. Öğretmenler, çoğunlukla, içerikteki bilgilerin uygulanabilir olmasını, içeriğin güncelleştirilmesini, yeni öğretim stratejilerinin, yöntemlerin ve tekniklerin eklenmesini önermiştir. Öğretmenlerin dersin ?eğitim durumu? boyutuna yönelik eleştirileri ise çoğunlukla olumsuz yöndedir. Dersin içerdiği konuların ana hatlarıyla belirlenmemesinin ve dersin uygulama ağırlıklı işlenmemesinin ezbere öğrenmelere neden olduğu, bu nedenle öğrendiklerini kolay unuttuklarını ve mesleki yaşamlarında dersten yararlanamadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, klasik tip yazılı sınav ya da çoktan seçmeli test tekniğinden yararlanılmasının, eksikliklerinin ölçülmesi ve değerlendirmesi açısından uygun olmadığını düşünmektedir. Öğretmenler, süreç boyunca uygulama etkinliklerinde gösterdikleri performansa göre değerlendirilmelerini önermiştir.Araştırmada, hem öğrenciler hem de öğretmenler, dersin ?içerik? boyutunun, nitelikli bir öğretmen olabilmek ve nitelikli eğitim-öğretim ortamları oluşturabilmek için gerekli konuları kapsadığı konusunda hemfikirdirler. Dersin eğitim-öğretim sürecinde öğrenci merkezli eğitim anlayışının benimsenmesi, öğrencilerin hazırladığı ve sunduğu grup çalışmalarında uygulama etkinliklerine yer verilmesi konusunda her iki grup da hemfikirdir. Ancak her iki grup da dersin ?eğitim durumu? boyutunu ?sıkıcı? olarak değerlendirmiş ve dersin mesleki deneyim kazandırmadığı, öğretim elemanının süreçte çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerinden yararlanmadığı ve grup çalışmalarındaki bazı yanlış uygulamaların verilen eğitimin niteliğinde bazı problemlere neden olduğu konusunda ortak görüşler belirtmişlerdir. Öğrenciler ve öğretmenler, sınavların güvenilir ve soruların nitelikli olmasının bu dersin verimliliğini artıracağı konusunda aynı görüşleri paylaşmıştır. Her iki grup da bu derste öğrencilere kazandırılmak istenilen davranışlarla, bu davranışları ölçmede kullanılan araçların uyumlu olmamasından kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir.Araştırmada elde edilen sonuçlara dayanarak, dönem başında öğretim elemanının, ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersi için ayrıntılı bir ders izlencesi (syllabus) hazırlaması ve öğrencilere dağıtması önerilmiştir. ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersinin kuramsal kısmı öğretim elemanı tarafından mantıki bir sırayla ve ön hazırlığı yapılarak anlaşılır bir biçimde sunulmalı; uygulama kısmı ise öğretmenlerin ve öğrencilerin aktif olarak katılacağı, işbirliğine dayalı farklı yöntem ve teknikleri işe koşacak şekilde hazırlanmalı ve sunulmalıdır. Eğitim-öğretim sürecinde, işbirliğine dayalı öğrenme yöntemlerinden ve tekniklerinden yararlanılıyorsa, bu süreç öğretim elemanı rehberliğinde planlamalı, uygulanmalı ve değerlendirilmelidir. Sınavların kapsam geçerliğine dikkat edilmeli ve öğrencileri düşünmeye zorlayıcı, problem çözmede yaratıcılıklarını ortaya çıkaran açık uçlu soruların yer aldığı yazılı sınavlardan ve alternatif ölçme ve değerlendirme tekniklerden yararlanılmalıdır.
Bir program öğesi olarak eğitim durumları standartlarının belirlenmesi
Bu araştırmada Bir Program Öğesi Olarak Eğitim Durumları Standartlarının Belirlenmesi amaçlanmıştır. Delphi tekniği temelinde, üç turda gerçekleştirilen bu çalışma kapsamında belirlenen standartlar, Türkiye'nin tüm bölgelerinden belirlenen 10 üniversite ve 295 eğitim bilimleri alanı uzmanı görüşleriyle belirlenmiştir. Araştırmanın birinci turunda, Eğitim Durumlarına ilişkin standartların neler olabileceğine dair uzmanlardan görüş alınmıştır. Bu turdan elde dilen veriler üç alan uzmanı ve danışman tarafından kodlanarak, alanyazın bilgileri de dikkate alınarak gruplanmıştır. Birinci tur sonunda bir anket formu oluşturulmuştur. Ayrıca bu formda katılımcıların görüş ve önerilerini belirtebilecekleri bir alan ayrılmıştır. Araştırmanın ikinci turunda bu anket uzman grubuna tekrar uygulanmış ve standartlara katılma düzeyleri sorularak her bir standarda ilişkin görüş ve önerileri alınmıştır. Uzmanlardan gelen görüş ve öneriler doğrultusunda yeniden düzenlenen anket formu, belirtilen değişiklere ilişkin görüşleri alınmak üzere üçüncü turda tekrar uzmanlara gönderilmiştir. Bu tur sonucunda belirlenen eğitim durumları standartları anket formu Erzincan ilinden 40 öğretmene ve Elazığ ilinden 35 öğretmene uygulanarak, öğretmenlerin bu standartları benimseme düzeyi incelenmiştir. Uzmanların Delphi turlarında kullanılan anketlerde yer alan standartlara katılım düzeyleri ve düzeltme yapılan standartlar üzerindeki değişime katılma düzeylerinde Hiç Katılmıyorum için (1), Katılmıyorum için (2), Kararsızım için (3), Katılıyorum için (4) ve Tamamen Katılıyorum için (5) olarak puanlanmıştır. Anket kapsamından çıkarılması önerilen standartlar için ise katılma düzeyleri Kesinlikle Çıkarılmamalı için (1), Çıkarılmamalı için (2), Kararsızım için (3), Çıkarılmalı için (4), ve Kesinlikle Çıkarılmalı için (5) olarak puanlanmıştır. Anketlerden elde edilen verilerin çözümlenmesinde ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. Buna göre "Katılıyorum (3,41-4,20)" ve "Tamamen Katılıyorum (4,21-5,00)" düzeyindeki görüşlerde, standartların kabullenilmesi yönünde görüş birliğinin sağlandığı kabul edilmiştir. Ayrıca anket kapsamından çıkarılması önerilen standartlar için "Çıkarılmalı (3,41-4,20)" ve "Kesinlikle Çıkarılmalı (4,21-5,00)" düzeyindeki görüşler belirleyici olmuştur. Sonuç olarak eğitim durumlarına yönelik on standart ve 206 gösterge belirlenmiştir. Bu standartların 101'i (%49,0) Öğretmene Yönelik Standartlar, 18'i (%8,7) Okul Yönetimine Yönelik Standartlar, 11'i (%5,3) Eğitim Öğretim Politikalarına Yönelik Standartlar, 19'u (%9,2) Öğrenme Ortamı Standartları, 22'si (%10,7) Araç-Gereç ve Materyal Standartları, 9'u (%4,4) İçerik Standartları, 2'si (%1,0) Değerlendirme Standartları, 5'i (%2,4) Dersin İşlenişine Yönelik Standartlar, 8'i (%3,9) Öğrenmeye Yönelik Standartlar ve 11'i (%5,3) Programa Yönelik Standartlar altında toplanmıştır. Nitelikli bir uzman grubunun birbirinden bağımsız üzerinde uzlaştıkları bu standartlar hem ulusal hem de uluslararası alanyazında önemli düzeyde ilişkili bulunmuştur. Belirlenen bu standartlar ile eğitimin hem insan kaynağının hem de yapısal kaynaklarının asgari bir seviyeye getirilmesi öngörülmektedir. Öğrenme-öğretme süreci bu standartlara göre şekillendirilebilirse, bu süreç daha etkin bir şekilde yürütülebilir. Ayrıca öğrencilere Mili Eğitimin temel ilkelerinden biri olan fırsat eşitliğini sunacak olan bu standartlar ile tüm öğrencilere eşit ve adil bir eğitim hizmetinin götürülmesi beklenmektedir. Bu noktada bundan sonraki çalışmalarda bu araştırmada oluşturulan standartların Türkiye'deki okullar tarafından ne derece karşılandığına ilişkin araştırmalar yapılabilir. Ayrıca bu standartları temele alan bir öğretim sürecinin sonunda oluşacak başarıyı ölçebilecek deneysel çalışmalar yapılabilir.
Sosyobilimsel meselelerle öğrenme ve argümantasyon temelli bilim öğrenme yaklaşımlarının fen bilimleri öğretmen adaylarının bilimin doğasını anlamalarına etkisi
Son yıllarda bilimsel okuryazar bireylerin yetiştirilmesi özellikle fen eğitiminde üzerinde önemle durulan konulardan biridir. Bilimsel okuryazarlığa ilişkin pek çok araştırmacı tarafından birbirinden farklı çerçeveler çizilmiştir. Bilimin doğası ise oluşturulan bu çerçevelere dâhil edilen bir unsur olmuştur. Bireylerin bilimsel okuryazarlık seviyesine erişebilmelerinde bilimin doğasına yönelik kabul edilebilir bir anlayışa sahip olmaları oldukça önemli görülmüştür. Fakat ilgili alan incelendiğinde bireylerin bilimin doğasına ilişkin doğru olmayan fikirlerinin olduğu görülmüştür. Böylelikle bireylerin bilimin doğasına yönelik kabul edilebilir anlayışa sahip olmalarını sağlayacak çalışmalar önem kazanmıştır. Bu bağlamda bireylerin bilimin doğası anlayışlarının gelişimine yönelik olarak gerçekleştirilen çalışmanın ulusal ve uluslararası alanyazınına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, araştırmanın amacı argümantasyon temelli bilim öğrenme (ATBÖ) ve sosyobilimsel meselelerle öğrenme olarak tasarlanmış iki farklı öğretimin fen bilimleri öğretmen adaylarının bilimin doğası anlayışları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu bir devlet üniversitesinin fen bilgisi bölümünde öğrenim gören 3. sınıf öğretmen adayları oluşturmaktadır. Karma yöntem desenlerinden biri olan "iç içe karma" desene uygun olarak yürütülen araştırma bilimin doğası ve bilim tarihi dersini alan 82 fen bilgisi öğretmen adayının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda araştırma sosyobilimsel meselelere dayalı (deney 1) ATBÖ yaklaşımına dayalı (deney 2), birde mevcut uygulama (kontrol grubu) olmak üzere üç farklı grupta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney ve kontrol grupları belirlendikten sonra her üç grup için haftalık etkinlik hazırlanmıştır. Araştırma gruplarından deney 1 grubu için sosyobilimsel meselelerin temele alındığı araştırmacı tarafından birbirinden farklı sekiz senaryo üzerinden öğretim gerçekleştirilmiştir. Deney 2 grubunda haftalık etkinliklerin seçiminde bireylerin araştırma ve sorgulama yapmalarına imkân sağlayacağı düşünülen çözeltiler ve hücre konuları seçilmiştir. Araştırmanın kontrol grubunda ise mevcut uygulama olarak ifade edilen; dersin öğretmeninin anlatıcı konumda olduğu ve bilgiyi doğrudan aktardığı, öğrencilerin ise daha çok dinleyici konumda olmakla birlikte zaman zaman fikirlerini ifade edebildikleri bir yaklaşımla öğretim gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri çeşitliliği sağlaması açısından yedi farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bu veri toplama araçlarını bilimin doğası hakkında görüşler anketi (BDHGA), öğrenci günlükleri, alan notları, standartlaştırılmış açık-uçlu görüşme-1 (SAUG-1), standartlaştırılmış açık-uçlu görüşme (SAUG-2), dereceli puanlama anahtarı ve sosyobilimsel senaryolar oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen nitel veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilirken BDHGA'nden elde edilen verilerin analizi için nitel verilerin sayısallaştırması yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmadan elde edilen nitel ve nicel bulgulara göre; öğretmen adaylarının ATBÖ ve sosyobilimsel meselelerle öğrenme sürecine dâhil olmaları bilimin doğası anlayışları gelişimine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgu ve sonuçlara dayanarak ATBÖ ve sosyobilimsel meselelerle öğrenme bireylerin bilimin doğası anlayışları gelişiminde etkili birer yol olarak değerlendirilmiştir. Son olarak araştırma kapsamında elde edilen bulgu ve sonuçlara dayanarak bilimin doğası öğreticileri ve bilimin doğasıyla ilgili çalışma yapacak olan araştırmacılara yönelik önerilere yer verilmiştir.
