
374
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İzmir ili Kınık ilçesinde sözleşmeli mısır tohumluğu üretiminin mevcut durumu ve ekonomik açıdan değerlendirilmesi
Bu çalışma, 2005 yılında bölgede yapılan mısır tohumluğu üretiminin mevcut durumunu, sistemin işleyişini ortaya koymak, sözleşmeli mısır tohumluğu üretimi uygulamalarını incelemek, mısır tohumluğu üretimi uygulamalarında karşılaşılan izolasyon, fiyat politikaları gibi sorunları belirlemek ve çözüm önerilerinde bulunmak, bu üretim dalını ekonomik olarak değerlendirmek ve bölgede üretimi yapılan diğer ürünlerle karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada sözleşmeli üretimin faydalı yönleri belirlenmiş, sözleşmeli üretimdeki bazı aksaklıklar ortaya konmuş ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Yapılan çalışmaya göre çiftçinin mağdur olduğu konulardan üreticinin hakkı olan ıskartaların üretici hak edişi olarak geri ödenmesi gerektiği ve bu konuda ilgili bakanlıkların devreye girmesi gerektiği belirlenmiştir. Diğer yandan fiyat uygulamaları konusunda çözüm önerisi getirilmiştirÜretici açısından karşılaşılan genel sorunlar arasında fiyat uygulamaları, hak edişlerdeki yapılması gereken düzenlemeler, uygulanacak devlet primi konusunda farklı bir sistemin getirilmesi gerektiği dikkat çekmiştir. Ekonomik olarak incelendiğinde ise diğer ürünlere göre daha avantajsız olduğu belirlenmiştir.Tohumluk tarım en karlı sektörlerindendir ve Türkiye AB bünyesinde ağırlığı tarım olan bir ülkedir. Ülkemiz yeterli araştırıcı sayısı ve ekolojik olanakları itibariyle AB ülkelerinin ve komşu ülkelerin tohumluk ihtiyacını karşılayan tohumluk merkezi olmaya hazırdır. Bu konuda bu şekilde bölgeler itibariyle tohumluk dallarının önemini belirleyen çalışmaların yaygınlaşması gerekmektedir.
Gıda ürünleri pazarlamasında yeşil pazarlama kavramı ve tüketici yaklaşımı: Adana ili örneği
Yeşil Pazarlama kavramı, tek başına ürüne odaklanmayan bununla birlikte diğer pazarlama karması elemanlarını da kapsayan geniş bir kavramdır. Bu nedenle Yeşil Pazarlamanın, üretim ve tüketimin tüm süreçlerine entegre edilmesi gerekir. Bu çalışmada Yeşil Pazarlama kavramının teorik çerçevesi, tüketicilerin tutum ve davranışları açısından literatürdeki benzer çalışmalar referans alınarak incelenmiş ve Adana ilindeki tüketicilerin bu konu ile ilgili tutumlarını ölçmek amacıyla bir alan çalışması yapılmıştır. 410 tüketici ile yapılan anket çalışmasında elde edilen verilerin analizi için bağımsız t-testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Çalışmada, tüketicilerin çevreye olan tutumlarının cinsiyet, yaş ve sahip oldukları çocukların yaşları bakımından farklılık göstermediği saptanmıştır. Bunlara ek olarak yaş ortalaması yüksek olanların gençlere göre çevresel tahribata karşı daha bilinçli ve çevre için çaba göstermeye daha gönüllü oldukları tespit edilmiştir.
Belediye satış noktalarından ekmek satın alan bireylerin sosyo ekonomik özellikleri ve memnuniyet düzeyleri: Adana ili örneği
Bu çalışma, Adana İlinde Büyükşehir Belediyesi tarafından satılan ekmekleri satın alan bireylerin özelliklerini ve memnuniyet düzeylerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda, 220 farklı satış noktasından seçilen 384 bireyle yüz yüze anket yapılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %61,3'ü erkek, %39,7'si ilkokul mezunu, %76,4'ü evli, yaş ortalaması 44,4 ve ortalama aile genişiliği 4,93'dür. Gıda alımında anne %51,7 iken ekmek alımında %39,7'dir. Bireylerin %78,7'si ekmeklerini günlük olarak satın almakta, tüketilen ortalama ekmek miktarı 6,32 ve %55,8'i büyük parçalara bölünmüş şeklinde servis etmektedir. Tüketicilerin yaklaşık %60 belediye satış noktalarını yeterli, %73'ü ekmeklerin temiz ve %72'si taz-lezzetin iyi olduğunu belirtmiştir. Ancak %46'sı ekmeklerin yeteri kadar büyük olmadığını vurgulamıştır. Belediyeye ait satış noktalarını yeterli bulanlar sadece %60'lık bir kesimdir. Ekmekten yabancı madde çıkmadığını belirtenlerin oranı oldukça yüksektir (%90). Eğitim seviyesi yükseldikçe tüketilen ekmek miktarı azalırken, hane halkı genişledikçe artmaktadır
Mersin Toroslar ilçesi dağlık alanlarında şeftali üretimi ve pazarlaması
Mersin Toroslar İlçesi uygun ekolojik koşulları dolayısıyla şeftali üretimi için büyük bir potansiyele sahiptir. Mersin Türkiye şeftali üretiminin %17,7'si ile ilk sırada almaktadır. Araştırma bölgesi olan Toroslar ilçesi de bu üretimin %43'lük payını gerçekleştirmektedir. Gerçekleşen üretim miktarı, potansiyelin çok gerisinde bulunmaktadır. Bu çalışma, şeftali yetiştirilen işletmelerin yapılarını incelemek, pazarlama organizasyonunun etkinliğini değerlendirmek, bölgede şeftali üretim ve pazarlamasını geliştirmek amacıyla yapılmış olup, şeftali üretim potansiyelinin daha iyi değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın ana materyalini, üreticilerden anket yoluyla toplanan veriler oluşturmaktadır. Araştırmada yapılan SWOT analiziyle, şeftali üretiminin zayıf ve güçlü yönleri ile pazardaki tehdit ve fırsatlar incelenerek, üretim ve pazarlama aşamalarında yapılacak bazı iyileştirmelerle, bölgede üretim ve pazarlamanın hızlı bir şekilde geliştirilebileceği sonucuna varılmıştır.
Sosyo-ekonomik ve kültürel göstergeler açısından toplumsal değişme ve kırsal kadınlar: adana köyleri örneği
Bu çalışmanın amacı Adana iline bağlı Türk, Muhacir ve Arap köylerinde yaşayan kadınların, sosyal, kültürel ve ekonomik özelliklerini kuşaklar arasında inceleyerek aralarında herhangi bir fark olup olmadığını kuşak ve köy bazında ortaya koymaktır. Araştırmanın ana materyalini; Adana iline bağlı Türk, Muhacir ve Arap köylerinde yaşayan kadınlardan bireysel görüşme yoluyla elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Bireysel görüşme dışında araştırma konusu ile ilgili olarak her köyde derinlemesine görüşmeler yapılmış, araştırma alanında yapılan gözlemler ile diğer kişi ve kurumlar tarafından yapılmış olan ikincil verilerden de yararlanılmıştır. Kadınların kuşaklar arasındaki farklılıklarını belirleyebilmek için parametrik olmayan testlerden Kruskal-Wallis ve One-Way Anova Testi kullanılmıştır. Araştırma alanında kuşaklar arasındaki farklılıklar değerlendirildiğinde demografik yapıda, ekonomik yapıda, göç, eğilim, beklenti, karar süreçlerine katılımda ve sağlık bilgilerinde 1.kuşaktan 3.kuşağa olumlu yönde değişimler söz konusu iken tarımsal yapıda 3.kuşağın rolü olmadığı saptanmıştır. Bu sebeple gelecek yıllarda 3.kuşağın tarımsal faaliyetleri devam ettirebilmesi ve köylerdeki tarımın devamlılığı için kırsal alanda tarımsal yatırımların arttırılması, tarım politikalarının, tarımsal finans kaynaklarının ve desteklemelerin iyileştirilmesi, ve geliştirilmesi gerekmektedir.
Türkiye'de çok boyutlu kırsal yoksulluk ve belirleyenleri
Bu çalışmada, Türkiye'nin 2006-2016 yılları arasında çok boyutlu kırsal yoksulluğu hesaplanmış ve çok boyutlu kırsal yoksulluğa dair uygulanan politikaların etkileri analiz edilmiştir. Çok boyutlu yoksulluk değerleri, tek boyutlu değerlerle ve ilgili makroekonomik değişkenler ile karşılaştırılmış, çok boyutlu yoksulluk üzerinde etkili olan politikalar tarihsel olarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular çerçevesinde Türkiye'de çok boyutlu kırsal yoksulluğu azaltmaya yönelik çözümler önerilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre incelenen dönem için çok boyutlu yoksulluk değeri Türkiye geneli için ortalama 0,41 olarak bulunmuştur. Çok boyutlu kırsal yoksulluk değeri ise ortalama 0,51'dir. Bölgeler, hane büyüklükleri ve hane reisinin eğitim seviyesine göre hesaplanan çok boyutlu yoksulluk değerleri, hemen hemen her değişkende tek boyutlu yoksulluk değerlerinden yüksek bulunmuştur. Hem Türkiye genelinde hem de kırsal alanda 2,5 kat daha fazladır. Hem Türkiye geneli hem de kırsal alan için, hanelerin en büyük çok boyutlu yoksulluk nedeni konuta dair ödemelerini aksatmalarıdır. Ayrıca incelenen dönemde, hem Türkiye geneli hem de kırsal alan için bütün çok boyutlu yoksulluk göstergelerinde azalışlar gözlemlenmesine rağmen, "Hane halkının 2 günde 1 et, tavuk veya balık yiyememe", "Konut harici ödemeleri aksatma" ve "Hanede çalışabilecek durumda olan en az 1 işsiz birey olması" göstergelerinde artışlar tespit edilmiştir. Türkiye'de çok boyutlu kırsal yoksulluk üzerinde etkili olan politikalar sosyal yardımlar ve kırsal kalkınma yatırımları politikaları olarak tespit edilmiştir. Bu politikaların çok boyutlu yoksulluk üzerindeki etkileri 3 farklı ekonometrik yaklaşım ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre özel sosyal yardımların, çok boyutlu yoksulluk üzerinde, 3 yönteme göre de negatif ve istatistiksel olarak anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Devlet yardımlarının etkisi ise yöntemlere göre farklılık göstermiştir. Analizler sonucunda Türkiye'de çok boyutlu yoksulluk üzerinde en etkili değişkenler hane halkı büyüklüğü ve tarım sektöründe çalışmak olarak bulunmuştur.
Türkiye'de pirinç üretimi, tüketimi ve pazarlaması
Bu çalışmada Türkiye çeltik ve pirinç piyasası, üretimi, dış ticareti, talebi, fiyatları, pazarlama yapısı ve uygulanan politikalar değerlendirilmiştir. Türkiye'de çeltik ve pirinç üretimi son yıllarda artmaktadır. 1990 yılında 230 bin ton çeltikten 138 bin ton pirinç üretilirken 2017 yılına gelindiğinde 900 bin ton çeltikten 540 bin ton pirinç elde edilmiştir. Bununla birlikte, aynı yıllar arasında ekim alanı ve verim artmıştır. Çeltik tarımına yönelik yapılan devlet destekleriyle birlikte üretim artarken buna paralel olarak tüketimde artmıştır. 2008 yılında 557 bin ton olan yurtiçi tüketim 2017 yılında 750 bin ton'a yükselmiştir. Türkiye'de çeltik ve pirinç üretimi artan yurtiçi tüketimi karşılayamamakta ve ihtiyaç duyulan miktar yurtdışından alınmaktadır. Yani Türkiye çeltik ve pirinçte dışa bağımlı ülke konumunda bulunmaktadır. Bu durumun en önemli nedenleri ise, yüksek girdi fiyatları ve maliyetlerdir. Diğer yandan, pirinç üretimindeki en önemli sorun sulama suyu yetersizliğidir. Türkiye, çeltik-pirinç piyasasındaki sorunların daha etkin yöntemlerle çözülmesi ile birlikte gelecekte kendine yetebilen bir ülke konumuna gelebilir. Bu çalışmada, Türkiye çeltik-pirinç piyasasını değerlendirmek için SWOT analizi uygulanmıştır. Ayrı
Price movement analysis of selected agricultural products in gabon
In Gabon, as in all developing countries, the share of income allocated to food is very important. Access to food is influenced by many factors. One of those major factors is price fluctuations. Price fluctuations affect both producers and consumers. This study aims at analyzing annual and monthly price fluctuations of selected twelve agricultural products. It also formulates some suggestions to help better deal with the problems related to food prices in Gabon. To conduct this study, secondary data were obtained from the Gabonese Institute for Development Support (IGAD). Data obtained were consumer prices of selected twelve agricultural commodities in Libreville market and covers the years of 2005-2015. Data were analyzed employing SPSS and Excel software and several trend models were developed, together with some basic statistical calculations. The results showed that in general, the product prices in Libreville market were very unstable and constantly increasing during the study period, with the exception of amaranth and lettuce. The prices of staple foods (manioc and plantain) were found to be affected more adversely than the others. Monthly fluctuations were also analyzed and prices were found higher between May and October. Cyclical movements were also analyzed. Reasons behind price movements were explained as the data in hand allowed. All the findings lead to several suggestions for establishment of a good data collection and financing system in order to monitor prices more closely, and to increase supply locally.
Gaziantep ili antepfıstığı ihracat pazarlama organizasyonu
Ülkemiz yakın doğu gen merkezi içerisinde yer almaktadır. Antepfıstığının en yaygın üretimi Güney Doğu Anadolu Bölgesinde görülmektedir. Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün verilerine göre 2018 yılında Türkiye'den gerçekleştirilen toplam 8.655.066 ton antepfıstığı ihracatının %52,7'si Gaziantep ilinden gerçekleştirilmiştir. Gaziantep ili antepfıstığı dikili alan ve üretim miktarı bakımından Türkiye sıralamasında 2. sırada yer almasına karşın Antepfıstığı ihracatında ilk sırada yer almaktadır. Çalışmanın ana materyalini oluşturan birincil veriler Gaziantep İlinde faaliyet gösteren ve sürekli olarak antepfıstığı ihracat pazarlamasında yer alan firmalarla yapılan anket çalışmalarından elde edilmiştir. Araştırmaya SWOT Analizi uygulanmış; pazarlama sisteminin zayıf ve güçlü yanları ile pazardaki tehdit ve fırsatlar irdelenerek, üretim ve ihracat aşamalarında uygulanabilecek bazı yapısal ve yasal düzenlemeler ile Gaziantep İlinde Antepfıstığı ihracatının geliştirilebileceği neticesine varılmıştır.
Malatya ilinde organik kayısı üretimi yapan işletmelerin sosyo-ekonomik özellikleri
Bu çalışma ile Malatya ilinde organik kayısı üretimi yapan işletmelerin sosyo-ekonomik özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla organik kayısı üretimi yapan 62 işletme ile görüşerek anket yolu ile veriler toplanmıştır. Anket ile üreticilerin demografik özellikleri, arazi varlıkları, üretim miktarları ve üretim bilgileri gibi veriler tespit edilmiştir. İşletmeler kayısı üretim alanları dikkate alınarak 3 gruba (0-30 dekar, 31-50 dekar, 51+ dekar) ayrılmıştır. Araştırma sonucunda, Tüm işletmeler göz önüne alındığında ortalama toplam kayısı alanları 41,6 dekar, ortalama gayri safi üretim değerleri 157.960,5 TL ve ortalama mutlak karları 83.876,6 TL olarak hesaplanmıştır. Kayısı üretiminde karşılaşılan en büyük sorun girdi fiyatları olarak, en çok karşılaşılan hastalıklar ise yaprakdelen(çil) ve monilya hastalığı olarak ortaya konulmuştur. Kayısı üretimi ilkbahar geç donlarından oldukça fazla etkilenmektedir.
Tarımsal e-ticaret: Adana ili örneği
Bu çalışmada, Adana ilinin Yüreğir ilçesinde tarım sektöründe çalışan zirai girdi temin eden bireylerin e-ticaret ve tarımda e-ticaret hakkındaki düşünceleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Zirai girdi temin eden 100 kişi ile yüz yüze görüşülerek anket yapılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin çoğunluğu (%.98) e-ticaret yapmamaktadır ve bunun temel nedeni olarak güvensizlik olduğu belirlenmiştir. Genel olarak üniversite mezunu bireyler internetten alışverişe sıcak bakmaktadır. Tarımda e-ticaret yapılmaması hakkındaki çekinceler; sahte mal riski, bazı ürünlerin reçetesiz satılamaması, güvenilir bir sitenin olmamasıdır. Ne var ki, yaşadıkları bu güvensizlik ve belirtilen nedenlere henüz çözüm bulunamamıştır. Türkiye de tarım sektöründe; üreticiler, tüketiciler, aracılar ve perakendeciler arasında doğrudan bağlantı kurulmasını sağlayacak olan e-ticaret uygulamalarının gelişmesi, tarım sektöründe köklü değişimlere neden olacaktır. Bu nedenle teknolojinin hızla geliştiği 21. yüzyılda, toplumun e-ticaret konusunda bilgilendirilmesi gerekmektedir.
Kamu buğday alım politikalarında Toprak Mahsulleri Ofisi ve üretici etkileşimi: Kırşehir ili Mucur ilçesi örneği
Bu çalışmanın amacı, tarımsal ürünlerinin alım ve satımında devlet kontrolünde faaliyet yapan Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) temel besin kaynağı olan buğdayın, alım politikalarındaki yeri ve üretici davranışlarına etkisinin belirlenmesidir. Bu sebeple Kırşehir ili Mucur ilçesinde faaliyet gösteren buğday üreticilerinin buğday ve buğday dışı bitkisel üretim desenleri, nüfus ve işgücü varlığı, buğday üretimi yaparken çeşit seçimi ve üretimi, pazarlaması, karar alma süreçleri ve bütün bu süreçlerde TMO'nun yeri ve önemini belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmanın materyalini, Kırşehir ili Mucur ilçesindeki 100 adet üretici ile yüz yüze yapılan anket çalışması ile elde edilen bilgiler oluşturmaktadır. Çalışmada Gayeli Örnekleme Yöntemi kullanılmış olup elde edilen veriler tablo ve grafik haline dönüştürülerek yorumlanmıştır. Önemli görülen bazı değişkenler ise çapraz tablolar haline getirilmiş ve istatistikî olarak da ki-kare analizi yapılmıştır. Çapraz tablolar, işletme büyüklük gruplarına göre yapılmıştır. İşletme büyüklük grupları belirlenirken örnek hacmi içerisinde yer alan işletmelerin gruplar bazında homojenliğini sağlayacak en uygun biçimde dağılımı yapılmıştır. Araştırmaya göre üreticilerin buğday tohumu ekerken özellikle kolay bulunabilir çeşit olmasına özen gösterdiği, buğday satış zamanının çok önemli olduğu, buğdayı satarken buğday çeşidinin yöresinin fiyata etki ettiğini, fiyatta camsı tane oranının çok önemli olduğu ve TMO' nun alım ve fiyat politikalarının üretim kararlarını etkilediğini gözlemlenmiştir. Yapılan ki-kare analizi sonuçlarına göre buğday ekilen arazi büyüklük durumu ile söz konusu faktörler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. TMO hububat fiyatlarının belirlenmesinde etkin rol oynadığını, alım ve fiyat politikalarında üretim kararını etkilediğini, ödeme şekli konusunda üretici lehine faaliyette bulunduğunu, TMO'nun genel anlamda hizmetlerinden ve faaliyetlerinden memnun olmadıkları belirlenmiştir. Bunun dışında TMO'nun kaliteye dayalı alım sistemine geçmesi hakkında %26,3'ünün kararsız, %26,3'ünün katılmadığını ve aynı şekilde randevu sistemi hakkında üreticilerin %35,4'ünün kararsız, %23,3'ünün katıldığı gözlemlenmiştir. Genel anlamda en büyük memnuniyetsizliği, kaliteye dayalı analiz metodundan kaynaklığı fiyat düşüklüğü ve analiz metoduna güvensizlik olarak ifade etmek mümkündür. Bu durumun, üreticilere doğru bir yöntemle anlatılıp bilinçlendirilmesi, üreticilerdeki bu ön yargının bertaraf edilmesi adına önemli görülmektedir.
Çalışanların otantik liderlik algısının iş stresi ile personel güçlendirmeye olan etkisinde kendilik algısının düzenleyici rolü
Bu araştırmanın temel amacı Kırşehir ilinde faaliyet gösteren özel bir işletmede çalışanların otantik liderlik algılarının iş stresi ve personel güçlendirmeye olan etkisinde kendilik algısının düzenleyici rolünün olup olmadığı belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini İç Anadolu Bölgesinde faaliyet gösteren şeker fabrikalarının çalışanları, örneklemini ise; Kırşehir merkezde faaliyet gösteren şeker fabrikası işletmesindeki çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmada değişkenler arasındaki ilişkileri belirleyebilmek için Kırşehir'deki özel bir şeker fabrikasının 203 çalışanına anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada veri toplama araçlarından, hipotezlerden, katılımcıların demografik özelliklerine ait istatistik sonuçlarından bahsedilmiştir. Elde edilen 198 anket formundaki veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edildi ve ölçeklerin güvenirlilik, geçerlilik, hiyerarşik regresyon ve korelasyon analizleri yorumlanmıştır. Ayrıca katılımcıların tanımlayıcı özelliklerine göre ilgili değişkenleri algılamalarında anlamlı farklılıkların olup olmadığına dair T-testi ve ANOVA analizlerinden yararlanılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlara göre otantik liderlik ile personel güçlendirme arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bununla birlikte, kendilik algısının otantik liderlik ile personel güçlendirme; otantik liderlik ile iş stresi arasındaki ilişkisinde de düzenleyici rolünün olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve bu sonuçların literatüre kavramsal olarak önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
Hatay ilinde tıbbi ve aromatik bitkiler piyasası ve geliştirilmesi imkanları
Bu çalışmada, Hatay yöresinde yaygın olarak ticareti yapılan tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimi, işlenmesi ve pazarlama şekillerinin ortaya konulması, sektörün mevcut sorunlarının belirlenmesi ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinin getirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın ana materyali, Hatay yöresinde faaliyet gösteren üretici, doğadan toplayıcı ve ürünleri işleyen işletmelerden anket yolu ile toplanan birincil verilerden oluşmaktadır. Çalışmada ayrıca, pazarlama, örgütlenme ve AR-GE gibi konularda, Hatay yöresine yönelik somut ve uygulanabilir öneriler getirilmesi amacı ile tıbbi ve aromatik bitkiler sektörünün en gelişmiş olduğu Batı Akdeniz ve Ege Bölgelerinde çeşitli kurum ve kuruluşlardan derinlemesine görüşme yolu ile elde edilen birincil verilerden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Hatay yöresinde tıbbi ve aromatik bitkilerin çoğunlukla doğadan toplanarak elde edildikleri, pazarlama organizasyonunun genel olarak etkin olmadığı, ürünleri işleyen firmaların kaliteli ve yeterli miktarda hammadde temin etme konusunda sorunlar yaşadıkları, baharat amaçlı bitkilerin yarı mamul olarak yöre dışına pazarlandıkları belirlenmiştir. Ayrıca yörede tıbbi ve aromatik bitkiler konusunda örgütlenme ve koordinasyonun oldukça zayıf olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yörede katma değeri yüksek türlerde kültürel üretimin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalara ağırlık verilmesi, bütün paydaşların tek bir çatı altında temsil edildiği ve ortak kararların alındığı merkezi bir yönetim yapısının oluşturulması, üretici ve işleyen firmalara yönelik teşvik ve desteklerin artırılması, hedef pazarlara yönelik etkili pazarlama ve tanıtım stratejilerinin geliştirilmesi ve bir tıbbi ve aromatik bitkiler araştırma merkezinin kurulması, sektörün yöredeki gelişimi için önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Tıbbi ve aromatik bitki, üretim, işleme, pazarlama organizasyonu, Hatay.