Okulların yapıları ile öğretmenlerin okulda alınan kararlara katılma durumları ve istekleri arasındaki ilişki
Günümüzde farklı tür ve düzeydeki okullar, ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştirmek üzere madde ve insan kaynağını kullanmaktadır. Bu madde ve insan kaynağının etkili ve verimli şekilde kullanılmasında okulların yönetsel yapısının önemi büyüktür. Bu çalışma okulların yapıları ile öğretmenlerin kararlara katılma durumları ve katılma istekleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma yöntemi olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin okullarda alınan öğretimsel kararlara, yönetimsel kararlardan daha çok katıldıkları ve öğretimsel kararlara yönetimsel kararlardan daha çok katılmak istedikleri belirlenmiştir. Okullarda alınan kararlara, kadın öğretmenler erkek öğretmenlerden daha çok katılmaktadır. Ayrıca, öğretimsel kararlara erkek öğretmenlerden daha fazla katılmak istemektedirler. Özel okullarda çalışan öğretmenler okullarda alınan kararlara devlet okullarında çalışan öğretmenlerden daha fazla katılmaktayken, kararlara katılma istekleri arasında anlamlı bir fark yoktur. Önlisans mezunu öğretmenler kararlara diğer öğretmenlerden daha fazla katılmak istemektedirler. Okul türü değişenine göre kararlara katılma düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamakla birlikte, ortaokullarda çalışan öğretmenler kararlara diğer okullarda çalışan öğretmenlerden daha fazla katılmak istemektedirler. Araştırma bulgularına göre öğretmenlerin karara katılma durumu ile okuldaki öğretmen sayısı değişkeni arasında pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki gözlenirken diğer kişisel özelliklerle arasında negatif yönlü zayıf ile çok zayıf arasında değişen ilişkiler olduğu görülmüştür. Kararlara katılma isteği ile yaş ve mesleki deneyim arasında ve toplam katılma isteği ile yaş değişkeni arasında da negatif yönlü çok zayıf ilişki gözlemlenmiştir. Öğretmenler, görev yaptıkları okulların büyük oranda kolaylaştırıcı yapı özellikleri gösterdiğini belirtmektedirler. Yüksek lisans ve lisans mezunu öğretmenler, önlisans mezunlarına göre okullardaki bürokrasiyi daha engelleyici bulmaktadır. Liselerde çalışan öğretmenler, okullarındaki bürokrasiyi ortaokulda çalışan öğretmenlere göre daha engelleyici bulmaktadırlar. Engelleyici yapı ile öğretimsel ve yönetimsel kararlara katılma durumu arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Kolaylaştırıcı yapı ile öğretimsel ve yönetimsel kararlara katılma durumu arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Benzer şekilde, kolaylaştırıcı yapı ile öğretimsel ve yönetimsel kararlara katılma isteği arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
Ailelerin bakış açısı ile Tunceli ilindeki öğrencilerin TEOG başarılarını etkileyen faktörler
Eğitim; öğretmen, öğrenci ve veli üçgeninden oluşan oldukça büyük bir platformdur. Öğrencilerin akademik başarılarının altında yatan önemli bir etkende ebeveynlerin, çocuklarının eğitimlerine nasıl bir yaklaşım sergiledikleridir. Anne – babaların eğitim sürecini algılayışları, bu sürece katılımları, öğrenciye yönelik beklentileri, öğretmenle olan ilişkileri, sosyo-ekonomik durumları gibi pek çok durum, öğrencilerin akademik başarılarını olumlu veya olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, TEOG başarı sıralamasında, Türkiye birincisi olan Tunceli'de, ailelerin bakış açısı ile öğrencilerin TEOG başarılarını etkileyen değişkenlerin saptanması ve ebeveynlerin bu başarıya olan katkısının incelenmesidir. TEOG sınavını konu edinen araştırmanın evrenini, Tunceli illinde TEOG sınavına giren öğrencilerin, anne – babaları oluşturmaktadır. Bu kişiler, Tunceli'de devlet ortaokullarında ve özel ortaokulda okuyan ve 2016-2017 yılında TEOG sınavına girmiş öğrencilerin anne – babalarıdır. Araştırmada, TEOG sınavında, başarılı olmuş ve bir eğitim kurumuna yerleşmiş öğrencilerin ailelerine, 69 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Anketin içeriği, öğrenciler ile ilgili bazı kişisel bilgileri, onların TEOG başarılarına ilişkin bilgileri ve öğrencilerin TEOG başarılarını belirleyen değişkenleri ortaya çıkartmayı amaçlayan soruları kapsamaktadır. Bu çalışma, tarama modelinde yapılan niceliksel türde, betimsel bir araştırmadır. Tunceli son üç yıldır liselere yerleştirme için kullanılan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavlarında Türkiye birincisi olmuş bir ildir. İl ayrıca, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK, 2016) İllerde Yaşam Endeksi Araştırması'na göre de eğitimde en başarılı ildir. Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavlarında, Türkiye'de önemli dereceler kazanan ve başarısı ile birçok kurum ve kişinin dikkatini üzerine çeken Tunceli'de yapılan bu araştırmanın bulguları şunlardır. Ebeveynlere göre, çocukların, akademik kariyerlerine nasıl yön verdikleri, hangi önlemleri, ne derecede aldıkları, rehber edindikleri davranış kalıpları, motivasyon ve kaygı düzeyleri ve ders çalışma alışkanlıklarına sahip olma düzeyleri onları TEOG'da, başarıya ve başarısızlığa götüren stratejilerdir. Aile boyutu ile demokratik bir anne baba tutumuna sahip olma, çocukların sosyal, kültürel ve psikolojik taleplerine cevap verme, akademik yaşantısını önemseme ve hayatlarında gerekli yardım ve düzenlemelerde bulunma gibi özellikler, öğrencilerin TEOG başarısını olumlu etkilemektedir. Ailelere göre, öğretmenlerin öğrencilere yönelik tutumu, sınıf yönetimi, ders anlatım tarzı, ilgisi, onları sınava ve derse motive etme beceresi de TEOG başarısını etkilemektedir. Benzer şekilde, ebeveynler için; okulun sahip olduğu fiziksel, sosyal ve kültürel imkânlar, okul yönetiminin öğrenciye yaklaşımı, idarenin sahip olduğu özellikler, etkili ve ulaşılabilir bir rehberlik servisine sahip olma durumu da çocuğun TEOG başarısında etkili bir başka değişkendir. Son olarak, öğretim programının içeriği, TEOG sınav sistemi ile örtüşüp örtüşmediği ve nasıl uygulandığı aynı şekilde çocuklarının TEOG başarılarında belirleyici değişkenlerden birisi olarak aileler tarafından dile getirilmiştir. Eğitim sisteminin önemli bir bileşeni olan ailelerin, çocuklarına ait TEOG başarılarının altında yatan nedenlere ilişkin görüşlerini merkeze alan bu araştırma, alan yazında önemli bir eksikliği gidermeye yönelik bir çalışmadır.
İlköğretimde öğrenci başarısında okullar arası eşitsizliklerin analizi
Araştırmada, akademik başarı yönünden ilköğretim okulları arasındaki eşitsizlik durumunu analiz etmek ve ülke düzeyinde okullar arası başarı farkını azaltacak düzenlemeleri belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında, 2010 SBS okul ortalamaları ve PISA çalışmalarının bulguları ile yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilen veriler kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu AÇEV, EĞİTİM-SEN, EĞİTİM-BİR-SEN, ERG, EYEDDER, EYUDER, Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği, TED, TEGV, TEV, TÜRK-EĞİTİM-SEN ve TEMSEN temsilcileri oluşturmuştur.Nicel ve nitel araştırma yaklaşımına göre tasarlanan araştırmada, iller ve okullar arası farklılığın incelenmesi için aritmetik ortalama, standart sapma, varyans analizi kullanılmıştır. Türkiye genelinde, okulların başarı dağılımında eşitsizliğin gösterilmesi için ise Lorenz eğrisi oluşturulmuş ve Gini katsayıları hesaplanmıştır. Okullar arası eşitsizliklerin azaltılmasına yönelik çözüm önerileri de betimsel analizle incelenmiştir.Araştırma sonucunda, başarı dağılımında iller arası farklılıklar olmakla birlikte, iller içinde okullar arası başarı farklılığının iller arası farklılıktan çok daha geniş boyutta olduğu görülmüştür. Çalışma grubuna göre, ilköğretim basamağında okullar arası başarı farklılıklarını azaltabilmek için kamu kaynak dağılımı, öğretmen eğitimi, öğretmen değişim hızı, aile eğitimi, erken çocukluk eğitimi, okul-aile işbirliği, eğitim sistemi üzerindeki sınav baskısı, öğretim liderlerinin yetiştirilmesi, değerlendirme ve takip sistemi kurulması alanlarında düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Katılımcılar, anlık faydalar yerine uzun vadeli çözüm sunacağı gerekçesi ile bu düzenlemelerden öğretmen eğitimine, okul öncesi eğitime ve okulların özelliklerine göre kaynak dağılımına öncelik verilmesini önermektedirler.
Öğretmenlerin örgütsel sessizlik, örgütsel yalnızlık ve örgütsel yabancılaşma algılarının örgütsel sinizm düzeyleriyle ilişkisi
Bu araştırmanın genel amacı, öğretmenlerin örgütsel sessizlik, örgütsel yalnızlık ve örgütsel yabancılaşma algılarının örgütsel sinizm düzeyleriyle ilişkisini belirlemektir. Araştırma, ilişkisel tarama modeli doğrultusunda tasarlanmış olup araştırmanın evrenini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Muş ili merkez ve merkeze bağlı köy ve kasabalarda, 132 ilkokulda görev yapan 796 sınıf öğretmeni ile 44 ortaokulda görev yapan 598 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise aynı öğretim yılında tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 600 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma grubuna dağıtılan 600 ölçek formundan 540 tanesi geri dönmüştür. Ölçekler kontrol edildiğinde 37 ölçeğin ise eksik veya sağlıksız doldurulduğu düşünülerek 503 ölçek üzerinden analizler yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında örneklemde yer alan öğretmenlerin demografik bilgilerini ölçmeye yönelik Kişisel Bilgi Formu, örgütsel sessizliklerini ölçmek amacıyla Örgütsel Sessizlik Ölçeği, örgütsel yalnızlıklarını ölçmek amacıyla İş Yaşamında Yalnızlık Ölçeği, örgütsel yabancılaşmalarını ölçmek amacıyla Örgütsel Yabancılaşma Ölçeği ve örgütsel sinizm algılarını ölçmek amacıyla Örgütsel Sinizm Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizi SPSS (Statistical Package fort the Social Sciences) 22.0 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin demografik bilgilerini istatiksel olarak açıklayabilmek için yüzde, frekans, ortalama ve standart sapma analizi teknikleri kullanılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel sessizlik, örgütsel yalnızlık, örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sinizm algıları arasındaki ilişkinin yönünü ve düzeyini belirlemek amacıyla Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edilmiştir. Ayrıca, araştırmaya katılan öğretmenlerin örgütsel sessizlik, örgütsel yalnızlık ve örgütsel yabancılaşma algılarının örgütsel sinizm algılarını yordama düzeyini belirlemek için çoklu regresyon analizi teknikleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; araştırmaya katılan öğretmenlerin orta düzeyde örgütsel sessizlik, düşük düzeyde örgütsel yalnızlık, oldukça düşük düzeyde örgütsel yabancılaşma ve düşük düzeyde örgütsel sinizm algısına sahip oldukları görülmektedir. Öğretmenlerin örgütsel sinizm davranışları ile örgütsel sessizlik, örgütsel yalnızlık ve örgütsel yabancılaşma davranışları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel sessizlik, örgütsel yalnızlık ve örgütsel yabancılaşma algılarının, öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerini yordama derecesini belirlemek için yapılan çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre ise; öğretmenlerin örgütsel sessizlik, örgütsel yalnızlık ve örgütsel yabancılaşma davranışlarının, öğretmenlerin örgütsel sinizm davranışlarının önemli birer yordayıcısı olduğu sonucu elde edilmiştir.