Adana ilinde nar pazarlama yapısı ve geliştirme olanakları
Adana ilinde nar dikim alanlarının hızlı şekilde artması sonucu üretimde önemli miktarda artış meydana gelmiştir. Önümüzdeki yıllarda meyve vermeyen ağaçlardan verim alınmasıyla nar ağaçlarından elde edilen üretimin daha da artması beklenmektedir. Bu nedenle nar üretim ve pazarlama yapısının ortaya konularak, gelecekte karşılaşılabilecek aksaklıkların belirlenmesi ve çözüm önerilerinin sunulması gerekmektedir. Bu çalışmayla nar üretim ve pazarlama organizasyonunun etkinliği ortaya konularak, narın pazarlamasıyla ile ilgili karşılaşılabilecek sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırma alanı olarak, Türkiye nar üretiminin %9,64'sini karşılayan Adana ili tercih edilmiştir. Araştırmanın ana materyalini; Adana ilinde nar yetiştiriciliği yapan üretici, aracı ve işletmelerle yapılan anketlerden elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda, nar üretiminde ve pazarlama organizasyonunda etkinliği azaltıcı bazı aksaklıkların olduğu belirlenmiştir. Önümüzdeki yıllarda artması beklenen üretimin pazarda etkin olarak değerlendirilmesi için, nar üretim tekniğinin iyileştirilmesi, pazarlama organizasyonundaki aksaklıkların giderilmesi, hedef pazarların belirlenerek pazarlama stratejilerinin oluşturulması sektörün gelişmesine katkıda bulunacaktır.
Doğu Akdeniz bölgesi'nde badem üretimi ve pazarlama yapısı
Doğu Akdeniz Bölgesi'nde badem dikim alanlarının hızla artması sonucu badem üretim miktarında da artış meydana gelmiştir. Henüz meyve vermeyen küçük yaştaki fidanların gelecek yıllarda verime başlamasıyla badem üretim miktarının da artması beklenmektedir. Bu sebeple badem üretim ve pazarlama yapısının ortaya konularak, gelecekte karşılaşılabilecek aksaklıkların belirlenmesi ve çözüm önerilerinin sunulması gerekmektedir. Araştırmanın ana materyalini; Doğu Akdeniz Bölgesi'nde 100 adet üretici, 8 adet aracı, 4 adet perakendeci ve 2 adet badem işleme tesisi ile yapılan yüz yüze görüşmeler sonucu elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Elde edilen veriler frekans, oran ve ortalamalar kullanılarak sunulmuştur. Üreticilerin işletme grupları arasındaki farklılıkları belirleyebilmek için ANOVA analizi kullanılmıştır. Badem sektörünün güçlü ve zayıf yönleri ile sektördeki fırsat ve tehditleri ortaya koymak için SWOT analizinden faydalanılmıştır. Araştırma alanında pazarlama organizasyonun etkinliği değerlendirildiğinde işleme, paketleme, depolama, derecelendirme ve standardizasyon hizmetlerinde etkinliği azaltıcı unsurların olduğu söylenebilir. Araştırma alanında az sayıda aracı tipinin olması üreticilerin aracılar karşısında pazar pozisyonunu zayıflatmaktadır. Gelecek yıllarda artması beklenen üretimin pazarda etkin olarak değerlendirilmesi için badem üretim tekniğinin iyileştirilmesi, pazarlama organizasyonundaki aksaklıkların giderilmesi, hedef pazarların belirlenerek pazarlama stratejilerinin oluşturulması ve markalaşma çalışmalarına hız verilmesi gerekmektedir.
Türkiye'de hububat piyasalarında fiyat dalgalanmalarının analizi
Bu araştırma Türkiye'deki hububat piyasalarında fiyat dalgalanmalarına sebep olan faktörleri ortaya koymak için yapılmıştır. Türkiye'de 2016 yılında 11,5 milyon hektarlık alanda hububat üretimi gerçekleştirilmiştir. Bu alanın %67'sinde buğday üretimi gerçekleştirilirken, %24'ünde arpa, %6'sında mısır üretimi yapılmıştır. Bu ürünleri sırasıyla çeltik (%0,99), çavdar (%0,96), yulaf (%0,88) ve diğerleri (%0,37) üretimi takip etmektedir (TÜİK, 2016). Çalışmada araştırmalar, ekilişine ve üretimine en çok önem verilen ayrıca piyasalarda en çok işlem gören hububat ürünlerinden sırasıyla buğday, arpa ve mısır üzerine yapılmıştır. Hububat borsalarında en çok işlem gören bu üç ürününün 2000-2016 yılları arasındaki fiyat değişiklikleri incelenmiş ve piyasadaki fiyat hareketliliği ortaya konmaya çalışılmıştır. Hububat piyasasında en çok işlem gören söz konusu bu ürünlerin 2000-2016 yılları arasındaki fiyatları varyans ve standart sapma yöntemine göre analiz edilmiştir. Analizde ürünlerin yıllık ortalama fiyatları üzerinden 2016 yılı baz alınarak hesaplanmış sabit fiyatlar kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre buğday ve arpa ürünlerinin yurt içi fiyatlarının büyük ölçüde dünya fiyatlarından etkilendiği başka bir deyişle yurt içi fiyatlarla dünya fiyatları arasında yakın bir ilişkinin olabileceği anlaşılmıştır. Mısırın yurt içi fiyatları oluşumunda ise hem dünya fiyatlarının hem de yurt içi üretim miktarının etkili olabileceği anlaşılmıştır.
Kamulaştırmada kamu yararı kararı
Türkiye'de insanların yaşam standartlarının yükseltilmesi ve kalkınmanın desteklenmesi maksadı ile , her sene önemli miktarda kamu yatırımı gerçekleştirilmektedir. Bu yatırımlardan ötürü, gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazların kamulaştırılması söz konusu olmaktadır. Kamulaştırma işleminin ilk aşaması kamu yararı kararının verilmesi ve onaylanmasıdır. Bu tezde Türkiye'de sıklıkla anlaşmazlıklara neden olan kamu yararı kararı verilmesi süreci meri mevzuat, yargı kararları ve bilimsel açılardan incelenmiş , ayrıca saha çalışması kapsamında Adana Kılıçlı Köyü'nde toğrakları kamulaştırma kapsamında baraj suları altında kalan köylüler ile görüşülmek sureti ile kamulaştırmadan beklenen yararın sağlanıp sağlanmadığı noktasında bir çalışma yürütülmüştür .
Plastik serada sivri biber üretiminde etkinlik analizi: Mersin ili örneği
Bu tezde plastik serada sivri biber üretiminin ekonomik analizinin yapılması, teknik etkinliğinin ve etkinsizlik bileşenlerinin tahmin edilmesi, plastik sera kurulum maliyetlerinin belirlenmesi ve sera yatırımının yapılabilirliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre plastik serada sivri biber üretiminin gayri safi üretim değeri 13.140,55 TL/da, brüt karı 3.111,96 TL/da, mutlak karı 1077,36 TL/da ve nisbi karı 1,09 olarak hesaplanmıştır. Ortalama teknik etkinlik veri zarflama analizi ile 0,905, stokastik sınır analizi ile 0,915 olarak tahmin edilmiştir. İki farklı yöntem ile tahmin edilen teknik etkinlik skorlarının benzerlik ve farklılıkları incelenmiş ve iki yöntem ile tahmin edilen teknik etkinlik skorlarının genel olarak tutarlılık gösterdiği belirlenmiştir. Tobit regresyon analizi sonuçlarına göre arazi genişliği, yayım, tarım dışı gelir, kooperatif ortaklığı, kredi kullanımı, mali ve fiziki kayıt tutma ve toprak analizi yaptırma değişkenlerinin işletmelerin teknik etkinlik skorları üzerine anlamlı bir etkiye sahip oldukları belirlenmiştir. Teknik etkinsizlik bileşenlerinin katsayıları beklentiye uygun işarete sahiptir. Araştırma bölgesinde plastik sera kurulum maliyeti ortalama 23.500,00 TL/da olarak saptanmış ve sera yatırımının geri ödemesi süresi 7,42 yıl, başabaş noktası üretim miktarı 6.050,25 kg/da, fayda/masraf oranı 1,097, net bugünkü değeri 1.161,26 TL/da ve iç karlılık oranı 0,21 olarak hesaplanmıştır.
Arazi kullanım planlamasının işletmelerin bitkisel üretim faaliyet gelirine etkileri: Şanlıurfa ili Hilvan ilçesi örneği
Tarım arazilerinin korunması ve yapısını bozabilecek uygulamalardan kaçınılması, artırılamaz bir kaynak olan arazinin etkin kullanımı açısından önemlidir. Arazi kullanım planlaması arazide hangi ürünün yetiştirileceğini belirlemek ve toprağın yapısını korumak için yapılmaktadır. Arazi kullanım planlaması çalışmalarından elde edilen sonuçlar, kaynakların etkin kullanımının sağlanarak en yüksek karı veren ürün kombinasyonu belirlemek amacıyla yapılan üretim planlaması çalışmalarında da çok önemlidir. Arazi kullanım planlamasına göre yetiştirilmesi uygun olan bitkilerin kısıtlayıcı bir faktör olarak üretim planlamasına dahil edilmesiyle karlılığın artmasının yanında toprağın yapısının da korunmasına katkı sağlanabilir. Bu çalışmanın amacı, arazi kullanım planlamasına göre yetiştirilmesi uygun olan bitkilerle bir üretim planlaması yapıldığı takdirde elde edilecek brüt kar ile mevcut durumda elde edilen brüt karı ve çiftçilerin bölgede sürekli üretimini yaptığı veya yapabileceği ürünlerle yapılacak olan planlama sonucunda elde edebileceği brüt karı karşılaştırarak, arazi kullanım planlamasının etkinliğini ortaya koymaktır. Toprağı koruyarak sürdürülebilir bir tarım yapabilmek ve Türkiye'de uygulanan Havza Bazlı Destekleme Modelinin tam olarak amacına ulaşabilmesi için lokal bazda yapılan arazi kullanım planlaması çalışmalarının bütün ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi, elde edilen sonuçların ise, bu modele entegre edilmesi gerektiği, arazi kullanım planlamasına göre yetiştirilmesi uygun olan bitkilerle üretim planlaması yapıldığı takdirde Hilvan'da bitkisel üretim faaliyetinden elde edilecek brüt karın mevcut durumda elde edilen brüt kara göre artacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Dicle havzasındaki üreticilerin sosyo-ekonomik durumları ve arazi bozulması-çölleşme konusuna yaklaşımları
Bu çalışmada Dicle havzasında yer alan bölge halkının arazi bozulması ve çölleşme hakkındaki bilgi düzeyleri, tutum ve davranışlarının yanı sıra arazi koruma politikaları hakkındaki bilgileri ve işletmelerin sosyo-ekonomik durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, çalışma alanında 177 tarım işletmesi/çiftçi ile yüz yüze anket çalışması yürütülmüştür. Anket çalışmaları ile; tarım işletmelerinin yapısı ve yöneticisi ile ilgili sosyo-ekonomik özellikler, toprak bozulması, çölleşme kavramları ve nedenleri ile ilgili düşünceleri, yeraltı suyu kullanımı, amenajman uygulamaları, arazilerde verimin düşmesine neden olan faktörler için mücadele yöntemleri ile ilgili bilgiler ve arazi bozulması ve çölleşme göstergeleri ile ilgili tepkileri tespit edilmiştir. Ankete katılan üreticilerin %95.5'i erkek üretici olup, ortalama aile genişliği 8.1 kişidir. Araştırma alanındaki üreticilerin büyük bölümü ise (%75.2) 49 yaş altı genç üreticilerden oluşmaktadır. Çalışma alanındaki üreticilerin eğitim durumu incelendiğinde %10.7'si okur-yazar olmadığı ve sadece %15.3'ünün yüksekokul ve üzeri eğitim derecesine sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırma alanında faaliyet gösteren işletmelerin büyük çoğunluğu (%76.6) yoğun bitkisel üretim yapmaktadır. Toplam işletme arazisi temel alındığında bu işletmelerin çoğunluğunun küçük işletmeler olduğu (ortalama 42.8 da) söylenebilir. Hayvancılık ile uğraşan üreticilerin %86.2'si hayvanların beslenmesi açısından meraların kalite ve alan bakımından yetersiz olduğunu düşünmektedir. Üreticiler tarafından yapılan çölleşme tanımı ve nedeni "susuzluk ve kuraklık" ekseni etrafında yoğunlaşmıştır. Araştırma alanındaki üreticilerin, sosyo-ekonomik koşullar nedeniyle, önemli oranda ekonomik getiriyi ön planda tutan üretim anlayışını benimsedikleri, daha fazla ürün elde etmek için daha fazla tarımsal girdi kullanma eğiliminde oldukları ve daha fazla girdi kullanımının (özellikle gübre ve ilaç) arazi bozulmasına yol açıp açmayacağı konusunda kararsız kaldıkları belirlenmiştir. Üreticilerin önemli bir bölümü tarafından çölleşmenin önlenebilir bir sorun olarak görülmesi, çölleşme ile mücadelede üreticilerin umutlu ve istekli olmalarının bir yansıması olarak görülebilir.