Okul iklimi ve bireysel yenilikçilik kavramları arasındaki ilişkide öğretmen özerkliğinin aracılık rolü
Bu araştırmada okul iklimi ile bireysel yenilikçilik kavramları arasındaki ilişkide öğretmen özerkliği kavramının aracılık rolünü incelemek amaçlanmıştır. Araştırma okul iklimi, bireysel yenilikçilik ve öğretmen özerkliği kavramları arasındaki ilişkiyi inceleyen ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı nicel bir çalışmadır. İlişkisel tarama modelinde; evren hakkında bir kanıya varmak adına evrenden alınan örneklem ile iki ya da daha fazla değişken arasında değişimin varlığı ele alınmaktadır. Araştırmanın evreni; 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır İli Merkez ilçe'de bulunan ilkokullarda görev yapan öğretmenleri kapsamaktadır. Araştırma örneklemi ise seçkisiz örnekleme yöntemiyle 239 kadın ve 378 erkek olmak üzere toplamda 667 ilkokul öğretmeni belirlenmiştir. Araştırmada verilerin toplanılması amacıyla üç ölçek kullanılmıştır. Bunlar; ilk olarak Memduhoğlu ve Şeker' in (2010) "Okullarda Örgütsel İklim Ölçeği", Çolak ve Altınkurt(2017) tarafından geliştirilen "Öğretmen Özerkliği Ölçeği" ve Hurt, Joseph ve Cook (1977) tarafından geliştirilen Kılıçer ve Odabaşı (2010) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği"dir. Yapılan araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde SSPS 22.0 (Statistical Package For Social Sciences) paket programı kullanılmıştır. Öncelikle verilerin yapılacak analizlere uygunluğunu belirlemek amacıyla gerekli incelemeler yapılmıştır. Ardından kullanılan ölçeklerden toplanan verilerin normal dağılım gösterip gösterilmediği test edilmiştir. Daha sonra veriler üzerinden korelasyon analizi, regresyon analizleri ve okul ikliminin öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri ile doğrudan ve öğretmen özerkliği aracılığı ile dolaylı ve toplam etkisini ölçmek amacıyla aracılık analizi (mediation analysis) yapılmıştır. Okul iklimi ve öğretmen özerkliği değişkeninin aracı etkisi F. Hayes (2013) tarafından geliştirilen SPSS uyumlu PROCESS makrosu kullanılarak test edilmiştir. Son olarak da aracı etkisinin etki miktarını ve anlamlılığını ölçmek adına Sobel testi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; okul iklimi ve bireysel yenilikçilik değişkenleri arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki mevcuttur. Okul iklimi ve öğretmen özerkliği arasında da olumlu yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmen özerkliği ve bireysel yenilikçilik değişkenleri arasında pozitif yönlü, orta düzeyli ve anlamlı bir ilişki mevcuttur. Regresyon analizlerine bakıldığında; okul ikliminin öğretmen özerkliği varyansının %16'sını yordadığı, öğretmen özerkliğinin bireysel yenilikçilik varyansının %12'sini yordadığı ve okul ikliminin bireysel yenilikçilik varyansının %10'unu yordadığı sonucuna varılmıştır. Son olarak aracı etkisinin incelenmesinde; okul iklimi ve bireysel yenilikçilik değişkenleri arasındaki ilişkide öğretmen özerkliği kavramının kısmi aracı rolü olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Tüm bunlara ek olarak, araştırma sürecinde elde edilen bulgular ilgili literatürle desteklenerek tartışılmıştır.
Dale'in yaşantı konisine göre yapılandırılmış ölçme ve değerlendirme dersinin öğretmen adaylarının akademik başarısına etkisi
Bu araştırmanın amacı, Dale'nin yaşantı konisine göre yapılandırılmış ölçme ve değerlendirme dersinin öğrenenlerin akademik başarılarına etkisini araştırmaktadır. Deneysel desene sahip bu araştırma için Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören Sınıf Öğretmenliği, İlköğretim Matematik Öğretmenliği ve Sosyal Bilgiler Öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencilerinden birer deney ve birer kontrol grubu olmak üzere toplam altı grup oluşturulmuştur. Çalışma gruplarından sınıf öğretmenliği bölümü öğrencileri üzerinde ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirlik ve pilot uygulama çalışmaları yürütülmüştür. Araştırmada pilot uygulamanın yapıldığı sınıf öğretmenliği bölümünde gerçek deneysel desen, sosyal bilgiler ve ilköğretim matematik öğretmenliği gruplarında ise yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubu "Ölçme ve Değerlendirme" dersini Dale'in yaşantı konisine göre yapılandırılmış öğrenme yöntemine göre alırken, kontrol grubuna ise geleneksel yöntem uygulanmıştır. Verilerin başarı testi, performansa dayalı rubrikler ve final sınavı ile toplandığı bu araştırmada elde edilen bulgular şunlardır: • Sosyal bilgiler öğretmenliği bölümü için öntest-sontest başarı puanlarına ait deney ve kontrol gruplarının son test puanları arasından anlamlı fark bulunmamaktadır. • İlköğretim Matematik öğretmenliği bölümü için öntest-sontest başarı puanlarına ait deney ve kontrol gruplarının son test puanları arasında anlamlı fark bulunmamaktadır. • Sosyal bilgiler öğretmenliği bölümü için performansa dayalı etkinlik puanları açısından deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur. • İlköğretim Matematik öğretmenliği bölümü için performansa dayalı etkinlik puanları açısından deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine anlamlı düzeyde fark bulunmuştur. • Sosyal bilgiler öğretmenliği bölümü için final sınavı puanlarının arasında deney grubu lehine anlamlı düzeyde fark bulunmuştur. • İlköğretim Matematik öğretmenliği bölümü final sınavı puanları bakımından gruplar arasında anlamlı düzeyde bir fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Akademik Başarı, Dale'in Yaşantı Konisi, Ölçme Ve Değerlendirme, Eğitim Teknolojisi.
Okul ikliminin yordayıcısı olarak öğrencilerin prososyal davranışları ve öğrenci bağlılığı: Lise öğrencileri üzerine yapılan bir araştırma
Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin okul iklimine ilişkin algılarının öğrenci bağlılığı ve prososyal davranış geliştirme arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modelinde yapılan bu araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Malatya il merkezindeki liselerde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma farklı lise türlerinde eğitim gören 1406 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Okul İklim Ölçeği (OİÖ), Öğrenci Bağlılığı Ölçeği (ÖBÖ) ve Olumlu Sosyal Davranışlar Ölçeği (OSDÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzde, ortalama, korelasyon analizi, çoklu regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Çalışmada, okul iklimi ölçeğinin alt boyutlarıyla; öğrenci bağlılığı ve prososyal davranış ölçeklerinin alt boyutları arasında pozitif anlamlı ilişkinin olduğu yalnız olumlu sosyal davranışların özgeci alt boyutuyla negatif yönde ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Çoklu regresyon analizi sonucunda, okul ikliminin öğrencilerin bağlılığını ve olumlu sosyal davranış geliştirme eğilimini anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Çalışmanın sonunda, politika yapıcılara, uygulayıcılara ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur.
Özel yetenekli öğrencilerin çalışma alışkanlıklarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, özel yetenekli öğrencilerin ders çalışma alışkanlıklarının düzeyini ve ders çalışma alışkanlıklarının demografik özelliklerine göre farklılaşma durumunu belirlemek, ayrıca yılsonu başarı puanları ile ders çalışma alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma örneklemini Türkiye'de beş farklı ilde bulunan BİLSEM'lerdeki ilkokul ve ortaokul düzeyinde öğrenim gören 366 özel yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup veriler uygun örnekleme yoluyla toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı Günaydın (2011) tarafından geliştirilen "Ders Çalışma Alışkanlıkları Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verileri 2018-2019 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde toplanmıştır. Veri toplama aracının birinci kısmında yer alan kişisel bilgi formundan elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Ders çalışma ölçeğinden elde edilen verilerin çözümlenmesinde değişkenler arasındaki karşılaştırmalarda normal dağılım gösteren değişkenler için bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA); normal dağılım göstermeyen değişkenler için Kruskal Wallis Testi; iki ya da daha fazla değişken arasındaki ilişkinin gücünü ve yönünü belirlemek üzere korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularından ulaşılan sonuçlara göre özel yetenekli öğrencilerin ders çalışma alışkanlıkları kullanılan ölçeğin alt boyutlarına göre farklılık göstermekle birlikte genellike orta düzeydedir. Öğrencilerin ders çalışma alışkanlıkları cinsiyet değişkeni açısından kız öğrenciler lehine farklılık göstermiştir. Ayrıca gruplar arası yapılan karşılaştırmalarda özel yetenekli öğrencilerin ders çalışma alışkanlıkları ile sınıf düzeyi, çalışma süresi, babanın mesleği ve yılsonu başarı puanları arasında anlamlı farklılık bulunmuş, diğer değişkenler açısından istatistiksel bir farka rastlanmamıştır. Özel yetenekli öğrencilerin akademik başarılarını etkileyen en önemli unsura yönelik görüşlerini belirlemek üzere kişisel bilgi formundaki ilgili soruya verilen cevaplara göre öğrenciler en fazla çok çalıştıkları ve zeki oldukları için başarılı olduklarını, başarılarına en az etkinin ise çalışma ortamları olduğunu belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: BİLSEM Öğrencileri, Ders Çalışma Alışkanlıkları, Özel Yetenekli Öğrenciler, Üstün Zekâlı Öğrenciler, Üstün Yetenekli Öğrenciler
Okul müdürlerinin liderlik standartlarının geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de okul müdürlerinin liderlik standartlarının tanımlanması ve liderlik standartları için bir kavramsal çerçeve geliştirilmesidir. Çalışmada bu amaçlar doğrultusunda nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemi ve buna bağlı olarak sırasıyla zincir örnekleme ve aykırı durum örnekleme teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış bir görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler öğretim, operasyonel ve okul liderliği ana boyutlarında incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre okul müdürlerinin yeterlilik alanlarına ilişkin sahip olması gereken liderlik standartları; öğretim liderliği ana boyutunda öğretim liderliği, öğrenme ortamının yönetimi ve hesap verebilirlik ve değerlendirme, operasyonel liderlik ana boyutunda karar alma stratejileri, bütçelendirme/okul bütçesi oluşturma, insan kaynaklarını geliştirme ve etik liderlik, okul liderliği ana boyutunda ise vizyon oluşturma, toplum ve paydaşlarla işbirliği geliştirme, farklılıkların yönetimi, insan ilişkileri ve etkili iletişimdir.Araştırma bulguları, gelecekte okulların yönetiminde temel faktör olan müdürlerin yetiştirilmesinde bir standardın olması gerektiğini göstermiştir. MEB'in ilgili birimleri iyi bir planlama yaparak okul müdürlerinin yetiştirilmesinde standartların belirlenerek uygulamaya konulması gerektiği önerisinde bulunulmuştur. Nitelikli müdürlerin yetiştirilmesi amacıyla üniversiteler ile MEB'in işbirliği yaparak okul müdürleri liderlik alanlarına ilişkin liderlik standartlarını belirlenmesi gerekmektedir. Sonuç olarak okul müdürlerinin yetiştirilmesine yönelik Türkiye'nin kendi özellik ve koşullarına odaklı özgün bir okul müdürü yetiştirme modeli tasarlanması gerektiği söylenebilir.Anahtar sözcükler: Okul müdürleri liderlik standartları, müdürlerin yetiştirilmesi, okul müdürlerinin yeterlilikleri, öğretim liderliği, okul liderliği, operasyonel liderlik.
Çevrimiçi öğrenme ortamlarında uyarlanmış sosyal etkileşim araçlarının öğrencilerin akademik başarılarına ve sosyal bulunuşluk algılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, çevrimiçi öğrenme ortamlarında uyarlanmış sosyal etkileşim araçlarının öğrencilerin akademik başarıları ve sosyal bulunuşluk algılarına etkisini belirlemektir. Araştırmada 3X2 faktöriyel desen kullanılmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü 2010-2011 yılı Güz dönemi Proje Geliştirme ve Yönetimi I dersini seçen 87 kişi oluşturmaktadır. Öğrencilere 4 farklı çevrimiçi öğrenme ortamı sunulmuş, kendi tercihleri doğrultusunda 3 ortama atanmıştır. Ardından öğrenciler, araştırmanın deneysel sürecini, 13 hafta boyunca tercih etmiş oldukları çevrimiçi öğrenme ortamında öğretim elemanı eşliğinde ve grup arkadaşlarıyla çalışarak tamamlamışlardır.Araştırmanın bağımsız değişkeni olan çevrimiçi öğrenme ortamının üç boyutu vardır. Çevrimiçi öğrenme ortamlarının boyutları arasındaki farklılıklar öğrencilerin çalıştıkları sanal sınıf ortamındaki sosyal etkileşim araçlarının farklı birleşimleriyle oluşturulmuştur. Birinci deney grubundaki öğrencilerin çalıştığı çevrimiçi öğrenme ortamında (Ortam I) kullanılan sosyal etkileşim araçları; ?Görüntülü/Sesli Görüşme?, ?Metin Tabanlı Sohbet? ve ?Beyaz Tahta? iken, ikinci deney grubundaki öğrencilerin çalıştığı çevrimiçi öğrenme ortamındaki (Ortam III) sosyal etkileşim araçları ise; ?Görüntülü/Sesli Görüşme? ve ?Beyaz Tahta? araçlarından oluşmuştur. Son deney grubundaki öğrencilerin çalıştığı çevrimiçi öğrenme ortamında (Ortam IV) kullanılan sosyal etkileşim araçları ise ?Metin Tabanlı Sohbet? ve ?Beyaz Tahta? dır.Araştırmanın bağımlı değişkenleri ise öğrencilerin akademik başarıları ile sosyal bulunuşluk algılarıdır. Öğrencilerin akademik başarıları süreç ve sonuç olmak üzere iki şekilde değerlendirilmiştir. Öğrencilerin süreç değerlendirme sonucundaki akademik başarı puanlarında sadece iki farklı çevrimiçi öğrenme ortamına göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu farklılık Ortam IV 'te çalışan ile Ortam I'de çalışan öğrenciler arasında, Ortam IV lehinedir. Öğrencilerin sonuç değerlendirmeye göre akademik başarı puanlarının çalıştıkları çevrimiçi öğrenme ortamına göre değişmediği ortaya çıkmıştır. Çalışma grubundaki tüm öğrencilerin akademik başarıları uygulama süreci sonunda anlamlı düzeylerde artmıştır. Bu nedenle, öğrencilere öğrenme sürecinin başlangıcında kullanmak istedikleri etkileşim araçlarını uyarlama fırsatının verilmesi tüm öğrencilerin öğrenmesi açısından faydalı olmuştur. Her 3 ortamdaki tüm öğrencilerin sosyal bulunuşluk algılarının yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte öğrencilerin sosyal bulunuşluk algılarının çalıştıkları çevrimiçi öğrenme ortamına göre değişmediği sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin çalıştıkları çevrimiçi öğrenme ortamına ilişkin görüşleri sonucunda da memnuniyetlerinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
İlköğretim okul müdürlerinin yeterlikleri ile eğitim-öğretim süreci arasındaki ilişki
Araştırmanın amacı, öğretmenlerin görüşlerine göre ilköğretim okulu müdürlerinin yeterlik düzeyleri ile eğitim-öğretim işlerinin gerçekleşme düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir.Araştırma, mevcut durumu açıklamaya yönelik olarak tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın evreni, TÜİK'in belirlediği Düzey-1 İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasına göre Türkiye'nin 12 bölgesinde, 2011-2012 eğitim yılında, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerdir. Araştırmanın örneklemini 12 bölgede, 34 ilde, 328 okulda, 1064 öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplamak amacıyla iki ölçek geliştirilmiştir. 1) Okul Müdürleri Yeterlikleri Ölçeği (OMYÖ), 2) Eğitim-Öğretim İşleri Ölçeği (EÖİÖ). Verilerin analizinde, değişkenlerin anlamlılığı konusunda ikili grupların karşılaştırılması için Mann Whitney U testi, çoklu gruplarda Kruskal Wallis testinden (parametrik olmayan çoklu gruplar için) yararlanılmıştır. Gruplarda farkın kaynağı için Man Whitney U testinden yararlanılmıştır. İlköğretim okul müdürlerinin yeterliklerinin (kavramsal, teknik, insancıl) okulun eğitim öğretim işlerini yordamasına ilişkin regresyon analizi, yeterlikler ile eğitim-öğretim işlerinin aralarındaki ilişkinin düzeyi Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu yapılarak belirlenmiştir.Araştırmacı tarafından geliştirilen ve araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan ölçeklerin belirlenen faktörler ile her bir faktöre ait maddeler arasındaki ilişkinin yeterli düzeyde olup olmadığını ve belirlenen faktörlerin orijinal yapıyı açıklamakta ne derece yeterli olduğunu belirlemek amacıyla yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonucunda Okul Müdürlerinin Yeterlikleri Ölçeği (OMYÖ) ve Eğitim Öğretim İşleri Ölçeğinde (EÖİÖ) her faktör kendisini oluşturan ifadeleri doğru bir biçimde temsil etmektedir.Öğretmen görüşleri açısından ilköğretim okul müdürlerinin teknik yeterliklerinin diğer yeterliklere göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin görüşleri arasında cinsiyet değişkeni açısından okul müdürlerinin yeterlikleri konusunda anlamlı fark görülmemektedir Kadın öğretmenler erkek öğretmenlere göre kavramsal ve teknik yeterlikler boyutunda daha olumlu düşünürlerken, insancıl yeterlikler boyutunda erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre daha olumlu düşünmektedirler.11-20 yıllık kıdeme sahip öğretmenler, okul müdürlerinin yeterliklerini ve okulda gerçekleştirilen eğitim-öğretim işlerini 1-10 yıllık ve 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlere göre daha yüksek görmektedirler. Akdeniz bölgesi ve Orta Anadolu Bölgesi'ndeki öğretmenler, ilköğretim okul müdürlerinin yeterliklerini diğer bölgelerdeki öğretmenlere göre daha yüksek görmektedirler. Batı Karadeniz Bölgesi'nde bulunan öğretmenler ile Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan öğretmenler ise, ilköğretim okul müdürlerinin yeterliklerini ve okulda gerçekleştirilen eğitim-öğretim işlerini diğer bölgelerde bulunan öğretmenlere göre daha düşük görmektedirler.Öğretmen görüşleri açısından eğitim-öğretim işlerine ilişkin bulgular incelendiğinde; Eğitim-öğretim işlerine ilişkin öğretmen görüşlerinin ?çok katılıyorum? düzeyinde olduğu görülmektedir. Eğitim-öğretim işlerine genel bakıldığında erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre daha olumlu düşünmektedirler.Okul Müdürlerinin Yeterliklerinin okuldaki eğitim öğretim işlerini yordayıp yordamadığına ilişkin yapılan regresyon analizi sonuçları anlamlı ilişki vermektedir. Standardize edilmiş regresyon katsayısına göre (ß) yordayıcı değişkenlerin eğitim öğretim süreci üzerindeki göreli önem sırası; teknik yeterlik, kavramsal yeterlik ve insancıl yeterliktir. Öğretmenlerin okul yöneticilerini araştırma kapsamında değerlendirilen yeterlikler itibariyle yeterli görme düzeyleri yükseldikçe okullarındaki eğitim-öğretim sürecini etkin olarak algılama düzeyleri de yükselmektedir.Okul müdürlerinin yeterliklerinin birbirini tamamladığı sonucundan hareketle, yapılan veya yapılacak hizmet-içi yetiştirme programlarının içeriği okul müdürlerinin kavramsal, teknik, insancıl yeterlik alanları dikkate alınarak düzenlenebilir. Araştırmacı tarafından geliştirilen ve araştırmada kullanılan Okul Müdürlerinin Yeterlikleri Ölçeği (OMYÖ) ve Eğitim Öğretim İşleri Ölçeği (EÖİÖ) başka araştırmalarda kullanılabilir.
Öğretmen adaylarının üst biliş düşünme becerileri ile bilimsel araştırma öz-yeterlik algıları arasındaki ilişkilerin araştırılması
Bu araştırmanın genel amacı öğretmen adaylarının üst biliş düşünme becerileri ile bilimsel araştırma öz-yeterlikleri arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Bu genel amaç doğrultusunda Öğretmen adaylarının üst biliş düşünme becerileri ile bilimsel araştırma öz-yeterliklerine yönelik görüşleri arasında cinsiyetlerine, öğrenim gördükleri bölümlere, öğrenim gördükleri sınıflara ve bilimsel araştırma yöntemleri dersini alma durumuna göre anlamlı fark olup olmadığı araştırılmıştır. Bunun yanında öğretmen adaylarının üst biliş düşünme becerileri ile bilimsel araştırma öz-yeterlikleri arasında ne düzeyde ve yönde bir ilişki olduğu araştırılmıştır. İlişkisel tarama yöntemine göre yürütülen bu araştırma evrenini Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören üçüncü ve dördüncü sınıf öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında evrenin tamamına ulaşılması amaçlanmıştır. Ancak veri toplama sürecinde yaşanan devamsızlıklar, gerekli izinlerin alınamaması gibi nedenlerle evrenin tamamına ulaşılamamış, toplamda 440 öğretmen adayı araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma kapsamında üst biliş düşünme becerileri algı ölçeği ve bilimsel araştırma öz-yeterliği ölçeği olmak üzere iki farklı ölçekten yararlanılmıştır. Araştırmada kullanılan bilimsel araştırma öz-yeterliği ölçeği Tuncer ve Özeren (2012) tarafından geliştirilmiştir. Araştırmanın diğer veri toplama aracı olan üst biliş düşünme becerileri algı ölçeği Tuncer ve Kaysi (2013) tarafından geliştirilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde dağılımın homojenliğine bağlı olarak Bağımsız Gruplar T Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi, dağılımın homojen olmaması nedeniyle Kruskall Wallis H testi kullanılmıştır. Bağımlı değişkenler ve alt boyutları arasındaki ilişkisel bağlam için ise Pearson Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Bu çerçevede Çoklu Regresyon Analizinin ön sayıltılarını sağlamak amacıyla basıklık, çarpıklık, VIF gibi hesaplamalardan da yararlanılmıştır. Ayrıca bağımlı değişkenlerin bağımsız değişkenler açısından anlamlı biçimde farklılaştığının belirlendiği durumlarda bu farkın daha iyi yorumlanabilmesi için etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda bağımlı değişkenler olan Üst biliş düşünme (ÜBD) ve Bilimsel araştırma özyeterliğine (BAY) yönelik görüşlerin araştırma bağımsız değişkenleri olan cinsiyet, sınıf, bilimsel araştırma yöntemleri dersini alma durumu ve öğrenim görülen bölüm açısından anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Cinsiyet değişkeni açısından belirlenen anlamlı düzeydeki görüş farklılıklarının ÜBD ölçeğinin Problem Çözme, Karar Verme ve Ölçeğin tamamı açısından kadın öğretmen adayları lehine olduğu gözlenmiştir. Öğrenim görülen sınıf (üçüncü ve dördüncü sınıf) değişkeni açısından belirlenen anlamlı görüş farkları BAY ölçeğinin Alan Yazın ve ölçeğin tamamı açısından dördüncü sınıf öğrencileri lehine gerçekleşmiştir. Bilimsel Araştırma Yöntemleri dersini alma durumuna göre yapılan karşılaştırmalarda BAY ölçeğinin bütün alt boyutları ve tamamı açısından bu dersi alanlar lehine, ÜBD ölçeğinin ise sadece Düşünme alt boyutunda yine bu dersi alanlar lehine anlamlı görüş farklılığı olduğu belirlenmiştir. BAY ve ÜBD ölçekleri ve alt boyutlarına yönelik görüşlerin öğrenim görülen bölüm açısından anlamlı biçimde farklılaştığı, ölçeklerin geneli ve alt boyutlarına yönelik görüş ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu bu araştırma kapsamında ulaşılan bulgular arasında yer almaktadır. Araştırmada son olarak bilimsel araştırma özyeterliği alt boyutlarının üst biliş düşünme becerilerine yönelik öz-yeterlik algısına ait varyansın %25'ini açıkladığı belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular bilimsel araştırma özyeterliği ve üst biliş düşünme becerilerinin belli düzeyde ilişkili olduğudur. Bu nedenle eğitim-öğretim süreçlerinde bu iki değişkenin birlikte ele alınabileceği, bir değişken yardımıyla diğer değişken hakkında belli düzeyde bilgi sahibi olunabileceği düşünülmektedir. Cinsiyet, öğrenim görülen sınıf, bilimsel araştırma yöntemleri dersini alma durumu ve öğrenim görülen bölüm bilimsel araştırma ve üst biliş düşünme açısından önemli değişkenler olarak karşımıza çıkmıştır. Bu nedenle eğitim-öğretim süreçlerinde bilimsel araştırma veya üst biliş düşünme konusunda sınıf içi etkinliklerde cinsiyetin, öğrenim görülen sınıfın, bilimsel araştırma yöntemleri dersini alma durumunun ve öğrenim görülen bölümün dikkate alınması önerilmektedir.