Aydın ilinde tarımsal amaçlı kooperatiflerin girişimcilik özelliklerinin incelenmesi
Tarımsal üretimde girdilerin artışı ve doğal afetler nedeniyle ürünlerin pazarlama aşamasındaki elde edilen gelirin, giderleri karşılamaması, üreticileri farklı pazar arayışlarına yöneltmiştir. Bu arayışların içerisinde, göç etmek, ürün çeşitliliğini artırmak, eski ürün¬lerin yerine maliyeti düşük olan ürünleri yetiştirmek ve imece usulü çalışıp kooperatifleşmek gelmektedir. Kooperatifçilik başlangıcı çok eski tarihlere kadar uzanan birçok ülkede sistemleşmiş günümüze kadar devamlılığını sürdüren bir oluşumdur. Dünya ülkelerinin bazılarında kurulan kooperatifler ülke ekonomisinde önemli bir yere sahiptirler. Türkiye' de ihtiyaca yönelik bir çok kooperatif kurulmasına rağmen, ne yazık ki çoğu kooperatif topluma ve ekonomiye katkı sağlama konusunda yetersiz kalmışlardır. Bunun bir sebebi, kooperatif sermayelerinin yetersizliği, ileriye yönelik devamlılık konusunda bir girişimlerinin olmamasıdır. Bu araştırmada, kooperatiflerin başarılı olmama sebeplerinin yöneticilerin girişimcilik özelliklerinin olmamasıdır, bu nedenle Aydın Bölgesi'nde faaliyet gösteren Tarımsal Amaçlı Kooperatif yönetim kurulu başkanları ile görüşülmüştür. Kendilerine kooperatifçilik ve girişimcilik ile ilgili sorular yöneltilmiştir. Araştırmada tarımsal amaçlı kooperatiflerin kuruluş yılları, faaliyetleri, ortak sayılarının tespiti ve yöneticilerin kooperatifler üzerindeki rollerini yerine getirme açısından girişimciliklerinin durumuna göre başarıları değerlendirilmiştir ve kooperatif yönetiminin ve yöneticilerinin girişimcilik özelliklerinin de önemli olduğu düşünülmüştür. Ayrıca kooperatif yönetim kurulu başkanlarının sosyo-ekonomik özellikleri, kooperatifleşme bilinci, kooperatifleşme başarıları incelenmiştir. Araştırma sonucunda, farklı ilçelere ait mahallelerde bulunan kooperatiflerin ürünlerinin kooperatif aracılığıyla pazarlanması, kooperatif dışında yaptıkları iş, üreticiler tarafından desteklenme, sosyal güvence kaynakları, kooperatifle ilgili beklentilerin gerçekleşme durumları, kooperatifte en çok sözü geçen kişi olan yöneticinin, kooperatif gelirleri üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir.Kooperatifleşme sosyal bir girişim olarak düşünülürse, kooperatiflere gerekli önemin verilmesi gerekmektedir.
Halk elinde küçükbaş hayvan ıslahı ülkesel projesi kapsamında Ankara (tiftik) keçisi alt projelerinde yer alan yetiştiricilerin sosyo-ekonomik yapılarının belirlenmesi
Bu çalışma, Halk Elinde Hayvan Islah Ülkesel Projesi kapsamında Ankara ilinde Ankara Keçisi 5 alt projesinde yer alan yetiştiricilerin sosyo-ekonomik yönlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın materyalini 2022 yılında projede yer alan 61 yetiştirici ile tam sayım yöntemine göre, yüz yüze görüşmeler yapılarak elde edilen veriler oluşturmuştur. Çalışma sonucunda, küçükbaşa yönelik verilen destekler yetiştiricilerin %80,30'unun beklentilerini karşılamadığı, %16,40'ının beklentilerini karşılamaya yakın olduğu bildirmişlerdir. Islah projesi desteğinden, proje teknik elemanlarının ziyaretlerinden, sağladıkları teknik bilgi ve desteklerinden işletmelerin tamamı memnun olduğunu ifade etmişlerdir. Ancak destek miktarının artması gerektiğini ifade etmişlerdir. Islah projesine dahil olduktan sonra yetiştiricilerin %93,40 hayvancılık faaliyetlerinde değişiklik olduğunu bildirmiştir. Projeyle birlikte işletmedeki alt yapı, hayvan varlığı, elde edilen kazanç, tiftik kalitesi ve damızlık kalitesinin artmasında ve gelişmesinde katkı sağladığı ifade edilebilir. Yetiştiricilerin %41,00'ının ıslah projesi olmazsa Ankara keçisi yetiştirmeyi sürdürmeyi devam edeceğini, %59,00'unun devam etmeyeceği tespit edilmiştir. Projenin kazanımları hem ülke için hem de yetiştiriciler için oldukça önemlidir. Bu çalışmada elde edilen bulgular ile Ankara keçisinin varlığının yeniden artması ve yok olma sürecinden uzaklaşmasında projenin etkisinin olduğu ifade edilebilir. Tiftik üretiminin Ankara keçisi varlığına bağlı olduğu, tiftik verim ve kalitesinin ise ıslah ve seleksiyonla mümkün olduğu, bu kapsamda ıslah projesinin varlığının devam etmesi, uygulanan destekleme politikalarının etkinliğinin ve kapsamının artması, bakım ve besleme şartlarının da iyileştirilmesi gerekmektedir.
Nevşehir ilinde tarımla ilgili paydaşların tarımsal kuraklık algı, tutum ve davranışlarının analizi ve modellenmesi
Son yıllarda iklim değişikliğiyle birlikte hissedilen tarımsal kuraklığın etkilerinin davranışsal iktisat konusundaki çalışmaları giderek ilgi konusu olmaya başlamıştır. Bu çalışmada Türkiye'de tarımsal üretim konusunda önemli bölgelerden biri olan İç Anadolu Bölgesinde yer alan Nevşehir ilinde tarımsal kuraklık konusunda üreticilerin davranışsal niyetlerini etkileyen faktörler araştırılmıştır. Bu kapsamda Nevşehir ili kuru tarım ve sulu tarım sistemi açısından temsil edebilecek 2 adet ilçe Hacıbektaş (Kuru Tarım Sistemi), Derinkuyu (Sulu Tarım Sistemi) Gayeli Örnekleme Yöntemi ile seçilmiş ve bu iki ilçede toplam 212 üretici ile anket soru formları doldurulmuştur. Çalışmada Ki-Kare, T Testi ve F testi gibi temel istatistiki analizler ile istatistiki olarak farklılıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Yapay Sinir Ağları ile de üreticilerin tarımsal kuraklık konusundaki "Davranışsal Niyetlerini" belirlemede "Çiftçi ve Çiftlik Tipolojisi" değişkenleri ile Planlı Davranışlar Teorisi çerçevesinde ele alınan "Öznel Normlar", "Tutumlar" ve "Algılanan Davranışsal Kontrolü" değişkenleri dikkate alınmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda üreticilerin tarımsal kuraklık konusunda önlem almada davranışsal niyetlerini "Çiftçi ve Çiftlik Tipolojisi" ne ait değişkenlerle birlikte çiftçilerin "Öznel Normlar" grubunda yer alan değişkenlerin en fazla etkilediği belirlenmiştir. Sonuç olarak tarımsal kuraklıkla mücadelede öznel normları oluşturan dışsal baskı kriterlerinin arttırılmasının önemli olduğu söylenebilir. Bu kapsamda farkındalık oluşturmak, organize faaliyetlerde bulunmayı teşvik etmek, hatta bazı noktalarda üreticileri davranışa yönlendirmeye yönelik zorunluluklar oluşturmak kuraklıkla mücadelede önemli olumlu etki oluşturacaktır. Bu nedenle gerek resmi kurumların gerekse STK'lar ile birlikte özel sektörün üreticiyi bu yönde teşvik edici ve hatta özendirici uygulamaları önem taşımaktadır.
Coğrafi (menşe) işaretli İspir kuru fasulyesi'nin üretim, pazarlama imkânlarının tespiti ve ülke ekonomisine katkısının artırılmasına yönelik öneriler
Türkiye'de nüfusun çok büyük bölümünün (%93) kent merkezlerinde yaşıyor olması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Kırsal nüfusun çok düşük olması kır - kent arası sosyal gelişmişlik seviyesini de olumsuz etkilemektedir. Erzurum ili İspir İlçesi, ekonomik değeri oldukça yüksek, coğrafi işaretli ürüne sahip bir ilçe olmasına rağmen nüfus yoğunluğu en az olan ilçeler arasında yer alması araştırma konusu olarak seçilmesinde önemli bir etken olmuştur. Bu çalışmayla İspir kuru fasulyesi üretiminde yaşanan sorunlar tespit edilerek çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve ilçe ekonomisinin canlandırılarak tekrar tersine göçün cazip hale getirilmesi amacıyla önerilerin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Tez konusu işlenirken önemine ve birbiri ile olan bağlantısına istinaden kırsal kalkınma, yerel/yöresel ürünler ve coğrafi işaret kavramları üzerine odaklanılmaktadır. Ülkenin ekonomik refah seviyesinin artmasının temelinde kırsal kalkınmanın önemli rolü olduğu göz önünde bulundurulduğunda, yerel ürünler daha fazla ön plana çıkmakta, bu ürünlerde kaliteyi, katma değeri ve marka değerini artırıcı unsur olarak da coğrafi işaret tescilinin yapılması gelmektedir. Bu amaç ve hedef doğrultusunda yürütülen bu tez çalışmasında ilçede Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı 568 çiftçiden yapılan örnekleme hesabıyla 83 kişi ile yüz yüze anket yöntemiyle veri toplanılmıştır. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde üretici ortalama yaşının yüksek olduğu, teknolojik imkânların kullanılmadığı, verim ortalamasının düşük olduğu tespit edilmiştir. Yaklaşık 26 milyon TL üretim değeri olan ürünün 400 milyon TL'ye çıkma imkânının olduğu görülmüştür. Yetiştiricilerin üretim, pazarlama ve satış süreçlerinde karşılaşmış oldukları sorunlar; teknoloji kullanımları; örgütlü yapı içerisinde bulunmaları; eğitim faaliyetlerine katılma ve yararlanma düzeyleri hakkında tespitlerde bulunulmuştur. Elde edilen sonuçlar ile kapsamlı tavsiyeler sonuç bölümünde sunulmuştur.
Örgütsel demokrasi ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkide etik liderliğin düzenleyici etkisi
The main purpose of this study is to determine the regulatory role of ethical leadership perception between union members in the relationship with perception of union democracy and union loyalty. The study was conducted as a quantitative field research and the population of the research consists of the members of the Union of Agriculture-Forestry Employees (Toç Bir-Sen), which operates in the Agriculture and Forestry Service Branch and is the authorized union in the service branch. In this context, data were collected from the union members by questionnaire method. The sample of the research consists of 2128 employees who are members of Toç Bir-Sen. Within the scope of the research, questionnaires consisting of ready-made scales were used. The participant questionnaire was created by using the "Organizational Commitment Scale" consisting of 18 questions developed by Meyer et al. (1993) and translated into Turkish by Dağlı et al. (2018) to measure members' organizational commitment, the "Organizational Democracy Scale" consisting of 28 questions developed by Geçkil and Tikici (2013) to measure members' perceptions of organizational democracy, and the "Ethical Leadership Scale" consisting of 10 questions developed by Brown et al. (2005) and translated into Turkish by Tuna et al. (2012) to measure members' perceptions of ethical leadership. The answers given to the questionnaires were interpreted through SPSS package program. As a result of the research, it was determined that there is a positive and significant relationship between union members' perceptions of organizational democracy and organizational commitment, there is a significant and positive relationship between their perceptions of ethical leadership and organizational commitment, and there is a significant and positive relationship between their perceptions of organizational democracy and their perceptions of ethical leadership. In addition, it was determined that ethical leadership has a significant and positive moderating effect on the relationship between union members' perceptions of organizational democracy and organizational commitment. Therefore, all hypotheses of the study were confirmed. According to these results, union leaders' displaying ethical behaviors, taking care that their decisions and practices comply with ethical rules, and displaying democratic attitudes and behaviors in all management and decision-making processes will positively affect union members' union loyalty. It is thought that the results of the study will contribute to the literature as they support the results of the literature studies examining the relationship between organizational commitment and ethical leadership and the relationship between organizational democracy and organizational commitment. In addition, the fact that there are no studies in the literature examining the relationship between ethical leadership and organizational democracy and whether ethical leadership has a regulatory effect on the relationship between organizational democracy and organizational commitment makes the results of this study even more important in terms of its contribution to the literature. It is thought that the results of the research will also be guiding for unions, one of the most important organizational structures of working life. Keywords: Organizational democracy, organizational commitment, ethical leadership, union
Uşak ilinde yaş meyve ve sebze toptancı hal işleyişinin mevzuat değişiklikleri kapsamında incelenmesi
Bu araştırmada, Uşak ilindeki Toptancı halinde faaliyet gösteren komisyoncuların demografik özellikler ve Hal Yasası (5957 sayılı kanun) ile ilgili görüşleri incelenmiştir. Uşak ili Toptancı Hal bölgesinde faaliyet gösteren mevcut 29 komisyoncunun tamamı ile yüz yüze yapılan görüşmelerde, komisyoncuların demografik özellikleri ve Hal Yasası hakkındaki görüşlerini belirlemek için 33 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Ankette yer alan ilk yirmi beş soruda komisyoncuların sosyo-demografik özelliklerini, pazarlama kanallarını ve dükkânlarının fiziksel yapıları belirlenmiş, diğer sekiz soruyla da komisyoncuların Hal Yasasına ilişkin bilgileri incelenmiştir. Toptancı Halinde faaliyet gösteren komisyoncuların genellikle orta yaş üzeri yaş grubunda bulundukları, komisyoncuların çoğunluğunun lise mezunu oldukları, pazarlama konusunda çoğunluğunun herhangi bir eğitim almadıkları, mesleki deneyimlerinin genellikle 16-30 yıl arasında değiştiği belirlenmiştir. Komisyoncuların çoğunluğunun bu işle uğraşan ikinci kuşak olduğu ve bazı komisyoncular farklı meslek gruplarına dahil olup ek gelir sağlamak amacı ile bu işle ilgilendiklerini belirlenmiştir. Araştırma alanından komisyoncuların faaliyet gösterdikleri dükkânların hepsinin aynı boyutlarda olduğu ve çeşitli teknik malzemelerinin yetersiz olduğu, soğuk hava depolarının bulunmadığı ve komisyoncuların çoğunun bu sebeple ürün kayıpları yaşadıkları tespit edilmiştir. Uşak Toptancı Hal komisyoncularının pazarladıkları tüm ürünleri genellikle il dışından temin ettikleri anlaşılmıştır. Komisyoncular temin ettikleri ürünlerin büyük bir bölümünü semt pazarlarına sattıkları, toptancı halleri dışındaki kaçak satışların genellikle denetimsizlikten kaynaklandığı tespit edilmiştir. Hal Yasası ve kapsamıyla ilgilenen komisyoncuların çoğunluğu Hal Yasasının, Toptancı Hal ve komisyoncuların sorunlarına cevap vermediğini özellikle alt yapı eksikliğinin giderilmesi ve gerekli hijyen koşullarının oluşturulması için yetersiz olduğunu belirttikleri görülmüştür.
Göç ve kadın: Adana ili örneği
Bu çalışmada, Adana İline göç ederek gelip yerleşen kadınların bu süreci nasıl yaşadıkları ve bu süreçten nasıl etkilendikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle göç eden bireylerin yoğun olarak oturduğu mahallelerden 115 kadınla görüşülmüştür Elde edilen bulgulara göre kadınların hemen hemen tamamı eş ve çocuklarıyla göç etmişlerdir. Kadınlar göç etme kararında bağımsız değillerdir. Göç etme nedenleri evlilik, iş bulma ve çocukların eğitimidir. Köydeki tarım topraklarının azlığı da diğer bir önemli nedendir. Kadınların göç etme kararında erkekler etkilidir. Göç ettikleri yerde mahalle seçiminde etkili olan faktörler önem sırası ile tanıdıkların olması, eşin istemesi ve ucuz olmasıdır. Kadınlar göç ettikleri yerlerde maddi destekten ziyade yüksek oranda manevi destek görmüşlerdir. Kadınlar, göç kararı alındıktan sonra heyecan, korku, sevinç, üzüntü, yani bütün duyguları yaşadıklarını belirtmişlerdir. Göç sırasında da en çok ekonomik ve psikolojik sorunlarla karşılaşmışlardır. Göç sonrasında ise kent yaşamına uyum, yabancılık, yalnızlık, pişmanlık ve işsizlik yaşanan en önemli sorunlardır. Yaşanan bu sorunlara rağmen kadınlar kentin imkanlarını bırakıp geri dönmek istememektedirler.
Mersin ilinde dağlık alanlarda yaşayan bireylerin orman ürünlerini kullanımı
Mersin ilinde dağ köylerinde yapılan çalışmada basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 99 kişi ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Bireylerin %64,6'ünü erkekler oluşturmakta ve %35,4'ü ilkokul mezunudur. Ortalama hane halkı genişliği 2,38 ve ortalama yaş 50,32'dir.Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve arıcılık faaliyetleri dağ köylerinde yaşayan bireylerin temel geçim kaynağı iken aynı zamanda orman ürünlerinden faydalandıkları da tespit edilmiştir. Orman ürünleri daha çok kantaron, kekik, kuşburnu, mantar, böğürtlen, keçiboynuzu, andız gibi tıbbi aromatik bitki grubundan oluşmaktadır. Ağır işgücü gerektiren odun, kereste ve reçine gibi işlerde erkekler daha yoğun çalışırken kantaron, böğürtlen, kuşburnu gibi ürünler daha çok kadın nüfus tarafından toplanmaktadır. Bireylerin, orman ve orman ürünlerine bakış açıları cinsiyete, yaşa ve eğitim düzeyine göre değişmemektedir. Bunun nedeni yaşamlarını idame ettirebilmek için ormana ve ürünlerine ihtiyaç duymaktadırlar. Genel olarak değerlendirildiğinde, dağ köylerinde yaşayan nüfusun orman ve orman ürünlerine dayalı bir yaşam sürdürmekte oldukları belirlenmiştir. Bu bağlamda bölgede orman alanların korunması hem bölge halkı hem de çevresel tahribat açısından oldukça önemlidir. Bireysel bilinçlendirmenin yanı sıra orman ve ürünlerinin kullanılması ve korunması konusunda ilgili bakanlıklar tarafından destek sağlanmalıdır.
Export competitiveness of selected agricultural products of the Philippines
The Philippines is facing major challenges and competition from ASEAN co-member countries in agricultural exports in the international market. The main objective of this study is to give an overall view and assessment of the level of competitiveness of the Philippines agricultural sector in the international market. To examine the export competitiveness of agricultural products between the Philippines and ASEAN co-member countries, Revealed Comparative Trade Advantage Index and Market Share Index Analyses were used. Analyses found that for the aggregated agricultural products the Philippines does not have a strong revealed comparative trade advantage position against ASEAN co-member countries. Meanwhile, the Philippines had completely dominated Coconut Oil, Banana and Pineapple international market and found to be the most competitive country among ASEAN co-member countries. In general, it is necessary for the Philippine government and the private sector to give a great effort in boosting the agriculture sector and high-level investments need to be strengthened to diversify the agricultural export products. Furthermore, the study has revealed that majority of ASEAN member countries had a strong comparative advantage in vegetable products, and some had revealed comparative advantage in specialized products. Thus, developing common agricultural trade policies would be very beneficial to all ASEAN co-member countries, which is also in line with the objectives of ASEAN.
Türkiye'de tarım arazilerinin korunması ve kullanımına ilişkin sorunlar ve politikalar
Bu çalışma ile Türkiye'de tarım topraklarının korunması ve kullanımına ilişkin sorunların ve politikaların çeşitli ülke örnekleriyle birlikte literatüre dayalı olarak tartışılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda toprakların doğal yapısından kaynaklanan sorunlardan çok insan kaynaklı sorunlar ele alınmıştır. Bu sorunların başında yanlış, bilinçsiz, amaç dışı arazi kullanımı ile küçük, parçalı ve dağınık işletme yapısı gelmektedir. Türkiye'de bu konularla ilgili olarak yasal ve kurumsal anlamda pek çok düzenlemeye gidilmişse de kararlılık, tutarlılık ve eş güdüm anlamında, uygulamaya da yansıyan sorunların önüne geçilebildiği söylenemez.
Bayburt ilinde arıcılık faaliyeti yapan işletmelerin mevcut durumu
Bayburt ili arıcılık faaliyetlerinin değerlendirilmesi çerçevesinde il genelinde arıcılık yapan 202 arıcı ile anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışması tamamlandıktan sonra, elde edilen bilgiler işletme büyüklük grupları bakımından ayrılarak çapraz tablolar oluşturulmuştur. Buna göre, kovan sayısı 0-20 adet arası olan işletmeler birinci grup, 21-50 adet arası olan işletmeler ikinci grup ve 51-+ arası işletmeler üçüncü grup olarak ifade edilmiştir. Ankete katılan arıcıların %60,90'ının 15-45 yaş aralığında olduğu, yarısının lise-yüksekokul/fakülte mezunu olduğu, çoğunluğunun (%91,60) arıcılığı ek gelir-hobi amaçlı ve arıcılık eğitimi almadan (%71,30) geleneksel yöntemlerle yaptıkları, katılımcıların %67,30'unun kayıt tutmadıkları, %79,70'inin tamamen ahşap kovan tercih ettikleri, %87,10'unun sabit arıcılık yaptıkları,%68,80'inin ana arı yetiştirmediği, %55,20'sinin Kafkas arısı, %27,70'inin ise Anadolu arısı ile üretim yaptıkları belirlenmiştir. Arıcıların %68,30'unun kendi arazisinde, %23,80'inin ise köyün ortak arzisinde konakladığı ve ürettikleri balların %90,10'unu il içinde doğrudan tüketicilere sattıkları, paralarının %85,10'unu peşin tahsil ettikleri görülmüştür. Üreticilerin %61,40'ının arıcılar birliğine ve % 96,50'sinin ise herhangi bir kooperatife üye olmadığı görülmüştür. Katılımcılar Bayburt balının tercih edilme sebebini; %91,10 ile balın kalitesi,%84,70 ile fiyatının uygun olması ve %85,10 ile ise satıcısına duyulan güvenden kaynaklandığını belirtmişlerdir. Üreticiler, %78,20 ile balın istenilen zamanda ve %90,10 ile de ürünlerin hak ettiği fiyattan satılamaması, ayrıca % 83,20 ile de piyasada bol miktarda sahte bal bulunması Bayburt balının pazarlamasında karşılaşılan sorunlar olarak görülmüştür. Katılımcıların kolonilerinde %85,15'inin yavru çürüklüğü hastalığı, %85,64'ü kirpi, %84,16'sı eşek arısı, %65,84'ü arı kuşu ve %95,05'i ise ayı saldırısı gibi zararlılarla da karşılaştıkları belirlenmiştir. Üreticilere ana arı üretimi ve değiştirilmesi gibi konularda uygulamalı arıcılık eğitimleri verilmeli, arılıklar ziyaret edilerek bilgi ve deneyim aktarımı sağlanmalıdır.