Sönümlenme yöntemiyle oluşturulmuş web temelli öğretimin öğrencilerin bilişsel yüklenmesine, akademik başarısına ve transfer becerisine etkisi
Bu araştırma, sönümlenme yöntemiyle oluşturulmuş web temelli öğretimin öğrencilerin bilişsel yüklenmesine, akademik başarısına ve transfer becerisine etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni web temelli öğrenme ortamıdır. Bu ortamın, bilişsel yük kuramı ilkeleri kullanılarak tasarlanmış olan sönümlenme yönteminin kullanılması ve kullanılmaması şeklinde iki alt düzeyi vardır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri ise öğrencilerin bilişsel yüklenmesi, akademik başarısı ve transfer becerisidir.Araştırmanın örneklemi, 2011?2012 öğretim yılı güz döneminde Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümü ikinci sınıfta okuyan ve Programlama Dilleri-I dersini alan 47 öğrenciden oluşmaktadır. Yarı deneysel olarak tasarlanan araştırmada, tam örneklerden giderek daha fazla sayıda eksik basamak içeren örneklere doğru bir geçişi içeren sönümlenme yönteminin kullanıldığı web temelli öğretim ortamını kullanan sınıfta 25, sönümlenme yönteminin yerine tam olarak çözülmüş örneklerin kullanıldığı web temelli öğretim ortamını kullanan sınıfta 22 öğrenci yer almıştır. Öğrencilerin akademik başarı ve transfer beceri düzeyini tespit etmek için öğretim sisteminde yer alan her bir alt konudan sonra iki adet olmak üzere toplam 20 adet programlama problemi sorulmuştur. Öğrencilerin bilişsel yüklenmesini tespit etmek için çözülen her bir programlama probleminden sonra bir bilişsel yüklenme anketi doldurmaları sağlanmıştır.Öğrencilerin akademik başarısını ve transfer becerisini ölçen problemlerdeki bilişsel yüklenme puanları ayrı ayrı değerlendirildiğinde, sönümlenme yönteminin kullanıldığı ve kullanılmadığı ortama göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir.Akademik başarıyı ölçen problemler üzerinde yapılan analize göre; öğrencilerin akademik başarı puanının, sönümlenme yönteminin kullanıldığı ve kullanılmadığı öğretim ortamına göre sönümlenme yöntemini kullanan grup lehine anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Etki boyutu büyük olarak bulunmuştur.Transfer becerisini ölçen problemler üzerinde yapılan analizlere göre; öğrencilerin transfer beceri puanının, sönümlenme yönteminin kullanıldığı ve kullanılmadığı öğretim ortamına göre anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir.Akademik başarı puanları ve akademik başarıyı ölçen problemlerin çözümünde oluşan bilişsel yüklenme puanları birlikte değerlendirilerek yapılan etkililik analizlerinde sönümlenme yöntemini kullanan grup lehine 0,6111 puanlık (kullanılan yöntem gereği maksimum fark 2,828 olabilmektedir) bir fark tespit edilmiştir.Transfer beceri puanları ve transfer becerisini ölçen problemlerin çözümünde oluşan bilişsel yüklenme puanları birlikte değerlendirilerek yapılan etkililik analizlerinde ise sönümlenme yöntemini kullanan grup lehine 0,1854 puanlık bir fark tespit edilmiştir.Her iki grupta oluşan benzer seviyedeki bilişsel yüklenme ile, sönümlenme grubu lehine akademik başarı düzeyinde anlamlı, transfer becerisinde ise anlamlı olmayan bir farklılık elde edilmiştir. Ulaşılan bu netice, sönümlenme yöntemi kullanılmış olan öğretim ortamının etkililiğinin kullanılmayan öğretim ortamına göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu nedenle sönümlenme yöntemi, içsel bilişsel yükü yüksek ve öğrenilmesi zor olarak kabul edilen alanları içeren bilgisayar temelli öğretim ortamlarında başarılı bir şekilde kullanılabilir.Anahtar Kelimeler: Bilişsel yük, bilgisayar programlama eğitimi, sönümlenme yöntemi, web temelli öğretim, öğretimde etkililik, transfer becerisi.
İnternet tabanlı öğretim elemanı ve ders değerlendirme yöntemine ilişkin öğrenci algılarının incelenmesi
Bu çalışmada, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının öğretim performansını değerlendirme amacıyla kullanılan ?Öğretim Elemanı ve Ders Değerlendirme? uygulaması hakkında öğrenci görüşleri alınarak; internet tabanlı uygulama yönteminin geliştirilmesi için somut veriler sağlanması, bu verilerin internet tabanlı uygulama ile diğer uygulama yöntemlerinin karşılaştırılmasındaki eksiklikleri gidermesi, yöntemin geçerliliği ve güvenilirliği konusunda bilgi vermesi ve dolayısıyla yükseköğretim kurumları için kalite geliştirme çalışmaları yapan birimlere veri sağlaması amaçlanmıştır. Genel olarak öğretim elemanlarının öğrenciler tarafından değerlendirilmesi durumu hakkında görüşleri incelenmiş, internet tabanlı değerlendirme yöntemi hakkında algıları saptanmış, öğrencilerin anketleri cevaplama stratejileri ortaya konmuş, internet tabanlı uygulama yöntemi ve kullanılabilecek diğer yöntemler hakkında önerileri alınmıştır.Bu araştırma betimsel türde olup, tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan ve açık uçlu beş sorudan oluşan ?İnternet Tabanlı Öğretim Elemanı ve Ders Değerlendirme Uygulamasını Değerlendirme Anketi?, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde 2010-2011 öğretim yılında; ?Matematik, Fen, Coğrafya, Türk Dili, Resim ve Müzik Eğitimi Anabilim Dalları?nda iki, üç ve dördüncü sınıflarda öğrenim gören toplam 150 öğrenciye uygulanmış, öğrenci algıları ve önerileri incelenmiştir. Toplanan veriler ?içerik analizi? kullanılarak çözümlenmiştir.Elde edilen bulgular, öğrencilerin genel olarak öğretim elemanlarının öğrenciler tarafından değerlendirilmesi hakkında olumlu görüşe sahip olduklarını göstermektedir. Öğrenciler, bu değerlendirmenin internet tabanlı yöntem ile yapılması hakkında; kimliklerinin öğretim elemanları veya ilgili diğer kişiler tarafından öğrenilmesi ve dolayısıyla kendilerine bir zarar gelebileceği kaygısını taşıdıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğrenciler, uygulamanın yapıldığı zamanı eleştirerek sınav sonuçlarının açıklandığı günde yapılmaması gerektiğini, değerlendirme yapmadan (anketleri cevaplamadan) sınav sonuçlarını görememe engelinin ortadan kaldırılması gerektiğini, uygulama ve değerlendirme sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtmişlerdir. Ayrıca öğrencilerin internet tabanlı uygulamalarda izledikleri puanlama stratejileri belirlenmiş; öğrencilerin büyük çoğunluğunun öğretim elemanını kişisel olarak sevip sevmeme hissine göre veya anketleri cevaplama anındaki duruma göre değişen bir strateji izlediği saptanmıştır. İnternet tabanlı değerlendirme yaparken ağırlıklı olarak soruları okumadan ve bir an önce notlarını görmek için tek bir cevap üzerinde yoğunlaştıkları saptanmıştır. Sayıca az olan bir öğrenci grubu ise değerlendirme yaparken adil davrandıklarını, anket maddelerini okuyarak, objektif değerlendirdiklerini belirtmişlerdir.Öğrencilerin internet tabanlı uygulamaya yönelik önerilerinde uygulama zamanının değiştirilmesi, zorunluluğun kaldırılarak gizliliğin esas alınması ve uzun ve sayıca fazla olan anket maddelerinin yeniden düzenlenmesi konularının ağırlıklı olduğu görülmüştür. Genel olarak öğretim elemanı ve ders değerlendirme uygulaması için yöntem önerilerinin ise çoğunlukla kâğıt kalem tabanlı ve yüz yüze değerlendirmeler üzerinde yoğunlaştığı saptanmış, bu duruma neden olarak ise öğrencilerin kendi cümleleriyle değerlendirme imkânını, objektifliği, beklenti ve isteklerine cevap vermesini öne sürdükleri belirlenmiştir. İnternet tabanlı bir değerlendirme yöntemi öneren öğrencilerin sayıca oldukça az olduğu görülmüştür.İnternet tabanlı değerlendirme yönteminin ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarında yaygınlaştığı dikkate alınırsa, bu çalışma sonuçları ilgili uygulayıcılara ve yöneticilere ipuçları verecektir.
Programlama öğretiminde otantik görev odaklı uygulamaların öğrencilerin akademik başarısına, tutumlarına, problem çözme ve yaratıcı düşünme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; programlama öğretiminde otantik görev odaklı uygulamaların öğrencilerin akademik başarılarına, tutumlarına, kalıcılık düzeylerine, problem çözme ve yaratıcı düşünme becerilerine etkisini belirlemektir. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Erciyes Üniversitesi'nde Web Tasarımının Temelleri ile Araştırma Yöntem ve Teknikleri derslerini alan Bilgisayar Teknolojileri programı 2. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. İkinci sınıf şubelerinden biri deney grubu diğeri de kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubunda 30 kontrol grubunda ise 33 öğrenci yer almaktadır. Deney grubunda yer alan öğrenciler ile otantik görev odaklı uygulamalar yapılarak programlama öğretimi gerçekleştirilirken kontrol grubu öğrencilerine ise geleneksel öğretim yöntemi uygulanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel verilerin birlikte kullanıldığı karma yöntem desenlerinden biri olan açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmada nicel veriler öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen ile elde edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin çözümlenmesinde sosyal bilimler için veri analizi paket programlarından SPSS 21 kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde kümeleme analizi, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, frekans, shapiro-wilk testi, bağımlı gruplar t testi, bağımsız gruplar t testi, MWU ve Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise bilgisayar destekli nitel veri analizi paket programı, elde edilen verilerin değerlendirilmesinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi 28 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü 0.46 ve KR-20 güvenirlik kat sayısı ise 0.81 şeklinde bulunmuştur. Başarı testi öntest, sontest ve kalıcılık testi olarak deney ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Öğrencilerin programlamaya ilişkin tutumlarını belirlemek için Başer (2013) tarafından geliştirilen Bilgisayar Programlamaya Karşı Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek beşli likert tipindedir. Ölçek 4 alt faktörden ve 38 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin geneli için cronbach-α güvenirlik katsayısı 0.95 şeklindedir. Araştırmada öğrencilerin problem çözme becerilerini belirlemek için kullanılan Problem Çözme Envanteri, Heppner ve Peterson (1982) tarafından geliştirilmiştir ve Şahin, Şahin ve Heppner tarafından (1993) Türkçeye uyarlanmıştır. 35 maddeden oluşan envanterin 3 maddesi puanlama dışı tutularak 32 maddesi değerlendirmeye alınmaktadır. Envanter altılı Likert tipindedir ve envanterin cronbach-α güvenirlik katsayısı 0.88 olarak bulunmuştur. Her bir maddeye verilen cevaplar 1-6 arasında puanlandırılmıştır. Envanterden alınabilecek toplam puan ranjı 32–192 arasındadır. Araştırmada öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerini belirlemek için Ne Kadar Yaratıcısınız? ölçeği kullanılmıştır. Ölçek Raudsepp (1977) tarafından geliştirilmiş ve Çoban (1999) tarafından Türkçeye uyarlanmıştır. Beşli likert tipinde hazırlanan ölçek toplam 50 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin cronbach-α katsayısı 0.95 olarak bulunmuştur. Ölçekten alınan toplam puan100 ile 80 ise arasında yaratıcılık düzeyi yüksek, 79 ile 60 arasında ise yaratıcılık düzeyi ortalamanın üzerinde, 59 ile 40 arasında ise yaratıcılık düzeyi orta, 39 ile -20 arasında ise yaratıcılık düzeyi ortalamanın altında ve-19 ile -100 arasında ise bireylerin yaratıcı olmadıkları kabul edilmektedir. Araştırma sonucunda elde edilen nicel ve nitel verileri birbirini desteklemektedir. Araştırmada nicel verilerin analizi sonucunda programlama öğretiminde otantik görev odaklı uygulamaların kullanıldığı deney grubu öğrencilerinin akademik başarılarının geleneksel yöntemin kullanıldığı kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek çıktığı görülmüştür. Aynı şekilde deney grubu öğrencilerinin bilgilerinin kalıcılık düzeylerinin kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin programlamaya yönelik olumlu yönde tutum geliştirdikleri görülmüştür. Ancak deney grubu öğrencilerinin programlamaya yönelik tutumları kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek olarak belirlenmiştir. Problem çözme envanterine ilişkin yapılan analizler sonucunda deney grubu öğrencilerinin problem çözme becerileri kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek belirlenmiştir. Öğrencilerin yaratıcılık düzeyine ilişkin yapılan analizler sonucunda deney grubu öğrencilerinin yaratıcılık düzeylerinin orta seviyede, kontrol grubu öğrencilerinin ise ortalamanın altında olduğu belirlenmiştir. Nitel verilerin analizi sonucunda programlama öğretiminde kullanılan otantik görev odaklı uygulamalara ilişkin görüşler ortaya çıkmıştır. Bu görüşler; otantik görevlere ilişkin duygu ve düşünceler, otantik görevlerde yaşanan olumlu durumlar, otantik görevlerde karşılaşılan sorunlar, otantik görevlerin derse etkisi ve diğer derslerde kullanılma isteğine ilişkindir.
Matematik dersinde manipülatif kullanımının öğrenci başarısına ve motivasyonuna etkisi
Bu çalışmanın amacı, Matematik dersinde manipülatif kullanımının öğrenci başarısına ve motivasyonuna etkilerini belirlemektir. Aynı zamanda yapılan uygulama sürecine ilişkin algıları ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Araştırma, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Malatya ilinde Yaşar Öncan Ortaokulu beşinci sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada bir deney bir de kontrol grubu olmak üzere iki grup bulunmaktadır. Deney grubunda manipülatif destekli matematik öğretimi, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemi kullanılmıştır. Deney grubunda 22 ve kontrol grubunda ise 23 öğrenci bulunmaktadır. Uygulamalar matematik dersinde "Kesirler" ve "Kesirlerle İşlemler" alt öğrenme alanlarında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri başarı testi ve motivasyon ölçeği ile; nitel verileri ise görüşme formlarıyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutu öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desene uygun olarak yürütülmüştür. Nitel boyutta ise gerçekleştirilen uygulama sonrasında deney grubundan farklı başarı düzeylerine göre seçilmiş öğrencilerle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi 42 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü .58, KR-20 güvenirlik katsayısı ise .92 olarak belirlenmiştir. Kesirler başarı testi öntest, sontest ve kalıcılık testi olarak deney ve kontrol gruplarının her ikisine de uygulanmıştır. Öğrencilerin matematik dersine ilişkin motivasyonlarını belirlemek amacıyla Tahiroğlu ve Çakır (2014) tarafından geliştirilen matematik motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Ölçek beşli likert tipindedir ve takdir edilme, ilgi, istek ve ihtiyaç, özgüven, başarılı olma ve hedeflere yönelme olmak üzere beş alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçeğin KMO değeri .876, Bartlett testi sonucu 7943.182 ve Cronbach Alpha katsayısı ise .91 olarak belirlenmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS-21 istatistik programı kullanılmış, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda manipülatif destekli matematik öğretimi yapılan deney grubu ile geleneksel öğretim yöntemi uygulanan kontrol gruplarının öntest ve sontest puan ortalamaları, sontest puanları lehine istatistiksel açıdan anlamlı biçimde farklılaşmıştır fakat deney ve kontrol gruplarının sontest puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ayrıca deney ve kontrol gruplarının kalıcılık puanları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Yapılan testler sonucunda deney grubu ile kontrol grubunun sonmotivasyon-önmotivasyon puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşmamıştır. Aynı zamanda her iki grubun sonmotivasyon puanları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşmamıştır. Deney ve kontrol gruplarının motivasyon ölçeğinin özgüven alt boyutuna ilişkin sonmotivasyon puanları arasında kontrol grubu lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise öğrencilerin; uygulamanın bıraktığı etkiye, uygulama öncesinde ve sırasında hissettiklerine, uygulama sırasında yaşadıkları sorunlara ve keyif aldıkları durumlara, manipülatiflerin matematik dersindeki başka konularda, başka derslerde kullanımına, matematik dersindeki duygu ve düşünceleri etkilemesine ve uygulamanın daha farklı nasıl yapılması gerektiğine yönelik görüşleri alınmıştır. Elde edilen sonuçlara göre uygulamanın başka konularda ve derslerde; konunun özünü geri plana atmayacak şekilde zaman sıkıntısı yaşamadan uygulanması önerilmiştir.
İkinci yabancı dil olarak Almanca öğretiminde öğretmenlerin karşılaştıkları sorunlar
Bu çalışmanın amacı, ikinci yabancı dil olarak Almanca öğretiminde öğretmenlerin karşılaştıkları sorunları incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu Elazığ il merkezinde bulunan liselerde, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında görev yapan kadrolu, sözleşmeli ve ücretli 32 Almanca öğretmeni oluşturmuştur. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, durum çalışması deseni kullanılmıştır. Örneklem seçiminde kolay ulaşılabilir durum örneklemesi tercih edilmiştir. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan ve 9 sorudan oluşan bir görüşme formuyla toplanmıştır. Görüşme formu alan yazın incelenerek ve konunun kapsam geçerliğini sağlayacak nitelikte sorular hazırlanarak oluşturulmuştur. Bu sorular uzman yargısına sunulmuştur. Verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmada çıkan bulgulara göre, Almanca öğretmenleri ikinci yabancı dil olarak Almanca öğretiminin gerekliliğini belirtmişlerdir. Almanca öğretmenlerinin öğretim yöntem ve teknikleri kullanırken karşılaştıkları sorunlar çevresel etmenlerden ve alışılmışın dışına çıkamamaktan kaynaklıdır. Araştırmaya katılan öğretmenler, ölçme ve değerlendirmede dil becerilerine ilişkin yeterli ölçme değerlendirme yapılmaması ve ölçme-değerlendirme yapmak amacıyla daha çok yazılı sınavın tercih edilmesini temel problemler olarak sıralamışlardır. Dersi içi etkinlikler açısından temel problem ise dört temel dil becerisine yönelik etkinliklerin eksik bırakılması olarak belirtilmiştir. Öğrencinin ilgi ve isteksizliği bir diğer problem kaynağı iken özellikle öğretmenin mesleki yetersizliği ve motivasyon eksikliği ise öğretmene yönelik sorunlu durumlar arasında sayılmıştır. Bunun yanında veliden kaynaklı bazı sıkıntılı durumların olduğu, özellikle bu dersin çok yararlı görülmemesi ve bu durumun öğrenciye yansıması veli kaynaklı problemlerdendir. Bu bağlamda okulun fiziksel ortamından kaynaklı birtakım problemler yaşandığı da öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda belirlenmiştir. Bütün bu problemli durumların en aza indirgenebilmesi için öğretmenlerin resmi boyutta yapılması gerekenler, öğretmenlerin ve diğer paydaşların yapması gerekenler ve kaynak ve materyale ilişkin birtakım öneriler sunduğu görülmüştür.