Türkiye şeker politikalarının dönemsel analizi
Şeker, yalnızca doğrudan insan tüketimine yönelik temel bir gıda ürünü olmakla kalmayıp; hayvancılık, biyoenerji, kimya ve ilaç sanayii, gıda ve içecek üretimi, kâğıt ve ambalaj, tekstil, biyoplastik, sağlık, kozmetik ve lojistik gibi pek çok sektöre katkı sağlayan stratejik bir emtiadır. Gıda güvenliğindeki rolü, stratejik niteliği, tarım ile sanayi arasında köprü işlevi görmesi ve kırsal kalkınmaya olan katkıları sayesinde, şeker birçok ülkenin tarım ve ekonomi politikalarında kritik bir konumda yer almaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de 1925 ile 2025 yılları arasında uygulanan şeker politikalarının tarihsel, ekonomik ve kurumsal dönüşümünü incelemektedir. Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki devlet öncülüğünde yürütülen sanayileşme çabalarından başlayarak, 1980 sonrası dönemde uygulamaya konulan neoliberal politikalar ve 2001 yılında yürürlüğe giren Şeker Kanunu çerçevesinde başlatılan özelleştirme süreci ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir. Tarım ve sanayi politikalarının kesişim noktasında yer alan bir sektör olarak şeker, yalnızca ekonomik yönüyle değil; sosyal, politik ve çevresel boyutlarıyla birlikte ele alınmıştır. Araştırma, akademik literatür ve kurumsal raporların belge analizi esas alınarak nitel bir yöntemle yürütülmüştür. Çalışmanın temel bulgusu, Türkiye'de şeker politikalarının yalnızca tarımsal bir düzenleme alanı olmadığı; aynı zamanda sanayi stratejileri, kırsal dönüşüm, sosyal refah ve dış ticaret politikalarını bütüncül biçimde kapsayan çok boyutlu bir yapı arz ettiğidir. Bu çerçevede, Türkiye'nin şeker politikasının geleceği; üreticiyi merkeze alan, kamu yararını ve uzun vadeli sürdürülebilirliği önceleyen bir düzenleyici çerçevenin benimsenmesini zorunlu kılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Şeker politikaları, Özelleştirme, Tarımsal destekler, Nişasta bazlı Şekerler (NBŞ), Şeker kanunu, Kırsal kalkınma
TR71 Bölgesinde sıvı organik ve mineral kaynaklı gübre piyasasının değerlendirilmesi
Bu çalışma, TR71 Bölgesinde sıvı organik ve mineral (SOM) gübre piyasasının bu ürünleri satan özel sektör firmaları tarafından değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma TR71 Bölgesinde yer alan Aksaray, Kırıkkale, Kırşehir, Nevşehir ve Niğde illerinde 89 sıvı organik ve mineral gübre satan özel sektör firmaları ile yüz yüze anket soru formlarının doldurulması ile yürütülmüştür. TR71 Bölgesinde İl Tarım ve Orman Müdürlüklerinin kayıtlarına göre toplam 262 adet sıvı organik ve mineral gübre satan firma tespit edilmiş olup örnek büyüklüğü Tesadüfi Olmayan Örnekleme yaklaşımından Gayeli Örnekleme Yönteminden yararlanılarak toplam popülasyonun en az 1/3 (%33,33) ünü oluşturacak şekilde örnek seçilmiştir. Çalışmada firmaların genel sosyo-ekonomik durumları ile birlikte sıvı organik ve mineral gübre piyasasına yönelik satıcı ve üretici yönü ile değerlendirmeleri anket soru formları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda SWOT Analizinden yararlanılarak SOM gübre piyasasının güçlü, zayıf, yönleri ile birlikte piyasadaki tehdit ve fırsatlar belirlenmiştir. Sonuç olarak SOM gübre piyasanın en belirgin güçlü yanı, kullanım kolaylığı, zamandan tasarruf, hammaddeye erişimin kolaylığı ve yüksek kar marjı gibi unsurlarla özetlenebilir. Bu güçlü yönler, özellikle düşük üretim maliyetleri, kolay ruhsat süreci, ürün çeşitliliği ve pazarın genişleme potansiyeli gibi fırsatlarla birleştiğinde oldukça güçlü bir rekabet avantajı oluşturmaktadır. Sahte ürün baskısı, kalite standartlarının tutarsızlığı, bilinçsiz kullanım, etiket bilgi eksiklikleri ve denetimsiz üretim sektörün en önemli zayıf yönleridir. Sahte ürünlerin yaygınlığı mevcut markaların itibarını zedeleme tehditi oluştururken en önemli tehdit insan ve çevre sağlığı yönelik olası riskleridir. Sektörün sürdürülebilir büyümesi için denetim mekanizmasının daha güçlü çalıştırılması ve bu konuda dijitalleşme uygulamlarından yararlanılması önerilmektedir. Ayrıca bu tür ürünleri uygulayan üreticilerinde eğitim programları ile bilinçlendirilmesi de önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Gübre sektörü, Sektör ve eğilim analizi, Sıvı organik ve mineral kaynaklı gübre, TR 71 Bölgesi
Tüketicilerin yeşil ürün satın alma davranışını etkileyen faktörlerin yapay sinir ağları ile incelenmesi: Kırşehir ili örneği
Bu çalışma, Kırşehir İli Merkez İlçe'de yaşayan tüketicilerin yeşil ürün satın alma davranışlarını etkileyen faktörleri incelemektedir. 581 katılımcıdan anket yoluyla toplanan veriler, tanımlayıcı istatistikler, faktör analizleri, lojistik regresyon ve yapay sinir ağları (YSA) ile analiz edilmiştir. Katılımcıların %87,8'i yeşil ürün kullandığını belirtmiştir. Faktör analizleri sonucunda çevresel duyarlılık, sağlık kaygısı ve bilgiye erişim gibi boyutlar ölçeğin yapı geçerliliğini desteklemiştir. Fiyat, temin zorluğu ve alışkanlıklar, yeşil ürün tüketimini olumsuz etkileyen başlıca faktörler olarak öne çıkmıştır. Katılımcılar, tüketici bilincinin artırılması ve fiyatların uygun olması gerektiğini vurgulamıştır. YSA, daha yüksek sınıflandırma başarısı göstererek, karmaşık ilişkileri modellemedeki etkinliğini ortaya koymuştur. Bulgular, sürdürülebilir tüketim davranışlarını teşvik etmeye yönelik stratejilere katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yeşil ürün, Tüketici davranışı, Yapay sinir ağı, Lojistik regresyon, Sürdürülebilirlik
Kent Saçaklarında tarımsal faaliyette bulunan işletmelerin yapısal özelliklerinin belirlenmesi: Kırşehir ili Örneği
....Kırşehir ili kent saçaklarında faaliyet gösteren tarım işletmelerinin yapısal özelliklerinin değerlendirilmesi çerçevesinde il genelinde 68 üretici ile anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışması tamamlandıktan sonra elde edilen bilgiler işletme büyüklük grupları bakımından ayrılarak çapraz tablolar oluşturulmuştur. Buna göre işletme büyüklüğü 0-50 da olan tarımsal işletmeler birinci grup, 51-100 da olan tarımsal işletmeler ikinci grup ve 100-+ da büyüklüğe sahip tarımsal işletmeler ise üçüncü grup olarak ifade edilmiştir. Ankete katılan işletmelerde genel yaş ortalamasının erkeklerde 46,08 kadınlarda 30,46 olduğu, eğitim düzeylerine açısından ilkokul ve ortaokul mezunlarının fazla lisans mezunların az olduğu, işletmeler genelinde emekli olan üreticilerin oranının %89,70 olduğu, 31-40 yıl deneyime sahip oldukları, tarımsal faaliyetle uğraşma nedeni olarak %92,65 ile baba mesleğinin öne çıktığı,%66,80'i iyi tarım ve organik üretime geçmek istediklerini,%58,80'i sözleşmeli üretim yapmak istediklerini, %100'nün tarımsal bir kuruluşa üyeliklerinin bulunduğu, %61,80'i danışmanlık hizmetinden yararlandığını, %91,20'si tarımsal desteklerden yararlandığını, %70'i üretim planlarında değişiklik yapmayı düşündükleri, %72'si işletmelerinde kayıt tutmadığını, %61'nin toprak analizi yaptırmadığı ve %88'i ürettikleri ürünün pazarlamasında herhangi bir sorun yaşamadıklarını, belirtmişlerdir. Üreticilerin %95,60'ının kentsel saçaklanma kavramını duymadıkları,%88'i arazilerinin değerinin artacağı düşüncesi ile imara açılmasını istedikleri, %56'sı tarım arazilerinin arsaya dönüşmesi sonucunda yaşadıkları yeri değiştirmek istediklerini ve tarım arazilerinin tamamı arsaya dönüştüğünde %62'si hiçbir iş yapmak istemediklerini belirtmişlerdir. Üreticiler tarım arazilerinin imara açılmasının gelir, istihdam ve çevre gelişimi gibi sosyo-ekonomik parametrelere olumlu katkı sağlayacağını, kent çeperindeki imar politikaları, arsa ve arazi fiyatları, altyapı yetersizlikleri ve tarımsal gelir düşüklüğü gibi unsurların kentsel saçaklanmayı önemli ölçüde tetiklediğini, tarım arazilerinin değerini etkileyen en önemli sosyal ve ekonomik faktörün rant ve gelir durumu olduğunu belirtmişlerdir.
Çalışan kadınların dondurulmuş ve konserve gıda ürünlerine karşı bilinç düzeylerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı iş yaşamında rolü her geçen gün artmakta olan kadın çalışanların zaman problemleri nedeni ile sıklıkla kullandıkları dondurulmuş ve konserve ürünlere karşı bilinç düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Kırşehir ilinde gerek özel sektör gerek kamu sektöründe hizmet eden kadın çalışanlardan anket yöntemi ile veriler toplanmıştır. Bu veriler doğrultusunda literatüre ve araştırmacılara katkı sağlamak amaçlanmıştır. Araştırmanın bir diğer amacı gerek sağlık gerekse gıda sektöründe yatırım yapacak olanlara yol göstermesi amaçlanmıştır. Bu çalışmanın materyallerini araştırmacı tarafından düzenlenmiş anket soruları oluşturmaktadır. Yöntemini ise nicel araştırma metodu ile yapılacak olan ki kare, korelasyon, frekans dağılımları gibi analizler sonucu elde edilecek veriler belirleyecektir. Araştırma sonunda pratik hazırlanabilmesi açısından ve zaman probleminden dolayı Kırşehir ilinde de dondurulmuş ve konserve ürünlerin sık kullanıldığı belirlenmiştir.
Kırşehir ili besi sığırcılığı yapan işletmelerin sosyo-ekonomik olarak incelenmesi
Kırşehir ili besi sığırcılığı faaliyetlerin değerlendirmesi çerçevesinde ilk genelinde besi sığırcılığı yapan 87 üretici ile anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışması tamamlandıktan sonra, elde edilen bilgiler işletme büyüklük grupları bakımından ayrılarak çapraz tablolar oluşturulmuştur. Buna göre Kırşehir ilinde faaliyet gösteren besi sığırcılığı işletmelerinin sosyo-ekonomik yapılarını ve üretim sürecindeki temel dinamikleri ortaya koymak amacıyla yürütülmüştür. Araştırma kapsamında üreticilerin demografik özellikleri, işletme yapıları, üretim teknikleri, ekonomik sürdürülebilirlikleri, pazarlama sorunları ve kamu desteklerine yönelik yaklaşımları analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, katılımcıların %63,22'si 41-60 yaş aralığın da, %59,77'si ortaokul mezunudur. Hanelerin %66,67'si 4-6 kişiliktir ve %49,43'ü aylık gelirini 500 000 - 1 500 000 TL arasında bildirmiştir. Üreticilerin %91,95'inin tarım dışı bir geliri bulunmamakta, %98,85'i ise besicilik eğitimi almamıştır. Ahır tipi besi yöntemi %98,85 oranında tercih edilmekte, üreticilerin %78,16'sı hayvanları pazardan temin edilmekte ve üreticilerin %93,10 mezbahalarda satılmaktadır. Üreticilerin %98,85'i hayvanları 5-7 ay beslenmekte, besi başlangıç ağırlıkları %50,57 151-250 kg aralığında, besi bitiş ağırlıkları ise %71,26'sı 401-500 kg arasında tespit edilmiştir. Üreticilerin %89,65'i günde 6-10 kg kaba yem ve %59,77'si 5-6 kg fabrika yemi kullanılmaktadır. Katkı maddesi kullanımı %100 olmasına rağmen, yem analizi yaptırmayanların oranı %85,06'dır. Rasyon hazırlarken enerji ve protein dengesi %51,72 oranında dikkate alınmaktadır. Veteriner çalıştırmayanların oranı %90,80 iken, aşılama uygulayanlar %98,85'tir. Silaj üretimi yapılmayan işletme oranı %63,22, kredi faizlerini yüksek bulanların oranı %87,36'dır. Su temininde üreticilerin %75,86'sı kuyu suyu kullanılmakta ve %48,19'u üreticinin hayvan cinsi ise melez ırkları tercih etmektedir. Üreticilerin %97,70'i pazarlama sorunu yaşamakta, %49,08'i fiyatları yetersiz bulmakta, %81,61'i ise besiciliği kârlı görmemektedir. Devlet desteğinden yararlanma oranı %100 olsa da %94,25'i destekleri yetersiz bulmaktadır. İşçi çalıştırma oranı %63,22, kayıt tutmayanların oranı ise %67,82'dir. Sonuç olarak, üreticiler hem ekonomik hem de yapısal birçok sorunla karşı karşıyadır ve besicilik sektöründe ciddi iyileştirme ihtiyacı bulunmaktadır.