Medya okuryazarlığı dersi öğretmen kılavuz kitabının öğretim programı ile tutarlılığının değerlendirilmesi
Bu araştırma, medya okuryazarlığı öğretmen kılavuz kitabı ile öğretim programı arasındaki tutarlılığı değerlendirmek amacıyla nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bir araştırmadır.Bu amaçla başlangıçta, öğretim programı, kitap, öğretmen kılavuz kitabı, yapılandırmacı yaklaşım ve medya okuryazarlığı konuları ele alınmış ve bunlar çeşitli yönleri ile betimlenerek; program ve öğretmen kılavuz kitabı arasında olması beklenen tutarlılık, öğretim sürecinin `giriş', `sunu', `alıştırma', `geri bildirim' ve `değerlendirme' alt-öğeleri temelinde incelenmiştir. Ardından buna uygun rubrik geliştirilmiş ve bu araç ile program, program kazanımları ve öğretmen kılavuz kitabı arasındaki tutarlılık saptanmaya çalışılmıştır.Çalışma, medya okuryazarlığı öğretmen kılavuz kitabının beşinci ünitesi ile sınırlıdır. Araştırmada program, program kazanımları ve bunların öğretmen kılavuz kitaplarında var olma tutarlılığı öğretim sürecinin `giriş', `alıştırma' ve `geri bildirim' etkinliklerinde orta düzeyde; `sunu' ve `değerlendirme' etkinliklerinde ise kısmen tutarlı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.Araştırma sonuçlarına dayalı olarak, medya okuryazarlığı dersi öğretim programı kazanımlarının, `korumacı temelli medya okuryazarlık yaklaşımı' yerine `eleştirel temelli medya okuryazarlık yaklaşımı', `ebeveyn destekli öğretim ilkeleri' ve `mesaj çözümleme temelli' analizlerine dayalı olarak geliştirilen yöntemlerle yapılması önerilmiştir. Diğer yandan medya okuryazarlığı dersini verecek öğretmen seçiminde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümü mezunlarının yer alması gerektiği de önerilmiştir.Mevcut araştırmanın, yapılandırmacı yaklaşım, öğretmen kılavuz kitapları ve medya okuryazarlığına yönelik etkin, işlevsel ve verimli ders materyali hazırlanmasına katkı sunması umulmaktadır.Anahtar Kelimeler: Medya Okuryazarlığı, Yapılandırmacı Yaklaşım, Öğretmen Kılavuz Kitabı, Eleştirel ve Korumacı Medya Okuryazarlık Yaklaşımı ve Ebeveyn Destekli Medya Okuryazarlık Öğretimi
Bilgisayar destekli programlı öğretim yaklaşımına göre hazırlanmış öğretim teknolojileri ve materyal geliştirme dersinin öğrencilerin akademik başarısına etkisi ve öğrenci görüşleri
Bu araştırmanın amacı; bilgisayar destekli programlı öğretim yaklaşımına göre hazırlanmış Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme dersinin öğrencilerin akademik başarılarına etkisini belirlemek ve öğrenci görüşlerine yansımasını araştırmaktır.Araştırmada, öğretmen adaylarının yeni teknolojileri bilme ve onları kullanabilme niteliklerini kazandırması bakımından öğretmenlik meslek bilgisi dersleri içinde çok önemli bir yere sahip olan Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme dersinin öğretimi seçilmiştir. Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme dersinin bilgisayar destekli programlı öğretim yaklaşımı ile işlenebilmesi için, programlı öğretim modellerinden ?İlerlemeli ve Geri Dönmeli Doğrusal Program Modeli? seçilmiş; bu modele uygun olarak materyal tasarımı yapılmıştır.Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karışık desenlerden ?Açıklayıcı Desen? kullanılmıştır. Nicel araştırma için, ?Öntest - Sontest Kontrol Gruplu Deneysel Desen? kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından literatürden yararlanılarak geliştirilen 40 soruluk başarı testi kullanılmıştır. Nitel araştırma için, deney grubu öğrencilerinin bilgisayar destekli programlı öğretim yaklaşımı ile işlenen derse ilişkin görüşleri, açık uçlu sorulardan oluşan bir form vasıtasıyla alınmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu 2011?2012 Eğitim-Öğretim yılı Güz dönemi Gazi Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi Aile ve Tüketici Bilimleri Eğitimi Bölümü 3. Sınıf Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme dersini alan 60 kişilik öğrenci grubu oluşturmaktadır. Seçkisiz atama yoluyla belirlenen gruplardan, 30 kişilik deney grubunda Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme dersinde bilgisayar destekli programlı öğretim yöntemi ve 30 kişilik kontrol grubunda düz anlatım, soru-cevap ve tartışma yöntemlerinden oluşan geleneksel öğretim yöntemi 7 hafta boyunca uygulanmıştır.Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizinde, alt problemler doğrultusunda nicel boyutunda bağımlı ve bağımsız gruplar için t-testi tekniklerinden yararlanılmıştır. Bunun için SPSS 17.0 for Windows paket programı kullanılmıştır. Nitel boyutunda ise alınan öğrenci görüşlerinden elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir.Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme dersinin öğretiminde, bilgisayar destekli programlı öğretim yaklaşımının geleneksel öğretim yaklaşımına göre öğrencilerin akademik başarısını arttırdığı saptanmıştır. Uygulamaya katılan öğrencilerin; bireysel hıza göre ilerleyebilme, kendi kendini değerlendirebilme, istenilen an istenilen yerden ulaşabilme, ilgiyi sürekli kılma, zamanı ekonomik kullanabilme, adım adım ilerleme yönleriyle uygulamayı olumlu bulduğu; sosyalleşmeyi azaltma, öğretmene ihtiyaç duyma, teknik sorunların çıkma ihtimali, motivasyon eksikliği ve bilgisayarda çalışmanın zorluğu yönleriyle uygulamayı olumsuz bulduğu görülmüştür. Deney grubu öğrencilerinin tümü bilgisayar destekli programlı öğretim yönteminin etkililiğini kabul etmiş ve bu yöntemin diğer derslere de uygulanabileceğini belirtmiştir.Anahtar Kelimeler: Bilgisayar Destekli Öğretim, Programlı Öğretim, Geleneksel Öğretim, Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme, Öğretim Materyali Geliştirme
Okul ilişkilerinde öğretmenlerin ön yargıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki
Bu çalışmada, Diyarbakır ili merkez ilçelerindeki resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerin okullarda örgütsel bağlılık ve önyargılarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada okullardaki ilişkilerde öğretmenlerin ön yargılarının örgütsel bağlılığı yordayıp yordamadığı da test edilmiştir. Araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır Büyükşehir ilindeki Bağlar, Kayapınar, Sur ve Yenişehir ilçelerindeki resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan toplam 11313 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada oransız küme örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini toplam 850 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın uygulanabilmesi için Diyarbakır Valiliği'nden gerekli izinler alınmıştır. Araştırmada iki veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlar, Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve Okulda İlişkilerde Önyargı Ölçeğidir. Okulda İlişkilerde Önyargı Ölçeği, Erdoğan (2012) tarafından geliştirilmiştir. Ölçekte 29 madde vardır. Örgütsel Bağlılık Ölçeği Ustuner (2009) tarafından geliştirilmiştir. Ölçek, 17 maddeden oluşan tek boyutlu Likert tipi bir ölçektir. Öğretmenlerin okulda ilişkilerde ön yargılarını ve örgütsel bağlılık düzeylerini belirlemek için aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Cinsiyet değişkeni açısından belirtilen görüşler arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek için bağımsız gruplar t-Testi yapılmıştır. Ayrıca görev yaptığı okul türü, branş, okulun bulunduğu yer, kıdem (hizmet süresi), okuldaki hizmet süresi (görev süresi) değişkenleri açısından grupların ortalamaları arasında fark olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılmıştır. Grup varyanslarının eşit olduğu durumlarda, ortalama puanlarının çoklu karşılaştırılmasında Tukey HSD testi yapılmıştır. Uygulanan testlerin anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. İki değişken arasındaki ilişkinin miktarını bulup yorumlamak amacıyla Pearson Moment Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmanın bulgularından bazıları şunlardır: Öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları kısmen katılıyorum düzeyindedir. Öğretmenlerin okulda ilişkilerde önyargı ölçeğine yönelik algıları katılmıyorum düzeyindedir. Öğretmenlerin okulda ilişkilerde önyargı ölçeğine yönelik algıları, veliler için katılmıyorum düzeyinde iken, kendileri ve öğrenciler için kısmen katılıyorum düzeyindedir.Kadın öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları erkek öğretmenlere göre daha yüksektir. İlkokul (sınıf) öğretmenlerinin örgütsel bağlılık algıları, ortaokul, lise ve meslek liselerinde görev yapan öğretmenlere göre daha yüksektir. Örgütsel bağlılık ile okul türü arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları liselerde görev yapanlara göre daha yüksektir.İlkokul (sınıf) öğretmenlerinin örgütsel bağlılık algıları hem branş hem de meslek dersleri öğretmenlerine göre daha yüksektir. İl merkezinde görev yapan öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları, köylerde/beldelerde görev yapanlara göre daha düşüktür. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları arttıkça okulda ilişkilerde önyargı algıları azalmaktadır. Öğretmenlerin okulda ilişkilerde önyargı algıları arttıkça, yöneticilere, kendilerine, öğrencilere ve velilere yönelik önyargı algıları artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Bağlılık, Önyargı, Örgüt.
Matematik dersinde oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modelinin öğrenci başarısına, problem çözme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; matematik dersinde kesirler konusunun öğretiminde oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli kullanımının öğrenci başarısına, kalıcılığa, problem çözme becerisi ile problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi üzerine etkisini ve uygulamaya ilişkin öğrenci görüşlerini belirlemektir. Araştırmada nicel ve nitel verilerin birlikte kullanıldığı karma yöntem desenlerinden biri olan açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmada nicel veriler öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen ile elde edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Sivas İl Merkezine bağlı Muzaffer Sarısözen ortaokulunda öğrenim gören 6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Toplamda 3 şube ve 75 öğrenciden oluşan bu altıncı sınıf şubelerinden ikisi deney grubu biri de kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney I grubunda 24, Deney II grubunda 25 ve kontrol grubunda 26 öğrenci yer almaktadır. Deney I grubunda yer alan öğrenciler ile oyun destekli ters yüz sınıf modeli uygulamaları uygulamalar ile ders işlenirken, Deney II grubundaki öğrencilerle etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamaları ders işlenmiştir. Kontrol grubu öğrencileri ile ise mevcut programın öngördüğü yöntemlerle ders işlenmeye devam edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin çözümlenmesinde sosyal bilimler için veri analizi paket programlarından lisanslı SPSS 21 programı kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde; kümeleme analizi, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, frekans, shapiro-wilk testi, eşli gruplar t testi, Wilcoxon işaretli sıralar testi, Kovaryans analizi (ANCOVA) ve Varyans analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise bilgisayar destekli nitel veri analizi paket programı, elde edilen verilerin değerlendirilmesinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada, araştırmacı tarafından başarı testi geliştirilmiştir. Geliştirilen başarı testi 25 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü 0.50 ve KR-20 güvenirlik katsayısı ise 0.82 şeklinde bulunmuştur. Başarı testi öntest, sontest ve kalıcılık testi olarak deney I, deney II ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Öğrencilerin problem çözme becerilerini ölçmek amacıyla Serin, Bulut Serin ve Saygılı (2010) tarafından geliştirilen "İlköğretim Düzeyindeki Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri (ÇPÇE)" araştırmacıdan izin alınarak kullanılmıştır. Beşli likert tipinde olan ölçek 3 faktörden oluşmakta ve 12 olumlu, 12 olumsuz olmak üzere 24 madde içermektedir. Ölçeğin faktörlerinin ise "problem çözme becerisine güven", "öz denetim" ve "kaçınma" şeklinde sıralandığı görülmektedir. Ölçeğin geneli için Cronbach-α güvenirlik katsayısı 0.80 şeklindedir. Araştırmada; öğrencilerin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerini belirlemek amacıyla Kızılkaya ve Aşkar (2009) tarafından geliştirilen problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ölçeği kullanılmıştır. Problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ölçeği sorgulama, nedenleme ve değerlendirme olmak üzere toplam 3 faktör ve 14 maddeden oluşmaktadır. Beşli Likert tipinde olan ölçeğin Cronbach-α güvenirlik katsayısı 0.83 olarak bulunmuştur. Her bir maddeye verilen cevaplar 1-5 arasında puanlandırılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen nicel ve nitel verilerin birbirini desteklediği tespit edilmiştir. Sekiz hafta boyunca yapılan uygulama ile öğrencilerin akademik başarılarında, problem çözme becerilerinde ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri üzerinde ne gibi farklılıklar oluştuğu da belirlenmiştir. Araştırmada nicel verilerin analizi sonucunda; oyun destekli ters yüz sınıf modeli, etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli ve mevcut programın öngördüğü yöntemin öğrenci başarısı üzerinde olumlu etkilerinin bulunduğu, ancak