Kayseri ili merkez ilçe' de zeytinyağı tüketim tercihlerini belirleyen faktörlerin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı, Kayseri ili Melikgazi ilçesindeki tüketicilerin zeytinyağı tüketim tercihlerini ve bu tercihlerde etkili olan faktörleri belirlemektir. Araştırmanın uygulama aşamasında ise Kayseri ili Melikgazi ilçesinde yaşayan 400 tüketiciye ulaşılmış ve zeytinyağı tercihlerini ortaya koymak amacıyla konjoint (birleşik) analiz yöntemi kullanılmıştır. Konjoint analizi kapsamında tüketicilerin zeytinyağı tercihlerini etkileyebilecek; fiyat, kalite, ambalaj türü, zeytinyağı rengi ve satın alma yeri gibi özellikler ve bu özelliklerin farklı düzeyleri belirlenerek 16 adet ürün profili (kart) oluşturulmuştur. Katılımcılardan bu ürün profillerini kendi tercih sıralarına göre derecelendirmeleri istenmiştir. Elde edilen veriler, regresyon tabanlı konjoint analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, tüketicilerin zeytinyağı tercihlerinde en önemli faktörün ambalaj türü olduğu saptanmıştır. Ambalaj türünü sırasıyla kalite ve fiyat faktörleri izlemiştir. Fiyatın artmasıyla birlikte ürün tercihinin de artması, tüketicilerin fiyatı bir kalite göstergesi olarak algıladıklarına işaret etmektedir. Satın alma yeri ve zeytinyağı rengi ise diğer faktörlere kıyasla tüketici tercihlerinde daha az etkili bulunmuştur. Bu bulgular, Kayseri'deki tüketicilerin zeytinyağı satın alırken ambalaja ve kaliteye büyük önem verdiğini, fiyat beklentilerinin ise kalite algısıyla paralel şekillendiğini göstermektedir. Çalışmanın sonuçları, zeytinyağı üreticileri ve pazarlamacıları için ürün geliştirme, fiyatlandırma ve pazarlama stratejileri oluşturma süreçlerinde yol gösterici niteliktedir.
Türkiye'de hanehalkı gelir gruplarına göre önemli gıda ürünlerinin talep analizleri
Bu çalışmanın temel amacı, hanehalklarının ekonomik ve demografik özelliklerini de dikkate alarak, toplam tüketim harcamaları, ana mal ve hizmet grupları ve gıda alt ürün grupları harcamaları genel talep parametreleri ile harcama ve gelir esnekliklerini hesaplamaktır. Ayrıca çalışmada hanehalkları yıllık kullanılabilir gelire göre küçükten büyüğe doğru sıralanmış ve %20'lik beş eşit gruba ayrılmıştır. Böylelikle çalışmanın bir başka amacı olan hanehalklarının sosyoekonomik özellikleri ile harcama tutar ve dağılımları bu gruplar ayrımı itibariyle analiz edilmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanlığı'ndan sağlanmış olan "Hanehalkı Bütçe Araştırması (HBA)" 2015-2016-2017 yıllarına ait mikro veri setinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde, toplam tüketim harcamaları ekonometrik analizlerinde Çift Logaritmik Fonksiyon yöntemi ve ana mal ve hizmet grupları ile gıda alt ürün gruplarının ekonometrik analizlerinde Working-Leser modeli yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada yansız ve tutarlı tahminler için sıfır harcamalı gözlemler dikkate alınarak Heckman İki Aşamalı Talep Modeli yöntemi ile Ters Mill's Oranları tahmin edilmiş ve analizlerde kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; hanehalklarının toplam yıllık kullanılabilir gelirinin dengesiz dağıldığı saptanmıştır. Bu dengesiz dağılımın gelir gruplarına göre hanehalklarının toplam harcamaları ile toplam gıda harcamalarında da gözlemlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Birinci ve beşinci %20'lik gelir grupları arasındaki toplam harcama farklılığı 2015-2016-2017 yıllarında sırasıyla 4,86; 4,23; 4,36 kat ve toplam gıda harcama farklılığı ise 1,91; 1,87; 1,95 kat daha fazla olan beşinci gelir grubu lehine olarak bulunmuştur. Hanehalklarının toplam harcamalar içerisinde gıda harcama oranları 2015-2016-2017 yıllarında sırasıyla %22,0; %21,2 ve %21,6 olarak bulunmuş ve "Gıda ve Alkolsüz İçecekler" harcamalarının beklenildiği gibi tüm yıllarda gelir artışı ile birlikte mutlak olarak artmakta, nispi olarak azalmakta olduğu görülmüştür. Çalışmada tüm yıllarda hanehalkları için sırasıyla "Konut ve Kira, Su, Elektrik, Gaz ve Diğer Yakıtlar", "Alkollü İçecekler, Sigara, Tütün Mamulleri", "Gıda ve Alkolsüz İçecekler" harcamaları en düşük gelir esnekliği ve zorunlu harcama grupları arasında bulunmuştur. Yine sırasıyla "Eğitim" ve "Ulaştırma" harcamaları ise en yüksek gelir esnekliği ve lüks harcama grupları arasında bulunmuştur. Gıda alt ürün grupları gelir esnekliklerinde ise "Et ve Et Ürünleri" harcamaları gelir esneklikleri tüm yıllarda en yüksek 1'den küçük birim esnek gıda harcama değerine yakın bir değer olarak bulunmuştur. Çalışmada tüm yıllarda "Kahve ve Çay", "Alkolsüz İçecekler" ve "Ekmek ve Diğer Tahıl Ürünleri" (2017 yılı hariç) gıda alt ürün grupları en düşük gelir esneklikleri ve zorunlu gıda harcamaları olarak tahmin edilmişlerdir.
Türkiye'de yerfıstığı sektörünün değer zinciri analizi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yerfıstığının değer zinciri analizini yaparak, zincirdeki aktörlerin karlılıklarını, katma değere katkılarını ortaya koymak ve buna bağlı olarak zincirde yer alan zayıf ve güçlü aktörleri belirlemek suretiyle sektörün bir bütün olarak geliştirilmesine yönelik uygulama ve önlemleri araştırmaktır. Çalışmada birincil ve ikincil veriler kullanılmıştır. Elde edilen veriler FAO'nun değer zinciri analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analizler FAO VCA Tool 3.2 programı ile yapılmıştır. Çalışmada, 2016-2017 sezonu için Türkiye yerfıstığı sektörünün değer zinciri analizi yapılmıştır. Zincirde yer alan aktörlerin net karları ve zincirden aldıkları paylar hesaplanmıştır. Buna göre net karlar ve zincirden aldıkları paylar, üreticinin 0,28 TL/kg-%8,42, işleyicinin 1,99 TL/kg-%60,77, toptancının 0,28 TL/kg-%8,66, perakendecinin 0,73 TL/kg-%22,15 olarak bulunmuştur. Satış miktarları da göz önünde tutulduğunda zincirin dezavantajlı aktörü yerfıstığı üreticileri olarak tespit edilmiştir. Bu sebeple üreticiler üzerinden senaryo uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda fiyat, prim, verim, fiyat ve prim senaryoları oluşturulmuştur. Bu senaryo uygulamalarına göre üreticilerin zincirden aldıkları payın dikkat çekici bir şekilde arttığı ortaya konmuştur. Senaryo uygulamalarının gerçeğe dönüştürülmesi için politika önerileri geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında kabuklu yerfıstığı üretiminin karlılık ve rekabet edebilirlik yapısını ortaya koyabilmek adına Politika Analiz Matrisi oluşturulmuştur. PAM sonuçlarına göre, kabuklu yerfıstığı üretiminin 2016 yılı için özel karı 0,28 TL/kg, sosyal karı 2,70 TL/kg olarak bulunmuştur. Kabuklu yerfıstığı üretiminin özel ve sosyal karlılığının pozitif çıkması kabuklu yerfıstığı üretiminin karlı olduğunu ifade etmektedir. PAM kapsamında PAM tablosundan kabuklu yerfıstığı üretimine dair PCR-DRC gibi rekabet edebilirlik ve NPCO-NPCI-EPC gibi politika etkisini gösteren katsayılar hesaplanmıştır. Bütün katsayılar 1'den küçük çıkmıştır. Bu duruma bakarak, yerfıstığı üretiminin karlı ve rekabet edebilir olduğunu ve piyasalarına da ciddi anlamda bir müdahalenin olmadığını ifade etmek mümkündür.
Sivas ilinde arıcılık faaliyetinde bulunan işletmelerin mevcut yapısı ve sorunları
Sivas İlinde arıcılık faaliyetleri ile uğraşan işletmelerle yapılan bu çalışmada mevcut durum ortaya konulmuş ve öneriler sunulmuştur. Arıcılıkla uğraşan bireylerin yaş ortalaması 45,97 yıldır ve % 47,0'ı ilkokul mezunudur. Arıcılıkla ortalama deneyim süreleri 17,61 yıl olarak tespit edilmiştir. İşletmelerin % 84,0'ı gezginci arıcılık yaparken %16,0'ı sabit arıcılığı tercih etmektedirler. İşletmelerin %32,0'ı büyüklerinden ve % 31,0'ı bir başka arıcıdan bu faaliyet kolunu öğrendiği belirlenmiştir. Bir kovanı ortalama 2,58 yıl kullanmaktadırlar. İşletmelerin en önemli bilgi kaynağı diğer arıcılardır (% 57,0). Gezginci arıcıların %50,0'ı yılda iki defa göçerken %36,0'ı yılda üç defa gezginci olarak bu faaliyetini gerçekleştirmektedir. Arıcıların %73,0'ı bu faaliyet kolunun esas geçim kaynakları olduğunu ancak desteklemenin yetersiz (%82,0) kaldığını belirtmişlerdir. Uzun yıllar arıcılık yapanların kovan sayısının ve gezginci arıcılık yapanların bal veriminin daha fazla olduğu belirlenmiştir. Daha fazla bal üretebilmek ve pazarlayabilmek için üreticilerin örgütlenmesi, markalaşması ve ana arı işletme sayılarının artması gerekmektedir.
Aşağı Seyhan ovasında açık ve kapalı sulama sistemlerinin üreticiler tarafından değerlendirilmesi
Bu çalışma, Aşağı Seyhan Ovasında bulunan açık kanal ve kanalet sistemlerinin mevcut durumlarını, suyun ve sulamanın önemini ve kapalı sulamanın bölgeye sağlayacağı faydaları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda Karataş ve Yüreğir ilçelerine bağlı 35 köyde 75 üretici ile yüz yüze anket çalışması yapılarak veriler toplanmıştır. En fazla buğday, mısır, pamuk ve soya yetiştiren üreticilerin ortalama parsel sayısı 2,52'dir. Üreticiler ortalama 24,81 yıldır tarımsal faaliyetle uğraşmakta ve %81,3'ü işletmesinde kayıt tutmaktadır.Üreticilerin en büyük sorunu istediği anda suya ulaşabilme durumudur. Bu çalışmada, üreticilerin %21,3'ü şu anki ücretin iki katını ödeyerek ihtiyaç duydukları suya anında ulaşmak istemektedirler. Üreticilerin sadece 14,7'si sulama ile ilgili herhangi bir eğitime katılmıştır ve hepsi de faydalı bulmuştur. Ortalama eğitim süresi 1,5 gündür. Sulama eğitimine katılım ile eğitim seviyesi arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Genellikle üniversite mezunu olan üreticilerin bu tür eğitimlere daha çok katıldığı belirlenmiştir.Sulama Birliğine üye olan ve çalışmaya katılan üreticilerin %60,0'ı sulama suyunun yeterli olduğunu ve %85,3'ü su temininde açık kanalet sistemini kullandıklarını belirtmişlerdir. Bu üreticilerin %72,1'i açık kanalet sisteminin kapalı sulama sistemine dönüşmesini çok istediklerini vurgulamışlar ve bu konuda orta düzeyde bilgilerinin olduğunu beyan etmişlerdir.
An evaluation of African agriculture in the global value chains
Global Value Chains (GVCs) may create opportunities for African small farmers to enter international markets but also risks of being excluded from the world markets. This study evaluates African agriculture within the GVCs by reviewing available agricultural data and GVC literature on selected African countries. Africa is deeply involved in GVCs more than many regions around the world. However, the overall finding of this study consolidates the fact that African agriculture in the GVCs is still stagnated in the upstream role providing raw agricultural products to the world where value addition is being carried out outside the continent. Similarly, markets are still dominated by big companies and firms either directly or through their local agents in Africa. Upgrading within GVCs is limited due to multiple problems facing Africa, such as lack of infrastructure, financial deficiencies, insufficient investments, low input use and low efficiencies. African countries should overcome these difficulties in the long run. However, they may manage to turn some of the disadvantages (labor use intensity, less chemical use and large areas yet not opened to agriculture, etc.) into advantages in the GVCs by producing organic products and addressing niche markets in the short run
Adana ilinde zeytin, zeytinyağı, sofralık zeytin üretimi ve pazarlaması
Adana ilinde zeytin dikim alanlarının hızlı şekilde artması sonucu önemli üretim artışlarının olması beklenmektedir. Önümüzdeki yıllardan itibaren meyve vermeyen ağaçalardan verim alınmasıyla birlikte zeytin ağaçlarından elde edilen üretimin daha da artması beklenmektedir. Bu sebeple zeytin üretim ve pazarlama yapısının ortaya konularak gelecekte karşılaşabilecek aksaklıkların belirlenmesi ve çözüm önerisi sunulması gerekmektedir. Bu çalışmada zeytincilik sektörü bir bütün halinde incelenmiş üretim ve pazarlama aşamalarındaki mevcut sorunları belirlenmiş ve bu sorunların çözümüne yönelik öneriler getirilmiştir. Araştırmanın ana materyalini, Adana ilinde zeytin, zeytinyağı ve sofralık zeytin üreticileri ve bu ürünlerin pazarlamasında faaliyet gösteren aracılarla yapılan anketler sonucunda elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda, zeytin üretiminde ve pazarlama organizasyonunda etkinliği azaltıcı bazı aksaklıların olduğu belirlenmiştir. Önümüzdeki yıllarda artması beklenen zeytin üretiminin pazarda etkin olarak değerlendirebilmesi için pazarlama organizasyonundaki aksaklıkların giderilmesi, üretim tekniğinin iyileştirilmesi, markalaşma çalışmalarına hız verilmeli ve pazarlama stratejileri oluşturulmalıdır.
Çukurova bölgesinde gıda sanayinde dış ticaret teşviklerinin değerlendirilmesi
Bu tezde, gıda sanayinde uygulanan dış ticaret teşviklerinin Çukurova Bölgesi'nde bulunan Mersin, Adana ve Hatay illerinde faaliyet gösteren ve ihracat yapan işletmelere etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ankete katılan işletmelerin çoğunluğu (n=43) limanın uluslararası ticarette getirdiği avantajdan dolayı dolayı Mersin ilinde faaliyet göstermektedir. İşletmeler ticari unvan olarak limited ağırlıklı olup, sermaye ortalaması 29.826.674 ₺ ve makine teçhizat değeri ortalaması ise 17.946.980 ₺ olmuştur. Araştırma evreninde işletmelerin ortalama ihracat değeri 12.596.120 USD, ihracat deneyim süresi ise 12 yıl iken, işletmelerin %75,56'sı (n=49) satış gelirini artırmanın ihracat yapma amaçlarından biri olduğunu belirtmiştir. İşletmeler en çok yararlandıkları teşvik sistemi dahilde işleme rejimi olurken, en az yararlanılan patent faydalı model belgesi ve endüstriyel tasarım desteği, en etkili teşvik sistemi ise yurtdışı fuar desteği olmuştur. Genel olarak ihracat teşviklerinden haberdar olma ihracat değerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşırken (p≤0,05), yararlanma ve etki düzeyi ihracat değerine göre farklılaşmadığı (p≥0,05) gözlenmiştir. İşletmelerin %64,06'sı (n=41) dış ticaret teşviklerinin yetersiz olduğunu belirtmiş olup, işletmelerin yarısından fazlası (n=34) teşviklerden bilgi sahibi olmada İhracatçı Birliklerinden yararlandıklarını belirtmişlerdir. Faktör analizi sonuçlarına göre işletmeler ihracatın firma büyüme hızı, istihdam ve kapasite verimli çalışmasına etki ettiğini, teşviklerin yeni pazar oluşumuna katkı sağlarken, ihracatta en çok kur riskinin yüksek olmasının sorun olduğu tespit edilmiştir.
Red meat consumption structure and consumer behavior in the urban area of Adana province
This study was carried out in the urban area of Adana. The study aims to determine consumption structure and consumer behavior in different income groups toward red meat consumption habits and consumers' family's preferences. At a macro level, the first part of the study consists of analyzing the red meat sector in the world in general and in Turkey in particular. At a micro level, on the other hand, a face-to-face questionnaire study was carried out on 400 households in Adana. The most important factor in fluctuations of red meat consumption was its price, but this fact varied in different income groups. In addition to price considerations, a binary logit model was used to determine the purchasing place preferences of consumers. It was revealed that the convenience of shopping, amount of consumption, education level, and meat quality were important in determining the place of meat purchasing. It was concluded that red meat consumption could reach expected levels through the improvement of current policies towards supply and demand.
Adana ilinde genç çiftçi projesinden faydalanan büyükbaş hayvancılık işletmecilerinin memnuniyet düzeyleri
Türkiye'de son yıllarda, tarımda özellikle genç nüfusun sektörden ayrılmasında önemli bir artış görülmektedir. Genç nüfusun köyden şehre göç etmesinin nedenlerinden birisi de hayvancılığın azalmasıdır. Ülkemizde hayvancılığın geliştirmek ve genç nüfusun göç nedenlerini azaltabilmek için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Kırsal Kalkınma Eylem Planı (KKEP) raporunda Genç Çiftçilerin Teşvik Edilmesi ele alınmış ve 81 ilde genç çiftçilerin desteklenmesi planlanmıştır. Genç çiftçi kavramı değişik kaynaklarda, birçok özelliği benzer olmakla birlikte, farklı şekillerde tanımlanabilmektedir. Türkiye'de Resmi Gazetede yayınlanmış olan genç çiftçi tanımlamasına göre ise; 18-40 yaş aralığında, kırsal alanda ikamet eden/etmek isteyen ve tarımsal faaliyet gösteren/göstermek isteyen gerçek kişiler olarak ifade edilmektedir. Türkiye'de nüfusunun yaklaşık yarısı 30 yaşın altındadır. Ülke genelinde işsizlik söz konusudur ve istihdam olanaklarının artrılması gerekmektedir. Gerek gençlere iş imkanısağlamak gerekse gençlerin kırsalda kalabilmesi için alternatifler geliştirilmektedir. Genç çiftçi destekleri 2016 yılında başlamıştır ve gerek bitkisel üretim gerekse hayvansal üretimde bulunanları kapsamına almaktadır. Bu çalışmada Adana'nın Yüreğir, Çukurova, Sarıçam, Feke, Saimbeyli, Ceyhan, Karaisalı, İmamoğlu, Yumurtalık, Karataş, Aladağ, Kozan, Pozantı ve Tufanbeyli ilçelerinde 2016 2017 yıllarında bakanlığın desteklemesinden faydalanmış 86 büyükbaş hayvancılık işletmeleri ile görüşülerek memnuniyetleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Desteklemeden faydalananların büyük bir çoğunluğunu kadın çiftçiler oluşturmaktadır. Görüşme yapılan üreticilerin hayvan sayılarında artış meydana gelmiştir ancak üreticiler dağıtılan hayvanların ithal ve süt verimliliğin düşük olduğunu vurgulamışlardır. Devlet desteklerinden yeteri kadar bilgiye sahip olmamalarından dolayı tam olarak faydalanamadıklarını belirtmişlerdir.
TRC3 bölgesindeki küçükbaş hayvancılık faaliyetlerinin Türkiye'deki desteklemeler çerçevesinde değerlendirilmesi
Bu tezde TRC3 bölgesindeki küçükbaş hayvancılık işletmelerinin sosyo-ekonomik yapısı, küçükbaş hayvancılık faaliyeti ile ilgili desteklemelerden faydalanma imkânları, hayvan sağlığı uygulamaları, yenilikleri benimseme düzeyleri ve söz konusu işletmelerin sorunları ile hükümetten beklentileri araştırılarak bölgede küçükbaş hayvancılık faaliyetlerinin arttırılmasına yönelik uygun politikaların üretilmesine katkı sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmada tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmış olup 366 üretici ile anket yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar neticesinde incelenen işletmelerde geleneksel üretim yapısının hâkim olduğu, işletmelerde hayvan sayısı arttıkça hayvancılıktan elde edilen gelir, birliklere üye olma, birliklerden faydalanma, koruyucu aşılar yapma, desteklemelerden faydalanma ve yem bitkileri üretme gibi hususların arttığı (p< 0,01) tespit edilmiştir. İşletmelerde yenilik benimseme düzeylerine etki eden faktörlerin tespit edilmesi amacıyla 12 bağımsız değişken çoklu doğrusal regresyon modeliyle analiz edilmiş, elde edilen bulgular neticesinde modele konulan değişkenlerin 8 tanesi anlamlı bulunmuştur. Yem fiyatlarının yüksek olması, kuzu/oğlak ölümlerinin çok olması bölgedeki güvenlik sorunları nedeniyle meralardan yeterince faydalanılmaması ve gençlerin köyde yaşamak istememesi nedeniyle çoban bulunamaması önemli sorunların başında gelmektedir.
Tarımsal alanda bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı: Adana ili örneği
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl "bilgi çağı" olarak adlandırılabilir. Her sektörde ihtiyaç duyduğumuz bilgilere iletişim araçları sayesinde ulaşabilmekteyiz. Tarım sektöründe de iletişim araçları birçok konuda önem arz etmektedir. Pazar fiyatlarını öğrenme, pazara ulaşma, ürünleri daha hızlı ve kolay bir şekilde pazarlama, tüccarlar ve aracılar ile iletişim kurma, bitkisel ve hayvansal konularda bilgi alma almak için Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden (BİT) yararlanılmaktadır. Bu sebeple bireylerin BİT araçlarından fayda artıkça, kullanım oranları da artış gösterecektir. Böylece bilgiye daha hızlı ulaşan çiftçinin geliri artacak, buna bağlı olarak milli gelirde de artış olacaktır. Ölçümde her ne kadar sıkıntı yaşansa da BİT'in kırsal kalkınmaya katkısı göz ardı edilemez. Bu çalışmada, Adana ili kırsalında yaşayan çiftçilerin, BİT'in kullanım düzeyleri, kullanımlarını etkileyen durumlar ve bu durumların faydalılık düzeyleri incelenmiştir. Arazi büyüklükleri küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelere ayrılmış ve karşılaştırmalı analizler yapılmıştır. Ayrıca çeşitli tarımsal bilgileri internetten alma durumu ile faydalılık düzeylerine göre 6 farklı Sıralı Probit Analiz sonuçları sunulmuştur. 150 çiftçi ile yüzyüze yapılan anket çalışması ve yapılan analizler sonucunda bireyler internetten aldıkları bilgileri faydalı buldukça, tarımsal bilgiye internetten daha fazla ulaşmak istedikleri sonuçlar arasındadır. Çiftçilerin gelirleri artıkça internet kullanarak tarımsal faaliyette bulunma olasılıkları artmaktadır. Ayrıca yaş artıkça bireylerin internetten aldıkları faydanın azaldığı görülmüştür. Eğitim seviyesi ve işletme genişliği arasında anlamlı bir sonuç bulunurken, çiftçilerin internet kullanımındaki en büyük sıkıntı yabancı dil yetersizliği olarak belirlenmiştir. Ev telefon aboneliğinin azalması ve buna karşılık cep telefon aboneliğinin hızla artması bireylerin bilgiye daha hızlı ve efektif bir şekilde ulaşmalarını sağlamaktadır. BİT araçlarının her geçen gün hayatımıza nüfuz etmesinin kaçınılmaz sonuçlarından biri de şu an ki yaşam koşullarımızın geçmişe göre daha iyi duruma gelmesi olmuştur. Çalışma eğitim, hukuk ve sağlık konularında bireylerin farkındalıkları ve bilgi birikimlerinin geçmişe göre artış olduğunu göstermiştir.