özellikle etkinlik destekli ters yüz sınıf modelinin öğrenci başarısı üzerinde mevcut programın öngördüğü yönteme göre daha etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre matematik dersinde, etkinlik destekli ters yüz sınıf modelinin kullanılması öğrencilerin problem çözme becerilerini olumlu yönde etkilerken, oyun destekli ters yüz sınıf uygulamalarının ve mevcut programın öngördüğü yöntemlerin kullanıldığı sınıflarda öğrencilerin problem çözme becerilerinde bir farklılık oluşmamıştır. Mevcut ölçeğin problem çözme becerisine güven alt boyutuna ilişkin analizler sonucunda hem oyun hem etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamalarının kullanıldığı sınıfların lehine anlamlı farklılık oluştuğu görülmüştür. Bir diğer alt boyu olan özdenetim boyutunda üç grubun verilerinde de öğrencilerin farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Yapılan uygulamalar ışığında etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamaları ile öğrencilerin problem çözme becerisinden kaçınma boyutunda olumlu yönde farklılık gösterdikleri; fakat oyun destekli ters yüz sınıf uygulamaları ve mevcut programın öngördüğü yöntemlerin kullanıldığı sınıflarda bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Araştırmanın bir diğer önemli boyutunda oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamalarının öğrencilerin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerinin gelişmesi hususunda nasıl etkileri olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmaya göre hem oyun destekli ters yüz sınıf modeli uygulamaları hem de etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamalarının öğrencilerin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri üzerinde olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Mevcut programın öngördüğü öğretim yöntemlerinin kullanıldığı öğrencilerde ise problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri üzerinde bir farklılığın oluşmadığı tespit edilmiştir. Her üç uygulama birlikte karşılaştırıldığında ise oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamalarının mevcut programın öngördüğü yöntemlere göre problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerini geliştirilmesinde daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ölçeğin alt boyutlarından biri olan sorgulama boyutunun geliştirilmesi noktasındaki etkileri incelendiğinde ise; oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modelli uygulamalarının öğrencilerin sorgulama düzeylerini arttırdığı; aynı zamanda yapılan üçlü karşılaştırmada da yine oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modelinin kullanımının mevcut programın öngördüğü yöntemin kullanılmasından daha etkili olduğu ve sorgulama becerisini arttırdığı görülmüştür. Bununla birlikte, ölçeğin bir diğer alt boyutu olan nedenleme boyutunun geliştirilmesi noktasındaki bulgular incelendiğinde ise her üç gruptaki öğrencilerin nedenleme düzeylerini arttırdığı; aynı zamanda yapılan üçlü karşılaştırmada ise oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modelinin kullanımının mevcut programın öngördüğü yöntemin kullanılmasından daha etkili olduğu ve nedenleme becerisini arttırdığı görülmüştür. Ölçeğin son boyutu olan değerlendirme boyutunun geliştirilmesi noktasındaki bulgular incelendiğinde ise oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modelli uygulamalarının öğrencilerin değerlendirme düzeylerini arttırdığı; aynı zamanda yapılan üçlü karşılaştırmada da yine oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modelinin kullanımının mevcut programın öngördüğü yöntemin kullanılmasından daha etkili olduğu ve değerlendirme becerisini geliştirdiği görülmüştür. Nitel verilerin analizi sonucunda oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf uygulamalarına ilişkin görüşler ortaya çıkmıştır. Bu görüşler; video ile evde ders işlemeye ilişkin görüşler, oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf uygulamalarına ilişkin görüşler, oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamalarına ilişkin karşılaşılan sorunlara, problem çözme becerisine ve problem çözmeye yönelik duygu ve düşüncelere ve ters yüz sınıf modelinin diğer derslerde de kullanımına ilişkindir. Nitel bulgular ışığında elde edilen sonuçlar incelendiğinde hem etkinlik destekli hem oyun destekli ters yüz sınıf modelinin uygulandığı öğrenci gruplarının modele ilişkin olumlu görüşler belirttikleri görülmüştür. Her iki gruptaki öğrencilerin de özellikle sınıfın kalabalık olmasından ve evde video izleyecek uygun ortamın olmamasından kaynaklı sorun yaşadıklarını belirttikleri görülmüştür. Öğrencilerin özellikle problem çözme becerilerinin geliştiğini ve problem çözmeye karşı kendilerine güven duygularının artığını belirttikleri ulaşılan diğer sonuçlardandır. Her iki gruptaki öğrencilerin çoğunluğu ters yüz sınıf modelini diğer derslerde de uygulamak istediklerini belirtmişlerdir. Araştırma sonuçları paralelinde oyun veya etkinlik destekli ters yüz sınıf uygulamalarının kapsamları geliştirilerek farklı derslerde de uygulanması ve okullarda oyun veya etkinliklerin daha rahat yapılabilmesinin sağlanması amacıyla oyun ve etkinliklere uygun tasarlanmış atölyeler açılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Oyun, Etkinlik, Ters yüz Sınıf Modeli, Problem Çözme Becerisi, Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi
Artırılmış gerçekliğe dayalı öğretim materyali kullanımının öğrencilerin akademik başarısına ve görüşlerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; kodlamaya ilişkin konuların öğretiminde artırılmış gerçeklik teknolojisi ile geliştirilmiş ders materyalinin öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenmedeki kalıcılık düzeylerine etkisini ve öğrencilerin sürece ilişkin görüşlerini belirlemektir. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Fırat üniversitesinde Programlama Temelleri dersini alan Bilgisayar Programcılığı 1. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. 1. sınıf öğrencileri deney ve kontrol grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Deney grubunda 34, kontrol grubunda 30 öğrenci yer almaktadır. Uygulamalar Programlama Temelleri dersinde "Bilgisayarın çalışma sistemi", "Algoritmaya giriş", "Akış diyagramları" ve "Döngü yapıları" alt öğrenme alanlarında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nicel ve nitel araştırma desenlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntemden faydalanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri ön test, son test ve kalıcılık testi olarak kullanılan başarı testi ile nitel verileri ise yarı yapılandırılmış görüşme formları ile elde edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Nitel boyutta ise uygulama bittikten sonra deney grubunda bulunan farklı başarı seviyelerindeki öğrenciler ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan başarı testi 30 sorudan meydana gelmiştir. Başarı testinin ortalama güçlüğü .55, KR-20 güvenirlik katsayısı ise .77 olarak belirlenmiştir. Temel kodlama eğitimi başarı testi deney ve kontrol gruplarına ön test, son test ve kalıcılık testi şeklinde uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, frekans, shapiro-wilk testi, bağımlı gruplar t testi, bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin çözümlenmesi sonucunda kodlama eğitimine ilişkin konuların öğretiminde artırılmış gerçeklik ders materyalinin kullanıldığı deney grubunda bulunan öğrencilerin akademik başarılarının kontrol grubunda bulunan öğrencilere kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür. Benzer şekilde deney grubunda bulunan öğrencilerin öğrenmedeki kalıcılık düzeyi kontrol grubunda bulunan öğrencilere kıyasla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise öğrencilerin; artırılmış gerçeklik ders materyaline, artırılmış gerçeklik ders materyalinin kodlama eğitimine katkılarına, artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanırken yaşadıkları zorluklara, bu teknolojinin kullanımının sağladığı kolaylıklara, eğitim amacıyla ve eğitim dışında kullanım alanları ve şekillerine, yönelik görüşleri alınmıştır. Elde edilen sonuçlara göre artırılmış gerçeklik teknolojisinin öğrenme üzerinde verimlilik, kalıcılık, anlaşılırlık ve kolaylık gibi birçok avantaj sağladığı, başka derslerde ve alanlarda yaygınlaştırılması gerektiği önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Artırılmış Gerçeklik, Kodlama Eğitimi, Sanal Gerçeklik, Başarı, Kalıcı Öğrenme
II. Mahmut (1808-1839) ve Atatürk (1923-1938) Dönemi eğitim politikalarının karşılaştırılması ve analizi
Bu araştırmanın amacı, Türk eğitim tarihinde köklü yenilik ve devrimlerin yapıldığı iki dönemin, II. Mahmut ve Atatürk eğitim politikalarının dönemsel şartlarında göz önünde bulundurulması suretiyle karşılaştırılması ve analizidir.Bu kapsamda; öncelikle, Türk toplumunda eğitim algısının gelişimi ve Türk eğitim sisteminin zirve noktasına ulaştığı klasik dönemin eğitim kurumları incelenerek, Sultan II. Mahmut dönemine dek geçen toplumsal ve kültürel dezenformasyon sürecinin eğitim alanında ki yansımalarına kısaca değinilmiştir. İki lider arasındaki yaklaşık bir asırlık geçiş süreci ana hatlarıyla araştırmaya dâhil edilmiş, söz konusu liderlerin eğitim anlayışları, eğitim alanında gerçekleştirilen inkılâplar ve izledikleri ulusal eğitim politikaları tüm yönleriyle ele alınmıştır.II. Mahmut ve II. Mahmut'un temellerini attığı, tanzimat ve meşrutiyet dönemleri eğitim kurumlarında yetişen Atatürk'ün eğitim politikaları ve reformları incelendiğinde, takip ettikleri strateji ve uyguladıkları yöntemlerde ortak paydalar tespit edilmiştir. Her iki lider de milli menfaat ve hedeflerin bekası için milli ve modern bir eğitim sisteminin zaruri olduğu bilinciyle birtakım reformlarda bulunmuş, söz konusu reformlara engel teşkil edebilecek kurum ve kuruluşları saf dışı bırakmış, bu maksatla gerektiğinde yasal yetkilerini kullanmakta tereddüt etmemiş, hedef kitlelerin zorlama ile değil ikna yoluyla desteklerini almaya özen göstermişlerdir.
Türkiye'de ilköğretimin tarihsel gelişimi (1970?2010)
Bu araştırmada, Türkiye'de okul öncesi eğitim ve ilköğretimde 1970?2010 yılları arasında meydana gelen durumlar belli temalar çerçevesinde ortaya koyulmuştur. Bu temalar; yasal düzenlemeler, politikalar, eğitim programları, ders kitapları, öğretmen yetiştirme, hizmet içi eğitim, sekiz yıllık kesintisiz temel eğitim, projeler, coğrafi erişim, sayısal gelişmeler, fiziki yapı ve finansmandır.Araştırma nitel araştırma özelliği göstermektedir. Niteliği itibarıyla tarihsel, yapılışı itibarıyla ise dokuman incelemesi özelliğindedir. Araştırmanın analizinde doküman analizi yöntemi kullanılmıştır.Araştırma beş bölümde yapılandırılmıştır. İlk bölümde araştırmanın problemine, amacına, önemine, sınırlılıklarına ve tanımlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde ilgili araştırmalara, üçüncü bölümde araştırmanın yöntemine; modeline, verilerin toplanmasına, verilerin analizlerine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde yapılan araştırmalardan elde edilen bulgulara ve yorumlara, beşinci yani son bölüm ise araştırmanın sonuç ve önerilerine yer verilmiştir.
Yabancı dil öğretiminde basılı materyallere sağlanan mobil çokluortam desteğinin kelime öğrenimine ve motivasyona etkisi
Mobil araçların sahip olduğu ulaşılabilirlik, kişiselleştirilebilirlik ve taşınabilirlik gibi kendine özgü nitelikler, öğrenciler için sınıf dışı öğrenme, alıştırma ve uygulama çalışmalarının gerçekleştirilmesinde büyük bir potansiyel sunmaktadır ve birçok yarar sağlayabilir. Bu potansiyeli kullanarak dil öğreniminde cep telefonlarının kullanımını araştıran çok az sayıda çalışma vardır. Öğrencilerin kelime hazinelerinin geliştirilmesinde mobil cihazların kullanılması üzerine yapılan araştırmalar ise yok denecek kadar azdır. Bu çalışmanın temel amacı cep telefonu teknolojisini kullanarak eğitim ve öğretim süreçlerinin etkin ve verimli hale getirilmesine katkıda bulunmaktır.Bu çalışma ile İngilizce eğitiminde, cep telefonlarının kullanımı ile ilgili potansiyeli ortaya çıkarmak ve özellikle cep telefonlarının kelime öğrenimine olan etkilerinin araştırması hedeflenmektedir. Bu araştırmada nitel veriler, nicel verilerle elde edilen bulguları desteklemede kullanılmıştır. Toplanan nitel ve nicel veriler hibrit yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Nicel veriler karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA analizine tabi tutulmuş; nitel verilen analizinde ise örüntü analizi işe koşulmuştur.Araştırmanın nicel kısmında öntest/sontest kontrol gruplu deneysel tasarım deseni kullanılmıştır. Nitel kısmında ise araştırma sonunda öğrencilerle yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve açık uçlu soruların yer aldığı değerlendirme anketi uygulanmıştır. Çalışmanın katılımcıları Ankara'da bulunan bir üniversitemizin İngilizce bölümündeki öğrencilerdir. Bu çalışmada aynı içeriğin kitap ile mobil cihaz desteği ve ders kitabı ile işlenmesinin kelimelerin öğrenilmesinde etkililiği karşılaştırılmıştır. Nicel verilerin analiz sonuçları cep telefonu kullanımının kelime öğreniminde olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Görüşmelerde ve açık uçlu anket sorularına verilen cevaplar bu sonucu desteklemektedir. Bütün katılımcılar kullanılan cep telefonu uygulaması hakkında olumlu geri bildirimler vermişlerdir.